<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>abd &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/abd/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "abd"</description>
	<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 09:09:14 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Dubai K(e)rizi...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/29/dubai-kerizi/</link>
<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 08:07:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/29/dubai-kerizi/</guid>
<description><![CDATA[Aşırı borçlanmaya dayalı büyüme modelinin iflasına Dubai sayesinde yakından şahit oluyoruz.Ödemeleri]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&#38;ArticleID=966589&#38;Date=29.11.2009&#38;CategoryID=80">Aşırı borçlanmaya dayalı büyüme modelinin iflasına Dubai sayesinde yakından şahit oluyoruz.Ödemelerini Mayıs-2010&#8242;a kadar ertelediğini ilan eden emirliğin başlattığı sarsıntı bayram telaşı arasında kayboldu.Finansal krizi, olmayan varlıkları kredi piyasasında türev ürün olarak satarak başlatanlara benzer şekilde El-Maktum mali gücünün çok ötesinde bir yükün altına girmiş.Krizin yeni safhası böylece başlamış oldu.Türkiye piyasası yaşananlara Salı günü tepkisini gösterecek.Ben, dolar kuru ve faizde yukarı yönlü,borsada aşağı yönlü hareket bekliyorum.Yakın zamanda mali sıkılaştırma tedbirlerine ek olarak sert parasal önlemler gelecek.<br />
</a><br />
Şimdi zurnanın zırt dediği yere gelelim.Ne zamandır fakir gibi kazanıp, zengin gibi harcadık.Dubai Emirliği, bilinen en temel iktisat kuralından muaf olmadığımızı bizlere bir kez daha hatırlattı.Bireyleri israf edercesine tüketmeye çağıran neo-liberal ekonomik politikalar iflas etti işte.Üretim altyapısını verimli kılmayıp,eğitimli insan kaynağı  yaratamayanlar buhranı daha şiddetli hissediyorlar.Çünkü bilimsel bilginin varolup, özgürce üretildiği toplumlar gerçek tedbirleri almaya muktedir.</p>
<p>Krizin anavatanı olan ABD&#8217;nin ise bu süreçte gelişmiş ülke sayılıp sayılmayacağı tartışılır.Başta Hazine ve FED olmak üzere önemli kurumlar gereken basireti gösteremediler.Bu fırtınadan en fazla etkilenen diğer ülkenin İngiltere olması mali derinliğinin ötesinde yükümlülük altına girdiğini gösteriyor.Her iki devlet de 11 Eylül Saldırıları&#8217;ndan sonra Irak ve Afganistan işgallerine birlikte karar verdiler.Savaş ekonomisinin getirdiği ağır yük, borçları ve durgunluğu had safhaya ulaştırdı.Üretimlerini adilce paylaşamadıkları gibi aşırı borç yükü yeni enstrümanlar yaratma ihtiyacını doğurdu.Batan firmaların zehirli varlıklarını mortgage kredileri üzerinden sokaktaki vatandaşa verilen para oluşturuyordu.Millet borçlu,devlet borçlu hep beraber batamayız deyip,tedbir paketlerini Eylül 2008 tarihinden itibaren yürürlüğe koymaya başladılar. </p>
<p>Bu fırtınalı sularda savrulan Türkiye gemisi başıbozukluğun en somut örneğini sunuyor.Olmayan varlıkları halka satanlara benzer biçimde, ekonomik krize çare bulamayan siyasiler içi boş açılımları bizlere okutmaya çalışıyorlar.2006 yılından beri geliyorum diyen durgunluğu uyutmaya kalktıkça sorunlar daha da içinden çıkılmaz hale geldi.Derin darbenin tsunami etkisi henüz yaşanmadı.2010 yılında bu dalgayı bekleyebilirsiniz. İnşallah, yanılmak üzere&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ABD Connect'i sevdi, Gölcük'ten Baltimore'a direk sefer başladı!]]></title>
<link>http://otogarajim.wordpress.com/2009/11/28/abd-connecti-sevdi-golcukten-baltimorea-direk-sefer-basladi/</link>
<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 08:03:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>otogarajim</dc:creator>
<guid>http://otogarajim.wordpress.com/2009/11/28/abd-connecti-sevdi-golcukten-baltimorea-direk-sefer-basladi/</guid>
<description><![CDATA[TÜRK otomotiv sektöründe bir ilki gerçekleştirip otomotivin anavatanı ABD&#8217;ye Transit Connect i]]></description>
<content:encoded><![CDATA[TÜRK otomotiv sektöründe bir ilki gerçekleştirip otomotivin anavatanı ABD&#8217;ye Transit Connect i]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dubai World 59 milyar dolarlık borç batağında]]></title>
<link>http://lagaluga41.wordpress.com/2009/11/27/dubai-world-59-milyar-dolarlik-borc-bataginda/</link>
<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 22:14:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>yvzblog</dc:creator>
<guid>http://lagaluga41.wordpress.com/2009/11/27/dubai-world-59-milyar-dolarlik-borc-bataginda/</guid>
<description><![CDATA[Dünyanın ultra lüks yatırım merkezi Dubai 59 milyar dolarlık borç batağında&#8230; Projelendirdiği u]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://lagaluga41.wordpress.com/files/2009/11/dubai.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-173" title="dubai" src="http://lagaluga41.wordpress.com/files/2009/11/dubai.jpg?w=300" alt="" width="300" height="201" /></a>Dünyanın ultra lüks yatırım merkezi Dubai 59 milyar dolarlık borç batağında&#8230;<!--more--><br />
Projelendirdiği ultra lüks yatırımlarla dünyanın yeni çekim merkezi olan Dubai’de iflas paniği yaşanıyor. Körfez bölgesinin en gözde finans merkezi Dubai’de devlete ait en büyük yatırım şirketlerinden Dubai World’ün piyasaya olan 59 milyar dolar borcunu ödeyemeyeceğini açıklaması dünya finans piyasalarına bomba gibi düştü. Projeye finans sağlayan Avrupalı bankaların hisseleri inişte. Arjantin’in 2001’de yaşadığı 100 milyar dolarlık iflasın ardından en büyük iflas tehlikesiyle karşı karşıya kalan Dubai, Körfez bölgesi ve Arap ülkelerine karşı da güvensizlik uyandırdı. Önemli uluslararası derecelendirme kuruluşları not düşürdü.</p>
<p><strong>70 DEV ALACAKLI KAPIDA</strong></p>
<p>Borçlarını ödeyebilmek için alacaklılarından Mayıs 2010’a kadar 6 ay erteleme isteyen Dubai World’ün 70 civarında alacaklısı var. Bunlar arasında en başta Abu Dhabi Ticari Bankası geliyor. Ertelenmesi istenen borcun yaklaşık 40 milyar doları da Avrupa bankalarına ait. Bu bankalar arasında da Credit Suisse, HSBC, Barclays, Llyods ve Royal Bank of Scotland bulunuyor. Dubai yönetimi borç erteleme açıklamasının ardından uluslararası vergi ve danışmanlık şirketi Deloitte’a başvurarak Dubai World’ün yeniden yapılandırılmasını istedi.</p>
<p><strong>PİYASAYA BORÇ 80 MİLYAR DOLAR</strong></p>
<p>Fazla petrol geliri bulunmayan Dubai, hızlı büyümesini ve büyük inşaat projelerini finanse etmek için sermaye piyasalarına bağlı durumda. Son durumu yorumlayan İngiliz Matrix Group yöneticisi Norval Loftus, “Dubai, yatırımcıların en nefret ettiği duruma düştü” açıklamasını yaptı. Dubai’nin 80 milyar dolarlık borcunun 59.3 milyar doları Dubai World’den geliyor. Şirketin elinde 2008 sonu itibariyle 99.6 milyar dolarlık da varlık bulunuyor. Dubai’nin gelecek ay 4.3 milyar dolar ve ocakta da 4.9 milyar dolar borç ödemesi bulunuyordu.</p>
<p><strong>EL MAKTUM&#8217;UN ÜLKESİ</strong></p>
<p>Dubai Şeyhi Muhammed bin Raşid el Maktum (62), turizm ve finans merkezi haline getirmek için çalıştığı Dubai’yi Palmiye Adası, Burj el Arab Oteli ve dünyanın en uzun binası 800 metrelik Burj Dubai kulesi gibi iddialı projelerle meşhur etti.<br />
ABD ekonomi dergisi Forbes’un sıralamasına göre, 12 milyar dolarlık kişisel servetiyle dünyanın en zengin 5. kraliyet mensubu. Abu Dhabi şeyhi el Nahyan ise 18 milyar dolarlık servetiyle en zengin 3. asil. El Maktum’un Hind bint Maktum bin Juma el Maktum ile Haya bint el Hüseyin adlı iki eşi bulunuyor. Haya bint el Hüseyin, Ürdün Kralı Abdullah’ın da kardeşi. Sekizi erkek, 11’i kız 19 çocuğu bulunan el Maktum çocuklarını spora teşvik ediyor. Kızı Maitha, Birleşik Arap Emirlikleri tekvando milli takımında. Dünyanın en fazla yarış atına sahip ismi olarak bilinen el Maktum’un 68 atı İstanbul dahil olmak üzere birçok kentte koşuyor ve ödüller kazanıyor. El Maktum’un Japonya, Avustralya ve ABD’nin aralarında olduğu 6 ülkede haraları bulunuyor.<br />
El Maktum, ülkedeki yatırımları gerçekleştiren Dubai Holding’in yüzde 99.67 hissesine sahip. Ülkesinde geleneksel kıyafetlerle dolaşmayı tercih eden el Maktum, özellikle at yarışları için İngiltere’ye gittiğinde ise bir İngiliz centilmeni gibi giyiniyor.</p>
<p><strong>ÜNLÜLERİN YATIRIM MERKEZİ</strong></p>
<p>Dubai’nin hızlı büyümesinde büyük rolü bulunan Dubai World, liman işletmeleri ve dünya çapında inşaat projelerine sahip. Dubai World’e ait inşaat şirketi Nakheel, halen yapımı devam eden çok iddialı ‘Palmiye Adası’ (Palm Jumeirah) projesinin sahibi. Palmiye Adası’ndan ev aldığı bilinen Brad Pitt ve eşi Angelina Jolie ile David Beckham gibi ünlülerin durma tehlikesi yaşayan Dubai projelerinden etkileneceği belirtiliyor.</p>
<p><strong>&#8220;KUSURSUZ FIRTINA&#8221;</strong></p>
<p>Torontolu RBC Capital Markets yöneticisi Nick Chamie, “Dubai, küresel likidite bolluğunun en büyük göstergesiydi. Bu olaydan sonra dünya çapında, özellikle gelişmekte olan ülkelerde iflaslar görülmeye başlanabilir” yorumunda bulundu. Nakheel’in ayakta<br />
kalması için Dubai’nin şirkete çok büyük para enjekte etmesi gerektiğini belirten Commerzbank stratejisti Luis Costa ise, “Şu andaki şartlar kusursuz fırtına” dedi. İsviçre’nin en büyük bankası UBS, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Nakheel’in iflasını önleyeceğine inandıklarını açıkladı.(Milliyet)</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kurban Kriterleri...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/27/kurban-kriterleri/</link>
<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 07:40:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/27/kurban-kriterleri/</guid>
<description><![CDATA[Hepinize iyi bayramlar dilerim.Şu saatlerde kurban kesmek için sırada bekliyor olabilirsiniz, aman h]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Hepinize iyi bayramlar dilerim.Şu saatlerde kurban kesmek için sırada bekliyor olabilirsiniz, aman hayvanlara fazla eziyet etmeden canını alın.Sevap kazanalım derken geleneksel kurban ibadetini milletin gözü önünde kanlı bir et yeme ritueline dönüştürmesek ne güzel olur.Desenize insan varoluşuna yeterince imkan tanınmayan bu topraklarda doğanın önemini tartışmak, Greenpeace üyelerinin kendilerini zincirledikleri eylemler kadar boz bulanık kalıyor.Trafik kazalarındaki bilanço ise dün geceki rakamlara göre iç burkucu:26 ölü&#8230;İnsanın kim kurban kim değil, diye düşünesi geliyor.Lütfen yollarda dikkat edin!</p>
