<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>irade &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/irade/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "irade"</description>
	<pubDate>Wed, 30 Dec 2009 18:31:53 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Şizofren deha &amp; beyinci eçheller…]]></title>
<link>http://sadoglu.wordpress.com/2009/11/21/sizofren-deha-beyinci-echeller%e2%80%a6/</link>
<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 13:00:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>sadoglu</dc:creator>
<guid>http://sadoglu.wordpress.com/2009/11/21/sizofren-deha-beyinci-echeller%e2%80%a6/</guid>
<description><![CDATA[Kadersel bilgiyi, Yaratıcıyı, ruhu ve duyguyu, yani metafizik varlıkları tamamen devre dışı bırakabi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Kadersel bilgiyi, Yaratıcıyı, ruhu ve duyguyu, yani metafizik varlıkları tamamen devre dışı bırakabi]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kula kulluk eden akılsızlar…]]></title>
<link>http://sadoglu.wordpress.com/2009/11/12/kula-kulluk-eden-akilsizlar%e2%80%a6/</link>
<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 07:22:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>sadoglu</dc:creator>
<guid>http://sadoglu.wordpress.com/2009/11/12/kula-kulluk-eden-akilsizlar%e2%80%a6/</guid>
<description><![CDATA[Sinir kütlesinden ibaret beyinleri olup da muhakeme edebilecek akılların olmaması, insanı “yığın” ya]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Sinir kütlesinden ibaret beyinleri olup da muhakeme edebilecek akılların olmaması, insanı “yığın” ya]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hayvanların düşünce, mantık ve iradeleri var mı?]]></title>
<link>http://sadoglu.wordpress.com/2009/10/12/hayvanlarin-dusunce-mantik-ve-iradeleri-var-mi/</link>
<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 16:02:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>sadoglu</dc:creator>
<guid>http://sadoglu.wordpress.com/2009/10/12/hayvanlarin-dusunce-mantik-ve-iradeleri-var-mi/</guid>
<description><![CDATA[İnsanoğlunun başka bir yaratık olan hayvandan üstün oluşu; özgür bir akıl, düşünce, irade, dilediğin]]></description>
<content:encoded><![CDATA[İnsanoğlunun başka bir yaratık olan hayvandan üstün oluşu; özgür bir akıl, düşünce, irade, dilediğin]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BOĞAZI TUTMAK]]></title>
<link>http://faikozdengul.wordpress.com/2009/08/26/bogazi-tutmak/</link>
<pubDate>Wed, 26 Aug 2009 11:50:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>faikozdengul</dc:creator>
<guid>http://faikozdengul.wordpress.com/2009/08/26/bogazi-tutmak/</guid>
<description><![CDATA[  Tüm okuyanlarımın Ramazanı’nı kutluyorum. Konya’da Ramazan’la birlikte Yakup Şafak Hoca’nın Mesnev]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p> </p>
<p>Tüm okuyanlarımın Ramazanı’nı kutluyorum.</p>
<p>Konya’da Ramazan’la birlikte Yakup Şafak Hoca’nın Mesnevi dersleri de başladı.</p>
<p>Daha önce yaklaşık 5 yıl birlikte Mesnevi okumuştuk. Özlemişiz Hocamızın derslerini. Pazartesiden itibaren Büyükşehir Belediyesi tarafından, İstiklal Harbi şehitlerimiz için yapılan anıt müzede dersler halka açık olarak başladı ve tüm Ramazan boyunca Teravih namazından sonra devam edecek.</p>
<p>Havuzlu bahçede su sesi ve canlı Tasavvuf müziği ile başlıyor program, ardından da Mesnevi’nin ahenkli müziği. İkinci defterden başladı Hoca. İkinci defter Hüsamettin Çelebi’nin bir takım sıkıntılarından kaynaklanan çeşitli nedenlerle biraz gecikerek başlamış. Hz Pir bunu kanın süt olması için gereken zaman olduğundan bahisle, sıkıntıları kanla betimliyor ve eninde sonunda dayanılır ve sabredilirse süte dönüşeceğini vurguluyor ve ardından dua ediyor. Bu yazılan ve söylenenler ilelebet insanlığa ışık tutsun diye.</p>
<p>Ardından kan ve süt betimlemesi devam ediyor. İnsana iradesin sen diyor. Bir taraf kan bir taraf süt. Bir taraf maddi alem diğer taraf manevi. Aralarında berzah var. Engel. İradenin bir tarafa yönelmesi gerekiyor. Nefis ruhun boynuna vurulmuş bir boyunduruk. Ruhu maddi tarafa çekip durmada. Bunu da hazlarla örmede. Manevi şerbetlerden içmenin ilk ve en önemli yolu boğazı kapamaktır diyor Hz Mevlana. Yolun başı. İbarede geçen kelimeler ağız ve boğaz, hem yeme içmenin hem konuşmanın mekanı. Daha çok da yeme içme yani hazlar. Oruç bu yüzden çok ama çok önemli.</p>
