<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>islamda-cinsellik &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/islamda-cinsellik/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "islamda-cinsellik"</description>
	<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 12:20:59 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Cinsel İlişki - İslamda Cinsellik Hepsiprezervatif.com]]></title>
<link>http://hepsiprezervatif.wordpress.com/2009/11/24/cinsel-iliski-islamda-cinsellik-hepsiprezervatif-com/</link>
<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 21:29:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>hepsiprezervatif</dc:creator>
<guid>http://hepsiprezervatif.wordpress.com/2009/11/24/cinsel-iliski-islamda-cinsellik-hepsiprezervatif-com/</guid>
<description><![CDATA[Başlangıç Safhası : Terketmek erkek için kabalık, kadın için eziyettir. Beş duyudanda faydalanmalıdı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>Başlangıç Safhası </strong>: Terketmek erkek için kabalık, kadın için eziyettir. Beş duyudanda faydalanmalıdır.</p>
<p><strong>Görme </strong></p>
<p>-İlişki öncesi gözler cinsel hisleri tahrik edecek şeyleri görmeli.<br />
-Vakit gece ise, fazla ışıklı olmaması, ışığın söndürülmesi veya ışığın az olması uygundur.<br />
- Kadında veya erkekte ister giyinik ister çıplak olsun gözleri rahatsız edecek, az-çok soğukluk etkisi yapacak görüntüler olmamalı.<br />
- Kadının -dışarıya değil erkeğine karşı süslenmesi gerekir.</p>
<p><strong>Duyma </strong></p>
<p>-İlişki öncesinde can sıkıcı sözler olmamalı<br />
-Gönül alıcı fısıldaşmalar, tatlı bir sohbet en azından sevgi dolu birkaç söz.</p>
<p><strong>Koklama </strong></p>
<p>- Güzel kokular etkileyicidir. Bu inceliği bilen kadın, o anda güzel kokularla kokulanmayı da ihmâl etmez.<br />
- Bedenin temizliği ve hoş olmayan kokudan arınmış olması da yeterlidir.<br />
-Eşlerin temiz vücudlarından birbirine verdiği fıtrî ve tabii kokunun, başlı başına te&#8217;&#8217;sirli bir gücü vardır.<br />
- En çok rahatsız edici kokular, ağız kokusu ile ağır ter kokusudur.<br />
-Vücudda fazla ter toplayan koltukaltı ve kasık bölgeleri, haftada bir tıraş edilmeli ve yıkanmalıdır.</p>
<p><strong>Tatma </strong></p>
<p>-Dişler fırçalanmalı veya misvâklanmalıdır.<br />
- Ağızda soğan sarmısak veya sigara kokusu rahatsız edicidir.<br />
-İlişki başlangıcında ağız bölgesinin, dil ve dudaklar çevresinde yaptığı temaslar da, tatma hissinden gerekli zevki almaya yeterlidir..</p>
<p><strong>Dokunma ve Okşama </strong></p>
<p>-İlişkiye hazırlanmada &#8220;aşk oyunları&#8221; denilen en te&#8217;&#8217;sirli yöntem vücudun çeşitli yerlerine yapılan dokunma ve okşama işidir. Bunun için önce yeteri kadar soyunmuş olmalıdır.<br />
- Üst vücudda bir iç elbisesinden başkasını bırakmamak, hattâ vaziyete göre, yatak içinde soyunmuş olmak, ilişki zevkinin ziyâdesiyle yaşanmasını sağlar.<br />
- Dokunma ve okşama vazifesi, kadından çok erkeğe düşer.<br />
- Kadında omuz ve dizlerden mahrem yerlere kadar birçok bölge, okşanmaya karşı hassastır.<br />
-Temas ve taramalar, çevreden merkeze doğru kayarak, kadında asıl temâs için kuvvetli bir arzu belirinceye kadar devam etmelidir.</p>
<p><strong>Cinsel Açıdan Duyarlı Bölgeler </strong></p>
<p><strong>Ağız ve Öpüşme </strong></p>
<p>- Dudaklar, dil ve ağzın diğer bölümlerinde en az cinsel organlarda olduğu kadar cinsel duygu bulunmaktadır. Öpme ve öpüşme de ağız ve dudak çevresinin son derece duyarlı olmasından doğmuştur.<br />
-Hem cinsel beraberliği başlatır, hem de orgazma varmada önemli bir rol oynar.<br />
-Dudaklar ve dil, en duyarlı bölgelerdendir.<br />
-Özellikle alt dudakların ve dilin emilmesi, kadınlar için cinsel hazzı artırıcı etki uyandırır</p>
<p><strong>Penis </strong></p>
<p>Penisin çeşitli bölümleri arasında en duyarlı alanı penis ucudur.</p>
<p><strong>Kulaklar </strong></p>
<p>Özellikle kulak arkası ve ve kulak memesi çok duyarlı bölgelerdir.<br />
-Bir kez alışkanlık oluştuğunda kulak memeleri de salt elle dokunmaktan cinsel heyecan doruğuna yaklaştıran uyarımlar sağlar. Orgazma doğru giderken hafif hafif kulakları okşama ya da yalama bu etkiyi doğurur.</p>
<p><strong>Klitoris </strong></p>
<p>-Kadında klitoris penisin karşılığıdır. Cinsel heyecen sırasında klitoris büyür, sertleşir ve orgazm sırasında doyum noktasını oluşturabilir.<br />
- Kadında cinsel uyarılmaya yol açan en hassas bölgedir.<br />
-Kadın vücudunun en duyarlı noktası olduğu için, hafifçe okşamalıdır!</p>
<p><strong>Küçük Dudaklar </strong></p>
<p>Küçük dudakların iç bölümleri dokunmaya karşı son derece duyarlıdır.</p>
<p><strong>Büyük Dudaklar </strong></p>
<p>Erkeğin torbalarını andırır. Penis üzerinde uyarıcı etkisi vardır.</p>
<p><strong>Göğüsler </strong></p>
<p>-Kadınların meme uçları adeta birer klitoris görevi görür ve uyarılmaları kadına büyük haz verir. Buradaki sinir uçları vajina yöesindeki uyarım sistemiyle bağlantılıdır.<br />
-Aynı şekilde, memelerin koltuk altlarına doğru uzanan yan kısımları ile iki memenin ortası, bir de altlarındaki yuvarlıklar, hassas ve uyarıya açık bölgelerdir.<br />
- Göğüs uçlarının etkili biçimde okşanması ya da emilmesi, dölyolu çevresindeki salgı bezlerini harekete geçirerek dölyolunun ıslanmasını ve cinsel birleşmeye hazırlanmasını sağlar. Erkeklerde bu duyarlılık son derece düşüktür.</p>
<p><strong>Kalçalar </strong></p>
<p>Erkekler bu bölgeye karşı özel bir cinsel duyarlılık gösterir.</p>
<p><strong>Bacaklar </strong></p>
<p>Bacakların iç bölgeleri cinsel uyarıya karşı kesin bir tepki gösterir.</p>
<p><strong>Okşama Şekli </strong></p>
<p>- İlişkiden önce, hassas bölgelerin hafif okşamalarla tahrik edilmesi gerekir.<br />
-Okşamaya, en hassas bölgelerden başlanmaz. Daha az hassas bölgelerden başlayarak, en hassas bölgelere, merkeze doğru kaydırılan yumuşak bir okşama idealdir.</p>
<p><strong>İlişki Safhası </strong></p>
<ul>
<li>Şehvet hislerinin iyice uyanmasıyla, kadının mahrem bölgesinde birleşmeyi kolaylaştırıcı mezi denilen sıvı çıkar.</li>
<li>Kadın o anda cinsî his bakımından zayıf olur veya yeterince tahrîk edilmemiş bulunursa, böyle bir sıvı görülmez.</li>
<li>Eşler, arzu ettikleri temas şeklini tercih ederler.</li>
<li>Temas safhasında en mühim mes&#8221;ele, erkeğin acele etmemesidir.</li>
<li>Erkek, zaman zaman duraklamalar ve ihtiyatlı tavırlarıyla, sondaki &#8221; orgazm &#8221; durumuna gelmeyi geciktirmeli, bu noktada kadınla beraberliği sağlamaya çalışmalıdır. Esas itibariyle birleşmenin sorumluluğu da erkeğe düşer .</li>
<li>Erkek, birleşmeye doğru yönelirken, kadının bunu anlayacağını sağlayacak hareketler yaparak onu hazırlamalı, aynı zamanda da, yavaş hareketlerde bulunarak &#8220;birleşme&#8221; durumuna geçmelidir.</li>
<li>Birleşme sırasında da, kararlı ama yumuşak olmaya çalışmalı, tedricen yaklaşmalı, başlangıçtaki yavaş hareketlerin temposunu yavaş yavaş artırmalıdır.</li>
<li>Yeterli ön hazırlık ve aşk oyunları izlenince, uygun bir birleşme, birleşmenin en önemli noktası olan &#8220;birleşmede orgazm&#8221; veya &#8220;aynı anda orgazm&#8221; denen sonucu sağlar.</li>
<li>Orgazmın verdiği yorgunluk ve &#8220;uyuşukluk&#8221; içinde, çok yavaş hareketlerle öpüşme ve okşamaları sürdürmek, bu arada da hafif ve müşfik bazı sözler söylemek, eşler için hem orgazmın tam doyumuna vardırıcı, hem de onları rahatlatıcı olur.</li>
<li>Cinsi ilişkinin baştan sona normal bir bütün hâlinde, onbeş-yirmi dakika sürmesine ihtiyaç vardır . Bu müddet, duruma göre uzayıp kısalabilir.</li>
<li>Boşanmadan sonra erkek, hemen çekilmemeli, bir müddet daha kadınla berâber kalmalıdır.</li>
<li>Orgazmdan sonra genel olarak erkekler, baştakine benzer bir sevgi ve ilgi göstermeyi ihmâl ederler. Kadın ise bu ândan sonra da, sevgi kucağında bir miktar daha eğlenmeyi arzular. Bu kısa bekleşmenin ihmâli, kadının canını sıkar. Erkek, eşinin bu ândaki haklı arzusunu da ondan esirgememelidir.</li>
<li>Son safha daki bu tabiî arzuya cevap vermek için, yerine göre bir kendine çekiş, kucaklayış, bir bûse ve okşayış da kâfi gelebilir.</li>
</ul>
<p><strong>Pozisyonlar </strong></p>
<p>-Evlilik hayatı boyunca cinsî münâsbetlerin, şeklen değişmeyen bir vaziyette devam etmesi bıkkınlığa sebeb olabilir. Bunun içindir ki, zaman zaman farklı şekil ve vaziyetleri kullanmaya ihtiyaç görülür.<br />
- Zamanla değişen lüzum ve ihtiyaca göre, kadına zahmet vermeden daha uygun vaziyetler seçmek, (sırtüstü, yanüstü, dizüstü çeşitli haller) eşlerin tercihine kalmıştır.<br />
-Genel tercîhler kadın altta yüzyüze ve malûm vaziyette olmakla beraber -döl yolundan olmak şartıyle- çeşitli şekiller mümkün ve meşrûdur.<br />
-Birincisinde kadın sırt üstü yatar, erkek kadına yüzü dönük olarak üstten yaklaşır. En uygun olanı budur.<br />
-İkinci pozisyonda ise, kadın üstte olur ve serbestçe hareket ederek cinsî temasta motor rol oynayabilir.<br />
- Orgazma, boşalmaya yakın pozisyon değiştirmek iyi olur.<br />
-Boşalma anında kadının üste olması her ikisine de sıkıntı verir.<br />
-Boşalma esnasında kadının altta erkeğin üste olup, boşalmadan sonra bir müddet o halde kalmaları eşleri rahatlatır. Fakat bütün ağırlık kadının üzerine verilirse, rahat olması gereken hassas bir zamanda kadına sıkıntı verilmiş olur. Bunun için erkeğin diz ve dirsekler ile yataktan destek alıp yükünü hafifletmesi gerekir.</p>
<p><strong>Kaynak: </strong></p>
<p><strong></strong>1) www.huzuradogru.com<br />
2) Edip Köroğlu, Evlilik ve Cinsel Hayat , Motif Yayınlar</p>
<p><a href="http://www.hepsiprezervatif.com/">hepsiprezervatif.com</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İSLAM’DA ÖRTÜNME VE AHZAP SURESİ 59. AYET]]></title>
<link>http://istavrit.wordpress.com/2009/11/18/177/</link>
<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 01:18:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>istavrit</dc:creator>
<guid>http://istavrit.wordpress.com/2009/11/18/177/</guid>
<description><![CDATA[1.5 milyarlık İslam dünyası aynı kitabı okuyor, farklı anlamlar çıkarıyor…Bu anlamsızlığı da “mezhep]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="post-157">
<div>
<div>
<p>1.5 milyarlık İslam dünyası aynı kitabı okuyor, farklı anlamlar çıkarıyor…Bu anlamsızlığı da “mezhep” adı altında kutsuyor.. Aynı kitabı okuyup birbirlerini öldürmeleri de  muhammedin ölümünden günümüze kadar geleneksel olarak devam ediyor…</p>
