<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>antakya &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/antakya/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "antakya"</description>
	<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 11:57:07 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[İki Şanlı Yıldönümü]]></title>
<link>http://caaglarr.wordpress.com/2009/11/04/iki-sanli-yildonumu/</link>
<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 13:10:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>Nn</dc:creator>
<guid>http://caaglarr.wordpress.com/2009/11/04/iki-sanli-yildonumu/</guid>
<description><![CDATA[Birinci kanun ayında Türk tarihinin iki şanlı yıl dönümü vardır. Biri 11. biri de 19. yüzyılda olan ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;">Birinci kanun ayında  			Türk tarihinin iki şanlı yıl dönümü vardır. Biri 11. biri de 19.  			yüzyılda olan bu iki şanlı günün ikisi de kuşatma savaşlarına  			aittir. Kavgalar ve kahramanlar tarihinin destanı olan tarihimizin  			bu iki büyük olayını Türk gençleri daima övünçle hatırlamalıdır.  			Bunların biri Antakya’yı aklığımız, biri Plevne’yi verdiğimiz günün  			yıl dönümüdür:</span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;">I- On birinci  			yüzyılın Üçüncü dörtte birinde Ermeni dükü Flaretos, Anadolu’nun  			Doğu-Güney bölgesinde bir devlet kurmuş ve sarp kayalara dayanan bu  			devleti Türkler’e vergi vererek yaşatmağa muvaffak olmuştu. Antakya  			da Flaretos&#8217;un elindeydi. Flaretos’la bozuşan oğlu, İznik’e gelerek  			Anadolu Selçuk kralı Gazi Süleyman Şah’ı Antakya’yı almağa  			kışkırttı. Koca Süleyman Şah hareketini gizli tutmak için yalnız  			geceleri yürüyüp gündüzleri köylerde saklanarak Anadolu’yu boydan  			boya geçti. Gecenin karanlığında şehrin surlarına yanaşarak ipler  			attırdı, iplere tırmanarak burçlara çıkan Türk askerleri şehrin  			kapısını açtılar. Gazi Süleyman Şah 280 kişilik kuvvetiyle şehre  			girdi.</span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;">Türk askerleri  			korkunç bir haykırışla saldırınca Ermeliler büyük bir baskına  			uğradık sanarak panik yapmışlar ve şehrin iç kalesine kaçarak  			canlarını kurtarmışlardır. Bu vakıa 1084 birinci kânununun 8.  			gününde, bazı tarihçilere göre de 13. gününde olmuştur. İç kalenin  			alınması ise Süleyman Şah’ın askerlerinin azar azar arkadan gelmesi  			üzerine daha sonradır.</span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;">II-10 birinci kanun  			1878, 145 günlük şanlı bir müdafaadan sonra Plevne şehrimizin  			düştüğü gündür. Müşir Gazi Osman Paşa 40.000 kişilik ordusuyla  			150.000 kişilik Rus ve Romen ordularına dayandıktan sonra  			yiyeceğinin tükenmesi üzerine bir çıkış yapmış, fakat başaramayarak  			düşmana tutsak düşmüştü. Osman Paşa o kadar askerî üstünlük ve  			kahramanlık göstermişti ki Moskof Çarı ve başkumandanı onun kılıcını  			alamadılar. Gazi Osman Paşa’nın ruhu bugün bütün dünyaya bir yurdun,  			Çekler ve Fransızlar’ın yaptığı gibi, teslim edilemeyeceğini, yurdun  			kalelerinin, hattâ açık şehirlerinin Plevne gibi müdafaa olunacağını  			sessiz bir belâgatla haykırmakladır. Antakya’da yenenlerle Plevne’de  			yenilenlerin hâtırası yarınımızı aydınlatan güneşlerdir.</span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><strong>ORKUN,1943,Sayı:12</strong></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İşte Tuba'nın güzellik sırrı  ]]></title>
<link>http://chatodalari.wordpress.com/2009/10/20/iste-tubanin-guzellik-sirri/</link>
<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 16:30:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>Jexe</dc:creator>
<guid>http://chatodalari.wordpress.com/2009/10/20/iste-tubanin-guzellik-sirri/</guid>
<description><![CDATA[Antakya&#8217;da taze meyve suları satan Ali Haydaroğlu&#8217;nun en iyi müşterisi Tuba Büyüküstün..]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img style="margin-right:10px;border:1px solid #d0d0d0;" title="İşte Tuba'nın güzellik sırrı" src="http://www.haber3.com/images/news/iste-tubanin-guzellik-sirri-293392.jpg" alt="İşte Tuba'nın güzellik sırrı" align="left" /></p>
<div>
<div style="font:normal normal 700 14px/19px Verdana;margin:10px 0;">Antakya&#8217;da taze meyve suları satan Ali Haydaroğlu&#8217;nun en iyi müşterisi Tuba Büyüküstün..</div>
</div>
<p>Antakya&#8217;da bulunan bir &#8216;vitamin bar&#8217;da, dizi yıldızlarının taze sıkılmış meyve suyu içerken poz poz fotoğrafları yer alıyor. Meyve sularıyla ünlü mekanın sahibi Ali Haydaroğlu, &#8220;Müşterilerimiz arasında Tuba Büyüküstün, Cemal Hünal, Murat Yıldırım ve Şevval Sam gibi isimler var. Ama en <span style="font-weight:bold;line-height:1.7;color:#ff0000;border-bottom-width:3px;border-bottom-style:double;border-bottom-color:#ff0000;">iyi</span> müşterimiz, &#8216;Asi&#8217; dizisinin çekildiği dönemde Tuba Büyüküstün&#8217; olmuştu&#8221; dedi.<!--more--></p>
<p><strong>Mangoyu severdi</strong><br />
Dükkanının her köşesine Tuba Büyüküstün&#8217;ün fotoğraflarını asan Ali Haydaroğlu, şunları anlattı: &#8220;Tuba Hanım, &#8216;Asi&#8217; dizisinin çekimleri sırasında her fırsatta gelir, mango suyu içerdi. Şimdi ben de mango suyu satarken, &#8216;Bu sudan içen kızlar Tuba kadar güzel olur&#8217; diye espri yapıyorum.&#8221; Dükkanına gelen <span style="font-weight:bold;line-height:1.7;color:#ff0000;border-bottom-width:3px;border-bottom-style:double;border-bottom-color:#ff0000;">ünlüler</span> için bir hatıra defteri hazırladığını söyleyen Haydaroğlu, &#8220;Antakya&#8217;da çekime gelen tüm oyuncular bizim dükkandan meyve suyu içti. Hepsinden de anı yazısı aldım&#8221; dedi.</p>
<p><strong>Bende çok emeği var<br />
</strong>Antakyalı Ali Haydaroğlu, vitamin barına sık sık gelen Tuba Büyüküstün&#8217;den hatıra yazısı da almış. Büyüküstün deftere şunları yazmış: &#8220;Ali Haydaroğlu&#8217;nun üzerimde çok emeği var. Hastalandığım zaman sete ve otele mango suları gönderdi. Anneannem hastayken İstanbul&#8217;a nar suyu yolladı. Anneannemin iyileşmesine çok yardımcı oldu.&#8221;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Antakya-Halep Gezisi]]></title>
<link>http://sinankilic.wordpress.com/2009/09/23/antakya-halep-gezisi/</link>
<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 09:27:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>sinankilic</dc:creator>
<guid>http://sinankilic.wordpress.com/2009/09/23/antakya-halep-gezisi/</guid>
<description><![CDATA[19-22 Eylül 2009 tarihleri arasında Antakya-Halep Gezisi Cafetur tarafından organize edilen Antakya-]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>19-22 Eylül 2009 tarihleri arasında Antakya-Halep Gezisi</p>
<p>Cafetur tarafından organize edilen Antakya-Halep gezisinde önce Adana’ya ulaştık. Adana’da kafilemiz ve rehberimiz (Cenkhan Altay) ile buluşup midibüs aracımıza bindik. Adana’da araç içinde bir şehir turu attık. Bu tur esnasında araç içinden Türkiye’nin en büyük camii olan Hacı Sabancı Camii’ni, kiliseden dönme Yağ Camii’ni ve Seyhan nehri kenarındaki parkları gördük. Sonrasında Antakya’ya doğru yola koyulduk. Gayet güzel bir otoyoldan Antakya’ya olan 190 km’yi kat etmemiz, duraklamalarla birlikte yaklaşık 3 saatimizi aldı. Antakya’ya ulaştıktan sonra 3 gece kalacağımız Dedeman oteline yerleştik. Kısa bir dinlenme sonrasında Sveyka restoran’da öğle yemeğimizi yedik. Öğle yemeğinde Halep kebabı, Kağıt kebabı, Sac orugu, maklube, roka salatası, humus vb gibi bu yöreye özgü yemek ve mezeleri tatma imkanımız oldu.  <img class="alignleft size-thumbnail wp-image-38" title="Antakya sokakları" src="http://sinankilic.wordpress.com/files/2009/09/img_1633.jpg?w=112" alt="Antakya sokakları" width="112" height="150" />Yemek sonrasında Habibi Neccar Camii’ni ziyarete gittik. Camii, Habibi Neccar adlı bir Hıristiyan adına yapılmış. Yasin suresinde bu kişinin isim belirtilmeksizin iman etme hadisesinden bahsedildiğini rehberimizden öğreniyoruz. Hatay’daki camilerde minareler Osmanlı minarelerinden farklı olarak daha kalın ve alıştığımız şerefe görüntüsünden ziyade minarenin bir terası varmış gibi bir görüntüsü mevcut. (Halep’teki rehberimizin ifadesine göre Eyyubi minareleri dört köşe, Memluk minareleri silindirik, Osmanlı minareleri silindirik ve tepesi kalem gibi olması ile tanınıyormuş.) Antakya’nın eski dar sokaklarında bir gezinti esnasında Gaziler derneği olarak kullanılan bir Hatay evinde onbeş dakika geçiriyoruz. Bana ilginç gelen detaylar, evin mutfak ve kilerinin kuzeye diğer odalarının güneye bakması ve pencere üstündeki küçük pencereciklerin kuşların girebilmesi için camı içeride olacak şekilde tasarlanması. Genel olarak Osmanlı kültüründen bildiğimiz sadaka taşı burada da mevcut. Antakya’da uzun çarşı’nın gezilmesi de adettenmiş. Bu çarşı için rehberimizin verdiği bir saati sokak gezerek geçirmek bize daha anlamlı geldi. Çarşı maalesef kirli ve hediyelik nitelikte herhangi bir şey satılmıyor.  </p>
<p>Bayramın ilk gününe denk gelen gezimizin ikinci gününde Samandağı ilçesindeki antik kenti görmeye gidiyoruz. Burada Titus tüneli ve Beşikli mezar olarak anılan bir mezarlık mevcut. Titus tüneline  yağmurdan dolayı giremiyoruz. Öğle yemeğini burada bir balık lokantasında yapıp, şelaleleri ile anılan Harbiye beldesine hareket ediyoruz. Samandağı’ndan Harbiye’ye giderken Musa Dağı adlı dağda Vakıflı adlı bir Ermeni köyünü ziyaret ediyoruz. <img class="alignright size-thumbnail wp-image-39" title="Vakıflı Köyü'nden görünüm" src="http://sinankilic.wordpress.com/files/2009/09/img_1701.jpg?w=112" alt="Vakıflı Köyü'nden görünüm" width="112" height="150" />Köyün nüfusu 130. Köy bu nüfus yapısına ve göç vermesine rağmen son derece temiz ve düzenli. (Ermeni soykırımı tezini destekleyen “Musa Dağı’nda 40 gün“eserindeki Musa Dağı’nın bu da olduğunu da öğrenmiş oluyorum.)</p>
<p>Bu arada elektrik borusundan yaptığım neylere orijinal bir ney eklemek arzusu ile eşimle birlikte sağda solda namını duyduğumuz Hatay kamışlarından bulmaya çalışıyoruz. Lakin kalın kamış bulmakta  zorlanıyoruz. Samandağı’nda bulduğumuz bir kamış satıcısı bir kamışa 50 TL isteyince inadım tutuyor ve kamışı almıyorum.</p>
<p>Harbiye bölgesi her ne kadar şelale bölgesi olarak anılsa da gürül gürül akan bir şelaleden ziyade suni olarak üretilmiş bir park ile karşılaşıyorsunuz yani bir miktar hayal kırıklığı. Plastik sandalyeli çay bahçeleri ve beton her yeri kuşatmış durumda. Burada bize verilen bir saat içinde bölgeyi şöyle bir dolaşıp, bir demlik çay sipariş ediyoruz. Çay ben ve eşim gibi tiryakileri tatmin edecek bir çay değil. Burada çay bahçelerinin üstünü ve kenarını çevirmede kamış kullanıldığını görünce etrafa biraz daha dikkatli bakmaya başladım, gözüme ilişen koparılmış bir kamışı alıp çay bahçesinden temin ettiğim bıçak ile ikiye böldüm. Bu sayede, kamış için 50 TL isteyen satıcıdan intikam aldığımı düşünerek epey bi rahatladım.  </p>
<p>Gezimizin üçüncü gününde Halep’e gitmek üzere sabah 6’da yola koyulduk. Ekibimiz son derece dakik. Halep Antakya’dan yaklaşık 100 km mesafede. Yaklaşık yolun tam ortasında Cilvegözü sınır kapısından geçiyoruz. Burada iki ülkenin sınır birimleri arasında birkaç km’lik bir tampon bölgeden geçiliyor. Bu arada belirtelim, hafta için Erdoğan-Esad görüşmesi ile karara bağlanan vizenin kalkmasından ilk yararlananlardan oluyoruz. Şoförümüzün anlattığına göre bu bölge eskiden Türk sınırları içinde kaldığı halde Türkiye sınırı birkaç km içeri çekmeyi kabul etmiş ve şimdi de bu tampon bölgenin güvenliğini Türk askeri sağlıyor. Bu arada şoförümüz Antakyalı Nihat Kaptan Arap kökenli bir vatandaşımız. Rehber olmadığı zaman hem sohbeti hem de verdiği bilgilerle rehberi aratmıyor. Bunu da şöyle bir diyalog ile teyit edelim. Haleb’e şoförümüzün anlatımı ile ilerlerken ekibimizden bir bayan soruyor,</p>
<p>-”Gerçek rehberimiz ne zaman gelecek”,</p>
<p>Kaptan cevap veriyor.</p>
<p>-“Gerçek rehber derken?”</p>
<p>-“Yani orijinal rehber”,</p>
<p>-Ne yani biz yan sanayi miyiz?</p>
<p>Bu cevap sonrasında midibüsten kahkahalar yükseliyor.</p>
<p>Halep, benim gezide heyecan ile beklediğim kısım, hem Halep’teki Osmanlı izlerini görme arzusu ile hem de satıcı ve garsonlar ile Arapça parçalayabileceğim düşüncesi ile sabırsızlanıyorum. Bunun için Arapça konuşma kılavuzu bile aldım yanıma. Halep’te rehberimiz Madlen Hanım bize katılıyor. Kendisinin bu bölgede yaşayan bir Ermeni olduğunu öğreniyoruz.[Kaptanımızın ifadesi ile bu bölgede en iyi Türkçe’yi Ermeniler biliyor.] Ana okulu öğretmenliği yapıyor, aylık ücreti 200 dolar. Asgari ücret Suriye’de 100$. Mazotun litresi 70 kuruş civarında. Sosyalist devlet,halkın gıda maddeleri alımını destekliyor. Dolayısı ile Türkiye’den 2,5 TL ye buraya satılan şekeri devlet yaklaşık 4’te bir fiyatına halka dağıtıyor. Tabii bunu fark eden uyanıklar bir gelir kapısı haline getirmeyi ihmal etmemişler. Devlet halka yıllık 200 litre kadar akaryakıt desteği sağlıyor. 1 Türk Lirası 34 suri (Suriye para birimi) ediyor. Çalışma saatleri oldukça rahat, devlet daireleri 9:00 da açılıp 15:00 de kapanıyor. Genelde de halk geç kalkıp geç yatıyor. Ülkede tek parti (Baas Partisi) olduğu düşüncesi de tam bir safsata, ülkede muhalefet partileri de pekala var lakin bunlar da Esad ailesinin poster ve resimleri ile propaganda yapıyorlar! fakat o kadar kusur kadı kızında da olur.[Bunlar yan sanayi(!) rehberimizin verdiği bilgiler]<img class="alignleft size-thumbnail wp-image-40" title="Halep Kalesinden Haleb-i Şehba" src="http://sinankilic.wordpress.com/files/2009/09/img_1764.jpg?w=150" alt="Halep Kalesinden Haleb-i Şehba" width="150" height="112" /></p>
<p>Madlen Hanım’ın eşliğinde koşar adım (Rehberimiz çok hızlı yürüyüp ekibi toparlamadığı için grupta kazan kaldırma girişimleri son anda engelleniyor) Halep kalesini geziyoruz. Kale mevcut hali ile Nurettin Zengi tarafından yaptırılmış. Kalenin etrafında oldukça geniş hendekler bulunuyor. Kaleden Halep’in sarımsı ve nerdeyse tamamı taş olan manzarasını görebiliyoruz. Her ne kadar ağaç olmamasının  verdiği bir rahatsızlık var ise de en azından beton yerine taş görmek de güzel diye düşünüyoruz. Halep’te (bayram olmasından kaynaklanıyor olsa gerek) çocukların çılgınca koşuşturduklarını ve birbirlerine tabanca ile plastik mermi attıklarını görüyoruz. Hatta bu konuda işin kurdu olanlar bizim gibi turist kafilelerinin arasına karışıp kendilerine siper olarak kullanmayı da tercih edebiliyorlar. Kale sonrasında Halep’in kapalı çarşısına uğruyoruz. Mısır çarşısı veya Kapalı Çarşıya çok benzeyen bu çarşıdan bir hatıra alalım düşüncesi ile post satan bir dükkandan Arapça İngilizce ve Türkçe karşımı bir dil ile ve Türk Lirası ödeyerek tavşan postu bir halı alıyoruz. Bu arada 80 TL’den başlayan fiyat kanlı bir pazarlık ile 45 TL ye kadar iniyor. Ayrıca satıcı “siz Türk arkadaş, biz Amerikalıya bunu 100$’a satıyor” şeklinde bir komplimanı ile bizi şad ediyor. Halep’te hem Türk Lirası hem Türkçe belli konularda işinizi görmenizde faydalı oluyor. (Gidişte fazla suri almanız durumunda, dönüşte &#8220;napıcam bunları&#8221; diye hayıflanıp, üçü beşi hesaplamadan zararına bozdurmanız muhtemeldir.)</p>
<p>Öğle yemeği için Beit Weikl adlı lokantaya gidiyoruz. Gayet güzel bir ortamda humus, salata, kızarmış tavuk ve patates, etli pilav yiyoruz. Garsonlara epey Arapça parçalamış olmamın (neyse ki rehber ve kaptan haricinde başka Arapça bilen yok) verdiği gururla lokantayı terk ediyoruz. Aziziye semtinde –ki sakinleri genelde gayri müslim- bir gezinti yaptıktan sonra Zekeriya Camii’ne gidiyoruz. Camii’nin avlusunda ayakkabı çıkarılması bizim alışık olmadığımız bir adet. Zekeriya Aleyhisselam’ın kabri camii’nin içinde metfun. Ziyaretimizi tamamlayıp çıkıyoruz. Şehrin içinde Adliye camii ve Bimarsitan’ın (Akıl hastanesi) bayram dolayısı ile kapalı olmasından dolayı içlerine giremiyoruz. Rehberimizin bizden ayrılması ile Yan Sanayii rehberimiz eşliğinde Cilvegözü’nün yolunu tutuyoruz. Burada bir free shop duraklaması sonrasında otele varıyoruz.<img class="alignleft size-thumbnail wp-image-41" title="Cilvegözünden" src="http://sinankilic.wordpress.com/files/2009/09/img_1721.jpg?w=150" alt="Cilvegözünden" width="150" height="112" /> </p>
<p>Kaptanımız anlatıyor, Suriyeliler bizdeki Lazlar gibi Humus’lular ile ilgili fıkralar anlatıyorlar. Bir gün bir Humuslu, beyaz eşya bayiine gidiyor ve “bu buzdolabı kaça?” diye soruyor satıcıya satıcı “kardeşim biz Humusluya buzdolabı satmıyoruz” deyip gönderiyor Humuslu&#8217;yu. Humuslu hemen vazgeçecek gibi değil, gidip traş oluyor ve tekrar geliyor, buzdolabı fiyatını soruyor fakat satıcı yine tereddüt etmeden “kardeşim dedik ya bizde humusluya mal yok diye” şeklinde azarlıyor. Humuslu tekrar bir kılık kıyafet düzeni yapıp tekrar gidiyor bayiye ve soruyor “Fiyatı nedir bu buzdolabının?”, satıcı iyice bunalmış cevaplıyor “kardeşim biz Humusluya bir şey satmıyoruz, zaten kaçtır sorduğun da buzdolabı değil çamaşır makinesi!”</p>
<p>Turumuzun son gününe Antakya’da mağaraya oyma St Pierre (Aziz Petrus) kilisesini ziyaret ederek başlıyoruz. Katolik Kilisesi ve Mozaik müzesini gezerek Antakya turumuzu tamamlıyoruz. Yemek sonrasında Adana yoluna koyuluyoruz. Yolda Payas’ta Sokullu Mehmet Paşa’nın Mimar Sinan’a yaptırdığı kervansaraya giriyoruz. Kale, camii, kervansaray yan yana. Camii avlusunda biraz soluklanıp İssos’a uğruyoruz. Burada bir su kemeri mevcut. Rehberimiz Büyük İskender’in bölgenin hükümdarı ile yaptığı iki savaştan sözediyor. Adana’ya akşam ulaşabiliyoruz. Seyhan nehri ve baraj gölü kenarında bir tur sonrasında Adana Havalimanına ulaşarak turu tamamlıyoruz. Belirtelim, Seyhan barajı kenarında tüm Adanalılar dondurma niyetine “Bici bici” adını verdikleri nişastalı yiyeceği tüketiyor, görüntü bize çok cazip gelmediği için tatmamayı tercih ettik, umarım önemli bir şey kaçırmamışızdır.</p>
