<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>fizik &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/fizik/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "fizik"</description>
	<pubDate>Sun, 06 Dec 2009 03:25:58 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Basso (half) uit de kleren]]></title>
<link>http://italiaanseracefietsen.wordpress.com/2009/11/27/basso-half-uit-de-kleren/</link>
<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 22:12:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>Guido van den Anker</dc:creator>
<guid>http://italiaanseracefietsen.wordpress.com/2009/11/27/basso-half-uit-de-kleren/</guid>
<description><![CDATA[Wees gerust, uw favoriete weblog is niet overgestapt naar roddeljournalistiek of (homo-) erotische v]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Wees gerust, uw favoriete weblog is niet overgestapt naar roddeljournalistiek of (homo-) erotische v]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Din ile bilimi düşman kılan faşistler…]]></title>
<link>http://sadoglu.wordpress.com/2009/11/26/din-ile-bilimi-dusman-kilan-fasistler%e2%80%a6/</link>
<pubDate>Thu, 26 Nov 2009 09:11:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>sadoglu</dc:creator>
<guid>http://sadoglu.wordpress.com/2009/11/26/din-ile-bilimi-dusman-kilan-fasistler%e2%80%a6/</guid>
<description><![CDATA[Rasyonalist ve Darwinist kategori anlayışları üreten beyinsi benlik; bir yaratık değil yaratıcı oldu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Rasyonalist ve Darwinist kategori anlayışları üreten beyinsi benlik; bir yaratık değil yaratıcı oldu]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Şizofren deha &amp; beyinci eçheller…]]></title>
<link>http://sadoglu.wordpress.com/2009/11/21/sizofren-deha-beyinci-echeller%e2%80%a6/</link>
<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 13:00:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>sadoglu</dc:creator>
<guid>http://sadoglu.wordpress.com/2009/11/21/sizofren-deha-beyinci-echeller%e2%80%a6/</guid>
<description><![CDATA[Kadersel bilgiyi, Yaratıcıyı, ruhu ve duyguyu, yani metafizik varlıkları tamamen devre dışı bırakabi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Kadersel bilgiyi, Yaratıcıyı, ruhu ve duyguyu, yani metafizik varlıkları tamamen devre dışı bırakabi]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yansıma Kuralları]]></title>
<link>http://memre.wordpress.com/2009/11/20/yansima-kurallari/</link>
<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 17:34:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>nhmym44</dc:creator>
<guid>http://memre.wordpress.com/2009/11/20/yansima-kurallari/</guid>
<description><![CDATA[Yansıma kuralları şunlardır: 1-Gelen ışın , normal ve yansıyan ışın aynı düzlemdedir. 2-Gelme açısı ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Yansıma kuralları şunlardır:</p>
<p>1-Gelen ışın , normal ve yansıyan ışın aynı düzlemdedir.<br />
2-Gelme açısı yansıma açısına eşittir.<br />
3-Normal üzerinden gelen ışın kendi üzerinden yansır.<br />
4-Bir düzlem aynaya gelen ışın,aynayla yaptığı açı kadar açı yaparak yansır<br />
5-Bir düzlem aynaya gelen ışınla yansıyan ışın arasındaki açının yarısı gelme açısına veya<br />
yansıma açısına eşittir.<br />
6-Gelme açısı ile,gelen ışının aynayla yaptığı açının toplamı,yansıma açısıyla yansıyan ışının<br />
aynayla yaptığı açının toplamı 90 derecedir</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ASTRONOMİNİN KISA TARİHİ]]></title>
<link>http://cevdetcoskun.wordpress.com/2009/11/18/astronominin-kisa-tarihi/</link>
<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 14:43:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>ccoskun</dc:creator>
<guid>http://cevdetcoskun.wordpress.com/2009/11/18/astronominin-kisa-tarihi/</guid>
<description><![CDATA[ASTRONOMİNİN kısa tarihi-FBE]]></description>
<content:encoded><![CDATA[ASTRONOMİNİN kısa tarihi-FBE]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fizik kuramının gelişimi ve felsefe ile olan ilişkisi -Cevdet Coşkun]]></title>
<link>http://cevdetcoskun.wordpress.com/2009/11/18/fizik-kuraminin-gelisimi-ve-felsefe-ile-olan-iliskisi/</link>
<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 14:16:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>ccoskun</dc:creator>
<guid>http://cevdetcoskun.wordpress.com/2009/11/18/fizik-kuraminin-gelisimi-ve-felsefe-ile-olan-iliskisi/</guid>
<description><![CDATA[Ortaçağda geçerli olan fizik anlayışı, Antik Yunan ve Roma’ da geliştirilen doğa anlayışının dinen s]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Ortaçağda geçerli olan fizik anlayışı, Antik Yunan ve Roma’ da geliştirilen doğa anlayışının dinen s]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kula kulluk eden akılsızlar…]]></title>
<link>http://sadoglu.wordpress.com/2009/11/12/kula-kulluk-eden-akilsizlar%e2%80%a6/</link>
<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 07:22:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>sadoglu</dc:creator>
<guid>http://sadoglu.wordpress.com/2009/11/12/kula-kulluk-eden-akilsizlar%e2%80%a6/</guid>
<description><![CDATA[Sinir kütlesinden ibaret beyinleri olup da muhakeme edebilecek akılların olmaması, insanı “yığın” ya]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Sinir kütlesinden ibaret beyinleri olup da muhakeme edebilecek akılların olmaması, insanı “yığın” ya]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[LHC'ye Kaçan Ekmek Kırıntısı]]></title>
<link>http://mkmchronicles.wordpress.com/2009/11/08/lhcye-kacan-ekmek-kirintisi/</link>
<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 18:30:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>less is more</dc:creator>
<guid>http://mkmchronicles.wordpress.com/2009/11/08/lhcye-kacan-ekmek-kirintisi/</guid>
<description><![CDATA[Geçen hafta bir haber vardı gazetelerde. Large Hadron Collider olarak bilinen ve CERN&#8217;de ikame]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Geçen hafta bir haber vardı gazetelerde. Large Hadron Collider olarak bilinen ve CERN&#8217;de ikamet eden büyük hadron çarpıştırıcısına ekmek kırıntısı kaçtığı için, deneye ara verilmiş. Bu haber, Emrah Ablak&#8217;ın çizdiği Tubitak çizgi serisini hatırlattı. Bir an, nükleer deney ortamında hacetini gideren Bayram Efendi geldi aklıma. Elbetteki LHC&#8217;nin sorun çıkarmasının arkasında yatan neden bu kadar basit değil ve  bu haber büyük oranda bizim milletimizin magazin severciliğinin bir ürünü. Bilimle haşır neşir olmamız bile magazinel yolla oluyor.</p>
