<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>chp &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/chp/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "chp"</description>
	<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 12:13:53 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[StatCan: Oil and Gas Invest Billions in Environment]]></title>
<link>http://libtechplayground.wordpress.com/2009/11/27/statcan-oil-and-gas-invest-billions-in-environment/</link>
<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 19:26:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>mickiegirlca</dc:creator>
<guid>http://libtechplayground.wordpress.com/2009/11/27/statcan-oil-and-gas-invest-billions-in-environment/</guid>
<description><![CDATA[Via: GLOBE-Net (November 17, 2008) Canada’s oil and gas extraction industry spent $2.8 billion to pr]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Via: GLOBE-Net (November 17, 2008)</p>
<p>Canada’s oil and gas extraction industry spent $2.8 billion to protect the environment in 2006, more than any other industry, says a new <a title="blocked::http://www.statcan.ca/Daily/English/081117/d081117b.htm" href="http://www.statcan.ca/Daily/English/081117/d081117b.htm" target="_blank">publication</a> by Statistics Canada.</p>
<p>The industry’s expenditures accounted for nearly one-third of the $8.6 billion outlay by businesses operating in Canada for both operating expenses and capital investment in environmental protection. This amount represents all expenditures made in response to environmental regulations, conventions and voluntary agreements.</p>
<p>Industry spending on waste management and sewerage services and pollution abatement and control activities represented almost half of the overall total.</p>
<p>These results followed a long-standing trend in which the largest share of environmental protection expenditures was made to deal with pollutants after they were created.</p>
<p>Provincially, Alberta businesses invested the most in facilities and equipment to protect the environment, again surpassing Ontario, the largest spender up until 2002.</p>
<p>Alberta’s lead position in capital spending on environmental protection was due mainly to high expenditures by the oil and gas extraction industry.</p>
<p>Put in perspective, for every $100 invested by the oil and gas extraction industry, $4 was invested in environmental protection.</p>
<p>Capital investments by Canadian oil and gas producers, most of which operate in Alberta, totaled over $1.7 billion in 2006. This investment occurred in areas such as pollution abatement and control, waste management, pollution prevention, and reclamation and decommissioning.</p>
<p>The oil and gas extraction industry also reported the highest operating expenses ($1.1 billion). This amount went mainly for reclamation and decommissioning, waste management and sewerage services and pollution abatement and control processes.</p>
<p>About $20 out of every $100 invested by the petroleum and coal products industry was for environmental protection, as that industry continued to upgrade refineries to meet new sulphur regulations.</p>
<p>Combined, the oil and gas extraction and petroleum and coal products industries accounted for almost two-thirds of total capital investment for environmental protection.</p>
<p>The industry spent nearly two billion dollars in 2006 on technologies that improve energy efficiency or reduce the use of fossil fuels.</p>
<p>Compared with industry spending on environmental protection, this amount represents a broader set of expenditures. It reflects a motivation by industry to adopt energy-related environmental technologies that exceed responses to environmental regulations, conventions or voluntary agreements.</p>
<p>The oil and gas extraction industry led the way with expenditures of $495.4 million on alternative energy and energy reduction technologies. Most of this amount, $472.9 million, was directed at capital projects.</p>
<p>The electric power generation, transmission and distribution industry spent a similar amount. However, it directed less to capital projects ($155.4 million) and more to operating expenses ($337.8 million).</p>
<p>Industry spending was directed to technologies such as cogeneration, waste energy recovery, solar energy and energy management systems.</p>
<p>&#160;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkiye’de kafadaki duvarlar yıkılmadıkça açılımlar çok da kolay olmayacak.]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/25/turkiye%e2%80%99de-kafadaki-duvarlar-yikilmadikca-acilimlar-cok-da-kolay-olmayacak/</link>
<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 08:06:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/25/turkiye%e2%80%99de-kafadaki-duvarlar-yikilmadikca-acilimlar-cok-da-kolay-olmayacak/</guid>
<description><![CDATA[Sizleri ümitsizliğe düşürmek istemem amma Türkiye’de kafadaki duvarlar yıkılmadıkça barış, hukuk, re]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img style="max-width:800px;float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/latif-yildiz.jpg" /><br />
<blockquote>Sizleri ümitsizliğe düşürmek istemem amma Türkiye’de kafadaki duvarlar yıkılmadıkça barış, hukuk, refah, demokrasi için Kürt, Alevi. Ermeni açılımlarının çok da kolay olmayacak.</p></blockquote>
<p><b>M. Latif YILDIZ*</b></p>
<p>1968’de Çekoslovakya’nın başkenti Prag’da sosyalizmin insani yüzünü aramaya kalkışanlar Varşova Paktı orduları tarafından ezilirken öğretmen okulunu yeni bitirmiştim. Yaş haddi nedeniyle öğretmen olarak göreve atamam yapılmayınca kaderin sürüklediği bir serüven sonucu yayına yeni başlayan bir gazetenin İstanbul’da çiçeği burnunda muhabiri olunca bir gazeteci olarak 20 ve de 21. yüzyılda yaşanan bazı olayların da canlı şahidi oldum.</p>
<p>20. Yüzyıl aslında insanlık tarihi için utançlar ile dolu bir yüzyıldır. İki dünya savaşı, milyonlarca insanın ölümü, Osmanlı İmparatorluğunu işgal ve bölme hesapları, kurtuluş savaşı, en korkuncu yaşanan soykırım olayları ve 1961’de inşa edilen Berlin duvarı. <!--more--></p>
<p>Bizde de adı cumhuriyet olarak kurulan ama vatandaşının çoğu Kürt ve Müslüman diye tehdit olarak gören sistemin 20. yüzyılda sıkıyönetim, olağanüstü hal ve de 21. yüzyılın ilk on yılında kafalarda yükselen duvarların devam ettiği bir dönemi yaşıyoruz.</p>
<p>Böylesi berbat bir asırda 9 Kasım 1989’ da sistemin iflası ve halkın isyanı sonucu Berlin duvarının yıkılışı Avrupa’dan başlayarak yayılan demokrasi kıvılcımı bir şans olarak belirdi belirmesine, ancak ülkemize uğramak için bir hayli nazlanıyor. </p>
<p>Totaliter rejimlere karşı başkaldırı 1989 tarihinde umut verirken Prag’da bir dükkânın vitrininde “ 89, 68’in baş aşağı duran halidir” yazılı poster 21 yıl gibi uzun bir süreç alsa da dikta rejimlerine karşı demokrasiyi işaret ediyordu. Yalnız Alman halkı değil birçok toplum, birey, ülke, devlet, ulus Berlin duvarının yıkılışından etkilendi.</p>
<p>9 Kasım’ı 10 Kasım’a bağlayan gece duvar fiziki olarak yıkılırken 2. Dünya savaşı sonrası başlayan 50 yıllık soğuk savaşın sona erdiğini fiili haber verdiği gibi 2 yıl içinde Sovyet sisteminin de çöküşünü hazırladı.</p>
<p>Avrupalılar gelecekleri için duvarı yıkmakla kalmadılar. Başka şeyler de yaptılar. Örneğin; yasalarını demokrasinin en yüksek standardına çıkartarak kurumlarını çok kısa bir zaman zarfında dönüştürmeyi başardılar.</p>
<p>Anayasalarını hak ve özgürlükleri öne çıkartarak ileri yasalar ile yeni baştan yazdılar. Kendileri için yeni bir dünya yarattılar. Kâğıt üstünde değil, içselleştirerek fiili uyguladılar.</p>
<p>Bu değişime şahit olan bu kuşak ancak yüz yıllara sığabilecek gelişmelere yaşayarak tanıklık eder. 1968 kuşağı olarak 1968 ve 1989 Dünya’da ve de Türkiye’de 1960 ihtilali, 1971 muhtırası, 12 Eylül darbesi ve E Muhtıralar ile 49 yıldır demokrasi liginden adımız yoktu. 13 Kasım 2009’ da TBMM’ inde yapılan görüşme bütün olumsuzluklarıyla birlikte kafalardaki duvarların yıkılmasına yani yüz yılda yeni bir ivme kazandığı anlamını çıkartabiliriz.</p>
<p>Avrupa’daki duvarın yıkılışı başka duvarların yıkılışına öncülük etti mi derseniz cevabım hayır olacak. AB ye girecek Türkiye karşı ön yargılarında direttiler, diretiyorlar. Yalnız bununla kalınsa neyse, başka duvarlar devam ediyor, hatta yeni duvarlar örüyorlar.</p>
<p>Bakınız bugün ilk etapta aklıma gelen bazı duvarları sayacağım. </p>
<p>Kıbrıs’taki Lefkoşe duvarı, Belfast’ta Katolik ve Protestan mahalleyi ayıran 15 Km. lik duvar. İki Kore’yi ayıran 241 Km. lik duvar. İsrail’in 2002 yılında Filistinlilere karşı örmeyi sürdürdüğü Berlin Duvarı’nın 4 katı ve yüksekliği 8 metre olan, bittiğinde 703 Km. yi bulacak olan duvar.</p>
<p>Fas’ta AB’ye girişi önlemek için oluşturulan çelik duvar. ABD ve Meksika sınırı boyunca uzanan duvar. Hindistan’ın Keşmir’in de olan duvar akla ilk gelenler. </p>
<p>9 Kasım 1989’da Berlin Duvarının yıkılışı, dünya tarihinde bir dönüm noktası olarak geçtiyse de devam eden duvarlara karşı ne yazık ki sessiz kaldıkları da bir gerçektir.</p>
<p>Türkiye’de mi; 12 Eylül 1980’de başlayan darbe anayasası 29 yıl sonrada olsa değişim için meydana gelen gelişmeler kafadaki duvarları yıkmaya yönelik umut verici gelişmeler olacak mı, doğrusu kuşkuluyuz. 10 Kasım Meclis görüşmelerinde Atatürk’ü konuşuyorum diye Tunceli üzerinden gönderme yapan Onur Öymen’in “analar ağlamaya devam etsin” gibi duvarları daha da yükseltmek isteyen ve de bu saatten sonra bölgede bir tabela partisi bile olamayacak bir CHP ve MHP Mecliste olmazsa belki bir şeyler olur.</p>
<p>Ülkemizde Olağanüstü Hal, sıkı Yönetimler ile yıllarca fili duvarlar örüldüğü gibi kafalardaki duvarlar fiili duvarlardan da kalın olarak karşımıza çıkıyor. Şimdi kafalardaki duvarların yıkılması arifesindeyiz. Kafadaki duvarları yıkmak için cesaret gerektiriyor. Ne yazık ki korku, çekingenlik, endişeli yaklaşım nedeniyle kafalardaki duvarların yıkılmasının pek kolay olmayacağını 13 Kasım 2009 tarihinde Meclis görüşmelerinde şahit olduk.</p>
<p>Avrupa’nın duvarının yıkılışı üzerinde 21 yıl geçmesine rağmen Berlin’de yüz binler bir araya gelerek bu değişimi sevinçle kutluyorlar. Bizimkiler ise zihnimizdeki duvarı yıkmak için bir korku, bir çekingenlik, bir endişe içindedirler. Kafalardaki duvara çentikler, çekiçler, taşlar atanları bile vaz geçirmek için bütün güçleri ile çalışıyorlar. Bu yüzden balyozu eline alıp açık seçik duvarın üzerine çıkıp yıkmaya kimse cesaret edemiyor.</p>
<p>Türkiye’nin duvarları savaşmadan, çatışmadan, kan dökülmeden bir gün balyoz vurulacak mı kestirmek mümkün değil. Ama Meclisteki açılım ile bir umut ışığı belirdi.</p>
<p>13 Kasım 2009 tarihinde TBMM’ inde Cumhuriyet’in ilanından 86 yıl sonrada olsa kördüğüm yapan sistemin değişim sinyalleri belirmeye başladı gibi.</p>
<p>Çünkü birileri 72 milyonun demokrasinin nimetlerini kavradığını anladı. Ve bunu gören bazı siyasilerde anladılar ki demokrasi yalnız halkı değil onları da koruyacak gibi.</p>
<p>En azından Kürt sorununun daha fazla inkâr ve imha ile sonuçlanmayacağı, dağa çıkan, ülkeyi terk eden Kürtleri yurda kabul ederek sorunun çözülmesine katkı sunacaklarını anladılar gibi. “Gibi” diyorum çünkü şu anda o konumdayız.</p>
<p>Çentik atanlar yalnız Kürtler değil, azınlıkların, Alevilerin, Sünnilerin, dini, insani ve vicdani vatandaşın önünde örülen derin duvarın yıkılmasıyla birliğin oluşabileceğini anladılar gibi. Türkiye’nin kronikleşmiş sorunlarından kurtulmasının tek yolunun insan hakları ve demokrasiden geçtiği 86 yıl sonra da olsa en azından Arınç’ın şahsında AKP gördü gibi.</p>
<p>Bu nedenlerle sürecin tamamlanması için Kandilden, Mahmur’dan, Avrupa’dan kimseyi tahrik etmeyecek ve fakat barışı pekiştirecek dönüşleri sürmeli.</p>
<p>Üniversitelerde Kürtçe başta olmak üzere doğu dilleri akademik statüye kavuşmalı.</p>
<p>Tıpkı Kürtçe yayın yapan televizyonların RÜTÜK tarafından önü açıldığı gibi. </p>
<p>Bütün bunların gerçekleşmesi için topluma önderlik yapması gereken; kamuoyunun sesi, kulağı ve dili sayılan; ama savaş, kan ve gözyaşı körükleyen meslektaşlarınız buna izin verirler mi sorusunu yönelttiğinizi duyar gibiyim.</p>
<p>Haklısınız, bu ülkenin 86 yıldır yaşadığı en büyük sorun benim de 41 yıldır iç içe yaşadığım “yazılı silahlı güç” adı verilen medya olduğunu biliyorum. </p>
<p>Özellikle son yıllarda tekelleşen sermaye yoğunlaşmasına karşı mücadele etmek bir hayli güçleşti. Medya – siyaset – ticaret ilişkisi sonucu ortaya çıkan yozlaşma; editöryal bağımsızlık ve nitelikli yayancılığın yok olması; her türlü sansürün; politik, askeri ve çıkar çevrelerin işbirliği sonucu medyanın durumu vahimden öte korkunç. </p>
<p>Onurlu meslektaşlarımı sendikasızlaştırılma, patronlarının tehdit ve baskısı altında görevlerini yapamadıklarını biliyor, görüyor ve yaşıyoruz. Demokrasinin kırdığı diğer duvarlar gibi bizde de kafalardaki duvarlar yıkılır mı; daha özgür, tarafsız ve doğru bir medya oluşur mu bilemiyorum. </p>
<p>Batıda olduğu gibi Türkiye’nin de duvarlar yıkılacak mı bekleyip göreceğiz. Duvarlarını yıkan batı ile bütünleşmek için bıçak sırtında yürüdüğümüz günleri yaşıyoruz.</p>
<p>Türkiye’de kafalardaki Berlin duvarının yıkılması için 12 Eylül anayasasının tümden değişmesi gerekiyor. Ancak iş o kadar kolay gözükmüyor. </p>
<p>Mecliste demokratik açılımdan kaçan bir CHP ve İttihatçı doktrinirlerini mecliste seslendiren MHP oldukça bu iş zor yol alır. Belgeli darbeciyi içerde 24 saat tutamayan ve darbenin yanında saf tutan adalet, askeri vesayetten kurtulmayan bir ülkede iddiası bırakın duvarların yıkılması demokrasinin “D” sinin gerçekleşeceğinden kimse emin değil.</p>
<p>Sizleri ümitsizliğe düşürmek istemem amma Türkiye’de kafadaki duvarlar yıkılmadıkça barış, hukuk, refah, demokrasi için Kürt, Alevi. Ermeni açılımlarının çok da kolay olmayacak. </p>
<p>Her şeye rağmen Demokrasi ve barışa karşı olanlar yeni mevziler kazanmak için yeni buluşlar icat etseler de halkın özgürlük, demokrasi, refah ve huzur isteminin önünde daha fazla duramayacakları yaşadığımız gelişmeler ortaya koymaktadır. </p>
<p><b>*Gazeteci- Yazar</b></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Alevilerin tercihi ve Stockholm Sendromu]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/24/aleviler-stockholm-sendromu/</link>
<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 08:58:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/24/aleviler-stockholm-sendromu/</guid>
<description><![CDATA[Emre Aköz/ SabahToplum ve yönetim arasındaki ilişkiyi inceleyen sosyal bilim dalına siyaset sosyoloj]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Emre Aköz/ Sabah<br />Toplum ve yönetim arasındaki ilişkiyi inceleyen sosyal bilim dalına <b>siyaset sosyolojisi </b>deniyor. Türkiye&#8217;nin bugünlerdeki en önemli siyaset sosyolojisi sorusu ise <b>Alevilerle </b>ilgili&#8230;<br />
<b>1925</b>&#8216;te dergâhları kapatılan&#8230; Kuruluşundan başlayarak <b>Diyanet İşleri </b>kurumuna sokulmayarak inançları yok sayılan&#8230; <b>1930</b>&#8216;larda devlet tarafından katledilen, sürülen&#8230; <b>1970</b>&#8216;lerde, <b>MHP </b>aracılığıyla <b>Sünnileri </b>kışkırtan <b>derin devlet </b>(MİT, vs) tarafından bir kez daha kıyıma uğratılan&#8230; Daha sonra da defalarca &#8216;<b>operasyona</b>&#8216; maruz kalan bir topluluk&#8230;<br />
Böyle bir topluluk&#8230; Hâlâ niye o devletin partisi olan <b>CHP</b>&#8216;yi destekler ve o devletin resmi ideolojisini dillendirir?<br /><b><a target="_blank" href="http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/akoz/2009/11/24/alevilerin_tercihi_ve_stockholm_sendromu">Devamını okumak için tıklayınız&#8230;</a></b></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İzmir’deki taşlar]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/24/sivil-kuvvetler/</link>
<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 08:53:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/24/sivil-kuvvetler/</guid>
<description><![CDATA[OKAY GÖNENSİN / VATAN Yakın tarihimizde “sivil kuvvetler” 6-7 Eylül 1955’te ve 1960 sonrasında Müslü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>OKAY GÖNENSİN / VATAN<br />
<b>Yakın tarihimizde “sivil kuvvetler” 6-7 Eylül 1955’te ve 1960 sonrasında Müslüman olmayan azınlıkları taciz edip gitmeye zorlama faaliyetlerinde kullanılmıştır. </b>Bunların dışında PKK terörünün yarattığı duygusal tepkiler içinde çeşitli kentlerde “durumdan vazife çıkaran” gruplar “harekete geçmeye” çalışmış, bazen de basit anlaşmazlıklar “etnik ceza”ya dönüştürülmek istenmiş, ancak bunlar durdurulmuş, can kaybı olmamıştır.</p>
<p>İzmir’de DTP konvoyunun örgütlü bir şekilde taşlanması hiç de iyiye alamet değil. Bazı kişilerin ellerinde taşlarla kameralara poz vermesi de iyiye alamet değil&#8230;<!--more--></p>
<p>***</p>
<p>İzmir’in bir “demokrat” ve muhalif geleneği vardır. Bu gelenekte cumhuriyetçi ve laik duyarlılığın da güçlü olduğunu söylenebilir.</p>
<p>İzmir de göç alan, geniş bir Kürt nüfusun ekmek ve güvenlik aradığı şehirler arasında. Bu durumun yansımalarından biri, iki seçim önce Cem Uzan’ın en sıradan “faşizan” üslubunun İzmir’de ciddi destek görmesi oldu. Yine de İzmir’de ağırlık CHP’li seçmendedir.</p>
<p>***</p>
<p>DTP’lilere tepkiyi, konvoyun fazla gürültülü turlar atmasıyla, hatta arada bir kişiye çarpmasıyla açıklamak isteyenler olabilir. Ancak taşları bunlar da haklı gösteremez.</p>
<p>İzmirlilerin, ülkenin bütün vatandaşları gibi siyasi ve toplumsal gelişmelerle ilgili fikir sahibi olmaları ve bunları duyurmak istemeleri doğaldır, en demokratik haklarıdır. Ancak bu hakkın kullanımında asla taş atmanın yeri olamaz. DTP’lilerin gürültü ettiği bölgenin sakinleri ertesi gün aynı yerde DTP’ye tepki gösterisi yapabilirler, ama taş atamazlar.</p>
<p>***</p>
<p>Türkiye, Kürt meselesini ve terörü demokratik bir süreç içinde çözme yoluna girdi.</p>
<p>Bu süreçten kuşkulananlar ve kaygılananlar elbette ki kuşku ve kaygılarını belirtecek, tartışacaklardır. Ancak bazı çevrelerin tartışmaları “sivil çatışma”lara çekmek yoluyla süreçleri tıkamak istediği sır değil.</p>
<p>Bu tuzak sürekli olarak halkın önüne çıkarılıyor. Ve bu tuzağa düşmeye ne İzmirlilerin ne de Türk halkının hakkı var. DTP içinde de bu tuzaklara kolayca düşecek gruplar olduğu biliniyor. Ama onların da tuzağa düşme hakkı yok; onlar da toplumun tümünün duyarlılıklarını dikkate almak zorunda.</p>
