<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>hayal &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/hayal/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "hayal"</description>
	<pubDate>Sat, 05 Dec 2009 12:27:28 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Squirrel II]]></title>
<link>http://hayalname.wordpress.com/2009/12/01/squirrel-ii/</link>
<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 07:05:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ozgur Kadir Ozer</dc:creator>
<guid>http://hayalname.wordpress.com/2009/12/01/squirrel-ii/</guid>
<description><![CDATA[]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://hayalname.wordpress.com/files/2009/12/imgp2113ed.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-85" title="IMGP2113ed" src="http://hayalname.wordpress.com/files/2009/12/imgp2113ed.jpg" alt="" width="315" height="218" /></a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sen giderken başladı]]></title>
<link>http://serguzest.wordpress.com/2009/11/24/sen-giderken-basladi/</link>
<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 08:18:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>Sergüzeşt</dc:creator>
<guid>http://serguzest.wordpress.com/2009/11/24/sen-giderken-basladi/</guid>
<description><![CDATA[Seni sevdim. Hem de çok sevdim. Ama sen giderken başladım seni sevmeye. Varlığını sen gidince farket]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;"><a href="http://1x.com/?userid=&#38;from=1&#38;to=20&#38;series=&#38;location=&#38;tag=&#38;picname=&#38;treshold=0&#38;screeners=&#38;category=&#38;album=&#38;free=love&#38;order=votes&#38;searchname=&#38;friends=&#38;search=true&#38;action=view&#38;id=14897&#38;size=L" target="_blank"><img class="alignnone" style="border:black 1px solid;" title="Seni gecikmeli sevdim" src="http://img685.imageshack.us/img685/3658/14897fullsize.jpg" alt="" width="495" height="389" /></a></p>
<p style="text-align:justify;">Seni sevdim.<br />
Hem de çok sevdim.</p>
<p style="text-align:justify;">Ama sen giderken başladım seni sevmeye.<br />
Varlığını sen gidince farkettim, daha doğrusu yokluğunda anladım kıymetini. Sen o geri dönülmez yolu yarılamışken başladı sana susuzluğum. Ardından gelmek istedim ama daha yolun başında kayboldum, gerisin geriye döndüm.</p>
<p style="text-align:justify;">Ve sen feryadım duyulmaz bir uzaktaydın artık. Anladım; ne gecikmiş gözyaşlarım, ne acıtan tövbelerim seni bana geri getirecekti.<br />
Yine de vazgeçmedim sevmekten. Biran dur olmadım. Bekledim Mecnun Leyla&#8217;sını çöllerde nasıl beklediyse. Sebeplerin biraraya gelip seni sevdiğimi anlayacağın ve herşeyi bırakıp yine bana döneceğin o günü bekledim.</p>
<p style="text-align:justify;">Ama sen gelmedin.<br />
Aklım azaldı zulmet gecelerde, saçlarım ağardı aynı yolu gözlemekten, sen gelmedin.</p>
<p style="text-align:justify;">Şimdi ölüm geldi yokluğunda başucuma. Yolumu gözlüyor en karanlık saatlerde.<br />
Ve ben, gözlerimde umut, hayalinle can veriyorum yavaş yavaş.<br />
Sen beni sevsen de, sevmesen de&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hayal mi? Oda ne?!]]></title>
<link>http://hayalurunu.wordpress.com/2009/11/22/hayal-nedir/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 19:12:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>uzrA</dc:creator>
<guid>http://hayalurunu.wordpress.com/2009/11/22/hayal-nedir/</guid>
<description><![CDATA[Hayal kurup duruyoruz ama hayalin gercekte ne oldugunu biliyormuyuz? Internette bir kac yere baktikt]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><em>Hayal kurup duruyoruz ama hayalin gercekte ne oldugunu biliyormuyuz?</em></p>
<p>Internette bir kac yere baktiktan sonra, herkesin &#8220;hayal&#8221; ile olan bakis acilarini okudum. Bilimsel olarak &#8220;hayal sudur&#8221; diyen bir yere rastlamadim, fakat buldugum sunlar:</p>
<p><strong>1.</strong> Hayal etmek keşfetmektir.</p>
<p><strong>2.</strong> Yaşadığımız zamanda mümkün olmayacağını düşündüğümüz fakat başkası tarafından yapılması mümkün olan düşüncelerdir. Bilmediklerimizi bilmek; yapamadıklarımızı yapma isteğidir.</p>
<p><strong>3.</strong> Tatlı hayaller kurma ya da fantazi, bireyin çatışmalarının hayalinde çözümleyerek rahatladığı bir durumdur. Bireyler, olayları gerçekteki şekilleri yerine, olmasını istedikleri biçimde hayal ederler. Fantaziye, genellikle ergenlik döneminde çok rastlanır. Örneğin sekreterlikten hiç hoşlanmayan bayan kendini hayal dünyasında başarılı bir müdür gibi düşünerek, sekreterliğin verdiği kaygıdan kurtulur.</p>
<p><a href="http://hayalurunu.wordpress.com/files/2009/11/hayal.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-101" title="Door to new reality" src="http://hayalurunu.wordpress.com/files/2009/11/hayal.jpg?w=300" alt="" width="300" height="299" /></a></p>
<p>Bana gore &#8220;hayal&#8221; bir ihtiyac. Insani bulundugu yerden cok daha baska yerle goturebilecek bir arac. Ayrica hayallerin bir sinirida yok. En guzelide bu degil mi zaten? Istedigimiz kadar ucabilir, istedigimiz kadar ayaklarimizi yere basabiliriz. Hatta istersek yere bile cakilmayi tercih edebiliriz.</p>
<p>Ufak ve fakir bir cocuk&#8217;un hayali bir bisiklettir belkide. Buyuk bir insan icin dunyayi gezmektir. Herkesin o kadar farkli hayalleri var ki, oturup butun gunumu onlari dinlemeye harcayabilirim&#8230;</p>
<p>Ne demis Einstein? &#8220;Hayal kurmak, bilmekten daha önemlidir&#8221; <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<div id="_mcePaste" style="overflow:hidden;position:absolute;left:-10000px;top:14px;width:1px;height:1px;"><strong>gerçekleşmesi istenen, özlenen şeyi düşünmek, zihinde canlandırmak.</strong><!-- google_ad_section_end --> //   // <ins><ins></ins></ins></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Eskimek, azalmak]]></title>
<link>http://serguzest.wordpress.com/2009/11/21/eskimek-azalmak/</link>
<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 00:28:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>Sergüzeşt</dc:creator>
