<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>lubnan &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/lubnan/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "lubnan"</description>
	<pubDate>Mon, 07 Dec 2009 13:02:28 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Arap Ülkelerine Vizeler Hakkında]]></title>
<link>http://bekri.wordpress.com/2009/11/16/arap-ulkelerine-vizeler-hakkinda/</link>
<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 13:03:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>davutbekri</dc:creator>
<guid>http://bekri.wordpress.com/2009/11/16/arap-ulkelerine-vizeler-hakkinda/</guid>
<description><![CDATA[Sizlerden çoğunlukla arap ülkelerine seyahat sırasında vize yükümlülüğüyle ilgili sorular alıyorum. ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Sizlerden çoğunlukla arap ülkelerine seyahat sırasında vize yükümlülüğüyle ilgili sorular alıyorum. Bu nede<img class="alignright size-thumbnail wp-image-190" title="vize2" src="http://bekri.wordpress.com/files/2009/11/vize21.jpg?w=150" alt="vize2" width="150" height="150" />nle hangi ülkeler Türk Vatandaşları&#8217;ndan vize istiyor hangileri istemiyor konusuna açıklık getirmek amacıyla aşağıda ufak bir liste hazırladım. İşte Kasım 2009 itibariyle Arap ülkelerinin Türkler&#8217;e uyguladıkları vize durumları. Güncel bilgileri almak için seyahat edeceğiniz ülkenin konsolosluk veya elçiliğini aramayı unutmayın.</p>
<p>Suriye : Türk Vatandaşları&#8217;ndan vize istemiyor. Doğruca sınır kapılarına giderek kendi vatandaşları gibi ülkeye giriş yapabilirsiniz.<!--more--></p>
<p>Ürdün : Türk Vatandaşları sınır kapılarından girerken vize almaktadır. Seyahat etmeden önce vize alma zorunluluğu yok.</p>
<p>Lübnan : Türk Vatandaşları sınır kapılarından girerken vize almaktadır. Seyahat etmeden önce vize alma zorunluluğu yok.</p>
<p>Irak : Türk Vatandaşları ülkeye girmeden önce konsolosluk veya elçilikten vize almak zorundadır.</p>
<p>S.Arabistan : Türk Vatandaşları ülkeye girmeden önce konsolosluk veya elçilikten vize almak zorundadır.</p>
<p>Yemen : Türk Vatandaşları ülkeye girmeden önce konsolosluk veya elçilikten vize almak zorundadır.</p>
<p>Kuveyt : Türk Vatandaşları ülkeye girmeden önce konsolosluk veya elçilikten vize almak zorundadır.</p>
<p>Katar : Türk Vatandaşları sınır kapılarından girerken vize almaktadır. Seyahat etmeden önce vize alma zorunluluğu yok.</p>
<p>Bahreyn: Türk Vatandaşları sınır kapılarından girerken vize almaktadır. Seyahat etmeden önce vize alma zorunluluğu yok.</p>
<p>Umman (Oman): Türk Vatandaşları sınır kapılarından girerken vize almaktadır. Seyahat etmeden önce vize alma zorunluluğu yok.</p>
<p>BAE : Türk Vatandaşları ülkeye girmeden önce konsolosluk, elçilik veya THY ile Emirates havayollarından vize almak zorundadır.</p>
<p>Mısır: Türk Vatandaşları ülkeye girmeden önce konsolosluk veya elçilikten vize almak zorundadır.</p>
<p>Libya: Türk Vatandaşları ülkeye girmeden önce konsolosluk veya elçilikten vize almak zorundadır.</p>
<p>Tunus: Türk Vatandaşları sınır kapılarından girerken vize almaktadır. Seyahat etmeden önce vize alma zorunluluğu yok.</p>
<p>Fas: Türk Vatandaşları sınır kapılarından girerken vize almaktadır. Seyahat etmeden önce vize alma zorunluluğu yok.</p>
<p>Cezayir: Türk Vatandaşları ülkeye girmeden önce konsolosluk veya elçilikten vize almak zorundadır.</p>
<p>Davut Bekri</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Arapların Gözünden Haçlı Seferleri]]></title>
<link>http://medyarehberi.wordpress.com/2009/11/14/araplarin-gozunden-hacli-seferleri/</link>
<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 22:03:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>koroglu14</dc:creator>
<guid>http://medyarehberi.wordpress.com/2009/11/14/araplarin-gozunden-hacli-seferleri/</guid>
<description><![CDATA[B Bu kitap çok basit bir fikirden yola çıkıyor: Haçlı Seferleri&#8217;nin tarihini &#8216;öteki ceph]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>B</p>
<p><a href="http://tumedya.com/wp-content/uploads/2009/11/Arapların-Gözünden-Haçlı-Seferleri.jpg"><img title="Arapların Gözünden Haçlı Seferleri" src="http://tumedya.com/wp-content/uploads/2009/11/Arapların-Gözünden-Haçlı-Seferleri.jpg" alt="Arapların Gözünden Haçlı Seferleri" width="185" height="271" /></a>Bu kitap çok basit bir fikirden yola çıkıyor: Haçlı Seferleri&#8217;nin tarihini &#8216;öteki cephe&#8217;de, yani Arapların tarafında görüldüğü, yaşandığı ve hikâye edildiği biçimde anlatmak. Kitabın hemen hemen tüm içeriği, o çağın Arap tarihçilerinin ve vakanüvislerinin tanıklıklarına dayanıyor.&#8221; Lübnan asıllı Amin Maalouf 1983 tarihli bu ilk yapıtında, on birinci yüzyılın sonundan on üçüncü yüzyılın başına kadar devam eden, ancak etkileri ve söylemi günümüze dek uzanan Haçlı Seferleri&#8217;ni egemen tarih anlayışının yerine &#8220;öteki&#8221;nin gözünden anlatıyor. Tarih en büyük anlatıdır. Yazar : Amin Maalouf Yayınevi : Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık (Yky) Dizi : Tarih Dizisi</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yakın Tarihin İzinde Anılar ve Duygular Lübnan – Belgesel İzle]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/11/yakin-tarihin-izinde-anilar-ve-duygular-lubnan-%e2%80%93-belgesel-izle/</link>
<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 22:07:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/11/yakin-tarihin-izinde-anilar-ve-duygular-lubnan-%e2%80%93-belgesel-izle/</guid>
<description><![CDATA[http://blip.tv/file/2811419 &lt;embed src=&#8221;http://blip.tv/play/AYGs6AYA&#8221; type=&#8221;app]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><!--blip.tv pattern not matched in posts_id=2831266&#38;dest=-1--><br />http://blip.tv/file/2811419</p>
<p>&#60;embed src=&#8221;http://blip.tv/play/AYGs6AYA&#8221; type=&#8221;application/x-shockwave-flash&#8221; width=&#8221;512&#8243; height=&#8221;414&#8243; allowscriptaccess=&#8221;always&#8221; allowfullscreen=&#8221;true&#8221;&#62;&#60;/embed&#62;</p>
<div class="zemanta-pixie"><img class="zemanta-pixie-img" alt="" src="http://img.zemanta.com/pixy.gif?x-id=74bd2c39-53e4-8ba6-a626-b05e5ebc927a" /></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yakın Tarihin İzinde Anılar ve Duygular Lübnan - Belgesel İzle]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/11/lubnan/</link>
<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 22:02:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/11/lubnan/</guid>
<description><![CDATA[]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><!--blip.tv pattern not matched in posts_id=2828370&#38;dest=-1--></p>
<div class="zemanta-pixie"><img class="zemanta-pixie-img" alt="" src="http://img.zemanta.com/pixy.gif?x-id=ceeb7f8e-06b4-8079-b4b0-38ff540355b2" /></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Siz hala 'ALO' diyebiliyor musunuz..?]]></title>
<link>http://tuketicitakipte.wordpress.com/2009/10/21/siz-hala-alo-diyebiliyor-musunuz/</link>
<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 18:22:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>tuketicitakipte</dc:creator>
<guid>http://tuketicitakipte.wordpress.com/2009/10/21/siz-hala-alo-diyebiliyor-musunuz/</guid>
<description><![CDATA[Evden işe, işten eve sabit hatla aramak mı? Asla. Dumanla haberleşiriz daha iyi diyorsanız okuyun. D]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Evden işe, işten eve sabit hatla aramak mı? Asla. Dumanla haberleşiriz daha iyi diyorsanız okuyun.</p>
<p><span style="font-size:medium;">Dikkat edin telekom faturası <strong>kışınıza</strong> <strong>kaçmasın</strong>.!</span></p>
<p align="justify"><strong>&#8220;1 KASIM 2009  GÜNÜ SABİT TELEFONLARI SUSTURUYORUZ.</strong> &#8221; Bir günlüğüne kimse susturmaz, susturamaz çünkü. Belki ev telefonlarını kapatabilirsiniz ama iş telefonlarını kapatabileceğinizi sanmıyoruz.</p>
<p align="justify">Eğer ki bür gün için bilinçli tüketici olacaksak hiç olmayalım daha iyi. Bu türden eylemler susurluk zamanında yapılan ışık kapama, tencere kapağına vurma gibi sıradan, basit ve cılız eylemlerdir.</p>
<p align="justify">Daha ses getirecek eylemler lazım mesela Koç, ssabancı grubu gibi büyük şirketlerin tüm sabit hatlarını iptal etmesi ?<br />
Ama kıçını hangine dönersen dön yiyeceksin kazığı, hepsi aynı. Çünkü Türki milletinin arkasında devlet yok. Devlet paranın gücün arkasında, yabancı sermayenin arkasında. Türkiyeyi yönetenler türk halkını büyük pazar diye pazarlıyor, bir amerikalı ne demişti &#8220;Türkiyenin en büyük ihrac kalemi ordusudur&#8221; yani kanı, canıdır. Bu bakış açısına kim itti bunları. Türkiyeyi yönetenler. Her zaman aynı dümen. Başımıza getirdiklerimiz kendi ailelerinin, sülalelerinin hırslarının doymak bilmeyen iştahı yüzünden türkiyenin nesi var nesi yoksa haraç mezat satmıştır. Satmaya amadedir. Bütün kamu ihalelerini yabancılara ballı kaymak peşkeş çekmişlerdir. Niçin, yüzde veya binde 3-5 yüzdelik komisyonları cebine indirebilmek için. Askeri sivili hepsi aynı çıktı. Ufacık bir makama ufacık bir adamı getiriyorsun bir kaç ay sonra adama yetişmek ne kelime. Vur vurmazsan sıra senden geçecek dercesine çalıyorlar, yiyorlar, şişko göbeklerini dolduruyorlar. Onlar, çocukları ve yedi kuşak torunlarına yetecek kadar malı götürüyorlar.</p>
<p align="justify">Gelelim Lübnan Telekom un Türkiye Şubesinin kıçımıza soktuğu kazıklara bir göz atmaya:<br />
<strong>Bir ev telefonundan 3.90 YTL lik görüşme yapılıyor.</strong> Telefon faturasının TOPLAM tutarı <strong>19.25 YTL</strong> oy oy oy bu ne. Bu ne biliyor musunuz? Kış uykusuna pardon kış uykusuna değil koyun uykusuna yatırıldığımızın aslında yattığımızın resmidir.<br />
<strong>Sabit ücret: 10,43 Ytl</strong>.. bu rakam her konuşsanda konuşmasanda faturana yansıtılıyor&#8230;</p>
<p align="justify"><strong>Kdv matrahı : 14.54</strong> bu ne anlam taşıyor vallahi billahi bilmiyorum.<br />
<strong>Katma Değer Vergisi : 2.62</strong> üsteki kdv ile alttaki sanki aynı biri diğerinin kısaltılmış hali. Neden ikisi de kısaltılmış olarak yazılmamış. Yada ikisi de uzun hali ile yazılmamış<br />
<strong>Özel iletişim vergisi : 2.18</strong><br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
<strong>Toplam uyuma Parası : 19.25 </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p align="justify">Aslında Telekom Panikte. <strong>Çünkü vatandaş uyanıyor</strong>. Sabit telefonlar birer birer iptal ediliyor. Bu nedenle reklâmlara başlamış Telekom.<br />
Ama yılda 2 milyar dolar kar yapıyormuş Telekom. 3 yıllık karına bütün işletmeyi satan devlet yöneticileri utansın. Boyu altlarında kalsın.<br />
Şimdi ünlü komedyen standup uzmanı bu özelliğini halkı kandırmak için kullanıyor. <strong>CEM YILMAZ</strong> bu işten iyi para kazanmışa benziyor.</p>
<p align="justify"><strong>(YENİ NUMARASI 11811)</strong> Kontrol ettik, 118 den bilinmeyen bir numaranin ögrenilmesi icin en az 60 saniye gerekiyor. Yani 8 kontor. Baska bir deyisle eski parayla dörtmilyonücyüzyirmibin TL. Bir numara ögrenmek için Lübnanli sirkete bu kadar para<br />
ödüyorsunuz. <strong>Türk Telekom Soygunu 118 ve 133 e dikkat !..</strong></p>
<p align="justify">Turkçede buna resmen soygun hatta dolandiricilik denir. Özel Türk Telekom Servisleri Servis Numarasi ve kontur fiyatlarini okuyun da milletin nasil gizlice soyuldugunu gorun .<br />
<strong>Bu numaralar 110, 112, 121, 122, 123, 124, 126, 154, 155, 156, 158&#8242; &#8216;i ararsaniz ücretsiz 113, 153, 163, 166, 169, 174, 175, 176, 179, 180, 181&#8242; &#8216;i ararsaniz 60 saniyede atacak bir kontur icin icin 72.000TL ..<br />
185, 186, 187, 188, 189, 114, 117, 119, 130, 170, 171, 172, 173, 178, 182, 183, 184&#8242; &#8216;u ararsaniz,15 saniye icin 288.000 TL.</strong><br />
Simdi SIKI durun !.. 118&#8242; &#8216;i ararsaniz 8 saniyede bir atacak kontur icin tam 540,000 TL, v! e 133&#8242; &#8216; u ararsaniz 3.6 saniyede atacak bir kontur icin 1.200.000 TL,</p>
<p align="justify">Dikkat ederseniz bilinmeyen numaralari aradiginizda dakikalarca bekletirler. Sürekli olarak banttan <strong>&#8216;hatlarimiz dolu bekleyin&#8217;</strong> talimatı verirler. Buna resmen dolandiricilik denir.. Turkiye&#8221;de bilinmeyen numaralari sormanin bu kadar pahali oldugunu Kim biliyor? Insanlarin bilgilenmek icin kullandiklari ve dunyanin her yerinde bedava olan bu kamu yararina hatlarin fahis fiyatlarda olmasi talimatini kim verdi?.Bu yazidan sonra hala bilinmeyen numaralari aramak istiyorsaniz cebinize dikkat edin.</p>
<p align="justify"><strong>Siz hala &#8216;ALO&#8217; diyebiliyor musunuz..?</strong></p>
<p align="justify"><strong>EKONOMIST</strong> dergisinde yayinlanan bilgilere göre <strong>Ev Telefonlarini Kapatma Zamani geldi.</strong> Türk Telekom&#8217;un konusma ücreti/dakika <strong>81.400</strong> TL. oldu. GSM sirketlerinde bu rakam neredeyse benzer. <strong>99.846 TL</strong>. Evden Cebi ariyorsaniz ödeyeceginiz 407.000 TL . Oysa GSM&#8217;den evi ararsaniz dakikasi <strong>297.521 TL</strong>. Yeni patron getirdigi <strong>&#8216;Milli Güvenlik riski&#8217;</strong> yaninda Türk Milletini de <strong>&#8216;APTAL&#8217;</strong> yerine koyuyor anlasilan.  <strong>APTAMİL</strong> yiyen bir neslin <strong>APTAL</strong> olması, aptal yerine konması aslında normal değil mi?</p>
<p align="justify"><strong>Merak Etmiyor musunuz?<br />
</strong>TSK, devletin güvenliği ile ilgili çalışan birimler, devlet daireleri kendi aralarında konuşacağı gizli bilgileri nasıl paylaşır Telekom üzerinden. Bu bilgileri İsraile Amerikaya gitmez mi?</p>
<p align="justify">Sokak pezevenglerinin karı satması gibi ayaküstü sattılar telekomu. Utanmadan gelinlik kızımız dediler birde üstüne. hangi politikacı kendi kızını yabancılara sermaye yapar. Ama söz konusu olan bütün halkın kazanımı ise ilk sıraya geçtiler tecavüz çeteleri gibi. Sattılara geneleve karı satar gibi, mal gibi satttılar 3 senelik karına koca türk telekomu alin lübnanlısına [ki arkasında yahudi ve amerikan sermayesi var] verdiler.</p>
<p align="justify"><strong>Sonsöz</strong>: Hadi satacaktınız madem, neden Turgut Özalın zamanında sattırmadınız. En azından değerinde satılırdı. 35 milyar dolar nere 6,5 milyar dolar nere. Yenilen pehlivanın güreşe doymaması gibi türk milleti söğüşlenmeye, soyulmaya, düdüklenmeye doymuyor.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Müslümanlar ve Filistin Meselesi]]></title>
<link>http://islamikitaplar.wordpress.com/2009/10/13/muslumanlar-ve-filistin-meselesi/</link>
<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 03:15:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>islamikitaplar</dc:creator>
<guid>http://islamikitaplar.wordpress.com/2009/10/13/muslumanlar-ve-filistin-meselesi/</guid>
<description><![CDATA[Müslümanlar ve Filistin Meselesi Cafer Abdürrezzak Objektif Yayınları EMPERYALİST ZİHNİYETTEN BİR ÖR]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="alignnone size-full wp-image-321" title="filistin-meselesi" src="http://islamikitaplar.wordpress.com/files/2009/10/filistin-meselesi.jpg" alt="filistin-meselesi" width="271" height="400" /></p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;"><strong>Müslümanlar ve Filistin Meselesi</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Cafer Abdürrezzak</strong></p>