<p><a href="http://www.cnnturk.com/2009/dunya/11/26/abd.erdogani.dort.gozle.bekliyor/553206.0/index.html">Bilindiği gibi Başbakan 7 Aralık&#8217;ta ABD&#8217;ye uçuyor.Üstelik adamlar kendisini dört gözle bekliyorlarmış.Ben de haberlerin yalancısıyım.Tek kişilik dev kadro olan Başbakanımız, bu gezisinde ABD ile hafif tertip kapışacağa benziyor. İsrail ile çatışma siyaseti,İran&#8217;a yaklaşma çabaları,Kaddafi ile kolbastı yapmak&#8230; bunlar Batı Dünyası tarafından pek hoş karşılanmıyor.Türk siyasetçilerinin aksine adamların ne düşündükleri ne yapacaklarının teminatıdır.Kendilerine yakın olan iktidarları kullan-at mantıkları ile çok kişiyi harcamışlardır.Üstelik şimdiki zamanda iktidarı avuç avuç alkışlayanlar işler sarpa sarınca karanlığa karışacaklar.Türkiye&#8217;nin tüm ülkelerle karşılıklı çıkarlara dayalı iyi ilişkiler kurması bölge barışı için doğru ve önemli adımlar.Yanlış olan konu tek taraflı tavizlerin hepimizi bağlaması.Tıpkı Rumlara limanları açmak,Ermenistan ile -Azerilere rağmen- sonucu olmayan anlaşmaları imzalamak,AB memurlarına haddinden fazla değer vermek&#8230; örneklerinde olduğu gibi.Demokratik Açılımı da bu örneklere ekleyebilirsiniz.Birileri sizden birşeyler talep ettikleri zaman hayır diyemediğiniz için şimdi amok koşusuna benzer şekilde oradan oraya uçmanız sizi bilemem ama uzun vadede bize bir yarar sağlamaz.</a></p>
<p>Ekonomik demokrasiyi altüst ettiği için üstü örtülü çatışmaların sokaklarda hayat bulması, bu iktidarın en büyük günahlarından birisi.Siyaseti, cemaat toplantılarından, Meclis koridorlarından ya da sandık için açılan miting meydanlarından ibaret olduğunu zannetmek hayati hataları bana kalırsa.Dünya görüşlerinin sığlığı sayesinde krizin en derin noktasını adımlarken ABD patentli açılım girişimlerine kalkışmak kime ve neye hizmet etmektir?Eğer tüm bunlar bir kez daha iktidar olabilmek ya da Cumhurbaşkanı seçilebilmek içinse yandı gülüm keten helva.Bu işlerin bedeli ağır olur&#8230;</p>
<p>Ergenekon,Darbe Belgesi,Kafes&#8230; lokanta menüsü gibi saydıklarım hiçbir ciddi sonuçları doğurmadığı gibi askeri siyasete daha fazla dahil eden planlar.Eğer Silahlı Kuvvetleri gündemden tamamen çıkarmak istiyorsanız gelir dağılımını bir daha bozulmayacak şekilde düzeltir,halka insanca yaşama imkanı sağlarsınız.Bu saatten sonra attığınız tüm adımlar, tıpkı aşı konusundaki gibi, Türkiye&#8217;ye zarar veriyor.Bakalım bir daha sefere seçim pusulasındaki olmayacak duaya amin  demenin baş harfleri ne olacak?Tekrar iyi bayramlar&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Amerika'dan Gül'e LGBTT dernekleri için Mektup]]></title>
<link>http://politikhaber.wordpress.com/2009/11/27/amerikadan-gule-lgbtt-dernekleri-icin-mektup/</link>
<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 00:34:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>ankarahaber</dc:creator>
<guid>http://politikhaber.wordpress.com/2009/11/27/amerikadan-gule-lgbtt-dernekleri-icin-mektup/</guid>
<description><![CDATA[ABD’de faaliyet gösteren ve kısa adı IGLHRC olan Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyon]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>ABD’de faaliyet gösteren ve kısa adı IGLHRC olan Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu, Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’ne açılan kapatma davasıyla ilgili Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e mektup yazdı.<br />
<a href="http://ankarahaber.wordpress.com/files/2009/11/izmirde_escinsellerden_0.jpg"><img title="izmirde_escinsellerden_0" src="http://ankarahaber.wordpress.com/files/2009/11/izmirde_escinsellerden_0.jpg?w=300" alt="" width="436" height="204" /></a></p>
<p>IGLHRC Yönetim Kurulu Başkanı Cary Johnson imzasıyla kaleme alınan mektupta, daha önce aynı gerekçeyle Kaos GL ve Pembe Hayat derneklerinin kapatılma taleplerinin reddedilmesi ve Yargıtay’ın, yine aynı gerekçeyle kapatılmak istenen Lambdaistanbul kararı hatırlatılıyor. </p>
<div>Yargıtay, Lambdaistanbul kararında, yerel mahkemenin kararını bozma gerekçesi olarak &#8220;LGBTT bireylerin dayanışma amacı ile dernek kurmasına engel bir durum bulunmadığını; sonuç olarak, davalı derneğin amacının yasadışı ve ahlaksız olmadığını&#8221; belirtmişti.<br />
 </div>
<div>Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği de “genel ahlak” ve “Türk aile yapısı” gerekçe gösterilerek kapatılmak isteniyor.<br />
 </div>
<div><strong>IGLHRC’nin Cumhurbaşkanı Gül’e gönderdiği, 20 Kasım tarihli mektubun tam metni şöyle:</strong><br />
 </div>
<div>“Ekselânsları, </div>
<div>Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu (IGLHRC) adına; Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olduğunuzdan, Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’nin kapatılması talebi ve Türkiye’deki LGBTT (lezbiyen, gey, biseksüel, <a href="http://www.travestisohbet.net/" target="_blank">travesti</a> ve transeksüel)  bireylerin örgütlenme özgürlüğünün kısıtlanmasına yönelik girişimler hakkında bilgi almak için size yazıyorum.</div>
<div><a href="http://ankarahaber.wordpress.com/files/2009/11/annemveben_2008yuruyus.jpg"><img title="annemveben_2008yuruyus" src="http://ankarahaber.wordpress.com/files/2009/11/annemveben_2008yuruyus.jpg?w=300" alt="" width="428" height="204" /></a></div>
<div>Belki haberiniz vardır; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 16 Ekim 2009 tarihinde Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’ne kuruluş tüzüğünün 2.maddesinin genel ahlaka ve Türk aile yapısına aykırı olduğu gerekçesiyle dava açtı. Dernek, Türkiye’de aynı gerekçelerle kapatılması talep edilen dördüncü LGBTT derneğidir; Ankara&#8217;da, Kaos GL ve Pembe Hayat LGBTT derneklerinin itirazları haklı bulunup davaları düşürülürken, bir diğer LGBTT derneği olan Lambdaistanbul&#8217;un kapatılması yönündeki yerel mahkemenin kararı ise Yargıtay tarafından bozulmuştur. Yargıtay, bu hükmünün gerekçesi olarak &#8220;LGBTT bireylerin dayanışma amacı ile dernek kurmasına engel bir durum bulunmadığını; sonuç olarak, davalı derneğin amacının yasadışı ve ahlaksız olmadığını&#8221; belirtmiştir.<br />
 </div>
<div>Bu karar, söz konusu ikinci maddenin ve LGBTT örgütlerinin amaçlarının, bu grupların örgütlenme özgürlüğüne gerekçe olarak gösterilen “genel ahlak”a aykırı olmadığını açıkça göstermektedir. Bu nedenle Türk Hükümeti’nden ricamız SiyahPembeÜçgenİzmir Derneği’ne yönelik tüm suçlamaları düşürmesi ve sivil toplumun değerli bir üyesi olan derneğin yasal kayıt altına alınma sürecinin hızlandırılmasıdır.<br />
 </div>
<div>Türkiye Anayasası’na göre &#8220;herkes kanun önünde hiçbir fark gözetilmeksizin eşittir&#8221; (Madde 10), ve &#8220;herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir&#8221; (Madde 33). Ayrıca, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (ICCPR) uyarınca, Türkiye örgütlenme özgürlüğünü (Madde 22) ve kanun önünde eşitliği (Madde 26) koruma altında tutmakla yükümlüdür.<br />
 </div>
<div><em>Toonen-Australya</em> davasında; Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi, ICCPR’nin 2. ve 26.maddesi ile korunan statüler arasında cinsel yönelimin de yer aldığını onaylamıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de; devletler için cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığının önlenmesi çağrısında bulundu. <br />
 </div>
<div>Türkiye&#8217;deki LGBTT bireylerin yüzyüze kaldığı, tekrar eden bu yasal sorunları da gözeterek; biz de Anayasa’nın eşitlik maddesine &#8220;cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ifadelerinin eklenmesini isteyen Türkiye’deki LGBTT örgütlerinin bu isteklerini bir defa daha yineliyoruz. Böyle bir değişiklik, LGBTT örgütleri için mevcut hukuki uygulamaların iyileştirilmesini ve tüm LGBTT bireylerin yasalar önünde eşit korunma hakkına erişebilmelerini sağlayacaktır. Portekiz, İsveç, İsviçre, Güney Afrika, Ekvator ve Fiji de dâhil olmak üzere bir dizi ülke bu tür koruyucu yasaları kabul ettiler. Söz konusu bu yasal değişiklikler, özellikle Türkiye’de olduğu gibi net tanımlanmayan ve geniş ele alınarak her türlü yoruma açık bırakılan, LGBTT bireylerin yasalarca garanti altına alınmış haklarını kullanmaları önünde de engel teşkil eden “genel ahlak” vb ibarelere karşı oldukça etkili olacaktır. </div>
<div>Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği gibi örgütler, ülkelerindeki sivil toplum alanında değerli bir sosyal ve politik rol oynamaktadırlar ve yasal zorluklar bu önemli rollerini yerine getirmelerini engellemektedir. Bu nedenle, saygılarımızı sunarak sizden Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği&#8217;nin kapatılması talebini araştırmanızı ve LGBTT bireylerin, Türkiye Anayasası tarafından sağlanan tüm vatandaşlık haklarından eşit bir şekilde yararlanmasının yolunu açmanızı istiyoruz.”<br />
 </div>
<div><strong>Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e gönderdiği mektubu, bilgilendirmek üzere ayrıca şu isimlere de iletti:</strong></div>
<div><a href="http://ankarahaber.wordpress.com/files/2009/11/ibne.jpg"><img title="ibne" src="http://ankarahaber.wordpress.com/files/2009/11/ibne.jpg?w=300" alt="" width="445" height="199" /></a></div>
<div>Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, Ekselânsları Recep Tayyip Erdoğan</div>
<div>İnsan Hakları Komisyonu Değerli Üyeleri</div>
<div>Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu Değerli Üyeleri</div>
<div>Türkiye Büyük Millet Meclisi Değerli İzmir Milletvekilleri</div>
<div>Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı, Dernekler Daire Başkanlığı</div>
<div>İzmir Valisi, Ekselânsları Mustafa Cahit Kıraç</div>
<div>İzmir İl Dernekler Müdürlüğü</div>
<div>Avrupa Birliği Başkanlığı, İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt</div>
<div>Avrupa Komisyonu&#8217;nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi, Ekselânsları Olli Rehn</div>
<div>Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, Ekselânsları Thomas Hammarberg</div>
<div>Türkiye Cumhuriyeti ABD Büyükelçisi, Ekselânsları James F. Jeffrey (AE)</div>
<div>
<div>Kaos GL</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ABD'den Cumhurbaşkanı Gül'e LGBT Derneği İçin Mektup Var]]></title>
