<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>fikir &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/fikir/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "fikir"</description>
	<pubDate>Mon, 07 Dec 2009 11:56:58 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Makdisi'nin HAMAS Müftüsüne Cevabı]]></title>
<link>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/30/makdisinin-hamas-muftusune-cevabi/</link>
<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 18:45:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>ummetinsesi</dc:creator>
<guid>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/30/makdisinin-hamas-muftusune-cevabi/</guid>
<description><![CDATA[ER-REDDUL EMSEL Hamas Müftüsüne Cevabımızdır Ebu Muhammed el-Makdisî              Hamd, ezelden ebed]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div style="text-align:center;"><strong>ER-REDDUL EMSEL</strong></div>
<div style="text-align:center;"><a href="http://ummetinsesi.wordpress.com/files/2009/11/makdisi6wr9.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-576" title="makdisi6wr9" src="http://ummetinsesi.wordpress.com/files/2009/11/makdisi6wr9.jpg?w=300" alt="" width="300" height="225" /></a><strong></strong><br />
Hamas Müftüsüne Cevabımızdır</p>
<p>Ebu Muhammed el-Makdisî</p></div>
<p>             Hamd, ezelden ebede dek yalnızca Allah’a özgüdür. O’nu över ve O’ndan Peygamber efendimizi, O’nun ehli beytini ve sahabilerini rahmetiyle kuşatmasını dileriz. Allah Tealâ şöyle buyurmaktadır:</p>
<p>             “Ey iman edenler! Allah’tan sakınılması gerektiği gibi sakının. Sizler, kesinlikle Müslüman olarak ölün.” (3/Ali İmran 102)</p>
<p>             “Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve o ikisinden birçok erkekler ve kadınlar vücuda getirip (dünyanın dört bir tarafına) yayan Rabbinizden (emir ve nehiylerine riayetsizlikten) sakının. Adını anarak birbirinizden dilekler dilediğiniz Allah’tan ve sıla-i rahmi kesmekten korkun. Hiç şüphesiz ki O, sizin üzerinize Rakîb’tir. (En ince ayrıntısına kadar her halinizi daima gözetendir.)” (4 Nisa/1)</p>
<p>             “Ey iman edenler! Allah’tan (emir ve nehiylerine riayetsizlikten) sakının ve doğru olan sözü söyleyin ki, Allah, yaptığınız amelleri kabul etsin ve günahlarınızı affetsin. Allah ve Resulüne itaat eden, elbette ki bütün büyük emel ve beklentilerini elde etmiştir.” (33 Ahzab/71)</p>
<p>             Bütün hitap ve kitapların başında ifade edilmesi sünnet olan “hamd ve salât” fasılasını ifa ettikten sonra&#8230;</p>
<p>             En doğru söz, Allah’ın kelamı ve en mustakim yol, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in rehberlik ettiği yoldur. Yoldan saptıran en şerli şeyler, dinde sonradan çıkartılan şeylerdir. (Din adına başlı başına bir ibadet olması amacıyla) dinde sonradan çıkartılan her şey bid’attir. Her bid’at sapkın¬lıktır. Ve hiç şüphesiz ki, her sapkınlık azaba mustehaktır.<!--more--></p>
<p>             “Bu benim dosdoğru olan yolumdur, şu halde ona uyun. Sizi O&#8217;nun yolundan ayıracak (başka) yollara uymayın. Bununla size tavsiye etti, umulur ki korkup sakınırsınız.” (5 En’am/153)</p>
<p>             Bütün işlerin ilk adımı, aslı ve direği tağutu inkâr etmek, ondan uzaklaşmak ve sadece ama sadece Allah’ı birlemektir. Bu Allah’ı hakkıyla birleyen muvahhitler tarafından bilinen bir gerçektir. Allah (sb)’nın insanoğluna namaz, zekat ve diğer ibadetlerden daha önce öğrenmesini ve onunla amel etmesini farz kıldığı temel bir esastır bu. Allah (sb) bu temel aslın ikamesi için; insanı yaratmış, rasuller göndermiş ve kitaplar indirmiştir. Bunun için cihadı ve istişhadı meşru kılmıştır. Rahman&#8217;ın dostları ile şeytanın dostları arasında baş gösteren düşmanlığın altında yatan temel etkende tağutu inkar etme, ondan kaçınma ve Allah’ı birleme ilkesidir.  Allah (sb) şöyle buyurur:</p>
<p>             “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk (ibadet) etsinler diye yarattım.” (51, Zariyat/56)</p>
<p>             “Andolsun ki, biz her ümmete: -Allah&#8217;a kulluk (ibadet) edin ve tağuttan kaçının- (diye tebliğ etmesi için) bir resul gönderdik.” (16, Nahl/36)</p>
<p>             Gerek bu en sağlam asıl gerekse de onun şer&#8217;i delilleri karşımızda apaçık dururken –ki diğer taraftan da Kur&#8217;an başından sonuna kadar bu temel aslı tesis etmektedir- günümüz ruveybidalarının  birçoğu ona zerre kadar önem atfetmemektedirler. Dinin en temel kulpunu, onun sağlam sutunlarını yerle bir etmeye çalışıyorlar. Temeli takva ve Allah&#8217;ın rızasını kazanmak üzere tesis edilmemiş  cılız akidelerini savunmaya yelteniyorlar. İşin aslı Allah&#8217;ın dini hakkında bilmedikleri konuda konuşup, sözü oldukça çoğaltıyorlar. Bu şekilde bir anlamda dinin hükümleri ile oynaşmaya çalışıyorlar. Bunun neticesi olarak ise Allah&#8217;ın dini ve daveti hususunda kendi heva ve arzularından kaynaklanan şeyleri güzel ve münasip görerek kendilerini kanun koyucu rabler konumuna getirdiler. Böylece insanları yoldan çıkararak, hem kendileri sapan hem de insanları saptıran önderler oldular.</p>
<p>             Nitekim sahih bir hadiste bildirildiği üzere Rasulullah (s)&#8217;in ümmeti adına en çok korktuğu şey saptırıcı alimler olmuştur.  Yine bir başka hadiste ise kıyamete yakın bir dönemde küçük deccallerin çıkacağı bildirilmiştir. İbn-i Ömer&#8217;den rivayet edildiğine göre birgün Rasulullah (s) insanların içinde ayağa kalkar, yüce Allah&#8217;ı layık olduğu şekilde sena eder ve daha sonra Deccal&#8217;i söz konusu ederek şöyle der:</p>
<p>             &#8221;Ben sizi Deccal&#8217;in fitnesinden sakındırıyorum. Zira kavmini Deccal&#8217;in fitnesinden dolayı sakındırıp korkutmayan hiçbir nebi yoktur.&#8221;</p>
<p> Bilindiği üzere Deccal ahir zamanda çıkacak, fitnesi ancak o zaman baş gösterecektir. Buna karşılık tüm rasuller onun fitnesinden ümmetlerini sakındırıp korkutmuşlardır.</p>
<p>            Deccal&#8217;in kıyamete yakın bir dönemde çıkacak olmasına karşılık tüm rasullerin böylesi bir fitneden ümmetlerini sakındırmalarının altında yatan hikmet ise Şeyhu-l İslam İbn-i Teymiye (rh)&#8217;ında dediği gibi onun fitnesinin tüm zaman ve mekânlara şamil olmasındandır. Bununla beraber Deccal&#8217;in, kendi fitnesini dini esaslar üzerine dayandırması, hak suretinde görünmesi onun fitnesinin tehlikesinin bir başka boyutudur. Nitekim sahih hadislerde de geçtiği üzere onun bir yanında cennetten bir bahce diğer yanında ise ateş olacaktır. Bununla beraber alnında &#8220;Kafir &#8221; yazmasına rağmen, onun küfrünü ancak mü&#8217;min olanlar görebilecektr. Mü&#8217;min olmayanların onu görmesi söz konusu değildir. Zira mü&#8217;min basiret sahibidir. Deccal&#8217;in din adı altında insanları kandırarak saçtığı fitneye aldanmaz. Bilir ki, Deccal&#8217;in insanları kendisiyle korkuttuğu ateşi cennet, cenneti ise ateştir. Bundan dolayı korkmadan, endişe duymaksızın, tereddüt etmeksizin Deccal&#8217;in ateşini tercih eder ve cennetinden kaçınır.</p>
<p>            İşte günümüzde Somali&#8217;de Şeyh Şerif&#8217;den, Irak&#8217;ta Hizbi İslamî&#8217;den, Afganistan&#8217;da Rabbanî ve benzerlerinden ve aynı zamanda bugün yeryüzünün birçok beldesinde saray mollalarından, resmi hükümetlere hizmet eden alimlerden sadır olan fitne Deccal&#8217;in fitnesinin birebir karşılığıdır. Bu fitne, (sureti haktan görünmek için) üzerlerine göstermelik din elbisesi giyinerek tağutların saltanatının kökleşmesi uğruna dillerine şer&#8217;i delilleri dolayan, dinin hükümlerini tağutların küfürlerine boyun eğdiren ve böylece onların ateşini cennet gösteren, şirklerini tevhide, küfürlerini imana, sapkınlıklarını hidayete, yalanlarını doğru söze dönüştüren tüm sapkınlık önderi imamların fitnesinin bire bir karşılığıdır. Onlar fitneleriyle İslam&#8217;ın en sağlam bağlarını koparmaya, yer bir etmeye çalışmaktadırlar. Rasullerin getirmiş olduğu tevhid dinine karşılık vatandaşlık bayrağı altında yeryüzünde ne kadar zındık varsa bir araya getirmişler, onları bu dinin çatısı altında göstermeye çalışmışlardır. Bunların nazarında kafir hükümetlerin demokrasisi şuradır, tağutları ise &#8220;ulul emr&#8221; yani itaat edilmesi vacip olan liderdir. Buna mukabil tağutları düşman edinen muvahhid ve mücahidler ise asi, terörist, tekfirci, harici olarak isimlendirilivermiştir. İşte tüm bu yapılanlarla ortaya çıkan fitne Deccal&#8217;in fitnesinin bir benzeridir. Yeryüzünün neresinde olursa olsun her kim böylesi şeyler yaparsa tüm bunlar Deccal&#8217;in fitnesi için bir önsöz mesabesindedir. Ve bu kimselerin fitnesi Deccal&#8217;in fitnesi türündendir.</p>
<p>            Hamas&#8217;a gelince… Onun bu fitneden oldukça büyük bir nasibi vardır. Zira Hamas din adı altında ortaya çıkmış, İslamî sloganlarla gençleri etrafına toplamıştır. Her kim ki kendisini cennete götürecek zannı ile onun bu aldatıcı sloganlarına kanar, ona aldanır ve tabi olursa; basiretinin azlığı sebebiyle Hamas&#8217;ın alnında, anayasasında yazılı olanları ayırt edemezse… İşte böyle kimseleri Hamas, kendi alimleri tarafından din ve cennet elbise giydirilmiş küfür kanunlarıyla, şirke bulanmış demokrasisi ile cayır cayır yanan ateşe götürür.</p>
<p>            Kısa bir zaman önce bazı kardeşlerimiz Hamas Müftüsü Yusuf Estal’e ait bir makale gönderdiler. Benden bu risalenin içeriğine dair görüşlerimi sordular, konuya dair bir reddiye yazmamı istediler. Risaleyi okuduğum zaman içeriğinin yalan dolanla, birçok batılla, gerçekleri örtbas etmekle dolu olduğunu gördüm. Üzerinde ilmi bir şeyler yazarak çalışma yapmaya değecek bir kıymeti yoktu. Öncelikle vaktimi böylesi değersiz bir risaleye reddiye yazmakla boşa götürme hususunda tereddüt ettim. Özellikle gerek ben gerekse diğer kardeşlerimiz demokrasi, Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmeme noktalarında birçok şüpheyi daha önce izale etmiş, onların bu apaçık şirki, ayan beyan küfrü maslahat, istihsan şeklinde isimlendirerek insanları nasıl saptırdıklarını muhtelif kitaplarımızda açıklamıştık. Ancak birçok kardeşimden bu risaleye dair bir şeyler yazmam yönünde mektuplar aldım. Özellikle Ramazan ayı öncesi vaktimin darlığına ve bununla beraber bir forumda tarafımıza yöneltilen eleştiri ve sorulara cevap vermekle meşgul iken bütün işlerimi bir kenara bıraktım ve Gazze’deki muvahhid kardeşlerimize yardımcı olmak niyetiyle Estal’in hem kendi yüzünü hem de Hamas’ın yüzünü karartan, üzerinde harcanan mürekkebe dahi yazık olan risalesine dair düşüncelerimi kaleme aldım.</p>
<p>            Allah’tan başarı umarak derim ki:</p>
<p> 1- Estal risalesinin ismini “Şubuhatun Merdudetun Fi Lumezatin Ma’dudetin” şeklinde isimlendirmiştir. Bu başlık işin aslı onun risalesinin içeriği hakkında bize yeterince bilgi vermektedir. Zira “Mektup isminden belli olur” denmiştir. Estal denen bu adam kardeşlerimizin asılların aslına, sadece Allah’ın hakkı olan tevhide dair sözlerini “Şüpheler-Lumezat” olarak isimlendirmiştir.</p>
<p>            İşin aslı böylesi bir tavır gerek gerek ihvanın gerekse diğer sapkın cemaatlerin genel tutumlarıdır. Onlar asılların aslını küçümser ve hakir görürler. Buna karşılık dinin fer’i konularını önemser, bu fer’i konuları en temel esasların önüne geçirirler.  Bu onların apaçık bir sapkınlıklarının, ölçülerinin bozulmasının, hükümlerinin kokuşmasının bir neticesidir. Nitekim bilindiği üzere aslın bozulması kaçınılmaz olarak fer’inde bozulmasını beraberinde getirecektir.  İşte bundan dolayıdır ki onların Şer’i konularda uzmanlarının ve alimlerinin zaruret, şer’i maksadlar, maslahatın celbi, mefsedetin def’i gibi delilleri sürekli surette dillerine dolayarak fer’i meselelere önem verme adına tevhidi bozduklarını, şirke koşuştuklarını görürsün.</p>
<p>            2- Hamas Müftüsü sözlerine şu şekilde başlamıştır:</p>
<p>            &#8220;Taifetul Mansura hak üzere üstün olmaya devam edecek fırkadır. Ne onlara muhalefet edenler ne de onları yardımsız bırakanlar Allah&#8217;ın emri gelinceye kadar onlara hiçbir zarar vereyemeyeceklerdir.&#8221;</p>
<p>            Şurası bilinen bir gerçektir ki, gerek &#8220;Hamas&#8221; gerekse &#8220;İhvanu Muslimiyn&#8221; hadiste belirtilen yardım edilen cemaatin (Taifetul Mansura&#8217;nın) yolundan en uzak olan cemaatlerdir.</p>
<p>            Zira Taifetu-l Mansura&#8217;nın en önemli ayırıcı özelliği Allah&#8217;ın emirlerini ikame etmesidir. Bunların en yücesi ise Tevhiddir. Fakat Hamas hükümeti beşeri kanunlarla hükmetmekle, şirk olan demokrasiyi kendisine menhec edinmekle, alemlerin rabbinin hükümlerini işlevsiz kılmakla tevhidi bozmuştur.</p>
<p>            Diğer taraftan kendisine muhalefet edenlerin zerre kadar etkisi altında kalmaması Taifetul Mansura&#8217;nın bir diğer özelliğidir. Bu özelliğinden dolayı onlar, Tevhidi, Allah&#8217;ın şeriatini ve dinini açık bir şekilde ortaya koyar, bunun üzerinde ısrar eder ve bundan asla geri adım atmaz. İnsanlar tarafından kendilerine yönelik bir zarar görme endişesi ve bundan dolayı da Allah&#8217;ın hükümlerini uygulamaktan vazgeçmesi Taifetul Mansura için asla düşünülemez.</p>
<p>            Hamas&#8217;a gelince… Bu saydığımız vasıflardan insanlar arasında en uzak olanı Hamas&#8217;dır. Zira Hamas Allah (sb)&#8217;nın &#8220;Artık insanlardan değil sadece benden korkun&#8221; (4 Maide/44) buyruğuna rağmen sadece insanlardan korkmasından dolayı Allah&#8217;ın indirdiği hükümlerle hükmetmekte yüz çevirdi.</p>
<p>            3- Hamas Müftüsü Estal sözlerine şu ayet ile başladı:</p>
<p>            &#8220;Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur.&#8221; (24 Nur/55)</p>
<p>            Ayetin hemen arkasından Müftü sözlerine şöyle devam ediyor:</p>
<p>            Kendilerine böylesi bir vaadde bulunulan kimseleri Allah (sb) şu şekilde tanımlanmıştır:</p>
<p>            &#8220;Onlar öyle kimselerdir ki, şâyet kendilerine yeryüzünde imkân ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir.&#8221; (22 Hacc/41)</p>
<p>            Öncelikle birinci ayette (Nur Suresi&#8217;nin 55. ayetinde) zikredilen, yeryüzünde kendilerine iktidar verilen kimselerin görevlerinin en büyüğü ve en önemlisi Hamas tarafından terk edilmiştir. Allah (sb)&#8217;nın kendilerine yeryüzünde hilafet bahşettiği kimselerin en önemli vasfı &#8220;Bana şirk koşmaksızın ibadet edin&#8221; (24 Nur/55)  buyruğudur. Bu da Allah’a yönelik ibadetin şirkten hali olmasını gerekli kılar. Ancak Hamas&#8217;a gelince onlar kendileri için birden çok kanun koyucu rabler edinmekle, menhec olarak demokrasiye tabi olmakla Allah&#8217;a şirk koşmuşlardır.</p>
<p>            Daha sonra Yusuf Estal Nur Suresi&#8217;nin 55. ayetinde geçen &#8221; Bana şirk koşmaksızın ibadet edin&#8221;  kısmını hemen atlayarak günümüzde mürted ve tağutların bir çoğunun yerine getirdiği namaz, zekat, sadaka ve buna benzer İslami şiarlardan bahsetmiştir. Ancak bunların hiç birinin tevhid olmaksızın kabul edilmesi mümkün değildir.</p>
<p>            İyiliği emretmek ve kötülükten nehyetmek meselesine gelince… Bilindiği üzere kâinatta emredilmesi gereken mevcut iyiliklerin en büyüğü Tevhid, nehyedilmesi gereken mevcut kötülüklerinen büyüğü ise şirktir. Ancak Hamas hükümeti bütünüyle Tevhidi bozmuş, şirki yol edinmiş ve ona koşmuştur. Nitekim Hamas Müftüsü’nün risalesinde başından sonuna kadar bütün gücüyle savunmaya çalıştığı şey bu şirkin kendisidir.</p>
<p> 4- Hamas Müftüsü kendilerine yönelik entrikaları bir bir saydıktan sonra şöyle der:</p>
<p>            &#8220;İşte Hamas tüm bu entrikalara karşı efsanevi bir direniş göstermektedir.&#8221;</p>
<p>            Madem Hamas kendisine yönelik tüm bu entrikalara karşı efsanevi bir direniş göstermektedir… Madem böyle bir güce sahiptir… O halde neden kendilerinden Allah&#8217;ın indirdiği hükümlerle hükmetmeleri, beşer esaslı küfür kanunlarından beri olmaları istendiğinde yeryüzünde zayıf olduklarını, iktidarı bütünüyle ele geçirmediklerini söyleyerek mazeretler öne sürmekte ve batıllarını savunmak için mücadele vermektedir. İşin aslı bu kesinlikle cevaplanması gereken bir sorudur. Ancak ne yazık ki bir cevabı da yoktur…</p>
<p>            Estal daha sonra şöyle devam ediyor:</p>
<p>            &#8220;Bugün bizi tehdit eden şeylerin en tehlikelisi İslam adı altında yürütülen fikir savaşıdır. İlimden zerre kadar bir pay almamış, kitaptan nasibi olmayan kimi gençler, bazı şüpheleri ele alıyor, sağda solda bunları dile getirmeye başlıyor ve yeni yetişen akıllara bu şüpheleri ekmeye çalışıyorlar. Onlar Gazze şeridini hakimiyeti altında tutan Hamas hükümetinin ve Hamas hareketinin İslam kaygısı taşımadığını, şeriati tatbik etme diye bir konuya rağbet etmediğini ve bugün imandan çok küfre yakın olduğunu düşünüyorlar.&#8221;</p>
<p>            Derim ki: Bunların hiç birisi şüphe değildir ki. Bilakis bunların hepsi gerçektir. Bunlar asla kimi gençlerin dile getirdiği şüpheler değildir. Bilakis Hamas hükümetinin liderlerinin birçoğunun dile getirdiği sözlerdir. İşte sana onlardan bazıları…</p>
<p>            Filistin parlamentosunun Hamas milletveli Hamid Beytavi &#8220;El-Gadil Urdunuyye&#8221; isimli gazetede 20.2.2006 yılında yaptığı bir röportajında şöyle demiştir:</p>
<p>            &#8220;Kimileri bizim hükümette oluşumuzdan dolayı, irticayı getireceğimizden, kadınları örtünmeye zorlayacağımızdan, kişisel özgürlükleri kısıtlayacağımızdan yana –ki kadın hakları da buna dahildir- endişe duymaktadır. Ancak bu endişelerin hiç birisi haklı değildir. Zira Hamas hareketi yeni bir oluşum değildir ki… Aynı zamanda biz yaygaracı bir cemaatte değiliz. Hamas kökleri “İhvanu Müslimiyn” cemaatine dayanan bir harekettir. Biz onun uzantısıyız. Biz asla İslam şeriatini uygulamayacağız. Buna mukabil bizler mümkün mertebe gücümüz nispetince İslami ilkelere uymaya, güzel öğütle ve hikmetle İslamî şiarlara bağlı kalmaya davet edeceğiz. Hamas&#8217;ın hiçbir zaman İslam devleti kurmak ve İslam şeriatini tatbik etmek gibi bir düşüncesi olmamıştır.&#8221; </p>
<p>            İsmail Heniyye&#8217;nin naibi Dr. Nasruddin Şair şöyle der: &#8220;Bizim çıkardığımız kanunlar herkese tatbik edilmek üzere konulmuştur. Kim bu kanunları istemiyorsa cehennemin dibine gitsin.&#8221;</p>
<p>            Derim ki: Şuna bir bakın. Nasıl hakkı batıla çevirmekte. Hâlbuki doğru olan onların çıkardığı kanunlara itaat edenlerin cehennemin dibine gireceği değil midir?</p>
<p>            Hamas hükümetinin meclis başkanı Aziz Duveyk 23.2.2006 yılında yaptığı bir konuşmada şöyle demiştir:</p>
<p>            &#8220;Hamas&#8217;ın idaresi altındaki yeni hükümet hiçbir zaman Filistinlileri, günlük hayatlarında İslam şeriatinin kurallarını benimsemeye zorlamayacaktır. Yine aynı şekilde hiçbir zaman sinemaları, alkollü içeçek satan lokantaları kapatmayacaktır. Hamas hükümeti içinde hiçbir ferdin İslam şeriatini zorla tatbik etmek gibi bir niyeti yoktur. Tüm bunlar bizim proğramımızda olmayan şeylerdir ve bunları yapmaya da asla kalkışmayacağız.&#8221;</p>
<p>            Derim ki: Peki muvahhidleri katletmek, onların mescidlerini yerle bir etmek… Zorla bunları yapmakta bir beis yoktur. Bu tüp şeyler sizin proğramınızda her daim olmuştur. Öyle değil mi?</p>
<p>            Ahmed Yasin&#8217;e &#8220;Kominist bir parti seçimleri kazanırsa sizin tutumunuz ne olacaktır&#8221; şeklinde bir soru yöneltilir. Kendisi bu soruya şu şekilde cevap vermiştir:</p>
<p>            &#8220;Şayet kominist parti seçimleri kazansa bile ben Filistin halkının bu tercihine saygı göstereceğim.&#8221;</p>
<p>            Bunun arkasından bir başka soru…</p>
<p>            &#8220;Peki seçimlerde Filistin halkının çok partili demokratik bir yönetim şeklini istediğini açığa çıkarsa o zaman sizin tutumunuz ne olacaktır.&#8221;</p>
<p>            &#8220;Allah&#8217;a yemin olsun ki, biz bir değeri ve bir takım hakları olan bir milletiniz. Eğer halk İslam devletini istemediğini açıkça ortaya koyarsa ben yine de onların bu tercihlerine saygı duyacağım ve tercihlerini mukaddes addedeceğim.&#8221;</p>
<p>            5- Estal demokrasiye dair çöküntüye uğramış şüphelerinden bahsederken şöyle der:</p>
<p>            &#8220;Bu gençler demokrasinin ismini duymaktan bile nefret ediyor, tiksinti duyuyorlar. Bunun sebebi ise demokrasinin kendi özünde halkın halka hükmetmesi anlamına gelmesi, hâkimiyette Allah ile beraber başka ilahlar edinilmesidir. Elbette bu doğrudur. Zira yaratmakta emretmekte Allah&#8217;a aittir. Allah (sb) «Bununla beraber Allah ve Rasulü bir işte karar verdiği zaman mü’min erkek ve mü’min kadın için kendi işlerinde başka bir tercihte bulunmaları söz konusu değildir» (33 Ahzab/36) buyurmuştur.&#8221;</p>
<p>            Derim ki: Ey Estal… Sözlerin doğru ama sen doğru bir adam değilsin.</p>
<p>            Sen demokrasiye dair tiksinti duymamızdan dolayı bizi ve kardeşlerimizi kınıyorsun. Allah&#8217;a yemin olsun ki bizim bu övülmüş tiksintimiz, demokrasinin küfür rejimi, onu menhec edinenlerin de kafir olduğuna dair tevhid içerikli konuşmalarımızı işittiğiniz zaman sizin duyduğunuz tiksintiden daha hayırlıdır. Sırf bundan dolayı bizi tekfirci ve harici olarak isimlendirmiyor musunuz? Acaba sizin duyduğunuz tiksinti ile bizim duyduğumuz tiksintiden hangisi inkar edilmeye, zemmedilmeye, kınanmaya daha layıktır. Bu iki tiksintiden hangisinin taraftarları yol bakımından daha sapkındır. Allah (sb) şöyle buyurur: </p>
<p>            “Allah, tek olarak anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalplerini bir tiksinti sarar. Ama Allah&#8217;tan başkası anıldığı zaman hemen yüzleri güler.” (39 Zümer/45)</p>
<p>            Allah (sb) bu ayette tevhidden bahsedildiği, şirkten teberi etmekten konuşulduğu zaman tiksinti duyan kalpleri kınamaktadır. Bundan dolayı muvahhidleri tekfirci ve harici olarak isimlendirenler bu şekilde bir kınanmaya çok daha layıktırlar.</p>
<p>            Estal der ki:</p>
<p>            &#8220;Burada şöyle bir soru zorunlu olarak gündeme geliyor: Acaba demoktasiyi ilk defa getirenler bizler miyiz?  Yoksa biz kendimizi bu topraklara zorla beşeri kanunları, ithal edilmiş anayasaları getiren batılı bir işgalin tam ortasında mı bulduk? Bizler ellermizden kelepçeleri, boyunlarımızdan prangaları kırarak gün be gün güvenliği tam anlamıyla elde edebilmek için bakanlıklarda ve parlamentoda karar merkezlerini ele geçirdik.&#8221;</p>
<p>            Estal&#8217;ın bu sözlerinde birçok hata vardır. O’nun &#8220;Acaba demoktasiyi ilk defa getirenler bizler miyiz?&#8221; şeklinde ortaya attığı soruya gelince… Bu Estal&#8217;in zannettiği gibi zorunlu olarak gündeme gelen bir soru değildir. Zira cevabı herkes tarafından malumdur ki bu cevapta &#8220;Evet Gazze&#8217;ye demokrasiyi getirip onu uygulayan sizlersiniz&#8221; şeklindedir.</p>
<p>            Şu anda yönetim işini kim üstlenmiş ise, idarî mesuliyeti kim üzerine almışsa, yönetimde demokrasiyi kim tercih etmiş ise Gazze&#8217;ye demokrasiyi getirip uygulayanlar onlardır ki, bugün bunu yapan sizden başka kimse değildir. Sizler Fetih yönetimini Gazze&#8217;den çıkardınız. İdare bütünüyle elinize geçti. Buna rağmen tüm dünya sizin komutanlarınızdan demokrasi övgüsünden başka bir şey işitmedi. Halbuki demokrasi Fetih tarafından size zorla kabul ettirilmiş değildi.</p>
<p>            İşin aslı bu konuda hiçbir şey görmeyen körlerden, hiçbir şey işitmeyen sağırlardan başka kimse tartışmaz… İşte sana bir örnek…  Hamas’ın Meclis Başkanı Aziz Duveyk şöyle demiştir:</p>
<p>            &#8220;Sayesinde başarı elde ettiğimiz demokrasinin temel ilkelerini güçlendirme adına yapılacak olan şudur:  Bizden önce Fetih tarafından çıkarılan kanunlarda bir değişikliğe gidileceği zaman bu mutlak surette refarunduma sunulacaktır.&#8221;</p>
<p>            Bu açıklamadan sonra işin aslı burada Estal&#8217;e zorunlu olarak sorulması gereken soru şu olmalıdır:</p>
<p>            &#8220;Demokrasiyi bu topraklara getiren sizler değilseniz peki bugün demokrasiyi onaylayan, demokrasi ile hareket etmekte ısrar eden, tüm insanları buna yönlendiren ve tüm bu yapılanlarla da övünen sizler değimlisiniz?&#8221; </p>
<p>            Aziz Duveyk şöyle diyor: &#8220;Demokrasi&#8217;yi bu topraklarda en iyi uygulayacak bizleriz. Tüm konularda kendisine yöneleceğimiz temel kriter halkımızın kararıdır. Halk dilediği şekilde hükmeder. Dilediğini de reddeder. Uluslararası uygulamalar ve demokrasinin temel ilkeleri çerçevesince bu alanda tek söz sahibi halktır.&#8221;</p>
<p>            Yine Aziz Duveyk bir Arap televizyonunda Cevz el-Huveni tarafından &#8220;Şayet İsrail devleti sizi tanırsa siz de onu tanıyacak mısınız&#8221; şeklinde kendisine yöneltilen bir soruya şöyle cevap vermiştir:</p>
<p>            &#8220;Kesin sınırlar belirlendiği zaman bizlerin batının bizzat kendisinden dahi daha demokrat olduğu görülecektir. İşte o zaman biz bu konuyu Filistin halkına arzederiz. Şayet halk bunu kabul ederse demokrat olmamızın gereği bizler de bunu elbette kabul ederiz. Eğer halk bunu reddederse bilinmelidir ki bu toprakların tek sahibi halkımızdır.&#8221;</p>
<p>            Yine Hamas Hükümeti&#8217;nin resmi sözcüsü &#8220;El-Kudsu-l Arabiyye&#8221; isimli gazetye verdiği bir demeçte şöyle demiştir:</p>
<p>            &#8220;Şu an endişenin sebebi Hamas&#8217;ın seçimleri kazanmasından kaynaklananmamaktadır. Bilakis bugün insanların taşıdığı endişe bizlerin anayasayı ve mevcut kanunları yürürlükten kaldıracağımıza yönelik bir endişedir. Ancak bilinmelidir ki, Hamas hareketi el verdiği ölçüde anayasaya, mevcut kanunlara ve demokrasiye son derece bağlı kalacaktır.&#8221;</p>
<p>            10.5.2005 Çarşamba günü İsmail Heniyye bir akşam proğramında şöyle demiştir:</p>
<p>            &#8220;Filistin halkının birlik ve bütünlüğünü sağlamak, çok partili siyasi sistemin temelini atmak Hamas hükümetinin parlamentoya girme isteğinin temelinde yatan hedeflerdendir. Bilinmelidir ki Hamas hareketi halkın iradesine oldukça saygı duyan bir harekettir. Hamas, halkın tercihine ve iradesine mutlak surette saygı gösterecektir. Hamas seçimlerden çıkacak sonuca katlanacak, bundan razı olacak ve daima halkın iradesi ile beraber olacaktır. Seçim sandıklarından çıkan sonuç her ne olursa olsun bunu kabulleneceğiz. Çünkü seçim sandıkları ve demoktasi en selim yoldur.&#8221;</p>
<p>            Ben derim ki: Sen kime gülüyorsun be Estal! Liderinin sözlerini kulağın işitmiyor mu? Demokrasi hakkında bu şekilde konuşmaya onu kim zorladı? Demokrasiye dair bu sözler hiçbir zorlama, ikrah ve baskı olmaksızın senin liderinin bütün benliği ile kabul ederek söylediği sözler değil midir?</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="5" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="65%" height="100%" valign="top">
<div>
6- Estal şöyle devam ediyor: &#8220;Acaba bugün bizler İslam ve demokrasi arasında bir tercih hakkına mı sahibiz? Yoksa bizler demokrasi ile diktatörlük, zorbalık ya da demokrasi kılıfına bürünmüş tek adam diktatörlüğü arasında mı bir tercih yapmak zorundayız?&#8221;</p>
<p>Ben derim ki: Tüm bunlar Estal&#8217;in uydurduğu içi yalan ve hileyle dolu sözlerdir. Zira iktidar da bulunan bir kimsenin bunları söylemesi ne kadar doğrudur? İktidarda olan yetkiyi elinde bulundurandır. Hükmü o tercih eder. Hiçbir şeyin ona dikte edilmesi söz konusu değildir.</p>
<p>(O halde Ey Estal) Ya sizler diğer Arap ülkelerindeki tağutlar gibi gerçek anlamıyla iktidar değilsiniz ve her şey doğulu ve batılı tağutlar tarafından size dikte ediliyor ya da sen demokrasinin size zorla kabullendirildiğini iddia ederek yala söylüyor, insanları kandırıyor ve mazeret uyduruyorsun. İşin aslı aynı zamanda da diğer milletlere karşı efsanevî bir kıyam gerçekleştirmekle övünüyorsun.</p>
<p>Hamas sözcüsünün &#8220;Hamas hareketi el verdiği ölçüde anayasaya, mevcut kanunlara ve demokrasiye son derece bağlı kalacaktır&#8221; şeklindeki ifadeleri daha önce geçmişti. Bu sözler demokasiyi bizzat Hamas&#8217;ın tercih ettiğini ve Estal&#8217;in &#8220;Demokrasi bize zorla dikte ettirildi&#8221; şeklindeki iddiasının ne denli büyük bir yalan olduğunu gün gibi açığa çıkarmaktadır.</p>
<p>Estal diyor ki: &#8220;Bundan daha da önemlisi şudur: Acaba bizler bugün demokrasiyi bütün yönleri ile kabul ediyor muyuz?&#8221;</p>
<p>Derim ki: Evet belki siz demokrasiyi bütünüyle kabul etmiyorsunuz. Buna karşılık siz hakimiyet yetkisini halka, teşri yetkisini ise milletvekillerine vermek şeklinde cereyan eden demokrasinin en pis tarafını kabullendiniz ki bu da apaçık şirk ayan beyan küfürdür. Nitekim Ahmed Yasin &#8220;Peki seçimlerde Filistin halkının çok partili demokratik bir yönetim şeklini istediğini açığa çıkarsa o zaman sizin tutumunuz ne olacaktır&#8221; şeklinde kendisine yöneltilen bir soruya -daha önce de geçtiği üzere- şöyle cevap vermişti:</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;a yemin olsun ki, biz bir değeri ve bir takım hakları olan bir milletiniz. Eğer halk İslam devletini istemediğini açıkça ortaya koyarsa ben yine de onların bu tercihlerine saygı duyacağım ve tercihlerini mukaddes addedeceğim.&#8221;</p>
<p>Aynı şekilde Aziz Duveyk&#8217;inde şu sözlerini daha önce yazmıştık:</p>
<p>&#8220;Tüm konularda kendisine yöneleceğimiz temel kriter halkımızın kararıdır. Halk dilediği şekilde hükmeder. Dilediğini de reddeder. Uluslar arası uygulamalar ve demokrasinin temel ilkeleri çerçevesince bu alanda tek söz sahibi halktır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Yoksa onların birtakım ortakları mı var ki, Allah&#8217;ın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine teşrî&#8217; ettiler (bir şeriat kıldılar)? &#8221; (42 Şura/21)</p>
<p>“Ey zindan arkadaşlarım, birbirinden ayrı (bir sürü) Rabler mi daha hayırlıdır, yoksa kahhar (kahredici) olan bir tek Allah mı?” (12 Yusuf/39)</p>
<p>Estal şöyle devam ediyor: “Yoksa muhaliflerimiz aynı evin ve aynı mahallenin içinde sadece kin ve düşmanlık tohumlarına sebebiyet verecek ve onlarca sene unutulmayacak bir şekilde kan şelaleleri üzerinden bir değişim ve ıslahat mı istiyorlar? Yetimler, dullar, evlatlarını kaybeden analar ve yaralıların böylesi bir durumda kanlarını ve kaybettikleri azizlerini unutmaları nasıl mümkün olur? Biz davetçi miyiz yoksa kadı mı?”</p>
<p>Derim ki: Tüm dünya sizlerin Müslümanlara, mücahidlere karşı bir kadı ve katil olduğunuza, onlara karşı asla bir davetçi olmadığınıza şahit olmuştur. Ve bu tutumunuz defalarca tekrar etmiştir. Bunun en somut örneği daha kısa bir süre önce Refah&#8217;ta İbn-i Teymiye Mescidi&#8217;nde o mescidi bombalamak, mücahid ve muvahhidleri katlederek kendisini gösterdi. Ki otorite elinizde olduğu halde bu işi farklı metotlarda çözüme kavuşturma imkanına da sahiptiniz. Ancak siz katletmekten, haram kanları dökmekten başka bir şey kabul etmediniz. Hakeza daha önce de Sabra&#8217;da mücahidlerden bir gurubu çoluk/çocuk, kadın ayırt etmeksizin öldürmüştünüz. İşin aslı kan şelaleleri akıtarak bir değişime gitmeyi isteyen bizzat sizlersiniz. Kadınlar, dullar, yetimler, çocuklarını kaybeden analar şerefli evlatlarının kanlarını asla unutmayacak. Daha kardeşlerimizin kanları kurumadı bile. Ve tüm bu yaptıklarınız, demokrasiyi akan kanları durdurma adına tercih ettiğinize dair iddianızı yalanlamakta, reddetmektedir. Ne zaman ki küfür olan demokrasinizi, tağutlarınızı müdafa etmek durumunda kalırsanız kan şelaleleri kapısını aralayan, muvahhid ve mücahidlere karşı davetçi değil kadı kesilen bizzat sizlersiniz. Ne zaman ki bizler tağutlarınızı tekfir etsek, cihad ahkâmından konuşsak bize karşı büyük liderinizin size öğrettiği gibi  &#8220;Biz kadı değiliz… Davetçiyiz&#8221; demiyorsunuz. Sizler Allah (sb)&#8217;nın akıtılmasını meşru gördüğü kanı koruyor buna karşılık Allah (sb)&#8217;nın haram kıldığı masum kanları heder ediyorsunuz. Vallahi Müslümanları katleden, ancak putperestlere sesini dahi çıkarmayan Haricilere insanlar arasında bütünüyle benzeyen sizlersiniz.</p>
<p>Estal parlamentoda görev alma konusunda şöyle diyor: &#8220;Bazı yeni yetme gençler parlamentaya girmeyi sırf «Yasama Meclisi» şeklindeki isminden dolayı kabul etmemektedirler. Bununla beraber onlar «Sizin anayasanızda İslam şeriatinin mertebesi en nihayetinde teşri kaynaklarından herhangi bir kaynaktır. Bu ise en büyük şirktir. Zira teşri yetkisi bütünüyle sadece Allah&#8217;a aittir» diye iddia ediyorlar.”</p>
<p>Derim ki: Sizin bu konuyu bilmeniz ve buna rağmen parlamentoya girmeniz Allah&#8217;ın sizin aleyhinizde en açık delilidir. Sizler bu şirki bir ilim üzere, konuya dair delilleri tüm detayları ile bildiğiniz halde işlemektesiniz.</p>
<p>Estal sözlerine şöyle devam ediyor: &#8220;Parlamentonun iki görevi vardır. Bunlar denetim ve yasamadır. Denetim; parlamentonun yürütme ve yargı mekanizmalarını gözetler. Bu parlamentonun zaruri bir görevidir ve bu noktada bir tartışmaya gerek dahi yoktur.&#8221;</p>
<p>Burada bizler Estal&#8217;e ve parlamentoya girmek için çabalayan diğerlerine şunu soruyoruz: Parlamentoya girmek için devamlı surette dilinize doladığınız bu gözetleme işi acaba hangi metotlarla cereyan etmektedir. Bize önce bunu bir açıklasanız… Sizin denetim dediğiniz şey sınırları beşeri kanunlar tarafından tayin edilmiş muhakemelere temyiz yetkisi vermek değil midir? Biliyoruz ki hükümet gözetleme, denetim, red, kabul ve buna benzer tüm icraatlarını Allah’ın indirdiği hükümlerin gayrısı ile yürütmektedir. Bu ise apaçık bir şirk, ayan beyan küfürdür. Böylesi bir yolu ancak müşrikler kullanır. Muvahhidlere gelince… Onlar davet, ıslahat, red ya da kabul türünden bütün işlerinde ancak tertemiz şeriati vesile edinirler.</p>
<p>Estal der ki: “Kanunlara gelince bunların birçoğu zaten mevcuttu. Sadece bir takım düzenlemelere gidilmesi gerekiyordu. İşin aslı bu kanunların düzenlenmesinde elbette başka meydanlarda (farklı metotlarda) vardır. Ancak biz öncelikle tüm kanunların çıkarıldığı ana merkez olan bakanlar kurulu üzerinde egemen olma ve bununla birlikte de parlamentoda İslam Şeriatinde ve İslam fıkhında uzman alimlerin sayısını artırma mücadelesi verdik.”</p>
<p>Bu anlattığınız şeylerin tamamı işin aslı sizin aleyhinize delildir. Şu an gerek yürürlükte olan, gerek sizin tarafınızdan çıkarılan ve kendisiyle övündüğünüz, gerekse de onarım ve düzenlemeye ihtiyaç hissettiğiniz kanunların tamamının beşer ürünü oldukları herkesçe malumdur. Ve bu düzenleme, onarım işi de demokratik metotlarda yani halk tarafından seçilen vekillerin beşeri kanunlara muvafakaatı çerçevesince yürümektedir. </p>