<p style="text-align:center;">Objektif Yayınları</p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;"><strong>EMPERYALİST ZİHNİYETTEN BİR ÖRNEK</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Yeryüzünün hayırlarla dolup taştığı büyük bir bölümüne hâkim bir millet var. Onlar dünya yollarının kavşak noktasına hâkimler. Bu topraklar insanlık medeniyetlerinin ve dinlerinin doğuş yeri. Bu milleti tek bir din, tek bir dil, tek bir tarih; ortak arzı ve hedefler birleştiriyor. Onların birbirleriyle buluşmalarını engelleyecek tabiî bir engel de yok!  Eğer bu ümmet bir gün birleşirse dünyaya hâkim olur ve Avrupa hakimiyeti son bulur. Bundan dolayı bu ümmetin tam ortasına onların iki kolunu bir araya getirmesine engel olacak, sürekli savaşlarla onların güçlerini parçalayacak yabancı bir cisim ekmeli ve Batı isteklerini gerçekleştirmek için buraya köprü olarak kullanmalıdır.</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>İngiltere Başbakanı CANPAUL PANRAMAN 1902</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong> </strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Lübnan Seyahati]]></title>
<link>http://bekri.wordpress.com/2009/10/10/lubnan-seyahati/</link>
<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 14:03:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>davutbekri</dc:creator>
<guid>http://bekri.wordpress.com/2009/10/10/lubnan-seyahati/</guid>
<description><![CDATA[Ortadoğu’nun mobil dünyasının keşfine bu ay Lübnan’dan devam ediyoruz. Bir zamanlar Ortadoğu’nun Par]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignright size-medium wp-image-67" title="beirut" src="http://bekri.wordpress.com/files/2009/10/beirut.jpg?w=300" alt="beirut" width="300" height="225" />Ortadoğu’nun mobil dünyasının keşfine bu ay Lübnan’dan devam ediyoruz.</p>
<p>Bir zamanlar Ortadoğu’nun Paris’i ünvanını elinde bulunduran Beyrut’un uluslar arası havalimanına indiğimde, bu şehrin sürekli olarak çevre ülkelerin çıkarları yüzünden rahat bırakılmadığını, buna rağmen yine de gelişmişlik açısından birçok ünlü şehirden daha iyi durumda olduğunu biliyordum. Dünyaca ünlü moda markalarının butiklerinin bulunduğu bu şehirde cep telefonu üreticilerinin de gelişmiş ürünlerini<!--more--> sergileyeceklerini düşünerek havalimanı önündeki taksilerden birine bindim. Gideceğim yer olan Al-Rawche semtindeki (bizim Etiler veya Ulus’a denk semt) Sea Rock Oteli’ni şoföre söyledikten hemen sonra ilk iş olarak cep telefonumu açtığımda yine tanıdık bir Turkcell mesajı ile karşılaştım. ‘Lübnan’a hoş geldiniz. Türk Büyükelçiliği 009614520929. Bulunduğunuz ülkeden numaranın başına 00 veya + koyarak arama yapınız. Ör: 009053X XXXXXXX’ vs. diye devam eden bu mesajın oldukça iyi düşünülmüş bir servis olduğuna inanıyorum. Yurtdışında bile evinizde hissetmenizi sağlıyor.</p>
<p>Hemen Lübnan’ın GSM operatörlerinden MTC şebekesine kaydolan telefonumla sağ salim vardığımı aileme haber verdikten sonra şöyle bir yola bakıyorum. İsrail’le yapılan savaştan çıkalı henüz 2 yıl olmasına rağmen oldukça diri duran şehir beni şaşırtıyor ve şoförle konuşmaya başlıyorum. İşin iç yüzünü öğrendiğimde ise hayretimi gizleyemedim. Şöyle ki, Lübnan her ne kadar Müslüman bir ülke olsa da, Beyrut’ta Hristiyan nüfusu toplam nüfusun neredeyse yarısına eşit. Müslüman ve Hristiyan nüfus arasında bir problem olmasa da yaşadıkları semtler birbirlerinden ayrı. 2 yıl kadar önce İsrail’in gerçekleştirdiği bombardımanda ise Hristiyan nüfusun yaşadığı semtlere tek bir mermi bile atılmamış. Yani anlayacağınız İsrail sadece Müslüman nüfusun yaşadığı semtlere saldırı düzenlemiş. Taksi şoförünün dediğine göre -ki tarih bunu doğruluyor- 1982 yılında İsrail’in Lübnan’ı işgali sırasında İsrail askerleri Hristiyan nüfustan fazlasıyla yardım görmüş. Bu nedenle düşmanımın düşmanı dostumdur felsefesiyle İsrail bu mahallelere zarar vermemiş. Gerçekten de yolda ilerledikçe biraz önce görmüş olduğum modern mahalleler yerini yara almış, yıkılmış binalara bırakıyor. Bazı yerlerde yıkılan binaların yerine hala yeni bina yapılamamış. Bu semtlerin Hizbullah’ın yöneticilerinin yaşadığı semtler olduğunu da belirtiyor taksi şoförü. Neyse bu kadar tarih bilgisinden sonra kalacağım otele varıyorum. Otel’in bulunduğu denize bakan cadde lüks arabalar ve mağazalarla dolu. Hatta burasının bir Avrupa şehrinden farkı olmadığını söyleyebilirim. Şimdi ilk işim odaya çıkıp, kıyafetlerimi değiştirip şehri ve mobil dünyasını keşfetmeye çıkmak olacak. Clark Kent’e benzettiğim ve otelden ayrılıncaya kadar da Superman olarak hitap ettiğim resepsiyon görevlisinden anahtarımı alıp odaya çıktım.</p>
<p>Beyrut’a gelmeden önce şehrin belli başlı yerleri hakkında bilgi toplamış olduğumdan gideceğim ilk yerleri de önceden belirlemiştim. ABC (abese olarak söyleniyor) adındaki alışveriş merkezine gitmek için taksiye bindiğimde zaman zaman bazı bölgelerde askeri denetimlerin olduğuna şahit oluyorum. Askerler biraz tuhaf. Nöbet tutanlar sigara içiyor, kimisi duvarda oturuyor, fakat oldukça iyi niyetliler bunu hissedebiliyorum. ABC’ye vardığımda etrafta hiç turist görünümlü kimse olmamasına rağmen ziyaretçilerin çoğunun Fransızca konuştuğunu farkettim. Hatta alışveriş merkezinin içinde bulunan kitabevinde Arapça ve Fransızca olmak üzere 2 ana bölüm bulunuyor. Ülkedeki Fransız etkisi hala etkisini kaybetmiş değil demek ki diye düşünürken aradığım mağazayı karşımda buluyorum:  Büyükçe bir cep telefonu mağazası. Mağaza içinde gezinirken yine ülkemizden biraz daha fazla markanın son modellerini görme imkanını buldum. HTC ve I-mate gibi markalar bu ülkede de revaçta. Fiyatlar açısından ülkemizle bir karşılaştırma yaptığımda öyle ciddi farklar olmadığını gördüğüm ülkede satılan cep telefonlarının ülkemizden aşağı yukarı %10 daha ucuz olduğunu söyleyebilirim. Arap ülkelerinin çoğunun alışveriş merkezlerinin içlerinde bulunan bizdeki D&#38;R’lara benzeyen fakat onlardan çok daha büyük olan Virgin Store’a giriyorum. Bu mağazalarda kitap, DVD, elektronik, müzik CD’ler vs. bulunuyor. Telefon çeşitliliği açısından ilgimi çeken Virgin Store’larda fiyatlar her zaman piyasanın biraz üzerinde oluyor. Bu mağazada ilgimi, cep telefonu bölümünde bulunan satış elemanlarının oldukça geniş bir bilgiye sahip olmaları çekti.</p>
<p>Bir başka gün bizim Migros’a benzer bir alışveriş merkezi olan Mono Prix’e gidiyorum. Burada gıdadan tekstile, elektronikten kitaba kadar her türlü ürünü bir arada görebiliyorsunuz. Elektronik cihazlar arasından hemen yöneldiğim cep telefonları bölümünde gelişmiş cihazlardan ziyade orta düzey telefonlara rastlıyorum. Bu telefonların fiyatları da ülkemiz fiyatlarından çok farklı değil.</p>
<p>2 gün kaldığım Beyrut’tan ayrılmak üzere sabahın çok erken saatlerinde havalimanına giderken, yol boyunca lüks saat markalarının billboard reklamlarını, McDonald’s ve Kentucky Fried Chicken’ı, dünyaca ünlü bankaların şubelerini gördükten hemen sonra Yaser Arafat, Saddam Hüseyin ve Hizbullah Liderinin resimlerinin bulunduğu bir bölgeden geçtiğimde, aynı ülke içinde iki ayrı yaşamın nasıl olup da bu kadar farklı olduğunu düşünerek dönüş yolculuğuna başladım.</p>
<p>Davut BEKRİ</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mescidi Aksa baskını sürüyor (son saatler)]]></title>
<link>http://gitarteli.wordpress.com/2009/10/04/aqsa/</link>
<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 19:28:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>gitarTELi</dc:creator>
<guid>http://gitarteli.wordpress.com/2009/10/04/aqsa/</guid>
<description><![CDATA[Bir milyon Yahudi Mescid-i Aksa’yı baskına hazırlanıyor. El-Quds televizyonu, yarın bir milyon Yahud]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignright" src="http://www.aljazeera.net/mritems/images/2007/8/23/1_713078_1_34.jpg" alt="" width="191" height="167" />Bir milyon Yahudi Mescid-i Aksa’yı baskına hazırlanıyor. El-Quds televizyonu, yarın bir milyon Yahudinin El-Quds televizyonu&#8217;yı basmak ve Müslümanların elinden almak için toplanacağını duyurdu</p>
<p>Birçok sivil toplum örgütü, yarın (Pazartesi) İstanbul&#8217;da İsrail&#8217;i protesto edecek. 5 Ekim Pazartesi (Yarın) saat 17&#8242;de Taksim&#8217;de birçok sivil toplum örgütü öncülüğünde basın açıklaması yapılacağı bildirildi.<!--more--></p>
<p>İsrail ordusunun Mescidi Aksa baskını devam ediyor. Aksa&#8217;yı korumaya çalışan Filistinliler ile İsrail askerleri arasında çatışma çıktı. Çatışmalardan onlarca Filistinli yaralandı.</p>
<p>1948&#8242;de işgal edilen topraklardaki islami Hareket&#8217;in lideri Şeyh Raid Salah&#8217;in de, El-Esbât Kapısı önünde Siyonist işgal güçleriyle yaşanan çatışmada yaralandığı bildirildi.</p>
<p>Siyonist Şabak Başkanı Yuval Diskin, şu anda Burak Duvarı&#8217;nı çevresinde dolaşarak Mescid-i Aksâ&#8217;ya baskın girişimini ve Mescid-i Aksâ&#8217;nın çevresinde yaşananları yakından takip ediyor.</p>
<p>Lübnan&#8217;ın Sayda kentinde Filistinli mülteciler ve Lübnanlılar Şehitler Meydanı&#8217;nda Mescid-i Aksâ&#8217;ya destek ve Ramallah Yönetimi&#8217;nin Goldstone Raporu&#8217;nun görüşülmesini engellemesini protesto için gösteri yapıyor.</p>
<p>Siyonist işgal güçleri 1948&#8242;de işgal edilen topraklardaki İslami Hareket&#8217;in başkan yardımcısı Şeyh Kemal El-Hatib&#8217;i kaçırdı.</p>
<p>Avrupa&#8217;da yaşayan Araplar Mescid-i Aksâ&#8217;ya destek için gösterilere hazırlanıyorlar. Filistinli alimler ve önde gelen şahsiyetler televizyonlardan İslam Dünyası&#8217;na seslenerek yardım çağrısında bulunuyorlar.</p>
<p>Siyonist işgal polisi Mescid-i Aksâ&#8217;yı kuşatmaya devam ediyor. Onlarca Filistinli de Mescid-i Aksâ&#8217;da nöbet tutmaya devam ediyor.</p>
<p>Mescid-i Aksâ&#8217;nın çevresinde yaşanan çatışmalarda yaralanan Filistinlilerin sayısı 15’e yükseldi.</p>
<p>Siyonist işgal güçleri Mescid-i Aksâ&#8217;da nöbet tutan cemaati dağıtmak için göz yaşartıcı bomba kullanıyor.</p>
<p>Siyonist hava kuvvetlerine ait bir helikopter de Mescid-i Aksâ&#8217;nın üzerinde uçarak gelişmeleri kamerayla kaydediyor.</p>
<p>İsmail Heniyye başkanlığındaki Filistin Hükümeti&#8217;ne bağlı Vakıflar Bakanlığı, Filistinlileri ve İslam Ümmeti&#8217;ni Mescid-i Aksâ&#8217;ya destek için gösteriler düzenlemeye davet etti.</p>
<p>El-Aksâ Televizyonu, Mescid-i Aksâ&#8217;da yaşanan çatışmaların görüntülerini yayınlıyor.</p>
<p>Görüntülerde, Siyonist işgal polisinin Mescid-i Aksâ&#8217;yı fanatik Yahudilerden korumak için nöbet tutan Filistinli gençlere karşı aşırı şiddet kullandığı, polislerin yere yatırdıkları gençlerin kafalarına bastıkları görülüyor.</p>
<p>Mescid-i Aksâ&#8217;ya baskın için gelen Yahudi yerleşimcileri taşıyan birçok otobüsün şu anda Kudüs kentine girdiği bildirildi.</p>
<p><strong>Beytâvi: Aksâ’ya Saldırı İşgalciyi Yakacak</strong></p>
<p>İslami Hareket milletvekillerinden Şeyh Hamid El-Beytavi, halihazırda Mescid-i Aksâ’ya yapılan saldırının Siyonistlerin Mescid-i Aksâ’yı hedef alan saldırılarının son halkası olduğunu söyledi.</p>
<p>Şeyh Beytavi, bu saldırının işgalciyi yakacak ateşin ilk kıvılcımı olmasını beklediğini ifade etti.</p>
<p>Şeyh Hamid El-Beytavi, Filistin Haber Merkezi’ne verdiği demeçte, “Siyonist işgalci, Mescid-i Aksâ’ya ve Mescid-i Aksâ’da nöbet tutan Filistinlilere karşı saldırılarını sürdürüyor. Batı Yaka’daki halkımızın Mescid-i Aksâ’ya ulaşmasını ve Mescid-i Aksâ’da namaz kılmasını engelliyor” dedi.</p>
<p>“Devam eden saldırılardan daha çok bu saldırılar karşısında kendilerine “Müslüman” diyen Arap ülkeleri yöneticilerinin sessizliği yüreğimizi kanatıyor” diyen Şeyh Beytavi, Arap ülkeleri yöneticilerinin Amerikalılardan ve Siyonistlerden daha çok Amerikalı ve Siyonist olduğunu ifade etti.</p>
<p>Şayh Beytavi, “Allah Teâlâ’nın, Mescid-i Aksâ’ya destek için harekete geçecek İslam ülkeleri halklarına kolaylık sağlayacağına dair ümidimiz büyük” dedi.</p>
<p><strong>Müslümanlar sokaklara döküldü</strong></p>
<p>Bu arada, birçok Arap ülkesinde gösteriler için insanların sokaklara döküldüğü belirtildi. Mısır Müslüman Kardeşler Cemaati, Mescid-i Aksâ&#8217;da yaşananlar karşısında İslam Dünyası&#8217;nın sessizliğini kınadı.</p>
<p>Yemen&#8217;de binlere kişi Mescidi Aksa için yürüdü. Yemen&#8217;den El-Aksâ televizyonuna telefonla açıklamada bulunan Şeyh Vecdi Ğuneym, Mescid-i Aksâ&#8217;nın Mescid-i Haram gibi olduğunu söyleyerek, &#8220;Yahudiler veya Hıristiyanlar Mescid-i Haram&#8217;a baskın düzenlese yine böyle sessiz mi kalacağız?&#8221; diye sordu.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İSRAİL  ve  ZİHİNSEL  KAYMALAR]]></title>
<link>http://adnaneksigil.wordpress.com/2009/09/13/israil-ve-zihinsel-kaymalar/</link>
<pubDate>Mon, 14 Sep 2009 03:10:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>Adnan Eksigil</dc:creator>
<guid>http://adnaneksigil.wordpress.com/2009/09/13/israil-ve-zihinsel-kaymalar/</guid>
<description><![CDATA[İsrail’in Filistin topraklarına yönelik son harekâtından bu yana geçen süre içinde, daha önce pek gö]]></description>
<content:encoded><![CDATA[İsrail’in Filistin topraklarına yönelik son harekâtından bu yana geçen süre içinde, daha önce pek gö]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Şehir efsaneleri ve gerçekler]]></title>
<link>http://karadogan.wordpress.com/2009/09/11/sehir-efsaneleri-ve-gercekler/</link>
<pubDate>Fri, 11 Sep 2009 14:54:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>Muhammed Karadoğan</dc:creator>
<guid>http://karadogan.wordpress.com/2009/09/11/sehir-efsaneleri-ve-gercekler/</guid>
<description><![CDATA[Ülkemiz belki ekvator kuşağında yer almıyor ama en az o bölgede bulunan ülkeler kadar zengin doğal ç]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Ülkemiz belki ekvator kuşağında yer almıyor ama en az o bölgede bulunan ülkeler kadar zengin doğal çeşitliliğe sahibiz. Örneğin güzel ülkemizdeki <em>papağan</em> türü ve sayısı dünyanın başka hiçbir ülkesi ile kıyaslanamayacak düzeyde fazladır.</p>
<p><!--more-->Herşeyin fazlası zarar, malum. Bunca papağanın birarada olması, tabiki bazı sorunlarıda beraberinde getiriyor. Çözülmesi zaruri sorunların içerisinde bulunduğu kısır döngüyü yaratanlar, işte bu papağanlardır.</p>
<p>&#8220;Kürt sorunu&#8221; mu dediniz? &#8221;Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır&#8221; derler. &#8220;Ermeniler&#8217;den özür&#8221; mü dileyeceksiniz? &#8220;İyi ama bizi arkadan vuran onlardı.&#8221; derler. Bu şekilde yüzlerce, binlerce basmakalıp cümleleri mevcuttur.</p>
<p>Şimdi birazda içimdeki hayvan sevgisinin baskısıyla, bu papağanlar için birşeyler yapmaya karar verdim. Şöyle düşünüyorum:<em> &#8220;Neden herhangi bir soru için her papağanın sadece bir cevabı olsun ki?&#8221;</em> Onların düşünebilme yeteneğinden mahrum olmaları, bizlerin, onların bu zaaflarını giderme görevimizi ortadan kaldırmaz. Bu insani bir sorumluluktur. Bu düşünceden hareketle popülerlik sırası ile en çok karşılaştığımız bir kaç tepki-cevap kalıbına alternatif yorumlar getireceğim. Bir papağanın dahi hayatını değiştirebilirsem ne mutlu bana.</p>
<p><strong>1. Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır!</strong></p>
<p>Bu cümle ile hemen hemen hergün rahatlıkla karşılaşabilirsiniz. Böylesi bir cümleyi kuran <em>(daha doğrusu bu cümleyi kurmaktan aciz olduğu için <span style="text-decoration:underline;">tekrarlayan</span> demek daha yerinde olur)</em> vatandaşımız, Kürt sorununun henüz terör örgütü dedikleri Pkk&#8217;nin varolmadığı Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet döneminde de varolduğunu, içerisinde yetiştiği çevrenin insanlık kalitesi sebebiyle doğal olarak bilmemektedir.</p>
