<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>nefret &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/nefret/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "nefret"</description>
	<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 08:44:38 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[içerdeyken düşünecek çok zamanım oldu....]]></title>
<link>http://mmkaraaslan.wordpress.com/2009/11/30/icerdeyken-dusunecek-cok-zamanim-oldu/</link>
<pubDate>Mon, 30 Nov 2009 11:14:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>mmkaraaslan</dc:creator>
<guid>http://mmkaraaslan.wordpress.com/2009/11/30/icerdeyken-dusunecek-cok-zamanim-oldu/</guid>
<description><![CDATA[İnsanları tanıdığınızı , hemen her şeyi gördüğünüzü, hatta bazen herşeyi bildiğinizi sanırsınız; ama]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>İnsanları tanıdığınızı , hemen her şeyi gördüğünüzü, hatta bazen herşeyi bildiğinizi sanırsınız; ama hayat her zaman okunacak küçük yazılarla dolu bir prospektüs gibidir. Her halde en acı ilaçta askerliğin ta kendisi olsa gerek. 81 milletten her tipte yüzlerce erkeğin buluşup bir arada ne bok yediklerini anlamaya çalışırken , yaşam, doğru ve yanlış, aşk ve nefret, millet ve şerefsizlik, en çok da ego gibi herşeyin birbirine girdiği; kimine göre kısa dönem kimine göre uzun bir dönem &#8230;ergenlikten sonra beynin erdenliğinin ırzına geçilen bir yer.<br />
Herkes için ortak iki kavram vardır: içerisi ve dışarısı&#8230;. Dedim ben içerdeyken düşünecek çok zamanım oldu, ama düşünebileceğim hiç bir şey aklıma gelmedi, eski sevgililerimi düşünüp üzüldüm , işimden oldum, yeni arkadaşlıklar edindim, sağlığımdan oldum, kafam karakarışık oldu. Bir gün cılız bir sokak kedisini severken , dünyalar güzeli eski sevgilimi düşünüp ağlıyordum, ertesi gün bir grup kısa beyinli uzun dönem tarafından gözleri oyulmuş can çekişen aynı kediden geleceğimden korktuğum gibi kaçıp uzaklaşıyordum&#8230; Düşünüyordum , düşünecek iyi bir şeyler bulmaya çalışıyordum. Gece nöbete kaldırıyorlardı, rüyaların en tatlı yerinde; rüyamda askeri bir birlikteydik , çok acı çekiyoduk ama hepsi bir rüyaydı&#8230; Nöbete giderken iki nöbetçi daha olur , rüya zannettiklerinin gerçekte olduğunu anlatan, ve sen yalnız yatağa girersin 106 erkekle birlikte aynı koğuşta. Müzik türünüz ne olursa olsun havada biraz arabesk kokusu vardır. Ve akşam üstleri güneşi uğurlamaya binlerce karga gelir urfa semalarına, sesleri bir müzikmiş gibi gelir&#8230; Bir haftasonu çarşıya çıkarırlar rica minnet , onlar için bir lütuftur çarşı , hak edilmiş hakkındır bütün hafta boyu. dışarısı adama çarpar güneş altında bira içimiş gibi biraz çakır dolaşırsın ne yapacağını bilmeden. Kahvaltı, internet ve yemektir çarşı , fazla bir beklenti gerektirmez. para gerektirir. Arkadaşlarını özlersin , kendi çarşılarını özlersin, kendi yatağın sana çok sıcak gelir, ve günler geçmez&#8230; İçeri girdiğimden beri 130 gün geçti, aramak istediğim hiç bir arkadaşımı arayamadım, anlayışla karşılayın beni yazımdan da anlayacaksınız, değil konuşacak düşünecek bir şey bulamıyorum. Ve içerdeyken düşünecek o kadar çok zamanınız oluyor ki&#8230;.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türk ırkçılığı ile yüzleşme yazıtı]]></title>
<link>http://hakanakcura.com/2009/11/28/turk-irkciligi-ile-yuzlesme-yaziti/</link>
<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 19:28:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>omosis</dc:creator>
<guid>http://hakanakcura.com/2009/11/28/turk-irkciligi-ile-yuzlesme-yaziti/</guid>
<description><![CDATA[22-23 Kasım 2009 Kürt Ulusuna, Kürt İnsanına Yönelik Gelişen Nefret Dolu Türk Irkçılığı ile Yüzleşme]]></description>
<content:encoded><![CDATA[22-23 Kasım 2009 Kürt Ulusuna, Kürt İnsanına Yönelik Gelişen Nefret Dolu Türk Irkçılığı ile Yüzleşme]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bazen İnmek Gerek Sahneden !]]></title>
<link>http://sinestezi.wordpress.com/2009/11/19/bazen-inmek-gerek-sahneden/</link>
<pubDate>Thu, 19 Nov 2009 00:43:38 +0000</pubDate>
<dc:creator>Erkan Mercan</dc:creator>
<guid>http://sinestezi.wordpress.com/2009/11/19/bazen-inmek-gerek-sahneden/</guid>
<description><![CDATA[Bazen resim oluyorum durup soluklanıp baktığın, bazen ayna oluyorum bakarken kendin sandığın&#8230; ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Bazen resim oluyorum durup soluklanıp baktığın, bazen ayna oluyorum bakarken kendin sandığın&#8230; ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nefes]]></title>
<link>http://keyifle.wordpress.com/2009/10/26/nefes-4/</link>
<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 23:34:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>keyifle</dc:creator>
<guid>http://keyifle.wordpress.com/2009/10/26/nefes-4/</guid>
<description><![CDATA[Nefes Tue, 27 Oct 2009 01:00:02 +0200 Nefes, aşk ve nefret sınırında! Nefes (Yeni B&ouml;l&uuml;m) 3]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.yayinakisi.com/program/26990/nefes.html" title="Nefes">Nefes</a><br />
Tue, 27 Oct 2009 01:00:02 +0200</p>
<p>Nefes, aşk ve nefret sınırında!</p>
<p>Nefes</p>
<p>(Yeni B&#246;l&#252;m)</p>
<p>3.B&#246;l&#252;m:</p>
<p>Nefes, Ateş y&#252;z&#252;nden ters k&#246;şe olmuştur. &#199;iftliği &#246;fkeli bir şekilde terk eder. Ertesi sabah t&#252;m aile, Nefesin neden gitmiş olabileceği ile ilgili senaryolar &#252;retir. B&#252;t&#252;n g&#246;zler, gecenin sonuna dek Nefesle birlikte kalan tek kişide, Ateştedir. Ateşle, aşk-nefret sınırında y&#252;r&#252;meye başlayan Nefes, duygularını Uygara itiraf eder. Hi&#231; beklemediği bir tepki ile karşılaşır. Nefesin Yahya ile yakınlaşmaya başlaması, Mehveşin ve Mefaretin dikkatini &#231;ekmeye başlar. Yahya, Nefesten etkilenmektedir. Fakat bunu kendine bile itiraf edemeyecek bir pozisyondadır. Bu Nefesi daha da ateşler.</p>
<p>Kader, Nefes ve Ateşi bir gece aynı barda buluşturur. Beklemedikleri kadar &#231;ok ortak noktaları vardır. Yahyanın şof&#246;r&#252; ve sekreterinin d&#252;ğ&#252;n&#252;, nikah kıyıldıktan sonra Yahyanın evinde bir k&#252;&#231;&#252;k kutlama ile devam eder. Bu kutlama Yahyayı, b&#252;t&#252;n oğullarını ve ailenin diğer &#252;yelerini bir araya getirir. Ateşle arası yumuşayan Nefes, intikam duygusu y&#252;z&#252;nden zayıf d&#252;şmemekte kararlıdır. Zarını yine Yahyadan yana atar. Aralarına d&#252;şen kor, Ateş ve Nefesi iyice birbirine yakınlaştırmıştır. Bu aileyle yaşamayı intikam arzusuyla kabul eden Nefes, ilk kez kontrol edemediği duygularla m&#252;cadele etmektedir. Ateşin de kendisine aşık olmaya başladığını hisseden gen&#231; kız, ondan gelen bir ihtarla sarsılır&#8230;</p>