<p>“Sivil çatışmalar” ortamına sürüklenmenin bütün ülke için ne kadar vahim olacağını herhalde herkes biliyordur. Bu tehlikenin farkında olan herkesin de azami dikkati göstermesi en temel yurtseverlik görevi haline gelmiştir.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Alevilerin geleceği CHP'nin geleceği]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/24/aleviler-chp/</link>
<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 08:49:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/24/aleviler-chp/</guid>
<description><![CDATA[CHP’nin Dersim yöresindeki üç ilçe belediye başkanının ve çok sayıda parti yöneticisinin istifa etti]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><b>CHP’nin Dersim yöresindeki üç ilçe belediye başkanının ve çok sayıda parti yöneticisinin istifa ettiği haberi az önce geldi&#8230;<br />
Konuya ilişkin kanaatim, en başından beri, Onur Öymen’in sözlerinin Aleviler tarafından kabul edilmesinin mümkün olmadığı yönünde oldu.</b> Alevilerin Onur Öymen’in CHP yönetiminde kalmasını içlerine sindirmelerini bekleyen yaklaşımlar bana en başından beri gerçekçilikten uzak göründüler.<br />
CHP, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi. Cumhuriyet döneminin olumlu ve olumsuz yanlarının sorumlusu ve bir anlamda mirasçısı. Türkiye Cumhuriyeti tarihi düz bir çizgi üzerinde ilerlemediği için CHP de düz bir çizgi içinde değerlendirilebilecek bir parti olmadı.<!--more--><br />
Örneğin 1970’li yılların başında Bülent Ecevit önderliğinde bir dönem boyunca geleneksel çizgiden koptu. Daha sivil bir konuma yerleşti. Bu kısmen antimilitarist sayılabilecek çizgi 1980 askeri darbesine kadar sürdü ve CHP ile Aleviler arasında daha gönüllü bir buluşmaya da zemin hazırladı.<br />
Bununla birlikte, daha önceki dönemlerde de, Alevilerle Kemalizm arasında bir dostluk vardı. Bu dostluğun nedenleri üzerine birçok farklı değerlendirme yapılabilir. <b>1960’lı yıllarda Tunceli, Elazığ, Erzincan yöresinde yaptığım yolculuklarda, yöre insanlarının evlerini ziyaretlerimde duvarlardaki Atatürk fotoğrafları ilginç bir detay olarak gözüme çarpmıştı.</b> Tek parti iktidarı dönemiyle ve Cumhuriyet döneminin geneliyle çok tatlı anılarının olmamasına rağmen, Aleviler Cumhuriyet’in kurucusu parti olan CHP’yi kendilerine yakın bir parti olarak kabul ettiler.<br />
***<br />
Hacıbektaş Postnişini Veliyeddin Ulusoy, Alevilerin Atatürk döneminde de baskı gördüklerini anlattı.<br />
Bunun o zamanlar dedeleri tarafından nasıl karşılandığı sorduğumda, “Sanırız Atatürk’ün bunlardan haberi yoktu” şeklinde konuştuklarını aktardı.<br />
Alevilerin, Cumhuriyet’le ve CHP ile olan sevgi-nefret ilişkileri, Türk siyasetinin temel paradokslarından biri olarak bugünlere kadar geldi. Alevilerin CHP’yi bunca acı gerçeğe rağmen neden tuttukları sorusu üzerine çok çeşitli şeyler söylenebilir.<br />
Türkiye’deki sağcı partilerin temel özelliklerinden biri, Sünni-Hanefi çizgisinin temsilcisi olmalarıdır. Demokrat Parti de, Adalet Partisi de, Doğru Yol Partisi de, Milli Nizam Partisi geleneği de hep Sünni İslamı kendilerine dayanak olarak gördüler.<br />
CHP’nin ve Kemalizm’in kendine özgü bir tanım içinde de olsa ‘laiklik savunucusu’ bir imaj sergilemeye çalışması, ‘dinci akımlar’ı engelleme iddiası taşıması, Sünni İslamcı kesimin saldırılarından ve yok saymalarından bunalan Aleviler’in CHP’yi ve Kemalizm’i kendilerine yakın bulmalarına yol açtı. Aleviler, sağcı partilere karşı kendilerini koruma amacıyla, bir anlamda ‘kötünün iyisi’ olarak gördükleri CHP’ye yöneldiler.<br />
Alevilerin CHP’ye kızıp kendi siyasi partilerini kurdukları dönemler de, CHP’nin solundaki radikal sol akımlara yöneldikleri dönemler de yaşandı. Ama bütün bunlara rağmen, CHP’nin ve Kemalizm’in onların gözüne esas olarak bir sığınak gibi göründüğünü söylememiz mümkün.<br />
***<br />
Aleviler, Dersim katliamının hangi güçler tarafından gerçekleştirildiğini biliyorlardı. Buna rağmen Atatürk’ü ve İnönü’yü bu katliamdan soyutlamayı tercih ettiler. Suçu Demokrat Partili Celal Bayar’ın üzerine atarak durumu idare etmeye çalıştılar. Gerçek ortada duruyordu, Aleviler gerçeği bilmelerine rağmen acılarını içlerine gömerek yaşamayı yeğliyorlardı.<br />
Onur Öymen’in sözlerinin neden olduğu bu patlamayı bu arka plan bağlamında değerlendirmek gerekiyor&#8230;<br />
‘Anlık bir öfke patlaması’yla karşı karşıya değiliz. İstifa eden Dersimli belediye başkanlarının da dile getirdikleri gibi, ‘Kürt açılımı’ yöre halkını yakından ilgilendiriyor. Düşük yoğunluklu savaşın en çok vurduğu yerlerden birisi de Dersim. Yakılan, yıkılan, boşaltılan köyler ortada. Dersim son 25 yıldır ilaveten yeni büyük acılar çekmişti, çekmeye devam ediyor. Açılım onları ilgilendiriyor.<br />
Barış ve çözüm onları ilgilendiriyor. CHP’nin izlediği ‘savaşçı’ çizgiden duydukları rahatsızlığa rağmen hep durumu idare etmeye gayret eden bir tavır sergilediler.<br />
Onur Öymen, Alevilerin açmazının üzerine tuz biber ekti. Kaldıramayacakları bir saldırı yaparak,<br />
yaraları açığa çıkardı.<br />
Artık, cin şişeden çıktı. CHP yönetimindeki Deniz Baykal ve ekibinin gerçek yüzü anlaşıldı. Alevilerin bunu kaldırmalarını, bu tarz söylemleri olan bir partinin arkasından gitmelerini beklemek artık çok zor. Bu yara derin bir yara. CHP ile Alevilerin çok da içten olmayan beraberlikleri bu kez çok derin bir yara aldı. Yaralar artık tedavisi imkansız sayılabilecek bir noktaya ulaştılar.<br />
CHP yönetimindeki Baykal ekibi, gerçeğe, değişime ve barışa direniyor.<br />
Dersim katliamını savunan CHP ile bunun mağduru Aleviler arasındaki paradoksal birlikteliğin devamı çok zor.<br />
Yolun sonu görünüyor.<br />
Oral Çalışlar / Radikal</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İhsan Sabri &Ccedil;ağlayangil&rsquo;in Anıları]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/23/ihsan-sabri-aglayangilin-anilari/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 23:17:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/23/ihsan-sabri-aglayangilin-anilari/</guid>
<description><![CDATA[&#160; &quot;Atatürk gelmeden Seyit Rıza idam edilecekti&quot; Tanju Cılızoğlu Yıl 1937 Şükrü Sökmen]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><b><img style="border-bottom:0;border-left:0;display:inline;border-top:0;border-right:0;" title="seyitriza2" border="0" alt="seyitriza2" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/seyitriza2.jpg?w=600&#038;h=420" width="600" height="420" />&#160;</b></p>
<p><b>&#34;Atatürk gelmeden Seyit Rıza idam edilecekti&#34;     <br />Tanju Cılızoğlu</b></p>
<p>Yıl 1937 Şükrü Sökmensüer, Atatürk döneminin ünlü emniyet müdürlerinden, birgün beni çağırdı: &#34;Atatürk Diyarbakırda, Singeç köprüsünü açmaya gidecek dedi.   <br />O tarihte <strong>Seyit Rıza,</strong> Dersimin Kürt lideri. Aynı zamanda <strong>Peygamber sülalesinden</strong> geliyor kendisi. <strong>Seyit Rıza</strong>’nın bir de dini vasfı var.</p>
<p>Fırat, Şeytan köprüsü (1) denen mevkide dört metreye kadar daralır. Derinliği de deniz gibidir. 17 metre olur. Burada bir köprü yapmışlar, Köprünün başında bir karakol, Karakolda da 33 askerimiz var. Askerlerin başında İsmail Haki adinda bir yedek tegmen. Yani ihtiyat Mulazim.    <br />Köprüye Dersimliler bir baskın düzenliyor. Baskında karakol yakılıyor ve 33 askerimizde şehit ediliyor. İşte bu olay Dersim isyanının başlamasıdır. <strong>Atatürk</strong> olayla ilgileniyor ve ilgililere kesin talimat veriyor. <strong>&#34;bu meseleyi kökünden hallediniz&#34;</strong> diye.</p>
<p> <!--more-->
<p>Elazığ’da o dönem Muffetişi Umum-i Abdurahman Doğan paşa var.(2) Malatya Emniyet müdürlüğünden bir buçuk ay kadar önce Ankara’ya tayin edilmiştim. Vali İbrahim Etem Akıncı, şovalye çeteci bir adam. Demirci efe ile birlikte kurtulus savaşında çete kurmuş biri. Vali vekalete şifre çekmiş. &#34;emniyet müdürüm Ankara’ya tayin edildi, biz Elazığa gidip Dersim harekatını birlikte görmek istiyoruz&#34; diye. O zaman bu isyan olayı ile ilgili türlü rivayetler var.   <br />Uzatmayalım biz Ankara’dan müsaade istihsal, vali Akıncı ile birlikte Elazığ&#8217;a varıyoruz. Müffetişi umumi Abdurrahman paşanın misafiri oluyoruz. İsteğimizi kendisine anlatıyoruz! Dersim harekatını incelemek istiyoruz. Paşa bize &#34;iyi ki geldiniz, bende yarin orada bir mevkiye gideceğim. Onbeş gün once tercüman aracılığıyla aşiretlerle konuştum. Kendilerine aşiretlerin başı olan kişileri teslim ederseniz harekatı durduracağız, barış yapacağız dedim. Yarın da son gün. Gideceğimiz mevki biraz tehlikeli. Ne olacağı belli olmaz. İsterseniz sizide alabilirim&#34; dedi.    <br />Yemek yedik. Zeytinyağlı sıcak bir yemek. Ben alışkın değildim. Hastalandım. Ateşim 38. Ama olayı kaçırmak istemiyorum. Hasta hasta önceden belirlenen harekat sahasına varmak için yola çıktık. Önümüzde ve arkamızda birer kamyon. Biz ortadayız. Kamyonun birinde askerler var. Diğerinde fırından yeni çıkmış sıcak ekmekler. Yollar devriye dolu. Devriyeler mevzilenmiş. Bu arada devriyeler bize ateş açtı. Önlendi.</p>
<p>Gelecegimiz yere geldik. Yüksek bir yerden asağıya indik. İndigimiz yere silahlı askerler dizildi. Abdurrahman Paşa muhtemel bir pusuya karşı önlemler aldırmıştı. Benim yanımda fotoğraf makinası var. Bir süre bekledik. Ortalarda kimseler yok. Bağırıp çağırdık bir tercüman çıktı ortaya. Abdurrahman Paşa:</p>
<p>-Geldiniz mi, dedi.    <br />-Geldik, dediler.    <br />Ortaya göğsü bağrı açık, uzun boylu levent adamlar çıktı. Abdurrahman paşa gelenlere çuvallarla ekmeği dağıttı. Açtılar. Hemen ekmekleri kırıp yemeğe başladılar. Kalanları koyunlarina soktular. Paşa onlara sordu:    <br />-Listede yazılı olanları getirecek misiniz?    <br /><strong>-Uç kişi hariç on iki kişiyi getireceğiz dediler.</strong>    <br />Abdurrahman Paşa: &#34;olmaz&#34; dedi. Onlar da son derece kararlı bir biçimde:    <br /><strong>-Paşam ne edek, olmazsa olmaz dediler.</strong>    <br />Asiler dağlara sığınmışlar. Bir mavzerle bir alayı durdurur. Paşa onlara biraz sert: &#34;Devletle baş edemezsiniz&#34;! dedi. Ve ekledi.    <br />-Niçin teslim etmiyorsunuz?    <br />İçlerinden en uzun boylu olanı öne çıktı:    <br /><strong>-Bir kadının tek kocası olur. Şimdi siz hükümetsiniz. Askeriniz var. Bugün buradasınız. Şunları size veririz, alır gidersiniz&#8230; Biz yarin yine onların eline kalırız. Bunlar, bu ağalar bizim kulumuzu aittirler. Siz Dersim&#8217;e giremiyorsunuz. Jandarmanızı sokamıyorsunuz&#8230;</strong>    <br />Abdurrahman Paşa durdu. Düşündu. Sonra tercümana şunları söyledi:    <br />-Ben Kastamonuluyum. Kastamonu’nun tarihini bilir misiniz? Şehrin ortasında bir nehir akar. Etraf birdenbire dağ gibi meyillenir. Vaktiyle bir tarafında Kastlar, öte tarafında tumanlar varmış. Şehri bunlar kurmuş. Bunun için &#34;KASTUMAN&#34; demişler. Kelime zamanla Kastamonu olmuş. Sizin aşiretinizde bu gun &#34;DEMENAN&#34;. Siz benim akrabamsınız. Atalarımız bir yerde buluşurlar. Yapmayın. Size onbeş gün daha izin vereyim. Gidin ve onbeşgün sonra bu listedekileri getirin&#34; dedi.    <br />O listede <strong>Seyit Rıza</strong> da var. Ve teslim etmeyecekleri üç kisiden biri de <strong>Seyit Rıza</strong>. Bende bu olayın resimlerini çektim. Erkan-i Harp, Kurmay Albay Neşet bey, Çanakkale valisi olduğumda, bu zatı Çanakkale gornizon kumandanı olarak buldum. Asilerle konuşmaktan döndüğümüzde Neşat Albay bize: &#34;Bu işleri hep Seyit Rıza yapıyor, Seyit Rıza Peygamber sülalesinden değil. Kendisine Kuçükken hastalık gelmis. Ailesine demişler ki, bunu kundağıyla kiliseye götürün bırakın, sabahleyin alın bir şeyi kalmaz. (3) Denileni yapmışlar. Bırakıp sabahleyin almışlar. Rivayete gore çocuklar değişmiş&#34;. Neşat Paşa iddia ediyorki Seyit Rıza peygamber sülalesinden değil. Seyit Rıza büyümüş. Şeytan köprüsünu yıkmış. Dini lider olmuş. Kürtlerin başına geçmiş. Dersim isyanını idare ediyormuş.    <br />Bu olaylardan sonra Ankara’ya döndüm. Onbes günlük ikinci müddet bitmiş, Abdurrahman Paşaya listedekileri teslim etmemişler. Aradan aylar gecti. Seyit Rıza ve çevresi yakalandı. Mahkemeleri sürüyor. İste bu sırada Ataturk Diyarbakır’daki yeni yapılan Singeç Köprüsünü açmaya gidecek. Elazığ&#8217;a da gelecek karayoluyla Singeç köprüsüne geçecek. Emniyet genel müdürü Şükrü Sökmensuer bey bana diyordu ki &#34;Atatürk Singeç Köprüsünü açmaya gidecek. Dersim harekati bitti. Beyaz donlu altı bin doğulu Elazığa dolmuş. Atatürk’ten Seyit Rıza’nın hayatını bağışlamasını isteyecekler. Buna meydan vermeyelim&#34;.</p>
<p>1937 yılında resmi tatil günü cumartesi öğleden sonra, Atatürk pazartesi günü Elazığ&#8217;a gelecek. Bizden istenilen &#34;asılacak asılsın&#34; ve Atatürk&#8217;ün karşısına beyaz donlular çıktığı zaman iş işten geçmiş olsun. O dönemde Elazığ valisi Şefik Bey, Savcı Hatemi Senihi bey, Emniyet Müdürü Serezli İbrahim bey, Savcı yardımcısı arkadaşım, Şükrü Sökmensuer, &#34;Emniyet Genel Müdürlüğünün siyasi şubesinden, sivillerden istediğini yanına al. Atatürk’ün istasyondan halkevine kadar korunması da size ait&#34; dedi. Başta Macar Mustafa olmak üzere altı kişi alıp yola çıktım. Trenle Elazığa vardım. Emniyet Müdürü İbrahim beye gittim. Savcı için &#34;kuraldışı bir şey yapmaz, mümkun değil &#34; dedi.</p>
<p>Savcıya gittim. Durumu kendisine anlattım. Bana bu konuda hükümetten de şifre aldığını, ama mahkemelerin cumartesi tatil olduğunu, tatilde sonuç almanın mümkün olmadığını bildirdi. Ve ekledi. &#34;ben de mahkemeleri etkileyemem&#34;. Oysaki biz <strong>Atatürk</strong> gelmeden önce mahkemenin kararını vermesini ve gereğinin yapılmasını, <strong>Atatürk</strong> geldiğinde<strong> Seyit Rıza</strong> meselesinin kapanmış olmasını istiyorduk. Ben bunu halletmek için hükümet tarafından buraya gönderilmiştim.    <br />Savcı yardımcısı hukuktan sınıf arkadaşım. Bana &#34;sen valiye söyle, savcı gitsin, rapor alsın. Ben senin istediğini yaparım&#34; dedi. Biz mahkemenin tatil günü işlemesini ve alınacak sonucun infazını istiyorduk. Savcı rapor aldı. Arkadaşım vekil olarak savcının yerine geçti.    <br />Mahkeme hakiminin evine gittim. Gittiğimde hakim mahkemenin aldığı kararı evinde yazıyordu. Hakimle konuştuk. Kendisi kararı daktiloya çektirmekle meşguldu. Devir CHP devri. Herkes çekiniyor. Hakim bana: &#34;Cumartesi mahkeme toplanmaz, ancak pazartesi günü mahkemeyi toplar kararı veririz. Salı günü de idam hukümlerini yerine getiririz&#34; dedi.    <br />O zaman dördüncü bölgede temyiz hakkı yoktu. Abdurrahman paşa sıkı yönetim kumandanı olarak kararı tasdik edecek kişi idi. O da &#34;Yukarıdaki karar tasdik olunur&#34; demiş basmış boş kağıda imzasını. Yukarıya &#34;Abdurrahman Paşanın idami&#34; diye yazsanız kendisi idam edilirdi.    <br />Hakime dedi ki: Bu dediğiniz gün Atatürk geliyor. Maksat hasil olmuyor ki. Hakim &#34;Başkaca bir şey yapılamaz&#34; diyerek kestirdi attı. Bende kendisine sordum:    <br />-Sizin saat beşten sonra davaya devam ettiğiniz olmuyor mu?    <br />-Oooo, çok oluyor cevabını verdi.    <br />-Eee sonradan beş saat ihlal ediyorsunuz da, baştan beş saat ihlal etseniz olmuyor mu? Yani pazar akşamı sahurdan sonra mahkemeyi açarız.    <br />-Elektrikler kesiliyor dedi, hakim.    <br />Ona çare bulduk. Otomobil farlarıyla hapishaneyi aydınlatırız. Halkevine lüksler koyarız.    <br />Hakim bu defa :    <br />Samiin yok , dedi    <br />Ona da çare bulduk. Samiin de getiririz.    <br />-Kaç kişi asılacak?    <br />-Onu karardan önce soyleyemem dedi. Ama ekledi: &#34;Savcı 27 kişinin idamını istedi&#34;.    <br />-Biz ona göre mi hazırlığımızı yapalım?    <br />-Bilmem dedi.    <br />Ceza infazi kanunu her asılanın ayrı bir yerde asılmasını, asılanların birbirini görmemesini emrediyordu. Bu şartı da yerine getirmeye çalıştık. Her meydana dört sehpa kurduk. Vali bir de çingene cellat buldu. Gece 12:00 de hapishaneye gittik. Farlarla çevreyi aydınlattık Mahkemenin 72 sanığı vardı.    </p>
<p> <strong></strong><br />
<h1><strong>BENİ ASMAYA MI GELDİNİZ?</strong> </h1>
<p> <strong></strong>
<p>Sanıkları aldık. Mahkemeye götürdük. Çingene de geldi. Adam başına on lira istedi &#34;Peki&#34; dedik. Sanıklar Türkçe bilmiyor. Mahkeme kararı açıkladı. Yedi kişi ölüm cezasına çarptırılmış, sanıklardan bazıları beraat etmiş, bazıları da çesitli hapis cezalarına çarptırılmıştı. Kararlar okununca sanıklar ilk anda anlamadılar. İdam &#34;tunne&#34; diye bir velvele koptu. Biz Seyit Rıza&#8217;yı aldık. Otomobilde benimle polis müdürü İbrahim&#8217;in arasına oturdu. Jeep jandarma karakolunun yanındaki meydanda durdu. Seyit Rıza Sehpaları görunce durumu anladı.    <br />-Asacaksınız; dedi ve bana döndü. &#34;Sen Ankara’dan beni asmak için mi geldin&#34;? Bakıştık. İlk kez idam edilecek bir insanla yüz yüze geliyordum. Bana güldü.    <br />Savcı namaz kılıp kılmayacağını sordu. İstemedi. Son sözünü sorduk.    <br /><strong>-Kırk liram ve saatim var. Oğluma verirsiniz, dedi.</strong>    <br />Bu sırada Fındık Hafız asılırken görmesin diye pencerenin önünde durdum.    <br />Fındık Hafız&#8217;ın idami bitti. Seyit Rıza’yı meydana çıkardık. Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Rıza meydan insan doluymuş gibi, sessizliğe ve boşluğa hitabetti.    <br /><strong></strong></p>
<p><strong>-Evladi Kerbelayimi, Be gunayimi, Ayibo Zulimo, Cinayeta. (Evlad-ı Kerbelayız, günahsızız, ayıptır, zulümdür, cinayettir.) dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yaşlı adam rap-rap yürüdü. Çingeneyi itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağıyla tekme vurdu. zı yaptı.</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Prof. Dr. Fuat Keyman, CHP 'Sezarist' Bir Partidir]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/23/chp-sezarist-bir-partidir/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 22:43:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/23/chp-sezarist-bir-partidir/</guid>
