<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>gul &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/gul/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "gul"</description>
	<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 06:41:11 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Dostun Attığı Gül Yaralar Bizi]]></title>
<link>http://fotografmakale.wordpress.com/2009/11/27/dostun-attigi-gul-yaralar-bizi/</link>
<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 19:18:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>MxDönence</dc:creator>
<guid>http://fotografmakale.wordpress.com/2009/11/27/dostun-attigi-gul-yaralar-bizi/</guid>
<description><![CDATA[&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Hallac-ı Mansur, cezbe ve sekir halinde söylediği ve mazur bulunduğu Ene]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://fotografmakale.wordpress.com/files/2009/11/gul.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-3365" title="Gül" src="http://fotografmakale.wordpress.com/files/2009/11/gul.jpg?w=300" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p>Hallac-ı Mansur, cezbe ve sekir halinde söylediği ve mazur bulunduğu Ene’l-Hak cümlesi yüzünden idama mahkûm edilir. Onu asılacağı meydana getirdiklerinde etrafta mahşerî bir kalabalık vardır. Hallac-ı Mansur darağacını görünce güler ve kalabalık arasında gördüğü dostu Şibli’den seccade isteyerek iki rek’at namaz kılar. Ardından şöyle duâ eder: “Allah ım burada senin dinin uğruna gayrete düşüp beni öldürmek için toplananların suçlarını affet.”</p>
<p>Bu esnada kalabalık içinden özellikle düşmanları, fırsat bu fırsat diye Hallac-ı Mansur’a taşlar atarlar. Hallac-ı Mansur bunlara ah bile demez hatta tebessüm eder, ama dostu Şibli ağlayarak kırmızı bir gül atınca Hallac-ı Mansur inler ve şöyle der: “Taş atanlar avam takımı, bilmiyorlar, halden anlamazlar. Onların taşı bizi incitmez ama halden anlayan bir dostun attığı gül bile bizi incitti, canımızı acıttı.”</p>
<p>İnsan hayata daha çok dostlarıyla, sevdikleriyle tutunur. Sevinçlerini onlarla paylaşarak arttırırken, acılarını hüzünlerini yine onlarla paylaşarak azaltır. Kişi, tanımadığı kimselerden bir kötülük, bir haksızlık gördüğünde çok incinmez, en azından hayal kırıklığına uğramaz ama dostundan gördüğü küçük bir eziyete bile katlanması çok zor olur.</p>
<p>Başkalarının, hakkında yanlış düşünmeleri insanı fazla üzmez, yıpratmaz; ama sevdiği birisi, hakkında yanlış düşünürse, zarar verecek bir davranışta bulunursa işte bu insanı üzer, incitir. O kişi sıradan biri değildir çünkü, belki en zor günlerinde yanında olmasını beklediği insandır. Her şartta desteğini umduğu, hayatta en çok güvendiği kimselerden biridir. Hani Temel deniz kenarında yürürken elinde bir yılan taşıyormuş. “Neden elinde yılan taşıyorsun?” diye sorulunca “Denize düşersem lâzım olabilir” cevabını vermiş… İşte dostluk, denize düştüğümüzde yılana sarılmak zorunda kalmayışımızdır. Elimizden tutup bizi çıkaracak birisini her zaman yanımızda bulabilmemizdir.</p>
<p>Dostun gönlü, dostuna karşı hassastır, çok şeyler bekler ondan… Bu yüzden insan dostluk hukukuna çok dikkat etmelidir. Özellikle dostla hal ve harekete, konuşmaya özen göstermek gerekir. Çünkü bazı sözler, keskin kılıç gibidir, dostluğu keser, kalpte tedavisi zor yaralar açar, kalpteki muhabbet çiçeklerini kurutur. Bazen yerinde olmayan gereksiz bir istek, küçük bir tavır veya söz bile, çok büyük mutlulukların elden kaçırılmasına sebep olur.</p>
<p>Dostluk, fedakârlık ve emek ister. Her şeyi karşısındaki insandan bekleyerek elde edilemez hakikî dostluklar. Dostluk; mutluluk, üzüntü, hastalık, sağlık, darlık ve bollukta dostunun yanında olabilmektir.</p>
<p>Marifet iyi gün dostu olmak değildir. Sadece iyi gününde yanında olmak dostluk da değildir zaten. Sahte dostluktur olsa olsa. Günümüzde ahlâkî bozulmanın etkisi dostluklarda da gösteriyor kendisini maalesef. Artık menfaat hesapları ortaya girince dostlar birbirlerine taş atmaktan bile çekinmiyorlar. Ve nice pırlanta yürekli insanlar, çok önemsiz basit dünyevî meseleler uğruna birbirlerinden ayrı düşüyorlar.</p>
<p>Hayatımızda kaç tane güzel dostumuz var acaba? Ya da tersinden soracak olursak, şu kısa hayatta kaç kişi için gerçekten güzel bir dost, güzel bir kardeş olabildik? Dostlarımıza, kardeşlerimize karşı hareketlerimize çok dikkat edelim ve kalplerini kırdıysak hemen özür dilemeyi de asla ihmal etmeyelim. Çünkü yarın özür dilemek için çok geç olabilir.</p>
<p>Ne mutlu İhlâs ve Uhuvvet anlayışının gereğini yerine getirebilenlere… Ne mutlu şu kısa hayatta en yakın dost, en fedakâr arkadaş, en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olabilenlere…</p>
<p>&#160;</p>
<p style="padding-left:90px;"><em>Alıntı</em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Amerika'dan Gül'e LGBTT dernekleri için Mektup]]></title>
<link>http://politikhaber.wordpress.com/2009/11/27/amerikadan-gule-lgbtt-dernekleri-icin-mektup/</link>
<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 00:34:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>ankarahaber</dc:creator>
<guid>http://politikhaber.wordpress.com/2009/11/27/amerikadan-gule-lgbtt-dernekleri-icin-mektup/</guid>
<description><![CDATA[ABD’de faaliyet gösteren ve kısa adı IGLHRC olan Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyon]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>ABD’de faaliyet gösteren ve kısa adı IGLHRC olan Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu, Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’ne açılan kapatma davasıyla ilgili Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e mektup yazdı.<br />
<a href="http://ankarahaber.wordpress.com/files/2009/11/izmirde_escinsellerden_0.jpg"><img title="izmirde_escinsellerden_0" src="http://ankarahaber.wordpress.com/files/2009/11/izmirde_escinsellerden_0.jpg?w=300" alt="" width="436" height="204" /></a></p>
<p>IGLHRC Yönetim Kurulu Başkanı Cary Johnson imzasıyla kaleme alınan mektupta, daha önce aynı gerekçeyle Kaos GL ve Pembe Hayat derneklerinin kapatılma taleplerinin reddedilmesi ve Yargıtay’ın, yine aynı gerekçeyle kapatılmak istenen Lambdaistanbul kararı hatırlatılıyor. </p>
<div>Yargıtay, Lambdaistanbul kararında, yerel mahkemenin kararını bozma gerekçesi olarak &#8220;LGBTT bireylerin dayanışma amacı ile dernek kurmasına engel bir durum bulunmadığını; sonuç olarak, davalı derneğin amacının yasadışı ve ahlaksız olmadığını&#8221; belirtmişti.<br />
 </div>
<div>Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği de “genel ahlak” ve “Türk aile yapısı” gerekçe gösterilerek kapatılmak isteniyor.<br />
 </div>
<div><strong>IGLHRC’nin Cumhurbaşkanı Gül’e gönderdiği, 20 Kasım tarihli mektubun tam metni şöyle:</strong><br />
 </div>
<div>“Ekselânsları, </div>
<div>Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu (IGLHRC) adına; Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olduğunuzdan, Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’nin kapatılması talebi ve Türkiye’deki LGBTT (lezbiyen, gey, biseksüel, <a href="http://www.travestisohbet.net/" target="_blank">travesti</a> ve transeksüel)  bireylerin örgütlenme özgürlüğünün kısıtlanmasına yönelik girişimler hakkında bilgi almak için size yazıyorum.</div>
<div><a href="http://ankarahaber.wordpress.com/files/2009/11/annemveben_2008yuruyus.jpg"><img title="annemveben_2008yuruyus" src="http://ankarahaber.wordpress.com/files/2009/11/annemveben_2008yuruyus.jpg?w=300" alt="" width="428" height="204" /></a></div>
<div>Belki haberiniz vardır; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 16 Ekim 2009 tarihinde Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’ne kuruluş tüzüğünün 2.maddesinin genel ahlaka ve Türk aile yapısına aykırı olduğu gerekçesiyle dava açtı. Dernek, Türkiye’de aynı gerekçelerle kapatılması talep edilen dördüncü LGBTT derneğidir; Ankara&#8217;da, Kaos GL ve Pembe Hayat LGBTT derneklerinin itirazları haklı bulunup davaları düşürülürken, bir diğer LGBTT derneği olan Lambdaistanbul&#8217;un kapatılması yönündeki yerel mahkemenin kararı ise Yargıtay tarafından bozulmuştur. Yargıtay, bu hükmünün gerekçesi olarak &#8220;LGBTT bireylerin dayanışma amacı ile dernek kurmasına engel bir durum bulunmadığını; sonuç olarak, davalı derneğin amacının yasadışı ve ahlaksız olmadığını&#8221; belirtmiştir.<br />
 </div>
<div>Bu karar, söz konusu ikinci maddenin ve LGBTT örgütlerinin amaçlarının, bu grupların örgütlenme özgürlüğüne gerekçe olarak gösterilen “genel ahlak”a aykırı olmadığını açıkça göstermektedir. Bu nedenle Türk Hükümeti’nden ricamız SiyahPembeÜçgenİzmir Derneği’ne yönelik tüm suçlamaları düşürmesi ve sivil toplumun değerli bir üyesi olan derneğin yasal kayıt altına alınma sürecinin hızlandırılmasıdır.<br />
 </div>
<div>Türkiye Anayasası’na göre &#8220;herkes kanun önünde hiçbir fark gözetilmeksizin eşittir&#8221; (Madde 10), ve &#8220;herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahiptir&#8221; (Madde 33). Ayrıca, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (ICCPR) uyarınca, Türkiye örgütlenme özgürlüğünü (Madde 22) ve kanun önünde eşitliği (Madde 26) koruma altında tutmakla yükümlüdür.<br />
 </div>
<div><em>Toonen-Australya</em> davasında; Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi, ICCPR’nin 2. ve 26.maddesi ile korunan statüler arasında cinsel yönelimin de yer aldığını onaylamıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de; devletler için cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığının önlenmesi çağrısında bulundu. <br />
 </div>
<div>Türkiye&#8217;deki LGBTT bireylerin yüzyüze kaldığı, tekrar eden bu yasal sorunları da gözeterek; biz de Anayasa’nın eşitlik maddesine &#8220;cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği” ifadelerinin eklenmesini isteyen Türkiye’deki LGBTT örgütlerinin bu isteklerini bir defa daha yineliyoruz. Böyle bir değişiklik, LGBTT örgütleri için mevcut hukuki uygulamaların iyileştirilmesini ve tüm LGBTT bireylerin yasalar önünde eşit korunma hakkına erişebilmelerini sağlayacaktır. Portekiz, İsveç, İsviçre, Güney Afrika, Ekvator ve Fiji de dâhil olmak üzere bir dizi ülke bu tür koruyucu yasaları kabul ettiler. Söz konusu bu yasal değişiklikler, özellikle Türkiye’de olduğu gibi net tanımlanmayan ve geniş ele alınarak her türlü yoruma açık bırakılan, LGBTT bireylerin yasalarca garanti altına alınmış haklarını kullanmaları önünde de engel teşkil eden “genel ahlak” vb ibarelere karşı oldukça etkili olacaktır. </div>
<div>Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği gibi örgütler, ülkelerindeki sivil toplum alanında değerli bir sosyal ve politik rol oynamaktadırlar ve yasal zorluklar bu önemli rollerini yerine getirmelerini engellemektedir. Bu nedenle, saygılarımızı sunarak sizden Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği&#8217;nin kapatılması talebini araştırmanızı ve LGBTT bireylerin, Türkiye Anayasası tarafından sağlanan tüm vatandaşlık haklarından eşit bir şekilde yararlanmasının yolunu açmanızı istiyoruz.”<br />
 </div>
<div><strong>Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyonu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e gönderdiği mektubu, bilgilendirmek üzere ayrıca şu isimlere de iletti:</strong></div>
<div><a href="http://ankarahaber.wordpress.com/files/2009/11/ibne.jpg"><img title="ibne" src="http://ankarahaber.wordpress.com/files/2009/11/ibne.jpg?w=300" alt="" width="445" height="199" /></a></div>
<div>Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, Ekselânsları Recep Tayyip Erdoğan</div>
<div>İnsan Hakları Komisyonu Değerli Üyeleri</div>
<div>Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu Değerli Üyeleri</div>
<div>Türkiye Büyük Millet Meclisi Değerli İzmir Milletvekilleri</div>
<div>Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı, Dernekler Daire Başkanlığı</div>
<div>İzmir Valisi, Ekselânsları Mustafa Cahit Kıraç</div>
<div>İzmir İl Dernekler Müdürlüğü</div>
<div>Avrupa Birliği Başkanlığı, İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt</div>
<div>Avrupa Komisyonu&#8217;nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi, Ekselânsları Olli Rehn</div>
<div>Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, Ekselânsları Thomas Hammarberg</div>
<div>Türkiye Cumhuriyeti ABD Büyükelçisi, Ekselânsları James F. Jeffrey (AE)</div>
<div>
<div>Kaos GL</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ABD'den Cumhurbaşkanı Gül'e LGBT Derneği İçin Mektup Var]]></title>
<link>http://ankarahaber.wordpress.com/2009/11/27/abdden-cumhurbaskani-gule-lgbt-dernegi-icin-mektup-var/</link>
<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 00:32:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>ankarahaber</dc:creator>
<guid>http://ankarahaber.wordpress.com/2009/11/27/abdden-cumhurbaskani-gule-lgbt-dernegi-icin-mektup-var/</guid>
<description><![CDATA[ABD’de faaliyet gösteren ve kısa adı IGLHRC olan Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyon]]></description>
<content:encoded><![CDATA[ABD’de faaliyet gösteren ve kısa adı IGLHRC olan Uluslararası Gey ve Lezbiyen İnsan Hakları Komisyon]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kırmızı Gül Muhteşem!]]></title>
<link>http://gulresimlerix.wordpress.com/2009/11/26/kirmizi-gul-muhtesem/</link>
<pubDate>Thu, 26 Nov 2009 10:27:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>ugur2</dc:creator>
<guid>http://gulresimlerix.wordpress.com/2009/11/26/kirmizi-gul-muhtesem/</guid>
<description><![CDATA[Ne Güzel Gözüküyor Öyle Değil mi?]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Ne Güzel Gözüküyor Öyle Değil mi?</p>
<p><img src="http://www.edebiyatmevsimi.com/wp-content/uploads/gul_resim.jpg" alt="kırmızı gül resmi" /></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sabr-ı Aşk]]></title>
<link>http://hasankarakaya.wordpress.com/2009/11/25/sabr-i-ask/</link>
<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 10:05:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>hasankarakaya</dc:creator>
<guid>http://hasankarakaya.wordpress.com/2009/11/25/sabr-i-ask/</guid>
<description><![CDATA[Sabr-ı Aşk   Ne gecelere sığdırabildim aşkını Ne de gem vurabildim. Yorganım altında büyüttüğüm kuş ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong><em>Sabr-ı Aşk</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><em>Ne gecelere sığdırabildim aşkını </em></p>
<p><em>Ne de gem vurabildim.</em></p>
<p><em>Yorganım altında büyüttüğüm kuş tüyü yastıklar gibi, </em></p>
<p><em>Sadece başımı dayadım aşka. </em></p>
<p><em>Sarıldım…</em></p>
<p><em>Ve hiç açmamak üzere kapamak istedim gözlerimi,</em></p>
<p><em>Ama yapamadım,</em></p>
<p><em>Çünkü çalınmıştı tüm güzel rüyalarım.</em></p>
<p><em>Hırsızı sendin.</em></p>
<p><em>Kabuslar hortlamıştı</em></p>
<p><em>Ve düşüyordum tüm sevinçlerimden.</em></p>
<p><em>Sana haber vermek istiyordu düşlerim,</em></p>
<p><em>Lakin bu telgraf gitmez oluyordu,</em></p>
<p><em>Vuruluyordu haber güvercinlerim.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Nereye doğru ey güneş!</em></p>
<p><em>Neyi aydınlatırsın?</em></p>
<p><em>Ve sen ey ay!</em></p>
<p><em>Bu gece kimin yolundasın? </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Varsın vuslat koksun yarınlar…</em></p>
<p><em>Varsın hüzün olsun yüzler…</em></p>
<p><em>Diller sussun…</em></p>
<p><em>Kanmasın sevgililere gönüller…</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Şimdi anlıyorum ki,</em></p>
<p><em>Sabırsızlık döneminin çocuklarıyız biz.</em></p>
<p><em>Saf, masum ve temiz…</em></p>
<p><em>Ve seziyorum gezmediğim aşk diyarlarında seni,</em></p>
<p><em>Sonrasına bir pembe bulut sarıyor her yanımı.</em></p>
<p><em>Birden gül kokusu doluyor genzime…</em></p>
<p><em>Çeviriyorum her yöne kafamı.</em></p>
<p><em>Hissediyorum şu an tam önümdesin.</em></p>
<p><em>Lakin göz görmez olmuş, </em></p>
<p><em>Nerdesin… </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em>                                  Hasan KARAKAYA</em></strong></p>
<p><strong><em>                                          13.11.2009</em></strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Turkije en de Europese Unie]]></title>
<link>http://sebastiaandeclerck.wordpress.com/2009/11/25/turkije-en-de-europese-unie/</link>
<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 07:00:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>sebastiaandeclerck</dc:creator>
<guid>http://sebastiaandeclerck.wordpress.com/2009/11/25/turkije-en-de-europese-unie/</guid>
<description><![CDATA[Het verloop van de Turkse kandidatuur voor toetreding tot de Europese Unie leest als een passionele ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Het verloop van de Turkse kandidatuur voor toetreding tot de Europese Unie leest als een passionele liefdesroman. Het verhaal van deze toetreding begon reeds in 1963 en kende vele pieken en dalen. Uit dit volatiele verleden van de Europees-Turkse relaties kan men veel leren. Daarnaast  maakt het ook mogelijk het verder verloop van deze paringsdans te voorspellen.</p>
<p><strong>Een woelige geschiedenis</strong></p>
<p>Na de acceptatie als geassociëerd lid in 1963, koelde deze relatie tijdens de jaren ’70 en ’80 stelselmatig af en bovendien deed de politiek geïnspireerde toetreding van Griekenland tot de EU de dialoog helemaal tot onder het vriespunt dalen. Deze situatie verbeterde stelselmatig in de jaren ’90, waarin jarenlang intens diplomatiek contact uiteindelijk leidde tot de realisatie van een douane-unie. Men mag echter niet blind zijn voor de instabiliteit die zich ook in deze periode doorzette. Elke goede langetermijnrelatie heeft nood aan een sterke vertrouwensbasis. Dit vertrouwen werd in 1997 beschaamd, toen het conflict tussen Duitsland en Turkije ontspoorde op de top in Luxemburg.</p>
<p>Reeds meer dan 40 jaar dansen de EU en Turkije deze vurige dans. Er lijkt geen reden om te vermoeden dat deze niet-lineaire evolutie van de inter-institutionele dialoog in de toekomst plots regelmatiger zou worden. Maar wanneer men de evolutie in haar geheel bekijkt, ziet men toch dat beide partijen dichter bij elkaar gekomen zijn.</p>
<p>Daarnaast zorgen de recente successen, die door technocraten van beide zijden gerealiseerd werden, en de internationale positieve beweging, mee getrokken door de Verenigde Staten, er wel voor dat een momentum ontstaat waarvan men gebruik dient te maken. Uiteraard dient men te beseffen dat er nog steeds onenigheden zijn tussen beide kampen, maar toch dienen deze gunstige omstandigheden benut te worden.</p>
<p><strong>Het Momentum is daar</strong></p>
<p>Dit momentum is er niet zomaar gekomen. Toen Europa vaststelde dat de diplomatie die via politici verliep steeds weer leidde tot conflicten en destabilisering van de relatie, besloot de Unie het Europees-Turks project over een andere boeg te gooien. Technocraten, met groot wederzijds respect, namen de zaak over en moesten klaarheid scheppen tussen Brussel en Ankara.</p>
<p>Het heeft geen zin Turkije in allerijl tot de Europese Club te laten toetreden en zo instabiliteit te importeren, zoals met Cyprus is gebeurd. In plaats daarvan, dient de kandidaat-lidstaat eerst intern te stabiliseren. Toch lijkt het een goed moment om de gesprekken op een hoger niveau te brengen.</p>
<p>Deze instabiliteit in Turkije wordt bovendien door verschillende factoren veroorzaakt. Niet enkel de problematische relatie met Cyprus en het respecteren van mensenrechten zijn hier van belang, maar ook interne factoren zoals de rampzalige staat van het onderwijs, de beperkte godsdienstvrijheid en de zwakke positie van de vrouw spelen hier een rol. Hoewel dit vooral culturele aspecten zijn, kan men hier, in het licht van de Lissabon-doelstellingen, niet naast kijken. Ook positieve aspecten dienen echter opgemerkt te worden: de moedige inspanningen die de AKP levert om culturele diversiteit mogelijk te maken in het licht van het conflict met de Koerden, doen de Europese wapenspreuk alle eer aan.</p>
<p>Aan de andere kant mag Europa de Turkse toetreding ook niet te lang links laten liggen. Hoewel kersvers Europees President Van Rompuy zich uitdrukkelijk tegen de toetreding kantte, kan de Unie deze achterdeur naar olie en gas goed gebruiken om zo de afhankelijkheid van Rusland tegen te gaan. Bovendien moet de EU vermijden dat een gefrustreerd Turkije in de handen van explosieve Arabische regimes wordt gedreven. Vandaag staat Turkije klaar om het machtsvacuüm op te vullen dat oude en verzwakte regionale grootmachten als Egypte en Irak achterlieten.</p>