<p>Ey Estal! Sen şimdi hangi şüpheyi reddettin ki? Hangi delili getirdin? Sen bu ve benzeri delillerle batılınıza batıl katmaktan başka bir şey yapmadın.</p>
<p>Estal’in bundan sonraki sözleri şeriati işlevsiz bırakma, Allah’ın indirdiği hükümlerin gayrısıyla hükmetme suçlarını gizleme adına lafı evirip çevirmek, kıvırmak ve bahaneler üretmekten başka bir şey içermiyor. Ancak o bu sözleri ile ancak gerçekleri görmekten yoksun körleri kandırabilir ya da başını kuma gömen devekuşlarını inandırabilir.   </p>
<p>(Ey Estal!) Peki hiç kimsenin şu soruları size sorma hakkı yok mudur? Allah’ın ahkamı, kanlar, mallar ve ırzlara dair şer’i hadler sizin kanunlarınızın neresinde acaba? Sizin kanunuza göre zina eden ya da hırsızlık yapan, içki içen, iffetli kadınlara iftira atan kimsenin cezası nedir? Tüm bu şer’i hadler sizin kanunlarınızın neresine düşüyor?</p>
<p>Onun bu sorulara vereceği cevap yukarıda söylediği pis sözlerden başka bir şey olmayacaktır. Nitekim daha önce Filistin parlamentosunun Hamas milletveli Hamid Beytavi’nin şu sözlerini zikretmiştik:</p>
<p>&#8220;Kimileri bizim hükümette oluşumuzdan dolayı, irticayı getireceğimizden, kadınları örtünmeye zorlayacağımızdan, kişisel özgürlükleri kısıtlayacağımızdan yana –ki kadın hakları da buna dahildir- endişe duymaktadır. Ancak bu endişelerin hiç birisi haklı değildir. Zira Hamas hareketi yeni bir oluşum değildir ki… Aynı zamanda biz yaygaracı bir cemaatte değiliz. Hamas kökleri “İhvanu Müslimiyn” cemaatine dayanan bir harekettir. Biz onun uzantısıyız. Biz asla İslam şeriatini uygulamayacağız. Buna mukabil bizler mümkün mertebe gücümüz nispetince İslami ilkelere uymaya, güzel öğütle ve hikmetle İslamî şiarlara bağlı kalmaya davet edeceğiz. Hamas&#8217;ın hiçbir zaman İslam devleti kurmak ve İslam şeriatini tatbik etmek gibi bir düşüncesi olmamıştır.&#8221; </p>
<p>O halde sizlerin din olarak tercih ettiğiniz demokrasiden başka bir şey değildir.</p>
<p>8- Estal Cihad’ın durdurulması ve buu konuda ağır davranılmasına dair kendilerine yöneltilen suçlamalara şöyle demektedir:</p>
<p>“Burada şu sorunun cevaplandırılması gerekir: Acaba zaman zaman Hamas’ın biraz dinlenmeye ya da ateşkes olarak isimlendirilen şeye ihtiyacı yok mudur?”</p>
<p>Bu doğrudur(!) Sizin buna ihtiyacınız var. Muvahhid kardeşlerimizi öldürmek, onları sürgün etmek, mücahidleri hapsetmek için böylesi bir dinlenmeye ve ateşkese son derece ihtiyacınız var…</p>
<p>9- İran’dan ya da diğer devletlerden alınan yardımlar hususunda Estal şöyle der:</p>
<p>“Ayıp olan diğer devletlerden gelen yardımları kabul etmek midir yoksa onların bu yardımları karşılığında koştukları şartlara boyun eğmek midir?”</p>
<p>Derim ki: Herkes tarafından bilinen bir gerçektir ki günümüzde hiçbir devlet şartsız ve koşulsuz sadece Allah’ın rızasını gözetme adına zekat ya da sadaka cinsinden yardımlarda bulunmaz. Ve özellikle tüm dünyayı saran şu iktisadi kriz ortamında böylesi bir şey mümkün değildir.</p>
<p>Bugün getirdikleri şartlara boyun eğmeksizin karşılıksız yardım diye bir şey hiçbir devletin lugatinde bile yoktur. Estal’in bu sözleri oldukça saçma sapan sözlerdir. Belki bu sözlere cahil avamdan kananlar olabilir. Ancak zerre kadar akıl sahibi olan kimselerin bu sözlere kanması mümkün değildir.</p>
<p>Her ne olursa olsun herkesin bildiği bir gerçektir vardır ki; Hamas Hükümeti İran’dan aldığı yardımlarla Halid Meşali’nde dediği gibi Humeyni’nin ruhani evladı olmuştur. Bu mümkündür. Zira Halid Meşal’de bilir ki Humeyni Mut’a nikahını helal saymaktadır(!)</p>
<p>Halid Meşal’in devamlı surette övünüp durduğu bu ruhani evlatlığın boyutları nedir ah bir bilsek… İşin aslı bu mücahitlere düşmanlık karşılığında rafizilerle kurulan bir dostluktan başka bir şey değildir.</p>
<p>Daha sonra Estal denen adam Çeçen halkına karşı düşmanlık gösteren Ruslarla dostluk kurmalarına dair kendilerine yöneltilen eleştirileri “Müslüman Halkların Bazı Meselelerine Tarafsız Bakış” başlığı altında örtbas etmeye çalışıyor, Çeçenistan meselesinin Rusya’nın kendi iç meselesi olduğunu söylüyor. Nitekim Halid Meşal bir konuşmasında Çeçenistan meselesi hakkında şöyle demişti:</p>
<p>“Çeçenistan meselesi Rusya’nın iç meselesidir. Biz diğer devletlerin iç meselelerine müdahil olmayız.”</p>
<p>(Görüyorsunuz) Nasıl da yalan söylüyor. Öncelikle Çeçenistan meselesinin kendilerinin iç meselesi olduğunu söylemek tarafsız bir bakış mıdır? Bilakis sen bu sözünle bütün açıklığı ile Ruslar’a meylettiğini ortaya koyuyorsun. Senin bu sözlerin “Kominist Ruslar Çeçen halkı ile ilişkilerini en uygun gördük çözüm yolları ile tedavi etme hakkına sahiptirler. Bu onların kendi iç meseleleridir. Diledikleri gibi bir çözüm metodunu tercih etmeleri onların kendi hakkıdır” demektir. Her akıl sahibi senin sözlerinden bundan başka bir şey anlamaz.</p>
<p>Buna karşılık Hamas’ın başıboş adamları yiğit Çeçen kardeşlerimizin sözlerini bir düşünsünler… Kafkas Emirliğinin lideri Dokko Omarow şöyle demektedir:</p>
<p>“Kardeşlerimiz Afganistan’da, Irak’ta, Somali’de, Filistin’de savaşmaktadır. Nerede olursa olsun Müslümanlara karşı savaşan herkes bizim ortak düşmanımızdır. Bizim düşmanımız sadece Rusya değildir. Bilakis İslam ve Müslümanlarla harbe girişen gerek Amerika, gerek İsrail gerekse diğer tüm devletler bizim ortak düşmanımızdır.”<br />
Hay ağzına sağlık. Ağzın dert görmesin ne de güzel söyledin. Hamas’ın başıboşlarına gelince… Onların çenesi çekilsin…</p>
<p>Rahman’ın dostları ile şeytanın dostları arasında ne denli açık bir fark olduğunu görüyorsun değil mi?</p>
<p>Allah’a yemin olsun ki balık kavağa çıkana dek Rahman’ın dostları ile şeytanın dostları ne birbirine karışır ne de birbirine benzer…</p></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="85%" valign="bottom"> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Diğer taraftan Estal denen adam şu sözleri sarfetmekten de haya etmemektedir:</p>
<p>“Bu gençler «Hamas hükümeti Çeçenistandaki kardeşlerimizi korumaya dahi cüret edemiyor ve yıllardır kardeşlerimizin kanının emmekten usanmayan Rus hükümeti ile siyasi bağlantı içerisindedirler» diyerek Hamas hükümetinden nefret ediyorlar.”</p>
<p>Hayır! Biz sizi Çeçenistandaki kardeşlerimizi korumaya cüret etmediniz diye kınamadık. Bilakis bizler asıl (onları korumanızdan da geçtik) kardeşlerimizi yardımsız bırakmaya cesaret edişinizden, onların düşmanı olan Moskova hükümetinin yaptıklarını açıkça örtbas etmeye çalışmanızdan nefret ediyoruz.</p>
<p>Tüm bunlarla beraber Estal, hükümetinin şu beşpara etmez konumunu hayâsızca, utanmadan nasılda örtbas etmeye çalışıyor:</p>
<p>“(Çeçenistan meselesinde) Hükümetimizin böylesi bir tutum sergilemesinde kötü görülecek hiçbir yön yoktur. Çünkü Rasulullah (s) kendilerine işkence edilen arkadaşlarının yanından geçiyor ancak «Sabır Ey Yasir ailesi! Sabır… Size vaad olunan ancak cennettir» diyordu.”</p>
<p>Şu hem sapkın hem de milleti saptıran müftünün Rasulullah’ın kelamını nasıl çarpıttığına bir bak. Hamas hareketi ve hükümetini savunma adına Rasulullah’ın kelamını sanki kendilerini destekleyecek bir delilmiş gibi Müslümanları yardımsız bırakma, onları bütünüyle terk etme anlamına getirerek nasıl da tahrif ediyor. Sanki Allah Rasulü –haşa ve kella- bu sözleri ile Müslümanlardan uzak durmayı, onların sorunlarına karşı tarafsız olmayı kastediyordu. Bilakis Rasulullah (s) “Sabır Ey Yasir ailesi! Sabır… Size vaad olunan ancak cennettir” diyerek Müslümanları sabır ve sebata teşvik ediyor, onları bununla müjdeliyordu.</p>
<p>Rasulullah (s) hiçbir zaman sizin (Çeçenistan meselesinde dediğiniz gibi) “Kureyşin Müslümanlara işkence etmesi, onları öldürmesi kendi iç meselesedir. Bizi ilgilendiren bir mesele değildir” demedi.</p>
<p>Hayvanlar gibi ve hatta konum olarak onlardan daha da aşağıda olan kimseler yerin dibine girsin… Yazıkları olsun şu Estal denen adamın saçma sapan sözlerine kanıp aldananlara… Bildiğim kadarıyla Hamas içerisinde kültürlü, mühendis, İslam hukukunda uzman kimseler var. Şu boş, saçma sapan sözler söylenirken akılları nerede? Neden susuyorlar? Şu ahmakça söylenmiş sözlere  ikna mı oldular?. Yoksa dalkavukluk adına susmayı mı tercih ediyorlar?</p>
<p>10- Estal “Münkerin Elle Değiştirilmesi” konusunda şöyle demektedir:</p>
<p>“Münkeri el ile değiştirmenin şartlarından bir tanesi değiştirilmesi umulan münkerden daha büyük ya da ona eşit bir münkerin ortaya çıkmamasına sebep olmamaktır.”</p>
<p>Bu söz doğrudur ancak kendisi ile batıl bir netice hedeflenmiştir. Bu kaide yeryüzündeki en büyük münkerin Allah’a şirk koşmak olduğu gerçeği ile sınırlandırılıp tefsir edilmediği için İhvanu Müslimîn cemaatinin cebinden böylesi fasid sözlerle her zaman karşılaşmaktayız. Nitekim daha önce de dediğimiz gibi aslın bozulması kaçınılmaz olarak fer’inde bozulmasını beraberinde getirecektir.</p>
<p>Estal daha sonra olayları örtbas etme adına uydurduğu yalanlarına şöyle devam ediyor ki- işin aslı onun bu söylediklerini daha geçen hafta Refah şehrinde yaşananlar tamamen yalanlamaktadır-:</p>
<p>“Hamas hükümeti değişim sürecinin tedrici bir metotla, barışçıl bir çerçeve içerisinde imkan verdiği ölçüde kan akıtmaksızın gerçekleşmesini istiyor.”</p>
<p>Allah aşkına ey muvahhid kardeşim bir düşün… Allah’ın hükümleri ile hükmetmek kan dökülerek olmasın(!) Ancak kendi kanunlarını korumak, Allah’ın hükümleri ile hükmetmeyi engellemek için geçen hafta yaptıkları gibi en temiz kanlar hiçbir sakınca görülmeksizin heder edilsin. Öyle ki Ebu Nur el-Makdisî (rh) liderliğinde bir gurup kardeşimiz onlara “Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmedin sizin sadık hizmetçileriniz olalım” dedikleri halde onların temiz kanlarını döktüler. Ebu Nur el-Makdisî onlara “Siz Allah’ın şeriatini hakim kıldığınız zaman sizinle bizim aramızda bir kan dökülmesi kesinlikle söz konusu bile olamaz” demek istiyordu. Ancak Hamas onun ve kardeşlerinin tertemiz kanını dökmekten başka bir şey yapmadı. Bunu da kendi alçak beşeri kanunlarını korumak, Allah’ın şeriatini ise işlevsiz bırakmak için yaptılar. Bu akılların yozlaşması, kalplerin ters düz olmasıdır. Allah bu kalpleri mühürlemiştir. Öyle ki artık ne marufu maruf olarak biliyorlar, ne de münkeri münker olarak…</p>
<p>Estal akabinde sözlerine şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Hüç şüphesiz ki Allahu Tealâ kitabı ile yola gelmeyenleri otorite/yönetim gücü ile yola getirir. Fakat bunu yapacak otoritenin yeryüzünde mutlak bir güce sahip olması gerekir. Ancak bizim Gazze Şeridin’de abluka altına alınmış idaremiz param parçadır. Bırakın gökyüzüne hakim olmayı (yani hava sahalarını elimizde tutmayı) sulara, köprülere dahi bir hakimiyetimiz yok ki…”</p>
<p>  Subhanellah… Allah’ın hakkı ve Müslümanların hakkı için sizden İslam şeriatini tatbik etmeniz istendiğinde bütün iktidarınız, otoriteniz anında yok oluyor. Buna karşılık mücahidler tarafından Yahudilerle yaptığınız ateşkes anlaşması bozulduğu, iktidarınıza muhalefet edildiği, kanunlarınıza itaat edilmediği zaman mescidler bombalanıyor, kanlar akıtılıyor, silahlı güçünüz birden bire ortaya çıkıyor, otoriteniz büyüyor, iktidarınız kendini gösteriyor!</p>
<p>Ey kavmim biraz edepli davranın…</p>
<p>İnsanların akılları ile dalga geçmeniz size (ayıp olarak) yeter…</p>
<p>Hile, yalan, dolan ve düzenbazcılık size (ayıp olarak) yeter…</p>
<p>İçinizde akıl sahipleri, anlayış sahipleri, dirayet sahipleri nerede…</p>
<p>Nerede diploma sahipleri, unvan sahipleri içinizde…</p>
<p>İçinizde Estal’in bu saçma sapan sözlerine cevap verecek aklı başında birisi yokmu hiç? Bu yalancı, iftiracı adam bir de sizin müftünüz? Koskoca müftü yalan söylemekten, iftira atmaktan, hakkı örtbas etmeye çalışmaktan geri durmuyorsa ya diğer insanlar ne yapar?</p>
<p>Kassam tugaylarına sesleniyorum… Hamas’ın tüm fertlerine sesleniyorum… Şu adamın bu tür batıl, saçma sapan sözleri dillendirmesinden hiç utanıp sıkılmıyor musunuz? Nasıl oluyor da sizler böylesi adamları kendiniz için yetki sahibi olarak kabul ediyorsunuz?</p>
<p>11- Müftü efendi “Yeryüzünde Bozgunculuk Çıkaranlar” başlığı altında şöyle diyor:</p>
<p>“Hamas hükümeti gücünün neredeyse tamamını yeryüzündeki mücrimlerin en büyüklerine ve işbirlikçi hıyanet önderlerine karşı harcamaktadır.”</p>
<p>Derim ki: Bizim kardeşlerimiz hükümetinize el-ayak olmaması için zindanlara atılırken, kurşuna dizilirken, sürgüne gönderirken, kendilerine suikast düzenlenirken diğer taraftan Gazze’de gerek lider konumunda gerekse guruplar halinde laik, inkarcı, sapkın sol parti taraftarı kim varsa sizin yanınızda güven içindedirler. Sizden yana hiçbir endişeleri yoktur. Sizden onlara bir kötülük dokunması söz konusu bile değildir. Yoksa sizin yanınızda mücrimlerin en büyükleri bizim mücahid kardeşlerimiz mi? Sizin lugatinizde işbirlikçi hıyanet önderleri muvahhid kardeşlerimiz mi? Yerin dibine girin…</p>
<table cellspacing="0" cellpadding="5" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="65%" height="100%" valign="top">
<div style="text-align:left;">
12- Estal “İslam Şeriatinin Uygulanması” konusunda şöyle diyor:</p>
<p>“Bu gençler ne zaman içinde açık saçık insanların bulunduğu bir düğün ya da İslami tesettüre uygun olmayan bir tarzda giyinmiş açık bir kadın görseler rahatsız olurlar da aynı zamanda uçuşan başları, kesilen kolları, kırbaçlanan sırtları görmekten rahatsızlık duymazlar. Kendilerince işlevsiz bırakılmış şer’i ahkama karşı ağlar gibi görünürler.”</p>
<p>Hayır şer’i ahkam bizim nazarımızda değil bilakis tüm dünyanın ve hatta sizin liderlerinizin nazarında işlevsiz bırakılmıştır. Nitekim buna dair bizzat kendi liderlerinizin sözlerini daha önce aktarmıştım. O halde bu lafı evirip çevirmenin anlamı nedir? Neden bu büyüklenme?&#8230;</p>
<p>Daha sonra şöyle diyor:</p>
<p>“Şeriat sadece hadleri uygulamak değildir ki. Bilakis şeriat dinin tamamıdır. Şer’i siyaset dini ayakta tutmak içindir. Ve hakeza dünya siyaseti de tamamen bununla ilgilidir. Bizim hükümetimizin başbakanı, parlamento üyeleri, meclis başkanlarından birçoğu halkla beraber camiye giriyorlar, Cuma namazı kılıyorlar, onlara imam oluyorlar. Onlara vaaz ediyor, fetva veriyorlar. Kültür ve Enfarmasyon Bakanlığı, Eğitim Bakanlığı aracılığı ile davet ve irşad faaliyetinde bulunuyorlar. Biz ancak Allah’ın lütfu ile insanları korkudan selamete ulaştırabildik. Bununla da yetinmedik bilakis açları doyurduk.”</p>
<p>Derim ki: Haklısın… Abbas’da bunları yapıyordu. Ve Afganistan’da Karzai’de aynısını yapıyor… İstisnasız tüm arap tağutları sizin bu yaptıklarınızı yapıyor. Bugün yeryüzünde insanların önünde namaz kılmayan, mescidler imar etmeyen, halkını doyurmayan, onları korkudan emin kılmayan bir tane tağut ismi versene bana. Tabi ki şayet o halk bu tağutlara karşı çıkmıyor, kanunlarına muhalefet etmiyorsa bu böyledir. Şayet bunun aksi olurda birileri bu tağutlara baş kaldırırsa yeryüzünün en şerefli insanları dahi olsalar hemen öldürülürler. Tıpkı sizin yaptığınız ve yapmaya da devam edeceğiniz gibi…</p>
<p>Allah’ın şeriatini işlevsiz bırakan hükümetini güzel gösterme adına şu adamın (Estal’in)  diline dolayıp durduğu namaz kılma, vaaz ve fetva verme, açları doyurma meselesine gelince… Bütün Müslümanlarca malumdur ki, Allah’ı tevhid etmeksizin ve ona şirk koşarak tüm bu amellerin kabul edilmesi söz konusu değildir. Ancak sizler teşri noktasında demokrasiyi din ve menhec edinerek ve beşeri kanunlarla hükmederek tevhidi bozdunuz ve Allah’a şirk koştunuz.</p>
<p>“Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun.” (39 Zümer/65)</p>
<p>“Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” (5 Maide/72)</p>
<p>Daha sonra Estal –görünen o ki yazarken aklı başında değildi ve ne dediğini de bilmiyordu- şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Sizler acaba Hamas hükümetinin 1400 dönüm üzerine turunçgil ve meyveler diktiğini, bununla düşmanlardan meyve ithal etmemize artık bir ihtiyacımızın kalmadığını bilior musunuz? Nitekim bu sene kavun karpuz mevsiminde de buna benzer şeyler yapmıştık.”</p>
<p>Derim ki: Ey Estal! Ey ahmak herif! Seninle aramızdaki sorunun ve düşmanlığını sebebi kavun karpuz üzerine midir? Kavun, karpuz, domates ve hıyarın, Allah’ın şeriatini iptal ederek tağutların hükümlerini icra edenlere ne faydası vardır?</p>
<p>Bizim kerim peygamberimiz günler, haftalar ve hatta aylarca açlığa sabretmemizi bize öğretmiştir. Zaman zaman aylar geçerdi de evinde ocak yanmazdı. Yiyeceği sadece su ve hurmadan ibaretti. Ancak rasulümüz bize hiçbir şekilde şirki kabullenmemizi, ona sessiz kalmamızı, Allah’ın hükmünü işlevsiz bırakmamızı öğretmemiştir. Allah’ın haram kıldığı şeylerden bir tanesi ihlal edildiği zaman Rasulullah (s) oldukça kızardı. Bırakın sizin yapmış olduğunuz gibi Allah’ın şeriatini işlevsiz bırakmayı, Allah’ın hadlerinden sadece bir haddin uygulanmaması için birileri aracılık yapmaya kalkışsa oldukça öfkelenirdi. O bize şöyle buyurmuştur:</p>
<p>“Hediye hediye üzere kaldığı sürece onu alın. Ancak size (alacağınız varken) rüşvet olarak verilirse onu almayın. Dikkat edin ki İslam’ın değirmeni bir daire gibidir. Kitap sizi nasıl yönlendiriyorsa sizde onunla beraber dönün. Dikkat edin yakın bir zamanda kitap ile otorite birbirinden ayrılacaktır. Siz kitabı hiçbir şekilde terk etmeyin. Dikkat edin sizin başınıza bir takım yöneticiler gelecek sizin için uygun görmedikleri hükümleri kendi nefisleri için uygun görecekler. Eğer onlara isyan ederseniz sizi öldürürler, onlara itaat ederseniz sizi saptırırlar.”</p>
<p>Rasulullah (s)’e  “Ya Rasulullah! Ne yapabiliriz?” diye sorulunca o şöyle cevap verdi:</p>
<p>“Meryem oğlu İsa’nın Havarilerinin yaptığı gibi yapın. Onlar ki testerelerle kesildiler, idam sehpalarına götürüldüler. Allah’a itaat uğruna olacak bir ölüm Allah’a isyan üzere devam edecek bir yaşamdan daha hayırlıdır.”</p>
<p>Estal bilgiçlik taslayarak şöyle diyor:</p>
<p>“Bu meselede problemin aslı, hadleri uygulamanın şartlarının insanların ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu bilmeyen bu gençlerdedir. Şöyle ki; İslam helal olan şeylere kolayca ulaşabilmeyi hedefler. İslam tesettürlü bir hayatın özlemini duyar yoksa hadleri uygulamanın özlemini duymaz. İslam nizamının temel gayesi hastalığa ilaç vermekten ziyade hastalıktan korunmayı sağlamaktır. Bilindiği üzere hadler şüphe olduğu zaman düşürülür ve hadleri düşüren pekçok sebep vardır.”</p>
<p>Derim ki: Sizin en büyük probleminiz yaptığınız şeylerin iyi ve güzel olduğunu zannetmenizdir.  Sizler gerek bilgi ve ilim açısından gerekse de vakıaya dair fıkhı bilme açısından kendinizin eşsiz insanlar olduğunuzu düşünüyorsunuz. Ancak konuşmalarınız, tercihleriniz ve bozuk temelleriniz gösteriyor ki, bu noktada siz insanlar arasında en cahil kimselersiniz. Ve hatta sizin cehaletiniz “cehli mürekkeb”  şeklindedir.</p>
<p>Bize gelince… Allah’a hamd olsun ki hadler noktasında senin anlatmaya çalıştıklarını biliyoruz. Ancak bizim bu konudaki bilgimiz hak üzeredir. Bizler sizin yaptığınız gibi Allah’ın hududlarını işlevsiz bırakma, Allah’ın hükmünü iptal etme suçunu temize çıkarma adına bu temel kaideleri dilimize dolamıyoruz. Biliyoruz ki zaruretler ve istisnalar miktarınca takdir olunur.  Nitekim bu tüm muhakkik alimler katınca bilinen bir şeydir. Allah’ın şeriati ile hükmetmeye, onun hadlerini icra etmeye gelince… İşte bu temel asıldır. Bu aslın icra edilmesiyle sadece kavun ve karpuzda değil, İslam şeriatinin hedeflediği zarurî, haci ve tahsini bütün maslahatlar sağlanmış olur.</p>
<p>“Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur’an’ı) gereğince uygulasalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi.” (5 Maide/66)</p>
<p>“Eğer, o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler(in kapılarını) açardık.” (7 Araf/96)</p>
<p>Ancak sizin beşeri kanunlarınız gelince… İşte bütün bereketleri yok eden bu alçak beşeri kanunlarınızdır. Eğer siz bu kanunları uygulamakta ve Allah’ın şeriatini işlevsiz bırakmakta ısrarlı davranmaya devam ederseniz neyiniz varsa yok olup gidecektir. O zaman size ne İran rafizilerinden aldığınız destek ne de kendisiyle öğünüp durduğunuz kavun, karpuzlarınız bir fayda vermeyecektir.</p>
<p>Bilinmelidir ki, bütün bereketlerin yok olması, fakirliğin yaygınlaşması, iktisadi krizler ve tüm afetler ancak Allah’ın indirdiği hükümlerin gayrısıyla hükmetmek ve Allah’a isyan etmenin sonucudur.  Nitekim İbn-i Abbas (rhuma)’nın rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah (s) şöyle buyurur:</p>
<p>“Beş şeye karşılık beş şey vardır: Bir toplum eğer sözünde durmazsa mutlaka Allah onlata düşmanlarını musallat eder. Bir toplum eğer Allah’ın indirdiklerinden başkasıyla hükmedecek olursa mutlaka aralarında fakirlik yaygınlaşır. Şayet içlerinde hayasızlık çıkarsa mutlaka aralarında taun (öldürücü ve bulaşıcı hastalıklar) baş gösterir. Şayet ölçüyü eksik yapacak olurlarsa mutlaka yerin mahsullerinden mahrum kalırlar ve kıtlık baş gösterir. Zekatı vermeyecek olurlarsa Allah onları yağmurdan mahrum bırakır.”</p>
<p>Estal’in hadlerin uygulanması noktasında “Hadleri düşüren birçok sebep vardır” sözüne gelince… Bu bir abartıdır ve Estal bununla ancak Hamas’ın cahil ve ayak takımını kandırabilir. Bizim bildiğimiz ise yeryüzünde asıl olanın Allah’ın şeriati ile hükmetmek, O’nun hükümlerini ikame etmek olduğudur. Estal’in iddia ettiği gibi hadleri düşüren birçok sebep filan da yoktur. Bunlar sadece birkaç tanedir ve yerine göre, miktarınca uygulanır. Ancak şu bilinmesi gerekir ki Hamas’ın içinde bulunduğu durum gereği kesinlikle Allah’ın şeriatini işlevsiz bırakması, alçak beşeri kanunlarla hükmetmesi hadlerin düşürülmesine asla bir sebep teşkil etmez.</p>
<p>13- Ve son olarak Estal şöyle diyor: “Cüz’i meselelerin ardından koşar, bunları reddetme adına deyatlara girmeye kalkışırsak iş uzar gider. Ancak o gençlerin asıl sorunları adaletsiz davranmalarıdır.”</p>
<p>Derim ki: Ey Estal! Sizin en büyük sorununuz kalplerinizin körelmesidir. Bundan dolayıdır ki ne marufu maruf olarak biliyor ne de münkeri münker olarak tanıyorsunuz. Öyle ki, adaleti batıldan, zulümden ve hatta küfürden bile ayırt edemez olmuşunuz. Tevhidden cahil kaldığınız, onu temel bir kriter olarak kullanmadığınız için bütün kıstaslarınız, ölçüleriniz bozulmuş. Bundan dolayı batıl sizin yanınızda adalet, münker ise maruf olmuştur. Rasullerin tevhidini ırkçıların tevhidi (vatan/millet birliği) olarak değiştirmişiniz. Demokrasi şirki sizin katınızda makbul görülmüş. Beşeri kanunlarla hükmetmek, kanunlarınızın bekası ve güçlendirilmesi uğruna buna karşı çıkan herkesin öldürülmesi size göre gayet meşru bir ameldir. Bu öldürülenler muvahhidlerin en hayırlıları dahi olsalar…</p>
<p>“Gerçek şu ki gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler körelir.” (22 Hacc/46)</p>
<p> Estal diyor ki: “Bu gençler sadece bardağın boş tarafına bakıyorlar. Farzedelim onların dedikleri doğru&#8230; O halde yapılması gereken Hamas hükümetinin icraatlarını bir kefeye onların sözlerini ise diğer kefeye koymaktır. Bu yapıldığı zaman görülecektir ki Hamas hükümetinin icraatları ağır basacaktır. O halde onlara Hamas hükümetine destek vermeleri, yardım etmeleri, hükümetin arkasında durmaları gerekmektedir.”</p>
<p>Derim ki: Eğer o bardakta içtiğin anda seni öldürecek zehir varsa, “Ne doyuracak ne de açlığı giderecek” (88 Ğaşiye/7) bir tarafı yoksa neye yarar? Benim burada zehirden kastım sizin beşeri kanunlarla hükmetmeniz, demokrasiyi din edinmeniz şeklinde karşımıza çıkan apaçık şirkinizdir. Ve bu, bölgedeki diğer tağutların şirkinin ta kendisidir.</p>
<p>Estal’in “Farzedelim onların dedikleri doğru…” derken nasıl da kibirlendiğine bir bakın… Kendi hükümetinin batılını görmekten Allah onun basiretini köreltmiş ve kendisine sunulan hak sözlere karşı insafla yaklaşmaktan onu alıkoymuştur. Durumu bu olan bir müftüden ne hayır beklenir ki…</p>
<p>Onun “Hamas hükümetinin icraatları ağır basacaktır. O halde onlara Hamas hükümetine destek vermeleri, yardım etmeleri, hükümetin arkasında durmaları gerekmektedir” sözüne gelince; bizim ölçümüz oldukça hassas olan tevhid ölçüsüdür. Hatadan korunmuş “Ne önünden ne de ardından batılın yaklaşamayacağı” (41 Fussilet/42) bir ölçüdür. Tartıların ağır basması ancak tevhid iledir. Tevhid olmaksızın yapılan her şey ise ancak seraptan, saçılmış toz zerrelerdinden başka bir şey değildir. Allah (sb) tevhidsiz yapılan ameller hakkında şöyle buyurmaktadır:</p>
<p>“Küfre sapanlar ise; onların amelleri dümdüz bir arazideki seraba benzer; susayan onu bir su sanır. Nihayet ona yetişip geldiğinde, onu bir şey olarak bulmayıverir ve kendi yanında Allah&#8217;ı bulur. (Allah da) Onun hesabını tam olarak verir. Allah, hesabı çok seri görendir.” (24 Nur/39)</p>
<p>“Onların yapmakta oldukları her işin önüne geçtik, böylece onu savurulmuş toz zerreleri kılıverdik.” (25 Furkan/23)<br />
 <br />
Meşhur bitake hadisi  bizim bu ölçümüzün sıhhatinin, dünya ve ahirette doğruluğunun en büyük delilidir. Bundan dolayı sizin ölçünüz tevhid üzere olmadığı sürece “O halde onlara Hamas hükümetine destek vermeleri, yardım etmeleri, hükümetin arkasında durmaları gerekmektedir” sözüne kimse ittifat etmeyecektir. Me tevhid ehli muvahhidler ne de tevhidin yardımcıları hiçbir şekilde senin bu sözlerine kulak asmayacaktır.</p>
<p>Bu gençler nasıl olur da tevhidle savaşan, şirki kaim kılan bir hükümete destek verirler. Biz daha önce sana maslahatların en büyüğünün tevhid olduğunu bildirmiştik. Siz tüm asılların aslını iptal, en yüce maslahatları ilga, İslam’ın temel rükunlarını iptal etmişken nasıl olurda hükümetinizin terazisi ağır basar… Nasıl yaptıklarınızın faydası zararından daha çok olur…</p>
<p>Bu satırlar Hamas müftüsü Estal’e red sadetinde alel acele yazdığım şeylerdir. Estal’in sözlerini düşünen herkes onun ne denli büyük bir batıla saplandığını görmekte zorlanmaz. Ancak ben bu satırları başta da belirttiğim üzere Gazze’deki kardeşlerimize destek vermek amacı ile onların ısrarlı taleplerine icabet etmek için yazdım. İşin aslı demokrasinin ne denli batıl bir sistem olduğuna, beşeri kanunlarla hükmetmenin küfrüne, bu kanunları savunan kimselerin şüphelerine dair yazdığımız birçok kitap vardır. Bu eserlerimizde bu batıl şüphelerin çığırtkanlığını yapan kimselere uzun uzadıya ve okuyucuyu sıkmayacak bir şekilde cevaplar verilmiştir. Bu konuda daha geniş bilgi isteyenler kitaplarımıza müracaat edebilirler.  Bunların şüphelerinin hepsi uzun zaman önce bizim kökünden kazıdığımız şüphelerdir. Ancak ne yazık ki bir çok cemaat hala bu şüphelerin prangasından kendisini kurtaramamıştır.</p>
<p>Onların içinde bulundukları bu şüphelerden bizleri selametle kurtaran, bizi tevhid ve hakka hidayet eden Allah’a hamd olsun. Allah (sb)’dan bizi bu hak üzerinde sebat ile nimetlendirmesini, hayatımızı onun yolunda şehadet ile sonlandırmasını dileriz. O bizim dostumuzdur. O ne güzel bir dost ne güzel bir yardımcıdır.</p></div>
<div style="text-align:center;"><strong>Kaynak: </strong><a href="http://www.sehadet.info" target="_blank"><strong>Şehadet Info</strong><br />
</a></div>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="85%" valign="bottom">
<table border="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="100%"> </td>
</tr>
<tr>
<td valign="bottom"> </td>
<td align="right" valign="bottom"> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[''Ne zaman müslümanlar cihadı terk etti o zaman Allah bize zillet verdi'']]></title>
<link>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/30/ne-zaman-muslumanlar-cihadi-terk-etti-o-zaman-allah-bize-zillet-verdi/</link>
<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 18:06:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>ummetinsesi</dc:creator>
<guid>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/30/ne-zaman-muslumanlar-cihadi-terk-etti-o-zaman-allah-bize-zillet-verdi/</guid>
<description><![CDATA[Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın Adıyla! Allah&#8217;ın rahmeti ve bereketi Resulü Muhammed (s.a.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="post_message_5413" style="text-align:center;">
<p><img src="http://imgs2.kavkazcenter.com/tur/content/2008/08/09/4106_1.jpg" border="0" alt="" /><br />
Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın Adıyla!</p>
<p style="text-align:left;">Allah&#8217;ın rahmeti ve bereketi Resulü Muhammed (s.a.s.)&#8217;e, ehline ve kıyamet gününe kadar yolunu sürdüren tüm muvahhidlerin üzerine olsun. (AMİN)</p>
<p style="text-align:left;">Allah (c.c.); Kuran-ı Kerim&#8217;in Enfal Suresi&#8217;nin 65. ayetinde şöyle buyurur:</p>
<p style="text-align:left;"><em>&#8220;Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Sizden sebat sahibi 20 kişi bulunsa onlardan 200 kafiri yener. Yine içinizden 100 kişi olsa o kafirlerden 1000 kişiyi yener. Çünkü o kafirler, anlamayan bir topluluktur.&#8221;</em></p>
<p style="text-align:left;">Biz <span style="color:#000000;">Müslümanlar</span>, ümmetin ciddi problemlerle karşı karşıya olduğu ve dünya <span style="color:#000000;">Müslümanlar</span>ının bir değişime ihtiyaç duyduğu noktasında mutabıkız. Fakat maalesef ümmet, güncel problemlere çözüm bulma konusunda bütüncül bir yaklaşıma sahip değildir. İşte bu bizim hatalarımız içinde en başta gelenidir.</p>
<p><!--more--></p>
<p style="text-align:left;">Her şeye kadir olan Allah-u Teala, mübarek kitabımız Kuran&#8217;da şöyle buyurur:</p>
<p style="text-align:left;"><em>&#8220;Hepiniz toptan Allah&#8217;ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanıp ayrılmayın. </em><em>Allah</em><em>&#8216;</em><em>ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de O (c.c.), kalplerinizi birleştirdi. İşte O</em><em>&#8216;</em><em>nun nimetiyle kardeş oldunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken sizi O(c.c.) kurtardı. İşte böylece Allah, ayetlerini size böyle açıklıyor ki doğru yola eresiniz.&#8221;</em> (Ali İmran, 103)</p>
<p style="text-align:left;">Hepimiz Kuran&#8217;a ve Sünnet&#8217;e sahip olduğumuz müddetçe aramızda hiçbir anlaşmazlık ve ayrılık olamaz. Bizler farklı gruplara ayrılma ve Kur&#8217;an ve Sünnet&#8217;ten başka mercilerden referans alma konusunda izin verilmiş değiliz. Dolayısıyla çağdaş dünyanın tehditlerine karşı önlemlerimizi Kur&#8217;an ve Sünnet&#8217;te aramak zorundayız. Özellikle Allah Resulü&#8217;nün şu hadisi, hiç şüphesiz problemlerimizin kaynağını ve çözüm yolunu net bir şekilde açıklıyor:</p>
<p style="text-align:left;"><em>&#8220;</em><em>İyne ile alışverişe başladığınız, öküzün kuyruğuna takıldığınız ve çiftçilikle yetinip Allah yolunda <span style="color:#000000;">cihadı</span> terk ettiğiniz <span style="color:#000000;">zaman</span> Allah size öyle bir zillet verir ki dininize dönene kadar da onu üzerinizden kaldırmaz.</em><em>&#8220;</em> (İmam Ahmed)</p>
<p style="text-align:left;">Bu hadis, problemi ve onun çözümünü açıkça belirtiyor. Problemimiz nedir? Ticaret yapıp <span style="color:#000000;">cihadı</span> terk etmek&#8230; Ne <span style="color:#000000;">zaman</span> <span style="color:#000000;">Müslümanlar</span> <span style="color:#000000;">cihadı</span> terk etti, Allah da üzerimize zilleti gönderdi.</p>
<p style="text-align:left;">Allah Resulü&#8217;nün dediğine göre bizler, dinimize dönünceye kadar O (c.c.) bu zilleti bizden kaldırmayacaktır. O (s.a.s.), bizim ticaret ve ziraatta ilerlediğimiz <span style="color:#000000;">zaman</span> ümmetin muzaffer olacağını söylemedi. Böyle bir görüşün destekçilerinin, Kur&#8217;an ve Sünnet&#8217;ten hiçbir dayanakları yoktur.<br />
Ümmetin problemi nerede? Küfür dünyasının ekonomik ve teknolojik başarılarında mı? Hayır, Peygamberimizin dediği gibi <span style="color:#000000;">cihadı</span>n terk edilmesinde. Sadece bir yol var: inancımızın özüne dönmek ve Allah&#8217;ın emirlerini uygulamaya geri dönmek&#8230; <span style="color:#000000;">Müslümanlar</span>ın en önemli görevi cihat etmektir. Yine <span style="color:#000000;">cihadı</span> terk etmek İslam&#8217;ı terk etmektir.</p>
<p style="text-align:left;">Ömer bin Hattab, bazı sahabelerin fethettikleri verimli Ürdün topraklarında ziraat yapmaya başladıklarını duyunca hasat <span style="color:#000000;">zaman</span>ına kadar bekledi ve o <span style="color:#000000;">zaman</span> bu tarlaların harap edilmesini emretti. Bazıları kendisine şikayet için gelince şöyle dedi: &#8220;Bu, ehl-i Kitab&#8217;tan insanların yapacağı iştir. Sizin işiniz Allah yolunda savaşmak ve O&#8217;nun dinini yeryüzüne yaymaktır.&#8221;</p>
<p style="text-align:left;">Allah Resulü (s.a.s.) buyurdu ki: &#8220;Rızk, mızrağımın ucundadır.&#8221;</p>
<p style="text-align:left;">Bugün ümmetin mensuplarının büyük çoğunluğu cihattan uzak durmaktadır. Bu da içinde bulunduğumuz üzücü durumun sebebidir. <span style="color:#000000;">Müslümanlar</span>, mallardan ve canlardan eksilme korkusuyla cihattan kaçmaktadırlar. Ama Kur&#8217;an ve Sünnet&#8217;ten gelen reddedilemez deliller, bunun yersiz bir sebep olduğunu göstermektedir. Şunu görebiliriz ki; <span style="color:#000000;">Müslümanlar</span> <span style="color:#000000;">cihadı</span> devam ettirdikleri ve Allah&#8217;ın dinini yaydıkları <span style="color:#000000;">zaman</span> ümmet daha güçlü ve daha zengin duruma gelmiştir. Ama ne <span style="color:#000000;">zaman</span> <span style="color:#000000;">cihadı</span> terk ettiler Allah&#8217;tan bir zillet başlarına geldi.</p>
<p style="text-align:left;">Objektif veriler gösteriyor ki; <span style="color:#000000;">Müslümanlar</span>ın cihat ettikleri dönemlerde ölen insan sayısı dünyanın her yanında milyonlarca insanın öldüğü bugünlere nazaran çok daha azdı.</p>
<p style="text-align:left;">Kur&#8217;an&#8217;ın şu ayeti üzerinde düşünülmelidir:</p>
<p style="text-align:left;"><em>&#8220;De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileleriniz, kazandığınız mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşlandığınız meskenler size Allah&#8217;tan, Resulü&#8217;nden ve O&#8217;nun yolunda cihat etmekten daha sevimliyse artık Allah&#8217;ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar toplumunu hidayete erdirmez.&#8221;</em> (Tevbe, 24)</p>
<p style="text-align:left;">Sıkıntılarımızın sadece bir tek çözüm yolu vardır ve o da Peygamber Efendimiz (s.a.s) tarafından açıkça belirtilmiştir. Bizim bütün yapmamız gereken de sadece bu doğru yolu izlemektir. Ve sonuçta Şehid Alim Abdullah Azzam&#8217;ın sözlerinden bir iktibas yapmak istiyorum:</p>
