<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>ecel &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/ecel/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "ecel"</description>
	<pubDate>Sat, 05 Dec 2009 06:11:07 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Hangi Islam: Edep dışı Hadisler (4)]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/28/hangi-islam-edep-disi-hadisler-4/</link>
<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 16:03:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/28/hangi-islam-edep-disi-hadisler-4/</guid>
<description><![CDATA[Önce ki yazılarım da uydurulan hadislere birçok kez değindim. Islamiyet altında bu tür saçma hadis u]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h4><span style="font-size:small;"> <img src="http://blog.milliyet.com.tr/Images/Blog/190/21/215792.jpg" alt="" align="right" /> Önce ki yazılarım da uydurulan hadislere birçok kez değindim. Islamiyet altında bu tür saçma hadis uyduranlar ne kadar ALLAH´a iman ettiklerini varın siz düşünün artık. Anlatacaklarım daha bitmedi, tam tersine aslında daha işin başlangıcındayız. Başlığı bu sefer &#8220;Edep dışı hadisler&#8221; diye seçtim.<br />
Hadisleri seçerken bir kısım hadisi bilerek almadım buraya, dileyen hadis kitaplarını bu konuda karıştırır, kendi araştırır bulur. Niçin almadığıma gelince, açıkcası utandım!</p>
<p>Zaten aldığım hadislerde edep dışı rivayetlerdir (affinıza sığınarak alıyorum, bu kardeşinizi inşallah hoş görürsünüz). Tabi ki sadece hadisde kalmayıp bazı son zamanda fetva diye ortaya attıkları saçmalıklardan´da bir demet aldım. Maksat düşündürmek!</p>
<p>Şimdi gelelim affınıza sığınaraktan derlediğim hadislere.<span><!--more--></span></p>
<p><strong>1) Peygamberin Cariyesi zina etmişmiş:</strong></p>
<blockquote><p>Hz. Ali hutbede şöyle buyurdu: “Ey insanlar, kölelerinize –ister muhsan olsunlar, ister olmasınlar- hadleri tatbik edin. Zira Hz. Peygamber As.’ın bir cariyesi zina yapmıştı, ona celde tatbik etmemi emretti. Dövmek üzere yanına geldim. Yeni nifas olmuştu. Döversem öldürürüm diye korktum. Durumu Rasülüllah’a arzettim. Bana:<br />
“_ İyi yapmışsın,  iyileşinceye kadar ona dokunma” dedi.”<br />
<em>(Müslim,  Tirmizi,  Ebu Davut) KÜTÜB-i SİTTE; 1593,  5/168,  169</em></p></blockquote>
<blockquote><p>Hz. Enes anlatıyor:<br />
Bir adam, Rasülüllah’ın ümmü veledine temas etmekle itham edilmişti. Rasülüllah, Hz. Ali’ye “Git boynunu vur” diye emretti. Hz. Ali, adama geldiği vakit, onu bir kuyunun içinde yıkanıp serinliyor buldu.<br />
“Çık dışarı” diyerek elinden tutup kuyunun dışına çıkardı. Hz. Ali adamın “burulmuş” hadım edilmiş ve erkeklik organından mahrum olduğunu gördü. artık ona dokunmayıp, durumu Hz. Peygamber’e haber verdi. Rasülüllah, onu, davranışı sebebiyle takdir etti.” <em>(Müslim,  Tevbe 59,  2771) KÜTÜB-i SİTTE; 1602,  5/176,  177 (1)</em></p></blockquote>
<p>Bu iki rivayeti iyice anlamanız için tekrar tekrar okumanızı istirham ediyorum. Rivayetde ki edepsizlik bütün hadleri aşmıştır.</p>
<p>Birinci rivayette, peygamberimiz Muhammed Mustafa´nın (salatü selam olsun ona), ona çocuk vermiş olan cariyesinin zina yaptığını, zina neticesinde hamile kaldığını ve bu çocuğu doğurduğunu anlatmaktalar.</p>
<p>Bu rivayetde çirkin iftiraya maruz kalan cariye, MARIYE anamızdır! Yani Peygamberimize küçük yaşta ölmüş olan Ibrahimi veren anamızdır! Bu tür rivayetleri uyduran melunlar, peygambere nasıl sataşacaklarını<br />
bilemediklerinden,  onun ölümünden sonra böyle edepsiz rivayet uydurmuşlardır.<br />
Şimdi biz bu edepsizlikleri red edince, bizlere &#8216;Dinsiz&#8217; gözüyle bakıyorlar. Buyrun bakalım hangi müslüman bu hadisleri kabul edebilecek? Siz kabul edebilecek misiniz?</p>
<p><strong>2) Cariyenin avreti namus değil anlaşılan:</strong></p>
<blockquote><p>493- Abdullah İbnu Amr İbni’l-As (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:<br />
“Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ” buyurdular ki: “Sizden biri cariyesini veya kölesini veya ücretlisini evlendirdi mi, artık onun avretine bakmasın.”<br />
<em>(K.S. 2680 C.8 S.522 Akçağ,  alıntısı: Ebû Dâvud,  Libâs 37,  (4113, 4114) .)</em></p></blockquote>
<p>Bu rivayet nerde geçiyor dikkat ettiniz mi? KÜTÜB-İ SİTTE´de. Yani en güvenilir diye bize yutturulan kitaplar´da. Yani bu hadis SAHIH! Şimdi anlaşıldı şeriatçılar ne diye &#8216;cariye isteriz&#8217; diye bağırdıkları. Ne diyor rivayet anlayalım. Cariye evlenirse artık avret yerlerine bakmayacakmışız! (insan buna sahih diye nitelendirmeye utanır yahu!).</p>
<p>Şimdi bu tür saçmalığı, peygamberimizin söyleyebileceğine nasıl inanabilir insan? Bir taraftan diyeceksin ki (kur´an diyor) &#8220;üstün ahlak sahibi peygamberdir&#8221; öte yandan kalkacaksın &#8220;Peygamber dedi ki&#8221; diyeceksin &#8220;Avretlerine evlendikten sonra bakmayacaksınız!&#8221;.</p>
<p>ALLAH ıslah etsin ne diyeyim.</p>
<p><strong>3) Peygamberin eşine uydurulan çirkinlik:</strong></p>
<blockquote><p>501- Enes b. Mâlik’ten rivayet: “Uhud harbinde, Yemin olsun ki, Âişe binti Ebi Bekir ile Ümmü Süleym’i paçalarını sıvamış halde gördüm. Baldırlarının bileziklerini görüyordum. Su tulumlarını taşıyor, sonra gâzilerin ağızlarına boşaltıyorlardı. <em>(Müslim,  C.8 H.136/655 Sönmez Neşriyat.)</em></p></blockquote>
<p>Bu rivayet apaçık Ayşe ve Ümmü Süleym´ye yapılan bir iftira değildirde nedir? Kaldı ki farz edelim gerçekten Peygamberin eşi bu şekilde su taşıdı ve yardımcı oldu, peki bu adam bacaklarını anlatma gereğini niye duymuş acaba? Yani övüyormu sövüyormu belli değil.</p>
<p>Kendi hamımlarını çarşafa sokup, &#8220;tek bir saç teli görünse yetmiş yıl cehennemde yanacak&#8221; diyenler, peygamberin hanımına gelince &#8220;bu hadisler Sahihtir&#8221; diyorsa, bu ikiyüzlülük değildirde nedir?</p>
<p><strong>4) Terbiyesizliğin daniskası! :</strong></p>
<blockquote><p>519-&#8230;. Câbir b. Abdullah (r.a.) ’den; demiştir ki:Resûlullah (s.a.)<br />
“- Biriniz bir kadına dünürlük yaptığı zaman kendisini o kadınla evlenmeye sevk eden organlara bakmaya imkân buluyorsa, bunu yapsın-”<br />
(Câbir) dedi ki: “ben bir câriyeyle evlenmek istedim, bunun üzerine (onun haberi olmadan görebilmek için) onu gizli gizli gözetlemeye başladım. Nihayet beni kendisiyle evlenmeye sevk eden (organlar) ını gördüm de onunla evlendim.<br />
<em>(Ebû Dâvud,  K.en-Nikâh (12) ,  Bâb 17-18 C.8 S.148 Şamil Yayınları.)</em></p></blockquote>
<p>Hani birşeyler yazacağım ama harbiden bu saçma sapan hadisi sizlerin vicdanına bırakıyorum.</p>
<p>Açıklamaya ne gerek var,  işte yazıyor! Anlayan anlamıştır zaten ne anlama geldiğini. Bize susmak düşer!</p>
<p><strong>5) Peygamberimize çok çirkin bir iftira! :</strong></p>
<blockquote><p>520-&#8230;&#8230;&#8230;.. Câbir (r.a.) ’den rivâyet olunduğuna göre, Peygamber (s.a.) (ansızın) bir kadın görmüş, bunun üzerine Zeyneb bint Cahş’ın yanına girip onunla ihtiyacını gidermiş, sonra ashabının yanına çıkıp onlara; “Kadın, şeytan kılığında (bir erkeğin) karşısına çıkabilir kim böyle bir şeyle karşılaşırsa, hemen ailesine gelsin (ve onunla cinsi münâsebette bulunsun) çünkü bu (şekilde hareket, kadınlara yönelik) içindeki(his) leri zayıflatır.” buyurmuş..<br />
<em>(Ebû Dâvud,  K.en-Nikâh (12) ,  Bâb 42-43 Şamil Yayınları,  ayrıca: Müslim,  nikâh 9; Tirmizi,  redâ’ 9.)</em></p></blockquote>
<p>Şimdi bunu açıklayarak okuyalım. Peygamberimiz yolda bir kadın görüyor ve anlaşılan o ki; (haşa) kadını çok (cinsellik manada) çekici buluyor. Bunun için gidiyor Zeynep anamız ile cinsi münasebette bulunuyor!</p>
<p>Birde utanmadan geliyor (güya) bunu ashabına anlatıyor! Şimdi bunu hangi akıla uyarak izah edebileceksiniz? Böyle bir peygamber olurmu hiç?</p>
<p>Hiç o üstün ahlak sahibi insan bunu yapmış olabilirmi? Bu ne rezalet! ! ! !</p>
<p>Kalem Suresi 4 <strong>Ve gerçekten sen,  çok büyük bir ahlak üzerindesin.</strong></p>
<p><strong>6) Cariyenin Avreti:</strong></p>
<p>Şimdi su Fetva kitapların da olan alıntıyı dikkatlice okuyun:</p>
<blockquote><p>&#8220;Yabancı kadın hür değil de cariye ise bazı alimler &#8216;Onun avreti göbekle diz arasıdır&#8217; demiştir.&#8221;</p></blockquote>
<blockquote><p>&#8220;Bazıları da &#8216;Cariyenin avreti yaptığı iş sırasında açılmasına ihtiyaç olmayan kısımlardır&#8217; demiştir. Buna göre, câriyenin başı, kolları, bacakları, boynu, göğsü avret sayılmaz. Sırtı, karnı, kollarının yukarısı avret mi değil mi münâkaşa edilmiştir.&#8221;</p></blockquote>
<blockquote><p>&#8220;Ne erkeğin kadına, ne de kadının erkeğe dokunması hiçbir surette caiz değildir. Hacâmat, sürme veya bir başka sebep dokunmayı caiz kılmaz. Zira dokunmak, şeriat nazarında bakmaktan daha beterdir. Zira, dokunmak suretiyle inzâl vaki olursa orucu bozduğu halde bakmak suretiyle vâki olan inzâl orucu bozmaz. Ebu Hanife merhum: &#8216;Erkeğe, cariyenin bakılması helâl olan yerlerine dokunması da câizdir&#8217; demiştir.&#8221;</p></blockquote>
<blockquote><p>&#8220;Yine Ebu Hanife merhum: &#8216;Kadın, erkeğin nesb, raza (emme) veya sıhriyyet sebebiyle mahremi olduğu takdirde, ona karşı kadının avreti göbekle diz arasıdır, tıpkı erkeğin erkeğe avreti gibi&#8217; demiştir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Diğerleri ise: &#8216;İş sırasında açılmayan yerleridir&#8217; demiştir.&#8221;</p></blockquote>
<blockquote><p>&#8220;MÜSTEMTİA (denen zevce, cariye gibi istifraşı helâl olan kadının) avretine gelince, erkeğin, bütün uzuvlarına bakması caizdir. Hatta fercine bile bakabilir, ancak ferce bakmak mekruhtur. Kişinin kendi fercine bakması da mekruhtur. Zira, ferce bakmanın bir nevi körlüğe sebep olacağı rivayetlerde gelmiştir. Kadının fercine bakmanın caiz olmadığı da söylenmiştir. Kadının kendine ayırdığı cariye veya müdebbere (ölümünden sonra hür olacak câriye) veya ümmü veled (efendisine çocuk doğurarak yarı hür hâle gelen, satılamayan cariye) veya merhune (rehinelenmiş câriye) olması farketmez. Cariye Mecusi veya mürted veya puta tapan, veya kendisiyle bir başkası arasında müşterek veya evli veya mukatebe anlaşması yapmış ise, bu durumda câriye yabancı kadın gibidir. Amr İbnu Şuayb babası, dedesi tarikiyle Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) &#8216;den şu hadisi rivayet eder: &#8216;Sizden biri cariyesini kölesiyle veya işçisiyle evlendirirse, artık göbekten aşağı ve dizden yukarısına bakmasın.&#8217;(2)&#8221;</p></blockquote>
<blockquote><p>&#8220;&#8216;Cariyenin avret yeri erkeğinki gibidir. Sesi de avret değildir. Hür kadınların sesi de avrettir, saçları kolları da avrettir. (Hadika, Berika) ]<br />
(Mehmet Ali Demirbas,  Dinimizislam) &#8216;(3)&#8221;</p></blockquote>
<p>Ilginç olan bu rivayetler´de. Cariye olan müslüman kadına başörtüsü yok, göğüsler açık olabilir (cariyenin avreti erkeğin´ki gibi imiş) , hatta efendisi (yani erkek) cariye´ye dilediği gibi bakabilir. Şimdi bu hangi ilahi kitaba uyacak acaba? Hangi ayete uyduracaklar bunu? Kur´an bunu hiç kabul edermi? Şahsi görüşüm odur ki bunu Ebu Hanife dememiştir, bizce sonradan onun adına uydurulmuştur. Hadis ise Resülü ekreme ait değildir, sonradan uydurulmuştur.<br />
Hani duyuyorsunuz bazen,  bir kısım yobaz &#8220;Cariyelik isteriz&#8221; diyorlar ya,  ee şimdi anladınız ne istediklerini işte.</p>
<p><strong>7) Çocuk ile cinsel temasda bulunana had yoktur! :</strong></p>
<blockquote><p>
6- Zina edilen kadının ergin veya kendisine cinsel istek duyulan bir yaşta olması gerekir. <strong>Küçük kız çocuğu ile zina edilmesi halinde zina eden erkeğe de kıza da had cezası gerekmez. Ergin olmayan çocukla cinsel temasta bulunan kadına da had uygulanmaz.</strong> (4)</p></blockquote>
<p>Evet doğru okudunuz, Şamil Islam Ansiklopedisin de, Zina bölümünde aynen bu satırlar yer almaktadır. Ne diyor bu satırlar, anlayalım bir daha.</p>
<p><strong>a</strong>) Küçük kız çocuğu ile cinsel temasda bulunan (yani zina eden) erkeğe had cezası uygulanmaz!<br />
<strong>b</strong>) Küçük erkek çocuğu ile cinsel temasda bulunan (yani zina eden) kadına da had cezası uygulanmaz!</p>
<p>Aklı başında kadın ve erkek yapınca had cezası uygulanıyor, çocuğun ırzına geçene (çocuk herhalde cinsel istekde buluncak yaşta değil, ergin olmadığına göre) had cezası yok! Şimdi bu rezaleti okumak istiyorsanız, online şamil islam ansiklopedisini açın zina bölümünde okuyun!</p>
<p><strong> <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Rivayetler bu ise,  hoca da böyle olur:</strong></p>
<p>Cübbeli Ahmet hoca</p>
<blockquote><p>’Cüppeli Ahmet Hoca’ lakaplı Ahmet Ünlü, bir fetvayla cemaatinin ’İslami oyuncak bebek’ standardını belirledi. Ünlü oyuncak bebeklerle ilgili şunları söylüyor: &#8216;Öyle bebekler yapıyorlar ki, saçlarını tarıyorlar, uzun bacaklı falan, bunlara izin verilmiyor. Çünkü normal insanı tahrik edecek gibi. Tıpatıp bebekler, tıpa tıp benzetim var, sanki resim gibi, üstelik çıplak gibi.&#8217; (5)</p></blockquote>
<p>Gözü dönmüş Hocanın galiba,  oyuncak bebekten tahrik oluyor ise.</p>
<p><strong>9) 1 Yaşında ki bebek ile evlenilir! :</strong></p>
<blockquote><p>
Dr. Ahmad Al-Mub&#8217;i'nin insanın kanını donduran fetvaları şöyle: &#8216;Evlilik iki şeyden ibarettir: İlki aralarında kontrat olması. Bu evliliğin ilk şartıdır. İkincisi ise karınızla seks yapmanızdır. Evliliğe girmek için minimum bir yaş yoktur.<strong> Bir yaşındaki bir kızla bile evliliğe girebilirsin. 7-8-9 yaşındaki kızlardan bahsemetmeye bile gerek yok. </strong>Bu bir rıza anlaşmasıdır. Veli genelde baba olmalıdır. Çünkü baba kararı zorunludur. Böylelikle kız, kadın olmuş olur. Ama kız seks için hazır mıdır, ilk seferinde ilişkiye girmenin doğru yaşı nedir? Bu çevre ve geleneklere bağlı olmak üzere değişir. Yemen&#8217;deki kızlar 9-10-11 yada 13 yaşında evlenirken diğer ülkelerde 16 olabilmektedir. Bazı ülkerde kızların 18 yaşına gelmeden ilişkiye girmeleri kanunla yasaklanmıştır.&#8217; (6)</p></blockquote>
<p>Bırak ALLAHIN vahyini, insan olan hiç bir aklı selim bile bu terbiyesizliği yapmaz! Adama bakarmısınız, birde Doktor ünvanını taşıyor. Bir yaşında´ki kız çocuğu ile evlenilir diyor edebden yoksun! Hangi insan bir yaşında´ki çocuğunu evlendirir yahu? Kaldı ki evlendirse bile hangi insan alır? Normal insan yaparmı bunu? Bu satırları yazarken kanım kaynıyor, yani elimden gelse yumacam gözümü açacam ağzımı. Kendimi zor tutuyorum vallaha!</p>
<p>Dedik ya,  rivayetler böyle olur ise,  hocalarıda bu şekilde fetva verir işte!</p>
<p><strong>10) Mârifetname edepiszligi:</strong></p>
<p>İbrahim Hakkı Erzurumlu, bundan aşağı yukarı 300 yıl önce, 18yy Marifet adli bir kitap yazıyor. Bu kitapta Cinsel öğütlerde mevcut. Bakalım şu öğütlere ne imiş. Ben kısaltarak alıyorum çünkü yukarda da dediğim gibi utanıyorum. Dileyen bunu arayıp bulup kendi okur.</p>
<blockquote><p><em><strong>Görelim şimdi neler imiş şu öğütler:</strong></em></p>
<p>Cimada öpüşenin çocuğu sağır doğar</p>
<p>Erkek,  iç gömleğinden başka bütün elbiselerini soyacak.</p>
<p>Kadın da aynı şekilde soyunacak.</p>
<p>Cima esnasında öpüşme ve konuşma olmayacak. Çünkü bunlar,  çocuğun sağır ve dilsiz olmasına sebep olabilir.</p>
<p>Cima çocuk ve hayvan yanında yapılmamalıdır.</p>
<p>Yabancı kadınlarla yalnız kalmamalıdır. Çünkü hem haram hem de sonu fenadır. Bir şair şöyle diyor: Kadınlar, bizim için şeytan olarak yaratılmışlardır. Şeytanların şerrinden ise Allah&#8217;a sığınırım.</p>
<p>Öğleden sonra yapılan çocuk şaşı gözlü olur</p>
<p>Yeni ayın ilk günü cima yapılırsa çocuk güzel olur.</p>
<p>Öğleden evvel cima yapılırsa çocuk hakim ve kerim olur.</p>
<p>Pazartesi gecesi cima yapılırsa çocuk Kur&#8217;an hafızı olur.</p>
<p>Salı gecesi cima yapılırsa çocuk cömert ve merhametli olur.</p>
<p>Perşembe gecesi cima yapılırsa çocuk alim ve amil olur.</p>
<p>Cuma gecesi cima yapılırsa çocuk ábid ve arif olur.</p>
<p>Cuma namazından evvel cima yapılırsa çocuk mutlu ve ölümünde şehid olur.</p>
<p>Kadının rızası dışında cima yapılırsa çocuk ahmak olur.</p>
<p>Yeni ayın ilk gecesi veya onbeşinci veyahut da son gecesi cima yapılırsa çocuk deli olur.</p>
<p>Pazar gecesi cima yapılırsa çocuk yol kesici olur.</p>
<p>Çarşamba gecesi cima yapılırsa doğacak çocuk öldürmeye eğilimli olur.</p>
<p>Gündüz öğleden sonra cima yapılırsa doğan çocuk şaşı gözlü olur.</p>
<p>Ramazan bayramı gecesi cima yapılırsa doğan çocuk serkeş,  inatçı olur.</p>
<p>Kurban bayramı gecesi cima yapılırsa doğan çocuk altı veya dört parmaklı olur.</p>
<p>Cima ayakta yapılırsa doğan çocuk uykuda yatağına işer.</p>
<p>Erkek,  yanılır da baldızıyla sevişir ve cima yaparsa doğan çocuk hünsa (kendisinde hem erkek hem de dişi alameti olan) olur.</p>
<p>Cima meyve ağacının altında yapılırsa çocuk zalim olur.</p>
<p>Kadının sesi kocadan fazla çıkmayacak</p>
<p>Kocası kapıdan içeri girince hemen ayağa kalkıp karşılamak.</p>
<p>Karı kocasına merhaba efendim,  hoş geldiniz demeli.</p>
<p>Karı kocasının her emrine itaatli olmalıdır.</p>
<p>Karı kocasının cinsi arzu ve isteklerine karşı gelmemek,  nefsini teslim etmekte gecikmemek şeklinde hareket etmelidir.</p>
<p>Kadın sesini kocasının sesinden fazla yükseltmeyecek.</p>
<p>Kadın kocası için bazı zararsız maddeler sürünüp süslenecektir.</p>
<p>Kadının hainliğinden sakınmak lazımdır</p>
<p>Erkek eşine rıfk ile muamele edecek, iyilikle idare edecek. Çünkü kadın eğri kaburga kemiğinden yaradılmıştır, aklı ve dini eksiktir, kocasına sığınmıştır. Güleryüzle sohbet için alınmıştır.</p>
