<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>pred-485 &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/pred-485/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "pred-485"</description>
	<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 03:12:22 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Pred485: ve son (22 mayıs)]]></title>
<link>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/05/28/pred485-ve-son-22-mayis/</link>
<pubDate>Mon, 28 May 2007 20:02:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>zebercenat3</dc:creator>
<guid>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/05/28/pred485-ve-son-22-mayis/</guid>
<description><![CDATA[acısıyla tatlısıya bir dönemin sonuna geldik ve geçen hafta son dersi işledik. en güzelleriyle bitir]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>acısıyla tatlısıya bir dönemin sonuna geldik ve geçen hafta son dersi işledik. en güzelleriyle bitirdik dersimizi. gerçekten şu ana kadar bu üniversitede aldığım en güzel derslerden biri oldu bu ders. bütün derslere koşarak katıldım. bana çok şey kattı. öğrendiklerimi öğrencilerimde direkt olarak uyguladım.</p>
<p>bu dönemi böylesine güzel geçirmemizi sağlayan inanç hocamız ve pred485 takımına teşekkürederim&#8230;</p>
<p>selametle&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pred 485 Onbirinci ders]]></title>
<link>http://huseyincevizci.wordpress.com/2007/05/14/pred-485-onbirinci-ders/</link>
<pubDate>Mon, 14 May 2007 20:59:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>huseyincevizci</dc:creator>
<guid>http://huseyincevizci.wordpress.com/2007/05/14/pred-485-onbirinci-ders/</guid>
<description><![CDATA[Ben bu hafta kendimizi çok beğenmedim. Hocanın çalışmalarımızı beğeniyor olduğu görüşüne kısmen katı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Ben bu hafta kendimizi çok beğenmedim. Hocanın çalışmalarımızı beğeniyor olduğu görüşüne kısmen katılmakla birlikte bu hafta özellikle yaratıcılık konusunda çok vasat çalışmalar izlediğimizi düşünüyorum ve bu konuda biraz derinlemesine düşüncelerimi akataracağım.</p>
<p>Geçmişle ilgili bakış açımızın, yani tarih öncesi deyince hepimizin aklına benzer ve çok kısıtlı şeylerin gelmesi beni etkiledi. Beklentim neredeyse bütün grupların tarih öncesi deyince vahşice, yerde yemek yemek eylemini hayal etmesi değil, yaratıcı olmaya bu kadar müsait bir konuda çok daha çarpıcı fikirlerin performansa dönüştürülmesiydi.</p>
<p>Yine gelecekle ilgili de grupların yarısından fazlası robot-hizmetçileri kullanmıştı. Bir düşünür müsünüz: &#8220;Gelecek!&#8221;. Yaratıcı olmaya bundan daha müsait çok az konu vardır. Ve bizler hep aynı şeyi vurguladık.</p>
<p>Bence sergilenen bu fikirler bizim zihnimizde; medyayla, karikatürlerle, klasik hikayelerle oluşmuş çağrışımlardı. Bu çağrışımların ötesine geçmeliydik. Sadece bir ya da iki grup bunu başarabildi.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pred485:geçmiş çağ, şimdiki çağ, yakın çağ...(08 mayıs)]]></title>
<link>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/05/13/pred485gecmis-cag-simdiki-cag-yakin-cag08-mayis/</link>
<pubDate>Sun, 13 May 2007 16:08:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>zebercenat3</dc:creator>
<guid>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/05/13/pred485gecmis-cag-simdiki-cag-yakin-cag08-mayis/</guid>