<description><![CDATA[10 ve 13 Kasım&#8217;da Kürt sorunu ilk defa Meclis çatısı altında tartışıldı. Parti temsilcileri ve]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="news_content" class="content content_12"><em><img style="max-width:800px;float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/fuat-keyman.jpg" />10 ve 13 Kasım&#8217;da Kürt sorunu ilk defa Meclis çatısı altında tartışıldı. Parti temsilcileri ve liderler demokratik açılımı konuştular. Oturumlardan geriye Onur Öymen&#8217;in Dersim ile ilgili sözleri akılda kalsa da, Koç Üniversitesi&#8217;nden Prof. Dr. Fuat Keyman iki farklı noktaya daha dikkat çekiyor. İlki, CHP&#8217;nin diğer partilerden farklı olarak Meclis&#8217;i çözüm yeri olarak görmemesi; ikincisi ise 13 Kasım ile birlikte partilerin seçim startı verdiğini. </em>
<p><b>Kürt sorunu ilk kez TBMM&#8217;de tartışıldı. Ne düşündünüz izlerken?</b> </p>
<p>10 Kasım ve 13 Kasım&#8217;da Meclis çatısı altında yapılan toplantılar tarihi nitelikteydi. Aynı zamanda politik açıdanda önemli idi. Çünkü 25 yıldır yaşanan kan ve gözyaşından sonra Kürt sorunu gibi devasa bir sorun, esas çözüm yeri olan Meclis çatısı altında tartışıldı. Meclis altındaki bu oturumlar Kürt sorununun çözülmesinde büyük bir eşiğin aşılmasıdır. </p>
<p><!--more-->
<p><b>Parti performansları nasıldı?</b> </p>
<p>Parti performanslarına göre AK Parti, MHP ve DTP&#8217;yi bir yerde CHP&#8217;yi başka bir yerde değerlendirmek lazım. </p>
<p><b>Neden CHP&#8217;yi ayırıyorsunuz?</b> </p>
<p>AK Parti, MHP ve DTP bu tarihi oturuma ciddi bir biçimde hazırlanmıştı. Önceden hazırladıkları metne sadık kaldılar. İçeriklerine katılın ya da katılmayın her üç parti de ciddi biçimde hazırlanmış tutarlı konuşmalarla pozisyonlarını anlattılar. Ama daha önemlisi sorunu ve çözümü farklı algılasalar, farklı önermeleri olsa da, çözümü olması gereken yerde yani parlamentoda aramaları önemlidir. Bu, onların demokrasiye parlamentoya olan inançlarını göstermesi açısından kaydadeğerdir. Bu noktada CHP&#8217;ye geldiğimizde çok farklı bir tablo ortaya çıkıyor. </p>
<p><b>ÇÖZÜM ADRESİ FARKLI </b></p>
<p><b>Nedir fark?</b> </p>
<p>CHP&#8217;de 10 Kasım&#8217;da Onur Öymen&#8217;in yapmış olduğu talihsiz konuşma ve 13 Kasım&#8217;da Baykal&#8217;ın konuşmasına ve tavrına baktığımızda üç unsur öne çıkıyor. İlki Baykal yeterince hazırlık yapmamış, ikincisi sanki Meclis&#8217;te değil grup toplantısında, üstelik tutarsızlıklarla dolu bir konuşma ve son olarak da Meclis&#8217;i terk etmesi. Bu üç unsuru bir araya getirdiğimizde CHP&#8217;nin diğer partilerden farklı bir görüntü çizdiğini düşünüyorum. O da, CHP, Kürt sorununun çözümünde esas adresin Meclis olmadığı düşüncesidir. </p>
<p><b>Yani parlamento dışında çözüm mü?</b> </p>
<p>Onur Öymen&#8217;in konuşması bunu yeterince açığa vuruyor. Öymen&#8217;in konuşması hem Kürtleri hem de Alevileri rahatsız ettiği açık. Bu konuşma CHP&#8217;nin sorunların çözüm yerinin parlamento dışı olduğunun da bir göstergesi bence. Sorunların çözümünde parlamentoyu değil, güvenlik kuvvetlerini yani askeri çözümü öneriyor. Aynı şekilde Baykal&#8217;ın konuşmasında da Dersim krizine benzer örnek vardı: &#8220;Türkler Ermenileri kesti&#8217; diyorlar. Bunu derken, onlar acaba Kürtler kesmedi de etnik Türkler kesti mi demek istiyor&#8221; cümlesi de bence bir o kadar talihsiz ve aynı mantığın ürünüdür. Aynı şekilde parlamentoyu terk etmesi bunun somut göstergesidir. İşte tüm bunlar yüzünden CHP&#8217;yi diğer üç partiden ayrı bir yere koyuyorum. </p>
<p><b>Neden böyle CHP?</b> </p>
<p>Demokratik açılımın isminin Kürt açılımı olması gerekir diyen, 1989 raporuna sahip çıkan, etnik kimlik şefertir diyen bir partinin buradan giderek demokratik açılımın daha derinleştirmesini talep etmesi gerekirken, o çözümü parlamento dışında arıyor. </p>
<p><b>CHP ASKER VE YARGIYA GÜVENİYOR</b> </p>
<p><b>Hangi kurum var parlamento dışında?</b> </p>
<p>Bunlar asker ve yargı olarak karşımıza çıkıyor. Aslında bu refleks rejimi koruma refleksidir. Askerlerden terörle askeri yöntemlerle mücadele bekliyor, yargıdan bu yolu açmasını. Son dönemde özellikle yargının bu kadar öne çıkması bir tesadüf değildir. Dünyanın hiçbir yerinde yargı ben rejimin tarafıyım demez. Ama Türkiye&#8217;de diyor. Onur Öymen&#8217;in ve Baykal&#8217;ın konuşması bu arayışın tipik bir örneğidir. Aslında 1992&#8242;de yeniden açılan CHP&#8217;nin esas misyonu seçim kazanmak değil, rejimi korumak olmuştur. Bu açıdan bakıldığında doğrudan parlamento dışına konumlanmış bir CHP&#8217;den bahsediyoruz demektir. Kısa bir aneknot aktarayım. Emekli büyükelçi olan bir siyasetçi bundan birkaç yıl önce konferansta karşılaştığımda bana o günlerde yazdığım CHP ile ilgili bir yazıyı hatırlattı. Ben o yazıda CHP&#8217;de Mustafa Sarıgül&#8217;ün adaylığı ile başlayan tartışmalar üzerine; &#8220;CHP, MHP&#8217;lileşiyor mu, Genç Partilileşiyor mu yoksa soysal demokratikleşiyor mu?&#8221; sorusun cevap aramıştım. Büyükelçi bana, sen iyi niyetli olarak bakıyorsun ama görmediğin bir dördüncü alternatif var. Bu CHP&#8217;yi en iyi tanımlayan özellidir. O da CHP&#8217;nin &#8220;Sezarist&#8221; bir parti olduğudur. </p>
<p><b>Ne demek &#8220;Sezarist parti&#8221;?</b> </p>
<p>Sezarist Parti, eski Roma İmparatoru Julius Sezar&#8217;dan gelir ve devlet partisi anlamındadır. Kendini siyasetin üstünde gören, devletin çıkarını topluma tercih eden bir anlayışa sahiptir. Böyle bir parti için seçim kazanmak, parlamenter demokrasi çok anlamlı şeyler değildir. Bu parti devletin diğer kurumları ile bağlantıya geçerek devleti, rejimi korumaya çalışır. İşte 10 Kasım ve 13 Kasım&#8217;da Mecliste CHP&#8217;nin söylemine ve tavrına baktığımızda bu partinin tipik bir Sezarist Parti olduğunu görürüz. </p>
<p><b><font color="#bb2222">Açılımda izlenen yöntem doğru</font></b> </p>
<p><b>Demokratik açılıma gelirsek AK Parti&#8217;nin performansının nasıl buluyorsunuz?</b> </p>
<p>Şu tespiti yapalım dünya da Türkiye de dönüşüyor ve bir anlamda küreleşme yeniden inşa oluyor. Bu süreçte Türkiye önemli ülkelerden biri. Küreselleşme ile Türkiye&#8217;nin geleceği bir anlamada örtüşmüş durumda. Enerji hatlarının güvenliği için, Ortadoğu&#8217;da, Kafkaslarda barış için Türkiye önemli bir ülke. Bu rollerini oynayabilmesi ise demokratik bir Türkiye&#8217;yi zorunlu kılıyor. </p>
<p>Kürt sorununu çözmüş Türkiye Evet, başta Kürt sorunun çözülmesini tabii. Aslında şunu kabul etmek gerekiyor ki, 25 yıldır süren terörün bitmesini herkes ister ama burada soru nasıl bitirileceği yani bir yöntem sorunudur. Bu açıdan AK Parti doğru bir varsayımla yola çıktı. İkinci olarak içini boş tutarak, mümkün olduğunca farklı kesimlerin görüşleri almak istediler ki bu da çok doğru bir yöntemdi. Aslında şunu da kabul etmek gerekiyor ki, yapılacaklar üç aşağı-beş yukarı belli ama buna toplumsal meşruiyet kazandırılması farklı görüşleri almak da bence olumlu bir adımdır. İki yıl önce benzer biçimde Anayasa paketi ortaya çıktığında; şimdi açılımın içi boş diyenler, paket bize empoze ediliyor dediler. </p>
<p><b>Süreçte sorun nerede ortaya çıkar?</b> </p>
<p>Sorun şudur, Türkiye&#8217;de iç siyasal ortamı yani partilerin bu soruna yaklaşımı tam olarak uzlaşma halinde değil. Bunun da sebebi sağlıklı bir siyasal yelpazemizin olmayışıdır. Belki bu kurumsal yapı sorunu hemen aşılmaz ama demokratik açılım sürecinin daha sağlıklı ilerleyebilmesi için Mecliste yapılan oturumların da daha sık tekrarlanması bu sürecin sağlıklı ilerlemesinde yardımcı olabilir. </p>
<p><b>DTP&#8217;nin performansını nasıl buluyorsunuz?</b> </p>
<p>İkircikli. Kendi içlerinde süreci iyi götürüyorlar. Parlamentoda Ahmet Türk&#8217;ün konuşması hem içerik hem de mesajlar açısından önemli bir konuşma idi. Diğer taraftan DTP siyasi parti olmanın gereklerini yerine getiremiyor. Nasıl AK Parti Türkiye&#8217;yi dönüştüren biraz partiyi aşan bir şeyse, DTP tam tersi henüz parti olmanın gerisinde. Kürt sorununa entegre olmuş durumda. Ve siyaseten hatalar yapıyorlar. Mesela son dönemde kendi siyasal muhataplığını başka odaklara devrediyor. Parlamento çözüm yeri ve siz oradaysanız muhatap sizsiniz, başkası değil. Bu açıdan DTP siyasete daha fazla sahip çıkmalı. </p>
<p><b><font color="#bb2222">Zihniyet değişmediği için sol arayışlar başarısız</font></b> </p>
<p><b>Siz CHP&#8217;de dönüşüm sağlanabileceğini düşünenlerdensdiniz. Hâlâ aynı görüşte misiniz? </b></p>
<p>Benim her zaman CHP&#8217;nin dönüşebileceği yönünde umudum oldu. Bunun tek gerekçesi AK Parti&#8217;ye bir muhafetin zorunluluğu ve bu mahalefetin de ancak soldan gelebileceği oldu. Bu tabloda bu gerçek ve ihtiyaç değişmiş değil. Ya CHP&#8217;ye oy veren orta sınıf tercihleriyle CHP&#8217;yi ya dönüştürecekler ya da CHP&#8217;yi marjinalleştirecek, yeni bir sol alternatif ortaya çıkmasını sağlayacaklar. Bu mutlaka olacaktır. </p>
<p><b>Hangisi daha kuvvetli ihtimal?</b> </p>
<p>İki seçenek birbirine zıt değil. İkisi için aynı anda çalışmak da mümkün: Ama bence CHP yerine yeni bir siyasi hareketin ortaya çıkması için çalışmak daha ahlaki. </p>
<p><b>Uzun sürdir yeni parti için siz ve bir çok insan çalışıyorsunuz. Neden olmuyor?</b> </p>
<p>İki neden var. İlki Türkiye çok hızlı dönüşen bir toplum. Ve dönüşen bu toplumu şu anda en iyi kavrayan ve taşıyan parti AK Parti. AK Parti&#8217;ye bu konuda eleştiriler olsa da bu süreci başarılı olarak sürdürüyor. İkinci nedende değişen Türkiye&#8217;yi dünyayı okuyabilecek bir zihniyet değişikliği ancak bu yeni sol hareketi kurabilir. Ancak bu sol arayışın içinde olanlar ne yazık ki, henüz bu zihniyet dönüşümünü yapamadılar. </p>
<p><b>Nedir bu zihniyet değişikliği?</b> </p>
<p>Bir söylem düzeyinde, iki dil düzeyinde, üç estetik düzeyde, dört teknoloji düzeyde olması lazım. Böyle bir sol henüz yok. O yüzden sol arayışlar var, katılanlar iyi niyetli ama zihniyet dönüşümünde uzaklar. Kabul etmek gerekir ki zihniyet değişikliği zor bir şey. Bu yüzden sol alternatif çıkmıyor. Aslında sol diyoruz ama bu, belki de sol olmayacak daha devrimci bir şey olacak bilmiyoruz. Bu devrimci dili bulduğumuzda alternatif arayışlar başarılı olacak beklide. </p>
<p><b>13 Kasım politik açıdan neden önemli? </b></p>
<p>O gün yapılan parlamento konuşmalarında 2010 sonu ya da 2011&#8242;de olacak bir seçimin startı verilmiş oldu bence. Ve bu seçimin iki gündem maddesi olacak. Demokratik açılım ve bir ölçüde onunla paralel gidecek olan yeni bir anayasa tartışması. Seçimlerin ana ekseni bunlar olacaktır. </p>
<p><b>Erken bir tahmin ama beklentiniz nedir böyle bir seçim sürecinde?</b> </p>
<p>Eğer Türkiye&#8217;de çok anormal şeyler olmaz, istikrarlı ortam bozulmazsa AK Parti üçüncü kez çoğunluk hükümeti için en güçlü adaydır. Yani siyasal söylem yukarıdaki iki konu üzerinden giderse, AK Parti&#8217;nin şansı daha yüksektir. Ancak, mesela işsizlik, yoksulluk, adalet gibi sorunlar tartışılmaya başlarsa burada AK Parti zorlanabilir. Ama diğer partilerin böyle bir tercihleri olacağını sanmıyorum. </p>
<p><b><font color="#bb2222">Dersim konusu kolay kapanmaz</font></b> </p>
<p><b>Öymen&#8217;in Dersim konuşması çok tepki almasına rağmen CHP birşey yapmadı… </b></p>
<p>Öymen&#8217;in konuşmasına Kürtler kadar, CHP&#8217;nin ciddi bir tabanı olan Alevilerden de tepki geldi. Eğer CHP, seçim kazanma iddiasında bir parti olsaydı tabandan gelen sese kulak verir; hiç değilse sembolik adımlar atardı. Ne yaptı? Hiç birşey yapmadığı gibi Öymen&#8217;e sahip çıktı ve konuyu kapattı. Ama ben Alevi seçmenlerin CHP&#8217;ye tapkilerinin kolay kolay dineceğini düşünmüyorum </p>
<p><b>Bu krizde gözler Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;na çevrildi ama o da ikinci adımı atamadı. Neden?</b> </p>
<p>Kemal Kılıçdaroğlu ilk olarak ahlaki bir adım attı ve Öymen&#8217;i gereğini yapmaya davet etti. Ama sonraki adımı atmadığı gibi, garip bir suçlama ile geri adım attı. Ancak Kılıçdaroğlu örneği bize aslında şunu gösterdi. 29 Mart yerel seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu-Gürsel Tekin ikilisinin elde ettiği başarı, CHP&#8217;nin siyaseten seçim kazanma iddiasının olmaması yüzünden görmezden gelindi. Saklandı. CHP bu başarıyı büyütmek, bundan yararlanmak yerine hiç olmamış gibi davrandı. Bundan daha iyi bir Sezarist Parti davranışı olabilir mi? Türkiye&#8217;nin içinden geçtiği ekonomik kriz, sosyal adalet alanında yaşananlar sol bir partinin çok rahat iktidar adayı olabileceği bir ortamken, olamıyor. Üstelik 29 Mart yerel seçimlerinde İstanbul&#8217;da elde edilen başarı rejim korkusu üzerinden değil, yoksulluk, dışlanmışlık üzerine kurulmuş bir söylemin sonucuydu. Ama ardından bu başarının sahipleri ödüllendirildi ancak başarıları yok sayıldı. </p>
<p><b>Neden geri adım attı sizce Kılıçdaroğlu?</b> </p>
<p>Çünkü partisi gibi kendisinin de seçim kazanma iddiası yok. Olsa idi daha farklı davranırdı. O, kendi açısından CHP&#8217;de kalmanın daha rasyonel olduğuna karar verdi. Bunun gereğini yaptı. İlkeli tavrını sürdürmek siyaset demekti, ama bunu yapamadı. </p>
<p>Murat Aksoy/ Yenişafak</p>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dersim’de ağlayacak anaların kalmadığı yılın hikayesi]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/23/dersim-yavuz-semerci/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 21:31:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/23/dersim-yavuz-semerci/</guid>
<description><![CDATA[Gazeteci Yavuz Semerci&#8217;nin yazdığı Dersim hikayesinin kahramanının babası olduğu ortaya çıktı.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img style="float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/yavuz-semerci.jpg" /><i><b>Gazeteci Yavuz Semerci&#8217;nin yazdığı </b><b>Dersim hikayesinin kahramanının babası olduğu ortaya çıktı..</b></i><br />CHP’li Onur Öymen’in Dersim açıklaması, 1936-38’de yaşanan, birçok insanın bugün hiç bilmediği yaraların yeniden kanamasına ve yaşananların araştırılmasına sebep oldu. En ilginç anılardan biri de Yavuz Semerci’nin önceki gün yazdıklarıyla gün yüzüne çıktı. Anlatılan gazeteci <b>Yavuz Semerci</b> ve son dönemin en milliyetçi sinema filmi olan <b>Nefes&#8217;</b>in yönetmeni <b>Levent Semerci’</b>nin babasının hikâyesi. Her şey Dersim’de üzerine kurşun yağdırılan bir konakta başlıyor, Afyon’dan bir yetimhaneye oradan bir Çanakkale gazisinin evine kadar uzanır. <br /><!--more--><br /><b>AĞLAYACAK ANALARIN DA ÖLDÜRÜLDÜĞÜ YIL</b><br />“Yıl malum yıl. Herkesin unutmaya çalıştığı yıl. Ağlayacak anaların da öldürüldüğü yıl. Yani ağlayacak ana kalmadığından ağlama derdinin olmadığı ve kimsenin üzülmediği yıl&#8230; Hikâyemiz, o günlerde Dersim diye bilinen Tunceli’nin <b>Hozat </b>kazasının bir köyünün 1 kilometre ötesinde 1’i ağanın konağı diğeri evi vebir de taş ahırın olduğu mezrada geçer&#8230;<!--more--></p>
<p><b>TÜM KADIN VE ÇOCUKLAR KONAĞA</b><br />Hava kurşun gibi ağırdır&#8230; Haberler iyi değildir. Ama bir umut var bu bölgede yaşayanlar için. Çünkü dağa çıkılmamış, askere karşı silah kuşanılmamış. Yani devlet en fazla buralardan sürer bizi demektedirler. Allah’ın bir günü. Çamur yoldan sabahın köründe, o lanet ayazında dağ taş asker dolar. Erkekler ile kadın ve çocuklar ayrılır. Çavuş kadınlara karşı gayet kibardır. Hatta kendilerine çay yapılmasına izin verirler. Bir süre bu emirden emin misiniz sorusunun yanıtı beklenir. Emir doğrudur ve kesindir ve tekrarlanır ve bir daha tekrarlatılmaması için uyarılır komutan. Askerler çaylarını bırakır, çatılmış tüfekler alınır ve tüm kadın ve çocukların konağa girmesi istenir.</p>
<p><b>HAK&#8217;KA YÜRÜME ZAMANI</b><br />İstenmez, emredilir. Az önce çay veren kadının yediği dipçik yeteri kadar açıktır. Erkekler zaten yoktur. Ve kendilerinden birkaç saattir haber alınmamaktadır. Konağın şömineli odası 30, bilemediniz 40 kişi alır. Çoluk-çocuk 100 ’e yakın insan evi zorla sokulur. Artık çocuklar ağlamaktadır. Odanın içinde herkes bağırmakta, kendilerini içeri iten askere lanetler yağdırmaktadır. Yaşlı ve bilge kadınlar Hak’ka yürüme zamanının geldiğinin farkındadır.</p>
<p><b>HİKAYEYİ SADECE RÜYALARINDA HATIRLAMAKTADIR</b><br />Hikâyemizin kahramanı, ağanın oğlu, o sırada anasının kucağında şöminenin dibinde muhtemelen ağlıyordu. Muhtemelen çünkü hikâyenin bu kısmını sadece rüyalarında o da hep değişik ve anlaşılmaz bir şekilde hatırlamaktadır. Daha sonra yıllar geçtikten sonra anlar ki o rüyada ağlayan kadın kendi anasıdır ve ondan özür dilemektedir. Niye özür dilediğini önce anlamaz. Sonra ben seni koruyamadım sen çocuklarını koru dediğini anlar bir rüyasında&#8230;</p>
<p><b>SONLARI BELLİDİR</b><br />O gün, o lanet gün o odadakiler bilmez ki, kasabanın dibine kadar yürütülen erkekler dere kenarında kurşunlanmıştır. Ve elbette bilmezler ki o gün binlerce insan sadece ve sadece Kürt-Alevi olduğu için öldürülecektir. Ve bilmezler ki birkaç dakika içinde onlarında sonu bellidir.</p>
<p><b>KAHRAMANA ÜÇ KURŞUN</b><br />Önce, tek odalı konağın hepsi ön yüze bakan 3 penceresi dipçiklerle kırıldı. Ve sustular. Sonra sadece mermi sesi vardı. Ve hemen ardından odaya birer ikişer atılan bombalar patladı. Birkaç dakika sonra içeri giren kimi asker süngüleriyle yaşayan yoklaması yaptı. Muhtemelen emri uygulayan ama tek kurşun bile sıkmamış çavuşun bağıran sesi duyuldu, “Herkes odadan çıksın&#8230;” Kahramanımıza anasını delip geçen üç kurşun isabet etti. Ama öldürücü değildi.</p>
<p><b>KATLİAMDAN SADECE 3 KİŞİ KURTULUR</b><br />4-5 saat önce, askerler henüz çay içerken, yaşlı bir kadının uyarmasıyla dağa kaçan 3-5 genç çocuk askerlerin gidişiyle konağa geri gelir. Birisi de hikâyemizin kahramanının kardeşidir. Katliamdan sadece üç kişi kurtulmuştur. Ağır yaralı kadına bir parça ekmek ve biraz da su bırakılır. Ve ardından dağa çıkılır. Katliamdan kurtulmayı başaranlar ile birlikte dağlarda, mağaralarda hayvanlar gibi saklanarak birkaç hafta geçirilir. Kahramanımız yaralı ve çoğunlukla ağlamaktadır. “Dereye atalım ” diyenler çıkar&#8230; Çünkü ağlayan çocuk nedeniyle askerler yerlerini tespit edebilir diye korkuyorlardı. Bir keresinde ağabeyi yıllar sonra ona “Mağaranın yakınına askerler geldi. Sesin çıkmasın diye ağzını kapattım ve az daha seni kendi ellerimde boğuyordum” der.</p>
<p><b>KÜRT OLDUĞUNU YILLAR SONRA ÖĞRENECEKTİR</b><br />Ağa çocuğu olması ve ağabeyinin koruyuculuğu sayesinde öldürülmekten ikinci kez kurtulmuştur. Henüz 6 yaşındadır ve devletin af ilan etmesinin ardından sürgüne gönderildiği yerde hayatı değişecek ve Kürt olduğunu yıllar sonra öğrenecektir. Ama tercihini yapmıştır artık &#8230;</p>
