<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>dunya-ekonomisi &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/dunya-ekonomisi/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "dunya-ekonomisi"</description>
	<pubDate>Thu, 31 Dec 2009 05:35:39 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Küresel mali kriz, Dünya A.Ş. için miydi?]]></title>
<link>http://huseyinsaglam.wordpress.com/2008/11/24/kuresel-kriz/</link>
<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 14:27:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>huseyinsaglam</dc:creator>
<guid>http://huseyinsaglam.wordpress.com/2008/11/24/kuresel-kriz/</guid>
<description><![CDATA[Her olmakta olanın bir ideolojik yanı vardır ama biz sonlu varlıklar olarak onu, bazen farkedebiliri]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Her olmakta olanın bir ideolojik yanı vardır ama biz sonlu varlıklar olarak onu, bazen farkedebiliri]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[AVRUPA BİRLİĞİ]]></title>
<link>http://ekonomigunlugu.wordpress.com/2007/04/28/avrupa-birligi/</link>
<pubDate>Sat, 28 Apr 2007 10:10:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>pinarpasali</dc:creator>
<guid>http://ekonomigunlugu.wordpress.com/2007/04/28/avrupa-birligi/</guid>
<description><![CDATA[  1965&#8242;te Brüksel Antlaşması ile kurulup 1967&#8242;de işlerlik kazanan Avrupa Birliği (EC), A]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>  1965&#8242;te Brüksel Antlaşması ile kurulup 1967&#8242;de işlerlik kazanan Avrupa Birliği (EC), Avrupa&#8217;da var olan üç örgütü bir araya getirdi: Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (ECSC), Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (Euratom). ECSC, kömür ve çelik sağlanması konusunda ortak bir yol izlemek amacıyla 1952&#8242;de kurulmuştu.</p>
<p>  AET 1958&#8242;de üye devletlere ortak bir pazar oluşturmak ve mal, personel ve hizmetlerin serbestçe taşınması amacıyla kuruldu. Euratom da 1958&#8242;de kuruldu, amacı atom enerjisinin barışçı amaçla kullanımını sağlamaktır. Başlangıçta her örgütün de altı üyesi vardı; Belçika, Fransa, Federal Almanya, Hollanda, Lüksembourg ve İtalya-&#8221;Altılar Avrupası&#8221;. Aynı altı ülke Avrupa Birliği&#8217;nin de üyelerini oluşturuyordu. Avrupa Birliği kendisini oluşturan kuruluşların amaçlarına uymaya sürdürdü ve kendi uzun vadeli hedefi olarak, ECSC, AET ve Euratom&#8217;um ayn ayn başarabileceğinden daha geniş kapsamlı uluslararası politik işbirliği sağlandı.</p>
<p>  1 Ocak 1973&#8242;te İngiltere, İrlanda ve Danimarka, Avrupa Birliği&#8217;ne üye oldular. Yunanistan 1 Ocak 1981&#8242;de Avrupa Birliği&#8217;nin onuncu üyesi oldu. İspanya, Portekiz ve Türkiye&#8217;nin ileride üye olabilmeleri için görüşmeler sürmektedir. Şu anda üye devlet sayısı 12&#8242;dir.</p>
<p>  Kuruluşu</p>
<p>  2. Dünya Savaşı&#8217;nı izleyen yeniden kalkınma döneminde ortaya çıkan Avrupa işbirliği düşüncesi, başlangıçta Doğu-Batı arasındaki anlaşmazlıktan geniş ölçüde etkilendi. Doğu bloku ülkelerinin karşı çıktıktan Marshall Planı&#8217;nı uygulamak için 1948&#8242;de Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü (EEC), 1949&#8242;da Avrupa Konseyi kuruldu. Bunları 1952&#8242;de ESCS izledi; bu tek tek hükümetlerden bağımsız olarak karar verebilen ilk uluslararası kuruluştu.</p>
<p>  ECSC&#8217;nin baransı pek büyük olmadı. Özellikle Fransa&#8217;nın geniş kapsamlı uluslararası güçlere karşı olması ve örgütün çelik endüstrisindeki kartellere karşı durabilecek kadar güçlü olmaması yüzünden, öncü niteliğinin getireceği sonuçlara ulaşılmadıysa da ekonomi politikası alanında işbirliğine yönelik ilk adımlar atıldı ve 1957&#8242;de Roma&#8217;da AET ve Euratom&#8217;un kurulmasını sağlayan anlaşmalar imzalandı.</p>
<p>  AET, 1970&#8242;den önce bir ortak Pazar ve ortak bir tarım politikası gerçekleştirmenin yollarını aradı, tam bir ekonomik bütünleşmeye 1970&#8242;li yıllar içinde varılacaktı. ECSC ile kazanılan deneyimlerin ışığı altında, uluslararası olma niteliği bir ölçüde sınırlandı. Yürütme organı olan komisyon, karar verme süresi içinde hazırlık çalışması yapacak ancak, san kararlar Bakanlar Konseyi tarafından verilecekti. Bu durum 1967&#8242;de Avrupa Konseyi&#8217;nin kurulmasından sonra da geniş ölçüde sürdürüldü.</p>
<p>Örgütlenme</p>
<p>  Bakanlar Konseyi, karar verme ve yasama görevini yürüten organ olarak genel ekonomi politikasını düzenler ve üye olmayan devletlerle anlaşmalar yapar. En yüksek yargı organı, Avrupa politikasının ana çizgilerini belirlemek için yılda üç kez toplanan devlet yöneticilerinin yan resmi görüşme organı olan Avrupa Koııseyi&#8217;dir.</p>
<p>  Konseye ve Avrupa Parlamentosu&#8217;na sunulan öneri ve kararlar Avrupa Birliği&#8217;nin etkin yürütme organı olan Avrupa Komisyonu&#8217;nca hazırlanır. Komisyon&#8217;un, konsey kararıyla belirlenen çerçeve içinde bağımsız karar verebilme yetkisi vardır. Yunanistan&#8217;ın da katılmasıyla komisyon, üye devletler tarafından önerilen ve 4 yıl görevde kalan 14 üyeden oluşmâktadır. Görev dağıtımı komisyonun kendi içinde yapılır.</p>
