<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>karne &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/karne/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "karne"</description>
	<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 21:20:49 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[KARNE NASIL]]></title>
<link>http://alimsi.wordpress.com/2009/11/15/karne-nasil/</link>
<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 13:09:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>alimsi</dc:creator>
<guid>http://alimsi.wordpress.com/2009/11/15/karne-nasil/</guid>
<description><![CDATA[Benin karnem çok güzel geldi.Annemve Babam beni çok  güzel.Geldi ve ben çok  iyibir öğreci olduğumu ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="color:#3366ff;"><a href="http://alimsi.wordpress.com/files/2009/11/27510025.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1372" title="27510025" src="http://alimsi.wordpress.com/files/2009/11/27510025.jpg" alt="27510025" width="128" height="84" /></a>Benin karnem çok güzel geldi.<span style="color:#ff6600;">Annemve Babam beni çok  güzel<span style="color:#800000;">.Geldi ve ben çok  iyibir öğreci olduğumu  düşünüyorum.Babam,Annem beni kutladıktan sonra  kendimi çok ve çok iyi  hissettim ve kendimi  ruzgara bıraktırmış gibi  oldum<span style="color:#00ccff;">.</span></span></span></span></p>
<p><span style="color:#3366ff;"><span style="color:#ff6600;"><span style="color:#800000;"><span style="color:#00ccff;">Ben Fatih  Elmacı  lütfen yorum yapın  3/f   no  1479  fevzi çakmak ilk öğretim okulu</span></span></span></span></p>
<p><span style="color:#ff0000;">OKULA DÖNMEK</span></p>
<p><span style="color:#00ccff;">Sonbaharda</span></p>
<p><span style="color:#00ccff;">Göçmen kuşlar gibi </span></p>
<p><span style="color:#00ccff;">Döndük okula</span></p>
<p><span style="color:#00ccff;">Okula dönmek,arkadaşlar</span></p>
<p><span style="color:#00ccff;">Evimize dömektir</span></p>
<p><span style="color:#00ccff;">Çünkü okul  da,evimizdir</span></p>
<p><span style="color:#00ccff;">Kötülükten  korur bizi</span></p>
<p><span style="color:#00ccff;"> </span></p>
<p><span style="color:#00ccff;"> </span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zincirleme Halde Takıldıklarım]]></title>
<link>http://sesar.wordpress.com/2009/07/07/zincirleme-halde-takildiklarim/</link>
<pubDate>Tue, 07 Jul 2009 12:40:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>SeSar</dc:creator>
<guid>http://sesar.wordpress.com/2009/07/07/zincirleme-halde-takildiklarim/</guid>
<description><![CDATA[Sizi bilmiyorum ama ben curling (körling) izlerken takılıyorum, daha ayrıntılı açıklamayla araba far]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Sizi bilmiyorum ama ben curling (körling) izlerken takılıyorum, daha ayrıntılı açıklamayla araba far]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[CAFFMACO Attends MCDC Gen Trias Meet]]></title>
<link>http://caffmacostore.wordpress.com/2009/07/07/caffmaco-attends-mcdc-gen-trias-meeting/</link>
<pubDate>Tue, 07 Jul 2009 10:24:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>caffmacoretail</dc:creator>
<guid>http://caffmacostore.wordpress.com/2009/07/07/caffmaco-attends-mcdc-gen-trias-meeting/</guid>
<description><![CDATA[Dumalo ang ilang empleyado ng CAFFMACO sa buwanang pagpupulong ng Municipal Cooperative Development ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Dumalo ang ilang empleyado ng <a href="http://caffmacostore.wordpress.com/caffmaco/">CAFFMACO</a> sa buwanang pagpupulong ng Municipal Cooperative Development Council ng <a href="http://www.generaltrias.gov.ph/">Gen Trias, Cavite</a> na ginanap sa ikalawang palapag ng munisipyo. Ito ay sa imbitasyon ng opisina ng MCDC sa pamamagitan ni Bb. Shirley Carillo.</p>
<p>Sa pagpupulong na ito ay ipinahayag ng CAFFMACO ang mga produkto, programa na ipinatutupad nito para sa mga kasapi.</p>
<p>Kaugnay ito ng pagbubukas ng <a href="http://caffmacostore.wordpress.com/2009/06/30/caffmaco-manggahan-gen-trias/">CAFFMACO ng tindahan ng karne at mga pangunahing pangangailangan sa Manggahan, Gen Trias</a>.</p>
<p style="text-align:center;"><img class="size-full wp-image-32 aligncenter" title="MCDC GEN TRIAS" src="http://caffmacostore.wordpress.com/files/2009/07/collage.jpg" alt="MCDC GEN TRIAS" width="210" height="158" /></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ Öğrencilerin karne heyecanı]]></title>
<link>http://5kere5.wordpress.com/2009/06/11/ogrencilerin-karne-heyecani/</link>
<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 21:21:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>Çağrı</dc:creator>
<guid>http://5kere5.wordpress.com/2009/06/11/ogrencilerin-karne-heyecani/</guid>
<description><![CDATA[İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 15 milyon öğrenci, yarın karne alarak yaz tatiline ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://5kere5.wordpress.com/files/2009/06/karne.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-581" title="karne" src="http://5kere5.wordpress.com/files/2009/06/karne.jpg" alt="karne" width="200" height="160" /></a>İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 15 milyon öğrenci, yarın karne alarak yaz tatiline çıkacak.<br />
2008-2009 eğitim-öğretim yılı yarın sona erecek. İlköğretim ve liselerde öğrenim gören 15 milyona yakın öğrenci, 8 Eylül 2008&#8242;de başlayan eğitim-öğretim maratonunu tamamlayarak, yaklaşık 3.5 ay sürecek tatile başlayacak.</p>
<p>İlköğretim 6. sınıf öğrencileri ise karne heyecanıyla sınav heyecanını ard arda yaşayacak. İlköğretim 6. sınıfta okuyan yaklaşık 1 milyon 100 bin aday, 13 Haziran Cumartesi günü Seviye Belirleme Sınavı&#8217;na (SBS) katılacak.</p>
<p>SBS, tüm il merkezleri ile yurt dışında Lefkoşa, Trablusgarp, Riyad, Medine, Cidde, Aşgabat, Bakü ve Bişkek&#8217;de gerçekleştirilecek. SBS tüm sınav merkezlerinde Türkiye saatiyle 10.00&#8242;da merkezi sistemle aynı anda yapılacak. Sınavda adaylara 80 soru yöneltilecek ve 90 dakika süre verilecek.</p>
<p>Lise son sınıf öğrencileri de hem mezun olmanın hem de 14 Haziran Pazar günü gerçekleştirilecek Öğrenci Seçme Sınavı&#8217;nın (ÖSS) heyecanını bir arada yaşayacak.</p>
<p>Katılacakları sınavı kazanacak ilköğretim ve lise mezunları, kayıt ve tercih işlemleri dolayısıyla tatilde de yoğun tempoyu sürdürecek.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[KARNE HEYECANI]]></title>
<link>http://1ogretmen.wordpress.com/2009/06/11/karne-heyecani/</link>
<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 18:08:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>fingalo</dc:creator>
<guid>http://1ogretmen.wordpress.com/2009/06/11/karne-heyecani/</guid>
<description><![CDATA[İyisiyle kötüsüyle sevinciyle hüznüyle bir eğitim ve öğretim yılını daha geride bıraktık. 12 haziran]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>İyisiyle kötüsüyle sevinciyle hüznüyle bir eğitim ve öğretim yılını daha geride bıraktık. 12 haziranda öğrencilerimiz karnelerini alacaklar. Bazıları sevinecek bazıları üzülecek. gerçi üzülme biraz yanlış kelime&#8230; kalmak diye birşey yok. çocuklar niye üzülsün ki&#8230; bu yüzden olmalı ki çocuklar o kadar da kafalarına takmıyorlar. Herşeyin tadını çıkarmaya çalışıyorlar. Dikkat ettim; bir hafta önce 7 ve 8. sınıfları SBS sınavına götürdük. Bir iki saat sonra tvlerden soruların cevapları verilmeye başlandı. fakat ne hikmetse bir çok öğrenci cevaplarını kontrol etmediğini söyledi. Çocuklarda ne bileyim bi rahatlık değişik bir şeyler var. neyse uzatmayalım&#8230; çocukları tatile uğurladıktan sonra 2 haftalık bir seminer çalışmamız var. sonrası bizim 2 aylık tatilimiz&#8230; bütün bir yılın yorgunluğunu atmak için yeter de artar bile&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yazılılar]]></title>
<link>http://patlack.wordpress.com/2009/05/27/yazililar/</link>
<pubDate>Wed, 27 May 2009 16:17:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>patlack</dc:creator>
<guid>http://patlack.wordpress.com/2009/05/27/yazililar/</guid>
<description><![CDATA[  Kusura bakmayın sizinle ilgilenemedim. Çünkü bu hafta çok yoğundum. Hocalar 3. yazılıları geç yapt]]></description>
<content:encoded><![CDATA[  Kusura bakmayın sizinle ilgilenemedim. Çünkü bu hafta çok yoğundum. Hocalar 3. yazılıları geç yapt]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Chelsea vs. Barcelona, słów otuchy kilka.]]></title>
<link>http://phidp.wordpress.com/2009/05/07/chelsea-vs-barcelona-slow-otuchy-kilka/</link>
<pubDate>Thu, 07 May 2009 20:17:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>Matys</dc:creator>
<guid>http://phidp.wordpress.com/2009/05/07/chelsea-vs-barcelona-slow-otuchy-kilka/</guid>
<description><![CDATA[GLORIA VICTIS, Stamford Bridge, 6.05.2009 Lis ogonek rudy miał, Lecz ciut dupy wczoraj dał Chciał ob]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>GLORIA VICTIS</strong>, Stamford Bridge, 6.05.2009</p>
<p>Lis ogonek rudy miał,<br />
Lecz ciut dupy wczoraj dał<br />
Chciał obroną bardzo szczelną<br />
Wypchnąć z Ligi Barcę dzielną<br />
Mowa tu o Hiddink Guusie<br />
Co w Korei był na plusie<br />
(o tym jednak się nie mówi<br />
fakt ten niezbyt mu dziś chlubi)<br />
Jednak noc co wczoraj była<br />
Psychę mocno mu skrzywiła<br />
Guus co z gąską już się witał<br />
Zębem szczęścia głośno zgrzytał<br />
Musiał przełknąć żal porażki<br />
I zapłacił za igraszki!!!<br />
Za Igraszki z kim spytacie?<br />
O kim takim mówisz bracie?<br />
Toć o Barcy wam tu prawię<br />
Co dziś dumni są jak pawie.<br />
Tak tu piszę , opisuję,<br />
Faktów jednak tu brakuje-<br />
Że to Barca lepsza była<br />
Srogi łomot wam spuściła<br />
Biedny sędzia się ukrywa<br />
Tak kultura was rozrywa,<br />
Część niebieskich jegomości<br />
Chciało mu połamać kości<br />
Sprawiedliwość zwyciężyła<br />
Tydzień temu nas skrzywdziła<br />
Lecz rachunek wyrównała<br />
Karnych nie podyktowała<br />
Do dziś stadion wasz rozgłasza-<br />
ZA ROK LIGA BĘDZIE NASZA!!! <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>PS. Jesteśmy gotowi i otwarci na komentarze typu:</p>
<p><em>&#8220;ja naliczylem 4 karne dla Chelsea a z tego co widze co ty piszesz to chyba żadnego nie powinno być ;p czerwo dla Abidala jak najbardziej słuszne powinno być czerwo dla Pique za ręke wiec powinny być 4 karne i było by pewnie z 3-0 i Barca by pojechała do domu ;p a więc zastanów się nad sobą bo piszesz takie głupoty że masakra taaaaa w finale MU rozwali Barce z 5-0 i będzie gitara bo Barca jest słaba i nie zasłużyła żeby awansować do finału&#8221;</em></p>
<p>Ponadto w wypowiedzi pomeczowej John Terry stwierdził, iż: <em>&#8220;pomimo niepodyktowania przez sędziego sześciu czy siedmiu karnych dla Chelsea to Barcelona była lepsza w dwumeczu&#8221;. </em>Czyli z jednej strony niby pogratulował awansu Barcelonie, ale z drugiej podniósł liczbę niepodyktowanych dla Chelsea karnych do siedmiu. Nie mogę teraz nie zapytać: kto da więcej?</p>
<p><strong>Btw, Iniesta jest hejahowy! :*</strong></p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-282" title="iniesta" src="http://phidp.wordpress.com/files/2009/05/iniesta.jpg?w=300" alt="iniesta" width="300" height="186" /></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[23 OCAK 2009'DA KARNE ALACAK OLAN ÖĞRENCİLER HAYAL KIRIKLIĞI YAŞAYACAK]]></title>
<link>http://tortumehrek.wordpress.com/2009/04/12/23-ocak-2009da-karne-alacak-olan-ogrenciler-hayal-kirikligi-yasayacak/</link>
<pubDate>Sun, 12 Apr 2009 09:07:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>tortumehrek</dc:creator>
<guid>http://tortumehrek.wordpress.com/2009/04/12/23-ocak-2009da-karne-alacak-olan-ogrenciler-hayal-kirikligi-yasayacak/</guid>
<description><![CDATA[MEB sistemi değiştirdi.Karnelerde problem var.problem geçen yıl da vardı. Geçen yıl (2007-2008 Eğiti]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>MEB sistemi değiştirdi.Karnelerde problem var.problem geçen yıl da vardı.</p>
<p>Geçen yıl (2007-2008 Eğitim-Öğretim yılı) aynı dönemde &#8220;Öğretmenler dikkat! Tüm ders notları 5 (Beş) olan öğrenci takdir alamıyor?&#8221; başlıklı http://www.memurlar.net/haber/99422&#8243; target=&#8221;_blank&#8221;&#62;yazıda ele aldığımız sorunlar halen devam etmektedir.</p>
<p>MEB e-Okul Sisteminde yapacağı küçük bir değişiklikle çok büyük bir sorunu ortadan kaldırabilecekken maalesef bu yıl da bu soruna kulağını tıkamıştır.</p>
<p>Şimdi bu yazıyı okuyanlar &#8220;e-okul sistemi var, veli oraya girer, oradan okur ve hesaplar her şeyi diyebilir&#8221; fakat unutulmamalı ki karne velinin elinde bulunan tek belgedir ve bu belge veliler tarafından önemsenen yıllarca saklanan bir belgedir.</p>