<p>Yeni B&#246;l&#252;m</p>
<p>YAPIMCI : S&#252;re&#231; Film (Ali G&#252;ndoğdu/İnci Kırhan G&#252;ndoğdu)<br />
Y&#214;NETMEN : &#220;mm&#252; Burhan<br />
SENARYO : Gamze &#214;zer</p>
<p>M&#220;ZİK : G&#252;nay Uysal</p>
<p>OYNAYANLAR : Naz Elmas (Nefes), Uğur Polat (Yahya T&#252;rkoğlu), J&#252;lide Kural (Mehveş T&#252;rkoğlu), Sinan Tuzcu (G&#246;ksenin T&#252;rkoğlu), Onur Saylak (Ateş T&#252;rkoğlu), Engin Şenkan (Ali Ziya T&#252;rkoğlu) , &#199;olpan İlhan (Mefaret Hanım), Burak Sarımola (Devrim), Mehmet Mincin&#246;z (Deniz T&#252;rkoğlu) , Orhan Şimşek (Uygar) , Adalet &#199;imen (Yeşim), Ebru Ayka&#231; (&#199;imen Hanım), Burak Tandoğan (Yaman), Elvin Beşik&#231;ioğlu (Filiz), Asuman &#199;akır (Fahriye), İbrahim G&#252;ndoğan (İhsan), Merve Altınkaya (Eylem)</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nefes]]></title>
<link>http://yayinakislari.wordpress.com/2009/10/26/nefes-4/</link>
<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 23:34:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>yayinakislari</dc:creator>
<guid>http://yayinakislari.wordpress.com/2009/10/26/nefes-4/</guid>
<description><![CDATA[Nefes Tue, 27 Oct 2009 01:00:02 +0200 Nefes, aşk ve nefret sınırında! Nefes (Yeni B&ouml;l&uuml;m) 3]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.yayinakisi.com/program/26990/nefes.html" title="Nefes">Nefes</a><br />
Tue, 27 Oct 2009 01:00:02 +0200</p>
<p>Nefes, aşk ve nefret sınırında!</p>
<p>Nefes</p>
<p>(Yeni B&#246;l&#252;m)</p>
<p>3.B&#246;l&#252;m:</p>
<p>Nefes, Ateş y&#252;z&#252;nden ters k&#246;şe olmuştur. &#199;iftliği &#246;fkeli bir şekilde terk eder. Ertesi sabah t&#252;m aile, Nefesin neden gitmiş olabileceği ile ilgili senaryolar &#252;retir. B&#252;t&#252;n g&#246;zler, gecenin sonuna dek Nefesle birlikte kalan tek kişide, Ateştedir. Ateşle, aşk-nefret sınırında y&#252;r&#252;meye başlayan Nefes, duygularını Uygara itiraf eder. Hi&#231; beklemediği bir tepki ile karşılaşır. Nefesin Yahya ile yakınlaşmaya başlaması, Mehveşin ve Mefaretin dikkatini &#231;ekmeye başlar. Yahya, Nefesten etkilenmektedir. Fakat bunu kendine bile itiraf edemeyecek bir pozisyondadır. Bu Nefesi daha da ateşler.</p>
<p>Kader, Nefes ve Ateşi bir gece aynı barda buluşturur. Beklemedikleri kadar &#231;ok ortak noktaları vardır. Yahyanın şof&#246;r&#252; ve sekreterinin d&#252;ğ&#252;n&#252;, nikah kıyıldıktan sonra Yahyanın evinde bir k&#252;&#231;&#252;k kutlama ile devam eder. Bu kutlama Yahyayı, b&#252;t&#252;n oğullarını ve ailenin diğer &#252;yelerini bir araya getirir. Ateşle arası yumuşayan Nefes, intikam duygusu y&#252;z&#252;nden zayıf d&#252;şmemekte kararlıdır. Zarını yine Yahyadan yana atar. Aralarına d&#252;şen kor, Ateş ve Nefesi iyice birbirine yakınlaştırmıştır. Bu aileyle yaşamayı intikam arzusuyla kabul eden Nefes, ilk kez kontrol edemediği duygularla m&#252;cadele etmektedir. Ateşin de kendisine aşık olmaya başladığını hisseden gen&#231; kız, ondan gelen bir ihtarla sarsılır&#8230;</p>
<p>Yeni B&#246;l&#252;m</p>
<p>YAPIMCI : S&#252;re&#231; Film (Ali G&#252;ndoğdu/İnci Kırhan G&#252;ndoğdu)<br />
Y&#214;NETMEN : &#220;mm&#252; Burhan<br />
SENARYO : Gamze &#214;zer</p>
<p>M&#220;ZİK : G&#252;nay Uysal</p>
<p>OYNAYANLAR : Naz Elmas (Nefes), Uğur Polat (Yahya T&#252;rkoğlu), J&#252;lide Kural (Mehveş T&#252;rkoğlu), Sinan Tuzcu (G&#246;ksenin T&#252;rkoğlu), Onur Saylak (Ateş T&#252;rkoğlu), Engin Şenkan (Ali Ziya T&#252;rkoğlu) , &#199;olpan İlhan (Mefaret Hanım), Burak Sarımola (Devrim), Mehmet Mincin&#246;z (Deniz T&#252;rkoğlu) , Orhan Şimşek (Uygar) , Adalet &#199;imen (Yeşim), Ebru Ayka&#231; (&#199;imen Hanım), Burak Tandoğan (Yaman), Elvin Beşik&#231;ioğlu (Filiz), Asuman &#199;akır (Fahriye), İbrahim G&#252;ndoğan (İhsan), Merve Altınkaya (Eylem)</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nefes]]></title>
<link>http://galatasaraymaci.wordpress.com/2009/10/26/nefes-4/</link>
<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 23:34:38 +0000</pubDate>
<dc:creator>galatasaraymaci</dc:creator>
<guid>http://galatasaraymaci.wordpress.com/2009/10/26/nefes-4/</guid>
<description><![CDATA[Nefes Nefes, aşk ve nefret sınırında! Nefes (Yeni B&ouml;l&uuml;m) 3.B&ouml;l&uuml;m: Nefes, Ateş y]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Nefes Nefes, aşk ve nefret sınırında! Nefes (Yeni B&ouml;l&uuml;m) 3.B&ouml;l&uuml;m: Nefes, Ateş y]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[PORNO MİLLİYETÇİLİK]]></title>
<link>http://cetinyilmaz.wordpress.com/2009/10/20/porno-milliyetcilik/</link>
<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 20:15:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>cetinyilmaz</dc:creator>
<guid>http://cetinyilmaz.wordpress.com/2009/10/20/porno-milliyetcilik/</guid>
<description><![CDATA[Milliyetçiliğin başta kürd sorunu olmak üzere yakıcı, tabu haline(kürd,ermeni,alevi vs..) gelen bir ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Milliyetçiliğin başta kürd sorunu olmak üzere yakıcı, tabu haline(kürd,ermeni,alevi vs..) gelen bir ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tam GırGır]]></title>
<link>http://boragorgun.wordpress.com/2009/10/13/tam-girgir/</link>
<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 20:22:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>boragorgun</dc:creator>
<guid>http://boragorgun.wordpress.com/2009/10/13/tam-girgir/</guid>
<description><![CDATA[]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="aligncenter size-full wp-image-100" title="FileCAC7PQ87" src="http://boragorgun.wordpress.com/files/2009/10/filecac7pq87.jpg" alt="FileCAC7PQ87" width="460" height="613" /></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[emmy notları..]]></title>
<link>http://nakedunderpalmtrees.wordpress.com/2009/09/26/emmy-notlari/</link>
<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 16:33:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>etnikbarzo</dc:creator>
<guid>http://nakedunderpalmtrees.wordpress.com/2009/09/26/emmy-notlari/</guid>
