<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>gida &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/gida/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "gida"</description>
	<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 10:04:32 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[GIDA Habitat: Ten Years of Building Continues]]></title>
<link>http://ccindiananews.wordpress.com/2010/02/08/gida-habitat-ten-years-of-building-continues/</link>
<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 16:37:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>ccindiananews</dc:creator>
<guid>http://ccindiananews.wordpress.com/2010/02/08/gida-habitat-ten-years-of-building-continues/</guid>
<description><![CDATA[2010 marks the 10th anniversary of the participation of GIDA (Greater Indianapolis Disciples Associa]]></description>
<content:encoded><![CDATA[2010 marks the 10th anniversary of the participation of GIDA (Greater Indianapolis Disciples Associa]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yorgun bedenleriniz ilgi bekliyor]]></title>
<link>http://w2q3.wordpress.com/2010/01/23/yorgun-bedenleriniz-ilgi-bekliyor/</link>
<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 03:45:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>w2q3</dc:creator>
<guid>http://w2q3.wordpress.com/2010/01/23/yorgun-bedenleriniz-ilgi-bekliyor/</guid>
<description><![CDATA[BİTKİLERLE MODERN TEDAVİ Dr. Ahmet Toptaş   YORGUN BEDENLER İçki, ilaç, sigara, besin zehirleri, çev]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://w2q3.files.wordpress.com/2010/01/devedikeni-003-722.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-192" title="devedikeni " src="http://w2q3.files.wordpress.com/2010/01/devedikeni-003-722.jpg?w=255&#038;h=191" alt="" width="255" height="191" /></a>BİTKİLERLE MODERN TEDAVİ</p>
<p>Dr. Ahmet Toptaş</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>YORGUN BEDENLER</strong></p>
<p>İçki, ilaç, sigara, besin zehirleri, çevreden gelen zehirli maddeler ve virüsler karaciğer hücrelerinin görevini tam yapamaz hale gelmesine neden olurlar. Karaciğer hastalıkları arasında vücudun yorgun düşmesi ve hazımsızlık sorunları da yer alır.</p>
<p>Bitkisel ilaçlar karaciğeri desteklemektedir (Hepatoprotektiv) istenmeyen ( Yan, zararlı) etkileri de yoktur, böylece karaciğer kendisini yenileyebilmektedir. Bitkisel ilaçlar kullanılmadan yapılan tedavilerde alınan sonuçlar yeterli olmamaktadır. Kimyasal-sentetik ilaçlar karaciğere ilave yük oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>Tedavi:</strong></p>
<p>Gaz, dolgunluk hissi (şişkinlik) ve diğer hazımsızlık şikayetleriyle, vücudun zayıf düşmesinde devedikeni tohumu ve enginar yaprağı kullanılmaktadır.</p>
<p>Korunma tedaviden her zaman kolay, zahmetsiz ve ucuzdur. Bu nedenle sağlıklı kişilerin ve risk gruplarının korunma amaçlı olarak bu uygulamayı yapmaları önerilebilir.</p>
<p><strong>Dahilen Kullanılan Bitkisel İlaçlar:</strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Devedikeni tohumu:</span></strong> Öğütülmüş 1 çay kaşığı tohum fincana konur, üzerine 150 ml kaynar su ilave edilir, 10-15 dakika demlenir, süzülerek içilir. Çayı taze hazırlanarak günde 3-4 defa içilebilir.</p>
<p> Karaciğer tedavisinde hazır ilaç kullanılması tavsiye edilmektedir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Enginar yaprağı:</span></strong><strong> </strong>İnce kıyılmış veya öğütülmüş 1 çay kaşığı yaprak fincana konur, üzerine 150 ml kaynar su ilave edilir, 10 dakika demlenir, süzülerek içilir. Yemeklerden 30 dakika önce tatlandırılmadan çayı içilebilir. çayı içilirken ağızda biraz tutularak acılığı hissedilmelidir.</p>
<p>Çayı soğuk hazırlanırsa daha acı ve daha etkili olur ve şöyle hazırlanabilir: Öğütülmüş 1 çay kaşığı yaprak 150 ml soğuk suda ara sıra karıştırılarak 2-3 saat bekletilir, süzülerek içilir.</p>
<p>Boldo yaprağı, karahindiba kökü ve otu, java zerdeçalı ve şahterotu çayları karaciğeri destekleyici olarak içilebilir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Kaynak:</span></strong></p>
<p>Alman Kanunlarına Göre</p>
<p>Düzenlenip İzin Verilen</p>
<p>BİTKİLERLE MODERN TEDAVİ</p>
<p>Pratik Uygulamalar</p>
<p>Dr. Ahmet Toptaş</p>
<p>Gonca Yayınevi, İstanbul 2009</p>
<p>ISBN: 978-9944-790-31-4</p>
<p>0212 5285076-5286005</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bulantı ve kusma]]></title>
<link>http://w2q3.wordpress.com/2010/01/22/bulanti-ve-kusma/</link>
<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 13:58:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>w2q3</dc:creator>
<guid>http://w2q3.wordpress.com/2010/01/22/bulanti-ve-kusma/</guid>
<description><![CDATA[BİTKİLERLE MODERN TEDAVİ Dr. Ahmet Toptaş BULANTI  VE  KUSMA   Bulantı ve kusma çok çeşitli etki son]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://w2q3.files.wordpress.com/2010/01/bahcenanesi-723.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-186" title="BAHÇENANESİ" src="http://w2q3.files.wordpress.com/2010/01/bahcenanesi-723.jpg?w=227&#038;h=181" alt="" width="227" height="181" /></a>BİTKİLERLE MODERN TEDAVİ</p>
<p>Dr. Ahmet Toptaş</p>
<p><strong>BULANTI  VE  KUSMA</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Bulantı ve kusma çok çeşitli etki sonucunda meydana gelebilir. Mide ve bağırsak hastalıkları, karaciğer ve pankreas hastalıkları, kalp krizi, beyin hastalıkları, alkol, gıda zehirlenmesi, ilaçların istenmeyen etkileri, bağımlılık yapan maddeler, röntgen ışınları, hamilelik, deniz ve kara yolculuğu bulantı ve kusma nedenleri arasında yer alır.</p>
<p>Yeni başlayan (akut) ve uzun süre devam eden (kronik) bulantı ve kusma nedeni hekim gözetiminde ayrıntılı bir şekilde incelenmelidir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Tedavi:</span></strong></p>
<p>Bitkisel ilaçlar mide, karaciğer, safra yolları ve seyahat hastalıklarında tek başına veya destek tedavi olarak uygulanmaktadır.</p>
<p>Deniz, hava ve kara yolculuğunda görülen bulantı ve kusmada zencefil kökü kullanılmaktadır.</p>
<p>Karaciğer ve safra sistemi nedeniyle meydana gelen bulantı ve kusmada bahçenanesi yaprağı ve esansı, enginar yaprağı kullanılmaktadır.</p>
<p>Sinirsel esaslı bulantı ve kusmada bitkisel sakinleştirici ilaçlar yardımcı olmaktadır (Kediotu kökü, şerbetçiotu çiçeği, lavanta ve bunların karışımı).</p>
<p>Hamilelikte görülen bulantı ve kusmada bahçe nanesi yaprağı çayı içilebilir. Yeterli bilimsel çalışma olmadığı için zencefil kökü ve enginar yaprağı kullanılmamalıdır.</p>
