<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>bilim-ve-teknoloji &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/bilim-ve-teknoloji/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "bilim-ve-teknoloji"</description>
	<pubDate>Mon, 07 Dec 2009 16:02:11 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[NASA İlk Moleküler Işınlamayı Gerçekleştirdi...]]></title>
<link>http://koful.wordpress.com/2009/11/22/nasa-ilk-molekuler-isinlamayi-gerceklestirdi/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 00:05:22 +0000</pubDate>
<dc:creator>koful</dc:creator>
<guid>http://koful.wordpress.com/2009/11/22/nasa-ilk-molekuler-isinlamayi-gerceklestirdi/</guid>
<description><![CDATA[Uzay Yolu adlı diziyi bilmiyenimiz yoktur. Vakti zamanında Turist Ömerli versiyonu bile çekilmişti. ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Uzay Yolu adlı diziyi bilmiyenimiz yoktur. Vakti zamanında Turist Ömerli versiyonu bile çekilmişti. ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Değişim ve eşyanın tabiatı]]></title>
<link>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/10/30/degisim-ve-esyanin-tabiati/</link>
<pubDate>Fri, 30 Oct 2009 10:08:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>Bekir L. Yildirim</dc:creator>
<guid>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/10/30/degisim-ve-esyanin-tabiati/</guid>
<description><![CDATA[&#8220;Newton&#8217;un I. Hareket Kanunu&#8221; denir fizikte. Hereket halindeki cisim hareket halin]]></description>
<content:encoded><![CDATA[&#8220;Newton&#8217;un I. Hareket Kanunu&#8221; denir fizikte. Hereket halindeki cisim hareket halin]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tweetleri Toplayıp Blog Yazısı Oluşturmak...]]></title>
<link>http://kirkiki.wordpress.com/2009/10/16/tweetleri-toplayip-blog-yazisi-olusturmak/</link>
<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 22:58:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>erdemakin</dc:creator>
<guid>http://kirkiki.wordpress.com/2009/10/16/tweetleri-toplayip-blog-yazisi-olusturmak/</guid>
<description><![CDATA[Yazı yazasım var ama bu kez her zaman olduğu gibi tek konsept üzerine gidemeyeceğimi düşünüyorum. Et]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Yazı yazasım var ama bu kez her zaman olduğu gibi tek konsept üzerine gidemeyeceğimi düşünüyorum. Etrafta olan olaylara ve takip ettiğim konulara dair ufak tefek yorumlar yapmayı düşünüyorum ama bu kez de yazacağım yazının twitter denilen ne işe yaradığını anlamadığın acayip icada farklı zamanlarda eklenmiş tweetlerin bir araya toplanmasından farklı olmayacak sanırım. Tabi şu an böyle başladığım yazı sonuna yaklaştığımda çok çok farklı olabilir. O yüzden azcık sabredin.</p>
<p>Şu ara en çok konuşulan konuyla başlamak istiyorum. Türkiye-Ermenistan arasında protokol imzalandı. Tabi olması gerektiği gibi öncesinde 1-2 saatlik bir krizle beraber. Ben daha büyük bir şeyler bekliyordum ama neyse ki çabuk atlatıldı. Bu protokolün imzalanması sırasında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu&#8217;nun gülümsemesi, fakat Ermenistan Dışişleri Bakanı&#8217;nın inatla sert davranmaya çalışması gündemi bir süre meşgul etti. Tabi daha sonra protokolün kendisinden daha çok konuşulan maça çevrildi gözler. Siyasi açılım falan denildi maç ama bu maç öyle bir olaydı ki medya için, açılımın da protokolün de barış girişimlerinin de Karabağ sorununun da geride kalmasına yol açtı. Bütün Türk Medyası önceliğini Sarkisyan&#8217;ın Bursa&#8217;ya gelip gelmemesine verdi. Burda garip olay şuydu, bu süre içerisinde haberleri izlediğim hiç bir kanal Sarkisyan&#8217;dan Ermenistan Cumhurbaşkanı diye bahsetmedi. Sürekli Sarkisyan denildi. Garip olan olay ise, sanki Ermenistan&#8217;ı tanımıyormuşuz gibi ya da daha bir kaç gün öncesinde aynı diplomatik belgeye imza atılmamış gibi davranılmasıydı. Tamam her şekilde medya titiz olmak zorundadır ama insanların sıfatının verilmesi gerektiğine inanıyorum. En azından haberlerin başında Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan denilse ve geri kalan kısımda kullanmamış olsa yine anlaşılabilir bir durum olurdu ama tamamen silip atmak hiç bir kanal için doğru değildi bence.</p>
<p>Bu arada tüm Türkiye milli maçlara kilitlendi. Dünya Kupası şansımız devam etmeliydi ama zaten oynadığımız futbol şahsi kanaatimce o kadar kötü ki, bence böyle bir şans baştan beri yoktu. Çünkü A Milli Futbol Takımımız ne sahadaki oyunu kontrol edebiliyordu, ne de belli bir taktik çerçevesinde oynuyordu. Tek cümleyle özetlemem gerekirse, bence bir takım ya İspanya, Brezilya, İngiltere gibi sahada hep güçlü, yöneten olabilmeli ya da bizim gibi bunu yapabilecek oyunculara sahip değilse en azından Yunanistan gibi sıkı savunmaya yönelip, 1-0 olsun bizim olsun diyebilmeli. Tabi bir takımın performansını etkileyen bir sürü dinamik vardır ve bir takım sadece bir (bu gibi) cümleyle oluşturulamaz bunun farkındayım ama bir bakın, kendince bu kadar iddialı bir takımın duruma göre taktik değiştirmeye çalışması ama becerememesi biraz saçma değil mi? Ya beklentileri düşük tutmak ya da yüksek beklentiyi karşılamak için iyi futbol oynuyor olmak lazım. Bu kadar büyük beklentinin kaynağı da anlaşılabilir tabi. 2002&#8242;de gelen dünya 3&#8242;lüğüyle kazanılan güven, arada başarısız bir dönemde sürekli &#8220;daha önce başardık yine başarabiliriz&#8221; diye gazlanan bir takım, Euro 2008&#8242;de bu başarısızlıkların arkasından beklenilemeyecek kadar düzgün oynayan, mantalite olarak neredeyse tamamiyle yenilenmiş bir ekip&#8230; Bu sürecin arkasından 2010 Dünya Kupası&#8217;nda üst sıraların hedeflenmesi normaldi. Nasıl kura çekilirse çekilsin &#8220;dişimize göre çıktı&#8221;, &#8220;güle oynaya tur bizim&#8221; diyen medya da bunun üzerine eklenince rehavet çökmesi doğaldı. Rehaveti geçtim, 3 büyük takımın bazı futbolculara yıllardır duyduğu anlamsız güven de A Milli Takım&#8217;ı etkiledi haliyle. Son yıllarda takip etmediğim ligden bazı oyunculara daha iyi alternatifler çıkacağını düşünüyorum. Bırakın A Milli Takım&#8217;ı, bir Fenerbahçeli olarak görmek istemediğim, futboluna anlam veremediğim Selçuk Şahin ve aynı şekilde Galatasaray&#8217;a pek de bir katkısını görmediğim Sabri Sarıoğlu bunlarında başında geliyor. İsim saymak kolay, kötü maçtan sonra kötülemek de kolay ama bir taraftan abartmak da kolay. Zamanında Tuncay Şanlı&#8217;ın Fenerbahçe taraftarı ve medya tarafından abartılması durumunu şimdi Arda Turan yaşıyor. Sürekli gaz veriliyor oyunculara. Hiç bir zaman kötü olduğunu söylemedim Arda&#8217;nın ama şu da bir gerçek ki, ne kadar iyi olsa da kendisine sürekli pozitif bakan bir fan grubu var ve &#8220;dünya starı&#8221; yakıştırması yapmadığınız sürece garip karşılanıyor ve hatta futbolla hiç alakanız yokmuş gibi nitelendirilebiliyorsunuz. Dünyada Ronaldinho gibi oyuncular gözden düşerken bizim Arda Turan&#8217;a sıkı sıkıya tutunmuş olmamız abes kaçıyor haliyle.</p>
<p>Değinmek istediğim bir başka konu Cengiz Semercioğlu&#8217;nun bugün Hürriyet Kelebek&#8217;te yazmış olduğu yazı (<a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/12692667.asp?yazarid=105&#38;gid=225">link</a>). Linke bakmak istemeyenler için kısaca özetleyeyim. Cengiz Bey katıldığı bir lansmandaki davet edilen bloggerlardan bahsetmiş. Bu yazının önemli olduğunu düşünüyorum. Daha önce de bloglar hakkında yazılar çıkmış olsa da, &#8220;Blogger da sarı basın kartı alabilmeli&#8221; başlıklı bu yazı Türkiye&#8217;de geleneksel gazeteciliğin yeni medya düzeniyle ilişkisini ilk defa işliyor. Dünyada daha önce davetlere, toplantılara bloggerlar çağrılmış, bloggerların yazdıkları haber kaynakları olarak kabul edilmiş olsa da Türkiye&#8217;de ilk defa birisi gazeteci kimliğiyle bunu yazıyor (sanırım ilk). Medya devlerinin önemli bir kısmını kaybetmeye başladıkları haberleşme hizmeti gittikçe bireyselleşiyor. En ufak bir kaza görüntüsü de olsa insanlar kendi aralarında paylaşıyorlar ya da birbirlerini haberdar ediyorlar ve bu şekilde kimse günlük olayları öğrenmek için gazete, tv gibi mecralara ulaşmak zorunda kalmıyor. Tıpkı MJ&#8217;in ölüm haberleriyle ilgili dünya devlerinin gösterdikleri kaynak internet siteleri ya da daha günlük bir noktaya inmem gerekirse, bir kaç gündür Bilkent Üniversitesi&#8217;nde ortaya çıkmış domuz gribi gibi. Viral olarak yayılan haberler önemine göre yerelden ulusal ya da uluslarası hale geliyor, medya da haberleri yetiştirmek için biraz geç kalıyor. İşte bu yüzden medya şirketleri arasında yeni trend herkesin kendi haberini sunması. Gönderdiğiniz haberin kabul edilmesiyle muhabir olmanız ya da CNN&#8217;in yaptığı gibi haberi sunup videoyla gönderdiğiniz takdirde o haberin internette, zaman zaman da televizyonda sizin sunumunuz ile yer alması işleri daha hızlı hale getiriyor. Her ne kadar çok blog olsa da ve bu bir haber kirliliğine yol açsa da, yeni medya düzeninin bu şekilde oluşacağını söylememek yanlış olur. Bu yüzden de Cengiz Semercioğlu&#8217;nun yazısını yeni nesil gazetecilerin teknolojiyle iç içe olmalarına bağlıyorum.(Bu şekilde de konuyu bitirirken Mehmet Ali Birand tavrı yakalamış oldum.)</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Evcil hayvanınız varsa sağlıklı kalabilirsiniz]]></title>
<link>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/10/04/evcil-hayvaniniz-varsa-saglikli-kalabilirsiniz/</link>
<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 08:11:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>Bekir L. Yildirim</dc:creator>
<guid>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/10/04/evcil-hayvaniniz-varsa-saglikli-kalabilirsiniz/</guid>
<description><![CDATA[  Evlerde beslenilen evcil hayvanların, sahiplerinin güçlü ve sağlıklı kalmasına yardımcı oldukları ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[  Evlerde beslenilen evcil hayvanların, sahiplerinin güçlü ve sağlıklı kalmasına yardımcı oldukları ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Reality of Evolution]]></title>
<link>http://kirkiki.wordpress.com/2009/09/24/reality-of-evolution/</link>
<pubDate>Thu, 24 Sep 2009 00:44:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>erdemakin</dc:creator>
<guid>http://kirkiki.wordpress.com/2009/09/24/reality-of-evolution/</guid>
<description><![CDATA[Blog olayı zamanında internet günlüğü gibi bir tanım almış olsa da Türkiye&#8217;de, daha kavranamam]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Blog olayı zamanında internet günlüğü gibi bir tanım almış olsa da Türkiye&#8217;de, daha kavranamamış anlamıyla saçma sapan işler için kullanılıyor, kimisi film, dizi videoları ekliyor, kimisi maç özetleri ve goller. Arada bilgi vermeye çalışan ya da insanların yorumlarını içeren gerçek anlamda blog denebilecek alanlar kaybolup gidiyor.</p>
<p>Bilim, teknoloji, sanat, siyaset, her ne olursa olsun mantıklı olduğu sürece bloglar açılmalı, yazılmalı kanısındayım. Fakat bizim yetiştirildiğimiz (kendimi ve blogdaki diğer arkadaşlarımı dahil etmemekle birlikte, genel olarak Türk halkını kastederek) ortam dolayısı ile bu pek mümkün değil. Çünkü kabul etmeliyiz ki biz millet olarak nerde hurafe, nerde efsane var ona inanmayı tercih ediyoruz. Bilimi, gerçekliği kendisine yol kabul etmiş, dürüstlüğüyle çalışan insanlar yerine, kendi adını sağda solda geçirmiş hatta bazıları marka statüsüne ulaşmış insanların sözlerini doğru kabul ediyoruz. Size bir kaç örnek vermem gerekirse, sadece NLP ve kişisel gelişim seminerleri yapan adamların baştacı edildiği (örn. Erdal Demirkıran), hayatında önemli sayılabilecek bir numarası olmayıp ahkam kesenlerin mehdileştirildiği (örn. Harun Yahya), siyasette anlamadığı belli adamların her seçimde ön plana çıktığı (örn. saymama gerek var mı!?), sanatla alakası olmadığı halde sanatçı sayılanların (tamamiyle objektif ve katıldığım bir görüştür ki Mehmet Ali Erbil ve Hülya Avşar) vs. bir ülkede arada kalmış değerlerin farkına varmıyoruz. İster bir profesör olsun, ister öğrenmeye ve öğrendiklerini çevreye yaymayan çalışan bir öğrenci olsun, hurafelerin ve adı magazin programlarında geçti diye bir şey sayılan insanların arasında kaynayıp gidiyor. Yukarıda bahsettiğim isimlerine yerine birilerini saymam gerekirse, psikoloji alanında belki de Türk televizyonlarında en azından şu sıralar en aktif ve adı geçen insan olan Üstün Dökmen, adı dünyada anılan akademisyen Ali Demirsoy ya da sıkıcı filmler çekiyor derken sanat yaptığı farkına varılmayan ve aptal saptal komedi filmlerine karşı gişe zaferi kazanması imkansız olan ama şimdiden adını dünya sineması adına duyurmuş yönetmenler Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Fatih Akın gibi isimler takip edilmeli. Zor bir şeyden bahsediyorum tabi. Her aksilikte nazar arayan, kader kelimesini ağzından düşürmeyen bir halk olarak nasıl gerçekleştireceğiz bunu bilemiyorum.</p>