<description><![CDATA[.. emmy gecesi not almışım defterime.. ama anlaşılan o ki kırmızı halı her zamanki gibi uyutmuş beni]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="attachment_170" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><img class="size-medium wp-image-170" title="emmy" src="http://nakedunderpalmtrees.wordpress.com/files/2009/09/emmy02.jpg?w=300" alt=".." width="300" height="152" /><p class="wp-caption-text">..</p></div>
<p>emmy gecesi not almışım defterime.. ama anlaşılan o ki kırmızı halı her zamanki gibi uyutmuş beni..</p>
<p>*shatner nuri alço&#8217;ya benziyor..</p>
<p>*alyson.. ohf.. twitter daymış.. aranıp bulunacak..</p>
<p>*biri barack obama&#8217;yı giymiş kimdi o??</p>
<p>*cobie smulders.. babanneme benziyorsun..</p>
<p>*eva larue kim lahn!!</p>
<p>*öööeeeehh!! yerim be netten bakarım yarın ödüllere s*kicem kırmızı halınızı..</p>
<p><em>,etnikbarzo..</em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[HIV/AIDS Korkusu Cinsel Azınlıklara Nefretten Besleniyor]]></title>
<link>http://nefretcinayetleriniduyuruyoruz.wordpress.com/2009/09/19/hivaids-korkusu-cinsel-azinliklara-nefretten-besleniyor/</link>
<pubDate>Sat, 19 Sep 2009 22:04:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>ifsaeylem1</dc:creator>
<guid>http://nefretcinayetleriniduyuruyoruz.wordpress.com/2009/09/19/hivaids-korkusu-cinsel-azinliklara-nefretten-besleniyor/</guid>
<description><![CDATA[Çarşamba, 16 Eylül, 2009 HIV/AIDS Korkusu Cinsel Azınlıklara Nefretten Besleniyor PYD&#8217;den Mura]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div>
<div style="text-align:right;">Çarşamba, 16 Eylül, 2009</div>
<p>HIV/AIDS Korkusu Cinsel Azınlıklara Nefretten Besleniyor</p>
<div>PYD&#8217;den Murat Yüksel &#8220;Cinsel Haklar ve Siyaset&#8221; panelinde cinsel azınlıklara nefretin toplumda HIV/AIDS virüsü taşıyanların tedavi olmasına engel teşkil ettiğini ve bunun da virüsün yayılmasına neden olduğunu söyledi.</div>
<div>Kadının İnsan Hakları &#8211; Yeni Çözümler Derneği&#8217;nin düzenlediği &#8220;İkinci Müslüman Toplumlarda Cinsel ve Bedensel Haklar Koalisyonu (CSBR) Cinsellik Enstitüsü: Türkiye&#8217;de Cinsel Haklar ve Siyaset&#8221; panelini dün (15 Eylül) akşam, Beyoğlu&#8217;ndaki Goethe Enstitüsünde gerçekleşti.</div>
<div>Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği&#8217;nden <strong>Aras Güngör</strong>, Çanakkale Kadın El Emeğini Değerlendirme Derneği (EL-DER) ve Çanakkale Toplum Merkezi adına <strong>Nigar Etizer Karacık </strong>vePozitif Yaşam Derneği&#8217;nden (PYD) <strong>Murat Yüksel</strong>&#8216;inkonuşmacı olduğu panelde Yüksel Türkiye&#8217;de cinselliğe dayalı ayrımcılığın HIV/AIDS&#8217;le nasıl örtüştüğü üzerine konuştu.</div>
<div><strong>&#8220;Cinsellik söz konusuysa tabular devreye giriyor&#8221;</p>
<p></strong></div>
<div>Yüksel&#8217;in verdiği bilgiye göre dünyada HIV/AIDS tanısı konulan insanların sayısı 40 milyondan fazla, yarısından çoğunu kadınlar oluşturuyor ve çoğu Afrika ülkelerinde.</div>
<div>Bugüne kadar AIDS nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı İkinci Dünya Savaşı&#8217;nda ölenlerin sayısını geçiyor.</div>
<div>Yüksel Türkiye&#8217;de Sağlık Bakanlığı tarafından 1989&#8242;dan bu yana HIV/AIDS&#8217;e ilişkin verilerin tutulduğunu aktardı.</div>
<div>&#8220;O tarihten 2008&#8242;e kadar toplam HIV/AIDS&#8217;li sayısı 3 bin 300. Yarısından çoğu erkek.</div>
<div>&#8220;HIV/AIDS&#8217;in kan aktarımı ve anneden çocuğa geçmesi dışında bulaşma yollarından biri de cinsellik. Cinsellik söz konusu olduğunda tabular devreye giriyor. İnsanlar test yaptırmaktan çekiniyor, çünkü damgalanmaktan korkuyor. Test yaptırmayınca tanı konulamıyor. Gerçek rakamları da bilemiyoruz.&#8221;</div>
<div><strong>&#8220;Virüs yayılıyor, Bakanlık önlem alsın&#8221;</p>
<p></strong></div>
<div>Yüksel cinsel yönelimin de bu ayrımcılıktan payını aldığını söyledi:</div>
<div>&#8220;Cinsel azınlık da HIV/AIDS virüsü taşıyanlar da &#8216;hastalıklı&#8217; damgası yediği için test yaptırmaya cesaret eden bile cinsel yönelimini ifade etmiyor.&#8221;</div>
<div>Sağlık Bakanlığı&#8217;nın verilerine göre 2006&#8242;da 296, 2007&#8242;de 270 ve 2008&#8242;de 450 kişiye HIV/AIDS tanısı koyuldu.</div>
<div>Yüksel bu rakamların gerçeği yansıtmasa bile tedbir almak için artışı iyi ifade ettiğini söylüyor.</div>
<div>HIV/AIDS&#8217;nin Türkiye&#8217;de 1980&#8242;lerin sonunda gündeme alındığını hatırlatan Yüksel &#8220;İlk zamanlar yapılan çalışmalar &#8216;AIDS&#8217;le savaş ya da mücadele&#8217;ydi. Ancak HIV/AIDS tanısı koyulanları toplumdan izole etmek yöntemi söz konusu. Bu da insanların tedaviye erişiminin önünde ciddi bir engel&#8221; dedi.</div>
<div>Geçtiğimiz dönemde Sağlık Bakanlığı&#8217;nın yaptığı bir reklam kampanyasını örnek gösteren Yüksel kampanyanın sloganının &#8220;Kimi ilişkiler ayağınızı yerden keser&#8221; olduğunu ve bu sloganın morga yatan bir ölü fotoğrafıyla verildiğini anlattı.</div>
<div>&#8220;Yani ayrımcılık sürüyor. Buradaki &#8216;kimi ilişkiler&#8217;le verilen mesaj cinsel eğilimi toplumun ötekileştirdiği, kabul etmediği insanlarla ya da seks işçileriyle seks yapmak. Kızılay&#8217;da bile kan vermesi yasaklanan bireyler içinde &#8216;yabancı uyruklu seks işçileriyle seks yapmış ya da homoseksüel&#8217; bireyle var. Bu düpedüz ayrımcılıktır.&#8221;</div>
<div>Kadınlar açısından durumun çok da değişmediğini söyleyen Yüksel cins iktidarının &#8216;kondom kullanmaya erkek karar verir&#8217; gibi yargılar üzerinden ayrımcılığın sürdüğünü belirtti.</div>
<div>&#8220;HIV&#8217;e karşı korku, toplumun kabul etmediği cinsel azınlıklara, çok eşliliğe öfke ve tıpkı yabancı uyruklu kadın seks işçilerine olduğu gibi ırkçılık gibi toplumsal nefret söyleminden besleniyor. Korku ve öfkeler birbirine giriyor. Bu nefret toplumda HIV/AIDS virüsü taşıyanların tedavi olmamasına bu da virüsün yayılmasına neden oluyor.&#8221;</div>
<div>Yüksel diğer taraftan HIV/AIDS tanısı konan kişilerin bu toplumsal nefret nedeniyle içlerine kapanıp suçluluk duyduklarını ve travma yaşadıklarını söyledi.</div>
<div>
<div>
<div>Bianet / Emine Özcan</div>
</div>
</div>
<div>
<div>
<div>09/16/2009</div>
</div>
</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Seks İşçiliğini Görmezden Gelmek İşçi Hareketinin Eksikliğidir"]]></title>
<link>http://nefretcinayetleriniduyuruyoruz.wordpress.com/2009/09/19/seks-isciligini-gormezden-gelmek-isci-hareketinin-eksikligidir/</link>
