<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>cengiz-semercioglu &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/cengiz-semercioglu/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "cengiz-semercioglu"</description>
	<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 10:27:45 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Tweetleri Toplayıp Blog Yazısı Oluşturmak...]]></title>
<link>http://kirkiki.wordpress.com/2009/10/16/tweetleri-toplayip-blog-yazisi-olusturmak/</link>
<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 22:58:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>erdemakin</dc:creator>
<guid>http://kirkiki.wordpress.com/2009/10/16/tweetleri-toplayip-blog-yazisi-olusturmak/</guid>
<description><![CDATA[Yazı yazasım var ama bu kez her zaman olduğu gibi tek konsept üzerine gidemeyeceğimi düşünüyorum. Et]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Yazı yazasım var ama bu kez her zaman olduğu gibi tek konsept üzerine gidemeyeceğimi düşünüyorum. Etrafta olan olaylara ve takip ettiğim konulara dair ufak tefek yorumlar yapmayı düşünüyorum ama bu kez de yazacağım yazının twitter denilen ne işe yaradığını anlamadığın acayip icada farklı zamanlarda eklenmiş tweetlerin bir araya toplanmasından farklı olmayacak sanırım. Tabi şu an böyle başladığım yazı sonuna yaklaştığımda çok çok farklı olabilir. O yüzden azcık sabredin.</p>
<p>Şu ara en çok konuşulan konuyla başlamak istiyorum. Türkiye-Ermenistan arasında protokol imzalandı. Tabi olması gerektiği gibi öncesinde 1-2 saatlik bir krizle beraber. Ben daha büyük bir şeyler bekliyordum ama neyse ki çabuk atlatıldı. Bu protokolün imzalanması sırasında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu&#8217;nun gülümsemesi, fakat Ermenistan Dışişleri Bakanı&#8217;nın inatla sert davranmaya çalışması gündemi bir süre meşgul etti. Tabi daha sonra protokolün kendisinden daha çok konuşulan maça çevrildi gözler. Siyasi açılım falan denildi maç ama bu maç öyle bir olaydı ki medya için, açılımın da protokolün de barış girişimlerinin de Karabağ sorununun da geride kalmasına yol açtı. Bütün Türk Medyası önceliğini Sarkisyan&#8217;ın Bursa&#8217;ya gelip gelmemesine verdi. Burda garip olay şuydu, bu süre içerisinde haberleri izlediğim hiç bir kanal Sarkisyan&#8217;dan Ermenistan Cumhurbaşkanı diye bahsetmedi. Sürekli Sarkisyan denildi. Garip olan olay ise, sanki Ermenistan&#8217;ı tanımıyormuşuz gibi ya da daha bir kaç gün öncesinde aynı diplomatik belgeye imza atılmamış gibi davranılmasıydı. Tamam her şekilde medya titiz olmak zorundadır ama insanların sıfatının verilmesi gerektiğine inanıyorum. En azından haberlerin başında Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan denilse ve geri kalan kısımda kullanmamış olsa yine anlaşılabilir bir durum olurdu ama tamamen silip atmak hiç bir kanal için doğru değildi bence.</p>
<p>Bu arada tüm Türkiye milli maçlara kilitlendi. Dünya Kupası şansımız devam etmeliydi ama zaten oynadığımız futbol şahsi kanaatimce o kadar kötü ki, bence böyle bir şans baştan beri yoktu. Çünkü A Milli Futbol Takımımız ne sahadaki oyunu kontrol edebiliyordu, ne de belli bir taktik çerçevesinde oynuyordu. Tek cümleyle özetlemem gerekirse, bence bir takım ya İspanya, Brezilya, İngiltere gibi sahada hep güçlü, yöneten olabilmeli ya da bizim gibi bunu yapabilecek oyunculara sahip değilse en azından Yunanistan gibi sıkı savunmaya yönelip, 1-0 olsun bizim olsun diyebilmeli. Tabi bir takımın performansını etkileyen bir sürü dinamik vardır ve bir takım sadece bir (bu gibi) cümleyle oluşturulamaz bunun farkındayım ama bir