<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>gercek-hayat &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/gercek-hayat/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "gercek-hayat"</description>
	<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 04:26:35 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Yandaş "Muhafazakar" Medya]]></title>
<link>http://tersyuz.wordpress.com/2009/09/07/yandas-muhafazakar-medya/</link>
<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 18:40:52 +0000</pubDate>
<dc:creator>SAK</dc:creator>
<guid>http://tersyuz.wordpress.com/2009/09/07/yandas-muhafazakar-medya/</guid>
<description><![CDATA[İslami medya,islami gazete,islami televizyon vs.gibi söylemleri doğru bulmadığım için &#8220;islami]]></description>
<content:encoded><![CDATA[İslami medya,islami gazete,islami televizyon vs.gibi söylemleri doğru bulmadığım için &#8220;islami]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Paşa Gönlüm Bilir]]></title>
<link>http://tugayuzumcu.wordpress.com/2009/08/26/pasa-gonlumun-bilir/</link>
<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 21:53:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>tugayuzumcu</dc:creator>
<guid>http://tugayuzumcu.wordpress.com/2009/08/26/pasa-gonlumun-bilir/</guid>
<description><![CDATA[Nedir bu çekişmeler, senelerdir bitmeyeni,bitirmek istenmeyenlerin, daraltıdığı yaşantıyı ,toplumlar]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="size-full wp-image-218 aligncenter" title="pasa-gonlum-bilir" src="http://tugayuzumcu.wordpress.com/files/2009/08/pasa-gonlum-bilir.jpg" alt="pasa-gonlum-bilir" width="463" height="254" /></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Nedir bu çekişmeler, senelerdir bitmeyeni,bitirmek istenmeyenlerin, daraltıdığı yaşantıyı ,toplumlara ve görüşlere bağlı yargı,üstüne yargı mumu dikilen,ders verircesine konuşmalardan,bilmişlik abidesi insanlardan uzak eğlerim artık kendimi.</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Bilirim,bilmişliklerin içerisinden bir kanat çırpar yüreğim, Dikilirim ,ol dediklerinde olumsuzlukların ardına gizlenen namkör ve hayin ruhların arasından sıyrılırım elbet.</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Gönlün bilir kardeş, diyerek satışa getirenlerin kılını bile kımıldatmayan cüsselerinden ve ardıma bakmadan ,sözlerimi yormadan,ağır ,ağır paşa gönlümün bildiği gibi sevgi ve saygının yakasına yapışırım elbet.</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Dön çare ,Dön bana, eğle kalbimi hayat-ı aza ,yarat beni baştan ,ruhumu kaldır bir kadeh şarap gibi ,hayasız yaşamların rütbesinden, seril benim önüme ve hayal edeyim,varayım artık sana,Paşa gönlümün bildiği gibi ağır, ağır varayım sana&#8230;.</strong><em><strong><img class="alignright size-full wp-image-35" title="tugay-uzumcu-imza" src="http://tugayuzumcu.files.wordpress.com/2009/04/tugay-uzumcu-imza.png?w=246&#038;h=62#38;h=62" alt="tugay-uzumcu-imza" width="246" height="62" /></strong></em></p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;"><strong><br />
</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><br />
</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[sevgili tütün]]></title>
<link>http://ruzigar.wordpress.com/2009/08/02/sevgili-tutun/</link>
<pubDate>Sun, 02 Aug 2009 16:40:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>ruzigar</dc:creator>
<guid>http://ruzigar.wordpress.com/2009/08/02/sevgili-tutun/</guid>
<description><![CDATA[gerçek hayatta (bu haftanın) ali ayçilin elveda tütün yazısını okudunuz mu bilmiyorum. tütünsüz hava]]></description>
<content:encoded><![CDATA[gerçek hayatta (bu haftanın) ali ayçilin elveda tütün yazısını okudunuz mu bilmiyorum. tütünsüz hava]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[En çılgın vaatler bende!]]></title>
<link>http://paradies.wordpress.com/2008/12/13/en-cilgin-vaatler-bende/</link>
<pubDate>Sat, 13 Dec 2008 17:38:52 +0000</pubDate>
<dc:creator>paradies</dc:creator>
<guid>http://paradies.wordpress.com/2008/12/13/en-cilgin-vaatler-bende/</guid>
<description><![CDATA[Seçimler yaklaşırken bir daha hatırlamakda fayda var ;En çılgın vaatler burda buyrun&#8230;.(: Bu se]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Seçimler yaklaşırken bir daha hatırlamakda fayda var ;En çılgın vaatler burda buyrun&#8230;.(:</p>
<p>Bu seçim zamanlarında vatandaş olmak eğlenceli oluyor. Hatta sadece bu zamanlarda eğlenceli oluyor demek de mümkün. Çünkü ülkeyi yönetmeye aday oldukları vehmine kapılan partiler ne istersek vermeye hazır bir halde adeta kapımızın önünde bekliyorlar. Özellikle barajı aşma çırpınması içindeki partilerin elleri çok daha cömert oluyor. Eskinin mandalcıları gibi oyumuza karşılık bize bir sürü şey vaat ediyorlar. Bu seçimin promosyon şampiyonu mazot&#8230; Partilerin kahir ekseriyeti nereden icap ettiyse mazotun fiyatını indirme yarışında&#8230; Neden beyaz peynir, siyah zeytin ya da otomobil lastiği gibi bir şey değil de mazot, belli değil&#8230; Neden daha önceki seçimlerde değildi de şimdi, o da belli değil&#8230; Sanki herkes ucuzlatacak bir şey arıyormuş da bulamıyormuş gibi bir durum yaşanıyor. Sonra aralarından birinin aklına bir şey geliyor, hepsi bir köşesinden yapışıp çekiştiriyorlar sanki. Biri mazotu ucuzlatsa, diğeri domatesi, bir diğeri çamaşır suyunu, en öteki fındıklı çikolatayı&#8230; Nasılsa bir sürü parti var, hayat ucuzlayıp gidiverecek. Ama öyle yapmıyorlar, mazotun kavgasını yapıyorlar. Mazotu ucuzlatma işi en son kimde kalacak belli değil, ama siyasetin ucuzladığı kesin&#8230;<br />
<!--more--><br />
Bu süreçte en fazla şaşırdığım şey, siyasetin hayal gücünün ne kadar yerlerde süründüğü&#8230; Bana sorsalar onlara inanılmaz uçuklukta vaatler bulurum. Hem de onlarca&#8230; Hem de henüz teki bile internete düşmemiş vaatler&#8230; İnanmıyor musunuz? Peki o zaman, bunu siz istediniz:</p>
<p>1.Ne kadar dizi varsa hepsinde fakir oğlan Ağa&#8217;nın kızına kavuşacak, evlenip çoluk çocuğa kavuşacaklar.</p>
<p>2.Şişmanlık kesinlikle moda olacak. O kadar ki tekstilciler tarihteki en büyük kumaş satış rakamlarına ulaşacak.</p>
<p>3.Yabancı futbolcu sayısı serbest olacak, buna karşılık takımlarda en az bir tane de Türk futbolcu bulunacak.</p>
<p>5.Hapşırana “Çok yaşa!” demek kanun marifetiyle zorunlu hale getirilecek, böylece ortalama ömür uzatılacak.</p>
<p>6.Milleti enayi yerine koymak amacı taşıyan fiiller de seçim yasakları kapsamına alınacak.</p>
<p>7.Türkiye&#8217;de bir ikamet adresi ibraz edebilen uzaylılar da UFO&#8217;larını uygun bir yere indirmek suretiyle oylarını kullanabilecek.</p>
<p>8.Okeye dördüncü bulamayanların dördüncü bulmak devletin yükümlülükleri arasına girecek.</p>
<p>9.İçinde Türkçe&#8217;den başka dil kullanılmayan haber ve röportajlara altyazı girilmesi yasaklanacak.</p>
<p>10. Vizyona giren her filme herkesten önce giden ve ani hamlelerle seçtiği kurbanların kulağına filmin sonunu söyleyen yeni tip teşhircilere ağır cezalar verilecek.</p>
<p>Gördüğünüz üzere vaat ettiğim gibi ne zaman istesem boş vaat uydurabiliyorum. Aslında partiler için bulunmaz bir fırsatım. Tam bir fırsatlar adamıyım. Bedava değilsem bile pahalı da değilim. Yardıma hazırım. Yeter ki beni ciddiye alsınlar. Bunu yaparlarsa dişimi sıkar ve ben de onları ciddiye alabilirim.</p>
<p>Ama biliyorum yapmazlar.</p>
<p>Mazota takılıp kaldılar.</p>
<p>Oysa bana takılsalar bu eğlenceli vatandaşlık günlerini doyumsuz hale getirebilirdik.</p>
<p>Parti bile verebilirdik.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sarışın Evliya Gökhan ÖZCAN]]></title>
<link>http://paradies.wordpress.com/2008/12/13/gokhan-ozcan-yazar-sair/</link>
<pubDate>Sat, 13 Dec 2008 17:30:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>paradies</dc:creator>
<guid>http://paradies.wordpress.com/2008/12/13/gokhan-ozcan-yazar-sair/</guid>
<description><![CDATA[GÖKHAN ÖZCAN / Yazar &#8211; Şair (d. 19 Mart 1965, İnegöl) İlk, orta ve lise öğrenimini İnegöl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>GÖKHAN ÖZCAN / Yazar &#8211; Şair (d. 19 Mart 1965, İnegöl)</p>
<p>İlk, orta ve lise öğrenimini İnegöl&#8217;de tamamladı. 1982 yılında Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu&#8217;na kayıt yaptırdı. 1987 yılında bu okulun Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü&#8217;nden mezun oldu. O sırada Zaman gazetesinde çalışıyordu. Daha sonra TRT&#8217;de aralıklı olarak Mimar Sinan, Yayla Yollarında, Yunus Emre ve Kırk Ambar gibi yapımlarda çeşitli görevler aldı.</p>
<p>Panel ve İzlenim dergilerinde çalıştı.<br />
Bir süre memuriyeti denedi, vazgeçti.</p>
<p>Albatros, Birey, İkindi Yazıları, Ârâf, Yeni Dergi, Hece, Kaşgar, Atlılar dergilerinde büyüklere, Mavi Kuş ve Kırmızı Bisiklet dergilerinde çocuklara hikayeler yayınladı.<br />
<!--more--><br />
Hikayelerini 1990 yılında &#8220;Hiçbişey&#8221; ismiyle kitaplaştırdı.<br />
Haftalık çıktığı dönemde Ülke dergisinde yazdı.<br />
&#8220;Havuçlu Pilav Meselesi&#8221; isimli TV filminin senaryosunu ve &#8220;Yitik Zaman Peşinde&#8221; isimli belgeselin metnini kaleme aldı.<br />
Çıktığı tarihten yakın zamana kadar Yeni Şafak gazetesinde &#8216;Ters Köşe&#8217;yi yazıyordu.</p>
<p>Şimdi haftalık olarak yayınlanan Gerçek Hayat dergisinin genel yayın yönetmenlerinden biri. Ayrıca Sipesifik ve Medyakronik&#8217;te düzenli olarak yazıyor.</p>
<p>ESERLERİ</p>
<p>HİÇBİŞEY (Öyküler)/Vadi Yayınları/ I. Baskı 1991 &#8211; II. Baskı 1995 &#8211; III. Baskı 1997<br />
ALTMIŞİKİDEN TAVŞAN (Çocuk Öyküleri)/Kırkambar Yay./ 1997<br />
GÜNLERİN GÖLGELERİ (Denemeler)/Maviyayıncılık/ 1997<br />
RUH YORDAMI (Denemeler)/Vadi Yayınları/ 1997</p>
<p>Kalemini konuşturan sayılı yazarlardan birisi benim için Gökhan Özcan<br />
onun 2007 den bir yazısı ;</p>
<p>Pardon, biraz önce bana evlenme teklifinde bulunan beyefendi siz miydiniz, yanlış adamla evlenmek istemiyorum!</p>
<p>Pardon, tam dört gündür hiç kıpırdamadan bu şezlongda yatıyorsunuz, bir domates kadar kızardığınız halde hiç kıpırdamadınız, böyle devam ederseniz sizi dürtüklemek zorunda kalacağım!</p>
<p>Pardon, sandalyeme raptiye koyduğunuz için size minnettarım, bu sayede üç yıldır bir türlü yetişip alamadığım örümcek ağını tavandan aldım.</p>
<p>Pardon, sağ omzumun yan tarafında kocaman bir sivilce çıktı, penaltıyı sol tarafıma atarsanız çok sevinirim, söz kurtarmayacağım.<br />
<!--more--><br />
Pardon, fotoğraflarda gözlerinizin kırmızı çıkması benim suçum değil, sizin gözleriniz zaten kırmızı!</p>
<p>Pardon, içinizden ne geçtiği gözlerinizden okunuyor, mamafih puntolar biraz küçük!</p>
<p>Pardon, madem bir büyüğü yok gidip birkaç kilo vermeye çalışacağım, elbiseyi benim için saklar mısınız?</p>
<p>Pardon, otobüste kimsenin fazla bileti yokmuş şoför bey, kutuya üç tane naneli çiklet atsam olmaz mı?</p>
<p>Pardon, öndeki iki sırayı basketbol milli takımına satmışsınız, 1.60 boyumla ben bu filmi nasıl izleyeceğim?</p>
<p>Pardon, parmaklarınız piyano çalmaya çok müsait, ama tipiniz hiç piyanist tipi değil, sizi konservatuara alamayız!</p>
<p>Pardon, karikatür çiziyordum, esprim aniden bitiverdi. Gecenin bu saatinde buralarda açık yer bulunmaz, değil mi?</p>
<p>Pardon, az önce bir paket kâğıt mendilim çalındı komiser bey, çalanın eşkâlini veremem, ama sürekli hapşırıyordu!</p>
<p>Pardon, mevsim salatanızı hangi mevsime göre istersiniz efendim, malum küresel ısınma sebebiyle mevsimler yer değiştirip duruyor!</p>
<p>Pardon, kaymağınızın altına ekmek kadayıfı ister miydiniz, yoksa böyle sade iyi mi?</p>
<p>Pardon, az önce sardığınız sarmanın içinde kocaman bir kıl vardı Derya hanım, canlı yayına bağlanıp uyarmak istedim, iyi yayınlar!..</p>
<p>Pardon, balkondan aşağı bakarken birden ağzımdan düşüverdi, buralarda hiç takma diş gören oldu mu acaba?</p>
<p>Pardon, verdiğiniz bu uzak gözlüğü yüzünden her yer gözüme çok uzak görünmeye başladı doktor bey, vallahi hiç yerimden kıpırdayasım gelmiyor!</p>
<p>Pardon, gazeteye çok miktarda satılık kullanılmış çorap teki ilanını siz mi verdiniz? Yeşil üstüne kırmızı çiçekli olanı var mı?</p>
<p>Pardon, sana olan hislerim o kadar güçlü ki Müjgân, kalbim fazla mesai ücreti istese yeri!..</p>
<p>Pardon, biliyorum perde açıldı ama size söylemek zorundayım, Jülyet&#8217;in iksir şişesine yanlışlıkla müshil ilacı koydum galiba, Şekspir&#8217;e çok ayıp olacak vallahi!</p>
<p>Pardon, hemen yanı başınızda tam yedi kere üst üste hapşırdım, bir kere bile &#8220;çok yaşa&#8221; demediniz, bana bir kastınız mı var?</p>
<p>Pardon, bu pantolonun bir paçası diğerinden 15 santim kısa, trend böyleyse lafım yok, ama değilse lütfen düzeltin!</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türkü söyleyene ne denir?]]></title>
<link>http://paradies.wordpress.com/2008/12/12/turku-soyleyene-ne-denir/</link>
<pubDate>Fri, 12 Dec 2008 22:14:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>paradies</dc:creator>
<guid>http://paradies.wordpress.com/2008/12/12/turku-soyleyene-ne-denir/</guid>
<description><![CDATA[Türkü söyleyene ne denir? Bayram günüdür, havayı ağırlaştırmayalım” diyerek rotayı magazine kırıyoru]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Türkü söyleyene ne denir?</p>
<p>Bayram günüdür, havayı ağırlaştırmayalım” diyerek rotayı magazine kırıyorum bugün. İbrahim Tatlıses&#8217;in magazin medyasıyla arasını düzelttiği buluşmada söylediği şu sözlere kayıtsız kalmam mümkün değil çünkü: “Benim hiçbirinizle şahsi sorunum olamaz. Fakat bazı zamanlar kişiliğimi zedeleyen yazılar olabiliyor. Beni bu yazılar rahatsız ediyor. Örneğin Türk Halk Müziği sanatçısı yerine, ünlü türkücü denmesine de çok kızıyorum”</p>
<p>Bu nasıl bir hassasiyettir, anlaması zor. İbrahim Tatlıses kızgınlığını “Ben yıllardır türkü söylemiyorum, ama bana hâlâ türkücü diyorlar” gerekçesiyle ifade etseydi, benim için bu durumu anlamak daha kolay olabilirdi. Çünkü İbrahim Tatlıses yıllardır gerçekten türkü söylemiyor. Hem repertuarında eskisi kadar çok türkü barındırmıyor, hem de söylerse türkü tavrında, türkü tadında, türkü yalınlığında söylemiyor. Türkülere çok da uymayan başka gırtlak oyunlarına, gazino ve konser havasında kimi abartılı ses gösterilerine giriyor. Bu sebepledir ki İbrahim Tatlıses&#8217;in gençlik yıllarındaki temiz türkü performansını zevkle, keyifle dinleyen benim gibi insanlara da artık hiç hitap etmiyor.<br />
<!--more--><br />
Söylediklerine bakılırsa İbrahim Tatlıses, kendisini inşaat işçiliğinden bugünlere taşıyan asıl meziyetinin artık kendisi de farkında değil. Yoksa, radyo günlerinden kalma Türk Halk Müziği gibi soğuk ve tartışılır bir türün sanatçısı olmayı “türkücü” olmaya neden yeğlesin? Neden hiç ait olmadığı bir muhitin diliyle isimlendirmeye bu kadar meraklı olsun? Hem neden “türkücü” diye isimlendirilmek kızılacak bir şey olsun? Türküler bu toprağın en büyük zenginliklerinden biri değil mi? Yıllarca yurt içinde-yurt dışında büyüklü küçüklü pek çok mekânda “türkü”sünü söyleyen ve “türkücü” diye anılmaktan hiç gocunmayan büyük sanatçı Neşet Ertaş&#8217;ın neden böyle bir kompleksi olmadığını hiç düşündü mü İbrahim Tatlıses? Neden dün kendisiyle dalga geçenlere “Urfa&#8217;da Oxford vardı da biz mi okumadık!” diyebilmişken, bugün Türk Halk Müziği sanatçısı olarak anılmak gibi bir komplekse kapılıyor. Türkiye&#8217;de icra edilen müziği Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği, Türk Hafif Müziği diye anlamsızca tasnif eden kafa yapısı yavaş yavaş tedavülden kalkarken hem de&#8230;</p>
<p>Alaturkayı çok sevmeme rağmen müziğimizin sanatla ilişkisinin sadece alaturka ile sınırlı olduğuna elbette inanmıyorum. Ne yani bu ülkede çalınıp söylenen diğer müzik türleri “sanat”tan sayılmıyor mu? Türlerden biri Halk Müziği ise diğer müzik türleri kimin müziği? Hem “hafif müzik” ne demek? Hafife alınması gereken müzik mi? Bu hafifiyse bunun bir de ağırı mı var? Ben böyle yaftalanan müzik türünde de hiç hafife alınmaması gereken yüzlerce eser biliyorum? Bu saçma sapan soruları çoğaltmak mümkün? Çünkü bu tasnif saçma! Hepimiz biliyoruz, Türkiye&#8217;nin kültürel tarihinin böyle pek çok gülünesi dipnotu var.</p>