<pubDate>Sat, 19 Sep 2009 22:01:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>ifsaeylem1</dc:creator>
<guid>http://nefretcinayetleriniduyuruyoruz.wordpress.com/2009/09/19/seks-isciligini-gormezden-gelmek-isci-hareketinin-eksikligidir/</guid>
<description><![CDATA[Çarşamba, 16 Eylül, 2009 Aras Güngör, seks işçisi travesti ve transseksüellerin sömürüye, toplumsal ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div>
<div style="text-align:right;">Çarşamba, 16 Eylül, 2009</div>
<p>Aras Güngör, seks işçisi travesti ve transseksüellerin sömürüye, toplumsal nefrete ve polis şiddetine karşı bir araya gelip Pembe Hayat&#8217;ı oluşturduklarını söylüyor: &#8220;Kendi adımıza kendimiz konuşalım istedik.&#8221;</p>
<div>&#8220;Ankara&#8217;nın Eryaman ilçesinde seks işçiliği yapan travesti ve transseksüellere bir çetenin saldırması sonucu polis de şikâyetimizi ciddiye almayınca her Perşembe Yüksel Caddesi&#8217;nde yürümeye başladık.&#8221;</div>
<div>Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği&#8217;nden <strong>Aras Güngör </strong>nasıl dernekleştiklerini anlatmaya böyle başlıyor.</div>
<div>Kadının İnsan Hakları &#8211; Yeni Çözümler Derneği&#8217;nin düzenlediği &#8220;İkinci Müslüman Toplumlarda Cinsel ve Bedensel Haklar Koalisyonu (CSBR) Cinsellik Enstitüsü: Türkiye&#8217;de Cinsel Haklar ve Siyaset&#8221; panelini dün (15 Eylül) akşam, Beyoğlu&#8217;ndaki Goethe Enstitüsünde gerçekleşti.</div>
<div>Çanakkale Kadın El Emeğini Değerlendirme Derneği (EL-DER) ve Çanakkale Toplum Merkezi adına <strong>Nigar Etizer Karacık ve </strong>Pozitif Yaşam Derneği&#8217;nden (PYD) <strong>Murat Yüksel&#8217;</strong>in konuşmacı olduğu panelde Güngör anlatmaya devam ediyor.</div>
<div>&#8220;İlk basın açıklamamızı İnsan Hakları Derneği&#8217;nde (İHD) yaptık. Bizlere saldıran çetenin asıl derdi haraç almaksa da toplumsal nefretin de bir ifadesiydi. Biz de toplumsal nefrete karşı sessiz kalmamak için eylemlere başladık.&#8221;</div>
<div><strong>&#8220;Eryaman saldırısının failleri serbest&#8221;</p>
<p></strong></div>
<div>Güngör, eylemleriyle medyada yer almalarının ardından polisin kendilerine Eryaman&#8217;ı terk ettikleri takdirde saldırının faillerini yakalayacaklarına söz verdiklerini söylüyor.</div>
<div>&#8220;Biz de evlerimizden çıkmayacağımız cevabını verdik. Bu arada ev toplantılarımız sürüyordu. Sonunda ev toplantılarını derneğe taşımaya karar verdik ve dernek için gerekli hazırlıklara başladık.&#8221;</div>
<div>Eryaman&#8217;da travesti ve transseksüellere saldırmaktan yargılanan sanıkların serbest bırakıldığını hatırlatan Güngör, tahliye kararlarını da temyize götürdüklerini ve sürecin devam ettiğini aktarıyor.</div>
<div>&#8220;Diğer yandan dernekleşirken maruz kaldığımız saldırıların da yaşadığımız olumsuzluğun da kadın sorunundan bağımsız olmadığını biliyorduk. Bu durum feminist hareketten de destek almamızı sağladı.&#8221;</div>
<div><strong>&#8220;Polis kabahatler kanununu keyfi uyguluyor&#8221;</p>
<p><img src="http://kaosgl.com/resim/PembeHayat/alisin.jpg" border="10" alt="" hspace="10" vspace="10" width="490" height="368" align="middle" /></p>
<p></strong></div>
<div>Dernek olma süreçlerinde mücadele alanlarından birinin polis şiddeti olduğunu söyleyen Güngör &#8220;Artık kamuoyunda daha görünür olmamızla polisin kaba şiddetine maruz kalmasak da &#8216;kabahatler kanunu&#8217; bir baskı aracı olarak polislerce keyfi uygulanıyor&#8221; diyor.</div>
<div>Para cezalarını ödemekte zorlandıklarını söyleyen Güngör &#8220;Devlet seks işçilerine ağır para cezaları keserek yine onları fuhşa yönlendirmiş olmuyor mu?&#8221; diye soruyor.</div>
<div><strong>&#8220;Kendi sözümüzü kendimiz söylemek istiyoruz&#8221;</p>
<p></strong></div>
<div>Feminist, gey-lezbiyen hareketle yan yana durduklarını ancak kendi sözlerini üretmek için de dernekleştiklerini söyleyen Güngör&#8217;e göre seks işçiliği yapan travesti ve transseksüellerin sorunlarını yine en iyi onların dillendireceğini savunuyor:</div>
<div>&#8220;Dernekte projeler üretiyoruz. 8 Mart gibi önemli günlerde kendi bayrağımızla alana çıkıyoruz. &#8216;Travestiyiz, buradayız, alışın&#8217; diye bağırıyoruz. Sağlık Bakanlığıyla ortaklaşa yapılan bir projenin içinde de yer aldık. Devamını getiremesek de üç sayı çıkarttığımız bir dergimiz ve o dergide kendi dertlerimizi anlatabilme fırsatımız oldu.&#8221;</div>
<div>Güngör yine de seks işçisi travesti ve transseksüellerin örgütlenmesinin çok zor olduğunu, gece sabaha kadar türlü şiddete maruz kalarak çalışan bir seks işçisinin gündüz emek hakları üzerinden örgütlenmesinin, derneğe gelip faaliyet yürütmesinin neredeyse imkânsız olduğunu söylüyor.</div>
<div>&#8220;Seks işçilerinin sendikalaşmalarının önünde hem yasal hem bürokratik hem de toplumsal olarak çok büyük engeller var&#8221; diyen Güngör emek hareketine sesleniyor:</div>
<div>&#8220;Sömürünün had safhada olduğu bir alan olarak seks işçiliğini görmezden gelen bir işçi hareketi eksiktir.&#8221;</div>
<div>
<div>
<div>Bianet / Emine Özcan</div>
</div>
</div>
<div>
<div>
<div>09/16/2009</div>
</div>
</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[O Çocuklar]]></title>
<link>http://kafeinoloji.wordpress.com/2009/09/19/o-cocuklar/</link>
<pubDate>Sat, 19 Sep 2009 18:01:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>kafeinoloji</dc:creator>
<guid>http://kafeinoloji.wordpress.com/2009/09/19/o-cocuklar/</guid>
<description><![CDATA[o çocuklar da büyüyecek ellerinde ayakkabı sandığı tahtadan ellerinde selpak ve su en ucuzundan elle]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>o çocuklar da büyüyecek<br />
ellerinde ayakkabı sandığı tahtadan<br />
ellerinde selpak ve su en ucuzundan<br />
ellerinde kalem defter sararmışından<br />
o çocuklar da büyüyecek<br />
ellerinde bali hediye kör sokaklardan<br />
ellerinde sigara kibrit kutusu en yakın dostundan<br />
ellerinde cüzdan bir başkasının paltosundan<br />
o çocuklar da büyüyecek<br />
gözlerinde korku geçmişten artakalan<br />
gözlerinde cesaret esaretten kurtaran<br />
ve gözlerinde nefret onları insanlara<br />
hayata karşı ayakta tutan</p>
<p>zuhal tunç</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[DEĞER KATAN ÖYKÜLER]]></title>
<link>http://bircanogankul.wordpress.com/2009/09/18/deger-katan-oykuler/</link>
<pubDate>Fri, 18 Sep 2009 17:49:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>bircanogankul</dc:creator>