<p>  Avrupa Birliği&#8217;nin sürekli bir merkezi yoktur, toplantılar Brüksel, Lüksembourg ya da Strasburg&#8217;ta düzenlenir. Avrupa Parlamentosu ayda bir kez Strasburg ve Lüksemburg&#8217;da toplanır. 1979&#8242;dan bu yana doğrudan seçimlerin yapıldığı parlamentonun 410 üyesi vardır.</p>
<p>  Ulusal devletlerden Avrupa Birliği&#8217;ne geçen yetkilerin çoğu konseyde ve komisyonda toplanır; hiçbir yasama yetkisi olmayan yalnız danışma ve denetleme işlevi olan parlamentonun yetkisi oldukça azdır. Bununla birlikte parlamento, komisyonu istifaya zorlama ve konseyin hazırladığı bütçeyi geri çevirme yetkisiyle baskı uygulayabilir. Parlamento bu yetkiyi 1979&#8242;da kullanmıştır.</p>
<p>  Avrupa Birliği&#8217;nin Lüksembourg&#8217;da adalet mahkemesi biçiminde bir yargı organı bulunur. İki gruba ayrılan mahkeme, Avrupa Birliği&#8217;nin yaptığı anlaşmaların uygulanmasını denetler ve topluluk içindeki kurumlar, üye devletler ve bireyler arasındaki anlaşmazlıklarda karar verir. Mahkeme üye devletleri Avrupa Birliğinin kararlarına uymaya zorlayabilir. Önemli kararların alınmasında çoğunlukla fikir birliği gerekir, ancak bazı durumlarda, bu durumda yetkili olan çoğunluğunun oylama gerek vardır. Fransa, Federal Almanya, İngiltere ve İtalya&#8217;nın onar, Hollanda ve Belçika&#8217;nın beşer, Danimarka, Yunanistan ve İrlanda&#8217;nın üçer, Lüksembourg&#8217;un iki oy hakkı vardır.</p>
<p>  Çok uzun süren toplantılar artık normal süreye inmiş ve çoğunlukla uzlaşma yoluyla sağlanan kararlar güç de olsa alınabilmektedir. Avrupa Birliği&#8217;nin, ekonomik yapılan oldukça farklı olan 10 üyesi arasında karar verme işleminin giderek daha da zorlaşacağı ve fikir birliği ilkesinden vazgeçmek zorunda kalınabileceği sanılmaktadır. Bu durumda üyeler arasındaki birliğin korunup korunamayacağı belli değildir.</p>
<p>İşleyiş</p>
<p>  İngiltere&#8217;nin Birlik&#8217;e geç üye olması en büyük iki üye devlet olan Fransa ve Federal Almanya&#8217;nın etkinliği kendilerinde toplamalarına yol açmıştır. İki ülke birlikte, Avrupa Birliği üyelerinin toplamının üçte ikisini ellerinde tutuyorlardı ve aynı zamanda ekonomik yönden en güçlü olan ülkelerdi.</p>
<p>  Federal Almanya ve Fransa arasındaki anlaşma öteki ülkeleri pek çok konuda oldu bit tiye getiriyordu. Bu durum, küçük devletler arasında geniş ölçüde huzursuzluğa neden oldu. İngiltere topluluğu katıldığında, büyük güç olma niteliğini çoktan yitirmişti ve Federal Almanya ile Fransa&#8217;nın üstünlüğünde önemli bir azalma olmadı.</p>
<p>Tarım Politikası</p>
<p>  Değişik ekonomik sektörlere gösterilen ilginin ölçüsü konusunda Avrupa Birliği kendi İçinde çelişkilere düşmektedir. Avrupa Birliği bütçesinin dörtte üçü, işgücünün %10&#8242;undan azını karşılayan tarım sektörü için ayrılmıştır.</p>
<p>  Tarım politikasının amacı, yeterli üretim değişmeyen fiyatlar, yiyecek sağlanması ve çiftçiler için uygun bir gelirdir. Bu amaçlara ulaşmak için Avrupa Birliği belli ürünlerin taban fiyatlarını dondurmuştur. Bununla birlikte belirlenen düzeyler gerekenden fazla üretim yapılmasına neden olmaktadır. (tereyağı üretiminde olduğu gibi)</p>
<p>  Başka bir olumsuz etken de paylaştırmadaki eşitsizliktir. Az sayı da küçük çiftçi ve belli ürünlerin alındığı verimli geniş çiftlikler. Bu tarım politikası, 1970&#8242;e kadar Avrupa işbirliği alanında bir başarı olarak nitelendirildi. 1970&#8242;lerde ortaya çıkan ekonomik durgunluk görüntüyü değiştirdi. Akaryakıt ve gübre fiyatları yükselirken, tarımdaki fiyatlar düştü. Ürün fazlasından ve fiyatlardaki düşüşten kurtulmak için getirilen önlemler yeterince başarılı olmadı.</p>
<p>  Avrupa Birliği bütçenin tarım politikası, ekonomik politikanın büyük bir bölümü, ekonomideki öteki alanların zararına tarım politikasına ayrıldı. Avrupa Birliğinin iflas etmemesi için tarıma ayrılan payın azaltılması zorunludur.</p>
<p>  Komisyon, tarım harcamalarının artışını durdurmayı ve böylece artacak parayı yöresel fona ve artan işsizlik gibi toplumsal sorunlar karşılama fonuna ayırmayı istemektedir. Bu politikanın uygulanması bakanlar konseyinin etkisiyle büyük ölçüde engellenmektedir. Üye ülkelerin tarım bakanları kendi tarım ödeneklerini azaltmadıkça, Avrupa Birliği tarıma ayrılan büyük harcamalarının azaltılması için çok az şey yapılabilir.</p>
<p>Vergiler</p>
<p>  Ortak bir pazar kurulması için dışalım vergilerini kaldırmak ve birbirine benzer ulusal bir vergi düzenlemesi getirmek gerekiyordu. 1968&#8242;de AET içinde yapılan ticarette gümrük vergileri tümüyle kaldırıldı ve aynı zamanda AET dışı uygulanacak bir gümrük tarifesi getirildi.</p>
<p>  Vergi konusu daha da zordu. En akla uygun önlem Fransız vergi iadesi ya da katma değer vergisi sisteminin getirilişiydi. Uygulanan oran değişmekle birlikti, bu 1972&#8242;den beri bütün üye devletlerle geçerlidir.</p>
<p>Davranış Özgürlüğü</p>
<p>  Malların serbestçe taşınması konusuyla ilgili sınırlı da olsa bir ilerleme sağlandı. Ülke içi gümrük vergileri ortadan kalkmakla birlikte gümrükle ilgisi olmayan çok sayıda engel vardır. Tüm üye ülkelerde serbest yerleşme hakkı yasal olarak kabul edilmişti ancak, burada hala mesleki niteliklerin farklı ülkelerde kabul edilme durumu gibi pek çok sorun vardır.</p>
