<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>kriz &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/kriz/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "kriz"</description>
	<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 05:12:37 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Churches &amp; crosses / Cerkva in kríže]]></title>
<link>http://ljubljanaimpressions.wordpress.com/2009/12/01/churches-crosses/</link>
<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 01:50:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>fritzharman</dc:creator>
<guid>http://ljubljanaimpressions.wordpress.com/2009/12/01/churches-crosses/</guid>
<description><![CDATA[&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://ljubljanaimpressions.wordpress.com/files/2009/12/zagrzeb-2.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-33" title="Zagrzeb-2" src="http://ljubljanaimpressions.wordpress.com/files/2009/12/zagrzeb-2.jpg" alt="" width="495" height="328" /></a></p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p><a href="http://ljubljanaimpressions.wordpress.com/files/2009/12/zagrzeb.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-32" title="Zagrzeb" src="http://ljubljanaimpressions.wordpress.com/files/2009/12/zagrzeb.jpg" alt="" width="495" height="251" /></a></p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Minareden At Beni İn Aşağı Tut Beni...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/30/minareden-at-beni-in-asagi-tut-be/</link>
<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 07:24:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/30/minareden-at-beni-in-asagi-tut-be/</guid>
<description><![CDATA[İsviçre&#8217;de 6 aydır süren minare tartışmaları dün yapılan referandumla sona ermiş oldu. İsviçre]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.cnnturk.com/2009/dunya/11/29/isvicre.minare.yasagina.evet.dedi/553509.0/index.html">İsviçre&#8217;de 6 aydır süren minare tartışmaları dün yapılan referandumla sona ermiş oldu. İsviçre Halk Partisi ile bazı politikacıların işbirliği sayesinde kotarılan oylamada %58 oranında İsviçreli yeni minare yapımına hayır dedi.Oysa ülkede topu topu dört cami varmış.Anlaşılan yeni camiler minaresiz yapılacak.Şimdi oturup düşünelim,kara paranın meşhur aklayıcısı İsviçre neden böyle bir karara imza attı?Dört tane camiye dört tane eklense bile nüfusu 8 milyon bile olmayan bir ülkenin bu amaçla referanduma gitmesi ilginç.Kendilerine demokrasi dersi verecek halim yok, öyle olsa onlar gelir buralarda çalışırlardı.<br />
</a></p>
<p>Ekonomik krizin derinleşmesiyle birlikte Avrupa çapında sağ görüşlerin ağırlık kazanması sorunun özünde yer alıyor. Yaygın işsizlik, durgunlukla elele verince kendilerinden olmayanı istemeyenlerin sayısı dünya ölçeğinde artıyor. Tıpkı bizim batı sahillerinde geçen hafta yaşananlar gibi.Tepkileri alt alta koyarsak sosyal resmin tüm renkleri bütün açıklığıyla ortaya çıkmış durumda.Bu renk cümbüşünün gitgide haki yeşile ve gamalı haç siyahına dönüştüğü açık. Dünya çapında geçim kaygıları kitleleri muhafazakarlığa itiyor.Ortaya karışık bu siyasi manzaranın hemen düzeleceğini beklemek yanlış olur.Ekonomi çarklarının yeniden büyüme yönünde ivme kazanması zaman alacak. İsviçre ülkesinin referandumla halka sorduğu konuları bizler tek taraflı dayatmalarla yaşıyoruz.Demokratik açılım süreci halkın rızasından uzak devşirildiği için toplumsal hareketlilik şiddet yönünde kendini gösteriyor.Gelir adaletsizliğinin etnik milliyetçilik hareketleriyle kendini gösterdiği modern zamanlar şiddeti tek meşru eylem biçimi haline getirdi.</p>
<p>Ekonomik demokrasinin kutuplaşmayı engellediği ortada.Bana kalırsa İsviçre, kişi başına geliri 30.000 $&#8217;ı geçen bir ekonomi olmasa Türkiye gibi iç çatışmaların mebzul toprağı haline gelirdi.Yaygın işsizlikle beraber başımıza örülen sözde demokratik açılım kampanyası iç çatışma ihtimalini güçlendiriyor.Halkın evine ekmek götürme kaygısını yüzyıllardır alttan alta süren bir karşıtlıkla örtmek isterseniz başınız büyük derde girmiş demektir,sizi ABD bile kurtaramaz.Hemen her yerde savaş zamanlarını andıran insan tepkilerini görüyoruz.Yapmayın, başınızı büyük derde sokuyorsunuz.Bu işin altından kimse kalkamaz.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Denizcilikte Yaşanan Küçülme]]></title>
<link>http://bloggistic.wordpress.com/2009/11/29/denizcilikte-yasanan-kuculme/</link>
<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 14:34:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>bloggistic</dc:creator>
<guid>http://bloggistic.wordpress.com/2009/11/29/denizcilikte-yasanan-kuculme/</guid>
<description><![CDATA[Geçen haftalarda konteyner taşımacılığının dünya ekonomisi üzerindeki etkileriyle ilgili  kapsamlı b]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Geçen haftalarda konteyner taşımacılığının dünya ekonomisi üzerindeki etkileriyle ilgili  kapsamlı b]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türk Sorunu...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/29/turk-sorunu/</link>
<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 10:49:51 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/29/turk-sorunu/</guid>
<description><![CDATA[Etnik milliyetçilik anlayışının kabardığı günler açlık ve sefaletin düğün bayram yaptığı dar zamanla]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&#38;ArticleID=966630&#38;Yazar=ORAL%20%C7ALI%DELAR&#38;Date=29.11.2009&#38;CategoryID=98">Etnik milliyetçilik anlayışının kabardığı günler açlık ve sefaletin düğün bayram yaptığı dar zamanların prömiyeri gibi duruyor.Oral Çalışlar&#8217;ın bugünkü makalesinde değindiği gibi Türkiye&#8217;nin demokratikleşme süreci Kürtlerin kimlik ve özgürlük talepleriyle at başı gidiyor mu?Yazar,çoğu sol düşünceli insanın bu değişimi anlamakta güçlük çektiği iddiası içerisinde.Devamında Kürt ve Alevilik üzerinden yapılan tartışmalarda solun bu iki sosyal grup üzerinde özgürleştirici etkisi olması gerektiğini öne sürüyor.30 senelik çatışmanın ağalık düzeninin etkisini azalttığını, savaşın yarattığı atmosferin bu tür geri kurumların aksine ekonomik açıdan değişen, toplumsal hareketliliği hızla artan bir Kürt siyasi nüfuzunu yarattığı kanısında.<br />
</a><br />
Benim bu konuda itiraz edeceğim birkaç nokta mevcut:</p>
<p>1-Küresel kriz çağında değişimin motor gücü ,makalenin başlığında değinildiği gibi, emek-sermaye (gelir dağılımı) çelişkisinin yarattığı toplumsal baskının etnik milliyetçilik kimliğinde kendini sunmasıdır.<br />
2-Sırf Kürt halkının haklarını tartışıp geri kalan Türkiye tablosunu göz ardı etmek, diğer etnik kesimlere haksızlık olmuyor mu?<br />
3-Üst gelir düzeyine sahip grupların toplumun geri kalan kısmından giderek uzaklaşması ekonomik kriz kökenli bir kopuş değil mi?Bu gruplar arasında hiç Kürt olan yok mu?<br />
4-Sokağa taşmaya başlayan çatışma heveslisi Türk sağının,DTP benzeri siyasi Kürt hareketlerden ne farkı var?<br />
5-Bu ülkede kendini dışlanmış,mağdur hissedenler sadece Kürtler ya da Aleviler mi?Ve sol siyasetin böylesi sorunlara gözünü kapaması gibi bir alışkanlığı yok mu farz ediliyor?<br />
6-Ekonomik demokrasi sağlanmadan yapılan ABD merkezli, kanımca içi boş açılımların kutuplaşma yaratmaktan başka bir işe yaradığı görülmüyor mu?</p>
<p>Yaşananlar barış ya da demokrasi adı altında içten içe süren bir paylaşım kavgasının ekonomik krizle yeniden çevrilmesi olarak değerlendirilebilir.Tüm bunların ardından artık nurtopu gibi bir Türk Sorunumuz hasıl oldu.İktidar yorgunu olup,giderayak açılımlara zorlanan bir siyasi iradenin mevcudiyetini yarattığı çatışma kültürüne ödünç vermesi ikbal derdine düştüğünü gösteriyor.Değişimin  Kürt halkına daha fazla özgürlük getireceğini savunanların o halkın dostu olduğuna inanmıyorum.Artan muhafazakarlık ile yozlaşmış sosyal hayat, işsizlikle elele verip azınlıklara kanlı yüzünü döndürdü.Bunun günahını herkes çekecek ama körükörüne hükümet ile ABD ve taşeron güçleri destekleyenler herkesten fazla suçlu.Tarihin kırıldığı anlardan birisini yaşıyoruz, kafese girmemek lazım. </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dubai K(e)rizi...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/29/dubai-kerizi/</link>