<guid>http://serguzest.wordpress.com/2009/11/21/eskimek-azalmak/</guid>
<description><![CDATA[Tükeniyorum yavaş yavaş. Zaman tavanından kaymış, üzerime çöküyor sanki. Üstelik ellerim, kalbim ve ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;"><a href="http://1x.com/?action=profile&#38;u=18201&#38;show=1" target="_blank"><img class="alignnone" style="border:1px solid black;" title="Eskiyorum, eksiliyorum, azalıyorum" src="http://img42.imageshack.us/img42/6677/23316fullsize.jpg" alt="" width="500" height="333" /></a></p>
<p style="text-align:justify;">Tükeniyorum yavaş yavaş. Zaman tavanından kaymış, üzerime çöküyor sanki. Üstelik ellerim, kalbim ve aklım boşlukta.</p>
<p style="text-align:justify;">Bir yardım dileniyor içimdeki dilsiz çocuk. Bakışları insanlara manasız geliyor sanırım. Küsüyor herşeye sırf bu yüzden, kendine sokuluyor. Gözyaşları bile sessiz akıyor. Kimse duymuyor.<br />
Kimse sormuyor halini.<br />
Yalnızlığını yalnız bir şekilde yudumluyor o çocuk.<br />
Derken o büyüyor içimde, ben ölüyorum. O öğrendikçe, ben unutuyorum. Tükeniyor adam yanım giderek, değerlerim azalıyor. Gördüğüm dünya bile değişiyor. Tanıdık olmayan yüzler sarıyor dört yanımı. Korkuyorum. Konuşmak istesem de susuyorum. Sadece bakıyorum çevremde olup bitenlere. Görüyorum ki; herkes kurmuş düzenini, sahnesinde kendi yazdığı oyunu oynuyor. Ben ise sadece izliyorum.<br />
Sanki hiçbir sahnede görünmeyen adamım, hiçbir sahnede konuşmayan çocuk.</p>
<p style="text-align:justify;">Sessiz bir yolculuk gibi geçiyor kabullenilmiş hayatım. Kimselere sitem etmiyorum. Ama bu kadar azalmayı nefsime yediremiyorum bazen. Bu kadar eskimeyi kabullenmiyor vicdanım. O anlarda ellerimi kaldırıp, semaya açıyorum çoksesli kalbimi. Yakarıyorum bildiğim tüm dillerde. Sessiz gözyaşları içinde O&#8217;na &#8220;dostum&#8221; diyorum. <em>&#8220;Dostum&#8230; Herkeslerin beni bırakıp gittiği günde, beni şu yaban çöllerde yalnız bırakma.&#8221; </em>diye haykırıyorum.</p>
<div id="what_the_hell_icon" style="position:absolute;left:357px;top:661px;display:block;opacity:1;z-index:9999;cursor:pointer;"><img style="float:left;" src="image;base64,iVBORw0KGgoAAAANSUhEUgAAABYAAAAWCAYAAADEtGw7AAAAGXRFWHRTb2Z0d2FyZQBBZG9iZSBJbWFnZVJlYWR5ccllPAAAArhJREFUeNq0lU1PGkEYx2fnbYFFqC+1iWhF0RgRGkqaYEx69qgHjf0S9SO036MnT156MMbPgJCUmLTSJrYNVFMvvRiXV1dh+8wy207GrUkPLPlnmX35zZ9nnv+A0JAO44HrqrB2vw9yNT0IVmFEk/+sgPQ03ZuABkCxBDF5n8kxVtwK2C3oTp578ro/8T0wVmDWq52dZ5lMdtuyrNVwOJREhoFubro/2u1O+fT09P3+/v4neK6lTOKXyHOiQzkouvt6d2NqaurtwkLqZTaz8mRuft5Mzad4cjY5zhhN9/vu6vN87rpUKtW1ciAVrEJDW1tb+emZxJv19fXFRCIRAsc4EokYJjeNUCSMZ6Zn2NLS0qN6rbb4eHLyY7Va/aUvJlYcEx+ey+W2oQTJ0dFRNhIdQQBFpmkiDvLOIRNNTIyzQqGQzOfz29IQVRdZB4vaMnBYWEmnuSWAABEaQDkC14gz7o0z2SyPWtGC/54Kpkop/LaiAJ6Nx+OEEIoIJYgSgogiLM4Yo7GxMWJZkVnF7Z/uCeoKjGH1OeeIMgALuARhAsKD7wZ8d/suMjD2jWE1Fzgodu1O58JxnB5nJmKcIcYGohQmo9RzbMCnYTd67Vb7Ioihgl3Zh/1ms1n5+u27I6CcSueee3Bq/A1r9XPVsZuNiv+e2m56moTuyuXyYaXy4dxu2LeixgQPHKrH1dXVbblUOi8dHx/KcPTUBOoB8brj7OzsOr28bNdq9TnXda1YPG5Am3lk27Z7Jycn3aOjo/rPy8t3e3t7x3C5A7pR4u0aQQEBhUWkNzc302traxuxWOyFFbWeCtetZuuiAT+/WCweHhwcfJGRFuAuyPGjbfwj0iEpU46DNiFHuuzqUOGYKgvnKrsW0sZUA/u7mqOXIGh3c5WX/Afu/nPbdIe+0Q/tr2lox28BBgBARwD6fd1xxAAAAABJRU5ErkJggg==" alt="" /></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bil ki]]></title>
<link>http://hasankarakaya.wordpress.com/2009/11/17/bil-ki/</link>
<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 09:21:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>hasankarakaya</dc:creator>
<guid>http://hasankarakaya.wordpress.com/2009/11/17/bil-ki/</guid>
<description><![CDATA[Bil ki   Bir gün adını anarken, Kesilirse sesim. Hayalini düşlerken, Tutulursa nefesim. Ve hasrete y]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong><em>Bil ki</em></strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bir gün adını anarken,</em></p>
<p><em>Kesilirse sesim.</em></p>
<p><em>Hayalini düşlerken,</em></p>
<p><em>Tutulursa nefesim.</em></p>
<p><em>Ve hasrete yenilip de,</em></p>
<p><em>Islanırsa gözlerim.</em></p>
<p><em>Bil ki,</em></p>
<p><em>Yalnız seni özlediğimdendir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>                             <strong>Hasan KARAKAYA</strong></em></p>
<p><em><strong>                                       2008</strong></em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sadece sen ve gökyüzü]]></title>
<link>http://serguzest.wordpress.com/2009/11/14/sadece-sen-ve-gokyuzu/</link>
<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 00:21:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>Sergüzeşt</dc:creator>
<guid>http://serguzest.wordpress.com/2009/11/14/sadece-sen-ve-gokyuzu/</guid>
<description><![CDATA[Bugün ismini söyleyerek uyandım yeni güne. Yüzümde uzun zamandır belirmeyen gülücükler vardı. Sevinç]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;"><img class="alignnone" title="sevmek" src="http://img689.imageshack.us/img689/96/2258011377b698fabba3.jpg" alt="" width="500" height="333" /></p>
<p style="text-align:justify;">Bugün ismini söyleyerek uyandım yeni güne. Yüzümde uzun zamandır belirmeyen gülücükler vardı. Sevinçle kalktım yatağımdan, elimi yüzümü yıkadım. Sonra aynada kendime baktım biraz. Seninle yine aynı durakta karşılaşmak ümidiyle aceleyle giyinip, çıktım evden. Hava bulutlu ve soğuktu inceden ama benim aklım gelip gelmeyeceğin sorusuyla ısınmıştı. Sonra o aynı durakta seni beklerken, aynı dakikada göründün köşeden. Yüzünde aynı hüzün, geliyordun bana doğru. Adımların seni bana yaklaştırıyordu. O an detaylar kayboldu.<br />