bakın, kendince bu kadar iddialı bir takımın duruma göre taktik değiştirmeye çalışması ama becerememesi biraz saçma değil mi? Ya beklentileri düşük tutmak ya da yüksek beklentiyi karşılamak için iyi futbol oynuyor olmak lazım. Bu kadar büyük beklentinin kaynağı da anlaşılabilir tabi. 2002&#8242;de gelen dünya 3&#8242;lüğüyle kazanılan güven, arada başarısız bir dönemde sürekli &#8220;daha önce başardık yine başarabiliriz&#8221; diye gazlanan bir takım, Euro 2008&#8242;de bu başarısızlıkların arkasından beklenilemeyecek kadar düzgün oynayan, mantalite olarak neredeyse tamamiyle yenilenmiş bir ekip&#8230; Bu sürecin arkasından 2010 Dünya Kupası&#8217;nda üst sıraların hedeflenmesi normaldi. Nasıl kura çekilirse çekilsin &#8220;dişimize göre çıktı&#8221;, &#8220;güle oynaya tur bizim&#8221; diyen medya da bunun üzerine eklenince rehavet çökmesi doğaldı. Rehaveti geçtim, 3 büyük takımın bazı futbolculara yıllardır duyduğu anlamsız güven de A Milli Takım&#8217;ı etkiledi haliyle. Son yıllarda takip etmediğim ligden bazı oyunculara daha iyi alternatifler çıkacağını düşünüyorum. Bırakın A Milli Takım&#8217;ı, bir Fenerbahçeli olarak görmek istemediğim, futboluna anlam veremediğim Selçuk Şahin ve aynı şekilde Galatasaray&#8217;a pek de bir katkısını görmediğim Sabri Sarıoğlu bunlarında başında geliyor. İsim saymak kolay, kötü maçtan sonra kötülemek de kolay ama bir taraftan abartmak da kolay. Zamanında Tuncay Şanlı&#8217;ın Fenerbahçe taraftarı ve medya tarafından abartılması durumunu şimdi Arda Turan yaşıyor. Sürekli gaz veriliyor oyunculara. Hiç bir zaman kötü olduğunu söylemedim Arda&#8217;nın ama şu da bir gerçek ki, ne kadar iyi olsa da kendisine sürekli pozitif bakan bir fan grubu var ve &#8220;dünya starı&#8221; yakıştırması yapmadığınız sürece garip karşılanıyor ve hatta futbolla hiç alakanız yokmuş gibi nitelendirilebiliyorsunuz. Dünyada Ronaldinho gibi oyuncular gözden düşerken bizim Arda Turan&#8217;a sıkı sıkıya tutunmuş olmamız abes kaçıyor haliyle.</p>
<p>Değinmek istediğim bir başka konu Cengiz Semercioğlu&#8217;nun bugün Hürriyet Kelebek&#8217;te yazmış olduğu yazı (<a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/12692667.asp?yazarid=105&#38;gid=225">link</a>). Linke bakmak istemeyenler için kısaca özetleyeyim. Cengiz Bey katıldığı bir lansmandaki davet edilen bloggerlardan bahsetmiş. Bu yazının önemli olduğunu düşünüyorum. Daha önce de bloglar hakkında yazılar çıkmış olsa da, &#8220;Blogger da sarı basın kartı alabilmeli&#8221; başlıklı bu yazı Türkiye&#8217;de geleneksel gazeteciliğin yeni medya düzeniyle ilişkisini ilk defa işliyor. Dünyada daha önce davetlere, toplantılara bloggerlar çağrılmış, bloggerların yazdıkları haber kaynakları olarak kabul edilmiş olsa da Türkiye&#8217;de ilk defa birisi gazeteci kimliğiyle bunu yazıyor (sanırım ilk). Medya devlerinin önemli bir kısmını kaybetmeye başladıkları haberleşme hizmeti gittikçe bireyselleşiyor. En ufak bir kaza görüntüsü de olsa insanlar kendi aralarında paylaşıyorlar ya da birbirlerini haberdar ediyorlar ve bu şekilde kimse günlük olayları öğrenmek için gazete, tv gibi mecralara ulaşmak zorunda kalmıyor. Tıpkı MJ&#8217;in ölüm haberleriyle ilgili dünya devlerinin gösterdikleri kaynak internet siteleri ya da daha günlük bir noktaya inmem gerekirse, bir kaç gündür Bilkent Üniversitesi&#8217;nde ortaya çıkmış domuz gribi gibi. Viral olarak yayılan haberler önemine göre yerelden ulusal ya da uluslarası hale geliyor, medya da haberleri yetiştirmek için biraz geç kalıyor. İşte bu yüzden medya şirketleri arasında yeni trend herkesin kendi haberini sunması. Gönderdiğiniz haberin kabul edilmesiyle muhabir olmanız ya da CNN&#8217;in yaptığı gibi haberi sunup videoyla gönderdiğiniz takdirde o haberin internette, zaman zaman da televizyonda sizin sunumunuz ile yer alması işleri daha hızlı hale getiriyor. Her ne kadar çok blog olsa da ve bu bir haber kirliliğine yol açsa da, yeni medya düzeninin bu şekilde oluşacağını söylememek yanlış olur. Bu yüzden de Cengiz Semercioğlu&#8217;nun yazısını yeni nesil gazetecilerin teknolojiyle iç içe olmalarına bağlıyorum.