<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>ergenekon &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/ergenekon/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "ergenekon"</description>
	<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 06:48:27 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Plot Targeting Turkey&rsquo;s Religious Minorities Allegedly Discovered]]></title>
<link>http://pbaptist.wordpress.com/2009/12/21/plot-targeting-turkeys-religious-minorities-allegedly-discovered/</link>
<pubDate>Mon, 21 Dec 2009 08:32:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>Particular Kev</dc:creator>
<guid>http://pbaptist.wordpress.com/2009/12/21/plot-targeting-turkeys-religious-minorities-allegedly-discovered/</guid>
<description><![CDATA[CD indicates naval officers planned violence against non-Muslim communities. ISTANBUL, December 16 (]]></description>
<content:encoded><![CDATA[CD indicates naval officers planned violence against non-Muslim communities. ISTANBUL, December 16 (]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[News you may have missed #0210]]></title>
<link>http://intelligencenews.wordpress.com/2009/12/08/02-217/</link>
<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 16:45:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>intelNews</dc:creator>
<guid>http://intelligencenews.wordpress.com/2009/12/08/02-217/</guid>
<description><![CDATA[Turkey arrests secret service officials over coup allegations. The head of Turkey&#8217;s National I]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Turkey arrests secret service officials over coup allegations. The head of Turkey&#8217;s National I]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sonuc olarak...]]></title>
<link>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/06/sonuc-olarak/</link>
<pubDate>Sun, 06 Dec 2009 23:09:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>ergenekontc</dc:creator>
<guid>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/06/sonuc-olarak/</guid>
<description><![CDATA[2007&#8242;nin Haziran ayinda, ilk yayinlandigi gunden beri, Ergenekon sorusturmasi, Turkiye tarihin]]></description>
<content:encoded><![CDATA[2007&#8242;nin Haziran ayinda, ilk yayinlandigi gunden beri, Ergenekon sorusturmasi, Turkiye tarihin]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ben Terörist, Onlar Demokratik Gerilla]]></title>
<link>http://turklernet.wordpress.com/2009/12/06/ben-terorist-onlar-demokratik-gerilla/</link>
<pubDate>Sun, 06 Dec 2009 13:39:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>turklernet</dc:creator>
<guid>http://turklernet.wordpress.com/2009/12/06/ben-terorist-onlar-demokratik-gerilla/</guid>
<description><![CDATA[Silivri&#8217;deki Ergenekon duruşmalarında savunmalar devam ediyor. Fakat acıklı olan, iddianameler]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Silivri&#8217;deki Ergenekon duruşmalarında savunmalar devam ediyor. Fakat acıklı olan, iddianameleri çarşaf çarşaf yayınlayanların bu savunmaları görmemezlikten gelmeleridir.</p>
<p>    <br />
Mehmet Ali Çelebi askeri liseyi birincilikle, Harp Akademisi’ni de dördüncülükle bitirmiş. 15 aydır Ergenekon’un tutuklu sanığı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda, Kara Pilot Teğmen. 24 yaşında. 2. Ergenekon davasının 24 Kasım günkü 20. duruşmasında konuştu. O konuşurken, izleyenler gözyaşlarını tutamadı.</p>
<p>Kara Pilot Teğmen Mehmet Ali Çelebi, söz isteyerek yaptığı konuşmaya, “Sayın Başkan, mahkemenizin yargılama şekli TSK’ya hayasızca saldıranlara cesaret vermektedir” diyerek başladı.<br />
Gazetelerin TSK ve Genelkurmay Başkanlığı aleyhinde, hakarete varan yazı ve yorumlardan alıntılar yapan genç Teğmen, “bizler neden hedefiz” dedi ve Mustafa Kemal’in Afyonkarahisar Kolordu Dairesi’nde subaylara yaptığı konuşmadan bir bölümle yanıtladı:</p>
<p>“Kuvvet ordudur! Düşmanlar milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için evvela onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler, kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüz etmeye başladılar. Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. Herhalde ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu. Orduyu imha etmek için mutlaka subayları mahvetmek ve aşağılamak lazımdır. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz.”</p>
<p>Kara Pilot Teğmen Mehmet Ali Çelebi, konuşmasını şöyle sürdürdü:<br />
“Unutmayalım; ordu milletin namusudur. Bizler önce şeref, sonra hayat anlayışıyla yetiştirildik. Er veya geç aklandığımızda savcılar kendilerine Mustafa Kemal’in sözünde yer beğensinler!”</p>
<p>14 yaşında girdiği askeri lise diplomasını Org. Hurşit Tolon’dan aldığını belirten Teğmen Çelebi, “Kendisinden almam benim için şereftir. Gurur ve onur duyuyorum” dedi.<br />
“Yalnız bu husus savcılarımızın gözünden kaçmıştır. Hukuksuzca ek klasör göndermeye devam edeceklerse askeri lise diploma töreni CD’sini kendilerine verebilirim. Ne de olsa hazır bir örgütsel irtibat!”</p>
<p>“BEN TERÖRİST, ONLAR DEMOKRATİK GERİLLA!”</p>
<p>Teğmen Çelebi konuşmasında özetle şunları söyledi:<br />
“Ben tanık olmak istemediğim için tutuklanıyorum. Vatan hainleri, biz şerefli Türk subaylarını karalamak için savcıların teşvikiyle tanık olabiliyorlar.<br />
Ben ifade vereceğim yeri, Türk milletinin şerefli kürsüsü olarak görüyorum.<br />
Onlar ise, garez ve intikamlarına tatmin kürsüsü…<br />
Ama ben terörist onlar demokratik gerilla…<br />
Benim evime rejimin teminatı polis, bir orduyla kapıyı kırarız tehdidiyle giriyor, sahte evrak tanzim ediliyor. Tutuklandıktan sonra ailem sürekli rahatsız ediliyor. Babamın işyeri gasp ediliyor. Diğer taraftan bebek katillerinin ayaklarına savcılar gidiyor, bir kırmızı halı serilmediği kalıyor. Neden? Çünkü ben terörist, onlar barış elçisi…<br />