<link>http://ankarahaber.wordpress.com/2009/11/27/abdden-cumhurbaskani-gule-lgbt-dernegi-icin-mektup-var/</link>
<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 00:32:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>ankarahaber</dc:creator>
<guid>http://ankarahaber.wordpress.com/2009/11/27/abdden-cumhurbaskani-gule-lgbt-dernegi-icin-mektup-var/</guid>
<description><![CDATA[ABD’de faaliyet gösteren ve kısa adı IGLHRC olan Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyon]]></description>
<content:encoded><![CDATA[ABD’de faaliyet gösteren ve kısa adı IGLHRC olan Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyon]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Küresel Isınma Yalanı Patladı!!]]></title>
<link>http://arsiv.wordpress.com/2009/11/26/kuresel-isinma-yalani-patladi/</link>
<pubDate>Thu, 26 Nov 2009 13:53:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>5kurt</dc:creator>
<guid>http://arsiv.wordpress.com/2009/11/26/kuresel-isinma-yalani-patladi/</guid>
<description><![CDATA[Birkaç gün önce Rus hackerler Ingiltere&#8217;deki bir üniversitenin mail-serverine girerek 1 milyon]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Birkaç gün önce Rus hackerler Ingiltere&#8217;deki bir üniversitenin mail-serverine girerek 1 milyonun üzerinde e-postayı çaldı ve kendi serverine yükledi.</p>
<p><a href="http://arsiv.wordpress.com/files/2009/11/climate1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-368" title="Climate" src="http://arsiv.wordpress.com/files/2009/11/climate1.jpg" alt="" width="400" height="268" /></a></p>
<p>Bu üniversite ve mailleri çalınan bilim adamları küresel ısınma üzerine çalışmalar yapan ve küresel ısınma haracının en önemli savunucularındandı. Bu maillerde diğer bilim adamlarıyla verileri nasıl değiştirdikleri ve manipüle ettikleri ortaya çıktı.</p>
<p>Yani küresel ölçüde bir yalan şebekesiyle karşı karşıyayız diyebiliriz.</p>
<p><!--more-->Işin neresinden tutsanız rezalet. Bu son skandal bu işin çivisinin ne denli çıktığının ispatı. Işler tamamen ticarete döküldü. Kendilerine bilim adamı ve yaptıkları işlere de bilim diyen bu hokkabazların maskesi iyice düştü.</p>
<p>Işin daha da rezalet yönü bu haberleri büyük medyanın ya hiç vermemesi ya da işi önemsiz bir şey gibi göstermek istemesi.</p>
<p>Bir resim bin söze bedelmiş, bir video da bin resme bedel diyebiliriz. Aşağıya üç video ekledim. Muhakkak izleyin.</p>
<p><object width="425" height="254"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xba1fb"></param><param name="allowfullscreen" value="true"></param><embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xba1fb" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="334" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><object width="425" height="254"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xba1k4"></param><param name="allowfullscreen" value="true"></param><embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xba1k4" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="334" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p><object width="425" height="254"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xba39q"></param><param name="allowfullscreen" value="true"></param><embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xba39q" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="334" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Le Monde Diplomatique, ABD’nin gücü 'Göçmen Politika'sında saklı.]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/25/amerika-dinamizm/</link>
<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 18:38:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/25/amerika-dinamizm/</guid>
<description><![CDATA[Le Monde ABD’nin bugünkü pozisyonu ile İngiltere’nin yüz yıl önceki konumları garip paralellikler gö]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img style="max-width:800px;float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/abd.jpg" /><b>Le Monde ABD’nin bugünkü pozisyonu ile İngiltere’nin yüz yıl önceki konumları garip paralellikler gösterse de aralarında bazı temel farklılıklar bulunduğu belirtiliyor. Prestijli Amerika’nın gücü, büyük oranda göç almasından kaynaklanmakta denilen yorumda “yabancı öğrenciler ve göçmenler ülkedeki bilimsel araştırmacıların yüzde 50’sini oluşturmakta. ABD’nin verimlilik konusundaki potansiyel patlaması, nanoteknoloji ve biyoteknoloji alanlarındaki üstünlüğü, geleceği icat edebilme kapasitesi, bunların hepsinin temeli göç politikalarına dayanmakta. </b></p>
<p>Göç bunun dışında, ülkelerin sadece zenginlikle elde edemeyeceği bir avantaj da sağlamıştır ABD’ye: <i><b>Dinamizm</b></i>. Bu şekilde ülke, yeni bir dünyada yeni bir hayat kurmak isteyen insanların akışı sayesinde kendini sürekli canlı tutmayı başarabilmektedir. Bu göçmenler Amerikan çalışan sınıfının bel kemiğini oluşturmuş durumdalar. ABD, bugüne kadar bu enerjiden istifade edebilmiş, farklılıkları yönlendirebilmiş, yeni gelenleri sindirebilmiş ve ekonomik açıdan ileri bir düzeye gelebilmiştir. İşte <b>ABD’yi İngiltere’den ve de büyüyüp hantallaşan sonrasında da daha zayıf ve gözü aç ulusların yükselişi karşısında bu gücünü kaybeden geçmişteki süper güçlerden ayıran budur”</b> deniliyor.<!--more--></p>
<p>Le Monde Diplomatique&#8217;e göre ABD’nin gerçek sınavı, İngiltere’nin 1900’lerde karşılaştığının tam tersi. İngiltere’nin ekonomik gücü, dünya genelinde geniş çaplı siyasi nüfuzunu idame ettirebildiği halde zayıflamaya başlamıştı. ABD ekonomisi ve Amerikan toplumu ise aksine karşılaştığı ekonomik baskılara ve rekabete karşılık verme kabiliyetinde. Olaylara düzen vermenin yanında adapte olabilme ve de kararlılık gösterebilme gücü de mevcut. ABD&#8217;nin yüz yüze kaldığı sınav siyasi nitelikte olmakla birlikte, genelde ABD’nin özelde ise Washington’un sırtında bir kamburdur. Diğerlerinin yükseldiği bir dünyaya Washington&#8217;un düzen vermesi ve adapte olabilmesi mümkün müdür? Ekonominin gerektirdiklerinde ve de siyasi güçte yaşanan değişimlere mukabelede bulunabilir mi? ABD dünyada yaklaşık 20 yıldır tamamen rakipsiz konumunu korumuştur. Daha geniş anlamda konuşmak gerekirse, dünya II. Dünya Savaşı’nın sonundan bu yana ABD’nin tasarladığı yapıda kalmıştır. Fakat bugün dünya, tarihin en büyük kırılma noktalarından birini yaşamaktadır. </p>
<p>Son 500 yıldır, yapısal anlamda gücün üç kez el değiştirdiğine, diğer bir ifadeyle uluslararası yaşamı-siyaset, ekonomi ve kültürü- yeniden şekillendiren, güç dağılımındaki köklü değişikliklere şahit olduk. İlki Batı dünyasının yükselişiydi ki; bu süreç 15. yüzyılda başlamış ve 18. yüzyılın sonlarına doğru büyük bir ivme kazanmıştır. Beraberinde bildiğimiz anlamda moderniteyi getirmiştir: Bilim, teknoloji, ticaret, kapitalizm, tarımsal ve endüstriyel devrimler. Yalnız bununla kalmamış, Batı uluslarının da uzun vadeli siyasi nüfuzlar elde etmesini sağlamıştır. </p>
<p>19. yüzyılın sonlarında meydana gelen ikinci değişim ise ABD&#8217;nin yükselişi idi. Sanayileşmeyi tamamlamasının hemen ardından ABD, Roma İmparatorluğu’ndan bu yana en güçlü ulus haline gelmiş ve bu ulus diğer ulusların bileşiminden daha güçlü bir konum elde etmiştir. Son yüzyılın büyük kısmında ABD küresel düzeyde ekonomi, siyaset, bilim, kültür ve fikirleri hâkimiyeti altına almıştır. Son yirmi yıldır, bu hakimiyete rakip olacak bir güç ortada yoktur ki; bu da tarihte emsali görülmemiş bir durumdur. Şimdi ise modern çağımızın üçüncü büyük güç değişimine şahit oluyoruz: Diğer aktörlerin yükselişi.</p>
<p><a target="_blank" href="http://www.timeturk.com/Tarih-ABDyi-de-vuracak-m%C4%B1-_101364-haberi.html">Türkiye’nin büyük ülke olma sevdasına örnek olabilecek bu analizin tümünü okumak için tıklayınız</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sakar damadın evlenme teklifi]]></title>
<link>http://lagaluga41.wordpress.com/2009/11/25/sakar-damadin-evlenme-teklifi/</link>
<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 10:56:38 +0000</pubDate>
<dc:creator>yvzblog</dc:creator>
<guid>http://lagaluga41.wordpress.com/2009/11/25/sakar-damadin-evlenme-teklifi/</guid>
<description><![CDATA[ABD&#8217;nin Ohio eyaletindeki bir evlenme teklifi tam 7 gün 7 gece sürdü. İnsanın sevgilisine ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://lagaluga41.wordpress.com/files/2009/11/182420091125123750959.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-162" title="182420091125123750959" src="http://lagaluga41.wordpress.com/files/2009/11/182420091125123750959.jpg" alt="" width="272" height="204" /></a>ABD&#8217;nin Ohio eyaletindeki bir evlenme teklifi tam 7 gün 7 gece sürdü. İnsanın sevgilisine &#8220;Benimle evlenir misin?&#8221; diyebilmesi bu kadar uzun sürebilir mi? Damat sakarsa sürüyor işte. İşte film gibi evlilik teklifi:<!--more--><br />
ABD&#8217;nin Ohio eyaletindeki evlenme teklifi, damat adayının sakarlığı yüzünden, başladığı andan tam 7 gün 7 gece sonra sonuçlanabildi.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta gerçekleşen ilginiç evlilik teklifi Hollywood&#8217;a komedi filmi senaryosu olacak kadar enterasan bir içeriğe sahip,</p>
<p>26 yaşındaki damat adayı James Ng, sözlüsü Sonya Bostic&#8217;e orijnal bir yoldan evlenme teklif etmek için bir balon kiraladı ve beraber gökyüzü yolculuğuna çıktılar.</p>
<p>Akron şehri yakınlarındaki ormanlık alan üzerinde uçarlarken sıra evlenme teklifi anına geldi. Ancak heyecanlı damatın bu sırada bir karatlık tek taş yüzüğü balondan düşürmesi, evlilik teklifinin 7 gün sürmesine sebep oldu.</p>
<p>Bu önemli yüzüğü bulmakta kararlı inatçı çift, yüzüğün düştüğü ormanlık bölgede tam 7 gün boyunca dolaştı. Yedinci gün sonunda yüzüğü bulan damat adayının ilk yaptığı ise diz çökerek askıdaki teklifi gerçekleştirmek oldu,</p>
<p>Sonya Bostic ise sakar ancak azimli adayın teklifini düşünmeden kabul etti.</p>
<p>(Haber 7)</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[MAHALLE VE APARTMAN SAKİNLERİ]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/24/mahalle-ve-apartman-sakinleri/</link>
<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 16:08:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/24/mahalle-ve-apartman-sakinleri/</guid>