<p><em>&#8220;Bugün doğuda çatışmalar olmasa idi Devlet bu bölgeye gerekli yatırımı yapacak ve bu bölgede yaşayan insanların ihtiyaçları karşılanmış olacaktı.&#8221;</em> şeklinde cümleler kuranlara sormak gerek: Pkk neden ortaya çıktı? Pkk yok iken bu bölge de Türkiye&#8217;nin herhangi bir diğer bölgesinin ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeyine sahip miydi? Bugün bölgede yaşanan sorunların kaynağı olarak tanımladığınız Pkk yok iken Kürtler nasıl adlandırılıyordu? Kart kurt? Diyarbakır Cezaevi&#8217;nde insanlar Pkk&#8217;li oldukları için mi işkence tezgahlarından geçirilerek öldürüldü? Yoksa o dönem Pkk yok muydu? Neyse, daha ilk cevapta fazla zorlamayalım bu körpe beyinleri ve anlayana sivrisinek saz mantığıyla ikinci kalıbımıza geçelim.</p>
<p><strong>2. Başka herhangi bir ülkede yaşayan biri nasıl o ülkenin dilini öğrenmeye ve konuşmaya mecbursa, Kürtler de Türkçe&#8217;yi öğrenip konuşmaya mecburdur.</strong></p>
<p>Aslında bende aynen böyle düşünüyorum. Öncelikle Kürtler, &#8220;Türkçe&#8217;yi öğrenmek istemiyoruz&#8221; diye bir talepte bulunmamış ve bulunmamaktadırlar. Ortak bir sosyal yaşamı paylaştığınız insanlarla ortak bir dil konuşmanız elbette ki gereklidir. Ancak bunun yanında, halkların kendi dillerini öğrenmesi ve konuşması da aynı derece gereklidir.</p>
<p>Herhangi bir ülkede yaşayan azınlıkların o ülkenin egemen milletine ait olan dili öğrenmesi ve konuşması gerektiğini iddia eden bu tür insanlar, söz konusu ülkede kendi milliyetinden bir grup insana rastladıklarında ise her nedense birdenbire dünyanın en eşitlikçi tipi olurlar. Örneğin Çinde yaşayan Uygurlar, Irakta yaşayan Türkmenler, Bulgaristan&#8217;da, Yunanistan&#8217;da, Almanya&#8217;da, Hollanda&#8217;da ve diğer ülkelerde yaşayan Türkler söz konusu olduğunda, ülke içerisindeki azınlıklar için söylenenler unutulup gider ve soydaş azınlıklar için geçerli olmaz. Bu insanlarla birebir tartıştığınızda, o anda kendini haklı çıkarmak için örneğin; <em>&#8220;Almanya&#8217;daki Türkler Almanca öğrenip konuşmaya mecburdur!&#8221;</em> derler ama yanınızdan uzaklaştıklarında ise yaygarayı basarlar.</p>
<p>Ayrıca sadece belli ülkelerden ve belli olaylardan örnekler verir, bazende hangi ülkeyi örnek verdiğinin farkına varmazlar. Bugün dünya üzerinde mevcut ülkelerin büyük çoğunluğu birden fazla resmi dile sahip ülkelerdir. Hatta ulus-devletçi kesimin en çok örnek gösterdiği ve imrendiği ülke olan Fransa&#8217;da bile bazı bölgelerde Fransızca ikinci resmi dildir. Çok dilli bu ülkelerden bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:</p>
<blockquote><p><em>İsviçre, İngiltere, İtalya, Amerika, Rusya, Hindistan, Belçika, İspanya, İsveç, Finlandiya, Kanada, Afganistan, Arnavutluk, Hollanda, Yeni Zellanda, Pakistan, Ermenistan, Azerbaycan, Cezayir, Arjantin, Avusturya, Bolivya, Bosna Hersek, Kamerun, Çin, Çad, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Gürcistan, Almanya, Gana, İsrail, İran, Japonya, Kazakistan, Kırgızistan, Litvanya, Lübnan, Lüksemburg, Makedonya, Madagaskar, Malta, Moldova, Karadağ, Moritanya, Mauritius, Palau, Filipinler, Polonya, Sırbistan, Güney Afrika, Sudan, Svaziland, Tacikistan, Türkmenistan, Ukrayna, Özbekistan&#8230; Detaylı bir liste için </em><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_official_languages_by_state" target="_blank"><em>buraya tıklamanız</em></a><em> yeterli (İngilizce).</em></p></blockquote>
<p>Acaba Türkiye sıraladığımız ülkeleren kaçından daha müreffeh bir yaşam sunuyor vatandaşlarına? Kürtler hiçbir milletin sahip olduğu haklardan fazlasını haketmiyor, tıpkı diğer herhangi bir milletin, hiçbir diğer milletten daha fazlasını haketmediği gibi. Zaten Kürtler de böyle bir istekte bulunmuyorlar. Talep edilen haklar, asgari ve meşru niteliktedir. Talep ve hak edilenler, her insanın talep etmeye hakkı olanlardır.</p>
<p><strong>3. Doğu İlleri&#8217;ne yapılan harcamalar, bu illerden gelen gelirlerden kat kat fazladır. Türkiye&#8217;nin diğer şehirlerinden toplanan vergilerle buranın giderleri karşılanmaktadır.</strong></p>
<p>Ne garip. Doğu&#8217;ya yapılan harcamalar, doğudan sğlanan gelirden fazla imiş. Ne bekliyordunuz? İş imkanlarını yaratmayın ve mevcut olanlarını yok edin, eğitimi sıfır düzeyine indirin, tarımı bitirin, insanları sadaka sistemine alıştırın ve sonrada kalkıp bu bölge bizlere gelir sağlamıyor sadece zarar veriyor deyin. Kusura bakmayın ama siz manyak mısınız?</p>
<p>Her yıl halka dağıtılan beş para etmez milyonlarca çuval kömürü, verilen bir koli gıdayı ve yapılan 100 liralık yardımı harcama olarak kabul ediyorsunuz. Ben ise şunu diyorum, bu bölgede yaşayan insanlara çok değil sadece bir yıllığına kömür ve gıda yardımı yapmayın. Bu yardımın iptali dolayısıyla ortaya çıkan hazine fazlasını ise fabrika olarak yatırıma çevirin ve bu fabrikaya o yıl kömür dağıtmadığınız insanların bir bölümünü işçi olarak yerleştirin. Emin olun bu şekilde işletilen bir plan ile en fazla 5 yıl sonra kömür dağıttığınız insanlar sizlere dağıttığınız kömür bedelince vergi ödeyecektir. Hani bir Çin atasözü vardır ya &#8220;Bana bin balık vereceğine balık tutmasını öğret&#8221; diye. Olayın mantığı budur işte. Ama yok, olmaz değil mi? Bu şekilde davranırsanız açlıkla talim ettiğiniz insanları kontrol etmek için elinizde silah kalmaz değil mi? Benim gibi ekonomi ile ilgisi olmayan biri bile sorunlara kısa vadeli çözümler üretebilirken bunca iktidarın hala sorunları çözememesi ne garip.</p>
<p>Diğer yandan Doğu illerine yapılan harcamalar yukarıda bahsettiğimiz şekilde &#8220;yatırım&#8221; niteliğinde olmadığı gibi ihtiyaç karşılama hedeflide değildir. Örneğin barajlar, askeri yatırımlar ve diğer gereksiz kamu harcamaları yerine okullar, meslek edindirme kursları ve küçük çaplı işletmelere harcama yapılması gerekir.</p>
<p>Evet, Doğu illeri yarattığı gelirden fazla harcama yapmaktadır. Ama bu yapay fakirlik bilinçli şekilde ortaya çıkarılmıştır. Çözüm belli, ya bize balık tutmasını öğretirsiniz, ya da ölene kadar balığımızı verirsiniz!</p>
<p><strong>4. Bu coğrafyada Kürtler&#8217;in, cumhurbaşkanı, başbakan, Genelkurmay başkanı vs. olabildikleri tek demokratik ülke Türkiye Cumhuriyeti&#8217;dir. </strong></p>
<p>Kimden bahsediyorlar acaba? Kürtleri yoketmek için elinden gelen herşeyi yapan İsmet İnönü&#8217;den mi yoksa Koruculuk sistemi adlı belayı vareden Turgut Özal&#8217;dan mı? Hangi Kürt Cumhurbaşkanı olmuş, hangisi Başbakan, hangisi Genelkurmay Başkanı? Hakkında uyduruk birkaç hikaye bulunan yöneticilerden hangisi Kürt idi? Ya da daha alt düzeyde görevlerde bulunan hangi yönetici Kürt sorunu vardır dediği halde makamını koruyabildi? Var mı böyle bir örnek? Egemen kuvvetin şakşakçılığını yapan ve hatta kendi halkına bu kuvvetten daha fazla zarar vermiş olan insanların adını kullanarak demokratiklik savunması yapıyorsunuz. Komik değil mi?</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Kürtler&#8217;in yaşadığı coğrafyalardan, Kürtlerin en rahat yaşıyor oldukları ülke Türkiye&#8217;dir. Bu doğru. Ancak bu durum Türkiye&#8217;nin lütfu değil, Kürtler&#8217;in kazanımdır!</span> Yüzlerce yıllık direniş ve binlerce vazgeçiş onları bu konuma taşımıştır. Türkiye&#8217;deki Kürtler nüfus olarak kendisine en yakın Kürt bölgesi nüfusundan yaklaşık dört kat fazladır. Dolayısıyla bu nüfus düzeyinde ve sürekli mücadele içerisinde olan bir topluluğun diğer soydaşlarına oranla kazanımlarının daha fazla olması doğaldır.</p>
<p> </p>
<p><strong><em>Devam edecek&#8230;</em></strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Lübnan'da sokak köpekleri için ölüm fetvası]]></title>
<link>http://zayiflamax.wordpress.com/2009/08/03/lubnanda-sokak-kopekleri-icin-olum-fetvasi/</link>
<pubDate>Mon, 03 Aug 2009 09:17:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>zevk</dc:creator>
<guid>http://zayiflamax.wordpress.com/2009/08/03/lubnanda-sokak-kopekleri-icin-olum-fetvasi/</guid>
<description><![CDATA[Ülkenin Büyük Ayetullahı tarafından verilen fetvada, genel kuralın aksine insanların yaşamlarının te]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2>Ülkenin Büyük Ayetullahı tarafından verilen fetvada, genel kuralın aksine insanların yaşamlarının tehdit eden sokak köpeklerini öldürülebileceğini belirtildi.</h2>
<p>BEYRUT &#8211; Lübnan&#8217;ın Büyük Ayetullahı Muhammed Hüseyin Fadlallah, ülkeninde güneyindeki birçok sokak köpeği saldırısının ardından bu hayvanların öldürülmesine izin veren bir fetva yayınladı.</p>
<p>Ayetullah Fadlallah yayınladığı açıklamada, &#8220;Genel kural hayvanların korunması ve yaşamlarının muhafazasıdır, ancak, sokak ve vahşi köpeklerinki gibi, insanların yaşamı için bir tehlike arz ederse, bunlar öldürülebilir&#8221; dedi.</p>
<p>Bu durumda sokak köpeklerinin yaşamının kutsallığının kalmadığını savunan Fadlallah, yetkililerin bu hayvanların saldırılarından insanları korumaları gerektiğini söyledi.</p>
<p>Lübnan&#8217;ın güneyindeki Nebatiye kentinin sakinleri, şehirlerindeki binlerce sokak köpeğinin kendileri için tehlike oluşturduğunu belirterek, bu hayvanların itlaf edilmeleri konusunda Büyük Ayetullah&#8217;ın fikrini sormuşlardı.</p>
<p>Nebatiyeliler, sokak köpeklerinin saldırısında birçok kişinin ağır yaralandığını belirtirken, liman kenti Sur&#8217;dan da benzer şikayetler geldi.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ronaldo film yıldızı oluyor]]></title>
<link>http://goaltr.wordpress.com/2009/07/26/ronaldo-film-yildizi-oluyor/</link>
<pubDate>Sun, 26 Jul 2009 22:13:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>bymer</dc:creator>
<guid>http://goaltr.wordpress.com/2009/07/26/ronaldo-film-yildizi-oluyor/</guid>
<description><![CDATA[Brezilyalı futbol yıldızı Ronaldo, İran yapımı bir filmde oynamak için ön anlaşma yaptı.El Arabiya]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="mceTemp">
<dl class="wp-caption alignleft">
<dt class="wp-caption-dt"><img title="http://www.futbolmagazin.net/upload/asivasli_6067157.jpg" src="http://www.futbolmagazin.net/upload/asivasli_6067157.jpg" alt="http://www.futbolmagazin.net/upload/asivasli_6067157.jpg" width="236" height="190" /></dt>
</dl>
</div>
<p>Brezilyalı futbol yıldızı Ronaldo, İran yapımı bir filmde oynamak için ön anlaşma yaptı.El Arabiya&#8217;nın haberine göre Ronaldo&#8217;nun menajeri Fabiano Farah&#8217;ın, Brezilya&#8217;nın spor sitesi Globo&#8217;da yayımlanan açıklamasında, Ronaldo&#8217;nun, hayranı bir Filistinli kızın futbol yıldızını göremeden ölmesini konu alan filmde kendisini oynayacağı belirtildi.</p>
<p>Filmin konusu, Ronaldo&#8217;nun 2005&#8242;te bölgeye insani misyon çerçevesinde yaptığı ziyaret sırasında futbolcuyla tanışma hayali kuran, ancak futbol yıldızını sadece uzaktan izleyebilen 13 yaşındaki bir Filistinli kızın gerçek hikayesine dayanıyor. Güney Lübnan&#8217;daki bir mülteci kampında kalan kızın, mayın patlaması sonucu bacağının birini kaybetmesinden sonra Ronaldo&#8217;yu göremeden öldüğü kaydedildi.</p>
<p>Lübnan&#8217;da eylül ayınını başında çekimlerine başlanması planlanan film için kulübünden henüz izin almayan Ronaldo, hayal sahnelerinde rol alacak. Ronaldo, BM Kalkınma Programı iyi niyet elçisi olarak 2005&#8242;te İsrail ve Batı Şeria&#8217;yı ziyaret etmişti.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İsrail ABD işbirliğinin Lübnan'ı işgali]]></title>
<link>http://aressera.wordpress.com/2009/07/24/israil-abd-isbirliginin-lubnani-isgali/</link>
<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 23:08:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>Erdem Gunes</dc:creator>
<guid>http://aressera.wordpress.com/2009/07/24/israil-abd-isbirliginin-lubnani-isgali/</guid>
<description><![CDATA[“Uzlaşmamız gereken bir ikiyüzlülük var ortada: Ya dünyanın çıkar üzerine kurulu olduğuna kani olaca]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h3><a href="http://erdemgunes.blogspot.com/2007/01/israil-amerikan-ibirliinin-lbnani.html"></a></h3>
<p><strong>“Uzlaşmamız gereken bir ikiyüzlülük var ortada: Ya dünyanın çıkar üzerine kurulu olduğuna kani olacağız ya da insanlık onuruna sahip çıkmaya ümitsizce devam edeceğiz. Lübnan’da yaşanan da bu ikiyüzlülüktü; ABD-İsrail işbirliğiyle gerçekleşen Lübnan işgali bu iki ülkenin çıkarları uğruna insanlık onurunu ayaklar altına aldı.”</strong></p>
<p><a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/2054/3689/1600/627972/l??bnan.jpg2.jpg3.jpg"></a><strong>Çok tanıdık bir hikâye: İsrail-ABD işbirliğinin Lübnan’ı işgali</strong></p>
<p><strong>20. yüzyıl neredeyse her on yılda bir yeni bir çağ yaşadı. Değişim ve yenilikler daha önce hiç bu kadar hızlı yaşanmamış; dünya haritası hiç bu kadar çok şekil değiştirmemişti. Bu yüzyılda iktisadi, siyasi ve toplumsal sorunlar hiç olmadığı kadar sarsıcı oldu. 21. yüzyıla gelindiğinde ise Soğuk Savaş’ın bittiği ve dünyanın, tek süper devlete itaate zorlandığı yeni bir dönem başladı&#8230; 21. yüzyılın da bir önceki yüzyıl gibi birden fazla çağa tanık olacağını ve belki de daha “hızlı” yaşanacağını düşünmek için pek çok sebep var. </strong></p>
<p><strong>11 Eylül saldırılarının miladı olduğu düşünülen/düşünülmesi beklenen süreç bunun en somut örneği. Ortadoğu’nun ise yeni yüzyılda dünya siyasetinde rolü pek de farklı görünmemekte, Ortadoğu çatışma sahası olmaya devam ediyor. Ancak yeni yüzyılda yaşananların nedenlerinin 20. yüzyılda aranması gerekiyor. Nazi soykırımından kurtulan Yahudiler, iki bin yıl önce kovuldukları “vaat edilmiş” topraklara, Filistin’e döndüler. Ben Gurion’un başkanlığında kurulan İsrail Devleti insanlık tarihi boyunca barış yüzü görmeyen Ortadoğu topraklarında şiddetin odak noktasını oluşturuyordu artık. İç savaşı, Suriye ve İsrail’in istilalarını art arda ve iç içe yaşayan Lübnan ise dünya tarihinin en büyük “ödül”lerinden biri olarak anılan Ortadoğu’nun bitmek tükenmek bilmeyen sancılarına gebeydi ve geride bıraktığımız yıl içinde kıyameti yeniden yaşadı… </strong><br />
<strong>Değerli kaynakların ve önemli arazilerin İsrail topraklarına katılması, Filistinlilerin yaşanılması imkânsız, dar ve yalıtılmış alanlara hapsedilmesi şeklinde uygulanan sistematik politikanın son ayağını, 2006 yılının ikinci yarısında ortaya çıkan Lübnan işgali oluşturdu. </strong><a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/2054/3689/1600/262927/l??bnan.jpg4.jpg"></a></p>
<p><strong>Olanları kısaca hatırlayalım; </strong><br />
<strong>&#62;&#62;&#62;24 Haziran günü İsrail kuvvetleri iki sivili (Usame Muammer ve Mustafa Muammer’i) esir aldı. İsrail devleti tarafından sivillere yönelik olarak gerçekleştirilmiş olan bu eylem, ardından gerçekleşen iki İsrailli askerin kaçırılması olayından niteliği açısından daha vahim bir durum olmasına rağmen, batı medyasında eksik ve hatalı yer aldı ya da hiç yer almadı. </strong><br />
<strong>&#62;&#62;&#62;25 Haziran günü ise bu sefer Filistinli militanlar, İsrail silahlı kuvvetleri mensubu onbaşı Gilad Shalit’i esir aldı. Shalit’in esir alınması ise dünya kamuoyunca kınandı ve öfkeyle karşılandı. Burada karşımıza çıkan Batı ahlakının insancıl kaygılardan uzak çifte standardı aslında Ortadoğu’da yıllardır yaşanan sürecin sürekliliğinin en önemli nedenlerinden biri. </strong><br />
<strong>&#62;&#62;&#62;12 Temmuz’da Lübnan sınırı yakınlarında 8 İsrail askerinin öldürülmesi, 2 İsrail askerinin kaçırılması ve Hizbullah militanlarının İsrail topraklarına katuşya füzeleri ateşlemesiyle doruk noktasına ulaşan “kriz”, İsrail’in alışkanlık haline getirdiği Lübnan’ı işgal etme, yakıp yıkma ve terör yaratma davranışlarıyla yeni bir hal aldı. Lübnan’ın limanlarının abluka altına alınması, kara ve havadan saldırılar yapılmasına karşılık olarak Hizbullah yaptığı füze saldırılarını arttırdı. </strong></p>
<p> <br />