Sadece sen vardın, sadece ben ve gökyüzü&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">Tüm sesler kesildi ve görüntüler silindi resimden. Aniden yağmur başladı. Nakış gibi işlendi o ıslanan halin hafızamda. Giderek yaklaştın, giderek büyüdü cismin. Tâ ki, senin kokunu alabilene kadar sürdü bu yolculuğun. Çok geçmeden otobüsün geldi her zamanki vaktinde. Benim okulum o tarafta olmasa da bindim ardından. Arkandaki tek boş yere oturdum. Seyrettim tüm yol boyu seni, çoktandır yaptığım gibi. Bu kadar yakınında ama sana yabancı olmak acı verse de seni görmeyi seviyordum. Hatta özlüyordum seni. Bu sırada otobüs ilerliyordu hatta yağmur bitmiş, güneş açmıştı bana farkettirmeden. Yüzünde beliren gülümsemeden anladım iklimdeki değişimi. Sen yanaklarında gülden gamzelerle açan güne gülümserken, senden kopan hüzün benim ruhuma sindi. Bu düşünceler kalbim ve beynim arasında devinirken zaman doldu, durdu otobüsün bilindik bi&#8217;durakta, sen indin otobüsten. Ben ardından inmeye cesaret edemedim. Ardından bakakaldım gidişine.</p>
<p style="text-align:justify;">Ama şimdi vakit yine akşam. Sen yine yoksun. Gece nöbetimde rüyalarıma gelirsin diye ümit ediyorum ve yine seni aynı durakta aynı saatte görmek temennisiyle bir ölü uykuya dalıyorum. Adını bilmediğim sevgili, seni seviyorum&#8230;</p>
<div id="what_the_hell_icon" style="position:absolute;left:209px;top:310px;display:block;opacity:1;z-index:9999;cursor:pointer;"><img style="float:left;" src="image;base64,iVBORw0KGgoAAAANSUhEUgAAABYAAAAWCAYAAADEtGw7AAAAGXRFWHRTb2Z0d2FyZQBBZG9iZSBJbWFnZVJlYWR5ccllPAAAArhJREFUeNq0lU1PGkEYx2fnbYFFqC+1iWhF0RgRGkqaYEx69qgHjf0S9SO036MnT156MMbPgJCUmLTSJrYNVFMvvRiXV1dh+8wy207GrUkPLPlnmX35zZ9nnv+A0JAO44HrqrB2vw9yNT0IVmFEk/+sgPQ03ZuABkCxBDF5n8kxVtwK2C3oTp578ro/8T0wVmDWq52dZ5lMdtuyrNVwOJREhoFubro/2u1O+fT09P3+/v4neK6lTOKXyHOiQzkouvt6d2NqaurtwkLqZTaz8mRuft5Mzad4cjY5zhhN9/vu6vN87rpUKtW1ciAVrEJDW1tb+emZxJv19fXFRCIRAsc4EokYJjeNUCSMZ6Zn2NLS0qN6rbb4eHLyY7Va/aUvJlYcEx+ey+W2oQTJ0dFRNhIdQQBFpmkiDvLOIRNNTIyzQqGQzOfz29IQVRdZB4vaMnBYWEmnuSWAABEaQDkC14gz7o0z2SyPWtGC/54Kpkop/LaiAJ6Nx+OEEIoIJYgSgogiLM4Yo7GxMWJZkVnF7Z/uCeoKjGH1OeeIMgALuARhAsKD7wZ8d/suMjD2jWE1Fzgodu1O58JxnB5nJmKcIcYGohQmo9RzbMCnYTd67Vb7Ioihgl3Zh/1ms1n5+u27I6CcSueee3Bq/A1r9XPVsZuNiv+e2m56moTuyuXyYaXy4dxu2LeixgQPHKrH1dXVbblUOi8dHx/KcPTUBOoB8brj7OzsOr28bNdq9TnXda1YPG5Am3lk27Z7Jycn3aOjo/rPy8t3e3t7x3C5A7pR4u0aQQEBhUWkNzc302traxuxWOyFFbWeCtetZuuiAT+/WCweHhwcfJGRFuAuyPGjbfwj0iEpU46DNiFHuuzqUOGYKgvnKrsW0sZUA/u7mqOXIGh3c5WX/Afu/nPbdIe+0Q/tr2lox28BBgBARwD6fd1xxAAAAABJRU5ErkJggg==" alt="" /></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İmkânsızı Başarabileceğinizi Hiç Düşündünüz mü?]]></title>
<link>http://babulyo.wordpress.com/2009/11/12/imkansizi-basarabileceginizi-hic-dusundunuz-mu/</link>
<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 21:34:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>Cem Birol</dc:creator>
<guid>http://babulyo.wordpress.com/2009/11/12/imkansizi-basarabileceginizi-hic-dusundunuz-mu/</guid>
<description><![CDATA[&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[30 yıl sonra]]></title>
<link>http://serguzest.wordpress.com/2009/11/10/30-yil-sonra/</link>
<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 21:34:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>Sergüzeşt</dc:creator>
<guid>http://serguzest.wordpress.com/2009/11/10/30-yil-sonra/</guid>
<description><![CDATA[Bundan 30 yıl sonra altmışlarında bir dede ile ergenliğin ilk yıllarında torunu arasında geçmesini h]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.flickr.com/photos/upthebanner/3328203517/"><img class="alignnone" title="Dede ve torun" src="http://img262.imageshack.us/img262/4204/3328203517a2fcdd2080.jpg" alt="" width="500" height="298" /></a></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#993300;"><em>Bundan 30 yıl sonra altmışlarında bir dede ile ergenliğin ilk yıllarında torunu arasında geçmesini hayal ettiğim bir konuşmadır.</em></span></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Dede: </strong>Yıllar önceydi. Ortam karışıktı. Türkiye 3 askeri darbe atlatmıştı. Yani 3 kere &#8220;demokrasi bu ülkeye fazla&#8221; denildi. Atatürk&#8217;ün kurduğu demokratik Cumhuriyet 3 kere zemininden sarsıldı. Üstelik bunlar Atatürk&#8217;ü sevdiğini iddia edenler tarafından yapıldı. Ben 3.nün hemen ardından gözlerimi açtım dünyaya. İnsanların o günlerde yaşadıkları korkuların, çektikleri sıkıntıların hikayelerini dinleyerek büyüdüm. Yıllar sonra kitaplardan öğrendim o günlerde 17&#8217;sinde yok yere asılanları.<br />
<strong>Torun: </strong>Nasıl yani. 17 yaşında birini mi astılar?<br />
<strong>Dede: </strong>Evet, astılar. Bir askeri öldürdüğü iddia edildi, ama suçu henüz ispatlanamadan, 18&#8242;ine basmadan hayatına son verildi.<br />
<strong>Torun: </strong>Yani, belki de suçsuzdu.<br />
<strong>Dede: </strong>Evet, ama bir tek o değildi mağduriyetinin bedeli ölüm olan. Daha yüzlerce genç aynı vatan için kendine göre en doğruyu istediğini düşünürken hayatını kaybetti. Sağcı-solcu, milliyetçi-komünist diye sınıflara ayırdılar ülkeyi. Sonra da sınıflar çatışınca yakadıklarını hapse attılar. İçerde hayatta kalabilenlerin işkence anıları ancak benim gençliğimde kitaplara yazıldı.<br />
<strong>Torun: </strong>Peki sonra ne oldu. Düzeldi mi herşey?<br />
<strong>Dede: </strong>Hayır, tam aksine. İşkence tam gaz devam etti. Hele Diyarbakır Cezaevi&#8217;nde yaşananları bir bilsen, insanlığından utanırdın. İnsanlar ölümü arzu edecek işkencelere maruz bırakıldılar. Onlarcası öldü, sağ çıkanlar da ya dağa çıktılar, ya da Avrupa&#8217;ya kaçtılar. Sonra kimin finanse ettiği belli olmayan bir iç savaş başladı. Adına PKK denilen bir terör örgütü &#8220;ezilen Kürt Halklarının haklarını aramak, Doğu ve Güneydoğu&#8217;da bir Kürt Devleti kurmak&#8221; gayesiyle gerilla savaşına girişti. Karşılıklı hatalar ve bundan nemalanmak isteyenlerin gayreti ile olaylar giderek büyüdü. Onbinlerce insan öldü dağlarda, şehirlerde. Onbinlerce sivil ve asker öldü. Onbinlerce Kürt. Bir taraftan da insanların inançları arasındaki farklılık kullanılarak toplumsal ayrışma körüklendi. Sünni-alevi diye tutuşturdular insanları. Diri diri insanlar yakıldı Sivas&#8217;ta. Bir de başörtüsü sorunu vardı.<br />
<strong>Torun: </strong>Başörtüsü mü?<br />