<description><![CDATA[çokta istekli başlamadım derse. geç kalmıştım çünkü yaz okulu kaydı dolayısı ile.. çekirdek olarak b]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>çokta istekli başlamadım derse. geç kalmıştım çünkü yaz okulu kaydı dolayısı ile.. çekirdek olarak bir çalışma yaptık fikrimce. oluşturulan gruplarla, aynı sahneyi canlandırdık üç değişik çağda. şunu öğrendim ki isteksiz olmak gerçekten negatif etkiliyor insanı. hiç isteğim yoktu ve yaptıklarım saçma geldi bana. profosyonel olan sanatçılar nasıl başarıyor acaba isteksiz olduklarında. ama başarmaları gerek çünkü bu onların işi. nasıl bir öğretmen istemesede ders anlatmak zorunda o da rol yapmak zorunda.</p>
<p>hocamız ısrarla bir konuda durdu bu hafta. öğrendiklerimizi transfer edebiliyormuyuz.benim burdan hocamıza söyleyeceğim tek bir cümle var: müsterih olun hocam öğrendiklerimizi aynen transfer ediyoruz. daha geçen hafta yaptığım sunumda pred485 te öğrendiğiklerimi içeren bir sunum yaptım.içine kısa kısa sahneler yerleştirdik. ve şundan eminimki öğrendiklerimi uyguladım hiç durmadan. konumuz öğretmen öğrenci ilişkisi idi. ve biz çoğunlukla öğretmen ve öğrencileri içerdik sahnelediğimiz oyunlarda. ne kadar başarılı olduk bilmem ama sunumdan bayağı bir iyi not aldık. zannımca bu bile yeterli..</p>
<p>bu ders belkide üniversitede aldığım en zevkli dersti. çok şey öğrendiğime inanıyorum. ileriki hayatımda belkide olmak istediğim öğretmen tipine dair en faydalı bilgiler vardı bu derste. sonucuda iyi tamamlarsak tam manası ile ilk defa bu üniversitede bir dersi böylesine verimli geçirmiş olacağım inşallah&#8230;</p>
<p>hayırlı akşamlar&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[pred 485_10. hafta]]></title>
<link>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/04/29/pred-485_10-hafta/</link>
<pubDate>Sun, 29 Apr 2007 22:03:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulcan durmusoglu</dc:creator>
<guid>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/04/29/pred-485_10-hafta/</guid>
<description><![CDATA[Okul hayatım boyunca olduğum sınavların en eğlencelisi ve kolayıydı belki bu haftaki sınav. Kolay di]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:13pt;"><font face="Times New Roman">Okul hayatım boyunca olduğum sınavların en eğlencelisi ve kolayıydı belki bu haftaki sınav. Kolay diyorum çünkü derste öğrendiklerimizi ve grup içi iletişimi kullanmak gerekliydi. Zaten hep yaptığımız bir şeydi. Her ders geliştirdiğimiz yanlarımızdan sorumluyduk. Ayrıca bir ön çalışma gerekmiyordu. Çünkü zaten yaşayarak öğrendiklerimizi unutmamız zordu. Tabii stres ve korkunun olmaması da bir etken. Bunlar görevi zamanında tamamlamayı ve kurallara uymayı olumlu etkiledi. Demek ki başımızda gözetmenlerle sessiz bir sınıfta, son gece çalışmalarıyla sınav olmak pek de anlamlı olmayabilir. Başka yollar bulup, üstelik bunu eğlenceli ve çekici kılmak da mümkün. Kalıplar değil yaratıcılık olmalı istediğimiz ve geliştirmeyi hdeflediğimiz. Belli çerçeveler sunarak özgür bırakmak hem öğretmen hem de öğrenci için çok net ve olumlu sonuçlar verebilir.</font></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pred485: Sınav vardı...:) (24 Nisan)]]></title>
<link>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/04/26/pred485-sinav-vardi-24-nisan/</link>
<pubDate>Thu, 26 Apr 2007 11:56:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>zebercenat3</dc:creator>
<guid>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/04/26/pred485-sinav-vardi-24-nisan/</guid>
<description><![CDATA[&#8230;ve salı günü birdaha aynısını olamayacaığımı bildiğim bir sınav vardı. gerçekten çok güzel bi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>&#8230;ve salı günü birdaha aynısını olamayacaığımı bildiğim bir sınav vardı. gerçekten çok güzel bir sınavdı. grup arkadaşlarımında bunda etkisi vardı sanırım. hepimizi odaklandık ve sınavımızın iyi geçmesini sağladık. iyi derken not olarak demiyorum, eğlence, istek, yaparkenki mutluluk&#8230;vs. bunları kastediyorum.</p>