<p>Kuran’da ki Allah,muhammede gönderdiğini iddia ettiği kitabında, 18 ayette “Apaçık”, 13 ayette ise “detaylı” diyerek kendini paralıyor..müslümanlar anlamamakta direniyor.1.5 milyarlık müslüman nüfusun tamamının anlama özürlü olabileceğini düşünmek olası değil…Allahın bütün alimleriniz toplansa bir kelimesini yazamazsınız dediği 6236 ayette kendini ifade edemediği daha akla uygun.. (tabi ki burada kendisini ifade edemeyen muhammed’tir)</p>
<p>Türkiyede toplumsal ve siyasal olarak ciddi bir kamplaşma yaşanıyor.Bu durum ülkemizi gelecekte parçalayıp, hatta iç savaşa sürükleyecek kadar ciddidir..Bunun temelinde yatan nedenlerden birisi de islamın en tehlikeli sembol’ü başörtüsü veya türbandir..Bir avrupa ülkesinde gezerken kimin katolik, kimin protestan, kimin musevi olduğunu anlayamazsınız…bu ayrışmaya neden olacak  sembolleri yoktur.Oysa bir müslümanı dünyanın her yerinde tanıyabilirsiniz..Kadını lahana gibi sarılıp sarmalanmış,erkeği sakallı, en moderni badem bıyıklı…aynı müslümanların  hangi ülkeye ait olduğunu da   anlayabilirsiniz..Arap peçe takar,iranlı kara bir başörtüsü,Afganistanlısı kıyafetin hapishane şeklinde olanı burka&#8230;.yurdum müslümanı armutu çağrıştıran kafasına ismi armani’den devşirilen allı güllü Armine türban&#8230; Müslüman ülkemizin deniz kıyıları da  farklı değidir..normal mayolusu, bikinilisi, günlük kıyafetleri ile gireni, haşeması ve burkinisi&#8230;hepsi allah birdir,muhammed onun peygamberidir der, kendilerini müslüman olarak tanımlarlar..hepside kıyafetlerinden dolayı birbirlerini eleştirir..</p>
<p>cüppeli hoca ahmet efendi hazretleri bile malta’da üstsüzlerin oldugu plajda denize girmesini “islama göre yanlış yoktu, takvada hata yaptım”diyerek izah etmiş ve sizde bu masalı kuzu sessizliğinde dinlemiştiniz…öyle olmasaydı hoca efendi yüzme havuzlu villasında saz çalmaya devam edebilirmiydi? kusuru kızında değil, kadı’da görüyoruz..aşağıdaki resimde cenneti bu dünyada yaşayan hoca efendiyi, malta plajlarında huşu içinde hurileri pardon üstsüzleri rontgenlerken görebilirsiniz&#8230;<a href="http://istavrit.wordpress.com/files/2009/11/cuppeli-karisi-ile-denizde1.jpeg"><img class="aligncenter size-full wp-image-182" title="cuppeli karisi ile denizde" src="http://istavrit.wordpress.com/files/2009/11/cuppeli-karisi-ile-denizde1.jpeg" alt="" width="423" height="318" /></a>Kadınlar göğüslerini saklarken hoca efendi sarkmış gögüslerini neden saklama gereği duymuyor..Size sapıkça gelsede bazı kadınlar erkek memesinden veya kıllı erkek vucudundan tahrik olabilirler&#8230;(delikli boncuk görese tahrik olan erkeğin sapıklıklarına girmek istemiyorum..konuyu dağıtırız) Bu durumda hoca efendi ağda veya epilasyon yaptırıp bikininin üstünü giymeliydi!</p>
<p>Bir süpermarket dini olan kuranda, ayetler birbirleri ile çelişirler…Hatta aynı ayet içinde bile çelişkiler görülür..Neden herkes islamı farklı anlar ve yaşar.? “Bir kelimesi değişmez” denilen ayetlerin  anlamları nasıl değişebilir?Aynı kitabı okuyup bu örtünme çeşitliliğin sebebini merak ederiz..Ben ederimde müslümanların etmediği kesin.İslam beyin kıvrımlarını zedelemiştir, düşünme yetilerinin kaybolmasına neden olmuştur..</p>
<p>Aşagıda düşünme yetisini kaybetmiş  altı erotik, üstü takva olan müslüman bir kadınımız..</p>
<p><a href="http://istavrit.files.wordpress.com/2009/11/tesetturlu-erotizm.jpg"><img title="tesetturlu erotizm..allahı yok kendi var..bu hepten yanlış anlamış!!!" src="http://istavrit.files.wordpress.com/2009/11/tesetturlu-erotizm.jpg?w=263&#038;h=605#38;h=605" alt="" width="263" height="605" /></a></p>
<p>Yerli malı müslümanların “en doğru islam türkiye’de yaşanır” gibi bir savları vardır…Peki kuranı kendi dilinde okuyup uygulayan arap yanlış mı yapmaktadır.? Bakmayın siz bikimkilerin komiklik yaptıklarına, haşema , burkini veya günlük giysiler ile denize girip Bo Derek gibi olacaklar sonrada gidip  afgan ve suudi kadınına “şekerim vallahi biz en doğru islamı yaşıyoruz, haşema ve burkini ile denize giriyoruz” diyecekler&#8230;üstelik  dış örtülerinizi almadan sokağa bile çıkmayın diyen ayete nazire yaparcasına..</p>
<p><a href="http://istavrit.files.wordpress.com/2009/11/modern-ve-testturlu-deniz.jpg"><img title="bikini giyenide ve haşemalısıda aynı kuranı okuyor, aynı denize giriyor" src="http://istavrit.files.wordpress.com/2009/11/modern-ve-testturlu-deniz.jpg?w=400&#038;h=248#38;h=248" alt="" width="400" height="248" /></a></p>
<p>islam kadının güzelliklerini gizlemeye çalışırken, yurdum müslümanları islami moda haftaları ve defileleri düzenlemeye devam etsinler..Onlar da bizimkilerin yaşadığı islam ile dalga geçsinler&#8230;Bir iranlının, bir suudi arabistanlının veya bir afganlılının &#8220;biz yanlış islamı yaşıyoruz, en dogru islam türkiyede yaşanıyor,afferim türklere&#8221; dediğini mi düşünüyorsunuz..?.Tabi ki değil..Herkes bir yol tutturmuş olmayan şol cennetlere doğru kürek çekmekte…</p>
<p><a href="http://istavrit.files.wordpress.com/2009/11/musluman-kadin-kiyafetleri.png"><img title="bu bayanlarda aynı kuranı okuyup bu tür kapananlardan" src="http://istavrit.files.wordpress.com/2009/11/musluman-kadin-kiyafetleri.png?w=424&#038;h=556#38;h=556" alt="" width="424" height="556" /></a></p>
<p>En doğru islam nerede yaşanıyor sorusu görecelidir. Her ülkeye, her müslümana, her mezhebe, her tarikate göre farklılıklar göstermektedirler. Müslümanlar arasında en temel konularda bile derin bir görüş ayrılığı vardır. Görüş ayrılığı yaşamadıkları tek payda cennet ve nimetleridir..gelecekte biraz daha bilinçlenecek olan müsluman kadın “size huri var da bize niye yok” derse sus payı olarak 3-5 nuri sözü verileceği kesindir..hafif yumuşaklıktan zarar gelmez…</p>
<p><a href="http://istavrit.files.wordpress.com/2009/11/en-guzel-resimmm.jpg"><img title="bu kızımızda kuranı okuduğunda anladığı bu olmuş" src="http://istavrit.files.wordpress.com/2009/11/en-guzel-resimmm.jpg?w=450&#038;h=600#38;h=600" alt="" width="450" height="600" /></a></p>
<p>İslamın en doğru nerede yaşandığını söylemem zor olmasına karşın örtünmenin en dogru Afganistanda uygulandığını söyleyebilirim.Burka islama göre en doğru örtüdür.üst resimdeki bayanı alt resimdeki bayanların ülkesine gönderin bakalım, müslüman kardeşimiz mi gelmisş diyecekler, yoksa recm mi edecekler..iki ülkede ve her iki resimdekilerde müslüman..</p>
<p><a href="http://istavrit.files.wordpress.com/2009/11/burka-afganistan.jpg"><img title="burka afganistan" src="http://istavrit.files.wordpress.com/2009/11/burka-afganistan.jpg?w=450&#038;h=250#38;h=250" alt="" width="450" height="250" /></a></p>
<p>Kuran’da, Rahman suresi 55.sırada olup 78 ayetten oluşmaktadır.Bu ayetlerden 31 tanesi aynı nakarattan ibarettir. “İmdi Rabbinizin nimetlerinin hangisini yalanlıyorsunuz? Allah yarattığı kulunun anlamayacağını düşünüp 31 kere tekrar etme gereği duymuş olmalı.Bu basit cümleyi 31 kez tekrar eden allah islamın en önemli konularının başında gelen örtünme konusunda aynı hassasiyeti göstermeyip bir tek ayette bile örtünmeyi net bir şekilde ortaya koymamıştır. Mükemmel olduğu iddia edilen kuran örtünmenin şeklini yeterli şekilde izah edemediği için günümüzde yaşanan kaos ortaya çıkmıştır.</p>
<p>örtünmenin konu edildiği 3 ayet var ve bunları aşağıda inceliyeceğiz.. Bu ayetlere bir göz atalım.</p>
<p><span style="color:#ff0000;">Nûr Suresi, ayet 31:</span></p>
<p><span style="color:#ff0000;">“Mümin kadınlara söyle: Gözlerini korusunlar, namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üstüne örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları ellerinin altında bulunan, erkeklerden kadına ihtiyacı kalmamış hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte olduklan ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar.”</span></p>
<p>Nur suresi 31 Örtünme konusunda ki en belirgin ayetir..muslumanlar bu ayeti referans kabul eder.Oysa ayette nasıl ve nerelerin örtüleceği çok belirgin değidir.böyle olsa idi bütün müslumanlar tek tip örtünüyor olurlardı.Baş örtüsü takmayan kadında, türban takanda,yemeni bağlayanda, peçe veya burkaya girenide müsluman..herkes kendine göre yorumluyor ayeti.. (esasında ayetleri kadınlar yorumla(ya)mıyor..böyle bir şansları yok..Her şeyde olduğu gibi nasıl örtüneceklerinide erkekler belirliyor)</p>
<p>Dünya nüfusunun sadece % 20 si müslumandır..Adem ile havva gibi dolaşan insan, ilkel kabilelerde bile neredeyse kalmamıştır.Çıplak gezmeyi emreden veya öneren bir din,  felsefe veya ideoloji de yoktur.Kıyafet ve vucudun belirgin yerlerini örtemek,  insanlığın ürettiği ortak bir değeridir.</p>
<p>Bu ayeti dilediği gibi yorumlayıp dilediği gibi örtünen müslüman kadınlar namuslu ve iffetli, hoşgörü dini islam’a göre örtünmeyenler ise namussuz ve iffetsizdir!!</p>
<p>Ayette <span style="color:#ff0000;"> “ ZİYNETLERİNİ TEŞHİR ETMESİNLER” </span>diye geçiyor..ziynet nedir?  Sözlüklerde değerli eşya, süs eşyası, takı olarak geçsede kuran’da ziynetten kastedilen kadın vucudunun bir kısmıdır.. bunu ben değil islam mollaları söylüyor..o zamanlar ziynet sahibi olmak prestij nedeni olabilir.kolundaki bilezigi belli etmek icin ayaklarini yere vurmak gerekmez, elini, kolunu sallaması yeterliydi..ayet de Elini kolunu sallama derdi..hikmetinden sual olunmaz emme, koskoca allah ziynetten korksaydı her şeyi yasakladığı gibi onuda yasaklardı…bunu düşünmemiş olamaz..Zinhar saçlarda teşhir edilmediğine göre ziynet katagorisine dahildir..kadının kılı, tüyü ziynet oluyorda erkeğin ki neden olmuyor..? Neden erkekler suratlarındaki kıl kümesini sıvazlayarak hoyratça teşhir ediyorlar..?</p>
<p><span style="color:#ff0000;">GİZLEMEKTE OLDUKLARI ZİYNETLERİ ANLAŞILSIN DİYE AYAKLARINI YERE VURMASINLAR..</span></p>
<p>Burada açık konuşalım..ayaklar yere vurulduğunda sallanabilen kadın uzvu nedir? Bunu göğüsler ve belki birazda popo olarak izah edebiliriz…ayaklar yere vurulmazsa bu organlar yok mu sayılır? Atletizim müsabakalarında veya diğer kadın sporlarında statyuma giden erkek tahrik mi olmaktadır? Bayanların spor müsabakasını TV’den izleyen erkek Genelevden naklen yayın var diye mi düşünür.? Siz ayağını yere vurarak erkeğini baştan çıkarabilen bir kadın duydunuz mu?!!</p>
<p>Peki, Türkiye’deki tesettür anlayışı bunları gizlemeye yeter mi?  Saçının tek telini göstermeyen müslüman kadınlarımızın çoğunluğu, ayaklarını yere vurmasada vucudunun bütün hatlarını sergilemezler mi? Aşağıda ki resimdekiler en bi müslüman kadınlarımızdır..ben göğüslerini ve vucut kıvrımlarını görüyorum..ya siz takva yaşayan müslümanlar?</p>
<p><a href="http://istavrit.wordpress.com/files/2009/11/gogusleri-belli-eden-muslumanlar.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-189" title="gogusleri belli eden muslumanlar" src="http://istavrit.wordpress.com/files/2009/11/gogusleri-belli-eden-muslumanlar.jpg" alt="" width="450" height="330" /></a></p>