Türk milleti adına karar verdiğini söyleyen yüce heyet, acaba, Türk milletinin, teröristi subayına yeğlediğini mi düşünüyor? Türk yargısı, teröristi aklama, subayı aşağılama kurumu mudur?<br />
Bakınız, devrem Eren Teğmen dağda terörist kovalarken terör örgütü üyesi olmak şüphesiyle 6 ay tutuklu kalmıştır. Müteakiben tutuksuz yargılanmak üzere görev yeri Yüksekova’ya dönmüştür. Eren Teğmen, Atilla Albayımın savunmasında bahsettiği gibi Savcı Zekeriya Öz’ün ‘Şırnak’tan paketledim de getirttim’ dediği teğmen &#8230;&#8221;</p>
<p>Silivri&#8217;deki Ergenekon duruşmalarında savunmalar devam ediyor.<br />
Fakat acıklı olan, iddianameleri çarşaf çarşaf yayınlayanların bu savunmaları görmemezlikten gelmeleridir.<br />
Ne yazık ki medya iyi bir sınav vermiyor..</p>
<p>Odatv.com</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ikinci Iddianame -3 ]]></title>
<link>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/04/ikinci-iddianame-3/</link>
<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 21:43:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>ergenekontc</dc:creator>
<guid>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/04/ikinci-iddianame-3/</guid>
<description><![CDATA[Iddianame bir cok belgeden alinti yapti. Bunlardan bir kisminin Eruygur’un halen gorevdeyken hazirla]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Iddianame bir cok belgeden alinti yapti. Bunlardan bir kisminin Eruygur’un halen gorevdeyken hazirla]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ikinci Iddianame -2]]></title>
<link>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/04/ikinci-iddianame-2/</link>
<pubDate>Fri, 04 Dec 2009 15:40:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>ergenekontc</dc:creator>
<guid>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/04/ikinci-iddianame-2/</guid>
<description><![CDATA[Daha sonra iddianame suclananlardan ikisinin Hizb-u Tahrir organizasyonuyla toplanti yaptiklarini ve]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Daha sonra iddianame suclananlardan ikisinin Hizb-u Tahrir organizasyonuyla toplanti yaptiklarini ve]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ilk Iddianame: Aglar Genisliyor]]></title>
<link>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/03/ilk-iddianame-aglar-genisliyor/</link>
<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 13:37:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>ergenekontc</dc:creator>
<guid>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/03/ilk-iddianame-aglar-genisliyor/</guid>
<description><![CDATA[Iddianamenin siradisi uzunlugu cogunluk tarafindan okunmamasini kolaylastirdi. Yine de AKP yandaslar]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Iddianamenin siradisi uzunlugu cogunluk tarafindan okunmamasini kolaylastirdi. Yine de AKP yandaslar]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ilk Iddianame]]></title>
<link>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/ilk-iddianame/</link>
<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 16:52:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>ergenekontc</dc:creator>
<guid>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/ilk-iddianame/</guid>
<description><![CDATA[Ilk iddianame yayinlandiginda ordu dusmani olarak bilinen Taraf gazetesi bunu okuyucularina &#8220;y]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Ilk iddianame yayinlandiginda ordu dusmani olarak bilinen Taraf gazetesi bunu okuyucularina &#8220;y]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tuncay Guney: Musluman Odaciliktan, Yasaklanmis Hahamliga...]]></title>
<link>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/tuncay-guney-musluman-odaciliktan-yasaklanmis-hahamliga/</link>
<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 16:20:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>ergenekontc</dc:creator>
<guid>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/tuncay-guney-musluman-odaciliktan-yasaklanmis-hahamliga/</guid>
<description><![CDATA[Tuncay Guney, 1972 Golet, Corum dogumludur. Daha bir yasindayken ailesi Istanbul&#8217;a tasinmistir]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Tuncay Guney, 1972 Golet, Corum dogumludur. Daha bir yasindayken ailesi Istanbul&#8217;a tasinmistir]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[INTIKAM VE PANIK ARASINDA: AKP'YI KAPATMA DAVASININ ETKILERI ]]></title>
<link>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/intikam-ve-panik-arasinda-akpyi-kapatma-davasinin-etkileri/</link>
<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 15:51:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>ergenekontc</dc:creator>
<guid>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/intikam-ve-panik-arasinda-akpyi-kapatma-davasinin-etkileri/</guid>
<description><![CDATA[Ergenekon sorusturmasi hizlandikca, AKP&#8217;nin universitelerde turban yasagini kaldirma istegi ko]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Ergenekon sorusturmasi hizlandikca, AKP&#8217;nin universitelerde turban yasagini kaldirma istegi ko]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ergenekon ismi]]></title>
<link>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/ergenekon-ismi/</link>
<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 15:27:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>ergenekontc</dc:creator>
<guid>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/ergenekon-ismi/</guid>
<description><![CDATA[Ergenekon, Turk mitolojisinde Altay daglarindaki bir vadiye verilen isimdir. Bu vadide Cin ve diger ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Ergenekon, Turk mitolojisinde Altay daglarindaki bir vadiye verilen isimdir. Bu vadide Cin ve diger ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ERGENEKON SORUSTURMASI: Gizli Plan ]]></title>
<link>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/ergenekon-sorusturmasi-gizli-plan/</link>