<description><![CDATA[Mahalle, şehrin tam ortasında olması nedeniyle, hemen hemen herkesin gözü olan albenili bir mahalle,]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Mahalle, şehrin tam ortasında olması nedeniyle, hemen hemen herkesin gözü olan albenili bir mahalle, adı; &#8220;Ortadoğu Mahallesi&#8221;.<br />
Mahallenin en gözde en köklü ve temeli en sağlam apartmanı ise; <strong>&#8220;Anadolu Apartmanı&#8221;.</strong><br />
Bu apartmanda yaşayan, maddi durumları, kültür düzeyleri ve dünya görüşleri birbirinden farklı aileler, zaman zaman aralarında küçük ve halledilebilir bazı sorunlar yaşansa da, apartmanın inşa edildiği ilk günden buyana, genellikle huzur ve mutluluk içerisinde yaşamlarını sürdürmüşler. Hatta, birbirlerinden kız alıp &#8220;akraba&#8221;, kurdukları ticari işbirlikleriyle de <strong>&#8220;ortak&#8221;</strong> olmuşlar.<br />
Derken, ailelerden biri, bir apartman toplantısında, &#8220;temizlik, güvenlik, elektrik, yakıt, çevre güzelleştirme gibi apartmanın genel masraflarına katılmak istemediğini, bu itibarla herhangi bir aidat da ödemeyeceğini, her türden ihtiyacını bundan böyle kendisinin gidereceğini&#8221; belirterek, sadece kendisinin kullanacağı ayrı bir apartman giriş kapısının yapılmasını da talep etmiş.<br />
Tartışmalar atışmaları, atışmalar çatışmaları beraberinde getirmiş ve bu huzursuz süreç, 25 yıl kadar devam etmiş. Zaman zaman; &#8220;Madem öyle, apartmandan taşın kardeşim&#8221; denilse de, &#8220;Ben ev sahibiyim, çıkmam, siz çıkın&#8221; cevabı alınmış her seferinde. Gerçi,<strong> &#8220;Çıkmam&#8221; </strong>diyen ailenin bazı fertleri, yan apartmandaki akrabalarının evlerine yerleşmişler ve orada yaşamaya başlamışlar, uzunca bir süredir. Kalabalık görünmek ve isteklerinden vazgeçmediklerini göstermek amacıyla da gizli gizli evlerine gelmeyi hiç ihmal etmemişler. Her gelişlerinde, duvarları karalamışlar, otomat lambalarını kırmışlar, bahçe suyunu açık bırakmışlar.<br />
Şimdilerde yan apartmanda bazı inşaat çalışmaları yapılmaya başlanmış. Müteahhit Abdi bey, neredeyse yeniden inşa edilircesine girdiği tadilat nedeniyle apartmandaki fazlalıkların biran önce atılmasını istemiş sakinlerden. Evlerine gelen akrabalarını geri göndermek isteyen, ancak bunu bir türlü açıkça dile getiremeyen akrabaların işine gelmiş bu durum ve <strong>&#8220;Sağ olasın Abdi bey&#8221;</strong> diyerek, ellerini ovuşturmuşlar, derin bir <strong>&#8220;Oh&#8221; </strong>çekmişler.<br />
Abdi bey&#8217;den söz açılmışken&#8230;<br />
Bakmayın adının<strong> &#8220;ABDİ&#8221; </strong>olduğuna, aksine çok zeki bir adam Abdi bey. Şehrin ileri gelenlerinden, itibar gören biri, çok da zengin. Kendisi müteahhitlik yapıyor ama, tapusu kendisine ait tek bir evi dahi yok, ne mahallede, ne şehirde. Ama çok zengin. Ev sahibi değil, kiracı da denemez, çünkü kira vermiyor. Apartman yönetimlerine girerek topladığı aidatlarla sürdürüyor yaşantısını. Akıllı adam Abdi bey, çok da zeki&#8230;</p>
<p><em><strong>Sabahattin Talu</strong></em><br />
sabahattintalu</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TÜRK-ALMAN İTTİFAKI BİR BAŞKA BAHARA...	]]></title>
<link>http://makulfikir.wordpress.com/2009/11/24/turk-alman-ittifaki-bir-baska-bahara/</link>
<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 12:11:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>makulfikir</dc:creator>
<guid>http://makulfikir.wordpress.com/2009/11/24/turk-alman-ittifaki-bir-baska-bahara/</guid>
<description><![CDATA[talih kuşu türkiye&#39;yi mi tıklıyor... &#8220;Batı Cephesi”nde neler oluyor ve de neler olabilir? ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[talih kuşu türkiye&#39;yi mi tıklıyor... &#8220;Batı Cephesi”nde neler oluyor ve de neler olabilir? ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Erken Gelen 21. Yüzyıl...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/23/erken-gelen-21-yuzyil/</link>
<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 19:20:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/23/erken-gelen-21-yuzyil/</guid>
<description><![CDATA[9 Kasım 1989: Bu tarihi, Berlin Duvarı&#8217;nın yıkılışı ile Yeni Dünya Düzeni&#8217;nin kuruluş gü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.turksam.org/tr/a1862.html">9 Kasım 1989: Bu tarihi, Berlin Duvarı&#8217;nın yıkılışı ile Yeni Dünya Düzeni&#8217;nin kuruluş günü olarak ele alabiliriz. Duvarın sembolik yıkılışının hemen ardından iki Almanya birleşti ve bizler 1991 yılında SSCB&#8217;nin, Bağımsız Devletler Topluluğu&#8217;na dönüşerek dağılması ile Soğuk Savaş döneminin tamamen sona erdiğine şahit olduk. Başımıza neler geleceğinden haberdar olmadığımız için kuzey komşumuz Rusya&#8217;nın  sefalete düşmesi bize fırsat olarak göründü.Devam edersek;gelişmelerden cesaret alan ABD,Ağustos 1990 &#8216;da Irak&#8217;ın Kuveyt&#8217;i işgal etmesini bahane ederek Ocak 1991&#8242;de,1.Körfez Savaşı&#8217;nı başlattı.Savaşın doğal sonucu olarak Ortadoğu&#8217;da yaratılan  ABD himayesinde bir Kürt devletçiğinden tutun da, saldırgan İsrail devletinin İkinci İntifada&#8217;ya yol açan şiddet periferisi Soğuk Savaş yıllarının göreli sakinliğini aratmıştır.Kısa sürede ABD, tek kutuplu dünyanın süper gücü olarak uluslararası sahnede yerini sağlama almıştır. Etnik milliyetçilik ve uluslararası terör Sovyet imparatorluğunun dağılması ile hız kazanmış,mikro savaşlar toplu katliamları, göçleri, açlığı ve hala devam eden çatışmaları tetiklemiştir.11 Eylül 2001 terörist saldırıları ise küresel güce değişmesi yönünde yapılan ilk uyarılar olarak düşünülebilir.Bu süre boyunca yaşananlar, kapitalizmin son aşaması olan küresel sermayenin yarattığı krizlerden hiçbir ders almadan yoluna devam ettiğini göstermiştir,ama nereye kadar?<br />
</a><br />
Yeni Dünya Düzeni&#8217;nin savaşla ve kanla yoğrulmuş tek kutupluluğundan,Çin-Rusya-Hindistan-Brezilya başta olmak üzere BRIC ülkelerinin çok kutuplu dünyanın temellerini attığı makas değişimine ne zaman geçtik?Bana göre Eylül-2008&#8242;de Lehman Brothers yatırım bankasının batması, geliyorum diyen Küresel Finansal Krizin ABD ve Dünya için dönüm noktası oldu.1929 Buhranı&#8217;na benzer bir durgunluktan korkan zengin ülkeler, IMF-Dünya Bankası ve G-20 zirveleri ile diğer devletlerin taşın altına ellerini koymalarını sağladı.Tabii, bu yeni durumun bir karşılığı vardı. Obama başkanlığındaki tek süper gücün küresel imtiyazlarını paylaşması tavizi.Obama yönetiminin daha bir senesini doldurmadan Bush yönetiminden en önemli farkı diplomasiye daha fazla önem vermesi oldu.Kıt kaynaklarının farkında olan yeni başkan, krizle yaratılan çok kutuplu dünyadan azami faydalanma amacını taşımaktadır.Diplomasi sanatının hakkını vermek için her kültüre ve coğrafyaya göre barışçıl mesajlar kotarmakta,ustaca kamuoyu faaliyetleri ile diğer ülkelerde sempati yaratma gibi bilinen ABD makyajlarına devam etmektedir.</p>
<p>Yıl 2009,Kasım&#8230;Berlin Duvarı&#8217;nın yıkılışı üzerinden 20 sene geçti.Bizler yaşlandık,olgunlaştık,internet devrimi oldu, cep telefonlarından görüntülü konuşur hale geldik&#8230;Hatta PKK bile Demokratik Açılım sürecinde meşru hale getirildi.Kuzey Irak&#8217;taki oldubitti, yerini peşmergelerin ABD silahları ile düzenli ordu sahibi olma niyetlerine bıraktı. Bu arada kriz ile açılımların arasına sıkışmış Türk halkının işsizlikten,açlıktan,çaresizlikten bıkarak sokaklara döküldüğünü gördük.Ergenekon adı altındaki sahte cuntaların yanında ıslak imzalı, kuru gürültülü Darbe Belgesi planlarının Çiçekler gibi açtığına şahit olduk.Soğuk Savaş bitti, dünya değişti.Üzerinden bizim için koskoca sayılan 20 sene geçti.Dünya düzeni gözlerimizin önünde yeniden var ediliyor.Yıkıntıların altından başımızı kaldırıp bakarsak sadece bize ait olan ve kolay değişmeyen tek bir özelliğimiz var.Verimsiz üretim altyapımız ile eğitimsiz insan kaynaklarımız üzerine kurulu aşiret değerlerini hala koruyan toplumsal geleneğimiz.Yaşanan tüm gelişmeleri ekonomi biliminin gözüyle  değerlendirsek yakın tarihimizin kendini tekrar etmekten bıktığını göreceğiz.Ama görünen o ki biz hala bıkmamışız.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İnternette Siyonist tahrifat grubu]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/23/israil-tahrifat-grubu/</link>
<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 17:31:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/23/israil-tahrifat-grubu/</guid>
<description><![CDATA[ABD&#8217;deki Siyonist bir propaganda kuruluşu, Wikipedia&#8217;da, İsrail çıkarlarına uygun bir bi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img style="float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/jewish.jpg" /><b>ABD&#8217;deki Siyonist bir propaganda kuruluşu, Wikipedia&#8217;da, İsrail çıkarlarına uygun bir biçimde tahrifat yapacak gönüllüler arıyor. </b></p>
<p>ABD&#8217;deki Siyonist bir propaganda kuruluşu, internet üzerinden yayın yapan ve herkesin katkısına açık olan Wikipedia&#8217;da, İsrail çıkarlarına uygun bir biçimde tahrifat yapacak gönüllüler arıyor.</p>
<p>Kendilerini, &#8220;Amerika&#8217;da Ortadoğu Haberleri için Hassasiyet Komitesi&#8221; olarak tanıtan CAMERA, onlarca propagandiste sahip. Bu propagandistlerin başlıca görevleri, İsrail devleti, Siyonizm, İsrail devlet terörü, Filistinlilere yapılan kötü muamele ve İsrail ile Filistin arasındaki anlaşmazlıklar hususunda Wikipedia&#8217;daki makalelere İsrail yanlısı müdahalelerde bulunmak.<!--more--></p>
<p>Adı geçen kuruluşun internette dolaşan e-postasında, &#8220;Wikipedia&#8217;daki İsrail ile ilgili makaleleri anti-İsrail editörlerden korumak için on gönüllünün arandığı&#8221; belirtiliyor. Grubun esas amacının, İsrail&#8217;in özellikle Gazze&#8217;de işlediği insanlık suçlarının aklanması olduğu belirtiliyor.</p>
<p>İsrail ordusunun sözcüsü gibi işleyen CAMERA, İsrail ordu sözcülerinin resmi açıklamalarını &#8220;doğru bilgi&#8221; sayarken, öldürülen Filistinli sivillerin &#8220;kaza sonucu&#8221; öldüğünü ve İsrail&#8217;in aldığı kimi tedbirlerin &#8220;daha çok sivilin canının yanmasını engellemek için aldığı&#8221; iddia ediyor.</p>
<p>İçerisinde eskiden İsrail güvenlik servisi Şin Bet&#8217;e de çalışanların bulunduğu kuruluş, geçtiğimiz günlerde yayımlanan Goldstone raporunu hazırlayan Güney Afrikalı Yahudi yargıç Richard Goldstone&#8217;u, &#8220;doğru olmayan bilgileri yayımlamakla&#8221; suçluyor.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[The Principle Rule of the Order of the Masters of Wisdom [Tariqat i-Khwajagan] By Khwaja 'Abdu'llah Isfahani]]></title>