<p>İyi bir türkücü olarak bu halkın gözünde taht kuran, sonra piyasa gelgitleri içinde boğuşmaktan içindeki türkü sesini (neredeyse) kaybeden bir sanatçı, bugün ani bir dönüşle mahiyetini çok da bilmediği bir tartışmanın nesnesi olmaya heves ediyor. Şaşılacak şey!</p>
<p>Gökhan Özcan / Yenişafak</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ Nice yıllara Gerçek Hayat...]]></title>
<link>http://paradies.wordpress.com/2008/10/27/nice-yillara-gercek-hayat/</link>
<pubDate>Mon, 27 Oct 2008 19:19:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>paradies</dc:creator>
<guid>http://paradies.wordpress.com/2008/10/27/nice-yillara-gercek-hayat/</guid>
<description><![CDATA[İslami camianın haftalık haber dergisi Gerçek Hayat, 418. sayısının çıktığı bu hafta sekiz yaşını do]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img src="http://www.gercekhayat.com/images/418kapak.jpg" alt="ger" /></p>
<p>İslami camianın haftalık haber dergisi Gerçek Hayat, 418. sayısının çıktığı bu hafta sekiz yaşını doldurdu. Dergi, özel dosya ve röportajlarıyla okuyucusuna sesleniyor&#8230;</p>
<p>8 yıl önce birkaç idealist gazetecinin bir araya gelmesi ile çıkmaya başlayan Gerçek Hayat Dergisi bu hafta 9 yaşına girdi. Derginin en dikkat yönü ise yazar kadrosu&#8230;</p>
<p>Muhalif çizgisiyle dikkat çeken Gerçek Hayat, Sekiz yıl önce Levent Gültekin, Hakan Albayrak ve Gökhan Özcan öncülüğünde kurulan Gerçek Hayat Dergisi, cesur çıkışları ve sözünü sakınmayan tavrı ve etkili kapakları ile adından söz ettiren ve sekiz yıldır hiç ara vermeden çıkışını sürdürüyor.<!--more--></p>
<p>8 yaşını bitirip 9&#8242;una giren Gerçek Hayat Dergisi, doğum gününü kutladığı bu sayısında, geçen hafta Diyarbakır&#8217;da meydana gelen olaylardan sonra gözlerin çevrildiği bölgeyi ele alan ve Kürt sorunu üzerine kafa yoran kapağı ile çıktı.</p>
<p>Dergi, bugün, Yazı işleri müdürü Faruk Yücel&#8217;in yönetiminde Ümmühan Atak ve Gülcan Tezcan&#8217;ın özel dosyalarıyla çıkıyor. Fatih Mutlu ve Adem Özköse gibi yazarların çarpıcı çalışmaları da dergide yer alıyor&#8230;</p>
<p>Geçmişte, İsmet Özel, Gökhan Özcan, Murat Menteş, İbrahim Kiras, Murat Zelan, Cihan Aktaş, Ahmet Hakan Coşkun (Ahmet Arsan müstearıyla), Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Yıldız Ramazanoğlu, Ali Gümüş, Nuray Mert, Fatih Okumuş, Halime Kökçe, İbrahim Paşalı, Selahattin Yusuf, Ahmet Çiğdem ve Ulvi Alacakaptan&#8217;ın düzenli olarak yazdığı derginin şu andaki yazar kadrosu da bir hayli geniş.</p>
<p>Derginin yazar kadrosunda, alanında uzmanlaşmış, yazıları dikkatle takip edilen şu isimler var; Sibel Eraslan, Mustafa Özcan, Mine Sota, Hakan Albayrak, İhsan Eliaçık, Bekir Fuat, Asım Gültekin, Nihat Nasır, Gültekin Avcı, Neşe Kutlutaş, Yusuf Armağan ve Ahmet Zeki Gayberi&#8230;</p>
<p>Türker Saltabaş&#8217;ın sahibi olduğu derginin Genel Yayın Yönetmenliğini Ali Adakoğlu, Yazıişleri Müdürlüğünü Ömer Faruk Yücel, Yayın Danışmanlığını ise Suavi Kemal Yazgıç yapıyor.</p>
<p>Timetürk olarak Gerçek Hayat dergisi&#8217;ne yayın hayatında uzun yıllar diliyoruz&#8230;</p>
<p>kyn:www.timetürk.com</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mizah dergileri ne kadar muhalif?]]></title>
<link>http://cizer.wordpress.com/2008/08/26/mizah-dergileri-ne-kadar-muhalif/</link>
<pubDate>Tue, 26 Aug 2008 20:09:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>cizer</dc:creator>
<guid>http://cizer.wordpress.com/2008/08/26/mizah-dergileri-ne-kadar-muhalif/</guid>
<description><![CDATA[Timeturk.com Muhalefet partisinin yapamadığını mizah dergilerinin yaptığı söylenir. Ancak &#8220;AK ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p class="MsoNormal c1"><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/18496.jpg" alt="" width="300" height="384" /></p>
<p><a title="Haber" href="http://www.timeturk.com" target="_blank">Timeturk.com </a><br />
Muhalefet partisinin yapamadığını mizah dergilerinin yaptığı söylenir. Ancak &#8220;AK Parti davası&#8221;nda mizah dergileri sınıfta kaldı. İşte Türk mizah dergilerinin içler acısı hali&#8230;</p>
<p class="MsoNormal c1">Mizah ve muhalefet ilişkisi çok vurgulanır. Hatta Türkiye’de muhalefet partisinin yapamadığı muhalif çizginin haftalık mizah dergileri marifetiyle doldurulduğu söylenir. Acaba öyle mi? Mesela “AK Parti davası”nın neticesi üç mizah dergisinin de pek de özgürlükçü bir söylemden hareket etmediğini ortaya koymuş oldu.</p>
<p><!--more--></p>
<p class="MsoNormal c1"><strong>Suavi Kemal Yazgıç / Gerçek Hayat dergisi</strong></p>
<p class="MsoNormal c1">İlk mizah dergimiz 24 Kasım 1870 tarihinde Teodor Kasap tarafından çıkartılan “Diyojen”di. O zamandan beri mizah “muhalif” bir damar olarak siyasetle irtibatlarını kurdu. Ancak bu irtibatın ne derece “sahih” olduğu hep tartışma konusu oldu. Günümüzde en çok satan üç mizah dergisi olan Leman, Penguen ve Uykusuz dergilerine bakınca, şimdiye kadar çıkan dergilerin sahip olduğu handikaplardan azade olmadıkları ayan, beyan ortada. Nedir bu handikaplar? Gelin biraz yakından bakalım…</p>
<p class="MsoNormal c1">Öncelikle mizah dergilerinin “muhalefet”lerinin hedefi sorunlu. İktidara değil hükümete muhalefet etmeyi yeterli görüyor bu dergiler. Aradaki farkı bu mizah dergilerinin “28 Şubat”, “27 Nisan e bildirisi”, “Ergenekon” gibi derin olayları “görmezden gelme kapasitesinin” yüksekliğine bakarak anlayabiliriz. Leman Dergisi’nde “haftanın laleleri” arasında darbekârlar hiç yer almadı. Başörtüsü yasakçıları arasında mizahçıların da mümtaz bir yeri var. Mesela “türban” lafzını kullanmaları bile “yasakçıların” lügatini benimsediklerinin bir göstergeden başka ne ki? Cumhurbaşkanı Abduulah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül’ün “tavşan kız” gibi karikatürize edilmesinin bir benzeri “yasakçılar” için hiç düşünülmedi. Acaba karikatürize edilmesinin teklifi bile yasak olan mümtaz şahsiyetler listesi var da biz mi habersiziz. <span class="c2"> </span>Buna karşılık mesela <strong><span class="c3">Leman</span></strong> dergisinde yer alan bir kapakta, ultrasonda kız çocuğu dünyaya getireceğini öğrenen bir annenin <strong><span class="c3">“Kız mı? Böyle türbanlı kapalı bir Türkiye’ye kız getirmek istemiyorum Turgut!..</span>”</strong> demesi ön plana çıkıyor. Anne adayını eşi, <strong><span class="c3">“Müsterih ol, laikliği delemezler sevgilim!..”</span></strong> diye teselli ediyor. Böylece “yasakçılara” mazot taşıyan bir “espri” ile mizah muhalefet ilişkisi hükümeti vurmak adına iktidar lehine zedelenmiş oluyor.</p>
<p class="MsoNormal c1"><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/18490.jpg" alt="" width="300" height="366" /></p>
<h2 class="MsoNormal c1"><strong>NETLİK AYARI BOZUK</strong></h2>
<p class="MsoNormal c1">Sahi Susurluk kazasıyla ilgili çokça yayın yapan ve hatta bu konuda bir kitap bile yayınlayan Leman Dergisi’nin iş Ergenekon’a gelince “sükut” etmesi ve bunun sebebi sorulunca ‘Biraz daha bir şeylerin ortaya çıkmasını bekliyoruz.&#8217; demesi manidar değil mi? demek ki konuyla ilgili yaşanan “enformasyon bombardımanı” bile yetersiz kalmış. Uykusuz dergisi yazı işleri müdürü Uğur Gürsoy ise benzer bir söylemle ‘Biz her şey netleşsin istiyoruz, konunun Meclis gündeminde tartışılmasını bekliyoruz.&#8217; diyor. Bu mantıkla yaklaşınca mizah dergileri “eleştiri oklarını” hangi konuya çevirebilirler ki? Başka hiçbir konuda “netlik” aramayan bir mizahçının “netlik” ayarları bana problemli görünüyor.<span class="c2"> </span> <span class="c2"> </span></p>
<p class="MsoNormal c1">Günlük hayatları ve popüler kültürle ilgili olarak “deha örneği” espriler yapan bu insanların iş politikaya gelince Cemal Nadir Güler’den beri aynı klişeleri bayatlatması çok hazin. Yoksulluğun o günlere göre çok derinleştiği, gelir dağılımı uçurumunun akıl almaz boyutlara ulaştığı Türkiye’de hâlâ aynı “esprilerin” ısıtılıp ısıtılıp dergilere “kakalandığı” ve sığlığın rekor kırdığını görmek hiç de mutluluk verici değil.<span class="c2"> </span></p>
<p class="MsoNormal c1"><span class="c2"><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/18491.jpg" alt="" width="300" height="363" /></span></p>
<h2 class="MsoNormal c1"><strong>DERGİLERİN “KAPATMAMA” ACISI</strong></h2>
<p class="MsoNormal c1">Birbirlerinden klonlanan Leman, Penguen ve Uykusuz dergileri serisi AK Parti’nin kapatılmamış olmasını hiç de özgürlükçü bir perspektiften değerlendirmediler. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın kendisi hakkındaki bir karikatüre dava açmasını &#8220;anti-demokratik&#8221; bulan mizah dergilerinin bir siyasi partinin kapatılması yolunda bu denli “cevval” bir tavır içinde olması elbette yadırgatıcı. <span class="c4">Penguen dergisi &#8220;AKP kapatılmadı, uyarı aldı&#8230;&#8221;, Leman, &#8220;Ve AKP kapatılmadı&#8230;&#8221; ve Uykusuz dergisi ise &#8220;AKP kapatılmadı para cezası aldı.&#8221; yorumları yer aldı. Uykusuz, Anayasa Mahkemesi&#8217;nin AK Parti&#8217;yi kapatmayarak sadece yaraladığı ima edilerek, &#8220;Artık daha saldırgan olacak.&#8221; denilerek AK Parti’nin kapatılmamış olmasının onları yaraladığını vurguladı.<span class="c2"> </span></span></p>
<p><span class="c4"><strong><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/18485.jpg" alt="" width="300" height="378" /></strong></span></p>
<h2 class="MsoNormal c1"><strong>SÜKÛT İKRARDAN GELİR NEREYE GİDER</strong></h2>
<p class="MsoNormal c1">Mizah dergilerinin hükümeti eleştirmek ama buna karşılık iktidar karşısında sus pus olmak meziyeti şüphesiz yeni bir şey değil. İlk mizah derginin yayınlandığı tarihe kadar götürmek mümkün bunu. Ahmet Kekeç’in tespiti sadece 28 Şubat sürecini anlatmıyor elbette: “Bu ülkede koskoca bir &#8220;28 Şubat süreci&#8221; yaşandı. Yazarlar fişlendi, yazarlar andıçlandı. Acımasızca sürek avları düzenlendi. Başörtüsüyle Meclis&#8217;e girmeye cüret eden bir milletvekili toplumsal lince maruz kaldı. Evine geceyarısı baskınları düzenlendi. Çocukları okulda, servis minibüsünde, sokaklarda tartaklandı. Hiçbir psikolog, hiçbir aile uzmanı, hiçbir ebeveyn, hiçbir &#8220;mizah dergisi&#8221; bu vahşete itiraz etmedi.”</p>
<p class="MsoNormal c1"><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/18493.jpg" alt="" width="250" height="396" /></p>
<p class="MsoNormal c1">Olan bitene karşı bunca sessiz kalan mizahçılarımız elbette “sükut ikrardan gelir” sözünü biliyor. Bir de sükutun nereye gittiğini, onları nereye sürüklediğini bir görseler belki yayın çizgilerine “özeleştiri” yapmayı da düşünürlerdi.</p>
<p class="MsoNormal c1">“Hızlı Gazeteci” adlı çizgi roman serisine imza atan ve halen Star Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan Necdet Şen, bakın <a href="http://www.derkenar.com/" target="_blank">www.derkenar.com</a> adlı sitesinde bu duruma nasıl açıklık getiriyor: “Hiciv sanatı, hep iddia edildiği gibi sahiden de ezilenlerin ezenlere karşı bir silâhı mıdır, yoksa bu tanım, yetmişli yılların militan solcuları tarafından tahrif edilmiş (ve stratejiye eklemlenmiş) bir mizah tanımı mı? Çünkü eğer mizahın sadece ve daima güçlü olanı eleştirmesi yapısal bir zorunluluk ise, iktidar elitinin dışında kalanlara, değişimden yana ve sisteme karşı olanlara karşı takınılan bu (sol kisveli) tutucu muhalefet neyin nesi? Emekli generallerle ve ittihatçı artıklarıyla aynı dili konuşan mizahçı hangi “baskı”ya baş kaldırıyor olabilir?”</p>
<p class="MsoNormal c1">Necdet Şen’in sorusunu cevaplamayan karikatürist nesline “aşina” değiliz elbette…</p>
<h2 class="MsoNormal c1"><strong>Tek parti dönemi “mizah”</strong></h2>
<p class="MsoNormal c1"><strong><span class="c3">“Markopaşa”</span></strong> çıktığı dönemde dağıtım şansı bulamamış, bizzat <strong><span class="c3">Aziz Nesin</span></strong> tarafından dağıtılmış, 6 bin tirajla başlayıp 60 bini aşan tirajlara ulaşmış bu 4 sayfadan oluşan haftalık mizah gazetesi idi. 4 üyesi hapse girdi, çeşitli kereler kapanma cezası aldığı için 7 ayrı isimle 77 sayı çıktı. 8 kere sahip, 10 kez Yazıişleri müdürü, 9 kez matbaa, 10 kez de adres değiştirdi. Hakkında 16 kez dava açıldı ve 4 yazar-çizeri hakkında toplam 8 yıl, 2.5 ay hapis cezası verildi.</p>
<p class="MsoNormal c1"><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/18489.jpg" alt="" width="250" height="336" /></p>
<p class="MsoNormal c1"><strong>MUHALEFET SIĞ</strong></p>
<h2 class="MsoNormal c1"><strong>NECDET ŞEN (Yazar)</strong></h2>
<p class="MsoNormal c1">Mizahın özündeki muhalefet etme düsturu, ne yazık ki hem Gırgır&#8217;da hem de onu izleyen dergilerde sığ sularda seyretti. Önceki kuşak dergilerde bu durum daha da içler acısıydı. 1960 ihtilâli sonrasında çizilen sallandırın bunları<span class="entity">;</span> bağlamındaki karikatürlerin bu ülke mizahının utanç vesikaları olduğunu düşünüyorum. Gerçek iktidarı elinde bulunduran silahlı ve silahsız bürokrasiye hemen hemen hiç değinmeden, sadece seçimle gelip (bazen darbeyle) giden sivil siyasetçileri hicvetmeyi yeğleyen Gırgır öncesi ve sonrası popüler çizerler muhalif olmak kavramının içini pekiyi doldurabilmiş gibi görünmüyor. Ama yine de tarihe bir kayıt düşmek gerekir ki, 12 Eylül darbesini izleyen baskı döneminde, o darbeye ve uygulamalarına dil uzatabilecek cesaret de yalnızca Gırgır&#8217;dan geldi.</p>
<p class="MsoNormal c1">Gırgır ve onun açtığı yoldan ilerleyen mizah ve karikatür eğrisinin çoğunlukla kendilerini sol çizgiye daha yakın görseler de, bu solculuğun CHP geleneğinden daha yaratıcı bir solculuk olamadığı ortada. Bu haliyle Gırgır türevi dergilerin solculuğu biraz mübalâğa yaparsak aşiret törelerine sımsıkı bağlı feodal delikanlıların, kardeşkanı akıtan nevrotik namus takıntısıyla fazlaca benzeşiyor. En ufak farklılıkta kasaturasına davranan bura solcusu/mizahçısı her taşın altında bir iffetsizlik arıyor.</p>
<p class="MsoNormal c1">Gırgır dergisini izleyen sonraki kuşak dergilerinin de olmayı başaramadıklarını azınlıkla sınırlı kalan bir gerileme tablosunun ortaya çıktığını da ayrıca eklemek zorundayım.</p>
<p class="MsoNormal c1">Kişisel görüşüm, bu akımın son yirmi yılda hiç bir yeniliğe imza atamadığı, daha yetmişli yıllarda yapılmış ve tüketilmiş klişeleri durmaksızın tekrarlamaktan öteye geçemediği ve o kuşak çizerlerinin (bu satırları yazan muhterem de dâhil olmak üzere) eski parlak günlerine dönüş yapabileceklerine dair herhangi bir sinyal veremediklerini belirtmek zorundayım.</p>
<p class="MsoNormal c1">Buna karikatürün dünya genelinde içine düştüğü ilgi azalması, kavram yaratamama, önemsizleşme sürecini de göz önünde tutarak bakarsak, yeni kuşakları karikatür ve çizgi romana yönlendirecek farklı ve güçlü akımlar ortaya çıkana kadar, bu gerilemenin sıradaki aşamalarını da gözleyecekmişiz gibi görünüyor.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[boğazıma atılan düğüm]]></title>
<link>http://ruzigar.wordpress.com/2008/08/07/bogazima-atilan-dugum/</link>
<pubDate>Thu, 07 Aug 2008 20:53:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>ruzigar</dc:creator>
<guid>http://ruzigar.wordpress.com/2008/08/07/bogazima-atilan-dugum/</guid>
<description><![CDATA[mecidiyeköyden beşiktaşa geçmemiz lazım.. elimde buruşup kaldı cv&#8217;ler&#8230; nasipten ötesi yo]]></description>
<content:encoded><![CDATA[mecidiyeköyden beşiktaşa geçmemiz lazım.. elimde buruşup kaldı cv&#8217;ler&#8230; nasipten ötesi yo]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Medeniyetimizin Yitik Değerleri: İslam Bilim Teknolojileri Müzesi]]></title>
<link>http://gitarteli.wordpress.com/2008/06/14/medeniyetimizin-yitik-degerleri-islam-bilim-teknolojileri-muzesi/</link>
<pubDate>Sat, 14 Jun 2008 09:27:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>gitarTELi</dc:creator>
<guid>http://gitarteli.wordpress.com/2008/06/14/medeniyetimizin-yitik-degerleri-islam-bilim-teknolojileri-muzesi/</guid>
<description><![CDATA[Müzeye Girişteki Gökküre   Endülüs, İstanbul, Bağdat, Kudüs, Şam, Yemen… Gözü yaşlı medeniyetimizin ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="entry">
<p style="text-align:center;"><span style="color:#c0c0c0;"><img class="aligncenter" src="http://img160.imageshack.us/img160/7632/fdtb8.jpg" alt="" /></span></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">Müzeye Girişteki Gökküre</span></strong></p>