(Bu şekilde de konuyu bitirirken Mehmet Ali Birand tavrı yakalamış oldum.)</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu filme gidişim çok "Uzak İhtimal"]]></title>
<link>http://cokbilenadam.wordpress.com/2009/10/11/uzak-ihtimal/</link>
<pubDate>Sun, 11 Oct 2009 20:48:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>cokbilenadam</dc:creator>
<guid>http://cokbilenadam.wordpress.com/2009/10/11/uzak-ihtimal/</guid>
<description><![CDATA[Hürriyet&#8216;in kalemi de kendisi gibi kıvrak yazarı Ahmet Hakan Coşkun&#8216;un kardeşi Mahmut Fa]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>Hürriyet</strong>&#8216;in kalemi de kendisi gibi kıvrak yazarı <strong>Ahmet Hakan Coşkun</strong>&#8216;un kardeşi <strong>Mahmut Fazıl Coşkun</strong>, &#8220;<strong>Uzak İhtimal</strong>&#8221; adında bir film çekmiş.  Ancak geçtiğimiz hafta özellikle Hürriyet&#8217;te gelişen bazı olayları görünce, bu filme kesinlikle gitmemem gerektiğini anladım..</p>
<p>İlginçtir, <strong>Ahmet Hakan</strong>, kardeşinin çektiği filmden hiç bahsetmezken, gizliden gizliye çok profesyonel bir <strong>PR</strong> çalışması yürütülüyor film ile ilgili. Kardeşine destek veriyor demesinler diye <strong>Ahmet Hakan</strong> filmden hiç bahsetmezken, <strong>Hürriyet </strong>yazarları ardı ardına yorumlar döktürüyor. <strong>Habertürk&#8217;</strong>ün, yazarları<strong> Umur Talu</strong> yüzünden <strong>Eren Talu</strong>&#8216;nun başka bir kadınla yakalanmasını pas geçmesinin farklı bir versiyonu. Gazete içi dayanışma yani anlayacağınız.</p>
<p><a href="http://cokbilenadam.wordpress.com/files/2009/10/uzakihtimal.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-22" title="Uzak İhtimal" src="http://cokbilenadam.wordpress.com/files/2009/10/uzakihtimal1.jpg" alt="Uzak İhtimal" width="298" height="430" /></a></p>
<p>Film bir <strong>müezzinle</strong> <strong>rahibenin</strong> aşkını anlatıyor. Dinler arası diyalog yani. Seyirci çekmek için akıllıca düşünülmüş bir senaryo. Ancak filme destek vereceğim diye çırpınan Hürriyet yazarlarının yorumlarını okuyunca, filmin ne kadar kasvetli ve sıkıcı olduğunu anlamak hiç de zor değil.</p>
<p>11 Ekim Pazar günkü Hürriyet&#8217;te <strong>Ertuğrul Özkök</strong> pazar yazısını &#8220;<a class="hiddenSuggestion" title="O masada rakı olmalı mıydı" href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12664870.asp?yazarid=10&#38;gid=61" target="_blank"><em>O masada rakı olmalı mıydı</em></a>&#8221; başlığıyla yazıp, ardından konuyu filme bağlamış. Daha sonra Hürriyet&#8217;in aynı gün çıkan <strong>Pazar Keyfi</strong> ekinde de <strong>Ömür Gedik</strong> analizini bu filme ayırmış. Buraya kadar herşey normal.</p>
<p>Ancak aynı ekte, film ile ilgili <strong>Ertuğrul Özkök </strong>ve <strong>Cengiz Semercioğlu</strong>&#8216;nun yorumlarına da yer verilmiş. Yorum yaparken o kadar mücadele etmişler ki kendileriyle, belli ki filmi beğenmemişler ama malum, filmin yönetmeni Ahmet Hakan&#8217;ın kardeşi olduğu için negatif bir şey de söyleyemiyorlar. Debelenip durmuşlar. Hatta <strong>Semercioğlu</strong>, es kaza beni okuyup  filme giden olur da sonra kulaklarımı çınlatırlar diye &#8220;<em>Film çok fazla seyirciyi memnun etmeyecek türden olabilir</em>&#8221; diye söylemeden edememiş. <strong>Özkök</strong> de anlatacak bir şey bulamadığı için, mekanların güzelliğinden, o küçük mekanlarda insanların kendilerine kurdukları hayattan dem vurmuş.</p>