<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 14:37:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>ergenekontc</dc:creator>
<guid>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/ergenekon-sorusturmasi-gizli-plan/</guid>
<description><![CDATA[Umraniye&#8217;de yasanan olayin daha kapsamli olabileceginin ilk sinyallerini, evde bulunan 27 el b]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Umraniye&#8217;de yasanan olayin daha kapsamli olabileceginin ilk sinyallerini, evde bulunan 27 el b]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ERGENEKON SORUSTURMASI: Umraniye'de Kucuk Bir Ev]]></title>
<link>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/ergenekon-sorusturmasi-umraniyede-kucuk-bir-ev/</link>
<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 14:02:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>ergenekontc</dc:creator>
<guid>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/ergenekon-sorusturmasi-umraniyede-kucuk-bir-ev/</guid>
<description><![CDATA[Haziran 2007&#8242;de, Trabzon&#8217;un kuzey dogusundaki yerel Jandarma Komutanligi, bir bomba ihba]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Haziran 2007&#8242;de, Trabzon&#8217;un kuzey dogusundaki yerel Jandarma Komutanligi, bir bomba ihba]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[SEMDINLI OLAYI]]></title>
<link>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/semdinli-olayi/</link>
<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 13:29:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>ergenekontc</dc:creator>
<guid>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/semdinli-olayi/</guid>
<description><![CDATA[Turk ordusunun karsitlari, ordu generallerinin itibarini zedelemek icin daha once de yargi sistemi i]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Turk ordusunun karsitlari, ordu generallerinin itibarini zedelemek icin daha once de yargi sistemi i]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TURKIYE'NIN POLITIKLESMIS BUROKRASISI]]></title>
<link>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/turkiyenin-politiklesmis-burokrasisi/</link>
<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 12:39:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>ergenekontc</dc:creator>
<guid>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/turkiyenin-politiklesmis-burokrasisi/</guid>
<description><![CDATA[Turk burokrasisi hem yerel hem de genel anlamda oldukca politik hale gelmistir. Ne zaman bir parti b]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Turk burokrasisi hem yerel hem de genel anlamda oldukca politik hale gelmistir. Ne zaman bir parti b]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Derin Devlet, PKK, Susurluk]]></title>
<link>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/derin-devlet-pkk-susurluk/</link>
<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 11:24:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>ergenekontc</dc:creator>
<guid>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/derin-devlet-pkk-susurluk/</guid>
<description><![CDATA[1980 darbesi sag ve sol catismalarini bitirmis ve ardindan bir kac yil baskici bir yonetim gelmistir]]></description>
<content:encoded><![CDATA[1980 darbesi sag ve sol catismalarini bitirmis ve ardindan bir kac yil baskici bir yonetim gelmistir]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Genç Sivillerden O Ülkelerde de Var]]></title>
<link>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/11/30/genc-sivillerden-o-ulkelerde-de-var/</link>
<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 10:57:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>gizlibelge</dc:creator>
<guid>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/11/30/genc-sivillerden-o-ulkelerde-de-var/</guid>
<description><![CDATA[Sırbistan, Ukrayna, Gürcistan… genç siviller rahatsız &nbsp; Taraf Gazetesi’nin son günlerde adından]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2 class="mceTemp">Sırbistan, Ukrayna, Gürcistan…</h2>
<div id="attachment_193" class="wp-caption alignleft" style="width: 269px"><a href="http://gizlibelge.wordpress.com/files/2009/08/genc-siviller2.jpg"><img class="size-full wp-image-193 " src="http://gizlibelge.wordpress.com/files/2009/08/genc-siviller2.jpg" alt="" width="259" height="186" /></a><p class="wp-caption-text">genç siviller rahatsız</p></div>
<p>&#160;</p>
<p>Taraf Gazetesi’nin son günlerde adından müstehcen pozlu röportajı ile adından söz ettiren yazarı, tekeline aldığı “faşist” nitelemesini geçtiğimiz günlerde İzmir için de kullandı. 25 Kasım tarihli yazısında İzmir’e faşist, İzmir’in seçtiği milletvekillerine faşist, yazarına faşist, halkına faşist diyerek, tekelleşmeyi seven yazar tekelindeki kelimeyi önce Deniz Gezmiş’e ve Türkiye’deki kimi sanatçılara kullandıktan sonra, şimdi de bir şehir için kullanması aslında çok da şaşırtıcı değil. Kütahyalı’nın evrimi sürüyor: önce bir kişi, sonra bir alanla uğraşan insanların çoğu, şimdi de koskoca bir şehir. Yazarın bu kavramı bilip bilmediği tartışmasına girmenin yersiz olacağı kanaaatindeyim; yine de acaba kendisi koskoca bir şehri faşist diye adlandırarak faşizm karşıtlığı mı yapıyor, yoksa kendisi mi faşistlik yapıyor, bu sorgulanmalıdır düşüncesindeyim.<!--more--><br />
Kütahyalı ile aynı gazetede, Taraf’ta yazan Yıldıray Oğur’un ağabeyi Turgay Oğur’un başını çektiği Genç Siviller isimli bir grup da başka bir kelimeyi, “darbeci” kelimesini tekellerine almış görünüyor. Tekelleşmeyi ve tekelleri seven bu örgüt ise bugünlerde İstanbul Barosu’nu kendilerine düşman bellemiş durumdalar. Telefon dinlemelerinin ortaya çıkması ve bu sebeple hakim ve savcıların bu etik dışı duruma tepki göstermeleri ile tekelleri seven Genç Siviller’in Baro düşmanlığının başlaması, çok ilginçtir ki, çok yakın bir tarihe denk geliyor.<br />