<p>Biz tartışmaya değer olarak sadece evrim teorisini görmeye devam edelim, batıda LHC projesi içerisinde yapılacak olan deneylerle ilgili bir çok tartışma oluyor. Bilmem ne araştırmalarına karşı olan bir takım gruplar gibi LHC de tartışılıyor ve buna da karşı çıkılıyor. LHC&#8217;nin bir benzerine de Amerika Birleşik Devletleri&#8217;ndeki CERN benzeri Fermilab sahip. Tevatron adındaki bu hızlandırıcı da LHC&#8217;nin benzeri projeleri yürütüyor. Her ikisi de evrenin birçok sırrına cevap olacak çözümleri arıyorlar. Bunlardan biri Higgs Bozonu denen bir şey. &#8220;Madde neden kütleye sahiptir?&#8221; sorusuna cevap verecek olan bu Higgs Bozonu, evrenin oluşumunu resmetmekte önemli bir role sahip. Hatta buna &#8220;Tanrı parçacığı&#8221; diyen bile var. Higgs Bozonu&#8217;nun evrenin ilk tarihlerinde oluştuğu, maddeye kütle kazandırdığı ve yok olduğu düşünülüyor. Maddeye kütle kazandırmak ta bizim için,  &#8220;O &#8216;ol&#8217; dedi oldu&#8221; ya da ecnebiler için &#8220;let there be light&#8221; anlamına geliyor. İşte bu yüzden &#8220;tanrı parçacığı-god particle&#8221; diyorlar buna. Fizikçiler, evrenin bing bang anını simule edebilirlerse Higgs Bozonunu gözlemleyebileceklerini söylüyorlar. Atlas Deneyi olarak adlandırılan bu deney, LHC&#8217;de devam eden deneylerden biri.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-127" title="lhc" src="http://mkmchronicles.wordpress.com/files/2009/11/lhc.jpg?w=300" alt="lhc" width="300" height="195" />Birçok insan, bu deney esnasında oluşacak kara deliklerin dünyayı yok edeceğine inanıyor. Buna benzer felaket senaryosu Dan Brown&#8217;un Angels And Demons adlı eserinde geçmişti. Antimaddenin dünyayı yok edeceğine dair bir senaryoydu bu. Ortaçağda baskı altında kalan bilimcilerin kurduğu illuminati-aydınlanma tarikati, bilim sayesinde dinin şekillendirdiği dünyayı yıkmak istiyordu.  Bu amerikan yapımı film/kitap, her ne kadar antimaddeyi &#8220;C4 patlayıcı&#8221; gibi lanse etse de bilimin artık sadece &#8220;nasıl&#8221; sorusunu değil &#8220;neden&#8221; sorusunu da sorduğunu ve hatta buna cevaplar getirebildiğini anlatıyordu.</p>
<p>LHC ve tevatron, esasen dinlerin farklı yollarla cevapladığı sorulara bilim adına yanıt vermek için uğraşıyor. Yıllardan beri var olan bilim ve din rekabeti, evrim teorisiyle iyice ateşlendi. LHC ve tevatron, aslında bu rekabetin geldiği son nokta. &#8220;Nasıl her şey varoldu?&#8221; sorusunun cevabı bu deneylerde saklı. Bence bu deneyler &#8220;bilim ve din birleşebilir&#8221; ya da &#8220;bilim ve din apayrı şeylerdir&#8221; yargılarından hangisinin doğru olduğuna karar verecek. Ancak böyle şeyleri tartışmak bizim için şimdilik lüks. Bize &#8220;evrim teorisinden&#8221; daha çok ekmek çıkacaktır ve böyle konular magazinel olmadıkça ilgimizi çekmeyecektir. Evrim teorisi &#8220;x maymundan geldiğini iddia ediyor&#8221; cümlesiyle bile hala magazinel ve ilgi çekici.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Re-up...]]></title>
<link>http://iminusd.wordpress.com/2009/10/26/re-up/</link>
<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 20:09:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>Mark C</dc:creator>
<guid>http://iminusd.wordpress.com/2009/10/26/re-up/</guid>
<description><![CDATA[Re-up on stock.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Re-up on stock.<br />
<a href="http://www.flickr.com/photos/markcosio/4037431717/" title="Re-up by markcos1o, on Flickr"><img src="http://farm3.static.flickr.com/2779/4037431717_43393f055c.jpg" width="500" height="333" alt="Re-up" /></a></p>
<p><a href="http://www.flickr.com/photos/markcosio/4038185456/" title="Re-up by markcos1o, on Flickr"><img src="http://farm4.static.flickr.com/3527/4038185456_9c09dd9496.jpg" width="500" height="333" alt="Re-up" /></a></p>
<p><a href="http://www.flickr.com/photos/markcosio/4038187388/" title="Re-up by markcos1o, on Flickr"><img src="http://farm3.static.flickr.com/2735/4038187388_e1bc3b78d5.jpg" width="500" height="333" alt="Re-up" /></a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zaman]]></title>
<link>http://asianteory.wordpress.com/2009/10/26/zaman/</link>
<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 19:41:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>asianteory</dc:creator>
<guid>http://asianteory.wordpress.com/2009/10/26/zaman/</guid>
<description><![CDATA[Zaman gizemli nesne:    Ne olduğu hakkında herkesin bir şey söylediği , ama aslında kimsenin ne oldu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Zaman gizemli nesne:<br />
   Ne olduğu hakkında herkesin bir şey söylediği , ama aslında kimsenin ne olduğunu bilmediği şey;<br />
 Zaman için 4. boyut diyenler var, ama insanlar zaman hakkında konuştuklarında her zaman:) aynı şeyi kastetmezler.<br />
  Zaman hareket demektir. Eğer hareket yoksa zamandan söz edemeyiz. Halbuki bazıları için zaman hatıralar demektir. Onların hangi hareketli veya hareketsiz eylemler içerdiği önemli değildir.<br />
Bazıları <em>kalplerinden</em>, bazıları <em>kafalarından</em> akıtır zamanı..<br />
<em>Teknik</em> olan ise tamamen ruhsuzdur.<br />
Teknik olan; &#8220;<strong><em><span style="text-decoration:underline;">iki olgu arasında geçen süre miktarıdır</span></em></strong>&#8221; der.</p>
<p><em>Kafasından akıtan zamanı; </em><br />
&#8220;Geçmiş tarihtir benim geleceğim önemlidir, tarih geleceğim için gereklidir. Ama en değerli olan şimdiki zamandır&#8221; der.</p>
<p><em>Kalbinden akıtan ise;</em> &#8220;Hatıralarım geçmişte kaldı ama onlar aslında her an benimle birlikte, geleceğim ne olacak bilemiyorum ama aklım var olduğu sürece hatıralarımda benimle beraber gelecek.&#8221; der.</p>
<p><em>Pişmanlıkları olan;</em> zamanda geri gitmek ister, geri gitmek istediği zaman aslında acı tatlı hatıralarının olduğu zamandır.</p>
<p>  <em>Fizikçi</em> onun derdini anlamaz, çünkü onun için zaman mekaniktir. Anlayamadığı anlamladıramadığı olguyu mekanik olarak tanımlamıştır.<br />
O , &#8220;<em>zamanda geri gidilir</em>&#8221; dediğinde aslında hatıralarına gidebilirsin demez, onlar yaşanmıştır ve bir daha yaşanmasına veya istediği senaryo ile tekrar olmasına imkan yoktur.</p>
<p>  <em>Ama algıda seçicilik iş başındadır</em>. O büyük büyük büyükbabasını göreceğini düşünmektedir. Halbuki geri giden zamandır mekan değil. İstediğinin olması ancak, her mekan koordinatının an&#8217;ın en küçük birimi için yine mekan içinde var olması gerekir. Halbuki zaman geçmektedir ama o zamanın geçmekte olduğu mekan yine aynı mekandır.</p>
<p> Mekan ; zamanda geri gittiğinde artık o yerde değildir. Mekan gelecekte kalmıştır o kendi zamanını yaşamaktadır. Geçmişe yolculuk yapan kişi ise; yeni mekanda yine yeni bir zaman ile başbaşadır.</p>
<p>   Maalesef geçmişte bıraktıkları sadece Kalbinin bir yerinde saklanan Hatıralarındadır.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İDEALİZM]]></title>
<link>http://adnaneksigil.wordpress.com/2009/10/23/idealizm/</link>
<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 19:22:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>Adnan Eksigil</dc:creator>
<guid>http://adnaneksigil.wordpress.com/2009/10/23/idealizm/</guid>
<description><![CDATA[İdealizm kavramı, felsefi planda genellikle iki karşıtı ile birlikte düşünülür.  Biri realizm, diğer]]></description>
<content:encoded><![CDATA[İdealizm kavramı, felsefi planda genellikle iki karşıtı ile birlikte düşünülür.  Biri realizm, diğer]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Madde Tanımlanamaz - 5]]></title>
<link>http://asianteory.wordpress.com/2009/10/23/madde-tanimlanamaz-5/</link>
<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 12:40:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>asianteory</dc:creator>
<guid>http://asianteory.wordpress.com/2009/10/23/madde-tanimlanamaz-5/</guid>