<link>http://ahmedamiruddin.wordpress.com/2009/11/22/the-principle-rule-of-the-order-tariqat-i-khwajagan-by-khwaja-abdullah-isfahani/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 19:37:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>ahmedamiruddin</dc:creator>
<guid>http://ahmedamiruddin.wordpress.com/2009/11/22/the-principle-rule-of-the-order-tariqat-i-khwajagan-by-khwaja-abdullah-isfahani/</guid>
<description><![CDATA[Excerpted from: Rashahat &#8216;Ain al-Hayat [Beads of Dew from the Source of Life: Histories of the]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img src="http://ahmedamiruddin.wordpress.com/files/2009/11/10.jpg" alt="" title="10" width="500" height="376" class="aligncenter size-full wp-image-1228" /></p>
<p>Excerpted from: <em>Rashahat &#8216;Ain al-Hayat </em> [Beads of Dew from the Source of Life: Histories of the Khwajagan: The Masters of Wisdom]. Translated by Muhtar Holland. Al-Baz Publishing. P. 118-119.</p>
<p>Khwaja ‘Abdu’llah Isfahani was yet another of the venerable Khwaja Ala ad-Din’s affiliates. He said: When the venerable Khwaja first honoured me with his company, he recited these verses to me:</p>
<p><em>Let no trace of you remain;<br />
In this alone perfection lies.<br />
In Oneness make your being naught;<br />
Communion lies in this alone.</em></p>
<p>Khwaja ‘Abdu’llah Isfahani wrote a very useful treatise on the Order of the Masters of Wisdom, under the patronage of a distinguished descendent of the Prophet (Allah bless him and give him peace).  We shall now present some excerpts from this work:</p>
<p>&#8220;The principle rule of this Order [Tariqat i-Khwajagan] is the following: From whichever perfect guide the seeker receives initiation, he must preserve the guide’s image in the treasure of his heart, until the time when he begins to demonstrate how his heart has been affected by the warmth and quality of that connection.  As for what is necessary after that, it is not to abandon that same image, but to embrace it much more tightly than ever.  The seeker must rivet that image to his heart, with his eyes, his ears and all his faculties.</p>
<p>What is called the “heart” is the centre of the comprehensive human reality, of which all the higher and lower elements of the universe are detailed particulars.  The seeker must exert himself to experience the substance of that lofty reality, by expressing the affirmation of Oneness in his heart, using the formula: “There is nothing in existence, other than Allah!”  By making this effort, whatever temptation may be whispered, he will consider it as being from Allah and existing because of Allah.  This is because that whispered temptation is also one of the mental entities, and also like so many things that are false and absurd, it actually represents a manifestation of the Truth.  If this procedure is followed, an ardour will arise in the heart, putting an end to trouble and dispelling dangers.</p>
<p>Even when whispered temptation departs, it is essential to cling to the same relationship.  If whispered temptation still refuses to go away, the seeker must pronounce the word “Allah” in a slowly drawn-out manner, while striving to establish the meaning of Oneness in the heart.   He must continue to pronounce the word “Allah” until the moment when boredom and weariness overcome the lower self.  If signs of tiredness and exhaustion appear, he must desist.</p>
<p>As the spiritual traveller is obliged to know and understand, while he is making progress in the state of detachment from himself, and in his relationship with the great saints, attention to other things amounts to something resembling unbelief [kufr].&#8221;</p>
<p><em>To be in oneself is unbelief [kufr],<br />
while transcending oneself is true faith [iman].</em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Milletteki Şansa Bakya]]></title>
<link>http://bycr4zy.wordpress.com/2009/11/22/milletteki-sansa-bakya/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 12:04:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>bycr4zy</dc:creator>
<guid>http://bycr4zy.wordpress.com/2009/11/22/milletteki-sansa-bakya/</guid>
<description><![CDATA[]]></description>
<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Prayer for Protection from H1N1 Flu Virus By Sayyid Ahmed Amiruddin]]></title>
<link>http://ahmedamiruddin.wordpress.com/2009/11/22/prayer-for-protection-from-h1n1-flu-virus-by-sayyid-ahmed-amiruddin/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 03:31:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>ahmedamiruddin</dc:creator>
<guid>http://ahmedamiruddin.wordpress.com/2009/11/22/prayer-for-protection-from-h1n1-flu-virus-by-sayyid-ahmed-amiruddin/</guid>
<description><![CDATA[]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://ahmedamiruddin.wordpress.com/files/2009/11/amuletflyer1.jpg"><img src="http://ahmedamiruddin.wordpress.com/files/2009/11/amuletflyer1.jpg" alt="" title="AmuletFlyer1" width="500" height="832" class="aligncenter size-full wp-image-1211" /></a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ormanlarda iflas etti]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/20/ormanlarda-iflas-etti/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 22:40:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/20/ormanlarda-iflas-etti/</guid>
<description><![CDATA[Karbondioksit salımı o derece arttı ki, artık karbondioksit emen ormanlar ve okyanuslar, &#8216;doğa]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong> </strong></p>
<p><a href="../files/2009/11/ormanlar.jpg"><img title="ormanlar" src="../files/2009/11/ormanlar.jpg" alt="" width="600" height="258" /></a><strong> </strong></p>
<p><strong>Karbondioksit salımı o derece arttı ki, artık karbondioksit emen ormanlar ve okyanuslar, &#8216;doğal karbon kuyusu&#8217; işlevini yerine getirmekte güçlük çekiyor.</strong></p>
<p>Araştırmalara göre, artık ormanlar ve okyanuslar karbondioksidi emmekte eskisi kadar etkili değil.</p>
<p><strong>Araştırma 1)</strong> &#8220;Nature Geoscience&#8221; dergisinde yayımlanan, Corinne Le Quere liderliğindeki uluslararası bir araştırma, 50 yıldır atmosferde kalan karbondioksit oranının yüzde 40&#8242;tan 45&#8242;e çıktığını gösterdi. Araştırmanın sonuçlarına göre, ormanlar ve okyanuslar eskisinden daha az karbondioksit emiyor.<!--more--></p>
<p><strong>Araştırma 2)</strong> &#8220;Nature&#8221; dergisinde yayımlanan başka bir araştırma da, okyanusların karbondioksidi emme oranının 50 yıldır kademeli olarak arttığını, ancak 2000-2007 yıllarında yüzde 10 azaldığını ortaya koydu.</p>
<p>Bilim adamları, okyanusların ne kadar karbondioksit emerse o kadar asitlendiğini, okyanuslardaki asit miktarı arttıkça emme özelliğinin kaybolmaya başladığını belirtti.</p>
<p>Konuya ilişkin makale, Fransız &#8220;Le Nouvel Observateur&#8221; dergisinin internet sitesinde de yer alıyor.</p>
<p><strong>ABD hala adım atmıyor</strong></p>
<p>Danimarka&#8217;da yapılacak BM İklim Konferansı&#8217;na 3 haftadan az kalırken, bu araştırmalar, sera etkisi yaratan gazların salımının azaltılmasının konferansın ana konusu olması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi.</p>
<p>Ancak dünyanın en büyük sera gazı salımını yapan ülkesi ABD, tüm çağrılara rağmen, küresel ısınmaya karşı Kyoto Protokolü&#8217;nü hala imzalamış değil. Zira, protokolü imzalayan ülkelerin gaz salımını azaltması gerekiyor.</p>
<p>&#160;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[MOON WALKER "MICHAEL JACKSON"]]></title>
<link>http://hdpc.wordpress.com/2009/11/19/moon-walker-michael-jackson/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 21:47:52 +0000</pubDate>
<dc:creator>hdpc</dc:creator>
<guid>http://hdpc.wordpress.com/2009/11/19/moon-walker-michael-jackson/</guid>
<description><![CDATA[MOON WALKER &#8220;MICHAEL JACKSON&#8221; 1988 &#8211; A.B.D. DVDRiP &#8211; Türkçe Dublaj Casting: ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[MOON WALKER &#8220;MICHAEL JACKSON&#8221; 1988 &#8211; A.B.D. DVDRiP &#8211; Türkçe Dublaj Casting: ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Rusya şokta: 1-0]]></title>
<link>http://ligozet.wordpress.com/2009/11/19/rusya-sokta-1-0/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 14:19:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>ligozet</dc:creator>
<guid>http://ligozet.wordpress.com/2009/11/19/rusya-sokta-1-0/</guid>
<description><![CDATA[Play-Off rövanşlarında Rusya, büyük şok yaşadı. Slovenya&#8217;ya 1-0 kaybeden Ruslar, Afrika vizesi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><strong>Play-Off rövanşlarında Rusya, büyük şok yaşadı. Slovenya&#8217;ya 1-0 kaybeden Ruslar, Afrika vizesini rakibine kaptırdı. Fransa ecel terleri dökerek finallere gitmeyi başardı, Bosna ve Ukrayna evde kaldı.</strong></p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;"><img src="http://foto.fanatik.com.tr/test/423x238/fft1mm783340.jpg" alt="Futbol-Rusya şokta: 1-0" width="423" /></p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;">2010 yazında Güney Afrika’da düzenlenecek olan Dünya Şampiyonası Finalleri’ne katılacak 5 takım daha dün akşam yapılan maçların ardından belli oldu. Avrupa elemelerinde Play-Off rövanşlarında ilginç sonuçlar alındı. Gecenin en büyük sürprizini kendi sahasında Rusya’yı 1-0 yenen Slovenya gerçekleştirdi. Moskova’daki 2-1’lik yenilginin rövanşında Rusya’yı ağırlayan Slovenya, zaferi getiren tek golü 44’te Dediç’le buldu.</p>
<p><strong>Hiddink 4. finalini kaçırdı!</strong><br />
67. dakikada Kherzhakov’un atılmasıyla 10 kişi kalan Rusya’da 90. dakikada da Zhirkov kırmızı kart görünce, Guus Hiddink’in ekibi mücadeleyi 9 kişi tamamlamak zorunda kaldı. Rus ekibinin teknik direktörü Hiddink, bu yenilginin ardından Avustralya ve Güney Kore’den sonra, Rusya’yı ikinci kez Dünya Kupası Finalleri’ne götürme fırsatını kaçırdı. Hollandalı teknik adam dün gece mutlu sona ulaşsaydı 4. kez finallerde boy gösterme başarısına sahip olacaktı. İlki 0-0 berabere biten Ukrayna-Yunanistan eşleşmesinde de gülen taraf konuk ekip oldu. Otto Rehhagel’in çalıştırdığı Yunanistan’ın tek sayısını 31’de Salpingidis attı.</p>