<p><b>AFYON&#8217;A SÜRGÜN</b><br />Af ilan edilmiştir. Dağlarda dolaşanlar, artık askere yakalandıkları an kurşuna dizilmeyeceklerini anlamıştır. Ve teslim olurlar. Kan kokan Dersim’den, Anadolu’ya zorunlu göç başlamıştır. Kayıtlar, resmi ve gayri resmi rakamlar ne der önemi de yoktur.  Afyon’a giden kafilenin içinde anaları konakta öldürülmüş, babaları ve dedeleri ise bir dere kenarında (aynı gün) kurşuna dizilmiş ağabey-kardeş de vardır: Koç Mustafa Ağa’nın oğlu Hıdır’dan olma, Geyik’ten doğma Hayri (12) Ahmet (kayıtlarda 6 gerçekte 3 yaşında).</p>
<p>Uzun süre sonra ilk banyo, Afyon Çocuk Esirgeme Kurumu’nda alınır. Sıcak yemek, kıyafetler&#8230; Afyon onlara kucak açmıştır. Ve her çocuk gibi onların da bir aile tarafından evlat alınması amaçlanmıştır. Ağabey büyük olduğundan şansı yoktur ama onun vardır. Çünkü çocuksuz aileler geçmişi hatırlamayacak kadar küçük olanları tercih etmektedir.</p>
<p><b>SENİ İLK GÖRDÜĞÜMÜZDE SEVDİK</b><br />Deli Çavuş&#8230; Adı hep öyle kalmış. Çanakkale Savaşı’nda gösterdiği cesaretten bu lakap verilmiş ve hep böyle anılmış. Karı-koca en büyük dertleri çocuk sahibi olamamak. Ve derler ki sonra, “Seni ilk gördüğümüzde sevdik. Kocaman gözlerin, kıvırcık simsiyah saçlarınla, yaralı yüzünle paçamıza yapıştığında kararımızı vermiştik. Sen bizim oğlumuz olacaktın&#8230;”<br />Fakir bir Anadolu kentinde, sevgi dolu bir ailede geçen 15 yıl. Okutulan, el üstünde tutulan gözbebekleri gibi bakılan bir genç.</p>
<p><b>ASKER OLMAK EN BÜYÜK ARZUSU</b><br />Okul çıkışlarında önce babanın semer dükkana gidiyor. Bir yandan baba işi öğreniliyor bir yandan sanat okulunda meslek sahibi oluyor. Babanın askerlik anılarıyla büyüyor. Asker olmak en büyük arzusu. Deli Çavuş’un oğlu olmak en büyük gurur kaynağı&#8230;</p>
<p><b>ANNE BEN ÜVEY MİYİM</b><br />Bir gün okul çıkışında, yolunu, zayıf çelimsiz, Türkçesi bozuk birisi keser. Hikâyesini anlatır ve onu gerçek evine götürmeye geldiğini söyler. Karşısındaki genç yıllar önce Afyon Çocuk Yurdu’ndan kaçan ve memleketine dönen ağabeyidir. Üç gün inanmaz. Gördüğü kabuslar ile kendisine anlatılanlar arasında paralellik kurar. Hayatta en değer verdiği anne ve babasının üvey olma fikrini üç gün sonra taşıyamaz hale gelir. Ve o okul çıkışı, eve varır ve anasına “Ben üvey miyim” diye sorar&#8230;</p>
<p><b>AĞABEYİMİN YANINA GİTTİM</b><br />“Annem ağlamaya başlayınca gerçeği anladım. Tek kelime etmedi ve sadece ağladı. Ve hemen evden kaçtım. Beni bekleyen ağabeyimin yanına gittim ve ilk trenle Elazığ’a geçtik. Oradan da köye&#8230;”</p>
<p><b>SUNNİ GENCİN KAFASI KARIŞIKTIR</b><br />Ancak Türk örf ve adetlerine göre büyüyen, Sünni olan gencin kafası karışıktır. Her şey kendisine yabancıdır. Alışmaya çalışır. 6 ay sonra haber gelir. Üvey annesi hastaneye kaldırılmıştır. Ve bir gün Deli Çavuş’u karşısında görür. Üvey babasını. “O gün anlamıştım beni sevgiyle büyüten bir anam ve babam var. Ve her ikisi de sağ&#8230;” Ve her şeyi geride bırakır&#8230; Ağabeyine tüm mallardaki hakkından vazgeçtiğini söyler. Tüm akrabalarıyla vedalaşır ve Afyon’a bu kez gönüllü döner.</p>
<p><b>BİR DAHA KONUŞMADIK</b><br />Yıllar sonra o günü oğullarına şöyle anlatır: “Afyon garında üvey annem ve benden çok önce geri dönen babam vardı. Anam tek kelime etmedi. Sarıldı eve gidene kadar bırakmadı. Ağladı. Ne yaptığımı o gece anlattım. Sonra bir daha bu konuyu hiç konuşmadık. Ne o sordu ne de ben anlattım..”</p>
<p><b>KIZILBAŞ BİRİYLE NEDEN EVLENDİN</b><br />Elbette anlamışsınızdır. Tek odaya tıkılan 100 kişinin üstüne kurşun yağdı, oradan sağ kurtulan üç kişiden biri benim babamdı. Yani bu hikâyedeki kişi&#8230; Hikâyesini en azından ben gençlik dönemine girdiğimde ve siyasete ilgi gösterdiğimde öğrenmiştim. Her muhafazakar Türk’te rastlayabileceğiniz Kızılbaş alerjisi annemde de vardı. Ömrünün son zamanlarında takılırdım, “Kızılbaş biriyle neden evlendin” diye&#8230;</p>
<p><b>NE BİLEYİM KÖKÜ KÜRT</b><br />“Ah be oğlum ne bileyim bunun kökü Kürt. Öğrendiğim gün evi terk ettim. Ama Afyon’dan anası geldi. O benim oğlum. Öz ve öz Türk dedi&#8230; Bizi tekrar bir araya getirdi. Baban hep Sünni’ydi. İyi ki ayrılmamışım&#8230;” Aslına bakarsanız, rahmetli annem de Rus baskısından kaçan Çerkez göçmeniydi. Bunu da annem öldükten sonra araştırmıştım. Rusya’dan Lübnan’a Trabzon ve ardından Bayburt ve Erzurum’da kök salan bir aile&#8230;</p>
<p><b>BİRİ TÜRK DİĞERİ KÜRT İKİ KARDEŞ</b><br />İşte böyle&#8230; Biri Türk diğeri Kürt olan iki kardeş ancak bu coğrafyadan çıkar. Biri Sünni diğeri Alevi&#8230; Çerkez gelip, Türkleşenler de bu coğrafyada bulunur. Çerkez’in Türkleşeni ile Kürdün Türkleşeninin evlenip bu vatana hizmet eden çocuklar da bu coğrafyadan çıkar. Zorunlu veya gönüllü asimilasyonun ağası da bu topraklarda yaşanır.<br />Ve kendimi bu ülkeye, bu topraklara ait hissetmekten hiç vazgeçmedim. Tüm acılara, geçmiş hatalara rağmen kendi kimliklerimizi gururla ifade edeceğimiz, etmekten korkmayacağımız tek rejimin demokrasi olduğunu en iyi bilen kuşağız. En azından ben öyleyim&#8230;”</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dersimin yaraları kanıyor]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/21/dersimin-yaralari-kaniyor/</link>
<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 19:12:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/21/dersimin-yaralari-kaniyor/</guid>
<description><![CDATA[Star Gazetesinde ERDİNÇ AKKOYUNLU imzalı yeni bir yazı dizisi başladı. &#8216;Dersimin yaraları kanı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img style="border-bottom:0;border-left:0;display:inline;border-top:0;border-right:0;margin:0 7px;" class="manset_8li" title="92572" border="0" alt="92572" align="left" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/92572.jpg?w=296&#038;h=220" width="296" height="220" /><strong><em>Star Gazetesinde ERDİNÇ AKKOYUNLU imzalı yeni bir yazı dizisi başladı. &#8216;Dersimin yaraları kanıyor&#8217; isimli dizide Dersim Katliamı&#8217;ndan sağ kurtulan Tuncelililer yaşananları gözyaşları içinde anlattı</em></strong></p>
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen&#8217;in terörle mücadeleye örnek gösterdiği ve gelen eleştiriler karşısında “İsyanı ben mi bastırdım. Birileri üzülmesin diye bildiklerimi anlatmıyorum” diye tehdit ettiği Dersim Katliamı&#8217;nı canlı tanıkları star&#8217;a anlattı.</p>
<p> <!--more--><span id="ctl00_Contentplaceholder2_LtrDetay" class="haber_ozet">
<p>Tunceli&#8217;de Dersim olaylarının izini süren star, 21 yerinden süngülenen 94 yaşındaki Ali Kaya ile kurşuna dizilen 85 yaşındaki Bedir Polat&#8217;a ulaştı.      </p>
<p>Onur Öymen&#8217;in yaşananlar konusunda bilgisi olmadığını söyleyen Ali Kaya “Bu acı unutulmaz. 94 yaşındayım. Her gün ölüyorum. Anlatırken gözlerim yaşarıyor. O siyasetçi yaşananları tam olarak bilmiyor ve konuşuyor” dedi. Kaya, Halvarı&#8217;da süngülenerek Munzur&#8217;a atılan 365 kişinin öldürüldüğü yerde katliamı anlattı: Biz, Alacık köyündeyiz. Askerin ‘silah bırakın&#8217; emrinden sonra silahlarımızı teslim ettik. Zaten hiçbir zaman askere karşı silah kullanmamıştık. Bizi sürgün edeceklerini söylediler. 18 yaşındaydım o zaman. Çoluk çocuk topladılar biziköy meydanına. Askerler, süngülerle saldırdı. Komutan bağırıyordu, ‘Bir kurşun kaç kuruş biliyor musunuz, süngüyle saldırın&#8217; diye. Bu arada bir el bombası patlattı. Sırtıma bir şey saplandı, yere düştüm. İlk süngü yediğimde acı hissetmedim. Ama süngülendiğimi biliyordum. Ellerimden, kollarımdan, karnımdan, sırtımdan defalarca süngülediler beni. Bir asker, bedenimi diğer cesetlerin arasına atmak için davrandı, beni fırlattı. Canım acıdı. Galiba bağırdım. Ölmediğimi anlayınca askerler, beni Munzur&#8217;a attılar. Ölü gibi yattım. Bir süre sonra askerler gitti. Ben de çıktım Munzur&#8217;dan. Köylünün süngülendiği yere gittim. Her taraf kan içindeydi. Ailemden tam 45 kişi ölmüştü. O acı unutulur mu? Ailemden 45 kişi ölmüş, O acıyı yaşayan bilir. O acıyı ben bilirim.      </p>
<p><img style="border-bottom:0;border-left:0;display:inline;border-top:0;border-right:0;" title="dersim_katliam_0" border="0" alt="dersim_katliam_0" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/dersim_katliam_0.jpg?w=440&#038;h=241" width="440" height="241" />      </p>
<p><b>       <br />Kız kardeşimin kafası benim elim parçalandı         <br /></b>      <br />• Bir diğer katliam mağduru Bedir Polat da Dersim olaylarına ilişkin şunları anlattı:      </p>
<p>“Her şeyi aşiretler yaptı. Hükümetin öyle öldürmeye niyeti yoktu, ama askerler çok öldürdü. Biz arada kaldık. İki kişiyi birbirlerine bağlayıp, kurşun ziyan olmasın diye tek kurşunla öldürüyorlardı. Bizim köyümüz Çınarlı köyüydü. Bizi köy meydanına topladı askerler. 4 tane hafif makineli tüfek indirdiler, kurdular. Ben ellerimi kız kardeşim Elif&#8217;in başına koymuştum korkmasın diye. O kurşunlar beni nasıl öldürmeden geçti bilmiyorum. Elimi parçalamış kurşunlar. Parmaklarım koptu. Kız kardeşimin kafası parçalandı. 8 yaşındaydım ben o zaman. Öldü diye beni de Munzur&#8217;a attılar. Köyden kaçan ağabeylerim, askerler gidince beni derede buldular. Parmaklarım elimde sallanıyordu. Acı çekmeyeyim diye çekip kopardılar. Munzur&#8217;dan odun yığını gibi ceset akıyordu. Munzur, kan gibi akıyordu.”      <br /><b>       <br />12 AŞİRET DERSİM&#8217;DE KIRILDI        <br /></b>      <br />Eliyle olayların geçtiği köyünü gösteren Polat, “Ben o günü her gün yaşıyorum. Daha ne diyeyim bilmiyorum. Ama diyorum işte. 5 yıl dağlarda kaldık. 12 aşiret, Dersim&#8217;de kırıldı gitti. İşte böyle yaşadık olaylar.      </p>
<p>Bu acıyı ben yaşadım. Hergün de yaşıyorum. Bu sözleri söyleyenler birşeyden haberleri yok. Ancak konuşuyorlar. Bize hükümet bişey yapmadı. Aşiretler savaşı nedeniyle asker zor kullandı. Katliam oldu. Bunu bilmeden konuşuyor. Boşver onu.” dedi.       </p>
<p>Dersim olaylarında 20 yerinden süngülenen Kaya, 365 kişinin öldürüldüğü yeri gösterdi      </p>
<p>ERDİNÇ AKKOYUNLU- STAR </p>
<p> </span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[New clean energy policies target U.S- China trade balance]]></title>
<link>http://evergreenpower.wordpress.com/2009/11/21/new-clean-energy-policies-target-u-s-china-trade-balance/</link>
<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 17:17:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>EvergreenPower</dc:creator>
<guid>http://evergreenpower.wordpress.com/2009/11/21/new-clean-energy-policies-target-u-s-china-trade-balance/</guid>
<description><![CDATA[U.S. Senator Debbie Stabenow (D-MI) and U.S. Congressman Dave Camp (R-MI) announced the Solar Manufa]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://evergreenpower.wordpress.com/files/2009/11/resized_alg_barack_obama_hu_jintao.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-206" title="resized_alg_barack_obama_hu_jintao" src="http://evergreenpower.wordpress.com/files/2009/11/resized_alg_barack_obama_hu_jintao.jpg" alt="" width="270" height="193" /></a>U.S. Senator Debbie Stabenow (D-MI) and U.S. Congressman Dave Camp (R-MI) announced the Solar Manufacturing Jobs Creation Act last week. The bi-partisan legislation will offer a tax credit to support solar manufacturing in the U.S. These tax incentives are designed to encourage U.S. companies to produce solar equipment, create green jobs and invest in a domestic clean energy economy. Senator Stabenow joined fellow Senators Robert Menendez (D-NJ) and Michael Bennet (D-CO) to introduce the legislation in the Senate. In addition, Congressman Camp will be introducing related legislation in the House later this month. The Solar Manufacturing bill will provide additional tax credits for solar equipment manufacturers that will help the U.S. compete in the global clean energy race with countries such as China, South Korea and Taiwan.<!--more--></p>
<p>Currently, the United States is falling behind in the global market for solar technology, as other countries provide incentives to invest in solar manufacturing. According to the Solar Energy Industry Association, the U.S. produced more than 40 percent of the world’s solar photovoltaic (PV) cells a decade ago. In 2008, the U.S. produced only 5 percent of the world’s solar cells. As a result, U.S. Congressman Gabrielle Giffords (D-AZ) authored the <a href="http://www.examiner.com/x-8178-Phoenix-Green-Business-Examiner~y2009m10d15-Arizona-Rep-Giffords-authors-US-Solar-Roadmap-bill-as-CA-plows-ahead">Solar Technology Roadmap Act</a>, which is designed to support domestic research and development (R&#38;D) and manufacturing.</p>
<p>Currently, a 30 percent federal Solar Investment Tax Credit (SITC) exists for the investment in or installation of solar power technology, which was extended in the Recovery Act. Under the Solar Manufacturing Jobs Creation Act, equipment and facilities used to manufacture solar power technology would be included in the property list for the SITC. These technologies include solar cells, silicon, evacuated tubes, and flat-plate solar collectors. It has been estimated that the tax credits in this legislation will generate 315,000 new domestic green jobs.</p>
<p>Although China produces over 30 percent of the world&#8217;s solar photovoltaics, installed PV in China only reached a total of 140 (megawatts) MW in 2008, according to the state-owned newspaper, China Daily, accounting for less than 1 percent of the global market share. Today, however, solar PV is starting to increase its share in China’s energy portfolio due to favorable government support, decreasing solar power generation costs, and rising demand in response to emerging regulations ongreenhouse gas emissions. In fact, China recently revised its 2020 target for solar power capacity from 1.8 gigawatts (GW) to 20 GW, according to a recent report by Beijing’s state-own China Daily.</p>
<p>In order to promote the Chinese solar market, the Government has enacted several policies to support the expanding industry, including a regional <a href="http://www.examiner.com/x-8178-Phoenix-Green-Business-Examiner~y2009m7d24-How-feedin-tariffs-for-renewable-energy-affect-your-electric-bill">feed-in tariff</a> (FIT) and national subsidies for solar PV installations, as similar policies in <a href="http://www.examiner.com/x-8178-Phoenix-Green-Business-Examiner~y2009m6d15-Sunshine-to-dollars-how-to-finance-the-clean-energy-sector">Germany and Spain</a> facilitated their world leadership with respect to deployment in recent years.</p>
<p>These policies have had an impact in East China’s Jiangsu province, which is home to more than 160 Chinese PV manufacturers, including Suntech and Trina Solar. In June, the Jiangsu government approved a feed-in tariff program. As a result, the price offered for each kWh of electricity from PV solar farms, rooftop projects and building integrated photovoltaics projects built this year is US $0.31, $0.54 and $0.63, respectively, which nearly covers project costs, according to Renewable Energy World. Several leading PV manufacturers such as Suntech and Trina Solar have pursued the opportunity and developed 80-MW and 30-MW rooftop PV facilities, respectively. However, state solar incentives and expanding renewable energy portfolio standards are attracting foreign companies to manufacture solar products in the U.S as well. For instance, Suntech, who exhibited its solar products at the recent International Greenbuild Expo in Phoenix, Arizona recently announced it will build a solar panel plant in this area in response to the state’s new solar tax credit.</p>
<p>The Beijing-based China Electricity Power Research Institution has stated that China would fail to meet 6.4 percent of the country’s electricity demand in 2010 and 10.7 percent in 2020. Thus, solar PV is considered a vital source to cover the missing resources.</p>
<p>But as the U.S. remains slow to act in setting a national renewable energy portfolio standardcompared to other major countries or a cap-and-trade system to stimulate sufficient demand for solar and other forms of clean energy across the country, many domestic solar cell manufacturers recognize the increasing demand in China. For example, Evergreen Solar recently announced it will be outsourcing its solar panel assembly manufacturing line in Devens, Massachusetts to China. This statement was made years after it received $58 million in state aid and being lauded by Massachusetts Gov. Deval Patrick as a symbol of the state&#8217;s economic future. The announcement came as the company announced that it lost $167 million in the first nine months of this year. Approximately half of the 577 full-time and 230 contract employees at the Devens factory involved in panel assembly are expected to be laid off. Thus, this issue only strengthens the need for detailed national and state legislation without loopholes allowing companies to capitalize on incentives without making a long-term investment.</p>
<p>In order to deal with similar situations and to institute a balanced U.S.-China trade partnership, U.S. President Barack Obama and Chinese President Hu Jintao announced a comprehensive clean energy agreement between the two countries during their joint talks this week. The two Presidents revealed several new programs including a new U.S.-China Renewable Energy Partnership. Under the Partnership, the two countries will develop roadmaps for large-scale renewable energy deployment in both countries. The Partnership will also provide technical and analytical resources to states and regions in both countries to support renewable energy installations and will facilitate state-to-state and region-to-region collaborations to share experience and best practices. A new Advanced Grid Working Group will bridge U.S. and Chinese policymakers, regulators, industry leaders, and civil society to initiate strategies for grid modernization in both countries. A new U.S.-China Renewable Energy Forum will be held annually as well.</p>
<p>In addition, the two presidents announced the creation of a new U.S.-China Clean Energy Research Center. The Center will facilitate collaborative R&#38;D in clean energy technologies by teams of scientists and engineers from the U.S. and China. Furthermore, this Center will be supported by public and private funding of at least $150 million over five years and be split equally between the two countries. Initial research priorities will be focused on building energy efficiency, clean coal including carbon capture and storage, and clean vehicle technology using advanced batteries and biofuels.</p>