<p>Erkek, karısının öfkesi karşısında susmalıdır. Ta ki kadın pişmanlık duyup kocasından özür dileyinceye kadar. Çünkü kadın ruhen zayıftır. Susma onu yener.</p>
<p>Kadının hainliğinden, aldatma ve tuzaklarından sakınmak lazım. Çünkü Hz. Adem, eşi Havva anamızın aldatmasıyla Allah&#8217;a asi olmuştur.(7)</p></blockquote>
<p>Yunus Suresi 69 <span style="font-size:medium;">De ki: &#8216;Allah hakkında yalan düzüp iftira edenler iflah etmeyeceklerdir! &#8216;</span></p>
<p><strong>11) Ne kadar Şair varsa Şeytan imiş:</strong></p>
<p>Bu hadislerde hediyemiz olsun. Bu hadislere göre hepimiz (ben dahil) şeytanız! Ne diyeyim kardeşler, ALLAH yalancının belasını verecektir.<br />
Benim peygamberim bu sözleri söylememiştir!</p>
<blockquote><p>491- Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ” buyurdular ki: “Sizden birinin içine onu bozacak irin dolması, şiir dolmasından hayırlıdır.” <em>(K.S. 2305 C.8 S.183 Akçağ, alıntıları:Buhâri, Edeb 92; Müslim, Şiir 7, (2257) : Ebû Dâvud, Edeb 95, (5009) : Tirmizi, Edeb 71, (2855) .)</em></p>
<p>El-Hudri’den Müslim’in kaydettiği bir diğer rivayette şöyle denmiştir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ” yürümekte iken karşısına şiir inşad eden bir şâir çıktı. Efendimiz: “Şeytanı tutun” veya “Şeytanı yakalayın” diye emretti.<br />
<em>(K.S. 2305,  yukarıdaki rivayetin ikinci paragrafı)</em></p></blockquote>
<blockquote><p>492-&#8230;&#8230;&#8230;. Bize Hanzala Sâlim’den; o da İbn Umer (R) ’den haber verdi ki, Peygamber (S) : “Birinizin içinin irinle dolması, muhakkak ki şiirle dolmasından hayırlıdır” buyurmuştur.<br />
<em>(Buhâri,  Kitâbu’l-Edeb H.178 C.13 S.6118 Ötüken.)</em></p></blockquote>
<p><strong>Dr. Hidayet Tuksal:</strong></p>
<blockquote><p>&#8216;Hadislere baktığınız zaman <strong>iki tür peygamberle </strong>karşılaşıyoruz. Bir tarafta <strong>kadınlara karşı son derece nazik ve kibar; diğer tarafta ise şiddet dolu,  ayrımcı,  aşağılayan bir peygamber. </strong>Ben, kadınlara yönelik şiddeti savunan ve onları aşağılayan bir peygamberin olamayacağına inanıyorum. Bu nedenle malum hadislere itibar edilmemesini savunuyorum. <strong>Bu hadislerin de uydurma,  yanlış olduğu bilimsel metotlarla ispatlandı.</strong> Bu noktada Diyanet’in çalışması çok yaralı olacaktır.&#8217;</p></blockquote>
<p><strong>12) Son söz Kur´anın! :</strong></p>
<p>A&#8217;raf 28</p>
<blockquote><p>Bir iğrençlik yaptıklarında şöyle derler: &#8216;Atalarımızı bu hal üzere bulmuştuk. Yani Allah emretti bize bunu.&#8217;<strong> De ki: &#8216;Allah,  edepsizliği/iğrençliği emretmez. Allah hakkında,  bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz? &#8216;</strong></p></blockquote>
<p>Nur 19</p>
<blockquote><p>İman edenler içinde edepsizliğin yayılmasını arzu edenler var ya, onlar için dünyada da âhirette de korkunç bir azap öngörülmüştür. Allah bilir ama siz bilmezsiniz.</p></blockquote>
<p>17/41</p>
<blockquote><p>Biz, and olsun ki öğüt almaları için bu Kur´an&#8217;da bunları türlü türlü açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.</p></blockquote>
<p>17/89</p>
<blockquote><p>And olsun ki, biz Kur´an&#8217;da insanlara türlü türlü misal gösterip açıkladık. Öyleyken insanların çoğu nankör olmakta direndiler.</p></blockquote>
<p>18/54</p>
<blockquote><p>And olsun ki,  Biz bu Kur´an&#8217;da insanlara türlü türlü misali gösterip açıkladık. İnsanın en çok yaptığı iş tartışmadır.</p></blockquote>
<p>54/22</p>
<blockquote><p>And olsun ki,  Kur´an&#8217;ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?</p></blockquote>
<p>39/27</p>
<blockquote><p>Yemin ederim ki bu Kur&#8217;anda insanlar için her türlüsünden temsil getirdik,  gerek ki iyi düşünsünler</p></blockquote>
<p>54/17</p>
<blockquote><p>And olsun ki Kuran&#8217;ı,  öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?</p></blockquote>
<p>17/41</p>
<blockquote><p>Biz, and olsun ki öğüt almaları için bu Kuran&#8217;da bunları türlü türlü açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.</p></blockquote>
<p>SaygılarımlaMustafa Çelebi</p>
<p>Devamı gelecek isteniyorsa.</p>
<p>Kaynaklar:</p>
<p>1 Ferec Hüdür<br />
2 İbrahim Canan,  Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi,  Akçağ Yayınları: 4/139-140.&#8217;<br />
3 Dinimizislam.com Musiki bölümü<br />
4 Samil Islam Ansiklopedisi,  Zina bölümü<br />
5 Nethaber<br />
6 Ensonhaber<br />
7 Hürriyet Pazar Gazetesi,  28.05.2000 (Marifetname Ibrahim Hakkı)</p>
<p></span></h4>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hangi Islam: "Hadis sorunu!"(3)]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/20/hangi-islam-hadis-sorunu3/</link>
<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 17:16:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/20/hangi-islam-hadis-sorunu3/</guid>
<description><![CDATA[Bir önce ki bölümde (kadın bölümü) gördük´ki kadınlar hakkında bir kısım hadisler ve sözler uydurulm]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h4><img src="http://blog.milliyet.com.tr/Images/Blog/190/21/214555.jpg" alt="" width="235" height="186" align="right" /> Bir önce ki bölümde (<em>kadın bölümü</em>) gördük´ki kadınlar hakkında bir kısım hadisler ve sözler uydurulmuş. Kur´an ile apaçık çelişen uydurmalar öne sürülmüş ve böylece kadına zulüm yapılmıştır. Şimdi gelelim genel olarak hadis konusuna.
<p>&#160;</p>
<p>Hadis kelimesi sözlükte “<strong>söz,  haber</strong>” manasına geldiğini görüyoruz. Sünnet <strong>“izlenen yol,  adet”</strong> manasına gelir. Halk arasında yaygın olarak kullanımına göre Peygamber’in söylediği iddia edilen sözlere <strong>“hadis”</strong>,  Peygamber’in davranış biçimleri,  hareket tarzları olduğu iddia edilen davranışlara ise <strong>“sünnet”</strong> denir.<!--more--></h4>
<h4>Kur´an kendisi için <strong>&#8220;ahsen-el hadis&#8221;</strong> yani &#8220;SÖZLERİN EN GÜZELİ&#8221; der! İman konusunda Allah kelamı dışında hiçbir söz lekesiz/hatasız omadığı gibi itibar da edilmemelidir. Bu dinin sahibi Allah ise, sahibinin sözü dışındaki sözlere itibar edilmez. Bunun yanı süre doğru söz kimden çıkarsa çıksın Kur´an bunu red etmez. Misal Yahudiler yahut hıristiyanlar 2+2 = 4 eder dedi diye biz bunu redmi edeceğiz? Tabiki hayır!
<p>&#160;</p>
<p>Velhasıl konu iman olunca tek söz sahibi ALLAH´tır,  dolaysı ile Kur´anı kerim´dir.</p>
<p>Peygambere atfedilen uydurma hadislere bakarsak, ayetlerin ne demek istediğini daha iyi anlarız. Nitekim bir avuç Peygambere ait olan hadisin/sözün yanı süre, milyonlarca hadis/söz uydurulmuştur. Öyle bir hal almıştır ki, ulema bile artık işin içinden çıkamaz olmuştur! Misal vermek gerekiyorsa şu ayetlere bakalım.</p>
<p>Nisa Suresi 87 Allah&#8217;tır O, ilah yoktur O&#8217;ndan başka. Hakkında hiçbir kuşku bulunmayan kıyamet gününde, hepinizi muhakkak bir araya toplayacaktır. <strong>hadis/söz bakımından,  Allah&#8217;tan daha sadık kim olabilir?</strong></p>
<p>A&#8217;raf Suresi 185 Göklerin ve yerin melekutuna, Allah&#8217;ın yarattığı herhangi birşeye bakmadılar mı; ecellerinin gerçekten yaklaşmış olabileceğini düşünmediler mi? <strong>Peki,  bu Kur&#8217;an&#8217;dan sonra hangi hadise/söze iman ediyorlar?</strong></p>
<p>Yusuf Suresi 111 Yemin olsun ki,  resullerin hikâyelerinde,  aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. <strong>Bu Kur&#8217;an,  uydurulacak bir hadis/bir söz değildir; </strong>aksine o,  önündekini tasdikleyici,  her şeyi ayrıntılı kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve bir rahmettir.</p>
<p>Lokman Suresi 6 <strong>İnsanlardan öylesi vardır ki,  Allah yolundan bilgisizce saptırmak için hadis/laf eğlencesi satın alır </strong>ve onu alay konusu edinir. İşte böylelerine rezil edici bir azap vardır.</p>
<p>Casiye Suresi 6 İşte bunlar,  Allah&#8217;ın ayetleridir ki,  onları sana hak olarak okuyoruz. <strong>Hal böyle iken Allah&#8217;tan ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise/söze inanıyorlar? !</strong></p>
<p>Tur Suresi 34 <strong>Eğer doğru sözlü iseler,  onun benzeri bir hadis/söz getirsinler.</strong></p>
<p>Mürselat Suresi 50 <strong>Artık bundan sonra hangi hadise/söze iman edecekler?</strong></p>
<p><em>Hadis Kur´anda hadis ve ahadis kipleriyle 28 yerde geçmektedir. (4:42, 78, 87, 140; 6:68; 7:185; 12:6, 111; 18:6; 20:9; 23:44; 31:6; 33:53; 39:29; 45:6; 51:24; 52:34; 53:39; 56:81; 66:3; 68:44; 77:50; 79:15; 85:17; 88:1)</em></p>
<p>Bir aşağıda Peygamberimiz Muhammed Mustafa´nın <em>(salatü selam olsun ona</em>) hadis yazılmasının yasakladığını,  dört halifenin de hadis yazılmasının red ettiğini göreceksiniz.</p>
<p>Sakın kimse beni yanlış anlamasın. Peygamberimin ağzından çıkan her söz başımın tacıdır. Birçok hadis vardır ki muhteşemdir, birçok sünnet vardır çok güzeldir, doğrudur, ama bir o kadar da uydurma vardır. Peki nasıl bileceğiz neyin uydurma olup olmadığını?</p>
<p>Mihenk taşınız var, Kur´an süzgecinden geçireceksiniz. Kur´an süzgecinden geçiyor ise eyvallah, geçmiyor ise zaten Resulullah onu söylemiş olamaz.</p>
<p>Bakın HAKKA suresinde ne diyor Rabbimiz:</p>
<p><strong>44. Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi,<br />
45. Yemin olsun,  ondan sağ elini koparırdık.<br />
46. Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.<br />
47. Sizin hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.</strong></p>
<p>Şimdi bu ayetlerin hitabı olan Abdullah oğlu Muhammed (sav) nasıl olur da kendi hevesine uyarak, Kur´an ile çelişen hadisler söyleyebilir?</p>
<p>Demek ki ya hadisler uydurmadır, yada Peygamber (haşa) yalan söylemiştir. Lakin yalan söylemesi mümkün değil, nitekim yukarıda ki ayetde<br />
&#8220;Uydursa idi hemen can damarını keserdik&#8221; buyuruyor.</p>
<p>Demek ki Kur´an süzgecinden geçmeyen hadisler peygamberin değil de, daha çok sonra ki devirlerde uydurulmuş olan sözlerdir. Bunlara en çok karşı çıkanlardan bir tanesi Imamı Azam idi. Işkenceler altında can veren bu zat, birçok hadisi red etmiştir. Bunu yaptığı için kendisini zındıklıkla suçlamışlar, zindanlara atmışlar ve nihayet öldürmüşlerdir.</p>
<p>&#8220;Tarihçi Ebu Nuaym el-Isfahanî (ölm. 430/1038) , Hilyetü’l-Evliya adlı ünlü eserinde bize bildiriyor ki, saltanat dincileri içinde, İmamı Âzam’ın ölüm haberi üzerine verdikleri demeçlerde şunu söyleme hayasızlığını gösterenler bile vardı:<br />
<strong>“Ebu Hanife’nin vücuduyla toprağın altını kirleten Allah’ı tespih ederiz.”<br />
</strong><br />
Sebeplerin başında,  İmamı Âzam’ın şu dört tavrı gelmektedir:</p>
<p><strong>1.</strong> İmamı Azam İslam’da akılcı akımın öncülerinden biridir. Akılcılığı öne çıkarmak, her devirde saltanat dincileri tarafından &#8220;en büyük günah&#8221; olarak görülmüştür.</p>
<p><strong>2.</strong> İmamı Âzam,  Hz. Muhammed dışında eleştirilmez kişi,  Kur’an dışında eleştirilmez kitap kabul etmiyordu,</p>
<p><strong>3.</strong> Hadis diye nakledilen sözlerin Kur’an’a aykırı olanlarına Peygamberimizin sözü olarak itibar etmiyordu. Ona göre, tartışmasız biçimde ve her kelimesiyle Hz. Peygamber’in sözü olan hadislerin (mütevâtır hadislerin) sayısı onyedi tanedir. Ötekilerin tümü az veya çok, şu veya bu yönden tartışmaya açıktır.</p>
<p><strong>4.</strong> Dine sonradan sokulan kabullere (bid’atlara) şiddetle karşı çıkmıştır.&#8221;1</p>
<p>“İmam Âzam Ebu Hanife şu ölümsüz tespiti yapıyor:</p>
<p>“Kur’an’ın onaylamayacağı bir hadis rivayet eden kişiye yaptığım ret; Peygamberimize yapılmış bir ret ve O’nu tekzip değildir. O, ancak bâtıl bir haberi Peygamber’e isnat edene yapılmış bir reddir. İtham, Peygamberimize için değil, onun için söz konusudur. Hz. Peygamber’in söylediği her şeyin başımızın ve gözümüzün üstünde yeri vardır.” 2</p>
<p>Buharî,  et-Târîhu’l-Kebîr adlı eserinde,  İmamı Âzam’ı, <strong> &#8220;İslam’a zarar veren sapık mezheplerden birinin mensubu&#8221;</strong> olarak nitelemektedir.3</p>
<p>Bunu bilen ilahiyatçılar, tarikatçılar, şeyhler vs vs vs sizin okuyup araştırmanızı istemezler.Araştıran beyin, sorgular! Sorgulayan beyin kanmaz! Kanmayan beyin dinde ve siyasetde yalanları aldığı gibi duvara çarpar!</p>
<p>Dini istismar eden,  çıkarı için dini kullanan şahsiyetler hiç böyle bir beyin istermi sizce? Tabi ki istemeyeceklerdir.</p>
<p>Şimdi gelelim bazı gerçeklere.</p>
<p><strong>1) </strong><strong>Peygamberimizin hadisler konusunda söyledikleri:</strong></p>
<p>Ebu Said El Hudri demiştir ki; &#8220;Ben ALLAH&#8217;ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istedim.Ama o, benim bu talebimi redderek buna izin vermedi.&#8221;<br />
<em>(Takyid El İlim)</em></p>
<p>“Benden Kur´an dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kur´an dışında bir şey yazmışsa imha etsin.”</p>
<p><em>(Müslim,  Sahihi Müslim Kitab-ı Zühd,  Hanbel,  Müsned 3/12,  21,  33)</em></p>
<p>Darimi’deki hadis ise şöyledir: “Sahabe Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istediler. Ancak onlara izin verilmedi.”<br />
<em>(Darimi,  es-Sünen)</em></p>
<p>İbni Hanbel Müsned isimli kitabında Abdullah İbni Ömer&#8217;den bir hadis nakleder:<br />
Birgün ALLAH&#8217;ın elçisi geldi ve sanki yakında bizi terkedecekmiş gibi; &#8220;Ben aranızdan ayrıldığımda (ölümümden sonra) , ALLAH&#8217;ın kitabına sarılın. O neyi yasaklamışsa ondan kaçının ve o neyi helal etmişse onu helal kabul edin.”dedi.</p>
<p>Ebu Hureyre dedi ki; ALLAH&#8217;ın elçisine bazılarımızın hadis yazdığını haber vermişler.O da bizi mescidin avlusunda topladı ve &#8221; Sizin yazdığınızı duyduğum şu kitaplar da nedir? Ben sadece bir insanım.Her kimde böyle bir yazı varsa, buraya getirsin.&#8221; Ebu Hureyre; “Biz de onları topladık ve ateşte yaktık&#8217;demiştir.<br />
<em>(&#8216;Takyid El İlim&#8217; isimli meşhur kitaptan)</em></p>
<p>Hadis İlmi&#8217;isimli meşhur eserinde İbni El Salah,  Ebu Hüreyre&#8217;den bir hadis nakleder:Ebu Hüreyre demiştir ki;</p>
<p>&#8220;Birgün biz Peygamberin hadislerini yazarken o çıkageldi ve &#8220;ne yapıyorsunuz? &#8221; diye sordu.” &#8216;Senden duyduğumuz hadisler, ey ALLAH&#8217;ın elçisi&#8217;dedik.O da, &#8220;ALLAH&#8217;ın kitabından başka bir kitap mı? &#8220;dedi&#8230; Biz, &#8220;Senden bahsetmeyelim mi? &#8220;deyince O; &#8220;benden bahsedin.Ama yalan söyleyen cehenneme gider&#8221; dedi. Ebu Hureyre dedi ki; &#8220;Biz de yazmış olduğumuz hadisleri topladık ve ateşte yaktık&#8221;</p>
<p>Tirmizi’den de bunu öğrenebiliriz: “Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik,  bize izin vermedi.”<br />
<em>(Tirmizi,  es-Sünen,  K. İlm,  sayfa 11)</em></p>
<p>İbni Hanbel&#8217;den:<br />
Peygamberin en yakın vahiy katibi olan Zeyd, onun vefatından 30 yıl sonra Halife Muaviye&#8217;yi ziyaret eder ve ona Peygamber hakkında bir olay anlatır.Muaviye bu hikayeden hoşlanır ve Zeyd&#8217;e onu yazmasını emreder.Fakat Zeyd der ki:&#8221;ALLAH&#8217;ın elçisi kendi sözlerini (hadis) asla yazmamamızı emretti.&#8221;</p>
<p>İbni Said El Hudri ALLAH&#8217;ın elçisinden bildirmiştir ki;<br />
&#8220;Benden Kur&#8217;an dışında bir şey yazmayın.Kim Kur&#8217;an dışında birşey yazdıysa onu yoketsin.&#8221;</p>
<p>Helal, Allahın, Kitabında helal kıldıklarıdır. Haram da Onun, Kitabında haram kıldıklarıdır. Hakkında bir şey söylemeyip sustuğu şeyler de affettiklerindendir.<br />
<em>(Tirmizi,  Libas: 6,  İbn-i Mace,  Atime: 60)</em></p>
<p>Görüldüğü gibi bu hadislerde, rivayetlerde Resülullah kendi hadislerinin/sözlerinin yazılmasını yasaklamıştır. Şimdi şu soru geliyor akıllara &#8221; Madem Peygamber bu rivayetlerde yasaklamıştır, peki o zaman bu kadar hadisi nasıl olduda yazdılar? &#8220;. Diyelim ki bu hadisler uydurmadır, o zaman en sahih kabul edilen kitaplar da bulunan hadislere ne kadar güven kalır, nitekim bu hadisler en sahih yerlerde yer almıştır. Yahut diyelim´ki bunlar sahihtir (ki öyledir) o zaman öteki yazılan hadisler peygamberin emri dışında yapılmış olmaz mı? Yani Peygamberin sünnetini red ediyor diye bizleri kafirlikle suçlayan kesim, bu hadislere göre Peygamberin en büyük sünnetinden en önemlisini izlememiş olurlar.</p>
<p>Yukarda ALLAHIN ne dediğini yazdık, bir aşağısında Resülü ekremin sözlerini gösterdik. Şimdi de Halifeler ne yapmış ona bakalım mı?<br />
Haydi bakalım</p>
<p><strong><br />
2) Halifelerin hadis karşısında gösterdikleri tavır:</strong></p>
<p><em><strong>a) Halife Ebubekr:</strong></em><br />
Ebubekir, Peygamberimiz’in vefatından sonra halkı toplamış ve onlara şöyle demiştir: “Sizler Allah’ın elçisinden farklı hadisler naklediyorsunuz. Bu durumda sizden sonrakiler daha büyük anlaşmazlıklara düşecektir. Allah’ın elçisinden hiçbir hadis nakletmeyin. Sizden hadis nakletmenizi isteyenlere deyiniz ki: İşte Allah’ın Kitabı, aranızda onun helalini helal kılın, haramını haram görün.”<br />
<em>Zehebi,  Tezkiratul Huffaz 1/3,  Buhari 1.cilt</em></p>
<p>Görüldüğü gibi Halife Ebubekir aynen Resülü Ekremin izlediği yolu izliyor, hadis yazılmasını red ediyor, daha doğrusu yasaklıyor. Şu sözleri de çok önemlidir bu hususta &#8220;ALLAHIN kitabı aranızda, onun helalı helal, haramı haram! &#8220;. Bu söz tam Kur´an ile uyuşum içindedir. Bakın şu ayete:</p>
<p>Yunus Suresi 59 De ki: <strong>&#8216;Ne oldu size de Allah&#8217;ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal? </strong>&#8220;De ki: &#8216;Allah mı size izin verdi,  yoksa Allah&#8217;a iftira mı ediyorsunuz? &#8220;</p>