<guid>http://bircanogankul.wordpress.com/2009/09/18/deger-katan-oykuler/</guid>
<description><![CDATA[Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır. E]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Bir gün, bir çiftçinin eşeği kuyuya düşer. Adam ne yapacağını düşünürken, hayvan saatlerce anırır. E]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[En yakın arkadaşım'a ..]]></title>
<link>http://mysterystar.wordpress.com/2009/09/07/en-yakin-arkadasima/</link>
<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 14:48:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>mysterystar</dc:creator>
<guid>http://mysterystar.wordpress.com/2009/09/07/en-yakin-arkadasima/</guid>
<description><![CDATA[Pek iç açıcı değildi ilk karşılaşmamız onunla. -Seni hiç sevemedim bi türlü. Nefret edilesi olmana r]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Pek iç açıcı değildi ilk karşılaşmamız onunla. -Seni hiç sevemedim bi türlü. Nefret edilesi olmana r]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[HAYATLA MAÇ ( YAZILARIM )-KALABALIKLAR ARASINDA KİMSESİZLER]]></title>
<link>http://bircanogankul.wordpress.com/2009/09/06/kalabaliklar-arasinda-kimsesizler/</link>
<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 05:06:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>bircanogankul</dc:creator>
<guid>http://bircanogankul.wordpress.com/2009/09/06/kalabaliklar-arasinda-kimsesizler/</guid>
<description><![CDATA[    KALABALIKLAR ARASINDA KİMSESİZLER Yalnızlık bir seçim midir, sizce de? Ya kalabalıklar içinde ki]]></description>
<content:encoded><![CDATA[    KALABALIKLAR ARASINDA KİMSESİZLER Yalnızlık bir seçim midir, sizce de? Ya kalabalıklar içinde ki]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[The Tell-Tale Heart]]></title>
<link>http://kisiselyazin.wordpress.com/2009/09/01/the-tell-tale-heart/</link>
<pubDate>Tue, 01 Sep 2009 09:23:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>Mustafa Özkan</dc:creator>
<guid>http://kisiselyazin.wordpress.com/2009/09/01/the-tell-tale-heart/</guid>
<description><![CDATA[The Tell-Tale Heart (Türkçe: Geveze Kalp ya da Gammaz Yürek), Ocak 1843 tarihinde, Boston merkezli T]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>The Tell-Tale Heart (Türkçe: Geveze Kalp ya da Gammaz Yürek), Ocak 1843 tarihinde, Boston merkezli The Pioneer dergisinde yayınlanmış bir Edgar Allan Poe hikayesidir. Onu bu derece önemli kılan şey yazarından çok içerdiği delilik, kurgu, vicdan ve nefret öğelerini biraz psikolojik biraz da puslu bir atmosferde okuyucuya aktarmasıdır.<!--more--></p>
<p><span style="color:#333333;">The Tell-Tale Heart eserini geçen yaz okumuştum. Sıkıcı bir tatil sırasında elime kazara geçmiş Edgar Allan </span>Poe toplama öyküler kitabı zaten yeterince hayatımı kurtarmışken -bazı hikayeleri bildiğim halde bir kez daha okumuştum- birde böylesi bir hikayeyle karşılaşmak iyiden iyiye nerede olduğumu unutturmuştu bana. İlk başlarda &#8220;Belki yazara duyduğum derin saygıdandır&#8221; diyordum ancak yalnız olmadığımı gördüm ve gün geçtikçe de yazar başka biri bile olsaydı bu hikayeyi bu kadar severdim diyorum.</p>
<p><span style="color:#339966;"><em>Dikkat; yazının bundan sonrası eser hakkında ayrıntılı bilgi içermektedir.</em></span></p>
<p>Hikayenin ana karakteri, hikayeyi bizlere soğukkanlılıkla(?) anlatan kişi, geçirdiği bir hastalıktan mütevellit duyularında keskinlik kazanmış birisi, özellikle duyma konusunda. Karakterimiz kibar ve sakin yaşlı bir adamla aynı evi paylaşıyor. Her ne kadar yaşlı adam gayet normal birisi olsa da gözlerinden birisi beyaz-mavi karışımı akbaba gözüne benzer bir göz ve karakterimizin bütün sinirlerini zıplatmaya yetiyor bu durum. Ne zaman göz göze gelseler tüyleri ürperen karakterimiz, yavaşça, üstüne koya koya gelişen bu nefreti sonucu yaşlı adamın canını almaya karar veriyor.</p>
<p>Her gece ihtiyarın odasına girip gözün açık olup olmadığına bakmaya başlıyor. Onu ilk gece girip öldürmüyor, her gece saat tam geceyarısında bir saat boyunca gözün açılmasını bekliyor. Çünkü onun yaşlı adamla alıp veremediği yok, aksine seviyorda; onun nefret ettiği tek şey göz. Her baktığında vücudunun son hücresine kadar titrediği göz&#8230; Sekizinci gece nihayet göz açılıyor ve yaşlı adamı öldürüyor. Öldürmeden hemen önce, yaşlı adamın kalbi o kadar hızlı atıyor ki, zaten kulakları hassas olan karakterimiz için unutulmaz gümbürtüler olarak duyuluyor. Öldürdükten sonra cesedi, yaşlı adamın odasının zeminindeki tahtaların altında yerleştiriyor ve sanırım artık daha mutlu oluyor.</p>
<p>İşi bittikten hemen sonra kapısını 3 polis çalıyor, evden sesler duyduklarını söyleyen komşuların ihbarı sonucu geldiklerini söyleyip evi aramak istiyorlar. Karakterimiz son derece soğukkanlı bir şekilde -ve kendinden emin tabi ki- polisleri eve davet ediyor ve onlarda aramalarını gerçekleştiriyorlar. Birşey bulamadıkları gibi gideceklerken onları oturmaya ve birer çay içmeye davet ediyor; yaşlı adamın odasında, tam da onun cesedi üzerinde oturuyorlar. Karakterimiz gizliden gizliye yaşlı adamın kalbinin sesini duyduğunu sanıyor. Polislerin duymamış gibi davrandıklarını düşünüyor bu arada, sanki onun birşeyi itiraf etmesini bekler gibi&#8230; Sonunda kendisinin öldürdüğünü itiraf ediyor.</p>
<p>Hikayedeki ana karakterimiz tam bir ikilem oluşturuyor. Bir yandan hikaye boyunca bu kadar planlı bir eylemi deli birinin gerçekleştiremeyeceğini vurguluyor, diğer taraftan anlattığı hisler ve hikayenin sonunda yaşlı adamın kalbinin sesini duyduğunu sanması -ki muhtemelen kendi kalbinin sesiydi o- bizlere deli biri imajı çizmeye yetecek kanıt sunuyor. Hikayenin ilk cümlesinin Varlık Yayınları çevirisi ile göstermek istiyorum.</p>
<blockquote><p>Doğru! -sinirliydim- çok, pek çok, korkunç derecede sinirliydim, hala da öyleyim; ama deli olduğumu nereden <strong>çıkarıyorsunuz</strong>?</p></blockquote>
