<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>hiristiyanlik &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/hiristiyanlik/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "hiristiyanlik"</description>
	<pubDate>Sat, 05 Dec 2009 22:14:02 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Dini İnançlar Çocuklara, Çocuklar Soyut-Somutu Ayırt Edemezken Yerleştirilir.]]></title>
<link>http://ateist.wordpress.com/2009/11/28/dini-inanclar-cocuklara-cocuklar-soyut-somutu-ayirt-edemezken-yerlestirilir/</link>
<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 00:28:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>ateist</dc:creator>
<guid>http://ateist.wordpress.com/2009/11/28/dini-inanclar-cocuklara-cocuklar-soyut-somutu-ayirt-edemezken-yerlestirilir/</guid>
<description><![CDATA[Belli bir yaşa kadar soyut ve somutu ayırt etme yetisine sahip olmayan çocuklara, dini görüşler empo]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Belli bir yaşa kadar soyut ve somutu ayırt etme yetisine sahip olmayan çocuklara, dini görüşler empoze edilir.Ve bu görüşler genellikle kalıcı olarak, nesilden nesile aktarılır.Eğer bir çocuğa, aslında sizin uçabilme yeteneğinizin olduğunu söylerseniz inanacaktır, dünyanın düz olduğunu ve 5 tanrı tarafından 15 günde yaratıldığını söylerseniz size inanacaktır.Saçma olduğunu düşündüğünüz bu örnekler çoğaltılabilir.Ancak bu görüşlerin; dünyanın bir tanrı tarafından 7 günde yaratıldığını iddia eden görüşten daha az doğru olduğunu söyleyemeyiz.Sebebiyse, her ikisinin de aynı kanıt derecesine sahip olması; daha doğru bir ifadeyle hiçbir kanıta sahip olmamasıdır.Sinirlenerek, &#8220;Bu yazı tam bir saçmalık! Dünya allah tarafından yaratılmıştır.&#8221; şeklinde düşünen bir kişi acaba, henüz soyut-somutu ayırt edemezken dünyanın 15 tanrı tarafından 1 saatte yaratıldığını öğrenseydi; yine de, şu an savunduğu düşünceyi mi savunurdu acaba ? Bu pek mümkün görünmüyor. Çünkü, istatistiksel olarak bireyler, yaşadığı ülkede hakim olan dine mensup oluyorlar.Yahudiler , &#8220;Dünyanın nasıl oluştuğu konusunda bizim inancımız doğru.&#8221; diyorlarken , müslümanlar da aynı şekilde &#8220;Dünyanın nasıl oluştuğunu en iyi bizim inancımız açıklar.&#8221; diyor.Tüm dinlerin ortak noktası var ki; bu soru dahil birçok soruya kanıt yoluyla cevap verememeleri.<br />
Çocuklara dini inancın, henüz onlar soyut-somutu ayırt edemiyor iken, -dolayısıyla kendi aklı ile doğruyu aramasına izin verilmiyorken- dini inancın yerleştirilmesinin doğru olmadığına değinmişken, Arthur  Schopenhauer&#8217;in <em>&#8220;Dünya, 15 yaşından küçük çocuklara din dersi vermeyecek kadar dürüst olursa, belki o zaman ona umut besleyebiliriz.&#8221;</em> sözünü eklemek gerekir.<br />
Eğer seçtiğiniz dinin mantığa ve akla uygun olduğunu düşünüyorsanız çocukların yaşı büyüdükçe, içinde bulunduğunuz dini duruma, akıl ve mantıklarını kullanarak ulaşabileceklerini düşünüyorsunuz anlamı çıkar.Ve akıl, mantık ile bulunabileceğini düşündüğünüz bu -en ideal- dinin, çocuğunuz tarafından aklını ve mantığını kullanarak bulunmasına izin verin. Buna izin vermemek, dinin akıl ve mantık ile bulunamayacağını -farkında olmadan da olsa- savunmak anlamına gelir.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[SOYKIRIM NEDİR?]]></title>
<link>http://yahak.wordpress.com/2009/11/22/soykirim-nedir/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 08:34:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>mehmet selim polat</dc:creator>
<guid>http://yahak.wordpress.com/2009/11/22/soykirim-nedir/</guid>
<description><![CDATA[SOYKIRIM NEDİR? Yer değiştirme uygulaması Ermeni çevreleri ve hasım devletlerce&#8221;Ermeni katliam]]></description>
<content:encoded><![CDATA[SOYKIRIM NEDİR? Yer değiştirme uygulaması Ermeni çevreleri ve hasım devletlerce&#8221;Ermeni katliam]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ermenilerin ‘DÖRT T’ PLANI]]></title>
<link>http://yahak.wordpress.com/2009/11/22/ermenilerin-%e2%80%98dort-t%e2%80%99-plani-3/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 08:20:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>mehmet selim polat</dc:creator>
<guid>http://yahak.wordpress.com/2009/11/22/ermenilerin-%e2%80%98dort-t%e2%80%99-plani-3/</guid>
<description><![CDATA[‘DÖRT T’ PLANI İşin ucunu insanların canına kastetmeye kadar götüren Ermeni terörünün amacı, sözde E]]></description>
<content:encoded><![CDATA[‘DÖRT T’ PLANI İşin ucunu insanların canına kastetmeye kadar götüren Ermeni terörünün amacı, sözde E]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ermenilerin ‘DÖRT T’ PLANI]]></title>
<link>http://yahak.wordpress.com/2009/11/22/ermenilerin-%e2%80%98dort-t%e2%80%99-plani-2/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 08:05:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>mehmet selim polat</dc:creator>
<guid>http://yahak.wordpress.com/2009/11/22/ermenilerin-%e2%80%98dort-t%e2%80%99-plani-2/</guid>
<description><![CDATA[‘DÖRT T’ PLANI İşin ucunu insanların canına kastetmeye kadar götüren Ermeni terörünün amacı, sözde E]]></description>
<content:encoded><![CDATA[‘DÖRT T’ PLANI İşin ucunu insanların canına kastetmeye kadar götüren Ermeni terörünün amacı, sözde E]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ermenilerin ‘DÖRT T’ PLANI]]></title>
<link>http://yahak.wordpress.com/2009/11/22/ermenilerin-%e2%80%98dort-t%e2%80%99-plani/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 08:02:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>mehmet selim polat</dc:creator>
<guid>http://yahak.wordpress.com/2009/11/22/ermenilerin-%e2%80%98dort-t%e2%80%99-plani/</guid>
<description><![CDATA[‘DÖRT T’ PLANI İşin ucunu insanların canına kastetmeye kadar götüren Ermeni terörünün amacı, sözde E]]></description>
<content:encoded><![CDATA[‘DÖRT T’ PLANI İşin ucunu insanların canına kastetmeye kadar götüren Ermeni terörünün amacı, sözde E]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ERMENİLERİN ERMENİLERE ZULMÜ]]></title>
<link>http://yahak.wordpress.com/2009/11/22/ermenilerin-ermenilere-zulmu/</link>
<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 07:43:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>mehmet selim polat</dc:creator>
<guid>http://yahak.wordpress.com/2009/11/22/ermenilerin-ermenilere-zulmu/</guid>
<description><![CDATA[ERMENİLERİN ERMENİLERE ZULMÜ &nbsp; Komitacı Ermeniler sadece Türkleri katliama tabi tutmakla kalmam]]></description>
<content:encoded><![CDATA[ERMENİLERİN ERMENİLERE ZULMÜ &nbsp; Komitacı Ermeniler sadece Türkleri katliama tabi tutmakla kalmam]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İşte dehalar, nerede okullar… ]]></title>
<link>http://sadoglu.wordpress.com/2009/10/21/iste-dehalar-nerede-okullar%e2%80%a6/</link>
<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 10:55:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>sadoglu</dc:creator>
<guid>http://sadoglu.wordpress.com/2009/10/21/iste-dehalar-nerede-okullar%e2%80%a6/</guid>
<description><![CDATA[Yazıma başlamadan önce; fevkalade önem arz eden ve aç gözlü fırsatçıların üste çıkamak maksadıyla bi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Yazıma başlamadan önce; fevkalade önem arz eden ve aç gözlü fırsatçıların üste çıkamak maksadıyla bi]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Günümüz Modern Dünyası Orta Çağdan Daha Karanlık Değil.]]></title>
<link>http://ateist.wordpress.com/2009/10/13/gunumuz-modern-dunyasi-orta-cagdan-daha-karanlik-degil/</link>
<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 21:38:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>ateist</dc:creator>
<guid>http://ateist.wordpress.com/2009/10/13/gunumuz-modern-dunyasi-orta-cagdan-daha-karanlik-degil/</guid>
<description><![CDATA[&#8220;Orta çağ insanı.&#8221; sözü bir insanı aşağılamak , onun geri kafalı olduğunu iddia etmek iç]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>&#8220;Orta çağ insanı.&#8221; sözü bir insanı aşağılamak , onun geri kafalı olduğunu iddia etmek için kullanılır.Peki günümüz toplumundaki insanlar , orta çağ insanlarından çağdaş ve akılcı mı ?<br />
Işığın olmadığı bir odada karanlıkta oturmak zorunda kalan insanlar gibiler ; orta çağ insanları.Modern çağ insanları ise genellikle ışığı olduğu halde karanlıkta oturan insanlardan oluşuyor.<br />
Yağmur , deprem , astronomi , ekoloji ve benzeri olaylar için orta çağ insanının , bu olayların neden yaşandığına dair kafasında oluşan soru işaretinin cevabında &#8220;Tanrının işi&#8221; mantığından başka bir mantık aramak bir hâyli zor. Bilim , küçük bir topluluğun ayrıcalığı ve bunu yayma şansları bir hâyli düşük. Sebebi , kiliselerin ve din adamlarının baskın tavırları.Birçok bilim , felsefe insanının engizisyon mahkemelerinde acımasız şekilde ölüme çarptırıldığını duymayanımız hemen hemen yoktur.Ancak kilisenin tüm bu bilim karşıtı tavırlarına rağmen , din-bilim çatışmasında bilim galip çıkıyor ve kilisenin &#8220;Evrenin merkezi dünyadır.&#8221; gibi yanlış görüşlerini çürütüyor.<br />
Günümüzde bilim birçok soruya cevap verebilmesine rağmen , bu cevapları araştırmaktansa &#8220;Tanrının işi&#8221; diyerek geçiştiriyoruz.Evrim teorisi gibi , din ile örtüşmeyen ancak bazı bilimsel gelişmelerin doğruluğunu haklı çıkardığı gelişmelere hak verenleri aptal olarak görüyor ve o teorinin içeriğini araştırma şansımız olduğu hâlde , &#8220;Maymundan geldiysek maymun neden bugün maymun ya da bugün neden maymun insana dönüşmüyor?&#8221; gibi eleştirilerle teorileri çürüttüğümüzü zannediyoruz ayrıca.Daha sonra , kahvehanede okey,batak oynamaya gidiyoruz , bu teoriyi çürütmenin(!) verdiği keyifle.<br />
Acaba , bilimden faydalanma şansı bizimki ile karşılaştırılamayacak olan orta çağ insanı ; bilimden faydalanma şansı olduğu hâlde faydalanmayan ve içinde ; dinsizleri,diğer dinlere mensup insanları öldürme isteği olan modern çağ insanından geri kafalı mı ? Yoksa asıl geri kafalılık , bilimden faydalanma şansı olduğu halde faydalanmayıp , her soruya &#8220;Tanrı böyle istemiş.&#8221; diyerek geçiştirmen modern çağ insanı mı ?</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Religulous]]></title>
<link>http://bilgiyolu.wordpress.com/2009/10/05/religulous/</link>
<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 10:38:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>bilgiyolu</dc:creator>
<guid>http://bilgiyolu.wordpress.com/2009/10/05/religulous/</guid>
<description><![CDATA[Religulous, din (religion) ve saçmalık (ridiculous) kelimelerinin karışımı, uydurma bir kelime. Ve b]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Religulous, <strong>din </strong>(religion) ve <strong>saçmalık</strong> (ridiculous<strong><span style="font-weight:normal;">)</span><span style="font-weight:normal;line-height:19px;"> kelimelerinin karışımı, uydurma bir kelime. Ve bu yazının konu aldığı filmin adı, bu yapım, dinlerle alay ettiği söylense de, dini anlatan bir film. Alaya benzemesi ya da komedi olması tamamen dinler ve ona yönelen insanların bakış açısı ile ilgili. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Larry_Charles" target="_blank">Larry Charles</a>, yönetmenliğinde ve komedyen, <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Bill_Maher" target="_blank">Bill Maher</a> güdümünde bir belgesel eğilimli ama kesinlikle belgesel sayılmayacak bir çalışma.</span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-68" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap149.jpg" alt="bscap149" width="500" height="282" />Film,</p>
<p>&#8220;Bunu anlamak zorundayım. Bunun ne olduğunu anlamalıyım.&#8221; diyerek başlıyor, bu bence çok önemli. Dinin insan ve insanlık gelişiminde <strong>engel</strong> teşkil ettiği fikrini açıkça söylese de; Bill insanların kendisinin görebildiği bu basitliğe neden uzak kaldığını anlamaya çalışıyor. Bence bu din gibi, küçük çocukların bile çok şey bildiği/ bilmek zorunda olduğu bir kavram için yeterince yerinde bir <strong>önyargı</strong>.</p>