<description><![CDATA[İşte bu perspektiften bakınca, ayrıca atomun yapısı, kuarklar, leptonlar, hadronlar, mezonlar ve dah]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>İşte bu perspektiften bakınca, ayrıca atomun yapısı, kuarklar, leptonlar, hadronlar, mezonlar ve daha pek çok parçacık daha bir anlaşılır gözüküyor, ancak bilimin önemli bir engelini aşmak gerekiyor öncelikle<br />
  Bu engel parçacık engeli, bilim ilk zamanlardan beri maddeyi oluşturan en küçük parçayı bulmakta ısrar etmiştir. İlk olarak bölünemeyen en küçük parçaya atom demiştir, onuda tekrar bölmüş elektron, proton, nötron demiş daha sonra quarklar nötrinolar ve daha pekçok parçacık bulmuştur.<br />
  Ancak dikkat edilirse <strong>parçacık</strong> bulma alışkanlığından vazgeçmemiştir. Süreklilik insanların algılayabildiği bir şey değildir. insanlar herhangi bir olguyu sınırları olmadan, daha doğrusu o sınırlarda bir farklılık olmadan algılayamadıklarından parçalar, parçacıklar, katmanlar, kesikli değerler şeklinde evreni anlamaya çalışırlar.<br />
 aslında evren süreklilik arz ettiği halde, kesikli davranışlar gösterir, sayılar bile kesiklidir.<br />
Halbuki madde çevresindeki akışkana bağlı, ancak akışkanın özelliklerinden dolayı ve sistemde mevcut olan enerji sebebiyle kesikli özellikler gösteren bir yapıdadır. Kuantum Fiziği işte bu akışkanın içerisindeki davranışlardan dolayı ortaya çıkmış bir gözlemdir.<br />
  Gözlemler doğrudur, ancak gözlerimiz bizi yanıltabilir.<br />
  Daha önceki bir yazımda ışığın hareket tarzını ifade etmiştim. işte bu hareket iki boyutlu ve iki düzlemde gerçekleşen ve 3. boyutta hareket olarak ortaya çıkan bir hareket tarzıdır.<br />
  Ancak bu hareket tarzında eğer 3. boyutta dairesel harekete (elektrik ve manyetik alan indüklemleri) katılırsa o takdirde ortaya çıkan formasyon bir doğru değil (ışık fotonu hareket doğrultusunda) bir küre olacaktır. Küre üzerinde akışkanın toplam yerdeğiştirmesi sıfırdır. Ancak yinede bir hareket vardır.<br />
 Bu kaotik dönme hareketleri çok sayıda belirli fraktal örüntüler oluşturacaklardır. Ayrıca klasik girişim deney sonuçlarına benzer sonuçlarda elde edilecektir. Dönme hareketinin hızı C &#8216;dir ancak akıntılar dönel doğrusal ve kaotik&#8217; tir. akışkan küre içerisinde olmamalı veya kısa bir an için sütun şeklinde hareket etmelidir.<br />
 Klasik girişim deneylerinde düğüm noktaları vardır. dönme hareketinin çok uzağında bile mevcut olabilir. Ve fraktal örüntülerden (kendini tekrar etme) dolayı merkezdeki dönme hareketine çok benzeyecek ama birebir aynı olmayacaktır.</p>
<p>İşte bu anlatılanlar ışığında madde atomunu tekrar canlandırırsanız quark, proton, nötron, elektron, foton ve değişim parçacıklarının neler olduğunu tahmin edebilirsiniz.</p>
<p>  Benim düşünceme göre CERN deneyinde bulunan (?) parçacıklar işte bu akışkanın özellikleri sonucunda bulunabilmiştir. (?!). Elbette yenileride bulunacaktır.</p>
<p>Akışkan hakkındaki son ilginç bilgi ise şudur :</p>
<p>İnsanların var kabul ettikleri şey madde ve enerjidir, Bunun dışında kalan ise mutlak boşluktur. Bu boşluk tüm uzayı atomun içindeki boşlukta dahil olmak üzere doldurmaktadır. Maddenin var olabilmesi bu boşluğu dolduran akışkanın varlığına bağlıdır. Madde var olurken bu akışkanı dışarı atar ve yerine kendi geçer<br />
   <br />
Dolayısı ile boşluğun (buna yokluk diyelim) içinde, yokluğun dışarı atılması sonucu yokluğun yokluğu var olur<br />
bu felsefi anlamda maddenin bugünkü tanımınada uygundur ama iki yokluktan oluşan madde, aslında etrafındaki yokluğada muhtaçtır.</p>
<p> Bu sebeple &#8220;<strong>Madde tanımlanamaz.</strong>&#8220;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Madde Tanımlanamaz - 4]]></title>
<link>http://asianteory.wordpress.com/2009/10/23/madde-tanimlanamaz-4/</link>
<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 12:38:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>asianteory</dc:creator>
<guid>http://asianteory.wordpress.com/2009/10/23/madde-tanimlanamaz-4/</guid>
<description><![CDATA[Michelson &#8211; Morley Deneyi ve Sonrası Bu deney çok ilginç bir çıkarımdan yola çıkılarak tasarla]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h1>Michelson &#8211; Morley Deneyi ve Sonrası</h1>
<p>Bu deney çok ilginç bir çıkarımdan yola çıkılarak tasarlanmış bir deney,<br />
O zamanlar insanlar ışığın dalgalardan oluştuğunu düşünüyorlar. Ancak bir sorun var dünya ile güneş arasındaki muazzam boşluk, şimdiye kadar gözlemlenen dalgalar hep maddesel bir ortama ihtiyaç duymuşlar olmadığında dalgada gözlenememiş, öyleyse eğer ışık bir dalga ise  güneş ile dünya arasındaki madde olmayan boşluğu nasıl geçipde gelebiliyor ? sorusu bilim inanlarını meşgul etmiş..<br />
   Sonuçta tüm boşluğu dolduran bir akışkanın var olduğu ve ışığın bu akışkanı kullanarak güneşten dünyamıza geldiği (dalgalar şeklinde) teorisini ortaya atmışlar. Maddeye tarihsel olarka ether adı verilmiş<br />
 Michelson ve Morley adlı bilim adamlarıda bu akışkanın varlığını ispatlamak üzere (ironik olarak) bu deneyi kurgulamışlar.<br />
  Kurgu yaklaşık olarak şöyle;<br />
 Güneş ve Dünya bu akışkanın içerisinde dönmekte, akışkan içerisinde hareket eden cisimler akışkanda bir hareket meydana getirirler bu akıntı diyeceğimiz olguya &#8220;ether rüzgarı&#8221; demişler.<br />
Michelson ve Morley bir düzenekle birbirine dik doğrultuda iki ışık kaynağından çıkan ışıkları kesiştirerek interferometre adı verilen cihazla girişim desenleri oluşturup rüzgarın dolayısı ile ether&#8217;in varlığını ispatlamaya<br />
çalışmışlar .<br />
  Teknik düzenekler Kurulduktan sonra deney yapılmış hemde pekçok kez ancak hiç bir girişim gözlenememiş buradan iki sonuç çıkarmışlar.<br />
  1 &#8212; Esir yok     2. Dünya dönmüyor.<br />
Sağduyu 2. maddeyi kabul etmediğinden, Esir yok denmiş<br />
Bu noktada; benim düşüncelerime bu kadar yakın bir deneyin tarihte yapılmasından memnun oldum ancak buna rağmen benim vardığım sonuçlara varılamamasını anlayamadım ve deneyi inceledim.<br />
Deneye bugünkü bilgiler ışığında tekrar bakıldığında, önemli eksiklikler göze çarpıyor.<br />
En önemlisi  deneyin ön koşulları ve kabulleri bu nokta benim baktığım açıdan son derece eksik o tarih için normal olan bu durum deneyin bugün tekrar yapılmasını gerekli kılıyor.</p>
<p><a name="more"></a>  Deneyi tekrar yapmayacağımızdan aynı sonuçları, farklı bir önkoşulla yeniden değerlendireceğim.<br />
Bugün eksik olan önkoşul ; O zaman ışığın hareket etmesi için gerekli olan bir madde olarak kabul edilen ether&#8217;in, aslında <strong>hem ışık, hem de maddenin var olabilmesi için gerekli olan </strong>bir olgu olduğunun kabul edilmemesi idi.<br />
  Bu önkoşul ile başlanacak ve aynı sonucun alınması kesin olan bu deneyden sonra çıkarılacak sonuç<br />
(önceki yazımdan dolayı) 1 madde olamaz yani Esir yoktur sonucu çıkarılamaz.<br />
  Ama 2. madde çıkarılabilir. Biliyorum bunu sağduyu kabul etmiyor. Ama bu kuvvetle mümkün, yukarıdaki ön koşula göre ışıkla maddeyi ayırmıyoruz, ether her ikisi içinde zorunlu bir ortam değişkeni.<br />
Bugün maddenin yoğunlaşmış enerji olduğunu biliyoruz, dolayısı ile ışığı oluşturan enerjinin karakteristiği ile maddeyi oluşturan enerjinin karakteristiği benzerlik arzediyor ve her ikiside aynı ortam içerisinde.</p>