<pubDate>Sun, 29 Nov 2009 08:07:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/29/dubai-kerizi/</guid>
<description><![CDATA[Aşırı borçlanmaya dayalı büyüme modelinin iflasına Dubai sayesinde yakından şahit oluyoruz.Ödemeleri]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&#38;ArticleID=966589&#38;Date=29.11.2009&#38;CategoryID=80">Aşırı borçlanmaya dayalı büyüme modelinin iflasına Dubai sayesinde yakından şahit oluyoruz.Ödemelerini Mayıs-2010&#8242;a kadar ertelediğini ilan eden emirliğin başlattığı sarsıntı bayram telaşı arasında kayboldu.Finansal krizi, olmayan varlıkları kredi piyasasında türev ürün olarak satarak başlatanlara benzer şekilde El-Maktum mali gücünün çok ötesinde bir yükün altına girmiş.Krizin yeni safhası böylece başlamış oldu.Türkiye piyasası yaşananlara Salı günü tepkisini gösterecek.Ben, dolar kuru ve faizde yukarı yönlü,borsada aşağı yönlü hareket bekliyorum.Yakın zamanda mali sıkılaştırma tedbirlerine ek olarak sert parasal önlemler gelecek.<br />
</a><br />
Şimdi zurnanın zırt dediği yere gelelim.Ne zamandır fakir gibi kazanıp, zengin gibi harcadık.Dubai Emirliği, bilinen en temel iktisat kuralından muaf olmadığımızı bizlere bir kez daha hatırlattı.Bireyleri israf edercesine tüketmeye çağıran neo-liberal ekonomik politikalar iflas etti işte.Üretim altyapısını verimli kılmayıp,eğitimli insan kaynağı  yaratamayanlar buhranı daha şiddetli hissediyorlar.Çünkü bilimsel bilginin varolup, özgürce üretildiği toplumlar gerçek tedbirleri almaya muktedir.</p>
<p>Krizin anavatanı olan ABD&#8217;nin ise bu süreçte gelişmiş ülke sayılıp sayılmayacağı tartışılır.Başta Hazine ve FED olmak üzere önemli kurumlar gereken basireti gösteremediler.Bu fırtınadan en fazla etkilenen diğer ülkenin İngiltere olması mali derinliğinin ötesinde yükümlülük altına girdiğini gösteriyor.Her iki devlet de 11 Eylül Saldırıları&#8217;ndan sonra Irak ve Afganistan işgallerine birlikte karar verdiler.Savaş ekonomisinin getirdiği ağır yük, borçları ve durgunluğu had safhaya ulaştırdı.Üretimlerini adilce paylaşamadıkları gibi aşırı borç yükü yeni enstrümanlar yaratma ihtiyacını doğurdu.Batan firmaların zehirli varlıklarını mortgage kredileri üzerinden sokaktaki vatandaşa verilen para oluşturuyordu.Millet borçlu,devlet borçlu hep beraber batamayız deyip,tedbir paketlerini Eylül 2008 tarihinden itibaren yürürlüğe koymaya başladılar. </p>
<p>Bu fırtınalı sularda savrulan Türkiye gemisi başıbozukluğun en somut örneğini sunuyor.Olmayan varlıkları halka satanlara benzer biçimde, ekonomik krize çare bulamayan siyasiler içi boş açılımları bizlere okutmaya çalışıyorlar.2006 yılından beri geliyorum diyen durgunluğu uyutmaya kalktıkça sorunlar daha da içinden çıkılmaz hale geldi.Derin darbenin tsunami etkisi henüz yaşanmadı.2010 yılında bu dalgayı bekleyebilirsiniz. İnşallah, yanılmak üzere&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çetin Altan'ı Okumak...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/28/cetin-altani-okumak/</link>
<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 07:56:51 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/28/cetin-altani-okumak/</guid>
<description><![CDATA[Milliyet Gazetesi&#8217;nin blog sayfasına katıldıktan sonra Çetin Altan okumaya yeniden başladım.Ne]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetayArsiv&#38;ArticleID=1167151&#38;AuthorID=53&#38;b=Yuz%20yil%20sonraki%20bayramlar...&#38;a=%C3%87etin%20Altan&#38;ver=82">Milliyet Gazetesi&#8217;nin blog sayfasına katıldıktan sonra Çetin Altan okumaya yeniden başladım.Ne zamandır makale okuma ayrıcalığını unutmuşum.Hasan Pulur&#8217;lar,Oktar Ekşi&#8217;ler,onların yeni nesilleri Uğur Mumcu&#8217;lar ve yaşımın yetişmediği Babıali yokuşunun unutulmaz diğer isimleri&#8230;Gazeteci sınıfının kaypak dünyasında arkadan vurmaların  daha az, yüz kızarmasının daha bir geleneğe bağlı olduğu gerçek tiyatro sahnesi.Kalem işçisi olma ayrıcalıklarıyla hergün dünyaya açılan pencerelerimiz onlardı.Henüz haber merkezleri casus merkezleri haline getirilmemişti. Gutenberg Çağı&#8217;nda devşirilen bilgi zaman içerisinde insan aklı ve emeği sayesinde, taze mürekkep kokusundan internet ortamına aktarılmış Boolean cebiri haline dönüştü.Elektronların  ışık hızıyla yer değiştirdiği bilgi otoyolları döneminde okeye dönmek için faydalandığımız sanal mecra hayatın yerini alırken, ilişkilerimiz, alışkanlıklarımız, törelerimiz değişen ekonomik altyapı ile daha bir gün ışığına kavuştu.<br />
</a><br />
Emeğin öksüz bırakıldığı, sermayenin sırtının daha bir okşandığı paranın sıcak halinde  kalemlerini kırsa bile satmayan silahşör gazeteciler şanlı isimleriyle Basın Ekspres Yolun&#8217;na miras kaldılar.Siz bakmayın kredilerle el değiştiren mass medya patronculuğuna.Onların finansal ilişkilerini kalemşörleri sayesinde rant kesiminden kotarma amaçlı çakallanmaları geçip gidecek.Üçüncü türden yakınlaşmalar tarzı gazetecilikten geriye kalansa anılan akıbeti Ali Kemal benzeri yüzsüzlükler olacak.Örneklerini daha çok kendimde gördüğüm şoklanmış kalem işçiliği ise herkese yazar olma ayrıcalığını sunan hiper çağın buza yazılmış tıpkı basımı.Ama gerçek yazarlar hayatın penceresinden bizlere bakmaya devam edecekler.Onların varlıkları bizlere huzur ve güvenin teminatı sanki.Yazar takımının nefes alması herkes için sıhhat işareti.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kurban Kriterleri...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/27/kurban-kriterleri/</link>
<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 07:40:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/27/kurban-kriterleri/</guid>
<description><![CDATA[Hepinize iyi bayramlar dilerim.Şu saatlerde kurban kesmek için sırada bekliyor olabilirsiniz, aman h]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Hepinize iyi bayramlar dilerim.Şu saatlerde kurban kesmek için sırada bekliyor olabilirsiniz, aman hayvanlara fazla eziyet etmeden canını alın.Sevap kazanalım derken geleneksel kurban ibadetini milletin gözü önünde kanlı bir et yeme ritueline dönüştürmesek ne güzel olur.Desenize insan varoluşuna yeterince imkan tanınmayan bu topraklarda doğanın önemini tartışmak, Greenpeace üyelerinin kendilerini zincirledikleri eylemler kadar boz bulanık kalıyor.Trafik kazalarındaki bilanço ise dün geceki rakamlara göre iç burkucu:26 ölü&#8230;İnsanın kim kurban kim değil, diye düşünesi geliyor.Lütfen yollarda dikkat edin!</p>
<p><a href="http://www.cnnturk.com/2009/dunya/11/26/abd.erdogani.dort.gozle.bekliyor/553206.0/index.html">Bilindiği gibi Başbakan 7 Aralık&#8217;ta ABD&#8217;ye uçuyor.Üstelik adamlar kendisini dört gözle bekliyorlarmış.Ben de haberlerin yalancısıyım.Tek kişilik dev kadro olan Başbakanımız, bu gezisinde ABD ile hafif tertip kapışacağa benziyor. İsrail ile çatışma siyaseti,İran&#8217;a yaklaşma çabaları,Kaddafi ile kolbastı yapmak&#8230; bunlar Batı Dünyası tarafından pek hoş karşılanmıyor.Türk siyasetçilerinin aksine adamların ne düşündükleri ne yapacaklarının teminatıdır.Kendilerine yakın olan iktidarları kullan-at mantıkları ile çok kişiyi harcamışlardır.Üstelik şimdiki zamanda iktidarı avuç avuç alkışlayanlar işler sarpa sarınca karanlığa karışacaklar.Türkiye&#8217;nin tüm ülkelerle karşılıklı çıkarlara dayalı iyi ilişkiler kurması bölge barışı için doğru ve önemli adımlar.Yanlış olan konu tek taraflı tavizlerin hepimizi bağlaması.Tıpkı Rumlara limanları açmak,Ermenistan ile -Azerilere rağmen- sonucu olmayan anlaşmaları imzalamak,AB memurlarına haddinden fazla değer vermek&#8230; örneklerinde olduğu gibi.Demokratik Açılımı da bu örneklere ekleyebilirsiniz.Birileri sizden birşeyler talep ettikleri zaman hayır diyemediğiniz için şimdi amok koşusuna benzer şekilde oradan oraya uçmanız sizi bilemem ama uzun vadede bize bir yarar sağlamaz.</a></p>
<p>Ekonomik demokrasiyi altüst ettiği için üstü örtülü çatışmaların sokaklarda hayat bulması, bu iktidarın en büyük günahlarından birisi.Siyaseti, cemaat toplantılarından, Meclis koridorlarından ya da sandık için açılan miting meydanlarından ibaret olduğunu zannetmek hayati hataları bana kalırsa.Dünya görüşlerinin sığlığı sayesinde krizin en derin noktasını adımlarken ABD patentli açılım girişimlerine kalkışmak kime ve neye hizmet etmektir?Eğer tüm bunlar bir kez daha iktidar olabilmek ya da Cumhurbaşkanı seçilebilmek içinse yandı gülüm keten helva.Bu işlerin bedeli ağır olur&#8230;</p>
