<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>agabeyim &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/agabeyim/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "agabeyim"</description>
	<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 12:23:55 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Birinin ne olacağı 3-4 yaşında bellidir]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2009/11/13/birinin-ne-olacagi-3-4-yasinda-bellidir/</link>
<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 15:12:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>listag</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2009/11/13/birinin-ne-olacagi-3-4-yasinda-bellidir/</guid>
<description><![CDATA[“Eşcinsel yakını olmak” yazı dizisi / Ümran Avcı / HaberTürk / 19 Ekim 2009 İstanbul Tıp Fakültesi P]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="attachment_257" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><img class="size-medium wp-image-257 " title="“Eşcinsel yakını olmak” yazı dizisi / Ümran Avcı / HaberTürk / 19 Ekim 2009" src="http://listag.wordpress.com/files/2009/11/haberturk.jpg?w=300" alt="“Eşcinsel yakını olmak” yazı dizisi / Ümran Avcı / HaberTürk / 19 Ekim 2009" width="300" height="234" /><p class="wp-caption-text">“Eşcinsel yakını olmak” yazı dizisi / Ümran Avcı / HaberTürk / 19 Ekim 2009</p></div>
<h2><strong>İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şahika Yüksel, eşcinsellik ve transseksüellikle ilgili bilinmeyenleri ve yanlış bilinenleri anlattı.</strong></h2>
<p><strong> </strong></p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p><strong>‘EŞCİNSELLİK HASTALIK DEĞİL”</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Eşcinsellik bir hastalık mıdır? </strong></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün hastalık sınıflandırmasına göre, eşcinsellik bir hastalık değil. Ne &#8220;hastalık&#8221; ne de &#8220;ruhsal hastalık&#8221; sınıflandırmasında &#8220;eşcinsellik&#8221; var. Bu 40 yıla yakın bir zamandır böyle.</p>
<p><strong>Neden hastalık gibi görünüyor veya bu şekilde ifade ediliyor? </strong></p>
<p>Toplumda tek tip insan isteniyor ve çoğunluk olanların &#8220;normal&#8221; olduğu söyleniyor. Eşçinsellerin oranı heteroseksüllerden daha az ama bu anormal oldukları anlamına gelmez. Çok olan normal, az olan anormaldir diye ifade edilirse sarışınların çok olduğu bir ülkede zen cilere anormal diyeceğiz. Eşcinsellik niye hastalık olarakdüşünülüyor? Toplumun yalnızca yüzde 10&#8242;u eşcinsel olduğu için değil. Toplum, cinsellik konusunda kendini diğer insanların bekçisi gibi görüyor.</p>
<p><strong>Eşcinseller cinsel yönelimlerini ailelerine itiraf edebiliyor mu?</strong></p>
<p>Şöyle bir gerçeklik var ki, kişi kendisinden başka bir şey olamaz. Yani karşı cinse yönelen insanlar heteroseksüeldir ve onları eşcinsel ya da transseksüel yapamazsınız. Eşcinseller için de bu geçerli.</p>
<p><strong>‘ADlNI KOYMAK ZAMAN ALIR’</strong></p>
<p>Bir kişinin ne olacağı 3-4 yaşlarında bellidir. Bunun adının konulması, kişinin kendisini keşfetmesi ve talep etmesi zaman alır. Bir çocuk 12-13 yaşında &#8220;Ben kadın bedenine sahip olmak istiyorum&#8221; diyorsa bir ruh sağlığı uzmanı eşliğinde takip edilmesinde yarar var. Çocuklar son derece akıllıdır ve genelde ailelerin kaldıramayacağı şeyleri onlara söylemezler. Onun için de kendi.cinsini beğendiğini ailelerine söylemeyecektir. İki nedenle söylemeyecektir: Bir, &#8220;Ailem çok sert. Bana kötü muamele edecekler&#8221;; iki, &#8220;Annem babam beni seviyor. Eşcinsel olduğumu öğrenirlerse çok üzülürler.</p>
<p><strong>Aileler gerçeği öğrendiklerinde ne yapıyor?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Üzülüyor ve önce kendilerini suçluyorlar; bir bölümü de çevreyi.</p>
<p>Bunun kötü anne, baba olmakla ilişkisi yok. Yetersiz anne babalar tabi ki çocuklarının gelişimini bozarlar ama cinsel kimliğini değiştirebilme yeterlilikleri yoktur.</p>
<p><strong>Ailelerin beklentisi ne?</strong></p>
<p>Daha okumuş, eğitimli ve bilime inanan aileler genellikle çocuklarına  karşı çok katı oluyorlar. Çünkü &#8220;Bilim var, tıp gelişti, istediğimizi yapar&#8221; diyorlar. Kendilerini ve çocuklarını hırpalıyor, manevi baskı uyguluyorlar.</p>
<p>Bizden bilgi almayagelip işbirliği yapan aileler, danışanların belki 20&#8242;de biri. Bir iki kere geliyor, mesajı beğenmeyip gidiyor. Piyasada &#8220;Eşcinselliği değiştiririm&#8221; diyen “profesyoneller” bulmaları mümkün.</p>
<p><strong>İNTiHAR ORANI YÜKSEK</strong></p>
<p><strong>Bu tür örnekler de cinsel yönelimi saklamaya itiyor.</strong></p>
<p>Bir çocuk ailesine söylemezse kendisini zorla değiştirecek doktorlara gıtmek durumunda kalıyor. Eşcinsel gençlerin ergenlik devresinde heteroseksüel gençlerden daha yüksek oranda intihar ettiğini biliyoruz. Yurtdışındaki çalısmalara göre, eşcinsel ergen, anne babasına açıklamışsa intihar riski daha fazla. Bu da aile baskısının ne kadar zarar verici olduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>‘Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin’</strong></p>
<p><strong>Ailelere mesajınız?</strong></p>
<p>Çocuğunuzu olduğu gibi kabul edin. Çocuğunuzu başka bir şey yapmak, başka bir cinsel kimliğe taşımak mümkün değildir. Çocuğuna destek olan aileler sayılı. Çocuk erkekse &#8220;Bir kadınla ilişkiye girerse erkekliği kabul eder&#8221; düşüncesi var.</p>
<p><strong>Transseksüel olmak için nasıl bir süreç var?</strong></p>
<p>Üçlü bir süreç var. Önce &#8220;Evet, bu bir transseksüeldir&#8221; diye bir değerlendirme lazım.</p>
<p>Transseksüelse ameliyat sonrasına hazırlanması lazım. Onun için hormon &#8211;kullanımı var. Doktor takibinde olması gerekir. Sonra da ameliyat ve nüfus cüzdanı değişimi geliyor.</p>
<p><strong>&#8216;Kadın olup tesettüre giren oluyor&#8217;</strong></p>
<p>Dini inançları kuvvetli kişilerede süreç daha zor olsa gerek. Kişi dindar olduğunda çok zorlanabiliyor. İnançları arttığı ölçüde intihar riski artıyor. Transseksüellerle ilgili iki ayrı şey var. Erkekten kadına geçen transseksüeller arasında &#8220;Ben dini bütün biriyim&#8221; deyip tesettüre girenler oluyor. Kadın olarak tesettürlüyken gelip erkek olarak gidenler de olabiliyor.</p>
<p><strong>Transseksüellik nedir?</strong></p>
<p>BAZI kişiler diyorlar ki, &#8220;Ben kadın bedeninde doğmuşum ama kendimi erkek hissediyorum&#8221; ya da , &#8220;Erkek bedeninde doğmuşum ama kendimi kadın hissediyorum&#8221; Bu, erken yaşlarda belirlenen bir durum.</p>
<p>Transseksüelitenin bugün ruhsal hastalıklar sınıflandırmasında bir yeri var. Diyorlar ki, &#8220;Tıbbi bir işlem yaparak beni erkekten 1 kadına cevirin.” Doktorların bunu yapabilmesi için kişinin doğduğu bedende yaşamasının ruh sağlığının bozulmasına neden olacağına karar vermesi lazım. Tıbbi müdahale süreci hormon tedavisi, psikolojik danışmanlık ve cerrahi müdahale şeklinde oluyor.</p>
<p><strong>“Eşcinsel yakını olmak” yazı dizisi / Ümran Avcı / HaberTürk / 19 Ekim 2009</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Oğlunun erkek sevgilisiyle tanıştı]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2009/10/20/oglunun-erkek-sevgilisiyle-tanisti/</link>
<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 12:19:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>selmaaa</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2009/10/20/oglunun-erkek-sevgilisiyle-tanisti/</guid>
<description><![CDATA[- Kaç çocuğunuz var? Biri kız, diğeri erkek iki çocuk. Oğlum eşcinsel. - Ne zaman ve nasıl fark etti]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>- Kaç çocuğunuz var?</strong><br />
Biri kız, diğeri erkek iki çocuk. Oğlum  eşcinsel.<strong></strong></p>
<p><strong>- Ne zaman ve nasıl fark ettiniz?</strong><br />
17  yaşındayken bir şeylerin ters gittiğini fark ettik.<br />
“Kız arkadaşın var mı?”  diyorduk ya susuyor ya da “İlla olması mı gerekiyor?” gibi yanıtlarla  geçiştiriyordu.<strong></strong></p>
<p><strong>- Kendi mi açıldı yoksa siz mi  sordunuz?</strong><br />
Bir gün konuşma kararı aldık. Okuldan eve geldi. 17  yaşındaydı. Önceleri “Hayır değilim” dedi. “Sen bizim evladımızsın. Ne olursa  olsun seni çok seviyoruz. Böyle bir şey varsa bizimle paylaş. Bu dünyanın sonu  değil. Bu dünyada her şeyin çaresi var” gibi cümlelerle onu rahatlatmaya  çalıştık. Sonunda “Evet, ben eşcinselim. Bunu kabul edeli 2 ay oldu”  dedi.<strong></strong></p>
<p><strong>- Tepkisi nasıldı itiraf ederken?</strong><br />
Ağlıyordu. Biz de  ağlıyorduk. Kalktık sarıldık çocuğumuza. “Tamam, ne olursan<br />
ol sen bizim  evladımızsın, her şeyimizsin. Bundan sonra ne yapacağımıza<br />
bakmamız lazım”  dedik. Durumu kabullenmişti ama nasıl baş edeceğini<br />
bilmiyordu. Hayatını  nasıl yürütecek, hayatın içinde nasıl yer alacaktı? “Bunun<br />
için yardım  almamız gerekiyor” dedik.<strong></strong></p>
<p><strong>- Gerçeği duyunca ne  hissettiniz?</strong><br />
Şok ve kayıp duygusu hissettim. Tanıdığımı, bildiğimi  sandığım çocuğumu<br />
kaybetmiştim. Aslında hayallerimi kaybetmiştim. Toplumun  bize dikte ettiği<br />
“Erkekse şöyle olmalı, kadınsa böyle olmalı” inancı  hâkimdi. Ben de eşim de<br />
başka türlüsünü düşünemiyorduk. Ertesi günü baktık,  çocuğumuz yine bizim<br />
çocuğumuz. Hiçbir şey değişmedi. “Neyi kaybettim?” diye  sorgulamaya başladım. Aslında toplumun koyduğu kurallar çerçevesinde bir çocuk  yetiştiriyor, hayatı da böyle algılıyormuşum. Ama gerçekler hiç de öyle değil.  Ailelerin çocuklarına acı çektirmeye hakları yok. (Sesi  titriyor)<strong></strong></p>
<p><strong>- Sonra?</strong><br />
Yardım almamız gerekiyordu. Zaten  çocuğumun da ihtiyacı varmış. Bir<br />
araştırma yapmış kendine göre. Bir telefon  numarası da bulmuştu. “Buraya gidelim anneciğim” dedi. Ertesi gün o psikoloğun  kliniğinde oturuyorduk. Oğlumun yüzündeki rahatlamayı görebiliyordum. Kaç aydır  gördüğüm gerginlik, huzursuzluk bitmişti<strong>.</strong></p>
<p><strong>- Ne kadar destek  aldınız?</strong><br />
Ben 3.5 ay kadar yardım aldım. Danışmanımız beni kendime  döndürmeye<br />
başladı. O zaman anladım bir sürü hayaller kurduğumu, o kayıp  duygusunu<br />
neden yaşadığımı. İçsel bir yolculuk yapmaya başladım. Oğlumla  birlikte biz<br />
de yeniden doğmaya başlamıştık.<strong></strong></p>
<p><strong>- Ya  oğlunuz?</strong><br />
Oğlum 1.5 yıl yardım aldı. Zaten kendini bulmuştu.  Ergenliğini yaşama ya başladı. Rahatlamıştı. Ailesine açıldıktan sonra kendisine  partner bulmaya başladı.<strong></strong></p>
<p><strong>- İsyan ettiniz mi hiç?</strong><br />
Tabi.  “Neden başıma geldi? Neden biz? Neden benim çocuğum?” diye isyan<br />
ettim.  Şoklar yaşarken bunları düşündüm.<strong></strong></p>
<p><strong>- Zor bir süreç&#8230;</strong><br />
Zor,  çok öğretici, çetin bir süreç. Şimdi geliyor eve, sevgililerini anlatıyor.  Gayet<br />
rahat konuşuyoruz. Tanışıyoruz. Yaradılışa inanıyorsan, seni de aynısı  yarattı, onu da aynısı yarattı. Nedir buradaki o zaman? Egolarımız,  benliklerimiz, gururlarımız&#8230;<strong></strong></p>
<p><strong>- Tanıştınız mı  partneriyle?</strong><br />
Elbette. Zaten bu durumla ilk yüzleşmemiz de  partnerinin gelişiyle oldu.<br />
Oğlum partnerini önce yardım aldığı kişiye  götürdü. Bir bayram öncesi oğlumun partneri bize gelmek, bizimle tanışmak  istediğini söyledi. İtiraf tan 6 ay sonra. “Hazır mısınız?” diye sorduda  nışanımız. “Tamam” dedik. Bir şeylere artık başlamak lazımdı. “Kabul ettim”  demekle iş bitmiyor. Uygulamak da gerekiyor. Getirdi arkadaşını. O da elinde  çiçekleriyle geldi, yavrum. Çok<br />
tatlı bir aile çocuğu. Çok sevdik onu  da.<strong></strong></p>
<p><strong>- Kızınızın erkek arkadaşını tanıştırmasından ne farkı  vardı?</strong><br />
Görüş farkı. Bir kızın yanında erkek olur, erkeğin yanında da  bir kız olmalı. Bu<br />
önyargıyı kırdığınızda, kolaylaşıyor. Koşulları kaldırınca  rahatlıyorsunuz. İnsanları olduğu gibi kabul ettiğiniz zaman her şey daha kolay  oluyor.<strong></strong></p>
<p><strong>- 10 yıl geçti? Neler oldu?</strong><br />
Oğlum artık bizimle  yaşamıyor. 1.5 yıl önce evini ayırdı. Saçı, sakalı var. Çok<br />
yakışıklı. Sanat  tasarımı fakültesinden mezun. Belgeseller çekiyor, sanatçıların arşivlerini  düzenliyor. Hayat bana kimseden bir şey beklememeyi öğretti. Oğlum bana çok şey  öğretti, öğretmenim oldu.<strong></strong></p>
<p><strong>- Eşcinseller genellikle entelektüel  oluyor. Yanlış bir gözlem mi?</strong><br />
Hayır, doğru. Çünkü toplum onları  reddediyor. Toplum unvan vermeyince,<br />
onaylamayınca ne yaparsın? Bilgilenerek  güçlenmek zorundasın.<strong></strong></p>
<p><strong>- Bu arada sizinle aynı durumda olan ailelere  yardım ediyorsunuz.</strong><br />
Geçen yıl Cinsel Eğitim Araştırma Tedavi Derneği  ile yurtdışındaki aileler le İtalya ’da buluştuk. Aynısını İstanbul’da hayata  geçirip bir aile grubu kurduk. Yeni ailelere destek oluyoruz.</p>
<p>- <strong>Ailelere  söylemek istediğiniz şeyler var mı?</strong><br />
Çok şey&#8230; Çocuklarımızı reddetme  lüksümüz yok. Anne baba çocuğuna acı<br />
çektirmemeli. Doğurduğumuz da “Sana  canımı veririm” deriz. Şimdi can verme zamanı. Onların yanında olma zamanı.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Oğlum, kızım oldu, sutyenini kendim taktım"]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2009/10/20/oglum-kizim-oldu-sutyenini-kendim-taktim/</link>
<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 12:12:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>Edaa</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2009/10/20/oglum-kizim-oldu-sutyenini-kendim-taktim/</guid>
<description><![CDATA[Hikâyeniz nasıl başladı? 2006’da işyerimde beyin anevrizması geçirdim. Su almaya mutfağa gittim, bar]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>Hikâyeniz nasıl başladı?</strong><br />
2006’da işyerimde beyin anevrizması  geçirdim. Su almaya mutfağa gittim, bardağımı çalkalarken damarım patladı.  Tıbbın benden umudu kesmesine rağmen, iki beyin ameliyatı geçirdikten sonra  yaşama yeniden bağlandım.</p>
<p><strong>Kaç çocuğunuz var?</strong><br />
İki.  Büyük oğlum 1986’lı. Avusturya’da okuyor. Viyana Teknik Üniversitesi’nde hem  endüstri makine hem de tıp fakültesini birlikte götürüyor. 1990’da “biyolojik  olarak erkek” bir çocuğumuz daha doğdu. Karadeniz’in küçük bir  kasabasında<br />
yaşıyordum. Çocuklarımın babası doktordu. Anlaşamadık çocuklarımı  aldım, “Bir tabak çorba parası kazanırım” deyip İstanbul’a geldim. Yıl 1997’ydi.  Lise mezunuydum, AÖF sınavlarına girdim, halkla ilişkiler bölümünü bitirdim.  Bilgisayar kursuna gittim. Sonra da sigortacılık mesleğini  öğrendim.</p>
<p><strong>Ve sigortacıda çalışırken beyin kanaması geçirdiniz.  Sonra?</strong><br />
Ameliyattan sonra evime geldim. Küçük çocuğum 16 yaşındaydı.  Karşıma geçip oturdu. Ağlıyordu. “Anne benim bedenim başka ben başkayım” dedi.  “Bu ne demek?” diye sordum. “Anne ben aslında kızım” dedi. Boşanmaktan, beyin  kanamasından, parasız kalmaktan daha  zor.</p>
<p><strong>Şok&#8230;</strong><br />
Hayatımı alt üst etti. Fakat  tedirginliğimi belli etmedim. “Merak etme ben bir çare bulurum” dedim. Sırtını  sıvazlayıp gönderdim. Sonra tıraşlı kafamı zor kaldırarak bilgisayarın önüne  oturdum.</p>
<p><strong>Ne olduğunu internetten mi  öğreneceksiniz?</strong><br />
Evet, çünkü ben transseksüel nedir bilmiyorum. Ben  asker çocuğuyum. Katı disiplin içinde büyümüşüm. “Bedenim başka ben başka”, “Ben  aslında kızım” laflarını google’a yazıp aradım. Sonra beş parasız, dört kredi  kartımla İstanbul’da gezmediğim psikiyatrist kalmadı.</p>
<p><strong>Nasıl bir  çocuktu?</strong><br />
Özel bir kolejde burslu okuyordu. Efendi, terbiyeli,  çalışkandı. Ben hastalanmadan önce anoreksiya oldu. Yemiyor, kilo almak  istemiyor, su içip kepek ekmeği yiyordu. Bu arada Marmaris’ten arkadaşlarım  geldi. İki de kızları var. Fakat benim çocuğumda bir aksilik, yorganın altından  çıkmıyor. Meğer kızları kıskanıyormuş. Onlarla bir alışveriş merkezine gittik.  Tişört alalım diye tutturdu. Kabine girdi. İkinci bir tişört götürdüm ve kabinin  önünde kalakaldım. Çocuğumun iki tane göğsü çıkmış. “Aaa, bu nasıl olmuş?”  dedim. Sonra öğrendim, eczaneden doğum kontrol ilacı alıyormuş, göğüs yapsın  diye. Sonunda Çapa’da Cinsel Kimlik Tedavi Merkezi’nde Prof. Dr. Şahika Yüksel’e  gittim.</p>
<p><strong>Sonra?</strong><br />
Doktor önce çocuğumu sonra beni  çağırdı. “Senin çocuğun transseksüel, kabule geç” dedi. Odadan çıkıyorum ama  bacaklarım tutmuyor. Titriyorum. Onkolojinin parkında oturdum. Böğüre böğüre  ağladım. O kadar ağlıyorum ki, çevredekiler “Başınız sağ olsun” diyordu. Neye  ağladım biliyor musunuz? 9 Temmuz 2007’de 16 yaşındaki oğlumu, evladımı  kaybettim. Aynı gün koskocaman bir kızım doğdu. Bu kızı nasıl büyüteceğim diye  ağladım. Asker bir baba, ‘Elalem ne der?’i bol bir anne, çevre, oturduğum semt  çocuğun okulu, parasızlığım, yalnızlığım, her yer  karanlıktı.</p>
<p><em><strong>Kaşını almasını  öğrettim</strong></em></p>
<p><strong>Kızınızla neler yaşadınız kabullenme  döneminde?</strong><br />
Yatağının altında cımbız, yastığının altında törpü  bulduğumda tuhaf oldum. Sonra “Oğlun gitti, o öldü” dedim. Gittim makyaj çantası  aldım. Nasıl kaş alınacağını gösterdim. Çünkü biliyorum ki ben bunları ona  sağlayamazsam dışarıda, sağlıksız ortamlara girip çıkacak, o zaman daha da içim  yanacak. Ben içim baştan yansın diye düşündüm. Hatta gittim, pazardan renkli  renkli sutyenler aldım. Dolgulu sutyenleri ellerimle seçtim. İlk sutyeni ona  takarken, öğretirken “Bak yavrum bu<br />
böyle bağlanıyor, böyle ayarlanıyor”  dedim. Ancak içimden de “Allah’ım ben ne<br />
yapıyorum?” diye kahroluyordum.  Sonra yine ‘Öbürü öldü, gitti’ diyordum. Onun bunlarla mutlu olduğunu görünce,  ben de mutlu oluyordum.</p>
<p><em><strong>Okuldan almak zorunda  kaldım</strong></em></p>
<p><strong>Peki nasıl  kabullendiniz?</strong><br />
Çocuğumun penceresine geçtim. O nasıl uyacak çevreye,  okula? Emzirirken “Sana bir şey olsa canımı veririm” diye baktım. Daha sınavımın  bitmediğini anladım. Sonra “Benim çocuğum kızmış, elbisesi yanlış dikilmiş”  deyip kızımın<br />
elinden tutmaya karar verdim.</p>
<p><strong>O kadar kolay  mı?</strong><br />
Hiç kolay değil. Deniz kenarında günlerce ağladım. Lise 2’yi  bitirmişti. Çocuğumu<br />
okuldan aldım.</p>
<p><strong>Neden aldınız  okuldan?</strong><br />
Çünkü tırnaklarını uzatmaya, saçlarını oksijenle açmaya  başladı. Abartı başladı. Bir dershaneye gittim. “Böyle bir çocuğum var” dedim.  Dışarıdan liseyi bitirdi sonra da üniversiteye hazırlandı. Çapa’da da iki yıllık  uyum sürecine başlandı. Ve üniversite sınavı geldi çattı Sınava girerken  doktorundan “Fakültemizde takip edilmektedir” diye bir yazı aldım. Nüfus cüzdanı  mavi, kendi pembe. O kadar<br />
gergindi ki, beklediği o lafı söyledim: “Kızım  heyecanlanma&#8230;”</p>
<p><strong>Kazandı mı peki sınavı? </strong><br />
İstanbul  Üniversitesi’ni kazanmıştı ama dershanedeki hocaları cinsel kimliği nedeniyle  zorlanabileceğini söyledi. Vakıf üniversitesine göndermeye karar  verdik.<br />
Transseksüel kimliğini bir tek dekan biliyor. Bu arada kız ismini  aldı. Çapa’daki psikiyatri heyeti iki yılda veriyor onayı. Şu an hormonlar  veriliyor<br />
<strong><br />
Anneannesi bağrına bastı</strong><br />
BU süreçte büyük  oğlum bana çok destek oldu. En başta dedesini bilinçlendirdi. Babam “Kızım  çocuğunun elini sıkı tut” dedi. Annem ise çok kızdı. Sonra bir bayram bizi kabul  etti. Kızım ‘Ne giyineyim anne?’ diye sordu. “En şatafatlı eteğini giy ve  kırmızı rujunu sür” dedim. Anneanne bizi kapıda karşıladı. “Ben hep bir kız  torunum olsun istiyordum” deyip bağrına bastı kızımı. 68 yaşında bir kız toruna  sahip oldu.</p>
<p><strong>Evladınızdan vazgeçmeyin</strong><br />
Önce çocuğum  dedim, sonra kız demeye başladım. Baktım hoşuna gidiyor, Kız buraya gel, kız  şöyle yap demeye başladım. Hem kendim alışıyorum hem onu sevindiriyorum.  Babasına gelince&#8230; Kızını sadece mail attığım fotoğraflarda gördü. Ben de  oğlumu özleyince fotoğraflarına bakıyorum. Kızım oğlumun fotoğraflarının bir  kısmını yırttı. Sakladıklarıma bakıyorum gizli gizli. O yokken. Bir de sünnet  gömleğini saklıyorum. Gizli gizli ağlıyorum ama kızım oğlum için ağladığımı  bilmiyor. Anası olmayanın hiçbir şeyi olmuyor. Ne işi, ne dostu, ne  yasası,<br />
hiçbir şeyi. Bu nedenle ne olursa olsun evladınızdan vazgeçmeyin&#8230;</p>
<p><strong>Ümran AVCI / GAZETE HABERTÜRK, </strong>17.10.2009</p>
<p>http://www.haberturk.com/haber.asp?id=179978&#38;cat=200&#38;dt=2009/10/17</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gecirdigi beyin kanamasi nedeniyle hala hastanede yatan arkadasimiz Aydin'in annesinden bir mektup...]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2009/10/14/gecirdigi-beyin-kanamasi-nedeniyle-hala-hastanede-yatan-arkadasimiz-aydinin-annesinden-bir-mektup/</link>
<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 17:39:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>listag</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2009/10/14/gecirdigi-beyin-kanamasi-nedeniyle-hala-hastanede-yatan-arkadasimiz-aydinin-annesinden-bir-mektup/</guid>
<description><![CDATA[Ulrike (Aydın’ın annesi): Aşağıdaki yazıyı aylar önce yazmıştım. Aydın 13.09.2009 da ağır bir beyin ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;"><strong>Ulrike (Aydın’ın annesi):</strong> Aşağıdaki yazıyı aylar önce yazmıştım. Aydın 13.09.2009 da ağır bir beyin kanaması geçirdi. Ameliyat oldu, bizler şimdi onun uyanmasını bekliyoruz. Hayat bize neler getirir hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Lütfen, sevgili anneler, babalar ve yakınlar, sevdiğinizi tanıma şansını kullanın. Biz şu an, onu beklediğimizi ve sevdiğimizi bildiğini biliyoruz.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>OĞLUM</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Oğlum Aydın, ilk cinsel deneyimini arkadaşımın oğluyla yaklaşık onbir yaşındayken yaşamıştı. Arkadaşımın oğlu annesine anlatmıştı ve ikisi yaşananları anlatmak için bize gelmişlerdi. Büyük kızım ve ben hayretler içinde kalmıştık, bir müddet söyleyecek kelime bulamadık, korkmuştuk. Ayrıca inanamamıştık. Tabii bu durumu Aydın’a hemen sordum. Arkadaşımın anlattıkları doğru muydu? Korkmuştu, şaşırmıştı, sanırım öğreneceğimizi düşünmemişti. Defalarca ona bana gerçeği anlatabileceğini söyledim. Hala onun, bizim için korku dolu o günde, neler düşündüğünü ve hissettiğini bilmiyorum. Sonunda böyle bir ilişki yaşadığını söyledi bana. Evet, arkadaşıyla cinsel bir deneyimi olmuştu. Hemen gittim arkadaşımı sakinleştirdim, her şeyiyle ilgileneceğime dair söz verdim. Ama nasıl ilgilenebilirdim? Ne yapmam gerekirdi? Bunları bilmiyordum… Tabii ki önceleri eşcinsellik hakkında bir şeyler duymuştum; geyler ve lezbiyenler vardı… Kesinlikle onlara karşı bir  önyargım da yoktu. Fakat insanın kendi oğlu eşcinselse ne yapılabilirdi bilmiyordum. Eşim o tarihte Almanya’ya gitmiş, şansını orada denemek istemişti. Tek başıma oğlumla ilgilenmeyi deneyecektim. İyi ki büyük kızım hep yanımdaydı, bütün ‘yol’ boyunca bizi yalnız bırakmadı.</p>
<p style="text-align:justify;">O günün gecesi çok zordu. Korkuyordum. Ne yapmam gerekiyordu bilmiyordum. Ne olacağını bilmiyordum. Şansımıza eşim evde değildi artık. Yoksa neler olurdu tahmin edemiyorum. Geceyi ağlayarak geçirdim.</p>
<p style="text-align:justify;">Ertesi gün, küçük kızımı ve Aydını okula yolladıktan sonra, büyük kızımla oturduk, düşündük ve bir psikologa gitmeye karar verdik. Gittiğimiz Psikolog Aydın’ın belki de eşcinsel olmadığını ve bir çeşit cinsellik merakı olabileceğini söyledi. Eğer Aydın da kabul ederse onunla görüşebileceğini söyledi, fakat baskı yapmamamız gerektiğini anlattı bize. Gelmek istemezse, onu biraz meşgul etmemizin zararı olmadığını söyledi; spor veya herhangi bir hobi olabilirmiş bu meşguliyet&#8230; Daha fazla üstüne düşmemek lazım dedi, beklememiz gerektiğini anlattı. Bu tavsiyelerle eve döndük. Akşam kızım ve ben Aydınla konuştuk, sorduk. Ama Aydın bir psikologa gitmek istemediğini söyledi. Onun isteğini kabul ettik. Baskı yapmadık hiç. Kız kardeşiyle onu bir müddet voleybola verdik. O dönemde bütün gün çalıştığım için, okuldan sonra yanıma çağırıyordum, evde çok yalnız kalsın istemiyordum.</p>
<p style="text-align:justify;">Bizim aile için çok zor bir dönemdi. Hemen her gece ağlıyordum ve dua ediyordum, belki de eşcinsel değildir diye. Eşcinsellik hakkında hiçbir bilgim yoktu, sadece hep alay edilirdi onlarla ve bunu asla istemiyordum. İnternetimiz yoktu daha o zaman, televizyonda eşcinseller hakkında yayınlar yoktu, benim de ne dergilerim ne de kitaplarım vardı bu konu hakkında. Ve kime sorabilirdim? Kime sorunumuzu anlatabilirdim? Danışabilirdim? Arkadaşımı o günden beri hiç görmedim. Evliliğin ve çocuk doğurmanın çok önem taşıdığı eşimin ailesine mi anlatabilirdim? Hayır, ben yalnızdım. Annemlere de telefonda böyle bir şeyden bahsetmek istemedim. Dolayısıyla sustum, geceleri ağlayarak ve dua ederek geçirdim. Aydınla da eşcinsellik hakkında konuşmak istemedim. Çok konuşursam belki benim yüzünden eşcinsel olurdu? Ayrıca benden utandığını düşündüm hep. Beklemeye başladım. Zamanla uykusuz ve ağlayarak geçirdiğim geceler azaldı. İki çocuğum ve bir sürü sorunlarım vardı. Ayrıca bazen, sorunları konuşmayınca onların ortadan kalktığını sanıyor insan. Arada bir kız arkadaşı da oluyordu. Ama her nedense, geldikleri gibi kayboluyorlardı.</p>
<p style="text-align:justify;">Sonra cep telefonu mesajın gecesi geldi. Mesaj geldiğinde daha bilgisayarımın önünde oturuyordum ve oyun oynuyordum. “ Anneciğim, sana eşcinsel olduğumu söylemek zorundayım. Seni seviyorum, Aydın”. BU mesaj geldiğinde oğlum artık 19 yaşındaydı ve başka bir şehirde üniversitede okuyordu.</p>
<p style="text-align:justify;">Allahım, oğlum eşcinsel! Şimdi ne olacaktı? Babası ne diyecekti? Okulu ne olacaktı? Kayınvalidem ne diyecekti vs. vs. vs. … Ne yapacağım şimdi? Düşünmeye başladım. Oğlum olmadan yaşamak ister miyim? HAYIR. Onu şimdi daha az mı seviyordum? HAYIR. Biz bir aile miyiz? EVET.</p>
<p style="text-align:justify;">Sonra büyük kızımı yanıma çağırdım. Seneler boyunca bekledik, olayları unutmaya çalıştık. Artık biliyorduk. Ne yapacaktık?</p>
<p style="text-align:justify;">Ertesi gün Aydın telefon açtı. Genelde Cuma öğlen otobüse biner gelirdi. Bu sefer telefon açtı. Bir şey mi olmuştu. Korku dolu bir sesle mesajı alıp almadığımı sordu. Aldım oğlum dedim. “Peki ne olacak anneciğim” dedi.  “Eve gel konuşuruz” dedim. “Geleyim değil mi” dedi. “Tabii oğlum, seni seviyorum” dedim. Anladım ki, Aydın onu istemeyeceğimi düşünmüş ve korkmuştu. Aydın geldi ve birbirimize sarıldık. Oğlumu hep çok seviyordum, neden şimdi sevmeyeyim ki? Uzun bir zaman konuştuk, ama çok dikkatli tabii. Onu kıracağımdan korktum hep, ya da yanlış bir şeyler söylemekten çekindim. İleriki zamanlar da sık kavga ediyorduk. Küçük önemsiz şeyler için tartışıyorduk bazen. Aslında konu eşcinsellikti, ama her zaman açık konuşamıyorduk. Onu zamanla öğrendik.</p>
<p style="text-align:justify;">Arada sevdiği kişilerle de tanıştım. Oğlumu tanımak istiyordum. Sevdiği kişiyi kabul ediyordum. Aşık olmuştu, ve bir zaman sonra sevgilisinden ayrıldı. Çok acı çekti, aylar boyunca unutamadı. Anladım ki, eşcinsel oğlum heteroseksüel biri kadar acı çekiyordu. Peki farklı olan neydi? Hep arkasında olmaya çalıştım. Fakat şimdi biliyorum ki, yeterli değildi.</p>
<p style="text-align:justify;">Geçen sene Aydın,  LİSTAG’ın (Lambdaistanbul Aile Grubu) bir yemeğine gelip gelmeyeceğimi sordu. Aslında çok istemiyordum, hep yabancı insanlar ve kiminle ne konuşabilirdim ki? Yine de “tamam oğlum, gelirim” dedim, çünkü gelmemi arzu ettiğini fark etmiştim. Ve ikimiz o buluşmaya gittik. Çok rahat bir ortamdı. Baştan sona kadar kendimi çok rahat hissettim. Aramızda bir bağ vardı çünkü. Gey, lezbiyen veya transseksüel yakınlarımıza olan sevgi bizleri müttefik yapıyordu. Ayrıca kendimi özgür hissettim, orada bir şey saklamak zorunda değildim. Herkese eşcinsel oğlumla ne kadar gurur duyduğumu anlatabiliyordum. Çünkü o sadece harika bir insan değil, aynı zamanda bana eşcinselliğiyle daha açık olabileceğimi öğretiyordu.</p>
<p style="text-align:justify;">Aylık LİSTAG yemeklerimizde gerçekten sadece yemek yeniyor, eğleniliyor ve sohbet ediyoruz. O buluşmalarda Günseli, Sema, Pınar, Ömer ve Şule ile tanıştım. O zamana kadar oğluma yeterince destek olduğumu sanıyordum. Onlarla tanıştıktan sonra anladım ki, aslında hiçbir şey yapmıyordum. Artık ben de bir şeyler yapmak istiyordum ve yavaş yavaş ben de onlara katılmaya karar verdim. Ayda bir defa CETAD’da (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Dernegi) gönüllü iki psikolog eşliğinde sohbet ediyoruz. Korkularımızı ve tecrübelerimizi anlatabiliyoruz, eşcinsellik hakkında ne bilmek istiyorsak sorabiliyoruz. Haftada bir defa bir kafede buluşuyoruz, bazen yapacağımız şeyleri konuşuyoruz, bazen yeni bir eşcinsel yakını geliyor onunla sohbet ediyoruz. Aslında bunları oğlum için yapmak istiyordum, kendini daha rahat ve güvende hissetsin diye. Ama fark ettim ki, ben kendimi daha mutlu ve güvende hissediyorum. O zamana kadar sadece “arkandayım” diyordum, şimdi “yanındayım” diyorum ve o bunu görüyor…</p>
<p style="text-align:justify;">Aydın bana çok şey öğretti. Ve elimden geldiği kadar onun “kabul edilme” savaşında yanında olacağım.</p>
<p style="text-align:justify;">Hikayemizi aylar önce yazmıştım. Bunları yazarken hiç zorlanmadım ve yazarken de ağladım. Neler yaşamışız meğer&#8230; Bizi hiçbir şeyin ayıramayacağını biliyorum. Sevgimiz çok büyük çünkü. Aydın’a hikayemizi okuduğumda, artık onun da benimle gurur duyduğunu hissettim.</p>
<p style="text-align:justify;">Bazen düşünüyorum da, hayvanların koşulsuz sevgilerinden bahsedilir hep. Neden biz insanlar hep şartlı veya koşullu sevmeyi deniyoruz. Biz de koşulsuz sevebiliriz. Bu gücümüz var.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Ulrike-Aydın’ın annesi</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[2010 Yürüyüşüne Hazırım ve Tecrübeliyim‏]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2009/07/29/2010-yuruyusune-hazirim-ve-tecrubeliyim%e2%80%8f/</link>
<pubDate>Wed, 29 Jul 2009 13:43:22 +0000</pubDate>
<dc:creator>listag</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2009/07/29/2010-yuruyusune-hazirim-ve-tecrubeliyim%e2%80%8f/</guid>
<description><![CDATA[Her zamanki gibi heyecanlıydım ama her zamankinden farklı bir şekilde tedirgin ve telaşlı&#8230; Dah]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignleft size-medium wp-image-239" title="Pride 2009-20" src="http://listag.wordpress.com/files/2009/07/pride-2009-20.jpg?w=225" alt="Pride 2009-20" width="225" height="300" />Her zamanki gibi heyecanlıydım ama her zamankinden farklı bir şekilde tedirgin ve telaşlı&#8230;</p>
<p>Daha önce hiç olmadığım bir yer olduğu için kafamda canlandıramıyordum bile ama içim içme sığmıyordu.</p>
<p>Yavaş yavaş meydanda toplanmaya başladık, gittikçe artan bir kalabalık ve kalabalıkla hızlanan kalp atışlarım, korkum ve telaşım çünkü ortada birsürü kamera, fotoğraf makinası,mikrofon v.s&#8230; vardı.</p>
<p>Üç kişiden ikisi beni çekiyor (yada bana öyle geliyordu) ve birşeyler soruyordu hem çeksinler istiyordum hem de korkuyordum (ailemden,akrabalardan,v.s.) kaçıyordum.</p>
<p>Sonra Başak kocaman bir döviz tutuşturdu elime. Almak istemedim ama bu mümkün değildi, kocaman harflerle <strong>&#8220;KARDEŞİMİN YANINDAYIM&#8221;  </strong>yazıyordu&#8230; Yani beni anlatıyordu&#8230; Boyumun yettiğince kaldırdım havaya ve sesimin yettiğince bağırdım kardeşime dokunmayın diye!.. Sanki her sloganda biraz daha güçleniyor biraz daha anlatıyordum amacımızı.</p>
<p>Bir ara abim dahil Lambda&#8217;dan tanıdığım hiç kimse yoktu yanımda ama herkes dışarıdan izleyenler bile o kadar güzel bakıyordu ki bana ben daha çok gaza gelip daha gür &#8220;Kardeşime Dokunmayın!&#8221; diyordum. Bir  yandan da resmimi çekerken yakaladığım insanlara &#8220;Hangi Kanal? Nerede yayınlanacak?&#8221; demekten alamıyordum kendimi <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Eğer bizimkilerin izlediği bir kanal olsa TÜRBANA EVET diye bağırıverecektim (korkudan!).  Sonra birkaç kişi yanıma geldi ve &#8220;<strong>BUNU SÖYLEDİĞİM İÇİN ÜZGÜNÜM AMA SENİN BURADA OLMAN ÇOK GÜZEL İYİ Kİ GELDİN VE ÇOK ŞANSLI BİR ABİN VAR&#8221; </strong>dedi. &#8220;Çok güzelsin, gözün güzel, kaşın güzelleri&#8221; söylemiyorum <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_razz.gif' alt=':P' class='wp-smiley' />  Bunları duymak ayrıca güzeldi <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  <br />
<strong>  </strong><br />
Ben de iyi ki oradaydım sizinleydim diyorum. Herşey herkes bir yana abim için birşeyler yapıyor olmak onu anlamadan dinlemeden geçirdiğim yılların vicdan azabını biraz da olsa hafifletiyor.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[2009 Onur Yürüyüşü'nün ardından...]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2009/07/29/2009-onur-yuruyusunun-ardindan/</link>
<pubDate>Wed, 29 Jul 2009 13:11:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulserenn</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2009/07/29/2009-onur-yuruyusunun-ardindan/</guid>
<description><![CDATA[2009 Onur Yürüyüşü&#39;nde Hande Yener&#39;le biz Benim için, birkaç sene önce, Türkiye&#8217;de anc]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div>
<div id="attachment_235" class="wp-caption alignleft" style="width: 235px"><img class="size-medium wp-image-235" title="2009 Onur Yürüyüşü'nde Hande Yener'le biz  " src="http://listag.wordpress.com/files/2009/07/pride-2009-41.jpg?w=225" alt="2009 Onur Yürüyüşü'nde Hande Yener'le biz" width="225" height="300" /><p class="wp-caption-text">2009 Onur Yürüyüşü&#39;nde Hande Yener&#39;le biz</p></div>
<p>Benim için, birkaç sene önce, Türkiye&#8217;de ancak bir grup eşcinselin kutladığı bir gündü Onur Yürüyüşü&#8230;</p></div>
<div> </div>
<div>2007&#8242;de ilk kez bir arkadaşımla katılmış, hiç birşeyi kaçırmamaya çalışarak, biraz şaşkın, biraz ürkek sonuna kadar yürümüştüm&#8230; Henüz oğlum Can&#8217;la birbirimize açılmadan&#8230; Babamızdan saklayarak&#8230;</div>
<div> </div>
<div>2008&#8242;de 4-5 arkadaşım ve Selma ile, Can&#8217;la bir önceki seneden daha güçlü, daha coşkulu, Listag bildirileri dağıtarak &#8221;çocuğumun derneğine dokunma&#8221;diyerekten&#8230;</div>
<div> </div>
<div>Bu yıl ise bazı medya kuruluşları hala &#8221;bir grup eşcinselin kutladığı&#8221; diye haber yapsada artık kimsenin saklayamayacağı kadar, binlerce LGBTT bireyin, yakınlarının, ailelerinin katıldığı , Listag bildirileri dağıtıp, &#8221;Annenim Yanındayım&#8221;, &#8220;Babanım Yanındayım&#8221;, &#8220;Kardeşinim Yanındayım&#8221; diyerek yürüdük&#8230;</div>