<p style="text-align:left;"><em>&#8220;Din için kanınızı vermekte cimri olmayın! Eğer ciddi ve samimiyseniz canınızı ve kanınızı, onları başlangıçtan önce size bağışlayan ve sizden satın alan alemlerin Rabbi&#8217;ne takdim edin.&#8221;</em></p>
<p style="text-align:left;"><em>&#8220;Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, ölür ve öldürülürler&#8230;&#8221;</em> (Tevbe,111)</p>
<p>ALLAHU AKBAR!</p>
<p><em>Müslüman Rus Amine </em></p>
<p><em>Çeviri: Press Medya</em></p>
<p><strong>Kavkaz Center</strong></p>
</div>
<p style="text-align:center;"> </p>
<p><!-- / message --><!-- sig --></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Azad Düşüncə Ruhu]]></title>
<link>http://emajidli.wordpress.com/2009/11/30/azadruh/</link>
<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 13:42:22 +0000</pubDate>
<dc:creator>emajidli</dc:creator>
<guid>http://emajidli.wordpress.com/2009/11/30/azadruh/</guid>
<description><![CDATA[və yaxud itmiş ruh axtarışında İnsanlar eyni insanlardı&#8230; Keçən əsrin 80-ci illərində Azadlıq m]]></description>
<content:encoded><![CDATA[və yaxud itmiş ruh axtarışında İnsanlar eyni insanlardı&#8230; Keçən əsrin 80-ci illərində Azadlıq m]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yeni Nesil Cihadı Seçiyor]]></title>
<link>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/30/yeni-nesil-cihadi-seciyor/</link>
<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 11:21:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>ummetinsesi</dc:creator>
<guid>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/30/yeni-nesil-cihadi-seciyor/</guid>
<description><![CDATA[Yeni idealarla ve düşüncelerle kafirler insanları orta sınıf tüketici nesil yetiştirmeye çalışıyorla]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div style="text-align:center;"><img src="http://www.jamaatshariat.com/ru/images/stories/370lf0.jpg" border="0" alt="" /></div>
<div>
<span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Yeni idealarla ve düşüncelerle kafirler insanları orta sınıf tüketici nesil yetiştirmeye çalışıyorlar. Her zaman yetiştirilecek olan nesilleri sadece Coca cola ve Pepsi arasındaki seçimde kalıyorlar. Gençleri Allahın yolundan çevirip TAGUT ve hayattaki boş harcamalara bağlamaya çalışıyorlar.</span></span><br />
<span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Evet aramızda öyle insanlar var ki hayatının anlamı « Fransız Manikürü, Telefonlar, Güzel elbiseler ve Arabalar» oldu maalesef.</span></span><br />
<span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Evet bazıları da hayat için elinden geleni yaparlar, yeter ki klozetleri sıcak ve rahat olsun..Evet bazıları da bu dünyevi hayatlarını bir Kafirin kölesi olmakla sattılar. Dünyanın parlaklığı ile gelecek gerçek hayatlarını kapatmışlar. Onlar!</span></span><br />
<span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Allahu Teala diyor ki;</span></span><br />
<span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah, -eğer siz gerçek mü&#8217;minler iseniz- kendisinden korkmanıza daha lâyıktır. <em><strong>(tevbe, 9/13) </strong></em></span></span><!--more--><br />
<span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Oysa Allah, -eğer siz gerçek mü&#8217;minler iseniz- kendisinden korkmanıza daha lâyıktır. <strong><em>(tevbe, 9/13-14) </em></strong></span></span><br />
<span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Allaha (c.c) hamd olsun ki öyle bir genç nesiller var ki, Kafir ve münafık yalanları kabul etmeyenler, ve onların yalanlara karşı gelip korkuyu estiriyorlar. Bu genç nesil CİHADIN NESİLİ. Bu genç nesiller Allah&#8217;ı (c.c) ve Peygamber efendimizi ( s.a.v) mi kendilerine bu hayattan, daha yakın ve sonsuzluk seçenlerden olmuşlar. Bu Kahraman genç kızlar AİŞAT GAZİYEVA &#8211; HAVA BARAYEVA bunlar bize bir hayatının gerçek örneklerden biri oldular. Bu nesil kendi hayatlarını CİHAD&#8217;a verenler ve hayatına düz ve gerçek yolu seçenlerin den kabul ettiler. Bu GENÇ NESİL ALLAH YOLUNA ÇIKIP, HAYATINI MAL VARLİĞINI BIRAKIP ALLAH YOLUN&#8217;DA SAVAŞANLAR …ALLAHU AKBAR !!! </span></span></div>
<p style="text-align:center;"> </p>
<p>&#160;</p>
<div><span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Bu GENÇ MUCAİD NESİLLER ölümüne nefret kılıp, kendi gençliğini hayatını kurban edip, Allah (c.c) yoluna çakanlardan oldular. BU GENÇ NESİL, kafirler tarafından aldatılmaz, satın alınmaz. BUNLAR bir votka şişesinin, DOMUZ ETİN&#8217;DEN YAPILMIŞ sucukların, kafirlerin televizyonda yaptığı propagandaya, satılmayanlarından ve kafirlerin köle olmayacaklarından yolunu tuttular ve bu yola sadıklar. Bu GENÇLER Rus İvan aptallara ve Amerikan kuklalara ve hepsi bu haydutlara boyun eğmez. BU NESİL CENNETİ isteyenler, ve kendi seçimini yaptılar, pislik çukurlarında ölmektense, Allah (c.c) yolunu sadık ve düz tutanlardan oldular.</span></span><br />
<span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Bu NESİL bizim kız kardeşlerimizin, Kendi eşleriyle Cihada çıkanlar, Bu bacılarımız, evde ve sıcak kanepelerde sobaların yanında oturan erkeklerle evlenmek istemiyorlar ve kabul etmiyorlar, bunlar Allahın (c.c) yoluna çıkan mücahidlerle ve bu yolda kendilerini kurban eden erkeklerle evlenmeyi tercih ettiler ve ALLAH (c.c) yolunda Şehid olanları kendilerine kabul ettiler. BU GENÇ MÜSLÜMAN KIZLARIN NESLİ, ALLAH&#8217; ın (c.c) yolunda kendi eşleriyle beraber Cihad&#8217;ta zulme işkencelere ve namuslarını korumaya, ölümü göze alanlardan oldular. Bu genç bayan EŞLERİN NESİLİ Allah&#8217;ın (c.c) yolunda kendi eşleriyle beraber Cihada çıkıp ve bu yolda usanmadan savaşıp Cihadda ŞEHİD OLUYORLAR!</span></span><br />
<span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Bu ANNELERİN NESLİ, ALLAH (c.c) yolunda kendi oğulları kurban edenler, Bu Anneler « kafir tarafından kuşatıldıklarında, EY OGLUM ONLARA REHİN OLMAYİN ONLARLA SAVAŞIN ALLAH (c.c) İÇİN ONLARLA SAVAŞIN» seslenirler. ALLAHU AKBAR !!!</span></span></div>
<p>&#160;</p>
<div><span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Bu BABALARIN NESİLİ ne kadar güzel ve hoş, Allaha (c.c) HAMD OLSUN Kİ kendi oğullarıyla beraber Cihada çıkıyorlar ve bu yolda ŞEHİD OLUYORLAR. ALLAHU AKBAR! ALLAHU AKBAR. ALLAHU AKBAR.</span></span><br />
<span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Bu Müslüman erkeklerin nesli her duaların da Allah&#8217;a (c.c) yalvarır Allah&#8217;ım ben yaşlı olarak yatağımda öleceğime bana Cihadda ağır ve acılarım hissedecek ölümü nasip eyle ya Rabbim. ALLAHU AKBAR. </span></span><br />
<span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Bazıları zannediyor ki Allah (c.c) imtihan yapmadan Cenneti ve Cennetin, Firdevs çiçeklerine nasip eyler ya da CEHENNEMİ. Bu dünyaya aldanıp ta ÜMMET’e hiç bir yardım etmeden, hiç kan kaybetmeden ben Müslümanım diye bağıranlar için, Vallahi Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadislerinde diyor ki « kim çok konuşur ama yapmazsa dediklerini Münafık odur.»</span></span></div>
<p>&#160;</p>
<div><span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Yazıklar olsun ŞİŞMAN İMAMLARA, kafir kanunlarını anlatanlar ehli dünyayı cennet olarak anlatanlar, bunlar kafirlerin kanunu anlatıp gerçeklerden korkanlar, Müslüman kadınları çocukları kafirler öldürür bunlar susarlar, Camilerde Müminlere gerçek Farz kanunu anlatmaz susarlar, FARZ-ÜL AYN DJİHAD anlatmaz susarlar, ama düşman Müslüman topraklarında bize zulüm işkence yapar. Bazen bu insanlara yüzlerine kendini atmak istiyorsun, çünkü bunlar sadakat verdiği zaman elleri titrer ve zannediyorlar ki bu eli titreye-titreye haşa Allah’ı satın alabilecekleri zannediyorlar. Ama bunlar kendi gereksiz hayatlarına karşılık kafirlere parasını verir öder.</span></span><br />
<span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Vallahi ne kadar çirkin durumlar bunlar, ne kadar iğrenç, Akideyi bozup TAGUT OYUNLARIYLA ZEVK ALANLAR ve Allah&#8217;ın (c.c) rahmetine inanmayanlar. Halbuki gerçekleri Kur’anı Kerim de ileten Rabbimizin Rahmeti sadece kendini Müslüman kabul edenlere gönderilmiş.</span></span><br />
<span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Yüce Allah Kur’an da buyuruyor ;</span></span></div>
<p>&#160;</p>
<div><span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">Kendilerine kitap verilenlerden Allah&#8217;a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah&#8217;ın ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam&#8217;ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. <strong><em>(tevbe, 9/29) </em></strong></span></span></div>
<p>&#160;</p>
<div style="text-align:center;"><span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">ZAFER YADA CENNET!</span></span><br />
<span style="font-size:medium;"><span style="color:darkred;">ALLAHU AKBAR!</span></span></div>
<p>&#160;</p>
<div style="text-align:center;"><em>Shamilonline.org için JamaatShariat &#8216;ten Türkçeleştiren: Baisangur Musa</em><br />
<em><a href="http://forum.tak-va.com/tr/..//" target="_blank"><span style="color:#800000;"><strong>Shamilonline.org</strong></span></a></em></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Düşmanla Savaşta Kadının Rolü"]]></title>
<link>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/29/dusmanla-savasta-kadinin-rolu/</link>
<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 13:06:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>ummetinsesi</dc:creator>
<guid>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/29/dusmanla-savasta-kadinin-rolu/</guid>
<description><![CDATA[Düşmanla Savaşta Kadının Rolü Shaykh Yūsuf Bin Sālih Al-‘Uyayrī Takdim Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;">Düşmanla Savaşta Kadının Rolü<br />
<span style="font-size:small;"><strong><span style="font-family:Georgia;"><a href="http://ummetinsesi.wordpress.com/files/2009/11/musulmanka-cecenka.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-544" title="Musulmanka Çeçenka" src="http://ummetinsesi.wordpress.com/files/2009/11/musulmanka-cecenka.jpg" alt="" width="300" height="211" /></a><br />
</span></strong></span></p>
<div style="text-align:center;"><em><span style="color:green;"><strong><span style="font-size:small;">Shaykh Yūsuf Bin Sālih Al-‘Uyayrī<br />
</span></strong></span></em></div>
<p><span style="font-size:small;"><strong><span style="font-family:Georgia;">Takdim</span></strong></p>
<p></span><em><strong><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;"><span style="color:#000000;">Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla&#8230;</span></span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Hamd, ezelden ebede dek yalnızca Allah’a özgüdür. O’nu över ve O’ndan Peygamber efendimizi, O’nun ehl-i beytini ve ashâbını rahmetiyle kuşatmasını dileriz.</span></span></strong></em> <span style="font-size:small;"></p>
<p></span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;"><strong>Muhterem bacım! </strong>Dünyanın tüm ülkelerinde İslam’a ve Müslümanlara karşı açılmış olan yeni haçlı seferlerine karşı önemli bir rolün vardır. Gerçekten bu, senin için çok büyük ve önemli bir görevdir. Bu satırlarda size hitap ediyorum. Aslen bu yazdıklarımın iki katı kadar uzunluğa muhtaç olan bu konuda benim sözü biraz uzun tutmamın sebebi konunun oldukça büyük bir önem arzetmesindendir. O halde beni iyi dinleyin. Allah sizi korusun ve muhafaza etsin.</span></span><span style="font-size:small;"><!--more--></p>
<p></span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Bugün İslam ümmeti aşağılanma ve zilletin her çeşidine maruz kalmıştır. Ümmetin karşılaştığı bu durum geçmiş asırlarda karşılaşılan aşağılanma ve zillete hiç benzememektedir. Zira geçmişte bu durum şimdiki kadar yaygın değildi. Ancak bugün bu aşağılanma ve zilletin temel sebebi ümmetin fertlerinin sayısının az olması ya da ümmetin fakirlik içinde olması değildir. Bilakis İslam ümmeti günümüzde en büyük ümmet olarak telakki edilmektedir. Ve aynı şekilde düşmanların sahip olmadığı zenginliğe ve diğer unsurlara sahip olan tek ümmettir. O halde burada kendiliğinden şu soru gündeme gelmektedir. Günümüzde ümmetin çektiği bu sıkıntının sebebi mali ve insani kaynak bakımından fakirlik değilse nedir? </span></span><span style="font-size:small;"></p>
<p></span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Bu sorunun cevabını Sevban (ra)&#8217;ın rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah <em>(sallallahu aleyhi ve sellem)</em> bizlere şöyle vermektedir:</span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">“Size çullanmak üzere, yabancı ka*vimlerin, tıpkı sofraya çağıran yiyiciler gibi birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.” Orada bulunanlardan biri: “O gün sayıca az olmamızdan dolayı mı?” diye sordu. Bunun üzerine Rasulullah <em>(sallallahu aleyhi ve sellem)</em>: “Hayır, bilakis o gün çoksunuz. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı, hiçbir ağırlığı olmayan çerçöpler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak” buyurdu. Orada bu*lunanlardan biri: “Zaaf nedir ey Allah’ın Rasulü?” dedi. Allah Rasulü <em>(sallallahu aleyhi ve sellem)</em> şöyle buyurdu: “Dünya sevgisi ve ölüm korkusu.”</span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Ahmed bin Hanbel&#8217;in diğer bir rivayetinde &#8220;Savaşı kötü görmenizdir&#8221; şeklinde geçmektedir.</span></span><span style="font-size:small;"></p>
<p></span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">İşte bu hadis-i şerif, o kafa karıştırıcı sorunun cevabıdır. Peygamberimiz <em>(sallallahu aleyhi ve sellem)</em> bunun cevabını 1400 sene önce cevabını vermiştir. İslam ümmetini mahveden illet, dünya sevgisi ve ölüm korkusudur. Ne zaman ümmet dünyayı sevip ölümden nefret etmeye başladı işte o zaman Allah’ın Yahudileri tarif ettiği<em> ‘‘Sen onları, insanların yaşamaya en düşkünü olarak bulursun’’ (2/Bakara: 96)</em> beyanını bu ümmete muvafık oldu.</span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Ayette geçen <em>&#8220;…yaşamaya…&#8221;</em> kelimesi yaşamanın her türlü çeşidini kapsayan nekra bir ifadedir. Bu yaşam aşağılanma ya da zillet içinde bir yaşam olabilir… Hayvanların ya da böceklerin yaşadığı gibi bir yaşam da olabilir… Önemli olan sadece yaşamdır… </span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">İşte bu sevgiden dolayı ümmet kendisine veya dinine yaraşmayan aşağılık bir hayat tarzına bağlandı. Tüm bunların sebebi, onların dünyayı sevmesi ve ölümden nefret etmesidir.</span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Bizim dünya sevgimizin ve ölümden veya savaştan nefret edişimizin kaçınılmaz neticesi, İslam ümmetinin evlatlarının çoğunun –özellikle de kadınların- cihadı kesin olmaya dolayısıyla da dünyadan göç etmeye bağlayaral onu terk etmek oldu. Bu yüzden İslam ümmeti Cihadı terk edince, düşmanlar ona karşı güç kazandı ve başlarına zillet geldi. Ve Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, İbn-i Ömer (radıyallahu anh) rivayetiyle Ahmed ve Ebu Davud’da <em>(rahmetullahi aleyhim)</em> yer alan şu beyanı gerçekleşti.</span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">İ’yne ile alışveriş yaptığı*nız, öküzlerin peşine takılıp çiftçilikle yetindiğiniz ve cihadı terkettiğiniz zaman Allah size bir zillet verir ve yeniden dininize dönmedikçe sizden onu kaldırmaz.</span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Yukarıdaki hadislerin de işaret ettiği gibi, bizim durumumuza dair Rasulullan <em>(sallallahu aleyhi ve sellem)</em>’in bizi teşhis ettiği hastalık vehnden başkası değildir. Bugün bu hastalığın yansımaları ortaya çıkmaktadır. Bu, inek ve taşa tapanlardan haça ve heykellere tapanlara kadar dünyanın tüm uluslarının üzerimize attığı zillettir. </span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Sonuç olarak yukarıda vermiş olduğumuz hadislere dönerse, bu aşağılanma ve zilletten kurtulmanın tek yolu cihada dönmek, Allah yolunda savaşı sevmek, dünyayı ve onun süslerini terk etmektir.</span></span><span style="font-size:small;"></p>
<p></span></p>
<div><span style="font-size:small;"><strong><span style="font-family:Georgia;">Kadın, Cihada Destek veya Köstek Olabilir</span></strong></span></div>
<p><span style="font-size:small;"><strong><span style="font-family:Georgia;"><br />
</span></strong></span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Rasulullah <em>(sallallahu aleyhi ve sellem)</em>’in, ümmetin bu durumdan kurtulması için bize verdiği reçetenin cihad olduğunu anladıktan sonra ne yazık ki hala buna uygun hareket etmediğimiz görülmektedir. Bu yüzden bu reçeteye uygun hareket edebilmek için ferdi planda cihadın engellerini araştırmamız gerekmektedir.</span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Allah (sb) cihadın engellerinin esas nedenini şu ayette bir araya getirmiştir:</span></span><span style="font-size:small;"><br />
<em><span style="font-family:Georgia;">‘‘De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, karılarınız, akrabalarınız, kazandığınız mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar, size Allah ve Rasulünden ve onun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah’ın emri (azabı) gelinceye kadar bekleyin. Allah, fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez.’’ (9/Tevbe: 24)</span></em><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Bunlar cihadın engellerinin esas sebepleridir. Bu sebeplerden başka dallanıp budaklanabilir. Bu ayette kendisinden hoşlanılan şeylerin, Allah sevgisi, Rasul sevgisi ve cihad sevgisinin önüne geçişini nasıl engelleyebileceğimizi araştırmak, izzete giden ilk adımdır. Çünkü Allah sevgisi, Rasul sevgisi ve cihad sevgisi, bu sevilen şeylerden daha büyük ve daha gereklidir. </span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Şayet bu sonucu iyi kavrarsak, bütün amellerimizde Allah sevgisinin, Rasul sevgisinin ve cihad sevgisinin tüm fani sevgilerin üzerinde olduğunu görürüz. Bunun neticesinde ise bu ümmetin evlatları İslam’ın ve ümmetin şerefi için canlarını seve seve vereceklerdir. Kafirler, kendileri bu dünyayı ne kadar seviyorlarsa ümmetin erkeklerinin de ölümü bir o kadar sevdiğini, Ebu Bekir es-Sıddık <em>(radıyallahu anh)</em>’ın yaptığı gibi tüm zenginliğini İslam’a zafer kazandırmak için harcayan tüccarları olduğunu görecekler, ümmetin analarının şayet oğulları cihadı terk ederlerse bu hayattan hiçbir tat almadıkları gerçeğini bileceklerdir. Elbette bunun sonucu ümmetin üzerinden kafirlerin hakimiyetin kalkması şeklinde tezahür edecektir.</span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Eğer tüm bunlar başarılırsa, Allah’ın düşmanları ümmeti üzmeden veya ümmete karşı gelmeden önce bin kere düşünecektir.</span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Bu sayfalarda, bu engel ve manilerin detayları üzerinde durmayacağız. Fakat ümmetin hemen ve her şeyden önce kaldırması gereken bir engeli açıklamakla yetineceğiz. Bu engel; anne, eş, kız veya kız kardeş olarak ortaya çıkan kadındır. Bunların hepsi, cihadın engellerini detaylı olarak anlatan ayetin kapsamına giriyor. Elbette burada kadının, İslam’ın zaferinin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu söylerken, bunun mukabili bir durumu da belirtmek gerekir ki bu, kadının tam bir cesaret ve fedakarlık ile donanırsa, İslam’ın zaferindeki en temel ve en etkili faktörlerden birisi olur. Burada, onun İslam’ın muzaffer olması için örnek alması gereken kadınların hayat hikayelerini vereceğiz. </span></span><span style="font-size:small;"></p>
<p></span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Bu sayfalarda kadınlara hitab etmemizin sebebi, kadınlarda gördüğümüz bazı hasletlerden dolayıdır. Bir kadın bir şeye ikna olduğunda, bu erkeğin o şeyi yerine getirmesinde en öenmli saiktir. Ve eğer kadın bir şeye karşı çıkarsa, erkeğin onu başarmasının önündeki en büyük engellerden birisi olur. Özellikle bu kadın sevilmesi, razı edilmesi gereken bir anne, nine ve eş olursa… </span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Kadının, insanlığın beşiğidir. Vücudu güçlenene kadar bebeğin bakıcısıdır. İşte bu düşünüldüğü takdir de, İslam’la tüm kafir milletler arasındaki savaşta etkin rolünü gerçekleştirmesini teşvik ettiğimiz hitabı kadına yönlendirmemiz gayet yerindedir. Kadın, bu savaşa girmekten vazgeçtiği zaman, ondan soyutlandığı veya savaşçıların azmini güçlendirmeye hazır olmadığı zaman, yenilgiye ilk adım atılmış demektir ve bu zarara giden yoldur ve bugün ümmetimizin başına gelen şey işte budur.</span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Kadın sorumluluğa hazır olana kadar, İslam parlak dönemlerinde kendinden kuvvet, sayı ve maddi olarak güçlü olan kafir milletlere karşı muzaffer değildi çünkü cihad için evladlar yetiştiren, kocası cihada çıktığında onun namusunu ve malını koruyan, bu yolun sürdürülmesinde kocasının ve evladlarının sabırlı olmasına yardım eden odur. ‘‘Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır’’ sözü o zamanın kadını için tam uygundu, bu yüzden biz de ‘‘Her başarılı mücahidin arkasında bir kadın vardır’’ diyebiliriz. O kadınlar görevlerini biliyorlardı ve Rasulullah <em>(sallallahu aleyhi ve sellem)</em>’in ifade ettiği gibiydiler. Hazret-i Ömer <em>(radıyallahu anh)</em> Peygamber <em>(sallallahu aleyhi ve sellem)</em>’e: ‘‘Ya Rasulullah! Hangi zenginlikten edinelim?’’ diye sordu. O da: &#8220;Her biriniz, şükreden bir kalb, zikreden bir dil, ahiret işinize yardımcı olacak Mümin bir kadın edinsin&#8221; buyurdu.</span></span><span style="font-size:small;"></p>
<p></span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Fakat günümüzdeki kadınlara ne demeli? Onları nasıl tarif etmeli? Onların endişeleri nedir? Kocalarına ahiret işlerinde yardımcı mıdırlar? Günümüzdeki İslam ve küfür arasındaki savaşı idrak ediyorlar mı? Veya küfür ülkelerini dahi biliyorlar mı? Müslümanların Filistin dahil her yerde çektiklerini biliyorlar mı? Onların bunlardan haberi yok. Peki bu nasıl bir habersizlik? O, en son moda ve akımları takip etmektedir. Süs ve ihtişam gösterisi dışında hiçbir şey bilmemektedir.</span></span><span style="font-size:small;"><br />
</span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;">Bilakis, onların bazıları haramlarda boğuluyorlar. Onlar tahribata iman eder hale geldiler. Din düşmanları onları kendi ülkelerimizde ümmete karşı kullanıyorlar. Biz onlardan, ümmetin kalesinin inşâsına katkıda bulunmalarını beklerken; kendimizi onların İslam’ı tahrip etmelerini engellemeye çalışırken bulduk. Düşmanın, kadını özgürleştirmeye odaklanması, onun ümmetin muhafızı olduğunu öğrendikten hemen sonra olmuştur. Eğer o bozulursa, çevresindekilerin yanı sıra onun fıtratı da bozulur. Bu yüzden o yanılgıdayken ve boğulurken ve tüm bu hain çağrılara inanırken, düşmanlar onu en kötü bir şekilde kullandı. La havle ve la kuvvete illa billah!</span></span><span style="font-size:small;"></p>
<p></span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;"><strong>Ey Allah’ın kadın kulları!</strong> Sorun sadece sizin günümüzdeki şu savaştan habersiz kalmanız olmak o zaman mesela daha kolay olurdu. Çünkü o zaman u durumu telafi edecek erkeklerimiz var derdik! Fakat bugün siz, günümüzdeki savaşın varlığından veya onun için yapılan hazırlıktan habersizseniz, sizinle birlikte tüm ümmet de habersiz olacaktır. Bu savaş için gençleri kim yetiştirecek? Ve bu savaşa giren erkeklerin arkasında kim duracak? Ve gelecek neslin annelerini bu yolda devam etmeleri için kim hazırlayacak? Bu sorunun ve buna benzer onlarca mühim sorunun cevabı bize göstermektedir ki kadın mücadelede önemli bir unsurdur ve bu savaşa tam gücüyle ve tüm hırsıyla katılmalıdır. Ve kadının bu savaşa katılımı mücadelenin sonucunu ifade etmez. Bilakis kadının bu savaşa katılımı, bu yolun devamını ve zaferi sağlayan sütunlardan birisidir.</span></span><span style="font-size:small;"></p>
<p></span><span style="font-family:Georgia;"><span style="font-size:small;"><strong>Bu yüzden ey bacım! </strong>Görevinizin hayal ettiğinizden daha büyük olduğunun farkında olmalısınız. Bugün İslam’ın mağlubiyetinin büyük bir kısmından siz sorumlusunuz. Çünkü eğer siz sorumluluğunuzu yerine getirmiş olsaydınız, ümmetin başına bu zillet gelmeyecekti. Belki siz, öncelikli olduğu için eğer siz sorumluluğunuzu yerine getirmezseniz daha sonra yapılacakların hiçbir faydası olmamaktadır. Çünkü çocuğun yetiştiği ilk ev, sizin kollarınız. Ve o genç bir erkek olduğunda, size olan sevgisinden dolayı sadece sizin rehberliğinizi bilecektir. Bu yüzden siz çocukluk çağında onun içine Allah’ın, Rasulünün ve cihadın sevgisini aşılamazsanız, o büyüdüğünde hiç kimse onun kalbine bunu atamaz, çok zorlama haricinde&#8230; Fidan sizin ellerinizin arasında, taze ve nemli, bu yüzden görevinizin başına geçin, 20 yıl sonra neticeyi göreceksiniz inşâAllah.</span></span><span style="font-size:small;"></p>
<p></span></p>
<div style="text-align:center;"><span style="font-size:small;"><span style="color:green;"><em><strong>Shaykh Yūsuf Bin Sālih Al-‘Uyayrī</strong></em></span></span></div>
<p>&#160;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Plagiat və iki Yazı]]></title>
<link>http://emajidli.wordpress.com/2009/11/28/plagiat/</link>
<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 01:44:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>emajidli</dc:creator>
<guid>http://emajidli.wordpress.com/2009/11/28/plagiat/</guid>
<description><![CDATA[Facebookda son bir ayın ən qızğın mübahisə mövzularından biri də plagiat ilə bağlı idi. İşlərin çoxl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Facebookda son bir ayın ən qızğın mübahisə mövzularından biri də plagiat ilə bağlı idi. İşlərin çoxl]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Şans]]></title>
<link>http://kediolun.wordpress.com/2009/11/27/sans/</link>
<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 21:44:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ekim Nazım Kaya</dc:creator>
<guid>http://kediolun.wordpress.com/2009/11/27/sans/</guid>
<description><![CDATA[Şansın insan hayatında çok büyük yeri olduğunu düşünenlerin genelde &#8220;şanssız&#8221; insanlar o]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Şansın insan hayatında çok büyük yeri olduğunu düşünenlerin genelde &#8220;şanssız&#8221; insanlar olması sizce tesadüf mü? Bence değil.</p>
<p>İnsanın kendi şansını kendisinin yaratması, daha çok fırsatları değerlendirmekle ilgili bir şey. Şans, beceri, girişkenlik, kavramlarının sınırları net olarak çizilemeyebiliyor. Bu özelliklerin hiçbirine sahip olmayan birisi hepsini &#8220;şans&#8221; başlığında değerlendirebilir.</p>
<p>Kedilerin dört ayak üstüne düşmesi <strong>şans</strong> değil, <strong>beceri</strong>dir. <strong>Kedi olun.</strong></p>
<p>İnsana en zor şey gelen şey nedir? Yanıtı aşağıda vereceğim, devamını okumadan önce biraz düşünün lütfen.</p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p><!--more--></p>
<p>İnsana en zor şey gelen şey, &#8220;düşünmek&#8221;&#8230;</p>
<p>İşte bu yüzden, insanların yüzde biri düşünür, yüzde doksan dokuzu düşünmez. Ve o yüzde bir, diğer yüzde doksan dokuzu yönetir.</p>
<p>Düşün&#8221;e&#8221;mediğimiz için değil, üşendiğimiz, gerek duymadığımız, düşünmeden de yaşayabildiğimiz için düşünmeyiz. Düşünmeyi, &#8220;zihinden geçen fikirler&#8221; olarak değerlendirmeyin. Düşünce üretimi, aktif bir süreçtir, beyin enerjisi tüketmeyi gerektirir.</p>
<p>Kediler sık sık kulaklarını arkaya doğru çevirir. Bunu her yaptıklarında düşünüyor gibi görünüyorlar bana&#8230; Bir dahaki sefere dikkatle izlerseniz, ne dediğimi anlayacaksınız.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dağıstan Cemaati'nden İhvan ve Tahrir'e Manifesto]]></title>
<link>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/24/dagistan-cemaatinden-ihvan-ve-tahrire-manifesto/</link>
<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 12:51:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>ummetinsesi</dc:creator>
<guid>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/24/dagistan-cemaatinden-ihvan-ve-tahrire-manifesto/</guid>
<description><![CDATA[EĞER CİHAD BİRDEN DURDURULURSA Bozguncular arasındaki “İhvan”, cihadı durdurmayı ve dünyalıkları yem]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><strong><strong>EĞER CİHAD BİRDEN DURDURULURSA</strong></strong></p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://ummetinsesi.wordpress.com/files/2009/11/11113_1.jpg"><img class="size-medium wp-image-535  aligncenter" title="11113_1" src="http://ummetinsesi.wordpress.com/files/2009/11/11113_1.jpg?w=300" alt="" width="300" height="170" /></a><strong></strong></p>
<p>Bozguncular arasındaki “İhvan”, cihadı durdurmayı ve dünyalıkları yemeyi öneriyor. Dağıstan’daki yahut Filistin’deki farklı eylemler için net bir önerileri yok; bu yüzden sonu gelmez bir “nefis disiplini” uyguluyorlar ki onların konseptinde bu daha çok “nefsi paslandırmadır”.</p>
<p>Onlar, sufi bağırşlı İslam.ru aracılığıyla Kafkasya’yı bırakmayı ve politik süreci onların taktiğine bırakmayı teklif ediyorlar.<!--more--></p>
<p>Hizbu’t Tahrir’den kardeşleri de, hilafetin inşasını üyelik ücretiyle teklif ediyor. “vergiyi öde-iyi uyu”. Görüldüğü gibi, ilk milyon yada milyarın bu harekete varışıyla beraber, hilafet sorunu da çözülecektir.</p>
<p>Hadi düşünelim, faraza mücahidler cihadı ansızın bırakırlarsa ne olacaktır? Barış ve İslam, Dağıstan’da hakim mi olacaktır?</p>
<p>Tarih bize gösteriyor ki cevap: HAYIR! Kafirler önce ihvandaki kaba yönleri düzeltecekler, sonra da Tahrir’in iş adamlarını. Sufiler de unutulmayacak, Sibirya’nın geniş ağaç kesim alanları da onlar için hazırlanacaktır.</p>
<p>Bu, son yüzyılın başlarında Dağıstan’da böyleydi, Arap ülkelerinde de böyleydi ve şimdi de böyle olacaktır.</p>
<p>20’lerde, “dost”-KGB ajanları Ali Hacı Akushinki’yi oyuna getirdi ve sonrasında yirmi bin barışçıl sufi, kendi ifadelerine göre, Hazar Denizi’nin kumsalına gömüldü.</p>
<p>  Yaşlı sufi şeyhi –Seyfullah Kadı Başlarov, kesin ölüme gönderildi. Diğerleri, bir boynuza bağlandı ki sufiler, kafirleri uyutup İslam’ı öğretmek için votka şişelerinin etrafında dönüyorlardır. Öğrenciler, aylarca hocalarının mahzenlerinden dışarı çıkmadılar ki köylüler, yabancılara bildirmesin. Bunların hepsi, burada meydana geldi.</p>
<p>Onlar, bu çabalarının sayesinde en azından İslam’ın zerrelerini koruduklarını söyleyecekler ancak biz de diyeceğiz ki; sufilerin ihanetinden dolayı, bize bilgi çarpıtılmış bir formda geldi.</p>
<p>Barışçıl küfrün 70 yılının üzerine Dağıstan Müslümanları, duyulmamış bir laikliğe boyun eğdirildi ve Korkmazov’un, “sizin şeriata göre yaşamanıza izin vermeyeceğiz” höykürüşleri, öyle bir noktaya geldi ki oruç tutan bir kişinin ağzına su döküldü. Namaz yasaklandı.</p>
<p>Burada, Allah’ın dininin genel olarak alaya alındığı ve Allah’tan korkan bir Müslüman’ın geri zekalı bir cahil olarak gösterildiğinden bahsetmiyoruz. Hac, yıllarca yasaklandı ve Kuran’ı anlayabilen çok az kişi kaldı. Tüm bunlar, sufilerin “barış çağrılarının” ve bozgunlarının meyveleridir.</p>
<p>Bu durum, böyle feci şekillerde olmasa da Müslümanların Kuran, sünnet ve cihadı bırakıp her tür siyasi yolları icat ettikleri ve tağutun oyununda yer aldıkları tüm ülkelerde vuku buldu.</p>
<p>Hayatını inancına veren Seyyid Kutub, politik menfaat uğruna akide ve şeriatı terk eden bugünkü ihvanın yılan kıvraklığından büyük bir sürprize uğrardı.</p>
<p>İslam tevhid dinidir ve onları menfaatlerinin ve aptallıklarının ölçüsüne çektikleri politik programa döndüren küfürden bağımsızlıktır.</p>
<p>Nerdeyse bir yüzyıllık aktivitenin sonucu, onları “el arabası hala orada” gerçeğine götürdü. Dünyadaki hiçbir ülkede güç sahibi değiller. Ve onların tağutun parlamentolarında bulunmaları, sadece onların güçlerini sağlamlaştırdı ve İslam ümmetine yayılmalarını sağladı. </p>
<p>Mısır’da, sırtlarını kendilerini daha sonra acımasızca çarpacak olan Nasır’a çevirdiler. Ondan beri ihvan, demokrasinin kırıntıları için pazarlık ediyor. Alaylı biçimde, politik menfaatlerin ölçüsüne göre, hapislere tıkılıyorlar. Sonra da parlamentoya yükseliyorlar. Hemen hemen aynı zamanda ikisini birden yapabiliyorlar.</p>
<p>Tahrir’in eğitim süreci de onların istedikleri müddetçe sürebilir. Zaman geçerken onlar “halk gönüllüleri”nin zamanında olduğu gibi, onlar da unutulacaklar ve tarihin çöp tenekesine atılacaklar. Tıpkı İhvan gibi…</p>
<p>Şimdi Dağıstan’a geri dönelim. Dürüst olalım, elimizi vicdanımıza koyup kendimize soralım: “Eğer cihadı durdurursak, bu İslami davete fayda getirecek mi?” Bu sorunun cevabı, Kuran’da verilmiştir. İhvan ve Tahrir, politik uygunsuzluğundan dolayı görmek istemiyorlar:</p>
<p>“Onlar sizi dinlerinizden döndürünceye kadar, sizinle savaşmaktan asla vazgeçmeyeceklerdir. Ve sizden kim, dininden döner ve kafir olarak ölürse, bu dünyada ve ahrette amelleri boşa gidecektir, ve (cehennem) ateş(in) sakinleri olacaklardır. Buna sürekli katlanacaklardır.”(Bakara,217)</p>
<p>Bu ayetin tefsirinde deniyor ki, kafirler Müslümanlarla mülklerine sahip olmak yahut onları hayattan yoksun bırakmak için değil savaşmıyorlar. Müslümanları dinlerinden koparmak için savaşıyorlar.</p>
<p>Hıristiyan ve Yahudilerin uygulamaları, kendi kiliselerini, kendi okullarını inşa etmeleri, misyonerlerini göndermeleri, Müslümanları kendi dinlerine çevirmek ve onları kafir yapmak içindir.</p>
<p>Ey Müslümanlar! Siz gerçekten Putin ve Medvedev’in, bu kafirlerin camileri, medreseleri, okulları İslam’ı yaymak için mi yaptırdıklarını düşünüyorsunuz? Siz bu necis kafirlere, “Muhakkak kafirler, Allah yolundan saptırmak için mallarını harcarlar”(Enfal,36) buyuran Allah’tan daha çok mu inanıyorsunuz?  </p>
<p>Eğer tüm mücahidler Kafkasya’yı terk etseler, tüm sofi şeyhleri askerlerin ve polislerin ayaklarını yıkasalar, İhvancılar sakalsız ve kravatlı piyanistler gibi gezseler de kafirler, İslam’ın ışığı en son Müslüman’ın aklından çıkana kadar durmayacaklardır.</p>
<p>Onlar “tevhid” kelimesi sözlüklerimizden kaybolana kadar durmayacaklar. Son Müslüman kadın soyunana kadar durmayacaklar. Kuran’ın son kopyasını imha edene kadar durmayacaklar. İslami ilimleri taşıyan son kişiyi öldürene kadar durmayacaklar.</p>
<p>Bu, kafirlerin ayaklarını Kafkasya’ya attığından beri, 200 yıldır hep olagelmiştir.</p>
<p>Bu, bugün de bir sorundur. Onlar Müslümanları öldürdüler, öldürüyorlar ve öldürmeye, onlarla savaşmaya devam edecekler. Eğer biz onlara itaat edip cihadı bırakırsak İslami çağrı, Sovyet zamanındaki gibi duracaktır.</p>