<p>Ergenekon,Darbe Belgesi,Kafes&#8230; lokanta menüsü gibi saydıklarım hiçbir ciddi sonuçları doğurmadığı gibi askeri siyasete daha fazla dahil eden planlar.Eğer Silahlı Kuvvetleri gündemden tamamen çıkarmak istiyorsanız gelir dağılımını bir daha bozulmayacak şekilde düzeltir,halka insanca yaşama imkanı sağlarsınız.Bu saatten sonra attığınız tüm adımlar, tıpkı aşı konusundaki gibi, Türkiye&#8217;ye zarar veriyor.Bakalım bir daha sefere seçim pusulasındaki olmayacak duaya amin  demenin baş harfleri ne olacak?Tekrar iyi bayramlar&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[93. pajek, Brda (Radovljica)]]></title>
<link>http://spajkblog.wordpress.com/2009/11/26/93-pajek-brda-radovljica/</link>
<pubDate>Thu, 26 Nov 2009 09:33:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>spajkblog</dc:creator>
<guid>http://spajkblog.wordpress.com/2009/11/26/93-pajek-brda-radovljica/</guid>
<description><![CDATA[&#8220;Saj ga imamo mi tudi,&#8221; vam bodo rekli, ko začnete razlagati o raziskavi Društva za doma]]></description>
<content:encoded><![CDATA[&#8220;Saj ga imamo mi tudi,&#8221; vam bodo rekli, ko začnete razlagati o raziskavi Društva za doma]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Altın,Petrolün Yerine mi Geçiyor?]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/26/altinpetrolun-yerine-mi-geciyor/</link>
<pubDate>Thu, 26 Nov 2009 08:47:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/26/altinpetrolun-yerine-mi-geciyor/</guid>
<description><![CDATA[Krizin hemen öncesinde, 2008 Temmuz ayında petrolün varili 147 $&#8217;a kadar yükseldi. Orada durup]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.cnnturk.com/2009/ekonomi/genel/11/26/altin.yine.rekor.yapti/553203.0/index.html">Krizin hemen öncesinde, 2008 Temmuz ayında petrolün varili 147 $&#8217;a kadar yükseldi. Orada durup durmaması önemli değildi amma gelinen rakam tehlikeli bir şeyler olacağını gören gözlere işaret ediyordu.Eylül 2008 tarihinde yatırım bankası Lehman Brother&#8217;s batınca sonunda küresel finansal krize adım atılmış kabul edilmiş oldu.Oysa kriz ne zamandır dünya üzerinde kötücül etkisini sürdürmekteydi.Şimdi sırada kanatlanmaya başlayan altın var.Doğu ülkelerinin rezervlerine değerli maden ekleme istekleri fiyatları uçuruyor. En son %2&#8242;lik yükselişle 1192.60 doları gördü.<br />
</a></p>
<p>Petrolün yerine altın mı geçiyor, sorusu biraz başlık cazibesi sağlama koksa bile emtia fiyatları ne zamandır köpüklenmiş duruyor.Bu köpüğün elbet bir gün söneceğini öne sürmek için ekonomi eğitimi almanız gerekmiyor.Bakış açımızı dolar-faiz-borsa üçlemesinden kurtarırsak önümüzdeki günlerde para politikalarını sıkılaştırmaya başlayacak olan ABD ve AB ekonomilerinin yükselen dolar faizleri vasıtasıyla -cari açık veren Türkiye&#8217;ye eksen değişimini de bahane edip- kriz boca edeceklerini kestirebiliriz. Gamlı baykuş olma sevdalısı değilim ama T.L. karşısındaki gerçek fiyatı en azından 1.60 olması gereken dolar kuru dışarıda yükselen faizlerle birlikte sıçrama yapabilir.Körfez ülkelerinden ya da varlık barışından gelen sıcak paranın emanet gibi durup durmadığını o zaman daha sağlıklı test edeceğiz.</p>
<p>Ekonomi sallanırken siyasetin rahat duruşta gezinmesi mantıksız değil mi? Bu çalkantının ilk hazırola geç komutu ise altın fiyatının 2.000 $ eşiğini geçmesi ile tetiklenecek gibi.Alimin sustuğu yerde cahil konuşurmuş ama  belirsizlik dönemlerinde ekonomik nostradamusluk yapmak zorunda kalıyoruz.Kendi adıma çakma ekonomistlerin zırvalarından bıktım.Üretim ilişkilerine yeterince eğilmeden, bu ilişkilerin dayandığı tarihi arka plana bakmadan sağlam bir Türkiye okuması yapmaya çalışmak hüzzam makamında bestelenmiş bir İsmail Y.K. şarkısı kadar derinlik taşıyor.</p>
<p>Dünya gerçek bir altüst oluş yaşıyor.Değişimi anlamak için gerçekleri kabul etmemiz lazım.Ekonomisinin yarısı kayıtdışı bırakılmış,karapara ve suç kültürünün toplumu mafyalaştırdığı modern Türkiye nicedir birilerinin sosyal laboratuvarı haline getirildi.Sadece iktidara kızıp, Başbakan&#8217;a yüklenmek bizim siyasi geleneğimiz olsa bile bu işin sorumlusu sadece Tayyip Erdoğan mı? Bence siyasi liderler bizlerin sürüş güvenliği sağlamayan prototipleri.Bu prototiplerle ileri sürüş teknikleri kotarmanın ne kadar sağlıklı olduğu ise ortada.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Deli ile Kuyu...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/25/deli-ile-kuyu/</link>
<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 09:26:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/25/deli-ile-kuyu/</guid>
<description><![CDATA[Bu sabah itibariyle memurların bir günlük işe ara vermesi başladı.1 milyona yakın kamu çalışanının k]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.cnnturk.com/2009/ekonomi/genel/11/25/memurlarin.is.birakma.eylemi.basladi/552944.0/index.html">Bu sabah itibariyle memurların bir günlük işe ara vermesi başladı.1 milyona yakın kamu çalışanının katılacağı plan sanki grev öncesi bir çeşit uyarı hareketi. Ardından işi yavaşlatma tarzı girişimler beklenebilir.Eylem en çok devlet dairelerinde işi olan vatandaşı zorlayacak.Allah kolaylık versin! Bu saatten sonra halkımızın yoksulluktan bezerek sokaklara dökülmesi türlü çeşitli bahanelere bakıyor.Bu bir maç olabilir,DTP konvoyu olabilir,düğün bahşişi olabilir,protesto yürüyüşü olabilir&#8230;Bana göre nefret kültürünün topluma bu kadar hakim olması çaresizlik hissinin bireye dayattığı kendini koruma refleksi.Yıllardır hüküm süren ekonomik şiddet insan doğasını eze eze bu hale getirildik.</a></p>
<p>Biz ekonomik fay hattının üzerinde oturuyoruz.Yakın zamanda şiddetli toplumsal hareketleri üretecek böylesi bir kırılma üretim ve adil olmayan paylaşım ilişkilerinin duvara toslamasından başka bir anlama gelmiyor.Ne zamandır Ergenekon,Darbe Belgesi gibi gündem ayarlarıyla meşgul olurken halkın açlıkla savaşını göremedik.Bir Jose Saramago romanında konu edildiği gibi toplumsal körlükten muzdarip basiret özürlüler olup çıktık. Yoksullaşmanın getirip kotardığı yozlaşma sosyal değişimin muhafazakarlık zırhına sığınmasıyla son bulmuştur.Siz bakmayın etnik milliyetçilik gösterilerine tüm bunlar çıplak ücretin giydirilmiş fakirliğe yenik düşmesinin acı bir sonucu.</p>
<p>Yaşanılan değişim, piyasa ekonomisinin sermayeye serbest iken emeğe yasak edilmesi yüzünden başlayan krizle doğdu.Yeni Dünya Düzeni, coğrafi sınırlarına aldırmadan ulus devletleri dev şirketler adına peşkeş çekerken yarattığı savaşlarla hegemonyasını yerkürede sabit kılmak amacında.1 milyar insanın açlıkla boğuştuğu bir Dünya düzeni baştan aşağı değişmeli.Sokaklarımızın eylem tarlası haline dönmesi işte bu paylaşım kavgasının siyaset sahnesinde ses bulamamasından kaynaklanıyor. Açılımlara böylesi yanlış zamanda  başlatılması bir delinin kuyuya taş atması ile etrafta çıkartacak akıllıların olmaması örneğini bana hatırlatıyor.Mevlam ne eylerse güzel eyler.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[DTP Konvoyu...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/24/dtp-konvoyu/</link>
<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 08:42:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/24/dtp-konvoyu/</guid>
<description><![CDATA[İstanbul&#8217;da yoğun sise rağmen açık sayılabilecek trafikle işe geldik.Ancak TEM-Bahçeşehir yakı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.cnnturk.com/2009/turkiye/11/23/ahmet.turkten.sert.uyari/552830.0/index.html">İstanbul&#8217;da yoğun sise rağmen açık sayılabilecek trafikle işe geldik.Ancak TEM-Bahçeşehir yakınlarında ardımızda büyük bir trafik kazası bırakmışız. Kazaya uğrayanlara geçmiş olsun dileklerimi sunarım. Memleketin siyasi havası tıpkı İstanbul&#8217;un sisli puslu sabahlarına  benziyor.Geçen Pazar günü DTP Genel Başkanı Ahmet Türk,İzmir&#8217;e gitti.Parti konvoyu seyir halindeyken bazı kişiler tarafından saldırıya uğradı.Saldıranların çoğunluğunu MHP taraftarlarının  oluşturduğu ise malum.</a></p>