<p style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Endülüs, İstanbul, Bağdat, Kudüs, Şam, Yemen… Gözü yaşlı medeniyetimizin yitik bırakılmış huzmeleri. Yüreklerde tekrardan keşfedilmeyi ve fethedilmeyi bekleyen, bizi “biz” yapan, bir madalyon gibi boynumuzda taşımamız gereken değerlerimiz…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Geçtiğimiz hafta Gülhane Parkı’nda <strong>İslam Bilim Teknolojileri Müzesi</strong> açıldı. Gülhane Parkı içindeki Has Ahırlar Binası’nda hizmet verecek olan İstanbul İslam, Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi için <strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kültür Bakanlığı</strong> ve <strong>Prof. Dr. Fuat Sezgin</strong> ile ortak bir çalışma yaparak <strong>dünyanın ilk ‘İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ni İstanbul’a kazandırdı</strong>. Törende konuşan Başbakan Erdoğan, “Burada sergilenen eserler medeniyet tarihi yazımında düşülen çok temel bir yanılgıyı düzeltme imkânı verecek” dedi.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">“from imagination to reality, from drawing to material</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">hayalden gerçeğe, çizimden malzemeye”</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), TÜBİTAK, Frankfurt Goethe Üniversitesi Arap İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü ve Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan protokol çerçevesinde kurulan müzede, Frankfurt Üniversitesi Arap İslam Bilimleri Enstitüsü tarafından kaynaklardaki tarif ve resimlere, çok küçük bir kısmı da günümüze ulaşan orijinal cihazlara dayanarak hazırlanan, Müslümanların 8. ve 16. yüzyıllar arasında gerçekleştirdikleri alet ve cihazların örnekleri sergileniyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Evrenin ahengini anlamaya çalışan İslam filozofları, yaptıkları aletlerle yıldızlarla iletişim kurmaya çabalamış, kâinatı okuyarak kâinatta var olan müthiş koroda insanın varoluşunun hikmetini idrak etmeye çalışmışlar. <strong>İbn Heysem</strong><span> </span>“Evren bütün değişimlerine rağmen bir düzen ve bütün ayrıntılarına rağmen bir ahenk içindedir” sözüyle anlamın kapısını aralamış. Evrendeki müthiş koro hakkında müzede <strong>Şerif Muhiddin Targan</strong>’ın şu sözü dikkat çekicidir: “Kâinatın bir lisanı vardır, o lisan musikidir.”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Klasik Osmanlı Türk mimarisinde dahi ve sivil bütün binalarda asırlardır kullanılan en küçük ölçü birimi “Târ-ı Ankebut” yani “Örümcek Ağı” ile yapılmış kuleler, Rasathaneler, Darüşşifalar, yapay mücevher imalatı için yapılmış fırınlar, Hekim ve Kimyacı <strong>Ebu Bekr Er Râzi</strong>’nin “metalleri eritmek, ametalleri işlemek” amacıyla yaptığı fonksiyon hesapları, İbn Heysem’in aksidental ışığın doğrusal cereyan ettiğini ispatlamak için kurduğu deney düzenekleri…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Kendi türünde <strong>‘dünyada ilk’</strong> olan <strong>“İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi”</strong>nde Müslüman bilginlerin kurdukları kimyasal düzenekler ile rasathane, hastane, üniversite gibi kurumsal eserler de görsel olarak yer alıyor. İlk etapta 140 eserin sergileneceği ve zamanla bu eserlerin sayısının 800’ü bulacağı müzede, ayrıca “Bilimler Tarihi Kütüphanesi” de yer alıyor. 3 bina içerisinde 550 metrekare alanda faaliyet gösteren müze, Rönesans’ın İslam kültür çevresinde 8. yüzyıldan 16. yüzyıla kadar devam eden bilimsel çalışma ve başarılara dayandığını gözler önüne seriyor. Prof. Fuat Sezgin’in katkılarıyla oluşturulan müzede <strong>astronomi, coğrafya, deniz bilimleri, saat teknolojisi, geometri, optik, tıp, kimya, maden, fizik ve mekanik, savaş teknolojisi </strong>ve <strong>mimarlık</strong> dallarındaki eserler ve aletler yer alıyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">Galaksilerde Seyahat Etmek…</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Usturlaplardan denge ağırlıklı mancınıklara, Hekimlerin tıp alanında kullandığı aletlerden güneş sistemine, helezonlu pompadan deney düzeneklerine, gökkürelerden duvarlara işlenen medeniyet tablolarına kadar akustik bir ortamda, insan o ana gidip kendisini sinüs hesaplama aletinin yapımında buluyor, pergeller ile açı hesaplıyor sanki…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Gıyaseddin Cemşîd el Kaşâni Pi sayısının virgülden sonraki 12 basamağını Avrupalı matematikçilerden 200 yıl önce 1424 yılında hesaplamış, İlk ve orta çağın en büyük seyyahı İbn Battuta’nın, Rıhlet-ü İbn Battuta adlı eserinden tasvirlerle müze gizemli bir ortama bürünmüş.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"><span>Okuduğum Harita Mühendisliği bölümünde Küresel Trigonometri dersinden elde edindiğimiz bilgilerle gökküreler üzerinden “öyle bir çağda nasıl bu kadar ileri gitmişler?” sorusuna cevap arayıp tefekkür ediyoruz. Endülüslü âlimlerin astronomi dalındaki eserlerinin, yıldızların yüksekliklerini hesaplamak için yapılan usturlapların karanlık bir ortamda sarı ışıkla aydınlatılması, insanı modern dünyanın büyüsünden arındırıp “Aa biz neler yapmışız, nelere sahipmişiz, vay be…” dedirtiyor<strong>.</strong></span><strong> Nobel ödüllü ünlü Fransız Fizikçi Pierre Curie</strong> <strong>“Endülüs’ten bize 30 kitap kaldı. Atomu parçalayabildik, eğer yakılan bir milyon kitabın yarısı elimize ulaşmış olsaydı, bugün çoktan uzayda galaksiler arasında seyahat ediyor olacaktık”</strong> demişti.<strong></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">Bu Müzeyi Herkes Gezmeli</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Böyle bir müzenin daha çok tanıtılması gerekmez mi?… Yazarlarımızın en azından köşe yazılarına taşımalarıyla, gençlerin kendi değerlerini tanıması adına sesimize ses katarak medeniyetimizin yitik değerlerini tanıtma girişimlerini desteklemelerini bekliyoruz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Müzeyi ve eserlerin tanıtımını konusunda tanıtıcı broşürlerin daha tanıtıcı ve ilgi çekici olması müzeye ilgiyi arttıracaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Eserler hakkında gelenlerin “niçin, neden” gibi sorular karşısında daha açıklayıcı bilgilere, yer yer detay bilgilere yer verilmesi daha açıklayıcı olur kanaatindeyiz. Eserlerin hemen yanında bulunan plazma ekranlarda verilen bilgiler görsel ve açıklayıcı lakin bunun metinlere de yansıması çok daha hoş olacaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Müze yetkililerine de, gelenlerin sıcakta rahatsız olmamaları için önlem almalarını, özellikle üst kata bir klima koymalarını tavsiye ediyoruz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">Müzenin Kurucularından Fuat Sezgin Kimdir?</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"><strong><span>Hayatı</span></strong><span>: 24 Ekim 1924’te Bitlis’te doğdu. 1943–1951 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Şarkiyat Enstitüsü’nde İslami Bilimler ve Orientalistik alanında öncü bir yere sahip olan Alman orientalist Hellmut Ritter’in (1892–1971) yanında öğrenim gördü. 1954′te Arap Dili ve Edebiyatı bölümünde Buhari’nin Kaynakları adlı doktora tezini tamamladı. Bu teziyle o, hadis kaynağı olarak İslam kültüründe önemli bir yere sahip olan Buhari’nin (810–870) bir araya getirdiği hadislerde biline geldiğinin aksine sözlü kaynaklara değil İslam’ın erken dönemine, hatta 7. yüzyıla kadar geri giden yazılı kaynaklara dayandığı tezini ortaya attı. Bu tez Avrupa merkezli orientalist çevrelerde hala tartışılmaktadır. 1954 yılında İslam Araştırmaları Enstitüsü’nde doçent oldu. Burada Zeki Velidi Togan ile çalıştı.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p><strong><span style="color:#c0c0c0;">27 Mayısçıların Kovduğu Fuat Sezgin</span></strong></p>
<p><span style="color:#c0c0c0;"><strong>27 Mayıs 1960 askeri darbesi sırasında üniversiteden uzaklaştırılan ve 147’likler diye bilinen akademisyenler arasındaydı.</strong> 1965 yılında Frankfurt Üniversitesi’nde profesör oldu. Oradaki bilimsel çalışmalarının ağırlık noktası Arap-İslam kültür çevresinde tabii bilimler tarihi alanı olmuştur ve bu alanda 1965 yılında habilitasyon çalışmasını yapmıştır. Henüz İstanbul’da iken başladığı 7./14. yüzyıldan itibaren gelişen Arap-İslam edebiyatı tarihi çalışmasına Almanya’da da devam ederek, orientalistik çalışmaları için kaynak eser haline gelmiş ve hala aşılamamış 13 ciltlik eserinin ilk cildini 1967 son cildini ise 2000 yılında yayınladı. Geschichte des arabischen Schrifttums İslam’ın ilk döneminde uğraşılmış, dini ve tarihi edebiyattan coğrafya ve haritacılığa kadar bütün ana ve yan bilim dallarını konu edinmektedir. Prof. Sezgin Suudi Arabistan Kral Faysal Vakfı’nın İslami bilimler ödülünü 1978 yılında ilk alan kişidir. Bu ve başka desteklerle Sezgin, 1982 yılında J.W.Goethe Üniversitesi’ne bağlı Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü’nü ve 1983’de buranın müzesini kurdu, buranın halen direktörlüğünü yürütmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"><strong><span>Ödülleri: </span></strong><span>Kral Faysal Ödülü (1978), Frankfurt am Main Goethe Plaketi (1980), Almanya 1. Derece Federal Hizmet Madalyası (1982), Almanya Üstün Hizmet Madalyası (2001), İran İslami Bilimler Kitap Ödülü (2004).</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"><strong><span>Yayınları: </span></strong><span>60 yılı aşkın bir süredir bilim tarihi çalışmalarını yürütmekte olan Prof Dr. Fuat Sezgin’in başyapıtı olan Geschichte des Arabischen Schrifttums (GAS) isimli 13 ciltlik eserinin işlediği konular şunlardır:</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Cilt 1, Leiden 1967: <strong>Kuran bilimleri, hadis, tarih, fıkıh, kelam ve tasavvuf. (</strong>yaklaşık 430/1038 yılına kadar)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Cilt 2, Leiden 1975: <strong>Edebiyat / Şiir</strong> (yaklaşık 430/1038 yılına kadar)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Cilt 3, Leiden 1970: <strong>Tıp, Farmakoloji, Zooloji,</strong> <strong>Veterinerlik</strong> (yaklaşık 430/1038 yılına kadar)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Cilt 4, Leiden 1971: <strong>Simya, Kimya, Botanik, Ziraat</strong> (yaklaşık 430/1038 yılına kadar)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Cilt 5, Leiden 1974: <strong>Matematik</strong> (yaklaşık 430/1038 yılına kadar)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Cilt 6, Leiden 1978: <strong>Astronomi</strong> (yaklaşık 430/1038 yılına kadar)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Cilt 7, Leiden 1979: <strong>Astroloji</strong>, <strong>Meteoroloji ve ilgili bilimler</strong> (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Cilt 8, Leiden 1982: <strong>Leksikografi</strong> (yaklaşık 430/1038 yılına kadar)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">Cilt 9, Leiden 1984: <strong>Gramer</strong> (yaklaşık 430/1038 yılına kadar)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span><span style="color:#c0c0c0;">Cilt 10, Frankfurt 2000: <strong>İslam’da matematiksel coğrafya ve haritacılık ve bu bilimlerin Avrupa’da devamı</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span><span style="color:#c0c0c0;">Cilt 11, Frankfurt 2000: <strong>İslam’da matematiksel coğrafya ve haritacılık ve bu bilimlerin Avrupa’da devamı</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span><span style="color:#c0c0c0;">Cilt 12, Frankfurt 2000: <strong>İslam’da matematiksel coğrafya ve haritacılık ve bu bilimlerin Avrupa’da devamı, haritalar.</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;">*Fuat Sezgin’in İslam bilimler tarihinde eşsiz bir yere sahip olan bir diğer çalışması ise Coğrafya, Avrupalı seyyahların Seyahatnameleri, Matematik ve Astronomi, Tıp, Felsefe, Müzik, Nümizmatik, Tarih yazımcılığı ve bilimler tasnifi ve diğer konularda yazılmış orijinal eserlerin tıpkıbasımlarını ve bu konuda araştırmalar yapmış olan batılı bilim adamlarının çalışmalarının yeniden basımlarını içeren seriler halinde 1300 cilt civarındaki yayınları.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"><img src="http://img102.imageshack.us/img102/9928/43646845uz2.jpg" alt="" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">Müeyyeddin el Urdi tarafından tasvir edilen Yıldız Koordinatlarını Belirlemeye Yarayan Çemberli Küre</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"><img src="http://img127.imageshack.us/img127/7756/mancnklar3hm5.jpg" alt="" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">Mancınıklar</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"><img src="http://img405.imageshack.us/img405/8729/gnesistemiub6.jpg" alt="" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">Güneş Sistemi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"><img src="http://img405.imageshack.us/img405/4664/62655135vw9.jpg" alt="" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><span style="color:#c0c0c0;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">Yunus Emre Tozal</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:left;"><strong><span style="color:#c0c0c0;">Gerçek Hayat, 13 Mayıs Haziran 2008</span></strong></p>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Cesaret ]]></title>
<link>http://celiktopuklar.wordpress.com/2008/05/18/cesaret/</link>
<pubDate>Sun, 18 May 2008 11:54:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>celiktopuklar</dc:creator>
<guid>http://celiktopuklar.wordpress.com/2008/05/18/cesaret/</guid>
<description><![CDATA[PLAYMEN dergisi Aralık 1993 sayı 12 &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>PLAYMEN dergisi<br />
Aralık 1993 sayı 12<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>28 yaşın da kumral ve yeşil gözlü, fetişist, kadınlara saygı duyan ve onların üstünlüğüne inanan biriyim. Benim bir kız arkadaşım var halen üniversite de okumakta… Benim içinse üniversite yılları bitti. O tarihler de G ile çok Samimi idik. Benim esmerlerden hoşlandığımı, ayaklardan çok etkilendiğimi, en önemlisi mazohist olduğumu keşfetmişti. Benden beş santim uzun, iri yapılı, duygusuz biriydi. Her fırsatta fikir olarak beni ezmeye çalışırdı.</p>
<p><!--more--></p>
<p>Cinsellikten de konuşurduk ama uygulamazdık. Aramızda ki diyalog beni korkutuyordu. Bir gün o nu sebepsiz olarak terk ettim. O nu aramadım O da beni aramadı… Tam altı ay.</p>
<p>Altı ay sonra telefonla arayınca şaşırdım, buluşma teklifini kabul ettim. Kafeterya da biraz oturduk ama o hemen kalkmak istedi, istersem konuşmaya evin de devam edebileceğimizi söyledi, son derece nazik ve iyimserdi.</p>
<p>Ankara, G. nin bekar evine gittik, konuşmalarımız ayrılık ve sevgi üzerine idi.<br />
Bir ara dış kapıyı içeriden kilitledi, “ Ne yapıyorsun?” demeye kalmadan beni odaya doğru itti…<br />
Kanepeye oturdum yanıma geldi ve ayağını kanepeye koydu. Önce sağ ayağında ki siyah naylon çorabı çıkardı, sonra sol…</p>
<p>Donakalmıştım olan biteni hayretle izliyordum, mini siyah eteği ve beyaz gömleği ile kalmıştı, iç çamaşırlarını görmüyordum belki de hiç biri yoktu. Eski sevecen hali kalmamıştı,<br />
“Arkanı dön” dedi bağırarak.</p>
<p>Elinde ki çorabı görünce kalktım ve aniden kapıya doğru koştum. Anahtar üzerin de değildi, zorladım açılmadı. G yavaşça yanıma geldi, saçımdan tuttu, kafamı kapıya vurdu. O an her şeyi anladım, hiç şakası yoktu.</p>
<p>Arkadaşlığımız zamanın da bile tuvalet için izin istediğim de “ Hayır! Gidersen bir daha beni göremezsin” derdi… Ben bunları düşünürken, G beni yüz üstü yere yatırmış, ellerimi siyah naylon çorabı ile bağlıyordu, ayaklarım da bağlanmıştı. Beni sürüyerek banyoya götürdü, küvetin içine soktu. Duvar da bir tasma vardı, benim için ayırmış…</p>
<p>O nu boynuma geçirmiş yakın bir yere bağlamıştı. Artık ondan kurtulmam mümkün değildi. Lambayı ve kapıyı kapayarak beni yalnız bıraktı, bu sıra da dış kapının açılıp kapandığını duydum.</p>
<p>Yarım saat, bir saat, iki saat derken seslerle irkildim… G’nin yanın da zenci gibi esmer bir kız arkadaşı vardı. Dize kadar kısa bir tayt giymiş açık renkli, tam bir dominanttı.. Kısa saçları iri küpelerini belirginleştiriyordu..</p>