<p>Müslüman olmayan dünya kadınları ayaklarını yere vurarak mı gezerler..? Ayağını yere vursalar o anda sallanan göğüs gören batılı erkekler erekte mi olurlar.?</p>
<p>Nasıl bir  komedi bu?</p>
<p>O zaman şöyle söyleyebiliriz… erkeğın kılı kadını tahrik etmiyor fakat kadının kılı erkeği tahrik ediyor.. erkegin vucudu kadını tahrik etmez, kadının eder!!Müslüman olmayan, yani kadının başının örtülmediği, çagdaş kıyafetlerle gezilen toplumlarda ise her an kadın saçı gören erkek  zeus vaziyetini alır!!!!</p>
<p>Bu anlayıştan yola çıkarak 10 yaşından sonra kız çocuklarının  vucutlarını ve saçlarını sarıp sarmalayıp, bütün erkekleri potansiyel sapık yerine koyuyorlar..müslüman erkekte kendisindeki potansiyelin keşfedilmesinden  gurur duyuyor..</p>
<p>kadını lahana moduna sokan erkek egemen islamın erkegi neden yarı çıplak gezer..göz görür gönül çeker diyorsanız, kadının da nefsi duyguları oldugunu düşünüyorsanız erkeğide tesettüre sokup, türban taktırın&#8230;daha radikal bir önerim var, kadınların sokağa çıkması tamamen yasaklayın!!!</p>
<p>ahanda size ziynetlerini sergileyen müslüman erkek..bu müslüman arkadaş cüppelinin yanında tesettürlü kalır..cüppeli gibi sarkmış memeleri göstermiyor..Kadınlar gözlerini sakınsınlarda.. olmaz ki, böylede tavaf edilmez ki?..</p>
<p><a href="http://istavrit.wordpress.com/files/2009/11/ortunmeyen-erkek.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-190" title="ortunmeyen erkek" src="http://istavrit.wordpress.com/files/2009/11/ortunmeyen-erkek.jpg" alt="" width="280" height="173" /></a></p>
<p>tecavüz coşkun’un bile kıl’dan tüy’den sebeplerle bir kadına icra-i sanat eylediğini duymadık.</p>
<p>Cinselliği saça kadar indirgeyen islam,barbi bebekten bile tahrik olabilen Cüppeli hoca’’lar yetiştiren kocaman bir bataklığa dönmüştür…</p>
<p>Aynı ayette <span style="color:#ff0000;">GÖZLERİNİ KORUSUNLAR</span> ibaresine dikkatinizi çekmek istiyorum.Biraz sonra tekrar bu konuya değineceğim..</p>
<p><span style="color:#ff0000;">Nûr Suresi, ayet 60:</span></p>
<p><span style="color:#ff0000;">“Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş kadınların ziynetlerini göstermeksizin, dış elbiselerini çıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. Yine de iffetli olmaları kendileri için daha hayırlıdır.”</span></p>
<p>Ayet içinde geçen <span style="color:#ff0000;">“ÇOCUKTAN KESİLMİŞ KADINLARIN”</span>söylemi var, başı sonu belli değil..kadın kısır..henuz genc yaşında olmasına rağmen cocuğu olmuyor…veya kadın 40 yaşında cocuktan kesildi…Burada biyolojık bir durum söz konusu…hiç çocuğu olmayanda,40 yaşında çocuktan kesilende, 65 yaşında doğuranda var.. ülkemizde cocuktan kesildikten sonra dış örtümü kullanmayabilirim diyen yurdum kadını olmamıştır..Benim anladığım dış örtü vucut hatlarını belli etmeyendir…özellikle genç nesil türbanlı müslümanlar vucut hatlarını alabildiğine sergileyecek kıyafetler giymekte,  ilerleyen yaşlarında ise daha çok kapanmaktadırlar..aşağı resimde ki genc bayan yaşlandığında yanında ki gibi olacaktır, muhtemel yanında ki gençliğinde onun gibiydi..</p>
<p><a href="http://istavrit.wordpress.com/files/2009/11/4723_88363989291_658219291_1732463_2307461_n.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-191" title="ana kız ayrı telden " src="http://istavrit.wordpress.com/files/2009/11/4723_88363989291_658219291_1732463_2307461_n.jpg" alt="" width="450" height="583" /></a></p>
<p>Yukarıda ki  iki ayette  başların nasıl örtülmesi gerektiği net bir şekilde açıklamamaktadır.. çunki iffetli olmanın kriteri kurana göre  şekli belli olmasada örtünmektir…Örtünme çeşitliliğinin nedeni ise örtünde, nasıl örtünürsen örtündür..yeter ki iffetsiz olma!!!</p>
<p><span style="color:#ff0000;">Ahzâb Suresi, ayet 59:</span></p>
<p><span style="color:#ff0000;">“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına örtülerini üzerlerine almalarını söyle. Onların TANINMAMASI ve inciltilmemesi için en elverişli olan budur.”</span></p>
<p><a href="http://www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=33&#38;ayet=59">www.kuranmeali.com/ayetkarsilastirma.asp?sure=33&#38;ayet=59</a> linkine tıkladığınızda  bütün mealcilerin kuran’ına ulaşabilirsiniz…Altı çizilecek cümle <span style="color:#ff0000;">&#8220;TANINMAMASI</span>&#8220;dır..</p>
<p>Burada kıvıracak bir argümana sahip değisiniz…Afganlı kadınlar kıvırmadan BURKA’nın içine girerek iffetlerini koruyorlar! (sıkıysa burka’nın içine girmesin)</p>
<p>Başına çorap veya maske geçirip bankaya dalan adamı “hidayete ermiş” olmakla  yorumlamıyorsanız bunun tanımmamak için bir önlem olduğunu anlayabilirsiniz.</p>
<p>Burka hariç hiçbir örtünme ve tesettür şekli<span style="color:#ff0000;"> TANINMAMAK</span> için yeterli değilidir..</p>
<p>Peçe bile tanınmayı engelleyecek bir örtünme şekli değildir..Zira gözünüzün rengi, birinin kör oluşu, şehla oluşu,kaşlarınız,kirpikleriniz, derinizin rengi, alın çizgileriniz  tanınmaya yeterli olabilir…Tanınınca ne olur sorusuna girersek işin içinden çıkamayız…Bütün erkeklerin müslüman olduğu bir ülkede tanınmak tehlikeli bir durum ise, burada mülüman erkekleri cezalandırmak gerekir, kadını değil..fatura her durumda kadına kesiliyor, sonrada islam kadına değer verir deniliyor.</p>
<p>Nur suresi 31 ayette <span style="color:#ff0000;">GÖZLERİNİ KORUSUNLAR </span>demiyormuydu…? sizce neden gözlük takıyor aşağıda ki bayan..veya neden burkaya giriyor afganlı&#8230;neden tamamen kara örtüler içinde suudi kadını!!!</p>
<p><a href="http://istavrit.files.wordpress.com/2009/11/gozluklu-musluman.jpg"><img title="islamı farklı anlamda yorumlayan bir musluman" src="http://istavrit.files.wordpress.com/2009/11/gozluklu-musluman.jpg?w=250&#038;h=250#38;h=250" alt="" width="250" height="250" /></a></p>
<p>Şimdi bu iki ayeti yorumladığımızda hem <span style="color:#ff0000;">TANINMAMAK </span>hemde <span style="color:#ff0000;">GÖZLERİ KORUMAK </span>için en doğru örtünme şeklinin BURKA olduğunu düşünmek, sanıyorum yanlış olmaz..</p>
<p>Hayır yanılıyorsun diyorsanız, yanılan ben değil asr-ı saadet dönemini yaşamak için canlarını veren Afgan halkıdır…Kutsal dediğiniz topraklarda yaşayıp islamı anlamayan suudi müslümanlardır.</p>
<p>Bindiğiniz dolmuş sizi cennete götürmez..Yarından tezi yok ya BURKA’larınızı sipariş ediniz, ya da o  dolmuştan ininiz..Müslümanım diyen hatun kısmına duyurulur..</p>
<p>(haaaa..müsluman erkeklerede duyurulur..kadınlarınızdan siz sorumlusunuz)</p>
<p>Bu dinsiz imansız vatandaşın da kıyağını  unutmayın..dua falanda istemez hani.!!!</p>
<p>Not: Bu yazımı bütün müslüman Türk kadınına ve islamda başörtüsü yoktur diyen Sayın Özdemir İnce’ye ithaf ediyorum..</p>
<p>“Apaçık” kelimesinin geçtiği ayetler;  43/2 – 12/1 – 2/99 – 22/16 – 27/1 – 36/69 – 58/5 – 10/15 -15/1 – 19/73 – 22/72 – 24/1 – 28/1-2</p>
<p>Ayrıntılı ve ayrı ayrı açıklandığını öne süren ayetler ; 7/32 – 6/97 – 12/111 – 6/154 – 6/119 – 13/2 – 30/28 – 70/52 – 10/37 – 6/126 – 24/34 – 24/46 – 11/1-2</p>
</div>
</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Cinsel ilişkiyi Kadın mı Erkek mi Yönetir  ]]></title>
<link>http://modernkadin.wordpress.com/2009/11/02/cinsel-iliskiyi-kadin-mi-erkek-mi-yonetir/</link>
<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 19:45:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>modernkadin</dc:creator>
<guid>http://modernkadin.wordpress.com/2009/11/02/cinsel-iliskiyi-kadin-mi-erkek-mi-yonetir/</guid>
<description><![CDATA[Cinsellikte beklenen kadın ve erkek rolleriyle ilgili birçok yanlış inanış vardır. Bu inanışlar erke]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="color:#000000;">Cinsellikte beklenen kadın ve erkek rolleriyle ilgili birçok yanlış inanış vardır. Bu inanışlar erkeklerin de kadınların da cinselliğe karşı tutumunu ve cinsel davranışlarını etkiler. Cinsel yaşam alanımızı daraltır ve alınabilecek hazların bir bölümünü de yitirmemize yol açar.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><img class="alignleft size-full wp-image-2207" title="cinsellik" src="http://modernkadin.wordpress.com/files/2009/11/cinsellik4.jpg" alt="cinsellik" width="200" height="300" />Bir kadınla bir erkek nasıl tanışır? İlk beğenileri iki taraf da çok da farklı olmayan biçimde belli eder. Ama ilk adımı atmak, girişimde bulunmak genellikle erkeklerden beklenir. Kadınlardan böyle bir girişkenlik beklenmediği gibi, pek de hoş karşılanmaz, böyle davranışlar toplumsal onay ile pekiştirilmez. İlk adımı atan kadına da her toplumsal ortamda pek iyi gözle bakılmaz. Elbette günümüzde, bu anlayışın yıkıldığı, daha eşit bir girişkenliğin özendirildiği toplumsal ortamlar da vardır, ama bunlar azınlıkta kalır. Bu toplumsal rol modelleri, cinsellik için de aynen, hatta daha belirgin olarak geçerlidir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">‘Cinsel ilişkiyi erkek başlatır’ inanışının daha abartılı bir diğer yönünü ‘cinsel ilişkiyi başlatan kadın ahlâksızdır’ yanlış inanışında görürüz. Bu inanışın altında aynı zamanda kadınları ‘iyi’ ve ‘kötü’ olarak ikiye ayıran yüzyıllık düşünceler yatmaktadır. Bazı kadınlar iyidir; Madonna, anne, aile kızı, evlenilecek kadın, bacı tanımlamaları böyledir. Diğer kadınlar kötüdür; cadı, ahlâksız, kahpe, metres olarak tanımlanır. Bu iki uçta yer alan kadınlara, toplumsal yaşamda da cinsellikte de çok farklı roller yüklenir. Cinselliğin haz bölümü de bu ayırımda nedense hep kötü kadınlara düşer. Oysa bu ayırım yapaydır, dünya hiçbir konuda olmadığı gibi bu konuda da siyah ve beyazdan ibaret değildir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Kadınların büyük bölümü cinsellikten haz alır, alamadığında sorun yaşar. Bu inanışlar kadınların yalnızca cinselliklerini yaşamasının değil bu konuyu düşünüp tartışmasının da önünde önemli bir engel oluşturur. Cinselliğin iki kişilik bir süreç olduğunu düşündüğümüzde, görece özgürlük tanıdığımız erkeklerin de cinsel deneyimlerini kısıtlar.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Cinsel ilişki iki kişinin istek ve katılımıyla oluşur. İki tarafın da istekli ve etkin olarak katıldığı bir sevişmeden herkes daha çok haz alır. Oysa bu inanışların etkisindeki kadınlar, cinsel isteklerini bastırmayı öğrenirler, neredeyse unuturlar, “ben böyle şeylerle ilgilenmem” diyecek kadar cinsellikten uzaklaşırlar. Cinsel ilişkiye adeta yalnızca eşleri için girişirler, hiçbir etkin katılım göstermezler, cinsel ilişkinin bir an önce bitmesini beklerler.