<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>burokratik-orgutlenmeler &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/burokratik-orgutlenmeler/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "burokratik-orgutlenmeler"</description>
	<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 11:49:31 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Dağlıca Baskını]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2008/07/03/daglica-baskini-2/</link>
<pubDate>Thu, 03 Jul 2008 13:23:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2008/07/03/daglica-baskini-2/</guid>
<description><![CDATA[Son olarak 25 Haziran 2008 günkü sayıda, Dağlıca baskınından dokuz gün önce başta Genelkurmay Başkan]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img style="float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://www.haberajans.com/images/news/1201.jpg" alt="'Dağlıca Baskını'ndaki İhmaller Zinciri' haberi" width="260" height="180" />Son olarak 25 Haziran 2008 günkü sayıda, Dağlıca baskınından dokuz gün önce başta Genelkurmay Başkanlığı olmak üzere tüm ilgili askeri birimlere gönderilen bir iç yazışmayı belgesiyle yayımladı.</p>
<p>Bu yazışmada, baskının nereden, nasıl, kim tarafından yapılacağına ilişkin ayrıntılı bilgiler vardı. Genelkurmay Başkanlığı önceki gece internet sitesinde yayımladığı açıklamada, Taraf&#8221;taki belgeye ilişkin olarak,<strong> “Yayımlanan mesaj gerçek bir belge olup, tehdide maruz tüm birimleri uyarma amacı taşımaktadır. Alınan duyumların değerlendirilerek istihbarat haline getirilmesi ve eylem ikazı olarak yayımlanması, Türk Silahlı Kuvvetleri&#8221;nde kullanılan standart bir uygulamadır” </strong>dedi. <!--more--></p>
<p>Aynı açıklamada Genelkurmay, Dağlıca baskınına ilişkin mevcut uyarının nasıl değerlendirildiğini de şöyle tarif etti: <strong>“Söz konusu ikazla birlikte, bölgedeki birliklerde emniyet tedbirleri artırılmış ve Dağlıca&#8221;da konuşlu unsurlarımız gerekli tepkiyi göstererek, hain saldırının amacına ulaşmasını engellemişlerdir.” </strong><br />
Ancak bu baskın öncesinde ve sırasında yaşananlar, 13 erin şehit, sekizinin de esir düştüğü saldırıyı etkisiz kılmak için gerekli önlemlerin eksiksiz biçimde alındığı konusunda kuşku uyandırıyor. Taraf, Dağlıca&#8217;daki tedbirsizlik iddialarına şöyle sunuyor:</p>
<p><strong>Bölükteki asker sayısı 250&#8243;den 80&#8243;e indi </strong></p>
<p>Dağlıca baskınından önce taburun emniyetini sağlayan bölükteki asker sayısı 250&#8243;den 80&#8243;e düşürüldü. Bu bölükteki askerlerin bir kısmı taburun emniyetini sağlamak için Keri Tepesi&#8221;ni tutuyordu.</p>
<p>Başta Genelkurmay Başkanlığı olmak üzere, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Jandarma, 2. Ordu Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı&#8221;na Van&#8221;dan gönderilen ve önceki gün yayımlanan Genelkurmay Başkanlığı açıklamasıyla belgesi doğrulanan istihbarat raporunda, PKK&#8221;lıların Keri Tepesi&#8221;nden saldırı yapacağı baskından dokuz gün önce bildirilmişti.</p>
<p><strong>Nöbetçi erlerin sayısı azaltıldı </strong></p>