<p>devam edelim.</p>
<p><em><strong>b) Halife Ömer</strong></em><br />
Ebu Hüreyre&#8217;nin çok hadis rivayet etmesi Ömer b. Hattâb (r) &#8216;ı endişeye düşürmüş,  elindeki çubuğuyla ona vurarak şunu demiştir:<br />
&#8220;Ey Ebâ Hüreyre, fazla hadis rivayet ediyorsun. Rasul (s) &#8216;e yalan isnat etmenden korkuyorum.&#8221; Ömer (r) bunu söyledikten bir müddet sonra hadis rivayetine son vermezse kendisini Devs yurduna sürgün edeceğini vaadetmiştir.</p>
<p>İbn Asâkir,  Sâib b. Yezîd&#8217;den şunu nakletmiştir:<br />
&#8220;Allah Rasulü&#8217;nden hadis naklini muhakkak bırakacaksın. Yoksa seni Devs&#8217;e sürerim! &#8220;</p>
<p>Hz. Ömer diğer şehirlerdeki sahabelere de mektuplar yazarak ellerinde yazılı bulunan hadis mecmualarını yok etmelerini istedi.<br />
<em>İbni Abdil Berr,  Camiul Beyanil İlm ve Fazluhu 1/64-65</em></p>
<p>Büyük muhaddis Reşîd Rıza da bu hususta şöyle demiştir: “Eğer Ömer (r) ’in ömrü Ebu Hüreyre’nin ölümüne kadar olsaydı bize bu kadar çok hadis ulaşmazdı.” 6</p>
<p>Hadisler Ömer döneminde çoğalmıştı. Ömer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarını getirmelerini istedi. Sonra bunların yakılmasını emrederek şunu söyledi: &#8220;Kitap Ehli’nin Mişna’sı gibi Müslümanların Mişna’sıdır bunlar.&#8221;<br />
<em>İbni Sad/Tabakat 5/140</em></p>
<p>Hz. Ömer Irak’a yolculuğa giden arkadaşlarına şöyle demiştir: “Siz öyle bir ülkeye gidiyorsunuz ki halkı arı uğultusu gibi Kur´an okur. Hadislerle onları meşgul etmeyiniz ve yollarını saptırmayınız.”<br />
<em>Ahmed İbni Hanbel,  Kitabul Ilel 1/62-63</em></p>
<p>Hz. Ömer şöyle der: “Ancak sizden önceki kavimleri hatırladım, onlar da kitaplar yazmışlar ve Allah’ın Kitabı’nı bırakarak onlara sarılmışlardı. Allah’ın Kitabı’na hiçbir şeyi karıştırmam.”<br />
diğer bir rivayette<br />
“Allah’ın Kitabı’nı asla başka bir şeyle değiştirmem.”<br />
başka bir rivayette<br />
“Ben yemin ederim ki Allah’ın Kitabı’nı hiçbir şeyle gölgelemem.”<br />
<em>El Hatip,  Takyıdul İlm Sayfa 50; İbni Sad,  Tabakat,  3/206</em></p>
<p>Ebu Cafer el-İskâfî der ki: &#8220;Ebu Hüreyre&#8217;ye gelince: O, rivayetinden pek hoşlanılmayan şeyhlerimizden olup, Ömer (r) kendisini tartaklamış ve şöyle demiştir: &#8220;Çok fazla hadis rivayet ediyorsun. Seni, Allah Rasulü&#8217;ne yalan isnad edip etmediğini anlamak için sınayacağım.&#8221;</p>
<p>Bu yüzden Ömer (r) &#8216;in vefatından sonra Ebu Hüreyre menşeeli hadisler artmıştır. Ömer (r) &#8216;in sopası da olmadıktan sonra Ebu Hüreyre için korkulacak bir şey kalmamıştır. Kendisi de bunu ifade etmiştir: &#8220;Size rivayet ettiğim şu hadisleri Ömer (r) zamanında rivayet etseydim deyneğiyle beni döverdi.&#8221;</p>
<p>Halife Ömer aynen Resülü Ekremin söylediğine uyarak hadis yazılmasını yasaklamıştır. Yani şöyle bir durum ile karşı karşıyayız şimdi. Peygamber yasaklamış, Ebubekr yasaklamış, Ömer yasaklamış. Bizim hocalar yasaklamamış.</p>
<p>Devam edelim biz,  bakalım Halife Osman ne yapmış.</p>
<p><em><strong>c) Halife Osman:</strong></em><br />
Hz. Osman çok hadis nakletmelerinden dolayı Ebu Hureyre’yi Devş dağlarına göndermekle, Kab’ı Kırede dağlarına sürgün etmekle tehdit etmiştir.<br />
<em>Tahzırul Havas 10b.</em></p>
<p>Bu konuda daha çok araştırma yapılınca görülecektir ki, halife Osman da aynen önceki halifelerin ve Peygamberin metodunu izlemiştir. Yani hadis yazdırtmamıştır.</p>
<p>Şimdi gelelim Imam Ali´ye. Peygamberin &#8220;Ben ilim şehriyim Ali´de kapısıdır. Şehri arzulayan kapıya gelsin&#8221; dediği şahıs. Yani Islamı Peygamberimiz den sonra en iyi bilen, Kur´anı en iyi tanıyan insan. Bakalım o ne yapmış yahut ne demiş.</p>
<p><em><strong>ç) Halife Ali bin EbuTalip:</strong></em></p>
<p>Hz. Ali minberden şu hutbeyi veriyordu: “Yanında hadis sayfaları bulunanlar gidip onları yoketsinler. Zira halkı helak eden olay, alimlerin naklettikleri hadislere uyarak Kur´an’ı terk etmeleridir.”</p>
<p><em>İbn Abdülberr,  Camiul Beyanil İlm</em></p>
<p>Ali (r) de onun (Ebu Hureyre) hakkında iyi düşünmezdi. Bir defasında şöyle demişti: &#8220;Dikkat edin, o insanların en yalancısıdır.&#8221;</p>
<p>Başka bir rivayette Ali (r) &#8216;nin sözü: &#8220;Yaşayanlar arasında Allah Rasulü (s) &#8216;ne en fazla yalan isnad eden Ebu Hüreyre&#8217;dir.&#8221; şeklindedir.</p>
<p>Ali (r) , onun &#8220;Sevgili dostum bana haber verdi ki&#8230;&#8221; dediğini duyunca kendisine: &#8220;Rasul (s) ne zaman senin sevgili dostun oldu?&#8221; demiştir.</p>
<p>Birgün Hz. Ali’ye gelirler ve “Halk hadislere dalmış.” derler. Hz. Ali sorar: “Gerçekten öyle mi? ” “Evet” derler. Peygamber’den işittim ki gelecekte vuku bulabilecek bir fitneden söz ediyordu. “O fitneden kurtuluş nedir, nasıldır? ” diye sordum. Resullullah dedi ki:</p>
<p>“Kurtuluş Kur´an’dadır. çünkü sizden öncekilerin haberleri de, sizden sonrakilerin haberleri de, aranızdakilerin hükmü de ondadır. O gerçek ile yalanı birbirinden ayıran kesin bir hükümdür, şaka ve boş söz değildir. O’nu terkeden her zorbanın Allah boynunu kırar. Hidayeti, doğru yolu O’ndan başkasında arayanı Allah sapkınlığa düşürür.</p>
<p>O, Allah’ın en sağlam urganıdır. O, hikmetle dolu Kur´an’dır. O en doğru yoldur. O, boş arzuların haktan saptıramayacağı, dillerin, karıştırıp belirsiz edemeyeceği, ilim adamlarının doyamayacağı, çok tekrarlanılmasından bıkılmayan, ilginç özellikleri bitip tükenmeyen bir kitaptır.”</p>
<p><em>Sünen-i Tırmizi/Darimi</em></p>
<p>Ebu Cafer el-İskâfî der ki: “Muâviye, Sahabe ve Tâbiûn’dan bir topluluğu Ali (r) ’nin şerefini lekeleyecek biçimde çirkin hadisler uydurmakla görevlendirmiş ve onlara bunun karşılığında çok şeyler vaadetmiştir. Onlar da Muaviye’yi hoşnut edecek tarzda rivayetlerde bulunmuşlardır. Ebu Hüreyre, Amr b. el-Âs, el-Muğire b. Şu’be ve Tabiûn’dan Urve b. ez-Zübeyr bunlardandır.” A’meş şunu rivayet etmiştir: “H. 41 yılında Ebu Hüreyre Muâviye’yle birlikte Irak’a gidince önce Küfe mescidine uğradı. Halkın büyük bir kalabalık halinde dizlerine kapandığını görünce dazlak kafasına defalarca vurduktan sonra şöyle dedi: “Ey Iraklılar! Siz benim Allah ve Rasulü hakkında yalan söylediğimi mi sanıyorsunuz? Ben mi kendimi ateşle yakmak istiyorum? Allah’a yemin ederim ki Allah Rasulü’nü şunu derken duydum:”Her Nebî’nin bir haremi -dokunulmaz bölgesi- vardır. Benim de haremim Ayr ve Sevr dağları hududunca Medine’dir. Kim burada bir kötülük yaparsa Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onun üzerine olsun! ” ve ben Allah’ı şahit koşarım ki, Ali (r) orada kötülük yapmıştır.”7, 8</p>
<p>Ebu Hüreyre&#8217;yi yalancılıkla itham edenlerin başında Ömer (r) ,  Osman ve Ali (r) gelir.</p>
<p>Hz Ali´nin ne yaptığını görüyorsunuz. Ebu Hureyreyi tenkit ediyor ve hadis yazılmasını yasaklıyor. Şimdi şöyle bir tablo karşımızda:</p>
<p>Resülü ekrem bu dünyadan göçmüştür, dört halife hadis yazılmasına karşı çıkmıştır. Peki bu dört Halife acaba Peygamber düşmanımıydı´da hadis yazılmasını engellemeye çalıştılar? Tabi ki hayır, onlar Peygamberin asıl sözlerine riayet eden ve Kur´an islamı için çaba verenler idi.</p>
<p>Bir daha düşünelim, dört halife Hadis yazdırtmıyor! Peygamber hadis yazdırtmıyor! Ama bizim hocalar, şeyhler &#8220;hadis olmazsa din anlaşılmaz&#8221; diyor. Onlara göre haşa din eksiktir, yani Kur´an tek başına yetmiyor dini anlatmak için. Aslında demek istedikleri şu &#8220;biz Kur´anı yeterli görmüyoruz, siz Kur´ana göre yaşarsanız bizim kursağımıza ekmek girmez, onun için siz bizden din öğrenin! &#8220;. Kur´an bunlara Maun Suresinde gereken cevabı vermiştir. Okuyalım beraber Maun suresini (bu arada en sevdiğim surelerden bir tanesidir)</p>
<p><strong>Rahman ve Rahim Allah&#8217;ın adıyla&#8230;</strong></p>
<p><strong>1. Gördün mü o,  dini yalan sayanı?</strong></p>
<p><strong>2. İşte odur yetimi itip kakan;</strong></p>
<p><strong>3. Yoksulu doyurmayı özendirmez o.</strong></p>
<p><strong>4. Vay haline o namaz kılanların ki,</strong></p>
<p><strong>5. Namazlarından gaflet içindedir onlar!</strong></p>
<p><strong>6. Riyaya sapandır onlar/gösteriş yaparlar.</strong></p>
<p><strong>7. Ve onlar,  kamu hakkına/yardıma/zekâta/iyiliğe engel olurlar. </strong><em>(Maun Suresi)</em></p>
<p>Işte bu kadar!</p>
<p>Şimdi bir demet de sahabelerden,  bir demet de Peygamberin eşinden alalım. Bakalım onlar ne yapmış hadis konusunda:</p>
<p><em><strong>d) Sahabeler:</strong></em></p>
<p>Şeddad, İbni Abbas’a “Hz. Peygamber bir şey bıraktı mı? ” diye sordu. O da “Sadece Kur´an’ın iki kapağı arasında olanları bıraktı.” cevabını verdi.<br />
<em>Buhari K. Fezailul Kur´an 16;<br />
Müslim K. Fezailus Sahabe 30, 31<br />
Ebu Davud K. Fiten 1,<br />
Tırmizi K. Fiten 43</em></p>
<p>İbni Abbas hadis yazmayı yasaklar ve şöyle derdi: “Sizden önceki ümmetlerin sapmaları bu şekilde kitaplar vücuda getirmek yüzünden olmuştur.”<br />
<em>İbn Abdül Berr,  Camiul Beyanil ilm 1/63-68</em></p>
<p>Zübeyr (r) onun (Ebu Hureyrenin) hadislerini duydukça; &#8220;Doğru söylemiş veya yalan söylemiş&#8221; derdi.</p>
<p>Abdullah bin Mesud elinde bir hadis sayfasıyla geldi. Sonra su isteyerek yazıları sildi, sayfanın yakılmasını emretti ve şunu söyledi: “Allah kime bir hadis sayfasının yerini bildirirse ve o da beni bundan haberdar ederse Allah’a yemin ederim ki, Hindistan’da dahi olsa o hadisi arar bulur ve yok ederdim.<br />
<em>Ebu Reyye,  Muhammedi Sünnetinin Aydınlatılması s. 27</em></p>
<p>Sahabeler de aynen Peygamberin ve Halifelerin yolunu izlemiş. Hadis yazmamışlar, yasaklamışlar. Bu arada Ebu Zerr Gaffariyi okuyup araştırmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Sahabeler içerisinde en çok savaş verenlerden bir taneside odur çünkü.<br />
Gelelim Peygamberin eşine.</p>
<p><em><strong>e) Ayşe binti Ebubekir:</strong></em></p>
<p>&#8220;Uğursuzluk üç şeydedir. Evde, kadında ve atta (binek) .&#8221; Bunun ravisi Ebu Hureyre. İnsanlar Ayşe&#8217;ye bu rivayeti sordukların da. Ayşe buna çok sert tepki veriyor. Ve şöyle diyor. Ebül Kasım&#8217;ı yani Hz. Muhammed&#8217;i (SAV) Kur´an&#8217;la gönderen Allah&#8217;a yemin ederim ki, Hz. Muhammed (SAV) böyle söylememiştir. Ebu Hureyre yalan söylüyor. Olayın aslı şudur: Peygamberimiz bir gün şöyle buyurmuştu: İslam&#8217;dan önce cahiliye Arapları zannederlerdi ki üç şeyde uğursuzluk vardır. Bunlar; ev, kadın ve binek hayvanıdır..&#8217;<br />
<em>(Ez-Zerkesi,  el-İsabe,  s.114-116)</em></p>
<p>Hz. Aişe’nin Rasulullah’ın sünnetiyle tashih ettiği bu hadislere bir diğer örnek de şudur: İbn Amr’ın, kadınlarına guslettiklerinde saç örgülerini çözmelerini emretmekte olduğu Hz. Aişe’ye ulaşınca şöyle demiştir: “Ibn Amr’a hayret doğrusu. Bari bir de başlarını traş ettirmeyi emretseydi. Biz Rasulullah ile birlikte aynı kaptaki suyla yıkanıyorduk da ben başıma üç defa su dökmekten fazla bir şey yapmıyordum.”4</p>
<p>Ebu Said el Hudri’den gelen “Rasulullah yanında mahremi olmaksızın kadınının yolculuk yapmasını yasakladı.” şeklindeki rivayete karşı Hz. Aişe’nin “Hepimizin mahremi yok ki! ” dediği rivayet edilir.5</p>
<p>Ebu Hüreyre, &#8220;Sizden bir uykusundan kalkınca, kaba sokmadan önce elini yıkasın. Zira elinin nerde gecelediğini bilmez.&#8221; Hadisini rivayet ettiğinde Aişe (r.a) bunu kabullenmeyerek şöyle demiştir: &#8220;Peki, &#8216;mihras&#8217; varsa ne yapacağız? &#8220;<br />
İbn Kuteybe şöyle der: &#8216;Sahabe&#8217;den hiçbirinin, benzerini rivayet edemediği sayıda yüklü hadis rivayet eden Ebu Hüreyre, bu yüzden ithama uğramış ve bazılarınca yadırganmıştır. Onlar kendisine şunu sorarlardı: &#8220;Bunu nasıl yalnız sen duyuyorsun? Seninle bunu duyan kimdir? &#8221; İkisinin de ömrünün uzun olması itibarıyla Ebu Hüreyrenin bu bol sayıda rivayetini en fazla kınayan Aişe (r.a) olmuştur.</p>
<p>Büyük İslam düşünürü Mustafa Sadık er-Râfiî de &#8220;İslam&#8217;da itham edilen ilk Ravi&#8221; başlığı altında şunları kaydetmiştir.</p>
<p>Aişe (r.a) kendisine: &#8220;Sen Rasul (s) &#8216;den duymadığım hadisleri rivayet ediyorsun! &#8221; dediğinde ona, edep ve hayadan uzak bir cevap vermiştir: &#8220;Ayna ve sürme seni Rasul (s) &#8216;le ilgilenmekten uzak tuttu.&#8221; Farklı bir rivayette; &#8220;Sürme ve boya beni Rasul(s) &#8216;le beraberlikten alıkoymuyordu. Ama bunların senin daimi işin olduğunu görüyorum.&#8221;</p>
<p>Ne var ki çok geçmeden Aişe (r.a) &#8216;nin kendinden daha güçlü bir anlayışa ve bilgiye sahip olduğunu, ayna ve sürmenin onu pek de meşgul etmediğini itiraf eder. Ebu Hüreyre&#8217;yi bu itirafa zorlayan üstte gördüğümüz &#8220;Kim cünüp olarak sabahlarsa&#8230;&#8221; rivayeti hakkındaki tartışmadır. O, bu hadisi rivayet edince, Aişe (r.a) onun bu hadisini inkâr ederek şöyle dedi: &#8220;Allah Rasulü (s) -ihtilam olmaksızın- cünüp olarak sabahlardı da, gusledip orucunu tutardı.&#8221; Aişe (r.a) bir haberci göndererek Ebu Hüreyre&#8217;den söz konusu hadisi rivayet etmemesini istemiş, o da buna uymaktan başka çıkar yol göremeyerek: &#8220;O, benden daha bilgilidir. Hem ben bu hadisi, Rasul (s) &#8216;den değil el-Fazl b. el-Abbas&#8217;tan duymuştum.&#8221; demiştir. O günlerde hayatta olmayan el-Fazl&#8217;ı şahid göstererek, Rasul (s) &#8216;den duymadığını ondan duymuşçasına rivayet ederek insanları kandırmaya çalışmıştır.&#8221;</p>
<p>Ebu Hassân el-A&#8217;rac&#8217;tan rivayet edilir ki: &#8216;İki adam Aişe (r.a) &#8216;ye giderek şöyle dediler: &#8220;Ebu Hüreyre Rasul (s) &#8216;ün &#8216;Uğursuzluk ancak, kadın, binek ve evdedir.&#8221; buyurduğunu rivayet ediyor.&#8217; Aişe (r.a) korkuyla sıçradı ve dedi ki: &#8220;Kur&#8217;an&#8217;ı Ebu&#8217;l-Kasım&#8217;a indirenin hakkı için, bu hadisi aktaran yalan söylemiş. Rasul (s) ancak şunu dedi: &#8220;Cahiliyye ehli şöyle derlerdi: &#8220;Uğursuzluk; binek, kadın ve evdedir.&#8217;Aişe (r.a) daha sonra şu ayeti okudu: &#8216;Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen hiçbir musîbet yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılı olmasın.&#8221;</p>
<p>Daha söze gerek var mı acaba? Işte böyle böyle islamı yozlaştırmaya kalkıştılar. Bu yozlaşmanın en büyük kurbanı da malesef kadın olmuştur. Peygamber efendimiz kadınları yüceltmesinden rahatsız olan zihniyet, peygamber bu dünyadan göçünce hemen hadis uydurmalarına başlamıştır.</p>
<p>Birde o zamanın ulemasını dinleyelim, sonra da Ebu Hanifeyi nasıl tenkit ettiklerini görelim. Ebu Hanife yukarda gösterdiğim gibi 17 hadis dışında tartışılmaz hadis kabul etmiyordu! Bakın bu çok önemlidir!</p>
<p>Bana kimse kalkıpta demesin ki &#8220;Sen hadisleri kabul etmiyormusun&#8221;. Ben Kur´ana uyan, Kur´an süzgecinden geçen her sözü alır başıma tac yaparım. Kur´an süzgecinden geçmeyen her hadisi red ederim. Bunu bana öğreten öncelikle Kur´anı kerim, sonra Resülullah sonrada halifeler!</p>
<p><em><strong>f) Ulema</strong></em></p>
<p>Ebu Yusuf ise şunu rivayet eder: &#8220;Ebu Hanife&#8217;ye şöyle dedim: &#8220;Bize Rasul (s) &#8216;ün hadisi geliyor ve kıyasımızla çelişiyor. Bunu ne yaparız? &#8221; dedi ki: &#8220;Eğer o hadisi sika (güvenilir) raviler aktarmışsa onu alır, re&#8217;yi terkederiz.&#8221; Dedim ki: &#8216;Ebu Bekir (r) ve Ömer (r) &#8216;in rivayeti hakkında ne dersin? &#8216; Dedi ki: &#8220;O ikisinden iyisini nerden bulacaksın! &#8221; Dedim ki: &#8216;Peki Ali (r) ve Osman (r) ? &#8216; Dedi ki: &#8220;Aynı şekilde.&#8221; Bütün Sahabe&#8217;yi saymaya başladığımı görünce şöyle dedi: &#8220;Bazı adamların dışında, Sahabe&#8217;nin tümü adildir.&#8221; İstisnalardan olarak, Ebu Hüreyre ve Enes b. Malik&#8217;i zikretti.&#8217;</p>
<p>Ebu Şâme, A&#8217;meş&#8217;ten şunu nakleder: &#8216;İbrâhim, hadis musahhiydi. Bir hadis duyduğumda ona gider ve hadisi arzederdim. Bir gün Ebu Sâlih&#8217;in Ebu Hüreyre kanalıyla rivayet ettiği hadislerden birini kendisine arzettim. Bana şöyle dedi: &#8220;Ebu Hüreyre&#8217;yi bırak! Alimler onun bir çok hadisini terkederdi.&#8221;</p>
<p>İbrahim en-Neha&#8217;i'den şu söz aktarılmıştır: &#8220;Arkadaşlarımız Ebu Hüreyre&#8217;nin bazı hadislerini terkederdi.&#8221; A&#8217;meş, en-Neha&#8217;i'de şunu nakletmiştir: &#8220;Ebu Hüreyre&#8217;nin her hadisiyle amel etmezlerdi.&#8221;</p>
<p>İbn Mesûd da onun; &#8220;Ölü yıkayan ve taşıyan kişi abdest alsın! &#8221; sözünü kabul etmeyerek, hakkında ağır sözler söylemiş ve sonra şöyle demiştir: &#8220;Ey insanlar, ölülerinizden dolayı necasete bulaşmazsınız.&#8221;</p>
<p>Muhammed b. Hasan, Ebu Hanife&#8217;nin şu sözünü rivayet eder: &#8220;Sahabe&#8217;den Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali ve Abadile&#8217;den üçü gibi fetva ehlini taklid ederim. Bunların dışındakilerden üç kişi hariç kavillerine reyimle karşı çıkmayı caiz görmem.&#8221;</p>
<p>Bir başka rivayette ise bu söz &#8220;Sahabe&#8217;nin hepsini taklid eder, üç kişi dışında reyimle onlara muhalefet etmeyi caiz görmem. O üçü, Ebu Hüreyre, Enes b. Malik ve Semra b. Cündeb&#8217;tir.&#8221; Bu hususta kendisine sorulunca şöyle dedi: &#8220;Enes&#8217;e gelince: O, ömrünün sonlarında haberleri karıştırmaya başlamış, kendisine fetva sorulunca, kendi aklından fetva verir olmuştur. Bu durumda ben onun aklını taklid etmem. Ebu Hüreyre&#8217;ye gelince; o, duyduğu her şeyi -manası üzerinde kafa yormadan- rivayet etmiş nasih-mensuhu bilmeyen biridir.&#8221;</p>