<p>Koca film ile ilgili yapılabilen yorumlar bunlardan ibaret. <strong>Çok Bilen Adam </strong>olarak benim bu filme gidişim çok &#8220;<strong>Uzak İhtimal</strong>&#8221; ama siz illa <em>&#8220;ben gidip göreceğim arkadaş</em>&#8221; derseniz, o sizin bileceğiniz iş..</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İsmi Ciara... Ciara Feat.]]></title>
<link>http://bunudayazin.wordpress.com/2009/09/06/ismi-ciara-ciara-feat/</link>
<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 19:06:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>bunudayazin</dc:creator>
<guid>http://bunudayazin.wordpress.com/2009/09/06/ismi-ciara-ciara-feat/</guid>
<description><![CDATA[Cengiz Semercioğlu Hürriyet&#8217;in günlük eki Kelebek&#8217;teki köşesinde &#8221;Cihangir ve soru]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Cengiz Semercioğlu Hürriyet&#8217;in günlük eki Kelebek&#8217;teki köşesinde &#8221;Cihangir ve sorunları&#8221; dışında konularla da ilgileniyor. Radyo Televizyon Üst Kurulu&#8217;nun Number One TV&#8217;yi uyarmasına sebep olan &#8220;cinsel içerikli klip&#8221; konusu her yazar için olduğu gibi Semercioğlu için de bulunmaz nimet. Hem muhalif, hem kültürel içerikli bir yazı çıkartabilirsiniz ne de olsa!</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-270" title="ciara" src="http://bunudayazin.wordpress.com/files/2009/09/ciara.png" alt="ciara" width="450" height="447" /></p>
<p>Ne var ki, öyle bir hata var ki bu yazıda, bir çuval incir berbat olmuş.</p>
<p><em>&#8220;Justin Timberlake ve Ciara Feat&#8217;in düet yaptığı “Love Sex Magic” klibini yasakladı Radyo Televizyon Üst Kurulu&#8230; Number One TV&#8217;yi de uyardı bu konuda, “Bir daha yayınlarsan basarım cezayı” dedi.&#8221; </em></p>
<p><em><img class="aligncenter size-full wp-image-279" title="semercioğlu feat" src="http://bunudayazin.wordpress.com/files/2009/09/semercioglu-feat.jpg" alt="semercioğlu feat" width="450" height="150" /><br />
</em></p>
<p>Yazının spotunda geçen bu ibare Semercioğlu&#8217;ndan mı çıkmış bilmiyoruz (memlekette editör kurbanı yazar da çok zira) ama neticede medyadaki kültür sanat/popüler kültür konusundaki zayıflığı göstermesi açısından ibretlik. Ciara&#8217;nın Justin Timberlake&#8217;le ortak çalışmasını vurgulamak için kullanılan &#8220;feat.&#8221; yani tam haliyle &#8220;featuring,&#8221; Ciara&#8217;nın soyadı oluvermiş bu yazıda.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-44" title="hürriyet logo" src="http://bunudayazin.wordpress.com/files/2009/07/untitled.jpg" alt="hürriyet logo" width="208" height="69" /></p>
<p><a href="http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=12416810&#38;yazarid=105&#38;tarih=2009-09-05" target="_blank">http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=12416810&#38;yazarid=105&#38;tarih=2009-09-05</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Basından Notlar | 5 Ağustos 2009]]></title>
<link>http://thehanginggardens.wordpress.com/2009/08/05/basindan-notlar-5-agustos-2009/</link>
<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 08:12:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>Emre Yerlikhan</dc:creator>
<guid>http://thehanginggardens.wordpress.com/2009/08/05/basindan-notlar-5-agustos-2009/</guid>