<div> </div>
<div>Bildiri dağıtırken çok belirgin yaşadığım homofobi ve transfobi beni bir anne olarak çok etkiledi ve daha çok ve etkin mücadele etmemiz gerektiğini bir kez daha düşündürdü. Dağıttığımız Listag bildirilerini bile almaktan çekinen, okumaktan çekinen duyarsız bir gençlik gördüm&#8230;</div>
<div> </div>
<div>İtalya&#8217;dan gelen ailenin bizimle oluşu ise ayrı bir güzellikti&#8230;.</div>
<div> </div>
<div>2010&#8242;daki Onur Yürüyüşünde daha çok listaglı aile ile olmak dileği ile&#8230;..</div>
<div> </div>
<div>Gülseren</div>
<div> </div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Onun dik durması için benim dik durmam gerekir]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2009/07/06/onun-dik-durmasi-icin-benim-dik-durmam-gerekir/</link>
<pubDate>Mon, 06 Jul 2009 12:39:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>listag</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2009/07/06/onun-dik-durmasi-icin-benim-dik-durmam-gerekir/</guid>
<description><![CDATA[İki anne&#8230; Birinin oğlu gay, diğerinin transseksüel. İnkârdan kabullenmeye ve oradan da örgütlü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong><img class="alignleft size-full wp-image-200" title="Pazar Sabah" src="http://listag.wordpress.com/files/2009/07/pazar-sabah.jpg" alt="Pazar Sabah" width="200" height="159" />İki anne&#8230; Birinin oğlu gay, diğerinin transseksüel. İnkârdan kabullenmeye ve oradan da örgütlü destek olma durumuna geçişlerini anlattılar. Her ikisi de çocuklarının yanında. Toplumdaki transfobi ve homofobiden şikâyetçiler</strong></p>
<p> </p>
<div style="margin-right:5px;"><span>17 aylık bir oğlum var ve bundan yıllar sonra karşıma geçip &#8220;Anne ben eşcinselim,&#8221; derse ne yaparım, nasıl tepki veririm bilmiyorum. Bu nedenle &#8216;bir eşcinselin, bir transseksüelin, bir lezbiyenin annesi, babası ne düşünür, ne hisseder, nasıl bu durumun altından kalkar, kafası nasıl karışır, kendini mi suçlar?&#8217; tahmin bile edemiyorum. Sadece kendi oğlumu ve bu durumu aynı kare içinde düşündüğümde içim sıkışıyor. Bu haber için iki anneyle tanıştım, iç sıkışıklığım daha da artar diye düşünüyordum ama bu iki kadın kafamdaki &#8216;anne&#8217;lik kavramının yeniden şekillenmesine yardımcı oldu. Bir eşcinsel ve transseksüel çocuğa sahip olan bu iki annenin yaşadıkları, toplumun onlara yaşattıkları, okunmaya ve üzerinde düşünülmeye değer!</span><span> </span><strong> </strong></div>
<p><strong>Hemen kabullendim ve destek oldum </strong><br />
Anne Gülseren 54 yaşında. 21 yaşındaki üniversite öğrencisi oğlu Can&#8217;ın eşcinsel olduğunu daha ergenlik döneminde hissetmeye başladı ama aralarında bu konu hiç dillendirilmedi. 2008 ocak ayında oğlunun tavsiyesini dinledi ve LGBTT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Travesti, Transseksüel) örgütlenmesi olan Lambda Derneği&#8217;ne gitti. Birkaç eşcinsel çocuğu olan ebeveynle kurdukları grup, bugün 30 kişiye ulaştı. 30 rakamı size az geliyor olabilir ama Türkiye&#8217;nin şartları düşünülünce bu rakam son derece cesur! Onlar grup kurmakla kalmadı, çocuklarının yanında olduklarını göstermek için geçen hafta &#8216;Onur Yürüyüşü&#8217;ne de katıldı. İçlerinde, eşcinsel ve transseksüellerin anneleri, babaları, dedeleri, kardeşleri vardı. Anne Gülseren, oğluyla hikâyesini tüm açık yürekliliğiyle anlattı.</p>
<p><strong>- Can&#8217;ın eşcinsel olduğunu ne zaman anladınız?<br />
</strong>- Mutlu bir çocukluk ve mutlu bir ergenlik yaşadı Can. Ergenlikte Can&#8217;da farklılıklar olduğunu anladım. Onun daha çok bilgisayara, telefona yöneldiğini hissettim. Bizle hiçbir şey paylaşmıyordu. Odasına kapanıyordu, perdeleri sürekli kapalı tutuyordu. Ben ergenlik öncesinde bir şeyler hissediyordum ama&#8230; Sonra bir psikiyatriste gittik, &#8216;Çok güzel bir çocuk yetiştirmişsiniz, özgüveni var, sosyal bir çocuk, yalnız maço özellikleri yok,&#8217; dedi doktor. Zaten &#8216;Sen erkeksin, şöyle güçlüsün, böyle büyüksün,&#8217; şeklinde yetiştirmemiştik Can&#8217;ı. Bu işin tercih değil, yönelim olduğunu öğrendiğim için &#8216;Yaşayıp göreceğiz&#8217;, diye düşündük. Sonra bir arkadaşım, üniversitede öğretim üyesi eşcinsel bir arkadaşıyla tanıştırdı beni. Merak ettiğim her şeyi ona danıştım. &#8216;Zorlamanıza gerek yok, doğal akışına bırakın, o ihtiyaç hissettiğinde size söyler,&#8217; dedi.</p>
<p><strong>- Söyledi mi?<br />
</strong>- Söylemedi. Ama artık işin dillendirilmesine gerek kalmamıştı, herkes durumdan haberdardı ama konuşulmuyordu. Bir gün, &#8216;Lambda&#8217;da bir arkadaşımın annesi seninle tanışmak istiyor, bir broşür hazırlıyor belki sen de yardım edebilirsin,&#8217; dedi. Lambda aile grubundan, oğlumu tanıyan bir ebeveyn bana ulaştı. Arkadaşların anneleri olarak buluştuk. Konuşurken, baktım ki, onlar çok şey paylaşmış, &#8216;Biz böyle paylaşmadık&#8217;, dedim. &#8216;Sen açıl, oğlun da daha rahat eder&#8217;, dedi. O gün oğlumu aldım, eve dönerken arabada konuştuk. &#8216;Ben bir şeyler hissediyorum. Biz seni rahatsız edecek bir şeyler yaptık mı?&#8217; dedim. &#8216;Hayır&#8217;, dedi. &#8216;Kötü bir şey yaşadın mı?&#8217; diye sordum&#8230; Yumuşak geçiş yaptık.</p>
<p><strong>- Bu çok kolay kabul edilebilir bir durummuş gibi anlatıyorsunuz, böyle mi gerçekten?<br />
</strong>- Ben farklı bir anneyim. Bu tür konulara yabancı olmayan biriyim. Eşcinselliği oğlumla birlikte öğrenmedim. Bunun bir gerçeklik olduğunu zaten biliyordum. Elbette kolay değil, insan kendini, eşini suçladığı, tartıştığı bir dönem yaşıyor. Ama sonrasında ona kucak açmak gerekiyor.</p>
<p><strong>- Eşiniz daha çekimser galiba?<br />
</strong>- Toplantılarımıza katılmıyor ama evde düzenlediğimiz yemeklere katılıyor. Ama o da sonuna kadar oğlumuzun yanında.</p>
<p><strong>- Can&#8217;ın bir erkek arkadaşı olsa sizinle paylaşır mı?<br />
</strong>- Var zaten. Tanışıyoruz, hatta ailesiyle de tanışıyoruz ve ailecek görüşüyoruz. Bu tür durumları bilmek insanın içini rahatlatıyor. Çünkü aileler bu durumu öğrendiklerinde ister istemez daha korumacı bir yaklaşıma giriyor. Çünkü suistimale çok açık. Oğlum üniversitede okuyor ve çevresi bu şekilde. Doğru insanlarla karşılaşması bizim için çok önemli.</p>
<p><strong>- Durumu kabullenmişsiniz hatta aileler grubuna üye olarak, aktif biçimde oğlunuzla bir mücadele içindesiniz ama fotoğraf vermek istemiyorsunuz. Neden, utanılacak bir şey olmadığını kabul etmenize rağmen fotoğraf konusundaki çekincenizi anlayamadım&#8230;<br />
</strong>- Etrafımdaki herkes durumu biliyor, yani pankart asıp ilan etmiyoruz elbette ama bilmesi gereken herkes biliyor, bir tek annem bilmiyor. Çünkü, yaşlı ve sağlık problemleri var. Ben kendimi deşifre edersem, ona bir şey olur endişesi yaşıyorum. Bu nedenle o hayata gözlerini yumana kadar fotoğraf vermeyeceğim ama sonra televizyonlara bile çıkarım.</p>
<p><strong>- LİSTAG&#8217;ın yani aile grubunun amacı nedir?<br />
</strong>- Amacımız; LGBTT bireylerin ailelere açılmasından sonra ailelerin hislerini, deneyimlerini paylaşmak, onlara destek olmak. Çocuklarımızın mücadelesinde arkalarında olmak için çalışıyoruz. Haftada bir Amargi&#8217;de veya başka bir ailenin evinde oturup konuşuyoruz. Ayda bir yemek yapıyoruz çocuklarımızla, çocuklarımızın cinsel kimliğini bilen herhangi bir akrabasıyla bir araya geliyoruz. CETAD (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği) Başkanı Nesrin Yetkin&#8217;le konuşup onlardan yardım istedik. Onlar da çok sıcak baktılar, gönüllü psikiyatristlerle birlikte ailelerle her ayın ilk perşembesi bir bilgilendirme toplantısı yapıyoruz. Her an yeni aileler katılıyor. Şu an 30&#8242;a yaklaştık. Bu çok sevindirici. Bir de listag.wordpress.com diye bir blog&#8217;umuz var. Lambda Eşcinsel Danışma Hattı (0212) 244 57 62&#8242;den bize ulaşan aileler var. Geçen sene bir aile toplantısına davet edildik Floransa&#8217;ya. O bizim ufkumuzu açtı. Avrupa&#8217;da da ailelerin durumunun bizden farklı olmadığını gördük.</p>
<p><strong>- Aileler tam olarak ne yaşıyor?<br />
</strong>- Çocuğu açıldıktan sonra insan genelde önce bir şok yaşıyor. Sonra korku, &#8216;Başına bir şeyler gelir&#8217;, kaygısı ve koruma eğilimi, ondan sonra bu konuda bilgilenme, sonra kabullenme. Bu süreçlerde insan çocuğuna yanlış davranabiliyor, kendini suçluyor, onu suçluyor. Bazı anne ve babalar &#8216;Biz nerede hata yaptık?&#8217; diyorlar. &#8216;Çocuğum mu bir hata yaptı?&#8217; diye de soruluyor. Anne baba birbirini suçlayabiliyor. Arkasından &#8216;Elalem ne der, ailedeki diğer bireyler ne der, komşu ne der?&#8217; diye düşünmeye başlıyor. Toplum kadınla erkeğin evlenmesine, çocuk yapmasına alıştığı için, eşcinsel bireyler kötü diye düşünüyor. Ben &#8216;Nasıl destek olurum?&#8217; diye düşündüm. Ama genelde böyle yaşanmıyor. Çocuk söyleyene kadar yok sayılıyor. Söyledikten sonra da yok sayılıyor.</p>
<p><strong>ELLERİMLE SUTYENİNİ BAĞLADIM</strong><br />
Anne Eda 50 yaşında. Beyin ameliyatı geçirmesinin ertesi günü, 15 yaşındaki oğlu karşısına geçti ve &#8220;Görüntüm erkek ama kız gibi hissediyorum,&#8221; dedi. Bir yıl boyunca gezmediği doktor, terapist, şifacı kalmadı. Tedavi olur umuduyla çocuğunun beynine elektrotlar bağlanmasına izin verdi, kredi kartlarından tam 15 bin TL harcadı, bir yılın sonunda İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Polikliği&#8217;nde aldı soluğu. Ve hayatında yeni bir döneme başladı. Oğlunu gömdü, kızını kucakladı. Kızı şu anda üniversitede okuyor, durumunu okuldan hiçbir arkadaşı bilmiyor. Bir erkek arkadaşı oldu, o da bir transseksüelle birlikte olduğunu bilmedi.</p>
<p><strong>- Ne zaman kabullendiniz?<br />
</strong>- Ben kendimce tanı koymaya çalıştım, şizofren, ergenlik, bana özendi, geçişi anlayamadı, başına bir şey geldi, öfkesini böyle yansıtıyor, bin tane alternatif yaratmaya çalıştım, kabullenme aşamasına geçemedim. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı&#8217;ndan Prof. Şahika Yüksel, &#8216;Kabule geç, çocuğun transseksüel,&#8217; dedi. Ben 1999 yılında biyolojik olarak erkek doğurduğum çocuğumun, kız olduğunu öğrendim. Çocuğum haklıymış şoku yaşadım. Ona eziyet ettiğim için vicdan azabım arttı. Hastane bahçesinde oğlumun ölümüne bağıra bağıra değil, böğüre böğüre ağladım. Gelen geçen &#8216;Başınız sağolsun,&#8217; diyorlardı. Gerçekten ben oğlumu kaybetmiştim. Transseksüelliğine değil, oğlumu kaybedişime ağlıyordum. Kendime geldiğimde 16 yaşında bir kız çocuğu dünyaya geldi hastane bahçesinde. Her şey çok karanlıktı, ailem, okulu, iş hayatı, geleceği, konu komşu, ben bunların hiçbiriyle uğraşamayacağımı düşündüm ve önemli olanın çocuğum olduğuna karar verdim. Onun penceresinden baktım, kendimi onun yerine koydum. Çok zor bir şey. Ben çocuğuma sahip çıkmaya karar verdim.</p>
<p><strong>Paris Hilton dönemi </strong><br />
- <strong>Her şey konuşulduktan sonra neler yaşandı?<br />
</strong>- Aradan zaman geçti, Çapa&#8217;ya gitmeye devam etti. Bana açıldıktan sonra yanardağ gibi patladı, evde cımbızlar, törpüler bulmaya başladım. Gittim kendi ellerimle makyaj seti ve sutyen aldım. Kabullendim demekle olmuyor bu iş, ayak uydurmak gerekiyor. Fakat lise ikinci sınıfta ve kolejde burslu okuyor. Okul çok vahşi bir ortam onun için, okul idaresi beni çağırdı duruma ilişkin uyarmak için, açık yüreklilikle, &#8216;Biraz idare edin, benim çocuğum transseksüel, dönem bitince alacağım okuldan,&#8217; dedim. Çünkü artık kız gibi giyinmek istiyordu ve bu şekilde okula gidemezdi. Tuvalete gitmiyordu, çünkü erkekler tuvaletine girmek istemiyordu. Açık liseyi bitirdi ve üniversite sınavlarına hazırlandı. Bu sırada korkunç bir görünümü oldu, saçlarını sarı yaptı, tırnaklarını aşırı uzattı, kaşlarını ip gibi aldı. Yani yıllardır içinde olanı en abartılı biçimde dışa vurdu, Paris Hilton oldu. Ona sutyen takmayı öğrettim, o sutyeni oğluma takarken ben paramparça oldum. Lise sınavlarına götürüyorum, polis kontrolünden geçecek, kadın polise mi gitsin erkeğe mi bilemiyor, ben &#8216;Gel kızım polis abla kontrol etsin seni,&#8217; diyorum. Çünkü ürkek bir tavşan gibi. Bu sırada üniversite sınavına girdi ve bir özel ünivesiteyi kazandı. Üniversite yönetimi inanılmaz anlayışlı davrandı, okuldaki hiçbir arkadaşı durumunu bilmiyor herkes onu kız zannediyor. İdarede şu anda kaydı erkek isim soyadıyla ama sınıfta kız ismi ve soyadı var. Ameliyat olacak 18&#8242;ine gelince ve nüfus cüzdanını pembe alacağız.</p>
<p><strong>- Erkek arkadaşı olmadı mı?<br />
</strong>- Oldu. Ama durumunu bilmediler. Çünkü görünüşü zamanla normalleşti, patlama anı bir süreçti, şimdi çok cici bir kız görünümünde. Erkek arkadaşıyla flört etti, durumundan söz etmedi. Zaten cinsellik yaşamıyor, çok küçük.</p>
<p><strong>- Bir anne olarak dik durmak zor olmalı.<br />
</strong>- Onun dik durması için benim dik durmam gerekiyordu. Ben annem ve babamla büyüdüğüm mahallede oturuyorum, çocuğumun bu durumu sonrası yerimi yurdumu terk etmedim. Mahalleli, esnaf beni bir gün önce oğlumla gördü, ertesi sabah kızımı koluma taktım ve sokağa çıktım. O başını önüne eğip yürüyordu, onu dürttüm ve dik durmasını söyledim. Kimse tek kelime soru sormadı, soramadı. Biz yanlış bir şey yapmadık, çalmadık, çırpmadık, ahlaksızlık yapmadık&#8230; O benim çocuğum; sokağa mı atsaydım, sokaklarda fuhuşun kucağına mı gönderseydim? Benden yardım istedi, ne yapsaydım? Hiç kimse aşağılanmak ister mi, ötekileştirilmek ister mi, bu transfobik insanlar durup bir düşünsünler, kim sokakta parmakla işaret edilmek ister?</p>
<div style="margin-right:5px;"><strong>Sonat Bahar / Pazar SABAH / 05.07.2009</strong></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Eşcinsel ailesi olmak]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2009/07/02/escinsel-ailesi-olmak/</link>
<pubDate>Thu, 02 Jul 2009 10:50:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>listag</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2009/07/02/escinsel-ailesi-olmak/</guid>
<description><![CDATA[İstanbul&#8217;da, eşcinsel çocuklu aileler &#8216;Lambda İstanbul Aile Grubu&#8217;nu kurdu. Hem ke]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>İstanbul&#8217;da, eşcinsel çocuklu aileler &#8216;Lambda İstanbul Aile Grubu&#8217;nu kurdu. Hem kendilerini eğitiyor, hem birbirlerine destek oluyorlar. Bugünkü &#8216;Eşcinsel Onur Yürüyüşü&#8217;ne onlar da katılıyor</strong></p>
<p>Nazan Özcan / Radikal 2 / 28 Haziran 2009</p>
<p>“Aslında biliyordum ama yok varsayıyordum. Umarım eşcinsel değildir diyordum. İlk öğrendiğimde Tanrım ne olur değişsin diye dua etmeye başladım. O denli çaresiz ve bilgisizdim. Kabullenmem çok zor oldu, kendimi suçladım. Çocuk yetiştirirken hiçbir falso olmasın istersiniz, bu benim için büyük bir falsoydu. Hataydı ama yanlış neredeydi?” Eşcinsel oğul annesi Ayşe hanım, oğluyla ilgili gerçeği öğrendikten sonra bir şekilde LAMBDA İstanbul’la tanışıyor. LAMBDA İstanbul’da biraraya gelen aileler 2008 Ocak ayında LİSTAG yani “Lambda İstanbul Aile Grubu”nu kuruyor. Bir iki ebeveyn derken çoğalıyorlar, Ayşe hanım da onlardan biri. Geçen Mayıs’ta İtalya’ya Avrupa Aile Toplantısı’na katılıyorlar. LİSTAG’tan Selma hanım anlatıyor: “Avrupa’daki aileler bizimki gibi bir süreç yaşıyor. Onların psikaytr ve psikologlarların moderatörlüğünde aile paylaşım ve bilgilenme toplantısı yaptıklarını gördük. Biz bunu niye Türkiye’de yapmıyoruz dedik”. İtalya dönüşü, aileler onur haftasında CETAD (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği) Başkanı Prof. Dr. Nesrin Yetkin’e aile toplantıları yapma teklifi götürüyorlar. Selma hanım devam ediyor. “Şimdi her ayın ilk perşembesinde CETAD toplantısı yapıyoruz. Onun dışında ise her cumartesi yeni katılan ailelerle tanışma ve süreci değerlendirme toplantısı. Bir de her ay bir aile yemeği var”. Ayşe hanım “Toplantılarda çoğaldığımızı görünce dışlanma korkusu azalıyor” diyor. ‘LİSTAG Bilgilendirme ve Destek Toplantıları’nın gönüllü terapistlerinden Dr. Seven Kaptan, “CETAD toplantılarına yalnızca ebeveynler katılıyor. Çünkü çocuklar yanlarında olunca onlar üzülmesin diye söyleyeceklerini söyleyemiyorlar, rahat soru soramıyorlar. Aslında bu, ailelerin LGBTT ebeveyni olduğunu kabul etme süreci” diye anlatıyor. Dr. Yetkin ise amaçlarını şöyle toparlıyor: “İlk kez 11 Ekim 2008’de biraraya geldik. Amaç ailelere özellikle yeni öğrenmiş ailelere, yönelik deneyimleri paylaşma ve dayanışmaya ek olarak doğru bilgilendirme, kalıplaşmış düşünceleri, yanlış bilgi ve inanışları düzeltme, karşılaştıkları sorunları çözümleme becerisi kazandırma olarak özetlenebilir”.</p>
<p><strong>Evet ben eşcinselim</strong><br />
Gey annesi 51 yaşındaki Selma hanım “17 yaşındaydı oğlum, bir farklılık olduğunu gözlemlemeye başladım. <br />
Bir gün, eşim ve ben, oturup oğluma sorular sorduk. Önce inkâr etti, sonra evet ben eşcinselim dedi. Tabii o rahatlamıştı ama biz karmakarışık olmuştuk” diye anlatıyor ve devam ediyor. “Bir anda çocuğumu tanıyamaz oldum, birden kayıp duygusu hissettim, babam öldüğünde bu kayıp duygusunu hissetmiştim. Kendimi suçladım, bu kadar düşkün bir anneydim ve nasıl fark edemedim diye. Eşcinsellik nedir hiç bilmiyorduk. Birkaç gün sonra baktım, çocuk yine aynı çocuk. Terapilere başladık. Bu süreç içinde, kendimi de eşimi de suçladım. Bütün değer yargılarınız ve önyargılarınız kırılıp dökülüyor. O süreçte kendimizi aile olarak çok yalnız hissettik. Kabulleniş kolay olmuyor. Önyargıları kaldırdığım zaman, ortada çocuğum ve koşulsuz bir sevgi kaldı”. CETAD toplantılarının da çok faydalı olduğunun altını çiziyor. “Çocuklarımızın partnerleriyle ilişkimiz, toplumdaki paylaşımlarımız nasıl olacak, kendi yaşadığımız süreçlerde doğruyu nasıl bulacağız diye konuşuyoruz. Eşime çok yaradı toplantılar. Bilimsel ağızdan dinlemesi eşime epey yol katettirdi. Birbirimize tecrübe ve deneyim aktarıyoruz”. Babalar erkek egemen toplumun önyargılarıyla, annelerden daha fazla zorlanıyorlar. Önder bey “CETAD’ın en iyi şeyi doğru bilgilendirme oluyor. Çocuğum bana açıldığında tek şey söyledim, senin hayatın ama çok zor olacak. Benim LİSTAG’a gelmem babalar açısından iyi oldu. Babalar çevrenin ne dediğini çok takıyorlar. Örnek olduğu zaman babalar rahatlıyor. Oğlum bana şimdi diyor ki, ben açılmak için konuşmak istediğimde, yok konuşma diyordun. Konuşacak bir şeyim, bilgim yoktu ki, ne konuşayım”. İşte burada Dr. Nesrin Yetkin ve ekibi devreye giriyor. “Hemen her toplantıda, bedensel cinsiyet, cinsel kimlik, cinsel yönelim konularında doğru bilgilendirme yapılıyor. Bunun dışında gündemi, katılımcıların soruları, gereksinimleri belirliyor. Hemen her toplantıda yeni katılımlar oluyor. İlk geldiklerinde daha çekingen, sıkıntılı, konuşmaya isteksiz oluyorlar. Konuşmalar ilerledikçe ilgilerini, meraklarını, bilgi edindikçe rahatladıklarını gözlüyoruz. Hemen hepsinde kaygı azalması belirginleşiyor. Sürekli gelenler, başka aileleri rahatlatır oldular. Ama LGBTT bireylerin hayatlarını zorlaştıran ne kadar çok konu varsa, ailelerinin de o kadar farklı alanda kaygıları var. Ben her toplantıdan yararlı bir iş yapma duygusuyla ayrılıyorum”.<br />
İlk zamanlarda bir iki aile derken şimdi toplantılara ve yemeklere 50 kadar aile geliyor. Ve tabii ki yenilerine de açıklar. Çocuğu eşcinsel olan ailelere yalnız değilsiniz ve yalnızca sizin başınıza gelmiyor demek için. Hatta mesele bir tek Türkiye’ye de özel değil. LAMBDA’dan Metehan “Süreç hiç farklı değil. İtalya’da bir eşcinsel geldi konferansa. Ailesinden kaçmış. Bir yıl nişanlı kalmış, sonra bu duyguyu fark ettim diyor, ayrılmış. Eşcinselliğini kabul etmiş ve bir gün babası sıkıştırmış, çocuk da inkâr etmemiş. Ardından hakaretler, küfürler vs. Banyoya gitmiş çocuk, babası arkasından gelip duş perdesiyle öldürmeye çalışmış” diye anlatıyor. Mehmet ise “Çok İslam’la ilgili değil bu, daha çok kutsal ailenin parçalanmasıyla ilgili” diyor. İşte CETAD’ın toplantılarına giden bu aileler hem ailenin ne demek olduğunu hem de ayrımcılığın ne kadar korkunç bir önyargı olduğunun kanıtı. Gülseren hanım özellikle yardım isteyen ailelerin doğru psikiyatrlara yani CETAD eğitimi almış olanlarına ulaşmalarını tembihliyor. Eğer zaman kaybetmek istemiyorsanız, çok şanslısınız. Çünkü 21 Haziran’da başlayan “Onur Haftası” bugün de devam ediyor. Bugün 17.00’de Taksim’de “onur yürüyüşü” var. Ebeveynler de orada olacak!<br />
<a href="mailto:listag@lambdaistanbul.org">listag@lambdaistanbul.org</a><br />
Danışma hattı: 212-244 57 62</p>
<p><span><strong>Oğlum öldü, kızım oldu</strong></span><br />
Eda hanım anlatıyor: 2006’da beyin ameliyatı oldum. Taburcu oldum eve geldim, eve geldiğim gün oğlum karşıma geçti. “Bedenim ayrı, ruhum ayrı. Anne aslında ben kızım” dedi. Şaşakaldım. O sırada oğlum 15 yaşında. Doktor aramaya başladım. Çocuk delirdi çünkü bence. Sonunda Çapa’ya gittik. IQ testinden başlayarak onlarca testten geçti. Doktor bana “Senin çocuğun transseksüel kabule geçmeye başla” dedi. Belden aşağım tutmuyor, banklara oturdum, bağıra bağıra ağlıyorum. Herkes diyor ki başınız sağolsun. Doğru söylüyorlar! Oğlumu kaybettim! Ağladım, bitirdim ve kızım doğdu.<br />
16 yaşında bir kızla çıktım oradan. Kocaman bir karanlık hissediyorum. Ailemin penceresinden, onun okul camından, arkadaş çevresinden bakıyorum hiçbiri olmuyor. Kızım doğdu ama nasıl bakacağımı bilmiyorum ki! Ona tekrar can verme zamanıydı. Onun penceresine takıldım ve yürümeye başladık. Ben bu işi tek başıma yapamayacağım dedim, geldim LAMBDA’ya. Arkadaşlarımla karşılaştım. Ama onların departman başka benim departman başka! Görüntü değişecek, fizyoloji değişecek, elaleme ayar yapılacak. Lise sonda okuldan aldım, açık liseye verdim. Kaptım kolundan, elbiseler, makyaj malzemeleri aldım. Çekiyorum, bir an önce bu tarafa gel, sağlıklı birey ol diye.<br />
Okullarda padişahları, coğrafyayı, havuz problemlerini öğretiyorlar ama bence cinsel kimlikleri de öğretmeliler. Benim yeni akrabalarım buradakiler. Çocuğum hormon kullanıyor, terapilere gidiyor vs. Sıkıştığımda buradaki arkadaşlarıma diyorum ki, ne yapacağım. Onlar da diyor ki, sus, ergenlikte. Bir şey olduğunda hemen geliyorlar yardıma. Yalnız değilim. Çocuğuna gidip sütyen alıyorsun,<br />
17 yaşında, ona sütyen bağlamasını öğretiyorsun, nasıl duygular yaşıyorsun, anlatılabilir mi? Daha bu birinci adım. Eşcinsel, transseksüel dendiği zaman içinde cinsel, seksüel var ya, belden aşağısı geliyor insanın aklına. Ben çocuğumu kendine ve etrafına faydalı yetiştirmeye çalışıyorum. Biz birbirimize destek veriyoruz, insanlar bilgilendikçe, biz bilgilendikçe daha da benimsiyoruz çocuklarımızı. Eleştiriyorlar, ayrı bir gezegene mi göndereceğim çocuğumu? Ailelere de destek lazım. CETAD bizi sürekli aydınlatıyor. Ben çocuğumla iftihar ediyorum, 16 yaşında çok cesur bir şey yaptı. Üniversitede okuyor şimdi. Bize hem fiziksel hem ruhsal sağlık desteği lazım, cinsel eğitim lazım ve yasa lazım. Anayasa’nın eşitliği düzenleyen 10. maddesine cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği kelimelerinin eklenmesi bizim karşılaştığımız birçok eşitsizliği engelleyecek. LİSTAG bunu istiyor.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Anne ben eşcinselim]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2009/06/08/anne-ben-escinselim/</link>
<pubDate>Mon, 08 Jun 2009 14:49:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulserenn</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2009/06/08/anne-ben-escinselim/</guid>
<description><![CDATA[Birçok gey ve lezbiyen genç bu cümleyi kolay kolay kuramazken çocuklarının eşcinselliğini kabullenme]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-168" title="escinsel" src="http://listag.wordpress.com/files/2009/06/escinsel1.jpg" alt="escinsel" width="400" height="300" /></strong></p>
<p><strong>Birçok gey ve lezbiyen genç bu cümleyi kolay kolay kuramazken çocuklarının eşcinselliğini kabullenmekte zorlanmayan aileler de var. Ayça Örer, böyle bir aile ile görüştü. Anne Gülseren ve oğlu Can, hem kendi serüvenlerini hem elektroşok’a varan uygulamaları anlattılar.</strong></p>
<p> <strong>Lambda Eşcinsel Aile Grubu’na nasıl dahil oldunuz?</strong></p>
<p>Ben Gülseren. 54 yaşındayım. Lambdaİstanbul’da Semra anneyle tanıştıktan sonra böyle bir şeye ihtiyaç duyduk. Aile el kitabı hazırlanıyordu, biz de ona ufak katkılarda bulunduk. Sonra bize bir aile daha katıldı. Amacımız LGBTT (Lezbiyen, gey, biseksüel, travesti, transseksüel) bireylerin ailelere açılmasından sonra ailelerin hislerini, deneyimlerini paylaşmak, onlara destek olmak. Çocuklarımızın mücadelesinde arkalarında olmak için çalışıyoruz. Haftada bir Amargi’de veya başka bir ailenin evinde oturup konuşuyoruz. Ayda bir yemek yapıyoruz çocuklarımızla, çocuklarımızın cinsel kimliğini bilen herhangi bir akrabasıyla biraraya geliyoruz. CETAD (Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği) Başkanı Nesrin Yetkin’le konuşup onlardan yardım istedik. Onlar da çok sıcak baktılar, gönüllü psikiyatristlerle birlikte ailelerle her ayın ilk perşembesi bir bilgilendirme toplantısı yapıyoruz. Her an yeni aileler katılıyor. Şu an otuza yaklaştık. Bu çok sevindirici. Bir de listag.wordpress.com diye bir blogumuz var. Lambda Eşcinsel Danışma Hattı <!-- left number: image --><!-- number part: resizable --><!-- self number: resizable -->(212) 244 57 62 <!-- right number: image --> ’den bize ulaşan aileler var.</p>
<p><strong>İstanbul dışından aileler var mı?</strong></p>
<p>Çok yeni. Mesela Almanya’dan ulaşanlar var. İngiltere’den var. İzmir, Ankara yok. Şimdiki hedefimiz bunu daha Türkiye çapında yaygınlaştırmak. Ankara’daki Homofobi Karşıtı Buluşmaya da gitti aileler.</p>
<p><strong>Lambdaİstanbul’a Can’ın size açılmasından sonra mı ulaştınız?</strong></p>
<p>Çocuğumun bir arkadaşının annesinin benimle tanışmak istemesiyle ulaştım. Bir kafede buluştuk, baktık ki aynı şeyleri konuşuyoruz, kalktık Lambdaİstanbul’a gittik. Bize sonradan katılan Eda anne bizi buldu. O bir trans annesi. Yardım istemek için geldi. Biz üç anne ve Lambdaİstanbul’dan gönüllü arkadaşlarla başladık. Geçen sene bir aile toplantısına davet edildik Floransa’ya. O bizim çok ufkumuzu açtı. Avrupa’da da ailelerin durumunun bizden farklı olmadığını gördük. Ayın 27’sinde Pera Müzesi’nde Aile Belgeseli’nin yönetmeni ve oyuncuları İtalya’dan gelecek, onlarla buluşma bizim için çok heyecanlı.</p>
<p><strong>Çocuğu gelip “Ben eşcinselim” diyen bir aile ne yaşar?</strong></p>
<p>Çocuğu açıldıktan sonra insan genelde önce bir şok yaşıyor. Sonra korku, “Başına bir şeyler gelir” kaygısı ve koruma eğilimi, ondan sonra bu konuda bilgilenme, sonra kabullenme. Bu süreçlerde insan çocuğuna yanlış davranabiliyor, kendini suçluyor, onu suçluyor. Bazı anne ve babalar “Biz nerede hata yaptık” diyorlar. “Çocuğum mu bir hata yaptı” diye de soruluyor. Anne baba birbirini suçlayabiliyor. Arkasından elâlem ne der, ailedeki diğer bireyler ne der, komşu ne der diye düşünmeye başlıyor. Toplum kadınla erkeğin evlenmesine, çocuk yapmasına alıştığı için, eşcinsel bireyler kötü diye düşünüyor. Ben “Nasıl destek olurum” diye düşündüm. Ama genelde böyle yaşanmıyor. Çocuk söyleyene kadar yok sayılıyor. Söyledikten sonra da yok sayılıyor.</p>
<p><strong>Can’ın eşcinsel olduğunu öğrenene kadar toplumdaki dışlamanın farkında mıydınız?</strong></p>
<p>Her zaman görüyordum, farkındaydım. Ben ve Can çok şanslıyız. Biz yaşamadık ama yaşayanlar çok. Mutlu bir çocukluk ve mutlu bir ergenlik yaşadı Can. Bir trans çocuğumuz vardı, ailesi okuldan almak zorunda kaldı. Aslında Can’da da Lise 1’de ufak çaplı bir şey olmuştu. O da onu çok dert etmedi.</p>
<p><strong>Nasıl açıldı size?</strong></p>
<p>Ergenlikte Can’da farklılıklar olduğundan daha emin oldum. Onun daha çok bilgisayara, telefona yöneldiğini hissettim. Bizle hiçbir şey paylaşmıyordu. Psikiyatriste gittik. Gittiğimiz psikiyatrist de, “Çok güzel bir çocuk yetiştirmişsiniz, özgüveni var, sosyal bir çocuk, yalnız maço özellikleri yok” dedi.</p>
<p><strong>Can:</strong> Orada “Ben geyim, şöyleyim böyleyim” demedim. Aslında uzun zamandır farkındaydım ama orada söylemedim.</p>
<p><strong>Gülseren:</strong> Biz doğru bir psikiyatriste gitmiştik. Piyasa cinsel eğitim almamış, homofobik psikiyatristlerle dolu. Son tanıştığımız bir ailenin çocuğuna elektro şoktan okunmuş suya kadar her şeyi yapmışlar. Çocuğun psikolojisi berbat olmuş. “Ailem benden utanıyor” diye düşünüyor. “Değişeceksin üzülme” demek bile yeterince üzücü.</p>
<p><strong>Siz kabullenme sürecini nasıl yaşadınız?</strong></p>
<p>Hemen kabullendim.</p>
<p><strong>Can:</strong> Aslında annem bana açıldı. Ben bir gün onu Lambdaİstanbul’a çağırdım. Benim gidip geldiğimi biliyordu. Baktım annem gelmeye başlamış.</p>
<p><strong>Türkiye’de erkek çocuğu sahibi olmak çoğu aile için çok önemli. Siz bundan etkilenmediniz mi?</strong></p>
<p>Benim hiç öyle şeylerim olmadı. Toplumun dayattığı şeylerden kendim de hoşlanmam. Mesela evlenirken gelinlik giymedim. Sünnet töreni yapmadık. Gençken bir kadın haklarını savunurdum zaten. Biz çok istedik Can’ı. 33 yaşında anne oldum. Eşim dört sene kadar içeride kaldı, içeride evlendik. Geldikten sonra üç sene çocuk yapmadık, sonra çok istedik. Mutlu bir hamilelik geçirdim.</p>
<p><strong>Hiç sarsıntı yaşamadınız mı?</strong></p>
<p>Ben o açıdan kötü bir örneğim. Ama çoğu aile böyle değil. Bir annede çocuğunun asker olması, evlenmesi, erkek çocuk özlemi vardı. Bu konuda üzülen anne çok. “Nerede yanlış yaptım da benim oğlum böyle oldu” diye kendini suçlayan anne çok.</p>
<p><strong>Dışarıdan bakılınca yaşadığınız ortam bir fanus gibi. Toplumda çok önyargıyla karşılaşıyorsunuz&#8230;</strong></p>
<p>Ne kadar çok insan doğru bilgilenir ve bunu konuşursa o kadar iyi diye düşünüyorum. Almanya toplantısında tekerlekli sandalyeli bir anneyle tanıştım. “Ne kadar güzel çok şeyi halletmişsiniz” dedim, “Öyle demeyin 15 sene önce biz de böyle şeyler olacağını hayal edemezdik” dedi. Tekerlekli sandalyelere de düşsek, devam edeceğiz diye düşünüyorum. Annelerin yaşadığı en büyük kaygı “Hayatı nasıl olacak” kaygısı. Bir dolu ebeveyn çocuklarını okuldan aldı, akşam okullarına, açık liselere verdi. Aile grubumuzda bir çocuk gelmişti, en istediği okulda okuduğunu, iyi bir görevde olduğunu, eşcinselliğinin bilinmesi halinde bu işi kaybedeceğini söyledi. “Çok zor bir şey sürekli bir erkek muhabbetinin içinde olmak ama onunla yaşamak zorundayım” dedi.</p>
<p><strong>Eşcinsel cinayetleri de çok yaşanıyor. Eşcinsellere yönelik şiddet korkutucu değil mi?</strong></p>
<p><strong>Can:</strong> 29 Mart seçimlerinden sonra Beyoğlu’nda karşıdan gelirken bir adam bana saldırdı.</p>
<p>Bir anda. Ermeni Lisesi’nin önünde. Dudaklarım patladı, dişlerim yerinden oynadı, sağ kürek kemiğim incindi. Şiddet yaşadım ama bunu homofobiye yormadım.</p>
<p><strong>Gülseren:</strong> Beyoğlu’na çıkıyor, barlara gidiyor, korku hep oluyor. Bir de homofobi çok yaygın. Kendilerini korumalarını önermekten başka bir şey yapamıyorum.</p>
<p><strong>“Sana kız mı yok” diyene “Zor beğenirim” diyorumAileye açılma sürecinde insan neler hissediyor?</strong></p>
<p><strong>Can:</strong> Annemin farkında olup olmadığını bilmiyordum. Lambdaİstanbul’a çağırdığım zaman geldi. Kenara çekip bambaşka bir şeymiş gibi söylememek gerektiğini düşünüyorum. Öyle söyleyince bambaşka bir şey algılanıyor. Bence her anne baba hissediyor ama illa çocuğundan duyması gerekiyor. Ama ben açılmadım anneme. Lambdaİstanbul’a gittikten sonra bir konuşma yaptık.</p>
<p><strong>Ailelerin karşılaştığı baskılarla çocuklarınki farklı değil mi? Mesela okulda çocuklar çok acımasız şakalar yapabilir&#8230;</strong></p>
<p>İllaki yaşadım ama dert etmedim. “Okul bitecek buradan kurtulacağım” diye düşündüm. Bir de sonuçta bir eşcinsel kendini gösterecek ne yapabilir? Travesti, transseksüel olmadıkça görünürlük olmuyor. Lise sonda bir arkadaşım olmuştu, onunla çok şey paylaşmıştık. Birbirimize direkt açılmamıştık ama anlamıştık. Birbirimize destek olduk o dönemde. Mahalledeki arkadaşlarım bile bilmezken o bilirdi. O bile çok büyük bir şeydi benim için.</p>
<p><strong>Kendini kabul ettirme eğilimi kız arkadaş bulma gibi kaçışlar olmuyor mu?</strong></p>
<p>Arkadaşım denemişti. Ailesi çok baskıcıydı. Psikiyatristlere götürdüler, hormon kullandılar. Tabii bir işe yaramadı. Üniversitede bir kız arkadaşım oldu ama ispat isteğiyle değildi. “Sana kız mı yok, doğru kadını görmedin, üzülme geçer, değişirsin zamanla, bu da bir dönem” diyenler oldu. Soranlara “Ben zor beğeniyorum” diyordum. Çünkü yüzde yüz gey, yüzde yüz lezbiyen, yüzde yüz heteroseksüelliğe inanmıyorum. Zaten biyolojik bir kadınla ilişkim olduktan sonra aslında hepsinin ne kadar birbirinin içinde olduğunu gördüm.</p>
<p><strong>İlk aşk ne zaman?</strong></p>
<p>17 yaşında. Ben o dönemin insanı çok beslediğine inanıyorum. Benimki uzun sürdü, üzüldüm ama sonrasını düşündüğüm zaman o olmasaydı çok daha çocuk kalabilirdim. Âşık olduğum insan da buna karşılık veren bir insandı, heteroseksüel birine âşık olmadım.</p>
<p><strong>&#8220;Evcilik oynayan her erkek eşcinsel olmaz&#8221;LGBTT bireylerin hasta olduğunu düşünen görüş yaygın. Eşcinsel hakem tartışması da buradan çıktı. Siz nasıl cam duvarlarla karşılaşmadınız?</strong></p>
<p>Karşılaşan çok aile var. O sorunlar daha ziyade travestiler, transseksüeller için geçerli. Burada en önemli şey ailenin çocuğuna sahip çıkması. Tanıdığımız bir trans annesi, o kendi ailesinin, çocukluğunun geçtiği mahallede oturuyor. Annesinin desteğiyle bir gün önce bakkalın, manavın önünden erkek geçen çocuk ertesi gün kız çocuğu olarak geçti. Ama anne o kadar sağlam durdu ki arkasında kabullenmek zorunda kaldılar. Babası hekim olduğu halde çocuğunu kabul etmedi.</p>
<p><strong>Babalar bu çalışmanın neresinde?</strong></p>
<p>Babalar daha zor kabulleniyor gibi ama bizim LİSTAG grubunda iki baba bir dede var. Hem de bir trans dedesi. Kızı ona durumu açıkladığında, “Tamam kızım” deyip destek veren bir dede. Babalar arasında eşinden önce fark edip ona destek olanlar var. Tabii ki daha azınlıkta.</p>
<p><strong>Erkekler bu konuda kadınları suçlamıyor mu?</strong></p>
<p>Tabii, tabii. O hepimizde yaşandı ilk başta. Biz de yaşadık çok hafif dozda olsa bile. Ama kadınların çocuklarının üzerine düşmesi çocuğun eşcinsel olması için yeterli neden değil. Yoksa babası ölen, çok kızkardeşle yaşayan çocuklar eşcinsel olurdu. Aynı yumurta ikizlerinden biri eşcinsel biri heteroseksüel olabilir. Bizim babamız da başlangıçta çok kısa olsa da, suçladı ve görmezlikten geldi, kabullenme sürecinde biraz yok sayma yaşandı. Can’la ilk konuştuğum zaman, “Benim konuşmama gerek yok” diye kaçamak bir yanıt verdi. Ama toplantılarımıza katılıyor. Evimize Can’ın bütün arkadaşları geliyor. Onun için özel olan insanlar da geliyor. Mesela Can çocukken arabalarla çok oynardı ama evcilik de oynardı. Çok sosyaldi. Taklidi çok severdi. O yüzden bana hiç garip gelmemişti çocuğumun evcilik oynaması.</p>