Peki bu Genç Siviller de nereden çıktı ve neden bu adamlar bu kadar rahatsız? Kısaca, bu siviller AKP milletvekili aday adayı Turgay Oğur’un başının altından çıktı. Oğur ODTÜ’deyken ODTÜ’de, Oğur Sabancı Üniversitesi’ndeyken Sabancı’da; en önemlisi Oğur AKP’deyken AKP’de olan bir yapı bu Genç Siviller. Yanlış anlaşılmaması için hemen belirteyim, aslında hareket Türkiye’ye özgün bir hareket değil; renkli devrimler sürecinde görülen Sırp Otpor, Ukraynalı Pora, Gürcü Khamar gibi hareketlere çok benziyor.<br />
Renkli devrimler sırasında bu hareketlerin duruşlarından kısaca bahsetmekte yarar var. Öncelikle temel eylem planlarının Gene Sharp’tan geldiğini belirtmekte yarar var. Gene Sharp’ın yazıları Sırp Otpor arasında o kadar popüler ve o kadar revaçta ki, Otpor onun metinlerini Sırpça’ya çevirip yaygınlaştırıyor. Üstelik Otpor, Khamar ve Pora’nın birbirleriyle çok yakın ilişkiler içerisinde olduğu, hatta Otpor’un Pora ve Khamar’ı eğittiği ve Khamar ile Pora’nın birbirleriyle çok yakın oldukları düşünülürse Sharp’ın metinleri sadece Sırbistan’da değil, renkli devrimlerin olduğu her yerde revaçtaydı denebilir. Bu örgütlerin izlediği yollar da bu sebeple birbirlerine çok benziyorlar: Seçim öncesi hazırlıklar yaparak, genellikle cumhurbaşkanlığı seçimi oluyor, seçimden sonra sokaklara çıkıp, şiddet içermeyen; ama Amerikan desteği sayesinde ülkede kaosvâri bir hava yaratıp seçimleri geçersiz saydırmak kaydıyla kendi Batı yanlısı adaylarını iktidara getirmek. Daha ziyade gençlik örgütlenmesi gibi görünmekle birlikte, darbelerin her zaman askerden değil; bazen sivllerden de gelebileceğini gösteren bu oluşumlar, lûgatımıza “liberal darbe” kavramına sokmuş bulunuyorlar. Peki bu liberal darbelerden sonra ne oluyor, sorusu ise yerinde ve sorulması gereken bir soru. Sırbistan’dan başlayalım. Miloseviç’i deviren bu NED (soğuk savaş kahramanlarından(!) Reagan’ın kurduğu bağış toplayan bir vakıf) ve SOROS destekli Otpor’un Sırbistan’ı, en son 2008 yılında Kosova’yı da kaybederek artık dünya sahnesinden silinmeye yüz tutmuş bir ülke. Pora’nın Ukraynası ise sadece 15 ay yaşayabildi ve önceki lider Yanukoviç’in geri dönmesiyle son buldu. Gürcistan’da ise Saakaşvili iktidarı başladı, ve Saakaşvili’nin yanlış politikaları yüzünden Gürcistan-Rusya savaşı yaşandı.<br />
Demek ki, bu hareketlerin istekleri, üzerinde yaşadıkları ülkeler açısından çok da hayırlı sonuçlar vermiyor. Tarih bize bunları gösteriyor; ancak Türkiye’de Otpor tarzı örgütlenme yapan ve onun yöntemiyle çalışan bir grup, Genç Siviller, halen bu yolda ısrar ediyor.<br />
Genç Siviller’in Amerikan destekli bir kuruluş olduğu kendileri tarafından hep reddediliyor; ama Amerikan Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı James Glossman ve Siyaset Planlama Yetkilisi Jared Cohen tarafından reddedilmiyor. Onlar bu sivilleri öve öve bitiremiyorlar hatta 3-5 Aralık tarihlerinde New York’taki devlet destekli bir konferansa çağırıyorlar. Bu veriler, bize bu hareketin Amerikancı bir hareket olduğunu söylüyor ve söyletiyor.<br />
Son bir soru kalıyor: Genç Siviller hakkında söylenenler doğru mu; yani bu adamlar demokrasiyi mi savunuyorlar, kontrgerillaya gerçekten karşılar mı? Sorular evet-hayır soruları oldukları için kısa cevaplar ve ikna edici argümanlar vermek yeterli oluyor.<br />
Mümtazer Türköne gibi ismi adı bir dönem kontrgerilla ile ilişkilendirilen biri Genç Siviller oluşumunun düzenlediği bir etkinlikte ders veriyor. Buradan Genç Siviller’in kontrgerilla ile çok da ciddi bir sorunu olmadığını söyleyebiliriz.<br />
Baro’nun telefon dinlemelerine karşı yaptığı eyleme karşı çıkan ve baroyu darbecilikle suçlayan bir eylemleri var. Demek ki telefon dinlemelerine karşı değiller, yani gücü elinde bulunduranın özel hayata istediği gibi karışma hakkı var, düşünce özgürlüğü o kadar da önemli bir şey değil. Demokrasiyi savunuyorlar da diyemeyiz.<br />
Peki, ayrımcılık hakkında ne diyorlar? Çok ilginçtir, AKP yanlılarının Türkçe demeçleriyle yabancı dillerde verdikleri demeçler arasında farklar oluyor. Genç Sivillerin başı kapalı kızlar ve başı açık kızlar arasında bir ayrımcılık güttüğünü Türkçe yazdıkları hiçbir metinde bulamıyoruz; ne var ki New York Times’a konuşan Genç Sivil İlhan Doguş yardımımıza koşuyor ve “başı açık kızlar cahil, Marx’ı Marks&#38;Spencer’daki Marks zannediyorlar” diyor ve bizi, yoksa bu adamlar ayrımcı değiller mi, sorusunu düşünmekten kurtarıyor.<br />
O halde Genç Siviller’in, demokrasi yanlısı veya kontrgerilla ve ayrımcılık karşıtı olduğu halen söylenebilir mi? Maalesef bu soruya olumlu cevap verebilmemiz için önce geçtiğimiz günlerde odatv’nin sorduğu “Genç Siviller Faşist mi” sorusuna olumsuz cevap verebilmemiz gerekmektedir.<br />
Doruk Cengiz<br />
Odatv.com</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Darbeciler için Hz. İsa savunması  ]]></title>
<link>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/11/30/darbeciler-icin-hz-isa-savunmasi-2/</link>
<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 00:59:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>Bekir L. Yildirim</dc:creator>
<guid>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/11/30/darbeciler-icin-hz-isa-savunmasi-2/</guid>
<description><![CDATA[Andıçlar, muhtıralar, fişlemeler, telefon kayıtları, yerden fışkıran silahlar, pardon mühimmatlar, ‘]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Andıçlar, muhtıralar, fişlemeler, telefon kayıtları, yerden fışkıran silahlar, pardon mühimmatlar, ‘]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu Oyunun Birinci Perdesi | Soner Yalçın]]></title>
<link>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/11/29/bu-oyunun-birinci-perdesi-soner-yalcin/</link>
<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 06:37:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>gizlibelge</dc:creator>
