<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>2288 &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/2288/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "2288"</description>
	<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 02:52:38 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Yeni Galatasaray]]></title>
<link>http://sacsizkral.wordpress.com/2009/08/26/yeni-galatasaray/</link>
<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 11:23:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>sacsizkral</dc:creator>
<guid>http://sacsizkral.wordpress.com/2009/08/26/yeni-galatasaray/</guid>
<description><![CDATA[2008-2009 sezonu, kombine bilet alıp düzenli olarak maçlara gittiğim ilk sezonumdu. Daha öncesinde, ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignleft size-medium wp-image-252" title="01" src="http://sacsizkral.wordpress.com/files/2009/08/011.jpg?w=300" alt="01" width="300" height="199" />2008-2009 sezonu, kombine bilet alıp düzenli olarak maçlara gittiğim ilk sezonumdu. Daha öncesinde, bir sezonda gittiğim maçların sayısı iki elin parmaklarını geçmiyordu. Onlarda da bilet bulma çilesi lanet ettiriyordu çoğu kez. Kombineli ilk sezonum, hayal kırıklıkları ile doluydu maalesef. Oynadığımız futbol ise saman alevi gibi, ilk yarılarda parlayıp, ikinci yarılarda sönüyordu. Bir umutlanıyorduk, bir yıkılıyorduk. Bülent Korkmaz&#8217;ın Skibbe&#8217;den devraldığı takım, maalesef iyiye değil kötüye gitmişti ve artık gol de atamıyorduk. İyice sıkıcı olmaya başlamıştı maçları izlemek. O kadar sıkıcıydı ki, bir kaç maçı asıp biletimi benim yerime gitmesi için başka bir arkadaşıma vermiştim.</p>
<p>Nitekim ligde, kupada ve Avrupa&#8217;da teker teker iflas ettik. Eski Açık&#8217;tan takip ettiğim bu kötü sezon eskide kalmalıydı. Kapalıya transfer olmaya karar verdik, orada bizi bekleyen dostlarımızın da teşviki ile hemen yeni sezonun kombinelerini aldık. Bir önceki sezonun kombine kartı babamın hediyesiydi; şimdi ise ilk defa kendi kazancım ile, hem de kapalıdan almıştım sevgiliye kavuşma vizesini. Arkadaşlarla geçtiğimiz sezonun kötü etkisiyle bir an bile tereddüt etmedik, hiç &#8220;acaba yine aynı şey olur mu?&#8221; demedik. Tek endişemiz, kombineler bitmeden birer tane nasiplenebilmekti. Sonunda toplanıp gittik, ancak biraz daha geç kalsaydık muhtemelen bulamayacaktık.</p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-254" title="02" src="http://sacsizkral.wordpress.com/files/2009/08/02.jpg?w=212" alt="02" width="212" height="300" />Artık yeni sezona kendimizi daha rahat hazırlayacaktık, gelişmeleri daha huzurlu takip edecektik. Nitekim öyle de oldu, zira bir kaç hafta sonrasında iyi olacak hasta misali, doktorumuz gelmişti ayağımıza; Frank Rijkaard Galatasaray&#8217;ın yeni teknik direktörü olmuştu! Hemen yazılıp çizilmeye başlandı Rijkaard&#8217;ın geçmişte yaptıkları, futbola bakışı, oyun felsefesi, Galatasaray-Barcelona kıyaslamaları v.s&#8230;</p>
<p>Basın, biraz kasıtlı olduğunu düşündüğüm bir yaklaşımla, beklentileri yükseltmek için elinden geleni ardına koymuyordu. Bunun yanında da Rijkaard&#8217;ın bu beklentileri karşılamasının zor olduğunu, çünkü burada Messi, Xavi, Iniesta gibi oyuncuların bulunmadığını belirtmeyi de unutmuyorlardı. Onlara göre Messi, Xavi ve Iniesta varken babaları da şampiyon olurdu. Lafı getirmeye çalıştıkları şey, Barcelona&#8217;nın herkesi kendine hayran bırakan futbol anlayışının oluştuğu süreçte, bu organizasyonun başında bulunan Rijkaard&#8217;ın, aslında sanıldığı kadar bir katkısı olmadığı, bu başarının sadece ve sadece kaliteli bir kadro ile zaten kendiliğinden gelebileceği idi. Halbuki aynı adamlar, geçen sezon da Skibbe&#8217;ye geldiği günden beri etmedikleri hakareti bırakmamışlardı. Adamın kariyersizliği mi kalmadı, profilinin düşük olması mı kalmadı! Ne ararsanız artık&#8230;</p>