<p>“Önce şunu bir soyalım.” Dedi. G. Bir makasla geldi, küvetin için de bütün elbiselerimi keserek çıkardılar, her karşı koyuşum da bir tokat geliyordu, küvetin içine büzülmüştüm. Esmer “ayağa kalk” dedi. Ben organımı saklamaya çalışıyordum. G tasmamdan tutuyordu.</p>
<p>Önce bana soğuk duş yaptırdılar sonra odaya alıp, esmer bana prezervatif taktı “boşalma yasağı koyuyorum” dedi. G de “ boşalırsan onu geri yuttururuz” diye ekledi.</p>
<p>G nin arkadaşını dört ayak üzerin de sırtım da bütün evi dolaştırdım, o sırtım da iken G nin ayaklarının her noktasını yaladım. G arkasını döndü arkadaşı siyah mini eteği kaldırdı hala sırtım da idi G nin kalçasını işaret ederek “ burayı öpeceksin” dedi. Saçlarımdan tutmuş yüzümü G nin kalçalarına doğru götürüyordu…<br />
“seni dövdüğümüz için bize teşekkür etmelisin” dedi G<br />
“ Evet efendim haklısınız çok teşekkür ederim” dedim<br />
“ Başka”<br />
“ İdrar için de teşekkür ederim efendim.”<br />
“ Afiyet olsun, aferin”<br />
Bana kendi pantolon’unu ve gömleğini verdi, esmer de kilodunu hatıram olsun diyerek kapının önüne koydular…</p>
<p>Gönderen……&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
R.S. BURSA</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Acının zevki: Her 10 kişiden birinin neden sadomazohist olduğunu öğrenin]]></title>
<link>http://celiktopuklar.wordpress.com/2008/02/27/acinin-zevki-her-10-kisiden-birinin-neden-sadomazohist-oldugunu-ogrenin/</link>
<pubDate>Wed, 27 Feb 2008 15:18:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>celiktopuklar</dc:creator>
<guid>http://celiktopuklar.wordpress.com/2008/02/27/acinin-zevki-her-10-kisiden-birinin-neden-sadomazohist-oldugunu-ogrenin/</guid>
<description><![CDATA[Psychology Today dergisinin, Eylül/Ekim 1999 sayısında, Marianne Apostolides tarafından yayınlanan ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Psychology Today dergisinin, Eylül/Ekim 1999 sayısında, Marianne Apostolides tarafından yayınlanan &#8220;Pleasure of Pain&#8221; adlı makalenin çevirisi &#8216;volkan&#8217; tarafından yapılmıştır. </p>
<p>Acının zevki &#8211; &#8216;Her on kişiden birinin neden Sadomazoşist olduğunu öğrenin&#8217;</p>
<p>“Ayak bileklerimi bağla ki yürüyemeyeyim. Kollarımı bağla ki seni geri itemeyeyim. Beni yatağına,vücudumu sararak öyle sıkı bağla ki tüm vücudumu kavrasın. Şunu biliyorum artık çabalamak faydasız, burada böylece kalıp senin dudaklarına, diline ve dişine, ellerine, sözlerine ve kaprislerine tamamen teslim olmalıyım. Ben senin eşyanım artık.”</p>
<p>Psikolog ve etnograflara göre, yukarıdaki sözleri okuyan iyi eğitimli, orta ve orta üst gruba mensup her on kadın veya erkekten biri, bir ve daha fazla sayıda sadomazoşizm (S &#38; M) deneyimi yaşamıştır. San Fransisko’da yerleşik, insan cinselliği üzerine üst düzey araştırmalar yapan enstitü mensubu Charles Moser; S &#38; M konusunun altında yatan motivasyonun nedenlerini araştırmaktadır. Nedenler çeşitlendikçe şaşırtıcılığı da artmaktadır.</p>
<p>James’in eğilimi daha çocuk yaşlarda ortaya çıkmıştı ( savaş oyunlarında sürekli olarak esir edilmeyi arzuluyordu.) ve kendisinin dengesiz olduğundan endişe duyuyordu. Fakat şu anda sahnede deneyimli bir oyuncu olarak “Bu camiada yer aldığım için deri giysili tanrıçalara teşekkür ederim” demektedir.</p>
<p><!--more--></p>
<p>Üniversite yıllarında kolejde verilen bir partide, profesörlerden biri James’i seçerek ona ilk sahne deneyimini yaşatıyor. Profesör onu evine götürerek ellerinden bağlıyor ve bir yandan James’e böyle arzularının olmasının ne kadar kötü olduğunu söylerken bir yandan da onları yerine getiriyordu. Bulabildiği tüm S&#38;M kitaplarındaki okudukları ve şimdikiye kadar hayal ettiklerini, ilk defa gerçek olarak hissediyordu.</p>
<p>Bir baba, yönetici, kontrollü, çok çalışan, entelektüel ve beklentileri olan bir kişilik olarak James bu yönlerini yüzüne, duruşuna ve sesine yansıtırken, oyun sırasında gözlerinden huzur dolu enerji yayılmakta, eklenen her acı veya zorlama ile bir miktar kasılmanın ardından derinleşen bir dinginlik, artan iç huzur ve sahibeye boyun eğen bekleyişi başlamaktadır.<br />
James: “Bazı insanlar özgürleşmek için bağlan malıdır” diyor.</p>
<p>James’in deneyimlerine göre sadomazoşizm eşit olmayan güç ilişkisi üzerine kurulu; rol oynama, bağlanma ve/veya acıyla cezalandırmayı içermekle beraber asıl unsur bir kişinin diğeri üzerinde kurduğu mutlak hakimiyettir. Küçük kız rolü oynamak isteyen erkekleri, deri korse içinde bağlanan kadınları, kırbaçın her vuruşu veya sıcak mumun her damlayışı ile atılan çığlıkları biliyoruz. Biliyoruz çünkü ülke boyunca yatak odalarında veya zindanlarda gerçekten yaşanmaktadır.</p>
<p>Bir yüzyıldan fazlaca bir süre, bağlanma, dayak ve cinsel zevkler için küçük düşürme olgularını yaşayan insanlar akıl hastası olarak görüldü. Fakat 1980’lerde Amerikan Psikiyatri Birliği bu konuyu tedavi edilmesi gereken akıl hastalığı kategorisinden çıkardı. 1973 yılında homoseksüelliğin benzer şekilde kategori dışı bırakılması cinsel arzuları klasik olmayan insanların toplumsal kabulü için atılmış büyük bir adımıdır.</p>
<p>Yenilik olarak, Uzmanlar potansiyel psikolojik değerini tanımaya başladıkça, bu tip arzuları giderek normal hatta sağlıklı olarak tanımlamaya başlamıştır. Bazı insanların klasik seksten alamadıkları seksüel ve duygusal enerjinin açığa çıkma durumu anlaşılmaya başlamıştır. Case Western Reserve üniversitesinden Sosyal Psikolog Roy Baumeister: “ S&#38;M ile alınan doyum seksten çok farklı bir noktadadır. Tamamen duygusal bir boşalım söz konusu olabilir” diye açıklıyor.</p>
<p>İnsanlar, bir sahne sonrasında sıradan seksden aldıklarından fazlasını hissetiklerini belirtmelerine rağmen, S&#38;M’de amaç cinsel birleşme değildir. İyi sahne orgazmla sonlanmaz, aksine katarsis (gizli kalmış hislerin açığa vurulmasını sağlayan psikoterapi,iyileşme sağlayan duygusal boşalım) ile neticelenir.</p>
<p>S&#38;M: Artık bir hastalık değil.</p>
<p>“ Eğer küçük bir çocuk büyüklerin cinsel birleşmesine tanık olmuşsa, bu durumu kaçınılmaz olarak bir çeşit hastalık tedavisi kabul eder veya bu durumu sadistik bir olay olarak algılarlar.”</p>
<p>-Sigmund Freud, 1905</p>
<p>Freud S&#38;M’i psikolojide ilk olarak ele alanlardandır. Freud bu konu üzerinde 20 yıl boyunca araştırmalar yapmış, teorileri birbiriyle çakışarak çelişkiler labirenti oluşturmuştu. Fakat onun için tek değişmez durum: “S&#38;M bir hastalıktır.”</p>
<p>Günümüzde psikoloji camiası, sadomazoşizmi hastalık olarak görmemektedir. Fakat S&#38;M’den faklı olarak cinsel sadizm gerçek bir problemdir. Montreal Üniversitesi psikoloji Bölümü Başakanı Dr. Luc Granger; Quebec’de bulunan Lamacaza Hapishanesinde cinsel saldırganların yoğun tedavisi programı geliştirmiş aynı zamanda S&#38;M camiası ile ilgili araştırmalar yapmıştır. Ona göre: “ İki grup birbirinden çok farklıdır. Sadomazoşizm; olayın içinde yer alan tarafların rızası ile yapılan güç değiş tokuşu iken, cinsel sadizm; karşısındaki istemediği halde baskın tarafın acı uygulayarak veya empoze ederek aldığı zevk türetmesidir.</p>
<p>Kuzey Amerika’da workshoplarda S&#38;M öğreten profesyonel dominatriks Lily Fine şöyle demektedir: “ Canını yakabilirim fakat sana zarar vermem: Senin gitmek istediğinin ötesine gitmem.”</p>
<p>Yapılan araştırmalarda S&#38;M’in zararsız olduğu ve hastalık olmadığının kabul edilmesine rağmen, Freud’un varisleri S&#38;M’i tartışırken, akıl hastalığını ima etmektedirler. New York Üniversitesinden klinik psikoloji profesörü M. Sheldon Bach, New York Freudian Birliğinde S&#38;M bağımlısı kişiler üzerinde psikanaliz çalışmalarını yönetmektedir. Ona göre “ bu tip insanlar anal suiistimale veya dizlerinin üzerinde sürünmeye ve bir çizmeyi veya penisi yalamaya veya kim bilir daha neleri yapmaya zorlandıklarını hissetmektedirler. Aslında problem, bu tip insanların sevememeleridir. Ebeveynleri ile yaşadıkları sadomazoşistik ilişki nedeniyle S&#38;M onlar için sevgiyi bulmanın tek yoludur.” </p>
<p>Ergin cinselliği ve çocukluk anılarının ilişkilendirilmesi</p>
<p>“Rol oynamama rağmen, kendimle olan iletişimimi daha iyi sağladığımı düşünüyorum. Bu sayede kendi iç görünümümü araştırabilmekteyim.” &#8212; Leanne Custer M.S.W AIDS danışmanı</p>
<p>Sosyal Bilimler araştırma konseyinden cinsellik araştırma gönüllüsü Meredith Reynolds, Ph.D: “Çocukluk deneyimleri bir kişinin cinsel bakış açısını şekillendirebilir” diye teyid etmektedir ve “Cinsellik, ergenlikle ortaya çıkmaz, bir kişinin kişiliğini oluşturan diğer parçalar gibi; cinsellik de doğumla başlar ve hayat boyu gelişim gösterir.”</p>
<p>Reynold’un teorisi, kırbaçlı bir sahibe veya çizme yalayan bir köle olma dürtüsünü daha iyi anlamamıza yardımcı olmaktadır. Örnek olarak, Eğer bir çocuk vücudundan utanç duyduğunu düşünüyorsa, vücudunu düşünsel olarak kendinden ayırmayı öğrenebilir. Yaşın ilerlemesine ve artan cinsel deneyimlere rağmen, kişiliği vücuttan kopma isteğini saklı tutmaktadır. Sadomazoşist oyun köprü rolü oynayabilir: Çıplak vücuduyla karyola başlarına deri dizginlerle bağlanarak cinselliğine kavuşmaya teşvik edilebilir. Dizginler, çaresiz çırpınışlar, acı, sahibinin ona “ne kadar iyi bir kölesin” demesi; kişinin cinsel kişiliği ile vücudunun iletişiminin başlayabilmesine yol açan işaretlerdir.</p>
<p>Çok iyi bir örnek olarak Marina; altı yaşında iken kendisinden okulda ve sporda başarılı olmasının beklendiğini hatırlamaktadır. Duygularını ve arzularını bir yana bırakma yolunu seçerek başarıya odaklanmayı öğrenmişti. Marina “ Daha çok gençken arzuların çok tehlikeli olduğunu öğrenmiştim” diyor. Aslında mesajları ebeveynlerinden almıştı. Annesi duygularına yenik düşecek seviyede depresifti. Babası da sağlık konusunda saplantılı ve diyetinden asla ödün vermiyordu. Marina cinsel arzular hissetmeye başlayınca, yetişme tarzıyla şekillenen içgüdüleri bunun ne kadar korkunç ve ne kadar tehlikeli olduğunu söylüyordu. “Bu sayede anorexic (yememe hastalığı) oldum” diyor ve ekliyor. “ Anorexic olunca arzularını hissetmiyor, sadece panik içerisindeki vücudunu duyuyorsun.”</p>
<p>İleriki yıllarda Marina erginleşmiş ve yememe hastalığından kurtulmuştu ve S&#38;M arzuları yoktu, ta ki bir akşam partnerinden kendisini elleriyle boğarak nefessiz bırakmasını isteyene kadar. “Dudaklarımdan bu sözlerin çıktığına inanamıyordum.” Bazen seks sırasında hissettiği tereddütler ve kopmalar bir yana, partnerine vücudunun tüm kontrolünü vermesiyle kendinin cinsel bir varlık olabildiğini hissedebiliyordu. “Başlangıçta partnerim bu duruma sıcak değildi ama şu an öyle. S&#38;M, klasik seksimizi de olumlu etkiledi. Çünkü cinsel yönden birbirimize daha çok güveniyor ve isteklerimiz konusunda daha iyi iletişim kuruyoruz.”</p>
<p>Modern Batı Egosundan Kaçış</p>
<p>“alkolün etkisi nasılsa, sadomazoşizm de bir yolla insanlara kendilerini unutturur.”</p>
<p>- Roy Baumeister, Ph.D, Psikoloji Profesörü, Case Western Reserve Üniversitesi.</p>
<p>İtibarı ve kontrolü maksimize etmek insanın doğasında vardır: Kişiyle ilgili çalışmaların ana konusu bu iki prensiptir. Kariyerinin kişi ve kimlik üzerine odaklayan Baumeister için, mazoşizmin bu iki temel prensibe tamamen ters düşmesi nedeniyle çözülmesi gereken çok ilginç bir bulmacadır.</p>
<p>Çeşitli dergilere yazılan S&#38;M ilintili mektupların analizlerinden, Baumeister: “ Mazoşizm, kişilerin normal kimliklerini geçici olarak kaybetmelerine yardımcı olan bir dizi tekniklerdir” demektedir. Modern Batı egosu, son derece karmaşık yapısı ile bireyler üzerindeki talepleri ve baskıyı tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar arttırmıştır.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Grup Femdom - II]]></title>
<link>http://celiktopuklar.wordpress.com/2007/11/05/grup-femdom-ii/</link>
<pubDate>Mon, 05 Nov 2007 13:41:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>celiktopuklar</dc:creator>
<guid>http://celiktopuklar.wordpress.com/2007/11/05/grup-femdom-ii/</guid>
<description><![CDATA[Grup Femdom &#8211; I&#8216;in devamı: Sonra tekrar diz çöktüm. Tokat yakalama oyunu devam ediyordu.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://celiktopuklar.wordpress.com/2007/11/05/grup-femdom-i/">Grup Femdom &#8211; I</a>&#8216;in devamı:</p>
<p>Sonra tekrar diz çöktüm. Tokat yakalama oyunu devam ediyordu. Bir ara ellerimden destek aldığımı görünce sahibem ellerimi arkama bağladı. Artık dengede bile duramıyordum. Ben zavallı bir şekilde dizlerimin üstünde sendeleyip düştükçe onlar gülmekten kırılıyorlardı. Bu oyun ben artık kalkamayınca bitti. Sahibem de daha fazla üstelemedi. </p>
<p>Bu arada akşam olmuştu ve bizimkiler de acıkmışlardı. Dışarıdan yemek söylemeye karar verdiler. Ben halen ellerim bağlı tam ortalarında duruyordum.  Pide kebap gibi bir yemek gelmişti. Bu arada ben yarım saat kadar dinlenme fırsatı bulmuştum. Ellerimi çözdü sahibem ve sofrayı kendisi kurdu. Ben yerde biraz yattım. Sanırım özellikle beni düşündüğü için yüklenmiyordu bana. Sonra hep beraber masaya oturdular. Ben de sahibemin olduğu sandalyenin dibinde diz çökmüş bekliyordum. Onlar yemek yiyorlardı ben bekliyordum bana da verirler diye ama yok. Çok acıkmıştım ve mis gibi de kokuyordu. Sahibem önüme bir tabak koydu bir süre sonra. Kızlar pidelerin ortalarını yemişler ve kenarlarını ayırmışlardı. Onları benim tabağıma koydular biraz da kebapların artıklarından koyulmuştu tabağıma. Ama bu bile benim için bir ödül gibi gelmişti, hakikaten yediğim en lezzetli kebaptı. Tam yiyecekken sahibem elindeki ayranı tabağın içine boşalttı. Hani köpeklerin yiyeceği tabağa tüm yemekleri boşaltırlar çorba, pilav, içine ekmek doğrayıp köpeğe verirler ya aynen öyle birşey olmuştu işte. Sonra sahibem beni odanın ortasına gönderip tabağı önüme koydu</p>
<p>Ellerini kullandığını görürsem kafanı kırarım senin dedi. </p>
<p><!--more--></p>
<p>Ben bin bir güçlükle tıpkı bir köpek gibi kafamı daldırıp yemeye başladım. Dediğim gibi oldukça lezzetli geldi o yemek. Bu sırada onlar da bana bakıp gülüşüyorlardı. </p>
<p>Allah Allah yaa. Bu kadarını da tahmin etmiyordum doğrusu, bu nasıl iş yaaa. Bu nasıl erkek yaaa. Bu erkek değil ki köpek. Hahahahaha.</p>
<p>Bu ve benzer diyalogları duyuyordum ama ben hiç istifimi bozmadan yemeye devam ediyodum. Onlar sigaralarını da içtiler o sırada ben de yemeğimi bitirdim. Sahibem:</p>
<p>Kaldır bakayım kafanı köpek dedi.</p>
<p>Kafamı kaldırmamla hep beraber gülüşmeleri bir oldu. Sanırım yüzümün her yeri ayran ve kebap artığı doluydu. Bakıp bakıp gülüyorlardı. Öylece kal dedi sahibem. Onlar sofrayı topladılar ve ben halen dizlerimin üstündeydim. Bana da kalk git elini yüzünü yıka dedi ama sakın su içme dedi. Ben de dediği gibi içmedim. </p>
<p>Döndüğümde sahibem:</p>
<p>Bu çok susamış arkadaşlar dedi. Beni yanına çağırdı ve ağzımı açtırıp tam ağzımın içine tükürdü. Onu yuttum. 2. sahibe de aynını yaptı ve bana herkesi dizlerimin üstünde dolaşmamı emretti. Dizimin üzerinde dolaştım ama kuzen dışında diğerleri yapamadılar. Kuzen de zorla yaptı zaten. O da yüzüme geldi ve halıya düştü. Oradan yaladım. </p>
<p>Sahibem: Bu böyle olmayacak, hayvan halen susuz dedi. Hemen küçük cam bir kap getirdi. İçinde yarısına kadar su vardı. Sevinmiştim bana içirecek diye. Kulaklarımdan kafamı tutup kaldırdı ve seyret dedi. Önce kendisi sonra da sırayla odadaki herkes kabın içine tükürdüler ve kabı tam odanın ortasına koydular. Çaresiz içecektim hepsini. Önce birkaç yudum sonra kalanını içtim ama o kadar midem bulanmıştı ki karnım kasıldı ve öğürdüm. </p>
<p>Ulan sen iğreniyo musun bizden? Git halıya kusacan. Kusacaksan banyoya hadiiii. Kıçıma bi tekme indi.<br />
Hakikaten midem çok bulandı ama kusamadım. Orada da çeşmeden su içerek susuzluğumu giderdim. Yavaş yavaş geri döndüm. </p>
<p>Eeeeee o kadar içki getirdik kızım hadi içmeyecek miyiz? </p>
<p>Sahibem: Tabi canım karnımız da doydu. Köpek hazırlasın bu defa hep biz hazırlıyoruz dedi.</p>
<p>Masanın üstüne bütün malzemeleri koydum önlerine de sehpaları. Sahibem ve 2.sahibe sehpa istemediler birbirlerine bakıp gülerek. Ardından önlerine getirdim tüm mezeleri. Kim hangi içkiden istiyorsa koydum. Herkes demlenmeye başlamıştı bile. Ben de sahibemin dizinin dibine oturdum. Artık dizlerim çok acıyordu sanırım derileri yüzülmüştü. Zor duruyordum ve o yüzden de yan oturuyodum. Ama bir süre sonra bacaklarıma kramp giriyor ve canım çok yanıyordu. </p>