<p>Baskının yapıldığı ve taburu korumakla görevli tepedeki nöbetçi erlerin sayısı 100&#8243;den 26&#8243;ya indirildi. Dağlıca baskınında yaralı olarak kurtulan Piyade Ufuk Çelik baskın sonrasında bölükteki asker sayısının azaltılmasıyla ilgili olarak şu bilgileri verdi; “Taburun emniyetini sağlamak için Keri Tepesi&#8221;ni bizim bölük tutuyordu.</p>
<p>Bölüğün mevcudu yaklaşık 250 kişi idi. Ancak 20 Ekim 2007 tarihine kadar 1986/3 tertip erler terhis olup gidince, tabur komutanının emriyle her bölükten yaklaşık otuzar kişi seçilip alınarak Buğra Bölük Timi oluşturuldu. Bu tim tabur karargahının olduğu bölgede operasyon için hazır tutuluyordu. Bölük mevcudumuz 80 kişiye düştü. 26 kişi de Keri mevzilerinde 10 gün görevde kalmak durumunda oldu.”</p>
<p><strong>Mevziler boş bırakıldı </strong></p>
<p>Yeterli sayıda asker olmaması nedeniyle, hakim tepeler boş bırakıldı. Her mevzide üç asker bulunması gerektiği halde, bu sayı 1&#8243;e düşürüldü. Her iki uçtaki mevzilerin orta noktasındaki bir mevzi de, yine asker sayısının yetersizliği nedeniyle boş bırakıldı. Hakim tepeler olan Geper, Gerçek Keri ve 2522 rakımlı Oramar Tepesi, asker yetersizliğinden boş kalan mevzilerdendi.</p>
<p>Bu mevziler PKK&#8221;lıların geliş yolu üzerindeydi ve korunmasız oldukları için PKK&#8221;lılar bu bölgeleri herhangi bir direnişle karşılaşmadan ele geçirdi, daha sonra da baskın düzenlendi. Hava soğuk olduğu için çadırda ısınan erlerin bir kısmı baskın anında panikten tabura doğru kaçtı.<br />
<strong>Tim bir mermi bile atmadı </strong><br />
Bir görevi de nöbet tutan erleri korumak olan yeni oluşturulmuş Buğra Bölük Timi, baskın anında taburda bekletilmesine rağmen çatışmaya girmedi, taciz ateşi bile açmadı. Asker sayısının yetersizliği nedeniyle iki ağır makineli silah mevzisinin boş olduğu da ortaya çıktı. MK19 bombaatar mevzi de boş bırakılmıştı.</p>
<p><strong>Top atışları kısa düştü </strong></p>
<p>Bunun üzerine PKK&#8221;lıların görüldüğü bölgeye ateş açıldı. Ancak tüm mermiler ve toplar kısa düştü. Dağlıca&#8221;da görevli Piyade Çavuş Ufuk Çelik, bu olayı ifadesinde şöyle anlattı: “Telsizle durumu tabura ilettik. Bu bölgeye taburdan havan ve topçu ateşi açıldı, ama mermiler hep kısa düştü. Havan ve topçu menzili dışında kaldılar.”</p>
<p><strong>Komutan düğündeydi </strong></p>
<p>Dağlıca baskınından altı saat önce, PKK&#8221;lılar bölgede yine görüldü. Tabur Komutanı Yarbay Onur Dirik&#8221;in düğünde olduğu ortaya çıktı. Çelik ifadesinde “Tabur komutanı o sırada köydeki düğünde olduğundan üsteğmenimize telsizden herhangi bir emir verilmedi. Bu yüzden bölük komutanımız gece uyumamamız ve dikkatli olmamız gerektiğini söyledi” diyerek yaşananları ve komutanın düğünde olduğunu açıkladı.</p>
<p>Tabur Komutanı Onur Dirik baskından sonra Hakkari Asliye Ceza Mahkemesi tarafından alınan ifadesinde “Baskın günü bölgenin gözetlendiği ve teröristlerin görüntüsü bana telsizle bildirildi” diyerek görüntü alındığını kabul etti. Van Cumhuriyet Başsavcılığı da önceki hafta tamamladığı iddianamesinde, PKK&#8221;lıların baskına gelirken “Düğün” kodunu kullandıkları ortaya çıktı.</p>
<p><strong>Projektörlerle aydınlatma yapıldı </strong></p>
<p>Dağlıca baskını sırasında, yüksek noktalardaki bölgeler projektörlerle aydınlatıldığı için nöbet tutan erler çok rahat görülüyordu. Çelik, ifadesinde bu olaya da yer verdi: “Herkes önemli bir olayın olabileceğinden endişe duyarak gerilmişti. Hepimiz diken üstündeydik. O gün sis vardı ve ortalık projektörlerle aydınlatılıyordu. Bu nedenle bulunduğumuz tepede personel, yakın mesafeden rahatça görülüyordu.”</p>