<strong>Dede: </strong>Evet, başörtüsü ya da o devirdeki ismiyle Türban. Benim gençliğimde insanlar başörtülü oldukları için sınıflarından, okullarından atıldılar. Laikliğe aykırı oldukları gerekçesiyle kamusal alanlarda çalışmaları hatta bulunmaları yasaklandı.<br />
<strong>Torun: </strong>Dede, laiklik ne demek ki?<br />
<strong>Dede: </strong>Ah be kuzum, ben hala bilmiyorum ne olduğunu. Zaten artık ne olduğunu bilmeye de gerek yok. İnsanlar birbirinin hayatını kısıtlamadıkça istedikleri gibi düşünebiliyor, söyleyebiliyor ve yaşayabiliyorlar. O zamanlar düşüncesini ifade edenleri bile içeri atıyorlardı. Mahkemelerde süründürüyorlardı. Herşeyi koruyan bir yasa vardı ama insanı koruyan yasa yoktu. Herşey sistem denilen şeyin devam etmesini sağlıyordu ama sistemin içindeki en önemli unsur &#8220;insan&#8221; önemsenmiyordu. O zamanlar biz özenirdik Avrupa halklarına, şimdi onların bize özendiği gibi. Yaşam standartları bizden çok üstündü. Avrupa Birliği denilen bir yapılanma vardı, yıllarca o topluluk içinde bulunmayı hayal ettik. Hatta müzakerelere bile başlamıştık ama olmadı. Avrupa&#8217;nın diğer ayrımcı yüzü açığa çıktı, oyalandığımızı farkettik.<br />
<strong>Torun: </strong>Sonra ne yaptınız?<br />
<strong>Dede: </strong>Sonra anladık ki; muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcut imiş. Yani biz de onlar kadar insanmışız. Bu farkındalıkla önce ezilmiş psikolojimizden sıyrıldık. Okudukça, öğrendikçe, konuştukça birbirimizi anlamaya başladık.  Kimseyi yaftalamadık, sevmesek bile saymayı öğrendik. Babalarımızın, dedelerimizin hatalarından dolayı birbirimizi suçlamaktan ve ırkçı söylemlerimizden vazgeçtik. Kendimize ve birbirimize güvenimiz çoğaldı. Geçmişteki kötü anıları bağrımıza gömerek geleceğe baktık hep birlikte. Zor oldu yaşanmış acıları görmezlikten gelmek, ama başardık. Yüzyıllardır aynı topraklarda, aynı havayı soluyan Türk&#8217;ü, Kürt&#8217;ü, Arab&#8217;ı, Laz&#8217;ı, Ermeni&#8217;si, Rum&#8217;u, Roman&#8217;ı elele verdik. Halk birlik sağlayınca, bize yakışır liyakatli yöneticiler geldi başımıza. Terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar eğitime yönlendirildi. Herkes -dili, dini, inancı ve giyinişi ayırt edilmeden- hayatın her noktasında ülke için bir şeyler yapmaya teşvik edildi. Bir zamanlar hor görülen başörtülü de, Kürt genci de aynı bilinçle bu ülke için çalıştı, çabaladı.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün ismi değil, ilkeleri benimsenir oldu. &#8220;Yurtta sulh, cihanda sulh&#8221; dedik, önce kendi içimizde ve sonra da komşularımızla huzuru sağladık. Biz kapalı kapıları açınca Ermenistan bir yüzyıllık soykırım iddiasını tarihçilerin araştırmasını kabullendi ve 20.yüzyılın başlarında yaşananların karşılıklı hatalardan ibaret acılar olduğu belgelendi. Ayrıca onlar da bugünkü Azerbaycan&#8217;ın Karabağ bölgesindeki işgalini sonlandırdılar. Yunanistan ile Ege Denizi&#8217;nde daimi barışı sağlayacak ortak projeler yaptık. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, şimdiki dünya lideri Çin dahil olmak üzere tüm ülkeler tarafından tanındı. Dünyanın bir zamanlar öcü diye gördüğü İran bile, bizden demokrasiyi ve islamın hoşgörüsünü öğrendi. Bizim 2012 Anayasamıza çok benzer bir anayasayı kabul ettiler ve şuanda en iyi bölgedeki en önemli müttefiklerimizden biriler. Aynı şekilde Suriye ve Irak da Türkiye&#8217;nin yakınında olmanın telaşındalar.<br />
<strong>Torun: </strong>Vay be. Sen neler yaşamışsın dedeciğim böyle.<br />
<strong>Dede: </strong>Evet, anlatınca 3-5 cümle içine sığan bu şeyleri bizzat yaşadım ömrümün şu son 30 yılında. Acı ve tatlı anılar birikti. Kimisi size anlatılır, kimisi anlatılmaz. Ama bu günlere geldiğim için çok mutluyum. Seni böylesine güvenli ve huzurlu bir Türkiye&#8217;de büyüttüğüm için Allah&#8217;a ne kadar şükretsem az.</p>
<div id="what_the_hell_icon" style="position:absolute;left:288px;top:877px;display:block;opacity:1;z-index:9999;cursor:pointer;"><img style="float:left;" src="image;base64,iVBORw0KGgoAAAANSUhEUgAAABYAAAAWCAYAAADEtGw7AAAAGXRFWHRTb2Z0d2FyZQBBZG9iZSBJbWFnZVJlYWR5ccllPAAAArhJREFUeNq0lU1PGkEYx2fnbYFFqC+1iWhF0RgRGkqaYEx69qgHjf0S9SO036MnT156MMbPgJCUmLTSJrYNVFMvvRiXV1dh+8wy207GrUkPLPlnmX35zZ9nnv+A0JAO44HrqrB2vw9yNT0IVmFEk/+sgPQ03ZuABkCxBDF5n8kxVtwK2C3oTp578ro/8T0wVmDWq52dZ5lMdtuyrNVwOJREhoFubro/2u1O+fT09P3+/v4neK6lTOKXyHOiQzkouvt6d2NqaurtwkLqZTaz8mRuft5Mzad4cjY5zhhN9/vu6vN87rpUKtW1ciAVrEJDW1tb+emZxJv19fXFRCIRAsc4EokYJjeNUCSMZ6Zn2NLS0qN6rbb4eHLyY7Va/aUvJlYcEx+ey+W2oQTJ0dFRNhIdQQBFpmkiDvLOIRNNTIyzQqGQzOfz29IQVRdZB4vaMnBYWEmnuSWAABEaQDkC14gz7o0z2SyPWtGC/54Kpkop/LaiAJ6Nx+OEEIoIJYgSgogiLM4Yo7GxMWJZkVnF7Z/uCeoKjGH1OeeIMgALuARhAsKD7wZ8d/suMjD2jWE1Fzgodu1O58JxnB5nJmKcIcYGohQmo9RzbMCnYTd67Vb7Ioihgl3Zh/1ms1n5+u27I6CcSueee3Bq/A1r9XPVsZuNiv+e2m56moTuyuXyYaXy4dxu2LeixgQPHKrH1dXVbblUOi8dHx/KcPTUBOoB8brj7OzsOr28bNdq9TnXda1YPG5Am3lk27Z7Jycn3aOjo/rPy8t3e3t7x3C5A7pR4u0aQQEBhUWkNzc302traxuxWOyFFbWeCtetZuuiAT+/WCweHhwcfJGRFuAuyPGjbfwj0iEpU46DNiFHuuzqUOGYKgvnKrsW0sZUA/u7mqOXIGh3c5WX/Afu/nPbdIe+0Q/tr2lox28BBgBARwD6fd1xxAAAAABJRU5ErkJggg==" alt="" /></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tıkanmak..]]></title>
<link>http://sivildenemeler.wordpress.com/2009/11/10/tikanmak/</link>
<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 08:39:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>Cenk Özkömür</dc:creator>
<guid>http://sivildenemeler.wordpress.com/2009/11/10/tikanmak/</guid>
<description><![CDATA[-Cenk Ç. Özkömür-  “yaşadım bir su gibi, eriyerek köpek havlamaları gibi. çınlıyorum da, kimsesiz ço]]></description>
<content:encoded><![CDATA[-Cenk Ç. Özkömür-  “yaşadım bir su gibi, eriyerek köpek havlamaları gibi. çınlıyorum da, kimsesiz ço]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tembel Sekiz]]></title>
<link>http://nottlar.wordpress.com/2009/11/09/tembel-sekiz/</link>
<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 12:03:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>ece</dc:creator>
<guid>http://nottlar.wordpress.com/2009/11/09/tembel-sekiz/</guid>