<p>Başlıktan sapmamak adına biraz geçiştiriyorum anlatmak istediklerimi. Hatta direk konuya geliyorum. Şu aralar pek yazı yazamıyoruz biz bu bloga. Okulların açılmasına ek olarak konu sıkıntısı yaşadığımız zamanlar olması ters etkiliyor. Buraya yazamasak da God Like&#8217;ın bir blogu var Reality of Evolution adında. Orada yazmaya devam ediyor ama konsept farklı olduğu için her zaman taşıması imkansız.</p>
<p>Blog için:<br />
<a href="http://realityofevolution.wordpress.com">http://realityofevolution.wordpress.com</a></p>
<p>Geçen hafta içerisinde blogu bir saldırı atlattı. Evrim ve bilim ile ilgili bir blog olduğundan inançlar ve evrim teorisine karşı insanların düşüncelerini öğrenmek amacıyla açılmış iki adet anket sahte oylarla manipule edildi. Tahmin edebileceğiniz şekilde Müslümanlık ve insanların evrim teorisine inanmadığı yönünde bir patlama yaşandı. Hemen arkasından God Like&#8217;ın yazı yayınlaması üzerine saldırılar durdu. Arkasından ben de bir yazı yazarak tepkimi gösterdim. Bugün yazdığım konu her ne kadar o bloga verdiğim destekle ve insanların görmesini istememle alakalı olsa da, bu yazının başında kısaca anlattığım bakış açısı kıtlığı hadisesini orada bu saldırıyla ilişkilendirerek &#8220;Reddediyorum, İnsan Düşünebilen Bir Varlık Değildir…&#8221; adlı ufak bir yazıyla dillendirdim.<br />
O yazıyı okumak isteyenler için:<br />
<a href="http://realityofevolution.wordpress.com/2009/09/19/reddediyorum-insan-dusunebilen-bir-varlik-degildir/">http://realityofevolution.wordpress.com/2009/09/19/reddediyorum-insan-dusunebilen-bir-varlik-degildir/</a></p>
<p>Neyse devam ediyorum. God Like&#8217;ın bir logo düşüncesi vardı. Logo tasarlamak zor iş ama elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım. Bir logo isimden, tek bir harften, bir sembolden, siluetten vesaire oluşabilir. diğer çoğu tasarımdan farklı olan noktası ise belli kriterlerinin olmayışıdır. Tasarımda bazen form, bazen fonsksiyon, bazen okunabilirlik falan ön plana çıkarken logo tasarımında işler daha soyuttur. Kısaca öyle bir şey yapacaksınızdır ki, insanlar tarafından benimsenecek, görüldüğünde hatırlanacak, opsiyonel olarak içeriği sembolize edecek vs. vs&#8230;. Tasarıma kafayı takmış biri olarak, internet el verdiğince araştırdığım dizayn tutorialleri, anlatımları, ipuçları arasında logo dizaynla alakalı olanların %100 başarısız olmasının sebebini buna bağlıyorum. Çünkü diğer işlerde, bir sorun vardır ve belli kriterler içerisinde çözmeye çalışır tasarımcı. Logoda bu sorun tamamiyle ortadan kalkar (bence) ve tasarım işi tamamı ile bir sorun haline gelmeye başlar zamanla (tabi eğer usta bir tasarımcı değilseniz). Bu usta olup olmamak konusunu düşününce ne kadar zorlandığımı itiraf etmem gerekir. Her ne kadar insanlar çok beğenip, güzel bir logo olduğunu düşünseler de benim tereddütlerim var. Onun dışında son halinin çok beğenildiğini itiraf etmeliyim. Tasarıma ilgi duyan ve işin eğitimine de bulaşmış biri olarak bu güzel bir his veriyor insana.</p>
<p style="text-align:center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-828" title="RoE logo" src="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/09/avatar-the-last-airbender.png?w=300" alt="avatar the last  airbender" width="210" height="197" /></p>
<p>Ufak bir düşünce aşamasından sonra ortaya çıkan çalışmayı kısaca açıklamak istiyorum. Aslında her zaman en uzun süren aşama fikir aşaması olsa da (yine bence), bu kez ucundan olaya dahil olmuşum ve evrim teorisiyle ilgileniyor olmam işimi kolaylaştırdı. Düşünce açısında beyini, filogenetik ağacı anlatmak için beyin kıvrımlarını, hatırlanabilirlik ve içerik için en bilindik basit evrim şemasını kullanmayı tercih ettim. her kıvrıma sonunda bir aşamaya açılıyor olsa da farklı türlere de açılıyor gibi göründü bu sayede.</p>
<p>Sonuç olarak oldu galiba. Taşlar yerine oturdu ve çağrışımı yakalamayı başardım.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sanata, Sektörüme Bulaşma! Sakın!]]></title>
<link>http://kirkiki.wordpress.com/2009/09/16/sanata-sektorume-bulasma-sakin/</link>
<pubDate>Tue, 15 Sep 2009 23:09:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>erdemakin</dc:creator>
<guid>http://kirkiki.wordpress.com/2009/09/16/sanata-sektorume-bulasma-sakin/</guid>
<description><![CDATA[İnsan kendisine hobi arıyor boş kaldığında. Yıllardır çevre teyzelerden gördük, tığ işi havlu kenarl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>İnsan kendisine hobi arıyor boş kaldığında. Yıllardır çevre teyzelerden gördük, tığ işi havlu kenarları, lifler, kazaklar derken triko işlerine geçildi ufak ufak. Amcalar da boş durmadı tabi bu arada, halı saha maçlarına gittiler, balık tuttular, iskambil oyunları oynadılar. Sonra hobi merakı gençlere de yansıdı. Bazılarının özenti tarafları vardı, bazıları eğleniyorlardı ama bir çok alt kültür değeri çürüdü gitti bir şekilde.</p>
<p>Ben hayatımda önceleri pek farketmedim bu hobi manyağı genç insanları. Ortaokulda break dans yapmayı deneyen gençler vardı okul dışında. Genç falan dediysem, yaşıtız aslında. Ama onlar bizden büyük sayılıyorlardı millet tarafından, çünkü onlar kafaları üzerinde az buçuk dönebiliyorlardı ve okul çıkışları evlerinden eşofmanlarını giyip dans etmeye geliyorlardı. Haliyle biz daha okul kıyafeti denilen işkenceden kurtulamadan onlar rahatlamış, kızlara hava atmak için türlü maymunluğun peşinde koşuyorlardı. Maymunluk dediğime karşı çıkan olabileceğini düşünüyorum ama sanırım becerilemeyen hareketleri şımarıklığa vurduklarını söylersem hak verilir bana.</p>
<p>Şimdi kendimi yeniden onlarla aynı ortamda yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Teknoloji gelişti ve biz zamanla o kadar alıştık ki bu duruma, daha on sene öncesi insanlar saatlerce birbirlerini buluşma yerlerinde beklerken, şimdi sürekli çaldırıyoruz, arıyoruz, &#8220;nerdesin&#8221; diye mesaj atıyoruz. Tamam zaman önemli de, dünya bekleyenin elinde dönmüyor ki!? Nedir bu New York&#8217;ta yaşayan broker, nam-ı diğer &#8220;Master of the Universe&#8221; edaları? Ya bekletilince bir şey demeyin demiyorum da insanlara da, bir sakin be abi. Zaten önemlilik hastalığı almış başını yürümüş. Ego tatmini ve zaman üzerine bir grafik olabilitesi olsa, insanların egolarının geçmişten bugüne kaç kat arttığını görsek sanırım insanlığımızdan utanırdık.</p>
<p>Yeni olan şeyse, geçmişin aksine, önemli olduğumuzu insanlara anlatmaya çalışıyoruz sürekli. Polis memuru görünce &#8220;şimdi kendine güneydoğudan bir yer seç&#8221; diyen adam da aynı, markette 2 dakika beklediği için kavga çıkaran da.</p>
<p>Size sorsam insanlık tarihi boyunca kimler daha önemli diye, alacağım cevap muhtemelen bilim adamları, krallar, kraliçeler, din adamları falan olurdu galiba. Arada sanatçılar var bir de tabi. İnsanlar hep kendilerini bu sıfatlarla yaşama devam etmek üzerine programlamışlar. Bakıyorsun şimdi, kral yok, kraliçe yok, olsa bile sorumlulukların var. Bilim adamı dediğin sürekli sıkıntılı iş. Hesabın, deneyin hayatına mal olabilir. Din adamı desen ki en berbatı bu sanırım, insanları bir şeye inandırıyorsun ama bu hayatta olduğun belli değil. Ne yapayım ben öyle sıfatı. Kendini gerçekten gönülden bu konseptlere adayan insanlar dışında, yüzeysel de olsa olay böyle. Ya &#8220;sözde&#8221; sanatçılar? Onlarda laf bol. İsterlerse topluma örnek olmak zorunda değiller, isterlerse bohemler, isterlerse cool&#8217;lar vs. vs. değinmek istediğim her bir durumun başı da burdan çıkıyor: günümüzün modası sanatçı gibi takılmak. Bunun için gidip para yatırıyor insanlar, bir sürü kopya eser üretiyor, yetmemiş gibi bir de hava atıyorlar. Sağolsun magazinciler de pohpohluyorlar. </p>
<p>Baştan beri ne anlatmak istiyorum biliyor musunuz, insanların bir nesneye sahip olduğunda kendini o nesnenin efendisi ilan etmesine nasıl sinir olduğumu anlatmak istiyorum. Okulunu okuyan ya da kendi kendine en dibine kadar öğrenme aşkıyla yanıp tutuşan ve sonuçta güzel işler üreten arkadaşları, internet ya da kitap kurtlarını ayırmalıyım önce, çünkü onlar bir şeylerin sürekli değişmesine ön ayak olanlar. Diğerleri sadece silik, önemli olduğunu hissettirmeye çalışan tipler. Fotoğraf makinesiyle 3-5 bişey çektim diye fotoğrafçı olduğunu iddia edenler, Photoshop açıp anlamını bile bilmediği efektlerle kendince güzel birşeyler yakalamaya çalışanlar da buna dahil.</p>
<p>Aslında bu fotoğraf mevzusu bayağı karışık. O kadar karışık ki, ben bile artık nefret ettim fotoğraf sanatına yapılan ucuz girişimlerden. Biz boşuna okuyoruz zaten, o kadar insan boşuna inceliyor, deniyor, fotoğraf çekiyor. Fakat yeni nesil sağolsun, fotoğraf makinesini alıp ayna karşısında poz veren, facebook fan page açıp 2 tane mor converse ya da depresyon temalı fotoğraf çeken herkes zaten Ara Güler.</p>
<p>Müzik de aynı, bıktım artık hakikaten ucuz rap elemanlarından, sadece &#8220;cover&#8221; yaptığını söyleyip ezberlenmiş repertuarla rockband tadında takılan, ilginçlikler adamı olmak için gidip acayip doğu aletleri alan adamlardan. Ne oluyor, elinize ne geçiyor yani berbat müziğinizi yapınca? Bir de xxx mc, yyy band falan diye isim koymuyorlar mı, delirecek gibi oluyorum.</p>
<p>İstemezsen dinlemezsin, bakmazsın diyen adamlar olacak şimdi ama ben bu durumu sanata falan yediremiyorum. Ayrıca bir sonraki hedef sinema olduğundan dolayı da ayrı bir huzursuzluk var bende. Çünkü fotoğrafı tek başına çekersin, o müziği tek başına yaparsın ama sinemaya ekip gerekiyor öncelikle. Başlıkta belirttiğim sektörüme bulaşma modu da bundan kaynaklanıyor. Çünkü şimdiden lise ceketiyle sıranın üzerinde duran dünya haritasından hangi ülkeyi işgal edeceğinin planını yapan mafya babası-devlet ajanı konseptli kısa film çekiliyorsa bu ülkede, düşünün yarın sinema nasıl katledilir.</p>
<p>Zaten biz boşuna yıllardır okuyoruz, düşünüyoruz, kafa yoruyoruz ya. Neyse, insanların buraya yazmasalar da tepkili olacaklarını biliyorum bunları yazdıktan sonra. Gerçek şu ki, umursamıyor olacağım kimsenin tepkisini. Çünkü zaten neyin kötü, neyin iyi, neyin uygun ve mantıklı olduğunu ayırıp ona göre tepki veriyorum ben. Sakin olabilirsiniz, daha önce fotoğraf gösterdiyseniz ya da parça dinlettiyseniz ve ben beğendiysem bunda yalan payı yok. Sebebi de eleştirinin insanları daha iyi noktalara götürdüğünü düşünüyor olmam. Yani eleştirecek olsam zaten eleştiririm.</p>
<p>Gerçekten sanata gönül vermiş arkadaşlara, arkadaşlarıma saygılarımla&#8230;</p>
<p><em>Bir fason sanat anlayışından bunalma anında çıkmış düşünce tortularıdır bunlar. Daha söylenecek çok şey var ama beyin işleme hızıyla parmaklarımdan klavyeye akış hızı uyuşmadığından bu kadarla bırakmak istiyorum.</em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İnternet 2010 da çöküyor]]></title>
<link>http://bartinbilisim.wordpress.com/2009/09/09/internet-2010-da-cokuyor/</link>
<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 11:49:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>bartinbilisim</dc:creator>
<guid>http://bartinbilisim.wordpress.com/2009/09/09/internet-2010-da-cokuyor/</guid>
<description><![CDATA[Dünyada 1 milyarın üzerinde kullanıcısı olan internet daha ne kadar kullanılabilir? İnternet sistemi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><strong>Dünyada 1 milyarın üzerinde kullanıcısı olan internet daha ne kadar kullanılabilir?<br />