<p><strong>Erler nöbete el bombasız gönderildi </strong></p>
<p>Dağlıca baskını sonrası ifadeleri alınan tüm erler bölgeye el bombasız gönderildiklerini açıkladı. Erlerin tümü “Son 10 günde, göreve gelirken her askerin üzerinde bulunan taarruz el bombaları savunma bombalarıyla değiştirilmek üzere tabur komutanının emriyle toplatıldı.</p>
<p>Biz yeni el bombalarını almadan, yani el bombasız Keri Tepesi&#8221;ne gelmiştik. Sadece mevzilerde 30 kadar el bombası vardı. Üç saat çatıştıktan sonra bu bombalar da bitti” şeklinde ifade verdi.</p>
<p><strong>El bombasız nöbet itirafı ve gerekçesi </strong></p>
<p>Tabur Komutanı Onur Dirik, Van Askeri Mahkemesi&#8221;ne verdiği ifadede erlerin nöbete el bombasız gönderildiklerini kabul etti ve şöyle dedi; “Olaydan önce bir el bombasının pimi çekilirken kaza yaşandı. El bombalarının sakıncalı olacağı düşünüldü. Bu nedenle olaydan önce, arızalı olabileceği gerekçesiyle el bombaları toplatıldı.”</p>
<p><strong>Üç saatlik çatışmaya yardım gelmedi </strong></p>
<p>Ramazan Yüce&#8221;nin baskın anında erleri teslim olmaya ikna ettiği iddia edilmesine rağmen, çatışmanın başladığı saat 00:20&#8243;den, teslim olunan 03:20&#8243;ye kadar çatışmanın sürdüğü, bombaların ve mermilerin bitmesi üzerine teslim oldukları ortaya çıktı. Yüce&#8221;nin başına saplanmış olan şarapnel parçaları ve PKK&#8221;lılarla çatıştığı da erlerin ifadelerine yansıdı.</p>
<p><strong>Erlerin kaçırıldığı kamuoyundan gizlendi </strong></p>
<p>Baskın sonrası esir alınan sekiz er, bayrak direği yanında toplu halde bir saat bekletildi. Ardından yaya olarak iki gün süren K. Irak&#8221;a intikalleri yapıldı. Bu süre boyunca baskını yapanlar helikopterlerle takip edilmedi. Erler&#8221;in kaçırıldığı gerçeği, iki gün boyunca kamuoyundan gizlendi.</p>
<p><strong>Silahlar tutukluk yaptı </strong></p>
<p>Başta Keri Tepesi olmak üzere baskının yapıldığı tepelerde askerlerin kullandıkları silah ve uzun menzilli bombaatarların tutukluk yaptığı ortaya çıktı. Tabur Komutanı Dirik mahkemeye gönderdiği tutanakta silahların tutukluk yapmasının mümkün olmadığını belirtirken, tutukluk yapmayan silahların listesini rapor olarak sundu. Ancak daha sonra yapılan incelemelerde silahların tutukluk yaptığı ortaya çıktı.</p>
<p><strong>DOĞRULANAN BELGE </strong></p>
<p>Genelkurmay Başkanlığı tarafından kabul edilen “İvedi” damgalı, 12 Ekim 2007 tarihli, Van Bölge Komutanlığı&#8221;ndan gönderilen “3590-2292-07/İDAM (63939) mesaj no&#8221;lu istihbarat raporunda, Dağlıca Taburu&#8221;na yapılacak saldırı istihbaratı, Genelkurmay Başkanlığı başta olmak üzere tüm birimlere baskından dokuz gün önce şu ifadelerle bildirildi:</p>
<p>“Hakkari-Yüksekova İkiyaka Bölgesi&#8221;nde faaliyet gösteren Zindan sorumluluğundaki TÖ. (Terörist Örgüt) grubunun işbirlikçileri aracılığıyla, Dağlıca 3. Motorize Tabur Komutanlığı&#8221;nın faaliyetleri hakkında bilgi almaya çalıştığı, önümüzdeki günlerde Dağlıca bölgesinde bulunan Keri Tepe üs bölgesi ile Geper olarak adlandırılan bölgede icra edilecek faaliyet esnasında askeri birliklere yönelik eylem yapmayı planladıkları&#8230;”</p>