<strong>&#62;&#62;&#62;13 Temmuz’da saldırılardan sonra Beyrut havalimanı uçuşlara kapatıldı. </strong><br />
<strong>&#62;&#62;&#62;15 Temmuz’da BM’nin gündemine aldığı ateşkes çağrısı ABD’nin vetosu sonucunda reddedildi.</strong><br />
<strong>&#62;&#62;&#62; 25 Temmuz’da İsrail’in hava saldırıları sonucunda Birleşmiş Milletler’e bağlı bir gözlemleme tesisi füzeyle vuruldu ve 4 BM personeli hayatını kaybetti </strong><br />
<strong>&#62;&#62;&#62;30 Temmuz’da 37’si çocuk 60 kişi, gece yarısı düzenlenen bir saldırı sonucu Kana’da katledildi. </strong><br />
<strong>&#62;&#62;&#62;4 Ağustos’ta ABD ve Fransa beraber hazırladıkları bir ateşkes önerisini Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne ilettiler. Savaşın durması halinde Lübnan topraklarında bulunan İsrail askerlerinin geri çekilmesini öngörmeyen tasarı, Lübnan hükümetince kabul edilemez bulundu.</strong><br />
<strong>&#62;&#62;&#62; 11 Ağustos’ta Lübnan başbakanı Fuad Sinyora’nın adını taşıyan Sinyora Planı da göz önünde tutularak daha önceki tasarıda değişiklikler yapılarak 1701 sayılı karar Güvenlik Konseyi’nde kabul edildi ve taraflar “şiddet eylemlerini durdurmaya” çağrıldı.</strong><br />
<strong>&#62;&#62;&#62; 12 Ağustos’ta Lübnan ve Hizbullah kararı kabul etti. </strong><br />
<strong>&#62;&#62;&#62;13 Ağustos’ta İsrail kararı kabul etti. </strong><br />
<strong>&#62;&#62;&#62;14 Ağustos sabahı ateşkes yürürlüğe girdi. </strong><br />
<strong>&#62;&#62;&#62;19 Ağustos’ta İsrail ordusu Bekaa Vadisi’nin doğusundaki bir köye silahlı saldırı düzenledi. </strong><br />
<strong>&#62;&#62;&#62;7 Eylül’de İsrail Lübnan’daki ablukasını kaldırdı. </strong><br />
<strong>&#62;&#62;&#62;2 Ekim’de İsrail tüm askerlerini Lübnan topraklarından geri çekmişti. </strong></p>
<p><strong>İsrail, ateşkes ilan edilene dek saldırılarına aralıksız devam etti, Lübnan’da 1000’in üzerinde İsrail’de 50’ye yakın sivil öldü. 1 milyondan fazla sivil evinden oldu. Alt yapısı yerle bir edilen Lübnan 2 ay içinde, daha krizin başlarında İsrail Genel Kurmay Başkanı korgeneral Dan Halutz’un savurduğu o tehdit cümlesindeki gibi, 20 yıl öncesine dönüverdi.(1) </strong></p>
<p><strong>Ortadoğu’nun yabancısı olmadığı bu “kriz”, adının konulmasıyla anlamlı hale geliyor. Yaşananları tanımlamak için hangi sözcük daha uygun? Savaş mı? Ortada iki ülkenin silahlı kuvvetlerinin çatıştığı bir savaş görünmüyor. Saldırı sözcüğü tanımlama açısından daha uygun, Birleşmiş Milletler’in 1974’te hazırladığı, 8 maddeden oluşan, saldırı tanımı yapan metindeki 3. maddede sayılan eylemler ve tutumlar, Lübnan’da yaşananları karşılıyor.(2) Fakat “İsrail’in Lübnan’a saldırısı” demek de bir bakıma haksızlık; çünkü aynı güçte ve etkide olmasa da Lübnan’dan İsrail’e gelen, meşru müdafaa niteliğinden uzak, saldırılar var. Sanırım en doğru tanımlama Lübnan’a yönelik bir İsrail-Amerikan işgali. Peki, ABD ve İsrail Lübnan’da neyin peşinde? Yaşananların temelinde İsrail-Filistin gerginliği yatıyor. ABD’nin yanlı tutumu, sorununun çözümsüzlüğünü ve İsrail’in saldırılarını beraberinde getirirken, uluslararası arenada desteklenen iki devletli çözüm ise bu nedenle gerçekleşebilir görünmüyor. İsrail ve ABD ise çözümü Hizbullah’ın yok edilmesinde buluyor. Hizbullah ABD ve İsrail tarafından yok edilmesi gereken bir yapılanma olarak görülürken; Hizbullah Suriye, İran ve Lübnan için bambaşka anlamlar taşıyor. Suriye ve İran için İsrail’e karşı bir koz olan Hizbullah, Lübnan halkı içinse bir kurtarıcı olarak yükseliyor. Burada ABD–İsrail işbirliğinin içine düştüğü hata göze çarpmakta; Hizbullah’ı öldüremeyen güçlendiriyor ve Irak’ın işgaliyle ortaya çıkan öfkeli mücahitler benzeri yeni bir nesil ortaya çıkıyor. ABD “haydut devlet” olarak tanımladığı devletlerle olan savaşında aradığı meşruiyeti “dünya düzeninin korunması” ve “barışın sağlanması” söylemlerine dayandırsa da Soğuk Savaş sonrasında yeni düşmanların yaratılması bu temeli sarsıyor; çünkü ABD “müdahalelerinin” hiçbiri, Lübnan örneğinde tekrar görüldüğü gibi, düzeni ya da barışı sağlamıyor aksine ABD’nin elini attığı her yerde karmaşa ve savaş hüküm sürüyor.</strong></p>
<p> <br />
<strong>Uzlaşmamız gereken bir ikiyüzlülük var ortada: Ya dünyanın çıkar üzerine kurulu olduğuna kani olacağız ya da insanlık onuruna sahip çıkmaya ümitsizce devam edeceğiz. Lübnan’da yaşanan da bu ikiyüzlülüktü; ABD-İsrail işbirliğiyle gerçekleşen Lübnan işgali bu iki ülkenin çıkarları uğruna insanlık onurunu ayaklar altına aldı. İran-Irak savaşı sırasında Irak’ı destekleyen, Irak’ın kimyasal silah kullanmasını teşvik eden ABD, bugün aynı ülkeyi “haydut devlet” olarak ilan edip, silah zoruyla demokrasi dayatıyor, Lübnan’ın altyapısına verilen zarara, savaş suçundan öte anlam taşımayan katliamlara, açık destek veriyor. Güçlülerin önemsemediği, güçsüzlerin ise uygulamada yalnız kaldığı uluslararası hukukun ise silah satışından elde edilen gelirden bile daha az hüküm sahibi olduğu görülüyor. İşte bu yüzden uzlaşmamız gerekiyor çoktan yüzleştiğimiz bu ikiyüzlülükle; çünkü ABD’nin resmi politikasında tekrar tekrar açıkladığı o “seçme hakkı” (ya bizimle olursun ya da yok olursun!) bizim de içinde bulunduğumuz “geri kalan” dünyayı ilgilendiriyor. Önleyici saldırı doktrininin bundan daha masum bir anlam taşıdığını düşünmek naiflik olur. 11 Eylül saldırılarından hemen sonra, Afgan halkının açlıktan kırılmasına bir nebze engel olan Pakistan yardımlarının kesilmesini isteyen ABD, “barış” algısına ne terörle ne de ikiz kulelere yapılan saldırılarla uzaktan yakından ilgisi olmayan binlerce insanın ölmesini umursamayacak kadar kalın çizgiler çiziyor. Sonuç olarak “ayrım gözetmeden, orantısız kuvvet kullanarak uluslararası insancıl hukuku alenen ihlal etmek, sivillere ve sivil nesnelere kasten düzenlenen ölümcül saldırılar düzenlemek” ile suçlanan İsrail, Lübnan’dan isteklerini gerçekleştiremeden yani bir anlamda savaşını kazanamadan ayrıldı. Hizbullah’ın ve İsrail’in kazandıklarını iddia ettikleri “savaş” henüz bitmedi. Suriye’nin ve İran’ın takınacağı tavır bölgede belirleyici olacak. Bu iki ülkenin ortağı olmadığı bir barış, İsrail’in de Lübnan’ın da sürekliliğini koruyamayacakları bir barış olacaktır. Tabii bölgede kalıcı bir barıştan bahsetmek için çok erken, bölge ABD’nin ve direnenlerin çatışma sahası olmaya devam edecek gibi görünüyor.</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İhh belgeselleri - Filistin - Nijer - Lübnan - Sudan - Afrika - Pakistan - Bangladeş - Kenya - Gana - Burkina Faso - Arakan - Somali - Madagaskar - Cibuti]]></title>
<link>http://videow.wordpress.com/2009/06/29/ihh-belgeselleri-filistin-nijer-lubnan-sudan-afrika-pakistan-banglades-kenya-gana-burkina-faso-arakan-somali-madagaskar-cibuti/</link>
<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 22:32:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>babislam</dc:creator>
<guid>http://videow.wordpress.com/2009/06/29/ihh-belgeselleri-filistin-nijer-lubnan-sudan-afrika-pakistan-banglades-kenya-gana-burkina-faso-arakan-somali-madagaskar-cibuti/</guid>
<description><![CDATA[FİLİSTİN NİJER LÜBNAN SUDAN AFRİKA PAKİSTAN BANGLADEŞ KENYA GANA BURKİNA FASO ARAKAN SOMALİ MADAGASK]]></description>
<content:encoded><![CDATA[FİLİSTİN NİJER LÜBNAN SUDAN AFRİKA PAKİSTAN BANGLADEŞ KENYA GANA BURKİNA FASO ARAKAN SOMALİ MADAGASK]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TBMM Genel Kurulu'nda tezkere görüşmesi ]]></title>
<link>http://cankayahaber.wordpress.com/2009/06/24/tbmm-genel-kurulunda-tezkere-gorusmesi/</link>
<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 11:43:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>ankarahaber</dc:creator>
<guid>http://cankayahaber.wordpress.com/2009/06/24/tbmm-genel-kurulunda-tezkere-gorusmesi/</guid>
<description><![CDATA[TBMM Genel Kurulu&#8217;nda tezkere görüşmesi   ANKARA (ANKA) -TBMM Genel Kurulu&#8217;nda, Lübnan]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div><img style="height:257px;" src="http://img4.mynet.com/ha4/m/meclis.jpg" border="0" alt="" align="left" /></div>
<div>
<div><span>TBMM Genel Kurulu&#8217;nda tezkere görüşmesi</span>  </div>
<div>
<div><span></span></div>
<div><span><span>ANKARA</span></span> (ANKA) -TBMM Genel Kurulu&#8217;nda, Lübnan&#8217;daki Türk askerinin görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi ele alınacak.</div>
<div>Genel Kurul&#8217;da kabul edilecek tezkereyle, 1950&#8242;den bu yana yurt dışına asker göndermek için 24. kez izin vermiş olacak. TBMM&#8217;de daha önce, Birleşmiş Milletler barış gücüne katılmak üzere Türk askerinin Lübnan&#8217;a gönderilmesine yönelik ilk tezkere kararı TBMM&#8217;den 5 Eylül 2006 tarihinde çıktı.</div>
<div>TBMM&#8217;de ikinci kez, 29 Mayıs 2007 tarihli, Lübnan&#8217;da BM Geçici Görev Gücü (UNIFIL) kapsamındaki Türk askerlerinin görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi. Lübnan&#8217;da bulunan Türk askerinin görev süresini 1 yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi&#8217;nin görüşmeleri bugün yapılacak. Genel Kurulda, Tezkere üzerinde gruplar ve Hükümet adına yapılacak konuşmalardan sonra oylama yapılacak.</div>
<p><strong>-TBMM TARİHİNDE TEZKERELER-</strong></p>
<p>TBMM, 1950&#8242;den bu yana yurt dışına asker göndermek için 23. kez izin verdi. Meclis, 1950 yılından sonra ilk kez, Kore&#8217;ye Türk askerinin gönderilmesi için dönemin hükümetine izin vermişti. TBMM, 6 Aralık 1950 tarihli birleşiminde, &#8220;dünya barışını kurmak, korumak ve insanlığın emniyet ve huzurunun sağlanması amacıyla Türk askerinin BM orduları saflarına katılması&#8221; yönündeki Başbakanlık Tezkeresi&#8217;ni kabul etmişti. TBMM bugün 24. tezkereye izin vermeye hazırlanıyor.</p></div>
<p><span></p>
<div><span><span>ANKARA</span></span> (ANKA) -TBMM Genel Kurulu&#8217;nda, Lübnan&#8217;daki Türk askerinin görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık Tezkeresi ele alınacak.</div>
<div>Genel Kurul&#8217;da kabul edilecek tezkereyle, 1950&#8242;den bu yana yurt dışına asker göndermek için 24. kez izin vermiş olacak. TBMM&#8217;de daha önce, Birleşmiş Milletler barış gücüne katılmak üzere Türk askerinin Lübnan&#8217;a gönderilmesine yönelik ilk tezkere kararı TBMM&#8217;den 5 Eylül 2006 tarihinde çıktı.</div>
<div>TBMM&#8217;de ikinci kez, 29 Mayıs 2007 tarihli, Lübnan&#8217;da BM Geçici Görev Gücü (UNIFIL) kapsamındaki Türk askerlerinin görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi. Lübnan&#8217;da bulunan Türk askerinin görev süresini 1 yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi&#8217;nin görüşmeleri bugün yapılacak. Genel Kurulda, Tezkere üzerinde gruplar ve Hükümet adına yapılacak konuşmalardan sonra oylama yapılacak.</div>
<p><strong>-TBMM TARİHİNDE TEZKERELER-</strong></p>
<p>TBMM, 1950&#8242;den bu yana yurt dışına asker göndermek için 23. kez izin verdi. Meclis, 1950 yılından sonra ilk kez, Kore&#8217;ye Türk askerinin gönderilmesi için dönemin hükümetine izin vermişti. TBMM, 6 Aralık 1950 tarihli birleşiminde, &#8220;dünya barışını kurmak, korumak ve insanlığın emniyet ve huzurunun sağlanması amacıyla Türk askerinin BM orduları saflarına katılması&#8221; yönündeki Başbakanlık Tezkeresi&#8217;ni kabul etmişti. TBMM bugün 24. tezkereye izin vermeye hazırlanıyor.</p>
<p></span></div>
<div>Meclis, 85 yıllık tarihinde Türk askerinin yabancı ülkelere gönderilmesi konusundaki istemlere sahne oldu. TBMM, 1950 yılından sonra ilk kez, Kore`ye Türk askerinin gönderilmesi için dönemin hükümetine izin verdi. TBMM, 6 Aralık 1950 tarihli birleşiminde, &#8220;dünya barışını kurmak, korumak ve insanlığın emniyet ve huzurunun sağlanması amacıyla Türk askerinin BM orduları saflarına katılması&#8221; yönündeki tezkereyi kabul etti.</div>
<p><strong>-KIBRIS-</strong></p>
<p>Meclis, Kıbrıs`a asker gönderilmesi konusunda çeşitli tarihlerde 3 kez izin verdi. Bu konudaki ilk tezkere, 16 Mart 1964 tarihini taşıyor. 1961 Anayasası&#8217;nın 66. maddesine dayandırılan bu karar, &#8220;16 Ağustos 1960 tarihinde, Lefkoşa`da Türkiye, Yunanistan, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda ile Türkiye arasında imzalanan anlaşmalar uyarınca Kıbrıs`a Türk Silahlı Kuvvetleri`nin gönderilmesine izin verilmesini&#8221; içeriyordu. TBMM, 17 Kasım 1967`de, &#8220;Hükümete verilen yetkinin kullanılmasından doğacak inkişaf ve ihtilatlar karşısında; lüzum, hudut, şümulü Hükümetçe takdir ve tayin olunacak şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin yabancı ülkelere gönderilmesine&#8221; izin verdi.</p>
<div>Kıbrıs konusundaki 3. tezkere ise 20 Temmuz 1974 tarihinde kabul edildi. Dış siyasi olayların ortaya çıkardığı ağır şartlar sonunda ve TBMM`nin 1964 ve 1967 yıllarında verilen izinlerine dayanarak Kıbrıs`a yapılan indirme ve çıkarma harekatının ortaya çıkaracağı durum karşısında gerekliliği, sınırı ve miktarı Hükümetçe takdir ve tayin olunacak şekilde Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine izin verilirken, aynı günkü birleşimde &#8220;TBMM`nin kahraman ve şanlı Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;ne güven, dilek ve takdirleri&#8221; de iletildi.</div>
<p><strong>-KÖRFEZ <span><span>KRİZİ</span></span>-</strong></p>
<p>Irak`ın Kuveyt`i işgaliyle başlayan Körfez Krizi sürecinde TBMM`den 3 tezkere çıktı. Körfez Krizi sürecinde, ABD ve müttefiklerinin Irak`a yönelik askeri harekatı aşamasında Türkiye`de çok uluslu bir gücün konuşlandırılması gündeme geldi. Hükümet, &#8220;Ülkemize bir tecavüz vuku halinde derhal mukabele edilmesi maksadına münhasır olarak&#8221; Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin yabancı ülkelere gönderilmesi veya yabancı silahlı kuvvetler mensuplarının Türkiye`de bulunması konularında TBMM`den izin istedi. Bu izin, 12 Ağustos 1990 tarihinde hükümete verildi. Önceleri &#8220;Çekiç Güç&#8221; olarak adlandırılan, daha sonra sadece <span><span>hava</span></span> gücüyle sınırlı olan &#8220;Kuzeyden Keşif Harekatı&#8221;, bu izin kapsamında Türkiye`de konuşlandırıldı.</p>
<div>TBMM, yine aynı kapsamda 5 Eylül 1990 ve 17 Ocak 1991 tarihlerinde BM Güvenlik Konseyi kararını desteklemek ve Türkiye`nin muhtemel tehlikelere karşı güvenliğinin idame ettirilmesini sağlamak, kriz süresince ve sonrasında olabilecek gelişmeler ışığında Türkiye`nin çıkarlarını korumak amacıyla Türk askerinin yabancı ülkelere gönderilmesine ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye`de bulunmasına izin verdi.</div>
<p><strong>-BOSNA-HERSEK`TEN AFGANİSTAN`A-</strong></p>
<p>Türk askeri, Körfez Krizi sonrasında dünyanın farklı köşelerindeki savaş ortamlarında görev aldı. Bu amaçla TBMM`den alınan izin sonrasında Türk askeri Bosna-Hersek`ten Afganistan`a kadar geniş bir coğrafyada görev yaptı. Hükümetler, 8 Aralık 1992`de iki ayrı tezkereyle Somali ve Bosna-Hersek`e, 20 Şubat 1997`de İsrail-Filistin çatışmalarının yaşandığı El Halil`e, 10 Nisan 1997 ve 23 Temmuz 1998`de Arnavutluk`a, 8 Ekim 1998`de Kosova`ya, 10 Ekim 2001`de Afganistan`a asker göndermek için TBMM`den izin aldı.</p>
<div>ABD`nin Irak`a yönelik operasyonuyla ilgili olarak 4 Başbakanlık tezkeresi, 2003`te TBMM`ye sunulurken, bunlardan Türk askerinin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı ülke askerlerinin Türkiye`ye gelmesini içeren tezkere kabul edilmedi. Türkiye`deki askeri üs ve tesisler ile limanlarda gerekli yenileştirme, geliştirme, inşaat ve tevsi çalışmaları ile altyapı faaliyetlerinde bulunmak amacıyla ABD`li teknik ve askeri personelin 3 ay süreyle Türkiye`de bulunmasına izin verilmesine ilişkin karar, 6 Şubat 2003 tarihinde TBMM`den çıktı.</div>