<guid>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/11/29/bu-oyunun-birinci-perdesi-soner-yalcin/</guid>
<description><![CDATA[BU OYUNUN BİRİNCİ PERDESİ Yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık duygusuna “dejavu” denir. Türk]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2>BU OYUNUN BİRİNCİ PERDESİ</h2>
<p><a href="http://gizlibelge.wordpress.com/files/2009/11/tsk.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-1124" src="http://gizlibelge.wordpress.com/files/2009/11/tsk.jpg" alt="" width="250" height="175" /></a></p>
<h3><strong>Yaşanılan bir olayı daha önceden yaşamışlık duygusuna “dejavu” denir. Türkiye’nin son günlerdeki politik olaylarını daha önce yaşadığınız duygusuna kapılıyor musunuz? Örneğin Ergenekon gözaltılarını, tutuklamalarını? Ya da “Başbakan, Genelkurmay Başkanı’nı görevden alsın” sözlerini? Gelin yıllar öncesine gidip bir dejavu yaşalım…</strong></h3>
<p>Bugün fikir hayatındaki kısırlığımızın temel sebeplerinden biri sol düşünceye düşmanlıktır. Bunun nedeni ise Soğuk Savaş ve onun uzantısı olarak 12 Mart-12 Eylül darbeleridir.<br />
Annales-School tarihçiliği; yani tarihi olayları ekonomik temelli düşünceyle anlama-analiz etme yöntemi solculukla özdeşleştirildiği için, bu anlayış bizim üniversitelerimize sokulmamıştır. Bu da hala temel meseleleri kavrayamamamıza neden olmaktadır.<br />
Gündemdeki olayları hala Soğuk Savaş yıllarının bize dayattığı tek boyutlu düşünce sistematiğiyle tartışıyoruz. Sosyal tarihçiliği-ekonomik tarihçiliği bilmiyoruz.<br />
Örneğin; Türkiye’deki Ergenekon soruşturması-davasını nasıl “okuyor-analiz” ediyorsunuz?<br />
Sovyetler Birliği’nin parçalanmasıyla dengeleri alt üst olan günümüz dünyasında yeni oluşturulmaya çalışılan düzeni kavrayamadan Türkiye’deki olayları anlayabilir misiniz?<br />
Sözlerimi somutlaştırmak için size bir dejavu yaşatmalıyım!…<!--more--></p>
<p><strong>Yeni yol haritası</strong></p>
<p>1945 yılında II. Dünya Savaşı bitti.<br />
Savaşın iki galibi Amerika ve Sovyetler (Rusya), özelikle 100 yıldır paylaşım mücadelesine girdikleri emperyal rakiplerini saf dışı edip dünyaya hakim oldu.<br />
İngiltere, Fransa galip bile olsalar savaş yorgunuydu; ABD’nin gölgesine sığındılar. Almanya, İtalya, Japonya zaten savaştan yenik çıktı.<br />
İki süper gücün dünyayı paylaşma isteği soğuk savaşın başlamasına neden oldu.<br />
“Milli Şef” İsmet İnönü’nün usta dış politikasıyla harbe girmeyen Türkiye, yönünü Batı’ya döndü. Üstelik bunu Atatürk döneminin SSCB’ye yakın dış politikasını tamamen değiştirerek yaptı.<br />
İnönü Türkiye’nin geleceğini Batı’da görse de, ülkenin tam bağımsızlıkçı çizgisinden çok taviz verme eğiliminde değildi.<br />
Oysa…<br />
ABD’nin yeni dünya düzeninde Türkiye’den istekleri vardı. Örneğin, Kore’ye asker gönderilmesi gibi…<br />
ABD, Türkiye’nin II. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi tarafsız kalmasını istemiyordu;yeni ordulara ihtiyacı vardı.<br />
Çünkü…<br />
Sovyetler Birliği Avrupa’nın merkezine kadar gelmişti.<br />
Afrika’da, Asya’da sömürgeler özgürleşiyordu. Ortadoğu’da ulusal hareketler çığ gibi büyüyordu.<br />
Çin ve SSCB kapitalist ülkelere karşı birleşik cephe oluşturma kararı almıştı.<br />
Ve bu karardan 5 ay sonra Kuzey Kore, Güney Kore topraklarına girdi.<br />
II. Dünya Savaşı bitmişti bitmesine ama dünyayı paylaşım mücadelesi sürüyordu.<br />
Ve ABD’nin, savaşacak Mehmetçik’e ihtiyacı vardı.</p>
<p><strong>Genelkurmay Başkanı<br />
tasfiye edildi</strong></p>
<p>İsmet Paşa, iktidarı DP’ye kaptırmasaydı Kore’ye asker gönderir miydi?<br />
Türkiye’yi savaşa sokmamış İsmet Paşa’nın Kore’ye asker gönderme ihtimali az.<br />
Peki Genelkurmay’ın II. Dünya Savaşı’ndaki kurmay kadrosu görevde olsaydı, DP’nin isteğine uyar mıydı?<br />
Bu konuyu açmalıyım:<br />
Demokrat Parti 6 Haziran 1950’de TSK içinde “balans ayarı” yaptı.<br />
Bunu da ustaca başardı.<br />
Hükümet olunca gündeme hemen ezanın tekrar Arapça okunmasını getirdi. Ardından radyoda dini program yapılması yasağını kaldırdı.<br />
Dini duygulara seslenip kamuoyunun desteğini arkasına alınca Türkiye’nin gündemine suni bir olay getirildi:<br />
“Askerler darbe yapacak!”<br />
Parantez açayım: Bu dedikodunun üzerinden 60 yıl geçti; bugüne kadar bu dedikodunun doğruluğunu gösterir bir tek bilgi-belge bulunamadı.<br />
Ama DP Hükümeti bu dedikoduyu fırsat bilip, başta Genelkurmay Başkanı A. Nafiz Gürman, Hava Kuvvetleri Komutanı Zeki Doğan, Deniz Kuvvetleri Komutanı Mehmet Ali Ülgen, Jandarma Genel Komutanı Nuri Berköz, Genelkurmay II. Başkanı İzzet Aksalur olmak üzere ordu komutanları dahil 15 general ve 150 albayı emekli etti.<br />
Ve…<br />
İki ay sonra ABD’nin isteği oldu:<br />
25 Temmuz 1950’de DP Hükümeti, Kore’ye 4 bin 500 kişilik askeri birlik gönderme kararı aldı.<br />
DP, CHP’nin tavrından çekinip konuyu TBMM’ye bile getirmedi. Bakanlar Kurulu kararnamesiyle Mehmetçik cepheye sürüverdi.<br />
Üst komuta kademesi tasfiyeye uğrayan TSK sesini bile çıkaramadı.<br />
Olayı protesto eden Türk Barışseverler Derneği’nin solcu üyeleri ise hemen cezaevine tıkılıp sesleri kesildi.</p>
<p><strong>1 Mart tezkeresi</strong></p>
<p>1950’lerdeki iç ve dış olayların günümüz dünyası ve Türkiye’si ile benzerliği var mı?<br />
1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla soğuk savaş dönemi sona erdi.<br />
Soğuk savaş sonrasının en sert paylaşım mücadelesinin yaşandığı Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu, Türkiye’nin yanı başında.<br />
Türkiye bugüne kadar sorunlu bölgelere BM nezdinde asker göndererek kanlı savaşların dışında kalmaya özen gösterdi.<br />
Fakat…<br />
Bu tarafsız dış politika bir yere kadar sürdü.<br />
Türkiye’nin 1 Mart (2003) Tezkeresi’ne onay vermemesi, ABD için dönüm noktası oldu.<br />
Tezkerenin reddedilmesini ABD, TSK&#8217;ya bağladı.<br />
İşte ben o tarihten sonra dejavu yaşamaya başladım.<br />