<p>Biz bunları tartışmaya başladıktan sonra öğrendik ki, Rijkaard yalnız gelmemiş. Gelirken yanında bir iki futbol profesörünü de getirmiş. Johan Neeskens, Albert Roca Puyol ve Carlos Quadrat&#8230; Bu isimleri ilk defa duymuştum, zira Rijkaard&#8217;ın Barcelona günlerini çok da yakinen takip etmemiştim. Araştırdıkça, Rijkaard&#8217;ın başarılarının yalnız başına değil, bir ekip ile kazanılmış başarılar olduğunu daha net gördük. Buraya aşağı yukarı aynı ekiple geliyor olması ise, gözünü para bürümüş bir profesyonel olmadığının bariz bir kanıtıydı. Rijkaard Barcelona&#8217;dan sonra verdiği bir yıllık aradan sonra futbola ve başarıya daha bir acıkmış halde çıkıyordu sahneye. Hedefinin cümle aleme kendini yeniden kanıtlamak, neler yapabileceğini bir kere daha herkese göstermek olduğunu daha imza törenindeki açıklamalarında hissetmiştik. O anda kanım kaynadı ve kız arkadaşımın deyimiyle aramızda &#8220;telepatik bir bağ&#8221; oluştu. Sanki bu adam ne yapsa bir bildiği vardır diyecekmişçesine bir güven duyuyordum. Hele hele geçtiğimiz sezondan zaten elimizde güçlü bir kadro vardı. Çok umutluydum, her şey iyi gidiyordu.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-256" title="03" src="http://sacsizkral.wordpress.com/files/2009/08/03.jpg?w=300" alt="03" width="300" height="199" />Derken transferler yavaş yavaş başladı, önce Mustafa Sarp, ardından Gökhan Zan, Leo Franco&#8230; Bonservise bir kuruş harcamadan nokta atışları yapıyordu yönetim. Ama illa ki ortalık zangır zangır sallanacak ya, Abdel Kader Keita ile ilk bomba patlatıldı. Etkisi geçmeden Elano Blumer bir gece yarısı uykusunun ortasında kadromuza dahil edildi. Baros, Servet, Kewell ve Arda takımda tutulmuştu. Bir yandan Arda kaptanlık pazubandı ve 10 numaralı forma ile onore edilmiş, esasında biraz da riskli bir girişimde bulunarak omuzlarına daha çok sorumluluk yüklenmişti. Ancak bu iş yapılmadan önce Rijkaard&#8217;ın da desteğinin alınmış olması, konunun üzerinde çok da fazla durulmasına lüzum olmadığını düşündürüyordu. Hücum hattı enfes olmuştu, lakin bu defans ve orta saha, ön hattımıza ayak uydurabilecek miydi?</p>
<p>Hazırlık maçların neticesinde Mustafa Sarp beğenilmedi, yedek olarak kalacağı konusunda hem fikir olundu.  Gökhan Zan&#8217;ın sakatlık geçmişi, zihinlerde soru işaretleri bıraktı. Leo Franco, Keita ve Elano hazırlık döneminde izlenemedi. Takım genel olarak hazır değildi, beklentilere ayar çekilmesi gerektiği daha iyi anlaşılmıştı. Taraftar sesi kıstı biraz ve daha Rijkaard&#8217;ın geldiği ilk gün ettikleri sabır yeminine sadık kalarak, takıma hazırlanmaları ve birbirlerine alışmaları için süre tanıdı.</p>
<p>Avrupa Ligi ön eleme turlarına Tobol serisiyle start verdik. Deplasmandaki ilk maç, henüz ilk dakikalarda yediğimiz şok bir golle başladı. Ege&#8217;nin bir sahil kasabasında, salaş bir kıraathanede izlerken maçı, arkalardan gelen yaşlı amca homurdanmaları sinirime biraz dokunsa da, cahilliğine ve sabır yemininden bihaber olmasına verdim. Nitekim korkulan da başa gelmedi zaten. İlk maç 1-1 beraberlikle tamamlandı. Maçın ardından ise  zihinlerde açığa vurulamayan soru işaretleri kalmıştı. İkinci maçta takım daha diri göründü, ancak yine de ahım şahım bir futbol değildi oynadığımız. Kendimize yetecek kadar oynayıp 2-0&#8242;lık galibiyetle beraber Maccabi Netanya&#8217;nın rakibi olmuştuk.