<p>En başlarda Bill, eski gösterilerinde yer alan, dini öğeleri tiye alıp, doğrudan <strong>tanrı kavramı</strong>na dokunmayan esprilerinden bahsediyor. Burada kayıtlı gösterilerinden bir iki kesit geliyor.  Sonra konu çocukluğu yıllarında ailesinde dinin yeri ve önemine geçiyor. Katolik olarak yetiştirilse de dinin, hayatında o devirde, beyzbol ya da <strong>Superman</strong> kadar etkili olmadığını söylüyor.</p>
<p>Bill Maher, bu kısımda <em>&#8220;Yaptığım mastürbasyonlardan daha fazlasını yapmama müsaade edecek ya da bana bir kız arkadaş edindirecek birine tapabilirdim.&#8221;</em> şeklindeki samimi itiraflarından birini yapıyor. Bu dönem çocukları/ergenleri açısından bence pek manidar bir <strong>&#8220;tanrı ihtiyacı&#8221;</strong> analizi.</p>
<p style="text-align:center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-70" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap1471.jpg" alt="bscap147" width="500" height="282" /></p>
<p>Ailesinin üyeleri ile, sevimli ve kısa bir görüşmelerine de yer veriliyor. Burada annesi, <em>&#8220;Bill&#8217;in hiçbirimiz inanmıyoruz değil mi?&#8221;</em> sorusuna, <em>&#8220;Kimse inanmıyoruz demedi. Katolikliğe inanmıyoruz.&#8221;</em> şeklinde bir karşılık veriyor. Neye inandıklarını soran oğluna da tekrar <em>&#8220;Bunun cevabını bilmiyorum&#8221; </em>yanıtını veriyor ve Bill&#8217;in karşılığı sahneyi bitiriyor.</p>
<p><em>&#8220;İşte benim cevabım bu.&#8221;</em></p>
<p>Film ekibi bir chapel&#8217;e doğru yol alıyor. Burada, bir iki dini motif de onlara eşlik ediyor, Bir tane de Ufo&#8217;cu örneği olmak üzere, birkaç farklı mezhebin kiliseleri görüntüsü bunlar. <span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="line-height:normal;">Hedef &#8220;Trucker Chapel&#8221; Yani Türkçe karşılık olarak &#8220;Kamyoncular Mescidi&#8221; filmde ayrıntı vermiyor ama, 99&#8242;da kurulmuş, üyelerine dini görevlerle beraber, kutsal kitap ya da dini kitaplar dağıtan bir organizasyon. Siteleri var meraklısı ilgilenebilir.</span></span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="line-height:normal;"><img class="aligncenter size-full wp-image-71" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap151.jpg" alt="bscap151" width="500" height="282" /></span></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="line-height:normal;">Bill burada mezhebin üyelerine hazırladığı birkaç soruyu soruyor. İlk soru <strong>İncil</strong>&#8216;de ya da her İncil&#8217;de olmayın Hristiyanlık&#8217;ta olan bazı kavramlar üzerine. Bakire bir kadının doğurması, ilk günah ya da papa gibi&#8230; Bunların uydurulmuş şeyler olabileceğine dair endişelerini söylüyor. Buradan gelen bir iki yanıt çabası ardından, Bill &#8220;İnançlı olmanın neden iyi?&#8221; olduğunu sorunca, filmdeki ilk tepkisini alıyor ve biri, <em>&#8220;Sen tanrıma inanmıyorsun&#8221;</em> yaklaşımıyla söylenerek, Chapel&#8217;i terk ediyor.</span></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="line-height:normal;">Daha sonra oradaki inançlılardan biri, tanrı üzerine, kendisinin kanıt sandığı kişisel fikirlerini söylüyor. Eskiden çok kötü bir hayat yaşadığını, <em>(uyuşturucu, kadınlar, muhabbet tellallığı v.b)</em> ama şu anda oldukça temiz ve huzurlu olduğunu söylüyor. Burada kesinlikle daha sonra çekilmiş ama tam buraya montajlanmış, keyifli bir Bill tespiti geliyor. </span></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="line-height:normal;">&#8220;Bana şöyle diyorlar, <em>&#8220;Eskiden uyuşturucu kullanırdım, eskiden kadınlarım vardı.&#8221;</em> düşünüyorum da, problem ne o zaman?&#8221;</span></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="line-height:normal;">Pascal&#8217;ın <em>&#8220;tanrı yoksa inanmış olmak sorun çıkarmaz ama varsa, inanmamış olmak büyük sorundur&#8221;</em> özetli <a href="http://suphecimelek.wordpress.com/2009/05/25/pascalin-kumari/" target="_blank">kumarı</a> geçiyor burada ilk kez. Bunun ne kadar dayanıksız bir madde olduğunu birçok inançlı insanın da görebildiğini düşünürsek, hakkında çok şey söylemeye gerek yok sanırım. Tahmin edilebilecek şeyleri Bill de söylüyor zaten. Daha sonra da, dinin sunduğu &#8220;Kesinlik&#8221; yerine onun &#8220;Kuşkuculuğu&#8221; sunduğunu ortaya koyuyorr. </span></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="line-height:normal;">Bill şimdi de Francis Collins&#8217;in karşısında. Bu isim, belki Din-Bilim temalı araştırma yapmış insanların karşısına daha önceden de çıkmıştır. Kendisi, canlıların aynı atadan geldiğine inansa da, insan dnasının, tanrı dışında bir neden tarafından açıklanamayacağını düşünüyor. Bu nedenle, <strong>Din-bilim</strong> kardeşliğine inanan ki bu kardeşlik başka bir konu, insanın uğrak noktalarından biri. <em>(Bir tanrının var olmasının, dinlerin her kusurunu örtüyor sanılması da ayrı bir garipliktir.)</em> Sonuç olarak Collins yaradılışçılar tarafından bolca referans gösterilen bir isim. </span></span></p>
<p style="text-align:center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-74" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap174.jpg" alt="bscap174" width="500" height="282" /></p>
<p><span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="line-height:normal;">Bill, Collins&#8217;in birçok meslektaşı aksine dindar olmasına dikkat çekiyor önce. Collins de bunun üzerine İsa&#8217;nın varlığına dair tarihi kanıtların olduğunu söylüyor ve &#8220;Ben kimsenin ortaya kanıt sürdüğünü duymadım&#8221; karşılığına da &#8220;Yeni ahit&#8221;i adres gösteriyor. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yeni_Ahit" target="_blank">Yeni Ahit</a> şu; İsa&#8217;yı görüp görmedikleri kuşkulu olan insanların, Tanah (Tevrat artı Zebur) temalı şahsi fikirlerini de ekleyip ortaya koydukları kitaplar. Collins bunu, tanık nesillerin tanığı gibi, tavuk suyunun suyu bir mantıkla kabul ediyor. Araştırmadım ama böyle bir düşünce işleme mantığına sahip insan acaba nasıl oluyor da, <strong>özgür düşünce</strong> isteyen bir işte tutunabiliyor? Bir berber olsaydı anlardım, ama bir bilim insanı olmasına gerçekten şaşırıyorum. Şaşkınlık demişken, bakirenin doğurmasının bazı İncillerde olmamasını, &#8220;Eh işte olur öyle&#8221; mantığıyla savuşturmaya Bill&#8217;in şaşkınlığı ardından, Chapel&#8217;e geri dönüyoruz. </span></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="line-height:normal;">Bill onların akıllı birer insan olduklarından, bu yüzden konuşan yılanlı, 900 yaşına ulaşabilen insanlı hikayelere inanmalarını yadırgadığını söylüyor. Ama yeni de &#8220;Benim için <strong>dua</strong> edin&#8221; deyip, oradaki insanların kendisine dua etmesine izin veriyor. Ve chapel&#8217;i <em>&#8220;Sadece Hristiyan değil, İsa gibi olduğunuz için teşekkür ederim.&#8221; </em>diyerek terk ediyor. Tabi terk etmeden önce &#8220;hey cüzdanım!&#8221; esprisi ile bitiriyor. Çok sevimli bir hava var o an. Orada tanımadığınız etmediğiniz insanlara bir yakınlık duyuyorsunuz, <strong>buruk</strong> bir yakınlık. </span></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="line-height:normal;">Görüntü tv&#8217;lerde para toplayan dinci tv şaklabanlarına geliyor bir süre. Daha sonra Evangelist Jeremiah Cummings&#8217;e takılıp kalıyor. Evangelist, dünyanın kıyamet yaklaştığında iyi-kötü arasında dev bir son savaşa tanıklık edeceğini, bu savaşa önder olarak geri dönen İsa&#8217;nın dev bir imparatorluk kuracağını, huzurlu geçen yüzyıllarından ardından da, bütün Hristiyanların cennete gideceğine inanan kişi oluyor. Aynı zamanda, İncil yazan, vaaz, iyi haber veren gibi bir anlamı var. </span></span></p>
<p style="text-align:center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-76" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap175.jpg" alt="bscap175" width="500" height="282" /></p>
<p><span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="line-height:normal;">Cummings,<strong>Harold Melvin &#38; the Blue Notes </strong>adındaki 70&#8242;li yılların Amerikan müzik grubunun bir üyesi imiş zamanında, kendisi ödüllü bir müzisyen.<strong> </strong>Aynı zamanda<strong> <span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;font-weight:normal;line-height:normal;">parayı seven bir adam, yalan yok, para da onu seviyor. Zenginlik konusunda kesin fikirleri olan İsa&#8217;nın da aslında parayı sevdiğini söylüyor. Arada bir yerde adının, </span><span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;font-weight:normal;line-height:normal;">American Pimps</span><span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;font-weight:normal;line-height:normal;"> olduğunu öğrendiğim pezevenklik üzerine bir belgesel filminden hoş bir alıntı geliyor. </span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;"><span style="line-height:normal;"><strong><span style="font-family:Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif;font-weight:normal;line-height:normal;"> </span></strong></span></span></p>
<p>Gelmiş geçmiş en iyi pezevenklerden biri bana şöyle demişti, ki ona tanrı derler:</p>
<p>&#8220;Elinde olanla yetinirsen, daha fazlasına sahip olamazsın.&#8221;</p>
<p>Neyse efendim, Cummings, İsa&#8217;nın bir mülksever olduğunda ısrarcı, onun, &#8220;Devenin iğne deliğinden geçmesi</p>
<p>zenginin Tanrı egemenliğine girmesinden daha kolaydır.&#8221; sözü bile bir şey ifade etmiyor onun için. Ama mesele bence o değil, mesele bu insanların sergilediği barizlik. Bizde de zengin cemaat liderleri vardır. Hem de aşırı zenginlerdir, ama nasıl yapıyorlar bilmiyorum, bakınca <strong>fakir</strong> görünme konusunda oldukça iyidirler.</p>
<p>Konu, eşcinselliğe geçiyor. Bill, bu konuyla ilgili, değişim hizmetleri sunan bir merkezin yetkilisi ve kendisi de bir eski-eşcinsel olan John Westcott ile görüşüyor. Wescott, yine eski bir lezbiyen ile evli ve şu an üç çocuk babası.</p>
<p style="text-align:center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-77" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap176.jpg" alt="bscap176" width="500" height="282" /> Wescott&#8217;a göre, eşcinsellik, tanrının bahşettiği doğa ile uyumsuz. Erkeğin penisi, kadının vajinası var, o da onu tutup, onun içine sokar. Bu kadar basit. Durup dururken icat çıkarmanın bir anlamı yoktur. Elbet Wescott, bu konuda kesin fikirlere sahip, değişime açıklık söz konusu değil. Bill, bitirip izin istiyor, o sırada, gelen her misafirini kucakladığını söyleyen, Wescott, Bill&#8217;i de kucaklıyor.  Bill de; &#8220;Hey, orada sert bir şeyler yok değil mi?&#8221; esprisini yapıp mekanı terk ediyor.</p>
<p>Bill bu seferde, eski bir Yahudi olan, Hristiyan Steve Burg ile beraber. Kendisi vakti zamanında İsa adı ile isteği için bahşedilen, irili ufaklı ki çoğunu o an <strong>hatırlamadığı</strong>, mucizeler ardından Hıristiyan olmuş. Bill&#8217;in ısrarı üzerine ise, mucizelerinden birini anlatıyor.</p>
<p style="text-align:center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-78" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap177.jpg" alt="bscap177" width="500" height="282" />Kendisi partideyken birinden su istiyor ve o da karşılık olarak &#8220;Bardak burada, camdan çıkar ve yağmur yağması için dua et&#8221; diyor. Bunu yapan Steve ise biraz sonra yağan yağmur karşısında inançlarına olan bağı güçlendiriyor. Burada Steve&#8217;nin atladığı, yağmurun, o andan zamanın başladığı ana kadar, kesin bir süreklilikle birbiri ardına işleyen olayların sonucu olması. (<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Nedensellik" target="_blank">Determinizm</a>) Bugüne kadar hiçbir yağmur yağışı hakkında, <strong>doğaüstü</strong> söylemler geliştirilmedi bilim insanları tarafından. Ayrıca Steve, aynı gecede, bütün çatılardan evlere girip, hediye dağıttığı söylenen Noel Baba&#8217;yı saçma bulduğunu söylüyor. Ama Bill&#8217;in söylediği &#8220;Herkesin mırıldanmalarını duyan adam&#8221; ifadesi pek tepki alamıyor.</p>