<p> Antakya hakkında genel değerlendirmem şöyle: şehir meydan haricinde oldukça bakımsız ve pis. Şehre tepelik bir yerden bakan temiz ve koruluk bir kafeterya olmaması büyük bir eksiklik. Gördüğüm kilise ve Camilerin buraya özgü herhangi bir özelliğine rastlamadım. Asi dizisi şehir halkında ve ziyaretçilerde şehrin fazla abartılmasına sebep olmuş. Şehirde bir bölge hakkında bilgi istediğinizde en popüler cevap “Asi dizisinde falanca sahnenin çekildiği yer…”şeklinde. Haleb’e gelince ağaç konusundaki eksikliğine rağmen şehirdeki binalarında taştan yapılması görsel olarak Haleb’i çok daha sıcak kılıyor. Şehir genel olarak düzenli ve temiz. Halep kalesine karşı bakan çay bahçelerinden birinde oturup Arap müziği eşliğinde çay içmeyi –bizim alışık olduğumuz çay lezzetinde olmasa da- tavsiye ederim.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BM Travel: Turkish Tongue Twisting]]></title>
<link>http://bikyamasr.wordpress.com/2009/08/23/bm-travel-turkish-tongue-twisting/</link>
<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 10:00:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>bikyamasr</dc:creator>
<guid>http://bikyamasr.wordpress.com/2009/08/23/bm-travel-turkish-tongue-twisting/</guid>
<description><![CDATA[Please click here to read the story on the new website]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://bikyamasr.com/?p=2409">Please click here to read the story on the new website</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Acturca Journal and Periodical Review, July 2009 ]]></title>
<link>http://acturca.wordpress.com/2009/07/31/acturca-journal-and-periodical-review-july-2009/</link>
<pubDate>Fri, 31 Jul 2009 22:56:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>acturca</dc:creator>
<guid>http://acturca.wordpress.com/2009/07/31/acturca-journal-and-periodical-review-july-2009/</guid>
<description><![CDATA[Acturca Journal and Periodical Review, July 2009 Compiled by Ozan Yigitkeskin Acturca Journal Watch ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Acturca Journal and Periodical Review, July 2009</p>
<p>Compiled by Ozan Yigitkeskin</p>
<p>Acturca Journal Watch monitors leading scholarly journals for articles of particular interest to scholars of diplomacy, foreign relations, and international history on Turkey. It is updated monthly.<!--more--></p>
<p><strong>Armed Forces &#38; Society</strong>, Volume 35, No. 4 (July 2009)</p>
<ul>
<li>Zeki Sarigil, &#8220;<a href="http://afs.sagepub.com/cgi/content/abstract/35/4/709" target="_blank">Deconstructing the Turkish Military&#8217;s Popularity</a>&#8220;, pages 709-727 </li>
</ul>
<p><strong>Geopolitics</strong>, Volume 14, Issue 3 (July 2009)</p>
<ul>
<li>Emel Akçali &#38; Mehmet Perinek, &#8220;<a href="http://www.informaworld.com/smpp/content~db=all~content=a914011763" target="_blank">Kemalist Eurasianism: An Emerging Geopolitical Discourse in Turkey</a>&#8220;, pages 550 &#8211; 569  </li>
<li>Lerna K. Yanık, &#8220;<a href="http://www.informaworld.com/smpp/content~db=all~content=a914017733" target="_blank">The Metamorphosis of Metaphors of Vision: “Bridging” Turkey&#8217;s Location, Role and Identity After the End of the Cold War</a>&#8220;, pages 531 – 549</li>
</ul>
<p><strong><a href="http://www.insightturkey.com/index.php?option=com_content&#38;view=article&#38;id=115&#38;Itemid=58" target="_blank">Insight Turkey</a></strong>, Volume 11, Number 3 (July – September 2009)</p>
<ul>
<li>William Hale, &#8220;<a href="http://www.insightturkey.com/Insight_Turkey_2009_3_Turkey_and_the_Middle_East_in_the_New_Era.pdf" target="_blank">Turkey and the Middle East in the ‘New Era’</a>&#8220;, pages 143-159</li>
</ul>
<p><strong>International Politics</strong>, Volume 46, Number 4 (July 2009)</p>
<ul>
<li>Frank Schimmelfennig, &#8220;<a href="http://www.ingentaconnect.com/content/pal/ip/2009/00000046/00000004/art00006" target="_blank">Entrapped again: The way to EU membership negotiations with Turkey</a>&#8220;,  pages 413-431</li>
</ul>
<p><strong>Middle East Quarterly</strong>, Volume XVI: Number 3, Summer 2009</p>
<ul>
<li>David Capezza, &#8220;<a href="http://www.meforum.org/2160/turkey-military-catalyst-for-reform" target="_blank">Turkey&#8217;s Military Is a Catalyst for Reform. The Military in Politics</a>&#8220;, pages 13-23</li>
</ul>
<p><strong>Middle Eastern Studies</strong>, Volume 45, Issue 4 July 2009</p>
<ul>
<li>Hilal Onur İnce;  Aysun Yarali; Doğancan Özsel, &#8220;<a href="http://www.informaworld.com/smpp/content~db=all~content=a913299914" target="_blank">Customary Killings in Turkey and Turkish Modernization</a>&#8220;, pages 537 – 551</li>
<li>Şerife Geniş &#38; Kelly Lynne Maynard, &#8220;<a href="http://www.informaworld.com/smpp/content~db=all~content=a913292294" target="_blank">Formation of a Diasporic Community: The History of Migration and Resettlement of Muslim Albanians in the Black Sea Region of Turkey</a>&#8220;, pages 553 – 569</li>
<li>Fulya Dogruel &#38; Johan Leman, &#8220;&#8216;<a href="http://www.informaworld.com/smpp/content~db=all~content=a913284893" target="_blank">Conduct&#8217; and &#8216;Counter-conduct&#8217; on the Southern Border of Turkey: Multicultural Antakya</a>&#8220;, pages 593 &#8211; 610  </li>
<li>Panagiotis Dimitrakis, &#8220;<a href="http://www.informaworld.com/smpp/content~db=all~content=a913300799" target="_blank">The Value to CENTO of UK Bases on Cyprus</a>&#8220;, pages 611 – 624</li>
<li>Emin Baki Adaş, &#8220;<a href="http://www.informaworld.com/smpp/content~db=all~content=a913310205" target="_blank">Production of Trust and Distrust: Transnational Networks, Islamic Holding Companies and the State in Turkey</a>&#8220;, pages 625 – 636</li>
</ul>
<p><strong>Southeastern Europe</strong>, Volume 33, Number 1, 2009</p>
<ul>
<li>
<div>Nesrin Uçarlar, &#8220;Tormented by History — Nationalism in Greece and Turkey&#8221;, pp. 160-164</div>
</li>
<li>
<div>Ebru Oğurlu, &#8220;Reciprocity —Greek Turkish Minorities— Law, Religion, and Politics&#8221;, pp. 164-167(4)</div>
</li>
</ul>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Antakya mutfağı mı dediniz?]]></title>
<link>http://urbanlookbook.wordpress.com/2009/07/11/antakya-mutfagi-mi-dediniz/</link>
<pubDate>Sat, 11 Jul 2009 13:41:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>urbanlookbook</dc:creator>
<guid>http://urbanlookbook.wordpress.com/2009/07/11/antakya-mutfagi-mi-dediniz/</guid>
<description><![CDATA[Cihangir. Antakya. Tiyek Bu yaz birdenbire Antakya yemekleri furyası türedi. Galata, Tünel ve Cihang]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignnone size-full wp-image-16" title="IMG_0012" src="http://urbanlookbook.wordpress.com/files/2009/07/img_00122.jpg" alt="IMG_0012" width="387" height="515" /></p>
<p><span style="font-weight:bold;"> Cihangir. Antakya. <span style="color:#cc33cc;">Tiyek</span></span></p>
<p>Bu yaz birdenbire Antakya yemekleri furyası türedi. Galata, Tünel ve Cihangir başta    olmak üzere on yüz bin restoran açıldı. İşte bir tanesi daha. Buyrun.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dikili]]></title>
<link>http://tatilpusulasi.wordpress.com/?p=40</link>
<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 01:48:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>tatilpusulasi</dc:creator>
<guid>http://tatilpusulasi.wordpress.com/?p=40</guid>
<description><![CDATA[Dikili´de Bakir Koylar… İzmir’in Dikili ilçesi de turistik yapılaşmanın diğer merkezlere göre daha a]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="color:#000000;"><strong><span style="font-family:times new roman;"><span style="color:#800000;"><span style="font-family:arial;">Dikili´de Bakir Koylar…</span></span><br />
</span></strong><span style="font-family:arial;">İzmir’in Dikili ilçesi de turistik yapılaşmanın diğer merkezlere göre daha az olduğu bölgeler arasında yer alıyor.<br />
İzmir’in 120 kilometre kuzeyinde Bergama ilçesinden sonra gelen Dikili, yapılaşmanın görülmediği koy ve plajlara sahip. Turistik potansiyelini çok iyi kullanamayan ilçe, daha çok Dikili Limanı’nın getirdiği ticari hareketlilik ve jeotermal potansiyeli nedeniyle seracılıkta ön plana çikiyor.<br />
İlçenin en turistik beldesi olan Çandarli’da ise genelde ikinci konutlar bulunuyor. Turizm yatırımcıların son yıllarda ilgi göstermeye başladığı Çandarli’da Danimarkalı bir yatırımcı grubun büyük çapli tatil merkezi yapacağı belirtiliyor. İlçedeki 2 bin 489 olan toplam yatak sayısının yakın zamanda artacağı ifade ediliyor.<br />
İzmir ve çevresinde ikinci konutların yoğunluğu nedeniyle ön plana çikamayan Seferihisar ilçesi de bakir turistik koy ve plajlara sahip.Ürkmez, Doğanbey ve Payamlı beldelerine sahip ilçe, bir süre önce İzmir’in metropol ilçesi haline geldi.<br />
İlçenin turistik bölgelerinden Sığacık köyü ise devam eden büyük kapasiteli otel inşaatları ve yat marinasıyla, geleceğin turizm merkezleri arasında kabul ediliyor.<br />
Egenin batıya açılan bir başka kapısı Dikili, Turizmi, Termal Kaplıcaları, Halıcılık ve Tarımıyla kendinden söz ettiriyor. Sanat ve Kültür şenlikleri, şifalı kaplıcaları, tarih hazinesi Bergama&#8217;ya yakınlığı, Yağcıbedir dokuma halıları, Sıcak su kaynakları etkisindeki daha ılık ve temiz denizi, imbat rüzgârları altında yazlıkçıların cenneti. İzmir&#8217;in kuzeyinde Marda Çayindan Bakırçaya uzanan 45 km boyunca kum plajlarla kaplı kıyı şeridi, çevresini saran Çandarli Kalesi, Bademli Köyünün tarihi ve doğal güzelliği, Merdivenli ve Denizköy de ki krater gölleri, tarihi mağara ve ormanları ile Ege&#8217;nin incilerinden biri Dikili. Şiirsel güzellikler sunan parlak güneşin denize batımında grup seyrinin şölene dönüştüğü sahilleri, en fazla oksijen, en az nem oranına sahip havası, büyük kentlere yakınlığı ve ulaşim kolaylığı nedeniyle başta emekliler, yazlıkçılar olmak üzere turistlerin büyük ilgisini çekiyor. Dinlenme ve kaplıca turizmi ile olduğu kadar kültür turizmi ile de hizmet veren ilçe, Dikili limanı ile Dünya&#8217;ya açılan önemli bir kapı durumunda. Dikili sahilinde boydan boya uzanan kum plajlar Egeye açılan temiz deniz özlemi içinde olanları ağırlıyor. Sörf yapanlar, deniz dibine meraklı dalgıçlar berrak denizin tadını çikariyorlar. Plajda büfeler, kafe, çay bahçeleri, çesitli beach club lar da tatilcilere hizmet veriyorlar. Deniz manzaralı odalara sahip, önü plaj olan konaklama tesisleri denize yakınlığı ile tercih ediliyor. Bilhassa yaz aylarında kıyı bandını çevreleyen asfalt yol, kentleri aratmayacak trafik akışına sahne oluyor. Tatil mevsimini erken karşilayan emekli yazlıkçılar bahçelerinde ise özenle yetiştirdikleri imrendirici çiçekler, renk ahenk katmerli güllerden oluşan çardaklariyla birbirlerine nispet yapıyorlar. Bahçelerine kurdukları sofralarda kendi yetiştirdikleri bahçe domatesleri, biberleri ile keyifli kahvaltılarla güne başlıyorlar. Akşam saatlerinde güneşin etkisinin azalmasıyla iskele çevresine yürüyüşe çikanlar, imbat rüzgârlarının esintisinde gün batımını seyrediyor, ertesi güne ağlarını hazırlayan balıkçıların arasından geçerek liman çevresinde restoranların dışarı taşan masalarına kurulup çevreye yayılan anason kokusu eşliğinde Ege balıklarının tadına bakıyorlar. Dikili&#8217;nin tüm panoraması ile Midilli Adası sahilleri ise Barışkent yamaçlarından seyrediliyor. Tarihi :İlk arkeolojik bulgulara göre geçmişi M.Ö. 5000-4000 yıllarına ada uzanan Dikili&#8217;nin ilk yerleşim yerleri olan Ağıltepe ve Kaletepe&#8217;de yapılan kazı çalismalarinda Akalar&#8217;ın yaşadığı ve bölgeye Ateneus denildiği saptanmış. Eolilerin Dikili toprakları üzerinde Aterneus, Pyatari, Astria, Teutronia, kentleri izlerine rastlanmış. İlk çaglarda Lidyalılar, İranlılar, Frikya ve Mysialılar, Romalı ve Bergamalılar Ortaçağda Bizans, Cenova, Selçuklu ve Osmanlılar Dikili&#8217;ye hâkim olmuşlar. Önceleri &#8220;Dikmelik&#8221; sonra Dikili olan yöre 20 Mayıs 1919 da Yunanlılar tarafından işgal edilse de 14 Eylül 1922 de Türk ordusunun gelişiyle bölge yabancılardan arındırılmış. Deniz yoluyla İzmir&#8217;e 66 mil, İstanbul&#8217;a 230 mil uzaklıkta bulunan Dikili, eski çaglardan bu yana koruduğu liman işleviyle önem kazanmış. Günümüzde ise deniz yoluyla Bergama antik kentini görmeye gelen turist gemi yolcularını ağırlayan liman, yakında bulunan Soma kömür kaynakları ve bölgenin diğer sanayi ürünleri, ihracatında da bir çesit gümrük kapısı. Şifalı su ve kaplıcalar: Nebiler ve Bademli köyünde bulunan kaplıcalar yüksek nitelikli şifalı sularıyla tanınıyor. Romatizma, kireçlenme, güneş yanıkları, mide, böbrek gibi rahatsızlıklara iyi gelen sular ve çamur banyosu kalp, damar sertliği, tansiyon problemi olanlarca da kullanılıyor. Dikili&#8217;ye 7 km uzaklıkta bulunan kaynarca&#8217;da ki 90 derece sıcaklığı sahip makbul sayılan sular bulunuyor. Botanik bahçesi, seralar gezilecekler yerler arasında yer alırken, her yıl düzenlenen sanat ve kültür festivalleri, şenliklerinde hareketli günler yaşayan Dikili&#8217;de şiir günleri, sergiler, çesitli etkinlikler büyük ilgi görüyor. Çevrede ne var ne yok:Çevre gezilerine meraklı olanlar için Dikili yakınlarında bulunan Bergama antik kenti Akslepion, Akropol alanlarının yanı sıra Bergama evleri görülmeye değer güzellikler sergiliyor. Dikili&#8217;den 26 km lik yol ile ulaşilabilen antik kent girişine bir km kala sola ayrılan yoldan iki km giderek Akslepion&#8217;a varılıyor. Tıp tanrısı Akslepios&#8217;un mezhebini 700 yıl sürdüren Akslepios&#8217;un bir kilometre kare alanı içinde çesitli kurumlar meydana getirilmiş. Telkin, rüya, güneş, su banyoları, şifalı otlardan yapılmış ilaçlar, tiyatro ve eğlenceler, başlıca tedavi araçları olmuş. Kütüphane hasta ve ziyaretçilere her zaman açık bulundurulmuş. 4500 kişilik tiyatro, Akslepion Tapınağı, yıkanmak ve çamur sürünmek yoluyla tedavi yapılan çesme ve havuzlar, Aslepion&#8217;un ilgi çeken kalıntıları. Bergama Arkeoloji Müzesi, Etnografya Müzesi, Bazilika, Ulucami, Selçuk minaresi, Tümülüslerin yanı sıra 4 km lik rampa yol ile Akropol&#8217;e çikanlar Zeus Sunağının temel yerini, yukarı agora, şehir kapısı, surları, kütüphane, yiyecek ve savaş gereçleri deposu, 65 km uzakta &#8220;Aç öldüren suyu&#8221;nu Akropole getiren su kemerlerini görebilirler. Tryanus, Athena, Carocalla, Hera, Demether Tapınağı, 82 sıralı, 15 bin kişilik dünyanın en dik tiyatrosu, gençler Gimnazyomu, aşağı agora, Akropolün en çok ilgi çeken kalıntıları olarak izleniyor. Bergama yerleşim alanı içinde daracık dönemeçli sokaklara dizili estetik mimariye sahip renk renk boyalı Bergama Evleri kapıları, pencereleri ve kapı tokmakları seyir zevki veriyor. Resim yapmak, fotoğraf çekmek gibi görsel sanat tutkunlarına ilginç kompozisyonlar oluşturuyor. Konuya ilgi duyanlar Soma, Kınık, Kırkağaç yolu üzerinde benzer sokak ve evler bulabilirler. Dikili sahili boyunca İzmir yönünde yol alanları ise tarihi ve görkemli kalesiyle Çandarli karşilıyor. Aynı yönde gerek Aliağa, gerekse küçük ve şirin bir başka tatil cenneti olarak tanınan Şakran tatilcilerin uğrak yerleri arasında bulunuyor. Ne alinir: Geometrik desenler, salyangoz motifleri, lacivert ve kırmızı renklerin akim olduğu el dokuması dünyaca ünlü Yağıbedir halıları yine bu bölgeye has özellikler taşiyor. Dikili&#8217;nin ev tezgâhlarında kök boyalarla boyanmış yünlerle dokunan Yağcıbedir halılarına en çok Kocaoba, Kıroba, Mazılı, Yenice, Samanlık ve Çaglayan köylerinde, Çanakkale, Dikili Karayolu üzerinde rastlanıyor.<br />
Nasil Gidilir: İzmir ilinin kuzeyine yerleşmiş olan Dikili&#8217;ye Çanakkale&#8217;den giderken Bergama kavşağına gelmeden sağa ayrılan yoldan ulaşabilirsiniz. İzmir yönünden gelenler için Bergama geçilip Sola sahil yönüne dönülüyor. İstanbul, İzmir, Ankara gibi kentlere direk otobüs seferleri olan ilçenin Adnan Menderes Hava alanına uzaklığı 120 km. Çevresinde sessiz, sakin koylar, köyler bulunan ilçeden zeytin ağaçlı bitki örtüsü arasında Bademli, Çandarli gibi yerlere bisiklet gezileri düzenlenebilecek güzergâhlar bulunuyor. Dikili&#8217;den Bergama. 29 km, Ayvalık 42 km, İzmir 114 km, Manisa 124 km, Balıkesir 156 km, Çanakkale 156 km, Ankara 585 km, İstanbul 606 km.</span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Antakya]]></title>
<link>http://tatilpusulasi.wordpress.com/?p=32</link>
<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 23:38:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>tatilpusulasi</dc:creator>
<guid>http://tatilpusulasi.wordpress.com/?p=32</guid>
<description><![CDATA[İnançlı ve sanatkâr Antakya Bugünkü mütevazı kent görünümünün ardında binlerce yılın sessizliği yata]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="color:#000000;"><span style="color:#800000;"><span style="font-size:130%;">İnançlı ve sanatkâr </span></span><span style="font-size:130%;"><span style="color:#800000;">Antakya</span><br />
</span><span style="font-family:arial;">Bugünkü mütevazı kent görünümünün ardında binlerce yılın sessizliği yatar Antakya’da. İnanç, sanat ve damak tadı ayni zaman diliminde, ayni </span><span style="font-family:arial;">kenttedir…<br />