<p>Sorunlara ve kısa çözümlere bir bakalım:</p>
<p>1- Öğrenci ya da veli karneyi eline aldığında orada öğrencinin dönem notunu (5’lik sistem not) görecektir. Yani Dönem puanını (100’lük sistem puan) göremeyecektir. Bunu yapmak çok zor değildir. Karneye yansıtılabilirdi.</p>
<p>2- Puanını görmeyen öğrenci doğal olarak teşekkür ya da takdir belgesi alıp almayacağını hesaplayamayacaktır.</p>
<p>3- Ya da geçen yıl da ifade ettiğimiz gibi tüm dersleri 5 olan öğrenci bu 5 leri (84,99) dan almışsa karneye göre Takdir belgesi beklerken Teşekkür Belgesiyle karşılaşmanın şokunu yaşayacaktır.)</p>
<p>4- Ya da tüm dersleri 69,99 dan 4 olan bir öğrenci karnesinin tamamı 4 olduğu halde hiçbir belge almamakla karşı karşıya kalacak ve bu anlamsızlığı karneye bakarak çözemeyecektir.</p>
<p>5- MEB daha önceki yıllarda yaptığı açıklamalarda öğrencinin önceki yıl ortalamalarını karneye yansıtacağını belirttiği halde ve karnede böyle bir hane yer almasına rağmen bu konuda da adım atılmamıştır.</p>
<p>Bu kadar basit bir konuda dahi uyarıları dikkate almayan MEB maalesef öğrencilerle okul idarelerini ya da öğretmenleri karşı karşıya getirmektedir. Çünkü yukarıdaki sorunların hesabını öğrenci ya da veli, öğretmen ya da okul idaresine sormaktadır.</p>
<p>Teşekkür Ya da Takdir Hesabına Gelirsek</p>
<p>Yeni sistemde Teşekkür ve Takdir Belgesi alabilmek için; Türkçe dersi 55,00’dan aşağı olmamak ve diğer derslerin tümünden 45,00’dan aşağı olmamak kaydıyla Dönem sonu itibari ile</p>
<p>Teşekkür için 70,00-84,99</p>
<p>Takdir için ise 85,00-100 puan ortalamasına sahip olmak gerekiyor.</p>
<p>Bir derse ait Puanı Haftalık Ders saatiyle Çarparsak o derse ait Ağırlıklı Puanı Buluruz.</p>
<p>Bu işlem tüm dersler için yapılır ve dersler için bulunan ağırlıklı puanlar toplanır.</p>
<p>Çıkan sonuç puanlamaya katılan derslerin haftalık ders saatlerinin toplamına bölünerek o döneme ait dönem sonu Puan ortalaması bulunur.</p>
<p>(Örneğin ilköğretim 6.sınıfta bir haftada toplam 30 saat ders vardır 1 saat olan Rehberlik ve 2 saat olan Seçmeli Derslere not ve puan verilmediğinden haftalık ders saatlerinin toplamı 27 olacaktır.)</p>
<p>Yani öğrencinin her ders için hesaplanan ağırlıklı puanları toplanıp 27 ye bölünecektir ve çıkan sonuç 70,00-84,99 ise Teşekkür, 85,00-100 aralığında ise Takdir Belgesi alınacaktır.</p>
<p>VELİLERE UAYRI:</p>
<p>Karnenin, çocuğun başarısından ziyade derslerinde bazı eksikliklerinin olduğunu gösterdiğini söyleyen Çekem, şöyle devam etti; &#8220;Karnenin öğrenciye ve veliye verilen bir uyarı belgesi olduğunu altını çizdi. Çekem, ailelere, çocuklarının karne korkusunu yenmelerini sağlamak ve istenmeyen bazı davranışların oluşmasını önlemek için, şimdiki başarısızlığın ileriki yıllarda başarıya dönüşebilmesi adına, en önemlisi de ana ile baba karnesindeki zayıf notlardan kurtulabilmek yolunda, çocuklara karne zamanı olumlu yönde yaklaşılması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Çekem, şu uyarılarda bulundu; &#8220;Çocuğunuzun karnesiyle ilgili duygularınızı, çocuğunuzun kişiliğini incitmeden net bir şekilde anlatın. Başarılı olabilmesi için, onun arkasında olduğunuzu kendisine hissettirin. Çocuğunuzu kesinlikle suçlayıp yargılamayın. Ona &#8220;tembel tavuk, geri zekalı…&#8221; gibi isim ve lakaplar takmayın. Seni kaportacıya işçi olarak göndereceğim, okuldan alacağım gibi tehditler savurmayın. Onu eleştirip, emirler yağdırmayın. Arkadaşlarıyla, kardeşleriyle, komşularınızla kıyaslamayın. Unutmayın, o herkesten farklı olan ve sadece kendine benzeyen bir bireydir. Çocuğunuzu kesinlikle aşağılamayın. Hele arkadaşlarının yanında buna sakın kalkışmayın. Onun kendine olan güven duygusunu zedelemiş olursunuz. Çocuğunuza sürekli olarak cezalandırma, bağırma gibi davranışlarla yaklaşmayın. Çocuğun kendi karnesiyle ilgili olarak anlattıklarını dinleyin. Onun düşüncelerine önem verin. Her ana-babanın çocuklarıyla ilgili bazı beklentileri vardır. Bunları onunla konuşun. Çocuğunuzun karnesinde zayıflar olabilir. Ona açık bir kapı bırakın, kendini affettirebilmesi için bir yol gösterin. Çocuğunuzun ders başarısızlığının giderilebilmesi için, beraber çözüm yolları arayın. Çocuğunuzun zayıfı var diye ona yaz tatilini zehir etmeyin, dinlenmesine fırsat verin. Ancak eksikliklerini gidermek için onunla beraber uygun bir plan yapın ve bunu uygulayın. Çocuğunuza, karnesi iyi de olsa kötü de olsa sizin onu seveceğinizi ve onun arkasında olacağınızı hissettirin. Çocuktan başarı beklerken, onun kapasitesini de bilmek gerekir.&#8221;</p>
<p>Yersiz kıyaslamaların, olumsuz sonuçlar doğurabildiğine dikkat çeken Çekem, her karne döneminde başarısızlık sorunu nedeniyle psikiyatriste başvuran öğrenci sayısı arttığının altını çizdi.</p>
<p>Bu çocukların başarısızlık nedenleri araştırıldığında, ailedeki iletişim bozuklukları, ana, babanın çocuğun kapasitesinin üstünde beklentilere sahip olması ve psikiyatrik rahatsızlıkların ön plana çıktığını kaydetti.</p>
<p>Milyonlarca öğrenciyi karne heyecanı sararken, uzmanlar büyük beklenti içinde bulunan aileleri uyardı. </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[23 OCAK 2009 CUMA GÜNÜ ÖĞRENCİLER KARNE ALACAK ]]></title>
<link>http://tortumehrek.wordpress.com/2009/04/12/23-ocak-2009-cuma-gunu-ogrenciler-karne-alacak/</link>
<pubDate>Sun, 12 Apr 2009 09:06:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>tortumehrek</dc:creator>
<guid>http://tortumehrek.wordpress.com/2009/04/12/23-ocak-2009-cuma-gunu-ogrenciler-karne-alacak/</guid>
<description><![CDATA[İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 15 milyon öğrenci ve 600 bine yakın öğretmen, yarıy]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 15 milyon öğrenci ve 600 bine yakın öğretmen, yarıyıl tatiline hazırlanıyor. 2008-2009 eğitim-öğretim yılının ilk dönemi, 23 Ocak 2009 Cuma günü sona erecek.<br />
Örgün eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler, ilk yarıyıldaki çalışmalarının karşılığı olan karnelerini alacak ve yaklaşık 2 haftalık yarıyıl tatiline çıkacak.</p>
<p>Eğitim-öğretim yılının ikinci yarısı, 9 Şubat 2009 Pazartesi günü başlayacak. Öğrenciler 12 Haziran 2009 Cuma günü karne alacak ve 3 aylık yaz tatili başlayacak. 2009-2010 eğitim-öğretim yılının 7 Eylül 2009′da başlaması planlanıyor.</p>
<p>SBS,DPY VE ÖSS SINAV TAKVİMİ</p>
<p>Öğrenciler açısından 2008-2009 eğitim-öğretim yılının ikinci yarısı, sınavlar nedeniyle ilk yarıyıldan daha yoğun geçecek.</p>
<p>Seviye Belirleme Sınavı, ilköğretim 6. sınıflar için 13 Haziran 2009,</p>
<p>7. sınıflar için 7 Haziran 2009 ve</p>
<p>8. sınıflar için ise 6 Haziran 2009 tarihlerinde yapılacak.</p>
<p>İlköğretim 5. sınıf ile liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında okuyan öğrencilerin katıldığı Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (DPY) 3 Mayıs 2009 tarihinde gerçekleştirilecek.</p>
<p>İlköğretim 8.sınıf için DPY sınavı 6 Haziran 2009,</p>
<p>ilköğretim 7. sınıf için 7 Haziran 2009,</p>
<p>ilköğretim 6. sınıf için ise 13 Haziran 2009 tarihlerinde düzenlenecek.</p>
<p>Üniversiteye giriş sınavı ise 14 Haziran 2009 tarihinde yapılacak</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Crimson Wave]]></title>
<link>http://karenamor.wordpress.com/2009/03/12/crimson-wave/</link>
<pubDate>Thu, 12 Mar 2009 21:21:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>karenamor</dc:creator>
<guid>http://karenamor.wordpress.com/2009/03/12/crimson-wave/</guid>
<description><![CDATA[I&#8217;m having a bad day  Heck, i&#8217;m having kind of a rough week actually.  What is up with m]]></description>
<content:encoded><![CDATA[I&#8217;m having a bad day  Heck, i&#8217;m having kind of a rough week actually.  What is up with m]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ BKM Mutfak - Karne Günü]]></title>
<link>http://webhizmet.wordpress.com/2009/03/04/bkm-mutfak-karne-gunu/</link>
<pubDate>Wed, 04 Mar 2009 03:05:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>onlinehizmet</dc:creator>
<guid>http://webhizmet.wordpress.com/2009/03/04/bkm-mutfak-karne-gunu/</guid>
<description><![CDATA[]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.uyguntube.com/index.php/2009/03/bkm-mutfak-karne-gunu/"><img src="http://i01.timsah.com/videos/855/Z0QdTnbzuEU/8_200.jpg" alt="" /></a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Manulein dekorieren 1]]></title>
<link>http://manulein.wordpress.com/2009/02/26/manulein-dekorieren-1/</link>
<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 15:00:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>manulein</dc:creator>
<guid>http://manulein.wordpress.com/2009/02/26/manulein-dekorieren-1/</guid>
<description><![CDATA[Was macht man mit einem Manulein das von Karneval so viel Ahnung hat wie Amerikaner von Geographie. ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Was macht man mit einem Manulein das von Karneval so viel Ahnung hat wie Amerikaner von Geographie. Man nimmt sie mit und verpasst ihr die volle Dröhnung Karneval. Nunja wie das mit einem Ruhrgebietler so ist, hat so ein Ruhrgebietler nicht so wirklich eine Wetterfeste Kostümierung dabei. So auch ich. Ich hatte ein rotes 50er Jahre Kleid das mir bis knapp über die Knie ging. Für draussen natürlich viel zu kalt, da hilft auch keine Strumpfhose.</p>
<p>Nun ist der Morgen des Tages, den man Weiberfastnacht nennt und mir wird ein gelb/blauer Schal umgehangen und ehe ich mich versehe sitze ich auf dem Beifahrersitz eines Autos und weiß nicht so genau wo ich eigentlich bin und wohin ich gefahren werde. Offenbar tingeln wir durch Kindergärten und Schulen, wir das sind die Prinzessin und ein Haufen Leute die offenbar alle irgendwie zu der Prinzessin gehören, die Tanzmäuse des Vereins und Schutzengel der die Fahne (er nannte das Standarte) durch die Gegend schleppte und eine kleine Manulein hinter sich her schleifte. Klein Manulein war fürs erste ziemlich beeindruckt. Erstaunlich wie hoch man die Beine bekommen kann selbst wenn man noch so klein ist.</p>
<p>Schutzengel gab mir die Anweisung auf Fragen ob ich seine Freundin wäre, mit &#8220;Ja&#8221; zu beantworten, fürs erste brauchte ich das aber garnicht, denn Schutzengel antwortete der Prinzessin ob ich seine Freundin wäre selber mit &#8220;Ja&#8221; und ich bekam einen Prinzessinen Button verpasst, den ich die restliche Woche durch die Gegend trug.</p>
<blockquote><p>Comming soon Manulein dekorieren 2</p></blockquote>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bir Gülümseme… - Bekir Coşkun]]></title>
<link>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/bir-gulumseme%e2%80%a6-bekir-coskun/</link>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 16:24:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>pckocan</dc:creator>
<guid>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/bir-gulumseme%e2%80%a6-bekir-coskun/</guid>
<description><![CDATA[Hep aklıma takılır; matematikçi öldüğünde, Kafasının içindeki o denklemler, o çözümler, o formüller ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong> Hep aklıma takılır; matematikçi öldüğünde,<br />
Kafasının içindeki o denklemler, o çözümler, o formüller nereye gider ?..<br />
Şair öldüğünde; dilinin ucuna birikmiş kafiyelerine ne olur ?..</strong></p>
<p><strong> Tarihçi öldüğünde; ömür boyu topladığı bilgilerin, birikimin,<br />
Ezberlerin, beynindeki arşivlerin başına ne gelir ?…</strong></p>
<p><strong> Kemancı öldüğünde ?..<br />
Nereye gidiyor parmaklarındaki o maharet ?..<br />
Duyguları tellere taşıyan o titreşim ne oluyor ?..</strong></p>
<p><strong> Ya da áşık öldüğünde; ne olur sevdası ?..<br />
Cunda’daki bahçede onu masanın öbür ucundan izlemiştim.<br />
Mavi gözleri vardı.<br />
Sarı saçları, kusursuz bedeni, insana güven veren sesi,<br />
Aydınlık-tutarlı-kararlı-cesur sözleri, yüzünden hiç eksik olmayan gülümsemesi… </strong></p>
<p><strong> Onunla dans etmek istemiştim…<br />
Kollarımın arasına alıp sarılmak,<br />
Yanaklarından öpmek, belki kulağına “seni çok sevdim” diye<br />
Fısıldamak gelmişti içimden.<br />
Yapamadım…</strong></p>
<p><strong> Yapmaya kalkarsam ağlarım diye korktum…<br />
Andree onu anlatmıştı:<br />
“O profesör…”<br />
Ben hiç öyle profesör görmemiştim.<br />
(………)<br />
Kimi zaman onunla ülkemizi, toplumumuzu,<br />
Demokrasimizi, büyüdüklerinde çocukların nasıl bir dünya bulacaklarını konuşmuştuk…<br />
Yüzünde her zaman o acı gülümseme vardı…<br />
O konuştukça içimden hep aynı şey geçiyordu: “İşte; aydınlık, yürekli, çağdaş kadının gülümsemesi…”<br />
Ona ” Sen hep yanımızda ol… Sen her zaman buralarda olmalısın …” demek gelmişti içimden. </strong></p>
<p><strong> Söyleyememiştim…</strong></p>