<p><strong>Democratie 2.0</strong></p>
<p>Het debat zal uiteindelijk door politici beslecht worden en zo zal, net zoals bij vorige toetredingen, een politieke beslissing genomen worden. Al deze factoren hangen echter samen met de strijd tegen “Ergenekon”, die Turkije naar buiten toe duidelijk moet profileren als een stabiele “Democratie 2.0”. 100 jaar na de revolutie onder Ataturk, moet Turkije opniew een omwenteling ondergaan, die de staat klaar maakt voor de EU en de 21<sup>ste</sup> eeuw.</p>
<p>De Unie beschouwt deze strijd eerder als een opportuniteit dan een bedreiging, die roet in het eten zou gooien bij de onderhandelingen. De mogelijke toetreding kan dan ook niet los hiervan beschouwd worden. Eerst dient dit land, als lid van de G-20 en een belangrijke NAVO-staat, intern orde op zake te stellen. Enkel wanneer een einde gemaakt wordt aan de interne conflicten en de overheid haar doelen met betrekking tot de Ergenekon-beweging bereikt kan Turkije uitgroeien tot een volwassen en betrouwbare, economisch sterke democratie. Enkel dan kan de EU deze geliefde finaal in haar armen sluiten.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[seslisosyete,sesliossi,turkcafem,seslifull,seslidunya1 seslisehir,mankensohbet,haydisesli,erzurumsesli eseslisohbet,BUSİTELER,KAPANDI,YENİADRES,YARSESLİ.COM]]></title>
<link>http://yarsesli.wordpress.com/2009/11/22/seslisosyetesesliositurkcafemseslifullseslidunya1-seslisehirmankensohbethaydiseslierzurumsesli-eseslisohbetbusitelerkapandiyeniadresyarsesli-com/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 10:02:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>gultanemsesli</dc:creator>
<guid>http://yarsesli.wordpress.com/2009/11/22/seslisosyetesesliositurkcafemseslifullseslidunya1-seslisehirmankensohbethaydiseslierzurumsesli-eseslisohbetbusitelerkapandiyeniadresyarsesli-com/</guid>
<description><![CDATA[~ 1den1e community as 1den1e, 16 ekim, 1974, 1995, 2008, 2009, 3G, amerika turnesi, alicia, advertis]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><a href="http://www.gultanemsesli.com/" target="_blank"><img src="http://seslimanken.com/seslimanken/yantaraf.jpg" border="0" alt="" width="443" height="276" /></a><a href="http://www.gultanemsesli.com/">~</a></p>
<p style="text-align:center;">1den1e community as 1den1e, 16 ekim, 1974, 1995, 2008, 2009, 3G, amerika turnesi, alicia, advertising, ad, abdullah gül, ABD, animasyon, Avrupa, avrupa birliği, aşkı memnu, &#8220;barack, barackbush, behlül, beyoğlu, beşir, bihter, bilgi, bilim, bobiler, Bush, cannes film festivali, CNBC, damgasını vuran şarkı, diyalog, dizi, domuz, Dünya Gıda Günü, edward maya, eklenti, en iyi, Ermeni, ev manzaraları, facebook, fal, film, foto, fotoğraf, george, gıda, gıda mühendisleri odası, gif, gizli kamera, GMO, gossip girl, GPS, gribi, grip, grup indirimi, günün lafı, haber, hakan utku, hocalı katliamı, Honda Accord, ilginç, Isa, Istanbul, jackson, kapitalizm, kareler, karikatür, Kevin Costner, kısa film, kombi, Komik, Konser, kumru, Kuş, köşe yazısı-makale, meclis konuşması, meslek etiği, micael, mizah, Mona Lisa, müzik, Nezle, Nihal, nostradamus, Obama,</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://www.gultanemsesli.com/"><img src="http://seslimanken.com/seslimanken/yantaraf.jpg" border="0" alt="" width="443" height="276" /></a>~</p>
<p>objektifimden, pahalı, painted on water, polemik haber, politika siyaset, Reklam, resim, Sabri Sarıoğlu, sağlık, Sertab Erener, sinema, son yemek, soykırım, stereolove, taksim, tarih, TEKNOLOJI, TMMOB, tribute, tsubasa, turne, twitter, twitter seçmesi, türk, türkiye, video, yaz, yazı, yağmur, yaşam, Yenilenebilir Enerji, yılmaz özdil, zombi, ödülü, öğrenci, üniversite, şamil tayyar, blogastesi, siyaset, parti, partiler, MHP, CHP, AKP, DTP, dp, Demokrasi, Cumhuriyet, milliyetçi, laik, Atatürk, Kemalizm, kemalist, müslüman, dindar, gençlik, Türkçe, Politika, iç, dış, global, küresel, olaylar, politics, ekonomi, spor, kültür, sanat, fikir, özgün, Yorum, özgür, Yazılar, makale, Makaleler, deneme, Edebiyat, şiir, köşe, Dünya, orta, doğu, batı, kuzey, güney, Amerika, ab, birliği, sex, Sanal, gay, lezbiyen, teen, mature, fetish, fuck, nude, Anal, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2010, 80, 9.0, 80s, 90s, 80ler, 90lar, pop, Rock, metal, Türkü, Music, mp3, clip, ARA, Search, mpg, MPEG, swf, theme, blogger, wordpress, şablon, Destek, Yardım, sss, faq, sık sorulan sorular, hakkında, için, ile, v&#38;e, veya, info, information, blog, internet, .net, web, 2.0, kod, kodları, sohbet, chat, sesli, voice, görüntülü, phone, telephone, number, numbers, Cep Telefonu, telekom, Communication, AVEA, Turkcell, vadafone, Kamera, camera, Cam, free, bedava, Ücretsiz, TV, oyun, Game, Diziler, filmler, izle, seyret, canlı, Live, _watch, izlesene, cnbc e, TNT, GaLaTaSaRaY, gs, cimbom, aslan, tepe, UltrAslan, fenerbahçe, f &#38; b, Genç, Beşiktaş, BJK, İnönü, çarşı, Ankara, izmir, antalya, Bursa, adana, samsun, Konya,</p>
<p><a href="http://www.gultanemsesli.com/"><img src="http://seslimanken.com/seslimanken/yantaraf.jpg" border="0" alt="" width="443" height="276" /></a>~</p>
<p>kayseri, erzurum, trabzon, Trabzonspor, TS, futbol, maç, football, match, lig, süper, Süper Lig, league, translate, translation, English, french, german, russian, viagra, İktidarsızlık, cinsel, sorunlar, ereksiyon, hap, hapı, Rüya, düş, tabirleri, tabir, açıklamaları, açıklaması, nedir, nedemek, ne anlama geliyor, ne anlama gelir, msn, HI5, Yonja, friend, find, finder, myspace, dailymotion, Tape, Rape, iphone, ipod, mp3 player, Laptop, Notebook, PC, Computer, asker, Askerlik, askeriye, gitmek, yedek subay, ER, erbaş, rütbeler, aday, sınav, yedek subay sınavı, malzeme, malzemeler, malzeme listesi, askere giderken alınacaklar, liste, blog gazetesi, blog gastesi, fikir sayfası stanPLAZ as 1den1e, 16 ekim, 1974, 1995, 2008, 2009, 3G, amerika turnesi, alicia, advertising, ad, abdullah gül, ABD, animasyon, Avrupa, avrupa birliği, aşkı memnu, &#8220;barack, barackbush, behlül, beyoğlu, beşir, bihter, bilgi, bilim, bobiler, Bush, cannes film festivali, CNBC, damgasını vuran şarkı, diyalog, dizi, domuz, Dünya Gıda Günü, edward maya, eklenti, en iyi, Ermeni, ev manzaraları, facebook, fal, film, foto, fotoğraf, george, gıda, gıda mühendisleri odası, gif, gizli kamera, GMO, gossip girl, GPS, gribi, grip, grup indirimi, günün lafı, haber, hakan utku, hocalı katliamı, Honda Accord, ilginç, Isa, Istanbul, jackson, kapitalizm, kareler, karikatür, Kevin Costner, kısa film, kombi, Komik, Konser, kumru, Kuş, köşe yazısı-makale, meclis konuşması, meslek etiği, micael,</p>
<p><a href="http://www.gultanemsesli.com/"><img src="http://seslimanken.com/seslimanken/yantaraf.jpg" border="0" alt="" width="443" height="276" /></a>~</p>
<p>mizah, Mona Lisa, müzik, Nezle, Nihal, nostradamus, Obama, objektifimden, pahalı, painted on water, polemik haber, politika siyaset, Reklam, resim, Sabri Sarıoğlu, sağlık, Sertab Erener, sinema, son yemek, soykırım, stereolove, taksim, tarih, TEKNOLOJI, TMMOB, tribute, tsubasa, turne, twitter, twitter seçmesi, türk, türkiye, video, yaz, yazı, yağmur, yaşam, Yenilenebilir Enerji, yılmaz özdil, zombi, ödülü, öğrenci, üniversite, şamil tayyar, blogastesi, siyaset, parti, partiler, MHP, CHP, AKP, DTP, dp, Demokrasi, Cumhuriyet, milliyetçi, laik, Atatürk, Kemalizm, kemalist, müslüman, dindar, gençlik, Türkçe, Politika, iç, dış, global, küresel, olaylar, politics, ekonomi, spor, kültür, sanat, fikir, özgün, Yorum, özgür, Yazılar, makale, Makaleler, deneme, Edebiyat, şiir, köşe, Dünya, orta, doğu, batı, kuzey, güney, Amerika, ab, birliği, sex, Sanal, gay, lezbiyen, teen, mature, fetish, fuck, nude, Anal, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2010, 80, 9.0, 80s, 90s, 80ler, 90lar, pop, Rock, metal, Türkü, Music, mp3, clip, ARA, Search, mpg, MPEG, swf, theme, blogger, wordpress, şablon, Destek, Yardım, sss, faq, sık sorulan sorular, hakkında, için, ile, v&#38;e, veya, info, information, blog, internet, .net, web, 2.0, kod, kodları, sohbet, chat, sesli, voice, görüntülü, phone, telephone, number, numbers, Cep</p>
<p><a href="http://www.gultanemsesli.com/"><img src="http://seslimanken.com/seslimanken/yantaraf.jpg" border="0" alt="" width="443" height="276" /></a></p>
<p style="text-align:center;">~Telefonu, telekom, Communication, AVEA, Turkcell, vadafone, Kamera, camera, Cam, free, bedava, Ücretsiz, TV, oyun, Game, Diziler, filmler, izle, seyret, canlı, Live, _watch, izlesene, cnbc e, TNT, GaLaTaSaRaY, gs, cimbom, aslan, tepe, UltrAslan, fenerbahçe, f &#38; b, Genç, Beşiktaş, BJK, İnönü, çarşı, Ankara, izmir, antalya, Bursa, adana, samsun, Konya, kayseri, erzurum, trabzon, Trabzonspor, TS, futbol, maç, football, match, lig, süper, Süper Lig, league, translate, translation, English, french, german, russian, viagra, İktidarsızlık, cinsel, sorunlar, ereksiyon, hap, hapı, Rüya, düş, tabirleri, tabir, açıklamaları,</p>
<p style="text-align:center;">yarsesli,gultanemsesli,seslisosyete,seslifull,seslisehir,mankensohbet,</p>
<p style="text-align:center;">miksizde,harbisesli,cafenostalji,cafenostalji.com,cafenostalji,cafenostalji KAPANDI seslisehir seslisehir.com,seslisehir,seslisehir.net KAPANDI,turkcafem,turkcafem.com,turkcafem.net,KAPANDI,haydisesli.</p>
<p style="text-align:center;">haydisesli,haydisesli,haydisesli.com,haydisesli,haydisesli.KAPANDI</p>
<p style="text-align:center;">seslikomedi,seslikomedi.net,seslikomedi.comKAPANDI sesliosi,</p>
<p style="text-align:center;">sesliosi,sesliossi,.com,sesliosi,sesliosi.net,seslimerkez,merkezsesli,</p>
<p style="text-align:center;">BU SİTELER KAPANAN SİTELER YENIADRES YARSESLİ.COM</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://www.gultanemsesli.com/"><img src="http://seslimanken.com/seslimanken/yantaraf.jpg" border="0" alt="" width="345" height="168" /></a>~</p>
<p style="text-align:center;">açıklaması, nedir, nedemek, ne anlama geliyor, ne anlama gelir, msn, HI5, Yonja, friend, find, finder, myspace, dailymotion, Tape, Rape, iphone, ipod, mp3 player, Laptop, Notebook, PC, Computer, asker, Askerlik, askeriye, gitmek, yedek subay, ER, erbaş, rütbeler, aday, sınav, yedek subay sınavı, malzeme, malzemeler, malzeme listesi, askere giderken alınacaklar, liste, blog gazetesi, blog gastesi, fikir sayfası 28 days ago MyBlogLog Action,SESLİSOSYETE,seslisosyete KAPANDI</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://www.gultanemsesli.com/"><img src="http://seslimanken.com/seslimanken/yantaraf.jpg" border="0" alt="" width="443" height="276" /></a></p>
<p style="text-align:center;">KAPANAN SESLİCHAT SİTELERİ VE YENİ ADRESLERİ</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://www.yarsesli.com/">seslisosyete,sesliosi,turkcafem,seslifull seslidunya1,seslisehir,mankensohbet,haydisesli,erzurumsesli eseslisohbet,BUSİTELER,KAPANDI,YENİADRES,YARSESLİ.COM~</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dagens barndomsminne]]></title>
<link>http://martehelenelundlangsholt.wordpress.com/2009/11/21/dagens-barndomsminne-2/</link>
<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 09:36:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>martehelenelundlangsholt</dc:creator>
<guid>http://martehelenelundlangsholt.wordpress.com/2009/11/21/dagens-barndomsminne-2/</guid>
<description><![CDATA[Hoppeball! Har ikke tall på alle gangene jeg hoppet rundt i hagen med en slik en! Husker jeg rett va]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Hoppeball! Har ikke tall på alle gangene jeg hoppet rundt i hagen med en slik en! Husker jeg rett var min rødaktig, ikke så smilende og gul som denne. <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Men min hoppeball gikk videre til de evige jaktmarker for en goood stund siden, så du får ta til takke med dette bildet. Synes du det var gøy å hoppe rundt, hvis du var så heldig å ha en sånn?</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-606" title="Non-Toxic-PVC-Jumping-Ball-Yellow-" src="http://martehelenelundlangsholt.wordpress.com/files/2009/11/non-toxic-pvc-jumping-ball-yellow.jpg" alt="" width="500" height="556" />(Bildet er hentet fra: <a href="http://www.made-in-china.com/image/2f0j00qCeaNLAckHkbM/Non-Toxic-PVC-Jumping-Ball-Yellow-.jpg">http://www.made-in-china.com/image/2f0j00qCeaNLAckHkbM/Non-Toxic-PVC-Jumping-Ball-Yellow-.jpg</a>)</p>
<p>&#160;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hangi Islam: "Hadis sorunu!"(3)]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/20/hangi-islam-hadis-sorunu3/</link>
<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 17:16:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/20/hangi-islam-hadis-sorunu3/</guid>
<description><![CDATA[Bir önce ki bölümde (kadın bölümü) gördük´ki kadınlar hakkında bir kısım hadisler ve sözler uydurulm]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h4><img src="http://blog.milliyet.com.tr/Images/Blog/190/21/214555.jpg" alt="" width="235" height="186" align="right" /> Bir önce ki bölümde (<em>kadın bölümü</em>) gördük´ki kadınlar hakkında bir kısım hadisler ve sözler uydurulmuş. Kur´an ile apaçık çelişen uydurmalar öne sürülmüş ve böylece kadına zulüm yapılmıştır. Şimdi gelelim genel olarak hadis konusuna.
<p>&#160;</p>
<p>Hadis kelimesi sözlükte “<strong>söz,  haber</strong>” manasına geldiğini görüyoruz. Sünnet <strong>“izlenen yol,  adet”</strong> manasına gelir. Halk arasında yaygın olarak kullanımına göre Peygamber’in söylediği iddia edilen sözlere <strong>“hadis”</strong>,  Peygamber’in davranış biçimleri,  hareket tarzları olduğu iddia edilen davranışlara ise <strong>“sünnet”</strong> denir.<!--more--></h4>
<h4>Kur´an kendisi için <strong>&#8220;ahsen-el hadis&#8221;</strong> yani &#8220;SÖZLERİN EN GÜZELİ&#8221; der! İman konusunda Allah kelamı dışında hiçbir söz lekesiz/hatasız omadığı gibi itibar da edilmemelidir. Bu dinin sahibi Allah ise, sahibinin sözü dışındaki sözlere itibar edilmez. Bunun yanı süre doğru söz kimden çıkarsa çıksın Kur´an bunu red etmez. Misal Yahudiler yahut hıristiyanlar 2+2 = 4 eder dedi diye biz bunu redmi edeceğiz? Tabiki hayır!
<p>&#160;</p>
<p>Velhasıl konu iman olunca tek söz sahibi ALLAH´tır,  dolaysı ile Kur´anı kerim´dir.</p>
<p>Peygambere atfedilen uydurma hadislere bakarsak, ayetlerin ne demek istediğini daha iyi anlarız. Nitekim bir avuç Peygambere ait olan hadisin/sözün yanı süre, milyonlarca hadis/söz uydurulmuştur. Öyle bir hal almıştır ki, ulema bile artık işin içinden çıkamaz olmuştur! Misal vermek gerekiyorsa şu ayetlere bakalım.</p>
<p>Nisa Suresi 87 Allah&#8217;tır O, ilah yoktur O&#8217;ndan başka. Hakkında hiçbir kuşku bulunmayan kıyamet gününde, hepinizi muhakkak bir araya toplayacaktır. <strong>hadis/söz bakımından,  Allah&#8217;tan daha sadık kim olabilir?</strong></p>
<p>A&#8217;raf Suresi 185 Göklerin ve yerin melekutuna, Allah&#8217;ın yarattığı herhangi birşeye bakmadılar mı; ecellerinin gerçekten yaklaşmış olabileceğini düşünmediler mi? <strong>Peki,  bu Kur&#8217;an&#8217;dan sonra hangi hadise/söze iman ediyorlar?</strong></p>
<p>Yusuf Suresi 111 Yemin olsun ki,  resullerin hikâyelerinde,  aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. <strong>Bu Kur&#8217;an,  uydurulacak bir hadis/bir söz değildir; </strong>aksine o,  önündekini tasdikleyici,  her şeyi ayrıntılı kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve bir rahmettir.</p>
<p>Lokman Suresi 6 <strong>İnsanlardan öylesi vardır ki,  Allah yolundan bilgisizce saptırmak için hadis/laf eğlencesi satın alır </strong>ve onu alay konusu edinir. İşte böylelerine rezil edici bir azap vardır.</p>
<p>Casiye Suresi 6 İşte bunlar,  Allah&#8217;ın ayetleridir ki,  onları sana hak olarak okuyoruz. <strong>Hal böyle iken Allah&#8217;tan ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise/söze inanıyorlar? !</strong></p>
<p>Tur Suresi 34 <strong>Eğer doğru sözlü iseler,  onun benzeri bir hadis/söz getirsinler.</strong></p>
<p>Mürselat Suresi 50 <strong>Artık bundan sonra hangi hadise/söze iman edecekler?</strong></p>
<p><em>Hadis Kur´anda hadis ve ahadis kipleriyle 28 yerde geçmektedir. (4:42, 78, 87, 140; 6:68; 7:185; 12:6, 111; 18:6; 20:9; 23:44; 31:6; 33:53; 39:29; 45:6; 51:24; 52:34; 53:39; 56:81; 66:3; 68:44; 77:50; 79:15; 85:17; 88:1)</em></p>
<p>Bir aşağıda Peygamberimiz Muhammed Mustafa´nın <em>(salatü selam olsun ona</em>) hadis yazılmasının yasakladığını,  dört halifenin de hadis yazılmasının red ettiğini göreceksiniz.</p>
<p>Sakın kimse beni yanlış anlamasın. Peygamberimin ağzından çıkan her söz başımın tacıdır. Birçok hadis vardır ki muhteşemdir, birçok sünnet vardır çok güzeldir, doğrudur, ama bir o kadar da uydurma vardır. Peki nasıl bileceğiz neyin uydurma olup olmadığını?</p>
<p>Mihenk taşınız var, Kur´an süzgecinden geçireceksiniz. Kur´an süzgecinden geçiyor ise eyvallah, geçmiyor ise zaten Resulullah onu söylemiş olamaz.</p>
<p>Bakın HAKKA suresinde ne diyor Rabbimiz:</p>
<p><strong>44. Eğer bazı lafları bizim sözlerimiz diye ortaya sürseydi,<br />
45. Yemin olsun,  ondan sağ elini koparırdık.<br />
46. Sonra ondan can damarını mutlaka keserdik.<br />
47. Sizin hiçbiriniz ona siper de olamazdınız.</strong></p>
<p>Şimdi bu ayetlerin hitabı olan Abdullah oğlu Muhammed (sav) nasıl olur da kendi hevesine uyarak, Kur´an ile çelişen hadisler söyleyebilir?</p>
<p>Demek ki ya hadisler uydurmadır, yada Peygamber (haşa) yalan söylemiştir. Lakin yalan söylemesi mümkün değil, nitekim yukarıda ki ayetde<br />
&#8220;Uydursa idi hemen can damarını keserdik&#8221; buyuruyor.</p>
<p>Demek ki Kur´an süzgecinden geçmeyen hadisler peygamberin değil de, daha çok sonra ki devirlerde uydurulmuş olan sözlerdir. Bunlara en çok karşı çıkanlardan bir tanesi Imamı Azam idi. Işkenceler altında can veren bu zat, birçok hadisi red etmiştir. Bunu yaptığı için kendisini zındıklıkla suçlamışlar, zindanlara atmışlar ve nihayet öldürmüşlerdir.</p>
<p>&#8220;Tarihçi Ebu Nuaym el-Isfahanî (ölm. 430/1038) , Hilyetü’l-Evliya adlı ünlü eserinde bize bildiriyor ki, saltanat dincileri içinde, İmamı Âzam’ın ölüm haberi üzerine verdikleri demeçlerde şunu söyleme hayasızlığını gösterenler bile vardı:<br />
<strong>“Ebu Hanife’nin vücuduyla toprağın altını kirleten Allah’ı tespih ederiz.”<br />
</strong><br />
Sebeplerin başında,  İmamı Âzam’ın şu dört tavrı gelmektedir:</p>
<p><strong>1.</strong> İmamı Azam İslam’da akılcı akımın öncülerinden biridir. Akılcılığı öne çıkarmak, her devirde saltanat dincileri tarafından &#8220;en büyük günah&#8221; olarak görülmüştür.</p>
<p><strong>2.</strong> İmamı Âzam,  Hz. Muhammed dışında eleştirilmez kişi,  Kur’an dışında eleştirilmez kitap kabul etmiyordu,</p>
<p><strong>3.</strong> Hadis diye nakledilen sözlerin Kur’an’a aykırı olanlarına Peygamberimizin sözü olarak itibar etmiyordu. Ona göre, tartışmasız biçimde ve her kelimesiyle Hz. Peygamber’in sözü olan hadislerin (mütevâtır hadislerin) sayısı onyedi tanedir. Ötekilerin tümü az veya çok, şu veya bu yönden tartışmaya açıktır.</p>
<p><strong>4.</strong> Dine sonradan sokulan kabullere (bid’atlara) şiddetle karşı çıkmıştır.&#8221;1</p>
<p>“İmam Âzam Ebu Hanife şu ölümsüz tespiti yapıyor:</p>
<p>“Kur’an’ın onaylamayacağı bir hadis rivayet eden kişiye yaptığım ret; Peygamberimize yapılmış bir ret ve O’nu tekzip değildir. O, ancak bâtıl bir haberi Peygamber’e isnat edene yapılmış bir reddir. İtham, Peygamberimize için değil, onun için söz konusudur. Hz. Peygamber’in söylediği her şeyin başımızın ve gözümüzün üstünde yeri vardır.” 2</p>
<p>Buharî,  et-Târîhu’l-Kebîr adlı eserinde,  İmamı Âzam’ı, <strong> &#8220;İslam’a zarar veren sapık mezheplerden birinin mensubu&#8221;</strong> olarak nitelemektedir.3</p>
<p>Bunu bilen ilahiyatçılar, tarikatçılar, şeyhler vs vs vs sizin okuyup araştırmanızı istemezler.Araştıran beyin, sorgular! Sorgulayan beyin kanmaz! Kanmayan beyin dinde ve siyasetde yalanları aldığı gibi duvara çarpar!</p>
<p>Dini istismar eden,  çıkarı için dini kullanan şahsiyetler hiç böyle bir beyin istermi sizce? Tabi ki istemeyeceklerdir.</p>