<p>Yazımıza devam edelim.Son yaşanılanlardan çıkardığım sonuç şöyle: Yönetemeyen demokrasimizin yalancı gebelik sancıları ekonominin su kaçırmasıyla daha da ayyuka çıkmıştır.Siyasetin basiretsiz açılım girişimleri arasında yoğun işsizliğin baskıladığı sosyal toprak mayınlı arazilere sebebiyet veriyor.Kaosun matematiği olmaz.Türkiye&#8217;de krizin heryüzü kendini gösterirken iç çatışmalara yol açacak davranışlardan tüm tarafların uzak durması gerekir.Geçmişte olduğu gibi gerginlik ve çatışma kültürü günahsız insanlara zarar veriyor.</p>
<p>DTP&#8217;nin nasıl bir siyasi kimlik taşıdığı ortada.Parti örgütünün PKK&#8217;nın siyasi ve askeri şubesi olarak çalıştığı su götürmez bir gerçek. Açılım sürecinde sürekli İmralı&#8217;yı işaret ederek barış girişimleri adı altında silahlı güce dayanma hevesleri kendilerinin etnik Kürt milliyetçiliğinin temsilcisi olmaktan başka bir özelliğe sahip olmadıklarını gösteriyor.Derin bir fay hattının ikiye ayırdığı Türk toplumu çatırdamaların etkisi altında ekonomik bağımsızlığını gitgide yitiriyor.</p>
<p>Küresel ekonomik krizle birlikte yepyeni bir Dünya&#8217;nın gerçek doğum haykırışlarını duyuyoruz.Ama toplumun geneline salgın hastalık gibi yayılan muhafazakarlığın getirdiği yozlaşma geleceğimizden çalmaya başladı.Umut diye sarıldıklarımız bizleri hayal kırıklığına uğrattığından beri kendimizi boş vermişliğin derin kuyusuna attık,debeleniyoruz.Yanlış adamların doğru işler kotardığı hiç görülmemiş.Tarihin kırıldığı şu anda değişimin ekonomik alanda başladığını anladığımız zaman gerçekler daha fazla gün yüzüne kavuşacak.Tüm bu bozulmalar gerçek düzeltme ile sonuçlanabilir, yeter ki bizler uyku mahmurluğundan silkenerek kalkalım.Siyasilerin müsekkin etkisi verin konuşmaları bizleri artık tatmin etmiyorsa, güzel günleri görebiliriz.Herkese iyi çalışmalar&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Erken Gelen 21. Yüzyıl...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/23/erken-gelen-21-yuzyil/</link>
<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 19:20:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/23/erken-gelen-21-yuzyil/</guid>
<description><![CDATA[9 Kasım 1989: Bu tarihi, Berlin Duvarı&#8217;nın yıkılışı ile Yeni Dünya Düzeni&#8217;nin kuruluş gü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.turksam.org/tr/a1862.html">9 Kasım 1989: Bu tarihi, Berlin Duvarı&#8217;nın yıkılışı ile Yeni Dünya Düzeni&#8217;nin kuruluş günü olarak ele alabiliriz. Duvarın sembolik yıkılışının hemen ardından iki Almanya birleşti ve bizler 1991 yılında SSCB&#8217;nin, Bağımsız Devletler Topluluğu&#8217;na dönüşerek dağılması ile Soğuk Savaş döneminin tamamen sona erdiğine şahit olduk. Başımıza neler geleceğinden haberdar olmadığımız için kuzey komşumuz Rusya&#8217;nın  sefalete düşmesi bize fırsat olarak göründü.Devam edersek;gelişmelerden cesaret alan ABD,Ağustos 1990 &#8216;da Irak&#8217;ın Kuveyt&#8217;i işgal etmesini bahane ederek Ocak 1991&#8242;de,1.Körfez Savaşı&#8217;nı başlattı.Savaşın doğal sonucu olarak Ortadoğu&#8217;da yaratılan  ABD himayesinde bir Kürt devletçiğinden tutun da, saldırgan İsrail devletinin İkinci İntifada&#8217;ya yol açan şiddet periferisi Soğuk Savaş yıllarının göreli sakinliğini aratmıştır.Kısa sürede ABD, tek kutuplu dünyanın süper gücü olarak uluslararası sahnede yerini sağlama almıştır. Etnik milliyetçilik ve uluslararası terör Sovyet imparatorluğunun dağılması ile hız kazanmış,mikro savaşlar toplu katliamları, göçleri, açlığı ve hala devam eden çatışmaları tetiklemiştir.11 Eylül 2001 terörist saldırıları ise küresel güce değişmesi yönünde yapılan ilk uyarılar olarak düşünülebilir.Bu süre boyunca yaşananlar, kapitalizmin son aşaması olan küresel sermayenin yarattığı krizlerden hiçbir ders almadan yoluna devam ettiğini göstermiştir,ama nereye kadar?<br />
</a><br />
Yeni Dünya Düzeni&#8217;nin savaşla ve kanla yoğrulmuş tek kutupluluğundan,Çin-Rusya-Hindistan-Brezilya başta olmak üzere BRIC ülkelerinin çok kutuplu dünyanın temellerini attığı makas değişimine ne zaman geçtik?Bana göre Eylül-2008&#8242;de Lehman Brothers yatırım bankasının batması, geliyorum diyen Küresel Finansal Krizin ABD ve Dünya için dönüm noktası oldu.1929 Buhranı&#8217;na benzer bir durgunluktan korkan zengin ülkeler, IMF-Dünya Bankası ve G-20 zirveleri ile diğer devletlerin taşın altına ellerini koymalarını sağladı.Tabii, bu yeni durumun bir karşılığı vardı. Obama başkanlığındaki tek süper gücün küresel imtiyazlarını paylaşması tavizi.Obama yönetiminin daha bir senesini doldurmadan Bush yönetiminden en önemli farkı diplomasiye daha fazla önem vermesi oldu.Kıt kaynaklarının farkında olan yeni başkan, krizle yaratılan çok kutuplu dünyadan azami faydalanma amacını taşımaktadır.Diplomasi sanatının hakkını vermek için her kültüre ve coğrafyaya göre barışçıl mesajlar kotarmakta,ustaca kamuoyu faaliyetleri ile diğer ülkelerde sempati yaratma gibi bilinen ABD makyajlarına devam etmektedir.</p>
<p>Yıl 2009,Kasım&#8230;Berlin Duvarı&#8217;nın yıkılışı üzerinden 20 sene geçti.Bizler yaşlandık,olgunlaştık,internet devrimi oldu, cep telefonlarından görüntülü konuşur hale geldik&#8230;Hatta PKK bile Demokratik Açılım sürecinde meşru hale getirildi.Kuzey Irak&#8217;taki oldubitti, yerini peşmergelerin ABD silahları ile düzenli ordu sahibi olma niyetlerine bıraktı. Bu arada kriz ile açılımların arasına sıkışmış Türk halkının işsizlikten,açlıktan,çaresizlikten bıkarak sokaklara döküldüğünü gördük.Ergenekon adı altındaki sahte cuntaların yanında ıslak imzalı, kuru gürültülü Darbe Belgesi planlarının Çiçekler gibi açtığına şahit olduk.Soğuk Savaş bitti, dünya değişti.Üzerinden bizim için koskoca sayılan 20 sene geçti.Dünya düzeni gözlerimizin önünde yeniden var ediliyor.Yıkıntıların altından başımızı kaldırıp bakarsak sadece bize ait olan ve kolay değişmeyen tek bir özelliğimiz var.Verimsiz üretim altyapımız ile eğitimsiz insan kaynaklarımız üzerine kurulu aşiret değerlerini hala koruyan toplumsal geleneğimiz.Yaşanan tüm gelişmeleri ekonomi biliminin gözüyle  değerlendirsek yakın tarihimizin kendini tekrar etmekten bıktığını göreceğiz.Ama görünen o ki biz hala bıkmamışız.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sokaklar Eylem Tarlası...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/23/sokaklar-eylem-tarlasi/</link>
<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 09:35:01 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/23/sokaklar-eylem-tarlasi/</guid>
<description><![CDATA[Bu hafta, 25 Kasım tarihinde memurlar iş bırakacak.Yani sokaktaki vatandaşın günlük sıkıntı takvimin]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.cnnturk.com/2009/ekonomi/genel/11/22/memurlar.25.kasimda.is.birakacak/552678.0/index.html">Bu hafta, 25 Kasım tarihinde memurlar iş bırakacak.Yani sokaktaki vatandaşın günlük sıkıntı takvimine şanlı şerefli bir çentik daha atılıyor.Memurların isteklerini sokaklara düşerek anlatmak zorunda bırakılması yılların ihmal edilmişliğinin göstergesi.Bilinen konu şu: Türkiye&#8217;de haddinden fazla memur istihdamı var,üstelik verimsiz çalışıyorlar.İşini yapan dürüst memurun sonu ya sürgün ya geri hizmet. Topluma yansıyan çürümenin daha beteri devlet dairelerinde mevcut.Kimi kamu işyerlerinde rüşvetsiz iş yapan adam azınlıkta kalıyor.Bu hantal ve niteliksiz  yapının doğal sonucu ay sonunu zor getiren memur kesimi olmakta.Özel sektörün aksine kamu kesiminde çalışanların bazı istisnalar dışında ömür boyu iş garantisine sahip olmaları vatandaşın hizmet talepleri karşısında kayıtsız kalmalarına yol açıyor.</a></p>
<p>Memurlarla belirli süreli ve performansa dayalı iş sözleşmesi yapılması karşılığında grevi de içeren toplu sözleşme haklarının karşılanması mantıklı  bir çözüm yolu.Kendilerinden iş yapmalarını bekliyorsak adam gibi çalışma koşullarının sağlanması toplumdaki her kesim için önemli bir adım sayılır. Diğer önemli nokta ise verimli hizmet üretmek talebinin sadece kamu çalışanlarından beklenmemesi gerçeği.Özel sektörün üretim altyapısı kimi yönlerden çağdaş koşulları karşılamaktan uzak.Bilgi toplumunun yaratılması eğitimle nitelik kazanmış işgücü ile sağlanabilir.Kısmen sanayileşmiş kısmen tarım toplumu olarak tanımlanabilecek Türk ekonomik düzeni aşiret tarzı üretim ilişkilerini profesyonel meslek sahibi olmanın düzeyine eriştirmekte zorlanıyor.</p>
