<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>islamda-kole &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/islamda-kole/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "islamda-kole"</description>
	<pubDate>Sat, 02 Jan 2010 23:39:58 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[İslam İnsanların İyliği İçn İndiğine Göre Kölelik neden Caiz?]]></title>
<link>http://isoru.wordpress.com/2006/10/15/islam-insanlarin-iyligi-icn-indigine-gore-kolelik-neden-caiz/</link>
<pubDate>Sun, 15 Oct 2006 18:54:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>isoru</dc:creator>
<guid>http://isoru.wordpress.com/2006/10/15/islam-insanlarin-iyligi-icn-indigine-gore-kolelik-neden-caiz/</guid>
<description><![CDATA[İSLAM&#8217;DA, ESİRLERİN KÖLE OLUŞUNU reddeden düzen, bizi hem güçlülere, hem de kendisine çağdaş k]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>İ<strong>SLAM&#8217;DA, ESİRLERİN KÖLE OLUŞUNU reddeden düzen, bizi hem güçlülere,<br />
hem de kendisine çağdaş köle yapmıştır.<br />
SORU: İslâm dini, Allah tarafından insanların hayrı için geldiğine göre,<br />
nasıl oluyor da köleliği caiz kılıyor?</strong><br />
<hr />
CEVAP: Bizim köleliğe karşı duyduğumuz tiksinti ve ürpertinin bir takım eski ve yeni<br />
sebepleri vardır. Materyalizmin görüşündeki işveren, işçi, zengin, fakir, ezilen ve ezen gibi<br />
düşüncelerle, tarihin eski devirlerinde bilhassa Roma ve Mısır&#8217;da kölelere yapılan<br />
vahşiyane zulümler&#8230; Yakın tarihte ve günümüzde esirlere karşı yapılan insanlık dışı<br />
muamele, vicdan sahibi her insanı derin derin düşündürücü mahiyettedir.<br />
Meselenin iyi anlaşılması için sadece Romalıların kölelerine yaptıkları zulmü yazalım.<br />
<!--more--><br />
<span style="text-decoration:underline;">Köleler beşer haysiyeti ve beşer (insan) hukuku olmayan bir takım eşya mesabesinde idi.<br />
Kaçmalarına mani olacak şekilde ağır zincirlere bağlı olarak tarlalarda çalıştırılıyordu.<br />
Diğer hayvanlar gibi (ki hayvan konumunda idiler), kendilerinin de yeme içme hakkı<br />
olduğu için değil, ancak çalıştırılmaları için yedirilirlerdi. Bu mahluklar işlerine, efendinin<br />
veya vekilin duyacağı vahşet zevkini tatmin için kırbaçlanarak sevkedilirlerdi. Bundan<br />
sonra, köleleri, çirkin kokuların kapladığı, farelerin ve çeşitli hayvanların dolaştığı karanlık<br />
zindanlarda yatırırlar, zindanlara düzinelerle köle birden atılırdı. Bazen bir zindanda elli<br />
köle üstü üste yığılırdı. Zincirleri ile beraber zindanlara atılan bu zavallı insanlara,<br />
ahırlarda hayvanlara yapılan muamele bile çok görülürdü. Lakin eşine ender rastlanan en<br />
zalim hadise ise kölelere kılıç ve mızrakla yaptırılan hakiki döğüş ve rol gösterileridir. Bu<br />
türlü gösteriler, Romalılar&#8217;ın en çok sevdikleri eğlencelerdi. Bazen imparator başta olmak<br />
üzere, efendiler, gerçekten karşılıklı döğüş yapan, öldürmekten herhangi bir endişe ve<br />
çekinme duymadan, vücudun neresine gelirse gelsin kılıç ve mızrak vuruşlarını yönelten<br />
köleleri seyretmek için toplanırlardı. Orada bu vahşi duygu son haddine varır, bağırmalar<br />
ve alkışlar yükselir, döğüşen kölelerden biri diğerini tamamen öldürdüğü zaman, zalimane<br />
