<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>diyalogun-hedefi &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/diyalogun-hedefi/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "diyalogun-hedefi"</description>
	<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 06:17:35 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Hizmet sektörü: En büyük sektör]]></title>
<link>http://webrehberi.wordpress.com/2008/06/07/hizmet-sektoru-en-buyuk-sektor/</link>
<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 21:43:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>hikaye41</dc:creator>
<guid>http://webrehberi.wordpress.com/2008/06/07/hizmet-sektoru-en-buyuk-sektor/</guid>
<description><![CDATA[Son derece yüksek bir dinamizme sahip olan hizmet sektöründ  yaklaşık 28 milyon kişi çalışmaktadır. ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Son derece yüksek bir dinamizme sahip olan hizmet sektöründ  yaklaşık 28 milyon kişi çalışmaktadır. 12 milyon kişi özel ve kamu hizmet şirketlerinde çalışırken yaklaşık 10 milyon kişi ticaret, turizm ve taşımacılıkta, altı milyon kişi de finans, kiralama ve şirket hizmetlerinde çalışmaktadır. Bu sektör de yüzde 40’lık payıyla orta ve küçük ölçekli işletmeler tarafından belirlenmektedir. <!--more--></p>
<p>Teknolojideki hızlı ilerleme, özellikle bilişim ve iletişim teknolojileri alanında daha da yoğun hissedilmektedir. Hizmet sektörünün itici gücü haline gelen bu sektörün Almanya’daki cirosu halihazırda 134 milyar Euro’ya ulaşmıştır ve sürekli olarak büyümektedir. Özel ve kamu hizmet şirketleri, 2004 yılında toplam 2003 milyar toplam gayri safi değerin 455 milyar Euro’sunu yarattılar; finans, kiralama ve şirket hizmetleri alanında ise 584 milyar Euro seviyesine gelmiş bulunuyor.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Keşke Samimi Olabilseler!]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2008/05/02/vatikan-papa-sinsi-misyonerlik-diyanet-dergisi/</link>
<pubDate>Fri, 02 May 2008 10:26:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2008/05/02/vatikan-papa-sinsi-misyonerlik-diyanet-dergisi/</guid>
<description><![CDATA[Son zamanlarda, Vatikan, tarihte görülmemiş bir propaganda hamlesiyle Hıristiyanlığı tanıtma, yayma ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="alignnone size-medium wp-image-149 aligncenter" src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2008/05/diyanet_dergisi.jpg?w=225" alt="diyanet dergisi dinler arası diyalog " width="289" height="231" /></p>
<p style="text-align:left;"><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;">Son zamanlarda, Vatikan, tarihte görülmemiş bir propaganda hamlesiyle Hıristiyanlığı tanıtma, yayma gayreti içine girdi. Dozaj çok artırıldığı için diyalog dengesi de bozuldu. Çünkü diyalog eşit şartlarda olursa istenilen fayda sağlanabilir. Bu propagandalardan zarar görmemek için tedbir almak, yapılmak istenileni anlamak zarureti hâsıl oldu. <strong>Diyanet Dergisi</strong>’ndeki bir yazı yapılmak istenileni çok güzel özetlediği için bu yazıyı okuyucularımın istifadesine sunmak istedim:<br />
</span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"> “İnsanlığın kurtuluşu için gönderilmiş olan İslâm Dini, kıyamete kadar sürecektir. <strong>Hak ve son din İslâm</strong> geldiğinde, daha önce gelen ve tahrif edilen diğer dinlerin hükümlerini kaldırmıştır. Çünkü İslâm dini bütün insanlığın yaratılışına uygun temel prensiplere sahiptir. Akılla ve ilmî gerçeklerle çelişmez. Bu dinin Peygamberi Hz. Muhammed de bütün insanlara örnek teşkil edecek bir özellikte yaratılmıştır.<br />
Bu gerçeği göremeyen Roma Katolik Kilisesi, Avrupa’ya tamamen hakim olduktan sonra, önce dünyayı silah gücü ile Hıristiyanlaştırmaya çalıştı. Bu sebeple <strong>Haçlı seferleri </strong>düzenlendi. Haçlı orduları dalgalar halinde Müslüman ülkelerinin üzerine yürüdüler. Yapılan savaşlarla gayelerine erişemeyeceklerini anlayınca, Papa ve Hıristiyan hükümdarlar bu işi barış yolu ile ve tatlılıkla yapmaya karar verdiler. İşte bugünkü Vatikan’ın faaliyetlerinin temeli bu karara dayanır.<br />
</span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"><strong> Tek gaye ve amaçları; Batı emperyalistlerinin emelleri önüne çekilmiş kalın duvar olan İslâmı yıkmak ve Müslümanları ezmek, Müslüman ruhunda İslâm inancını sarsmak ve onları Hıristiyanlaştırmaktır.</strong><br />
</span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"> Bu gayelerine ulaşabilmek için de şu faaliyetlerde bulunuyorlar: İslâm karşıtı fikirleri yaymak. Müslüman çocuklarının sırf maddeci bir terbiyeyle yetiştirilmesini sağlamak ve onlar ile tarihleri arasına perde germek. İslâmı modern hayata ayak uyduramama gibi kusurlarla itham ederek fikrî hücuma geçmek ve modern hayatın mefhumlarını İslâm’dan üstün göstermek suretiyle Müslümanları dinlerinden ayırmaya zorlamak.<br />
</span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"> Bu fikirleri de yıllardan beri; barış, toplumsal ahenk, endüstriyel ilişkilerin insancıllaştırılması, ırkların özgürleştirilmesi, sınıf farklarının giderilmesi ve dinler arası diyalog, hoşgörü gibi evrensel insanî değerleri işliyorlar. Fakat hiç de samimi olmadıkları ortadadır. Keşke Hıristiyanlık, bu projelerinin ardında samimiyet besleseydi! Keşke yakın geçmişte Azerbaycan’da, diğer Türk Cumhuriyetlerinde, Bosna-Hersek’te, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde; günümüzde Kosova’da biçare Müslümanların acil birçok ihtiyacını gidermek karşılığında onların vicdanlarını satın almaya kalkan misyonerlere engel olsaydı!<br />
</span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"> Ülkemizdeki hassas konuları iyi bilmektedirler. Bu hassas konularda fırsatını düşürdükleri anda devreye girmektedirler. Misyonerler Türkiye’de dinî hayatın zayıflamasını fırsat bilip, bu boşluktan azami ölçüde yararlanmaktadırlar.<br />
Her fırsatta soydaşlarımıza din değiştirmek karşılığında mâlî destek sağlayacaklarını vaat etmektedirler. Bunun manası; vicdanların para ile satın alınmaya çalışılması demektir.<br />
</span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"><strong> Tolerans, sevgi, barış ve kardeşlik gibi süslü sloganlarla yola çıkanlar, aynı hoşgörüyü, toleransı; İslâm’a tanımadıktan ve düşmanlıklarından vazgeçmedikten sonra bunlara kim inanır?</strong><br />
</span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"> Sonuç olarak Kur’an-ı kerimin ifadesiyle: </span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"><strong>“Allah katında hak din İslâm’dır.”</strong><br />
</span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"><strong> “Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, bu din asla kabul olunmaz ve o ahirette de büyük zarara uğrayanlardandır.”</strong><br />
</span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"> Her şeyin gerçeğini en iyi bilen Yüce Allah olduğuna göre; O’nun orijinal kelâmı olan Kur’an-ı kerimin mesajına kulak vermekten başka insanlık için kurtuluş çaresi yoktur.<br />
</span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;"> Bunun için; misyonerlik faaliyetleri başta olmak üzere ülkemizi, dinimizi ve milletimizi bölmeye yönelik her türlü yıkıcı faaliyet karşısında dikkatli olmak zorundayız. Bunlara karşı mücadele etmek için öncelikle yeni yetişen nesillerimizi bu cereyanlara karşı sağlam ve doyurucu bilgilerle teçhiz etmek durumundayız. Genç nesillerle beraber bütün ülke insanını millî ve manevî değerlerle donatmalıyız. Bu uyarılara kayıtsız kalındıktan sonra ortaya çıkan manzara karşısında hayıflanmanın faydası olmayacaktır. Her fırsatta gereken tedbirleri almak, bu vatanı bize emanet edenlere karşı bir vefa ve namus borcudur. Bu aynı zamanda her Müslümanın vazifesidir.” </span></p>
<p style="text-align:right;"><em><strong><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;">(Hasan Yıldırım-Diyanet Dergisi, sayı 106)</span></strong></em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Asıl Amaç İslâm’ı Protestanlaştırmak ]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2008/04/18/protestan-islam-felsefi-islam-ebubekir-sifil/</link>
<pubDate>Fri, 18 Apr 2008 13:28:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2008/04/18/protestan-islam-felsefi-islam-ebubekir-sifil/</guid>
<description><![CDATA[Hıristiyanlıktaki Protestanlık benzeri bir anlayışın İslâm inancı içine yerleştirilmeye çalışıldığın]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="alignnone size-medium wp-image-147" src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2008/04/ebubekir_sifil.jpg" alt="Dr. Ebubekir Sifil milli gazete dinler arası diyalog" width="281" height="300" /></p>
<p><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;">Hıristiyanlıktaki Protestanlık benzeri bir anlayışın İslâm inancı içine yerleştirilmeye çalışıldığını söyleyen Dr. Ebubekir Sifil, ESAM’da verdiği konferansta önemli uyarılarda bulundu. Sifil, Hıristiyanların aynı İncil’e inanmasına rağmen Protestanlık mezhebiyle kilise ve papayı devreden çıkararak herkesin İncil’den ne anlıyorsa onu yaşamasının istendiğini anımsatarak “İslâm’ı dönüştürme çabalarının da varmak istediği nokta burasıdır. <strong>Protestan İslâm oluşturmak isteniyor.</strong> Müslümanların bunu iyi görmesi gerekiyor” dedi.</span></p>
<p><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;">Dr. Ebubekir Sifil, İslam’ı dönüştürme çabalarının tehlikeli boyutlara geldiğini belirterek, <strong>&#8220;asıl tehlike ise dışarıda değil içeriden kaynaklanıyor&#8221; </strong>dedi. Kanaat önderlerinin İslam’ı dönüştürme çabalarına nasıl katkıda bulunduklarını çarpıcı örnekleri ile anlatan Sifil, bu çabaların asıl hedefinin ise <strong>Protestan İslam</strong> oluşturmak olduğunun altını çizdi.</span></p>
<p><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;">Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (ESAM) bu haftaki konferansına Dr. Ebubekir Sifil konuşmacı olarak katıldı. <strong>‘İslam’ı Dönüştürme Çabaları’ </strong>konulu konferansta çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Sifil, İslam üzerindeki dönüştürme faaliyetleri incelendiğinde insanlık tarihinde en önemli kırılmanın modern dönemde yaşandığına dikkat çekti. Modernizm, dünyevilik gibi kavramlarla din de dahil her şeyin değişime tabi olduğu yönündeki anlayışın bu kırılmanın en önemli noktasını oluşturduğunu söyleyen Sifil, Müslümanların da bilinçaltında bu değişimin izlerinin görüldüğünü kaydetti. İşin en tehlikeli tarafının da burası olduğunu ifade eden Sifil, <span style="text-decoration:underline;"><strong>&#8220;Sembollerimize karşı yapılan saldırıları hemen red ediyoruz ama bilinçaltımızda bizi biz yapan kodlarımızla oynanmasını ise kabul ediyoruz&#8221;</strong></span> dedi. </span></p>
<p><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;">İnanç değerlerinin kodlarının da <strong>kanaat önderleri vasıtasıyla</strong> oynandığının altını çizen Sifil, &#8220;Dinimize dil uzatanlara hemen refleksimizi ortaya koyarak red ediyoruz ama aynı safta namaz kılanların söylediklerini de ‘esas İslam bu’ diye içselleştiriyoruz&#8221; şeklinde konuştu.  Bu durumun çok tehlikeli boyutlara geldiğini vurgulayan Sifil, &#8220;Din kodlarımızı, çağdaş terminoloji ile çarpıştığı yerde hemen red ediyoruz&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="font-family:verdana;color:#325a78;font-size:small;">Modern değerlerin ön plana çıkarılması, hayatın bu çerçevede değerlendirilmesi anlamına gelen dünyeviliğin Protestanlık mezhebinin bir ürünü olduğunu bunun sac ayaklarının da gelişme-ilerleme-kalkınma gibi kavramlardan oluştuğunu ifade eden Ebubekir Sifil, &#8220;Gelişme-ilerleme-kalkınma kavramlarının arkasında da sömürge, kölelik ve rasyonalite vardır&#8221; dedi. &#8220;Bugün sömürgeleşmeden uzak kalarak gelişen bir tane bile Batı ülkesi yoktur. Hepsinin gelişmesi, ilerlemesi ve kalkınması sömürerek ve köleleştirerek mümkün olmuştur&#8221; dedi.</span></p>
<p style="text-align:right;"><em><span style="font-family:verdana;color:#325a78;">(Milli Gazete 18.04.2008)</span></em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Diyaloğa Evet, İstismara Hayır!]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/05/25/diyaloga-evet-istismara-hayir/</link>
<pubDate>Fri, 25 May 2007 11:25:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/05/25/diyaloga-evet-istismara-hayir/</guid>
<description><![CDATA[Diyalog dinimizin emri&#8230; Hıristiyan, Yahudi; dinli dinsiz herkesle diyalog şart. Hele zamanımız]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img src="http://diyalogcu.files.wordpress.com/2007/05/hall5.jpg?w=324&#038;h=275" alt="Dinler Arası Diyalog" height="275" width="324" /></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><br />