<p>Kamu kesiminin hantallığı,oradaki  rüşvet çarkı sade vatandaşın bal tutan parmağını yalar zihniyetinin bürokratik düzeyde temsili.Özel sektörümüz bu konuda yukarıda sayılan özelliklerden bigane değil.Bizim en önemli ekonomik sorunumuz verimsiz üretim altyapımız ile nitelikli insan kaynaklarının dünya çapındaki değişimleri karşılamakta zorlanması.Küresel kriz denilen finansal kırılma,varolmayan bir ekonomik değerin kredi mekanizmasıyla kitlelere ulaştırılması değil mi?ABD&#8217;de gelişmiş finansal araçların piyasadaki egemenliği kapitalizmin son derece ilerlemiş olmasının doğal bir sonucu. Ülkemizde AB ve IMF çapalarına bağlanan 200 yıllık modernleşme maceramız eğitimli insanlara sahip olup,verimli üretim ilişkilerine dayanmadıkça ekonomik krizlerimizi siyasi zanneder, içeride ve dışarıdaki gelişmeleri anlamaktan aciz kalabiliriz.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[50 Bin Liraya Televizyon...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/21/50-bin-liraya-televizyon/</link>
<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 07:19:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/21/50-bin-liraya-televizyon/</guid>
<description><![CDATA[Loewe bir Alman firması&#8230; Yeni ürettiği Reference adlı T.V. &#8216;yi 50 bin liraya Türk piyasa]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.milliyet.com.tr/Ekonomi/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&#38;KategoriID=3&#38;ArticleID=1164583&#38;Date=21.11.2009&#38;b=Tanitimi%20yapilmadan%20%2050%20bin%20TLye%205%20alici%20cikti">Loewe bir Alman firması&#8230; Yeni ürettiği Reference adlı T.V. &#8216;yi 50 bin liraya Türk piyasasına satmaya hazırlanıyor.Bu fiyatla pazara sunulan televizyonun teknik özelliklerini tartışacak değilim.İlginç olan konu, daha ürünün tanıtımı yapılmadan 5 tanesinin elden çıkarılması. Şirket yetkilileri A+ gelir düzeyine uygun tasarımı ve tanıtımı yapılan son model  televizyonun ayda 10 adet satılmasını planlıyorlar imiş.Mişli geçmiş zamanın hikayesi şu:Bir ev fiyatına cam ekrana sahip eşyasının satılması.<br />
</a></p>
<p>Şimdi gelelim fakirliğin edebiyatına.Malum, liberaller fakirlikten her bahsedildiğinde yüzlerini ekşitir,yoksulluklarının suçunu ya o insanlara ya da yeterince serbestleşememiş pazar ekonomisine atarlar.Kurban fiyatlarının,akbil zammının,emekli maaşlarının ya da yaygın açlığın derdest edilip bir kenara konulduğu örtülü polis devletinde tüm bu yaşananlardan yakınmak için kimi suçlamak gerekirdi?Sosyal paylaşım sitelerinde sanal abukluklarımızı tuşlayarak dertlerimizi gerçekten paylaşıyor muyuz, orası kocaman bir soru işareti.Bizim ne zamandır kaybettiğimiz ama sahip çıkmamız gereken  yegane haslet var:Birbirimize destek olarak sonuna kadar direnmek&#8230;Tüm bunları gerçekleştirmek için ortalığı yakıp yıkmaya gerek yok.Vandalizm sadece bazılarının işine yarıyor.Ekonomik terörden muzdarip kesimler şiddete başvurdukça toplumun geri kalanı özellikle orta sınıf mensupları muhafazakar sahillere sığınıyorlar.Krizle beraber varlıklarını yitirenler gitgide etnik ya da dinsel kimliklerini ön plana çıkarmakta.Bana kalırsa 30 senedir ülkemizde yaşananlar tüm bunların göstergesi. Devlet terörünü meşrulaştıracak sosyal çalkantılara yol açmak yokluğun azdırdığı insanlara  ne fayda sağlar?</p>
<p>Örgütlü toplumun önemini şimdi daha iyi anlıyorum.Sendikaların,baroların,üniversitelerin,meslek örgütlerinin ekonomik demokrasinin çorak topraklarında güdük bırakılması son derece tehlikeli gelişmeleri hazırlıyor.Bu sayede sivil muhalefetten umudunu kesenler çareyi militarizm sapmasında arıyorlar.Asker iktidarının sosyo-ekonomik tezatlıkları düzeltmediği,aksine iyice bozduğu ortada.Darbelerin bu sayede bizlere bıraktığı kötücül miras  özgüvenini kaybetmiş bir insanlık tortusu.Baskı yaparak kişiliksizleştirmenin sosyal laboratuvarı olan Türkiye gelir dağılımında ölçüyü iyice şaşırmanın günahını nereye kadar çekecek?Üretim altyapısının çağdaş değerlerden ve insancıl olmaktan gitgide uzaklaşması ekonomik krizin getirdiği yıkımın şiddetini gitgide arttırmaktadır.</p>
<p>Bir ev eşyası haberinden nerelere kadar geldik.Yanlış hesap bağdattan döner, benim iyiniyetim ise sadece sandıktan geri dönmesi.Topluma uygulanan ekonomik şiddettin basıncı alınmazsa 2010 yılında bambaşka bir Türkiye tablosuyla karşı karşıya kalabiliriz.Neyse bu kadar ukalalık yeter&#8230;Herkese en güzel dileklerimle&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Emeklilere Bayram Müjdesi...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/20/emeklilere-bayram-mujdesi/</link>
<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 12:45:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/20/emeklilere-bayram-mujdesi/</guid>
<description><![CDATA[CNNTürk Haber sitesi&#8217;nde başlığı okuyunca meraklandım, acaba emekli için müjde nasıl bir şey d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.cnnturk.com/2009/ekonomi/genel/11/20/emeklilere.bayram.mujdesi/552439.0/index.html">CNNTürk Haber sitesi&#8217;nde başlığı okuyunca meraklandım, acaba emekli için müjde nasıl bir şey diye?Haberin devamı şöyle:&#8221;Emekli maaşları bayramdan önce ödenecek&#8230;&#8221; Emeklinin durumu içler acısı iken maaşlarını lütfedip erken ödemek, idarenin bayramdan önce eleştirilere kurban gitmemek çabasının  güzide bir örneği örneği. Birbirleri ile maaş farkları bir kata yakın olanlar krizle işsiz kalan evlatlarını evlerine alıp, çoluk çocuk demeden bakmaktalar. Tekrarda hayat var:SSK&#8217;lılara 11 T.L., Bağ-Kur&#8217;lulara 5 T.L. zammı reva görenlerin bayram nedeniyle erken ödeme silahına davranmaları üzücü.</a></p>
<p>Esasında genç emekliler cenneti ülkemiz domuz gribinden değil yokluk gribinden muzdarip.Salgın misali yayılan bu virüs nüfus ettiği bünyeyi önce zayıflatıyor,sonra da her türlü hastalığa hazır hale getiriyor.Savaş dönemlerinin işsiz ve aç kitlelerine benzer sefaletlerle dolu Türkiye tablosu bu insanların kemik renkli soluk yüzleri ile acı bir renge çalmaktadır.</p>
<p>Açılım diye atıp tutanların mikrofon başında sahte babalanmaları fakirliği azaltmıyor.Muhalefetin dut yeme alışkanlığı geriye kalan merdivenaltı muhalefeti harekete geçirirse işte o zaman yaşanacaklardan korkarım. Yakında,25 Kasım tarihinde Türkiye&#8217;de hayat duracak.Yarın bir başka eylemle sokaklar yeniden çalkalanacak.Öfkeli kalabalıkların ne yapacağı belli olmaz.Darbe olasılığını ısıtıp ısıtıp önümüze koyanlar esas derin darbenin nereden geleceğini bilememenin  hesapsızlığını pahalıya ödeyebilirler.Gemi fırtınalı sularda kaptansız kaldı, bizden söylemesi&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[AB'nin Yeni ABC'si...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/19/abnin-yeni-abcsi/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 19:18:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/19/abnin-yeni-abcsi/</guid>
<description><![CDATA[AB,Lizbon Anlaşması&#8217;nın getirdiği yeniliklere karşı çıkan İrlanda ve Çek Cumhuriyeti engelleri]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.cnnturk.com.tr/2009/dunya/11/19/abnin.yeni.baskani.rompuy/552263.0/index.html">AB,Lizbon Anlaşması&#8217;nın getirdiği yeniliklere karşı çıkan İrlanda ve Çek Cumhuriyeti engellerini aştıktan sonra başkanını ve dışişleri bakanını seçti.Birliğin yeni başkanı Belçika Başbakanı Van Rompuy oldu.Dışişleri Bakanlığı&#8217;na ise İngiliz Catherine Ashton seçildi.Diplomatik kaynaklar bu isimleri daha iyi tanır , gerçek malumatı onlardan daha sağlıklı alabiliriz.Yalnız yeni dönemle birlikte Avrupa Birliği&#8217;nin bize karşı olan sevimsiz yüzüne daha fazla şahit olmaya başlayacağız.İçeride ortalık toz duman olduğu için dışarıya kafamızı kaldırıp bakamıyoruz.Almanya-Fransa İttifakı&#8217;nın tam üyeliğimize taş koyma hevesi gitgide somut adımlarla güç kazanıyor.AB Başkanlığı&#8217;na seçilen ismin Türkiye karşıtı düşünceler taşıması  Kutsal İttifak&#8217;ın son manevrası olarak sahne alıyor.Küresel durgunluğun ekonomilerini altüst etmesi ile birlikte AB ülkeleri, özellikle Grimm Kardeşler Almanya ve Fransa yaşanan işsizlik problemine uzun vadeli çözümü Türk ve yabancı işgücüne sırt dönmekte buldular.Kamuoylarının desteğini arkalarına almaları sayesinde yabancı karşıtı politikalarını cesaretle uyguluyorlar.<br />
</a><br />