<description><![CDATA[akşama dek gün ışığıyla aydınlanabilen, floresansız, beyaz ve cam bir ofis. iyi polis &#8211; kötü p]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="aligncenter size-full wp-image-365" title="office" src="http://nottlar.wordpress.com/files/2009/11/office.jpg" alt="office" width="300" height="300" /></p>
<p>akşama dek gün ışığıyla aydınlanabilen, floresansız, beyaz ve cam bir ofis. iyi polis &#8211; kötü polis oynuyoruz.  furi&#8217;nin bir bakışı yeter bense bir beş dakika ayırabilirim. fonda hep müzik var, sesi bastıracak bağrışma yok. Mis gibi filtre kahve kokusu. kitaplar, kalemler, defterler yığılı. serbest çalışma saatleri. ama gece yarılarına kadar çıkmak istemiyoruz. Ev gibi sıcak.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hüzünperest Akşamlar]]></title>
<link>http://sinestezi.wordpress.com/2009/11/07/huzunperest-aksamlar/</link>
<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 06:59:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>Erkan Mercan</dc:creator>
<guid>http://sinestezi.wordpress.com/2009/11/07/huzunperest-aksamlar/</guid>
<description><![CDATA[Kasımla birlikte çalar kapıları Hüzünperest akşamlar Bekar evlerinin müdavimi Yalnızların en kadim d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Kasımla birlikte çalar kapıları Hüzünperest akşamlar Bekar evlerinin müdavimi Yalnızların en kadim d]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[(Üstü) Çizilen hayaller]]></title>
<link>http://serguzest.wordpress.com/2009/10/31/ustu-cizilen-hayaller/</link>
<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 19:17:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>Sergüzeşt</dc:creator>
<guid>http://serguzest.wordpress.com/2009/10/31/ustu-cizilen-hayaller/</guid>
<description><![CDATA[Saatlerdir aynı noktaya bakıp resimler çiziyorum. Gerçekleşmeyen hayallerimin resimlerini. &#8220;Ne]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignnone" style="border:1px solid black;" title="Çizilen hayaller ile hayali çizgiler arasında" src="http://img97.imageshack.us/img97/4012/199650065a77e0e27e1.jpg" alt="" width="498" height="345" /></p>
<p style="text-align:justify;">Saatlerdir aynı noktaya bakıp resimler çiziyorum. Gerçekleşmeyen hayallerimin resimlerini.</p>
<p style="text-align:justify;"><em>&#8220;Nerede yanlış yaptım yine, neden yeniden tutunamadım&#8221;</em> diye soruyorum kendime. <em>Aynı heyecanla başlayan bir yolculuğun tam ortasında neden geriye döndüm ya da sonu olduğunu bile bile neden o ateşli yola çıktım.<br />
Bıkmadım mı kısa ömürlü sevdalardan? Usanmadım mı? Kendime zulmetmekten yorulmadım mı?</em></p>
<p style="text-align:justify;"><em>Peki beni ateşin nârına çeken ve yine aynı hızda iten şey ne?<br />
Beni kendime unutturup, hatırlatan ne?</em></p>
<p style="text-align:justify;"><em>Hem bu gördüklerim, yaşadıklarım gerçek mi? Yoksa hayatım uzun bir rüya içinde yaşanan kabustan mı ibaret?<br />
Herşey neden bu kadar karmaşık ve muamma? Neden?</em></p>
<p style="text-align:justify;">Çizdiğim hiçbir resim sorulara yanıt olmuyor&#8230; Ve zaman tükeniyor beni azaltarak&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">Oysa ben şu gecenin yarısında dışarı çıkıp yürümek istiyorum. Bana acı veren herşeyi yağan yağmura teslim etmek ve bir park duvarına yaslanarak üşümek geçiyor aklımdan. Gördüğüm ilk ıslak kediye içimde tutulukalmış herşeyi anlatmak, utanmadan, sıkılmadan. Hem hayatımda ertelediğim şeylerin sayısı yarım kalanları çoktan aştı. Ben geriye kalan ömrümü gerçekler içinde yaşamayı düşlüyorum. Her sevgiye farklı kanmak ve yanmak, her yolu yeni bilmek ve yürümek istiyorum. Çizilen hayaller ile hayalî çizgiler arasında kalmak istemiyorum.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hayal Gücü ile Limit Teorisi İlişkisi]]></title>
<link>http://einfinity.wordpress.com/2009/10/30/hayal-gucu-ile-limit-teorisi-iliskisi/</link>
<pubDate>Fri, 30 Oct 2009 10:35:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>einfinity</dc:creator>
<guid>http://einfinity.wordpress.com/2009/10/30/hayal-gucu-ile-limit-teorisi-iliskisi/</guid>
<description><![CDATA[Infinity, ingilizce bir kelimedir ve sonsuzluk, sınırsızlık anlamına gelir. Sonsuzluğu ifade eden ya]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong><a href="http://einfinity.wordpress.com/files/2009/10/infinity1.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-18" title="infinity" src="http://einfinity.wordpress.com/files/2009/10/infinity1.jpg?w=150" alt="Infinity" width="150" height="150" /></a>Infinity</strong>, ingilizce bir kelimedir ve sonsuzluk, sınırsızlık anlamına gelir. Sonsuzluğu ifade eden<a href="http://einfinity.wordpress.com/files/2009/10/infinityy.png"><img class="alignright size-full wp-image-20" title="infinityy" src="http://einfinity.wordpress.com/files/2009/10/infinityy.png" alt="infinityy" width="88" height="55" /></a> yatık 8 şeklindeki sembol, mobius şeridinden esinlenerek matematik literatürüne girmiştir.  Mobius şeridi ise bütün paralel doğruların kesiştiği varsayılan imkansızlık noktasıdır.</p>
<p>Sonsuzluk kavramı üzerinde; Lea’lı Zenon’un felsefe dünyasına yaptığı katkılardan söz etmemek mümkün değildir. Zenon, mesaisinin büyük bir kısmını hocası Parmenides’i savunmaya harcamaktadır. Parmenides ise duyularımızın bizi yanılttığını, hareket ve çeşitliliğin bu yanılsamanın ürünleri olarak gerçekleşmekte olduğunu düşünmektedir. Gerçek varlık ise tek ve değişmezdir. Zenon, hocasının tezlerini kuvvetlendirmek için yaygın algılama biçimlerinin, zayıflığın göstergesi olduğunu düşündüğü paradokslar üretir.</p>
<p>Ne garip ki, Zenon&#8217;un ürettiği bu paradokslar insanlığı yaklaşık 2500 yıldır uğraştırmaktadır; hâlâ da üzerlerinde tartışmalar sürmektedir.</p>