<p>Oruçla boğazı tuttun mu, ağzı kapadın mı, manevi aleme doğru yollar açılmaya başlıyor.</p>
<p>Daha da ilginç bir link kurdu Hoca. Nefsin insanı boğazından tutup diğer tarafa yöneltmesi ile ilgili. Zira babamızı da böyle kandırdı ve cennetten kovdurdu dedi. Adem as’ın  da cennetten kovulma nedeni boğaz değil miydi? Yemesi yasaklanan ağaçtan, kimine göre buğday vs, yedi. Nefis ve şeytana kandı, boğazına hakim olamadı.  Ağız ve boğaz mutlaka hakim olunması gereken ilk bölge.</p>
<p>Hem yeme içmede hem de konuşmadaki hazzı düşünürsek. Kontrolündeki zorlukları da kolaylıkla anlarız. Zira her şey zıddıyla bilinir. Ramazandaki coşku ve  heyecanı bütün bir yıla hatta ömre yaymak gerekiyor. Ben öyle anlıyorum. Olabildiğince oruca devam edebilmeli muayyen zamanlarda. Burada hayattaki tüm hazlardan vazgeçmeyi anlatmıyorum elbette. Bu yazıyı okuyanların helal dairesinde yeterince haz alınabileceğini bildiğini biliyorum. O yüzden bu konuyu daha detaylı anlatmayı gereksiz görüyorum.</p>
<p>Ve ilk iki dersin final konusu sevgi ve korkuydu. Muhtemelen de devam edecek üzerinde konuşulmaya. Bir kısım sadece korku üzerine kuruyor anlatılarını. Diğer bir kısımsa sevgi ve hoşgörü. Korkulan değil sevilen Allah söylemiyle çıkıyorlar yola. Oysa gerçek sevgi korkuyla başlıyor dedi Hoca. Mümin için korku ve ümit arası bir statü önerilmiştir hep. İnsanın doğası bunu götürür. Gerçeği yok saymak sadece kendimizi kandırmak olur. Ham insan zalimdir, cahildir ve nankördür. Etrafta da bol miktarda mevcut onlardan. Bu ham insanı olgun hale getirmek için bunca öğütler ve çabalar. Sevgi ise uzun zahmetlerle açan ve ondan sonra da sonsuza dek kokusunu yayan bir çiçek. Bir anda zahmetsizce hissedilen ve sevgi zannedilen şeyse, köksüz bir çiçektir diye de ilave etti. Zira Hadis’de şöyle der Peygamber sav: “Hikmetin başı Allah korkusudur.”</p>
<p>Çekinerek, korkarak başlayıp aşka dönüşen bir yol ve yolculuk bahsettiğimiz.</p>
<p>Vakit ayırmanızı ve akşamları Şehitli’ğe uğramanızı öneririm.</p>
<p>Dr Faik Özdengül</p>
<p>fozdengul@gmail.com</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BİZİM ORTAYA ÇIKMAMIZI İSTERMİSİNİZ?..]]></title>
<link>http://sfkurt.wordpress.com/2009/07/05/bizim-ortaya-cikmamizi-istermisiniz/</link>
<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 02:51:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>ZAY ZAY</dc:creator>
<guid>http://sfkurt.wordpress.com/2009/07/05/bizim-ortaya-cikmamizi-istermisiniz/</guid>
<description><![CDATA[Bu yazının muhtevası bilinmemektedir, Dünya dışı zeki yaşam canlıları tarafından, dünya insanına mes]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;"><strong>Bu yazının muhtevası bilinmemektedir, Dünya dışı zeki yaşam canlıları tarafından, dünya insanına mesaj olarak gönderildiğine inanılmaktadır.</strong></p>
<p style="text-align:justify;">&#8220;DÜNYAYI SADECE SEVGİNİN ÜSTÜNLÜĞÜ DEĞİŞTİRİR!&#8221;<br />
&#8220;GÖRÜNMEMİZİN GEREKİP GEREKMEDİĞİNE KARAR VERİN!&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;">Bu mesajı size kimin yazdığının önemi yoktur ve zihninizde anonim olarak kalmalıdır. Önemli olan bu mesaja ilişkin ne yapacağınızdır! Her biriniz kendi özgür iradenizi kullanarak mutlu olmayı istersiniz. Özgür iradeniz sizin kendi gücünüz çerçevesindeki bilginize, mutluluğunuzda alıp verdiğiniz sevgiye bağlıdır. Gelişimin bu evresinde tüm bilinçli ırklar gibi sizler de kendi gezegeninizde kendinizi izole olmuş hissediyor ve bu durumun etkisiyle kendi kaderinize mutlak gözüyle bakıyorsunuz. Ama yine de küçük bir azınlığın farkında olduğu büyük bir değişimin eşiğindesiniz. Kendi seçiminizin dışında sizin geleceğinizi değiştirmek bizim sorumluluğumuzda değildir.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu mesajı dünya çapında bir referandum olarak alın. Ve yanıtınızı da bir oylama olarak düşünün. Biz kimiz? İnsanlığın binlerce yıldır tanık olduğu açıklanamayan göksel olaylarla ilgili ne bilim adamlarınız ne de dini liderleriniz ortak bir fikir oluşturabilmiş değiller. İnançlar ne denli saygı duyulur olsa da, doğruyu ve gerçeği bilmek için bu inanç filtrelerinin dışına çıkılması gerekir. Artan sayıdaki bilinmeyen araştırmacılarınız yeni bilginin yollarını keşfediyor ve realiteye çok yaklaşıyorlar. Bugün uygarlığınız içinde bir okyanus kadar büyük bilginin içinden özellikle sizi daha az üzecek kısmının çok küçük bir parçası ortaya dökülmüştür. Özellikle son elli yılda tarihinizde saçma veya inanılmaz görünen olaylar daha sıklıkla olasılık ve farkındalık alanınlarına girmiştir. Geleceğin daha da sürprizlerle dolu olduğunu bilin.</p>