Bugün ne diyorlar:<br />
“TSK’da cunta var”; “Başbakan, TSK’nın üst komuta kademesini görevden alsın!”<br />
Sanıyorum oyunun henüz birinci perdesini seyrediyoruz.</p>
<p><strong>DEJAVU-2</strong><br />
<strong><br />
AVRUPA&#8217;YA KOMÜNİST OYUNU</strong></p>
<p>ABD’nin soğuk savaş doktrinine göre, büyük kara ordusuna sahip Türkiye, NATO şemsiyesi altında olmalıydı.<br />
DP de hükümet olunca NATO’ya başvurdu. Amerika desteğine ve Kore’ye asker göndermesine güvenip hemen kabul edileceğini sanıyordu.<br />
Olmadı; Avrupalılar Türkiye’yi istemedi.<br />
Şaşıran sadece Türkiye değildi; ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, NATO’nun Avrupalı üyelerine sert çıkarak, Türkiye’nin acilen pakta alınmasını istedi.<br />
Avrupa’nın üstünde hala savaşın dumanı tütüyordu; kimsenin sert demeçlerden korkacak hali yoktu.<br />
ABD ve Türkiye, Avrupa’yı ikna için iki yönteme başvurdu:<br />
Bunlardan birincisi, “Stalin, Kars ve Ardahan’ı istedi” yalanına yeniden başvurmak oldu!<br />
Bu yalanı maalesef Feridun Cemal Erkin ile Selim Sarper çıkardı. Güya talep Moskova Büyükelçisi Sarper’e sözlü olarak söylenmişti! Toprak talebini Stalin niye nota vererek yapmamıştı? Bilinmiyor.<br />
Zaten SSCB toprak talebini reddetti; Dışişleri Bakanı Molotov, “bu nereden çıktı, böyle bir talebimiz yok” demesine rağmen psikolojik harbe yenik düştüler. Bırakın o dönemi bu kara yalana hala inanılıyor; yıllardır iç politika malzemesi olarak kullanılıyor.<br />
Neyse dönelim konumuza…<br />
Ortada toprak talebine ilişkin belge filan olmayınca Avrupalılar bu yalana pek itibar etmedi.<br />
O halde Avrupalıları ikna için başka oyunlar gerekiyordu.<br />
Bulundu:<br />
“Türkiye komünist hareketlerin tehdidi altındaydı.”<br />
Bu &#8220;tehlikenin&#8221; gösterilmesi amacıyla 1951 yılında Türkiye Komünist Partisi’ne yönelik &#8220;büyük tevkifat&#8221; yapıldı. Dört yüz kişi işkenceden geçirildi. Kimler yoktu ki; Ruhi Su, Enver Gökçe, Ahmet Arif, Arif Damar, Mihri Belli…<br />
İşkenceye dayanamayıp aklını kaybedenler oldu. (İşkenceye uğrayanlardan Yılmaz Çolpan Paris Turizm Müşaviri iken 22 Aralık 1979’da ASALA tarafından öldürüldü. Sol’un tarihi acıklı insan hikayeleriyle doludur.)<br />
Basın günlerce komünistlerin nasıl sinsi bir oyunla rejimi değiştireceğini yazdı.<br />
Bu arada, ölüm korkusuyla Nazım Hikmet de Sovyetler Birliği’ne kaçınca yayınlar daha da sertleşti.<br />
ABD her fırsatta, Türkiye’nin komünist tehdidi altında olduğunu söylemeye başladı. Bu arada NATO kararını da bekleyemezdi. Ortadoğu ABD Büyükelçileri Konferansı İstanbul’da toplandı. Güçlü bir Ortadoğu savunma hattı kurulması ve Türkiye’nin bu savunmada etkin bir rol üstlenmesi istendi.<br />
Türkiye’nin Londra, Paris, Roma büyükelçileri de, Cumhurbaşkanı Bayar başkanlığında Çankaya Köşkü’nde toplanarak, Doğu Akdeniz savunmasına ilişkin kararları görüştü.<br />
Öte yandan&#8230;<br />
Bir avuç aydına/ komüniste karşı Türkiye’yi korumak için Amerikan 6’ıncı Filosu İstanbul’a geldi!<br />
Şaka gibi…ABD ayrıca Türkiye’ye 100 jet uçağı vereceğini açıkladı. Yani tehlike o kadar büyüktü!<br />
Bu arada Mehmetçik Kore’de yiğitçe savaşmayı sürdürdü. ABD, Kore’deki Türk Tugayı’na “Başkanlık Onur belgesi”ni verdi.<br />
Ödül karşılıksız bırakılır mıydı; hemen Kore’ye 900 kişilik ilave asker sevkıyatı yapıldı.<br />
Mehmetçik’in bir hiç yüzünden Kore’de şehitler vermesini protesto eden 56 üniversite öğrencisi tutuklandı. Tabii hepsi komünistti!<br />
Bu arada Ankara’ya ABD askeri heyetlerinin biri gidip diğeri geldi. Ziyaretler sonrasında Kore’ye hep takviye asker gönderildi; bu kez sayı 600 idi.<br />
Bir yanda Kore’ye asker gönderildi, diğer yanda solculara yönelik tutuklamalar hız kesmedi.<br />
Türkiye Sosyalist Partisi Genel Sekreteri Esat Adil Müstecaplıoğlu; Atilla İlhan ve Madımak’ta kaybettiğimiz Asım Bezirci’nin de aralarında bulunduğu 15 aydın tutuklandı.<br />
İstanbul’da Orak Çekiç adında gizli bir örgüt ortaya çıkarıldı! Üç kişi tutuklandı.<br />
Milli Eğim Bakanı Tevfik İleri solcu öğretmenlerin tasfiyesinin hızlandırılarak sürdüğünü açıkladı.<br />
Uzatmayalım…<br />
Sonuçta Avrupalılar “komünist tehlikesi oyununa” kandılar/ya da kanar gibi yaptılar; Türkiye’nin NATO’ya katılmasına izin verdiler. Zaten SSCB burunlarının dibine kadar gelmişti; riske girmek istemiyorlardı.</p>
<p>Nedendir bilinmez bu kabulden sonra ABD, Türk-Amerikan Askeri İşbirliği’ne katkılarından dolayı Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut’a “Liyakat Madalyası” verdi.<br />
Halk bayram yapıyordu:<br />
100 yıllık Rusya korkusundan yine bizi Batı koruyacaktı. Sovyetler saldırınca NATO bizim yanımızda olacaktı!<br />
Halbuki…<br />
Bu da koca bir yalandı. SSCB’nin saldırısı durumunda savunma hattı boğazlarda kurulacaktı.<br />
Neyse gelelim sonuca…<br />
Dün komünistler, bugün de “darbeci Ergenekoncular” cezaevinde!<br />
Size de yaşadıklarınız dejavu gibi geliyor mu?..</p>
<p><strong>En önemli silahları:<br />
CAHİLLİK</strong></p>
<p>Soğuk savaş doktrini 1950’de kolayca hayata geçirildi.<br />
1989’da Berlin Duvarı yıkıldı. Soğuk Savaş sona erdi.<br />
Dünyayı yeniden dizayn etmek isteyen süper güç ABD, 1990’larda yeni doktrini Büyük Ortadoğu Projesi’ni hayata geçirmek için kolları sıvadı.<br />
Bu konsepte göre Türkiye artık Kemalizmi bırakıp, yeni rol modeli ılımlı İslam’ın ipine sarılmalıydı.<br />
NATO konsepti gereği savunma ordusuydu.<br />
Ama artık bunu bırakmalıydı. “Yurtta sulh cihanda sulh” ilkesi artık bir kenara bırakılmalıydı. Özellikle Ortadoğu’da aktif rol almalıydı.<br />
Fakat Türk Silahlı Kuvvetleri de sömürge ordusu değildi, ulusal devletin ordusuydu; “hadi şimdi de bu görevi üstlen” denince hemen “baş üstüne” diyemezdi.<br />
Demediği gibi Rusya ve İran ile ittifak kurulmayı öneren Paşalar bile çıktı. Tabii bu teklifi yapanların sonları Silivri’deki Ergenekon Davası oldu! Neyse…<br />