Azgelişmiş olmanın acı gerçeği kapılar yüzümüze kapanınca daha iyi ortaya çıkıyor.Anlaşılan açılımlardan başını alamayan iktidar yorgunu siyasi irade dış politikadaki amok koşusunu boşuna yapmıyormuş.Batı&#8217;ya giden gemide Doğu&#8217;ya koşmak yanılgısının sebebini biraz da gittikçe sağa kayan Avrupa halkları ve iktidarlarında aramak gerekir.Ekonomik krizin içe kapanmacı yapıyı yeniden hortlattığı ortada.Bu zihniyetin en somut örneklerini dış politika gelişmelerinde görüyoruz.Muhafazakarlık her alanda ön plana çıkarken, dimyata giderken evdeki bulgurdan olma korkusu gelecek dönem krizlerinin tohumunu toprağa atıyor.Tarihin kırıldığı anda doğru kararlar almak gerçek liderlerin özelliğidir.Türkiye&#8217;nin en önemli sorunu bir kişinin kaprisine ülkenin geleceğini esir etmesinde yatıyor. Sokakların yeni eylemlerle tanışması yetkililere uyarı görevi yapmıyor olsa gerek.Çünkü 80 senede bir  yaşanan krizin insanları nasıl yıprattığı ortadayken hakimleri-savcıları dinleyip gazeteci ve bilimadamlarını hapise atmanın mantığını anlamak mümkün değil.</p>
<p>Ekonomik demokrasinin olmadığı topraklarda yokluğun edebiyatını yapmak biz yarı okumuş aydınlara kaldıysa yandı gülüm keten helva.Yukarıda anlatılanlar vuku bulurken halkın açlıkla olan imtihanını rakamlardan okumak gereksiz kalıyor;sadece gözbebeklerine bakmak yeterli.Daha dün İtalya&#8217;da Dünya Gıda Programı&#8217;nın konu ile ilgili toplantısına katılmak Başbakanı gaflet uykusundan uyandırmadıysa süngünün ucundaki günlerimize geri döneceğimizin resmidir.Genetiği değiştirilmiş organizmalar sadece pazarda yok,siyasi esnaf arasında da mevcut.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[AKP ve III. Meşrutiyet...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/19/akp-ve-iii-mesrutiyet/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 08:38:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/19/akp-ve-iii-mesrutiyet/</guid>
<description><![CDATA[Temmuz 1908 tarihinde Abdülhamit yönetimine karşı 2.Meşrutiyet&#8217;in ilan edilmesi kuşkusuz birde]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.tarihim.org/forum.html?func=view&#38;catid=117&#38;id=231">Temmuz 1908 tarihinde Abdülhamit yönetimine karşı 2.Meşrutiyet&#8217;in ilan edilmesi kuşkusuz birden fazla sebebe dayanıyordu.Ayaklanmaya giden yolda İttihat ve Terakki Partisi&#8217;ne bağlı subayların Rumeli&#8217;de dağa çıkarak padişaha isyan etmeleri meşrutiyet ilanının en önemli ayağını teşkil etmiştir. Bu tarihten sonra Parti&#8217;nin ordu gücünü kullanarak 31 Mart Ayaklanması&#8217;nı bastırması İttihat ve Terakki&#8217;yi Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun yıkılışına kadar en önemli siyasi güç haline getirdi.Bu gücün arkasında Balkan Savaşları&#8217;nda  kazanılan göreli başarı ile çöküşe karşı Türk-İslam Sentezi&#8217;ni harekete geçirmesi yatıyordu.Sonuçta 1.Dünya Savaşı&#8217;nı kaybettik ve Osmanlı devleti dağıldı. Tarih sahnesinde ömrünü dolduran hiçbir özne suni nefes ile yaşatılamamıştır.İttihat ve Terakki kurtarıcı kılığına girmiş bir ölüm meleği idi.</a></p>
<p>Gelelim başlığımızın sebebine:AB süreci 1999 yılından itibaren tam üyelik perspektifine doğru yol aldığında 2001 ekonomik krizi yaşanmamıştı.Bu kriz, 2002 seçimlerinde koalisyon partilerini sandıktan silip Adalet ve Kalkınma Partisi&#8217;ni tek başına iktidar kapısını ardına kadar açtı. Reformların, sadece AB çıpasına bağlanarak iç siyasette kotarılması onca senenin kangren sorunlarını çözemedi.Çünkü 2001 krizi ekonomiyi altüst ederken, IMF reçetelerini uygulamayı sürdüren  AKP bu kopmaya karşılık geçerli tedaviyi uygulayamadı.Küreselleşmenin ölüm çağında dışarıdan gelen parayı yatırımlara değil  devasa borç stoku yaratmakta kullanmak, o kadar övündükleri liberal ekonominin ilkelerine de uymuyordu. Sonuçta 2008 Küresel Kriz&#8217;i baş göstermeden 2006 yılından itibaren piyasa daralmaya başladı.Ciddi hiçbir tedbir alınmaması geniş halk kesimlerine  buhranı yaşatıyor.2010 yılında gerilemenin daha fazla olacağını söylemek için iktisatçı olmaya gerek yok.Baz etkisine dayanan büyümenin halkın refahını arttırmayacağı ortada.</p>
<p>Konuyu bağlarsak İttihatçılar ilkel bir üretim ve dağıtım altyapısına dayanan ülkeyi savaşa sokarak 10 senede  paramparça etmiştir.Sanal açılımların taşeronu AKP ise ekonomiyi altüst etme başarısızlığını etnik milliyetçiliği hortlatarak kapatmaya çalışıyor.Dağa her çıkanın açılım sağladığı 2.Meşrutiyet dönemine benzeyen taraf ise etnik Kürt milliyetçiliğinin siyasi manevra kazanmasını silahlı milis gücü olan PKK ile AB-ABD Koalisyonu&#8217;nun elele başarmasıdır.Türkiye&#8217;nin geldiği nokta ürettiğini adilce paylaşamamanın yarattığı sıkıntıyı halka mal etme çabasında yatıyor. Benim aklım 100 sene önceki açılımlar ile 2009 açılımların benzerliğini kabaca böyle yaptı. Ne diyelim,denizler durulmaz dalgalanmadan&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Siyaset Ekonomi İlişkisi...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/18/siyaset-ekonomi-iliskisi/</link>
<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 08:59:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/18/siyaset-ekonomi-iliskisi/</guid>
<description><![CDATA[Karl Marx, üretim araç ve ilişkilerinin sosyal altyapıyı oluşturduğunu, buna dayanan tüm üstyapı kur]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.cnnturk.com/2009/ekonomi/genel/11/18/butce.acigi.enflasyonu.tetikleyebilir/552107.0/index.html">Karl Marx, üretim araç ve ilişkilerinin sosyal altyapıyı oluşturduğunu, buna dayanan tüm üstyapı kurumlarının ekonomik yapıya göre şekillendiğini anlatır.O dönem Marx&#8217;ın ekonomi-politik anlayışa diyalektik materyalizmi getirmesiyle neden olduğu düşünce devrimi Dünya&#8217;nın heryerine yayılmıştır.Son  küresel krizde yaşananlar Marx ve ardıllarını doğrulamıyor mu?</a>Küreselleşmenin muştuladığı Yeni Dünya Düzeni, gelir dağılımını altüst ederken açlığı ve yaygın yoksulluğu hayatımıza getirdi.Tüketim toplumunun emeğiyle üretmeden sadece borçlanarak bu düzene katkıda bulunması krizin tüm koşullarını hazırlıyor.Dünya üzerinde her altı saniyede bir çocuğun açlıktan ölmesi gerçeği kriz değilse nedir?Ekonomistlerin janjanlı ve anlaşılmaz teorileri yukarıdaki utanmazlığı açıklamaktan uzak. Bu sebeple Roubini ve Stiglitz gibi krizi öngören iktisatçıların sayısı az sayıda kalırken Marx 1800&#8242;lü yıllardan gelip şakşakçı iktisatçıları aşıp geçmiştir.</p>
<p>Gelelim canım Türkiyeme&#8230;Siyaset kurumunun yaşanan her olayda şiddetle sallandığını görüyoruz.Bizim burada anlatmakta güçlük çektiğimiz  konu yepyeni bir dünyanın kurulmakta olduğudur.Bileşik kaplar misali birbirine bağlı olan toplum her katmanı ile  bu krizden etkileniyor.Kriz çağında öngörülemez çalkantıların yaşanması toplumun o anki dinamiğine uygun bir salınım.Değişim kaçınılmaz bir hal alırken buna direnenler yaşamın diyalektiğine karşı gelmektedir.Yetersizliklerini saçma sapan girişimlerle kapatmaya çalışmaları her mikrofonu eline aldıklarında imam gibi vaaz vermelerine neden oluyor.Ama gerçekler onları hep yalanladığı için güvenilirliklerini yitirmiş durumdalar. Bekleyip göreceğiz&#8230;Mevlam ne eylerse güzel eyler.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kim Özürlü?]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/17/kim-ozurlu/</link>
<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 08:59:34 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/17/kim-ozurlu/</guid>
<description><![CDATA[Abdullah Öcalan&#8217;a gereken ilgiyi esirgemeyip kendisine hobi odası ayrıcalığı tanıyanlar dün Öz]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.habergec.com/%C3%B6z%C3%BCrl%C3%BCler/">Abdullah Öcalan&#8217;a gereken ilgiyi esirgemeyip kendisine hobi odası ayrıcalığı tanıyanlar dün Özürlüler Şurası için biraraya geldiler.Kendin çal, kendin oyna günü kutlamalarının karbonlu çevirisi yaşanırken Engelliler Konfederasyonu Başkanı Turhan İçli konuşmak istedi.Basın mensuplarını görünce konuşmak sadece Başbakan&#8217;ın ayrıcalığı değil ki.Üstelik özürlü vatandaşlar birçok problemle baş etmek zorunda kalıyorlar.Yarının bugünden daha zorlu günlere gebe olacağı dar zamanlarımızda çoğu yoksulluk koşullarında yaşayan özürlü insanlarımız anlayışsızlıklarımızla daha çok yıkılmaktalar.Eli ayağı tutan birisinin sadece 2 dakika gözlerini kapatıp Sarıgül tarzı kaldırımlarda yürümeyi denemesi  onları anlamamıza yeterli.</a></p>