<p><strong> Dün, onu çok çok seven Andree ağlayarak haber verdi:<br />
“Türkel öldü…”<br />
Cunda’nın yaz gecelerinde, gülücüklerle yaşama tutunmaya çalışırken,<br />
Bizler onun amansız hasta olduğunu, muhtemelen birkaç ay sonra bile herhangi bir yerde olamayacağını çoktan biliyorduk.<br />
Sizler bu sabah gazetelerdeki “Çağdaş kadınların öncülerinden Prof. Türkel Minibaş öldü” haberlerini okuyacaksınız.<br />
Ben ise sadece soracağım: “Bir kadın düğünde… O gülümseme nereye gider?..”</strong></p>
<p><strong> Bekir COŞKUN </strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Rezalet Tolon Serbest Bırakıldı-Serdar Akinan - Komedi]]></title>
<link>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/rezalet-tolon-serbest-birakildi-serdar-akinan-komedi/</link>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 16:23:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>pckocan</dc:creator>
<guid>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/rezalet-tolon-serbest-birakildi-serdar-akinan-komedi/</guid>
<description><![CDATA[Böyle rezalet olur mu? Böyle skandal olur mu? Hukuk nerede? Bu tahliye kararını kim nasıl izah edece]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="entry-content">
<div class="snap_preview">
<p><strong>Böyle rezalet olur mu? Böyle skandal olur mu?  Hukuk nerede? Bu tahliye kararını kim nasıl izah edecek?<br />
Hatırlarsınız emekli Orgeneral Hurşit Tolon bir temmuz sabahı yakalanmıştı.</strong></p>
<p><strong><br />
Savcı Zekeriya Öz’ün titiz çalışmasıyla soruşturma kapsamına alınan Tolon, emniyet istihbaratın aylar süren teknik takibi sonucu Ergenekon terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmış ve askeri lojmanlarda kıskıvrak yakalanmıştı.<br />
Asıl delil ise oğlunun evinde yapılan aramada ele geçmişti.<br />
Üzerinde ‘Ergenekon yapılanması’ yazan bir fotokopi!..<br />
Yapılan derinlemesine tahkikatta savcılar şu şok sonuca ulaştılar:<br />
Ergenekon yapılanmasını anlatan bu belge 6.Dalga’dan hemen önce bazı gazetelerde yayınlanmıştı. Hatta hatta bazı internet sitelerinde günlerce yayınlanmıştı…<br />
İşte bu kritik belgeye internet aracılığıyla ulaştığı anlaşılan Tolon, ‘printer’ denen bir alet vasıtasıyla bu belgeyi yazdırmış.<br />
Hatta bununla yetinmeyerek bir de fotokopisini çekmiş.<br />
Özellikle fotokopisini çekmesi savcıların dikkatinden kaçmadı.<br />
Emekli paşa Hurşit Tolon, gazetelerde günlerce yayınlanan bir belgenin fotokopisini neden çektiğini açıklayamayacağından olsa gerek susma hakkını kullanmıştı.<br />
Sükutun ikrardan geldiğine dalalet eden bu tavır da emniyet istihbaratın ve savcıların dikkatini çekti.<br />
Gene o süreçte, savcılıktan sızan bazı haberlere göre, Hurşit Tolon’a torunlarıyla yaptığı telefon görüşmeleri sorulmuş, bu kayıtlarda, ‘Karne nasıl bakalım, kırık var mı?’ cümlesinin Ergenekon örgütünün askeri kanadına bir talimat olup olmadığını açıklaması istenmiş.<br />
Tolon, bu sorular karşısında da sessizliğini korumuş.<br />
Ancak tutuklanmasına neden olan asıl gelişmenin, gözaltından birkaç gün önce eşini telefonla arayarak, ‘Bi daha bana danışmadan eve misafir çağırma akşam Fener’in maçı vardı. Şimdi izleyemeyeceğim…’ demesi olduğu anlaşıldı.<br />
Bu cümlede geçen ‘danışmadan’ kelimesinin Danıştay saldırısıyla doğrudan alakalı olduğu söylendi.<br />
Yazılabilseydi iddianamede bu vahim argümanlara yer verilecekti.<br />
Ancak asıl hukuk skandalı iste tam burada…<br />
Dünyanın hangi ülkesinde daha mahkemeye iddianame bile sunulmadan tutuklu bir sanık altı ay sonra serbest kalır?<br />
Yok, hakikaten bu ülkede yaşanmaz.<br />
Terör örgütü üyesi adamlar şimdi ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşacak.<br />
Ben bu ülkenin polisine, savcısına nasıl güveneceğim?<br />
Adamı tutuklamışsın ne güzel, altı aydır da cezaevi cezaevi gezdirmişsin… Şimdi kalk delil yetersizliğinden serbest bırak…<br />
Allahtan yurtdışına çıkış yasağı koydular. Maazallah çıkıp dışarıdan darbe falan da tezgahlar bunlar…<br />
Vedat Yenerer’in Kuzey Irak’tan getirdiği 1930 model vahim nitelikteki tüfek ve boş uçaksavar mermisi kovanlar kullanılırsa ne yapacağız?<br />
Hurşit Tolon ve Vedat Yenerer artık serbest…<br />
Türkiye’ye rahat yok…<br />
Böyle hukuksuzluk olur mu?<br />
Medya da medya olsa…<br />
Tutturmuşlar bir Ekrem Tosun… Neymiş Başbakan’ın oğlu ortakmış.<br />
Olacak tabii… Aç mı kalsaydı çocuk?…<br />
Tutturmuşlar bir ‘Deniz Feneri’ dosyası aylardır neden gelmiyormuş?<br />
Gelemez tabii… Posta kolay mı geliyor taa Almanya’dan?<br />
Tutturmuşlar bir Cumhurbaşkanı’nın oğlu neden Suudi Arabistan’da iş bağlıyormuş?<br />
Bağlayacak tabii… Ne yapsın çocuk ticaret sünnet…<br />
Siz asıl şu hukuksuzluğu yazın… Ergenekon terör örgütü nasıl dışarı çıkmaya başladı?<br />
Rezalet valla… Rezalet…</strong></p>
<p>Serdar Akinan</p></div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Onun adı Tosun! Karizmayı o korusun…]]></title>
<link>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/onun-adi-tosun-karizmayi-o-korusun%e2%80%a6/</link>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 16:20:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>pckocan</dc:creator>
<guid>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/onun-adi-tosun-karizmayi-o-korusun%e2%80%a6/</guid>
<description><![CDATA[Belgeler açıklanıyor. Geliyor, geliyor… En tepeye ulaşıyor. Kemal Kılıçdaroğlu yaman çıktı. Açıkladı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="entry-content">
<div class="snap_preview">
<p><strong>Belgeler açıklanıyor. Geliyor, geliyor… En tepeye ulaşıyor. Kemal Kılıçdaroğlu yaman çıktı. Açıkladıkça döktürüyor. Sorguladıkça düşürüyor.</strong></p>
<p><strong>Zırhlı arabayı sormuştu.</strong></p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı yalan dedi.</strong></p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu doğru çıktı.</strong></p>
<p><strong>Arsa dişlemeyi sormuştu.</strong></p>
<p><strong>Şaban Dişli “yalan” dedi.</strong></p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu haklı çıktı.</strong></p>
<p><strong>Ankara halkı soyuldu demişti.</strong></p>
<p><strong>Melih Gökçek “yalan” dedi.</strong></p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu doğru çıktı.</strong></p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu “Tosun” var dedi.</strong></p>
<p><strong>Başbakan, “yok” dedi.</strong></p>
<p><strong>Kılıçdaroğlu doğru çıktı.</strong></p>
<p><strong>48 saat içinde; “soyadı Tosun, adı Ekrem ve mesleği de mali müşavirlik olan” birisi çıktı.</strong></p>
<p><strong>Bu mali müşavir Ekrem Tosun, Başbakan’ın can arkadaşı, yoldaşı, aile dostu, altıncısı, düğün hediyesi altınları dövize çeviricisi, çocukları çocuklarının en samimi arkadaşı, son yılların en zengini, en girişkeni olan Cihan Kamer’in adamı çıktı.</strong></p>
<p><strong>Onun adı Tosun!</strong></p>
<p><strong>İmzayı o koysun.</strong></p>
<p><strong>Bilal’i, Burak’ı saklasın.</strong></p>
<p><strong>Altıncıkları o korusun.<br />
***<br />
Başbakan yalancı çıktı.</strong></p>
<p><strong>“Ne nesebimde, ne kanımda; hiç tanıdığım, bildiğim biri değil” dese de buna kimse inanmaz.</strong></p>
<p><strong>Saklamışlar ortaklığı.</strong></p>
<p><strong>Tosun’u çarşaf yapıp, ortaklığın üstünü örtmüşler. Başbakan’ın “Washington’da Dünya Bankası’nda çalışıyor, kendi emeğiyle geçiniyor” diye bilinen küçük oğlu ile “bir gemicik alıp çalıştırmakta olan büyük oğlunun” eşini, hava meydanındaki çok seçkin ve gözde mekân, pasaport kontrol çıkış noktasının hemen bitişiğinde, yıllık kirası 870 bin euro olan mağazanın ortağı olmasını gizlemişler.</strong></p>
<p><strong>Onun adı Tosun!</strong></p>
<p><strong>Genel Kurul’da o olsun.</strong></p>
<p><strong>Ortaklığı gizlesin, saklasın.</strong></p>
<p><strong>Halk, sakın bilmesin.</strong></p>
<p><strong>Niçin bilmesin?</strong></p>
<p><strong>Çünkü bu kadar garip gureba, bu kadar fakir-fukaradan, işsizden, yoksuldan, iş kuracak parası, işe girecek arkası olmayanlardan oy alarak Başbakan olmuş bir liderin; gelip mağazaya hiç uğramaz, altından hiç anlamaz, ortak oldukları bile İstanbul Ticaret Odası’nın Ticaret Sicili kaydına konulmaz küçük oğlu ile büyük oğlunun eşi yani büyük gelininin, “çalışmadan, emek vermeden, terlemeden, sermaye koymadan, tamamen Cihan Amca’dan, altından, avantadan, havadan” para kazandıklarını vatandaş duyarsa “karizma” çizilir.</strong></p>
<p><strong>Onun adı Tosun!</strong></p>
<p><strong>Önümüzde seçim var.</strong></p>
<p><strong>Karizmayı o, korusun.</strong></p>
<p><strong>***<br />
Oğlanların altıncı amcaları Cihan Kamer, “Başbakan’ın haberi yoktu” diyerek durumu kurtarmaya çalışıyor. Yani Altıncı Amca ile oğlanlar, gelinler bir oldular, “hava meydanında altın satan mağaza açtığımızı babamızdan gizleyelim” mi yaptılar?</strong></p>
<p><strong>Korkunç!</strong></p>
<p><strong>Ne amcalığa sığar.</strong></p>
<p><strong>Ne arkadaşlığa.</strong></p>
<p><strong>Ne babalığa.</strong></p>
<p><strong>Kimse de yemez bu yalanı!</strong></p>
<p><strong>Çünkü herkes gibi Kılıçdaroğlu da biliyor ki; Atagold’un sahibi ve Başbakan’ın oğullarının sonradan amcası Cihan Kamer, “nereden buldun” soruşturmasında Tayyip Erdoğan’ın imdadına yetişmiş, düğünde takılan altınları dövize kendisinin çevirdiğini söylemişti. Diğer oğlanın gemiciği satın aldığı Hasan Doğan ile altıncı amca Cihan Kamer birlikte İETT Garajı ihalesini, Dubai Şeyhi El Maktum’la ortak girerek kazanmışlardı.</strong></p>
<p><strong>Onun adı Tosun!</strong></p>
<p><strong>Çarşaf olsun.</strong></p>
<p><strong>Oğlanları o korusun.</strong></p>
<p><strong>Salla Kılıçdaroğlu.</strong></p>
<p><strong>Dökülüyorlar!</strong></p>
<p>Necati DOĞRU</p></div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ergenekon Neocon! - Behiç KILIÇ]]></title>
<link>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/ergenekon-neocon-behic-kilic/</link>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 16:18:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>pckocan</dc:creator>
<guid>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/ergenekon-neocon-behic-kilic/</guid>
<description><![CDATA[Memleket saht-ı mailine hâkim olan ABD muhipleri, köşeye sindirdiklerine inandıkları milliyetçi/ulus]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="entry-content">
<div class="snap_preview">
<p><strong>Memleket saht-ı mailine hâkim olan ABD muhipleri, köşeye sindirdiklerine inandıkları milliyetçi/ulusalcı inisiyatif adına kafa kaldırmaya kalkanlara şimdi yeni bir stratejiyle saldırıyorlar!..<br />
Milliciler, ABD’li ve de Neocon uzantısı olarak<br />
sunuluyor!..</strong></p>
<p><strong><br />
Daha öncesinde de böyle “komik” bir kör dalışı vardı… Milliciler Türk olmamakla dahi nitelendirildiler!.. Ne mutlu Türk’üm diyemeyen tayfanın karşısına dikilen direnişe “Siz Türk değilsiniz” ırkçılığında yaklaşmaları garip bir durumdu.<br />
ABD’nin derin hakimiyetinden beslenenler artık aleni bir şekilde 1919’u da aşan biçimde ihanet işbirliğinde sakınca görmeyenler (Bu sefer dini değerler de pazarlamaya açılmıştır!) Amerikalılaştıklarını değil Amerikalı olduklarını söyleyenler, millicileri sindirmek için, onlara “Neocon Amerikalı!” diyorlar!..<br />
İspat?.. İspatları da Michael Rubin!..</strong></p>
<p><strong>Sapla saman!..<br />
Bu Rubin bey ağzını bir açtı mı, memleketimizin değme millicisine taş çıkaracak mesajlar veriyor!.. Mesela Irak’ın kuzeyi konusunda Barzani’yi delik deşik ediyor, iktidara muhalif, askerlerle arası iyi, melaike gibi bir ABD’li.<br />
Yani, tescilli bir Neocon, bir milliyetçi/ulusalcı gibi konuşuyor. O halde teşhis tamam, memleketin milliyetçileri/ulusalcıları bu Amerikalı Neoconlar tarafından<br />
besleniyor!..<br />
Bu mantığı zorlarsak, milliyetçileri sadece Neocon olarak değil sıkı birer İsrail yandaşı olarak da infaz edebildikleri bilgisine ulaşırız!..<br />
Şöyle ki; Rubin’in kuruluşu, American Enterprise Institute İsrail’e akreditedir. Olabilir!..<br />
Şimdi… Bu arkadaşın da içinde bulunduğu bir muhteremler heyeti, geçtiğimiz mayıs ayında İstanbul’da bir araya geldiler. İsrail’den gelenler, İsrail muhipleri ağırlıklı toplantının üç katılımcısını hatırlatalım… Başbakan’a madalya takan,ABD’deki Yahudi lobisinin temsilcisi, Rubin ve Soner Çağatay adlı kişi. Bay Çağatay da adı Türk, kendi Amerikalı, Yahudiler adına iş gören, Davos sonrasında da, Erdoğan’a Peres’e söz söyledi diye aleyhine WP’de yazı yazdırılan kişi…<br />
Millicilerle aynı sepette gösterilmeye çalışılanları anlatıyoruz, sapla samanın karıştırılması bu kadar da değil…</strong></p>
<p><strong>İşgalciler, çuvalcılar…<br />
Irak’ı cehenneme çeviren, petrol kuyularını işgal uğruna milyonlarca insanı katletmeyi göze alan çetenin kurmay heyetinden akıllarda kalan isimler<br />