ABD, dünyayı dizayn etmekte kararlı; bunun ekonomik nedenleri var.<br />
En azından ilk etapta Irak’tan çekildiğinde Kürtleri ve petrol kuyularını koruyacak TSK’ya ihtiyacı var.<br />
Fakat 1950’lerde “tereyağından kıl çeker” gibi halledilen oyunlar/planlar bu kez hayata kolay geçirilemiyor.<br />
Baksanıza “Kürt Açılımı” bile sert muhalefetle karşılandı.<br />
Uyduruk mektuplarla TSK ve son günlerde Dersim meselesiyle CHP ne kadar yıpratılmaya çalışılsa da oyun tutmuyor; ikna edici olmuyor.<br />
Niye? Hükümete, yandaş medyaya, liberallere, din sömürücülerine rağmen oyun niye tutmuyor?<br />
Bakınız…</p>
<p>İşte burada sosyal-ekonomik tarihçilikten yararlanacağız.<br />
1950’de Türkiye nüfusu 21 milyondu. Yüzde 75’i köylüydü; ve nüfusu 5 binin altında olan yerleşim yerlerinde oturuyordu.<br />
Okur yazar oranı sadece yüzde 30 idi.<br />
Kişi başına düşen gelir 166 Dolar’dı.<br />
Bu yoksul halkın cehaletinden yararlandılar.<br />
Türkçe ezanın kaldırılması, okullarda din derslerinin mecburi edilmesi, Fatih ve Eyüp Sultan gibi türbelerin açılması, radyoda din programlarının yapılması gibi popülist icraatlarla onu kandırdılar.<br />
Yoksul köylülerin temiz inançları siyasete malzeme yapıldı.<br />
Sadece onlar mı?<br />
Şehirliler de yeni gazino kültürüyle, ABD’den gelen jazz müzikle-dansla, güzellik yarışmalarıyla, radyo günleriyle, polisiye cep kitaplarıyla, renkli sinemalar ile meşgul edildi.<br />
Dinciler çok mutluydu. Ardı ardına çıkardıkları yayınlarda Atatürk’e hakaret etmek için birbiriyle yarıştırıldı. Her yanda Atatürk’ün heykelleri kırılıyordu.<br />
DP’nin besleme basını ise, ABD’nin Marshall planı çerçevesinde Türkiye 58 milyon dolarlık askeri yardımda bulunması gibi olayları manşetlere taşırken; Kore’de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğu; 234 Mehmetçik’in ise esir tutulduğu haberlerini görmezlikten gelmeye çalıştı.<br />
Peki….<br />
1950’liler 2000’li yıllara benziyor mu?<br />
Benzerlikler var kuşkusuz.<br />
Ancak bu oyun bugün niye pek tutmuyor?<br />
Hadi bu da size ev ödevi olsun…<br />
<strong><br />
Soner Yalçın</p>
<p>Odatv.com</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kafes Tertibi]]></title>
<link>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/11/29/kafes-tertibi/</link>
<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 01:27:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>gizlibelge</dc:creator>
<guid>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/11/29/kafes-tertibi/</guid>
<description><![CDATA[&#8220;KAFES&#8221; TERTİBİ Aydınlık kapak 1166 Kafes tertibinde ilk sonuç çıktı. Kafes operasyonu a]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2 class="mceTemp">&#8220;KAFES&#8221; TERTİBİ</h2>
<div id="attachment_1137" class="wp-caption alignleft" style="width: 250px"><a href="http://gizlibelge.files.wordpress.com/2009/11/aydinlik-kafes-tertibi.jpg?w=400&#38;h=576"><img class="size-full wp-image-1137" src="http://gizlibelge.wordpress.com/files/2009/11/aydinlik-kafes-tertibi.jpg" alt="" width="240" height="346" /></a><p class="wp-caption-text">Aydınlık kapak 1166</p></div>
<p><strong>Kafes tertibinde ilk sonuç çıktı. Kafes operasyonu adı takılan soruşturmada, 2 Albay ve bir yarbay için tutuklama kararı çıktı. 18 ve 20 Kasım tarihlerinde İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilen 3 subay, mahkemece serbest bırakılmıştı. </strong></p>
<p>12. Ağır Ceza Mahkemesi, Kafes operasyonu iddialarıyla ilgili soruşturmayı yürüten Ergenekon savcılarının itirazını kabul etti. Savcılar, daha önce yine İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesince serbest bırakılan 3 subayın serbest bırakılmasına itiraz etmişlerdi. Mahkeme heyeti, Ergenekon savcılarının itirazını kabul ederek, nöbetçi hakim tarafından 18 ve 20 Kasımda serbest bırakılan iki albay ve bir yarbay hakkında &#8221;yakalama&#8221; kararı çıkarttı.<!--more--></p>
<p>Poyrazköy kazılarında bulunan mühimmat üzerine yürütüldüğü iddia edilen soruşturmada, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı&#8217;nın sorgulandığını Ulusal Kanal ortaya çıkarmıştı. Soruşturmada, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı&#8217;nda görevli 100 Kurmay Albay ile Tuğamiral ve Koramirallerin isimleri ve görev yerleriyle geçiriliyordu. Sorgusu devam eden askerlere, Ergenekon sanıklarıyla ilişkileri sorularak, bağ kurulmaya çalışılmıştı.</p>
<p>İşte bu operasyon, Taraf gazetesinde &#8220;KAFES Eylem Planı&#8221; manşetiyle verilmişti. TARAF&#8217;ın haberine göre KAFES eylem planı çerçevesinde, Deniz Kuvvetleri&#8217;ndeki bir cunta gayrimüslimlere yönelik eylemler yapmayı planlıyordu. Medyada yer alan haberlerde günlerce Deniz Kuvvetleri Komutanlığı hedef alınmıştı.</p>
<p>&#8220;KAFES Eylem Planı&#8221;, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı&#8217;na e-posta yoluyla 3.5 ay önce gelen bir ihbar mektubuna dayanıyordu. Deniz Kuvvetleri bu suçlamayla ilgili bir soruşturma başlatmasına rağmen Ergenekon savcıları da aynı konuda soruşturma başlatmıştı. Soruşturma, Emekli Deniz Binbaşı Levent Bektaş&#8217;tan elde edildiği ileri sürülen CD içeriği üzerinden yürütülüyordu. CD içerisinde, &#8220;KAFES Eylem Planı&#8221;nın yer aldığı, alt görev başlığı bölümünde de hücreler şeklinde örgütlenildiği ve 40 deniz subayının isminin geçtiği iddia ediliyordu.</p>
<p>Ulusal Kanal</p>
<p><a href="http://gizlibelge.wordpress.com/2009/11/29/genelkurmaydan-kafes-tertibine-aciklama/">Genelkurmay’dan Kafes Tertibine Açıklama </a></p>
<p>&#160;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ergenekon İddianamesini Kim Hazırladı]]></title>
<link>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/11/29/ergenekon-iddianamesini-kim-hazirladi/</link>
<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 01:15:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>gizlibelge</dc:creator>