Diyalog dinimizin emri&#8230; Hıristiyan, Yahudi; dinli dinsiz herkesle diyalog şart. Hele zamanımızda bu daha da önem kazandı. Çünkü, dünya küçüldü, insanlar birbiri ile iç içe yaşamak zorunda. İnancı ne olursa olsun, her insanın huzur ve emniyet içinde yaşaması tabii hakkı. Bu da ancak, diyalogla, hoşgörü ile, karşılıklı saygı ile olur.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Hal böyle olunca, Müslümanın diyaloğa, hoşgörüye karşı çıkması mümkün değil. Zaten bu diyalog İslam dünyasında asırlardır, en güzel şekilde yaşanmış. Bizzat Peygamber efendimiz Hıristiyanlarla, Yahudilerle diyalog kurmuş. Onlara iyi davranmış, ibadetlerine mani olmadığı gibi , ibadetlerini rahat yapabilmeleri için kolaylıklar sağlamış. Onlarla alış veriş yapmış, onların yemeğini yemiş, elbiselerini kullanmış&#8230;<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Daha sonraki devirlerde de Müslüman ülkelerde, Müslümanlarla, gayri müslimler hep iç içe yaşamışlar; hatta Müslüman ülkeler gayri müslimlerin sığınak yeri olmuştur.<strong> Bütün Avrupa’nın dışladığı, gemilerde ölüme terk edilen Yahudilere sadece Osmanlının sahip çıkıp, onları İstanbul’a yerleştirdiği herkes tarafından bilinen gerçeklerden sadece biri.</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bütün bilinen bu gerçeklere rağmen, bugün,sanki, farklı din mensubu insanlar arasındaki diyalog kopmuş, dinler savaşı yaşanıyormuş gibi, Vatikan’ın diyalogla yatıp, diyalogla kalkması Müslümanları haklı olarak endişelendirdi. Acaba, altından nasıl bir çapanoğlu çıkacak diye merak edildi.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Sonunda bulutlar dağıldı; <strong>Vatikan’ın gerçek niyeti diyalog değil, bunu istismar ederek, Hıristiyanlığın propagadasını yapmak olduğu ortaya çıktı</strong>. <strong>Papa 2. Jean Paul</strong>, Sen Pietro Kilisesinde, (25.6.2000) düzenlenen ayinde, <strong>‘’Kilise ile diğer dinler arasındaki diyaloga evet. Ama aynı zamanda tek kurtarıcının İsa olduğunu ilan etmek gerekiyor’’</strong> diyerek, gerçek maksadını açıkca ortaya koydu. Böylece <strong>“Din mensupları arasındaki diyaloğa evet. Ama, istismara hayır!” </strong>sözümüz bir kere daha haklılık kazanmış oldu.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Artık kabak tadı vermeye başladı bu propagandalar. Basının alay konusu oldu; şov yapmakla suçlandı Vatikan. Kendi din mensupları bile rahatsız oldu; Vatikan’ın bu istismar kokan, açıklamalarından, uydurulan efsanelerden, sırlardan(!) sıkılmaya başladı. Günlerdir beklenen Vatikan’ın canlı yayındaki açıklamasını, yerli – yabancı bütün basın <strong>“sırlar fos çıktı”</strong> yorumu ile verdi. İtalyan halkından gelen olumsuz tepkileri gören Vatikan geri adım atarak Papa’nın tam tersine, <strong>“Fatima olayının dini bir tarafı yok, mucizevi bir olay değil” </strong>açıklaması ile halkın tepkisini azaltmaya çalıştı.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Zaten tarih boyunca, Vatikan hiçbir zaman tavrını net bildirmedi. Sözü ile özü bir olmadı. Gerçek niyetleri hep saklı kaldı. Başarırlar veya başaramazlar, ama bu defa gerçek niyetlerinin; <strong><u>dinlerarası diyalog, hoşgörü adı altında, dinleri birleştirmek, sonra da bütün dünyayı Hıristiyanlaştırmak olduğu ortaya çıktı artık.</u></strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> İşin başka bir yönü de, bütün bunları Vatikan’ın kendiliğinden yapmadığıdır.<strong> Arkasında, Batı devletleri</strong>nin olduğudur. Batı, özellikle <strong>İngilizler</strong>, asırlardır Osmanlı ile uğraştı. Daha o zamanlar Türkleri, elde ettikleri bazı paşalar vasıtasıyla Hıristiyanlaştırmak istediler, fakat tutmadı. Tutmayınca, Osmanlıyı yıktılar, bu yetmedi, bu defa da İslamiyeti hedef aldılar.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong>Batılı ülkeler biliyorlar ki, bugün de, Türkiye, Avrupa için çetin cevizdir. Bunun için Avrupa Birliği, bu halimizle bizi aralarında görmek istemiyor. Dışarıda bırakmaktan da korkuyorlar çünkü o da ayrı bir tehlike onlar için.</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bunun için Hıristiyanlaştıramadıkları takdirde ne yapılacağına dair alternatif planlar üretiyorlar: <font color="#600000" face="verdana " size="2"><strong>Gerçek İslam onlar için her zaman tehlike demektir. İslamiyeti yakından tanıyan Hıristiyan alemi Müslüman olabilir. Avrupa’nın dengesi değişebilir. Bu tehlikeden ancak, şimdiki Hıristiyanlık gibi, gerçeği ile ilgisi olmayan, sadece ismi İslam olan bir din geliştirerek kurtulabileceklerine inanıyorlar.</strong> </font></font></p>
<p><font color="#600000" face="verdana " size="2"><strong>Planlanan bu dinde, İslamın temel inançları ile amellerinin esası olan fıkıh olmayacak; alimler, mezhepler devre dışı kalacak. Dünya işleri ile ilgisi kesilecek; haramı, helalı olmayacak, tamamen ruhanî olacak. Kısacası, namazsız, oruçsuz, zekatsız&#8230; felsefi konularla donatılmış bir din olacak.</strong><br />
</font></p>
<p><strong><font color="#600000" face="verdana " size="2"> Bunun için de, dinin muhatabı, tatbikçisi Peygamberimiz, devre dışı bırakılacak; hadîs-i şerifler, <em>“uydurma, aslı yok”</em> ithamı ile dinin kaynağı olarak kullanılmayacak. Kur’an-ı kerime de tespit edilen esaslar doğrultusunda mana verilecek. Bazı âyetler zamana uymuyor diye devre dışı bırakılacak. Böylece, İslâmiyet bir hümanizma, bir ahlâk sistemi haline getirilecek. Batı’nın planı, hesabı bu&#8230;</font></strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dinlerarası Diyalog, Vatikan’ın Tuzağı]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/05/24/dinlerarasi-diyalog-vatikan%e2%80%99in-tuzagi/</link>
<pubDate>Thu, 24 May 2007 16:41:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/05/24/dinlerarasi-diyalog-vatikan%e2%80%99in-tuzagi/</guid>
<description><![CDATA[Dinlerarası diyalog ve misyonerlik araştırmalarıyla bilinen Ondokuz Mayıs Üniversitesi Dinler Tarihi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img src="http://diyalogcu.files.wordpress.com/2007/05/mahmutaydin.jpg?w=310&#038;h=270" alt="Doç. Dr. Mahmut Aydın ve Dinler Arası Diyalog" height="270" width="310" /></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong> Dinlerarası diyalog ve misyonerlik</strong> araştırmalarıyla bilinen Ondokuz Mayıs Üniversitesi Dinler Tarihi Öğretim Üyesi <strong>Doç. Dr. Mahmut Aydın</strong>, dinlerarası diyalog oyununa karşı Müslümanlar&#8217;ın uyanık olmasını isteyerek, <strong>&#8220;Dinlerarası diyaloğu ortaya çıkaran 2. Vatikan Konsili belgesinde İslâmiyet&#8217;e yer verilmiyor. Dinlerarası diyaloğun bizimle bir ilgisi yok&#8221;</strong> dedi.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong>Doç. Dr. Mahmut Aydın</strong>, Hıristiyanlar&#8217;ın, özellikle Katolik ve Protestanların 19. yüzyılda bütün dünyanın Hıristiyanlaşacağına inandığını, 19. yüzyıl bittiğinde hiç de öyle bir hedefe ulaşamadıklarını söyledi. Aydın, bunu gören Katolik Kilisesi&#8217;nin kendisine <em>&#8220;Biz nerede yanlış yaptık? Ekonomik güce rağmen neden Hıristiyanlığı yaygınlaştıramadık?&#8221; </em>sorularını sorduğunu ve bu soruların ardından dinlerarası diyaloğun doğduğunu kaydetti.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">1962-1965 yılları arasında <strong>2. Vatikan Konsili</strong>&#8216;nin düzenlendiğini, bu konsilden <strong>Müslümanlar ile ilgili olumlu bir karar çıkarma düşüncesi bulunmadığını</strong> ifade eden Aydın, <em>&#8220;Bu konsili toplayan Kardinal Bea, Yahudiler ile ilgili olumlu bir rapor hazırlanmasını istedi. Hazreti İsa&#8217;yı öldürmekten sorumlu tuttukları ve Nazi soykırımı da dahil eziyet yaptıkları Yahudiler ile aralarında iyi ilişkiler kurma düşüncesi doğdu&#8221;</em> diye konuştu.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Hazırlanan rapor alt komisyona gönderildiğinde, İslâm ülkelerinden katılan kardinallerin buna itiraz ettiğini ve bu belgenin kabulünün İsrail&#8217;in tanınması anlamında olduğunu belbirterek, bu rapor yüzünden İslâm ülkelerinde faaliyetlerini sürdüremeyeceklerini söylediğini açıklayan Aydın, şu bilgileri verdi: &#8220;Bunun üzerine rapora Müslümanlar ile ilgili bir paragraf ekleniyor. Yalnız bu paragraf İslâmiyet ile değil Müslümanlar ile ilgili.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong>Raporda İslâm kelimesine hiç yer verilmiyor. Ama maalesef Türkiye&#8217;de diyalogla ilgili yazanlar,<em> &#8216;İslâm ile ilgili şöyle şöyle denildi&#8217;</em> diyo</strong></font><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong>r. Hayır, böyle bir şey yok. </strong></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Raporda; &#8216;Müslümanlar iyi insanlar olabilir. Müslümanlar içerisinde ahlaklı, namuslu, dürüst insanlar olabilir. O insanlar kurtuluşa erecekler. Ama onların kurtuluşa ulaşması da sahip oldukları dinden olmayacak. Onların içindeki İsa Mesih aşkından dolayı olacak&#8217; deniyor. Yani beni Müslüman birey olarak ele alıyor. İyi eylemlerimin İsa&#8217;dan dolayı olduğunu kaydediyor. Bunların İslâm ahlakından kaynaklandığını söylemiyor. <strong>Yani son ve hak din olan İslâm&#8217;ı reddediyor.</strong> </font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong>Dinlerarası diyalog</strong>, Dünya Kiliseler Birliği ve Katolik Kilisesi&#8217;nin yürüttüğü faaliyetler zinciridir ve kiliselerin diyaloğudur. <strong>Bu faaliyetlerin amacı misyonerlik.</strong> Hıristiyanlığın daha iyi tanınıp bilinmesini sağlamaktır. Hıristiyanlık tanınıp bilinemiyorsa, en azından Hıristiyanlığa sempatiyle bakılması amaçlanmaktadır. Amaç budur. Bunun bizimle ilgisi yok.&#8221;</font></p>
<p align="right"><font color="#325a78" face="verdana " size="1">(Vakit, haber7.com 27 Mart 2006)</font></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Vatikan’ın Nihai Hedefi]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/05/23/vatikan%e2%80%99in-nihai-hedefi/</link>
<pubDate>Wed, 23 May 2007 10:48:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/05/23/vatikan%e2%80%99in-nihai-hedefi/</guid>
<description><![CDATA[Papalık, asırlardır; Müslümanlara, Yahudilere, hatta kendi dinlerinden olup da, farklı mezhepte olan]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img src="http://diyalogcu.files.wordpress.com/2007/05/papaagca.jpg?w=302&#038;h=260" alt="II.John Paul ve Mehmet Ali Ağca" height="260" width="302" /></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Papalık, asırlardır; Müslümanlara, Yahudilere, hatta kendi dinlerinden olup da, farklı mezhepte olanlara kan kusturdu. Milyonlarca insanın kanına girdi. Son yıllarda Kilise arşivi üzerinde yapılan araştırmada <strong>Kilise&#8217;nin Ortaçağ&#8217;da din adına, yakarak ya da işkence ederek öldürdüğü insan sayısının 5 milyon civarında olduğu tespit edildi.</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Şimdi yeni bir devir başlattı kilise. Bugüne kadar, hep günahkar Hıristiyanlar Kilise&#8217;ye gidip günah çıkartıyorlardı, şimdi de Kilise, Hıristiyanlara dönüp günah çıkartıyor. Papa II. Paul, Vatikan&#8217;daki pazar ayinlerinde Kilise&#8217;nin geçmişte insanlığa karşı işlediği günahları affetmesi için dua ediyor ve insanlıktan da af diliyor.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bu yeni devirde, her fırsattan istifade ederek, kendisini öldürmeye kasteden teröristi bile affederek ne kadar insancıl, hoşgörü sahibi olduklarını göstermeye çalışıyorlar. Geçmişteki vahşetlerini unutturmak istiyorlar. <strong>Samimi olmadıkları da her hallerinden belli. Fakat insanlar bunu göremiyor.</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> İşte, bu <strong>Fatima ve Ağca olayı</strong> kaçırılmaz güzel bir fırsattı bunlar için. Bu şekilde bütün dünya basını kendilerinden bahsedecekti. Bundan daha iyi reklam olur mu? <u>Vatikan, Ağca suikastinin ta 83 yıl öncesinden bilindiği masalını uydurarak, Hıristiyanlığın gelecekten haber veren, gerçek bir din olduğu imajını verdi. Bu da itibarına itibar kattı.</u><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> 1999 yılı Mart ayında Vatikan, İtalyan hükümetine resmi bir mektup yazarak Ağca&#8217;nın affını istedi. Geçtiğimiz ay da Papa 2. Jean Paul, Portekiz&#8217;in Fatima bölgesine giderek, yapılan bir ayinden sonra kendisini izleyen milyonlarca Hıristiyan&#8217;a üçüncü sırrın <strong><em>&#8220;Ağca suikastı&#8221;</em></strong> olduğunu açıkladı. Bu da İtalyan hükümetinin üzerindeki baskıyı daha da artırdı. Ve halk desteğini aldı. Kimse de çıkıp, bu baskılar Laikliğe aykırı demedi, daha doğrusu diyemedi. Çünkü,<strong> Batı’da Kilise akıl almaz derecede bir güçtür. Hiçbir devlet, hiçbir politikacı buna karşı duramaz.</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Papa, son bir manevra daha yaparak gizli kalması gereken vasiyetini basına sızdırdı. Bu, Ağca&#8217;nın serbest kalmasında önemli bir rol oynadı. Vatikan&#8217;a yakın kaynaklarca bilinen Papa 2. Jean Paul&#8217;ün vasiyeti, İtalyan medyasına sızdırıldı. Buna göre 80 yaşındaki Katolik dünyasının en büyük ruhani lideri olan Papa, Ağca&#8217;nın serbest bırakılması için Laik İtalyan hükümetine her koldan baskı yapmakla kalmadı. Aynı zamanda, öldüğü gün açılmak üzere hazırlattığı vasiyetine de Ağca ile ilgili bir madde koydurttu. Papa&#8217;nın kardinallerince vasiyetnamede Ağca ile ilgili olarak İtalyan devletine şöyle çağrı yapılıyor:<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><em> &#8220;Ben öldükten sonra Vatikan hükümeti, Mehmet Ali Ağca&#8217;nın serbest bırakılarak ülkesine dönmesinin sağlanması için elinden geleni yapsın. Hayattayken bunu görürsem daha da mutlu olacağım&#8230;&#8221;</em><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> İşin başka bir yönü de, her vesile ile gündemde kalıp, gizli faaliyetlerinin ortaya çıkmaması. Çünkü, <strong>bütün karanlık, kirli işler Kiliseler tarafından idare edilmektedir.</strong> Bunun için Araştırmacı-yazar <strong>Suat Parlar</strong>,<em> <strong>&#8220;Ağca, Vatikan&#8217;ın kirli ilişkilerini koruduğu için Vatikan&#8217;a heykeli dikilmelidir&#8221;</strong></em> diyor.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bu maksatla, bizzat Vatikan tarafından bir <strong>Ağca efsanesi</strong> ortaya atıldı. Bu kirli mitosun ardında saklananlar ise ortaya çıkmıyor. Vatikan, Papa suikastını bizzat kendisi örttü. Her kurumun kirliliği araştırılıyor. Ama nedense Vatikan&#8217;la ilgili bir dosya açılmıyor.<br />
Çünkü kimse buna cesaret edemiyor. Vatikan&#8217;ın bir uyuşturucu ve kara para aklama merkezi olduğu da bir gerçek&#8230;<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Suikastla ilgili bir iddia da, Papa 2. Jean Paul’un ”Hizaya getirtilmesi” için gerçekleştirildiği yolundaydı. 2.Jean Paul, sadece 33 gün görev yapan ve kuşkulu bir biçimde ölen, 1. Jean Paul’ün ardından makama gelmişti. Vatikan, <strong>Opus Dei Örgütü</strong>’yle iyi geçinmeyen 1. Jeal Paul’ün cesedine otopsi izni bile vermemişti.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Örgüt, <strong>“Kutsal Mafya”</strong> olarak da adlandırılıyordu. Papa 2. Jean Paul’ün de <strong>Opus Dei ve İsrail</strong>’i rahatsız eden tavırları artmaya başlayınca, Ağca Suikastı ortaya çıktı. Ardından Papa’nın ilginç açıklamaları başladı. <em><strong>“Pekçok halk acı çekti. Ama Yahudi halkı özel bir halktır. Yahudiler tanrının en sevdiği kullardır.”</strong></em> Açıklamalar yapmakla da kalmadı. Tarihte ilk defa bir papa kalkıp, İsrail’e resmi bir ziyarette de bulundu.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Netice olarak şunu söyleyebiliriz; <strong><font color="#600000" face="verdana " size="2">Vatikan’nın esas maksadı, bütün fırsatları en iyi şekilde değerlendirerek, Batı devletleri tarafından 150- 200 yıldır, siyasi, e</font></strong></font><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong><font color="#600000" face="verdana " size="2">konomik, sosyal baskılarla, sindirilen, mücadele azmi kırılan; bunun neticesinde bilhassa Ortaasya ve diğer İslam ülkelerinde meydana gelen inanç boşluğunu doldurmak. Bütün dünyada Hırıstiyan hakimiyetini sağlamak&#8230; Vatikan’ın nihai hedefi bu&#8230;</font></strong></font></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ilımlı Müslümanlar için Yol Haritası!..]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/04/10/ilimli-muslumanlar-icin-yol-haritasi/</link>