<p><em><strong>g) Ehl-i hadis ekolünün Ebu Hanife’ye yönelttiği bazı eleştiriler şunlardır:</strong></em></p>
<p>İmam Ahmed’in: “Allah bu zatı hadis için yaratmıştır.”diyerek hadis ilmindeki ehliyetini takdir ettiği meşhur muhaddislerden Ahmet b. Mehdi: “Ebu Hanife, ilim nedir, bilmezdi. Dalalete düşürdüğü insanların vebali yarın kıyamet günü sırtına sarılacaktır. Hak bile olsa müslümanların tutundukları dini bağları, teker teker söküp atan Ebu Hanife’nin re’yini ve görüşlerini kabul etmeyiniz.</p>
<p>Evzai: “…onu itham etmemizin sebebi,  kendisine hadis getirildiği halde,  onu bırakıp başka türlü hüküm vermesidir.9</p>
<p>İbn Teymiyye’nin kaynakları ara sında önemli bir yere sahip olan İmam Buhari, Ehl-i Reyin reisi olan Ebu Hanife’yi zayıf bir hadis ravisi olarak görüyor, kendisini metruk sayıyor. Ve “halktan biridir”diyordu. Ne Buhari, ne de Müslim’de Ebu Hanife’den tek bir hadis rivayet edilmemiş olması bile ehl-i hadis ile ehl-i rey arasındaki geçimsizliğin ve uyuşmazlığın derecesi hakkında bize fikir verebilir.’10</p>
<p>Hadis ve Hicaz fıkıh hareketinin başında bulunan İmam Malik şöyle demiştir: &#8220;Ebu Hanife fitnesi, İblis fitnesinden daha zararlıdır.&#8221; 11</p>
<p>İmam Ahmet: “Ebu Hanife’nin re’yi de hadisi de zayıftır.’ 12</p>
<p>Süfyan es-Sevri, Ebu Hanife’nin vefat haberini alınca, derin bir memnuniyet duymuş ve: ” Elhamdülillah, Allah’a şükürler olsun. Birçok insanın belaya düşmesine sebep olan kişiden bizi afiyette kıldı.”13</p>
<p>Bu gerçekleri size anlatan oldumu? Anlatmazlar tabi, çünkü bunu anlatsalar siz Ebu Hanifenin metodunu izleyip dini Kur´andan öğrenceksiniz.<br />
ee siz Kur´andan öğrenince bunları kim doyurcak? Öyle ya, hele bir imamların maaşlarını kesin, hocaların maaşlarını kesin bakalım, acaba camide kaç gönüllü kalıyor görelim..</p>
<p>Saygılarımla<br />
Mustafa Çelebi</p>
<p>devamı gelecek</h4>
<h5>Kaynaklar:</h5>
<h5><em>1. Yasar Nuri Öztürk 3 Kasım 2008 Hürriyet</em></h5>
<h5><em>2. Muvaffak el-Mekkî; Menâkıbu Ebî Hanife,  87-88</em></h5>
<h5><em>3.Yasar Nuri Öztürk (Saltanat dincilerinin İmamı Âzam&#8217;a zulümleri)</em></h5>
<h5><em>4.Hz. Âişe’nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler – Bedruddin Ez Zerkeşi</em></h5>
<h5><em>5.Hz. Âişe’nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler – Bedruddin Ez Zerkeşi</em></h5>
<h5><em>6.Mahmut Ebu REYYE (Ebu Hureyre Rivayetlerinin Çokluğu,  Gerekçesi ve Tedlis)</em></h5>
<h5><em>7.Mahmut Ebu REYYE (Ebu Hureyre ve Ali (r) Aleyhindeki Hadisler)</em></h5>
<h5><em>8.Mahmut Ebu REYYE (Ebu Hureyre ve Ali (r) Aleyhindeki Hadisler)</em></h5>
<h5><em>9. Ibn Kuteybe,  Hadis Müdafaası,  s. 125,  Kayıhan Yay.,  İsl.71989. 2,  Baskı.</em></h5>
<h5><em>10. Uludağ,  a. g. o.,  s. 58.</em></h5>
<h5><em>11. A. g. e.,  s. 99.</em></h5>
<h5><em>12. A. g. e.,  s. 99.</em></h5>
<h5><em>13. A. g. e.,  s. 99.</em></h5>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[MUGAYYEBAT-I HAMSE ]]></title>
<link>http://haciata2.wordpress.com/2009/11/16/mugayyebat-i-hamse/</link>
<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 14:31:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>HacıAta</dc:creator>
<guid>http://haciata2.wordpress.com/2009/11/16/mugayyebat-i-hamse/</guid>
<description><![CDATA[Adamın biri İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin yanına telaşla girer. “Ya imam, bu gece rüyamda Azrail’i görd]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Adamın biri İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin yanına telaşla girer. “Ya imam, bu gece rüyamda Azrail’i görd]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hangi Islam? (1)]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/12/hangi-islam-1/</link>
<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 10:59:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/12/hangi-islam-1/</guid>
<description><![CDATA[Hangi Islam diye sorduğum için beni kınamayın. Gerçekten birçok islam anlayışı var olduğundan, bu ba]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:small;"><a href="http://elbab.wordpress.com/files/2009/11/kuran.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-69" title="kuran" src="http://elbab.wordpress.com/files/2009/11/kuran.jpg?w=300" alt="teosophy.com" width="300" height="193" /></a>Hangi Islam diye sorduğum için beni kınamayın. Gerçekten birçok islam anlayışı var olduğundan, bu başlığı seçmeye mecbur kaldım. Soruyorum size &#8220;hangi islami yaşıyorsunuz? &#8220;. Şimdi şaşkın şaşkın bana bakıp &#8221; kaç islam var ki &#8221; diyenleri duyuyor gibiyim.<br />
Açıklayayım efendim. Üç Islam var<br />
<strong><em> </em></strong></span></p>
<blockquote><p><strong><em>1) Kuran´da ki Islam<br />
2) Kültürel Islam<br />
3) Ilımlı Islam</em></strong></p></blockquote>
<p><strong><em> </em></strong><br />
&#8230;<br />
Tek tek bunları ele alacak olursak, o zaman sizde göreceksiniz ki gerçekten üç ayrı islam anlayışı var imiş. Aslında suç insanlarımızda değil, suç başlarında olan sahtekar hocalarda, daha doğrusu Ruhban sınıfında! <!--more-->Bu arada ruhban sınıfı dememe sakın kızmayın, bilakis ALLAH kendisi bu sözleri kullanıyor. Misal bakın şu ayete:</p>
<p><em> </em></p>
<blockquote><p><em>Tevbe Suresi 31 <strong>Allah&#8217;ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler.</strong> Meryem oğlu Mesih&#8217;i de öyle. Oysa kendilerine, tek olan Allah&#8217;tan başkasına ibadet/kulluk etmemeleri emredilmişti. İlah yok o tek Allah&#8217;tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O.</em></p></blockquote>
<p><em> </em></p>
<p>Bu ayeti Peygamberimiz öyle muhteşem şekilde açıklıyor ki, okuyunca gözünüzden perde açılır gibi anlıyorsunuz olayı:<br />
Bakın Resulullah ne buyurmakta bu ayet ile ilgili:</p>
<blockquote><p><strong>Önceleri bir hristiyan olan Adiy b. Hâtim, İslâm&#8217;ı kavrayıp anlamak niyetiyle, şüphelerini gidermek için Hz. Peygamber&#8217;e birkaç soru sorar. Sorulardan biri &#8220;Bu ayet bizi, âlimlerimizi ve râhiplerimizi rabler edinmekle suçluyor. Bunun gerçek manası nedir? Zira biz onları kendimize rabler edinmeyiz&#8221; der. Hz. Peygamber cevaben: &#8220;Siz onların gayr-i meşru ilân ettiklerini haram, meşru dediklerini (helâl) sayıp öylece kabul etmiyor muydunuz? &#8221; Adiy, &#8220;evet böyledir&#8221; diye tasdik eder. Hz. Peygamber, &#8220;İşte bu sizin onları kendinize rabler edinmenizdir&#8221; buyurur.</strong><br />
(Mevdudi, Tefhim, (Türk. Çev.) II, 209) .</p></blockquote>
<p>Bu hadis kendilerinde Haram ve Helal etme yetkisinin var olduğunu sananları ne ile suçladığını görüyorsunuz. Kendilerini rabler ediniyorlar! Yani halk bunlara tapıyor. Misal verelim, sorsak ipek giyinmek erkeğe harammıdır? Kesinlikle yüzde yetmişi evet diyecektir.<br />
Kuran peki ne diyor bu konuda? Hiç birşey, kurana göre haram felan değildir. Peki haramı ve helalı ALLAH belirlediğine göre, nasıl oluyorda Kuran da bu konu ile hiç birşey yazılı olmadığı halde haram oluyor?<br />
Demek ki, kendisini rabler edinenler bazi işine gelen uyduruk hadisi alıp, onunla haram ve helal belirlemeye kalkışıyorlar. Aynı ruhban sınıfı dokuz yaşında çocukla evlenmeyi de helal sayanlar değilmidir? Oysa Tarih diyor ki &#8220;Ayşe minimum 17 yaşında idi&#8221;. Şimdi benim gibi kara cahil bunu tarihten çıkarıyor, öğreniyor da, bu ruhban sınıfımı bunu göremiyor?</p>
<p>Daha da ötesine gidelim, düne kadar Kefir içmek haramdır diyenler, acaba hangi ayete dayanıyorlardı? Yahut sigara için haram diyen neye dayanıyor? Adam kalkmış diyor ki &#8220;Sigara sağlığa zararlıdır, bunun için haramdır! &#8220;. Hani bir güzel şiir vardır:</p>
<p>Biliyorsan konuş deyyüs<br />
Konuşta feyz alsınlar<br />
Bilmiyorsan tut dilini<br />
seni bir adam saysınlar! &#8216;.</p>
<p>Aynen sigara için haram diyen ruhbanlara iade ediyorum bu sözü. Sağlığa zararlı diye haram olacaksa, o zaman araba kullanmak niye haram değildir? Öyle ya, arabanın içinden çıkan gaz sigaradan daha zararlı, yahut fabrikaları niye haram etmiyoruz? Ya peki çok tuzlu yemek? Yahut meyveleri ilaçlamak? vs vs vs..Bu liste uzarda uzar. Demek ki, sigara haram olmadığı halde (<em>kuran hiç bir şekilde haram demez</em>) bu insanlar işine geldiği gibi haram ve helal üretme derdinde. Ellerinde bir sihirli değnek, işlerine geldiği gibi &#8220;Aha şu haram, bu haram değül! Şunu helal edek, bunu helal etmiyek&#8221; diye bağırıp duruyorlar. Kuran bunlara ne der biliyormusunuz?</p>
<p><strong>Buyrun kurandan dinleyin:</strong></p>
<blockquote><p>Yunus Suresi 59 <strong>De ki: &#8216;Ne oldu size de Allah&#8217;ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal?</strong> &#8216; De ki: &#8216;Allah mı size izin verdi, yoksa Allah&#8217;a iftira mı ediyorsunuz? &#8216;</p>
<p>A&#8217;raf Suresi 32 <strong>De ki: &#8216;Allah&#8217;ın, kulları için çıkardığı süsü, güzel ve tatlı rızıkları kim haram etmiş? &#8216;</strong> De ki: &#8216;Dünya hayatında inananlar için de var. Kıyamet gününde ise yalnız inananlar içindirler.&#8217; Bilgiden nasipli bir topluluk için biz, ayetleri böyle ayrıntılı kılıyor.</p>
<p>&#8216;Maide Suresi 87 Ey iman sahipleri! <strong>Allah&#8217;ın size helal kıldığı şeylerin temiz ve güzel olanlarını haramlaştırmayın</strong>; azıp sınırı aşmayın; Allah azıp sınırı aşanları sevmez.</p>
<p>En&#8217;am Suresi 119 Size ne oluyor da üzerine Allah&#8217;ın adı anılmış olanlardan yemiyorsunuz? <strong>Zorda kalışınız dışında üzerinize haram kıldığını bizzat kendisi size ayrıntılı olarak açıklamıştır.</strong> Birçokları ilimsiz bir biçimde kendi keyiflerine uyarak halkı şaşırtıyorlar. Hiç kuşkusuz, seni Rabbin sınır tanımaz azgınları çok iyi bilmektedir.</p>
<p>En&#8217;am Suresi 140 Şu bir gerçek ki, ilimsizlik yüzünden öz evlatlarını beyinsizce katledenlerle Allah&#8217;ın kendilerine verdiği rızıkları, <strong>Allah&#8217;a iftira ederek haramlaştıranlar gerçekten hüsrana uğramışlardır.</strong> İnan olsun, sapıtmışlardır onlar; hiçbir zaman doğruyu ve güzeli bulamazlar.</p>
<p>Maide Suresi 63 Ruhbanları ve hahamları onları, günah oluşturan sözlerinden, <strong>haram yemekten alıkoysalardı olmaz mıydı?</strong> Ne kötüdür onların sınaat/teknoloji olarak üretmekte oldukları.</p></blockquote>
<p>***<br />
Evet Yunus Suresi 59 da ne diyor Rabbimiz bize? Daha doğrusu nasıl fırça çekiyor?<strong> </strong></p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Ne olduda size, birini haram birini helal ettiniz &#8220;</strong></p></blockquote>
<p>diye sesleniyor? Evet söyleyin bakalım ey hocalar, tarikat şeyhleri, Nurcular, Fethullahçılar ve diğer yeni islam üretme çabasında olanlar.</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;ALLAH size izinmi verdi? Yoksa iftiramı ediyorsunuz ALLAHA&#8221;.</strong></p></blockquote>
<p>Bunu ben sormuyorum, ALLAH soruyor!</p>
<p>Şimdi bazı akıllı çıkacak diyecek ki &#8220;Efendim Peygamberimiz haram etmiştir&#8221;. Sus yalan söyleme, kuran bu söylenen sözünde önünü kesmiştir. Tahrim Suresi birinci ayet var. Peygamberimiz hayatında bir kez birşeyi haram etmeye kalkışmıştır, hemen ALLAH karşı çıkmıştır. Bakın şu ayete:</p>
<blockquote><p>Tahrim Suresi 1 <strong><em>Ey Peygamber! Allah&#8217;ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek neden haramlaştırıyorsun? Allah Gafûr&#8217;dur, Rahîm&#8217;dir.&#8217;</em></strong></p></blockquote>
<p>Tatlı bir dil ile peygamberini eleştiriyor ALLAH. Hangi hakla haramlaştırıyorsun diye soruyor. Kendi nefsi işin, daha doğrusu kendi ailesine bile haram kılamayan peygamber acaba başkasının nefsine nasıl birşeyleri haram kılacak? Yani siz bu ayeti görmezdenmi geleceksiniz? Görmedinizmi bu ayeti ey ilahiyatçılar? Yukarda ki ayetleri okumadınızmı?</p>
<p>Birde Mekruh çıkardılar başımıza.. Neymiş efendim &#8220;Üç mekruh bir haram imiş&#8221;. Ben böyle bir sözden ALLAHA sığınırım.. Külli yalan! !<br />
Mekruh hiç bir şekilde kuranı kerimde haram diye geçmez. Haram kelimesi zaten arapça. ALLAH mekruh kelimesini kullanmak istese idi kullanırdı. Kullanmadığına göre, nasıl oluyor da bu ruhban sınıfı bunu uydurabiliyor utanmadan? !<br />
Gösterin bana ey ilahiyatçılar, Mekruh kuranda ne için kullanılmış. Gösterinde bizde aydınlanalım. Biliyorum ki gösteremiyeceksiniz. Madem böyle birşey yoktur kuranda, hangi hakla peki insanlara bunu dayatıyorsunuz?</p>
<p>Utanmadan hülle diye birde saçmalık çıkarıyorlar, neymiş efendim kuranı kerimde öyle yazıyormuş. Mert olan çıksın hangi ayetler imiş göstersin! Bu konuyu başdan sona kadar böyle olmadığını ispatlarıyla serebilirim önünüze. Hülle diye birşey yoktur kuranda.</p>
<p>Bir başka uydurmada &#8220;üç kez boş ol deyince kadın boşanılırmış&#8221;. ALLAH yalancının belasını verecektir.<br />
Külli yalan, kuran da böyle birşey yazmaz! Sen yolda gördüğün bir kadına üç kez &#8220;Benimle evlen, benimle evlen, benimle evlen&#8221; diye evlenebiliyormusun ki, üç kez &#8220;boş ol&#8221; demekle boşanabilesin? Bu ne lahana turşusu böyle yahu?!<br />
Size din diye dayattıkları, Kuranı kerim´de ki islam değil,, Hocaların, ruhban sınıfının, şeyhlerin uydurduğu, kendi menfaatları için sizi kandırma aracı olarak kullandıkları bir din. Bakın ALLAH kuranda din adamı diye bir kavram tanımaz. Kuran müftü, hoca, şeyh felan kabul etmez. Herkes alimdir, herkes birşey öğretebilir. Sen bunu bilirsin, ben başka birşey bilirim. Sen benden, ben senden öğrenirim.<br />
Alim demek eşitdir Evliya demekte değildir. Bu arada evliya demişken kuranda ki şu ayetleride asayım ben. Bakın ALLAH evliya için ne diyor. Bunuda insanlardan saklarlar bu sahtekarlar.<br />
Öncelikle şunu açıklayarak asayım ayetleri. Arapçada &#8216;VELI&#8217; tekil &#8216;EVLIYA &#8216; çoğuldur. Ve manası destekçi, dost, koruyucudur..Şimdi gelelim ayetlere, şaşıracaksınız&#8230;</p>
<p><span style="font-size:small;"><strong>Kuranda Veli ve Evliya geçen ayetler.</strong></span></p>
<blockquote><p>A&#8217;raf Suresi 3 Rabbinizden size indirilene uyun; <strong>O&#8217;nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin!</strong> Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!</p>
<p>Bakara Suresi 107 Bilmedi mi ki göklerin de yerin de mülk ve saltanatı yalnız Allah&#8217; ındır.<strong>Sizin için Allah&#8217;tan başka ne bir veli vardır ne de bir Nasır/yardımcı.</strong></p>
<p>Ankebut Suresi 41 <strong>Allah&#8217;ın berisinden veliler edinenlerin durumu, bir ev edinen dişi örümceğin durumuna benzer.</strong> Ve evlerin en güvensizi/en zayıfı elbette ki dişi örümceğin evidir. Keşke bilselerdi!</p>
<p>Zümer Suresi 3 Gözünüzü açıp kendinize gelin! <strong>Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah&#8217;ındır! O&#8217;ndan başkasını veliler edinerek, &#8216;biz onlara, bizi Allah&#8217;a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz.&#8217; diyenlere gelince,</strong> hiç kuşkusuz Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.</p>
<p>Şura Suresi 6 <strong>O&#8217;nun berisinden veliler edinenlere gelince, onlar üzerine gözcü de Allah&#8217;tır.</strong> Sen değilsin onlara vekil.</p>
<p>Şura Suresi 9 <strong>Yoksa O&#8217;ndan başka veliler mi edindiler? </strong>Allah! O&#8217;dur gerçek dost. Ölüleri O diriltir. O herşeye güç yetirir.</p>
<p>Şura Suresi 46 <strong>Onların Allah&#8217;tan başka kendilerine yardım edecek velileri yoktur. </strong>Allah&#8217;ın saptırdığı kimse için artık hiçbir yol yoktur.</p>
<p>Casiye Suresi 10 Arkalarından cehennem! Kazanmış oldukları da <strong>Allah dışında edindikleri veliler de onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır.</strong> Çok büyük bir azap vardır onlar için.</p>
<p>Kehf Suresi 102 Küfre sapanlar, <strong>beni bırakıp da kullarımı veliler edineceklerini mi sandılar. </strong>Biz cehennemi bir konuk evi olrak inkârcılar için hazırladık.</p>
<p>A&#8217;raf Suresi 196 <strong>&#8216;Benim veli&#8217;m, o Kitap&#8217;ı indiren Allah&#8217;tır.</strong> O, hayır ve barış seven kulları koruyup gözetir.&#8217;</p>
<p>Rad Suresi 16 De ki: &#8216;Göklerin ve yerin Rabbi kim? &#8216; De ki: &#8216;Allah.&#8217; <strong>De ki: &#8216;O&#8217;nun yanında başka Evliya mı/destekçiler mi edindiniz? Bunlar kendilerine bile yarar sağlayıp zarar verme gücünde değiller.&#8217; </strong>De ki: &#8216;Körle gören yahut karanlıklarla ışık bir olur mu? Yoksa Allah&#8217;a, tıpkı O&#8217;nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da yaratış/yaratılanlar kendileri için benzeşir hale mi geldi? &#8216; De ki: &#8216;Allah&#8217;tır her şeyi yaratan, O&#8217;dur Vâhid ve Kahhâr olan.&#8217;</p>
<p>Ahkaf Suresi 32 Allah&#8217;ın davetçisine uymayan, yeryüzünde hiç kimseyle yarışamaz/hiç kimseyi âciz bırakamaz. Böylesinin, <strong>Allah dışında/Allah&#8217;ın davetçisi dışında Evliyası da olmaz. </strong>Böyleleri apaçık bir sapıklık içindedir.</p>
<p>En&#8217;am Suresi 121 Üzerine Allah&#8217;ın adı anılmayanlardan yemeyin. Böyle bir şey tam bir yoldan çıkıştır. <strong>Şeytanlar kendi Evliyasına/dost ve destekçilerine sizinle mücadele etmeleri için elbetteki vahiy gönderirler.</strong> O şeytan Evliyasına boyun eğerseniz kesinlikle müşrikler oldunuz demektir.</p></blockquote>
<p>***</p>
<p><span style="font-size:small;">Evet ne diyor rabbimiz?</span></p>
<blockquote><p>A&#8217;raf Suresi 3 <strong><em>Rabbinizden size indirilene uyun; O&#8217;nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!</em></strong></p></blockquote>