<p>  Dalga hareketlerini biliyoruz ortam hareketi ilerleme yönüne dik ve toplam yerdeğiştirme sıfır (0), dolayısı ile ışık nasılki ether içerisinde bir rüzgar oluşturamazsa, dünyada (madde olduğundan) dolayı ether içerisinde bir rüzgar oluşturamaz. Dolayısı ile böyle bir rüzgarı (akıntı hareketi) ölçme girişimleri başarısız olacaktır.</p>
<p>Sanırım neyi kastettiğimi anladınız. Madde için tamamen farklı bir pencereden bakmaya çağırıyorum sizleri.<br />
İçinde parçacık olmayan bir perspektif.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Madde Tanımlanamaz - 3]]></title>
<link>http://asianteory.wordpress.com/2009/10/23/madde-tanimlanamaz-3/</link>
<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 12:36:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>asianteory</dc:creator>
<guid>http://asianteory.wordpress.com/2009/10/23/madde-tanimlanamaz-3/</guid>
<description><![CDATA[Ama şimdi yeni bilgilere ihtiyacım vardı. Çünkü bu çarşaf sadece bir araçtı bir modelleme halbuki be]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Ama şimdi yeni bilgilere ihtiyacım vardı. Çünkü bu çarşaf sadece bir araçtı bir modelleme halbuki ben gerçekte ne olduğu ile ilgileniyordum Uzay-zaman eğriliği (Riemann geometrisi) ile bunu açıklamışlardı ama  <br />
   İzafiyet teorisine göre hiç bir madde ışık hızında hareket edemezdi !!!<br />
            ACABA ? Gerçekten öyle miydi. ?<br />
  İşte bu soru benim maddeyi araştırmaktaki hareket noktam oldu.<br />
 Madde daha doğrusu kütle denilen şey neydi ?<br />
 Eğer kütleçekim bu eğriliğin sonucundan ibaretse, kütlede bu eğriliğin bir ölçüsü idi, yani ortada kütle yokken eğriliği meydana getirirsek kütleyide meydana getirebilirdik. Aslında Fizik bunuda biliyordu. İvmeli hareket eden madde parçacıkları, durgun olduğundan daha fazla bir kütleye sahip oluyorlardı.<br />
  Öyleyse maddenin ışık hızında gittiğine sonsuz kütleye ulaşacak olması bir yanılsama idi. Mekanik tarzdaki pozitivist düşünce 2 + 2 = 4 demişti ama matematik gerçek evren değildi. Gerçek evrenin çok benzeyen bir modeliydi.<br />
Olay şöyle gerçekleşiyor olmalıydı. Bir madde parçacığı ışık hızında hareket ettiğinde hareket yönünde uzay zamanın integralini alacak (elektrik-manyetik alan (sin -cos)) dolayısı ile o noktada eğriliği sonsuza yakın bir<br />
çukur (parabol oluşacak) (sanal bir karadelik) dışarıdaki bir gözlemci parçacığın kütlesini değil (parçacık + çukurun eğriliği) ölçeceğinden parçacık kütlesini sonsuz olarak ölçecek.<br />
  Tabiki sonsuz kütleli parçacık mevcut olamayacağından varacağı sonuç;<br />
   &#8221;Hiç bir maddesel parçacık ışık hızında hareket edemez&#8221;. dir.</p>
<p> Ancak maddesel parçacığımız ışık hızında hareket etmiştir. Önemli olan bakış açısını değiştirmektir.<br />
 Eğer parçacık ışık hızında hareket edebiliyorsa bundan daha hızlı hareket etmesini engelleyen nedir ?<br />
 Ya da ışık neden daha yüksek bir hızda hareket etmemektedir ?<br />
  Ayrıca uzay-zaman düzlemi her noktada varsa madde bu düzlemlerden dik doğrultuda geçtiğinde neden bir engelle karşılaşmamaktadır. 3 boyutlu evrende bu düzlemi nasıl tanımlamalıyım ?<br />
 İşte bu sorulardan sonra daha fazla bilgi edinmem gerektiği sonucuna vardım kitaplardan ve çeşitli yollarla çeşitli disiplinler hakkında bilgi edindiğim uzun bir süreç geçirdim.<br />
  Şu anda sanki bir günlük bir hadise imiş gibi anlattıklarım aslında yıllar süren fasılalı süreçlerdir.<br />
Akışkanlar dinamiği ile ilgili bulduğum bir kaynakta şaşırtıcı bir biçimde sıvı içerisinde hareket etmekte olan bir ses dalgasının yayılım hızını veren formülü gördüm.<br />
  Bu denklem ile Einstein&#8217;ın ünlü <span style="color:#cc0000;">E = mc^2</span> ; <span style="color:#cc0000;">c ^2 = E</span> <span style="color:#cc0000;">/ m</span> formülü ile analoji içeriyordu. a^2 =  K / p(rho) şeklinde&#8230;<br />
işte bu analoji başka bir fikir verdi bana..<br />
 Uzay-zaman eğriliğini oluşturan matematiksel model aslında fiziksel gerçek bir duruma yani bir sıvıya karşılık geliyordu.<br />
   Ancak bu sıvının özellikleri henüz bilinmiyordu. Ama etkilerinden en az birini gözlemliyorduk. Bu ise sıvı varlığına kanıt olabilirdi. Bu gözlem şu idi.<br />
    IŞIK HIZI&#8217;nın değeri.<br />
Işığın hareket tarzı, evrendeki en ideal hareket tarzı idi öyleki oluşturduğu parabol çukurunun, sonsuz eğrilikte olduğunu İzafiyet denklemlerinden biliyoruz. Bu eğrilikte olması gereken hız mantıken sonsuzdur.</p>
<p>    Öyle ise hangi etken ışık hızını C &#8216;de sabitlemiştir ?</p>
<p>Cevap:  Uzay-zaman&#8217;ı oluşturan akışkan sabiti; ışığın o hızda sabitlenmesi sonucunu doğurmaktadır.</p>
<p>Peki bilim bugüne kadar bu yönde bir çalışma yapmış mı idi ?</p>
<p>Cevap:   Evet , Michelson-Morley Deneyi<br />
    (Ancak sonuç yanlış yorumlanmıştı ayrıca deneyin önkabulleride eksikti.<br />
    Dolayısı ile bu deneyden çıkan sonuç sıvının var olmadığı idi.)<br />
 Bu ise başka bir yazı konusu..</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Madde Tanımlanamaz - 2]]></title>
<link>http://asianteory.wordpress.com/2009/10/23/madde-tanimlanamaz-2/</link>
<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 12:15:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>asianteory</dc:creator>
<guid>http://asianteory.wordpress.com/2009/10/23/madde-tanimlanamaz-2/</guid>
<description><![CDATA[Evet gözlem yapmalıyım, ama nasıl ? Uzay &#8211; Zaman eğriliği gözlenebilen bir şey değilki sadece ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Evet gözlem yapmalıyım, ama nasıl ?<br />
Uzay &#8211; Zaman eğriliği gözlenebilen bir şey değilki sadece Matematiksel bir araç, böyle soyut bir şey nasıl gözlenebilir üstelik gerçekten böyle bir eğrilik varsa bile bunun gözlenebilmesi için etkilerinin gözlenmesi gerekir. (Einstein&#8217;ın kuramının ispatı yapılmıştır böyle bir gözlem ile.)<br />
 Bu bir hareket tarzı ise buna benzer gözlenmiş bir hareket olup olmadığını araştırdım kitaplardan, ve buldum..<br />
 Evet buldum ama Lise bilgimle dolayısı ile hala tam olarak emin değilim. Ama kuvvetle muhtemel bu olduğunu seziyorum.<br />
  İşte bu hareket tarzı bilindiği kadarı ile sadece &#8220;Işık&#8221; &#8216;ta vardı. Evet ışık elektromanyetik bir ışıma idi ve ışık Maxwelll kuramlarına göre hareket eder hatta var olurdu.<br />
  Maxwell kuramları ivmeli hareket eden elektrik yüklerinin kendilerine dik doğrultuda ivmeli manyetik alanlar meydana getridiğini söylemiştir. Ve ivmeli hareket yapan manyetik alanlarda aynı şekilde kendilerine dik doğrultuda elektrik alanlar meydana getirirler. Buraya kadar herşey normal ama bunun sonucunda her iki alana birden dik doğrultuda hareket meydana gelirki ivmeli olan bu alanlarıda beraberinde taşır.<br />
 Yine maxwell denklemlerini okuduğum bu kaynaklarda bu alanların dairesel bir hareket sonucu olduğuda ifade ediliyor, düzlemde dairesel hareketin ifadesi sinüs eğrileri şeklindedir. Eksenleri dik olan elektrik ve manyetik alanlar sinüs eğrileri şeklinde var oluyorlar. Küresel trigonometride bunları aynı erk&#8217;in sinüs ve cosinüs bileşenleri olduğunu düşünürsek ortaya şu sonuç çıkıyor.<br />