<p><em>Zenon’un en ünlü paradoksu olan Aşil paradoksu:</em> Yunan mitolojisinin kahramanlarından Aşil ile bir kaplumbağa arasındaki yarışı ele alır. Kaplumbağa doğrusal bir düzlemdeki B noktasından, Aşil ise A noktasından yarışa başlarlar. Çok daha hızlı koşan Aşil B noktasına vardığında kaplumbağa da biraz ilerleyecek ve C noktasına varacaktır. Aşil C’ye ulaştığında kaplumbağa D’de olacaktır. Aşil ile kaplumbağa arasındaki mesafe azalsa da bu böyle sonsuza kadar devam eder ve Aşil kaplumbağayı hiçbir zaman yakalayamaz.</p>
<p style="text-align:right;"><span style="color:#ff0000;">Aşil kablumbağayı neden yakalayamaz?</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hayal ve Mucize]]></title>
<link>http://gardenofgray.wordpress.com/2009/10/27/hayal-ve-mucize/</link>
<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 03:51:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>G.T.</dc:creator>
<guid>http://gardenofgray.wordpress.com/2009/10/27/hayal-ve-mucize/</guid>
<description><![CDATA[Şimdi sen&#8230; Bir oda ver bana en üst katlardan bir yerden. Karşılıklı pencereleri olsun, karanlı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Şimdi sen&#8230;</p>
<p>Bir oda ver bana en üst katlardan bir yerden. Karşılıklı pencereleri olsun, karanlıklara bakan. Açtığım zaman onları, esecek rüzgar içimi titretsin. Küçükte bir örtü koy tekli koltuğun üzerine. Kapatsın omuzlarımı yeri geldiğinde. Bir tane de küçük lamba koysan kâfi. Ben fazla ışık sevmem akşam vakitlerinde. Yormasın beni.</p>
<p>Biraz müziğe de ihtiyacım var bu odada. O çok sevdiğim şarkıyı dinlemek istiyorum tekrar tekrar. Ve bırak, yağmur yağsın bir de. Karışsın şarkımın sesine. Kül tablasını bırakmayı unutma. Ben hala daha bırakmadım sigarayı. Yani ben onu bıraktım da, o beni bırakmadı.</p>
<p>Viski getir bir de bana. Bu şarkı kuru kuruya gitmez, yağmurda ıslatmaya yetmez dudaklarımı.</p>
<p>Tamam mı?</p>
<p>Git şimdi, beni benimle baş başa bırak.</p>
<p>Susacaklarım var.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Squirrel]]></title>
<link>http://hayalname.wordpress.com/2009/10/25/squirrel/</link>
<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 05:54:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ozgur Kadir Ozer</dc:creator>
<guid>http://hayalname.wordpress.com/2009/10/25/squirrel/</guid>
<description><![CDATA[]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="aligncenter size-full wp-image-80" title="IMGP0775ed" src="http://hayalname.wordpress.com/files/2009/10/imgp0775ed.jpg" alt="IMGP0775ed" width="536" height="700" /></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yapmadığın Şeyler]]></title>
<link>http://mefallit.wordpress.com/2009/10/21/yapmadigin-seyler/</link>
<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 12:07:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>lapsus alumni</dc:creator>
<guid>http://mefallit.wordpress.com/2009/10/21/yapmadigin-seyler/</guid>
<description><![CDATA[Anımsıyor musun yeni arabanı ödünç alıp çarptığım günü? Öldüreceğini sanmıştım beni, öldürmedin oysa]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Anımsıyor musun yeni arabanı ödünç alıp çarptığım günü? Öldüreceğini sanmıştım beni, öldürmedin oysa]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tutulur dilim, anlatamam...]]></title>
<link>http://serguzest.wordpress.com/2009/10/20/tutulur-dilim-anlatamam/</link>
<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 17:28:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>Sergüzeşt</dc:creator>
<guid>http://serguzest.wordpress.com/2009/10/20/tutulur-dilim-anlatamam/</guid>
<description><![CDATA[Bir bilsen içimde yükselen yangınları. Susarken gözlerimde çoğalan acıyı bir görsen. Hele bir dokuns]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://shadow-of-me.deviantart.com/art/I-Can-t-Tell-You-19873009" target="_blank"><img class="alignnone" title="Tutulur dilirim, söyleyemem..." src="http://img10.imageshack.us/img10/1048/illcanttellyoubyshadowo.jpg" alt="" width="500" height="329" /></a></p>
<p style="text-align:justify;">Bir bilsen içimde yükselen yangınları. Susarken gözlerimde çoğalan acıyı bir görsen. Hele bir dokunsan kalbime, çıkan sesleri işitsen. Anlarsın beni o zaman, ağlarsın.</p>
<p style="text-align:justify;">Ama bekleme zamanı, geçse de söylemem. Hep bilinmezlik içinde yaşarım tekil ızdırabımı. Yalnız ve çoktan seçilmiş yokluğa gömülür hayallerim, tutamam. İnlerim içimde, feryat ederim ama cılızdır sesim, duyuramam.</p>
<p style="text-align:justify;">Gururum eksilir zamanla, kabullenirim herşeyi. Şikayet etmem kimseye, hiç gönül koyamam.</p>
<p style="text-align:justify;">Yangınlar yükselir içimde, gözlerimde çoğalır acı, sessizlik içinde yorulur kalbim, dilim tutulur, anlatamam. Kaderimdir derim, ağlayamam.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yaşa Sen - Aziz Nesin]]></title>
<link>http://mefallit.wordpress.com/2009/10/20/yasa-sen-aziz-nesin/</link>
<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 16:33:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>lapsus alumni</dc:creator>
<guid>http://mefallit.wordpress.com/2009/10/20/yasa-sen-aziz-nesin/</guid>
<description><![CDATA[Her şeye boşver, dolu dolu yaşa. Madem ki bir aşkın var, ne güzel, tadını çıkar&#8230; Sanki ayıp bi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Her şeye boşver, dolu dolu yaşa. Madem ki bir aşkın var, ne güzel, tadını çıkar&#8230; Sanki ayıp bi]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ölüm tamamlıyor]]></title>
<link>http://serguzest.wordpress.com/2009/10/17/olum-tamamliyor/</link>
<pubDate>Sat, 17 Oct 2009 06:22:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>Sergüzeşt</dc:creator>
<guid>http://serguzest.wordpress.com/2009/10/17/olum-tamamliyor/</guid>
<description><![CDATA[Varlık bir uzun uykuda. Sokaklar üşümüş ve çok yalnız. Gece dibsiz bir kuyu gibi karanlık, Çekiyor h]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://varcolaci.deviantart.com/art/locked-door-114125794" target="_blank"><img class="alignleft" style="border:1px solid black;margin-left:1px;margin-right:12px;" title="Ölüm kapıda beklemede." src="http://img62.imageshack.us/img62/2994/lockeddoorbyvarcolaci.jpg" alt="" width="200" height="274" /></a>Varlık bir uzun uykuda.<br />