<p>2.sahibe: Sen de içer misin köpek dedi. Ben de siz bilirsiniz efendim dedim</p>
<p>Bardaktan içeceğini düşünmüyorsun sanırım dedi. Hayır efendim dedim. O sırada sahibem kalkıp mutfaktan genişçe bir leğen getirdi. Ne yapacağını pek de anlamış değildim. Sonra 2.sahibe bacak bacak üstüne attı ve getirdiğim birayı şişeden yavaşça havada kalan ayağının üstüne dökmeye başladı. Sahibem de kafamı bastırıp;</p>
<p>İçsene köpek ne duruyorsun dedi. </p>
<p>Çorabın ve biranın tadı karışmıştı. Leğenin içine dökülenleri de oradan içiyordum. Bu şekilde 2 şişe bira içtim ama artık dudaklarım, yalamaktan ve alkolün etkisinden uyuşmaya başlamıştı. Bu arada onlar sünger gibi içiyorlardı. Leğenin dibindekileri hüpürdetdikçe onlar gülmekten kırılıyorlardı. Arada 2. sahibe kafamı tekmeliyor, sahibem tokatlıyor, göremediğim birileri kıçımı çimdikliyordu. Onlar da zıvanadan çıkmışlardı besbelli. Sonra sahibem leğeni götürmemi emretti. Bu kadar yeter dedi. Ben döndüğümdeyse beni kuzenin ayaklarının dibine yöneltti. Kuzen alkolünde etkisiyle artık çekingen değildi ve ayağının tamamını ağzıma sokmaya çalışıyordu kusturmak istercesine beni. Kuzenin arkadaşı olan bayan iyiden uçmuştu zaten ve o da ayaklarını yalamamı söylüyor ve beni tokatlıyordu. Kafası en ayık olan yine sahibemdi. Geldi ve ellerimi arkadan bağladı tekrar. Kollarımın arasına kollarını geçirdi ve; </p>
<p>Hadi herkes tokatlasın bu iti dedi. </p>
<p>O çekingen kızlar öyle vurmaya başladılar ki bir süre sonra yanaklarımı, tokatları hissedemez olmuştum. Hiç mübalağa etmiyorum yüzümden resmen ateş çıkıyordu. Hele 2. sahibe bir ara enseme öyle bir vurdu ki yere kapaklandım. Kalkamıyordum  imdadıma sahibem yetişti.</p>
<p>Biras dinlensin burada dedi. Kafam kızların o güzelim çoraplı ayaklarının arasındaydı ama ben onları görebilecek durumda değildim. Ellerim arkadan bağlı hızlı hızlı soluyup duruyordum. Biraz alkolün etkisi birazda tokatların etkisiyle kendimden geçmek üzereydim. 10 dakika kadar öylece yattım. Kuzen kulaklarımdan tutup yine ayaklarını yalatmaya başladı. </p>
<p>Ardından da:</p>
<p>Ya abla yaa. Ben iyiden tahrik olmaya başladım bu işten der demez sahibem ensemden tutup beni kuzenin bacak arasına bastırıverdi. </p>
<p>Yalat kızım o zaman. Tadını çıkarmaya bak. Ben sana demiştim hadiii.</p>
<p>Kafam oradaydı ve kuzen de elleriyle beni külotlu çorabının ve külotunun üzerinden vajenine doğru bastırıyordu. </p>
<p>Herkesin kafası bi milyondu, herkes de uçmuştu. Buna ben de dahildim tabi ki.  Kuzen biraz daha uğraştı.</p>
<p>Bu böyle olmayacak deyip beni kulağımdan tutarak; ben 10 dakika bunu alıyorum dedi. </p>
<p>Odaya gittik ve alt tarafını çıkardı. Kafamı tutup hadi yala bakalım dedi. Oldukça şevkatliydi aslında. Bunu seversin sanıyorum. Ayak yalayan bunu hayda hayda yalar dedi.</p>
<p>Benim de canıma minnet. Kafamı yanaştırdığımda vajinasının hakikaten vıcık vıcık olduğunu fark ettim. Gerçekten tahrik olmuştu. Bir süre yaladıktan sonra kafamı iyiden bastırmaya başladı. Ben de deli gibi yalıyordum ki kasılarak boşaldı. Bir miktar orgazm sıvısı yüzümü ıslatmıştı. Alkol, klitorial uyarı, zevk, ortam epey şiddetli bir orgazma sebep olmuştu. Ardından içeri gittik. </p>
<p>Ben böyle birşey görmedim dedi kuzen. Yemin ederim sevişmelerimin %90 ında bu kadar zevk almıyorum diye ilave etti. Herkese tavsiye ederim dedi. Korktum yine. Ya hepsi ayrı ayrı yalatırlarsa dedim. Sabaha kadar vajen yalamak o kadar da zevkli olmazdı çünkü. </p>
<p>2.sahibe: Kızım bak bir köleye anüsünü bile yalatabilirsin dedi ( Anüs demedi tabi de ben buraya öyle yazıyorum siz tahmin edersiniz artık) Hiç yalattın mı kimseye. Herkes hayır manasında başını salladı. Asıl onu denemeniz lasım.<br />
Şimdi hapı yuttuk dedim içimden. Vajen neyse de anüs yalamak öyle her baba yiğidin harcı değildir. 2.sahibe kafamı tutup Selda’nın bacak arasına itti. Selda itti o bastırdı. </p>
<p>Selda: İstemem ben yaa. Bırak gitsin kimin anüsünü yalarsa yalasın. Benden uzak olsun dedi. </p>
<p>2.sahibe beni çekti ve git Selda’nın anüsünü yala dedi. </p>
<p>İstemiyor ama dedim ve dememle okkalı bir tokat yemem bir oldu.</p>
<p>Ne diyosam onu yap it.</p>
<p>Gittim ve Selda’nın anüsüne doğru eğildim. O itti, ben sokuldum. Sonra ardı ardına tokatlar inmeye başladı. Kafasının da kıyak olmasının etkisiyle epey bir dövdü beni. Sonra yere yatırıp hafif hafif tekmelemeye başladı. Bir süre sonra diğerleri de katıldılar olaya. Hızlı vurmuyorlardı o yüzden pek canım yanmıyordu. Sonra bıraktılar. Muhabbete devam ettiler. Sahibem beni çağırıp ayaklarına masaj yapmamı söyledi. Dilimle elimle yaptım. Sonra izninizle dedi ve beni odasına götürdü. </p>
<p>Daha önce oral seksten çok hoşlandığını söylemişti bana. Giydiği çorap silikonlu dantelli bir jartiyer çorabı idi ve eteğini sıyırıp:</p>
<p>Hadi bakalım görelim marifetini dedi.</p>
<p> Ben de tüm hünerimi gösterdim ona. Oda yaklaşık 10 dakika sonra saçı başı dağıtmış  orgazmın doruklarına ulaşmıştı bile. Saçlarımı okşadı. Kafamı kaldırdı.</p>
<p>İstersen bu kadar yeter ha dedi. Bu gece hakikaten çok iyiydin. Sen çok iyi bir kölesin dedi. Saçlarımı okşadı. İstersen geceyi sonlandıralım ne dersin dedi. Saate baktım sabahın 3’ü olmuştu. </p>
<p>Siz bilirsiniz diyebildim. </p>
<p>Bana bir ıslak mendil uzattı yüzümü silmem için. Sonra da elleriyle yüzümü ve dudaklarımı kurulayıp yanaklarımı avuçlayıp dudaklarıma bir öpücük kondurdu.</p>
<p>Bunu yapacağını hiç tahmin etmemiştim doğrusu ama bu beni ona öylesine bağladı ki resmen mest olmuştum. Sonra içeri gittik ve herkesin ayaklarını öpmemi ve bu geceyi yaşattıkları için teşekkür etmemi istedi. Aynen dediği gibi yaptım. Ardından herkes odalarına çekildi. </p>
<p>Sahibem odayı böyle bırakmamızı ve şimdi dinlenme zamanı olduğunu söyleyip elimi yüzümü yıkayıp yanına gelmemi söyledi. Gittiğimde o yatağına yatmıştı. Eteğini çıkarmış sadece külotu ve çorapları kalmıştı. Ayak ucuna kıvrıldım. Diğer yatakta 2.sahibe vardı. O çoktan sızmıştı bile. Sahibemin ayaklarını yüzüme bastırıp kokladım derin derin. O sırada bir ayağını çekip penisime doğru yöneldi. Bacak aramda onu arıyordu. Sabahtan beri kalkıp inmekten bitap düşen zavallı penisimi onun ayaklarına doğru çıkarttım. O da büyük bir ustalıkla onu okşamaya başladı ayaklarıyla. Çorabın o ipeksi dokunuşu penisimi taşa çevirmişti. </p>
<p>Hımmmm. Çok mu istiyor bu boşalmayı dedi. Ben de evet dedim. Beni yere yatırdı ve kendisi de yatağın kenarına oturdu. Ayaklarının arasına alıp penisimi okşamaya başladı. Hakikaten büyük bir ustalıkla yapıyordu bunu. Bir süre sonra mastürbasyon yapmama izin verdi. Ben de kafam, onun ayakları, bacakları ve vajinasındayken yaklaşık 20 dakika mastürbasyon yaptım. Boşalma anım o güne kadar yaşadığım en güçlü orgazmlardan biriydi diyebilirim. Çoraplarına boşaldım. Nefesimin normal tempoya dönmesi yaklaşık 10 dakika sürdü. Kafam onun bacaklarını üzerinde öylece kaldım. Çoraplarını çıkardı ve gitti bir külotlu çorap giydi. Çoraplarını yere bıraktı ve ben de ayaklarının dibinde uyuyakaldım.<br />
Sabah vücudumun itilmesiyle uyandım. Saat 9 du ve 2. sahibe sahibemin yatağına gelmişti. Şimdi üzerimde  2çift ayak vardı hem de çoraplı. Yine uyumuşum. Bir süre sonra onların dönelemeleriyle uyandım. Onlar da uyandılar. Konuşuyorlardı aralarında. Sonra 2. sahibe ayaklarını vücudumda gezdirmeye başladı. Sabah ereksiyonu vaziyetindeydim.</p>
<p>2.sahibe: Kız sen buna ödül vermedin mi dün gece dedi</p>
<p>Sahibem: Yok yaa ne ödülü dedi.</p>
<p>Boşalmasına izin vereydin kız dedi. </p>
<p>Sahibem: yok vermedim </p>
<p>2. sahibe: Yazık yaa boşalsın çocuk baksana demire dönmüş hahahaha.</p>
<p>Sahibem: verelim bari boşalsın.</p>
<p>2. sahibe: Ne duruyosun mayyak şey sevildiğini bil. İstediğin yerimizi öp kokla ama ellemek yok. </p>
<p>Hemen ayaklarını okşamaya başladım bir taraftan da mastürbasyon yapıyordum. Bacaklarını ayaklarını kalçalarını öptüm yaladım ve kasılarak elime boşaldım. Sonra sahibem gidip duş alabileceğimi söyledi. Güzel ılık bir duş o kadar iyi gelmişti ki. Oldukça rahatlamıştım. Sonra onların yanına döndüm. Millet sırayla kalkıyordu. Salon darmadağındı. Her yer çerez kalıntısı, boş şişeler, leş gibi sigara ve alkol kokuları. Odayı toplayayım dedim sahibem olmaz dedi. Birlikte topladık. Ardından güzel bir kahvaltı ettik ama bu kez ben masadaydım. Hoş bir sohbet ortamı oldu. Sonra ben hazırlandım. </p>
<p>Sahibem yanıma geldi ben hazırlanırken.</p>
<p>Her şey çok güzeldi dedi. </p>
<p>Ben de : benim içinde öyleydi çok teşekkürler dedim. </p>
<p>Yine yanaklarımı avuçlarının içine alıp küçük bir öpücük kondurdu dudaklarıma. Ardından da Sakın şımarma haaa. Sen hala kölesin ben de senin sahiben dedi. Merak etmeyin ben yerimi ve haddimi bilirim efendim dedim. Öyle olduğunu düşünmesem bunları yapmazdım zaten, tekrar görüşmeyi isterim. Bunu demesi beni çok memnun etmişti. Ben de dedim, mutlaka görüşelim…  Dışarı çıktık. Herkesle ayrı ayrı vedalaştım. Sahibemin emriyle hepsinin ayaklarına son defa birer öpücük kondurdum ve çıktım. Selda hanım beni gideceğim yere kadar bıraktı. Oradan da havaalanının yolunu tuttum.<br />
Rüya gibi bir hafta sonu geçirmiştim. Beklide çoğu kölenin hayalini kurup yaşayamadığı. Beynimin içinde DS fantezilere karşı acayip bir doyum olmuştu. Sanki artık canım istemiyor gibi. Bu daha önceleri de oluyordu bu tarz doyurucu DS ilişkiler sonrası. Ama bu durum ancak 10 gün kadar sürdü. Sonra yine aynı fantezilere devam. </p>
<p>Eve gidip çantamı açtığımda üzerine boşaldığım çorapları görmemin ayrı bir lezzet olduğunu söylememe bilmem gerek var mı. Ertesi gün her yerim ağrıyordu. Özellikle yanaklarım her yemek yediğimde belki 10 gün acımaya devam etti.<br />
Antalya’ya dönmek, hele hele ertesi gün hastaneye dönmek epey zoruma gitti. Ama hayat devam ediyordu. Rüya görmek ne kadar güzelse rüyadan uyanmak ta o kadar güzel olmak zorundaydı ki hayat tat versin. </p>
<p>Saygı ve sevgiyle…</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Grup Femdom - I]]></title>
<link>http://celiktopuklar.wordpress.com/2007/11/05/grup-femdom-i/</link>
<pubDate>Mon, 05 Nov 2007 09:41:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>celiktopuklar</dc:creator>
<guid>http://celiktopuklar.wordpress.com/2007/11/05/grup-femdom-i/</guid>
<description><![CDATA[Daha önce Çifte Hizmet ve Çifte Hizmet II maceralarını bizimle paylaşan doktorun hatıra defterinden ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Daha önce <a href="http://celiktopuklar.wordpress.com/2007/09/24/cifte-hizmet-i-bolum/">Çifte Hizmet</a> ve <a href="http://celiktopuklar.wordpress.com/2007/09/24/cifte-hizmet-ii-bolum/">Çifte Hizmet II</a> maceralarını bizimle paylaşan doktorun hatıra defterinden bir gerçek hayat hikayesi daha:</p>
<p>Epey uzun bir MSN arkadaşlığının ardından beni görmeyi kabul etti. Yaklaşık 2-3 ay boyunca hem telefon hem MSN den birbirimizi tanımıştık. Hatta ayaklarını bile görmüştüm cam dan. Hakikaten cam dan bile olsa oldukça iyilerdi doğrusu. Yine bana uzun yollar görünmüştü. İşlerimi ayarlayıp, yine uzun süre kaldığım İstanbul’un yolunu tuttum. Sabah ilk uçakla İstanbul’daydım&#8230;</p>
<p>Daha önce yurtdışı ve yurtiçinde bir sürü sahibem olmuştu ama bu farklıydı. Sahibe olduğunu neredeyse tüm arkadaşları biliyordu. Bilmekle de kalmıyor meraklı olanları davet de ediyordu kölelerini görmeye. Bu da beni oldukça heyecanlandırıyordu. Zaten neredeyse her kölenin hayali değil midir birden fazla sahibeye kölelik. Ben de bu fikri düşündükçe deliriyordum. Yurtdışında birkaç kez DS partilere katılmıştım. Ama epey zaman geçmişti yaşamıyordum bunları. Kafamda bin bir düşünceyle aradım onu. Tarif ettiği yerdeydim. Aradan yarım saat geçmeden beni beklediğim kafeden aldı. Tahmin ettiğimden daha güzeldi doğrusu. Eee her şey cam da güzel görünmüyor demek ki dedim içimden. Ayak üstü birkaç muhabbetten sonra yürümeye başladık. Yolculuk muhabbetleri falan derken eve gelmiştik. 6 katlı bir apartman dairesiydi burası. Merdivenlerden çıkarken ayaklarına baktım. Spor ayakkabıları vardı ayağında ve ince çorap giymişti. Bunu daha önce konuşmuştuk çorap şarttı benim için. Asansöre binip en üst kata çıktık. Saat henüz sabahın 9 ‘u idi. Kapıyı açtı ve ses çıkarma manasında bi işaret yaptı. Evde başkaları vardı belli ki. İçeri girdik beraberce. Çantamı koyacağım yeri gösterdi. Üstümü çıkardım ve kanepeye oturdum. Bana eşofmanlarımı giymemi söyledi. Çok tedirgindim. Ama onun rahatlığı beni de rahatlatıyordu. Evde 2 arkadaşı daha olduğunu ve uyuduklarını söyledi. Biri de kuzeniymiş ama ben daha sonra öğrendim. Giyinme işleminin sonrası gece çok geç yattıklarını halen uykusunun olduğunu söyledi. Bana sen de gel dedi ve iç odaya geçtik. Odadaki kanepede bir bayan uyuyordu hakikaten de. O da odadaki yatağa geçti ve uzandı. Bana sen de yat dedi. Ben de nereye dedim. Tabi ki ayakucuma dedi. Doğrusu beklemiyordum bunu. Onun ayakucuna yatay pozisyonda kıvrıldım. Ayaklarını yüzüme koydu. Çoraplarının, ayaklarının kokusu halen aklımda. Bu pozisyonda uyuyabilecek köle var mıdır bilmiyorum ama ben uyuyamadım. Aslına bakarsanız onunda uyuyabildiğini sanmıyorum. Uyku uyanıklık arası dönüp duruyordu ve arada kafama bastırıyordu ayaklarını. Ben de çadırı kurmuş, bir köpek gibi ayaklarının dibinde duruyordum. Bir ara uyumuşum. Sanırım 2 saat kadar uyumuşuz. </p>
<p><!--more--></p>
<p>Uyandığımda kafama bastırıyordu ayaklarını ve saat öğlen olmuştu. Birlikte kalktık. Bana salona geçmemi söyledi. Dediğini yaptım. O da lavabo falan derken odalara girip arkadaşını ve kuzenini kaldırdı. Herkes gözleri şişmiş vaziyette kalkıyordu ve kalkan da garip bakışlarla bana bakıyordu. Geldi miiii? Bu mu seninki? gibi şaşkın sorular soruyorlardı benim yanımda. Anlaşılan biliyorlardı zaten olayı. Ama sonra ikisi de gelip hoş geldin deyip elimi sıktılar. Hatta kuzenle öpüştük bile. Ben ürkek bir şekilde kanepenin kenarında oturuyordum. </p>
<p>Kahvaltı hazırlıyorlardı hep beraber. Ben yardım etmeyi teklif ettim. Yok yok henüz misafir sayılırsın sen otur dediler. Sahibem ekledi : Daha başlamadık&#8230; (yutkunuşlar!) </p>
<p>Sonra birlikte kahvaltıya oturduk. İyi gelmişti doğrusu bu kahvaltı. Kafam yerine gelmişti. Üstüne bir de kahve ve sigara ohhhhh. Gel keyfim gel. Ama birazdan olacakları bilsem bu kadar da keyiflenmemem gerektiğini anlardım.<br />
Sigaradan sonra sahibem bana sofrayı toplamamı emretti. Sanırım başlıyorduk artık. Sofrayı topladım ve kanepeye oturmaya tam yeltenmiştim ki; Hoop yeter artık dedi. Herkes yerini bilsin bu kadar misafirlik yeter. 3’ü aynı anda kahkahalara boğuldular. Ne yapacağımı şaşırdım önce ama sonra sahibemin sandalyesinin dibine diz çöktüm. Halen ayaklarında ten rengi çorapları vardı ve terlikleri. Kuzeninin ayakları çıplaktı diğer bayanın ise ayağında soket beyaz çoraplar vardı. Sahibem başımı tıpkı bir köpeğin başını okşar gibi okşamaya başladı. Arada boynumu ve gerdanımı okşuyordu. </p>
<p>Bakın bu benim köpeğim olacak kızlar. Yeni aldım bunu. Bakalım ne kadar sadık. (kahkahalar ). Biliyosunuz çok köpeğim vardı ama artık birini alıp sürekli kullanacağım. Bi tane sadık köpek yeter dimi ama (kahkahalar).<br />
Kuzen: Patini ver bakayım kuçu kuçu. Hahahahaha tamam hadi şimdi de Selda ya uzat patini. Hahhahaha.<br />
Selda: Kız bu pek şekermiş yaaa. Baksana nasıl ürkek uzatıyo elini.<br />
Sahibe: Kızım o el değil pati. Hahahahaha</p>
<p>Bu şekilde hepsini selamladım. Onlar masa başında kahvelerini, sigaralarını içiyorlardı. Ben sahibemin terliklerini yalıyordum. Çorapları deli ediyordu beni. Söz yine dolaşıp bana geldi.<br />
Selda: Napıyo o yaa<br />
Sahibe: Ayaklarımı yalıyo ne yapsın. Bi köpek ne yapar başka.<br />
Selda: Valla hiçbir erkek benim ayaklarımı yalamadı. Zevk alıyomusun hakikaten bundan?<br />
Sahibe: Elbette. Mutlaka denemelisin. Git bakiyim Selda hanımın dibine.<br />
Yaklaşıp Selda hanımın soket çoraplarına ufak ufak öpücükler kondurmaya başladım. 3-4 ten sonra ayaklarını çekti sandalyenin üstüne ve beni itti.<br />
Selda: Ayyyy huylandım kızz. Hakikaten değişik bişey. Çorabın üstünden bile değişik bi his. Garip ilginç Nasıl diyeyim…<br />