<p>Şimdi gelelim bazı gerçeklere.</p>
<p><strong>1) </strong><strong>Peygamberimizin hadisler konusunda söyledikleri:</strong></p>
<p>Ebu Said El Hudri demiştir ki; &#8220;Ben ALLAH&#8217;ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istedim.Ama o, benim bu talebimi redderek buna izin vermedi.&#8221;<br />
<em>(Takyid El İlim)</em></p>
<p>“Benden Kur´an dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kur´an dışında bir şey yazmışsa imha etsin.”</p>
<p><em>(Müslim,  Sahihi Müslim Kitab-ı Zühd,  Hanbel,  Müsned 3/12,  21,  33)</em></p>
<p>Darimi’deki hadis ise şöyledir: “Sahabe Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istediler. Ancak onlara izin verilmedi.”<br />
<em>(Darimi,  es-Sünen)</em></p>
<p>İbni Hanbel Müsned isimli kitabında Abdullah İbni Ömer&#8217;den bir hadis nakleder:<br />
Birgün ALLAH&#8217;ın elçisi geldi ve sanki yakında bizi terkedecekmiş gibi; &#8220;Ben aranızdan ayrıldığımda (ölümümden sonra) , ALLAH&#8217;ın kitabına sarılın. O neyi yasaklamışsa ondan kaçının ve o neyi helal etmişse onu helal kabul edin.”dedi.</p>
<p>Ebu Hureyre dedi ki; ALLAH&#8217;ın elçisine bazılarımızın hadis yazdığını haber vermişler.O da bizi mescidin avlusunda topladı ve &#8221; Sizin yazdığınızı duyduğum şu kitaplar da nedir? Ben sadece bir insanım.Her kimde böyle bir yazı varsa, buraya getirsin.&#8221; Ebu Hureyre; “Biz de onları topladık ve ateşte yaktık&#8217;demiştir.<br />
<em>(&#8216;Takyid El İlim&#8217; isimli meşhur kitaptan)</em></p>
<p>Hadis İlmi&#8217;isimli meşhur eserinde İbni El Salah,  Ebu Hüreyre&#8217;den bir hadis nakleder:Ebu Hüreyre demiştir ki;</p>
<p>&#8220;Birgün biz Peygamberin hadislerini yazarken o çıkageldi ve &#8220;ne yapıyorsunuz? &#8221; diye sordu.” &#8216;Senden duyduğumuz hadisler, ey ALLAH&#8217;ın elçisi&#8217;dedik.O da, &#8220;ALLAH&#8217;ın kitabından başka bir kitap mı? &#8220;dedi&#8230; Biz, &#8220;Senden bahsetmeyelim mi? &#8220;deyince O; &#8220;benden bahsedin.Ama yalan söyleyen cehenneme gider&#8221; dedi. Ebu Hureyre dedi ki; &#8220;Biz de yazmış olduğumuz hadisleri topladık ve ateşte yaktık&#8221;</p>
<p>Tirmizi’den de bunu öğrenebiliriz: “Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik,  bize izin vermedi.”<br />
<em>(Tirmizi,  es-Sünen,  K. İlm,  sayfa 11)</em></p>
<p>İbni Hanbel&#8217;den:<br />
Peygamberin en yakın vahiy katibi olan Zeyd, onun vefatından 30 yıl sonra Halife Muaviye&#8217;yi ziyaret eder ve ona Peygamber hakkında bir olay anlatır.Muaviye bu hikayeden hoşlanır ve Zeyd&#8217;e onu yazmasını emreder.Fakat Zeyd der ki:&#8221;ALLAH&#8217;ın elçisi kendi sözlerini (hadis) asla yazmamamızı emretti.&#8221;</p>
<p>İbni Said El Hudri ALLAH&#8217;ın elçisinden bildirmiştir ki;<br />
&#8220;Benden Kur&#8217;an dışında bir şey yazmayın.Kim Kur&#8217;an dışında birşey yazdıysa onu yoketsin.&#8221;</p>
<p>Helal, Allahın, Kitabında helal kıldıklarıdır. Haram da Onun, Kitabında haram kıldıklarıdır. Hakkında bir şey söylemeyip sustuğu şeyler de affettiklerindendir.<br />
<em>(Tirmizi,  Libas: 6,  İbn-i Mace,  Atime: 60)</em></p>
<p>Görüldüğü gibi bu hadislerde, rivayetlerde Resülullah kendi hadislerinin/sözlerinin yazılmasını yasaklamıştır. Şimdi şu soru geliyor akıllara &#8221; Madem Peygamber bu rivayetlerde yasaklamıştır, peki o zaman bu kadar hadisi nasıl olduda yazdılar? &#8220;. Diyelim ki bu hadisler uydurmadır, o zaman en sahih kabul edilen kitaplar da bulunan hadislere ne kadar güven kalır, nitekim bu hadisler en sahih yerlerde yer almıştır. Yahut diyelim´ki bunlar sahihtir (ki öyledir) o zaman öteki yazılan hadisler peygamberin emri dışında yapılmış olmaz mı? Yani Peygamberin sünnetini red ediyor diye bizleri kafirlikle suçlayan kesim, bu hadislere göre Peygamberin en büyük sünnetinden en önemlisini izlememiş olurlar.</p>
<p>Yukarda ALLAHIN ne dediğini yazdık, bir aşağısında Resülü ekremin sözlerini gösterdik. Şimdi de Halifeler ne yapmış ona bakalım mı?<br />
Haydi bakalım</p>
<p><strong><br />
2) Halifelerin hadis karşısında gösterdikleri tavır:</strong></p>
<p><em><strong>a) Halife Ebubekr:</strong></em><br />
Ebubekir, Peygamberimiz’in vefatından sonra halkı toplamış ve onlara şöyle demiştir: “Sizler Allah’ın elçisinden farklı hadisler naklediyorsunuz. Bu durumda sizden sonrakiler daha büyük anlaşmazlıklara düşecektir. Allah’ın elçisinden hiçbir hadis nakletmeyin. Sizden hadis nakletmenizi isteyenlere deyiniz ki: İşte Allah’ın Kitabı, aranızda onun helalini helal kılın, haramını haram görün.”<br />
<em>Zehebi,  Tezkiratul Huffaz 1/3,  Buhari 1.cilt</em></p>
<p>Görüldüğü gibi Halife Ebubekir aynen Resülü Ekremin izlediği yolu izliyor, hadis yazılmasını red ediyor, daha doğrusu yasaklıyor. Şu sözleri de çok önemlidir bu hususta &#8220;ALLAHIN kitabı aranızda, onun helalı helal, haramı haram! &#8220;. Bu söz tam Kur´an ile uyuşum içindedir. Bakın şu ayete:</p>
<p>Yunus Suresi 59 De ki: <strong>&#8216;Ne oldu size de Allah&#8217;ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal? </strong>&#8220;De ki: &#8216;Allah mı size izin verdi,  yoksa Allah&#8217;a iftira mı ediyorsunuz? &#8220;</p>
<p>devam edelim.</p>
<p><em><strong>b) Halife Ömer</strong></em><br />
Ebu Hüreyre&#8217;nin çok hadis rivayet etmesi Ömer b. Hattâb (r) &#8216;ı endişeye düşürmüş,  elindeki çubuğuyla ona vurarak şunu demiştir:<br />
&#8220;Ey Ebâ Hüreyre, fazla hadis rivayet ediyorsun. Rasul (s) &#8216;e yalan isnat etmenden korkuyorum.&#8221; Ömer (r) bunu söyledikten bir müddet sonra hadis rivayetine son vermezse kendisini Devs yurduna sürgün edeceğini vaadetmiştir.</p>
<p>İbn Asâkir,  Sâib b. Yezîd&#8217;den şunu nakletmiştir:<br />
&#8220;Allah Rasulü&#8217;nden hadis naklini muhakkak bırakacaksın. Yoksa seni Devs&#8217;e sürerim! &#8220;</p>
<p>Hz. Ömer diğer şehirlerdeki sahabelere de mektuplar yazarak ellerinde yazılı bulunan hadis mecmualarını yok etmelerini istedi.<br />
<em>İbni Abdil Berr,  Camiul Beyanil İlm ve Fazluhu 1/64-65</em></p>
<p>Büyük muhaddis Reşîd Rıza da bu hususta şöyle demiştir: “Eğer Ömer (r) ’in ömrü Ebu Hüreyre’nin ölümüne kadar olsaydı bize bu kadar çok hadis ulaşmazdı.” 6</p>
<p>Hadisler Ömer döneminde çoğalmıştı. Ömer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarını getirmelerini istedi. Sonra bunların yakılmasını emrederek şunu söyledi: &#8220;Kitap Ehli’nin Mişna’sı gibi Müslümanların Mişna’sıdır bunlar.&#8221;<br />
<em>İbni Sad/Tabakat 5/140</em></p>
<p>Hz. Ömer Irak’a yolculuğa giden arkadaşlarına şöyle demiştir: “Siz öyle bir ülkeye gidiyorsunuz ki halkı arı uğultusu gibi Kur´an okur. Hadislerle onları meşgul etmeyiniz ve yollarını saptırmayınız.”<br />
<em>Ahmed İbni Hanbel,  Kitabul Ilel 1/62-63</em></p>
<p>Hz. Ömer şöyle der: “Ancak sizden önceki kavimleri hatırladım, onlar da kitaplar yazmışlar ve Allah’ın Kitabı’nı bırakarak onlara sarılmışlardı. Allah’ın Kitabı’na hiçbir şeyi karıştırmam.”<br />
diğer bir rivayette<br />
“Allah’ın Kitabı’nı asla başka bir şeyle değiştirmem.”<br />
başka bir rivayette<br />
“Ben yemin ederim ki Allah’ın Kitabı’nı hiçbir şeyle gölgelemem.”<br />
<em>El Hatip,  Takyıdul İlm Sayfa 50; İbni Sad,  Tabakat,  3/206</em></p>
<p>Ebu Cafer el-İskâfî der ki: &#8220;Ebu Hüreyre&#8217;ye gelince: O, rivayetinden pek hoşlanılmayan şeyhlerimizden olup, Ömer (r) kendisini tartaklamış ve şöyle demiştir: &#8220;Çok fazla hadis rivayet ediyorsun. Seni, Allah Rasulü&#8217;ne yalan isnad edip etmediğini anlamak için sınayacağım.&#8221;</p>
<p>Bu yüzden Ömer (r) &#8216;in vefatından sonra Ebu Hüreyre menşeeli hadisler artmıştır. Ömer (r) &#8216;in sopası da olmadıktan sonra Ebu Hüreyre için korkulacak bir şey kalmamıştır. Kendisi de bunu ifade etmiştir: &#8220;Size rivayet ettiğim şu hadisleri Ömer (r) zamanında rivayet etseydim deyneğiyle beni döverdi.&#8221;</p>
<p>Halife Ömer aynen Resülü Ekremin söylediğine uyarak hadis yazılmasını yasaklamıştır. Yani şöyle bir durum ile karşı karşıyayız şimdi. Peygamber yasaklamış, Ebubekr yasaklamış, Ömer yasaklamış. Bizim hocalar yasaklamamış.</p>
<p>Devam edelim biz,  bakalım Halife Osman ne yapmış.</p>
<p><em><strong>c) Halife Osman:</strong></em><br />
Hz. Osman çok hadis nakletmelerinden dolayı Ebu Hureyre’yi Devş dağlarına göndermekle, Kab’ı Kırede dağlarına sürgün etmekle tehdit etmiştir.<br />
<em>Tahzırul Havas 10b.</em></p>
<p>Bu konuda daha çok araştırma yapılınca görülecektir ki, halife Osman da aynen önceki halifelerin ve Peygamberin metodunu izlemiştir. Yani hadis yazdırtmamıştır.</p>
<p>Şimdi gelelim Imam Ali´ye. Peygamberin &#8220;Ben ilim şehriyim Ali´de kapısıdır. Şehri arzulayan kapıya gelsin&#8221; dediği şahıs. Yani Islamı Peygamberimiz den sonra en iyi bilen, Kur´anı en iyi tanıyan insan. Bakalım o ne yapmış yahut ne demiş.</p>
<p><em><strong>ç) Halife Ali bin EbuTalip:</strong></em></p>
<p>Hz. Ali minberden şu hutbeyi veriyordu: “Yanında hadis sayfaları bulunanlar gidip onları yoketsinler. Zira halkı helak eden olay, alimlerin naklettikleri hadislere uyarak Kur´an’ı terk etmeleridir.”</p>
<p><em>İbn Abdülberr,  Camiul Beyanil İlm</em></p>
<p>Ali (r) de onun (Ebu Hureyre) hakkında iyi düşünmezdi. Bir defasında şöyle demişti: &#8220;Dikkat edin, o insanların en yalancısıdır.&#8221;</p>
<p>Başka bir rivayette Ali (r) &#8216;nin sözü: &#8220;Yaşayanlar arasında Allah Rasulü (s) &#8216;ne en fazla yalan isnad eden Ebu Hüreyre&#8217;dir.&#8221; şeklindedir.</p>
<p>Ali (r) , onun &#8220;Sevgili dostum bana haber verdi ki&#8230;&#8221; dediğini duyunca kendisine: &#8220;Rasul (s) ne zaman senin sevgili dostun oldu?&#8221; demiştir.</p>
<p>Birgün Hz. Ali’ye gelirler ve “Halk hadislere dalmış.” derler. Hz. Ali sorar: “Gerçekten öyle mi? ” “Evet” derler. Peygamber’den işittim ki gelecekte vuku bulabilecek bir fitneden söz ediyordu. “O fitneden kurtuluş nedir, nasıldır? ” diye sordum. Resullullah dedi ki:</p>
<p>“Kurtuluş Kur´an’dadır. çünkü sizden öncekilerin haberleri de, sizden sonrakilerin haberleri de, aranızdakilerin hükmü de ondadır. O gerçek ile yalanı birbirinden ayıran kesin bir hükümdür, şaka ve boş söz değildir. O’nu terkeden her zorbanın Allah boynunu kırar. Hidayeti, doğru yolu O’ndan başkasında arayanı Allah sapkınlığa düşürür.</p>
<p>O, Allah’ın en sağlam urganıdır. O, hikmetle dolu Kur´an’dır. O en doğru yoldur. O, boş arzuların haktan saptıramayacağı, dillerin, karıştırıp belirsiz edemeyeceği, ilim adamlarının doyamayacağı, çok tekrarlanılmasından bıkılmayan, ilginç özellikleri bitip tükenmeyen bir kitaptır.”</p>
<p><em>Sünen-i Tırmizi/Darimi</em></p>
<p>Ebu Cafer el-İskâfî der ki: “Muâviye, Sahabe ve Tâbiûn’dan bir topluluğu Ali (r) ’nin şerefini lekeleyecek biçimde çirkin hadisler uydurmakla görevlendirmiş ve onlara bunun karşılığında çok şeyler vaadetmiştir. Onlar da Muaviye’yi hoşnut edecek tarzda rivayetlerde bulunmuşlardır. Ebu Hüreyre, Amr b. el-Âs, el-Muğire b. Şu’be ve Tabiûn’dan Urve b. ez-Zübeyr bunlardandır.” A’meş şunu rivayet etmiştir: “H. 41 yılında Ebu Hüreyre Muâviye’yle birlikte Irak’a gidince önce Küfe mescidine uğradı. Halkın büyük bir kalabalık halinde dizlerine kapandığını görünce dazlak kafasına defalarca vurduktan sonra şöyle dedi: “Ey Iraklılar! Siz benim Allah ve Rasulü hakkında yalan söylediğimi mi sanıyorsunuz? Ben mi kendimi ateşle yakmak istiyorum? Allah’a yemin ederim ki Allah Rasulü’nü şunu derken duydum:”Her Nebî’nin bir haremi -dokunulmaz bölgesi- vardır. Benim de haremim Ayr ve Sevr dağları hududunca Medine’dir. Kim burada bir kötülük yaparsa Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların laneti onun üzerine olsun! ” ve ben Allah’ı şahit koşarım ki, Ali (r) orada kötülük yapmıştır.”7, 8</p>
<p>Ebu Hüreyre&#8217;yi yalancılıkla itham edenlerin başında Ömer (r) ,  Osman ve Ali (r) gelir.</p>
<p>Hz Ali´nin ne yaptığını görüyorsunuz. Ebu Hureyreyi tenkit ediyor ve hadis yazılmasını yasaklıyor. Şimdi şöyle bir tablo karşımızda:</p>
<p>Resülü ekrem bu dünyadan göçmüştür, dört halife hadis yazılmasına karşı çıkmıştır. Peki bu dört Halife acaba Peygamber düşmanımıydı´da hadis yazılmasını engellemeye çalıştılar? Tabi ki hayır, onlar Peygamberin asıl sözlerine riayet eden ve Kur´an islamı için çaba verenler idi.</p>
<p>Bir daha düşünelim, dört halife Hadis yazdırtmıyor! Peygamber hadis yazdırtmıyor! Ama bizim hocalar, şeyhler &#8220;hadis olmazsa din anlaşılmaz&#8221; diyor. Onlara göre haşa din eksiktir, yani Kur´an tek başına yetmiyor dini anlatmak için. Aslında demek istedikleri şu &#8220;biz Kur´anı yeterli görmüyoruz, siz Kur´ana göre yaşarsanız bizim kursağımıza ekmek girmez, onun için siz bizden din öğrenin! &#8220;. Kur´an bunlara Maun Suresinde gereken cevabı vermiştir. Okuyalım beraber Maun suresini (bu arada en sevdiğim surelerden bir tanesidir)</p>
<p><strong>Rahman ve Rahim Allah&#8217;ın adıyla&#8230;</strong></p>
<p><strong>1. Gördün mü o,  dini yalan sayanı?</strong></p>
<p><strong>2. İşte odur yetimi itip kakan;</strong></p>
<p><strong>3. Yoksulu doyurmayı özendirmez o.</strong></p>
<p><strong>4. Vay haline o namaz kılanların ki,</strong></p>
<p><strong>5. Namazlarından gaflet içindedir onlar!</strong></p>
<p><strong>6. Riyaya sapandır onlar/gösteriş yaparlar.</strong></p>
<p><strong>7. Ve onlar,  kamu hakkına/yardıma/zekâta/iyiliğe engel olurlar. </strong><em>(Maun Suresi)</em></p>
<p>Işte bu kadar!</p>
<p>Şimdi bir demet de sahabelerden,  bir demet de Peygamberin eşinden alalım. Bakalım onlar ne yapmış hadis konusunda:</p>
<p><em><strong>d) Sahabeler:</strong></em></p>
<p>Şeddad, İbni Abbas’a “Hz. Peygamber bir şey bıraktı mı? ” diye sordu. O da “Sadece Kur´an’ın iki kapağı arasında olanları bıraktı.” cevabını verdi.<br />
<em>Buhari K. Fezailul Kur´an 16;<br />
Müslim K. Fezailus Sahabe 30, 31<br />
Ebu Davud K. Fiten 1,<br />
Tırmizi K. Fiten 43</em></p>
<p>İbni Abbas hadis yazmayı yasaklar ve şöyle derdi: “Sizden önceki ümmetlerin sapmaları bu şekilde kitaplar vücuda getirmek yüzünden olmuştur.”<br />
<em>İbn Abdül Berr,  Camiul Beyanil ilm 1/63-68</em></p>
<p>Zübeyr (r) onun (Ebu Hureyrenin) hadislerini duydukça; &#8220;Doğru söylemiş veya yalan söylemiş&#8221; derdi.</p>
<p>Abdullah bin Mesud elinde bir hadis sayfasıyla geldi. Sonra su isteyerek yazıları sildi, sayfanın yakılmasını emretti ve şunu söyledi: “Allah kime bir hadis sayfasının yerini bildirirse ve o da beni bundan haberdar ederse Allah’a yemin ederim ki, Hindistan’da dahi olsa o hadisi arar bulur ve yok ederdim.<br />
<em>Ebu Reyye,  Muhammedi Sünnetinin Aydınlatılması s. 27</em></p>
<p>Sahabeler de aynen Peygamberin ve Halifelerin yolunu izlemiş. Hadis yazmamışlar, yasaklamışlar. Bu arada Ebu Zerr Gaffariyi okuyup araştırmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Sahabeler içerisinde en çok savaş verenlerden bir taneside odur çünkü.<br />
Gelelim Peygamberin eşine.</p>
<p><em><strong>e) Ayşe binti Ebubekir:</strong></em></p>
<p>&#8220;Uğursuzluk üç şeydedir. Evde, kadında ve atta (binek) .&#8221; Bunun ravisi Ebu Hureyre. İnsanlar Ayşe&#8217;ye bu rivayeti sordukların da. Ayşe buna çok sert tepki veriyor. Ve şöyle diyor. Ebül Kasım&#8217;ı yani Hz. Muhammed&#8217;i (SAV) Kur´an&#8217;la gönderen Allah&#8217;a yemin ederim ki, Hz. Muhammed (SAV) böyle söylememiştir. Ebu Hureyre yalan söylüyor. Olayın aslı şudur: Peygamberimiz bir gün şöyle buyurmuştu: İslam&#8217;dan önce cahiliye Arapları zannederlerdi ki üç şeyde uğursuzluk vardır. Bunlar; ev, kadın ve binek hayvanıdır..&#8217;<br />
<em>(Ez-Zerkesi,  el-İsabe,  s.114-116)</em></p>
<p>Hz. Aişe’nin Rasulullah’ın sünnetiyle tashih ettiği bu hadislere bir diğer örnek de şudur: İbn Amr’ın, kadınlarına guslettiklerinde saç örgülerini çözmelerini emretmekte olduğu Hz. Aişe’ye ulaşınca şöyle demiştir: “Ibn Amr’a hayret doğrusu. Bari bir de başlarını traş ettirmeyi emretseydi. Biz Rasulullah ile birlikte aynı kaptaki suyla yıkanıyorduk da ben başıma üç defa su dökmekten fazla bir şey yapmıyordum.”4</p>
<p>Ebu Said el Hudri’den gelen “Rasulullah yanında mahremi olmaksızın kadınının yolculuk yapmasını yasakladı.” şeklindeki rivayete karşı Hz. Aişe’nin “Hepimizin mahremi yok ki! ” dediği rivayet edilir.5</p>
<p>Ebu Hüreyre, &#8220;Sizden bir uykusundan kalkınca, kaba sokmadan önce elini yıkasın. Zira elinin nerde gecelediğini bilmez.&#8221; Hadisini rivayet ettiğinde Aişe (r.a) bunu kabullenmeyerek şöyle demiştir: &#8220;Peki, &#8216;mihras&#8217; varsa ne yapacağız? &#8220;<br />
İbn Kuteybe şöyle der: &#8216;Sahabe&#8217;den hiçbirinin, benzerini rivayet edemediği sayıda yüklü hadis rivayet eden Ebu Hüreyre, bu yüzden ithama uğramış ve bazılarınca yadırganmıştır. Onlar kendisine şunu sorarlardı: &#8220;Bunu nasıl yalnız sen duyuyorsun? Seninle bunu duyan kimdir? &#8221; İkisinin de ömrünün uzun olması itibarıyla Ebu Hüreyrenin bu bol sayıda rivayetini en fazla kınayan Aişe (r.a) olmuştur.</p>
<p>Büyük İslam düşünürü Mustafa Sadık er-Râfiî de &#8220;İslam&#8217;da itham edilen ilk Ravi&#8221; başlığı altında şunları kaydetmiştir.</p>
<p>Aişe (r.a) kendisine: &#8220;Sen Rasul (s) &#8216;den duymadığım hadisleri rivayet ediyorsun! &#8221; dediğinde ona, edep ve hayadan uzak bir cevap vermiştir: &#8220;Ayna ve sürme seni Rasul (s) &#8216;le ilgilenmekten uzak tuttu.&#8221; Farklı bir rivayette; &#8220;Sürme ve boya beni Rasul(s) &#8216;le beraberlikten alıkoymuyordu. Ama bunların senin daimi işin olduğunu görüyorum.&#8221;</p>
<p>Ne var ki çok geçmeden Aişe (r.a) &#8216;nin kendinden daha güçlü bir anlayışa ve bilgiye sahip olduğunu, ayna ve sürmenin onu pek de meşgul etmediğini itiraf eder. Ebu Hüreyre&#8217;yi bu itirafa zorlayan üstte gördüğümüz &#8220;Kim cünüp olarak sabahlarsa&#8230;&#8221; rivayeti hakkındaki tartışmadır. O, bu hadisi rivayet edince, Aişe (r.a) onun bu hadisini inkâr ederek şöyle dedi: &#8220;Allah Rasulü (s) -ihtilam olmaksızın- cünüp olarak sabahlardı da, gusledip orucunu tutardı.&#8221; Aişe (r.a) bir haberci göndererek Ebu Hüreyre&#8217;den söz konusu hadisi rivayet etmemesini istemiş, o da buna uymaktan başka çıkar yol göremeyerek: &#8220;O, benden daha bilgilidir. Hem ben bu hadisi, Rasul (s) &#8216;den değil el-Fazl b. el-Abbas&#8217;tan duymuştum.&#8221; demiştir. O günlerde hayatta olmayan el-Fazl&#8217;ı şahid göstererek, Rasul (s) &#8216;den duymadığını ondan duymuşçasına rivayet ederek insanları kandırmaya çalışmıştır.&#8221;</p>
<p>Ebu Hassân el-A&#8217;rac&#8217;tan rivayet edilir ki: &#8216;İki adam Aişe (r.a) &#8216;ye giderek şöyle dediler: &#8220;Ebu Hüreyre Rasul (s) &#8216;ün &#8216;Uğursuzluk ancak, kadın, binek ve evdedir.&#8221; buyurduğunu rivayet ediyor.&#8217; Aişe (r.a) korkuyla sıçradı ve dedi ki: &#8220;Kur&#8217;an&#8217;ı Ebu&#8217;l-Kasım&#8217;a indirenin hakkı için, bu hadisi aktaran yalan söylemiş. Rasul (s) ancak şunu dedi: &#8220;Cahiliyye ehli şöyle derlerdi: &#8220;Uğursuzluk; binek, kadın ve evdedir.&#8217;Aişe (r.a) daha sonra şu ayeti okudu: &#8216;Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen hiçbir musîbet yoktur ki biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılı olmasın.&#8221;</p>
<p>Daha söze gerek var mı acaba? Işte böyle böyle islamı yozlaştırmaya kalkıştılar. Bu yozlaşmanın en büyük kurbanı da malesef kadın olmuştur. Peygamber efendimiz kadınları yüceltmesinden rahatsız olan zihniyet, peygamber bu dünyadan göçünce hemen hadis uydurmalarına başlamıştır.</p>
<p>Birde o zamanın ulemasını dinleyelim, sonra da Ebu Hanifeyi nasıl tenkit ettiklerini görelim. Ebu Hanife yukarda gösterdiğim gibi 17 hadis dışında tartışılmaz hadis kabul etmiyordu! Bakın bu çok önemlidir!</p>
<p>Bana kimse kalkıpta demesin ki &#8220;Sen hadisleri kabul etmiyormusun&#8221;. Ben Kur´ana uyan, Kur´an süzgecinden geçen her sözü alır başıma tac yaparım. Kur´an süzgecinden geçmeyen her hadisi red ederim. Bunu bana öğreten öncelikle Kur´anı kerim, sonra Resülullah sonrada halifeler!</p>
<p><em><strong>f) Ulema</strong></em></p>
<p>Ebu Yusuf ise şunu rivayet eder: &#8220;Ebu Hanife&#8217;ye şöyle dedim: &#8220;Bize Rasul (s) &#8216;ün hadisi geliyor ve kıyasımızla çelişiyor. Bunu ne yaparız? &#8221; dedi ki: &#8220;Eğer o hadisi sika (güvenilir) raviler aktarmışsa onu alır, re&#8217;yi terkederiz.&#8221; Dedim ki: &#8216;Ebu Bekir (r) ve Ömer (r) &#8216;in rivayeti hakkında ne dersin? &#8216; Dedi ki: &#8220;O ikisinden iyisini nerden bulacaksın! &#8221; Dedim ki: &#8216;Peki Ali (r) ve Osman (r) ? &#8216; Dedi ki: &#8220;Aynı şekilde.&#8221; Bütün Sahabe&#8217;yi saymaya başladığımı görünce şöyle dedi: &#8220;Bazı adamların dışında, Sahabe&#8217;nin tümü adildir.&#8221; İstisnalardan olarak, Ebu Hüreyre ve Enes b. Malik&#8217;i zikretti.&#8217;</p>