<p>Tedaviye destek olmak amacıyla bol su içilmeli, zor sindirilen yağlı gıdalar yenmemeli, sebze, meyve, yoğurt ve çorba gibi hafif gıdalar tercih edilmelidir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Bahçe nanesi yaprağı ve esansı:</span></strong><strong> </strong>Kıyılmış 1 yemek kaşığı (1,5 gr) yaprak fincana konur, üzerine 150 ml kaynar su ilave edilir, fincanın ağzı kapalı olarak 10 dakika demlenir, süzülerek içilir. Çayı taze hazırlanarak günde 2-4 defa içilebilir. Veya günde 3 defa, kesme şekere 2-4 damla esans damlatılarak yenir veya yarım bardak ılık suya damlatılarak içilir.</p>
<p>Not: Üretim izni, üreticisi belli olmayan esans ( Eterik yağ) alınmamalıdır, ilaç kalitesinde olmasına dikkat edilmelidir, üretim tarihinden itibaren 1 yıl geçmiş ürünler alınmamalıdır. Bitki yağı adı altında satılan esanslar kimyasal-sentetik maddelerin yağa karıştırılmış şekli olabilmektedir, veya yağ ile karıştırılarak etkili madde miktarı azaltılmış olabilir veya Avrupa’da kullanım süresi geçmiş ürünler olabilir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Enginar yaprağı:</span></strong> İnce kıyılmış veya öğütülmüş 1 çay kaşığı yaprak fincana konur, üzerine 150 ml kaynar su ilave edilir, 10 dakika demlenir, süzülerek içilir. Çayı taze hazırlanarak yemeklerden önce içilir.</p>
<p>( Enginar yaprağı 50-75 cm uzunlukta dip yaprakları olmalıdır.)</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Zencefil Kökü:</span></strong><strong> </strong>Öğütülmüş yarım çay kaşığı kök fincana konur, üzerine 150 ml kaynar su ilave edilir, fincanın ağzı kapalı olarak 10 dakika demlenir, süzülerek içilir. Çayı taze hazırlanarak yemeklerden önce içilir.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Kaynak:</span></p>
<p>Alman Kanunlarına Göre</p>
<p>Düzenlenip İzin Verilen</p>
<p>BİTKİLERLE MODERN TEDAVİ</p>
<p>Pratik Uygulamalar</p>
<p>Gonca Yayınevi, İstanbul 2009</p>
<p>ISBN: 978-9944-790-31-4</p>
<p>0212 5285076-5286005</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kanserden korunmak için günde 5 porsiyon meyve tüketin]]></title>
<link>http://ensonhaberler.wordpress.com/2009/12/23/kanserden-korunmak-icin-gunde-5-porsiyon-meyve-tuketin/</link>
<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 16:30:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>haberciturkiye</dc:creator>
<guid>http://ensonhaberler.wordpress.com/2009/12/23/kanserden-korunmak-icin-gunde-5-porsiyon-meyve-tuketin/</guid>
<description><![CDATA[Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Tıbbi Onkoloji Bölüm Başkanı Prof]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div>Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Tıbbi Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik, kanserden korunmak için günde 5 porsiyon yemek tüketilmesini önerdi.</p>
<p>Antalya’da düzenlenen 3. Prevantif Onkoloji Sempozyumu’nda kanserden korunmayla ilgili konular masaya yatırıldı.</p>
<p>Sempozyum Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik, yaptığı açıklamada, kanserden korunmak için sigaradan da uzak durulması gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Kanserden korunmada çeşitli <a title='Beslenme' href='http://www.haberturkce.net/haberleri/beslenme_238_0.aspx' target='_blank'>Beslenme</a> şekilleri önerildiğini, ancak bunların çoğunun bilgi kirliliği oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr Çelik, şöyle devam etti: &#8220;Kanserden korunmak için tek ve geçerli beslenme önerisi, günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze içeren yiyecekler tüketin. Düşük yağlı, lifçe yüksek besinler tercih edin. Kırmızı et, haftada birden fazla yenmemeli. Bu öneriye bir kelime eklemek ya da çıkarmak doğru değildir.&#8221;<br />-VİTAMİN TAKVİYELİ KAPSÜLLERİN ETKİSİ-<br />Prof. Dr. Çelik, vitamin hapları ile ilgili olarak da Vitamin takviyesi ve kapsüllerinin kanserden koruma etkisi olmadığını belirterek şöyle dedi: &#8220;Aksine bunların kanseri tetiklediğini gösteren çalışmalar mevcuttur. Havuçta da bulunan beta-karoten maddesinin fazla alınması, <a title='Sigara' href='http://www.haberturkce.net/haberleri/sigara_467_0.aspx' target='_blank'>Sigara</a> bağımlılarında akciğer kanseri riskini artırabilmektedir. Yapılan bir araştırmada, sigara içenlere beta-karoten tableti verildiğinde, ölüm oranlarının arttığı belirlenmiştir.</p>
<p>Bu havucun tüketilmemesi anlamı taşımaz, aksine sigara içenlerin sigarayı bırakmaları daha yaşamsaldır. Havuç günlük <a title='Gıda' href='http://www.haberturkce.net/haberleri/gida_908_0.aspx' target='_blank'>Gıda</a> alımı içinde taze olarak yenilebilir ve böyle tüketildiğinde kanserden koruyucudur.&#8221;<br />-KANSERLE MÜCADELE-<br />Türkiye’de her gün ortalama 350 kişinin öldüğü kanserin önlenmesi amacıyla halkın doğru sandığı bilgilerin aslında yanlış olduğunu söyleyen Prof. Dr. Çelik, şu değerlendirmede bulundu: &#8220;Mesela soyanın içindeki kadınlık hormonu olan östrojene benzer maddeler, yüksek dozda alındığında meme ve rahim kanserine yol açabilir. Ayrıca ceviz, fındık, fıstık gibi zararsız olduğu ve <a title='kolesterol' href='http://www.haberturkce.net/haberleri/kolesterol_1116_0.aspx' target='_blank'>kolesterol</a> içermediği söylenen yağlı gıdalar çok miktarda alınması halinde şişmanlatır. Bu da kansere olumsuz etki yapar. Domates, brokoli ve lahana gibi gıdaların yüksek miktarlarda tüketilmesinin kanserden koruduğuna dair veriler yeterli değildir. Aspartam ve sakarin gibi yapay tatlandırıcıların kansere neden olduğu bilgisi ispatlanmamıştır.</p>
<p>Kahve tüketiminin kansere neden olduğu ve yeşil çayın kanserden koruduğuna dair <a title='Bilimsel' href='http://www.haberturkce.net/haberleri/bilimsel_699_0.aspx' target='_blank'>Bilimsel</a> bir bulgu yoktur&#8221; (<br /> <a href='http://www.haberturkce.net/kanserden-korunmak-icin-gunde-5-porsiyon-meyve-tuketin_18877.aspx'>Kanserden korunmak için günde 5 porsiyon meyve tüketin</a></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Plastik şişelerin vücuda olumsuz etkileri kanıtlandı]]></title>
<link>http://ensonhaberler.wordpress.com/2009/12/16/plastik-siselerin-vucuda-olumsuz-etkileri-kanitlandi/</link>
<pubDate>Wed, 16 Dec 2009 18:45:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>haberciturkiye</dc:creator>
<guid>http://ensonhaberler.wordpress.com/2009/12/16/plastik-siselerin-vucuda-olumsuz-etkileri-kanitlandi/</guid>
<description><![CDATA[Diğer kimyasallarla kombine olarak plastik yapımında uzun yıllardır kullanılan Bisfenol A (BPA) madd]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div>Diğer kimyasallarla kombine olarak plastik yapımında uzun yıllardır kullanılan Bisfenol A (BPA) maddesinin bağırsaklardaki olumsuz etkisi <a title='Bilimsel' href='http://www.haberturkce.net/haberleri/bilimsel_699_0.aspx' target='_blank'>Bilimsel</a> olarak kanıtlandı.</p>