<pubDate>Tue, 10 Apr 2007 14:27:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/04/10/ilimli-muslumanlar-icin-yol-haritasi/</guid>
<description><![CDATA[&nbsp; Savaşların, işgallerin, saldırı tehditlerinin dışında Müslüman dünyayı dönüştürme stratejisi ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img src="http://diyalogcu.files.wordpress.com/2007/04/abant-misyonu.jpg?w=358&#038;h=324" alt="Abant Misyonu" height="324" width="358" /></p>
<p align="center">&#160;</p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Savaşların, işgallerin, saldırı tehditlerinin dışında Müslüman dünyayı dönüştürme stratejisi üzerine yürütülen çalışmaları nedense hep gözardı ederiz. Özgürlük, demokrasi ve refah sloganlarıyla örtülen, terör, aşırılık ve otoriter rejimleri hedefler olarak gösteren bu çalışmaların güvenlik stratejileri ve yeni sömürgecilik dalgasıyla bağlantısından ise hiç söz etmeyiz. Bir yandan otoriter rejimler desteklenip demokrasi girişimleri sabote edilirken nasıl olur da aynı sloganlarda derin ve uzun vadeli dönüştürme stratejileri uygulanır, ne amaçlanır, bölgesel istila girişimleriyle bu çalışmalar arasında ne tür bağlantılar vardır, Türkiye&#8217;de nedense kimse merak etmez.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong>Ilımlı İslam</strong> tezleri işlenirken bu paketin dışındaki herkesin nasıl olup da terör safına itildiğini kimse sorgulamaz. Bütün bunların <strong>“medeniyet içi çatışma” </strong>tezinin unsurları olup olmadığı, demokrasi paketlerinin neden güvenlik eksenli olduğunu da..</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong>11 Eylül</strong> sonrasının toz dumanı arasında, bu büyük dönüşüm sürecini dikkatle izleyip buradan yansıtmaya çalıştım. 2003 yılında hazırlanan<em> “Civil Democratic Islam: Partners, Resources and Strategies” </em>başlıklı çalışma, içeriği itibariyle <strong>Müslüman coğrafyada derin bir bölünmeyi, yırtılmayı hatta iç savaşı amaçlıyordu.</strong> </font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Etnik çatışmalara, mezhep savaşlarına yol açacak plan, ne yazık ki, Müslüman entelektüeller, akademisyenler, kanaat önderleri, İslami cemaatler ve sivil toplum örgütleri üzerine temellendirildi. Bir köklü devrim harekatı olarak tanımlandı. Bir yıl sonra <strong><a href="http://www.rand.org/publications/RB/RB151/RAND_RB151.pdf" target="_blank"><u>“U.S. Strategy in the Muslim World After 9/11”</u></a></strong> başlıklı yeni bir çalışma yayınlandı. 567 sayfalık çalışma, bir öncekinin devamıydı ve açık cepheleri, yaşadığımız coğrafyada oluşturulacak kamplaşmaları içeriyordu.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Her iki çalışmada Müslümanlar şu kategorilere ayrılıyor:</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><u><strong>Şii-Sünni bölünmesi:</strong></u> Müslümanların büyük çoğunluğunun Sünni olduğu, Şiilerin dünya Müslümanlarının yüzde 15&#8242;ini teşkil ettiği belirtildikten sonra ABD&#8217;ye <strong>Şiilerle işbirliğine gitme</strong> önerisi yapılıyor.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><u><strong>Arap-Arap olmayan bölünmesi:</strong></u> İslam dünyası Arap ve Arap olmayan olarak ikiye bölünüyor. İslam&#8217;ın ağırlık merkezi <strong>Arap olmayan ülkelere kaydırılması</strong> ve ABD&#8217;nin, bu bölgelere yönelmesi isteniyor.</font></p>
<p><font color="#600000" face="verdana " size="2"><u><strong>Ilımlı Müslümanlar Enternasyonali:</strong></u><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong> Liberal ve ılımlı Müslümanlar</strong> arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi amacıyla bir “Uluslararası Mekanizma”, olarak “Ilımlı Müslümanlar Enternasyonali” oluşturulması isteniyor.</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><u><strong>Radikal birlikteliklerin dağıtılması:</strong></u> Bu çevrelerin birbiriyle bağlantılarının zayıflatılıp yok edilmesi, destek bağlantılarının kesilmesi, zayıflatılıp <strong>ılımlıları öne çıkarmak</strong> için kritik bölgelerde merkezler açılması isteniyor.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong><u>Medrese ve cami reformu:</u></strong> Dini eğitim veren yerlerin denetimi için “Yüksek Eğitim Akreditasyon Merkezleri”nin kurulması, cami ve medrese reformunun <strong>hükümetler ve ılımlı gruplar üzerinden yürütülmesi</strong> isteniyor.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong><u>“Sivil İslam”ın desteklenmesi:</u></strong> Ilımlılığı ve modernliği savunan Müslüman STK&#8217;lar, Müslüman dünyaya yönelik ABD politikalarının temel bileşenidir. Dolayısıyla <strong>sekuler ve ılımlı çevrelerin güçlendirilmesi, diğerlerinin para kaynaklarının kesilmesi</strong> gerekiyor.</font></p>
<p><font color="#600000" face="verdana " size="2"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong><u>Kültürel istihbarat:</u></strong> ABD, Müslüman ülkelerde bugüne kadar yürüttüğü istihbarat, psikolojik operasyonlar ve sivil çalışmaların yanı sıra bölge ve<strong> dil uzmanları üzerinden kültürel istihbarat</strong> alanında da çalışmalarını yoğunlaştırmalı.</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Medeniyet içi çatışmanın izlerini taşıyan bu çalışmalardan sonra bu yıl Mart ayında 217 sayfalık bir açık savaş stratejisi daha geliştirildi. Öncekilerin devamı. Soğuk Savaş dönemini örnek alarak Müslümanların nasıl altedileceği, nasıl birbiriyle savaştırılacağı zikrediliyor.<em><strong> </strong></em></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><em><strong>“Building Moderate Muslim Network” (Ilımlı Müslümanlar Ağı Oluşturmak) </strong></em>başlıklı rapor, “İslam tehdidi”nin Batı için yine Müslümanlar tarafından yok edilmesini amaçlıyor. Yani yukarıdaki kategorilere göre bir iç çatışma senaryosu. Kendi ifadesiyle bir Yol Haritası. Aynı kurumlar, aynı kişiler tarafından, aynı hedefler için…</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Bu çalışmanın ABD güvenliği ve çıkarları için ne anlam ifade ettiğini de içeren ve <strong>Müslümanlara karşı “Soğuk Savaş”</strong> ilan eden raporda <strong>Ilımlılar İttifakı</strong> için ne yapılması gerektiği, kimlerle işbirliği yapılacağı sıralanıyor. 2005 yılında yazdığım <em>“Ilımlı Müslümanlar Enternasyoneli”</em> için bakın kimlerle işbirliği yapılacak?</font><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">1- Liberal ve laik bilim adamları ve aydınlar.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> 2- Genç <strong>ılımlı </strong>akademisyenler.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> 3- <strong><font color="#600000" face="verdana " size="2">Kanaat önderleri.</font></strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> 4- Kadın hareketi öncüleri.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> 5- <strong>Ilımlı </strong>gazeteciler ve yazarlar.</font></p>
<p><strong><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><u>Neler yapılacak?</u></font></strong></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">1- İşbirliği yapılacak isimler, gruplar, kuruluşlar, STK&#8217;ların eğitilmesi.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> 2- Medyanın bu faaliyetlerin duyurulmasında etkin olarak kullanımı.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> 3- Bu çevreler için siyasi ajanda oluşturulması. Oluşturulacak çekirdek kadro üzerinden, Kurtuba gibi,<strong> İslam&#8217;ın sembol şehirlerinde, toplantılar düzenlemek. Washington gibi merkezlerde toplantılar düzenlemek, ılımlı Müslümanları eğitmek,</strong> ziyaretler planlamak…</font></p>
<p><strong><font color="#600000" face="verdana " size="2">Silahlar ve fikirler savaşı birbirini tamamlıyor.</font></strong></p>
<p align="left">&#160;</p>
<p align="left"> <strong><font color="#325a78" face="verdana " size="2">10 Nisan 2007 Salı<br />
-İbrahim Karagül, Y.Şafak-</font></strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Vatikan Artık Rahat Uyuyor!]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/04/05/vatikan-artik-rahat-uyuyor/</link>
<pubDate>Thu, 05 Apr 2007 11:18:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/04/05/vatikan-artik-rahat-uyuyor/</guid>
<description><![CDATA[Tarih boyunca hep öyle olmuş; hakim kültür, hakim güç, diğerlerini kendi potasında eritmeye çalışmış]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img src="http://diyalogcu.files.wordpress.com/2007/04/vatikan.jpg?w=408&#038;h=481" alt="Vatikan" height="481" width="408" /></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Tarih boyunca hep öyle olmuş; hakim kültür, hakim güç, diğerlerini kendi potasında eritmeye çalışmıştır. Bu tehlikeyi gören, bilen, tedbirini alan kendini koruyabilmiş, en azından bozulmaktan, yok olmak kurtulmuştur.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bugün de yapılan budur. Batı,kültürünü bütün dünyaya enjekte etmekte, kendi örf ve adetini, yaşayışını, dinini hakim kılmaya çalışmaktadır. Batı görünüşte, biz laikiz, Hıristiyan dininin etkisi altında değiliz dese de, her insan kendi dinin yayılmasını, dindaşlarının çoğalmasını ister, bu insanın tabiatında vardır.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Son zamanlarda iyice ortaya çıkmaya, açıkca ifade edilmeye başlandı. Batı, teknolojisi ile beraber mensubu olduğu Hıristiyan dinini el altından empoze etmektedir. Misyoner teşkilatının yoğun faaliyetleri, <strong>Hıristiyan Moon tarikatı</strong>nın<strong> ”Dinlerarası diyalog” </strong>adı altında, lüks otellerde toplantılar düzenlemesi ve kendilerine üye olan veya yakınlık duyan entelleri,<strong> aydın din din adamlarını (!)</strong> yurt dışında lüks ortamlarda ağırlamaları, potada eritme çalışmalarının bir parçasıdır.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bu faaliyetler, Osmanlının zayıfladığı son dönemlerde başlamıştı. İngilizlerin rehberliğinde başlayan bu çalışmaların geçmişte olduğu gibi hezimete uğramaması için çok ince planlar yapıldı. <strong>İslamiyete orijinal haliyle kaldığı müddetçe zarar veremeyeceklerini iyi anladıkları için onu içeriden çökertmeye karar verdiler.</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bunun için<strong> İslam adı taşıyan sapık fırkalar</strong>a el altından destek verdiler. Ehli sünneti bozmak, parçalamak için de, kademeli plan hazırladılar. İslam ülkelerindeki maşaları vasıtasıyla birinci safhada, alimleri, evliyaları kötüleyerek halkın nezdinde itibarlarını kaybettirdiler. İkinci safhada, İslâm dininin ana kaynaklarından biri olan ictihadı ve mezhep imamlarını hedef seçtiler. Bunu yaparken de çok sinsice hareket ettiler. <em>“Bu büyük imamların büyük hizmeti olmuştur fakat, bugün de ictihad yapacak kimseler vardır, onlar da ictihad yapmalıdır, ictihad kapısı artık aralanmalıdır” </em>dediler.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Daha sonra gelenler, kapı aralığını kafi görmeyip, kapıyı sonuna kadar açtılar. Daha sonrakiler ise kapıyı tamamen söküp bir tarafa fırlattılar. Mezhepleri inkar ettiler. Böylece dinimizde Kur’an-ı kerimden sonra gelen kaynak olan Hadis-i şeriflerin kapısına dayandılar.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Yine aynı taktikle önceleri, Hadis-i şerifler olmadan, Peygamberin rehberliği olmadan din öğrenilemez, Peygambersiz din olmaz dediler. İşi bu noktaya getirdikten yani, alimleri, mezhepleri yok ettikten bir müddet sonra da, <strong>hadisleri tartışmaya açtılar.</strong> Tartışmaya açmalarının sebebi, bir müddet sonra hadisleri yani Hazret-i Peygamberi ve tatbikatını da ortadan kaldırmaktı.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">İşte bugün gelinen nokta budur. Bugün artık rahat bir şekilde,<em> “Bir Müslüman için, <strong>Kur’an-ı kerim kafi</strong>dir. Herhangi bir kimse, Kur’an-ı kerim mealini alıp, okuyarak öğrendikleri ile, anladıkları ile dinini yaşayabilir. Anladığı doğru veya yanlış ne olursa olsun, yaptıklarından ahirette hesaba çekilmez, azaba düçar olmaz, ayrıca<strong> Peygamberin açıklamalarına da ihtiyaç yok</strong>tur. Peygamberin açıklamalarına ihtiyaç vardır diyen dinden çıkar. Çünkü, Peygamberin görevi, Kur’an-ı kerimi getirmekle bitmiştir.“ </em>diyebiliyorlar.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Maalesef bu düşünce bütün ilahiyat fakültelerinde hakim görüştür. Geçenlerde birkaç ilahiyat talebesi ziyaretime geldi. Anlattıkları tüyler ürperticidir:<em> “Kırkbeş kişilik sınıfta, ehli sünneti, âlimleri, mezhepleri savunan 3-5 kişi kaldık. Hocalar her fırsatta bizi aşağılıyorlar, çağ dışı kalmakla suçluyorlar. İmam-ı a’zamla, diğer eski âlimlerle, fetvaları ile alay ediyorlar. Ondört asırlık birikimi bir çırpıda reddediyorlar. Her fırsatta bunları kötülüyorlar. Hadislere şüphe ile yaklaşıyorlar. Kur’an-ı kerimi de sanki kendilerine inmişcesine, istedikleri gibi yorumluyorlar. Tabii ki, biri başka türlü diğeri başka türlü yorumluyor. Hal böyle olunca da öğrencide dine karşı şüphe, soğukluk meydana geliyor. “</em><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Şimdi sıra Kur’an-ı kerimde. <strong>Şu âyet tarihsel sürecini tamamlamıştır, bu âyet çağımıza uymaz, </strong><em>(bkz.Fethullah Gülen,Küresel Barışa Doğru, s.45)</em><strong> şu ayet sonradan ilavedir gibi sözlerle şüphe uyandırarak, Kur’an-ı kerimi geçersiz, hükmünü tamamlamış bir kitap haline getirmek.</strong><br />
</font></p>
<p><strong><font color="#600000" face="verdana " size="2"> Artık bu son safhadan sonra, Müslümanların Hıristiyan olmasında bir engel kalmamış olacak. Vatikan’ın uykuları kaçmayacak, rahat bir uyku uyuyacak. Ondört asırlık intikamını almış olacak. Vatikan intikamını almış olacak da, bu işlere âlet onların hali ne olacak, nasıl can verecekler, nasıl hasap verecekler?</font></strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hoşgörünün Perde Arkası]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/03/28/hosgorunun-perde-arkasi/</link>
<pubDate>Wed, 28 Mar 2007 08:52:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/03/28/hosgorunun-perde-arkasi/</guid>