Sahibe: Bak, ilkinde gıdıklanma hissi oluyo ondan sonrası zevk almaya başlıyorsun devam etsene biraz. Diliyle yalasın biraz bak nasıl hoşuna gidecek.<br />
Selda: Yok yok şimdi değil birazdan yaparım.</p>
<p>Geri dönüp sahibemin ayaklarının dibine diz çöktüm tekrar. Kulaklarımdan tutup kafamı kaldırdı 2 tane okkalı tokat attı. Çok canım yanmıştı ve afallamıştım.</p>
<p>Bak arkadaşımı memnun edemedin. Adam gibi öpsen devam etmeni isterdi. Aptal köpek.</p>
<p>O sırada hep birden kahkahalar yükseldi tabii sahibe hariç. </p>
<p>Kuzen: Wouwww ne yaptın yaaa. Yazık ya çocuğa. Yakışıklı cici de bir şey. O kadar acımasız olma yaa.<br />
Sahibe: Olsun olsun. Dayaksız köpeklik olmaz. Arada dövecen.</p>
<p>Ardından kafamı ittirdi kuzene doğru. Kuzen başımı alıp dizine yasladı ve kafamı okşamaya başladı tıpkı bi kedi gibi. Hakikaten mayışmıştım</p>
<p>Kuzen: Yazık yaaa. Arada biraz da sev yaaa. Bak okşadıkça nasıl hoşuna gidiyo. Yazııık. Aynı benim Yeşim gibi ( Yeşim kedisi). Okşadıkça mayışıyor.<br />
Sahibe: Çok yüz verme ısırır falan arada disiplin şart. Sen de öptürsene ayaklarını<br />
Birkaç dakika sonra enseme hafif bi tokat yedim.<br />
Kuzen sahibeme dönerek;  Biliyosun ben birkaç kez yaşadım bunu. Hadi öp bakalım kedicik benim ayaklarımı da<br />
Eğilip kuzenin çıplak ayaklarına öpücükler kondurmaya başladım. Aslında çıplak ayak sevmiyorum ama ne yapayım. Ama bakımlıydı ayakları.<br />
Kuzen: Ama duyamıyoruz öpücük seslerini yoksa sevmedin mi ayaklarımı???<br />
Mucuk mucuk mucuk ( Kahkahalar)</p>
<p>Sonra o da itti beni ayaklarının altından. Gidip sahibemin ayaklarının altına geçtim usulca. Epey bi konuştular. Ben de onlara çay kahve servisi yaptım bol bol. Sonra kalktılar. Bana ortalığı toplamamı emretti sahibem. Biz geliyoruz dedi. İçeri gittiler. Seslerini duyuyordum kikirdeşip duruyorlardı. Ortalığı topladım ve yine aynı sandalyenin kenarında onları beklemeye başladım. İçeri önce sahibem girmişti. Uzun bir etek giymişti üstüne ve siyah çorapları ve hafif topuklu terlikleri vardı. Muhteşemdi. Ardından kuzen; o da diz üstü bir etek giymişti ve desenli bir külotlu çorap vardı üzerinde, terliği yoktu. Selda hanım ise kot pantolon giymişti ama ayaklarında onun da siyah çorap vardı. Belli ki  sahibem onlara çoraplara olan düşkünlüğümü epeyce anlatmıştı. Üçü de hafif makyaj yapmışlardı ve harika görünüyorlardı. Odaya dağıldılar. Hafif göz ucuyla onları süzdüm tek tek. Sahibem görmüş olacak ki</p>
<p>Sahibe: Şuna bakın şuna ağzı nasıl sulandı. OOOOOOOPPPP alooooo napıyosun lan yiyeceksin kızları. Kendine gelllll<br />
Toparlanıp kafamı önüme eğdim.<br />
Sahibe: Gel bakayım buraya sen.<br />
Gittim yanına. Kulağımdan tutup kafamı kaldırdı. Arda arda tokatlamaya başladı.<br />
Adam ol adam. Bakarken bile bir köpek olduğunu unutma. Kırmıyayım kafanı haaa. Yere diz çök ve kafanı göm bakayım yere.</p>
<p>Tam önünde diz çöktüm. Ayaklarını sırtıma koydu ve muhabbete başladılar. Arada bir şey istiyor getiriyordum. Yaklaşık yarım saat kadar orada kaldıktan sonra beni itip Selda hanıma gönderdi. O da ayaklarını sırtıma koydu ardından da kuzen. Onlar yan yanalardı zaten. </p>
<p>Selda: Bak nasıl çoraplarım güzel mi? Siyah çorapları seviyor musun köpek diyerek ayaklarını yüzüme doğru yaklaştırıyordu arada. Öp bakayım diye uzatıyor ama tam öpecekken çekiyordu ayaklarını yüzümden. Şaka yaptıııııım demeyi de ihmal etmiyordu. </p>
<p>Sahibe: Kızım arada öptür sen de disiplin dediysek arada ödül de vereceksin.<br />
Selda: Yok yok öpmesin. Gıdıklanıyorum yaaa. Böyle iyi. Öpecekse kuzeninkileri öpsün.<br />
Kuzen: Hakikaten dönsene bu tarafa. Öp bakalım doyuncaya kadar.<br />
Ben hemen yumuldum tabii.Kuzen yaklaşık 19-20 yaşlarında çıtır bir fıstık. ( Böyle değimi duysa ne yapar bilmiyorum) Ayakları da o kadar narin ki. Kırmızı ojeleri adamı delirtiyordu. Yaklaşık 10 dakika öptüm onları<br />
Kuzen: Kız valla zevk almaya başladım ben. Çok güzel yalıyo bu senin köpek. Utanmasam başka yerlerimi de yalatacam ( kahkahalar).<br />
Sahibe: İstersen gece senin odanda kalsın nereni yalatacaksan yalat.<br />
Kuzen: Yok yok o kadarı da fazla. Ama bakarız…<br />
Arada sahibem beni çağırıp bir iki tokat atıp geri gönderiyordu.<br />
Sahibe: Sizde vursanıza yaa. Hep ben mi vuracam<br />
Selda: Ya ben acıyorum ya. Yazık valla kıyamıyorum<br />
Sahibe: Kızım bu köpek diyorum önünüze atıyorum istediğinizi yapın diyorum siz de nazlanıyosunuz yapın işte. Bu yaptıklarınızdan onun da zevk aldığını unutmayın. Köpek söyle bakalım bu kadar yolu niye geldin sen?<br />
Dayak yemek için efendim<br />
Başka?<br />
Ayaklarınızı yalamak öpmek için efendim<br />
Başka?<br />
Köpeğiniz olmak için efendim<br />
Aferin sana. Git efendilerine yalvar o zaman seni dövmeleri için<br />
Dizlerimin üzerinde;<br />
Lütfen efendim dövün beni, köpeğiniz olmak istiyorum, lütfen efendim ( bunu derken bile zorlanıyordum) ( kahkahalar).<br />
Selda: Hahaha şuna bak yaaa. Koca adam beni döv diyo. Allah Allaaaah. Sen cidden zevk alıyomusun bundan yaaa.<br />
Ben: Evet efendim.<br />
Peki al o zaman. Birkaç hafif tokat.<br />
Kuzen: Gel bakayım buraya sen.<br />
Arda arda sahibeninki kadar olmasa da sert tokatlar.<br />
Aferin sana. Bak o kadar vuruyorum ama ah bile demedi.<br />
Sahibe: Tecrubeli kızım herhalde. Ben herkesi köpeğim diye evime almam. İşi biliyo yani. Sen, herkes böyle mi yalar ayaklarını sanıyosun. Zevk alıyosan bunda kölenin rolü önemli.<br />
Selda- Kuzen : Hımmmmm</p>
<p>Bu şekilde birkaç saat daha geçmişti. Bu arada sahibe birkaç telefon görüşmesi daha yaptı. Anlaşılan daha önce bana bahsettiği arkadaşlarını arıyodu. Bana kadronun kalabalık olacağını söylemişti. Konuşurken iç odaya gidiyordu ve ben ne dediğini duymuyordum. Kuzenin çalan telefonunu duydum. Ben kuzenin ayaklarının altındayken o konuştu. Arayan bir arkadaşıydı. O da onu çağırdı. Bir taraftan gülüyordu. Zaten çağırdıkları kişilere yaklaşık 1 hafta önceden olay anlatılmıştı. Sahibem de bana söylemişti ortalama 9 kişi olacak ona göre diye. Ama dediği gibi olmadı. Allah’tan da olmadı zira heyecan katsayım gittikçe artıyordu. O kadar bayana köle olmak hiç o kadar da fantastik olmayabilirdi. Dayanamamaktan korkuyordum. Rezalet çıkmasından, bi yerimin sakatlanmasından ve bin bir türlü şey geçmeye başlamıştı kafamın içinden. Hep hayalini kurduğum bir sürü sahibeye kölelik olayından şimdi korkar olmuştum. Ama artık dönüşü yoktu. Sahibe son konuşmasından sonra ayağıyla yere yapışık olan kafama bastırarak:<br />
Bak millet geliyo istersen çık defol git. Sonra pişman olma. Bunu sen istedin ama halen vazgeçebilirsin. Tercih senin dedi.</p>
<p>Ne diyebilirdim ki. Bi tarafım bunu şiddetle isterken diğer yanım korkudan tir tir titriyordu. Emrinizdeyim diyebildim.<br />
Sahibe: Aferin sana kuçu dedi. </p>
<p>Yaklaşık yarım saat sonra ilk kapı çaldı. Sahibem beni de kulağımdan çekerek kapının eşiğine götürdü. Gözlem yerinden baktıktan sonra kapıyı açtı. Ben diz çökmüş bekliyordum. İçeri uzun çizme giymiş yaklaşık 30-35 yaşlarında bir bayan girdi. Beni görünce hiç konuşmadan gülmeye başladı.<br />
Bu mu yaaa. Aman yarabbim. Bu ne yaaaa. Ahahahahaa.<br />
Sahibe: Hoş geldin desene köpek. Bak bu da efendin senin.<br />
Çizmelerine öpücükler kondurdukça bayan da gülme krizine girmiş gibi katılıp duruyordu. Sonra çizmelerini çıkarıp içeri girdi. Biz de peşinden tabi. Koyu bi muhabbet başladı. Bekliyordum kurbanlık koyun misali.<br />
2. zil çaldı ve ben yine aynı pozisyonda kapıya. Bu kez 25-27 yaşlarında kumral bir bayan girdi içeri ve elinde poşetler. Ama o beni görünce hiç de şaşırmışa benzemiyordu. Bu, sahibemin sahibe olan arkadaşıydı sanırım. Nitekim öyleymiş de.<br />
Ne bakıyon lan öyle, alsana şu poşetleri elimden.<br />
Hemen elindeki poşetleri aldım ve mutfağa götürdüm. Bir sürü bira ve votka vardı şişede. Biras meyve cips falan filan. Dedim bunlar kafayı bulmayı kafalarına koymuşlar.<br />
Sonra 2 kişi daha geldi biri kuzenin arkadaşıydı ve 20 yaşında afet gibi bir kızdı. Sarışın ve oldukça güzel bir bayan. Diğeri ise yine sahibenin bir arkadaşı. Pek güzel sayılmaz ama fena da değil.<br />
Toplamda 7 kişi olmuşlardı. Dikkatimi çeken en önemli şey hepsinin de hayallerimi süsleyen çoraplardan giymiş olmalarıydı. Belli ki sahibem söylemişti onlara. Beni düşünmüştü yani. Ama yine de sayı beni kokutuyordu. Tek tesellim 2.sahibenin dışında diğerlerinin bu işi sadece merak ettiklerinden dolayı burada olmalarıydı.<br />
Ekip tamam olduktan sonra sahibemin ayaklarının dibine diz çöküp oturdum.<br />
Pek de masum duruyo kız bu.<br />
Eeeee bu ne işe yarar oturuyo mu sürekli?<br />
Sahibem: Ne isterseniz o işe yarar. Ev işi yapar, temizlik, şahsi temizlik hahahaha, köpeklik…<br />
Yeni gelenlerden biri elinde oynadığı lastikten saç tokasını fırlatıp;<br />
Hadi getir bakalım köpekçik dedi. </p>
<p>Gidip dişlerimle alıp götürdüm tokayı. Sonra bir daha bir daha. Ellerimi hiç kullanmıyordum. Toka sürekli el değiştiriyordu. Bir süre sonra tokayı havada ağzımla kapmamı söylediler. Eğer 3 kez yakalayabilirsem ödül olduğunu ilave ettiler. Bir o, bir o atıyordu. 2 kez yakalamıştım. Ödülü ben de merak ediyordum. En son sahibemin elindeydi toka. Beni iyiden yanına çağırdı ve tokayı hemen önümde havaya attı. Kafam yukarıda tam ağzımı açıp yakalayacağım zaman yüzüme öyle bir tokat attı ki inanın kendimden geçtim desem yalan olmaz. Boş bulunmuştum. Paaat diye sağ yanıma yıkılmışım. Hepsi birden öyle bir güldüler ki sanırım 5 dakika kadar sürdü. Ben onları sadece gürültü olarak duyuyordum yada uğultu. Gerçekten çok sertti tokat. O sırada 2.sahibe gelip kafama bastı ;</p>
<p>Ne oldu köpekçik çok mu sert oldu? Beklemiyordun sanırım haa. Öyle ödül almak kolay değil. (Kahkahalar)</p>
<p>&#8211; DEVAM EDECEK &#8211;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bir kadın yönetici ile kölesinin MSN diyaloğu...]]></title>
<link>http://celiktopuklar.wordpress.com/2007/10/13/bir-kadin-yonetici-ile-kolesinin-msn-diyalogu/</link>
<pubDate>Sat, 13 Oct 2007 07:26:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>celiktopuklar</dc:creator>
<guid>http://celiktopuklar.wordpress.com/2007/10/13/bir-kadin-yonetici-ile-kolesinin-msn-diyalogu/</guid>
<description><![CDATA[Büyük bir fabrikada işe yeni başlamış bir mühendis ve yönetici idi. Daha üniversitede öğrenci iken d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Büyük bir fabrikada işe yeni başlamış bir mühendis ve yönetici idi. Daha üniversitede öğrenci iken dahi sırf onu görmek için okuduğu şehre gelen ve onun çizmelerinin altında inim inim inleyen, onun tuvaleti olmak için çırpınan adamların varlığından haberdardım.</p>
<p>Yolda görseniz yahut karşılıklı oturup konuşsanız hiç bu taraklarda bezi olmadığını düşünürdünüz. Ama ilk izlenim bazen biraz yanıltıcı olabilir, öyle değil mi? Onunla kendi kurup yönettiğim bir BDSM/Femdom sitesindeki canlı yazışma bölümünde tanışmıştım. Olaylar çok hızlı gelişti. </p>
<p>Aşağıda okuyacaklarınız MSN diyaloglarımızdan sadece bir kısmıdır. D(ominant kız) ve K(ölesi)nin hayatından küçücük bir kesit&#8230;</p>
<p>D: Bekleyiş uzun sürdü mü?<br />
K: Kıvranıp durdum.<br />
D: Yarin misafirim var, evi sen toparlayacağına ben yapmak zorunda kaliyorum sürtük!<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' /> &#8230; evet&#8230; benim yapmam gerekirdi<br />
D: elbette&#8230; cezayi hakettin<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' /><br />
D: bu ifadenin anlami dusundugum sey mi <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
K: düsündügün nedir?<br />
D: bosversen daha iyi <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /><br />
K: ? düsündügün sey nedir?<br />
D: acik bir agiz akla ne getrir<br />
K: icine bir seyler sokulup cikarildigini&#8230;<br />
D: Evet!<br />
K: ve belki sonra icine bir seylerin bosaltildigini&#8230; senin yaninda kendimi bazen cok zayif gücsüz hissediyorum&#8230; yatakta bana emir verdiginde ya da bir sey yaptirdiginda&#8230;<br />
D: baska nasıl hissediyorsun? Bir surtukten farksiz oldugunu filan belki&#8230;<br />
K: evet&#8230; yani ben&#8230; sacimdan tutup basini kalcalarina bastirdiginda&#8230; ya da suratima oturdugunda, agzimi actirip agzimi ve dilimi kullandiginda, agzima ve suratima bosaldiginda&#8230; bir sürtük gibi hissediyorum, senin zevkin icin kullanilan&#8230; ya da parlak ojeli uzun tirnakli ellerinle beni bosaltip sonra parmaklarini agzima sokup cikardiginda&#8230; bir sürtük gibi hissediyorum<br />
D: iste o anlarda ne yapacagini bilemez bi sekilde kaldiginda ben de seni tam bir surtuk olarak goruyorum, ne dersem yapacak<br />
<!--more--><br />
K: gercekten mi<br />
D: kendi fikri olayan bir surtk<br />
K: kendi fikri olmayan bir sürtük&#8230; <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' /><br />
D: neredeyse hareket edemiyor gibi oluyorsun, beyni durmus bir surtuk oluyorsun<br />
K: öyle olmami mi istiyorsun<br />
D: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /><br />
K: beni o durumda mi tutmak istiyorsun?&#8230; cok ihtiyacim var sana<br />
D: oyle mi<br />
K: evet<br />
D: kesinlikle evet<br />
K: <a href="http://www.gittigidiyor.com/php/urun.php?id=2362528">http://www.gittigidiyor.com/php/urun.php?id=2362528</a><br />
K: <a href="http://www.canicom.co.uk/canicom200.htm">http://www.canicom.co.uk/canicom200.htm</a><br />
K: belki böyle bir sey kullanmak isterdin<br />
D: inceliyorum&#8230; guzelmis<br />
K: tesekkür ederim<br />
K: enseme ve omzuma oturup cizmeli bacaklarinla basimi sikistirdigin ve karsiya baktirir sekilde durdurdugun an geliyor aklima&#8230;<br />
D: ve kıvranıyorsun<br />
K: evet&#8230; yerde dört ayak üstünde o sekilde dururken gücünü hissedisim ve agzimi acip dilimi uzatisim aklima geliyor<br />
D: ve islaniyorsun&#8230; degil mi?<br />
K: evet&#8230; beni biliyorsun&#8230;<br />
D: tüm sürtukler aynı<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' />  tüm sürtükler mi?<br />
K: yine bir bekleyis, yine bir kivranis&#8230;<br />
D: bana ihtiyacin var kopek<br />
K: evet efendim<br />
D: evet, bensiz bir hicsin<br />
K: evet efendim, cok ihtiyacim var&#8230; tek basima&#8230; kendi kendime kivranan bir zavallidan baska bir sey degilim&#8230;<br />
D: seni birakirsam n&#8217;aparsin surtuk<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' /><br />
D: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  bunu mu yapmak istersin<br />
K: hayatimda büyük bir bosluk olusur&#8230;<br />
D: baska?<br />
K: ne yapacagimi sasiririm&#8230; öylece kalakalirim&#8230; sacma sapan bir durumda kalirim&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>K: iyi bir kic yalayicisi miyim acaba&#8230;<br />
D: evet, guzel yaptigin islerden biri<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' />  gercekten mi<br />
D: sence gercek degil mi<br />
K: kafami tutup asagi bastirdiginda&#8230; saclarimdan sertce cektiginde&#8230; hicbir sey düsünemiyorum<br />
D: agzina kullanilmis tuvalet kagidi tikistirdigim geldi aklima<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' />  &#8230; $ey&#8230; evet&#8230;<br />
D: Seni kelepceledikten sonra<br />
K: kendimi cok zavalli hissetmistim&#8230; karsi koyamaz halde&#8230; asagilanmis halde&#8230; cok ihtiyacim var&#8230; beni o halde gördügünde ne düsündün acaba&#8230;<br />
D: zavalli bir surtuk oldugunu<br />
K: senin kic yalayici sürtügün olabilirim&#8230; baska seyler de&#8230; parmagini siklattiginda, agzim ve dilim hazir&#8230; belki ona bile gerek yok&#8230; tasmamdan cekmen yeterli olur, bacaklarinin arasina basimi sokman&#8230;<br />
D: tasma almaliyiz<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' />  gercekten mi?<br />
D: elbette<br />
K: düsündükce delirecek gibi oluyorum&#8230;<br />
D: bence yarin git tasmani al, kalin bir şey olsun, siyah renk<br />
K: kelepceleri, coraplarini ve külodunu hala sakliyorum<br />
D: biliyorum!<br />
K: biliyor musun?<br />
D: evet<br />
K: onlari yüksek bir yere yerlestirip karsilarinda diz cöküyor, öpüp kokluyorum<br />
D: Hmm&#8230; Yanina al simdi onlari!<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' />  iceriden gidip getireyim&#8230;<br />