İnternet sistemine, kısa süre içinde 42 ile 55 milyar dolarlık bir altyapı yatırımının yapılamaması halinde, küresel internet sistemi çökecek!</p>
<p>İnternet sistemine, kısa süre içinde 42 ile 55 milyar dolarlık bir altyapı yatırımının yapılamaması halinde, küresel internet sisteminin 2010&#8242;a kadar çökebileceği belirtildi.</p>
<p>Teknoloji araştırmalarıyla tanınan araştırma şirketi Nemertes tarafından hazırlanan bir rapora göre, internet sistemine yapılan altyapı yatırımları yeterli değil ve acil altyapı yatırımı gerekiyor.</p>
<p>Mevcut internet altyapısının, her gün katlanarak artan internet kullanımı talebini karşılayamadığının vurgulandığı raporda, gerekli yatırımların sağlanamaması halinde, “Google, YouTube ve Amazon” gibi internet hizmeti sağlayıcı büyük şirketlerin kurulamayacağı vurgulanıyor.</p>
<p>Küresel ticarette internet kullanımının büyük önem taşıdığının vurgulandığı raporda, kapasite arttırıcı altyapı yatırımlarının yapılamaması halinde, internet sisteminin, aşırı yoğunluğu kaldıramayacağı ifade edildi.</p>
<p>Dünya genelinde, internet kullanıcı sayısı 1 milyarın üstünde bulunuyor.</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[2039'da Dünya !!!]]></title>
<link>http://bartinbilisim.wordpress.com/2009/09/09/2039da-dunya/</link>
<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 11:48:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>bartinbilisim</dc:creator>
<guid>http://bartinbilisim.wordpress.com/2009/09/09/2039da-dunya/</guid>
<description><![CDATA[GÖRÜNMEZ OLUNACAK, DUVARIN ÖTESİ GÖRÜLECEK Bilim dergisi “New Scientist”, mobil telefonun icadının 3]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>GÖRÜNMEZ OLUNACAK, DUVARIN ÖTESİ GÖRÜLECEK</p>
<p>Bilim dergisi “New Scientist”, mobil telefonun icadının 30. yıldönümü nedeniyle bilim adamlarına danışarak hazırladığı bir raporda, gelecek 30 yıl içinde gündelik hayatımıza girecek yeniliklerin bir listesini yaptı. Buna göre, insanoğlu ışığın yönünü değiştiren kumaştan üretilen bir pelerinle görünmez olup, ultrason ve röntgen ışını kullanan başka bir cihazla da tıpkı superman gibi duvarın ötesini görebilecek.</p>
<p>HERKES SÜPERMEN YA DA ÖRÜMCEK ADAM OLABİLECEK</p>
<p>Çizgi romanların süper kahramanlarına ait doğa üstü yeteneklere kavuşturacak cihazlar, dükkanlardan satın alınabilecek. Bukalemunların ayaklarındaki özellikler kullanılarak yaratılacak malzemelerle yapılan eldiven veya ayakkabılar sayesinde örümcek adam gibi duvara tırmanılacak. 30 yıl içinde bir dilden ötekine anında çeviri yapabilen cihazlar da raflardaki yerini alacak. Bu cihazın prototipini halen Irak’taki Amerikan askerleri kullanıyor. 30 yıl içinde Uzay Yolu dizisinde Dr. McCoy’un yaraları dokunduğunda iyileştiren cihaz da insanların hizmetine girecek.</p>
<p>TEK KİŞİLİK HAVA ARACIYLA TRAFİK SIKINTISI YOK</p>
<p>Günlük hayatın zorluklarını aşmada pratik yararı olan bir başka cihaz da James Bond’un Thunderball filminde sırtına bağladığı tek kişilik hava aracı olacak. Bununla da kısa mesafeli yolculuklarda trafik derdinden kurtulunacak. New Scientist, gelecekte hayatımıza girecek cihazlarla ilgili olarak “Bunlar hayatımızın değişmesinde en az cep telefonu, İpod ve internet kadar belki de daha fazla etki yapacak” yorumunda bulundu.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[..ama dünyada bunlardan güzel şeyler de var (2)]]></title>
<link>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/09/01/ama-dunyada-bunlardan-guzel-seyler-de-var-2/</link>
<pubDate>Tue, 01 Sep 2009 07:50:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>Bekir L. Yildirim</dc:creator>
<guid>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/09/01/ama-dunyada-bunlardan-guzel-seyler-de-var-2/</guid>
<description><![CDATA[Haber: Burdan Resim, daha güzelleri ve daha detaylı bilgiler: Şurdan]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Haber: Burdan Resim, daha güzelleri ve daha detaylı bilgiler: Şurdan]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İnternet, TTNET, 3G ve daha fazlası...]]></title>
<link>http://kirkiki.wordpress.com/2009/08/25/internet-ttnet-3g-ve-daha-fazlasi/</link>
<pubDate>Tue, 25 Aug 2009 02:45:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>erdemakin</dc:creator>
<guid>http://kirkiki.wordpress.com/2009/08/25/internet-ttnet-3g-ve-daha-fazlasi/</guid>
<description><![CDATA[Türkiye&#8217;ye cep telefonu 1994 yılında geldi. Kocaman Motorola&#8217;lar vardı önce. Turkcell]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Türkiye&#8217;ye cep telefonu 1994 yılında geldi. Kocaman Motorola&#8217;lar vardı önce. Turkcell&#8217;in açılmasıyla daha öncesinde telaffuz edilmeyen teknolojik aletler birden lüks tüketim araçları haline geldiler. Cep telefonu kullananlar konuşurken telefonu bir an önce kapatmaya çalışıyorlardı çünkü fiyatlar cidden el yakıyordu. O zamanlarda pek çok telefonu deneyip, oyun oynayıp, her ne kadar pek özellik sahibi olmasalar da menülerini kurcalayıp merakını gideren ben eve gelen ilk cep telefonu Nokia 3110&#8242;la tam bir telefon hastası olup çıkmıştım. Kocaman Ericsson&#8217;ların, Nokia&#8217;ların, Motorola&#8217;ların sayısı artmaya başladı etrafta. İnsanlar öylesine bir alma isteği içinde bulunuyorlardı ki telefonları, Telsim&#8217;de Turkcell&#8217;de patlama yaptılar. Özellikle Turkcell yıllar sonra New York Borsası&#8217;nda hisselerini işleme sokan ilk Türk şirket olmuştu. Daha sonra dünyanın en iyi 10 GSM operatörü arasına girdi. </p>
<p>Bu kadar teknolojik gelişme yaşanırken bizim nesil 3310&#8242;larına Bomfunk MC&#8217;s adlı sevdiğim bir grubun Freestyler parçasının melodisini indirmekle meşguldü. Önce indirilip, sonra telefondan telefona kodlama yöntemiyle aktarılabiliyordu bu melodi. Zamanın en önemli sembolüydü bu melodi. Bir de Snake oyununda yapılan yüksek puanlar vardı. </p>
<p>Telefonlar ihtiyaç haline gelmeye başladığında ben de zamanına göre güzel sayılabilecek bir Nokia 6220 sahibi oldum. Liseye başladığım sene yeni bir telefon almam gerektiğinde, aylık 7-8 tane bilgisayar dergisi alan ben çoktan bir teknoloji kurdu haline gelip neyin neye yaradığını bilir olmuştum. İşte o zamanlar MMS gönderebilen, e-mail alabilen, EDGE kullanarak GPRS&#8217;e bağlanabilen kısacası 2.5G&#8217;ye ait sayılan bir telefon sahibiydim ve 3G&#8217;yi dergilerden okuyordum. Bundan 6 sene öncesiydi, Nokia 6680&#8242;i alıp eve gelmiştim. Önünde ve arkasında kamerası, 3D oyunları, Opera Web Browserı&#8217;yla 3G&#8217;ye hazırdım ve bugünlerde 3G&#8217;nin halk tarafından özdeşleştirildiği tek şeyi denemeye can atıyordum. Görüntülü konuşmak ilk denemek istediğim şeydi, sonrası telefondan yüksek hızda internet. Her aldığım dergi heyecanı daha da artıyordu, çünkü hepsinde 3G &#8220;ha geldi ha gelecek&#8221; şeklinde duyuruluyordu. </p>
<p>6 sene sonra &#8220;Merak etmiyor musun?&#8221; sloganlı Turkcell reklamlarıyla tekrar hayatıma girdi 3G. Tabi devletimiz sağ olsun bende 3G&#8217;ye karşı merak falan kalmamıştı. Yine de denemek amacıyla ilk gün 3G&#8217;ye geçişi yaptırdım. Bağlantıda sorun yoktu, normal olarak internet bağlantısını falan kullandım fakat fazla yüklenmedim. Zira öğrenci adam olarak bütçemde 3G diye bir kalem açmam abes olurdu. Görüntülü konuşma mevzusunu da 2 ayrı görüşme ile test edip akıcılık kaybı yaşamadan atlatınca ben onay verdim Turkcell&#8217;in 3G servisine. Çünkü operatörler arası savaş başlamıştı, Avea&#8217;nın 3G sisteminin normal ses paketinde çöktüğü söyleniyordu, Vodafone dünyada bir numaraydı o yüzden Vodafone denenmeliydi, Turkcell pahalıydı falandı filandı. Denedikten sonra işin aslının öyle olmadığını, Turkcell&#8217;in başlangıç olarak fiyatı gayet makul seviyede tuttuğunu öğrendim. İnternet paketlerini denemiş ya da deneyecek değilim çünkü ne bir laptop kullanıcısıyım ne de ihtiyaç duyuyorum. Bu noktada eklemek istediğim bir şey var ki, zamanında telefonlarda insanlar &#8220;internete bağlanıyor bu kontör yiyor nasıl etsem nerelere gitsem&#8221; derken, geçenlerde satışına başlanan, benim de çok beğendiğim Nokia N97&#8242;de internet bağlantı paketi anlaşmasını baştan yapmanız gerekiyor. Telefonun bir özelliğinin de Facebook, Twitter, FriendFeed gibi günümüz popüler sitelerinde bulunan arkadaşlarınızın yapacakları güncellemelerin anında telefon ekranında belireceğini söylesem şaşırmazsınız herhalde. Hatta Turkcell, TV hizmetini de, maçları izleme imkanını da sunuyor kullanıcılarına.</p>
<p>Peki eksiklerimiz yok mu teknoloji konusunda? Tabi ki var. Biz 3G&#8217;ye yeni geçiş yapmış bir milletken elin adamı 4G&#8217;ye geçmiş.100 Mbit üzerinde veri transferi yapıyormuş. Tabi görmeden inanmamak lazım diyip muğlak bir şekilde bırakacağım bu konuyu.</p>
<p>Kablosuz iletişim sektöründe durum böyleyken, he gün bağlandığımız evimizdeki internetin hali içler acısı. Daha yaklaşık 3 saat önce yurtdışı kaynaklı sitelere girmekle ilgili problemler yaşadım. Hatta problemler yaşamak değildi bu, tamamiyle girememekti. TTNET konuya &#8220;Türkiye çapında bakım çalışması yapıyoruz&#8221; diye bir açıklama getirdi ama artık 3 yaşındaki çocuk bile yemiyor bunu. Sistemler kaldırmadığı ya da kesildiği halde böyle uyduruk açıklamalar yapılması, açıklamalar öncesi call centera telefon edildiğinde alınan kalıplaşmış &#8220;modem kontrol&#8221;, &#8220;link ışığı&#8221; gibi şeylerin sorularak yılların kullanıcılarının aptal yerine konması, dahası bu sistemin pahalı (aslında pahalı demeyelim basbayaa kazık diyelim) olması TTNET&#8217;in eksileri. Zaten şu ülkede internete sansürler yüzünden doğru dürüst giremiyoruz, bir de bağlantılarımız kesiliyor.</p>
<p>Ben eğer TTNET yönetim kurulunda olsam, fiyat politikasını yeniden belirlemekle işe başlayıp, arkasından her gün call center&#8217;da örgü ören teyzemi işten çıkarır ya da sıkı bir eğitimden geçirirdim. Sorun ayrıca teyzelerin olması değil, gençlerin de ne yapacaklarını bilmiyor olmaları. Şöyle bir örnek vereyim, bana standart modemlerde olan bir sürü ışığı sayıp hangisi yanmıyor diyen genç elemana benim ışıklarla problemim yok dediğimde önce sorusunu tekrarladı, sonra &#8220;çok merak ediyorsanız benim modemimde sadece adsl ve power ışıkları var ve ikisi de yanıyor&#8221; cevabını aldığında bir süre ne yapacağını bilemedi sanırım, çünkü 1 dakika kadar cevap alamadım.</p>
<p>Diğer taraftan blogdan God Like&#8217;ın kullandığı sistem olan Quiknet&#8217;te gözüm var. Burdan onu da belirteyim. Ben 1 Mbps interneti 40 mı 45 tl mi ne fiyata alırken (tam fiyatı bilemiyorum otomatik ödeme sağ olsun), adam 20 Mbps interneti 70 tl&#8217;ye getiriyor. O 20 Mbps&#8217;de sadece kağıt üzerinde. Bazen bu rakam artıyor. Ben de sürünüyorum resmen internete bağlanıyorum diye. TTNET&#8217;in geliştirdiği kampanya da zaten 8 Mbps&#8217;e çıkan bağlantı. Onu da kotalı alırsanız, kota dolduğunda 512 Kbps&#8217;ye dönüyorsunuz.</p>
<p>Bir diğer seçenek, cep telefonu operatörlerinden modemleri alıp 3G üzerinden bağlanmak. Aslında süper fikir fakat yeni 3 tane verginin geleceğini okudum gazetelerde. Vergiler yüzünden düşündüğünüzden pahalıya patlayabilir. Bir araştırmak lazım.</p>
<p>Böyle bir sektörde TTNET daha önceden geçen Türk Telekom ve tekel olması sayesinde hala lider.Quiknet süper hizmet sağlıyor fakat yaygınlaşmadığı için pek alanı yok. 3G ise daha emekleme döneminde. TTNET eğer tekelini korumak istiyorsa (ki koruyamayacak ve korumak istemiyor gibi görünüyor), kurumsal kimliğini yeniden yapılandırmalı bence. Öyle Wirofon&#8217;u koymakla Cem Yılmaz&#8217;a reklam çektirmekle olmuyor, bitmiyor bu işler neticede.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bilim Dünyası Evrime Karşıymış - STEVE-O-METER]]></title>
<link>http://kirkiki.wordpress.com/2009/08/23/bilim-dunyasi-evrime-karsiymis-steve-o-meter/</link>
<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 13:21:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>God Like</dc:creator>
<guid>http://kirkiki.wordpress.com/2009/08/23/bilim-dunyasi-evrime-karsiymis-steve-o-meter/</guid>