<p>Fransız araştırmacılar tarafından fareler üzerinde yapılan ve sonuçları Amerikan Bilimler Akademisinin (PNAS) dergisinde yayımlanan <a title='araştırma' href='http://www.haberturkce.net/haberleri/arastirma_780_0.aspx' target='_blank'>araştırma</a>, bazı biberonlar, su damacanaları, sert plastik bardaklar, yeniden kullanılabilir besin kapları, <a title='Gıda' href='http://www.haberturkce.net/haberleri/gida_908_0.aspx' target='_blank'>Gıda</a> ambalajları gibi günlük hayatta sıklıkla kullanılan malzemelerde yer alan Bisfenol A’nın bağırsak üzerinde olumsuz etki yarattığını ortaya koydu.</p>
<p>BPA ile ilgili bugüne kadar yapılan araştırmaların çoğu, bu maddenin üreme ve beyin gelişimine etkisini kapsarken, Fransa’nın Toulouse kentinde bulunan Ulusal Gıda Araştırmaları Enstitüsü (IRNA) araştırmacıları, BPA’nın ilk temas ettiği organ olan bağırsak üzerine yoğunlaştı ve maddenin olumsuz etkisini bilimsel olarak kanıtladı.</p>
<p>Araştırmada, farelerde ve insana ait bağırsak hücrelerinde Bisfenol A’nın, vücut için gerekli mineral tuzlar ve suyun dolaşımına olanak sağlayan bir yol olan bağırsak epitelyumunun geçirgenliğini azalttığı ortaya çıktı.</p>
<p>Bu arada ABD’de 6 büyük biberon üreticisinin araştırmanın sonuçlarının yayımlanmasından sonra BPA içeren ürünlerinin satışını durdurduğu belirtildi.<br /> <a href='http://www.haberturkce.net/plastik-siselerin-vucuda-olumsuz-etkileri-kanitlandi_16985.aspx'>Plastik şişelerin vücuda olumsuz etkileri kanıtlandı</a></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Coca Cola'dan Tasarım Şöleni]]></title>
<link>http://ordinaryunus.com/2009/11/21/coca-coladan-tasarim-soleni/</link>
<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 14:28:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ordinaryunus</dc:creator>
<guid>http://ordinaryunus.com/2009/11/21/coca-coladan-tasarim-soleni/</guid>
<description><![CDATA[Coca-Cola Olympic International Coca-Cola Peace One Day Coke Express Russia Coke Holidays 2007 Coke ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Coca-Cola Olympic International Coca-Cola Peace One Day Coke Express Russia Coke Holidays 2007 Coke ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Coca Cola'dan Bir Tas Çorba]]></title>
<link>http://ordinaryunus.com/2009/11/21/coca-coladan-bir-tas-corba/</link>
<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 13:48:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ordinaryunus</dc:creator>
<guid>http://ordinaryunus.com/2009/11/21/coca-coladan-bir-tas-corba/</guid>
<description><![CDATA[Bistrone markası Japonların hazır çorba ihtiyacını karşılıyor. Bu çorbalar mısır ve domates tadında.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Bistrone markası Japonların hazır çorba ihtiyacını karşılıyor. Bu çorbalar mısır ve domates tadında.]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Coca Cola'dan Delaware]]></title>
<link>http://ordinaryunus.com/2009/11/21/coca-coladan-delaware/</link>
<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 13:26:22 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ordinaryunus</dc:creator>
<guid>http://ordinaryunus.com/2009/11/21/coca-coladan-delaware/</guid>
<description><![CDATA[Coca Cola&#8217;dan Delaware Punch. Yoğun meyve kombinasyonlarını aktif eğlence dolu bir yaşam için ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Coca Cola&#8217;dan Delaware Punch. Yoğun meyve kombinasyonlarını aktif eğlence dolu bir yaşam için ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Graffiti Trendi Enerji İçeciği ile Birleşti]]></title>
<link>http://ordinaryunus.com/2009/11/21/graffiti-trendi-enerji-icecigi-ile-birlesti/</link>
<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 12:34:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ordinaryunus</dc:creator>
<guid>http://ordinaryunus.com/2009/11/21/graffiti-trendi-enerji-icecigi-ile-birlesti/</guid>
<description><![CDATA[Dünyayı kasıp kavurdu. Türkiye&#8217;de de çokça kullanıldı. Daha da kullanılacak gibi. Dondurma, iç]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Dünyayı kasıp kavurdu. Türkiye&#8217;de de çokça kullanıldı. Daha da kullanılacak gibi. Dondurma, iç]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İçi Meyve Dolu Şişe]]></title>
<link>http://ordinaryunus.com/2009/11/21/ici-meyve-dolu-sise/</link>
<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 12:25:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ordinaryunus</dc:creator>
<guid>http://ordinaryunus.com/2009/11/21/ici-meyve-dolu-sise/</guid>
<description><![CDATA[Tasarımda farklı yaklaşımlar. Sadeliğin arka planında içeriğim doluluğu. Bir şişe dolusu meyve, taze]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Tasarımda farklı yaklaşımlar. Sadeliğin arka planında içeriğim doluluğu. Bir şişe dolusu meyve, taze]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Elma'yı Sahiplenmek. Copella Meyva Suları]]></title>
<link>http://ordinaryunus.com/2009/11/21/elmayi-sahiplenmek-copella-meyva-sulari/</link>
<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 12:10:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ordinaryunus</dc:creator>
<guid>http://ordinaryunus.com/2009/11/21/elmayi-sahiplenmek-copella-meyva-sulari/</guid>
<description><![CDATA[Daha önce nar meyvesini sahiplenen ve sağlık konseptine değinen markaları incelmeiştik. Bu kez sahip]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Daha önce nar meyvesini sahiplenen ve sağlık konseptine değinen markaları incelmeiştik. Bu kez sahip]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[T&uuml;rkiye&rsquo;nin geleceğine han&ccedil;er]]></title>
<link>http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/20/trkiyenin-gelecegine-haner/</link>
<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 17:25:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>Kemal Özer</dc:creator>
<guid>http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/20/trkiyenin-gelecegine-haner/</guid>
<description><![CDATA[Türkiye’de darbelerin sonu gelir mi? Ya da soruyu şöyle soralım; darbeyi sadece askerler mi yapar? D]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Türkiye’de darbelerin sonu gelir mi? Ya da soruyu şöyle soralım; darbeyi sadece askerler mi yapar? Darbeler sadece askerlerin ürünü değilse başka kimler darbe yapabilir ve bu darbelerden hangisi daha tehlikeli?</p>
<p>12 Eylül sabahı uyandık ki sokaklarımızı askerler kaplamış. Okulların açılışı ertelendi diye sevindik. Birde baktık ki o askerler yüzünden ülkemiz geri kalmış. 26 Ekim 2009’a sabahı ise Türkiye yeni bir darbe ile karşılaştı. Bu darbenin mimarları ile askeri darbelerin mimarları arasında fark yoktu. Aynı merkezden gelen emirle yapılmışlardı. Fakat aralarında önemli bir fark vardı. Eski tür darbeler ülkeyi geri bırakır yenileri öldürüyor.</p>