<p>  Serbest yolculuk olanakları ve herhangi bir üye ülkede çalışma hakkı ile birlikte kişilerin hareket özgürlüğü de vardır. Avrupa Birliği&#8217;ne üye ülkelerde yaşayanlar, her yerde işsizlik sigortası, vergi ve sağlık konusunda yasal olarak aynı haklardan yararlanır.</p>
<p>  Sermayenin serbestçe yer değiştirmesi henüz bir kuram aşamasındadır. Avrupa Birliği&#8217;nin henüz gerçekleşmemiş amaçlarından bir olan ekonomik ve mali işbirliği kurulmasını sağlamak amacıyla üyeler kambiyo kurları konusunda işbirliğine varmak için çalışmaktadır. Özellikle, sermaye yatırımlarının kar sağlayan birkaç alanda toplanacağı ya da değersiz dövizlerle spekülasyon yaratmak için kullanılacağı endişesiyle sermayenin serbestçe yer değiştirmesi engellenmektedir.</p>
<p>Bölgesel Politika</p>
<p>  Avrupa Birliği içinde belli bölgeler bazı yönlerden gelişmemiştir. Bu yüzden Avrupa Komisyonu 1975&#8242;te işlerlik kazanan bölgesel fonu kurmuştur. Fondaki en büyük pay İtalya&#8217;nındır. Özellikle İtalya&#8217;nın güneyinde yoksulluk, yüksek oranda işsizlik, kötü yerleşme koşullan ve yanlış gelişmiş yapı sıkıntısı çekilmektedir.</p>
<p>  Fonun para kaynaklarının dağılımındaki çarpıcı özellik, Fransa ve İngiltere gibi oldukça zengin ülkelerin, Yunanistan gibi gelişme yönünden geri ülkelerden daha büyük paylan olmasıdır. Buna benzer bir soruna, daha da büyük ölçüde, Avrupa Birliği&#8217;nin tarıma yönelik desteklemelerinin bölgesel dağılımında rastlanır.</p>
<p>  1980&#8242;de Paris Havzası, Kuzeydoğu Almanya ve Güneydoğu İngiltere&#8217;dekiler gibi gelişmiş tarım alanları, Kuzeydoğu İtalya ve Güney Fransa gibi alanlarda %60&#8242;ın üzerinde Sicilya&#8217;dan %100&#8242;ün üzerinde daha fazla destek görmekteydiler.</p>
<p>Genel Görünüm</p>
<p>  İngiltere&#8217;nin topluluğa katılması ülkede geniş tepkiyle karşılandı. Norveç halkı ise yapılan oylamada üyeliğe hayır deyince bu ülke topluluğa katılmadı. Sol görüşlü ülkeler, örgütün büyük kapitalist ülkeler için bir araç olduğunu ileri sürerek Avrupa Birliği&#8217;ne karşı çıkmalarının yanı sıra, ulusal etkinliğinin sınırlanacağı ve eski ulusal geleneklerin yok olacağından korkan sağ görüşlü ülkeler de örgüte karşı çıkmaktadırlar.</p>
<p>  Yunanistan&#8217;daki muhalefet, güçlü Avrupa ekonomileriyle birleşmenin zayıf sekt6rlerde işsizliğe yol açacağından korkmaktadır. Ulusal hükümetler etkin çıkar gruplarına, özellikle çiftçi birliklerine karşı her zaman duyarlı olmuşlardır. Tarım konusunda daha fazla önemi olan bazı ülkelerin üyeliğe alınması bunu daha da büyük bir sorun durumuna getirecektir.</p>
<p>  Batı Avrupalı şarap üreticileri ve sebze yetiştiricileri Türk, Yunan, İspanyol ve Portekiz ürünlerinin rekabetinden korkmaktadırlar. Genelde, 1970&#8242;lerde başlayan ciddi ekonomik bunalım Avrupa Birliğinin görev yapmasını daha da zorlaştırmaktadır. 1980&#8242;de Avrupa Birliği içindeki toplam işsiz sayısı 8 milyona ulaşmıştır.</p>
<p>  Enflasyon, yüksek faiz oranlan ve artan uluslararası rekabet, ekonomik durgunluğu artırmaktadır. Bu durumda hükümetler, Avrupa&#8217;nınkinden çok, kendi ulusal çıkarlarına yönelme eğilimindedirler. Ne ölçüde olursa olsun, Avrupa Birliği için destek fonları kısa dönemde hazır olmayacaktır, bu da tarımdan çok öteki ekonomik sektörleri özendirmeyi amaçlayan politikanın pek başarı şansı olmadığı anlamına gelir.</p>
<p>  Avrupa&#8217;da ekonomik birleşme ulusal ekonomilerdeki durgunluk nedeniyle yavaşladı. Avrupa Birliği içinde ekonomik ve politik bir birlik oluşturulması her zamankinden daha uzak görünmektedir. Avrupa Birliği, ekonomik bir güç olarak yalnız Avrupa&#8217;da değil, aynı zamanda Üçüncü Dünya Ülkelerinde de giderek önem kazanmaktadır.</p>
<p>  Doğu Avrupa, İskandinavya, Akdeniz ülkelerinin çoğu ve gelişmekte olan birçok ülkeyle ilişkiler korunmaktadır. Değişik ülkelerle ortaklık anlaşmaları, serbest ya da öncelikli ticaret anlaşmaları gibi çeşitli anlaşmaları yapılmaktadır.</p>
<p><!-- Menu Bitir --></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BORSALAR TARİHİ]]></title>
<link>http://ekonomigunlugu.wordpress.com/2007/04/28/borsalar-tarihi/</link>
<pubDate>Sat, 28 Apr 2007 10:04:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>pinarpasali</dc:creator>
<guid>http://ekonomigunlugu.wordpress.com/2007/04/28/borsalar-tarihi/</guid>
<description><![CDATA[  Borsa sözcüğü, Bruges Kenti&#8217;ndeki &#8220;Hôtel des Bourses&#8221; denilen ve armasında üç ta]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>  Borsa sözcüğü, Bruges Kenti&#8217;ndeki &#8220;Hôtel des Bourses&#8221; denilen ve armasında üç tane para kesesi bulunan bir hanın adından gelmektedir. Burada toplanan yerli ve yabancı iş adamları, satılık malların örnekleri üzerinden alışveriş yaparlarmış. Mal örneği üzerinden senetle alım satıma Ortaçağ fuarlarında da rastlanırdı. Ancak Hôtel des Bourses’ün ünü kısa sürede yayılmıştır.</p>
<p>  1531’de Anvers’de ilk borsa binası açılmıştır. Anvers Borsası’nı kısa ara ile Lyon Borsası ve Toulouse Borsası izlemiştir. Londra’da The Royal Exchange 1571’de hizmete girmiştir. Anvers Borsası’nın 1576’da tahrip edilmesi üzerine ticari ve mali işlemler Amsterdam’da yürütülmüştür. Amsterdam Borsası 1611’de inşa edilmiştir. 1662’de yeni bir borsa binası yaptırılmıştır.</p>