</p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-258" title="04" src="http://sacsizkral.wordpress.com/files/2009/08/04.jpg?w=300" alt="04" width="300" height="199" />Netanya serisi yıllar sonra da hatırlanacak bir seri olacak, zira serinin ikinci maçı, Galatasaray için yeni bir rekora sahne olacaktı. Hem de asalet simgesi olarak dizayn edilmiş ve renginden ötürü faşist yorumlara hedef olmuş yeni forması olan mor renkli 2288 adlı forması ile kıracaktı rekoru Galatasaray. Ama öncesinde deplasmanı vardı bu işin. 4-1 geçiliyordu fazla zorlanmadan. Rövanş daha rahat geçecekti ve bunun bilincinde olan teknik yönetim, yeni isimlere fırsat vermişti. Keita ilk 11&#8242;de çıkıyordu maça, Aydın da kendine şans bulacaktı sol açıkta. Nonda gönderilecek mi gönderilmeyecek mi tartışmalarının üzerine kendini yeniden kanıtlama ihtiyacı içinde adım atıyordu yeşil sahaya. Spikerin tabiriyle bu &#8220;iştahlı mor formalılar&#8221;, İsrail temsilcisi Netanya&#8217;yı 6-0 mağlup ediyorlardı ve yıllar önce 5-0 ile Neuchatel Xamax karşısında kırılan Avrupa maçlarımızdaki en farklı galibiyet rekorumuz tarihe gömülüyordu.</p>
<p>Ardından beklentiler tekrardan doruğa ulaşıyordu. Takım güzel futbol oynamaya başlamıştı. Lige Gaziantep deplasmanı ile başlanacaktı ancak güzel futbol Antep&#8217;te tam olarak sahaya yansıtılamadı. Buna rağmen takım bir şekilde rakipten daha fazla gol atarak kazanmasını başardı. Çok değerliydi burada alınan 3 puan, zira Ağustos&#8217;un ortasında sıcaklığın en üst seviyede olduğu günlerde neredeyse gündüz maçı kategorisine girebilecek bir saate bu maçı yerleştiren fenerasyonun bizi bu seneki maratonumuzda engelsiz bırakmayacağı da kesin olarak anlaşılmıştı. Kaybedilmeyen her bir puan altından bile daha değerliydi. Bir maç beklentilerin had safhaya ulaşmasına sebep olurken, bir diğer maç ise zor zamanlar da yaşayacağımızın sinyalini veriyordu.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-260" title="05" src="http://sacsizkral.wordpress.com/files/2009/08/05.jpg?w=300" alt="05" width="300" height="199" />Ligin ikinci haftasında Denizlispor ile oynanan karşılaşmanın ilk yarısı beklendiği gibi rahat geçmedi, zira Denizlispor dersini çalışıp gelmişti. Ancak gerek ikinci yarıda Rijkaard&#8217;ın yaptığı yerinde müdaheleler, gerekse Denizli&#8217;nin hocası Erhan Altın&#8217;ın takımı geriye çekmeye yönelik (bana göre hatalı) oyuncu değişikliği tercihleri oyunun skorunu 1-1&#8242;den 4-1&#8242;e çevirmişti. İkinci haftayı da kayıpsız kapatan iki takımdan biri olmuştuk. Bir diğeri ise Fenerbahçe&#8217;ydi ve onlardan daha çok gol atmış olmamıza rağmen +1 averajla önümüzde lider bitirmişlerdi haftayı.</p>
<p>Rijkaard&#8217;ın takımın oynadığı futboldaki etkisi gün be gün daha iyi hissediliyordu. Artık özlüyorduk onları, bir sonraki maç iple urganla çekilir olmuştu. Bünyeye yetmiyordu okunan yalan dolan bir sürü haber, röportaj v.s. Gecemiz gündüzümüz sarı ve kırmızıdan başka renk kabul etmiyordu bünyesine. Hiç olmadığımız kadar heyecanlıydık ve rakiplerin de hiç olmadığı kadar panik halinde olduklarını görünce daha bir keyifleniyorduk. Takım birbirine alışıyordu ve biz daha Elano&#8217;yu izlememiştik bile.</p>