<description><![CDATA[Cengiz Semercioğlu [Hürriyet], bugünkü &#8220;Kafayı Yedik&#8221; başlıklı yazısında, son bir haftad]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Cengiz Semercioğlu [Hürriyet], bugünkü &#8220;Kafayı Yedik&#8221; başlıklı yazısında, son bir haftad]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye'de yazılı basının vahim durumu...]]></title>
<link>http://thehanginggardens.wordpress.com/2009/07/15/turkiyede-yazili-basinin-vahim-durumu/</link>
<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 09:36:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>Emre Yerlikhan</dc:creator>
<guid>http://thehanginggardens.wordpress.com/2009/07/15/turkiyede-yazili-basinin-vahim-durumu/</guid>
<description><![CDATA[not: zaman içinde medyada yer almakta olan konu ile ilgili yazıları da yorumlar kısmına eklemekteyim]]></description>
<content:encoded><![CDATA[not: zaman içinde medyada yer almakta olan konu ile ilgili yazıları da yorumlar kısmına eklemekteyim]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Akkaya hangi gazetecilere yalaka dedi?]]></title>
<link>http://medyapostasi.wordpress.com/2009/05/28/akkaya-yereli-birakti-yaygini-salvoladi/</link>
<pubDate>Wed, 27 May 2009 22:40:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>medyapostasi</dc:creator>
<guid>http://medyapostasi.wordpress.com/2009/05/28/akkaya-yereli-birakti-yaygini-salvoladi/</guid>
<description><![CDATA[AKP takımı ve yalaka basın, Antalya seçimini kaybetmeyi bir türlü kabullenemiyor. Yerel yalakaların ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><em><img class="alignnone size-full wp-image-891" title="ibrahimakkaya2" src="http://medyapostasi.wordpress.com/files/2009/05/ibrahimakkaya2.jpg" alt="ibrahimakkaya2" width="450" height="144" /></em></p>
<p><em>AKP takımı ve yalaka basın, Antalya seçimini kaybetmeyi bir türlü kabullenemiyor. Yerel yalakaların nasıl ve ne şekilde nemalandıklarını Antalya’da bilmeyen yok. <strong>Bir de yaygın(!) yalakalar var&#8230;. </strong></em>diyor İbrahim Akkaya son yazısında.  <!--more-->Yerel basındaki yalakaları adlandırmaktan kaçan ama yaygın basında yalaka dediklerini <strong>&#8220;Pis yalakalar&#8221;</strong> başlıklı köşesinde isimleri ile al-aşağı eden İbrahim Akkaya, bakın neler yazmış. Medya Poostası, Akkaya&#8217;nın bu yazısını yorumsuz veriyor. İşte o yazı: <a href="http://haberantalya.com/yazar.asp?yaziID=6941">http://haberantalya.com/yazar.asp?yaziID=6941</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye nasıl rezil oldu? İşte ilginç test]]></title>
<link>http://bizimvatan.wordpress.com/2008/08/21/turkiye-nasil-rezil-oldu-iste-ilginc-test/</link>
<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 10:21:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>bizimvatan</dc:creator>
<guid>http://bizimvatan.wordpress.com/2008/08/21/turkiye-nasil-rezil-oldu-iste-ilginc-test/</guid>
<description><![CDATA[Hürriyet yazarı Cengiz Semercioğlu köşesinde, Türkiye&#8217;nin bir Alman kanalında nasıl rezil oldu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span class="manset_ozet"><strong><img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/1/3/6/3/113634.jpg" alt="Türkiye nasıl rezil oldu? İşte ilginç test" hspace="2" vspace="2" width="270" height="200" align="left" /></strong><strong><span class="manset_ozet">Hürriyet yazarı Cengiz Semercioğlu köşesinde, Türkiye&#8217;nin bir Alman kanalında nasıl rezil olduğunu yazdı&#8230;</span></p>