<p>  New York Borsası 1792’de 24 iş adamının girişimiyle kurulmuştur. Paris Borsası ise 1724’te açılmış ve ilk binasının yapımı 1826’da tamamlanmıştır.</p>
<p><!-- Menu Bitir --></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Amerikan Borsalarının İşleyişi]]></title>
<link>http://ekonomigunlugu.wordpress.com/2007/04/28/amerikan-borsalarinin-isleyisi/</link>
<pubDate>Sat, 28 Apr 2007 09:58:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>pinarpasali</dc:creator>
<guid>http://ekonomigunlugu.wordpress.com/2007/04/28/amerikan-borsalarinin-isleyisi/</guid>
<description><![CDATA[Sürümde binlerce hisse senedi bulunmasına karşın bunlar arasında en büyük, en iyi tanınmış ve en çok]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Sürümde binlerce hisse senedi bulunmasına karşın bunlar arasında en büyük, en iyi tanınmış ve en çok alım-satım gören şirketlerin hisse senetleri genelde New York Menkul Kıymetler Borsası&#8217;na (New York Stock Exchange &#8211; NYSE) kayıtlıdır. Borsa&#8217;nın geçmişi bir gurup aracının New York kentinde Wall Street&#8217;teki (Wall Sokağı) bir çınar ağacının altında toplanıp hisse senetlerinin nasıl alınıp satılacağına ilişkin belirli kurallar saptadıkları 1792 yılına kadar uzanır.</p>
<p>1990&#8242;ların sonlarına gelindiğinde NYSE&#8217;de 3.600 değişik hisse senedi kayıtlıydı. NYSE&#8217;de 1.366 üye ya da aracı şirket tarafından büyük paralar ödenerek satın alınan ve bireyler adına hisse senedi alıp satmak için kullanılan &#8220;yer&#8221; vardır. Borsa ile aracı şirketler arasında iletişim elektronik olarak yapılır. Fiyatları bildirebilmek ve siparişleri alabilmek için 200 mil (yaklaşık 320 kilometre) fiber-optik kablo döşenmesi ve 8.000 telefon bağlantısı kurulması gerekmiştir.</p>
<p>Hisse senetleri nasıl alınıp satılır?</p>
<p>Sözgelimi California&#8217;da bir öğretmen denizaşırı geziye çıkmak istesin. Gezi giderlerini karşılamak için elindeki 100 adet General Motors hisse senedini satmaya karar verir. Müşterisi olduğu aracıyı arar ve senetlerini en kısa sürede en iyi fiyattan satmasını ister. Aynı gün Florida&#8217;daki bir mühendis, biriktirdiği parayı 100 adet General Motors hisse senedi almak için kullanmayı düşünür ve kendi aracısını arayıp piyasadaki fiyattan 100 senet &#8220;satın alma&#8221;sı için emir verir. Her iki aracı bu emirleri NYSE&#8217;deki temsilcilerine ileterek gerekli pazarlığa başlamalarını isterler. Tüm bunlar bir dakikadan daha kısa bir zaman içinde gerçekleşir.</p>
<p>Sonuçta öğretmen parasını mühendis de hisse senetlerini alır ve aracılarına gereken komisyonu öderler. Söz konusu işlem borsadaki diğer işlemler gibi açıkça yapılır ve sonuçlar ülkedeki her bir borsa kuruluşuna elektronik ortamda duyurulur.</p>
<p>Bu süreçte yaşamsal bir rol oynayan borsa &#8220;uzmanları&#8221; alım ve satım emirlerini ustaca uyuşturup piyasanın düzenli bir biçimde işlemesini sağlarlar. Yeterli alıcı ya da satıcı bulunmadığı durumlarda gerekirse uzmanlar kendileri de hisse senedi alır ya da satarlar.</p>
<p>Enerji endüstrisine ilişkin çok sayıda hisse senedinin kayılı bulunduğu ve daha küçük bir kuruluş olan Amerikan Menkul Kıymetler Borsası da Wall Sokağı bölgesindedir ve aşağı yukarı NYSE gibi çalışır. Diğer bazı büyük ABD kentlerinde de daha küçük bölgesel menkul kıymetler borsaları vardır.</p>
<p>En yoğun hisse senedi alışverişi Hisse Senedi Alım-Satımcıları Otomatikleştirilmiş Fiyat Ulusal Derneği (National Association of Securities Dealers Automated Quotation &#8211; NASDAQ) sistemi çerçevesinde yapılır. Tezgah üstü borsası denilen ve yaklaşık 5.240 değişik hisse senedinin alım-satımını düzenleyen bu kuruluş belirli bir mekanda faaliyet göstermez; hisse senedi ve bono alım-satımcılarının oluşturdukları bir elektronik iletişim ağıdır.</p>
<p>Tezgah üstü işlemleri denetleyen Hisse Senedi Aracıları Ulusal Derneği yasa dışı çalıştığı ya da borçlarını ödeyemez duruma geldiği anlaşılan şirketleri ya da aracıları sistemden uzaklaştırma yetkisine sahiptir. Bahis konusu piyasada işlem gören hisse senetlerinin çoğu daha küçük ve daha istikrarsız şirketlere ait olduğu için NASDAQ diğer iki büyük borsadan daha riskli bir piyasa olarak bilinir. Buna karşılık yatırımcılara pek çok fırsat sunar. 1990&#8242;larda hızla büyüyen ileri teknoloji hisse senetlerinin çoğunluğu NASDAQ&#8217;ta işlem görmüştür.</p>
<p>BİR YATIRIMCILAR ÜLKESİ</p>
<p>Menkul kıymetler borsalarında eşi görülmemiş bir yükselmeye hisse senedi sahibi olmaktaki kolaylık da eklenince bireyler 1990&#8242;larda borsalarda büyük ölçüde işlem yapmaya başladılar. New York Borsası&#8217;nda ya da diğer adıyla &#8220;Büyük Tabela&#8221;da 1980&#8242;de bir yılda 11,4 milyar hisse el değiştirmişken bu sayı 1998&#8242;de 169 milyar oldu. 1989-1995 yılları arasında ABD&#8217;de doğrudan doğruya ya da emeklilik fonları gibi aracılar kullanarak hisse senedi sahibi olmuş bulunan ailelerin oranı toplamın yüzde 31&#8242;inden yüzde 41&#8242;ine yükseldi.</p>
<p>Bireylerin parasını alıp onlar adına çeşitli hisse senedi portföylerine yatırım yapan karşılıklı fonlar sayesinde halkın borsa faaliyetlerine katılması çok kolaylaştı. Karşılıklı fonlar kendilerini bu iş için yeterli bulmayan ya da binlerce hisse senedi arasında seçim yapmaya zamanı olmayan küçük yatırımcıların paralarını profesyoneller aracılığıyla değerlendirmelerine olanak yaratırlar. Sözü edilen kuruluşların elinde çeşitli hisse senedi gurupları bulunduğu için yatırımcıları bireysel hisselerin değerinde görülebilecek ani değişikliklere karşı belirli bir ölçüde korumuş olurlar.</p>