D: cabuk ol!<br />
K: getirdim&#8230;<br />
D: öpmeye başla sürtük<br />
K: tesekkür ederim efendim<br />
D: simdi hangisini opuyorsun<br />
K: hem külodunu hem de coraplarini, siyah bir külot&#8230; ve ince siyah coraplar<br />
D: ayri ayri!<br />
K: evet efendim&#8230; ayri ayri&#8230; tesekkür ederim<br />
D: önce külodumu ağzına tık sürtük<br />
K: emredersiniz efendim<br />
D: kendine benim icin tokat at!<br />
K: atiyorum efendim&#8230;<br />
D: benimki gibi olmuyor birak!<br />
K: özür dilerim efendim&#8230; haklisiniz&#8230; biraktim&#8230;<br />
D: kafana gecir külodu<br />
K: agzimdan cikarip kafama gecirdim efendim<br />
D: agzini dolduracak seyi biliyorsun kopek<br />
K: tesekkür ederim efendim, minnettarim&#8230; agzim ve dilim&#8230; kafamda külot&#8230;<br />
D: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  surtugun tekisin<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' /><br />
D: masada bir cift uzun naylon corap&#8230; kafana gecirilmis külodum&#8230; tasma alıyor musun yarın<br />
K: evet efendim<br />
D: sana cokk yakisacak<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' /><br />
D: orada misin<br />
K: evet efendim<br />
D: ben yatacagim birazdan, simdi ayaklarimi yikiyor olman gerekirdi<br />
K: evet efendim, haklisiniz<br />
D: ve kicimi yalamaya baslaman<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' />  evet efendim, kicinizi yalarim tabii ki<br />
D: taparak yaparsin zavallicik&#8230;<br />
K: evet efendim, diz cökerek&#8230; dilim bir karis disarida&#8230; cirpinirken&#8230;</p>
<p>***</p>
<p>K: seni düsünüp kivraniyorum<br />
D: hmm<br />
K: cizmelerini temizledigimi düsünüyorum<br />
D: aferin<br />
K: tasmalanmis ve bir yere zincirlenmis olarak sana ve arkadaslarina hizmet ettigimi&#8230;<br />
D: Ben de tasmalandığını dusundum bugun ofiste yalnızken<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' /><br />
K: tasmalandigimi mi düsündün&#8230;<br />
D: evet, ofiste bi bolum var kafes gibi<br />
K: kafes mi? <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' />  kafese kapatilmak cok zorlu olmali, beni kafese kapattigini mi düsündün?<br />
D: evt<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' />  orada öylece beklerdim&#8230; gelip beni cikarmani, basim yerde&#8230;<br />
D: evet<br />
K: belki cok ses cikarmamam icin agzimi tikayip bantlardin&#8230; hep senin yükseldigini, üst düzey bir yönetici oldugunu, sana ve arkadaslarina hizmet ettigimi düsünüyorum<br />
K: http://www.canicom.co.uk/canicom800.htm elektrikli tasma&#8230; böyle bir seyle kullanildigimi düsünüyorum uzaktan da kontrol edilebilmek icin ve iyice köpeklesebilmek icin&#8230; baktin mi siteye?<br />
D: G. ile yazisiyorum, birazdan bakicam&#8230; Birini isten cikariyoruz yarin<br />
K: anliyorum, özür dilerim mesgul ettigim icin<br />
D: zorla istifa yazdırıcaz <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' />  nasil yani?<br />
D: işten çıkaracağız ama tazminat odemeyelim diye zorla istifa yazmasını saglayacağız<br />
K: nasil saglayacaksiniz?<br />
D: valla bağıracağız<br />
K: bagiracak misiniz? Bu kadar mi?<br />
D: herhalde, otur suraya diyecegim<br />
K: nasil yani?<br />
D: sonra da boş   sayfayı   atacağım önune<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' /><br />
D: ve &#8221;imzala!&#8221; diyecegim<br />
K: öyle bir durumda iken cizmelerini dilimle parlatiyor olmak isterdim&#8230; karsindaki kem küm ederken, Sen, G. ve o kisi odada sadece ücünüz mü olacaksiniz?<br />
D: yok, tum televizyonlara haber verip canl   yayın yapacagız:)<br />
K: sizin karsinizda kendini gercekten baski altinda hissedecek herhalde, ikinizin karsisinda onun nasil davranacagini, ne durumda olacagini merak ediyorum, süklüm püklüm mü olacak sizin karsinizda acaba, ya da baska bir sey mi&#8230; görmek isterdim ona karsi olan tavirlarinizi, ona gercekten sert mi davranacaksiniz acaba &#8230;<br />
K: orada msin?<br />
D: geldim&#8230; ona karşı gayet eglenceli davranacagız&#8230; aglamasını   bekliyorum ben, iki kadın yonetici şeklinde çalışmamız mukemmelmiş valla! <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' />  aglamasini mi bekliyorsun?<br />
D: evet<br />
K: Böyle olmasi icin ugrasacak misin?<br />
D: korkak tipli bir salak, odaya cagırınca aglamaya baslar belki, gecen gun odama cagırdım, tir tir titredi aptal&#8230; bi iş   verdim derin bi ohhh cekti<br />
K: G. de onun üzerine gidecek mi seninle beraber?<br />
D: &#8221;ben de bi hata yaptım sanmıştım efendim, rahatladım,&#8221; dedi&#8230; evet<br />
K: O da senin gibi sert mi davranacak ona?<br />
D: e evet, tabi ki<br />
K: gercekten canini yakmak istiyorsunuz yani ve bunun icin önceden konustunuz?<br />
D: Evet, onu korkutmak istiyoruz, aglasın filan gibi<br />
K: G. de gercekten bundan zevk aliyor mu, ya da alacak mi?<br />
D: Cok iyi bilmiyorum ama ama eglenecegiz<br />
K: nasil olsa kovacaginiz ve bir daha görmeyeceginiz biri, bir zavalli<br />
D: elbette, cok guzel aglıyo<br />
K: onu asagilayacak misiniz acaba<br />
D: e herhalde<br />
K: orada bir köpek gibi yerde beklemek isterdim, belki kovmadan önce onu biraz sasirtir, bazi seyleri yaparsa kovmayacaginizi filan söylersiniz?<br />
D: canımız ne ister o an bilemem<br />
K: kovulmamak icin pek cok sey yapardi herhalde?<br />
D: yalvarırdı<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' />  ofiste sadece ücünüz olacaksiniz ve orada olanlari sizden baska kimse bilmeyecek ve sonra onu kovacaksiniz degil mi, ve bir seyler söylese bile sagda solda o salaga kim inanir ki<br />
D: elbette, tam bir aptal, kimse siklemez<br />
K: :O muhtemelen karsinizda diz cökmeyecektir, öyle birinin canini yaktigini görmeyi cok isterdim, onu yarin o odada gercekten aglatacak misiniz?<br />
D: yok gerizekali, şakacıktan aglatacagiz, hayretsin<br />
K: <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' />  hickira hickira agladiginda&#8230; ah, yaninda bir eldiven olur belki o salagin cildine güzel ellerin degmesin diye<br />
D: Heh, lateks eldiven dolu dolabım<br />
K: biraz itilip kakilsa,  buna kim itiraz edebilir, zaten agliyor oldugunda, ona yapabileceklerinizi düsündügümde cildiracak gibi oluyorum ona ümit verirseniz kovmadan önce cok sey yapabilecek hale gelir<br />
K: yarin nasil giyinmis olacaksiniz acaba? o esnada ne desen yapacak gibi olurdum herhalde heyecandan <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' />  bir baskasini gercekten asagiladigini ve canini yaktigini görmeyi isterdim onun karsisina ne kadar güzel giyinmis olarak kendini o kadar kücük görecektir herhalde&#8230; sürekli bunu düsünüyor olacagim ona neler yaptiginizi&#8230; karsinizda süklüm püklüm olusu&#8230; aglamasi&#8230; ve belki eldivenleri takarsiniz elinize tokatlamak gerekirse aglayan bir zavalliyi kendine getirmek icin atilan birkac tokadin hesabini size kim sorabilir ki?</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çifte Hizmet - II. Bölüm]]></title>
<link>http://celiktopuklar.wordpress.com/2007/09/24/cifte-hizmet-ii-bolum/</link>
<pubDate>Mon, 24 Sep 2007 09:13:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>celiktopuklar</dc:creator>
<guid>http://celiktopuklar.wordpress.com/2007/09/24/cifte-hizmet-ii-bolum/</guid>
<description><![CDATA[Previously on celiktopuklar&#8230; Tasmanın ucunu ayaklarının altına aldı ve cep telefonuyla konuşma]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Previously on celiktopuklar&#8230;</p>
<blockquote><p>
Tasmanın ucunu ayaklarının altına aldı ve cep telefonuyla konuşmaya başladı. Konuştuğu arkadaşıydı.</p>
<p>- Hayatım nasılsın? &#8230; Geldi geldi şu an ayaklarımın altında sefil sefil duruyo. Görsen öyle güzel oldu ki HaHaHA&#8230; Kahvaltıyı hazırlıyorum hadi hemen gel seni çok özledim&#8230; </p>
<p>ve kapattı&#8230;</p></blockquote>
<p>Ardından kalktı ve beni kanepenin ayaklarına bağladı. Öylece bekliyordum ki biraz sonra kapı çalındı gelen Ceyhun&#8217;du. Hemen gelip tasmamdan tutarak beni kapının girişine götürdü ve kapıyı açtı. Ayak üstü öpüştüler ben dizlerimin üstünde, kafam yerde, ellerim bağlı bekliyordum. Yeni kölemiz kullanıma hazır hayatım, hem de sıfır kilometre dedi ve gülüştüler. heyecandan titriyordum. Hadi sahibinin ayakkabılarını çıkarsana dedi. Biraz yaklaştım ağzımı ayakkabılarına doğru götürdüm ama ellerim bağlı olduğu için dengemi kaybedip yere yığıldım. Kafamda sert bir ayakkabı hissettim. Beceriksiz aptal dedi sahibem. Daha ayakta duramıyorsun. Sahibim ise ayakkabılarıyla bastırıyordu kafama. Cezaların giderek artıyor aptal yaratık, hepsinin hesabını vereceksin&#8230; hadi yala sahibinin ayakkabılarını. Büyük bir iştahla sahibimin ayakkabılarını yalamaya koyuldum. Her tarafını yaladım. Eeee hadi daha hızlı ayakta beklemekten yoruldum dedi sahibim sertçe. Sonra da ayakkabılarını çıkarttım, ağzımla bana gösterilen terlikleri sahibime giydirdim ve içeri geçtiler tabi beni tasmamdan sürükleyerek. </p>
<p><!--more--></p>
<p>Kanepeye oturup ben ayaklarının altındayken öpüşmeye başladılar. Arada bir de sakın bakma diyerek beni tekmelemeyi ihmal etmiyorlardı. Sonra doğruldular ve mutfağa geçtik, tabii yine beraberce. Masanın altında yerimi almıştım. Karnım da öyle acıkmıştı ki. Ama bir şey yemeyi ummuyordum tabi. Onlar havadan sudan konuşurlarken bende masanın altında onların ayaklarını, terliklerini yalıyordum. Bir ara bana acımış olacaklar ki bir tabak konuldu önüme ama içi boştu. Sahibem ağzında lokmaları çiğneyip tabağa tükürüyordu, sahibim de ona katkıda bulunuyordu. daha sonra sahibim beni masanın altından çıkardı saçlarımdan tutarak başımı yukarı kaldırıp aç ağzını dedi ve sahibeme çevirdi. O da ağzında kalan parçaları benim ağzıma tükürmeye başladı. Arada yüzüme geliyor onları yutmam için saçlarımı çekiyordu. En sonunda beni kendine çevirip yüzüme tükürdükten sonra başımı biraz önce hazırladıkları tabağa gömdü ve Hadi ye dedi. Yüzümü tabağa gömüp yemeye başladım. Bu efendilerimin bana bir lutfuydu. Sahibem ayaklarını kafama koydu ve o pozisyonda yemeye koyuldum. Artık karınları doymuştu. Ellerimi çözüp ortalığı toplamamı emrettiler. Hemen işe başlayıp ortalığı toparladım. Kadın kıyafetleri içindeydim ve hizmet ediyordum. Kendimi tam bir kadın hizmetçi gibi hissetmeye başlamıştım. </p>
<p>Birden beni çağıran sesle irkildim ve koşarak içeri gittim. İçeri girdiğimde beni bekliyorlardı. Diz çöktüm ve yüzümü yere yapıştırdım. Sahibem ayağa kalktı ve bana birkaç tekme savurduktan sonra ellerimi yeniden bağladı. Dizlerimin üstünde dururken bir tekmeyle yere yıkıldım. Tam sahibimin ayaklarının dibine. O sırada yüzüme bastı ve sanki ezmek istercesine hareket ettirdi. Kanepenin üzerinde duran kırbacı alan sahibem kıçıma vurmaya başladı. Canım çok yanıyordu ama sahibimden dolayı sesimi çıkartamıyordum sadece inliyordum. Bu kuçu kuçuya nasıl köle olunur öğreteceğiz dedi sahibem ve kırbaçlamayı bıraktı ve odadan çıktı&#8230;</p>
<p>Ben halen sahibimin ayaklarının dibindeydim. ardan 10 dak. kadar geçmişti ki ayak sesleri gelmeye başladı. Gelen sahibem olmalıydı. Kafamdaki terlikler çekildi ve sahibem ayakları ile yüzümü yukarı kaldırdı. Uzun siyah çizmeler giymişti ve üstünde de deri bir takım vardı. O kadar haşmetliydi ki. Eğildi ve yüzüme sert bir tokat attı. Saçlarımdan çekerek beni odanın ortasına kadar sürükledi. Ellerimi çözdü ve dört ayak üstünde çöktürdü. Ardından kırbaçlamaya başladı. Biraz yorulunca sırtıma bindi ve kıçımı kırbaçlayarak odanın içinde tıpkı bir at gibi gezinmeye başladı. Arada Sahibimin ayaklarının dibine doğru sürüyor ve Yala efendinin terlikleri diyordu. Sonra durdu ve koltuğa oturdu. Çizmelerini uzatarak Yala hadi dedi. Topuklarından başlayıp her yerini yaladım çizmelerinin. Ceyhun’a dönerek; Nasıl hayatım hoşuna gidiyo mu diye sordu. O da Belli olmuyo mu dedi. Ne demek istediğini önce anlamadım ama göz ucuyla baktığımda eliyle organını oynadığını ve önündeki sertliği fark ettim. İşte tam o sırada sahibem; Nereye bakıyorsun sen diye bağırdı. Özür dilerim dedim. Benden değil, izinsiz baktığın için git ondan özür dile dedi. Hemen gittim ve sahibimin ayaklarına kapanıp özür diledim. Fakat sahibem saçlarımdan tutarak başımı yukarı kaldırdı ve aletinden de özür dileyeceksin dedi. Kafamı sahibimin kasıklarına doğru bastırdı. Sertliği yüzümde hissettim. Kısık bir sesle özür dilerim dedi. Sahibem; Öyle kuru kuru özür dilemekle olmaz, onun gönlünü alacaksın dedi. Hadi onu dışarı çıkar. Ellerimle kemerini çözdüm ve pantolonunu çekiştirdim, ardından da şortunu indirdim sahibimin. Oldukça kalın bir organ vardı karşımda. Bir aletten özür dileyeceğim hiç aklıma gelmemişti. Sonra kafamı yeniden bastırdı sahibimin organına. Ağzımı açtım ve onu ağzıma aldım. Çok garip bir tadı vardı. Tanrım ben neler yapıyordum böyle. Sahibim de zaten tahrik olmuş vaziyette olduğundan olacak kulaklarımdan tutup ileri geri hareket ettirmeye başladı. Zevk aldığı her halinden belliydi. O nun zevk alması hoşuma gitmişti. Ama çok acemiydim herhalde ne yapacağımı bilmiyordum. Sahibim iyice zevke gelmişti. Kulaklarımı çekip kasıklarına bastırıyordu kafamı sanki hepsini yutmamı istercesine. Ama bunu yapamıyordum bir türlü. Sahibem ise bana hakaretler yağdırarak sırtımı kıçımı tokatlıyordu. Devamlı; Sen bir ibnesin, aşşağılık bir sokak ibnesisin. Ha cevap ver bana mutlu musun ? Ama nafile konuşacak durumda değildim ki. Ağzım doluydu ve azımda bir şey varken konuşmama hep kızarlardı çocukken. Bir müddet sonra sahibimin hareketleri hızlandı ve ağzımda bir kasılma hissettim. O sırada ağzımdan organını çekti ve büyük bir tazyikle boşalmaya başladı. Ağzıma, yüzüme, gözüme her yerime boşaldı bağırarak. Bir eliyle de saçlarımı tutuyordu kafamı çekmemem için. Çok garip bir tadı vardı. Perişan haldeydim. Her yanım sperm içindeydi. Tasmamdan sürükleyerek banyoya götürdüler beni. Klozete başımı yasladılar ve önce sahibim işemeye başladı. Her yerime ama. Bir ara sahibem karnıma tekmeyle vurarak Ağzını aç ve yut onları dedi. Dediğini yapmaya çalıştım ama yutmak gerçekten zordu. Sperm tadı, idrar tadı hepsi birbirine karışmıştı. Tam sahibim bitirmişti ki bu defa sahibem gelip saçlarımdan tutarak ensemi iyice klozete yapıştırdı ve organını ağzıma dayayıp işemeye başladı. Her yerim idrar olmuştu. Ama çok farklı bir şeydi bu. O da tamamen boşalttıktan sonra beni yere boylu boyunca uzattılar idrarların içine. Soğuk fayansların üzerindeki idrarlar biraz önce kırbaçlanan yerleri yakmaya başlamıştı. Sahibem klozete oturdu, ayaklarını suratıma yapıştırdı ve sıçmaya başladı. Arada ayaklarıyla eziyordu suratımı. Bitirince kalkıp suratıma oturarak kıçını temizlememi istedi. Bunu daha önce hiç yapmamıştım. Ama bugün yaşadıklarımın çoğunu da daha önce hiç yapmamış değil miydim? Dilimle temizliğe başladım. Sonra beni kaldırıp kafamı klozetin içine soktu ve ayakları ile bastırmaya başladı. Nefes alamıyordum. Ye onları diye bağırdığını duydum. Midem çok kötü olmuştu. Bu arada ensemde bir sıcaklık hissettim. Sahibim kalan idrarını da enseme yapmıştı. Biraz sonra kafamı çıkarttılar. Perişan halim devam ediyordu. Ağzım yüzüm bok, idrar içindeydi. Ne kadar pissin dedi sahibem ve bir tekme attı. Hadi hemen temizlen ve 20 dak sonra gel dedi. Ardından çıkıp gittiler. Aynada kendime baktım. Hakikaten acınacak durumdaydım. Hemen her yerimi temizledim. Güzelce sabunlandım ve içeri gittim. Beni tutup yatak odasına götürdüler. Ben yerde onların ayaklarının dibindeydim. Onlar sevişmeye başladılar. Sahibim kafamı tutup yine aletine bastırdı. Onu yeniden ağzıma aldım ama bu sefer küçüktü. Biraz uğraştıktan sonra kaldırdım. Ben onu ağzıma alırken sahibem de kafamı bastırıyordu. Derken yatağa uzandılar. Ben başım önümde aşağıda bekliyordum. İnlemeler geliyordu ama ben kafamı kaldırıp bakamıyordum. Derken sahibem tasmamdan çekip beni ayaklarını yalamam için yönlendirdi. Onlar sevişirken ben de sahibimin ayaklarını yalıyordum. Bir müddet böyle devam ettikten sonra birden sahibimin hareketleri hızlandı ve inlemeleri sıklaştı. Ben halen sahibemin ayaklarını yalamakla meşguldüm. Birden sahibim tasmamdan beni kendine doğru çekti ve sahibemin ayaklarının üzerine boşldı. Ardından da hepsini temizlememi istedi. Tüm menileri yalayıp yuttum. Sıvı boğazımı yakarak gitti içerilere doğru. Midem bulanır gibi oldu. Ardından sahibem sıra bende diyerek kafamı vajinasına bastırdı. Bacaklarıyla kafamı öyle bir sıktı ki neredeyse nefes alamıyordum. O şekilde yaklaşık 10-15 dakika bana her yerini yalattırdı. Sonrasında boşaldı ve beni tekmeleyerek attılar aşağıya. Ardından birbirlerine sarılıp uyumaya başladılar. </p>