<p> <!--more-->
</p>
<p>Genetiği değiştirilmiş ürünler yani GDO yönetmeliğinden söz ediyoruz. Bağışıklı sistemimize enjekte edilmiş bir virüsü gibi her on yılda bir nükseden darbe dönemlerinin kapanmasının ardından geldi bu öldürücü darbeydi bu.</p>
<p>GDO’cuların dışında hiçbir kuruluşla müşavere edilmeyen bu yönetmelik, Türkiye’yi adeta şoke etti. Hükümet adeta sağ gösterip sol vurmuştu. Herkes Bankalar Kurulu’nun gündeminde tuttuğu Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı’nın TBMM’ye gelmesini beklerken bir sabah Türkiye, GDO yönetmeliği ile uyandı. </p>
<p>26 Ekim sabahına Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin “Ankara köleliği resmileştirdi” başlıklı açıklaması sarstı Türkiye’yi. Sarsılmak için seçilen başlık bile tek başında yeterliydi. Şok adeta gün boyu atlatılamadı. Sağlık Bakanı’nın domuz gribi kehaneti kulaklarda yankılanırken ve art arda domuz gribinden öldüğü iddia edilen ölümler ve Başbakan’ın Sağlık Bakanı’nı grup toplantısında adeta azarlarcasına bir üslupla eleştirmesinin ardından aşı tartışmalarının da gribin de ateşi birden düştüğü görüldü.</p>
<p>Artık kimilerinin ilk kez duyduğu fakat uzun yıllardır tartışa durduğumuz nur topu gibi bir tartışma konumuz daha olmuştu. Sahi neydi bu GDO? Konuyu tam olarak ne uzmanlar ne siyasetçiler ne de halk biliyordu.</p>
<p>Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin GDO yönetmeliğine iptal davası açacağız açıklamasıyla başlayan tartışmaya GDO karşıtı birçok sivil toplum örgütü ve medyanın yanı sıra Tarım Bakanı da katıldı.</p>
<p>Bakan, herkesin aksine GDO’yu yasakladıklarını iddia etti. Bunun üzerine GDO yandaşları ile iktidar yandaşlarının sesleri yükselmeye başladı. Biri ‘frankeştayn gıda lobisinin maskesi bir günde düştü’ başlıklı haberiyle tüm GDO karşıtlarının ABD’li GDO lobicilerinin desteklediğini iddia edecek kadar mesnetsiz atışlar yaptı sıkılmadan. Vakit yazarı Hasan Karakaya ise gazeteciler bilmediğini de bilir cinsinden yazdığı GDO yazısından GDO karşıtlarını “İsrail aşığı” yaptı çıktı bir bu eksikti cinsinden.</p>
<p>Peki, neydi sorun? GDO yönetmeliği insanları neden kamplara bölmüştü? Bu gerçekten ülkenin geleceğine saplanan bir hançer miydi yoksa bir can simidi mi? Hasan Karakaya nasıl olmuştu da GDO Yönetmeliği’ne karşı duranları “İsrail aşığı” yapıp çıkmıştı?</p>
<p>Bugün sorun Tarım Bakan’ın yönetmeliğin iddia edildiği gibi GDO’yu serbest bırakmak bir yana aksine yasakladığını iddia etmesiydi. Türkçe okumasının bilen herkesin gülüp geçtiği bu yaklaşıma bazı “yandaş”ların sahip çıkması normaldi. Çünkü Doğan Medyası bu işe karşı çıkıyordu o halde onlar karşıysa biz taraf olmalıyız dediler. Demek ki o taraftarsa biz karşıyız, o karşıysa biz taraftarız. Bu gerçek Türk medyasının objektiflere pek sık yansıyan fotoğrafıydı aslında.</p>
<p>Peki, bakan doğru söylüyor olabilir mi? Keşke bunu demek mümkün olabilseydi. Ama ne yazık ki değil. Çünkü bu yönetmelik öncesinde aynı Bakan defalarca Türkiye’ye kesinlikle GDO’lu ürün girmiyor derken bu yönetmeliği savunmak için geçmiş sözlerini göz ardı edip ‘geçmişte GDO’lu ürünler beyan edilmediği takdirde serbestte giriyordu bunu yasakladık’ şeklindeki beyanı, tenakusu gözler önüne seriyordu aslında.</p>
<p>GDO yönetmeliğinin 5/3. maddesi ile GDO’yu bebek mamalarında yasakladığı doğruydu doğru olmasına ama 5/6. madde ile yüzde 0,9’un altında GDO içeren ürünlerin GDO’suz sayması tümüyle bir aldatmacayla karşı karşıya kaldığımızın en açık göstergesiydi. Bu yetmezmiş gibi GDO’suz ürün üreten bir üreticinin ürünün GDO’suz olduğunu etiketine yazması 5/8 ile yasaklanmıştı. Kanuni bir dayanağı olmayan ve Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına aykırı olarak ihdas edilen ‘gece kondu GDO kurulu’na 11. madde ile uygun gördüğü GDO ürünlerin ithalatına izin yetkisi yasaklama olarak yorumlanarak adeta bir yandan dil katliamı yaşattı.</p>
<p>Mezkûr yönetmeliğin 11/a-b’si gümrüğe gelen bir üründe “GDO çeşidini belirten belge aranır” denilerek ne yapmak istediğini ya da eleştiriler karşısında takındığı tavırla bu cümlenin nasıl bir çelişki oluşturduğunu görmek şöyle dursun, GDO tespit edilen ürünlerin kamuoyuna açıklanması dahi yasaklanmıştı.</p>
<p>Evet, bebek mamalarında yasaklanmıştı yasaklanmasına lakin alıcı bir ülkenin GDO konusunda engelleyici bir düzenlemesi yok ise Türkiye GDO’lu ürün ihraç edebilmesini öngörüyordu yönetmelik. ‘Peki, GDO’lu ürünün üretim ve ithalatı yasaklanmakta ise Türkiye ihraç edeceği GDO’lu ürün nereden bulacak?’ sorusu tümüyle cevapsız bir soru olarak kalacaktı ve öylede oldu. </p>
<p>‘GDO’lu ürünün asla yemem’ diyen Tarım Bakanı, ‘GDO’suz bir ürünün etiketine GDO’suz olduğunun yazılması engellenirken, neden ürünlerimizde alkol ve türevleri domuz ve katkıları içermemektedir yazılıyor’ sorusuna verecek cevap bulamaması çok tartışıldı. Yangından mal kaçırırcasına demokratik ülkelerde görülmeyen ben yaptım oldu, yerseniz türünden bir dayatma içeren yönetmeliği tartışılma biçiminin bile ‘yandaş’ ve ‘karşıt’ düzeyine indirgenmesi toplumun da kafasını bir hayli karıştırdı. GDO’suz yazmak yasakta ‘hormonsuzdur yazmak neden serbest?’ sorusunun da cevapsız kaldığını ortada.</p>
<p>Tümüyle GDO’lu olan Kanola’ya 04/08/2009 tarih ve 13394 sayılı bilgi edinme cevabında “Ülkemizde ekimi yapılan kanola tohumları GDO&#8217;lu tohumlar değildir” diyen Bakanlık yetkililerinin bu kez Bakan tarafından ‘Kanola, Soya, Oamuk, Mısır GDO’ludur’ denilerek yalanlanması GDO yasaklandı mı yasaklanmadı mı sorusundan çok ‘bu ülke nereye sürükleniyor?’ sorusunun sorulmasını gerektirdi.</p>
<p>GDO’yu yasakladık diyen Tarım Bakanlığı’na bağlı TAGEM Genel Müdürlüğü geçtiğimiz aylarda verdiği bilgi edinme cevabında dünyanın en büyük GDO’lu tohum üreticisi Monsanto ile birlikte “Çukurova Tarımsal Araştırma Enstitüsü-Karataş-Adana ve Nazilli Pamuk Araştırma&#160; Enstitüsü&#8217;nün Nazilli merkezdeki arazilerinde” deneme ekimleri yaptıklarını açık açık kabul etmektesi bile bakanlığın GDO konusundaki resmi görüşünün yansıtılan olmadığını açıkta ortaya koyacak gülcü bir delildi. Aslında Türkiye’nin nereye sürüklendiği çok netti. Zaten Türkiye, sonu bilinmez bir maceranın içine zaten çekilmişti ve bunun yasal bir zemine çekilmesi gerekiyordu. Bu yönetmelikte bunu ifa etmek için hazırlanmıştı. </p>
<p>GDO’nun küresel bir silah olduğunu bu silaha sahip olanların insanları yönetebileceği, insanlığı tümüyle kontrol edebileceği, sağlıklarını bozmakla kalmayıp, düşünüp düşünmemelerine, üreyip ürememelerine, hatta yaşayıp yaşamamalarına bile karar verecek seviyeye doğru sürüklediğini gösteren bir silahtı üstelik. Dedi doku yazmaktan sövüp saymaktan GDO belasıyla mücadele edenleri bugüne kadar göremeyen kimselerin; “GDO’la ilgili bugüne kadar hiç kimse sesini çıkarmıyordu” şeklindeki cümlelerinin anlamı olabilir mi?</p>