<description><![CDATA[Alman Der Spiegel Dergisi&#8216;nde, Fransız düşünür Bernard Henri Levy&#8216;nin bir yazısı yayınla]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p align="center"><img src="http://diyalogcu.files.wordpress.com/2007/03/diyalog_88.jpg?w=391&#038;h=245" alt="Dinler Arası Diyalog Ve Hoşgörünün Perde Arkası" height="245" width="391" /></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Alman<strong>  Der  Spiegel  Dergisi</strong>&#8216;nde, Fransız düşünür  <strong>Bernard  Henri  Levy</strong>&#8216;nin bir yazısı yayınlandı. Levy, bu  yazısında, İslam aydınlanmasında din adamlarına büyük görev düştüğünü belirterek şöyle diyor: <u><em>‘‘Hıristiyan ve Yahudi din adamları yüzyıllarca önce nasıl kendi kutsal kitap ve yazılarını gözden geçirip onunla hesaplaştıysa, şimdi de kendi kutsal kitapları üzerinde çalışma sırası İslam bilginlerinde.’’</em></u></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Şimdi size bu sözü tercüme edeyim: Yahudilik ve Hıristiyanlığın ilahi olma,yani Allah tarafından gönderilen orijinal mesaj özelliği yok edildi.Şimdi sıra İslamiyette.<strong>İslamiyetin orijinalliğini bozmak, ilahi özelliğini yok etmek şart</strong>,diyor. İşte, Papa’nın, Hıristiyan aleminin,<strong> hoşgörü, diyalog,</strong> sevgi, saygı  vs.  kampanyaları başlatmasının perde arkasındaki gerçek sebebi bu.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Bunu yapabilmeleri için de,İslamiyetin dinamizmini yıkmaları, <strong>dinde reform</strong>, değişiklik yaptırmaları gerekiyor.Onların ifadeleri ile, İslamiyetin yumuşatılması,<strong>“light”</strong> leştirilmesi lazım.Bu, “Barış” adı altında yeni bir<strong> “Haçlı seferi” </strong>başlatılması demektir.Zaten tarih boyunca,Vatikan hiçbir zaman tavrını net bildirmedi.Sözü ile özü bir olmadı.Gerçek niyetleri hep saklı kaldı.Başarırlar veya başaramazlar,ama bu defa gerçek niyetlerinin;dinlerarası diyalog,hoşgörü adı altında,<strong> dinleri birleştirmek</strong>,sonra da <strong>bütün dünyayı Hıristiyanlaştırmak </strong>olduğu ortaya çıktı artık.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Çünkü, bütün baskılara, zorlamalara rağmen hâlâ İslam, sadece İslam dünyasında değil tüm küresel bazda yegane adres ve cazibe merkezi. Bu Batı’yı korkutuyor. Çünkü, Hıristiyanlık diye bir din kalmadı. Çünkü Avrupalılar, Hıristiyanlığı işlerine nasıl geliyorsa öylece değiştirme yoluna giderek, yani dini kendilerine, çıkarlarına ve keyiflerine uydurarak,<strong>Hıristiyanlık din olmaktan çıktı.</strong>Öte yandan Hinduizm, Budizm ve Şintozim gibi Doğu dinleri, bu dünyaya söyleyebilecekleri bir şeyleri olan dinler olmaktan çok çok uzaklar: Fosilleşmiş, sadece birer aksesuar veya terapi işlevi görebilecek durumda bu dinler.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Şu an dünyada onca baskıya, sindirmeye ve zulme rağmen dinamizmini, canlılığını ve hayatiyetini sürdüren ve insanlığa umut ve ufuk verebilecek olan <strong>tek din İslam dini</strong>dir. Batılılar bu gerçeği gördüler ve o yüzden,<strong>komünizmden sonra, İslamı hedef seçtiler.</strong></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bunun için şu iki şeyi yapmayı planlıyorlar:Birincisi,ne yapıp edip <strong>İslamı terörle, özdeşleştirerek mahkum etmek. </strong>Müslümanları <strong>terörist</strong>,zararlı kimseler olarak göstermek.İkincisi de, İslamın içini boşaltarak sadece <strong>ferdi bir inanç meselesi haline getirerek dünyaya,hayata ilişkin entelektüel, siyasi,ekonomik,kültürel taleplerini iptal etmeye çalışmak.</strong></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bunu sağlamak için de,<strong>İngiliz Sömürge Bakanlığı</strong> Hıristiyan misyonerlerine üç asır önce şu gizli talimatı verdi:<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong> 1- </strong>İslâm alimleri, toplum nezdinde<strong> küçük düşürülerek</strong> saf dışı edilmelidir.<br />
</font><br />
<font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong> 2- </strong>Peygamberin dinden maksadı sadece İslâm dini değildir.<strong>Hıristiyanların ve Yahudilerin dinleri de Müslümanlıktır.</strong>Çünkü kaynakları birdir. Bu konu ısrarla vurgulanmalıdır.<br />
</font><br />
<font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong> 3-</strong> Müslümanlar ibadetlerden alıkonulmalıdır.<strong>“Allah’ın ibadete ihtiyacı olmadığı” </strong>gibi gerçekler her an onlara telkin edilmelidir. Böylece ibadetten soğumaları sağlanmalıdır.<br />
</font><br />
<font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong> 4-</strong>Müslümanların <strong>kılık kıyafetiyle, yaşayışıyla, yazı, karikatür ve fıkralarla alay edilmeli.</strong><br />
</font><br />
<font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong> 5-</strong> Müslümanların ellerinde <strong>gerçek Kur’an’ın olmadığı</strong>&#8230;<strong> Hadislerin uydurma olduğu </strong>söylenmeli&#8230; Ve onlar Kur’an ve Sünnet hakkında şüpheye düşürülmelidir.<br />
</font><br />
<font color="#325a78" face="verdana " size="2">Özetlemek gerekirse, Hıristiyan aleminin hedefi, dinin temeli olan iman esaslarını bildiren kelâm ve fıkhı ilmini yok edip,<font color="#600000" face="verdana " size="2"><strong>İslamiyeti emir ve yasakları olmayan bir hümanizma, bir felsefi ahlâk sistemi haline getirmek&#8230;</strong></font></font></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Adım adım hedefe...]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/03/18/adim-adim-hedefe/</link>
<pubDate>Sun, 18 Mar 2007 18:56:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/03/18/adim-adim-hedefe/</guid>
<description><![CDATA[Dinlerarası diyalog adım adım hedefine ulaşıyor. Diyalogcuların gönlü rahat olsun! Müslümanların, no]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img src="http://diyalogcu.files.wordpress.com/2007/03/diyalog-elli00001.jpg?w=305&#038;h=317" alt="dinler arası diyalog tuzağı" height="317" width="305" /></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><br />
Dinlerarası diyalog adım adım hedefine ulaşıyor. Diyalogcuların gönlü rahat olsun! Müslümanların, <strong>noel ayinleri</strong>ne katılması, <strong>ortak nikah merasimi</strong> ve Hıristiyan temsilcilerin Ramazanlarda iftar yemeklerinde beraberce dua etmelerinin ardından, şimdi de, <strong>ortak cenaze merasimi </strong>beraberliği başladı.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Geçenlerde biliyorsunuz, <strong>Patrik Selçuk Erenerol</strong> öldü.Toprağı bol olsun. Fakat, cenaze merasimi daha önceki bildiğimiz gayri müslim cenaze merasimlerinden farklı oldu. Cenazeye Hıristiyan ve Müslüman din adamları da katılarak dua ettiler. Şimdi bununla ilgili habere bir göz atalım:<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> “Patrik Selçuk Erenerol’un cenaze töreni, <strong>hem Ortodoks, hem de İslam usulüne uygun</strong> yapıldı. Bulgar Kilisesi Başpapazı Kostas’ın yönettiği ayine<strong> ilahiyat mensupları </strong>da katılarak dua ettiler. <strong>Profesör Zekeriya Beyaz</strong>, &#8216;Selçuk kulun dinine, milletine, vatanına, bayrağına bağlı yaşadı. Onu Hazreti Muhammed, Hazreti İsa aleyhisselam şefaatine nail eyle yarabbim. Allah rahmet eylesin&#8217; dedi ve Fatiha okudu. Bazı parti yöneticileri bizzat katılırken, bazıları da çelenk gönderdi. Selçuk Erenerol , Kilisedeki törenden sonra, Papa Eftim II Turgut Erenerol&#8217;un mezarının yanına defnedildi.”<br />
<a href="http://arsiv.zaman.com.tr/2002/12/23/haberler/h16.htm" target="_blank">( bkz.23.12.2002 tarihli gazeteler)</a><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Hani derler ya, buyurun cenaze namazına&#8230;Son günlerde olanlar tam buna uygun. Şimdi sormak lazım; merasim niçin sadece Hıristiyan adetlerine göre yapılmadı da, İslam adetleri de karıştırıldı. Bırakalım İslam açısından doğruluğunu yanlışlığını, Hıristiyanlık açısından da uygun bir iş değil bu. En azından, patriğe ve Hıristiyanlığa saygısızlıktır yapılan. Adam Hıristiyan olduğuna göre, merasimin sadece kendi dinine göre yapılması onun tabii hakkı değil mi?<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bütün bunlar <strong>“Dinlerarası Diyalog” </strong>rezaletinin neticesidir. Ben diyaloga karşı değilim. Fakat, ben diyaloğu onların anladığı gibi anlamıyorum. Zaten asırlardır bunlarla diyaloğumuz vardı. Her mahallede, aynı sokakta bunlarla beraber yaşadık. Birbirimizin sıkıntısına, yardımına koştuk. Aç iseler doyurduk, bakacak kimseleri yoksa, Devlet olarak, millet olarak baktık bakıştırdık. Fakat günlük yaşayışla <strong>ibadetlerimizi birbirine karıştırmadık.</strong> Onlar Kiliselerinde biz camilerimizde, herkes kendi dinine göre ibadetini serbestçe yaptı. Kimse, kimsenin ibadetine, ayinine karışmadı.<strong> İşte gerçek diyalog budur,</strong> benim anladığım, dinimizin de emrettiği diyalog budur. Hoşgörü budur.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Peki, diyalogculuğun mimarı olan <strong>Vatikan</strong> bunu bilmiyor mu? Tabii ki biliyor. Öyleyse maksatları ne? Maksatları şu: Peygamber efendimizin bildirdiği ve 14 asırdır sarsılmadan devam ettirilen, dinimizin Hıristiyanlığa karşı olan bakış açısını değiştirmek. Müslümanlara, <strong>“Hıristiyanlığı da, İslamiyet gibi hak din olarak göstermek. Onlar da Allaha inanıyor biz de Allah’a inanıyoruz, Peygamberlerin farklı olması önemli değil”</strong> inancını yayarak, Müslümanların imanını sarsmak, dinden çıkartmak. Halbuki İslâmiyete göre, bir insan, son peygamber Muhammed aleyhisselama inanmadıkça, O’na tabi olmadıkça, İslamiyeti son ve hak din, diğerlerini batıl, geçersiz din kabul etmedikçe Müslüman olamaz.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Eğer Hıristiyanlık ve diğer dinler, bozulmasaydı, doğru olsaydı, Muhammed aleyhisselamın gönderilmesi luzumsuz olmaz mıydı? Yine Peygamberimizin bütün ömrü boyunca, insanların kendisine inanmaları için mücadele etmesi, herkesi müslüman olmaya davet etmesi haşa lüzümsuz muydu?<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Yine Muhammed aleyhisselâmın yolunda olan, İslam devletlerinin bütün dünyaya yayılıp, halkı müslüman olmaya davet etmeleri, bunu kabul etmeyenlerle, mücadele etmeleri, bu yolda milyonlarca şehid vermeleri boş şeyler miydi?<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> İşte bütün mesele burada düğümleniyor. Yavaş yavaş sinsice, başta Peygamber efendimiz olmak üzere, Müslümanların bugüne kadar yaptıklarının yanlış ve yersiz olduğu intibaını hafızalara hissettirmeden yerleştirmek.<strong>Müslümanların dini yaymak gayretlerini yok etmek. </strong>Madem ki diğerleri de doğru, onlar da Cennete gidecek, benim İslamiyeti yaymama, insanların Müslüman olmaları için çalışmama ne gerek var, düşüncesini yerleştirmek. İslâmiyetin esası olan,<strong> emri marufu, nehyi münkeri </strong>yok etmek.</font></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nihai Hedef Anadolu!]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/03/08/nihai-hedef-anadolu/</link>
<pubDate>Wed, 07 Mar 2007 22:59:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/03/08/nihai-hedef-anadolu/</guid>
<description><![CDATA[Dinlerarası diyalogta, Vatikan samimi değil. İkiyüzlülük ediyor. Bunu anlayan, Yahudiler başlangıçta]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p align="center"><img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2006/12/misyonerlik.gif" alt="misyoner" height="258" width="321" /></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Dinlerarası diyalogta, <strong>Vatikan samimi değil. İkiyüzlülük ediyor.</strong> Bunu anlayan, Yahudiler başlangıçta taraftar görünmekle beraber, bu beraberlikten daha sonra çekildiler. Diyalog, dinlerarası değil <strong>Hıristiyan &#8211; Müslüman diyaloğu</strong> haline geldi.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Diyalog konusunda <strong>Diyanet</strong> de uyanmaya başladı. Diyanet İşleri Başkanı Vatikan’ın samiyetsizliğinden şikayetçi. Bu konu ile ilgili gazetelerde yayınlanan haber şöyle:“Diyanet İşleri eski Başkanı <strong>Mehmet Nuri Yılmaz</strong>, Tiflis&#8217;te katıldığı <em>‘‘Kafkaslarda Barış İçin İşbirliği ve Dinlerarası Diyalog Toplantısı’’</em>nda, misyonerlik konusunu gündeme getirerek, diğer dinlerin temsilcilerine, artan <strong>misyonerlik faaliyetleri</strong>nin dinlerarası diyaloğa gölge düşürdüğünü söyledi.Şûra&#8217;da, diyalog için samimiyetin şart olduğunu kaydeden Yılmaz, herkes dinini seçmekte özgürdür. Kimsenin baskı altında tutulmaması gerekir. Dinlerarası diyaloğun sonuç verebilmesi için misyonerlik faaliyetlerine son verilmesi gerektiğini, söyledi.Ayrıca, Başkanlığın camilerde okunması için hazırladığı hutbede de, misyonerlik çalışmalarına karşı sert bir tepki gösterilecek ve vatandaşlar <strong>‘‘Misyonerlik Faaliyetlerine Dikkat Edelim’’</strong> başlıklı bir hutbe ile uyarılacak, denildi.<strong><a href="http://www.diyanet.gov.tr/turkish/hutbe.asp?h_id=88">(bkz.09.08.2002 tarihli diyanet hutbesi)</a></strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Vatikan’ın samimiyetsizliği, misyonerlik faaliyetleri ciddi boyutlara ulaşmış olacak ki, Yılmaz, Adapazarı’nda yaptığı konuşmada da bu konuya değindi. Deprem bölgesinde 100 kişinin dinini değiştirdiğinin tespit edildiğini belirterek, para karşılığı insanların vicdanlarının satın alınmasını, hiçbir dinin doğru bulmayacağına işaret etti. İnsanların düştüğü zor durumdan yararlanılmak istenildiğini, <strong>misyonerlik faaliyetlerine aldanmamak için “En başta İslam dinini iyi öğrenmek gelir” </strong>dedi.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bunun böyle olacağı baştan belliydi. Biraz geç de olsa, “ Ne oluyor, anlaşmamız böyle değildi” noktasına gelinmesi de bir ilerleme sayılır. Çünkü <strong>hâlâ uyanamayanlar var.</strong> Nitekim, <strong>dinlerarası diyaloğun gayri resmi temsilcileri</strong> hâlâ tam gaz diyaloğu savunmaya devam ediyorlar.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bu tür diyaloglarda tarafların netice alabilmeleri için, fikrin, inancın doğruluğu yanında güç dengesinin de rolü büyüktür. Maddi gücü, üstünlüğü olan, daha çok taraftar toplar. Hele Türkiye ve diğer Türk devletlerinde olduğu gibi, ekonomik sıkıntı içinde olan, açlık içinde kıvranan insanları kandırmak ve onların sıkıntılı hallerini istismar etmek daha kolay olmaktadır.Misyonerlerin dağıttıkları paranın haddi hesabı yok. Vatikan’ın yardım teşkilatı temsilcisi, depremden sonra, <strong>13 milyon dolar</strong> yardım yaptıklarını söyledi. Bu açıklanan resmi rakam, açıklanmayan kimbilir bunun kaç katı.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bu faaliyetin neticesinde, <strong>son yıllarda otuz binden fazla Türk, Hıristiyan olmuştur.</strong> Nasıl ve niçin din değiştirdikleri bellidir. Bu otuz binden fazla kişi <strong>para gücüyle din değiştirmiştir.</strong> Sefalet çeken, geçim sıkıntısı içinde kıvranan insanları parayla kendi dinine çekmek diyalog anlaşmasına uyuyor mu?<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Aslında Müslüman iken Hıristiyan olmuş değillerdir bunlar. Uzun yıllar, din eğitiminden, dini şuurdan uzak bırakılmış, dolayısıyla, dinle ilgileri kalmamış kimselerdi. Onlar için ha Müslüman kimliği ha Hıristiyan kimliği fark etmiyordu zaten. <strong>Dinini bilen bir kimsenin Hıristiyan olduğu hiç görülmemiştir.</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Misyonerlik faaliyetlerine sadece dini açıd</font><font color="#325a78" face="verdana " size="2">an bakmak da yanlış olur. Çünkü Vatikan’ın nihai hedefi bu değil. Esas maksat ülkemiz. Nitekim, <strong>Osmanlı İmparatorluğunun kuyusunu bu misyonerler kazmıştı. </strong>Tanzimattan sonra, açılmasına iyi niyetle müsaade edilen yabancı okullar, yoğun bir şekilde misyonerlik faaliyetine girmişler ve yetiştirdikleri kimseleri devletin üst kademelerine getirerek Osmanlının yıkılışını sağlamışlardır. <strong>Vatikan’ın nihaî hedefleri Anadolu’dur. “Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü”</strong> adı altında Anadolu’yu tamamen Hıristiyanlaştırarak eski haline döndürmek istiyorlar.</font></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeni bir “HAÇLI SEFERİ” mi?]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/01/14/yeni-bir-%e2%80%9chacli-seferi%e2%80%9d-mi/</link>