<p>Bill&#8217;in Noel Baba&#8217;nın gerçek olmadığını öğrenmesine zamanında çok kızdığını öğrendikten sonra Steve&#8217;e geri dönüyoruz. Steve öteki tarafın, bir çöplük de olsa, tanrı ile beraber olacağı için süper bir yer olacağını söylüyor. Ve Bill&#8217;in &#8220;Neden kendini öldürmüyorsun?&#8221; sorusuna görevlerinin bulunduğunu söylemekle yetiniyor ve konu, üç gün boyunca, bir yunus ya da büyük bir balık içinde yaşayan Yunus peygamber olayına geliyor. Steve bunun, bir masaldan tek farkının, tanrısal bir mucize olduğunu düşünüyor.</p>
<p>Bill Mayer, yine hoş bir damara, din ve <strong>milliyetçilik</strong> arasındaki şaşkınlık verici bağa dokunuyor. Teorik olarak, birçok dinin ki buna İslamiyet de dahil, milliyetçilik ile azıcık, minicik, ufacık olsa da çelişmesi gerekir. Ama tam tersi, bunlar, birbirlerini taşıyan iki ahbap çavuş gibi yaşarlar çoğu zaman.</p>
<p>Amerika&#8217;da iş sanki buradakinden biraz farklı. Bizim de tutucu bir ülke olduğumuz, muhafazakar adındaki kesimin bizde de oldukça güçlü olduğu hatırlansa bile, Amerika&#8217;daki kesin fırça darbeleri çoğu zaman bizde görülmez. Dolar&#8217;da &#8220;Tanrıya inanıyoruz&#8221; <em>(in god we trust)</em> yazar, buna benzer bir ifadeyi, Türk parasına koymayı cesaret edecek bir yöneticinin, en sağcı kesimde bile pek taraftar bulabileceğini sanmıyorum.</p>
<p>Atatürk&#8217;ün belki İsmet İnönü&#8217;nün dini duruşları ile ilgili çok şey söylense de, Abd kurucularının genel tavrı aslen ortadadır. Filmde geçen alıntıları yazarsak;</p>
<p>&#8220;Deniz fenerleri bile kiliselerden daha faydalıdır&#8221; Benjamin Franklin.</p>
<p>&#8220;İçinde din olmayan bir dünya muhtemelen dünyaların en iyisi olurdu. &#8220;John Adams.</p>
<p>&#8220;Hıristiyanlık insanlık üzerine parlayan en sapkın sistemdir.&#8221; Thomas Jefferson.</p>
<div>Yani Abd&#8217;nin temelini aldığı insanlar, genelde ateist ve kuşkucu insanlar. Ama din, Abd açısından çok baskın bir güç. Burada bir de dinler ile ilgili bir anketten bahsediliyor. Buna göre, Amerika halkının %16&#8217;sı kendisini hiçbir dine yakın görmüyor. Bill bu sayının tahmini gücü ile ilgili bir iki minik tespit yapıyor.</div>
<div>Bill şimdi de Senatör Mark Pryor&#8217;un karşısında. Önce inancın neden iyi olduğu, sorusunu soruyor ve tahmin edilebilir yanıtlar alıyor. Din eşittir, iyilik güzellik merhamet filan, tam aksi ayetler bile bu garip eşitliği bozamıyor. Konu <strong>10 Emir</strong>&#8216;e geliyor. İlk 4 maddesi tanrı ile ilgili olan bu maddelerin, nasıl olur da, insan üzerine yeterli bir mini anayasa olduğu sorulsa da bu güzel soruya hoş bir karşılık gelmiyor. Daha sonra, bizim ahlak dediğimiz şeyin, doğrudan tanrı ile ilgili olduğu şeklinde yaygın yaradılışçı ifadesi yer buluyor.</div>
<div><img class="aligncenter size-full wp-image-95" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap178.jpg" alt="bscap178" width="500" height="282" /></div>
<div>Konu evrim&#8217;de. 32 ülke arasında yapılan bir ankete göre, evrimi mantıklı bulmak anlamında, Abd, sondan bir önceki sırada, sonuncusunda ise <strong>Turkey</strong> olarak da bilinen, Türkiye var. Pryor, bunun inanç özgürlüğü ile ilgili olduğunu söylüyor, o listedeki çoğu ülkede de benzer şeyin olduğunu unutarak. Daha sonra gelen, &#8220;Evrim teorisi&#8221;ni mantıklı bulup bulmama konusu ile, yine pek yaygın, &#8220;Bilim insanlarının gözünde bile kesinliği olmayan teori&#8221; kalıbı geliyor, sanki bilim insanları evrim&#8217;in olup olmaması işini aşıp &#8220;Nasıl?&#8221; hakkında çalışmıyormuş gibi. Daha sonra, Bill Senatör&#8217;ün inançlarının önemli olduğunu, konuşan bir yılana inanan insanlar tarafından yönetiliyor olmaktan tedirgin olacağını belirtiyor. Pryor da &#8221; Senatoya girmek için <strong>IQ</strong> testinden geçmenize gerek yok ki.&#8221; diyerek filmi koparıyor.</div>
<div><strong>Yaradılış müzesi</strong>ndeyiz. Kendisi, paranın bastırılıp, bilimle dalga geçme hakkının alınabileceğini sanan bir sözde müze. Dinozorlar ile insanların aynı dönemde yaşadığı gerzekliğine körü körüne saplanıp, bunu, robot dinolar yapınca kanıtlayabileceğini sanan insanlar tarafından yönetilip, finanse ediliyor. Hele ki bir dinozorun üzerindeki eyer işin boyutları hakkında fikir veriyor.</div>
<div><img class="aligncenter size-full wp-image-79" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap179.jpg" alt="bscap179" width="500" height="282" />Dinoların, insanla aynı dönemde yaşaması ve dünyanın yaşının, beş bin yıl gibi dünya için komik bir yaş olmasına inanılması ile ilgili Vatikan Gözlemevi&#8217;den papaz George Coyne, bir şeyler söylüyor. Bu adam garip bir adam, kendisi bir din görevlisi, ama dindarların deli gibi koşuştuğu, bilimsel dayanak ve mantıkların, akıllı tasarım da dahil, <strong>bilimsel</strong> olmadığını söylüyor. Dünya&#8217;nın 4.6 milyarlık yaşını 5000&#8242;e yuvarlamak da elbet bu işin içinde.</div>
<div><img class="aligncenter size-full wp-image-80" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap180.jpg" alt="bscap180" width="500" height="282" />Bu garip din görevlisi, İlahi yazıtların,  yazıldığı dönemi ve şimdiki dönemi ortaya koyup, &#8220;O dönemlerde yazılanların, şu modern bilim çağında nasıl bilimsel sayılabileceği&#8221; üzerine hoş bir soru soruyor.</div>
<div>Bill bu sefer, İsa&#8217;nın zenginlik üzerine fikirleri ile zerre uyuşmayan, <strong>Vatikan</strong>&#8216;ın önünde, yine oldukça ilginç bir din görevlisi ile Reginald Foster ile görüşüyor. Foster, Vatikan zarafeti ile İsa fikirlerinin çakıştığını kabul ederek başlıyor konuşmaya.</div>
<div><img class="aligncenter size-full wp-image-81" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap184.jpg" alt="bscap184" width="500" height="282" />Foster, Önce dinin akılcılığını ve cehennem kavramını saçma bulduğundan bahsediyor pek hoş üslubu ile. Daha sonra Bill&#8217;in toparladığı ifade eşliğinde, teoride tek tanrılı bir din olarak görülen Hıristiyanlık dininin, eklenen mini-tanrılarla, çok tanrılı dinlerle döndüğünü söylüyor.</div>
<div>Daha sonra Bill, kutsal toprakların, devriyle beraber canlandırıldığı bir merkeze gidiyor.  İnsanların aileleri ile gelip, İsa dönemi Kudüs&#8217;ünü yaşadıkları, hatıra ve hediyelik eşya satın alabildikleri ilginç bir mekan kendisi. Bill burada bir bayan ile yaptığı sohbette, şöyle bir soru soruyor;</div>
<div><em>&#8220;Eğer size Jack&#8217;in fasulye Sırığının din olduğunu söyleseler, ve balina içinde yaşayan adamın da aslında bir peri masalı olduğunu. Sizce yetişkin olduğunuzda, birini diğerine karşı müdafaa eder miydiniz?&#8221;</em> Hanımın verdiği yanıt ise <em>&#8220;Siz incilin bir peri masalı olduğunu mu söylüyorsunuz?&#8221; </em>ile kalıyor.</div>
<div><img class="aligncenter size-full wp-image-83" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap186.jpg" alt="bscap186" width="500" height="282" />Bill yine burada, İsa rolünü oynayan oyuncu ile de görüşüyor. Bu sadece profesyonel bir oyuncu değil, Hıristiyanlık hakkında ilgili ve bilgisi olan biri. Konuşmada özellikle altını çizmek istediğim bir nokta var. Malum tek tanrının nasıl en mantıklı tanrı anlayışı olduğu bize çoklar kez anlatıldı. Mesela, bir <strong>din kültürü ve ahlak bilgisi</strong> kitabındaki bir okuma parçasından, iki tane muhtarın olduğu köyün yaşadığı kaostan bahsediliyordu. Gönderme &#8220;Koca evrende birden fazla tanrı mı? Olmaz öyle şey!&#8221; üzerineydi. Şimdi, Hıristiyanlık&#8217;ta var olan, üç parçalı tanrı anlayışı hakkında, oyuncu İsa,  &#8220;Tıpkı su gibi. O da buz, buhar ve su olabilir.&#8221; diyor, bu uzaktan bakıldığında, harika bir örnek ve insanları gerçekten etkileyebilir ki Bill daha sonra bundan da bahsediyor. Burada, argümanların nasıl, çok rahat güdümlenebildiklerine dikkat edilmeli bence. Bunun dışında, tanrının kötü olaylara karşı tutumu hakkında birkaç şey söyleniyor. Bir de İsa&#8217;nın mitolojik bir kişi olması üzerine teorilerinden bahsediyor Bill. Birçok eski, <strong>mitolojik</strong> tanrı ile, İsa&#8217;nın arasındaki benzerlikleri sıralıyor. Sıcak bir konuşma, Bill bu filmde, bu işi oldukça iyi kıvırıyor. Yani insanlara karşı samimiyeti, tavırlarının matematiği sıcak bir bağ kuruyor konuştuğu kişilerle. Ve daha sonra İsa&#8217;nın çarmıha girildiği anın tiyatral bir canlandırmasını izliyoruz.</div>
<div style="padding-left:30px;">Bill, Speaker&#8217;s Corner denilen yere gidiyor. Burası, Londra&#8217;da isteyen herkesin, özgürce konuşma yapabileceği bir mekan. Herhangi bir megafon ya da türevi aygıt kullanmadan, çıplak sesle dilediğiniz şeyden bahsedebiliyorsunuz. Bill burada kendi fikirleriymiş gibi Scientoloji fikirlerini bağırarak duyurmaya çalışıyor.</div>
<div><img class="aligncenter size-full wp-image-84" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap187.jpg" alt="bscap187" width="500" height="282" /></div>
<div>Çok önce Dünya gezegenine yerleştirilen ve şu an herkese farklı bir ölçekte etki etmiş, içimizdeki uzaylı parçalarından, bu parçalardan nasıl kurtulabileceğimizden bahsediyor. Bu arada Bill&#8217;in dikkat çektiği diğer nokta, dindarların birbirinin doğaüstü olaylarına gösterdiği ikiyüzlü tutum. Herkeste &#8220;Senin dininin doğaüstü olayları saçma, benimkiler harika&#8221; temalı bir yaklaşım var.</div>
<div style="padding-left:30px;">Burada diğer bir ilginç oluşum olan Joseph Smith tarafından kurulmuş, Mormon dinine geçiliyor. Bu dine göre tanrı Kolob yıldızının yakınında yaşayan, yaklaşık 1.80 boylarında etten kemikten bir adam. Meryem ile ilişkisi de, doğaüstü değil bizim bildiğimiz anlamda bir cinsel ilişki. Ayrıca koyu ten bir tanrı laneti ve insan dürüstlüğü sayesinde giderek beyazlaşabiliyor. Yani birinin çıkıp da, genlerden bahsedip dini sadece buradan çürütememiş olması gerçekten ilginç. Daha sonra İsa ile Amerika arasında bir bağ kurulmaya çalışılıyor. İsa yeniden doğum ardından Amerika kıtasına gelip, dinini yaymaya çalışmış.</div>
<div><img class="aligncenter size-full wp-image-85" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap189.jpg" alt="bscap189" width="500" height="282" /></div>
<div>Yine bu dine göre insanlar öldükten sonra, cennet için bir şifreye muhtaçlar ve İsa, Joseph Smith ve tanrının karşısına dikilecekler. Bill bu oldukça mantıksız unsurlar içeren dine inanan insanların neden hala var olduğunu sorguluyor ve Mormon toplumunun yarattığı baskının bunu sağladığını öğreniyor. Sürpriz olmasa gerek.</div>
<div>Bill, Yahudilik dinine geçiyor. Öncelikle Antisiyonist yani İsrail karşıtı bir haham ile görüşüyor. Bu haham, Yahudi soykırımını reddeden oluşumun içinde ve bununla ilgili olarak Ahmedinecad ile görüşmeye giden kafilenin de bir üyesi. Ve oldukça konuşkan. Israrı, Bill&#8217;in konuşma çabasını kırıyor ve Bill konuşmayı yarıda kesip buradan ayrılarak, ilginç bir teknoloji merkezine geçiyor.</div>
<div style="padding-left:30px;">Yahudiler &#8220;Sabath&#8221; yani Sebat gününde tanrı öyle yaptığı için dinlenirler. Ateş yakmak, ekim, inşaat, elektrik kullanmak gibi şeyler yasaktır. Ve bu nedenle, insanlar Sebat gününe özel, ateş ve elektrik kullanmayan şeyler üretilmesine muhtaç, merkez de bunu sağlıyor.</div>
<div><img class="aligncenter size-full wp-image-87" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap190.jpg" alt="bscap190" width="500" height="282" /></div>
<div>Şimdi elektik ile ilgili ilginç bir durum dikkatleri çekmiştir. Normalde elektirk, Musevilik zamanında kullanılamayan bir enerji idi. Ama bu işle ilgilenen enstitüler elektriğin de kullanılmaması gerektiğine <strong>karar verebiliyorlar</strong>. Bill burada Sebat&#8217;a uygun olan aygıtlardan birkaçını tanımaya çalışıyor.</div>