<p>Similarly, a U.S.-China Energy Cooperation Program (ECP) will be established. This particular program will capitalize on private sector resources for project development work in China across a wide spectrum of clean energy projects, to the advancement of both nations. More than 22 companies are already listed as founding members of the program. The ECP will include collaborative projects on renewable energy, smart grid, clean transportation, green building, clean coal, combined heat and power, and energy efficiency.</p>
<p>Overall, the new U.S.-China partnership coupled with the Solar Manufacturing Jobs Creation Act will enhance America’s competitiveness in the clean energy race- not to become simply be a consumer of renewables to meet emissions standards, but a producer as well.</p>
<p>Source:<a href="http://www.examiner.com/x-8178-Phoenix-Green-Business-Examiner~y2009m11d18-New-clean-energy-policies-target-US-China-trade-balance">http://www.examiner.com/x-8178-Phoenix-Green-Business-Examiner~y2009m11d18-New-clean-energy-policies-target-US-China-trade-balance</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[As "Cagers" caged... ]]></title>
<link>http://erkansaka.net/2009/11/21/as-cagers-caged/</link>
<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 16:05:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>erkan</dc:creator>
<guid>http://erkansaka.net/2009/11/21/as-cagers-caged/</guid>
<description><![CDATA[A new leaked document claims that &#8220;Operation Cage&#8221; by the Ergenekon gang planned assassi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>A new leaked document claims that &#8220;Operation Cage&#8221; by the Ergenekon gang planned assassinations on non-Muslim Turkish citizens to provoke and contain AKP rule&#8230;</p>
<p><img class="alignnone" title="Official letter sent to those who are tapped... " src="http://www.hurriyet.com.tr/_np/6605/9286605.jpg" alt="" width="324" height="282" /></p>
<p><em><span style="font-size:small;"><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.hurriyetdailynews.com%2Fn.php%3Fn%3Dministry-announces-number-of-people-tapped-2009-11-19&#38;usg=AFQjCNHOmUPUwZCo2GW3MSJw1zrDDBrkvQ" target="_blank"><strong>Ministry announces number of people tapped</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Hurriyet Daily News- </span></strong>The ministry had earlier said that within the last five years, 69 judicial officers were tapped – 56 of them related to the <strong>Ergenekon</strong> case</span></em></p>
<p><a href="http://www.setimes.com/cocoon/setimes/xhtml/en_GB/newsbriefs/setimes/newsbriefs/2009/11/18/nb-07" target="_blank">Third letter from military source raises tensions in Turkey (SETimes.com)</a></p>
<p><span style="font-size:small;"><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.reuters.com%2Farticle%2FlatestCrisis%2FidUSLK362756&#38;usg=AFQjCNFXjPm79eRJixCR2GrZH48A6pFhvA" target="_blank"><strong>Turkey probes fresh allegations of anti-govt plot</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Reuters</span></strong><br />
They say these conspirators belong to a shadowy, nationalist group dubbed the &#8220;<strong>Ergenekon</strong>&#8221; network. A judge suspended until Monday a hearing in the </span></p>
<p><span style="font-size:small;"> </span></p>
<div id="ybh2"><img src="http://docs.google.com/File?id=dgf3br9b_557rp84chk9_b" alt="" width="374" height="249" /></div>
<p><em><a href="http://www.google.com/url?sa=t&#38;source=web&#38;ct=res&#38;cd=10&#38;ved=0CD4QFjAJ&#38;url=http%3A%2F%2Fen.wikipedia.org%2Fwiki%2FKemal_K%25C4%25B1l%25C4%25B1%25C3%25A7daro%25C4%259Flu&#38;ei=ZvcHS_zdHI-VsAbJ0bjNCg&#38;usg=AFQjCNETy1o5PtevAlIoRdfcroD-ptSOQw&#38;sig2=GuKND_mksy6dVb_fR2_C_Q">Kemal Kılıçdaroğlu</a> of CHP backed down and gave support to Onur Öylem who had explicity supported the Dersim Massacre of Alevite citizens. Two those who claim him to be the &#8220;Gandhi of Turkey&#8221;: Gandhi my ass. </em></p>
<p><strong>A documentary on Dersim Massacre (In Turkish)</strong></p>
<p><span style='text-align:center;display:block;'><object width='400' height='330' type='application/x-shockwave-flash' data='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=-7893147585919394185'><param name='allowScriptAccess' value='never' /><param name='movie' value='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=-7893147585919394185'/><param name='quality' value='best'/><param name='bgcolor' value='#ffffff' /><param name='scale' value='noScale' /><param name='wmode' value='window'/></object></span></p>
<p><em>In order to create a Turkish nation from above, Turkish nationalists waged a campaign against non-Turkish and non-Muslim elements of the empire.The First World War served as an excuse for the Young Turks, then the Turkish goverment, to exterminate Armenians. It was a deliberate and sustain war, in the course of which hundreds of thousands Armenians, Assyrians and Greeks had been ruthlessly killed or forced into exile.The collapse of the Ottomans had left a power vacuum, filled by another section of the Turkish nationalists, called Kemalists at a later time.In 1937-38, i.e., at a time when world attention was focused on the Second World War, the Turkish nationalists commited another genocide. This time the victims were Dersimis, who are also known as Kızılbash or Alevis. Approximately 40.000-70.000 of them were killed and thousands were taken into exile. The Dersim Genocide of 1937-1938 was on one hand a continuation of the Kızılbash extermination of the Ottoman times and also an extermination of an ethnically distinct and separate people from Turks.</em></p>
<p><span style="font-size:small;"><!--more--></span></p>
<h2><a href="http://www.todayszaman.com/tz-web/detaylar.do?load=detay&#38;link=193447" target="_blank">‘Fiction of fiction’ and ‘the deep state’</a></h2>
<div>by YAVUZ BAYDAR</div>
<div>
<div>
<div>
<div>Those who read the latest shocking story in daily Taraf yesterday would possibly not have been able to help smiling ironically.</div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="http://mondediplo.com/blogs/will-turkey-benefit-from-ergenekon" target="_blank">Will Turkey benefit from Ergenekon? &#8211; Le Monde diplomatique &#8211; English edition</a></p>
<div><img src="https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8720966-5958858382749712448?l=www.turkishdigest.com" alt="" width="1" height="1" /></div>
<div><img alt="" width="1" height="1" /></div>
<div><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.todayszaman.com%2Ftz-web%2Fnews-193593-101-some-papers-fail-to-cover-action-plan-against-non-muslims.html&#38;usg=AFQjCNGfdYDFiySHVZ01MOgjivhe-eOoEQ" target="_blank"><strong>Some papers fail to cover action plan against non-Muslims</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Today&#8217;s Zaman</span></strong><br />
That discovery came as part of the investigation into <strong>Ergenekon</strong>, a clandestine gang whose suspected members are currently standing trial on charges of<br />
<span style="font-size:small;"><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.todayszaman.com%2Ftz-web%2Fnews-193467-100-ergenekon-probe-exposes-surveillance-of-armenian-community.html&#38;usg=AFQjCNHGibgNWszEZk9fJGdv0Z0Wx1gVfw" target="_blank"><strong><strong>Ergenekon</strong> probe exposes surveillance of Armenian community</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Today&#8217;s Zaman</span></strong><br />
The investigation into an alleged illegal network known as <strong>Ergenekon</strong> has revealed that a civilian who was formerly employed by the Turkish Armed Forces<br />
</span>
<p>&#160;</p>
<div><img alt="" width="1" height="1" /></div>
<div><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.todayszaman.com%2Ftz-web%2Fnews-193473-100-ergenekon-defendant-balbay-denies-accusations.html&#38;usg=AFQjCNEK7BAcnMMddxhERsgqdKhGAnbSPA" target="_blank"><strong><strong>Ergenekon</strong> defendant Balbay denies accusations</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Today&#8217;s Zaman</span></strong><br />
Giving his defense testimony yesterday to the judges of the İstanbul 13th Higher Criminal Court, which is hearing the <strong>Ergenekon</strong> trial, Balbay said the</div>
<p><span style="font-size:small;"><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.todayszaman.com%2Ftz-web%2Fnews-193465-100-naval-forces-junta-planned-to-undermine-ak-party-with-non-muslim-assassinations.html&#38;usg=AFQjCNHGaAihaitYSMcfDNviZLdTjAO5NA" target="_blank"><strong>Naval forces junta planned to undermine AK Party with non-Muslim assassinations</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Today&#8217;s Zaman</span></strong><br />
That discovery came as part of the investigation into <strong>Ergenekon</strong>, a clandestine gang whose suspected members are currently standing trial on charges of <strong>&#8230;</strong></span></p>
</div>
<p><span style="font-size:small;"><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.todayszaman.com%2Ftz-web%2Fnews-193568-101-junta-had-more-munitions-to-carry-out-cage-action-plan.html&#38;usg=AFQjCNFw4QeJRYlnYROmcwwCvt_zrylXIg" target="_blank"><strong>Junta had more munitions to carry out Cage action plan</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Today&#8217;s Zaman</span></strong><br />
Hundreds of weapons and thousands of bullets have been found thus far, either hidden or abandoned at roadsides since the start of the <strong>Ergenekon</strong> <strong>&#8230;</strong></span></p>
<h2><a href="http://news.bbc.co.uk/go/rss/-/2/hi/europe/8366055.stm" target="_blank">Turkey warning on AK Party ban</a></h2>
<div>from BBC News &#124; Europe &#124; World Edition</div>
<div>
<div>
<div>
<div>Turkey&#8217;s deputy prime minister says any move to ban the governing AK Party would hit the country politically and economically.</div>
</div>
</div>
</div>
<p><a href="http://www.eurasianet.org/departments/insight/articles/eav111709.shtml" target="_blank">EurasiaNet Eurasia Insight &#8211; Turkey: Government Launches PR Offensive on Kurdish Question</a></p>
<div><img alt="" width="1" height="1" /></div>
<div><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.todayszaman.com%2Ftz-web%2Fnews-193474-100-ari-sponsors-pro-ergenekon-conference-at-us-congress.html&#38;usg=AFQjCNFiefuTIGujkA6_BObhotvMQC1oCA" target="_blank"><strong>Arı sponsors pro-<strong>Ergenekon</strong> conference at US Congress</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Today&#8217;s Zaman</span></strong><br />
<strong>Ergenekon</strong> is known as a terrorist organization in Turkey, suspected of countless atrocities, all committed in the hope of overthrowing the democratically</div>
<table border="0" cellspacing="7" cellpadding="2">
<tbody>
<tr>
<td valign="top"><span style="font-size:small;">
<p>&#160;</p>
<div><img alt="" width="1" height="1" /></div>
<div><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.todayszaman.com%2Ftz-web%2Fnews-193580-101-plan-for-bloody-attack-on-koc-museum-was-part-of-cage-action-plan.html&#38;usg=AFQjCNHJ5NNxuHmQox8DVTzhShYXu8TjIw" target="_blank"><strong>Plan for bloody attack on Koç Museum was part of Cage action plan</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Today&#8217;s Zaman</span></strong><br />
An <strong>Ergenekon</strong>-linked plot to launch a bloody attack on students visiting the Rahmi M. Koç Museum in İstanbul was part of the Cage Action Plan [Kafes]</div>
<p>&#160;</p>
<p></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2><a href="http://bianet.org/english/human-rights/118331-ocalans-isolation-on-the-imrali-island-ends" target="_blank">Öcalan&#8217;s Isolation on The Imrali Island Ends</a></h2>
<div>from Bianet :: English</div>
<div>
<div>
<div>
<div>After rights organizations had criticized the conditions of Öcalan&#8217;s isolated imprisonment, 5 convicts have been transferred to İmralı Island where the PKK leader is imprisoned since 1999. He will be allowed to see them 10 hours a week.</div>
</div>
</div>
</div>
<h2><a href="http://www.todayszaman.com/tz-web/detaylar.do?load=detay&#38;link=193245" target="_blank">The Kurdish initiative &#8212; no  way back</a></h2>
<div>by AMANDA AKÇAKOCA</div>
<p>Being Kurdish has never been easy. Whether from Iran, Iraq, Syria, Turkey or elsewhere, Kurds have never been treated fairly or kindly. In Turkey, for most of the past 80 years, its 14 million-odd Kurds have not had a pleasant time. They have been repressed, tortured, jailed and worse.</p>
<h2><a href="http://www.todayszaman.com/tz-web/detaylar.do?load=detay&#38;link=193088" target="_blank">The CHP’s calculations</a></h2>
<div>by STAR NASUHİ GÜNGÖR</div>
<p>The Republican People’s Party (CHP), looking at the near future, is no doubt making the following calculation: If it succeeds at interrupting or stopping the democratic initiative process in Turkey, the political vacuum that might emerge in the ensuing chaos would actually produce more CHP supporters.</p>
<h2><a href="http://www.todayszaman.com/tz-web/detaylar.do?load=detay&#38;link=193093" target="_blank">Plot colonel’s release disappointing</a></h2>
<div>by FATMA DİŞLİ ZIBAK</div>
<div>
<div>
<div>
<div>The release of Col. Dursun Çiçek on Friday, 44 hours after being arrested on charges of membership in Ergenekon &#8212; a clandestine gang charged with plotting to overthrow the government &#8212; created great disappointment among many in Turkey who want Turkey’s democracy be free of military influence.
<p>&#160;</p>
<h2><a href="http://www.todayszaman.com/tz-web/detaylar.do?load=detay&#38;link=193131" target="_blank">Ergenekon’s counter attack in the US</a></h2>
<div>by İHSAN YILMAZ</div>
<p>The ARI Foundation, known as Arı Grubu in Turkish, is organizing a luncheon at the US Congress on the Ergenekon case on Wednesday. The speaker is Gareth H. Jenkins, an İstanbul-based journalist and author of “Between Fact and Fantasy:</p>
<p><span style="font-size:small;"><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.todayszaman.com%2Ftz-web%2Fnews-193124-100-ciceks-release-raises-doubts-about-court-impartiality.html&#38;usg=AFQjCNGDiPji4yVGY4_dXUc1DMJC6Y4P1w" target="_blank"><strong>Çiçek&#8217;s release raises doubts about court impartiality</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Today&#8217;s Zaman</span></strong><br />
Legal professionals are continuing to react to the release of a colonel on Friday, 44 hours after he was arrested on charges of membership in <strong>Ergenekon</strong></span></p>
<p><strong> </strong></p>
<table border="0" cellspacing="7" cellpadding="2">
<tbody>
<tr>
<td valign="top"><span style="font-size:small;">
<p>&#160;</p>
<div><img alt="" width="1" height="1" /></div>
<div><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.todayszaman.com%2Ftz-web%2Fnews-193134-100-civilians-to-be-enlisted-in-action-plan-discovered.html&#38;usg=AFQjCNFzoG-M8cmCZImZMzItO5_oGIR9Ug" target="_blank"><strong>Civilians to be enlisted in &#8216;action plan&#8217; discovered</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Today&#8217;s Zaman</span></strong><br />
An anonymous person responsible for the examination of computers at the General Staff in connection with Çiçek&#8217;s plan sent a letter to <strong>Ergenekon</strong> prosecutors</div>
<p>&#160;</p>
<p></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-size:small;"><strong><br />
</strong></span><span style="font-size:small;"><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.hurriyetdailynews.com%2Fn.php%3Fn%3Dmilitarys-alleged-plans-to-send-false-letters-to-papers-2009-11-17&#38;usg=AFQjCNETji79hnd27-ylwFFh-ff2H1qe2g" target="_blank"><strong>Military allegedly planned to send false letters to papers</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Hurriyet Daily News</span></strong><br />
According to the Radikal report, the letter was sent to the chief prosecutors of the <strong>Ergenekon</strong> case. The letter claimed the military had plans to send the </span></p>
<h2><a href="http://www.todayszaman.com/tz-web/detaylar.do?load=detay&#38;link=192882" target="_blank">Confession</a></h2>
<div>by ABDULHAMİT BİLİCİ</div>
<div>
<div>
<div>
<div>The press conference held on behalf of the General Staff to announce accredited journalists revealed some very important facts. One of these undoubtedly is the General Staff’s confession that the whistle-blowing officer &#8212; who sent the original of the controversial conspiracy document to prosecutors &#8212; is a source that deserves to be taken very seriously.</div>
</div>
</div>
</div>
<p><span style="font-size:small;"><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.todayszaman.com%2Ftz-web%2Fnews-192906-101-minority-leader-hit-list-found-on-majors-computer.html&#38;usg=AFQjCNGZumdRhohL3Zuhgw9la4WzMkn8Hg" target="_blank"><strong>Minority leader hit list found on major&#8217;s computer</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Today&#8217;s Zaman</span></strong><br />
The İstek Foundation is owned by <strong>Ergenekon</strong> suspect and former İstanbul Mayor Bedrettin Dalan, who is currently at large and believed to be abroad.</span></p>
<p><span style="font-size:small;"><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.todayszaman.com%2Ftz-web%2Fnews-192909-101-malatya-killings-could-be-linked-to-ergenekon.html&#38;usg=AFQjCNHzR0YJ-UNCKBBJ6jVUDgLovjBlTQ" target="_blank"><strong>&#8216;Malatya killings could be linked to <strong>Ergenekon</strong>&#8216;</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Today&#8217;s Zaman</span></strong><br />
25 since the istanbul 13th highcriminal Court has not responded to an inquiry over whether the Malatya killings have any link to the <strong>Ergenekon</strong> case.</span></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<h2><a href="http://www.todayszaman.com/tz-web/detaylar.do?load=detay&#38;link=193021" target="_blank">Who else would they wiretap?</a></h2>
<div>by BUGÜN GÜLAY GÖKTÜRK</div>
<div>
<div>
<div>
<div>This time they are making the same commotion about the wiretapping of certain judges and prosecutors.