<pubDate>Sun, 14 Jan 2007 20:48:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/01/14/yeni-bir-%e2%80%9chacli-seferi%e2%80%9d-mi/</guid>
<description><![CDATA[Hiç dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum. Hıristiyan âlemi son seneler birden bire değişti. Dinlerarası]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p align="center"><img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2007/01/tasarim1.jpg" alt="Yeni Haçlı Seferi:Dinler Arası Diyalog" height="202" width="462" /></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><br />
Hiç dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum. Hıristiyan âlemi son seneler birden bire değişti. <strong>Dinlerarası diyalog</strong>, barış, sevgi, tolerans devri başladı. Haçlı Seferleri’nde Müslümanlara akıl almaz işkenceler yapıp katledenler; bununla da kalmayıp kendi dininden olan milyonlarca insanı bile mezhep farkından dolayı yok edenler, birden kuzu gibi oldular. İnsan haklarından, insan sevgisinden, kardeşlikten bahsetmeye başladılar.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> İnsanın ister istemez aklına geliyor: Gerçekten bunlar kuzu gibi oldular mı, yoksa, halen kuzu postuna bürünmüş kurt mudurlar? Merak ettiğimiz bu sorunun cevabını yine kendileri verdiler: <strong>Vatikan</strong>’ın 1999 yılında yayınladığı; <em>&#8220;Towards a pastoral approach to culture&#8221;</em> adlı bir kitapta esas maksatlarını açıkca şöyle ifade etmekteler. <strong>&#8220;Bütün insanlar Hz. İsa’ya döndürülmeli, bütün insanlar vaftiz olarak Kilisede birleşmeli ve onun vücudu olan Kiliseye girmelidir. Yollar, usuller, metotlar değişir; ama hedef hiç değişmez: Bütün insanları Hıristiyanlık dinine sokmaktır nihaî maksadımız&#8221;.</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Demek ki, bütün bunlar; yeni taktikler, yeni metodlar&#8230;Şimdi, bu tür faaliyetlerin tarihi seyrine bir göz atalım. Hıristiyan misyonerliğini yedi aşamada ele alabiliriz. Bu aşamaların her birinde, döneme ve şartlara göre farklı metotlar takip edilmiş. 1965’den sonra, <strong>“Diyalog Dönemi”</strong> başlatılmış.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Eski dönemlerde, Haçlı Seferleri sırasında, çok acımasız, çok zalimane, çok kanlı usullerle Hıristiyanlığı yayma, Müslümanlığı yeryüzünden silme faaliyetlerine girişilmişti. İşte bu yeni <strong>”Diyalog”</strong> döneminde, bunları unutturmak için; Hıristiyan olmayan bütün insanlarla konuşarak, her türlü din mensubunu muhatap kabul ediyor görünerek, onlara şirin görünmeye çalışarak, onların inançlarını da tenkit etmeden, Hıristiyanlığı anlatma, insanlara sevdirme ve <strong>bütün dünyayı Hıristiyanlaştırma</strong> hedeflenmiştir.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bu maksatla, Ülkemizde, Ortasya Türk Devletlerinde, diğer İslâm Ülkelerinde ve Hıristiyan olmayan diğer ülkelerde, o ülkelerin dilleriyle ve lehçeleriyle yazılmış pek çok kitap, kitapçık, broşür, mektup, <strong>yerine göre para</strong> dağıtılmakta. Örneğin, Azerbaycan’da Hıristiyanlığı seçene, kişi başına <strong>100 dolar</strong> verilmekte; aylık maaşların 20-30 dolar olduğu düşünülürse, büyük rakam! Tek Hıristiyan Türk topluluğu olan <strong>Gagavuzlara İslamiyetten uzak kalmaları için ödenen para ise kişi başına 200 dolar.</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Kendi dini hakkında hiçbir bilgisi olmayan insanlara, bu yayınlar, paralar cazip görünmektedir. İslâm dinini bilen, Peygamberimizin hayatını öğrenen insanlar, bu yayınlardan ve masallarından etkilenmez. Ama çeşitli maddî sıkıntılar içinde zorlanan, birtakım boş, gerçekleşmeyecek vaadlerle, aldatılarak <strong>kandırılan insanlar</strong> bulunabilir.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bedava sirkenin baldan tatlı olduğuna inanan insanlar her asırda bulunmuştur. Bundan sonraki asırlarda da bulunacaktır. Ama bu bedava sirkenin onun midesine zarar vereceği, kendisini zehirleyeceği , dünya ve ahıretini perişan edeceği anlatılırsa,insanlar onu kabul etmeyecektir. Bedava sirkenin yanında, insanlara bedava bal da takdim edilse, insanlar balı tercih edeceklerdir.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Araştırmacılara göre, bu faaliyetin arkasında <strong>ABD’nin desteği</strong> de var. <font color="#600000" face="verdana " size="2"><strong>“ABD, kıtalararası imparatorluğunu sürdürmek için, her üç semavi din içinde, kendisine bağlı birer tarikat örgütledi. Bu tarikatların hepsinin söylemi aynı: Dinlerarası Diyalog!&#8221;</strong><br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Mesela, <strong>ABD</strong>, Güney Kore’yi sömürgeleştirirken, bir de Hıristiyan Tarikatı kurdu ve <strong>Güney Kore</strong> nüfusunun yüzde 40’ı Budistlik’ten vazgeçip Hıristiyan oldu; bu başarıdaki en büyük pay, <strong>“ Moon tarikatı”</strong>nındır. <strong>Scientology </strong>tarikatı da bu maksatla kurulmuştur. Bu tarikatların dini yorumlayışları, çalışma tarzları ve hedefleri arasında <strong>normalin üzerinde uyum</strong> var&#8230;”<br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bütün bunlardan sonra şu söylenebilir: Komünizmin yıkılmasından sonra, Batı, gücünü İslamiyeti yok etmeye yöneltti. Müslüman alemi, yeni bir <strong>Haçlı Seferleri</strong> ile karşı karşıya. Fakat bu defa çok dikkatliler. Müslümanları uyandırmamak için her türlü hileye başvuruyorlar. Nihai hedefe varmayı <strong>üç safha</strong>da gerçekleştirmeyi planlıyorlar:<br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Önce <strong>dinlerarası diyalog</strong>. Sonra, <strong>dinlerin birleştirilmesi</strong>. Son olarak da, dinlerin birleştirilmesi kılıfında kendi ifadeleri ile, <strong>“Kilisede toplamak!”</strong><br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bu defaki Seferler, orta çağdakilere benzemiyor. Sefere katılan sadece Avrupa değil, zamanımızın süper devleti olan ABD’ de v</font></font><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><font color="#325a78" face="verdana " size="2">ar işin içinde. O bakımdan Müslümanların işi zor görünüyor. Ne diyelim; sebeplere yapışıp, oyuna gelmemek için Allah’a sığınmaktan başka yapacak bir şeyimiz yok. <strong>Allah yardımcımız olsun!</strong></font></font></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kafa Karıştıran Diyaloglar...]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/01/13/kafa-karistiran-diyaloglar/</link>
<pubDate>Sat, 13 Jan 2007 15:45:34 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2007/01/13/kafa-karistiran-diyaloglar/</guid>
<description><![CDATA[Gayri müslimlerle, diyalog, hoşgörü toplantıları devam ediyor; Urfa, İstanbul, Mersin&#8230; Bundan ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p align="center"><img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2007/01/diyalog_3.JPG" alt="Dinler Arası Diyalog ve Hoşgörü Projesi" height="245" width="327" /></p>
<p> <font color="#325a78" face="verdana " size="2"><br />
Gayri müslimlerle, <strong>diyalog, hoşgörü</strong> toplantıları devam ediyor; Urfa, İstanbul, Mersin&#8230; Bundan sonra da, değişik zeminlerde, mekanlarda devam edeceğe benziyor&#8230; Devam etsin, diyalogtan hoşgörüden kimsenin şikayeti yok. Asırlardır bu zaten var. Burada duyulan endişe; acaba, dinimize bir zarar gelecek mi, gelmiyecek mi düşüncesi.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Endişe duyulacak sebepler de yok değil&#8230; <strong>Bir Hıristiyan, Müslüman kadınla evleniyor.</strong> Diyalog mensuplarının huzurunda nikahları yapılıyor. Adam , <strong>“Ben çifte dinliyim”</strong> diyor. Kimse çıkıp da, bu vatandaşlığa benzemez, çifte dinlilik olmaz demiyor. Ayrıca İslamiyette, Müslüman kadın, <strong>“Hıristiyan erkekle evlenemez”</strong> de denmiyor. Yoksa, bunlar da mı <strong>teferruat</strong> olarak görülüyor! Doğrular dile getirilse kimse endişeye kapılmayacak.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Vatikan’ın 1999 yılında yayınladığı kitaptaki, &#8220;Bütün insanlar Hz.İsaya döndürülmeli, bütün insanlar vaftiz edilerek Kilisede birleşmeli ve onun vücudu olan Kiliseye girmelidir. Yollar, usuller, metotlar değişir; ama hedef hiç değişmez: <strong>Bütün insanları Hıristiyanlık dinine sokmaktır nihai maksadımız</strong>” ifadesi de kafaları karıştırıyor!<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bir de toplantıların sonunda alınan kararlara bakıyorsunuz; hepsinin ortak noktası, İslam dinini tenkit ederek, yeniden yorumlayarak hoşgörü ortamı sağlamak&#8230; Tenkit ettiğin, beğenmediğin şeyi nasıl başkalarına sunacaksın? Diyalog kurabilmek, İslamiyeti tanıtabilmek için takip edilen yol yanlış. Geçmişteki uygulamalardan örnekler vermek aslında yeterli. Hazret-i Ömer&#8217;in Kudüs fethedilince, Kudüs halkına verdiği <strong>&#8220;Eman&#8221;</strong> güzel bir örnek&#8230;<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><strong> Tarihi vesika</strong><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bu emanda, gayri müslimlere geniş ibadet hürriyeti verilmektedir. Çünkü, dinimiz gayri müslimlere de iyi davranmamızı, onlara zulüm yapmamamızı emretmektedir. Hatta İslamiyet, gayri müslim hakkına, Müslüman hakkından daha çok önem verip sakınılmasını emretmektedir.<br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong> Hazret-i Ömer</strong>&#8216;in bu emanı da şöyle:<br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><em><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8220;İşbu mektup, Müslümanların emiri Ömer-ül-Faruk&#8217;un, Kudüs halkına verdiği eman mektubudur ki, onların varlıkları, hayatları, Kiliseleri, çocukları, hastaları, sağlam olanları ile diğer bütün milletler için yazılmıştır. Şöyle ki:</font></em></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><em><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Müslümanlar, onların Kiliselerine zorla girmeyecek, Kiliseleri yakıp yıkmayacak, Kiliselerin herhangi bir yerini tahrip etmeyecek, mallarından az bir şey bile olsa almayacak, dinlerini ve ibadet tarzlarını değiştirmeleri ve islam dinine girmeleri için kendilerine karşı <strong>hiçbir zorlama yapılmayacak.Hiçbir Hıristiyan en ufak bir zarar bile görmeyecek.</strong> Eğer kendiliklerinden memleketten çıkıp gitmek isterlerse, varacakları yere kadar canları, malları ve ırzları üzerine, eman verilecektir. Eğer burada kalmak isterlerse, tamamen teminat altında olacaklar. Yalnız Kudüs halkı kadar cizye, gelir vergisi vereceklerdir.<br />
</font></em></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><em> Eğer Hıristiyan halkından bazıları, aile ve malları ile beraber çıkıp gitmek isterlerse ve Kiliselerini ve ibadet yerlerini boşaltırlarsa, varacakları yere kadar canları, Kiliseleri, yol masrafları ve malları üzerine eman verilecektir. Yerli olmayanlar, ister burada otursunlar, isterlerse gitsinler, ekin biçme zamanına kadar, onlardan hiçbir vergi alınmayacaktır.&#8221;</em></font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><br />
<em> İmza</em>:<strong>Ömer-ül-Faruk.</strong> <em>Şahidler:</em> <strong>Halid bin Velid, Amr İbnil&#8217;as, Abdürrahman bin Avf, Muaviye bin Ebi Süfyan.</strong><br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong> İşte gerçek hoşgörü!</strong><br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bu konu ile ilgili bir de anektod aktarayım:Kudüs&#8217;ün Müslüman askerler tarafından fethinden bir müddet sonra da , papazlar, halife hazret-i Ömer&#8217;i Kiliseye davet ettiler.Hazret-i Ömer, görüşme uzayınca namaz kılmak istedi:<em>”Papaz efendi, bana bir yer gösterin de namazımı kılayım”</em>dedi. Papaz, <em>“Buyurun burada kılabilirsiniz, bizim için bir mani yoktur ya Ömer!”</em> dedi. Hazret-i Ömer&#8217;in, gösterilen yerde namaz kılmak istemediğini anlayan papaz, sordu<em> ”Peki, sizin burada namaz kılmanıza mani olan şey nedir?”</em> Hz. Ömer şu cevabı verdi: <em><strong>“Benim halkım, namaz kıldığım yeri cami yapmak ister. Burada namaz kılınca siz, Kilisenizin mescide çevirilme tehlikesi ile karşı karşıya kalırsınız. Bunun için bana başka bir yer gösterin.”</strong></em>Kilisenin dışında müsait bir yer gösterdiler. Hazret-i Ömer namazını orada kıldı. Daha sonra, burası mescid haline getirildi. İsmine de Ömer Mescidi denildi.<br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> İşte Müslümanlar, geçmişte gayri müslimlere bu kadar geniş <strong>ibadet hürriyeti</strong> verirlerdi. İbadetlerine mani olmadıkları gibi, ibadetlerine mani olacak şeyleri de ortadan kaldırırlardı. Onlara da rahat ibadet etme imkanı sağlarlardı.İslamiyette, gayri müslimlere ibadet hürriyeti sağlandığı gibi, Müslümanların malı, canı, namusu nasıl korunuyorsa, gayri müslimlerin mal ve can emniyeti de aynen sağlanır. Bunun için <strong>gayri müslimler, Müslümanlar arasında asırlarca, rahat, korkusuz bir şekilde yaşamışlardır.</strong><font color="#600000" face="verdana " size="2"><br />