<p>Bu ikilem hikayenin sonuna kadar devam etmekle birlikte, gerek anlatımdaki üslupla gerek karakterler hakkındaki yetersiz bilgilerle beraber ilk paragrafta bahsettiğim puslu atmosferi oluşturuyor. Okuyucunun birşeye -karakterin deli olup olmadığına- karar vermesini sağlamaktansa kendisini hikayenin akışına bırakmasını ister bir yanı var yazarın. Bir göz insana nasıl korkunç gelebilir? Bir insan bir başkasını, hatta sevdiği bir insanı sırf gözünü sevmediği için öldürebilir mi? Bunu yaparken kullandığı metodun bu derece ince planlanmış olması o insanın akıl sağlığının yerinde olduğuna delil midir? Akıl sağlığı bozuk birisinin böylesi ince bir plan yapıp serin kanlılıkla cinayeti işleyip daha sonra da sesler için gelen polislere karşı bu derece soğukkanlı olması normal midir? Aslında bu soruların bir geçerliliği yok, çünkü yazar bu sorulara cevap vermenizi sağlayacak bir ipucu vermiyor. Bu ne demek? Atmosferi hisset demek bence. O yaşlı adamın ölüm korkusu duyduğu anda kulakları sağır eden kalp atışını sen de duy demek. Polislere çay ikram eden adamın duyduğu korkuyu, bir parça da vicdan azabını tasavvur et demek. Ben ettim, Poe bu konuda çok yardımcı oluyor hikaye boyunca.</p>
<p>Hikayenin 1953 tarihli güzel bir animasyonu ile karşılaştım, izlemenizi öneririm (Dil: İngilizce, Altyazı: yok):</p>
<p><object width="425" height="254"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xr00t"></param><param name="allowfullscreen" value="true"></param><embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xr00t" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="334" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[facebook..]]></title>
<link>http://nakedunderpalmtrees.wordpress.com/2009/08/27/facebook/</link>
<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 12:49:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>etnikbarzo</dc:creator>
<guid>http://nakedunderpalmtrees.wordpress.com/2009/08/27/facebook/</guid>
<description><![CDATA[ne işe yarıyordu bu site hatırlayan var mı?? sadece video yollama oyun oynama yerine dönüşmüş durumd]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>ne işe yarıyordu bu site hatırlayan var mı?? sadece video yollama oyun oynama yerine dönüşmüş durumda.. yonja hesabı; zilyon tane arkadaşı olanın rağbet gördüğü, boynu bükük, tepeden fotoğrafların yayımlandığı abuk bir yer haline dönüştü a.k.. akıllı tv ile mtv arasında gidip geliyor şu an bakalım beyinsiz kalabalık hangisinde karar kılacak..</p>
<p><em>,etnikbarzo..</em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İçimdeki Ses]]></title>
<link>http://dizelerdenhaykiris.wordpress.com/2009/08/08/icimdeki-ses/</link>
<pubDate>Sat, 08 Aug 2009 12:25:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>dizelerdenhaykiris</dc:creator>
<guid>http://dizelerdenhaykiris.wordpress.com/2009/08/08/icimdeki-ses/</guid>
<description><![CDATA[Geçenlerde duydum onu:Bu ses Soruyor:’’Kim ayırdı beni plasentamdan.’’ Ne bir cevap geldi ne de bir ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>
<h3></h3>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-66" title="I_hate_you_all" src="http://dizelerdenhaykiris.wordpress.com/files/2009/08/i_hate_you_all1.jpg" alt="I_hate_you_all" width="450" height="525" /></p>
<p>Geçenlerde duydum onu:Bu ses</p>
<p>Soruyor:’’Kim ayırdı beni plasentamdan.’’</p>
<p>Ne bir cevap geldi ne de bir ses</p>
<p>Bu benim asi dostum içimdeki ses</p>
<p>On yıl oldu başıma dikileli dalkavukluk bekçisi</p>
<p>On bin yıl bitmemiş gibi kulaklarımdaki sesi</p>
<p>Sen misin be adam bu dünyanın ölümsüzü</p>
<p>Sürüngen ruhlu,insan bedenli,dalkavuk adam</p>
<p>Sorar durur içimdeki ses bu şehri</p>
<p>Ah namuslular,ah sözüm ona iyiler</p>
<p>Pansiyon odalarında fuhuş,sokak köşelerinde zehir</p>
<p>Ah beyni uyuşmuş zavallı sefiller</p>
<p>‘’Yeter’’ diye haykırsam;yetmez yer delinse</p>
<p>Yutsa bu şehri cehennemin dibine itse</p>
<p>‘’Haykır!’’ diye haykırsam,haykırsa deli dalgalar</p>
<p>Bu şehri yutamazlar,iğrenirler,kusarlar</p>
<p>Bilmem hangisine edeceğim kanlı bir veda</p>
<p>Yoksa hangisine kusacağım bitmeyen öfkemi</p>
<p>Bırak yakamı lanet,düş peşimden şeytan!</p>
<p>Cehenneme git,sefil suratlı günahkar!!!</p>
<p><a href="http://www.eklebunu.com/ekle.php" target="_blank"></a>// </td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bir Nefretin Çığlığı]]></title>
<link>http://dizelerdenhaykiris.wordpress.com/2009/08/08/bir-nefretin-cigligi/</link>
<pubDate>Sat, 08 Aug 2009 12:18:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>dizelerdenhaykiris</dc:creator>
<guid>http://dizelerdenhaykiris.wordpress.com/2009/08/08/bir-nefretin-cigligi/</guid>
<description><![CDATA[Bitmez bu,bitmez… Uyanıyorum her sabah yeni bir güne Saçmalıklarla dolu olacağını bile bile Bir cana]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignnone size-full wp-image-58" title="6.13 angry man" src="http://dizelerdenhaykiris.wordpress.com/files/2009/08/6-13-angry-man.jpg" alt="6.13 angry man" width="269" height="400" /></p>
<p>Bitmez bu,bitmez…</p>
<p>Uyanıyorum her sabah yeni bir güne</p>
<p>Saçmalıklarla dolu olacağını bile bile</p>
<p>Bir canavar,bir kan emici telefonun öteki ucunda</p>
<p>İğneleyici lafları ve salyalarıyla</p>
<p>Saat işliyor durmadan</p>
<p>Beynime bıçak gibi batıyor akrep ve yelkovan</p>
<p>Her tik-tak sesinde silkiniyorum</p>
<p>Ne yapacağımı düşünüyorum</p>
<p>Kurtuluş yolunu kazıyorum tırnaklarımla</p>
<p>Lanetli şehrin karanlığından denizin ötesine</p>
<p>…ve kusmuğuma boğuluyorum</p>
<p>Gözyaşının artık lafını bile etmiyorum</p>
<p>…ve kanlı düşüncelerim yapışıyor boğazıma</p>
<p>İçimdeki nefret artıyor gittikçe</p>
<p>Yeşil,yemyeşil bir şey geçiyor beynimde</p>
<p>Pislik yeşili,zehir yeşili</p>
<p>Ateş basıyor bedenimi</p>
<p>Nefret pompalıyor kalbim her saniye şah damarımdan</p>
<p>Uyan hey!Hayat böyle bir şey!</p>
<p>…ve özgürlük</p>
<p>Göklerde,bulutların altında</p>
<p>…ve masalların ülkesi</p>
<p>Rezalet harikalar diyarında</p>
<p>Kabarıyor şahdamarım,atıyor kalbim</p>
<p>Kan görmek istiyorum hançerimde</p>
<p>Ezmek istiyorum kalplerini ayaklarımla</p>
<p>Kurtlanmış beyinler ve yeşil akan gözler</p>
<p>Zehir yeşili</p>
<p>Uzun zaman oldu ölüler dirileli</p>
<p>Geri dönün mezarınıza</p>
<p>Sarsın dikenler boğazınızı</p>
<p>Çıkarıp ezeyim gözlerinizi</p>
<p>İzin verin,derinizi yüzeyim</p>
<p>Sonra size kendi ellerimle yedireyim</p>
<p>Bitmeyen bir nefret!Bitmeyecek de!</p>
<p>Sizler dolaştıkça çakal gibi etrafımda</p>
<p>Birbirinizin etine doyun artık,bırakın insanların peşini</p>
<p>Gidin öldürün kendinizi,bırakın bu dünyayı bizlere</p>
<p>Akbabalar yiyecek leşini üvey!</p>
<p>Bir çölde izleyeceğim seni çığlık atarken</p>
<p>Dolaşırken yılanlar göğüs kafesinde</p>
<p>Delikler açacağım kafatasında</p>
<p>Akacak beynin pislikler mezarlığında</p>
<p>…ve gözlerin</p>