<div>TBMM, 20 Mart 2003`te, Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin Kuzey Irak`a gönderilmesine; bu kuvvetlerin belirlenecek esaslar çerçevesinde kullanılmasına ve muhtemel bir askeri harekat kapsamında yabancı silahlı kuvvetlere mensup hava unsurlarının Türk hava sahasını kullanmalarına 6 ay süreyle izin verdi.</div>
<p><strong>-OY ÇOKLUĞUNA RAĞMEN KABUL EDİLMEYEN TEZKERE-</strong></p>
<p>Irak Savaşı nedeniyle &#8220;Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye`de bulunması için hükümete yetki verilmesine&#8221; ilişkin 25 Şubat 2003 tarihli Başbakanlık Tezkeresi, TBMM Genel Kurulu`nda 1 Mart 2003 tarihinde &#8220;salt çoğunluğa ulaşılmaması&#8221; nedeniyle kabul edilmedi. Bu oylamaya 533 milletvekili katılmış, 264 kabul, 250 ret, 19 çekimser oy kullanılmıştı. Irak ile ilgili 2003`teki diğer tezkere ise 7 Ekim tarihli oldu. Başbakanlık Tezkeresiyle, hükümete, Türk Silahlı Kuvvetleri`nin, güvenlik ve istikrara katkı yapmak amacıyla Irak`a gönderilmesi, bu kuvvetlerin görev ye kullanılmasına ilişkin gerekli düzenlemelerin yapılması için 1 yıl süreyle izin verdi.</p>
<p><strong>-LÜBNAN`A ASKER GÖNDERİLMESİ-</strong></p>
<p>Kongo`daki seçimlerde güvenliği sağlayacak uluslararası güce, Türkiye`nin asker göndermesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi, 27 Haziran 2006`da TBMM Genel Kurulu&#8217;nda kabul edildi. TBMM`den, Lübnan`a asker gönderilmesine ilişkin karar, 5 Eylül 2006 tarihinde çıktı.</p>
<p><strong>-KUZEY IRAK-</strong></p>
<p>29 Mayıs 2007 tarihli, Lübnan`da BM Geçici Görev Gücü(UNIFIL) kapsamındaki Türk askerlerinin görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi ise TBMM`de kabul edildi. 17 Ekim 2008&#8242;de rekor oyla kabul edilen tezkere de Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının, Irak`ın terör örgütü PKK`nın yuvalandığı kuzey bölgesi ile mücavir alanlara gönderilmesi için Hükümete bir yıl süreyle izin verilmesini öngörmüştü.</p>
<div>TBMM son olarak 10 Şubat 2009&#8242;da, Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının, Aden Körfezi, Somali karasuları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görevlendirilmesi için Hükümete 1 yıl süreyle yetki verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi&#8217;ni kabul etmişti.</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fathi Yakan Pergi Bertemu Dengan Tuhannya]]></title>
<link>http://muzir.wordpress.com/2009/06/21/fathi-yakan-pergi-bertemu-dengan-tuhannya/</link>
<pubDate>Sat, 20 Jun 2009 17:57:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>shahmuzir</dc:creator>
<guid>http://muzir.wordpress.com/2009/06/21/fathi-yakan-pergi-bertemu-dengan-tuhannya/</guid>
<description><![CDATA[Jumaat lepas, saya telah dikejutkan dengan berita kematian Syeikh Fathi Yakan.  Terbaca di status Fa]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/ru6ELKsO7eo&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' /><param name='allowfullscreen' value='true' /><param name='wmode' value='transparent' /><embed src='http://www.youtube.com/v/ru6ELKsO7eo&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' type='application/x-shockwave-flash' allowfullscreen='true' width='425' height='350' wmode='transparent'></embed></object></span></p>
<p style="text-align:justify;">Jumaat lepas, saya telah dikejutkan dengan berita kematian Syeikh Fathi Yakan.  Terbaca di status Facebook Ustadz Hasrizal berkenaan berita tersebut.  Saya cuba memeriksa kesahihan berita tersebut di al-Ahkam.net, al-Fikrah.net dan lain-lain sumber di internet.  Ya, berita tersebut tersebar.  Tetapi sebahagian pihak telah menafikan kematian syeikh Fathi Yakan.  Beliau ketika itu belum meninggal dunia lagi, tetapi sangat nazak dan bergantung kepada alat bantuan hayat.</p>
<p style="text-align:justify;">Disebabkan beritanya masih belum disahkan, maka saya menangguhkan untuk menulis tentangnya di blog.  Langsung terlupa.  Tiba-tiba semalam saya teringat untuk menulisnya apabila seorang rakan bertanya tentang tarikh kematian syeikh Fathi Yakan.</p>
<p style="text-align:justify;">
<div><strong> </strong></div>
<p>&#160;</p>
<p style="text-align:justify;">
<div style="text-align:justify;"><strong></strong></div>
<p><strong></p>
<div id="attachment_953" class="wp-caption aligncenter" style="width: 230px"><img class="size-full wp-image-953" title="Fathi Yakan" src="http://muzir.wordpress.com/files/2009/06/fathi-yakan.jpg" alt="As-Syeikh Dr Fathi Yakan" width="220" height="167" /><p class="wp-caption-text">As-Syeikh Dr Fathi Yakan</p></div>
<p>&#160;</p>
<p>&#160;</p>
<p></strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong>Syeikh Fathi Yakan Kembali Bertemu Tuhannya</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Syeikh Fathi Yakan yang saya kenal namanya melalui buku &#8216;Madza Yakni Intima-i lil-ISLAM&#8217; (Apa Ertinya Saya Menganut ISLAM), iaitu buku yang sering digunakan oleh ahli gerakan ISLAM dalam sesi usrah telah bertemu dengan Tuhannya pada hari Sabtu 13 JUN 2009, jam 4.45 petang.  Beliau telah meninggal dunia di Hospital Hotel Dieu, Lubnan.  Beliau meninggal dunia pada umur beliau 76 tahun disebabkan oleh penyakit angin ahmar (stroke).  <em>Inna lillahi wa inna ilaihi raji&#8217;un</em>. <!--more--></p>
<p style="text-align:justify;">Berikut saya petik beberapa &#8216;point&#8217; dari <a href="http://akhisalman.blogspot.com/2009/06/berita-tentang-keadaan-fathi-yakan.html" target="_blank">blog akhi Salman</a>: </p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;">Akhbar al-Jazeera menyatakan:  Pada hari ini telah wafat pendakwah Islam Dr Fathi Yakan ketua Jabhah Amal Islami di Lubnan ketika umurnya menjangkau 77 tahun kerana penyakit yang kronik.</p>
<p>Berita kewafatannya telah dilaporkan pada zuhur hari ini kemudia dinafikan oleh keluarganya dan mereka mengatakan ia dalam keadaan kronik. Kemudian berita kematiannya disahkan selepas itu.</p></blockquote>
<blockquote><p>Sumber AFP pula menyatakan:  Pihak Jabhah telah menyatakan bahwa beliau telah wafat pada asar hari ini iaitu 4.45 petang.  Jasadnya akan dipindahkan pada pagi Ahad dari Hospital Otel Deo (Timur Beirut) ke Tarablas di utara Lubnan.</p>
<p>Islamtoday telah menyatakan:  Sebahagian laman web telah melaporkan kematian terlampau cepat (sebelum kematiannya) dan berita ini disahkan palsu sehinggalah datangnya kenyataan rasmi dari pejabat syeikh Fathi Yakan.</p>
<p style="text-align:justify;">Laman yang di pantau beliau daawa.net telah menyatakan:  Jenazah beliau akan disolatkan pada asar hari ahad 21 Jamadul akhir 1430 hijrah di Masjid Tinal dan akan dikebumikan di perkubnran keluarga di Babur Raml.</p>
</blockquote>
<p style="text-align:justify;">Dan berikut pula dari saya petik dari laman blog yang sama apabila mencari berita tentang pengebumian almarhum syeikh Fathi Yakan:</p>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;">Jenazah Syeikh Dr Fathi Yakan pengasas Jamaah Islam (cawangan ikhwanul Muslimin) di lubnan telah selamat dikebumikan di bandar Tarablas selatan Lubnan selepas solat asar kelmarin. Jenazah beliau telah diiringi secara rasmi dan manusia dalam keadaan kesedihan memenuhi masjid Tinal (tempat jenazah disembahyangkan).</p>
<p>Diantara yang yang mengiringi jenazah beliau adalah wakil Presiden syria, ketua dewan rakyat Nabih Barri, pimpinan HAMAS Sami Khatir yang mewakili ketua Biro Politik HAMAS Khalid Masy&#8217;al, pimpinan pergerakan Jihad Islami Abu Imad ar-Rifaie, timbalan setiausaha agung Jemaah Islam Ibrahim Misti dan wakil dari Hizbullah.</p>
<p>Syeikh Malik as-Syiar yang mengimamkan jenazah beliau telah berkata:</p>
<div style="text-align:center;"><span style="font-weight:bold;">إن طرابلس مدينة العلم والعلماء، ومعها العالم الإسلامي بأسره تودع رجلاً من كبارها وعلمًا من أعلامها رائد الحركة الإسلامية ومؤسسها، من أفنى عمره وحياته في سبيل الدعوة إلى الله عز وجل</span></div>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#3333ff;">&#8220;Sesungguhnya Tarablas adalah bandar ilmu dan ulama. Seluruh dunia Islam telah mengucapkan selamat tinggal kepada seorang tokoh dan panji Umat Islam. Beliau juga adalah pelopor dan pengasas bagi Gerakan Islam yang telah menghabiskan kehidupannya untuk berdakwah kepada Allah.&#8221;</span></p>
<p>Ulasan: Kehilangan ulama adalah satu musibah bagi Umat Islam dan tanda diangkatnya ilmu diakhir zaman. Hasan Basri berkata:</p>
<div style="text-align:center;font-weight:bold;"><span style="font-size:130%;">مَوْتُ العَالِمِ ثَلْمَةٌ فِي الإِسلامِ لاَ يَسُدُّهاَ مَا اخْتَلَفَ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ<br />
</span></div>
</blockquote>
<blockquote>
<p style="text-align:justify;">&#8220;Matinya seorang alim adalah suatu lubang dalam Islam. Tidak akan dapat di tutup selama-lamnya.&#8221; (Hr Darimi 329 dan Baihaqi dlm Syu&#8217;abul Iman 1719)</p>
<p>Rujukan: Ikhwanonline dan Mukhtasar Jami&#8217;u Bayanil ilmi wa Fadlih oleh Ibnu Abdul Bar.</p></blockquote>
<p style="text-align:justify;">Apabila melihatkan bahawa ramai (seluruh dunia) yang rasa kehilangan tatkala seseorang ulama meninggal dunia, diri ini tertanya-tanya adakah kematian diri ini akan dirasai oleh orang ramai.  Pemergian para ulama ditangisi dan diterima berita tentangnya dengan sangat sedih kerana sumbangan mereka kepada ummat ISLAM sangat banyak.  Dan sumbangan itu telah menyentuh dan memberi kebaikan kepada banyak hati dan jiwa. </p>
<p style="text-align:justify;">Setiap kali berita kematian ulama menyinggahi diri, hati ini bagai diserang-serang dengan pelbagai persoalan mengajak diri agar bermuhasabah tentang &#8220;<strong>APAKAH SUMBANGAN DIRI INI KEPADA MANUSIA</strong>?&#8221;.  Tak dapat digambarkan dengan perkara akan kecewanya saya tidak dapat jadi seperti mereka.  Mudah2an sedikit sumbangan dan kebaikan yang kita laburkan di dunia ini bisa menjadi sebab dijauhkan kita dari api neraka.  Barangkali kita tak mampu jadi seperti mereka yang telah berkorban jiwa, harta dan semuanya untuk ummat.  Sekurang2nya tanamkanlah di dalam hati untuk jadi seperti mereka, dan lakukanlah setakat yang termampu.</p>
<p style="text-align:justify;">wAllahu Ta&#8217;ala A&#8217;lam. </p>
<p style="text-align:center;"><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/HAkogG54JTg&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' /><param name='allowfullscreen' value='true' /><param name='wmode' value='transparent' /><embed src='http://www.youtube.com/v/HAkogG54JTg&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' type='application/x-shockwave-flash' allowfullscreen='true' width='425' height='350' wmode='transparent'></embed></object></span></p>
<p>SHAHMUZIR NORDZAHIR<br />
<a href="http://www.muzir.wordpress.com">www.muzir.wordpress.com</a><br />
21 Jun 2009</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[* Şaşırtan bir propaganda şekliyle, İran seçimleri.. - 12.06.2009]]></title>
<link>http://cakirgil.wordpress.com/2009/06/12/40/</link>
<pubDate>Fri, 12 Jun 2009 08:46:34 +0000</pubDate>
<dc:creator>cakirgil</dc:creator>
<guid>http://cakirgil.wordpress.com/2009/06/12/40/</guid>
<description><![CDATA[Şaşırtan bir propaganda şekliyle, İran seçimleri.. Selahaddin E. Çakırgil (secakirgil@yahoo.com) Dün]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2 style="text-align:center;"><strong>Şaşırtan bir propaganda şekliyle, İran seçimleri.. </strong></h2>
<p style="text-align:right;">Selahaddin E. Çakırgil (<a href="mailto:secakirgil@yahoo.com">secakirgil@yahoo.com</a>)</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Dünyayı anlamaya, ona kendi ölçülerimize göre şekil vermeye çalışırken, karşımıza çıkan konulara çok keskin ideolojik, itiqadî veya fikrî çerçeveler içinde bakılmasını yadırgamamak gerek..</p>
<p>Ancak, dünya o çerçevelerin içindekinden ibaret değildir.. O çerçevelere göre, tarif gereği, yok sayılan, varlığı kabul edilmeyen nice durumlar vardır ki, sosyal hayatta vardırlar ve onlar bizim dünyayı değerlendirmemizde, istesek de- istemesek de fiilî olarak etkilidirler.. Onları görmezlikten gelirsek, içinde kendimizi koruduğumuzu düşündüğümüz veya hapsettiğimiz fikrî-ideolojik veya itiqadî hücreden dışarıya çıkamamışız demektir..</p>
<p>Bu hatırlamadan sonra, önce Lübnan seçimlerine değinelim, sonra da İran seçimlerine..</p>
<p>*</p>
<p>Lübnan’da 7 Haziran 09 günü yapılan seçimlerde, seçim zaferi kazanacağı beklenen <strong><em>‘Hizbullah’</em></strong>, beklemediği bir yenilgi aldı.. Halbuki, 3 sene önce, bütün bir Güney Lübnan’ı yakıp <a href="http://tayaralmustaqbal.net/garbage/79/791900/big_9022469_0_800-443.jpg"><img class="alignright" src="http://tayaralmustaqbal.net/garbage/79/791900/big_9022469_0_800-443.jpg" alt="" width="288" height="160" /></a>yıkan 34 günlük siyonist İsrail bombardımanları ve diğer saldırıları karşısındaki direnişiyle ve yıkılan herşeyi yeni baştan yapmaktaki başarısıyla daha bir göz dolduran ve halkın en güvenilen bir <strong><em>güç odağı</em></strong> olarak sempatiyle bakıp gururla sahiblendiği ve yalnız Lübnan içsiyasetinde değil, hattâ Ortadoğu denge hesablarında da bir <strong><em>‘çetin ceviz’</em></strong> olarak kabul edilmek zorunda kalınan <strong><em>Hizbullah</em></strong>’ın böyle bir seçim sonucu alacağı beklenmiyordu..</p>
<p>Ama, bu noktada unutulmaması gereken husus, bu seçimlerin ‘<strong><em>demokratik</em></strong>’ atraksiyonlarla yapıldığı gerçeği..</p>
<p>Hatırlıyalım..10 yıl öncelerde, <strong><em>Hizbullah</em></strong>’ın Lübnan’da <strong><em>‘demokratik’</em></strong> seçimlere katılmasının nasıl olabileceği tartışılıyor ve bu itirazlar, ancak, bazı şer’î izinlerlerle atlatılabiliyordu..</p>
<p>Şimdi ise, demokratik usûllerle yapılan seçimlere, hiç bir idelojik/ itiqadî tartışma yapmaksızın katılım gerçekleşiyor ve <strong><em>Hizbullah</em></strong>, karşısındaki birleşik cebheye yenik düşüyor, muhalefette kalıyor..</p>
<p><strong><em>Hizbullah’</em></strong>ın karşısındaki <em>birleşik cebhe</em> ise, <strong><em>Saad Harirî’</em></strong>nin liderliğinde,  ‘<strong><em>14 Mart Cebhesi’</em></strong> olarak isimlendiriliyor..</p>
<p><strong><em>Saad Harirî</em></strong>’nin tek özelliği, <strong><em>Refiq Harirî’</em></strong>nin oğlu olması..</p>
<p><strong><em>Refiq Harirî</em></strong> ise, 2005 Şubatı’nda öldürülen bir eski Lübnan Başbakanı idi.. Ve 1974-90 arasındaki <strong><em>Lübnan İç-Savaşı</em></strong>’nda yakılıp yıkılan Lübnan’ın yeniden imar eden kişi olarak biliniyordu..</p>
<p>Ama, USA emperyalizminin has adamı olup, servetinin 100 milyar dolara yakın olduğu da iddia edilerek, Ortadoğu’nun en zenginlerinden sayılıyordu..  Onun öldürülmesine,  Batı dünyası büyük tepki vermişti.. Ve,  <strong><em>Bush Amerikası</em></strong>, Suriye’nin üzerine atmış ve bu iddia, Suriye’nin askerî güçlerini Lübnan’dan çekmesiyle sonuçlanmıştı..</p>
<p>Ama, geçtiğimiz haftalarda, Amerikan medyasında yer alan bir iddiaya göre, Harirî’nin öldürülmesi emrini, önceki Amerikan Başkanı <strong><em>Bush</em></strong>’un Başkan Yardımcısı  <strong><em>Dick Cheney</em></strong> vermiş ve böyle bir suikasdin Suriye’yi köşeye sıkıştırmak için gerekli olduğunu belirtmişti.. Bu iddianın doğru olması ihtimali hiç de zayıf değildir ve denilebilir ki, <strong><em>‘Amerikan Ergenekonu’</em></strong>, bu gibi cinayetleri dünyanın her yanında tezgahlar..</p>