<p><strong>Henry’den elle asist!</strong><br />
Grubumuzda ikinci olarak play-off oynama hakkı kazanan Bosna Hersek ise ilk maçta deplasmanda 1-0 yenildiği Portekiz’e evinde de aynı skorla mağlup oldu. Portekiz’in golünü 56’da Meireles atarken, Bosna’da 78’de Salihoviç kırmızı kart görerek, takımını 10 kişi bıraktı. Fransa da kabus gördüğü İrlanda maçında kupa vizesini son anda aldı. 1-0 sona eren ve uzatmalara giden karşılaşmada Henry’nin elini kullanarak yaptığı asistle topu ağlara gönderen Gallas skoru belirledi: 1-1. Gecenin bir diğer önemli mücadelesinde de Cezayir, Sudan’da oynanan karşılaşmada Mısır’ı tek golle devirmeyi başardı.</p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;"><strong>İşte Afrika vizesi alan 32 takım</strong></p>
<p style="text-align:center;">Danimarka<br />
Almanya<br />
İspanya<br />
İngiltere<br />
Sırbistan<br />
İtalya<br />
Hollanda<br />
İsviçre<br />
Slovakya<br />
Portekiz<br />
Yunanistan<br />
Fransa<br />
Slovenya<br />
Güney Afrika<br />
Gana<br />
Fildişi Sahilleri<br />
Kamerun<br />
Nijerya<br />
Cezayir<br />
Avustralya<br />
Japonya<br />
Güney Kore<br />
Kuzey Kore<br />
Yeni Zelanda<br />
ABD<br />
Meksika<br />
Honduras<br />
Brezilya<br />
Paraguay<br />
Şili<br />
Arjantin<br />
Uruguay</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gladyo: Biraderlerin vurucu g&uuml;c&uuml;]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/19/gladyo-biraderlerin-vurucu-gc/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 07:49:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/19/gladyo-biraderlerin-vurucu-gc/</guid>
<description><![CDATA[NATO&#8217;nun İtalya&#8217;daki biriminin ismi Latince&#8217;de ‘kısa kılıç&#8217; anlamına gelen G]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img style="border-bottom:0;border-left:0;display:inline;border-top:0;border-right:0;" title="gladyo" border="0" alt="gladyo" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/gladyo.jpg?w=240&#038;h=240" width="240" height="240" /> </p>
<p>NATO&#8217;nun İtalya&#8217;daki biriminin ismi Latince&#8217;de ‘kısa kılıç&#8217; anlamına gelen Gladyo olarak nitelenirken, bu isim daha sonra NATO&#8217;nun cephe gerisi operasyonlarının genel ismi olarak anıldı. Suikast ve sabotaj düzenleme, kaos çıkarma, düşman ülkelerdeki Komünizm karşıtı ya da ayrılıkçı hareketleri örgütleyerek düşmanı zayıflatma gibi amaçlarla kurulan Gladyo doğrudan Amerikan istihbarat örgütü CIA tarafından finanse edilip eğitildi. İşte Gladyo&#8217;nun bilinmeyenleri:</p>
<p> <!--more-->
<p><strong>HAZIRLAYAN: MEHMET NEDİM ASLAN     <br /></strong>    <br />İkinci Dünya Savaşı sırasında Hitler&#8217;e karşı ittifak kuran Sovyetlerin başını çektiği Doğu Bloku ve kendisini ‘Özgür Dünya&#8217; olarak nitelendiren ve başını ABD&#8217;nin çektiği Batı dünyası Yalta&#8217;da bir araya geldiğinde çok az kişi aslında bir araya gelenlerin düşmanlar olduğunu düşünüyordu. Savaş sona ermişti ancak teamüller gereği galip devletler ile mağlupların oturup anlaşması yerine, galipler, ABD, SSCB ve İngiltere, bir araya gelerek dünyanın paylaşımını görüştü. İngiltere Başbakanı Winston Churchill&#8217;in de hazır bulunduğu Yalta adasında ABD Başkanı Franklin Roosevelt ve SSCB lideri Josef Stalin dünyayı paylaşırken, birbirlerinin alanlarına müdahale etmeme üzerine de anlaştı.    </p>
<h1><strong>DÜŞMANLAR YENİ BİR SAVAŞ İÇİN ANLAŞTI</strong></h1>
<p>İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın sona ermesinden hemen sonra yapılan Yalta Konferansı&#8217;nda dünyanın paylaşılması kararı, bir anlamda yeni bir savaş anlamına geliyordu. Milyonlarca insanın hayatını kaybettiği ve Avrupa&#8217;nın neredeyse yerle bir olduğu İkinci Dünya Savaşı Almanya ve müttefiklerinin yenilgisiyle sona ererken, Nazi tehdidinin ortadan kaldırılmasıyla geleceği umut edilen barış yerini bir kez daha 45 yıl sürecek bir ‘savaşa&#8217; bıraktı. Adına Soğuk Savaş denilen ve 1990 yılına kadar süren ‘gerilim siyaseti&#8217;, hem Sovyetler&#8217;in himayesindeki Doğu Bloku&#8217;nu hem de ABD&#8217;nin himayesindeki adına ‘Özgür Dünya&#8217; denilen ülkeleri birbirlerine karşı savunmaya itti. </p>
<p></p>
<h1><strong>NATO&#8217;YA KARŞI VARŞOVA KURULDU</strong></h1>
<p>Batı Avrupa ülkeleri Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Fransa ve İngiltere&#8217;nin1948 yılında imzaladığı Brüksel Anlaşması ile olası bir Sovyet işgaline karşı ortak hareket etme kararı alırken, böyle bir ortaklığa ABD&#8217;nin de dahil edilmesinin Avrupa&#8217;yı daha da güçlendireceği görüşü benimsendi. Brüksel Anlaşması&#8217;na imza atan ülkeler Amerika&#8217;da bir araya gelerek ABD&#8217;nin katılımıyla 1949 yılında NATO&#8217;yu kurdu. NATO&#8217;nun kurulması, Sovyetler&#8217;in başını çektiği Doğu Bloku ülkelerini de harekete geçirdi ve Batı Almanya&#8217;nın NATO&#8217;ya katılmasını fırsat bilen Doğu Bloku, Polonya&#8217;nın başkenti Varşova&#8217;da bir araya gelerek 1955&#8242;te Varşov Paktı&#8217;nı (Dostluk, İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşması) kurdu.</p>
<h1><strong>NATO&#8217;NUN CEHPE GERİSİNDEKİ GÜÇLERİ</strong></h1>
<p>Savaş (İkinci Dünya Savaşı) sonrası ortaya çıkan ‘her an savaş olabilir&#8217; durumunun teyakkuze geçirdiği taraflar tam 45 yıl boyunca perde arkasında büyük bir mücadele yürüttü. Batı Avrupa&#8217;da Komünist ve diğer sol partilerin güçlenmesi, Sovyet tehdidi olarak algılanırken NATO bu tehdidi bertaraf etmek için kendi bünyesinde her ülkede özel birimler oluşturdu. Sovyet işgaline karşı cehpe gerisinde bir direniş başlatmak amacıyla ABD ve İngiltere tarafından kurulan adına ‘Stay-Behind&#8217; denilen kontrgerilla yapılanması NATO&#8217;ya üye ülkelerin hepsinde farklı isimler altında yeniden organize edildi.    </p>
<h1><strong>SUİKAST, KAOS ÇIKARMA, CEHPE GERİSİNİ ÖRGÜTLEME</strong></h1>
<p>Örgütün İtalya&#8217;daki biriminin ismi Latince&#8217;de ‘çift başlı kılıç&#8217; anlamına gelen Gladyo olarak nitelenirken, bu isim daha sonra NATO&#8217;nun cephe gerisi operasyonlarının genel ismi olarak anıldı. Suikast ve sabotaj düzenleme, kaos çıkarma, düşman ülkelerdeki Komünizm karşıtı ya da ayrılıkçı hareketleri örgütleyerek düşmanı zayıflatma gibi amaçlarla kurulan Gladyo doğrudan Amerikan istihbarat örgütü CIA tarafından finanse edilip eğitildi. </p>
<h1><strong>GRAMSCİLERİN MUSSOLİNİ&#8217;DEN İNTİKAMI</strong></h1>
<p>Tüm NATO ülkelerinde başta içerideki düşmana yakınlık gösterebilecek unsurları (Komünist partiler ve sol dernekler)kontrol eden ve NATO bünyesinde CIA tarafından yönetilen bu örgütlerin en çok konuşulanı İtalya&#8217;daki Gladyo örgütü. İkinci Dünya Savaşı öncesind Duçe lakaplı Benito Mussolini, İtalya&#8217;da aralarında Antonio Gramsci&#8217;nin de bulunduğu Komünist Parti yöneticileri ve üyelerini sert bir şekilde bastırırken, Komünistler bu sefer savaş sırasında kaçan Mussolini&#8217;yi idam ederek intikamlarını almıştı. Sol-sağ ayrışmasının en keskin olarak görüldüğüülkelerden biri olan İtalya&#8217;da İkinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra yıkılan Fazişm&#8217;den sonra güçlenen Komünist partiler, ABD tarafından SSCB&#8217;nin İtalya&#8217;daki uzantıları olarak değerlendirildi. İtalya&#8217;da kurulan Gladyo, bu sebeple sadece olası Sovyet işgaline karşı cephe gerisindeki faaliyetlerinin dışında, içerideki ‘düşmanın&#8217; güçlenmesini önlemek için iç politikada büyük bir rol oynadı. </p>
<h1><strong>‘28 ŞUBAT STRATEJİSİ&#8217; OLUŞTURULDU</strong></h1>
<p>İlk defa 1953 yılında İtalyan Savunma Bakanlığı bünyesinde oluşturulan NATO&#8217;ya bağlı Gladyo, 1970&#8242;lı yıllarda Komünistlerin yükselen desteğiyle İtalyan siyasetine yön vermek amacıyla Türkiye&#8217;deki 28 Şubat ve 2007 Temmuz seçimleri öncesi üretilen “Gerilim Stratejisi” planı benzeri planlar devreye sokuldu. 1920&#8242;li yıllarda Mussolini&#8217;nin 1937 yılında ölene kadar hapiste tuttuğu Komünist Parti lideri Antonio Gramsci&#8217;nin “Hegemonya” kavramıyla ortaya koyduğu toplum mühendisliği çalışmaları ekonomiden, siyasete, sivil toplum örgütlerine kadar tüm kurumlar üzerinde Gladyo eliyle gerçekleştirildi.    </p>
<h1><strong></strong></h1>
<h1><strong>BAŞBAKAN, GLADYO&#8217;NUN VARLIĞINI KABUL ETTİ</strong></h1>
<p>İtalya&#8217;da 1970&#8242;li yıllarda meydana gelen bombalama olayları, Başbakan Aldo Moro&#8217;nun Kızıl Tugaylar isimli sol bir örgüt tarafından kaçırılıp öldürülmesi olayı (1978), Bologna tren istasyonundaki bombalama olayı (1980) hep Gladyo ile irtibatlandırıldı. İtalya&#8217;da siyaset-mafya ve faili meçhul cinayetleri araştıran Yargıç Felice Casson&#8217;un Roma&#8217;daki askeri istihbarat arşivinde elde ettiği belgelerde varlığı resmileştirilen Gladyo, 24 Ekim 1990 yılında dönemin Başbakanı Giulio Adreotti tarafından da kabul edildi. 7 defa İtalyan Başbakanlığı yaparak bu alandaki rekoru Süleyman Demirel ile paylaşan Andreotti, parlamentoda yaptığı açıklamada İtalya&#8217;nın NATO&#8217;nun cehpe gerisindeki ‘Stay Behind&#8217; ordusuna sahip tek ülke olmadığını itiraf etti. Andreotti aynı zamanda İtalya&#8217;da hükümet olan herkesin Gladyo&#8217;nun varlığı konusunda bilgilendirildiğini de söyledi.     </p>
<h1><strong></strong></h1>
<h1><strong>OLAĞANÜSTÜ HAL İLAN ETMEK İÇİN BOMBALI SALDIRI DÜZENLEDİLER</strong></h1>
<p>Andreotti&#8217;nin açıklamalarıyla ilk defa devlet tarafından varlığı kabul edilen Gladyo, İtalya&#8217;da 1990&#8242;lara kadar işlenen birçok siyasi cinayet ve bombalama olayıyla irtibatlandırıldı. Gladyo&#8217;nun İtalya&#8217;da Soğuk Savaş dönemi boyunca izlediği “Gerilim Stratejisi” ilk defa 1964&#8242;te “Operation Solo” ismi verilen sessiz bir darbeyle General Giovanni de Lorenzo Sosyalist bakanların hükümetten ayrılmak zorunda bırakmasıyla uygulamaya konuldu. 1969 yılında Milan&#8217;ın Piazza Fontana bölgesindeki Milli Tarım Bankası&#8217;na yönelik faşist grupların gerçekletirdiği bombalama eyleminin CIA destekli bir Gladyo operasyonu olduğu belirlendi. Bombalama olayında 17 kişi hayatını kaybederken, 88 kişi yaralanmıştı. Bombalama olayından çok daha sonra itiraflarda bulunan dönemin Avanguardia Nazionale isimli neo-faşist hareketin üyelerinden Vincenzo Vinciguerra, bombalamanın amacının siyasi ve askeri otoriteyi olağanüstü hal ilan etmeye zorlamak amaçlı olduğunu söyleyecekti.     </p>