  İvmeli hareket eden elektrik alanın (eksenlerden birindeki sinüs) türevi alınır.(Uzay-zamanın) İvmeli hareket eden manyetik alan (diğer eksendeki birindeki sinüs (cosinüs) ) (Uzay-zamanın) elde edilir.</p>
<p> Bu biteviye devam eden hareket sonuçta iki eksene dik doğrultudaki 3. eksende hareket olarak ortaya çıkar.<br />
 Bu harikulade hareket tarzı tam aradığım şeydi. Çünkü ışık hızı başlangıç için hiç de fena değildi. Ve en efektif , ekonomik kullanım olmasaydı ışık böyle hareket etmezdi herhalde.</p>
<p>Sadece bir kaç elektronvoltluk bir enerji ile bu derece yüksek enerji elde ediyorsa çok çok daha büyük güçlerde kimbilir ne olurdu. ?</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Madde Tanımlanamaz  - 1]]></title>
<link>http://asianteory.wordpress.com/2009/10/21/madde-tanimlanamaz-1/</link>
<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 19:26:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>asianteory</dc:creator>
<guid>http://asianteory.wordpress.com/2009/10/21/madde-tanimlanamaz-1/</guid>
<description><![CDATA[Madde hakkında ne biliyoruz. ? Binyılların deneyimi bize onun gerçek olduğunu söylüyor.  Deneyimleri]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Madde hakkında ne biliyoruz. ?<br />
Binyılların deneyimi bize onun gerçek olduğunu söylüyor.<br />
 Deneyimlerimiz hergün gördüğümüz ve bu yüzden sıradan olan apaçık şüphesiz gerçek olan şeyler,<br />
 acaba bunları sorgulama ihtiyacı hissettiniz mi ?<br />
    Ben hissettim; &#8230;&#8230;.  What is the Matrix ? <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
Evreni, boşluğu, bu boşluğun içindekileri madde ve enerjiyi sorguladığınızda müthiş bir öğrenme açlığı hissettim. Kitap, internet, üniversite artık ne bulursam aç kurtlar gibi saldırdım.<br />
Aslında tüm istediğim ışıktan hızlı gidebilecek gezegenler arası bir taşıt yapmaktı o zamanki ortaokul sıralarındaki pek çok çocuk gibi.<br />
   Kütleçekimi, Elektromagnetik spektumu, maddenin iç yapısını (Elektron, nötron, proton, lepton, hadron, quark vb.) Hareketin doğasını, izafiyet kuramı, kuantum kuramı, Planck sabitini, Belirsizlik ilkesini daha aklıma gelmeyen pek çok bilgiyi öğrendim tabii bunlar bir günde olmadı.<br />
  Ancak bu kadar çok bilgiyi almanın bir faydası olmadığını çok kısa bir zamanda öğrendim. Çünkü ilişkili olmayan bilgi, bilgi değildi. Dolayısı ile ilgimi çekmeyen yani bulunduğum konum (edinmiş olduğum bilgi seviyesi itibari ile zincirin son halkası) hangi bilgiyi öğrenmem gerektiğini bana gösteriyordu.<br />
   Dolayısı ile edindiğim bilgi ve benim bunları anlama şeklim, o noktadan sonra bana bulmam gereken eksik puzzle parçasını gösteriyordu.<br />
  İşte bu şekilde zaman içerisinde hem yeni bilgiler ediniyor hemde bu bilgileri kullanarak, kendi görsel, zihinsel düşünce deneylerimi gerçekleştiriyordum.<br />
  İşte madde ve enerji ile ilgili bu sürecin sonunda elde ettiğim sonuç:<br />
<strong><em><span style="color:#0b5394;">      Madde tanımlanamaz.</span></em></strong><br />
<span style="color:black;">  Şimdi bu sonuca varış sürecimi anlatmaya çalışacağım.</span><br />
  Başlangıçta amacım konvansiyonel hareket sistemlerinin yerine (özellikle çekimsiz ve boş uzayda) daha efektif ve etkin bir sistem bulmaktı.<br />
  Var olan hareket sistemleri ve Klasik mekanik kuramları aradığım etkinlikte değildi, Momentum yöntemi büyük bir israftı. En kötü halde ışık hızı ile hareket etmeli ve bunun için minimum enerji harcanmalıydı.<br />
  İşte burada Einstein &#8216;ın Kütle çekim kuramı, Eğri uzay topolojisi ile açıklanan uzay-zaman bükülmesi imdadıma yetişti. Matematiğini Rieman Geometrisinden alan bu yeni yaklaşım kütle çekimi çok güzel açıklıyordu.<br />
  Lise yeni başlamış bir öğrenci olarak en çok bunu açıklamak için kullanılan; bir benzetim (simulasyon) ilgimi çekmişti. (Benzetimler gerçek değildir sadece gerçeğin insanlar tarafından daha kolay anlaşılabilmesi amacıyla uydurulurlar.)<br />
 Bu benzetimde; gergin bir çarşaf üzerine (bu bir tramplen bezi olabilir) ağır bir cisim koyuluyor. Bu örneğin dünya olarak tasvir ediliyor, daha sonra küçük bir cisim bu gergin çarşafın bir kenarına yavaşça bırakılıyor.<br />
Öğrenciler bu deneyde küçük cismin ağır cisme doğru hareket ettiğini görerek aslında bunu sağlayanın yerçekimi değil, çarşafın eğriliği olduğunu gösteriliyordu.<br />
  (Benzetimde aslında eğriliğin sebebide yerçekimidir. Ama bu gözardı edilir.)<br />
 İşte bu benzetim bende yeni fikirler oraya çıkardı tabii deneylerim düşünce deneyi olduğundan normalde imkansız olan şeyleride deneyebiliyordum. <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
 Ben uzay-zamanı betimleyen bu çarşafın (tramplen bezini) bağlı bulunduğu kenarlardan birini söktüm,<br />
 (Tabii ki gerçekte değil çünkü ceza alabilirdim) ve bulunduğu seviyeden yukarıya doğru kaldırdım. Evet çok ilginç bir şey oldu çarşafın alanını 1 dönüm düşünürsek, daha önce ağır cisim (dünya) artık bulunduğu yerde değildi çarşafı kaldırdığım noktadan daha ileriye hareket etmişti. Üstelik çarşafı kaldırdığım yüksekliğe bağlı olarak belirli bir mesafe katetmişti. Eski yerinde çarşaf artık düzdü, ama daha önce düz olan yeni yeri artık bir eğri idi. Ve öğretmen artık deneyi bu yeni eğriliğin başlangıç noktasında yapmak zorundaydı.<br />
  Benim matematiğim pek iyi değildir, ama bu şekillerin matematiksel denklemlerini bulup bunlar üzerinden bir hareket denklemi çıkarmak zorunda hissettim.<br />
  Lise derslerinde doğru, parabol, hiperbol, düzlem, eğri, limit, türev, integral konularını görüyorduk<br />
  (Şimdi görülüyor mu bilmiyorum)<br />
 Görsel olarak bu çarşafı bir şeye benzetemedim önceleri, her noktasından baktım en sonuda yatay düzlemden baktığımda doğru ve parabole çok benzediklerini gördüm<br />
 Öyleyse, bu iki şekil üzerinde yoğunlaşıp, matematiksel denklemlerini yazdım.<br />
    <span style="color:#0b5394;">DOĞRU     : y = mx + n</span><br />
<span style="color:#0b5394;">    PARABOL : y = Ax^2 + Bx + C</span><br />
işte bu denklemler, ayrıca türev ve integral işlemleri yapmış olduğum yaramazlığın matematiksel açıklamasını<br />
bir anda ortaya çıkardı. Ben tramplen bezini kenardan söküp yukarı kaldırdığımda aslında ağır madde (dünya) bulunduğu noktadaki parabol denkleminin türevini alarak o noktayı doğru (düzlem), daha önceki düzlem (doğru) olan noktanın parabol (çukur) olmasını sağlamıştım.</p>
<p>   Öyleyse artık bir genelleme yapabilirdim,<br />
   Hareket ; Hareketli cismin hareket yönünde uzay-zaman &#8216;ın &#8220;integral&#8221;&#8216;inin ; aksi yönde ise, uzay-zaman &#8216;ın &#8220;türev&#8221; &#8216;inin alınması ile mümkün oluyordu.</p>
<p>   Peki bunu ispatlayabilir miydim acaba ?  Çünkü ispatlayamazsam bu sadece benim hayal ürünüm olurdu.<br />
   Bunun için gözlem yapmalıydım.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İşte dehalar, nerede okullar… ]]></title>
<link>http://sadoglu.wordpress.com/2009/10/21/iste-dehalar-nerede-okullar%e2%80%a6/</link>
<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 10:55:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>sadoglu</dc:creator>
<guid>http://sadoglu.wordpress.com/2009/10/21/iste-dehalar-nerede-okullar%e2%80%a6/</guid>