<description><![CDATA[Pek çok yaratılışçının ağzından düşmeyen bir laftır bu. &#8220;Bilim adamları artan bir ivmeyle evri]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Pek çok yaratılışçının ağzından düşmeyen bir laftır bu. &#8220;Bilim adamları artan bir ivmeyle evrimi reddediyor&#8221;. Bunu internette yazıyorlar, kitaplarda yazıyorlar, televizyona çıkıp konuşuyorlar falan (Harun Yahya, Oktar Babuna ve türevleri). Sanıyorlarki bizler aptalız yutucaz. Hani amaçları zaten tutturabildiklerine ama bu kadar palavrada olmaz yani. Tutturdukları olmuyor mu oluyor tabiki. Geçenlerde birileriyle tartışırken önüme 2005 yılında başlatılmış olan bir imza kampanyasıyla ilgili bir dosya geldi(.pdf). İçinde yaklaşık 400-500 bilim adamının ismi ve çalıştıkları veya mezun oldukları üniversite yazıyor. Bu kampanyanın amacı, Darwin&#8217;e şüpheyle bakan veya Darwin&#8217;in teorisini kabul etmeyenleri sayıp &#8220;evrim yoktur işte&#8221; demek ve gol atmaya çalışmak. Listeye şöyle bir göz gezdirdim, pek çok üniversite ismi bulunmaktaydı fakat her tür meslek grubundan kişi bulunmaktaydı. Hatta bilim adamlarını geçin asistanları bile katmışlar listeye. Her ülkeden her üniversiteden toplayabildikleri 400-500 kişi.</p>
<p>Şimdi yaptıkları bu çalışmayla neyi kanıtlamaya çalışmışlardı açıkçası anlayamadım. Dünyadan toplayabildikleri 400-500 kişi evrim yoktur demiş. Eeee sonuç?</p>
<p>Bununla ilgili yazıları okurken, <a href="http://ncseweb.org/">NCSE</a> &#8216;nin başlatmış olduğu bir çalışmaya gözüm takıldı. Çalışmanın adı &#8220;Project Steve&#8221;. Amaç ise Steve isimli evrimi kabul eden bilimcileri bulmak. Dikkat edin sadece Steve. Bu ne demek oluyor; araştırma tüm dünyada yapılsa bile Steve ismi amerikan ve ingiliz kökenli bir isim. Ne kadar kısıtlı bir kesimde araştırma yapıldığı ortada. Buna rağmen çıkan sonuç yaratılışçıları şok edecek bir sonuç; an itibariyle #1099 Steve evrimi kabul etmekte. <a href="http://ncseweb.org/taking-action/project-steve">http://ncseweb.org/taking-action/project-steve</a></p>
<p><a href="http://realityofevolution.wordpress.com/2009/08/22/evrim-ve-turkiye/">Birde bir önceki yazıdan da bir alıntı yapmak istiyorum</a>;</p>
<blockquote><p>1987 de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre Amerika’da doğa bilimleri alanında 500,000 bilim insanından yaklaşık %99.85′lik bir bölümünün evrim teorisini desteklediği ortaya konulmuştur.</p></blockquote>
<p>Daha söze gerek var mı acaba?</p>
<p>Not: Evrimi kabul etmeyenlerin listesi en son 2008 Ağustos da güncellenmiş ve yaklaşık 700-800 kişi falan&#8230; Heralde bekledikleri ilgiyi göremediler <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_biggrin.gif' alt=':D' class='wp-smiley' /> </p>
<p><em>&#8220;This was last publicly updated August 2008. Scientists listed by doctoral degree or current position.&#8221;</em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Usain Bolt’un dünya rekorları mı dediniz?]]></title>
<link>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/08/22/usain-bolt%e2%80%99un-dunya-rekorlari-mi-dediniz/</link>
<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 14:34:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>Bekir L. Yildirim</dc:creator>
<guid>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/08/22/usain-bolt%e2%80%99un-dunya-rekorlari-mi-dediniz/</guid>
<description><![CDATA[-Nasıldı ama bizim Üsüyün’ün ’in 100 ve 200 metre dünya rekorları? 100 metreyi 9.5 saniyenin, 200 me]]></description>
<content:encoded><![CDATA[-Nasıldı ama bizim Üsüyün’ün ’in 100 ve 200 metre dünya rekorları? 100 metreyi 9.5 saniyenin, 200 me]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sosyal Darwinizm ve İnsanlık Tarihindeki Yeri]]></title>
<link>http://kirkiki.wordpress.com/2009/08/16/sosyal-darwinizm-ve-insanlik-tarihindeki-yeri/</link>
<pubDate>Sun, 16 Aug 2009 19:35:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>errethakbe</dc:creator>
<guid>http://kirkiki.wordpress.com/2009/08/16/sosyal-darwinizm-ve-insanlik-tarihindeki-yeri/</guid>
<description><![CDATA[“It is not the strongest of the species that survives, nor the most intelligent that survives. It is]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="attachment_701" class="wp-caption aligncenter" style="width: 520px"><a href="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/08/darwinism.jpg"><img class="size-full wp-image-701" title="darwinism" src="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/08/darwinism.jpg" alt="“It is not the strongest of the species that survives, nor the most intelligent that survives. It is the one that is the most adaptable to change.” C. Darwin" width="510" height="343" /></a><p class="wp-caption-text">“It is not the strongest of the species that survives, nor the most intelligent that survives. It is the one that is the most adaptable to change.” C. Darwin</p></div>
<div id="attachment_703" class="wp-caption alignleft" style="width: 170px"><a href="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/08/charles_darwin_18802.jpg"><img class="size-full wp-image-703" title="Charles_Darwin_1880" src="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/08/charles_darwin_18802.jpg" alt="Charles Robert Darwin" width="160" height="222" /></a><p class="wp-caption-text">Charles Robert Darwin</p></div>
<p>Yaklaşık 1-2 haftadır blog da yazabileceğim bir konu bulamama sıkıntımı God Like ın son günlerde değindiği Evrim Teorisinin bilimsel gerçekliğini irdelediği post&#8217;una kırkiki&#8217;nin konseptine uygun bir şekilde farklı bir yaklaşımdan bakarak sonlandırmaya karar verdim. Yazıya gelen yorumlardan anladığım kadarıyla, Charles Darwin&#8217;in ve doğa bilimleri literatüründe çığır açan Evrim Teorisi&#8217;nin sadece bilimle dinleri karşı karşıya getirildiği bir tartışma konusu olarak ele alınması, Darwin&#8217;in bilimsel çalışmaların 19.yy dan itibaren bilimsel dayanak olduğu bir çok toplumsal, ekonomik ve siyasi olgunun incelenememesine ve bu alanda Evrim Teorisine ve gmenel anlamda Darwinizme yöneltilen eleştirilerin (Evrim Teorisinin temel biyolojik içeriğinin akıllı tasarım gibi fikirler kullanılarak yalanlanmaya çalışıldığı ilkel argümanlardan bahsetmiyorum) ele alınıp cevap verilememesine neden olmakta Aynı zamanda Darwin&#8217;in düşünce tarihindeki büyük etkisi de tam olarak anlatılamamaktadır. Bu nedenle bu yazıda genel olarak Darwinizmin ülkemizdeki tartışmalarda biraz daha arkada kalan fakat düşünce tarihini ve insanlığı daha büyük bir ölçüde etkilediği yönünden, Sosyal Darwinizmden söz açmak niyetindeyim.</p>
<p>Genel anlamda bilindiği gibi, Darwin&#8217;in teorisi evrimi, doğadaki kıt kaynaklar nedeniyle  biyolojik organizmalar arasındaki mücadelenin ortaya çıkardığı doğal seçilimle temellendirerek açıklar, adaptasyon ya da türleşme gibi genetik süreçlerle beraber değişen koşullara uyum sağlayabilen türlerin varlıklarını devam ettirdiği, uyum sağlayamayan bir anlamda daha güçsüz türlerin yok olduğu bir tek yönlü bir süreç, sadece uyum sağlayanın  hayatta kaldığı bir durum (&#8220;survival of the fittest&#8221;).  Darwinizm ya da Sosyal Darwinizm ise bu teorinin sosyal alana uyarlanmasıyla oluşan ve gerek siyasi felsefede gerek 19.yy da daha yeni politik ekonomiden kopmaya başlamış ve yeni filizlenmekte ekonomi disiplininde büyük etkileri olan ve daha sonra tüm sosyal bilimleri doğa bilimlerine metodoloji olarak yaklaştıran ve bir çok ideolojik akımı içinde barındıran bir düşünce tabanıdır. Tıpkı doğada olduğu gibi toplumsal hayatta da kaynakların kıt olmasının ve her bireyin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesi nedeniyle ortaya çıkan toplumsal mücadelenin tıpkı doğadaki doğal seçilime benzetilmesi ve bunun da dolaylı yoldan insalar arası eşitlik kavramının tamamen yanlış olduğu, toplumsal ve ekonomik yapıdada en güçlü olanın hayatta kalması gerektiği sonucuna ulaşılması gerektiğini kabul eden görüş ilk defa klasik liberalizm akımına bağlı <strong>Herbert Spencer</strong> tarafından 19.yy ın ortalarında Darwinizm olarak adlandırılabilecek biçimde ortaya atılmıştır. Darwinizmin 19.yy Klasik liberalizm akımına bağlı ve elitist olarak değerlendirilebilecek Herbert Spencer&#8217;ın topluma &#8220;en iyi uyum sağlayanın olanın hayatta kalması&#8221; konseptindeki görüşü tarafından, toplumsal alanda bireyler arasındaki mücadelenin engellenmemesi  gerektiğini, eşitsizliklerin doğanın bir &#8220;kanunu&#8221; olduğunu, bireyin mükemmelleştirilmesi ve insanlığın ilerlemesi için güçsüzün ve zayıfın korunmaması gerektiğini (alt sınıflar) savunan bu bireyci ve anarşizme yakın liberalizm anlayışıyla beraber sosyal bilimler literatürüne girmesi her ne kadar normal olsa da (aynı zaman dilimi neticede) insanlık tarihi açısından bir şanssızlık olarak görülebilir.</p>
<div id="attachment_698" class="wp-caption alignright" style="width: 144px"><a href="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/08/389px-herbert_spencer.jpg"><img class="size-full wp-image-698" title="389px-Herbert_Spencer" src="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/08/389px-herbert_spencer.jpg" alt="Herbert Spencer" width="134" height="215" /></a><p class="wp-caption-text">Herbert Spencer</p></div>
<p>Spencer&#8217;ın ortaya attığı toplumsal her alanı kapsadığı bu görüşün Darwin&#8217;in &#8220;Türlerin Kökeni&#8221; adlı çalışmasından önce oluşturulması ve Spencer&#8217;ın Darwin&#8217;in görüşlerini kendi argümanlarına uygun olarak kalibre etmesi, Darwin&#8217;in sosyal alandaki etkisinin en önemli karakteristiğini göstermesi bakımından önemlidir: C. Darwin&#8217;in biyoloji disiplininde çığır açan Evrim Teorisi&#8217;nin sosyal alanda kendi başına bir akım oluşturmamasına rağmen daha önce var olan düşünce akımlarına ve gelişmekte olan ideolojilere bilimsel bir taban yaratması<strong>, pozitif bilimlerin toplumsal etki konusunda dinlerin yerini aldığı bir dönemde artık toplumsal yaşamın dinamiklerini anlama konusunda din ve gelenekler yerine bilimsel yaklaşımların kullanılmasını tetikleyip insanlık tarihi açısından bir gelişme unsuru yaratmasına rağmen; var olan bazı uç noktalardaki düşüncelerin de Darwin&#8217;in görüşleri tarafından desteklenmesi de, geçtiğimiz yüzyılda düşünce akımları ve ideolojilerin pratikte birçok olumsuz hatta tehlikeli sonuçlarınının yaşanmasına sebep olmuştur.</strong></p>
<p>Öncelikle, Darwin&#8217;in Evrim Teorisi nasıl doğanın incelenmesinde bir çığır açıp biyoloji biliminin temelini oluşturup  yarattığı metodolojiyle tanrı kavramını konu dışına ittiyse, aynı konsept sosyal bilimler için de geçerli bi durum olmuştur. İlk olarak Fransız aydınlanmasıyla temeli atılan, insan da doğanın bir parçası olduğu için toplumsal durum ve olaylar da doğa bilimlerinin yöntemleriyle incelenebilir görüşü Darwin&#8217;in görüşlerinden kaynak alarak daha da gelişmiş ve özellikle politik ekonomi ve siyasi felsefe de din ve gelenekten çok insanın rasyonalizminin üzerinde durulmasının önemi artmıştır. Tamamen bilimsel temele oturtulmuş düşünce sistemlerinin, &#8220;ideolojilerin&#8221; ortaya çıkışı ve 19. ve 20. yy larda toplumdaki etki alanları bu durumu kanıtlar niteliktedir. Fakat insanın doğa içindeki yerini kavraması ve bunun bilincinde olması, ayrıca tıpkı doğada olduğu gibi insanın toplumsal oluşumlarında da dinamiklerin artık bilimsel yöntemlerle anlaşılmaya çalışılması düşünce tarihi açısından büyük bir gelişme olmasına rağmen, <strong>Darwin&#8217;in teorisinin sosyal bilimleri kapsayacak bir biçimde dar görüşlü bir şekilde genişletilmesi, insanlık açısından sancılı bir çok olgu yaratmıştır.</strong> <strong>Bu durumun temel nedeni daha önce bahsettiğim gibi Darwin&#8217;in bilimsel metodunun bazı uç düşünceler tarafından Darwin&#8217;in kendi görüşleriyle pek alakası olmayan bir şekilde sırf bilimsel bir dayanak arayışı içinde kullanılmasında, ayrıca Evrim Teorisinin felsefi bir bakış açısı içerisinde incelenmeden, Darwin&#8217;in doğa hakkındaki pozitif analizlerinin toplumsal alanda normatif bir şekilde bir politika aracı olarak kullanılmasında yatmaktadır. Darwin doğadaki evrimin &#8220;nasıl&#8221; olduğuna işaret ederken, Darwinizm ve destekçileri toplumsal anlamda evrimin &#8220;nasıl olması gerektiğini&#8221; vurgulamıştır.</strong> Darwin&#8217;in ve teorisinin bu bağlamda siyasi, ekonomik ve toplumsal etkilerinidaha basit derine inmeyen bir yaklaşımla sınıflandırılması ve ortaya çıkardığı düşünce sistemlerinin incelenmesi konunun tarihsel anlamda somut bir takım örneklerinin görülmesine olanak sağlar.</p>