<p>Yemeği olacak yerin altındaki böceklerin</p>
<p>Kusacak sizi toprak,iğrenecek,kusacak</p>
<p>Bırakacak bir şehir çöplüğüne</p>
<p>Sineklenmiş ve kokmuş beyinlerinizle</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kötü adamlara...]]></title>
<link>http://herseykafamda.wordpress.com/2009/08/07/kotu-adamlara/</link>
<pubDate>Fri, 07 Aug 2009 14:20:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>herseykafamda</dc:creator>
<guid>http://herseykafamda.wordpress.com/2009/08/07/kotu-adamlara/</guid>
<description><![CDATA[Uzun zaman geçecek. Geçen zaman içinde değişeceksin. Mutlulukların, nefretlerin, öfkelerin, hüzünler]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Uzun zaman geçecek. Geçen zaman içinde değişeceksin. Mutlulukların, nefretlerin, öfkelerin, hüzünler]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Oysa israil almanyadan nefret ederdi (yok böyle bir hayvanlık)]]></title>
<link>http://ahmetheydo.wordpress.com/2009/08/05/oysa-israil-almanyadan-nefret-ederdi-yok-boyle-bir-hayvanlik/</link>
<pubDate>Wed, 05 Aug 2009 16:07:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ahmet Heydo</dc:creator>
<guid>http://ahmetheydo.wordpress.com/2009/08/05/oysa-israil-almanyadan-nefret-ederdi-yok-boyle-bir-hayvanlik/</guid>
<description><![CDATA[Filistin direnişini kıramayan güçler, başka taktiklerle Filistin halkını yok etmeye çalışıyor. Halkı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>Filistin direnişini kıramayan güçler, başka taktiklerle Filistin halkını yok etmeye çalışıyor. Halkın kullanımına sunulan ağrı kesici ilaç uyuşturucu etkisi yapıyor.</p>
<p>Gazze savaşı sonrası bölgede kullanılmaya başlanan bir ağrı kesici, zamanla geniş kitleleri bağımlı hale getirdi. İsrail ile savaş sonrasında, büyük bir insani dramın yaşandığı Gazze&#8217;de halk acılarını unutmak için &#8220;Tramadol&#8221; adlı Alman ürünü bir ağrı kesici kullanıyor. Birçok kişi günlük hayattaki sorunlarla başa çıkmadığını söyleyerek bu ilaca bağımlı olduklarını aktarıyor&#8230;<br />
<!--more--><br />
Alman ilaç sanayii tarafından geliştirilen ve &#8220;Tramal&#8221; olarak da tanınan &#8220;Tramadol&#8221; adlı ağrı kesici, Gazze&#8217;deki savaş sırasında hastaneler için âdeta bir cankurtaran işlevi gördü. Şiddetli ağrıların dindirilmesinde etkili olan bu ilaç, ameliyatlar sonrasında hastaların acılarını hafifletmek için kullanıldı. Ancak bu etkili ağrı kesicinin, sonradan farkına varılan çok önemli yan etkisi ortaya çıktı: Tramadol&#8217;ü düzenli olarak kullanmaya başlayanların büyük bir bölümünde bağımlılık gelişti.</p>
<p>&#8220;Hapla insan arasına karışabiliyorum&#8221;</p>
<p>30 yaşında olduğunu söyleyen Filistinli bir genç, çoktan ilaç bağımlısı haline geldiğini aktarıyor: &#8220;Bu hapı aldığınızda kendinizi daha zinde, daha rahat hissediyor ve insanların arasına karışabiliyorsunuz. Bu hapı almadığımda kötü şeyler düşünüyor ve eve kapanıyorum. Yani kendimi hiç iyi hissetmiyorum.&#8221;Gazze&#8217;de binlerce kişi Tramadol hapını &#8220;ucuz uyuşturucu&#8221; niyetine kullanıyor. Hindistan&#8217;dan ithal edilen ve Mısır&#8217;dan tünellerden kaçak yolla Gazze&#8217;ye getirilen 10 tabletli bir paket karaborsada 30 şekel, yani yaklaşık 4 euroya satılıyor.</p>
<p>Şirket yetkilisinden açıklama</p>
<p>Tramadol ilacını 70&#8242;li yıllarda piyasaya süren ve merkezi Almanya&#8217;nın Aachen kentinde bulunan Grünenthal ilaç şirketi, Ramallah&#8217;ın güneyinde, Kudüs&#8217;e 10 kilometre uzaklıktaki &#8220;Pharmacare&#8221; şirketinin fabrikasının ortaklarından. Pharmacare şirketi Genel Müdürü Sandra Huri, Gazze&#8217;de yaşanan dramı ve Tramadol bağımlılığını gazetelerden okuduğunu söylüyor: Şirketin genel müdürü, Tramadol&#8217;un bağımlılığa yol açmadığı konusunda emin.</p>
<p>Tramadol&#8217;un ilaç ruhsatına sahip Alman Grünenthal şirketinin bir sözcüsüyse, bu ilacın morfin gibi kimyasallardan çok daha az bağımlılık yaratma potansiyeli olduğunu ve çok istisnai durumlarda bağımlılık geliştiren bir etki yarattığı söyledi.</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bir Sevindim Bir Sevindim]]></title>
<link>http://farklidusun.wordpress.com/2009/07/30/bir-sevindim-bir-sevindim/</link>
<pubDate>Thu, 30 Jul 2009 18:31:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>farklidusun</dc:creator>
<guid>http://farklidusun.wordpress.com/2009/07/30/bir-sevindim-bir-sevindim/</guid>
<description><![CDATA[Evetttt. Anlatamam. İçimdeki şeytan şuan horon tepmekte. Yerimde duramiyorum. İntikamın o soğuk tadı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Evetttt. Anlatamam. İçimdeki şeytan şuan horon tepmekte. Yerimde duramiyorum. İntikamın o soğuk tadı tüm damağımı ve bedenimi ele geçirmiş durumda.</p>
<p>Eskiden çok eskiden çalıştığım firma dar boğaz. Oyle üst perdeden konusan burnundan kıl aldırmazlar firmadan ayrılmıs ve baska yolları tutmus durumdalar. Seviniyorum… Kötüyüm biliyorum ama kendime engel olamiyorum. O zamanlar çok kafama takmıştım. O zamanlar az ahh etmemiştim. Şimdi kendileri bir başına kalmış ve ne yapacaklarını bilemiyorlar.</p>
<p>Hatırlıyorum… </p>
<p>Çok iyi hatırlıyorum. Hep sistemden dem vurmuştuk ama olmadı. Bildiklerini okudular ve yanlış okumalarla devam etmiş. Ben demiştim… evett evettt ben demiştim…</p>
<p>Neden dinlemediler ki, yaşça küçük olmam tecrübesiz olmam kafamın çalışmadığını göstermez.</p>
<p>Yine de içimde tatmin olamamış bazı duygular var bu konuda. Garip bir durum. Tam olarakta sevinemiyorumda.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kimsenin can güvenliği yok!]]></title>
<link>http://nefretcinayetleriniduyuruyoruz.wordpress.com/2009/07/29/kimsenin-can-guvenligi-yok/</link>
<pubDate>Wed, 29 Jul 2009 22:37:42 +0000</pubDate>
<dc:creator>ifsaeylem1</dc:creator>
<guid>http://nefretcinayetleriniduyuruyoruz.wordpress.com/2009/07/29/kimsenin-can-guvenligi-yok/</guid>
<description><![CDATA[Salı, 28 Temmuz, 2009 Türkiye insan haklarının hep sınıfta kaldığı bir ülke olması bir yana, yaşam h]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div style="text-align:right;">Salı, 28 Temmuz, 2009</div>
<div>Türkiye insan haklarının hep sınıfta kaldığı bir ülke olması bir yana, yaşam hakkı söz konusu olduğunda da kimsenin diyecek bir sözünün kalmadığı bir ülke. Devletin en temel görevi olan vatandaşlarını koruma görevini Toplumun hangi kesimine dönüp baksak yerine getirmediğini gözlemliyoruz. Toplumun her kesiminde insanlar öldürülüyor ve devlet buna karşın hiçbir şey yapmayarak bu suça ortak oluyor.</div>