<description><![CDATA[Yazıma başlamadan önce; fevkalade önem arz eden ve aç gözlü fırsatçıların üste çıkamak maksadıyla bi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Yazıma başlamadan önce; fevkalade önem arz eden ve aç gözlü fırsatçıların üste çıkamak maksadıyla bi]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fizik süper ama sesi..  ]]></title>
<link>http://chatodalari.wordpress.com/2009/10/20/fizik-super-ama-sesi/</link>
<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 17:00:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>Jexe</dc:creator>
<guid>http://chatodalari.wordpress.com/2009/10/20/fizik-super-ama-sesi/</guid>
<description><![CDATA[Armağan Çağalayan, sahneye çıkıp şarkı söyleyen Hande Ataizi&#8217;ni eleştirdi. Hande Atazi 46’ncı ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img style="margin-right:10px;border:1px solid #d0d0d0;" title="Fizik süper ama sesi.." src="http://www.haber3.com/images/news/fizik-super-ama-sesi-148653.jpg" alt="Fizik süper ama sesi.." align="left" /></p>
<div>
<div style="font:normal normal 700 14px/19px Verdana;margin:10px 0;">Armağan Çağalayan, sahneye çıkıp şarkı söyleyen Hande Ataizi&#8217;ni eleştirdi.</div>
</div>
<p>Hande Atazi 46’ncı Antalya Film Festivali’nin finalinde sahneye çıkıp senfoni orkestrası eşliğinde şarkı söylemişti.</p>
<p>Yaklaşık 10 yıldan bu yana şarkıcı olmak isteyen Hande Ataizi’nin sesi Fox TV’deki ‘Popstar Alaturka’nın kıdemli jüri üyesi Armağan Çağlayan tarafından beğenilmedi.</p>
<p>Armağan Çağlayan “Hande Ataizi’nin görüntüsü müthişti. Onu kulaklarımı tıkayıp izledim. Bizde yarışsaydı benden en fazla 3 puan alırdı” dedi.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İki Ünlü Bilim Adamı "CERN Deneyine Gelecekten Müdahale Ediyorlar" Dedi]]></title>
<link>http://zayzay.wordpress.com/2009/10/18/iki-unlu-bilim-adami-cern-deneyine-gelecekten-mudahale-ediyorlar-dedi/</link>
<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 21:11:42 +0000</pubDate>
<dc:creator>ZAY ZAY</dc:creator>
<guid>http://zayzay.wordpress.com/2009/10/18/iki-unlu-bilim-adami-cern-deneyine-gelecekten-mudahale-ediyorlar-dedi/</guid>
<description><![CDATA[İki fizikçisinin, ortaya attığı bir iddia komplo teorisi meraklılarında büyük heyecan yarattı. Tanrı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;"><strong><img class="alignleft" src="http://www.egitimux.com/UserFiles/Image/CERN_LHC.jpg" alt="" width="199" height="130" />İki fizikçisinin, ortaya attığı bir iddia komplo teorisi meraklılarında büyük heyecan yarattı.</strong><br />
Tanrı parçacığı da denilen Higgs parçacığını bulmak için CERN’de yapılan deneyin karadelik yaratarak zaman tüneli açacağı iddia edilmişti. Şimdi 2 saygın fizikçi bu tünelle deneyin gelecekten sabote edildiğini öne sürdü&#8230; <!--more--><br />
Hakkında en fazla komplo teorisi üretilen konulardan biri olan CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı ile ilgili bugüne kadar bir çok iddia ortaya atıldı. Bir diğer adı “Tanrı parçacığı” olan Higgs parçacığı üretmek için çalıştırılacak olan Hadron’un, dünyayı yutacak bir karadelik yaratacağı, zaman yolculuğuna neden olarak gelecekten insanların gelmesine neden olacağı bunlardan bazılarıydı. Dünyanın merakla beklediği gün, Eylül 2008’di. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, dünyanın gözleri önünde deneyine başladı. Ancak deney, mıknatıslarda gerçekleşen bir arıza nedeniyle durduruldu. 8 milyar dolar harcanan ve 15 yıl süren araştırmalar, ertelendi. Daha sonra CERN’den yapılan açıklamada deneyin Aralık ayında yapılacağı söylendi.</p>
<p style="text-align:justify;">CERN uzmanları, Tanrı parçacığını bulmalarına engel olan arızayı arayadursun, dünyanın en önemli iki fizikçisinin, ortaya attığı bir iddia, bilim dünyasını karıştırdı ve internetteki komplo teorileri sitelerinde büyük heyecan yarattı. Kopenhag’daki Niels Bohr Enstitüsü uzmanı Holger Bech Nielsen ve Kyoto’daki Yukawa Fizik Teorisi Enstitüsü’nden Masao Ninomiya tarafından kaleme alınan iki makalede, Hadron deneyinin gelecekteki bazı insanlar tarafından bilerek sabote edildiği öne sürüldü. Önce fizik sitesi arXiv.org sonra da New York Times gazetesinde yer alan “Büyük Hadron Çarpıştırıcı’na Gelecekten Bir Etki” ve “LHC’nin Üzerindeki Gelecek Etkisi” adlı iki makale yazan uzmanlar, şunları söyledi: “Higgs parçasının elde edilmesi, belki de dünyamız ve doğamız için yıkıcı bir etki yaratacak. Belki de gelecekte yapılan bir etki veya müdahale ile bunun önüne geçiliyor. Tıpkı, dedesine gençliğinde otobüs çarpmasını engellemek için gelecekten gelen bir torun gibi”. Nielsen ve Ninomiya, teorilerine kanıt olarak da 1993’te Higgs parçacığını bulmak için ABD’de yapılan deneyi gösterdi.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong>El Kaide şüphesi</strong></p>
<p style="text-align:justify;">United States Superconducting Supercollider’daki deney de milyarlarca dolar harcandıktan sonra iptal edilmişti. Yazarlar, bilim ne kadar ilerlese de Higgs parçacığı deneylerinin sorunla karşılaşacağını, bunun da gelecekteki müdahaleler yüzünden olduğunu söyledi. İddiaların, bu hafta CERN’de El Kaide bağlantılı bir Fransız araştırmacının bulunmasıyla aynı zamana gelmesi, internetteki komplo teorilerini artırdı.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fizikte Bazı Terimlerin Türkçe Karşılıkları]]></title>
<link>http://fiziktutkusu.wordpress.com/2009/10/17/fizikte-bazi-terimlerin-turkce-karsiliklari/</link>
<pubDate>Sat, 17 Oct 2009 16:52:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>bernauyanik</dc:creator>
<guid>http://fiziktutkusu.wordpress.com/2009/10/17/fizikte-bazi-terimlerin-turkce-karsiliklari/</guid>
<description><![CDATA[Oktay Sinanoğlu&#8217;nun &#8220;Yeni Bilim Ufukları 1&#8243; kitabını okurken bazı fizik terimlerin]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Oktay Sinanoğlu&#8217;nun &#8220;Yeni Bilim Ufukları 1&#8243; kitabını okurken bazı fizik terimlerinin Türkçesi dikkatimi çekti. Bunları paylaşmak istiyorum:</p>
<p>Nicem &#8212;&#8211;&#62; Kuantum</p>
<p>(Kuatum, miktar anlamına gelen latince bir kelimedir)</p>
<p>Nicem Düzeneği &#8212;&#8211;&#62; Kuantum Mekanik</p>
<p>Sayıtım Düzeneği &#8212;&#8211;&#62; İstatistik Mekanik</p>
<p>Yüksek Erke Fiziği &#8212;&#8211;&#62; Yüksek Enerji Fiziği</p>
<p>Isıldevinge &#8212;&#8211;&#62; Termodinamik</p>
<p>Dağı &#8212;&#8211;&#62; Entropi</p>
<p>Devingen Bakışıklık &#8212;&#8211;&#62; Dinamik Simetri</p>
<p>Biril Öbekler &#8212;&#8211;&#62; Üniter Gruplar</p>
<p>Ortacık &#8212;&#8211;&#62; Meson</p>
<p>Ağırcık &#8212;&#8211;&#62; Baryon</p>
<p>Eksicik &#8212;&#8211;&#62; Elektron</p>
<p>Geçirgeç &#8212;&#8211;&#62; Transistör</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sesle bardak kırma !]]></title>
<link>http://bybart.wordpress.com/2009/10/13/sesle-bardak-kirma/</link>
<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 12:34:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>bybart</dc:creator>
<guid>http://bybart.wordpress.com/2009/10/13/sesle-bardak-kirma/</guid>
<description><![CDATA[Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenor Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Re]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignnone" title="su bardağı" src="http://img403.imageshack.us/img403/5553/wwwmanzarabebirbardakdo.jpg" alt="" width="180" height="225" /></p>