<p>Şimdi.. <strong><em>Refiq Harirî’</em></strong>nin öldürülmesinin birinci meyvesi, Suriye’nin Lübnan’dan atılması olduysa; ikinci meyvesi de, <strong><em>Saad Harirî</em></strong>’nin başını çektiği ‘<strong><em>14 Mart Hareketi</em></strong>’nin 128 sandalyeli Lübnan Meclisi’nde 71 üye kazanması ve <strong><em>Hizbullah</em></strong>’ın ancak 57 üye çıkarabilmesi oldu.. Halbuki, siyonist İsrail saldırılarıyla, Güney Lübnan’ın tamamen yakılıp yıkıldığı 3 yıl önceki 34 günlük <strong><em>Lübnan Savaşı</em></strong> günlerinde, sergilediği yiğit direniş ve sosyal düzenlemeyle, <strong><em>Hizbullah</em></strong>’ın, Lübnan halkının gönlünü büyük çapta fethettiği düşünülüyordu&#8230;</p>
<p>Bu sonucun alınmasında önceden, <strong><em>‘Eğer Hizbullah kazanırsa, Amerikan yardımlarının kesileceği’</em></strong> yolundaki resmî Amerikan ihtarlarının rolü olduğu gibi, <strong><em>Saad Harirî</em></strong>’yi destekleyen Suûdi rejiminin muazzam paralar harcayarak yaptırdığı propagandaların ve <strong><em>‘Hizbullah kazanırsa, onun da, tıpkı HAMAS gibi, Amerika tarafından terör örgütü olarak suçlanıp, Lübnan iç siyasetinin, tıpkı Filistin gibi daha bir parça-parça edileceği</em></strong>’ne dair korkutmaların, Lübnan halkına  ‘<strong><em>gözdağı’</em></strong> vermelerin de etkisi oldu..</p>
<p>Bu ihtimal çok da uzak değildi, üstelik.. Çünkü, <strong><em>Hizbullah</em></strong>’ın zafer kazanması demek, <strong><em>İran İslam Cumhuriyeti</em></strong>’nin Lübnan’daki etkisinin en üst dereceye ulaşması demek olacaktı..</p>
<p>Bu da, siyonist İsrail rejiminin, hemen yanıbaşından tehdid çok ciddî olarak tehdid edilmesi demek olacaktı.. Buna Amerika’nın sıcak bakmıyacağı açıktı.. Ayrıca,  İran’ın Doğu Akdeniz’e kadar uzanmasından, başta Suûdî olmak üzere, diğer arab rejimlerinin de derin bir tedirginlik yaşayacağı açıktı..</p>
<p>Ve, Filistin’de 2006 başında yapılan seçimlerde HAMAS’ın yüzde 65’le kazanmasına rağmen, Amerikan emperyalizminin baskısıyla, Batı dünyası tarafından <strong><em>‘terör örgütü’</em></strong> olarak suçlanıp, yönetimden safdışı edilmesi, Lübnan’da da tekrarlanabilirdi.. Lübnan’da da, seçimleri <strong><em>Hizbullah</em></strong>’ın kazanması halinde, aynı tablonun ortaya çıkarılmayacağının hiçbir garantisinin olmadığı biliniyordu..</p>
<p>Bu açıdan, Hizbullah gibi Lübnan’daki en büyük sosyal ve askerî güç odağı olarak kabul edilen bir örgütün lideri olan Şeyh <strong><em>Hasan Nasrullah</em></strong> da, sonuçlar karşısında sert bir tepki vermek yerine, ‘<strong><em>seçimlerin demokratik olarak yapıldığını ve neticeyi kabullendiklerini’</em></strong> açıklayan bir konuşmayla, normalleşmeye paralel konuşuyordu..</p>
<p><strong><em>‘Hamama giren terler..’</em></strong> kabilinden, seçimlerin ve hele de demokratik usûlün böyle handikapları, sürprizleri her zaman ve herkes için olabilir..</p>
<p>*</p>
<p>Ancak, üzerinde ideolojik açıdan düşünülmesi gereken asıl nokta, 10 yıl öncelere kadar, bu gibi ‘<strong><em>demokratik seçimler</em></strong>’e inkılabî bir tavırla kesinlikle karşı çıkan ‘<strong><em>inkılabçı müslüman’</em></strong> çevrelerin, şimdi, bu metodu tartışmak yerine, onu tamamen özümseyip, onun heyecanlı bir kabulcüsü olmaları ve bu benimseyiş anlayışı içinde, bir ‘<strong><em>demokratik seçim’</em></strong>in bütün gereklerini yerine getirmeleri ve sonuçlarını da, sessizce kabullenmeleri..</p>
<p>*</p>
<p><strong><em><span style="text-decoration:underline;">Şimdi Lübnan’dan İran’a uzanabiliriz.. </span></em></strong></p>
<p>Bugün <em>(12 Haziran Cuma günü)</em> İran’da, islam cumhuriyeti kurulduktan bu zamana kadar geçen 30 yıllık süre içinde, 10. Cumhurbaşkanlığı seçimi var..</p>
<p>*</p>
<p align="center"><strong><em>Önce, terim ve isimleri doğru telaffuz edebilmek zarûreti..</em></strong></p>
<p>Ancaaak, konuya girmeden, ciddî bir probleme dikkati çekmek gerekiyor..</p>
<p>Bu da, alfabe farkından doğan yanlış okumalar, yanlış telaffuzlar..</p>
<p>İran ve hemen bütün dünya, kendi öz alfabelerini kullanırken, dışarıya yönelik yazımlarda, uluslararası örfe uygun olarak, ingiliz alfabesinden faydalanıyorlar.. Sözgelimi, <strong><em>‘millet’</em></strong> kelimesi, o şekilde okunabilmesi için, ingiliz alfabesine göre, ‘<strong><em>mellat’ </em></strong>diye yazılır..</p>
<p>Batı dünyasına aid en karmaşım ve zor isimlerin, nasıl telaffuz edileceğini öğrenmek zahmetine katlananlar, özellikle müslüman toplumlara aid isim veya terimlere gelince, onları türkçenin yazımında kullanılan alfabedeki harflerin seslerine göre okurlar, yani ‘<strong><em>millet</em></strong>’i,  ‘<strong><em>mellat’</em></strong> diye.. Ve, <strong><em>‘Bank-ı Mellat</em></strong>’i ‘<strong><em>Bank-i Millet</em></strong><em> / Millet Bankası’</em> diye okumayı aklemezler..</p>
<p><em>Al’ Baraka</em>’nın, gerçekte, ‘<strong><em>El’Berekeh / Bereket’</em></strong> olduğu da düşünülemez..</p>
<p>Hele büyük harflerle yazılan  bazı harflerin ortaya çıkardığı komik telaffuzlar, insanı isyan ettirecek derecededir.. Meselâ, ABDULKARIM’in, <em>Abdulkerim</em> olduğu için azıcık bir kafa yorulmaz, öylece telaffuz edilir.. Veya Kur’an-e Karim yazısını da <strong><em>Kur’an-ı Kerîm</em></strong> diye okumayı düşünemezler..</p>
<p>Bunu her alana teşmil edebilirsiniz..</p>
<p>Bugünlerde, İran’da yapılmakta olan yeni cumhurbaşkanlığı seçimleri için, bazı adayların isimlerinin nasıl telaffuz edileceğinin bilinememesi de buradan kaynaklanıyor olmalı&#8230;</p>
<p>Medya organlarına ingilizce olarak <em>Mahdy Karruby</em> diye geçen yazının <strong><em>Mehdî Kerrubî</em></strong> diye okunamaması, İİC’nin Ankarada’daki büyükelçinin <strong><em>Behmen </em></strong>olan adının <em>Bahman </em>diye telaffuz edilmesi gibi komiklikler..</p>
<p>Bu durum, başlangıçta, Ahmedînejad adının telaffuzunda da karşılaşılmıştı..</p>
<p>Şimdi de, C. Başkanlığı adaylarından <em>Mîr Huseyn Mûsevî</em> adının telaffuzunda Musâvî gibi yazım ve telaffuzler terkedilemiyor bir türlü..</p>
<p>Halbuki, bu iki telaffuz, mâna bakımından bile tamamen farklı..</p>
<p><strong><em>Mûsevî</em></strong>’de, <em>(mim)</em> harfinden sonra <em>(u)</em> sesi veren <em>‘vav’</em> harfi vardır, ve  sonra, <em>‘sin’</em> harfi.. Sonra yine <em>‘vav’</em> ve sonda da, <em>‘y’</em> harfi..</p>
<p><strong><em>Mûsevî,</em></strong> <em>Hz. Mûsâ</em>’ya nisbet olunan veya <strong><em>İmam Ca’fer-i Sâdıq</em></strong> hazretlerinin oğlu olan ve <em>‘12 İmam</em>’ silsilesinde ‘<em>7’nci İmam’</em> <strong><em>Mûsâ Kâzım</em></strong>’ın soyundan gelen mânasındadır ki, İran’da Musevî denilenler, bu mânada ‘<strong><em>mûsevî</em></strong>’dir.. Kaldı ki, Hz. Mûsâ’nın gerçek yolundan gitmek mânasında kullanılsa da bir mahzuru olmazdı..</p>
<p><strong><em>‘Musâvî’</em></strong> ise, <strong><em>eşit, denk</em></strong> mânasına gelir.. Ve ‘<em>mim</em>’den sonra ‘<em>vav</em>’ yoktur, <em>‘sin</em>’e geçilir; <em>‘sin’</em>den sonra ise,  <em>‘elif’</em> ve sonra ‘<em>vav</em>’ ve <em>‘ y’</em> gelir.. ‘<em>Mûsevî</em>’de ‘<em>û’</em> sesi biraz uzatılır, <em>‘musâvî’</em>de ise, (â) sesi..</p>
<p>Yani, mâna farklılığı gibi, yazılışta ve telaffuzda da temel bir farklılık vardır..</p>
<p><em>*Şimdi geçelim, bugün yapılacak olan seçimlere..</em></p>
<p>*</p>
<p align="center"><strong><em>İslâm’ın, ‘şûrâ / istişare’  emri, demokrasi ile de karşılanabilir mi?</em></strong></p>
<p align="center">
<p>İslam Cumhûriyeti’nin kuruluşunda, <strong><em>halkın rey ve iradesinin sorulup alınması</em></strong>nın, genelde <strong><em>meşruiyyet / şerî hükümler </em></strong> dâhilinde, halk ile <strong><em>istişare/</em> </strong><em>meşveret</em> yapılması çerçevesi içinde değerlendirilebileceğine dair görüşler asıl idi.. Ve bu durum, <strong><em>Şûrâ</em></strong> sûresindeki, <strong><em>‘Onların işleri, aralarında şûra/ istişare/ danışma iledir..’</em></strong> mealindeki 38. âyete dayandırılıyordu.. <em>(Bu satırların sahibi de İslam Cumhuriyeti’ndeki seçimlerin bu mânaya riayet için yapıldığı görüşteydi, hâlen de o kanaatini korumak istiyor..) </em></p>
<p>Ama, hem <strong><em>Ahmedînejad</em></strong>’ın seçildiği geçen (2005) seçim döneminde ve hem de hele bu  seçim döneminde propagandalarda takib olunan usûllerin ‘<strong><em>adâlet, ahlâk ve insaf</em></strong> ‘ sınırlarına ne kadar uygun olduğu, tartışmalı bir noktaya gelmiştir.. Çünkü, yapılan propagandalar, <strong><em>meşrû’</em></strong> <em>(şer’î usûllere riayet olunarak), </em>halkla yapılan bir ‘<strong><em>meşveret</em></strong>’ten çok, tıpkı ‘<strong><em>demokrasi</em></strong>’lerdeki gibi, iktidarı ele geçirmek için, <em>âvam</em>’ı/ halkı kandırmak dâhil, her yolun ve her şeyin mübah sayıldığı gibi bir anlayış kendini gösteriyor..</p>
<p>Bununla, rakib adayların herbirinin, birbiriyle, ikili olarak, daha çok B. Amerika’daki başkanlık seçimleri öncesinde görülen televizyon tartışmaları yapmalarını yadırgadığım sanılmasın.. Bu, tersine, çok da ilginç idi, ve ahlâkî çizgiler korunabilseydi, daha da güzel olabilirdi.. Ama,  öyle olmadı ve  töhmetler, iftiralar, yalancılıkla suçlamalar gırla gitti..</p>
<p>Bu hususta, en fazla falsolu davranan, yazık ki, <strong><em>Ahmedînejad </em></strong>oldu, bu tarz suçlamaların kapısını o açtı.. Halbuki, <strong><em>Ahmedînejad</em></strong>’ın internet sitesinde ‘<strong><em>bu seçimlere niçin girdiği</em></strong>’ne dair, seçim kampanyası öncesinde sâkin kafayla yazdığı anlaşılan yazıda, <strong><em>‘maksadının ilahî hedeflere hizmet olduğunu, sırf, rıza’y-ı ilahî’yi kazanmak ve sorumluluktan kurtulmak için namzed olduğunu’</em></strong> bildiriyordu..</p>
<p>Üstelik de, rahmetli <strong><em>İmam Khomeynî</em></strong>’nin vefatının 20. yıldönümü akşamı, 3 Haziran 09 akşamı, 4 yıllık bir cumhurbaşkanı <strong><em>Ahmedînejad</em></strong><em>, </em>1981-89 arasında 8 yıl başbakanlık yapan ve ondan sonra 20 yıldır gözlerden ve siyasî faaliyetlerden uzak, sâde bir hayat yaşayan ve saçları beyazlaşmış bir <strong><em>Mir Huseyn Mûsevî</em></strong> ile münazara masasına oturduğunda, öyle laflar etti ki, şaşırmamak elde değildi.. Çünkü, söylediklerinin <strong><em>İmam Khomeynî’</em></strong>nin itimadını derinden kazandığı bilinen  <strong><em>Mûsevî’</em></strong>yle direkt ilgisi yoktu ve sadece Mûsevî’yi destekledikleri bilinen bazı isimleri ağır şekilde suçluyordu.. Bu isimler, <strong><em>İmam Khomeynî’</em></strong>nin en yakın çalışma arkadaşlarından ve İslam İnkılabı’nın aslî erkânından olan eski cumhurbaşkanı  <strong><em>Hâşimî Refsencanî</em></strong> ile İslamî Şûrâ Meclisi eski başkanlarından <strong><em>Nâtıq Nûrî</em></strong>’ idi.. <strong><em>Ahmedînejad,</em></strong> bu iki ismi ve onların oğullarının servetlerini ve yaşayış tarzlarını ağır şekilde eleştiriyordu&#8230; <strong><em>‘Halk, birileri sevret-u sâman yığsın diye qıyâm etmedi..’ </em></strong>diyordu, özetle.. Ve gerekirse, bazı yolsuzluk dosyalarını açabileceğini söylüyordu..</p>
<p>Halbuki, 4 yıldır işbaşında olup, varlığından sözettiği bu gibi dosyaları şimdi bir koz, tehdid veya şantaj olarak kullanması, son derece yanlıştı..</p>
<p>*</p>
<p align="center"><strong><em>İslam İnkılabı’nın 30 yıllık geçmişiyle bir tasfiye-i hesab dönemi mi?</em></strong></p>
<p>Ama, bunların <strong><em>Mûsevî</em></strong>’yle ne ilgisi vardı? Ve sâde yaşayışı sadecec İran’da değil, bütün dünyada bile bilinen <strong><em>Ahmedînejad</em></strong>’ın, 4 yıl boyunca bu konuda bir usûlsüzlük var idiyse, niye bir şey yapmamıştı? Bu suçlamalar, <em>Ahmedînejad</em>’ın tarafdarları ve de ortadaki bazı kimseler üzerinde derin etkiler yapmış olabilir.. Çünkü, İran’da, 30 yıldır hiç bir resmî kişi, Refsencanî’ye böylesine açık suçlamalar yapamamışken, işte şimdi Ahmedînejad, hem de cumhurbaşkanı olarak onu ve diğerlerini ağır şekilde suçluyor ve âdeta, 30 yılın kapalı dosyalarını açmaya çalışan bir <strong><em>halk kahramanı</em></strong> gibi davranıyordu..</p>
<p>Ama, bunların <strong><em>Mûsevî</em></strong>’yle direkt bir ilgisi yoktu.. İlgi, sadece, <strong><em>Refsencanî</em></strong>’nin daha çok Ahmedînejad dışındaki adaylara daha yakın durması idi..</p>
<p>Bu arada, Ahmedînejad’ın suçlamalarından, kendin önceki cumhurbaşkanı <strong><em>Muhammed Khatemî</em></strong> de nasibini alıyordu.. O <strong><em>Khâtemî</em></strong> ki, dünyada, en karşıtları üzerinde bile saygı uyandıran, bir siyasetçi olarak değil, bir mütefekkir, bir ahlâk hocası olarak itibar görmüşken, onun da ülkeyi dışarda iyi temsil edemediğini iddia ediyordu, <strong><em>Ahmedinejad..</em></strong></p>
<p>Mûsevî, bu suçlamalara karşı, ‘<strong><em>ben burada bulunmayan ve kendilerini savunmak durumunda olan şahsiyetlerin savunmasını yapmak durumunda değilim..</em></strong>’ diye, bu saldırıları savuşturdu..</p>
<p>Esasen, <strong><em>Mûsevî,</em></strong> halkın hâfızasında efendilik sembolü, genç, olgun bir başbakan olarak kalmıştı.. Ama, <em>Ahmedînejad,</em> daha sonra, ‘<strong><em>Yanınızdaki hanım, doktorasını tamamlamadan, rektör bile olmuştur..’</em></strong> deyince, baltayı taşa vurdu..</p>
<p>Ahmedînejad’ın sözünü ettiği hanım, bizzat <strong><em>Mûsevî’</em></strong>nin refikası olan, yazar -şaire <strong><em>Zehra Rehneverd</em></strong> idi.. <strong><em>Mûsevî </em></strong>o zaman bile sukûnetini muhafaza edebildi.. Ama, böylece sosyo-politik sahneye <strong><em>Zehra Rehneverd</em></strong> daha güçlü bir şekilde çıktı..</p>
<p>Bugün, İran’da, çok büyük bir hanım kitlesi, bir anda <strong><em>Zehra Rehneverd</em></strong>’in etrafında kenetlenmiş durumda.. Ve son 30 yıl boyunca görülmemiş bir şekilde,  60 yaşlarındaki bu hanım, miting meydanlarında, eşinin yanında ateşli konuşmalarıyla, belli bir kesimi harekete geçiriyor..</p>
<p><strong><em>Hâşimî Refsencanî</em></strong> ise, 9 Haziran günü, İnqılab Rehberi Âyetullah <em>Seyyid Ali Khamene</em>î’ye hitaben yayınladığı açık mektubda, cumhurbaşkanı <strong><em>Ahmedînejad</em></strong>’ın kendisine, aile şerefine yönelik olarak yaptığı saldırıların, iftiraların, bühtanların kesinlikle araştırılmasını ve gerekenin yapılmasını istiyordu..</p>
<p>Bu durumda, İnqılab Rehberi’nin işinin epeyce çetin olduğu tahmin edilebilir.. Çünkü bir tarafta tercih ettiği söylenen bir cumhurbaşkanı; karşısında ise, inkılabın 30 yılının en seçkin isimlerinden birisi..</p>
<p>*</p>
<p>Ama, yine de diğer adaylar, bu saldırgan uslûbu pek benimsemediler..</p>
<p>Sadece <strong><em>Mehdî Kerrubî</em></strong>, biraz sert ifadeler kullandı; ve hattâ televizyonda, <strong><em>Ahmedînejad</em></strong>’ı <em>yalancılık</em>la suçladı.. Bu, sanırım, İran’da bir cumhurbaşkanı’nın yüzüne karşı, toplum huzurunda ve etkili bir siyasetçi tarafından <em>yalancılık suçlaması</em> yapılmasının ilk örneğini oluşturuyordu, herhalde..</p>
<p><strong><em>Mehdî Kerrubî</em></strong>, İmam Khomeynî’nin yakın çalışma ekibinden.. Yıllarca <em>(Şehidler Vakfı)</em> <strong><em>‘Bunyâd-ı Şehîd</em></strong>’in Başkanlığını, <strong><em>Hacc Sorumluluğu</em></strong>’nu ve de <strong><em>İslamî Şûrâ Meclisi Başkanlığı</em></strong>’nı yaptı.. Kendisi, <strong><em>‘Huccet’ul-İslam’</em></strong> sıfatını taşıyor.. Etrafında, <strong><em>Abdulkerîm Surûş</em></strong> gibi, daha çok, ‘<strong><em>liberal</em></strong>’ diye nitelenebilecek tipler bulunuyor.. <em>(Surûş’un, kendisini seçimlere çokça kaptırıp, Mûsevî’ye bile, çok ağır açık mektublar yazdığını hatırlatayım..)</em></p>
<p>Ama, gerek <strong><em>Mir Husyn Mûsevî </em></strong>ve gerekse <strong><em>Muhsin Rızaî</em></strong>, seçim kampanyası boyunca, ölçüsüz konuşmalara tevessül etmediler..</p>