<p style="text-align:justify;">En iyiyi olduğu kadar en kötüyü de keşfedeceksiniz. Galaksideki milyarlarcası gibi bizler de &#8220;dünya-dışılar&#8221; olarak adlandırılan ve gerçekliğimizin fark edilmesi zor bilinçli varlıklarız. Sizinle bizim aramızda önemli bir fark olmadığı gibi iki taraf da evrimleşmenin belirli aşamalarını deneyimlemekteyiz. Herhangi organize bir yapının hiyerarşisi bizim iç ilişkilerimiz için de geçerlidir. Bir çok ırkların bilgeliği üzerine kurulmuş kendi hiyerarşimizin onayıyla sizinle iletişime geçmekteyiz. Bir çoğunuz gibi biz de Yüce Varlığı arama yolundayız. Bu nedenle bizler tanrılar değiliz, ya da daha az tanrı değiliz, ancak Kozmik Kardeşlik&#8217;te sizlerle hemen hemen eşit yerlerdeyiz. Fiziksel olarak bir biçimde sizden farklı olmamıza karşın, çoğumuz insanımsı görünümlüyüz.</p>
<p style="text-align:justify;">Bizim var olduğumuz bir gerçek, ama henüz çoğunluğunuzun algılamadığı bir durum bu. Bizi anlamayı başaramadınız çünkü, bizim, çoğu zaman sizin duyularınız ve ölçümleriniz içinde görünmemiz olası değildi. İşte tarihinizdeki bu boşluğu bu anda doldurmaya niyet ediyoruz. Biz ortak bir karar almış bulunuyoruz, ama bu yeterli değil ve sizinkine de gereksinimimiz var. Bu mesajla sizler karar-alıcılar haline geleceksiniz! Biz neden görünür değiliz? Evrimin belirli aşamalarında kozmik &#8220;insanlık&#8221; bilimin yeni biçimlerini keşfederek, maddenin kolay anlaşılırlığının ötesine geçti. Yapılandırılmış demateryalizasyon ve materyalizasyon onların parçasıdır. İşte insanlığın birkaç laboratuvarda ulaştığı budur. &#8220;dünya-dışı&#8221; varlıklarla kurdukları yakın işbirliği ile tehlikeli uzlaşma, kimi temsilcileriniz tarafından sizden özellikle saklı tutulmuştur.</p>
<p style="text-align:justify;">Havaya ya da uzaya ait objeler veya olağanüstülük diye tanımladığınız durumlar sizin bilimsel topluluğunuz tarafından anlaşılmış durumdadır. Sizin UFO&#8217;lar olarak adlandırdıklarınız aslında çok boyutlu yetenekleri olan uzay gemileridir. Bir çok insan bu tür gemilerle, görerek, işiterek, dokunarak veya medyumik bağlantılar kurdular. kimileri gizil güçler etkisinde bırakılarak sizi &#8220;yönetir&#8221; duruma getirildi. Sizin bu gemileri nadiren ya da kısa sürelerde görüyor olmanızın nedeni onların demateryalize olma özelliklerindendir. Siz gözünüzle görmediğinizin var olduğuna da inanmazsınız, bunu anlayışla karşılıyoruz. Gözlemlerin çoğu bağımsız bireyler tarafından yapılmıştı, ruhlarına ulaştı ama organize sistemi değiştirmedi. İnsanlığın oligarşisinde negatif çok boyutlu varlıkların rolü oldu, kendi güçlerinin tatbikatını yaptılar, kendi varlıklarını orada tutmak ve bilinmeyeni zapt etmek için sağduyu motive ettiler. Bizim için sağduyu, insanın özgür iradesine saygılı olmak ve böylece onların kendi meselelerinde kendilerine ait teknik, ruhsal olgunluğa erişebilmelerine izin vermek demektir.</p>
<p style="text-align:justify;">İnsanlığın Galaktik uygarlıklar ailesine dahil olması çok önemlidir ve dört gözle beklenmektedir. Bizler gün ışığında geniş bir kitle halinde size görünür hale gelir ve sizin bu birliğe katılmanız için size yardım edebiliriz. Bugüne dek bunu yapmadık, çünkü içinizden çok azı bunu gerçekten istedi, cehalet vardı, kayıtsızlık veya korku vardı ve durumu haklı çıkaracak aciliyet söz konusu değildi.</p>
<p style="text-align:justify;">Sizler zaman içinde karşılıklı katkılarla zenginleştirilmiş bir çok geleneklerin döllerisiniz. Hedefiniz bu kökleri ortak bir plan altında birleştirmektir. Kültürlerinizin görünüşleri sizleri birbirinizden ayrı tutmuştur, çünkü onu varlığınızda böyle içselleştirdiniz. Artık görünüş sizin için Süptil doğanızın özünden daha önemli hale gelmiştir. Bölgedeki güçler için görünüşe verilen önemin yaygınlığı herhangi bir tehlike karşısında siperler oluşturmaktadır. Ona yine zenginliği ve güzelliğiyle saygılı olmak ama görünüşlerin üstesinden gelmek gerekmektedir.</p>