<p><strong>Baskın günü üç komutan izinliydi </strong></p>
<p>Baskın günü taburda bulunan üç komutanın da izinde olduğu ortaya çıktı. Tabur, baskın anında komutansız kalmıştı. Dirik bu durumu şu sözlerle açıkladı: “Bölgede bölük komutanı bulunmamasının sebebi, birinin izinde olması, diğerinin ertesi gün icra edilecek izin konvoyunun yol emniyet görevini sevk ve idare edecek olması ve birinin de birkaç gün sonra yapılacak operasyonun komutanı olarak görevlendirildiği için dinlendiriliyor olmasıdır. Bölgedeki iki bölük komutanı izinli olduğu için lider personelin tecrübe ve yetenek durumu dikkate alınarak gerekli düzenleme yapılmaktadır.”</p>
<p><strong>Helikopter isteği karşılanmadı </strong></p>
<p>Dağlıca baskınından iki gün önce PKK&#8221;lıların bölgede dokuz katırla görüldükleri tabura üç kez rapor edildi. PKK&#8221;lıların bölgede görülmesi üzerine taburdan helikopter talebi yapıldı. Ancak taburun helikopter isteği uygun görülmedi. Piyade Er Recep Can, helikopter isteğinin reddedilmesini ifadesinde şöyle belirtti; “Olay gecesinden iki gün önce öğlen saatlerinde dokuz on katırla üç kişilik görüntü tespit ettik. Bu görüntü Çağdaş Üsteğmen tarafından tabur komutanına bildirildi. Akabinde kobra helikopter talebinde bulunuldu, ancak talep uygun görülmedi.”<br />
<strong>Haber: Mehmet BARANSU</strong><br />
Kaynak: Taraf Gazetesi</p>
<p><a title="Dağlıca Baskını" href="http://habermerkezi.wordpress.com/?s=da%C4%9Fl%C4%B1ca" target="_self">Dağlıca baskını ile alakalı haber ve görüntüler için tıklayın</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dağlıca baskını'nın gösterdiği zaaf]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2008/06/27/daglica-baskininin-gosterdigi-zaaf/</link>
<pubDate>Fri, 27 Jun 2008 05:32:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2008/06/27/daglica-baskininin-gosterdigi-zaaf/</guid>
<description><![CDATA[Taraf gazetesinin, belgesini yayınlayarak gündeme getirdiği iddia tek kelimeyle dehşet verici bir sk]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img style="float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://www.timeturk.com/images/author/16_b.jpg" alt="" /><b>Taraf gazetesinin, belgesini yayınlayarak gündeme getirdiği iddia tek kelimeyle dehşet verici bir skandal. Belge, 21 Ekim 2008&#8242;de vuku bulan ve 13 askerimizin şehit olmasına yol açan Dağlıca baskınının dokuz gün öncesinden Genelkurmayca bütün detaylarıyla bilindiğini gösteriyor.</b>
</p>
<p>Aklınıza gelebilecek bütün detaylar: Baskının hangi istikametten geleceği, istihbaratını kimin aldığı, baskında hangi PKK militanlarının görev alacağı ve tam olarak ne zaman gerçekleşeceği Van Jandarma Asayiş Komutanlığı tarafından ilgili ve yetkili bütün birimlere duyuruluyor. Bu istihbaratın doğal sonucu, baskına gelenlerin basılması gerekir. Tersine 13 askerimiz, herkesin önceden bildiği bu baskın sonucunda göz göre göre ölüme gidiyor. </p>
<p><!--more-->
<p>Hemen sormamız gereken soru şu: Bu olay, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde meydana gelen istisnaî bir olay mı; yoksa bünyesel bir zaafa mı işaret ediyor. Yani, bir tabur komutanının görevini ihmalinden mi kaynaklanıyor; yoksa Ordu&#8217;nun iç yapısındaki eş güdüm, komuta ve iletişim sorunlarına mı işaret ediyor? Kısaca bu skandal bireysel bir ihmalin eseri mi; yoksa örgütsel ve yapısal bir zaafı mı gösteriyor? </p>