<p>Her biri değişik türde yatırımcıların gereksinimlerini ve önceliklerini karşılayacak biçimde düzenlenmiş düzinelerce karşılıklı fon vardır. Bazı fonlar kısa sürede gelir sağlamaya yönelikken bazıları da uzun vadede sermaye değeri yükselişi yaratmaya çalışırlar. Bazıları ihtiyatlı bir biçimde yatırım yaparlar; buna karşın, bazıları da daha büyük kazanç elde etmek umuduyla daha büyük risklere atılırlar. Bazılarının sadece belirli endüstrilere ya da yabancı şirketlere ait hisse senetleriyle ilgilenmelerine karşılık bazıları da değişken piyasa stratejileri uygularlar. Bahis konusu fonların sayısı 1980&#8242;de 524 iken 1998 sonunda 7.300&#8242;e fırladı.</p>
<p>Sağlıklı kazanç elde etmenin ve geniş bir seçenek alanına sahip olmanın çekiciliği nedeniyle Amerikalılar 1980&#8242;lerde ve 1990&#8242;larda karşılıklı fonlara büyük ölçüde yatırım yaptılar. 1990&#8242;ların sonlarında yatırımcıların karşılıklı fonlarda 5,4 trilyon dolarları vardı; bu fonlarda parası olan aile oranı da 1979&#8242;da yüzde 6&#8242;dan 1997&#8242;de yüzde 37&#8242;ye çıktı.</p>
<p>HİSSE SENEDİ FİYATLARI NASIL BELİRLENİR</p>
<p>Hisse senedi fiyatları çeşitli ögelerin hiçbir uzman tarafından sağlıklı olarak anlaşılamayacak ya da önceden kestirilemeyecek bir biçimde birleşmesi sonucunda belirlenir. Ekonomistlere göre fiyatlar genelde şirketlerin gelecekteki para kazanma kapasitelerini yansıtır.</p>
<p>Yatırımcılar gelecekte önemli kar edineceğini bekledikleri şirketlerin hisse senetlerine yönelirler; çok kişi bu gibi şirketlerin hisse senetlerini almak istedikleri için de söz konusu senetlerin fiyatı yükselir. Buna karşın, yatırımcılar geleceği pek parlak olmayan şirketlerin hisse senetlerini almaktan kaçınırlar; az sayıda birey böyle senetleri almak isteyeceği ve çok sayıda birey de onları elden çıkarmaya çalışacağı için fiyatlar düşer.</p>
<p>Yatırımcılar hisse senedi almaya ya da satmaya karar verirlerken iş çevrelerinin genel durumunu ve geleceğini, yatırım yapmayı düşündükleri şirketin parasal konumunu ve gelişme olasılıklarını incelerler ve hisse senedi getirilerinin geleneksel düzeyin altında mı üstünde mi olduğuna bakarlar. Faiz oranlarındaki eğilimler de hisse senedi fiyatlarını önemli ölçüde etkiler.</p>
<p>Faiz oranlarının yükselmesi genelde hisse senedi fiyatlarını düşürür; çünkü, bu kısmen ekonomik faaliyetlerdeki genel yavaşlamanın ve şirket karlarındaki azalmanın habercisidir, kısmen de yatırımcıların borsayı bırakıp yüksek faiz getiren başka alanlara yönelmelerini teşvik eder. Bunun aksine, faiz oranlarının düşmesi hem daha kolay borç alınabileceği ve daha hızlı büyüme sağlanabileceği anlamına geldiği hem de faiz getiren yeni alanların yatırımcılar açısından çekiciliğini yitirmesi sonucunu doğurduğu için çok kez hisse senedi fiyatlarının yükselmesine yol açar.</p>
<p>Buna karşılık, belirli başka ögeler durumu karmaşıklaştırır. İlk olarak, yatırımcılar genellikle o andaki getirileri göz önünde tutmak yerine belirsiz bir geleceğe yönelik beklentilerine uyarak hisse senedi alırlar. Bahis konusu beklentiler de çok kez mantıklı ve doğru olmayan çeşitli faktörlerin etkisinde kalır. Bu nedenle fiyatlar ve getiriler arasındaki kısa vadeli bağ çok zayıf olabilir.</p>
<p>İvme de hisse senedi fiyatlarını etkileyebilir. Fiyatların yükselmesi doğal olarak daha çok sayıda alıcıyı piyasaya çeker ve bunun üzerine fiyatlar daha da yükselir. Onları ileride daha da yüksek bir fiyatla satma beklentisi içinde hisse senedi alan spekülatörler de bu yükselme baskısını arttırırlar. Uzmanlar hisse senedi fiyatlarının sürekli yükselişini &#8220;ayı&#8221; piyasası olarak tanımlarlar. Spekülasyon humması daha fazla sürdürülemeyince fiyatlar düşmeye başlar. Fiyatların düşmesinden endişelenen yatırımcıların sayısı çoğalınca ellerindeki hisse senetlerini satmaya çalışırlar ve bu da düşüş eğilimini hızlandırır. Bu duruma ise &#8220;boğa&#8221; piyasası denir.</p>
<p>PİYASA STRATEJİLERİ</p>
<p>Ellerindeki hisse senetlerini uzun süre tutmaya razı olan yatırımcılar başka finansal yatırımlar yapmak yerine menkul kıymetler borsasına yönelince XX. Yüzyıl&#8217;ın büyük bir bölümünde daha yüksek gelir sağladılar.</p>
<p>Hisse senedi fiyatları kısa vadede çok oynak olabilir ve bu nedenle de borsadaki düşüş sırasında ellerindeki senetleri satan yatırımcılar kolayca zarara uğrayabilirler. Sözgelimi, Amerika&#8217;daki en büyük karşılıklı fon kuruluşlarından birinin ünlü bir eski başkanı olan Peter Lynch, 1998&#8242;de, ABD hisse senetlerinin geçmiş 72 yılın 20&#8217;sinde değer yitirdiğini söyledi. Lynch&#8217;e göre, borsanın 1929&#8242;daki çöküşünde değer yitiren hisse senetlerinin eski değerine yükselmesi için yatırımcıların 15 yıl beklemeleri gerekti.</p>