<p>Ebu Şâme, A&#8217;meş&#8217;ten şunu nakleder: &#8216;İbrâhim, hadis musahhiydi. Bir hadis duyduğumda ona gider ve hadisi arzederdim. Bir gün Ebu Sâlih&#8217;in Ebu Hüreyre kanalıyla rivayet ettiği hadislerden birini kendisine arzettim. Bana şöyle dedi: &#8220;Ebu Hüreyre&#8217;yi bırak! Alimler onun bir çok hadisini terkederdi.&#8221;</p>
<p>İbrahim en-Neha&#8217;i'den şu söz aktarılmıştır: &#8220;Arkadaşlarımız Ebu Hüreyre&#8217;nin bazı hadislerini terkederdi.&#8221; A&#8217;meş, en-Neha&#8217;i'de şunu nakletmiştir: &#8220;Ebu Hüreyre&#8217;nin her hadisiyle amel etmezlerdi.&#8221;</p>
<p>İbn Mesûd da onun; &#8220;Ölü yıkayan ve taşıyan kişi abdest alsın! &#8221; sözünü kabul etmeyerek, hakkında ağır sözler söylemiş ve sonra şöyle demiştir: &#8220;Ey insanlar, ölülerinizden dolayı necasete bulaşmazsınız.&#8221;</p>
<p>Muhammed b. Hasan, Ebu Hanife&#8217;nin şu sözünü rivayet eder: &#8220;Sahabe&#8217;den Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali ve Abadile&#8217;den üçü gibi fetva ehlini taklid ederim. Bunların dışındakilerden üç kişi hariç kavillerine reyimle karşı çıkmayı caiz görmem.&#8221;</p>
<p>Bir başka rivayette ise bu söz &#8220;Sahabe&#8217;nin hepsini taklid eder, üç kişi dışında reyimle onlara muhalefet etmeyi caiz görmem. O üçü, Ebu Hüreyre, Enes b. Malik ve Semra b. Cündeb&#8217;tir.&#8221; Bu hususta kendisine sorulunca şöyle dedi: &#8220;Enes&#8217;e gelince: O, ömrünün sonlarında haberleri karıştırmaya başlamış, kendisine fetva sorulunca, kendi aklından fetva verir olmuştur. Bu durumda ben onun aklını taklid etmem. Ebu Hüreyre&#8217;ye gelince; o, duyduğu her şeyi -manası üzerinde kafa yormadan- rivayet etmiş nasih-mensuhu bilmeyen biridir.&#8221;</p>
<p><em><strong>g) Ehl-i hadis ekolünün Ebu Hanife’ye yönelttiği bazı eleştiriler şunlardır:</strong></em></p>
<p>İmam Ahmed’in: “Allah bu zatı hadis için yaratmıştır.”diyerek hadis ilmindeki ehliyetini takdir ettiği meşhur muhaddislerden Ahmet b. Mehdi: “Ebu Hanife, ilim nedir, bilmezdi. Dalalete düşürdüğü insanların vebali yarın kıyamet günü sırtına sarılacaktır. Hak bile olsa müslümanların tutundukları dini bağları, teker teker söküp atan Ebu Hanife’nin re’yini ve görüşlerini kabul etmeyiniz.</p>
<p>Evzai: “…onu itham etmemizin sebebi,  kendisine hadis getirildiği halde,  onu bırakıp başka türlü hüküm vermesidir.9</p>
<p>İbn Teymiyye’nin kaynakları ara sında önemli bir yere sahip olan İmam Buhari, Ehl-i Reyin reisi olan Ebu Hanife’yi zayıf bir hadis ravisi olarak görüyor, kendisini metruk sayıyor. Ve “halktan biridir”diyordu. Ne Buhari, ne de Müslim’de Ebu Hanife’den tek bir hadis rivayet edilmemiş olması bile ehl-i hadis ile ehl-i rey arasındaki geçimsizliğin ve uyuşmazlığın derecesi hakkında bize fikir verebilir.’10</p>
<p>Hadis ve Hicaz fıkıh hareketinin başında bulunan İmam Malik şöyle demiştir: &#8220;Ebu Hanife fitnesi, İblis fitnesinden daha zararlıdır.&#8221; 11</p>
<p>İmam Ahmet: “Ebu Hanife’nin re’yi de hadisi de zayıftır.’ 12</p>
<p>Süfyan es-Sevri, Ebu Hanife’nin vefat haberini alınca, derin bir memnuniyet duymuş ve: ” Elhamdülillah, Allah’a şükürler olsun. Birçok insanın belaya düşmesine sebep olan kişiden bizi afiyette kıldı.”13</p>
<p>Bu gerçekleri size anlatan oldumu? Anlatmazlar tabi, çünkü bunu anlatsalar siz Ebu Hanifenin metodunu izleyip dini Kur´andan öğrenceksiniz.<br />
ee siz Kur´andan öğrenince bunları kim doyurcak? Öyle ya, hele bir imamların maaşlarını kesin, hocaların maaşlarını kesin bakalım, acaba camide kaç gönüllü kalıyor görelim..</p>
<p>Saygılarımla<br />
Mustafa Çelebi</p>
<p>devamı gelecek</h4>
<h5>Kaynaklar:</h5>
<h5><em>1. Yasar Nuri Öztürk 3 Kasım 2008 Hürriyet</em></h5>
<h5><em>2. Muvaffak el-Mekkî; Menâkıbu Ebî Hanife,  87-88</em></h5>
<h5><em>3.Yasar Nuri Öztürk (Saltanat dincilerinin İmamı Âzam&#8217;a zulümleri)</em></h5>
<h5><em>4.Hz. Âişe’nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler – Bedruddin Ez Zerkeşi</em></h5>
<h5><em>5.Hz. Âişe’nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler – Bedruddin Ez Zerkeşi</em></h5>
<h5><em>6.Mahmut Ebu REYYE (Ebu Hureyre Rivayetlerinin Çokluğu,  Gerekçesi ve Tedlis)</em></h5>
<h5><em>7.Mahmut Ebu REYYE (Ebu Hureyre ve Ali (r) Aleyhindeki Hadisler)</em></h5>
<h5><em>8.Mahmut Ebu REYYE (Ebu Hureyre ve Ali (r) Aleyhindeki Hadisler)</em></h5>
<h5><em>9. Ibn Kuteybe,  Hadis Müdafaası,  s. 125,  Kayıhan Yay.,  İsl.71989. 2,  Baskı.</em></h5>
<h5><em>10. Uludağ,  a. g. o.,  s. 58.</em></h5>
<h5><em>11. A. g. e.,  s. 99.</em></h5>
<h5><em>12. A. g. e.,  s. 99.</em></h5>
<h5><em>13. A. g. e.,  s. 99.</em></h5>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ Cumhurbaşkanı uyardı: Herkes yasalara uysun]]></title>
<link>http://blackdark.wordpress.com/2009/11/18/cumhurbaskani-uyardi-herkes-yasalara-uysun/</link>
<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 01:32:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>blackdark</dc:creator>
<guid>http://blackdark.wordpress.com/2009/11/18/cumhurbaskani-uyardi-herkes-yasalara-uysun/</guid>
<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, tarafları yargı ve Adalet Bakanlığı olan &#8220;dinleme krizi&#8221;ne ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, tarafları yargı ve Adalet Bakanlığı olan &#8220;dinleme krizi&#8221;ne ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fargerike potteplanter]]></title>
<link>http://byggehus.wordpress.com/2009/11/17/fargerike-potteplanter/</link>
<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 19:30:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://byggehus.wordpress.com/2009/11/17/fargerike-potteplanter/</guid>
<description><![CDATA[Det er ikke ofte mannen i huset handler potteplanter&#8230; Men nå har det seg sånn at han også er v]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Det er ikke ofte mannen i huset handler potteplanter&#8230; Men nå har det seg sånn at han også er veldig glad i fargerike innslag i huset, dessuten ligger det en blomsterbutikk rett utenfor matbutikken. Praktisk <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' />  Her om dagen kom han derfor hjem med tre fargerike planter, som jeg aldri har hatt i hus før. Vet ikke en gang hva de heter. De lyser opp TV-stuen, og det trengs i denne mørke og regntunge november måneden.</p>
<p>Er det noen som vet hva de heter?</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1645" title="17. nov." src="http://byggehus.wordpress.com/files/2009/11/17-nov1.jpg" alt="" width="560" height="420" /></p>
<p>Foto: @Hip Spaces</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pakistan's Winning Combination: T20]]></title>
<link>http://caughtintheslips.wordpress.com/2009/11/17/pakistans-winning-combination-t20/</link>
<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 19:24:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>caughtintheslips</dc:creator>
<guid>http://caughtintheslips.wordpress.com/2009/11/17/pakistans-winning-combination-t20/</guid>
<description><![CDATA[After watching Pakistan lose to New Zealand in the One-Day Series, I did not think there were high h]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://caughtintheslips.wordpress.com/files/2009/11/pakistan-t20-team1.jpg"><img src="http://caughtintheslips.wordpress.com/files/2009/11/pakistan-t20-team1.jpg?w=300" alt="The Winning Combination" title="Pakistan T20 Team" width="300" height="263" class="aligncenter size-medium wp-image-22" /></a></p>
<p>After watching Pakistan lose to New Zealand in the One-Day Series, I did not think there were high hopes for Pakistan to jump back in the T20s after losing the 3rd One-Day match when it was suppose to be a straight forward victory. Nevertheless, Pakistan managed to pull it back as a team and outplay New Zealand in the T20s.</p>
<p>The way Pakistan played in the T20s was completely different from their One-Day performance. It may be because there are fewer overs to play out, but the Pakistan batting performance clicked when playing bowlers like the fiery Shane Bond and consistent Tim Southee. Imran Nazir proved why he should be selected for this form of the game, scoring a well-played 50 in the first match and a quick 19 in the second. The 19-year-old Umar Akmal continued to impress many by anchoring the second T20 by scoring a 50 just when Pakistan may have sensed that there may not be enough runs on the board.</p>
<p>Something that continued to perform was the Pakistan bowling attack. Excluding the first over of the first T20 (where 17 runs were scored), the bowling lineup outdid the New Zealand batsmen. Sohail Tanvir came back after a while and bowled economically, outdoing many of the batsmen with his unique action. Mohammad Aamer, the 17-year-old wonder, and Umar Gul continued to impress everyone with their bowling by taking wickets at the right time. The main success behind the bowling, however, was the spinners. Shahid Afridi and Saeed Ajmal built up the pressure on the New Zealand batsmen by not allowing them to score easily along with picking up the wickets.</p>
<p>If Pakistan finds a way to convert this winning T20 combination into the longer forms of cricket, then Pakistan will always perform the way they did in this series.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hangi Islam :  Kadın (2)]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/15/hangi-islam-kadin-2/</link>
<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 18:03:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/15/hangi-islam-kadin-2/</guid>
<description><![CDATA[Bu bölümü Kadınlara ayırmak istiyorum, nitekim hem kadını yüceltmek amaçlı, hemde kadınların, din ad]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h3>
Bu bölümü Kadınlara ayırmak istiyorum, nitekim hem kadını yüceltmek amaçlı, hemde kadınların, din adı altında maruz kaldıkları saçmalıkları anlatmak için.<br />
Kuransız islam da en büyük cefayı çekmiş olan hep kadın olmuştur. Bir taraftan &#8216; Cennet anaların ayağı altındadır&#8217; hadisi ile kadını yüceltirken, öte taraftan kadını köpek ve domuz ile aynı kefeye koyabilecek kadar edepsizce yaklaşımlara maruz bırakmışlardır. Bunu yaparken utanmadan peygamberin ağzından hadis uydurmuşlar, kadının yatak odasına kadar karışmışlardır. Buyurun neleri yozlaştırdılar görelim hep beraber.</p>
<p>1) Kuranda ki Kadın</p>
<p>Kuranı kerim kadın erkek eşitliğini savunur, asla ve asla erkek yahut kadın yücedir yahut daha aşağıdır diye birşeyler kullanmaz. Buna rağmen dini yozlaştıran kesim (ulemalar, şeyhler, hocalar, ruhbanlar, hahamlar vs vs vs) kadını adeta erkeğin kölesi haline getirmişlerdir. Bunlara örnekler çoktur. Önce biz Kuran kadın ve erkek eşitliği adına neler diyor ona bakalım.<!--more--></h3>
<blockquote>
<h3>Nisa Suresi 124 Erkek veya kadın, inanmış olarak hayra ve barışa yönelik işler yapanlar cennete gireceklerdir. Ve zerre kadar zulme uğratılmayacaklardır.</h3>
<h3>
Tevbe Suresi 71 Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyilik ve güzelliği belirlenene özendirirler, kötülük ve çirkinliği belirlenenden sakındırırlar. Namazı kılarlar, zekâtı verirler. Allah&#8217;a ve resulüne itaat ederler. Allah bunlara rahmet edecektir. Allah Azîz&#8217;dir, Hakîm&#8217;dir.</h3>
<h3>72 Allah, mümin erkeklerle mümin kadınlara, altından ırmaklar akan cennetler vaat etmiştir. Sürekli kalacaklardır orada. Adn cennetlerinde de tertemiz barınaklar vaat etmiştir. Allah&#8217;ın bir hoşnutluğu ise hepsinden büyüktür. İşte budur o büyük başarı/o büyük kurtuluş.</h3>
<h3>
Nahl Suresi 97 Erkek yahut kadın, her kim inanmış olarak hayra ve barışa yönelik bir iş yaparsa, onu tertemiz bir hayatla yaşatırız. Ve böylelerinin ücretlerini, işleyip ürettiklerinin en güzelleriyle karşılarız.</h3>
<h3>
Ahzab Suresi 35 Allah şu kişiler için bir affediş ve büyük bir ödül hazırlamıştır: Müslüman erkekler, Müslüman kadınlar, mümin erkekler, mümin kadınlar, itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar, özü-sözü doğru erkekler, özü-sözü doğru kadınlar, sabreden erkekler, sabreden kadınlar, Allah korkusuyla ürperen erkekler, Allah korkusuyla ürperen kadınlar, sadaka veren erkekler, sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, ırz ve iffetlerini koruyan erkekler, ırz ve iffetlerini koruyan kadınlar, Allah&#8217;ı çok anan erkekler, Allah&#8217;ı çok anan kadınlar.</h3>
<h3>
Fetih Suresi 5 İnanmış erkekleri ve inanmış kadınları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokması içindir bu. Sürekli kalıcıdırlar orada. Ve onların çirkin davranışlarını örtüp gizlemesi içindir. İşte bu, Allah katında çok büyük bir kurtuluş ve eriştir.</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Evet gördüğümüz gibi Kuranı kerim kadın erkek arasında hiç bir fark gözetmemekte. Buna rağmen nasıl oluyor da, kadınları köle gibi göstere biliyorlar? Acaba bu ruhban sınıfı kuran okumamışmıdır? Yoksa okudularda, bile bile yalanmı söylüyorlar? Bu soruların cevabını sizin vicdanınıza bırakıyorum.</h3>
<h3>Kadını yüceltmeyen bir toplum daima kaybetmeye mecbur kalan toplumdur, ki şu an islam ülkeleri ne halde olduğunu görüyoruz. Yüce ALLAHIN o güzel peygamberi kadınlara değer vermesine rağmen, sonradan gelen sahtekar ulemalar dini bu hale getirip, arap geleneğini dine sokmaya çalışmış ve başarmışlardır.</h3>
<h3>
2) Uydurma Hadislerde Kadın</h3>
<h3>
Bilindiği gibi en büyük baskıyı, uydurma bir takım hadisler ile kadınlara bunları dayatarak yapmaktalar. Peygamber şöyle demiş, Peygamber böyle demiş. Acaba demişmi?</h3>
<h3>Ya bu hadisler uydurma ise? Ya bu hadisleri egemen güç olan erkekler uydurdu ise? Diyanet bile artık bunun farkına varmış olacak ki, hadis elemesine başlamışlardır. Malesef çok geç başladıklarını ve samimi olmadıklarını düşünmekteyim, çünkü aynı diyanet halen ilmihallerinde bu (güya) eledikleri hadisleri basıyorlar. Şu soruyu zihninizde kendinize sorun. &#8220;Peygamber acaba kuran dışı birşey yapmışmıdır? &#8220;.Bitabi birçoğunuz hayır diyecektir, bu durumda Peygamber yaşayan kuranmıdır? Illaki!</h3>
<h3>Peygamber peki nasıl oluyor da, kuranda eşit olan kadın ve erkeği kendi hadislerinde (haşa o yapmadı bunu) değiştiriyor? Çünkü onu yapan Peygamber değil Ebu Hureyre (Islam´ın Pavlusu) ve yandaşlarıdır!</h3>
<h3>
Şimdi en tanınmışlarını bir gözden geçirelim:</h3>
<h3>
a)</h3>
<blockquote>
<h3>Eğer bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emretseydim, erkeklerin kadınlar üzerinde olan haklarından dolayı kadınların erkeklere secde etmelerini emrederdim.</h3>
<h3>Tirmizi, Rada, 10/1159; Ebu Davud, Nikah 40/2140</h3>
<h3>Ahmed b. Hanbel, Müsned VI, 76; İbn Mace, Nikah 4/1852</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>Ey kadınlar! Eğer kocalarınızın size olan haklarını bilseydiniz, ayaklarının tozunu yüzlerinizle silerdiniz.</h3>
<h3>Hafız Zehebi-Büyük Günahlar- Sayfa 187</h3>
</blockquote>
<h3>
Yukarıda ayetleri verdik. Bunları peygamber sözü diye iddia eden vicdansızlara soruyorum:&#8221; Erkeğin kadın üzerinde ki hakkını bana bir gösterin bakalım ne imiş bu hak? Biz bulamadık kuranda, siz bulabilirseniz buyurun.&#8221;</h3>
<h3>Utanmadan birde Kuran da geçen bazı ayetlerin meallendirmesinde çarpıtmalar yaparlar. Böyle terbiyesizlikleri birkaç meal karşılaştırması yaparsanız kolayca görürsünüz zaten. Yukarıda ki hadis diye bize satılan boş sözler, kuranı kerim ile apaçık çelişki içindedir. Böyle birşeyi ALLAHIN peygamberi olan Abdullah oğlu Muhammed´in nasıl dediğine inanırsınız? Bu apaçık Resülü Ekreme karşı bir iftiradir!</h3>
<h3>
b)</h3>
<blockquote>
<h3>Kocanın vücudu irin ile kaplı dahi olsa ve karısı onu yalayarak temizlese yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz.</h3>
<h3>İbni Hacer El Heytemi 2/121</h3>
<h3>Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 239</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Buyrun kabul edin bakalım nasıl edecekseniz. Ederken yalnız şunuda unutmayın, bu analara da geçerli, onlar da kadın değilmidir?</h3>
<h3>Tabi ki bu hadis uydurmadır. Bu tür hadisleri takvim yapraklarında, ilmihal kitaplarında basarak kadınları halen bu tür saçmalıklara maruz bırakmalarından dolayı açıkca kınıyorum ulemayı! Bildikleri halde ALLAH hakkında yalan söylüyorlar.</h3>
<h3>
c)</h3>
<blockquote>
<h3>Çok lanet ediyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen aklı ve dini eksik başka bir varlık görmedim.</h3>
<h3>Müslim, İman, 34/132</h3>
<h3>İbn Mace, Fiten 19/4003</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Daha sonra Peygamberin eşi Ayşe bu tür safsatalara nasıl karşı çıktığını, ama bir türlü sözünü dinletemediğini göstereceğim. Bu hadis hem peygamberimize hem kurana, hemde akıl ve mantığa iftiradır!</h3>
<h3>
ç) Yine bu zihniyet, Muhammed Mustafa´yı (salatü selam olsun ona) kullanarak kadınların çoğunu cehennemlik ilan etmişlerdir. Böyle korkunç hadisleri uyduran bir zihniyet, peygambere ne kadar iman ettiklerini sizin vicdanınıza bırakıyorum.</h3>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>Ey kadınlar topluluğu! Sadaka veriniz ve çok istiğfar ediniz. Çünkü ben Cehennem halkının çoğunun sizler olduğunu gördüm.</h3>
<h3>Müslim, İman, 34/132</h3>
<h3>İbn Mace, Fiten 19/4003</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Peki şu ayet ile bu sözü nasıl bağdaştıracağız acaba?</h3>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>Müslüman erkekler, Müslüman kadınlar, mümin erkekler, mümin kadınlar, itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar, özü-sözü doğru erkekler, özü-sözü doğru kadınlar, sabreden erkekler, sabreden kadınlar, korunup sakınan erkekler, korunup sakınan kadınlar, sadaka veren erkekler, sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça hatırlayan erkekler ve Allah’ı çokça hatırlayan kadınlar; bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır.</h3>
<h3>Ahzab Suresi 35</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>d) Yukarda da dediğim gibi yatak odasına girmekten bile çekinmemişler, adeta kadını (affınıza sığınarak diyorum) seks kölesi yapmışlardır!</h3>
<h3>Bakın şu terbiyesizliğe:</h3>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>Kişi kadınını yatağa davet eder de kadın kaçarak eşi sinirli bir şekilde gecelerse, melekler o kadına sabaha kadar lanet eder.</h3>
<h3>Sahihi Buhari 9/36</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Bu külliyen yalandır, böyle birşey için Kuranı kerimde tek bir ayet dahi bulamazsınız. Kuran da olmadığı gibi bu tür rivayetler kadını küçük düşürme, hor görme, ve kadını köle yerine koyma için uydurulan sözlerdir. Malesef halen bunlar ilmihal kitapların da mevcutdur.</h3>
<h3></h3>
<h3>e)</h3>
<blockquote>
<h3>Bir kadın kocasından boşanırsa o kadına cennet kokusu haram olunur.</h3>
<h3>Kadınlara Dîni Bilgiler sayfa 61</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>ALLAHIN laneti yalancıların üzerinedir der Kuran. Bu sözü yazan yarın cehennem ateşinden acaba kendini nasıl kurtaracak?</h3>
<h3>Bakın boşanma ile alakalı kuran ne diyor!</h3>
<blockquote>
<h3>
Bakara Suresi 227 Eğer boşanmaya kesin karar vermişlerse, şüphesiz Allah çok iyi işiten çok iyi bilendir.</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Burda kadın boşanamaz diye birşey görüyormusunuz siz? Kuran da bu konu Bakara suresinde ayrıntılı bir şekilde anlatılır. Dileyen orda mealden okuyabilir.</h3>
<h3>Boşanmak her insanın, yani erkek ve kadının hakkıdır. Kimse bunu engelleyemez. Tabi ki barışmak ve yuvayı ayakta tutmak daha güzel ve daha iyi birşeydir, ama kocada hayır yoksa kadını o kocaya bağlamakta zulümdür! !</h3>
<h3></h3>
<h3>f)</h3>
<blockquote>
<h3>Dövme yapan ve yaptırana, yüzdeki tüyleri aldıran ve estetik için dişlerini seyrelttiren kadınlara Allah lanet etsin.</h3>
<h3>Sahihi Buhari</h3>
<h3>
Takma saç takan, taktıran, kaşları incelten, kaşlarını incelttiren, dövme yapan ve dövme yaptıran lanetlenmiştir.</h3>
<h3>Ebu Davud, Tereccul, 5</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>Eğer bir kadın peruk takarsa, eğer kol ve yüzüne dövme ya da ben yaparsa, yüzünden ve kaşlarından cımbızla kıl aldırırsa, yüzüne güzellik vermek için şekil değiştirirse lanetlenmiştir.</h3>