ve çılgınca kahkahalar boşanırdı. Zavallı köle, kahkahalar ve neşe çığlıkları arasında can<br />
verirdi. İşte kölenin Roma alemindeki durumu bu idi. O zamanda, köleye ait kanunî bir<br />
durum, kendisine şikayet hakkı ve bu şikayete bakacak bir mercii bulunmadığından<br />
kölesini öldürmekte, ona işkence yapmakta ve onu istismar etmekte mutlak hak sahibi olan<br />
efendi hakkında fazla söz söylemeğe lüzum yoktur.</span> (237)</p>
<p>İşte bütün bu sebeplerden dolayı neslimiz kölelikten ve onu müdafa eden sistemlerden<br />
nefret etti. Onlara düşman oldu. Nefret ve düşmanlığında haklıdır ama, İslâm&#8217;a yaptığı<br />
hücum ve tenkit de haksızdı<span style="text-decoration:underline;"><strong>r. Çünkü menşei (kökü) itibariyle kölelik İslâm&#8217;a dayanmadığı gibi, varlığı da onunla devam ettirilmiyordu. Kölelik geçmişte de, bugün de daima başka milletlere ve devletlere dayandı ve varlığını sürdürdü. Müslümanlar, ilk defa kölelikle ilgili zalim ve vahşi durumu Mısır&#8217;ı fethettiklerinde görmüşlerdi. Kölelere yapılan bu işkenceler Müslümanların bilmediği görmediği şeylerdi. Ve bu durumdan dolayı çok üzülmüşlerdi. Müslümanlar, gittikleri her yerde bu duruma mani olmaya, bu yarayı tedavi etmeye çalışıyorlardı. Fakat Batılı, eski Roma ve Mısır&#8217;ın bu çirkin ve zalim durumunu miras<br />
alıyordu. Bundan sonra köle, Batı&#8217;nın ağalarına uşaklık yapacak, onları eğlendirmek için<br />
döğüşecek, ölecek ve öldürecekti.</strong></span></p>
<p>Fakat İslâm, önce kölelik olayını bir vak&#8217;a (olay) olarak ele aldı. Sonra, kölelerin ne ticaret,<br />
ne de eğlence malı olmayıp, insan olduklarını söyledi ve:</p>
<p>&#8220;<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Sizin bazınız bazınızdandır</strong></span></span>&#8220;</p>
<p>(238) ve &#8220;<span style="text-decoration:underline;"><strong>Kim kölesini öldürürse onu öldürünüz. Kim onu hapseder veya gıdasını keserse onu hapsedip ve gıdasını kesiniz. Kim onu hadım yaparsa onu hadım yapınız</strong></span>.&#8221; (239) gibi</p>
<p>ilahi kaideler bildirdi. &#8220;<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Siz, Adem oğullarısınız, Adem de topraktandır. Biliniz ki, hiçbi Arap olmayanın da Arap olana, hiçbir beyazın siyaha, hiçbir siyahın da beyaza üstünlüğü yoktur, üstünlük takva iledir</strong></span></span>.&#8221;</p>
<p>(Yani bütün üstünlük Allah&#8217;ın kanunlarının (emirlerinin) uygulanması iledir.) İslâm, köleleri de alem şümul kardeşliğin içine alıyor ve</p>
<p>&#8220;<span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"><strong>Mü&#8217;minler kardeştir</strong></span></span>&#8221; düsturuyla&#8221;, Hizmetçi ve köleleriniz kardeşlerinizdir&#8221; demektedir.&#8221;</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong> Kardeşi,elinin altında bulunan her fert, ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onların yapamayacakları işleri emredip onlara yüklemesin. Eğer zor işler teklif ederseniz, derhalonlara yardım ediniz</strong></span>.&#8221; (240)</p>
<p>&#8220;<span style="text-decoration:underline;"><strong>Sizden hiçbiriniz, bu kölemdir, bu cariyemdir, demesin.Kızım veya oğlum, yahut kardeşim desin.</strong></span>&#8221; (241)</p>