var mı?!.<br />
Dick Cheney, Paul Wolfowitz isimlerini hatırlıyor musunuz?.. Bunlar işte ünlü Neoconlardır. Ve bir nevi askerimizin başına çuval geçirten liderlerdir…<br />
Özetleyelim, bölgede İsrail merkezli ABD çıkarları doğrultusunda faaliyet gösteren kimliklerle, AB’deki Yahudi lobilerinin sözcülüğüne yükselmişlerle, ABD derin devletinin köşe başlarını tutmuş, aynı zamanda çokuluslu şirketlerin yönetim kurullarında da oturan acımasız savaş ağaları aynı teşkilatın adamları olarak boy gösteri-<br />
yorlar.<br />
Onlara “Neocon” deniliyor…<br />
Bunların Türkiye’deki işbirlikçileri net olarak görülmekte iken..<br />
Bu işbirlikçileri, milliciler arasında aramanın mantığı nedir?!!<br />
Amerikan işbirlikçilerinin, cambaza bak mantığı ile ışığı üzerlerinden kaçırmaları bir yana, karşılarında engel olarak gördükleri milli inisiyatifi “Amerikancılar” diye nitelemelerinin izah tarzı var mıdır?.. </strong></p>
<p><strong>İzah Avrasya’da!..<br />
Akla ilk gelen, “Derin ABD’de iç savaş!” olabilir!.. Yani ABD derinini elde tutmak isteyen güçlerin iç iktidar savaşları!.. Öyle ya, çokuluslu şirketler de, böyle bir kriz dünyasında kapışmıştır ve kaynakları paylaşamama dalaşındadır. Bizim gibi oyun kurulacak ülkelerde her güç kendi işbirlikçisini devşirme peşindedir!..<br />
“Senin Amerikalın, benim Amerikalım” meselesi mi bu?!<br />
Eğer bu mantık doğru ise, milliciler arasında da “Amerikanlaştırma” niyetiyle adımlar atılıyorsa hemen kafayı kaldırıp Rusya’ya bakmakta yarar var!..<br />
Neler oluyor?.. Rusya, alternatif NATO’yu kuruyor!.. ABD gemileri Karadeniz’e daldıktan sonra Putin hareketlendi. Medvedev, Ermenistan, Beyaz Rusya, Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan liderleriyle ortak savunma anlaşması yaptı… Obama, Afganistan projeleri yaparken Kırgızistan’daki ABD üssü kapatıldı…<br />
Bunlar olurken Türkiye’de neler oluyor?..<br />
Suudi turları, Davos kavgaları neden?..<br />
Ve “Neden Ergenekon’dan Neocon” çıkarma çabaları… Anlaşılabiliyor değil mi?!</strong></p>
<p><strong>Behiç KILIÇ</strong></div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nasır olmak kim Tayyip kim!]]></title>
<link>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/nasir-olmak-kim-tayyip-kim/</link>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 16:13:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>pckocan</dc:creator>
<guid>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/nasir-olmak-kim-tayyip-kim/</guid>
<description><![CDATA[Tayyip’in “Yahudi Cesareti”ne alkış tutmak İsrail, Gazze katliamına başladığından beri bıkmadan, usa]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="entry-content">
<div class="snap_preview">
<p><strong>Tayyip’in “Yahudi Cesareti”ne<br />
alkış tutmak</strong></p>
<p><strong>İsrail, Gazze katliamına başladığından beri bıkmadan, usanmadan tekrar ettiğimiz bir gerçek var. Ortadoğu’da ne kadar sağcı rejim varsa bunlar son tahlilde ABD emperyalizmine ve İsrail’e sıkı sıkıya bağlıdırlar.<br />
</strong></p>
<p><strong>Bunların ayakta kalabilmelerinin tek koşulu da Batılı efendileriyle kurdukları bu bağdır. Bu nedenle de AKP ve Tayyip başta olmak üzere Ortadoğu’nun tüm işbirlikçileri ve sağcıları açısından Filistin; ancak iç politikada, Müslüman halkın duyarlılığı karşısında tecrit olmamak için üzerinde demagoji yapılacak bir mesele olmanın ötesine geçmez, geçemez. Önceki hafta, Davos’ta yaşananları yine aynı antiemperyalizm denen mihenk taşının yardımıyla açıkladık ve Tayyip Erdoğan’ın “Yahudi Cesareti”ne ışık tuttuk. Tayyip’in yaptığı şey artık kabak tadı veren sağcı demagojinin sürmesinden başka bir şey değildi. Ancak bir taraftan şunu da tespit etmek gerekir ki buradaki demagoji, AKP faşizminin ülke içinde uyguladığı demagojinin de bir devamıdır.</strong></p>
<p><strong>AKP faşizmi yükselirken, genel olarak kitle desteğine oynayan tüm faşist akımların yaptığı gibi ülkedeki sermayenin bir kesimine tüm tepkiyi yönlendiren ve bunun üzerinden halkın kapitalizme tepkisini istediği gibi kanalize eden bir demagoji uygulamıştı. Aslında AKP’nin kurduğu düzen önceki dönemlerden daha da liberal, kapitalist bir ekonomik sistem yaratmaktan başka bir şey yapmadı ama kazananlar bunların kendi yeşil renkli sermayesi oldu. AKP’nin İsrail karşıtlığına oynaması da bir anlamda bu yaşananların bir benzeridir. Halk, İsrail’e ve yaptıklarına doğal olarak karşıdır. Bir taraftan da Türk halkının dünyanın en ABD karşıtı halkı olduğu da bilinen bir gerçektir. Bu noktada ABD emperyalizmi İsrail aracılığıyla Ortadoğu’da planlarını uygularken, katliam yaparken AKP için İsrail’e tavır alıyor görünmek, ABD emperyalizminin işin esas aktörü olduğunu insanların gözlerinden gizlemenin ve kendi Amerikancılığını örtmenin kolay yoludur.</strong></p>
<p><strong>Faşist çok konuşur, çok bağırır ancak tüm bu lafazanlığın altından her zaman emperyalizm ve kapitalizm çıkar. Bu anlamda Tayyip’in Davos çıkışını alkışlamak aslında tam da AKP faşizminin bu taktik çıkışını kolaylaştırmak demektir. Ancak Türkiye’de muhalefetin ve “sol”un içinde bulunduğu ideolojik-politik körlüğün de yardımıyla AKP istediği planı rahatça uyguluyor. Apaçık gerçekler öyle bir hale geliyor ki bu kara rejimi, faşizmini ve işbirlikçiliğini tekrar tekrar deşifre etmek bir görev halini alıyor.</strong></p>
<p><strong>Davos olayının ardından Cengiz Çandar’ın kuyuya attığı taşı ve tüm basının bu kuyuya düşmesi, bazı gerçekleri yeniden ele almayı gerektiriyor. Çandar, Tayyip’e “Yeni Nasır” yakıştırması yaparak en olmayacak şeyi başardı! Ama önce Tayyip’i aklama çabasının nasıl trajikomik bir çuvallamaya dönüştüğünü görelim…</strong></p>
<p><strong>Tayyip’e “Yeni Nasır” yakıştırması ve işbirlikçi çuvallama</strong></p>
<p><strong>Bilindiği gibi Çandar’ın antiemperyalizm ve Filistin sicili pek de iyi değildir. Çandar, 68’lerde Filistin’e gidenler arasındaydı. Ancak, ne hikmetse Filistin’i terk etmesinin hemen ertesi günü aynı kampta kaldığı devrimci arkadaşları İsrail baskınında öldürüldü, o kurtuldu… Kurtulunca, daha bir hırsla antiemperyalist ve İsrail karşıtı olması gerekirken, o ABD ve İsrail yandaşı bir liboşluğu tercih etti. Şimdilerde de bilindiği gibi AKP’nin emrinde Batıcılığa devam ediyor. Davos olayının ardından “artık kimsesiz Arap halklarının kimsesiz olmadığını, Tayyip’in yeni bir Nasır olarak ortaya çıktığını” iddia etmek de Çandar’a düştü. Çandar, bunu öyle bir saray dalkavuğu edasıyla yaptı ki belki Tayyip’in kendisi bile Çandar’ın aşağıdaki satırlarını okuyunca “Ben neymişim de haberim yokmuş?” demiştir: “Bugüne dek, hiçbir lider, İsrail’in üstelik tarihi bir şahsiyeti olan Cumhurbaşkanı’na tüm dünyanın gözleri önünde ‘Sizin insanları nasıl öldürdüğünü çok iyi biliriz’ diye haykırarak, BM Genel Sekreteri ve Arap Birliği Genel Sekreteri’nin önünde kağıtlarını toplayarak, uzun boyu gösterişli görüntüsü ile hem de Davos gibi dünya egemenlerinin forumunda podyumu, öfke –vakar karışımı bir halde terk ettiğine tanık olmamıştı”. Bu boy pos övgülü, pehlivan tefrikası tadındaki satırlar, entel Radikal gazetesinde farklı bir hava yaratmış olsa gerek… Geriye kalan tüm Batıcı basınımız da bu yazılanların üzerinden fikir yürütmeye çalıştı durdu bir hafta boyunca.</strong></p>
<p><strong>Ertuğrul Özkök, yazıyı çok beğenmişti ama madem Tayyip artık “yeni Nasır” olmuştu o zaman Filistinlilere söz geçirip, İsrail’le savaşmamalarını sağlamalıydı. Ertuğrul yine pragmatik bakmaya çalışıyordu olaya. Taraf gazetesinin polis yazarları Önder Aytaç-Emrullah Uslu ikilisi de Arap halklarına Tayyip’e sığınma çağrısı yaparak olaya katıldılar. Ancak Tayyip’le Nasır arasında kurulmaya çalışılan benzerlik öyle büyük boyutlu bir çuvallamayı içeriyordu ki bizim basınımızın ve “aydınlarımız”ın fikir düzeyinin ne kadar içler acısı olduğunu bir kez daha görmüş olduk.</strong></p>
<p><strong>Nasır gibi; İsrail’le savaşarak ömrünü geçirmiş, Mısır’da saltanatı devirip Cumhuriyet kurmuş, ABD ile çatışmış, İngiliz ve Fransız emperyalistlerinin askeri müdahalesiyle karşı karşıya kalmış, laik, milliyetçi, solcu ve asker kökenli bir devrimciyle Tayyip’i karşılaştırmak o kadar abestir ki bu benzetmenin Tayyip’in de tepkisini çekeceğinden ve Çandar başta olmak üzere tüm şakşakçılarını da fırçalayacağından korkulur. Bir tek Nazlı Ilıcak, belki biraz ansiklopedi karıştırarak bazı yanlışlarla da olsa Nasır’ın solcu ve devrimci olduğunu öğrenip, denge tutturan bir yazı yazmaya çalıştığı için Tayyip’in gazabından kendini kurtarabilir. Yoksa Nasır’ın yaptıklarına yakından bakıldığında basınımızın sağcılarına acı acı gülmekten kendimizi alamıyoruz.</strong></p>
<p><strong>Biraz da tarih…</strong></p>
<p><strong>Nasır kimdir neler yapmıştır? Bunu iyi anlamak için Mısır’ın İngiliz sömürgesi olduğu günlere kadar gitmek gerekir. II. Dünya Savaşı’nın ardından tam Dünya Ulusal Kurtuluş savaşlarının yarattığı fırtınayla sallanırken Mısır’da göstermelik bir bağımsızlık ve saltanat vardı. Ancak Mısır halkı İngilizlere duyduğu tepkiyi her geçen gün daha da sert biçimlerde ortaya koyuyordu ve işbirlikçi Kral Faruk artık halkı dizginleyemiyordu. 1936 yılında Kral ve İngilizler arasında yapılan anlaşmaya göre Mısır görünürde bağımsız olan ama sokakların İngiliz askerlerinin denetiminde olduğu bir ülkeydi. Gelişen Arap milliyetçiliğinin en önemli talebi İngiliz askerlerinin ülkeyi terk etmesiydi. 1948 yılında yeni kurulan İsrail’le Arap devletleri arasında çıkan savaş milliyetçi tepkiyi daha da büyüttü. 1950 yılında milliyetçiliğe de göz kırpan ama orta yolculuğu aşamayan Vafd partisi Mısır’da iktidara geldi. Ancak İngilizler ve Kral; Vafd’a bile dayanamadılar ve başbakanı görevden aldılar. Ardından da halkın ve milliyetçilerin üzerine kan dökme politikasıyla gidildi.</strong></p>
<p><strong>Mısır ordusunun genç subaylarından biri olan Cemal Abdülnasır o yıllarda Sudan’da görevdeydi. Arap-İsrail savaşını da yaşamış olmasının etkisiyle; kimin halkının düşmanı olduğunu ve Kralın işbirlikçiliğini çok iyi biliyordu.</strong></p>
<p><strong>Nasır ve arkadaşlarının kurduğu Hür Subaylar örgütü 1952 yılında krallığa karşı harekete geçme kararı aldı. 26 Temmuz 1952’de devrimci subayların komutasındaki birlikler sarayı kuşattılar ve Faruk tahttan feragat etmek zorunda kaldı. General Necip, hareketin görünen lideriydi ama kısa sürede Nasır devrimci tavrıyla ön plana çıktı. Devrimciler ilk iş olarak köhnemiş düzenden kurtulmanın yollarını aradılar. 1952 yılı Mısır’da sömürünün önemli bir boyutun oluşturan büyük toprak sahipliğine karşı mücadeleyle geçti. Eylül ayında toprak devrimine gidildi. Böylelikle Ortaçağ kalıntısı ve emperyalizmin önemli kâr kaynağı toprak rejimi tasfiye edildi. 1953 yılında saltanat kaldırıldı. 1954’te de Nasır devlet başkanı oldu. Artık Arap dünyasında ve Ortadoğu’da Nasır ve devrimci Mısır vardı.</strong></p>
<p><strong>Nasır: Milliyetçi ve sosyalist</strong></p>
<p><strong>Nasır’ın en önemli özelliği Arap milliyetçiliğini, kendine özgü bir sosyalizm uygulamasıyla birleştirmesiydi. Ezilen dünyanın tüm Ulusal Kurtuluşçuları gibi o da milliyetçi ve solcuydu. Bu iki özellik de emperyalizmin tepkisini çekmesi için yeterli neden oluşturuyordu. Nasır’ın Mısır’ı devrimci ve antiemperyalist bir ülke durumuna getirmesiyle, Ortadoğu’da eli zayıflayan emperyalizm Bağdat Paktı projesini geliştirecekti. 24 Şubat 1955’te kurulan bu Amerikancı paktın en önemli destekçisi İran Şahı’yla birlikte, Türkiye’de sağcı diktatörlüğünü kuran DP oldu. Bağdat Paktı’nın önemli amaçlarından biri de Nasır’ı tecrit etmekti. Buna karşı Nasır’ın tavrı Arap milliyetçiliğini, Arap birliği vurgusu da yaparak daha da yükseltmek oldu. Kahire’den yayın yapan Arapların Sesi Radyosu Nasır’ın konuşmalarıyla tüm Arap halklarını emperyalizme ve İsrail’e karşı birleşmeye çağırıyordu. Bu ses aynı zamanda işbirlikçi Arap rejimlerinin de korkulu rüyası olacaktı.</strong></p>
<p><strong>Nasır kısa sürede tüm Arap dünyasının tanıdığı ve sevdiği bir lider haline gelmişti. Artık Arap milliyetçiliği önemli bir akımdı ve ülkesinin sınırlarını da aşan bir şekilde liderliğini Nasır yürütüyordu. Nasır, bu milliyetçi politikasını, sosyalist atılımlarla da destekleyecekti. Arap Sosyalist Birliği’nin ülkenin en etkin partisi olmasının yanında uygulanan kamucu, devletçi ekonomi de Üçüncü Dünya solunun en güzel örneğini veriyordu. 1966 yılına kadar geçen zaman içinde ülkedeki büyük işletmelerin tamamı devletleştirilmişti. Milliyetçiliğin ve sosyalizmin bu birliğinden, Suriye ile gerçekleştirilen Birleşik Arap Cumhuriyeti deneyimi çıkmıştı. Uygulanacak bir antiemperyalist politikanın kıtasal birlik boyutu, birleşme stratejisi de Nasır’la dünya devrimcilerinin gündemine yeniden gelmişti.</strong></p>