<p>Buna karşılık, ellerindeki senetleri 20 yıl ya da daha uzun süreyle bekleten bireylerin hiç kaybı olmadı. Federal hükümetin Genel Muhasebe Dairesi tarafından Kongre&#8217;ye sunulmak amacıyla hazırlanan bir incelemede, 1926&#8242;dan beri yaşanan en kötü 20 yıllık dönemde hisse senedi fiyatlarının yüzde 3 arttığı belirtildi. En iyi 20 yıl içindeyse fiyatlar yüzde 17 yükseldi. Bunun aksine, hisse senedi yerine en yaygın yatırım aracı olan 20 yıl vadeli tahvillerin getirisi yüzde 1&#8242;le yüzde 10 arasında değişti.</p>
<p>Anılan incelemelere dayanan ekonomistler çeşitli hisse senetlerini içeren bir portföy oluşturup uzun süre ellerinde tutan küçük yatırımcıların en yüksek getiriyi sağladıkları sonucuna varmışlardır. Buna karşın, bazı yatırımcılar kısa vadede daha yüksek gelir sağlayacaklarını umarak belirli riskleri göze alırlar. Bu amaçla da çeşitli stratejiler geliştirirler.</p>
<p>Teminat Karşılığı Hisse Senedi Alımı: Amerikalılar krediyle pek çok şey alırlar ve hisse senetleri de bunun dışında kalmaz. Belirli yatırımcılar yüzde elli 50 peşin ödeyip kalanı için de aracılarına borçlanarak &#8220;teminat karşılığı&#8221; hisse senedi satın alabilirler. Teminat karşılığı alınan hisse senetleri değer kazanırsa bu yatırımcılar onları satıp aracılarına olan borçlarını, faizleri ve komisyonu ödeyebilir ve yine de kar sağlayabilirler. Eğer senetler değer yitirirse aracı bir &#8220;teminat çağrısı&#8221; yapar ve yatırımcıyı hesabına ek para ödemeye zorlar ve böylelikle alacağı olan para hisse senetleri değerinin yarısından az bir miktarda kalır. Yatırımcı nakit ödeyemezse aracı senetlerin bir kısmını zararına satıp borcu karşılar.</p>
<p>Teminat karşılığı hisse senedi alımı bir tür finansal kaldıraçtır. Yüksek risk taşıyan işlemlere girişerek kumar oynamak isteyen spekülatörlere daha çok hisse senedi alma fırsatı yaratır. Eğar yatırıma ilişkin kararları doğruysa spekülatörler daha büyük bir kar elde edebilirler; fakat, piyasayı yanlış değerlendirirlerse daha büyük zarara uğrayabilirler.</p>
<p>ABD&#8217;nin merkez bankası olan Federal Rezerv Kurulu (çok kez &#8220;the Fed&#8221; adıyla tanınır) yatırımcıların satın alınacak hisse senedi için ödemeleri gereken para miktarını belirleyen en düşük teminat oranlarını saptar. Kurul bu oranları değiştirebilir. Eğer piyasanın canlanmasını amaçlıyorsa düşük oranlar belirler. Spekülatif alımları sınırlamak istediğinde de oranları yüksek tutar. Federal Rezerv Kurulu zaman zaman yüzde 100 ödeme yapılmasını talep eder; fakat, XX. Yüzyıl&#8217;ın son yirmi yılı süresince oranı daha çok yüzde 50&#8242;de tutmuştur.</p>
<p>Açığa Satış Yapmak</p>
<p>Bir başka spekülatör gurubu da &#8220;açığa satış yapanlar&#8221; diye bilinir. Belirli bir hisse senedinin değer yitireceğini düşünürlerse aracılarından ödünç aldıkları hisse senetlerini satıp onların yerine başka senetleri ileride açık piyasada daha düşük fiyatla alarak kar etmeyi umarlar. Söz konusu yöntem ayı piyasası oluştuğunda kar etme fırsatı verirse de hisse senedi alım-satımındaki en riskli yoldur. Eğer açığa satış yapan yatırımcı yanlış tahminde bulunmuşsa sattığı hisse senetleri birden değer kazanıp onun büyük zarar görmesine yol açabilir.</p>
<p>Opsiyon (Seçmeli Vadeli İşlem)</p>
<p>Pek fazla olmayan bir miktar nakit paraya finansal kaldıraç uygulamanın bir başka yolu da belirli bir hisse senedini ileride şimdiki fiyatına yakın bir fiyatla almak için &#8220;alım&#8221; opsiyonu sözleşmesi yapmaktır. Piyasadaki fiyat yükselirse alıcı opsiyon hakkını kullanıp hisse senetlerini bu daha yüksek fiyattan satarak kar edebilir ya da hisse senedinin fiyatı yükseldiği için kendi değeri de artmış olan opsiyon hakkını satabilir.</p>
<p>&#8220;Satım&#8221; opsiyonu sözleşmesi yapmak ise bunun tersine işler ve belirli bir hisse senedini ileride şimdiki fiyatına yakın bir fiyatla satma taahhüdü oluşturur. Açığa satış gibi satış opsiyonu da yatırımcıların piyasanın düşmesinden yararlanmalarını sağlar. Buna karşılık, fiyatlarda bekledikleri gelişmeler olmazsa yatırımcılar büyük zarara uğrayabilirler.</p>
<p>DÜZENLEYİCİLER</p>
<p>1934&#8242;te kurulmuş olan Menkul Kıymetler ve Borsalar Komisyonu (Securities and Exchange Commission &#8211; SEC) Birleşik Devletler&#8217;deki borsaların en başta gelen düzenleyicisidir. 1929&#8242;dan önce borsaları eyaletler düzenlemekteydiler; fakat, 1929 yılında borsadaki çöküşün Büyük Bunalım&#8217;ı başlatması bu yöntemin yetersiz olduğunu kanıtladı. 1933 tarihli Menkul Kıymetler Yasası ve 1934 tarihli Menkul Kıymetler Borsası Yasası küçük yatırımcıları sahtecilikten koruma ve şirketlerin mali raporlarını kolaylıkla anlamalarını sağlama konularında federal hükümete birbiri ardından önemli roller kazandırdı.</p>
<p>Komisyon bu amaçlara erişmek için bir düzenlemeler ağı uygular. Halka hisse senedi, bono ve başka senetler sunan şirketler SEC&#8217;e ayrıntılı bir mali kayıt belgesi vermek zorundadır ve bu bilgiler halka açıklanır. SEC bu belgelerin tam ve doğru olup olmadığına karar verir ve böylelikle yatırımcıların piyasadaki menkul kıymetler konusunda sağlam ve gerçekçi kararlar almaları güvence altına konulmuş olur.</p>