<p>Terörle mücadele konusunda, emekli askerlerin sonradan giriştiği özeleştiriler, günümüzde de yanlış giden bazı şeylerin işareti olarak görülebilir. Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı&#8217;nın önceki yıl, Eğirdir Dağ Komando Birliği&#8217;ni denetlemeleri esnasında söyledikleri sözler mevcut yapıya ilişkin bir eleştiri olarak yorumlanmıştı. Eğitimi yeterli olmayan er ve yedek subayların terörle mücadelede görev almalarının yanlışlığı tartışılmıştı. Nihayet Güneydoğu&#8217;da görev yapan komando birliklerinin profesyonel askerlerden oluşturulması kararı, acaba ne kadar geç alınmış bir karardı? </p>
<p>Sorun sadece terörle mücadele sorunu değil. Dış güvenliğimizden sorumlu TSK&#8217;nın ciddi bir iç güvenlik ve denetim sorunu olduğunu gösteren işaretler çoğalıyor. Kirli çamaşırlar bir bir ortaya dökülüyor. Bizler sadece, siyasî değeri olan gizli belgeleri okuyoruz. Ya ordunun kendi aslî görevlerine dair belge ve bilgiler ne durumda? Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin demokrasiden önce bir savunma sorunu ile karşı karşıya olduğu doğru mu? </p>
<p>Ordular, üstlendikleri sorumlulukları bürokratik bir örgütlenme içinde yerine getirirler. Kırtasiyecilik ve verimsizlik anlamındaki bürokrasinin en ileri düzeye çıktığı kurumlar, askerî kurumlardır. Parkinson&#8217;un bürokratik örgütlenmelerin akıl dışı yapısını ele aldığı ironik kitabı, Parkinson Kanunu, ABD Deniz Kuvvetleri üzerine yapılan ciddi araştırmalara dayanmaktadır. Bürokratik örgütlenmeler değişmeye dirençlidir. Bu yüzden bütün örgütsel değişimler, dışarıdan gelen baskılarla gerçekleşir. Türkiye&#8217;nin önemli gündem maddelerinden birinin &#8220;Dış Güvenlik Reformu&#8221; olması gerekiyor. Ordumuz hâlâ, Soğuk Savaş yıllarına özgü hiyerarşik ve uzmanlığa dayalı örgütlenmeyi sürdürüyor. Dünya orduları uzun zaman önce operatif yapılanmaya geçmiş durumdalar. Genelkurmay bünyesinde bu yapısal değişimin hazırlıkları, uzun zamandır yapılıyor; ancak bir türlü gerçekleşemiyor. </p>
<p>Siyaset üzerindeki askerî vesayetin, ordunun aslî sorumlulukları üzerindeki tahripkar etkisi üzerinde de durulmalı. Toplumu ve siyaseti tanzim etmeyi aslî görevi addeden bir ordunun savaşma kapasitesi ve toplumun savunma refleksi üzerinde olumsuz bir etkisi olması kaçınılmaz. Soğuk Savaş döneminden kalma, gayri nizamî savaş yapılanmasını, siyasî hayatı tanzim etmek için kullanmayı sürdüren bir ordunun, dış güvenlikle ilgili aslî sorumlulukları konusunda açık vermesi kaçınılmaz. </p>
<p>Dağlıca baskını için gündeme getirilen iddiaların sadece iç soruşturma ile geçiştirilmemesi, TBMM Millî Savunma Komisyonu&#8217;nun da konuyu ele alması lâzım. Ordu üzerindeki demokratik-parlamenter denetimin, sadece demokrasinin korunması amacı taşımadığını görmeliyiz. Dış denetim, askerlik gibi mutlaka hesap ve kitaba dayanması gereken bir alanı, mantıklı bir zeminde tutmak için de gerekli. </p>
<p>Ordumuz elbette kahraman; ama örgütsel yapısında zaaf işaretleri görülmüyor mu?</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