<p><strong>Bandung, antiemperyalizm ve Filistin</strong></p>
<p><strong>Bunların yanısıra Nasır’ı Nasır yapan iki önemli şey de Bandung Konferansı sürecindeki etkisi ve Filistin mücadelesine verdiği destek oldu. ABD ve diğer emperyalistlerin dünya çapında giriştiği milliyetçileri ve solu ezme kampanyasının karşısında ezilenlerin birliğini kurma fikri Üçüncü Dünya’nın temel meselelerinden biri olmuştu. Sovyetler Birliği’nin de ayrı bir emperyalist kutup olarak davranmaya başlamasıyla beraber ezilen dünyanın milliyetçileri ve sosyalistleri açısından bu daha merkezi önemde bir sorun haline geldi. 1955 yılında Endonezya’nın Bandung kentinde toplanan konferans bu süreci başlatacaktı. Tito, Çu En Lay, Nehru gibi Üçüncü Dünya liderlerinden biri de artık Nasır’dı. Birkaç yıl sonra aralarına Castro ve Che de katılacaktı.</strong></p>
<p><strong>Mısır en kalabalık ekiple konferansa katılan ülke oldu. Nasır, İsrail’in ajan ülke olduğunu vurgulayarak konferansa katılımını engelledi. Bunun yanı sıra Filistin meselesini Bandung’un baş tartışma konularından biri haline getirdi ve BM’nin Filistin için aldığı kararı konferansta kabul ettirdi. Ancak, Nasır’ın tavrı sadece Filistin’le de sınırlı değildi. Cezayir Kurtuluş Savaşı’na da destek veren Nasır artık Fransa’nın da hedefindeydi. Nasır, Ortadoğu merkez olmak üzere çok geniş bir antiemperyalist mücadele çerçevesi çiziyordu. Kenya, Somali, Gine gibi kurtuluş savaşı veren ülkelerin örgütleri kısa sürede Kahire bürolarını açtılar. Artık Mısır, Afrika ve Arap halklarının mücadelesinin üssü durumuna gelmişti.</strong></p>
<p><strong>Emperyalizmin Nasır düşmanlığı da adım adım ilerliyordu. 1956 yılında Nasır, emperyalizme en stratejik darbeyi vurdu: Süveyş Kanalı millileştirilmişti. Devrimin dördüncü yılıydı. ABD, İngiltere ve Fransa; Mısır’ın bu çıkışı karşısında müdahale kararı aldılar. İngiltere ve Fransa’nın planı İsrail aracılığıyla Mısır’ı dize getirmekti. Kısa süre içinde; yıllar sonra Tayyip Erdoğan’ın dostu olacak Ariel Şaron komutasındaki İsrail ordusu Mısır’a saldırdı. Şaron, Süveyş’e doğru ilerlerken İngiliz ve Fransız uçakları da Mısır kentlerini bombalıyordu. Ortadoğu’da emperyalist-siyonist müdahaleye destek olan en önemli güçse yine DP ve Menderes iktidarı oldu. Türkiye’nin sağcı güçleri o yıllarda da Şaron’un yanındaydı… Bağlantısızların dünya kamuoyunu ayağa kaldırması sonucunda emperyalistler durmak zorunda kaldı. Nasır, saldırıdan politik zaferle çıkmıştı. Emperyalizmin her istediğini yapamayacağını kanıtlayan kişilerden biri de Nasır oldu. Nasır artık tüm Araplar için bir kahraman olmuştu.</strong></p>
<p><strong>Filistin Kurtuluş Örgütü kurulurken en çok çaba sarf eden Nasır olmuştu. Yaser Arafat, Nasır’ın her zaman Filistin’in gerçek dostu olduğunu vurgulayacaktı. Daha sonradan FHKC’ye dönüşecek olan Arap Milli Hareketi ve lideri George Habaş da açıkça Nasır taraftarı bir örgüt olarak Filistin davasının sahiplerinden biri olarak ortaya o yıllarda ortaya çıktı.</strong></p>
<p><strong>Kısacası, Ortadoğu’da 1960’lara kadar geçen süreçte Nasır antiemperyalizmin ve Filistin davasının önderi olarak parlarken, Tayyip’in siyasal ataları olan Menderes ise Amerikancılığın önde gelen isme olarak ortaya çıkıyordu. Aynen Tayyip’in Türk askerini Afganistan’a, Lübnan’a NATO çıkarları için göndermesi gibi Menderes de Kore’nin dışında Irak ve Suriye’ye de yapılması planlanan Amerikancı müdahalelerin aktörü olarak öne çıkıyordu.</strong></p>
<p><strong>Şaron’la savaşanlar, Şaron’la dost olanlar</strong></p>
<p><strong>ABD ve İsrail dostluğu, daha doğrusu uşaklığı, sağcıların, Şeriatçıların genlerine kadar işlemiştir. Yapılan hiçbir demagojinin örtemeyeceği gerçekler önümüzde duruyor. Bugün Nasır’a benzetilmeye çalışılarak halkın gözünde aklanan Tayyip ve AKP yaptıklarından tek başına sorumlu değil. Bu onların tarihinde var. Tarihe Beyrut Kasabı olarak geçecek kadar gaddar ve faşist olan Şaron, kriter olarak alınırsa Ortadoğu ve Filistin denklemi çok kolay bir hale gelir. Bir tarafta Şaron’la elde silah savaşan Nasır gibi devrimciler, solcular, milliyetçiler kalır, diğer tarafta da Şaron’la dost olan, Arafat’ın ölümünü fırsat olarak niteleyen, Yahudi lobisinden “Davut Boynuzu” alan Tayyip gibi işbirlikçiler, sağcılar ve Şeriatçılar kalır.</strong></p>
<p><strong>Cengiz Çandar gibi Tayyip’i aklamanın peşinde komik duruma düşenlere de bu gerçekler ışığında söylenecek tek söz kalıyor:</strong></p>
<p><strong>El insaf! </strong></div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sağcılar cambaz Solcular delikanlı olur]]></title>
<link>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/sagcilar-cambaz-solcular-delikanli-olur/</link>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 16:11:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>pckocan</dc:creator>
<guid>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/sagcilar-cambaz-solcular-delikanli-olur/</guid>
<description><![CDATA[Aman Allahım neler oluyor! Tayyip Erdoğan’ın konuştuğu mitingde “Kahrolsun İsrail” sloganları atılıy]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="entry-content">
<div class="snap_preview">
<p><strong>Aman Allahım neler oluyor! Tayyip Erdoğan’ın konuştuğu mitingde “Kahrolsun İsrail” sloganları atılıyor…</strong></p>
<p><strong>Bir dakika, bir dakika…</strong></p>
<p><strong>“Tayyip’i hiç sevmem, ama bu yaptığıyla gurur duydum” demeden önce şu soruları bir yanıtlayın:</strong></p>
<p><strong>Peki bizzat İsrail’e gidip Şaron’la samimi pozlar veren kimdi? Tayyip! </strong></p>
<p><strong> Şimon Peres’i, hani şu Davos’ta sözüm ona “rezil ettiği” Peres’i, Türkiye’ye çağırıp Meclis’te konuşturan kimdi? Tayyip!</strong></p>
<p><strong>İsrail’le ticaret hacmimiz kimin iktidar döneminde 8 kat arttı? Tayyip’in!</strong></p>
<p><strong>Gazze saldırısından çok değil 10 gün önce, İsrail’e 150 milyon dolarlık yeni bir askeri ihale veren kimdi peki? Tayyip tabii ki!..</strong></p>
<p><strong>Neyse uzatmayalım…</strong></p>
<p><strong>Ama son olarak şu soruyu da soralım: İsrailli pilotlar alçak uçuş eğitimlerini nerede alıyor? Türkiye’de! Kimin iktidarında? Tayyip’in!</strong></p>
<p><strong>Gördünüz mü neler oluyor, neler…</strong></p>
<p><strong>Türkiye böyle bir iki yüzlülük, bu tür bir cambazlık görmedi…</strong></p>
<p><strong>Tayyip’in karısı Emine Erdoğan, gözyaşı döküyordu ya Gazze’deki çocuklar için. Pişmanlıktan mı?.. Suçluluk duygusuyla mı zırlıyordu dersiniz?..</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Aslında biz sağcıların bu tür cambazlıklarına alışkınız. Hem Müslümanız diye oy toplarlar, hem de Irak’ta yüz binlerce Müslümanı öldüren ABD’yi desteklerler…</strong></p>
<p><strong>Ama hiçbir sağcı parti bugüne kadar şu Tayyip kadar cambaz olamadı.</strong></p>
<p><strong>Burada Tayyip’in cambazlıklarının çok üzerinde durmayacağız… “İsrail’e karşı Türk milletinin sesini duyurduk” diyor ya Tayyip. Ona yanıt verme ihtiyacını hissettik. Çünkü hayatı emperyalizme ve Siyonizme karşı mücadeleyle geçmiş Deniz, Mahir gibi 68’in devrimci önderlerine haksızlık olacağını düşündük.</strong></p>
<p><strong>İsterseniz devrimcilerin, solcuların Filistin’e destek ve İsrail’e tepki anlayışını Tayyip’inkiyle bir karşılaştıralım…</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Dünya tarihinde İsrailli bir diplomata yönelik en büyük eylemi yapmak kime nasip olmuştur dersiniz? Türk devrimcilere! İsrail’in İstanbul Konsolosu Efraim Elrom, 17 Mayıs 1971’de Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı ve Hüseyin Cevahir tarafından kaçırıldı.</strong></p>
<p><strong>Bugün “Kahrolsun İsrail” diye bağıranların hiçbir zaman Amerikan emperyalizminden bahsettiğini duyamazsınız. İsrail’i suçlarken de ya çocuk öldürmesinden bahsederler ya da orantısız güç kullanmasından. Sanki daha az insan öldürse kabul edilebilecekmiş gibi… İsrail’in başlı başına terörist bir devlet olduğunu haykıramazlar. Mahir’ler ise Elrom’u kaçırdıklarını Türk milletine şöyle duyurmuşlardı:</strong></p>
<p><strong>“Ortadoğu halklarının baş düşmanı Amerikan emperyalizminin maşası Siyonist İsrail’in Türkiye Başkonsolosu olan ve de ülkemizdeki Siyonist hareketlerin organizasyonunda önemli rolü olan efraim Elrom kaçırılmıştır.”</strong></p>
<p><strong>Gördünüz mü? İfadeler gayet net. Ve gerektiği kadar kısa. Öyle uzun laf salataları, “tavrım moderatöreydi” kıvırmaları, Davos’un hemen peşi sıra yapılan “İsrail’le kurduğumuz diplomatik ilişkileri kesme niyetimiz yok” gibi “özür” açıklamaları yok…</strong></p>
<p><strong>Ve… Mahir’ler Elrom karşılığında Deniz Gezmiş dahil bütün devrimci tutsakların salıverilmesini ister. İstek yerine getirilmez. Hatta 12 Mart cuntası baskıyı artırır. Gözaltılar, infazlar, işkenceler arar. Bunun üzerine Elrom infaz edilir.</strong></p>
<p><strong>Tabii bu eyleme İsrail ve ABD’nin tepkisi çok sert olur. CIA ve MOSSAD infazda bulunan Mahir, Hüseyin ve Ulaş’ın yakalanması için MİT’e sürekli istihbarat sağlar. Kızıldere de MOSSAD’ın destekleriyle gerçekleşir.</strong></p>
<p><strong>Anlayacağınız Elrom eyleminin bedeli ağırdır. Ve bu bedeli ödemekten geri kalmamıştır Mahir’ler.</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Devrimci gençliğin İsrail karşıtı tek eylemi bu değildir tabii… 67’de Arap-İsrail Savaşı ve 68’de İsrail’in Ürdün’e yaptığı saldırılar Devrimci Gençler tarafından sürekli protesto edilir. Tabii eylemler basit birer protestoyla sınırlı kalmaz. Devrimci Gençler 69’dan itibaren gruplar halinde Filistin’e giderek Filistinli devrimci örgütlerin kamplarında eğitim alır. Sinan gibileri İsrail karakollarına yönelik baskınlara bizzat katılır.</strong></p>
<p><strong>Filistin’e gitmeyen tek bir devrimci gençlik önderi yoktur (Bir tek Mahir! O da zaten Elrom’u infaz etti).</strong></p>
<p><strong>Sağcılar içinse durum farklı. Bütün sağcı liderler icazeti ABD’den alır. Demirel’in AP Genel Başkanı olmak için ABD Başkanıyla resimlerini nasıl dağıttığını hatırlayın bir…</strong></p>
<p><strong>Anlayacağınız 68’de solculuğun yolu Filistin’den, sağcılığınsa ABD’den geçiyordu…</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Burada sağ ile sol arasındaki ayrımı iyi görmemiz gerekiyor: Dünya görüşleri ve ahlak anlayışları arasındaki o derin zıtlık.</strong></p>
<p><strong>Sağ, sömürü demektir. Yalnızca ezilenlerin malı mülkünün sömürülmesi değil ama. Her tür iyi niyetli samimi duygunun sömürülmesi… Sağın iktidarda kalmasının en önemli yöntemidir bu.</strong></p>
<p><strong>“Filistin sömürüsü” bunun en güzel örneğidir. Başta da belirttiğimiz gibi Türkiye tarihinin İsrail’le en sıkı fıkı ilişki kurmuş iktidarının çıkıp da Filistin davasının savunucusu pozlarına girmesi tam bir “sağcılık”tır.</strong></p>
<p><strong>Sol ise sömürmez, gereğini yapar. ABD’ye mi karşı? Mangalda kül bırakmayan sloganlarla yetinmez. ABD büyükelçisi Kommer’in arabasını yakar.</strong></p>
<p><strong>Solcu, bir Amerikalıyla karşılaştığında sadece ve sadece onu nasıl döveceğini düşünür. Fırsatını bulduğunda döver de. 6. Filo, Türkiye’ye geldiğinde Devrimci Gençler tarafından dövüle dövüle denize nasıl dökülmüştü bir hatırlayın…</strong></p>
<p><strong>Sağ ise Amerikalı gördü mü şöyle bir önünü ilikler.</strong></p>
<p><strong>Solcu Amerikalı gördü mü Türklük gururuyla başını dik tutar. Sağcı ise hafifçe eğilir efendisinin karşısında…</strong></p>
<p><strong>Gül ile Tayyip’in, ABD Dışişleri Bakanı Powell’la çektirdikleri o ünlü fotoğrafı düşünün bir. Efendilerinin yanında nasıl da duruyorlar… Sağcının emperyalistler karşısındaki duruşu böyledir işte…</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Tayyip ile Gül’ün Powell’ın karşısında el pençe divan durdukları o fotoğrafta boyunlarındaki kimlik net bir şekilde görülebilir: “Davos katılımcısı”</strong></p>
<p><strong>Sağcının şerefle taşıdığı kimlik budur işte. Protestolardan korkarak dağ başında düzenlenen emperyalist efendilerinin “fikir toplantısı”nın katılımcı kimliği…</strong></p>
<p><strong>Peki ya devrimciler? Onlar ise “fedai kimliği”ni şerefle taşırlar. Deniz, Şarkışla’da yakalandığında üzerinden çıkan tek kimlik kartı “fedai kimliğidir”…</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Buradan sağcı politikacılara sesleniyoruz. Ve yıllardır sağcı politikacılar tarafından her türlü iyi niyetli samimi duyguları sömürülen Türk Milletinin de şöyle bir dinlemesini istiyoruz:</strong></p>
<p><strong>Siz sağcılar…</strong></p>
<p><strong>Siz, İsrail Gazze’ye saldırırken hiçbir şey yapmayıp susup yerinizde oturursunuz. Her şey bittikten sonra, İsrail Gazze’den çekildikten sonra ise kahraman kesilip tepki koyarsınız. Halbuki iktidardasınız. Yetki sizde. Gereğini yapsanıza…</strong></p>
<p><strong>Sizin tarihiniz böyle zaten…</strong></p>