<h3>İmam Şarani – Uhudul Kubra – Sayfa 313, 867, 889</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Bu yukarda ki alıntıya göre, türkiyede ki kadınlarımızın yüzde doksanı lanetlidir! Analarımız, teyzelerimiz, halalarımız, bacılarımız, eşlerimiz hepsi cehennemliktir. Kaşını aldırmayan birini siz tanıyormusunuz? Peki bu hadis sahihmidir? Yobazlara göre Sahih, bize göre değil!</h3>
<h3></h3>
<h3>g)</h3>
<blockquote>
<h3>Bir hadise göre Ashabı Kiram karılarının pencere ve kapı aralıklarından dışarıyı seyretmelerini ve erkek görmelerini önlemek üzere evlerinin pencerelerini sıkı sıkıya kapatırlar, dışarıya bakanlara dayak atarlardı.</h3>
<h3>İmamı Gazali-İhyayı Ulumuddin 2/122</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Imam Gazaliyi ALLAH affetsin, nitekim böyle birşey ne tarihte nede rivayetlerde mevcutdur.Tam tersine tarihi okuyanlar bilir ki, kadınlar mescide giriyor, çıkıyor, ortalarda serbestce gezebiliyorlardı.</h3>
<h3></h3>
<h3>ğ)</h3>
<blockquote>
<h3>Kadınları zarar vermeyecek miktarda aç, aşırı gitmeyecek kadar da kıyafetsiz bırakınız. Çünkü kadınlar iyice doyar, güzelce giyinirlerse onlar için dışarı çıkıp gezmekten daha sevimli bir şey yoktur. Fakat onlar biraz aç, biraz da çıplak kalırlarsa onlar için evde oturmaktan hayırlı bir şey yoktur.</h3>
<h3>İbnül Cevzi, Mevzuat, II/282-283; Suyuti, Leali, II/154</h3>
<h3>İbn Arrak, Tenzihü’ş-Şeria, II/212-213</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>Kadınlarınıza evlerinin kapısında oturmamaları için yeni elbise yaptırmayın, çünkü elbiseleri güzel ve yeni olursa kalplerine dışarı çıkmak arzusu gelir.</h3>
<h3>İmamı Gazali-Kimyayı Saadet sayfa:178</h3>
<h3>İbn Ebi Şeybe, Musannaf, IV/II, 420</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Şimdi bu safsatayı kadınlarımıza uygulayacak olursak şöyle bir tablo çıkar karşımıza.</h3>
<h3>1) Kadınları biraz aç bırakmak gerek</h3>
<h3>2) Kadınları kıyafetsiz bırakmak gerek</h3>
<h3>3) Kadınların en sevdiği şey erkeklerle her yerde cilveleşmek.</h3>
<h3>4) Ikinci en sevdikleri şey ha bire gezmek!</h3>
<h3>Peki bu analaramız içinde geçerlimi? Öyle ya onlar kadın değilmi? Hanginiz anasını yarı çıplak yarı aç yatmasına gönlü el verecek? Acaba bu safsatayı uyduranlar bunu yapmışlarmıdır?</h3>
<h3></h3>
<h3>h) Yorumsuz kadınlarımızın bilgisine sunacağım şu dizeleride, lütfen sindire sindire okuyun. Okuyun ki din adına neler uydurulmuş göresiniz ve anlayasınız. Gazali Gazali diye övüp bitiremedikleri alimden bir demet hizmetinize sunuyorum. Buyurun&#8230;.</h3>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>&#8220;Dışarı çıkması kesin gereken kadın ise kocasından izin aldıktan sonra dışarı çıkacak ve şu kurallara kesin uyacaktır:</h3>
<h3>
1-Sıkı sıkıya örtünüp kötü giysilere bürüne,</h3>
<h3>
2-Hiç çıkmamış gibi davrana,</h3>
<h3>
3-Başını öne eğip kimsenin yüzüne bakmaya,</h3>
<h3>
4-Kalabalığa karışmaya,</h3>
<h3>
5-Erkeklerin bulunduğu yerlere yanaşmaya,</h3>
<h3>
6-Herkesin dolaştığı sokaklardan uzak dura,</h3>
<h3>
7-İşini bir an önce bitirip evine döne,</h3>
<h3>
İmamı Gazali – İhyayı Ulumuddin – 2/290 &#8220;</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>&#8216;Kadın sekiz sıfatlıdır:</h3>
<h3>
1-Giyim kuşam hevesinden maymun.</h3>
<h3>
2-Fakir düşmeye razı olmadığından köpek.</h3>
<h3>
3-Kocasına ve diğer insanlara kibrinden yılan.</h3>
<h3>
4-Gece gündüz koğuculuk yaptığından akrep.</h3>
<h3>
5-Evden eşya sattığından fare.</h3>
<h3>
6-Erkeklere hile kurduğundan tilki.</h3>
<h3>
7-Kocasına itaat ettiğinden dolayı koyundur.</h3>
<h3>
İmamı Gazali- İhyayı Ulumuddin &#8216;</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Şimdi bu kadınları övmekmidir, yoksa küfretmekmidir. Şeriat diye bağıranların getireceği rejimin bu olacağından emin olun! Hatta Gazalinin sözlerini kabul etmeyenleri kafirlik ve dinsizlik ile suçladıklarınıda hatırlatayım. Yani siz şimdi bu sözlere katılmayınca, siz dinden çıkmış oluyorsunuz. Siz bunları eleştirince siz kafir oluyorsunuz.</h3>
<h3>Bunları savunan yobaz kesime soruyorum &#8220;Hangi ayete bağlıyorsunuz bunu siz? ! &#8220;. Kuran böyle birşey diyormu? Yok!</h3>
<h3>Kuran demiyor ise siz kim oluyorsunuz da ALLAH adına böyle safsatalar uyduruyorsunuz? !</h3>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>Nisa Suresi 32 Allah&#8217;ın, bir kısmınıza bir kısmınızdan farklı olarak lütfettiği şeyleri isteyip durmayın. Erkeklere kendi kazandıklarından bir pay var; kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay var. Allah&#8217;tan, O&#8217;nun lütfunu isteyin! Allah, herşeyi iyice bilmektedir.</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Bu ayet ile yukarı da ki verdiklerimizi nasil bağdaştırıyorsunuz?</h3>
<h3>
Ve şu alimlerinde sözlerini bir dinleyelim, ne demişler Imam Gazali ile ilgili. Bunuda halktan saklarlar bu sahtekarlar!</h3>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>Iyaz b. Musa ebu’l Fazl el Yahsubi es Sebti el Maliki, meşhur ismiyle Kadı Iyaz, 1083’te Septe’de doğmuş ve özellikle fıkıh, hadis sahasında tanınmış bir İslam alimidir. Maliki mezhebine müntesiptir.</h3>
<h3>Kadi Iyaz Gazali icin söyle demisdir</h3>
<h3>Şeyh ebu Hamid el-Gazali kendisi hakkında çok kötü haberler olan ve korkunç kötü kitapları olan biridir. Sufilikde çok ileri gitmiş, sufiliğin savunucusu ve davetçisi olmuş ve bu hususta meşhur kitaplar kaleme almıştır.</h3>
<h3>Kitaplarındaki bazı bölümler, kendi aleyhinde değerlendirilmiş ve ümmet onun kötü biri olduğuna hükmetmiştir. Allah onun gerçek durumunu bilendir.</h3>
<h3>Sultanın emri ve batıdaki ulemanın fetvası onun kitaplarının yakılması ve bu kitaplardan uzak durulmasıdır. Bu emir ve fetvaların gereği yapılmıştır.</h3>
<h3>Siyer en-nubela 19/327</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>Nevevi</h3>
<h3>Nevevi, Receb ayının ilk cuma günü kılınan Regaib namazı hakkında sünnetten midir, yapılması hoş olan bir amel midir yoksa bidat midir diye sorulduğunda şu şekilde cevap vermiştir:</h3>
<h3>Bu şeytani bir ameldir ve çok şiddetli biçimde eleştirilmiş bir bidattir.</h3>
<h3>Sonra şöyle devam etmiştir:</h3>
<h3>Birçok ülkede çok sayıda kişi tarafından bu namazın kılınıyor olması yahut Kutul Kulub veya İhyaı Ulumuddin gibi kitaplarda bahsi geçiyor olması seni aldatmasın. Bu hiçbir temeli olmayan bir bidattir.</h3>
<h3>el-Miyarul Magrib 1/300</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>Ibnü&#8217;l-Cevzi</h3>
<h3>el-Muntazam isimli eserinde şunları söylemektedir:</h3>
<h3>&#8221;Gazali İhyayı yazmaya Kudüsde başlamış ve Şam&#8217;da tamamlamıştır ancak, eserini sufilerin metodu ile yazarak fıkıh kurallarına riayet etmemiştir.&#8221;</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>Sultan Ali ibni Yusuf ibni Taşfin</h3>
<h3>Dönemin sultanıdır ve İhya&#8217;nın yakılmasını emretmiş ve yaktırmıştır. Zehebi onun hakkında şöyle der:</h3>
<h3>&#8221;Cesur, mücadeleci, adil, dinine düşkün, takvalı, erdemli, alimlere saygılı ve alimlerle iştişare eden biriydi.&#8221;</h3>
<h3>Siyer Alemun Nubela, (20/124) .</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>&#8221;Ali İbni Yusuf İhya&#8217;yı yaktırdı ve bu kararı döneminin alimlerinin icmasına dayanmaktaydı&#8221;</h3>
<h3>El-Miyar El-Mureb (12/185)</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>i)</h3>
<blockquote>
<h3>Hanefilerden bazıları kadının sesinin de avret olduğu görüşündedirler;</h3>
<h3>Fıkhus Siyre sayfa:400</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Kuran da kadın sesi ile hiç birşey geçmez. Kadın sesi avret felan değildir. Bunu iddia eden herkes din adına yalan söylüyor. Ebu hanefi böyle birşey ne söylemiştir nede istemiştir. Bu tür saçmalıklar sonradan onların adına uydurmadır. Peki soruyorum ey ulema, eve telefon gelince nasıl olacak bu iş? Yahut süpermarketde, bakkalda, iş yerinde nasıl uygulayacağız biz bunu? Yani size göre kadın zaten ne yapsa cehennemlik oluyor, zavallı kadın başka çaresi yoktur, hangi adımı atsa size göre haram/günah. Kadın konuşsa haram, sussa haram, yürüse haram, dimdik dursa haram.</h3>
<h3>
Oysa Şaafi mezhebine göre kadının sesi avret değildir. Yani şöyle bir tablo çıkıyor şimdi karşımıza. Hanefi mezhebinden olan kadın konuşursa haram işliyor, Şaafi mezhebinde olan kadın konuşursa haram işlemiyor. Yani Hanefiye göre büyük günah ve hatta bazılarına göre zina! Şaafiye göre gayet doğal.</h3>
<h3>Buyrun Şaafilerin görüşü.</h3>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>Şâfiî mezhebi âlimleri ve diğer müçtehidler şöyle derler: “Kadının sesi avret değildir. Çünkü kadın alış veriş yapar, mahkemede şahitlikte bulunur. Bunun için sesini yükselterek konuşmak zorunda kalır.(Tefsîrü Âyâti’l-Ahkâm, 2: 167.)</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Ve Hanefi fıkıhının bu görüşüne göre Resülü ekrem efendimiz günah işlemiş oluyor! Niyemi? Şu hadise bakarmısınız lütfen:</h3>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>Amr bin Şuayb rivayet ediyor:</h3>
<h3>Bir kadın yanında kızı ile birlikte Resulullaha (a.s.m.) geldi. Kızın kolunda iki altın bilezik vardı. Resulullah (a.s.m.) kadına sordu: “Bu bileziklerin zekâtını veriyor musun? ”</h3>
<h3>Kadın, “Hayır, vermiyorum” diye cevap verdi.</h3>
<h3>Bunun üzerine Resulullah (a.s.m.) tekrar sordu:</h3>
<h3>“Peki, kıyamette bu iki bilezik yerine Allah’ın sana ateşten iki bilezik taktırması hoşuna gider mi? ”</h3>
<h3>Kadın iki bileziği hemen çıkarıp Resulullaha (a.s.m.) uzattı ve “Bunlar artık Allah ve Resulüne aittir” dedi.(Tirmizî, Zekât: 12.)</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Şimdi bu kadın hanefi ise yandı, ama Şaafi ise işi kurtardı. aa unuttumdu o zamanlarda mezhepler yokturdu. Peki bu kadın ile konuşan Resülü ekrem hangi kitaba uyduda konuşmakta bir beis görmedi?</h3>
<h3>Tabi ki kuranı kerime uydu. Peki bize ne oluyor da kurana uyacağımız yerde bir takım uyduruk sözlere uyuyorsunuz?</h3>
<h3>Cevabı sizin vicdanınıza bırakıyorum!</h3>
<h3></h3>
<h3>
ı)</h3>
<blockquote>
<h3>Kadınlara yazıyı öğretmeyin. Dikişi ve Nur Suresini öğretin.</h3>
<h3>İbnü’l Cevzi, Mevzuat II, 269</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Kızlarınızı okutmuyormusunuz? Okutmayalım´mı yani? Ulema sözünde asla yalan olmaz, hepsi hakikat konuşur diyenler. Ulemanız bu görüşte, kabul etmiyorsanız sizde en az benim kadar dinden çıkmış oluyorsunuz onların gözünde. Yok kabul ederseniz, çocuklarınızı hemen okullardan alın!</h3>
<h3>(Merak ediyorum acaba gerçekten kız çocuğunu okutmayanlar varmı daha)</h3>
<h3></h3>
<h3>j)</h3>
<blockquote>
<h3>Bir kadın kocasından boşanırsa o kadına cennet kokusu haram olunur.</h3>
<h3>Kadınlara Dîni Bilgiler sayfa 61</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Peki şimdi şu soruyu soracağım, Hz Zeyd hanımını boşamıştır, bu durumda Hz Zeynep anamız cehennemlikmidir? Hemde bildiğiniz gibi de değil. Zeynep anamız kendisi boşanmak istemiştir!</h3>
<h3></h3>
<h3>k)</h3>
<blockquote>
<h3>Kadının yeri soğumadıkça erkek, kadının oturduğu yere oturmamalıdır.</h3>
<h3>Kadınlara Dîni Bilgiler sayfa 24</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Sadece şu soruyu soruyorum. Siz sapıkmısınız? Öyle ya, demek ki siz kadının kalktığı yere oturunca onun sıcaklığını hissetiğiniz için yahut kokusunu aldığınız için aklınız edepsizliğe gidiyor. Gidiyor ki böyle birşeyi uydurabiliyorsunuz. Şimdi bunu savunan bir insanı ben nasıl evime alacağım? Bu adamla nasıl aile ortamında oturacağım? Bu sapıklık değildirde nedir acaba?</h3>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>Nisa Suresi 120 Şeytan, onlara söz verir, ümit verip hayal kurdurur, hurafeye/anlamını bilmeden okumaya iter. Ama o, onlara bir aldanıştan başka hiçbir şey vaat etmez.</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>Evet gördüğünüz gibi kadınlar üzerine uydurulan hadisler, ulema görüşleri, sözler, fıkıh vesaire hepsi kuran ile apaçık çelişki içindedir. 1300 yıldır din adına kadınlara zulüm yapılmıştır, şeriat adına en çok çile çeken hep kadın olmuştur! Şimdi daha halen şeriat diye bağıran bacılara şu soruyu sormak istiyorum.</h3>
<h3>Şeriata göre kocanız dört kadınla evlenme hakkı vardır, siz kuma gitmeye razımısınız? Yahut üstünüze kuma getirilmesine razımısınız? .</h3>
<h3>Sanıyorum ki hayır değilsiniz.</h3>
<h3>Kadınlar bizim ile eşitdir, onlar çocuklarımızın anneleri, düştüğümüz yerde bizi ayağa kaldıran melekler, aç olduğumuzda bizi doyuran analar, sussuz olunca hemen su yetiştiren Hızır sıfatlılar, hayatımızda arkadaşlık yapan dostlar, bizim huysuzluğumuza katlanan derviş sabırlılar, hastalandığımızda bizi iyileştiren hemşireler, yatağımızda bizim üşüdüğümüzü fark ettiklerinde bağırlarına basan güzeller&#8230;.</h3>
<h3>Kadını nasıl olurda siz domuz ve köpek ile eş tutarsınız? Böyle düşünen zihniyete bir büyük YUH benden!</h3>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>“üç şey namazı bozar: köpek, eşek ve kadın…” mealinde rivayet edilen sözü duyan Aişe, bunu rivayet eden Ebu Hüreyre’ye:</h3>
<h3>“yazıklar olsun, bizi köpeklerle ve eşeklerle mi bir tutuyorsunuz” diyor.</h3>
<h3>Ama Aişe’nin bu reddiyesine rağmen bu söz asırlardır Peygamberin sözü diye rivayet edilebiliyor.</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<h3>
Devamı gelecek</h3>
<h3></h3>
<h3>Mustafa Çelebi</h3>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Allah… Allah…]]></title>
<link>http://hasankarakaya.wordpress.com/2009/11/13/allah%e2%80%a6-allah%e2%80%a6/</link>
<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 21:44:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>hasankarakaya</dc:creator>
<guid>http://hasankarakaya.wordpress.com/2009/11/13/allah%e2%80%a6-allah%e2%80%a6/</guid>
<description><![CDATA[Allah… Allah…   Bu gönül avaredir, Deste-i gülhanedir, Döner durur pervane, Aciz-i divanedir.   Akıl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong><em>Allah… Allah…</em></strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bu gönül avaredir,</em></p>
<p><em>Deste-i gülhanedir,</em></p>
<p><em>Döner durur pervane,</em></p>
<p><em>Aciz-i divanedir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Akıl ermez yare,</em></p>
<p><em>Gönül olur darphane,</em></p>
<p><em>Bir dert ki ne çare,</em></p>
<p><em>Vuslat-ı viranedir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Rab yolunda ahbap,</em></p>
<p><em>Şer yolunda azap,</em></p>
<p><em>Aşk yolunda şarap,</em></p>
<p><em>Şerbet-i huriyedir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Hakikat ki ayaz,</em></p>
<p><em>Seccade namaz,</em></p>
<p><em>Kur’andır esas,</em></p>
<p><em>Rabbe havaledir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Sensin sultan,</em></p>
<p><em>Sensin padişah,</em></p>
<p><em>Adı yeter azizim,</em></p>
<p><em>Allah … Allah…</em></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Hasan KARAKAYA </em></strong></p>
<p><strong><em>    Mart, 2009</em></strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Work in progress WIP]]></title>
<link>http://mrloach.wordpress.com/2009/11/12/work-in-progress-wip/</link>
<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 21:34:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>mrloach</dc:creator>
<guid>http://mrloach.wordpress.com/2009/11/12/work-in-progress-wip/</guid>
<description><![CDATA[Uola de nou, després d&#8217;un temps de no pujar contingut, poso aquest exercici q per cert em vení]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Uola de nou, després d&#8217;un temps de no pujar contingut, poso aquest exercici q per cert em venía molt de gust de fer, obviàment l&#8217;exercici es el color, pq es la típica cara de monstre q acostumo a fer quàn no em surt res de bó&#8230; Com sempre fet amb la mai prou valorada Wacom. A veure com i quan l&#8217;acabo&#8230;</p>
<p>Per cert, m&#8217;he adonat de que hi ha visitants q no saben q si cliquen a la imatge la veuen en gran <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ja ho sabeu!</p>
<p>Salut!</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://mrloach.wordpress.com/files/2009/11/monstre04.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-109" title="monstre04" src="http://mrloach.wordpress.com/files/2009/11/monstre04.jpg" alt="monstre04" width="232" height="600" /></a></p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://mrloach.wordpress.com/files/2009/11/monstre07.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-120" title="monstre07" src="http://mrloach.wordpress.com/files/2009/11/monstre07.jpg" alt="" width="232" height="600" /></a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hangi Islam? (1)]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/12/hangi-islam-1/</link>
<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 10:59:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/12/hangi-islam-1/</guid>
<description><![CDATA[Hangi Islam diye sorduğum için beni kınamayın. Gerçekten birçok islam anlayışı var olduğundan, bu ba]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:small;"><a href="http://elbab.wordpress.com/files/2009/11/kuran.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-69" title="kuran" src="http://elbab.wordpress.com/files/2009/11/kuran.jpg?w=300" alt="teosophy.com" width="300" height="193" /></a>Hangi Islam diye sorduğum için beni kınamayın. Gerçekten birçok islam anlayışı var olduğundan, bu başlığı seçmeye mecbur kaldım. Soruyorum size &#8220;hangi islami yaşıyorsunuz? &#8220;. Şimdi şaşkın şaşkın bana bakıp &#8221; kaç islam var ki &#8221; diyenleri duyuyor gibiyim.<br />
Açıklayayım efendim. Üç Islam var<br />
<strong><em> </em></strong></span></p>
<blockquote><p><strong><em>1) Kuran´da ki Islam<br />
2) Kültürel Islam<br />
3) Ilımlı Islam</em></strong></p></blockquote>
<p><strong><em> </em></strong><br />
&#8230;<br />
Tek tek bunları ele alacak olursak, o zaman sizde göreceksiniz ki gerçekten üç ayrı islam anlayışı var imiş. Aslında suç insanlarımızda değil, suç başlarında olan sahtekar hocalarda, daha doğrusu Ruhban sınıfında! <!--more-->Bu arada ruhban sınıfı dememe sakın kızmayın, bilakis ALLAH kendisi bu sözleri kullanıyor. Misal bakın şu ayete:</p>
<p><em> </em></p>
<blockquote><p><em>Tevbe Suresi 31 <strong>Allah&#8217;ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler.</strong> Meryem oğlu Mesih&#8217;i de öyle. Oysa kendilerine, tek olan Allah&#8217;tan başkasına ibadet/kulluk etmemeleri emredilmişti. İlah yok o tek Allah&#8217;tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O.</em></p></blockquote>
<p><em> </em></p>
<p>Bu ayeti Peygamberimiz öyle muhteşem şekilde açıklıyor ki, okuyunca gözünüzden perde açılır gibi anlıyorsunuz olayı:<br />
Bakın Resulullah ne buyurmakta bu ayet ile ilgili:</p>
<blockquote><p><strong>Önceleri bir hristiyan olan Adiy b. Hâtim, İslâm&#8217;ı kavrayıp anlamak niyetiyle, şüphelerini gidermek için Hz. Peygamber&#8217;e birkaç soru sorar. Sorulardan biri &#8220;Bu ayet bizi, âlimlerimizi ve râhiplerimizi rabler edinmekle suçluyor. Bunun gerçek manası nedir? Zira biz onları kendimize rabler edinmeyiz&#8221; der. Hz. Peygamber cevaben: &#8220;Siz onların gayr-i meşru ilân ettiklerini haram, meşru dediklerini (helâl) sayıp öylece kabul etmiyor muydunuz? &#8221; Adiy, &#8220;evet böyledir&#8221; diye tasdik eder. Hz. Peygamber, &#8220;İşte bu sizin onları kendinize rabler edinmenizdir&#8221; buyurur.</strong><br />
(Mevdudi, Tefhim, (Türk. Çev.) II, 209) .</p></blockquote>
<p>Bu hadis kendilerinde Haram ve Helal etme yetkisinin var olduğunu sananları ne ile suçladığını görüyorsunuz. Kendilerini rabler ediniyorlar! Yani halk bunlara tapıyor. Misal verelim, sorsak ipek giyinmek erkeğe harammıdır? Kesinlikle yüzde yetmişi evet diyecektir.<br />
Kuran peki ne diyor bu konuda? Hiç birşey, kurana göre haram felan değildir. Peki haramı ve helalı ALLAH belirlediğine göre, nasıl oluyorda Kuran da bu konu ile hiç birşey yazılı olmadığı halde haram oluyor?<br />
Demek ki, kendisini rabler edinenler bazi işine gelen uyduruk hadisi alıp, onunla haram ve helal belirlemeye kalkışıyorlar. Aynı ruhban sınıfı dokuz yaşında çocukla evlenmeyi de helal sayanlar değilmidir? Oysa Tarih diyor ki &#8220;Ayşe minimum 17 yaşında idi&#8221;. Şimdi benim gibi kara cahil bunu tarihten çıkarıyor, öğreniyor da, bu ruhban sınıfımı bunu göremiyor?</p>