<p><strong>Ailesinde şiddet görenler olmuyor mu?</strong></p>
<p>Gelen aileler içinde kardeş tehdidi vardı. “Öldürürüm” diyordu. Polisti. Anne baba kabul etmiş, “Bu da bizim çocuğumuz” diyor fakat ağabey “Benim olduğum yere gelmeyecek” diye tehdit savuruyor. Bir de çocuk aileye “Ben eşcinselim” dediğinde “Demek kadın gibi olacak” düşüncesi kafalarında canlanıyor. Seks işçiliği yapacak, başına kötü şeyler gelecek diye düşünüyorlar.</p>
<p><strong>Aileye açılmak çocuk için de travma yaratabilir. En son hakem meselesinde çocuk ailesinden önce Türkiye’ye açıldı.</strong></p>
<p>Bence önce aileye açılmaları önemli. Bütün medyaya açılıp sonradan ailenin duymasından kötü bir şey olamaz. Önce yakınlarının duyması lazım.</p>
<p><strong>&#8220;Çocuğunu ezdirmeyen köylü anneler var&#8221;</strong></p>
<p><strong>İnsanın “Keşke çocuğum eşcinsel olmasaydı” diye sorduğu olmuyor mu?</strong></p>
<p>Çok var ama bizim LİSTAG grubu içindeki aileler genelde bunu halletti. CETAD’la yaptığımız aylık toplantılar çok anlamlı. Burada aileler cinselliği konuşuyor. Her türlü soruyu sorup, doğru bilgileri alıyorlar. Çünkü bazı ailelerde ilk his, kayıp hissi. Aslında biz anne babalar çocuklarımızı koruyalım derken, o sınırları aşıp onların özel alanlarına çok daha fazla giriyoruz. Özellikle açıldıktan sonra çocuklarımız daha tedirgin oluyoruz.</p>
<p><strong>Sizin kabullenmeniz bu konuda sıradışı bir örnek değil mi? Bazı ailelerde erkeklerin yemek yapması bile mesele olabilir.</strong></p>
<p>Bazı öyle anneler var ki köyde yaşıyor ama çocuğunun arkasında duruyor. “Çoğunuz gizli yapıyorsunuz bu işi, benim çocuğum o kadar dürüst ki bana söyledi” diyor. Annenin sevgisi çünkü koşulsuz bir sevgiye dayanıyor.</p>
<p>Taraf/AYÇA ÖRER &#8211; Istanbul &#8211; 07.06.2009</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çiçekler de Binbir Çeşit: Benim ve Kızımın Hikayesi]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2009/02/24/benim-ve-kizimin-hikayesi/</link>
<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 16:23:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>Edaa</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2009/02/24/benim-ve-kizimin-hikayesi/</guid>
<description><![CDATA[Benim Hikayem 1961 yılında dünyaya geldim. Babam ve Annem beni pamuğun içinde fasulye büyütür gibi ç]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong><img class="aligncenter size-full wp-image-159" title="clip_image0021" src="http://listag.wordpress.com/files/2009/02/clip_image0021.jpg" alt="clip_image0021" width="468" height="237" /></strong></p>
<p><strong>Benim Hikayem</strong></p>
<p>1961 yılında dünyaya geldim.</p>
<p>Babam ve Annem beni pamuğun içinde fasulye büyütür gibi çok itinalı, çok özenli, çok koruyuculu, çok muhafazakâr, çok modern, çok mücadeleci, çok doygun, çok prenses yetiştirdiler. Onların istediği gibi olmuştum onların istediği gibi de kırmızı kuşağımla evlendim.</p>
<p>Evcilik oyunu başladı; eşyalarımı, tabaklarımı, örtülerimi&#8230; Sandıkta ne varsa çıkardım kurdum. Amma! Beyaz atlı prensle aynı sosyal statüde değildik. O da çok iyiydi ben de; ama hep birbirimizi değiştirmeye ve kabullenmeye zorladık, zorlandım. Günlerim onu mutlu etmek için ailem tarafından öğretilen tüm dersleri uygulamakla geçiyordu. Üç kap yemek ve salata, tek çizgi ütülü pantolon, temizlik vs. derken, 1986 yılında büyük oğlum dünyaya geldi. İlk anneliğimde zorlandım; beyaz atlı prens doktordu ve devamlı bana müdahale ediyordu. &#8220;Şunu giydir şunu çıkart, su sıcak yıkama, kimsenin kucağına verme, aşısı yok&#8221; vs. ama hayatımdan memnundum. Hizmet acısından evin tüm sorumluluğu benimdi; yıkama-paklama-ayıklama, alma-verme-dökme, reçel yapma, turşu kurma&#8230; Mecburi hizmet nedeni ile küçük bir kasabada yaşıyorduk. Asker çocuğu olduğum için sık sık tayinle başka başka yerlerde yaşadığımız için bu kasabaya da hemen alışmıştım. Benim için önemli olan eşim ve çocuklarımdı ve nerede olsa mutlu olabilirdim. Öyle öğretti ebeveynlerim&#8230; Çevreye uyum sağlamıştım. Derken ikinci çocuğum dünya ya geldi. Erkekti&#8230; Oysa ben kız bebek istiyordum&#8230;</p>
<p>Aynı döngüyle yıllar geçti. Aileme koşturmaktan, onları mutlu etmeye çalışmaktan kendimi unutmuştum. Evliliğimden bir şey anlamamıştım, anlamıyordum, anlamayacaktım. Anlayamayacağımı da evlendikten on beş yıl sonra fırsat bulup da kendime &#8220;Ben kimim?&#8221; sorusunu sorunca anladım nihayet! Üç gün kim olduğumu bulamadım, sonra yazdım kendimi bir kağıda; ben evliliğimdeki Eda değildim. Bana rol verilmiş küçükken; cici, akıllı, hanım kız olacaksın, kırmızı kuşağı takınca eş olacaksın, anne olacaksın, evin hanımı olacaksın&#8230; Ben de bunları olmuşum ama aslında bunlar değilmişim. Eda olduğumun farkına varınca istenilen gibi olmadığım için beyaz atlı doktor&#8217;u tek bıraktım, bu sefer de kara kuşağımla ayrıldım. İki döşek, iki çocukla İstanbul&#8217;a geri döndüm. Maddi anlamda hiçbir şeyim yoktu. Üstelik aileme boşanacağımı söylediğim için tepki aldım. &#8220;Millet ne der&#8221; paniği ile beni dışladılar. Hepsi gör bakalım halini diye uzaktan bakmaya başladılar. Derken, benim özgür, zor, bedeli ağır ama çok mutlu yaşam mücadelem yeniden başladı. İşe girdim, bilgisayar kursuna gittim sertifika aldım; Açık Öğretim Fakültesi&#8217;ni kazandım, okudum diplomamı aldım. İşimde başarılı oldum halen de çalışıyorum. Büyük oğlum okulunda çok başarı oldu hep burs aldı. Yurt dışında okuyor. Küçük oğlum da okulunda çok başarılı öğretmenleri tarafından sevilen, tatlı, cana yakın, çok saygılı bir çocuktu. Ailemle bir yıl sonra aramız düzeldi.</p>
<p>Buraya kadar okuduğunuz benim hikayem. Benzerlerini okumuşsunuzdur, dinlemişsinizdir ya da yaşamışsınızdır. Yaşamda bilinen, duyulan ve yaşanılan şeyler değil mi?? Yukarıda yazdığım tüm olumsuzluklara bir şekilde, zor da olsa çözümlemeler üretebilmiş, ayakta kalmayı, kimseye yük olmamayı ve yaşamımı çocuklarımla birlikte sağlıklı ve mutlu bir şekilde sürdürebilmek için çareler bulabilmişim, değil mi ? &#8220;BAŞARMIŞIM&#8221; yani&#8230;Hah!Meğer hayatta benim başıma gelmez dediğiniz, aklınızın ucundan geçmeyen öyle şeyler varmış ki&#8230; Çare aramaya çalıştığınız, çare bulurum, buldum sandığımız ama yanlış yerde debelendiğimiz, zaman kaybettiğimiz , ne yapacağımızı bilemediğimiz, soracak, danışacak dertleşecek kimseyi, kimseleri bulamadığımız yaşanası şeyler&#8230;</p>
<p>Tüm bunları hissetmemizdeki, yaşamamızdaki sebep; biyolojik, toplumsal, ruhsal bilgi eksikliği&#8230; Şimdi anlatacağım, yakın zamanda yaşadığım, sizlerle paylaşmak istediğim hikâyemde ben de bilgi eksikliğinden dolayı zor günler geçirdim.</p>
<p><strong>Kızımın Hikayesi<br />
</strong><br />
2005 yılında küçük oğlum birden yemek yememeye başladı. Odasından çıkmıyordu. Kendi kendineydi. O tatlı, konuşkan, cıvıl cıvıl çocuk gitmiş yerine hırçın, agresif, takıntıları olan bir çocuk gelmişti. On beş yaşındaydı yani tam ergenlik dönemi başlamıştı. Dersleri iyiydi. Okulda da seviliyordu. Bana öğretilen, bildiğimiz, duyduğumuz ergenlik dönemi krizleri diye üstelemiyordum. Hızla kilo vermeye başladı bir paket kepekli ekmek ve sudan başka gıda almıyordu. Durum sağlık açısından ciddiye gidiyordu. Psikologa götürdüm. Anoreksia nevroz teşhisi kondu. Konuyla ilgili epey mücadeleler verdik&#8230; Derken 2006 yılında ben işyerimde aniden fenalaştım. Beyin anevrizması(balon) teşhisiyle hekimler, anneme, babama ve yakınlarıma &#8220;20%&#8217;si yaşıyor, ameliyatta ne olur bilinmez&#8221; diyerek benii operasyona almışlar.</p>
<p>Üç gün uyutulmuşum. Yaşama geri döndüğümde yatağımda çok sevinçliydim. Allah beni çocuklarımın başından eksik etmemişti. On beş gün sonra doktorlar odama doluştular. Şah damarımla kulağım arasında yine balon varmış, patlamadan almaları lazımmış. Yeniden ameliyata gittim. Korkum ölmekten değildi; çocuklarımın bensiz kalmasıydı. Çok zor günler geçirdim ama akrabalarım, arkadaşlarım, ailem ve dostlarımdan çok sevgi ve ilgi gördüm, hiç yalnız bırakmadılar. Her gün çok uzak bir hastane olmasına rağmen gidip geldiler. Onların sevgisiyle hiçbir araz kalmadan taburcu oldum.</p>
<p>Hastayken öğrendiğim tek şey yaşam çok kısa ve her an her şey olabilirdi; yaşarken mutlu olabilmek ve yaşadığının tadına varmak lazımdı&#8230;</p>
<p>Evime geldim. Başım bir baştan bir başa dikişli, saçlarım traşlı, nekahet dönemindeyim. Tatlı, cana yakın, küçük oğlum karşımdaki koltuğa oturdu: &#8220;Anne sen ölseydin, ben babamla da anneannemler de yaşayamazdım&#8221; dedi. Dondum. &#8220;Aaa! Benim öleceğimi hesaplamış, kendine yer aranmış&#8221; dedim içimden. İçim üzüldü. O dönem travma geçirdiğim için hemen her şeye üzülebiliyordum. İçsel yaşadım, bir şey demedim. Bakakaldım sadece. Ertesi gün sıkıntılı, ağlamaklı bir şekilde yine yanıma geldi ve benim hayat öğretilerimi altüst eden, bildiklerimi bilmediğimi anlamaktan zor ameliyattan zor, eşten ayrılmaktan zor, iş bulmaktan zor, hayatım boyunca sık sık önüme çıkan engellerden zor bir şey söyledi. &#8221; Anne benim ruhum başka bedenim başka&#8221; dedi, anlamadım. Birden baktım gözlerine &#8220;bu ne demek diye&#8221; yine anlamadım. Sordum, &#8220;nasıl bir şey&#8221; diye. &#8220;Ben aslında kızım, bedenim erkek&#8221; dedi. Dondum, şaşaladım, katıldım, uzun bir sure sessiz kaldık. Düşündüm. Bu ergenliğe geçişi anlamadı ya da ruh hastası oldu dedim. İçimi ferahlattım. Nasılsa her şeye çare buluyordum. Buna da bulurum dedim ve sessizliği bozdum. &#8220;Yavrum, canım merak etme sen, kafana takma, bakarız bir çaresine&#8221; dedim. Dedim ama kafam bulandı, içim acıdı, karanlık bir yol uzadı gözümün önünde. Öylece kalakaldım.</p>
<p>Çok üzüldüm, çocuğum şizofrendi. Yok, yok ergenlikteydi! Geçişi anlayamamıştı. Yok, yok ruh hastasıydı! Allak bullak oldum. Kimseyle paylaşılacak bir şey değildi. Sonra, çocuğumun adı çıkmasın diye de derdimi söyleyemezdim kimseye. Bunları düşünüyordum. Bir taraftan da internetin karşısına oturdum, psikiyatr aramaya başladım. İlaçsız bir tedavi şekli istedim, kendimce buldum da&#8230; Bu arada çocuğuma &#8220;bak yavrum, geçecek&#8221; demeye başladım. Bana ısrarla &#8220;bu geçmez anne, ben hep böyleydim &#8220;diyordu. &#8220;Aman!&#8221; dedim. &#8220;Bunun hastalığı varmış, ben anlamamışım, ilerlemiş&#8221; diyordum içimden.</p>
<p>Doktor babasına telefon açtım. &#8220;Bak!&#8221; dedim. &#8220;Böyle, böyle&#8230;&#8221; sustu kaldı. &#8220;O karıştırıyor&#8221; dedi. Hekim olduğu halde benden daha suskun bakıp duruyordu. İçi katılmıştı galiba. Hemen de gitti zaten.</p>
<p>Ben işimden gün içinde doktora gitme izini aldım. Yaklaşık 8 ay taşındık doktorlara. Yolda benimle devamlı kavga ediyordu. &#8220;Anne paran mı çok, anne ben böyleyim değişmem&#8221;. &#8220;Haaa hııı&#8221; deyip kolundan çekeliyordum. Uzun uzadıya psikiyatr gezileri yaptım. Psikiyatrların bunun geçici bir şey olduğunu, ruh hastalığı olduğunu söylesinler istedim. &#8220;Ergenlik çağında aklı karışmış&#8221; desinler istiyordum.</p>
<p>Bu arada çocuğum odasına kapandı. Son derece kızgın, saldırgan, alıngan, içine kapanık oldu. Devamlı mutfağa gidip geliyor adaçayı içiyordu. Adaçayının ne işe yaradığını ben sonradan öğrendim. Çocuğum adaçayını bardak bardak içerken aklıma bir şey gelmiyordu. Ferahlamak için içiyor diyordum. Aklım çayda değildi. Aklım fikrim &#8220;anne ben kızım aslında&#8221; demesine takıldı, ben hala orda kalmıştım. Derken bir gün Marmaris&#8217;ten arkadaşım ve kızları geldi. Birlikte alışveriş merkezine gittik. Ben de çocuğuma tişört almaya kalktım ama çocuğum çok sinirliydi. Kızıyor, beğenmiyordu. Benle başa çıkamadı, kabine girdi, tişört denemesi yapmaya&#8230; Bir anda ben kabini açtım, nasıl oldu diye! Bir de ne göreyim; çocuğumun göğüsleri var, bol giysilerle saklamış&#8230; bunlar ne? Dondum kaldım. Bana &#8220;anne adaçayından oldu&#8221; dedi.</p>
<p>&#8220;Evladım bu çayın bu kadar mahareti var da bu insanlar ne diye silikon peşine düşüyorlar?&#8221; dedim. Dedim de içim kanadı. Kanadı, çıktık. Hiçbir şey demedim. Söylenmedim. Psikiyatrına telefon açtım. &#8220;Durum ciddi, Çapa&#8217;ya götürün&#8221; dedi ve çok saygı duyduğum halen gitmeye devam ettiğimiz Sayın Hocamıza götürdüm. Çocuğumu odasına aldı epeyce konuştular, sonra beni çağırdılar. &#8220;Buradan, benden çocuğun ile ilgili ne bekliyorsun? Niye geldin?&#8221; dedi. &#8220;Çocuğumun durumunun netliğini öğrenmeye ve kabule geçmeyi bekliyorum&#8221; dedim. Çocuğumu dışarıya çıkardı.</p>
<p>&#8220;Senin çocuğun transseksüel, kabule geç&#8221; dedi. &#8220;Ama!&#8221;, dedim. &#8220;Hocam, bu çok takıntılı ama hocam, bu anoreksia&#8230; ama hocam şöyle, ama hocam böyle&#8221; derken. Hocam dedi ki &#8220;ruh hastası olduğunu mu söyleyeyim, bunu mu duymak istiyorsun&#8221; dedi. &#8220;Evet!&#8221; dedim. &#8220;Yok&#8221; dedi. &#8220;Ruh hastası değil&#8221; dedi. &#8220;Peki!&#8221; dedim, odadan çıktım. Çocuğuma bir şey belli etmedim.</p>
<p>Bacaklarım tutmuyordu. Tir-tir titriyordum. Kendimi çok çaresiz hissettim. Çocuğumu, abisini eve yolladıktan sonra banka oturdum ağlamaya başladım. Böğüre böğüre ağladım. İçim yana yana ağladım. Oğlumu kaybettim, bir çocuğumu kaybettim, ona çok ağladım.Ağlamam durdu. Çapa Psikiyatrı Bölüm Başkanı Sn. Şahika Yüksel&#8217;in yaptığı teşhis çocuğumun bana söylemlerinden daha etkiliydi. Yani durum tespit edilmişti. Birden kızım doğdu. Evet, evet bir kızım dünyaya geldi. Hem de 15 yaşında kocaman bir kızım oldu . Kabullenme sürecini başlattım.Bu ne demekti; ailem?, arkadaşlarım?, işim?, komşularım?, mahallem?, okulu?, işi, yaşamı? Herkesin penceresinden 15 yaşında dünyaya gelen kızıma baktım. Of! çok yorucu, çok karanlıktı. Kendi pencereme geçtim, kızıma baktım. Korktum. Bu bebeği nasıl büyütecektim? Konuyla ilgili hiçbir bilgim yoktu.</p>
<p>Ama benim evladımı, canımı seve seve vereceğim bebeğimi yaşamı boyunca sağlıklı, mutlu ve güvenli bir şekilde yaşaması için, ayaklarının üstünde durabilmesi için, okuması için önce kendimi bilgilendirmem ve araştırmalar yapmam gerekiyordu. Seve seve yapacaktım çocuğum için, çünkü o beni kandırmadı. Çalmadı, kimseyi öldürmedi. Kimseye saygısızlık yapmadı. Dürüstçe &#8220;bana yardım et anne&#8221; dedi. Bana içini açtı. Duygularını, hissettiklerini anlattı. Saklanmadı. Çocuğumun açık olması gücüme güç kattı.</p>
<p>Hani çocuk dizilerinde &#8220;batmen&#8221; vardır, ordan oraya uçar, bir de gölgelerin gücü adına She-ra vardır&#8230; Bayan versiyonu&#8230; O da bendim artık. Gölgelerin gücü adına çocuğuma ve bu duyguları olan tüm çocuklara destek olacaktım. Demesi ne kadar kolay değil mi? Hayata geçirmek, uygulamak zor. Ama konu sizin çocuğunuzsa hem zor, hem değil&#8230;</p>
<p>Çapa&#8217;ya terapilerine gitmeye başladı.</p>
<p>Kızımın odasından törpü, cımbız çıkmaya başladı. Her şeyin ilkinde önce donup kalıyordum. Hemen çözüm arıyordum. Hemen bir makyaj sepeti aldım, kendi elimle koydum, yerleştirdim içine&#8230; Ona güzel ayaklı ayna aldım.</p>
<p>Anladım ki ilk yapılacak şey; onu ortada hissettiği bedene tam kavuşması için destek vermekti. Giysileri vs. Ama öyle abartıyordu ki&#8230; &#8220;Neden kızım böyle yapıyorsun, bak tırnaklar bu kadar uzamaz, kaşlar bu kadar inceltilmez, kızlar böyle yapar, hanım olur&#8221; dedikçe bana kızıyor, &#8220;ben böyle istiyorum, ben taş gibi kız olacağım&#8221; diye başlıyordu söylenmeye. Kendi kendine hormon kullanıp sağlığı bozulmasın diye renk renk sütyenler aldım, nasıl kullanacağını öğretirken içim kanıyordu. Neden böyle? Ben ne yapıyorum? Bir anda bana dönüp &#8220;anne ne güzel oldu değil mi&#8221; diye yüzü gülünce bende toparlanıp o mutlu diye mutlu oluyordum.</p>
<p>Hem kendime ve kendi duygularıma hem de kızımın güzel bir kız olma koşturmacasına, abartılarına yetişmeye çalıştım. Hep anlatıyordum bak böyle yapalım şöyle yapalım diye&#8230; Diye diyeleri hala anlatıyorum.</p>
<p>Kızımı Açıköğretim lisesine kayıt ettirdim, lise sonuncu sınıfa. Dersaneye yolladım, gittim herkesle konuştum:&#8221; Ben annesiyim kızım böyle bir sürecle okuyacak.&#8221; dedim. &#8220;Tamam&#8221; dediler, kolaylıklar sağladılar, destek oldular. Her sınava gidişinde gerginlik yaşadı, sınava alınırken bir yanda bayan polis bir yanda erkek polis kontrol için dururdu ve kızım ortadan yürürdu. Her defasında bayan polisin olduğu tarafa çekiştirip, &#8220;gel kızım heyecanlama&#8221; diye onu ordan geçirdim. Ve kızımın lise bitirme notu 100 üzerinden 100. Ayrıca üniversiteyi kazandı. Doktor kontrolünde hormon kullanmaya başladı. Saçları uzadı, abartılarına son verdi. Güveni geldi, içinde sakladığı duygularını abartılı yaşadı ama sonunda yaşının gerektirdiği kıvama geldi. Bebeğim büyümeye başladı. Bunları yaşarken ben sürekli korkulu, kaygılı, endişeli oldum ve hala da oluyorum. Nedeni de korumak kollamak güdüsü olsa gerek; annelik yani!</p>
<p>Artık farklı boyutta yaşıyoruz: ANNESİ VE KIZI! Ergenlik ve menapoz ile ilgili kitaplar okuyorum. Anne ve kız, anne faktörü vs. Çok paylaşacaklarım var, en iyisi ben özete gireyim:</p>
<p>AİLEM: Ağabeyi zaten kabullenmişti, bana ve kız kardeşine destek oldu, maneviyatımızı güçlendirdi. Oğlum, çevremizin kabullenme sürecinde çevremizi sürekli bilgilendirdi, destek oldu.</p>
<p>BABASI: Henüz anlamış değilim. Okul taksitlerine finansal desteği sağladı.</p>
<p>BABAM: Babam kabullendi. &#8220;Aman kızım, elinden kaçırma, sarıl ona!&#8221; dedi ama 76 yaşında olmasına rağmen bilgi yetersizliğinden devamlı soru soruyordu. CETAD toplantılarına katılan ilk dede ünvanını aldı, bir sürü sorular sordu, kafası karıştı ve bilgilendi. Sn. Dr. NESRİN Hanım&#8217;a: &#8220;Biz de bilmiyorduk, bilgisizlikten ötekileştirmişiz.&#8221; dedi.</p>
<p>ANNEM: Baştan beri reddetmişti. Üstüne gitmedim, karşılaştırmadım. Bir yıl sonra bayramda bizi evine davet etti, torunuyla karşılaştı, kucakladı ve &#8220;çok güzel olmuşsun sen.&#8221; dedi.</p>
<p>YAŞADIĞIM SEMT: Değiştirmedim evimi; niye ordan oraya gideyim ki&#8230; Akrabalarımın, tanıdıklarım, komşularımın oturduğu semt. Kızımı koluma takıp çıktım, başımı eğmedim. Ne derler diye düşünmedim. Ekmeğimizi, suyumuzu, değerlerimizi bize kimse vermiyor. Kendimiz kendimizi kurtarıyoruz. Hala bir şey sormadılar, soramazlar da! Duruş önemli&#8230;</p>
<p>KARDEŞİM VE EŞİ: Baştan kabullendiler, destek oldular.</p>
<p>LAMBDAİSTANBUL AİLE GRUBU: İyi ki böyle bir çalışmanın öncülüğünü yaptık; yüreklice, sevgiyle, saygıyla çoğaldık. Biz anneler, babalar, kardeşler birbirimize destek oluyoruz. Bizim yeni akrabalarımız oldu; kızımın teyzeleri var, amcaları var, ağabeyleri var. Kendimi güçlü hissetmeme, aynı duygu düşüncede olan bizler, yani Lambdaistanbul Aile Grubu ebeveynleri öğrettiler. Saygılı olmayı, koşulsuz sevgiyi, yargılamadan ötekileştirmeden önce BİLGİ SAHİBİ olmayı ve desteği ilke yaptık kendimize.</p>
<p>ERKEK ARKADAŞIM: En zor kısımdan beri yanımda arkadaşım, oksijen tüpüm; zorlukları yaşarken, ağlarken, çaresiz hissederken hep yanımdaydı. Ona sonsuz teşekkürler.</p>
<p>ÖĞRENECEĞİMİZ BİLGİ: Cinsel yönelim nedir? Cinsel tercih nedir? OKULU CETAD &#8230;</p>
<p>İyi ki çocuğum gizlememiş, cinsel durumunu yani kendini benden saklamamış. Gizlenmeler ve yalan söylemeler reddedilme korkusunda kaynaklanıyor. Bence hayatta ne kadar açık olursak kendimiz ve çevremiz için o kadar iyi olur. Biz anne-babalara çok görev düşüyor. Çocuklarını reddeden, lanetleyen aileler kendinden kaçıyor, etraf yüzünden kendiyle yüzleşemiyor. Cinsel kimlik farklılığı yaşayan çocuklarımız için toplum önyargılı. Kendilerinden &#8220;namuslarıyla&#8221; çalışmaları beklenirken &#8220;namuslu bir iş bulamamaları&#8221; toplumun konuyla ilgili cahilliğinin yarattığı ikilemlerin en üzücüsü. Cinsel kimliğin, bireyin kimliğinin değişmez ve değiştirilemez bir parçası olduğunu, kişinin kendisini topluma uydurmak yerine toplumun bakış açısını değiştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun için de ebeveyn desteği lazım. Yaşam çok kısa, bırakın insanlar cinsel yönelimleri ve kimliklerini ne olsursa olsun, nasıl mutlu olacaklarsa; sağlıklı, mutlu ve güvenli yaşasınlar. Çocuklarımıza sahip çıkalım. &#8220;Başkası ne der?&#8221; ile kendimizi ve çocuklarımızı yiyip bitirmeyelim. Bilinçlenelim. Çocuklarımızla konuşalım. Konuşmalıyız; çünkü esas sapkınlıkların gizlemeler ve ötelemeler sonucunda oluştuğuna inanıyorum.</p>
<p>&#8220;Elalem ne der?&#8221;lere karşılık, aklımızdan çıkarmayacağımız, kendimize sürekli tekrarlayacağımız, bizi güçlü kılacak cümle (tecrübelerime dayanarak söylüyorum, ben kendimi bu cümle ile ayakta tuttum):</p>
<p><strong>Cinsel kimlik asıl kimliğin çok ufak ayrıntısı. Bizi biz yapan nice özelliklerimiz var, öyle değilmi? Her zaman çoğunluk haklıdır diye bir şey yok. Unutmayalım çicekler de binbir çeşit&#8230;</strong></p>
<p>Herkese sağlık, huzur diliyorum.</p>
<p>Eda Anne.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ben bir anneyim. ]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2009/02/09/ben-bir-anneyim/</link>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 17:51:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>listag</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2009/02/09/ben-bir-anneyim/</guid>
<description><![CDATA[Ben bir anneyim. Biri on yedi, diğeri on üç yaşında iki oğlum var. Kral ve Prens.Kral her zaman ders]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Ben bir anneyim. Biri on yedi, diğeri on üç yaşında iki oğlum var. Kral ve Prens.Kral her zaman derslerinde, okul hayatında, sosyal etkinliklerde, gittiği dershanede ve gitmediği dershanelerin katıldığı sınavlarında hep bir numara olan, çok başarılı, popüler, karizmatik, kişiliğiyle de saygılı olan bir çocuk. Özgüvenini kazanmış, &#8220;bu taht benim,&#8221; diyebilen bir Kral.</p>
<p>Prens ise Kral&#8217;ın tam tersi; aynı imalathane, aynı annenin yetiştirdiği çocuklar; nasıl da bu kadar farklı olabiliyor, değil mi? Düşünmemek elde değil. Prens içine kapanık, hırçın, kaprisli, hiçbir sosyal etkinliğe katılmak istemeyen, &#8220;ya başaramazsam, başarısız olursam&#8221; korkusuyla, kendine güvenini kazanamamış, huysuz ama tatlı bir çocuk. Şimdi Prens&#8217;e özgüvenini kazandırmak için savaşıyorum.</p>
<p>Yalnız Kral&#8217;ın, benim de bir yıl kadar önce öğrendiğim büyük bir sorunu (!?) var. Her annenin çocuğunun küçük bir sorunu dahi olsa, anneye büyük bir sorunmuş gibi gelir. Fakat benim ve oğlumun sorunu gerçekten büyük. Bu büyük sorunu eşim, ben ve oğlum biliyor. [Bilge Remus Ka'dan Not: Bu yazıyı buraya aktardığım zamanlarda, artık kardeşim de bilmektedir.] Eşim savaşmıyor ama kabulleniyor. Bense baştan, öğrendiğim gün kabullendim ve savaşmak istiyorum. Savaşmamın sebebi ise ileriki hayatında kralımın mutsuz olmaması, acı çekmemesi. Çünkü onun mutsuz olup, acı çekmesi bana daha çok acı veriyor. O benim her şeyim. Etim, tenim, damarım, kanım, canım; ve canımdan bir parça. Kralımın gözünden akan bir damla yaş için dünyayı yıkarım. Oğlumun sorununu öğrendiğim ilk gün ve şimdi, bu sözü hala söylüyorum. Kralıma, &#8220;sen benim oğlumsun, senin için dünyayı karşıma alırım, sokakta yatarım ama senden asla, asla vazgeçmem. Seni bırakmam,&#8221; diyorum.</p>
<p>Şimdi gelelim bu büyük sorunu nasıl öğrendiğime.</p>
<p>Kralım bir gün dışardan eve geldi, kendini koltuğa yüzyukarı atıp, yüzünü ve gözlerini saklayarak içini çeke çeke ağlamaya başladı. Çok şaşırdım çünkü hayat dolu bir çocuktu. Oğlumu bu kadar üzen neydi? Kim olabilirdi? Oğlumla konuşmaya başladım; &#8220;ne oldu oğlum? sorunun ne? okulda mı yoksa özel hayatında mı problem var? neden bu kadar üzgünsün? kim ağlattı seni?&#8221; diye onun saçını okşayarak sorular sorup durumunu öğrenmeye çalışıyordum. Oğlumsa bana, &#8220;imkansız anne imkansız&#8221; diyerek cevap verdi. [Bilge Remus Ka'dan Not: ee, şey; o zamanlar küçüktüm. bilmiyordum. hiçbir şeyin imkansız olmadığını bilmiyordum.] Ben de ona &#8220;nedir imkansız olan? bir kız mı girdi hayatına? kimmiş bakalım bu kız, benim oğlumu kendine aşık edip ağlatacak kadar,&#8221; diyerek onu anlamaya, sorununu bulup çözmeye çalışıyordum. Çünkü oğlum bu yaşına kadar böylesine duygu dolu acı çekip ağlamamıştı. Ama imkansız dediği sorun neydi? Bence insan isterse imkansız denilen hiçbir şey yoktur. Bunları oğluma bir şekilde onun anlayacağı gibi anlatmaya çalıştım. &#8220;Oğlum göz yaşı döktüğün bir kısa, birbirinizi seviyorsanız sabredip okuyup, mesleklerinizi elinize aldıktan sonra evlenirsiniz. Gerçek sevgiyse beklemesini bilmelisiniz. Dünyanın öbür ucunda da olsa, sevginiz varolduğu sürece onu alır geliriz, imkansız bir şey yoktur. İmkansızlıkları insanlar kendileri yaratır,&#8221; diyerek yarasına merhem olmaya, gözyaşlarını dindirmeye uğraşsam da pek başarılı olamadım. Çünkü oğlum dönüp dolaşıp yine imkansız diyordu, ben imkansız desem de.</p>
<p>Kralım uzun süren telefon konuşmaları, mesajlaşmaları devam ederken bir gün bilerek telefonu benim odama bırakmış, mesajlarını da silmemiş. Tabii ben de onun izni olmadan mesajlarını okudum. Çok üzüldüm. Üzülmemin sebebi ise arkadaşından gelen mesajların acı dolu olmasıydı. Arkadaşı, &#8220;kendimi öldüreceğim, sensiz yaşayamam, senin yanına kaçıp geleceğim, ailem öğrenirse beni yaşatmaz, seni çok seviyorum,&#8221; gibi çok acı, ölüm kokan, korku dolu kelimelerdi. Sonra oğlum uyandı, kalktı. &#8220;Oğlum seninle konuşabilir miyiz çok önemli. İstemeyerek de olsa, senin iznin olmadan mesajlarını okudum. Ama şundan eminim ki, senin mesajlarını okumamı istediğin için özellikle telefonu odama bıraktın. Yine de iznin olmadan okuduğum için özür dilerim,&#8221; demeyi de ihmal etmedim. Oğlum da, tahmin ettiğim gibi öğrenmemi, okumamı istediği için telefonu odama bıraktığını itiraf etti. Sonra oğlumla konuşmaya başladık uzun uzun. Oğluma, arkadaşının yazdığı mesajların çok kötü, üzücü olduğunu, yaşlarının çok küçük olduğunu, daha okuyacaklarını, önlerinde güzel bir geleceğin onları beklediğini, beklemeyi, sabretmeyi öğrenmeleri gerektiğini anlattım. Oğlum beni dinledikten sonra, &#8220;anne, beni yani oğlunu ne kadar tanıyorsun? Benim içimdekileri biliyor musun? Duygularımı, düşüncelerimi anlayabilir misin? Ha? Söyle anne, benim çektiklerimi biliyor musun? Oğlun ne acılar çekiyor, bunalımlara giriyor, bunları fark ettin mi? Anlayabilir misin beni anne? Gerçekler farklı, beni hiç tanımıyorsun. Gerçeği öğrenirsen kaldıramazsın, şoka girersin, bunalım geçirirsin. Boşver anne, boşver,&#8221; diyerek beni şaşırttı.</p>
<p>Oğlumu nasıl tanıyamazdım bu yaşa kadar? Onu ben getirdim bu dünyaya, ben büyüttüm. Benim bilmediğim, farketmediğim neydi? Düşünceleri, duyguları, içinde yaşadığı acıları, bunalımları, beni şoka uğratacak, kaldıramayacağım kadar ağır olan sorun neydi? Demek ki benim bu zamana kadar bilmediğim, farkında olmadığım, oğlumun iç dünyasında, beyninde, ılık bir rüzgar değil de, etrafını sarsacak kadar kuvvetli bir fırtına varmış. Ve bu fırtınanın, oğlumu kuru bir yaprak gibi sağa sola savurmasından korktuğu için, sığınacağı en güvenli liman olan anne kucağını seçmiş. Çünkü beynindeki fırtına artık çok daha kuvvetli esmeye başlamış, bu fırtınaya tek başına karşı koyamayacağını anladığı için benim, yani annesinin öğrenmesini istemiş. Oğluma, &#8220;benim bu zamana kadar kaldıramadığım hiçbir şey olmadı. Her şeyi, tüm yükü tek baıma kaldırdım. Ben kuvvetli bir anneyim. Senin sorunun ne olursa olsun kaldırabilirim ve şunu asla unutma, ben senin her zaman yanındayım, seni asla bırakmam. Şoka girmeyeceğim. Sorununu anlat, bilmek istiyorum,&#8221; diyerek ısrar ettim. Her ne kadar beni üzmek istemese de, artık çok bunaldığı için, ısrarlarıma karşı koyamayarak tek bir cümleyle anlattı. &#8220;Anne, telefonda konuştuğum, mesajlaştığım, senin mesajlarını okuduğun arkadaşımın ismi Can,&#8221; dedi. Ben de, &#8220;kıza erkek ismimi koymuşlar, olabilir; bazen de erkeğe kız ismi koyuyorlar, bunda bir sorun yok,&#8221; diye cevap verdim. Ama oğlum ısrarla &#8220;Anne, adı Can,&#8221; diye tekrarladı, tekrarladı. Bir an durdum, düşündüm. &#8220;Oğlum, bu sevdiğin arkadaşın erkek mi?&#8221; diye sordum. Oğlum da, &#8220;evet anne,&#8221; dedi. Oğlumun evet demesiyle çok şaşırdım, şoka girdim, yıkıldım, gözlerim boşluğa baktı kaldı. Ama hemen toparlanmam gerekiyordu, çünkü karşımda benim canımdan, kanımdan doğurduğum yeşil gözlü bir kral, bir çocuk bana bakıyordu, tepkimi ölçüyordu.</p>
<p>Onun için yıkılmamam, ayakta dimdik durup, bu yük ne kadar ağır olursa olsun taşımam gerektiğini biliyordum. Çünkü ben bir ANNEYİM. Bir çocuğun fırtınalardan korkup sığınacağı en güvenli LİMAN, o benim işte.</p>
<p>Oğlum bana, &#8220;bak gördün mü anne, sana demiştim kaldıramazsın, şoka girersin, bu yük farklı bir yük. Her zaman taşıdığın, kaldırdığın yükler gibi değil; çok farklı ve ağır. Anne, senin üzülmeni istemiyorum. Üzüleceğini bildiğim için bu zamana kadar kendimi gizledim. Ama artık çok fazla geliyor; onun için sana açılmak istedim. Ve bu sebepten telefonu senin odana bıraktım,&#8221; dedi. Ben de oğluma, &#8220;neden, niçin, nasıl böyle bir durumun olduğuna karar verdin? Bu nasıl bir şey oluyor? Ne demek, bana bunları açıklar mısın? Bu durumun bir hastalık mı, tedavi olması mümkün mü? Bu durum fiziksel mi yoksa duygusal mı? Ne zaman farkettin kendindeki değişikliği? Suçlu biz miyiz acaba, bu duruma sebep olabilir miyiz, nerede hata yaptık, neyi yanlış yaptık? Doğuştan mı yoksa sonradan mı?&#8221; Buna benzer sorular aklıma birden yığıldı kaldı. Ve oğluma sordum, sordum&#8230; Bana kendi çabasıyla edindiği dünyaca ünlü profesörlerin bilgilerini anlattı ve kısa zaman sonra bu doktorların açıklamalarını bulup yazılı bir dosya olarak getireceğim dedi. Bir süre sonra bahsettiği profesör doktorların yazılarını bana getirdi. Ama oğlumun ileride mutsuz bir hayat sürmemesi için savaşmam gerekiyordu. Normal bir erkek olması mümkünse, oğluma &#8220;beraber bu sorunu aşabiliriz, elele verip savaşalım oğlum,&#8221; diye teklif yaptım. Ama oğlum, &#8220;olmaz, mümkün değil anne. Bu bir hastalık değil, hiçbir tedavisi yok tıpta. Zaten tıp da, biliyorsun, hastalık olarak kabul etmiyor,&#8221; diye cevap verdi.</p>
<p>Benim oğlum bir GEY, yani EŞCİNSEL.</p>
<p>Bu zamana kadar eşcinsel kelimesini duymuştum. Ama gey kelimesini duymamıştım. Oğlumda öğrendim. Gey, lezbiyen; bu tür insanlar kendi hemcinslerine ilgi duyan kişiler. Ve aramızda farketmesek de bu tür insanlar çok var. Topluma aykırı olduğu için kendilerini gizlemek zorunda kalıyorlar. Ben bu sorunun içinde olduğum için bütün çocuklarımızı daha yakından tanıma fırsatı buldum. Kendimi şanslı mı yoksa şanssız mı görüyorum bilemiyorum. Tek bildiğim bir şey var, bana Allah&#8217;ım böyle bir evlat verdiği için şükretmek zorundayım.</p>
<p>Oğlumun çok yakın bir arkadaşı var. Transeksüel bir erkek. O da bana durumunu rahatlıkla anlattı. Çok tatlı, zeki, bence ileride adını duyurabilecek bir kişi olacak.</p>
<p>Peki burada suçlu olan kim? Anneleri hamile bırakan babalar mı, babaların spermleri mi; hamile kalan anneler mi, annelerin yumurtaları mı? Bu tür çocukları doğuran anneler mi yoksa doğan çocuklar mı? Kim suçlu bu durumda? Eğer Allah&#8217;a, yaradana inanıyorsak, Allah&#8217;ın bize verdiği, sunduğu nimetleri göz ardı etmeyerek görebiliyorsak, işte o zaman bu tür çocukları da bize Allah verdi. Allah&#8217;ın verdiği her şeye razıysak, şükür ediyorsak, bize böyle evlatlar verdiği için şükretmemiz gerektiğini bilmemiz lazım. Suçlu kimse yok. Eğer suçlu arıyorsak, suçlu bizleriz. Toplum olarak bu çocuklarımızı dışlayarak ittiğimiz için.</p>
<p>Şimdi burada benim bir anne olarak, çok üzüldüğüm bir noktaya değinmek istiyorum. Bu çocukları bizler doğurup, büyütüyoruz. Birer yetişkin insan yapıyoruz. Yetişkin insan olduktan sonra ellerine mesleklerini alıp başarılı oluyorlar. Birçok insan tanıyorum bu durumda. Ama hep bir bunalım yaşıyorlar. İçlerinde korku ve yalnızlık. Kendilerini yıllarca ailesinden gizleyen, korku içinde yaşayan binlerce çocuk, yetişkin insan var. Ben bu durumda olan yetişkin birini örnek olarak anlatmak istiyorum. Yıllarca ailesinden kendini gizlemiş. Hemen hemen hayatının yarısına gelmiş, acılarını hep içinde tek başına yaşamış. Ailesine defalarca durumunu anlatmak istemiş ama korkmuş. Korkusu ise ailesinden reddedilmek, itilmek. Ve en sonunda bir gün cesaretini bulup annesine anlatmış. Tabi, korktuğu başına gelmiş. Annesinden çok büyük tepki almış. Annesi defalarca intihara kalkışmış. Bu yetişkin, aklı başında insan şimdi hala çok büyük üzüntüler yaşıyor ve mutsuz. Annesini çok seviyor ama annesi onu anlamıyor. Burada bu anneye ve böyle çocukları doğuran annelere seslenmek istiyorum. &#8220;Neden Allah&#8217;a karşı geliyorsunuz? Bu çocukları ben, sen, bizler doğurup Allah yaratmadı mı? O zaman niçin şükretmeyi bilmiyorsunuz? Çocuklarınıza karşı geleceğimize, yanlarında olup destek olmamız gerekmiyor mu? Zaten toplum dışlıyor onları, bir de biz anneler dışlarsak, itersek onlara kim kucak açar, kim tutar ellerinden? Üzüntülerini, sıkıntılarını bize anlatamayacaklar da kime anlatacaklar? Bu suçsuz çocuklarımız sorunlarını bizlerle paylaşamadıkları zaman, bizler onları dışarı itmiş oluyoruz. Dışarıdaysa onları bekleyen bir sürü aç kurt, karanlık kuyular, leş kokan çöplükler.</p>
<p>Lütfen anneler, babalar, aileler ve yaşadığımız toplum. Lütfen bu çocuklarımıza kucak açalım, dışlayıp itmeyelim. N&#8217;olur biraz daha duyarlı, anlayışlı olalım.</p>
<p>Bu çocuklarımıza yardımcı olursak, ileride onları bekleyen köprü altlarından, düşecekleri karanlık kuyulardan, leş kokan çöplüklerden kurtarıp, hayatta başarılı, dimdik ayakta duran, güvenilir birer birey, yetişkin, mutlu insanlar olarak yaşama kavuşturabiliriz.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://bilgeka.blogspot.com/">http://bilgeka.blogspot.com/</a>, 9 Subat, 2009</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Aileler Cinselligi Konusuyor...]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2008/12/28/aileler-cinselligi-konusuyor/</link>
<pubDate>Sun, 28 Dec 2008 17:29:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>listag</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2008/12/28/aileler-cinselligi-konusuyor/</guid>
<description><![CDATA[Lambdaistanbul Aile Grubu&#8217;nun ve Cinsel Egitim Tedavi ve Arastirma Dernegi&#8217;nden (CETAD) ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2>Lambdaistanbul Aile Grubu&#8217;nun ve Cinsel Egitim Tedavi ve Arastirma Dernegi&#8217;nden (CETAD) gonullu psikiyatristlerin katkilariyla duzenlenen toplantilarimiz her ayin ilk Persembe aksami* saat 17:30&#8242;da CETAD&#8217;in Sişli&#8217;deki merkezinde&#8230;</h2>