<p><span style="font-size:small;"><br />
Bir takım Velilerin ardına düşmeyin diyor. Madem ALLAH böyle diyor, şu an tarikat şeyhlerini nasıl bağdaştıracaz bu ayet ile?<br />
<strong>Kuranı kerime göre her Mümin ALLAHIN velisidir.</strong> Peki nasıl olduda bize veli kavramı ve Evliya kavramı başka manalar da satıldı?<br />
Çok basit, bizi kuran okumaktan men ettiler, halen cami köşelerinde şu vaazı duymuyormuyuz? &#8220;Siz kuran okumayın, anlamazsınız&#8221;.<br />
ALLAH bunu bir çırpıda kuran´da yalanlar. Hatta lanet okur. Kafir türkçe manası nedir biliyormusunuz?<br />
Kafir = Gerçeği örten/ gizleyen</span></p>
<blockquote><p>Ali İmran Suresi 78 <em><strong>Onlardan bir zümre vardır, aslında kitap’tan olmayan birşeyi siz kitap’tan sanasınız diye, dillerini kitap’la eğip bükerler.<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;">O, Allah katından olmadığı halde “Bu, Allah katındandır.” derler.</span></span>Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.</strong></em></p></blockquote>
<p>Evet bunlar napıyormuş? ALLAH katından olmadığı halde bizlere &#8220;bu ALLAHTANDIR&#8221; diye yalan söylüyorlarmış. Ne kadar ilahiyatçı varsa bu ayetleri bilir, ne kadar Hoca varsa bunu bilir, ne kadar şakirt varsa bunu bilir ama size anlatmazlar. Çünkü anlattığı an siz uyanırsınız ve uyandığınızda o cemaatden kesinlikle ayrılırsınız.</p>
<p>Artık uyanmanın vakti gelmedimi?</p>
<blockquote><p>Ya-sin Suresi 11<em><strong> Sen ancak o zikire/Kur&#8217;an&#8217;a uyan ve görmediği halde Rahman&#8217;dan korkan kimseyi uyarırsın. Böylesini, bir bağışlanma ve seçkin bir ödülle müjdele!</strong></em></p></blockquote>
<p>devamı gelecek&#8230;</p>
<p>En doğrusunu bilen ALLAH´tır<br />
Hatasız olan sadece odur.<br />
Saygılarımla</p>
<p>Mustafa Çelebi</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gözünüz aydın Müslümanlığınız kalmadı artık! ! ]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/10/gozunuz-aydin-muslumanliginiz-kalmadi-artik/</link>
<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 08:43:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/10/gozunuz-aydin-muslumanliginiz-kalmadi-artik/</guid>
<description><![CDATA[Bu işi yapanlar alınlarını secdeye nasıl koyabiliyor çok merak ediyoruz.. Önceden beri bildiğimiz, f]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div><a href="http://www.sohbetim.com/Muhabbetci"></a></div>
<p><span style="font-size:small;">Bu işi yapanlar alınlarını secdeye nasıl koyabiliyor çok merak ediyoruz.. Önceden beri bildiğimiz, fakat elimizde belge olmaması sebebiyle haber yapmadığımız bir olayı elimize belge geçtiği için artık açıklıyoruz.</p>
<p>2002 yılında Milli Eğitim Bakanlığı komisyonu tarafından çıkarılan ilkokul 5. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabında Kelime-i Tevhid’in sonu yok!</p>
<p>Nasıl olur demeyin, aynen şöyle yazıyor: <strong>“la ilahe illallah “</strong> bu kadar.. Gerisi yok.. Oysa tamamı nasıldır: “la ilahe illallah muhammeden resulullah”</p>
<p>Attıkları kısım <strong>‘ Muhammed Allah’ın elçisidir”</strong> kısmı&#8230;</p>
<p><!--more--><br />
Diyeceksiniz ki ne var bunda? Çok şey var.. Hz. Muhammed’i peygamber olarak görmeyenler kimler? Hıristiyan ve Yahudiler.. Peki Fethullah Gülen Hocaefendi’nin başı çektiği <em><strong>“Dinlerarası Diyalog”</strong></em> projesinde kimlerle masaya oturuyoruz? Hıristiyan ve Yahudilerle.. Hoşgörü çerçevesinde dinimizde Hıristiyan ve Yahudileri kızdıracak bazı bölümlerin söylenmemesinin daha iyi olacağını köşesinde yazan kimdi? Gülen Cemaati’nin yayın organı Zaman Gazetesi’nin yazarı Ali Bulaç.. Kitabın basıldığı 2002 yılında kim iktidara geldi? Akp&#8230;</p>
<p>Hadi şimdi taşları siz yerine koyun..</p>
<p>Kitapta değiştirilen kısımlar sadece bu kadar değil.. Birkaç örnek daha verelim:</p>
<p><strong><br />
İbrahim Suresi 41. </strong>Ayet ‘te geçen <strong>“müminler”</strong> kısmı <em>(yani iman edenler, yani Müslümanlar)</em> değiştirilerek “Dinler Arası Diyalog projesi kapsamında <strong>“inananlar”</strong> olarak (<strong>yani her dinden olursa olsun yeter ki inanan olsun</strong>) değiştirilmiştir.</p>
<p>Aynı ayetin <strong>“ yarabbi, kafirlere karşı bize yardım et”</strong> kısmı da çıkartılıyor.. Çünkü kafir ve zalim çağımızda da değişmiş değildir. Dinlerarası Diyalog masasındaki diğer taraftakilerdir bunlar&#8230;</p>
<p>Ayrıca Prof.Dr Mehmet Bayraktar’ın açıkladığına göre de komisyona ayetlerin normal hallerinin ‘Dinlerarası Diyalog” projesine karşı olduğu gerekçesiyle teklif verilmiş ve kabul edilmiştir.</p>
<p>Aynı yıllarda A.B.D’nin Ankara Büyükelçisi Nick Edelman’ın da Cuma hutbelerindeki bazı ayetlerin Irak’taki direnişe destek verici tarafları bulunduğu için değiştirilmesini teklif ettiği de belgede yazılıdır&#8230;</p>
<p><span style="font-size:x-small;">(Kaynak: Prof.Dr.Mehmet Bayraktar &#8211; İslami Araştırmalar Dergisi cilt 20 sayı 3)</span></p>
<p>Yıllardır biz her köşede, her yerde bağırdık. Dedik ki Gülen Cemaati dini değiştiriyor, bunlar misyonerlerin kuklalığını yapıyor, dinlemetedik!<br />
Şimdi buyrun bakalım, çocuklarınız yarın <strong>&#8216;MUHAMMED RESÜLULLAH&#8217;</strong> demicektir/diyemicektir!<br />
Neden?<br />
Çünkü ilkokulda Islam dininden sadece<strong>&#8216; La ilahe illallah&#8217;</strong> kısmını alıp,<strong> &#8216;Muhammed Resülullah&#8217;</strong> kısmını atıyorlar, bunu ne için yaptıklarını açıklamama sanırım gerek yok.</p>
<p>Biz şurada uydurma iki hadisi düzeltelim diye iki kelime edince, ne kafirliğimiz ne de insanlığımız kalıyor.Elin misyoner kurumu ve cemaati kalkıyor, Muhammed Resülullah kısmını kaldırıp, kelimeyi tevhidi kaldırıyor ve buna kimsenin gıkı çıkmıyor.<br />
Nasıl Müslümansınız siz?<br />
Nasıl oluyorda siz bu sapkınlığa alet olabiliyorsunuz?<br />
Nasıl oluyorda <strong>&#8216;Ilımlı islam&#8217;</strong> diye ortaya saçma kavram atanlara sözünüzü yükseltemiyorsunuz?<br />
Ne zamandan beri bu Müslümanlık hıristiyan ve yahudi misyonerlerin elinde kukla haline geldi?</p>
<p>Utanın!<br />
Gülen cemaati ve onun yandaşları kalkıyor, Ibrahim suresindeki ayeti tahrif ediyor, tüm dünya bunu biliyor ve siz susuyorsunuz.</p>
<p>Ve yine yazıklar olsun bizlere ki, böyle maske bile takmadan apaçık Islam dinini tahrif edenlere göz yumduk ve bu hale getirilmesine engel olamadık.</p>
<p>Sözüm Gülen Cemaatine, bana bundan sonra gelipte, biz islami savunuyoruz demeyin!<br />
Daha kelimeyi tevhide sahip çıkamayıp, birkaç ayeti <em><strong>&#8216; Diyalog adına&#8217; satanlarla is birliği yapan sizler, hangi yüzle gelipte bana Islami savunacaksınız?</strong></em></p>
<p>Yazıklar olsun bizlere ki meydanı sizin üstadlarınıza bıraktık&#8230;</p>
<p>Gözünüz aydin, Müslümanlığı yıkmayı becerdiniz&#8230;</p>
<p>Ama buraya kadarmış..Artık maskeniz düştü&#8230;</p>
<p>Sizlerin inadina tüm Kuran Erlerini çağırıyorum..Hep beraber kelimeyi tevhiti, bir müslümana yakışır şekilde zikredelim!</p>
<p><strong>LA ILAHE ILLALLAH, MUHAMMEDDEN RESÜLULLAH</strong></p>
<p>Mustafa Çelebi</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Özgürlük?]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/06/ozgurluk/</link>
<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 11:27:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/06/ozgurluk/</guid>
<description><![CDATA[Bir insan başka bir insan ile bir birliktelik düşünüyorsa, bunun için öncelikle ne yapması gerekir a]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h4>Bir insan başka bir insan ile bir birliktelik düşünüyorsa, bunun için öncelikle ne yapması gerekir acaba? Önce kendi bildiği <img class="alignright size-medium wp-image-44" title="gelllon4" src="http://elbab.wordpress.com/files/2009/11/gelllon4.jpg?w=300" alt="gelllon4" width="300" height="225" />doğruları, karşısındakinin doğrulari ile karşılaştırıp, ortak noktalarda buluşması gerekmezmi? Karşısındakinin sevmediği hareketleri terbiye edip, sevdiği kişininde kendisinin sevmediği konularda terbiye etmesini beklemezmi? Tabi ki bekler ve beklemekte haklıdır da.<br />
Peki karşıda ki insan egosuna kapılmış ve sadece kendi doğru bildiği özgürlükleri yaşıyorsa? Klasik olayları biliriz, kadın mini etek giyinmek ister, sevgilisi karşı çıkar, çünkü bir erkek için onur kırıcıdır bu. Bayan şimdi buna rağmen, her zaman giyinme özgürlüğünü savunupta, giyiniyorsa ne olur bu işin sonu? Yine buna benzer klasik bir olay, erkek hep kahveye gider, kadın bunu bitabi istemez. Erkek ise kadını dinlemez ve devam eder. Bu hayatın sonu, bu birlikteliğin sonu nereye kadar gider? Bir evlilikte, daha doğrusu bir beraberlikte, en başta ki görev, kendi özgürlüklerini. karşında ki insanın sınırları içinde yaşaması değilmidir? Her iki tarafta sevdiği insanın sınırları içinde yaşarsa sorun çıkarmı? Tabi ki çıkmaz. Bir insanın kıymeti ve değeri yaşadığı özgürlükler kadar değildir, onun kıymeti ve değeri yaşayabileceği halde, sevgilisine karşı olan saygısından ve sevgisinden yaşamadığı özgürlüğü kadardır. Verilen emekler karşısında kıymet biçilir, verilmeyen emeğe kimse kıymet biçmez. Gökyüzünden hergün altın yağsa idi, altının değeri olurmuydu? Altının değeri az olmasındandır, ona emek verilip koca kayaların arasından bin zorluklarla çıkarılmasındandır. Eğer yağmur yerine ekmek yağsa idi, ekmeğin kıymetimi olurdu? Bakın Hz Musa halkına, çölde, gökten rızk yağdı, yemek yağdı, bildircin eti ve daha neler neler. Ne yaptı israil evlatları? Gökten yağan yemeği, bir zaman sonra beğenmediler, kıymetini sıfır saydılar. Insanda böyledir işte, belki de kuranı kerim bunu bize anlatmak istemiştir bu güzel olay ile.<br />
Bir insan verdiği emek kadar kıymetlidir. Bir bayan verebildiği fedakarlıklar ile değer kazanır, bir erkek ailesine karşı yaptığı fedakarlıklar ile değer kazanır, kıymeti olur.<br />
&#8216;BENIM ÖZGÜRLÜĞÜM&#8217; diye bağıran insanlar aslında anlamamıştır özgürlüğü. Özgürlük herşeyi dilediğim gibi yapabilmek değildir, özgürlük yapabilme hakkına sahip olduğun halde, bazı şeyleri karşısındakine duyulan saygıdan dolayı yapmamaktır. Karşınızda ki insan sizin bazı yaptığınız şeylerden rahatsızlık duyuyorsa, sizde bunu hiç takmayıp halen yapıyorsanız bu çok büyük bir saygısızlıktır. Saygısızlık ise özgürlük değil, özgürlüğün kısıtlanmasıdır! Özgür olan insan başkaların sınırlarını koruyan insandir! Kendi özgürlük düşüncesini saygısızca başkasına dayatana &#8216; Zalim &#8216; derler! Kuranı kerim dinde bile bu özgürlüğü tanımıştır.&#8217; Dinde zorlama yoktur&#8217; diyor ayetinde. Din gibi kutsal olan bir güzellikte bile zorlama girince, o güzellik kaybolduğunu kuran bize öğretiyor. Kimse kimseye zorlukla hükmedemez! Kimse kimseye kendi özgürlük düşüncesini yamalayamaz. Bazı insanlar var, diyorlar ki &#8216; Ben istediğimi yaparım,kimse bana karışamaz&#8217;!<br />
Böylelerine demek gerekir ki &#8216; Dilediğini yap, dilediğin şekilde yaşa ama benimle bu şekilde yaşayamazsın! ! &#8216;. Kabul ederse ne ala, etmezse başkasına kendi dayatmasını yaşatmaya hakkı yoktur. Bu özgürlük değildir! Özgür olabilmek için öncelikle sevdiklerine köle olmak gerekir. Bakın bir bebek özgürdür, ama annesinede muhtaçtır, tabiri caizse köledir! Annesi onu ortada bıraksa, açlıktan ölür heder olur gider. Buna rağmen o bebek, o çocuk özgür değilmidir acaba? Kesinlikle özgürdür ama özgürlüğü başkasına muhtaç olmaktan geçiyor. Niye bunu anlayamıyoruz? Niçin özgürlük diye başkalarını üzüyoruz? Özgürlük saygısızca başkasına kendi şartlanmalarını dayatmakmıdır?Bu özgürlük değildir, bu apaçık saygısızlıktır!<br />
Saygısızlık yapan insan ise, sevgiden yoksun kalmaya kendini mahkum bıraktığını, farkında bile olmadan yaşayacaktır! !</p>
<p>Beled Suresi 12 &#8211; 13<br />
Sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir?<br />
Özgürlüğü zincirlenenin bağını çözmektir o.</h4>
<h4>Mustafa Çelebi</h4>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Damlalar ile Raks]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/03/damlalar-ile-raks/</link>
<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 00:40:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/03/damlalar-ile-raks/</guid>
<description><![CDATA[Bugün Mizah yazasım yok, ince iğneleyeci nüktelerle insanları kızdırmak gibi niyetim´de yok. Bugün m]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="k858728">
<div>
<div>
<div><img src="http://4.bp.blogspot.com/_haIyOA1jNPA/Su3E88NR3CI/AAAAAAAAAAw/-hjo_kJG6hk/s320/whostoptherainki2_1254773792.jpg" alt="" width="272" height="362" align="left" /><span style="font-size:medium;"><strong>Bugün Mizah yazasım yok, ince iğneleyeci nüktelerle insanları kızdırmak gibi niyetim´de yok. Bugün mana yahut madde gibi algılarla konuşasım da yok.<br />
Bugün yorgunluğumdan bahs etmek gibi bir niyetimde yok.<br />
Bugün Insanlıktan, Mizahtan, Fıkradan, ağlamaktan, üzülmekten, davadan, islamdan, cinlerden, büyülerden, medyumculardan, şeyhlerden, şehirlerden, köylerden , şiirlerden de konuşasım yok.<br />
Bugün sadece gökyüzünden düşen damlalar´la , yere düşünce toprak ile birleşen, Gökyüzünden yorgunca yeryüzüne kendini atan damlaların raksını konuşasım var.<!--more--></p>
<p>Gökyüzünden bin yorgunluklar içinde yeryüzüne düşen damlalar, kim bilir kaç bin metre uzaklıktan kendilerini yere savuruyorlar, kim bilir yardan yareninden nice ayrılıyorlar. Her biri bir can misali, gökyüzünün cömert bulutlarından kendi canlarına kıyarcasına, atlıyorlar yeryüzüne. Her biri , ama her biri bir can misali.<br />
Gökyüzüne bakınca, damlaları seyredince, onların raksına katılıp, kendim´de yeryüzüne atlayasım geliyor. Özgürce , kaç bin metrelik bir yoldan aşağıya doğru atlayıp , turap ile birleşmek için , toza toprağa karışıp , bir olmak için atlamak.<br />
Bugün başka bir gün, bugün gözyaşım da ki damlalarla , gökyüzünde ki damlaların , yeryüzüne düştüklerin´de birleşip bir oldukları bir gün!</p>
<p>Aradık, yedi iklim dört köşede aradık. Aradığımız kendimiz imiş, çok sonra fark ettik bunu, bulduğumuz da ise içimizi bir acı kapladı. Acı bir kadeh gibi önümüze koyulan şarabın tadından mestü harab olduk. Serimiz hoş oldu, hoş olunca da , hem dünya bizi,hem biz dünyayı kovduk gitti.<br />
Şaraba aşık olduğumuz günden beri, malı mülkü hancının hanesine taşıdık:<br />
- Hancı al, hepsi senin olsun&#8230; Sen bize Şarap sun , şarap! Acı olsun, tatlı olsun ver şarabını içelim &#8230; diye feryat ettik.<br />
</strong></span></div>
<div>
<div><span style="font-size:medium;"><strong><a href="http://www.facebook.com/photo.php?pid=3317105&#38;op=1&#38;view=all&#38;subj=192971662651&#38;aid=-1&#38;auser=0&#38;oid=192971662651&#38;id=166572097351"><br />
</a></strong></span></div>
</div>
<div><span style="font-size:medium;"><strong>Hancı fıçılarla önümüze kırk bin çeşit şarabı getirdi, kimisi üzüm suyu, kimisi çok tesirli şarap, kimisi acı ve hüzünlü, yine kimisi gönülleri şad eyleyecek türden. Içiyoruz, acımı tatlımı bilmeden. Içip, gönlümüzün hoşluğunda ve hüzünlü gözyaşların da dönüp Hancıya isyan ediyoruz:<br />
- Niye şarap içiriyorsun, kaldır artık kaldır &#8230;diye hancıyı suçluyoruz.</p>
<p>Bugün içilen şarabı kusmak gibi derdimde yok, isyan edesim hele hiç yok. Bugün sadece var ile yokluğun arasında kaybolan benliğimi aramaya çıkan bir yolun derinliğinden anlatasım var, var ama ona´da gücüm yok.<br />
Kuran okuduk, ayetlerin içinde kendimizi kaybettik. &#8221; aman ya rabbi bu ne muhteşem kitap&#8221; diyecektik ki, kapı içinde kapı açıldı. Bir önce ki bilgiye , Hz Ibrahim misali&#8221; Ben batanları sevmem&#8221; diye burun büktük. Olması gerekende bu idi, gördükçe daha çok çoştuk, çoştukça daha çok okuduk, okudukça acizliğimizden belimiz eğrildi ve nihayet toprak ile birleşmek için , dizlerimizin dermanı kesilerek alnımız turaba karıştı.</p>
<p>Gökyüzünden düşen damlalar gibi, gözümüzden birkaç damla yaş akıttık, yeryüzüne düşen damlalar, gökyüzünden düşen damlalarla birleşip ,semaya buhar olup çıkıp, gözlerimizden kayboldular. Birlik oldular, bulut oldular, milyonlarca gözyaşı ile karışarak bugün penceremin önüne gökyüzünden yorgunca, kendilerini yere attılar.<br />
Böyle her yağmur yağdığın da, damlaların raksını seyreder , kendime derim ki:<br />
- yine yanan bir gönülden bir damla düştü yeryüzüne, baska damlalarla karışıp gökyüzüne çıkmak için, hasret ateşi ile yanan bir damla&#8230;</p>
<p>Bugün damlaların raksı ile kendimi avutmak için , herşeyden uzak gökyüzünde ki damlaların yeryüzüne düşüşünü okuyacağım.<br />
Kim bilir, belki bu damlaların biride , yarimin gözünden yeryüzüne düşen iki gözyaşıdır. Buhar olmuş , gökyüzüne çıkmış, benim damlalarım ile karışıp, penceremin camına , tüm aşkı ile atılıp, &#8221; ah, ah&#8221; feryadı ile birşeyler anlatıyordur.<br />
Bugün , gökyüzünden akan damlalarla , raks edip kendimi yeryüzüne atacağım.<br />
Tenim turap, kendim toz toprak olunca, belki o zaman bende parça parça gökyüzüne çıkar, damlalarla raks ederim&#8230;<br />
Bugün anlatacağım hiç birşey yok, bugün başka bir gün.<br />
Bugün ten canlı ama gönül ölüler meclisine dalmış olan bir gün.<br />
Bugün&#8230;..neyse&#8230;.<br />
</strong></p>
<p>Mustafa Çelebi</span></div>
</div>