<p>bizim fotoğrafların konusu çarpık ilişkilerdi. ve bu arada kaynayan çiçeğin görüntüsü&#8230;herkes birilerini sevebilir fakat karşılık görmeyince işler sarpa sarıyor baksanıza. birde hikayemizi tersten akıtınca kurgu olarakta farklı olan bir hikaye çıktı ortaya. umarım hacamız bu konuya dikkat ediyordur:) aslında not konusunda hiçbir bilgimiz yok. biraz bilgimiz olsaydı hane iyi olurdu gibime geliyor.</p>
<p>fotoğrafları çekerken gerçekten eğlendim. şu ana kadar o kadar çok fotoğraf çektimki. bilgisayarımda 6000 fotoğraf var. ama fotoğraflarla bir hikaye oluşturulacağı hiç aklıma gelmemişti. artık eve gidince yeğenlerile birlikte fotoğraflarla hikeye oluşturma çalışmalarına başlayacağım inşallah.</p>
<p>sınavın en başında kimsede fikir yoktu. herkes birşeyler bulmaya çalışrken, yürümeye başladık ve kendimizi okulun arkasında bulduk. ve sanki şimşek çakar gibi bulduk hikayeyi. fotoğrafları düzden çektik. ama tersinden koyduk. fenada olmadı hane&#8230;:)</p>
<p>ben sevdim bu sınavı. keşke bütün sınavlarada böyle girebilsem. umarım notlamadada hocamız elini korkak alıştırmaz. bol bol verir.:)</p>
<p>iyi günler dilerim herkese ve iyi bahar tatilleri&#8230;:):)</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[pred 485_9. hafta]]></title>
<link>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/04/23/pre-485_9-hafta/</link>
<pubDate>Mon, 23 Apr 2007 14:49:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulcan durmusoglu</dc:creator>
<guid>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/04/23/pre-485_9-hafta/</guid>
<description><![CDATA[Sonunda tirad çalışmalarına başladık. Aslında seçerken daha dikkatli olmalıymışız. Çünkü beğenmek ye]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:13pt;"><font face="Times New Roman">Sonunda tirad çalışmalarına başladık. Aslında seçerken daha dikkatli olmalıymışız. Çünkü beğenmek yetmiyormuş. Kısa bir düz yazıya aktarılması gereken duygular, tonlamalar ve ses gerçekten çok önemli. Bu çalışmaları yaparken özellikle de bazı arkadaşların tiradlarında çok eğlendim. O duyguyu aktarmak ve onun öncesinde yaşamak gerçekten oldukça uğraş gerektiriyormuş. Her kol hareketinin, bakışın, sesin ya da sessizliğin bir anlamı olmalı. Bunu önce biz hissetmeliyiz ki bizi izleyenlere daha doğru aktarabilelim. Sanırım “kontrol” anahtar kelime. Sesimizi duyurmak için de gerekli, anlaşılmak için de, duyguyu ifade edip mekanı ve anlamı hissettirmek için de. Sonuçta kullanılan bir cümle tonlamaya göre, yüklediğimiz öznel anlama göre tirad içindeki anlamından sapabiliyor. Biraz zaman alacak ama bazı arkadaşlar çok iyi gidiyor.</font></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pred485: Fotğraflar (17 nisan)]]></title>
<link>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/04/19/pred485-fotgraflar-17-nisan/</link>
<pubDate>Thu, 19 Apr 2007 17:29:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>zebercenat3</dc:creator>
<guid>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/04/19/pred485-fotgraflar-17-nisan/</guid>
<description><![CDATA[bazen hiç umursamadan baktığımız fotoğraflar, bazende her anımızı kaplar. onların arkasında yatan, d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>bazen hiç umursamadan baktığımız fotoğraflar, bazende her anımızı kaplar. onların arkasında yatan, deklanşöre basan ne kadar hayal edilir bilmem. aslında bir bütündür fotoğraf. elimizde imkan olsa, hayatımızın her anını fotoğraf karelerine alırdık. aslında hayatımız anların birleşmesinden oluşuyor. yani bütün hayatımızın fotoğraf limitini alsak sonuç sonsuz çıkardı sanırım. sonsuz fotoğraftan oluşan bir dünyada yaşıyoruz yani.</p>