<p>Bunun anlamını elbette basın köşe taşlarından daha ferasetli davranabilen toplum tarafından verilecektir. </p>
<p>Toplumun yükselen endişe ve artarak devam edecek tepkisi, kuşkusuz siyasi iradenin tıpkı domuz gribindeki geri adımı gibi GDO konusunda da geri adım attıracağı ortada. Çıkar odakları ve endüstrinin GDO’lu ürünlerden vazgeçmesi kolay olmadığına göre tüketiciye daha büyük görev düştüğü ortada. Bugüne kadar yasal bir düzenlemesi olmaması nedeniyle zaten hukuken yasak olan ve bu nedenle tüm sorumluluk ürünün GDO’lu olduğunu beyan etmeden üreten, ithal eden ve satan şirketlerde iken bugün, artık tüm sorumluluk GDO’nun tüm olumsuzluklarını bildiği farz edilen tüketicinin sorumluluğunu bir kenara not etme vakti.</p>
<p>Bu nedenle tüketicinin yeni bir model geliştirmesi gerekiyor. O model, bir başka inceleme de üzerinde ayrıntılı bir şekilde duracağımız arzı tüketmekten vazgeçip talebini tüketmeye yönelmesindedir. Talebin oluşturulması için tüketim tercihlerimizi gözden geçirmemiz şart.</p>
<p>Mesela kanola, mısır, soya ve pamuk ürünleri yüzde yüz GDO’lu ise bu ürünlerin ülkemizde de her şekliyle tüketilmekte ise ve özellikle yağları her mutfakta hatta her ticari üründe yer almakta ise tüketicinin bu yağdan uzaklaşarak, yüzde yüz GDO’suz olan Sızma Zeytinyağı’na yönelmesi gerecek. Kim bilir bu sayede katı yağı takıntısı olan ve dünyanın en nadide yağı Sızma Zeytinyağı sendromunda kurtulmuş olacak hanımlarımız. Market raflarındaki rengârenk gıda ürünlerinin neredeyse yüzde 80-90’nında ‘soya lesitini’ varsa ve soya tümüyle GDO’lu ise bu ürünlerden uzak durarak kendi talebimizi sunabiliriz. Arzcılar ister istemez arzdan kaçınacak zorunda kalacaklardır. </p>
<p>GDO’ya Diyanet ve İKÖ’de onay vermediğine göre, helâl tüketim endişesi taşıyanların GDO’ya karşı mücadele yapması ve bu mücadeleyi yürüten örgütlere destek olmaları da onlar için bir vecibeye dönüşmekte. Bırakınız helâl tüketim çabasını, insanoğlunun fıtratı değiştirme ve haddi aşma girişimi olan GDO’nun, tümüyle hem Türkiye’de hem de dünyada yasaklanması için herkesin kaçınamayacağı sorumlulukları var!</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[GDO’lu diyet tarifleri]]></title>
<link>http://huseyinsaglam.wordpress.com/2009/11/20/gdo%e2%80%99lu-diyet-tarifleri/</link>
<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 15:11:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>huseyinsaglam</dc:creator>
<guid>http://huseyinsaglam.wordpress.com/2009/11/20/gdo%e2%80%99lu-diyet-tarifleri/</guid>
<description><![CDATA[Haliyle panik halindesiniz&#8230; “Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş organizma yemekten nasıl ku]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Haliyle panik halindesiniz&#8230; “Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş organizma yemekten nasıl ku]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Atatürk Orman Çiftliği ürünleri İstanbul Göztepe'de ]]></title>
<link>http://nettuketici.wordpress.com/2009/11/20/ataturk-orman-ciftligi-urunleri-istanbul-goztepede/</link>
<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 00:00:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>Banu</dc:creator>
<guid>http://nettuketici.wordpress.com/2009/11/20/ataturk-orman-ciftligi-urunleri-istanbul-goztepede/</guid>
<description><![CDATA[Bağdat Caddesi’nden Kadıköy yönüne giderken, Göztepe ışıklara varmadan sol tarafa bakarsanız, kaldır]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.aoc.gov.tr/"><img class="alignleft size-full wp-image-219" style="margin:4px;" title="aoç-logo" src="http://nettuketici.wordpress.com/files/2009/11/aoc-logo.jpg" alt="" width="168" height="168" /></a>Bağdat Caddesi’nden Kadıköy yönüne giderken, Göztepe ışıklara varmadan sol tarafa bakarsanız, kaldırıma yerleştirilmiş bir tabela görürsünüz. Sol taraftan içeri ilerlemenizi söyleyen tabelayı izlerseniz, karşınıza bir “<a href="http://www.aoc.gov.tr/"><strong>Atatürk Orman Çiftliği</strong></a>” satış dükkanı çıkar.</p>
<p>Tabela dikkatimizi çekince biz de hemen yoldan sapıp dükkana girdik. Girince de çok sevindik. Atatürk Orman Çiftliği’nin üzüm ve nar suyunu Tansaş’ta bulup alırdık; ne zamandır da içmemiştik. Böylece kaynağına ulaşmış olduk.<!--more DEVAMI BURADA--></p>
<p>İçeride meyve sularından başka daha birçok ürün var: Günlük süt (hani şu eskiden olduğu gibi cam şişelerde satılanlardan), bal, tahin, pekmez, zeytin, zeytin ezmesi, kuru domates vs. (Tahin ve pekmezi hemen alıp denedik. Gayet güzeller). Aklımda en çok kalansa <a href="http://www.beypazarliyiz.com/" target="_blank"><strong>Beypazarı</strong></a>’nda üretilmiş sade, domatesli ve ıspanaklı çeşitleri olan köy eriştesi oldu. Dükkanda Tariş’in zeytinyağı ve sabunları da satılıyor.</p>
<p>İçeride ayrıca dondurma dolabı da ilgimiz çekti. Çocukken yediğimiz dondurmalara benzeyen küçük kutularda satılan, minik kaşıklarla yenen dondurmalardan bir çikolatalı, bir sade aldık. Bisikletleri hemen <a href="http://www.goztepeparki.com/" target="_blank"><strong>Göztepe Parkı</strong></a>’na çekip güneşli bir bank bulduk ve başladık dondurmaları yemeye. Kakao konusunda malzemeden hiç çalmamışlar. Kakao kakao kokuyordu, çok güzeldi. Lakin içindekileri okuyunca ibraz hayal kırıklığına uğradık. Çünkü dondurmayı süt tozuyla ve kıvam arttırıcı katkısıyla yapmışlardı. Yine de AOÇ dondurmasının piyasadaki diğer hazır dondurmalara göre açık ara önde gittiğini söyleyebilirim.</p>
<p>Biz gittiğimizde, daha açılalı birkaç gün olmuştu. Görevli hanım çok kibar ve güler yüzlüydü. AOÇ Göztepe şubesini tavsiye ediyorum. Bu arada Facebook’ta ilginç bir gruba da rastladım: <strong><a href="http://www.facebook.com/group.php?gid=6553984533&#38;v=feed&#38;story_fbid=182920414533&#38;ref=mf">Atatürk Orman Çiftliği Sütü, Balı ve Dondurması Sevenleri</a>.</strong></p>
<p><strong> </strong><!--more--></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu d&uuml;zen nasıl yıkılır?]]></title>
<link>http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/14/bu-dzen-nasil-yikilir/</link>
<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 14:45:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>Kemal Özer</dc:creator>
<guid>http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/14/bu-dzen-nasil-yikilir/</guid>
<description><![CDATA[Bu düzeni yıkmanın zor olmadığını ve yıkabilecek gücün bizde olduğunu elbette sizde biliyorsunuz. Fa]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Bu düzeni yıkmanın zor olmadığını ve yıkabilecek gücün bizde olduğunu elbette sizde biliyorsunuz. Fakat bazılarımız bu düzeni yıkmak için çabalarken bazılarımızın da düzenin hamiliğini yapması işleri zorlaştırıyor.</p>