<p><strong>Siz, Bush’un Clinton’un karşısında el pençe divan dururken, Obama’nın kapısında her biriniz sıraya girerken, devrimciler Kommer’in arabasını yakıyordu…</strong></p>
<p><strong>Siz, Arafat’ın ölümünün ardından sevinip “Ortadoğu’da barış şansı arttı” diye açıklamalar yaparken, Devrimci Gençler Filistin’e gidip Arafat’ın fedai ordusunda gönüllü olarak çarpışıyordu.</strong></p>
<p><strong>Siz, Davos’ta yani alt tarafı bir panelde tepkinizi koyabilirken devrimci gençler İsrail’e düzenlenen fedai saldırılarına katılıyordu.</strong></p>
<p><strong>Siz, Peres’e panelde tepki koyup, sonra da telefonda “tepkim moderatöreydi” diye özür dilerken, Mahir’ler Elrom’u infaz ediyordu.</strong></p>
<p><strong>Siz, “Gazze’deki çocuklar” diye ağlayıp zırlarken, devrimci gençler İsrail’de karakol basıyordu.</strong></p>
<p><strong>Siz, Davos’tan dönüşte hava alanında miting düzenleyip olayı bir yerel seçim şovuna dönüştürürken, devrimciler develer üstünde Filistin’e gidiyordu. Sınırı geçmek de zordu. Suriye sınırı boyunca giden bir trene binilir, sınıra gelindiğinde Suriye tarafındaki pencerelerden atlanırdı.</strong></p>
<p><strong>Siz 6. Filo’yu kıble yapıp namaz kılarken, devrimci gençler 6. Filo askerlerini denize döküyordu.</strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>İsrail’e ve ABD’ye yönlik eylemlere katılan devrimci gençlerin hiçbiri hayatta bırakılmadı. CIA ve MOSSAD hepsini tek tek tespit edip ölmelerini sağladı. Deniz’i, Mahir’i, Hüseyin’i, Ulaş’ı, Cihan’ı, Taylan’ı, Sinan’ı, Kadir’i, Alpaslan’ı….</strong></p>
<p><strong>Anlayacağınız, İsrail’e tepki vermek dediğiniz sağcıyı aşan bir olaydır. Delikanlılık ister çünkü.</strong></p>
<p><strong>Onlar en iyi bildikleri işi yaparlar…</strong></p>
<p><strong>Kıvırırlar… </strong></div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[One minute Tayyip one minute]]></title>
<link>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/one-minute-tayyip-one-minute/</link>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 16:10:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>pckocan</dc:creator>
<guid>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/one-minute-tayyip-one-minute/</guid>
<description><![CDATA[One minute, one minute… Memleketi sahipsiz mi sandın? Ben cambazlık yaparım bu millet yutar mı sandı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="entry-content">
<div class="snap_preview">
<p><strong>One minute, one minute…</strong></p>
<p><strong>Memleketi sahipsiz mi sandın?</strong></p>
<p><strong>Ben cambazlık yaparım bu millet yutar mı sandın?</strong></p>
<p><strong>Herkes enayi ben akıllıyım mı sandın?</strong></p>
<p><strong><br />
…</strong></p>
<p><strong>One minute Tayyip one minute…</strong></p>
<p><strong>Sanma ki ülke senin paralı basınından ibaret.</strong></p>
<p><strong>Sanma ki tüm gazeteciler yalakan.</strong></p>
<p><strong>Sanma ki tüm muhalefet karşında süklüm püklüm olacak.</strong></p>
<p><strong>Sanma ki herkes sana biat edecek.</strong></p>
<p><strong>Alkış tutacak.</strong></p>
<p><strong>Ağlıyacak.</strong></p>
<p><strong>Zırlayacak.</strong></p>
<p><strong>Duygu sömürüsü yapacak. </strong></p>
<p><strong>One minute Tayyip one minute</strong></p>
<p><strong>Herkesi kendin gibi sanma.</strong></p>
<p><strong>Bırak cambazlığı.</strong></p>
<p><strong>Birazcık dürüst ol, birazcık delikanlı ol.</strong></p>
<p><strong>Hadi sana istediğin kadar “minute” bizden.</strong></p>
<p><strong>“One minute”la yetinme</strong></p>
<p><strong>İstediğin kadar konuş</strong></p>
<p><strong>Konuş da cevapla.</strong></p>
<p><strong>Karşında Peres’ler yok ama ona göre</strong></p>
<p><strong>Çalıyoruz gongu</strong></p>
<p><strong>Hadi başla konuşmaya</strong></p>
<p><strong>Cevap ver bunlara.</strong></p>
<p><strong>…</strong></p>
<p><strong>Artistlik yaptığın Davos Konferensı’nın yapılmasını senin hükümetin talep etmedi mi?</strong></p>
<p><strong>Katılımcıları siz belirlemediniz mi?</strong></p>
<p><strong>“Peres konuşmacı olsun” diyen sen değil miydin?</strong></p>
<p><strong>Davos aslında bir tiyatro değil miydi?</strong></p>
<p><strong>Belirle konuşmacıları.</strong></p>
<p><strong>Çık konferansa.</strong></p>
<p><strong>Sonra “ben burayı terkediyorum” numarası yap.</strong></p>
<p><strong>Tüm televizyonlar duyursun anında.</strong></p>
<p><strong>Şov yapma Tayyip şov yapma.</strong></p>
<p><strong>Herşey numaraydı.</strong></p>
<p><strong>Sen ayarladın.</strong></p>
<p><strong>Panel yöneticisini tanıyordun.</strong></p>
<p><strong>Adamın katıksız Türk düşmanı olduğunu da biliyordun.</strong></p>
<p><strong>Ama itiraz etmedin.</strong></p>
<p><strong>İstesen moderatör değişirdi.</strong></p>
<p><strong>Ama istemedin çünkü sahte kabadayılık yapacaktın.</strong></p>
<p><strong>Kasımpaşalı ayağı çekecektin.</strong></p>
<p><strong>Kömürle kandırdığın tabanını bir de böyle kandıracaktın.</strong></p>
<p><strong>…</strong></p>
<p><strong>Ama one minute…</strong></p>
<p><strong>Ama kandıramazsın Tayyip</strong></p>
<p><strong>Sen Simon Peres’e laf mı söyledin?</strong></p>
<p><strong>Artistlik mi yaptın öyle?</strong></p>
<p><strong>“Siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz” mi dedin?</strong></p>
<p><strong>O zaman konuş Tayyip</strong></p>
<p><strong>Aynı Peres’le kaç kez biraraya geldin?</strong></p>
<p><strong>Kaç kez elini sıktın?</strong></p>
<p><strong>Davos’ta terkettiğin paneldeki Simon Peres’i Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çağıran sen değil miydin?</strong></p>
<p><strong>Meclis’te ona konuşma yaptırtan sen değil miydin?</strong></p>
<p><strong>Gülerek elini sıkan sen değil miydin?</strong></p>
<p><strong>Konuşmasını alkışlayan sen değil miydin?</strong></p>
<p><strong>Neden çıkıp Meclis’te karşısına dikilmedin Peres’in?</strong></p>
<p><strong>Dikilseydin ya!</strong></p>
<p><strong>Dikilemezsin Tayyip</strong></p>
<p><strong>Sen sadece Peres’in değil Şaron’un da elini sıktın.</strong></p>
<p><strong>Kasap Şaron’un Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Kasap Şaron’un!</strong></p>
<p><strong>Sen kasapların dostusun.</strong></p>
<p><strong>Sen insan öldürmeyi iyi bilenlerin dostusun.</strong></p>
<p><strong>….</strong></p>
<p><strong>One minute Tayyip one minute</strong></p>
<p><strong>Sen Peres’in dostusun Tayyip bırak numarayı.</strong></p>
<p><strong>Sen Filistin’in dostu değilsin.</strong></p>
<p><strong>Sen Arapların da dostu değilsin.</strong></p>
<p><strong>Sen Hamas’ın avukatı olabilirsin.</strong></p>
<p><strong>Sen petrol şeyhlerinin dostu olabilirsin.</strong></p>
<p><strong>Sen Taliban’ın dostu olabilirsin.</strong></p>
<p><strong>El Kadı’nın dostu olabilirsin.</strong></p>
<p><strong>Ama Filistinli Arabın dostu değilsin.</strong></p>
<p><strong>Sen Arafat öldüğünde ne yaptın Tayyip?</strong></p>
<p><strong>Ya FHKC lideri Abu Musa Ali öldürüldüğünde?</strong></p>
<p><strong>Ya Habaş öldüğünde?</strong></p>
<p><strong>Nasıl da sevindiniz.</strong></p>
<p><strong>Oh dediniz solcular ölüyor, meydan Şeriatçılara kalıyor.</strong></p>
<p><strong>Senin davan Filistin değil, senin davan Şeriat.</strong></p>
<p><strong>….</strong></p>
<p><strong>Peki şuna cevap ver.</strong></p>
<p><strong>Atmayı tutmayı bırak da söyle şu millete.</strong></p>
<p><strong>Gazze’de katliam yapan İsrail devletini resmi bir nota verip kınadın mı?</strong></p>
<p><strong>İsrail Elçisi’ni çağırıp nota verdin mi?</strong></p>
<p><strong>Vermedin di mi?</strong></p>
<p><strong>Bırak o zaman cambazlığı.</strong></p>
<p><strong>Ve de ki kandırdığın millete:</strong></p>
<p><strong>“Bakmayın benim artistliğime, biz Türk Hükümeti olarak İsrail’e daha resmi bir kınama notası bile vermedik!”</strong></p>
<p><strong>“Biz Chavez gibi değiliz” de.</strong></p>
<p><strong>“Biz solcular kadar namuslu olamayız” de.</strong></p>
<p><strong>“Biz İsrail elçisini kovamayız” de.</strong></p>
<p><strong>Kovamaszın Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Zaten İsrail’in elçiye ihtiyacı yok ki bu ülkede.</strong></p>
<p><strong>Siz, hepiniz İsrail’in elçisi değil misiniz sanki…</strong></p>
<p><strong>….</strong></p>
<p><strong>Nota vermedin çünkü sıkar Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Senin kabadayılığın bir tek Türklere söker.</strong></p>
<p><strong>Sen Fransızın yanında kuzusun</strong></p>
<p><strong>Almanın yanında kuzu</strong></p>
<p><strong>Amerikalının yanında kuzu</strong></p>
<p><strong>Gavurun yanında kuzusun.</strong></p>
<p><strong>Müslümanın ve Türk’ün karşısında kurt!</strong></p>
<p><strong>….</strong></p>
<p><strong>Hadi göster delikanlılığını AB’ye de görelim seni!</strong></p>
<p><strong>“Kırışmayın içişlerimize” de!</strong></p>
<p><strong>Hadi ABD’ye karşı çık!</strong></p>
<p><strong>Hadi Allah aşkına Obama’ya şöyle de:</strong></p>
<p><strong>“Bırak İsrail’i desteklemeyi!”</strong></p>
<p><strong>“İsrail katil devlet” de!</strong></p>
<p><strong>De de göreyim seni..</strong></p>
<p><strong>Hani “diklenme ama dik dur” diyorsun ya Obama’ya.</strong></p>
<p><strong>Çok seviyorsun şu dik durmayı</strong></p>
<p><strong>Hadi git ABD’nin karşısında dik dur!</strong></p>
<p><strong>Dik dur da göriyim seni.</strong></p>
<p><strong>Obama dese sana “ne bakıyon dik dik”</strong></p>
<p><strong>N’aparsın Tayyip…</strong></p>
<p><strong>Biliyon bu işlerin davası olmaz.</strong></p>
<p><strong>….</strong></p>
<p><strong>One minute Tayyip one minute</strong></p>
<p><strong>Peres’e rest çektin ya sözde.</strong></p>
<p><strong>Neden Ermenistan’a çekemiyorsun resti?</strong></p>
<p><strong>Hadi git de Sarkisyan’a de ki:</strong></p>
<p><strong>“Siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz!”</strong></p>
<p><strong>“Siz Hocalı’da soykırım yaptınız.”</strong></p>
<p><strong>Demezsin di mi?</strong></p>
<p><strong>Ne Ermeni’ye</strong></p>
<p><strong>Ne Rum’a</strong></p>
<p><strong>Ne Barzani’ye</strong></p>
<p><strong>Ne Talabani’ye</strong></p>
<p><strong>Hiç bişey demezsin Tayyip!</strong></p>
<p><strong>Çünkü sen Türk’ün ölümüne ses çıkarmazsın.</strong></p>
<p><strong>Sen Türk değilsin Türkiyelisin ya</strong></p>
<p><strong>Rum’a üzülürsün, Ermeni’ye, Kürd’e üzülürsün.</strong></p>
<p><strong>Bir tek Türk’ü savunamazsın Tayyip.</strong></p>
<p><strong>….</strong></p>
<p><strong>Bir de Atatürk’ün adına ağzına alacaksın he!</strong></p>
<p><strong>Bırak Atamızı.</strong></p>
<p><strong>Ağzına hiç yakışmıyor.</strong></p>
<p><strong>Atatürk gerektiğinde İtalya’ya karşı çizmelerini giydi.</strong></p>
<p><strong>Hatay’ı alırım savaşa hazırlanın dedi.</strong></p>
<p><strong>İngiliz’le, Fransız’la, İtalyan’la savaştı.</strong></p>
<p><strong>Ya sen Tayyip?</strong></p>
<p><strong>Sen Atatürk’le savaşmayı bilirsin bir tek.</strong></p>
<p><strong>….</strong></p>
<p><strong>Bir de diyorsun ki biz sünepe millet değiliz.</strong></p>
<p><strong>Evet değiliz Tayyip çünkü biz Potamyalı değiliz.</strong></p>
<p><strong>Atatürk Filistin için ne yaptı biliyor musun Tayyip?</strong></p>
<p><strong>Senin gibi açıkoturum terketmedi?</strong></p>
<p><strong>O cambaz değildi Tayyip.</strong></p>
<p><strong>O Sina cephesinde komutandı Tayyip!</strong></p>
<p><strong>Senin dostun olan İsraillilere karşı, İngilizlere karşı Filistin cephesinde savaştı.</strong></p>
<p><strong>Kahramanlık biz Türklerde meydanlarda kazanılır.</strong></p>
<p><strong>Düşmanla savaşır ve kahraman olursun Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Burası Anadolu Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Alpaslan’ın fethettiği, Osman oğullarının Türkleştirdiği topraklar.</strong></p>
<p><strong>Buralar askerler ve kahramanlar diyarı.</strong></p>
<p><strong>Burası Türk ülkesi Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Burası Potamya değil.</strong></p>
<p><strong>Biz de Rum çocuğu değiliz Türk çocuğuyuz.</strong></p>
<p><strong>Anlarız cambazla kahramanın farkını.</strong></p>
<p><strong>….</strong></p>
<p><strong>One minute Tayyip one minute..</strong></p>
<p><strong>Sen Davut Boynuzlu tek müslümansın dünyadaki.</strong></p>
<p><strong>Biliyon Amerika’daki Yahudiler seni çağırdı.</strong></p>
<p><strong>Ve Davut Boynuzu taktılar sana.</strong></p>
<p><strong>Yahudi cesaret ödülü sahibisin.</strong></p>
<p><strong>Boynuzlu, cesur bir Yahudi dostusun.</strong></p>
<p><strong>Nerde Tayyip boynuzun.</strong></p>
<p><strong>Hadi çıkart boynuzu iade et Yahudiye.</strong></p>
<p><strong>…</strong></p>
<p><strong>Seçimlere az kaldı di mi?</strong></p>
<p><strong>Bir de çıkmış diyorsun ki “Peres seçim yatırımı yapıyor.”</strong></p>
<p><strong>İlahi Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Herkes sen mi?</strong></p>
<p><strong>Adam Yahudiliğini yapıyor.</strong></p>