<p style="text-align:justify;">Bunu anlamak için ulaşabileceğiniz çözümler giderek artmaktadır. Yöntemlerden biri bir başka ırkla bağlantıya geçip gerçekte ne olduğunuzun size yansımasının imgelenmesidir. Nadir durumlar dışında, kendi yetenekleriniz içinde geleceğinize ait bireysel veya toplumsal kararlarınızda biz her zaman dışarda durduk, çok nadir durumlarda çok sayılı zamanlarda çok az katkımız oldu. Sizin derin psikolojik yanınızı kendi bilgimizle motive ettik. Sonuçta biz her gün adım adım özgürlüğün inşa edilmesi, varlığın kendisinin ve çevresinin farkındalığına uyanması, kısıtlamalardan ve uyuşukluktan giderek uzaklaşması kısmına ulaştık. Cesur ve istekli sayısız insan bilinçlerine karşın, uyuşukluklar, büyüyen merkezi gücün yararına yapay olarak oluşturuldu. Ama gelişmiş teknolojilerin büyümesi ve kullanılmasıyla insanlık kendi yazgısının kontrolünü giderek daha çok yitirmektedir. Dünyayı, insanları ve tüm canlıları ilgilendiren yaşam koşullarına ilişkin geri dönüşü olmayan öldürücü sonuçlar yaratılmaktadır. Hayatı yaşanabilir kılan olağanüstü yeteneklerinizi yavaş, ama kesin bir biçimde yitiriyorsunuz.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu gibi teknolojiler sizin zihniniz kadar bedeninizi de etkilemek için vardır. Böyle planlar yoldadır. Olası efendilerinizle karanlık niyettekilerin birlikteliklerine karşın, bu durum yine de kendi yaratıcı gücünüzü içinizde tuttuğunuzda değişip dönüşebilir. İşte bizim görünmez durmamızın nedeni budur. Her ne olacaksa artık o kırılma noktasına gelmiş durumdadır.</p>
<p style="text-align:justify;">Fetihler hemen her zaman diğerlerine zarar vermek için yapılmıştır. Şimdi dünya herkesin birbirini tanıdığı ancak hala çatışmaların ve her türlü korkunun ısrarlı süre ve yoğunlukta yaşandığı bir köy haline dönmüştür. Çocuklarınızın eğitimi ve yaşam koşullarınız kadar sayısız hayvanın, bitkinin yaşam koşulları da sizin politik, finansal, askeri ve dini temsilcileriniz gibi az sayıdaki kişinin elinin altında tutulmaktadır. Oysa bağımsız bireyler olarak insanlar, yazık ki üzerinde ciddiyetle çalışamadıkları bir çok potansiyel yetenekleri de barındırırlar</p>
<p style="text-align:justify;">Gelişmenin harikulade olanakları boyun eğdirici ve yıkıcı tehditlere yakın durmaktadır. Bu tehlikeler ve fırsatlar şimdi var. Her ne kadar siz sadece size gösterileni algılasanız da, uzun-dönemli ortak projeyi başlatmak yerine doğal kaynakların sonunun getirilmesi programlanmış durumdadır. Kaynaklarınızın kıtlığı ve onların haksız dağıtımı, kaynaklarınızdan yararlanma bedeli gün be gün yükselecektir. Kentleriniz ve kırsal kesimlerinizin tam ortasında büyük çapta kardeş kardeşi öldürür durumlar yaşanacaktır malesef. Nefret ve kin daha çok büyüyor ve aynı şekilde &#8220;Sevgi&#8221; de öyle. Sizi çözümler bulmada kendinizden emin kılan budur. Ancak kritik kütle yetersizdir ve çok usta yöntemle baltalama işi düzenlenmiş durumdadır. Geçmiş alışkanlıkların ve eğitimin şekillendirdiği insan davranışları içinde var olan bir çeşit uyuşuk bakış açısı sizi çıkmaz sokağa götürmekte.</p>
<p style="text-align:justify;">Barışın getirilmesi ve halklarınızın yeniden yapılanması kendi dışınızdaki uygarlıklarla uyum için atılacak ilk adım olmalıdır. Bugünkü kararlarınız, tarihinizin hiçbir döneminde olmadığı kadar önemlidir ve sizin yarın yaşamda kalmanızı anlamlı biçimde etkileyecektir. Bu kör koşuyu durduracak ortak ve birleştirici farkındalık nereden gelecektir? Belki de artık insanlık ailesiyle yüz yüze gelip onları tartmakta olan bu tehdit karşısında daha büyük bir etkileşim içinde olmanın zamanı gelmiştir. Yükselen büyük dalga ulaştığı yerden artık ortaya çıkmak üzeredir ve kendi içinde çok olumlu ve çok olumsuz ifadeleri barındırmaktadır.</p>
<p style="text-align:justify;">Bir başka uygarlıkla kozmik kontrat yapmanın iki yolu vardır: temsilciler kanalıyla veya ayırım gözetmeksizin doğrudan bağımsız bireylerle. Birinci yol çıkarların savaşını, ikinci yol farkındalık getirir. Birinci yol, insanlığı kölelikte tutarak motive olan bir gurup yarışçı tarafından seçilmiştir ve bu nedenle de Dünya kaynaklarının kontrolünü, gen havuzunu ve insanın duygusal enerjisini elinde tutar.<br />
İkinci yol, hizmet Ruhu nedeniyle ortaklık oluşturmuş yarış gurubu tarafından seçilmiştir. Biz, bizim tarafımızda, tarafsız nedeni onayladık ve kendimizi birkaç yıl önce insan gücünü temsil eden kişilere tanıttık, onlar bizim kendilerine uzanmış elimizi kendi stratejik görüşleriyle bağdaşmayacağı bahanesiyle reddettiler. İşte bu nedenle bugün temsilcilerin araya girmesi olmadan bireylerin kendi seçimlerini yapma zamanıdır.</p>