<p>Bu düzeni yıkmak için değişime razı olmak şart. Girdiğimiz gibi çıkamadığımız düzenin okullarında enjekte edilen tek tiplilik, sessizlik, siniklik, siliklik, bananecilik gibi sayısız virüsünden kurtulmak gerekiyor. <b>Bunun içinse gerekli olan şey, ‘aşı’!</b></p>
<p>Aşı dediysek hemen gidip uluslararası ünlü aşı propagandisti Recep Akdağ’ın aşılarından söz ediyor değiliz. Sözünü ettiğimiz aşı, o aşının da panzeri.</p>
<p> <!--more-->
<p>Bu aşı da bedel, aşı olmakta değil olmamakta. Üstelik bunu için ne bir doktor lazım ne de bir enjektör. Ne bir ilaç gerekli ne de zararlı bir etkisi var. Bekle gör gibi bir süreçte gerekmiyor.</p>
<p>Bu çarpık düzeni yıkmak hem şart, hem de elimizde. Bu düzeni yıkmak için acele etmez isek hızla yükselen tehlikesi bizleri acınası bir hayatın içine doğru sürükleyecek paletleri arasında doğrayacak.</p>
<p>Bu tehlikeli <b>düzeni yıkmak için</b> ne tanka, ne topa, ne misket bombalarına, ne de başka kirli silah gerekiyor.</p>
<p>Tarifi kolay, kullanımı basit bir reçetesi,</p>
<p>hazmı kolay bir menüsü,</p>
<p>faturası hafif bir bedeli var.</p>
<p>Neticesinden rahatsız olacaklar, az uz güçler değildir elbette. Ama bunlar arasında <b>Genelkurmay</b> olmayacak!</p>
<p>Neticesinde sizi ne sevgili Hasan Karakaya <b>‘İsrail aşığı’</b> ilan eder, ne de bir takım <b>‘yandaş medya’</b> tarafından kirletilmek istenirsiniz.</p>
<p>Bu işte kızsa kızsa, bazı aklıselim olmayan <b>akademisyen</b> ve <b>bürokrat</b> ile birkaç <b>patent sahibi</b> ve bazı <b>işbirlikçiler</b>i kızar. Onlarında işin tuzu biberidir tadını çıkarmak için katlanmak gerek.</p>
<p>Bu düzeni yıkmak için <b>gerekli olan en önemli kilometre taşı</b>, size bu düzenin dayattığı model ve isteklerden kurtulmayı istemek…</p>
<p>Evet, sadece inanmak ve istemek…</p>
<p>Diğer <b>gerekli malzeme</b>yi biz sağlarız. </p>
<p>Alsında buna bile gerek yok. Biz size sadece bir <b>yol haritası</b> verelim, inanıyoruz ki siz bu düzeni mum ışığında bile yıkarsınız!</p>
<p>Sizi temin ederiz ki genelkurmayımsı güçler sitesine bildiri koymaya bile vakit bulamadan iktidarı ele geçirirsiniz. Sefasını sürmekse becerinize kalmış bir şey…</p>
<p>Aslında bu düzeni yıkacak reçetenin ne olduğunu herkes çok iyi biliyor. ‘Bize bir şey olmaz’, <b>‘atın ölümü arpadan </b>olsun’ şeklindeki bayağı düşüncelerden kurtulmak gerekiyor.</p>
<p>Bu <b>bedbaht düzenin dayattığı model</b>den kurtulmak hem bizim hem de insanlığın hayrına yapılabilecek en iyi eylem olduğuna inancınız tamsa bunu yapabileceğinizden şüpheniz olmasın. </p>
<p><b>Bu düzeni ki</b>, tüm canlılara dünya dar eden yıkılası bir sistemdir.</p>
<p>Ondan hayır beklemek <b>şeytandan hayır beklemek</b>ten daha kötü…</p>
<p>O, hayır değil şer, o yararlı değil zararlı bir düzendir ki; yıkmak mı yıkmamak diye iki yol yok önümüzde. </p>
<p>Bu yıkımda rol almayan gençler, gelecek hayallerinden evliler çocuk beklentilerinden, orta yaşlılar torun sevgisinden ve sağlıklı bir yaşlılık hayalinden vazgeçmeye mecburlar. </p>
<p><b>Tek yol ‘devrim’!</b> Yani bu düzeni yıkmak! </p>
<p>Bunları yetişebilen belki de son nesil bizlerdik ama <b>bu devrim hayali </b>için, <b>cop </b>yemeyi göze alma, <b>parmaklılar </b>ardında beklemeye, korsan <b>duvar yazıları</b> yazmaya, gecenin bir yarısında <b>bildiri dağıtma</b>ya da gerek yok. </p>
<p><b>G</b>lobal <b>D</b>evlerin <b>O</b>yunu olan ve <b>geleceğimiz</b>i kontrol etmek, <b>bağımsızlığımız</b>ı sona erdirmek kısaca, yaşamımız verecekleri bir karara bağlı olan <b>bu silah</b>, şimdi yediden yetmişe hepimizin midesinde.</p>
<p>Yeni doğan bir bebek, <b>bu çirkef düzen</b>in paryası olarak doğuyor. </p>
<p>Bunun için ilk adım olarak hem bu ülkede ki düzenin hem de küresel düzenin zihnimize ilmek ilmek dokuduğu zararlı hasletlerden kurtulmayı hedef olarak koymalı herkes.</p>
<p>Sonra gıda ürünlerinin etiketini okumaya başlamalı. Bilmediğimiz bir içerik görünce onun ne olduğunu öğreninceye kadar o ürünü tüketmekten vazgeçmeli. Onun zararsızlığından emin olamadan bir daha tüketmemeli.</p>
<p>En önemlisi pazara <b>arz </b>edilip ardından <b>reklâm </b>edilerek tükettirilen ne kadar ürün varsa bir bir uzak durmalı. </p>
<p>Arz edilen ürünleri tüketme alışkanlığından vazgeçmediğimiz müddetçe bu <b>‘lağım düzeni’</b> aynen devam eder. <b>Kendi talebini oluşturmak</b> ve üreticilerin talebimize yönelik üretim yani arzlar yapmalarını sağlamak demektir ki; işte çözüm budur. Bu serbest piyasa ekonomisi denilen emperyalist düzende insanlar mideleri üzerinden yönetilmekteler. </p>
<p>Bu düzenden rahatsız olmayan birileri varsa bilin ki onlar fıtratları bozulmuş yaratıklardır. Bu tüketmeme gücümüzü devreye sokarsak üretici bunu asla göz ardı edemez. </p>
<p>Çünkü sizi şekillendiren mideniz. Midemize gireni bilmiyorsak geleceğimizden emin olmamız söz konusu olamaz.</p>
<p>Peki, ne yapmalı? diyorsanız yağ alışkanlıklarını değiştirerek başlayabilirsiniz. <b>Sızma Zeytinyağı</b> dışındaki <b>tüm yağların GDO içerdiğini bilerek</b> bu yağlardan uzaklaşabiliriz. <b>‘Soya lesitini’</b> içeren tüm gıdaları satın almayarak devam edebiliriz. </p>
<p>Mevsimsiz sebze meyve yemeyerek sağlıklı yaşanabileceğini hazır içeceklerin şerrinden korunmak gerektiğini, şekersiz denilen ürünlerin GDO’lu tatlandırıcılar içerdiğini, mısır şuruplu ürünlerden sakınmamız gerektiğini bilerek ve buna uygun tüketerek başlayabiliriz. </p>
<p>Bu düzen böyle yıkılır. Başka yolu yok!</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çikolata Çerez Oldu]]></title>
<link>http://ordinaryunus.com/2009/11/14/cikolata-cerez-oldu/</link>
<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 11:41:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ordinaryunus</dc:creator>
<guid>http://ordinaryunus.com/2009/11/14/cikolata-cerez-oldu/</guid>
<description><![CDATA[Snack piyasası bol baharatlı, yöresel lezzetli, tuzlu ve peynirli günlerini daha uzun bir süre yaşay]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Snack piyasası bol baharatlı, yöresel lezzetli, tuzlu ve peynirli günlerini daha uzun bir süre yaşay]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünyanın İlk Tasarım Çikolatası Eternity]]></title>
<link>http://ordinaryunus.com/2009/11/14/dunyanin-ilk-tasarim-cikolatasi-eternity/</link>
<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 11:36:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ordinaryunus</dc:creator>
<guid>http://ordinaryunus.com/2009/11/14/dunyanin-ilk-tasarim-cikolatasi-eternity/</guid>
<description><![CDATA[Şölen&#8217;den bir ilk daha. Karim Rashid tarafıdan tasarlanan dünyanın ilk tasarım çikolatası oldu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Şölen&#8217;den bir ilk daha. Karim Rashid tarafıdan tasarlanan dünyanın ilk tasarım çikolatası oldu]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Oyun İkonları Şeklinde Şekerler]]></title>