<p>Daha da ötesine gidelim, düne kadar Kefir içmek haramdır diyenler, acaba hangi ayete dayanıyorlardı? Yahut sigara için haram diyen neye dayanıyor? Adam kalkmış diyor ki &#8220;Sigara sağlığa zararlıdır, bunun için haramdır! &#8220;. Hani bir güzel şiir vardır:</p>
<p>Biliyorsan konuş deyyüs<br />
Konuşta feyz alsınlar<br />
Bilmiyorsan tut dilini<br />
seni bir adam saysınlar! &#8216;.</p>
<p>Aynen sigara için haram diyen ruhbanlara iade ediyorum bu sözü. Sağlığa zararlı diye haram olacaksa, o zaman araba kullanmak niye haram değildir? Öyle ya, arabanın içinden çıkan gaz sigaradan daha zararlı, yahut fabrikaları niye haram etmiyoruz? Ya peki çok tuzlu yemek? Yahut meyveleri ilaçlamak? vs vs vs..Bu liste uzarda uzar. Demek ki, sigara haram olmadığı halde (<em>kuran hiç bir şekilde haram demez</em>) bu insanlar işine geldiği gibi haram ve helal üretme derdinde. Ellerinde bir sihirli değnek, işlerine geldiği gibi &#8220;Aha şu haram, bu haram değül! Şunu helal edek, bunu helal etmiyek&#8221; diye bağırıp duruyorlar. Kuran bunlara ne der biliyormusunuz?</p>
<p><strong>Buyrun kurandan dinleyin:</strong></p>
<blockquote><p>Yunus Suresi 59 <strong>De ki: &#8216;Ne oldu size de Allah&#8217;ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal?</strong> &#8216; De ki: &#8216;Allah mı size izin verdi, yoksa Allah&#8217;a iftira mı ediyorsunuz? &#8216;</p>
<p>A&#8217;raf Suresi 32 <strong>De ki: &#8216;Allah&#8217;ın, kulları için çıkardığı süsü, güzel ve tatlı rızıkları kim haram etmiş? &#8216;</strong> De ki: &#8216;Dünya hayatında inananlar için de var. Kıyamet gününde ise yalnız inananlar içindirler.&#8217; Bilgiden nasipli bir topluluk için biz, ayetleri böyle ayrıntılı kılıyor.</p>
<p>&#8216;Maide Suresi 87 Ey iman sahipleri! <strong>Allah&#8217;ın size helal kıldığı şeylerin temiz ve güzel olanlarını haramlaştırmayın</strong>; azıp sınırı aşmayın; Allah azıp sınırı aşanları sevmez.</p>
<p>En&#8217;am Suresi 119 Size ne oluyor da üzerine Allah&#8217;ın adı anılmış olanlardan yemiyorsunuz? <strong>Zorda kalışınız dışında üzerinize haram kıldığını bizzat kendisi size ayrıntılı olarak açıklamıştır.</strong> Birçokları ilimsiz bir biçimde kendi keyiflerine uyarak halkı şaşırtıyorlar. Hiç kuşkusuz, seni Rabbin sınır tanımaz azgınları çok iyi bilmektedir.</p>
<p>En&#8217;am Suresi 140 Şu bir gerçek ki, ilimsizlik yüzünden öz evlatlarını beyinsizce katledenlerle Allah&#8217;ın kendilerine verdiği rızıkları, <strong>Allah&#8217;a iftira ederek haramlaştıranlar gerçekten hüsrana uğramışlardır.</strong> İnan olsun, sapıtmışlardır onlar; hiçbir zaman doğruyu ve güzeli bulamazlar.</p>
<p>Maide Suresi 63 Ruhbanları ve hahamları onları, günah oluşturan sözlerinden, <strong>haram yemekten alıkoysalardı olmaz mıydı?</strong> Ne kötüdür onların sınaat/teknoloji olarak üretmekte oldukları.</p></blockquote>
<p>***<br />
Evet Yunus Suresi 59 da ne diyor Rabbimiz bize? Daha doğrusu nasıl fırça çekiyor?<strong> </strong></p>
<blockquote><p><strong>&#8220;Ne olduda size, birini haram birini helal ettiniz &#8220;</strong></p></blockquote>
<p>diye sesleniyor? Evet söyleyin bakalım ey hocalar, tarikat şeyhleri, Nurcular, Fethullahçılar ve diğer yeni islam üretme çabasında olanlar.</p>
<blockquote><p><strong>&#8220;ALLAH size izinmi verdi? Yoksa iftiramı ediyorsunuz ALLAHA&#8221;.</strong></p></blockquote>
<p>Bunu ben sormuyorum, ALLAH soruyor!</p>
<p>Şimdi bazı akıllı çıkacak diyecek ki &#8220;Efendim Peygamberimiz haram etmiştir&#8221;. Sus yalan söyleme, kuran bu söylenen sözünde önünü kesmiştir. Tahrim Suresi birinci ayet var. Peygamberimiz hayatında bir kez birşeyi haram etmeye kalkışmıştır, hemen ALLAH karşı çıkmıştır. Bakın şu ayete:</p>
<blockquote><p>Tahrim Suresi 1 <strong><em>Ey Peygamber! Allah&#8217;ın sana helal kıldığı şeyi, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek neden haramlaştırıyorsun? Allah Gafûr&#8217;dur, Rahîm&#8217;dir.&#8217;</em></strong></p></blockquote>
<p>Tatlı bir dil ile peygamberini eleştiriyor ALLAH. Hangi hakla haramlaştırıyorsun diye soruyor. Kendi nefsi işin, daha doğrusu kendi ailesine bile haram kılamayan peygamber acaba başkasının nefsine nasıl birşeyleri haram kılacak? Yani siz bu ayeti görmezdenmi geleceksiniz? Görmedinizmi bu ayeti ey ilahiyatçılar? Yukarda ki ayetleri okumadınızmı?</p>
<p>Birde Mekruh çıkardılar başımıza.. Neymiş efendim &#8220;Üç mekruh bir haram imiş&#8221;. Ben böyle bir sözden ALLAHA sığınırım.. Külli yalan! !<br />
Mekruh hiç bir şekilde kuranı kerimde haram diye geçmez. Haram kelimesi zaten arapça. ALLAH mekruh kelimesini kullanmak istese idi kullanırdı. Kullanmadığına göre, nasıl oluyor da bu ruhban sınıfı bunu uydurabiliyor utanmadan? !<br />
Gösterin bana ey ilahiyatçılar, Mekruh kuranda ne için kullanılmış. Gösterinde bizde aydınlanalım. Biliyorum ki gösteremiyeceksiniz. Madem böyle birşey yoktur kuranda, hangi hakla peki insanlara bunu dayatıyorsunuz?</p>
<p>Utanmadan hülle diye birde saçmalık çıkarıyorlar, neymiş efendim kuranı kerimde öyle yazıyormuş. Mert olan çıksın hangi ayetler imiş göstersin! Bu konuyu başdan sona kadar böyle olmadığını ispatlarıyla serebilirim önünüze. Hülle diye birşey yoktur kuranda.</p>
<p>Bir başka uydurmada &#8220;üç kez boş ol deyince kadın boşanılırmış&#8221;. ALLAH yalancının belasını verecektir.<br />
Külli yalan, kuran da böyle birşey yazmaz! Sen yolda gördüğün bir kadına üç kez &#8220;Benimle evlen, benimle evlen, benimle evlen&#8221; diye evlenebiliyormusun ki, üç kez &#8220;boş ol&#8221; demekle boşanabilesin? Bu ne lahana turşusu böyle yahu?!<br />
Size din diye dayattıkları, Kuranı kerim´de ki islam değil,, Hocaların, ruhban sınıfının, şeyhlerin uydurduğu, kendi menfaatları için sizi kandırma aracı olarak kullandıkları bir din. Bakın ALLAH kuranda din adamı diye bir kavram tanımaz. Kuran müftü, hoca, şeyh felan kabul etmez. Herkes alimdir, herkes birşey öğretebilir. Sen bunu bilirsin, ben başka birşey bilirim. Sen benden, ben senden öğrenirim.<br />
Alim demek eşitdir Evliya demekte değildir. Bu arada evliya demişken kuranda ki şu ayetleride asayım ben. Bakın ALLAH evliya için ne diyor. Bunuda insanlardan saklarlar bu sahtekarlar.<br />
Öncelikle şunu açıklayarak asayım ayetleri. Arapçada &#8216;VELI&#8217; tekil &#8216;EVLIYA &#8216; çoğuldur. Ve manası destekçi, dost, koruyucudur..Şimdi gelelim ayetlere, şaşıracaksınız&#8230;</p>
<p><span style="font-size:small;"><strong>Kuranda Veli ve Evliya geçen ayetler.</strong></span></p>
<blockquote><p>A&#8217;raf Suresi 3 Rabbinizden size indirilene uyun; <strong>O&#8217;nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin!</strong> Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!</p>
<p>Bakara Suresi 107 Bilmedi mi ki göklerin de yerin de mülk ve saltanatı yalnız Allah&#8217; ındır.<strong>Sizin için Allah&#8217;tan başka ne bir veli vardır ne de bir Nasır/yardımcı.</strong></p>
<p>Ankebut Suresi 41 <strong>Allah&#8217;ın berisinden veliler edinenlerin durumu, bir ev edinen dişi örümceğin durumuna benzer.</strong> Ve evlerin en güvensizi/en zayıfı elbette ki dişi örümceğin evidir. Keşke bilselerdi!</p>
<p>Zümer Suresi 3 Gözünüzü açıp kendinize gelin! <strong>Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah&#8217;ındır! O&#8217;ndan başkasını veliler edinerek, &#8216;biz onlara, bizi Allah&#8217;a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz.&#8217; diyenlere gelince,</strong> hiç kuşkusuz Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.</p>
<p>Şura Suresi 6 <strong>O&#8217;nun berisinden veliler edinenlere gelince, onlar üzerine gözcü de Allah&#8217;tır.</strong> Sen değilsin onlara vekil.</p>
<p>Şura Suresi 9 <strong>Yoksa O&#8217;ndan başka veliler mi edindiler? </strong>Allah! O&#8217;dur gerçek dost. Ölüleri O diriltir. O herşeye güç yetirir.</p>
<p>Şura Suresi 46 <strong>Onların Allah&#8217;tan başka kendilerine yardım edecek velileri yoktur. </strong>Allah&#8217;ın saptırdığı kimse için artık hiçbir yol yoktur.</p>
<p>Casiye Suresi 10 Arkalarından cehennem! Kazanmış oldukları da <strong>Allah dışında edindikleri veliler de onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır.</strong> Çok büyük bir azap vardır onlar için.</p>
<p>Kehf Suresi 102 Küfre sapanlar, <strong>beni bırakıp da kullarımı veliler edineceklerini mi sandılar. </strong>Biz cehennemi bir konuk evi olrak inkârcılar için hazırladık.</p>
<p>A&#8217;raf Suresi 196 <strong>&#8216;Benim veli&#8217;m, o Kitap&#8217;ı indiren Allah&#8217;tır.</strong> O, hayır ve barış seven kulları koruyup gözetir.&#8217;</p>
<p>Rad Suresi 16 De ki: &#8216;Göklerin ve yerin Rabbi kim? &#8216; De ki: &#8216;Allah.&#8217; <strong>De ki: &#8216;O&#8217;nun yanında başka Evliya mı/destekçiler mi edindiniz? Bunlar kendilerine bile yarar sağlayıp zarar verme gücünde değiller.&#8217; </strong>De ki: &#8216;Körle gören yahut karanlıklarla ışık bir olur mu? Yoksa Allah&#8217;a, tıpkı O&#8217;nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da yaratış/yaratılanlar kendileri için benzeşir hale mi geldi? &#8216; De ki: &#8216;Allah&#8217;tır her şeyi yaratan, O&#8217;dur Vâhid ve Kahhâr olan.&#8217;</p>
<p>Ahkaf Suresi 32 Allah&#8217;ın davetçisine uymayan, yeryüzünde hiç kimseyle yarışamaz/hiç kimseyi âciz bırakamaz. Böylesinin, <strong>Allah dışında/Allah&#8217;ın davetçisi dışında Evliyası da olmaz. </strong>Böyleleri apaçık bir sapıklık içindedir.</p>
<p>En&#8217;am Suresi 121 Üzerine Allah&#8217;ın adı anılmayanlardan yemeyin. Böyle bir şey tam bir yoldan çıkıştır. <strong>Şeytanlar kendi Evliyasına/dost ve destekçilerine sizinle mücadele etmeleri için elbetteki vahiy gönderirler.</strong> O şeytan Evliyasına boyun eğerseniz kesinlikle müşrikler oldunuz demektir.</p></blockquote>
<p>***</p>
<p><span style="font-size:small;">Evet ne diyor rabbimiz?</span></p>
<blockquote><p>A&#8217;raf Suresi 3 <strong><em>Rabbinizden size indirilene uyun; O&#8217;nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!</em></strong></p></blockquote>
<p><span style="font-size:small;"><br />
Bir takım Velilerin ardına düşmeyin diyor. Madem ALLAH böyle diyor, şu an tarikat şeyhlerini nasıl bağdaştıracaz bu ayet ile?<br />
<strong>Kuranı kerime göre her Mümin ALLAHIN velisidir.</strong> Peki nasıl olduda bize veli kavramı ve Evliya kavramı başka manalar da satıldı?<br />
Çok basit, bizi kuran okumaktan men ettiler, halen cami köşelerinde şu vaazı duymuyormuyuz? &#8220;Siz kuran okumayın, anlamazsınız&#8221;.<br />
ALLAH bunu bir çırpıda kuran´da yalanlar. Hatta lanet okur. Kafir türkçe manası nedir biliyormusunuz?<br />
Kafir = Gerçeği örten/ gizleyen</span></p>
<blockquote><p>Ali İmran Suresi 78 <em><strong>Onlardan bir zümre vardır, aslında kitap’tan olmayan birşeyi siz kitap’tan sanasınız diye, dillerini kitap’la eğip bükerler.<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;">O, Allah katından olmadığı halde “Bu, Allah katındandır.” derler.</span></span>Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.</strong></em></p></blockquote>
<p>Evet bunlar napıyormuş? ALLAH katından olmadığı halde bizlere &#8220;bu ALLAHTANDIR&#8221; diye yalan söylüyorlarmış. Ne kadar ilahiyatçı varsa bu ayetleri bilir, ne kadar Hoca varsa bunu bilir, ne kadar şakirt varsa bunu bilir ama size anlatmazlar. Çünkü anlattığı an siz uyanırsınız ve uyandığınızda o cemaatden kesinlikle ayrılırsınız.</p>
<p>Artık uyanmanın vakti gelmedimi?</p>
<blockquote><p>Ya-sin Suresi 11<em><strong> Sen ancak o zikire/Kur&#8217;an&#8217;a uyan ve görmediği halde Rahman&#8217;dan korkan kimseyi uyarırsın. Böylesini, bir bağışlanma ve seçkin bir ödülle müjdele!</strong></em></p></blockquote>
<p>devamı gelecek&#8230;</p>
<p>En doğrusunu bilen ALLAH´tır<br />
Hatasız olan sadece odur.<br />
Saygılarımla</p>
<p>Mustafa Çelebi</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gözünüz aydın Müslümanlığınız kalmadı artık! ! ]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/10/gozunuz-aydin-muslumanliginiz-kalmadi-artik/</link>
<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 08:43:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/10/gozunuz-aydin-muslumanliginiz-kalmadi-artik/</guid>
<description><![CDATA[Bu işi yapanlar alınlarını secdeye nasıl koyabiliyor çok merak ediyoruz.. Önceden beri bildiğimiz, f]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div><a href="http://www.sohbetim.com/Muhabbetci"></a></div>
<p><span style="font-size:small;">Bu işi yapanlar alınlarını secdeye nasıl koyabiliyor çok merak ediyoruz.. Önceden beri bildiğimiz, fakat elimizde belge olmaması sebebiyle haber yapmadığımız bir olayı elimize belge geçtiği için artık açıklıyoruz.</p>
<p>2002 yılında Milli Eğitim Bakanlığı komisyonu tarafından çıkarılan ilkokul 5. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabında Kelime-i Tevhid’in sonu yok!</p>
<p>Nasıl olur demeyin, aynen şöyle yazıyor: <strong>“la ilahe illallah “</strong> bu kadar.. Gerisi yok.. Oysa tamamı nasıldır: “la ilahe illallah muhammeden resulullah”</p>
<p>Attıkları kısım <strong>‘ Muhammed Allah’ın elçisidir”</strong> kısmı&#8230;</p>
<p><!--more--><br />
Diyeceksiniz ki ne var bunda? Çok şey var.. Hz. Muhammed’i peygamber olarak görmeyenler kimler? Hıristiyan ve Yahudiler.. Peki Fethullah Gülen Hocaefendi’nin başı çektiği <em><strong>“Dinlerarası Diyalog”</strong></em> projesinde kimlerle masaya oturuyoruz? Hıristiyan ve Yahudilerle.. Hoşgörü çerçevesinde dinimizde Hıristiyan ve Yahudileri kızdıracak bazı bölümlerin söylenmemesinin daha iyi olacağını köşesinde yazan kimdi? Gülen Cemaati’nin yayın organı Zaman Gazetesi’nin yazarı Ali Bulaç.. Kitabın basıldığı 2002 yılında kim iktidara geldi? Akp&#8230;</p>
<p>Hadi şimdi taşları siz yerine koyun..</p>
<p>Kitapta değiştirilen kısımlar sadece bu kadar değil.. Birkaç örnek daha verelim:</p>
<p><strong><br />
İbrahim Suresi 41. </strong>Ayet ‘te geçen <strong>“müminler”</strong> kısmı <em>(yani iman edenler, yani Müslümanlar)</em> değiştirilerek “Dinler Arası Diyalog projesi kapsamında <strong>“inananlar”</strong> olarak (<strong>yani her dinden olursa olsun yeter ki inanan olsun</strong>) değiştirilmiştir.</p>
<p>Aynı ayetin <strong>“ yarabbi, kafirlere karşı bize yardım et”</strong> kısmı da çıkartılıyor.. Çünkü kafir ve zalim çağımızda da değişmiş değildir. Dinlerarası Diyalog masasındaki diğer taraftakilerdir bunlar&#8230;</p>
<p>Ayrıca Prof.Dr Mehmet Bayraktar’ın açıkladığına göre de komisyona ayetlerin normal hallerinin ‘Dinlerarası Diyalog” projesine karşı olduğu gerekçesiyle teklif verilmiş ve kabul edilmiştir.</p>
<p>Aynı yıllarda A.B.D’nin Ankara Büyükelçisi Nick Edelman’ın da Cuma hutbelerindeki bazı ayetlerin Irak’taki direnişe destek verici tarafları bulunduğu için değiştirilmesini teklif ettiği de belgede yazılıdır&#8230;</p>
<p><span style="font-size:x-small;">(Kaynak: Prof.Dr.Mehmet Bayraktar &#8211; İslami Araştırmalar Dergisi cilt 20 sayı 3)</span></p>
<p>Yıllardır biz her köşede, her yerde bağırdık. Dedik ki Gülen Cemaati dini değiştiriyor, bunlar misyonerlerin kuklalığını yapıyor, dinlemetedik!<br />
Şimdi buyrun bakalım, çocuklarınız yarın <strong>&#8216;MUHAMMED RESÜLULLAH&#8217;</strong> demicektir/diyemicektir!<br />
Neden?<br />
Çünkü ilkokulda Islam dininden sadece<strong>&#8216; La ilahe illallah&#8217;</strong> kısmını alıp,<strong> &#8216;Muhammed Resülullah&#8217;</strong> kısmını atıyorlar, bunu ne için yaptıklarını açıklamama sanırım gerek yok.</p>
<p>Biz şurada uydurma iki hadisi düzeltelim diye iki kelime edince, ne kafirliğimiz ne de insanlığımız kalıyor.Elin misyoner kurumu ve cemaati kalkıyor, Muhammed Resülullah kısmını kaldırıp, kelimeyi tevhidi kaldırıyor ve buna kimsenin gıkı çıkmıyor.<br />
Nasıl Müslümansınız siz?<br />
Nasıl oluyorda siz bu sapkınlığa alet olabiliyorsunuz?<br />
Nasıl oluyorda <strong>&#8216;Ilımlı islam&#8217;</strong> diye ortaya saçma kavram atanlara sözünüzü yükseltemiyorsunuz?<br />
Ne zamandan beri bu Müslümanlık hıristiyan ve yahudi misyonerlerin elinde kukla haline geldi?</p>
<p>Utanın!<br />
Gülen cemaati ve onun yandaşları kalkıyor, Ibrahim suresindeki ayeti tahrif ediyor, tüm dünya bunu biliyor ve siz susuyorsunuz.</p>
<p>Ve yine yazıklar olsun bizlere ki, böyle maske bile takmadan apaçık Islam dinini tahrif edenlere göz yumduk ve bu hale getirilmesine engel olamadık.</p>
<p>Sözüm Gülen Cemaatine, bana bundan sonra gelipte, biz islami savunuyoruz demeyin!<br />
Daha kelimeyi tevhide sahip çıkamayıp, birkaç ayeti <em><strong>&#8216; Diyalog adına&#8217; satanlarla is birliği yapan sizler, hangi yüzle gelipte bana Islami savunacaksınız?</strong></em></p>
<p>Yazıklar olsun bizlere ki meydanı sizin üstadlarınıza bıraktık&#8230;</p>
<p>Gözünüz aydin, Müslümanlığı yıkmayı becerdiniz&#8230;</p>
<p>Ama buraya kadarmış..Artık maskeniz düştü&#8230;</p>
<p>Sizlerin inadina tüm Kuran Erlerini çağırıyorum..Hep beraber kelimeyi tevhiti, bir müslümana yakışır şekilde zikredelim!</p>
<p><strong>LA ILAHE ILLALLAH, MUHAMMEDDEN RESÜLULLAH</strong></p>
<p>Mustafa Çelebi</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dört yanlış, bir doğruyu götürür]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/04/dort-yanlis-bir-dogruyu-goturur/</link>
<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 07:13:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/04/dort-yanlis-bir-dogruyu-goturur/</guid>
<description><![CDATA[Derler ki &#8220;Dört yanlış, bir doğruyu götürür&#8221; , yanlız anlamadığım, bizde bir yanlış, dör]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h4><span style="color:#c0c0c0;">Derler ki &#8220;Dört yanlış, bir doğruyu götürür&#8221; , yanlız anlamadığım, bizde bir yanlış, dört doğruyu götürüyor. Yok kendi doğrularımı götürdü diye yakınmıyorum. Hatırlarsanız, daha yakın bir zaman da, Başkanımız Erdoğan Davos´da , gözünü yumdu ağzını açtı.<br />
Konuştuklarını duyan herkes :<img class="alignright size-medium wp-image-40" title="1" src="http://elbab.wordpress.com/files/2009/11/1.jpg?w=300" alt="1" width="300" height="169" /><br />
- Helal başbakanımıza, israeli yerle bir etti&#8230; diye bağırdı&#8230;<br />
Başkanımız doğruyumu konuştu, yoksa yanlışımı onu anlamamız çok sürdü. Önce doğru idi sonra yanlış oldu, sonra yanlış idi bir ara doğru oldu ve hatta hem yanlış hem doğru da oldu.<br />
Anlayacağınız, dört yanlış konuştu, bir doğru gitti. Bir doğru konuştu dört yanlış gitti. Sonra durmadı hemen bir daha konuştu , hem doğru hem yanlış gitti.<br />
Ama Davos´da konuştu.<br />
Peki Peres amca naptı? Oda sustu doğru yaptı, Israelde konuştu yanlış yaptı, sonra döndü &#8220;Davos´da susmakla yanlış yaptım &#8221; dedi, Israelde konuşmaya yanlış dedi.<br />
Oda aynen bir doğru söyledi dört yanlış gitti, bir yanlış söyledi dört doğru eledi. Sonun da hem doğru hem yanlış konuşup ne oldugu bellisiz bir ortam bıraktı.<br />
Ama konuştu.<br />
Peki ne konuştu? Bütün bu konuşmasından , Türkiye halkının aklında ne kaldı?<br />
Ne kaldığını söyleyeyim efendim.&#8221; One minit&#8221; kaldı.<br />
Davos´da ne oldu dedim gecen arkadaşların arasında, aldığım cevap &#8221; One Minit&#8221; oldu, kahkahalar içinde.<br />
Birde benim cahil kafam tutmuş &#8221; Daha ne oldu &#8221; diye soruyorum, arkadaşın dönüp verdiği cevap beni adam etti:<br />
- Daha ne olsun Mustafacığım. One minute ile dünyaya şöhret olduk.<br />
&#8220;Vay anasını&#8221; dedim, Başbakanımız amma da güzel laf etmiş, &#8220;one Minit&#8221; dedi hemi? Helal olsun!<br />
Çok sonradan anladık bu &#8220;One minit&#8221; neye yaradığını. Efendim bu Davos olayından sonra, Israel ile doğalgaz anlaşmasını kim yaptı? Başbakanımız!<br />
Üstelik boru hattını damadının Genel Müdürü olduğu Çalık holding inşa edecek.<br />
Hani hatırlatayım , Başbakanımız Perez´e &#8221; Siz Adam öldürmeyi iyi bilirsiniz&#8221; demişti, adam öldürmesini iyi bilen ile doğalgaz anlaşması acep niye yapılsın ki?<br />
Işte tam bu soruyu düşünüyordum ki , &#8221; Dört yanlış bir doğruyu götürür&#8221; sözü aklıma geldi.<br />
Şimdi , bu &#8220;one minit&#8221; sözü acaba hangi doğruları götürdü diye düşünmekteyim, velakin bir türlü çözemedim.<br />
Ama işin sırrı &#8220;one minit&#8221; sözünde olduğu kesin. Dedik ya, bir doğru konuştu yanlışlar gitti, bir yanlış konuştu doğrular gitti, bir konuştu ne gittiği bellisiz.<br />
Anladığımiz tek şey , birşeyler gitti! Ama ne gitti onu çözemedik&#8230;.