</font></font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><font color="#600000" face="verdana " size="2"><strong> Bunları anlatmak varken, iki de bir dinimizi tenkit edelim, yeniden yorumlayalım demenin kime ne faydası var? Onlara şirin görünmek için illa da dinden taviz mi vermemiz gerekir?</strong></font><br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><strong> Zenbilli’nin Gayri Müslümleri Savunması</strong><br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Müslüman devletler, gayr-i müslimlerin hakkına, hukukuna saygılıydı. Bugünkü gibi hoşgörünün adı değil kendisi vardı. Gayri müslimlerin hukukuna ne kadar saygılı olduğunu göstermek bakımından ecdadımız <strong>Osmanlı</strong>’dan bazı anektodlar aktarmak istiyorum:<br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Avrupa&#8217;da, kralların, istediği kimseyi astırdıkları, istediği kimseyi hapsettikleri, yani <strong>tam bir diktatörlük</strong> ile ülkelerini idare ettikleri zamanlarda, Müslüman ülkelerde, Müslüman olsun, gayr-ı müslim olsun, herkese adalet ile muamele ediliyordu.<br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong> Sultan Selim Han</strong>&#8216;ın şeyhülislamlarından, <strong>Zenbilli Ali Efendi</strong>, yolda, elleri bağlanmış kişilere rastladı. Bu kişilere sordu: <em>“Nedir bu haliniz?”</em> <em>“Biz Hıristiyan tüccar kimseleriz. Alış-verişimizi Sultanın emrine göre yapmadığımız zannedildiği için bizi tutuklattı.”</em><br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Zembilli Ali Efendi, bunları dinledikten sonra Padişahın huzuruna varıp dedi ki: <em>“ Padişahım, tüccarlara haksızlık yapılmış; serbest bırakılması lazımdır. Bunlar senin emrine aykırı bir iş yapmamışlar.”</em> Padişahın,<em>” Ben sana, benim yaptığım siyasi işlere sen karışmayacaksın dememiş miydim?” </em>sözlerine karşılık <em>“Burada gayri müslim insanların, haksızlığa uğraması, zulüm görmesi mevzubahis. Bunun için, şeyhülislam olarak, buna müdahale etmem benim vazifemdir. Karışmazsam, vazifemi yapmamış olurum.”</em> dedi.<br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong> Yavuz Sultan Selim</strong>, korkusuzca hakkı savunan, Ali Efendi&#8217;nin bu hareketine çok memnun oldu. Yanlış bir iş yaptığında kendisini ikaz edecek bir din adamı bulunduğu için Allahü teâlâya şükretti. Sonra tüccarları salıverdi.<br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> * * *</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="3"> <strong> Bir anekdot daha!</strong></font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Avrupa Hıristiyanları, <strong>Papa&#8217;nın kışkırtması</strong> ile bir araya gelip,<strong> Osmanlı toprakları</strong>na saldırınca,<strong> Kanuni Sultan Süleyman Han</strong> ordusuyla sefere çıktı.Ordu, ağır ağır hedefe doğru ilerliyordu. Yol dar olduğundan, ordu mecburen bağların içinden geçiyordu. Hava çok sıcaktı. Asker susuzluktan kıvranıyordu.Çok güzel üzümleri bulunan bir bağdan geçerken, askerin biri dayanamayıp, bağdan bir salkım üzüm kopardı. Yiyerek biraz olsun susuzluğunu giderdi. Sonra da, asma ağacına, <strong>yediği üzümün çok üzerinde bir para</strong> bağlayarak, yoluna devam etti.<br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Çok geçmeden mola verildi. Bu esnada, kan ter içinde bir köylünün koşarak geldiği görüldü. Hıristiyan köylü ısrarla Padişah ile görüşmek istiyordu. Köylüyü <strong>Kanuni</strong>&#8216;nin huzuruna götürdüler. Kanuni sordu:<em>”Nedir bu halin, kan-ter içinde kalmışsın? Bir şikayetin mi var?”</em> Köylü, <em>“ Ben şikayet için değil, tebrik etmek için geldim. Askerleriniz bağdan geçtikten sonra, asmanın dalında bağlı bir çıkı gördüm. İçini açtığımda, para vardı. Dikkatli baktığımda, bir salkım üzümün koparıldığını gördüm. Anladım ki, koparılan üzümün parası olarak bırakılmış. Sizde böyle güzel ahlaklı asker olduğu müddetçe sırtınız yere gelmez. Sizi tebrik ederim!”</em><br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Aynı ordu, Belgrat yakınlarında, yine mola vermişti. Askerler, susuzluklarını gidermek, abdest almak için çeşme arıyorlardı. Bir manastırın yakınında bir çeşme bulup, ihtiyaçlarını giderirken, manastırdaki birkaç <strong>rahibe</strong>, askerlere yardım etmek için çeşmenin başına geldi. Kadınların geldiğini gören askerler, hemen çeşmenin başından çekilip, sırtlarını döndüler, kadınlara yan gözle bile bakmadılar.<br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bu durumu uzaktan ibretle seyreden, <strong>Başrahib</strong>, hemen eline kağıt-kalem alıp, <strong>haçlı</strong> kumandanına şunları yazdı: <em>”Siz bu ordu ile nasıl başa çıkabilirsiniz? Bunlar kadına-kıza, mala-mülke önem vermiyorlar. Bütün mal ve mülklerini feda ederek, dinlerini yaymaya çalışıyorlar. Herkese karşı iyi davranıp, kimseye zulmetmiyorlar. Ey Haçlı kumandanları! Siz <strong>“Onlardaki bu ahlakı bozmadan, ortadan kaldırmadan”</strong> onlarla mücadele ederseniz, canlarınızdan ve mallarınızdan mahrum kalacağınız açıktır. Kendinizi ölüme atmayınız!..”</em><br />
</font></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="3"><strong><font color="#600000" face="verdana " size="2"> Sakın, diyalog, hoşgörü, dini yeniden yorumlama çalışmalarında, burada bahsedilen “ahlakı” ortadan kaldırma gayretleri olmasın!..</font></strong></font></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dinler Arası Hoşgörü Tuzağı]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2006/12/21/dinler-arasi-hosgoru-tuzagi/</link>
<pubDate>Thu, 21 Dec 2006 17:14:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2006/12/21/dinler-arasi-hosgoru-tuzagi/</guid>
<description><![CDATA[Vatikan, Batı’da daha uzun süre ayakta kalamayacağını anlayınca, Müslümanların, dağınıklığından, kim]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2006/12/diyalog_5.jpg" alt="Dinler Arası Diyalog ve Hoşgörü" /></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Vatikan, Batı’da daha uzun süre ayakta kalamayacağını anlayınca, Müslümanların, dağınıklığından, kimsesizliğinden, fakirliğinden istifade etmek için Doğu’ya yöneldi. Müslüman ülkelerinde Hıristiyanlaştırma çalışmasını başlattı.Bunu iki safhada yapmayı planlıyorlar. Önce, çeşitli baskılarla, entrikalarla, ithamlarla Müslümanları sindirmek ve saha dışına itmek. Sonra da bu boşluğu doldurmak.Bu maksatla, soğuk savaşın sona ermesinden <strong>&#8220;Kızıl tehlike&#8221;</strong>nin bertaraf edilmesinden sonra, <strong>&#8220;Yeşil tehlike!&#8221;</strong>yi ortaya attılar. Ve en büyük stratejilerini <strong>&#8220;İslam fundamentalizmi&#8221;</strong> olarak adlandırdıkları ve terörle özdeşleştirerek İslam dünyasını mahkum etmeye karar verdiler.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Daha sonra da, <strong>“İslam&#8217;ı protestanlaştırmaya”</strong>, yani İslamı <strong>emir ve yasakları olmayan, felsefi ahlakı bir sistem</strong> haline getirerek dünyaya, hayata ilişkin entelektüel, siyasi, ekonomik, kültürel taleplerini iptal etmeye çalışmak. Yani İslamın içini boşaltmak. Bunun için de en etkili yol olan, <strong>temel fıkıh kitaplarını; âlimleri, mezhepleri bertaraf etmek.</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Hıristiyanlaştırmada takip ettikleri yol da <strong>“Diyalog”</strong> projesi. <strong>Projeyi ortaya atan Vatikan.</strong> Asırlardır Müslümanlara karşı en ufak bir müsamahası, hoşgörüsü olmayan Vatikan’ın bu girişiminden iyi niyet beklenebilir mi? Sözde diyalogla orta yolu bulacaklar. İki ayrı dinde orta yol nasıl bulunacak? Her iki din de %50 taviz verecek, inançlarından feragat edecek böylece ortak noktada buluşulacak! Bir dinin yarısı giderse geri kalana din denir mi? Yok diyalogtan maksadımız, iyi ilişkiler, iyi komşuluklar deniyorsa o zaten asırlardır var; mesela İstanbul’da asırlardır Müslüman, Hıristiyan, Yahudi yanyana yaşamışlar. Kimse kimsenin ibadetine, yaşayışına karışmamış. Diyalogun âlası uygulanmış. Bunların <strong>diyalogtan maksatları başka.</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Nitekim, diyalogun mimarlarından olan diyalog toplantılarında hep komisyon başkanlığına getirilen bir <strong>ilahiyat profesörü “Ben yurt dışına gittiğim zaman sık sık Kiliselere gidiyorum; çok da lezzet ve zevk alıyorum”</strong> diyor.</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Aynı Prof. diyalog konusunda da, <strong>“Efendim, diyalog ve hoşgörü devam edecekse, Hıristiyanlarla konuşurken sizin kitabınız bozulmuş, sonradan değiştirilmiş; en hakiki din benim dinim demeyeceksiniz.”</strong> diyor. </font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Yine diyalogcular, <strong>&#8220;Sadece,&#8217;La ilahe illallah&#8217; demeyi, &#8216;Muhammederresulullah&#8217; dememeyi telkin ediyorlar.&#8221;</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bu sözler diyaloğun gerçek amacını göstermede ip uçları veriyor: Demek ki, diyalog ve hoşgörü uğruna kendi Dinimizin, Kitabımızın ve Peygamberimizin hak ve en son olduğunu söylememeniz gerekiyormuş. İşte diyalog ve hoşgörü dediklerinin en kısa tarifi bu.<br />
Artık görevler de değişti herhalde. Din adamları dini savunmayınca dini savunmak başkalarına kaldı. Nitekim, <strong>Türkiye Sağlık-İş Sendikası Başkanı Sayın Mustafa Başoğlu</strong> diyalog toplantısında tahammül edemeyip, <strong>“Ben burada öyle şeyler dinledim ki, bana öğretilen dine uymuyor. ‘Son hak din İslâm demeyeceksiniz’ ne demek? Son hak din İslâmsa, Kur’an öyle diyorsa, öyledir. Diyalog isteniyorsa öyle konuşmayacaksınız olmaz böyle şey”</strong> demek zorunda kalmıştır.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> İki dinin temsilcilerinin konuşmaları da, diyalogun maksadının, iyi ilişkiler, iyi komşuluklar olmadığını göstermektedir. Diyanet İşleri eski Başkanı <strong>Mehmet Nuri Yılmaz</strong>, Papa&#8217;yla görüşmesinden sonra, “ Diyalog iki dinin kurumları arasında bir tür &#8216;diplomatik ilişkiler&#8217;le sınırlı mı olacaktı, yoksa, ilahiyat (teoloji) alanında da &#8216;diyalog&#8217; geliştirilecek mi?” sorusuna, <strong>“İlahiyat alanında da diyalog kurulacak. İslam ve Katolik ilahiyatçılar karşılıklı çalışmalar yapacaklar&#8230; “</strong> cevabını vermiştir. <em>(T. Akyol – Milliyet- 17.6.2000)</em><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Aynı soruyu, Sayın Yılmaz’dan sonra Başkanlık koltuğuna oturan <strong>Sayın Ali Bardakoğlu</strong>’na, Armada otelinde düzenlenen, “Türkiye ve Avrupa’da Din, Devlet ve Toplum- Dinlerarası Barışçı bir Ortak Yaşam için Olanaklar ve Engeller” konulu konferansta ayak üstü sordum. Net bir cevap vermedi. Oturumda sormamı istedi. Oturumda, <strong>Prof. Dr. Niyazi Öktem</strong> bu konu ile ilgili olarak şunları söyledi:<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> “Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın organizesi ile üç dinin mensupları olarak, I. Harran toplantısını Urfa’da yaptık. II. Harran toplantısını da, Mardin’de yapacağız. <strong>Vahiy, Tanrı, gibi konular gündeme getirilerek tartışılacak; tabular yıkılacak</strong>.”<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Toplantıda Sayın Öktem’e sordum: “ Dinlerarası Diyaloğun insani boyutunu anlıyoruz. Bu önce de vardı bundan sonra da olacak. Bunun devamında ve geliştirilmesinde fayda var. Ancak diyaloğun ikinci boyutu net değil; hayli karanlık. Vahiy, Tanrı gibi konuları tartışarak nereye varmak istiyorsunuz;<strong> üç dinin dışında yeni bir din mi</strong> ortaya çıkartmak istiyorsunuz, yoksa Vatikan’ın sık sık dile getirdiği gibi, <strong>nihai birleşme Hıristiyanlıkta mı</strong> olacak?”<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Tahmin edeceğiniz gibi tatmin edici bir cevap alamadım. “Savaş olmasın, barış olsun&#8230;” türünden birşeyler söyledi. <strong>Papa 2. Jean Paul</strong> da, Sen Pietro Kilisesinde,<strong> 25.6.2000 günü </strong>pazar ayininde;‘’Kilise ile diğer dinler arasındaki diyaloga evet. Ama <strong>aynı zamanda tek kurtarıcının İsa olduğunu ilan etmek gerekiyor’</strong>’ diyerek diyalog sonunda nerede birleşeceğinin adresini de vermiş oluyor.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bütün bunlardan sonra, Vatikan’ın başlattığı <strong>“Diyalog” </strong>projesinin İslamiyet için faydalı olduğunu söyleyene kim inanır? Basiret sahibi herkes bunun Vatikan’ın sinsi bir oyunu olduğunu hemen anlıyor. Cenab-ı Hak bilerek veya bilmeyerek böyle sinsi oyunlara alet olmaktan muhafaza etsin! Alet olanları da kısa zamanda kurtarsın!</font></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Vatikan Doğu'ya yöneldi]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2006/12/20/vatikan-doguya-yoneldi/</link>
<pubDate>Wed, 20 Dec 2006 01:12:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2006/12/20/vatikan-doguya-yoneldi/</guid>
<description><![CDATA[Vatikan zor durumda. Çünkü, son yüz yıldır Hıristiyan inançlarının ilme, fenne uymadığını gören Hıri]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p align="center"><img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2006/12/misyonerlik2.jpg" alt="Misyonerlik" height="247" width="370" /></p>
<p align="left"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Vatikan zor durumda. Çünkü, son yüz yıldır Hıristiyan inançlarının ilme, fenne uymadığını gören Hıristiyanlar hızlı bir şekilde dinden uzaklaşıp ateist olmaktadırlar. <strong>Ateist olanların oranı her gün biraz daha artmakta</strong>; %70’in üzerine çoktan çıkmış bulunmaktadır. Hıristiyanlık, mensuplarını manevi yönden tatmin edemeyince, halk maddeye yöneldi. Bu yöneliş insanları maddeye tapma noktasına getirdi. Herşey madde olarak görülmeye başlanınca da her türlü sapıklıklar ve gizli ateistlik hareketleri başladı.</font></p>