<p><span style="color:red;"> *</span>Bunlara binaen, Hz. Ömer (r.a), Kudüs&#8217;e Mescid-i Aksa&#8217;nın teslim alınması için giderken, Medine&#8217;den Kudüs&#8217;e kadar hizmetçisiyle (kölesiyle) bineği nöbetleşe kullanmıştır. Hz. Osman (r.a), devlet reisi olduğu devrede kölesinin kulağını çektiği için halkın gözünün önünde, kulağını kölenin eline verip çektirmiştir.</p>
<p>Bütün bunlar kölenin de bir insan olup, diğer insanlardan farkı olmayan bir insan<br />
olduğunu anlatıyor. Şurasını unutmamak gerekir ki, bu hadiseler dünyanın en ücra ve<br />
terkedilmiş yerinde, duyguları hiç işlenmemiş bir topluluk için büyük bir olaydı, bir<br />
inkılâbtı. Zira, muasır millet ve devletler kölenin insanlığı hususunda düşünmeye bile<br />
yanaşmıyorlardı. <strong>İslâm&#8217;ın bu tutumu köleler üzerinde de büyük tesirler yapmıştı.<br />
Köle,eşitlik prensibi ile insanlığına kavuşup, efendisinin yanında yerini almasına hatta<br />
hürriyetini elde edip serbest bırakılmasına rağmen efendisinden ayrılmak istemiyordu.<br />
<span style="text-decoration:underline;">Peygamber Efendimiz (s.a.v), Zeyd bin Harise&#8217;ye hürriyetine kavuşturup babasıyla<br />
gitmesine izin verdiği halde, o Efendimizin yanında kalmayı tercih etmişti. Daha sonra bir<br />
sürü köle de hep aynı şeyleri yapmışlardı. Zira bunlar o kadar güzel muamele görmüşlerdi<br />
ki, kendilerim efendilerinin ailelerinden birer fert sayıyorlardı. Efendiler de öyle biliyor,<br />
titizlikle onların hukukuna riayet ediyorlardı.</span></strong></p>
<p>Çünkü, &#8220;<span style="text-decoration:underline;"><strong>Kim kölesini öldürürse onu öldürünüz, kim kölesini hapseder veya gıdasını<br />
keserse onu hapsedip ve gıdasını kesin</strong></span>&#8221; hükmüne tâbi idiler. Bu türlü cezalar karşısında efendi, ihtiyat ve tedbir içinde, köle ise gayet emin ve rahattı. Bütün bunlar tarihte eşi gösterilemeyecek büyük hadiselerdir ki, bu mevzuda İslâm&#8217;ın getirdiği şeylerin birinci merhalesini teşkil eder.</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">İkinci merhale</span> hürriyete kavuşturma merhalesidir</strong>. İnsanda asıl olan hürriyettir. <span style="text-decoration:underline;">Hür olan bir insanı köleleştirmek büyük günahlardan sayılır</span> <strong>ve bundan elde edilen geliri kullanmak ve istifade etmek ise, katiyyen haramdır.</strong></p>
<p>Hürriyetine dokunan her hareket ve davranış kötülenmiş olmasına mukabil ona hizmet edici her hareket ve davranış da İslâm nazarında takdir görmüştür. <span style="color:red;">Bir insanın yansını hürriyete kavuşturmak, hürriyet kavuşturan kimse için vücudunun yarısını ahiret azabından kurtarmak, bütünü azad etmek ise, vücudunun tamamını teminat altına almak sayılmıştır.</span> İslâm&#8217;da kölelik konusu, hürriyete kavuşturma uğrunda bayrak açılan bir konudur. İslâm yerinde onu bir vazife sayar, yerinde fazilet der, teşvik eder, yerinde efendi ve köle arasındaki anlaşma ve mukavele ile ona giden kapıları açık tutar. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve Hz. Ebubekir (r.a.), köle alıp, azad etme hususunda bütün mallarını harcamışlardır. İslâm devleti de köle alıp, azad etmeyi vazifeleri arasına aldı. Peygamberimiz (s.a.v), <span style="text-decoration:underline;"><strong>on kişiye okuma yazma öğreteni de hürriyete kavuşturuyordu. Bundan başka bazı dinî vazifelerdeki hataları dolasısıyla köleleri hürriyete kavuşturmayı şart koşuyordu. </strong></span> Meselâ, yemin edip yeminini bozanlara:</p>