<p>&#160;</p>
<p>Mustafa Çelebi</p>
<p></span></h4>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[kirazzim,KİRAZZİM.COM,kirazzim.net,kapandı millet]]></title>
<link>http://yarsesli.wordpress.com/2009/11/01/93/</link>
<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 21:22:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>gultanemsesli</dc:creator>
<guid>http://yarsesli.wordpress.com/2009/11/01/93/</guid>
<description><![CDATA[??,KİRAZZİM,KİRAZZİM.COM*KAŞINIYONMU ARKADAŞ KAŞINTIN VARSA SÖYLE LİNK ATMAKLA OLMAZ  BU İŞLER OLACA]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><a href="http://www.gultanemsesli.com/">??,KİRAZZİM,KİRAZZİM.COM*KAŞINIYONMU ARKADAŞ KAŞINTIN VARSA SÖYLE </a></p>
<p style="text-align:center;">LİNK ATMAKLA OLMAZ  BU İŞLER OLACAKSA  BUYUR BENDENDE SANA BIR LINK</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://www.gultanemsesli.com/" target="_blank"><img src="http://www.sayfam.org/uploads/s/SesliChatle/1592.jpg" alt="" width="429" height="200" /></a></p>
<p style="text-align:center;">KİRAZZİM,KİRAZZZİM  REKLAMCI SİTESİ HAKINDA YORUM İÇİN TIKLAYIN</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kırmızı Gül / Aşk]]></title>
<link>http://dusuncekahvesi.wordpress.com/2009/11/01/kirmizi-gul-ask/</link>
<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 17:49:22 +0000</pubDate>
<dc:creator>dusuncekahvesi</dc:creator>
<guid>http://dusuncekahvesi.wordpress.com/2009/11/01/kirmizi-gul-ask/</guid>
<description><![CDATA[&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[AYETI KIM YASAKLADI?!?]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/01/ayeti-kim-yasakladi/</link>
<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 15:26:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/01/ayeti-kim-yasakladi/</guid>
<description><![CDATA[AB ve ABD cuma hutbelerine karışıyor! Cuma hutbelerinde Ali Imran Suresinin 19uncu ayeti okunuyordu,]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h3></h3>
<h3>AB ve ABD cuma hutbelerine karışıyor! Cuma hutbelerinde Ali Imran Suresinin 19uncu ayeti okunuyordu, şimdi okunmuyor! AB ve ABD bu ayetden rahatsız olmuşlar ve dolaysı ile Diyanetin bunu yasaklamasını istemişlerdir. Bizim Diyanet´de, Dinler arası Diyalog adına yasaklamıştır! Yani AB ve ABD cuma hutbelerinize kadar girmişler, siz ise bunu dinler arası diyalog adına hoş karşılamaya mecbur tutulmuşsunuzdur. Bazı cesur hocalar bu ayeti devam okuyorlar ise de, resmi olarak bu ayeti hutbede okumak yasak! !</p>
<p>Ayetin tamamı şöyle:</h3>
<blockquote>
<h3>Ali İmran Suresi 19 allah katında din İslam’dır.Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki azgınlık/haset/hak tanımazlık yüzünden ihtilafa düştüler&#8230;Kim allah’ın ayetlerine nankörlük ederse, allah hesabı çabucak görecektir.</h3>
</blockquote>
<h3>
<!--more--><br />
Bitabi Hıristiyan olan bir ülke, yani AB ve ABD bundan rahatsız olacaktır. Bu ayetden onların rahatsız olup olmamaları pekte umrumda değil. Velhasıl beni sinir eden ve beni çileden çıkaran asıl husus, buna alet olan insanların &#8216; MÜSLÜMANIM&#8217; diye ortada gezmeleridir! Utanmadan birde bunu &#8216; Dinler arası Hoşgörü&#8217; için yapıyoruz demezlermi? ! Gelde çileden çıkma arkadaş.</p>
<p>Buyrun kısa bir özet olarak şunları vereyim öncelikle:</h3>
<blockquote>
<h3>- &#8216;&#8230;AB ve ABD istedi… ABD Büyükelçisi Edelman bu ayeti okumayın diye Hükümete mektup yazdı. Ve her Cuma camilerde okunan “Allah Katında Din İslam’dır” ayeti hutbelerden çıkarıldı. Skandal düzenleme Din İşleri Yüksek Kurulu’nun hazırladığı yeni “Hutbe Değerlendirme Kılavuzu” ile ortaya çıktı. Bugüne kadar her Cuma namazında okunan Ali İmran suresi 19. Ayeti, “Allah Katında Din İslam’dır” ayetine yer verilmedi. Kılavuza göre bu ayetin yerine artık “Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir” Hadis-i Şerif’i okunacak.</h3>
</blockquote>
<h3></h3>
<blockquote>
<h3>&#8230;Hazırlanan yeni Hutbe Kılavuzu’nda, Âl-i İmran Suresi’nin “Allah Katında Din İslam’dır” mealindeki 19. ayetinin bulunmadığını doğrulayan Diyanet yetkilileri, düzenlemenin AB ve ABD eleştirileriyle alakasının olmadığını iddia etti. Bir Diyanet yetkilisi, “Bu ayetin hutbenin sonunda okunması gibi bir şart zaten yoktu” diyerek düzenlemeyi savunmaya çalıştı. Ancak söz konusu düzenlemenin AB ve ABD’li yetkililerin baskısı nedeniyle gerçekleştirildiği belirtiliyor. 1&#8242;</h3>
</blockquote>
<h3>
<p>Bizler Dinler arası Diyalog için safsata derken, bize dinsiz ve din düşmanı gözüyle bakanların yaptıklarını görünce, anlıyoruz ki neden bizim &#8216;Safsata&#8217; dememizden rahatsız olduklarını. Tabi rahatsız olacak bizlerden bu tür sahtekarlar. Tekerine çomak sokuyoruz, işine gelmiyor tabi!<br />
Soruyorum şimdi, türban diye, yollara dökülenlere. Neredesiniz hanı? Cuma hutbesinden elin hıristiyani Yahudisi ayeti çıkarıyor ama sizden tın yok! Ne biçim Müslümansınız siz? Açıkca Diyanete mektuplar yazarak şikayetinizi bildirsenize! Diyanetin telefonlarını durdurmayıp, üstlerine gitsenize! Niçin susuyorsunuz? Yollara dökülüp protesto düzenlesenize! Niye yapmıyorsunuz bunları? &#8230;Türban dinin emri diye, türkiye de protesto eylemleri düzenlediniz, buyrun adamlar cuma hutbelerinden Ayeti kaldırıyor, hanı tepkiniz?</p>
<p>Yetmiş Milyon Müslümana Ceviz Kabuğunda aynen şunu diyen bir insanla nasıl diyalog kuracagım ben?</h3>
<blockquote>
<h3>- “Ben sizi tanımıyorum. Ve ben seni Hıristiyanlaştırmak gibi kutsal bire görevi yerine getiriyorum”</h3>
</blockquote>
<h3>(St. Antuan Kilisesi Cemaati Sorumlusu Konstantino Çedolini)</p>
<p>Bayraktar hocada benimle aynı görüşte olacak ki, şöyle yanıt vermiştir</h3>
<blockquote>
<h3>- &#8216;Bayraktar Hoca Çedolini’ye;</h3>
<h3>“Ben Hz İsa’ya inanıyorum. Sen Hz. Muhammed’e inanmıyorsun. Ondan sonra dinler arası diyalogdan bahsedeceksin. Böyle şey olmaz. Benim seninle konuşacak senin de yatacak yerin yok. Bu diyalog bitmiştir”dedi.</h3>
</blockquote>
<h3>
<p>Hulki Cevizoğlu;</h3>
<blockquote>
<h3>“Dinler arası diyalog nasıl yapılacak hala anlamış değilim. Sen Hz. Muhammed’i son peygamber olarak kabul etmeyeceksin İslam dinini hak din olarak kabul etmeyeceksin. Sonra da dinler arası diyalogdan bahsedeceksin. Böyle şey olmaz. İşte Avrupa’nın gerçek yüzü. Aslında onlara teşekkür ediyorum. Gerçekleri bu kadar açık söylüyorlar.” diyerek kendilerini dinleyen kitlelerin yüreklerine su serptiler.&#8217;2</h3>
</blockquote>
<h3>
<p>Bakın Papa diyor ki;</h3>
<blockquote>
<h3>- &#8216;Birinci bin yılda Avrupa ikinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Şimdi Üçüncü bin yılda ise Asya&#8217;yı Hıristiyanlaştıracağız.&#8217;2</h3>
</blockquote>
<h3>
<p>Dinler arası Diyalog bu ise vay babam vay&#8230;.</p>
<p>Saygılarımla<br />
Mustafa Çelebi</p>
<p>Kaynaklar:<br />
1) Prof. Dr. Mehmet Bayraktar<br />
MUSTAFA YILMAZ /Milli Gazete<br />
Fuat Ermiş<br />
Ertuğrul ÖZKÖK<br />
Haber7<br />
Milliyet</p>
<p>2) Ceviz Kabuğu programı<br />
Prof. Dr. Mehmet Bayraktar<br />
Dr.Tahir Tamer Kumkale</h3>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA['Risale dedikleri! ']]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/01/risale-dedikleri/</link>
<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 14:59:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/01/risale-dedikleri/</guid>
<description><![CDATA[1) SAİD NURSİ 3 AYDA ALIM OLUYOR! (duyda inanma) Şualar, 15. Şua; “Evet o zât (Said Nursî) daha hal-]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div><span style="font-size:medium;"><strong>1) SAİD NURSİ 3 AYDA ALIM OLUYOR! (duyda inanma)</strong></span></p>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong><em>Şualar, 15. Şua;</em></strong><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Evet 	o zât (Said Nursî) daha hal-i sabavette iken ve hiç tahsil yapmadan 	zevahiri kurtarmak üzere üç aylık bir tahsil müddeti içinde ulûm-u 	evvelîn ve âhîrine ve ledünniyat ve hakaik-ı eşyaya ve esrar-ı kâinata 	ve hikmet-i İlâhiyeye vâris kılınmıştır ki, şimdiye kadar böyle 	mazhariyet-i ulyâya kimse nail olmamıştır. ”</span></p></blockquote>
<p><span style="font-size:medium;"><br />
<em>(Çocukken 3 aylık kısa bir ilimden sonra başka hiçbir tahsil yapmadan, şimdiye kadar hiçbir kimsenin ulaşamadığı yüce bir seviyeye ulaşmış yani ilimlerin öncesi ve sonrasına, manevi ilimlere; eşyanın hakikatine, kâinatın sırrına ve ilahi bilgilere varis kılınmıştır.)</em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Şimdiye kadar hiç bir peygamberin yapamadığını Said Nursi yapmış!<br />
Yine hiç bir evliya, yahut veliyullah dediğimiz kişiler bunu yapamamıştır ama Said Nursi yapmış!<br />
Bazıları diyecek ki ‘ efendim ALLAHIN kerameti idi’! Başka da çareleri yoktur zaten, tabi ki keramet diyecek, yoksa hangi akıl kabul eder üç ay içinde birinin alim olmasını! Dikkat bu arada kimsenin bu mevkiye eremediğini ben değil kendi diyor,bakın şuraya ‘şimdiye kadar böyle mazhariyet-i ulyâya kimse nail olmamıştır.’<br />
Said Nursi üç ay içinde Peygamberlerin dahi erişemediği bir makama erişmişmiş!<br />
Duyda inanma!<!--more--></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Üç ay içinde arapçaya tam hakimiyle acaba nasıl layık olmuş? Kuranın tefsirini üç ay içinde nasıl öğrenmiş? Hadis ilmi, fıkıh, tefsir, mana, tasavvuf vs vs vs vs, nasıl öğrenmiş üç ay içinde bunları?</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Osmanlı Şeyhulislamlardan Mustafa Sabri’nin “Kürd Said’in Mezhebi Hakkında Reddiye Armağanı” adlı kitabında, çağdaşı ve bir süre birlikte çalıştığı Said-i Nursi hakkında pek çok şeyler söyler. Bu kitapta geçen bazı ilginç bölümlerini hiçbir yoruma tabi tutmadan aynen aktarıyoruz.</span></h4>
<blockquote>
<h4><span style="font-size:medium;">“Bismillah, 	Hamdele, Salvele.. Saidi Kürdi meselesini tetkik ederken başlıca iki 	nokta üzerinde durmak icabeder. Birincisi; Müridlerinin SAİDİ i’zam 	edeceğiz diye küfre kadar varan sözleridir. İkincisi ise; SAİD’in 	izharı keramet etmesi ve sureyi Nurun asıl muhatabının kendisi olduğu 	hakkındaki zu’mu batılı.. Belki de bu sözleri iğfalatı şeytaniyeyi, 	ilhamatı hakikiye zannedecek kadar ihtiyar ve mağşuş olmasındandır.<br />
Müritlerinin 	sözleri mücmelen şunlardır: Sait layuhitidir, hatasızdır, yanılmaz ve 	günah işlemez. Resulü Ekremden sonra Alemi İslamda böyle büyük bir adam 	gelmemiştir.. Sözleri aynen Kur’andır.. Beşeriyeti, Risaleyi Nur ve 	Sait kurtaracaktır.. Dünyada iki milyon kadar nurcu vardır. Bu insanlar 	dünyanın hakiki<br />
Müslümanları ve Müslümanlığı yegane anlayan 	insanlardır.. Bu zata dil uzatanlar kafirler ve masonlardır. Sait’in 	kitabını bir dinsiz okusa itiraz edemez.. vesaire.. Sait ise 	müritlerinin hilafına kendisi için iki şahsiyet tanır.<br />
Birincisi: Eski Sait’tir. Kürtçülük meselesiyle uğraşmış ve siyasete dalmış Saiti<br />
Muhti’dir. 	(Yani günahkar Sait’tir.) Diğeri de Lahuyti, (günahsız) , ikinci veya 	yeni Sait’tir. Kendisine göre sureyi Nurdaki manalar bu asra göre ve 	kendisi için nazil olmuştur. Keramet ehli, siyasetle meşgul olmıyan ve 	bu Asra zamanın kutbu olarak bakan bir insandır. Sureyi Nur’daki bu 	meseleyi ebced hesabı ile Mısır (?) uleması bulup Said’e haber 	vermişler.. Yani Said’in Cebraili ebcedci alimler oluyor. (Asayı Musa 	ve Zülfikar adlı kitaplara bakılsın..) Şu iki kısaltmada görüldüğü gibi 	Saidi kürdi, Müritlerinden daha<br />
insaflıdır. Hiç değilse yaşadığı 	ömrün bir kısmı için hata kabul ediyor.. Müritleri ise onun 	tırnaklarını ve saçını saklayarak her şeyine bir kudsiyet izafe 	ediyorlar. Malumatı diniyyeye, esasatı şeriyyeye vakıf olmayan bu 	insanlar çok büyük hatalara düşüyorlar. Biz hem onları, hem de sair 	Müslümanları fıkhı müdevven haricinde (dinin belirli hükümleri dışında) 	teşekkül etmiş veya etmek istidadında bulunan bilumum nevpeyde (yeni 	çıkan) mezhep ve cereyanlara karşı müteyakkız (uyanık) bulunmaları için 	bu satırları yazdık. Bu kadar büyütülen Saidi Kürdi kimdir: Sait, kürt 	cemaatından, şafii mezhepli, nakşi tarikatlı, okur fakat yazmaz, imla 	bilmez, seksen sene içinde yaşadığı millet olan Türk’ün lisanına 	hakkıyla vakıf olamamış, felaketten felakete sürüklenmiş, bir 	hapishaneden diğerine sürülmüş ve bugün seksen yaşını geçmiş ihtiyar 	bir adamdır.<br />
Devletin büyük makamlarını uzun bir zaman ellerinde 	tutan bir zümre, bu adamcağızı lüzumsuz yere mahkemeden mahkemeye ve 	hapisten hapise sürükleyerek kahramanlaştırdılar ve zamanın müçtehidi 	mübeşşiri haline getirdiler. Halbuki Deli Said’in ilim ve diyanetle ne 	alakası var? Halk, üzerinde bu kadar ısrarla durulan bu şahısta bir 	şeyler var zannile büyüttükçe büyütmüş ve bu güne kadar gelmiştir. İşte 	bu idare zümresinin milletin başına sardığı belalardan birisi de budur. 	İ’zam etmeyi bu gençlik<br />
onlardan öğrendi. Bu da antitez olarak böylece doğdu. Hayatı ömrünün üçte birini hapishanelerde, polis ve jandarma nezaretinde<br />
geçiren 	bu şahsın akibetini, Sultan Abdulhamit Han’a dil uzatan insanların 	çektiği ve düçar olduğu azap ve felaket muvacehesinde görüyoruz. 	Elmalılı Hamdi ve benzerleri gibi selahiyetli din adamlarının 	nedametleri Mason Cemiyetinin reisi olan Rıza Tevfik’i bile intibaha 	getirmiş ve nedametini izhar etmiştir. Sait’te buna ait bir satır 	yazıya rastlamak hala mümkün olamamıştır. Hatta, baştan başa Sultan 	Abdulhamit Han’a hücum eden “İki mektebi musibetin Şehadetnamesi” 	isimli kitabı yeniden basılmış ve<br />
mahkemede hürriyet aşıkı ve 	kahramanı olduğuna delil gösterilmek istenilmiştir. Sait, Kürdistan 	Azmi Kavi Cemiyetinin arzusu üzerine mahalli Kürt kıyafeti ile, 	boynunda dürbün, belinde tabanca ve kama, ayağında lapçin ve başında 	poşu olduğu halde İstanbul’a gelmiş ve büyük bir cüretle Cuma 	selamlığında Padişaha cemiyetin “Sait” imzası altında yazdığı ve esası 	kürtçe tedrisat yapacak mektepler açmaya dayanan arizayı takdim etti. 	Memleketin ve milleti islamiyenin ittihadını bozmak gayesine matuf olan 	bu hareketi canianesinden dolayı haklı olarak tımarhaneyi boyladı. 	Sonra affolup memleketine yollandı.</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Kürtçülük uğrunda kendi 	padişahına sövecek kadar akıl ve iymandan bi behre (nasipsiz) Sait, 	bugün sahneye müçtehidi mübeşşir veya kutbu azam olarak çıkmış 	görünüyor ve cehelei nas da bu delinin etrafında haleleniyor. Kendini 	Kuranı aziymmüşşanın müdafii gibi gösteren Sait bizzat kendisi Kuranı<br />
aziymüşşana 	muhalefet etmektedir. Gaybı yalnız Allah’ın bileceğini, Kuranı Keriymin 	kaç kere tekrar etmiş olmasına rağmen Sait, Hazreti Ali’nin<br />
Celcelutiyye 	kasidesinde risalei Nur ve Siracünnur’un geçtiğini, bunu keşfettiğine 	bizi inandırmak ister (İkinci Şua, Sahife 53) .<br />
İnsanın aklına öyle 	geliyor ki; “Acaba ben de Risalei Nur adlı bir kitap yazsam o zaman 	kasidedeki siracünnur kastı acaba hangimizin kitabı olur? ” 	diyorum.Risalelerin yazılışı da pek acayiptir. Bilmem kaçıncı Lem’anın 	kaçıncı şuasının şu meyvesi zühre yıldızından gelmiş beşinci noktası 	olarak yazılıyor. Sonra bunlar birleşerek Kuran cüzlerine imtisal 	derecesine, Lemaat, Şuaat, Mektubat vs. Olacakmış.. Sözleri de “Sözcat” 	olmasa bari. İşbu reddiyeyi, hasreti ile yandığım vatanıma ve uğrunda 	bir ömür çürüttüğüm dinime ihaneti düşünen gerillacı asi Said’e son 	ihtar olarak yazdım.<br />
Damarında bir damla Türk kanı olan her Müslümana, bu adamın Mason ve Komünist kadar tehlikeli olduğunu ehemmiyetle hatırlatırım.<br />
Ve selamü aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatühü.<br />
Mustafa Sabri</span></h4>
</blockquote>
<h4><span style="font-size:medium;"><br />
(Tuhfetür Reddiye Ala Mezhebi Saiydil Kürdiyye, Mustafa Sabri, s. 3-14.)</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Şimdi nurcular kalkmış diyor ki’ Efendim bu kitap düzmecedir’. Tabi öyle diyecekler, hiç kabul ederlermi. Fethullah Gülen, kendi Websitesine yazmış ki’ Bunu o yazmamıştır’.<br />
Demesine dersinizde, lakin ispat edemezsiniz, ispatınız nerde? Yok.<br />
O yazmadı ise kim yazdı bu kitabi? Bize göre Mustafa Sabri kendi, Nurculara göre bilinmiyor kimin yazdığı.</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>2) MÜSLÜMAN ISEVILER NEDIR ACEP?</strong></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Yirmi Dokuzuncu Mektup – s.558 </span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">Hazret-i 	Mehdînin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i 	bid’akârânesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyyeyi ihyâ edecek, yani 	âlem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) inkâr niyetiyle 	şeriat-ı Ahmediyeyi (a.s.m.) tahribe çalışan Süfyan komitesi, Hazret-i 	Mehdî cemiyetinin mucizekâr mânevî kılıcıyla öldürülecek ve dağıtılacak.<br />
Hem 	âlem-i insaniyette inkâr-ı ulûhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesât-ı 	beşeriyeyi zîrüzeber eden Deccal komitesini, Hazret-i İsâ 	Aleyhisselâmın din-i hakikîsini İslâmiyetin hakikatiyle birleştirmeye 	çalışan hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemaati namı altında ve 	‘Müslüman İsevîleri’ ünvanına lâyık bir cemiyet, o Deccal komitesini, 	Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak, 	beşeri inkâr-ı ulûhiyetten kurtaracak.<br />
Şu mühim sır pek uzundur. Başka yerlerde bir nebze bahsettiğimizden, burada bu kısa işaretle iktifâ ediyoruz.</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Biz kuranı kerimde böyle birşeye rastlamadık! Nedir bu Müslüman Iseviler?<br />
Daha iyi anlamanIz için açıktan söyleyelim ‘ Müslüman Hiristiyanlar! ‘ diyor Said Nursi! Kuran ne diyor peki?</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Maide Suresi 51</strong><em></p>
<blockquote><p>Ey 	iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları gönül dostları edinmeyin. 	Onlar birbirlerinin gönül dostlarıdır. Sizden kim onları gönül dostu 	edinirse o, onlardandır. Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele 	kılavuzlamaz.</p></blockquote>
<p></em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Tevbe Suresi 30</strong><em></p>
<blockquote><p>Yahudiler: 	‘Uzeyr, Allah’ın oğludur.’ dediler; hıristiyanlar da: ‘Mesih, Allah’ın 	oğludur.’ dediler. Kendi ağızlarının sözüdür bu. Kendilerinden önce 	inkâr edenlerine sözlerine benzetme yapıyorlar. Allah onları kahretsin! 	Nasıl da yüz geri çevriliyorlar!</p></blockquote>
<p></em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Yukarıda ki söz ile bu ayetleri nasıl birleştireceksiniz şaşıyorum doğrusu? !</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>3) SAİD NURSİ’NİN BİLGİ KAYNAKLARI!</strong></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><em><strong>Emirdağ Lahikası,</strong></em><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Yeni 	Said’in hususî üstadı olan İmamı Rabbanî, Gavsı Azam ve İmamı Gazalî, 	Zeynelâbidîn (R.A.) hususan Cevşenül Kebir münacatını bu iki imamdan 	ders almışım ve Hazreti Hüseyin ve İmamı Ali’den (Kerremallahü Vechehu) 	aldığım ders, otuz seneden beri, hususan Cevşenül Kebir’le daima 	onlarla manevî irtibatımda, geçmiş hakikatı ve şimdiki Risale-i Nur’dan 	bize gelen meşrebi almışım.”</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Kimlerden ders almış? Ben galiba anlamada kıt bir akıla sahibim! Imami Rabbani, Gavsı Azam, Imami Gazali, Zeynelabidin, Hazreti Hüseyin, Imamı Ali!<br />
Peki nerden almış? Onlarla görüşmüşmü? Kitaplarınımı okumuş? Rüyadamı görmüş? Lütfen bunu nurcu arkadaşlar bize bir açıklayı versin!<br />
Biz cahil insanlarız, okuduğumuzu yorumlamak bize zor geliyor, yorumlayınca zaten onlarda kabul etmiyor. En iyisimi siz yorumlayın biz okuyalım bu sözleri!<br />
Birebir görüştü deseniz bu zaten mümkün değil, deseniz ki kitaplarını okumuş o zaman Risaleyi Nur çalıntı olmuş olur çünkü Said Nursiye göre’ Hiç bir kitaptan derlenmedi, öğrenilmedi, alıntı yapılmadı’. Deseniz ki rüyada görüştü, rüya ispat olmaz, rüya delil sayılmaz!<br />
Peki o zaman, bu adam nerde görüştü ders aldı bunlardan? Kitaplarını okumak ders almak ise (ki büyük ihtimal öyle diyeceksiniz)<br />
O zaman soruyorum Hz Hüseyinin kitabı nerdedir? Bende okumak isterim! Biz öyle bir kitabın varlığından duymadık, yahut Zeynelabidinin kitabı nerdedir?<br />
Çevşene gelince Ehli Şianin değilmidir o..Tarihi araştıranlar bunu pek iyi bilir, Çevşen sonradan çıkmış bir bidat olduğunu!<br />
Ama anlaşılan o ki Said Nursi bunuda bilmiyor!</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan Nurculuk Hakkında adlı eserde Said-i Nursi’nin şu ifadelerle tenkit edilmiştir:</span></h4>
<h4>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“ 	Ayet-i kerimelerin tefsirinde, mananın tahammül edemeyeceği tarzda 	batni ve indi manalar verilmeye çalışıldığı, ebcet hesabı ve 	Tevafuklarla manalar verildiği, bunların müslümanlık esaslarına göre 	dini ve ilmi kıymeti olmadığı ”</span></p></blockquote>
</h4>
<h4>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“ 	Kur’an-ı Kerim’in harflerinden birtakım manalar istihracına kalkılmak 	gibi ulemanın ekseriyetince benimsenmeyen bir yol tutulduğu, Asayi Musa 	adlı eserinde ayet ve kelamı indi olarak tevil ederek bunların risalei 	nuru tebşir ve tebliğ ettiğinin iddia edildiği (2)</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Biz söyleyince hemen bize ‘ Sen dahamı iyi bileceksin, diyanet var’ diyenler acaba Diyanetin bu sözlerini görmezlermi? Anlaşılan o ki diyanet dahi Risaleyi anlamamış olacak ki, onlar bile tenkit ediyorlar.<br />