<p>Çeçen dostlarımızı kafir ordusuna karşı, “beni İslami derslerimle ve kitaplarımla baş başa bırakın” düşüncesiyle yalnız bırakmak, Müslüman’ın akidesine ve şeriatına tamamen zıt bir ihanettir.</p>
<p>Çeçenistan’dan bahsediyoruz çünkü cihad, Çeçenistan’da başladı. 200 yıl önce Dağıstan’da olduğu gibi. Ve bu insanlar imamımız Şamil’i barındırdı, O’nu kendilerine “İmam” olarak seçti ve askerlerini O’nun ile cihada gönderdi. Dağıstan cihadının kökleri, Çeçenistan’dadır. Şöyle bir soru olamaz: cihad yapmak ya da yapmamak… Şeriata göre Müslümanların görevi, komşularına bir düşman saldırısı durumunda onlara yardım etmektir.</p>
<p>Bugün, cihadın neden başladığı konusunda kuramlar üretmek boştur. Sorun, ne yapılması gerektiğinde. Bizler sabırlı, cesaretli, inançlı olmalı ve Allah yoluna girmeliyiz.</p>
<p style="text-align:center;"><strong>Kaynak:</strong><a href="http://www.jamaatshariat.com" target="_blank">Jamat Shariat</a></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Kavkaz Center için tercüme eden:</strong> Rasul Hanif- <a href="http://ummetinsesi.wordpress.com" target="_blank">Ümmetin Sesi</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Berkorban apa sahaja]]></title>
<link>http://4sedulur.wordpress.com/2009/11/23/berkorban-apa-sahaja/</link>
<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 06:22:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>4sedulur</dc:creator>
<guid>http://4sedulur.wordpress.com/2009/11/23/berkorban-apa-sahaja/</guid>
<description><![CDATA[Beberapa hari lagi kita akan menyambut aidiladha. Pada ketika itu ramai orang islam akan membuat iba]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><a href="http://4sedulur.wordpress.com/files/2009/11/081220082041.jpg"><img class="size-medium wp-image-142 alignnone" title="08122008204" src="http://4sedulur.wordpress.com/files/2009/11/081220082041.jpg?w=300" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Beberapa hari lagi kita akan menyambut aidiladha. Pada ketika itu ramai orang islam akan membuat ibadat korban sama ada secara perseorangan atau berkumpulan. Setiap kali musim haji tiba maka berbagai huraian dan tafsiran mengenai korban akan kita dengar ,baca dan lihat melalui media cetak , tv dan internet malah di kedai-kedai kopi. Kebanyakan  tamsiran itu  dikaitkan kehidupan harian untuk memenuhi keperluan kehidupan di dunia. Hubungan dengan kehidupan akhirat agak kurang jelas. Dunia adalah medan untuk kita berusaha mendapatkan kejayaan yang abadi di akhirat.</p>
<p>Sahabat-sahabat rasullullah faham akan kehendak agama. Mereka telah membuat pergorbanan harta dan jiwa mereka kejalan Allah. Berkorban apa sahaja harta ataupun nyawa. (sanggupkah kita). Hari kita dapat nikmat islam adalah atas pengorbanan mereka diikuti oleh para tabiin dan seterusnya mereka selepas para tabiin. Nilai nikmat islam tidak ada dalam diri kita kerana kita dilahirkan oleh keluarga islam kecuali jika kita benar-benar faham dan mengamalkan islam sepenuhnya. Mereka yang tahu nilainya nikmat islam akan berusaha dan berkorban melalui dakwah kepada semua orang agar mereka yang lain yang jauh dari hidayah Allah dapat sama-sama menikmati dan menghayati keindahan islam atau kembali kepada islam yang sejati. Dakwah perlukan pegorbanan masa, harta dan perasaan. Dakwah adalah tangungjawab semua orang islam. Ingat pesan nabi dalam haji wada’ ..sampaikanlah walaupun satu ayat. Mereka yang faham akan seruan ini adalah sahabat , lalu mereka bertebaran seluruh alam menyebarkan agama islam.</p>
<p>Allah telah melimpahkan kepada umat islam dengan kemewahan. Bila ada seruan untuk membuat pengorbanan harta maka ramai yang sangup berkorban. Tidak sampai seminggu dah boleh kumpul jutaan ringgit. Bila saja ada seruan bantuan diperlukan semua orang sangup menghuluran wang riggit mereka mengikut kemampuan masing-masing. Tapi bila diperlukan mereka mengorbankan masa mereka untuk kerja sukarela ramai juga yang sedia berkidmat walaupun jumlahnya jauh kurang dari yang sedia mengorbankan harta mereka. Tatkata diminta untuk mereka mengorbankan masa mereka untuk agama maka terlalu sedikit yang sedia. Inilah hakikatnya kehidupan. Hanya orang yang terpilih sahaja yang membuat usaha dakwah.  Sebenarnya manusia lebih rela kehilangan sedikit harta dari kehilangan masa santainya. Mereka selesa dengan kehidupan dunia yang penuh kepura-puraan lupa akan kehidupan akhirat yang kekal abadi. Bila ajal mendatang ,waktu itu  barulah sedar dari angan-angan namun kekesalan sudah tiada erti lagi. Pergi tak akan kembali.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BILA AGAKNYA MELAYU AKAN SEDAR MEREKA DITIPU]]></title>
<link>http://papanputih.wordpress.com/2009/11/22/bila-agaknya-melayu-akan-sedar-mereka-ditipu/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 04:23:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>Papan Putih</dc:creator>
<guid>http://papanputih.wordpress.com/2009/11/22/bila-agaknya-melayu-akan-sedar-mereka-ditipu/</guid>
<description><![CDATA[PROJEK PEMBODOHAN ORANG MELAYU . United Malays National Organisation berkhayal bahawa gerombolan mer]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h4><span style="color:rgb(51,51,51);">PROJEK PEMBODOHAN ORANG MELAYU</span></h4>
<p><span style="color:rgb(51,51,51);"><span style="color:rgb(255,255,255);">.</span><br />
</span></p>
<p style="text-align:justify;">United Malays National Organisation berkhayal bahawa gerombolan mereka sahaja yang mewakili Orang Melayu. Ini sebenarnya satu dongeng. Kesah dongeng ini sengaja disebarkan untuk membodohkan fikrah orang Melayu.</p>
<p style="text-align:justify;">Projek pembodohan Melayu ini adalah sebahagian dari strateji politik United Malays National Organisation. Selama lebih dari 50 tahun proses pembodohkan ini telah dilakukan. United Malays National Organisation amat amat sedar tanpa projek pembodohan ini mereka akan hilang kuasa untuk memerintah.</p>
<p style="text-align:justify;"><img class="alignright" title="Mengadap Duli" src="http://www.kosmo.com.my/kosmo/pix/2009/1027/Kosmo/Negara/ne_07.1.jpg" alt="" height="202" width="263">Kalau di zaman feudal dahulu – orang-orang Melayu dibodohkan dengan pelbagai dongeng tentang daulat raja, tentang hikmat raja, tentang kehebatan raja, tentang ilmu raja atau tentang raja yang mewakili tuhan di bumi ini. Ini semuanya dongeng. Semua ini adalah sebahagian dari projek membodohkan Melayu.</p>
<p style="text-align:justify;">United Malays National Organisation tidak mahu orang Melayu memiliki fikrah dan berkeupayaan untuk berfikir secara bebas. Susuk yang memiliki fikrah dan berkeupayaan berfikir secara bebas pasti akan menjauhkan diri dari gerombolan ini. Manusia yang berfikir akan berkeupayaan untuk melihat tipu belit yang sedang dijalankan oleh gerombolan ini.</p>
<p style="text-align:justify;">Projek pembodohan ini ada yang dijalankan dengan licik sehingga tidak dapat dilihat. Ada pula projek ini yang amat jelas dapat dilihat. Projek pembodohkan yang licik dan yang terang berjalan serentak untuk membonsaikan akal fikrah manusia Melayu.</p>
<p style="text-align:justify;"><b>Cara Pertama</b>:</p>
<p style="text-align:justify;">Menakut-nakutkan Melayu tentang bahaya orang asing. Orang asing yang dimaksudkan oleh gerombolan ini tidak lain dan tidak bukan ialah orang China. Orang-orang China akan dijadikan ‘hantu’ untuk terus menakut-nakutkan orang Melayu.</p>
<p style="text-align:justify;">Akan ditimbulkan pelbagai cerita untuk membuktikan bahawa ekonomi negara ini dimiliki oleh orang China. Racun bencikan China ini telah memandulkan fikrah orang Melayu untuk melihat dengan jelas bahawa wujud persekongkolan yang maha intim antara kroni gerombolan United Malays National Organisation dengan para cukong China.</p>
<p style="text-align:justify;"><img class="alignright" title="Money" src="http://3.bp.blogspot.com/_5hd7oe3kKow/Sh7CWGzm_bI/AAAAAAAAA30/r8AixemmQ_I/s400/make-money-sign.jpg" alt="" height="186" width="252">Para cukong China yang membuat harta kekayaan sebenarnya bekerjasama dengan gerombolan United Malays National Organisation. Kerjasama mereka seperti Abang dengan Adik.</p>
<p style="text-align:justify;">Cuba kita kembali kepada kes Bank Bumiputera yang lingkup pada tahun 80’an dahulu. Nama seperti Hashim Shamsuddin dan Lorraine Osman akan muncul. Ini akan diikuti dengan nama George Tan. Siapakah Loraine Osman ini? Maloan ini tidak lain dan tidak bukan ialah bendahari gerombolan sendiri.</p>
<p style="text-align:justify;">Ini hanyalah satu contoh dari bejuta juta contoh yang lain. Ini belum lagi diambil kira kes PKFZ, Bakun, Pewaja, Formula 1, Moonson Cup, KLCC – dimana wujud kerjasama antara gerombolan dengan ‘orang asing’ untuk menjarah negara.</p>
<p style="text-align:justify;"><b>Cara ke dua</b>:</p>
<p style="text-align:justify;">Menyebar berita dongeng bahawa sesiapa yang menentang United Malays National Organisation bererti menentang raja dan monarki. Ini bukan sahaja dongeng tetapi cerita lawak.</p>
<p style="text-align:justify;">Orang-orang Melayu sengaja dibodohkan dan tidak diarifkan untuk memahami bahawa melawan/menentang/mengkrtitik sistem monarki ini bukan sesuatu yang pelik atau menghairankan.</p>
<p style="text-align:justify;">Dalam sejarah negara Arab banyak raja-raja dalam telah dichampakkan ke dalam tong sampah sejarah. Raja Feisal dari Iraq, Raja Farouk dari Mesir, Raja Idris dari Libya, Raja dari Segala Raja Ahmad Reza Pahlevi dari Iran – semuanya dihumbankan. Justeru – menentang monarki bukan sesuatu yang asing dalam sejarah tamadun manusia. Malah menentang monarki adalah tindakan progresif dan maju.</p>
<p style="text-align:justify;">Tetapi orang Melayu sengaja dibodohkan agar terus terperangkap untuk tunduk melutut tanpa berfikir. Orang Melayu tidak diberi kefahaman yang jelas bahawa : menjunjung ke bawah duli itu ertinya menjunjung tapak kaki. Orang Melayu tidak diberitahu bahawa : pacal itu ertinya anak anjing.</p>
<p style="text-align:justify;">Patek pacal yang hina menyembah duli tuanku bermakna : saya ini anak anjing yang hina menjunjung tapak kaki kamu. Bukan kah ini kerja bodoh dan memperbodohkan diri sendiri. Kenapa orang Melayu dibodohkan sebagini. Kenapa orang Melayu mahu menjadi bodoh dan terus dibodohkan.</p>
<p style="text-align:justify;"><b>Cara ketiga</b>:</p>
<p style="text-align:justify;">Sesiapa yang menentang United Malays National Organistion di katakan menentang Islam. Ini juga adalah projek membodohkan orang Melayu. Bagaimana menentang gerombolan ini disangkut pautkan dengan agama tidak pula dilakar dengan jelas.</p>
<p style="text-align:justify;">Islam ialah agama kepercayaan. Manakala United Malays National Organistion adalah satu gerombolan politik. Islam telah wujud 1500 tahun dahulu. Gerombolan yang beroperasi hari ini hanya wujud semenjak tahun 1988 dahulu. Manusia Melayu telah menganut Islam 500 tahun dahulu dan tidak ada sangkut paut dengan United Malauys National Organisation.</p>
<p style="text-align:justify;">Manusia Melayu menganut Islam bukan kerana United Malays National Organisation. Mereka menganut Islam kerana satu kepercayaan agama.</p>
<p style="text-align:justify;">Tetapi orang Melayu di Malaysia ini terus ditakut-takutkan seolah-olah gerombolan ini adalah wakil tuhan di atas bumi ini. Ini karut. Tidak ada sesiapa yang mewakili tuhan diatas bumi ini. Menentang United Malays National Organisation bukan menentang agama, bukan menentang Islam dan bukan menentang Tuhan.</p>
<p style="text-align:justify;">Yang Maha Esa tidak pernah melantik United Malays National Organistion untuk menjadi wakil. Malah Yang Maha Esa tidak juga melantik Pope, Sami, Dalai, Ayahtollah, Padri, Rabbai – untuk menjadi wakil.</p>
<p style="text-align:justify;">Apa yang terjadi ialah para agamawan ini adalah orang-orang yang beramal dan beribadat. Mereka mengikut selurus dan setepat mungkin ajaran-ajaran dari kitab-kitab suci. Semua mereka adalah manusia yang sama seperti Mak Cik dan Pak Cik di Felda Sungai Rokan – bezanya mereka boleh befikir dan berilmu.</p>
<p style="text-align:justify;"><b>Ahkirnya</b>:</p>
<p style="text-align:justify;"><a href="http://papanputih.wordpress.com/files/2009/11/projek-bn11.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-228" title="Projek BN" src="http://papanputih.wordpress.com/files/2009/11/projek-bn11.jpg?w=300" alt="" height="134" width="362"></a></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Projek pembodohan Melayu ini telah dibudayakan. Ini bererti ianya telah menjadi sebahagian dari proses budaya pemikiran Melayu. Lembaga-lembaga daulah yang wujud telah diarahkan untuk terus menjalankan projek pembodohan ini.</p>
<p style="text-align:justify;">Kaedah pembelajaran dan media adalah dua lembaga yang digunakan untuk projek membodohkan Melayu. Media Melayu jika dibandingkan dengan media yang bukan Melayu amat ketara bezanya. Tahap laporan berita, tahap tulisan rencana, tahap soal jawab agama dalam media Melayu – semuanya memiliki nilai bodoh yang amat tinggi.</p>
<p style="text-align:justify;">Bagitu kaedah permbelajaran dan keilmuan. Anak-anak muda Melayu terus diperbodohkan dalam sistem pembelajaran yang sedia wujud. Justeru kerana itu ibu bapa dalam masyarakat China tidak mahu anak anak mereka masuk ke sekolah aliran Melayu. Mereka tidak mahu anak anak mereka jadi bodoh. Dalam masa yang sama , makin ramai ibu bapa Melayu telah mula menghantar anak-anak mereka ke sekolah aliran China. Di sekolah aliran bukan Melayu masih ada peluang untuk anak-anak sekolah ini diajar untuk berfikir bukan diajar untuk menjadi bodoh.</p>
<p style="text-align:justify;">Kemelut politik hari ini adalah hasil dari projek pembodohan orang Melayu. Masih ramai lagi orang Melayu yang bodoh sehingga mereka gagal untuk membezakan apa yang betul dan apa yang salah. Apa yang hak dan apa yang batil. Projek bodoh ini telah juga memesongkan nilai budaya orang Melayu.</p>
<p style="text-align:justify;">Orang Melayu yang telah dibodohkan gagal melihat bahaya rasuah malah mereka dengan bangga akan mengangkat pemimpin pengamal rasuah. Orang Melayu yang telah berjaya dibodohkan gagal melihat bagaimana sistem kehakiman dan keadilan dalam negara ini boleh dijual beli. Mereka ini terus ingin menjadi bodoh.</p>
<p style="text-align:justify;">Orang Melayu yang ingin terus menjadi bodoh ini gagal melihat pembunuh, pencolek, pengambil rasuah – bukan satu pekerjaan salah. Budaya songsang lagi bodoh ini melihat kejahatan itu baik dan suci kerana ianya dilakukan oleh manusia Melayu beragama Islam yang memiliki kad gerombolan United Malays National Organisation.<b>(TT)</b></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ingin Menulis]]></title>
<link>http://abdullahmalik.wordpress.com/2009/11/20/ingin-menulis/</link>
<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 16:07:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>alik166</dc:creator>
<guid>http://abdullahmalik.wordpress.com/2009/11/20/ingin-menulis/</guid>
<description><![CDATA[Hati ini mengungkap kata yang sememangnya telah tertulis maka disini tercatatlah bicara hamba mu yan]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Hati ini mengungkap kata yang sememangnya telah tertulis maka disini tercatatlah bicara hamba mu yang ingin menulis&#8230;</p>
<p>Al-Masadd<br />
(3) Dan juga isterinya, seorang perempuan pemunggah kayu api. (4) Di lehernya sejenis tali, dari tali-tali yang dipintal. / (5) </p>
<p>- Oleh kerana dia membantu suaminya dalam usaha menumpas pergerakan Nabi Muhammad saw, dengan menyebarkan fitnah dan provokasi dikalangan rakyat.</p>
<p>-Kerana dia menyebarkan fitnah untuk memburuk-burukan Nabi Muhammad saw dan kaum muslimin.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[KADİROV NEDEN BİR MÜRTEDDİR?]]></title>
<link>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/20/518/</link>
<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 15:18:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>ummetinsesi</dc:creator>
<guid>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/20/518/</guid>
<description><![CDATA[  Bismillahirrahmanirrahim Hamd, alemlerin rabbi olan Allah’a… Salat ve selam, Hz. Muhammed(s.a.s)’e]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://ummetinsesi.wordpress.com/files/2009/11/11681.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-519" title="11681" src="http://ummetinsesi.wordpress.com/files/2009/11/11681.jpg?w=210" alt="" width="210" height="300" /></a></p>
<p style="text-align:center;">Bismillahirrahmanirrahim</p>
<p style="text-align:center;">Hamd, alemlerin rabbi olan Allah’a… Salat ve selam, Hz. Muhammed(s.a.s)’e, aline, ashabına ve O’nu ihsan ile takip edenlerin üzerine olsun!</p>
<p style="text-align:center;">Es selamu aleyküm ve rahmatullahi ve berekatühü</p>
<p style="text-align:center;">Son zamanlarda, bidatçı kişiler arasında-mürcie-, Lülü(Ramzan) Kafirov(Kadirov)’un durumu hakkında bazı konuşmalar ortaya çıktı. Ve mürcie, O’nun durumu hakkında ikiye ayrıldı:</p>
<p style="text-align:center;">Birinci grup, ki bunlar en üşütük olanlar, O’nun bir Müslüman ve Çeçenya’nın yasal lideri olduğunu, O’na itaat etmenin vacip ve karşı çıkanların ise harici olduğunu bildirdiler. Bunlar, Rinat ve birçok öğrencisinin sözleridir ve dinin saptırılmasının, namussuzluğun uç noktasıdır.</p>
<p><!--more--></p>
<p style="text-align:center;">Sonra mürcienin daha makul olan ikinci grubu geldi ve dediler ki: Kadirov yasal bir İslami lider değildir. Çünkü gerçek bir güç yok ve Kremlin, her an O’nu görevden alabilir. Yine de onlara göre Kadirov bir Müslüman’dır ve kendisini tekfir etmek caiz değildir.</p>
<p style="text-align:center;">Bu özet içerisinde, onların hatalarını göstereceğiz fakat öncelikle alimlerin, gönüllü olarak küfür sözünü söylemek ile ilgili mezhebini dikkate alalım.</p>
<p style="text-align:center;">Ehli sünnetin mezhebi, küfür sözlerini gönüllü olarak ve zorlama olmadan söyleme hakkında şu görüştedir:</p>
<p style="text-align:center;">“Kim imanından sonra (zorlama olmaksızın) küfre dönerse, Allah’tan onların üzerine bir gazap vardır. En büyük azap onlar içindir.”(Nahl,106)</p>
<p style="text-align:center;">Şeyhülislam ibni Teymiyye(r.h.) diyor ki:</p>
<p style="text-align:center;">“Kim zorlama olmaksızın, kasten ve sözün niteliğini bilerek küfür sözü söylerse O, zahiri ve batini olarak kafir olur. Ve O’nun mümin olduğu da söylenemez. Kim böyle derse İslam’ın dışına çıkar.” (es-Sarimül Meslul,438)</p>
<p style="text-align:center;">Şeyh ibni Hazm da zorlama olmaksızın ve nakil amaçlı olmaksızın küfür lafzı söyleyenler için:</p>
<p style="text-align:center;">“Ümmetin icmasına göre, bu kişinin hükmü küfür hükmüdür. Ve Allah Resulü(s.a.v.) ile Kuran’ın kararıyla, küfür sözünü söyleyen kişi kendisi de bir kafirdir.” (Fasıl,3-245)</p>
<p style="text-align:center;">Selefin büyük alimi Ruveyh ibni İshak:</p>
<p style="text-align:center;">“Ulemanın icmasıyla; kim Allah’a, Resulüne hakaret ederse veya Allah’ın dininden bir şeyleri kötülerse veya kalbiyle Allah’ın gönderdiğini bildiği halde Peygamberlerden birini öldürürse işte O, kafirdir.”(Tamhid,4-226)</p>
<p style="text-align:center;">Şeyh Süleyman bin Abdülvehhab diyor ki:</p>
<p style="text-align:center;">“Tüm alimler ittifak etmiştir ki, şakayla söylenen bir küfür sözü, kişiyi kafir yapar. Peki ya korkuyla yahut dünya metaı için söylenen söz ne olur?”(El-Delail,30)</p>
<p style="text-align:center;">İmam Şafi’ye Kuran’ın bir ayetiyle alay edenin durumu sorulduğunda şöyle cevap verdi:</p>
<p style="text-align:center;">“O kafirdir.”(Sarimul Meslul, 3-956)</p>
<p style="text-align:center;">Şeyh Muhammed bin İbrahim şöyle dedi:</p>
<p style="text-align:center;">“Bu bölümde bahsedilen selefin icması şudur ki, dinden çıkarır. Bunun için eğer onunla birlikte iki şahit varsa… Bunda tartışmasın şekilde onların icması yeterlidir. (Şerh Keşif-i Şübühat,102)</p>
<p style="text-align:center;">Ve alimlerin bu konuda daha birçok sözleri var faka t onlar, bir şeye inanıyorlar: Bilerek ve gönüllü olarak küfür sözlerini söyleyenler, zahiri ve Batıni olarak kafir olurlar. Bu, selefin ve ehli hadisin icmasıdır.</p>
<p style="text-align:center;">Bununla uyuşmazlığa giren, yalnızca cehmiyye ve eşariyyedir ki şunları söylerler: “kim gönüllü olarak küfür işlerse biz onu zahiren tekfir ederiz fakat yine de onun içyüzünü bilemeyiz. Belki mümin olabilir. “Usulid din li El Bağdadi” ve Eşari imamlarının diğer kitaplarına bakınız. Bu görüş, radikal mürcielerin çok yanlış bir görüşüdür fakat doğrusunu söylemek gerekirse, modern medhaliler ve onların selefleriyle kıyaslanamaz.</p>
<p style="text-align:center;">Şimdi hemen asıl kahramanımız Lülü Kafirov’a geçelim ve her Müslüman’ın imanının temelleriyle ilgili kesin meselelerle ilgili konularda, mezheplerin izniyle ondan bahsedelim.</p>
<p style="text-align:center;">Allah korkusu hakkında Kafirov:</p>
<p style="text-align:center;">“Söylediğim her şey, ruhumdandır. Düşüncelerimi gizlemiyorum. Ben Allah’tan korktuğum gibi Rusya’nın kanunlarından korkarım. Ben tam olarak ve hakkıyla halkıma hizmet etmeye çalışıyorum.”</p>
<p style="text-align:center;">Allah’ın verdiği hüküm hakkında Kafirov:</p>
<p style="text-align:center;">“Şeriat mahkemeleri, Rusya’nın anayasasına karşıdır. Biz İçkerya zamanında bile Şeriat yönetimine karşıydık. Şimdi gelenekler hakkında konuşuyorum. Herhangi birine, hatta çok genç bir çocuğa sorun, eğer senin kız kardeşin namussuzluk ederse ne yaparsın? Herkes aynı cevabı verir: O’nu öldürürüm.”</p>
<p style="text-align:center;">“Biz tüm gücümüzle Rusya’nın anayasasını ve kanunlarını gözetmeliyiz, ki bu bizim kutsal görevimizdir. Bugün, bize Peygamberimiz tarafından bırakılan geleneksel İslam’a sahibiz. Bugün Rusya’nın kanunlarıyla çatışmaksızın bir politika inşa ediyoruz. Bu, bizi kaygılandırmaz. Camiler inşa ediyoruz, kutsal yerler açıyoruz.</p>
<p style="text-align:center;">-Bu demektir ki bu diğeriyle çelişkili değildir.</p>
<p style="text-align:center;">-Kesinlikle engelleme yok. Kiliseler inşa ediyor, Hıristiyanlara yardım ediyoruz. Çeçen Cumhuriyeti’nde bu konuda, demokrasi ile konuşma ve din özgürlüğü vardır. Biz karışmayız. Ülkemizde bir kişi, herhangi bir dini seçebilir, ona hizmet edebilir ve buna karışılmaz.</p>
<p style="text-align:center;">Cennet hakkında Kafirov:</p>
<p style="text-align:center;">“Allah’a yemin ederim ki eğer böyle mollalar ve ulema cennete gireceklerse o zaman cennet olmaz.”</p>
<p style="text-align:center;">Putin hakkında Kafirov:</p>
<p style="text-align:center;">“Putin sağlıklı olduğu müddetçe, bizler O’nun önünde eğilerek ülkeyi yönetmesini istemeliyiz.”</p>
<p style="text-align:center;">“O’nun politikaları, O’nun bana bir sözü benim için kanundur. Putin, halkımızı kurtardı, O bir kahramandır. Putin, Allah’ın hediyesidir. Bize özgürlüğümüzü verdi.”</p>
<p style="text-align:center;">“Putin, benim idolümdür. O’nu seviyorum, O’na saygı gösteriyorum. O’nun için hayatımı veririm.”</p>
<p style="text-align:center;">“Putin, benim için her şeyi yaptı. O, en zor zamanda halkımı korudu. Ve hayatımın en zor anlarında beni destekledi. Ve ben de Putin’in devrilmemesi için her şeyi yapacağım. Ben kimsenin kuklası değilim. Halkıma ve Rusya’nın halkına hizmet ediyorum. Rusya’nın anayasasına ve kanunlarına saygı duyuyorum.”</p>
<p style="text-align:center;">Evliyalarla Yemin:</p>
<p style="text-align:center;">“söyledim ve söylüyorum ki, Allah’a ve tüm evliyaya yemin ederim ki Putin ülkeyi yönetmezse artık bir daha asla büyük bir güç olamayacağız.”</p>
<p style="text-align:center;">Kafirov için Putin, Peygamber(s.a.s.)’den daha değerli:</p>
<p style="text-align:center;">“Putin benim için geçmişteki kim olursa olsun, nerede olursa olsun en kutsal insandır. Bir birleştiricidir.”</p>
<p style="text-align:center;">Kafirov için dinler arası diyalog:</p>
<p style="text-align:center;">“Bizim sadece ‘temiz İslam’ için savaştığımızı düşünmeyin. Biz tüm dinlere saygı gösteriyoruz. Tapınaklar inşa ediyoruz, sinagog da inşa edeceğiz.”</p>
<p style="text-align:center;">Mürtet’in sözlerinin sonu…</p>
<p style="text-align:center;">Ve biz O’nun böyle birçok sözünden bahsedebiliriz fakat akıllı birisi için bu, bunları söyleyenin, zahiren ve batınen kafir olacağını anlamaya yeterlidir. Çünkü bunları söylemeyi haklı çıkaracak hiçbir şeyleri yok. Ve Kafirov benzerlerini, eylemlerini ve sözlerini bilerek tekfir etmeyen herkes, kendileri de küfre girer. (Bir kimsenin kendisinin de küfür işlemesi gibi)</p>
<p style="text-align:center;">Ve son olarak vurgulamak istiyorum ki, O’nun Müslüman olduğunu kanıtlamaya çalışan ve kafir olduğunu reddeden modern mürcie, daha evvel bahsettiğim geçmişteki gulat mürcieden bile daha kötüdür. Çünkü o mürcieler, böyle sözleri söyleyenlerin hükmünün bu hayatta küfür olduğunu lakin içlerinde kendilerini diğer alemde kurtarabilecek imanlarının olabileceğini söylediler.</p>
<p style="text-align:center;">Bir de bu modern mürcieler, sapıklıkta daha da ileri gittiler. Dediler ki; böyle iğrenç sözler söyleyen birisine küfür hükmü vermemekle kalmadılar, O’nun bir Müslüman ve dahası Müslümanların imamı olduğunu söylediler.</p>
<p style="text-align:center;">Allah’ın gazabı, O’nun dinini eğip büken ve tağutlara hizmet edenlerin üzerine olsun!</p>
<p style="text-align:center;">Allah Resulü(s.a.v.), şöyle buyurdu:</p>
<p style="text-align:center;">“Mürcieler, bu ümmetin ateş işçileridir. Hasta oldukları zaman onları ziyaret etmeyin, öldükleri zaman cenazelerine gitmeyin.”(Taberani,4205;Elbani’ye göre sahih)</p>
<p style="text-align:center;">Allah’tan tüm mücahitlere ve Müslüman kardeşlere yardım etmesini ve mürcie fitnesini ve diğer sapkın hareketleri bizlerden uzak tutmasını, kalplerimizi ve ruhlarımızı korumasın, aramızdan isteyenleri şehitlerin arasına katmasını dilerim.</p>
<p style="text-align:center;">                   Ebu Meryem et-Tataristani (1430 Ramazan)</p>
<p style="text-align:center;">                   Kaynak: <a href="http://hunafa.com" target="_blank">IA Hunafa  </a></p>
<p style="text-align:center;"> Kavkazcenter için çeviren: Rasul Hanif</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://ummetinsesi.wordpress.com" target="_blank">Ümmetin Sesi</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Maqdisi'nin Son Beyanatı:HAMAS ile Aynı Menheç Üzere Değiliz!]]></title>
<link>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/15/maqdisinin-son-beyanatihamas-ile-ayni-menhec-uzere-degiliz/</link>
<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 11:16:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>ummetinsesi</dc:creator>
<guid>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/15/maqdisinin-son-beyanatihamas-ile-ayni-menhec-uzere-degiliz/</guid>
<description><![CDATA[Biz ve HAMAS Aynı Menhec Üzere Değiliz&#8230;&#8230; Resim forum yapısı için küçültülmüştür. Resmin ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="post_message_13172"><span style="font-family:Arial;"><span style="color:#000080;"></p>
<div style="text-align:center;">Biz ve HAMAS Aynı Menhec Üzere Değiliz&#8230;&#8230;</div>
<p></span></span></p>
<div></div>
<p><span style="font-family:Arial;"></p>
<div><strong><span style="color:#e4d3a6;"></p>
<table id="ncode_imageresizer_warning_1" width="640">
<tbody>
<tr>
<td width="20"><img src="http://forum.tak-va.com/images/statusicon/wol_error.gif" border="0" alt="" width="16" height="16" /></td>
<td>Resim forum yapısı için küçültülmüştür. Resmin orjinal ölçüleri 800&#215;125 ve boyutu 448KB.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><img src="http://img697.imageshack.us/img697/3161/ebumuhammedasimelmakdae.gif" border="0" alt="" width="640" height="100" /></span></strong><br />
<strong><span style="color:red;">BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM</span></strong></div>
<p>Hamd Allah’a mahsustur. Salat ve selam, Allah’ın resulü, ailesi, ashabı ve onu veli edinenler üzerine olsun…<br />
El-Cezire kanalının, mücahid kardeş Mustafa Ebu Yezid (Allah onu korusunun) ile yaptığı röportajı izledim ve mücahid kardeşin bazı açıklamaları dikkatimi çekti. Tam olarak bu; gazeteci Ahmed Zeydan’ın şu sorusuna vermiş olduğu cevabıdır:<br />
Ahmed Zeydan: “Bazıları, el-Kaide’nin yalnızca kendi savaşçılarını ve mücahidlerini methettiğine diğer cihad hareketlerini methetmediğine inanıyor…?”<br />
Buna karşılık mücahid kardeş Musatafa Ebu Yezid şöyle dedi: “Bu apaçık bir yalandır. Az bir insafı bulunup bizim yayın ve beyanatlarımızı gören ve takip eden bir kimse görecektir ki bizler, -Allah’a hamd olsun- tüm mücahidlere saygı duyup methediyoruz. Bizler, Çeçenistan’daki, Somali’deki, Filistin’deki ve Lübnan’daki mücahidleri methettik. Bu doğru olmadığı gibi aynı zamanda apaçık bir yalandır da. Eğer bu sözü söyleyen, tam olarak Filistin’deki mücahidleri kast ediyorsa; daha önce söyledik ve hala da söylüyoruz ki, bizler, Filistin’deki sadık mücahidleri destekliyoruz.”<!--more--><br />
Ben derim ki: Eğer sevgili kardeşimiz bu kadarla yetinmiş olsaydı, sözü cami, mani ve hiçbir sıkıntısı olmayan bir söz olurdu. Fakat, (Allah onu korusun) bu yazıyı yazmamıza neden olan ziyadesini yaparak şunları da söylemiştir: “Hatta Hamas mücahidlerini bile… Bizler, tüm gücümüzle onları teyit ediyor ve destekliyoruz. Onlar bizim kardeşlerimizdir. Bizler ve onlar, tekbir fikir ve tek bir menhec üzereyiz.”<br />
Allah’tan başarı dileyerek diyoruz ki:<br />
<strong><span style="color:red;">Bilakis bizler ve onlar, ne bir fikir üzere nede bir menhec üzere değiliz:</span></strong><br />
Bu, süvarinin ayak sürçmesidir ve inşallah onu engellemeyip cihadına ve kahramanlığına devam etmesi için hızlıca harekete geçer.<br />
Bu meselenin, bizleri, Mescidi aksa etrafındaki mücahid kardeşlerimizi ve cihadlarını ilgilendirdiği için açıklanması gereğini duyduk. Bu açıklama ile birlikte Hamas’ın fikir ve menheci üzerinde durmak istiyoruz. Burada kardeşimiz Ebu’l-Yezid’in (Allah onu korusun) yorumu üzerinde durmayacağız. Zira Onun kendisinin bilip bizim bilmediğimiz gerekçeleri ve yönelimleri olabilir. Belki bununla Hamas’ın sapıklıklarını inkar edip ihlaslı Kassam mücahidlerini kast etmiş olabilir. Bu kimseler farklı tevillerle Hamas’ın sancağı altında bulunmaktadırlar ki, onların üzerine gerekli olan da saf tevhid sancağı altına geçmeleridir. Her halükarda bu açıklamada kast olunan kardeşimiz Ebu Yezid değildir. Bu nedenle kim olursa olsun bu sözlerimizi şeyh Ebu Yezid’in (Allah onu korusun) kadrini düşürme şeklinde yorması doğru değildir.<br />
<strong><span style="color:#ff0000;">Bilakis bu açıklamamızda kast olunan Hamas’tır:</span></strong><br />
- 1 Muharrem 1409 h. 8-18-1988 tarihinde yayınlanan hareketin misakında, Hamas’ın, İhvanı mülimin’in Filistin kanadı olduğunu açıklanmıştır.<br />
- Hamas 14 aralık 1987 tarihinde ilk açıklamasında İhvanı müslimin’nin işgal edilen Filistin’deki vurucu kolu olduklarını ilan etmiştir.<br />
İhvanı müslimin cemaatinin tarihi ve menhecteki açık sapıklıkları üzerinde durmamıza gerek yoktur. Bu, bizim kardeşlerimizden hiç kimseye kapalı kalacak bir mesele değildir. Dr. Eymen Ez-Zevahiri’nin (Allah onu korusun) özel olarak bu konu için yazdığı (el-hasadu’l-murr) adlı bir kitabı bulunmaktadır. Şeyh bu kitabında İhvanı müslimin’in demokratik menheci benimsediklerini ve Allah’ın izin vermediği şeraitler koyan putperest müesseselerine iştirak ettiklerini beyan etmiştir.<br />
Hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir şey vardır ki oda; selefi cihadi akımın menhecinin asla Hamas’ın benimsemiş olduğu menhecin aynısı olmadığıdır.<br />
Eymen Ez-Zevahiri’nin açık oturumunda geçtiği üzere bu konuyla ilgili olarak şunları söylemektedir:<br />
- “Hamas’a karşı teyitten nasihate, uyarı ve genel tenkite geçerek tedrici kullandım. Daha sonra Mekke ittifakına katılmaları ile açık bir tenkidin gelmesi zorunlu oldu. Onlara karşı tedrici davrandım. Onlar kardeşlerinin görüşlerine aldırış etmediler ve kapılmış oldukları laik anayasaya bağlı kalarak seçimlere katılmaya devam ettiler. Daha sonra Çeçenistan’daki kardeşlerinden beri olmalarını açıklamaları ve Mekke’de Filistin’in beşte dördünden vazgeçmelerine kadar işi sürdürdüler…”<br />
- “İlk olarak, Hamas şeriatın hâkimiyetini tanımadı. “Düsturumuz Kuran’dır” şiarlarına zıt düşerek seçimlere katılmalara razı oldular. Daha sonra şeriatın hâkimiyetini kabul etmeyen laik anayasa kanunları esasları üzerine yönetime geçtiler. Bu, İhvanu müslimin’in de musibetlerindendir.<br />
İkinci olarak: Filistin’deki alimlere Allahu teala’nın şu sözlerini hatırlatmak istiyorum:</p>
<div><span style="color:#ff0000;"><strong>“Hani bir zamanlar Allah kendilerine kitap verilenlerden: “Onu muhakkak insanlara açıklayıp anlatacaksınız ve onu gizlemeyeceksiniz” diye söz almıştı. Onlar ise onu kulak ardı ettiler ve onu az bir bedele değiştirdiler. O aldıkları bedel ne kötüdür.”</strong><br />
<strong>(Maide:187)</strong><br />
<strong>“Hayır, rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp sonrada verdiğin hükümden dolayı içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan, tam bir teslimiyet ile teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.”</strong><br />
<strong>(Nisa: 65)</strong></span></div>
<p>Üçüncü olarak: Kassam mücahidleri üzerine düşen komutanlarına nasihat edip onlardan sahih olan menhece dönmelerini istemeleri ve bunu onlara açıklamalarıdır. Eğer icabet etmezlerse Allah ve resulüne olan vela (dostluk) örgüte olan velanın (dostluğun) önüne geçmelidir.”<br />
Bu alıntılar dr. Zevahiri’nin Hamas hakkındaki söylediklerini önemini ve apaçık bir şekilde Hamas’ın menhecinin, hiç sapma ve halel getirmeden ana cemaatlerinin benimsemiş olduğu sapık menhecin aynısı olduğunu ortaya koymaktadır.<br />
<span style="color:#ff0000;"><strong>Birinci oturum</strong>: <strong>Hamas demokrasi menhecini benimsemiştir ve bu menhece tabi olmaktadır:</strong></span><br />
Hamas’ın temsilcisi ve yeni Filistin parlamento başkanı Aziz Duveyk şöyle demektedir: “Hamas yönetimindeki yeni Filistin hükümeti, Filistinlileri günlük hayatlarında İslam şeriatının ilkelerini benimsemeye zorlamayacaktır. Sinema salonlarını, ruhi içecekleri sunan lokantaları kapatmaya çalışmayacaktır. Hamas hareketi içinde bulunan hiç kimsenin, şeriatı kuvvet yoluyla tatbik etme niyeti yoktur. Bizim programımızda böyle bir şey yoktur ve böyle bir şey yapmaya da yeltenmeyeceğiz. Fetih hareketinin yönetimde olduğu geçen parlamentoda uygulanan Filistin kanunlarında herhangi bir değişiklik olacağında; Hamas, -gereğince başarılı olduğu demokrasi ilkelerini gerçekleştirerek- halk referandumuna boyun eğecektir.” (Ramallah, Rauthers)<br />