<ul>
<li><strong>Irkçılık ideolojisi ve &#8220;<em>eugenics</em>&#8220;: </strong>İnsanlık Tarihinde<strong> </strong>toplumsal yaşam içersinde insanlar arasındaki eşitsizliğe dair ilk çağlardan itibaren sorular ve cevaplar üretilmesine rağmen, belki de hiç biri ırkçılık kadar dar görüşlü ve Darwin&#8217;in görüşleriyle beraber bilimsel temel sağlama imkanına kavuşup politika aracı haline gelmesiyle bu kadar tehlikeli hale gelmemiştir. Darwin&#8217;in insanı doğa içersindeki yerini bilimsel olarak belirlemesiyle beraber, Arthur de Gobineau tarafından temelleri atılan ırkçılık teorisi, yani insanlar arasındaki eşitsizliği farklı toplumlar arasındaki kalıtımsal farklılıklarla açıklamaya çalışan görüş, Evrim Teorisi&#8217;nin Darwin&#8217;in kuzeni <strong>Francis Galton </strong>tarafından yorumlanmasıyla farklı bir boyuta taşınmıştır. Galton, insanların mental özelliklerini de tıpkı doğadaki türlerin fiziksel özelliklerini nesilden nesile taşıması gibi aktardığını ve toplumda güçsüz, yeteneksiz ya da daha az zeki insanların &#8220;üstün&#8221; insanlardan daha fazla çoğaldığını savunmuş, alt kesimlere toplumsal refah politikalarıyla yardım edilmesinin (devlet tarafından verilen sağlık hizmetleri gibi) &#8220;üstün&#8221; yani daha zeki ve yetenekli olan insanların toplumdan silinmesine sebep olduğunu ileri sürmüş, yani dolaylı yoldan daha az zeki ve yeteneksiz insanların doğal seçilim içersinde yok olması gerektiği bununda insanlığı ileriye götüreceği sonucuna varmıştır. Her ne kadar Galton da kendi görüşlerinin ilerki yıllarda ne gibi politikaları haklı çıkarmak için kullanılacağını görmemiş olsa da,<strong> Ernst Haeckel </strong>gibi ırkçı bilimadamları ve düşünürlerin de etkisiyle bu argümanlar &#8216;eugenics&#8217; denilen insan ırkını mükemmelleştirmek, yani üstün insanların genlerinin kalıtımsal devamlılığını sağlamak amacıyla genetik ayıklamanın uygulanması şeklinde ifade edilebilecek politikaları beslemiştir. Bu gibi politikaların dönem dönem dünyanın bir çok yerinde örnekleri görülmesine rağmen sanırım ilk akla gelen örneği Almanya&#8217;da Nazi partisi tarafından üstün olarak kabul edilen Aryan ırkının devamlılığını sağlamak  amacıyla uygulanan genetik yöntemler ve aşağılık olarak kabul edilen Yahudilere karşı uygulanan soykırımla beraber güçlendirilen ırkçılığın son noktası olan politikalar. Sonuç olarak Darwin&#8217;in pozitif bilimsel analizlerinin uç düşünceler tarafından politika aracı olarak çarpıtılmış şekilde kullanılmasının tarihte sebep olduğu insanlık travmalarını görmek zor değil.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Klasik ekonomi ve &#8220;<em>Laissez Faire</em>&#8220;  liberalizmi: </strong>Sosyal Darwinizm ile klasik ekonomi akımı arasındaki ilişkinin kökeninde <strong>Thomas Malthus</strong> ve onun Nüfus Kuramı vardır denilebilir. Klasik iktisat akımının öncülerinden kabul edilen Malthus&#8217;un insanlığın nüfus artış hızının kaynakların (özellikle gıda) artış hızından fazla olduğu, matematiksel anlamda ifade edilirse nüfus artışı geometrik bir dizi izlerken, kaynakların artış hızı aritmetik bir dizi halinde artması, bu nedenle uzun vadede zorunlu bir şekilde var olan kaynakların var olan populasyona yetmeyeceği ve bununda bir doğal ayıklanma süreciyle beraber dengeye oturması gerektiğini, ve sistemde oluşacak bu gibi dengesizliklerin tamamen çok fazla çoğalan alt sınıflar tarafından kaynaklandığını savunduğu bu görüş, doğal seçilim kısmıyla Darwin&#8217;in kendisi de dahil olmak üzere daha sonra Herbert Spencer başta olmak üzere tüm Darwinistleri, devletin ekonomiye müdahalesinin (alt sınıflara yaşamsal destek gibi) dengesizlik getirdiğini öne sürdüğü kısım ise liberalizm ve klasik ekonomiyi etkilemiştir. Metodoloji olarak yeni oluşmaya başlayan iktisat disiplinin de Darwin ile paralel olarak doğadaki kıt kaynaklar üzerine kurulu olması ve insanların maddi çıkar çatışmalarının kaynakların dağılımı üzerine etkisinin ise Darwin&#8217;in biyolojik anlamda kuramsallaştırdığı doğal seçilim süreciyle benzeşmesi, Darwin&#8217;in Evrim Teorisinin toplumsal alana doğru da genişletildiğinde de spesifik bir seviyede bilimsel gerçekliğini koruduğunu, ve bu durumun klasik ekonomi ile birlikte liberalist iktisat politikalarının uygulanmasında etkisinin olduğu görülebilmektedir. Kıt kaynaklar gerçekliği ve birey, grup ya da sınıfların çıkar çatışmalarının varsayımsal rasyonalitesiyle beraber toplumu optimum bir noktaya götürme amacında olan iktisat disiplininin bu konudaki ilk argümanları; insanların edimlerinin ve hareketlerinin kaynağının kendi çıkarlarını takip etmesi olduğundan dolayı en rasyonel ve doğayla paralel olan bir sistemin ve optimal denge noktasının tüm rasyonel bireylerin çıkarları doğrultusunda davranmasının engellenmediği bir sistemi, dışardan hiç bir baskıyla da bu sisteme müdahale edilmemesi gerektiğini savunmak doğrultusunda olmuştur. İşte bu &#8220;ne olması gerektiği konusundaki&#8221; akademik düzeyde görüşler, sermaye sahibi burjuva tarafından üstünlüklerini devam ettirme çabası içersinde Darwin&#8217;in bilimsel görüşleriyle de harmanlanarak kullanılması &#8220;laissez faire, laissez passer&#8221; (bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler) şeklinde bir doktrin olarak Amerika ve Britanyadaki sermaye sahipleri tarafından ekonomik politikaları etkisi altına almış, devletin ekonomideki rolunün tamamen engellenmesi sonucunda Sanayi Devrimi sonrası özellikle Britanya&#8217;da ortaya çıkan sağlık ve çevre sorunları, fabrikalarda çocuk işçilerin çalıştırılması ve altyapının yetersizliği konusundaki sorunları beraberinde getirmiştir. Günümüz 3. dünya ülkelerinde de bunun gibi toplumsal sorunlara, eşitsizlik ve adaletsizliğe ve bunları daha da derinleştiren neoliberal politikalara baktığımızda Darwinizm ve liberalizm arasındaki ilişkiyi ve Sosyal Darwinizmin dolaylı olarak insanlığa yol açtığı zararları görmek zor değil.</li>
</ul>
<p><a href="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/08/misconceptions_social.gif"><img class="aligncenter size-full wp-image-699" title="misconceptions_social" src="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/08/misconceptions_social.gif" alt="misconceptions_social" width="450" height="313" /></a></p>
<p>Sonuç olarak, C. Darwin gibi çağının ötesinde bilim adamlarının ya da düşünürlerin ortaya koyduğu teorilerin, tezlerin ve görüşlerin insanlık tarafından tam olarak algılanması sürecindeki her örnekte insanoğlunun güç kazanma arzusundan ortaya çıkan zaafı nedeniyle medeniyet tarihi açısından bir çok talihsiz olay yaşanmıştır. (Karl Marx&#8217;ın Tarih tezi, ya da Albert Einstein&#8217;ın Özel Görelilik Kuramı örneklerinin de akla getirilmesi yerinde olur).  Düşünce tarihi açısından önemi ve etkisi büyük olan Darwin&#8217;in Evrim Teorisinin dar bir görüşle basit bir tezmiş gibi yalanlanmaya çalışılması yerine, doğru olarak anlaşılması ve tarihte yanlış yorumlanmasından kaynaklanan zararların bilinmesi (Sosyal Darwinizm olması gereken bir geçiş aşamasına olmasına rağmen başlı başına bir örnek) en azından insanlık olarak son 2 yüzyılda ilerlediğimizi kanıtlama açısından önemlidir. Yine de, geniş halk kitelerinin hepsinin Darwin&#8217;i algılamasını beklemeyecek kadar realist olduğumdan, kafamdaki soru şu, asıl tehlikeli olan bu çapta etkili bir teoriye tanrı kavramıyla çelişiyor diye basit ama masum bir şekilde karşı çıkılması mı, yoksa yazıda anlatmaya çalıştığım ölçüde topluma ve insanlığa karşı etkili bir politika aracı olarak kullanılması mı?</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Amasra'dan Bağlantı - MAKAT]]></title>
<link>http://kirkiki.wordpress.com/2009/08/14/amasradan-baglanti-makat/</link>
<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 14:14:22 +0000</pubDate>
<dc:creator>God Like</dc:creator>
<guid>http://kirkiki.wordpress.com/2009/08/14/amasradan-baglanti-makat/</guid>
<description><![CDATA[10 günlük planladığım tatilin sonlarına yaklaşırken, arada bir takip ettiğim bloga bir de yazı ekley]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>10 günlük planladığım tatilin sonlarına yaklaşırken, arada bir takip ettiğim bloga bir de yazı ekleyeyim dedim. 2 yıldır yapmadığım tatilin acısını 10 günde çıkarabildiğim tabiki söylenemez ama hava değişikliği çok iyi geldi. Denizin, ormanın ve köyün içiçe olduğu, gerçekten insanı huzura kavuşturan bir ortamın 7. gününde blogu takip edenlerin karşılaşabileceği bir sorunu farkettim.</p>
<p>Yazılarda eklediğimiz bazı video linkleri (tahmin edeceğiniz gibi Youtube) çalışmıyor. Bu konunun teknik çözümü için bazı 3. parti yazılımlar var. Başlıkta belirttiğim MAKAT bunlardan biri. Gayet basit kurulumu olan ve bir sistem dosyası olan &#8220;Host&#8221; u editleyen bir programcık.</p>
<p>Yüklüyorsun, browser ları kapatıp açıyorsun oluyor&#8230; Hemen adres veriyorum; <a href="http://makat.org/tr/indir.html" target="_blank">buraya tıklayın</a>&#8230;</p>
<p>Ayrıca sitede giremediğiniz web sitelerini bildirebileceğiniz bir bölüm var; <a href="http://makat.org/tr/bildir.html" target="_blank">burayada tıkla</a>&#8230;</p>
<p>Şiddetle kullanmanızı önereceğim bir yazılım. Ne de olsa başbakanımız bile youtuba&#8217;a girebiliyor.</p>
<p><a href="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/08/logo.gif"><img class="aligncenter size-full wp-image-688" title="Makatv5" src="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/08/logo.gif" alt="Makatv5" width="171" height="66" /></a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dedemiz Şempanze mi? Goril mi? Adem mi? -1]]></title>
<link>http://kirkiki.wordpress.com/2009/08/04/dedemiz-sempanze-mi-goril-mi-adem-mi-1/</link>
<pubDate>Tue, 04 Aug 2009 15:16:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>God Like</dc:creator>
<guid>http://kirkiki.wordpress.com/2009/08/04/dedemiz-sempanze-mi-goril-mi-adem-mi-1/</guid>
<description><![CDATA[Bilim adamları yıllarca çalışmaları sonucu dünya üzerinde yaşamış ve yaşan canlıları bir takım özell]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignright size-full wp-image-84" title="Tree" src="http://realityofevolution.wordpress.com/files/2009/08/3domain.gif" alt="Tree" width="200" height="195" />Bilim adamları yıllarca çalışmaları sonucu dünya üzerinde yaşamış ve yaşan canlıları bir takım özelliklerine göre sınıflara ayırmışlardır. Bunların sonucunda filogenetik ağaç dediğimiz şekiller oluşmuştur. Filogenetik ağaç, tek bir noktadan başlar ve pek çok dala ayrılır. Filogenetik ağaca, evrim ağacıda denmektedir çünkü evrim teorisindeki kuralları temel almaktadır.</p>
<p>&#8220;wikipedia&#8221;da;</p>
<blockquote><p>Bir filogenetik ağaç veya evrim ağacı farklı biyolojik türler veya ortak bir atası olduğu<span style="text-decoration:line-through;">na inanılan</span> &#8220;düşünülen&#8221; diğer varlıkların arasındaki evrimsel ilişkileri gösteren bir grafik ağaçtır. Bir filogenetik ağaçta, her bir altsoy kavşağı altsoyların ortak atasını temsil etmektedir ve bazı ağaçların kenar uzunlukları zaman tahminlerinleriyle ilişkilidir. Her kavşak bir taksonomi birimidir. İç kavşaklar genellikle, doğrudan gözlemlenemeyeceği için hipotetik taksonomi birimleri olarak adlandırlmaktadır.</p></blockquote>
<p>şeklinde açıklanmıştır.</p>