<p>Hele, 8 yıllık <strong><em>İran- Irak Savaşı’</em></strong>nın son 7 yılında <strong><em>İnkılab Muhafızları Ordusu</em></strong>’nun serdarlığını, genel komutanlığını yapan <strong><em>Muhsin Rızaî</em></strong>, beklenenin tersine, en olgun tartışmaları yapan simâ olarak sivrildi.. Ama, halk tabanı bulması epeyce zor güzüküyor..</p>
<p>*</p>
<p align="center"><strong><em>İran’ın, bu zamana kadar görmediği bir kampanya..</em></strong></p>
<p>Bu seçimde, İran kamuoyu, sanırım, bu  zamana kadar görülmemiş bir seçim kampanyası yaşadı.. Muazzam propaganda harcamaları yapılıyor.. Ve <strong>Musevî</strong>, ‘<strong><em>yeşil</em></strong>’ rengi sembol olarak seçince, <strong>Ahmedînejad </strong>da, İran bayrağındaki <strong><em>‘kırmızı beyaz ve yeşil’</em></strong> üçlü renk terkibini sembol olarak seçti ve meydanlar, caddeler, sokaklar hemen bütün İran’da her tarafı kapladı..</p>
<p>Müzikler, seçim marşları ve şarkıları, klipler, internet yayınları.. Hattâ, Batı’lı yayınlar bile,  İran’daki bu seçimleri <strong><em>‘karnaval</em></strong>’larına benzettiler.. Bu, hiç de  övünülecek bir şey değil..</p>
<p>Ayrıca, medyada da acaib tartışmalar oluyor.. Bu arada, İslam tarihine göndermeler de dikkati çekiyor..</p>
<p>Geçen hafta bir İran gazetesi<em>;  <strong>Ahmedinejad’ın rakiblerinin âkıbetinin Yezid’lerin âkıbetine benziyeceği</strong></em>nden sözediyordu.. Aynı gazete, 9 Haziran günü de, Ahmedînejad’ın rakiblerini <em>(<strong>Hz. Ali- Muaviye İhtilafı’</strong>nda, Hz. Ali’nin hakemi olarak vazifelendirildiği halde</em><em>, yaşlılığından dolayı kandırılıp, Hz. Ali’yi derin sıkıntılara uğratan)</em> <strong><em>Ebû Mûsâ El’Eş’arî</em></strong>’ye benzetiyordu..</p>
<p>Bu gazete, 1997’de, Muhammed Khâtemî’nin, oyların yüzde 70’ini alarak seçildiği 1997 seçimleri öncesinde de, <strong><em>’seçimleri Khâtemî’nin kazanması halinde, Amerika’nın kazanmış olacağı ve İslam İnkılabı’nın ruhuna fâtiha okunacağı’</em></strong>ndan öylesine ateşli bir şekilde sözediyordu ki,  o yayınların sorumlusuna,<strong><em> ’böyle bir yayının yanlışlığı ve yarınlarda Khâtemî’nin seçilmesi halinde, ülkenin cumhurbaşkanına karşı sıkıntılı bir durumla düşüp düşmeyeceklerini hesab etmeleri’</em></strong> <em>-bu satırların sahibince- </em>hatırlatıldığında, <strong><em>’Evet, haklısın, ama, biz şimdi arabanın altına düşmüş adamın canını kurtarmaya çalışıyoruz..</em></strong>’ cevabını vermişti..</p>
<p>Ve Khâtemî seçildi, ve üstelik iki dönem.. Ama, dünyada İİC’ne itibar kazandırmaktan, düşmanları üzerinde bile saygı uyandırmaktan öteye bir durumun çıkmadığı, ortada..</p>
<p>*</p>
<p>Ve henüz bir ay öncelerde, seçimin favorisi olarak <strong><em>Ahmedînejad</em></strong> gösterilirken, şimdi durum sanki dengelenmiş gibi.. <strong><em>Ahmedînejad</em></strong> ile, <strong><em>Mûsevî </em></strong>arasında geçeceğe benziyor, asıl rekabet..</p>
<p>Ben rekabet diyorum, ama, tekrar ediyorum, <strong><em>Ahmedînejad</em></strong>, dışsiyasetteki gerilim siyasetini iç siyasete de taşıdı ve kendisine de, halkla yapılan meşveret uygulaması olarak nitelebilecek seçim kampanyalarına da,  kin, tahrik, bühtan ve <em>-hattâ-,</em> <strong><em>‘aslında benim rakiblerimin zindana atılmaları gerekir..’ </em></strong>gibi tehdid argumanlarını soktu, iktidar için her şeyin mübah sayıldığı demokratik atraksiyonların yolunu açtı..</p>
<p>O böyle yapınca, halk kitlelerinin, nasıl davranacağı da tahmin edilebilir.. ..</p>
<p><strong>Bugünkü seçimlerde ne olabilir?</strong></p>
<p>46 milyon seçmen.. Genç bir kitle.. İşsizlik oldukça yüksek.. Gerçi borcu olmayan bir ülke.. ama, imkanlarını seferber etmekte çok başarılı olduğu söylyenemez.. Savaş sonrasında Refsencanî’nin başlattığı ‘<strong><em>yeniden yapım</em></strong>’ın ötesinde, toplumun hayatında hissedilecek şekilde fazla bir şey yapılmış değil.. Ekonomi hâlâ da tabiî rayına oturmuş değil.. Enflasyon, resmî rakamlara göre yüzde 25.. Petrol fiyatlarının son yıllarda korkunç şekilde artması, <strong><em>Ahmedînejad</em></strong>’ın elini açtı.. Taşraya, köylere, küçük şehirlere büyük yardımlar yaptığı ve onun için, taşrada çok desteklendiği biliniyor.. Ancak, bu yardımlar yapılırken, taşraya, <strong><em>‘tutulan balıkları vermek yerine,  balık tutma yönteminin öğretilmesi</em></strong>’ gerekirken, bunun yapılamadığı iddiası üzerinde de durmak gerekiyor.. Öte yandan, İran’da 75 milyon nüfusun yüzde 70’inin, üçte ikisinin şehirlerde yaşadığı de unutulmamalıdır..</p>
<p>Bu arada, İran’ın nükleer teknoloji yolundaki çalışmalarını dış dünyaya gürültülü bir şekilde yansıttığı için, bu çabaları <strong><em>Ahmedînejad’</em></strong>ın yaptırdığı havası etkili olabilir, kitleler üzerinde.. Ama, bu konunun İİC tarafından 30 yıldır takib olunan bir proğram olduğu hatırlatılınca, eski  etkisi kalmadı sayılabilir..</p>
<p>Öte yandan, <em>Amerikan Başkanı<strong> Barack Huseyn Obama</strong></em>’nın mesajlarının, 30 yıldır alışık olunmayan bir ılımlılıkta olması hasebiyle, İran halkı üzerinde de ilgi uyandırdığı ve onun, emperyalistçe bir tutum takınmadığı izlenimi uyandıracak şekilde, İran’a el uzatması, gerilim siyasetini sürdürmeye kodlanmış bir <strong><em>Ahmedînejad</em></strong>’ın hareket alanını kısıtlayabilir..</p>
<p>Eğer, bugünkü seçimin sonucunda, Ahmedînejad, yüzde 50’yi aşarsa, mes’ele yok.. Bu, tamamen ihtimal dışı da değildir.. Onun kazanması durumunda, diğer rakibler ve onların tarafdarlarının bir problem oluşturması beklenmez..</p>
<p>Ancaaak,  eğer <strong><em>Ahmedinejad </em></strong>kılpayı kaybederse, tarafdarlarının kontrol edilmesinin zorlaşabileceği unutulmamalıdır.. Çünkü, 30 yıllık bir geçmişle hesablaşmaya hevesli tahrikçilerin devreye girmesi ihtimali vardır.. Ve asıl gücünü taşradan aldığı anlaşılan <strong><em>Ahmedînejad</em></strong>’ın da önlemeye yetmiyeceği gerilimli durumlar ortaya çıkabilir.. Çünkü, o kitleler <strong><em>Ahmedînejad</em></strong> tarafından o derecede gerilimli bir duruma getirilmiş bulunuyor..</p>
<p>Bugünkü seçimde yüzde 50’yi hiç bir aday aşamazsa, bir hafta sonra yapılacak olan seçimde, en fazla yüksek oyu alan iki aday arasında yapılacak olan ikinci merhale seçimde, <strong><em>Mir Huseyn Mûsevî</em></strong>’nin kazanma ihtimali artabilir..</p>
<p>Ne var ki, kim kazanırsa kazansın, bu seçimlerin yöneticilerin seçimi konusunda, halk kitleleri ile, İslamî mânada yapılan bir meşveret yöntemine iyi bir örnek olmaktan epeyce uzak olduğunu, tipik bir demokratik mahiyet gösterdiğini üzüntüyle tekrar vurgulamak gerekiyor..</p>
<p>*</p>
<p>Kurulması için yüzbini aşan kurban verilen ve 8 yıllık savaşta da yüzbinlerce kurban verilerek korunan <strong><em>İran İslam Cumhuriyeti</em></strong>’nin; bu seçimlerden zarar görmeden çıkması ve ‘<strong><em>iktidar için her yolun mübah sayıldığı’</em></strong> anlayışların bir daha hayat bulamaması temennisiyle..</p>
<p>*</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Islamic Iran's Hezbollah thugs lose in Lebanon's elections]]></title>
<link>http://freeisraelnow.wordpress.com/2009/06/09/islamic-irans-hezbollah-thugs-lose-in-lebanons-elections/</link>
<pubDate>Tue, 09 Jun 2009 03:23:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>freeisraelnow</dc:creator>
<guid>http://freeisraelnow.wordpress.com/2009/06/09/islamic-irans-hezbollah-thugs-lose-in-lebanons-elections/</guid>
<description><![CDATA[Islamic Iran&#8217;s Hezbollah thugs lose in Lebanon&#8217;s elections Hezbollah Extremists Lose Leb]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Islamic Iran&#8217;s Hezbollah thugs lose in Lebanon&#8217;s elections</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="95%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="1" width="100%" bgcolor="#999999">
<tbody>
<tr>
<td>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="2" width="100%" bgcolor="#ffffff">
<tbody>
<tr>
<td>Hezbollah Extremists Lose Lebanon Vote &#8211; CBS News 8 Jun 2009 &#8230; Militants Fail To Erode Pro-Western Bloc&#8217;s Majority In Parliamentary Elections, But Questions Of Gridlock Remain.<br />
<a href="http://www.cbsnews.com/stories/2009/06/08/world/main5070565.shtml" target="_blank">http://www.cbsnews.com/stories/2009/06/08/world/main5070565.shtml</a></p>
<p>[QUOTE] US allies defeat Hezbollah in Lebanon vote‎ &#8211; June 8, 2009<br />
BEIRUT (AFP) — A pro-Western bloc inflicted a surprise defeat on Hezbollah and its allies at the ballot box in Lebanon, final results showed, as the winners &#8230;<br />
<a href="http://www.google.com/hostednews/afp/article/ALeqM5hRZtvsstUGZVe7S7lJNhqPya_AjA">http://www.google.com/hostednews/afp/article/ALeqM5hRZtvsstUGZVe7S7lJNhqPya_AjA</a> [/QUOTE]</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Good to see some good news for a change, how the foreign Iranian invader&#8217;s arm of Jihad, loses!</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Islamic Iran's Hezbollah thugs lose in Lebanon's elections]]></title>
<link>http://freedemocracy.wordpress.com/2009/06/09/islamic-irans-hezbollah-thugs-lose-in-lebanons-elections/</link>
<pubDate>Tue, 09 Jun 2009 03:20:42 +0000</pubDate>
<dc:creator>freedemocracy</dc:creator>
<guid>http://freedemocracy.wordpress.com/2009/06/09/islamic-irans-hezbollah-thugs-lose-in-lebanons-elections/</guid>
<description><![CDATA[Islamic Iran&#8217;s Hezbollah thugs lose in Lebanon&#8217;s elections Hezbollah Extremists Lose Leb]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Islamic Iran&#8217;s Hezbollah thugs lose in Lebanon&#8217;s elections</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="95%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="1" width="100%" bgcolor="#999999">
<tbody>
<tr>
<td>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="2" width="100%" bgcolor="#ffffff">
<tbody>
<tr>
<td>Hezbollah Extremists Lose Lebanon Vote &#8211; CBS News 8 Jun 2009 &#8230; Militants Fail To Erode Pro-Western Bloc&#8217;s Majority In Parliamentary Elections, But Questions Of Gridlock Remain.<br />
<a href="http://www.cbsnews.com/stories/2009/06/08/world/main5070565.shtml" target="_blank">http://www.cbsnews.com/stories/2009/06/08/world/main5070565.shtml</a></p>
<p>[QUOTE] US allies defeat Hezbollah in Lebanon vote‎ &#8211; June 8, 2009<br />
BEIRUT (AFP) — A pro-Western bloc inflicted a surprise defeat on Hezbollah and its allies at the ballot box in Lebanon, final results showed, as the winners &#8230;<br />
<a href="http://www.google.com/hostednews/afp/article/ALeqM5hRZtvsstUGZVe7S7lJNhqPya_AjA">http://www.google.com/hostednews/afp/article/ALeqM5hRZtvsstUGZVe7S7lJNhqPya_AjA</a> [/QUOTE]</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Good to see some good news for a change, how the foreign Iranian invader&#8217;s arm of Jihad, loses!</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Islamic Iran's Hezbollah thugs lose in Lebanon's elections]]></title>
<link>http://arabracismislamofascism.wordpress.com/2009/06/09/islamic-irans-hezbollah-thugs-lose-in-lebanons-elections/</link>
<pubDate>Tue, 09 Jun 2009 03:18:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>arabracismislamofascism</dc:creator>
<guid>http://arabracismislamofascism.wordpress.com/2009/06/09/islamic-irans-hezbollah-thugs-lose-in-lebanons-elections/</guid>
<description><![CDATA[Islamic Iran&#8217;s Hezbollah thugs lose in Lebanon&#8217;s elections Hezbollah Extremists Lose Leb]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Islamic Iran&#8217;s Hezbollah thugs lose in Lebanon&#8217;s elections</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="95%" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="1" width="100%" bgcolor="#999999">
<tbody>
<tr>
<td>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="2" width="100%" bgcolor="#ffffff">
<tbody>
<tr>
<td>Hezbollah Extremists Lose Lebanon Vote &#8211; CBS News 8 Jun 2009 &#8230; Militants Fail To Erode Pro-Western Bloc&#8217;s Majority In Parliamentary Elections, But Questions Of Gridlock Remain.<br />
<a href="http://www.cbsnews.com/stories/2009/06/08/world/main5070565.shtml" target="_blank">http://www.cbsnews.com/stories/2009/06/08/world/main5070565.shtml</a></p>
<p>US allies defeat Hezbollah in Lebanon vote‎ &#8211; June 8, 2009<br />
BEIRUT (AFP) — A pro-Western bloc inflicted a surprise defeat on Hezbollah and its allies at the ballot box in Lebanon, final results showed, as the winners &#8230;<br />
<a href="http://www.google.com/hostednews/afp/article/ALeqM5hRZtvsstUGZVe7S7lJNhqPya_AjA">http://www.google.com/hostednews/afp/article/ALeqM5hRZtvsstUGZVe7S7lJNhqPya_AjA</a> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Good to see some good news for a change, how the foreign Iranian invader&#8217;s arm of Jihad, loses!</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mountberget i Libanon (Jabal Lubnan)]]></title>
<link>http://libanonbild.wordpress.com/2009/06/03/mountberget-i-libanon-jabal-lubnan/</link>
<pubDate>Wed, 03 Jun 2009 14:50:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>mamoshkah</dc:creator>
<guid>http://libanonbild.wordpress.com/2009/06/03/mountberget-i-libanon-jabal-lubnan/</guid>
<description><![CDATA[Mount Lebanon Jabal Lubnan, &auml;r ett bergomr&aring;de i Libanon, k&auml;nd som det v&auml;stra be]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Mount Lebanon Jabal Lubnan, &#228;r ett bergomr&#229;de i Libanon, k&#228;nd som det v&#228;stra bergsomr&#229;det i Libanon. Den str&#228;cker sig genom hela landet och &#228;r ca 160 km, parallelt med medelhavets kust med dess h&#246;gsta top Qurnat as Sawda som <br />&#228;r 3,088 meter &#246;ver havsytan.</p>
<p>Sn&#246;topparna m&#229; har givit Libanon sitt namn: laban i aramiska f&#246;r &#8220;vit&#8221;. Berger &#228;r k&#228;nda f&#246;r deras ek och&#160;furu(tr&#228;), skogar. Dessutom, vid dess h&#246;gsta toppar av Mount Lebanon &#228;r k&#228;nda f&#246;r CedarTr&#228; of Lebanon (Cedrus libani).</p>
<p>Fenicerna anv&#228;nde tr&#228;den fr&#229;n Mount lebanon f&#246;r att bygga deras b&#229;tar och f&#246;rde byteshandel med deras grannar. Mount Lebanon &#228;r n&#228;mnd i det gamla testamentet flera g&#229;nger. Fenicierna h&#246;gg ner tr&#228;den och anv&#228;nde dem n&#228;r de byggde deras magnifika skepp i vilka de seglade &#246;ver hela Medelhavet och n&#229;dde Atlanten. Dessa var de f&#246;rsta bildade samh&#228;llena i Mount Lebanon vilket de som levde d&#228;r skulle <br />h&#246;gga ner Cedars och skicka dem till kusten. </p>
<p>H&#228;r &#228;r n&#229;gra bilder fr&#229;n Mount Lebanon och the Cedars of God!</p>