</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[AYETI KIM YASAKLADI?!?]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/01/ayeti-kim-yasakladi/</link>
<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 15:26:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/01/ayeti-kim-yasakladi/</guid>
<description><![CDATA[AB ve ABD cuma hutbelerine karışıyor! Cuma hutbelerinde Ali Imran Suresinin 19uncu ayeti okunuyordu,]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h3></h3>
<h3>AB ve ABD cuma hutbelerine karışıyor! Cuma hutbelerinde Ali Imran Suresinin 19uncu ayeti okunuyordu, şimdi okunmuyor! AB ve ABD bu ayetden rahatsız olmuşlar ve dolaysı ile Diyanetin bunu yasaklamasını istemişlerdir. Bizim Diyanet´de, Dinler arası Diyalog adına yasaklamıştır! Yani AB ve ABD cuma hutbelerinize kadar girmişler, siz ise bunu dinler arası diyalog adına hoş karşılamaya mecbur tutulmuşsunuzdur. Bazı cesur hocalar bu ayeti devam okuyorlar ise de, resmi olarak bu ayeti hutbede okumak yasak! !</p>
<p>Ayetin tamamı şöyle:</h3>
<blockquote>
<h3>Ali İmran Suresi 19 allah katında din İslam’dır.Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki azgınlık/haset/hak tanımazlık yüzünden ihtilafa düştüler&#8230;Kim allah’ın ayetlerine nankörlük ederse, allah hesabı çabucak görecektir.</h3>
</blockquote>
<h3>
<!--more--><br />
Bitabi Hıristiyan olan bir ülke, yani AB ve ABD bundan rahatsız olacaktır. Bu ayetden onların rahatsız olup olmamaları pekte umrumda değil. Velhasıl beni sinir eden ve beni çileden çıkaran asıl husus, buna alet olan insanların &#8216; MÜSLÜMANIM&#8217; diye ortada gezmeleridir! Utanmadan birde bunu &#8216; Dinler arası Hoşgörü&#8217; için yapıyoruz demezlermi? ! Gelde çileden çıkma arkadaş.</p>
<p>Buyrun kısa bir özet olarak şunları vereyim öncelikle:</h3>
<blockquote>
<h3>- &#8216;&#8230;AB ve ABD istedi… ABD Büyükelçisi Edelman bu ayeti okumayın diye Hükümete mektup yazdı. Ve her Cuma camilerde okunan “Allah Katında Din İslam’dır” ayeti hutbelerden çıkarıldı. Skandal düzenleme Din İşleri Yüksek Kurulu’nun hazırladığı yeni “Hutbe Değerlendirme Kılavuzu” ile ortaya çıktı. Bugüne kadar her Cuma namazında okunan Ali İmran suresi 19. Ayeti, “Allah Katında Din İslam’dır” ayetine yer verilmedi. Kılavuza göre bu ayetin yerine artık “Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir” Hadis-i Şerif’i okunacak.</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>&#8230;Hazırlanan yeni Hutbe Kılavuzu’nda, Âl-i İmran Suresi’nin “Allah Katında Din İslam’dır” mealindeki 19. ayetinin bulunmadığını doğrulayan Diyanet yetkilileri, düzenlemenin AB ve ABD eleştirileriyle alakasının olmadığını iddia etti. Bir Diyanet yetkilisi, “Bu ayetin hutbenin sonunda okunması gibi bir şart zaten yoktu” diyerek düzenlemeyi savunmaya çalıştı. Ancak söz konusu düzenlemenin AB ve ABD’li yetkililerin baskısı nedeniyle gerçekleştirildiği belirtiliyor. 1&#8242;</h3>
</blockquote>
<h3>
<p>Bizler Dinler arası Diyalog için safsata derken, bize dinsiz ve din düşmanı gözüyle bakanların yaptıklarını görünce, anlıyoruz ki neden bizim &#8216;Safsata&#8217; dememizden rahatsız olduklarını. Tabi rahatsız olacak bizlerden bu tür sahtekarlar. Tekerine çomak sokuyoruz, işine gelmiyor tabi!<br />
Soruyorum şimdi, türban diye, yollara dökülenlere. Neredesiniz hanı? Cuma hutbesinden elin hıristiyani Yahudisi ayeti çıkarıyor ama sizden tın yok! Ne biçim Müslümansınız siz? Açıkca Diyanete mektuplar yazarak şikayetinizi bildirsenize! Diyanetin telefonlarını durdurmayıp, üstlerine gitsenize! Niçin susuyorsunuz? Yollara dökülüp protesto düzenlesenize! Niye yapmıyorsunuz bunları? &#8230;Türban dinin emri diye, türkiye de protesto eylemleri düzenlediniz, buyrun adamlar cuma hutbelerinden Ayeti kaldırıyor, hanı tepkiniz?</p>
<p>Yetmiş Milyon Müslümana Ceviz Kabuğunda aynen şunu diyen bir insanla nasıl diyalog kuracagım ben?</h3>
<blockquote>
<h3>- “Ben sizi tanımıyorum. Ve ben seni Hıristiyanlaştırmak gibi kutsal bire görevi yerine getiriyorum”</h3>
</blockquote>
<h3>(St. Antuan Kilisesi Cemaati Sorumlusu Konstantino Çedolini)</p>
<p>Bayraktar hocada benimle aynı görüşte olacak ki, şöyle yanıt vermiştir</h3>
<blockquote>
<h3>- &#8216;Bayraktar Hoca Çedolini’ye;</h3>
<h3>“Ben Hz İsa’ya inanıyorum. Sen Hz. Muhammed’e inanmıyorsun. Ondan sonra dinler arası diyalogdan bahsedeceksin. Böyle şey olmaz. Benim seninle konuşacak senin de yatacak yerin yok. Bu diyalog bitmiştir”dedi.</h3>
</blockquote>
<h3>
<p>Hulki Cevizoğlu;</h3>
<blockquote>
<h3>“Dinler arası diyalog nasıl yapılacak hala anlamış değilim. Sen Hz. Muhammed’i son peygamber olarak kabul etmeyeceksin İslam dinini hak din olarak kabul etmeyeceksin. Sonra da dinler arası diyalogdan bahsedeceksin. Böyle şey olmaz. İşte Avrupa’nın gerçek yüzü. Aslında onlara teşekkür ediyorum. Gerçekleri bu kadar açık söylüyorlar.” diyerek kendilerini dinleyen kitlelerin yüreklerine su serptiler.&#8217;2</h3>
</blockquote>
<h3>
<p>Bakın Papa diyor ki;</h3>
<blockquote>
<h3>- &#8216;Birinci bin yılda Avrupa ikinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Şimdi Üçüncü bin yılda ise Asya&#8217;yı Hıristiyanlaştıracağız.&#8217;2</h3>
</blockquote>
<h3>
<p>Dinler arası Diyalog bu ise vay babam vay&#8230;.</p>
<p>Saygılarımla<br />
Mustafa Çelebi</p>
<p>Kaynaklar:<br />
1) Prof. Dr. Mehmet Bayraktar<br />
MUSTAFA YILMAZ /Milli Gazete<br />
Fuat Ermiş<br />
Ertuğrul ÖZKÖK<br />
Haber7<br />
Milliyet</p>
<p>2) Ceviz Kabuğu programı<br />
Prof. Dr. Mehmet Bayraktar<br />
Dr.Tahir Tamer Kumkale</h3>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA['Risale dedikleri! ']]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/01/risale-dedikleri/</link>
<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 14:59:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/01/risale-dedikleri/</guid>
<description><![CDATA[1) SAİD NURSİ 3 AYDA ALIM OLUYOR! (duyda inanma) Şualar, 15. Şua; “Evet o zât (Said Nursî) daha hal-]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div><span style="font-size:medium;"><strong>1) SAİD NURSİ 3 AYDA ALIM OLUYOR! (duyda inanma)</strong></span></p>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong><em>Şualar, 15. Şua;</em></strong><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Evet 	o zât (Said Nursî) daha hal-i sabavette iken ve hiç tahsil yapmadan 	zevahiri kurtarmak üzere üç aylık bir tahsil müddeti içinde ulûm-u 	evvelîn ve âhîrine ve ledünniyat ve hakaik-ı eşyaya ve esrar-ı kâinata 	ve hikmet-i İlâhiyeye vâris kılınmıştır ki, şimdiye kadar böyle 	mazhariyet-i ulyâya kimse nail olmamıştır. ”</span></p></blockquote>
<p><span style="font-size:medium;"><br />
<em>(Çocukken 3 aylık kısa bir ilimden sonra başka hiçbir tahsil yapmadan, şimdiye kadar hiçbir kimsenin ulaşamadığı yüce bir seviyeye ulaşmış yani ilimlerin öncesi ve sonrasına, manevi ilimlere; eşyanın hakikatine, kâinatın sırrına ve ilahi bilgilere varis kılınmıştır.)</em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Şimdiye kadar hiç bir peygamberin yapamadığını Said Nursi yapmış!<br />
Yine hiç bir evliya, yahut veliyullah dediğimiz kişiler bunu yapamamıştır ama Said Nursi yapmış!<br />
Bazıları diyecek ki ‘ efendim ALLAHIN kerameti idi’! Başka da çareleri yoktur zaten, tabi ki keramet diyecek, yoksa hangi akıl kabul eder üç ay içinde birinin alim olmasını! Dikkat bu arada kimsenin bu mevkiye eremediğini ben değil kendi diyor,bakın şuraya ‘şimdiye kadar böyle mazhariyet-i ulyâya kimse nail olmamıştır.’<br />
Said Nursi üç ay içinde Peygamberlerin dahi erişemediği bir makama erişmişmiş!<br />
Duyda inanma!<!--more--></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Üç ay içinde arapçaya tam hakimiyle acaba nasıl layık olmuş? Kuranın tefsirini üç ay içinde nasıl öğrenmiş? Hadis ilmi, fıkıh, tefsir, mana, tasavvuf vs vs vs vs, nasıl öğrenmiş üç ay içinde bunları?</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Osmanlı Şeyhulislamlardan Mustafa Sabri’nin “Kürd Said’in Mezhebi Hakkında Reddiye Armağanı” adlı kitabında, çağdaşı ve bir süre birlikte çalıştığı Said-i Nursi hakkında pek çok şeyler söyler. Bu kitapta geçen bazı ilginç bölümlerini hiçbir yoruma tabi tutmadan aynen aktarıyoruz.</span></h4>
<blockquote>
<h4><span style="font-size:medium;">“Bismillah, 	Hamdele, Salvele.. Saidi Kürdi meselesini tetkik ederken başlıca iki 	nokta üzerinde durmak icabeder. Birincisi; Müridlerinin SAİDİ i’zam 	edeceğiz diye küfre kadar varan sözleridir. İkincisi ise; SAİD’in 	izharı keramet etmesi ve sureyi Nurun asıl muhatabının kendisi olduğu 	hakkındaki zu’mu batılı.. Belki de bu sözleri iğfalatı şeytaniyeyi, 	ilhamatı hakikiye zannedecek kadar ihtiyar ve mağşuş olmasındandır.<br />
Müritlerinin 	sözleri mücmelen şunlardır: Sait layuhitidir, hatasızdır, yanılmaz ve 	günah işlemez. Resulü Ekremden sonra Alemi İslamda böyle büyük bir adam 	gelmemiştir.. Sözleri aynen Kur’andır.. Beşeriyeti, Risaleyi Nur ve 	Sait kurtaracaktır.. Dünyada iki milyon kadar nurcu vardır. Bu insanlar 	dünyanın hakiki<br />
Müslümanları ve Müslümanlığı yegane anlayan 	insanlardır.. Bu zata dil uzatanlar kafirler ve masonlardır. Sait’in 	kitabını bir dinsiz okusa itiraz edemez.. vesaire.. Sait ise 	müritlerinin hilafına kendisi için iki şahsiyet tanır.<br />
Birincisi: Eski Sait’tir. Kürtçülük meselesiyle uğraşmış ve siyasete dalmış Saiti<br />
Muhti’dir. 	(Yani günahkar Sait’tir.) Diğeri de Lahuyti, (günahsız) , ikinci veya 	yeni Sait’tir. Kendisine göre sureyi Nurdaki manalar bu asra göre ve 	kendisi için nazil olmuştur. Keramet ehli, siyasetle meşgul olmıyan ve 	bu Asra zamanın kutbu olarak bakan bir insandır. Sureyi Nur’daki bu 	meseleyi ebced hesabı ile Mısır (?) uleması bulup Said’e haber 	vermişler.. Yani Said’in Cebraili ebcedci alimler oluyor. (Asayı Musa 	ve Zülfikar adlı kitaplara bakılsın..) Şu iki kısaltmada görüldüğü gibi 	Saidi kürdi, Müritlerinden daha<br />
insaflıdır. Hiç değilse yaşadığı 	ömrün bir kısmı için hata kabul ediyor.. Müritleri ise onun 	tırnaklarını ve saçını saklayarak her şeyine bir kudsiyet izafe 	ediyorlar. Malumatı diniyyeye, esasatı şeriyyeye vakıf olmayan bu 	insanlar çok büyük hatalara düşüyorlar. Biz hem onları, hem de sair 	Müslümanları fıkhı müdevven haricinde (dinin belirli hükümleri dışında) 	teşekkül etmiş veya etmek istidadında bulunan bilumum nevpeyde (yeni 	çıkan) mezhep ve cereyanlara karşı müteyakkız (uyanık) bulunmaları için 	bu satırları yazdık. Bu kadar büyütülen Saidi Kürdi kimdir: Sait, kürt 	cemaatından, şafii mezhepli, nakşi tarikatlı, okur fakat yazmaz, imla 	bilmez, seksen sene içinde yaşadığı millet olan Türk’ün lisanına 	hakkıyla vakıf olamamış, felaketten felakete sürüklenmiş, bir 	hapishaneden diğerine sürülmüş ve bugün seksen yaşını geçmiş ihtiyar 	bir adamdır.<br />
Devletin büyük makamlarını uzun bir zaman ellerinde 	tutan bir zümre, bu adamcağızı lüzumsuz yere mahkemeden mahkemeye ve 	hapisten hapise sürükleyerek kahramanlaştırdılar ve zamanın müçtehidi 	mübeşşiri haline getirdiler. Halbuki Deli Said’in ilim ve diyanetle ne 	alakası var? Halk, üzerinde bu kadar ısrarla durulan bu şahısta bir 	şeyler var zannile büyüttükçe büyütmüş ve bu güne kadar gelmiştir. İşte 	bu idare zümresinin milletin başına sardığı belalardan birisi de budur. 	İ’zam etmeyi bu gençlik<br />
onlardan öğrendi. Bu da antitez olarak böylece doğdu. Hayatı ömrünün üçte birini hapishanelerde, polis ve jandarma nezaretinde<br />
geçiren 	bu şahsın akibetini, Sultan Abdulhamit Han’a dil uzatan insanların 	çektiği ve düçar olduğu azap ve felaket muvacehesinde görüyoruz. 	Elmalılı Hamdi ve benzerleri gibi selahiyetli din adamlarının 	nedametleri Mason Cemiyetinin reisi olan Rıza Tevfik’i bile intibaha 	getirmiş ve nedametini izhar etmiştir. Sait’te buna ait bir satır 	yazıya rastlamak hala mümkün olamamıştır. Hatta, baştan başa Sultan 	Abdulhamit Han’a hücum eden “İki mektebi musibetin Şehadetnamesi” 	isimli kitabı yeniden basılmış ve<br />
mahkemede hürriyet aşıkı ve 	kahramanı olduğuna delil gösterilmek istenilmiştir. Sait, Kürdistan 	Azmi Kavi Cemiyetinin arzusu üzerine mahalli Kürt kıyafeti ile, 	boynunda dürbün, belinde tabanca ve kama, ayağında lapçin ve başında 	poşu olduğu halde İstanbul’a gelmiş ve büyük bir cüretle Cuma 	selamlığında Padişaha cemiyetin “Sait” imzası altında yazdığı ve esası 	kürtçe tedrisat yapacak mektepler açmaya dayanan arizayı takdim etti. 	Memleketin ve milleti islamiyenin ittihadını bozmak gayesine matuf olan 	bu hareketi canianesinden dolayı haklı olarak tımarhaneyi boyladı. 	Sonra affolup memleketine yollandı.</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Kürtçülük uğrunda kendi 	padişahına sövecek kadar akıl ve iymandan bi behre (nasipsiz) Sait, 	bugün sahneye müçtehidi mübeşşir veya kutbu azam olarak çıkmış 	görünüyor ve cehelei nas da bu delinin etrafında haleleniyor. Kendini 	Kuranı aziymmüşşanın müdafii gibi gösteren Sait bizzat kendisi Kuranı<br />
aziymüşşana 	muhalefet etmektedir. Gaybı yalnız Allah’ın bileceğini, Kuranı Keriymin 	kaç kere tekrar etmiş olmasına rağmen Sait, Hazreti Ali’nin<br />
Celcelutiyye 	kasidesinde risalei Nur ve Siracünnur’un geçtiğini, bunu keşfettiğine 	bizi inandırmak ister (İkinci Şua, Sahife 53) .<br />
İnsanın aklına öyle 	geliyor ki; “Acaba ben de Risalei Nur adlı bir kitap yazsam o zaman 	kasidedeki siracünnur kastı acaba hangimizin kitabı olur? ” 	diyorum.Risalelerin yazılışı da pek acayiptir. Bilmem kaçıncı Lem’anın 	kaçıncı şuasının şu meyvesi zühre yıldızından gelmiş beşinci noktası 	olarak yazılıyor. Sonra bunlar birleşerek Kuran cüzlerine imtisal 	derecesine, Lemaat, Şuaat, Mektubat vs. Olacakmış.. Sözleri de “Sözcat” 	olmasa bari. İşbu reddiyeyi, hasreti ile yandığım vatanıma ve uğrunda 	bir ömür çürüttüğüm dinime ihaneti düşünen gerillacı asi Said’e son 	ihtar olarak yazdım.<br />
Damarında bir damla Türk kanı olan her Müslümana, bu adamın Mason ve Komünist kadar tehlikeli olduğunu ehemmiyetle hatırlatırım.<br />
Ve selamü aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatühü.<br />
Mustafa Sabri</span></h4>
</blockquote>
<h4><span style="font-size:medium;"><br />
(Tuhfetür Reddiye Ala Mezhebi Saiydil Kürdiyye, Mustafa Sabri, s. 3-14.)</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Şimdi nurcular kalkmış diyor ki’ Efendim bu kitap düzmecedir’. Tabi öyle diyecekler, hiç kabul ederlermi. Fethullah Gülen, kendi Websitesine yazmış ki’ Bunu o yazmamıştır’.<br />
Demesine dersinizde, lakin ispat edemezsiniz, ispatınız nerde? Yok.<br />
O yazmadı ise kim yazdı bu kitabi? Bize göre Mustafa Sabri kendi, Nurculara göre bilinmiyor kimin yazdığı.</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>2) MÜSLÜMAN ISEVILER NEDIR ACEP?</strong></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Yirmi Dokuzuncu Mektup – s.558 </span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">Hazret-i 	Mehdînin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i 	bid’akârânesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyyeyi ihyâ edecek, yani 	âlem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) inkâr niyetiyle 	şeriat-ı Ahmediyeyi (a.s.m.) tahribe çalışan Süfyan komitesi, Hazret-i 	Mehdî cemiyetinin mucizekâr mânevî kılıcıyla öldürülecek ve dağıtılacak.<br />
Hem 	âlem-i insaniyette inkâr-ı ulûhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesât-ı 	beşeriyeyi zîrüzeber eden Deccal komitesini, Hazret-i İsâ 	Aleyhisselâmın din-i hakikîsini İslâmiyetin hakikatiyle birleştirmeye 	çalışan hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemaati namı altında ve 	‘Müslüman İsevîleri’ ünvanına lâyık bir cemiyet, o Deccal komitesini, 	Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak, 	beşeri inkâr-ı ulûhiyetten kurtaracak.<br />
Şu mühim sır pek uzundur. Başka yerlerde bir nebze bahsettiğimizden, burada bu kısa işaretle iktifâ ediyoruz.</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Biz kuranı kerimde böyle birşeye rastlamadık! Nedir bu Müslüman Iseviler?<br />
Daha iyi anlamanIz için açıktan söyleyelim ‘ Müslüman Hiristiyanlar! ‘ diyor Said Nursi! Kuran ne diyor peki?</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Maide Suresi 51</strong><em></p>
<blockquote><p>Ey 	iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları gönül dostları edinmeyin. 	Onlar birbirlerinin gönül dostlarıdır. Sizden kim onları gönül dostu 	edinirse o, onlardandır. Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele 	kılavuzlamaz.</p></blockquote>
<p></em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Tevbe Suresi 30</strong><em></p>
<blockquote><p>Yahudiler: 	‘Uzeyr, Allah’ın oğludur.’ dediler; hıristiyanlar da: ‘Mesih, Allah’ın 	oğludur.’ dediler. Kendi ağızlarının sözüdür bu. Kendilerinden önce 	inkâr edenlerine sözlerine benzetme yapıyorlar. Allah onları kahretsin! 	Nasıl da yüz geri çevriliyorlar!</p></blockquote>
<p></em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Yukarıda ki söz ile bu ayetleri nasıl birleştireceksiniz şaşıyorum doğrusu? !</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>3) SAİD NURSİ’NİN BİLGİ KAYNAKLARI!</strong></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><em><strong>Emirdağ Lahikası,</strong></em><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Yeni 	Said’in hususî üstadı olan İmamı Rabbanî, Gavsı Azam ve İmamı Gazalî, 	Zeynelâbidîn (R.A.) hususan Cevşenül Kebir münacatını bu iki imamdan 	ders almışım ve Hazreti Hüseyin ve İmamı Ali’den (Kerremallahü Vechehu) 	aldığım ders, otuz seneden beri, hususan Cevşenül Kebir’le daima 	onlarla manevî irtibatımda, geçmiş hakikatı ve şimdiki Risale-i Nur’dan 	bize gelen meşrebi almışım.”</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Kimlerden ders almış? Ben galiba anlamada kıt bir akıla sahibim! Imami Rabbani, Gavsı Azam, Imami Gazali, Zeynelabidin, Hazreti Hüseyin, Imamı Ali!<br />