<p><strong>Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür.<br />
Hatta ünlü tenor Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Rezonansını<br />
tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki<br />
öyleyse, nedir bu rezonans? </strong></p>
<p><strong>Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst<br />
noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak<br />
salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her<br />
seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır. </strong></p>
<p><strong>Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak<br />
sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet<br />
uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.</strong></p>
<p><strong>Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır.<br />
Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet<br />
uygularsanız rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir. </strong></p>
<p><strong>Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta<br />
bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii<br />
frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir<br />
şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya<br />
kırılabilir. </strong></p>
<p><strong>İnsanlar günlük yaşamlarında pek fark etmemelerine rağmen rezonans olayı,<br />
otomobilden, <span style="border-bottom:3px double #ff0000;font-weight:bold;line-height:1.7;color:#ff0000;">köprü</span> dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan<br />
biridir. Hala bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının<br />
frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye,<br />
köprülerden <span style="border-bottom:3px double #ff0000;font-weight:bold;line-height:1.7;color:#ff0000;">uygun</span> adım yürüyüşle geçmezler. </strong></p>
<p><strong>Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa<br />
gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler<br />
araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir<br />
sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.</strong></p>
<p><strong>Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon<br />
dalgalarını ararken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınızın frekansı ile<br />
birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istasyonu işitmeye<br />
başlarsınız.</strong></p>
<p><strong>daha fazlası <a title="televizyon" href="http://www.forumover.com">www.forumover.com</a><br />
</strong></p>
<div id="_mcePaste" style="overflow:hidden;position:absolute;left:-10000px;top:587px;width:1px;height:1px;"><ins><ins></ins></ins></p>
<h1>Sesle bardak kırma !</h1>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ders notları için...]]></title>
<link>http://gizemuzik.wordpress.com/2009/10/08/ders-notlari-icin/</link>
<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 09:17:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>Gizem</dc:creator>
<guid>http://gizemuzik.wordpress.com/2009/10/08/ders-notlari-icin/</guid>
<description><![CDATA[fizik, kimya,matematik ve biyoloji öğretmenlerine yardımcı olacak ders notları, flash oyunlar,sunuml]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>fizik, kimya,matematik ve biyoloji öğretmenlerine yardımcı olacak ders notları, flash oyunlar,sunumlar çok yakında burada&#8230; <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[2009 Nobel Fizik Ödülü]]></title>
<link>http://aydinbircan.wordpress.com/2009/10/06/2009-nobel-fizik-odulu/</link>
<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 12:25:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>Aydın Bircan</dc:creator>
<guid>http://aydinbircan.wordpress.com/2009/10/06/2009-nobel-fizik-odulu/</guid>
<description><![CDATA[2009 yılında, ışığın fiber optik içinde aktarılması ve yarı iletken devre görüntülemesi* alanındaki ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://img14.imageshack.us/img14/8549/filee1074c.jpg"><img class="alignleft" title="nobel ödülü" src="http://img14.imageshack.us/img14/8549/filee1074c.jpg" alt="" width="292" height="292" /></a>2009 yılında, ışığın <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=fiber+optik" target="_blank">fiber optik</a> içinde aktarılması ve <a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=yar%c4%b1+iletken" target="_blank">yarı iletken</a> devre görüntülemesi<sup><a title="(bkz: ccd)" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=ccd" target="_blank">*</a></sup> alanındaki çığır açıcı çalışmaları sebebiyle amerikalı charles k. kao, willard s. boyle ve george e. smith tarafından paylaşılan bilim dünyasının en prestijli ödülü.</p>
<p><a href="http://nobelprize.org/nobel_prizes/physics/laureates/2009/" target="_blank">Daha fazlası için</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yılın Nobel zamanları]]></title>
<link>http://aklimizvebeynimiz.wordpress.com/2009/10/06/yilin-nobel-zamanlari/</link>
<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 04:31:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>Can Ender Gökçe</dc:creator>
<guid>http://aklimizvebeynimiz.wordpress.com/2009/10/06/yilin-nobel-zamanlari/</guid>
<description><![CDATA[Nobel Madalyası Altı dalda verilen Nobel Ödülü madalyalarının bir yüzü birbiriyle aynı, yukarıdaki g]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="attachment_170" class="wp-caption aligncenter" style="width: 506px"><img class="size-full wp-image-170" title="Nobel Ödülü" src="http://aklimizvebeynimiz.wordpress.com/files/2009/10/nobel-odulu.jpg" alt="Nobel Madalyası" width="496" height="492" /><p class="wp-caption-text">Nobel Madalyası</p></div>
<p style="text-align:left;"><em>Altı dalda verilen Nobel Ödülü madalyalarının bir yüzü birbiriyle aynı, yukarıdaki gibi. Diğer yüzleri ise farklı, sadece fizik ve kimya dallarında verilen ödüllerin diğer yüzleri birbiriyle aynı. Onların diğer yüzünde ne olduğunu öğrenmek için </em><a title="Nobel Ödülleri hakkında bilmediğiniz 10 gerçek" href="http://aklimizvebeynimiz.wordpress.com/2009/10/02/nobel-odulleri-hakkinda-bilmediginiz-10-gercek/" target="_blank"><em>Nobel ödülleri hakkındaki bilmediğiniz 10 gerçek</em></a><em> adlı daha yeni yazdığım yazıya göz atabilirsiniz.</em></p>
<p style="text-align:left;">Bildiğiniz (ya da az sonra öğreneceğiniz) üzere, her yıl Ekim&#8217;in ilk haftas ı Nobel ödülleri veriliyor, tüm hafta boyunca çeşitli dallardaki Nobel ödüllerini kazananlar açıklanıyor. Önemli bir hafta, çünkü her ne kadar bizi pek ilgilendirmese de, yeni keşiflerin ve bilimsel gelişmelerin dünya çapında saygınlığı olan bu ödülle şereflendirildiği bu hafta içerisinde, normalde pek insan içine çıkmayan bilim adamları uluslararası pop starı haline dönüşüveriyorlar (mecburen)!</p>
<p style="text-align:left;">Altı dalda verilen ödüllerin ilki dün &#8220;tıp ve fizyoloji&#8221; alanında verildi bile. Haftanın geri kalanında da diğer ödüller verilecek. Hafta boyunca ve ertesinde, bu sene ödülleri kazananlar bizim yapamadığımız neleri yapmış da almış, onu inceleyip anlamaya çalışacağız.</p>