İnanç için yola düşmek, inanarak yürümek… Seyahat etmek. Bedenin bir yerden başka bir yere gidiyor olmasından çok daha derin anlamlar ifade ediyor, söz konusu ‘inanç’ olduğunda. Giden kişi inancını fısıldıyor kulaktan kulağa, her geçtiği yerde kendinden bir şeyler bırakıyor. İnancı kendisi oluyor ve artık, o değil inancı hatırlanıyor. İşte Anadolu da böyle bir inanç yolculukları atlası. Bin yıllardır kimler nerelere yürümüş, ne zaman, hangi dağ köyünde uyumuş? Elleriyle nasıl mabetler oymuş kayalara? Aziz Paul Mevlânâ ile buluşmuş; Aziz Piyer Edebali’yle yazışmış bu topraklarda. Bugün paha biçilemeyen, zamanında gözyaşi ve alın teriyle bedelleri ödenmis tapınaklar, heykeller ve kentler dizilmiş rotanın duraklarına. Çünkü burası Anadolu…</p>
<div>
<div>
<div></div>
</div>
</div>
<div><img style="border:0 none;text-align:center;display:block;margin:0 auto 10px;" src="http://tatilpusulasi.files.wordpress.com/2008/08/antakya6.jpg?w=426&#038;h=313" border="0" alt="" width="426" height="313" /><span style="font-family:arial;">Dogunun Adalet Taci:Yürümeye başla Nur Dağları’na doğru. Önce Hasan Dağı’na geleceksin, hemen dibinde Ihlara’nın inanç kayaları ve sonra Konya’ya merhaba! Habib Neccar eteklerine vardıysan daha da gitme; aşağı Asi Vadisi’nin girişinde, Kel Dağı’nın kuzeydoğusunda, Amik Ovası’nın tam güneybatısında, bu iki dağ arasında uzanan kenttir durağımız. Aman en az üç gün ayırasın, çünkü bir miladın adı olan Aziz Piyer’in memleketindesin. Ya da şimdilerde, Vatikan’da beyaz mermer teninden gözyaşları süzülen iyilik tanrıçası Tyche’nin memleketinde. Makedonyalı İskender’in ismi de anılır burada, Pers İmparatoru Darius’un da… Eski çaglarin her önemli yerleşimi gibi, ne zaman ve kim tarafından verildiği bilinmeyen bir paye taşir Antioch da. Bir zamanlar ‘Doğu’nun adalet tacı’ denirmiş bugünkü Antakya’ya.<br />
</span></div>
<div><img style="border:0 none;text-align:center;display:block;margin:0 auto 10px;" src="http://tatilpusulasi.files.wordpress.com/2008/08/eski_antakya.jpg?w=432&#038;h=342" border="0" alt="" width="432" height="342" /><span style="font-family:arial;">En Eski Kentlerden Biri:Osmanlıca efsanevi bir el yazmasına göre Antakya, dünyada kurulan ilk dört kentten biriymiş. Bugün Suriye Tetrapolisi olarak adlandırılan Akdeniz kentlerinin sayısının da dört olması ilginç: Antioch, Selucia Pieria, Apamea ve Laodiceia. Kısa bir araştırma sonrasında ulaşilan milyonlarca başlıktan herhangi birinde Türkiye’nin kültürel başkentlerinden biri olarak nitelendiğini görebileceğiniz Antakya, halen dinleri ve kültürel özellikleri farklı birçok topluluğa ev sahipliği yapıyor ve UNESCO’nun barış kentlerinden birisi. Kentteki günlük yaşamın en sıradan özelliklerinden olan çok kültürlülüğün içinde, aynı ülkenin vatandaşi olan birden fazla dini cemaat bulunuyor. Antakya’nın yükselişi, Filistin ve Suriye’ye uzanan yollar üzerinde, Mezopotamya’yı Doğu Akdeniz’e bağlayan güvenli duraklardan birisi olmasıyla açıklanıyor. Tell-Açana höyüğündeki kazılar Kalkolitik Çag’dan (MÖ 5000-4000) itibaren yörenin yerleşim için kullanıldığını kanıtlarken, buralarda yürürken hep aklınızda olsun, Hitit ve Eski Mısır imparatorluklarının da tam kıyısındasınız.<br />
</span></div>
<p><img style="border:0 none;text-align:center;display:block;margin:0 auto 10px;" src="http://tatilpusulasi.files.wordpress.com/2008/08/antakya01.jpg?w=443&#038;h=295" border="0" alt="" width="443" height="295" /></p>
<p><img style="border:0 none;text-align:center;display:block;margin:0 auto 10px;" src="http://tatilpusulasi.files.wordpress.com/2008/08/antakya1.jpg?w=437&#038;h=329" border="0" alt="" width="437" height="329" /><span style="font-family:arial;">Mozaiklerle Bezeli:Dünyanın ikinci büyük mozaik koleksiyonunu barındıran Hatay Arkeoloji Müzesi’ndeki örnekler o kadar önemli ki, müzenin başlı başina bir ‘Mozaik Müzesi’ olarak nitelenmesini bile sağlıyor. Çünkü bu eserler, bugüne kadar gün ışığına çikarilmis en önemli Roma mozaikleri olarak kabul ediliyor. Worcester, Baltimore ve Princeton sanat müzeleri ve Paris Louvre Müzesi de diğer adresler. Antioch kentinde 1932’de başlayan kazıların sonuçlarının sergilenmesi için inşa edilen, bazı dönemlerde kapatılan ve tekrar açılan müze, 1975’den beri kesintisiz hizmet veriyor ve hayranlık uyandıran mozaikleriyle ilk ziyaret edilmesi gereken yerlerden. Bronz Çagi’ndan Hitit ve erken Hıristiyanlık dönemlerine kadar uzanan bir zaman dilimine ait mezar ve tablet kalıntıları, freskler, mücevherler, heykelcikler ve sikkeler de bulundukları bölgeye göre müzedeki yerlerini alıyorlar. Bahçedeki Seleucia Pieria Kilisesi’ne ait mozaik de gözden kaçırılmamalı. </span></p>
<p><img style="border:0 none;text-align:center;display:block;margin:0 auto 10px;" src="http://tatilpusulasi.files.wordpress.com/2008/08/antakya.jpg?w=437&#038;h=329" border="0" alt="" width="437" height="329" /> <span style="font-family:arial;">Dini Merkez:Bölgede bulunan eserlere bakılınca Antakya’nın her çagda büyük bir dini öneme sahip olduğu ortada. Roma tapınakları ve MÖ 300’lere kadar uzanan büyük bir Musevi cemaatine ev sahipliği yapan kentin, Aziz Paul’ün çikis noktalarından biri olduğuna da inanılıyor. Kentin Hıristiyanlık açısından en önemli özelliğiyse kuşkusuz, Aziz Piyer’in (St. Peter) elleriyle oymuş olduğuna inanılan, kendi adıyla anılan<br />
mağara kilisesi. Katolik Hıristiyanlarca Hac mekânlarından biri olarak kabul edilen kilisenin, Hıristiyanlık tarihinin ilk mabedi olduğu da söyleniyor. Kilise yakınlarında bulunan Charion’da ise Helenistik dönemden kalma oymalar bulunuyor.<br />
Bir RüyaninSonu :MS 4. yüzyılda en güzel rüyalarda görülebilecek bir kent olan Antioch için tahmin edilen nüfusun 200 bin dolaylarında olduğu söyleniyor. Bu barış ve bolluk kenti de, antik çaglarda bir kentin başina gelebilecek en büyük felaketlerden birini yaşiyor: Deprem. Nerdeyse tüm yerleşik nüfusu ortadan kaldıracak derecede şiddetli bir deprem ve sonrasında 636 yılında Arap ve sonra sırasıyla Bizans, Selçuklu, Haçlı, Timur ve Osmanlı dönemleri yaşiyor.<br />
</span></p>
<div><img style="border:0 none;text-align:center;display:block;margin:0 auto 10px;" src="http://tatilpusulasi.files.wordpress.com/2008/08/iskenderun.jpg?w=466&#038;h=321" border="0" alt="" width="466" height="321" /> <span style="font-family:arial;">Asi Nehrin Lütfu:Lübnan Dağları’ndaki kaynağından çikip, tüm Suriye’yi geçerek Nur ve Kel Dağ arasında bereketli bir yatak oluşturan Asi Nehri, Antioch’u yaratan hareketliliği besleyen doğal bir lütuf adeta. Dört yüz kilometreye yaklaşan uzunluğunun çok küçük bir kısmı Antakya sınırları içinde kalmasına rağmen, antik çaglarda küçük yük gemilerinin seyrine izin veren yatağıyla, binlerce yıl boyunca Akdeniz’e çikan bir ticaret ve ulaşim yolu olarak kabul görmüş. Bugün de kent içinde yapacağınız kısa bir keşif turunda bile, kenti doğu ve batı, başka bir deyişle ‘yeni’ ve ‘eski’ olarak ikiye ayırdığını görebilirsiniz.<br />
Eski Dogu`da yüremek :Tarihi dokusunun daha güçlü olması sebebiyle kentin ‘eski’ yüzü olarak nitelenebilecek doğu yakasının sokaklarında içli köfte, bakla ezmesi ve humus yiyeceğiniz lokantayı aramak için köprüyü geçiyoruz. Zaman tünelini andıran loş ışığı, ancak canlı ticaret ortamının verdiği heyecanla tarihi Uzunçarşi’nın dolambaçlarında bir yürüyüş. Tıpkı Urfa, Antep ya da İstanbul’daki yakın dostları gibi; o da yan yana dizilmiş dükkânlardan oluşuyor. Her türlü eşyanın satıldığı mağazaların yanında, semerciler, derici ve demirciler eski günlere göz kırpan birer kaçış noktası. Kentin bir defa daha İstanbul ile karşilaştırılmasını sağlayan surlarıysa, neredeyse 30 kilometre uzunluğunda ve kente ilk geldiğinizde dikkatinizi çekecek Habib Neccar Dağı üzerinde uzanıyor. Antik çaglarda Seleucia Pieria olarak anılan Çevlik de doğanın bir başka lütfu Antakya’ya. Tam ağzına kurulmuş olduğu derenin sürekli taşmasına karşi inşa edilmiş bir ‘mühendislik harikası olan antik Titus Tüneli, dünün liman kenti, bugünün şirin köyü Çevlik’i önemli bir ziyaret mekânına dönüştürmüş. Tünelin yakınındaysa “kime sorsan gösterir” mesafesinde bulunan Samandağ kaya mezarlarını sakın atlamayın. Yöreye özgü geleneksel taş evlerin son birkaç örnegini bulabileceğiniz Vakıflı Köyü de, Ermeni taş işçiliğinin örneklerini görebileceğiniz bir yer.<br />
</span></div>
<div><img style="border:0 none;text-align:center;display:block;margin:0 auto 10px;" src="http://tatilpusulasi.files.wordpress.com/2008/08/antakya_basar.jpg?w=432&#038;h=324" border="0" alt="" width="432" height="324" /> <span style="font-family:arial;">Eksi bir süpriz :Tüm gününüzü bu rotayı tamamlamak için geçirdiğinizdeyse tekrar başladığınız yere, Asi’nin kıyısına dönün. Aman unutmayın, peynirli künefe yiyeceğiniz yeri iyi seçin. Söğütlerin altındaki kahvehanede biberli ekmekle zeytini katık ettikten sonra, akşamüzeri esecek tatlı güney melteminin rehavetine kapılmayın. Az daha yürüyüp yarım kilo sürki alıverin. Yediğiniz içtiğiniz sizin olsun, evdekilere gördüklerinizi anlatırken, katıklı ekmek içinde sürki ikram edin. “Sürki de ne?” der gibisiniz. Hiç söylenir mi? Onu da Uzunçarşi’da kendiniz soruverin…</span></div>
<p></span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[SULTAN SOFRASI - ANTAKYA]]></title>
<link>http://lezzettutkunlari.wordpress.com/2009/05/06/sultan-sofrasi-antakya/</link>
<pubDate>Wed, 06 May 2009 10:54:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>lezzettutkunlari</dc:creator>
<guid>http://lezzettutkunlari.wordpress.com/2009/05/06/sultan-sofrasi-antakya/</guid>
<description><![CDATA[SULTAN SOFRASI YÖRESEL HATAY YEMEKLERİ   1991 yılında 4 ortak ile birlikte kurdukları lokantayı şu a]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p align="center"><strong><em>SULTAN SOFRASI</em></strong></p>
<p align="center"><strong><em>YÖRESEL HATAY YEMEKLERİ</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><em>1991 yılında 4 ortak ile birlikte kurdukları lokantayı şu an Metin Tansal tek başına işletiyor. Bu lokantanın oluşum hikayesi de biraz değişik. Önce şehrin merkezinde yer alan bu eski taş bina bulunmuş ve burada ne iş yapabiliriz diye düşünülmüş. Metin Bey bundan önce tekstil ile uğraştığı için yine benzer bir iş koluyla uğraşmayı düşünmüşler ancak binanın konumu ve yapısı buna elverişli olmayınca bu fikirden vazgeçilmiş. Yapılan araştırmalardan sonra bu bina için en uygun olanın burada bir lokanta açılması ve Antakya’ya özgü yöresel yemekler sunulması olduğuna karar verilmiş. O günden beri amaçları, o zamanlar sadece evlerde yapılan Antakya yemekleri ile hem Antakya halkına hem de yerli-yabancı turistlere sultanlara layık sofralar hazırlamak. </em></p>
<p><em>Sultan Sofrası’nda hem öğle hem de akşam yemeği servisi var. Akşam 22.00’ye kadar açık ancak alkol servisi yapılmıyor. Yer döşemesinden masa sandalyesine kadar temiz bir esnaf lokantası görünümüne sahip lokantanın 25 personeli ve toplam 100 kişilik kapasitesi var. Eğer Antakya’ya gitmeyi ve Sultan Sofrası’nın yemeklerinin tadına bakmayı planlayanlar varsa hemen belirtelim lokanta pazar günleri ve dini bayramların ilk iki günü maalesef kapalı; ancak yiyeceğiniz yemekler inanın tatilinizi Sultan Sofrası’nın açık olduğu günlere göre planlamanıza değer.</em></p>
<p><em>Haftalık olarak hazırlanan yemek listesi ile o hafta sunulacak yemekler önceden belirleniyor. Oruk, sac oruğu, börek, döner, iskender ve ızgara çeşitleri ise her gün menüde yer alıyor. Metin Bey yöresel yemeklerin yanında dönerleriyle de iddialı olduklarını özellikle belirtiyor. Bizim gittiğimiz hafta pazartesi günü menüde yoğurt aşı, parmak kebap, sultan sarma, kuzu fırın, aşur, firik pilavı, tavuk fırın, yaprak sarma, kabak oturtma, soslu makarna, kuru fasulye ve ıspanak kavurma vardı.</em></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-38" title="img_0097" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0097.jpg?w=300" alt="img_0097" width="240" height="180" /></td>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-39" title="img_0189" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0189.jpg?w=300" alt="img_0189" width="240" height="180" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="307" valign="top"><em> </em></td>
<td width="307" valign="top"><em> </em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em><!--more--></em></p>
<p><em>Biz yemeğimize yoğurt aşı adlı çorba ile başladık. Yoğurt aşı tuzlu yoğurt kullanılarak yapılıyor. Tuzlu yoğurt Hatay’da birçok yemek yapımında, genellikle de çorbalar ile buğday ve sebze ile hazırlanan yemeklerde kullanılıyor. Keçi sütünden yapılan yoğurt içine tuz da ilave edilerek sürekli karıştırılarak pişiriliyor. Lor peyniri veya çökelek kıvamına gelince kalıplara basılıyor. Yemeklerde kullanılacağı zaman soğuk suda eritilerek yemeğe ilave ediliyor. Yoğurt aşı çorbasını hiç içmediyseniz gözünüzün önüne bir tabak yayla çorbası getirin, içine küçük bulgur köfteleri ile bol cevizli haşlama içli köfte ilave edin. Nasıl? Beğendiniz mi? <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </em></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-43" title="img_0125" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0125.jpg?w=300" alt="img_0125" width="240" height="180" /></td>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-44" title="img_0133" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0133.jpg?w=300" alt="img_0133" width="240" height="180" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="307" valign="top">
<p align="center"><em>Yoğurt Aşı</em></p>
</td>
<td width="307" valign="top"><em> </em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em>Ara sıcak olarak ıspanaklı börek, kaytaz böreği,  oruk, biberli ekmek ve katıklı ekmek servis ediliyor. Ispanaklı börek; tuzlu yoğurt, çökelek, ıspanak, soğan, çeşitli baharatlar ve pul biber ile hazırlanıyor, gül börek şeklinde servis ediliyor. Kaytaz böreği; et, soğan, domates, nar ekşisi, karabiber, baharatlar ile malzemesi hazırlanıyor, mayalı hamurun üzerine bu malzeme konularak mini pizza görünümünde servis ediliyor.  Oruk veya şam oruğu hepimizin bildiği adıyla içli köfte. Bu yörede bir de sac oruğu var. O da malzeme olarak içli köfteyle aynı, ancak köfte şeklinde değil de 13-14cm. çapında tepside yapılmış hali. Biberli ekmek görüntü olarak lahmacuna çok benziyor ama üzerindeki malzeme kıyma yerine küflü çökelek, biber, biber salçası, soğan, susam ve baharatlarla hazırlanıyor. Katıklı ekmeğin iç malzemesi ıspanak ve Antakya yöresine has küflü çökelek ile hazırlanıyor; hamuru malzemeyi örtecek şekilde kapatılıp üzerine zeytinyağı sürülüyor ve odun ateşinde pişiriliyor. </em></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-49" title="img_0209" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0209.jpg?w=300" alt="img_0209" width="240" height="180" /></td>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-50" title="img_0109" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0109.jpg?w=300" alt="img_0109" width="240" height="180" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="307" valign="top">
<p align="center"><em>Katıklı Ekmek</em></p>
</td>
<td width="307" valign="top">
<p align="center"><em>Kaytaz Böreği</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="310" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-53" title="img_02211" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_02211.jpg?w=300" alt="img_02211" width="240" height="180" /></td>
<td width="310" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-54" title="img_0141" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0141.jpg?w=300" alt="img_0141" width="240" height="180" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="310" valign="top">
<p align="center"><em>Sac Oruğu</em></p>
</td>
<td width="310" valign="top">
<p align="center"><em>Oruk</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em>Humusu artık herkes biliyordur diye düşünerek yapılışını anlatmıyorum ancak servis şekli muhakkak görülmeli; tabağın kenarlarına salatalık turşusu, domates, acı biber turşusu sıra ile dizilmiş, tabağın ortasına ise pul biber, kimyon ve maydanoz ile süslemeler yapılmış. Bir de incecik sarılmış zeytinyağlı yaprak sarmalarından sipariş vermelisiniz, eminim tadı birçok yerde yediğinizden çok daha güzel.  </em></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-56" title="img_0099" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0099.jpg?w=300" alt="img_0099" width="240" height="180" /></td>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-57" title="img_0160" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0160.jpg?w=300" alt="img_0160" width="240" height="180" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="307" valign="top">
<p align="center"><em>Humus</em></p>
</td>
<td width="307" valign="top">
<p align="center"><em>Zeytinyağlı Yaprak Sarma</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em> Gelmeden önce okuduğum yazıların birkaç tanesinde meyan kökü şerbetinden bahsedildiği için ben meyan kökü şerbetini denemek istiyorum, ancak öğreniyorum ki Sultan Sofrası’nda sadece ramazan ayında bu şerbet yapılıyormuş </em><em>L</em><em> Biz de içecek olarak şalgam sipariş ediyoruz. Meyan kökü şerbeti denemek isteyenler için bir ipucu da verelim;  bu şerbet genellikle buzlu olarak içildiği için esas yaz aylarında satılıyor. Eğer şansınız varsa mevsim ne olursa olsun Uzun Çarşı’da seyyar satıcılarda bulmanız da mümkün. </em></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-59" title="img_0194" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0194.jpg?w=300" alt="img_0194" width="240" height="180" /></td>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-61" title="img_0171" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0171.jpg?w=300" alt="img_0171" width="240" height="180" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="307" valign="top">