<p align="left"> <font color="#325a78" face="verdana " size="2">Siz resmi rakamlara bakmayın. Kağıt üzerinde de olsa Hıristiyan görünmeyip, Kilise vergisini vermeyenlerin cenazelerini Kilise kaldırmadığı için<strong> cenazeleri ortada kalmasın diye halk Hıristiyan görünmektedir.</strong></font><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Halkın artık Kiliseye itimadı hızla azalmaktadır. Bırakın sıradan halkı papazların bile inancı zayıflamıştır. Bunun için, <strong>papazlar, rahibeler arasında fuhuş, sapık ilişkiler</strong> sıradan olaylar haline gelmiştir. Bu tür haberleri önceleri devamlı yalanlayan Vatikan, bugün mecburen kabullenmek zorunda kalmıştır.</font></p>
<p align="left"> <font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong>“AA”</strong> ve <strong>“AFP”</strong> haber ajanslarının 29.03.2002 tarihli, <strong>“Papa’nın paskalyası sübyancı rahibeler yüzünden zehir oldu” </strong>başlığı ile verilen habere göre, Papa yaptığı paskalya konuşmasında, <strong>5 bin piskopos ve 400 bin rahibi ihanetle suçlayıp, imansızlıklarını kamuoyuna açıklamaya davet etmiştir.</strong> Haber şöyle devam ediyor:</font></p>
<p align="left"> <font color="#325a78" face="verdana " size="2"> “Katolik din adamlarının son haftalarda ortaya çıkan <strong>sübyancı</strong> ve <strong>eşcinsel </strong>skandalları Avrupa`yı sarsarken, özellikle ABD`de din adamlarının, çocukları cinsel taciz haberleri Kiliseyi iyice zor duruma soktu.</font><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Son olarak ABD`nin Boston kentinde <strong>66 yaşında eski bir papaz, bir çocuğa tecavüz etmekten 10 yıl hapis cezasına çarptırılınca, Kardinal Bernard Law da 80 rahibin ismini adalete vermeyi kabul etti.</strong></font><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Palm Beach piskoposu, 25 yıl önce bir papaz okulu öğrencisine cinsel saldırıda bulunduğunu kabul ettikten sonra görevinden istifa etti. New York`ta da Kardinal Edward Egan benzer suçlamayla sanık sandalyesine oturdu.”</font></p>
<p align="left"> <font color="#325a78" face="verdana " size="2">Yine <strong>AA</strong>’nın 14.06.2002 tarihli <strong>“Kilise özür diliyor”</strong> haberine göre, </font></p>
<p align="left"> <font color="#325a78" face="verdana " size="2">“ABD Katolik Kilisesini sarsan çocuklara tecavüz skandallarının ardından tarihi bir toplantı yapan piskoposlar, rahiplerin tecavüzüne uğrayanlardan özür dileyerek, çocuklara sarkıntılık eden tüm din adamlarının <strong>aforoz </strong>edileceğini bildirdiler.</font><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Çok sayıda rahibin uzun yıllar, kilisede <strong>günah çıkarmaya gelen</strong>, Kilise korosunda çalışan veya kimsesiz olduğu için kiliseye sığınan <strong>erkek çocuklara tecavüz</strong> ettiği medya tarafından ortaya çıkarıldı. ABD`de Katolik Kilisesi`ni sarsan skandalın patlak vermesiyle şimdiye kadar 16 rahip intihar ederken, hakkında soruşturma açılan başka rahiplerin de intiharından endişe ediliyor.”</font></p>
<p align="left"> <font color="#325a78" face="verdana " size="2">Bunun gibi yıllarca gizli tutulan insanlık dışı olaylar bir bir ortaya çıkmaya başlayınca, Vatikan geleceğinden endişe etmeye başladı. Bu olup bitenlerden sonra, Batı‘da daha uzun süre ayakta kalamayacağını anladı. Çünkü, bunca olumsuzlukları yok edip, itibar kazanması artık mümkün görünmüyordu.</font></p>
<p align="left"> <font color="#325a78" face="verdana " size="2">Gelişen bu olaylar karşısında Vatikan’ın <strong>yeni bir politika</strong> geliştirmesi gerekiyordu. Derhal bunun çalışmasını başlatarak <strong>Doğu’ya yönelmeye karar verdi.</strong> <strong>Başsız, kimsesiz, fakir Müslüman halklar</strong>ı çeşitli entrikalarla Hıristiyanlığa özendirip dinlerinden döndürme çalışmalarına başladılar.</font></p>
<p align="left"><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Bu iş için <strong>akıl almaz bütçe</strong> ayırdılar. Sözde yardım teşkilatları kullanılarak Müslüman fakir halka para dağıtmaya başladılar. Sadece Adapazarı depreminden sonra <strong>13 milyon dolar </strong>yardım yaptıklarını Vatikan yardım teşkilatı temsilcisi ifade etti. Depremzedelere<strong> içine 50-100 dolar konularak İncil dağıtıldığı, pek çok gencin Hıristiyan olduğu basında yer aldı. </strong><em>(22.5.2002-Hürriyet)</em></font><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><em>  </em> Doğuda, misyonerlik faaliyetlerinde, Hıristiyanlığı yaymada en büyük ümitleri de <strong>“Dinlerarası diyalog ve hoşgörü”</strong> projesi.</font></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Diyalog ve güvenliğimiz...]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2006/12/14/diyalog-ve-ulusal-guvenligimiz/</link>
<pubDate>Thu, 14 Dec 2006 17:45:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2006/12/14/diyalog-ve-ulusal-guvenligimiz/</guid>
<description><![CDATA[Son yıllarda tatsız gelişmeler oluyor. Avrupalı parlamenterler açıkça Ayasofya’nın Kilise olmasını, ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p align="center"><img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2006/12/aytunc-altindal_00002.jpg" alt="Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal" height="278" width="205" /></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Son yıllarda tatsız gelişmeler oluyor. Avrupalı parlamenterler açıkça <strong>Ayasofya’nın Kilise olması</strong>nı, <strong>İstanbul&#8217;un adının değiştirilmesini</strong> istiyorlar. </font><font color="#325a78" face="verdana " size="2">yıllar evvel <strong>&#8220;Ayasofya&#8217;yı ortodoks ibadetine açacaklar&#8221; </strong>dediğinde gülmüş geçmiştik. Ama zaman onu haklı çıkaracak herhalde. Altındal bıkmadan aynı cümleleri tekrar tekrar söylüyor: Bazıları misyonerleri anlamamakta ısrar ediyor &#8220;Efendim bunda ne var&#8221; diyorlar, &#8220;üç beş Hiristiyan gelmiş, dinlerini tebliğ ediyor. Eh, biz de Almanya&#8217;da aynı şeyi yapıyoruz. Bu herkesin hakkı, kaldı ki AB&#8217;nin din ve vicdan hürriyeti ile ilgili kriterlerine uyuyor.&#8221;<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; Öyle mi Sayın Altındal?<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; Öyle değil işte. Avrupa&#8217;da İslâm dinini tebliğ eden hangi Türk, yaşadığı ülkenin bölünmesi için çalışıyor? İslâmiyeti Almanya’yı parçalamak için kullanan biri duyulmuş, işitilmiş mi? <strong>Resmen yabancılaştırma projesi.</strong> Misyonerler, insanımızı <strong>sadece dininden değil dilinden, kültüründen, devletinden, bayrağından, örfünden, adetinden soğutmayı amaçlıyor</strong> ve beşinci kol faaliyetlerinde bulunuyorlar. Bu, Türkiye&#8217;yi ve Avrasya&#8217;daki Türki cumhuriyetleri hedef alan ve<strong> &#8220;yurt dışı uzantıları olan siyasi bir harekettir&#8221; </strong>ki elbette dinimizi ilgilendirdiği gibi &#8220;ulusal güvenliğimizi&#8221; de ilgilendirir.<br />
</font></p>
<p style="text-align:center;"><img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2006/12/fethullah10.JPG" alt="Fethullah Gülen’in Papa II. John Paul İle Görüşmesi" height="237" width="311" /></p>
<p align="center"><font color="#325a78" face="verdana " size="4"><strong> “Dinlerarası diyalog”</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; Peki, misyonerler hangi kılıklara giriyor, faaliyetlerini nasıl maskeliyorlar?<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; Misyonerler insanımıza şirin görünmek için çalışmalarına <strong>&#8220;albenili&#8221;</strong> isimler takıyorlar. Meselâ <strong>&#8220;dinlerarası diyalog&#8221;</strong> gibi. Ben dindarlararası diyalogu, medeniyetler arası diyalogu anlarım, ki zaten 1400 yıldır var. Şimdi birilerinin kalkıp, &#8220;Hıristiyanlarla Müslümanlar diyalog yapsınlar&#8221; demesi abesle iştigaldir. Gelelim &#8220;bahsi geçen&#8221; diyalogun kurallarına. Burada kimse bizim fikrimizi sormuyor. <strong>Çerçeveyi Vatikan ve Dünya Kiliseler birliği çiziyor.</strong> Yani &#8220;Bak seninle diyalog kuracağız ancak sen İslâmiyetin tek ve son din olduğunda, Hazret-i Muhammed&#8217;in peygamber, Kur’an-ı Kerim&#8217;in Allah&#8217;ın kitabı olduğunda ısrar etmeyeceksin&#8221; diyorlar.<br />
Vatikan yayınladığı Kateşizm kitabında, <strong>&#8220;Bu diyalogun tek amacı İncil&#8217;i tanıtmaktır. Muhatapların ikinci Adem&#8217;i (Hazret-i İsa&#8217;yı) Tanrı olarak kabul etmek zorundadırlar ki (haşa) Birinci Adem&#8217;i de (Hazret-i Adem&#8217;i de) yaratan odur&#8221;</strong> yazıyor.<br />
</font></p>
<p align="center"><img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2006/12/misyoner.jpg" alt="misyonerler" height="267" width="291" /><font color="#325a78" face="verdana " size="4"><strong> </strong></font></p>
<p align="center"><font color="#325a78" face="verdana " size="4"><strong>“Diyalog” değil monolog&#8221;</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Eğer bunları kabul edersek, diyalog başlayabilirmiş. Yani adamlar göstere göstere <strong>“monolog” </strong>yapıyor ve &#8220;teslimiyet&#8221; istiyorlar. Lâkin <strong>&#8220;Dinlerarası diyalog&#8221; tabiri bazı safların kulağına hoş geliyor.</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; Peki diyalogun böylesini Yahudilerle kurabildiler mi ?<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; Nerdee. Yanlarına bile yaklaşamadılar. Gelelim ikinci tehlikeye: <strong>&#8220;Ekümenizm!&#8221;</strong> Bu oyuna ilk defa 1963&#8242;de Prof. Niyazi Berkes dikkat çekti. &#8220;Laik bir devlette nasıl olur da bir din adamı kendini evrensel patrik ilan edebilir?&#8221; dedi. Öyle ya bir başkası da çıkar kendini <strong>&#8220;Halife&#8221; </strong>ilan edebilir. Ekümene <strong>&#8220;Hıristiyan medeniyeti&#8221;</strong> demek. Yani tam <strong>&#8220;Dar-ül İslâm&#8221;</strong>ın karşısına oturan bir kavram. SSCB çökünce ABD ve AB ısrarla bu konuyu işlemeye başladılar. <strong>Patrik devlet içinde devlet olmak istiyor.</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; Halbuki Fener patriğinin muhatabı dünya devletleri değil Fatih Kaymakamlığı&#8217;dır öyle değil mi?<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; Elbette. Yine dikkat ederseniz son yıllarda sık sık <strong>&#8220;Hoşgörü ve tolerans toplantıları&#8221;</strong> düzenleniyor, bazı vatandaşlarımız da bu oyuna alet oluyorlar. Şimdi bizim müsamahadan anladığımız şeyle, onların tolare (katlanma) kökünden türettikleri kelime aynı şey değil. Onlara <strong>“tahammül”</strong> edeceğiz, yoksa görüşlerimizi <strong>“empoze”</strong> edemeyiz, diyorlar.<br />
</font></p>
<p align="center"> <img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2006/12/diyalog_00002.jpg" alt="ibrahimi dinler masalı" height="159" width="157" /></p>
<p align="center"><font color="#325a78" face="verdana " size="4"><strong> &#8220;İbrahimi dinler masalı&#8221;</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; Bu günlerde <strong>&#8220;İbrahimi dinler&#8221; </strong>kavramı da çok dile geliyor..<br />
</font><br />
<font color="#325a78" face="verdana " size="2">-İstersen ona <strong>&#8220;İbrahimi dinler masalı&#8221; </strong>diyelim. Adamlar İslâm ülkelerinde halkı diline, dinine, kültürüne, yabancılaştırmak için maksatlarına &#8220;kalkan&#8221; olacak bir &#8220;ibare&#8221; aradılar ve İbrahimi dinler kavramında karar kıldılar.</font><strong><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Kateşizm kitabında &#8220;Müslümanlar da İsa tarafından kurtarılmaya lâyıktırlar. Çünkü onlar da İbrahim&#8217;in Allah&#8217;ına inanmaktadırlar&#8221; yazıyor. Hepsi bu kadar.</font></strong><br />
<font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Burada Hazret-i Muhammed&#8217;in peygamber olduğuna ve Kuran-ı kerim&#8217;in ona vahyedildiğine dair tek satır yok. Biz niçin kurtarılmaya lâyık mışız? Bakın <strong>Yahudiler ve Hıristiyanlar Hazret-i İbrahim&#8217;i bir kabile şefi olarak tanıyor, hatta zaman zaman hakaret ediyorlar.</strong> (Protestan Kiliselerinin teknik ilahiyat kitaplarında onlarca örneğini gösterebilirim). Hasılı bizim peygamber olarak sayıp sevdiğimiz İbrahim aleyhisselam ile onların kabile reisi olarak takdim ettikleri İbrahim arasında <strong>dağlar kadar fark</strong> var. Bir ufak misal vereyim. Biz Hazret-i İbrahimin oğlu İsmail&#8217;i kurban etmeye niyetlendiğini ve Allahü teâla&#8217;nın bir koç gönderdiğini iyi biliriz. Halbuki onlara göre kurban edilen İsmail aleyhisselam değil İzak&#8217;tır (Hazret-i İshak). Muharref İncillerde Kuran-ı kerimde yazanların tam tersi var. Demek ki <strong>onlarla, İbrahimi dinler potası altında da buluşmamız kabil değil.</strong><br />
</font></p>
<p align="center">&#160;</p>
<p align="center"> <img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2006/12/kurdistan.jpg" alt="sözde kürdistan" height="241" width="331" /></p>
<p align="center"><font color="#325a78" face="verdana " size="4"><strong> Türkiye pilot bölge</strong><br />
</font></p>
<p align="left"><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; Peki ya protestanlar ? Görünen o ki son yıllarda atağa kalktılar.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; Aslında adamlar 1831&#8242;den beri çalışıyor. Her on yılda bir Lambeth konferansları düzenliyor, alınan kararları titizlikle uyguluyorlar. Bunların sonuncusu 1998&#8242;de yapıldı ve Türkiye ile Avrasya pilot bölge seçildi. Nitekim ABD&#8217;liler o tarihten sonra <strong>Kilise evler </strong>kurmaya hız verdiler. Lütfen şu kelimeyi bir yere yazar mısın? <strong>&#8220;Collegiality!&#8221;</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; <strong>&#8220;Collegiality!&#8221;</strong> Bu kelime ne mânâya geliyor ?<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; İşte Protestan Kilisesinin siyaseti bu kelimede gizli. Kişi, hayatına yön verirken <strong>devletin kurallarına itibar etmemelidir </strong>biiir. Dil, cins ve ırk <strong>&#8220;benzerliklerinden&#8221; değil, &#8220;benzemezliklerinden&#8221; yola çıkmalıdır </strong>ikiii. Protestanlar bu prensibi özellikle <strong>Güneydoğu</strong>&#8216;da uyguladılar. Yöre insanına <strong>&#8220;siz zaten Kürtsünüz&#8221;</strong> dediler, <strong>&#8220;Türklerden dil ve ırk olarak ayrısınız. Eğer devletten de ayrılmak istiyorsanız gelin bize katılın. Katılın ki batı dünyası sizi arasına alsın&#8221;.</strong><br />