Sokaklar üşümüş ve çok yalnız.<br />
Gece dibsiz bir kuyu gibi karanlık,<br />
Çekiyor herşeyi kendine acı-ma-sız.</p>
<p>Kalan sesler daha yalın, daha parlak.<br />
Havadaki nem bile toprağın kanına giriyor<br />
Geçmiş günahlar uyanıyor sessizce ağlayarak<br />
Rüzgar kendi türküsünü tutturmuş gidiyor.</p>
<p>Varlık bir uzun uykuda hâlâ,<br />
Ölüm ise kapıda, beklemede.<br />
&#8230;<br />
..<br />
.<br />
Tamamlıyor kalan boşluğu&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[53===hayal işte...]]></title>
<link>http://fatmaaktas.wordpress.com/2009/10/17/53hayal-iste/</link>
<pubDate>Fri, 16 Oct 2009 23:15:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>Fatma Aktaş</dc:creator>
<guid>http://fatmaaktas.wordpress.com/2009/10/17/53hayal-iste/</guid>
<description><![CDATA[Aşağıdaki yazılanların hepsi bir hayal ürünüdür&#8230;&#8230;.. Hemen herkes zaman zaman aklından ga]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Aşağıdaki yazılanların hepsi bir hayal ürünüdür&#8230;&#8230;..</p>
<p>Hemen herkes zaman zaman aklından garip ,komik,yada başka konuda bir şeyler geçirmiştir.</p>
<p>Bu hayalim epeydir benimle geziyor. Ve bunu gerçekleştirdiğimi farz etmek de beni hep gülümsetiyor.</p>
<p>Benim hayalim bir futbol maçını basmak ve  bu maçı sunmak. Spor spikeri olmak belki daha kolay ulaşılabilir bir şey gibi görünse de, hayalim bu değil.</p>
<p>İllaki maçı basacağım ve o şekilde sunacağım. Ve bu maç mümkünse  en ses getirecek maçlardan biri olacak.</p>
<p>Ne kadar masum bir hayal değil mi?</p>
<p>Ben basınca maçın durdurulmasını engellemem gerek.Yoksa zevki kalmaz.</p>
<p>Ve maç bittiğinde de beni kalabalığın elinden polisin kurtarması gerek.</p>
<p>Ve ben böyle bir eylemin cezası var mı yada varsa ne kadar bilmiyorum. Ama böyle bir suçtan ceza almak beni utandırmaz gibime geliyor.</p>
<p>Düşünüyorum bir futbol maçında  kaç güvenlik görevlisi yer alıyor? Bilmiyorum. Haydi bir şekilde içeriye girdim ve birilerini rehin aldım diyelim.(Kimsenin burnu kanamadan-çünkü bunu asla istemem)</p>
<p>Maçın devamını nasıl sağlarım? Çok düşünüyorum bunu.</p>
<p>Ve haydi bunu da sağladım diyelim, 9 0 dakika boyunca hem sunacağım  hem de   bu maçı basma eylemini kontrol edeceğim.</p>
<p>Bunu nasıl sağlarım? Bana yardım edecek en azından bir tv studyosunu da saha dışında isteğime nasıl boyun eğdireceğim? Yayınlamazlarsa ne yaparım? O zaman boşa gider bunca emek.</p>
<p>Belki de  eylemi canlı yayınlamak isterler o zaman bu endişeme gerek kalmaz.</p>
<p>Hayal bu ya haydi maç oynandı ve ben sundum.Tek sunan ben olayım istiyorum.  Ve maç  oynandı ve bitti. Sonra ne yapacağım?</p>
<p>Kaçmam gerek herhalde normal bir eylemci olsam.</p>
<p>Ama kaçmak racona ters.</p>
<p>Yaptıktan sonra inkar etmek olmaz ki.</p>
<p>Bu arada taraftarların öfkesinden beni kim koruyacak?</p>
<p>Ve tek başıma ben bunu nasıl yaparım?</p>
<p>Tek başımayım çünkü benim komik  hayalime kim yardım edecek?</p>
<p>Ancak komedi filminde olacak bir şey bu.</p>
<p>Futbol maçını sunarken ben herkese garanti ediyorum ki hayatları boyunca dinledikleri en komik maç olacak.</p>
<p>Belki  saçını başını yolan da olur gülmekten.</p>
<p>Çünkü:</p>
<p>Ben hayatımda hiç futbol maçı izlemedim. Ne tv den nede stadyumdan. Ve hayatım boyunca hiçbir gazetenin hiçbir spor sayfasına bakmadım. Hani okurum duyarım ve öğrenirim korkusuyla.</p>
<p>Ve bir düşünün bu kadar masum birinin sunacağı futbol maçının ne kadar komik olacağını.</p>
<p>Ben sunarken teknik drektörlerin falan saçını başını yolduğunu hayal ediyorum.</p>
<p>Ve hem cahaletimle maçı sunarken güldürmek hem de  bazı mesajlar vermek istiyorum izleyicilere.</p>
<p>Futbolun ne kadar gereksiz olduğunu, izleyicilere faydası olmadığını onun yerine izleyicilerin kendilerinin  spor yapmalarını tavsiye edeceğim.</p>
<p>Hele takım tutmanın ne kadar komik olduğunu, çünkü futbolcuların parayı verene  ,takımdan takıma atladıklarını falan anlatacağım.</p>
<p>Her bir futbolcuya verilen para ile 3-5 mahallede gençler için bireysel spor yapabilecekleri tesislerin yapılabileceğinden söz edeceğim.</p>
<p>Her yeri betonla kaplayıp binalar dikerken  o semtin gençlerini sokaktan kurtaracak ,spor yapma imkanı verecek alanların, binaların ihmal edildiğinden söz edeceğim.</p>
<p>Kenar mahallede yaşayan çocukların sokakta oynamaktan başka çarelerinin olmadığından söz edeceğim.</p>
<p>Gençlere kafeler kalıyor sosyal mekan olarak. İlk öğretimde okuyan çocuklar evinde internet olan da olmayanda bilgisayarda oyun oynamaya gidiyor kafelere.</p>
<p>Herhalde kendi mahallesinde tesisi olsa ve de koçları, sanal yerine bizzat oyun oynamak daha cazip gelecek onlara.</p>
<p>Genç nüfusu  bu kadar çok olan bir ülkede spor okulu mezunlarının  en değerli meslek grubunu oluşturması gerektiğini  düşünürüm.</p>
<p>Sokakta kavga etmek yerine enerjilerini sporda harcasalar diye düşünürüm. Spora ilgi duyunca zaten zararlı alışkanlıklardan  uzak durmazlar mı?</p>
<p>.</p>
<p>Neden  okullarda spor salonları ve tiyatro salonu olmaz diye düşünürüm.Hem yazda kışta törenler açıkta  yapılıp ayakta saatlerce bekletilmez çocuklarımız hem de tiyatro izlerler.</p>
<p>Okullarımızın çoğunda spor ,beden eğitimi dersinde okulun beton bahçesinde yapılıyor. İster her okula spor salonu yapılsın ister her semtte okulların sırayla kullanacağı tesisler.</p>
<p>Hani diyorum inşaattan anlayan insanlar maliyet hesap edebilirler ve bunun için kaç futbol maçı bileti gerektiğini hesaplayabilirler.</p>
<p>Hep hayal etmişimdir, yüzen okul.Coğrafya dersinde Karadeniz’i Baştan sona dolaşsın. Her limanda mola verip o ülkeyi ziyaret etsin çocuklar. Ve o ülkede seçilen okulda derse girsinler. Hem gemi yolculuğu sırasında  balık tutsunlar ,yemek yapmaya, ve diğer işlere kendi çaplarında yardım etsinler nöbetleşe.</p>
<p>Hayat bilgisi dersinde olan konulardan sayılmaz mı bu?</p>
<p>İlk yardımı, denizi, pusulayı, denizciliği görsünler.</p>
<p>Aynı şekilde birkaç vagonda bu şekilde hazırlanamaz  mı?</p>