Yine şunları söylemektedir: “Niçin bizden demokrasi ilkelerini tatbik etmemizi talep ediyorsunuz? Sana açık bir şekilde söylüyorum; temsilcisi ve parlamentosunun başkanı olduğum Filistin halkına döneceğim ve seçimini söylemesi için meydanı onlara bırakacağım. Gerçeğin bizzat kendisini söylediğimi düşünüyorum. Demokrasi bizden başkasının olamaz.”<br />
Yine: “Halkımızın kararı, müracaat edeceğimiz ölçümüz olacaktır. Dilediği hükmü verip dilediğini de reddedebilir. Halk, tüm uluslar arası ölçülere göre ve demokrasi ilkeleri gereğince bu alanda yetki sahibidir!!!”<br />
İsmail Haniyye 10 Mayıs 2005 senesine denk gelen, 3 Rebiulevvel 1426 h. Akşam saat 7.45’te programını açıklarken şunları söylemiştir: “Kuşkusuz Hamas hareketi parlamentoya girmekle Filistin halkının birliğini ve siyasi partileri kutsamayı hedeflemektedir. Ve muhakkak ki Hamas hareketi halkın hareketine saygı duyacaktır. Halk kimi seçerse Hamas ona rıza gösterecektir. Bizler daima ve ebediyen halkın iradesiyle beraber kalacak ve sonuçları ne olursa olsun seçim sandıklarından çıkanları kabul edeceğiz. Çünkü seçim sandıkları ve demokrasi doğru olan ve selamet yoludur.”<br />
Dr. Aziz Duveyk el-Arebiyye kanalında joes el-Khuri’nin sorusunu yanıtlarken şunları söylüyor:<br />
Joes el-Khuri: Eğer İsrail Filistin devletini tanırsa sizde İsrail devletini tanır mısınız?<br />
Dr. Aziz Duveyk: Güzel bir cümle. Ben, fiilen bizim sınırlarımızı belirlemelerini istiyorum… Sınırları belirlediklerinde batının bizzat kendisinden daha demokratik olacağız. Meseleleri Filistin halkına sunacağız; eğer muvafakat ederlerse, bizler demokratız, halkın kararını kabul edeceğiz. Eğer reddederse, onun topraklarıdır. Orada tek hak sahibi odur!” Seçim döneminde Kassam ketibelerinden sadır olan açıklama.<br />
<strong><span style="color:#ff0000;">“Deki amel edin, Allah, resulü ve müminler amellerinizi görecektir.”</span></strong> Azim olan Allah doğru söylemiştir.<br />
<strong><span style="color:#ff0000;">Seçimleri himaye etmek bir vatan görevidir</span></strong><br />
Bu geniş Filistin uyuşumunun ve parlamenter seçimlerinin kararlaştırıldığı şekilde gerçekleşmesinden sonra… Bizler, yönetim ve milli ve İslami örgütler tarafından harcanılan emekler nedeniyle, bu günü Filistin demokrasisi için bayram olması gerektiğini tekit ile vurgulamak istiyoruz… Bizler, Filistin direnişinin askeri kanadı ve bu halkın asıl bir parçası olarak, diyalog ve tartışmalardan sonra bu şartlarda halkımıza karşı görevimizi yerine getirmek üzere aşağıdaki kararları aldık:</p>
<ol>
<li>Halkımızın tarihindeki bu önemli günde, halkımızın, Filistin parlamentosundaki temsilcilerini mutlak bir özgürlük ile seçme hakkını uygulayabileceklerini ve yeni Filistin merhalesinin temellerini koyabileceklerini tekit etmek istiyoruz.</li>
<li>Demokratik uygulama seyrinde ve demokrasinin selametini koruyarak yönetimin kararlarını teyit edip destekleyeceğimizi tekit ediyoruz.</li>
<li>Demokratik uygulama sonucu gerçekleşen tüm icraatlara ve çıkan kanunlara bağlı kalıp saygı duyacağımızı tekit ediyoruz. Ve yine hep birlikte, kargaşa ortamı çıkarmak isteyen her türlü unsurdan tam bir şekilde beri olduğumuzu ilan ediyoruz.</li>
<li>Merkezlere saldırı yada bozma gibi girişimleri olan her şahsı ve yönelimi, hain, satılmış ve milli saftan ayrılmış olarak kabul ediyoruz.”</li>
</ol>
<p>Ahmed Yasin’e soruluyor: “Seçimlerden Filistin halkının çok partili demokratik bir devlet istediği sonucu çıkarsa tutumunuz ne olur?<br />
Şeyh Yasin kızgın bir şekilde şöyle cevap veriyor: “Vallahi bizler şerefi ve hakları olan bir halkız. Filistin halkı İslam devletini reddettiğini açıklarsa ben halkın irade ve isteklerine saygı duyup kutsarım!” (Ahmed Yasin, ez-Zahiretu’l-mucize ve usturet-tahaddi; darul-Furkan: s. 116-118)<br />
<strong><span style="color:#ff0000;">İkinci oturum: Şüphesiz Hamas medeni kanunlara ve anayasaya bağlıdır ve bunlarla hükmeder:</span></strong><br />
- Başbakan İsmail Heniyye şöyle diyor: “Kanun herkese uygulanmamalıdır. Kim kanunu istemiyorsa cehenneme gitsin!”<br />
- Hamas’ın resmi sözcüsü Fevzi Burhum, Kudsu’l-Arabiyye’ye yaptığı açıklamada şunları söylüyor: “Hamas hareketi, usulü gereğince anayasa ve kanunları uygulamada çok isteklidir. Bunu el-Fetih hareketi veya Amerika mizacına uygun bir şekilde de yapmayacaktır.”<br />
- El-Beyan dergisinin Musa merzuk ile yaptığı röportajda şunlar geçmektedir: “Gazze olaylarından sonra bölgedeki İslam devleti hakkındaki karışıklıkları ve bu konuda Hamas’ın gerçek tutumunu açıklayabilir misiniz?”<br />
“Hamas bir milli özgürlük hareketidir ve bu güne kadar Filistin halkının geleceği hakkında konuşmamıştır. Çünkü bu, bağımsızlıktan sonraki görevler arasındadır. Zaten hareketin kanatları arasında bu yönde hiçbir şey yoktur. Hiçbir şekilde Daffe’yi Gazze’den ayırmamız mümkün değildir. Hala söylemekteyiz ki, Gazze kanadına hükmeden kanuni esasisidir. Bizler Mahmud Abbas’ın başkanlığının meşruluğunu inkar etmedik. Bilakis bunun başka gerekçeleri bile olduğunu söyledik. Hamas hareketinden korkutma çabaları, İsrail’in aslı olmayan propagandalarıdır.” (Filisin mubaşir)<br />
<strong><span style="color:#ff0000;">Üçüncü oturum: Hamas ne İslam şeriatını hâkim kılmayı nede İslam devletini kurmayı istememektedir:</span></strong><br />
Filistin parlamentosunda Hamas’ın vekillerinden birisi olan Hamid el-Beytavi el-gad gazetesine yaptığı 20.2.2006 tarihli röportajında şöyle diyor: “Bazılarının, gericilik, örtüyü zorunlu kılma, özgürlükleri kısıtlama -ki kadın özgürlükleri de bunlar arasındadır- gibi korkuları; hakikati olmayan korkulardır. Bizler yeni yetme veya bağnaz bir hareket değiliz. Bilakis bizim, mutedil fikirleri ile bilinen İhvanı müslimin cemaati ile tarihsel uzantılarımız vardır. Bizlerin Filistin medeniyeti mirasına olan etkimiz hiçbir şekilde şiddet olmadan gelmiştir…<br />
Bizler İslam şeriatını tatbik etmeyeceğiz. Fakat imkanımız ölçüsünde hikmet ve güzel öğüt ile islamın ilkelerine bağlı kalmak için çalışacağız.<br />
Hamas asla İslam devleti kurmayı yada şu anda şeriatı tatbik etmeyi düşünmemektedir.”<br />
Rauters 23.2.2006 yeni meclis başkanı Aziz Düveyk şöyle diyor: “Hamas hareketi içinde, şeriatı zorla tatbik etmek isteyen hiç kimse bulunmamaktadır. Bu, programımızda olmayan bir şeydir ve böyle bir şey yapmaya yeltenmeyeceğiz de…”<br />
El-Cezire kanalının Temmuz ayında yayınladığı bir programda Halid Meşal şunları söylüyor: “Arap mesullerle görüşmelerde bulundum ve kısaca onlara şunu söyledim: Bizim sorunumuz, Filistin sahasını delip iç yapılanmayı engelleyen emni sorunlardır. İki yönetim veya iki hükümet istemiyoruz. Veya itham olunduğumuz üzere İslami bir emirlikte istemiyoruz. Böyle boş bir söz… Boş sözden kastım, delili olmayan bu ithamlardır…”<br />
El-Cezire kanalının aktardığı resmi bir açıklamada Halil el-Hayye şunları söylüyor: “Gazze’de asla bir İslami emirlik ikame etmeyeceğiz.”<br />
Hamas hareketi, Gazze’de başkanlık seçimleri düzenleme niyeti hakkında açıklamalarda bulundu ve Hamas’ın resmi sözcüsü Fevzi Burhum dün özel bir telefon bağlantısında bu haberlerin aslının olmadığını ifade etti ve devamla: “Hamas bir hükümet kurmuştur ve hükümetin tüm üyeleri hareketin içindendir. İslami bir emirlik kurmaya da yer bırakmamıştır. Hamas, bir Filistin direniş hareketidir. Özgürlük ve istiklali gerçekleştirmeye çalışan bir direniş. Değişim ve ıslahı gerçekleştirmeyi hedefleyen siyasi programları bulunmaktadır. Medeni, domokratik ve ılımlı islamı temsil etmektedir. Ayrıca Hamas olarak bizlerin Gazze’de bir İslam emirliğini ilan edeceğimiz doğru değildir.” Devamla: “Başkan Abbas, seçim sandıkları yolu ile yönetime gelen meşru Filistin liderliğini temsil etmektedir. Bizler onun muhalifi olmamıza rağmen meşruluğunu itiraf etmekteyiz.”<br />
Acayip olan; kargaşa günlerinde Hamas’ın liderlerinden birisi suikast sonucu öldürüldükten sonra, Hamas hükümetinin diyanet işleri başkanının şu açıklamalarda bulunmasıdır: “Yönetimde bulunan milliyetçiler, Allah’ın şeriatından başkası ile hükmettiklerinden dolayı kafir olmuşlardır. El-Fetih’in askerleri, kafirleri veliler edinmişlerdir!” onlarda bunun yüce Allah’a karşı işlenilen bir küfür olduğunu bilip itiraf etmekteler!<br />
<strong><span style="color:#ff0000;">Dördüncü oturum: Hamas, el-Hizbul-islami el-ıraki ve Somali mahkemeleri türünden milli bir program gütmektedir. Özel İslami bir programı bulunmamaktadır. Bu nedenle çözülmeye başlamıştır hatta vela ve bera akidesini öldürmüştür:</span></strong><br />
Halid Meşal şöyle diyor: “Fakat biz aslında bir milli özgürlük hareketiyiz. Birinci ve öncelikli hedefimiz; ihtilala karşı direniş ve diğer Filistin güçleriyle birlikte milli projemizi gerçekleştirmektir. Bizim hedefimiz, bazılarının bizi itham ettikleri gibi toplumun Müslüman olup olmaması değildir. Halkımızın siyasi özgürlüğü, sosyal özgürlüğü fikir ve din özgürlüğü vardır. Dinde zorlama yoktur. Fikirlerimizi, projelerimizi ve nede sosyal, fikri veya dini programlarımızı hiç kimseye dayatmayız.”<br />
Yine Halid Meşal şöyle diyor: “Arafat için yapılan herhangi bir tehdidi Hamas için bir tehdit olarak kabul ederiz.” (el-İslam el-yevm 5.4.2004)<br />
- Hamas, beyanatı, başkan Yaser Arafat’ın taziyesinde üzüntüsünü ifade ederken şunları söylüyor:<br />
“Başkan Yaser Arafat<br />
Filistin milli yönetiminin başkanı<br />
Filistin özgürlüğünün kurucusu<br />
11.11.2004 tarihinde yetmiş beş yaşında Perşembe günü vefat etmiştir. Ömrünün çoğunu, Filistin meselesine hizmette, bunun mücadelesinde, kürsülerde ve uluslar arası arenalarda bunun savunması ile geçirmiştir ve bu yolda birçok eziyet, muhasara ve sıkıntılara maruz kalmıştır.<br />
Allah Ebu Ammar’a geniş rahmet etsin ve onu geniş cennetlerine koysun. Ailesine, El-Fetih hareketindeki ve Filistin kurtuluş örgütündeki arkadaşlarına ve tüm Filistin halkımıza güzel bir sabır ve güzel bir taziye gücü versin… Allah’tan geldik ve yine ona döneceğiz.”<br />
Hamas hareketinin “Beytul-lahm” bölgesi vekili şeyh Hasan el-Verdeyan, hareketinin beytul-lahm deki Hıristiyan kardeşler ile tarihsel ve özel ilişkileri olduğunu açıklamıştır:<br />
“Hamas ile Hıristiyanlar arasındaki ilişki herkes için açık ve net bir biçimdedir. Öyle ki bizler Hıristiyan kardeşlerin faaliyetlerine ve hareketlerine iştirak etmekte aynı şekilde onlarda bizim faaliyetlerimize iştirak etmekteler. Hatta bizimle onlar arasında beytul-lahm şehrine hizmet edebilmek için özellikle bu seçimler döneminde özel ilişkiler kurulmuştur. Şöyle ki, Hamas üye ve yardımcıları, belediyeye gelebilmeleri için Hıristiyan adaylar seçmiş ve yine Hıristiyanlarda aynı hedef için hamas’tan üyeler seçmişlerdir. Her iki grupta, tam bir uyum, kardeşlik ve mutabakat ile belediye binasına ulaşmışlardır.”<br />
Halid Meşal İngiliz the Gardıan gazetesine yaptığı açıklamasında; İsrail ile olan anlaşmazlığın dini bir anlaşmazlık olmadığını bilakis siyasi bir anlaşmazlık olduğunu açıklamıştır.<br />
Verdiğimiz bu örnekler, herkesin, selefi cihadi menhecin –ki el-Kaide’de bunlardandır- kesinlikle Hamas’ın menhecinden farklı olduğunu bilmesi için yeterlidir.<br />
Bununla birlikte konuyu bu şekilde bitirmek benim için ancak, Hamas’a yumuşak davranan ve onlar hakkında istedikleri şekilde zanda bulunan kardeşlerime; bu insanların açık sözlerini bildirmekle ve bunların kendilerinin açık sözleriyle kendilerini bizden ayrı tuttuklarını ve bizim menhecimizi menhec olarak kabul etmediklerini aktarmakla hoş bir sonuca bağlama olacaktır.<br />
Tereddüt etmeden ve sıkılmadan onların yaptığını yapacağımız zaman hala gelmedi mi?<br />
İşte Hamas’ın yayınları arasında bulduğum bir vesika (genel emniyet teşkilatı – bilinçlenme dairesi) fikri ve hareki emniyet hakkında bazı sözler. “Hamas ile el-Kaide arasındaki farklar” uslubundan da anlaşıldığı üzere bu Hamas’a ait bir açıklamadır. Başlangıçta hitap ihvanı müslümin’e, Hamas askerlerine ve teşkilatına yöneltilmiştir. Bu yazıdan bazı kısa alıntılar:<br />
“İki tarafında (yani el-kaide ve Hamas’ın) cihad yapısına bakan bir kimse hiçbir çaba harcamadan aradaki büyük farkları görebilir. Çıkıştan, hareket şekillerine, mücadele alanları ve coğrafyalarından düşman yapılarına kadar…<br />
Daha sonra en bariz ayrılma noktalarını zikrederler:<br />
- Hamas hareketi, misakındaki ikinci madde gereğince ihvanı müslümin’in Filistin kanadıdır. İhvanı müslimin hareketi ise evrensel bir harekettir. İhvanu müslimin çağımızdaki en büyük İslami cemaattir. İhvan, köklü ve cihad tarihi olan bir harekettir!<br />
El-Kaide örgütü ise; çağımızda sahada bulunan fikri akımlardan hiçbirisi ile bağlantılı değildir. Bu örgüt Sovyetler birliğinin yıkılmasından sonra Afgan mücahitlerinin elleri ile ortaya çıkmış yeni bir örgüttür ve yeni bir oluşum olan “selefi cihadi düşünce medresesi” adındaki yeni ekolü benimsemektedirler.<br />
- Hamas hareketi, meşru bir tasavvur ve ıslah bakış açısıyla, siyasi katılım ve adaylık, seçimler, millet meclislerine ve hükümetlere girme yoluyla değişime inanmaktadır.<br />
El-Kaide örgütü ise; küfür vasfı ile millet meclislerine girmeyi haram gören fıkhi akımı benimsemiştir. Hükümetlere girmeyi ve hükümet oluşturmayı -demokrasinin bir biçimi olduğundan- küfri yapılar olarak görmekte ve onlarla muameleye girmeyi caiz görmemektedir.<br />
- Hamas hareketi Siyonist düşman ile çatışmanın coğrafi bir çatışma olduğuna inanıyor ve çatışmanın Filistin sahasından dışarı çıkmasını –taktiki, örgütsel, realite ve askeri- birçok nedenlerden ötürü kabul etmiyor.<br />
El-Kaide örgütü ise, Arap ülkelerinde ve batı ülkelerinde açık cepheleri bulunmaktadır ve çatışma için coğrafya sınırlamasına inanmamaktadır.<br />
- Hamas düşünce yapısında tekfir menhecini benimsemez! Kendisini, Arap sistemlerini veya hükümetlerini tekfir meselelerine dâhil etmez. Adalet ve hak temelleri üzerine karşılıklı saygı ve ihtiram kaidesi gereğince tüm devletlerle olumlu ilişkiler içine girmeye çalışır.<br />
El-Kaide’nin benimsemiş olduğu ise, yönetimdeki sistemleri ve hükümetleri tekfir menhecidir. Örgütün kendi bakış açısıyla şer’i ve vakii gördüğü nedenlerden ötürü, var olan sistemlerle olumlu ilişkiler kurmayı düşünmez.<br />
- Hamas, sistemleri değiştirmek için Arap ve İslami toplumlarda şiddet kullanma ilkesini reddeder ve -Allah’ın hakkı hariç- gerekçesi ne olursa olsun bir Müslüman kanının akıtılmasının haram olduğuna inanır. Bu nedenle; ihvan cemaatinde olduğu gibi Hamas yönetimin barışçıl yollarla değiştirileceğine inanır.<br />
El-Kaide örgütü ise, “küfür nizamları vasfıyla” sistemler, hükümetler ve orada çalışanlar hakkında öldürme ve şiddet kullanmayı caiz gören bir görüşü benimser. Örgüt, barışçıl olmayan yollarla değişimin olacağına inanır ve kasıt olmadan öldürülen siviller hakkında kalkan ve niyetlere göre dirilme fıkhını alır. (Tanzim Arap ve İslam toplumlarını tekfir etmez kasıtlı olarak öldürülmelerine de fetva vermez.)<br />
- El-Kaide, sistemin yönetimindekiler ile halkları ayırt etmez. El-Kaide, örnek olarak Amerika halkı ile Amerika yönetimi arasında fark gözetmez. Veya İngiltere halkı ile İngiliz yönetimini birbirinden ayırmaz. Bu nedenle bunların öldürülmesi onların öldürülmesinden ayrı tutulmaz.<br />
Hamas hareketi ise düşmanlarına bakışında hâkim yönetimdeki idare ile halkları birbirinden ayrı tutar.”<br />
Bu, bunların sözlerinden aldığım birkaç alıntıdır. Onlar açık ve net bir şekilde menheclerini el-Kaide’nin menhecinden ayırıyorlar. Gazze’de el-Kaide töhmeti ile sürgün edilen, dövülen ve zindanlara atılan muvahhid mücahid kardeşlerine destek için bunu yapmaktan sakınma zamanı hala gelmedi mi?<br />
İkinci vesika ise Yunus el-Estal’in sözleridir. Bu şahısın Hamas’ın Gazze sözcüsü olarak Filistin el-Yevmiyye gazetesiyle röportajındaki açıklamaları. Bu kişi Hamas hareketinin fetva mercilerinden ve parlamentoda Hamas’ın vekillerinden birisidir. Açıklaması, öyle saçmalıklar ve boş töhmetler içermektedir ki yalan olduğunu uzak yakın herkes bilebilir:<br />
“el-Kaide örgütü öldürme ve tekfir fetvalarını çıkarmada çok geniştir! Bu örgüt bu yönden daha çok selefi fikre yada Tekfir ve’l-hicre fikrine daha yakındır! Bu, vasat ve itidali benimseyen Hamas’ın tam aksinedir.”<br />
“el-Kaide toplumları tekfirden yola çıkar! Hamas ise toplumu Müslüman toplum olarak kabul etmekle yola başlar. Buna binaen el-Kaide, hedeflerine ulaşmak için hiçbir şeyden çekinmez! Kullanılacak olan araçların incelenmesi ve bunun üzerine terettüp eden neticeleri, çıkarmış oldukları genel hükme uygun olarak yapılır.”<br />
“Hamas ile el-Kaide arasındaki en bariz farklardan biriside el-Kaide’nin, cihadi çalışmasını geliştirecek siyasi bir kuruluşa dayanmadan cihadi çalışmalarına itimat etmesi ve ayrıca yalnızca intikam almak ve öldürmek için cihad etmesidir. Hamas hareketi ise siyasi bir harekettir. Onu ve halkını müdafaa eden bir askeri kanadı bulunmaktadır. Hamas cihadi çalışmalarını siyasi zaferleri ile geliştirir. Ayrıca cihad asıl değildir. Asıl olan barışçıl değişimlerdir. Eğer bu değişim başarılı olursa olur, aksi halette ise kuvvetin kullanılması zorunlu olacaktır.”<br />
“el-Kaide örgütünde dakik bir şekilde nasıl karar alınabileceğini bilemiyorum! Hamas hareketinde ise kararlar genel şura iledir. Yani büyük siyasetlere bile hareketin en küçük kanatları iştirak eder. Küçük meselelerde ise karar için kısır görüşmeler yeterlidir. Siyasi liderler, genel şura meclisi veya -emni şartlar gereğince- bazen küçük bir şura meclisi.”<br />
Bu durumda onlar, çok açık bir şekilde menheclerini ayırıyorlar ve el-Kaide’nin menhecinden ve genel olarak selefi cihadi akımdan beri olduklarını ortaya koyuyorlar ve tüm yalan ve küstahlıkları ile onlara saldırıyorlar.<br />
Şu anda bunun faydası nedir? denilirse: Eğer kardeşlerimiz içeride sabreder ve birbirlerine sabrı tavsiye ederler ve Hamas ile olan çatışmadan kaçınmada başarılı olabilirlerse bunu birçok faydası olacağını söylüyoruz.<br />
Bunun en açıklarından ve en önemlilerinden birisi; tevhid sancağının desteklenmesi, izhar edilmesi ve bozuk ve sapık sancaklardan ayrılmasıdır. <strong><span style="color:red;">“Allah’ın temiz olanla pis olanı birbirinden ayırması için.”</span></strong><br />
Her mekânda kardeşlerimiz üzerine gerekli olan, yazılı ve sözlü açıklamalarında bunu yapmaları ve onlardan, onların menhecinden ve cihadlarından yüz çeviren Hamas’tan yüz çevirmeleri ve Hamas’ı unutup sayfalarını dürmeleridir.<br />
Ak, saf ve temiz tevhid sancağını yücelten mücahidlere net ve aleni bir şekilde destek olmaları ve gençleri onun etrafında toplanmaya ve onu desteklemeye davet etmeleridir.<br />
Bu merhalede, tevhid sancağını, mescidi aksa’yı ve Filistin’i desteklemek için yapılacak en büyük iş budur.</p>
<div><span style="color:#ff0000;"><strong>“Helak olanların bir beyyine üzere helak olması yaşayanların da bir beyyine üzere yaşamaları için. Muhakkak ki Allah işiten ve bilendir.”</strong></p>
<div><strong>Ebu Muhammed el-Makdisi</strong><br />
<strong>Receb 1430 h.</strong></div>
<p><strong>Bu yazı <em>Ebu Yahya Enes</em></strong><strong> kardeşimiz tarafından tercüme edilmiştir</strong></p>
<div style="text-align:center;"><strong><em>26/11/1430</em></strong><br />
<strong><em>14/11/2009</em></strong><br />
<strong><em>Elif Medya</em></strong></div>
<p></span></div>
<p></span></div>
<p><!-- / message --><!-- sig --></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pratik ve sevimli saksı fikri ]]></title>
<link>http://medyarehberi.wordpress.com/2009/11/15/pratik-ve-sevimli-saksi-fikri/</link>
<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 11:11:38 +0000</pubDate>
<dc:creator>koroglu14</dc:creator>
<guid>http://medyarehberi.wordpress.com/2009/11/15/pratik-ve-sevimli-saksi-fikri/</guid>
<description><![CDATA[Yumurta kabuklarını uygun şekilde açarak bu kabuklardan çok sevimli saksılar yapabilirsiniz. Yumurta]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://medyarehberi.wordpress.com/files/2009/11/pratik-ve-sevimli-saksi-fikri.jpg"><img class="size-medium wp-image-71 alignnone" title="Pratik ve sevimli saksı fikri" src="http://medyarehberi.wordpress.com/files/2009/11/pratik-ve-sevimli-saksi-fikri.jpg?w=300" alt="Pratik ve sevimli saksı fikri" width="300" height="300" /></a>Yumurta kabuklarını uygun şekilde açarak bu kabuklardan çok sevimli saksılar yapabilirsiniz. Yumurta kabuğuna sığacak küçük bitkiler rahatlıkla yetiştirilebilir</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[2012 və 2018]]></title>
<link>http://emajidli.wordpress.com/2009/11/14/2012ve2018/</link>
<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 14:10:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>emajidli</dc:creator>
<guid>http://emajidli.wordpress.com/2009/11/14/2012ve2018/</guid>
<description><![CDATA[Who will be left behind? (&#8220;2012&#8243; filminin anonsundan) Dünən yeni vizyona girmiş &#8220;2]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Who will be left behind? (&#8220;2012&#8243; filminin anonsundan) Dünən yeni vizyona girmiş &#8220;2]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İslami üniversitelerin öğrencilerine]]></title>
<link>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/13/islami-universitelerin-ogrencilerine/</link>
<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 12:44:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>ummetinsesi</dc:creator>
<guid>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/13/islami-universitelerin-ogrencilerine/</guid>
<description><![CDATA[  İslami üniversitelerin öğrencilerine Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah&#8217;a aittir; salât ve sel]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="post_message_13039">
<div style="text-align:center;"><strong> </p>
<div id="post_message_13039">
<div><strong><span style="color:#ff0000;">İslami üniversitelerin öğrencilerine </span></strong><br />
<img src="http://www.shamilonline.org/ru/images/stories/68493_1.jpg" border="0" alt="" /><br />
<span style="color:#0000ff;">Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah&#8217;a aittir; salât ve selam, Peygamberimiz Muhammed(s.a.v.)&#8217;e, ailesine ve ashabına olsun!</span><br />
<span style="color:#0000ff;">İslam Üniversitelerinin öğrencilerine, Cihada çıkmalarına yönelik olarak, defalarca tekrarlanan ve başarısız olan çağrılardan sonra ilim talebelerine açık bir mektup yazmaya karar verdik. Sözde &#8220;ilim talebeleri&#8221; arasından sık sık Kafkasya Mücahidlerinin İslam&#8217;ın basit temellerini bilmediklerini duyarız fakat ne zaman onlara gidip ilimleriyle yardımcı olmaya davet etseniz; <em>&#8220;&#8230;kalplerinde hastalık bulunanların sana ölüm baygınlığıyla baktıklarını&#8230;&#8221;</em> (Muhammed, 20) görürsünüz.</span><br />
<span style="color:#0000ff;">Birçok bahane duydum. Bunlardan biri &#8220;kapılar&#8221; bilgiye açılmıştır ve O tam da Mücahidlere katılmak üzereydi (neredeyse 10 yıl sonra). Diğeri sözde &#8220;Müftülüğün&#8221; varlığıyla camilere davete gidecekti. Üçüncüsü diyor: &#8220;beni bir beş yıl daha rahatsız etmeyin!&#8221;</span><!--more--><br />
<span style="color:#0000ff;">Şimdi size sesleniyorum Allah&#8217;ın emrinden kaçanlar! Size birkaç söz söyleyeceğim. Tüm adil şeyhlerin, Kafkasya&#8217;daki Cihadda yer almanın, sizin üzerinize yükümlülük olduğunu bildirdiklerini işitmediniz mi?</span><br />
<span style="color:#0000ff;">Abdullah bin Mübarek, bir yıl ilim için çalıştı diğer yıl Şam sınırında ribat yaptı. Sizin için dersleriniz bu kadar değerliyse neden en azından tatillerinizde Cihada katılmıyorsunuz? &#8220;Yol bilmiyoruz&#8221; mu diyorsunuz? Fakat Allah&#8217;a yemin ederim ki, Cennete gitmeye istekli olanlar için orada yol her zaman vardır. Siz düşünüyorsunuz ki; Şeyh bin Baaz&#8217;ın veya Useymin&#8217;in (Allah onlara rahmet etsin) arkadaşlarıyla oturduğunuz için cennete gideceksiniz. Bir sahabe, Beşir bin Hasasiye (Allah ona rahmet etsin) infak ve Cihaddan hariç tutulduğu takdirde İslam&#8217;ı kabul edeceğini belirttiği zaman Hz. Peygamber(s.a.v.) O&#8217;na dedi ki:</span><br />
<em><span style="color:#0000ff;">&#8220;İnfak yok, Cihad yok. O zaman sen nasıl Cenneti elde edeceksin?&#8221;</span></em><br />
<em><span style="color:#0000ff;">Allah üzerine üç kere yemin ederim ki, hasta, sakat ya da kör değilseniz Cihadı terk etmeniz için hiçbir mazeretiniz yoktur!</span></em><br />
<span style="color:#0000ff;">Allah(c.c.) diyor ki:</span><br />
<span style="color:#0000ff;"><em>&#8220;(Savaşa katılmamaktan dolayı) Köre bir sorumluluk yoktur. Topala bir sorumluluk yoktur. Hastaya bir sorumluluk yoktur. Kim Allah&#8217;a ve Resulü&#8217;ne itaat ederse onu altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarız. Kim de yüz çevirirse onu acıklı bir azapla cezalandıracağız.&#8221;</em> (Fetih, 17)</span><br />
<span style="color:#0000ff;">Çoğunuz spor yapıyorsunuz, içinizde dilenciye benzeyen kimse yok.</span><br />
<span style="color:#0000ff;">Kafkasya&#8217;daki Cihadın zorunlu (farz) olduğunu bizden daha iyi biliyorsunuz. İşte bunun için sessiz kalıyor ve bunun için Said Buryatski&#8217;yi Mücahidlerin arasında görünce başka taraflara bakıyorsunuz!</span><br />
<span style="color:#0000ff;">Mübarek Kuran diyor ki:</span><br />
<span style="color:#0000ff;"><em>&#8220;Ey Müminler! Size ne oldu da: &#8216;Allah yolunda savaşa çıkın&#8217; dendiğinde yere çakılıp kaldınız? Ahretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama dünya hayatının faydası ahret hayatının yanında pek azdır.&#8221;</em> (Tevbe,38)</span></div>
<p><span style="color:#0000ff;">Yeryüzüne ne kadar ağır bir biçimde yapıştınız! Bunun için Şeyh Ebu Ömer (r.h.) &#8211; Babayurt&#8217;ta şehit düştü, sizin zekât dilendiğiniz Suudi Arabistan&#8217;ın vatandaşı ve ibni Useymin&#8217;in talebelerindendi- benzer bir durum hakkında şöyle demişti:</span></p>
<ul>
<li>
<div><span style="color:#0000ff;">&#8220;Yüce Allah, ilim sahibi olup da O&#8217;nun ayetlerini bilerek buna uygun bir şekilde davranmayan insanları kitaplarla yüklü eşeklerle ve dilini sarkıtıp soluyan bir köpekle mukayese etti, hayatta kaldıkları sürece her şeyi yapacaklar. Onlar Allah&#8217;ın ayetlerine uygun yaşamaya ya da yenilik bulmak için kaygılanmazlar. Böyle insanlar, yere (dünyaya) tamamen yapışıp kalmış ve şeytanın takipçileri olmuşlardır. Ve ihtiras, onların yolu olmuştur. Yeryüzüne ne kadar ağır bir şekilde yapıştınız! </span></div>
</li>
</ul>
<div><span style="color:#0000ff;">Yüce Allah şöyle buyuruyor:</span></p>
<div><span style="color:#0000ff;"><em>&#8220;Kendilerine Tevrat yüklenip de sonra onu taşımayanların durumu, tıpkı ciltlerce kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah&#8217;ın ayetlerini yalanlayanların durumu ne kötüdür. Allah zalimler güruhunu doğru yola erdirmez.&#8221;</em> (Cuma,5)</span><br />
<span style="color:#0000ff;">O (c.c.) yine şöyle buyuruyor:</span><br />
<span style="color:#0000ff;"><em>&#8220;Ve onlara, kendisine ayetlerimizin ilmini verdiğimiz halde bundan kaçan ve şeytanın da peşine düştüğü ve nihayet sapıklardan olan kimsenin hikâyesini anlat. Dileseydik onu o ayetlerle yüceltirdik. Fakat o, alçaklığa saplandı kaldı, kendi heva ve hevesine uydu. Onun durumu, kovsan da kendi haline bıraksan da dilini çıkarıp soluyan köpeğin haline benzer. İşte halimizi yalanlayanların hali de böyledir&#8230;&#8221;</em> (Araf, 175-176)</span><br />
<span style="color:#0000ff;">İmam Kurtubi, bu ayeti yorumlarken şöyle diyor: <em>&#8220;bu, Kuran&#8217;ı bilip de ona uygun yaşamayan herkes için bir misaldir.&#8221;</em></span><br />
<span style="color:#0000ff;">Yine Şeyh Ebu Ömer diyor ki:</span></div>
</div>
<ul>
<li>
<div><span style="color:#0000ff;">&#8220;Ümmetin zayıflamasının ve muzaffer grubun tanımlanmasındaki tutarsızlığın sebebi, Cihad topraklarında önemli miktarda ilim talebesi bulunmayışıdır. Fakat Allah&#8217;ın Nebisi (s.a.s.) dedi ki:</span></p>
<div><span style="color:#0000ff;"><em>&#8220;Ümmetimden Kıyamet Gününe kadar Hak üzere savaşan bir grup var olacaktır.&#8221;</em> (Müslim)</span><br />
<span style="color:#0000ff;">Ve nerede Cihad bayrağı açılırsa Mücahidlerin, oraya gitmek için ve nerede olursa olsun ölümü aramak için nasıl da acele edeceğini göreceksiniz. Fakat ilim talebelerini, Cihad beldelerindeki Müslümanları eğitirken, talimatlar verirken ve meseleleriyle Ümmete çağrıda bulunurken ve bu yolla Farzı Kifayeyi yerine getirirken göremezsiniz. Sadece daha evvel bir kez tesadüfen bir şeyler öğretmiş birilerini göreceksiniz ki böyleleri bile yetersizdir. Bu, Müslümanlar arasında yenilgiyi kabul eden bir davranışa yol açtı ve buna bağlı olarak da insanlar, artık düşmanı caydıracak olan askerleri desteklemiyorlar.</span><br />
<span style="color:#0000ff;">Ümmetin bugün deneyimliyor olduğu bu gelişme ve Cihad görevinin uyanışı, ilim talebeleri için Allah yolunda Cihad ve yeniden harekete geçmek için bir şans olmuştur. Yüce Allah(c.c.), buyuruyor ki:</span><br />
<span style="color:#0000ff;"><em>&#8220;Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde birçok yer ve genişlik bulur. Kim Allah ve Resulü yolunda hicret ederken evinden çıkar da yolda kendisini ecel yakalarsa, onun mükâfatı Allah&#8217;a aittir. Allah, çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.&#8221;</em> (Nisa,100) </span></div>
</div>
</li>
</ul>
<div><span style="color:#0000ff;">Yine Şeyh Ebu Ömer(r.h.) diyor ki:</span></div>
<ul>
<li>
<div><span style="color:#0000ff;">&#8220;Bu, metin ezberlemek ve bilgileri incelemek hakkında değil. Asıl şey, bu bilgilerin faydalı olmasıdır. Nefsin arındırılması ve dindarlığın yükselmesi, kalplerde başlamalı. Eğer kalp temizlenirse, bilgiler de faydalı olacaktır. Ve Allah&#8217;ın izniyle bu, başka Müslümanlara da faydalı olacaktır. Fakat kalp, -ilmi alan kalp-bir münafığın kalbi, zayıf bir kalp ise o zaman onun sahibi, gerçeği gizleyecek ve yalanları yaymaya başlayacaktır. O, insanları Allah&#8217;ın yolundan döndürmeye başlayacak ve O&#8217;nun fetvaları ve sözleri, Müslümanlara karşı işledikleri suçlarını haklı çıkarmak için işbirlikçi hükümetlere şer&#8217;i kılıf olacaktır&#8230;.&#8221; </span></div>
</li>
</ul>
<div><span style="color:#0000ff;">İmam ibn Kayyım (r.a.), Allah (c.c.)&#8217;ın şu ayetlerini <em>&#8220;bu dünyanın iyi şeylerini)toplama rekabeti, sizi oyaladı(daha ciddi şeylerden&#8221;</em> (Tekasür,1) yorumlarken diyor ki:</span></div>
<ul>
<li>
<div><span style="color:#0000ff;">&#8220;Toplama için karşılıklı rekabet- bir şeyi başka şeylerle çoğaltmak. Yüce Allah, bunu özelleştirmeden tam olarak zikretti. Çünkü orada &#8220;çoğaltma&#8221; genel bir anlam taşıyor ve bir kimsenin, Allah&#8217;a ve Resulüne itaat ederek ve kendisine ölümünden sonra yardım edecek şeyler haricinde artırdığı her şeyi kapsıyor. Bunların hepsi, ilaveten &#8216;toplama&#8217;dır. Onlar isterlerse zenginliklerini, prestijlerini, güçlerini, kadınlarını, bilgilerini ve özellikle de faydasız şeyleri artırsınlar.&#8221;</span></p>
<div><span style="color:#0000ff;">Cihattan kaçmak, ihlâsta zayıflığın bir işaretidir. Cihad, yalancıyı açığa çıkarır. Kadir-i Mutlak(c.c.) diyor ki:</span></div>
<div><span style="color:#0000ff;"><em>&#8220;Müminler, ancak o kimselerdir ki; Allah&#8217;a ve Resulüne iman ederler. Sonra bu imanlarında şüpheye düşmezler ve Allah yolunda canlarıyla ve mallarıyla savaşırlar. İşte onlar, doğru olanların ta kendileridirler.&#8221;</em> (Hucurat,15) </span></div>
</div>
</li>
</ul>
<div><span style="color:#0000ff;">Allah size yol göstersin!</span></p>
<div><em><span style="color:#0000ff;">Gudben&#8217;den Mücahid Yusuf</span></em></div>
<div><em><span style="color:#ff0000;">Kaynak:</span> <strong>Kavkazan Haamash </strong></em><br />
<span style="color:#ff0000;">Kavkaz Center için Türkçeleştiren</span><span style="color:#ff0000;"> :</span> <strong>Rasul Hanif</strong></div>
</div>
</div>
<p><!-- / message --><!-- sig --></strong></div>
<div style="text-align:center;"><span style="color:#666666;"><span style="font-family:Helvetica;"><strong> </strong></span></span></div>
</div>
<p><!-- / message --><!-- sig --></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İslam'ın Zaferi]]></title>
<link>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/11/islamin-zaferi/</link>
<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 18:45:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>ummetinsesi</dc:creator>
<guid>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/11/islamin-zaferi/</guid>
<description><![CDATA[İSLAM’IN ZAFERİ Şehid Abdullah Azzam (Rahimehullah)   İslam’ın – inşallah – tekrar tüm insanlığı kur]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div>
<p style="text-align:center;"><img src="http://img691.imageshack.us/img691/8520/5934369.jpg" alt="http://img691.imageshack.us/img691/8520/5934369.jpg" /></p>
<h1 style="text-align:center;"><strong>İSLAM’IN ZAFERİ</strong></h1>
<p style="text-align:center;"><strong><br />
</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Şehid Abdullah Azzam (Rahimehullah)</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><br />
</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align:center;">İslam’ın – inşallah – tekrar tüm insanlığı kurtarmak için yeryüzüne egemen olacağına dair insanı ümitlendiren ve kalbini ferahlatan Kur’an ve sünnette pek çok nasslar vardır.</p>
<p style="text-align:center;"><strong>A-KUR’ANDAKİ MÜJDELER:</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>1-</strong> <strong>“Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır. Puta tapanlar hoşlanmasa da dinini bütün dinlerden üstün kılmak üzere, peygamberini doğru yol ve hak dinle gönderen Allah’tır.”</strong> (Tevbe/32-33)</p>
<p style="text-align:center;">İmam Şafii: “Allah mutlaka İslam dinini diğer dinlerin üzerine hakim kılacaktır. Öyle bir zaman gelecek ki sadece, İslam dinini Allah’a iman ve itaat edilmiş olacak. Bu Allah’ın dilediği zamanda vuku bulacaktır.” Der.</p>
<p><!--more--></p>