<p style="text-align:justify;">Negatif varlıklar, bölme yöntemiyle görünenin arkasından yönetimlerini her türlü bedeli ödemeye hazır sürdürmektedirler, çünkü saltanatları söz konusudur! Aynı zamanda sizi yönetenleri de bölüyorlar. Güçlerini, içinizde yarattıkları güvensizlik ve korku yeteneklerinden alıyorlar. Bu, sizin kozmik doğanızı hatırı sayılır biçimde zedelemektedir. Eğer bu kişilerin yönlendirmeleri ve öğretileri kendi en üst noktasına ulaşmamış ve önümüzdeki birkaç yıl içinde sapkınlıkları ve öldürücü planları hayata geçecek duruma gelmiyor olsaydı bu mesajın da önemi olmayacaktı.</p>
<p style="text-align:justify;">Onların belirledikleri sürecin sonu yakındır ve insanlık yakın dönemde büyük acılar çekecektir. Özgür iradenizin paha biçilmez değerinin farkında olun, size bir alternatif sunuyoruz. Size daha sağlıklı görünen bir evren ve yaşam, yapıcı etkileşim, dürüst ve kardeşçe ilişkiler, teknik bilgi, acının kökünü kurutmak, bağımsız güçlerin denetlenmiş çalışması, enerjinin yeni şekillerine ulaşabilmeniz ve sonuç olarak da bilinci daha iyi kavramanız gibi olanaklar sağlayabiliriz. Sizin ortak ve bireysel korkularınızı aşmanızı sağlayamaz, sizin seçmediğiniz yasaları sizin için oluşturamayız. Birey olarak ve ortak çaba göstererek kendi istediğiniz dünyayı yaratmak ve ruhun yeni göklerinin serüvenlerini yaşamak için kendiniz çalışmalısınız.</p>
<p style="text-align:justify;">Böyle bir temasa geçmeye karar verirseniz, evrenin bu bölgesinde kardeşlik dengesinin koruyucusu olmanın büyük sevincini yaşayacağız. Karşılıklı ve verimli diplomatik alışverişler yanında kendi yeteneğinizi birleştirmenizin coşkusunu, başarınızın yoğun sevincini ve mutluluğunu duyacağız. Sevinç duymak evrende kutsal olarak tanımlanır. Peki size hangi soruyu soruyoruz? &#8220;BİZİM ORTAYA ÇIKMAMIZI İSTER MİSİNİZ?&#8221; Bu soruyu nasıl yanıtlarsınız? Ruhun gerçeği, telepatik yolla okunabilir.<br />
Kendinize sadece bu soruyu açık biçimde sorup yine kendi seçiminize göre ister birey, ister gurup olarak yanıtınızı yine açık ve net olarak vermeniz gerekir. SORUYU SORMANIZIN AKABİNDE EVET veya HAYIR derken bir kentin merkezinde ya da bir çölün ortasında olmanız yanıtınızın değerini etkilemez! Sadece kendinizle konuşur gibi ama mesajı düşünerek bunu yapabilirsiniz.</p>
<p style="text-align:justify;">Sadece birkaç kelime içeren bu evrensel soru kendi bağlamına konulduğunda güçlü bir anlam ifade eder. Bunu yaparken duraksayıp tereddüt etmeyin. İşte bu nedenle de sakin bir biçimde ve tüm vicdanınızı katarak üzerinde düşünmelisiniz. Yanıtınızın soruyla mükemmel biçimde birleşip bütünleşmesi için mesajı bir kez daha okuduktan sonra yanıtı vermeniz önerilir. Bunun için acele etmeyin. Nefes alın ve tüm özgür irade gücünüzün sizi sarmasına izin verin. Kim ve ne olduğunuzun onurunu duyun!</p>
<p style="text-align:justify;">Sizi güçsüzleştiren sorunları birkaç dakika için unutun ki kendiniz olabilin. Ortaya çıkan gücü hissedin. Siz kendi denetiminizdesiniz. Tek bir düşünce, tek bir yanıt sizin yakın geleceğinizi öyle ya da böyle muazzam biçimde değiştirebilir. Kendi iç sesinize sorarak bizim sizin maddi alanınızda görünmemize ilişkin aldığınız bireysel ve bağımsız kararınıza bağlı olarak sizin maddi planınızda açık gün ışığında görünmemiz bizim için çok değerli ve gereklidir. Yürekten ve kendi isteğinizle yaptığınız içten dileğiniz, her zaman gönderdiğiniz kişilerce algılanır.</p>
<p style="text-align:justify;">İnsanlığın doğuşunu Kardeşlikle kolaylaştırabilirsiniz. Sizin düşünürlerinizden biri bir keresinde şöyle demişti: &#8220;bana bir el verin-tutun ve ben Dünya&#8217;yı kaldırayım&#8221;. Bu mesaj yaygınlaştırıldığında el-tutmanın gücünü kazanacak, biz ışık-yılları uzunluğundaki maniveladakiler ve siz Dünya&#8217;yı kaldıracak ustalar&#8230; bizim ortaya çıkmamız önemlidir. Olumlu kararın sonuçları ne olabilir? Bizim için, olumlu ortak kararın sonucu gökyüzünüzde ve Dünya üzerinde bir çok gemimizin materyalize olmasıdır. Sizin için, böyle bir durumun emin olduğunuz şeylerden süratle vazgeçmenizi doğrudan etkileyecek olmasıdır. Basit, şüpheleri ortadan kaldıran görsel iletişim geleceğinize çok büyük ölçüde yansıyacak, daha çok bilgi, sonsuza dek değişmiş olacaktır.</p>