<p align="center"><em>Parmak Kebabı</em></p>
</td>
<td width="307" valign="top">
<p align="center"><em>Tepsi Kebabı</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em>Antakya’ya gelince bu kadar kısa sürede bu zengin mutfağın her yemeğinin tadına bakamayacağımızı biliyoruz;  bu yüzden menümüzü olabildiğince genişletmek için ana yemekler ortaya servis ediliyor ve hepimiz paylaşarak tabaklarımıza alıyoruz. Yemeklerimiz etli aşür, firik pilavı, tepsi kebabı, parmak kebap ve kağıt kebabı.</em></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-63" title="img_0147" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0147.jpg?w=300" alt="img_0147" width="240" height="180" /></td>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-64" title="img_0156" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0156.jpg?w=300" alt="img_0156" width="240" height="180" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="307" valign="top">
<p align="center"><em>Etli Aşur</em></p>
</td>
<td width="307" valign="top">
<p align="center"><em>Firik Pilavı</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em>Etli aşur; et, nohut, buğday dövülerek içine biraz da dövülmüş biber ilave edilerek hazırlanıyor, üzeri ceviz ile süslenerek servis ediliyor. Bazılarımız bu yemeği gittikleri yörelerde keşkek adıyla tatma fırsatını bulmuştur sanırım. Zaten keşkek ile etli aşur birbirine lezzet ve görünüm olarak çok benzer ve ben ikisinin de tadına bayılıyorum</em><em>J</em><em>  Firik pilavı ise görüntü açısından bana en ilginç gelen yemeklerden biri, rengi hafif yeşilimsi. Firik, buğdayın olgunlaşmamış, henüz yeşilken olan haline verilen isim. Firik pilavı da firik, firiğin %10-15’i oranında bulgur ve içine biraz da nohut katılarak hazırlanıyor. Parmak kebabı, tepsiye önce parmak şeklinde kesilip kızartılmış patlıcanlar, bunların üstüne de özel olarak soslanmış ve baharatlanmış et konularak pişiriliyor. Tepsi kebabı ve kağıt kebabının malzemeleri aynı, sadece pişiriliş şekli farklı. Her ikisinde de et bıçakla 30 dakika kıyılıp baharatlarla terbiyeleniyor ve kıyma kıvamına getiriliyor. Tepsi kebabı isminden de anlaşılacağı üzere küçük bakır tepsilerde pişirilirken, kağıt kebabı altına yağlı kağıt konularak fırına veriliyor. Tepsi kebabının üzerine domates sosu konduğu için biraz daha sulu ve bana göre daha lezzetli ama kağıt kebabı da domates tadından hoşlanmayanlar ya da eti biraz daha kuru tercih edenler için önerilebilir.     </em></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-66" title="img_0177" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0177.jpg?w=300" alt="img_0177" width="240" height="180" /></td>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-67" title="img_0186" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0186.jpg?w=300" alt="img_0186" width="240" height="180" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="307" valign="top">
<p align="center"><em>Kağıt Kebabı</em></p>
</td>
<td width="307" valign="top"><em> </em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em>Ve artık yemeğe son noktayı koymak gerek: Tatlı ve kahve zamanı </em><em>J</em><em> Tatlı çeşitlerimiz; künefe, kaymaklı ekmek kadayıfı, zeytin tatlısı, kabak tatlısı ve ceviz tatlısı. Zeytin tatlısı pek benim damak tadıma uymasa da künefe Antakya’da yediklerimin en güzeli. Metin Bey hemen bir açıklama yapıyor: “Bu ev künefesi.”   </em></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-70" title="img_02231" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_02231.jpg?w=300" alt="img_02231" width="240" height="180" /></td>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-72" title="img_0239" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0239.jpg?w=300" alt="img_0239" width="240" height="180" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="307" valign="top">
<p align="center"><em>Künefe</em></p>
</td>
<td width="307" valign="top">
<p align="center"><em>Kireçte Kabak Tatlısı</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-74" title="img_0225" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0225.jpg?w=300" alt="img_0225" width="240" height="180" /></td>
<td width="307" valign="top"> <img class="aligncenter size-medium wp-image-76" title="img_0227" src="http://lezzettutkunlari.wordpress.com/files/2009/05/img_0227.jpg?w=300" alt="img_0227" width="240" height="180" /></td>
</tr>
<tr>
<td width="307" valign="top">
<p align="center"><em>Zeytin Tatlısı</em></p>
</td>
<td width="307" valign="top">
<p align="center"><em>Ceviz Tatlısı</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em>Metin Bey’e yemeklerin lezzetinin sırrını sorduğumuzda kendinden gayet emin olarak cevaplıyor bizi: “Malzemenin iyisini kullanırsanız her yemek lezzetli olur. Bir de unutmayın ki her şey mevsiminde güzeldir” Mesela bizim bildiğimiz kekik ile aynı familyadan olan zahter yörenin dağlarında yabani olarak mart ayından mayıs sonuna kadar yetiştiği için menüde sadece bu üç aylık sürede yer alabiliyor. Yemeklerde sadece tereyağı ve zeytinyağı kullanılıyormuş. Ayrıca nisan ayından tüm kışlık zahire hazırlanıyor. Yine her şey mevsiminde güzel prensibiyle Sultan Sofrası’nda kuru patlıcan ve kuru biber dolması yapılmıyor.</em></p>
<p><em> </em><em>Sultan Sofrası’nda yemekler bizim yediklerimizle kısıtlı değil tabi; mumbar, semirsek, kabak borani, ekşi aşı, sultan sarma, ıspanak borani, keşşir, keşşirden yapılan havuçlu pilav gibi daha birçok farklı yemeğin tadına bakmanız mümkün. </em></p>
<p><em> S</em><em>ize fiyatlarla ilgili fikriniz olması açısından da birkaç örnek vermek istiyorum. Sultan Sofrası’nda fiyatlar oldukça makul: Kaytaz böreği ve biberli ekmek 1,5 tl, katıklı ekmek 3 tl, firik pilavı ve havuçlu pilav 3 tl, kağıt kebabı ve tepsi kebabı 9 tl, Adana kebap ve kuşbaşı 6 tl, tüm tatlı çeşitleri 3,5 tl.</em></p>
<p><em> </em><em>Antakya, lezzetli yemekleri ile olduğu kadar bölgedeki tarihi yerleşim yerleri,  dini ve kültürel zenginlikleriyle de son zamanlarda turizm açısından yıldızı parlayan kentlerimizden. O yüzden Antakya gezimizle ilgili ayrı bir yazı yazacak olsam da şehre gittiğinizde görülmesi gereken yerlere bu yazının sonunda da kısaca değinmeden geçemeyeceğim:</em></p>
<p><em>      Şehir Merkezinde;</em></p>
<ul>
<li><em>Antakya Mozaik Müzesi</em></li>
<li><em>St. Pierre Kilisesi ve hemen yanında Haron (Cehennem Kayıkçısı)</em></li>
<li><em>Habib-i Neccar Camii</em></li>
<li><em>Ortodoks Kilisesi</em></li>
<li><em>Ulu Cami</em></li>
<li><em>Katolik Kilisesi</em></li>
<li><em>Havra</em></li>
<li><em>Eski Antakya Evleri</em></li>
<li><em>Uzun Çarşı</em></li>
</ul>
<p><em>Yakın Çevre;</em></p>
<ul>
<li><em>Seleukeia Pieria Antik Kenti (Çevlik)</em></li>
<li><em>Titus Vespasianus Tüneli</em></li>
<li><em>Kaya Mezarları ( en ünlüsü Beşikli Mağara adıyla anılan mezar ve mağara)</em></li>
<li><em>Dor mabedi (yıkık durumda)</em></li>
<li><em>Harbiye ve Çevresi</em></li>
<li><em>St. Simeon Manastırı</em></li>
<li><em> Antakya Kalesi ve surlar</em></li>
<li><em>Vakıflı Köyü: Şirin bir Ermeni köyü. Her yıl Ağustos ayının 2. pazarı Hıristiyanlarca kutsal kabul edilen Meryem Ana Yortusu (Ermeniler arasında buna Üzüm Bayramı deniyor) kutlanıyor.  </em></li>
</ul>
<p> </p>
<p><em>SULTAN SOFRASI</em></p>
<p><em> </em><em>Adres: İstiklal Cad. No: 20/A Antakya-HATAY</em></p>
<p><em>Tel: 0 326 213 87 59 – 214 46 25</em></p>
<p><em>Sevgi ve Afiyetle Kalın </em><em> <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </em></p>
<p><em>Neval Ferit</em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[The Real Love Story v2]]></title>
<link>http://gercekaskhikayesi.wordpress.com/2009/04/05/the-real-love-story-v2/</link>
<pubDate>Sun, 05 Apr 2009 17:18:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>frhn</dc:creator>
<guid>http://gercekaskhikayesi.wordpress.com/2009/04/05/the-real-love-story-v2/</guid>
<description><![CDATA[&nbsp;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><!-- ImageReady Slices (yapimasamasi.psd) --><br />
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="870">
<tbody>
<tr>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="223" height="1" /></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="70" height="1" /></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="121" height="1" /></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="19" height="1" /></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="1" height="1" /></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="13" height="1" /></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="170" height="1" /></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="13" height="1" /></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="239" height="1" /></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="1" height="1" /></td>
<td>&#160;</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="3"><a href="index.php?option=com_content&#38;task=view&#38;id=14&#38;Itemid=44"><img src="images/intro/index_01.png" alt="" width="414" height="118" /></a></td>
<td colspan="7"><a href="index.php?option=com_content&#38;task=view&#38;id=13&#38;Itemid=45"><img src="images/intro/index_02.png" alt="" width="456" height="118" /></a></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="1" height="118" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"><a href="index.php?option=com_content&#38;task=category&#38;sectionid=3&#38;id=16&#38;Itemid=57"><img src="images/intro/index_03.png" alt="" width="293" height="115" /></a></td>
<td colspan="5"><a href="index.php?option=com_wrapper&#38;Itemid=53"><img src="images/intro/index_04.png" alt="" width="324" height="115" /></a></td>
<td colspan="3"><a href="index.php?option=com_glossary&#38;Itemid=52"><img src="images/intro/index_05.png" alt="" width="253" height="115" /></a></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="1" height="115" /></td>
</tr>
<tr>
<td><a href="index.php?option=com_wrapper&#38;Itemid=26"><img src="images/intro/index_06.png" alt="" width="223" height="111" /></a></td>
<td colspan="5"><a href="index.php?option=com_content&#38;task=view&#38;id=17&#38;Itemid=64"><img src="images/intro/index_07.png" alt="" width="224" height="111" /></a></td>
<td colspan="2" rowspan="2"><a href="index.php?option=com_simplepin&#38;Itemid=37"><img src="images/intro/index_08.png" alt="" width="183" height="170" /></a></td>
<td colspan="2" rowspan="2"><a href="index.php?option=com_wrapper&#38;Itemid=47"><img src="images/intro/index_09.png" alt="" width="240" height="170" /></a></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="1" height="111" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="6" rowspan="2"><a href="index.php?option=com_blastchatc&#38;Itemid=77"><img src="images/intro/index_10.png" alt="" width="447" height="102" /></a></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="1" height="59" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="4" rowspan="2"><a href="index.php?option=com_content&#38;task=category&#38;sectionid=2&#38;id=22&#38;Itemid=79"><img src="images/intro/index_11.png" alt="" width="423" height="104" /></a></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="1" height="43" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="6"><a href="index.php?option=com_content&#38;task=view&#38;id=12&#38;Itemid=34"><img src="images/intro/index_12.png" alt="" width="447" height="61" /></a></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="1" height="61" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="10"><a href="index.php?option=com_content&#38;task=category&#38;sectionid=4&#38;id=20&#38;Itemid=69"><img src="images/intro/index_13.png" alt="" width="870" height="57" /></a></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="1" height="57" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="4" rowspan="2"><a href="index.php?option=com_content&#38;task=category&#38;sectionid=4&#38;id=18&#38;Itemid=67"><img src="images/intro/index_14.png" alt="" width="433" height="89" /></a></td>
<td colspan="5"><a href="index.php?option=com_dfcontact&#38;Itemid=76"><img src="images/intro/index_15.png" alt="" width="436" height="88" /></a></td>
<td rowspan="2"><img src="images/intro/index_16.gif" alt="" width="1" height="89" /></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="1" height="88" /></td>
</tr>
<tr>
<td><img src="images/intro/index_17.png" alt="" width="1" height="1" /></td>
<td colspan="4"><img src="images/intro/index_18.gif" alt="" width="435" height="1" /></td>
<td><img src="images/intro/spacer.gif" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><!-- End ImageReady Slices -->	</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Asker adayları kaza yaptı: 4 ölü]]></title>
<link>http://yurdumuzz.wordpress.com/2009/02/24/asker-adaylari-kaza-yapti-4-olu/</link>
<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 23:03:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>yurdumuzz</dc:creator>
<guid>http://yurdumuzz.wordpress.com/2009/02/24/asker-adaylari-kaza-yapti-4-olu/</guid>
<description><![CDATA[Hatay Kırıkhan&#8217;da asker adaylarını taşıyan minibüs kamyonla çarpıştı. Feci kazada 3&#8242;ü as]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Hatay Kırıkhan&#8217;da asker adaylarını taşıyan minibüs kamyonla çarpıştı. Feci kazada 3&#8242;ü asker adayı 4 kişi öldü, 9 kişi de ağır yaralandı.</p>
<p><span style="font-family:Arial;">Edinilen bilgiye göre, Kırıkhan-Reyhanlı yolu Muratpaşa köyü yakınlarında saat 22.00 sıralarında, asker adaylarını taşıyan Tahsin Yürek (65) yönetimindeki 31 ER 219 plakalı servis aracı ile karşı yönden gelen 31 NG 995 plakalı kamyon çarpıştı.</p>
<p>Kazada henüz isimleri öğrenilemeyen 3 asker adayı ile servis aracının şoförü Yürek hayatını kaybederken, 9 kişi de yaralandı. Kazada yaralanan 4 kişi Antakya Devlet Hastanesi&#8217;ne 5 kişi de Özel Birim Hastanesi&#8217;ne kaldırıldı.</p>
<p><img src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//850020090225122721483.jpg" border="0" alt="kullan" /></p>
<p>Antakya Devlet Hastanesi&#8217;nde bulunan yaralı asker adaylarının isimlerinin İbrahim Koçak (20), Kadir Açıkgöz (20), Abdullah İri (20) ve Cuma Porsnok (21) olduğu öğrenildi. Yaralılardan Kadir Açıkgöz&#8217;ün durumunun iyi olduğu belirtilirken, diğerlerinin hayati tehlikelerinin olduğu bildirildi.</p>
<p>Asker adaylarının Reyhanlı ilçesinden servis aracına bindikleri ve İskenderun yolu üzerindeki Tok boğazı mevkiinde bulunan otobüs firmasına gittikleri belirtildi.</p>
<p>Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı </span></p>
<p><span style="font-family:Arial;">haber7</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bikes And Door In Antioch]]></title>
<link>http://anatolianimage.wordpress.com/2009/02/22/bikes-and-door-in-antioch/</link>
<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 05:46:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>anatolianimage</dc:creator>
<guid>http://anatolianimage.wordpress.com/2009/02/22/bikes-and-door-in-antioch/</guid>
<description><![CDATA[Bikes and Door, originally uploaded by Josh and Julie. Antakya is the modern Turkish name for the ci]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div style="text-align:left;padding:3px;"><a title="photo sharing" href="http://www.shareasale.com/r.cfm?u=300837&#38;b=139760&#38;m=10782&#38;afftrack=&#38;urllink=www%2Eimagekind%2Ecom%2Fshowartwork%2Easpx%3FIMID%3De9bc0da7%2D5b1e%2D4226%2Db1b3%2Df3f98caffab1"><img class="aligncenter" style="border:2px solid #000000;" src="http://farm4.static.flickr.com/3220/3290078192_a03d1abc92.jpg" alt="" width="500" height="345" /></a></p>
<p style="text-align:center;"><span style="font-size:.8em;margin-top:0;"><a href="http://www.flickr.com/photos/joshandjuls/3290078192/">Bikes and Door</a>, originally uploaded by <a href="http://www.flickr.com/people/joshandjuls/">Josh and Julie</a>.</span></p>
</div>
<p>Antakya is the modern Turkish name for the city St. Paul knew as &#8220;Antioch in Syria.&#8221; Today the town shares a lot of culture and even language with modern Syria, just across the border, but most symbols of the city&#8217;s history have been buried in earthquakes.</p>
<p>Found this scene on the street while walking through the market area to the east of the Orontes River.</p>
<p>Canon EOS Rebel XTi, ISO-200, f/8, 1/250 sec.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Böyle olmamalı. Hele Antakya'da hiç olmamalı...]]></title>
<link>http://mddurmaz.wordpress.com/2009/01/18/boyle-olmamali-hele-antakyada-hic-olmamali/</link>
<pubDate>Sun, 18 Jan 2009 09:26:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>mddurmaz</dc:creator>
<guid>http://mddurmaz.wordpress.com/2009/01/18/boyle-olmamali-hele-antakyada-hic-olmamali/</guid>
<description><![CDATA[Doğduğum, büyüdüğüm, halen yaşadığım ve büyük sevgi ile bağlı olduğum Antakya&#8217;da böyle üzücü i]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Doğduğum, büyüdüğüm, halen yaşadığım ve büyük sevgi ile bağlı olduğum Antakya&#8217;da böyle üzücü i]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[  Guzelburc Beldesi ile Antakya sinirlari arasinda]]></title>
<link>http://sl30kiloverdirici.wordpress.com/2008/11/24/guzelburc-beldesi-ile-antakya-sinirlari-arasinda/</link>
<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 10:47:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>sl30kiloverdirici</dc:creator>