<p style="text-align:center;">İslam dininin diğer dinler üzerinde hakimiyet kurabilmesi için yeryüzüne yayılması, bu nurun yeryüzünü kaplayan cahiliyye karanlıklarını dağıtması gerekir. Çünkü Allah’ın dini kadar fıtrata uygun, ruhları doyuracak, nefisleri dinlendirip sakinleştirecek, kalpleri istikrara kavuşturacak hiçbir din yoktur. Allah bu gerçeği şöyle açıklar: “İslam dini insanları doğru yola eriştiren hak dindir. Bundan dolayı hak sabittir, batıl ise yok olucudur.Hakkı batılın başına çarparız ve onun beynini parçalarız; böylece batıl ortadan kalkar.Allah’a yakıştırdığınız vasıflardan ötürü yazıklar olsun size!” (Enbiya/18) Hak gelince batıl ortadan kalkar</p>
<p style="text-align:center;"><strong>2-</strong> Hak yeryüzünde ve insan kalbinde köklü olmasına karşın batıl yeryüzüne ve kalplere sığıntı, yabancı ve iğreti olarak yapışmış bir yama gibidir. <strong>“Allah’ın, hoş bir sözü, kökü sağlam, dalları göğe doğru olan Rabbinin izni ile her zaman meyve veren -hoş bir ağaca benzeterek nasıl misal verdiğini görmüyor musun? İnsanlara ibret olsun diye Allah onlara misal gösteriyor. Çirkin bir sözde yerden koparılmış, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer. Allah inananları, dünya hayatında ve ahirette sağlam bir söz üzerinde tutar, zalimleri de saptırır. Allah dilediğini yapar.</strong> (İbrahim/24-27)”</p>
<p style="text-align:center;"><strong>3-</strong>Hak faydalı ve ebedidir, batıl ise yok olmaya mahkûm bir köpük gibidir; <strong>“Allah gökten su indirir dereler onunla dolar taşar sel üstte kalan köpüğü alır götürür. Süslenmek veya faydalanmak için ateşte erittiklerinizin üzerinde de buna benzer bir köpük vardır. Allah, hak ve batıl için şöyle misal verir: Köpük uçup gider, insanlara fayda veren ise yerde kalır. Allah bunun gibi nice misaller verir.”</strong> (Ra’d/17)</p>
<p style="text-align:center;"> </p>
<p style="text-align:center;"><strong>B-NEBEVİ MÜJDELER:</strong></p>
<p style="text-align:center;">Bunlar gerçekten çoktur; işte onlardan bazıları:</p>
<p style="text-align:center;">1- Sevban(r.a.) rivayet ediyor: Resulullah (sav) şöyle buyurdu: <strong>“Allah bana yeryüzünü dürdü, doğusunu ve batısını aynı anda gördüm. Ümmetim bana gösterilen bu yerlere hakim olacak.” </strong>Hadis sahih ve hasendir. (Arizatü’l-Ahvezi, 9/22 -Muhtasarı Sahih-i Müslim, 2/291 Abdu’l Gani el-Makdisi, Fü zikril-İslam, 1/166 Hadis hasen ve sahihdir. Bu hadisi rivayet eden el-Hakim Nisaburi: “Bu hadis Buhari ve Müslim’in şartlarına göre sahihtir” der. Sünenü’l-Kübra, 9/179, Zehebi de aynı görüşü savunur. Mizan, 4/430)</p>
<p style="text-align:center;">2-Resulullah (sav) şöyle buyurur: <strong>“Bu din gece ve gündüzün ulaştığı yere kadar ulaşacaktır. Allah bu dini şereflinin şerefi, zelilin zillettiyle her eve çadıra ulaştıracaktır. Allah dinini şerefle aziz edecek, küfrü zilletle zelil edecektir.</strong> ” (Ahmed b. Hanbel Müsned’inde, Darimi Sünen’inde bu hadisi rivayet etti. Hakim en-Nisaburi hadisi sahih kabul etmiş, Zehebi de aynı görüşü benimsemiştir. Kostantiniyye H. 857/1453 yılında Sultan Muhammed Fatih Han tarafından fethedilmiş, bu müjdeden sekiz buçuk asır sonra Roma feth olunacaktır. Nasıruddin el-Elbani, silsiletü’l-Ehadisi’s-Sahiha 1/121)</p>
<p style="text-align:center;">Ebu Kubeyl şöyle der: “Biz Abdullah b. Amr b.el As’ın yanındaydık. Konstantin ve Roma şehirlerinden hangisi daha önce fethedileceği soruldu. Abdullah halkalı bir sandık getirtti ve ondan bir kitap çıkartarak şöyle dedi: “Biz Resululah’ın etrafında oturmuş hadis yazarken, Resulullah’a Konstantiniyye’nin mi yoksa Roma’nın mı önce fethedileceği soruldu. Resulullah da <strong>“Önce Konstantiniyye feth olunacaktır.”</strong> buyurdu.</p>
<p style="text-align:center;">4-Resulullah başka bir hadiste: <strong>“Nübüvvet Allah’ın devam etmesini dilediği bir zamana kadar devam edecek, daha sonra kaldırmak istediği zaman kaldıracaktır. Sonra nübüvvet metoduna uygun hilafet dönemi olacak; peygamber makamına halef melikler gelecek ve Allah’ın dilediği zamana kadar hüküm sürecek, Allah dilediği zaman onu da kaldıracaktır. Daha sonra zorba melikler olacak, onlar da Allah’ın dilediği zamana kadar hüküm sürecektir. Daha sonra nübüvvet metoduna uygun hilafet dönemi olacaktır.”</strong> buyurdu ve sustu.(Hadisi Hüzeyfe el-Yemani merfu olarak rivayet etti.Iraki hadisi Ahmed b. Hanbel tarikiyle rivayet eder ve “Bu hadis sahihtir” der)</p>
<p style="text-align:center;">Bütün bu hadisler insanın kalbini ferahlatıyor. Bu din mutlaka bir gün batağa, küfre saplanmış insanlığı kurtarmak için tekrar yeryüzüne hakim olacak, insanlığı küfrün karanlıklarından temizleyecek, ferahlandıracak, kaybetmiş olduğu kimliğini ve benliğini tekrar kendisine sunacaktır. İnsan kendini yeniden dünyaya gelmiş gibi bulacak, mutluluk ve huzuru tadacak, üstün bir yaratık olarak yaratıldığını hissedecektir.</p>
<p style="text-align:center;">Bezzar’ın Sünen’inde sahih bir isnadla rivayet ettiği lafzı yukarıda zikredilen hadise benzeyen bir hadis şöyledir: “Dininizin yayıldığı ilk yıllarda nübüvvet ve rahmet vardır. Bu dönem Allah’ın dilediği zamana kadar devam edecektir. Sonra ısırıcı, zorba saltanat dönemi gelecek ve Allah’ın dilediği zamana kadar devam edecektir. Daha sonra nübüvvetin metoduna uygun, insanlar arasında nebevi sünnete göre hüküm veren hilafet dönemi tekrar gelecektir. İslam taraftarıyla birlikte bulunacak. Yeryüzünün ve gökyüzünün sakinleri İslam’ın yönetiminden memnun kalacaklar. Gök bütün bereketli yağmurlarını dökecek, yer bütün bitkilerini ve bereketini saçacaktır. “Yahudilerin sonunun Filistin’de olacağına işaret eden pek çok sahih hadisler mevcuttur: “Yahudilerle savaşan müslüman askerlere ağaçlar ve taşlar : <strong>“Ey müslüman! Burada arkamda gizlenen bir yahudi var onu da öldür”</strong> diye seslenecektir.</p>
<p style="text-align:center;">Heysemi’nin Mecmaü’z-Zevaid’inde yer alan ravileri sağlam olan bir hadis şöyledir: <strong>“Siz Ürdün’ün doğusunda, yahudiler batısında olacak”</strong> Hadisin ravisi” o anda Ürdün’ün yeryüzünün neresinde olduğunu bilmiyordum.” diyor.</p>
<p style="text-align:center;">Yani bu bölge, yapılacak savaştan önce mutlaka İslam’a mağlup olacak. İslam ordusuna, komutanlarına ve herkese yukarıda ki hadisin işaretiyle gözetici olduğunu gösterecektir.</p>
<p style="text-align:center;">Bütün rivayetler, mukaddes bölgede fitneler başladığı zaman Müslüman cemaatin oluşacağına, Müslümanlar Allah’a yönelip onun dinine teslim olacaklarına ve onun yolunda cihad edeceklerine işaret ediyor.</p>
<p style="text-align:center;">Ebu Davud ve Ahmed b. Hanbel’in rivayet ettiği bir hadiste: <strong>“Ümmetimden bir gurup, dini yeryüzüne hakim</strong> kılmaya ve düşmanlarını mağlup ve yok etmeye devam edecektir. Onların karşısına çıkan hiç kimse kıyamet kopuncaya kadar onlara zarar veremeyecek” Ashab: <strong>“Ya Rasulullah bunlar nerede olacaklar?”</strong> diye sorunca, O: <strong>“Beyti-i Makdis ve çevresinde bulunacaklar</strong>” cevabını verdi. (Hadisin bir kısmı Sahihayn’da mevcut olup, tamamı diğer birçok kitapta mevcuttur. Hattabi, Me’allimü’s-Sünen,6/137)</p>
<p style="text-align:center;">Beyhaki Sünen’inde bir bölüme şu başlığı koymuştur: <strong>“Peygamber dininin diğer dinler üzerinde hâkimiyet kurması”</strong> (Buhari)</p>
<p style="text-align:center;">Yukarıdaki hadis tevatür derecesine ulaşmış bir hadistir. Acaba bu değişiklik Kudüs, Filistin, Şam’dan mı, yoksa Afganistan’dan mı başlar? Bu, Allah’ın bilgisindedir.</p>
<p style="text-align:center;">Bu din mutlaka zafere ulaşacak, Haçlı topraklarının üzerinden geçecek ve oralarda bu dinin eserleri diri ve heybetli olarak görünecek. Batı ve Doğu Türkistan’la beraber Afganistan bölgesinden Türkler çıktı ve de beş asır dünyaya İslam’la -adaletle- hükmettiler.</p>
<p style="text-align:center;">Afganistan bölgesinde Samunata’nın putlarını kıran ve Hindistan’a hükmeden Gazneli Mahmud, İran’ın doğusuna, Afganistan ve Hindistan’a hükmeden Ahmed Şah Baba çıkmıştır.</p>
<p style="text-align:center;">Acaba Afganistan cihadı zaferle sonuçlanıp, yeryüzünde İslam devleti kurup, dünya tarihi değişecek mi? Bu pek uzak değil ve Allah’a zor değildir.</p>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Âdemin Gel-Git leri]]></title>
<link>http://farketmek.wordpress.com/2009/11/10/ademin-gel-git-leri/</link>
<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 21:11:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>Feyzullah</dc:creator>
<guid>http://farketmek.wordpress.com/2009/11/10/ademin-gel-git-leri/</guid>
<description><![CDATA[Aslında deyip başlıyordum cümlelerime. Sanki anlammışçasına gerçeğini hayatın. Bir yanılgı daha çizi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignright size-full wp-image-371" title="arayis" src="http://farketmek.wordpress.com/files/2009/11/depression.jpg" alt="arayis" width="235" height="300" />Aslında deyip başlıyordum cümlelerime. Sanki anlammışçasına gerçeğini hayatın. Bir yanılgı daha çiziktiriyordum çarpık cümlelerimin çöplüğüne. Ben biliyordum aslında kimsenin bilmediklerini hissi vardı beni ayaklandıran, ayaklarıma bağ olan. Normalleşememenin sancısını çekiyordum içten içe. Hep büyük hedefler koyarak normal olayları anlayamaz hale gelmiştim yıllarca. Bakkaldan ekmek almayı, yürüyebilmeyi, konuşabilmeyi tanımlayamamıştım anlağımda.</p>
<p>Artık sıradan olmam gerektiğine inanmaya başlamıştım. Artık bir evim olmayabilirdi mesela, ömrüm boyunca kirada kalabilirdim. Yüksek gelirli bir işim ve saygın bir eşim de olmayabilirdi. Ve bunları kabullendikçe rahatladığımı hissediyordum. Bu dayanılmaz rahatlık beni kendine çekiyordu.</p>
<p>Birden sokağın köşesinde bir mendil satıcısı beliriyor ve beni bu fikirlerden uzaklaştırıp aslında bu yaşanılası bir hayat değil diyordum. Ve yine aslında diyordum. evet evet, böyle olmamalıydı. İnsan mükerrem bir varlıktı zaten, müslümanın zenginde olması gerekiyordu. Ümmetin çektiği sıkıntı yeterdi.</p>
<p>Sonra acaba dedim, insanın kendisini en ulvi hislerde zannettiği zamanda en süfli bir hissin girdabında mıydı. Etrafını saran ve boşluklarını dolduran anlık varlık kaygısımıydı acaba. Bir anda sizin şefkatinizi okşayan bir mendilci ve ona gösterdiğiniz şefkatle kendinizin ne kadar hayırlı, merhametkar olduğunuzu düşünmeye başlamanız. Ve bu duygu ile şaha kalkan benliğiniz. Kendinizin üstün olduğunu kabul etmiştiniz o mendil satmak için duran adamdan. Oysa başka maksattaydınız ve bu böyle olmamalıydı. insaniyet adına acımıştınız derdini paylaşmak istemiştiniz, haliyle hemhal olmaktı niyetiniz. İman la küfür arasındaki çizgi ne kadar ince, İmanla küfür birbirinden ne kadar uzaktı.</p>
<p>Nereden başlamıştım da bu iki durum netice vermişti diyerekten bilgilerimin üstünden geçiyordum. Aynı şeylerin üzerinde defalarca geçe geçe, en son geldiğim noktada şu cümle beliriyor kafamda. Her şey olsa olsa üç ila beş saniye hava atmak, birilerine artistik yapmak ya da kendisi hayalen yakıştırdığı Kaf dağına çıkartmak telaşından ibaret olsa gerekti. Özünde varlık âleminde karşılık bulmayan bu hisler için feda ettiğimiz şeyler geliyordu sonra aklıma. Sıralamaya koyulsam bayağı bir şey sayabilirdim alsında. Anlamıştım ki bu his beni hiç bir zaman yalnız bırakmamış. Yaptığım bütün fiillerde yanımda olmuş.</p>
<p>&#8220;İnsanlar, ‘İnandık’ demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.&#8221; (Ankebut-2)</p>
<p>ayetiydi durumu biraz daha açıklayan aslında ve hakiki insan olmanın zorluğuna işaret ediyordu.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tevhidin ve Cihadın Aslanları]]></title>
<link>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/08/tevhidin-ve-cihadin-aslanlari/</link>
<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 11:19:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>ummetinsesi</dc:creator>
<guid>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/08/tevhidin-ve-cihadin-aslanlari/</guid>
<description><![CDATA[TEVHİD VE CİHADIN ASLANLARI “Allah’a ve ahret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla savaşma ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;">TEVHİD VE CİHADIN ASLANLARI</p>
<p style="text-align:center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-469" title="Jihad" src="http://ummetinsesi.wordpress.com/files/2009/11/jihad.jpg?w=300" alt="Jihad" width="300" height="170" /></p>
<p>“Allah’a ve ahret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla savaşma hususunda senden izin istemezler. Allah, muttakileri çok iyi bilir.</p>
<p>Ancak Allah’a ve ahret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşmüş olan kimseler senden izin isterler. İşte onlar, şüphelerinin içinde bocalayıp dururlar.”(Tevbe,44-45)</p>
<p>Ve bugün, mücahidler gibi hiç kimse yoktur!</p>
<p>Onlar hakkında konuştuğumuz zaman, onlarla ilgili bir şey duyduğumuz zaman gözlerimiz ışıkla doluyor. Ve onlarla gurur duyuyoruz çünkü onlar bizim oğullarımız.<!--more--></p>
<p>Onlar tevhidin aslanları, onlar cihadın aslanları. Onlar bu ümmetin aslanları! Konuştukları zaman krallar, vezirler onları işitmek için ayağa kalkıyor. Onlar kadınlarını, çocuklarını bunun için, Allah yolunda savaşmak için bıraktılar. Ya bizden kim kadınlarını ve çocuklarını terk etti? Bizden kim, her şeyi Allah yolunda savaşmak için terk etti?</p>
<p>Onlar evlerini terk ettiler ve savaşa çıktılar. Onlar, kütüklerde uyuyorlar. Gök, onların yorganı; yer onların minderi; taş onların yastığı. Ve birisi nasıl da onları kınamaya cüret eder? Ve onlar, geri dönüşün insanları. Sayelerinde başımızı yüksekte tutabiliyoruz. Ve onları kötüleyenler, kafirler ve münafıklardır. Ve onları kimse sevmez, çünkü onlar muvahhitlerdir, çünkü onlar Müslümanlardır.</p>
<p>Ve biz onların vesilesiyle ayakta duruyoruz. Dünyada onlar gibisi yok. Hiç kimse!</p>
<p>Ve onlara “uf” bile diyemeyiz. Onlar hakkında konuştuğumuz zaman, onlardan gururla söz etmeliyiz. Çünkü mümkündür ki, aralarında Allah’ın kendilerinden bahsettiği, aramızdan seçtiği şehidler vardır. Ya bizim hakkımızda Allah, bir şeyden bahsetti mi? Biz onlara karşı hiçbir şey söyleyemeyiz.</p>
<p>Ama gene de bazı Müslümanlar, onları gece-gündüz eleştiriyorlar. Onlar için yapabileceğimiz en küçük şeyi de yapmıyoruz. Onlar için en azından yapabileceğimiz şeyi, ki bu duadır, yapmıyoruz. Küçük bir dua! Elleri kaldırmak ve Allah’a seslenmek… Bunu kimse yapmıyor.</p>
<p>İş kurduğumuz zaman, kendimiz için dua ediyoruz. Allah’tan diliyoruz: “Lütfen bu imtihanı geçmeme izin ver!” Ehliyet almak için sınava giderken bu sınavı geçmek için dua ediyoruz. İnsan, çocuk sahibi olmak istediğinde bunun için dua ediyor. O bir eş aradığı zaman, bunun için yeri-göğü araştırıyor. Ve bizler gene de onlar için dua edemiyoruz.</p>
<p>O zaman Allah’ın dediği gibi; “ve dua ibadettir.” Ve eğer istiyorsak, Allah’tan isteriz. Ve eğer yalvarıyorsak Allah’a yalvarırız, başkasına değil. Yapabileceğimiz en ufak şey duadır. Evet, bizler onlar için dua etmeliyiz. Bu yapabileceğimizin en azıdır. O savaşa çıkamayanlar; bilin ki, siz savaşmaya çıkamazsanız o zaman tarihteki şehitlerden de olamazsınız. Ve düşünmeyin ki; sizin için dua etmek, yatmanın bahanesidir. Onlar için dua edin. Ve dua ederken Allah’ın onlara icabet edeceğine inanmanız gerekir. Allah’ın sizin dualarınızı işittiğini bilin. İnanın ki O(c.c.), elleriniz düşene kadar bunlara icabet eder. Ve siz Allah’tan isterseniz, O(c.c.) size cevap verir. Sizler ellerinizi indirene kadar sizin dualarınıza icabet eder. Bu yüzden istediğiniz zaman, şüpheyle değil güvenle isteyin.</p>
<p>Allah’tan bu kafirleri topraklarımızdan sürmesini isteyin. Onların Felluce sokaklarında, Afganistan ve Kafkasya dağlarında akan kanları için yalvarın. Ve mücahidlerin her birini öldürmesi ve imha etmesi için…</p>
<p>“Ey Allah’ım! Mücahitlere yardım et!” diye dua etmelisiniz.</p>
<p>“Ey Allah’ım! Şeyh Üsame ve Dokka Ebu Osman’a yardım et!” diye dua etmelisiniz.</p>
<p>Gökyüzü, kafirlerin uçaklarını aşağı atsın. Okyanuslar, onların gemilerini yutsun. Yeryüzü, ayaklarının altını titretsin. İşte bunları istemelisiniz kardeşlerim. Ve Allah’tan istediğiniz zaman, mücahitlerin zaferini isteyin. Bizim kadınlarımız nasıl dul kaldılarsa kafirlerin kadınları da dul kalsın. Nasıl bizim çocuklarımız yetim kaldıysa onların çocukları da yetim kalsın. Ve mücahitlerin zaferini isterken sıkışmayın. Onlar, Allah rızası için savaşanlardır. Cennetin sakinlerinden olmayı hak eden biri varsa, bu onlardır. Halife olmayı hak eden biri varsa, bu da onlardır. Kardeşlerim; bu, mücahitler için yapabileceğinizin en azıdır. Ümit edin ve dua edin. Biz de bir gün mücahidlerden olacağız. Müslümanlarla olacağız.</p>
<p>İmam Kurtubi(r.h.) diyor ki: “Müslümanların düşmanlarına karşı zayıflığını bilen ve onlara katılma ve yardım etme imkanı olan herkes için bu, bir yükümlülük haline gelir.”</p>
<p>Yüce Allah(c.c.), Kuran’da dedi ki: “Eğer savaşa çıkmazsanız Allah sizi şiddetli bir azapla cezalandırır ve yerinize başka bir topluluğu getirir. O’na hiçbir zarar veremezsiniz.” (Tevbe,39)</p>
<p>Ey yüceler yücesi, ey kalplerin sahibi! Senin yolunda, senin rızan için cihadı kalplerimize yerleştir ya Erhamer rahimin!</p>
<p>Ey yüceler yücesi; Filistin’de, Afganistan’da, Kafkasya’da ve her yerde savaşan kardeşlerimize yardımını göster!</p>
<p>Ey yüceler yücesi! İslam’ı ve Müslümanları sağlamlaştır; şirki ve müşrikleri aşağıla!</p>
<p>Ey Rabbimiz; bizi yalancılardan koru!</p>
<p>Ey Rabbimiz; bizi şaşırtıcılardan koru!</p>
<p>Ey Rabbimiz; bizi münafıklardan koru!</p>
<p>Ey Rabbimiz; bizi müşriklerden koru!</p>
<p>Ey Allah’ım; bizi senin yolunda, senin adının her zaman yaşaması ve hep yüksekte olması için savaşanlardan eyle!</p>
<p>Ey Allah’ım; bizleri senin rızan için şehit düşenlerden eyle! Ey Rahim; yeryüzünde müminleri artır!</p>
<p>Ey Allah’ım; yeryüzünde mücahidleri artır!</p>
<p>Kaynak: <a href="http://guraba.net/rus/" target="_blank">IA”GURABA”</a></p>
<p>Tercüme: Ümmetin Sesi</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Farklı Olabilmek yada Olamayabilmek!]]></title>
<link>http://enesdabanlioglu.wordpress.com/2009/11/04/farkli-olabilmek-yada-olamayabilmek/</link>
<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 19:11:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ahmet Enes DABANLIOĞLU</dc:creator>
<guid>http://enesdabanlioglu.wordpress.com/2009/11/04/farkli-olabilmek-yada-olamayabilmek/</guid>
<description><![CDATA[Şuanda karar verdim insanlar 2 ye ayrılır; Normal insanlar Normal olmayan insanlar İçinizdeki soruya]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Şuanda karar verdim insanlar 2 ye ayrılır; Normal insanlar Normal olmayan insanlar İçinizdeki soruya]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kenyataan Media Husam Musa berkaitan Wang Ehsan oleh 1Malaysia]]></title>
<link>http://muallimun.wordpress.com/2009/11/04/kenyataan-media-husam-musa-berkaitan-wang-ehsan-oleh-1malaysia/</link>
<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 15:11:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>rmujaddid</dc:creator>
<guid>http://muallimun.wordpress.com/2009/11/04/kenyataan-media-husam-musa-berkaitan-wang-ehsan-oleh-1malaysia/</guid>
<description><![CDATA[Kenyataan Media Saya merujuk kepada kenyataan YAB Perdana Menteri Malaysia di Dewan Rakyat pada hari]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Kenyataan Media Saya merujuk kepada kenyataan YAB Perdana Menteri Malaysia di Dewan Rakyat pada hari]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Catatan jam 4 pagi.]]></title>
<link>http://ayzagursoy.wordpress.com/2009/11/04/catatan-jam-4-pagi/</link>
<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 22:26:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ayza Gursoy</dc:creator>
<guid>http://ayzagursoy.wordpress.com/2009/11/04/catatan-jam-4-pagi/</guid>
<description><![CDATA[Oh mata. Benim gozlerim.. kenapa tak mahu tidur? * * * Malam tadi hampir jam 10 Kak Long dan Syikin ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Oh mata. Benim gozlerim.. kenapa tak mahu tidur? * * * Malam tadi hampir jam 10 Kak Long dan Syikin ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Risale:Cihadı Desteklemenin 44 Yolu]]></title>
<link>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/03/risalecihadi-desteklemenin-44-yolu/</link>
<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 18:24:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>ummetinsesi</dc:creator>
<guid>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/11/03/risalecihadi-desteklemenin-44-yolu/</guid>
<description><![CDATA[Cihad İslam’daki en büyük ameldir ve ümmet, bu amelin uygulanması ile kurtuluşa erer. Tıpkı günümüzd]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div>
<p style="text-align:center;"><img src="http://forum.tak-va.com/medya/aciklama/cihad1ki7.gif" alt="http://forum.tak-va.com/medya/aciklama/cihad1ki7.gif" width="643" height="88" /></p>
<p style="text-align:center;">Cihad İslam’daki en büyük ameldir ve ümmet, bu amelin uygulanması ile kurtuluşa erer. Tıpkı günümüzde olduğu gibi Müslümanların toprakları kâfirler tarafından işgal edildiği, zorbaların zindanları Müslüman esirlerle doldurulduğu, Allah’ın hükümlerinin yeryüzünden kaldırıldığı, İslam’ın kökünün kazınması adına saldırıda bulunulduğu zaman cihad, tüm Müslümanların üzerine farz haline gelir. İşte bu durumda çocuk ebeveyninden, kadın kocasından ve borçlu alacaklısından izin almadan bu ameli yerine getirmelidir.</p>
<p style="text-align:center;">Sevgili kardeşlerim ve bacılarım bu mesele o kadar önemli ve acil bir meseledir ki düşmanımız herhangi bir millet veya ırk değildir. Düşmanımız, küresel uzantıları olan bir küfür sistemidir. İşte bu küfür sistemi daha önce olmadığı kadar bize karşı komplolar kuruyor. Peygamber efendimizin hadisinde bildirdiği üzere Rumlar ve Müslümanlar arasında yaşanacak büyük savaşa doğru yaklaşmaktayız.</p>
<p><!--more--></p>
<p style="text-align:center;">Tekrar bu noktanın üzerinde önemle durulması gerekir. Şöyle ki: Bugün cihad, her ehliyetli müslümanın üzerine farzdır. Bu suretle Allah’ın rızasını kazanmak isteyen bir kişinin cihad ameli için yolar araması ve cihadı desteklemesi üzerine bir borçtur. Kardeşlerimizin ve bacılarımızın Allah yolunda cihadı nasıl destekleyebileceklerini göstermek adına aşağıda 44 yöntem listelenmiştir:</p>
<blockquote><p><strong><em>1. Halis Bir Niyete Sahip Olma</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Mücahidlerin saflarına katılabilmek için halis bir niyete sahip olmalısınız. Allah Rasulü : <em>“Kim gazve yapmadan ve gaza yapmayı temenni etmeden ölürse nifaktan bir şube üzerine ölmüş olur.”</em> buyurmuştur.. (Müslim)</p>
<p style="text-align:center;">Cihad için hazırlık yapmak veya yapmamak niyetlerin birer göstergesidir. Yüce Allah:</p>
<p style="text-align:center;"><strong><em>‘’Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi, elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara, “Oturun, oturan acizlerle beraber” denildi.‘’</em></strong> buyurmuştur. (Tevbe 46)</p>
<p style="text-align:center;">Savunma cihadının koşulları âlimler tarafından 5 koşul olarak bildirilmiştir ki bu âlimlerden biri olan Ebu Kudame, bu koşulları şöyle listeler: İslam, ergenlik çağına ulaşma, akıl sağlığı, mali yeterlilik, fiziki (bedensel) yeterlilik. Eğer bir kişi mali yetersizlik içinde olup kendisini mali anlamda destekleyecek kimseyi bulamazsa ve bu illetten veya yetersizlikten dolayı eziyet duyarsa bu durum kendisi için cihaddan geri kalmak adına mazeret oluşturur. O vakit; bu durum, cihaddan geri kalma nedeniyle üzüntü içerisinde olan kişilerin halis niyetlerinin birer alametidir. Allahu Teâlâ, Tebük gazvesine katılım için gerekli giderleri karşılamaya güç yetiremeyenler için: ‘’Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, “Sizi bindirebileceğim bir şey bulamıyorum” dediğin; bu uğurda harcayacakları bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş döke döke geri dönen kimselere de bir sorumluluk yoktur. ‘’ buyurmuştur.</p>
<blockquote><p><strong><em>2. Şahadet ile Ödüllendirilmek Adına Allah’a Dua Etme</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Allah Rasulü (s.a.v): <em>“Kim sıdk ile Allah’tan şehid olmayı taleb ederse, Allah onu şehidlerin derecesine ulaştırır, velev ki yatağında ölmüş bile olsa”</em> buyurmuştur. (Müslim)</p>
<p style="text-align:center;">Şehadet için dua etmen Allahu Teâlâ’yı hoşnut eder çünkü bu durum canını Allah yoluna adadığının bir göstergesidir. Fakat bunun yalnızca mırıldandığın kelimeler olmaması hususunda alabildiğine dikkatli olmalısın. İçtenlikle şehadet için duada bulunan kimse; cihad çağrısı kendisine ulaştığı zaman bu çağrıyı cevapsız bırakmayan ve büyük bir şevk ile Allah yolunda şehadeti arayan kimsedir.</p>
<p style="text-align:center;">Allah düşmanlarının başarılı olmasının ve Müslümanların bozguna uğrayıp topraklarının işgal edilmesinin sebebi Müslümanların şehadet aşkını yitirmesidir.</p>
<p style="text-align:center;">Allah Rasulü (s.a.v): <em><strong>‘’Sizin üzerinize milletler (müslüman olmayanlar) adeta bir yiyeceğe üşüşür (vahşi hayvanlar) gibi üşüşecekler.”</strong></em> Orada bulunanlardan birisi şöyle dedi:</p>
<p style="text-align:center;">- <em><strong>Bu durum bizim azlığımızdan mı olacak?</strong></em> Allah Rasülü (sav);</p>
<p style="text-align:center;">- <em><strong>Hayır! Bilakis siz çok olacaksınız. Fakat sizin çokluğunuz suyun üzerindeki çer çöp gibi olacaktır. Allah düşmanlarınızın kalbinden sizin korkunuzu sökecek de sizin kalbinize ‘’vehn’’ bırakacak.</strong></em> Orada bulunanlardan birisi:</p>
<p style="text-align:center;">- <em><strong>Vehn nedir ey Allah Rasulü?</strong></em> dedi</p>
<p style="text-align:center;">- <strong><em>Vehn dünyayı sevmek ve ölümden hoşlanmamaktır.”</em></strong>diye buyurmuştur. (Ebu Davud)</p>
<p style="text-align:center;">Şehadet kültürümüzün yeniden canlandırılmaya ihtiyacı vardır çünkü Allah düşmanları; bizim ölüme olan rağbetimizden korktukları kadar başka hiçbir şeyden korkmamaktadırlar.</p>
<blockquote><p><em><strong>3. Mal ile Cihad</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Bir ayetin dışında tüm ayetlerde mal ile yapılan cihad, beden ile yapılan cihaddan önce zikredilmiştir. Bu durum bizim mal ile yapılan cihadın önemine dikkatimizi çekmek içindir çünkü cihadın, mal ile desteklenmeye ihtiyacı vardır. Bir başka deyişle para yoksa cihad da yoktur ve cihad, büyük miktarda paraya ihtiyaç duyar. Kurtubi tefsirinde sadaka verilen malın 10 katına kadar lakin cihadı desteklemek için harcanan malın 700 katına kadar artırılacağını belirtir ve cihadın büyük miktarda mala ihtiyaç duyuşunun nedenini açıklar.</p>
<p style="text-align:center;">Yüce Allah : ‘’Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah, dilediğine kat kat verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.“ buyurmuştur. (Bakara 261)</p>
<p style="text-align:center;">Muhtemelen batıda yaşayan Müslümanların cihad için yapabilecekleri en büyük katkı malları ile cihada destek vermeleridir çünkü mücahidlerin paraya duydukları ihtiyaç adama duyduklarından daha fazladır. Şeyh Abdulla Azzam bu durumu, ‘’Adamlar cihada ihtiyaç duyuyor cihad ise paraya’’ diye özetlemiştir.</p>
<blockquote><p><strong><em>4. Mücahidler İçin Para Toplama</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Müstakil olarak şahsi paranızdan bağışta bulunarak diğerlerini aynısını yapmaya teşvik edebilirsiniz. Allah Rasulü ‘’Hayırlı bir amel için başkalarına rehberlik eden kimse amel edenlerin elde ettiği sevabı elde eder.’’ diye buyurmuştur. Mücahidler için para toplayarak Resulullah’ın gazveye çıkmadan önce sıklıkla uyguladığı bir sünnetini ihya edebilirsiniz.</p>
<blockquote><p><strong><em>5. Bir Mücahid Donatma</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Allah Resulü : ‘’Kim Allah yolunda bir askerin teçhizatını temin ederse bizzat gaza yapmış olur.’’ buyurmuştur. Bu temin ediş, bir mücahidin ulaşım masrafları da dâhil olmak üzere tüm giderlerini içine alır. Bu durum zenginlerin, bir mücahid donatma vasıtası ile fakirlerin ise savaşarak cihadın ecrine birlikte ulaşmaları adına bir fırsat meydan getirir.</p>
<p style="text-align:center;"> </p>
<blockquote><p><strong><em>6. Bir Mücahidin Ailesinin Bakımını Üzerinize Alma</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Bir mücahidin ailesinin bakımını üstlenme; ancak onların korunması, ihtiyaçlarının karşılanması, mali olarak desteklenmesi ve namuslarının korunması vasıtası ile gerçekleşir.</p>
<p style="text-align:center;">Allah Resulü: <em>‘’Her kim bir mücahidin ailesinin bakımını üstlenir ve onu donatırsa mücahidin kazandığı ecrin yarısını elde eder.’’</em> buyurmuştur. (Müslim)</p>
<p style="text-align:center;">Allah Rasulü : <em>“Mücâhidlerin hanımları (evlerinde) oturan erkeklere anneleri gibi haramdır. (Evinde) oturanlardan bir erkek, mücahidlerden bir adama ailesi hususunda vekil olur (da sonra ona hıyanet ederse, vekil kalan kimse) kıyamet gününde mücahid için durdurulur ve (mücahide); “şu (adam) ailen hususunda sana (kötü bir) vekil olmuştu. Onun iyiliklerinden dilediğin kadarını al” denir. RasûluIIah bize dönüp; (Mücahid’in onun sevabını alma hususundaki tutumunun nasıl olacağı hakkında) “Tahmininiz nedir?” diye sordu.</em> (Müslim)</p>
<p style="text-align:center;">Allah Rasulü : <em>“Kim bizzat gazveye katılmaz veya bir gaziyi techiz etmez veya bir gazinin ailesini hayırlı bir şekilde himaye etmez ise, Allah kıyamet gününden önce ona hiç beklemediği bir musibet ulaştırır.”</em> buyurdu. (Ebu Davud)</p>
<p style="text-align:center;">Eğer bir kimse ailesinin güvenliği konusunda endişe duyarsa şeytan ona bu konuda galip gelebilir ve cihada gitme isteğinin önüne geçebilir. Buna rağmen şeytana uymayarak cihada gitse bile şeytan, bulunduğu yerde kendisine gelerek geride bıraktığı sevdikleri hususunda kalbine vesveseler verebilir. Bu nedenle mücahidlerin ailelerinin bakımı üstlenilerek onların maneviyatlarının güçlenmesine katkıda bulunulabilir ki bu durum İslam’ın neden ailelerin bakımına ve mal ile mücahidlerin desteklenmesine önem verdiğinin bir göstergesidir.</p>
<blockquote><p><strong><em>7. Bir Şehid Ailesini Mali Olarak Destekleme</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Şehid İslam ve Müslümanlar için çarpışan kişidir. O, hayatını benim ve senin için feda ediyor. Bu nedenle şehid ailelerinin onurlandırılmaya ve desteklenmeye ihtiyaçları vardır. Cafer bin Ebu Talip, Mute savaşında şehid edildiği zaman Allah Resulu karısına şöyle buyurdu: “Cafer’in ailesi için yemek hazırla zira onlar dertleri ile meşgullerdir.” ve ardından Cafer’in evini ziyaret etti. (Ebu Davud -Tirmizi)</p>
<p style="text-align:center;">İmam Ahmed’in rivayet ettiğine göre Cafer bin Ebu Talib’in şehadet haberi Rasulullah’a ulaştığında Hz. Peygamber, Cafer’in evini ziyaret etti ve onun karısından çocuklarını kendisine getirmesini istedi. Çocuklar geldiğinde onları kucakladı, öptü ve her iki gözünden yaşlar döküldü. Ebu Cafer’in karısı Esma, Peygambere Ebu Cafer’e bir şey olup olmadığını sorunca Rasulullah (s.a.v) Cafer’in şehit olduğunu bildirdi. Bunun üzerine Esma ağlamaya ve feryat etmeye başladı. Daha sonra Allah Rasulü oradan ayrıldı ve karısına: ” Ebu Cafer’in ailesi için yemek hazırlamayı unutma zira onları hüzün kaplamıştır.” buyurdu.</p>
<p style="text-align:center;">Şehidin çocukları, ümmetin içinden kendilerine babaları gibi ilgi gösterecek birisine ihtiyaç duymaktadırlar. Bununla beraber şehidin karısının tekrar evlenmeyi arzu etmesi halinde buna uygun koşullar sağlanmalıdır. Bu durum, iki kültürel değişikliğin sağlanması gerekliliğini icap ettiriyor.</p>
<p style="text-align:center;"><strong><em>İlk olarak:</em></strong> Müslüman toplumların boşanmış veya dul kalmış kadınlar hakkında bakış açılarını değiştirmeleri gerekiyor. Maalesef günümüzde erkekler boşanmış veya dul kalmış kadınlardan imtina ediyorlar. Müslüman kadınların boşanma veya dul kalma durumunda damgalanma halini bertaraf etmemiz gerekiyor.</p>
<p style="text-align:center;"><strong><em>İkinci olarak:</em></strong> Müslüman toplumları günümüzde birden çok evliliğe (poligamy) karşı hoşgörü sahibi değiller ki bu durum özellikle savaş zamanlarında gereklilik arz etmektedir. Bu hoşgörüsüzlük milyonlarca Müslüman kadını, evliliğin nimetlerinden yoksun bırakmak anlamına gelmiyor mu? Zira Ebu Cafer şehit olduğunda Hz.Ebubekir onun karısı ile evlenmiş ve çocuklarının bakımını üstlenmişti.</p>
<blockquote><p><strong><em>8. Savaş Esirlerinin Ailelerini Maddi Olarak Destekleme</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Mücahidlerin ailelerini mali olarak desteklediğiniz gibi savaş esirlerinin ailelerini de mali anlamda destekleyin. Bu durum, Allah yolunda olan kardeşlerimizin gelecekte şehit veya tutsak edilmeleri halinde ailelerinin bakımlarının üstlenileceğini bilmeleri açısından son derece itinayla üzerinde durulması gereken bir normdur.</p>
<blockquote><p><strong><em>9. Zekâtları Mücahidlere Verme</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Zekâtın dağıtımı sekiz kategoriyle sınırlıdır. Bu konuda yüce Allah: <strong><em>“Sadakalar, ancak fakirler, miskinler, zekât toplama görevlileri, kalpleri İslama ısındırılmak istenenler, köleler, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmışlar içindir. Allah tarafından kesin olarak böyle farz edildi. Allah, herşeyi bilendir, hikmet sahibidir. “</em></strong> buyurmuştur. (Tevbe 60)</p>
<p style="text-align:center;">Allah yolunda, ‘’fisebilillah’’ deyimiyle mücahidlere işaret edilmiştir. Bu konuda Maliki fıkıhçılarından Ebu Bekir bin El Arabinin beyan ettiği üzere İmam Malik şöyle der: Allah yolunda olmanın türü çoktur ancak bu ayette ‘’Allah yolunda’’ deyimiyle Allah yolunda savaşanlara işaret edildiğine dair herhangi bir görüş ayrılığı yoktur.</p>
<p style="text-align:center;">İmam Nevevi, El Minhacın zekat harcamalarına dair bölümünde: ‘’Allah yolundaki mücahide verilecek zekat, mücahidin ayrılışından geri dönüşüne kadar geçen süre zarfında hem kendisinin hem de ailesinin giderlerini kapsar. Velev ki uzun zaman geri dönmeyecek olsa da.’’ der.</p>
<p style="text-align:center;">Günümüzde birçok insan zekâtlarını mücahidlere vermemektedir. Eğer Müslümanlar, kendilerini şeytanın fısıldamalarından kurtarırlarsa günümüzde zekatı vermenin en iyi şeklinin zekatlarını mücahidlere göndermek olduğunun farkına varacaklardır. Çünkü Allah Rasulü : <em>“Sadaka, (zekat) 5 durum haricinde varlıklı kimselere verilemez.”</em> buyurmuş ve bu hallerden biri olarak Allah yolunda savaşanları da saymıştır. (Ebu Davud)</p>