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu yanlış inanış madalyonunun diğer yüzündeki erkek, her zaman cinsel ilişkiyi başlatmalı, eşinin isteğini yaratmalı, baştan sona kadar ilişkiyi yönetmeli, sürekli aktif olmalı, hem kendisinin hem cinsel eşinin hazzını sağlamalıdır. Cinsel yaşamı bu çerçevede yıllarca giden birçok insan, birçok çift vardır. Oysa, yalnızca kendi etkinliğimizin söz konusu olduğu cinsel davranışımız masturbasyondur. Eşli cinsel etkinliklerde, iki tarafın da istekli katılımı esastır. Her eş diğerinin tepkilerinden de etkilenir ve haz alır. Sevişme sürecinde zaman zaman birinin ya da diğerinin etkinliği baskın hale geçebilir. Çeşitli sevişme biçimlerini biri ya da diğeri önerebilir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Cinsel davranışların değişkenliğinin sağlanması, özellikle uzun süreli ilişkilerde monotonlaşmayı ve uzaklaşmayı önler. Ayrıca erkekler de kadınlar gibi okşanmaktan, öpülmekten, cinsel olarak uyarılmaktan hoşlanırlar. Bunlar erkeklerin cinsellikten aldıkları hazları zenginleştirir. Özellikle yaşları ilerleyen erkeklerin cinsel açıdan uyarılmaya gereksinimleri artar, penisin sertleşmesi için cinsel eşin uyarımı gerekir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Cinsel ilişkiyi kim yönetir? Aslında bu sorunun kendisi, cinselliği bir iktidar ilişkisi olarak gören anlayışın bir ürünüdür. Toplumda kadın-erkek rollerinde ve cinsellikte hep bu anlayışın izleri vardır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Cinsel ilişkiyi kimsenin yönetmesi gerekmez, iki insan birlikte cinsel hazlar üretir ve bunları paylaşırlar.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"> </span></p>
<p><span style="color:#000000;"><a href="http://www.gecegiyim.com"><img class="alignleft size-full wp-image-2208" title="gecegiyim" src="http://modernkadin.wordpress.com/files/2009/11/gecegiyim.jpg" alt="gecegiyim" width="468" height="60" /></a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Cinsel Eğitim Nasıl Olmalı?]]></title>
<link>http://cinsellikle.wordpress.com/2009/06/11/cinsel-egitim-nasil-olmali/</link>
<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 08:50:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>okayy</dc:creator>
<guid>http://cinsellikle.wordpress.com/2009/06/11/cinsel-egitim-nasil-olmali/</guid>
<description><![CDATA[KADIN VE ERKEK ‘Her birinin kendisine has cinsel özellikleri vardır. Ergenlik çağı ile birlikte zirv]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>KADIN VE ERKEK</strong></p>
<p>‘Her birinin kendisine has cinsel özellikleri vardır. Ergenlik çağı ile birlikte zirveye çıkan cinsel ihtiyaçlar, cinsel problemler, evlilik ve aile, evlilikte cinsel hayatın tatminkâr olması için uyulması gereken kurallar, hamilelik ve doğum, çocuğun bedensel ve ruhsal sağlığı, müstehcenlik ve muzır neşriyat, toplumda kadın erkek ilişkileri…’</p>
<p>Bütün bunlar insan cinsî hayatının ana başlıklarıdır.</p>
<p>Cinsel konuların akıl almaz istismarlara konu yapıldığı bir zamanda yaşıyoruz.</p>
<p>Bir tarafta cinsel hayat ayıplarla örtülü bir tabu olarak görülüyor… Öbür yanda, bütün mahremiyet sınırlarına meydan okuyan bir teşhircilik furyası yürütülüyor… Bu tezat tablosundan ortaya çıkan sonuç: cinsel hayatta tam bir anarşi hüküm sürüyor. O halde, dinî kaynaklara ve çağdaş ilimlere dayanarak yapılacak bir cinsel eğitim ihtiyacı ihmale gelmeyecek kadar âcil olmaktadır.</p>
<p>Cinsî konuların insan hayatındaki yeri nedir? Cinsel hayat hakkında bilmemiz gerekenler nelerdir? Medyanın olumsuz bombardımanından nasıl kurtulacağız? Doğru olan nedir? Neler yanlıştır? Sevap, ayıp, günah kavramları en doğru şekilde nasıl anlaşılacaktır?</p>
<p>Cinsellik hayatımızın bir parçasıdır. Yüce Kitabımızda da şöyle buyrulmuyor mu? İnsanlar iki ayrı cins olarak, ‘erkek ve dişiden’ yaratılmıştır. Bir çok ayette eşler arasındaki münasebetlerin biyolojik ve psikolojik boyutlarına işaret edilmiştir.</p>
<p>Yaradılışımıza yerleştirilen çok önemli bazı temel ihtiyaçlar vardır: Beslenme, barınma,uyku ve cinsellik gibi…</p>
<p>‘Şehvet’ olarak adlandırılan cinsî arzu (libido, cinsel haz) kadınla erkek arasında yaratılan birbirine yakın ve beraber olma ihtiyacının biyolojik temellerinden biridir.</p>
<p>Rum suresinin 21. ayetini dinleyelim: ‘Yine O’nun delillerindendir ki, size kendi cinsinizden, kendilerine meyil ve ülfet edeceğiniz eşler yarattı. Aranızda merhamet ve sevgi koydu. Şüphesiz bunda düşünen bir kavim için, ibret alınacak çok deliller vardır.’</p>
<p>Bediüzzaman, İşârât-ül İ’caz adlı eserinde, nefis bir duygusal yorum yapıyor:</p>
<p>‘İnsanoğlunun en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcut olmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler ve lezzetlerde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar. Evet, bir işte hayrete düşen veya bir şeye dalarak tefekkür eden adam, velev zihnen olsun, ister ki; birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın. Kalblerin en latifi, en şefiki, kısm-ı sani ile tabir edilen kadın kalbidir.’</p>
<p>Her bir hücrenin mikrokozmik seviyede, elektronlarına kadar, en ince bir plan dahilinde her türlü ihtiyacını mükemmelen karşılayan Vücut Sarayının Sahibi insanoğlunun bütün ihtiyaçlarını da belli nizamlara bağlı kılarak karşılamıştır. Dinimizin bize kazandırdığı iki temel ölçü olan helâl ve haram kıstaslarına göre kurulan bu nizam, insanın her bakımdan huzurlu olmasının şartlarını sunmaktadır.</p>
<p>Madem insanlarda cinsî ihtiyaçlar, arzular yaratılmıştır. Kadın erkeğe, erkek de kadına eğilimli kılınmıştır. O halde aile hayatı ortamında bu duyguların meşru bir şekilde karşılanması, sağlıklı ve vazgeçilmez bir husustur.</p>
<p>Dinimizde evliliğe büyük önem verilmiş, cinsel hayatı düzenleyen emir ve yasakların büyük çoğunluğu da bu temel ölçüye göre belirlenmiştir.</p>
<p>Zinanın, homoseksüelliğin, evlilik içinde cinsel hayattan çekilmenin, kısırlaşmanın, şehvetle bakmanın vs… yasaklanması, cinsî duyguların meşru yoldan, evlilik hayatı içerisinde tatminine dönük prensiplerden bazılarıdır.</p>
<p>Helâl ölçülerdeki cinsel yakınlaşma ibadet sınırları içerisinde değerlendiriliyor. Zira cinsel ihtiyaçlar kulluk bilinci içerisinde, emredilen prensipler doğrultusunda karşılanması huzur ve mutluluğun en önemli şartlarından biridir.</p>
<p>Cinsel hayattaki sapmaların insanları ne gibi tehlikelere maruz bırakabileceğine sanırım AIDS iyi bir örnektir.</p>
<p>Cinsel eğitim şart mı? İslam’ın emir ve yasaklarını öğrenmek, büluğ çağından itibaren aklı başında olan her Müslüman’a farz ve şart değil midir? Elbetteki bir kısım ibadetlerin sıhhati, bu bilgilerin bilinip yaşanmasına bağlıdır. Gusül abdestinin hangi hallerde zorunlu olduğunu kavramadan ibadet hayatı sağlık kazanabilir mi? Öyleyse cinsel bilgiler de doğru kaynaklardan öğrenilmelidir.</p>
<p>Çocuklar cinsel farklılıklarını daha iki, üç yaşından itibaren sezmeye başlarlar. Bildiğimiz anlamdaki cinsel ‘bilinç’ ise ancak büluğ çağı ile birlikte yerleşmeye başlar.</p>
<p>Aslında cinsel terbiye ve eğitim doğumla başlamalıdır. Kılık kıyafetten davranışlara, oyun ve oyuncaklara kadar pekçok hususta kız ve erkek çocukları farklı yetiştirilmelidir. Hz. Hasan’ın doğumunda sarıldığı sarı giysiyi Efendimiz beyaz bir giyecekle değiştirmiş, renk ayrımının önemine dikkat çekmiştir.</p>
<p>Cinsel terbiye çocukların büyüyüp gelişmesine göre yoğunlaşan bir seyir takip eder. Kızların anneleri, erkeklerin babalarınca eğitilmeye başlamaları en uygun olanıdır.</p>
<p>Eğitimin amacı çocuğun cinsine has davranışları normal ve sağlıklı şekliyle kazanmasıdır. Çocuktaki normal gelişme seyri dikkatle izlenmeli, sorularına kaçamaklar, ve yanlış sapkın yorumlar yerine, tatmin edici cevaplar verilmelidir. Azarlamak, baştan savmak zarar vericidir.</p>
<p>İbadetle ilgili cinsel bilgilerin verilmesinde geç kalınmamalıdır. Namaz ve orucun gerekleri öğretilirken bu bilgiler verilebilir. 6-7 yaş civarı uygundur. 7 yaşında, en geç 10 yaşında çocukların yatakları, odaları ayrılmalıdır.</p>
<p>En hassas dönem büluğ çağı: Bedenlerdeki farklılaşma ve duygu dünyalarındaki değişmeler, ana, babaların onlarla ciddi bir şekilde konuşmalarını, yol göstermelerini gerektirir. Artık çocukluktan çıktıkları, yetişkin birer genç kız veya delikanlı oldukları, bedensel ve ruhsal gelişmelerin onlara yüklediği sorumlulukların gereği anlatılmalıdır. Karşı cinsle ilişkilerin düzenlenmesi, cinsel hayatlarında nelere, nasıl dikkat edip, yasaklardan kaçmaları benimsetilmelidir. İnce ayrıntılara girmek yersizdir. Ancak evlilik hayatına ait meşru bilgilerin sapık, yanlış, kulaktan dolma, art niyetle piyasaya sürülmüş tehlikeli, zararlı ‘cinsel eğitim’ yayınlarıyla karşılanmasının önüne geçilmelidir.</p>
<p>Hadislerde belirtilen, meşru ölçüler içindeki cinsel hayat, Allah’a kulluğun bir yoludur. Sünnete uygun yaşayanın her konuda olduğu gibi cinsel konularda da başı ağrımaz.</p>
<p>Aile ortamında ananın kızına, babanın oğluna samimi bir havada doğru bilgileri sunması niçin ayıp olsun ki?.. Allah hakkı öğrenmede haya etmemizi emretmiyor ki..</p>
<p>Dengeli ve istikametli bir cinsel hayat huzurun, mutluluğun yollarından biridir.</p>
<p>Utanma duygusundan arındırılmış bir hayat anlayışının her fırsatta yaygınlaştırılmaya çalışıldığı, cinsî enerjiyi çizgi dışına kaydırma gayretlerinin olumsuz atmosferinde, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlamak için geç kalmış sayılmayız. Böylece dünyayı cennete çevirecek huzur ve saadetli aile ortamı yüzümüzde güller açtırır.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong><br />
<em>Dr. İbrahim Erbıyık</em><br />
<em>Zafer Dergisi &#8211; 2001-OCAK-289. SAYI</em></p>
<div style="display:none;">VN:F [1.3.1_645]</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İslam’da Bakirelik]]></title>
<link>http://cinsellikle.wordpress.com/2009/06/11/islam%e2%80%99da-bakirelik/</link>
<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 08:45:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>okayy</dc:creator>
<guid>http://cinsellikle.wordpress.com/2009/06/11/islam%e2%80%99da-bakirelik/</guid>
<description><![CDATA[Bakire kelimesi genelde kız için kullanılır. Kızoğlan kız, henüz el değmemiş, cinsi temasta bulunmam]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Bakire kelimesi genelde kız için kullanılır. Kızoğlan kız, henüz el değmemiş, cinsi temasta bulunmamış. Meşru veya gayrimeşru olarak bir kadınla cinsi temasta bulunmamış erkek için de “bekareti zedelenmemiş” ifadesi kullanılır.</p>