<guid>http://sl30kiloverdirici.wordpress.com/2008/11/24/guzelburc-beldesi-ile-antakya-sinirlari-arasinda/</guid>
<description><![CDATA[HATAYda biodizel imalati yapan depoda henuz belirlenemeyen nedenle yangin cikti. Depoda bulunan biod]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p> HATAYda biodizel imalati yapan depoda henuz belirlenemeyen nedenle yangin cikti. Depoda bulunan biodizel ve boya malzemelerinin bulundugu tanklarin birbiri ardina patladigi yanginda, 2 kisi oldu, 4 kisi de agir yaralandi. Guzelburc Beldesi ile Antakya sinirlari arasindaki Kucuk Sanayi Sitesi yakinl<!--more--> HATAYda biodizel imalati yapan depoda henuz belirlenemeyen nedenle yangin cikti. Depoda bulunan biodizel ve boya malzemelerinin bulundugu tanklarin birbiri ardina patladigi yanginda, 2 kisi oldu, 4 kisi de agir yaralandi. Guzelburc Beldesi ile Antakya sinirlari arasindaki Kucuk Sanayi Sitesi yakinlarinda bulunan bir biodizel deposunda bugun saat 22.30 siralarinda henuz belirlenemeyen nedenle yangin cikti. Alevler, kisa surede 2 katli depoyu tamamen sararken, icerde bulunan biodizel ve boya malzeme tanklari buyuk bir gurultuyle patladi. Alevler, bahcedeki dolu varillere de sicrayarak pes pese patlamalara neden oldu. Kisa surede olay yerine sevk edilen Antakya Belediyesine ait itfaiye ekipleri yangina mudahale etti. Patlamalar nedeniyle mudahalede gucluk yasanirken, yangin ancak bir bucuk saat sonra kontrol altina alinabildi. Sogutma calismalari surerken, yapilan ilk incelemede deponun yan tarafinda bir kisinin cesedi bulundu. Yangin sirasinda depoda olduklari belirlenen 68 yasindaki Mersin Balaca, 44 yasindaki Ismail Pulder ve oglu 14 yasindaki Hamza ile ismi ogrenilemeyen bir kisi agir yaralandi. Yaralilar Antakya Devlet Hastanesine kaldirilarak tedaviye alindi. Bu arada olay yerinde incelemelerde bulunan Antakya Belediye Baskani Mehmet Yeloglu yanginin kesin cikis nedeninin sogutma calismalarinin ardindan netlik kazanacagini belirterek, “Patlamalar yaklasik 8 kilometre uzakliktaki Antakya merkezden hissedildi. Ilk belirlemelere gore 1 olu, 4 de agir yarali vatandasimiz var. Iftaife ekiplerimiz sondurme calismalarini bitirdi. Sogutma calismalari ise sabaha kadar devam edecek” dedi.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[28 -ŞÜPHELİ VELİ KÜÇÜK , a-Emniyet ifadesinde özetle]]></title>
<link>http://ergenekoncetesi.wordpress.com/2008/09/14/28-supheli-veli-kucuk-a-emniyet-ifadesinde-ozetle/</link>
<pubDate>Sun, 14 Sep 2008 09:26:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>oktay571</dc:creator>
<guid>http://ergenekoncetesi.wordpress.com/2008/09/14/28-supheli-veli-kucuk-a-emniyet-ifadesinde-ozetle/</guid>
<description><![CDATA[28 -ŞÜPHELİ VELİ KÜÇÜK a-Emniyet ifadesinde özetle Şüpheli VeliKÜÇÜK&#8217;ün 25.01.2008günü alınan ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><!--[if !mso]&#62;--> <!--[endif]--><!--[if gte mso 9]&#62;  Normal 0 21       MicrosoftInternetExplorer4  &#60;![endif]--> <!--[if gte mso 10]&#62;--> <!--[endif]--></p>
<div class="Section1">
<p class="Style26" style="margin-top:.1in;"><span class="FontStyle138"><span style="font-size:15pt;">28 -ŞÜPHELİ VELİ KÜÇÜK</span></span></p>
<p class="Style9" style="margin-top:7.9pt;"><span class="FontStyle134"><span style="font-size:13pt;">a-Emniyet ifadesinde özetle</span></span></p>
<p class="Style10" style="margin-top:6.95pt;"><span class="FontStyle132">Şüpheli VeliKÜÇÜK&#8217;ün 25.01.2008günü alınan ifadesinde özetle;</span></p>
<p class="Style3" style="margin-top:6.7pt;text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">1944 yılında Bilecik ili Gölpazan Türkmen köyünde doğduğunu, 1963 yılında İstanbul Kuleli Askeri lisesinden mezun olduğunu ve Kara Harp Okuluna girdiğini, daha sonra Piyade Okulunda okuduğunu ve akabinde Ankara Jandarma Subay Okulundan mezun</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:11.3pt;"><!--[if gte vml 1]&#62;                    &#60;![endif]--><!--[if !vml]--><!--[endif]--></p>
<p class="Style1" style="margin-top:3.1pt;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">olduğunu, Bilecik, Antakya, Sımak, Ankara, Yozgat, İskenderun, Kırkağaç, Nusaybin, Ankara, İzmir, Edirne, Van, Eskişehir, Ankara, Ağrı, Kocaeli, Giresun, Çanakkale ve Bilecik illerinde görev yaptığını, 2000 yılında emekli olduğunu, emekli olduktan sonra müsteşar Erol ÇAKIR, Emniyet Müdür Nihat KUBUŞ, işadamı İlhan YAZGAN ile birlikte Stratejik Eğitim Okulu ve Güvenlik Şirketini kurduğunu, halen Bursa, Eskişehir ve Trabzon&#8217;da eğitim verdiğini, yeşil pasaportunun mevcut olup, çeşitli zamanlarda. Amerika&#8217;ya. Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan, İran, Suriye, İsveç, Almanya, Hollanda gibi ülkelere giriş ve çıkış yaptığını.</span><!--more--></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Herhangi bir kuruluşa ve derneğe üye olmadığını, herhangi bir terör örgütüne üyeliğinin bulunmadığını, Vatansever Güç Birliği ve Kuva-i Milliye derneğine üyeliğinin bulunmadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Mehmet Fikri KARADAĞ ile bir dönem Ağrı ve Tendürek Dağlarında yapılan operasyonda birlikte görev yaptıklarını, emekli olduktan sonra İstanbul Türk Dünyası Araştırmalar Vakfı toplantılarında iki kez görüştüğünü,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Muzaffer TEKİN ile İstanbul&#8217;da yayın yapan Batı Trakya dergisinde görüştüğünü, bu dergide kendisinin de bir süre yayın kurulu başkanlığı yaptığını, yine bazı etkinliklerde Muzaffer&#8217;i gördüğünü,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Sevgi ERENEROL&#8217;u tanıdığını, bir süre önce ölen Türk-Ortodoks Patriği Selçuk ERENEROL&#8217;un kızı olduğunu, Türk Dünyası Araştırmalar Vakfında yapılan konferanslarda görüştüğünü, ayrıca iki kez Noel davetlerine katıldığını, 2006 yılında yapılan davette Muzaffer TEKİN&#8217;i de gördüğünü, yine Sevgi&#8217;nin kardeşi Paşa Ümit ERENEROL&#8217;u toplantılarda tanıdığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Kemal KERİNÇSİZ&#8217;i Türk Dünyası Araştırmalar Vakfında yapılan etkinliklerde tanıdığını, zaman zaman telefonda görüştüklerini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-align:left;text-indent:0;line-height:13.7pt;" align="left"><span class="FontStyle129">Ergun POYRAZ&#8217;ı tanımadığını, ancak yayınlanan kitaplarını aldığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Oktay YILDIRIM, Abdullah ÇATLI, Alaattin ÇAKICI, İbrahim ÇİFTÇİ isimli şahıslan hiç tanımadığını ve hiçbir ilişkisinin olmadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Sedat PEKER&#8217;i Adapazarlı olan babası Ahmet PEKER vasıtası ile tanıdığını, babası rahmetli olduktan sonra birkaç kez Kocaeli de kendisini ziyarete geldiğini, başka herhangi bir bağlantı ve ilişkisinin bulunmadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle131">Ali YASAK&#8217;ı </span><span class="FontStyle129">Eminönü&#8217;de bulunan Hamdi Et Lokantası sahibi Hamdi ARPACI&#8217;nm yanında tanıdığını, bir kez de İstanbul Avcılık ve Atıcılık Kulübüne gittiğinde karşılaştığını, bir kez de bu şahsı Yeditepe Üniversitesinde gördüğünü,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle131">Sami HOŞTAN&#8217;ı </span><span class="FontStyle129">tanıdığını, bu şahsın 1983 yılında Edirne İl Jandarma komutanı olduğu dönemde, Edirne&#8217;de ticari faaliyette bulunan ve daha sonra rahmetli olan arkadaşı Mustafa BİLGİN vasıtası ile tanıdığını, daha sonra Sami&#8217;nin birkaç kez ziyaretine geldiğini, Sami HOŞTAN&#8217;dan istihbarı amaçlı yararlanmak için telefonunu da aldığını, ancak bu yönde yararlanamadığını, daha sonra şahsın Hollanda&#8217;da otel çalıştırdığı, ticaret yaptığı, DHKP-C örgütü ile çatışmaya girdiğini öğrendiğini, şahsın İstanbul da öldürülen Ömer Lütfü TOPAL ile birlikte kumarhane ve gazino işlettiğini öğrendiğini ve bu şahıstan uzak durduğunu, ancak şahsın kendisini araması ile 3-5 kez kendisi ile telefonda görüştüğünü, bunun dışında bir birlikteliğinin olmadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Tuncay GÜNEY&#8217;i 1992 yılında tanıdığını, bu şahsın gazeteci olduğunu ve Ağrı Alay Komutanı iken kendisini ziyarete geldiğini, daha sonra Kocaeli&#8217;ne tayinle gittiğinde, bu şahsın oraya da geldiğini, laubali olduğu için şahsı sevmediğini, kendisinin Eskişehir veya Ağrı&#8217;da görevli olduğu dönem içersinde gelerek, gazetecilik amacıyla Kuzey Irak&#8217;a gideceğini anlattığını, bu konuyla ilgili şahsa bir desteğinin olmadığını, birkaç gün sonra Tuncay&#8217;ın Irak&#8217;tan kendisini arayarak &#8220;Mesut Barzani&#8217;nin yanında olduğunu&#8221; anlatarak kendisini Mesut Barzani ile görüştürmeye çalıştığım, &#8220;kendisinin de bu durumu Mehmet EYMÜR&#8217;e söylediğini, bu şekilde Mesut BARZANİ olduğunu<span> </span>tahmin etmediği Türkçe</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:16.3pt;"><!--[if gte vml 1]&#62;  &#60;![endif]--><!--[if !vml]--><!--[endif]--></p>
<p class="Style1" style="margin-top:3.1pt;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">konuşan biri ile konuştuğunu, ilerleyen dönemde bu şahsın adını kullanarak bazı sahtekarlıklar yaptığını tespit ettiğini, bir teğmenle bu şahsın birlikte hareket ederek kendi adına bir araç aldıklarını öğrendiğini, bu nedenle şikayette bulunduğunu ve şahıs ile ilişkisini kestiğini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Mahmut YILDIRIM&#8217;ı tanımadığını, ancak bu şahsın Bingöl Adıyaman bölgesinde zabıtaya istihbarat temin ettiği ve sakallı ismi ile tanıdığını, ancak şahıs ile hiç görüşmediğini ve halen nerede olduğunu bilmediğini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-align:left;text-indent:0;line-height:13.7pt;" align="left"><span class="FontStyle129">Mahmut TÜYLÜOĞLU isimli şahsı tanımadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Adil Serdar SAÇAN isimli şahsı Yeditepe Üniversitesi sahibi Bedrettin DALAN&#8217;m odasında gördüğünü, samimiyetinin bulunmadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">İkametinde yapılan aramada Adil Serdar SAÇAN tarafından DGM C.Başsavcıhğma yazılan çok gizli ibareli, Tuncay GÜNEY isimli şahıs ile ilgili, dosyada kalması gereken paraflı suretinin nereden temin ettiği ve neden bulundurduğu sorulduğunda; Belirtilen belgelerin tarihini hatırlamadığı bir dönemde posta ile geldiğini hatırladığını, Adil Serdar SAÇAN&#8217;ı düşmanlık olması amacı ile gönderildiğini tahmin ettiğini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Yine Adil Serdar SAÇAN&#8217;m Mahmut TÜYLÜOĞLU ile çok yakın arkadaş olduğunu yazan belge, Adil Serdar SAÇAN ile ilgili bilgi notu şeklinde hazırlanmış belgeyi ne amaçla bulundurduğu sorulduğunda; Bu belgelerinde posta yolu ile kendisine geldiğini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Doğu PERİNÇEK&#8217;i tanıdığını, ne şekilde tanıştıklarını hatırlamadığını, ancak bu şahsın Ulusal Kanal televizyonunda röportaj yapma teklifinde bulunduğunu, ancak kabul etmediğini, oğlu Mehmet PERİNÇEK&#8217;in yanma gelip kendisi ile konuştuğunu, bu şahsın İşçi Partisi Gençlik Kollan Başkanı olduğunu, konuşmaları sırasında Türk Milliyetçiliğinden bahsettiğini, bunun üzerine şahsa 30 Ağustos&#8217;ta Ülkü Ocaklan ile beraber Taksim Meydanına çelenk koymasını teklif ettiğini, Ülkü Ocaklan başkanı Levent TEMİZ&#8217;e de bunu söylediğini ve her iki gurubunda birlikte çelenk koyma töreni yaptıklannı,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK&#8217;ü, Güler KÖMÜRCÜ vasıtası ile tanıdığını, emekli asker olduğunu öğrendiğini, bir kez Güler KÖMÜRCÜ ile bu şahsın kendisini ziyarete geldiğini, bu şekilde görüştüklerini, şahısla bunun dışında ilişkisinin olmadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Muammer KARABULUT&#8217;un arkadaşı olduğunu, Antalya&#8217;da ikamet ettiğini Noel Baba Vakfının başkanı olduğunu, son bir yıldır görüşmediklerini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Semih Tufan GÜLALTAY&#8217;ı tanımadığını fakat Fetullah GÜLEN ile ilgili kitabını okuduğunu, bu şekilde gıyaben tanıdığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-align:left;text-indent:0;line-height:13.7pt;" align="left"><span class="FontStyle129">İbrahim ÇİFTÇİ isimli şahsı tanımadığını.</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Susurluk davasında bağlantısı olup olmadığı sorulduğunda; Susurluk olayı içerisinde yer almadığını, ancak Emniyet Müdürü Hüseyin KOCADAĞ, Sedat BUCAK isimli şahıslan yakmen tanıdığını, olayın olduğu dönemde Giresun Bölge Komutanı olduğunu, Sami HOŞTAN&#8217;m kendisini telefon ile arayarak bu olayı bildirdiğini, bunun üzerine Balıkesir İl Jandarma Komutanı Albay İsa GÜNEŞ&#8217;İ aradığını, ancak kendisine ulaşamadığını, bunun üzerine Kocaeli İlinde birlikte görev yaptığı Balıkesir Emniyet Müdürü Nihat CAMADAN&#8217;ı aradığını ve onun da olay yerinde olduğunu öğrendiğini, bu şekilde Hüseyin KOCADAG, Gonca US, Mehmet ÖZBAY isimli şahsın öldüğünü öğrendiğini, olay yerinde bulunan Nihat CAMADAN&#8217;a Mehmet ÖZBAY&#8217;ın Abdullah ÇATLI olabileceğini ve dikkatli olmasını söyleyerek uyanda bulunduğunu, zira olaydan bir ay kadar önce Doğu PERİNÇEK&#8217;in basında Abdullah ÇATLI&#8217;nın Mehmet ÖZBAY kimliği ile haber çıktığını, olay sırasında Nihat CAMADAN&#8217;a olayda yaralı olduğu söylenen Sedat BUCAK&#8217;ı hastaneye götürmesini istediğini, kaza yerine gitmesi için her hangi birini göndermediğini, Abdullah ÇATLI&#8217;nın cesedini almak için Sami HOSTAN&#8217;ı göndermediğini, kaza ile ilgi ve alakasının bunlardan ibaret olduğunu,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">3 Kasım 1996 tarihinde meydana gelen trafik kazasında Hüseyin KOCADAG, Abdullah ÇATLI, Gonca US&#8217;un ölmesi Sedat BUCAK&#8217;m da- yaralanması olayı ile ilgili</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:16.8pt;"><!--[if gte vml 1]&#62;  &#60;![endif]--><!--[if !vml]--><!--[endif]--></p>
<p class="Style1" style="margin-top:3.1pt;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Tuncay GÜNEY&#8217;in ifadesinde Veli KÜÇÜK İzmitte Alay Komutanı iken Abdullah ÇATLI gelip giderdi, şahsı Direj Ali getirdi, Türkiye de rahat dolaşması için Mehmet ÖZBAY kimliği verildi şeklindeki beyanı sorulduğunda; Abdullah ÇATLI&#8217;nın hiçbir yerde yanma gelmediğini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Tuncay GÜNEY ifadesinde, Abdullah ÇATLI&#8217;nın bir dönem Veli KÜÇÜK ile birlikte olmasına rağmen susurluk kazası öncesinde Hüseyin KOCADAG ile birlikte hareket etmeye başladığı, Veli KÜÇÜK&#8217;ün de bu olaya kızdığı şeklindeki beyanı sorulduğunda; Abdullah ÇATLI&#8217;yı hiç görmediğini, Hüseyin KOCADAĞ&#8217;ın sevdiği bir arkadaşı olduğunu, kazada ölmesine de üzüldüğünü,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Tuncay GÜNEY ifadesinde, Giresun da Veli KÜÇÜK ve bazı üst düzey askeri görevlilerle otururken susurluk kazası ile ilgili Veli KÜÇÜK&#8217;ün &#8220;Mehmet AĞAR&#8217;da ölecekti biliyorsun, o gün onlar otelde idiler, bunlar aslında hep beraber gitmeleri, o kazada olmaları gerekiyordu, bizimkiler öbür arkada ki arabada idiler, Allahtan o çantayı Direj Ali aldı&#8221; şeklinde ki beyanı sorulduğunda; Tuncay GÜNEY&#8217;in beyanlarının hayal ürünü olduğunu,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Tuncay GÜNEY&#8217;in Susurluk kazasında ölen Abdullah ÇATLI&#8217;nın çantasını olay yerine ilk gidenlerden Direj Ali&#8217;nin alıp Veli KÜÇÜK&#8217;e ilettiği şeklinde ki beyanı sorulduğunda; Bu iddianın tamamen asılsız olduğunu,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Ümraniye de bulunan el bombalan sorulduğunda; Kendisinin bombalarla ilgili basından duyduğu kadar bilgisinin olduğunu, bu konu ile ilgili Muzaffer TEKİN&#8217;i tanıdığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Ergenekon oluşumu ve ikametinde bulunan ERGENEKON, LOBİ, Kemalist Model Ulusal Gençlik Hareketi, Dinamik Ulusal Güç Birliği, Kuvayi Milliye Cephesi, Şirket Gizli gerçekler Gözlem Analiz gibi belgeler sorulduğunda; Ergenekon oluşumu ile ilgili her hangi bir irtibatının olmadığını, Ergenekon olanak adlandmlan dokümanlarda yaptığı incelemede, kendisinin prensiplerine ters olduğunu gördüğünü, böyle bir oluşumun Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde olacağını da kabul etmediğini, silahlı kuvvetlerin diğer bölümlerinde gayri yasal olarak böyle bir oluşuma gidildi ise de bundan haberinin olmadığını, Tuncay GÜNEY isimli şahsın böyle bir yapılanmayı hazırlamış olabileceğini tahmin ettiğini, çünkü bu şahsın hayalperest birisi olduğunu, kendisinin yurt içi ve yurt dışında bir çok toplantıya katıldığını, özellikle Dünya Azerbaycanlılar Kongresi ne katıldığını, yönetim kurulu üyesi olduğunu, ayrıca Türk Dünyası Araştırmalar Vakfının konferanslanna katıldığını, bahsedilen belgelerin bu toplantılarda verilmiş olabileceğini, ancak kendisinin hiçbir derneğe üye olmadığını, dokümanlarda geçen konulann, almış olduğu Devlet terbiyesiyle uyuşmadığını, Devletin içinde yeni oluşum ve yapılanmalan ancak Devletin kendisi veya görevlendirdiği kurumlann yapabileceğini, bu tür oluşumlann ülkeye ve topluma yararlı olabileceğini düşünmediğini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">İkametinde bulunan &#8220;televizyon analiz yönetim ve geliştirme projesi&#8221; başlıklı belge sorulduğunda; Kesin olmamakla birlikte bu dokümanı Mehmet PERİNÇEK in kendisine vermiş olabileceğini, dokümanı incelediğini, ancak kendisini çok ilgilendirmediği için üzerinde durmadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">İkametinde bulunan &#8220;MİT&#38;MEDYA ve Ajan Gazeteciler&#8221; başlıklı belge sorulduğunda; kendisinin bu belgeleri hatırlamadığını, nereden ve kimlerden geldiğini bilmediğini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">İkametinde bulunan &#8220;Panzehir etnik bölücü operasyonlann tasfiyesi kürt hareketi ve Türk-Kürt kardeşliği&#8221; belgesi sorulduğunda; Kendisinin Jandarma İstihbarat Gruplar Komutanı olarak görev yaptığını, halk arasında yanlış bir deyim olarak yürüttüğü komutanlığına JİTEM denildiğini, görevde iken istihbarat amaçlı bilgi ve belgelerin geldiğini, kendilerinin bunu değerlendirdiğini, istihbari değeri olmayan belgeleri envantere ve işleme sokmadan kaldırdıklannı, belirtilen belgenin bu şekilde gelmiş olabileceğini,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:42.25pt;"><!--[if gte vml 1]&#62;  &#60;![endif]--><!--[if !vml]--><!--[endif]--></p>