</font></p>
<p style="text-align:center;"><img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2006/12/polat-ronesans-otelde-patrik-bartholomeos-ile-gorusmesi00001.jpg" alt="Fethullah Gülen’in Polat Rönesans Otel’de Patrik Bartholomeos İle Görüşmesi" /></p>
<p align="center">&#160;</p>
<p align="center"><font color="#325a78" face="verdana " size="4"><strong> Patrikhane niçin atağa kalktı?</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; Türkiye&#8217;de ne değişti de Patrikhane böyle atağa kalktı?<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; Aslında <strong>atağa kalkan patrikhane değil Amerika. </strong>Baba Bush 6 Kasım 1987&#8242;de ABD Ankara büyükelçisi Hupe&#8217;ye gizli bir mektup gönderdi ve <strong>&#8220;Ermeni soykırımı ile ilgili belgeleri bulup çıkarın ve Türk hükümetini de bunları yayınlamaya zorlayın&#8221; </strong>dedi. Benzer bir mektubu Fener Patriğine yolladı ve olay hız kazandı. Bartelemo, <strong>Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;</strong>nu gündeme getirmeye başladı. Bakın kelimesi kelimesine okuyorum: Patrik &#8220;Türk devletinin iradesi varsa bu okul açılır&#8221; diyor. Bu okulun nasıl bir okul olduğu herkesin mâlumu. Patrik buna rağmen <strong>&#8220;Heybeliada TC&#8217;nin denetimi dışında tutulacak&#8221; </strong>(yani YÖK ya da MEB müdahale edemeyecek) diye diretiyor. Böyle bir okulun açılabilmesi için tam 18 tane kanunun değişmesi gerek.Bunlardan ikisi Anayasamızın<br />
değişmez maddeleri. Bunun mümkün olmadığını Patrik de biliyor ama o &#8220;başka birşeyi ima ediyor&#8221;. <strong>&#8220;Bu okulun üstünde TC&#8217;nin denetimi olmayacak demekle, ben senin kanunlarını, meclisini, kısacası devletini tanımadığımı söylüyorum. Eğer iraden varsa (AB ve ABD arkamda, gücün yetiyorsa) mani ol da göreyim&#8221; </strong>diyor.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Lozan anlaşmasının 12. maddesinde &#8220;Gayrimüslimler Müslümanlarla eşittir&#8221; deniyor. <strong>Evet eşittir ama imtiyazlı değil</strong>dir. Devletin denetimi dışında bir okul imtiyaz istemektir. Yani Patrik, Türkiye&#8217;yi Lozan&#8217;ı ihlale zorluyor.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> -ABD- patrikhane dostluğu nereden kaynaklanıyor?<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> -<strong>Patrikhane eski bir casus yuvası ve bu faaliyetini hiç bırakmadı.</strong> (1964 yılında casusluktan yakalanan 4 papaz askeri istihbarat elemanıydılar). Bunlar özellikle soğuk savaş döneminde Rusya&#8217;ya karşı kullanıldı. Bu müessese yıllar evvel uhrevi işleri bırakıp siyasete soyundu. ABD ne derse onu yaptı. Şimdi mahsul toplama zamanı.<br />
</font></p>
<p align="center"><img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2006/12/bebek-katili-apo_2.jpg" alt="bebek katili apo" /><img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2006/12/pkk-gercegi.jpg" alt="pkk gerçeği kin tohumları" height="185" width="338" /></p>
<p align="center"><font color="#325a78" face="verdana " size="4"><strong>Ağaları aradık</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> 27 Mayıs Devrimi&#8217;nden sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu&#8217;da nüfuz sahibi olan 55 ağa toplandı. Bunlar Bursa, Edirne, Çanakkale ve Kırklareli&#8217;ne sürüldüler. <strong>Ağaların boşalttığı bölgelere 1900 Amerikalı misyoner yerleştirildi.</strong> Bunlar <strong>&#8220;barış gönüllüsü&#8221; </strong>adı altında halkın arasına girdiler. Beş yıl boyunca insanımızı ifsat edip, <strong>kin tohumları ektiler.</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; Peki sonra niye gittiler?<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> &#8211; Gerek kalmadı. Çünkü onların yerini AFS bursunu kazanıp yurdışında okuyan Türk çocukları aldı. Ne iştir bilinmez, bunlardan bazıları Amerika&#8217;ya gidip <strong>Maocu</strong> oldular. Bürokraside önleri açıldı, kilit noktaları ellerinde tuttular. İşte <strong>bugün AB lehinde propaganda yapan en güçlü lobi bunlardır ve ABD&#8217;nin ortadoğu hakimiyeti için çalışıyorlar.</strong> İçlerinden hakikatleri görenler de oldu, onlar kendilerini kullandırmadılar.<br />
</font></p>
<p style="text-align:center;"><img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2006/12/aytunc-altindal_00001.jpg" alt="Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal Röportajı" height="193" width="280" /></p>
<p align="center"><font color="#325a78" face="verdana " size="4"><strong> Suç duyurusunda bulunun!</strong><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Türkiye&#8217;deki misyonerler açık açık siyaset yapıyorlar. Mesele Türkiye&#8217;de bin, binbeşyüz kişinin Hıristiyanlığı seçmesi meselesi değildir. Zaten bu milleti kitleler halinde Hıristiyan yapmak ham hayaldir. Burada altı çizilen hadise <strong>bölücülük</strong>tür. Adamlar <strong>&#8220;Yeter ki siz ayrı devlet kurun, arkanızda biz varız&#8221;</strong> demekten çekinmiyorlar.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 304592 sayılı resmi yazısına göre: 1998 yılında 104, 1999 yılında 137, 2000 yılında ise 47 şahıs misyonerlik yaptığı için yakalanarak adli makamlara teslim edildi.<strong>2001 ve 2002&#8242;de ise sadece ve sadece 3 şahıs hakkında takibat yapıldı.</strong> Halbuki mahalle aralarında Kiliselerin açılması ve çoğalması son iki yılda hız kazandı.<br />
<strong> Türk Ceza Kanununun 529. maddesine göre bu faaliyet suçtur. </strong>Herkes (mahalle muhtarı, sade vatandaş, bakkal, kasap, ev hanımı) İl Savcılığına müracaat ederek <strong>suç duyurusunda bulunduğu takdirde &#8220;adli işlem&#8221; yapılır.</strong> 529. madde çok sarihtir. <strong>Emniyet güçleri bu kiliseyi &#8220;derhal&#8221; kapatmak zorundadır.</strong></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">Amerikalıların yıllar evvel çizdikleri bir Anadolu haritası var. <strong>Trabzon, Ermenistan hudutları içinde, Güneydoğuda Kürt ve Marmara&#8217;da Rum devleti yer alıyor. Yankiler Sinop&#8217;a kadar uzanan nefis sahilleri kendilerine ayırıyorlar.</strong>Ortodoksların Ayasofya üzerindeki emelleri mâlum. <strong>Ancak padişah türbesini bile &#8220;vaftizhane&#8221; gösteren yöneticilerin neye hizmet ettikleri anlaşılamıyor.</strong><strong>Fener Patriği &#8220;Kanunlarınızı da bakanlarınızı da devletinizi de tanımıyorum. Haydi Heybeliada Ruhban Okulunu açtırmayın da göreyim&#8221; deme cüretini kimden alıyor?</strong> </font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><br />
</font></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Vatikan’ın tarihi İslam düşmanlığı devam ediyor]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2006/12/11/vatikan/</link>
<pubDate>Mon, 11 Dec 2006 14:54:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2006/12/11/vatikan/</guid>
<description><![CDATA[Vatikan’ın; dinlerarası diyalog, hoşgörü, dostluk, faaliyetlerinde samimi olmadığını, tarihi İslam d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2006/12/hacli.jpg" alt="Haçlı Seferleri" height="371" width="243" /></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Vatikan’ın; dinlerarası diyalog, hoşgörü, dostluk, faaliyetlerinde samimi olmadığını, <strong>tarihi İslam düşmanlığı</strong>nın devam ettiğini, 27.4.2003 tarihinde düzenlenen ayinde Papa, <strong>“barış değil savaş istiyen”</strong> papazın mertebesini yükselterek bir kere daha göstermiş oldu:</font><font color="#325a78" face="verdana " size="2">“<strong>PAPA İkinci Jean Paul</strong>, 27 Nisan 2003 günü, bundan asırlarca önce yaşamış olan altı kişiyi Hıristiyan inancına göre &#8216;aziz&#8217;liğin bir alt basamağı kabul edilen <strong>&#8216;ermiş&#8217;</strong> mertebesine yükseltti.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Vatikan&#8217;da 27 Nisan&#8217;da bu <strong>&#8216;ermişlik ilánı&#8217;</strong> münasebetiyle düzenlenen büyük ayin sırasında, Papa&#8217;nın İsviçreli muhafızlarıyla İtalyan güvenlik kuvvetleri <strong>alarma</strong> geçirilmişlerdi. Zira, <strong>&#8216;ermiş&#8217; </strong>yapılanlardan birinin, 17. asırda yaşamış olan<strong> Avianolu Marco</strong> adındaki papazın bazı çevrelerin, özellikle de Müslümanlar&#8217;ın gözünde <strong>&#8216;netameli&#8217;</strong> olduğunu düşünüyor, Müslümanlar&#8217;ın en azından bir protesto gösterisi yapabileceklerini bekliyorlardı.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Böyle bir şey beklemelerinin sebebi de şuydu: Merzifonlu Kara Mustafa Paşa&#8217;nın 1683&#8242;teki <strong>Viyana kuşatması</strong> Marco&#8217;nun cephelerde verdiği,<br />
<strong>‘‘Haçın altında toplanın! Meryem adına savaşın! Türkler&#8217;i yenin! Hıristiyanlık adına <font color="#600000" face="verdana " size="2">büyük düşman Türkler&#8217;e karşı </font>savaşı kazanmak için Allah&#8217;a olan imanımızı güçlendirmemiz lázımdır. Bunu yapmadan önce neye kalkışırsak kalkışalım, netice alamayız. <font color="#600000" face="verdana " size="2">Tanrı barış değil, savaş istiyor.</font>”</strong> vaazı yüzünden korkunç bir bozgun halini almış ve bu bozgun Avrupa&#8217;daki topraklarımızı kaybetmemize öncülük etmişti.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong> ‘‘Avrupalılaşma’’</strong> uğruna <strong>‘‘mozaik’’ </strong>ve <strong>‘‘dinlerarası diyalog’’</strong> teraneleriyle kendi kendimize gelin-güvey olduğumuz şu günlerde Hıristiyan dünyasının ve Papa&#8217;nın geçmişimiz hakkında ne düşündüğünü Marco&#8217;nun “ermişliği” sayesinde bir hatırlatayım dedim.” </font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><em><strong>(Murat Bardakçı &#8211; Hürriyet,11.5.2003)</strong></em><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Şimdi sormak lazım: Eski yaraları kaşımakla, eski düşmanlıkları gündeme getirmekle, ödüllendirmekle <strong>“Barış” “Hoşgörü” “Diyalog”</strong> sağlanması nerede görülmüştür?<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Bütün bunlar samimiyeti mi gösterir yoksa, <strong>sinsi bir maksad</strong>ı mı?</font></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Vatikan’ın Diyalog ile varmak istediği son nokta]]></title>
<link>http://diyalogcu.wordpress.com/2006/12/10/vatikan%e2%80%99in-diyalog-ile-varmak-istedigi-son-nokta/</link>
<pubDate>Sun, 10 Dec 2006 07:59:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>diyalog</dc:creator>
<guid>http://diyalogcu.wordpress.com/2006/12/10/vatikan%e2%80%99in-diyalog-ile-varmak-istedigi-son-nokta/</guid>
<description><![CDATA[Diyalog ve hoşgörü, Vatikan’ın bir tuzağıdır. Diyalog vasıtasıyla, önce, Müslümanların imanları bozu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p align="center"><img src="http://diyalogcu.wordpress.com/files/2006/12/papagulen.jpg" alt="Papa II. Jean Paul ve Fethullah Gülen" height="297" width="410" /></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Diyalog ve hoşgörü, <strong>Vatikan’ın bir tuzağı</strong>dır. Diyalog vasıtasıyla, önce, Müslümanların imanları bozulacak, islami şuurdan, yaşayıştan uzaklaştırılacaklar. Hz. Peygamber ve âlimler devre dışı bırakılarak İslamiyet, emir ve yasağı olmayan, <strong>felsefi bir sistem</strong> haline getirilecek.<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Müslümanlar arasında, Müslüman olsun Hıristiyan olsun fark etmez. Nasıl olsa, <strong>iki din mensubu da Cennete gidecek</strong>, inancı hakim kılınacak. Bu hale getirilen Müslümanların, Hıristiyanlığa kaymaları kolaylaşmış olacaktır. Çünkü, insan, nefsinin hoşuna giden, kendine kolay gelen şeyleri tercih eder. Hâl böyle olunca, <strong>haftada bir gün Kiliseye gitmekten başka hiçbir kuralı olmayan Hıristiyanlığa </strong>kayması daha kolay olacaktır. Böylece, <strong>nihai birleşme Hıristiyanlıkta</strong> olmuş olacak. Çeşitli vesilelerle yaptıkları konuşmalarda bunu zaten açıkça dile getiriyorlar. Onlara göre gerçek din sadece Hıristiyanlıktır:<br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> “Biz her ne kadar Hıristiyan olmayan dinlerin manevi ve ahlaki değerlerini tanıyor, saygı gösteriyor, onlarla diyaloğa hazırlanıyor ve din hüviyetini savunmak, insanlık kardeşliğini tesis etmek, kültür, sosyal refah ve sivil iradeyi oluşturmak gibi hususlarda diyaloğa girmek istiyorsak da dürüstlük bizi gerçek kanaatimizi açıkça ilan etmeye mecbur etmektedir; <strong>yegane gerçek din vardır. O da Hıristiyanlıktır.</strong>” </font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><em><strong>( Leibhard, Wilmington 1978, s. 13 vd.)</strong></em><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong> Papa II. Jean Paul</strong>&#8216;un 20 yıllık dostu ve <em><strong>“Papa’nın Düşüncesi” </strong></em>kitabının yazarı Buttiglione bu düşünceleri şöyle açıyor: </font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">“Hıristiyanlar İsa’nın Mesih olduğuna ve insanın onun sayesinde kurtulduğuna inanır. <strong>Tanrı’ya götüren başka bir yol yok</strong>tur..” </font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><em><strong>( NPQ; Cilt: 1, Yaz 1991.)</strong></em></font><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><br />
</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"> Nihai birleşmenin Hıristiyanlık çatısı altında olacağını, Dinlerarası Diyaloğun mimarlarından <strong>M.Watt</strong>, <strong>&#8220;dinleri birleştirme&#8221; projesi</strong> ile bakınız nasıl dile getiriyor:</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2">&#8220;Uzun vadede bütün dünya için <strong>tek bir din</strong>in olacağı ümid edilebilir. Bu din <strong>Hıristiyanlığın çatısı altında</strong>, Sünni İslam&#8217;da dört fıkhi mezhebe müsaade eden anlayışa benzer bir şekilde kendi içinde bazı görüş ayrılıklarına yer verebilir.&#8221; </font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><em><strong>(Modern Dünyada İslam Vahyi s.171)</strong></em><strong><br />
</strong></font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong> Papa II. Jean Paul</strong> da, Sen Pietro Kilisesi’nde, 25.6.2000 günü pazar ayininde,</font></p>
<p><font color="#325a78" face="verdana " size="2"><strong>“Kilise ile diğer dinler arasındaki diyaloga evet. Ama aynı zamanda tek kurtarıcının İsa olduğunu ilan etmek gerekiyor’’</strong> diyerek diyalog sonunda nerede birleşeceğinin açık adresini de vermiştir.</font></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