<div style="padding-left:30px;">Bill daha sonra Jose Miranda ya da tam adı ile, &#8220;Jose Luis de Jesus Miranda&#8221; ile görüşüyor. Bu Porto Riko&#8217;lu adam, kendisinin hem İsa&#8217;nın soyundan gelen biri hem de Mesih olduğunu iddia ediyor. İddiası da İsa&#8217;nın eşinin, onun ölümü ardından Porto Riko&#8217;ya göçmesi gibi sadece kendisinin bildiği ve yaydığı bir temele dayanıyor.</div>
<div><img class="aligncenter size-full wp-image-88" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap191.jpg" alt="bscap191" width="500" height="282" />Jose&#8217;nin söylediklerine göre. İsa&#8217;nın insanlığın günahları için ölmesi ardından artık <strong>günah</strong> diye bir kavram yok. Yani rahatız ona göre. Jose kendisinin bu seçilime, iki melek haberciliğinde ulaşıyor. Bill de bu konuda <em>&#8220;Madem tanrı herkesle konuşabilecek güce sahip neden herkese durumu anlatmak yerine hep bir elçi seçiyor ve biz de bu yüzden inanmak zounda kalan insanlar oluyoruz&#8221;</em> temalı hoş bir soru soruyor.</div>
<div style="padding-left:30px;">Daha sonra Bill canabis adındaki bir uyuşturucunun kutsallığına inanan Hollanda Amsterdam&#8217;daki <span style="font-family:Arial, Geneva, sans-serif;line-height:normal;font-size:small;">Cantheism (kanteizm) kilisesi rahibi ile görüşüyor. Kanteizm uçmak üzerine kurulu. Dini dogmalar, ritüeller vaazlar filan yok, canabis var. Buradan konu, İslamiyet karşıtı tavır alan ve filmler çeken Theo Van Gogh&#8217;un öldürülmesine geçiyor. </span></div>
<div><span style="font-family:Arial, Geneva, sans-serif;line-height:normal;font-size:small;">Buralarda geçen argümanlar yabancı değil. &#8220;Evet düşünce özgürlüğü vardır. Düşünce özgürlüğünün yanında vicdan özgürlüğü de vardır. Bir insanın öldürülmesi kötüdür ama&#8230;&#8221; yabancısı değiliz. Bu fikir, Müslüman politikacı Fatima Elatik ve Propa-Gandhi olarak da bilinen batı hakkında sertçe tespitler ve fikirlerle dolu sözleri olan parçalar yazıp söyleyen bir Rapçi Aki Nawaz tarafından dile getiriliyor. Kendilerinin fikirleri ve inançları yüzünden hakir görüldüklerinden bahsediyorlar. Özgürlükten, kabullenmelerden medet umuyorlar ama aynı tavrı göstermeye gerek duymuyorlar. Şeytan Ayetleri kitabının yazarı, hakkında ölüm fetvaları çıkarılan Salman Rüşdi hakkında da paralel şeyler düşünüyor Nawaz.</span></div>
<div style="padding-left:30px;"><span style="font-family:Arial, Geneva, sans-serif;line-height:normal;font-size:small;">Avrupa&#8217;daki İslam gerginliğine İslamiyet açısından bakmaya çalışan Bill, Mohamed Junas Gaffar adında Amsterdam&#8217;daki bir caminin imamı ile görüşüyor. İmam İslam dinin gerek kelime anlamı olarak gerek genel tavır olarak barış ile ilgili bağını ortaya koymaya çalışıyor. Savaşlar ile ilgili de bunların politik nedenlerin sonucu olduğunu belirtiyor. Tanımadığımız şeyler değil. </span></div>
<div><span style="font-family:Arial, Geneva, sans-serif;line-height:normal;font-size:small;"><img class="aligncenter size-full wp-image-89" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap194.jpg" alt="bscap194" width="500" height="282" />Burada diğer garip bir yaklaşım olan ki bu bizde de çok görülür, var olan sömürgeci devletlere tepki gösterip, tarihte bunun benzerlerini yapmış, yakın görülen devletleri bir tür haklı çıkarma çabasıdır. Medeniyeti yayma nedeniyle feth etme, kişisel favorimdir. Ama Bill&#8217;in de hatırlattığı gibi, bu pek <strong>kutsal</strong> amaçlara yönelmiş devletler bunu, &#8220;Kumbaya&#8221; şarkısını söyleyerek yapmadılar. Bundan sonra, Miraç, Ortadoğu&#8217;daki kültürel yapı hakkında birkaç bilgi akışı oluyor. Belki şu an Amerika&#8217;nın bir eyaletinde yaşayan insana ilginç ve farklı şeyler olarak görülebilir ama bana göre öyle değil. </span></div>
<div style="padding-left:30px;"><span style="font-family:Arial, Geneva, sans-serif;line-height:normal;font-size:small;">Daha sonra Bill &#8220;<span style="font-family:sans-serif;"><span style="line-height:19px;">Cerne Abbas devi&#8221; olarak bilinen garip figürün yanına gidiyor. Bu aynı ekin çemberi mantığı ile çizilmiş, elinde bir sopa olan, çıplak ve başarılı bir ereksiyon içindeki bir adam. <img class="aligncenter size-full wp-image-90" title="180px-Cerne-Abbas-Giant-2.svg" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/180px-cerne-abbas-giant-2-svg.png" alt="180px-Cerne-Abbas-Giant-2.svg" width="180" height="211" /></span></span>Simgesel çizimi bu. Bill bu unsura gösterilen ilgi, alaka ve bu unsura yüklenen anlamlardan bahsederek, Filmin öncesi ile bir bağ kurmaya çalışıyor.</span></div>
<div><span style="font-family:Arial, Geneva, sans-serif;line-height:normal;font-size:small;"><em>&#8220;Bazen diz çöker, bazen oruç tutar. Bazen tepelere çıkar ve dev uzay penisinin etrafındaki çimenleri budarsınız.&#8221;</em></span></div>
<div style="padding-left:30px;"><span style="font-family:Arial, Geneva, sans-serif;line-height:normal;font-size:small;">Film sona eriyor, Bill genel toplamı, evrenin ve dünyanın sonu olan, kıyamet kavramı ile işliyor. Daha önce de görüştüğü dindar insanların Kıyamet hakkındaki fikirleri geçmeye başlıyor. Kıyamet hakkındaki güzel tespiti ise; &#8220;Dindeki asıl ironi, gücü sayesinde insanları, gerçekten dünyayı sona erdirecek, yıkıcı rotalara doğru yönlendirmesi&#8221; şeklinde.</span></div>
<div><span style="font-family:Arial, Geneva, sans-serif;line-height:normal;font-size:small;">Finale doğru, işin rengi birazcık değişiyor. Bill Maher, komedyen kişiliğini bir kenara bırakıp, söylenmesi gerekenleri, söylenmesi gerektiği şekilde söylemeye başlıyor. </span></div>
<div><span style="font-family:Arial, Geneva, sans-serif;line-height:normal;font-size:small;"><img class="aligncenter size-full wp-image-93" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap197.jpg" alt="bscap197" width="500" height="282" /></span></div>
<div><span style="font-family:Arial, Geneva, sans-serif;line-height:normal;font-size:small;"></p>
<div>İnanç, düşünmeden yapılan bir fazilettir.Övünülecek bir şey değildir. Ve bizlere o inancı telkin edenler, onu mevcut kılanlar ve yüceltenler, sadece bizim entelektüel köle sahiplerimiz aslında. Fantezileri ve safsatalarıyla insanoğlunu esir tutup yaptıkları pek çok tahribatı haklı çıkarmaya çalışırlar. Din tehlikelidir, çünkü tüm cevapları bilmeyen insanoğlunun yapmayı düşündüğü şeye müsaade eder. Pek çok insan bir kimsenin, &#8220;İstekliyim Tanrım. Benden ne yapmamı istersen yaparım&#8221; demesinin harika olduğunu düşünür. Bizimle konuşan bir Tanrının olmaması dışında tabii.Bu boşluk insanlar tarafından kendi fesatlıklarıyla doldurulur. Kendi sınırlamaları ve yapılmasını istedikleri şeylerle.</div>
<div><img class="aligncenter size-full wp-image-96" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap198.jpg" alt="bscap198" width="500" height="282" /></div>
<div>Size bildiğini söyleyenler, öldüğünüzde ne olacağını biliyorum diyenler. Size garanti ediyorum bir şey bilmiyorlar. Nasıl bu kadar eminim? Çünkü bilmiyorum. Ve kimsede, benim sahip olamadığım o zihinsel güçler yok. Büyük sorular karşısında insanoğlu için en uygun davranış dinin kendine has özelliği olan kibirli bir katiyet değil, şüphedir. <strong>Şüphe mütevazidir</strong>. Ve bu da insanoğlunda olması gereken bir şeydir. Özellikle de insanlık tarihinin sürekli aynı yanlışı tekrarlama hastalığına düştüğünü düşünürsek.</div>
<div><img class="aligncenter size-full wp-image-97" title="Religulous" src="http://bilgiyolu.wordpress.com/files/2009/10/bscap200.jpg" alt="bscap200" width="500" height="282" /></div>
<div>İşte bu yüzden rasyonel insanların, anti-dincilerin, ürkekliklerine son verip, kabuklarından çıkması ve kendilerini savunmaya başlaması gerekiyor. Ve kendilerini ılımlı dindar olarak kabul edenlerin gerçekten aynaya bakıp dinin getirdiği teselli ve rahatlığın bedelinin çok ağır olduğunun farkına varmaları gerekiyor. Eğer bir siyasi partiye veya sosyal bir kulübe üyeyseniz, din olarak sıkı sıkıya bağlı olduğunuz şeyler, bağnazlık kadın düşmanlığı, homofobi, şiddet ve düpedüz cahillik ise artık buna muhalefet edin. Aksini yapmak buna göz yummak olur.</div>
<div style="text-align:center;"><strong>&#8230;Artık büyü ya da öl.</strong></div>
<p></span></div>
<div id="_mcePaste" style="position:absolute;left:-10000px;top:262px;width:1px;height:1px;">Bunu anlamak zorundayım.</div>
<div id="_mcePaste" style="position:absolute;left:-10000px;top:262px;width:1px;height:1px;">Bunun ne olduğunu anlamalıyım.Bunu anlamak zorundayım.</div>
<div id="_mcePaste" style="position:absolute;left:-10000px;top:262px;width:1px;height:1px;">Bunun ne olduğunu anlamalıyım.</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Teşkilat-ı Mahsusa -6 ]]></title>
<link>http://bahattinsakir.wordpress.com/2009/10/03/teskilat-i-mahsusa-6/</link>
<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 23:36:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>bahattinsakir</dc:creator>
<guid>http://bahattinsakir.wordpress.com/2009/10/03/teskilat-i-mahsusa-6/</guid>
<description><![CDATA[Binbaşı Ömer Fevzi Fars Körfezi&#8217;ni  İNGİLİZLERE DAR EDECEKTİ  1914&#8242;de Enver Paşa, Suudi ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignnone size-full wp-image-38" title="teskilat19" src="http://bahattinsakir.wordpress.com/files/2009/10/teskilat19.jpg" alt="teskilat19" width="300" height="180" /></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;font-size:small;">Binbaşı Ömer Fevzi Fars Körfezi&#8217;ni  İNGİLİZLERE DAR EDECEKTİ </span></strong></p>
<p><strong></strong><span style="color:#b22222;"><img src="http://yenisafak.com.tr/diziler/teskilat/teskilat19.jpg" border="0" alt="" align="right" /> 1914&#8242;de Enver Paşa, Suudi Arabistan&#8217;ın ilk kralı İbn Suud ile anlaşması için Teşkilat-ı Mahsusa&#8217;dan Binbaşı Ömer Fevzi&#8217;yi gönderdi. Binbaşı Fevzi, Fars Körfezi ve Umman sahillerinde İngilizlere karşı halkı örgütlemeye çalıştı. Buna örnek gösterilen vaka, Teşkilat-ı Mahsusa&#8217;nın Libya&#8217;daki tecrübesiydi. </span></p>
<p>Birinci Cihan Harbi başlamadan önce Enver Paşa, İngilizlere karşı Hintli müslümanlarla işbirliği yapmaya çalışırken, Arap yarımadasında Osmanlı&#8217;nın durumunu da güçlendirmek istiyordu. Necid&#8217;in kudretli aşiret reisi İbn Suud, Osmanlı&#8217;ya isyan halindeydi. Enver Paşa, İbn Suud ile anlaşma sağlamak istiyordu.Paşa&#8217;nın İbn Suud ile anlaşma yapması için seçtiği kişi bir binbaşıydı. Bu görevlendirme Basra Valisi Süleyman Şefik Paşa&#8217;yı bile şaşırtmıştı. Paşa, görevin kendi uhdesine verilmesini istiyordu.</p>
<p><strong>SUUD İLE GİZLİ ANLAŞMA </strong></p>
<p>Binbaşı, Harbiye Nezareti&#8217;ne bağlı Umur-ı Şarkiye Dairesi (Teşkilatı Mahsusa) emrindeydi. Trablusgarp, İran, Mısır, Irak, Kafkasya ve Arabistan&#8217;da Teşkilat&#8217;ın operasyonlarına katılan bu binbaşının adı Ömer Fevzi idi. &#8216;Prof. Zekeriya Kurşun&#8217;un &#8220;Necid ve Ahsa&#8217;da Osmanlı Hakimiyeti&#8221; isimli kitabında yer alan belgelere göre, Fevzi Bey, bölgede araştırmalar yapmış, Kuveyt Şeyhi Mübarek ve Muhammare Şeyhi Hazal Han&#8217;ı da ziyaret etmişti. Temaslarının ardından İbn Suud ile yapılacak anlaşmanın mahiyetine ilişkin bir raporu Enver Paşa&#8217;ya sundu. Kuveyt Şeyhi Mübarek&#8217;le yaptığı görüşmeyi şifreli telgrafla iletti. Şeyh Mübarek&#8217;e göre, Osmanlı Hükümetinin İbn Suud ile gizli bir anlaşma sağlaması Umman, Maskat ve Bahreyn&#8217;e el atılmasında çok kolaylık sağlardı. İbn Suud bu bölgeleri işgal ederdi, bu fiili durum Osmanlıya resmi sorumluluk getirmezdi. İbn Suud&#8217;un Osmanlı Devleti&#8217;ne asi olduğu söylenerek işin içinden çıkılabilirdi.</p>
<p><strong>&#8220;LİBYA&#8217;DAKİ GİBİ HALKI ÖRGÜTLEYELİM&#8221; </strong></p>