<p>Avrupa Ligi play-off serisindeki rakibimiz FC Levadia Tallinn ile ilk karşılaşma bu sefer Ali Sami Yen&#8217;deydi. Rakip hakkında en ufak bir fikrimizin olmaması ise geçmişte yaşanan acı tecrübeler yüzünden biraz tedirginlik veriyordu. Estonya&#8217;nın adı sanı duyulmamış takımlarından biri ile oynuyorduk ve Galatasaray sezon başından o güne kadar oynadığı en iyi maçlardan birini çıkarıyordu. 5-0&#8242;lık bir galibiyet kimi mutlu etmezdi ki? Keita&#8217;nın damga vurduğu maçtan birkaç gün önce Keita ve Elano hakkında hiç bir halt bilmediği her halinden belli olan Gürcan Bilgiç&#8217;in  ileri geri fikir belirttiği bir yazısı yayınlanmıştı. Gürcan Bilgiç&#8217;in kulaklarını çınlatırcasına gür, izleyenlerin gözlerini kamaştırırcasına parlaktı o gün Keita&#8217;nın futbolu. Elano ise son 15 dakikaya birşeyler sığdırmaya çalışsa da süre yeterli değildi.</p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-262" title="06" src="http://sacsizkral.wordpress.com/files/2009/08/06.jpg?w=199" alt="06" width="199" height="300" />Lakin Elano da cevap hakkını bir sonraki maça saklamıştı da bize haber etmemişti. Kayserispor ile Ali Sami Yen&#8217;de karşılaşıyorduk ve rakip zor durumdaydı. Sert oynayacakları az çok tahmin ediliyordu ancak insanlıktan çıkacaklarını pek tahmin edememişti kimse. İlk yarıyı, biraz zorlansak da 2-1 üstün kapattık. Sıra Elano&#8217;ya gelmişti artık. Keita&#8217;nın yerine oyuna girmiş ve kendini göstermeye, tribünlere resmen merhaba demeye hazırlanıyordu. Maçın sıkıcı olmaya başladığı zamanlarda kimsenin beklemediği bir anda öyle bir şut attı ki, Şansal Büyüka&#8217;nın söylediği gibi &#8220;50 defa izlesek bıkmayız&#8221; dedirtecek cinsten bir gol çıktı ortaya. Tribünde şoka girdik ve yıllardır bu kadar güzel bir gol izlememiş olmanın verdiği hasret ile büyük bir coşku yaşadık. O dakikadan itibaren Kayseri&#8217;nin maçı çevirmesi artık neredeyse imkansız bir hal almıştı, dirençleri bu golle beraber kırılmıştı ve Galatasaray artık daha rahat top çevirmeye başlamıştı. Bu rahatlık, Milan Baros&#8217;un plasesiyle ağlarda nihayet bulacak olan güzel bir organizasyona sebebiyet verecek ve maçın skorunu da 4-1 olarak tayin edecekti. Son maçlardaki gol ortalamamız düşmemişti ve mutluyduk. Liderdik artık, hem de hiç bırakmaya niyetimiz yoktu&#8230;</p>
<p>Takım gün geçtikçe yeni bir yönünü gösteriyor bizlere. Rijkaard yerinde ve tam zamanında müdahelelerle birlikte ona olan güvenimize güven katıyor. Ve biz belki de sezon sonu layık olduğu yerlere tekrar ulaşacak olan Galatasaray&#8217;ın dönüşümüne hep beraber tanık oluyoruz. Bu dönüşümün baki olmasını diliyor ve bu heyecanın tadını doya doya çıkarabilmeyi ümit ediyorum. Şampiyon ilan edilmek için çok erken, ancak bu gidişin sonuna da başka netice yakışık almaz.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[]]></title>
<link>http://jimmyjames99.wordpress.com/2009/01/02/33/</link>
<pubDate>Fri, 02 Jan 2009 00:26:51 +0000</pubDate>
<dc:creator>jimmyjames99</dc:creator>
<guid>http://jimmyjames99.wordpress.com/2009/01/02/33/</guid>
<description><![CDATA[Please help me by donating money to the just giving website for my visit to Frica volunteering.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Please help me by donating money to the just giving website for my visit to Frica volunteering.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[[Linux] Installation des modems HUAWEI ETS2077/2277/2288]]></title>
<link>http://lebricabrac.wordpress.com/2007/11/25/linux-installation-des-modems-huawei-ets207722772288/</link>
<pubDate>Sun, 25 Nov 2007 10:56:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>Nassim</dc:creator>
<guid>http://lebricabrac.wordpress.com/2007/11/25/linux-installation-des-modems-huawei-ets207722772288/</guid>