<p>Şimdi neden bunu açıkladığıma gelicek olursak, &#8220;insan maymundan gelmiştir&#8221; yanlışını göstermek için açıkladım. Tabi tek sorun bu değil, bilimsel dildeki terimlerle, günümüzde kullandığımız kelimelerin karşılıklarının farklı anlamlara sahip olması, evrim kuramını anlamayı ve anlatmayı güçleştirmektedir. Dolayısıyla anlatmak istediklerimi en sade şekilde anlatmaya çalışacağım.</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://realityofevolution.wordpress.com/files/2009/08/adsiz1.png"><img class="size-medium wp-image-87 aligncenter" title="köken" src="http://realityofevolution.wordpress.com/files/2009/08/adsiz1.png?w=300" alt="köken" width="300" height="168" /></a><a href="http://realityofevolution.wordpress.com/files/2009/08/adsiz2.png"><img class="size-medium wp-image-88 aligncenter" title="Köken" src="http://realityofevolution.wordpress.com/files/2009/08/adsiz2.png?w=300" alt="Köken" width="300" height="168" /></a><a href="http://realityofevolution.wordpress.com/files/2009/08/adsiz3.png"><img class="size-medium wp-image-89 aligncenter" title="Köken" src="http://realityofevolution.wordpress.com/files/2009/08/adsiz3.png?w=300" alt="Köken" width="300" height="168" /></a></p>
<p style="text-align:center;">(Büyütmek için tıklayınız)</p>
<p style="text-align:center;">(Resimler Scientific American dergisinin 2009 Ocak sayısından alınmıştır.)</p>
<p style="text-align:left;">Yukarıda eklemiş olduğum resimler, günümüzde bulunmuş insanımsı fosillerinin üzerinde yapılmış geniş çapta araştırmalar sonucu, ortaya çıkarılmış evrim ağacını göstermektedir. Gördüğünüz üzere pek çok latince isim ve fosillerin bilgisayar üzerinde oluşturulmuş göselleri vardır. Mavi çizgiler bilinen süreci, kırmızı çizgiler güçlü destekleri bulunan akrabalıkları, kesikli çizgiler ise tahmin edilen akrabalıkları göstermektedir.</p>
<p style="text-align:left;">Bunlardan önce , insan bu ağacın hangi dalında onu açıklamam lazım.</p>
<pre style="color:black;background-color:#f9f9f9;line-height:1.1em;border:1px dashed #2f6fab;padding:1em;">                  <strong>- İNSANIN SOY AĞACI -</strong>
   ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Bitkiler" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bitkiler">Bitkiler</a>
   ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Mantarlar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mantarlar">Mantarlar</a>
   ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Protistler" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Protistler">Protistler</a>
   ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Bakteriler" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bakteriler">Bakteriler</a>
   └─  <strong><a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Hayvanlar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hayvanlar">Hayvanlar</a></strong>
           ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Omurgasızlar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Omurgas%C4%B1zlar">Omurgasızlar</a>
           └─  <strong><a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Omurgalılar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Omurgal%C4%B1lar">Omurgalılar</a></strong>
                     ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Kuşlar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ku%C5%9Flar">Kuşlar</a>
                     ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Sürüngenler" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCr%C3%BCngenler">Sürüngenler</a>
                     ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Balıklar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Bal%C4%B1klar">Balıklar</a>
                     ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Amfibiler" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Amfibiler">Amfibiler</a>
                     └─  <strong><a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Memeliler" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Memeliler">Memeliler</a></strong>
                             ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Etçiller" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Et%C3%A7iller">Etçiller</a>
                             ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Deniz memelileri" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Deniz_memelileri">Deniz memelileri</a>
                             ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Kemirgenler" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kemirgenler">Kemirgenler</a>
                             ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Yarasalar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yarasalar">Yarasalar</a>
                             ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Böcekçiller" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%B6cek%C3%A7iller">Böcekçiller</a>
                             ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Keseliler" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Keseliler">Keseliler</a>
                             └─  <strong><a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Primatlar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Primatlar">Primatlar</a></strong>
                                     ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Önmaymunlar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96nmaymunlar">Önmaymunlar</a>
                                     ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Maymunlar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Maymunlar">Maymunlar</a>
                                     └─  <strong><a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="İnsansılar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nsans%C4%B1lar">İnsansılar</a></strong>
                                                  ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Gibon" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gibon">Gibon</a>
                                                  ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Şempanze" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eempanze">Şempanze</a>
                                                  ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Goril" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Goril">Goril</a>
                                                  ├─  <a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Orangutan" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Orangutan">Orangutan</a>
                                                  └─  <strong><strong>İnsan</strong></strong>
Kaynak: HUMAN, Editör Robert Winston,
Penguin Yayınevi, Londra, 2004, s.12-13</pre>
<p>daha önce belirttiğim gibi bu çok sade bir soy ağacı, dolayısıyla biraz detaya inmemiz gerekicek. İnsansılar(Hominoidea) üst familyasını genişleticek olursak;</p>
<table style="font-size:11px;color:black;background-color:white;border:1px solid #888888;padding:3px;" border="0" width="302">
<tbody>
<tr>
<td align="right">Üst familya:</td>
<th colspan="7"><a style="text-decoration:none;color:#5a3696;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Hominoidea" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hominoidea">Hominoidea</a></th>
</tr>
<tr>
<td align="right">Familya:</td>
<td colspan="5" align="center" bgcolor="#B7B7B7"><a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Hominidae" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hominidae">Hominidae</a></td>
<td style="padding-left:4px;padding-right:4px;" colspan="2" align="center" bgcolor="#B7B7B7"><a style="text-decoration:none;color:#5a3696;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Hylobatidae" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hylobatidae">Hylobatidae</a></td>
</tr>
<tr>
<td align="right">Alt familya:</td>
<td colspan="3" align="center" bgcolor="#C7C7C7"><a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Homininae" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Homininae">Homininae</a></td>
<td style="padding-left:4px;padding-right:4px;" colspan="2" align="center" bgcolor="#C7C7C7"><a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Ponginae" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ponginae">Ponginae</a></td>
<td style="border-right-width:1px;border-right-style:solid;border-right-color:#888888;" rowspan="2" width="30"></td>
<td rowspan="2"></td>
</tr>
<tr>
<td align="right">Oymak:</td>
<td colspan="2" align="center" bgcolor="#D7D7D7"><a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Hominini" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Hominini">Hominini</a></td>
<td style="padding-left:4px;padding-right:4px;" align="center" bgcolor="#D7D7D7"><a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Gorillini" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gorillini">Gorillini</a></td>
<td style="border-right-width:1px;border-right-style:solid;border-right-color:#888888;" width="23"></td>
<td></td>
</tr>
<tr>
<td align="right">Cins:</td>
<td style="padding-left:4px;padding-right:4px;" align="center" bgcolor="#E7E7E7"><em><a style="text-decoration:none;color:#5a3696;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Homo" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Homo">Homo</a></em></td>
<td style="padding-left:4px;padding-right:4px;" align="center" bgcolor="#E7E7E7"><em><a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Pan" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pan">Pan</a></em></td>
<td style="padding-left:4px;padding-right:4px;" align="center" bgcolor="#E7E7E7"><em><a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Gorilla" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gorilla">Gorilla</a></em></td>
<td colspan="2" align="center" bgcolor="#E7E7E7"><em><a style="text-decoration:none;color:#002bb8;background-image:none;background-repeat:initial;background-attachment:initial;background-color:initial;background-position:initial initial;" title="Pongo" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pongo">Pongo</a></em></td>
<td colspan="2" align="center" bgcolor="#E7E7E7">4 cins</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>tablo bu şekli alıyor.</p>
<p><a href="http://realityofevolution.wordpress.com/files/2009/08/darwin_2.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-100" title="İstatistik" src="http://realityofevolution.wordpress.com/files/2009/08/darwin_2.jpg?w=214" alt="İstatistik" width="214" height="300" /></a>Kısacası görüldüğü gibi biz şempanzelerden(Pan) veya gorillerden(Gorillini) gelmedik. Bu düşünce, ne yazıkki birileri tarafından, gerçek evrim kuramı tahrip edilerek insanlara empoze edilmeye çalışılmaktadır. Ne yazıkki bu anti-evrim akımı hristiyan ülkelerde başlamasına rağmen, en çok ülkemiz olan Türkiye&#8217;yi etkilemiştir. Başlangıç noktasıda anlaşılacağı gibi Amerikadır. oranları değerlendirecek olursak, çok sıkıntılı bir durumda olduğumuz görülebilir. %50 den fazla kabul etmeyene karşı %25 lik bir kabul eden kesim ve en kötüsü nerdeyse %25 kuşkuda bırakılmış bir kesim var ortada. Ülkeler arasında en düşük kabul oranına sahip olmamızın yanı sıra, belirsizlik içinde kalmışlar sırasında ilk başı çekiyoruz&#8230; Sanırım bu vahim durum birilerinin cebini ve kendilerini mutlu ediyordur.</p>
<p><em>Bu yazı </em><a href="http://realityofevolution.wordpress.com/2009/08/04/dedemiz-sempanze-mi-goril-mi-adem-mi-1/" target="_blank"><em>http://realityofevolution.wordpress.com/2009/08/04/dedemiz-sempanze-mi-goril-mi-adem-mi-1</em></a><em> adresinde de yayınlanmıştır.</em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gözümüz kaç megapiksel biliyormusunuz???]]></title>
<link>http://teknologger.wordpress.com/2009/07/30/gozumuz-kac-megapiksel-biliyormusunuz/</link>
<pubDate>Thu, 30 Jul 2009 17:28:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>Uğur</dc:creator>
<guid>http://teknologger.wordpress.com/2009/07/30/gozumuz-kac-megapiksel-biliyormusunuz/</guid>
<description><![CDATA[Günlük hayatta “vay be, adamın cep telefonunun kamerası 2.0 MP” ya da bende bir makine var “12 MP” g]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Günlük hayatta “vay be, adamın cep telefonunun kamerası 2.0 MP” ya da bende bir makine var “12 MP” g]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Engelleyebiliriz - Küresel Isınma]]></title>