<p>&#8220;<span style="text-decoration:underline;"><strong>Kim hataen birmü&#8217;mini öldürürse, onun keffareti bir mü&#8217;min kölenin azadı ve ölenin ehline teslimen ödenecek bir diyettir</strong></span>&#8221; (242)</p>
<p>Bunlardan başka efendi ile köle arasında üzerinde anlaşabilecekleri bir miktar mal veya paraya karşılık serbest bırakma vardı. Sevap maksadıyla hürriyete kavuşturma hepsinden önde gelmekteydi.</p>
<p>Denilebilir ki: Kölelerin hürriyete kavuşturulması ve onlara insanca muamele<br />
yapılmasında ne kadar ileriye gidilirse gidilsin, hatta isterse hepsi birden hürriyetine<br />
kavuşturulsun gelen hükümlere bakılınca İslâmiyet köleliği kaldırmayıp, köleliğin varlığını<br />
kabul etmektedir. Halbuki insanlığın tamamen içine işlenmiş pek çok huy ve alışkanlıkları<br />
bir hamlede kaldıran İslâmiyet&#8217;in köleliği kaldırmaması düşünülemezdi. Köleliği<br />
kaldırabilirken kaldırmaması, onu kabul etmesi manasına gelmez mi?</p>
<p>Herşeyden evvel bilinmelidir ki, İslâm köleliği icad etmediği gibi, onun koruyucusu ve<br />
devam ettiricisi de değildir. Kölelik, devletlerin ve milletlerin savaşlar münasebetiyle<br />
oluşturdukları bir müessesedir. Devletler arasındaki harpler devam ettiği müddetçe -ki<br />
devam eder- kölelik kıyamete kadar devam eder. Ve önüne geçmek de hiçbir millete tek<br />
başına nasih olmayacaktır.<br />
Düşünelim ki, biz bir devletle harbe tutuştuk, esir aldık ve bizden de esir aldılar. Bu<br />
esirlere karşı yapılacak çeşitli muameleler vardır. Ya zalim idarelerde olduğu gibi hepsini<br />
öldürmek, ya esir kamplarında hapsetmek veya kendi memleketlerine dönüp gitmelerini<br />
sağlamak. Veyahutta alıp müminlere dağıtarak, ganimetten bir parça saymaktır. Bunları<br />
ele alacak olursak, kılıçtan geçirmek zalimliktir, yapılmaz. Ama kâfirler Müslümanlar&#8217;a en<br />
alasını yapıyorlar. Esir kamplarında tutmak da doğru değildir. Çünkü yirminci asırda dahi<br />
esir kamplarında çok çirkin hadiselere şahit olunmuştur. Esirleri memleketlerine iade<br />
etmek çok iyi bir şeydir. Ama onlar bizden aldıkları esirleri öldürüp iade etmiyorlarsa, bu<br />
durum kendi ihsanımıza karşı bir alâkasızlık, bir zulüm olur. Hele iade ettiğimiz kimseler<br />
bizden bir kısım bilgileri yurtlarına, birliklerine bildirmeleri düşmanın işine yarayacak ve<br />
cesaretlendirecek, bizim ise aleyhimize olacaktır. Bu tür olaylara tarihte rastlamak<br />
mümkündür. Bütün bunlardan sonra geriye, esirlerin harbe iştirak edenler arasında<br />
taksimi mevzuu kalıyor ki,</p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;"><span style="color:red;">İslâm geçici olarak esir alma yolunu tercih etmiştir</span>. Ne öldürme, ne toptan imha etme yolu&#8230; Ne esir kampları ve oradaki mezalim, ne de düşmanı<br />
cesaretlendirecek bir yol. Belki bütün bunların çok fevkinde insanın fıtratına uygun bir yol.<br />
Her Müslümanın evindeki esir, doğruyu, güzeli yakından görme imkânını bulacak.<br />
Gördüğü iyi muamele ve insanca davranışlarla gönlü fethedilecek.&#8217; Nitekim binlerce<br />