<p>&#160;</p>
<div><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.todayszaman.com%2Ftz-web%2Fnews-193046-100-poll-military-plot-damaged-public-trust-in-tsk.html&#38;usg=AFQjCNEdZYTQ0rzW-zhdrbU3_XmBxVNm6Q" target="_blank"><strong>Poll: Military plot damaged public trust in TSK</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Today&#8217;s Zaman</span></strong><br />
The plot details a plan to destroy the image of the government and the Gülen movement in the eyes of the public, to play down the <strong>Ergenekon</strong> investigation</div>
<div><img alt="" width="1" height="1" /></div>
<div><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.todayszaman.com%2Ftz-web%2Fnews-193047-100-news-analysis-plot-colonel-ciceks-release-unlawful-say-prominent-jurists.html&#38;usg=AFQjCNEm-m7kF3xtMAgEsbTy2haG4ndRSA" target="_blank"><strong>[News Analysis] Plot colonel Çiçek&#8217;s release unlawful, say prominent jurists</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Today&#8217;s Zaman</span></strong><br />
The release of a colonel on Friday, 44 hours after being arrested on charges of membership in <strong>Ergenekon</strong> &#8212; a clandestine gang charged with plotting to<span style="font-size:small;"><a href="http://news.google.com/news/url?fd=R&#38;sa=T&#38;url=http%3A%2F%2Fwww.todayszaman.com%2Ftz-web%2Fnews-193049-100-democratic-initiative-crosses-important-threshold.html&#38;usg=AFQjCNHK1xU69rgdXee0Rrbg1020-hT-yQ" target="_blank"><strong>Democratic initiative crosses important threshold</strong></a><br />
<strong><span style="color:#6f6f6f;">Today&#8217;s Zaman</span></strong><br />
Last week was important for the government, the opposition and the <strong>Ergenekon</strong> case. The week began with two critical questions: The first was what the </span>
<p>&#160;</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<h2><a href="http://www.todayszaman.com/tz-web/detaylar.do?load=detay&#38;link=193035" target="_blank">Who is ready for a Kurdish solution?</a></h2>
<div>by İHSAN DAĞI</div>
<div>
<div>
<div>
<div>It appears that the Kurdish initiative will not receive any backing from the main opposition parties. The latest debate in Parliament last Friday showed once more how some politicians approach the initiative as an opportunity to fan the heat of Turkish nationalism instead of contributing to the solution of a long-standing problem of the country.</div>
</div>
</div>
</div>
<h2><a href="http://www.todayszaman.com/tz-web/detaylar.do?load=detay&#38;link=193032" target="_blank">Misery of the  oppositional mind</a></h2>
<div>by YAVUZ BAYDAR</div>
<p>When the stormy, historical session in Parliament on Friday evening ended, I crossed the uncrowded border gate into Greece with some friends into the region called Western Thrace, where a less concerned minority of some 100,000 Turks have lived for ages.</p>
<h2><a href="http://www.todayszaman.com/tz-web/detaylar.do?load=detay&#38;link=193019" target="_blank">[CROSS READER] Lack of constructive opposition once again shows its face</a></h2>
<p>The ruling Justice and Development Party’s (AK Party) democratic initiative, which aims to settle Turkey’s decades-long Kurdish issue, was discussed at length in Parliament on Friday, after heated debates on Tuesday, when the issue was first discussed in Parliament.</p>
<h2><a href="http://www.todayszaman.com/tz-web/detaylar.do?load=detay&#38;link=193590" target="_blank">MHP’s nationalism and the Kurdish issue by MÜMTAZER TÜRKÖNE</a></h2>
<div>by MÜMTAZER TÜRKÖNE</div>
<div>
<div>
<div>
<div>Nationalism is the party doctrine of Turkey’s Nationalist Movement Party (MHP). In other words, nationalist ideology is the raison d’être of this party. This doctrine implies that all characteristics of the party are directly based on nationalism, giving the MHP a basic direction in all areas.</div>
</div>
</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[“Kurbanların”, cellatlarına değil birbirlerine “düşman” olması]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/20/ahmet-altan/</link>
<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 20:05:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/20/ahmet-altan/</guid>
<description><![CDATA[Taraf&#8217;ın ortaya çıkardığı &#8216;Kafes Eylem Planı&#8217;nda yer alan planlar insanı dehşete d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img style="float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/ahmet-altan.jpg" /><b>Taraf&#8217;ın ortaya çıkardığı &#8216;Kafes Eylem Planı&#8217;nda yer alan planlar insanı dehşete düşürüyor. Peki cuntacılar bunu yapacak cüreti nerden buluyor? Ahmet Altan&#8217;a göre suç bizde&#8230;</b></p>
<p><b>Ahmet Altan / Taraf</b><i></i></p>
<p>Karşınızdaki gücü azımsamayın.</p>
<p>Ordunun içinde hâlâ “suikast” planları yapan, bu suikastlar için silahlar hazırlayan, hükümeti devirmek için her yolu mubah sayan, her türlü felakete yol açabilecek birileri var.</p>
<p>Bizim dün yayımlayıp bugün de devamını verdiğimiz plan, benim bugüne dek gördüklerim arasında en vahşi olanıydı belki de.</p>
<p>Koç Müzesi’nde “çocukları” havaya uçurmayı düşünebilecek kadar çıldırmış birilerinden söz ediyoruz.</p>
<p>Ama beni korkutan sadece onlar değil.</p>
<p>Beni asıl korkutan, bu tür planların, örgütlenmelerin çevresindeki koruma kalkanı.</p>
<p>Dün sabah, kaç televizyonda bu dehşet planıyla ilgili haber gördünüz?<!--more--></p>
<p>Kaç internet sitesine girdi bu haber?</p>
<p>Kaç siyasetçi açıklama yaptı?</p>
<p>Kaç parti bu meselenin üstüne gitti?</p>
<p>Kaç hukukçu, kaç “baro” bu planı lanetledi?</p>
<p>Hâlâ medyada “Ergenekon” örgütlenmesini küçümsemeye çalışan yazılar yazılıyor, hâlâ bu darbe ve suikast planlarının ciddiyetini törpülemeye uğraşan makaleler yayımlanıyor.</p>
<p>Cüppeleriyle sokaklarda yürüyen “barolar” bu hazırlıkları görmezden geliyor.</p>
<p>Bütün tabloyu, bu ürkütücü “koalisyonu” birarada görmelisiniz.</p>
<p>CHP’li Onur Öymen’in açıklamasını unutmayın.</p>
<p><b>Suçlu suçsuz ayırımı yapılmadan, kadın, erkek, çoluk çocuk, yaşlı demeden öldürülen Kürt Alevilere Dersim’de uygulanan “cezanın” bugün de Kürtlere uygulanabilecek bir model olduğunu düşünüyor CHP yönetimi.</b><i></i></p>
<p>Bu suikast ve darbe planını hazırlayanlar, onların vahşetini görmezden gelen medya, “katliam” önerileri yapan CHP&#8230;</p>
<p>Bunların, eğer galip gelirlerse, Kürtlere ne yapacakları açıkça görülüyor.</p>
<p>Dindarlar, bu tür planlar başarıya ulaşırsa zaten “suçlu” ilan edilip cezalandırılacaklar.</p>
<p>Solcular, liberaller, demokratlar, bu çevreler tarafından çoktan “hain” ilan edilip “cezalandırılacaklar” listesine dahil edildi.</p>
<p>CHP’ye ve orduya sığınmaya çalışan Aleviler, çoktan ordu tarafından “andıçlandı”, uğradıkları katliamlar hâlâ onaylanıyor.</p>
<p>Bütün bunlar niye olabiliyor peki?</p>
<p>Bir tek nedeni var.</p>
<p>“Kurbanların”, cellatlarına değil birbirlerine “düşman” olmasından.</p>
<p>Cuntacılar, darbeciler, onların siyasetçileri, onların medyası, onların hukukçuları galip gelemeyecek, bu çok açık, ama kolayca pes etmeyecekleri de çok açık.</p>
<p>“Kafes” planının hazırlanma tarihi Mart 2009.</p>
<p>Daha birkaç ay önce bu insanlar, Ergenekoncuları kurtarmayı, hükümeti devirmeyi, insanları öldürmeyi planlayabiliyor.</p>
<p>Bunu yapacak cüreti, “kurbanların” dağınıklığından alıyorlar.</p>
<p>Hedefteki herkes birbirine muhtaç bu ülkede.</p>
<p>Aleviler, dindarlar, Kürtler, solcular, liberaller, demokratlar birbirine muhtaç.</p>
<p>Bu “ezilen”, hedefe konulan grupların önce “zihnen” birleşmesi gerekiyor.</p>
<p>Küçük hesapların, eskimiş öfkelerin zamanı değil.</p>
<p>Herkesin şunu anlaması lazım.</p>
<p>Başkasının hakkını vermeyen, kendi hakkını alamaz.</p>
<p>Sünniler, Alevileri korumadıkları sürece kendileri de korumasız kalır.</p>
<p>Aleviler, Sünnilerin haklarını savunmadıkça “Dersim’i” öven konuşmalarla aşağılanır, andıçlara konu olur.</p>
<p>Kürtler, dindarlarla, Alevilerle, demokratlarla elele vermedikçe, “onları çoluk çocuk” yok etmeyi öneren “Dersim” konuşmalarını dinlerler.</p>
<p>Bütün Sünniler kendi kendilerine sorsunlar, “neden Alevilerin ibadet etme hakkını savunmuyoruz”, diye.</p>
<p>Alevilerin “cemevlerinde” ibadet etmesinin size ne zararı var?</p>
<p>Neden Alevi çocuklarına “zorla” din dersi okutuyorsunuz?</p>
<p>Bütün Aleviler de kendilerine sorsunlar, neden türbanlıların “zorla” başlarının açılmasına karşı çıkmıyoruz diye?</p>
<p>Genç bir kızın başının “zorla” açılmasına itiraz etmezseniz, kendi çocuğunuza “zorla” din dersi verilmesine nasıl itiraz edeceksiniz?</p>
<p>Kürtler, “barış yolunu açacak” demokratik girişimlere gerektiğince yardımcı olup olmadıklarını sorsunlar kendilerine.</p>
<p>“Kim daha çok taviz verdi” hesaplarının zamanı mı, bir sorsunlar.</p>
<p>Bütün ezilenler kendilerine sorsunlar, birbirinizi ezmek için, gidip sizi ezenlerle işbirliği mi yapacaksınız, onlar sizinle işbirliği yapmaz.</p>
<p>Sizin, sizden başka koruyucunuz yok.</p>
<p>Birbirinize muhtaçsınız.</p>
<p>Bu korkunç planlar, bu korkunç açıklamalar, bu medya, bu hukukçular size gerçeği göstermeye yetmiyor mu?</p>
<p>Zihninizdeki “duvarları” yıkmazsanız, birbirinize dost olmazsanız, güçlerinizi birleştirmezseniz, “hedef” olacaksınız.</p>
<p>Özgürleşeceksek, birlikte özgürleşeceğiz.</p>
<p>Esir kalacaksak, birlikte kalacağız.</p>
<p>Kararı da hep birlikte siz vereceksiniz.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu'nun çelişki dolu açıklamaları]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/20/kemal-kilicdaroglunun-celiski-dolu-aciklamalari/</link>
<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 15:57:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/20/kemal-kilicdaroglunun-celiski-dolu-aciklamalari/</guid>
<description><![CDATA[Taraf Gazetesinde yayınlanan Karikatürde TBMM&#8217;de yaptığı konuşmada Dersim Katliamı&#8216;nı yö]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img style="max-width:800px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/kemal-kilicdaroglu1.jpg" /><br /><i><b>Taraf Gazetesi</b></i>nde yayınlanan Karikatürde <b>TBMM&#8217;</b>de yaptığı konuşmada <b>Dersim Katliamı</b>&#8216;nı yöntem olarak savunan CHP Genel Başkan Yardımcısı <b>Onur Öymen</b>&#8216;i önce alkışlayan ardından gereğini<br />
yapmaya davet eden ve son olarak da &#8220;Bu bir <b>AKP-DTP</b> komplosudur&#8221;<br />
diyecek kadar yan çizen <b>Kemal Kılıçdaroğlu</b>&#8216;nu halk arasında 80-90 la ifade edilen menfaatler karşısında kıvırtmanın ve kaypaklığın karşılığı olan &#8220;dansöz&#8221; şeklinde çizdi. </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu'nun çark etmesi 48 saat sürdü]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/20/kemal-kilicdaroglu/</link>
<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 11:00:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/20/kemal-kilicdaroglu/</guid>
<description><![CDATA[Partisinin &#8216;yandaş medya ve AK Parti-DTP&#8217; saldırısı altında olduğunu söyledi. 16 Kasım]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img style="max-width:800px;float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/kemal-kilicdaroglu.jpg" /><b>Partisinin &#8216;yandaş medya ve AK Parti-DTP&#8217; saldırısı altında olduğunu söyledi. 16 Kasım&#8217;da Tunceli&#8217;de Öymen&#8217;e &#8220;Gereğini yap.&#8221; diyen Kılıçdaroğlu, 48 saat sonra Baykal&#8217;ın uyarısı üzerine, &#8220;O iş artık bitti.&#8221; ifadesini kullandı. </b>Avrupa&#8217;daki Aleviler ise Onur Öymen ve Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;na ateş püskürüyor. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri Hüseyin Mat, &#8220;Milletvekillerimiz, ataları Seyit Rıza gibi mi tavır alacak? Yoksa seçilme kaygıları mı öne çıkacak? Göreceğiz.&#8221; dedi. </p>
<p>Oy aldığı kitlenin tepkisi üzerine Onur Öymen&#8217;in istifasını isteyen Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal&#8217;ın araya girmesiyle Onur Öymen&#8217;e sahip çıkmaya başladı. 2 gün arayla yaptığı birbirine zıt açıklamaların haberleştirilmesine kızan CHP&#8217;li Kemal Kılıçdaroğlu, bu kez AK Parti, DTP ve medyayı suçlamaya başladı. Kamuoyunun karşısına çıkmak yerine yazılı açıklamayı tercih eden Kemal Kılıçdaroğlu, &#8220;AKP-DTP işbirliği ve yandaş medya tetikçiliğine karşı tüm CHP&#8217;liler uyanık olmalı, tahriklere kapılmamalıdır.&#8221; ifadelerini kullandı. <!--more--></p>
<p><b>TUNCELİ&#8217;DE FARKLI, ANKARA&#8217;DA FARKLI KONUŞTU </b></p>
<p>16 Kasım-Tunceli: &#8220;Yara kanamıştır. Bu tepkilerin dikkate alınması gerekir. Bu tepkileri dikkate alması gereken de Sayın Onur Öymen&#8217;dir. Ve gereğini yapmak zorundadır. Gereğini yaptığı zaman hem CHP&#8217;yi hem Parlamento&#8217;daki CHP&#8217;li milletvekillerini hem de çok sayıda CHP&#8217;liyi rahatlatmış olacaktır.&#8221; 18 Kasım &#8211; Ankara: <b>&#8220;O iş artık bitti. Bizim misyonumuz partiyi zayıflatmak değil, güçlendirmektir.&#8221; </b></p>
<p>ZAMAN</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Millete düşman Ataistler durdurulabilinir mi?]]></title>
<link>http://sadoglu.wordpress.com/2009/11/20/millete-dusman-ataistler-durdurulabilinir-mi/</link>
<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 09:21:52 +0000</pubDate>
<dc:creator>sadoglu</dc:creator>
<guid>http://sadoglu.wordpress.com/2009/11/20/millete-dusman-ataistler-durdurulabilinir-mi/</guid>
<description><![CDATA[Onur, namus, vicdan ve adaletin doğrandığı öylesine kaypak, bencil, zorba ve despot bir ülkede yaşıy]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Onur, namus, vicdan ve adaletin doğrandığı öylesine kaypak, bencil, zorba ve despot bir ülkede yaşıy]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ufuk Uras'tan Deniz Baykal'ı &ccedil;ok kızdıracak teşbih]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/19/ufuk-urastan-deniz-baykali-ok-kizdiracak-tesbih/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 20:41:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/19/ufuk-urastan-deniz-baykali-ok-kizdiracak-tesbih/</guid>
<description><![CDATA[İstanbul bağımsız Milletvekili Ufuk Uras, &quot;Türkiye&#8217;de (CHP Genel Başkanı Deniz) Baykal ha]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong><img style="border-bottom:0;border-left:0;display:inline;border-top:0;border-right:0;margin:3px 7px;" title="ufuk uras" border="0" alt="ufuk uras" align="left" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/ufukuras.jpg?w=250&#038;h=205" width="250" height="205" /> İstanbul bağımsız Milletvekili Ufuk Uras, &#34;Türkiye&#8217;de (CHP Genel Başkanı Deniz) Baykal hattı ve Avrupa&#8217;da (Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas) Sarkozy ve (Almanya Başbakanı Angela) Merkel hattı, çeşitliliği tektipleştirmeye çalışmalarıyla benzeşiyor&#34; dedi. </strong></p>
<p>Avrupa Parlamentosu&#8217;nda (AP) Avrupa Birleşik Sol/İskandinav Yeşil Sol konfederal grubunun ev sahipliğinde düzenlenen &#34;Dersim 1937/1938 &#8211; Aleviler ve Devletin Rolü&#34; konferansında konuşan Uras, &#34;Çok kültürlü, çok kimlikli ve çok inançlı Avrupa mücadelesi ile Türkiye mücadelesi eşgüdümünün önemli olduğunu düşünüyorum. O yüzden bu çeşitliliği tektipleştirmeye çalışan Sarkozy ve Merkel hattına eleştirel bakıyoruz. Türkiye&#8217;de de Baykal hattı böyle. Yani Türkiye&#8217;nin o çok kültürlü, çok kimlikli yapısını tektipleştirmeye çalışan ve 21&#8242;inci yüzyılda sorunları medeni yöntemlerle değil, tek parti döneminin katliam politikalarıyla çözümünü savunmanın bir karşılığı yok&#34; ifadesini kullandı.</p>
<p> <!--more--><br />
<blockquote>
<p>&#34;Ben, bunların (savaş suçlusu eski Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan) Miloşeviç politikaları olduğunu düşünüyorum. Miloşeviç&#8217;i, Miloşeviç yapan, Yugoslavya&#8217;nın o çeşitliliğini tektipleştirmeye çalışmak oldu&#34; diyen Uras, &#34;Tek parti döneminin politikalarını savunması CHP&#8217;nin nasıl bir yaratıcılığa sahip olduğunu gösteriyor. </p>
</blockquote>
<p>Cumhuriyet&#8217;in kuruluşunun üzerinden 86 yıl geçmiş. Bu yöntemler çözüm olsaydı biz bugün bunları tartışıyor olmazdık&#34; şeklinde konuştu.    <br />Uras, CHP&#8217;nin üyesi olduğu Sosyalist Enternasyonel&#8217;i de<strong> &#34;CHP&#8217;nin ayıplarına ortak olmakla&#34;</strong> itham etti.    <br />CHP Grup Başkanvekili <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>&#8216;nun &#34;kendilerine tuzak kurulmak istendiği&#34; yönündeki açıklamalarını hatırlatan Ufuk <strong>Uras</strong>, <strong><em>&#34;Halka tuzak kurmak istediğiniz için kendiniz tuzağa düşüyorsunuz. Kimsenin kimseye tuzak kurduğu yok ama belden aşağı yöntemleri hala çözüm olarak sunabilmek içler acısı bir durum&#34;</em></strong> dedi.    <br />Ufuk Uras, &#34;Bu süreçte gerçek sol, Ergenekon soldan koparak gerçekleşecek. Başta Alevi yurttaşlarımız olmak üzere toplum kesimleri gerçek bir sol siyasetten yana tutum almaya yönelecekler. Bu ayrışma zaten başlamıştı, daha da hızlanacak. Ergenekon solunun, solla alakası yok. Bunlar bildiğiniz nasyonel sosyalistler. <strong>Hitler Almanya&#8217;sından sonra nasyonel sosyalizmin en güçlü olduğu yer Türkiye. </strong>Nasyonel sosyalizmin, solun temel değerleriyle ilgisinin olmadığını ve katliam politikasını savunmanın utanç verici olduğunu anlatmamız gerekiyor. Sosyalist Enternasyonel de bu politikalara destek vererek bu ayıbın bir parçası oluyor. Bu yüzden AP&#8217;de Avrupalı dostları eleştirmeye geldim. Muhtemelen Türkiye&#8217;de, JİTEM&#8217;ci ve Ergenekoncu köşe yazarları &#8216;Bizi şikayet ediyor&#8217; diyebilirler ama ben buraya daha çok Avrupa&#8217;daki siyasetçileri eleştirmeye geldim&#34; diye konuştu.    <br />Konferansta söz alan gazeteci Oral Çalışlar, <strong>&#34;Türkiye&#8217;de derin devletin, Kürtler, Aleviler ve Sünniler gibi mağdurlar yaratarak bunları birbirine düşürmekte usta davrandığını&#34;,</strong> son dönemde yaşanan gelişmelerin bu kısır döngünün kırılacağı konusunda iyimserlik yarattığını ifade etti.    <br />Hükümetin demokratik açılım konusundaki çabalarıyla<strong> &#34;geçer notu hakettiğini&#34;</strong> kaydeden Çalışlar, <strong>&#34;İyiye gidiyoruz ama en büyük eksiklik, bu sürece katkıda bulunacak gerçek sol partinin olmayışı&#34;</strong> dedi.    <br />Gazeteci Derya Sazak da &#34;Türkiye&#8217;nin 12 Eylül darbesiyle hesaplaşması ve darbe anayasasının değiştirmesi gerektiğini&#34; söyledi.    <br />&#34;CHP&#8217;de orduyu darbeye davet eden bir anlayışın hala mevcut olduğunu&#34; savunan Sazak, şöyle devam etti:    <br />&#34;Son dönemde ortaya çıkan askeri müdahale planları başarılı olsaydı bugün 28 Şubatçı bir yapı altında olurduk. Bu başarılamadığı için şimdi ne yazık ki yer yer yargı üzerinden sistemi zorlayarak demokrasi dışı bir çaba gözüküyor. Ama Onur Öymen meselesinin ciddi bir kırılma yaratacağını düşünüyorum. CHP bir yol ayrımında. Hadi Kürt sorununu, (Nasıl olsa batıdan oy alıyoruz) diye fazla sahiplenmiyorlar. Ama bu Dersim katliamı büyük gafıyla siz Alevileri de yani batıdaki laik, ilerici, Cumhuriyet tarihi boyunca katliamlar, suikastler gibi bu kadar anormallik yaşanmasına rağmen CHP&#8217;den kopmayan kitleyi de kaybettiğiniz zaman nasıl demokratik yollardan bu parti iktidar olacak?&#34;    <br />Konferansa katılan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Kazım Genç ve diğer Alevi örgütlerin temsilcileri, Alevilerin CHP&#8217;ye bakışında yaşanan değişimin sonuçlarının önümüzdeki günlerde ortaya çıkacağını belirttiler.    <br />Demokratik Toplum Partisi (DTP) Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk ise Onur Öymen&#8217;in <strong>&#34;Ergenekoncu devlet elitlerinin önemli bir yüzü&#34;</strong> olduğunu öne sürdü.    <br />Konferansın ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde, <strong>&#34;Dersim katliamının tanınması, devletin özür dilemesi, Seyit Rıza&#8217;nın mezarının bulunması ve CHP&#8217;nin Sosyalist Enternasyonal&#8217;den ihraç edilmesi&#34;</strong> talepleri yer aldı.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[SEYİT RIZA'NIN MEKTUBU]]></title>