<link>http://kirkiki.wordpress.com/2009/07/27/engelleyebiliriz-kuresel-isinma/</link>
<pubDate>Mon, 27 Jul 2009 01:43:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>God Like</dc:creator>
<guid>http://kirkiki.wordpress.com/2009/07/27/engelleyebiliriz-kuresel-isinma/</guid>
<description><![CDATA[İklimsel değişim ne anlama gelmektedir? Dünyanın ya da yöresel iklimlerin zaman içindeki çeşitliliği]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong><a href="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/global-warming.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-534" title="Global warming" src="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/global-warming.jpg" alt="Global warming" width="203" height="251" /></a>İklimsel değişim ne anlama gelmektedir?</strong></p>
<ul>
<li>Dünyanın ya da yöresel iklimlerin zaman içindeki çeşitliliği,</li>
<li>Onlarca yıldan milyonlarca yıla kadar değişen zaman skalaları incelemesinde ortaya çıkan atmosfer ortalama durumunun değişimi,</li>
<li>Dünyanın içsel süreçleri, dış faktörler (gün ışığı yoğunluğu) ya da bu değişikliklere yol açan insan kaynaklı faktörler,</li>
<li>Yüzeydeki ısı yükselmesi dahil modern iklimdeki değişiklikler <strong>küresel ısınma</strong> olarak bilinir.</li>
</ul>
<p><strong>UNFCCC insan dışı etkenleri  “iklimsel çeşitlilik” olarak tanımlamıştır.</strong></p>
<p><strong>Küresel ısınma ne anlama gelmektedir?</strong></p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-530" title="Global warmingII" src="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/global-warmingii1.jpg?w=300" alt="Global warmingII" width="300" height="223" /></p>
<p>Son on yıldır gözlenen ve <strong>devam eden</strong>, dünyanın yüzeye yakın havası ve okyanuslardaki ısı artışıdır.</p>
<p><strong>Yüzeye yakın hava sıcaklığı küresel ortalaması geçen yüzyılda 0.74 +- 0.18 derece celcius yükselmiştir.</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Küresel ısınmaya ne yol açar?</strong></p>
<p><em>Hükümetlerarası iklim değişikliği panelinden:</em></p>
<blockquote><p>20 yüzyılın ortasından bu yana gözlemlenen ortalama küresel ısı artışının çoğu, artan antropojenik(insan ırkına ve insan ırkının gelişimiyle alakalı) sera gazı konsantrasyonuna(yoğunluğuna) bağlıdır.</p></blockquote>
<p><strong>Küresel ısınma nasıl etkiler?</strong></p>
<p><strong>Küresel yüzey sıcaklığını gösteren iklim modelleri, 1990-2100 yılları arasında sıcaklığın 1.1 dereceden 6.4 dereceye kadar artabileceğini göstermektedir.</strong></p>
<p><strong>Çoğu çalışma 2100 e kadar olan sürece odaklansa da, sera gazı yoğunluğu sabit kalsa bile ısınmanın ve deniz seviyesi yüksekliğinin bir milenyumdan uzun süre artacağı düşünülmektedir.</strong></p>
<ul>
<li>Deniz seviyesinin yükselmesi,</li>
</ul>
<p><a href="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/global-warmingiii.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-531" title="Global warmingIII" src="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/global-warmingiii.jpg?w=300" alt="Global warmingIII" width="300" height="210" /></a></p>
<ul>
<li>Çökelmenin şekil ve miktarının değişmesi,</li>
<li>İklimsel felaketlerin sıklığının ve şiddetinin değişmesi,</li>
</ul>
<div id="attachment_532" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><a href="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/global-warmingiiii1.jpg"><img class="size-medium wp-image-532 " title="Global warmingIIII" src="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/global-warmingiiii1.jpg?w=300" alt="Hava felaketlerinin sayısı ve oranındaki artış" width="300" height="279" /></a><p class="wp-caption-text">İklimsel felaketlerin sayısı ve oranındaki artış</p></div>
<ul>
<li>Tarım verimliliğinin değişmesi,</li>
<li>Buzulların azalması,</li>
<li>Akarsu yaz debisinin azalması,</li>
<li>Türlerin yok olması,</li>
<li>Felaket nedenlerinin sahasının artması.</li>
</ul>
<h1>ENGELLEYEBİLİRİZ</h1>
<ul>
<li>Işık kaynaklarını değiştirebiliriz.</li>
</ul>
<p>Normal ampuller yerine, enerji tasarruflu floresan lambalar kullanarak yılda 150 pound karbondioksit gazı salınımını engelleyebiliriz.</p>
<ul>
<li>Araba kullanımını azaltabiliriz.</li>
</ul>
<p>Bisiklet sürmeyi, yürümeyi ve toplu taşıma araçlarını kullanmayı arttırabiliriz. Araba kullanmadığımız her mil için 1 pound karbondioksit sakınımını engelleyebiliriz.</p>
<ul>
<li>Geri dönüşümü arttırabiliriz.</li>
</ul>
<p>Ev atıklarımızın yalnızca yarısını geri dönüşüme göndererek yılda 2.400 pound karbondioksit sakınımını engelleyebiliriz.</p>
<ul>
<li>Araç tekerlerinin basıncını daha sık kontrol edebiliriz.</li>
</ul>
<p>Kontrolü arttırmak, aracın harcadığı yakıtı %3 den daha fazla azaltır. 1 galonluk yakıt tasarrufunda 20 pound karbondioksit salınımını engelleyebiliriz.</p>
<ul>
<li>Daha az sıcak su kullanabiliriz.</li>
</ul>
<p>Suyu ısıtmak için çok fazla enerji harcanmaktadır. Duşta az su kullanarak yılda 350 pound, temizlikte soğuk veya ılık su kullanarak yılda 500 pound karbondioksit salınımını engelleyebiliriz.</p>
<ul>
<li>Naylon torba kullanımını azaltabiliriz.</li>
</ul>
<p>Bu tür atıkları %10 miktarda azaltarak 1,200 pound karbondioksit salınımını engelleyebiliriz.</p>
<ul>
<li>Klima gibi araçların ayarını daha bilinçli yapabiliriz.</li>
</ul>
<p>Kışın yapılacak +2, yazın yapılacak-2 derece ayar ile yılda yaklaşık 2,000 pound karbondioksit salınımını engelleyebiliriz.</p>
<ul>
<li>Ağaç dikebiliriz.</li>
</ul>
<p>Dikeceğimiz bir ağaçla, 1 ton karbondioksiti atmosferden alabiliriz.</p>
<ul>
<li>Elektronik cihazlarımızı kapatabiliriz.</li>
</ul>
<p>Elektronik eşyaları tamamıyla kapatarak yılda yaklaşık 1,000 pound karbondioksit salınımını engelleyebiliriz.</p>
<ul>
<li> Bütün bunlar için çevremizdekileri teşvik edebiliriz.</li>
</ul>
<p>Bildiklerimizi, arkadaşlarımızla, komsularımızla, iş arkadaşlarımızla paylaşarak daha fazla koruma sağlayabiliriz.</p>
<p><strong><em>Bilgiler Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü doçentlerinden, Bülent Alten&#8217;in sunumundan alınmıştır.</em></strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Freeman's Mind]]></title>
<link>http://kirkiki.wordpress.com/2009/07/15/freemans-mind/</link>
<pubDate>Tue, 14 Jul 2009 22:45:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>erdemakin</dc:creator>
<guid>http://kirkiki.wordpress.com/2009/07/15/freemans-mind/</guid>
<description><![CDATA[Machinima diye bir olay var dünyada. Bildiğin film yaratmaca ama kamerayla değil, bilgisayar oyunlar]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Machinima diye bir olay var dünyada. Bildiğin film yaratmaca ama kamerayla değil, bilgisayar oyunlarıyla.  Bilgisayar oyununu modlar yardımıyla istenilen şekle sokup ya da normal oyun esnasında kaydedilmiş görüntülerle film yapmaca kısaca. Nedir ne değildir diyenlere &#8220;Machinima for Dummies&#8221; kitabını öneriyorum. Adamlar kitabı sadece satmıyorlar internette yayınlıyorlar da. &#8220;for Dummies&#8221; dediysek de bayaa komplike bir olay anlatıyor, hakaret eder gibi değil.</p>
<p>Ve benim en beğendiğim machinima eseri, &#8220;Freeman&#8217;s Mind&#8221;. Half-Life serisinde dünyanın ihtiyacı olan MIT mezunu profesörümüz işe geç kalırsa ne olur?</p>
<p>Episode 1 <a href="http://www.machinima.com/film/view&#38;id=23919">http://www.machinima.com/film/view&#38;id=23919</a> linkinde.</p>
<p>Sağ tarafta diğer bölümlerin linkleri de var.İyi seyirler.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Evrim Nedir? - Evrim ve Din]]></title>
<link>http://kirkiki.wordpress.com/2009/07/14/evrim-nedir-evrim-ve-din/</link>
<pubDate>Tue, 14 Jul 2009 15:06:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>God Like</dc:creator>
<guid>http://kirkiki.wordpress.com/2009/07/14/evrim-nedir-evrim-ve-din/</guid>
<description><![CDATA[Evrim sözcüğü Latince &#8220;evolvere&#8221; yani açmak, yaymak ve gizli potansiyeli açığa çıkarmak ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/evrim.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-362" title="evrim" src="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/evrim.jpg" alt="evrim" width="250" height="200" /></a>Evrim sözcüğü Latince &#8220;evolvere&#8221; yani açmak, yaymak ve gizli potansiyeli açığa çıkarmak anlamına gelir. Bugün evrim yalın olarak değişim anlamına gelmektedir. Bazen bir yıldız gibi bireysel nesnelerdeki değişimleri tanımlamak için kullanılır. Bununla birlikte biyolojik ya da organik evrim, canlı gruplarının özelliklerinde kuşaklar boyunca meydana gelen değişim anlamına gelmektedir. Bir canlının gelişimi evrim olarak düşünülmez. Canlılar birey olarak evrimleşmezler. Toplum dediğimiz canlı grupları değişerek türeme geçirirler bu şekilde toplumlar alt bölümlere ayrılırlar. Sonuç olarak ortak bir atasal toplumdan bir kaç toplum türer. Eğer bu toplumlar arasında farklı yönlerde gelişim söz konusu olursa, toplumlar birbirlerinden uzaklaşır.[*]</p>
<p>Günümüzde insanların evrim gibi kompleks teorileri bir anda kabul etmesini bekleyemeyiz, özelliklede dini inançları bakımından keskin mitlere sahip olan ülkemizde bu çok zor bir olaydır. Tabi bunların yanında işin içine fesatlık karıştıran kişileri ve kurumları gördükçe, bu daha imkansız bir hale bürünmektedir. Türkiye genelinde evrime karşı oluşan önyargının tek sebebi tabiki din değildir. Eğitim sisteminin çarpıklıkları, bilimin insanlara aktarılmasına köstek olmaktadır.</p>
<p>İnsanların küçük yaşlardan itibaren belirli kısırlamalarla yetiştirilmesi, bireylerin bakış açısını kısıtlamaktadır. Ne yazıkki bu bütün dünyada böyledir. Din aileden çocuğa geçen bir ünvan haline gelmiştir. Ülkemizde doğduğumuz andan itibaren nüfus cüzdanımıza bu işlenmektedir. Daha oyun çağında olan bir çocuğa öğretilen cin, şeytan, peri masalları, tanrı korkusu( <span style="text-decoration:underline;">dikkatinizi çekerim sevgi değil, korku</span>), günahlar, yasaklar o çocuğun, bazı şeylerin nedenini bilmeden, sorgulayamadan kabullenmesine dolayısıyla gözleme dayalı öğrenmenin en üst düzeyde olduğu yaşlarda kendi içinde çelişkiye düşmesine ve bu çelişkiden dolayı gözlem yapamamasına sebep olmaktadır.</p>
<p><a href="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/yildizlar.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-365 alignleft" title="Gözlem" src="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/yildizlar.jpg?w=150" alt="Gözlem" width="150" height="150" /></a> Gözlemin neden bu kadar önemli ve gelişmesi gereken bir disiplin olduğunu açıklamak gerekirse, bilimin temelinin gözlem olmasıdır. Şu an elimizde ne varsa gözlem sayesinde gerçekleşmiştir. Burada anlatmak istediğim şey, evrim teorisinin bilim çerçevesinde gelişmiş bir teori olduğu, dinlerden bağımsız ve sadece doğayı gözlemleyerek oluşmuş bir teori olduğudur. Atatürk&#8217;ün burada güzel bir sözünü hatırlatmak istiyorum, &#8221; <em>Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.</em> &#8220;</p>
<p>Ülkemizde nedense bazı şeyler birilerini hep rahatsız etmektedir. Evrim teoriside bunlardan biri olmuştur. Evrim teorisi hakkında saçmasapan yazılmamış yazı kalmamıştır. Evrimi savunanlar ateist kabul edilmiş, kafir denilerek suçlanmıştır. Halka evrim, maymundan türeme olarak aktarılmıştır. Evrim, çeşitli yayınlar ve kişiler tarafından çarpıtılarak oyuncak haline getirilmiştir.</p>
<p>Şimdi değinmek istediğim bir konu daha var, acaba dinler evrimi reddediyor mu?</p>
<p>Bu sorunun cevabı kimilerine göre evet, kimilerine göre hayır. Fakat asıl sormamız gereken soru şu, acaba evet ve hayır diyenlerin ne kadarı evrimi biliyor? Hayır diyenler evrimin &#8220;maymundan türeme&#8221; olduğunu mu sanıyorlar? Evet diyenler maymundan türediğimizi mi savunuyorlar?</p>
<p>Gazetelerdeki yorumları ve çeşitli platformlardaki yazıları okuduğumda &#8220;evrim yoktur, evrime inanmıyorum&#8221; diyen insanların fazla olduğunu ve çok az bir kısmının evrim teorisini bildiğini gördüm. Öncelikle şunu belirtmem</p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-370" title="Sahte, yalan, uydurma" src="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/b-129426-harun_yahya.jpg?w=208" alt="Sahte, yalan, uydurma" width="208" height="300" /></p>