<p>Benim cümle sorunum insanları susturmak amacıyla her türlü dalavereyi yapıp sonra pişkin pişkin kameralara konuşanlar.Bugün Açlık Zirvesi için İtalya&#8217;ya giden Tayyip Erdoğan leblebi tozuna benzeyen laflarını her 5 saniyede açlıktan ölen çocuklar için inci misali ortaya saçacak.Öyle ya korumalarının görme özürlü birisinden sakındıkları karizması oralarda tekrar parlatılıp hizmete sunulacak.Bu koruma terörünün sebebini insanları incitmek ve korkutmak amaçlı olduğuna inanıyorum.Sade vatandaşın Başbakan ile ne derdi olabilir ki?</p>
<p>Kendi adıma açlık bu kadar derinleşmişken Açılım adı altında oynanan siyaset komedyasını izlemekten sıkıldım.Tüm bu gelişmelerin sonunda insanlarımız birbirlerine daha çok diş biler duruma geliyor.Yokluğun azdırdığı aç kursaklar ayağa kalktıkça gerçek görme özürlülerin fellik fellik kaçtığı ne varsa  hortlayacak.Yanlışların ardı arkası kesilmez iken günümüz Türkiye&#8217;sinde neyi tutarsanız elinizde kalıyor.Derin darbenin yarattığı tsunami bu kıyıları vurduğunda ortalıkta ne Açılım kalacak ne de korumalar.Bunların  dikkat etmeleri gereken düşmanları değil, bana kalırsa  en yakınındaki insanlar.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fetret Devri...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/16/fetret-devri/</link>
<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 09:43:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/16/fetret-devri/</guid>
<description><![CDATA[Tarih, bugünümüzü anlamak açısından önemli bir disiplin.Örnek vermek gerekirse son 100 senelik Türki]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Tarih, bugünümüzü anlamak açısından önemli bir disiplin.Örnek vermek gerekirse son 100 senelik Türkiye&#8217;deki askeri darbelerde İttihatçı dönemin izlerini bulmak mümkün.Bilindiği üzere Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun Fetret Devri diye anılan bir dönemi var.Yıldırım Beyazıt, 1402 tarihinde Ankara Savaşı&#8217;nda Timur&#8217;a yenilince başlar.Çelebi Mehmet,beyliklerin bu başkaldırı döneminde kılıç zoruyla egemenliğini sağlamıştır.Belki de devlet-i ebed için kardeş katli uygulaması sonraki padişahlara siyasi erkin parçalanmasını önlemek için miras kaldı.  </p>
<p>10 senedir ülkemizde yaşanan son  Fetret Devri&#8217;nin bizim açımızdan anlamı ise kendini değiştirememekte yatıyor. Üretim altyapısını mesleksiz insanlar ve yetersiz sermaye birikimi ile modernize edemeyince Soğuk Savaş dünyasının değişim sancılarını sosyal hayatta terörize olmak zorunda bırakılmış hareketler ve saplantılarla yaşamaktayız.Bu süreç boyunca insanın edilgin bir nesne haline getirildiği post-modern zamanlara uygun siyasal iktidarlar  gücü rafine edilmiş biçimde gündelik hayatımıza devşirdiler.Siyasi polis devletinin, yargı dahil milletten kaynaklanan tüm yetkileri gasp etmek istemesi ise son model Fetret Devri&#8217;mizin bizlere armağanı oldu.Geçiş sürecinde yaşanan çalkantılar ve ekonomik krizin kendi göstermesi maalesef yaşanan olayların insanlık krizinin önüne geçmesini sağlamıştır.</p>
<p>Küreselleşmenin salgın gibi yayıldığı aşırılıklar çağında ulus devletlerin modası geçmiş siyasi aktörler biçiminde anılarak güçlerinin ellerinden alınmaya çalışılması yeni değil.Sınırların kalktığı öne sürülüp sermayeye ön açıldığı ama  insan haklarının big-brother devletine kurban edildiği bu dönemin sonuna Küresel Ekonomik Kriz&#8217;le gelinmiştir. Şimdi önümüzde yepyeni bir dünya ve henüz denenip iflas etmemiş en taze fikirler bizleri bekliyor.</p>
<p><a href="http://www.cnnturk.com/2009/turkiye/11/16/telekulaka.basbakan.yorumu/551808.0/index.html">Türkiye&#8217;nin ehil olmayan kişiler tarafından serbest oylarla seçilerek yönetilmesi halkın zaten yetersiz olan eğitim, sağlık,kültür ve ekonomik araçlardan yeterince faydalanamamasının getirdiği bir sonuç değil mi?Aynı zamanda demokrasinin sağlıklı biçimde geliştirilmesi sokaktaki insanların daha iyi yaşam koşullarına bağlı. Yaşadığımız bunalım döneminin sonuna geldiğimizde şimdi önemli geçinen insanların tarih kitabına yakından bakılınca bile görülemeyecek kadar ince birer çentik olduklarını unutmayalım.Geçmişin  hayaleti bizleri takip etse bile değişebilmek bizim emeğimize ve cesaretimize bakıyor.Sadece bunun için umudu yaşatmaya değer.</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Google Yine Mahkemelik Oldu!]]></title>
<link>http://habertekno.wordpress.com/2009/11/15/google-yine-mahkemelik-oldu/</link>
<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 22:44:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>manisaliaykut</dc:creator>
<guid>http://habertekno.wordpress.com/2009/11/15/google-yine-mahkemelik-oldu/</guid>
<description><![CDATA[İnternet devi Google, özel hayata fazlasıyla müdahele eden Street View servisi nedeniyle İsviçre]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong><a href="http://www.veteknoloji.com/google-yine-mahkemelik-oldu-24585-.html"><img src="http://www.veteknoloji.com/resimler/haberler/20091114114822_ca2cd71f8756e1bd.jpg" alt="" hspace="5" width="417" height="336" /></a></p>
<p>İnternet devi Google, özel hayata fazlasıyla müdahele eden Street View servisi nedeniyle İsviçre&#8217;de mahkemelik oldu. Street View aracından İsviçre&#8217;de çekilen tüm fotoğrafların kaldırılması gündemde&#8230;</strong></p>
<p>Arama motoru devi Google, daha orkut.com&#8217;da yer alan sahte Barichello hesapları nedeniyle ödeyeceği 500.000 dolarlık tazminatın şokunu atlatamadan bu kez de İsviçre&#8217;de mahkemelik oldu.</p>
<p>Google&#8217;ın servislerinden biri olan ve kullanıcıların cadde cadde dünyayı dolaşabilmesine imkan tanıyan Google Street View isimli araç nedeniyle İsviçre&#8217;de mahkemelik olan Google, Street View&#8217;ün görüntülediği araçların plakalarının gizlenmeden, olduğu gibi internete verilmesiyle suçlanıyor.</p>
<p>İsviçre&#8217;de yaşanan bu olay yüzünden büyük hayal kırıklığı yaşadığını dile getiren Google yetkilileri, açılan davaya bir anlam veremediklerini ifade etti.</p>
<p>Plakaların gerektiği gibi gizlenmeden internete verilmesinin kabul edilemeyeceğini dile getiren veri koruma müdürü Hanspeter Thuer, Street View&#8217;a görüntü aktaran kameralara olan hoşnutsuzluğunu da dile getirdi. &#8220;Google Street View araçlarında bulunan kameraların boyu oldukça yüksek ve çitlerin ve duvarların ardındaki her yeri görüntülüyor&#8221; diyen ve özel hayatın ihlal edildiğine vurgu yapan Thuer, geçen Ağustos ayında Google&#8217;a bu şikayetlerin iletildiğini ve gerekli önlemlerin alınması için Google&#8217;la iletişime geçtiklerinin altını çizdi.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[1. november]]></title>
<link>http://trepous.wordpress.com/2009/11/15/1-november/</link>
<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 13:09:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>trepous</dc:creator>
<guid>http://trepous.wordpress.com/2009/11/15/1-november/</guid>
<description><![CDATA[]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignnone size-full wp-image-34" title="1.november-cerkev-web" src="http://trepous.wordpress.com/files/2009/11/1-november-cerkev-web.jpg" alt="1.november-cerkev-web" width="500" height="333" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-35" title="1.november-kristus-web" src="http://trepous.wordpress.com/files/2009/11/1-november-kristus-web.jpg" alt="1.november-kristus-web" width="500" height="333" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-36" title="1.november-luna-web" src="http://trepous.wordpress.com/files/2009/11/1-november-luna-web.jpg" alt="1.november-luna-web" width="500" height="333" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-37" title="1.november-tolmin-web" src="http://trepous.wordpress.com/files/2009/11/1-november-tolmin-web.jpg" alt="1.november-tolmin-web" width="500" height="255" /></p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-38" title="1.november-vrata-web" src="http://trepous.wordpress.com/files/2009/11/1-november-vrata-web.jpg" alt="1.november-vrata-web" width="500" height="333" /></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dersim Dört Dağ İçinde...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/15/dersim-dort-dag-icinde/</link>