<p>işte öyle bir dersti en son pred485 dersi. getirdiğimiz tiradlardan beş fotoğraf çıkardık. herkes yaptı kendince en uygun olan fotğrafı ve ortaya öyle görüntüler çıktı ki bnence çok güzel hatta harikulade. ne kadarda güzel oluyor insanın duygularını bir karede anlatmaya çalışması. ufacık bir paragraftan bissürü fotoğraf çıkıveriyor karşınıza. eminim tiradı yazan şahıs bile tahmin edemezdi bu kadar fotoğraf çıkabileceğini.</p>
<p>öğretmenlikte işte aynen böyle. anlarla doludur her an.:) ve siz doldurursunuz her anı. hiç birşey yaptırmsakta öğrencilere bir anlık sadece kendilerini dinlemelerini sağlayabiliriz. işte en tatlı andır o an. herkes hayrandır size. çünkü sizsinizdir tek kişi onlara kendini düşündüren.</p>
<p>sonrada okuduk cümleleri tek tek.uzun oldu çalışma ama bir o kadar zevkli. herkes beyendiği üç cümleyi okudu vurgulu, vurgusuz, jestli, jestsiz, mimikli ve mimiksiz&#8230;en sevdiğim cümle &#8220;Allahım sen yetiş&#8221; oldu benim. aslında her an kullandığım cümleydi benim.ama orda söylemek başka tat verdi bana.:)</p>
<p>bu kadar yeter sanırım bu haftalık. haftaya sınav var. herkese başarılar dilerim. <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  kendimede..:)</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pred485: Ders olmadı (10 nisan)]]></title>
<link>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/04/16/pred485-ders-olmadi-10042007/</link>
<pubDate>Mon, 16 Apr 2007 13:57:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>zebercenat3</dc:creator>
<guid>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/04/16/pred485-ders-olmadi-10042007/</guid>
<description><![CDATA[   Tiradlarla bailamayı umduğumuz ders trafiğe takıldı. Zaten bi çok kişininde sınavının olması nede]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Tiradlarla bailamayı umduğumuz ders trafiğe takıldı. Zaten bi çok kişininde sınavının olması nedeni ile dersin olmaması işimize geldi. Olmayan ders galiba yoğun olacak yeni derslerle telafi edilecek sanırım. Bu hafta dersin yapılmasını umut eder, trafiğin kapalı olmamasını temenni ederim..:)</font></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[pred485_7. hafta]]></title>
<link>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/04/09/pred485_7-hafta/</link>
<pubDate>Mon, 09 Apr 2007 20:26:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulcan durmusoglu</dc:creator>
<guid>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/04/09/pred485_7-hafta/</guid>
<description><![CDATA[Her hafta artan bir uyum ve organizasyon örneği gösterdiğimizi düşünüyorum. Sanırım bu aşamadan sonr]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:13pt;"><font face="Times New Roman">Her hafta artan bir uyum ve organizasyon örneği gösterdiğimizi düşünüyorum. Sanırım bu aşamadan sonra elde edeceklerimiz daha fazla. Yaratıcılık konusunda da oldukça ilerledik bu sürede. İkili gruplarla yaptığımız çalışma da aynı temalar bile farklı ele alınıp gerçekten gruplara özgü işler çıktı. Özellikle “Azrail”in içine girdiği ölümü anlatan ekip gerçekten harikaydi. Sabit ve kullanılma yeri belli olan bir replik ile ne kadar farklı sonuçlar elde edebiliyoruz. Bu bizim elimizde. Değişmez görülen şeylere farklı yollarla ulaşabilir ve farklı şekillerde ele alıp iletebiliriz. Heykel yaparken; başkasının