<p>SEC hisse senetleri çıkarıldıktan sonra da borsadaki işlemleri denetler ve fiyatlarla oynanmasını engelleyen yönetmeliklerin uygulanmasını sağlar; bu nedenle, aracılar, tezgah üstü piyasada işlem yapanlar ve borsaların kendileri SEC&#8217;ye kayıt yaptırmak zorundadırlar. Komisyon bunlara ek olarak şirketlerin hisse senetleri kendi elemanları tarafından alınıp satıldığında bunun da kamuya bildirilmesi zorunluluğu getirir; Komisyon&#8217;un görüşüne göre, bahis konusu &#8220;içerdekiler&#8221; kendi şirketleri hakkında özel bilgi sahibi sahibidirler ve onların yaptıkları hisse senedi alımları ya da satımları diğer yatırımcıların şirketin geleceğine ilişkin güvenleri konusundaki düşüncelerini etkileyebilir.</p>
<p>Kuruluş ayrıca içerdekilerin henüz yayınlanmamış bilgilere dayanarak alım-satım yapmalarını da engellemeye çalışır. SEC 1980&#8242;lerde sadece şirket üst düzey yetkililerini ve başkanlarını değil şirketlere ilişkin açıklanmamış bilgilere erişebilecek sıradan görevlilerin hatta şirket dışındaki avukatlar benzeri kişilerin yaptığı alışverişleri bile izlemeye başladı. SEC&#8217;de Başkan tarafından atanan beş komiser görev yapar. En fazla üç komiser aynı siyasi partinin üyesi olabilir; her yıl bir komiserin beş yıllık görev süresi sona erer.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[AVRUPA PARA BİRLİĞİ]]></title>
<link>http://ekonomigunlugu.wordpress.com/2007/04/28/avrupa-para-birligi/</link>
<pubDate>Sat, 28 Apr 2007 09:56:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>pinarpasali</dc:creator>
<guid>http://ekonomigunlugu.wordpress.com/2007/04/28/avrupa-para-birligi/</guid>
<description><![CDATA[  Avrupa&#8217;nın parasal açıdan bütünleşmesini ifade eden Avrupa Para Birliği fikri, tek bir Avrup]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>  Avrupa&#8217;nın parasal açıdan bütünleşmesini ifade eden Avrupa Para Birliği fikri, tek bir Avrupa Para Birimi&#8217;nin yaratılmasını, tüm AET ülkeleri için tek bir Merkez Bankası&#8217;nın oluşturulmasını öngörmektedir.</p>
<p>  Bu konuda ilk girişim Barre Planı olmuştur. 1969&#8242;da AET Konseyi tarafından kabul edilen I. Barre Planı&#8217;nı Werner Planı izlemiştir. Bu plan, 1971-81 yılları içinde ekonomik ve parasal birliğin aşamalı olarak oluşturulmasını öngörmekte idi. Bazı yazarlarca &#8220;büyük düş&#8221; olarak nitelenen Avrupa Para Birliği kurulması düşüncesi, günümüzde önemli adımların atılmış olmasına karşın, topluluk ülkelerinin ekonomilerindeki farklılıklar nedeniyle gerçekleşebilmiş değildir.</p>
<p>  Avrupa Para Birliği yolunda atılan önemli girişimlerden birisi, 1979&#8242;da yürürlüğe giren Avrupa Para Sistemi&#8217;dir. Bu alandaki en son ve en önemli girişim de 1991 yılındaki Maastricht Antlaşması ile olmuş ve en geç 1999 yılında tek paraya geçilmesi kararlaştırılmıştır.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BANKACILIĞIN TARİHÇESİ]]></title>
<link>http://ekonomigunlugu.wordpress.com/2007/04/28/bankaciligin-tarihcesi-2/</link>
<pubDate>Sat, 28 Apr 2007 09:37:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>pinarpasali</dc:creator>
<guid>http://ekonomigunlugu.wordpress.com/2007/04/28/bankaciligin-tarihcesi-2/</guid>
<description><![CDATA[Paranın genel bir değişim aracı olarak kullanılmaya başlanmasından önce, tüccar senetleri ve mal kar]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Paranın genel bir değişim aracı olarak kullanılmaya başlanmasından önce, tüccar senetleri ve mal karşılığı kredi şeklinde ilkel banka işlemleri yapılmaya başlanmıştır. Bankalar, günümüzdeki yapılarına ticaret ve sanayinin geliştiği son çağlarda ulaşmışlardır.</p>
<p>İlk ticari itibar belgelerinin Mezopotamya’da kullanıldığı bilinmektedir. Özellikle İ.Ö. 5. ve 6. yüzyıllarda arazi ipoteği ve kefalet karşılığı kredi işlemleri yapılmıştır. Ayrıca, halkın tapınaklara ve ilahlara armağan ettikleri ayni maddeler, kredi sisteminin kaynağını oluşturmuştur. Bu kaynağın din görevlilerince gelir sağlamak amacıyla ödünç verilmesi ve tapınakların en güvenilir para saklama yerleri olması ile bankacılık sistemi de oluşmaya başlamıştır.</p>
<p>Paranın değişim aracı olarak kullanılmaya başlaması ile para alıp borç veren, bir ülke ya da şehir parasına çeviren bankerler ortaya çıkmıştır. Bunlar, müşterilerinden mevduat da kabul eder ve bunları yüksek faizlerle başkalarına kredi olarak verirlerdi. Böylece, ilk örnekleri Mezopotamya, Eski Yunan ve Eski Roma’da görülen banka, İtalyanca’da &#8220;masa, tezgâh&#8221; anlamına gelen &#8220;banco&#8221; kelimesinden kaynaklanmaktadır. İtalya’da önlerine bir masa koyarak para ticareti yapan bu kişilere 12. yüzyılda banchiero (banker) adı verilmiştir.</p>
<p>Dünya politika ve ticaretinin en önemli merkezlerinden biri olan Roma’da önceleri para değiştirmesi şeklinde başlayan bankerlik, daha sonra mevduat kabulü, kredi işlemleri ve poliçe alım satımıyla gelişmiştir. Ortaçağ’da şehirlerin doğması ile birlikte ekonomik ilişkiler gelişmeye, Haçlı Seferleri nedeniyle orduların gereksinimlerini karşılamak için büyük para nakilleri yapılmaya başlanmıştır. Bu sırada Avrupa’nın Doğu ülkeleri ile ticareti de gelişmekteydi. Bu nedenlerle, ticaretin kolaylıkla yürütülebilmesi için para işlemlerinde aracılık edecek kurumlara ihtiyaç duyulmuştur. Bütün bu olaylar, banka sisteminin gelişimini hızlandırırken ticaret hukukunun da doğmasına neden olmuştur.</p>