<p>İslam hukukunda bakirelerle ilgili bazı özel hükümler vardır. Bir veli bûluğ çağına eren kızını evlenmeye zorlayamaz, onun razı olup olmadığını sorar. Kız bakire ise susumasıve gülümsemesi onun evlenmeye razı olduğu anlamını taşır. dul kadından ise açıkça izin gerekir.</p>
<p>Hz. Aişe (r.a.):<br />
- Ya Resulullah! Er görmedik kız utanır.<br />
- Bakirenin rızası susmasıdır.</p>
<p>Bir kızın bekareti sıçramakla, yaralanmakla veya yaşlanmak suretiyle zail olursa bakire sayılır.</p>
<p>Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bakire ile evlenmeyi teşvik etmiştir. Çünkü onunla ülfet etmek ve onu kendine bağlamak daha kolay ve güzel olur. Bununla beraber Resullullah (s.a.v.) dul ile evlenenlere de hayır dua da bulunmuştur.</p>
<p>Cabir b. Abdullah rivayet ediyor:<br />
“Babam Abdullah öldü. Geride yedi kız bıraktı. Ben dul bir kadınla evlendim. Resulullah bana:<br />
- Ya Cabir! Evlendi mi?<br />
- Evet, evlendim<br />
- Kız mı, yoksa dul mu?<br />
- Dul ya Resulullah.<br />
- Kendisini güldüreceğin ve seni güldürecek bir kızla evlenseydin ya.<br />
- Babam Abdullah, Uhud da şehit oldu. Fakat geride yedi kız bıraktı. Doğrusu ben de bunların arasına kendileri gibi genç bir kız getirmeyi hoş görmedim de onların işlerini görecek ve onları terbiye edecek bir kadınla evlenmeyi uygun gördüm.<br />
- Allah eşini sana mübarek eylesin.</p>
<p>Resulullah (s.a.v.)’ın hanımları içersinde kız olarak evlendiği sadece Hz.aişe validemiz vardı. Diğer bütün hanımları ile dul olarak evlenmişti. Bu bakımdan Hz.aişe validemiz bununla iftihar ederdi. Bir defa Hz.Aişe validemiz Resulullah (s.a.v)’a:<br />
- Ya Resulullah? Lütfen söyler misin? Sen bir vadiye insen de orada bir mahsülü yenmiş bir ağaç, bir mahsülü yenilmemiş bir ağaç bulsan, deveni hangisinde yayar, otlatırsın?<br />
- Başkası tarafından otlatılmayan ağaçta.<br />
Hz.Aişe (r.a.) bu sorusu ile Resulullah’ın kendisinden başka bakire biri ile evlenmediğini kastetti.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong><br />
<em>1) Muslim</em><br />
<em>2) Şamil İslam Ansiklopedisi </em></p>
<div style="display:none;">VN:F [1.3.1_645]</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Adetli veye lohusa kadınla cinsel ilişkinin kefareti nedir?]]></title>
<link>http://cinsellikle.wordpress.com/2009/06/11/adetli-veye-lohusa-kadinla-cinsel-iliskinin-kefareti-nedir/</link>
<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 08:41:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>okayy</dc:creator>
<guid>http://cinsellikle.wordpress.com/2009/06/11/adetli-veye-lohusa-kadinla-cinsel-iliskinin-kefareti-nedir/</guid>
<description><![CDATA[ALLAH Resulu buyuruyor: “Karısıyla hayız halinde, adetin ilk günlerinde ilişkide bulunursa bir dinar]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>ALLAH Resulu buyuruyor:</p>
<p><em>“Karısıyla hayız halinde, adetin ilk günlerinde ilişkide bulunursa bir dinar, son günlerinde bulunursa yarım dinar sadaka verir.”</em></p>
<p>Fıkıh kitaplarında, <em>“Eğer kan kırmızı veya siyah ise bir dinar, sarı ise yarım dinar sadaka vermesi müstehap olur”</em> denilmektedir.</p>
<p>Eğer bir müslüman adet halindeki hanımıyla ilişkide bulunmuşsa önce tevbe etmesi gerekir. Sonra da yukarı da belirtildiği üzere fakirlere sadaka vermesi gerekir. Bu sadakayı her iki taraf da verir.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İslamda Lohusalık (Nifas)]]></title>
<link>http://cinsellikle.wordpress.com/2009/06/11/islamda-lohusalik-nifas/</link>
<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 08:39:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>okayy</dc:creator>
<guid>http://cinsellikle.wordpress.com/2009/06/11/islamda-lohusalik-nifas/</guid>
<description><![CDATA[Fıkıh dilinde nifas yani lohusalık, doğumdan hemen sonra kadının cinsel organından gelen kan veya bu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img src="http://www.cinsellik.gen.tr/wp-content/2009/06/gebelik_1.jpg" alt="Gebelik" width="120" height="129" />Fıkıh dilinde nifas yani lohusalık, doğumdan hemen sonra kadının cinsel organından gelen kan veya bu şekilde kan gelmesinin sebep olduğu hükmi kirlilik (hades) halinin adıdır. Böyle kadına da lohusa (nüfesa) tabir edilir. (4)</p>
<p><strong>Doğumdan Önce Gelen Kan</strong></p>
<p>Gebe olan bir kadından, çocuğunu dünyaya getirmeden evvel gelen kan, özür kanıdır. (1)</p>
<p><strong>Hamile Kadın Adet Görebilir mi?</strong></p>
<p>Kadınlar gebe kaldıktan sonra adet göremezler. Ancak adet zamanında kanlar âdet kanı sayılır. (2)</p>
<p><strong>Sezeryanla Doğum da Lohusalık Olur mu?</strong></p>
<p>Bir kadın sezeryanla doğum yapar da rahimden kan gelmezse, kadın lohusa sayılmaz. Böyle bir kadının sadece gusletmesi gerekir. Bu kişi namazını da kılar orucunu da tutar. (3)</p>
<p><strong>Lohusa Neler Yapamaz?</strong></p>
<p>Kadınların hayız hali ile ilgili dini hükümler nifas için de geçerlidir. Nifas halinde kadınlara ibadetler konusunda muafiyet tanınır.</p>
<p><strong>Lohusa kadın:</strong></p>
<ul>
<li>Namaz kılamaz,</li>
<li>Oruç tutamaz,</li>
<li>Mushaf’ı eline alamaz,</li>
<li>Kur’an okuyamaz,</li>
<li>Mescide giremez,</li>
<li>Kâbe’yi tavaf edemez,</li>
<li>Cinsel ilişkide bulunamaz. Cinsel ilişkinin helal olabilmesi için nifas kanı kesildikten sonra kadının gusletmesi veya (Hanefiler’e göre) bir namaz vakti kadar sürenin geçmesi gerekir. Bu sürede terk ettiği namazları kaza edemez, ancak farz ve vacip oruçları sonradan kaza eder. (4)</li>
</ul>
<p><strong>Kadın Düşükle Lohusa Olur mu?</strong></p>
<p>Eğer düşük insanların isteği ile ilaçla veya cerrahi bir müdahale ile düşer de el, ayak, tırnak, saç ve parmak gibi organları belirmiş ise, lohusalık meydana gelir. Fakat organları henüz belirmemiş bir düşük ile lohusalık olmaz. Bu düşükle kan üç gün devam eder. Önceden de en az 15 gün temizlik hali devam etmişse, bir hayız kanı olur. Böyle olmazsa bir istihaze kanı sayılır.</p>
<p><strong>Kırk Günden Fazla Süren Kan Nedir?</strong></p>
<p>Lohusalığının en çok müddeti kırk gündür. Kırk günden fazla sürmez. Eğer kırk günden fazla sürecek olursa o özür kanıdır.</p>
<p><strong>Lohusalıkta Değişim</strong></p>
<p>Bir kadının lohusalıkta âdeti, mesela 20 gün kan görmek olsa, bu defaki lohusalığında 10 gün kan, 20 gün temizlik, 11 gün yine kan görecek olsa, işte bu kadının lohusalıktaki âdeti değişmiş olur ki bu arada kalan 20 günlük temizlik hali, iki kan arasında bulunduğu için, arka arkaya gelen kan hükmündedir. Şu halde bu kırk günün baştan 20 günü lohusalıktır. Her ne kadar temizlikle sona ermişse de kalan 21 gün de özür kanıdır ve bu günlerde kılamadığı namazları kaza edecektir.</p>
<p><strong>Lohusalık Kanı Adetten Önce Kesilirse</strong></p>
<p>Lohusa kadının kanı daha önce belli olan âdetinden önce kesilirse yıkanır, kendi belirli âdeti gelinceye kadar namazını kılar, orucunu tutar, fakat kocası ile cinsel ilişkide bulunmaz.</p>
<p><strong>Lohusalık Müddetinde Aralıklı Kan Görmek?</strong></p>
<p>Bir kadın doğum yaptıktan sonra 15 gün kan görüp, sonra 15 gün görmezse, sonra yine görse bu günlerin hepsi nifastır.</p>
<ul>
<li>Namazını terkeder,</li>
<li>Orucunu temizlik zamanına bırakır,</li>
<li>Kocası ile de cinsel ilişkide bulunmaz.</li>
</ul>
<p><strong>Kaynaklar:</strong> Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN, Gonca Yayınevi, 1993 (1, 3)<br />
Kadın İlmihali, M. Cemal Öğüt, Bahar Yayınları, 1971 (1)<br />
İzahlı Kadın İlmihali, Asım Uysal, Mürşide Uysal, Uysal Yayınevi, 2001, 11.Baskı (2)<br />
İlmihal I, İman ve İbadetler, Türkiye Diyanet Vakfı, 1999, 2.Baskı (4)</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Doğum kontrol yöntemleri aile planlaması]]></title>
<link>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/03/16/dogum-kontrol-yontemleri-aile-planlamasi/</link>
<pubDate>Mon, 16 Mar 2009 22:21:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>bilgibirikim</dc:creator>
<guid>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/03/16/dogum-kontrol-yontemleri-aile-planlamasi/</guid>
<description><![CDATA[Aile planlaması, istedikleri zaman, istedikleri sayıda çocuk sahibi olmaları için ailelere verilen h]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Aile planlaması, istedikleri zaman, istedikleri sayıda çocuk sahibi olmaları için ailelere verilen hizmetlerin tümüdür. Aile planlaması ailelerdeki kişi sayısını sınırlandırma anlamını taşımaz. Amaç anne ve doğacak çocukların sağlıklı olması ve çocuk sahibi olmak istendiğinde gebeliğin oluşmasıdır. Çünkü iki yıldan az aralıklarla yapılan doğumlar annenin vücut sağlığını önemli ölçüde bozmakta, gebelik sırasında riskleri artırmakta, hatta ara vermeden arka arkaya yapılan doğumlar anne ölümlerine neden olmaktadır. Ayrıca sık aralıklarla doğan çocukların anne karnında gelişmeleri tam olmamakta (doğum ağırlığı düşük bebekler), sakatlık oranı yükselmekte, bakımları güçleşmekte ve bebek ölümleri artmaktadır. Bütün bunlar gözönüne alındığında aile planlamasının amaçlarını şöyle sıralayabiliriz ;<br />
•  Bireyleri ve aileleri, üreme sağlığı konusunda  eğitmek<br />
•  Anne ölümlerini önlemek ve sağlığını korumak<br />
•  Bebeklerin  sağlıkla doğmalarını ve yaşamalarını sağlamak<br />
•  Yüksek riskli gebelikleri  önlemek<br />
•  İstenmeyen gebelikleri önlemek<br />
•  Çocuk sahibi olmak isteyenlere  tıbbi yardım sağlamak<br />
•  Bireyleri aile planlaması yöntemleri konusunda  eğitmek.<!--more-->Türkiye’de aile planlaması hizmetleri; Sağlık Bakanlığı’na bağlı olan sağlık ocakları, ana-çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezleri ve hastanelerin yanında SSK hastaneleri, üniversite ve diğer kamu kuruluşlarının hastaneleri ve özel sağlık merkezlerinde verilmektedir. Kamu kuruluşlarında, kondom ve doğum kontrol hapları ücretsiz dağıtılmakta, rahim içi araç (RİA) ücretsiz ya da çok düşük bir ücret karşılığında uygulanmaktadır.</p>
<p>Aile  planlaması yöntemleri<br />
Aile planlaması amacı ile gebeliği önleyici yöntemler, etkinliği yüksek sağlıklı modern yöntemler ve etkinliği düşük eski yöntemler olarak iki grupta incelenmektedir.</p>
<p>A. Etkinliği yüksek, sağlıklı, modern  yöntemler<br />
1. <span style="text-decoration:underline;">Prezervatif (kondom, kılıf)</span><br />
Erkek tohum hücrelerinin (spermlerinin) vajina(hazneye) dökülmesini, dolayısı ile sperm ve yumurtanın karşılaşmasını engelleyerek gebeliği önler. Bir başka özelliği de cinsel yolla bulaşan hastalıkların bulaşmasını engelleyen tek yöntem olmasıdır. (örn: AIDS, sifiliz, bel soğukluğu vs.) Halk arasında kılıf diye de bilinir. Cinsel ilişki öncesi erkek tarafından doğru şekilde kullanıldığında koruyuculuk oranı % 95 &#8211; 98 dir. Her bir prezervatif  bir defa kullanılmalıdır. Sağlığa hiçbir zararı yoktur.</p>