<h2>Cocugunun, kardesinin veya herhangi bir akrabasinin escinsel, biseksüel, travesti veya transseksüel oldugunu ogrenen ve bu konu hakkinda konusmak isteyen herkesi bekliyoruz&#8230;</h2>
<h2>Katilim icin lutfen 0 532 595 34 98 nolu telefondan Metehan&#8217;i arayiniz.</h2>
<p>*Ilk Persembe&#8217;lerin tatil oldugu aylarda toplantilar ikinci Persembe yapilmaktadir.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kocam oğlumuzun gay olduğunu öğrendiğinde kendini suçladı]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2008/11/22/kocam-oglumuzun-gay-oldugunu-ogrendiginde-kendini-sucladi/</link>
<pubDate>Sat, 22 Nov 2008 16:28:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulserenn</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2008/11/22/kocam-oglumuzun-gay-oldugunu-ogrendiginde-kendini-sucladi/</guid>
<description><![CDATA[Çocuğunuz mu size açıldı yoksa siz mi konuşmak istediniz? Oğlum 20 yaşına kadar söylememişti. Beniml]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>Çocuğunuz mu size açıldı yoksa siz mi konuşmak istediniz?</strong><br />
Oğlum 20 yaşına kadar söylememişti. Benimle konuşunca ben de eşime durumu anlattım. Bunun normal olduğunu, kimsenin suçlu olmadığını söyledim.</p>
<p><strong>Kocanız kendini suçladı mı? </strong><br />
“Ben işlerimin yoğunluğundan dolayı onunla yeteri kadar vakit geçiremedim” diye düşündü uzun süre. Ama çabuk atlattık. O da ben de oğlumuzu hiçbir zaman hiçbir şeye zorlamadık. Çok huzurlu bir çocukluk yaşadı.</p>
<p><strong>Bir eşcinsel annesi çocuğu ona açıldığında nasıl davranmalı?</strong><br />
Onu koşulsuz sevmeli. Toplumun baskısına çocuk sevgisini feda etmemeli.</p>
<p><strong>Ahmet Yıldız vakasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? </strong><br />
Ben Ahmet’in kendi anne veya babasının onu öldürtebileceğine hiç inanmıyorum. Ama yakın çevresinden onun gay’liğini hazmedemeyip böyle bir girişimde bulunanlar olmuş olabilir.</p>
<p><strong>Gönüllü olduğunuz Lambdaİstanbul Aile Grubunda sadece anneler mi var?</strong><br />
Hayır, az sayıda da olsa babalar da var. Bunun dışında gencin açıldığı başka yakını da toplantılarımıza katılabilir. Toplantılarımıza yakında psikologlar da katılacak. Çok güzel bir kaynaşma ve dayanışma oluyor</p>
<p>Gazeteci: Müge Celebi</p>
<p>Milliyet Gazetesi</p>
<p>27 Temmuz 2008, Pazar</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mayın tarlasında yol açıyoruz…]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2008/11/14/mayin-tarlasinda-yol-aciyoruz%e2%80%a6/</link>
<pubDate>Fri, 14 Nov 2008 11:11:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>listag</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2008/11/14/mayin-tarlasinda-yol-aciyoruz%e2%80%a6/</guid>
<description><![CDATA[PINAR SELEK &nbsp; Şimdiye kadar yaptığım her söyleşiden beslendim. Ama bu sefer başka bir şey oldu.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN><SPAN style="font-size:small;">PINAR SELEK</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN><SPAN style="font-size:small;">&#160;</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Şimdiye kadar yaptığım her söyleşiden beslendim. Ama bu sefer başka bir şey oldu. Dört kadın buluşunca deneyimler, kederler, dirençler ve hayaller aktı birbirine… Hayatlar aktı. </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Eda, Selda, Gülseren ve ben konuştukça tamamlandık, konuştukça kımıldandık. </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Eda, 18 yaşındaki bir transeksüelin annesi. Gülseren’in 20 yaşındaki oğlu biseksüel. Selma’nın da 25 yaşında gay bir oğlu var. Üçü de, eşcinsel ya da transseksüel annesi olmanın zorluklarıyla tek başlarına cebelleşirken, kapatma kararıyla boğuşan Lambda’da soluklanmışlar. Orada sarılmışlar birbirlerine ve “Lambda Aile Grubu”nu oluşturmuşlar. Grubun oluşmasında büyük katkıları olan Lambda gönülüsü Mehmet Tarhan, bu sürecin kendisini de çok etkilediğin anlatmıştı bana: “Aileme açığım ama yönelimim üzerine çok konuşmuyoruz. Ama tabii benim onlardan beklentim vardı. Bu çalışmayla birlikte çok değiştim. Anladım ki, biz ne problem yaşıyorsak, aileler de yaşıyor. Eşcinsel annesi olmak kolay değil. Toplumsal baskılara, zihinsel karmaşalara, akrabalık ilişkileri içindeki tepkilere hazırlıksız yakalanıyorlar. Örgütlü olmadıkları için bu sıkıntılarla baş etmeleri çok zor. Ölüm karşısındaki şoku yaşıyorlar. Lambda Aile Çalışmasının içinde yer alınca, öncelikle ailemden beklentilerim azaldı. Gördüm ki çok şey bekliyoruz onlardan… Bu çok yanlış…”</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Eda, Gülseren ve Selda da çocuklarından ve onların Mehmet gibi arkadaşlarından çok şey öğrenmişler. “Mayın tarlasında” yol açmanın heyecanını yaşarken gençleşmişler, kadınlıklarını, cinselliklerini, varoluşlarını keşfetmişler. </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">İşte biz o güzel buluşmada, sadece eşcinsel ve transeksüel annesi olma deneyimini değil, kadınlığı, cinselliği, toplum baskısını, sınırları, keşfedilenleri ve hayatı konuştuk… </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><U><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Aileler de büyük sancı yaşıyor…</SPAN></SPAN></U></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><U><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="text-decoration:none;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></SPAN></SPAN></U></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><EM><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Selma, Eda, Gülseren… Üçünüz de Lambda’da aile çalışması yürütüyorsunuz. Aile Grubunun hikâyesiyle başlayalım mı? </SPAN></SPAN></EM></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Ben geçen sene gazetelere birkaç yazı yazmıştım. Bir tanesi Radikal’de “Annelere Sesleniş Mektubu” idi. Çok ilgi çekti. O sıralar Lambda’nın partilerine, şusuna busuna ufaktan katılmaya çalışıyordum. Sonra daha çok gelmeye başladım. Şahika Yüksel Hoca, yazımdan etkilendiği için beni uluslar arası bir kongreye konuşmacı olarak çağırdı. Kongrede bir anne olarak konuşma yaptım. Hayat hikâyemi anlattım; nasıl öğrendim, nasıl kabullendim, nasıl bugüne geldim… Sonra bir iki dergi röportajı falan verdik. Bu arada, <SPAN>&#160;</SPAN>çocuklar da Lambda’da kendi aralarında konuşmuşlar, bir aile grubu kuralım, diye… Ben onlara “Buraya gelen anne olursa ben onlarla konuşmaya hazırım,” diyordum. Çocuklarla toplandık ve aileleri organize etmeye başladık. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Sizden başka aile yok muydu? </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma: </STRONG>Yoktu. Sadece ben vardım. Lambda’daki çocuklarla bir iki toplantı yaptıktan sonra Gülseren ile tanıştık. Oğlunu tanıyorduk, bize gelir giderdi. “Annem de gelmek istiyor,” dedi. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Oğlunuz olup bitenlerden size bahsediyordu herhalde… Siz nasıl ihtiyaç duydunuz? </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren: </STRONG>Evet bahsediyordu. Ben özellikle ihtiyaç duymadım ama oğlumla daha çok şey paylaşmak istedim. O beni bir arkadaşının Lambda’ya gidip gelen annesiyle tanıştırmak istedi. Ben de, “Tabii,” dedim. Zaten arkadaşlarını tanımayı özellikle istiyordum.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Arkadaşlarını ve ailelerini belki…</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Tabii, ailelerini de tanımak önemliydi. Hemen kabul ettim ve Selma’yla tanıştık. Sonra birlikte Lambda’ya gelmeye başladık. Onlar, bir broşür çalışması yapıyorlardı. Yurt dışından elde ettikleri bir broşürü bizim toplumumuza uyarlıyorlardı. Bizim toplumumuzda aileler bunu şöyle karşılar, böyle dersek daha iyi olur.. gibi bizim de küçük bir katkımız oldu o broşüre. Sonra düzenli toplantılar yapmaya başladık. Açılma durumunda olan çocukların aileleri gelsin istedik. Ama her aile için Lambda’ya gelmek cazip değil. Kolay değil… Onun için bir başka yerde düzenli Aile Toplantıları yapmaya başladık. İlkini bir kafede yaptık. Oraya iki baba ve bir aile geldi. Böylece üç aile olduk. Sonraki Aile Toplantımız yemek şeklindeydi. Bir gece düzenledik. O zaman otuz kişi olduk. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Aileler mi?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Aileler&#8230; Tabii bunlar kardeş, yeğen… Ama anne babalar da arttı. O geceye gelenler çok mutlu oldu. Daha genişlemek için herkesin çaba harcamak istediğini hissettik. Ve bunu sürdürüyoruz. Çocuklar açıldıktan sonra, ailelerin yaşadığı süreç genelde çok sancılı oluyor. Benim için o kadar sancılı olmadı, ama bir dolu aile için öyle oluyor…</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><U><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Önce inkâr, sonra suçlama…</SPAN></SPAN></U></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Çocukları açılma sürecinde çeşitli sıkıntılar yaşarken, ailelerin sancıları nasıl oluyor? </SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Aileler çok sancı yaşıyor… Bu, eğitim düzeyiyle değil ama bu konuda bilgili olup olmamayla çok ilgili… Yani üniversite mezunu da olsa, belli bir kariyer sahibi de olsa insanlar; toplumsal, geleneksel, dinsel kalıplar nedeniyle çok bilgisizler. Bu yüzden, hem aile süreci çok zor atlatıyor hem de çocuk ile arasındaki ilişkisizlik zor aşılıyor. Çoğu zaman, karşılıklı kapanma dönemi yaşanıyor, birbirlerini yok sayıyorlar&#8230; Yani bu mesele yokmuş gibi davranıyorlar. O zaman ilişki de bitiyor.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Siz nasıl yaşadınız? </SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Ben o süreci daha kolay atlattım. Yirmi senedir, tıp camiasında, laboratuar sorumlusu olarak çalıştığım ve farklı aktiviteler içinde olduğum için, eşcinselliğin bir hastalık olmadığını, çocuğum böyle olursa da çok üzülmeyeceğimi biliyordum.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Ama insanın başına gelince nasıl oluyor?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Her şeyi de bilmiyormuşum. Mesela bunu bir tercih zannediyordum. Ergenliğe kadar da bir şey hissetmedim.<SPAN>&#160; </SPAN></SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Önce siz mi fark ettiniz?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Tabii, ben fark ettim ve ergenlik döneminde bir psikoloğa danışma ihtiyacı hissettim. Çocuğum bizimle daha az şey paylaşıyordu, hep bilgisayarda oturuyordu. Suskunlaştı. Halbuki çok konuşan, neşeli bir çocuktu. Ben de “Bak, gençlikle ilgili bir terapist var. Bir arkadaşım çocuğuyla gitmiş… İstersen, baban, ben, birlikte bir gidelim; sen de, bizle paylaşmadığın sorunları onunla paylaş” dedim. O da kabul edince Çapa’ya gittik. Terapist sadece çocukla konuştu ve dedi ki, “Çok güzel duyguları olan, naif, duygusal bir çocuk, sorunu yok. Fakat maço yetiştirilmemiş, küfrü sevmiyor, vurdulu kırdılı ortamları sevmiyor. Dert etmeyin. O ihtiyaç olursa, beni arayacak” dedi. “Zaten biz başka türlü olsun istemedik; özgür bir bakış açısı olan, kendini toplum içinde ifade edebilen bir çocuk olsun istedik.” diyerek çıktık ama içimiz rahat değildi. Çünkü o daha çok küçükken, başka bir psikolog “baba ilişkisi eksik” demişti, ben de onu hep babaya itmiş ama bir şey değişmediğini görmüştüm. Sonra yine Çapa’da başka bir terapiste gittim. Durumunu anlatınca bana çocuğumun eşcinsel olduğunu, bunun bir yönelim olduğunu, değiştiremeyeceğimizi söyledi Ben, eşcinselliği tercih zannediyordum. Ama değilmiş. Doktor yapacak bir şey olmadığını söyledi: “Ondan sevginizi eksik etmeyin, her konuda destek olun.” Biz de öyle yaptık hep… </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Selma, seninki de bu kadar kolay mı oldu? </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Hayır, benim için daha zor oldu… Çocuğumun eşcinsel olduğunu önce ben fark ettim. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Anneler daha önce fark ediyor, değil mi?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Anneler önce fark ediyor… Önce, böyle izledim, gözlemledim. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Kaç yaşlarındaydı?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> On yedi yaşındaydı. Ergenlik dönemindeydi. Hep düşünüyordum: Yok canım, öyle değildir, ben onu çok iyi yetiştiriyorum, nasıl böyle bir şey olur ki? Bizim başımıza böyle bir şey gelemez… Bir gün oturttum onu, sormaya başladık babayla beraber, güzel ve sakin bir konuşma oldu. Sonunda “Sen ne olursan ol, bizim evladımızsın, seni her halinle seviyoruz, kabul ediyoruz…” dedik. Önce “Hayır, değilim!” gibi şeyler söyledi ama sonra dayanamadı ve açıldı: “Evet, ben geyim” O rahatladı, ama biz mahvolduk. Ağladık, birbirimize sarıldık, “Yardım almamız lazım,” dedik. Çünkü hiç bilmediğimiz bir konuydu. Hep dışarıdan duymalarla, toplumun kurallarıyla düşünüyorduk. Bu yüzden, önce bir inkâr dönemi başladı: Yok canım, çocuğun kafası karışmıştır. Acaba tacize mi uğradı? Acaba şöyle mi oldu, böyle mi oldu? İşte, gidelim birinden yardım alalım da, olayı açıklığa çıkaralım…</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">İlk danıştığınız kişinin yaklaşımı nasıldı?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Psikolog çok iyi karşıladı bizi. Hepimizle ayrı görüştükten sonra benim ve oğlumun ayrı seanslara devam etmesi gerektiğini, bu sürecin uzun olduğunu söyledi. Ben de haftada bir gitmeye başladım. O da haftada iki kere falan gidiyordu. Doğru bir insana denk gelmişiz. Çok gezmedik, öyle arkadaşlarım gibi çok paralar harcamadık. Ama biz de önce bir inkâr dönemi, sonra bir suçluluk duygusu yaşadık. “Rollerimizi tam yapamadık çocuğa…” Ben eşimi suçladım, “Sen hiç ilgilenmedin, vakit geçirmedin…”</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">İlk tepki genelde suçluluk duygusu mu oluyor?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Suçluluk duygusu oluyor. Nerede hata yaptım? Meğerse çok iyi anneyim diye kendinizi kaptırdığınız bir rol modeli varmış, o yıkıldı, dağıldı tabii. Yani ben, “Bu kadar yıl çocuğumu nasıl anlayamamışım,” oldum bir anda… </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Yönelim olduğunu bilmediğiniz için sorumluluğu kendinize yüklediniz…</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Aynen öyle. Gittiğimiz insan bize bunun bir yönelim olduğunu, hastalık olmadığını, kabullenme sürecine geçmeye başlamamız gerektiğini söyledi. Ondan sonra, seanslarda, beni kendime döndürmeye başladı: “Sen kendin için neler yapıyorsun? Hayata nasıl bakarsın? Bunları yaz, getir.” Ödevler veriyordu. Çok güzel geçiyordu… Ben kendi iç dünyama dönmeye başladım. Altı ay gibi bir süreç yaşadık. O süreçten sonra toparlandım.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Altı ay sürdü ama…</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Altı ayda kendimi çözdüm çünkü bütün değer yargılarım yıkılmıştı. İnanç sistemi, tanrı kavramları, aile kavramları… Annemin kızıyım, ama neyim ben? Yani altında ben yoktum, hiçbir şeyin altında ben yoktum. Tekrar kendimi yapılandırmaya başladım o süreçte. Yavaş yavaş toparlandım. Ben toparlandıkça, kızımla eşim de toparlanmaya başladılar. Çocuğum rahatladı. Ondan sonra çocuğuma döndüm, yani, ne hisseder, ne düşünür, ne yaşar?</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Neye ihtiyacı var…</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Duyguları nedir, neye ihtiyacı var? Arkadaşımın da dediği gibi, bambaşka hakikaten&#8230; Hayalimizde kurduğumuz çocuk resimleri var ya, işte, kızsa gelin olur, yuva kurar&#8230; Erkekler için de benzer şeyler… Bütün hayallerimiz çökmüştü. Bir de, “Etraf ne diyecek? Biz bu şeyle nasıl yaşayacağız? Nasıl güçlü olacağız?” diye kaygılanıyorduk.<SPAN>&#160; </SPAN>Sürekli araştırıyorduk. Kişisel gelişim, kendini tanımak, çocuğunu tanımak… Çok kitaplar okudum. O satırlarda hep çocuğumu aradım. Ona nasıl yaklaşabilirim? Onu nasıl daha iyi anlayabilirim? İlk günler zordu. O da okuldan gelince “Anneciğim üzgün müsün?” falan diyordu.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Onda da suçluluk duygusu vardır, annemi üzüyorum diye…</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> “Anne üzülmüyorsun, değil mi?” falan diyordu. O gelmeden önce makyajlar yapıyordum, rol yapmaya çalışıyordum, üzülmesin diye. Bilinçlendikçe daha çok üzüldüm çünkü gördüm ki çocuğum kendi kendine o süreci yaşamış, çok da zorlanmış yani… İntihar etmeyi bile düşünmüş. Yani, biz öğrendiğimizde, o daha yeni kabullenmişti… Bir iki aydır “evet, ben eşcinselim” diyebiliyormuş. O da bir dalgalanma süreci yaşamış. Arkadan biz dalgalandık. Sonra yavaş yavaş toparlandık. Şimdi, hep şunu söylüyorum: Çocuklar, cinsel yönelimleriyle ortaya çıktıkları zaman sanki her şey cinselliklerine dönüyor. Oysa bu yanlış. Hele ergenlik çağında, bu süreci yalnız başına yaşamak çok zor oluyor. Kimliklerini oturtmakta çok zorlanıyorlar. Özellikle ergenlik çağında, ailelerine daha çok ihtiyaçları var.<SPAN>&#160; </SPAN>Neyse biz o süreci çabuk atlatmışız. Şimdi daha iyi görebiliyorum. Çok şükür, ne diyeyim… <SPAN>&#160;</SPAN><SPAN>&#160;</SPAN></SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><U><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Bizim departman çok zor…</SPAN></SPAN></U></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Eda, sen ne yaşadın çocuğunun transeksüel olduğunu ilk öğrendiğinde? </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Bizimkisi çok zor bir departman. Bir de görünüş meselesi var bizim departmanda… Öncelikle hiç bilmediğiniz bir şey. Daha çocukken biz onlara kadın-adam deyip geçiyorduk. Özenti diyorduk. Ben iki kere beyin ameliyatı geçirdim. İkinci ameliyattan sonra, sağ gözüm beş, sol gözüm altı tane görüyordu, kafamı, bacağımı tutamıyordum, ağzımı açamıyordum. Dediler ki, “Haberleri bile dinlemeyeceksin. Hiç üzüntü yaşamayacaksın…”</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Ama hayatının filmi, ameliyattan sonra başladı…</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Önce annem baktı bana. Biraz toparlanınca eve geçtim. Çocuğum da hiç beklemeden, benim karşıma geçti. Dedi ki, “Anne biliyor musun, sen ölseydin ben anneannemlerle de babamla da yaşayamazdım.” Onu dinlerken içimi bir acı kapladı… Benim öleceğimi hesaplamış, ne yapacağını düşünmüş… Herhalde çok üzüldü, panik oldu çocuk, diye düşündüm. Sonra birden dedi ki: “Benim ruhumla bedenim farklı.” Böyle bakakaldım. Anlamadım tabii… Eyvah, dedim, benim küçük halam şizofrendi…</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Şizofren olduğunu düşündün…</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda: </STRONG>Evet, bir sene önce de yemeden içmeden kesilmişti. Doktorlara, yatırlara, her yere götürmüştüm onu. Bir de çok vahşi&#8230; Sürekli hırlıyor. “Bedenim ayrı, ruhum ayrı ne demek? Tamam, bu şizofren&#8230;” diye düşündüm. Sonra dedi ki: “Anne, ben kızım.” </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Kaç yaşındaydı?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda: </STRONG>On altı. “Aa,” dedim, bu ergen oldu, bilemedi. Babadan ayrı olunca… Beceremedi herhalde…<SPAN>&#160; </SPAN>Kalakaldım. Sonra bilgisayara atladım, bakınıyorum… Doktorlara gitmeye başladık. Elektrotlar bağlıyorlar kafasına. Kimseye de söylemiyorum, adı çıkmasın diye. Dört tane kredi kartım var, dünyada başka bir şeyim yok. Onu veriyorum, 200. Bu testi yapıyoruz, 300. O da diyor ki, “Hayır, ben kızım. Beni değiştiremezsin.” </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Çapa’ya sonradan gittiniz herhalde?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Evet. Bilmiyordum ki… Hani ilk çocuk doğduğunda annenin el kitabı vardır: Bebeğim ne der? Bebeğin ağzı sulanır, salyalanır. Neden? Diş çıkarmış. Ama transseksüel annesinin el kitabı yok, hiçbir şeyi yok. Endişe kapladı içimi. Acaba, dedim, bunun başına bir şey mi geldi? Hemen muayeneye götürdüm. Hiçbir şey gelmemiş. Psikiyatra gönderdiler, o da ilaç verdi ama çözüm olmadı. Sonra bir gün alış verişe gittik Kabinde tişört denedi. Bir baktım, göğüsleri var. Bol tişört giydiği için… “Bunlar ne?” dedim. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Hormon…</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Adaçayından,<SPAN>&#160; </SPAN>dedi, adaçayı içiyordu evde devamlı. Sonra internetten öğrendim ki, oradan buradan öğrendikleriyle, doğum kontrol hapı yutmuş. Bu hapın içinde östrojen olduğu için göğüsleri çıkmaya başlıyor. Tabii ki testosteronla östrojen çarpıştığı için de hep gerilimli. Sonra, doktor beni Çapa’ya, Şahika Yüksel’e yönlendirdi. Yurtdışında okuyan abisiyle birlikte gittik. Şahika Hanım bana “Niçin geldin, ne bekliyorsun benden?” diye sordu. Durumunun netleşmesini istiyordum. Çocuklar dışarıdayken ben anlattım: “Doktor hanım, bunu yapıyor, böyle hırlıyor, şöyle zırlıyor… Benim halam da şizofrendi…” dedim. Şahika doktor çok netti: “Sana, çocuğunun ruh hastası olduğunu mu söyleyeyim? Onu mu istiyorsun? Fakat hasta değil… Senin çocuğun bir transseksüel…” dedi. Neyse konuştuk… Çıkınca baktım şu bacaklarım tutmuyor. “Çıkın siz, gidin,” dedim. Oturdum Çapa’nın bankına, bağıra bağıra ağladım. Bir çocuğumu kaybettim, bir oğlum gitti&#8230;</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Onu kaybettiğinizi düşündünüz…</STRONG> </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Evet ama bir yandan da kızım dünyaya geldi… Ama on yedi yaşında ve ona nasıl bakacağımı bilmiyorum. Koskocaman bir bebeğim dünyaya geldi. Ve o kadar karanlık bir yol ki, öyle bir tünel ki, ışık bile yok. Aslında çok pencere var, aile penceresi, çocuğun kendi penceresi, tıbbi pencere, maddi pencere, manevi pencere… Ama ben bilmiyorum ve sadece ağlıyorum. Benim ne suçum var? Eşimden ayrılmıştım, kendimi suçlamaya başladım. Benden mi kaynaklanıyordu? Anneleriyle yetişen çocukların anneyi model aldıklarını bildiğim için hep maço bir anne oldum; takım tuttum, bağırdım, çağırdım&#8230; Yani kendi benliğimden çıktım… Ben annemin biricik, hanımefendi kızı idim! Çocuklarım şey ettirdi! Çok ağladım, çok zırladım. İşe gidiyorum bu arada, çalışmak zorundayım. Hep zorundalıklarım var… Hep levhalar çıkıyor önüme: Mecburi istikamet, mecburi istikamet, mecburi, istikamet… Önce, annemle babamın istediği gibi bir çocuk olmaya doğru yön çizildi: İşte, hanım olacaksın, önüne bakacaksın, erkeğe üç kap yemek yapacaksın, pantolon ütüleyeceksin, onun kızı ne derler, bunun kızı ne derler, şapkamı önüme eğdirtme, bilmem nemi ne yapma… Sonra, evlendik, evciliklerimizi kurduk, bardaklarımızı çanaklarımızı… Ama o kadar da boyun eğmemiştim. Mücadele etmiştim. Beni öyle yetiştirmişlerdi. Annem ve babam öğretmendi. Hatırlıyorum bir gün bebeğimin kolu kopunca babama koşmuştum, bana ne demişti, biliyor musun: “Ne yaptın da takamadın? Uğraştın mı?” Önce kendin uğraşacaksın, sonra gelip yardım alacaksın. Bu sözlerle büyütüldüm. Bu sayede boşanma kararını alabildim. Eşim doktordur. Karşısına geçip “İki çocuğumu alıyorum ve ben bu oyundan çıkıyorum,” dediğimde çok bedel ödeyeceğimi biliyordum. Evlendiğimden beri, yani 15 yıl boyunca, reçel yaptım, turşu kurdum, çocuk baktım, toz aldım, ütü yaptım… Geyşa yani, Japon geyşası… Başka ne iş yapacaktık? Samsun’da yaşıyorduk biz… İki yün yatak, iki döşek, iki çocukla İstanbul’a geldiğimde başıma gelecekleri biliyordum. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Aileniz?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Ailem karşı çıktı. Onları da püskürttüm, kimse işime karışmasın diye. Ben korkularımın üzerine giderim. Şimdi de yeni kızım için mücadele edecektim. Bir gün, yatağın altında cımbız buldum; çöktüm, ciddiymiş bunlar, dedim. Bir taraftan törpüyü buldum, bir taraftan göğüsler çıkıyor. “Bu böyle olmayacak Eda,” dedim, “Sen kendi elinle yap her şeyi.” Gittim makyaj kutusu aldım. Onun penceresine sokuldum. Yani, annemin, babamın, halamın, komşumun, bakkalımın, işyerimin, benim, abisinin pencerelerinden bakmayacağım, dedim. Onun penceresinden baktığımda ona daha hızlı yardım etmeye başladım. Ben kendimi güçlü görüyorum. Çok şeyleri başardım. Kendime bir meslek edindim, kursa gittim, üniversiteyi bitirdim, yani hep mücadele ettim. Cımbızı bulduktan sonra da, makyaj kutusu, ayna aldım… Artık Aysel Gürel Beşiktaş Pazarındayım…</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Onu mutlu etmek için…</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Bunları yaparken çok acı çektim. İki türlü Eda vardı, biri anne, biri çocuk. İşte, kaşını alıyor, incecik yapıyor.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Beceremiyor muydu?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Hayır, becerememekten değil, en kadın olacak, en kadın olacak. Tırnaklar böyle uzun, en kadın olacak. Anlatıyorsunuz, anlamıyor; içi coşuyor… Baktım olmayacak, sustum. Doktorla birlikte özgürlüğünü verdik, omuz omuza gittik. Ortada kalırsa çok zorlanacak. Bir an önce onun yöneliminin olduğu tarafa yardım etmemiz lazım ki yüzü gülsün, rahatlasın&#8230; İşte, “Ben ameliyat olacağım, onu olacağım bunu olacağım, <EM>Ademimi Havvamı</EM>, oramı buramı düzelttireceğim…”<SPAN>&#160; </SPAN>Bir mağazaya girdiğimizde, doğru bayan bölümüne… Ben arkada kalıyorum. O tatmin olsun diye. Bunları yaparken, ilaç kullanmasın, hormon kullanmasın, doktor eşliğinde olsun&#8230; Sonra dolgu sutyenler aldım ona. Çeşit çeşit, renk renk. “Bak,” dedim, “böyle bağlanır.” Düşünün, 17 yaşındaki oğlunuza sutyen bağladığınızı. Bu öyle kolay bir departman değil… Ama ben onu evde kelebek gibi gördükçe rahatlıyorum… Çünkü ona ben can verdim, kucağıma aldığımda, “Ben, buna bir şey olursa canımı veririm” demiştim…</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Sanki onu yeniden doğurdunuz…</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Aynen öyle, hiçbir şey bilmiyorum. Ne el kitabım ne broşürüm var. Açıyorum, oradan buradan bir şeyler öğreniyorum… Çok zorlandım. Daha sonra mühendis kardeşime açıldım. “Olabilir abla, nasıl mutlu olursa” dedi ama gözleri doldu. “Sizin yanınızdayım” dedi ama bir müddet yok oldu. Babama anneme anlatamazdım; annem çok şey, her şey kuralarına göre…</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Babasının tepkisi nasıl oldu?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Babası, “Olur, değişir. Ameliyat olursun. Yirmi beş yaşına gelince paranı kazanırsın, biriktirirsin, mesleğini alırsın, ne istersen o zaman yaparsın,” dedi, gitti. Bir gün yardıma çağırdım onu, “Bana yardımcı ol,” dedim. İşte, kaşını alıyor, gözünü alıyor… Muhafaza etmek istiyordum, kaçırmamak istiyordum. “Aldın, gittin, benzettin, bırakmaya kapı mı arıyorsun?” dedi. Zaten normal şey olsaydı ben onunla evliliğimi devam ettirirdim. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Diğer akrabaların tepkisi? Kimse bilmiyor mu?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda: </STRONG>Bir teyzem biliyor. Kızımı götürdüm, Adı, dedim, “Ela.” Teyzem onu öptü, kokladı, “Sen,” dedi, “hakikaten çok güzel bir kızmışsın.” Hakikaten güzel ama kendini beğenmiyor. Onlar öyle… O departmandakiler kendini beğenmez, Ben ona sürekli oksijen veriyorum ya bana da can veren bir kişi var. Benim oksijenim azaldıkça yakın bir erkek arkadaşımdan çok destek aldım. Ağladığımı, doktorlara gittiğimi görünce beni sıkıştırıyordu. Önce zorlandım, anlatmadım. Sonra anlatınca “Ee, ne var bunda? Benim çocuklarım da olabilir…” dedi. Sabahlara kadar konuştuk. Çocuğumla arkadaş oldu. Bana anlatamadıklarını ona sordu. Söylediği şuydu, “Ya anne, ilk defa biri benim için bir şeyler yapıyor.” Çünkü ‘baba’ şeyi yok. Kaçmak, reddetmek çok kolay… Ben hem çalışıyorum, hem anneyim, hem babayım, hem kadınım, hem erkeğim… Benim ne olduğum hiç belli değil! </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><U><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Erkekler daha yüzeyseller…</SPAN></SPAN></U></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Gülseren, sizde babanın yaklaşımı nasıl oldu? </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Başlangıcından itibaren babayla paylaştık. Biz çok açık insanlarız, yani her türlü sorunda öyle küsüp içimize biriktirmeyi hiç yaşamadık; hep sorunları açık tartışıp, çözüp öyle geçtik. Bunu da konuştuk. “Öyleyse öyle.” Kabullendik. Ama babanın kabullenmesi daha zor… İlk safhada karşılıklı birbirimizi suçladık. “Sen yeteri kadar ilgilenmiyorsun…”diye… <SPAN>&#160;</SPAN>Terapide baba ilişkisi eksik çıkınca, ben de eşime “Yeteri kadar vakit ayırmıyorsun” dedim. Aslında pazar günlerini hep birlikte geçirirdik. Ama hafta içi iş nedeniyle daha az vakit bulurdu. Yine de baba daha önceden hissetmişti. “Herhalde öyle” falan diye konuşuyorduk. Şimdi kabulleniyor fakat yok sayıyor gibi. Küs değil, onunla genel konuşmaları yapıyor…</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Bu konuyu mu konuşmuyor?</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Bu konuyu konuşmuyor. Çocuğumla yeni yeni konuşmaya başladığımız zamanlarda eşime “Birlikte konuşalım mı?” diye sorduğumda “Sen, baban da öyle düşünüyor, de ama ben konuşmak istemiyorum,” dedi. Lambda’ya ya da Aile Toplantısına gelmedi, ama geleceğini umuyoruz. Bizim önce eşlerimizi, kendi ailemizi bu gruba çekmemiz çok önemli. O daha arkadaşlarıyla paylaşmadı. Eğer kendi arkadaşlarıyla paylaşırsa bizim Aile Toplantımıza gelmesi daha kolaylaşır. Ama maalesef erkek toplumundayız. Ve onların bu mantığın dışına çıkması daha zor… </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Bizim babamız da kariyerini önemsiyor. “Bu şekilde benim yanıma gelme, herkes seni tanıyor.” Çevre ne diyecek… </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Selma, sizde babanın tavrı nasıl oldu?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma. :</STRONG> Ben oğlumda bunu hissettiğimde “Acaba, acaba?” diye sorarken “Bunu netleştirmek için birlikte konuşmalım” dedim. Önce tek başına konuşmayı da düşünmüştüm. Ama vazgeçtim. “Sen bunu kaldıramazsın. Ömür boyu sürecek bir süreç başlıyor. Ne olursa olsun, batacağız, çıkacağız, ama paylaşacağız. Benim kadar onun da çocuğu,” dedim. Ve beraber paylaştık. Beraber yürüdük, dalgalanma süreçlerimizi, çözüm arayışlarımızı yaşadık…</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><SPAN>&#160;</SPAN><SPAN>&#160;</SPAN></SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Senden farklı olarak, onun yaklaşımında nasıl bir farklılık gördünüz?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Aslında o baştan benim kadar tepki göstermedi. Daha sakin karşıladı; ama ona, süreç içinde koymaya başladı. Ben ‘hayır, olamaz’larla girdim bu işe ama benim kabullenişim daha kolay oldu. O da sonra kabullendi tabii. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Oğluyla iletişimi senden farklı mıydı?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Bana daha açık oğlum. Babaya biraz daha mesafeli… Aslında baba da çok yaklaşmak istiyor ama duyacaklarından da kokuyor. Bu korkular onu geri çekiyor. Ama bu yıllar içinde bayağı yol kat etti. O da geçen hafta bir arkadaşıyla paylaşmış. “Kutlarım seni” dedim.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Bir erkek bir arkadaşıyla paylaşmış. Bu önemli bir şey…</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Evet, çok önemli, çok önemli&#8230; Paylaştı. Ondan önce de biriyle paylaştı.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><SPAN>&#160;</SPAN><SPAN>&#160; </SPAN></SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Lambda’daki toplantılara hiç geldi mi?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Toplantıların birine katıldı. Gelmeye istekli, fakat ben ona, “Hadi,” falan demiyorum; eşimi çok iyi tanıyorum, emri vakiden hoşlanmaz. Ama panellere katıldı, o da çok büyük bir adımdı. Bu panellerden sonra evde Lambda broşürleri açığa çıktı. Bakıyorum, onları okuyor: Taransseksüel nedir, gey nedir, şu nedir, bu nedir…Tek tek okuyor, bana anlatıyor, “Bak bu böyleymiş, şu şöyleymiş..” Çok iyi gidiyor ve beni destekliyor&#8230; Ama Pınarcığım, bu işe başlarken ben hep gizli başladım. Gazeteye yazı yazdım, söylemedim. Kongreye gittim, söylemedim. Hep daha sonra söyledim.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Kızdı mı, niye baştan söylemedin, diye?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Kızmadı. Yazıları okurken ağladı hep, gözlerinden yaşlar döküldü. Kalktı, sarıldı falan. Böyle bir sürü şey. İyi gidiyoruz yani…</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Ama Aile Çalışmasını genelde kadınlar yürütüyor…</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Bir de babamız var, röportaj verdi. Ama çalışmayı anneler yürütüyor. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Sence neden kadınlara kalıyor bu çalışma? </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Kadının içgüdüsel olarak farklı bir gücü var erkeklerden&#8230; </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Acaba yaşadığımız farklı deneyimler mi bizi farklılaştırıyor?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Kadın çocuğu karnında taşıyor, dünyaya getiriyor, yani onunla derin bir bağlantısı var. Babalar da çok seviyorlar, yüreklerine basıyorlar ama bir anne kadar değil. Farklıyız yani.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Onlar yüzeysel. Biz daha detaylı… Mesela biz yemek yaparken bütün baharatların nerede nasıl kullanılacağını biliyoruz. Hangi yemeğe ne kadar dereotu, maydanoz gibi detaylara kadar iniyoruz; birkaç işi bir anda yapabiliyoruz. Benim iki oğlum var, onlardan gözlemlediğim, detaya inmiyorlar; yüzeyseller. Kendi konuları detaylandırıyorlar, araba, spor falan filan… İşlerine nasıl geliyorsa öyle oluyor biraz da. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Biz daha mücadeleciyiz. Ezildiğimiz için, daha çok mücadele ediyoruz. Çeşitlere, detaylara girebiliyoruz, yaşadıklarımızı anlamlandırabiliyoruz. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Bir de kadın duyarlılığı çok farklı. Erkekler çok daha yüzeysel bakıyorlar her türlü ilişkiye. Kadın-erkek ilişkisine de…</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Öyle mi yetiştiriliyorlar?</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma</STRONG>: Bence öyle de yetiştiriliyorlar. Onun payı da var, yetiştirilmenin payı da var. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Nasıl bir yetiştirilme bu?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Biz mesela dört kardeştik. Bizim evde işleri kızlar yapardı. Masa kurardık, kaldırırdık, yemeğe, temizliğe yardım ederdik. Annem de öyle yetiştirilmişti; yani bu böyle zincirleme gelen bir süreç. Erkek hep getiren olduğu için erkeğe hürmet, saygı… Böyleyiz biz… <SPAN>&#160;</SPAN></SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren: </STRONG>Biz çocuğumuzu yetiştirirken, “Sen erkeksin, şöyle böyle olmalısın,” gibi yetiştirmedik. Eşimde kadın-erkek, yani cins ayrımına yönelik fazla şey yoktu. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">O zaman niye eşiniz oğluyla sizin kadar rahat konuşamıyor?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Kaçmak aslında… Yüzeysel bakıyorlar, detaya inmek hoşlarına gitmiyor. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Yardım aldığımız kişi bize şöyle seanslar düzenledi. Dört kişilik bir aileyiz, dördümüz oturduk, on beşer dakika hepimiz ayrı ayrı konuştuk: Ne hissediyoruz, birbirimize karşı neler hissediyoruz. TV, her şey kapanıyordu. Oturuyorduk koltuklara: kızım, oğlum, eşim, ben. On beşer dakika konuşuyorduk. Bu çok, çok iyi geldi bize, konuşma süreçlerimizi ilerletti.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><U><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Çocuklarımız bizden daha önde…</SPAN></SPAN></U></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><U><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="text-decoration:none;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></SPAN></SPAN></U></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Çevreyle daha zor oluyor herhalde… Çevre baskısını sadece eşcinseller değil, aileleri de yaşıyor, değil mi? Burada da isimlerinizi gizlemeniz… </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma: </STRONG>Toplum baskısını gösteriyor&#8230; Sadece kendi normlarımıza yakın insanlarla paylaşabiliyoruz. Ama sorana yalan da söylemiyorum, “Evet, öyle, biliyoruz,” diyorum. Basında niye isimlerimizi gizliyoruz? Bu yola ilk çıktığımız zaman ‘çevre ne der’ baskısı daha fazlaydı. Ama şimdi amacımız aileleri kendimize çekmek. Burada anonimlik önemli… Basına gerçek isimlerimizle çıktığımızda reklâm olacak, yanımıza daha az insan gelecek. Bizim de ilk tepkilerimiz böyleydi. Hazırladığımız broşürde de buna önem verdik. Yani o ilk anlar, ilk yaklaşımlar… Önemli olan aileleri örgütlemek… Aile kendi içinde bu süreci yaşadıktan sonra bir noktaya geliyor zaten. Yıllar içinde bizim de paylaştığımız insan sayısı arttı. Benim çocuğum açık bir eşcinsel, bunları aşmış. “Bu benim değil, sizin sorununuz” diyor. Çok doğru söylüyor. Bizim sorunumuz, bizim korkularımız.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Siz daha ağır mı yaşıyorsunuz? </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma: </STRONG>Daha ağır, arkadan geliyoruz. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren: </STRONG>“Açık olun,”diyorlar.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma: </STRONG>Evet, “Açık olun,” diyorlar. Çok doğru söylüyorlar. Ama cesaretleniyoruz günden güne, değil mi arkadaşım?</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Sen çevrenle paylaşabiliyor musun Gülseren?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren: </STRONG>Ben sadece kız kardeşimle paylaştım. Henüz ağabeyimle, annemle paylaşmadım. Gerek duymuyorum, onların kafalarını bulandırmaya gerek yok. Ama arkadaş çevremle daha önceden paylaşmıştım. Her şeyimi paylaştığım, çok yakın bir arkadaş grubum var. Onlardan hiç saklamadım. Soranlara da dürüstlükle söylüyorum. Çocuğum da zaten, “Açık ol,” diyor, ben de rahatsızlık hissetmiyorum ama aile çevresinden gene de bir çekincem var. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Ya sen Eda? Çocuğun kıyafetlerini değiştirdikten sonra, komşuların tavrı ne oldu?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda</STRONG>: Kimseyle de görüşmüyorum. “İşim var, uyuyorum” falan yapıyorum. Kaçmak için değil, çocuğumu evinde rahat ettirmek. Bir ev elbisesi ile gezebilmeli istediği gibi odadan odaya… Saçını topluyor, indiriyor, çıkarıyor, papatya suyu sürüyor, öyle yapıyor, böyle yapıyor, makyaj yapıyor, sarıyor, fönlüyor… Ben, onu mutlu etmek için artık kimseyi takmıyorum. <SPAN>&#160;</SPAN>‘O ne düşünür, bu ne düşünür’ le vakit kaybedemem. Hayat çok kısa, niye zorlaştırayım? Benim çocuğum bir adım atıyor, ben o bir adıma yetişinceye kadar o ikinci adımı atıyor. Başkalarıyla mümkün değil uğraşamam. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Bu çocukların hepsi böyle… Benim çocuğum da aynı&#8230; O önden bir kanca atıyor, gidiyor. Arkadan beni çekiyor. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda</STRONG>: Herkes kendini geliştirmekle sorumlu… Ben de ilk önce Lambda falan bilmiyordum, hep internetten araştırıyordum, transseksüel nedir, yönelim nedir, kimlik nedir… </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Çocuğunuz sizden önce mi keşfetmişti Lambda’yı?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Hayır. Lambda’yı ben buldum, telefon açtım, “Ben sizle görüşmek istiyorum çünkü ben sormak, paylaşmak istiyorum, o nasıl oluyor, bu nasıl oluyor, bunun yaptıkları normal mi değil mi, ne yapmam lazım, ne değil…” İnternette adı dernek olarak geçiyor Lambda’nın. Yani yasal bir kuruluş. Ben de tıkır tıkır geldim. İçeri girer girmez biri benden nüfus cüzdanımı istedi. Ben de Lambda’da görevli insanlar zannedip verdim. <SPAN>&#160;</SPAN>Meğerse polismiş… O gün polis basmış Lambda’yı… Ben de zaten panik atağım. Eskiden beri paniktim, ameliyattan sonra atağım da gelişti. “Beyefendi, bu neyin nesi, sen niye basıyorsun? N’aptım ben, sen ver şu kimliği… Ben transseksüel annesiyim, benim çocuk böyleymiş…” İki polisi içeri aldım, lak lak onlarla… “Ben bir şey yapmadım,” dedim, “Sen bak nerelere bakacaksan, benim bir şeyim yok.” Gerildim. Neden gerildim? Ben bir anne olarak nelerle uğraşıyorum… Benim söyleşi yapmamın amacı; böyle bir anne baba varsa, çocuğuyla karşı karşıya gelmiş; kendiyle yüzleşemiyorsa beni arasın. Ben de aradım çünkü…</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><U><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Lambda’da güçlendik..</SPAN></SPAN></U></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Lambda’daki <EM>Aile Çalışmasının</EM> aileler açısından ne gibi bir önemi var? </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Bizim amacımız ailelere destek olmak, açılma sürecinden sonraki zorlukları paylaşmak. <EM>Lambda Danışma Hattını</EM> arayıp her şeyi sorabilirler. Ben de yararlandım. Mesela askerlik sürecinde neler yapılacağını <EM>Lambda Aile Çalışmasın</EM>dan öğrendim. Onun gibi, herkes merak ettiklerini öğrenebilir. Hazırladığımız broşür de, bir el kitabı gibi. Yani herkesin anlayabileceği şekilde&#8230; ‘Bir çocuk nasıl yetiştirilir?’ gibi ‘Bir eşcinsel annesi çocuğuna nasıl davranmalı?’ sorusunu o broşürde yanıtlıyoruz. Broşüre transseksüellerin anneleri için de bir ek konmaya çalışılıyor. Aslında bu dünyanın çoğu yerinde ayrı tutulmuş ama bize ayrımcılık gibi geldiği için transeksüeller bölümünü ekliyoruz. O da biraz sancılı oluyor. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Birbirinizi bulmanız, yaşadığınız ayrı ayrı deneyimleri paylaşmanız nasıl etkiledi sizi? </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Güçlendik. Her kişi, her aile kendine özgüdür. Biz, ayrı ayrı yaşanan deneyimleri açığa çıkartmak istiyoruz ki insanlar kendilerini yalnız hissetmesinler. Çünkü aslında aynı sorunları yaşıyoruz. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Bu çalışma sayesinde siz de kendinizi yalnız hissetmiyorsunuz herhalde? </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma</STRONG>: Tabii ki, hiç yalnız hissetmiyorum. Böyle hemen telefonu açıp konuşabileceğim arkadaşlarım var. Paylaşabiliyoruz her şeyimizi. Çok güzel bir özgürlük bu&#8230; Keşke bütün dünyayla paylaşabilsek… </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Eda, sen ne diyorsun? Bu paylaşım başladıktan sonra kendini nasıl hissettin? </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda :</STRONG> Çok rahatlamış hissettim, çünkü bu iş benim tek başıma yapabileceğim bir iş değil. Neden? Bizim çocuklarımız ötelenmeden, ayrımcılık olmadan yaşasınlar. Bunu da bireysel olarak yapmak biraz zor. Peki ne yapacağız? İşte insanları bilinçlendireceğiz. Cinsel kimlik, kimliğin bir parçası&#8230; Onların zekaları, yetenekleri, hobileri var. Bizlere düşen sabır ve hoşgörü… Ellerinden tutacağız. Zaten onlar büyük bir çatışmanın içindeler. Kendi kendilerine çok savaşlar veriyorlar. Biz de ebeveyn olarak yanlarında olacağız. Ama iş ama aşk… Aile desteği çok önemli… Örneğin çocuğum nüfus cüzdanındaki resmi değiştireceği zaman, görevli diyor ki: “Ama bu mavi kimlik…” Hemen kâğıdı gösteriyorum, “ben annesiyim,” diyorum, gıkını çıkarmadan işini yapıyor. ÖSS sınavına giriyor. O kadar panik ki. Zaten sınav heyecanı var. Bir de, “Herkes bana bakıyor. Ben kontrolden hangi taraftan geçeceğim?” diyor. Sağda erkek, solda kadın polis. Ben hemen, “Gel kızım böyle,” diyorum, “Heyecanlanma kızım,” diyorum, “Kadın polisin olduğu yerden. Hadi kızım, hadi yavrum. Güzel kızım, sonuna kadar yap.” Bir nefes alıyor, <SPAN>&#160;</SPAN>rahatlıyor. Zaten o kadar büyük çatışma içindeler ki. Yani onların her şeyi cinsellik değil. Kimse cinsel organ gibi görmesin onları. Çok basit aslında&#8230; Nasıl bitkiler çeşit çeşit… Ama kimisi saksıda büyüyor, kimisi ormanda yetişiyor, bunlar da öyle. Onlara güven vermek lazım. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Sizin varlığınız Lambda’daki diğer eşcinselleri nasıl etkiliyor? Herkesin ailesi gelmiyor, hatta bilmiyor sonuçta…</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Lambda’da, o çocukların boyunları bükük. İlk oraya giden anne olduğum için, beni gördükleri zaman hepsi kenardan böyle bakıyorlardı. Onun için bazen, “Gitmeyim şu çocuklara, içim parçalanıyor,” dediğim zamanlar oldu. “Ya, ben size bir sarılabilir miyim? Ben size anne diyebilir miyim?” </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Anneler, babalar sevgilerini eksik etmeyecekler…</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Bir lezbiyen kız annesinin ‘Senden nefret ediyorum, iğreniyorum’ dediğini anlattı. Sarıldık onunla, ağladık falan. Şunu demek istiyorum, ailelerin çocuklarına bunları yaşatmaya hakları yok. Nedir yani bu kadar eziyet ve ızdırap? Daha aile bunu çocuğuna yapıyorsa başkalarının ne yapar? Sevgi ne o zaman? Hep koşullu mu seveceğiz?</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Lambda’da bir çocuk geldi, “Sizinle bir şey konuşabilir miyim?” dedi. “Benim annem diş hekimi, babam doktor; ama ben durumumu söyleyemiyorum, ne yapmam lazım? Çok korkuyorum beni evden atarlar diye.” Dedim ki, mektup yaz: “Ben katil değilim, sapık değilim, hırsız değilim.” Utanılacak hiçbir şey yok. “Benim duygularım bunlar” diye bir şey yaz, dedim. Buna çok ihtiyaçları var çünkü. Bu çocukların hepsi okumuş, iyi aile çocukları. Bunlar bize ulaşabilenler. Ulaşamayanlar ne yapacak?<SPAN>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; </SPAN></SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Diğer ailelere ulaşmak için neler yapıyorsunuz?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren</STRONG>: Aile Toplantılarını genişletmek amacımız. Broşürü her yere dağıtacağız. Lambda’ya gelen çocukların ailelerine öncelikle ulaşmak istiyoruz. Onur Haftası bizim için çok yararlı oldu. Ufkumuz açıldı, bütün konferansları izledik. Bizi duyup, röportajlarımızı okuyup konferanslara gelenler olunca, birkaç aileye daha ulaştık. Şimdi gönüllü bir psikolog istiyoruz. Zaman zaman toplantılarımıza katılıp yönlendirmeye yardımcı olması için. Bir de internette deneyimlerimizi paylaşacak bir alan istiyoruz. Başta biz yazalım, insanlar okusun ve yüreklensin. Herkes kendi deneyimlerini göndersin. İnsanlar bizim toplantılarımıza gelmeseler bile deneyimleri oradan okuyabilsinler. Tabii herkes internete ulaşamıyor. Ama yine de yararlı olur. Biz, “Anneler babalar illa ki Lambda’ya gelsin,” demiyoruz. İstedikleri yerde, bir ev toplantısına ya da bir kafeye de gidebiliriz. Ama her cumartesi saat 16.00-18.00 arası mutlaka Lambda’da oluyoruz. Oraya da ulaşabilirler&#8230;</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Yaptığınız aile çalışması daha çok orta sınıfların katıldığı bir çalışma değil mi? Yoksullara, kentin varoşlarına ulaşamıyorsunuz galiba…</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>G</STRONG>: Bizim çocuklarımız çok şanslı; böyle anneleri, böyle aileleri var, böyle maddi olanaklara sahipler. Psikologa terapiye gidebilirler falan. Ama varoşlarda böyle bir şey söz konusu değil. Bir gün biz Lambda’dayken bir çocuk, annesini getirdi bize. Gaziosmanpaşa’da oturuyordu. Bir kızı türbanlı, bir çocuğu transseksüeldi. Onun o çevrede kabul görmesi çok zor. Bize dedi ki, “Kızım türbanlı ve yakında evlenecek ama oğlumun böyle olduğunu duyarlarsa istemezler, onun evliliği mahvolacak. Çok üzülecek, bu da beni üzüyor.” Biz de “Peki oğlunuzun durumu sizi üzmüyor mu? Siz oğlunuzu yok sayıyorsunuz” dedik ama o anneye yardım edemedik. Çok daha ciddi bir örgütlenme lazım. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><U><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Birisi kapatılır, diğeri açılır…</SPAN></SPAN></U></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><U><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="text-decoration:none;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></SPAN></SPAN></U></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Lambda’nın kapatılması ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Lambda olmasaydı ne olurdu? </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Lambda’nın kapatılmasına karşıyız. Devlet kimsenin düşüncesine, dinine, nasıl yaşadığına karışmamalı. “Özgürlük özgürlük,” diyorlar; kendi partilerinin kapatılmasında özgürlük diyorlar ama bir derneğin kapatılmasını nasıl normal görüyorlar? Ankara’da, Eskişehir’de, Bursa’da, benzer dernekler var. Bunun kapatılacağına da inanmıyorum ben. Olumsuz bir karar da çıksa, uluslararası platformdan mutlaka geri dönecek. Gerekçe olarak gösterilen şeylerin doğru olmadığı çok açık… Lambda açık kalırsa“ahlaksızlık artacak, eşcinsellik artacak!” gibi lanse ediliyor topluma. Eşcinsellik bulaşıcı bir şey değil ki bulaşsın. Görünürlüğü ortaya çıktı, bundan korkuluyor. Bu çocuklar ahlaksız değil, cinselliklerini ön plana çıkarmanın hiçbir mantığı yok. Yani, “Eşcinseller daha çok seks yapıyor” gibi bir şey söz konusu değil. Bunu özellikle topluma duyurmak lazım. Lambda kapatılsa da bizim çalışmalarımız devam edecek. Biri kapatılır, yenisi kurulur, gene devam eder. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Zaten dünyanın hastalığı ötekileştirmek. Herkes birbirini ötekileştiriyor. Aileden başlıyor, salgın gibi dünyaya yayılıyor. Aslında dünyada herkese, her şeye yetecek yer var. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Bizler ne kadar açık olursak çevremize, arkadaşlarımıza, ailemize, toplumda eşcinsellere bakış açısı değişecek. Bu değişimi sağlamak için Lambda’ya ihtiyaç var. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Lambda olmasaydı Selma, sen bu süreci nasıl yaşardın? </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma</STRONG>: Bu süreci ben zaten yaşama yoluna girmiştim. Ama daha geriden yaşardım yani, bu kadar olmazdı. Burada çok şey paylaşıyoruz. Bizim toplumumuzda aile çok önemli. Yanında “anne” diye durduğu zaman kimse bir şey diyemiyor. Yani ne kadar birlik olursak, çocuklarımızın yanında olursak; bunun yanlış bir şey olmadığını, doğal bir duygusal süreç olduğunu anlatırız topluma. Korkulacak bir şey olmadığını da gösteririz… Tabii biz mayın tarlasındayız. Yavaş yavaş yol açıyoruz.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><U><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Klitorisi hatırlamak…</SPAN></SPAN></U></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Eda, sen bir kadın olarak tek başına ayakta durmayı başardın. Şimdi de yeni kızın sayesinde, yani yeni departmanında, çok şey öğrendiğini söylüyorsun. Bu süreçte kadınlığına dair neler keşfettin? Kızın sana neler öğretti? </SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Çok ilginç, cinselliği öğretti…</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Nasıl?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda</STRONG>: Şimdi, o cinsel organından ameliyat olacak, kadınlaşacak&#8230; Doktora gittik. Ben sürekli soru soruyorum, kaç saat sürüyor, kaç liraya mal oluyor, kaç gün kalıyor, acı var mı, kan var mı, ölüm var mı, kalım var mı?<SPAN>&#160; </SPAN>Benim kızım diyor ki, “Klitorisli mi yapıyorsunuz, klitorissiz mi yapıyorsunuz?” Ay, çok şaşırdım. Benim klitorisim nerede? Ben unuttum klitorisimi… Klitorisimin nerede olduğunu ben bilmiyorum, unuttum.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Klitorisinizi size yeni kızınız mı hatırlattı?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Eda:</STRONG> Evet, cinselliği öğretti. Yani, o tam bir dişi. Dişiliğin çok önemli olduğunu, cinsel yaşamın çok önemli olduğunu öğrendim. Sonra, dertleşmeyi, paylaşmayı… Gerçi, benim de bir özlemim varmış içten içten. Onları konuşuyoruz, aşklardan konuşuyoruz. Devamlı platonik aşk. Aşık oluyor, çok yoruluyor. “Anne şöyle böyle…” Biz her şeyi paylaşıyoruz. Hepimiz öyleyiz, buradaki anneler de öyle. Biz bir şeyleri saklamıyoruz. Saklayanlar utansın. Konuşa konuşa, ben de kadınlığı çocuğumdan öğrenmeye başladım. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren: </STRONG>Ben klasik bir aile yapısından geliyorum. Fakat genç kızlığımdan itibaren çok isyankâr bir ruhum vardı ve ergenlikte cinsellik ile ilgili bir sürü şey okurdum… <EM>Eros</EM>lar vardı, cilt cilt. Onları okurdum. Yani, evlilikten önce cinsellikle ilgili bilgi sahibiydim. Devrimci bir gelenekten geldiğimiz halde eşimle, katı kurallara, ‘devrim nikâhı’ gibi şeylere hiç prim vermedik. Ve ilk cinsel deneyimlerimizi birlikte yaşadık, çok güzel bir cinsellik yaşadık. Her konuda çok açık olduk. Ben şuna inanıyorum, iki kişi arasındaki cinsellik sadece o iki kişiyi ilgilendirir. İki kişiye ne normal geliyorsa o normaldir. Bu kadar basittir. Onun için biz eşimle çok açık ve çok güzel yaşadık. Cinselliğimi çok güzel yaşadım, çocuğumu üç sene sonra yaptım, çok isteyerek, çok güzel bir sevişmenin sonucunda. Hangi sevişmeden olduğunu bile biliyorum yani, bunu çok açık söyleyebiliyorum. Onun için, onun cinselliğinin de bizi ilgilendirmiyor. Yani onun yatak odasında ne oluyor, erkekle mi kadınla mı birlikte oluyor, bunu baştan itibaren hiç dert etmedim. Hatta sünnetini yaptırırken bile arkadaşlarım “Ya çocuğu niye sünnet ettiriyorsun, bırak da o karar versin” dediler ama biz hastanede hallettik. ‘Erkekliğe geçiş olayı’ nı yapmadık. Ben sünnetlerin böyle abartılmasına karşıyım. O zaman kızlar da regl olduklarında bir kutlama yapılmalı. Eskiden de öyle düşünürdüm. </SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Ama yine de onun deneyimi sayesinde öğrendiğiniz şeyler de oldu…</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Gülseren:</STRONG> Onun deneyimi sayesinde de bazı kavramları daha netleştirdim. Bazı konularda muğlaklıklar vardı, işte transseksüel, travesti falan… Onlar daha net oturdu kafamda.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><U><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Hayır demeyi ve istemeyi öğrendim…</SPAN></SPAN></U></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><U><SPAN style="font-size:13pt;"><SPAN style="text-decoration:none;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></SPAN></SPAN></U></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Selma, “Çocuklar bir adım önden gidiyor” demiştin. Sen onun arkasından giderken, bir kadın olarak, daha önce keşfetmediğin neleri keşfettin? </SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Çocuğum benim öğretmenim oldu. Ben kendime “Ben kimim?” diye ilk soruyu ondan sonra sordum. Bu çocuk kendine bu soruyu on altı on yedi yaşında sorabilmiş, ben ise “Ben kimim?” diye hiç sormamıştım. Babamın hayatını yaşadım, annemin hayatını yaşadım, kocamın hayatını yaşadım, çocuğumun hayatını yaşadım. Ben ne hissederim? Duygularım nelerdir? Korkularım nelerdir? Nelerden haz alırım? Nelerden mutlu olurum? Hiçbir şey bilmiyordum. Duygularımı tanımıyordum. His nedir, onu bile doğru dürüst bilmiyordum.</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Artık<SPAN>&#160; </SPAN>“Ben kimim?” sorusuna bir cevap verebiliyor musunuz? </SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Artık veriyorum. Bir <EM>puzzle </EM>düşün. Ben bir <SPAN>&#160;</SPAN><EM>puzzle</EM>’ın alt kartonu gibi dünyaya gelmişim; annem bir şey koymuş, toplum bir şey koymuş, okula gitmişim, öğretmenim koymuş… Hep, “Şöyle olmalısın, sen bu kalıba girmelisin, ben seni daha çok severim, daha çok kabul ederim” demişler. Yani beni puzzle yapar gibi yapmışlar. Herkes bir parçasını koymuş. Ama içinde ben yokum. Sonra ben ne yaptım biliyor musun, hepsini döktüm yere… Kendimi yeni baştan kurdum. Yani, benim için ikinci bir doğuş oldu bu. Ben onun sayesinde tekrar dünyaya geldim. Birbirimizi doğurduk; nasıl bir süreç, anlatamam sana… <SPAN>&#160;</SPAN><SPAN>&#160;</SPAN></SPAN></SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">&#160;</SPAN></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><STRONG><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;">Peki, en çok, “Bende şu değişti” dediğiniz ne var?</SPAN></SPAN></STRONG></P><br />
<P class="MsoNormal" style="margin:0;"><SPAN style="font-size:small;"><SPAN style="font-family:Times New Roman;"><STRONG>Selma:</STRONG> Bende ne değişti en çok? Bir kere, kendime güveniyorum. Ben neleri severim, nelerden hoşlanırım, neleri isterim, nelere ‘Hayır’ diyebilirim, artık bunlar benim için önemli. Eskiden cinselliği de bir görev gibi algılardım zaman zaman. Şimdi artık öyle değil, “Hayır” diyebilirim, “İstiyorum” diyebilirim. Bunları özgürce söyleyebiliyorum. Eskiden benim bir şey istemem, çok ayıptı yani; bana çünkü öyle öğretilmişti. Cinsel ilişkide eşime “Hadi gel…” demezdim. Hep erkek isterse, hep bu şeyleydi. </SPAN></SPAN></P><br />
<P><SPAN style="font-size:12pt;">PINAR SELEK</SPAN></P><br />
<P><SPAN style="font-size:12pt;">AMARGİ</SPAN></P><br />
<P><SPAN style="font-size:12pt;">3 AYLIK FEMİNİST DERGİ</SPAN></P><br />
<P><SPAN style="font-size:12pt;">GÜZ 2008.SAYI 10</SPAN></P></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ben seni seviyorum, eşcinselliğini değil]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2008/11/02/ben-seni-seviyorum-escinselligini-degil/</link>
<pubDate>Sun, 02 Nov 2008 16:55:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>listag</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2008/11/02/ben-seni-seviyorum-escinselligini-degil/</guid>
<description><![CDATA[aydın öztek   Annem bir Alman. Babamla da Almanya’da tanışmışlar, 1975 yılında da Türkiye’ye gelmişl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><a href="http://listag.files.wordpress.com/2008/11/aydin_ulrike-01.jpg"><img class="size-full wp-image-106 aligncenter" title="aydin_ulrike-01" src="http://listag.wordpress.com/files/2008/11/aydin_ulrike-01.jpg" alt="Ben seni seviyorum, eşcinselliğini değil" width="468" height="118" /></a></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">aydın öztek</span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Annem bir Alman. Babamla da Almanya’da tanışmışlar, 1975 yılında da Türkiye’ye gelmişler. Babam 1995 yılında Almanya’ya döndü ama annem Türkiye’de kalmak istedi. Ben de annem gibi, üç kardeşin en küçüğüyüm.</span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Eşcinselliğimi keşfetmem çok uzun zamanımı alsa da, erkeklerden hoşlanmaya başlamam, annemin de dediği gibi 12 yaşıma kadar gidiyor. Belki de 10, 11… İlk ilişkimi ilkokuldaki sınıf arkadaşlarımdan birisiyle yaşamıştım. Benim için bir ilkti, son olmasını istemediğim de ortadaydı. Sonra annemin arkadaşının oğluyla bir birlikteliğim oldu ama çocuk hemen gammazladı beni annesine. Kadın evimize geldi, uzun uzun anlattı ve gitti. Annem için bir yıkım olmuştu tabii ki. Uzun uzun konuşmalar yapıldı ardından. Doğrusunun bu olmadığı, bir erkeğin bir kadınla birlikte olması gerektiğini anlatan uzun uzun konuşmalar. “Meraktı” dedim ve kapattım. Zamanla da geçti bu yıkım. Yani en azından ben öyle sanıyordum. </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Ortaokuldaki lakabım “top”tu. Zor zamanlardı. O da geçti. Sırada lise yılları vardı. Burada da aynı şeyi yaşamaktan korkuyordum ama bu sefer sınıfın “top”u ben değildim. Sevincim kısa sürdü. Sınıf arkadaşlarımdan biriyle birlikte olmam ve onun da bunu gururlu bir şekilde sınıfa anlatmasından sonra yine “top” olmuştum. Hayatımın en zor yılları lisenin son iki yılıdır sanıyorum. Erkeklerden hoşlanıyor ve onlarla birlikte oluyordum ama başkalarının gözünü boyamak için kızlarla flört ediyordum. İşe de yarıyordu. Gerçi, daha ben bile ne olduğumu bilmiyordum. “Gey olmak” bana göre değildi, olamazdım. Bunu kabul etmek istemiyordum. “Erkeklerden hoşlanıyorum, ama gün gelecek öyle bir kadın çıkacak ki karşıma, o zaman kadınlarla birlikte olmaya başlayacağım, ‘normal’ olacağım” diyordum hep. </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Ne zaman ki başka bir şehirde üniversiteye başladım, o zaman rahatladım. On dokuz yaşındaydım. Tanıştığım birkaç gey sayesinde kendimi keşfetme sürecim başladı. İlk defa onlarla, eşcinselliğin sadece cinsellikten ibaret olmadığını, bunun bir yaşam tarzı, bunun bir yaşam olduğunu öğrendim; tercih olmadığını, seçmediğimizi… İlk defa onlarla gey bara gittim ve orada tanıştığım birisiyle “sevgili” olduk. Ondan çok hoşlanıyordum ve daha fazla rol yapmak istemiyordum. Bir gün arkadaşımla dertleşirken, “Yeter be!” dedim, “Ben buyum.” Ve bir kısa mesajla anlattım her şeyi anneme. Zor olmadı mı, oldu tabii ama içkinin de etkisiyle yazdım, yolladım mesajı. O gece cevap gelmedi. Ertesi gün aradım ve mesajımı alıp almadığını sordum. “Aldım” dedi. “Ee?” dedim. Utanmasam ağlayacaktım onun sözleri karşısında: “Ne Ee’si? Sen benim oğlumsun, canımsın, kanımsın. Her şeye rağmen seni çok seviyorum. Hadi eve gel.” O an anladım, annem beni gerçekten seviyor.</span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Tabii bu bir dönüm noktası olmuştu. Bundan sonrası çok kolay olmadı. Kavgalarımızın sayısını hatırlamıyorum bile. Kavga da edemiyorduk, karşılıklı anlamsız kelimeler uçuşuyordu havada. Ama bunlar benim eşcinsel olmamdan kaynaklanmıyordu; asileşmiştim ve eve uğramaz olmuştum. Ben istediğim gibi davranıyordum, o ise beni kırmamak için bir şey diyemiyordu. Neyse ki zamanla düzeldi her şey. Dost olduk. Güvenini kazanmak için onu sevgilimle tanıştırdım; ayrılıklarımda, kavgalarımda hep yanımda oldu sonra.</span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Ben bütün bunları yaşarken o neler hissediyordu peki? Bunu hiç düşünmediğimi fark ettim. Eşcinsel olduğumu öğrenince neler yaşamıştı? Kolayca atlatabilmiş miydi yoksa sürekli kabuslar mı görüyordu? Oğlunun bir eşcinsel olmasından utanç duyuyor da belli mi etmiyordu? Tek derdi, “Aman akrabalar duymasın da ne bok yersen ye” mi, yoksa “Oğlum mutlu olduğu şekilde yaşasın, diğerleri ne bok yerse yesin” miydi? İşte bu soruların yanıtları için daha fazla gecikmeden çıktım annemin karşısına. Ben sordum o cevapladı. Onun bu kadar içten yanıtlar vereceğini tahmin bile edemezdim. </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"><a href="http://listag.files.wordpress.com/2008/11/aydin_ulrike-02.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-108" title="aydin_ulrike-02" src="http://listag.wordpress.com/files/2008/11/aydin_ulrike-02.jpg" alt="" width="468" height="356" /></a> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Eşcinsel olduğumu nasıl öğrendin?</span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Tam hatırlamıyorum ama 12 yaşına girdiğinden beri senin eşcinsel olduğundan şüpheleniyordum. Kesin olarak ise, sen üniversitede okurken öğrendim. 2003 yılıydı galiba. Bana kısa mesaj yollamıştın bir gece. “Anneciğim, ben şöyle şöyleyim. Beni bu halimle kabullenmelisin” gibisinden bir mesajdı.</span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Eşcinsel olduğumdan şüphelenmenin nedeni neydi?</span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bir arkadaşımın oğluyla cinsel ilişkiye girdiğini öğrenmiştim. İşte o zaman düşünmeye başladım eşcinsel olabileceğini. Ama her zaman “Belki biseksüeldir, belki ilgi meselesidir, belki böyle bir ilişki nasıldır diye merak etmiştir” diye de geçirdim içimden. </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">İlk hissettiğin ve yaptığın şey ne oldu?</span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Ağladım. Çünkü eşcinsel olduğunu düşünüyordum ve bu doğru çıkmıştı. İnsan, çocuğunun kolay bir hayat yaşamasını istiyor. Ve biliyoruz ki, farklı düşünen, farklı hisseden insanlar hala farklı görülüyor, yani hayatları çok zor. İş olsun, arkadaşlık olsun… Arkadaşlık ilişkilerinde bile farklı gözle bakılabiliyor; dışlanabiliyorlar, alay edilebiliyorlar. Bir kere Türkiye’de en büyük küfür, tanı veya tanıma, “ibne”dir. Bu ırkçılıktır bence.</span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Sana söylediğimde ilk tepki ne olmuştu?</span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bütün gece düşündüm, oğlum olmadan yaşayabilir miyim, diye. Reddetmek değildi bu; reddetmeyi düşünmedim hiç. Yalnızca “Anlaşabilir miyiz? Anlaşamazsak oğlum olmadan yaşayabilir miyim?” diye düşündüm ve karar verdim: Yaşayamam. Çünkü ben seni seviyorum, eşcinselliğini değil… Yani, heteroseksüel de olsan, eşcinsel de olsan sen benim oğlumsun, ben seni seviyorum. Cinsel yöneliminin benim için önemli olmadığına karar verdim ve telefon açtığında “Ben seni çok seviyorum, gel evine” dedim.</span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Tepkinin sebebi eşcinselliği yanlış bulman mı, yoksa toplumun eşcinselliği yanlış bulması mı?</span></strong><strong></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Toplumun eşcinselliği yanlış bulması… Çünkü o gece öğrenene kadar neyi savundum? Herkesin tercih hakkı kendine aittir. Yani; ister Müslüman ol, ister Hıristiyan, ister heteroseksüel, ister biseksüel, istersen de eşcinsel ol… Nerede yaşamak istediğine de sen karar verebilirsin. Hep öyle düşünmüşümdür. </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bunu paylaştığın ilk kişi kimdi? </span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Büyük ablanla paylaştım. Çünkü o arkadaşım olmuştur hep ve baban bizi bıraktığından beri dostum, sırdaşım oydu. Ve onun yaşı, sana daha yakındı. “Bana daha iyi yardımcı olabilir” diye düşündüm. Konuşarak, “Ne yapalım, ne edelim?” dedim.</span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bu olayı kabullenmen ne kadar zamanını aldı?</span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Seneler boyunca… Çünkü sen 12 yaşındayken düşünmüştüm eşcinsel olduğunu ve o gece senden duyduğumda ben hala ağlıyordum. Yıllar boyunca, ara ara ağladım.</span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Şu anda eşcinsellikle ilgili ne düşünüyorsun?</span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Herkesin cinsel kimliği kendine… Belki isterdim, senin eşcinsel olmamanı, torunumun olmasını, gelinimin olmasını… Hep normal bir hayat düşünülür ya, gelin-damat diye… Evlenirsin, çocuk doğar… Ama yine de, sen öyle mutluysan öyle yaşamalısın. Bu, herkes için geçerli yani. Benim için de…</span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Duygusal ilişkilerim hakkında ne düşünüyorsun?</span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Valla, bu aralar biraz delirdin. Önceki hayatına dönmeni istemiyorum. Her gece bara gitmeler, bugün birinde, yarın başka birinde kalmalar falan… Yani sağlam bir ilişkin olsun istiyorum ve getirdiğin kişi iyi birisiyse, zaten kabul ederim. Bu kişinin gelin veya damat olması hiç önemli değil benim için.</span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Akrabalarının eşcinsel olduğumu bilip bilmemeleri konusunda ne düşünüyorsun?</span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Asla bilmelerini istemem. Çünkü kabul etmezler ve seni doğrudan silerler hayatlarından. Ya da benim yaptığım tekliflerle gelirler, “Doktora gidelim, psikologa gidelim” gibi… Ben sana sormuştum, istemediğini söyledin. İstemiyorsan seçim hakkı senin. Ama onlar baskı yapacaklar. Yine de, anlatıp anlatmamak senin seçimin. Ben karşıyım. Anlamayan birilerine anlatmanı istemiyorum.</span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Eşcinselliğimi kabul ettikten sonra yaşadıklarım nelerdi sence?</span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Korkmuşsundur bence. “Annemler ne düşünür? Beni reddederler mi? Beni severler mi?” diye düşünmüşsündür uzun bir süre. Çok zor olmuştur açılman, bu korkuları yaşamışsındır. Gerçi bilmen lazım, ben seni her durumda seviyorum. Ama tabii ki çekinirsin. Birçok şeyi duymuşsundur, arkadaşların da anlatmıştır. “Ben asla, anneme, babama açıklayamam. Beni reddederler, istemezler” diyen arkadaşların olmuştur belki. Aynı korkuları, acıları, senin de yaşadığına eminim.</span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Doğru. Peki, başka konulara geçelim. Türkiye’deki eşcinseller hakkında ne düşünüyorsun?</span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Hayatları çok çok zor. Özellikle travesti olanların hayatları bence çok çok zor. Geyler ve lezbiyenler saklanabiliyorlar. Mecburen saklanıyorlar. İşyerinde açık açık söylerlerse dışlanırlar. İstenmemelerinin ilk nedeni bu durumdur zaten. Travestiler ister istemez fuhuş yapıyorlar, ben buna çok üzülüyorum. Herkesin iş hakkı vardır, çalışma hakkı vardır.<strong> </strong></span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Türkiye’deki eşcinsel örgütlenmeleri hakkında neler biliyorsun?</span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Aslında çok az şey biliyorum. Senden duyuyorum bazı şeyleri. “Onur Haftası var” diyorsun, “Dernek var” diyorsun, bir yerlere bir şeyler yazıyorsun ara sıra&#8230; Çok fazla şey bilmiyorum, ama bence örgütlenmeleri de lazım zaten. Çünkü hala ve hala, başka seçimler yapan kişiler dışlanıyor. İş bulmakta zorlanıyorlar. Belki o dernekler, örgütler, yardımcı olurlar bu konuda.</span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Peki, eşcinsellerin askerlik yapıp yapmamaları konusunda ne düşünüyorsun?</span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bence onlar da yapmalı askerlik. Niye yapmasınlar ki? Eksik tarafları yok ki. Hatta fazlalıkları var, dışlanmaları nedeniyle. Daha hoşgörülü, toleranslı insanlar olduklarını düşünüyorum eşcinsellerin. İsterlerse tabii, ama öyle bir seçim hakkı da yok Türkiye’de. Yani, “Ben silaha karşıyım” deme hakkın yok. Ama bence yapmalılar. Sadece, orada çok zorlanacağını düşünüyorum. Çünkü oraya “delikanlılar” gider. “Delikanlı” ne demek, tam bilmiyorum, ama “delikanlı” erkek “kadın becerebilen” erkektir burada ve özellikle Türkiye’de, erkek dediğin kadın becermelidir. Orada çok dışlanırsın. İnşallah orada kimse öğrenmez, çünkü alay ederler, kabul etmezler. </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Türkiye’de eşcinsellerin diğer Avrupa ülkelerine göre daha fazla zorluk yaşadığını düşünüyor musun?</span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Tabii ki daha fazla zorluk yaşıyorlar. Avrupa’nın biraz daha fazla kültürlü olduğunu düşünüyorum. Bunun okumayla alakası yok. Bence bir kültür meselesi bu. Mesela, demin kullandığım “delikanlı” kelimesi, “mertlik” anlamındadır. Yani, sen de delikanlı olabilirsin, ben de… Ama Türklerde farklı anlaşılıyor bu kelime, onlarda öyle bir anlayış yok. Erkeğe, daha doğrusu heteroseksüel erkeğe yakıştırılan bir kelime olmuş “delikanlı”. Avrupa’da daha çok kabul ediliyorlar eşcinseller. Gerçi orada da çok zorluk yaşıyorlarmış hala.</span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">Açılmak konusunda ailelere ve çocuklara ne söylemek istersin?</span></strong></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;">Bence çocuklar ailelerine açılabilmeli. Çünkü çocuklar rahat edemiyor. Tabii saklıyorlar eşcinselliklerini ve içlerine kapanıyorlar. Açılırlarsa dertleşebilirler. Aileler de onları daha iyi anlar diye düşünüyorum. Ama her aile bunu anlayamaz. Her aile kültürlü değil, cahil aileler de var. Aslında cahillikle de alakası yok, toplumun normlarına uygun bir evlat yetiştirme isteği var insanlarda. O kuralların dışına çıkmama isteği… “Eşcinsellik”, doğrudan bu normların dışında kalmak demek, aileler bunu kabul edemiyor maalesef. Ne yazık ki, hala çocuklarını reddedebilen aileler var. Bu sefer de o gençler yalnız kalıyorlar dünyada. Ve bence çok zor bir hayat yaşarlar bu durumda. Yanlış arkadaşlar falan… Evden kaçmalarına bile neden olabilir, bu reddedilme korkusu. Böyle olunca, aileler de çocuklarını göremiyorlar. Bence saçma zaten reddetmek de, onları anlamamak da… Daha doğrusu anlamaya çalışmamak…</span></p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"> </p>