<p>Bunun yanında İslam ve Hıristiyan dinlerinin faizi yasak etmesi, bankacılığın gelişiminde önemli bir engel olarak ortaya çıkmıştır. Bu iki dinin koyduğu faiz yasaklamasıyla Museviler banka sistemine egemen olmuşlardır. Günümüz bankacılığı, 1157’de Venedik Bankası’nın kurulması ile başlamıştır. 1408’de Cenova Bankası kurulmuştur.</p>
<p>Yeniçağ’la birlikte Avrupa’da düşünce ve ekonomi alanında başlayan önemli değişiklikler nedeniyle faizin meşruluğunun kabul edilmesi bankacılığın gelişimini engelleyen en önemli sebeplerden birini ortadan kaldırmıştır. Sömürgeleşmenin yaygınlaşması ile birlikte ticaretin çeşitlenmeye başlaması bankaları da uzmanlaşmaya ve birleşmeye yöneltmiştir.</p>
<p>19. yüzyılda ticaret sermayesinin gelişimi ve sanayi devrimi, banka sistemini büyük bir hızla geliştirmiş, bankaları parasal ilişkilerin odaklaştığı en önemli mali kurumlaran biri haline getirmiştir.</p>
<p>Her ülkede aynı biçimde olmamakla birlikte, genellikle halktan mevduat toplayarak kaynak oluşturan bankalar, ticaret alanında uzmanlaşırken kendi öz sermayeleri ile çalışan bankalar da yatırım ve iş bankacılığında uzmanlaşmıştır.</p>
<p>Ticari kapitalizmden sanayi kapitalizmine geçiş sürecinin başlamasıyla bankacılık alanında da birleşmeler başlamıştır. 19. yüzyılda sermayenin uluslararasılaşmaya başlaması, uluslararası ekonomik ilişkileri hızlandırırken bankacılığa da uluslararası bir nitelik kazandırmıştır.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[EKONOMİ POLİTİKASININ ABC'Sİ]]></title>
<link>http://ekonomigunlugu.wordpress.com/2007/04/28/ekonomi-politikasinin-abcsi/</link>
<pubDate>Sat, 28 Apr 2007 08:10:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>pinarpasali</dc:creator>
<guid>http://ekonomigunlugu.wordpress.com/2007/04/28/ekonomi-politikasinin-abcsi/</guid>
<description><![CDATA[     Ekonomi politikaları oluşturulurken dikkat edilmesi gereken en önemli öğlerden biri de elinizde]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>     Ekonomi politikaları oluşturulurken dikkat edilmesi gereken en önemli öğlerden biri de elinizdeki politika araçlarının sayısı ile hedefleriniz arasında uyumdur.Örnegin;elinizde yalnızca vergi politikası yada para politikası gibi iki farklı politika aracı var ise,iki farklı değişken hedeflememiz mümkündür;ekonomik büyüm ve fiyat istikrarı gibi.Söylendiğinde basit gibi görünen bu kural uygulayıcılar tarafından çoğu kez ihmal edilebilmektedir.</p>
<p>     Bu basit gibi duran kuralı ekonomi politkası seçnekleri üzerine uyarlayan,Kuzey Avrupalı iktisatçı Profesör JAN TİNBERGEN&#8217;dir.&#8221;Bilimdeki büyük katkılar aslında basit buluşlardır&#8221;tezini doğrularcasına Tinbergen,bubu yaklaşımı sergilediği bilimsel katkıları dolayısıylaekonomi alanında Nobel ödülü kazanmıştır.Tinbergen bizim ülkemizde yabancı bir kişi değildir.Devlet Planlama Teşkilatı&#8217;nın kurulduğu 1960&#8242;lı yılların başında Türkiye&#8217;ye gelerek Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı&#8217;nın hazırlanmasında Türk teknisyenlerine hocalık etmiştir.</p>
<p>      Sözünü ettiğimiz kural yoktan var edilmiş bir olgu da değildir.Aritmatik bilen herkesin anlayabileceği gibi kaç tane bilinmeyeniniz varsa o kadar denkleminiz olması gerekir.Aksi takdirde,elinizdeki denklemleri kullanarak yada bilinmeyenlerin değerini tam olarak bulamazsınız yada her bilinmeyen değişken için birden fazla değer var demektir.Tinbergen&#8217;in söylediği de,aritmatikteki bu basit kuralın ekonomi politikası seçeneklerine uyarlanmasıdır.</p>
<p>      Bu kuralı Merkez bnkası politikalrına uyguladığımızda ortaya ilginç bir sonuç çıkmaktadır.Merkez bankalarının elinde bir tane ekonomi aracı bulunmaktadır:Para.Bu politika racıyla merkez bankaları ancak bir hedef peşinde koşabilirler,örneğin,fiyat istikrarı,ekonomik büyüme,ödemeler dengesi ya da döviz kurlarında istikrar.Ama bütün bu hedeflerin hepsinin birden aynı anda arkasından koşmak merkez bankaları için olanaksızdır.Bu nedenlede modern merkez bankacılığında merkez bankasının hedefi olarak çoğu zaman fiyat istikrarı gösterilir.Diğer başka hedefler ise fiyat istikrarı hedefiyle çatışmadığı sürece muteber sayılır.Bir başka deyişle,diğer hedefler merkez bankasının yolunun üzerine çıkarsa bakılır,ama o hedefler için fiyat istikrarından ödün verilmez.Avrupa Merkez Bankası&#8217;nın bu kuralın uygunlamasına bir örnek gösterilebilinir. </p>
<p>       Ülkemizde yaşanan şartler içinde,Merkez Bankası döviz kurlarındaki istikrarı zorunlu olarak kendine hedef olarak seçmiştir.Hedef gerçekten buysa,enflasyonun  düşürülmesi veya ödemeler dengesinin bozulmaması gibi dile getirilen diğer hedefler şaşırtmacadır,palavradır.Bu bağlamda,kur artışlarının enflasyona paralel götüreceği söylevleri de ancak kulağa hoş gelen boş bir laf olmaktan öteye gidemez.Kur atışları kurların istikrarlı gittiği bir ortamda enflasyona paralel gidebilir.Ama bu tamamen bir tesadüftür.Kur artışlarının enflasyona paralel gitmesi bir hedef ise,kurların istikrarlı gideceği gibi bir hedef olamaz.Amiyane tabirle,bir taşla ancak bir kuş vurulabilir.Bütün bunları birlikte yapmaya özveriyle çalışan tüm arkadaşlarımızın dikkatlerine sunarız.</p>
<p>                                                                                                  &#8221; ERKAN KUMCU&#8221;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