<link>http://cetinyilmaz.wordpress.com/2009/11/19/seyit-rizanin-mektubu/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 13:18:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>cetinyilmaz</dc:creator>
<guid>http://cetinyilmaz.wordpress.com/2009/11/19/seyit-rizanin-mektubu/</guid>
<description><![CDATA[DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINA Yıllardır Türk hükümeti Kürtleri asimile etmeye çalışıyor ve bu amaçla halkı e]]></description>
<content:encoded><![CDATA[DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINA Yıllardır Türk hükümeti Kürtleri asimile etmeye çalışıyor ve bu amaçla halkı e]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[CHP’li Onur Öymen, Dersim Katliamını savunan sözlerinin arkasında.]]></title>
<link>http://ligozet.wordpress.com/2009/11/19/chp%e2%80%99li-onur-oymen-dersim-katliamini-savunan-sozlerinin-arkasinda/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 11:59:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>ligozet</dc:creator>
<guid>http://ligozet.wordpress.com/2009/11/19/chp%e2%80%99li-onur-oymen-dersim-katliamini-savunan-sozlerinin-arkasinda/</guid>
<description><![CDATA[CHP’li Onur Öymen, sadece Alevileri değil Tüm duyarlı Türkiyelileri ayağa kaldıran Dersim isyanıyla ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><strong>CHP’li Onur Öymen, sadece Alevileri değil Tüm duyarlı Türkiyelileri ayağa kaldıran Dersim isyanıyla ilgili sözlerinin arkasında. İşte tepkilere tanıt veren Öymen’den çok tartışılacak yeni açıklamalar:</strong></p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;"><strong><img class="alignnone" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/onur-oymen.jpg?w=564&#038;h=376" alt="" width="564" height="376" /></strong></p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;">Tartışılan isim <strong>Onur Öymen</strong>, kendini böyle savundu: Bütün silahlı ayaklanmalarda çok sayıda masum insan öldürülmüştür. Silahlı eylemi başlatanları değil de onu bastıranları suçlu sayarsanız yanlış olur. Operasyonlarda ‘yan hasar’ dediğimiz bir durum vardır. <strong>Atatürk</strong>’ün <strong>Dersim</strong>’de yaptıklarını anlatırken bize faşist diyorlar. <strong>Ben faşistsem Dersim isyanını bastıranlar neydi?</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="text-decoration:underline;">Özlem Çelik’in röportajı…</span></strong></p>
<p style="text-align:center;">CHP Genel Başkan Yardımcısı <strong>Onur Öymen</strong>, demokratik açılımın Meclis’teki ön görüşmelerinde yaptığı konuşmayla büyük tepki çekti. Cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana CHP’ye yakınlıklarıyla bilinen Aleviler günlerdir Öymen’i ve partisini protesto ediyor. Son olarak Öymen’in fotoğrafına Hitler bıyığı yapıştırıp üzerine de “Wanted” yazılınca, CHP’nin 69 yaşındaki diplomat kökenli milletvekili isyan etti.</p>
<p style="text-align:center;"><strong>Sayın Öymen, Meclis’te yaptığınız konuşmada 1937-38 yıllarında Dersim’de yaşananlarla ilgili sözleriniz birçok insanı üzdü. İsyanla başlayan ve 90 binden fazla insanın ölümüyle sonuçlanan olaylar…</strong></p>
<p style="text-align:center;">Bakın, AKP demokratik açılım diyor ama bu konuda terör örgütü ile uzlaşmacı bir tutum içinde. Bütün bunları yaparken de Atatürk yaşasaydı o da böyle yapardı diyorlar. Atatürk ne demiş “Yurtta sulh cihanda sulh”, bunu örnek gösteriyorlar. Ben de diyorum ki, Atatürk şunu da söyledi: “Milletimizin topraklarına göz dikenlerin ve ülkemizi esir almak isteyenlerin amansız düşmanıyım.” Birçok iç ayaklanma olmuş, sadece Dersim değil. Din kökenli ayaklanmalar da var. Atatürk bu ayaklanmaların hiçbirine karşı pazarlık yöntemini seçmemiş. Şimdi ben Atatürk’ün Dersim’de yaptıklarını anlatırken Aleviler’e hakaret etmiş mi oluyorum? Biz bundan bahsediyoruz bize faşist diyorlar. Ben faşistsem Dersim isyanını bastıranlar neydi? Orada bir takım aşırılıklar yaşandıysa bunlar tekrarlansın dedim mi? Beni, gaddarlık yapılsın demişim gibi gösteriyorlar. Öyle mi söylüyorum? Bu işin yolu bellidir. Yurtdışındaki teröristleri yok etme işini diplomasiyle halledeceksiniz. Senin bu açılımının terörü sona erdireceğini nereden bilelim. Her gün yeni bir dayatmayla çıkıyorlar karşımıza. Bizden başka hangi ülke böyle bir çözümü seçmiştir soruyorum size.</p>
<p style="text-align:center;"><strong>ATATÜRK DE Mİ FAŞİSTTİ?</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Efendim, Dersim’de 90 binden fazla insan öldürüldü. Masum insanlar da vardı aralarında. Tarih, canlı tanıklar böyle anlatıyor. Siz bunları yok mu sayıyorsunuz?</strong></p>
<p style="text-align:center;">Bunu tarihçilere bırakalım. Dünyada bütün isyanlarda benzer dramlar yaşanmıştır. II. Dünya Savaşı’ndan bu yana iç savaşlar ve isyanlarda ölen insan sayısı 18 milyondan fazladır. Biz sosyal demokrat bir partiyiz. Bir masum insan bile hayatını kaybettiyse Dersim’de, büyük üzüntü duyarız. Benim dediğim, AKP’nin yöntemi, söyledikleri gibi Atatürk’ün yöntemi değildir. Ben mi bastırdım Dersim isyanını? O zaman Atatürk niye böyle davrandı? Celal Bayar Başbakan’dı. Fevzi Çakmak da Genelkurmay Başkanı. Onlar da mı faşistti? Biz kimseyi üzmemek için bildiklerimizi kendimize saklıyoruz. Kimseyi rencide etmemek için tarihi kurcalamıyoruz. Beni Hitler’e benzetmelerini kabul etmiyorum.</p>
<p style="text-align:center;"><strong>DERSİM SIRLARI BENDE KALACAK</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>“Bildiklerimizi anlatmıyoruz” demekle neyi kastediyorsunuz? CHP’nin arşivlerinde Dersim isyanı ile ilgili kimsenin bilmediği bilgiler mi var?</strong></p>
<p style="text-align:center;">Efendim, biz orada kimin ne yaptığını anlatmıyoruz. Atatürk ne dedi yaşananlarla ilgili, söylemiyoruz. Hiçbir şey bilmiyoruz anlamına gelmiyor bu. Biz bu kadar dikkatli davranacağız, bizi Alevi düşmanı ilan ederek bize karşı oyun oynayacaksınız!</p>
<p style="text-align:center;"><strong>Kimsenin bilmediği ama sizin bildiğiniz ne var Dersim isyanı ile ilgili?</strong></p>
<p style="text-align:center;">Hayır, ben bildiklerimi söylemeyeceğim. İnsanlar beni arıyor, yaşananları niye söylemiyorsun, anlatsana diyorlar. Sen üç kuruşluk siyasi menfaat sağlayacaksın diye beni nasıl hedef gösterirsin! Böyle önemli bir konu iç siyaset malzemesi yapılır mı?</p>
<p style="text-align:center;"><strong>Deniz Baykal Alevilerden özür dilemenizi ya da sözlerinize açıklık getirmenizi istedi mi?</strong></p>
<p style="text-align:center;">Hayır. Sayın Genel Başkan da “Geçmişi kaşımayalım” diyor. O benim ne söylediğimi, maksadımı gayet iyi biliyor. Ancak konuşmamdan dolayı incinenler olabilir diye düşündüm ve özür diledim. Bu ayıp bir şey değil ki! Birtakım insanlar eski hatıralarını yaşayıp üzüldülerse ben de üzülürüm. Peki niye kimse Şeyh Said isyanından bahsetmiyor? Orada da şehit vermedik mi? Analar ağlamadı mı? Tarih boyunca masum insanların canı yanmıştır, orada da yandı.</p>
<p style="text-align:center;"><strong>Dersim isyanı çok kanlı bastırılmadı mı sizce?</strong></p>
<p style="text-align:center;">Bütün silahlı ayaklanmalarda çok sayıda masum insan öldürülmüştür. Sokaktan geçerken de çöp tenekesinde bomba patlıyor, masum insanlar ölüyor. Silahlı eylemi başlatanları değil de onu bastıranları suçlu sayarsanız tarihi yanlış değerlendirmiş olursunuz.</p>
<p style="text-align:center;"><strong>Yani kurunun yanında yaş da yanar mı diyorsunuz? Dersim’de ölen masum insanların başına gelenleri böyle mi değerlendireceğiz?</strong></p>
<p style="text-align:center;">Maalesef. Bakın, ben NATO’da da büyükelçilik yaptım. Operasyonlarda “yan hasar” dediğimiz bir durum vardır. Bunun olmaması arzu edilir. Geçmişte bu kadar dikkatli davranabildik mi, bunu tarihçiler söylesin.</p>
<p style="text-align:center;"><strong>AKP’den beni tebrik edenler oldu</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Partiniz içinde de çok sayıda Alevi kökenli isim var. Onların tepkisiyle karşılaştınız mı?</strong></p>
<p style="text-align:center;">Hayır. Onlar benim nasıl bir insan olduğumu biliyorlar. Benim Madımak Oteli’nde saygı duruşunda bulunduğumu gördüler. Cem evlerine gittiğimi, aşure günlerine katıldığımı biliyorlar.</p>
<p style="text-align:center;"><strong>Dışişleri Müsteşarı olduğunuz dönemle ilgili<br />
1996’da “Kardak bizimdir” diyerek dönemin başbakanı Tansu Çiller’den bilgi sakladığınız ve onu yanlış yönlendirerek Türkiye’yi Yunanistan ile savaşın eşiğine getirdiğiniz iddialarına ne diyeceksiniz?</strong></p>
<p style="text-align:center;">Başbakan’dan telgrafı saklamışım filan! Bunu ortaya atan gazeteci Güneri Civaoğlu’ydu. O zaman da kendisine söyledim. “Bunu ispatlayın istifa edeceğim” dedim. Bunu yazamadı.</p>
<p style="text-align:center;"><strong>Peki Bonn Büyükelçisi iken Alman düşmanlığı yaptığınız iddiaları?</strong></p>
<p style="text-align:center;">Solingen olayları sırasında ben Türk vatandaşlarımızı yatıştırmak için Almanlarla kol kola dört buçuk kilometre yürüdüm. Alman Cumhurbaşkanı bana teşekkür etti bunun için. İsim vermeyeyim ama o konuşmamdan sonra birçok AKP’li arkadaşım gelerek beni tebrik etti.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dersim Katliamını Atatürk mü yönetti?]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/19/dersim-katliamini-ataturk-mu-yonetti/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 10:35:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/19/dersim-katliamini-ataturk-mu-yonetti/</guid>
<description><![CDATA[Sabah yazarı Emre Aköz Dersim Katliamının tarihi arka planını yazdı. İşte tartışılacak yazı: BU ŞART]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong><img style="max-width:800px;float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/emre-akoz.jpg" alt="" />Sabah yazarı Emre Aköz Dersim Katliamının tarihi arka planını yazdı. İşte tartışılacak yazı:</strong><br />
BU ŞARTLARDA CHP&#8217;NİN ARKA BAHÇESİ OLMAYA DEVAM EDİLEBİLİR Mİ?</p>
<p>Dünkü yazının son cümlesinde &#8220;Bir şey sorabilir miyim&#8221; demiştim, &#8220;Dersim harekâtını Atatürk&#8217;ün bizzat yönettiği söyleniyor. Doğru mu bu?&#8221;</p>
<p>Bazı okurlarımız, sağ olsunlar, benim beceriksizce yapılmış &#8216;tecahül-ü arifane&#8217;me cevap vermiş.</p>
<p>Yine de binlerce teşekkür. Burada birlikte bir şeyleri öğreniyor ve paylaşıyoruz. Çok mutlu oluyorum.</p>
<p>Önce sorunun cevabına değinelim. Daha sonra büyük resme bakarız&#8230;<!--more--></p>
<p>***</p>
<p>Dersim (Tunceli) harekâtını o sırada Başbakan olan Celal Bayar şöyle anlatıyor:</p>
<p>&#8220;Mareşal, Erkân-ı Harbiye Reisi, ben başbakanım. Atatürk malum&#8230; Üçümüz Dersim&#8217;de yapılan büyük ordu manevralarındayız. Manevranın da sonuna gelmek üzereyiz.</p>
<p>Üçümüz bir arada &#8216;Ordunun emniyeti bakımından strateji ne olmalıdır&#8217;, onu görüşüyoruz. İkisi de Birinci Cihan Harbi&#8217;nde muharebe etmişler.</p>
<p>Ben daha çok izleyiciyim. Malumatları geniş&#8230; Oradaki her şeyi biliyorlar. Hatta şahsen casusları bile biliyorlar. Dersim&#8217;in o halde kalırsa her zaman ordunun emniyeti bakımından tehlikeli olacağını görüşüyorlardı&#8230;</p>
<p>O sırada biz konuşurken, Dersimlilerin jandarma karakollarımızdan üç-dört tanesini bastıkları haberi geldi. Atatürk&#8217;le göz göze geldik.</p>
<p>Birbirimizi anlıyorduk. Atatürk benim yüzüme baktı. &#8216;Ne olacak&#8217; dedi. Anlıyorum, orada emniyet tesis edilecek. Ne olursa olsun bana hitap edecekler. Hükümet reisi benim. &#8216;Anlıyorum efendim, bana hitap edişinizin manasını&#8217; dedim. Atatürk: &#8216;Sorumluluğu üzerime alıyorum, vuracağız Dersim&#8217;i&#8217; dedi ve vurduk&#8230;&#8221;</p>
<p>Yani işin başında Cumhurbaşkanı Atatürk ve GK Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak var. Sivil kökenli Başbakan Bayar da &#8220;üstüne düşeni&#8221; yapıyor.</p>
<p>Haritayı da unutmayalım: Harekâtta yapılanları Atatürk&#8217;ün kendi eliyle işaretleyerek gösterdiği harita, Trabzon&#8217;daki müzede durmakta&#8230; &#8216;Buradan girdik, şuradan vurduk&#8217; diye anlatmış.</p>
<p>***</p>
<p>Bayar ve Çağlayangil&#8217;in anılarını yan yana getirdiğinizde (daha niceleri var) manzara ortaya çıkıyor:</p>
<p>Operasyonu Atatürk ve Çakmak yürütüyor. En tepede onlar var. Diğerleri emirleri uyguluyor.</p>
<p>Ama emri verenin de, uygulayanın da vicdan azabı çektiğini, pişmanlık duyduğunu gösteren işaret pek yok:</p>
<p>Zehirli gaz da kullanarak, suçlu/suçsuz ayrımı yapmadan, kadın/çocuk demeden, toptan yok etmeyi, doğru ve meşru bir eylem olarak görüyorlar.</p>
<p>***</p>
<p>Bu ve benzeri olaylardan çıkan bazı sonuçlar şunlar:</p>
<p>* Şimdiye kadar okullarda okutulan cumhuriyet tarihi koca bir yalandır. Her şey çarpıtılmış ve sansürlenmiştir.</p>
<p>* &#8220;O vakit öyle düşünülmüş, öyle yapılmış&#8221; diyerek &#8216;geçmişi&#8217; mazur gösterenler, o dönemi &#8216;bugün&#8217; niye savunduklarını anlatsınlar da öğrenelim. İnsanlık suçuna niye sahip çıkıyorlar?</p>
<p>* Şimdi de aynı şeyi mi yapmak istiyorlar? Evet, istiyorlar. CHP&#8217;li Onur Öymen tam da bunu dedi.</p>
<p>* Gerçeklerin ortaya çıkması için &#8216;Atatürk&#8217;ü Koruma Kanunu&#8217;nun da kaldırılması gerekir.</p>
<p><strong>* &#8220;Bazı&#8221; Alevilere sormak gerek: Madem Dersim&#8217;de yapılanları biliyordunuz&#8230; Niye 2006&#8242;da bin köye, bin Atatürk büstü dağıttınız? Kemalist darbecilerin organize ettiği Cumhuriyet mitinglerini niye desteklediniz? Ve niye, Reha Çamuroğlu&#8217;nun ifadesiyle, CHP&#8217;nin arka bahçesi oldunuz? Peki, olmaya devam edecek misiniz?</strong></p>
<p>EMRE AKÖZ / SABAH</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dersim ger&ccedil;eği]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/19/dersim-geregi/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 10:30:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/19/dersim-geregi/</guid>
<description><![CDATA[71 yıldır gizli kalan Dördüncü Umum Müfettişlik raporu Dersim İsyanı&#8217;nın ağır bilançosunu gözl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>71 yıldır gizli kalan Dördüncü Umum Müfettişlik raporu Dersim İsyanı&#8217;nın ağır bilançosunu gözler önüne seriyor. Bilanço ağır: 13 bin 160 ölü, 11 bin 818 kişi sürgün&#8230;</strong></p>
<p>CHP&#8217;li Onur Öymen konuştu arşivlerde kalan tarihi belgeler yeniden gündeme gelmeye başladı, Dersim&#8217;le ilgili Dördüncü Umum Müfettişlik raporuna göre olaylarda 13 bin 160 kişi öldü, 11 bin 818 kişi sürgün edildi.<br />
Kalan Müzik&#8217;in sahibi Hasan Saltık&#8217;ın, Dersim araştırmasında ulaştığı yüzlerce belge ve fotoğraf kitap oluyor. Belgelerde ölenlerin ve sürgüne gönderilenlerin gerçek sayısının yer aldığı bir raporla, olaylar sırasındaki fotoğraflar da bulunuyor</p>
<p><!--more--></p>
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen&#8217;in TBMM&#8217;deki konuşmasıyla gündeme gelen &#8216;Dersim İsyanı&#8217; ve devletin düzenlediği harekâtla ilgili 71 yıldır gizli kalmış belge ve fotoğraflar gün ışığına çıktı. 1937-1938 yıllarında harekâta katılan asker ve subayların, dönemin emniyet müdürlerinin, vali ve kaymakamların kişisel arşivlerinden isyanla ilgili hiç bilinmeyen yüzlerce fotoğraf ve yazılı belgeye ulaşıldı. Belgeler arasında, ölenlerin ve sürgüne gönderilenlerin gerçek sayısının bulunduğu bir raporla, isyanın liderlerinden olduğu öne sürülen Seyit Rıza&#8217;nın idam kararının alındığı mahkeme çıkışında oğluyla kol kola görüldüğü fotoğraf da bulunuyor. Bölgenin önemli aşiret reislerinden Şahin Ağa ve amcasının cansız bedenini, askerlerin mağaralara düzenlediği baskınları ve halkın çaresizliğini gösteren fotoğraflar da dikkat çekiyor. Bir başka karede ise askerlerin gözetimindeki kadın aynı anda iki çocuğunu birden emziriyor. Fotoğrafların birinde ise harekât emrini veren dönemin Başbakanı İsmet İnönü, Hozat ziyaretinde görülüyor.</p>
<h1><strong>4. UMUM MÜFETTİŞLİK RAPORU </strong></h1>
<p>Dersim olaylarıyla ilgili 9 yıl boyunca araştırma yapan Kalan Müzik&#8217;in sahibi Hasan Saltık, arşivindeki bu önemli belgeleri ilk kez SABAH&#8217;la paylaştı. Harekâta katılmış, hayatta kalan asker ve bürokratlara, ölenlerin akrabalarına ulaşan Saltık; sahaflar, müzayedeler, özel koleksiyoncular ve İngiliz Ulusal Arşivleri&#8217;nden de yararlanarak, kendi tabiriyle &#8216;çuvallar dolusu belge ve yüzlerce fotoğrafa&#8217; ulaştı. &#8216;Katliam&#8217; olarak nitelendirdiği Dersim olaylarında ölen ve sürgüne gönderilenlerin sayısının yanlış bilindiğini söyleyen Saltık, &#8220;Harekâtın başında olan bir subayın Dördüncü Umum Müfettişlik raporuna ulaştım. Bu rapora göre, 13 bin 160 sivil ölü var. Sürgüne gönderilen hane sayısı 2 bin 258. Kişi sayısı ise 11 bin 818&#8243; diye konuştu.</p>
<h1><strong>&#8220;KAN İÇER İNSAN ETİ YERLER&#8221; </strong></h1>
<p>Dönemin Ovacık Kaymakamı&#8217;nın Ankara&#8217;ya yazdığı bir rapora da ise Tunceliler&#8217;in kan içip, insan eti yediği, güneşe taptığının yazıldığını anlatan Saltık, &#8220;Harekât için daha ne bekliyorsunuz demeye getirmiş. Bir müzayedede o dönemin Tunceli Emniyet Müdürü&#8217;nün fotoğraf albümünü de ulaştık. Harekat sırasında çekilmiş fotoğraflardı. Bir vali muavinin arşivini de bulduk, ölenlerin tek tek fotoğrafları var&#8221; dedi. Belge toplarken zorlandığını da ifade eden Saltık, nedenini şöyle anlatıyor; &#8220;Bazıları hiç konuşmazken bazıları anlattıklarının kayıt altına alınmasını tercih etmedi. Konuştuklarının öldükten sonra yayımlanmasını isteyenler oldu. Kimi &#8216;12 Eylül&#8217;de solcular bizi öldürür&#8217; korkusuyla elindeki tüm fotoğrafları imha etmiş. Araştırmalarım sonucu şunu gördüm ki, Dersim hareketine katılan askerlerin, subayların çoğu bir daha eski haline dönememiş. Çoğunun söylediği aynı: &#8216;Çok kötü şeyler yaptık&#8217;.&#8221;</p>
<h1><strong>BU DA JANDARMANIN DERSİM ANDICI </strong></h1>
<p>Jandarmanın 1931&#8242;de tuttuğu Dersim raporunda, &#8220;Kızılbaş, Sünni&#8217;yi sevmez, kin besler ona ezelden beri düşmandır&#8221; deniyor. Türklüğü telkin için 2 okul açılması öneriliyor<br />
Jandarma Umum Kumandanlığı&#8217;nın (Jandarma) 1931 yılında Dersim&#8217;le ilgili tuttuğu raporu ortaya çıkardı. Tutulan raporlar, bir kitap haline getirildi ve sadece 100 adet basıldı. Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi&#8217;nin raflarında bulunan &#8220;Dersim&#8221; kitabında; aşiret, aşiretlerin yapısı, hükümete yakın olanlar olmayanlar, devlet karşıtı aşiretlerin içlerine sızma yöntemleri ile Batı&#8217;ya göç ettirilen aşiretlerin listesine yer veriliyor.</p>
<h1><strong>KILIÇDAROĞLU&#8217;NUN AŞİRETİNE </strong></h1>
<p>Cumhuriyet döneminde, Dersim&#8217;de devlete karşı ayaklanan, kendi içlerinde işbirliği yapan aşiretlerin tümü sürgün ediliyor. Sürgünde Trakya ilk adres oluyor. CHP&#8217;li Onur Öymen için &#8216;gereğini yapsın&#8221; diyen partisinden Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun isyancı dedesinin Kureyşanlı Aşireti, Tekirdağ&#8217;ın Saray kazasına gönderiliyor. Trakya&#8217;ya sürgüne gönderilen 347 aileden 3 bin 470 kişinin ulaşım masrafları devletin kasasından çıkıyor. Botanlı Aşireti Edirne (Uzunköprü), Koç Uşağı Aşireti ve Hozat Reisleri Balıkesir (Balya), Şadilli Aşireti Balıkesir ( Bandırma), İksor Aşiret Reisleri (Kırklareli), Balabanlı Aşiret Reisleri Çorlu&#8217;ya gönderiliyor.</p>
<h1><strong>KİM BU DERSİMLİLER </strong></h1>
<p>Rapordaki en dikkat çekici bölüm ise devletin bakış açısını ortaya koyması açısından Dersimliler&#8217;le ilgili tespitler:<br />
Konuştukları dil Zazacadır.<br />
Dersim kalabalık ve çok silahlıdır. Dersim&#8217;de silah toplamak gün ve ay işi değildir. İki sene işidir.<br />
Türk ve Türklüğü telkin etmek için iki mektep açılmalı.<br />
Hükümete karşı tamamıyla anarşiktir.<br />
Dersim hükümeti cumhuriyet için bir çıbandır.<br />