<p style="text-align:justify;">Toplumunuzdaki kurumlar her alanda tamamen ve köklü değişimlere uğrayacaklar ve güç bireyselleşecektir çünkü bizim de yaşamakta olduğumuzu göreceksiniz. Kendi değerlerinizi somut bir biçimde değiştireceksiniz. Bizim gösterdiğimiz &#8220;bilinmeyen&#8221; karşısında insanlık tekil aileyi oluşturacaktır ki bizim için işin en önemli kısmı budur. Tehlike yavaşça eriyip evlerinizi terk edecek, çünkü siz dolaylı olarak istenmeyenin yani bizim &#8220;üçüncü parti&#8221; diye adlandırdıklarımızın karşısında bir güç oluşturacaksınız. Şimdiki durumda aç olan gülümseyemez, korku dolu olan bize hoşgeldiniz diyemez. Biz erkeklerin, kadınların ve çocukların içlerinde taşıdıkları ışığa karşın kendi bedenlerinde ve yüreklerinde yine de bu denli yoksunluk içinde olmalarından büyük üzüntü duyuyoruz. Bu ışık sizin geleceğiniz olabilir. İlişkimiz gelişmeye açıktır.</p>
<p style="text-align:justify;">Durum her ne olursa olsun, siz kendi yüreğiniz ve ruhunuzun bilirkişisisiniz! Seçiminiz ne olursa olsun, saygıdeğerdir ve saygı görecektir. Kararınız ne olursa olsun onu ortaya koymalısınız. Siz kendi iç sesinize ve sezgilerinize sormalısınız. İşte asıl olan budur! Binlerce yıl sonra, bir gün, bu seçim kaçınılmaz olacaktı: iki bilinmeyenden birini seçmek.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu mesajı geniş kitlelere yayın. Bu sizin geleceğinizi ve milenyumlar ölçeğinde geri dönüşü olmayan tarihsel gidişi etkileyecektir. Aksi halde bir çok yıl, hiç değilse bir nesil sonraki bir zamana yeni bir fırsat olarak ertelenecektir, eğer hayatta kalırsa tabii. Seçmemek diğer kişilerin seçimi içindedir. Diğerlerini bilgilendirmemek, haberdar etmemek birinin beklentisine zıt bir sonucun ortaya çıkması riskini getirecektir. Kayıtsız kalmak birinin özgür iradesinden vaz geçmesidir. Hepsi sizin geleceğiniz için.<br />
Evrende bireysel her bir istek önemsenir. Siz hala kendi yazgınızın mimarısınız&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">BİZİM ORTAYA ÇIKMAMIZI İSTER MİSİNİZ? ….</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BENİ YÜKSELTEN GÜÇLÜKLER]]></title>
<link>http://tulaybilin.wordpress.com/2009/06/23/beni-yukselten-guclukler/</link>
<pubDate>Tue, 23 Jun 2009 13:24:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>tulaybilin</dc:creator>
<guid>http://tulaybilin.wordpress.com/2009/06/23/beni-yukselten-guclukler/</guid>
<description><![CDATA[Hayatında en az bir kere depresyona giren çok kişi vardır. Girmek kolay da, acaba nasıl çıkılır? Esk]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Hayatında en az bir kere depresyona giren çok kişi vardır. Girmek kolay da, acaba nasıl çıkılır?  Eski yazılarımdan birinde ben de depresyondan nasıl çıktığımı anlatmıştım.  Çok başarılı ve çok ünlü kişilerin depresyona girmediklerini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Hayat onlar için de kolay değil. Onların da hayatlarında  güçlükler var.  Hatta güçlüklerle mücadele eden besteci Beethoven şöyle diyor;<br />
“İradesine hakim olan insanlar, her güçlüğü yenmeye çalışır. Beni yükselten, hep güçlükler olmuştur.”<br />
Beethoven’i yükselten güçlükler nelerdi? Beethoven daha 11 yaşındayken piyano virtüözü olmayı başarmıştı. Besteleri çok beğenilmiş, artık şöhreti saray çevrelerine de yayılmıştı. Şöhretin doruğundayken Beethoven, kulaklarının duymadığını fark etmeye başladı. 28 yaşına geldiğinde, tamamen sağır olmuştu.  Önceleri hayata küstü. Hastalığını herkesten sakladı. İnzivaya çekildi. Ama daha sonra beste yapmaya başladı. Hayata dönüşünün tek nedeninin sanat aşkı olduğunu dostlarına ifade etti. En unutulmaz eserlerini sağır olduktan sonra besteledi.  “Sesleri hayalimde yaşatıyorum” diyordu Beethoven. Böylece dünya müzik tarihinin en büyük bestekarları arasına girdi.<br />
Müzik hayranı olan, bu kadar müziği seven ve besteler yapan birinin hayattaki en büyük engeli nedir? Sağır olması değil midir? Ama Beethoven en büyük engeli yenerek yoluna devam etti.</p>
<p>Bir başka başarılı insan örneği verebilirim. Hani kitapları milyonlar satan ‘Harry Potter’ adlı romanı yazan Joanne Katheleen Rowling.  Bayan Rowling çok zorlu bir hayatın içindeyken kitap yazmaya karar vermiş çünkü 4 aylık kızı ile yalnız başına maddi manevi zorluklar içinde yuvarlanıyormuş. Şimdi o dünyanın en zenginlerinden biri. Kitapları 47 dile çevrilmiş, üstelik sinemaya aktarılmış ve harika bir sonuç çıkmış ortaya. Bu da gişe hasılatına yansımış.</p>
<p>Hepimiz hayatın güçlükleri ile karşılaştık. Hatta depresyona bile girdik. Ama hayat çok güzel, en önemlisi de hayatı yaşamaya değer bulmaktır. Hep dua’m şudur;<br />
Tanrım bendeki bu yaşam sevincini alma. Hayatın manasını kaybetmeme izin verme.<br />