<p class="AralkYok" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;color:black;font-family:Verdana;"><strong>KAOS GL<br />
</strong><span style="font-weight:bold;"><br />
KAOS GL &#8211; 17/07/2008</span><br />
</span></p>
<p>Aydın Öztek &#8211; İstanbul</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Anneler 'Lambdaistanbul Aile Grubu'nu kurdu ]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2008/08/22/anneler-lambdaistanbul-aile-grubunu-kurdu/</link>
<pubDate>Fri, 22 Aug 2008 11:43:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>listag</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2008/08/22/anneler-lambdaistanbul-aile-grubunu-kurdu/</guid>
<description><![CDATA[Lezbiyen, gay, biseksüel, travesti veya transseksüel anneleri, bu yönelimlerin bir hastalık ya da te]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="attachment_86" class="wp-caption alignleft" style="width: 210px"><img class="size-full wp-image-86 " src="http://listag.wordpress.com/files/2008/08/f2fc43478c84364fb9aef8c1r.jpg" alt="Lezbiyen, gay, biseksüel, travesti veya transseksüel anneleri, bu yönelimlerin bir hastalık ya da tercih olmadığını anlatıyor." width="200" height="203" /><p class="wp-caption-text">Lezbiyen, gay, biseksüel, travesti veya transseksüel anneleri, bu yönelimlerin bir hastalık ya da tercih olmadığını anlatıyor.</p></div>
<p>Lezbiyen, gay, biseksüel, travesti, transseksüel annesi kadınlar, çocukları için bir araya geldi. Lamdaistanbul Aile Grubu &#8220;Çiçekler nasıl binbir çeşitse insanlar da öyledir&#8221; mesajını vermek için çalışıyor..Çocukları lezbiyen, gay, biseksüel, travesti, transseksüel (LGBTT) olan anneler, Lambdaistanbul Aile Grubu (LİSTAG) adı altında bir dayanışma grubu kurdu. Amaçları, çocuklarına ve birbirlerine destek olmak; henüz ailelerine açılamamış olanları ya da yeni açılanları bu süreçte yalnız bırakmamak. Topluma, &#8216;Çiçekler nasıl binbir çeşitse insanlar da öyledir&#8217; mesajını vermek istiyorlar. Lezbiyen, gay, biseksüel, travesti veya transseksüel olmanın bir hastalık ya da tercih olmadığını da anlatmayı hedefliyorlar. Her hafta cumartesi günü bir araya gelen anneler, kimi zaman çocuklarının da katıldığı toplantılarda, yaşadıkları sıkıntıları, ailelerin çocuklarına nasıl yaklaşmaları gerektiğini konuşup, deneyimlerini aktarıyorlar. Sadece iki annenin girişimiyle Ocak 2008&#8242;de bir araya gelen grup üyelerinin sayısı gün geçtikçe artıyor. Öyle ki, toplantılara annelerin dışında artık babalar, ablalar, ağabeyler, kardeşler, kuzenler da katılıyor. Sayıları 25&#8242;i geçen dayanışma grubu, aralarına katılan yeni ailelerin birbirlerine yakınlaşmalarını sağlıyor.</p>
<p><strong>AİLELER İÇİN EL KİTABI HAZIRLANIYOR</strong><br />
LİSTAG, çocuklarının, eşlerinin, kardeşlerinin eşcinsel, biseksüel, travesti ya da transseksüel olduğunu öğrenen ailelere yönelik bir kitap da çıkarma hazırlığında. Kitapta, ailelerin çocuklarının cinsel yönelimlerini ve cinsiyet kimliklerini öğrendikten sonra nasıl davranmaları gerektiği; eşcinsellik, biseksüellik, travestilik ya da transseksüelliğin ne olduğu anlatılacak. Bir anlamda çocuğu onlara açıldığında ya da onun LGBTT olduğundan şüphelendiklerinde ne yapacağını bilemeyen ailelere yardımcı bir kılavuz olacak. Yurtdışındaki aile toplantılarına da katılıp, deneyimlerini paylaşan anneler, şu sıralar Lambda&#8217;nın kapatılmasına karşı da mücadele veriyor. &#8220;Çocuklarımızı kaybetmek değil kazanmak istiyoruz,&#8221; diyen, grubun kurucularından 51 yaşındaki, eşcinsel annesi, ev kadını Selma Hanım şöyle konuşuyor: &#8220;Oğlum sekiz yıl önce bana açıldığında, &#8216;Neden benim başıma geldi, onu çok iyi yetiştirdik&#8217; diye düşündüm. Bilmediğim bir konuydu. O süreçte böyle bir grup olsaydı, eminim süreci daha kolay atlatırdık. Daha sonra ailece psikoloğa gittik. Oğlumuzu dışlamak yerine anlamaya çalıştık. Ona duyduğumuz sevgiyle bağrımıza basıp, bunun bir hastalık olmadığını öğrendik ve kendi bakış açımızı değiştirdik.&#8221; Eşcinsel ablası olan 30 yaşındaki Ayşe öğretmen, bilgisizlik nedeniyle toplumun önyargılı olduğunu vurgulayarak şöyle konuşuyor: &#8220;Kardeşim bizimle eşcinsel olduğunu paylaşınca önce şaşırdık, sonra kabullendik. Onu anlamamız, yardım etmemiz gerekiyordu. Tabii birilerinin de bize&#8230; Araştırdıkça bunun yaşamın bir parçası olduğunu gördük. Onu çok seviyoruz ve cinsel yöneliminin hiçbir önemi yok. Amacımız toplumsal duyarlılığı artırmak, çocukların yasalarla güvence altına alınmasını sağlamak. Çünkü LGBTT bireylere yönelik çok fazla hak ihlali oluyor. Lambdaistanbul&#8217;un yeni sivil anayasadan talebi olan 10. maddeye cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığının da girmesi talebini destekliyorum.&#8221; Biseksüel annesi 52 yaşındaki emekli biyolog Gülseren Hanım, oğlundaki farklılığı ergenlik döneminde fark edip psikoloğa götürmüş. Buna rağmen oğlu kendine açılmayınca, kendisine sorup gerçeği öğrenmiş. &#8220;İçine kapanıktı ve bir şeylerin ters gittiğini fark ediyordum. Biseksüel olduğunu söylediğinde ben de psikiyatriste gittim. Değişmesi gereken benim düşüncelerimdi. Bu nedenle süreci kolay atlattım. Şimdi aile toplantılarına onunla birlikte geliyorum. Benim için bir şey değişmedi. LİSTAG geç kalmış bir grup. Keşke daha önce bir araya gelseydik. Amacımız daha çok insana ulaşmak.&#8221;</p>
<p><strong>DOKTOR DOKTOR GEZMİŞ<br />
</strong>Emekli sigortacı 47 yaşındaki Eda Hanım, transseksüel annesi. Geçirdiği beyin ameliyatından sonra oğlunun karşısına geçip, &#8220;Anne benim ruhumla bedenim farklı,&#8221; dediğini söyleyen Eda Hanım, yaşadığı süreci anlatıyor: &#8220;Önce oğlumun neden böyle bir şey dediğini anlamadım. Birkaç gün sonra &#8216;Anne ben aslında kızım. Ruhumla bedenim farklı,&#8217; dedi. Henüz 15 yaşında olduğu için ergenlik sürecini anlamadığını düşünüp, psikolog ve psikiyatrlara götürdüm. Hep doktorların geçici bir şey olduğunu söylemesini istedim. Bu arada gizli gizli hormon ilaçları alıyormuş. Göğüslerinin büyüdüğünü fark ettim. En son İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi&#8217;nde bir profesörün yaptığı testler sonucunda gerçeği öğrendim. &#8216;Oğlunuz transseksüel, alışmaya başlasanız iyi olur,&#8217; dedi.&#8221; Oğlunun cinsiyet düzeltme ameliyatı için zorunlu olan iki senelik yasal sürece girdiğine değinen Eda Hanım, &#8220;Şu an terapi sürecinde. Daha sonra hormon tedavisine geçilecek. Tüm bunlar doktor kontrolünde yapılıyor. &#8216;Ameliyat olabilir&#8217; raporu verildiğinde, ameliyatla kadın olacak. Şu an 17 yaşında, yeni doğmuş bir genç kızım var. Kızım diye sesleniyorum artık. ÖSS sınavına girdi ve üniversiteyi kazandı. Dışarıda artık kadın gibi dolaşıyor. Çocuğumun ruhunun da bedeninin de istediği gibi özgür olmasını istiyorum. Onu ben dünyaya getirdim. Korumak zorundayım. Tırnaklarını nasıl törpüleyeceğini, nasıl makyaj yapacağını, kaşlarını nasıl alacağını öğretiyorum. Toplum transseksüelliği sapkınlık, özenti olarak gördüğü için kızım içine kapanmıştı. Ama benimle birlikte bu toplantılara geliyor, uzun süredir ilk kez yüzü güldü. Kendini anlayan birilerini tanımak onu rahatlattı,&#8221; diyor.<br />
<strong>Danışma Hattı:</strong> (0212) 244 57 62</p>
<p>Pervin Metin</p>
<p>Cumartesi SABAH &#8211; 9 Ağustos 2008, Cumartesi</p>
<p><a href="http://www.sabah.com.tr/ct/haber,8B44D4831EA94DECB5AEDFF8AE365AD5.html">http://www.sabah.com.tr/ct/haber,8B44D4831EA94DECB5AEDFF8AE365AD5.html</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Esas korkak olan ailelerin kendisi]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2008/07/28/esas-korkak-olan-ailelerin-kendisi/</link>
<pubDate>Mon, 28 Jul 2008 09:03:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>Edaa</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2008/07/28/esas-korkak-olan-ailelerin-kendisi/</guid>
<description><![CDATA[  Eda (48 ) yaşında bir anne, 17 yaşındaki oğlunun transseksüel olduğunu geçen yıl öğrenmiş. Bu önce]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p> </p>
<p>Eda (48 ) yaşında bir anne, 17 yaşındaki oğlunun transseksüel olduğunu geçen yıl öğrenmiş. Bu önce kabullenmek istemediği bir durumken, şimdi 18 yaşındaki &#8216;kızına&#8217; cımbız, makyaj malzemeleri alıyor. Kimliği mavi ama kendisi pembe olan kızının hikâyesini Eda&#8217;nın ağzından dinledik: &#8220;Ben transekssüel annesiyim, bir oğlum vardı, şimdi kızım var. Bir çocuğum burslu olarak yurtdışında okuyor, kızım da bu sene üniversite sınavlarına girdi ve başarılı oldu. Şimdi evde yan flüt çalıyor, kitap okuyor, saçlarıyla ilgileniyor. Son bir senedir ona yeniden yürümeyi öğretiyorum. Çocuğum bana açıldığında korku, endişe ve panik içindeydi. Uzun uzadıya psikolog gezileri yaptım, psikiyatrların bunun bana geçici bir şey olduğunu, ruh hastalığı olduğunu söylemelerini istedim. Korkum, kaygım, paniğim bilgisizlikten kaynaklanıyordu. Ta ki Çapa Psikiyatri&#8217;deki doktorun &#8216;Çocuğun cinsel kimliği budur,&#8217; demesine kadar. Kolları sıvadım ve kabullenme sürecine girdim. İyi ki çocuğum benden saklamamış, cinsel kimliklerini gizlemelerinin nedeni reddedilme korkusu ve bu yüzden yalan söylemek zorunda bırakılıyorlar. Çocuklarını reddeden, lanetleyen ve öldüren aileler aslında kendilerinden kaçıyorlar ve etrafları için yaşıyorlar. Şu an yaşadığımız toplum LGBTT kimliklere önyargılı, yaşama hakkı tanımıyorlar. Her zaman da çoğunluk haklı diye bir şey yok. Çiçekler de binbir çeşit, hayvanlar da binbir çeşit, insanlar da binbir çeşit. Bırakın insanlar cinsel yönelimleri nasılsa öyle yaşasınlar, çocuklarımıza sahip çıkalım, sevgiyle kucaklayalım, başkası ne der ile kendimizi yiyip bitirmeyelim.&#8221;</p>
<p>Cumartesi SABAH, 26.07.2008</p>
<p><a href="http://www.sabah.com.tr/ct/haber,67C5545A2223490397EFB5C389E355B9.html">http://www.sabah.com.tr/ct/haber,67C5545A2223490397EFB5C389E355B9.html</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Şaşırdık, kabullendik, benimsedik]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2008/07/26/sasirdik-kabullendik-benimsedik/</link>
<pubDate>Sat, 26 Jul 2008 11:59:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>listag</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2008/07/26/sasirdik-kabullendik-benimsedik/</guid>
<description><![CDATA[  LAMBDAİSTANBUL KAPATILMAK İSTENİYOR, EBEVEYNLER SAHİP ÇIKIYOR   Şaşırdık, kabullendik, benimsedik ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p> </p>
<h3>LAMBDAİSTANBUL KAPATILMAK İSTENİYOR, EBEVEYNLER SAHİP ÇIKIYOR</h3>
<p> </p>
<h1>Şaşırdık, kabullendik, benimsedik</h1>
<p> </p>
<p><strong>Kerameti kendinden menkul &#8220;genel ahlâk&#8221;a ve &#8220;Türk aile değerleri&#8221;ne aykırı bulunarak kapatılan Lambda derneğinin üyesi olan ailelere bağlanıyoruz, evlatlarının cinsel yönelimlerine ve seçtikleri hayata nasıl baktıklarına kulak veriyoruz.</strong></p>
<p> </p>
<h3>GÜLSEREN</h3>
<h3>Tercih değil, yönelim</h3>
<p> </p>
<p><strong>Gülseren</strong> (52, sağlık sektöründe çalışıyor, Tarkan&#8217;ın (20) annesi): Oğlum ortaokuldayken, bazı şeyler hissedip babasıyla &#8220;acaba?&#8221; diye aklımıza gelmişti. Çok yüksek sesli gülmeler, bazı jestler, hareketler&#8230; Birilerini taklit ediyor, özeniyor ya da kafasını karıştıran bir şeyler var diye düşünmüştüm. Ergenlik döneminde bunları hissedince, bu konuda çalışan bir psikoloğa giderek işin detayını öğrenmek istedim. Bunun bir &#8220;tercih&#8221; olmadığını, doğuştan gelen bir &#8220;yönelim&#8221; olduğunu öğrendim. Bu konuya zaten geniş bakıyordum, kendimi bildim bileli eşcinsellere hasta olarak bakmamışımdır. Bunun onların tercihi olduğunu düşünürdüm, yönelimmiş. Sonra, anne-baba ve çocuk olarak bir gençlik terapistine gittik. Oğluma &#8220;gençlikle ilgili bazı sıkıntıların olabilir. Bizimle paylaşmıyorsun, bir sorunun varsa, onunla paylaş istersen&#8221; dedik. Onu kırmamak, üzmemek için böyle söylemeyi tercih ettik. Hiç itiraz etmedi. Terapist önce onunla görüştü. Sonra, &#8220;sizinle konuşmama gerek yok. Çok naif duyguları olan, çok özgür düşünen bir çocuğunuz var. Güzel yetiştirmişsiniz, maço özellikleri yok&#8221; dedi. Biz de zaten onu &#8220;sen erkeksin, şöyle güçlüsün, böyle büyüksün&#8221; şeklinde yetiştirmedik. Önceki terapistten bu işin tercih değil, yönelim olduğunu öğrendiğim için &#8220;yaşayıp göreceğiz&#8221; diye düşündük. &#8220;O bizim evladımız, onu seviyoruz, arkasındayız her an&#8221; dedik.</p>
<p> </p>
<p><strong>Eşinizin tepkisi de sizinki gibi miydi?</strong></p>
<p> </p>
<p>Babamız benden biraz daha geriden geldi&#8230; &#8220;Sen kondurmuyorsun, ama böyle bir şey var&#8221; diyordum. Ergenlikten önce, babayla aramda bir suçlama olmuştu. &#8220;İşlerinden ötürü yeteri kadar çocukla ilgilenmiyorsun&#8221; diyordum, o da &#8220;sen çok fazla üstüne düşüyorsun çocuğun&#8221; diyordu. Küçükken, yuvada hiperaktif bulunduğu için, biraz da kekemelik sorunumuz vardı, bir psikoloğa gitmiştik. Bir resim çizdirmiş, &#8220;baba modeli eksik&#8221; demişti. Ben de onun üzerine &#8220;baba modeli eksikmiş&#8221; diye eşimi çocuğumla daha fazla ilgilenmeye yöneltmeye çalıştım. Eşime şüphelendiğimi ilk söylediğimde, &#8220;olabilir, bence de var öyle bir şeyler&#8230;&#8221; dedi ve geçti. O hep yokmuş gibi davrandı. Ben babayla aralarında köprü olmaya çalıştım. Aralarında bu konuda bir sorun olmasın türünden tedirginliklerim oldu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Emin olduktan sonra ne yaptınız? </strong></p>
<p> </p>
<p>Bir psikiyatriste gittim, &#8220;çocuğumda böyle bir şeyler hissediyorum, ben mi açılmalıyım, o mu açılmalı?&#8221; diye sordum. &#8220;O kesin öyledir, hemen bana getirin, ben teşhis koyarım, size söylerim&#8221; dedi. &#8220;Benim öğrenmek istediğim bu değil, ben onun rahatlamasını istiyorum. Size niye getireyim&#8221; dedim. Sonra, bir arkadaşım, üniversitede öğretim üyesi eşcinsel bir arkadaşıyla tanıştırdı beni. Merak ettiğim her şeyi ona danıştım. &#8220;Zorlamanıza gerek yok, doğal akışına bırakın, o ihtiyaç hissettiğinde size söyler&#8221; dedi.  </p>
<p> </p>
<p><strong>Çocuğunuzla aranızda bu konu nasıl alenîleşti?</strong></p>
<p> </p>
<p>Lambda aile grubundan, oğlumu tanıyan bir ebeveyn bana ulaştı. Arkadaşların anneleri olarak buluştuk. Sohbetleşirken, baktım ki, onlar çok şey paylaşmış, &#8220;ya biz böyle paylaşmadık&#8221; dedim. &#8220;Sen açıl, oğlun da daha rahat eder&#8221; dedi. O gün oğlumu aldım, eve dönerken arabada konuştuk. &#8220;Ben bir şeyler hissediyorum. Biz seni rahatsız edecek bir şeyler yaptık mı?&#8221; dedim. &#8220;Hayır&#8221; dedi. &#8220;Kötü bir şey yaşadın mı?&#8221; diye sordum&#8230; Yumuşak geçiş yaptık. Babaya &#8220;ben konuşacağım, birlikte konuşalım&#8221; dediğimde, &#8220;ben konuşmayayım, sen konuş işte, benim de aynı düşündüğümü söyle&#8221; dedi. Babalar böyle. </p>
<p> </p>
<p><strong>Eşiniz hiç Lambda&#8217;ya geldi mi?</strong></p>
<p> </p>
<p>Eşim hiç gelmedi. Ama mutlaka gelecektir, bu konuda çok dar bir bakış açısı yok. Henüz zamanı gelmedi demek ki. &#8220;Gelip de ne konuşacağım?&#8221; diyor. </p>
<p> </p>
<p><strong>Oğlunuzla bu konuda konuşuyor mu?</strong></p>
<p> </p>
<p>Konuşmuyor. Öyle bir süreçteyiz. Demek ki benim kadar net kabullenemiyor. Bizim çocuklarımız çok şanslılar. Onların yanında olduğumuzu biliyor, hissediyorlar. Bütün anne-babalara şunu söylemek istiyorum: Kesinlikle sevgilerini eksik etmesinler, onları dışlamasınlar. Öyle yaptıkları zaman, çocuklarını kaybediyorlar, onların kendilerini bulma devresinde yanlış şeyler yapmalarına neden oluyorlar, büyük yaralar açıyorlar. Sevgiyle yaklaşsınlar, bilgilenmeye çalışsınlar. Lambda danışma hattı bunun için var, biz de bunun için varız, anne-babalar da arasın. Lambda için verilen kapatma kararına büyük tepki duydum. Bir insanın duygularına, düşüncelerine, inançlarına, yönelimlerine kimse müdahale edemez; bu, en temel insan haklarından biri. Lambda&#8217;nın faaliyetleri devam ederse eşcinsellik çoğalacak gibi bir hava yaratılmaya çalışılıyor. Eşcinsellik bulaşıcı bir şey değil ki, artsın.</p>
<h3> </h3>
<h3>SELMA</h3>
<h3>Konduramıyordum</h3>
<p> </p>
<p><strong>Selma</strong> (51, ev kadını, Mete&#8217;nin (24) annesi): Ben kızıma da, oğluma da çok düşkün bir anneydim. Onların her şeyini yakından takip eder, her şeyi paylaşmaya çalışırdım. Şimdi fark ediyorum, annelik unvanı ve o rol bana çok iyi gelmiş. Kendimi çocuklarımla var ediyordum: &#8220;En iyi çocuğu ben yetiştiririm.&#8221; Çocuğum 16-17 yaşlarındayken benden uzaklaşmaya başladı. Cinsellikti, erkek-kız arkadaşlığıydı gibi konular açıldığında, hemen odasına gidiyordu. Her şeyi anlatan bir çocukken, özellikle o konularda üstü kapalı geçmesi, uzaklaşması, odasına kapanması&#8230; Bir şeyler hissediyordum, ama konduramıyordum da.</p>
<p> </p>
<p><strong>Konduramadığınız neydi?</strong></p>
<p> </p>
<p>Eşcinsel olabilir mi düşüncesi aklıma takılıyordu. Ama hemen, &#8220;yok canım, olur mu öyle şey, ben çocuklarımı çok iyi yetiştiriyorum&#8221; diyordum. Böyle çok uzun gitmedi tabii. O düşünceler beni kemirmeye başladı. Bir gün, &#8220;artık bu böyle olmayacak&#8221; dedim ve eşime söyledim: &#8220;Cinsellik konusunda yanlış bir şeyi var bu çocuğun, eşcinsel olduğunu mu düşünüyor acaba?&#8221; Bütün bu sıkıntıları yaşarken, &#8220;eşime söylesem mi, yoksa tek başıma mı bunu çözmeliyim&#8221; diye düşünüp duruyordum. Çocuğuma açılmaya niyetlenmiştim artık, ama eşimde tereddütlerim vardı. Sonra, &#8220;eğer öyleyse, ben bu yükü ömür boyu kaldıramam&#8221; dedim, &#8220;onun da çocuğu&#8221; diye düşündüm. Eşime, &#8220;bunu netleştirmemiz lâzım. Bu düşüncelerle mahvoluyorum, uykularım kaçıyor&#8221; dedim.</p>
<p> </p>
<p><strong>Eşiniz &#8220;abartıyorsundur &#8221; demedi mi?</strong></p>
<p> </p>
<p>&#8220;Yok canım, öyle şey olur mu?&#8221; dedi. Böyle bir şeyin olacağını, bizim başımıza geleceğini düşünemezdik.</p>
<p> </p>
<p><strong>O zamanlar sizin için eşcinsellik ne anlam ifade ediyordu?</strong></p>
<p> </p>
<p>Bir hastalık gibi. Oğlanın kafası karışık. Ya da &#8220;bu çocuğa bir şey mi yaptılar?&#8221; gibi&#8230; Hiç bilgim yoktu. Bildiğimiz model, erkek ve kadındı. Onun haricinde, televizyonlarda gördüğümüz, Zeki Müren, Bülent Ersoy modeli vardı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hiç eşcinsel tanıdığınız olmuş muydu?</strong></p>
<p> </p>
<p>Hayır. İstanbul&#8217;da yetiştim ama, hatırlamıyorum. İlgimi çeken, &#8220;aa, bu böyleymiş&#8221; diyebileceğim biri yoktu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Eşinizle konuşunca ne yaptınız?</strong></p>
<p> </p>
<p>Eşimle konuştuktan bir gün sonra, beraber oğlumun okuldan gelmesini bekledik. Onunla konuşmaya karar vermiştik.</p>
<p> </p>
<p><strong>Pat diye mi sordunuz?</strong></p>
<p> </p>
<p>Çok şaşkındık aslında. Dolaylı konulardan başladık, söylemeye çalıştık. Kapana sıkışmış gibiydi çocuğum karşımda. Yine hep konuyu kapatmaya uğraşıyordu. Ona ilk biz söyledik, &#8220;öyle de olabilirsin, böyle de olabilirsin&#8221;&#8230; Şimdi baktığımda anlıyorum, onu kazanmakmış istediğim, onun bana o tarafını da açmasıymış. Benden uzaklaşması çok ağır geliyordu.</p>
<p> </p>
<p><strong>O ilk konuşma nasıl gelişti?</strong></p>
<p> </p>
<p>Dolaylı dolaylı konuşurken, &#8220;Öyle de olsan, sen bizim çocuğumuzsun, bu bir şeyi değiştirmez, biz seni yine seviyoruz&#8221; dedim. Ondan sonra açıldı. &#8220;Evet, ben öyleyim, bunu hissediyorum. Daha yeni kabul ettim, altı ay oldu&#8221; dedi. &#8220;Benim için de çok zor bir süreçti&#8221; dedi. &#8220;Niye böyleyim, neden farklıyım diye çok bocaladım&#8221; dedi. Ağlıyordu. Ama rahatlamıştı. Gözlerinde rahatlamış bir ifade vardı. Bizimse dünya başımıza yıkılmıştı. Şüphelerim, kaygılarım, acabalarım gerçek olmuştu. Eşim de karmakarışık oldu. Fakat ona sarıldık, sevdik, öptük&#8230;</p>
<p> </p>
<p><strong>Durum netleşince neler yaşadınız? </strong></p>
<p> </p>
<p>Korktuk, ürktük. &#8220;Şimdi ne yapacağız?&#8221; diye düşündük. Gizledik, bu olay dört kişilik aile içinde kaldı. Bir de yardım aldığımız psikolog biliyordu.</p>
<p> </p>
<p><strong>Psikoloğa hep beraber mi gittiniz?</strong></p>
<p> </p>
<p>İlk ailece gittik. Psikolog &#8220;oğlunuzun uzun süre terapiye gelmesi gerekebilir, anne de gelecek&#8221; dedi. Ayrı ayrı günlerde terapiye başladık. Ara ara babamız da psikologla görüşüyordu. Bize iyi geldi, beni kendime döndürmeye başladı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kendinizi suçladığınız oldu mu?</strong></p>
<p> </p>
<p>Tabii. İlk anda, inkâr ediyorsunuz, &#8220;olamaz&#8221; diyorsunuz; ardından, suçluluk duygusu geliyor: &#8220;Çocuğuma yetemedim mi&#8221;, &#8220;nerede hata yaptım&#8221;, &#8220;neden ona daha yakın olamadım&#8221;&#8230; Kendimi çok suçladım. Bir dönem, çocuklara yeterince ilgi göstermediği, işi çok zamanını aldığı için eşimi suçladım.</p>
<p> </p>
<p><strong>Eşinizin mesleği ne?</strong></p>
<p> </p>
<p>Emekli subay. Asker denince akla gelen katı bir tip vardır, hiç öyle değildir, çok duygusaldır, babacandır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Eşinizin ruh hali, tepkisi de sizinkine benzer miydi?</strong></p>
<p> </p>
<p>Aşağı yukarı aynıydı. Çocuklarına çok düşkün insanlardık, onlar için yaşardık, onlarla yatar kalkardık, onların okulları, dersaneleri, gelecekleri&#8230; Onlarla bir hayat programımız vardı. Eşim ilk anda benim kadar yıkım yaşamadı. &#8220;Türkiye şartlarında nasıl bir hayat sürecek&#8221; gibi kaygılar duymaya başladı. &#8220;Onu incitirlerse, kırarlarsa, bu çocuk bunları hak etmedi&#8221; diye üzülüyordu. Terapist &#8220;nasıl bazıları heteroseksüel doğuyorsa, onlar da o duygularla dünyaya geliyor&#8221; dedi. O dönem çocuğumla yapılan terapilerde, daha anaokulundan beri böyle hisler yaşadığı ortaya çıktı. Öyle olunca, bir şey yapamıyorsunuz, doğal diye kabul ediyorsunuz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yadırgama dönemi artık geçti mi? Oğlunuzun sevgilileriyle tanıştınız mı?</strong></p>
<p> </p>
<p>İlk zamanlar çok yadırgıyordum, ama artık yadırgamıyorum. İlk erkek arkadaşı terapi sürecindeyken oldu. Terapisti &#8220;çok tatlı bir çocuk, ben tanıştım, sizinle de tanışmak istiyor&#8221; dedi. &#8220;Tamam&#8221; dedim. Bir bayramdı, elinde çiçekleriyle geldi, oturduk. İlk anda bir tuhaf geliyor, sonra doğal diye düşünüyorsun. Şaşkınlık, doğallık derken, alıştık, benimsedik.</p>
<p> </p>
<p><strong>Akrabalarınızdan, çevrenizden durumu gizlemeye devam ettiniz mi?</strong></p>
<p> </p>
<p>Yavaş yavaş, bizim normlarımıza yakın, bizi anlayabilen insanlarla paylaşmaya başladık. Bir kişi, iki kişi derken çoğaldı. Anneanne, babaanneler, akrabalar bilmiyorlar. Onlardan anlamalarını da bekleyemem zaten. Onlara anlattığım anda, yüzlerce soruyla karşılaşacağım. </p>
<p> </p>
<p><strong>Oğlunuzun önünde bir de askerlik sorunu olacak&#8230; </strong></p>
<p> </p>
<p>İlk zamanlarda bu konuda çok endişeleniyorduk. Lambda&#8217;ya gide gele bilgilendik, çok şey öğrendik. Çocuklar rapor alabiliyorlar. Askeriyenin verdiği rapor &#8220;çürük raporu&#8221; diye geçiyor. Benim umurumda değil, bu onların koyduğu isim, çürük mürük diye bir şey yok. O zaman geldiğinde, ben çocuğumun yanında olacağım. Babası da yanında olacaktır. Herhalde askeriyedekiler çok şaşıracak. Ama böyle böyle kıracağız toplumun yargısını.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bu sürede hayata, kendi hayatınıza bakışınızda neler değişti? </strong></p>
<p> </p>
<p>Toplum bize &#8220;sen kadınsın&#8221;, &#8220;sen erkeksin&#8221; diye roller verdi. Bu rollerde yaşamak kolaydı. Oğlumla yaşadıklarımızdan sonra düşünmeye, öğrenmeye başladıkça, bütün dünyam yıkıldı, bir baktım ki, altında ben yokum. Toplum tarafından öyle bir model dayatılmış ki bana, eşime, aile kavramına, her şeye dair düşüncelerim de, dünyam da yıkıldı. Bize verilenin bir rol olduğunu gördüm; üstelik, bu çocuklara bir rol de verilmiyor. O yüzden, bunlar çok küçük yaşlarda &#8220;ben kimim&#8221; diye kendilerine soruyorlar. Ben bu soruyu kendime 43 yaşımda, oğlumun bize açıldığı gün sorabildim.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bu soruyu sormuş olmak hayatınızı olumlu olarak etkilemedi mi? Yıkılan dünyanızın yerine yeni bir dünyaya kapı açılmadı mı?</strong></p>
<p> </p>
<p>Bu olay olmasaydı, uyur halde yaşayan bir insan olurdum. Asla bu kadar bilinçlenemezdim. Oğlum benim öğretmenim oldu. Doğduğum andan itibaren bütün hayatımı sorgulamaya başladım. Sanki yeniden dünyaya gelmişim gibi, bir puzzle&#8217;ın parçaları arasında buldum kendimi: Annem, babam, çevre, okul, toplum&#8230; Tabii tanrı kavramı, Allah, cezalandırıcı kavramlar&#8230; Bunları çok sorguladım. Her şey kırıldı, döküldü, bütün inanç sistemim sarsıldı. Annelik nedir? Kadın nedir? Aile nedir? Birey nedir? Bu sorulardan yola çıkarak, kendimi ne kadar tanıyabildiysem, çocuğumu da o kadar tanıdım. Kendimi de olduğum halimle kabul ettim. O kabulden sonra güçlenmeye başladım. Beni sevsinler, beni onaylasınlar, bana bir unvan versinler beklentim kalmadı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Kendi cinselliğinizi sorgulattı mı bu süreç?</strong></p>
<p> </p>
<p>Sorgulattı tabii. Aile baskısıyla yetişen bir çocuktum. Hep beni namus simgesi olarak görüyordu ailem ve çevrem. Belki de o baskılardan kurtulmak için evlendim. Bunları sorguladım. Çok şükür ki, doğru insanı seçmişim. Aşk, sevgi vardı ama, o baskıdan kurtulmak için evlenmişim. 31 yıldır evliyim, hep destek olduk birbirimize.</p>
<h3>EDA</h3>
<h3>Sağır kurbağa hikâyesi</h3>
<p> </p>
<p><strong>Eda</strong> (48, sigortacı, Özgür&#8217;ün (17) annesi): Babasıyla ayrıldığımızda, iki oğlumun küçüğü olan Özgür ilkokul 2&#8242;deydi. Eşim hekim, Karadeniz&#8217;deydik, evliliğimiz yürümedi. Aldım çocuklarımı geldim. Anneyle büyüyen çocuklar fazla kırılgan olur dendiği için, çocuklar erkek gibi olsun diye, gayet maço bir anne oldum: Takım tuttum, maçları izledim, elimde tornavidalar, kerpetenler, tamiratlar yaptım&#8230; 15 yıl çalışmamıştım, evde reçel, turşu yapıyordum, bilgisayarın tozunu alıyordum&#8230; (gülüyor) Sonra, bilgisayar kursuna gittim. Derken, bir meslek edindim. Var gücümle çalıştım, iki çocuğuma kanat takmam gerekiyordu. Boşandığımda, annemle babam tepki gösterdi. Çocukluğumdan beri çok katı yetiştirildim: Babanın istediği gibi hanım olacaksın, evinin kadını, çocuklarının anası; sofraya mutlaka üç kap yemek koyacaksın, yürürken önüne bakacaksın&#8230;</p>
<p> </p>
<p><strong>Çocuğunuzun heteroseksüel olmadığını ne zaman, nasıl hissettiniz? </strong></p>
<p> </p>
<p>Küçükken çocuğumda bir kırılganlık, naiflik vardı, &#8220;kız gibi yapma&#8221; derdik ona. Hep kız arkadaşları oluyordu, kızlarla oynuyordu. Ama, &#8220;çocukluk hali&#8221; diyordum. 15 yaşında yemek yememeye başladı, psikiyatrlara gittik geldik. Anoreksiya nervoza olduğunu söylediler. Fiyatı uygun özel bir koleje vermiştim, veli toplantılarında öğretmenleri hep çok efendi olduğunu, çok sevdiklerini söylüyorlardı, çok da başarılıydı. Fakat bir sorun vardı, &#8220;tenefüslerde dışarı çıkmıyor, sınıfta tek başına oturuyor, derste tuvalete gitmek için izin istiyor&#8221; diyorlardı. Ben de evde onu hırpalıyordum: &#8220;Niye tuvalete tenefüste gitmiyorsun da, küçük çocuk gibi derste izin istiyorsun!&#8221; Abisi yurtdışında okuyor, Özgür odasında tek başına. Kapanıp güneşlikleri çekiyordu. Hep kendi içine kapalı, bir şey söylediğimde &#8220;hırrr!&#8221; yapıyor. Çok özür dilerim, odasında vahşi bir hayvan gibiydi. &#8220;Gel dışarı çıkalım, şunu yapalım, bunu yapalım&#8230;&#8221; Ne önersem, &#8220;hıırrr!&#8221; yapıyor. O arada çok ağır beyin ameliyatları geçirdim. Hastaneden taburcu olduktan sonra, daha başım çepeçevre dikişli, saçlarım kazınmış&#8230; Geldi, karşıma oturdu, &#8220;anne&#8221; dedi, &#8220;sen ölseydin, ben babamla da yaşayamazdım, anneannemlere de gidemezdim&#8221;. Garipsedim, &#8220;şuna bak, ölümümü hesaplıyor&#8221;&#8230; Bakakaldım, içim acıdı. &#8220;Neden böyle söyledin?&#8221; dedim. &#8220;Anne, sana bir şey söylemek istiyorum. Benim ruhumla bedenim aynı değil&#8221; dedi. Çok açık söylüyorum, bir şey anlamadım. &#8220;Allah allah, bu benim için çok üzüldü, ne dediğini bilmiyor&#8221; diye düşündüm. Anlamadığımı anladı, ama beni o gün bıraktı. Sonra, baktı ki ben hiç tınmıyorum, tekrar geldi bir gün, ağlamaya başladı. &#8220;Benim söylediğimi ciddiye al&#8221; dedi, &#8220;benim bedenimle ruhum aynı değil!&#8221; &#8220;Nasıl bir şey bu?&#8221; dedim. &#8220;Anne, ben kızım aslında, kıyafetim başka&#8221; dedi. &#8220;Hiii!&#8221; dedim. Benim bir halam var şizofren, &#8220;eyvaah!&#8221; dedim, &#8220;çocuk şizofren! Bu da geldi bizi buldu!&#8221;. Hemen bilgisayarın başına geçtim, -kafamın yarısı var, yarısı yok- ilaçsız tedavi eden bir psikiyatr aradım. Nörofeedback yapan bir hekim buldum. Elektrodları bağlıyormuş, takıntıyı, osunu busunu alıyormuş&#8230; (gülüyor) &#8220;Yürü, gidiyoruz&#8221; dedim. &#8220;Hayır, beni kimse değiştiremez, ben kızım&#8221; diyor. &#8220;Yok, ben seni değiştiririm&#8221; diyorum. Şizofren diye düşünüyorum. Kimseye de bir şey söylemiyorum ki, çocuğumun adı çıkmasın. Saklıyorum, adının çıkmasından ödüm kopuyor. Ooo, bu kendini paralıyor, çıksın diye. Gittik doktora, &#8220;şu test yapılacak, bir milyar, bu test olacak, 300 milyon&#8230;&#8221; Ben çalışan bir insanım, kimim kimsem yok, babacığım bir tek kiramı ödüyor. Fakat, çocuğumun nesi olduğunu bir an önce görebilmek için, dört kredi kartımı, limitlerini geçene kadar bu nörofeedback&#8217;lerde, psikiyatrlarda kullandım&#8230; Her gün 200 milyon ona, 300 milyon buna&#8230; Kafasına elektrodlar bağlanıyor&#8230; O da bana bağırıyor, &#8220;sen zengin misin, aptal mısın anne?&#8221; Hasta ya, pış pış yapıyorum. Çocuğuma hâlâ konduramıyorum. Ben çok incik-boncuklu bir anneyim, küpemi takmadan dışarı çıksam geri dönerim, o kadar yokuşu tırmanırım. &#8220;Bu çocuk bana özeniyor, süslü süslü görüyor, heves etti demek ki&#8221; diyorum. Bir gün tişört almaya gitmiştik, kabinde baktım, a aa, göğüsleri var! &#8220;Bu ne?&#8221; dedim. &#8220;Adaçayından oldu böyle&#8221; dedi.  Habire adaçayı içiyordu. Ben adaçayının ne işe yaradığını bilmiyorum. Adaçayında östrojen varmış, göğüs çıkarıyormuş. Sonradan öğrendim, aslında gizli gizli doğum kontrol hapı içiyormuş. Gelişme çağında olduğu için de göğüsleri çıkmaya başladı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Şimdi böyle güle eğlene anlatıyorsunuz, o zamanlarki ruh haliniz nasıldı?</strong></p>
<p> </p>
<p>Hasta, ruh hastası diye düşünüyordum ve iyileştirmek için çabalıyordum. &#8220;Ergenlikte, her şeyi karıştırdı, bir yerlerde takıntısı oldu&#8221; diyordum. Göğüsleri falan görünce, başka bir psikiyatra gittim, o beni Çapa Tıp Fakültesi&#8217;ne gönderdi. Abisi de buradaydı, hep beraber gittik. Ama bu arada ruhen o kadar yoruldum ki, hakikaten öyle mi, böyle mi?.. Çocuğumun söylediğini bir türlü kabul edemiyorum. Doktor hanım çocuğumla konuştu. Sonra, çocukları dışarı çıkardı, beni karşısına aldı, &#8220;çocuğun transseksüel, bunu kabule geç&#8221; dedi. &#8220;Ama doktor hanım, benim halam şizofren&#8221; dedim, &#8220;bu yemek yemiyor, anoreksiya nervozası var, hırlayıp hırlayıp duruyor, ergenlik&#8230;&#8221; Doktor hanım &#8220;ruh hastası dememi mi bekliyorsun?&#8221; dedi. &#8220;Evet&#8221; dedim. Çünkü o zaman tedavi edilebilir. Ama öbür pencere, benim için tamamen karanlık. &#8220;Ruh hastası değil senin çocuğun, senin bir kızın var&#8221; dedi. &#8220;Ve kızına yardım et.&#8221; &#8220;Tamam&#8221; dedim. Tamam dedim ama, neye dediğimi bilmiyorum. Hastanenin bahçesine çıktım, çocuklara &#8220;siz eve gidin&#8221; dedim. 9 Temmuz&#8217;du. Oturdum, nasıl ağlıyorum Çapa&#8217;nın bahçesinde! Bir oğlumu kaybettim, bir kızım dünyaya geldi. Ağlamamın nedeni, yeni öğrendiğim, yeni doğan kızımın o karmaşık ruh hali. Ve karşılaşacağımız şeyler&#8230; Doktor hanım &#8220;çocuğun transseksüel&#8221; dediğinde, ilk tepkim &#8220;neden, neden, neden?&#8221; oldu. &#8220;Ben ne yaptım, ne kusur işledim?&#8221; diye haykırdım. O da sadece &#8220;bazı çocuklar böyle doğar&#8221; dedi. Daha sonra, başına bir şey mi geldi de böyle oldu acaba diye üroloğa götürdüm. Bizim toplumumuzda -ben de öyle büyüdüm- böyle bir şey olduğunda, &#8220;ay, onun başına bir şey gelmiştir!&#8221; denir. Ürolog muayene etti; hayır, başına bir şey gelmemiş.</p>