<p>İstanbul’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan İstanbul’a? Ege ve Karadeniz’i de unutmayalım?</p>
<p>Arada bir yola çıkan yaz tatili hediyesi tren gezilerinden  değil, öğretmenlerinin de yer aldığı gerçek ders programı içinde ki yolculuklardan söz ediyorum.</p>
<p>Din dersinde camiye, kiliseye, sinagoga götürülen çocuklar duymadım hiç.Çok mu tehlikeli olur bu çocuklar için? Hemen dini erezyona mı uğrarlar? Hiç sanmıyorum.</p>
<p>Bir müzik aleti çalamayacaksa, ilk öğretim boyunca müzik dersi neden var ki? Benim  okul yıllarımda gerçek bir müzik öğretmenimiz olmadı hiç.</p>
<p>Bir spor dalında devam eden faaliyetimiz olmayacaksa neden beden eğitimi dersimiz vardı ki?</p>
<p>Yakan top oynardık ,öğretmen  yoklama alır ve serbest bırakırdı .Okulun bahçesinde. Şimdiki zamanda farklıdır herhalde durum.</p>
<p>İşte eğer ben futbol maçını bir kez canlı sunabilseydim  bunları anlatacak idim.Hayal işte.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[UMUTLARA YOLCULUK]]></title>
<link>http://edoumanet.wordpress.com/2009/10/14/98/</link>
<pubDate>Wed, 14 Oct 2009 12:03:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>edoumanet</dc:creator>
<guid>http://edoumanet.wordpress.com/2009/10/14/98/</guid>
<description><![CDATA[UMUTLARA YOLCULUK Umutlarımız, hayallerimiz trenin acı sesiyle ayağa kalktı, o acı çığlık bazılarımı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a rel="attachment wp-att-97" href="http://edoumanet.wordpress.com/2009/10/14/98/raylar/"><img class="alignleft size-full wp-image-97" title="raylar-" src="http://edoumanet.wordpress.com/files/2009/10/raylar.jpg" alt="raylar-" width="188" height="201" /></a> UMUTLARA YOLCULUK</p>
<p>Umutlarımız, hayallerimiz trenin acı sesiyle ayağa kalktı, o acı çığlık bazılarımız için umut,bazılarımız için heyecan vericiydi.Farklı dünyaların içerisinden gelen kalpler,yolculuğa çıkmıştı.Bizimle beraber duygularda şahakalktı.Acılar,sevinçler,hüzünlü gözler, trenin camının bulanıklığında o kadar netti ki; gözlerimize yansıyordu.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Bir an düşündüm&#8230;Bu canım tren  ne anılar saklamıştır vagonlarında, daha sonra rayları düşündüm o kadar yükü taşıyan raylar, o yük yetmezmiş gibi bizimle beraber umutlarımızı, belki de hayallerimizi taşıyordu.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Etrafa baktım&#8230;</p>
<p>Sevgiler vardı vagonlara sığmayan, acılar vardı trenin düdüğüne eşlik eden, umutlar vardı rayların arasındaki çakıl taşları gibi..</p>
<p>Derken, tekrar kafamı çevirdim trenin o bulanık camına, henzemin geçitinde zoraki bekleme vardı, umutlarımızı beklediğimiz gibi.Bir yeşil ışık  belki de bekleyenlerin umudu olacaktı ; ama  umutlar raylarla beraber uçup gidecekti.</p>
<p>Çok şeyler geldi geçti&#8230;</p>
<p>Çoçukluğuma döndüm bir an, kondüktör/biletçi amcayı beklemeye başladım.Çoçukluğumdaki o küçük  dikdörtgen yeşil bileti, kondüktör/biletçi amcaya  göstermeyi çok isterdim. O yeşil bileti, kondüktör/biletçi amcaya verdiğimde  umutlarımın yeşereceğini düşünüyordum. Herşeyin değiştiği gibi  yeşil bilette değişmişti. Kağıt parçasını uzattım, hayalkırıklığıyla biletçi amcaya&#8230;</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Değişen sadece yaşam değildi, umutlarımızda değişmişti.Sadece bize beklemek kalmıştı; ta ki yolculuğun bittiği noktaya dek.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Tren son durağa geldiğini acı sesiyle haykırıyordu, son duraktaydım.Küçük kalpler, umutlar, acılar, sevinçler trenden ayrıldı.</p>
<p>Bekledim, arkamı döndüm inerken,bir hediye vermek istedim trene&#8230;UMUTLARIMI, HAYALLERİMİ bıraktım.Umutlarım, hayallerim, trenle beraber rayların  o keskin makaslarında yola çıkmıştı bile&#8230;</p>
<p>Artık tektim&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kendimi hissettiğim ân]]></title>
<link>http://serguzest.wordpress.com/2009/10/11/kendimi-hissettigim-an/</link>
<pubDate>Sun, 11 Oct 2009 08:51:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>Sergüzeşt</dc:creator>
<guid>http://serguzest.wordpress.com/2009/10/11/kendimi-hissettigim-an/</guid>
<description><![CDATA[Çekil kafesine ey ruh. Günahlarından yorul. Hebâ etme gençliğimi, Solan bedenime sokul. Bil ki, elle]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><blockquote><p>Çekil kafesine ey ruh.<br />
Günahlarından yorul.<br />
Hebâ etme gençliğimi,<br />
Solan bedenime sokul.</p>
<p>Bil ki, ellerinde kanlı izler<br />
ve iki eli yakanda masumiyetimin&#8230;</p></blockquote>
<p style="text-align:justify;">Kendimi bildiğim ân kanadı kalbim ilk defa. O gün bugündür de zamansız yaralar belirir kalbimde, kanar durur. Türlü merhemler sararım ama geçmez acısı. Azalsa bile bitmez. İsterim ki kapansın, kabuk bağlasın ama kader müsade etmez. Kaybeden yüreğimdir, bedenim bilmez. İsterim ki ruh kafesine çekilsin, nefis günahlarından arınsın. Hiçbiri beni dinlemez. Kalbim hissettikçe kanar yaralarım. Zaman geçer yanımdan, aldırış etmeden. Tutmaz ellerimden kalan masumiyetimin.</p>
<p style="text-align:justify;">Oysa zamanı durdurma ve geriye döndürme şansım olsa, kalbimin kanadığı ve kendimi  ilk hissettiğim zamanın öncesine, içimde ölen çocuğun dünyaya hakim olduğu günlere dönmek isterdim. Çünkü hep aynı şuursuzlukla yaşamın içinde dolanmak güzeldi. Hayatı &#8216;keşke&#8217;siz ve doyasıya yaşamak, olanların üzerinden yüzeysel geçmek kolaydı.</p>
<p style="text-align:justify;">Ama şimdi detaylar içinde lezzet ararken acı çekiyorum. Hayat zaten herşeyin kılıfını güzelliklerle bezemişken, ben bunları görmüyorum. Sadece derinindekilere  sevdalı aklımla tüketiyorum elimdekileri.</p>
<p><a href="http://www.flickr.com/photos/jacobvorpahl/2443289611/" target="_blank"><img class="alignnone" style="border:2px solid black;" title="şimdi detaylar(d)a boğulmak zamanı" src="http://img230.imageshack.us/img230/4144/2443289611684e85bdfe.jpg" alt="" width="500" height="334" /></a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