<p class="Style3" style="margin-top:3.1pt;text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">İkametinde bulunan &#8220;Rav Sebatay ZWİ Sebataycılık ve Türkiye Sebatayları Reosta Operasyon projesi&#8221; başlıklı belge sorulduğunda; Bu belgenin nereden ne şekilde geldiğinden haberinin olmadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Tuncay GÜNEY isimli şahıstan el konulan &#8220;Birleşik Komün Girişim İstanbul 27 Haziran 2000-06 Operasyon&#8221; isimli belge ve ERGENEKON örgütü bünyesinde faaliyet yürüten LOBİ amaçları doğrultusunda kurulan Birleşik Komün&#8217;ün yapılanması, faaliyetleri sorulduğunda;Kendisinin Birleşik Komün hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Birleşik Komün dokümanında &#8220;güvenlik şirketinin yönetim kurulu başkanlığına, istihbarat birimlerinde uzmanlaşmış emekli bir Albay getirilecektir&#8221; ibaresi ve bunun altındaki &#8220;Veli Kü&#8230;&#8221; ibaresi sorulduğunda; bahsedilen tarihte kendisinin General olduğunu, Jandarma teşkilatında emekli Veli&#8230; isminde bir albay hatırlamadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">İkametinde bulunan &#8220;Uluslar arası özel güvenlik A.Ş. (Security A.Ş.) isimli dokümanın &#8220;Birleşik Komün de geçen konular&#8221; olup olmadığı sorulduğunda; Dokümanın halen yönetim kurul başkanlığını yaptığı güvenlik şirketinin, şehirler arası ve uluslar arası görev ve yetkilerinin araştırdıkları esnada çevreden edinilmiş bir belge olabileceğini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">İkametinde bulunan &#8220;Protokol A.Ş. -Uluslar arası halkla ilişkiler şirketi projesi 26 Haziran 2000&#8243; başlıklı belgenin, &#8220;birleşik Komün de geçen konular&#8221; olup olmadığı sorulduğunda; Belgeyi hatırlamadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">İkametinde bulunan &#8220;21. Yüzyılda casusluk iletişim ve bilgi çağında global istihbarat istasyonları ve değişim casusluk mesleği&#8221; başlıklı belge sorulduğunda; Belgeyi hatırlamadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">İkametinde bulunan &#8220;Oluşum Aralık 1999&#8243; başlıklı Tuncay GÜNEY imzalı belge sorulduğunda; Bu dokumanı, Tuncay GÜNEY ile görüştüğü dönemlerde şahsın getirdiğini, yapmış olduğu araştırmaları içerir doküman olduğunu, içeriğini hatırlamadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">İkametinden el konulan &#8220;Fabrikatör, Örtülü faaliyetler bir, Reaksiyon, Biyografi, Arenadaki Sanat Galdio Sanatçılar, Şirket&#38;Köstebek, Ermeni sorunu kilise devleti, Masonik Bilderberk çetesi, Fundamentalist, Kanal 6 Analiz&#8221; gibi belgeler sorulduğunda; bu belgeleri tam olarak hatırlamadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="margin-top:.25pt;text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">İkametinde yapılan aramada; Mehmet Dayı isimli şahıs tarafından gönderildiği anlaşılan Osman BAYDEMİR ve onunu gibilerin cevap vermek için sabırsızlıkla beklediğin beyan eden mail çıktısı sorulduğunda; Mehmet dayı&#8217;yı tanımadığını mail&#8217;in şirketin mailine gelmiş olduğunu, mesajı okuduktan sonra endişelendiğini, şahsın Osman BAYDEMİR&#8217;e bir eylem düzenlenmesi halinde mailin ortaya çıkacağını ve kendisinin tertipçi gibi görüneceğini düşünerek bu maili ilgili makamlara gönderdiğini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">İkametinde bulunan Veli Paşa ya hitaben yazılmış, Milastaki bir arazinin satışı ile ilgili Veli paşanın vazgeçen tarafa 2 milyon dolar ceza koyduğu, bu paradan 300 milyarının Veli KÜÇÜK&#8217;e iletilidiği, geri kalanının emlakçı ve Şadan ÖZKAN arasında pay edildiği belirtir mektup sorulduğunda; Bu olayın kendisi ile alakasının olmadığını, olayı duyduğunda adının kullanıldığını anlayarak Gölpazan İlçe Savcılığına müracaat ettiğini ve şikayetini Bursa savcılığına faksladığını, aynca Bursa Emniyet Müdürlüğü ile de görüştüğünü, adı geçen Şadan ÖZKAN&#8217;m Bilecik ili Bayırköy beldesinden olduğunu, Bursa da öğretmenlik yaptığını, kendisinin admı kullanarak dolandıncılık yaptığını öğrendiğini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">&#8220;Toplantı: İSTANBUL-17 Ağustos 2002, Toplantıya Katılanlar, Askeri Personel olduğu söylenen Çevik BİR kontrolünde Kazım ANAT, İsrailli General Gabriel LİBRAİDER, (MOSSAD), Ali ERTEN, Batmanlı Ömer, Murat URSAVAŞ, Aşağıda isimleri belirtilen kişilere çeşitli yöntemlerle SUİKAST/EYLEM düzenleneceği. Planın CİA-MOSSAT Türk işbirlikçileri ile müştereken yapılacağı: Ahmet CİNALİ (Şahin Bey), Emekli General Veli KÜÇÜK, Sedat PEKER, Kemal ŞAHİN (HOCA), </span><span class="FontStyle139"><span style="font-size:14pt;">Taratan </span></span><span class="FontStyle129">Genel Kurmay Başkanı, Ticaret</span></p>
<p class="MsoNormal"><!--[if gte vml 1]&#62;  &#60;![endif]--><!--[if !vml]--><!--[endif]--></p>
</div>
<p><span style="font-size:12pt;font-family:&#34;"><br />
</span></p>
<div class="Section2">
<p class="Style1" style="margin-top:3.1pt;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">görüştürecekler, Ahmet CİN ALT ye telefon edeceğim&#8221; &#8220;Mustafa ANAT (ALBAY) 1949 Harp Okulu Mezunu, 1981 Emekli Kara Kuvvetlerinden, Kazım ANAT Cep: 0-554-6350050, Ali ERTEN 0-533-5263409, Murat İSFENDİYAROĞLU 0-535-2158498, Oğlu Kazım ANAT MOSSAT Organizasyonu içinde olduğu söylenen kişi (MEDİKOM GROUP) Ankara ve İstanbul&#8217;da mevcut büroları var. Ali ERTEN (Kazım ANAT&#8217;m şirketteki ortağı), Murat İSFENDİYAROĞLU (Kazım ANAT&#8217;ın şirketteki diğer ortağı Yurt dışından finans sağladıklarını söylüyorlar. Mehmet Emin SADOĞLU Levent&#8217;te bir Albaya bilgi aktarıyor. NTV eski haber spikeri Celal&#8217;ın bunlarla derin ilişkileri olduğu söyleniyor. Ankara Meydi Kom Şti. 0-312-4354430-4343030-4198608-4198610, İstanbul: 0-212-3202267-3262269&#8243; şeklinde biten belgeyle alakalı,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Bahsi geçen dokümanı kendisine Giresun jandarma Bölge Komutanlığı yaptığı dönemde evrakın alt kısmında da kendi el yazısı ile ismini yazdığı Giresunlu AHMET CİNALİ isimli şahıs tarafından verildiğini hatırladığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-align:left;text-indent:0;line-height:13.7pt;" align="left"><span class="FontStyle129">Evinde ele geçirilen</span></p>
<p class="Style3" style="text-align:left;text-indent:0;line-height:13.7pt;" align="left"><span class="FontStyle129">&#8220;Jandarma Kurmay Albay M.Yahya ŞAHİN&#8217;e yapılan komplo&#8221; kapağı altında (5)</span></p>
<p class="Style1" style="line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">sayfalık &#8220;Paşam Sizin himmetleriniz sonrası Hatay <span>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.. </span>&#8221; şeklinde başlayarak, son</span></p>
<p class="Style1" style="line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">sayfasında &#8220;Emir ve Görüşlerinize arz ederim, Saygılarımla 1881-AVŞAR&#8221; imzalı dokümanda özetle;</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">&#8220;Ocak 2006 tarihinde özellikle Vali A.KAYHAN&#8217;m gelmesinden sonra Hatay-Serinyol&#8217;daki Jandarma Er Eğitim Alayında büyük bir şevkle çalışan Kurmay Albay Yahya ŞAHİN&#8217;in komploya maruz kaldığını, olaydan doğrudan veya dolaylı ilgileri olan (15) askeri, emniyet ve sivil şahısların isimlerinin, rütbelerinin ve görev yerlerinin sıralandığı, &#8220;İLİŞKİLER-BAĞLANTILAR&#8221; başlığı altında yapılan komplo ile Hatay&#8217;da kökü geçmişe dayalı menfaat çetesinin oluştuğu, kadronun tesisi İskenderun&#8217;da görev yapmış ve halen 3. Kolordu Komutanı olarak görev yapan Korgenarel Ethem ERDAĞ ile Jandarma Genel Komutanlığı Kaçıkçılık Daire Başkanı Albay Cengiz YILDIRIM&#8217;a dayandığı, Şırrak Tümen Kurmay Başkanı iken Serinyol Jandarma Er Eğitim Alayına atanan Kurmay Albay Yahya ŞAHİN&#8217;in bu ekibe dahil edilmek istendiği, olumsuz cevap vermesi üzerine tehlikeli birisi olarak görüldüğü, menfaat çetesi içersinde Albay İdris ŞAHİN, İl Jandarma Komutanı Albay Feramuz KÜÇÜK, Yarbay Mustafa YALÇIN, İstihbarat Yüzbaşı Ramazan TURAN, İl Emniyet Müdürlüğünden Şemsettin CANPOLAT&#8217;m bulunduğu, (14) askeri, emniyet ve sivil şahıslarla ilgili&#8221; istihbari mahiyette bilgiler ile&#8221;Jandarma Kurmay Albay M.Yahya ŞAHİN kapağı altında, &#8220;Sayın Paşam&#8221; başlıklı Emir ve Görüşlerinize arz ederim saygılarımla 1881-AVŞAR&#8221; imzalı&#8221; (1) sayfalık bilgisayar çıktısı dokümanda, yaklaşık (2) yıldır birlikte çalıştıkları Jandarma Kurmay Albay M.Yahya ŞAHİN&#8217;in Ağustos 2006 tarihi itibarı ile terfi edeceği, Albay&#8217;m kendileri için çok önemli olduğunu terfi etmemesi halinde aynı yerinde kalması, terfi etmesi halinde ise Adana Jandarma Bölge Komutanlığına getirilmesi için, &#8220;ancak sizin himmetleriniz ve desteğinizle olabilir&#8221; şeklinde yardım talebinde bulunulduğu, ekinde bulunan &#8220;EK-1 ÖZEL ŞARTLAR&#8221; başlıklı (12) maddeden oluşan (1) sayfalık bilgisayar çıktısı dokümanda Kurmay Albay Yahya ŞAHİN&#8217;in özellikleriyle kendileri için öneminden&#8221; şeklinde bilgiler bulnan not sorulduğunda;</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Adı geçen Albay&#8217;ı tanıdığını, şuanda emekli olduğunu tahmin ettiğini, tarihte Hatay Serinyol Jandarma Eğitim Alay Komutanı olduğunu, kendi iç konusunda ve terfii konunda sıkıntıları olduğunu, AVŞAR&#8217;ı da tanıdığını, Yahya Albay&#8217;ın yakını olduğunu, Belki Yahya Albay&#8217;m kendisinden tavassutta bulunmak istemediği için İskenderun&#8217;da ikamet eden İsmet AVŞAR&#8217;m kendisine yazıp gönderdiğini, bunun üzerine Yahya AlbayTa görüştüğünü fakat fazla bir sorunlarının bulunmadığını ve dikkate almadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">2004 yılında Sami HOŞTAN ve Sedat PEKER&#8217;in 0023360 nolu iletişim tespit tutanağmdaki; Sedat PEKER&#8217;İN Veli paşa ile Korkut EKENİ&#8217;i barıştırması, Yavuz ATAÇ ile görüştürmesi konulan sorulduğunda; bu konudan bilgjsififn1)Im&#8217;adığını şahıslara sorulmasını,</span></p>
</div>
<p><span class="FontStyle129"><span style="font-size:12pt;"><br />
</span></span></p>
<p class="Style3" style="margin-top:3.1pt;text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">2004 yılında Sedat PEKER ile kendisinin yaptığı 003264 nolu iletişim tespit tutanağında; Milli yol meselesinden ve yeni bir oluşum yapılacağından bahsedildiği hatırlatılarak sorulduğunda; konuyu tam olarak hatırlamadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">2004 yılında 003265 nolu iletişim tespit tutanağında; Sedat PEKER&#8217;in adamları Volkan GEZMİŞ ve İsmet..? isimli şahısların Veli Paşanın şoförüne her ay maaş gideceğinden bahsettikleri sorulduğunda; Gima yönetiminde görevli iken arabasını kullanmak üzere Caner YİĞİT isimli şahsın bir süre şoförlüğünü yaptığını, maaşı konusunda bilgisinin olmadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">2007 yılı 003232 nolu iletişim tespit tutanağında, Mehmet GÜLKANAT ile yaptığı görüşme sorulduğunda; Mehmet GÜLKANAT İsviçre de faaliyet gösteren Alfa şirketinin Türkiye temsilcisi olduğunu, kendisinin de bu şirkete emlak konusunda danışmanlık yaptığını, ayrıca Kayzm isimli bir İngiliz inşaat firmasına da danışmanlık yaptığını, Zincirlikuyuda Milli Emlak&#8217;a ait olan bir arsanın Kayzm firmasınca alınması konusunda Alfa şirketinin yardımcı olduğunu, fakat bu işin ihale aşamasında olduğunu,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">2007 yılı 003235 nolu iletişim tespit tutanağında, Güler KÖMÜRCÜ ile yaptığı görüşme sorulduğunda; Güler KÖMÜRCÜ&#8217;yü Amerika&#8217;daki toplantılardan tanıdığını, Güler&#8217;in orada gazetecilik yaptığını, Türkiye&#8217;ye döndüğünde ailecek görüşmeye başladıklarını, Güler KÖMÜRCÜ&#8217;nün evinde dinleme cihazı olduğunu söylemesi üzerine, güvenlik şirketinden emekli binbaşı Melih İŞÇAN&#8217;a dinleme cihazını bulacak bir şahsı bulmasını istediğini, aynı gün elemanla beraber Güler KÖMÜRCÜ nün evine gittiklerini, inceleme yapıldığını ancak dinleme cihazı bulunmadığını, telefon görüşmesinin bu konuyla ilgili olduğunu,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">İkametinde bulunan Ergenekon ve lobi isimli belgeleri Tuncay GÜNEY&#8217;de de bulunması ve Tuncay GÜNEY&#8217;in alman ifadesinde Ergenekon belgesini Veli KÜÇÜK&#8217;ün talimatıyla Doğu PERİNCEK, Hasan YALÇIN, Deniz BİLGE, Emekli Albay Suphi KARAMAN tarafından hazırlandığı yine lobi isimli belgenin de Doğu PERİNÇEK, Ümit OĞUZTAN, Adnan AKRIFAT tarafından hazırlanması konusu sorulduğunda; Bahsedilen belgeler ile ilgili talimatı kendisinin vermediğini, Tuncay GÜNEY&#8217;in iddialarının yalan olduğunu,</span></p>
<p class="Style3" style="margin-top:.25pt;text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Ergenekon belgesi içerisinde Naylon Terör örgütü oluşturmak, mevcut rejim ilkelerine aykırı ideolojilere sahip siyasilere suikast yapılması yada dez-Enfermasyon yöntemlerinin kullanılması, sivil toplum örgütlerinin kontrol altında tutulması, medya, uyuşturucu ticareti gibi konularında kontrol altında tutulması, Ergenekon belgesi içeriğinde belirtilen politikalar olarak yer aldığı hatırlatılarak, bu yapının kurucuları ve yöneticileri sorulduğunda; Belirtilen konulara karşı olduğunu, böyle bir yapılanma içerisinde olmadığını, varsa da içeriğini bilmediğini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Lobi isimli dokümanın Ergenekon&#8217;a bağlı olarak faaliyet gösteren sivil unsurların örgütlenmesi olduğu belirtilmiş, örgüt politikası olarak ta, güçlü ticari kuruluşlar da kadrolaşma, mafya guruplarının denetimi ve yine güçlü kuruluşların oluşturulması, medya kuruluşları aracılığı ile kamuoyu oluşturulması gerektiği hatırlatılarak bu yapılanma ile amaçlarının ne olduğu sorulduğunda; Bu şekilde bir yapılanmanın içerisinde olmadığını, bu tür oluşumlara karşı olduğunu,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">2004 yılında suç örgütü lideri Sedat PEKER ve gurubuna yönelik yapılan operasyonlarda tespit edilen telefon görüşmelerinde, Sedat PEKER&#8217;in kendisi için bir şoför tutması ve bu şoförün maaşını da Sedat PEKER&#8217;in ödemesi konusu sorulduğunda; 2001 yada 2002 yılında şoföre ihtiyacı olduğunu, Emin Caner YİĞİT isimli şahsı şoför olarak yanında çalıştırdığını, kimin tavsiye ettiğini hatırlamadığını, maaş vermediğini, sadece harçlık verdiğini, Caner YİĞİT&#8217;i Sedat PEKER&#8217;in göndermediğini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-align:right;text-indent:0;line-height:13.7pt;" align="right"><span class="FontStyle129">2004 yılında yapılan Kelebek Operasyonun^^ffp^t^öS-1500-1501 nolu tapelerde</span></p>
<p class="MsoNormal"><!--[if gte vml 1]&#62;  &#60;![endif]--><!--[if !vml]--><!--[endif]--></p>