<p>Prof. Kurşun&#8217;un naklettiği belgelere göre Ömer Fevzi, 13 Nisan 1914&#8242;de Harbiye Nezaretine çektiği şifreli telgrafda, Katar&#8217;ın İngilizlere teslim edilmesi halinde Libya&#8217;daki gibi milli bir müdafa kuvvetinin vücuda getirilebileceğini kaydediyordu. Resmi surette cevap verilemezse, hususi bir emir yeterliydi. Fevzi Bey, Katarlıların Osmanlıya sadık olduklarını ve İngiliz idaresine girmek istemediklerini kaydediyordu. Katar&#8217;ın terki bütün müslümanlar nezdinde kötü tesir bırakırdı. Fars körfezinde Katar&#8217;dan başka liman olmadığını belirten Fevzi Bey, İngilizlerin Necid ve İran sahillerini birer birer ele geçirdiğine dikkat çekiyor, ileride Basra&#8217;nın zor durumda kalacağını söylüyordu. Kuveyt Şeyhi Mübarek ve İbn Suud&#8217;la uzlaşma sağlanmalıydı. Bu anlaşmayla, İngilizlerin istila planına karşı, Fars Körfezi ve Umman Denizi sahillerinde bir umumi teşebbüs vücuda getirilebilirdi. Ömer Fevzi, şöyle devam ediyordu: &#8220;İngilizler İslam mülkünü küçük ve kuvvetsiz şeyhliklere, hakimliklere ayırarak istila esaslarını kurmak istiyorlar. Biz de aşiret şeyhlerini İbn Suud&#8217;un etrafında birleştirelim. Hatta milli bir islam ordusunu İran güneyinden dolaştırarak Hindistan&#8217;ı kurtarmaya hazırlamayı bunlara bir gaye olarak telkin edelim. İhtiyat buyrulur ise bunu devlet adına değil de şahsi bir hasım olarak tarif edeyim. İngilizler, Osmanlı Hükümeti&#8217;ne karşı ne kadar pervasız iseler, böyle pervasız bir İslam ordusundan da o kadar çekinirler. Çünkü ufak bir kıvılcımın Kızıldeniz ve Umman Denizi sahillerindeki İslam beldelerine yayılması halinde büyük bir gaile karşısında bulunacaklarını zannediyorlar&#8221;.</p>
<p>Fevzi Bey, Enver Paşa&#8217;dan anlaşma yapma yetkisi istiyor, &#8220;İngilizlerin her yerde bize karşı oynadıkları role hiç olmazsa bu şekilde bir mukabele ile hatırımızı saydırırız&#8221; diyordu.</p>
<p><strong>İBN SUUD VALİ OLUYORDU </strong></p>
<p>Ömer Fevzi ile Dahiliye Nezareti temsilcileri arasında uzlaşma prensipleri üzerinde tartışma yaşandı. Dahiliye&#8217;ye göre, Fevzi Bey, İbn Suud&#8217;a çok fazla taviz veriyordu. Fevzi Bey&#8217;e göre ise sağlam bir anlaşma yapılmaması halinde İbn Suud ileride vaadlerinden cayabilirdi. Sağlam bir anlaşmayla Osmanlı bölgede İngilizlere karşı para ve askerini tüketmeyecek, tam aksine Necid&#8217;in asker ve parasından istifade edecekti. Harbiye ve Dahiliye ortak noktada buluştu, İbn Suud ile gizlice anlaştı. Necid Sancağı vilayet olacak, valilik ve kumandanlığına İbn Suud getirilecekti. Herkes mennundu. Basra Valisi Süleyman Şefik Paşa, anlaşmaya katkı sağlayanları taltif edilmesini, Ömer Fevzi Bey&#8217;e de bir iftihar madalyası verilmesini istiyordu. Anlaşmadan hemen sonra Cihan Harbi başladı. Anlaşma kadük kaldı. İbn Suud, Osmanlı&#8217;dan yana tavır almadı, ancak İbn Reşit&#8217;le husumetine son verdiğini açıkladı. İbn Suud, savaş boyunca tarafsızlığını korudu, İngilizlere fiili yardımda da bulunmadı.</p>
<p><strong>ÖMER FEVZİ&#8217;NİN SEÇİLMESİ BOŞUNA DEĞİLDİ </strong></p>
<p>Ömer Fevzi Bey&#8217;in seçilmesi boşuna değildi. Babası Mehmet Arif Bey, Araplar arasında sayılan biriydi. II. Meşrutiyet döneminde İstanbul&#8217;daki Arap Kulübü&#8217;nün önde gelen isimlerindendi. Arif Bey, Osmanlı&#8217;nın Arap vilayetlerinde reformlar yapmasını istiyordu. Böylece imparatorluk daha güçlenecekti. Bu yüzden İttihat ve Terakki&#8217;yi destekliyordu. Subay olan oğlu Ömer Fevzi, Gevgili&#8217;de gizli İttihat ve Terakki Cemiyeti kurucularındandı. Hatta bir ara Mısır&#8217;a firar etmiş, İkinci Meşrutiyet&#8217;te görevine dönmüş, 1911&#8242;de İtalyanlar Libya&#8217;yı işgal ettiğinde de Enver Paşa&#8217;nın Teşkilatı Mahsusa&#8217;sında görev almıştı. Eniştesi Hacı Adil Arda ise, İttihat-Terakki&#8217;nin önde gelen isimlerindendi. Mehmet Arif Bey, Mardin&#8217;in en köklü bir ulema ailesine mensuptu. Aile büyükleri Kadiri Tarikati&#8217;nin önemli şeyhleri arasında sayılıyordu.</p>
<p><strong>Ömer Fevzi Bey&#8217;in adı Üzeyir Garih cinayetiyle gündeme geldi </strong></p>
<p>1911-1918 yılları arasında kurmay subay olarak Harbiye Nezareti Teşkilat-ı Mahsusa&#8217;sında da önemli görevler ifa eden Ömer Fevzi Bey&#8217;in Rauf Orbay&#8217;la dostluğu Cumhuriyet döneminde de sürdü. Rauf Bey, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası&#8217;nın kuruluş çalışmalarını yaparken bir siyasi komployla yüzyüze geldiğinde Fevzi Bey&#8217;den yardım istedi. Komployu ortaya çıkaran Fevzi Bey, polis tarafından gözaltına alınarak sorgulandı. Ömer Fevzi Bey, Cumhuriyet döneminde siyasi faaliyetlerden uzak durdu. Kendini dini ilimlere ve irşat çalışmalarına verdi. Kalamış&#8217;taki evi çeşitli fikirlerin mütalaa edildiği bir irfan meclisi oldu. Adnan Giz Bey&#8217;in &#8220;Bir Zamanlar Kadıköy&#8221; isimli kitabında Acıbadem Loncası olarak nitelediği toplantıların müdavimleri, Ord. Prof. Süheyl Ünver, Ender Mermerci&#8217;nin babası cildiyeci Prof. Hasan Reşat Sığındım, Mehmet Ali Ayni, Yanya Müdafii Esat Paşa, eski İstanbul Muhafızı Ahmet Fevzi Paşa, Prof. İsmail Hakkı İzmirli ve TBMM Hükümeti&#8217;nin Adliye Bakanı ve Roma temsilcisi Cami Baykut&#8217;tu.</p>
<p><strong>KUŞCUBAŞI EŞREF&#8217;LE AKRABA </strong></p>
<p>1953&#8242;de vefat eden Ömer Fevzi Bey&#8217;in adı 44 yıl sonra yeniden gündeme geldi. İşadamı Üzeyir Garih 2001 yılında Eyüp Mezarlığı&#8217;nda öldürüldü. Garih, Fevzi Çakmak&#8217;la aynı sofada yatan Nakşi Şeyhi Küçük Hüseyin Efendi&#8217;nin kabrini ziyaret ediyordu. Hüseyin Efendi&#8217;nin halifelerinden biri, Ömer Fevzi idi. Şeyhi&#8217;nin 1930&#8242;da ölümünden sonra, kökü Libya&#8217;da olan Arusi Tarikatı&#8217;nı kurdu. Böylece Cumhuriyet döneminde kurulan ilk tarikatın ilk şeyhi ünvanını kazanmış oldu. Ömer Fevzi Efendi, soyadı kanunuyla birlikte Mardin soyadını almıştı. Ord. Prof. Ebulula Mardin, Prof. Şerif Mardin, Amerika&#8217;nın ünlü müzisyenlerinden Arif Mardin, diplomat Şemsettin Mardin, eski milletvekili-şair Yusuf Mardin, halkla ilişkiler duayeni Betül Mardin ve daha pek çok ünlü ismin yer aldığı Mardinizade ailesine mensuptu. 1878&#8242;de doğan Ömer Fevzi Efendi, yazar Cemal Kutay ve Kuşcubaşı Eşref arasında da akrabalık bağları vardır. Ömer Fevzi Efendi&#8217;nin annesi Zarife Hanım, Kürt Bedirhan Paşa kızıdır. Bedirhan Paşa&#8217;nın oğlu eski Trablus mutasarrıfı Bedri Paşa ise Kuşcubaşı Eşref&#8217;in teyzesinin kızının eşidir.</p>
<p><strong>İngilizlerin el koyduğu gemiyi kabadayılar bastı </strong></p>
<p>Trablusgarp Harbi sırasında Ömer Fevzi&#8217;nin temin ettiği silah yüklü bir gemiye İngilizler el koydu. Silahlar Libya&#8217;daki direnişçilere aitti. Ömer Fevzi, İskenderiyeli kabadayılarla anlaştı. Akşam hava karardığında gemiye çıktılar, İngiliz nöbetçileri etkisiz hale getirerek yükü boşalttılar. Ömer Fevzi, hususi ajanları vasıtasıyla Yunanlıların harp sevkiyatlarını da takip ediyordu.Rauf Bey de sevkiyat yapılan limanları bombardıman ediyordu. Bu bilgilerin bir kısmı, Osmanlı genelkurmayının verdiği bilgilerle zıttı. Ancak Genelkurmayın değil, Ömer Fevzi&#8217;nin bilgileri doğru çıkıyordu. Balkan savaşları sonrasında yurda dönen Hamidiye&#8217;yi Çanakkale&#8217;de hükümet ve padişah adına Ömer Fevzi karşıladı. Büyük bir kalabalığa hitap eden Ömer Fevzi, veciz bir hoş geldin konuşması yapıyordu. Hamidiye&#8217;ye yaptığı yardımlardan dolayı Harbiye Nezareti tarafından ödüllendirilmek istendi. Ödülü reddetti, sadece Hamidiye Sancağı&#8217;nın hatıra olarak verilmesini rica etti. Hamidiye Zırhlısının sancağı daha sonra Denizcilik Müzesi&#8217;ne intikal edecekti.</p>
<p><strong>Rauf Orbay&#8217;ın can dostuydu </strong></p>
<p>Ömer Fevzi, Hamidiye Kahramanı Rauf Orbay&#8217;ın yakın arkadaşıydı. Hamidiye Zırhlısı&#8217;yla Akdeniz, Adriyatik ve Ege&#8217;deki akınlarda Ömer Fevzi&#8217;nin büyük yardımı olmuştu. Orbay anılarında şöyle diyordu: &#8220;2 aralık 1912 günü başlayıp sekiz ay süren akıncı hareketimiz esnasında bir çok müşkül durumlara, hatta batmak tehlikelerine maruz kaldık. En büyük zorluğumuz su ve kömür tedarikiydi. Oniki günde yediyüz elli ton kömür yakıyorduk. Kömürsüz kalmak, cephanenin infilaki bakımından büyük tehlike idi. Kömür tedarikinde Ömer Fevzi Beyin büyük yardımı oluyordu.</p>
<p><strong>BİRLİKTE SAVAŞTILAR </strong></p>
<p>Bu zatla Trablusgarp harbi esnasında Enver Paşa, ben, üçümüz beraberdik. Mısırlıları çok iyi tanıdığı için gizlice silah temininde hayli yardımını gördük. Hamidiye&#8217;nin her türlü ihtiyacını Ömer Fevzi bey her yere gider, tanıdıkları vasıtasıyla bulur, muhabere eder, gerektiğinde Süveyş&#8217;e gelir, bizimle buluşur temin ederdi.&#8221;</p>
<p>Orbay ve Ömer Fevzi, Teşkilat-ı Mahsusa&#8217;nın İran-Afganistan seferinde de birlikteydi. Bu gizli seferin heyet başkanı Rauf Bey, kurmay başkanı Binbaşı Ömer Fevzi Bey&#8217;di.</p>
<p><strong>Babası da İmam Yahya&#8217;yı ikna etmişti </strong></p>
<p>İttihat ve Terakki&#8217;den Talat Paşa, Hacı Adil Arda ve Hüseyin Hilmi Paşa&#8217;nın çabaları sonucunda, Ömer Fevzi Bey&#8217;in babası Mehmet Arif Bey, Şam valiliğini kabul etti. Arif Bey&#8217;in Suriye&#8217;deki karışıklığı önleyeceği düşünülüyordu. Arif Bey&#8217;in gidişi Arap Kulübü&#8217;nü sekteye uğrattı. Cemiyet mensupları Arif Bey&#8217;i hiç affetmediler.</p>
<p><strong>MISIR&#8217;DA NÜFUZU VARDI </strong></p>
<p>Arif Bey, daha önce, Hudeyde Mutasarrıf Vekili olduğu sırada Yemen&#8217;de İmam Yahya ile Osmanlı Hükümeti arasındaki soğukluğu gidermiş, Basra&#8217;da Kut&#8217;el Amara muhasarasını kaldırtmıştı. Libya&#8217;da Sunusi tarikati vasıtasıyla Osmanlı subaylarının komutasında savaşan Arap aşiretleri cephesinin kurulmasında büyük payı vardı. Teşkilat-ı Mahsusa&#8217;nın Mısır&#8217;daki sevkiyat ve ikmal sorumlusu olan Fevzi bey, babasının Mısır&#8217;daki nüfuzundan yararlanmıştı. Arif Bey&#8217;in son eşi, ünlü Paris Elçisi Halil Şerif Paşa&#8217;nın kızı ve Prens Mustafa Fazıl Paşa&#8217;nın torunu Leyla Şerife hanımdır.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Teşkilat-ı Mahusa -5 ]]></title>
<link>http://bahattinsakir.wordpress.com/2009/10/03/teskilat-i-mahusa-5/</link>
<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 23:32:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>bahattinsakir</dc:creator>
<guid>http://bahattinsakir.wordpress.com/2009/10/03/teskilat-i-mahusa-5/</guid>
<description><![CDATA[Lavrens&#8217;i öldürmek onu kahraman yapmak olurdu   Şerif Hüseyin isyanını hazırlayan İngiliz casu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignnone size-full wp-image-35" title="teskilat18" src="http://bahattinsakir.wordpress.com/files/2009/10/teskilat18.jpg" alt="teskilat18" width="300" height="171" /></p>
<p align="justify"><strong>Lavrens&#8217;i öldürmek onu kahraman yapmak olurdu</strong></p>
<p align="justify"><span> <img src="http://yenisafak.com.tr/diziler/teskilat/teskilat18.jpg" border="0" alt="" align="left" /></span></p>
<p align="justify"><span>Şerif Hüseyin isyanını hazırlayan İngiliz casusu Lavrens, Osmanlı&#8217;nın dikkatini 1914 yılı başlarında çekti. Yemen&#8217;de görevli bir Teşkilat-ı Mahsusa ajanı, Bedevi kılığında dolaşan Lavrens&#8217;i tesbit etti. </span></p>
<p align="justify"> Bugünkü Suud-i Arabistan sınırları içinde başlayan Şerif Hüseyin İsyanı&#8217;nı hazırlayan İngiliz casusu Edward Thomas Lawrence&#8217;ydi, Lavrens, Teşkilat-ı Mahsusa&#8217;nın dikkatini ilk defa ne zaman çekmişti? Kuşçubaşı Eşref, bu sorunun cevabını Cemal Kutay&#8217;ın neşrettiği anılarında veriyordu. Lavrens&#8217;i ilk ifşa eden Yemen&#8217;de görevli bir nüfus memuru olan Ahmet Hamdi Bey&#8217;di. Hamdi Bey Teşkilat-ı Mahsusa ajanıydı. Teşkilat, Yemen&#8217;de Müslüman kisvesine bürünmüş İngiliz muhtedisi iki ajanı tespit etmişti. Ahmet Bey&#8217;in görevi bu iki ajanın ilişki kurduğu kişileri belirlemekti. Ahmet Hamdi, Hacı Ali ve Abdullah Mansur adındaki iki ajanın ziyaretçileri arasında ilginç bir kişiyi tespit etti. Şeyh kılığı içinde, Arapça konuşan, çelimsiz biri olan bu İngiliz, civardaki bazı aşiret reislerini ziyaret etmişti. Eşref Bey, Ahmet Hamdi&#8217;den bu kişiyi takibe almasını istedi. Şam&#8217;da görevli teşkilat ajanı Eczacı Nejat Bey de İngilizle bizzat temas edecekti. Çok iyi İngilizce ve Fransızca konuşan Nejat Bey, İngiliz&#8217;in adını tespit etti. Arkeolog kisvesinde dolaşan bu adam Lavrens idi.</p>