Hz Ali´nin çok güzel bir sözü vardır o geldi aklıma ‘ Ilim bir nokta idi, cahiller onu çoğaltı verdi! ‘.<br />
Bizde diyoruz ki, kuran var iken başka kitapları kutsal saymak apaçık ‘ŞIRKTIR’!</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Ali İmran Suresi 78</strong></span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;"><strong> </strong><em>Onlardan bir zümre vardır, aslında kitap’tan olmayan birşeyi siz kitap’tan sanasınız diye, dillerini kitap’la eğip bükerler.O, Allah katından olmadığı halde “Bu, Allah katındandır.” derler.Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.</em></span></p></blockquote>
<p><span style="font-size:medium;"><em> </em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>4) KUR’ANI’IN İSTİSMARI VE RİSALELERİN KUR’ANLAŞTIRILMASI!</strong></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><em><strong>Şualar, 1. Şua;</strong></em><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Resailin 	Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve 	fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. 	Belki semavî olan Kur’an’ın, şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i 	arşîsinden iktibas edilmiştir.”</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><em><strong>Zülfikar Mecmuası;</strong></em><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“EY 	RİSALE-İ NUR! (…) Sen, Ben, Rabbânî ve Kur’anîyim. Öyle kuru kavak 	değilim. Şevkli ve şa’şaalı ve nûrâniyim. Bir Hayy-ı Lâyemût’un 	eserinden fışkıran, lâyemût sanatlı ve kerâmetli bir nurum. Cansızlara 	can ve canlılara taze can üflüyorum. Bin, dertlere derman ve âlemlere 	rahmet-i Rahmânım. İnat ve ısrarı bırak. Beni oku ve beni dinle. 	Karanlığa ve hiçe giden, hesapsız ve hedefsiz yolundan seni kurtarıp, 	koskocaman bir saadet ve sermediyet âlemi kazandırayım.’ diye nida 	ediyorsun”.</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><em><strong>Sikke-i Tasdik-ı Gaybî, 1. Şua;</strong></em><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Risale-i Nur müminlere şifa ve rahmettir.”</span></p></blockquote>
<p><span style="font-size:medium;"> (Yunus 57.ayete göre bu özellikler Kur’an’a aittir.)</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">(a.g.e.):<br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“o semavî bürhan-ı kudsînin yerde bir bürhanı Resâil-in-Nur’dur.”</span></p></blockquote>
<p><span style="font-size:medium;"><br />
(Nisa 174. ayete göre bu özellikler Kur’an’a aittir.)</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve şu soruyu cevaplandırın! Risaleyi nur Kutsalmıdır?<br />
Kutsal derseniz ‘ ALLAHTAN ‘ geldiğini kabul etmiş olursunuz ki bu ŞIRKTIR!<br />
Kutsal değil diyorsaniz, o zaman yukarıda ki söz batıldır, nitekim Said Kürdi, onun hakktan geldiğini iddia etmekte! !</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>5) NE DOĞMUS ANLAMADIM?</strong></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Zülfikar Mecmuası;</strong><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“İslâmiyet 	güneşinin doğuşundan tam öndört asır sonra, senin gibi ulvî ve İlâhî ve 	arşî bir nurun tekrar ve yeniden, bahusus bu son asırda, hem Türk 	elinde ve hem de Türk dilinde doğması, acaba kimin hatır ve hayalinden 	geçerdi? Bu ne büyük bir nimet bizlere ve bu asır halkı için ne 	bahtiyarlık Yâ rabbi! Türkçemiz seninle iftihar edip dolmakta, kabarıp 	şişmekte ve her lisan üstüne bağdaş kurup oturmaktadır.”</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Ben anlamadım bunu, ne doğmus diyor? Yeni bir din? Kitap? Benim hatırladığım kadarı ile Kuranı kerim son kitap ve ondan sonra daha başka kitap gelmeyecek, peki burda doğan ne? Aslında okuyunca neyin doğduğunu anlıyoruz nitekim su sözü çok dikkat çekici değilmidir:<br />
‘İslâmiyet güneşinin doğuşundan tam öndört asır sonra, senin gibi ulvî ve İlâhî ve arşî bir nurun tekrar ve yeniden….doğması’</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Açıklayın desem şimdi kimse yanaşmayacak buna, biz açıklamasını getirince de ‘ Sen anlamazsın,Sen Islami bozansın, Sen Zındıksın’ diye itham edileceğiz.<br />
Bende açıklamayacağım, bırakalımda bu edepsizliği bu kitaba inananlar temizlesin.</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Hud Suresi 51 </strong></span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;"><em>‘Ey 	toplumum! Bu tebliğime karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim 	ücretim, beni yaratandan başkasına düşmez. Hâlâ aklınızı 	çalıştırmayacak mısınız? ‘</em></span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Nahl Suresi 82</strong><em></p>
<blockquote><p>Yine de yüz çevirirlerse artık sana düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir.</p></blockquote>
<p></em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Ahzab Suresi 39</strong><em></p>
<blockquote><p>Onlar 	ki Allah’ın mesajlarını tebliğ edip O’ndan korkarlar, Allah’tan gayrı 	hiç kimseden korkmazlar. Hesap sorucu olarak Allah yeter.</p></blockquote>
<p></em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Âsâ-yı Mûsa;</strong><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Buna 	rağmen bizzat Kur’an-ı Kerim, Risaletu’n-Nur’un çok muhkem, kopmaz bir 	zincir ve bir ‘Hablullah’ olduğunu ‘Ona (Nur Risaleleri’ne) elini atıp 	yapışanın necat bulacağını’ mana-yı remziyle haber verir.”</span></p></blockquote>
<p><span style="font-size:medium;"><br />
(Bakara 256 ve Ali İmrân 103’te bu özellikler Kur’an’a aittir.)</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Şuâlar, 534-535, Birinci Şua:</strong><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">…benim 	gibi yarım ümmi ve kimsesiz bir adam, Risale-i Nur’a sahip değildir; ve 	o eser, onun hüneri olamaz, onunla iftihar edemez. Belki doğrudan 	doğruya Kur’an-ı Hakîmin bu zamanda bir nevi mu’cize-i mâneviyyesi 	olarak, rahmet-i İlâhiyye tarafından ihsan edilmiştir. O adam, binler 	arkadaşiyle beraber, o hediye-i Kur’aniyeye el atmışlar. Her nasılsa 	birinci tercümanlık vazifesi, ona düşmüş. Onun fikri ve ilmi ve 	zekâsının eseri olmadığına delil, Risale-i Nur’da öyle parçalar var ki; 	bazısı altı saatte, bazı iki saatte, bazı on dakikada yazılan risaleler 	var. Ben yemin ile te’min ediyorum ki: Eski Said’in (R.A.) kuvve-i 	hâfızası da beraber olmak şartıyle, o on dakika işi, on saatte fikrim 	ile yapamıyorum; o bir saatlik risaleyi, iki gün istidadımla, zihnimle 	yapamıyorum, ve o bir günde altı saatlik risale olan ‘Otuzuncu Söz’ü ne 	ben ve ne de en müdakkik, dindar feylesoflar, altı günde o tahkikatı 	yapamazlar ve hâkezâ…</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Ne dediğini iyi okuyun, risalenin kendi eseri olmadığını, ALLAHTAN ilham yoluyla geldiğini yani tabiri caizse VAHY aldığını iddia ediyor. Şimdi bazı kişiler kalkıp bitabi bunu ‘ Efendim herkes ilham alır ‘diye hafifletmeye kalkışacaktır. Evet doüru herkes ilham alir, bizde öiir yazarken yahut biröeyler yazarken ilham aldığımızdan yazıyoruz velakin aklı başında hiç bir insan kalkıpta ‘ Bu yazdıklarım ALLAHTANDIR’ demez! Derse Kafir olur!<br />
Kuranı kerim biriciktir, başka kitaplara kutsiyet tanımak, şirk olur!</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>Nisa Suresi 48</strong><em></p>
<blockquote><p>Şu 	bir gerçek ki, Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, bunun dışında 	kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah’a şirk koşan, 	gerçekten büyük bir günah işlemiştir.</p></blockquote>
<p></em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>En’am Suresi 148</strong><em></p>
<blockquote><p>şirke 	batanlar şöyle diyecekler: ‘Allah dileseydi, ne biz şirke sapardık ne 	de atalarımız. Hiçbir şeyi haram da yapmazdık.’ Onlardan öncekiler de 	azabımızı tadıncaya kadar bu şekilde yalanlamışlardı. De ki: 	‘Yanınızda, önümüze çıkaracağınız bir ilminiz var mı? Zandan başka bir 	şeye uymuyorsunuz. Sadece saçmalıyorsunuz siz.’</p></blockquote>
<p></em></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>5.1) Şualar, 1. Şua;</strong><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Kur’an’ın 	gizli hakikatleri Risale-i Nur ile birlikte bize iniyor! ! 	Tenzil’ül-Kitab cümlesinin sarih bir manası asrısaadette vahiy 	suretiyle Kitab-ı Mübîn’in nüzulü olduğu gibi, manayı işarîsiyle de, 	her asırda o Kitabı Mübin’in mertebe-i arşiyesinden ve mu’cize-i 	maneviyesinden feyz ve ilham tarîkıyla onun gizli hakikatları ve 	hakikatlarının bürhanları iniyor, nüzul ediyor…”</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>5.2) Kastamonu Lâhikası;</strong><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Risale-i 	Nur, yüze yakın din tılsımlarını ve hakâik-ı Kur’aniyenin muammalarını 	keşfetmiştir ki; her bir tılsımın bilinmemesinden çok insanlar şübehata 	ve şükûke düşüp, tereddüdlerden kurtulmayıp, bazan imanını kaybederdi. 	Şimdi, bütün denizler toplansalar, o tılsımların keşfinden sonra galebe 	edemezler.”</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>5.3) Şualar, 1. Şua;</strong><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Resailin 	Nur denilen otuz üç aded Söz ve otuz üç aded Mektub ve otuz bir aded 	Lem’alar, bu zamanda, Kitabı Mübin’deki âyetlerin âyetleridir. Yani, 	hakaikının alâmetleridir ve hak ve hakikat olduğunun bürhanlarıdır. Ve 	o ayetlerdeki hakaiki imaniyenin gayet kuvvetli hüccetleridir”.</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Bu sözler Kur’an-ı Kerim’e iftiradır. Zira dinin, imanın, ayet ve hadislerin müşkülü olabilir, ama bunlar gizli, sırlı değildir. Dinimiz, kitabımız apaçıktır. Allah Tealâ, onu insanlar için anlaşılır biçimde indirmiştir. (Ali İmran 138) Uydurmalardan arınmış Resulün Sünneti de ayaktadır. O hâlde, dinimiz esrar perdesiyle örtülü değildir. Esrarengiz bir dinle Allah’a nasıl kulluk edilebilir ki?<br />
Nur Risaleleri dinin, imanın, ayet ve hadislerin hangi müşkülünü çözmüş? Hangi muammayı keşfedip halletmiş? Said Nursî, birçok ayet ve hadisi ebcet ve Cifr hesaplarına tâbi tutarak daha da anlaşılmaz yapmış, kendisi ve risalelerine çeşitli paylar çıkarmıştır.<br />
Bu iddialara göre, Kur’an sırlarla dolu ve Said Nursi’ye kadar açıklanmamış gizli bir kitap, Hz. Muhammed Kur’an’ın sırlarından habersiz veya haberi varsa bile bunları ümmetten saklamış bir peygamber olur ki böyle bir iddianın altından kalkılamaz.(3)</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>6) BU NE KITAPMIŞ YAHU!</strong></span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><em><strong>Emirdağ Lahikası;</strong></em><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Risale-i 	Nur’un menşur-u hakikatında tam tecelli ettiğinden, hem bir kitab-ı 	şeriat, hem bir kitab-ı dua, hem bir kitab-ı hikmet, hem bir kitab-ı 	ubudiyet, hem bir kitab-ı emr-ü davet, hem bir kitab-ı zikir, hem bir 	kitab-ı fikir, hem bir kitab-ı hakikat, hem bir kitab-ı tasavvuf, hem 	bir kitab-ı mantık, hem bir kitab-ı İlmi Kelâm, hem bir kitab-ı İlmi 	İlahiyat, hem bir kitabı teşviki san’at, hem bir kitabı belâgat, hem 	bir kitabı isbat-ı vahdaniyet; muarızlarına bir kitab-ı ilzam ve 	iskâttır”.</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><em><strong>Şuâlar;</strong></em><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“Ey 	Risale-i Nur! Senin, hakkın dili, hakkın ilhamı olup O’nun izni ile 	yazıldığına şüphe yok. ‘Ben, kimsenin malı değilim. Ben hiçbir kitabdan 	alınmadım, hiçbir eserden çalınmadım. Ben Rabbanî ve Kur’ânîyim. Bir 	lâyemut’un eserinden fışkıran kerametli bir Nur’um.’</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><em><strong>Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî;</strong></em><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-size:medium;">“(…) 	Hem mütedeyyin bir kadın, yine hâdiseden sonra görüyor ki: Semâvattan 	mübarek kâğıtlar yağıyor. Soruyorlar: ‘Bu nedir? ‘ Rüyada demişler: 	‘Risale-i Nur’un sahifeleridir.’ Yâni, tâbirce Risale-i Nur, Kur’anın 	tefsiri olduğu cihetle, vahyi semavî olan Kur’anın semavî ve İlhamî bir 	tefsiridir.”</span></p></blockquote>
</h4>
<h4><span style="font-size:medium;">Bu sözler kuranın şu ayetleri ile apaçık çelişmekte:</span></h4>
<blockquote>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>16/102</strong> De 	ki: ‘İman edenleri güçlendirip kökleştirmek için ve Müslümanlara bir 	müjde ve kılavuz olarak, Ruhulkudüs onu, senin Rabbinden indirdi.</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>17/9</strong>, Şüpheniz 	olmasın ki bu Kur’an en kalıcı, en doğru olana kılavuzlar ve müminlere 	şu yolda müjde verir: Hayra ve barışa yönelik işler yapanlar için büyük 	bir ödül vardır.</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>21/106</strong>, Kuşkusuz, bunda, kulluk eden bir topluluk için kesin bir tebliğ vardır.</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>36/2</strong>,Yemin olsun o hikmetlerle dolu Kur’an’a ki,</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>38/1,</strong> Sâd. Zikir/öğüt/uyarı dolu Kur’an’a yemin olsun ki,</span></h4>
<h4><span style="font-size:medium;"><strong>43/44.</strong> Gerçek 	şu: Bu Kur’an sana ve toplumuna elbetteki bir hatırlatıcı/bir 	düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bundan sorumlu tutulacaksınız.</span></h4>
</blockquote>
<h4><span style="font-size:medium;">‘Kur’an-ı Kerim’in düşmanları yıllardır Müslümanların elinden Kur’an-ı Kerim’in alınması için değişik oyunlar oynamaktadırlar. Son yüzyılda Said Nursi’nin çıkıp böyle şeyler söylemesi ve şakirtlerinde bu sözleri kutsallaştırıp Müslümanlara sunmaları, Kur’an-ı Kerim’in önüne ciltler dolusu, anlaşılmayan Risaleleri koymaları – bilinçli veya bilinçsiz- bu oyunun bir parçası haline geldiklerini gösteriyor.<br />
Said Nursî, Risaleleri’nin Kur’an altında sineceğinin farkında olduğundan risalelerini, müstakil bir ‘Kitap’ olarak takdim edememiştir. Nebilerden bazılarına, resulün kitabına tâbi ’suhuf’ indirildiği gibi, Said Nursî de kendisine, Kur’an’a bağlı Nur Risalelerinin indirildiğine inanmaktadır. Risalelerde, Kur’an-ı Mecid’in hemen her özelliğine bir ‘nazire’ yapılmış ve bu özellikleri Risale-i Nur’un da taşıdığı ima edilmiştir. Bu nazirelerin istisnası sayılıdır. İşte bu istisnaların belki de en önemlisi, Kur’an’ın içinde tutarsızlığın bulunmamasıdır. Nur Risaleleri’nin Allah katından ve onun ilhamı olmadığının, bilakis bu iddiaların Allah’a iftira ve mariz bir aklın ürünü olduğunun delillerinden biri de, Nur Risaleleri’ndeki çelişki yığınıdır. ‘ (4)</span></h4>
<p><span style="font-size:medium;">Devamı Gelecek</span></p>
<p><span style="font-size:medium;"><strong>Kaynak:</strong></span></p>
<pre><span style="font-size:medium;">1) Manaz, Abdullah. Dünyada ve Türkiye'de Siyasal İslamcılık.
2) Nurculuk Hakkında. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı.Milli Kütüphane 1965 AD 95 yer numarasıyla kayıtlı
3) Hilmi Polat, Nurun Nuruyla
4) Hilmi Polat, Nurun Nuruyla</span>
</pre>
<p><span style="font-size:medium;">Mustafa Çelebi</span></p>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Canda göçer Canan göçer]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/01/canda-gocer-canan-gocer/</link>
<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 03:17:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/01/canda-gocer-canan-gocer/</guid>
<description><![CDATA[Dünya derler bunun adı Gelen göçer giden göçer Gör bak nasıldır pazarı Alan göçer satan göçer Şu nas]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h4>Dünya derler bunun adı<br />
Gelen göçer giden göçer<br />
Gör bak nasıldır pazarı<br />
Alan göçer satan göçer</p>
<p>Şu nasıl pazardır öyle<br />
Hem tüccar hem müşteri böyle<br />
Üstadım nedenini söyle<br />
Cahil göçer Alim göçer</p>
<p>Aşığım deyü övünme<br />
Mecnun gezmiştir çöllerde<br />
Alıp Leylasını şöyle<br />
Saran göçer kollar göçer</p>
<p>Bir mana ki ol Eliftir<br />
Her kim bunu biliptir<br />
Ademden beri geliptir<br />
Nebi göçer Veli göçer</p>
<p>Doğurmuştur bak gör Ana<br />
Bir evlat, kıyamaz ona<br />
Kuzum deyü ardı sıra<br />
Kuzu göçer Koyun göçer</p>
<p>Mestü harabız biz amma<br />
Zahit ne anlar muamma<br />
Canlar okuyor kuran da<br />
Tahtı göçer putu göçer</p>
<p>Çelebi Dünyayı gezeydin<br />
Ecel şerbetin içeydin<br />
Gezipte şunu bileydin<br />
Canda göçer Canan göçer</p>
<p>Mustafa Çelebi</h4>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dikensiz Gül!]]></title>
<link>http://elbab.wordpress.com/2009/11/01/dikensiz-gul/</link>
<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 02:17:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>muhabbetci</dc:creator>
<guid>http://elbab.wordpress.com/2009/11/01/dikensiz-gul/</guid>
<description><![CDATA[Dikensiz gül arayanlar, ne tuhaf bir işe koyulmuşlar değilmi? Dikensiz bir gül ha? Gülü buldu da bir]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h3><span style="color:#c0c0c0;">Dikensiz gül arayanlar, ne tuhaf bir işe koyulmuşlar değilmi? Dikensiz bir gül ha? Gülü buldu da birde dikensizi olsun istiyor. Bahçeye girmiş, sağdan sola koşturuyor. Rengarenk güller durur iken, O, dikensizini arıyor. Tabi diken batınca acıtıyor, can yanıyor. Dikensiz gülü almak demek, canın acımayacağı demektir. Demek ki gülün dikensizi, kendi nefsinin işine geliyor. Peki dikensiz gül varmıdır ki? Yoktur tabi ki. Boş hayali bir emekten başka hiç birşey değil!<br />
Niçin her birimiz güllerin dikensizini aramaktayız? Ne tuhaf insanlarız değilmi?<!--more-->
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p></span><span style="color:#c0c0c0;"><img src="http://img21.imageshack.us/img21/9585/garipbulbulsz9.jpg" alt="" width="300" height="454" align="left" /></span><span style="color:#c0c0c0;">Evleniyorsun, eşinden beklentilerin var. Yatakta sevgili olsun, her zaman yanı başında olsun, hep seni anlasın, hep seninle ilgilensin, hep (dikkat) senin doğrultuların şeklinde şekillensin&#8230;.<br />
Yani sen kendine eş değil, kendi nefsine uygun bir varlık yaratma çabasındasın..Oysa eşinde ki gördüğün dikenleri bıraksan, sana daha bir güzel eş görüncek! Ama dedik ya, dikensiz gül arıyorlar. Dikensiz gül arayanlar da, yanı başın da duran gülde ki dikenleri kabullenemediklerinden, bu arayışın içine giriyorlar. Çokmu kötü olur diken eline batsa, canını acıtsa? Sevdiğin sana bir gül uzatmış, şimdi sen kalkıpta &#8216; Ben dikenli gül istemem&#8217; dersen bu nasıl bir karakter ortaya sergiler? Nefsine düşkün bir karakter değilmidir? Oysa sevmek demek, bile bile yangınlara kendini atmaktır. Bir ibrahim misali korkmadan ateşin icine girmektir. Ibrahim gibi ateşe girersen, o ateş sana gülistan bağı olurö ama Nemrud gibi ateşi uzaktan seyretmeye kalkışırsan, sonun hüsran olur. Ateş Ibrahime gül bahçesi iken, Nemruda cehennem ateşi oldu! Dikensiz gülü arzulamakta aynen böyledir. Dikenleri kabullenirsen, yaşadığın hayat gül bahçesi olur. Yok illada dikensizi olsun diyorsan, hayatı kendine cehennem edersin! Hem kendini yakarsın, hem sevdiğini yakarsın.
<p>&#160;</p>
<p>Bülbül olmadan güle hayranlık nasıl olsun? Bülbülü hatırlayalım, güle aşık olduğundan ve gülün soluyuşunu fark ettiğinden, dikeni alıp minnacik kalbine saplıyor. Gül, bülbülün kanını içsin de, geri canlansın diye. Dikensiz güle, bu garip bülbül acaba nasıl kan verecek? Dikeni yoktur ki kalbine saplasın da, solan güle can versin! Dikensiz gül arayanlar, bir damla suyu çöle döküp sonra da &#8216; acaba bu damla su neden hemen kurudu&#8217; diyenler gibidir. Aşka hiç değinmeyeyim, aşka değinirsem bu yazının sonu asla gelmez..Aşkın sonu yoktur ki, sonunu anlatabileyim.</p>
<p>Asıl hikmet, gülü dikenleri ile koynuna almaktır! Canını acıtır, kanlarını damla damla içer ama asla başkasının olmaz. Boşuna atalarımız dememiş &#8216; Gülü seven dikenine katlanır &#8216;diye. Büyüklerimiz her işin çözümlemesini bulmuşlar, getirmişler ama yeni nesil eskilerin sözlerinde cahillik aradıklarından, o sözlerin derinliğini anlamaktan mahrum kalmışlar.<br />
Dikensiz gül aramak ha? Bu aynen şuna benziyor, bir insan kendine eş arıyor ama kafasına uygun birini bulamadığı için kalkıyor mezardan bir ölü seçiyor. Ölü ile ne kadar yaşanılır ise, dikensiz gülde ancak o kadar sevilir.</p>
<p>Hep kendi beklentilerimiz doğrultusun da eş arıyoruz. Hiç sormuyoruz kendimize &#8216; Yahu eşim olacak insan acaba benden ne bekleyebilir, ben ona onun beklentilerini verebilecekmiyim! &#8216;. Ne ilginç değilmi, karşımda ki beni anlasın isteriz, ama kendimiz için aynı düşünceyi kullanmayız. Oysa aslında şöyle olması gerekmezmi:<br />
Önce sen sevdiğinin beklentilerine cevap vereceksin ki, oda senin beklentilerini cevaplasın..<br />
Bu şuna benzer, siz bir arkadaşınıza telefon açıyorsunuz ve karşıda ki soruyor &#8216; Alo kimsiniz&#8217;! Ve siz susuyorsunuz..Beklentiniz, karşınız da ki, siz konuşmadan sizi anlaması. Çok beklersiniz. Karşıda ki yüzünüze telefonu kapatırsa hiç şaşmayın, çünkü aslında o kapatmadı siz kapattınız!</p>
<p>Önce ekeceksin, sonra biçeceksin.. Dikensiz gül ararsan, tüm ömrünü boşa geçirip, birgün birde bakarsın ki senden gayrıları her biri bir dikenli gül almış, bahçede tek bir gül kalmamış. Sende oturur bu sefer keşkelere dalar gidersin. Ama hiç bir gözyaşı, dikenli gülü geri getirmez.</p>
<p>Ya gülü dikeni ile sevip alakacaksın koynuna, yada tüm hayatı kendi egon ve beklentilerin ile yapayalnız, tek başına, bir köşede, herkesten uzak yaşamaya mahkum kalacaksın!<br />
Siz hangisini seçmek istersiniz?</p>
<p>Mustafa Çelebi</p>
<p></span></h3>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