<p>Her yerim ağrıyordu. Ama acayip duygular içindeydim. Korkularım geçmişti. Garip bir histi bu. Yoluculuk ve akşama kadar çektiğim şeylerin etkisiyle derin bir uykuya daldım ben de onlar gibi. Sabah olacakları düşünemiyordum bile&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çifte Hizmet - I. Bölüm]]></title>
<link>http://celiktopuklar.wordpress.com/2007/09/24/cifte-hizmet-i-bolum/</link>
<pubDate>Mon, 24 Sep 2007 09:04:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>celiktopuklar</dc:creator>
<guid>http://celiktopuklar.wordpress.com/2007/09/24/cifte-hizmet-i-bolum/</guid>
<description><![CDATA[Doktorun hatıra defterinden: Uzun ve uykusuz bir yolculuğun ardından sonunda sabah olmuş ve İstanbul]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Doktorun hatıra defterinden:</p>
<p>Uzun ve uykusuz bir yolculuğun ardından sonunda sabah olmuş ve İstanbul&#8217;a varmıştım. Ertesi gün olabilecekleri düşündükçe tüylerim diken diken oluyor, her yanımı bir titreme kaplıyordu. Yıllar sonra gerçek manada BDSMden hoşlanan bir bayana hizmet etme imkanına sahip oluyordum. Ama bu, belki de hayallerimde bile kendimden kaçtığım bazı şeyleri gerçekleştirmem için de bir fırsat olacaktı. Daha önce de bayanlara sayısız kez hizmet etmiştim hatta bunlardan bazıları hakikatten sert kızlardı ama bu bayanın yanında bir erkeğin olması bambaşka bir şeydi. İşte tüm bu düşüncelerle sabaha kadar gözümü bile kırpmamıştım. </p>
<p><!--more--></p>
<p>Saat sabahın 8&#8242;i idi ve ben gideceğim yeri bile bilmiyordum. Bu tam anlamıyla bir maceraydı benim için. Bilinmeyene yolculuk&#8230; bir kez tanışmış ve konuşmuştuk. Ayrıntılı bir sohbetti ancak, sadece bir sohbetti işte. İkisi de iyi ve kültürlü insanlardı; eğitim seviyeleri, hobileri, yaşam tarzları benimkine yakındı. Ancak bilinmeyen bir yerde bilinmeyen şart ve rollerde birlikte olmak gerçekten ürkütüyordu beni. Ama oraya gitmeme engel olamıyordu. Tamamen içgüdüsel bişeydi herhalde. Hayvanlara özgü bişey. Bunu düşünüp güldüm; öyle ya ben de bi çeşit hayvan sayılırdım neticede. Tabii ki onların gözünde. Birden hastalarım geldi gözümün önüne. Bu defa daha da güldüm. Düşünsenize, beni o halde görseler ne derlerdi acaba? Akşama kadar ameliyatlarını yapan, hemşirelere emirler veren hastalarıyla diyalog kuran biricik doktorları yerlerde efendilerinin ayakkabılarını yalıyor, hemde elleri kolları bağlı vaziyette. Kendim bile gülmüştüm buna. Ama bu benim yaradılışım, fıtratımdı. Bunun önüne geçmem imkansızdı, her köle ruhlu insan gibi&#8230;</p>
<p>Bu saatte onu arayamazdım. Öyle ya bir hanımefendi bu saatte rahatsız edilmemeliydi. Bende bulduğum en yakın kafeye gidip saatlerin geçmesini beklemeye koyuldum. Ama geçmiyordu. aklımdan bin bir türlü şey geçiyordu, zira; bu çok bilinmeyenli bir denklemdi; Acaba beni nasıl karşılayacaklar, herhangi bir planları var mı, acaba kötü bişey olur mu, vücudum ne kadar acıya dayanabilir, yapamayacağım bişi isterlerse ne derim ya da bi şey diyebilir miyim&#8230; ve daha biçok soru. Neyse saat 10&#8242;a geliyordu ki artık dayanamadım ve onu aradım. Telefonu açtığında sesi hiçte uykulu falan değildi erken kalktığı belliydi. Nerde kaldın diye sordu hafif sert bir ses tonuyla. Özür diledim ve ona bulunduğum yeri söyledim. Bana bir yer tarif etti. 1 saat sonra orada olmamı söyledi. Allahım telefondayken bile deliriyordum böle konuşmasına. Hükmedilmek çok hoş bişeydi. Tam 1 saat sonra verdiği adresteydim. Beni orada bekliyordu. Geç kaldın dedi sertçe. Bende buraları hiç bilmediğimi anlattım ve yine özür diledim. Özür dilenmesinden hiç hoşlanmadığını ve bunun bedelini ödemem gerektiğini söyledi hafifçe gülerek. Ben de ceza defterimin zaten kabarık olduğunu buna da razı olduğumu söyledim. Söyledim ama daha önce beni hiç cezalandırmamıştı ki. Telefonda &#8216;tamam cezama razıyım demek&#8217; çok kolaydı ama şimdi. Biraz sonra bunların bedelini ödeyecektim. Korku, zevk, heyecan, şehvet hepsi birbirine karışmış maç yapmaya başlamışlardı ruh alemimde. Üstünde hafif diz üstü bir etek, ten rengi çorapları ve orta yükseklikte topuklu siyah ayakkabıları ve bir buluz vardı. tavırlarına bir anlam verememiştim. Çünkü; ne tam bir dominant, ne de telefondaki gibi samimi idi. Tam manası ile ikisinin ortasında bir şeydi. Neyse zaten bunları yargılamak bana düşmezdi. </p>
<p>Yaklaşık 5 dakikalık bir yürüyüşten sonra bir apartmanın önüne geldik. Yolda bana evin kapısı kapandıktan sonra tüm eski konuşmalarımızı unutmamı, o andan itibaren tek görevimin itaat olduğunu söyledi. Bende olur dedim. Başka bir alternatifim de yoktu zaten. Yukarı çıktık. Merdivenden çıkarken gözlerimi ayaklarından alamıyordum. Çıkan topuk sesleri beni uçurmaya yetmişti bile. Eeee yılların verdiği bir açlık da vardı işin içinde. Kapıyı açtı, içeri girdik ve o sesi duydum. Taakk. Kapı kapandı&#8230;</p>
<p>O anda gözlerine baktım. Bakışları birden değişmişti. Seni dakikalarca bekleyemem dedi. Hemen ayakkabılarımı çıkar ŞİMDİ. Yere eğildim ayakkabılarını avcumun için aldım. O anda ellerimin üstüne bastı. Yıllar, sana bir efendiye nasıl hizmet edilir unutturmuş anlaşılan dedi. Bir efendinin ayakkabısı ancak o izin verirse ellenebilir, aksi halde ağzının dışında onlara dokunamazsın. APTAL KUÇU KUÇU dedi. Hemen eğildim ve topuklarını ağzımın içine aldım. Onları çekerek çıkarttım ayaklarından. Hoş bir koku yayıldı burnuma doğru. Derin derin kokladım onları. Aferin sana dedi. Ama seninle daha çok işimiz anlaşılan.Ardından bende ayakkabılarımı çıkarttım ve içeri geçtik. Özenle döşenmiş olduğu her halinden belliydi evin. ben yerde dört ayak üzerindeydim. Sertçe; çıkar üzerindeki şu pislikleri dedi. Hakikatten 10 saatlik yolculuk sonrası leş gibi hissediyordum kendimi. Hemen çıkarmaya başladım üstümü. Sadece atlet ve şort kalmıştım. Bunları da mı diye sordum. Oturduğu yerden beni seyrederken birden kalktı ve bir tokat patlattı suratıma. Tabii ki onları da. Ne yani onlar temiz mi. Pis vücuduna değen her şeyi çıkartacaksın dedi. Hemen çıkarttım onları da. Bu kıyafetler içinde yeterince çekici değilsin sana daha güzel bişeyler giydiricem dedi. Ama öncelikle iyi bir temizlik şart dedi. Efendin seni bu halde görürse yüzüne bile bakmaz&#8230;</p>
<p>Çırılçıplak kalmıştım odanın ortasında ve dizlerimin üstündeydim. o ise kanepeye oturup bacak bacak üstüne atmış beni süzmekteydi. Şimdi git ve duş al, 10 dakika içinde seni ayaklarımın dibinde görmek istiyorum dedi. Koşarak banyoyu aramaya başladım, bulduğumda hemen suyu açıp soğuk suyla duş yaptım. yarı kuru yarı ıslak koşarak onun yanına gittim ve diz çökerek ayakları önünde başımı yere dayadım. Aferin kuçu kuçu şimdi biraz adama benzemişsin dedi ve ekledi; ama biz senin adama benzemeni istemiyoruz ki diye ilave etti. Seni biraz değiştirmemiz gerekecek bakalım neler yapabiliriz. Ben duşdayken getirdiğini anladığım çorapları uzatarak giy şunları hemen diye bağırdı. İkiletmedim ama giymekte zorlanıyordum. O ise ben zorlandıkça ya tekme atıyor yada ensemi tokatlıyordu. Neyse sonunda giyebilmiştim. Siyah renkli orta kalınlıkta bir çoraptı. Alt taraf tamam dedi. Ama bu iğrenç suratını ne yapacağız. Ayağa kalktı ve ayağının altına aldığı suratımı ezmeye başladı. Ayakları o kadar yumuşak o kadar zarifti ki, özel bir bakıma tabi tutuldukları belliydi.Ben iki büklüm olmuştum ama tüm ağırlığını vermeye devam ediyordu. Şakak kemiklerim yerinden fırlayacak zannettim. Sonra odadan çıktı, ama girmesi de bir oldu. Elinde bir çanta ile geri dönmüştü. Çantayı açtığında içinden envai çeşit makyaj malzemesi çıkıverdi ve başladı özene bezene makyaj yapmaya. Her gözümü kırptığımda veya istemediği bir hareket yaptığımda olanca gücüyle vuruyordu. Makyaj bittiğinde; İşte şimdi bişeylere benzedin kuçu kuçu dedi. Ardından boynuma bir tasma geçirdi ve ellerimi arkadan sımsıkı bağladı. Tasmanın ucunu ayaklarının altına aldı ve cep telefonuyla konuşmaya başladı. Konuştuğu arkadaşıydı.</p>
<p>- Hayatım, nasılsın? &#8230; Geldi geldi şu an ayaklarımın altında sefil sefil duruyo. Görsen öyle güzel oldu ki HaHaHA&#8230; Kahvaltıyı hazırlıyorum hadi hemen gel seni çok özledim&#8230; </p>
<p>ve kapattı&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ OWK Slavery Law- Kölelik Kanunu]]></title>
<link>http://celiktopuklar.wordpress.com/2007/08/25/owk-slavery-law-kolelik-kanunu/</link>
<pubDate>Sat, 25 Aug 2007 12:31:38 +0000</pubDate>
<dc:creator>celiktopuklar</dc:creator>
<guid>http://celiktopuklar.wordpress.com/2007/08/25/owk-slavery-law-kolelik-kanunu/</guid>
<description><![CDATA[Dexter Holly&#8217;nin aynı isimli blog girdisinden alınmıştır: §1Giriş ve Açıklayıcı Hükümler 1. Bu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.owk.cz//mask/pic_window.php?picture=http%3A%2F%2Fwww.owk.cz%2Ffreegallery%2Fpic2%2Fowk76-c33ax4.jpg"><img src="http://celiktopuklar.wordpress.com/files/2007/08/nicole.jpg" align="right"></a></p>
<p>Dexter Holly&#8217;nin <a href="http://dexterholly.wordpress.com/2007/07/20/owk-slavery-law-kolelik-kanunu/">aynı isimli blog girdisinden</a> alınmıştır:</p>
<p>§1Giriş ve Açıklayıcı Hükümler  </p>
<p>1. Bu kanun, köleliğin temel terimlerini, yasal ve mülki ilişkilerini, kökenini, bitişini ve kayıt altına alınmasını ve OWK toprakları icindeki kölelikle ilintili diğer konuları açıklar.    </p>
<p>2. Bu kanun kölelerin sorumluluk ve davranışlarını kapsamaz. Bunlar, Lady Slaver’ lar tarafindan güncellenen emirler veya resmi düzenlemeler yoluyla belirlenir.  </p>
<p>3. Bu kanun sadece, 5B/2001 sayılı kararname uyarınca IRS’ de kayıtlı köleler ile ilişkilidir.  </p>
<p>§2Kölenin Tanımı  </p>
<p>Bu kanunun gayesi uyarınca, bir köle gönüllü kararı esasına dayanarak yazılı veya sozlu şekilde tüm insan haklarından Lady Owner’inin yararına feragat etmiş ve böylelikle daha fazla insan olarak bakılmayacak ancak Lady Owner’inin kişisel varlığının bir parçası olarak kabul edilecek 18 yasından büyük yaratıklardır. </p>
<p><!--more--></p>
<p>§3Köleliğin Tanımı  </p>
<p>Bu kanunun gayesi uyarınca, Lady Slave Owner, 5B/2001 sayılı kararname uyarınca IRS’ de kayıtlı en az bir köleye sahip olan Kadındır.  </p>
<p>§4Devlet Kolesi  </p>
<p>Devlet Kolesi, OWK toprakları icinde kamu hizmeti icin tasarlanmış, OWK Kraliçesi’nin sahipliği altındaki kayıtlı kölelerdir. </p>
<p> §5 Özel Köle  </p>
<p>Bir özel köle, </p>
<p>1. Kraliçeye ait olan ancak kamu köleliği icin tanımlanmamış kayıtlı köledir.        </p>
<p> 2. OWK Lady Citizen lari, Kralice Muahfizlarinin Kadın uyeleri veya bir Court Lady nin sahipliği altinda bulunan kayitli koledir.</p>
<p> §6 Yabancı köle  </p>
<p>Yabancı köle, o anda OWK topraklarında kalan ancak OWK Lady Citizen i olmayan bir Kadının sahipliği altinda bulunan kayitli kölelerdir.        </p>
<p> §7 Köleliğin Başlangıcı ve Geçerliliği </p>
<p>Kölelik şu 2 durumda başlar: </p>
<p>1. Kölelik adayı ve Lady Slave Owner arasındaki yazılı sözleşme üzerinde anlaşılması </p>
<p>2. En az bir başka Lady’nin bulunduğu durumda, Lady Slave Owner ve kölelik adayı arasındaki sözlü anlaşma sağlanması Kölelik, kölenin IRS’e kayıt olması yolu ile geçerlilik kazanır </p>
<p>§8 Köleliğin Süresi</p>
<p> 1. Köleliğin süresi bu kanunun 7. maddesi uyarınca sözlü veya yazılı şekilde belirlenir. Bu sürecin sona ermesinin ardından köle kişisel özgürlüğüne döndürülmelidir. </p>
<p>2. Eğer köleliğin süresi kanunun 7. maddesi uyarınca yapılan sözleşmede belirtilmemişse, köleliğin süresi sadece Lady Owner’ın kararına bağlıdır. </p>
<p>§9 Kölelerin Sahipliği</p>
<p>1. Sadece 18 yaşında ve daha büyük yaştaki Ladyler kişisel sahiplikleri altına köle alabilirler.</p>
<p>2. Lady Owner, kölesinin davranış ve muamelelerinden tamamen sorumludur. </p>
<p>3. Köleye verilen zarar kişisel sahiplik mülkiyet altındaki bir nesneye verilmiş zarar olarak kabul edilir ve Lady Owner mahkeme kanalıyla uygun bir yenileme veya zararın tazminini talep etme yetkisine sahiptir. </p>
<p>4. Lady Owner, OWK toprakları içinde kölenin beslenmesi ve ahırda kalması ile alakalı tüm masrafları ödemekle yükümlüdür. </p>
<p>5. Kölenin sahiplik altına alınması ancak kölenin IRS’e kaydından sonra yasaldır. </p>
<p>§10 Kölelerin IRS’e kaydı </p>
<p>1.Kölelerin mülk edinilmesinin kaydı için, 5B/2001 sayılı kararnameye göre Uluslararası Köle Sicil Dairesi kurulmuştur. </p>
<p>2. Bir Lady Owner tarafından mülkiyet altına alınan her köle, köeleliğin başlangıcından itibaren 10 gün içinde IRS’e kaydolmak zorundadır.</p>
<p> 3.Lady Owner, kölenin satışı, bağışlanması veya ölümü gibi durumları 10 gün içinde IRS’e rapor etmelidir. </p>
<p>4. Uzun süreli kiralama, rehin hakkı, isteğe bağlı kullanım hakkı ve diğer benzer hakların Dişi cinsiyetten başka bir kişinin yararına köleye yüklenmsi durumunda, bu gibi olaylar 10 gün içinde IRS’e bildirilmelidir. </p>
<p> 5. Kölenin kölelikten kaçması veya herhangi benzer bir davranış IRS’e olay gerçekleştikten 2 gün içinde rapor edilmelidir.  </p>
<p>§11 Kölelerin İşaretlenmesi </p>
<p>1. Her köle, ihtiyaç duyulduğunda Lady Owner’ını hemen belirlemeye imkan verecek şekilde günün 24 saati işaret taşımak zorundadır.</p>
<p> 2. Ayrıca OWK sınırları içerisinde, her köle en az 1 santimetre çapında siyah bir nokta ile alnının ortasında işaretlenmelidir. </p>
<p>§12 Kölelerin Alım-Satımı </p>
<p>1. 18 yaşında ve daha büyük yaştaki her Lady köle alabilir ve satabilir. </p>
<p>2. OWK’daki resmi köle satışında kölenin alınıp satılması durumunda, bu alım-satım 11B/2001 Nolu kararnamede listelenen kurallarla yönetilir. </p>
<p>§13 Kölelerin Kullanımı </p>
<p>1. Lady Owner mülkiyeti altındaki köleyi hiçbir sınırlama olmaksızın herhangi bir yasal faaliyet  İçin kullanabilir. </p>
<p>2. Özel mülkiyet altında olmayan bir köle sadece Lady Owner ile yapılacak anlaşma ile kullanılabilir. </p>
<p>3. Devlet köleleri sadece Kraliçe Muhafızlarının bir üyesi veya Kraliçe2den aldığı emirlerle çatışma halinde bulunmuyorsa kullanılabilir. </p>
<p>§14 Kölelere Muamele </p>
<p>1. Lady Owner mülkiyeti altındaki köleye hiçbir sınırlama olmaksızın istediği gibi davranabilir. </p>
<p>2. Özel mülkiyet altında olmayan köleleri zarara yol açmayacak şekilde paylaşmak gereklidir. </p>
<p> §15 Kölenin Hakları</p>
<p>1. Köle hiçbir hakka sahip değildir. </p>
<p>2. Tek istisna, madde 7 uyarınca yapılan ve köleliğin başlangıcına temel teşkil eden sözleşme veya başka yazılı ve sözlü anlaşmalardan kaynaklanan hakların geçerliliğidir.  </p>
<p>§16 OWK Topraklarına Özel veya Yabancı Köleler Tarafından Yapılacak Ziyaretin Şartları </p>
<p>1. Özel veya yabancı köle her zaman üstünde bulundurması gereken sahibesinin yazılı izni ile veya sadece Lady Owner ile birlikte OWK toprakları üzerinde hareket edebilir.  </p>
<p>2. Eğer özel veya yabancı köle OWK toprakları üzerinde yalnız bulunursa ve Lady Owner’ın özgürce hareket etmesine dair yazılı izni bulunmuyorsa, yakalanacak ve Lady Owner bizzat gelip alana kadar hapsedilecektir.. </p>
<p>3. Bir önceki paragrafa göre kölenin yakalanması ve hapsedilmesinden doğacak tüm masrafları tam olarak OWK’ya ödemekle yükümlüdür.  </p>
<p>4. OWK Lady Citizen’ları OWK topraklarına girişte, pasaportlarında kendilerine OWK’da eşlik edecek köle sayısını belirtmekle yükümlüdür.  </p>
<p>5. Yabanı köleler Lady Owner’ın Giriş Vizesi’nde listelenmek zorundadır. </p>
<p> 6. 6 No.lu kanun uyarınca Lady Owner kölesinin OWK topraklarını ziyareti için bir ücret ödemekle yükümlüdür </p>
<p>7. OWK toprakları içinde kölenin davranışı, daha geniş bir şekilde 3B/2001 sayılı kararnameyle düzenlenmektedir.   </p>
<p>§17Kapanış Hükümleri </p>
<p>1. Bu kanun imzalandığı tarihten itibaren geçerlidir. </p>
<p> 2. Bu kanun, OWK’nın resmi internet sayfasında yayınlandıktan sonra yürürlüğe girer. </p>
<p> Black City   25 Eylül,2001 </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