<div>Yargı sürecinde ise “katiller ödüllendiriyor” diyebileceğimiz bir zihniyet arka planına sahibiz. Hrant Dink davasındaki absürtlüklerden sanırım bahsetmeye bile gerek yok. Çünkü ana akım medya bile bu absürtlükleri haberleştiriyor.</div>
<div>LGBT bireylere yönelik işlenen suçlarda da, yargı hetoronormatif yapısından kaynaklı ayrımcı kararlar verebiliyor ve LGBT bireyler bir de yargı sürecinde mağdur ediliyor. Özellikle trans kadınlar ve eşcinsel erkeklere yönelik işlenen nefret suçlarında hakimler, sanıkların “Bana ters ilişki teklif etti”, “Ben onu kadın zannetmiştim” gibi artık ağızlarda sakız olmuş savunmalardan hareketle “haksız tahrik indirimi” vererek cezalarını ¼ oranında indirebiliyor. Bugün Ankara’da Melek’in davası var, Melek’in davası sonrasında da Eryaman davası görülecek. Yargının vereceği kararı hep birlikte göreceğiz.</div>
<div>Yargı sürecinde benzer bir karar ise Uğur Kaymaz davasında geldi.</div>
<div>Yargıtay 1. Ceza Dairesinin Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz’ın öldürülmesi ile ilgili yerel mahkemenin kararını onaylaması üzerine insan hakları savunucuları herkesi savcılıklara suç duyurusunda bulunmaya çağırıyor. Sizde <a href="http://artikhepimizbiliyoruz.wordpress.com/"><span>http://artikhepimizbiliyoruz.wordpress.com/</span></a> linkinden destekleyebilirsiniz.</div>
<div>“Yargıtay 1. Ceza Dairesinin Uğur Kaymaz ve babası Ahmet Kaymaz’ın öldürülmesi ile ilgili davada yerel mahkemece verilen beraat kararını onaması hukuk devleti olmanın ilkeleri ile bağdaşmamakta, adalet duygusunu ve vicdanları yaralamaktadır.</div>
<div>Bu karardan sonra, Artık hepimiz biliyoruz ki; Sanıklar güvenlik görevlileri ise, adalet hiç gerçekleşmiyor, Bu ülkede çocukların bile yaşam hakkı güvence altında değil.</div>
<div>Herhangi bir zaman diliminde, içimizden herhangi biri “meşru müdafaa” kurşunlarından payına düşeni alarak öldürülebilir.</div>
<div>Can güvenliğimizin sağlanması için herkesi Cumhuriyet Başsavcılıkları’na başvuruda bulunmaya çağırıyoruz.” diyorlar.</div>
<div>Umut Güner</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sodom ve Gomorra]]></title>
<link>http://dizelerdenhaykiris.wordpress.com/2009/07/28/sodom-ve-gomorra/</link>
<pubDate>Tue, 28 Jul 2009 00:41:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>dizelerdenhaykiris</dc:creator>
<guid>http://dizelerdenhaykiris.wordpress.com/2009/07/28/sodom-ve-gomorra/</guid>
<description><![CDATA[Sodom ve Gomora&#8217;ya ilk adım&#8230; Dizleri titreyen bir adam cesareti öğretti bana Aptal bakış]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignnone" title="Sodom ve Gomorra" src="http://www.sodom-and-gomorrah.com/sodom-and-gomorrah.jpg" alt="" width="593" height="360" /></p>
<p>Sodom ve Gomora&#8217;ya ilk adım&#8230;</p>
<p>Dizleri titreyen bir adam cesareti öğretti bana</p>
<p>Aptal bakışlarıyla akıllı olmayı öğreti</p>
<p>Ahlaksızlardan öğrendim ahlaklı olmayı</p>
<p>Sokaklarda dolaşırken gördüm bu sefilleri</p>
<p>Sanki cezalandırılmış gibilerdi</p>
<p>Akıldan ve onurdan mahrum bırakılmışlardı</p>
<p>Budalaların şehrinde hüküm giydim</p>
<p>Onursuz ve korkak ilan edildim</p>
<p>Dalkavuklar krallığında</p>
<p>Kör bir adam görmeye öğretti bana</p>
<p>Yıllar geçtikçe çürüyen bir makine</p>
<p>Paslanmış ritmleriyle tırmaladı kulağımı</p>
<p>Böcekleri oldum olası sevmem</p>
<p>Etrafa hastalık yayan böcekleri</p>
<p>Böcekler öğretti bana dev olmayı</p>
<p>Bakarken pis bedenlerine dev aynasında</p>
<p>Dört yıllık bir sürgün</p>
<p>Lağımdan farksız bu yerde</p>
<p>Kargalar öğretti neşeli şarkılar söylemeyi</p>
<p>Soytarıların krallığında</p>
<p>Hüküm giydim</p>
<p>Kötü ve sinsi diye</p>
<p>Dalkavuklardan öğrendim mütevazi olmayı</p>
<p>Soytarılardan öğrendim kral olmayı</p>
<p>Köpek havlamaları tırmaladı kulağımı</p>
<p>Makinenin o iğrenç şarkısıyla</p>
<p>Kargaların sinir bozucu kahkahaları</p>
<p>Anladım geldiğim şehirde</p>
<p>Fahişelerin bile daha onurlu olduğunu</p>
<p>Bir çocuk oyunundan daha aptalca</p>
<p>Sodom ve Gomorra&#8217;dan daha lanetli</p>
<p>Saklanmış sokaklar kaldırımlarında lanet</p>
<p>Eskiden beri süregelmiş günahları gördüm</p>
<p>ve günahkarlardan öğrendim iyi insan olmayı&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sinyor Estólido ]]></title>
<link>http://dizelerdenhaykiris.wordpress.com/2009/07/28/sinyor-estolido/</link>
<pubDate>Tue, 28 Jul 2009 00:38:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>dizelerdenhaykiris</dc:creator>
<guid>http://dizelerdenhaykiris.wordpress.com/2009/07/28/sinyor-estolido/</guid>
<description><![CDATA[Hayranım size Sinyor,gerçekten hayranım Etrafta dolaşıp nefes tüketmenize Boş boş konuşmanıza hayran]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Hayranım size Sinyor,gerçekten hayranım</p>
<p>Etrafta dolaşıp nefes tüketmenize</p>
<p>Boş boş konuşmanıza hayranım Sinyor Estólido</p>
<p>Suratınızı buruşturup etrafta gezmenize</p>
<p>Ah Sinyor,siz yok musunuz?</p>
<p>Yoksa gerçekleri bilmiyor musunuz?</p>
<p>Hayranım size Sinyor,gerçekten hayranım</p>
<p>Küçük aklınızla akıllı olmanıza</p>
<p>Ve çözümlerinize hayranım Sinyor Estólido</p>
<p>Kurduğunuz oyunlara o küçük beyninizle</p>
<p>Ah Sinyor Estólido</p>
<p>O kadar büyüksünüz ki</p>
<p>Elimde değil size hayran kalmamak</p>
<p>Sizden büyüğü yok Sinyor,</p>
<p>Evet,siz Sinyor,beş para etmez kişiliğinizle</p>
<p>Siz,dünyanın efendisisiniz</p>
<p>Bilmem evinizde aynanız var mı Sinyor?</p>
<p>Aynaya bakıp gerçekleri görür müsünüz bazen?</p>
<p>Ah Sinyor,elimde değil hayran kalmamak</p>
<p>Bir sözünüz ötekini tutmazken dürüstlüğünüze</p>
<p>Sinyor Estólido,yoksa bilmiyor musunuz?</p>
<p>Söylediklerinizin beş para etmediğini.</p>
<p>Hayali bile mükemmel Sinyor,emin olun</p>
<p>Cesedinizin üzerinde tepinmenin</p>
<p>Bilemezsiniz,ne kadar haz verdiğini</p>
<p>Sizin ölümünüzü düşünmenin</p>
<p>Evet Sinyor,doğru duydunuz,ölüp gideceksiniz</p>
<p>…ve evet,hiç etkili olmadınız</p>
<p>Evet Sinyor,üzgünüm ama siz pisliğin tekisiniz</p>
<p>Bunu belli eden ben değilim,kendinizsiniz!</p>
<p>…ve bana kızsanız da Sinyor,umurumda değil</p>
<p>Çünkü köpek havlamalarını umursamam</p>
<p>Sinyor Estólido,cesetten farkınız yok</p>
<p>Ruh yok,beyin yok sadece yürüyen bir ceset</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