<p align="justify"><strong>LAVRENS OLTAYA DÜŞTÜ </strong></p>
<p align="justify">Lavrens&#8217;in Balebek&#8217;te olduğunu öğrenen Nejat Bey, Balebek harabelerinde araştırma yapan Müze-i Hümayun görevlisi kimliğine girdi. Lavrens&#8217;in dikkatini çekmek için annesi Türk Yahudisi olan Alman ajanı Hans Gürzoch&#8217;la dostluk kurdu. Gürzoch&#8217;tan bilgi sızdırmak için Lavrens, Nejat Bey&#8217;e yanaştı. Nejat Bey, Lavrens&#8217;e zararsız bilgiler verdi. Lavrens&#8217;in birlikte çalışma teklifini geri çevirmeyerek onunla birlikte bazı gezilere katıldı. Bu arada Lavrens&#8217;in resminin de içinde olduğu dosyayı İstanbul&#8217;a göndermişti. Lavrens&#8217;in Nejat Bey&#8217;den öğrenmek istediği en önemli konu, hilafetin Türk milleti üzerindeki tesiri idi. Nejat Bey İstanbul&#8217;a geldiğinde Lavrens&#8217;in şeceresini bile çıkarmıştı. 1914 başlarıydı. Lavrence adı henüz duyulmamıştı.</p>
<p align="justify"><strong>ATİNA&#8217;DA BİLE İZLEDİLER </strong></p>
<p align="justify">Eşref Bey, Lavrens&#8217;in ileride oynayacağı rolü yeterince anlayamadığını itiraf edecekti. Kahire&#8217;deki Hizbül Vatani örgütüne mensup bir Teşkilatı Mahsusa elemanından Lavrens&#8217;in Mareşal Lord Kitchener ile görüştüğünü ve Atina&#8217;ya hareket edeceğini öğrenmişti. Lavrens, İskenderiye&#8217;de bir gemiye bindi. Yandaki kamaraya bir teşkilat ajanı yerleşmişti. Lavrens&#8217;in ilk durağı, Atina&#8217;daki İngiliz Elçiliği idi. Elçi, Lavrens&#8217;in şerefine bir akşam yemeği verdi. Eşref Bey, silik bir İngilizin, elçiden gördüğü ilgiyi merak etti. Atina&#8217;daki bir gayr-i müslim dostunu devreye soktu. Gelen bilgilere göre Lavrens, Arabistan bölgesindeki Rum-Yunan şirketleriyle yakın mesaiye girmek istiyordu. Bu yüzden İngiliz sefirini devreye sokmuştu.</p>
<p align="justify"><strong>LAVRENS&#8217;İN PEŞİNE DÜŞTÜ </strong></p>
<p align="justify">Lavrens&#8217;in Balebek&#8217;te olduğunu öğrenen Eşref bey, bir bedevi şeyhi kılığına girdi. önce Balebek harabeleri çevresindeki Yahudiler dikkatini çekti. Eşref Bey, anılarında şöyle anlatıyordu: &#8220;Balebek 7 sene öncesine göre tanınmaz haldeydi. Harabelerin etrafında bir çok Yahudi müstameresi peyda olmuştu. Bunlar, çoğu casus olan topluluğun sadece parasını mı almak için gelmişlerdi? Biz, Teşkilat-ı Mahsusa olarak, Rum, Ermeni, Arap ayrılıkçı hareketleri içinde Yahudiliğin de nasıl gizli çalışmalar yaptığını biliyorduk. Nitekim Filistin cephesinin sükutu ile bu gizli hazırlık, diğerleri gibi arkamızdan vurdu&#8221;</p>
<p align="justify"><strong>HAREBELERDE BULDU </strong></p>
<p align="justify">Eşref Bey, Balebek&#8217;te Musa El Atraş adında çok taraflı bir muhbiri sıkıştırdı. Atraş&#8217;ı Merzifon Amerikan Koleji&#8217;nden bir muallimle görüşürken yakalamıştı. Atraş, Eşref Bey&#8217;e çeşitli fotoğraflar gösterdi. Resimlerden birine gözü takıldı. &#8220;Bu kimdir?&#8221; dedi. Atraş, &#8220;Aradığınız adamın bu olduğunu bilmiyor muyum? Ya Bek, itimadınız yoksa, neden istihza ediyorsunuz?&#8221; dedi. Eşref Bey, dikkatlice baktı, Nejat Bey&#8217;in gönderdiği resimdeki adamdı. Atraş, Lavrens&#8217;in Araplar arasında dostça karşılandığını ve Çereş&#8217;e geleceğini söyledi. Eşref Bey ve ajanları Çereş&#8217;teki casus kaynayan Britanya Şark Enstitüsü&#8217;ün Müsteşrikler Toplantısı&#8217;na katıldı. Atraş, Lavrens&#8217;in yanına gidecek, böylece Eşref Bey de onu tanıyacaktı.</p>
<p align="justify"><strong>ŞEYH KILIĞINDA SOHBET ETTİ </strong></p>
<p align="justify">Çereş harebeleri civarında Atraş, kıyafeti Yukarı Hicazlı bedevilerinkine benzeyen, çelimsiz, soluk renkli, zayıf birisine doğru ilerledi. Lavrens&#8217;ti. Eşref Bey bu anı anlatırken, &#8220;Lavrens karşımda idi. Nejat Bey&#8217;in ilettiği fotoğrafa tıpatıp benziyordu. İlk uyandırdığı intiba, hasta, mariz, dertli, renksiz, şahsiyetsiz, gelişmemiş bir kişi ile karşı karşıya oturduğumuz duygusu idi&#8221; diyor. Lavrens ile tanışan Eşref Bey onu bir bedevi şeyhi olduğuna inandırdı. Lavrens&#8217;i öldürmeye gerek duymamıştı. Lavrens tehlikeli bir casus olarak anılmaya başladığında bile bu nu düşünmedi. Niyeti, Lavrens&#8217;i tuzağıa düşürüp, savaş sonuna kadar Anadolu&#8217;da hapsetmekti. Nejat Bey&#8217;in yakalanması planı akamete uğrattı.</p>
<p align="justify"><strong>PİŞMAN DEĞİLİM </strong></p>
<p align="justify">Eşref Bey, Lavrens&#8217;i öldürmediği için pişman mıydı? Şöyle diyordu: &#8220;Öldürmeyi, düşünmüyordum: Daima en sona bıraktığım bu tedibi, Lavrens için o anda düşünmeğe sebep de yoktu. Hadiseler, benim hata ettiğimi gösterdi ama, o gün kolaylıkla yapabileceğim bu işi, kanlı bir şekilde bitirmediğime pişman değilim. Bu, yarı şarlatan bir adamı kahraman yapmak olurdu. Eşref Bey,1917&#8242;de Hayber&#8217;deki cenkte esir düştüğünde Lavrens onu ziyaret etti. Bedeviler arasında adı efsane gibi dolaşan Eşref Bey&#8217;i merak etmişti. Karşısındaki kişi, yıllar önce Çereş&#8217;te sohbet ettiği bedevi idi.</p>
<p align="justify"><strong>İngiliz casusları Sudan ve Libya&#8217;ya nüfuz edemedi </strong></p>
<p align="justify">Lavrens&#8217;in nüfuz edemediği iki bölge, Trablusgarp ve Sudan&#8217;dı. Lavrens anılarında şöyle diyordu: &#8220;Türklerin buralardaki nüfuz ve itibarının asıl sebeplerini anlayabilmek için bir ömrün bu çöller içinde gömülmüş olması kafi gelmez. Şeyh Sünnusi&#8217;ni dini nüfuz mıntıkası içinde olan bu yerlerde Osmanlı Türklerine ait anlatılan hikayeler hakikatle ilgisi olmasa bile, asırlardır nesillerin birbirlerine söylediklerini hafızalardan silebilmek mümkün değildir. Tarihin kendilerine &#8216;Sizin sonunuz geldi&#8217; diye haykırmasına rağmen direnen bu bir avuç mecnun Trablusgarb&#8217;ı elde etmek isteyen İtalyanları nasıl durdurmuşlar ve ancak, Balkan Hıristiyanlığının el birliği ile üzerlerine atılarak onları Konstantinopol kapılarına kadar kovalamasından sonra buralardan ayrılmışlarsa, ilk fırsatta gizlice ve çoğu Alman denizaltılarıyla sahillere çıktılar, harbin sonuna kadar da hiçbir yabancı kuvveti sokmadılar&#8221;</p>
<p align="justify"><strong>Lavrens: Kuşçubaşı Eşref, çöllerin eşine rastlamadığı müthiş bir haydut </strong></p>
<p align="justify">Vaktiyle Hicaz Valisi ve Sultan Hamid&#8217;in en sevgili paşasının oğlunu, iki tabur asker arasından alıp dağa kaldıran bu haydudun en cüretkar hareketi, Hicaz kuvvetlerinin içinden sıyrılıp çölün en zor yerinden aşıp Yemen&#8217;e gitmek teşebbüsü idi. Eşref Bey, kendisi için aksi bir tesadüfle ve bizim haberimiz üzerine Şerif Abdullah&#8217;la çarpıştı. Türkler, teslim olmayı adetleri üzerine reddettiler ve bir sıcak su gölüne atılmış şeker parçaları gibi eridiler. Eşref&#8217;in planı Hicaz&#8217;da, Filistin zaferimize imkan veren bu isyanı bastıracak son Osmanlı teşebbüsü idi. Bu çok cesur ve bedeviler arasında &#8216;Uçan Şeyh&#8217; unvanıyla tanınan korkunç adam, İbn-i Reşid&#8217;in ve İmam Yahya&#8217;nın dostu idi. O sırada İbn-i Suud bize düşmanca vaziyet aldığında, Eşref&#8217;in telkinleri ile Mekke ve Medine&#8217;yi isyancı Hicaz kuvvetlerine bırakmamak isteyebilir, bu, neticede Türk planının zaferi olurdu. Bu tehlikeli adamın yaralı olarak Hayber&#8217;de ele geçmesi, neticelere doğrudan doğruya tesir etti.</p>
<p align="justify"><strong>Kuşçubaşı Eşref: Lavrens kurnaz riyakar, aşağılık biriydi </strong></p>
<p align="justify">Lavrens cesur muydu? Hayır. Pervasızdı. Zeki mi idi? Hayır. Kurnazdı. Atak, utanmaz, sırasına göre riyakar ve iki büklüm, fakat başarılarının ana sebebi olarak sabit fikri olan, çalışkan bir insandı. Bazen kendisini , mücadeleye layık olmayan ve karşılaşmaya değmeyen biçare, zavallı, manyak bir hüviyete bürütürdü. Ne için, kimin için çalışıyordu? Buna sarih olarak cevap vermek güçtür. (..)Peygamberimiz&#8217;den 1285 sene sonra, yine O&#8217;nun yolundan, O&#8217;ndan oldukları iddiası içinde , O&#8217;ndan ayrılmış olanların da katıldığı düşman bir dünya safına karşı yapılan Hayber şahlanışını takip eden devrede Lavrens, en kesif faaliyetini gösterdi. Türk esirlerine zulme vesile olması, Hayber cenginden sonradır. (..)Eline geçen fırsatta Lavrens, ne kadar gaddar olduğunu isbat etti. Sadece Türklere karşı değil, bütün insanlara karşı nefret beslerdi. Kendisinin bir piç ve cinsi sapık olmasında zulüm duygusunun büyük tesiri olduğunu söyleyebilirim.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dave Allen ve 4 yaşında kilise deneyimi.]]></title>
<link>http://ateist.wordpress.com/2009/09/12/dave-allen/</link>
<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 18:31:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>ateist</dc:creator>
<guid>http://ateist.wordpress.com/2009/09/12/dave-allen/</guid>
<description><![CDATA[İzlerken güldüren bu görüntü aynı zamanda ; çocuklar henüz soyut-somutu ayırt edebilecek konumda değ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>İzlerken güldüren bu görüntü aynı zamanda ; çocuklar henüz soyut-somutu ayırt edebilecek konumda değilken onlara neler öğretildiğini , ve böylelikle çocukların tanrıya nasıl inandırılmaya çalışıldıkları hakkında fikir sunuyor. <img style="visibility:hidden;width:0;height:0;" src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bHQ9MTI1Mjc4MDI3Mjg2NCZwdD*xMjUyNzgwMjg*NDY5JnA9NDAwODMxJmQ9Jm49d29yZHByZXNzJmc9MSZvPWE2NzhhZTMzNTRiYTQyMDg4NzE1Y2Y4MDk5ZDA1ZGQyJm9mPTA=.gif" border="0" alt="" width="0" height="0" /></p>
<div><iframe frameborder="0" width="488" height="298" src="http://wpcomwidgets.com/?width=480&amp;height=290&amp;src=http%3A%2F%2Fwww.dailymotion.com%2Fswf%2Fxagmtq_dave-allen_people&amp;quality=high&amp;wmode=tranparent&amp;_tag=gigya&amp;_hash=13d3795acaf9104bbf7d205ad4f61428" id="13d3795acaf9104bbf7d205ad4f61428"></iframe></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Değişim şart!]]></title>
<link>http://karadogan.wordpress.com/?p=167</link>
<pubDate>Fri, 11 Sep 2009 19:10:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>Muhammed Karadoğan</dc:creator>
<guid>http://karadogan.wordpress.com/?p=167</guid>
<description><![CDATA[İnanmadığımız dinlerin bazı kurallarına, sebep sahibi olarak ya da olmayarak bazen sert tepkiler ver]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>İnanmadığımız dinlerin bazı kurallarına, sebep sahibi olarak ya da olmayarak bazen sert tepkiler verebilmekteyiz. Bende bu durumla sık sık karşılaşmaktayım. Ancak bir kitapta rastladığım aşağıdaki mesel, hakkında hüküm kurduğumuz inanış ve insanlarla ilgili bazı sert düşüncelerin azda olsa yumuşamasına sebep olduğu gibi; dinlerin mantığı ve değişimin neden gerektiği hakkında da beyinde kıvılcımlar yaratıyor.</p>
<blockquote><p> &#8221;Çok uzun yıllar önce, çöllerle kaplı bir bölgede çok az sayıda ağaç bulunurmuş, meyveler güçlükle yetişirmiş. Günün birinde, kendini &#8216;kâhin&#8217; sanan biri, kendi deyimiyle Tanrı&#8217;dan gelen bir emri iletmiş. &#8216;Herkese şunu emrediyorum: Bundan böyle hiç kimse, günde bir meyveden fazla yemeyecek. Bu sözüm, Kutsal Kitaba böylece yazılsın. Her kim ki bu yasaya karşı gelirse, Tanrı&#8217;ya ve tüm insanlığa karşı büyük bir günah işlemiş sayılacaktır.&#8217;</p>