<p style="text-align:center;">Mademki zekât, varlıklı olsalar dahi mücahidlere verilebiliyor buna karşın günümüzde bir mücahid, zekâtın verilebileceği kişilerin nitelikleri bakımından fakirlik, muhtaçlık, yolda kalmışlık ve Allah yolunda olma açısından sekiz kategoriden dördünü kendisinde barındırıyor ise durumu nedir?</p>
<p style="text-align:center;">Öyleyse zekâtlarınızı mücahidlere verin ve diğerlerini benzerini yapma hususunda teşvik edin.</p>
<blockquote><p><strong><em>10. Mücahidlerin Tıbbi İhtiyaçları Hususunda Katkıda Bulunma</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Mücahidler, kendilerine sağlanabilecek tıbbi yardıma son derece ihtiyaç duymaktadır. Onlar, doktorlar ve ilaçlarla birlikte kapılarının kendilerine açıldığı hastaneler ve kliniklere ihtiyaç duyuyorlar. Yüzbinlerce Müslüman doktor bulunmasına rağmen bir çok yaralı mücahid öyküsü duyuyoruz ki bunlar basit yaralara sahip olmalarına rağmen tıbbi yardım yokluğu nedeniyle acı içerisinde ölene kadar can çekişiyorlar. Allah’ın rızasını talep ve Müslümanlara menfaat sağlamak adına tıp tahsil eden Müslümanlara <em>“Neredesiniz?”</em> diye soruyoruz.</p>
<p style="text-align:center;">Çeçenistan’da bulunan büyük Müslüman komutan Hattab, savaşta yaralanmıştı fakat kardeşleri onun bakımını yapacak Müslüman doktor bulamadılar .Bu nedenle onu, “kızıl haça” götürerek silah tehdidi altında tedavisini yaptırmak zorunda kaldılar!! Müslüman sağlık çalışanları, büyük bir sorumluluk taşıyorlar ve onların yapacakları katkı cihad için vazgeçilemeyecek boyuttadır. Doğrusu onların ecrinin, savaşanlara nazaran daha fazla olduğunu umuyorum.</p>
<blockquote><p><strong><em>11. Mücahidlere Moral Desteği Sağlama ve Onları Cesaretlendirme</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">İmamların kendileri için dua ettiklerini duymaları, âlimlerin kendilerini destekler mahiyette fetvalar vermeleri ve Müslümanların kendilerini övmeleri mücahidlerin moralini artırmanın yanında cihadı sürdürme adına onlara direnç kazandırıyor. Bununla beraber birçok Müslümanın mücahidlerin aleyhinde konuşmalarla onlara ihanet ettiğini görüyoruz. Yine aynı zamanda birçok âlimin, mücahidlere karşı savaşan mürted hükümetleri destekler mahiyette fetvalar yayınladığına şahit oluyoruz. Bunların, mücahidler üzerinden uyguladıkları ihanetleri hafife alınamayacak derecede zararlı etkiye sahiptir.</p>
<blockquote><p><strong><em>12. Mücahidleri Müdafaa Etme ve Koruma</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Allah Rasulü (s.a.v): <em>“Her kim Müslüman kardeşinin şerefini korursa Allah ta kıyamet gününde onun yüzünü ateşten korur.”</em> buyurmuştur. (Tirmizi)<br />
Bu nedenle bizi ve dinimizi müdafaa eden bir kişiyi savunmamız bizim dini görevlerimizdendir. Nitekim başlıca kural; İslam uğruna hayatlarını feda eden kardeşlerimizin söz ve amellerimizle yanında yer almak ve yine Allah Subahane ve Teâlâ’nın düşmanı olan kâfirlerle söz ve amel birliği içerisinde olmamaktır. Ve eğer birisi gerçekleri dile getiremiyorsa en azından sessizliğinizi muhafaza etmeli.</p>
<blockquote><p><strong><em>13. Batılı Medyanın Yalanları ile Mücadele Etme</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Birçok müslümanın algıları batı medyası tarafından şekillendirilmiştir. Yüce Allah bu konuda: “Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.“ diye buyurmaktadır. O halde şayet haberler fasıktan değil de kâfirden geliyorsa durum nedir?</p>
<p style="text-align:center;">Batı medyasının tehlikeli tarafı, gerçeklerin ve tarafsızlığın üzerini perdeleyerek hakikatlere set çekmek ve bu suretle aslında iblisin sözcülüğünü yapıyor olmaktan ibarettir. Batı medyasının, batılıların vahşetini sürekli biçimde gizleme rolünü büyük bir ustalıkla oynadığını buna karşın Müslümanların küçük ihlallerini abartarak servis ettiğini göremiyor musunuz? Hakikatte iblisin takipçileri olmalarına rağmen kendilerini Allah’ın evliyası ve onun yolunda savaşanlar olarak ve yine günümüzün firavunu ve onun askerleri olmalarına rağmen ne kadar başarılı bir şekilde kendilerini hayırlı askerler olarak lanse ettiklerini etiklerini göremiyor musunuz? Batı medyası, yalanlarını Müslüman halkın büyük bir kısmına yayma suretiyle onları aldatma konusunda gerçekten çok maharetlidir.</p>
<p style="text-align:center;">Hakikatte ise batı medyası, mücahidleri şeytan gibi lanse eder, onlar hakkında yalanlar ortaya atar, hatalarını abartarak sunar, aralarındaki ihtilafları körükleme gayreti içerisindedir, mücahid liderlerin şereflerini karalama girişimlerinde bulunur, gerçekleri dile getiren âlimleri görmezden gelir veya onları şeytan gibi gösterir buna karşın sahte alimleri sürekli destekleyerek onları göklere çıkarır.</p>
<p style="text-align:center;">Sevgili kardeşlerim ve bacılarım öyleyse sizin görevinizin bir kısmı, Müslümanların bu konu hakkında farkındalıklarını artırma adına mücadele etmektir. Müslümanları batı medyası hakkında dikkatli ve titiz davranma hususunda teşvik etmelisiniz. Müslüman bir kimse güvenilir bir Müslüman tarafından onaylanmadığı sürece batının kaynaklarına itimat etmemeli. “Güvenilir” Müslüman kaynaktan bahsediyorum çünkü yukarıdaki ayet bizi, asi (fasık) müslümandan gelen haberler konusunda uyarıyor. Bunları, medyanın söylediği hiçbir şeye hatta hava tahminlerine dahi itimat etmememiz gerektiği anlamında söylemiyorum. Hayır! Söylemek istediğim, İslam ve Müslümanlar hakkında söylediklerine itimat etmemeniz gerektiğidir. Oldukça objektif ve samimi bir haber kaynağı dahi kendisine Müslümanlarla ilgili bir haber ulaştığında bir yalancıya dönüşebilir. Bu durum, tarihin başlangıcından beri kâfirlerin Müslümanlara ne şekilde davrandığının bir göstergesidir.</p>
<blockquote><p><em><strong>14. Münafıkları Ortaya Çıkarma</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Münafıklar, Peygamber zamanında olduğu gibi günümüzde de Müslüman toplumlar için büyük bir tehlike arz ediyorlar. Allah Resulu, (s.a.v) yalanlarını açığa vurmak suretiyle münafıklarla mücadele etmişti. Küfürle savaşımız öncelikle kılıçlar vasıtasıyla gerçekleşirken münafıklar ile savaşımız öncelikli olarak sözlerimizle gerçekleşir. Din perdesinin arkasına saklanarak zehirli fikirlerini yayan münafıklarla mücadelenin yolu, gerçekleri açıklamak ve onların yalanlarını açığa vurmaktır. Onlara karşı silahınız ise Kuran ve Sünnettir.</p>
<p style="text-align:center;">Bu münafıklardan bazıları son derece karizmatik olabilir. Oldukça etkileyici görünebilirler fakat onların hepsi sahtedir. Yüce Allah onlar hakkında: “Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!” buyurmuştur. (Münafikun 4)<br />
Sahte alimlerin ve sapkın ideolojilerin ne mal olduklarının anlaşılması için ifşa edilmeleri gerekmektedir.</p>
<blockquote><p><strong><em>15. Diğerlerini Cihad İçin Teşvik Etme</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Diğerlerini ibadete yönelik hayırlı bir amel işlemek adına teşvik etmekle iyiliği emretmiş ve kötülükten nehyetmiş olursunuz. Buna ek olarak diğerlerini, cihada iştirak etmeleri için teşvik etmekle özellikle sorumlu tutulduğumuz bir ibadetini yerine getirmiş olursunuz ki yüce Allah bu konuda: <strong><em>“Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir.“</em></strong> buyurmuştur (Enfal 85)</p>
<p style="text-align:center;">Yüce Allah yine: <em><strong>“Artık Allah yolunda savaş! Sen ancak kendinden sorumlusun! Mü’minleri de savaşa teşvik et. Umulur ki Allah inkâr edenlerin gücünü kırar. Allah’ın gücü daha üstündür, cezası daha şiddetlidir.“</strong></em> buyurmaktadır. (Nisa 84)</p>
<blockquote><p><strong>16. Mücahidleri Koruma ve Sırlarını Muhafaza Etme</strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Bizim dillerimize sahip çıkmaya ihtiyacımız var. Bazen sarf ettiğimiz bir söz, istemeyerekte olsa bir kardeşimizin tehlikeyle karşı karşıya kalması ile sonuçlanabilir. Bir Müslüman, sır muhafazası noktasında huylarını geliştirmelidir. Asrı saadette bir sahabe, Allah Rasulu (s.a.v) tarafından kendisine verilen sırrı kendi karısına dahi açmıyordu. Bazen eş, ebeveyn, çocuklar ve kardeşler gibi yakınlarınızdan sır saklamak isteyebilirsiniz çünkü onlar son derece saldırıya açık durumda olabilirler. Bir Müslüman, ’’bir şeyin yalnızca bilmesi gereken kişi tarafından bilinmesi’’ kuralı üzerinde emek sarf ederek söylemesi gerektirdiğinden fazlasını söylememeyi öğrenmelidir. Cihad amellerinin birçoğu gizlidir ve doğal olarak el altından yürütülmektedir. Kardeşlerim ve bacılarım bundan dolayıdır ki sarf ettiğiniz sözler hususunda ziyadesiyle dikkatli olmalısınız. Birçok cihad ameli, hayırlı ve samimi olmasına rağmen ağzı gevşek olan kardeşlerimiz nedeniyle zarar görmektedir. Allah’ın düşmanları yeni katılımcı kisvesi altında dini çalışmalara nüfuz etmeye çalışacaklar ve size, tüm bunları Müslümanları koruma adına yaptıklarını söyleyeceklerdir. Onlarla bir arada bulunduğunuz süre zarfında belki sizin beğendiğiniz âlimlerin kitaplarını beraberlerinde taşıyor olabilirler. Bu durumda sizin, mücahidleri koruma açısından üzerinize düşen rolün bir kısmı; Müslüman cemaatleri, içlerindeki ajanlara karşı uyarmaktır. Yüce Allah bu konuda: <em><strong>“…Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır…”</strong></em> buyurmaktadır. (Maide 51)</p>
<blockquote><p><em><strong>17. Mücahidler İçin Dua Etme</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Asla samimi bir duanın gücünü hafife almayın… Allah Rasulü (s.a.v) bu konuda: <em><strong>”Bu ümmete içlerinden zayıf olanların duaları sayesinde zafer verilir.”</strong></em> buyurmaktadır. Allah’a en yakın olduğunuz anlarda yani secdelerinizde mücahidlere dua edin. Duanın önemli bir şekli de namazlarınızda okuduğunuz kunut dualarıdır. Mücahidlerin güçlü (dayanıklı) olması adına imamlarınızı namazlarda kunut okumaya teşvik edin. Bu Allah Rasulunun sünnetidir.</p>
<p style="text-align:center;">Geçmiş savaşların birinde İslam ordusunun komutanı askerlerine, Muhammed bin Vasi’nin ne yaptığını sordu. Askerler geri geldiklerinde onun, parmağını kaldırıyor vaziyette dua ediyor olduğunu haber verdiler. İslam ordusunun komutanının cevabı ise: <em>” Allah’a dua eden o parmak, bana bin adamdan daha sevimli gelir.”</em> oldu.</p>
<blockquote><p><strong><em>18. Cihad Haberlerini Takip Etme ve Yayınlama</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Cihad haberlerini ve mücahidleri takip etmek önemlidir. Çünkü:</p>
<p style="text-align:center;">• Bu sayede cihada olan alakanızı canlı tutmuş olursunuz.</p>
<p style="text-align:center;">• Bu sayede ümmetle olan bağlarınızı güçlendirmiş olursunuz.</p>
<p style="text-align:center;">• Mücahidlerin kahramanca amellerini görerek cihada katılım adına kendinizi teşvik etmiş olmanın yanında şehitlerin yiğitliklerine şahit olarak şehitliğe olan arzunuzu alevlendirmiş olursunuz.</p>
<p style="text-align:center;">• Mücahidlerin haberlerini takip eden kişiler Allah’ın, kullarını nasıl koruduğuna ve zafere doğru rehberlik ettiğine şahit olacaklardır. Allah Rasulunun hadislerinde andığı taifetul mansuranın liderliğinde ümmetin İslam çağına doğru nasıl başı çektiğini göreceklerdir.</p>
<p style="text-align:center;">• Tarih kitapları veya cihad fıkhı üzerine kitaplar okumak size bakış açısı (teori) kazandırır. Öte yandan mücahidlerin haberlerini takip etmek ise günümüzün dünyasında kardeşlerimizin teoriyi nasıl pratiğe geçirdiklerine dair somut ve gerçek örnekler edinmemizi sağlar.</p>
<p style="text-align:center;"><strong>Cihad haberleri,</strong> Hz. Âdem’den itibaren mevcut olup kıyamete kadar sürecek olan hayır (hak) ve şer (batıl) arasındaki çarpışmanın haberleridir. Bu çarpışmaya dair gelişmeleri takip etmek bizi, Kur’an’ın ışığına doğru sevk eder. Bu bilince sahip olarak Kur’an okuyan kimsenin Allah’ın kitabına olan bağlılığı, fildişi kulesinde yaşayan (toplumdan kendisini soyutlamış biçimde yaşayan) bir kişiye oranla daha kuvvetlidir. Allah’ın kitabı ile olan bu sıkı bağ ise mücahidlerin saflarına katılım suretiyle çarpışma içinde yer almakla birlikte doruk noktasına ulaşır.</p>
<p style="text-align:center;">Son olarak yalnızca sahih kaynaklardan güvenilir haberler yayabileceğini belirterek 13. Maddede neyi ifade etmek istediğimi tekrarlama ihtiyacı duyuyorum. Çünkü dedikodu haberler yaymak münafıklara has bir niteliktir.<br />
Yüce Allah bu konuda: ”<strong><em>Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Hâlbuki onu peygambere ve içlerinden yetki sahibi kimselere götürselerdi, elbette bunlardan, onu değerlendirip sonuç (hüküm) çıkarabilecek nitelikte olanları onu anlayıp bilirlerdi. Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, muhakkak şeytana uyardınız.”</em></strong> buyurmaktadır. (Nisa 83)</p>
<blockquote><p><strong><em>19. Mücahidlerin ve Onların Âlimlerinin Makalelerini Yayınlama</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Maalesef bazı Müslümanlardan, mücahidleri destekleyen âlimlerin yetersiz olduklarına, mücahidlerin net bir yöntemden yoksun olduklarına, ne yaptığını bilmez bir şekilde düşünmeden hareket ettiklerine ve gerici olduklarına dair iddialar duyuyoruz. Bu gibi iddiaların gerçekle yakından uzaktan ilgisi bulunmamaktadır. Bir yığın alim ve strateji uzmanı bugün cihadı desteklemektedir. Bu durum iddia sahiplerine göre problem arz eder çünkü bu kişilerin birçoğunun katledilmesi, hapsedilmesi veya yer altına çekilmeye zorlanması onların doğru yolda olduklarının birer göstergesidir. Buna rağmen hala cihad amelini destekler mahiyette yığınla materyale ve stratejiste sahibiz. Aslında cihad eğilimi bulunan âlimlerin makaleleri şer’i olarak kökleri son derece derinlere dayanır çünkü onlar ne düşündüklerini açıkça dile getirirler bir başka deyişle şer’i delilleri inkar etmeye ihtiyaç duymazlar, şer’i metinleri çarpıtmazlar, diğerlerinin sahip olması muhtemel değişik görüşleri araştırırlar. Mücahidlerin âlimleri, tüm bunları Allah’tan başka kimseden korkmadan ve hiçbir kınayıcının kınamasından çekinmeden aşikâr bir biçimde yaparlar. Onlar Kur’an ve sünneti ölçü olarak almanın yanında ibni Hacer,İbni Kesir, İmam Nevevi, Kurtubi, İbni Teymiye ve dört mezhep imamı gibi ümmetin birçok alimlerinden alıntı yaparlar. Onların saklayacak gizleyecek bir şeyleri yoktur. Bu durum onların çalışmalarının son derece şeffaf ve ikna edici olmasını beraberinde getirir. Buna mukabil gerçek şu ki yayımcıların veya medyanın çıkış noktası mücahidlere ve yandaşlarına saldırmaktır ve onlar, bu çalışmaların sponsorlarını riske etmezler. Bu nedenle biz mücahidlerin haberlerini yayma açısından sorumluluk taşıyoruz. Bu noktada bize katkıda bulunabilecek bazı yöntemler ise:</p>
<blockquote><p><em>• Mücahid âlimlerin kitaplarını ve risalelerini arkadaşlarınıza ve ailelerinize dağıtın</em></p>
<p><em>• Online materyaller postalayın</em></p>
<p><em>• Bu tür çalışmaları yayımlamak için web siteleri kurun</em></p>
<p><em>• Web sitelerinin sayısı artana kadar diğerlerine bu konuda rehberlik edin</em></p>
<p><em>• E-mail listeleri oluşturun</em></p>
<p><em>• Mescitlere bolca doküman yerleştirin</em></p>
<p><em>• Toplantılarda bolca materyal dağıtın</em></p>
<p><em>• Makalelerin önemli yerlerini yuvarlak içine alın ve bunlar üzerinde çalışın</em></p></blockquote>
<blockquote><p><strong><em>20. Yayımlanan Fetvalar Vasıtası ile Mücahidleri Destekleme</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Gerçekleri içtenlikle dile getiren âlimlerimiz bulunmaktadır. Birçok âlim de benzerini yapma hususunda teşvik edilmeli, kardeşlerimiz bu âlimleri desteklemeli ve onların, ihtiyaç duyduklarında yardımlarına hazır olduğunuzu bilmelerini sağlamalısınız. Bu âlimlerin fetvalarının her bölgede bu yolda çalışanlara dağıtımını sağlamalısınız. Mücahidlerin yöntemleri ile hemfikir birçok genç kardeşlerimizin ve bacılarımızın mevcut olmasına rağmen bu kişiler âlimlerin, mücahidlerin yöntemlerini uygun bulduklarına dair fetvalarını görmedikçe samimi bir şekilde bu işe sarılamıyorlar. Eninde sonunda bu yolda çalışan kişiler, âlimlerin kendilerine yol gösterdiğini görmek isteyeceklerdir.</p>
<blockquote><p><strong><em>21. Âlimlere ve İmamlara, Mücahidlerle İlgili Bilgiler ve Haberler Aktarma</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Çünkü bir kişinin âlim olması onun her şeyden haberdar olduğu anlamına gelmez. İşin doğrusu belirli bir alanda uzmanlaşmış kişiler diğer alanlara pek ilgi göstermezler bu nedenle diğer alanlar açısından bilgisiz konumuna düşebilirler. Âlimlere ve imamlara sağlam materyallerin sağlanması gerekir. Birçok âlimle aramda geçen konuşmalarda (onlardan bazıları dünyada önde gelen âlimler idi) onların mücahidler hakkında bilgi yoksunluğu içerisinde olduklarını görmüş olmam beni hayrete düşürdü. Onların mücahidler açısından bilgi yoksunluğu içerisinde olmalarının nedeni bu bilgileri İslam düşmanlarının bildirilerinden, yayımlarından ve haberlerinden alıyor olmalarıdır. İslam düşmanları Müslüman âlimlerin ümmet üzerinde var olan etkisinin farkındalar. Bu nedenle âlimlere özel bir ilgi gösteriyorlar. İslam düşmanları, âlimlerimizin abeste iştigal eden sorunlar üzerinde birbirleriyle tartıştıklarını ve mücadele ettiklerini görüyor olmaktan ve ümmetin bu şekilde dikkatinin dağıtılması ile yüzlerini gerçek sorunlardan dönüyor olmalarından büyük bir haz duymaktalar.</p>
<p style="text-align:center;">Kardeşlerimiz ve bacılarımız benzer konumdaki âlimleri etkilemeye çalışmalılar çünkü bir âlimin görüşünü etkilemek suretiyle binlerce Müslüman’ın görüşünü etkileyebilirsiniz. Âlimlerin okuması için dikkatlice seçilmiş materyaller tedarik edin. Başlangıç olarak onlara kısa-öz materyaller verebilirsiniz. Âlimlerin oldukça meşgul olduklarını ve masalarının üzerinde okunmayı bekleyen birçok materyal olduğunu hatırınızdan çıkarmayın ve verdiğiniz materyalleri okusalar da okumasalar da onları takip etmeye devam edin. Okudukları konuları, onlarla muhalif gibi değil öğrenci gibi müzakere edin. Tartışmaya açık sorularla onlarla yüz yüze gelmekten uzak durun çünkü onların korkuları veya tedbirli olmaları size samimi olarak inanmadıkları ancak bir kere söylemiş olmaktan dolayı terk edemeyip savunmak durumunda kalacakları sulandırılmış cevaplar vermelerine neden olabilir.</p>
<p style="text-align:center;">Öte yandan Cuma hutbeleri ile ilgili konularda imamlara telkinlerde bulunun ve onlara Cuma hutbelerinde kullanmak üzere bilgiler temin edin.</p>
<blockquote><p><strong><em>22. Beden Sağlığı</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Allah Rasulü bu konuda: <em><strong>“Güçlü mümin, Allah katında güçsüz müminden daha sevimli ve hayırlıdır. Aslında her ikisinde de hayır vardır.”</strong></em> buyurmuştur. (Müslim)</p>
<p style="text-align:center;">Beden sağlığı, cihad hazırlığının bir bölümünü oluşturur. Ancak cihad, vücut geliştiricilerine ihtiyaç duymaz. Cihadın, saatlerce yürüyebilme, uzun mesafeleri koşabilme (gerilla harbi açısından önemlidir) hızlı koşabilme (şehir savaşları açısından önemlidir) ve dağlara tırmanabilme kapasitesine sahip mücahidlere ihtiyacı vardır. Bir mücahid, bahsettiğimiz bu tür faaliyetleri yüklerini taşıdığı esnada yerine getirebilmelidir. Bosna ve Çeçenistan gibi cihad bölgelerinde formda olmayan kardeşlerimiz, tüm grubun hızını kesmeleri nedeniyle hem mücahidlerin sırtındaki bir yükü simgeliyordu hem de kolayca düşmanın eline geçiyorlardı. Egzersizlere dayanma gücü, güç ve esneklik kazanma adına yapılan egzersizlerden önce gelir.</p>
<p style="text-align:center;">Müslümanlar cihada gitmiyor olsalar bile beden sağlığı onlar için önemlidir. Örneğin; formda bir Müslüman formda olmayan diğerine nazaran zindanlara ve işkencelere karşı daha dayanıklıdır.</p>
<p style="text-align:center;">İlk nesil Müslümanlar, askeri bir yaşam tarzı sürdürmeleri nedeniyle devamlı suretle formdaydılar. Hz Ömer zamanında Mısıra vali olarak atanan Amr bin El As, Cuma hutbesinde şöyle sesleniyordu: <em>“Atlarınız kilo kaybetmediği müddetçe hiçbirinizin kilo aldığını görmek istemiyorum. Eğer böyle birisini görürsem gerektiği miktarda maaşını keserim.”</em></p>
<p style="text-align:center;">Yani sevgili kardeşlerim halis bir niyetle yapılan egzersizler ibadete yönelik bir amel sayılır. Bacılarımız bundan muaf tutuldukları fikrine kapılmasınlar. Zira Müslüman bacılarımızın da formda olmaya ihtiyaçları vardır ve bu kardeşlerimizin egzersiz yapabilmeleri için helal alternatiflere ihtiyaç duymaktayız.</p>
<blockquote><p><em><strong>23. Silah Eğitimi</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Cihad, bugün zorunluluk arz ettiği için cihad için hazırlanmakta zorunluluk arz eder ve <em><strong>”Zorunlu bir ameli yerine getirmek için ihtiyaç duyulan her şey zorunlu hale gelir.”</strong></em> şeklindeki şer’i kaide bu zorunluluğu ifade eder.<br />
Silah eğitimi, cihad hazırlığının zorunlu bölümlerinden birini meydana getirir. Yüce Allah bu konuda: <em><strong>“Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz…”</strong></em> buyurmuştur. (Enfal 60)</p>
<p style="text-align:center;">Allah Rasulü ise: ”Güç atmaktır, güç atmaktır.” buyurmuştur. (Müslim)<br />
Silah eğitimi; memleketinde bu eğitim imkânına ulaşamaman halinde para ve zaman harcamak suretiyle başka memlekete giderek bu silah eğitimi almana değecek kadar kritik bir meseledir.</p>
<blockquote><p><strong><em>24. İlk Yardım Eğitimi</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Mücahidler, birçok durumda hastaneye ulaşma imkânına sahip değiller. Bu gibi durumlarda ilk yardım eldeki tek seçenek haline geliyor. Buna mukabil ilk yardım görevlisi kardeşlerimiz ve bacılarımız zorlu cihad koşulları ile ilgili olmadığı müddetçe hiçbir tıbbi eğitim almaya ihtiyaç duymazlar. Bu gibi ihtiyaçlar (cihad tecrübesi ve ilk yardım eğitimi) tıbbi sahada görevli kardeşlerimiz ve cihad konusunda tecrübe sahibi kardeşlerimiz arasında koordineli bir çalışma ile saptanarak giderilebilir.</p>
<blockquote><p><strong><em>25. Cihad Fıkhını Öğrenme</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Cihad fıkhını öğrenme; âlimlerin, günümüzde mücahidlerin karşılaştıkları meselelerden cihadın hükmü, darul harb’in hükümleri, sivillerle ilgili meseleler, munzam(ek-aşkın) zarar, gayrimüslimlerle yapılan güvenlik anlaşması meselesi, imamın yokluğunda cihad ve Müslüman dünyasında mevcut hükümetlerin hükmü gibi meseleler hakkında verdikleri fetvaları da kapsar. Bu konular cihadın faziletlerini öğrenmek kadar önemlidir. İçimizden her birinin günümüz cihadının rotasını değiştiren âlimlerin ve düşünürlerin makalelerini incelemeye ihtiyacı var.</p>
<blockquote><p><em><strong>26. Mücahidleri Koruma Ve Onları Destekleme</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Yüce Allah bu konuda: <em><strong>“…Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. “</strong></em> buyurmaktadır. (Enfal 72)</p>
<p style="text-align:center;">Ve yine yüce Allah: <em>“İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü’minlerdir. Onlar için bir bağışlanma ve bol bir rızık vardır.”</em> buyurmaktadır. (Enfal 74)</p>
<p style="text-align:center;">Mücahidler kendilerini tehlikenin içerisinde buldukları zaman onlara koruma teklifinde bulunmamız gerekmektedir. Bunun oldukça maliyetli bir koruma olması kuvvetle muhtemeldir fakat bu Allah’ın rızasını elde etme adına yapılan bir fedakârlıktır.</p>
<p style="text-align:center;">Taliban, yabancı mücahidlere güvenli bir sığınak sunduğu için bir bedel ödedi. Hükümetlerini kaybettiler fakat bu bir yenilgiden ziyade bir zafer anlamına geliyordu. Çünkü Allah indinde onlar kazandılar. Dünyalık maliyetlerin ne önemi var eğer dinine sıkı sıkıya tutunmuşsan ve ne önemi var dünyalık kazançların, eğer dinin konusunda sallantıdaysan…</p>
<p style="text-align:center;">Aramızda bulunan mücahidler için evlerimizi açmalı ve ihtiyaçları konusunda onlara destek önerisinde bulunmalıyız. Zira Ensar, aynen bu şekilde yüksek konumlara ulaşıp ödüllendirilmemiş midir?</p>
<blockquote><p><strong><em>27. Vela-Bera Akidesini Geliştirme</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Allah’a, Rasulune ve müminlere olan bağlılığımızın bildirimi öte yandan kâfirlere ve onların ilahlarına karşı olan husumetimizin beyan edilmesi suretiyle İslam dairesinde hak ettikleri nezaketin (!) kendilerine gösterilmesidir.</p>
<p style="text-align:center;">Bu konuda yüce Allah: <em><strong>“İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir…”</strong></em> buyurmuştur. (Mümtehine 4)</p>
<p style="text-align:center;">Öte yandan Yüce Allah, kendi yolunda çarpışan kişiyi şu şekilde tarif eder: <strong><em>“…Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar…”</em></strong> (Maide 54)</p>
<p style="text-align:center;">Bir mücahid; Allah’a, Rasulüne ve müminlere sadakat gösterme ile kâfirlere karşı husumet beyanının ne anlama geldiğini oldukça iyi kavramış olmalıdır. İbni Teymiyye bu konuda: <em>“Bir mümin, sana eziyet edip zulmetse dahi ona sevgi beslemek zorundasın buna karşın sana karşı merhametli olsa dahi bir kâfire sevgi beslememelisin.” </em>der.</p>
<p style="text-align:center;">Kâfirlere olan kinimiz, askeri akidemizin başlıca öğesini teşkil eder. Yüce Allah’ın, kâfirlere karşı kalbimizde sevgi beslediğimiz sürece bize zafer ihsan etmeyeceğini artık idrak etmemiz gerekiyor. Allah’a tam anlamıyla sadakat gösterip O’nun düşmanlarına karşı tam bir husumet içerisinde olmak Allah’ın, peygamberleri ve onların inkârcı kavimleri arasında verdiği hüküm için gerekli öncü ilahi koşuldu. Keza peygamberler ve toplulukları, Allah’a gerçek manada sadakat gösterip inkârcılarla birlikteliklerine tam anlamıyla son vermedikleri sürece hiçbir zaman zafere erişememişlerdir.</p>
<blockquote><p><em><strong>28. Müslüman Esirler İçin Sorumluluklarımızı Yerine Getirme</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Rasululllah bu konuda: “Esiri kurtarın.” şeklinde buyurmuştur. (Buhari)<br />
Âlimlerimiz, tüm servetlerini sarf etmek zorunda kalsalar dahi Müslümanların, savaş esirlerini kurtarmalarının onlar için bir görev olduğunu belirtirler. Bir çok mücahid, yeryüzünün tüm kıtalarına dağılmış hapishane hücrelerinde unutulmuş ve can çekişir halde. Müslüman esirlerin durumu açısından ümmetin bilincini artırmalı, onlara dualarımızda yer vermeli ve kurtuluşları için mücadele etmeliyiz.</p>
<blockquote><p><strong><em>29. Online Cihad</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Cihad çağrısını yayma ile mücahidlerin haberlerini takip etme açısından internet son derece elverişli bir ortam. Aşağıdaki bir veya birden fazla yöntemi uygulayarak kardeşlerimizin ve bacılarımızın online cihad’a katkı yapmaları mümkün olabilir:</p>
<blockquote><p><em><strong>• Cihadla ilgili haberlerin gönderilebileceği sansürsüz ve ücretsiz tartışma forumları oluşturun.</strong></em></p>
<p><em><strong>• Kardeşlerimizi ve bacılarımızı ilgilendiren haberleri paylaşmaya yönelik mail listeleri oluşturun.</strong></em></p>
<p><em><strong>• Cihada dair yazılmış eserleri ve haberleri postalayın veya mail olarak gönderin.</strong></em></p>
<p><em><strong>• Cihad alanındaki boşluğu doldurmak adına mücahidlerin ve Müslüman esirlerin haberleri ile cihad eserlerinin yayınlanacağı web siteleri kurun.</strong></em></p></blockquote>
<blockquote><p><em><strong>30. Çocuklarımızın Cihad ve Mücahid Sevgisini Artırma</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Çocuklarımızın cihada ve mücahidlere olan sevgilerinin artırılması gerekmektedir. Zengin cihad tarihimizden aktaracağımız hikâyelerle bunu sağlayabiliriz. Onları Ali bin Talip, Halid bin Velid, Ebu Ubeyde, Saad bin Ebu Vakkas, Fatih Sultan Mehmed, Muhammed bin El Kasım ve Selahaddin Eyyubi’lerle yetiştirmeliyiz. Onların kendilerine seçecekleri örnek insanlar ise günümüzün cihad kahramanları olmalı. Öte yandan çocuklarımızın, geçmişin Firavunu, Karunu ve Ebu Cehili ile birlikte günümüzün Firavunlarını, Karunlarını ve Ebu Cehillerini hor ve hakir görmelerini sağlamalıyız. Bununla birlikte çocuklarımıza, “beladan uzak dur ve iyi çocuk ol” mantığı yerine “başının belaya girmesine neden olsa da doğru olanı yap” mantığını aşılamalıyız. Onların pasif olmaktan ziyade aktif olmaya ihtiyaçları var. Zübeyr bin Avvam, (cennetle müjdelenen on sahabeden biri) oğlu Abdullah’ı henüz çocuk yaşta olmasına rağmen alışkanlık kazanması için savaş meydanına götürürdü. Abdullah, henüz çocuk olması nedeniyle savaşamasa da babası tarafından kendisine savaş meydanında bulduğu yaralı kâfirlerin işini bitirmesi için küçük bir bıçak verilmişti. Sonraları Abdullah yetişti ve bu ümmetin muhteşem savaşçılarından biri haline geldi.</p>
<p style="text-align:center;">Fiziksel cihad, öncelikle erkeklerin etkili olduğu bir alan olmasına rağmen bacılarımızın hala bir mücahid hanımı gibi yaşamayı öğrenmelerine ihtiyaç duyuyoruz. Bacılarımız, cihada gitmesi halinde kocalarına destek olmalı, şehid düşmeleri halinde rıza göstermeli ve esir düşmeleri halinde ise sabır göstermeliler. Mücahid bacılarımız Ensar’ın kadınları gibi olabilmeli. Onlar; babalarını, kardeşlerini, kocalarını ve oğullarını İslam uğrunda kaybetmelerine rağmen Mühacirleri hoş bir biçimde karşıladıkları, evlerini onlara açtıkları ve mallarını onlar için harcadıkları esnada bu amellerle neler kazandıklarını çok iyi biliyorlardı.</p>
<blockquote><p><strong><em>31. Lüks Yaşantıdan Kaçınma</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Şeyh Abdullah Azzam, devamlı suretle lüksün cihadın düşmanı olduğunu dile getirirdi. Cihad zordur ve sizden fedakârlık talebinde bulunur. Bu nedenle lüks yaşantıdan kaçınmak suretiyle kişiyle cihad arasında var olabilecek engelleri bertaraf edebilirsiniz. Sert zeminde uyuyabilirsiniz, annelerinizin veya eşlerinizin sizin için hazırladığı yemeklerin haricinde yiyecekler yiyebilirsiniz, namaz ve gusül abdestleri için soğuk su kullanabilirsiniz ve her gün duş alma imkânının bulunmamasına da aldırış etmemelisiniz. Mücahidliğe talip olan bir kardeşimiz, şehvetini kontrol altına tutabilmeli ve nefsine boyun eğmemelidir. Bunun haricinde uyku alışkanlıklarını, gece namazları ile beslenme alışkanlıklarını ise pazartesi -perşembe oruçları ile değiştirerek nefislerinizi terbiye etmelisiniz. Gerçek mücahid, dünyanın tüm nimetlerinden Allah rızası için vazgeçebilen kişidir.</p>
<blockquote><p><em><strong>32. Mücahidlere Avantaj Sağlayacak Beceriler Edinin</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Cihad alanı geniştir ve bu durum birçok beceri talebini beraberinde getirir. Kardeşlerimiz ve bacılarımız bu becerileri edinmeli ve İslam’ın hizmetine sunmalıdır. İslam’ın hizmetine verme noktası üzerinde durmak istiyorum çünkü birçok Müslüman, çalışmalarının ve derece elde etme çabalarının yalnızca Allah rızası için olduğunu iddia ediyor fakat nihayetinde hizmet ettikleri cepleri ve bencil arzuları oluyor.</p>
<blockquote><p><em><strong>33. Cihad İçin Çalışan Cemaatlere Katılma</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Günümüzde cemaat çalışmaları Müslümanlar için bir zorunluluktur çünkü yükümlükler konusunda Allah’ın hükümlerine müracaat ettiğimiz zaman cemaatin bir zorunluluk olduğunu görürüz. Bugün bir çok cemaat İslam için çaba gösteriyor öyleyse biz hangisine dâhil olmalıyız?</p>
<p style="text-align:center;">Günümüzde azami derecede ihtiyaç duyulmasına rağmen en fazla ihmal edilen bir ibadet olan cihad, Allah’a imandan sonra en büyük ameldir. Öyleyse sizin için gerekli olan şey, cihad için çalışan cemaatlere katılmayı ana gaye edinmenizdir. Tüm İslam cemaatleri, cihad için çalışmaz bir başka ifadeyle cihad için çalışan cemaatlerin sayısı yetersizdir.</p>
<p style="text-align:center;">Buna karşın Allah Rasulunun hicretinden sonra cihad emredildiğinden beri sahabe topluluğu, cihadı kendilerine temel odak noktası edinerek her zaman bunun içinde yer aldılar. Rasulullah ile birlikte Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali ve Muaviye zamanlarında da bu durum geçerliydi. Şer’i dokümanlardan, Rasulullah’ın 19 gazveye bizzat iştirak ettiği ve bizzat 55 seriyye gönderdiği tarzında bilgiler elde etmekteyiz. Ve O, tüm bunları 10 yıl gibi kısa bir zaman zarfında gerçekleştirmişti. Aynı şeyler peygamberden sonra gelen Raşid Halifeler için de söylenebilir.</p>
<blockquote><p><em><strong>34. Manevi Hazırlık</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Müslümanların bozguna uğraması düşmanın kuvvetinden ziyade Müslümanların zafiyeti ile ilintilidir. Yüce Allah bu konuda:<em><strong> “Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.“</strong></em> buyurmuştur (Şura 30)</p>
<p style="text-align:center;">Ağır dini sorumluluğu yüklenebilme adına manevi hazırlık gerekir. Çünkü Allah Rasulü ağır sorumluluk taşıyordu ve yüce Allah peygamberin, kendisini bu duruma manevi olarak hazırlaması için O’na şöyle vahyediyordu: <em><strong>“Ey örtünüp bürünen (Peygamber)! Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt. Yahut buna biraz ekle. Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku. Şüphesiz biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz vahyedeceğiz. “</strong></em> (Müzzemmil 1-5)</p>
<p style="text-align:center;">Şüphesiz yüce Allah’ın en ağır buyruklarından biri olan cihad için bir çok hazırlık yapmak gerekir.</p>
<blockquote><p><strong><em>35. Gerçek Âlimler Konusunda Diğerlerine Rehberlik Etme</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Sahte âlimlerin caiz olduğuna dair görüş bildirdiği hususlarda uyanık olmalıyız. İslam düşmanlarının medyayı tamamen kontrol altında tutuyor olmalarının yanında Müslümanların başındaki hükümetler de İslam’ın ılımlı formunu temsil ettiği kanısında oldukları güvenilir figürleri terfi ettirerek şöhretli kişilere dönüştürüverirler. Sahte bir âlim öncelikle Müslüman memleketlerinden birine büyük müftü olarak görevlendirilir ve geri döndüğünde bir anda dünya standartlarında bir âlim oluverir. Bunları şöhretli hale getirebilmek için gerekli olan televizyon ve radyo programları hazırlanması da ihmal edilmez. Diğer yandan gerçek âlimler ise tehdit edilir, hapsedilir ve öldürülür. Medyanın bu kişileri görmezden gelmesi nedeniyle birçok insan gerçek âlimlerin farkında değildir. Bu durum onları hükümet âlimlerinden daha az bilgili yapar mı? İşin aslı şu ki; gerçekten bilgili (muttali) olan âlimler, yalın bir biçimde ne düşündüklerini açıkça dile getirebilenlerdir çünkü onlar hakkı tanırlar ve ilan ederler.</p>