eserlerini de düzeltmek ya da daha doğrusu kendi tarzımıza uygun olarak, kendi bakış açımızla yeniden şekillendirmek de aslında bize başka konularda ipuçları veriyor. Kendi yorumumuz ortamı değiştiren, yenileyen veya baştan yaratan olabiliyor, ve her yeni denemede deneyimde eskisinden de aldıklarımızı kullanıp daha başarılı oluyoruz. Bu konu eğitimin ve öğretmen olabilmenin felsefesine çok yakın. Şekillenmeyi bekleyenler ve onlara şekil verdiğini zannedenler&#8230;Gönüllüleri öne çıkarmadaki üstün başarı ve şaşkınlık anı açıkçası sınıftaki enerjiyi yeniledi. Beklenmedik olaylar bazen eğlenceli ve sarsıcı(olumlu anlamda) olabiliyor. Zaman zaman ihtiyacımız olduğu gibi.. <span> </span></font></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pred485:Miniaturk... (03 nisan)]]></title>
<link>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/04/05/pred485miniaturk-03-nisan/</link>
<pubDate>Thu, 05 Apr 2007 21:17:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>zebercenat3</dc:creator>
<guid>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/04/05/pred485miniaturk-03-nisan/</guid>
<description><![CDATA[   Bu dersede yorumlarla başladık. fakat birz farklıydı yorumlar. Daha önce teori temelli gidiyorduk]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:14pt;"></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Bu dersede yorumlarla başladık. fakat birz farklıydı yorumlar. Daha önce teori temelli gidiyorduk fakat bu hafta ufak bir sıkıntıdan geçti yorumlar. Blokların kabak olması meselesini derinleştirdik biraz. Hocamızı tam olarak örnek almamamız gerektiğinden bahsedildi. Ben buarada tamamı ile katılıyorum. Elbette kimse dört dörtlük olamaz. Ufak bir hatadan dolayıda kimse tamamı ile suçlanamaz. Bunun tam terside doğru, ufak bir başarıdan dolayı bir insan kahraman olamaz. Ama değinmeden edemeyeceğim nokta ise, hocamızın bölümü 12 yılda bitirmiş olması. Ona baktıkça aklımdaki ideallere ulaşak için çabalamam gerektiğini düşünüyorum. İşte bu noktada hocamız benim için bir örnek. Bu sanırım derste yapacağı hoşuma gitmeyen hareketler olsada değişmeyecek.</font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Sonra hızlı bir şekilde masalardan ve sandalyelerden arındırdığımız alanda heykel çalışmasın geçtik. Ya burda sanırım hocamız temel manada analiz etmemizi istiyor fakat ben bunda derin manalar bulamıyorum. Heykel çalışması gerçekten ilginç bir çalışma. Helede sonda yapılan seslendirmeler tam manası ile çok güzel. Fakat derin manalar çıkaramıyorum. Çıkardığım şu; öncelikle çalışma uzun. Herkes tekrar aynı yere dönesiyeye kadar heyel yaptı. Fakat burdan şu çıkabilir sanırım; sabretmek sanatın ilk adımıdır. En sondaki seslendirmelerin güzelliği, bu uzun uzun yapılan çalışmaların zorluğundan olsa gerek. Bu arada dokunulduğunda ses çıkaran heykeller nedense bana miniaturk’u hatırlattı. Ordada kart takıldığında o tarihi eserle ilgili anlatım seslendiriliyor. Bu çalışmada sabretmenin güzelliğini gördüm. Fakat şu bir gerçekki benden sanatçı olmaz. Bu çalışma ile okullarda yeteneği olan öğrenciler ortaya çıkabilir. Bu açıdan çok güzel çalışma olabilir. </font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   En son çalışmamız ise bir diyaloğun var olması ve buna göre ortamların hazırlanması idi. Gerçekten inanılmaz derecede güzel şeyler çıktı ortaya. Bu kadar kısır döngü içinde çok güzel şeylerin ortaya çıkması gerçekten güzel. Azrailin geliş, saldırı anının öncesi, uyuşturucu alma sahnesi ve bir kızla bir erkeğin yıldırım aşkları&#8230;. gerçekten çok güzzeldi. Fakat şu sorun var ki; azrail