misaliyle öyle olmuştur. Sonra da hürriyetine kavuşturulacak, Müslümanların istifade<br />
ettiği bütün haklardan faydalanma imkânı kendisine verilecektir. Bu yol ve usullerle<br />
binlerce mükemmel insan yetişmiştir. </span></strong></p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>İmam Malik&#8217;in şeyhi Nafi de bunlardandır.</strong></span></p>
<p>İlk asırdan başlayarak belli devrelerde Müslümanlar&#8217;ın bu müesseseyi işlettiği<br />
görülmektedir. Fakat bunda iki ana sebep vardır. Bunlardan biri, efendilerle alâkalı, diğeri<br />
de kölelerle. İslâm, tatbikatta mükemmel.insan teminatını, insandaki irade ve hürriyetle<br />
alâkalı olarak ele almaktadır. Fakat İslâm&#8217;ı yaşamakta kusurlu olan kimseler birtakım işleri<br />
tam olarak yapamayacaklardır. İşte bu tür fertlerin Peygamberimiz&#8217;in terbiyesi ile<br />
olgunlaşacakları ana kadar bu işin tam tatbik edilmemesi, bir bakıma normaldir. K<strong>aldı ki<br />
üç, beş tane kişinin hatası yüzünden İslâm&#8217;a çamur atmaya çalışmak haksızlık ve<br />
insafsızlıktır</strong>.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">İkinci şık ise, kölelerin kendileriyle alâkalıdır</span>. Bu hususta İslâm&#8217;ın tatbikatı insanın yaratılışını hesaba katma ölçüsü içindedir. İlk ve son Müslümanlar evvela köleleri<br />
insan olduklarına inandırma, hürriyete karşı olan vahşetlerini yok etme, aile kurma yolunu<br />
göstermek ve hayata alıştırma gibi terbiye edici prensiplerle ele almışlardır. İtiyat ve<br />
alışkanlık insanda ikinci bir tabiat meydana getirir. Bunu giderme ve eski hali diriltme, bir<br />
vahşi hayvanı terbiye kadar zordur. Kölelik de öyledir. Islahı uzun zaman ister. İşte<br />
mü&#8217;minler de bunu yapmışlardır.</p>
<p><span style="color:red;"><span style="text-decoration:underline;"> Her mü&#8217;min &#8220;kardeşim&#8221; deyip bağrına bastığı kölesine,<br />
müstakil çalışma, müstakil kazanma, yuva kurma ve aile idare etme gibi hususları teker<br />
teker öğretmiş ve sonra da serbest bırakıp hürriyetine kavuşturmuştur. Eğer bu işlere tâbi<br />
tutulmadan,iştidat ve kabiliyetleri körelmiş insanlar sırtlarında bir ar olarak taşıdıkları<br />
insanlıkla, topluluk içine salınsalardı, akvaryum balıkları veya kafes kuşları gibi, hayatın<br />
karmaşık dolapları karşısında şaşkına dönecek ve eski hallerine dönme hissine<br />
kapılacaklardı. Bu ise köleler adına hiçbir hayır ifade etmeyecekti</span></span>. Nitekim hayat kanunlarına karşı cahil pek çok köle, arzedildiği şekilde hareket etmiştir.</p>
<p>Amerika Reis-i Cumhurlarından Abraham Lincoln&#8217;un bir hamlede bütün köleleri hürriyete kavuşturması, kölelerin yeniden eski efendilerinin yanına dönmesi şeklinde neticelenmişti. Başka türlü olması da düşünülemezdi. Bütün hayatı boyunca veya hayatının bir kısmını esir yaşamış bir insan, hep emir almaya alışmıştır. Belki çok güzel işler verdiği de olmuştur. Fakat makina gibi dıştan idare edildiği için, böyle biri, elli yaşında da olsa çocuk mesabesindedir. Hayatı bilen veya hayata açık olan birinin yanında talim ve terbiye görmeye, hayat ve onun kanunlarını öğrenmeye ihtiyacı vardır.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