Sevgiler<br />
Tülay Bilin<br />
<a href="http://tulayb18@gmail.com">tulayb18@gmail.com</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[DüŞüNcE PaRçAcIkLaRı]]></title>
<link>http://geomatzaman.wordpress.com/2009/05/08/dusunce-parcaciklari/</link>
<pubDate>Fri, 08 May 2009 22:01:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>geomatzaman</dc:creator>
<guid>http://geomatzaman.wordpress.com/2009/05/08/dusunce-parcaciklari/</guid>
<description><![CDATA[düşüncelerde İNSANLARIN ön YARGILARI ne KADAR etkilidir? BELLİ konularda FİKİR üretirken, İNSANIN bi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[düşüncelerde İNSANLARIN ön YARGILARI ne KADAR etkilidir? BELLİ konularda FİKİR üretirken, İNSANIN bi]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Publicación fotografías IRADE en Diario El Sur]]></title>
<link>http://redmujer.wordpress.com/2009/03/25/publicacion-fotografias-irade-en-diario-el-sur/</link>
<pubDate>Wed, 25 Mar 2009 19:41:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>redmujer</dc:creator>
<guid>http://redmujer.wordpress.com/2009/03/25/publicacion-fotografias-irade-en-diario-el-sur/</guid>
<description><![CDATA[En la página de sociales del diario El Sur se publicó imagenes de la nueva directiva de IRADE, en do]]></description>
<content:encoded><![CDATA[En la página de sociales del diario El Sur se publicó imagenes de la nueva directiva de IRADE, en do]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Heyecanlarımız]]></title>
<link>http://tulaybilin.wordpress.com/2009/03/01/heyecanlarimiz/</link>
<pubDate>Sun, 01 Mar 2009 19:59:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>tulaybilin</dc:creator>
<guid>http://tulaybilin.wordpress.com/2009/03/01/heyecanlarimiz/</guid>
<description><![CDATA[Eski yazılarıma bir göz atarsanız şu başlıkla karşılaşırsınız: “Erkekler, iyi ki varsınız”. Bu yazım]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Eski yazılarıma bir göz atarsanız şu başlıkla karşılaşırsınız: “Erkekler, iyi ki varsınız”. Bu yazım için çok mail gelmişti. Erkekler itiraz etmişlerdi. Yazımda cinsellik konusunda kadınların daha seçici olduğunu erkeklerinse bu konuda daha rahat olduklarını yazmıştım. Gelen maillerde de şöyle diyordu; </p>
<p>“Tamam kadınlar seçicidir ama erkeklerin doğaları kadınlardan farklı olduğu için erkekler seçici davranamazlar. Onun için daha çok kadınla hiç düşünmeden birlikte olurlar:”</p>
<p>Ben de irade diye bir şey olmalı demiştim. Evet iradenin olduğunu kabul edenler var tabii. Onlar istisna erkekler oluyor. Onlar gerçekten seçiciler.</p>
<p>“Erkekler, iyi ki varsınız” yazımdan sonra bir başka yazım daha var. Yazımın başlığı şöyle; “Kadınları anlıyor musunuz?” </p>
<p>“Erkekler neden dinlemez &#38; Kadınlar neden harita okuyamaz” adlı bir kitap okudum. Kitapta erkekler ile kadınların fiziksel farklılıklarını anlatıyor. Meğerse beyinsel olarak iki cins arasında birçok farklılıklar varmış. Onun için davranış farklılıkları oluyormuş. Artık erkeklere hak vermeye başladım. Genellikle erkeklerin bir karıları bir de sevgilileri olmasını doğal karşılıyorum. Çok da haksız sayılmazlar çünkü biz kadınlar evlenince artık nasıl olsa tapusu bende diye kendimizi bir bırakırız ki kimse toplayamaz <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Erkekler de kendilerine yeni heyecanlar aramak zorunda hissederler kendilerini. Gerçi artık evli kadınlar da kendilerine yeni heyecanlar aramaya başladılar. </p>
<p>Şunu ifade etmek istiyorum ki her iki taraf için de istisnalar var. Eğer siz kendinizi bu yazdıklarımın içinde bulmuyorsanız &#8220;Yazdıkların doğru değil&#8221; demeyin lütfen. Demek ki siz farklısınız. İstisna bir erkek ya da kadınsınız. Buna sevinmeli misiniz yoksa üzülmeli misiniz ona siz karar verin.</p>
<p>Gözlemleme yeteneğime güvenirim. İnsanları incelerim ve bazen kendi kendime çok gülerim. Sabahları erken saatlerde yürüyüşe çıktığımda şunları görüyorum. Adam saat 07.30 gibi evinden işe gitmek üzere çıkıyor. Daha köşe başına gelmeden ya da arabasına biner binmez cep telefonuyla birini arıyor. İnsan sabahın  07.30 ‘unda kimi arar. Bence sevgilisini <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ya da cep telefonuna hemen bir mesaj yazıyor. Yürümekte zorluk çekiyor ama mesajı yazmayı ihmal etmiyor.</p>