<p>2. <span style="text-decoration:underline;">Vajinal bariyerler (diyafram, sperm öldürücü krem,  köpük, fitil)</span><br />
Diyafram rahim ağzına takılarak spermlerin içeriye geçmesini engeller. Sperm öldürücüler, vajinadaki tüm spermleri işe yaramaz hale getirir.<br />
Diyafram ve sperm öldürücüler birarada ve doğru kullanıldığında etkinlikleri artar. İlişkiden önce kadın tarafından yerine yerleştirilir. İlişkiden sonra en az 6 saat yerinde bırakılmalıdır. Sağlığa bir zararları yoktur.</p>
<p>3. <span style="text-decoration:underline;">Rahim içi araçlar (spiraller)</span><br />
Rahim içine uygulanarak yumurtanın rahim içine naklini, spermlerin yumurtanın yanına gitmesini ve döllenme olsa bile rahim içinin özelliklerini bozarak döllenmiş yumurtanın yerleşmesini engeller. Çıkarıldığında doğurganlık geri döner. Yan etkileri yok denecek kadar azdır, kontrolleri düzenli olarak yapılrsa 10 yıl süre ile % 98 oranında korur.</p>
<p>4. <span style="text-decoration:underline;">Hormonal yöntemler (doğum kontrol hapları, iğneleri)</span><br />
Hemen hepsi, yumurtlamayı durdurur, rahim ağzı tıkacını kalınlaştırarak spermin rahim içine girmesini engeller, rahim içi zarı inceltir.</p>
<p>Haplar ağızdan alınır, 21 ile 25 gün kullanılanları vardır.</p>
<p>İğneler aylık ya da 3 aylık iki ayrı formdadır. Enjeksiyon iğne tipine göre her ay,  ya da 3 ayda bir kas içine yapılarak uygulanır. Kullanımları bırakıldığında doğurganlık geri döner.</p>
<p>Hormonal yöntem kullanmadan önce mutlaka bir muayeneden geçip hangi yöntemin nasıl kullanılacağı hekim ve çift tarafından kararlaştırılmalıdır. Koruyuculuk oranları doğru kullanıldıklarında % 100e çok yakındır.</p>
<p>Özellikle 5 yıldan uzun süre hap kullanan kadınlarda kullanmayanlara nazaran rahim ve yumurtalık kanseri görülme sıklığı yaklaşık yarı yarıya azalmaktadır!.</p>
<p>5. <span style="text-decoration:underline;">Tüp ligasyonu (kadınlarda kordonların (rahim kanalları) bağlanması)</span><br />
Kadınlarda yumurtanın geçtiği rahim kanallarının kapatılması ya da bağlanması işlemidir. Genellikle genel anestezi ile yapılan küçük bir ameliyat gerektirir. Böylece sperm ve yumurtanın karşılaşması engellenir. Geri dönüşü olmayan bir yöntemdir. Herhangi bir şekilde adet bozukluklarına ya da hormonal değişime, cinsel istek azalmasına neden olmaz. Kesinlikle bir daha çocuk sahibi olmak istemeyen çiftler tercih etmelidir.</p>
<p>6. <span style="text-decoration:underline;">Vasektomi (erkekte sperm kanallarının bağlanması)</span><br />
Erkekte lokal anestezi ile spermin geçtiği kanalların kesilmesi veya bağlanması işlemidir. Geri dönüşü yoktur. Ancak erkeklik gücünde ya da cinsel ilişkide herhangi bir azalmaya veya değişmeye neden olmaz.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gerdek Gecesi Adabları ve Diğer Meseleler]]></title>
<link>http://dusuncekahvesi.wordpress.com/2009/03/13/gerdek-gecesi-adablari-ve-diger-meseleler/</link>
<pubDate>Fri, 13 Mar 2009 12:04:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>dusuncekahvesi</dc:creator>
<guid>http://dusuncekahvesi.wordpress.com/2009/03/13/gerdek-gecesi-adablari-ve-diger-meseleler/</guid>
<description><![CDATA[Sünnet ve meşru olan nikah akdi tamamlandıktan sonra iki eş, dünya evine girmek maksadıyla zifaf gec]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Sünnet ve meşru olan nikah akdi tamamlandıktan sonra iki eş, dünya evine girmek maksadıyla zifaf gec]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Cinsellik cinsel ilişkinin yararları]]></title>
<link>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/02/19/cinsellik-cinsel-iliskinin-yararlari/</link>
<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 13:52:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>bilgibirikim</dc:creator>
<guid>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/02/19/cinsellik-cinsel-iliskinin-yararlari/</guid>
<description><![CDATA[√ Cinsellik beyinde endorfin üretimini arttırır. Bu kimyasal molekül, dopamin ve serotininle birlikt]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>√ Cinsellik beyinde endorfin üretimini arttırır. Bu kimyasal molekül, dopamin ve  serotininle birlikte zevk hormonları olarak sakinlik verir tatmin hisleri  yaratır. cinsel ilişki keyif maddesidir; Endorfin, serotonin ve dopamin  coşku yaratır.</p>
<p>Beş duyu organı, okşanmakla, yemekle, içkiyle  uyarıldığında bu duyular doğrudan beyne ulaşır. cinsel ilişki acıları azaltır;  Cinsel tatmin acı eşiğini yükseltir. Bu da endorfinin etkilerinden biridir.  Cinsel ilişkinin gevşetici etkisi, kas çekilmelerinde meydana gelen acıları da  hafifletir. cinsel ilişki kasları gevşetir; okşanmaların yarattığı mekanik  etkiyle, haz alınan uyarılmalar vücuda yayılır. Derideki hassas alıcılardan  uyarılar iliklere ve beyne taşınır. Beyinden gelen emirle kaslar  gevşer.<!--more-->√ cinsel ilişki kan dolaşımını arttırır; Cinsel uyarılma  sırasında kan akışı cinsel organlarda yoğunlaşır, bir miktar da bütün vücuda  yayılır. Arterler önce gerilip zevk anında gevşer. cinsel ilişki kalbi  çalıştırır; Cinsel uyarının en yüksek noktasında kalp atışı dakikada 110-180 e  çıkar.</p>
<p>Ancak bu etki, seksin sporun yerini dolduracağı anlamına gelmez.  Çünkü cinsel ilişki kısa sürelidir. cinsel ilişki daha formda hissetirir;  Sevişme sırasında harcanan kalorinin zayıflatıcı etkisi vardır. 20 dakikalık bir  ilişkide 200 kalori kaybedilir. bu yarım saat tenis oynamakla  eşdeğerdir.</p>
<p>√ cinsellik adeti düzenler; Düzgün bir cinsel hayat hormonal  dengeyi korur ve adetin düzenli olmasını sağlar. Düzenli orgazm yaşayan kadınlar  kanlarındaki endorfin miktarından dolayı düzenli ve ağrısız adet  görürler.</p>
<p>√ cinsellik olumlu düşünmeyi sağlar : Orgazm sonucu serbest  kalan enerji, olumsuz düşüncelerin ve takıntıların oluşmasını önleyip olaylara  olumlu bir bakış açısıyla yaklaşmayı sağlar.</p>
<p>√ cinsellik bağırsakları  çalıştırır : Cinsel ilişki sırasında karın kaslarının kasılması, derinlere kadar  etkisini gösteren bir masaj gibidir. Bunun bağırsaklar üzerinde laksatif etkisi  olur.</p>
<p>√ Cinsellik ile ilgili diğer bir araştırma : Depresyon riski daha  az: Bir araştırma sonucunda, cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanmayan  kadınların depresyon geçirme riski, diğerlerine göre daha düşük  çıktı.</p>
<p>Prezervatif kullanan kadınlarda ise depresyon geçirme riski yüksek  çıktı. Bilim adamları, spermlerle birlikte, testosteron ve östrojen  hormonlarının da dışarıya atıldığını, bu birleşimin, boşalma sonrasında kadının  kanına karıştığını tespit ettiler.</p>
<p>Bilim adamları cinselliğin insan  sağlığı üzerindeki etkisini araştırıyor. Denekler üzerinde yapılan incelemede  sevişmenin özellikle erkeklerde kalp krizi riskini azalttığı ortaya çıktı.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Azalmış cinsel işlev bozukluğu]]></title>
<link>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/02/19/azalmis-cinsel-islev-bozuklugu/</link>
<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 13:33:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>bilgibirikim</dc:creator>
<guid>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/02/19/azalmis-cinsel-islev-bozuklugu/</guid>
<description><![CDATA[Azalmış cinsel işlev bozukluğu : • Bireyde devamlı olarak ya da ara ara tekrarlayan dönemler halinde]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Azalmış cinsel işlev bozukluğu :<br />
•  Bireyde devamlı olarak ya da ara ara  tekrarlayan dönemler halinde cinsel fantezi kurmak ve cinsel eylemde bulunmak  yolunda isteğin az ya da hiç olmaması halidir. Bu durum kişide önemli bir  miktarda gerilim, sorun ya da kişiler arası ilişkilerde güçlüklere yol  açar.</p>
<p>•  Bu sorun başka bir psikiyatrik hastalığın etkişine bağlı olmayıp,  asal olarak bir madde, ilaç ya da başka bir vücutsal hastalığın doğal etkilerine  bağlı olmamalıdır.<!--more--></p>
<p>•  azalmış cinsel işlev bozukluğundan etkilenen kişiler  genellikle cinsel aktiviteyi kendileri başlatmazlar, karşı tarafın başlatması  halinde ise isteksizce eslik edebilirler. Eşlerinin baskısı ile cinsel eylemin  miktarını, başka nedenlerle (eslerinin kendilerini terk etmemesi, hediyeler  alınması, kendilerine değer verilmesi gibi amaçlarla) arttırabilirler.</p>
<p>•   Bu kişilerin düzenli cinsel aktivitelere isteksizlikleri nedeniyle evlilik ya da  arkadaşlıklarında bozulmalar, boşanmalar görülebilmektedir. Bu bireylerde eşini  görünüm ve duygusal olarak itici olarak algılama da görülebilmektedir.</p>
<p>•   Cinsel istekteki azalma uyarılma ya da orgazm sorunları tarafından oluşturulmuş  da olabilir. Bazı kişilerde istek aşamasında bozukluk varken, diğer aşamalar  normal de olabilir. Bu durumu olan erkeklerde bir araştırma sonucuna göre daha  düşük testesteron düzeylerine rastlanmıştır.</p>
<p>•  Araştırmalara göre beş  kişiden birinde bu durum mevcut olup, kadınlarda daha çok rastlanmaktadır. İstek  azlığı kişinin cinsellik hakkındaki bilinç dışı korkularından kendini korumak  üzere geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır. azalmış cinsel işlev bozukluğu  uzun suren stres, kaygı ve depresyona başka vücutsal hastalıklara bağlı olarak  ta gelişebilmektedir.</p>
<p>•  Uzun sure cinsel aktivitenin olmaması da cinsel  istek bozukluğuna yol açabilir. Ayrıca bozulan bir ilişkiye karşılık olarak ve  bir öfke- düşmanlık ifadesi olarak ta karşılaşılabilir.</p>
<p>•  Cinsel istek  azlığının gelişmesine yol açabilecek etkenler arasında biyolojik dürtünün  olmaması, yeterli özgüvenin yokluğu, cinsel acıdan geçmişteki kötü deneyimler,  tacizlerin varlığı,uygun bir esin olmaması, es ile cinsellik dişi alanlarda iyi  bir iletişimin olmaması sayılabilir.</p>
<p>•  Rahatsızlık genellikle erişkinliğe  geçiş döneminde başlar. Tedavide bilişsel, davranışçı tedavi ve aile terapisi  kullanılır.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sürtünme İle Hamile Kalınır mı ?]]></title>
<link>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/08/surtunme-ile-hamile-kalinir-mi/</link>
<pubDate>Sun, 08 Feb 2009 11:57:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>prosedur</dc:creator>
<guid>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/08/surtunme-ile-hamile-kalinir-mi/</guid>