<p>gerekiyor, ülkemizde evrim teorisi bilimsel bir teori olarak değilde, dini bir inanç, ateizmin bir parçası olarak görülüyor. Görüldüğü gibi fesat karşıtırmaya çalışanlar bu noktada büyük bir başarıya ulaşmışlar, evrimin tanımını deiştirerek dini inançları kuvvetli olan memleketim insanının düşüncelerini kendi istediklere tarafa yönlendirmişler. &#8220;Evrime inanmıyorum&#8221; denmesinin tek sebebi budur, yani evrimin inanılıp, inanılmayacak bir şey olup olmadığının bile farkında değildir insanımız, bunun suçlusu tabiki onlar değil, onları manupile etmeye çalışan ve bundan kazanç sağlayan kişilerdir. Bu kişiler çeşitli yollarla insanların düşüncelerini yönlendirmektedir, bunların en başında da din gelmektedir. Ayrıca çeşitli sahte yayınlarla ve çarpıtmalarla yaptıklarını bilimsel desteklere sahiplermiş gibi göstermektedirler.</p>
<p>Evrimi kabul etmeyen kişilerin büyük bir kısmı maalesef bu durumdadır. Gerçek bilgilerden uzaklaştırılıp kandırılmışlardır. Birde dinine sahip çıkan, fakar sorgulamaktan vazgeçmeyen insanlar vardır. Açıkçası bu kesim diğer kesme göre daha bilinçlidir. Fakat sürekli olarak evrim teorisindeki daha bilimsel olarak açıklanamamış kısımları öne sürerek evrimin gerçek olmadığını iddia etmektedirler. Dediğim gibi bu kesim ümit vericidir, çünkü her geçen süre zarfında gelişmeler olmakta, bilinmeyen kısımlar doldurulmaktadır.</p>
<p>Bilimsellikten bahsettiğimize göre çift yönlü eleştri yapmamız lazım. Evrimin gerçekliğini kabul edenler ne durumda acaba? Gerçeği söylemek gerekirse bu evrim teorisini doğru bulanların sayısının azlığı göz önünde bulundurulursa, bu kesmin büyük kısmının dini inançlarının olmadığı, deist, ateist, materyalist olduğu doğrudur fakat bu tüm grubu kapsamamaktadır. Bunlara dünyadaki ünlü evrim bilimcilerinden örnek vermem gerekirse, akıllı tasarım ve yaratılışçılığa son yıllarda en şiddetli şekilde karşı çıkan ve evrimi savunan <a style="text-decoration:underline;color:#105cb6;" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Kenneth_R._Miller" target="_blank">Kenneth R. Miller</a> bir Katoliktir. Yine yaratılışçılık ve akıllı tasarıma karşı çıkan ve evrimi savunan <a style="text-decoration:underline;color:#105cb6;" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Francisco_J._Ayala" target="_blank">Francisco J. Ayala</a> ise bir deisttir; yani tanrının varlığına inanmaktadır. Evrimsel biyoloji’nin 20. yüzyıldaki en önemli isimlerinen biri olan <a style="text-decoration:underline;color:#105cb6;" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Theodosius_Dobzhansky" target="_blank">Theodosius Dobzhansky</a> kendisini Ortodoks Hristiyan olarak tanımlıyordu. Aynı şekilde yine evrimsel biyolojinin en önemli isimlerinden biri olan <a style="text-decoration:underline;color:#105cb6;" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ronald_Fisher" target="_blank">Ronald Fisher</a> da bir Hristiyandı. 2000-2008 Yılları arasında İnsan Genomu Projesi’nde yönetici olarak çalışmış olan <a style="text-decoration:underline;color:#105cb6;" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Francis_Collins_%28geneticist%29" target="_blank">Francis Collins</a> akıllı tasarım ve yaratılışçılığa karşı çıkarak evrimi (tüm canlıların ortak bir atadan türediğine ilişkin kanıtların ezici olduğunu ve <strong>evrimin Tanrı’nın yaratılış için kullandığı bir şema olduğunu</strong> söylemektedir) savunmaktadır; kendisi bir Hristiyandır.[**]</p>
<p>Ayrıca, Charles Darwin’den de bir alıntı ile bu konuya katkıda bulunmak faydalı olacaktır. Darwin 3 Mayıs 1879 tarihinde John Fordyce’e <a style="text-decoration:underline;color:#105cb6;" href="http://www.darwinproject.ac.uk/darwinletters/calendar/entry-12041.html" target="_blank">gönderdiği mektupta</a><em>“Bir kişinin <strong>hem ateşli bir Teist</strong></em><em>(dindar) <strong>hem de bir evrimci</strong></em><em> olabileceğinden şüphe edilmesi bana <strong>absürt</strong></em><em>(saçma) geliyor.”</em> diyor.</p>
<p>&#8220;Acaba dinler evrimi reddediyor mu?&#8221; sorusunu aslında bir önceki paragrafta cevaplamış olsamda biraz daha açmak istiyorum. Detaya inerken sadece İslam&#8217;ı ele alacağım.</p>
<p>Kur&#8217;an da canlılığın tanrı tarafından yaratıldığı açıkça bildiriliyor ama nasıl yaratıldığı hakkında bir bilgi yok. Evrimin bu süreci açıkladığı düşünülürse Kur&#8217;an la, evrim teorisinin çatışmadığıda anlaşılacaktır. Francis Collins&#8217;in de düşüncesinde geçen ve savunduğu görüş budur hatırlayacağınız gibi, &#8220;evrim Tanrı’nın yaratılış için kullandığı bir şemadır&#8221;</p>
<p>Yine Kur&#8217;an da dünyanın ve canlılığın yaratılması sırasında bir süre geçtiği belirtiliyor. Bu sürecin ne şekilde olduğu evrimsel süreçle açıklanırsa yine Kur&#8217;an la, evrim teorisinin çatışmadığıda anlaşılacaktır.</p>
<p>Bunlar bu yazı için yeterli gördüğüm örnekler. Daha yazılacak çok şey var aslında fakat yazının bilimsel nitelikte olması ve sıkıcı olabilme ihtimali düşünülecek olursa burada sonlandırmanın iyi bir tercih olduğunu düşünmekteyim.</p>
<p>[*] Douglas J. FUTUYMA &#8211; Evrim, kitabından yararlanılmıştır.</p>
<p>[**] Bilim adamlarının isimleri, Da Vinci&#8217;nin &#8220;<a href="http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/2009/04/24/evrim-teorisi-bilimsel-ve-gecerli-bir-teori-degil-midir-2/" target="_blank">Evrim Teorisi bilimsel ve geçerli bir teori değil midir?</a>&#8221; yazısından alınmıştır&#8230;</p>
<h2 style="font-family:Arial, Helvetica, Georgia, sans-serif;font-size:16px;font-weight:bold;line-height:27px;margin:0;padding:0 0 2px;"><span style="font-family:Georgia;font-weight:normal;line-height:19px;font-size:13px;">Not: Yazının devamı gelecektir.</span></h2>
<p>Not 2: Eğer evrim ile ilgili düşüncesi olan okurlarımız varsa, yorum yaparsanız çok sevinirim. Bu sayede ikinci yazımı sizin ilginizi daha çok çekebilecek şekilde yazabilirim.</p>
<p>Bu yazı <a href="http://realityofevolution.wordpress.com/2009/07/14/evrim-ve-din/" target="_blank">http://realityofevolution.wordpress.com/2009/07/14/evrim-ve-din/</a> adresindede yayınlanmıştır.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünyadaki Tek Canlı Türü İnsan Değil]]></title>
<link>http://kirkiki.wordpress.com/2009/07/05/dunyadaki-tek-canli-turu-insan-degil/</link>
<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 13:17:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>God Like</dc:creator>
<guid>http://kirkiki.wordpress.com/2009/07/05/dunyadaki-tek-canli-turu-insan-degil/</guid>
<description><![CDATA[Onlarda yaşıyorlar, daha doğrusu tahrip ettiğimiz çevrede yaşamaya çalışıyorlar. Tüm dünyayı kendimi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/suyacaresizolabilirsiniz.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-176" title="suyacaresizolabilirsiniz" src="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/suyacaresizolabilirsiniz.jpg" alt="suyacaresizolabilirsiniz" width="318" height="480" /></a></p>
<p style="text-align:center;">Onlarda yaşıyorlar, daha doğrusu tahrip ettiğimiz çevrede yaşamaya çalışıyorlar. Tüm dünyayı kendimizin sandık. Ne kadar kaynak varsa harcadık. O kadar bencilizki karadaki suyu bile barajlara depoladık, nehirleri kontrolümüz altına aldık. Onlarda canlı. Nefes almak, yemek yemek, su içmek zorundalar. Onlar bizim oyuncağımız, kölemiz, kuklamız değiller&#8230;</p>
<p style="text-align:center;">Lütfen tüm imkanlarını ellerinden aldığımız bu hayvanlara destek olalım. Kapımızın önüne koyacağımız bir kap su ile pek çok hayvana yardım edebileceğimizi unutmayalım&#8230;</p>
<p><a href="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/birkapsu2009kampanya02.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-177" title="birkapsu2009" src="http://kirkiki.wordpress.com/files/2009/07/birkapsu2009kampanya02.jpg" alt="birkapsu2009" width="450" height="630" /></a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mars'tan kafa karıştıran resimler geldi! Hareket eden kayalar!]]></title>
<link>http://sineyorum.wordpress.com/2009/06/19/marstan-kafa-karistiran-resimler-geldi-hareket-eden-kayalar/</link>
<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 12:01:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ahmet Türkan</dc:creator>
<guid>http://sineyorum.wordpress.com/2009/06/19/marstan-kafa-karistiran-resimler-geldi-hareket-eden-kayalar/</guid>
<description><![CDATA[Uzun zamandır Mars gezegeninde yaşam olduğuna inanan çevreler ve buna karşı çıkan çevrelerin ikisi d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div><a rel="nofollow" href="http://www.ufoloji.net/haberler/581/marstan-kafa-karistiran-resimler-geldi-hareket-eden-kayalar"><img style="width:400px;height:125px;" title="Mars'tan kafa karıştıran resimler geldi! Hareket eden kayalar!.. &#124; Ufoloji.net (beta)" src="http://i.friendfeed.com/457692cb46fe1a38e7b4681bd20a85998262509f" alt="Mars'tan kafa karıştıran resimler geldi! Hareket eden kayalar!.. &#124; Ufoloji.net (beta)" /></a></div>
<table style="margin-top:6px;" border="0">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><a rel="nofollow" href="http://www.ufoloji.net/haberler/581/marstan-kafa-karistiran-resimler-geldi-hareket-eden-kayalar"><img style="width:350px;height:175px;" title="Mars'tan kafa karıştıran resimler geldi! Hareket eden kayalar!.. &#124; Ufoloji.net (beta)" src="http://i.friendfeed.com/8342eca160d3dfe628476152ffc95448806a5105" alt="Mars'tan kafa karıştıran resimler geldi! Hareket eden kayalar!.. &#124; Ufoloji.net (beta)" /></a></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table style="margin-top:6px;" border="0">
<tbody>
<tr>
<td>
<div><a rel="nofollow" href="http://www.ufoloji.net/haberler/581/marstan-kafa-karistiran-resimler-geldi-hareket-eden-kayalar"><img style="width:250px;height:136px;" title="Mars'tan kafa karıştıran resimler geldi! Hareket eden kayalar!.. &#124; Ufoloji.net (beta)" src="http://i.friendfeed.com/855c7532a02206f95df66ea58cbb4e31da52ae22" alt="Mars'tan kafa karıştıran resimler geldi! Hareket eden kayalar!.. &#124; Ufoloji.net (beta)" /></a></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div><a href="http://friendfeed.com/siyahrenk/88c7c33a/mars-tan-kafa-kar-t-ran-resimler-geldi-hareket"><br />
</a></div>
<p>Uzun zamandır Mars gezegeninde yaşam olduğuna inanan çevreler ve buna karşı çıkan çevrelerin ikisi de bu resimler karşısında heyecana kapılmış durumdalar. Çünkü Mars&#8217;tan gelen resimler iki çevrenin de beklemediği gariplikler içeriyor. Bu resimler belirli aralıklarla NASA&#8217;nın uzay aracı tarafından çekilmiş olan resimler. Resimlerdeki gariplik ise şu ki; ilk resimde büyük bir &#8220;kaya gibi&#8221; görünen şey ikinci resimde yerinde değil! Daha da şaşırtıcı olan şey ise bu &#8220;kaya&#8221;nın üçüncü resimde olması gereken yerden biraz uzakta farklı bir yerde duruyor olması! Mars&#8217;ta yaşam olabileceğine inanan bilim insanları bile bu yaşamın mikroskopik derecede var olabileceğini düşünmektedirler. Bu açıdan bakıldığında NASA&#8217;nın uzay aracından gelen bu görüntüler, bu bilim insanları da dahil olmak üzere tüm bilim camiasını şaşırtmış ve ciddi anlamda düşünmeye itmiştir.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Google" Ne Demek ? ]]></title>
<link>http://dncr.wordpress.com/2009/06/09/google-ne-demek/</link>
<pubDate>Tue, 09 Jun 2009 17:44:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>dncr</dc:creator>
<guid>http://dncr.wordpress.com/2009/06/09/google-ne-demek/</guid>
<description><![CDATA[internette en sık kullanılan arama sitesi  &#8220;Google&#8221; nin adının nerden geldiğini biliyor ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[internette en sık kullanılan arama sitesi  &#8220;Google&#8221; nin adının nerden geldiğini biliyor ]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