<h1><strong></strong></h1>
<h1><strong>P2 MASON LOCASI DEVREYE GİRİYOR</strong></h1>
<p>Piazza Fontana olayından bir yıl sonra İkinci Dünya Savaşı&#8217;nda İtalyan ordusunda komutanlık yapmış olan ve Mussolini taraftarlarınca ‘kahraman&#8217; olarak görülen Junio Velrio Borghese başarısız bir darbe girişiminde bulundu. Darbenin başarısız olmasından sonra Borghese İspanya&#8217;ya kaçarken, olayla ilgili olarak tanıkların ifadelerinde Borghese&#8217;nin darbe planı için P2 Mason Locası lideri Licio Gelli ve Sicilya mafyası ile işbirliği yaptığı öne sürüldü. 1972 yılında Peteano köyü yakınlarındaki bir bombalama olayında 3 polis hayatını kaybetti ve bu olayı olayda kullanılan patlayıcılar dikkate alındığında Kızıl Tugaylar isimli örgütün yaptığı açıklandı. Ancak olayı araştıran Savcı Felice Casson 1984&#8242;te bombalama olayından sonra polisin olayın üzerini örttüğünü ve Kızıl Tugaylar&#8217;ın kullandığı patlayıcılar kulllandığına dair açıklamaların gerçek dışı olduğunu ortaya çıkardı.     </p>
<h1><strong></strong></h1>
<h1><strong>İSTİHBARAT SERVİSİ YARDIM ETTİ</strong></h1>
<p>Olayı gerçekleştiren Komünizm karşıtı faşist bir örgütlenme olan Avanguardia Nazionale&#8217;nin üyesi Vincenzo Vinciguerra tarafından gerçekleştirildiği ve olaydan hemen sonra Vinciguerra&#8217;nın İspanya&#8217;ya kaçmasında İtalyan gizli servisinin yardım ettiği belirlendi. 1984&#8242;teki duruşmasında Vinciguerra, Peteano katliamının nasıl gerçekleştirildiğini ve olayın devletin içindeki Gladyo yapılanmasının nasıl organize ettiğini detaylarıyla anlattı.     </p>
<h1><strong></strong></h1>
<h1><strong>P2 MASON LOCASI ÜYESİ TUTUKLANDI</strong></h1>
<p>“Gerilim Stratejisi”nin en yoğun yaşandığı İtalya&#8217;da Peteano saldırısından iki yıl sonra gerçekleştirilen katliamda Gladyo&#8217;nun P2 locası ayağını deşifre etti. 1974&#8242;te Italicus Express treninde 12 kişinin öldüğü bombalama olayı ile Brescia kentinde gerçekleştirilen ve 8 kişinin öldüğü Piazza della Loggia bombalama olayları, askeri istihbarat lideri ve P2 Mason locası üyesi Vito Miceli&#8217;nin tutuklanmasına sebep oldu. Miceli, devlete karşı komplo kurma suçlamasıyla tutuklandı.     </p>
<h1><strong></strong></h1>
<h1><strong>BAŞBAKAN ALDO MORO&#8217;NUN ÖLDÜRÜLMESİ </strong></h1>
<p>Bombalama olayları ve suikastlerle çalkalanan İtalya belki de en dramatik olaylarından birini 1978 yılında yaşadı. 1976 yılı seçimlerinde yüzde 34 oranında oy alarak büyük başarı elde eden İtalyan Komünist Partisi ile adına ‘Tarihi Uzlaşma&#8217; adı verilen uzlaşmayı sağlayan Hıristiyan Demokrasi Partisi lideri Başbakan Aldo Moro, 16 Mart 1978 yılında Kızıl Tugaylar örgütü tarafından kaçırıldı. Kaçırıldıktan sonra süren görüşmelerde serbest bırakılacağı düşünülen Moro, Mayıs 1978&#8242;de öldürüldü ve cesedi bir arabanın bagajında partisinin Roma&#8217;daki merkezi yakınlarında bulundu.     </p>
<h1><strong></strong></h1>
<h1><strong>GLADYONUN BAŞINDA BİR MASON</strong></h1>
<p>İtalyan askeri istihbaratı, Moro&#8217;nun öldürülmemesi karşılığında 16 arkadaşlarının serbest bırakılmasını isteyen Kızıl Tugaylar&#8217;ı dinlemedi ve aksine örgüte yönelik baskınlar düzenledi. Moro&#8217;nun öldürülmesinden sonra P2 Mason Locası&#8217;nın üyesi olan İtalyan gizli servisinin lideri ihmalkarlıkla suçlandı. Moro&#8217;nun öldürülmesiyle ilgili araştırma yapan Gazeteci Mino Pecorelli, Aldo Moro&#8217;nun kaçırılmasının devlet için gizli örgütün izin verdiğini söyledi.    </p>
<h1><strong></strong></h1>
<h1><strong>BAĞLANTILARI ORTAYA ÇIKARAN GAZETECİ ÖLDÜRÜLDÜ</strong></h1>
<p>Moro&#8217;nun kaçırılıp öldürülmesi ile Gladyo arasında bağlantılar ortaya çıkaran Gazeteci Pecorelli de bir yıl sonra öldürüldü. Dönemin Başbakanı Giulio Andreotti&#8217;nin emriyle öldürüldüğü iddia edilen Pecorelli ismi P2 Mason Locası&#8217;nın eski liderlerinden Licio Gelli&#8217;nin listesinde bulundu. Pecorelli suikastinin emrini verdiği gerekçesiyle 2002 yılında 20 yıl hapse mahkum edilen eski Başbakan Giulio Andreotti&#8217;nin cezası yüksek mahkeme tarafından temyiz edildi ve Andreotti hapis yatmaktan kurtuldu.     </p>
<h1><strong></strong></h1>
<h1><strong>BOLOGNA TREN İSTASYONU KATLİAMI VE P2 LİDERİNİN TUTUKLANMASI</strong></h1>
<p>İtalya, Aldo Moro&#8217;nun öldürülmesinin şokunu yaşarken iki yol sonra bu sefer Bologna tren istasyonuna konulan bombanın infilak etmesi sonucu 85 kişi hayatını kaybetti. Parlamentoda terör üzerine kurulan komisyonu, yaptığı araştırmada kanlı olayın Gladyo&#8217;ya uzandığı sonucunu ortaya koydu. 1995 yılında Nuclei Armati Revoluzionari isimli neo-faşist bir örgütün üyeleri Valerio Fioravanti ve Francesca Mambro ömür boyu hapse mahkum edildi. Olayla ilgili olarak P2 Mason Locası&#8217;nın lideri Lici Gelli de soruşturmayı başka tarafa yönlendirdiği gerekçesiyle hapis cezası aldı.     </p>
<h1><strong></strong></h1>
<h1><strong>MORO&#8217;NUN MEKTUPLARINI BULAN GENERAL ÖLDÜRÜLDÜ </strong></h1>
<p>Aldo Moro suikasti ve Bologna bombalamalarıyla çalkalan İtalya 1982 yılında da Aldo Moro&#8217;nun Gladyo&#8217;ya ilişkin mektuplarını bulan ve 1979&#8242;da öldürülen Gazeteci Mino Pecorelli&#8217;nin öldürüleceği iddiasında bulunduğu General Alberto Dalla Chiesa da bir suikaste kurban gitti. 1990 yılında dönemin Başbakanı Giulio Andreotti&#8217;nin varlığını kabul ettiği ve NATO üyesi tüm ülkelerde benzeri yapılanmaların olduğunu itiraf ettiği Gladyo, diğer ülkelerde farklı isimler adı altında örgütlendi.     </p>
<h1><strong></strong></h1>
<h1><strong>DİĞER AVRUPA ÜLKELERİNDEKİ GLADYO TİPİ YAPILANMALAR</strong></h1>
<p>Gladyo&#8217;nun İtalya&#8217;da deşifre olmasıyla birlikte diğer Avrupa ülkelerindeki benzeri yapılanmalar da hükümetler eliyle sessiz bir şekilde dağıtıldı. Belçika&#8217;da askeri istihbarat servisi SGR, Yunanistan&#8217;ta Operation Sheepskin, Fransa&#8217;da Rainbow (Plan Pleu olarak başlamıştı), Danimarka&#8217;da Absalon isimleriyle örgütlenen NATO&#8217;nun cephe gerisi yapılanmaları İngiltere, Almanya, İspanya, Portekiz, Avusturya, Norveç&#8217;te istiharat örgütleri bünyesinde çalıştı. NATO&#8217;nun Türkiye&#8217;deki Gladyo benzeri örgütlenmesinin Özel Harp İdaresi olduğu iddia edilirken, örgütün kod isminin Ergenekon olduğu belirtiliyor.     </p>
<h1><strong></strong></h1>
<h1><strong>AVRUPA PARLAMENTOSUNUN GLADYO KARARI</strong></h1>
<p>İtalya ve diğer Avrupa ülkelerinde deşifre olan Gladyo 22 Kasım 1990 yılında Avrupa Parlamentosu&#8217;nda alınan bir kararla kınandı ve tam bir soruşturma yapılması istendi. Kararda, 40 yıl boyunca mevcut istihbarat örgütlerine paralel olarak Avrupa Topluluğu üyesi ülkelerde gizli örgütlenmelerin olduğu ve bu örgütlerin demokratik kontrolden kaçtığı belirtilerek, bu örgütlerin ABD ve NATO tarafından kontrol edildiği kaydedildi. Tüm üye ülkelerdeki bu illegal yapılanmaların ortadan kaldırılması çağrısı yapılan kararda, NATO, ABD ve Avrupa Topluluğu üyesi ülkeler nezdinde soruşturma yapılması çağrısı yapıldı. Avrupa Parlamentosu&#8217;nun 19 yıl önce almış olduğu bu karar tam olarak yerine getirilmiş değil.     </p>
<h1><strong></strong></h1>
<h1><strong>GLADYO VE MASON LOCASI İLİŞKİSİ</strong></h1>
<p>İtalya&#8217;daki Gladyo itiraflarından sonra diğer Avrupa ülkelerindeki benzeri örgütlerin varlığı kabul edildi ve bu örgütler Sovyetler&#8217;in yıkılmasından sonra sessiz bir şekilde dağıtıldı. Gladyo üzerine birçok kitap yazmış ve araştırma yapmış olan İngiliz Gazeteci Philip Willan&#8217;a göre 1990&#8242;lardan sonra Gladyo&#8217;nun ortadan kalktı. P2 Mason Locası ve Gladyo arasındaki ilişkiyi sorduğumuz ünlü Gazeteci Willan, her iki örgütün de gizli olduğunu ve Gladyo&#8217;nun başındaki asker ve istihbarat yöneticilerinin Mason olduğunu ifade ediyor.     </p>
<h1><strong></strong></h1>
<h1><strong>MASON LOCASININ EN ETKİLİ GAZETEYİ KONTROLÜ </strong></h1>
<p>Gladyo&#8217;nun gün ışığına çıkarılması konusunda medyanın İtalya&#8217;da önemli bir rol oynadığına işaret eden Willan, aynı şekilde Gladyo&#8217;nun gün yüzüne çıkarılmaması için de başka medya gruplarının çalışmasına dikkat çekiyor: “Medya, birkaç dürüst ve zeki savcıyla birlikte İtalya&#8217;daki Soğuk Savaş döneminin komplolarını gün ışığına çıkarma konusunda önemli bir rol oynadı. La Unita, Paese Sera, La Republica ve L&#8217;Espresso gibi gazete ve dergiler, işlenen birçok suçun kamuoyunun gündemine taşınmasında önemli rol oynadı. Aynı şekilde medyanın bu konudaki önemi P2 Mason locası tarafından da kavrandı ve loca İtalya&#8217;nın en etkili gazetesi olan Corriera della Sera&#8217;nın kontrolünü ele aldılar. Medyada kendilerine yakın bir gazeteciler ağı kurdular. P2 Locası&#8217;nın medya ve yargı üzerindeki kontrolü nedeniyle gerçeklerin ortaya çıkmasını geciktirdi ve bu yüzden hala tam olarak ne olduğu konusunu tam olarak bilmiyoruz” dedi.     </p>
<h1><strong></strong></h1>
<h1><strong>GLADYO VE P2 MASON LOCASI: GÖRÜNMEZ BİRER ORDU</strong></h1>
<p>P2 Mason Locası ile Gladyo arasındaki ilişkiye dair olarak Willan, her ikisinin gizli bir yapılanmaya sahip olduğunu ve bu ikisi arasındaki ilişkinin tam olarak açığa çıkarılmadığını kaydediyor: “Her iki organizasyon da Komünizm karşıtıydı. P2 Locası&#8217;nın Gladyo üzerinde büyük etkisi olduğu büyük bir ihtimal. Çünkü, askeri ve istihbarat örgütünün yöneticileri locanın üyesiydiler. P2 Locası&#8217;nın başındaki eski isim Licio Gelli ile röportaj yaptığımda bana, ‘Her ikisi de görülmez birer ordu&#8217; demişti. Yine aynı şekilde Gladyo&#8217;da görevli bulunanlardan bazılarının Benito Mussolini&#8217;nin destekçileri ve İspanya İç Savaşı&#8217;nda General Franco için gönüllü savaşmış kimseler olduğunu söylemişti.”    <br /><strong><a href="http://habervaktim.com/haberoku.php?id=25945">ERGENEKON: MASONLUĞUN KILINCI-TIKLAYINIZ</a></strong>    <br /><strong>HABERVAKTİM/ÖZEL</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Türkiye bizi Batı'ya bağlayan bir köprü"]]></title>
<link>http://blackdark.wordpress.com/2009/11/19/turkiye-bizi-batiya-baglayan-bir-kopru/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 04:21:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>blackdark</dc:creator>
<guid>http://blackdark.wordpress.com/2009/11/19/turkiye-bizi-batiya-baglayan-bir-kopru/</guid>