<p><strong>Her zaman olduğu gibi kendi ülkesinin ve ulusunun çıkarlarını savunuyor.</strong></p>
<p><strong>Senin gibi seçimden seçime hatırlamıyor ülkesini Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Keşke sen de onlar gibi olabilsen.</strong></p>
<p><strong>Keşke bir Yahudi kadar olabilsen.</strong></p>
<p><strong>Nerde Tayyip nerdeee?</strong></p>
<p><strong>Sen bu memleketi, bu ulusu ne zaman savundun ki?</strong></p>
<p><strong>Sen ancak pazarlamaktan anlarsın Tayyip.</strong></p>
<p><strong>…</strong></p>
<p><strong>Senin Şeriatçılığın bile numara Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Hamas’ı çok savunuyorsun sözde.</strong></p>
<p><strong>“Seçimle geldiler saygı duyun Hamas’a” diyorsun.</strong></p>
<p><strong>Bırak saptırmayı Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Hamas Filistin Hükümeti’ne darbe yapmadı mı?</strong></p>
<p><strong>Filistin hükümet binasını basıp insanları öldürmedi mi?</strong></p>
<p><strong>Ne seçimi Tayyip, ne seçimi?</strong></p>
<p><strong>Sizi halk değil Amerika seçer, İsrail seçer Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Seni Amerika seçti, Hamas’ı İsrail.</strong></p>
<p><strong>Hamas yıllardır İsrail işbirliğiyle Filistinli solcuları yoketti.</strong></p>
<p><strong>Şimdi aynı İsrail Hamas’a bu ihanetin bedelini ödetiyor.</strong></p>
<p><strong>…</strong></p>
<p><strong>Hem yine de Hamasçı olacaksan.</strong></p>
<p><strong>Arşın burada Tayyip Gazze orada.</strong></p>
<p><strong>Hadi yürü Gazze’ye.</strong></p>
<p><strong>Öyle İstanbul Havalimanından yürümeye benzemez.</strong></p>
<p><strong>Uzat Gazze’ye yardım elini Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Hadi git Gazze’ye.</strong></p>
<p><strong>De ki İsraililere.</strong></p>
<p><strong>Beni de vurun.</strong></p>
<p><strong>Gazze’ye siperim,</strong></p>
<p><strong>Filistin davasına siperim,</strong></p>
<p><strong>İslam için siperim.</strong></p>
<p><strong>Desene Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Hiç diplomatik değil di mi?</strong></p>
<p><strong>Ama sen de zaten “ben diplomat değilim” diyorsun ya.</strong></p>
<p><strong>Evet Tayyip</strong></p>
<p><strong>Dava adamıysan git.</strong></p>
<p><strong>Tüm dünyada gidenler var Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Mesela Deniz Gezmiş de gitmişti, Mahir Çayan da oraya Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Onlar canbaz değil delikanlıydı Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Hadi yüreğin yetiyorsa git Gazze’ye.</strong></p>
<p><strong>Uzat yardım elini.</strong></p>
<p><strong>Dünya Başbakan görsün.</strong></p>
<p><strong>Dünya lider görsün.</strong></p>
<p><strong>Dünya delikanlı görsün.</strong></p>
<p><strong>Hadi Tayyip Gazze’ye.</strong></p>
<p><strong>Kurtarırsan kahraman olursan.</strong></p>
<p><strong>Ölürsen şehit.</strong></p>
<p><strong>Tüm İslam alemi de duacın olur:</strong></p>
<p><strong>Biz bile dua ederiz sana Tayyip.</strong></p>
<p><strong>Hatta “one minute” değil “her minute” dua ediyoruz…</strong></div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[En Kahraman Başbakan Bizim Başbakan]]></title>
<link>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/en-kahraman-basbakan-bizim-basbakan/</link>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 16:08:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>pckocan</dc:creator>
<guid>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/en-kahraman-basbakan-bizim-basbakan/</guid>
<description><![CDATA[Emperyalistlerin toplantısı Davos’ta bizim gibi ezilen bir ülkenin ne işi var? Tuhaf bir milletiz do]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="entry-content">
<div class="snap_preview">
<p><strong> Emperyalistlerin toplantısı Davos’ta bizim gibi ezilen bir ülkenin ne işi var?</strong></p>
<p><strong>Tuhaf bir milletiz doğrusu… Ya da zorla tuhaflaştırılmış bir millet miyiz acaba? Ben ikinci şıkka inanıyorum. Çünkü, yüz elli yıldır, her gün bir değerimizi yok ettiler, bir yerlerimizi törpülediler, bizi bizden çaldılar. Öyle şeyler yaptılar ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayamaz hale getirdiler, aklımızı aldılar, bizi istedikleri kalıba soktular. Yani, bizi, zorla tuhaf bir millet haline getirdiler. Bugün, gerçekten çok tuhaf bir milletiz. Ağlanacak halimize gülüyoruz, skandallardan kahramanlar yaratıyoruz… </strong></p>
<p><strong> Tuhaf bir milletiz artık… Eğriyi doğrudan, güzeli çirkinden, iyiyi kötüden ayıramayacak kadar tuhaf… Emperyalizmin kendine çeki düzen vereceği, mazlum milletleri daha rahat daha fazla nasıl sömüreceği sorununun tartışıldığı ve çözüm arayışlarında bulunulduğu bir toplantıda bizim ne işimiz var? Orada bizden başka sömürülen bir ülke var mı? Yok! Peki o zaman bizim orada ne işimiz var?</strong></p>
<p><strong>Dedim ya, tuhaf bir milletiz diye… İşimiz olmayan toplantıya katıldık, düzenlenen panelde ne işimiz var? Paneli bizzat Başbakanın istediği haberleri geçiyor bültenlerden… Al sana bir tuhaflık daha… Orada, PKK mı konuşuluyor, yoksa Ergenekon mu? Ya da AB-Türkiye ilişkileri mi? Hayır, hiçbiri konu edilmiyor. Konu Gazze savaşı… Peki biz, konusu Gazze savaşı olan bir panele hangi sıfatla, kimi temsilen katılıyoruz? Bu soruya “insan olarak, insanlığı temsilen” diye yanıt verenler var. Peki, bugün bizi alkışlayan İran niye katılmıyor? Hamas’ı oraya niye sokmuyorlar? Aklımıza insanlık sadece Gazze’de mi geliyor? O zaman Afganistan’da ne işimiz var? Irak’ta yapılanlara niye sesimizi çıkarmıyoruz? Yoksa oralarda yaşayanlar insan değil mi? Aslında panel bir skandal, Başbakanın panele katılması ayrı bir skandal…Ve Başbakanın panelde Hamas sözcüsü gibi konuşması skandalın dışında, çok daha büyük skandal.</strong></p>
<p><strong>AKP teşkilatı olacaklardan haberdardı</strong></p>
<p><strong>İsrail Cumhurbaşkanının yanıtları, bırakın diplomatik terbiyeyi, insanlık terbiyesinin dışında… Başbakan sinirleniyor, buna bir de moderatörün taraflı tutumu eklenince oturumu terk ediyor. Skandal üstüne skandal… Başbakanın çileden çıktığı anda söylediği bir söz var, biraz geç söylenmiş bir söz, ama dikkat çekici: “Davos benim için bitmiştir. Bir daha Davos’a gelmeyeceğim.” Aslında en başta düşünülmesi gereken bir konu, skandallardan sonra mı anlaşıldı acaba? Yoksa, bu sözler de orayı terk ettiren ani duyguların mı eseri?</strong></p>
<p><strong>Burada benim dikkatimi çeken bir şey daha var. Bu skandalın olacağından İstanbul AKP teşkilatı adeta haberliydi. AKP İl Teşkilatı olay televizyonlarda yayınlanır yayınlanmaz, önceden ha­zırlandığı belli olan binlerce afişle halkı hava limanına topladı. “Davos fatihi”, “Dünya başbakan görsün”, “Dünyayı selam durduran Başbakan” afişleri altında bir kahramanlık öyküsü kutlanarak sanal bir kahraman yaratıldı.</strong></p>
<p><strong>Türkiye’nin Başbakanı değil Hamas’ın sözcüsü</strong></p>
<p><strong>Şimdi bu olay hakkında düşüncelerimizi açıklayalım:</strong></p>
<p><strong>Türkiye, hiçbir şekilde taraf olmadığı bir olayın tam ortasına oturtuldu. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, Hamas’ın Başbakanı oldu. Hamas’ın çıkarları için, Türkiye’nin çıkarlarını bir kenara koyabildi. Hamas’ın kabadayısı olmaya soyundu. Bu sözlerimiz, laf olsun diye söylenmiş sözler değildir; Arap gazetelerinin bazılarının başlıkları gerçekten ilgi çekici: “Erdoğan, Hizbullah lideri Nasrallah gibi.”</strong></p>
<p><strong>Peki; Kuzey Irak’ta Türk askerinin başına çuval geçirildiği zaman, neredeydi kabadayı Başbakan?</strong></p>
<p><strong>Neden süt dökmüş kediler gibi bir köşede pusup kalmıştı? Neden Türk Milletinin, Türk askerinin onurunu korumadı? Bu Başbakan, Türkiye Başbakanı değil mi yoksa?</strong></p>
<p><strong>PKK, ülke bütünlüğümüze yönelik yaptığı saldırılar sonucu otuz bin insanımızı öldürdüğü zaman neredeydi kabadayı Başbakan?</strong></p>
<p><strong>Neden, PKK’nın destekçisi Barzani ve Talabani’ye, “Irak sınırını kapatmazsanız, oradan bir koyun bile geçerse, Erbil’i, Süleymaniye’yi başınıza yıkarız” diyemiyor, kabadayılık yapamıyor?</strong></p>
<p><strong>Yoksa Türkiye’nin Başbakanı değil mi?</strong></p>
<p><strong>AB dayatmalarını, IMF isteklerini sıralarken neredeydi kabadayı Başbakan?</strong></p>
<p><strong>Neden onlara “Ben aşiret reisi değilim, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanım” diye rest çekemedi?</strong></p>
<p><strong>Yoksa Türkiye’nin Başbakanı değil mi?</strong></p>
<p><strong>Karabağ’ı ve Azerbaycan’ın topraklarının yüzde yirmi ikisini işgal ederek binlerce Azerbaycan Türk’ünü etnik temizliğe tabi tutan ve bir milyon Azerbaycan Türk’ünü evinden, ocağından eden Ermenistan’a, İsrail’e gösterdiği kabadayılığı neden göstermedi?</strong></p>
<p><strong>Yoksa, bu Başbakan Türkiye’nin Başbakanı değil mi ?</strong></p>
<p><strong>Yukarıdaki sözlerimizin kanıtı olan bu olayları çoğaltmak mümkündür. Yani, Başbakan Davos’ta Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı gibi değil, Hamas’ın temsilcisi gibi hareket etmiştir.</strong></p>
<p><strong>Yerel seçimler için gövde gösterisi</strong></p>
<p><strong>Başbakan neden böyle bir hareket yaptı? İşte olayın püf noktası, bu sorunun yanıtında gizli. Birinci husus, Başbakanın tribünlere oynama zorunluluğu; ikinci husus, bir kahraman gibi karşılama yapılması… Bu hususları göz önünde tutarak ülkenin seçim atmosferine girdiğini de anımsayınız. Yaklaşan yerel seçimler için Başbakanın böyle bir gövde gösterisine ihtiyacı vardı. Çünkü, ekonomik kriz nedeniyle ağır eleştiriler alan Başbakan, kapanan yüz on bin iş yerinin kapanmasından, iki yüz yirmi bin kişinin işsiz kalmasından, yeteri kadar hızlı davranmadığı, yeteri kadar krizi önemsemediği için sorumlu tutuluyordu. Yüzde yüz seksene varan doğal gaz zammının, artmayan maaşların ve geçim sıkıntısının yarattığı olumsuzlukların, gündem olmaması için böyle bir hamlenin yapılması gerekiyordu. Artık Ergenekon dalgaları, toplumun büyük bir kesiminin dikkatini bile çekmiyordu. Yaklaşan seçimler için, yeni bir gündem oluşturulmalı ve Başbakan’ın ne kadar kahraman olduğu bir kere daha gösterilmeliydi.</strong></p>
<p><strong>Şimdi soruyu yanıtlayabiliriz: Bu olay, Başbakan’ın ve AKP’nin sarsılan itibarının yeniden kazanılmasına ve yerel seçimleri etkilemesine yönelik bir harekettir. Böyle bir tespit, hareketin planlı ve bilinçli yapıldığına da bir işarettir. Bakın neden; olaydan sonra alınan bilgilerden öğrendiğimize göre Başbakanın uçağı hava limanında uçuşa hazır bekletiliyor. AKP İstanbul İl Teşkilatına Başbakanı karşılamak üzere hazırlık yapılması talimatı veriliyor. Kitleler haberdar ediliyor, Büyükşehir Belediye Başkanlığı, metronun gece saat üçe kadar ücretsiz çalışacağını duyuruyor. Afişler, pankartlar hazırlanıyor. Bu kadar afişin, bu kadar özenli olarak hazırlanması bile dört beş saati alır. Ve Başbakan bir kahraman gibi karşılanıyor. Hemen bir basın toplantısı düzenlenerek Peres’in özür dilediği bildiriliyor (Ertesi gün İsrail makamları, Peres’in özür dilemediğini, sadece üzüntülerini bildirdiğini açıkladılar).</strong></p>
<p><strong>Bütün bunlar, bu hareketin planlı ve bilinçli yapıldığının açık kanıtlarıdır. Mızrak çalınmış, ama çuvala sığdırılamamış; çuval yırtıkmış, farkına varamamışlar.</strong></p>
<p><strong>Sonuç şu; AKP ya da Başbakan seçimler için belki üç dört puan kazanmışlardır. Fakat uluslararası alanda bunun bedeli ağır olacaktır. Bu olayın faturasının AKP’ye bir gün kesileceğini bilmeliyiz. Ne zaman, nasıl, nerede olacağını bilemem, ama ben İsrail’i ve emperyalizmi iyi bilirim. </strong></div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Amerika’yı Krizden Kurtaracak Acele Komünistler Aranıyor]]></title>
<link>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/amerika%e2%80%99yi-krizden-kurtaracak-acele-komunistler-araniyor/</link>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 16:06:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>pckocan</dc:creator>
<guid>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/amerika%e2%80%99yi-krizden-kurtaracak-acele-komunistler-araniyor/</guid>
<description><![CDATA[Dünya, ekonomik krizin çözümü telaşında. Başta Amerikalılar. Çalışma birimleri kurulur, raporlar haz]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="entry-content">
<div class="snap_preview">
<p><strong>Dünya, ekonomik krizin çözümü telaşında. Başta Amerikalılar. Çalışma birimleri kurulur, raporlar hazırlanır… Bay Brown, Bay Smith ve Bay John, çalışma birimlerinden birisini oluştururlar…</strong></p>
<p><strong><br />
<img src="http://www.berfin.net/news/KRIZROMAN.jpg" alt="" /></strong></p>