<p><a href="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhpG6glDNI/AAAAAAAACPI/-IjMQm91TJA/s1600-h/mountmountain_01.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhpG6glDNI/AAAAAAAACPI/-IjMQm91TJA/s320/mountmountain_01.jpg" alt="" /></a> <a href="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhpGlTJF1I/AAAAAAAACPA/8lFfZW6G3jM/s1600-h/mount-lebanonview.jpg"><img style="float:left;width:220px;height:320px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhpGlTJF1I/AAAAAAAACPA/8lFfZW6G3jM/s320/mount-lebanonview.jpg" alt="" /></a> <a href="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhpGhB7y-I/AAAAAAAACO4/XKGPz9RH_UY/s1600-h/mount-lebanon-mountain_cedars.jpg"><img style="float:left;width:240px;height:320px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhpGhB7y-I/AAAAAAAACO4/XKGPz9RH_UY/s320/mount-lebanon-mountain_cedars.jpg" alt="" /></a> <a href="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhpGco68oI/AAAAAAAACOw/SGi3tsAml40/s1600-h/mount-lebanon-mountain_03733.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:116px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhpGco68oI/AAAAAAAACOw/SGi3tsAml40/s320/mount-lebanon-mountain_03733.jpg" alt="" /></a>&#160; <a href="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhovWomKxI/AAAAAAAACOg/hNUjEtWHtEU/s1600-h/mount-lebanon-mountain_0372.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhovWomKxI/AAAAAAAACOg/hNUjEtWHtEU/s320/mount-lebanon-mountain_0372.jpg" alt="" /></a>&#160; <a href="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhou0YgApI/AAAAAAAACOQ/C6etnoNCGEc/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037snowie.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:115px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhou0YgApI/AAAAAAAACOQ/C6etnoNCGEc/s320/mount-lebanon-mountain_037snowie.jpg" alt="" /></a> <a href="http://1.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhouzezl7I/AAAAAAAACOI/KF0luMKNXwY/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037snow.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:219px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://1.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhouzezl7I/AAAAAAAACOI/KF0luMKNXwY/s320/mount-lebanon-mountain_037snow.jpg" alt="" /></a> <a href="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhouhoJyMI/AAAAAAAACOA/Mu0UFCLgz0s/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037pineland18.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhouhoJyMI/AAAAAAAACOA/Mu0UFCLgz0s/s320/mount-lebanon-mountain_037pineland18.jpg" alt="" /></a> <a href="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhoTuzXI0I/AAAAAAAACN4/xZFnglOVSxE/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037peacefulSunsetL.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:214px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhoTuzXI0I/AAAAAAAACN4/xZFnglOVSxE/s320/mount-lebanon-mountain_037peacefulSunsetL.jpg" alt="" /></a> <a href="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhoTbMCNbI/AAAAAAAACNw/C0qDdFMdzPQ/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037mountain_village-n.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhoTbMCNbI/AAAAAAAACNw/C0qDdFMdzPQ/s320/mount-lebanon-mountain_037mountain_village-n.jpg" alt="" /></a> <a href="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhoTZjc03I/AAAAAAAACNo/zRGhI7jJS5g/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037Faraya.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:207px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhoTZjc03I/AAAAAAAACNo/zRGhI7jJS5g/s320/mount-lebanon-mountain_037Faraya.jpg" alt="" /></a> <a href="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhoTVqjNMI/AAAAAAAACNg/lzq266JgbFE/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037cedars_lebanon_54155.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhoTVqjNMI/AAAAAAAACNg/lzq266JgbFE/s320/mount-lebanon-mountain_037cedars_lebanon_54155.jpg" alt="" /></a> <a href="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhoTE0nsQI/AAAAAAAACNY/Xt5dgQHnf3E/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_forest_6.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhoTE0nsQI/AAAAAAAACNY/Xt5dgQHnf3E/s320/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_forest_6.jpg" alt="" /></a> <a href="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnrdTuJ1I/AAAAAAAACNQ/wDcMfH_b0kk/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_017.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnrdTuJ1I/AAAAAAAACNQ/wDcMfH_b0kk/s320/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_017.jpg" alt="" /></a> <a href="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnrHulQ4I/AAAAAAAACNI/I4j2znMD1XY/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_015.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnrHulQ4I/AAAAAAAACNI/I4j2znMD1XY/s320/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_015.jpg" alt="" /></a> <a href="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnrGD5qDI/AAAAAAAACNA/gOY77V_UQMw/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_012.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnrGD5qDI/AAAAAAAACNA/gOY77V_UQMw/s320/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_012.jpg" alt="" /></a> <a href="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhnq3nQSuI/AAAAAAAACM4/NMcb53CpkU4/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_011.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhnq3nQSuI/AAAAAAAACM4/NMcb53CpkU4/s320/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_011.jpg" alt="" /></a> <a href="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnqycaooI/AAAAAAAACMw/or6NoYfYWac/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_009.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnqycaooI/AAAAAAAACMw/or6NoYfYWac/s320/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_009.jpg" alt="" /></a> <a href="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnLpdtgrI/AAAAAAAACMo/CUV29pi4Z5Q/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_006.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnLpdtgrI/AAAAAAAACMo/CUV29pi4Z5Q/s320/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_006.jpg" alt="" /></a> <a href="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnLadPAuI/AAAAAAAACMg/yey1LL1-P08/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_005.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnLadPAuI/AAAAAAAACMg/yey1LL1-P08/s320/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_005.jpg" alt="" /></a> <a href="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnLHUI4RI/AAAAAAAACMY/3aRtzoEnRj8/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_002.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnLHUI4RI/AAAAAAAACMY/3aRtzoEnRj8/s320/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_002.jpg" alt="" /></a> <a href="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnK9MKZTI/AAAAAAAACMQ/N1o6fsPX17A/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_001.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnK9MKZTI/AAAAAAAACMQ/N1o6fsPX17A/s320/mount-lebanon-mountain_037cedar_of_lebanon_001.jpg" alt="" /></a> <a href="http://1.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnK_vTSkI/AAAAAAAACMI/Muue2V8mEPs/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037cedar%2520tree.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://1.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhnK_vTSkI/AAAAAAAACMI/Muue2V8mEPs/s320/mount-lebanon-mountain_037cedar%2520tree.jpg" alt="" /></a> <a href="http://1.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhm1uC4mdI/AAAAAAAACMA/sNggl70jbpM/s1600-h/mount-lebanon-mountain_037.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:177px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://1.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhm1uC4mdI/AAAAAAAACMA/sNggl70jbpM/s320/mount-lebanon-mountain_037.jpg" alt="" /></a> <a href="http://1.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhm1TVVcuI/AAAAAAAACL4/BWJ_3R7DvYc/s1600-h/mountlebanon_mountain_02.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://1.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhm1TVVcuI/AAAAAAAACL4/BWJ_3R7DvYc/s320/mountlebanon_mountain_02.jpg" alt="" /></a>&#160; <a href="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhm1CZTyrI/AAAAAAAACLo/U91xnzMxVls/s1600-h/mount_lebanon_9839911.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:221px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhm1CZTyrI/AAAAAAAACLo/U91xnzMxVls/s320/mount_lebanon_9839911.jpg" alt="" /></a> <a href="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhm01uiQCI/AAAAAAAACLg/b-VJay607R8/s1600-h/mount_lebanon_9839910.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:220px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhm01uiQCI/AAAAAAAACLg/b-VJay607R8/s320/mount_lebanon_9839910.jpg" alt="" /></a> <a href="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhmb8hBkaI/AAAAAAAACLY/e5jN-VKythU/s1600-h/mount_lebanon_9839909.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:218px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhmb8hBkaI/AAAAAAAACLY/e5jN-VKythU/s320/mount_lebanon_9839909.jpg" alt="" /></a> <a href="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhmbvZvjlI/AAAAAAAACLQ/uGONkoIbFQg/s1600-h/mount_lebanon_9839907.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:223px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhmbvZvjlI/AAAAAAAACLQ/uGONkoIbFQg/s320/mount_lebanon_9839907.jpg" alt="" /></a> <a href="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhmbnsR4bI/AAAAAAAACLI/EnuC_7l-s-c/s1600-h/mount_lebanon_9839905.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:194px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://2.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhmbnsR4bI/AAAAAAAACLI/EnuC_7l-s-c/s320/mount_lebanon_9839905.jpg" alt="" /></a> <a href="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhmbT5_OOI/AAAAAAAACLA/N5PEbluJk1I/s1600-h/mount_lebanon_9839904.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:219px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/SfhmbT5_OOI/AAAAAAAACLA/N5PEbluJk1I/s320/mount_lebanon_9839904.jpg" alt="" /></a> <a href="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhmba9kpZI/AAAAAAAACK4/pxfEqz9aMgM/s1600-h/mount_lebanon_9839903.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfhmba9kpZI/AAAAAAAACK4/pxfEqz9aMgM/s320/mount_lebanon_9839903.jpg" alt="" /></a> <a href="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfh4vrRuHSI/AAAAAAAACQA/Nv1XlGbf8mM/s1600-h/mountlebanoncedar20.jpg"><img style="float:left;width:228px;height:320px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfh4vrRuHSI/AAAAAAAACQA/Nv1XlGbf8mM/s320/mountlebanoncedar20.jpg" alt="" /></a></p>
<div>&#160;</p>
<div><a href="http://1.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfh4Qo4kq-I/AAAAAAAACPw/kVM2f8W8Jpk/s1600-h/mountlebanoncedar10.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:235px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://1.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfh4Qo4kq-I/AAAAAAAACPw/kVM2f8W8Jpk/s320/mountlebanoncedar10.jpg" alt="" /></a> <a href="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfh4QtBTziI/AAAAAAAACPo/QG0EJpa631M/s1600-h/mountlebanoncedar5.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:212px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfh4QtBTziI/AAAAAAAACPo/QG0EJpa631M/s320/mountlebanoncedar5.jpg" alt="" /></a> <a href="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfh4QVpIiPI/AAAAAAAACPg/up8aqVt_dYE/s1600-h/mountlebanoncedar3.bmp"><img style="float:left;width:320px;height:240px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://4.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfh4QVpIiPI/AAAAAAAACPg/up8aqVt_dYE/s320/mountlebanoncedar3.bmp" alt="" /></a> <a href="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfh4Qf5XooI/AAAAAAAACPY/lGwdLdOA1hI/s1600-h/mountlebanoncedar2.jpg"><img style="float:left;width:214px;height:320px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfh4Qf5XooI/AAAAAAAACPY/lGwdLdOA1hI/s320/mountlebanoncedar2.jpg" alt="" /></a> <a href="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfh4QHJoNaI/AAAAAAAACPQ/aEoi_C-tOn0/s1600-h/mountlebanoncedar.jpg"><img style="float:left;width:320px;height:213px;border:0 solid;margin:0 10px 10px 0;" src="http://3.bp.blogspot.com/_vh8ETTTeZ-Y/Sfh4QHJoNaI/AAAAAAAACPQ/aEoi_C-tOn0/s320/mountlebanoncedar.jpg" alt="" /></a></div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Vad betyder Libanons namn]]></title>
<link>http://libanonbild.wordpress.com/2009/05/22/vad-betyder-libanons-namn/</link>
<pubDate>Fri, 22 May 2009 14:39:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>mamoshkah</dc:creator>
<guid>http://libanonbild.wordpress.com/2009/05/22/vad-betyder-libanons-namn/</guid>
<description><![CDATA[Namnet Libanon ”Lubnan” arabiska, kommer från arameiska (och gemensamma väst semitiska” rötter ”LBN”]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignnone" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/5/58/Tomb_in_Tyre_%28small%29.JPG" alt="" width="240" height="180" /></p>
<p>Namnet Libanon ”Lubnan” arabiska, kommer från arameiska (och gemensamma väst semitiska” rötter ”LBN”, vilket betyder ”vit” som kan betraktas som en hänvisning till snöklädda Mount Lebanon.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.arab4.de/images/arabland/flag-demo.jpg" alt="" width="377" height="232" /></p>
<p>Andra tolkningar av namnet är ”Leb” (hjärtat på syriska) och (a) icke (Gud) eller ”hjärtat av Gud”.</p>
<p>Förekomster av namnet har återfunnits i tre av de tolv tabletter av Epic av Gilgamesh (Kan vara så tidigt som 2100 fkl.), texter av biblioteket i Ebla (2400 fkl), och 71 gånger i gamla testamentet.</p>
<p>Namnet registreras i fornegyptiska som Rmnn, där R står för kanaaneiska L.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/4/43/Ahiram_sarcophag_from_Biblos_XIII-XBC.jpg/800px-Ahiram_sarcophag_from_Biblos_XIII-XBC.jpg" alt="" width="480" height="356" /></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Lübnan'ın "Sezen Aksu"su Feyruz'dan... "Atıninnaye fe ganni..."]]></title>
<link>http://nacizane.wordpress.com/2009/06/18/lubnanin-sezen-aksusu-feyruzdan-atininnaye-fe-ganni/</link>
<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 20:34:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>nacizane</dc:creator>
<guid>http://nacizane.wordpress.com/2009/06/18/lubnanin-sezen-aksusu-feyruzdan-atininnaye-fe-ganni/</guid>
<description><![CDATA[Aslında yabancı müzikten hoşlanmam&#8230; Naçizane&#8230; Zira müziği dinlerken melodiler kadar sözl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><blockquote><p><strong>Aslında yabancı müzikten hoşlanmam&#8230; Naçizane&#8230; Zira müziği dinlerken melodiler kadar sözleri de dikkatle dinler, söz/müzik senkronunu ararım. Lisanını bilmediğim şarkılar bu şansı benden alır&#8230; Belki de hoşlanmamamın sebebi budur&#8230; Ancak derler ya; &#8220;Müziğin dili evrenseldir&#8221;. Feyruz, Lübnan&#8217;ın Sezen Aksu&#8217;su olarak bilinyor bizim ülkemizde&#8230; Bir&#8221;dost&#8221;un tavsiyesi ile dinledim&#8230; Bayıldım&#8230;</strong></p></blockquote>
<p>Feyruz hakkında daha geniş bilgiye <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Feyruz" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz&#8230;</p>
<p><object width="425" height="254"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x9ddyp"></param><param name="allowfullscreen" value="true"></param><embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x9ddyp" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="334" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fethi Yeken öldü]]></title>
<link>http://bbcislam.wordpress.com/2009/06/14/fethi-yeken-oldu/</link>
<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 10:41:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>bbcislam</dc:creator>
<guid>http://bbcislam.wordpress.com/2009/06/14/fethi-yeken-oldu/</guid>
<description><![CDATA[Lübnanlı sünni lider Fethi Yeken hayatını kaybetti. Yeken Lübnan Cemaati İslami Hareketi lideriydi. ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Lübnanlı sünni lider Fethi Yeken hayatını kaybetti. Yeken Lübnan Cemaati İslami Hareketi lideriydi. ]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