<p class="Style5" style="margin-top:3.1pt;text-align:justify;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">talimatıyla Veli KÜÇÜK&#8217;ün şoförüne her ay para yatırılması hatta bunun için banka hesap numarası ayarlanması konulan sorulduğunda; Bahsedilen görüşmeleri kabul etmediğini, tamamen kendisinin dışında yapılan görüşmeler olduğunu,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">2004 yılında yapılan Kelebek operasyonun da kayıt sına no: 1094 nolu tapede Sedat PEKER&#8217;in menejer Stelyo PİPİS aracılığı ile Veli KÜÇÜK&#8217;e bir ev alınması konusu sorulduğunda; Bir dönem kiralık ev aradığını, ancak Sedat PEKER&#8217;in böyle bir teklifte bulunmadığım, emlakçıyı tanıyor olabileceğini eve almadığını ancak kiralık bir ev bulduğunu,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">İkametinde bulunan Lobi adlı belgenin içeriğinde mafya guruplannm gözden geçirilmesi ve deneyimli mevcut guruplann karşısına yeni ve güçlü guruplar koşturularak denetim ve kontrol altına alınması amaçlandığı belirtilerek Muzaffer TEKİN&#8217;in mafya olarak adlandmlan suç örgütü mensuplan ile ilişkilerine bakıldığında aynen lobi dokümanında belirtildiği şekilde mafya guruplannm kontrol altına almaya ve yönlendirmeye çalışması konusu sorulduğunda; Kendisinin mafya gurubu olarak belirtilen kişileri yönlendirecek her hangi bir faaliyetinin olmadığını ancak Edirne Alay Komutanı olduğu dönemde vuku bulabilecek kaçakçılık olaylan ile ilgili, o dönem yurtdışına gidip gelen Sami HOŞTAN ile istihbari faaliyetler konusunda bazı görüşmeler yaptığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Tuncay GÜNEY&#8217;in ifadesinde, Sedat PEKER&#8217;i 23 yaşından itibaren yönlendirmesi, örgütlemesi beyanı sorulduğunda; Tuncay GÜNEY&#8217;i kendisini kurtarabilmek için her türlü yalan ve iftirayı söyleyebileceğini, bu şahsın kendisini bu derece tanıyamayacağını, söylediklerinin tamamen yalan ve iftira olduğunu,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Tuncay GÜNEY&#8217;in ifadesinde, Veli KÜÇÜK ile birlikte olduğu dönemde Doğu PERİNÇEK&#8217;in referansı ile Kuzey Irak&#8217;a gittikleri, Habur&#8217;da Jitem&#8217;den subaylann da yanlanna geldiği, arkalarında silah yüklü araçlann olduğu, Ali Balkan METE, Cemal, isimli şahıslar ile görüştükleri, Cemal&#8217;in gümrük işlerini yaptığı, Jitem ve gazeteciler ile birlikte Kuzey Irak&#8217;a geçtiklerini beyan etmesi konusu sorulduğunda; Ali Balkan METE&#8217;yi tanıdığını, bu şahsın çeşitli gümrük kapılannda çalıştığını, Habur gümrüğünde de çalıştığını, yine ismi geçen Cemal KAR AH AN isimli şahsı 1982 yılında Edirne Gümrük Muhafaza Müdürü iken tanıdığını, 1987 yılından sonra bu şahsı gönnediğini, Tuncay GÜNEY in K.Irak&#8217;a bir defa gittiğini ve kendisini telefonla arayarak Mesut Barzani dediği bir şahısla görüştürdüğünü, bu görüşmeyi MİT&#8217;te görevli Mehmet EYMÜR e haber vererek takip ettirdiğini, ancak belirtilen iddialan kesinlikle kabul etmediğini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Tuncay GÜNEY in ifadesinde, Doğu PERİNÇEK in adamı olan muhabir Halit GÜNGÖR&#8217;ün, Jandarmada Hizbullahçılann eğitilmesiyle ilgili bazı fotoğraflar çekerek Doğu PERİNÇEK&#8217;e gönderdiği, ancak fotoğraflann yayınlanmadığı, daha sonra Halit GÜNGÖR&#8217;ün öldürüldüğü şeklindeki beyanlan sorulduğunda; Halit GÜNGÖR isimli şahsı tanımadığını, bu şekilde bir olayı duymadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Tuncay GÜNEY in ifadesinde, Veli KÜÇÜK ün talimatı ile Abdullah ÖCALAN m avukatı Doğan ERBAŞ ile Doğu PERİNÇEK in odasında görüştüklerini bu toplantıda Adnan AKFIRAT&#8217;m da olduğu beyanı sorulduğunda; Tuncay GÜNEY in iddialannı kabul etmediğini, hepsinin hayal ürünü olduğunu, (beyan ettiği bu konuda Doğu PERİNÇEK&#8217;in böyle bir görüşmenin olduğunu doğruladığı,)</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Tuncay GÜNEY in ifadesinde, Veli KÜÇÜK&#8217;ün talimatı ile AKŞAM GAZETESİ ne geçtiği, gazete sahibi Mehmet Ali ILICAK&#8217;m Veli KÜÇÜK&#8217;ün kontrolünde olduğu, Akşam gazetesinde Veli KÜÇÜK&#8217;ÜN isteği doğrultusunda haberler yaptıklan şeklindeki beyanlan sorulduğunda; Mehmet Ali ILICAK ile kısa süreli bir görüşmesinin olduğunu, iddialann tamamen asılsız olduğunu,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Tuncay GÜNEY in ifadesinde, Cumhuriyet Gazetesinin, ERGENEKON-LOBİ faaliyetleri çerçevesinde satın alınmaya çalışılmasıyla ilgili iddialan sorulduğunda; Ulusal Sanayicileri İş adamlan Derneği USİAD da Kemal&#8217;ir^.«d^Wtth<sup>i</sup>ö4yet gazetesini almak için</span></p>
<p class="MsoNormal"><!--[if gte vml 1]&#62;  &#60;![endif]--><!--[if !vml]--><!--[endif]--></p>
<p class="Style1" style="margin-top:3.1pt;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">yapmadığını, gazetenin alımıyla ilgili Gürbüz ÇAPAN, Ferid ILSEVER, Ümit ULGEN, Kemal ÖZDEN ile birlikte ENKA tesislerinde yemek yediklerini, Kemal&#8217;in daveti üzerine oraya gittiğini, orada Cumhuriyet gazetesinin alınmasıyla ilgili görüşme yapıldığını, fakat olumlu bir netice alınamadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Ergenekon ve lobi gibi belgelerin içeriğinde medya kuruluşlarının kontrol altına alınması ve kendi medya kuruluşlarının oluşturulması amaçlandığı hatırlatılarak sorulduğunda; Tuncay GÜNEY&#8217;i tanıdığında akşam gazetesinde çalıştığını söylediğini, Tuncay&#8217;ı gazeteye yerleştirme gibi bir durumunun olmadığını, Cumhuriyet gazetesinin alınması konusunun ise kendisinin değil Kemal ÖZDEN&#8217;in fikri olduğunu, gazeteyi hangi amaçla kullanacağını bilmediğini,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Doğu PERİNÇEK isimli şahsı tanıdığını, nerede olduğunu hatırlamadığı bir yerde karşılaştığını, Ancak yakın bir ilişkisinin olmadığını, bir iki kezse Doğu PERİNÇEK&#8217;in kendisini telefon ile aradığını ve Ulusal kanalda röportaj yapma teklifinde bulunduğunu ancak prensiplerine ters bir durum olduğu için kabul etmediğini, Bir telefon konuşmasında da oğlu &#8220;Mehmet PERİNÇEK in Rus Filolojisinden mezun olduğunu, Rusyada Lenin üniversitesinde araştırma yapacağını&#8221; söylediğini, görüşmek istediğini söylediğini, kabul ettiğini ancak tarihini tam hatırlayamadığını, o vakit Gima yönetiminde bulunduğunu, Doğu PERİNÇEK&#8217;in Ümraniye ilçesinde bulunan Gimaya yanma geldiğini, sohbet esnasında Doğu PERİNÇEK&#8217;in aynı zamanda İşçi Partisi Gençlik kollan başkanı olduğunu da öğrendiğini, bu tarihin kuvvetle muhtemel Ağustos ayı olduğunu, Çünkü konuşma esnasında Türk milliyetçiliğinden söz ettiğini, kendisinin de &#8220;30 Ağustos da Ülkü ocaklan ile beraber, Taksim meydanına niye çelenk koymuyorsunuz&#8221; diye söylediğini, Doğu PERİNÇEK&#8217;in olayı çok sıcak karşıladığını, bilahare İstanbul Ülkü ocaklan başkanı olarak tanıdığı Levent TEMİZ i çağırarak aynı teklifi ona da söylediğini ve bir araya getirdiğini, resmi prosedürü yerine getirerek, bu etkinliği beraber 30 Ağustos tarihinde Taksimde gerçekleştirdiklerini, Bu olay dahi basında gereksiz spekülasyonlara neden olduğunu, &#8220;kızıl elma ittifakını Veli KÜÇÜK sağladı&#8221; şeklinde tenkite yönelik haberler de çıktığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Kızılelma deyimi bence, tüm Türk Halk ve topluluklanmn bir bayrak altın toplanması mefkûresidir. Ancak böyle bir mefkurenin gerçekleşmesini mümkün görmüyorum. Böyle bir oluşumun içerisinde de değilim.</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Orhan KİVERLİOĞLU isimli şahsı bir kez Türk dünyası araştırmaları vakfında gördüm tanıştık, bana politikada belirli bir yer edinmek için uğraştığını ancak şu anda hangi partide çalışacağını bilmiyorum, beraber yardımcı olamamı istedi, benim politik bir konumum ve durumum olmadığı için kabul etmemekle beraber red etmedim, bana bu konuda bir broşürü olduğunu ve bana getireceğini söyledi, ne kadar süre olduğunu bilmiyorum ama yine aynı yerdeki toplantıda getirdi şu anda bu broşürün içeriğini hatırlamıyorum, ancak bundan sonrada hiç görüşmedim.</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">2004 yılında çıkar amaçlı suç örgütü kurmaktan tutuklanan Sedat PEKER&#8217;in no: 1203 nolu yaptığı görüşmede ; Güler KÖMÜRCÜ, Ümit ÖZDAĞ, Yılma DURAK gibi şahıslar ile bir toplantı yapılacağı, Güven SAZAK, Meral AKŞENER gibi şahıslarla da görüşüldüğü, yeni bir oluşumdan bahsedildiği hatırlatılarak Sedat PEKERTe bu konuyla ilgili konuşması ve bu şahsın herhangi bir desteğinin olup olmadığı sorulduğunda; Ümit ÖZDAĞ&#8217;m aile dostu olduğunu, görüşmenin yapıldığı dönemde Ümit ÖZDAĞ&#8217;ı siyasi arenada iyi bir yerde görmek istediğini, MHP içinde etkin bir yerde olmasını istediklerini, bu konuyla ilgili Sedat PEKER&#8217;in her hangi bir desteğinin olmadığını,</span></p>
<p class="Style3" style="text-indent:0;line-height:13.7pt;"><span class="FontStyle129">Telefon görüşmelerinde, MHP nin yönetiminin değişmesi, Devlet BAHÇELİ nin gitmesi gerektiğiyle ilgili görüşmeler yaptığı, ERGENEKON politikalan içersinde &#8220;ülke çıkarlan ve mevcut rejim ilkelerine aykın ideolojilere sahi o siy asi 1 ere suikast yapılması yada Dez-enfermasyon yöntemlerinin kullanılması&#8221; nın.;r</span><span class="FontStyle140"><span style="font-size:11pt;">^rrtıW</span></span><span class="FontStyle129">^^lıatırlatılarak, bu yöndeki çalışmalan sorulduğunda; Bu görüşmelerin tesad^olduğunu^ÖrÂit ÖZDAĞ&#8217;m babasından</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-right:227.75pt;"><!--[if gte vml 1]&#62;  &#60;![endif]--><!--[if !vml]--><!--[endif]--></p>
<p class="Style1" style="margin-top:3.1pt;"><span class="FontStyle129">dolayı sevdiği bir şahıs olduğunu, bu yüzden MHP içersine girmesini istediği, fikir olarak destek verdiğini, ERGENEKON içersindeki yapılanmayı kesinlikle kabul etmediğini, böyle oluşumlara tamamen karşı olduğunu, bu tür oluşumların ülkede kaos çıkartacağını beyan etmiştir.</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ANTAKYA'NIN KURULUŞU ]]></title>
<link>http://waterlilys.wordpress.com/2008/08/24/antakyanin-kurulusu/</link>
<pubDate>Sun, 24 Aug 2008 22:01:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>waterlilys</dc:creator>
<guid>http://waterlilys.wordpress.com/2008/08/24/antakyanin-kurulusu/</guid>
<description><![CDATA[        Kentin kuruluş merasimleri İÖ 300 yılının Mayıs ayının 22&#8217;sinde, Seleucus hükümdarlığı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><table style="text-align:left;" border="0" cellspacing="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="100%" height="25" valign="bottom"><span style="font-size:x-small;color:#aaaaff;"><strong></strong></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" height="1">
<p style="text-align:left;"><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;"><strong>        Kentin kuruluş merasimleri İÖ 300 yılının Mayıs ayının 22&#8217;sinde, Seleucus hükümdarlığının 12. yılında, Seleucia  Pieria&#8217;nun kuruluşundan tam  bir ay sonra yapılmış ve kentin inşasında tahrip  edilmiş olan Antigonia kentinin taşları yapı malzemesi olarak yeniden kullanılmıştır.</strong></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" height="1"><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;"><strong>        Antik kentlerin bir çoğunda olduğu gibi, kuruluşunda dini bir  temele dayanıldığı  görüşü dikkate alınırsa Antakya&#8217;nın kuruluşu  Malalas&#8217;a göre şöyle olmuştur: İÖ 300 yılı 23 Nisanında Casius Dağı&#8217;na çıkan Seleucus I. Nicator yeni kuracağı kentin yerini göstererek bir işaret vermesi dileği ile Zeus&#8217;a bir kurban keser. Bir kartal kurban etini kapar ve bir süre  uçtuktan sonra eti bırakır. Böylece Seleucia Pieria&#8217;nın kurulacağı yeri Zeus&#8217;un  gösterdiğine inanılır.</strong></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" height="1"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" height="1">
<div>
<table border="0" cellspacing="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td rowspan="3" width="24%"> </td>
<td width="76%"><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;"><strong>        Aynı inanç ile Antakya için de bir işaret arayan Seleucus, Antigonia&#8217;ya giderek, Antigonos&#8217;un yaptırdığı mabedde Zeus&#8217;a bir kurban daha keser ve ondan kendisine yol  göstermesini diler. Yeni bir kent mi kurmalıdır, yoksa Antigonia&#8217;yı yeniden imar ederek ismini değiştirmekle mi yetinmelidir? Kartal kurban etini kaparak uçar ve Antigonia&#8217;dan başka bir yere konar. Zeus&#8217;un yeni kurulmasını istediği kentin yerinin burası olduğuna inanılır ve İÖ  300 senesi 22 Mayısında Iopolis&#8217;in karşısında Silpius eteğinde kentin temelleri atılır ve  yeni kente Seleucus&#8217;un babası (ya da oğlu) Antiochus&#8217;un adı verilir: Antiocheia.</strong></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="76%"><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;"><strong>        Hemen Zeus için bir mabed inşasına başlanır ve kentin himayesi (Seleucia Pieria&#8217;da olduğu gibi) Zeus&#8217;a verilir. İkinci koruyucu tanrı Apollo&#8217;dur. Seleucus I Nicator&#8217;un Apollo&#8217;nun oğlu  olduğuna  inanılır ve bu tanrı için Harbiye&#8217;de bin mabed inşa edilir.</strong></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="76%"><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;"><strong>        Krallığı, Suriye&#8217;den Hindistan&#8217;a kadar uzanan topraklar üzerine yayılmış  olan Seleucus I Nicador tarafından 16 tane Antiocheia, 5 tane Laodiceia, 9 tane Seleucia, 3 tane Apameia kurulmuştur. Seleucia,  kendi adı Antiocheia, babasının adı Apameia, karısının adı ve Laodiceia, annesinin adı  verilerek kurulan kentlerdir. </strong></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" height="1"><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;"><strong>Anadolu&#8217;daki diğer ünlü Antakya&#8217;lar: Isparta&#8217;nın kazası Yalvaçda bulunan ve Hıristiyanlığın yayılma döneminde havarilerin faaliyet gösterdiği bir diğer önemli merkez olan  Pisidia&#8217;daki Antakya ile Denizli-Nazilli arasında Menderes Nehri kenarında bulunan Caria&#8217;daki Antakya&#8217;dır. (Antioch-ad-Maeandrum)</strong></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ Büyük İskender ve Antakyanın Kuruluşu  ]]></title>
<link>http://waterlilys.wordpress.com/2008/08/24/buyuk-iskender-ve-antakyanin-kurulusu/</link>
<pubDate>Sun, 24 Aug 2008 22:00:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>waterlilys</dc:creator>
<guid>http://waterlilys.wordpress.com/2008/08/24/buyuk-iskender-ve-antakyanin-kurulusu/</guid>
<description><![CDATA[          Antakya&#8217;nın Seleucuslar tarafından kurulduğu bilinmekle beraber Libanius, kentin kur]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><table border="0" cellspacing="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="134%" valign="bottom">
<div></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" height="11"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" height="11"><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;"><strong>        Antakya&#8217;nın Seleucuslar tarafından kurulduğu bilinmekle beraber Libanius, kentin kurucusunun Büyük İskenderun olduğundan bahseder. İÖ. 333 yılı Ekim ayında Arbela (Erbil) yöresinde Gavgamela Ovası&#8217;nda Pers hükümdarı Dara&#8217;yı (Büyük Dairus) mağlup eden Büyük İskender, fetihlerine devam etmek  üzere güneye, Fenike&#8217;ye doğru ilerlerken, Antakya&#8217;nın doğusunda suyu çok tatlı olan bir pınarın başında durur ve kaynaktan çıkan suyun annesinin sütü kadar tatlı olduğunu söyleyerek pınara annesinin ismini verir: Olympias.</strong></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" height="10">
<div>
<table border="0" cellspacing="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="82%"><strong><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;">        Orada bir çeşme yaptıran İskender, yörenin güzelliğine hayran olur ve</span></strong> <strong><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;">bu yerde bir kent kurmayı arzular. Fakat fetihlerine devam etmek zorunda olduğu gerçeği karşısında buna vakit bulamaz ve sadece bir mabed ile bir hisarın inşasına başlanır. </span></strong><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;"><strong>Bu rivayeti, Büyük İskender&#8217;in (başka yerlerde benzer şekilde yaptığı gibi) stratejik önemi olan bir bölgede, Makedonlar&#8217;dan oluşan bir garnizon teşkil etmiş olduğu şeklide düşünmek, dana gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.</strong></span></td>
<td rowspan="2" width="18%">
<p align="center"><strong><span style="font-size:xx-small;color:#ff7575;"> </span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="82%"><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;"><strong>       Antakya&#8217;nın Seleucus I. Nicator (İÖ. 312-280) tarafından kuruluşuna ait Libanius ve Malalas&#8217;ın rivayet şeklinde naklettikleri olaylar birbirinden farklıdır.</strong></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" height="2">
<div>
<table border="0" cellspacing="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td rowspan="2" width="18%">
<p align="center"> </p>
</td>
<td width="82%"><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;"><strong>        Büyük İskender&#8217;in İÖ 323&#8242;te ölümünden sonra imrapatorluğun yönetimini ve topraklarını paylaşan generallerinden Antigonos ve Seleucus I. Nicator arasındaki iktidar mücadelesinde, bu  iki kumandanın, İÖ. 301 yılı Ağustos ayında İpsus&#8217;da (Puhut yöresinde bir düzlük) yaptıkları savaş Antigonos&#8217;un mağlubiyeti ile sonuçlanınca, Suriye ve Mezopotamya, Seleucus  yönetimine geçti. Bu savaş  sırasında Seleucus&#8217;un yönetim merkezi Tigris (Dicle) kenarındaki Seleucia, Antigonos&#8217;un yönetim merkezi ise Antakya&#8217;nın 5 km. kadar kuzeyindeki Antigonia isimli kentlerdi.</strong></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="82%"><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;"><strong>        İpsus savaşından sonra Mezopotamya&#8217;dan Akdeniz&#8217;e kadar  uzanan çok geniş bir bölgenin kontrol altında tutulmasının getirdiği zorunluluk, Seleucia&#8217;nın yeri bakımından çok içerilerde olması nedeniyle artık krallığın yönetim merkezi olarak kalmasını imkansız hale getirmişti.</strong></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" height="2"><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;"><strong>        Bu durum Seleucus&#8217;un, krallığın merkezini daha batıya taşımasını, kendine oralarda uygun bir yerde yeni bir başkent kurmasını gerekli kıldı. Bu amaçla Akdeniz&#8217;in en güzel limanlarından biri olan Seleucia Pieria&#8217;nun bulunduğu yer, topoğrafyası, deniz ulaşımına açık  oluşu, zaptedilmesi zor bir akrepole sahip olması gibi özellikleri nedeniyle uygun bulundu ve İÖ 300 yılı Nisan ayında Seleucia Pieria (bugün Antakya&#8217;nın kazası olan Samandağ, daha eski ismi ile Süveydiye) başkent olarak kuruldu. Krallığın yönetimi Tigris kenarındaki Seleucia&#8217;dan, deniz kenarındaki Seleucia&#8217;ya taşındı.</strong></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" height="1"><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;"><strong>        Makedonlar&#8217;ın Grek mirasını, iç kısımlara kıyasla sahillerde daha iyi koruyup kontrol edebilmeleri ve buralardan yayılmaları, yönetim merkezinin sahilde yer almasının nedenleri arasındadır.</strong></span></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" height="0">
<div>