<description><![CDATA[Attention : Je décline toutes responsabilités quant aux désagréments que pourrait générer l&#8217;ap]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p align="center"><img src="http://www.168.fr/wp-content/uploads/2007/07/huawei_logo1.gif" height="165" width="165" /> <img src="http://www.diskdatarecovery.net/media/linux-logo.jpg" height="179" width="131" /></p>
<p><font color="#ff0000"><b><u>Attention :</u> Je décline toutes responsabilités quant aux désagréments que pourrait générer l&#8217;application des manipulations décrites sur cette page.</b></font></p>
<p>Voici la démarche à suivre pour l&#8217;installation des terminaux <b>HUAWEI  ETS 2288/2051/2077/2251/2551/2577</b> sous Linux. Ces équipements sont notamment utilisés par les sociétés algériennes : LACOM et ALGERIE TELECOM.</p>
<p><u><b>- ETAPE 1 : Installation du modem.</b></u></p>
<p>Une fois Linux démarré, branchez votre appareil à l&#8217;aide du câble USB/Série. Une fois le branchement effectué, ouvrez une fenêtre terminal et tapez la commande :</p>
<p><code>dmesg -c</code></p>
<p>Plusieurs lignes de textes vont s&#8217;afficher, si vous obtenez un texte similaire à celui-ci :</p>
<p><b>ti_usb_3410_5052 1-1:2.0: TI USB 3410 1 port adapter converter detected<br />
usb 1-1: TI USB 3410 1 port adapter converter now attached to /dev/<font color="#ff0000">ttyUSB0 </font></b></p>
<p>Cela signifie que votre modem est reconnu et installé, il vous suffit de passer à l&#8217;étape de configuration en prenant bien soin de noter le nom du port sur lequel est installé votre appareil (dans l&#8217;exemple c&#8217;est le port <font color="#ff0000">ttyUSB0</font>).</p>
<p>Si par contre vous obtenez un texte similaire à celui-ci (ce qui est le plus probable) :</p>
<p><b>ti_usb_3410_5052 1-1:1.0: TI USB 3410 1 port adapter converter detected<br />
ti_usb_3410_5052: probe of 1-1:1.0 failed with error -5</b></p>
<p>Cela signifie que le modem n&#8217;a pas été reconnu et donc n&#8217;a pas été installé. Vous devez donc corriger cela, pour se faire, créez le fichier <b>026_ti_usb_3410.rules </b>en tapant dans une console :</p>
<p><code>su</code> (cette commande permet de passer en mode root, il faudra donc entrer le mot de passe du compte root)</p>
<p>En suite :</p>
<p>- Si KDE, tapez :</p>
<p><code>kwrite /etc/udev/rules.d/026_ti_usb_3410.rules</code></p>
<p>- Si Gnome, tapez :</p>
<p><code>gedit /etc/udev/rules.d/026_ti_usb_3410.rules</code></p>
<p>En suite collez dans le fichier créé le texte suivant :</p>
<p><code>#TI USB 3410<br />
SUBSYSTEM=="usb_device" ACTION=="add" SYSFS{idVendor}=="0451",SYSFS{idProduct}=="3410" \<br />
SYSFS{bNumConfigurations}=="2" \<br />
SYSFS{bConfigurationValue}=="1" \<br />
RUN+="/bin/sh -c 'echo 2 &#62; /sys%p/device/bConfigurationValue'"</code></p>
<p>Enregistrez et fermez le fichier.</p>
<p>Maintenant, débranchez et rebranchez le câble USB/Série et tapez à nouveau la commande :</p>
<p><code>dmesg -c</code></p>
<p>Cette fois-ci, vous devriez avoir un résultat comportant un texte semblable à celui-ci :</p>
<p><b>ti_usb_3410_5052 1-1:2.0: TI USB 3410 1 port adapter converter detected<br />
usb 1-1: TI USB 3410 1 port adapter converter now attached to /dev/<font color="Red">ttyUSB0</font></b></p>
<p><font color="Black">Votre appareil est maintenant correctement reconnu et installé, prenez soin de noter le port d&#8217;installation (dans notre exemple c&#8217;est le port <font color="#ff0000">ttyUSB0</font>).</font></p>