<link>http://ordinaryunus.com/2009/11/14/oyun-ikonlari-seklinde-sekerler/</link>
<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 11:28:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ordinaryunus</dc:creator>
<guid>http://ordinaryunus.com/2009/11/14/oyun-ikonlari-seklinde-sekerler/</guid>
<description><![CDATA[Daha önce ilaç şeklinde şeker sunumları ile ilgili bir örnek vermiştik. Şimdi ise yine çok farklı yi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Daha önce ilaç şeklinde şeker sunumları ile ilgili bir örnek vermiştik. Şimdi ise yine çok farklı yi]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nestle'den Fonksiyonel Çikolata Ambalajı]]></title>
<link>http://ordinaryunus.com/2009/11/14/nestleden-fonksiyonel-cikolata-ambalaji/</link>
<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 11:05:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ordinaryunus</dc:creator>
<guid>http://ordinaryunus.com/2009/11/14/nestleden-fonksiyonel-cikolata-ambalaji/</guid>
<description><![CDATA[Birçok ambalaj yeniliğinin yaşandığı çikolata ve şekerleme piyasasında sunum şekilleri ile farklılaş]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Birçok ambalaj yeniliğinin yaşandığı çikolata ve şekerleme piyasasında sunum şekilleri ile farklılaş]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Karnıyarık Tarifi]]></title>
<link>http://minikhaber.wordpress.com/2009/11/11/karniyarik-tarifi/</link>
<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 10:41:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>minikhaber</dc:creator>
<guid>http://minikhaber.wordpress.com/2009/11/11/karniyarik-tarifi/</guid>
<description><![CDATA[Malzemeler 1 Kg.Patlıcan 250 Gr.Kıyma 2 Tane Soğan 2 Tane Yeşil Biber 2 Tane Domates Yarım Demet May]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Malzemeler 1 Kg.Patlıcan 250 Gr.Kıyma 2 Tane Soğan 2 Tane Yeşil Biber 2 Tane Domates Yarım Demet May]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bisküvi Çikolatayla Gerçekten Birleşti]]></title>
<link>http://ordinaryunus.com/2009/11/07/biscolata-mi-biskrem-mi/</link>
<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 13:59:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ordinaryunus</dc:creator>
<guid>http://ordinaryunus.com/2009/11/07/biscolata-mi-biskrem-mi/</guid>
<description><![CDATA[Yenilikçi olduğunu söylerken böylesi yenilikçi ürünlerin de altına imzasını atan bir marka olmak ger]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Yenilikçi olduğunu söylerken böylesi yenilikçi ürünlerin de altına imzasını atan bir marka olmak ger]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fruit Wise Meyve Barları]]></title>
<link>http://ordinaryunus.com/2009/11/07/fruit-wise-meyve-barlari/</link>
<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 12:22:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ordinaryunus</dc:creator>
<guid>http://ordinaryunus.com/2009/11/07/fruit-wise-meyve-barlari/</guid>
<description><![CDATA[Meyvelerle dolu bir bar fikri oldukça keyifli görünüyor. Meyveli ürünlerin bizde çok tutmamasının ne]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Meyvelerle dolu bir bar fikri oldukça keyifli görünüyor. Meyveli ürünlerin bizde çok tutmamasının ne]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İnsanlık &uuml;zerine oynanan kumar]]></title>
<link>http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/07/insanlik-zerine-oynan-kumar/</link>
<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 01:13:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>Kemal Özer</dc:creator>
<guid>http://kemalozer.wordpress.com/2009/11/07/insanlik-zerine-oynan-kumar/</guid>
<description><![CDATA[Domuz gribi ve GDO tartışmalarında gelinen nokta oldukça sevindirici. Çünkü toplum tedirgin! Kimiler]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Domuz gribi ve <b>GDO tartışmaları</b>nda gelinen nokta oldukça <b>sevindirici</b>. Çünkü toplum tedirgin! <a href="http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/11/gdobombasi1.jpg"><img title="gdo-bombasi" style="border-right:0;border-top:0;display:inline;margin-left:0;border-left:0;margin-right:0;border-bottom:0;" height="313" alt="gdo-bombasi" src="http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/11/gdobombasi_thumb1.jpg?w=220&#038;h=313" width="220" align="right" border="0" /></a> </p>
<p>Kimilerine göre bu <b>tedirginlik</b> iyi değil. Kesinlikle yanılıyorlar!</p>
<p>Bir toplum, tedirgin olmuş ve bir konuda <b>endişe</b> taşıyorsa artık o toplum kolay kolay aldatılamaz.</p>
<p>Domuz gribi konusunda oluşan direnç ve endişe iyi bir başlangıçtı. Ardından gelen GDO konusundaki önemli duyarlılık <b>ümit verici boyut</b>lara ulaştı.</p>
<p>Ancak kaygı verici olan; nasıl bir tanımlama yapacağımdan emin olamadığım kimilerine göre <b>‘İslamcı’</b>, kimilerine göre <b>‘muhafazakâr’</b>, kimilerini <b>‘yandaş’</b> basın yayın organlarının çoğunun bu iki konuda kelimenin tam manasıyla <b>haktan yana tavır alamama</b>ları.</p>
</p>
<p> <!--more-->
<p>Yayın organları alamadı da yazarları aldı mı? Küçük istisna hariç beklide onlarında ya istemeye istemeye cümleler boğazlarına dolandı ya da bu hassas konulardan ne kadar uzakta yaşadıklarını gösterdiler. Akif Beki gibi birkaç kişi ise <b>insanlık üzerine oynanan kumar</b>ı eleştirenleri ‘komplocu’ olarak etiketlemeyi tercih etti.</p>
<p>Kimse kızmasın ama gerçek bu.</p>
<p>Yeni Şafak’tan Salih Tuna, İbrahim Karagül, Sabah’tan Nazlı Ilıcak gibi birkaç istisna hariç hepsi <b>görmedik, duymadık, bilmiyoruz</b>u oynamaya devam ediyorlar.</p>
<p>Bu camianın basın yayın organlarında çalışan tüm muhabir, programcı ve sunucuları hassasiyetlerini ve içlerindeki acıyı birebir görüştüklerimde müşahede etme imkânım oldu. Sayfalara yansın <b>domuz gribi yandaşlığı</b> ile bu çaresizliği yana yana görmek ise benim kadar onlar için de acı vericiydi. </p>
<p><b>İnanç özgürlüğü</b>nü savunan ve emperyalist güçlerin projelerin konusunda uyanık ve ihtiyatlı olması gereken bu çevrelerin siyasi iradenin ağzından çıkan her şeyi <b>vahyi savunur gibi</b> sayfalarına taşımaları, kabul edilebilir bir durum olamaz.</p>
<p>Bu çevrelerin tüketim ve özellikle de <b>helâl tüketim</b> konusunda daha hassas olmaları gerekmez miydi?</p>
<p>Bilmiyoruz, bilmiyorduk gibi <b>mazeretleri olabilir mi</b>? Kimse kusura bakmasın ama hepsi <b>her şeyi bal gibi biliyor</b>! </p>
<p>Ortada bir yönetmelik var. <b>Türkçe bir yazıyı okumasını bilen aklı başında herkes, bu yönetmeliği okuyunca ne kadar alelade ve sakıncalı olduğunu görebilir</b>. Böyle olduğunu görmek isteyenler gördü ve görmeye devam ediyor!</p>