Dersimliler askerlik yapmazlar.<br />
Zaza kadını, Türkmen ve Yörük kadınları gibi cinsi temasa pek düşkündür.<br />
Türkmen kadını gibi evinin işlerini çevirir.<br />
Yavuz Sultan Selim&#8217;in gazabı olmasaydı bugün güzel Türkiyemiz&#8217;de tek bir Sünni&#8217;ye tesadüf etmek imkanı belki de mümkün olmayacaktı.<br />
Aleviliğin en kötü ve tefrika değer cephesi Türklük&#8217;le aralarındaki derin uçurumdur. Bu uçurum Kızılbaşlık itikadıdır.<br />
Kızılbaş, Sünni Müslümanı sevmez. Kin besler, onun ezelden düşmanıdır.<br />
Kızılbaşları, yuvarlak kafası, geniş alnı basık yüzü ile gözlerinin daima akın yollarını, uzakları araştıran cevvaliyeti ile Türk neslinden ayrı bir nesle bağlamak güç bir iş olur.<br />
Dersim; Türk, Faris, Asur, Ermeni, Arap gibi milletlerin tortularını almış bir mıntıkadır.<br />
Ermenilik Dersim içinde şimale gittikçe kesafetini kaybetmiş ve ancak kasabalar ve onların yakınında barınıp taşamamış ve hiçbir zaman Dersim umum nüfusunun yüzde 20&#8217;sini aşamamıştır. Harbi umumiden sonra izlerini bırakarak ölmüştür.<br />
Kaynak: Sabah</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pro-Ergenekon lawyers' support march in Taksim... ]]></title>
<link>http://erkansaka.net/2009/11/19/pro-ergenekon-lawyers-support-march-in-taksim/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 05:09:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>erkan</dc:creator>
<guid>http://erkansaka.net/2009/11/19/pro-ergenekon-lawyers-support-march-in-taksim/</guid>
<description><![CDATA[A nation&#8217;s lawyers: Pro-establishment. Tools of power plays. Is there any hope that they will ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>A nation&#8217;s lawyers: Pro-establishment. Tools of power plays. Is there any hope that they will actually work for justice? To overthrow the corrupt Establishment?<br />
<a href="http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=28638&#38;p=2&#38;rid=2"><img src="http://imggaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5CAvukatlar%20dinleme%20i%C3%A7in%20y%C3%BCr%C3%BCd%C3%BC%5CD18145018.jpg" border="0" alt="Avukatlar dinleme için yürüdü" /></a><br />
Yesterday many lawyers had a march in Taksim to protest &#8220;phonetappings&#8221;. In principle, this sounds like a good move. To protect the privacy rights&#8230; All bullshit. They did not walk before when current PM was tapped for 6 years! Illegally! Now at least phonetapping cases are legally registered. In such a complicated case like Ergenekon, to tap phones through legal channels may not be that harmful. What they are afraid of is that many legal personalities were indeed part of the Ergenekon gang and now they are scared. Yes, you should be scared. You, pro-military &#8220;lawyers&#8221;&#8230;.</p>
<p><a href="http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=28638&#38;p=4&#38;rid=2"><img src="http://imggaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5CAvukatlar%20dinleme%20i%C3%A7in%20y%C3%BCr%C3%BCd%C3%BC%5CD18145059.jpg" border="0" alt="Avukatlar dinleme için yürüdü" width="440" height="292" /></a></p>
<p>Young civilians protested the march and some lawyers did try to lynch the protesters. Any surprise?</p>
<div id="oj6g"><img src="http://docs.google.com/File?id=dgf3br9b_556d356txgv_b" alt="" /></div>
<p><a id="pb2d" title="Young civilians" href="http://www.gencsiviller.net/" target="_blank">Young civilians</a> protest: &#8220;You, pro-coup Bar, welcome to Taksim&#8221; banner was attacked by lawyers&#8230;</p>
<h2><a href="http://www.thewhitepath.com/archives/2009/11/how_turkey_massacred_the_kurds_of_dersim.php" target="_blank">How Turkey massacred the Kurds of Dersim<!--more--></a></h2>
<div>from The White Path</div>
<p>[Originally published in the <a href="http://www.hurriyetdailynews.com/n.php?n=how-turkey-massacred-the-kurds-of-dersim-2009-11-17" target="_blank">Hurriyet Daily News</a>]  After five months on book leave, it is nice to be back in the Daily News. I hope all has been well for everybody since June. As for Turkey, many new events and debates seem to have unfolded, but the scene is pretty much the same. Once again, one of the taboos of our not-so-democratic Republic is being hotly debated. (This time it is the &#8220;Kurdish question.&#8221;) Once again, our incumbent &#8220;Islamist&#8221; party, despite the reckless machismo of its leader, proves to be more liberal and reformist than its secularist opponents. And, once again, some pundits in Turkey, or Washington, are propagating the line that this &#8220;Islamist&#8221; government is pushing us into &#8220;darkness,&#8221; by ending the good old days of the Kemalist quasi-dictatorship. In fact, understanding the true nature of that Kemalist era is the key to realizing whether Turkey is heading toward &#8220;darkness,&#8221; or actually moving away from it. And Onur Ã–ymen, the second man of the secularist opposition, the Republican People&#8217;s Party, or CHP, just gave us a good opportunity to reflect on that question a little bit. <strong>Dersim? What Dersim?</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<div>
<div>
<div>
<div><a href="http://1.bp.blogspot.com/_xrkMHwE_vis/SwEpR87GH2I/AAAAAAAABhs/8YP_REeT9nc/s1600/CHP_kapatti_.jpg" target="_blank"><img src="http://1.bp.blogspot.com/_xrkMHwE_vis/SwEpR87GH2I/AAAAAAAABhs/8YP_REeT9nc/s400/CHP_kapatti_.jpg" border="0" alt="" /></a></div>
</div>
</div>
</div>
<p><em>Alevites continue to protest CHP&#8217;s Öymen who explicitly supported the Dersim massacre&#8230;</em></p>
<h2><a href="http://www.todayszaman.com/tz-web/detaylar.do?load=detay&#38;link=193243" target="_blank">The rise of Öymen,  and the ideological  bankruptcy of a party</a></h2>
<div>by YAVUZ BAYDAR</div>
<div>
<div>
<div>
<div>It was inevitable that the Kurdish initiative would put the Republican People’s Party (CHP), more than any other party, in the spotlight, accelerating its already deep identity crisis.</div>
</div>
</div>
</div>
<h3><a id="e4w_" title="Arı Foundation invites pro-Ergenekon speaker to Congress event" href="http://www.todayszaman.com/tz-web/news-193269-100-ari-foundation-invites-pro-ergenekon-speaker-to-congress-event.html" target="_blank">Arı Foundation invites pro-Ergenekon speaker to Congress event</a></h3>
<p>Ergenekon is known as a terrorist organization in Turkey, suspected of countless atrocities all committed in the hope of overthrowing the democratically elected Justice and Development Party (AK Party) government, but its supporters are trying to brand the trial of suspected members as the government’s attempt to suppress its opponents.</p>
<p><a href="http://thewip.net/contributors/2009/11/the_democratic_evolution_of_th.html" target="_blank">The WIP Contributors: The “democratic evolution” of the Kurdish Question:Turkish and Kurdish Mothers Campaign for Peace</a></p>
<h2><a href="http://www.bianet.org/english/human-rights/118275-2-landmine-victims-in-turkey-every-week" target="_blank">2 Landmine Victims in Turkey Every Week</a></h2>
<div>from Bianet :: English</div>
<div>
<div>
<div>
<div>Öğreten from the Initiative for a Mine-Free Turkey assessed the country&#8217;s situation after ratifying the Ottawa convention in 2003, stating that there has not been any difference in the number of deaths and injuries. Representatives of the Social Democratic Foundation, the Turkish Medical Association and the Disabled People Association also evaluated the current situation.</div>
</div>
</div>
</div>
<h2><a href="http://bianet.org/english/freedom-of-expression/118315-journalist-sozal-released-from-detention" target="_blank">Journalist Sözal Released from Detention</a></h2>
<div>from Bianet :: English</div>
<div>
<div>
<div>
<div>Sabah newspaper journalist Barış Sözal and his driver Ali Kocatepe were released by the gendarmerie after they had been arrested and kept in detention for 8 hours. The reason for the detention: &#8220;secretly taking pictures in a military area&#8221;.</div>
</div>
</div>
</div>
<h2><a href="http://bianet.org/english/freedom-of-expression/118330-engin-ceber-case---case-of-torture" target="_blank">&#8220;Engin Çeber Case &#8211; Case of Torture&#8221;</a></h2>
<div>from Bianet :: English</div>
<div>
<div>
<div>
<div>Lawyer Aslan stated that witness accounts as well as camera records and medical reports show evidence of torture against Çeber and his friends both in the police station and in the Metris Prison. The court did not detain the suspect police officers.</div>
</div>
</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[CHP çağdışı anlayışın temsilcisidir.]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/19/chp-cagdisi-anlayisin-temsilcisidir/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 05:01:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/19/chp-cagdisi-anlayisin-temsilcisidir/</guid>
<description><![CDATA[Avrupa&#8217;daki Alevi kuruluşları, Dersim katliamını metod olarak benimseyen CHP Genel Başkan Yard]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><i><b>Avrupa&#8217;daki Alevi kuruluşları, Dersim katliamını metod olarak benimseyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen&#8217;e ateş püskürerek, Onur Öymen&#8217;in aslında Cumhuriyet Halk Parti&#8217;sinin görüşlerini dile getirdiğini bildirdi.</b></i></p>
<p>&#8220;CHP&#8217;yi demokratikleşmenin önünde engel olarak görüyoruz&#8221; diyen kurumların yöneticileri, CHP&#8217;nin Sosyalist Enternasyonal&#8217;dan ihrac edilmesi için&#160; gayret sarfedeceklerini açıkladı.</p>
<p>Avrupalı Aleviler, Dersim katliamını savunan bir metod olarak benimseyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen ve onun arkasında duran CHP lideri Deniz Baykal&#8217;a ateş püskürdü. Avrupa&#8217;daki en büyük Alevi organizasyonu olan Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) ve Avrupa Koçgirliler Birliği (AKB), Köln&#8217;de bulunan AABF Genel Merkezi&#8217;nde ortak bir basın toplantısı düzenleyerek Onur Öymen ve CHP&#8217;sini sert bir dille eleştirdi.<!--more--></p>
<p>AABF İkinci Başkanı Ali Ertan Toprak, Genel Sekreter Hüseyin Mat, FDG Genel Başkanı Yaşar Kaya ve AKB Başkanı Kudrettin Çimen&#8217;in katıldığı basın toplantısında önce ortak basın bildirisi okundu. Genel Sekreter Hüseyin Mat&#8217;ın okuduğu basın bildirisinde, gelen tepkiler üzerine Onur Öymen&#8217;in &#8220;yarım ağızla&#8221; bir özür dilediği, bu özrün samimiyetsiz bir özür olduğunun ikinci konuşmasında ortaya çıktığı vurgulandı.</p>
<p>CHP&#8217;nin de sert şekilde eleştirildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi: &#8220;CHP yönetimi yıllarca Alevileri yalnızca oy deposu olarak görmüş ve onların haklı taleplerini karşılamak için hiç bir girişimde bulunmamıştır. Onur Öymen, Koçgiri katliamını yapan Sakallı Nurettin Paşa, Dersim katliamını yapan Sakallı&#8217;nın damadı Abdullah Alpdoğan geleneğinin günümüzdeki temsilcisidir. Dersim katliamını öven Onur Öymen milletvekilliğinden derhal istifa etmelidir. Öymen yalnızca Dersim halkına ve Alevilere değil, insanlığa karşı suç işlemiştir. Dünyanın hiç bir ülkesinde katliamları açıktan savunan bir kişi milletvekili olarak görev yapamaz. CHP, Dersim halkından ve tüm Alevi/Kızılbaşlardan hem 1938&#8242;deki katliam, hem de Öymen&#8217;in açıklamaları için özür dilemelidir. Biz Avrupa kurumları olarak CHP ve Onur Öymen&#8217;in açıklamaları hakkında başta Avrupa Birliği (AB), Sosyalist Enternasyonal ve ülke parlamentoları nezdinde girişimlerde bulunacağız.&#8221;</p>
<p>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;a da çağrıda bulunulan açıklamada, şöyle devam edildi: &#8220;Başbakan Erdoğan &#8216;Dersim katliamını savunanlar insanlıktan nasibini almamıştır&#8217; dedi. Sözlerinde samimi ise 72 yıl önce idam edilen Dersim Seyitleri&#8217;nin mezarlarının yerini açıklamalı, döneme dair arşivler açılmalıdır. 1938&#8242;de evlatlık veya Çocuk Esirgeme Kurumları&#8217;na teslim edilen Dersimli yetim çocukların tam listesini açıklamalıdır.&#8221;</p>
<p>&#8220;ÖYMEN, CHP&#8217;NİN ASIL YÜZÜNÜN ORTAYA ÇIKMASINI SAĞLADI</p>
<p>Daha sonra gazetecilerin sorularını cevaplayan Avrupalı Alevi örgütleri yöneticilerinden AABF İkinci Başkanı Ali Ertan Toprak, &#8220;Bu ifadeler yanlışlıkla söylenmiş ifadeler değildir. Onur Öymen kendi başına bu konuşmayı yapmamış, CHP adına açıklamalar yapmıştır. Öymen CHP&#8217;nin makyajını silerek asıl yüzünün ortaya çıkmasını sağlamış, bu yapılan CHP&#8217;nin gerçek zihniyetini ortaya çıkarmıştır. Biz CHP&#8217;yi demokratikleşmenin önünde bir engel olarak görüyoruz.&#8221; dedi.</p>
<p>CHP&#8217;nin solculukla ilgisinin olmadığını belirten Toprak, &#8220;CHP&#8217;nin Sosyalist Enternasyonal&#8217;dan atılmasını talep edeceğiz. Bunun için görüşmelere başladık. Almanya&#8217;da SPD ile iletişime geçeceğiz. Bundan sonraki hiç bir etkinliğe CHP temsilcilerini davet etmeyeceğiz. Onur Öymen istifa etmezse Alevi ve Kürt kökenli milletvekilleri CHP&#8217;den istifa etmeli. Aleviler yıllardır tek yanlı bir aşk ve umutla CHP&#8217;ye oy verdi. Ancak CHP&#8217;nin hiç bir zaman demokratik ve sol bir parti olmadığı umarım şimdi Alevilerin kafasına dank eder.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Öymen&#8217;in Atatürk&#8217;ün arkasına sığındığını söyleyen Toprak, &#8220;Atatürk sonuçta bir insandı. Onun her yaptığı doğrudur anlayışı çağdışı bir anlayıştır. CHP çağdışı bir anlaşın temsilcisidir.&#8221; dedi.</p>
<p><b>&#8220;ERGENEKON DAVASI YETERSİZDİR&#8221;</b></p>
<p>Türkiye&#8217;deki tüm demokratik açılımlara destek olacaklarını belirten Toprak, &#8220;Ancak hükümet samimi ise, Alevilerin somut istekleri var. Onları meclise getirmeli ve konu orada tartışılmalı.&#8221; dedi.</p>
<p>Ali Ertan Toprak, bütün demokratik kesimlerin Ergenekon davasına destek verdiğini söyleyerek, &#8220;Ancak bize göre dar bir çerçevede, hükümet sadece kendine karşı tehlike gördüğü kesimleri yargılıyor. Dava, Çiller, Ağar dönemini de içine almalı. Ergenekon davası tek başına yetersizdir.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>CHP&#8217;deki Alevi milletvekillerine de görevler düştüğünü bildiren Genel Sekreter Mat ise, &#8220;Dersim milletvekilleri kendi ataları Seyit Rıza gibi mi tavır alacaklar yoksa yeniden seçimle kaygısıyla mı hareket edecekler bunu göreceğiz. Alevi seçmeni bu milletvekillerinin tavrına göre gelecek dönemde onlara oy verecektir.&#8221; dedi.</p>
<p>Avrupa Koçgirliler Birliği Başkanı Kudrettin Çimen de CHP&#8217;ye sert tepki göstererek, &#8220;Dersim katliamını yapanlar Sivas, Maraş ve Gazi katliamını da yapmıştır. Başbakan arşivleri açmalıdır.&#8221; çağrısını yaptı.</p>
<p>(CİHAN)</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kemal Kılı&ccedil;daroğlu&rsquo;nun tepki g&ouml;recek tepkisi]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/19/kemal-kilidaroglunun-tepki-grecek-tepkisi/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 04:50:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/19/kemal-kilidaroglunun-tepki-grecek-tepkisi/</guid>
<description><![CDATA[Gandi lakabı ile bilinen Kemal Kılıçdaroğlu, Onur Öymen’in Dersim açıklamalarını Meclis’te alkışladı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><b><img style="border-bottom:0;border-left:0;display:inline;border-top:0;border-right:0;" title="kemal-kilicdaroglu" border="0" alt="kemal-kilicdaroglu" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/kemalkilicdaroglu.jpg?w=600&#038;h=446" width="600" height="446" /> Gandi lakabı ile bilinen Kemal Kılıçdaroğlu, <a href="http://habermerkezi.wordpress.com/tag/onur-oymen/" target="_blank">Onur Öymen</a>’in Dersim açıklamalarını Meclis’te alkışladı. Ardından Tunceli’de <a href="http://habermerkezi.wordpress.com/tag/onur-oymen/" target="_blank">Onur Öymen</a>’e “Gereğini yap” diye seslendi. Şimdi ise “O iş artık bitti” demekle yetinmekte.</b>    <br />CHP Grup Başkanvekili <b>Kemal Kılıçdaroğlu</b>’nun bir günü diğerine uymuyor. Meclis sıralarından CHP Genel Başkan Yardımcısı <a href="http://habermerkezi.wordpress.com/tag/onur-oymen/" target="_blank">Onur Öymen</a>’in <a href="http://habermerkezi.wordpress.com/tag/dersim-katliami/" target="_blank">Dersim katliamı</a>nı haklı ve elzem gösteren açıkklamalarını hararetli bir şekilde alkışlayan Kılıçdaroğlu, <a href="http://habermerkezi.wordpress.com/tag/tunceli/" target="_blank">Tunceli</a>’ye gittiğinde ise istifa çağrısı nda bulunmuştu. CHP&#8217;nin grup toplantısına gelmeyerek protesto ettiği düşünülen <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>, sanılanın aksine sadece yorgunmuş.    <br />CHP’li <a href="http://habermerkezi.wordpress.com/tag/onur-oymen/" target="_blank">Onur Öymen</a>’in demokratik açılımı eleştirmek için verdiği “<a href="http://habermerkezi.wordpress.com/tag/dersim/" target="_blank">Dersim</a>’de analar ağlamadı mı” örneği kamuoyunda büyük tepki ile karşılanmış fakat partisi <strong>CHP</strong> tarafından sahiplenmişti. Onur Öymen’e tepki gösterdiği zannedilen Kılıçdaroğlu’nun son açıklaması ise tepki görecek cinsten.    </p>
<p> <!--more--><br />
<h1><b>BU BİR PROTESTO DEĞİLDİ</b></h1>
<p><strong>“Dersim’de analar ağlamadı mı?”</strong> dediği için <a href="http://habermerkezi.wordpress.com/tag/onur-oymen/" target="_blank">Onur Öymen</a>’e istifa et çağrısında bulunan Kılıçdaroğlu, dün Meclis’te kendisine gazeteciler tarafından yöneltilen sorulara partisiyle ilgili bir problemi olmadığı istikametinde cevap verdi. Grup toplantısına katılmamasının sessiz protesto ya da istifa edeceği şeklinde yorumlandığı yönündeki soruları yanıtlayan Kılıçdaroğlu, annesinin yakın zamanda vefaat ettiğini hatırlatarak, <strong>“Bu bir protesto değildi, yorgundum gelemedim”</strong> dedi. İstifa edip etmeyeceğine yönelik soruya ise <strong>“Yok öyle birşey. Partimlede de küskünlüğüm yok. O iş artık bitti. Misyonumuz partiyi zayıflatmak değil, güçlendirmek”</strong> cevabını verdi.    </p>
<h1><b></b></h1>
<h1><b>DERSİM KATLİAMI ONA ANLATILMIŞTI</b></h1>
<p>1937-1938 Dersim olaylarını anlatırken<b> “Mağaralara iltica etmişlerdi. Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içinden. Bunları fare gibi zehirledi. Yediden yetmişe o Dersim Kürtlerini kestiler” </b>diyen eski bakanlardan İhsan Sabri Çağlayangil’in bu sözleri kendisi de Dersimli olan Kemal Kılıçdaroğlu’na anlattığı ortaya çıktı. Ses kaydı internet sitelerinde bulunan röportajı iddiaya göre Kılıçdaroğlu eski Cumhurbaşkanı <b>Süleyman Demirel</b> aracılığıyla 1987 yılında Çağlayangil’in Bursa’daki evinde yaptı. İddia sahibi Tunceli eski Baro Başkanı avukatı <b>Hüseyin Aygün</b> bu bilgiyi bizzat bir yıl önce Tunceli’ye gelen CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu’ndan duyduğunu söyledi.    </p>
<h1><b>‘Vekil kalmak derdindeler’</b></h1>
<p>Bir dönem CHP Genel Sekreterliği görevinde bulunan ve özellikle seçim anketleriyle gündeme gelen <b>Tarhan Erdem</b>, Onur Öymen’in sözlerinin ardından partide yaşananlar için “CHP’nin hali yürekler acısı. Tekrar milletvekili olmak istedikleri için kimse muhalefet etmiyor” dedi. </p>
<p>Star</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TİB: Yazıcıoğlu'ndan sinyal aldık ve bildirdik]]></title>
<link>http://blackdark.wordpress.com/2009/11/19/tib-yazicioglundan-sinyal-aldik-ve-bildirdik/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 04:36:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>blackdark</dc:creator>
<guid>http://blackdark.wordpress.com/2009/11/19/tib-yazicioglundan-sinyal-aldik-ve-bildirdik/</guid>
<description><![CDATA[BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu&#8217;nun yaşamını yitirdiği helikopter kazasını araştıran Meclis Komis]]></description>
<content:encoded><![CDATA[BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu&#8217;nun yaşamını yitirdiği helikopter kazasını araştıran Meclis Komis]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