<p> </p>
<p><strong>Nasıl kabullendiniz?</strong></p>
<p> </p>
<p>Hemen. Doktorun &#8220;çocuğun şizofren değil, transseksüel&#8221; demesinden sonra, bir hafta içinde kabullendim. Kabullenmek zorundaydım. O benim canım, ben dünyaya getirdim onu. Ancak onun penceresinden bakarsam ona yardım edebilirim. O çok büyük bir karmaşalık yaşıyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yakınlarınıza söylediniz mi?</strong></p>
<p> </p>
<p>Mühendis olan erkek kardeşime söyledim. Bir durdu, şaşırdı. Tepki vermedi. &#8220;Tüh!&#8221; yaptı. &#8220;Çok zor bir yolumuz var&#8221; dedi. Hakikaten de çok zor bir yol. Çocuğumu normal liseden aldım, kimse incitmesin, kırmasın diye, açık liseye verdim. Zaten &#8220;ben kravat takamam, saçımı uzatacağım, şöyle yapacağım, böyle yapacağım&#8221; diyordu. Lisede son senesi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Siz kabul ettikten sonra, &#8220;etraf ne der, adı çıkar&#8221; endişesi geçti mi?</strong></p>
<p> </p>
<p>Zor olan, adının konmasıydı. Takıntı mı, suçlama mı, özenti mi, başına bir şey mi geldi&#8230; Bilmediğim bir konuyla karşı karşıyaydım. Çocuğumu suçluyorum, kendimi suçluyorum&#8230; Ama bir kere durumu öğrendikten sonra, sorgulama bitti. Yaslara filan da girmedim. Çocuğum dersaneye gidiyordu lise 2&#8242;de, oranın idaresiyle, rehberlik hocalarıyla görüştüm. &#8220;Biz onu çok seviyoruz, çok kibar, çok terbiyeli&#8221; dediler, &#8220;ona tabii ki destek veririz&#8221;. Bu arada, onun hareketlerinde bir şeylik yoktu; ne zaman ki Çapa&#8217;ya gittik, doktor hanımla ona özgürlüğünü vermeye başladık, hareketleri de rahatladı. Tırnağını uzatmaya başladı; çok uzattı. Onlarda geçiş böyle oluyor. Çok uzatınca, çok kadın oldu diye düşünüyor. Aldım, törpü verdim. Bir yandan, onun yüzünün güldüğünü görünce mutlu oluyorum, bir yandan da içimden &#8220;ayy!&#8221; diyorum, &#8220;neler yapıyorum, neler de oluyormuş, etraf ne olacak!&#8221; Sonra, etrafı bıraktım.</p>
<p> </p>
<p><strong>Dönüşüm sürecinde başka hangi ilk adımları attınız?</strong></p>
<p> </p>
<p>İlaç kullanmaması için çok konuştuk, hormonların kansere yol açabileceğini anlattık. 18 yaşından sonra, bir endokrinologla beraber tedavi göreceğini anlattım. Bunların hepsini Çapa&#8217;da öğrendim. O güdüsünü tatmin etmek için ona çeşit çeşit dolgulu sutyenler aldım. Sutyen nasıl bağlanır, öğrettim. Kaşlarını alıyordu, cımbızını aldım. Bir makyaj kutusu yaptım&#8230; Gelip gelip beni öpüyordu. &#8220;İyi ki sen varsın anne, sen ölürsen ben ne yaparım&#8221; deyip duruyor. Azıcık keyifsiz olsam, &#8220;anne bir şeyin yok değil mi?&#8221; diye gelip yanıma sokuluyor. Ben de &#8220;yok yok bir şey, sen dersini yap&#8221; diyorum, &#8220;hanım kız olacağız&#8221;. Bizi büyütürlerken &#8220;hanım kız olacaksın&#8221; deniyordu ya, şimdi de ben çocuğuma &#8220;bak hanım hanımcık olacağız&#8221; diyorum. (gülüyor) O da bana &#8220;hayır, ben taş gibi bir kız olacağım!&#8221; diyor. Saçlarının rengini açtı, her şeyin &#8220;en&#8221;lerini yaptı. En çok kaş aldı, en sarı saç yaptı, en çok boyandı&#8230; Ve bu şekilde dersaneye gitti. Bence, dersaneye okumaya değil, sosyalleşmeye gitti. Ona da hoşgörüyle bakıyorum. Hoşgörü ve sabır dinimizde de var. Sabah beşte kalktı, olan bütün kıllarını koparttı, süslendi, makyajlandı, vurdu gitti, vurdu gitti&#8230; Fakat ben onun hep peşindeyim, okul idaresiyle de, dersaneyle de görüşüyorum. Dersanedeki arkadaşları onu hep kız bildi. Ta ki birkaç hafta öncesine kadar. O gün hayatının şiddetini gördü çocuğum. Halbuki kimseye zararı yok. Sadece kendiyle uğraşıyor. Evlenmek istiyor. Sevgilisi olsun istiyor. Erkek trans olacaklardan onu çok beğenenler, onunla flört etmek isteyenler oldu. Abisiyle &#8220;flört et&#8221; dedik, yaşasın diye. Ama o &#8220;hayır, niye onlarla olacakmışım, onlar orijinal mi!&#8221; dedi. Biz ona diyemedik ki &#8220;sen orijinal misin?&#8221; O kadar kendini orijinal görüyor ki, onları beğenmedi. (gülüyor)</p>
<p> </p>
<p><strong>Bahsettiğiniz şiddet olayı nasıl oldu?</strong></p>
<p> </p>
<p>Bir erkek arkadaşı -orijinal bir erkek- beğenmiş onu. Ben anladım zaten, evin içinde kelebek gibi. &#8220;Herhalde orijinal bir prens çıktı&#8221; dedim. &#8220;Hii, hi&#8221; dedi, &#8220;beni seviyormuş&#8221;. &#8220;Dikkatli ol çocuğum&#8221; dedim. Erkek arkadaşı onunla flört başlangıcını yapmadan, farklı bir başlangıca geçerken, benim hanım taş kızım diyor ki, &#8220;ben transseksüelim, yapılanma süreci içindeyim&#8221;. Aynen böyle. &#8220;İki sene sonra ameliyat olacağım. Bu tip bir arkadaşlık değil de, sadece flört edelim.&#8221; Çocuğum bunu reddettiği için, oğlan geliyor dersaneye, bütün herkese &#8220;bu travesti&#8221; diyor, &#8220;erkek mi, kız mı belli değil!&#8221; Çocuğum ağlayarak eve geldi. Nasıl ağlıyor: &#8220;Anne, yoruldum artık, çok yoruldum!&#8221; Ve küstü. 25 gün eve kapandı. Perdeler çekili, sadece yemek yiyor ve uyuyor. Yeni yeni ayağa kaldırmaya başladım. &#8220;Hadi, laser&#8217;a gideceğiz&#8221; dedim. Laser&#8217;a gitmeye başladık.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bu arada hiç sevgilisi oldu mu?</strong></p>
<p> </p>
<p>Hep platonik aşkları oluyor. &#8220;Anne, platonik aşk yaşıyorum&#8221; diyor. &#8220;Ay çok yorar bu platonik işler seni&#8221; dedim, &#8220;bırak bunları, dersinin başına dön&#8221;. &#8220;Seçilme, seç&#8221; diye öğretiyorum ona. İnsan sadece cinsel kimliğiyle değil, zekâsıyla, yaptıklarıyla, yetenekleriyle, hobileriyle değerlendirilir&#8230; Ama bizim çocuklarımızı toplum cinsel kimlikleriyle değerlendiriyor sadece. Cinselliği çok seven, çok cinsellik yapmak isteyen insanlar değil ki bunlar.</p>
<p> </p>
<p><strong>Babasının durumdan haberi var mı?</strong></p>
<p> </p>
<p>Ta baştan beri babasının haberi oldu. Benim ruh hastası dediğim zamanlardı, telefon açtım, söyledim. &#8220;Hık mık&#8221; yaptı, &#8220;aldın, kendine benzettin, şimdi bırakmaya kapı mı arıyorsun?&#8221; dedi. İkisini buluşturdum. Bu da süslendi püslendi, gitti. Babası ona &#8220;bu ne hal!&#8221; diye çıkıştı. O da &#8220;sen hekimsin, hekim gibi düşün&#8221; dedi, çekti gitti. Bizim çocuklarımız sevgiye muhtaç, kabule muhtaç ve hakikaten çok iyi insanlar.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yakın çevrenizden sizi inciten, üzen tepkiler çok geldi mi?</strong></p>
<p> </p>
<p>Akrabalarımın da olduğu bir semtte oturuyorum. Ama, onlarla görüşmüyorum. Teyzemin mesela öğrenmesini istemiyorum, çünkü annemi kıracak. Annem, üstelik biyoloji öğretmeni, çok tepki gösterdi. &#8220;Sapıksın sen, Müslüman doğdun, Müslüman öleceksin&#8221; demiş çocuğuma. Çocuğum artık anneannesiyle görüşmüyor. Babacığım, bir hayli mürekkep yutmuş, vizyonu geniş biri, onun penceresinden bakarak üzülüyor. &#8220;Bir mesleği olsun, dışarı kaçırma evladım, kol kanat ger&#8221; diyor. Mesela, aşağıda bakkalımız var, bir gün önce erkek olarak gördüğü çocuğu sonra kız olarak görüyor. Ama bir tepki vermedi. Sanırım benim sahip çıkmamla ilgili. Ben çocuğumu koluma takıyorum, süslü püslü, tıkır tıkır sokakta yürüyoruz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Taciz ediyorlar mı?</strong></p>
<p> </p>
<p>Hayır, ailenin tavrına bakıyorlar. Özgür&#8217;ü rahatsız eden, &#8220;bu kız mı, erkek mi?&#8221; denmesi. Görüntüsü de aslında o kadar şey değil, bayağı güzel bir kız açıkçası. Ben hayatım boyunca hep sağır kurbağa hikâyesini kendime örnek aldım. Bir sürü kurbağa süt dolu bir kasenin içine düşüyor, biri dışarıda kalıyor. Bağırıp duruyor, &#8220;öleceksiniz&#8221; diye. Bütün kurbağalar ölüyor, biri sağ kalıyor, sütün içinde oynayıp duruyor. Sütün içinde zıpladıkça, süt yağa dönüşüyor, katılaşıyor. Hop diye atlayıp dışarı çıkıyor. Nasıl olup da bir tek onun sağ kaldığını merak ediyorlar. Bakıyorlar ki, kulakları sağır. Eşimden ayrıldıktan sonra, benim de hayat felsefem sağır kurbağa. Hiçbir işime kimseyi karıştırmamak için sağır kurbağayı oynadım, çok da başarılı gidiyor. Benim amacım, çocuğumun sağlıklı olması, okuması, kendine güveni olması&#8230;</p>
<p> </p>
<p><strong>Ne okumak istiyor?</strong></p>
<p> </p>
<p>Yanflüt çaldığı için, yetenek sınavlarına yönelik ders de aldırıyorum, konservatuarı düşünüyorum. Yurtdışında da eğitim alabilir. Transseksüellik, karmaşık ve fiziken de çok çaba harcanması gereken bir bölüm. &#8220;Bizim departmanımız biraz ağır&#8221; diyorum arkadaşlara: Biyoloji, fizik, kimya, psikiyatri, hepsi var. Hormon kullanacak, hormonun da yan etkileri var. Transseksüellerin yapılanma döneminin yasal süreci var, o süreç başladı. O cinsel rolü üstlenip üstlenemeyeceği gözlenecek. &#8220;Kız olmak istiyorum, ameliyata geldim&#8221; demekle olmuyor bu iş.</p>
<p> </p>
<p><strong>Hazırlık sürecinde neler yapılıyor?</strong></p>
<p> </p>
<p>Her ay toplu bir terapi seansına katılıyorlar. Ameliyat olacak, kıyafeti erkek olacak ve kıyafeti bayan olacak arkadaşlarımızın toplu olarak katıldıkları bir terapi. &#8220;Ameliyat olabilir&#8221; raporunu verecek uzman psikiyatrlarla terapi görüyorlar. Şaka değil, sonuçta cinsel organlarınızı, bütün vücudunuzu değiştiriyorsunuz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Özgür hiç tereddüt, gel-git yaşıyor mu ameliyat konusunda?</strong></p>
<p> </p>
<p>Hayır, yaşamıyor. Bir erkek tarafından beğenildiğinde, &#8220;ben transseksüelim, yapılanma dönemindeyim, cinsel ilişkiye giremem&#8221; diyor. Transseksüeller cinsel organlarından memnun değiller, görmek bile istemiyorlar. Özgür&#8217;e mastürbasyon yapıyor musun diye sormuştum, &#8220;hayıır!&#8221; demişti. Tuvalete giderken bile çok zorlanıyor. Ben ameliyatları seyrettim, içim çok kötü oldu, bir anne olarak çok zorlanıyorum. Ona &#8220;istersen ameliyat yaptırma&#8221; dedim. Ama o &#8220;hayır, mutlaka yaptıracağım. Ben öyle mutlu olacağım, o gün ben dünyaya geleceğim&#8221; diyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Abisi bütün bunlardan nasıl etkilendi?</strong></p>
<p> </p>
<p>Bana çok destek oldu. Ona söylediğimde, &#8220;anne, böyle şeyler olabiliyor, yurtdışında da var&#8221; dedi. &#8220;Ona yardım et, onun ruh hali karmaşıktır&#8221; dedi. Soğukkanlıydı. Ama, birlikte ağladığımız çok oldu. Çok ağladık! Böyle rahat anlatıyorum şimdi, o kadar kolay değil. Hâlâ eski çocuğumun resmini çıkarttığımda ağlıyorum. İki oğlumun biri vefat etti, bir kızım oldu. Ağladığımı kızıma hiç belli etmedim, onu hiç mutsuz etmedim. Ona hiç tepki göstermedim. Sadece, hani abartıyorlar ya, hemen kadın olmak istiyorlar, o konularda &#8220;daha hanım olalım, daha uygun yapalım, kaşlarımızı biraz daha kalınlaştıralım&#8221; diye uyarıyorum, ama o dinlemiyor. Çünkü içi öyle coşuyor. Ennn kadın olmak istiyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Eski fotoğraflarına hiç bakıyor mu, yoksa eskiyi tamamen silmek mi istiyor?</strong></p>
<p> </p>
<p>Eski fotoğrafların olduğu albümler bir çantadaydı. Bir gün baktım, sünnet fotoğraflarını falan hep yırtmış, yırtmış, atmış. Estetik ameliyat istiyor, &#8220;burnumu kaldırmak istiyorum&#8221; diyor, &#8220;gerek yok&#8221; dediğimde, &#8220;aynaya baktığımda eski Özgür&#8217;ü görmek istemiyorum&#8221; diyor. Eskiyi hatırlamak istemiyor. Ayrıca, çok güzel kadın olmak istiyor. Çok kafasına takmıştı, &#8220;burnum şöyle, adem elmam böyle&#8221; diye&#8230; Sırf ders çalışsın, test çözsün, bu takıntısı gitsin diye, koşa koşa bir plastik cerraha gittik. Doktor bey &#8220;senin hiçbir yerine bir şey yapılacak gibi değil, her şeyin çok muntazam&#8221; dedi. &#8220;Hayır, ben ameliyattan sonra anlaşılır olmak istemiyorum, çok güzel bir kadın olmak istiyorum&#8221; dedi. Bunun üzerine doktor fotoşopta orasına dolgu yaptı, burasını kaldırdı falan. Bizimki çok mutlu oldu. &#8220;Yürü&#8221; dedim, &#8220;şimdi testlerinin başına, çok güzel olacaksın&#8221;. Ben anne olarak kendine güvenli, başı dik olsun istiyorum. O güzelleşmenin peşinde. (gülüyor)</p>
<p> </p>
<p><strong>Çok ameliyat geçirecek mi?</strong></p>
<p> </p>
<p>Cinsel organının dışında, bir dizi estetik ameliyat olacak, &#8220;adem elmasını yontturacağım&#8221; diyor&#8230; Ben daha oralara gelmediğim için, o konuları çalışmaya henüz başlamadım. Benim açımdan sağlıklı olması önemli. Hormondan da çekiniyorum, kanser olabilir diye. Bazen kendi kendime &#8220;niye bütün bunlara izin veriyorum&#8221; diyorum. Başından çok işlem geçecek, çok ameliyat geçirecek, bir terslik olursa çok üzülürüm. Onu engellersem de çok üzülürüm.</p>
<p> </p>
<p><strong>Çocuğunuzun babası bu süreçte kendini tamamen dışarıda mı tutuyor?</strong></p>
<p> </p>
<p>Babalar, annelerden ayrılınca, çocuklardan da ayrılıyor. Çocuğuna, &#8220;sakın buraya böyle gelme, burada herkes beni tanıyor&#8221; diyor. Tek düşündüğü kariyeri.</p>
<p> </p>
<p><strong>Özgür babasına kendini kabul ettirme ihtiyacı duyuyor mu?</strong></p>
<p> </p>
<p>Hayır, &#8220;sevmiyorum, istemiyorum&#8221; diyor. Son iki telefon konuşmasında &#8220;bana, ‘tamam oğlum&#8217; dedi&#8221; diyor. &#8220;Ben o kadar aşama geçirmişim, hâlâ bana ‘oğlum&#8217; diyor&#8221; diye isyan ediyor. &#8220;Bir gün gelip de ‘ne hissediyorsun, o kadar doktorlara gidiyorsun, ne oluyor?&#8217; diye sormadı&#8221; diyor. &#8220;Biz seninle kız kıza yaşarız&#8221; diyor. Bir şey diyemiyorum. Babası da o kadar acımasız değildir. O da herhalde çevresini düşünüyor.</p>
<p> </p>
<p><strong>Özgür Lambda&#8217;ya gelip gidiyor mu?</strong></p>
<p> </p>
<p>Hayır, hiç gelmedi. Gelmesini ben de istemedim. Özgür&#8217;ün bütün meselesi, testleri, saçı uzuyor mu&#8230; Ama Çapa&#8217;da terapiden sonra, benden izin alıyor, &#8220;ablalarla simitçiye gideceğiz, konuşacağız&#8221; diyor. Bir &#8220;abla&#8221; var, onunla ben tanıştım, terapiye gitmiyor o. Ailesini de gördüm, o da ameliyat olacak, 32 yaşında, çok aklı başında, grafiker, yurtdışında okumuş. Onunla tanıştırdım. Şu anda Özgür işin felsefesinde melsefesinde değil; akıl kabul etmiyor. &#8220;Aaay, saçınızı nasıl uzatıyorsunuuz, ne sürüyorsunuuuz?&#8221; diye soruyor. O farklı bir dünyada şu anda.  Onun bütün meselesi fizikî görünüşü.</p>
<p> </p>
<p><strong>Lambda&#8217;yla ilişkiye girmesini neden istemediniz?</strong></p>
<p> </p>
<p>Transseksüellerde çok önemli bir konu var. Bayan transseksüeller birbirlerini çok kıskanıyor. &#8220;Onun saçı uzun, o daha güzel&#8230;&#8221; Benim kızımda bu biraz fazla öne çıkmış durumda. Çok kıskanç. &#8220;O daha güzel, onun ademi yok, burası şöyle&#8230;&#8221; Uğraşıp duruyorlar. Lambda&#8217;ya geldiğim bir gün, &#8220;Ankara&#8217;dan Pembe Hayatlar geliyor, bir tiyatro gösterisi de olacak İtalyan Kültür&#8217;de&#8221; dendi. İki bilet aldım. Kızıma &#8220;beraber bir etkinliğe katılacağız&#8221; dedim. &#8220;Hiii&#8221; dedi, sevindi. Kol kola girdik, tıngır mıngır geldik. Oturduk. Eyvah! Ön sırada, çok güzel &#8220;ablaları&#8221; var! Onlara bakıyor, bir kıskandı onları! &#8220;Anne bak saçları ne kadar uzun, bana da çıtçıtlı yaptır, benimki de böyle olsun&#8230;&#8221; Baktım, dersten uzaklaşacak, çıtçıt peşinde!</p>
<p> </p>
<p><strong>Kendini daha çok diğer transseksüellerle mi kıyaslıyor?</strong></p>
<p> </p>
<p>Transseksüelleri beğenmiyor, yok sesi çok kalın, yok çok kıllı, yok boyu çok uzun&#8230; Yemek yemiyor, elim ayağım büyümesin, uzamayayım diye. Anoreksiya da bundanmış. Ayakları 41, fakat 39 numara ayakkabı giyiyor. (gülüyor) Ben de üstelemiyorum.</p>
<p> </p>
<p><strong>Etek giyiyor mu?</strong></p>
<p> </p>
<p>Bu kış, baktım, kızım hep üzerinde svetşört, altında iç çamaşırıyla dolaşıyor. Odasında, bacağını inceltmek için çalışıp duruyor. &#8220;Evladım, niye altını giymiyorsun, baldır bacak dolaşıyorsun&#8221; diyorum. &#8220;Spor yapıyorum&#8221; diyor. Düşündüm, &#8220;bu bir mesaj olmalı&#8221; dedim. Koştum Beşiktaş pazarına, ona iki tane ev elbisesi aldım. Yıkadım, ütüledim, odasına koydum. Dersaneden geldi, öptü möptü beni. &#8220;Sana ev elbisesi aldım, bakalım olacak mı?&#8221; dedim. Size tarif edemem nasıl sevindiğini. &#8220;Gerçekten mi anne!&#8221; Giyindi, dönüp duruyor&#8230; &#8220;Çok yakıştı, değil mi?&#8221; Oturuyor, bacaklarını yana uzatıp üst üste atıyor hanım hanımcık. O günden beri evin içinde elbiseyle dolaşıyor. Fakat, evimize konumuzu komşumuzu da davet etmiyoruz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Siz yadırgıyor musunuz, rahatsız oluyor musunuz bu değişikliklerden?</strong></p>
<p> </p>
<p>İlk değişikliklerde, her şeyin ilkinde rahatsızlık duyuyorum. İlk sutyeni aldığımda, ilk tırnağını törpülediğimde, o ilk kaşını aldığında rahatsız oluyordum. Ona belli etmeden, hiç kırıcı olmadan&#8230; Onun görmediği yerlerde, deniz kenarlarında gidip hüzünleniyorum, ağlıyorum. Bunlar da benim duygularım, ne yapayım. Ama ona belli etmiyorum.</p>
<p> </p>
<p><strong>Sizde de onu güzel bir kadın yapma çabası var mı?</strong></p>
<p> </p>
<p>Hayır. Hanım olsun, önemli olan o. Ortasını bularak yaşaması için gayret ediyorum.</p>
<p> </p>
<p><strong>Transseksüellerle fuhuş bir arada düşünüldüğü için mi abartıdan bu kadar çekiniyorsunuz?</strong></p>
<p> </p>
<p>Hep bunu düşünüyorum. Ders, test diye bu kadar tutturmamın sebebi de bu zaten. İşsiz, ailesiz, ötelenmiş insanlar ne yapsın? Fuhuş heteroseksüeller için de geçerli. İş alanı yoksa, mecburen bu işin peşine düşüyorlar. Bakıyorum, &#8220;ben olmasam, ne yapardı?&#8221; diyorum. O da öyle olurdu. Ameliyattan sonra, çocuğumun normal masabaşı bir mesleğinin Türkiye&#8217;de olamayacağını düşünüyorum. Sanatla ilgili alanlarda belki tolere ediliyor. Onun için flütün üstünde duruyorum. Kızım bunlara kafa yormuyor. Onun tek derdi, bir an önce hormon kullansın, ameliyat olsun, bir an önce ruhuyla özleşsin, yoluna özgür gitsin. Pembe kimliğini istiyor. Her şeye ben koşuyorum. Sosyal güvenlikten yararlanabilecek miyiz, onu araştırıyorum. Hormonları sağlık defterine yazdırabiliyor muyuz acaba? Ameliyatın 25 milyara yapıldığını duydum. Nasıl olacak, nasıl yeteceğiz, zamanı geldiğinde çözeceğiz.   </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Bu süreç sizi kendi hayatınız, cinselliğiniz hakkında düşünmeye yöneltti mi?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Biz hiç cinselliği bilmeden evlendik. Kız olarak dünyaya geldik, evlendik, gerdek gecesini atlattıktan sonra anne olduk. Böyle yaşadık. Valla, cinselliği keşfedemeden menopoza girdik. (gülüyor) Bir baktık, bitmiş, gitmiş. Doktora gittim, &#8220;menopoza girmişsiniz&#8221; dedi. &#8220;Gerçekten yumurtalarım bitti mi şimdi?&#8221; diye sordum. &#8220;Bitti&#8221; dedi. Bir bozuldum! Bozulmam da, cildim buruşacak, ağrılarım artacak diye. Cinselliğin ne kadar önemli olduğunu çocuğumda öğrendim. Şimdi çocuğuma bakınca, &#8220;ben ne kadar aptal bir kadınmışım&#8221; diyorum. Ben kızma &#8220;menajerlik&#8221; yapıyorum. (gülüyor) Burnu ve adem elması için plastik cerraha gittik dedim ya, anne olarak bir gayret, &#8220;cinsiyet ameliyatı da yapıyor musunuz?&#8221; diye sordum. Yapıyormuş. &#8220;Nasıl yapıyorsunuz? Acıyor mu? Kaç saat sürüyor? İki aşamalı mı? Ölüm tehlikesi var mı? İyileşmesi ne kadar sürüyor?..&#8221; Ben sorup dururken, kızım atladı, &#8220;klitorisli mi yapıyorsunuz, klitorissiz mi?&#8221; dedi. Ben klitorisi mlitorisi unutmuşum. (gülüyor) Şaşırdım, sustum, gözlerim yuvalarından çıktı. Kızım en iyisini olmak istiyor, klitorisiyle, her şeyiyle&#8230;</p>
<p> </p>
<p><strong>Lambda&#8217;yla ilişki kurmanın çok faydasını gördünüz mü?</strong></p>
<p> </p>
<p>Görmez olur muyum? Lambda&#8217;ya gitmeden önce her gün ağlıyordum. Yasal haklarını öğreniyorsunuz, tıbbî açıdan bilgileniyorsunuz, sorunları paylaşıyorsunuz. Çocuğum pembe kimliğini aldıktan sonra, babasının emekliliğinden de faydalanıyormuş. Bunu öğrendiğime çok memnun oldum. Ama bilgilenmek için kaynak az. </p>
<p> </p>
<p><strong>Siz neler okudunuz?</strong></p>
<p> </p>
<p>Google&#8217;a girdim girdim durdum. Transseksüel nedir, travesti nedir, gey nedir, trans-gender nedir? Ama okumakla olmuyor, hepsini karıştırıyorsunuz. Cinsel yönelim konusunda çok okudum, inceledim, ne olduğunu önce tam anlayamadım. Sonra anladım, cinsel yönelim, cinsel tercih, cinsel kimlik nedir. Hamileyken, yeni çocuk doğurduğumuzda, annelikle ilgili el kitapları alırız, okuruz. Ben istiyorum ki, transseksüel annesinin de el kitabı olsun. Çocuklarmızı yadırgayan, tepki gösterenlerin, başta biz nasıl bilmiyorduysak, bilmedikleri için tepki gösterdiğini düşünüyorum. Çocuklarımızın kolay yoldan hemen &#8220;ahlâksız&#8221; denerek damgalanmasını kabul edemiyorum. Ben Lambda&#8217;yı internetten keşfettim. İlk defa iki ay kadar önce,  korkularımı, endişelerimi, kaygılarımı konuşmak, kendimi rahatlatmak için gittim. Dertleşmek, paylaşmak, bilinçlenmek istiyordum. Aile görüşmesine gittim, bir baktım, polisler bastı. Benim de kimliğimi aldılar. Şok oldum. Benim şaşkınlığımdan, polisler de şaşmıştı. &#8220;Benim çocuğum transseksüelmiş, bilgi almaya geldim&#8221; dedim. Tam bir yere tutundum, daha ilk gidişte, ne olduğunu anlayamadan polis bastı.</p>
<h3>EROL</h3>
<h3>Çocuğumun hayatı</h3>
<p> </p>
<p><strong>Erol</strong> (66, ekonomist, Ender&#8217;in (36) babası): Oğlum bir erkek arkadaşıyla fazla beraberdi, birlikte seyahatlere gidiyorlardı. Flört anlamında kız arkadaşı hiç olmamıştı. Bunlardan bir parça şüpheleniyordum. Sonra, annesi tesadüfen öğrendi. O daha tepkili oldu. Fakat, onu yatıştırdım. Bunu bir ahlâksızlık olarak düşünmüyorum. Doğal bir süreç olarak görüyorum. Ama bir psikoloğa da gittik tabii. Ender&#8217;i tedavi ettirmeye kalktığımız için değil, kendimiz için gittik. (gülüyor)</p>
<p> </p>
<p><strong>Annesi nasıl fark etti?</strong></p>
<p> </p>
<p>Ender bizden ayrı oturuyordu. Annesi temizlik için evine gittiğinde, yatakodasından fark etmiş. &#8220;Ender galiba erkek arkadaşıyla beraber yaşıyor&#8221; dedi.</p>
<p> </p>
<p><strong>Şaşırmış mıydı?</strong></p>
<p> </p>
<p>Sarsılmıştı, şaşırmıştı. Çok üzülmüştü. Bütün duygular vardı. Yatıştırmaya çalıştım: &#8220;Bunun için yapacağımız bir şey yok. Bu bizim çocuğumuz. Olduğu gibi kabul etmek durumundayız&#8221; dedim.</p>
<p> </p>
<p><strong>İlk andaki tepkiniz de böyle soğukkanlı mıydı?</strong></p>
<p> </p>
<p>Daha önceden bir parça tahmin ettiğim için çok şaşırmadım. Kızlara ilgi duymadığını hissediyordum. Ama, ergenlik çağında kendisi de bilmiyormuş. Sonradan anlattı, kendisine itiraf etmekte çok zorlanmış. Benim bir felsefem var: Her insan hayatını kendi seçtiği şekilde yaşamalı. Çocuğumun seçtiği hayatı onaylamam gerekmiyor, ama çocuğum olduğu için sonuna kadar onu desteklerim. Maalesef, toplum olarak, başkaları için yaşıyoruz: Komşular ne der, akrabalar ne der, o ne der, bu ne der?.. Kimsenin benim tavrımı eleştirme özgürlüğü, benim sınırlarıma girme hakkı yok.</p>
<p> </p>
<p><strong>Eşinizin fark edip sizinle konuşmasından sonra ne yaptınız?</strong></p>
<p> </p>
<p>Kademe kademe gelişti. Eşim yumuşadı. O sürede, kendi kişisel gelişimimizle, eğitimimizle ilgili çalışmalarımız oldu. Gençliğimde bugünkü bakış açımda değildim. Hepimiz toplum içinde yetişiyoruz. O dönem, Sistem Yayıncılık&#8217;ın bütün kitaplarını hatmettim. (gülüyor) Kendimizi geliştirmeye çalıştık. İnsanın sadece kendini değiştirebileceğine inanıyorum.</p>
<p> </p>
<p><strong>Siz mi oğlunuzla konuştunuz, oğlunuz mu size açıldı?</strong></p>
<p> </p>
<p>Bir akşam bize yemeğe gelmişti, sofrada Ender açıldı: &#8220;Başkasından duyacağına benden duy, ben eşcinselim&#8221; dedi. Ona söylediğim ilk şey &#8220;zor bir hayat yaşayacaksın oğlum&#8221; oldu. &#8220;Toplumun değer yargılarını düşünürsen, seni zor bir hayat bekliyor, ama o zorluklar sırasında ben senin yanındayım, bilesin.&#8221;</p>
<p> </p>
<p><strong>Bu tavrınızı nasıl karşıladı?</strong></p>
<p> </p>
<p>Çok şaşırdığını zannetmiyorum. Rahatladı tabii. Kendisine itiraftan sonra yavaş yavaş rahatlamış zaten. Kendisi kabul edinceye kadarki dönem en zoru, bunun kaç yıl sürdüğünü bilmiyorum. O süreç onu bir hayli zorlamış tabii.</p>
<p> </p>
<p><strong>O dönemler hakkında konuşuyor musunuz?</strong></p>
<p> </p>
<p>Zaman zaman anlatıyor, ama benim için çok da önem taşımıyor. Yaşayan o, ne kadar anlatsa da, ne kadar empati kursanız da onun yaşadıklarını anlamak mümkün değil.</p>
<p> </p>
<p><strong>Açılmadan sonra, nasıl bir duygusal süreç yaşadınız? </strong></p>
<p> </p>
<p>Şimdi anneleri dinlerken düşündüm, biz erkeklerin durumu biraz daha farklı, özellikle de Türkiye&#8217;de yetiştirilmemizden gelen bazı sorunlar var. Biz duygularımızı kolay söyleyemiyoruz. Yıllarca, duygumla düşüncemi ayıramamış bir insanım ben; çok çaba göstermeme rağmen, hâlâ da tam ayırabilmiş değilim. &#8220;Duygun ne?&#8221; diye sorulduğunda, ben düşüncemi söylerim. &#8220;Erkek ağlamaz. Erkek çocuğunu sevip okşamaz&#8221; gibi klişeleşmiş yargılarla yetişmek erkekleri, Eda hanımın anlattığı gibi, reddetme gibi yönlere itiyor. Bu süreçten önce, 1985&#8242;te metapsişikle tanıştım. Arkasından, kendini geliştirme konusunda çok okumuştum, yani bir anlamda bir hazırlık evresi geçirdikten sonra bununla karşılaşmış oldum.</p>
<p> </p>
<p><strong>Metapsişiğe ilginizin nedeni neydi?</strong></p>
<p> </p>
<p>Psikiyatriyle ilk tanışmam çok daha eskiye dayanıyor. Çocuğum beş buçuk yaşındayken, okuma-yazma bildiği için doğrudan ikinci sınıfa kaydolmasını söylemişlerdi okuldan. Çapa&#8217;ya, psikiyatri bölümüne gittim, bunun sıkıntı yaratıp yaratmayacağını sordum. Çocuğa testler yaptılar. &#8220;Bu zekâyla üçüncü sınıfı da yapar&#8221; dediler. &#8220;Fakat, oyunda arkadaşlarıyla uyumu çok önemli, öğretmeninin durumu iyi gözlemlemesi gerekiyor. Birinci sınıfa verirseniz de tembel olur&#8221; dediler. Sonra da ara ara o psikoloğa gidip geldik. Sınıf arkadaşlarından iki yaş küçük olması, çok uzun süre, büyük problemler yarattı. Çocuklar çok acımasız oluyor. Derslerinde başarılı, kendilerinden ufak birisine tahammül göstermiyorlar. Buluğ çağına girdiğinde, &#8220;ben şubemi değiştireceğim&#8221; dedi. Arkadaşlarından rahatsız oluyordu. Psikologla tanışmamız o evrede oldu. Daha sonra, metapsişiğe merak sardım. Kendimi geliştirebileceğime inandıktan sonra, bunu nasıl yapabileceğim, bakış açımı nasıl değiştirebileceğim hakkında düşündüm, gayret ettim. İnsanlar toplum içinde şartlandırılıyor. Bunları aşmak şimdi anlattığımız kadar kolay olmuyor. Hâlâ kendi üzerimde çalışıyorum, birçok eksiğim de var. Ama bütün bunlar, bu süreci kabullenmemi hızlandırdı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Eşinizin ilk tepkisi daha çok kendini suçlama yönünde miydi?</strong></p>
<p> </p>
<p>Toplumdan öğrendiği gibi, bir hastalık olarak düşünüyordu: &#8220;Allahım, oğlumu iyi et!&#8221; gibi&#8230; Kendini suçlama durumu yoktu, iki çocuğumuza da aynı şekilde davrandık. Birçok ailede, aynı şekilde yetişen iki çocuğun farklı özellikleri vardır. Bunun bizden kaynaklanmadığını biliyordum. Bildiğim, tanıdığım bu tür durumlar yoktu. Ama kendimi geliştirme sürecinden sonra, bunları rahat kabullenmeye başladım. Biz erkek olarak, biraz da erkekegemen toplum olarak, kendimizi maalesef çok büyük baskı altında tutuyoruz. Her şeye hâkim gibi görünüyoruz, ama hiçbir şeye hâkim değiliz.</p>
<p> </p>
<p><strong>Arkadaşlarınız, akrabalarınız oğlunuzun eşcinsel olduğunu biliyor mu?</strong></p>
<p> </p>
<p>Güvendiklerime, bunu kabul edebileceğini hissettiklerime söyledim. Kardeşim biliyor, baldızım biliyor, yakın çevremdeki bir kısım arkadaşlarım biliyor. Oğlum zaten basına çıkıyor, yürüyüşlere katılıyor&#8230; Kayınbiraderimin karısı mesela basında görmüş. Bize sordu, &#8220;evet&#8221; dedik, saklama gereği duymadık. Ben başkaları için yaşamıyorum.</p>
<p> </p>
<p><strong>Lambda&#8217;yla ilişki kurmanız nasıl oldu? </strong></p>
<p> </p>
<p>Lambda&#8217;ya çok eskiden de gidiyordum. Oğlum &#8220;gel, arkadaşlarımı gör, tanı&#8221; dedi. Karım da gitti, kızım da gitti. Sonra, oğlum aile grubundan söz etti, ona katıldım, ailelerle tanıştık. Ben Lambda&#8217;ya örgütlenme özgürlüğü çerçevesinde bakıyorum. Demokrasi muğlak bir kelime olarak dilimize pelesenk olmuş. Fakat, demokrasinin ne olduğunu içselleştirmemişiz. Demokraside, herkesin örgütlenme özgürlüğü vardır. Lambda kararı temyizden dönmese, AİHM&#8217;nden dönecektir, buna şüphe yok. Lambda davası, örgütlenme özgürlüğünün önüne çekilen bir set. Böyle bir örgütlenmenin kimseye zararı yok. Tam tersine, ailelerin bilinçlenmesi, sorunlarını paylaşması, bu tür yönelimleri olan çocukların açılımlarının kolaylaştırılması, bilgilendirilmesi çok yararlı. Biz kanun devletiyiz, hukuk devleti henüz olamadık. &#8220;Ahlâk&#8221; kişiye göre değişen bir kavram. Bu kavram o kadar yuvarlak ve genel ki, ahlâka aykırı olduğu gerekçesiyle hukukî bir karar almayı doğru bulmuyorum. Aileler olarak bu kararı protesto etmekte haklıyız.</p>
<p> </p>
<p><strong>Söyleşiler:</strong> Siren İdemen</p>
<p> </p>
<p>EXPRESS DERGİSİ, Sayı: 2008/07, 20.06 &#8211; 20.07.2008</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Lamdaistanbul Aile Grubu LGBTT'lerin Ailelerini Buluşturuyor]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2008/07/25/lamdaistanbul-aile-grubu-lgbttlerin-ailelerini-bulusturuyor/</link>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2008 13:03:38 +0000</pubDate>
<dc:creator>listag</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2008/07/25/lamdaistanbul-aile-grubu-lgbttlerin-ailelerini-bulusturuyor/</guid>
<description><![CDATA[Lamdaistanbul Aile Grubu (LİSTAG), Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti Transseksüel (LGBTT) bireylerin a]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="spot">
<p>Lamdaistanbul Aile Grubu (LİSTAG), Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti Transseksüel (LGBTT) bireylerin aile ve arkadaşlarını buluşturuyor, LİSTAG&#8217;lı aileler henüz ailelerine açılamamış olanlara bu süreçte destek oluyor.</p></div>
<div class="merkez">
<p><strong>BİA Haber Merkezi &#8211; </strong></div>
<div class="merkez">
<p>24 Temmuz 2008, Perşembe</p></div>
<div class="yazar"><strong><a href="http://www.bianet.org/yazarlar/3154/nilay-vardar">Nilay VARDAR</a></strong></div>
<div class="icerikuc">
<p> </p>
<p>Lambdaistanbul Aile Grubu üyesi, eşcinsel annesi<strong> Gülseren K.</strong> &#8220;Aile örgütü olarak insanların çekincelerini kırabiliriz dedik, çünkü insan paylaştıkça güçleniyor&#8221; diyor</p>
<p>Lambdaistanbul Aile Grubu<strong> (LİSTAG)</strong>, çocukları, kardeşleri, akrabaları, arkadaşları lezbiyen, gey, biseksüel, travesti, transseksüel (LGBTT) olanların oluşturduğu bir dayanışma grubu.</p>
<h2>Ailelerine açılmalarına yardımcı olmak&#8230; </h2>
<p>İlk toplantılarını Ocak 2008’de gerçekleştiren grup Nisan ayına kadar Lambdaistanbul üyelerinin ebeveynlerini kafe ve ev ortamlarında buluşturarak ailelerin birbirlerine yakınlaşmalarını sağladı.</p>
<p>Her cumartesi Lambdaistanbul’da toplanan grup LGBTT bireyleri ve deneyimlerini anlatma fırsatı sağlıyor, öte yandan henüz ailesine açılmamış ama açılmayı düşünen bireylerin diğer ailelerle iletişime geçmelerini, açılma sürecine hazırlanmalarına imkan veriyor.</p>
<h2>&#8220;Korkum bilgisizliğimden kaynaklanıyordu&#8221;</h2>
<p><strong>bianet</strong>’in görüştüğü LİSTAG üyesi, transseksüel annesi <strong>Leyla Z.</strong>, çocuğu kendisine ilk açıldığında korku ve panik yaşadığınıanlattı:</p>
<p>“Bir çok psikoloğu ziyaret ettim, psikiyatrların bana bunun gecici birşey olduğunu,ruh hastalığı olduğunu söylesinler istedim, ergenlik çağında aklı karışmış desinler  istiyordum. Korkum bilgisizliğimden kaynaklanıyordu, cinsel yönelim ve cinsiyet kimlikleri konusunda bende hiçbirşey bilmiyordum, bu tip şeylerin sapkinlik ve  özentilik olacağını düşünüyordum.&#8221;</p>
<h2>&#8220;Esas sapkınlıklar gizlemeler ve ötelemeler sonucu oluşuyor&#8221;</h2>
<p>Leyla Z. şimdi &#8220;İyi ki çocuğum bana açılmış&#8221; diyor, &#8220;bireylerin cinsel kimliklerini gizlemelerinin hep reddedilme korkusundan, yalan söylemek zorunda bırakılmaktan olduğunu&#8221; söylüyor.</p>
<p>Leyla Z., LGBTT ailelerine şöyle sesleniyor:</p>
<p>&#8220;Çocuklarimiza sahip çikalim, sevgiyle kucaklayalım. Başkası ne der ile kendimizi yiyip bitirmeyelim,bilinçlenelim, çocuklarımızla konuşalım. Konuşmamız gerek çünkü esas sapkınlıkların gizlemeler ve ötelemeler sonucunda oluştuğuna inanıyorum.&#8221;</p>
<h2>Gülseren K. : İki kişiydik gittikçe çoğalıyoruz</h2>
<p>bianet’in görüştüğü LİSTAG’ın kurucularından bir eşcinsel annesi Gülseren K. &#8220;LGBTT bireylerinin ebeveynlerinin Lambda’ya gelmek konusunda çekinceli davrandılarını&#8221; belirtiyor, &#8220;Biz de bir aile örgütü kurarak haberleşme kanalında bir paylaşım sunarsak belki ailelerin bu çekincelerini kırabiliriz dedik, çünkü insanlar paylaştıkça güçleniyor&#8221; diyor.</p>
<p>Yola iki kişiyle çıktıklarını söyleyen Gülseren K. anne, baba, kardeşlerin katılımıyla gittikçe çoğaldıklarını ifade etti.</p>
<p>LİSTAG Lambda’nın kapatılmasına karşı da mücadele veriyor.</p>
<p>Gülseren K. &#8220;Türkiye’de  cinsel eğitimin verilmediğini, meydada hep kötü örnekler gösterildiğini, bu nedenle toplumda daha çok insanın doğru bilgilenmesi için el kitabı bastıklarını&#8221; söyledi.</p>
<h2>&#8220;Ahmet’in  ailesiyle konuşmak isterdik&#8221;</h2>
<p>Gülseren K. Ahmet Yıldız’ın öldürülmesiyle ilgili şöyle konuştu:</p>
<p>&#8220;İçimiz yandı, henüz kesin bir şey yok ama bir ailenin böyle bir karar vermesine ihtimal veremiyoruz. Ama toplum baskısı insanlara böyle şeyler yaptırtabiliyor. Eğer Ahmet’in  ailesi İstanbul’da olsaydı konuşmak isterdik.Tabii Türkiye’de  böyle öldürülmeler ilk kez yaşanmıyor sadece medyanın verdiği kadarını insanlar öğrenebiliyor.&#8221; (NV/NZ)</p>
<p><strong>* </strong>LİSTAG’ın Ahmet Yıldız’a mektubunu okumak için linki <a href="http://listag.wordpress.com/http://listag.wordpress.com/">tıklayın</a>.</p>
<p>LambdaIstanbul Aile Grubu<br />
e-posta: listag@lambdaistanbul.org veya contactlistag@gmail.com<br />
Lambdaİstanbul Danışma Hattı: (212) 244 57 62<br />
LİSTAG&#8217;A 17:00-19:00 arası ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/108573/lamdaistanbul-aile-grubu-lgbttlerin-ailelerini-bulusturuyor">http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/108573/lamdaistanbul-aile-grubu-lgbttlerin-ailelerini-bulusturuyor</a></p>
<p> </p></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye’de eşcinsel annesi olmak]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2008/07/22/turkiye%e2%80%99de-escinsel-annesi-olmak/</link>
<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 11:17:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>listag</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2008/07/22/turkiye%e2%80%99de-escinsel-annesi-olmak/</guid>