<p><strong>Basın da sürekli Başkan’ı sıkıştırmaktadır, çözüm! çözüm! diye… Bay Brown Başkan’a sıkı bir rapor gönderir. Ama hiç beğenilmez. Kriz telaşı ve Başkan’ın gözünden düşmeme kaygısıyla aykrı bir rapor gönderir; “Krize Komünist Çözüm Raporu; krizden bizi komünist çözüm kurtarır!” Başkan öneriye balıklama atlar. Amerika’yı komünistlerin kurtaracağı düşüncesi, ilk bocalamadan sonra ciddiye alınıp, uygulamaya konulur. Yapılan araştırmalarla, duruma en uygun komünistlerin Türkiye’de olduğu sonucuna varılmıştır. Anında, Türkiye’den, altı yüz bin başvuru ile karşılaşılır. Borsa yükselir, düşer. Ortalığı ticari bir Türk ve komünizm modası kaplar.</strong></p>
<p><strong>CİA derhal MİT’e sorar; Türkiye’de 600 bin komünist var mı? Derin bir nefes alınır; Türkiye’de bu kadar komünist yoktur. Ama derin bir işsizlik vardır. Her işsiz komünist olup başvurmuştur. Bay Brown ve arkadaşları, Türkiye’ye gönderilir. En fazla altı komünist seçip ABD’ye getirmeleri istenir. Ajanların bulduğu ilk iki komünist Tavaslı bir berber ile bir bakkaldır. İş yokluğunda domuz vurup, yabancılara satma girişimleri onları önce yerel basında sonra da ulusal basında birden komünist yapmıştır…<br />
Sonra, iktidar partisinden, üst düzey bir bürokrat. yolsuzluktan işinden olmuştur. Ama, o da komünistler listesine bir biçimde girmiştir. Bulunan diğer üç komünist, eski solcu ve “gerçek” komünistlerdir. Bunlar: Valinin davetinde rakı içen bir yerel gazeteci, satılmayan kitapları basan bir yayıncı, insanları anlamak için hayvanlardan başlamayı seçen yirmi yıllık bir veterinerlik öğrencisi…<br />
Bir dizi gülünç ve absürd olay ilişkisi içinde geçen bir yolculuk. Dünya krizinden Obama’ya kadar uzanan bir süreç… </strong></p>
<p><strong><em>Yayınevi: Berfin Yayınları</em></strong></p>
<p><strong><em>Kitap Adı: Amerika’yı Krizden Kurtaracak Acele Komünistler Aranıyor</em></strong></p>
<p><strong><em>Yazar Adı: Sabri Kuşkonmaz</em></strong></p>
<p><strong><em><em>3 Şubat 2009 Salı gününden itibaren kitapçılarda!..</em></em></strong></div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tayyip beyi hapse girmekten kurtaran Cihan Kamer aslında kim?]]></title>
<link>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/tayyip-beyi-hapse-girmekten-kurtaran-cihan-kamer-aslinda-kim/</link>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 16:04:51 +0000</pubDate>
<dc:creator>pckocan</dc:creator>
<guid>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/tayyip-beyi-hapse-girmekten-kurtaran-cihan-kamer-aslinda-kim/</guid>
<description><![CDATA[Gübrede KDV var mı? Var… Yüzde kaç ? 18… Kefen bezinde var mı? Var… Ekmekte, zeytinde, tarhanada, bu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="entry-content">
<div class="snap_preview">
<p><strong>Gübrede KDV var mı?<br />
Var…<br />
Yüzde kaç ?<br />
18…<br />
Kefen bezinde var mı?<br />
Var…</strong></p>
<p><strong><br />
Ekmekte, zeytinde, tarhanada, bulgurda, çorapta, donda var mı?<br />
Var…<br />
Peki pırlantada KDV var mı?<br />
Pırlanta, ki zenginliğin ve ihtişamın sembolüdür.<br />
Yok…<br />
Evet şaşırmayın, kefen bezinde ve tarhanada KDV var, pırlantada yok!<br />
Niye yok?<br />
Pırlanta ve KDV<br />
AKP bir gece yarısı pırlantadaki KDV oranını sıfırladı da ondan!<br />
Peki Türkiye’de altın ve pırlanta ticareti dendiğinde akla gelen ilk isim kim?<br />
Cihan Kamer!<br />
O kim?<br />
2001 yılında Tayyip Erdoğan’ı mal varlığı davasında yargılanırken mahkûmiyetten kurtaran adam!<br />
Nasıl kurtardı?<br />
Tayyip beyin izah edemediği servetinin kaynağı için; “O paralar Burak Erdoğan’a düğününde verilen takıların paraya çevrilmesidir. Tayyip onları bana getirdi, ben de onları paraya çevirdim ve servet öyle oluştu” diyerek.<br />
Cihan Kamer ismi başka nerelerde karşımıza çıkıyor?<br />
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin devasa İETT mülkünün alınması olayında!<br />
Kamer’in o işte ortağı kim?<br />
Hasan Doğan?<br />
O kim?<br />
Tayyip beyin çocuklarını okutan Remzi Gür’ün kayınbiraderi.<br />
Başka özelliği?<br />
Tayyip beyin büyük oğlu Burak Erdoğan’a 100 metrelik devasa gemiyi, pardon pardon gemicikdi değil mi, satan adam!<br />
Ne güzel tesadüfler değil mi?<br />
Bitmedi…<br />
Tosun örtüsü<br />
Eee merhum ortak Hasan Doğan, Burak Erdoğan’a gemicik verir, pardon satar da Cihan Kamer geride kalır mı?<br />
O da küçük oğul Bilal Erdoğan’ı şirketine yüzde 50 ile ortak etti.<br />
Ancak Cihan Kamer Hasan Doğan gibi bunu kör göze parmak misali yapmadı, yani ortaklığı gizlemeye çalıştı…<br />
Nasıl mı?<br />
Şirket ortaklığı belli olmasın, yani ticaret sicil gazetesinde yayımlanırsa öğrenilmesin diye bir Tosun örtü olarak kullanıldı.<br />
Adı Ekrem olan bu Tosun, oğul Bilal ile gelin Sema’nın hisselerini temsil eden bir mutemet imiş!<br />
Bazıları canım şirket holding değil küçücük demez mi, gülüyorum!<br />
İnsaf edin küçük dediğiniz şirket mağazasının yıllık kirası 2 trilyona yakın ki aylığı 160 milyar cıvarıdır. Her ay bu kadar kira veren bir işyeri basit ve küçük olabilir mi?<br />
Velev ki küçük bile olsa burada sorgulanan Başbakan’ın tutumu ya da üslubu değil midir? Hatırlayın Tayyip bey Tosun’u önce tanımamazlıktan geldi, ardından şirketten bihaber gibi davrandı.<br />
Tayyip bey haberdar mıydı?<br />
Yahu bu şirket 500 milyar sermayeli. Yüzde 50’si 250 milyar eder. Bu parayı maaşla çalışan Bilal ödeyebilir mi? Eğer o ödemediyse kim ödedi? 72 milyonu dinleyen ve fısıltıları bile takip eden Tayyip Erdoğan’ın oğlu ve gelininin şirket kurmasından haberinin olmaması mümkün müdür? Cihan Kamer, Tayyip beyin olurunu almadan siyasi riski olan böyle bir adımı hiç atabilir mi?<br />
Bir başka şey<br />
Cihan Kamer ismi bütün önemli işlerde başrollerdedir. Dün Verso Başkanı Erhan Göksel söyledi, Kamer’e İran gazı bağlamında büyük işlerin verilmesi de an meselesiymiş! Keza hatırlayın, aynı Kamer’le İstanbul’da ihaleye giren Körfez şeyhleri de kol kola girmişti. Kısacası Cihan Kamer, Başbakan’ın sırdaşı sıfatıyla her yerde karşımıza çıkıyor… Ama görüyorsunuz artık bazı şeylerin üstü de örtülemiyor. Kuşkusuz sızanlar olanların belki yüzde biri, lakin bu oran bile mide bulandırıyor. Göreceksiniz AKP iktidardan düştüğü gün hakikatlerin öğrenilmesiyle kıyametler kopacaktır. Erdoğan’ın iktidara yapışması ve bırakmak istememesi zaten bunun içindir. Ama nafile, Sultan Süleyman’a kalmayan bu dünya hiç Tayyip’e kalır mı? Gün gelecek hesaplar bir bir sorulacaktır. O güne de adım adım yaklaşılıyor</strong></p>
<p><strong>SORUYORUM…<br />
Tolon Paşa ve Yenerer’in hesabını kim verecek?<br />
Birinci Ordu Komutanlığı yapan bir orgeneral 220 gün suç isnadı ve delil olmaksızın cezaevinde nasıl tutulur? Böyle bir şey değil bir hukuk devletinde muz cumhuriyetlerinde bile olabilir mi? Evet Afrika’da bile olmayacak şeyler AKP sayesinde Türkiye’de oluyor artık. Hayatının üçte ikisini ülke hizmetine vermiş bir komutan önceki günkü mahkeme kararıyla delil olmadığı anlaşılan birtakım verilerle 7 ayı aşkın bir süre cezaevinde tutuldu. Peki ne miydi o veriler? Güya Ergenekon yapılanmasını içeren broşür ve yayınlar. Mahkeme söz konusu edilen o yayınların gazetelerde haber konusu yapıldığını, yani yayımlandığını tespit ederek bunun tutuklanmaya gerekçe olamayacağı hükmünü verdi… Öyleyse bu yanlış tutuklamanın hesabını birilerinin vermesi gerekmiyor mu? Keza Saygı Öztürk’ün programında dinlediğim gazeteci Vedat Yenerer’in anlattıkları da Türk yargısı bağlamında bühtandır.150 yıllık mermisi olmayan bir antika silahı bahane edip bir insan nasıl 11 ay hapiste tutulur? Ayrıca devletin iki resmi birimi nasıl oluyor da bu silah için farklı raporlar veriyor… Vedat’ın anlattıkları Türkiye’deki hukuksuzluğun açık belgeselidir.</strong></p>
<p><strong>YARIN GEÇ OLACAK…<br />
YSK bu rezilliği durdurmalı!<br />
Hayır, Yüksek Seçim Kurulu’nun yaptığı açıklama yapılan rezillikleri karşılamıyor. Şu işe bakar mısınız, köyde elekrik ve su yok, ama çamaşır makineleri ve buzdolapları dağıtılıyor. Sebep malum, bunların karşılığında oy almak. Evet Tunceli kırsalında yaşanan bu tiyatro ile kanıtlanmıştır ki AKP resmen ve alenen oy satın almak istiyor. Peki böyle bir durumda seçimlerden sorumlu olan YSK’nın gerekeni yapması gerekmiyor mu? Hayır açıklama ile bu iş geçiştirilemez. Savcılığa suç duyurusu yapılsa bunun hukuki sonucu aylar sürer, ki o zamana kadar seçim biter. YSK hiç vakit kaybetmeden seçim rüşveti anlamında olan bu yardımları seçim gününe kadar yasaklayıp durdurmalıdır. Vahim olan bu işe devleti temsil eden valilerin alet olması ya da edilmesidir. 12 Eylül’den önce polis ve öğretmenler politize edilmişti. Bugün artık valiler bile AK ve AK olmayanlar diye ayrıştırılmıştır.</strong></p>
<p><strong>DUYDUN MU?…<br />
AKP Sudan’da para mı aklıyor?<br />
İnsan hakları ihlalleri sebebiyle dünyanın lanetlediği Sudan, malum AKP iktidarının gözbebeğidir. Darfur katliamından sorumlu Beşir neredeyse üç ayda bir Türkiye’de ağırlanıyor. Konuyla ilgili olarak dün ilginç şeyler dinledim. Buna göre AKP’nin Sudan’a olan muhabbeti ideolojik yakınlığın yanı sıra orada alınan işlerle de ilgiliymiş. Evet pek çok AKP’li Sudan’da işler yapıyor ve ihaleler alıyor. Dahası Sudan’ı para aklama merkezi olarak kullananlar da varmış. Dün bana anlatıldığına göre Başbakan Erdoğan’ın danışmanı Mücahit Arslan’ın babası olan AKP Diyarbakır mebusu İhsan Arslan’ın da Sudan’da beton santralları ve çeşitli inşaat malzemelerine kadar geniş bir ticarı ağı varmış. Kuşkusuz İhsan beyin yaptığı kurallara uygundur, ama bazı AKP’lilerin burada aklama yaptığı dillere destandır. İsimleri bizzat verilen bu AKP’lileri hukukun gereği olarak, yani ispatlanmadığı için deşifre edemiyoruz, ama iddialar diz boyudur.</strong></div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Counter Srtike Source Full Tek Link İndir]]></title>
<link>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/counter-srtike-source-full-tek-link-indir/</link>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 15:59:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>pckocan</dc:creator>
<guid>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/counter-srtike-source-full-tek-link-indir/</guid>
<description><![CDATA[Link : http://baltgames.lv/v2/dl2.php?id=319 [Download / Скачать] yazan yere tıklayın… .exe uzantılı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="snap_preview">
<p><strong>Link : </strong><a href="http://baltgames.lv/v2/dl2.php?id=319" target="_blank"><span style="color:#000000;"><strong></strong></span></a><strong><a href="http://baltgames.lv/v2/dl2.php?id=319">http://baltgames.lv/v2/dl2.php?id=319</a></strong></p>
<p><strong>[Download / Скачать] yazan yere tıklayın… .exe uzantılıdır.fulldur ve sağlamdır..</strong></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kitap Yapım Atölyesi-2]]></title>
<link>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/kitap-yapim-atolyesi-2/</link>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 15:46:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>pckocan</dc:creator>
<guid>http://pckocan.wordpress.com/2009/02/09/kitap-yapim-atolyesi-2/</guid>
<description><![CDATA[San Francisco Center for the Book kitap imalatıyla ilgili bütün bilgilere muzaffer olmuş bir mekan. ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="entrybody">
<div class="snap_preview">
<p><img class="alignnone size-full wp-image-148" title="131" src="http://sineksekiz.files.wordpress.com/2009/02/131.jpg?w=480&#038;h=318#38;h=318" alt="131" width="480" height="318" /></p>
<p><span style="color:#ff0000;"><a href="http://www.sfcb.org/"><span style="color:#ff0000;">San Francisco Center for the <span style="color:#ff0000;">Book</span></span></a><span style="color:#000000;"> <span style="color:#000000;"> kitap imalatıyla ilgili bütün bilgilere muzaffer olmuş bir mekan. Biz de ilim irfan öğrenmek için yarın sabahın köründe kapılarını çalacağız. Bu fotoğraf merkezin binasındaki atölyeden, insanlar baskı yapmak için dizgi yapmakla meşgul, arkada görülen ince rafların her birinde de farklı yazı karakterlerine ait type setleri var. Çekmeceyi çıkarıp, masanıza koyuyorsunuz, içinden harfleri tek tek alıp özel bir cetvele dizmeye başlıyorsunuz, Illustrator’da type penceresini açıp beyaz ekrana harfleri yanyana dizmek gibi..</span></span></span></p>
<p><span style="color:#ff0000;"><span style="color:#000000;"><span style="color:#000000;"><img class="alignnone size-full wp-image-157" title="14" src="http://sineksekiz.files.wordpress.com/2009/02/14.jpg?w=479&#038;h=176#38;h=176" alt="14" width="479" height="176" /></span></span></span></div>
</div>
<p><img class="alignnone" src="http://sineksekiz.files.wordpress.com/2009/02/15.jpg?w=479&#038;h=215#38;h=215" alt="" width="479" height="215" /></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