gelince merhaba dermiki yada gidelim mi dediğinde hayır ben gelmiyorum deme hakkımız varmı acaba?:) yada kızlar iki kelime ile aşık oluyor mu ya&#8230;:) o zaman ben hemen faaliyete geçiyim. Ama olsun bu kadar kısır bir diyalogla inanılmaz oyunculuklar ve performanslar çıktı ortaya&#8230;</font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Velhasıl bu hafta çalışma çeşitliliği açısından fakir olan bir hafta geçirmemize rağmen içerik olarak çok zengin bir hafta geçirdik. En azından ben çok memnun kalıdm. Bu arada gerçekten oyunculuklarımızın gelişiyor olması beni sevindiriyor. Özellile bazılarında gerçekten çok gelişme var. Bunu ben bile anlıyosam gerçekten gelişme vardır demekki&#8230;</font></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[pred485_6.hafta]]></title>
<link>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/04/02/pred485_6hafta/</link>
<pubDate>Mon, 02 Apr 2007 20:00:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulcan durmusoglu</dc:creator>
<guid>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/04/02/pred485_6hafta/</guid>
<description><![CDATA[Her ne kadar uzun bir süre de geçse bazı aktivitelerde hala ilk adımı atmak da ben de dahil çoğumuz ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:13pt;"><font face="Times New Roman">Her ne kadar uzun bir süre de geçse bazı aktivitelerde hala ilk adımı atmak da ben de dahil çoğumuz zorlanıyoruz. Aslında bu ne yazık ki bu kadar sürede üstesinden gelinebilinecek bir şey değil. Uzun eğitim hayatımıza ve aldığımız eğitimin cesaretlendirme konusundaki sıkıntıları düşünülürse bu daha da açık görülüyor. Fotoğraf çalışması da belki bu yüzden bekleneni veremedi. Bir öğretmen ya da herhangi bir birey olarak bazen önden gitmemiz ve çekinmeden kendimizi ifade etmemiz gerekli. Bu kadar uzun süreli bir davranışın değişiminin zaman alacağını düşünüyorum, fakat her derste bu konuda yol katediyoruz. Ancak grup çalışmalarında da her geçen gün daha da iyiye gittiğimizi düşünüyorum. Artık kısa sürede daha iyi organize olup, düşüncelerimizi daha net bir şekilde ortaya koyup bir ürün elde edebiliyoruz. Tek hece kullanarak oynadığımız oyun da elimizdeki az malzemeyle kendimizi ifade edebileceğimizi gördük. Ama eğitimde de önemli olan bunu doğru biçimde ve yerinde kullanmak. Her ne kadar bazen aktivitelerde istediğimiz sonucu elde edemedik gibi görünse de ben kendi adıma çok fazla şey öğreniyor ve gözlemliyorum.</font></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pred485: Le, ya, zo, bıt, mö... (27 mart)]]></title>
<link>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/03/31/pred485-le-ya-zo-bit-mo-27-mart/</link>
<pubDate>Sat, 31 Mar 2007 10:22:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>zebercenat3</dc:creator>
<guid>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/03/31/pred485-le-ya-zo-bit-mo-27-mart/</guid>
<description><![CDATA[   Derse geç başladık. Belkide geç başlamamız bize bazı şeyleri net görmemizi sağladı. Derste teorik]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:14pt;">   Derse geç başladık. Belkide geç başlamamız bize bazı şeyleri net görmemizi sağladı. Derste teorik bilgilerden bahsedemedik. Evet ders çok zevkli geçti. Fakat temel eksikti sanırım. Yani dersten önceki konuşmaların bizim için bir temel olduğunu gördük.</span><span style="font-size:14pt;"> </p>
<p></span><span style="font-size:14pt;">   Burdan şunu çıkarabiliriz: ders ne kadar zevkli olursa olsun, temeli olmadığında havada kalabiliyor. Mesela matematikten herhangi bir konu anlatırken ne yaptığımız hakkında bir bilgi vermessek yapacağımız faaaliyetler pekte yerine oturmayacak. O konuda oyun oynasakta teorik bilgi ile bağdaşmayabiliyor yapılanlar.</span><span style="font-size:14pt;"> </p>