<description><![CDATA[Gebelik erkek üreme hücresi, spermlerden birinin, uygun durumdaki kadın yumurtasını döllemesi ile ol]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Gebelik erkek üreme hücresi, spermlerden birinin, uygun durumdaki kadın yumurtasını döllemesi ile ol]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sürtünme İle Hamile Kalınır mı ?]]></title>
<link>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/02/08/surtunme-ile-hamile-kalinir-mi/</link>
<pubDate>Sun, 08 Feb 2009 11:57:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>bilgibirikim</dc:creator>
<guid>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/02/08/surtunme-ile-hamile-kalinir-mi/</guid>
<description><![CDATA[Gebelik erkek üreme hücresi, spermlerden birinin, uygun durumdaki kadın yumurtasını döllemesi ile ol]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Gebelik erkek üreme hücresi, spermlerden birinin, uygun durumdaki kadın yumurtasını döllemesi ile olur. Bunun için meninin kadın cinsel organlarına boşalması gerekir. Sürtünme yoluyla sevişme sırasında erkek boşalmıyorsa veya kadın cinsel organlarından<!--more-->Gebelik erkek üreme hücresi, spermlerden birinin, uygun durumdaki kadın yumurtasını döllemesi ile olur. Bunun için meninin kadın cinsel organlarına boşalması gerekir. Sürtünme yoluyla sevişme sırasında erkek boşalmıyorsa veya kadın cinsel organlarından uzağa boşalıyorsa, gebelik söz konusu değildir. Ancak spermlerin kadın yumurtasına ulaşması için mutlaka penisin vajinaya girerek boşalması şart değildir. Eğer vajina ağzına boşalma olursa, spermler içeri girebilir ve gebelik oluşabilir.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İslamda Lohusalık ( Nifas )]]></title>
<link>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/08/islamda-lohusalik-nifas/</link>
<pubDate>Sun, 08 Feb 2009 11:56:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>prosedur</dc:creator>
<guid>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/08/islamda-lohusalik-nifas/</guid>
<description><![CDATA[Lohusalık   &#8211; Nifas Nedir ? Fıkıh dilinde nifas yani lohusalık, doğumdan hemen sonra kadının c]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Lohusalık   &#8211; Nifas Nedir ? Fıkıh dilinde nifas yani lohusalık, doğumdan hemen sonra kadının c]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Memede Görülen Değişiklikler]]></title>
<link>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/08/memede-gorulen-degisiklikler-2/</link>
<pubDate>Sun, 08 Feb 2009 11:38:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>prosedur</dc:creator>
<guid>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/08/memede-gorulen-degisiklikler-2/</guid>
<description><![CDATA[Meme Dokusu Meme yaş ve adet dönemlerine göre değişen hormonal olarak hassas bir dokudur. Ergenlik ö]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Meme Dokusu Meme yaş ve adet dönemlerine göre değişen hormonal olarak hassas bir dokudur. Ergenlik ö]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mastalji]]></title>
<link>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/08/mastalji-2/</link>
<pubDate>Sun, 08 Feb 2009 11:36:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>prosedur</dc:creator>
<guid>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/08/mastalji-2/</guid>
<description><![CDATA[Meme ağrısıdır. En sık karşılaşılan şikayettir ancak tamamı gerçek meme ağrısı değildir. Safra keses]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Meme ağrısıdır. En sık karşılaşılan şikayettir ancak tamamı gerçek meme ağrısı değildir. Safra keses]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mastalji]]></title>
<link>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/02/08/mastalji-2/</link>
<pubDate>Sun, 08 Feb 2009 11:36:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>bilgibirikim</dc:creator>
<guid>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/02/08/mastalji-2/</guid>
<description><![CDATA[Meme ağrısıdır. En sık karşılaşılan şikayettir ancak tamamı gerçek meme ağrısı değildir. Safra keses]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>Meme ağrısıdır.</strong><br />
En sık karşılaşılan şikayettir ancak tamamı gerçek meme ağrısı değildir. Safra kesesi, kalp ağrısı, boyun fıtığı veya kaburga eklem yerleri iltihabı nedeni ile de olabilir. Gerçek sebebi bilinmemekle beraber özellikle 25-40 yaş arasında görülmesi hormonal etkiyi düşündürmektedir.</p>
<p>Sevindirici tarafı ise nadiren meme kanseri ile ilişkili olmasıdır. Bu hastalarda tesadüfen eşlik eden bir kanser<!--more--></p>
<div class="post-content">
<p><strong>Meme ağrısıdır.</strong><br />
En sık karşılaşılan şikayettir ancak tamamı gerçek meme ağrısı değildir. Safra kesesi, kalp ağrısı, boyun fıtığı veya kaburga eklem yerleri iltihabı nedeni ile de olabilir. Gerçek sebebi bilinmemekle beraber özellikle 25-40 yaş arasında görülmesi hormonal etkiyi düşündürmektedir.</p>
<p>Sevindirici tarafı ise nadiren meme kanseri ile ilişkili olmasıdır. Bu hastalarda tesadüfen eşlik eden bir kanser olup olmadığı muayene ve radyolojik tetkiklerle araştırılır. Tedavide diyet düzenlemesi genellikle yeterli olmaktadır, daha ileri durumlarda basit esansiyel yağ asidi verilmesinden hormon düzenleyici ilaçların kullanılmasına kadar tedavi seçenekleri uygulanır. Meme ağrısına eşlik eden kitle bulunursa altın standart olan üçlü tanı testi uygulanır ki bu da; muayene + radyolojik tetkik + patolojik incelemeyi içermektedir.</p></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Meme Ağrısı]]></title>
<link>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/02/08/meme-agrisi-2/</link>
<pubDate>Sun, 08 Feb 2009 11:33:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>bilgibirikim</dc:creator>
<guid>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/02/08/meme-agrisi-2/</guid>
<description><![CDATA[Her Meme Ağrısı Kanser Değildir Çoğu kadın zaman zaman meme ağrılarından şikayet eder. Çok korkulan ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>Her Meme Ağrısı Kanser Değildir</strong></p>
<p>Çoğu kadın zaman zaman meme ağrılarından şikayet eder. Çok korkulan meme ağrılarının kanser dışında da pek çok nedeni olabilir. Prof. Dr. Abdullah İğci, meme ağrılarının türlerini ve bu ağrıların nasıl önlenebileceğini anlatıyor…</p>
<p>Meme ağrısı, kadınlarda memeyle ilgili görülen en sık şikayetlerden birisidir. Ağrı bir veya iki memede farklı derecelerde olabilir. Bu ağrıların ancak % 15-20’sinin tedaviye ihtiyacı vardır. Memede ağrı şikayetiyle hekime başvuran hastaların en büyük korkusu kanser olma ihtimalleridir. Gerçekte, meme ağrısıyla kanser arasında<!--more--></p>
<div class="post-content">
<p><strong>Her Meme Ağrısı Kanser Değildir</strong></p>
<p>Çoğu kadın zaman zaman meme ağrılarından şikayet eder. Çok korkulan meme ağrılarının kanser dışında da pek çok nedeni olabilir. Prof. Dr. Abdullah İğci, meme ağrılarının türlerini ve bu ağrıların nasıl önlenebileceğini anlatıyor…</p>
<p>Meme ağrısı, kadınlarda memeyle ilgili görülen en sık şikayetlerden birisidir. Ağrı bir veya iki memede farklı derecelerde olabilir. Bu ağrıların ancak % 15-20’sinin tedaviye ihtiyacı vardır. Memede ağrı şikayetiyle hekime başvuran hastaların en büyük korkusu kanser olma ihtimalleridir. Gerçekte, meme ağrısıyla kanser arasında direkt bir ilişki yoktur. Meme kanserinin birçok bulgusu yanında, memede ağrı olanı çok azdır. Memede ağrının nedeni, memenin kendisinden kaynaklanan patolojiler olduğu gibi meme çevresindeki kas, eklem ve kemiklerde oluşan hastalıklar da olabilir.</p>
<p>Memede siklik (periyodik, menstrüasyonla ilişkili) ve nonsiklik (menstrüasyonla ilişkisi olmayan, devamlı) olmak üzere iki tip ağrı meydana gelir.</p>
<p><strong>Sıklık ağrı (Periyodik)</strong></p>
<p>Meme hormonlara duyarlı bir organdır. Regl dönemlerinden (menstrüasyon) sonra yumurtalıklardan salgılanan östrojen ve progesteron hormonu, memeyi süt vermeye hazırlar. Bu hormonlar, memedeki süt kanallarının ve süt yapan hücrelerin büyümelerine ve çoğalmalarına neden olur. Bu nedenle menstrüasyon öncesi, memede su retansiyonu ve hacim artması yaparak gerginliğe neden olur. Menstrüasyonun başlamasıyla birlikte meme içinde oluşan yapılar involüsyona uğrar ve tekrar eski haline döner. Memedeki bu hücre çoğalmaları ve involüsyon sonucu fibrokistik yapılar oluşur. regl öncesi dönemde memede gerginlik ve ağrı normaldir. Menstrüasyonun başlamasıyla birlikte ağrı ve gerginlik kaybolur. Bazen bunun şiddetinde artmalar görülebilir. Meme ağrılarının % 70-80′i bu şekilde görülür. Genellikle 30-40 yaşlarında daha sık görünen siklik ağrıların nedenleri arasında hormonal (östrojen ve progesteron) değişiklikler/regl düzensizlikleri, prolaktin hormonunun artması, doğum kontrol hapları, menopoz döneminde hormon replasma tedavisi, stres, üzüntü, tuzlu beslenme, fazla kafein alımı ve yağlı yiyecekler yer alır.</p>
<p>Ağrıyla ilgili tavsiyeler</p>
<p>• Memeyi  alttan destekleyen uygun sutyen   kullanmak,</p>
<p>• Tuz alımını azaltmak,</p>
<p>• Kafein alımını azaltmak,</p>
<p>• Yağ alımını azaltarak lifli gıda ve meyve alımını artırmak,</p>
<p>• Kilo almamak, yürüyüş ve egzersiz yapmak.</p>
<p>Siklik ağrının tedavisi</p>
<p>Memede oluşan regl öncesi siklik ağrıların % 20’sinde ilaçla tedaviye gereksinim vardır. Aspirin, parasetamol veya antifilojistik ilaçlar, ağrının azalmasında etkili olurlar. B1, B6 ve E vitamin preperatları ve çuha çiceği yağı (evening primrose oil), memede rahatlama sağlar. Bromokriptin, danazol gibi ilaçlar da çok gerekli olduğu zaman kullanılır ancak bu tür ilaçların çok ciddi yan etkileri vardır.</p>
<p><strong>Nonsiklik ağrı (nonperiyodik)</strong></p>
<p>Nonsiklik ağrı, memede regl dönemleriyle ilgili olmadan oluşur. Ağrı, memenin belirli bir bölgesinde hissedilir ve genellikle 40-50′li yaşlarda görülür. Ağrı bazen kolda, omuz veya koltuk altında da hissedilir. Ayrıca omuz, kol veya adalede oluşan hastalıklardaki ağrı da memede hissedilir. Travma, memede hızlı büyümüş makrokistler, fibroadenom, meme iltihapları, süt kanalı çevresinde oluşan iltihaplar ve stres büyük pandüle memelerde yağ nekrozu oluşması memede ağrıya yol açar. Ayrıca miyalji, omuz eklemindeki romatizmal hastalıklardan kaynaklanan ağrılar memede de hissedilir.</p>
<p>Nonsiklik ağrının tedavisi</p>
<p>Tedaviler ağrının tipine göre değişiklik gösterir. Büyümüş kistlerin aspirasyonu, meme içinde büyüyen kitlelerin ameliyatla çıkarılması, meme içinde veya süt kanalı çevresindeki iltihapların antibiyotik ilaçlarla kurutulması, stresin yol açtığı ağrılar için anksiyolitik ilaçlar alınması, miyalji veya romatizmal nedenlere bağlı meme ağrılarında nedene yönelik tedavi yapılması bunlardan bazılarıdır.</p></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Meme Muayenesi]]></title>