<p><b>Hılful Fudul yemini</b>ni yapanlar ve nasıl yemin etmişlerdi hatırlayalım: “Allah’a yemin olsun ki, Mekke şehrinde (dünyada) birine haksızlık ve zulüm yapıldığı zaman hepimiz, o kimse ister iyi, ister kötü, ister bizden, ister yabancı olsun; kendisine hakkı verilinceye kadar tek bir el gibi hareket edeceğiz. Denizlerin bir kıl parçasını ıslatacak suyu bulundukça, Hıra ve Cebir Dağları yerinde kaldıkça ve üzerinde dağ tekeleri otladıkça bu yemine aykırı davranmayacağız ve birbirimize maddi yardımda bulunacağız.”</p>
<p>Bu yenimi edenler arasında bulunan Peygamber s.a.v’in ümmeti olan bizler, bu yeminin muhatabı mıyız değil miyiz? Herkes kendine sormalı ve <b>yandaşlığını buna göre belirle</b>meli tavrını yandaşlığını ve karşıtlığını.</p>
<p>Söz konusu çevreler itiraf etmeliler ki bu konuda da <b>geçer not</b> alamadılar. Salih Tuna üstadımızın “Mademki hakikat müminin yitik malıdır; Ertuğrul Bey&#8217;ciğimin dilinden de gelse, yüzümüzü ekşitemeyiz ona. Yalçın Bayer&#8217;ler, Yılmaz Özdil&#8217;ler de şiddetle karşı çıkıyorlar diye sessiz kalamayız” cümlelerin olup biteni çok güzel özetliyor?</p>
<p>Biliyor ve görüyoruz ki bazı çevrelerin domuz gribi aşısına da GDO belasına karşıtlıkları da <b>sadece Ak Parti’ye muhalefet etme arzu</b> ve kinlerinden kaynaklanıyor. </p>
<p>Biz, ne domuz gribi skandalı konusunda ne de GDO faciasında bunların yaptığı gibi bir açmazın içinde olamayız!</p>
<p>Bizim karşıtlığımız, haksızlık karşısında <b>‘susan şeytan olmamak’</b>tır. Hiç kimsenin şüphesi olmamasın ki <b>bu konuları arka planı</b>nı hem Sağlık Bakanı’ndan hem de Tarım Bakanı’ndan daha iyi biliyoruz. Onlardaki en basit ifadesiyle tasanüd…</p>
<p><b>‘Aşı aşı’</b> diye bağıranlar ile <b>‘GDO yandaşları’</b> gibi ne ilaççılardan ne de tohumculardan besleniyoruz. Ne var ki aşı üretenle tohum satan aynı firmalar… Onlar petrolün de, silahında, katkı maddelerinin de, gübrenin de, hormonun da, yemin de, tavuğun da, ineğin de sahibi. </p>
<p><b>Derdimiz</b> insanlık sevdası, hesap günü kaygısı ve sorumluluk! Ne iktidarla göbek bağımız var ne de muhalefetle. <b>Amacımız</b>, kimileri gibi ne iktidarı aşağılamak, ne de çıkarımız için alkışlamak! İktidarda ve muhalefette kim olursa olsun sadece ve <b>sadece hakkı haykırmak</b>!</p>
<p><b>Aşıların da GDO Yönetmeliği’nin de bir komplo olduğu</b>nu biliyoruz. Aşı konusunda yükselen toplumsal tepkiden güç alan Sayın Başbakan dünyanın gözü önünde bakanını azarladı. Geç kalınmış bir tepki olsa da örneği zor görülecek <b>alkışladığımız bir çıkış</b>tı bu.</p>
<p>GDO konusunda da kendinin <b>yanlış bilgilendirildi</b>ğinden hiç endişe duymuyoruz. Bunun en büyük delili, ‘GDO’yu yasakladık’ dedikten sonra konuyu enine boyuna incelemeleri için <b>müşavirlerini görevlendirmesidir ki</b> ben denizle de konuyu müşavere etmişlerdir. Bu görüşmenin de hiçbir ön yargı içinde olmadan yapılması da sevindirici bir durum ki kendilerini bu nedenle bir kez daha alkışlıyoruz.</p>
<p>Bu vesileyle elimizdeki tüm bilgi ve belgeleri zat-ı âlilerini sunulmak üzere en kısa sürede ulaştıracağız.</p>
<p>Sağlık Bakan’ın <b>aşı konusundaki</b> <b>hatalar zinciri</b> azalma eğiliminde. Tümüyle bir <b>‘u dönüşü’</b> nefse zor gelir. Ama “<a href="http://www.timeturk.com/A%C5%9F%C4%B1-domuz-gribinden-daha-tehlikeli_98363-haberi.html">İngiltere Toplum Bilimi Enstitüsü (ISIS) tarafından hazırlanarak İngiltere Sağlık Ofisi Başkanı Liam Donaldson ve ABD Gıda ve İlaç Yönetimi Başkanlığı’na ileten Raporu</a>”ndan sonra zorda olsa Bakandan beklenen yanlış aşı ısrarından vazgeçmesi. Zannediyorum ki <b>küresel güçlerin baskısı</b>na karşı henüz diri olan iman ve vicdan ile yükselen toplumsal baskı bunu sağlayabilir.</p>
<p>Tarım Bakanı içinde aynı duyguları paylaşmakla birlikte GDO meselesinde ülkesini seven, dindar, milliyetçi ve solcu çevrelerin seviyeli tepki göstermeye devam etmeleri gerekiyor. </p>
<p>Oluşan atmosfer bunun için yeterli. Doğrusunu söylemeliyim ki <b>Deniz Baykal</b>’dan bu konuda bu tepkiyi beklemiyordum. Belki sussaydı daha mı iyi olurdu demekten de kendimi alamıyorum. </p>
<p><b>Devlet Bahçeli</b> ise yine sükûtu hayale uğrattı. Üstelik partisinin büyük kongresi öncesinde bunu yapması için daha uygunken derin uykusuna anlam vermekte zorlanıyorum. Bir bölgecilik partisi <b>DTP</b>’den zaten hiç ümidim yok. Bu konuda bizimle iletişime geçen ve müşavere eden <b>SP, DSP ve BBP</b>’den daha yüksek bir ses ve eylem beklemeyi devam ediyoruz. Bu ve diğer partilerin liderlerinin sabah akşam bu konuda aralıksız içi dolu çalışmalar yapmalılar. </p>
<p>GDO ve dolayısıyla <b>tohum meselesi</b> -bu mümkün değil ama- <b>GDO’nun zararsızlığı ispatlansa bile</b> bunun bir <b>özgürlük ve bağımsızlık meselesi olduğu</b> gerçeğinden hareketle; yandaşı yandaş olmayanı, dindar olanı olmayanı, Türkçüsü Kürtçüsü, askeri sivili herkesin ses vermesi ve karşı durması insani sorumlulukları arasında…</p>
<p>Ümit varım ve Başbakanın GDO’yu bu ülkeden tümüyle yasaklayacağına inancım tam. Hatta bununla da yetinmeyerek Türkiye’yi dünya da tüm çevrelerin alkışlamasını ve hayran kalmasını sağlayacak bir mücadelenin içine girip, <b>GDO’nun tüm dünya’da yasaklanması için</b> gayret göstermesini de arzuluyorum. Bugün, insanlığa GDO’nun yasaklanmasından daha büyük bir armağanı kimse veremez. </p>
<p><b>Çünkü GDO demek;      <br /></b>sayısız <b>hastalık</b> demek,     <br /><b>kölelik</b> demek,     <br />insanlığın ortak mülkü <b>tohum</b>ları birkaç kürsel gücün insafına terk etmek demek, </p>
<p><b>bağımsız</b>lığından vazgeçmek demek, </p>
<p><b>kısırlaştırılma</b>yı kabul etmek demek,</p>
<p>bitkilerin ve hayvanların <b>beddua</b>sını almak demek,</p>
<p>dünyayı <b>yaşanamaz bir yer</b> haline getirmek demek,</p>
<p>her mideyi <b>misket bombası</b> ile doldurmak demek,</p>
<p>beden ve <b>ruh sağlığı</b>ndan vazgeçmek demek,</p>
<p>insan ve hayvanlarda <b>yamyamlaşma </b>belirtileri demek,</p>
<p>kötülük ve <b>belâ </b>demek,</p>
<p><b>zulüm </b>ve haksızlık demek,</p>
<p>dedelerimizden aldığımız <b>emanete ihanet</b> demek.</p>
<p>Hatta hatta <b>şeytani bir eylem</b>e ortak olmak demek.</p>
<p>Bu konuda <b>en büyük sorumluluk</b>, iç kuşkusuz helal nimet tüketme ve bunun fıkhını öğrenmek gibi imanı sorumlulukları olan ‘yandaş İslamcı, muhafazakâr’ tanımına sığmayan <b>Müslümanların</b>.</p>
<p>Bunu yapmazlarsa o <b>belâ gelir ve onları da bulur</b> ve kurunun yanında yaşı da yakar.</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-   </p>
<p>Bu makale <a href="http://www.timeturk.com">www.timeturk.com</a> için kaleme alınmıştır. </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