<description><![CDATA[SABAH&#8217;a konuşan Irak İslami Yüksek Konseyi Başkanı El Hekim &#8220;Demokratik deneyiminiz bizi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[SABAH&#8217;a konuşan Irak İslami Yüksek Konseyi Başkanı El Hekim &#8220;Demokratik deneyiminiz bizi]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İstanbul'u işgalden Japonya kurtarmış]]></title>
<link>http://lagaluga41.wordpress.com/2009/11/18/istanbulu-isgalden-japonya-kurtarmis/</link>
<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 09:33:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>yvzblog</dc:creator>
<guid>http://lagaluga41.wordpress.com/2009/11/18/istanbulu-isgalden-japonya-kurtarmis/</guid>
<description><![CDATA[Eski SSCB lideri Jozef Stalin&#8217;in 2. Dünya Savaşı&#8217;nda Türkiye&#8217;ye yönelik gizli oper]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://lagaluga41.wordpress.com/files/2009/11/stalin.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-113" title="stalin" src="http://lagaluga41.wordpress.com/files/2009/11/stalin.jpg?w=280" alt="" width="200" height="270" /></a>Eski SSCB lideri Jozef Stalin&#8217;in 2. Dünya Savaşı&#8217;nda Türkiye&#8217;ye yönelik gizli operasyon iddialarına bir yenisi eklendi. Eski KGB ajanı, Stalin&#8217;in işgal planına karşı ABD&#8217;nin Japonya&#8217;ya nükleer bomba attığını ileri sürdü<!--more--><br />
Eski Sovyet istihbarat emekli yarbayı ve istihbarat tarihçisi İgor Atamanenko, bir makalesinde şunları yazdı: &#8220;Kızıl Ordu 1941&#8242;de İran&#8217;a girdi. Çünkü Sovyet askeri istihbaratına ulaşan bilgilere göre Türkiye Güney Kafkasya&#8217;yı işgal etmek için Ermenistan sınırında yaklaşık 1 milyon askerini bekletiyordu. Ankara işgalini, Nazi Almanyası&#8217;nın Moskova&#8217;yı ele geçirmesinden sonra yapmayı kararlaştırdı.&#8221;</p>
<p>Atamanenko, savaşın sonlarına doğru Stalin&#8217;in İran&#8217;dan İstanbul&#8217;a kadar bir operasyon yapmayı ve boğazları da ele geçirmeyi planladığını yazdı. Atamanenko, &#8220;Stalin&#8217;in planlarında İstanbul&#8217;un tarihi ismi Konstantinopol&#8217;un iade edilmesi önemli yer tutuyordu&#8221; dedi.</p>
<p>Bunun üzerine ABD Başkanı Harry Truman&#8217;ın ABD&#8217;nin sıradan olmayan kitle imha edici bir silah icat ettiğini duyurduğunu anlatan Atamanenko, şöyle devam etti: &#8220;Nazi Almanyası&#8217;nın teslim olmasının ardından Stalin&#8217;in sakin tepki vermesi Truman&#8217;ı endişelendirdi ve Japonya&#8217;ya nükleer bomba atılması talimatını verdi. Stalin duyduğu zaman odasında gidip gelmeye başladı, sönen piposunu tekrar yakmaya çalıştı, kibrit tanelerini kırdı. Sonunda piposunu masaya bıraktı ve suskun kalan Politbüro üyelerine seslenerek, &#8220;İstanbul seferini iptal ediyoruz&#8230; İyi zamanlara kalsın. Türkler ise Japonlara teşekkür etsin. Onlar Türkler için kendilerini feda etti. Tamam bitti. Kurçatov&#8217;u (İgor Kurçatov ilk Sovyet nükleer bombasını icat eden bilimadamı) hemen yanıma çağırın!&#8221; dedi.</p>
<p>(sabah)</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Albüm kapağı nasıl yapılır? Bakınız: Jay-Z / Blueprint 3]]></title>
<link>http://bolkafasi.wordpress.com/2009/11/18/album-kapagi-nasil-yapilir-bakiniz-jay-z-blueprint-3/</link>
<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 09:31:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>fundu2008</dc:creator>
<guid>http://bolkafasi.wordpress.com/2009/11/18/album-kapagi-nasil-yapilir-bakiniz-jay-z-blueprint-3/</guid>
<description><![CDATA[Jay-Z&#8217;nin 2009 Eylül ayında çıkan, &#8220;Blueprint&#8221; üçlemesinin sonuncusu, Blueprint 3,]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignnone size-full wp-image-346" title="blueprint-3" src="http://bolkafasi.wordpress.com/files/2009/11/blueprint-3.jpg" alt="" width="450" height="450" /></p>
<p>Jay-Z&#8217;nin 2009 Eylül ayında çıkan, &#8220;Blueprint&#8221; üçlemesinin sonuncusu, Blueprint 3, Amerika&#8217;da satış rekorları kırdı. Bunun yanı sıra; albüm kapağı da bir &#8220;artwork&#8221; olarak büyük beğeni topladı. Uğraşılmış bir çalışma olduğu her halinden belli. Kapağın yapım aşaması videosunu izleyince bunu daha da iyi anlıyoruz. Buyrun izleyin, iyi seyirler.</p>
<p><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/2gn2ChBubX8&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' /><param name='allowfullscreen' value='true' /><param name='wmode' value='transparent' /><embed src='http://www.youtube.com/v/2gn2ChBubX8&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' type='application/x-shockwave-flash' allowfullscreen='true' width='425' height='350' wmode='transparent'></embed></object></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Domuz gribinin günlük hava şartlarıyla ilişkisi ve kış tahmini]]></title>
<link>http://hackerix.wordpress.com/2009/11/17/domuz-gribinin-gunluk-hava-sartlariyla-iliskisi-ve-kis-tahmini/</link>
<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 08:58:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>hackerix</dc:creator>
<guid>http://hackerix.wordpress.com/2009/11/17/domuz-gribinin-gunluk-hava-sartlariyla-iliskisi-ve-kis-tahmini/</guid>
<description><![CDATA[Domuz ya da klasik gribin belli hava sıcaklığı ve bağıl nem miktarında yayılabildiğini biliyor musun]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Domuz ya da klasik gribin belli hava sıcaklığı ve bağıl nem miktarında yayılabildiğini biliyor musunuz? Hürriyet Gazetesi yazarı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu 16 Kasım Pazartesi günü yayınlanan yazısında domuz gribi ile ilgili önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><a href="http://hackerix.wordpress.com/files/2009/11/9266950.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-3" title="9266950" src="http://hackerix.wordpress.com/files/2009/11/9266950.jpg?w=300" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p>İşte Kadıoğlu&#8217;nun o yazısı:</p>
<p>&#8221;Domuz ya da klasik gribin belli hava sıcaklığı ve bağıl nem miktarında yayılabildiğini biliyor musunuz?</p>
<p>Eğer bunu biliyorsanız gün be gün değişen hava şartlarıyla beraber hangi şehirlerimizde grip vakalarının artıp artmayacağını da tahmin edebilirsiniz. Belki de tatilinizi gribe uygun olmayan hava şartlarının bulunduğu yerlerde yapmak istersiniz!</p>
<p>“Grip” ya da “enfluenza”, bilindiği gibi Kuzey Yarımküre&#8217;de en çok kasımdan mart ayına kadar geçen soğuk dönemde görülür. Gerçekte enfluenza, kelimesi İtalyanca “influenza” kelimesinden türetilmiştir. Manası “kış mevsiminin hastalıklara etkisi” şeklindedir. Tipik olarak tüm dünyada her yıl 3-5 milyon grip vakası görülmekte ve bundan dolayı yarım milyon kişi ölmekte. Sadece ABD&#8217;de yılda ortalama 1.68 milyon kişi gripten hastaneye başvurmakta ve bunlardan 41 bini ölmekte.</p>
<p>Gribin neden kışın daha çok görüldüğünü açıklayan birçok görüş var. Örneğin kışın iç ortamlarda daha fazla vakit geçirdiğimiz için insanlararası daha yakın temas yüzünden virüs kolayca yayılıyor. Ya da mikroplara karşı doğal bir savunma mekanizması olan solunum yollarını kaplayan sümük salgısının kışın daha kuru olması sonucu virüs hücrelere daha kolay girebiliyor. Son çalışmalara göre ise esas neden; virüsün, soğuk ve kuru hava şartlarında daha kolay ve uzun yaşayabilmesidir. Bilim insanlarına göre sıcak havalarda virüsün dış kaplaması eriyor ve havadaki nem virüsün havada uzun süre kalmasını engelliyor. (Ama bunu nasıl yaptığı bilinmiyor.)</p>
<p>OKULLARDA YAYILMA HIZI AZALTILABİLİR</p>
<p>2007&#8242;de New York&#8217;daki Mount Sinai Tıp Fakültesi&#8217;nde yapılan bir araştırma, düşük sıcaklık ve bağıl nem miktarının geçerli olduğu koşullarda virüsün daha uzun süre yaşadığını ve daha kolay yayıldığını gösterdi. Bu çalışma, domuzlar arasında yayılabilmesinde bu virüs için en ideal hava sıcaklığının 5 derece santigrat ve bağıl nemin ise yüzde 20 olduğunu göstermiş. Virüsün 30 derece ve üzeriyle birlikte bağıl nemin yüzde 80 ve üzerinde olduğu hava şartlarında yayılamadığı görülmüştür.</p>
<p>Diğer bir deyişle Domuz gribi soğuk ve kuru hava şartlarında öksürme ve aksırmayla hızlı bir şekilde havadan yayılabilmekte. Sıcak ülkelerde ve havalarda ise virüs, daha çok el sıkışma, dokunma, öpmeyle, direkt temasla da bulaşabilmekte. Direkt temasın engellenmesi durumunda okul gibi yerlerde sürekli olarak oda sıcaklığının 20 derecenin ve bağıl nemin de yüzde 50&#8242;nin üzerinde tutulması halinde domuz gribinin yayılma hızı önemli ölçüde azaltılabilir.</p>
<p>YAĞIŞLI BİR KIŞ GELİYOR</p>
<p>Bu durumda ülkemizde önümüzdeki kış aylarının nasıl gececeği de önem kazanmakta. Uzun vadeli hava tahminlerine göre 2010 Martı&#8217;na kadar İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerimiz yüzde 40 oranda mevsim normallerinin üzerinde yağışa (ve dolayısıyla neme) sahip olacak. Bununla beraber 2010 Şubat ayına kadarki sürenin yarısında başta İç Anadolu olmak üzere Doğu, Güneydoğu ve Akdeniz bölgelerimizde hava sıcaklıkları mevsim normallerinin biraz üzerinde geçecek.</p>
<p>Unutmadan anlatayım: ABD&#8217;ye öğrenci olarak gidip üniversiteye kabul edilince kayıtta aşı problemiyle karşılaştım. Ya aşı kağıdımı verecektim ya da tüm aşıları tekrar olacaktım! “Bizim memlekette okula gelip aşı yapıyorlardı ama aşı defteri vermediler” dediysem de dinlemediler. Elime verdikleri formu doldururken “Aşı olmak inançlarıma aykırıdır” deme hakkına sahip olduğumu görünce hemen işaretledim. Bu sefer de, “herhangi bir salgın çıktığında kampüse girmemin yasak olduğu”nu bana tebliğ ettiler! Yani aşı olmama ve dilediği gibi virüsü yayma özgürlüğü yok. Şimdi Domuz gribi aşısı (yan etkileri olsa da) için gönüllüyüm! Sanki hastalandıktan sonra alınan ilaçların hiç yan etkisi yok&#8230;</p>
<p>Sağlık Bakanımız dünyaya örnek olan bir risk yönetimi çalışması gerçekleştirerek yurtdışından virüsün girişini engellemeye çalışmış, aşı bağlantılarını birçok ülkeden önce yapmış, hijyen ve aşı kampanyalarını başlatmıştır. Ben genellikle zor beğenir övgüden daha fazla eleştiri yaparım ama bakanın bu konudaki hakkını teslim etmek zorundayız. Özetle; herkes bir gün Domuz gribi olacaktır! Önemli olan onu mümkün olduğunca hafif atlatmaktır. Bunun için de şu anda eldeki en etkili silah aşıdır, aşı!..&#8221;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