<p><font color="Black"><u><b>- ETAPE 2 : Configuration de l&#8217;accès à Internet.</b></u></font></p>
<p>Le dialer &#8220;KPPP&#8221; installé par défaut sous l&#8217;environnement KDE n&#8217;est pas compatible avec le mode de fonctionnement de votre appareil. Vous devez donc utiliser WVDIAL.</p>
<p>Premièrement, commencez par éditer le fichier  <b>/etc/ wvdial.conf </b>pour cela tapez dans une console <i><b>en mode root</b></i> :</p>
<p>- Si KDE :</p>
<p><code>kwrite   /etc/wvdial.conf</code></p>
<p>- Si Gnome :</p>
<p><code>gedit  /etc/wvdial.conf</code></p>
<p>Puis copiez dans le fichier le texte suivant :</p>
<p><code>[Dialer <font color="#0000ff">lacom</font>]<br />
Modem = /dev/<font color="#ff0000">ttyUSB0</font><br />
Baud = 230400<br />
Phone = #555<br />
Init1 = ATZ<br />
Stupid Mode = 1<br />
Dial Command = ATDT<br />
Username = <font color="#ff0000">“username”</font><br />
Password = <font color="#ff0000">“password”</font><br />
PPPD Options = crtcts multilink usepeerdns lock defaultroute</code></p>
<p>N&#8217;oubliez pas de modifier le texte en remplaçant <font color="#ff0000">&#8220;username&#8221; </font>et<font color="#ff0000"> &#8220;password&#8221;</font> par leur bonne valeur et de remplacer le port <font color="Black"><font color="Red">ttyUSB0</font></font> si celui-ci est différent du port que vous avez noté précédemment. Le paramètre &#8220;Phone&#8221; est variable selon les opérateurs, pour LACOM sa valeur est #555 et pour ALGERIE TELECOM elle est #777. Vous pouvez aussi remplacer le nom <font color="#0000ff">lacom</font> par celui de votre choix, il faudra donc penser à utiliser ce nom là dans le reste des manipulations.</p>
<p><u><b>- ETAPE 3 : Lancement d&#8217;une connexion.</b></u></p>
<p>Dans une fenêtre terminal, tapez :</p>
<p><code>su</code> (puis saisissez le mot de passe root)</p>
<p>puis :</p>
<p><code>wvdial lacom</code></p>
<p>Le modem devrait à ce moment là se connecter, cela dit, il vous est encore impossible de naviguer sur internet et la connexion devrait se couper au bout d&#8217;un certain temps.</p>
<p>Pour corriger ce problème, vous devez copier les adresses DNS primaire et secondaire qui se sont affichées lors de la 1ère connexion du modem dans le fichier <b>/etc/resolv.conf</b>, pour cela tapez :</p>
<p>- Si KDE :</p>
<p><code>kwrite /etc/resolv.conf</code></p>
<p>- Si Gnome :</p>
<p><code>gedit /etc/resolv.conf</code></p>
<p>et collez les DNS primaires et secondaires qui c&#8217;étaient affichées lors de la 1ère connexion du modem (ou celles que vous obtenez sous Windows). Cela donne un texte qui devrait ressembler à ça :<br />
<code>mimosa.m-link.be 213.177.160.1<br />
pollux.m-link.be 213.177.160.2</code></p>
<p>Une fois cette opération effectuée, vous pouvez relancer une connexion en tapant dans une fenêtre terminal en mode root :</p>
<p><code>wvdial lacom</code></p>
<p>Cette fois-ci, vous devriez pouvoir surfer normalement et profiter de la puissance de linux <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';-)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><u><b>Note :</b></u> A chaque fois pour se connecter il faudra donc taper en mode ROOT la commande <b>wvdial lacom</b>. (utilisez la commande <b>su</b> pour passer en mode root).</p>
<p><font color="#ff0000">Les utilisateur d&#8217;Ubuntu doivent utiliser la commande <b>sudo su (pas de mot de passe, il est vide!)</b> à la place de la commande simple <b>su</b>. </font></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