<description><![CDATA[Selma İ., Eda K. ve Gülseren Z. oğullarının eşcinsel olduğunu &#8220;kabul eden&#8221; üç anne.Çocuk]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><em>Selma İ., Eda K. ve Gülseren Z. oğullarının eşcinsel olduğunu &#8220;kabul eden&#8221; üç anne.Çocuklarının &#8220;asıl&#8221; cinsel kimliklerini öğrendiklerinde önce şaşırmışlar, ne yapacaklarını bilememişler. Ama yine de onlara sımsıkı tutunmuşlar. Anlattıkları öyküler ise onların çocuklarına duyduğu koşulsuz sevginin belki de en iddialı ve yoruma açık olmayan kanıtı.İstanbul Valiliği&#8217;nin, eşcinsel sivil toplum girişimi Lambdaistanbul (LGBTT) Dayanışma Derneği hakkında &#8220;ahlaka, hukuka ve Türk aile yapısına uygun değildir&#8221; gerekçesiyle yaptığı şikayet sonucu açılan dava sonuçlandı. Ve derneğin 29 Mayıs&#8217;ta kapatılmasına karar verildi. Eşcinsel çocukları olan ebeveynler ise bu karar nedeniyle öfkeli. Çocuklarının &#8220;Ahlaka aykırı&#8221; ithamıyla yargılanmalarına karşılık, &#8220;Bizim çocuklarımız ahlaksız değil, onları yok sayamazsınız!&#8221; diyorlar.</em></p>
<p><strong>İlk cımbızını ben aldım, tırnaklarını törpüledim</strong></p>
<p>Eda K. eşinden ayrıldığında Özgür 2 yaşındaydı. Boşanmanın ailesi tarafından hoş karşılanmaması nedeniyle İstanbul&#8217;a, kendi deyimiyle &#8220;iki yün yatak iki çocukla&#8221; geldi. İki beyin ameliyatı geçirdikten sonra ölümden dönen anne Eda, eve geldikten sonra oğlunun aslında erkek olmadığını öğrendiğinde uzun bir süre kendine gelemedi. 2006 yılında ise Çapa Tıp Fakültesi&#8217;nden bir hekimin onayıyla bir erkek evladı öldü ve yerine kızı dünyaya geldi&#8230;</p>
<p>Çok ciddi iki beyin ameliyatı geçirerek eve döndükten sonra oğlum karşıma geçti ve &#8220;Anne benim ruhumla bedenim farklı&#8221; dedi. Hiçbir şey anlamadım. Ölümden döndüğüm için üzüntüsünü ifade etmeye çalışıyor sandım. Sonra oğlum daha açık konuştu: &#8220;Anne ben aslında kızım ama görüntüm erkek&#8221; dedi. Aklımdan geçen ilk şey ergenlik dönemi geçişini anlayamamış olmasıydı. Baktım olay ciddi, kendimi suçlamaya başladım. Babasıyla ayrıldığımız için böyle olduğunu düşündüm. 46 yaşında gay, lezbiyen, travesti nedir bilmezken bana ameliyat olmak istediğini söylediğinde doktor doktor gezdim. Ortalama 15 bin YTL para harcadım. Tek istediğim bir doktorun çıkıp &#8220;Tedavi edilir, panik yapmayın&#8221; demesiydi. En son Çapa Tıp Fakültesi&#8217;nde bu konuyla ilgilenen başhekim &#8220;Bu durumu kabul edin, çocuğunuz şizofren desem daha mı iyi!&#8221; diyerek çıkıştı. Hastanede ağlaya ağlaya erkek Özgür&#8217;ümü toprağa gömdüm, kızıma can vermek için güç topladım. Hâlâ oğlumun yasını tutuyorum, geceleri eski fotoğraflarını öpüp öpüp koynuma koyuyorum. Kızım bana diyor ki, &#8220;Anne ben kızım, tıpkı senin gibiyim.&#8221; Transseksüelliğin ahlaksızlık olduğunu düşünenler çok yanılıyor. Onlar ruhuna bedenini uydurmaya çalışıyor. Kızım tırnaklarını o kadar çok uzatıyor ki normalin dışına çıkıyor. Kaşlarını alıyor ama ip gibi&#8230; Halbuki o dışlanmaktan, itilmekten ürktüğü için normal bir kadın gibi görünmek istiyor. Tırnaklarını ilk önce ben uzattırdım, kendim törpüledim. Cımbızını koşa koşa gittim aldım. Yakın komşularım &#8220;Sen de ne meraklıymışsın&#8221; dedi, bilmiyorlar ki iki arada bir derede kalmamalı, neyin nasıl yapılacağını bilmiyor ki&#8230; Can çekişiyor, görüyorum!</p>
<p><strong>Erkek arkadaşı travesti olduğunu öğrenince terk etti </strong></p>
<p>Ben akşamları ona hanım kız nasıl olunacağını, kaşlarını çok ince almaması gerektiğini, tırnaklarını çok uzun yapmamasını anlatıyorum. Ama bana &#8220;Anne ben taş gibi kız olmak istiyorum&#8221; diyor. Saçlarını oksijenle açtı. Kızdım, saçlarına zarar verecek diye. Öyle abartıyor ki, ne yaptığının farkına varamıyor.<br />
Lise son sınıfta okuldan alıp açık liseye verdim. Çünkü okulda ona zarar vermelerini istemedim. Eski kimliğini kaybetmeden önce dershaneye gidiyordu, gidip yönetimle konuştum. &#8220;Benim çocuğumun durumu budur, onu koruyup kollamanızı istiyorum&#8221; dedim. Çünkü lisedeki ergen çocuklar çok acımasız olur, biliyorum.<br />
Şu son 20 güne kadar hiç problem yaşamadık. Bir erkek bizimkinden çok hoşlandığını söylemiş. Bizimkisi de evde lay lay dolaşmaya başladı, ama çocuğa her şeyi açıklamış. &#8220;Ben travestiyim, şu anda yasal süreç yaşıyorum, hormon tedavileri göreceğim, o yüzden arkadaş kalalım&#8221; demiş. Ertesi gün çocuk bütün dershaneye bu haberi yayıyor ve bununla dalga geçmeye başlıyorlar. &#8220;Yoruldum anne&#8221; diyerek bağıra bağıra ağladı, hâlâ odasından dışarı çıkmıyor.<br />
Otobüse bindiğimiz zaman &#8220;Kızım bu tarafa gel&#8221; diye sesleniyorum, gözleri parlıyor. Ancak toplum eşcinselleri, transseksüelleri dışlamak için elinden geleni yapıyor. Oğlum yurtdışında eğitim görüyor, telefonda bana oralarda bu gibi durumların çok normal olduğunu söylüyor. O zaman evimizi mi taşımamız gerekiyor? Biz değil insanlar zihniyetini değiştirmeli. Özgür&#8217;ün cinselliği, kişiliği içinde minicik bir nokta sadece. Bir insanı cinsel kimliğine göre hiç kimse değerlendiremez.</p>
<p><strong>Lambdaistanbul&#8217;dan danışma hattı</strong></p>
<p>Lamda&#8217;nın kapatılma sebebi olarak gösterilen &#8220;ahlaka aykırılık&#8221; gerekçesini kabul etmeyen aileler, çocuklarının ahlaksız hiçbir şey yapmadıklarını söylüyor. &#8220;İnsanları kimliklerine göre ayırıp, kendilerince ahlaksız bulduklarını yok etmeye çalışmak ne demokrasi anlayışıdır ne de ahlaki bir davranıştır&#8221; diyen dernek üyeleri, Lambda İstanbul çatısı altında ailelere bir de kitapçık hazırlama telaşında. Ayrıca her gün 17.00-19.00 saatleri arasında aranabilen Lambdaistanbul Danışma Hattı olan (0212) 244 57 62 no&#8217;lu telefondan destek ve yardımlaşma hattı bile oluşturmuşlar.</p>
<p><strong>13 yaşından beri biliyorduk ama bize altı ay önce söyledi</strong></p>
<p>Anne babası doktor olan Tarkan, belki de birçok eşcinselden çok daha şanslı. Anne Gülseren Z. oğullarının çocuk yaşta farklı olduğunu anlamış ve bu duruma hazırlıklı olarak Tarkan&#8217;ı büyütmüşler. Tarkan&#8217;ı hiçbir zaman abartı maço dürtülerle büyütmediğini söyleyen anne, 13 yaşında oğlunun eşcinsel olduğundan emin olduğunu, ancak 6 ay önce konuştuklarını söylüyor. Tarkan şimdi 20 yaşında.</p>
<p>Tarkan iki yaşındayken kekemelik sorunu için psikoloğa götürdüm. Oğluma resim çizdirdiler. Resimde çıkan sonuç; babasıyla iletişiminin kopuk olduğuydu. Bu teşhisten sonra babasıyla daha fazla vakit geçirmesini sağlamaya çalıştım. Zaten düzenli ve sürekli bir arada olmayı seven bir aileyiz. Zaman geçtikçe oğlumun hareketlerinden, bir objeyi tutuşundan, yürüyüşünden bir şeyler seziyordum ancak üzerinde çok fazla durmamayı tercih ettik. Ben ve eşim eşcinsellik hakkında bilgi sahibiydik, yani bunun tedavisi olan bir hastalık olmadığını, doğuştan olduğunu biliyorduk. Dolayısıyla eğer oğlumuz eşcinselse, bunu kabul edip onu incitmemek bizim görevimizdi. Öyle de oldu.<br />
Ergenlik döneminde sürekli bizimle vakit geçiren Tarkan, artık odasından çıkmaz oldu. Onunla konuşmaya çalıştım. &#8220;Bizden kopuk yaşıyorsun, belli ki bize söylemek istemiyorsun istersen seni psikoloğa götürelim. Paylaşmak istediğini doktorla konuş&#8221; dedim ve alıp götürdüm. Doktor hiçbir şeyi olmadığını, sadece çok naif ve duygusal bir çocuk olduğunu söyledi. Çocuğumuzu maço tavırlar içerisinde yetiştirmedik. Sünnet düğünleri yapmak ya da çıplak fotoğraflarını çekmek gibi erkeksi duyguları körüklemedik.<br />
Sosyal ve çok sevilen bir çocuk. Artık oğlumun tüm davranışlarında bir erkekte olmayacak kadar naiflik olduğunu görmeye başladığımda, onun eşcinsel olduğuna kesin olarak inandık. Ama ne ben, ne de eşim oğlumuza bunu belli edecek bir şey söylemedik. Hep onun gelip bize açıklama yapmasını bekledik.</p>
<p><strong>Tüm arkadaşları aklı başında üniversiteli çocuklar</strong></p>
<p>Öğretim üyesi olan bir gay ile tanışma fırsatım olduğunda ona, &#8220;Oğlum gay, ancak bize bir şey söylemiyor, sizce biz sormalı mıyız&#8221; dedim. O da &#8220;Gerektiği zaman kendisi söyleyecektir&#8221; dedi. Artık 20 yaşında ve arkadaşları eve gidip geliyor. O sırada arkadaşlarıyla tanışıyorum. Hepsi üniversiteli, aklı başında çocuklar. Lambdaistanbul&#8217;dan arkadaşları geldiğinde, derneğin adı geçince ve ben de sohbetlere katılınca &#8220;Anne dernekte senin de yapabileceğin şeyler olabilir&#8221; dedi. Bu ilk defa kendisinin gay olduğunu ifade ettiği cümle oldu. Altı ay önce yaşanan bu konuşmadan sonra ben de ona, &#8220;Bunu istersen açıkça konuşalım, baban ve ben durumu biliyoruz ve senin yanındayız&#8221; dedim, hepsi bu. Henüz bir erkek arkadaşı olmadı ya da olduysa da bize söylemiyor, biz de sormuyoruz.</p>
<p><strong>Oğlumu askere gönderme hevesim yarıda kaldı</strong></p>
<p>Selda İ., 51 yaşında. Her anne gibi o da kendisini çocuklarıyla var eden bir kadın. Eşi emekli Albay, eşcinsel olan oğlu Mete 21, kızı ise 28 yaşında. Mete&#8217;nin &#8220;Ben eşcinselim&#8221; diyerek ailesine açılmasının ardından yaşadığı travmayı anlatan anne, &#8220;Keşke daha önce öğrenebilseydim, oğlum kendini bulana kadar yaşadığı sancıları hafifletebilirdim&#8221; diyor.</p>
<p>Yedi senedir oğlumun eşcinsel olduğunu biliyorum. Ben çocuklarımın üzerine çok düşen, onlarla var olan bir anneyim. Ergenlik döneminde odasına kapanan, sorularımıza kaçamak cevaplar veren bir çocuk olmuştu. Eşimle bir şeylerin normal olmadığını düşünmeye başladıktan sonra &#8220;Öyle mi acaba?&#8221; diye konuşurken bir türlü ismini koyamıyorduk. Ona nasıl sorabilirim diye içim içimi yedi. Ya korktuğum cevap gelirse, kafamda binlerce soru ve korkuyla bir an önce sorayım ve anlayayım diyordum. Mete okuldan geldiğinde aile toplantısı başladı. Eşimle konuşmalarımızı o yöne kaydırmaya başladık.<br />
Önce cevap vermedi. Sonra inkar etti, bir süre sonra &#8220;Eğer öyleysem ne olur, çok üzülür müsün anne&#8221; diye sorunca&#8230; Uzun süren sancılı saatlerden sonra &#8220;Evet, anne ben eşcinselim, erkeklerden hoşlanıyorum&#8221; dedi. Mete açıkladıktan sonra rahatladı ama biz ne yapacağımızı bilemedik. İlk anda, ‘Biz onu çok iyi yetiştirdik, neden bu benim başıma geldi&#8217; gibi sorular sorarak önce kendimi, sonra çevreyi, sonra eşimi suçlamaya başladım. Sonra kimsenin suçlu olmadığını anladım. Terapiye gitmemiz gerektiğini söylediğimde Mete bir telefon numarası getirdi ve bana verdi. Demek ki daha önceden bize açıklamak istedi ya da kendisi gidip yardım almak istemişti. İki yıl aile terapilerine gittik.</p>
<p><strong>Daha yeni yeni kabuğumuzdan çıkıyoruz</strong></p>
<p>Bu yeni durumla nasıl başa çıkabileceğimizi, nasıl davranmamız gerektiğini öğrenmemiz gerekiyordu. Çocuklarım olmadan bir hayat düşünemeyen, onlarsız karanlıkta olan bir anne olduğumdan, model olarak iyi bir anne olmanın, çocuklara sıkı sıkıya yapışmanın ve bağımlılık olduğunu düşünüyordum. Ben birey olamamışım ki onlara birey özgürlüğü tanıyarak büyütebileyim.<br />
Terapiler sırasında doğru bildiğim her şeyin yanlış olduğunu öğrendim. Oğlumla ilgili düğün planlarım, askerlik gibi tüm hayallerim başıma yıkıldı. Çevremizden onun eşcinsel olduğunu sakladık. Daha yeni yeni kabuğumuzdan çıkıyoruz. Bir çocuğumu kaybetmiştim, başka bir çocuğu kazanmaya çalışıyordum. Mete&#8217;nin hayatı nasıl algıladığını, sosyal çevresini merak edip ona ulaşma ve onu anlama çabalarım hep devam ediyor. Yıllardır onu çok iyi tanıdığımı sanıyordum, meğerse hiç tanımıyormuşum.<br />
Şimdi ailemizden giden tek şey çocuklarımıza yüklediğimiz anlamlar oldu. Toplumun bize yüklediği dayatmalar varmış meğerse. Bunlar yıkılınca toparlanmamız için gereken tek bir şey kaldı geriye: Sevgi. Evladım böyle hissediyorsa doğru olan budur. Mete ilk erkek arkadaşını eve getirip bizimle tanıştırdığında, kafanızdaki önyargılar yüklenen anlamlar kalktığında kızımın erkek arkadaşını eve davet etmesi arasında hiçbir fark göremedim. Ancak bu seviyeye gelebilmek için çok karanlık günler geçirdik.</p>
<p><strong>Sivil topluma saygı savunulmalıdır</strong></p>
<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye&#8217;de lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel ve travestileri savunan bir derneği kapatma kararının, demokratik haklara ve örgütlenme özgürlüğüne karşı resmi baskının tehdit oluşturduğunu gösterdiğini bildiriyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü raportörü Emma Sinclair; &#8220;Türk yetkilileri, sivil toplum örgütlerini tacize müstahak kuruluşlar olarak mı, yoksa özgür bir toplumun vazgeçilmez unsurları olarak mı gördüğüne karar vermelidir&#8221; diyor ve ekliyor: &#8220;Hoşgörünün ve sivil topluma saygının Türk hükümeti tarafından savunulması ve desteklenmesi hayati önem taşımaktadır.&#8221;<br />
Eda K., iki ay önce yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor: &#8220;Lambdaistanbul&#8217;u keşfettiğimde hemen bilgi almak istedim. Derneğe adımımı atar atmaz polis baskını oldu ve herkesin kimlikleri toplandı. Baskının nedeni olarak derneğin fuhuşu teşvik ettiği iddia edildi. Ben bir anne olarak bunu savunan herkesin saçmaladığnı düşünüyorum.&#8221;</p>
<p>08.06.2008<br />
Haber: ZEYNEP BAKIR</p>
<p>VATAN PAZAR &#8211; 08.06.2008</p>
<p><a href="http://pazarvatan.gazetevatan.com/haberdetay.asp?hkat=1&#38;hid=12603">http://pazarvatan.gazetevatan.com/haberdetay.asp?hkat=1&#38;hid=12603</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Oğlum bir eşcinsel]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2008/07/22/oglum-bir-escinsel/</link>
<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 10:35:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>selmaaa</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2008/07/22/oglum-bir-escinsel/</guid>
<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de eşcinsel olmak yeterince zorken eşcinsel annesi olmak kolay mı? 17 yaşındaki oğlunu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;"><strong>Türkiye&#8217;de eşcinsel olmak yeterince zorken eşcinsel annesi olmak kolay mı?</strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>17 yaşındaki oğlunun eşcinsel olduğunu söylemesiyle bu gerçekle yüzleşen Güler G. Elele aracılığıyla annelere sesleniyor: &#8220;Lütfen çocuklarınızı dinleyin. Belki onlar yerine asıl değişmesi gerekenler sizlersiniz. </strong></p>
<p style="text-align:justify;">49 yaşında, hayatını çocuklarına adamış bir anne Güler G.* Her Türk annesi gibi&#8230; Eşi emekli albay. Oğlu Tolga 22, kızı ise 29 yaşında. Güler Hanım, Tolga&#8217;nın &#8220;Ben eşcinselim&#8221; diyerek ailesine açılmasının ardından yaşadığı travmayı anlattı. Yaşadıklarını ve hislerini zaman zaman gözyaşları içinde sözlere dökerken bir yandan da durumu kabullenmenin bir anne için ne kadar zor olduğunu tekrarlayıp durdu. Ama geçen beş yıl ona çok şey öğretmiş. En önemlisi oğlunu yeniden kazanmış.</p>
<p style="text-align:justify;">&#8220;Sürekli onları gözlemler, onları izler, onların önündeki engelleri kaldırmak için çabalardım&#8221; diyor Güler Hanım çocuklarını büyüttüğü yılları anlatırken: &#8220;Onlarla nefes alıyordum adeta. Hatta çocuklarım okula giderken onların ayakkabılarını bağlardım.&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;">Güler Hanım çocuklarını büyütürken bütün ilgisini ve sevgisini hissettirmiş onlara. Ancak oğlu Tolga 17 yaşına geldiğinde bir şeylerin ters gittiğini hissetmeye başlamış: &#8220;İnsan çocuğunu bu kadar yakından izlerken hiçbir şeyi gözden kaçırmıyor. Oğlum 17 yaşına geldiğinde ondaki huzursuzluğu, gerginliği iyice hissetmeye başladım. Sürekli üstü kapalı konuşmalar, zaman zaman okula gitmek istememeler, kızlarla ilgili bir şeyler sorduğumuzda üstü kapalı konuşmalar, çekip odasına gitmeler&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;">Kısacası oğlunun hayatında bir tuhaflık olduğunun farkına varıyor: &#8220;Aklıma bazı şeyler gelir gibi oluyordu ama asla düşünmek bile istemiyordum. Ama bu gerginlik ailemizi de geriyordu. Neler olduğunu konuşmamız gerekiyordu oğlumla.&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>İLK İTİRAF</strong></p>
<p style="text-align:justify;">&#8220;O günü çok iyi hatırlıyorum. Bütün gün bunu ona nasıl sorabilirim, nasıl yapabilirim diye içim içimi yedi. Ya korktuğum cevap gelirse, kafamda binlerce soru ve korkuyla bir an önce sorayım ve anlayayım diyordum. Tolga okuldan geldiğinde aile toplantısı başladı. Eşimle konuşmalarımızı o yöne kaydırmaya başladık. Önce cevap vermedi. Sonra inkar etti, bir süre sonra &#8216;Eğer öyleysem ne olur, çok üzülür müsün anne&#8217; diye sorunca&#8230; Uzun süren sancılı saatlerden sonra &#8216;Evet, anne ben eşcinselim, erkeklerden hoşlanıyorum&#8217; dedi oğlum bana. O an tüm dünya başıma yıkılmıştı, sanki dünya durmuştu. Kulaklarım asla kabul etmiyordu. Eşim de ben de ağlıyorduk. Çok sarsıcıydı.</p>
<p style="text-align:justify;">Art arda sorular sormaya başladım oğluma. Onun cevabı ise &#8216;Ben küçüklüğümden beri böyle hissediyorum, anaokulunda da böyleydim. Ben kendi cinsime ilgi duyuyorum&#8217; şeklindeydi. Tüm bu cümleler bir tokat gibi çarpıyordu yüzüme. O an içime saplanan acı, babamı kaybettiğimde yaşadığım acının aynısıydı. Kaybetme acısı! 17 senedir tanıdığım oğlumu kaybetmiştim sanki. Sahiplendiğin, kendini onunla var ettiğin bir şeyi kaybetme acısıydı. O ise çok çaresiz duruyordu karşımızda. &#8220;</p>
<p style="text-align:justify;">Güler Hanım&#8217;ın oğlunun bu itirafından sonra düşündüğü tek şey, ben şimdi ne yapabilirim olmuş. Günler, geceler geçmek bilmemiş. &#8220;Hemen bir şeyler yapmalıydık. Doktor, tedavi, bunun bir çaresi olmalıydı. Konu hakkında hiçbir bilgim yoktu. Cinsel tacizler, tecavüzler sonucu çocukların bu tarafa bir yönelimi olabileceğini duymuştum sadece. Ertesi gün ailece psikoloğa gittik. Önce bizimle yalnız konuştu doktor, sonra Tolga&#8217;yla yalnız konuşmak istedi. Doktorun bize söylediği bu gerçeği kabullenmemizdi, ama asla rahatlamıyordum. Çünkü olayın şokunu hálá atlatamamıştım. O günden sonra hayatımda tüm değerlerimin yıkıldığını düşündüm.&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;">&#8220;Ben, eşim ve oğlum düzenli psikoloğa gitmeye başladık. Doktor sanki bir kurtarıcı gibiydi benim için. Çünkü hálá çare arıyordum ve doktora kendimi teslim etmiştim. Kulaklarınızın kabul etmediği bir şeyi içinize kabul ettirmek o kadar zordu ki. Terapistimizle konuşa konuşa biraz kendime gelmeye başladım.&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>OĞLUMUN SEVGİLİSİ ERKEK!</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Sonra eşcinsellik kavramını öğrenmeye sarılmış Güler Hanım. Bu konuyla ilgili ne varsa okumaya başlamış, sürekli araştırmış: &#8220;Öğrendiğim günün ertesi ona bakışlarım bile değişmişti. Yepyeni bir Tolga duruyordu karşımızda. Oğlumu yeniden keşfediyordum. O ne hissediyordu, ne yaşıyordu? Aslında kitaplarda yeni oğlumu arıyordum. 17 yaşına kadar bildiğim, sonra yeniden tanıdığım o çocuğu arıyordum. Büyük bir heves ve gayretle.</p>
<p style="text-align:justify;">Tolga&#8217;nın terapileri yaklaşık bir buçuk sene sürdü. Artık hayatımız yeniden şekillenmeye başlıyordu. Bu rahatlamayla oğlum da kendini bulmaya başladı. Biz yeni Tolga&#8217;yı keşfetmeye başladık. Ondan bu konuyla ilgili somut bir şeyler duyduğumda ise bu gerçeği kabullen diye bir çivi daha çakılıyordu beynime.&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;">&#8220;Terapistimizin oğlumuzun sevgilisiyle tanışmamız gerektiğini söylediği an da bunlardan biriydi. İnternetten bir çevre edinmişti kendine Tolga. Oradaki arkadaşlarıyla paylaşıyordu yaşadıklarını. Biz de artık partneriyle tanışmaya hazır hissediyorduk. İlk sevgilisiyle Tolga&#8217;nın terapiye devam sürecinde tanıştık. Bir bayram günüydü, herkes çok heyecanlıydı. Bir bayram ziyareti gibi oldu. Elinde çiçekleriyle gelmişti oğlumun erkek arkadaşı. Bize kendini, sıkıntılarını anlattı. O gün hepimiz bir &#8216;ilk&#8217;i yaşıyorduk ve nasıl davranacağımızı bilemiyorduk. Çocuğumdan başka bir eşcinselle konuşmamıştım daha önce. Kızım, erkek arkadaşı olduğunda tanıştırırdı bizi, şimdi oğlumun da bir erkek arkadaşı vardı.</p>
<p style="text-align:justify;">İnsan bilmediği şeyden daha çok korkuyor. Daha sonra görüşmeye başladık. Yemeklere çıktık. Zamanla ailemizden biri gibi oturur, konuşur hale geldik. Çok tuhaf bir durumdu. Aradan beş sene geçti. Tolga şimdi 22 yaşında. Tolga&#8217;nın şimdiki sevgilisi Aslan&#8217;la da aramız gayet iyi. Tolga da şu an istediği kadar özel hayatını paylaşabiliyor benimle. Onlar kendilerini çok önce keşfetmiş çocuklar. Çok bilinçliler. Onlar da bize saygı gösteriyorlar. Kendi ölçülerini bilerek davranıyorlar yanımızda. Onlar cesaretle ilerliyorlar, biz de anne ve baba olarak onların arkalarından ilerliyoruz.&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Gerçek sevgi kabullenicidir</strong></p>
<p style="text-align:justify;">&#8220;Oğlumun eşcinsel olduğunu asla kabul edemem&#8221; derken şimdi başka eşcinsel annelerine sesleniyor Güler Hanım: &#8220;Lütfen çocuklarınızı dinleyin, onlara yakın olun. Belki onlar yerine asıl değişmesi gereken sizlersiniz. Bu çevre dediğimiz, toplum dediğimiz, kurallarına uymaya çaba sarfettiğimiz sistemin hatalı olabileceğini düşünün. Gerçek sevgi kabullenicidir.&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;">Eşcinsel annesi olmak korkutucu değil</p>
<p style="text-align:justify;">Güler Hanım bu gerçekle yaşamaya alışmış artık. &#8220;İnsan her şeyi kabulleniyor hayatta&#8221; diyor. Hatta son zamanlarda Tolga&#8217;nın uzun süredir üyesi olduğu Lambdaistanbul&#8217;a gidip geliyor.</p>
<p style="text-align:justify;">Lambdaistanbul, eşcinsel, biseksüel, travesti ve transseksüellerin yaşadıkları sorunları çözebilmek, kendi aralarında dayanışmayı örgütlemek ve eşcinsellere yönelik olumsuz bakış açılarını değiştirmek için oluşturulmuş bir dernek. Güler Hanım şimdilerde anne babaları bu konu hakkında bilinçlendirmek ve bu konu hakkında açıkça konuşabilmek için bir toplantı yapmayı düşünüyor Lambdaistanbul&#8217;da.</p>
<p style="text-align:justify;">Çocuğu eşcinsel olan ve bununla yüzleşemeyen bütün aileleri de davet ediyor: &#8220;Çünkü ailelerine açılamayan o kadar çok çocuk var ki. Eşcinsel annesi olmak korkutucu bir şey değil. Bir yandan şükrediyorum oğlumu kaybetmedim, bir yandan bunu paylaşabilecek cesareti kendinde bulduğu için oğluma hayranlık duyuyorum. İnsan her şeye alışıyormuş. Bütün bunlar bana koşulsuz sevmeyi öğretti. Yani insanı olduğu gibi, karşılık beklemeden sevmeyi.&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;">*Bu yazıda geçen &#8220;Güler&#8221; ismi benim başka bir mahlasimdir.</p>
<p style="text-align:justify;">HÜRRİYET GAZETESİ &#8211; KELEBEK EKİ - 15.11.2006 ve ELELE DERGİSİ 2006/11</p>
<p style="text-align:justify;"><a href="http://kelebek.hurriyet.com.tr/magazin/5438623.asp?gid=100">http://kelebek.hurriyet.com.tr/magazin/5438623.asp?gid=100</a></p>
<p style="text-align:justify;"> </p>
<p style="text-align:justify;"> </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA['Oğlum benim öğretmenim']]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2008/07/22/oglum-benim-ogretmenim/</link>
<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 06:11:51 +0000</pubDate>
<dc:creator>selmaaa</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2008/07/22/oglum-benim-ogretmenim/</guid>
<description><![CDATA[&#8220;Çocuklarına çok düşkün bir anneydim. Sanki hayatımı onlara adamıştım. Dünya bir yana onlar bi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>&#8220;Çocuklarına çok düşkün bir anneydim. Sanki hayatımı onlara adamıştım. Dünya bir yana onlar bir yana diye düşünürdüm hep. Sanki onlara bir şey olsa, ondan sonrası düşünemeyeceğim kadar karanlıktı.<br />
Tolga/Oğlum benim ikinci çocuğumdu. Onu toplumun bakışına, toplumun beklentilerine gore yetiştirmeyi arzuluyordum. İdeal annelik rolümü çok iyi oynadığıma kendimi inandırmıştım. Çoğu annenin de yaptığı gibi sürekli çocuklarımı gözlemler, onların sıkıntılarını hafifletmeye çabalar, onların önünde gider yollarını açar, onları koruyup kollayarak hayatta yürümelerine yardım ederdim. Bugünkü gözümle baktığımda onlara ne kadar bağımlı olduğumu görüyorum. Onların yürümelerine yardım etmekten çok kontrol ettiğimi fark ediyorum.<br />
Ergenlikle birlikte oğlum gergin ve huzursuzdu. Onda bir şeylerin değiştiğinin farkındaydım. Onunla uzun konuşmalarımızdan, davranışlarından eşcinsel olabileceğini veya kendini öyle zannettiğinden şüpheleniyordum. Ben de huzursuz ve gergin olmuştum. Bu düşünceler aklıma geldikçe; &#8216;Yok canım, olur mu öyle şey? Biz onu çok iyi yetiştiriyoruz&#8217; diye kendimi kandırıyordum. Bu kafa karışıklıkları elbette ki böyle süremezdi.<br />
Bir gün onu soru yağmuruna tuttum. Beş saatlik sürenin ardından bana eşcinsel olduğunu söyledi. İşte o an ondaki rahatlamayı gözlerinde gördüm. Ağlamayı kesişini ve sakinleştiğini çok net hatırlıyorum. Tabii ondaki rahatlamanın aksine benim de başıma dünya yıkılmıştı. Yıllar önce babamı kaybettiğimde de böyle bir acı yaşamıştım&#8230; Kayıp&#8230; 17 senedir tanıdığım oğlumu kaybetmiştim. Onunla kendini vareden ben de kendimi kaybetmiştim. Şimdi onu hiç tanımıyordum.<br />
Kafamda onunla ilgili oluşturduğum tüm örneklerden uzaktı bu eşcinsellik&#8230; Ne hisseder? Neler düşünür? Daha doğrusu nedir bu eşcinsellik? Benim çok iyi tanıdığımı zannettiğim oğlum yoktu artık. Sanki bir yabancıydı karşımda duran. Bir müddet bir psikologdan yardım aldık. Psikolog beni kendime döndürdü. Bu arada eşcinsellikle ilgili makaleler, kitaplar okumaya başladım. Bilgilendikçe korkum azalmaya başladı. Toplumun neden eşcinsellerden korktuğunu anlamaya başladım. Bilgisizlik ve yeni bilgiye direnmek en kötü hastalıklar bence. Onu yeniden tanımaya ve keşfetmeye başladım. Bu çalkalanma döneminde hep şunu düşündüm. Bir insanı sevmekten öte nereye gidebilirdim ki? Onu değiştirmeye zorlamak, olmak istemediği bir kalıba sokmaya çalışmak sadece aptallıktı. O benim evladımdı, canımdan bir parçamdı ve ben onu çok seviyordum. Neden korkuyordum ki? Benim istemediğim biri olmasından mı? Hayallerime ters düştüğü için mi? Fark ettim ki ben onu şimdiye kadar hep koşullu sevmişim. Koşullu sevmek beklenti barındırır. İstedikleri gerçekleşince insan sevdiğini düşünür&#8230;. Ben doğru sevgiyi öğrenmek istedim. Önce kendimi severek işe başladım. Bu sayede çocuklarımı daha çok sevdiğimi fark ettim.<br />
Onunla birlikte sanki ben yeniden doğdum. Kendimi yeniden tanıdım. Hayatım ve hayata bakışım tamamıyla değişti. Arkadaşları, sevgilileri ve çevresiyle tanıştıkça yepyeni şeyler öğrendim, keyif aldım. Geç de olsa kendime onun sayesinde &#8216;Ben kimim?&#8217; diye sorabildim. İşte bunun için o benim öğretmenim. İyi ki oğlum eşcinsel yönelimini bizimle paylaştı. Bu sayede dünyaya ve insanlara bakış açım artık farklı.<br />
Buradan eşcinsel annelerine sesleniyorum. Lütfen çocuklarınızı dinleyin, onlara yakın olun. Önyargılarınızla onları korkutmayın, değiştirmeye çalışmayın. Belki onlar yerine asıl değişmesi gerekenler sizlersiniz. Bu çevre dediğimiz, toplum dediğimiz kurallarına uymaya çaba sarfettiğimiz sistemin hatalı olabileceğini düşünün. Okumaktan kaçmayın ve kendinizi bilgilendirin. Bizler onlara mutlu bireyler olmaları adına artık tüm dünyada hastalık olmadığı kabul edilmiş bir gerçeği reddederek sadece mutsuz gelecekler hazırlıyoruz. Oysa ki gerçek sevgi kabullenicidir, Çocuklarınıza bakarken hep şöyle düşünmeye çalışın: Şimdi, burda &#8217;sevgi&#8217; olsa ne yapardı?&#8221;</p>
<p>RADIKAL GAZETESI &#8211; 26.08.2006</p>
<p><a href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=196836">http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=196836</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Biz Kimiz?]]></title>
<link>http://listag.wordpress.com/2008/07/16/biz-kimiz/</link>
<pubDate>Wed, 16 Jul 2008 14:33:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>listag</dc:creator>
<guid>http://listag.wordpress.com/2008/07/16/biz-kimiz/</guid>
<description><![CDATA[  Onur Haftası Yürüyüşü, Haziran 2008 Haftalik duzenli toplantilarla bir araya gelen LamdaIstanbul A]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p class="mceTemp" style="text-align:left;"> </p>
<dl class="wp-caption alignright">
<dt class="wp-caption-dt"><a href="http://listag.files.wordpress.com/2008/07/sel_131.jpg"><img class="size-medium wp-image-4 " src="http://listag.wordpress.com/files/2008/07/sel_131.jpg?w=300" alt="Çocuğumun Derneğine Dokunma" width="300" height="225" /></a></dt>
<dd class="wp-caption-dd">Onur Haftası Yürüyüşü, Haziran 2008 </dd>
</dl>
<p style="text-align:left;"><strong>H</strong>aftalik duzenli toplantilarla bir araya gelen LamdaIstanbul Aile Grubu oncelikli olarak cocuklarinin, kardeslerinin veya akrabalarinin escinsel, biseksüel, travesti, transseksüel oldugunu ogrenen bireylere yonelik bir kitapcik hazirlamaya girismistir. Baslangicta sadece bir gonullu annenin ve konuyla ilgilenen LamdaIstanbul uyelerinin katilimiyla gerceklesen haftalik toplantilara daha sonra yeni anneler de eklenmistir. Ilk toplantinin yapildigi 28 Ocak 2008 tarihinden Mayis ayi sonuna kadar gecen surede birer ay arayla LambdaIstanbul uyelerinin ebeveynlerini veya kardeslerini getirdigi biri 12 Nisan 2008 tarihinde Beyoglu&#8217;nda bir kafede, digeri 23 Mayis 2008 tarihinde ev ortaminda ailelerin birlikte yemek pisirerek kaynastigi iki buyuk bulusma gerceklestirilmistir. Bu bulusmalara sayilari az da olsa babalarin da katilimin saglanmasi herkesi oldukca heyecanlandirmis, aileler arasinda yakinlasma firsati dogmus, deneyimler paylasilarak gelecek aylarda yapilacak yeni bulusmalar icin karar alinmistir.</p>
<p>Aile uyelerinden birinin escinsel, biseksüel, travesti, transseksüel oldugunu ogrenen ve bu konuda konusmaya acik olan bireylerin (anneler, babalar, kardesler vs) bir araya getirildigi bu bulusmalar gelenlere konu hakkinda konusabilme ve deneyimlerini paylasabilme firsati verirken, aileler arasinda sicak ve yakin iliskilerin kurulmasina da yardimci olmustur. Diger yandan, ailelerine yeni acilmis veya acilmayi dusunen diger LambdaIstanbul gonulluleri de bu bulusmalar sayesinde baskalarinin anneleri veya babalari ile konusabilme sansi elde etmistir.</p>
<p>LamdaIstanbul Aile Grubu&#8217;nun calismalarina katilan gonullu anneler ve babalar, hem 29 Mayis 2008 tarihinde Beyoglu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi&#8217;nin LambdaIstanbul hakkinda aldigi kapatma kararina bir cevap olarak hem de benzer durumdaki diger ebeveynlere ulasmak amaciyla asagidaki calismalara girismislerdir:</p>
<p>Ilk olarak Vatan gazetesinin Pazar Vatan ekinden gelen roportaj talebine olumlu cevap veren aileler bu raporun ekinde sunulan &#8220;Turkiye&#8217;de Escinsel Annesi Olmak&#8221; bagligiyla 8 Haziran Pazar gunu yayinlanan yazinin cikmasini saglamistir.</p>
<p><a href="http://pazarvatan.gazetevatan.com/haberdetay.asp?hkat=1&#38;hid=12603" target="_blank">http://pazarvatan.gazetevatan.com/haberdetay.asp?hkat=1&#38;hid=12603</a></p>
<p>Bu yazida, Selma I., Eda K. ve Gulseren Z. Takma isimleriyle kisisel deneyimlerini aktaran biri trans, ikisi escinsel cocuklara sahip uc anne, Istanbul Valiligi&#8217;nin LambdaIstanbul LGBTT Dayanisma Dernegi hakkinda &#8220;ahlaka, hukuka ve Turk aile yapisina uygun degildir&#8221; gerekcesiyle yaptigi sIkayet sonucunda yerel mahkemenin aldigi kapatma kararini acik bir dille elestirmektedir.</p>
<p>Bu yazinin akabinde Post Express Siyasi Kultur Dergisi&#8217;nden de benzer bir talep gelmis ve bu sefer diger uc anneye, escinsel bir ogula sahip bir de baba eklenmistir. Derginin internet baskisi olmadigi icin bir ornegini buraya ekleyemiyoruz.</p>
<div id="attachment_25" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://listag.files.wordpress.com/2008/07/151.jpg"><img class="size-medium wp-image-25" src="http://listag.wordpress.com/files/2008/07/151.jpg?w=300" alt="Family Matters, Floransa, 20-21 Haziran 2008 " width="300" height="226" /></a><p class="wp-caption-text">Family Matters, Floransa, 20-21 Haziran 2008 </p></div>
<p>Son olarak, 20-21 Haziran tarihlerinde grubumuzdan iki anneyle gittigimiz Italya&#8217;nin Floransa kentinde duzenlenen ve Avrupa capinda diger ebeveyn orgutlerini bir araya getiren &#8220;Family Matters&#8221; adli toplantida hem diger orgutlerin tecrubelerinden faydalanma sansi bulduk hem de gelecekte yapabilceklerimiz icin hep birlikte daha da heyecanlandik.</p>
<p>Ozellikle, Italya&#8217;da faaliyet gosteren AGEDO adli ebeveyn orgutunun cocuklari escinsel olan ebeveynler arasinda bir psIkologun/ psIkatristin &#8220;klavuzlugunda&#8221; gerceklestirdigi ve katilanlarin tecrubelerini aktardigi &#8220;acilma&#8221; toplantilari cok dikkatimizi cekti ve benzer bir calismayi katilimcilarinin sayisi giderek artan grubumuzda duzenli olarak (ornegin; ayda bir) gerceklestirmenin olanaklarini aramaya basladik. </p>
<p>Sizin de cocugunuz, kardesiniz veya baska bir akrabaniz escinsel, biseksüel, travesti veya transseksüel ise ve bizimle bulusmak isterseniz, grubumuz, her Cumartesi saat 16:00&#8242;da Lambdaİstanbul Kültür Merkezi&#8217;nde toplanmaktadir.</p>
<p>Sizleri de aramizada gormeyi bekliyoruz&#8230;</p>
<p><strong>LISTAG</strong></p>
<p><strong>LambdaIstanbul Aile Grubu</strong></p>
<p><strong>E-posta</strong>: <a href="mailto:listag@lambdaistanbul.org">listag@lambdaistanbul.org</a> veya <a href="mailto:contactlistag@gmail.com">contactlistag@gmail.com</a></p>
<p>Lambdaİstanbul Danisma Hatti: <strong>(212) 244 57 62</strong></p>
<p>Hergun 17:00-19:00 arası arayarak Lambdaistanbul Aile Grubu&#8217;na ulasmak istediginizi belirtebilirsiniz. </p>
<p><strong>LKM (Lambdaİstanbul Kültür Merkezi)</strong></p>
<p><strong>Adres: </strong>Istiklâl Caddesi, Katip Celebi Mah. Tel Sok. No: 28/5 Kat: Beyoglu &#8211; Istanbul</p>
<p><strong>Adres tarifi: </strong>Istiklal Caddesine Taksim Meydani’ndan girdikten sonra soldan ucuncu sokaga giriyorsunuz (Lambda’nin eski sokagi olan Buyukparmakkapi Sokaga), sokagin bitiminden saga donup yuruyorsunuz, sonra bu sokagin bitiminden de saga donuyorsunuz, yeni ciktiginiz sokak Lambda’nin yeni sokagi olan Tel Sokak. Ileride sagda kapisinda Arjin ve No: 28 yazan apartmanin en ust kati Lambdaistanbul. Sonuc olarak eski mekânimizdan saga dogru bir U ciziyorsunuz.</p>
<p>Ya da: Istiklal Caddesine Taksim Meydani’ndan girdikten sonra soldan dorduncu sokaga giriyorsunuz, yuruyorsunuz ve sonra soldaki ikinci aradan giriyorsunuz (taksim polis merkezinin karsisindaki sokaga), daha sonra ilk saga donuyorsunuz. Solda kapisinda Arjin ve No: 28 yazan apartmanin en ust kati Lambdaistanbul. </p>
<p class="mceTemp" style="text-align:left;"> </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