<table border="0" cellspacing="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="19%">
<p align="center"><span style="font-size:xx-small;color:#ffffff;"> </span></p>
</td>
<td width="81%"><strong><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;">        Seleucos, mağlup ettiği Antigonos&#8217;un yönetim merkezi olan Antakya yakınındaki Antigonia&#8217;yı tahrip ederek halkını kendi adına kurduğu bu</span></strong> <strong><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;">yeni başkente naklettirdi. Ancak kısa bir süre sonra yeni başkentin Seleucus krallığı için sahip olması gereken bazı niteliklerden yoksun olduğu gerçeği  ortaya çıktı. Krallığın egemenliği altında bulunan Küçük Asya, Fırat Havzası, merkezi ve güney Suriye  ile  Amik Gölü civarının kontrol altında tutulmasında, Seleucia Pieria&#8217;nın bu hakimiyetin sağlanması için başkent olarak uygun yerde olmaması ve denizden gelecek saldırılara açık bulunması, daha içeride bir kent kurulmasını zorunlu hale getirdi. Bu kentin Antakya sahasında olmasına karar veren Seleucus&#8217;un, yeni bir kent kurmak veya bu civarda b ulunan Antigonos&#8217;un başkenti Antigonia&#8217;yı ihya etmek seçeneklerinden, yeni bin kent kurma </span></strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" height="1"><strong><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;">fikrini benimsemesinde, mağlup ettiği bir kumandanın tahrip ederek ahalisini de Seleucia Pieria&#8217;ya naklettiği başkentini yeniden canlandırmasının prestij açısından uygun olmayacağı düşüncesinin ağır  basmış olduğu kuvvetli bir ihtimaldir.</span></strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" height="1"><span style="font-size:x-small;color:#b1b1b1;"><strong>         Antigonia&#8217;ya kıyasla su kaynakları açısından son derece zengin olan Daphne&#8217;ye (Harbiye) 6 km. mesafede bulunan müstakbel Antakya kentinin bulunduğu alan, Orontes (Asi Nehri) kıyısında olup denizden 22 km. mesafede, bir günlük nehir yolculuğundan sonra Akdeniz&#8217;e ulaşılabilen bir bölgede idi. Ayrıca denizden gelecek saldırılara karşı emniyet açısından yeteri kadar içeride bulunuşu yanında Seleucia Pieria ile arasındaki mesafenin, bir askeri birlik için bir günde kattedilebilir oluşu yer seçimini etkileyen diğer avantajlar arasındaydı</strong></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Jour 21 : Antakya]]></title>
<link>http://mesvacances.wordpress.com/2008/07/29/jour-21-antakya/</link>
<pubDate>Tue, 29 Jul 2008 19:36:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>Céline</dc:creator>
<guid>http://mesvacances.wordpress.com/2008/07/29/jour-21-antakya/</guid>
<description><![CDATA[En ce dernier jour en Turquie avant de passer en Syrie dès demain, nous avons visité Antakya (ou Ant]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;">En ce dernier jour en Turquie avant de passer en Syrie dès demain, nous avons visité Antakya (ou Antioche, ou Hatay&#8230; ça dépend comment vous l&#8217;appelez).</p>
<p style="text-align:justify;">Antioche, pour moi, c&#8217;est d&#8217;abord (à part être la capitale du <em>Kunefe</em> &#8211; super dessert turc) la première Église du monde, construite par St Pierre. Du coup, à peine réveillées, nous prenons la route de <em>St Pier Kilisesi</em>. Mais&#8230; figurez-vous qu&#8217;elle est FERMEE&#8230;. Genre&#8230; Antioche était le point d&#8217;arrivée d&#8217;un voyage en Turquie, un point important dans un projet de foi, pratiquement la raison de mon départ en Turquie (<em>bon ok&#8230; J&#8217;exagère&#8230;</em>) mais trouver la porte fermée, ça me reste encore un peu en travers de la gorge. Apparemment il y a eu un mort, du coup, la grotte est fermée désormais, pour une durée indéterminée. Bon&#8230; retour en ville pour aller faire un tour par l&#8217;Église catholique&#8230; qui était également fermée&#8230; <em>Allah Allah</em>&#8230; Ne pas y voir un signe&#8230; (mais grosse déception&#8230;)</p>
<p style="text-align:justify;">Ensuite un tour par le souk, un tavla-thé et l&#8217;organisation de notre passage en Syrie dès demain. L&#8217;argent est changé (on est méga riche, puisque 70 YTL (env. 35€) valent 3 000 Livres syriennes. Bref, je m&#8217;endormirai ce soir sur un lit de billets (<em>ou presque&#8230;</em>)</p>
<p style="text-align:justify;">Ces 3 semaines de Turquie ont été l&#8217;occasion de découvrir un peu plus ce pays dans lequel je vis depuis un an. Des paysages magnifiques, des accueils souvent chaleureux à la hauteur de l&#8217;accueil turc, une mer bleue, des heures d&#8217;autobus, une diversité des régions (touristiques, balnéaires turques&#8230;) et toujours&#8230; oui toujours&#8230; une gastronomie hors du commun ! Yallah&#8230; A nous la Syrie dès demain pour de nouvelles aventures&#8230;</p>
<div id="attachment_93" class="wp-caption aligncenter" style="width: 210px"><a href="http://mesvacances.files.wordpress.com/2008/07/img_5064-rec.jpg"><img class="size-medium wp-image-93" src="http://mesvacances.wordpress.com/files/2008/07/img_5064-rec.jpg?w=200" alt="La porte de la grotte de St Pierre à Antioche... fermée" width="200" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">La porte de la grotte de St Pierre à Antioche... fermée</p></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pilot Okullar Listesi]]></title>
<link>http://egitimhaberleri.wordpress.com/2008/06/24/pilot-okullar-listesi/</link>
<pubDate>Tue, 24 Jun 2008 23:25:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>egitimhaberleri</dc:creator>
<guid>http://egitimhaberleri.wordpress.com/2008/06/24/pilot-okullar-listesi/</guid>
<description><![CDATA[&nbsp;İşte ilköğretim okuluna başlayacak çocuğu olan Velilerin çocuklarını okutmak için yarıştığı pi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>&#160;<BR><BR>İşte ilköğretim okuluna başlayacak çocuğu olan Velilerin çocuklarını okutmak için yarıştığı pilot okullar&#8230; <BR><BR>S.No: İli İlçesi Okul Adı Şube Sayısı Öğrenci Sayısı <BR><BR>1. ANKARA AKYURT Kozyatağı İ.Ö.O. 5 134 <BR>2. ANKARA ALTINDAĞ Atıfbey İ.Ö.O 14 850 <BR>3. ANKARA AYAŞ Bünyamin İ.Ö.O. 9 368 <BR>4. ANKARA BALA Tınaztepe İ.Ö.O. 6 344 <BR>5. ANKARA BALA Karaali YİBO 6 269 <BR>6. ANKARA BEYPAZARI Namık Kemal İ.Ö.O. 14 688 <BR>7. ANKARA ÇANKAYA Turhan Fevzioğlu İ.Ö.O. 26 1856 <BR>8. ANKARA ÇANKAYA Namık Kemal İ.Ö.O. 30 1050 <BR>9. ANKARA ÇAMLIDERE Merkez Atatürk İ.Ö.O. 10 494 <BR>10. ANKARA ÇUBUK Esenboğa S.Şaşmaz İ.Ö.O. 5 231 <BR>11. ANKARA ELMADAĞ Kayadibi İ.Ö.O. 5 69 <BR>12. ANKARA ETİMESGUT Şeyh Şamil İ.Ö.O. 10 739 <BR>13. ANKARA GÖLBAŞI Balbudak İ.Ö.O. 20 1027 <BR>14. ANKARA KALECİK Çiftlik İ.Ö.O. 5 32 <BR>15. ANKARA KAZAN İbrahim Bitlik İ.Ö.O. 10 340 <BR>16. ANKARA KEÇİÖREN H. Mustafa Tarman İ.Ö.O. 60 3368 <BR>17. ANKARA KIZILCAHAMAM Çağatay İ.Ö.O. 14 880 <BR>18. ANKARA MAMAK Çiğiltepe İ.Ö.O. 15 902 <BR>19. ANKARA NALLIHAN Çamalan İ.Ö.O. 3 74 <BR>20. ANKARA POLATLI Mehmet Akif Ersoy İ.Ö.O. 5 196 <BR>21. ANKARA SİNCAN Cumhuriyet İ.Ö.O. 56 2992 <BR>22. ANKARA ŞEREFLİKOÇHİSAR Karanderen İ.Ö.O. 1 22 <BR>23. ANKARA YENİMAHALLE Emin Sağlamer İ.Ö.O. 0 0 <BR>24. ANKARA YENİMAHALLE Kentkoop İ.Ö.O. 30 1718 <BR>25. ANKARA HAYMANA 12 Eylül MİLO İ.Ö.O. 13 0 <BR>14. BOLU GEREDE IBRICAK COŞKUN ARDA İ.O. 2 48 <BR>1. BOLU MERKEZ GAZİPAŞA İ.Ö 43 1414 <BR>2. BOLU MERKEZ 100. YIL İ.O 22 580 <BR>3. BOLU MUDURNU DUMLUPINAR İ.O 18 481 <BR>4. BOLU GEREDE S. MİTHAT DAYIOĞLU İ.O 34 920 <BR>5. BOLU KIBRISCIK YİBO 15 327 <BR>6. BOLU MERKEZ KARACASU İ.O 18 346 <BR>7. BOLU MERKEZ YUKARISOKU İ.O 18 511 <BR>8. BOLU MERKEZ SEMİHA ŞAKİR İ.O 7 108 <BR>9. BOLU MERKEZ PAŞAKÖY İ.O 17 181 <BR>10. BOLU MERKEZ ÇİMENTO ÇAYDURT İ.O 16 366 <BR>11. BOLU MERKEZ SARAYCIK İ.O 5 38 <BR>12. BOLU MERKEZ ÇAMYAYLA İ.O 5 37 <BR>13. BOLU MERKEZ VAKIFGEÇİTVEREN İ.O. 5 34 <BR>15. BOLU MERKEZ SULTANBEY İ.O. 5 31 <BR>1. DİYARBAKIR Kazım Karabekir İ.Ö.O 32 1250 <BR>2. DİYARBAKIR 5 Nisan İ.Ö.O 22 1050 <BR>3. DİYARBAKIR M. Sabri Güzel İ.Ö.O 22 993 <BR>4. DİYARBAKIR İnönü İ.Ö.O 28 1076 <BR>5. DİYARBAKIR Ş. Namık Kemal İ.Ö.O 30 1210 <BR>1 HATAY ANTAKYA 23 Temmuz İlköğretim Okulu 30 1047 <BR>2 HATAY ANTAKYA Muhtar Ahmet Yiğitoğlu İlköğretim Okulu 18 552 <BR>3 HATAY ANTAKYA Bitiren İlköğretim Okulu 8 113 <BR>4 HATAY ANTAKYA İnönü İlköğretim Okulu 24 787 <BR>5 HATAY ALTINÖZÜ Tokaçlı İlköğretim Okulu 5 30 <BR>6 HATAY BELEN Şevket Çalışkan İlköğretim Okulu 22 700 <BR>7 HATAY DÖRTYOL Altıncağ İlköğretim Okulu 13 397 <BR>8 HATAY HASSA Ardıçlı İlköğretim Okulu 20 693 <BR>9 HATAY İSKENDERUN Emel Akçay İlköğretim Okulu 30 1096 <BR>10 HATAY İSKENDERUN Bitişik İlköğretim Okulu 5 71 <BR>11 HATAY KIRIKHAN Yatılı İlköğretim Bölge Okulu 16 630 <BR>12 HATAY KIRIKHAN Karaçağıl İlköğretimOkulu 8 150 <BR>13 HATAY REYHANLI Karasüleymanlı Uzunköy İlköğretim Okulu 11 402 <BR>14 HATAY SAMANDAĞI Değirmenbaşı İlköğretim Okulu 18 537 <BR>15 HATAY YAYLADAĞI Hisarcık İlköğretim Okulu 5 75 <BR>1. İSTANBUL BAHÇELİEVLER Bahçelievler Kumport İ.Ö.O 28 1198 <BR>2. İSTANBUL BAKIKÖY Bakıköy İncirlik A. Hamdi Taşpınar İ.Ö.O 23 766 <BR>3. İSTANBUL BEYOĞLU Beyoğlu Huviyet İ.Ö.O 22 964 <BR>4. İSTANBUL BEYKOZ Beykoz Hacı Numan İ.Ö.O 24 1700 <BR>5. İSTANBUL BEŞİKTAŞ Beşiktaş Şakir Nedim İ.Ö.O 22 1060 <BR>6. İSTANBUL BÜYÜKÇEKMECE Büyükçekmece Dr. Hasan Akgün İ.Ö.O 22 880 <BR>7. İSTANBUL FATİH Fatih Çapa İ.Ö.O 27 1069 <BR>8. İSTANBUL FATİH Fatih Çapa Atatürk İ.Ö.O 19 630 <BR>9. İSTANBUL MALTEPE Maltepe Küçük Yalı İ.Ö.O 32 1200 <BR>10. İSTANBUL ZEYTİNBURNU Zeytinburnu Abdülhak Hamit İ.Ö.O 22 792 <BR>1 İZMİR Konak Sakarya İlköğretim Okulu 10 285 <BR>2 İZMİR Konak Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu 22 1390 <BR>3 İZMİR Kiraz Yatılı İlköğretim Bölge Okulu 20 1143 <BR>4 İZMİR Torbalı Ayrancılar Ege-Koop İlköğretim Okulu 13 643 <BR>5 İZMİR Kemalpaşa Pakmaya İlköğretim Okulu 14 690 <BR>6 İZMİR Çiğli Tüpraş Mahmut Esat Bozkurt İlköğr.Okulu 21 701 <BR>7 İZMİR Bargama Zeytindağ Yılmaz İlköğretim Okulu 11 572 <BR>8 İZMİR Menderes Kısıkköy İlköğretim Okulu 4 65 <BR>9 İZMİR Bayındır İsmet İnönü İlköğretim Okulu 9 228 <BR>10 İZMİR Ödemiş Cumhuriyet İlköğretim Okulu 15 845 <BR>11 İZMİR Buca Vali Rahmi Bey İlköğretim Okulu 33 2273 <BR>12 İZMİR Bornova Kars Halil Atilla İlköğretim Okulu 20 1864 <BR>13 İZMİR Karşıyaka Şehit Cesur İlköğretim Okulu 19 1017 <BR>14 İZMİR Tire Dörteylül İlköğretim Okululu 16 1126 <BR>15 İZMİR Menemen Dokuz Eylül İlköğretim Okulu 13 1579 <BR>1 Kocaeli İzmit 28 Haziran Pansiyonlu İlköğretim Okulu 34 1323 <BR>2 Kocaeli İzmit Türk Pirelli İlköğretim Okulu 24 755 <BR>3 Kocaeli İzmit Yahya Kaptan İlköğretim Okulu 32 1466 <BR>4 Kocaeli Gebze Koç İlköğretim Okulu 30 596 <BR>5 Kocaeli Körfez A.Taner Kışlalı İlköğretim Okulu 15 351 <BR>6 Kocaeli Karamürsel 4 Temmuz İlköğretim Okulu 44 1579 <BR>7 Kocaeli Gebze 24 Kasım İlköğretim Okulu 44 1700 <BR>8 Kocaeli İzmit Ali Yahya İlköğretim Okulu 24 889 <BR>9 Kocaeli Gebze Dilovası Polisan İlköğretim Okulu 16 480 <BR>10 Kocaeli Gölcük Roterdam İlköğretim Okulu 11 272 <BR>11 Kocaeli İzmit Suadiye İlköğretim Okulu 13 375 <BR>12 Kocaeli Gebze Tavşancıl Kayapınar İlköğretim Okulu 19 774 <BR>13 Kocaeli İzmit Karaabdulbaki İlköğretim Okulu 5 24 <BR>14 Kocaeli Gebze Tavşanlı İlköğretim Okulu 13 458 <BR>15 Kocaeli Kandıra Bozburun İlköğretim Okulu 8 199 <BR>1. VAN MERKEZ Merkez İskele YİBO 15 396 <BR>2. VAN MERKEZ Merkrez Koç İ.Ö.O 25 708 <BR>3. VAN MERKEZ Merkez 30 Ağustos İ.Ö.O 24 798 <BR>4. VAN MERKEZ Merkez M. Cengiz İ.Ö.O 34 1300 <BR>5. VAN BAŞKALE Başkale Fatih İ.Ö.O 14 873 <BR>6. VAN ÇALDIRAN Merkez Atatürk İ.Ö.O 10 401 <BR>7. VAN ÇATAK Çatak Merkez İ.Ö.O 10 395 <BR>8. VAN EDREMİT Edremit Bakımlı Köyü İ.Ö.O 9 274 <BR>9. VAN ERCİŞ Erciş Merkez Yahya Kemal Bayatlı İ.Ö.O 15 648 <BR>10. VAN ERCİŞ Erciş Haydarbey Köyü İ.Ö.O 10 340 <BR>11. VAN GEVAŞ Gevaş Dereağzı İ.Ö.O 5 130 <BR>12. VAN GÜRPINAR Gürpınar Çavuştepe Köyü İ.Ö.O 5 117 <BR>13. VAN MURADİYE Muradiye Köşk Köyü İ.Ö.O 10 450 <BR>14. VAN SARAY Saray Dolutaş Köyü İ.Ö.O 5 36 <BR>15. VAN ÖZALP Özalp A. Molla Hasan Köyü İ.Ö.O 5 181 <BR>1 SAMSUN Merkez Atatürk İlköğretim Okulu 29 1039 <BR>2 SAMSUN Merkez İstiklal İlköğretim Okulu 31 1078 <BR>3 SAMSUN Merkez Kazımpaşa İlköğretim Okulu 24 843 <BR>4 SAMSUN Çarşamba Ş. Nuri Pamir İlköğretim Okulu 23 1118 <BR>5 SAMSUN Bafra Gazi İlköğretim Okulu 15 461 <BR><BR></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İzel'e pahalı gelen tablo!]]></title>
<link>http://magazinhaberleri.wordpress.com/2008/06/23/izele-pahali-gelen-tablo/</link>
<pubDate>Mon, 23 Jun 2008 19:29:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>magazinhaberleri</dc:creator>
<guid>http://magazinhaberleri.wordpress.com/2008/06/23/izele-pahali-gelen-tablo/</guid>
<description><![CDATA[Ressam Harun Antakyalı, Karaköy 4 no&#8217;lu antrepolun duvarlarına 42 metrekarelik yüzeyi kapsayac]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Ressam Harun Antakyalı, Karaköy 4 no&#8217;lu antrepolun duvarlarına 42 metrekarelik yüzeyi kapsayacak şekilde çizdiği tablosunun İzel&#8217;in &#8221;Kime Zarar&#8221; isimli klibinde izinsiz fon olarak kullanılması üzerine &#8221;telif haklarının mali ve manevi anlamda ağır ihlali&#8221; iddiasıyla 30 bin YTL&#8217;lik tazminat davası açtı.&#160;<BR><BR>Mahkeme, Antakyalı&#8217;nın tablosunun izinsiz kullanıldığı&#160;gerekçesiyle şarkıcı İzel ile söz konusu klibi yayınlayan Kral TV&#8217;yi toplam 18 bin YTL tazminat ödemeye mahkum etti. <BR><BR>Mahkeme, ayrıca Türkiye düzeyinde yayınlanan bir gazetenin kültür ve sanat sayfasında ve ilgili televizyon kanalında kararın ilan edilmesine de hükmetti.&#160;<BR>&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;<BR>&#8221;Büyük yüzeylerin ressamı&#8221; olarak tanınan ve Türkiye&#8217;nin pek çok ilinde gerçekleştirdiği canlı performanslarla geniş yüzeylere tablo çalışmaları yapan Antakyalı, tazminat davasına konu olan resimlerini&#160;2001 yılında 20 bin kişi için düzenlenen yılbaşı eğlencesinde 42 metrekarelik bir düzeyi kapsayacak şekilde Karaköy 4 no&#8217;lu antrepolun duvarlarına çizmişti. </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[82'sine geldi değişmedi]]></title>
<link>http://tumhaberler.wordpress.com/2008/06/23/82sine-geldi-degismedi/</link>
<pubDate>Mon, 23 Jun 2008 18:41:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>Haberci</dc:creator>
<guid>http://tumhaberler.wordpress.com/2008/06/23/82sine-geldi-degismedi/</guid>
<description><![CDATA[Adana&#8217;da, cinnet geçiren 82 yaşındaki Yunus Bozhaydar, tartıştığı eşini tüfekle öldürdükten so]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Adana&#8217;da, cinnet geçiren 82 yaşındaki Yunus Bozhaydar, tartıştığı eşini tüfekle öldürdükten sonra intihar etti. <BR><BR>Dağlıoğlu Mahallesi Bahçelievler Caddesi&#8217;nde Yunus Bozhaydar (82), 1997&#8242;de evlendiği ikinci eşi Semiha Bozhaydar (46) ile henüz belirlenemeyen bir nedenle evde tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine yatak odasındaki av tüfeğini alan Bozhaydar, eşini göğsünden vurdu. <BR>Bozhaydar, daha sonra çenesine dayadığı tüfeğin tetiğini çekerek intihar etti. <BR><BR>Komşuların ihbarı üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, ilk incelemede, yüzüstü yatan kadının kalp krizinden ölmüş olabileceğini, eşinin ise buna dayanamayarak intihar etmiş olabileceğini rapor etti. Ancak, nöbetçi cumhuriyet savcısının olay yerinde yaptığı ön otopside kadının da göğsünden vurulduğu belirlendi. <BR><br />
Olayı duyduktan sonra eve gelen Yunus Bozhaydar&#8217;ın ilk eşinden olan oğlu Mehmet Bozhaydar (40), babası ve üvey annesinin zaman zaman sorunlar yaşamalarına rağmen, birbirlerini sevdiklerini söyledi. <BR><BR>Bozhaydar, son olarak bayramda kavga eden çifti torunlarının da araya girmesiyle barıştırdıklarını belirterek, &#8221;Bayramda eve gittiğimizde birbirlerinin yüzüne bile bakmıyorlardı. Babamın elinde diş izleri, üvey annemin ise yüzünde çizikler vardı. Sonra torunları ellerini öpüp, onları barıştırdı&#8221; dedi. <BR><BR>Babası Yunus Bozhaydar&#8217;ın inatçı bir yapıya sahip olduğunu, çoğu zaman kendilerini bile dövdüğünü ifade eden Bozhaydar, şöyle konuştu: &#8221;Babam 4 kardeşimi ve beni sürekli azarlar, döverdi. Özellikle son yıllarda yaşlılığın da etkiyle çevresindekilere daha çok bağırıp çağırmaya başladı. Annem öldükten 3-4 ay sonra bana &#8216;beni evlendireceksin&#8217; diyerek baskı yaptı. Hatta işten döndüğümde merdivende elinde tüfekle bekleyerek, eve almıyordu. Sonunda Semiha ile tanışmış, gidip ailesinden istedik.&#8221; <BR><BR>ESKİ EŞİ VE KIZI İNTİHAR ETMİŞ<BR><BR>Yunus Bozhaydar&#8217;ın ilk eşi Taciye Bozhaydar ile de sürekli tartıştığı belirtildi. <BR>Mehmet Bozhaydar, babasının baskılarına dayanamadığı için annesinin 1996&#8242;da ilaç içerek intihar ettiğini, kardeşlerinin ise evden ayrıldığını söyledi. <BR>Babasının daha önce de ağabeyini tüfekle tehdit ettiğini ileri süren Mehmet Bozhaydar, şöyle devam etti: <BR><BR>&#8221;Ağabeyimi, işlere sahip çıkmıyor diye tüfekle tehdit ederdi. Ablam Fevziye (45) de babamın baskısından kurtulmak için 1992&#8242;de Antakya&#8217;da yakınlarımızın yanına gitti. Merkeze bağlı Sinanlı Köyü&#8217;nde muhtarla tanışmış ve sonra ilişki yaşamaya başlamışlar. Muhtar karısını boşamak istemeyince ablam onu öldürdü. Cinayet suçlamasıyla 15 yıl ceza alan ablam, 7 yıl yattığı cezaevinden çıktıktan sonra baraj gölüne atlayarak intihar etti.&#8221; <BR><BR>Yunus Bozhaydar ve Semiha Bozhaydar&#8217;ın cenazelerinin otopsi için <BR>Adana Adli Tıp Kurumu&#8217;na gönderildiği bildirildi. </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