<p>Suadiye-Caddebostan arasında yürüyüş yaparken görüyorum 50-60 yaşlarında bir beyefendi üzerinde eşofmanları koşuyor. Sonra birden bire banklardan birine oturuyor mesaj çekmeye başlıyor. Orta yaşın üstündekiler teknoloji ile çok haşır neşir olmadıkları için sabahın o saatinde kime mesaj çeker dersiniz. Onları seyrederken çok keyif alıyorum ve gülüyorum.</p>
<p>Geçenlerde bir restoranda arkadaşlarla öğle yemeği yiyoruz. Çevreme baktım. İleriki masada 35 yaşlarında bir karı-koca ve iki tane de çocukları yemek yiyorlar. Kadın çocuklarla uğraşıyor. “Oğlum üstüne dökeceksin, kolun yemeğe giriyor, kızım önüne bak, yavaş boğulacaksın, hadi biraz da bundan ye lütfen” gibi sözlerle mücadele veriyor. Erkeğin beden dili ise şöyle diyor: “Bu yemek tamamen vazife icabıdır. Hafta sonu çocukları ve eşimi yemeğe götürmezsem evde hır çıkar. Bir an evvel şu yemek bitse de televizyonun karşısına geçsem maçımı seyretsem, bir de yarın olsa da sevgilime gitsem” Kadın bunlardan habersiz çocuklarla mücadele etmektedir. İleride bir başka masada yemek yiyen  çift var. Yaşları 70’in üstü. Adam belli ki heyecanlardan elini eteğini çekmiş. Bir sürü de sağlık problemleri var. Etrafına bakacak hali yok. Kadında ise şöyle bir ifade; “Kocamın gözü benden başkasını görmez. Eteğimin ucundan ayrılmaz.” Bence çok haklı <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bunlar tamamen kurgudur. Sadece hayal dünyamın ürünüdür. Belki doğrudur belki de değildir. Belki sizin daha başka gözlemleriniz vardır. Yazarsanız sevinirim. </p>
<p>Sevgiler<br />
Tülay Bilin<br />
<a href="http://tulayb18@gmail.com">tulayb18@gmail.com</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İRADE]]></title>
<link>http://clpvid.wordpress.com/2009/01/30/irade/</link>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2009 12:04:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>clpvid</dc:creator>
<guid>http://clpvid.wordpress.com/2009/01/30/irade/</guid>
<description><![CDATA[İrade-i cüziyye nedir Sual: Hayır ve şer Allah’tan olduğuna göre, irade-i cüziyyenin yeri nedir? Her]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="560" align="center">
<tbody>
<tr>
<td class="baslik" height="30"><strong>İrade-i cüziyye nedir</strong></td>
</tr>
<tr>
<td>
<div class="metin"><strong>Sual: </strong>Hayır ve şer Allah’tan olduğuna göre, irade-i</div>
<div class="metin">cüziyyenin yeri nedir?</div>
<div class="metin">Her şeyi ve insanların iyi, kötü her işini Allahü teâlâ</div>
<div class="metin">yaratıyor ise de, insanlara <strong>irade-i cüziyye</strong> vermiştir.</div>
<div class="metin">İrade-i cüziyye insandan meydana gelir; fakat insan bunu</div>
<div class="metin">yarattı denilemez.</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><a href="http://www.dinimizislam.com/detay.asp?aid=307" target="_blank">DEVAMI AÇIKLAMA İÇİN TIKLAYINIZ</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bilmek Ve Mesuliyet!..]]></title>
<link>http://okuyucu.wordpress.com/2008/12/21/bilmek-ve-mesuliyet/</link>
<pubDate>Sun, 21 Dec 2008 06:00:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
<guid>http://okuyucu.wordpress.com/2008/12/21/bilmek-ve-mesuliyet/</guid>
<description><![CDATA[&#8220;Biz bir peygamber göndermedikçe hiçbir kimseye azap etmiş değiliz&#8221; (İsra,15)   İslam, h]]></description>
<content:encoded><![CDATA[&#8220;Biz bir peygamber göndermedikçe hiçbir kimseye azap etmiş değiliz&#8221; (İsra,15)   İslam, h]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Akis... (4)]]></title>
<link>http://okuyucu.wordpress.com/2008/12/13/akis-4/</link>
<pubDate>Sat, 13 Dec 2008 21:28:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>okuyucu</dc:creator>
<guid>http://okuyucu.wordpress.com/2008/12/13/akis-4/</guid>
<description><![CDATA[  Maddeperest…   İnsanlar cehaletleri ile neleri kutsallaştırmamış ki? Bazen güneşi, ateşi rab edinm]]></description>
<content:encoded><![CDATA[  Maddeperest…   İnsanlar cehaletleri ile neleri kutsallaştırmamış ki? Bazen güneşi, ateşi rab edinm]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İdeal İnsanın Özellikleri]]></title>
<link>http://sahifem.wordpress.com/2008/11/26/ideal-insanin-ozellikleri/</link>
<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 17:04:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>Hüseyin Yüksel</dc:creator>
<guid>http://sahifem.wordpress.com/2008/11/26/ideal-insanin-ozellikleri/</guid>
<description><![CDATA[]]></description>
<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