<p>Oysa bu, o devre ve o zamanki toplum hayatına göre, sağduyunun ta kendisiymiş. Bu yasaya yüzyıllar boyunca uyulmuş, ta ki günün birinde, bilim adamları çölü sürülebilir topraklara dönüştürecek bir yöntem buluncaya dek. Ülke, olağanüstü verimli meyve ağaçlarına sahip olmuş. Ama, ülkedeki dini makamlar ve hatta sivil halk tarafından titizlikle uygulanan Yasa yüzünden, ağaçlar toplanmayan meyvelerin ağırlığı altında boyunlarını eğmeye başlamışlar. &#8216;Günde bir meyve&#8217; emredilmişmiş. Bunca meyvenin çürümesine yol açan, bu insanlığa karşı işlenmiş günahı ortaya koymaya kalkışanlara lanet ediliyormuş. Tanrı Sözü&#8217;nün gerçekliğinden ve geçerliliğinden kuşku duymaya cesaret eden bu insanların, kibirlerine yenik düşmüş oldukları, yüce Gerçeğe açılan yegâne kapılar olan inanç ve itaate güçlerinin yetmediği söyleniyormuş. Sözde &#8216;kâhin&#8217; yıllar önce ölmüş olduğu için hiç kimse ona, şartlar bu kadar değişmişken, yasanın hâlâ geçerli olup olmadığı konusunda bir şey soramazmış. İşte bu yüzden, dini makamlar &#8216;Tanrı&#8217; Yasası&#8217;nın yürürlükte olmasını şart koşuyorlarmış.</p>
<p>Yıllar geçtikçe, daha çok sayıda insan Yasa&#8217;ya, Tanrı&#8217;ya ve dine aldırış etmemeye başlamışlar. Bazıları vicdan azabı duyarak, Yasa&#8217;yı gizlice çiğnemişler. Yasayı titizlikle yerine getiren &#8216;müminler&#8217; ise, vazgeçme cesaretini gösteremedikleri anlamsız ve geçersiz bir geleneği sürdürmekle, öbürlerinden daha iyi insanlar oldukları inancındaymışlar. İşte.&#8221;</p></blockquote>
<p><em><strong>Kaynak:</strong> Kral, Bilge ve Soytarı (Dinler Turnuvası); Shafique Keshavjee; Can Yayınları; Bir Cizvit Meseli adlı bölümden alınmıştır.</em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[hak din, hakikat, haram, Hayz, hayz ve nifas bilgileri, hülle, helal, hikmetli sözler, history of islam, hıristiyanlık, ibadet, ibni sebe, ibni sebecilik, ictihat, idarecilik, idarecilik bilgileri, iftira, ilahi, ilahi dinle, ilahi dinlemek, ilahi indir, ilahi mp3, ilahi sözleri, ilahi sesli, ilahi tr.com, ilahiler, ilmihal, iman, islam, islam ahlakı, islam chat, islam hadhari, islam online, islam online.net, islam picture, islam religion, islam sohbet, islam today, islam way, islam way.com, islam web, islam world, islamda kadın, islami, islami bilgi, islami dosya, islami download, islami ekart]]></title>
<link>http://islamsitem.wordpress.com/2009/08/09/hak-din-hakikat-haram-hayz-hayz-ve-nifas-bilgileri-hulle-helal-hikmetli-sozler-history-of-islam-hiristiyanlik-ibadet-ibni-sebe-ibni-sebecilik-ictihat-idarecilik-idarecilik-bilgileri-if/</link>
<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 00:20:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>yavuzsultanselim</dc:creator>
<guid>http://islamsitem.wordpress.com/2009/08/09/hak-din-hakikat-haram-hayz-hayz-ve-nifas-bilgileri-hulle-helal-hikmetli-sozler-history-of-islam-hiristiyanlik-ibadet-ibni-sebe-ibni-sebecilik-ictihat-idarecilik-idarecilik-bilgileri-if/</guid>
<description><![CDATA[hak din, hakikat, haram, Hayz, hayz ve nifas bilgileri, hülle, helal, hikmetli sözler, history of is]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>hak din, hakikat, haram, Hayz, hayz ve nifas bilgileri, hülle, helal, hikmetli sözler, history of islam, hıristiyanlık, ibadet, ibni sebe, ibni sebecilik, ictihat, idarecilik, idarecilik bilgileri, iftira, ilahi, ilahi dinle, ilahi dinlemek, ilahi indir, ilahi mp3, ilahi sözleri, ilahi sesli, ilahi tr.com, ilahiler, ilmihal, iman, islam, islam ahlakı, islam chat, islam hadhari, islam online, islam online.net, islam picture, islam religion, islam sohbet, islam today, islam way, islam way.com, islam web, islam world, islamda kadın, islami, islami bilgi, islami dosya, islami download, islami ekart</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[islam]]></title>
<link>http://islamsitem.wordpress.com/2009/08/08/islam/</link>
<pubDate>Sat, 08 Aug 2009 23:59:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>yavuzsultanselim</dc:creator>
<guid>http://islamsitem.wordpress.com/2009/08/08/islam/</guid>
<description><![CDATA[islam en yüce dindir abdest, Adak, Adalet, Ahiret, Ahlak, ahlak bilgileri, Aile, al islam, Allah, al]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>islam en yüce dindir</p>
<p>abdest, Adak, Adalet, Ahiret, Ahlak, ahlak bilgileri, Aile, al islam, Allah, alış veriş bilgileri, amentü, ana baba hakkı, arapca ilahi, arefe, avcılık, Ayetler, aşure, çet, üç aylar, bank islam, batıl inançlar, bayram, bayram mesajlari, büyü, büyü sihir ve bâtıl inançlar, büyük âlimlerin hayatı, bedava ilahi mp3, beddua etmek, berat, bereket, Bid&#8217;at, borsa, boşanmak, buhari, cartoon danish islam, cartoon denmark islam, cartoon island, Cehennem, chat, chat sohbet, Cihad, cihat, dan islam komunikasi, dawat e islami, dawate islami, dövme, dünya, denmark islam, dilenmek, din, din i ilahi, dini, dini bilgi, dini bilgiler, dini dosya, dini download, dini ekart, dini forum, dini hikaye, dini hikayeler, dini resimler, dini şiir, dini şiirler ve menkıbeler, dinibilgiler, dinimiz islam, dinimiz ve diğer dinler, dinimizislam, dinle, download ilahi, doğru iman bilgileri, dua, duanın önemi-çeşitli dualar, Duygular, DİNİ SOHBET, e-card, e-kart, ecard, ehli beyt, ekart, eshabı kiram, eshabın hepsi cennetliktir, esmaul husna, estetik ameliyat, evlat edinmek, evlat hakkı, evlenmek, evlilik ve aile bilgileri, ezgi, ezgi dinle, ezgi indir, ezgiler, faiz, fitne, five pillar of islam, forum, forumislam, fıkıh, gambar kebesaran ilahi, Gayb, günah, gusül, gusül abdesti, gıybet, hac, hac rehberi, hadis, hak din, hakikat, haram, Hayz, hayz ve nifas bilgileri, hülle, helal, hikmetli sözler, history of islam, hıristiyanlık, ibadet, ibni sebe, ibni sebecilik, ictihat, idarecilik, idarecilik bilgileri, iftira, ilahi, ilahi dinle, ilahi dinlemek, ilahi indir, ilahi mp3, ilahi sözleri, ilahi sesli, ilahi tr.com, ilahiler, ilmihal, iman, islam, islam ahlakı, islam chat, islam hadhari, islam online, islam online.net, islam picture, islam religion, islam sohbet, islam today, islam way, islam way.com, islam web, islam world, islamda kadın, islami, islami bilgi, islami dosya, islami download, islami ekart, islami evlilik, islami forum, islami hikaye, islami içerik, islami multimedya, islami portal, islami resimler, islami ruya tabirleri, islami site, islami siteler, islami sohbet odaları, islami sohpet, islami sorular, islami toplist, islami şiir, islami şiirler, islamiforum, islamisite, islamisohbet, islamiyet, islamiyyet, islamyolum.com Bir, israf, jamaat e islami, kadir gecesi, kandil mesajlari, kâr zarar ortaklığı, kürtaj, kürtçe ilahi, küsmek, kütübi sitte, kebesaran ilahi, kebesaran ilahi sengkarai, kelimei şehadet, keramet, kibir, komşuluk, kul hakkı, kur&#8217;an-ı kerim, Kur&#8217;anı kerim, kuran, kuran dinle, kuran oku, kuran sesli, Kurban, kurban ve adak, kurban ve ramazan bayramı.&#8221; /&#62;, kıssa, lanet, lezbiyenlik, livata, maliki mezhebi, maliki mezhebini taklit, masturbasyon, mübarek gün ve geceler, mübarek günler, mübarek geceler, müctehit, mürtet, müzik, müzik ve teganni sapık fırkalar, müziksiz ilahiler, mehr, menkıbe, merak edilen konular, mevlit, Mezhep, mezhep ve mezhepsizlik, mirac, miras, misvak, mucize, muhammad islam, muhammed, Muhammed aleyhisselam, muhammet, musluman genç, muta, namaz, namaz &#8211; abdest, namaz sureleri, namaz vakitleri, nation of islam, nazar, nazar boncuğu, nefs, neleri kullanabiliriz, neleri yiyip içebiliriz, Nifas, nikah, nikah tazelemek, oral seks, organ nakli, oruç, osmanlı, osmanlı hakkında, peruk, Peygamber, peygamber efendimiz, quran, radio islam, radioislam, radyo islam, radyo selam, radyoislam, rasulullah islam, rüya, rüşvet, regaip, riya, saç ektirmek, sabır, sadaka, sahabeler, sahihibuhari, Sünnet, sünnet &#8211; bid&#8217;at nedir, süt kardeşlik, selamlaşmak, sigara, sigorta, sihir, sitesidir, siyer, SOHBET, sohbet chat, sohbetler, sorularla islamiyet, takva, takıyye, tövbe, tüp bebek, türkçe ilahi, tecvid, tecvit, tefsir, teganni, tesettür, tesettür ve setr-i avret, tevazu, tevekkül, Tevrat, uşur, uşur ve sadaka, vehhabilik, vesvese, video ilahi, yahudilik, yemin kefareti, yusuf islam, Zebur, zekat, zina, şükür, şehit, şirk, İncil, İSLAMİ CHAT, İSLAMİ SOHBET</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[VASİYET VE ŞAHİTLİK]]></title>
<link>http://yahak.wordpress.com/2009/07/26/vasiyet-ve-sahitlik/</link>
<pubDate>Sun, 26 Jul 2009 09:23:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>mehmet selim polat</dc:creator>
<guid>http://yahak.wordpress.com/2009/07/26/vasiyet-ve-sahitlik/</guid>
<description><![CDATA[VASİYET VE ŞAHİTLİK Maide Suresi Şimdi de bu surede yer alan şer&#8217;i hükümlerin sonuncusu gelmek]]></description>
<content:encoded><![CDATA[VASİYET VE ŞAHİTLİK Maide Suresi Şimdi de bu surede yer alan şer&#8217;i hükümlerin sonuncusu gelmek]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[George Carlin konuşması : "Religion is Bullshit"]]></title>
<link>http://ateist.wordpress.com/2009/07/23/george-carlin-konusmasi-religion-is-bullshit/</link>
<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 19:40:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>ateist</dc:creator>
<guid>http://ateist.wordpress.com/2009/07/23/george-carlin-konusmasi-religion-is-bullshit/</guid>
<description><![CDATA[&#8220;Eğer tüm palavraları düşünürsek; yani sadece bir kısmını değil şimdiye kadar anlatılmış tüm s]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>&#8220;Eğer tüm palavraları düşünürsek; yani sadece bir kısmını değil şimdiye kadar anlatılmış tüm saçmalıkları, tüm palavraları düşünürsek kesinlikle en büyük palavra dindir.Bir saniye düşünün&#8230;Din insanları gerçekten kendine inandırmış ve ikna etmiştir. Orada görünmez bir adam var, gökte yaşıyor, her gün her an yaptığınız herşeyi izliyor.Ve bu görünmez adamın bir listesi var : yapmanızı istemediği şeyler.Ve eğer bu 10 şeyden herhangi birini yaparsanız sizi atacak bir yeri var.Ateşle dumanla işkenceyle dolu bir yer ve sizi yanmanız , bağırmanız , çığlık atmanız , ağlamanız için sonsuza dek oraya gönderir&#8230; Ama o sizi sever!  Sizi sever ve onun tabiki paraya ihtiyacı vardır! O çok bilgedir, her şeyi bilir, her şeyi vardır ama paraya bir türlü dayanamaz! Din insanlardan milyonlarca dolar alır, din adamları vergi ödemezler, ve hep biraz daha fazlasını isterler&#8230; Alın size çok sıkı bi palavra Kutsal Saçmalık! Bakın size gerçek duygularımı söylüyorum, ben tanrıya inanmaya gerçekten çalıştım. Orada olduğuna bizi koruyup kolladığına ama bakın ne kadar uzun yaşarsanız çevrenizi o kadar çok gözlemliyorsunuz ve görüyorsunuz bir şeyler s&#8230;ilmiş durumda! Burada bir şeyler yanlış gidiyor : savaşlar ,hastalıklar, ölüm, açlık, aç gözlülük, güç yarışları, işkence, suç, yolsuzluk.. Birşeyler kesinlikle ters gidiyor. Gördüğünüz gibi bu iyi yapılmış bir iş değil. Eğer bu tanrının elinden gelenin en iyisi ise açıkçası ben hiç mi hiç etkilenmedim. Bunlar en yüksek mertebedeki birinin özgeçmişinde yazmaması gereken şeyler. Bu gibi şeyleri ofiste çalışan berbat bir işçiden beklersiniz ama tanrıdan asla. Eğer sadece sizin ve benim olduğumuz bir evren olsaydı bu adam kıçına tekmeyi yemişti. Sürekli bu adam diyorum çünkü dünyaya bakarsanız tanrının bir kadın olamayacağını görürsünüz. Çünkü hiç bir kadın işleri bu kadar boka batıramaz! Eğer tanrı gerçekten varsa, yani belki, eğer gerçekten varsa tüm aklı selim insanlar bana katılacaktır, dünya onun hiiiç mi hiç umrunda değildir! Ki ben kişisel olarak buna saygı duyarım, bu durum tüm bu gerçekleşen felaketleri gayet iyi açıklar.<br />