<p style="text-align:left;"><a href="http://nobelprize.org/nobel_prizes/medicine/laureates/2009/" target="_blank">2009 yılında tıp alanında Nobel ödülü</a> üç Amerikalı&#8217;ya gitti. Aslında Amerikalı dediğime bakmayın, ikisi aslen göçmen bunların. İsimleri ise Elizabeth Blackburn, Carol Greider ve Jack Szostak. Lafı daha sonra uzatmak sözüyle,  şu ilginç noktayı da söylemeden bitirmeyeyim: Ödülün tarihi boyunca daha önce sadece 10 kadının fizik, kimya veya tıp alanlarında Nobel aldığını hatırlayınca, bu sene iki kadının birden kazanması bile benim için heyecan verici.</p>
<p style="text-align:left;">Afferim onlara!</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nobel ödülleri hakkında bilmediğiniz 10 gerçek]]></title>
<link>http://aklimizvebeynimiz.wordpress.com/2009/10/02/nobel-odulleri-hakkinda-bilmediginiz-10-gercek/</link>
<pubDate>Fri, 02 Oct 2009 11:21:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>Can Ender Gökçe</dc:creator>
<guid>http://aklimizvebeynimiz.wordpress.com/2009/10/02/nobel-odulleri-hakkinda-bilmediginiz-10-gercek/</guid>
<description><![CDATA[Söz verdiğim gibi, &#8220;Bilmediğiniz 10 Gerçek&#8221; kategorisi ile, zaman zaman aralara serpişti]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Söz verdiğim gibi, <a title="Bilmediğiniz on tane acayiplik işte" href="http://aklimizvebeynimiz.wordpress.com/category/bilmediginiz-10-gercek/" target="_blank">&#8220;Bilmediğiniz 10 Gerçek&#8221; </a> kategorisi ile, zaman zaman aralara serpiştirdiğim hafif eğlenceli yazılara devam ediyorum. Ama herhangi bir konu hakkında, &#8221; biz bunu biliyorduk ki zaten!&#8221; diye yorum yapmak yok, unutmayın ki siz herkes değilsiniz.</p>
<p>Amacım, çoğunluk tarafından bu sitenin kapsamına giren konular hakkında farkında olunmadığı kanaatinde olduğum onar tane biraz komik, biraz eğlenceli ve becerebilirsem biraz da şaşırtıcı bilgiler verebilmek. Başka şey değil.</p>
<p>Şimdi gelelim <a href="http://nobelprize.org/" target="_blank">Nobel ödüllerinin</a> faydalarına:</p>
<p><strong>1.</strong> Dinamiti bulan bir İsveçli olan <a href="http://nobelprize.org/alfred_nobel/" target="_blank">Alfred Nobel</a> hayatının sonraki döneminde buluşundan o denli pişman olmuştu ki, vasiyetinde belirttiği ve <a href="http://nobelprize.org/alfred_nobel/will/short_testamente.html" target="_blank">kendi seçtiği beş alanda</a> &#8221; bir önceki yıl içerisinde insanlığa en önemli katkıları gerçekleştiren kişilere&#8221; verilecek bir ödülün temellerini atmaya karar verdi. Anlaşılan o ki, insanlığa borcunu bir şekilde ödemeye çalışıyordu. (Tamam, ilk madde olduğu için biraz hafif başladım ve çoğunuz bunu biliyordunuz, ama daha neler geleceğini bilmiyorsunuz)</p>
<p><strong>2.</strong> Alfred Nobel&#8217;in ödül fikrinin kafasında gelişmesinde muhtemelen bir Fransız gazetesinin kendisinin ölümünden önce yanlışlıkla bastığı, ölümünden sonra yayınlanmak üzere hazırlanmış olan bir makale yol açtı. Bu yazıda kendisinden &#8220;<strong>ölüm taciri</strong>&#8221; şeklinde bahsedildiğini gören Nobel&#8217;in içinde birşeylerin cız ettiğini ileri sürmek herhalde çok da yanlış olmayacaktır. (Nasıl, bunu bileniniz var mıydı?:)</p>
<p><strong>3.</strong> Vasiyet açıklandığı zaman büyük gürültü koptu. Hatta, zamanın <a href="http://no.kingoscar.com/" target="_blank">İsveç Kralı Oscar</a>, Nobel&#8217;in yeğeni Emanuel&#8217;e amcasını şikayet dahi etti ve aile önce Nobel&#8217;in büyük mal varlığının böyle bir ödül için kurulacak vakfa devredilmesini engellemeye çalıştı. Kral, Emmanuel&#8217;e şöyle yazmıştı: &#8220;Amcanın bazı uçuk fikirleri uğruna, kardeşlerinin ve diğer akrabalarının haklarının ellerinden alınmasının önüne geçmek (malum, miras meseleleri) senin için neredeyse kaçınılmaz bir görev haline geldi.&#8221;</p>
<p>Gerçekten de, aile önce vasiyetnameyi kabul etmedi.</p>
<p><strong>4.</strong> Nobel&#8217;e aday gösterilenlerin hiçbir zaman açıklanmadığını ve tüm kayıtların elli sene boyunca mühürlü kaldıklarını biliyor muydunuz?</p>
<p>Eğer aklınıza tahmin ettiğim fikir düştüyse, hemen haber vereyim: Kendi kendini aday gösterenler otomatik olarak baştan eleniyor:)</p>
<p><strong>5.</strong> Fizik, kimya, fizyoloji veya tıp alanlarında bugüne dek verilen toplam 508 ödülün sadece 11 tanesini kadınlar almış durumda. Üstelik, bu 11 ödülün ikisini Marie Curie (fizik ve kimya dallarında) tek başına aldı. Buna kızının 1935&#8242;te aldığı kimya dalındaki ödülünü de eklersek, Curie ailesinin kadınları 11 ödülün 3&#8242;ünü almaları gibi çarpıcı bir gerçekle karşılaşıyoruz.</p>
<p><strong>6.</strong> Yukarıdakiyle tam tezat oluşturan bir acayiplik: Fizik ve kimya dallarında verilen madalyaların bir yüzünü göğüsleri açıkta bir kadın figürü süslüyor. Hem ödül verme, hem de dalga geç! Olacak iş değil yani.</p>
<p><strong>7.</strong> Nobel ödüllerinde Curie&#8217;nın dışında iki ayrı kategoride ödül alan sadece bir kişi var: <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Linus_Pauling" target="_blank">Linus Pauling</a>. 1954&#8242;te kimya dalında ödülü alan Pauling, 1962&#8242;de ise nükleer silahlar testlerine karşı yaptıkları çalışmalar nedeniyle Nobel barış ödülünü kazanmıştı.</p>
<p><strong>8. </strong>Ama bir adam, herşeyi beceremez tabii. Pauling &#8220;üçlüğü&#8221;, DNA konusunda yaptığı çalışmalar yüzünden kaçırdı. Zira,  DNA&#8217;in üçlü bir helix oluşturduğu sonucuna ulaşmıştı. DNA&#8217;nın gerçek yapısını daha sonra ortaya koyan ve ikili helix yapısını açıklayan üç kişi ise bu buluşları ile 1962&#8242;te Nobel&#8217;i kaptı. Bu genç bilim adamlarının isimleri, James Watson, Francis Frick ve Maurice Wilkins idi. Bu adamlardan en popüleri olan James Watson&#8217;un bu derecede yetkin bir bilim adamı olması, daha sonra onun ırkçılık dolu açıklamaları başını <a href="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/423565.asp" target="_blank">oldukça büyük dertlere sokmasına</a> engel olamadı.</p>
<p><strong>9.</strong> 1949 yılında tıp alanında Nobel ödülü, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Lobotomy" target="_blank">lobotomy</a>&#8216;yi ilk kullanan doktor olan António Egas Moniz&#8217;e verildi. Lobotomy operasyonu günümüzde oldukça şüpheyle yaklaşılan ve ancak çok özel durumlarda kullanılan bir ameliyat çeşididir.</p>
<p>Moniz, ödülü aldıktan kısa bir süre sonra, kendisine oldukça kızgın bir hastası tarafından vuruldu ve hayatının geri kalanını felçli olarak devam ettirmek durumunda kaldı ve daha sonra keşfettiği bu yeni tedavi yöntemi itibarını büyük ölçüde kaybetti.</p>
<p><strong>10.</strong> İnsanlığa büyük katkıları olduğu dünya çapında sonradan kabul gören pek çok saygın kişinin Nobel ödülü almamış olması ilginç bir durum oluşturuyor.  Örneğin, bugün doğum günü olması hasebiyle anma fırsatını bulmaktan sevinç duyduğum <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mohandas_Karam%C3%A7and_Gandi" target="_blank">Gandhi </a> Nobel Ödülü&#8217;nü hiç kazanamadı. Nobel Barış ödülü için aday gösterildiği ve anlatılanlara göre, kazanma olasılığının oldukça yüksek olduğu sene, uğradığı suikast ile öldürüldü (1948).</p>
<p><em>Kaynak: Discovery Magazine ve kendi kitaplığımdan çeşitli kaynaklar</em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