Peki nerden almış? Onlarla görüşmüşmü? Kitaplarınımı okumuş? Rüyadamı görmüş? Lütfen bunu nurcu arkadaşlar bize bir açıklayı versin!<br />
Biz cahil insanlarız, okuduğumuzu yorumlamak bize zor geliyor, yorumlayınca zaten onlarda kabul etmiyor. En iyisimi siz yorumlayın biz okuyalım bu sözleri!<br />
Birebir görüştü deseniz bu zaten mümkün değil, deseniz ki kitaplarını okumuş o zaman Risaleyi Nur çalıntı olmuş olur çünkü Said Nursiye göre’ Hiç bir kitaptan derlenmedi, öğrenilmedi, alıntı yapılmadı’. Deseniz ki rüyada görüştü, rüya ispat olmaz, rüya delil sayılmaz!<br />
Peki o zaman, bu adam nerde görüştü ders aldı bunlardan? Kitaplarını okumak ders almak ise (ki büyük ihtimal öyle diyeceksiniz)<br />
O zaman soruyorum Hz Hüseyinin kitabı nerdedir? Bende okumak isterim! Biz öyle bir kitabın varlığından duymadık, yahut Zeynelabidinin kitabı nerdedir?<br />
Çevşene gelince Ehli Şianin değilmidir o..Tarihi araştıranlar bunu pek iyi bilir, Çevşen sonradan çıkmış bir bidat olduğunu!<br />
Ama anlaşılan o ki Said Nursi bunuda bilmiyor!</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan Nurculuk Hakkında adlı eserde Said-i Nursi’nin şu ifadelerle tenkit edilmiştir:</span></h4>
<h4>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“ 	Ayet-i kerimelerin tefsirinde, mananın tahammül edemeyeceği tarzda 	batni ve indi manalar verilmeye çalışıldığı, ebcet hesabı ve 	Tevafuklarla manalar verildiği, bunların müslümanlık esaslarına göre 	dini ve ilmi kıymeti olmadığı ”</span></p></blockquote>
</h4>
<h4>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“ 	Kur’an-ı Kerim’in harflerinden birtakım manalar istihracına kalkılmak 	gibi ulemanın ekseriyetince benimsenmeyen bir yol tutulduğu, Asayi Musa 	adlı eserinde ayet ve kelamı indi olarak tevil ederek bunların risalei 	nuru tebşir ve tebliğ ettiğinin iddia edildiği (2)</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Biz söyleyince hemen bize ‘ Sen dahamı iyi bileceksin, diyanet var’ diyenler acaba Diyanetin bu sözlerini görmezlermi? Anlaşılan o ki diyanet dahi Risaleyi anlamamış olacak ki, onlar bile tenkit ediyorlar.<br />
Hz Ali´nin çok güzel bir sözü vardır o geldi aklıma ‘ Ilim bir nokta idi, cahiller onu çoğaltı verdi! ‘.<br />
Bizde diyoruz ki, kuran var iken başka kitapları kutsal saymak apaçık ‘ŞIRKTIR’!</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Ali İmran Suresi 78</strong></span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;"><strong> </strong><em>Onlardan bir zümre vardır, aslında kitap’tan olmayan birşeyi siz kitap’tan sanasınız diye, dillerini kitap’la eğip bükerler.O, Allah katından olmadığı halde “Bu, Allah katındandır.” derler.Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.</em></span></p></blockquote>
<p><span style="font-size:medium;"><em> </em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>4) KUR’ANI’IN İSTİSMARI VE RİSALELERİN KUR’ANLAŞTIRILMASI!</strong></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><em><strong>Şualar, 1. Şua;</strong></em><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Resailin 	Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve 	fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. 	Belki semavî olan Kur’an’ın, şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i 	arşîsinden iktibas edilmiştir.”</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><em><strong>Zülfikar Mecmuası;</strong></em><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“EY 	RİSALE-İ NUR! (…) Sen, Ben, Rabbânî ve Kur’anîyim. Öyle kuru kavak 	değilim. Şevkli ve şa’şaalı ve nûrâniyim. Bir Hayy-ı Lâyemût’un 	eserinden fışkıran, lâyemût sanatlı ve kerâmetli bir nurum. Cansızlara 	can ve canlılara taze can üflüyorum. Bin, dertlere derman ve âlemlere 	rahmet-i Rahmânım. İnat ve ısrarı bırak. Beni oku ve beni dinle. 	Karanlığa ve hiçe giden, hesapsız ve hedefsiz yolundan seni kurtarıp, 	koskocaman bir saadet ve sermediyet âlemi kazandırayım.’ diye nida 	ediyorsun”.</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><em><strong>Sikke-i Tasdik-ı Gaybî, 1. Şua;</strong></em><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Risale-i Nur müminlere şifa ve rahmettir.”</span></p></blockquote>
<p><span style="font-size:medium;"> (Yunus 57.ayete göre bu özellikler Kur’an’a aittir.)</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">(a.g.e.):<br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“o semavî bürhan-ı kudsînin yerde bir bürhanı Resâil-in-Nur’dur.”</span></p></blockquote>
<p><span style="font-size:medium;"><br />
(Nisa 174. ayete göre bu özellikler Kur’an’a aittir.)</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve şu soruyu cevaplandırın! Risaleyi nur Kutsalmıdır?<br />
Kutsal derseniz ‘ ALLAHTAN ‘ geldiğini kabul etmiş olursunuz ki bu ŞIRKTIR!<br />
Kutsal değil diyorsaniz, o zaman yukarıda ki söz batıldır, nitekim Said Kürdi, onun hakktan geldiğini iddia etmekte! !</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>5) NE DOĞMUS ANLAMADIM?</strong></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Zülfikar Mecmuası;</strong><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“İslâmiyet 	güneşinin doğuşundan tam öndört asır sonra, senin gibi ulvî ve İlâhî ve 	arşî bir nurun tekrar ve yeniden, bahusus bu son asırda, hem Türk 	elinde ve hem de Türk dilinde doğması, acaba kimin hatır ve hayalinden 	geçerdi? Bu ne büyük bir nimet bizlere ve bu asır halkı için ne 	bahtiyarlık Yâ rabbi! Türkçemiz seninle iftihar edip dolmakta, kabarıp 	şişmekte ve her lisan üstüne bağdaş kurup oturmaktadır.”</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Ben anlamadım bunu, ne doğmus diyor? Yeni bir din? Kitap? Benim hatırladığım kadarı ile Kuranı kerim son kitap ve ondan sonra daha başka kitap gelmeyecek, peki burda doğan ne? Aslında okuyunca neyin doğduğunu anlıyoruz nitekim su sözü çok dikkat çekici değilmidir:<br />
‘İslâmiyet güneşinin doğuşundan tam öndört asır sonra, senin gibi ulvî ve İlâhî ve arşî bir nurun tekrar ve yeniden….doğması’</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Açıklayın desem şimdi kimse yanaşmayacak buna, biz açıklamasını getirince de ‘ Sen anlamazsın,Sen Islami bozansın, Sen Zındıksın’ diye itham edileceğiz.<br />
Bende açıklamayacağım, bırakalımda bu edepsizliği bu kitaba inananlar temizlesin.</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Hud Suresi 51 </strong></span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;"><em>‘Ey 	toplumum! Bu tebliğime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim 	ücretim, beni yaratandan başkasına düşmez. Hâlâ aklınızı 	çalıştırmayacak mısınız? ‘</em></span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Nahl Suresi 82</strong><em></p>
<blockquote><p>Yine de yüz çevirirlerse artık sana düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir.</p></blockquote>
<p></em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Ahzab Suresi 39</strong><em></p>
<blockquote><p>Onlar 	ki Allah’ın mesajlarını tebliğ edip O’ndan korkarlar, Allah’tan gayrı 	hiç kimseden korkmazlar. Hesap sorucu olarak Allah yeter.</p></blockquote>
<p></em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Âsâ-yı Mûsa;</strong><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Buna 	rağmen bizzat Kur’an-ı Kerim, Risaletu’n-Nur’un çok muhkem, kopmaz bir 	zincir ve bir ‘Hablullah’ olduğunu ‘Ona (Nur Risaleleri’ne) elini atıp 	yapışanın necat bulacağını’ mana-yı remziyle haber verir.”</span></p></blockquote>
<p><span style="font-size:medium;"><br />
(Bakara 256 ve Ali İmrân 103’te bu özellikler Kur’an’a aittir.)</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Şuâlar, 534-535, Birinci Şua:</strong><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">…benim 	gibi yarım ümmi ve kimsesiz bir adam, Risale-i Nur’a sahip değildir; ve 	o eser, onun hüneri olamaz, onunla iftihar edemez. Belki doğrudan 	doğruya Kur’an-ı Hakîmin bu zamanda bir nevi mu’cize-i mâneviyyesi 	olarak, rahmet-i İlâhiyye tarafından ihsan edilmiştir. O adam, binler 	arkadaşiyle beraber, o hediye-i Kur’aniyeye el atmışlar. Her nasılsa 	birinci tercümanlık vazifesi, ona düşmüş. Onun fikri ve ilmi ve 	zekâsının eseri olmadığına delil, Risale-i Nur’da öyle parçalar var ki; 	bazısı altı saatte, bazı iki saatte, bazı on dakikada yazılan risaleler 	var. Ben yemin ile te’min ediyorum ki: Eski Said’in (R.A.) kuvve-i 	hâfızası da beraber olmak şartıyle, o on dakika işi, on saatte fikrim 	ile yapamıyorum; o bir saatlik risaleyi, iki gün istidadımla, zihnimle 	yapamıyorum, ve o bir günde altı saatlik risale olan ‘Otuzuncu Söz’ü ne 	ben ve ne de en müdakkik, dindar feylesoflar, altı günde o tahkikatı 	yapamazlar ve hâkezâ…</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Ne dediğini iyi okuyun, risalenin kendi eseri olmadığını, ALLAHTAN ilham yoluyla geldiğini yani tabiri caizse VAHY aldığını iddia ediyor. Şimdi bazı kişiler kalkıp bitabi bunu ‘ Efendim herkes ilham alır ‘diye hafifletmeye kalkışacaktır. Evet doüru herkes ilham alir, bizde öiir yazarken yahut biröeyler yazarken ilham aldığımızdan yazıyoruz velakin aklı başında hiç bir insan kalkıpta ‘ Bu yazdıklarım ALLAHTANDIR’ demez! Derse Kafir olur!<br />
Kuranı kerim biriciktir, başka kitaplara kutsiyet tanımak, şirk olur!</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Nisa Suresi 48</strong><em></p>
<blockquote><p>Şu 	bir gerçek ki, Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, bunun dışında 	kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah’a şirk koşan, 	gerçekten büyük bir günah işlemiştir.</p></blockquote>
<p></em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>En’am Suresi 148</strong><em></p>
<blockquote><p>şirke 	batanlar şöyle diyecekler: ‘Allah dileseydi, ne biz şirke sapardık ne 	de atalarımız. Hiçbir şeyi haram da yapmazdık.’ Onlardan öncekiler de 	azabımızı tadıncaya kadar bu şekilde yalanlamışlardı. De ki: 	‘Yanınızda, önümüze çıkaracağınız bir ilminiz var mı? Zandan başka bir 	şeye uymuyorsunuz. Sadece saçmalıyorsunuz siz.’</p></blockquote>
<p></em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>5.1) Şualar, 1. Şua;</strong><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Kur’an’ın 	gizli hakikatleri Risale-i Nur ile birlikte bize iniyor! ! 	Tenzil’ül-Kitab cümlesinin sarih bir manası asrısaadette vahiy 	suretiyle Kitab-ı Mübîn’in nüzulü olduğu gibi, manayı işarîsiyle de, 	her asırda o Kitabı Mübin’in mertebe-i arşiyesinden ve mu’cize-i 	maneviyesinden feyz ve ilham tarîkıyla onun gizli hakikatları ve 	hakikatlarının bürhanları iniyor, nüzul ediyor…”</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>5.2) Kastamonu Lâhikası;</strong><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Risale-i 	Nur, yüze yakın din tılsımlarını ve hakâik-ı Kur’aniyenin muammalarını 	keşfetmiştir ki; her bir tılsımın bilinmemesinden çok insanlar şübehata 	ve şükûke düşüp, tereddüdlerden kurtulmayıp, bazan imanını kaybederdi. 	Şimdi, bütün denizler toplansalar, o tılsımların keşfinden sonra galebe 	edemezler.”</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>5.3) Şualar, 1. Şua;</strong><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Resailin 	Nur denilen otuz üç aded Söz ve otuz üç aded Mektub ve otuz bir aded 	Lem’alar, bu zamanda, Kitabı Mübin’deki âyetlerin âyetleridir. Yani, 	hakaikının alâmetleridir ve hak ve hakikat olduğunun bürhanlarıdır. Ve 	o ayetlerdeki hakaiki imaniyenin gayet kuvvetli hüccetleridir”.</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Bu sözler Kur’an-ı Kerim’e iftiradır. Zira dinin, imanın, ayet ve hadislerin müşkülü olabilir, ama bunlar gizli, sırlı değildir. Dinimiz, kitabımız apaçıktır. Allah Tealâ, onu insanlar için anlaşılır biçimde indirmiştir. (Ali İmran 138) Uydurmalardan arınmış Resulün Sünneti de ayaktadır. O hâlde, dinimiz esrar perdesiyle örtülü değildir. Esrarengiz bir dinle Allah’a nasıl kulluk edilebilir ki?<br />
Nur Risaleleri dinin, imanın, ayet ve hadislerin hangi müşkülünü çözmüş? Hangi muammayı keşfedip halletmiş? Said Nursî, birçok ayet ve hadisi ebcet ve Cifr hesaplarına tâbi tutarak daha da anlaşılmaz yapmış, kendisi ve risalelerine çeşitli paylar çıkarmıştır.<br />
Bu iddialara göre, Kur’an sırlarla dolu ve Said Nursi’ye kadar açıklanmamış gizli bir kitap, Hz. Muhammed Kur’an’ın sırlarından habersiz veya haberi varsa bile bunları ümmetten saklamış bir peygamber olur ki böyle bir iddianın altından kalkılamaz.(3)</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>6) BU NE KITAPMIŞ YAHU!</strong></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><em><strong>Emirdağ Lahikası;</strong></em><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Risale-i 	Nur’un menşur-u hakikatında tam tecelli ettiğinden, hem bir kitab-ı 	şeriat, hem bir kitab-ı dua, hem bir kitab-ı hikmet, hem bir kitab-ı 	ubudiyet, hem bir kitab-ı emr-ü davet, hem bir kitab-ı zikir, hem bir 	kitab-ı fikir, hem bir kitab-ı hakikat, hem bir kitab-ı tasavvuf, hem 	bir kitab-ı mantık, hem bir kitab-ı İlmi Kelâm, hem bir kitab-ı İlmi 	İlahiyat, hem bir kitabı teşviki san’at, hem bir kitabı belâgat, hem 	bir kitabı isbat-ı vahdaniyet; muarızlarına bir kitab-ı ilzam ve 	iskâttır”.</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><em><strong>Şuâlar;</strong></em><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Ey 	Risale-i Nur! Senin, hakkın dili, hakkın ilhamı olup O’nun izni ile 	yazıldığına şüphe yok. ‘Ben, kimsenin malı değilim. Ben hiçbir kitabdan 	alınmadım, hiçbir eserden çalınmadım. Ben Rabbanî ve Kur’ânîyim. Bir 	lâyemut’un eserinden fışkıran kerametli bir Nur’um.’</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><em><strong>Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî;</strong></em><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“(…) 	Hem mütedeyyin bir kadın, yine hâdiseden sonra görüyor ki: Semâvattan 	mübarek kâğıtlar yağıyor. Soruyorlar: ‘Bu nedir? ‘ Rüyada demişler: 	‘Risale-i Nur’un sahifeleridir.’ Yâni, tâbirce Risale-i Nur, Kur’anın 	tefsiri olduğu cihetle, vahyi semavî olan Kur’anın semavî ve İlhamî bir 	tefsiridir.”</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Bu sözler kuranın şu ayetleri ile apaçık çelişmekte:</span></h4>
<blockquote>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>16/102</strong> De 	ki: ‘İman edenleri güçlendirip kökleştirmek için ve Müslümanlara bir 	müjde ve kılavuz olarak, Ruhulkudüs onu, senin Rabbinden indirdi.</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>17/9</strong>, Şüpheniz 	olmasın ki bu Kur’an en kalıcı, en doğru olana kılavuzlar ve müminlere 	şu yolda müjde verir: Hayra ve barışa yönelik işler yapanlar için büyük 	bir ödül vardır.</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>21/106</strong>, Kuşkusuz, bunda, kulluk eden bir topluluk için kesin bir tebliğ vardır.</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>36/2</strong>,Yemin olsun o hikmetlerle dolu Kur’an’a ki,</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>38/1,</strong> Sâd. Zikir/öğüt/uyarı dolu Kur’an’a yemin olsun ki,</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>43/44.</strong> Gerçek 	şu: Bu Kur’an sana ve toplumuna elbetteki bir hatırlatıcı/bir 	düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bundan sorumlu tutulacaksınız.</span></h4>
</blockquote>
<h4><span style="font-size:medium;">‘Kur’an-ı Kerim’in düşmanları yıllardır Müslümanların elinden Kur’an-ı Kerim’in alınması için değişik oyunlar oynamaktadırlar. Son yüzyılda Said Nursi’nin çıkıp böyle şeyler söylemesi ve şakirtlerinde bu sözleri kutsallaştırıp Müslümanlara sunmaları, Kur’an-ı Kerim’in önüne ciltler dolusu, anlaşılmayan Risaleleri koymaları – bilinçli veya bilinçsiz- bu oyunun bir parçası haline geldiklerini gösteriyor.<br />
Said Nursî, Risaleleri’nin Kur’an altında sineceğinin farkında olduğundan risalelerini, müstakil bir ‘Kitap’ olarak takdim edememiştir. Nebilerden bazılarına, resulün kitabına tâbi ’suhuf’ indirildiği gibi, Said Nursî de kendisine, Kur’an’a bağlı Nur Risalelerinin indirildiğine inanmaktadır. Risalelerde, Kur’an-ı Mecid’in hemen her özelliğine bir ‘nazire’ yapılmış ve bu özellikleri Risale-i Nur’un da taşıdığı ima edilmiştir. Bu nazirelerin istisnası sayılıdır. İşte bu istisnaların belki de en önemlisi, Kur’an’ın içinde tutarsızlığın bulunmamasıdır. Nur Risaleleri’nin Allah katından ve onun ilhamı olmadığının, bilakis bu iddiaların Allah’a iftira ve mariz bir aklın ürünü olduğunun delillerinden biri de, Nur Risaleleri’ndeki çelişki yığınıdır. ‘ (4)</span></h4>
<p><span style="font-size:medium;">Devamı Gelecek</span></p>
<p><span style="font-size:medium;"><strong>Kaynak:</strong></span></p>
<pre><span style="font-size:medium;">1) Manaz, Abdullah. Dünyada ve Türkiye'de Siyasal İslamcılık.