<p></strong><span class="manset_detay">Alman televizyon kanalı RTL&#8217;de salı akşamı yayınlanan <span style="font-weight:bold;color:#ff0000;line-height:1.7;border-bottom:#ff0000 3px double;">Ekstra</span> Magazin adlı program, bir Türk ve bir Alman kadını Türkiye&#8217;ye tatile gönderdi ve yaşadıklarını başından sonuna gizli kameraya çekti. Beş ayrı yere gitti kadınlar ve bakın başlarından neler geçti&#8230;</p>
<p><strong>1- Hamburgercide</p>
<p></strong>Herkesin görebildiği yerde asılı olan fiyatları Türk kadına lira, Alman kadına euro olarak söylediler.</p>
<p>Yani Türk kadın hamburgeri 6 liraya, Alman kadın 6 euroya aldı.</p>
<p>Üstelik çok ünlü bir fast food zinciriydi bunu yapan, markayı buzlayarak vermelerine rağmen ne olduğu anlaşılıyordu.</p>
<p>Kameralar geldiğinde bütün satış görevlileri bir yerlere kaçıştı, sonra bir görevli çıktı pişkince &#8220;Alman kadına sattığımız fiyatlar pahalı değil&#8221; dedi.</p>
<p><strong>2- Takside</p>
<p></strong>Türk kadınla Alman kadın aynı yerden taksiye bindiler aynı mesafeyi gidip aynı yerde indiler.</p>
<p>Türk kadın 20 euro ödedi, Alman kadın 30 euro&#8230;</p>
<p>Kameralar Alman&#8217;ı taşıyan taksiciyi bulup sordu.</p>
<p>&#8220;Anlaşamadık, çok dolaştık <span style="font-weight:bold;color:#ff0000;line-height:1.7;border-bottom:#ff0000 3px double;">yol</span> uzadı&#8221; falan dedi.</p>
<p>Sonradan anlaşıldı, gece tarifesi açmış.</p>
<p><strong>3- Mağazada</p>
<p></strong>Alman kadın bir mağazaya girip çanta satın aldı, 70 euro ödedi.</p>
<p>Bunların hepsi gizli kamerayla çekiliyor.</p>
<p>Bir süre sonra Türk kadın aynı mağazaya girip aynı çantayı aldı, 30 euroya&#8230;</p>
<p>Sonra kameralar geldi, neden böyle yaptığını sordular bizim uyanığa&#8230;</p>
<p>Neyse ki bu satıcı insaflı çıktı, özür dileyip 40 eurosunu iade etti Alman&#8217;ın.</p>
<p><strong>4- Kuyumcuda</p>
<p></strong>Alman kadın kuyumcuya girip 170 euroya bir kolye aldı.</p>
<p>Ardından dükkana giden Türk kadın aynı kolyeye 130 euroya ödedi.</p>
<p>Kameralar gelip &#8220;Bu fark turist olmasından mı kaynaklanıyor&#8221; diye sorunca dükkan sahibi sinirlendi.</p>
<p>Başladı bağırmaya; &#8220;Serbest piyasa bu, istediğimi istediğim fiyata satarım size ne oluyor, kimse karışamaz bana&#8221; diye&#8230;</p>
<p>Almanlar neye uğradıklarını şaşırıp çıktılar dükkandan.</p>
<p><strong>5- Restoranda</p>
<p></strong>Alman kadın bir restorana girip, mezeler, yemekler sipariş etti.</p>
<p>Ardından Türk kadın girdi, aynı yemekleri yiyip aynı şeyleri içti&#8230;</p>
<p>Sıkı durun!</p>
<p>İkisi de kuruşu kuruşuna aynı parayı ödedi.</p>
<p>Kameralar mikrofon uzatınca da restoran sahibi; &#8220;Bizim için din, <span style="font-weight:bold;cursor:hand;color:#ff0000;line-height:1.7;border-bottom:#ff0000 3px double;">dil</span>, ırk fark etmez. Her müşterimiz önemlidir, her müşteriye aynı hizmeti aynı fiyata sunarız&#8221; dedi.</p>
<p>Derin bir ohh çektik, nihayet dürüst bir satıcı çıktı diye&#8230;</p>
<p>Bu anlattıklarım aynı sırayla salı akşamı RTL&#8217;de yayınlandı.</p>
<p>Her bölümün arasında da Türk bayrakları dalgalandı, sahillerden görüntüler yayınlandı.</p>
<p>Sonunda da toplu bir hesap çıkardılar.</p>
<p>&#8220;Bir Almanla bir Türk&#8217;ün Türkiye&#8217;de yaptıkları günlük harcamalar arasındaki fark 108-110 euro civarında&#8221; sonucuna vardılar&#8230;</p>
<p>Yani açıkça &#8220;Bu Türkler bizi kazıklıyor&#8221; dediler.</p>
<p>Şimdi siz Almanya&#8217;da istediğiniz kadar turizm reklamı yapın, salı gecesi RTL&#8217;yi izleyen milyonlarca Alman&#8217;ın kafasındaki &#8220;Kazıkçı Türkler&#8221; imajını silebilir misiniz?</p>
<p>CENGİZ SEMERCİOĞLU &#8211; HÜRRİYET</span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