<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 08:13:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/15/dersim-dort-dag-icinde/</guid>
<description><![CDATA[Tunceli kendine ait özellikleri olan bir il.Önceleri Dersim diye anılan, dağlık arazisi, merkezi oto]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.stargazete.com/gazete/yazar/aziz-ustel/onur-bey-dersim-isyani-nda-gorevli-askere-kulak-ver-haber-225526.htm">Tunceli kendine ait özellikleri olan bir il.Önceleri Dersim diye anılan, dağlık arazisi, merkezi otoriteye olan isyan hali ile uzun zaman boyunca tartışılan bir bölge.Aleviliğin kalelerinden birisi aynı zamanda.Yüzyıllardır süren mezhep ayırımcılığının yaygın nüfustan uzak yaşama zorunluluğu getirmesiyle Alevi toplumunun katliamdan, sürgünden, asimilasyondan kaçmak için sığındığı sarp arazinin adı &#8220;Dersim&#8221;.Geçen Salı günü Demokratik Açılım görüşmelerinde Meclis Genel Kurulu&#8217;nda konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Cumhuriyete karşı ayaklanmalar ile Dünya ve Kurtuluş savaşları arasına Dersim İsyanı&#8217;nı da katması tepki topladı.Tartışmaların alevlenmesiyle oylarını Atatürk&#8217;ün partisi diyerek CHP&#8217;den başka parti tanımayan Alevilerin  derin hayalkırıklığı özellikle Tunceli&#8217;de kendini gösterdi.<br />
</a></p>
<p>Dersim Olayları&#8217;nın, Kürtler ile benzer ama özünde çok farklı özellikler taşıyan Alevi toplumuna özgü yanları mevcuttur.Ancak şurada önemli bir ortak nokta var:Devletin ayırımsız şiddeti Kürt Sorunu ile Dersim İsyanı&#8217;nın insanlığa karşı işlenen suç olarak ele alınmasını gerektiriyor.Halen yaşanan kör terörün yıkılmaz ayağını Cumhuriyet&#8217;in varlığını koruma bahanesiyle kendisinden saymadığı topluluklara saldırması oluşturuyor. Resmi tarihin ideolojik babalanmaları arkasında yatan çıplak gerçek savaşın siyasetin devam eden enstrümanı olduğunu ispat ederken,oturup düşünmemiz lazım &#8220;Biz nerede yanlış yaptık?&#8221; diye.Türk çoğunluk olarak azınlıklarla ilgili bir problemimiz olmasa bile devletimizin böyle bir soruna sahip olduğu ortada.Yoksa asimilasyon ve inkar politikalarını vicdanlarına kına yakarak uygulamazlardı.Bu toprakların insanının cahil olması vicdansız olmasını gerektirmiyor.Yapılan yanlışları tarih er veya geç su yüzüne çıkartacaktır.</p>
<p>İçimizde sessiz bir çoğunluk var.Tüm engellemelere rağmen sezgileriyle gerçeklere varmaya çalışıyorlar.Onlara seslenmek isterim:Alevi toplumunun Sünnilerden bir farkı yok.Onlar sadece kendi kültürlerini yaşamak istiyorlar. Dedelik müessesini tarikat şeyhlerinden ayıran bir yan göremiyorum.Cemevlerinin ibadete açılması bile bu toplumun kendi kültürlerini yaşatma isteklerinden başka bir kaygı taşımıyor.Özellikle önemli olan unsur ise Alevilerde Türklük bilincinin ve Mustafa Kemal sevgisinin çok önemli bir yer tutmasıdır.Süreç içerisinde sonradan Türk sayılan bürokratların aslını inkar etme tezatlığı Dersim ve benzeri olaylarda saldırganlık halinde tezahür etmiştir ve ibretliktir.Burada Osmanlı&#8217;nın tarihten silinişi ile Cumhuriyetin kuruluş çalışmaları döneminde ideolojik bir yıkım ve hafıza silinmesi olduğu açık.</p>
<p>Şimdi zurnanın zırt dediği yere gelelim.Fakirliği tüm toplum paylaşırken zengin sofralarında sanal açılım kotaranlar ekmeğimizi her geçen gün daha da azaltarak esas iktidara hizmet ediyorlar.Türkiye&#8217;de tek güç vardır,paranın gücü.İnsanların kendine ait saydığı ne varsa berdel misali kendisinden alan bu yapı savaşı sürdürmeyi daha az karlı görünce barışa yüzünü çeviriyor.Ama diğer bir yandan etnik farklılıkları abartarak çatışma kültürüne katkıda bulunuyor.Biz hepimiz biriz.İnsanız her şeyden önce.Bunu tartışmıyorsak geriye kalan teferruat değil midir?Üretim araçlarından ortaya çıkan artı değeri kim,nasıl, ne kadar alıyor bunu bir öğrensek,kavgamızın önemli bir kısmının ekonomik, kalan kısmının psikolojik olduğunu anlayacağız.Psikoloji deyip geçmeyin, bireylerin hayatında travmalar yaşatan çatışmalar sonraki dönemlerde toplumsal huzursuzluklarla kendini gösteriyor.Ekonominin altüst olduğu zor zamanlardan geçiyoruz.Yoksullaşmamız yozlaşmayı, yozlaşmamız çatışmaları beraberinde getirecek.Tüm yaşananlara biraz da bu açıdan baksak  ne kadar isabetli olur.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Açlık ve Üçüncü Sayfa Haberleri...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/14/aclik-ve-ucuncu-sayfa-haberleri/</link>
<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 13:03:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/11/14/aclik-ve-ucuncu-sayfa-haberleri/</guid>
<description><![CDATA[Bir ara basın dünyasında bulvar gazetelerinden Tan yayımlanmıştı.Türk erkeğinin cinsel açıdan ne kad]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Bir ara basın dünyasında bulvar gazetelerinden Tan yayımlanmıştı.Türk erkeğinin cinsel açıdan ne kadar güçlü olduğunu öne süren haberlerle iktidarsızlığımızın zirve yaptığı 80&#8242;li yılları onunla aşmıştık.Bu sayede Tan Gazetesi medya dünyasında seçkin! bir yer de edinmişti.Tabii o zaman Taraf Gazetesi yoktu,kaymaklı ekmek kadayıfı Kenan Evren vardı.Servis edilen haberleri yazmak tapa isterdi.Ama Uğur Mumcu gene korkmaz yazardı.Şimdi öyle gazeteciler nerede?</p>
<p>Barış Derneği Davası,Dev-Yol,Dev-Sol Davaları 12 Eylül&#8217;den sonra solun üzerinde silindir gibi geçmiş,şimdiki zamanın liberal geçinen naylon demokratları inançlarını paraya tahvil etmeye çoktan girişmişlerdi.Kalemini kır, ama satma düşüncesi Babıali yokuşundan uzaklaşmaya başlamış,gazeteciler birbirlerinin yüzüne gülüp arkalarından küfür etmekle yetinmemeye koyulmuşlardı.</p>
<p>Bu nostaljinin nedenini sorarsanız el-cevap:Dünkü Radikal Gazetesi&#8217;nde bir üçüncü sayfa haberi vardı. Haber, Balıkesir-Edremit&#8217;te balıkçıların sattıkları balıkların kafalarını yoksul vatandaşlara ayırma geleneğine devam ettiklerini anlatıyordu.Balıkçılardan birisi ihtiyaç sahibi vatandaşların çorba yapmak için balık kafası istediklerini anlatıyor.</p>
<p>Haberi okudum, oturdum, sinirden ağladım.İsyan etmemek elde değil.Beyler sofrasından kotarılan, dışa yaranmak amaçlı açılım girişimleri balık kafasını rica minnet alan insan için ne anlama gelir?Onun aç midesine sıcak bir çorba bulmak için sabahtan akşama kadar debelenmesine ne dersiniz?Yoksa dilenci toplumu haline getirilmemiz sayesinde lüks restorantlardan haber damıtan lezzet işçileri gibi vicdanınız mı üşümüş?Sorular, sorular&#8230;Benim canımı esas bu durum sıkıyor.Yani bizim vurdumduymazlığımız&#8230;Yarın öbürgün yolumuzu  kesecek insanlardan bahsediyorum. </p>
<p>Buradan kuru sıkı atmak değil derdim.Benden daha cesur yazan,kültürüyle beni suya götürüp susuz getirecek, binlerce insana seslenen o kadar kalem niye bu konulara değinmez?Suya tirit üçüncü sayfa haberleriyle bireysel kör teröre doğru yol aldığımızı görmezler mi?Yaşananlar aklın durduğu yerlere doğru yelken açtığımızı işaret ediyor.Ben yarı okumuş bir insanım.Elimde yazmaktan gayrı bir cesaret yok.Olsa yoksullarımız için seve seve kullanırdım.Ben de ayın sonunu zor getiriyor, evlensem taş taşımaktan başka babamın eline bakan bir ekonomik özgürlüğe! sahibim.Yazılarımı okuyanları, okumayanları çok severim ve bunu bilmelerini isterim.Buralardan yaptığım arzuhalcilik diğer kardeşlerimin de insan gibi yaşaması içindir.Keşke bu düşüncelerimi daha fazla sayıda kişiyle paylaşabilseydim.En azından cahilliğimi görür,derdimi sizlerle unuturdum.Hani Sait Faik ne demiş:&#8221;Kalemi yonttum.Yonttuktan sonra tuttum,öptüm.Yazmazsam deli olacaktım.&#8221; Benim durumum da aynen böyle.</p>
<p>Haberin sonuna devam edeyim,Selim Sevinç adlı vatandaş dertliymiş:&#8221;&#8230;Çeşit azaldı,fiyatlar her geçen gün arttı&#8230;Bize yalnızca 4-7 lira arasında satılan sardalyayı almak düşüyor.Bunu da alamayanlar zengin müşterilerin temizlettiği torik,palamut,ton balıklarının kafalarını balıkçılardan rica ederek alıyor.Sahil insanını bu hale getirenler utansın&#8221; </p>
<p>Bilmiyorum duyuyor musunuz sessiz gözyaşlarımı?Ama biliyorum ağlamaktan gayrı çareler var,biliyorum pısırık bir davranış türü benimkisi.Ne olur açların gözbebeklerindeki gazap üzümlerini görelim.Umut bitmez aslında, tükenen bizleriz.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