2) Nurculuk Hakkında. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı.Milli Kütüphane 1965 AD 95 yer numarasıyla kayıtlı
3) Hilmi Polat, Nurun Nuruyla
4) Hilmi Polat, Nurun Nuruyla</span>
</pre>
<p><span style="font-size:medium;">Mustafa Çelebi</span></p>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Canda göçer Canan göçer]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/01/canda-gocer-canan-gocer/</link>
<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 03:17:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/01/canda-gocer-canan-gocer/</guid>
<description><![CDATA[Dünya derler bunun adı Gelen göçer giden göçer Gör bak nasıldır pazarı Alan göçer satan göçer Şu nas]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h4>Dünya derler bunun adı<br />
Gelen göçer giden göçer<br />
Gör bak nasıldır pazarı<br />
Alan göçer satan göçer</p>
<p>Şu nasıl pazardır öyle<br />
Hem tüccar hem müşteri böyle<br />
Üstadım nedenini söyle<br />
Cahil göçer Alim göçer</p>
<p>Aşığım deyü övünme<br />
Mecnun gezmiştir çöllerde<br />
Alıp Leylasını şöyle<br />
Saran göçer kollar göçer</p>
<p>Bir mana ki ol Eliftir<br />
Her kim bunu biliptir<br />
Ademden beri geliptir<br />
Nebi göçer Veli göçer</p>
<p>Doğurmuştur bak gör Ana<br />
Bir evlat, kıyamaz ona<br />
Kuzum deyü ardı sıra<br />
Kuzu göçer Koyun göçer</p>
<p>Mestü harabız biz amma<br />
Zahit ne anlar muamma<br />
Canlar okuyor kuran da<br />
Tahtı göçer putu göçer</p>
<p>Çelebi Dünyayı gezeydin<br />
Ecel şerbetin içeydin<br />
Gezipte şunu bileydin<br />
Canda göçer Canan göçer</p>
<p>Mustafa Çelebi</h4>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kaç Çeşit Ecel Vardır]]></title>
<link>http://haciata2.wordpress.com/2009/09/11/kac-cesit-ecel-vardir/</link>
<pubDate>Fri, 11 Sep 2009 08:21:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>HacıAta</dc:creator>
<guid>http://haciata2.wordpress.com/2009/09/11/kac-cesit-ecel-vardir/</guid>
<description><![CDATA[Ecel-i muallak ve Ecel-i müsemma: Levh-i Mahv İsbatta mukadder olarak yazılı, bâzı şartlarla mukayye]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Ecel-i muallak ve Ecel-i müsemma: Levh-i Mahv İsbatta mukadder olarak yazılı, bâzı şartlarla mukayye]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[8ª Conferencia Europea e-learning (ECEL) 29-30 de octubre de 2009. Bari (Italia)]]></title>
<link>http://quimosavic.wordpress.com/2009/01/05/8%c2%aa-conferencia-europea-e-learning-ecel-29-30-de-octubre-de-2009-bari-italia/</link>
<pubDate>Mon, 05 Jan 2009 09:01:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>Joaquim Montaner</dc:creator>
<guid>http://quimosavic.wordpress.com/2009/01/05/8%c2%aa-conferencia-europea-e-learning-ecel-29-30-de-octubre-de-2009-bari-italia/</guid>
<description><![CDATA[Ya se está preparando la ECEL 2009.  Este año tendrá lugar en Bari, Italia, los días 29 y 30 de octu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Ya se está preparando la ECEL 2009.  Este año tendrá lugar en <a title="En la wiki dicen..." href="http://es.wikipedia.org/wiki/Bari_(ciudad)" target="_blank">Bari</a>, Italia, los días 29 y 30 de octubre.</p>
<p>El sitio de internet de la Conferencia es <a title="Sitio de la ECEL 2009" href="http://academic-conferences.org/ecel/ecel2009/ecel09-home.htm" target="_blank">http://academic-conferences.org/ecel/ecel2009/ecel09-home.htm</a>.</p>
<p>Desde esa dirección podrás acceder a toda la información disponible. De momento me gustaría destacar aquí algunas fechas&#8230;</p>
<p><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:red;">Important dates</span></strong></p>
<table class="MsoNormalTable" style="border-collapse:collapse;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">Abstract   submission deadline:</span></p>
</td>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:right;" align="right"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">9 April 2009</span></strong></p>
</td>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:red;"> </span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">Notification   of abstract acceptance:</span></p>
</td>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:right;" align="right"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">16 April 2009</span></strong></p>
</td>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:red;"> </span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">Full   paper due for review:</span></p>
</td>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:right;" align="right"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">28 May 2009</span></strong></p>
</td>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:red;"> </span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">Notification   of paper acceptance:</span></p>
</td>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:right;" align="right"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">6 August 2009</span></strong></p>
</td>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:red;"> </span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">Earlybird   registration closes:</span></p>
</td>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:right;" align="right"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">20 August 2009</span></strong></p>
</td>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:right;" align="right"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;"> </span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">Final paper due (with any changes):</span></p>
</td>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:right;" align="right"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">3 September 2009</span></strong></p>
</td>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:right;" align="right"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;"> </span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">Final author registration date:</span></p>
</td>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:right;" align="right"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">24 September 2009</span></strong></p>
</td>
<td style="padding:0 5.4pt;" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:right;" align="right"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;"> </span></strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;color:red;" lang="EN-GB">Conference status</span></strong> <span style="font-size:10pt;font-family:Arial;">The call for papers closes on <strong><em>9 April 2009</em></strong>. Please visit the <a title="Call for papers" href="http://academic-conferences.org/ecel/ecel2009/ecel09-call-papers.htm" target="_blank">call for papers</a> page for more information</span></p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;">La Conferencia Europea sobre e-Learning (ECEL) se ha convertido en los últimos años un gran acontecimiento en este ámbito. Tradicionalmente reúne a investigadores y profesionales cuyo objetivo es estudiar, promover y mejorar el e-Learning. ECEL acoge con satisfacción las contribuciones en una variedad de áreas relacionadas con e-learning (según la convocatoria de documentos), de diversos grupos de personas de diferentes perspectivas, tratando de situar en el mismo lugar investigación y las mejores prácticas, con los efectos de ayudar a los profesionales de encontrar la manera de que la investigación en la práctica, y para los investigadores para obtener una comprensión adicional de problemas del mundo real. </span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;">ECEL combinará la investigación de vanguardia con la práctica, problemas de la vida real en los negocios y en la sociedad, a fin de promover el estado del e-learning en Europa. Para lograr este objetivo, estamos invitando a investigadores y profesionales a presentar sus resultados de investigación y las nuevas ideas, y demostrar a los profesionales de los productos reales. En nombre de ECEL, me gustaría invitar a todos los interesados en e-Learning, académicos, investigadores y profesionales, a unirse a nosotros en este hermoso lugar y participar en este emocionante evento.</span></p>
</blockquote>
<p>Ya sabes&#8230; en <a title="Sitio de la ECEL 2009" href="http://academic-conferences.org/ecel/ecel2009/ecel09-home.htm" target="_blank">http://academic-conferences.org/ecel/ecel2009/ecel09-home.htm</a> está todo lo demás.</p>
<p> <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /> </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ECEL 08, Ayia Napa]]></title>
<link>http://sarinsanat.wordpress.com/2009/01/02/ecel-08-ayia-napa/</link>
<pubDate>Fri, 02 Jan 2009 15:17:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>mettisa</dc:creator>
<guid>http://sarinsanat.wordpress.com/2009/01/02/ecel-08-ayia-napa/</guid>
<description><![CDATA[Marraskuussa olin kollegani Kristiinan kanssa pitämässä esitystä eurooppalaisessa verkko-opetuksen k]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Marraskuussa olin kollegani Kristiinan kanssa pitämässä esitystä eurooppalaisessa verkko-opetuksen konferenssissa (ECEL 08). Perhosia oli hiukan vatsanpohjassa, mutta Kyproksen lämpö (yli 20 astetta) melkein karkoitti ne.</p>
<p>Konferenssi pidettiin viiden tähden hotellissa, aamiaisella oli shamppanjaa ja puitteet olivat muutenkin ihan kelvolliset. Vapaa-aikaa ei juurikaan ollut, sillä ahkerina tyttöinä kuuntelimme esityksiä koko torstai-päivän. Oma esityksemme oli perjantai-aamuna. Esityksemme meni hyvin ja herätti paljon keskustelua (Web-based discussion as a supervision method in nursing students&#8217; clinical training). Voin suositella kaikille, että menkää rohkeasti esittämään casejänne! Meidän ei ainakaan tarvinnut yhtään hävetä omaa esitystämme tässä akateemisessa konferenssissa (tai, no ehkä kielitaidon suhteen hiukan, mutta sisältöhän se tärkeämpi on&#8230;).</p>
<p>Kyproksella oli marraskuussa vielä täysi kesä, ehkä hieman jopa väriä tarttui hipiään, ja varpaat sai santaan rannalla kävellessä. Shoppailuakaan ei voi naisporukassa jättää väliin, joten myös matkamuistoja tuli hankittua. Merkittävä anti oli myös uudet tuttavuudet, joita konferenssissa solmittiin. Yhteistyötä on suunniteltu jatkettavan ainakin Britanniaan.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tam Gaz Makara Öğrencilerden :P]]></title>
<link>http://blackdark.wordpress.com/2008/10/26/tam-gaz-makara-ogrencilerden/</link>
<pubDate>Sun, 26 Oct 2008 18:46:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>blackdark</dc:creator>
<guid>http://blackdark.wordpress.com/2008/10/26/tam-gaz-makara-ogrencilerden/</guid>
<description><![CDATA[Atmak : Ders anlatmak Asmak : Sözlü günü yapılan gezi Cesur : Kopya çeken kimse Çöp Kutusu : Basket ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Atmak : Ders anlatmak Asmak : Sözlü günü yapılan gezi Cesur : Kopya çeken kimse Çöp Kutusu : Basket ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Her Şeyin Bir Sonu Vardır]]></title>
<link>http://hadrianapolis.wordpress.com/2008/10/17/her-seyin-bir-sonu-vardir/</link>
<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 16:19:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>hadrianapolis</dc:creator>
<guid>http://hadrianapolis.wordpress.com/2008/10/17/her-seyin-bir-sonu-vardir/</guid>
<description><![CDATA[Her canlı doğar, büyür ve gelişir. Bir süre yaşadıktan sonra da ölür. Hiçbir canlı sonsuza dek yaşay]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Her canlı<span style="font-family:Times New Roman;"> doğar, büyür ve gelişir. Bir süre yaşadıktan sonra da ölür. Hiçbir canlı</span> sonsuza dek ya<span style="font-family:Times New Roman;">şayamaz.</span></p>
<p>Ya<span style="font-family:Times New Roman;">şam süreleri birbirinden farkl</span>ı<span style="font-family:Times New Roman;"> olsa da bütün canlılar zamanı geldiğinde ölürler. Ölüm canlılar için kaçınılmaz bir sondur. Canlı varlıkların yanı sıra gezegen, yıldız gibi cansız varlıkların da yok olacakları zaman gelecektir. Kıyametle birlikte kâinatta canlı, cansız hiçbir varlık kalmayacaktır. Vakıa suresi, 60. ayette; “ Aranızda ölümü takdir eden biziz.” Buyrulmuştur. Rahman suresi,</span> 26. ayette de; “ Yeryüzünde bulunan her <span style="font-family:Times New Roman;">şey yok olacakt</span>ı<span style="font-family:Times New Roman;">r.” Buyrularak bu gerçek vurgulanmaktadır.</span></p>
<p>Ecel, ömrün bittiğ</p>
<div><span style="font-family:Times New Roman;">i andır. Ecel, canlılara ne zamanından önce nede zamanından sonra gelir. Canlı için ne kadar bir ömür belirtilmişse onun bitimiyle gecikmeksizin tam zamanında gelir. Bu nedenle insan, ecelinin ne zaman geleceğini bilemeyeceği için Allah’ın emrettiği şekilde hayatını sürdürmelidir. </span></div>
<p><span style="font-family:Times New Roman;"> </p>
<p></span></p>
<p>Yararlanı<span style="font-family:Times New Roman;">lan Kaynak; Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi Ders Kitapları</span></p>
<p><span style="font-family:Times New Roman;">A.AKDENİZ</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Son Nefes]]></title>
<link>http://rapsitem1.wordpress.com/2008/09/24/son-nefes/</link>
<pubDate>Wed, 24 Sep 2008 02:04:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>rapsitem1</dc:creator>
<guid>http://rapsitem1.wordpress.com/2008/09/24/son-nefes/</guid>
<description><![CDATA[Son Nefes Dj Akman Feat Son Nefes &#8211; Birakma Beni dj akman feat son nefes &#8211; dost dedik ha]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Son Nefes</p>
<p>Dj Akman Feat Son Nefes &#8211; Birakma Beni<br />
dj akman feat son nefes &#8211; dost dedik hayin ciktin<br />
Dj Akman Feat Son Nefes &#8211; Gerçekler Geliyor<br />
Dj Akman Feat Son Nefes &#8211; Goruyorsun Herseyi<br />
Dj Akman Feat Son Nefes &#8211; Isyanim<br />
Dj Akman Feat Son Nefes &#8211; Kaderim Agliyor<br />
Dj Akman Feat Son Nefes &#8211; Yollar Tükenmedi<br />
dj akman ft son nefes &#8211; yikilmak yok oyle<br />
Dj Akman ft. Son Nefes &#8211; Fidayda<br />
Son Nefes &#8211; Adim Son Nefes<br />
Son Nefes &#8211; Alo Amca<br />
Son Nefes &#8211; Anadolu Style deel 1 (demo)<br />
Son Nefes &#8211; Anam<br />
Son nefes &#8211; anlat bana<br />
Son Nefes &#8211; Ben Biktim Artik<br />
Son Nefes &#8211; Beni Benden Aldinizz<br />
Son Nefes &#8211; Benim Hayatim<br />
Son Nefes &#8211; Birtanem<br />
Son Nefes &#8211; Biz Bize Yeteriz 2007<br />
Son Nefes &#8211; Boyle Gelmis Boyle Gider<br />
Son Nefes &#8211; Buda Bizden Sizlere<br />
Son Nefes &#8211; Buda Bizden Sizlere ( Remix )<br />
Son Nefes &#8211; Canim Turkiyem<br />
Son Nefes &#8211; Canima Hatira Remix<br />
Son Nefes &#8211; cilekes<br />
Son Nefes &#8211; Dilim Dilim Yerim (demo)<br />
Son Nefes &#8211; Duman Gözlüm<br />
Son Nefes &#8211; Een Lach Van Jou<br />
Son Nefes &#8211; Een Leven Na Jou<br />
Son Nefes &#8211; Eski Okul Zamanlari<br />
Son Nefes &#8211; Esmer Seni Bulacak<br />
Son Nefes &#8211; Farketmez<br />
Son Nefes &#8211; Gel Sevgilim<br />
Son Nefes &#8211; Gel Yanıma<br />
Son Nefes &#8211; Gozlerim Anlatir<br />
Son Nefes &#8211; Gurbet Yolunda<br />
Son Nefes &#8211; Halayimiz Bitmesin<br />
Son Nefes &#8211; Hayatimda<br />
Son Nefes &#8211; Kagit &#38; Kalem<br />
Son Nefes &#8211; Kara Gozlum<br />
son nefes &#8211; kursun<br />
Son Nefes &#8211; MeloMix<br />
Son Nefes &#8211; Mezarimi Hazirlayin<br />
Son Nefes &#8211; Mutlu Ol Yeter<br />
Son Nefes &#8211; Nefes Nefese Demo<br />
Son Nefes &#8211; Nereye Kadar<br />
Son Nefes &#8211; Niye Gittin<br />
Son Nefes &#8211; Rapin Kirali Burda (Demo)<br />
Son Nefes &#8211; Saril Bana<br />
SoN NeFeS &#8211; SeNiN iCiN HaYKiRDiM<br />
Son Nefes &#8211; Serefimle Yasarim<br />
Son Nefes &#8211; Ses Ver Kalbime<br />
Son Nefes &#8211; Sevdiklerimi Özledim<br />
Son Nefes &#8211; Seven Yurek Unuturmu<br />
Son Nefes &#8211; Seytana Uyan Bizden Degildir<br />
Son Nefes &#8211; Sira Geldi Sana<br />
Son Nefes &#8211; Sizin Olsun Yalan Dunya<br />
Son Nefes &#8211; Tatlim<br />
Son Nefes &#8211; Tek Sevdigimsin<br />
Son Nefes &#8211; Unutma<br />
Son Nefes &#8211; Vatan için<br />
Son Nefes &#8211; Vatan Topraklar<br />
Son Nefes &#8211; Vatanim<br />
Son Nefes &#8211; Vecht Voor Je Geluk<br />
Son Nefes &#8211; Ware Liefde<br />
Son Nefes &#8211; Yaralandim Askindan<br />
Son Nefes &#8211; Yeminim Olsun(demo)<br />
Son Nefes &#8211; Yeterki Sen Iste<br />
Son Nefes &#8211; Yikilmayan Derdim (Demo) 2007<br />
Son Nefes &#8211; Yol Ver Daglar (demo)<br />
Son Nefes &#8211; Zware Tijden<br />
Son Nefes &#38; Cilekes &#8211; Anadoludan Gelen Bir Koyluyum (demo)<br />
Son Nefes &#38; Intihar &#8211; Herseyin Sonunda<br />
Son Nefes &#38; Kara Kuvvet &#8211; Bak Dostum<br />
Son Nefes &#38; Kara Kuvvet &#8211; Benimle Oyna (demo)<br />
Son Nefes &#38; Kara Kuvvet &#8211; Bitmez Sevda<br />
Son Nefes &#38; Kara Kuvvet &#8211; Bizim Kader<br />
Son Nefes &#38; Kara Kuvvet &#8211; Cekirge<br />
Son Nefes &#38; Kara Kuvvet &#8211; Gurbet Bilir<br />
Son Nefes &#38; LayD-M &#8211; Als Ik In De Club Stap<br />
Son Nefes &#38; Layd-M &#8211; Nerdesin<br />
Son Nefes &#38; Mc Adilhan &#8211; Yikilmayan Derdim<br />
Son Nefes &#38; Mc Ecel &#8211; Bir Damla Sevgi 2007<br />
Son Nefes &#38; Mc Ecel &#8211; Flipmo<br />
Son Nefes &#38; Mc Ecel &#8211; Gidiyorum<br />
Son Nefes &#38; Mc Ecel &#8211; Sakamiz Yoktur<br />
Son Nefes &#38; Mc Ecel &#8211; Seni Sevdigim Kadar<br />
Son Nefes &#38; Mc Ecel &#38; Mujde &#8211; Nefesim 2007<br />
Son Nefes &#38; Mc Sefalet &#8211; Fakir<br />
Son Nefes &#38; Mc Sefalet &#8211; Turkuz<br />
Son Nefes &#38; Mista T &#8211; Bize Kim Karsi Gelecek<br />
Son Nefes &#38; Mista T &#8211; Hazir Olun Burasi Ehv<br />
Son Nefes &#38; Senta &#8211; Zonneschijn<br />
Son Nefes &#38; Yavuz Yildiz &#8211; Son Carem<br />
son nefes and izzi &#8211; anilar<br />
Son nefes- BENMIYIM YASAYAN<br />
son nefes- dayanamam<br />
Son Nefes Feat Cinayet &#8211; Seni Özlüyorum<br />
Son Nefes Feat Cribb 040 &#8211; Nedeni Neydi<br />
Son Nefes Feat DJ Arda D &#8211; Hayati Sevemedim<br />
son nefes feat dj oxigan &#8211; iste ben burdayim<br />
Son Nefes Feat intihar &#8211; Dort Duvar Arası<br />
Son Nefes Feat Intihar &#8211; Seninle ilk Defa2<br />
Son Nefes Ft Mista T &#8211; Bir Gulum Olsun<br />
Son Nefes Ft Mista T &#8211; Durda Dinle<br />
Son Nefes Ft Senta-Eindhoven<br />
Son Nefes ft. Mc Ecel &#8211; Ömür Biter Sevdam Bitmez<br />
Son Nefes -Kara Melek<br />
Son nefes- seni yazdim kalbime<br />
Son Nefes-Neyleyim Senyoksan<br />
Son nefes-rap_yaziyorum<br />
Son Nefes-Seninle İlk Defa<br />
Son_Nefes_&#38;_Mc_Ecel_-_Unutamam_Seni_<br />
Son_NefeS &#8211; Acilar<br />
Son_Nefes &#8211; Berbat Isler<br />
Son_Nefes &#8211; Bir Cicek Bin Diken<br />
Son_Nefes &#8211; Birakip Gittin<br />
Son_Nefes &#8211; Bu Kalp Varya<br />
Son_Nefes &#8211; Canima Hatira<br />
Son_Nefes &#8211; Don Gel Yanima<br />
Son_Nefes &#8211; Eindhoven Weert<br />
Son_Nefes &#8211; Hayata Hediyem Olsun<br />
Son_Nefes &#8211; Kör Gözlerim Arasin<br />
Son_Nefes &#8211; Nerde Eski Gunlerim<br />
Son_Nefes &#8211; Olulerin Tadi<br />
Son_Nefes &#8211; Seni Sevmedigim Yalan<br />
Son_Nefes &#8211; Seninle Ilk Defa 2006<br />
Son_NefeS &#8211; Deliler Gibi Sevdim<br />
Son_Nefes ft.Dj Ozturk &#8211; Askin Deli Ediyor<br />
Son_Nefes ft.Memati &#8211; Soyle<br />
son_nefes &#8211; sonu gelecektir<br />
Son Nefes &#8211; Birzamanlar El Eleydik</p>
<p><a target="_blank" href="http://www.rapsitem.net">TIKLA İNDİR </a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dj Akman &amp; Serdar G]]></title>
<link>http://rapsitem1.wordpress.com/2008/09/24/dj-akman-serdar-g/</link>
<pubDate>Wed, 24 Sep 2008 01:52:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>rapsitem1</dc:creator>
<guid>http://rapsitem1.wordpress.com/2008/09/24/dj-akman-serdar-g/</guid>
<description><![CDATA[Dj Akman &amp; Serdar G DJ Akman &#8211; Aci Hayat Dj Akman &#8211; Aglama DJ Akman &#8211; Alemin A]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Dj Akman &#38; Serdar G</p>
<p>DJ Akman &#8211; Aci Hayat<br />
Dj Akman &#8211; Aglama<br />
DJ Akman &#8211; Alemin Adami<br />
DJ Akman &#8211; Askin Derya Oldu<br />
DJ Akman &#8211; Bir Fidan Gibi<br />
Dj Akman &#8211; Cekemeyen Kopeklere<br />
DJ Akman &#8211; Discoda Eglence<br />
Dj akman &#8211; Diss Amsterdam Picleri !!!<br />
DJ Akman &#8211; Gamzedeyim<br />
DJ Akman &#8211; Hayat Bir Bulmaca<br />
DJ Akman &#8211; Hayat Oyun<br />
DJ Akman &#8211; Kallesce Yazilmis Senaryom<br />
DJ Akman &#8211; Ne Oldu Sana Usta<br />
Dj Akman &#8211; ozledim<br />
DJ Akman &#8211; Savas<br />
DJ Akman &#8211; Serseri Hayat<br />
DJ Akman &#8211; Sirlarla Dolu<br />
DJ Akman &#8211; Yetim<br />
DJ Akman Ft Ismo &#8211; Sevdim Seni<br />
DJ AKMAN FT SERDAR-G &#38; ECEL_Ask Nedirki<br />
DJ Akman-Sevgimi Kinmi<br />
Serdar-G &#38; E-Cel &#8211; Adini Kalbime Yazdim<br />
Serdar-G Ft E-Cel  &#8211; Tennevuz bitti<br />
Serdar-G_FT E-cel-sagdan sola beat by DJ Akman</p>
<p><a target="_blank" href="http://www.rapsitem.net">TIKLA İNDİR </a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Haydi Abbas Doldur Kadehimi ]]></title>
<link>http://birdusunce.wordpress.com/2008/07/25/haydi-abbas-doldur-kadehimi/</link>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2008 12:01:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>ezikcilek</dc:creator>
<guid>http://birdusunce.wordpress.com/2008/07/25/haydi-abbas-doldur-kadehimi/</guid>
<description><![CDATA[-Cahit Sıtkı&#8217;ya hürmetlerle- Haydi Abbas, doldur kadehimi, Bari sen anla şu hâlimi; Aşktan yan]]></description>
<content:encoded><![CDATA[-Cahit Sıtkı&#8217;ya hürmetlerle- Haydi Abbas, doldur kadehimi, Bari sen anla şu hâlimi; Aşktan yan]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