<p style="text-align:center;">Bu nedenlerden dolayı gerçek âlimler konusunda diğerlerine rehberlik etmek tüm kardeşlerimizin ve bacılarımızın için birer sorumluluktur.</p>
<blockquote><p><em><strong>36. Hicret İçin Hazırlık</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Müslümanlar, gayri Müslimlerle bir arada yaşamakla kendilerini kâfirlerin merhametine bırakmaktalar. Medine’de İslam devleti kurulduğunda Allah Rasulü, kâfirlerin arasında yaşamanın gayri meşru olduğunu ilan etmişti. Müslümanlar, uygun fırsat doğduğunda kendilerini ayrılığa hazırlamalılar. Hicret hazırlığı, yalnızca Gayri Müslim memleketlerde yaşayan Müslümanlarla sınırlı değildir bilakis tüm Müslümanları kapsar çünkü çoğunlukla cihad, hicret talep eder. Allah Rasulünün: “Savaşılacak düşman var olduğu sürece hicret durmaz.” (İmam Ahmed) buyurmasının nedeni işte budur.</p>
<blockquote><p><em><strong>37. Mücahidlere Nasihat Etme</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Mücahidler hatalar yapabilirler, kusurlu olabilirler ve nasihat verilmesine ihtiyaç duyabilirler. Nasihatlerinizi doğrudan kendilerine iletme, mektupla gönderme veya internet yoluyla postalama yöntemlerinden herhangi birini tercih edebilirsiniz. Nasihatleriniz, yalnızca onların kusurlu noktalarını içermemeli aynı zamanda yeni fikir önerilerini ve tehlikelere karşı onları uyarılarınızı da kapsamalı. Bu noktada önemli olan husus, tüm bunları, kardeşlerinizin eleştirisini yapmak adına değil Allah rızası için yaptığınıza emin olmaktır.</p>
<blockquote><p><em><strong>38. Fitne Hadislerini İnceleme</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Fitne hadisleri, Allah Rasulünün kendisinden sonra ümmetin başına gelecek olayları bildirdiği hadislerdir. Aşağıda zikredilen nedenlerden dolayı fitne hadisleri üzerinde incelemelerde bulunmak önemlidir. Şöyle ki:</p>
<blockquote><p><em>• Her şeyden önce bu kategorideki hadislerin bol miktarda olması bu hadislerin önemine işaret etmektedir.</em></p>
<p><em>• Allah Rasulünün konuşmaları kısa ve özdür. Hâlbuki bize aktarılana göre Allah Rasülü, güneşin doğuşundan batışına kadar namaz vakitleri haricinde mola vermeden devamlı suretle ashabına bir konudan bahsediyordu. Peki, konu ne idi? Konu, peygamberin vefatından kıyamete kadar geçecek süre zarfında ümmetin başına gelecek olaylar idi. Eğer bu konu bu kadar önemli değilse neden Allah Rasulu bütün gün bu konudan bahsediyordu?</em></p>
<p><em>• Sahabe bu konuyla oldukça ilgiliydi ve Allah Rasulüne, ahir zamanda olacaklardan kendilerini nasıl koruyacakları soruyorlardı. </em></p>
<p><em>• Fitne hadislerini öğrenme ve öğretmede mücahidler için büyük faydalar vardır. Şöyle ki En önemli yararı, kişinin ahir zamanda yapılacak hatalardan kendisini nasıl koruyabileceğini öğrenebilmesidir.</em></p>
<p><em>• Bir Müslüman, ümmetin nereye doğru gittiği ve zafere nasıl ulaşabileceği konusunda genel bir anlayış edinebilir.</em></p>
<p><em>• Cihad, bu ümmetin tarihinde önemli bir rol oynamıştır. Fitne hadisleri öğrenilerek kişisel bakış açısının içine (merkezine) cihad yerleştirebilir. Bu ümmetin en büyük iki lideri olan Mehdi (a.s) ve Meryem oğlu İsa (a.s) ahir zamanda cihad edenlerden olacaklardır.</em></p>
<p><em>• Bu hadisler, ümmetin ahir zamanda zafere doğru yürüyüşünün seçimler veya barışsever yöntemlerle değil ancak Allah yolunda mücadele sayesinde olacağını açık bir biçimde gözler önüne serer.</em></p>
<p><em>• Fitne hadislerini inceleyerek cihadın, Müslümanların vizyonunu netleştirme konusunda oynadığı rolü idrak edebilir ve onları, mücahidlerin saflarına katılma konusunda teşvik edebilirsiniz.</em></p></blockquote>
<blockquote><p><em><strong>39. Firavunu ve Sihirbazlarını Teşhir Etme</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Müslüman dünyasının mevcut hükümetleri, Musa’ya karşı firavun rolünü oynarken dalkavuk âlimler ise büyük halk yığınlarını aldatmak adına firavunun sihirbazları rolünü ifa ediyorlar. Ümmetin düşmanları olan haçlılar ve Siyonistlerle yan yana olan hükümetler ve onların dalkavuk âlimleri adeta bir üçgenin üçüncü kenarını teşkil ediyorlar.</p>
<blockquote><p><strong><em>40. Neşidler</em></strong></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Müslümanların, cihad eğitimi için canlandırılmaya ihtiyaçları var. Rasulullah’ın zamanında Müslümanları canlandırmak ve kâfirlerin cesaretlerini kırmak adına şiir sanatına başvurulurdu. Günümüzde ise bu görevi neşidler yerine getirebilir. İyi bir neşid, kitaplar ve konferanslar vasıtasıyla ulaşamadığınız hedef kitleye oldukça geniş alanlara yayılmak suretiyle ulaşabilir. Neşidler, daima cihadın altyapısını oluşturan her yaştan gençlere ilham verir. Cihad kültürünün oluşturulması açısından neşidler önemli bir unsurdur. Arapça neşidler oldukça bol miktarda olmasına karşın İngilizce neşidler çok nadir bulunabiliyor. Bu nedenle yetenekli şairlerin ve şarkıcıların bu sorumluluğu üzerlerine almaları önem taşımaktadır.</p>
<p style="text-align:center;">Şehitlik, cihadın tek çıkar yol oluşu, mücahidlerin desteklenmesi, günümüz cihad liderlerinin desteklenmesi (gençleri liderlere bağlama) , ümmetin durumu, gençlerin sorumlulukları, İslam’ın zaferi ve din müdafaası gibi konular neşidlerin kapsayabileceği konulara örnek oluşturabilir. Neşidler, barıştan ziyade hâkimiyet üzerinde ve zafiyetten ziyade güç üzerinde odaklanmalıdır. Bunun yanında, güçlü ve canlandırıcı olmalılar kadınsı ve özür beyan eder tarzda değil. İngilizce bir neşid duymuştum; neşidi seslendiren erkek olmasına rağmen ses ve içerik oldukça kadınsı idi bu durum mide bulantısına yol açabilir.</p>
<blockquote><p><em><strong>41. Düşmanların Ekonomilerini Boykot</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Sümame bin Üsal Müslüman olduğunda Mekke’ye buğday taşıyan kervanları, kendi bölgesinden (Yemame) geçtiği esnada önlemek suretiyle Kureyş’i boykot etmişti. Günümüzde ise Müslümanlar, düşmanların mallarını almamak suretiyle onların ekonomilerini boykot edebilirler.</p>
<blockquote><p><em><strong>42. Arapça Öğrenme</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Cihadın uluslararası dili, Arapçadır. Birçok cihad yazını yalnızca Arapçada mevcuttur ancak yayımcılar, bu eserleri tercüme etmek suretiyle risk almayı arzu etmezler. Ne kadar kötü ki cihad yazınlarının tercümesi için para ve zaman harcayanlar genellikle batılı istihbarat servisleridir. Fakat bunları sizinle paylaşma konusunda gönüllü değillerdir. Diğer yandan Arapça, tüm cihad bölgelerinde yabancı mücahidler arasında hakim olan dildir bu nedenle Arapça bilmemek, kendi kendinizle konuşma sonucuna yol açabilir. Mücahidler arasında iletişimin sağlanabilmesi açısından önemi nedeniyle ortak dil olmaya en uygun aday Arapçadır.</p>
<blockquote><p><em><strong>43. Cihad Eserlerini Diğer Dillere Tercüme Etme</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Daha evvel bahsettiğim gibi cihad eserlerinin birçoğu Arapçadır. Arapçaya ek olarak yabancı dil bilen kardeşler ve bacılar, en önemli eserleri kendi dillerine tercüme etmeliler. Tüm değişim akımlarından önce entelektüel değişim gelir. Selahaddin’in yükselişinin temelinde kendi zamanında cihad hakkında yazılanların artış göstermesinin olduğu rivayet edilir. Günümüzde de bunun benzer şekilde meydana geldiğini görüyoruz. Cihadın yeniden canlanması, her dilde Müslümanlar arasında yer bulabilmesine bağlıdır.</p>
<blockquote><p><em><strong>44. Diğerlerine, Taifetul Mansura’nın Niteliklerini Öğretme</strong></em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Allah Rasulü: “Ümmetimden bir grup, Allah’ın emri üzere savaşmaya devam eder. Bunlar, düşmanlarına galiptirler. Muhalifleri onlara zarar veremezler; bu hal kıyamete kadar devam eder.” buyurmuştur. (El Hakim)</p>
<p style="text-align:center;">Her birimiz, bu muzaffer fırkaya katılmak için gayret göstermeliyiz. Aşağıda sayılan niteliklerden bu fırkayı tanıyabilirsin:</p>
<blockquote><p><em>• Cemaat olmaları: Müşterek halde ve işbirliği içerisinde hayır için çalışırlar.</em></p>
<p><em>• Savaşmaları: Bu fırkanın temel özelliği savaştır. Yalnızca bu nitelik, günümüzde İslam için çalışan birçok cemaati elemek için yeterlidir.</em></p>
<p><em>• Muhaliflerinin onlara zarar verememesi: Zarar veremezler çünkü yüce Allah onlarla birliktedir. Başka bir rivayette ise hadisin bu bölümü şu şekildedir: “ ..Kendilerine ihanet edenler onlara zarar veremezler..” Bu da; birçok Müslüman tarafından ihanete uğrayacak olmalarına rağmen bu durumun onlara zarar veremeyeceği anlamına gelmektedir. </em></p>
<p><em>• Muzaffer olacaklar: Burada bahsedilen zafer ille de bu dünyada düşmanlara karşı elde edilen zafer olmak zorunda değildir. Burada kastedilen; dinlerini korumaları ve şehit olarak Allah’la buluşana kadar savaşmaları açısından başarı göstermiş olmaları olabilir. Ve yine asla vazgeçmeyecekleri, asla ödün vermeyecekleri ve İslam sancağını taşıma hususunda asla tereddüt etmeyecekleri anlamlarına da gelebilir.</em><br />
<em>Diğerlerinin gerçeğe ulaşmalarına yardımcı olması adına onlara Taifetu’l Mansura’yı öğretin. İslam hakkında temel bilgilere ve sağduyuya sahip her Müslüman, cemaatleri hevesle taklit etmeyi bırakıp tarafsızca düşündüğü zaman tüm bu sayılan nitelikleri günümüzde hangi cemaatin temsil ettiğini kolayca idrak edebilir. Tüm bu nitelikler, onlara tıpa tıp uymaktadır.</em><br />
<em>Kardeşlerim ve bacılarım… Bunlar günümüzde cihadı nasıl destekleyeceğinize dair bazı öneriler. İşin aslı bu öneriler pratiğe dökülmediği sürece fazla bir anlam taşımıyor. Bu nedenle lütfen elinizden geldiği kadar uygulamaya çalışın ve diğerlerine de benzerini yapma hususunda nasihat verin.</em></p></blockquote>
<p style="text-align:center;">Son olarak Allah’tan dileğimiz; bize rehberlik ederek doğru yola ulaştırması, sözünü dinleyip takip edenlerin en hayırlılarının arasına katmasıdır. Ey rabbimiz bizi mücahidlerin arasına kat ve düşmanlarımıza karşı bize zafer nasip et. Amin…</p>
<div style="text-align:center;"><em>Enver El Evlaki</em><em>Risaleyi Bilgisayarınıza İndirmek İçin <a href="http://forum.tak-va.com/medya/aciklama/Cihada_Destek.rar"><strong>Buraya</strong> </a>Tıklayın!</em></p>
</div>
<div style="text-align:center;"><em>Salih Dualarınızda bizleri de unutmayın!</em></div>
<div style="text-align:center;">Tak-Va.CoM<br />
Enformasyon Grubu</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bir Mücahid'in annesine yazdığı mektup]]></title>
<link>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/10/31/bir-mucahidin-annesine-yazdigi-mektup/</link>
<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 13:08:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>ummetinsesi</dc:creator>
<guid>http://ummetinsesi.wordpress.com/2009/10/31/bir-mucahidin-annesine-yazdigi-mektup/</guid>
<description><![CDATA[Yayınlama zamanı: 28 Ekim 2009, 10:26 Kafkasya&#8217;nın özgürlüğü için Rusya ordusuna karşı verdiği]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-450" title="4786_1" src="http://ummetinsesi.wordpress.com/files/2009/10/4786_1.jpg" alt="4786_1" width="308" height="175" /></p>
<p style="text-align:center;">Yayınlama zamanı: 28 Ekim 2009, 10:26</p>
<p style="text-align:center;">Kafkasya&#8217;nın özgürlüğü için Rusya ordusuna karşı verdiği mücadelede şehid düşen Muhammed Seyfullah&#8217;ın annesine yazdığı mektup:</p>
<p style="text-align:center;">Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla</p>
<p style="text-align:center;">Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah&#8217;a aittir. O&#8217;na Hamd eder, O&#8217;ndan yardım diler, O&#8217;ndan mağfiret bekleriz. Nefsimizin ve amellerimizin kötülüklerinden Allah&#8217;a sığınırız. Allah&#8217;ın doğru yola hidayet ettiğini kimse saptıramaz ve saptırdığı kimseyi de kimse hidayete yöneltemez. Şehadet ederim ki Allah&#8217;tan başka bir ilah yoktur ve Muhammed (s) O&#8217;nun kulu ve elçisidir!</p>
<p style="text-align:center;">Allah selamı, rahmet ve bereketi üzerinize olsun</p>
<p style="text-align:center;">Sevgili anneciğim,</p>
<p style="text-align:center;">Allah&#8217;ın selamı selamı ve esenliği üzerine olsun! Uzun zamandır düşüncelerimi ve duygularımı sana nasıl açacağımı düşünüyordum ve sonunda sana bu mektubu yazmaya karar verdim. Babam bu mektubumun sana hitap ediyor oluşundan rahatsız olmasın. Gayretinin ve özeninin farkındayım fakat her insana en yakın ve en sevgili olan kişi şüphesiz annesidir! Peygamber (s.a.v) &#8220;Cennet annelerin ayakları altındadır&#8221; buyurmuştur.</p>
<p><!--more--></p>
<p style="text-align:center;">Allah&#8217;ın düşmanlarının öfkesini üzerine çekmemek -bunlar değişik sorgularla size saldırmaktan ve polisi çağırmaktan zevk duyacaklardır- ve akrabalarımı onların küfürbaz dillerine düşürmemek için mektubumda isim zikretmeyeceğim.</p>
<p style="text-align:center;">Benim mutluluğum uğruna, bütün zorlukları atlatarak uzun ve yorucu sıkıntılı aylara tahammül ederek, sonunda benim iyi bir Müslüman bir Mümin olarak, Allah&#8217;tan mağfiret arayan bir Mücahid olarak yetiştirdiğin için sana çok minnettarım. Beni bu dünyaya getirdiğinden beri çektiğin sıkıntılar, zahmetler, uykusuz geceler için Allah seni Cennet bahçeleriyle ödüllendirsin.</p>
<p style="text-align:center;">Çocukluk çağımdan bu yana bana dindarlığı telkin ettiğin için, eğitimim için harcadığın yıllar için, çektiğin meşakkatler için hiçbir şeye ihtiyacım olmadı hiçbir şeyden yoksun kaldığımı hissetmedim. Yüce Allah&#8217;ın lutufuyla senin yardımlarınla ve çabalarınla çocukluğumda ne yemeğe, ne giysiye ne de barınma konusunda bir eksikliğim oldu.</p>
<p style="text-align:center;">Rızık Allah&#8217;tan, ancak senin gayretinle bize verdi. Çocuklar için en önemli olan şey anne baba şefkati ve sevgisidir, sizin tarafınızdan asla şefkat, ilgi ve sevgi eksikliği hissetmedim. Bunun için Yüce Allah&#8217;a ve sana (size) çok minnettarım.</p>
<p style="text-align:center;">Benim kıymetli annem,</p>
<p style="text-align:center;">Ömrünüzün önemli bir kısmı insanlara yanlış değerler ve ideallerin sunulduğu komünist bir küffar ülkesinde sarf ettiniz. Kâfirler insanların kalbindeki Allah korkusunu ortadan kaldırmak için ellerinden geleni yaptılar ve bu durum günümüzde de sürmektedir. Fakat Allah&#8217;ın nurunu söndürmeyi hiçbir zaman başaramayacaklar ve Allah&#8217;a hamd olsun ki O bizi dosdoğru yola hidayet etmiş ve bizleri kelimenin tam manasıyla Müslümanlar kılmıştır!</p>
<p style="text-align:center;">Şarap ve votkanın haram oluğunu, domuz eti yemenin yasaklandığını doğduğundan beri bilen ve kendilerini Müslüman olarak kabul eden Kabardey, Balkar ve Karaçay&#8217;ların nasıl değiştiklerini görmez misin? Bu halkların utanma duygularına ne oldu? İnsanlıklarına ne oldu? Dindarlıklarından geriye ne kaldı?</p>
<p style="text-align:center;">Buna rağmen sizin nesliniz onur, büyüklere ve ebeveyne saygı, iffet vb. gibi kavramların mevcut olduğu dönemlere az çok şahit oldunuz, çünkü sizin anne babanız gizli de olsa namaz kılıyorlar ve çocuklarına dindarlık aşılamaya çalışıyorlardı.</p>
<p style="text-align:center;">Ben bile kızların başörtüsü olmadan dışarıya çıkmalarına utandıkları günleri hatırlıyorum. O günlerde erkekle yalnız görülmek rezalet sayılırdı. Sigara içmek gibi kötü adetlere sahip olan kişiler de bunu büyüklerinden gizlerlerdi, kendi yaşları az olmasa da. Küçük büyüğe saygı gösterirdi, yanlarında yemek yemeğe bile utanırlardı. Bir insanın hayâsı yoksa imanı da yoktur demektir. Ama kâfirler çok çalıştılar, Allah onları zelil kılsın! Bizim etnik Müslümanlarımızın ve Müslüman kadınların hayâsından geriye bir şey kalmadı.</p>
<p style="text-align:center;">Musa Mukojev&#8217;in (Allah ona rahmet etsin) Cuma hutbelerinden birinde buyurduğu gibi: &#8220;Anne-babalar kızlarını zina yapmaya gönderiyorlar ve bu çocuk kızımızın buluşmak istediği çocuk olduğu için bunda yanlış olan bir şey yoktur diyorlar!&#8221;</p>
<p style="text-align:center;">Subhanallah! Çocuklarının cehennem ehli olmaları için ne de çok çalışıyorlar! Anne babalar çocuklarını kâfirlerin kanunlarınca idare edilen demokrasilerde büyütüyorlar ve bira ve sigara almaları için de harçlık veriyorlar onlara. Sonra da şöyle diyorlar: &#8220;Bunu nasılsa yapacak, en azından başkasından istemesin.&#8221; Çocuklar anne babalarının huzurunda sigara ve içki içiyorlar ve birlikte müstehcen filmler izliyorlar. Bu ebeveynler sonra da sokaklardaki bu imansızların, utançtan ve vicdandan yoksun acayip yaratıkların nereden çıktığına şaşırıyorlar! Hayır, bu durum hiç şaşırtıcı değil. Bu kâfirlerin açık bir politikasıdır; İslam&#8217;ı silmek ve Müslümanları ortadan kaldırmaya çalışmak. Günahkârlığı yaymak istiyorlar ki topraklarımızda küfrün kanunlarını ve şirki hâkim kılabilsinler!</p>
<p style="text-align:center;">Rus-Kafkas savaşı sırasında kafir ordusuna korku ve panik salan bu Dağlılar, şimdi kafirlere hizmet ediyorlar ve bu pis imansızların (kafirlerin) memnuniyetini kazanmak için Müslümanlara karşı savaşmaya hazırlar.</p>
<p style="text-align:center;">Daha önceden kâfirler tarafından alçaltılmaya ve hakarete uğramaya hiçbir zaman izin vermeyen bu dağ halkı, bugün bir parça domuz eti için kâfir Rusya&#8217;nın hizmetçisi olmuş durumda.</p>
<p style="text-align:center;">Kâfirlerin rejimini kabul etmeyen ve zilletle yaşamayı reddeden ihlâslı Müslümanlar bugün kâfir Rus devletinin vatandaşları olmuşlar ve gönüllüce Hıristiyan ve pagan bayramlarını kutluyor, paskalya yortusunda votka içiyorlar.</p>
<p style="text-align:center;">Bunları benden daha önce defalarca kez işittiniz fakat bir kez daha sizlere söylüyorum ki evimden çıkıp Allah yolunda savaşanlara katılmak istediğimde bunları düşünüyordum. İnşallah beni duyar ve anlarsınız.</p>
<p style="text-align:center;">Bütün bu söylediklerimi zaten benden pek çok defa duymuştun. Ancak bu düşüncemi söylüyorum şimdi evi terk edip Allah yolunda savaşanlara katıldım, Allah&#8217;ın yardımıyla beni duyacak ve anlayacaksın!</p>
<p style="text-align:center;">Bütün yapmak istediğim şey Allah&#8217;ın rızasını elde etmek. Bu mektubu da Allah rızası için yazıyorum, çünkü sizlerin benden yana mutlu olmanızı ve oğlunuzun Allah&#8217;ın kelimesini yüceltmek isteyen hizmetçilerinden biri olduğu için gurur duymanızı istiyorum. Düşün bir anne, benden ve diğer mücahidlerden başka gurur duyacağın bir şey var mı?</p>
<p style="text-align:center;">Bütün çabamız Allah&#8217;ın kelimesi yeryüzünde yücelsin diyedir. Allah&#8217;ın ayetlerinden ve vaatlerinden daha güzel bir şey olabilir mi? Biz Allah&#8217;ın rızasını kazanmak için evlerimizi terk ettik ve bu yola girdik. Böylece Allah&#8217;ın izniyle topraklarımız inançsızlıktan ve yalandan temizlenmiş olacak. Böylece torunlarımız kâfirlerin bütün bu ideolojik pisliklerini görmek zorunda kalmayacaklar ve beşikten itibaren Allah&#8217;ın dinini özümseyerek Allah&#8217;ın kanunları altında yaşayabilecekler!</p>
<p style="text-align:center;">Sizler bana her zaman başkalarının önüne geçmememi, iyiliği emretmememi ve kötülüğü nehy etmememi istediniz. Çünkü bu durumda işten atılabilirdim, insanlar benden yüz çevirebilir ve bana radikal, vehhabi vs. diyebilirlerdi. Polis kayıtlarına girebilirdim&#8230; Fakat dinimizin temeli &#8220;emr bil maruf ve nehy anil münker&#8221;dir!</p>
<p style="text-align:center;">Herkes gibi olmak için benim de içki ve sigara içmem, küfretmem, pis şakalar yapmam, zina etmem ve para ve kariyer peşinde koşmam lazım. İyi düşünün, benim de bu zavallı insanlar gibi davranmamı ister miydiniz? Allah onları doğru yola hidayet etsin. Yoksa oğlunuzun amelleri nedeniyle cennetlik olmasını ve Allah yolunda şehitliği elde ederek sevdikleri için şefaat hakkını elde etmesini mi tercih edersiniz?</p>
<p style="text-align:center;">Bu kirden kurtulmak için başkaları gibi olamam. Ben başkalarına benzemek istemiyorum, ben Müslüman olmak istiyorum! Firdevs cennetlerini istiyorum ben! Yüce Allah tarafından müminlere sonsuz nimetleri olan Cennetler vaat edilmişken, nasıl bu dünyanın servetini ve makamını seçebilirim!</p>
<p style="text-align:center;">Allah&#8217;ın beni çamurdan kurtararak beni gerçek bir Müslüman kılmakla gösterdiği merhameti nasıl inkâr edeyim? Allah&#8217;a and olsun ki İslam içersinde geçirdiğim bir gün cahiliye içindeki yıllardan daha değerlidir, tek bir namaz da bu gezegen üzerinde var olan bütün zenginliklerden önemlidir!</p>
<p style="text-align:center;">Hepinizin anlamanızı isterim ki bugün barışçıl Müslüman diye bir şey olamaz, çünkü kâfirler topraklarımızı işgal etti, değerlerimizi değiştirdiler ve şimdi de bizi dinimizden uzaklaştırmak istiyorlar. İslam&#8217;da &#8220;Git evinde namaz kıl, insanlardan uzak dur ve evinin dışında da kâfirlerin yasalarına göre yaşa&#8221; diye bir kabul asla yoktur.</p>
<p style="text-align:center;">Allah&#8217;a hamd olsun ki bizler Müslüman&#8217;ız ve Allah&#8217;ın kanunları altında yaşamak zorundayız. Dilediğimiz zaman ve mekânda camiye gideriz, sakal bırakırız ve başımızı örteriz. Açıkça marufu emreder münkerden sakındırırız ve Müslümanlardan aşağıda olmayı kabul eden kâfirlerden de cizye alırız. Dinimizle özgür bir şekilde amel edemediğimizdeyse Allah bizi yolunda savaşmaya çağırmakta ve ve O&#8217;nun sözünü yükseltmemizi istemektedir!</p>
<p style="text-align:center;">Allah yolunda sonuna kadar çalışacağız, Allah&#8217;ın sözünün üzerinde hiçbir söz kalmayıncaya kadar ve Allah&#8217;ın kanunundan başka bir kanun olmayacaktır! Bu konuda kendi annemin beni desteklememesi beni çok incitiyor. Niçin bizim erdemli atalarımızın yaptıklarını amaç edinmiyorsun, o anneler çocuklarını Cihada gönderirlerdi ve bu yolda gayretkeş olmaları için onları teşvik ederlerdi?</p>
<p style="text-align:center;">Allah Kur&#8217;an da buyuruyor:</p>
<p style="text-align:center;">&#8220;Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır. Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır.&#8221;</p>
<p style="text-align:center;">(Tegâbun, 15)</p>
<p style="text-align:center;">Cihad için feda edebileceği saçlarından ve bir oğlundan başka hiçbir şeyi olmayan bir kadının hikâyesini hatırlayın. O da saçlarını kesti ve mücahidlere kamçı yapmak için gönderdi, oğlunu da savaşa yolladı! Oğlunun Allah yolunda öldüğünü öğrendiğinde ne kadar da mutlu olmuştu!</p>
<p style="text-align:center;">Ebu Bekir&#8217;in kızı Esma&#8217;yı hatırlayın! Yaşlı ve kör bir kadınken oğlundan elbisesindeki zırhını çıkarmasını istemiş ve &#8220;Cenneti isteyen biri öyle giyinmez!&#8221; demişti. Kendisini Allah yolunda öldürülünceye dek savaşmak için zorlamıştı!</p>
<p style="text-align:center;">Oğulları kâfirlerle yapılan savaşta şehit olduklarını duyunca sevinen ve &#8220;Şüphesiz biz Allah&#8217;a aidiz ve O&#8217;na döneceğiz&#8221; diyen anneleri hatırlayın.</p>
<p style="text-align:center;">Ne yazık ki, oğluna duyduğun sevginin üzerinde adım atmazsın ve benim için bunu korursun. Sizler Allah ve Resulü için duyduğunuz sevgiyi oğlunuzun sevgisine tercih etmeli ve benim cihadıma yardım etmelisiniz. Günde beş kez Allah&#8217;ın huzurunda durmanıza ve gözyaşı dökmenize rağmen muhtemelen şehid olmam için hiç dua etmemişsinizdir!</p>
<p style="text-align:center;">İnsanların ne diyecek oluşunun sizin için bu denli önemli oluşu beni üzüyor. Cehalet ve kibir içersinde haktan yüz çevirmeye devam eden kişilerin hem de! Sizin için önemli olan kim, onlar mı yoksa Allah mı?</p>
<p style="text-align:center;">Bugün akrabalarımız sizden yüz çevirmişler ve zamanında onlara yardım eden ve onları seven sizler için bu çok zor bir durum. Fakat bugün sizlere ihtiyaçları yok ve bu toplumda, işe yaramaz sayılan yaşlı insanları herkes reddetmekte.</p>
<p style="text-align:center;">Benim için biriktirdiğiniz mallar, prestijli bir meslek sahibi olmam ve bu kirli toplumda saygı göreceğim yüksek standartlı bir hayata sahip olmam için gösterdiğiniz o çabaların hepsi boşa gitti! Uyan artık anne! Bizden daha önce yaşayanlar biriktirdikleri mallardan götürebilmişler mi öteye? Orada toplumdaki yüksek konumlar fayda veriyor mu? Allah&#8217;a and olsun ki hayır!</p>
<p style="text-align:center;">Allah&#8217;ın kanunlarına göre yaşamak için gayret etmek, namaz kılmak, zekât vermek, sadaka vermek, iyi işler yapmak ve Hüküm Günü tartılarımızı ağır bastıracak işler yapmak, inananlara karşı görevlerimizi yerine getirmek ve Allah yolunda Cihad etmek bizim yapmak zorunda olduğumuz şeyler bunlardır.</p>
<p style="text-align:center;">Kâfir politikalarla bize dayatılan yanlış yorumlar hakkında yeterince açık örneklere sahip değil miyiz? Ünlü işadamı Vasya Temkerov&#8217;u ve ailesini, saraylarını ve zenginliğini hatırlayın. Amellerinden başka bir şey götürebilmiş mi ahirete? Onun muazzez servetinden kalan bir şey alabildi mi belki onun ailesi onun bu zenginliklerinden faydalandı. Yahut Valeriy Kokov&#8217;u anımsayın, Müslümanlar ve Allah&#8217;ın dini karşısındaki savaşında ne kadar hevesli olduğunu, hak ettiği cezayı almaktadır bugün, benim bir şey söylememe gerek yok!</p>
<p style="text-align:center;">Makamı ona yardım etti mi? Cumhurbaşkanı ölmeyecek mi? Nerede hırsızlıkla biriktirdiği onca servet? Muhtemelen sadece ailesine yarayacak. Fakat hayır! Bütün insanlar kendi amelleriyle Allah huzurundan toplanacaklar! Bütün insanlar ölümlüdür ve öldükten sonra kendi iş ve amellerinin karşılığını alacaklar ve Yüce Yaratıcıya karşı sorumlu olacaklardır!</p>
<p style="text-align:center;">Allah Kur&#8217;an da şöyle söylüyor:</p>
<p style="text-align:center;">&#8220;Onlar başkalarını ondan (Kur&#8217;an dan) alıkoyarlar, hem de kendileri ondan uzak kalırlar. Onlar farkına varmaksızın, ancak kendilerini helak ediyorlar. Ateşin karşısında durdurulup da, &#8220;Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve müminlerden olsak&#8221; dedikleri vakit (hallerini) bir görsen!</p>
<p style="text-align:center;">Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar. Derler ki: &#8220;Hayat ancak dünya hayatımızdır. Artık biz bir daha diriltilecek de değiliz.&#8221; Rablerinin huzurunda durduruldukları vakit (hallerini) bir görsen! Allah diyecek ki: &#8220;Nasıl, şu (dirilmek) gerçek değimliymiş?&#8221; Onlar, &#8220;Evet, Rabbimize andolsun ki, gerçekmiş&#8221; diyecekler. Allah, &#8220;Öyleyse inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!&#8221; diyecek&#8221;.</p>
<p style="text-align:center;">(En&#8217;am, 26-30)</p>
<p style="text-align:center;">Aynı zamanda, Allah&#8217;ın izniyle şimdiki cumhurbaşkanı Arsen Kanokov da cezasını görecek. Belirsiz serveti ona yardım etmeyecek, ne başkanlık koltuğu, ne ailesi, ne de Putin veya Medvedev! HİÇKİMSE! Kendi hesabına sadece faizle ve kumar makinelerinden kazandığı kirli paralar kalacak! İnsanları oyalamak için başkanlık makamına gelmek için değil, parasını cumhuriyetin ekonomisine yatırarak ülkeye yardım etmek için başkan olduğu şeklinde söylediği bütün yalanlar ve sahtekârlıklar bedelsizdir.</p>
<p style="text-align:center;">Bütün yaptıkları İslam&#8217;a ve Müslümanlara ihanetten ibarettir. Haram para ile cami yaparlar, sonra da altın kubbeli bir kilise. Müslüman bir adam camileri kapatarak kâfir tapınağı yapar mı? Rusya&#8217;nın Nalçik&#8217;te kurduğu FSB merkezinin açılış töreninde boynuna takılan haçlı madalya da kıyamet günündeki terazisine konulacak!</p>
<p style="text-align:center;">Bu gerçekten çok az kimsenin haberi var çünkü tıpkı diğer gerçekler gibi insanlardan gizlenmiş durumda. Kendisine Moskova Patriği tarafından Sergius Radonej madalyası verildi, bir de Rusya&#8217;nın Kabardey-Balkar bölgesine girişinin 450. Yıldönümü şerefine (!) başka madalya. Bütün bu kişilerin korkunç bileşimi Allah&#8217;a olan nefretleridir! Ancak o kesinlikle önceki zalim aşçılardan daha fazla avantaja sahip: Halen hayattadır ve pişmanlık duyarak Allah&#8217;a tövbe edebilir. Ve Allah&#8217;ın merhametiyle bağışlanabilir.</p>
<p style="text-align:center;">Allah onlar hakkında şöyle söylüyor:</p>
<p style="text-align:center;">&#8220;Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah&#8217;a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, onlara ahrette bir pay vermemek istiyor. Ve onlar için büyük azap vardır&#8221;<br />
(Al-i İmran, 176)</p>
<p style="text-align:center;">Ben de sizinle yaşamak ve size bakmak, tarımla uğraşmak ve çocuklara İslam dersi vermek ve Allah&#8217;a ibadet ederek barışçıl bir hayat sürdürmek isterdim ama Müslümanların içinde oldukları bu durumda ve topraklarımıza Allah&#8217;ın değil de küfrün kanunları hâkimken bunu yapamam.</p>
<p style="text-align:center;">Allah Kur&#8217;an da şöyle söylüyor:</p>
<p style="text-align:center;">&#8220;Baskı ve şiddet kalmayıncaya ve din tamamen Allah&#8217;ın oluncaya kadar onlarla savaşın&#8230;.&#8221;<br />
(Enfal, 39)</p>
<p style="text-align:center;">Senin yararına istiyorum Anne, durumunu yeniden gözden geçir. Cihad&#8217;a gittiğim için herkesi suçlamaya son ver, Allah&#8217;ın lütfuyla dua etmeye başlarken kardeşlerime ve duamı bitirirken karıma beni anladıkları ve beni destekledikleri için dua ediyorum.</p>
<p style="text-align:center;">&#8220;Ruhani yönetimde&#8221; yer alan her çeşit bilge adamları (!) dinleme, gerçekten onlar sizin neslinizin onları dinlemesini kullanıyorlar. Onlar iktidarda bulunan bu ayaktakımlarına gidiyorlar (Pshihachevi kast ediyorum), asla doğruları konuşmayacaklar. Allah&#8217;ım onların Müslümanlara karşı işledikleri tüm fiillerin ve Müslümanlara karşı yönelttikleri tüm kötü sözlerin karşılığını ver.</p>
<p style="text-align:center;">Benim sevgili Annem, her şey için beni affetmeni istiyorum! Hepimiz sadece insanız ve herkes hata yapar, ancak her şey için beni affetmen benim için önemlidir ve beni mutlu eder. Allah&#8217;ın huzuruna çıkmadan önce huzurlu bir kalp istiyorum çünkü Allah anne ve baba hakkına çok değer verir. Kâfirlere karşı özel bir operasyon olduğu her zaman kardeşlerime karşı öfkeyi nasıl tecrübe edeceğini biliyorum. Her defasında benim orada olabileceğimi ve onların bunu sana anlatacaklarını düşüneceksin..Ve bu düşünceler ve deneyimler kalbindeki acıyı ve benim hayatım için duyduğun korkuyu azaltacaktır.</p>
<p style="text-align:center;">Ancak sana yalvarıyorum, Ahretimiz için Allah&#8217;ın huzuruna çıkmadan önce endişelen, biz sadece Allah&#8217;tan korkarız. Hepsinden öte Alemlerin Rabbi söz verdi, eğer evladını, malını, canını ve dünya değerlerini kaybetmekten korkmaz ve korkunu Allah&#8217;tan korkmak için harcarsanız, Kıyamet Günü&#8217;nün korkusunu duymayacaksın ve üzgün olmayacaksın!. Biz Allah&#8217;ın hoşnutluğunu aramalıyız ve O&#8217;nun yolunda O&#8217;nun sözünü bu dünyada yükseltmek için Cihad etmeliyiz.</p>
<p style="text-align:center;">&#8220;Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.&#8221;</p>
<p style="text-align:center;">(Bakara, 216)</p>
<p style="text-align:center;">&#8220;Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size &#8220;Allah yolunda sefere çıkın&#8221; denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahrete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.</p>
<p style="text-align:center;">Eğer Allah yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise ona hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.&#8221;</p>
<p style="text-align:center;">(Tevbe, 38-39)</p>
<p style="text-align:center;">&#8220;O halde, dünya hayatını ahret hayatı karşılığında satanlar Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.</p>
<p style="text-align:center;">Size ne oluyor da, Allah yolunda ve &#8220;Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver&#8221; diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekleri kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyor sunuz?&#8221;</p>
<p style="text-align:center;">(Nisa, 74-75)</p>
<p style="text-align:center;">Ben sizin benden razı olduğunuzu işitecek bir konumda değilim. Hakkınızı helal edin. Eğer bunu Allah&#8217;a söylerseniz bu benim için yeterli olacaktır.</p>
<p style="text-align:center;">Her şey için sizden helallik diliyorum, ama bu yolu seçtiğim için pişman değilim. Bilakis beni Firdevs Cennetlerine sevk edecek bir ödül beklemekteyim Allah&#8217;tan. Beni kendi yolunda cihada yönelttiği için Allah&#8217;a şükrediyorum! Allah kulları arasından en iyilerini seçer ve onları Müslüman kılar! Müslümanlar arasından da en iyilerini seçer ve onları mücahid yapar! Mücahidlerin en iyileri de şehid olurlar!</p>
<p style="text-align:center;">Sevgili Annem, seni Allah&#8217;ın yolunda savaşanlara katılmak için ve şimdi en doğru yolu takip etmen için çağırıyorum! Bunu yapmak için, sadece bütün İslam ve Müslüman karşıtlarını anlamaya ihtiyacın var ve bizimle savaşanlar Allah&#8217;ın düşmanlarıdır.</p>
<p style="text-align:center;">Sevgili Annem, birileri Müslümanlara saldırdığında veya küçük düşürdüğünde onları görmezden gelme Allah yolu için en son çabalarını göstermeye gayret eden erkek ve kız kardeşlerimize yardım et. Mücahidlere mallarıyla yardım edenler ve bunun için her çabayı sarf edenler ve gerektiğinde Mücahidleri kâfirlerden saklayanları Allah elbette bu dünyada ve ebedi dünyada başarılı kılacaktır.</p>
<p style="text-align:center;">Anne, oğlunun şehit olması için ve Allah&#8217;ın beni nehirlerin sürekli akacağı Firdevs Cennetlerine göndermesi için Esirgeyen Allah&#8217;a dua et! Allah&#8217;a bizi ve neslimizi kendi dosdoğru yolunda sabit kılması için ve O&#8217;nun yolunda güçlendirmesi ve Şehit olmamız için dua et! Ve daha sonra Allah&#8217;ın lütfuyla onları Allah&#8217;ın lütfuna teslim ettiğin için Allah&#8217;ın izniyle Kıyamet Günü&#8217;nün keyfini çıkaracaksın!</p>
<p style="text-align:center;">Anneciğim, bu kararı vermenin ve bu yola girmenin ne kadar zor olduğunu biliyorum, ancak Allah tarafından ödüllendirmek her şeyden yücedir ve eğer oğlunun Allah yolunda şehitlik ödülünü kazandığını duyduğunda inşAllah, Kur&#8217;an&#8217;ın şu ayetini unutma:</p>
<p style="text-align:center;">&#8220;Biz Allah&#8217;a aidiz ve O&#8217;na döneceğiz&#8221;</p>
<p style="text-align:center;">Allah&#8217;ın selam ve bereketi üzerine olsun Anneciğim! Cennete gitmek için sabırsızlanıyorum ve seninle Cennette buluşmayı ümit ediyorum!</p>
<p style="text-align:center;">Allahu Ekber! Allahu Ekber! Allahu Ekber!</p>
<p style="text-align:center;">Muhammed Seyfullah</p>
<p style="text-align:center;">Source: &#8220;GURABA&#8221; Haber Ajansı</p>
<p style="text-align:center;">Kavkaz Center</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