<link>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/08/meme-muayenesi-2/</link>
<pubDate>Sun, 08 Feb 2009 11:28:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>prosedur</dc:creator>
<guid>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/08/meme-muayenesi-2/</guid>
<description><![CDATA[Kendi kendine Meme Muayenesi Erken tanı ve tedavisi yapılmış meme kanserinde tamamen iyileşme oranı ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Kendi kendine Meme Muayenesi Erken tanı ve tedavisi yapılmış meme kanserinde tamamen iyileşme oranı ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fibrokistik Meme]]></title>
<link>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/08/fibrokistik-meme-2/</link>
<pubDate>Sun, 08 Feb 2009 11:25:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>prosedur</dc:creator>
<guid>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/08/fibrokistik-meme-2/</guid>
<description><![CDATA[Fibrokistik Meme Nedir ? Ağrı, yanma hissi ve memede kitlelerin ele gelmesi ile kendini gösteren fib]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Fibrokistik Meme Nedir ? Ağrı, yanma hissi ve memede kitlelerin ele gelmesi ile kendini gösteren fib]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Epizyotomi]]></title>
<link>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/01/epizyotomi/</link>
<pubDate>Sun, 01 Feb 2009 17:34:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>prosedur</dc:creator>
<guid>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/01/epizyotomi/</guid>
<description><![CDATA[Doğum sonrasında annenin vajina ve perine bölgesinde oluşabilecek istenmeyen yırtılmaları önlemek, d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Doğum sonrasında annenin vajina ve perine bölgesinde oluşabilecek istenmeyen yırtılmaları önlemek, d]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Epizyotomi]]></title>
<link>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/02/01/epizyotomi/</link>
<pubDate>Sun, 01 Feb 2009 17:34:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>bilgibirikim</dc:creator>
<guid>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/02/01/epizyotomi/</guid>
<description><![CDATA[Doğum sonrasında annenin vajina ve perine bölgesinde oluşabilecek istenmeyen yırtılmaları önlemek, d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Doğum sonrasında annenin vajina ve perine bölgesinde oluşabilecek istenmeyen<br />
yırtılmaları önlemek, doğum sonrası annenin mesane ve bagırsaklarındaki sarkmalara<br />
engel olmak ve bebeğin başını rahatlatmak için gerçekleştirilen kesidir.</p>
<p>Yaygın olarak kullanılmasına rağmen anlatılan amaca uyup uymadığı tartışmalıdır.<br />
Epizyo açılmasına rağmen hala yırtıklar<!--more--></p>
<p>Doğum sonrasında annenin vajina ve perine bölgesinde oluşabilecek istenmeyen<br />
yırtılmaları önlemek, doğum sonrası annenin mesane ve bagırsaklarındaki sarkmalara<br />
engel olmak ve bebeğin başını rahatlatmak için gerçekleştirilen kesidir.</p>
<p>Yaygın olarak kullanılmasına rağmen anlatılan amaca uyup uymadığı tartışmalıdır.<br />
Epizyo açılmasına rağmen hala yırtıklar meydana gelebilir ya da ileri dönemlerde<br />
sarkmalar ve buna bağlı idrar tutamama şikayetleri görülebilir. Ağrı,ödem ve<br />
enfeksiyon durumları takiben müşahade edilebilir.</p>
<p>Genelde lokal anestezi yapılır, ancak bu durumda doğum sonrası dikerken hastayı<br />
tamamen uyutmak gerekebilir. Baş vajina ağzında 3-4 cm. çapta görüldüğünde<br />
açılmalıdır. Daha erken açıldığında kanama fazla olabilir. Faydası ve riskleri<br />
tartışmalı olduğu halde hemen hemen ilk doğumların hepsinde, daha sonraki<br />
doğumların pek çoğunda açılan epizyotominin en önemli yararı kontrolsüz<br />
yırtıklara göre komplikasyonalarının daha az olması ve tamirinin daha kolay<br />
yapılabilmesidir.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kadının Erkek Doktora Muayene Olması]]></title>
<link>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/01/kadinin-erkek-doktora-muayene-olmasi-2/</link>
<pubDate>Sun, 01 Feb 2009 17:30:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>prosedur</dc:creator>
<guid>http://prosedur.wordpress.com/2009/02/01/kadinin-erkek-doktora-muayene-olmasi-2/</guid>
<description><![CDATA[Tedaviye, dolayısı ile sağlıga İslam’ın çok çok önem verdiği bilinen bir gerçektir. Çünkü insanın ya]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Tedaviye, dolayısı ile sağlıga İslam’ın çok çok önem verdiği bilinen bir gerçektir. Çünkü insanın ya]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Seks Oyuncakları]]></title>
<link>http://prosedur.wordpress.com/2009/01/30/seks-oyuncaklari/</link>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2009 18:08:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>prosedur</dc:creator>
<guid>http://prosedur.wordpress.com/2009/01/30/seks-oyuncaklari/</guid>
<description><![CDATA[Aliskanlik haline gelen herseyden zevk alma orani, zamanla düser. Bunlara seks de dahildir. Ister ay]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Aliskanlik haline gelen herseyden zevk alma orani, zamanla düser. Bunlara seks de dahildir. Ister ay]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Seks Oyuncakları]]></title>
<link>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/01/30/seks-oyuncaklari/</link>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2009 18:08:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>bilgibirikim</dc:creator>
<guid>http://bilgibirikim.wordpress.com/2009/01/30/seks-oyuncaklari/</guid>
<description><![CDATA[Aliskanlik haline gelen herseyden zevk alma orani, zamanla düser. Bunlara seks de dahildir. Ister ay]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Aliskanlik haline gelen herseyden zevk alma orani, zamanla düser. Bunlara seks de dahildir. Ister ayni evde oturun ister oturmayin, birbirinizi sik sik görmeniz bile yatak hayatinizi monoton bir hale getirebilir bu birliktelikler.</p>
<p>Seks poziyonlarini degerlendirin, hem sizin hem de partnerizin için degisik pozisyonlarda seks yapmak yatak hayatiniza bir degisiklik getirebilir.<br />
Eski günlerinizi hatirlayin, o romantizmi tattiginiz günleri. Ayni romantik ortami tekrar yaratmaya çalisin. Bu konuda genelde bayanlarin çabasi vardir ama erkekler denemeye yeltenmeden burun kivirirlar.</p>
<p>Seks oyuncaklari da bu konuda oldukça yardimci olurlar. Hem zevk için, hem degisiklik, hem de cinsel performansi arttirmak için oyuncaklarin kullanimi tavsiye edilmektedir. Bu konuda çok çesit vardir ve herbirinin kullanimi farkli olmasina ragmen amaçlari aynidir (seksten daha fazla zevk duymak ve insanlarin seks hayatina degisiklik getirmek).</p>
<p>En sik rastlanan ve kullanilan seks oyuncaklari; vibratörler ve<!--more--></p>
<div class="post-content">
<p>Aliskanlik haline gelen herseyden zevk alma orani, zamanla düser. Bunlara seks de dahildir. Ister ayni evde oturun ister oturmayin, birbirinizi sik sik görmeniz bile yatak hayatinizi monoton bir hale getirebilir bu birliktelikler.</p>
<p>Seks poziyonlarini degerlendirin, hem sizin hem de partnerizin için degisik pozisyonlarda seks yapmak yatak hayatiniza bir degisiklik getirebilir.<br />
Eski günlerinizi hatirlayin, o romantizmi tattiginiz günleri. Ayni romantik ortami tekrar yaratmaya çalisin. Bu konuda genelde bayanlarin çabasi vardir ama erkekler denemeye yeltenmeden burun kivirirlar.</p>
<p>Seks oyuncaklari da bu konuda oldukça yardimci olurlar. Hem zevk için, hem degisiklik, hem de cinsel performansi arttirmak için oyuncaklarin kullanimi tavsiye edilmektedir. Bu konuda çok çesit vardir ve herbirinin kullanimi farkli olmasina ragmen amaçlari aynidir (seksten daha fazla zevk duymak ve insanlarin seks hayatina degisiklik getirmek).</p>
<p>En sik rastlanan ve kullanilan seks oyuncaklari; vibratörler ve dildolardir.</p>
<p><strong>Vibratör</strong><br />
Genelde penis seklindedirler. En büyük özellikleri titresimli olmalaridir. Bu titresim sayesinde de insanlari uyarir ve cinsel yönden zevk almalarini saglar. Elektrik ve pille çalisanlari vardir. Bazilarinin yüzeyi pürüzsüzken bazilarinki de ufak sisiklerden olusur. Vibratörlerin çogu kadinlar için üretilmistir ama nadiren olsa bile erkekler için üretilmis olanlari da piyasada bulmak mümkündür. Hem cinsel iliski esnasinda hem de masturbasyon araci olarak kullanilirlar.</p>
<p><strong>Dildo </strong><br />
Dildolarin anlami yapay penistir. Diger bir özellikleri ise sadece manuel olarak kullanimlaridir. Dildolar hem kadinlar hem de erkekler için kullanilabilirler. Bazen lezbiyenler tarafindan da tercih edilirler. Ayrica impotans sorunu yasayan erkeklerin dildolari kullanmalari tavsiye edilir.</p>
<p><strong>Diger Seks Oyuncaklari </strong></p>
<p><strong>Anal Vibratör </strong><br />
Anal vibratörler genelde anal seks yapmadan evvel hazirlik için kullanilan araçlardir. Rektuma takilirlar ve bu bölgedeki adeleleri gevsetmede ve rahatlamada önemli rol oynarlar.</p>
<p><strong>Özel Komdom-Klitoris Uyarici-Gidiklayici </strong><br />
Esasinda hepsi ayni ürünün bir parçasidir. Kadini daha fazla uyarabilmek için penise takilan araçlardir.<br />
Özel kondomlar, penisi daha kalin veya daha uzun bir hale getirirler. Her ne kadar bazi uzmanlar penisin boyutunun sekten alinacak zevk ile bir alakasi olamdigini savunsa da bunun gerçek hayatta oldukça farkli oldugunu bilmekteyiz. Küçük ve kisa penisler pek fazla haz vermezler.<br />
Klitoris uyaricilari ise plastikten yapilmis daire seklinde bir araçtir. Bu daire penise takilir. Bu dairenin etrafinda degisik sisikler ve “dügmeler” vardir. Cinsel iliski esnasinda klitorisi degme yetenegi olusturup, klitorisi uyarirlar. Herhalde bayanlarin da en çok sikayet ettigi konulardan bir tanesi de cinsel iliski esnasinda penisin yakindan uzaktan klitorise degememesidir.<br />
Gidiklayicilar ise genelde kavucuktan yapilmis olup etrafinda degisik uzantili cisimlerin bulunmasindan olusur; örnegin parmaklar gibi. Cinsel iliski esnasinda kadini uyarici rol oynarlar.</p>
<p><strong>Seks Bebekleri </strong><br />
Bunlar gerçek boyutlarda erkek ve kadin bedenini olusturan sisme bebeklerdir. Istenildigi takdirde ses kutulariyla da satin alinabilirler.</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