Ben yobaz olmamak için, böyle körü körüne, amaçsızca ve düşünmeden tüm bu şeylerin özgüvensiz bir baba figürünün, üstelik dünyayı hiç takmayan bir baba figürünün elinde olduğuna inanlardan olmak istemediğim için düşündüm&#8230; Çevremi incelemeye başladım ve tapacak başka bir şeyler aradım, tamamen güvenebileceğim bir şey&#8230; Ve o an, aniden Güneş&#8217;i düşündüm! Bir gecede, Güneş&#8217;e tapan biri oldum. Tabi o gecede değil, güneşi gece göremezsiniz, ama o sabah ilk iş ben bir güneşe tapan oldum. Bunun için bir kaç nedenim var. Öncelikle Güneş&#8217;i görebilirsiniz. Yani diğer tanrılar gibi değildir, Güneş&#8217;i gerçekten görebilirsiniz. Eh haliyle bir şeyi görmek bendeki güvenilirliğini baya bir arttırıyor. Her gün güneşi görüyorum ve o bana ihtiyacım olan her şeyi veriyor: ısı, ışık, yemek, çiçekler, ayrıca bir de cilt kanseri, ama bir de şu yönden düşünün ; en azından biz insanları sadece bizimle aynı fikirde değiller diye bir yere atıp, yakmıyoruz!  Güneşe tapmak aslında gerçekten basit bir şeydir. Gizemler yok, mucizeler yok, kimse sizden para falan istemez, şarkılar ezberlemeniz gerekmez, ve haftada bir toplanıp kıyafetlerimizi yarıştırdığımız kutsal binalarımız yoktur. Ve en iyi yanı nedir biliyor musunuz? Güneş size hiç bir zaman kötü biri olduğunuzu , kurtarılmanız gerektiğini falan söylemez, bana her zaman iyi davranır. Sonuç olarak ben Güneş&#8217;e tapıyorum! Ama ona dua etmiyorum. Neden mi? Çünkü arkadaşlığımızda haddimi aşmak istemiyorum, bu hiç kibar bir şey değil. Düşünsenize hergün tanrıya milyonlarca dua ediliyor, şunu yap bunu yap, yeni bir arabaya ihtyacım var, daha iyi bir işim olsun, ve bu duaların çoğu pazar günü ediliyor, herkes tatildeyken. Bu hiç hoş değil, bir arkadaşa yapılmaması gereken bir şey. Ama insanlar gerçekten çok fazla dua ediyor, bir çok şey için&#8230; Mesela eğer erkek kardeşi alışveriş merkezine sıçtıysa ve hapisteyse, eğer kız kardeşi bir estetik operasyon geçirdiyse, en çok da hep gittiği mağazadaki kızıl saçlı kızı becerebilmek için dua ediyor. Bence bunların hepsi normal, tabii ki dua edeceksiniz, edin, ama kutsal plan ne olacak? Bundan yıllar önce tanrı kutsal bir plan hazırladı. Üstünde çok düşündü, iyi bir plan olduğuna karar verdi ve bunu uygulamya soktu. Milyonlarca yıldır bu kutsal planda her şey yolunda gidiyordu. Ve bir anda siz bir şey için dua ediyorsunuz, tanrının kutsal planında olmayan bir şey için, ondan ne yapmasını bekliyorsunuz ki? Kutsal planı değiştirmesini mi? Sadece sizin için? Bu sizce de biraz küstahça görünmüyor mu? Peki eğer dualarınız kabul olmuyorsa bu sefer ne yapıyorsunuz, &#8220;tanrının işine karışılmaz, demek ki tanrı böyle uygun görmüş&#8221;. E peki böyle diyeceksen ne bok yemeye ilk başta dua ettin ki? Amma büyük zaman kaybı. Yani dua etme kısmını atlyarak direk onun istediğinin olması kısmına geçmek daha mantıklı değil mi? Dediğim gibi ben Güneş&#8217;e tapıyorum ama ona dua etmiyorum , peki kime mi ediyorum: Joe Pesci&#8217;ye. Öncelikle bence Joe gayet iyi bir aktör, ikinci olarak da bence o tam bir iş bitirici. Yıllardır tanrıya dua ediyorum komşumun havlayan köpeğiyle ilgili bir şey yapması için ve bir gün Joe geldi ve o pisliği bir ziyaretle halletti. İnsanın basit bir beyzbol sopasıyla neler yapabileceği gerçekten inanılmaz. Ben de yaklaşık bir yıldır Joe&#8217;ya dua ediyorum. Ve fark ettim ki tanrıya ettiğim tüm dualar ve Joe&#8217;ya ettiğim tüm dualar neredeyse aynı şekilde cevaplanıyor. Yüzde 50&#8217;sinde istediğim oluyor , yüzde 50&#8217;sinde olmuyor. Tanrıyla aynı.. Yüzde 50. 4 yapraklı yoncayla, at nalıyla, size geleceği söyleyen falcı kadınlarla aynı&#8230; Yani inandığınız saçmalığı seçin, arkanıza yaslanın ve bir dilek tutun.<br />
İncili okumuş ve kutsal hikayeler aramış olanlarınız için bir kaç hikayem daha var. Size önereceğim 3 domuz hikayesi var gerçekten güzeldir.Çok hoş mutlu bir sonu var eminim hoşunuza gider. Aa tabi bir de kırmızı başlıklı kız var, gerçi onuni bir kötü kısmı var kurdun büyükanneyi yediği kısım, gerçi benim pek umrumda olmamamıştı ama neyse. Tabi benim en çok sevdiğimse humpty dumpty.Askerler onu tekrar bir araya getirememşti , çünkü humpty dumpty aslında yoktu, aynı tanrı gibi. Tanrı da aslında yok. Bakın: Eğer tanrı varsa buradaki tüm insanlar çarpılsın ve ölsün. Gördünüz mü , hiç bir şey olmadı, herkes iyi. Tekrar deneyelim. Tanrı eğer gerçekten varsa beni çarpsın.Bakın, hiç bir şey olmadı. Ah bir saniye bacağıma bir ağrı girdi, ve testislerim acıyor üstelik de kör oldum. Oh tamam şimdi düzeldim. Bu Joe pesciydi sanırım!  Tanrı Joe Pesci&#8217;yi korusun. Geldiğiniz için teşekkürler&#8230;.&#8221; <strong>George Carlin</strong></p>
<p><em>Youtube.com &#8216; a erişimin , Türkiye&#8217;den yasak olması sebebiyle erişemeyen ziyaretçiler ; ktunnel.com adresinde adres yerine http://www.youtube.com/watch?v=RNy6ziOyxoA bağlantısını yazıp &#8220;Begin Browsing&#8221; tuşuna tıklayarak konuşmaya erişebilirler.</em></p>
<p><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/RNy6ziOyxoA&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' /><param name='allowfullscreen' value='true' /><param name='wmode' value='transparent' /><embed src='http://www.youtube.com/v/RNy6ziOyxoA&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' type='application/x-shockwave-flash' allowfullscreen='true' width='425' height='350' wmode='transparent'></embed></object></span></p>
<div id="_mcePaste" style="overflow:hidden;position:absolute;left:-10000px;top:186px;width:1px;height:1px;">http://www.youtube.com/watch?v=RNy6ziOyxoA</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Peki ya yanılıyorsan?" Sorusu.]]></title>
<link>http://ateist.wordpress.com/2009/06/23/peki-ya-yaniliyorsan-sorusu/</link>
<pubDate>Tue, 23 Jun 2009 12:54:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>ateist</dc:creator>
<guid>http://ateist.wordpress.com/2009/06/23/peki-ya-yaniliyorsan-sorusu/</guid>
<description><![CDATA[Ateistler sıklıkla &#8220;Ben yanılıyorsam bir şey kaybetmem.Ama sen tanrının olmadığı konusunda yan]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Ateistler sıklıkla &#8220;Ben yanılıyorsam bir şey kaybetmem.Ama sen tanrının olmadığı konusunda yanılıyorsan kaybedersin.&#8221; sorusuyla karşılaşırlar.Böyle bir soruyla bir konuşmasında karşılaşan Richard Dawkins , aşağıdaki cevabı veriyor :</p>
<p><em>-Sade bir cevap almak istersek ; peki ya yanılıyorsanız ?</em><br />
-Ya yanılıyorsam.Yani hepimiz yanılıyor olabiliriz.Spagetti Canavarı hakkında , tek boynuzlu pembe at veya uçan çaydanlık hakkında da yanılıyor olabiliriz.Siz örneğin Hıristiyanlık inancına sahip bir çevrede yetiştirildiniz.Diğer inançlara inanmamak nasıl bir şey bilirsiniz.Çünkü siz bir müslüman değilsiniz , siz bir hindu değilsiniz.<strong>Neden bir hindu değilsiniz ? Çünkü siz Amerika&#8217;da doğup büyüdünüz.Hindistan&#8217;da değil.Hindistan&#8217;da doğmuş yetişmiş olsaydınız hindu olacaktınız.Danimarka&#8217;da Vikingler zamanında yetişmiş olsaydınız Thor&#8217;a inanacaktınız.Klasik Yunan zamanında olsaydınız Zeus&#8217;a inanacaktınız.Orta Amerika antik dönemde olsaydınız dağdaki ulu CuvCuv&#8217;a inanacaktınız.</strong>Yani hıristiyanlığın tanrısını seçmek için özel bir sebep yok.Sadece şans eseri çevrenizdeki diğerleri gibi siz de Amerika&#8217;da doğdunuz yetiştiniz.Ve şimdi bana soruyorsunuz : &#8220;Ya ben yanlış isem?&#8221;. Peki ya denizin dibindeki ulu CuvCuv hakkında ya siz yanılıyorsanız?</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Parayla G&uuml;zellik]]></title>
<link>http://martaval.wordpress.com/2009/05/25/parayla-guzellik/</link>
<pubDate>Mon, 25 May 2009 12:46:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>Müstear Efendi</dc:creator>
<guid>http://martaval.wordpress.com/2009/05/25/parayla-guzellik/</guid>
<description><![CDATA[Şövalyelikle ilgili bir önceki notta “Aslında Calvino’nun da sezdirdiği gibi bizim anladığımız anlam]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Şövalyelikle ilgili bir önceki notta “Aslında Calvino’nun da sezdirdiği gibi bizim anladığımız anlam]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İSİMLERİ YERLİ, CİSİMLERİ YABANCI ÜNLÜLER!]]></title>
<link>http://yahak.wordpress.com/2009/04/13/isimleri-yerli-cisimleri-yabanci-unluler/</link>
<pubDate>Mon, 13 Apr 2009 20:05:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>mehmet selim polat</dc:creator>
<guid>http://yahak.wordpress.com/2009/04/13/isimleri-yerli-cisimleri-yabanci-unluler/</guid>
<description><![CDATA[14 Mayıs 2008 06:51 Bizler, Sequela&#8217;yı &#8220;Mesut Yılmaz&#8217;ın reklamcısı&#8221; olarak t]]></description>
<content:encoded><![CDATA[14 Mayıs 2008 06:51 Bizler, Sequela&#8217;yı &#8220;Mesut Yılmaz&#8217;ın reklamcısı&#8221; olarak t]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[FİLİSTİNİ VURAN İSLAM ÜLKELERİDİR ]]></title>
<link>http://mercekalti.wordpress.com/2009/01/03/filistini-vuran-islam-ulkeleridir/</link>
<pubDate>Sat, 03 Jan 2009 08:00:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>mehmet selim polat</dc:creator>
<guid>http://mercekalti.wordpress.com/2009/01/03/filistini-vuran-islam-ulkeleridir/</guid>
<description><![CDATA[(BAKARA suresi 120. ayet) وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَه]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><table class="MsoNormalTable" style="border-collapse:collapse;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td style="width:59.4pt;background-color:transparent;border:#ece9d8;padding:0 5.4pt;" width="79" valign="top">
<p style="text-align:justify;margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;color:#333333;font-family:Arial;">(BAKARA </span></strong></p>
<p style="text-align:justify;margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;color:#333333;font-family:Arial;">suresi </span></strong></p>
<p style="text-align:justify;margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;color:#333333;font-family:Arial;">120. ayet)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="color:black;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
</td>
<td style="width:279pt;background-color:transparent;border:#ece9d8;padding:0 5.4pt;" width="372" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:16pt;color:black;" dir="rtl" lang="AR-SA"><span style="font-family:Times New Roman;">وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:14pt;color:black;"><span style="font-family:Times New Roman;">Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah&#8217;ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah&#8217;tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width:59.4pt;background-color:transparent;border:#ece9d8;padding:0 5.4pt;" width="79" valign="top">
<p style="text-align:justify;margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;color:#333333;font-family:Arial;">(MÂİDE </span></strong></p>
<p style="text-align:justify;margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;color:#333333;font-family:Arial;">suresi </span></strong></p>
<p style="text-align:justify;margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;color:#333333;font-family:Arial;">51. ayet)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;"> </span></p>
</td>
<td style="width:279pt;background-color:transparent;border:#ece9d8;padding:0 5.4pt;" width="372" valign="top">
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;margin:0;" align="center"><span style="font-family:Times New Roman;"><span style="color:black;"><span style="font-size:small;"> </span></span><span style="font-size:16pt;color:black;" dir="rtl" lang="AR-SA">يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-family:Times New Roman;"><span style="font-size:14pt;color:black;">Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.</span></span></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;"> <a href="http://sites.google.com/site/hanifcilikdindegildir/Home/filistini-vuran-islam-uelkeleridir">http://sites.google.com/site/hanifcilikdindegildir/Home/filistini-vuran-islam-uelkeleridir</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