<guid>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/11/29/ergenekon-iddianamesini-kim-hazirladi/</guid>
<description><![CDATA[İDDİANAMEYİ KİM HAZIRLADI? 2. Ergenekon İddianamesinde büyük bir usulsüzlük ortaya çıktı. Ergenekon ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2>İDDİANAMEYİ KİM HAZIRLADI?</h2>
<p><strong><img class="alignleft" title="emcet olcaytu" src="http://gizlibelge.wordpress.com/files/2009/11/emcet-olcaytu.jpg" alt="" width="269" height="305" /></strong></p>
<p><strong>2. Ergenekon İddianamesinde büyük bir usulsüzlük ortaya çıktı. Ergenekon tutuklusu, Ulusal Kanal Hukuk Danışmanı Emcet Olcaytu 2. Ergenekon iddianamesinin Ergenekon Savcıları tarafından değil, polisler tarafından yazıldığını ortaya çıkardı. 20. duruşmada söz alan Olcaytu bunu iddianameden örneklerle kanıtladı.</strong></p>
<p>2. Ergenekon Davası&#8217;nın 20. duruşmasında davaya bakan 13. ağır Ceza Mahkemesi heyetine bir dilekçe sunan Ulusal Kanal Hukuk Danışmanı ve davanın sanığı Emcet Olcaytu, 2. iddianamenin Ergenekon Savcılarınca değil, polisler tarafından yazıldığını gösteren önemli deliller ortaya koydu. Deliller saklı değil, iddianamenin içinde&#8230;<!--more--></p>
<p>Olcaytu iddinamedeki bazı ifadelere dikkat çekti. Ergenekon Savcılarının kendilerinin hazırladığını iddia ettiği iddianameye, yapılan bir ev aramasından sonra tutulan tutanak koyuluyor ve iddianamenin 306. sayfasında 18. satırda şu ifadelere yer veriliyor:<br />
Üzerinde El Yazılı Notlar ibaresi bulunan zarfın içerisinde, daha sonra &#8220;tarafımızdan&#8221; 1&#8242;den 41&#8242;e kadar numaralanadırılmış (41) adet el yazması notun olduğu notların içinde&#8230;.</p>
<p>599. sayfanın 10. satırında da bir işyeri aramasından sonra kullanılan ifade şu şekilde:<br />
Tarafımızdan (12) numarası ile numaralandırılmış, kırmızı renkli ajandanın yapılan incelemesinde, ajanda içeriğinde el yazısı ile çeşitli konular ile ilgili olarak tutulmuş notların bulunduğu, el yazmasının bozuk olması sebebiyle çoğunun okunamadığı&#8230;.</p>
<p>İddianamenin 1078. sayfasında 27. satırda yapılan bir ev aramasından sonra:<br />
(1) adet pembe renkli 2 GB &#8220;Sandick&#8221; marka flashbellek, (1) adet  HP marka Kompak 6710 b no&#8217;luleptop bilgisayar (25) adet tarafımızdan numaralandırılmış&#8230; Bu ifadelerde, savcıların ev ve iş yeri aramalarını kendilerinin yapmış olduğu anlaşılıyor. Oysa ev ve işyeri araması &#8220;savcının&#8221; talebiyle, bir mahkemeden alınanan kararın ardından, &#8220;polislerce&#8221; yapılıyor&#8230;</p>
<p>Yapılan bir ev aramasından sonra gözaltına alınan kişi için de şöyle bir ifade kullanılıyor:<br />
Üst aramasında (1) adet Sony Ericsson marka K750 i model telefon, Telefona takılı vaziyette Turkcell &#8230;.numaralı hat&#8230;.<br />
Buradan da savcıların ev araması sırasında kişilerin üzerini aradığı da anlaşılıyor.</p>
<p>20. duruşmada söz alan Emcet Olcaytu iddianamede bu şekilde yer alan 26 örneği dilekçesiyle mahkeme heyetine verdi. Bu usulsüzlüğü bulmak için sadece 2 buçuk dakika harcadığını belirten Olcaytu, &#8220;bu kanıtları görmek için de iddianameyi sadece 306. sayfaya kadar okumak yeterli olacaktır&#8221; dedi.</p>
<p>Savcıların işyeri veya üst arama yetkisi olmadığını belirten Olcaytu, &#8220;belki de savcıların gözaltına alınan kişileri polis kılığına girerek aramış olabilirler&#8221; dedi. Olcaytu şöyle konuştu:</p>
<p>Savcıların tarafımızdan yapılmıştır dediği tutanakların hiç birisinde savcıların namı yoktur. Bu kanıtların yanı sıra bir kaç kanıtı da sizin bulmanız için yazmadım. Şimdi şunu sormak gerekiyor: İmkanlarınız mı kısıtlıdır?  Yoksa kısıtlanmış mıdır? bu tablo gözlerimizin önünde dururken, sizlerin iddianame ve eklerini okuyup, incelediğinize, yasaya uygunluğunu araştırdığınıza dair beyanlarınızın hiç bir kıymeti kalmamaktadır. Buna kimin inanmasını bekliyorsunuz? Herşeyden önce kendinizi inandırabiliyor musunuz?</p>
<p>Ulusal Kanal</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[kafesteyim ben kafeste]]></title>
<link>http://apehell.wordpress.com/2009/11/27/kafesteyim-ben-kafeste/</link>
<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 19:43:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>apehell</dc:creator>
<guid>http://apehell.wordpress.com/2009/11/27/kafesteyim-ben-kafeste/</guid>
<description><![CDATA[Gitme, gelme, yapma, etme, derken Bir sıkımlık saltanatımız da bitti Gönlüm şimdi sarı bir kızda Kur]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Gitme, gelme, yapma, etme, derken<br />
Bir sıkımlık saltanatımız da bitti<br />
Gönlüm şimdi sarı bir kızda<br />
Kurban olmalı mı yeni aşka</p>
<p>Yapsam yapamam kazsam kazamam<br />
vursam vuramam şaştım bu işe<br />
Subay mı, er mi bilmem ama<br />
kafesteyim ben kafeste</p>
<p>Darbe için acaba çok mu erken<br />
Yapar mı yapmaz mı yoksa derken<br />
Günlüğüm şimdi yeni bir kuyuda<br />
Kurban olmalı mı bu cuntaya</p>
<p>yatsam yatamam, kaçsam kaçamam<br />
kalksam kalkamam şaştım bu işe<br />
küçük mü büyük mü bilmem ama<br />
kafesteyim ben kafeste</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Akıl ve vicdan "bağımsız yargı" yı mı beklemeli Kürşat Bey?]]></title>
<link>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/11/25/akil-ve-vicdan-bagimsiz-yargi-yi-mi-beklemeli-kursat-bey/</link>
<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 11:26:42 +0000</pubDate>
<dc:creator>Bekir L. Yildirim</dc:creator>
<guid>http://bekirlyildirim.wordpress.com/2009/11/25/akil-ve-vicdan-bagimsiz-yargi-yi-mi-beklemeli-kursat-bey/</guid>
<description><![CDATA[Gene yapmış yapacağını bizim çakma Voltaire. Ne demek istediği yazı başlığı ve son cümlesinde: ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Gene yapmış yapacağını bizim çakma Voltaire. Ne demek istediği yazı başlığı ve son cümlesinde: ]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