<p></span><span style="font-size:14pt;">   Derste 3 temel çalışma yaptık. Ve ben bu derste çok fazla eğlendim. İlk çalışmamızda iki kişi sahnede fotoğraf oluyolardı. Birisi herhangi bir hareket yapıyor, diğeri onu tamamlıyordu. Bu çalışma üreticilik yönü ile güzel bir çalışma. Herkes bir hareket düşünüp ortaya çıkmak için çabalıyor. Bazen ortaya çıkacak insan bulamasakta çalışma genede akıcıydı. Zaten öğretmenlikte buna benzemiyor mu? Derse devam ederken aniden durup öğrenciden devam etmesini isteyebiliriz. Fakat bunu öğrenciyi tehdit edercesine değilde, oyunda olduğu gibi onun isteğine bağlı olarak yapmalıyız. </span><span style="font-size:14pt;"> </p>
<p></span><span style="font-size:14pt;">   Diğer çalışma hece çalışması ile iş isteme çalışması idi. Zevkli olması kadar, bazı şeylerin önemini bize ne kadarda iyi vurgulamış olması oyunun en büyük çıkarımıydı zannımca. Mesela konuşmanın ne kadar önemli olduğunu anladık. Yada mimiklerin, el kol hareketlerinin iletişimde ne kadar önemli olduğunu. Demekki iki hecede olsa insan çok şey anlatabiliyor. Yani öğretmen olduğumuzda ne kadar kısıtlı ortamda olursak olalım yapabileceğimiz illede bişeyler var. Bu arda hecelerden bazıları: le, ya, zo, bıt, mö&#8230;</span><span style="font-size:14pt;"> </p>
<p></span><span style="font-size:14pt;">   En son olarak yaptığımız grup çalışması ise çok manidardı. Yapılanların hepsini anlayamasamda bazen içinde çok manalar barındıran sahneler çıktı ortaya. Mesela ilk oyunda dayak yiyen abaza güzel canlandırılmıştı. Her ne kadar dayak atanı desteklemesemde, diğeride iki kızı yanına alarak abazalığını göstermiş. Bütün bunları fotoğraf sahnelerinden anlamış olmak çok güzeldi. Zaten hayatta anlık sahnelerin birleşmesi ile olmazmıki.. düşünün bir kere. Her an bir öncekinin resmi ile devam etmez mi?</span><span style="font-size:14pt;"> </p>
<p></span><span style="font-size:14pt;">   Bu arada şunuda anladık ki herkes sırasında düzgün dursu. Kaynamaya çalışırsanız dayağıda yersiniz&#8230;:)</span><span style="font-size:14pt;"> </p>
<p></span><span style="font-size:14pt;"> </p>
<p></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[pred485_5. hafta]]></title>
<link>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/03/26/pred485_5-hafta/</link>
<pubDate>Mon, 26 Mar 2007 20:28:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulcan durmusoglu</dc:creator>
<guid>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/03/26/pred485_5-hafta/</guid>
<description><![CDATA[Bu dersin en çok grup bilincini yükselttiğini ve içinde daha doğru bir şekilde nasıl yer alacağımızı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:13pt;"><font face="Times New Roman">Bu dersin en çok grup bilincini yükselttiğini ve içinde daha doğru bir şekilde nasıl yer alacağımızı öğrettiğini düşünüyorum. Film fragmanları yaptığımız aktivitede her gruptan çok farklı yorumlar geldi. Ancak tam olarak anlaşılmadığını ve bir önceki performansa göre daha az etkin olduğunu düşünüyorum. Aslında, yapılan iş daha zordu ve daha ciddi bir organizasyon, düşünme gücü gerektiriyordu. Gözlerimiz kapalı grup arkadaşlarımızı bulmamız farklıydı. Bu yüzden, konuşarak her grup sayıyı tutturmak için kendine özgü bir yol buldu. Ancak sandalye kapma oyunu daha çabuk davranıp anlık iletişimle çok çabuk ilerleyen bir aktivite olması beni daha çok eğendirdi. Bunu öğretmenlikte de çok rahat kullanabileceğimizi düşünüyorum. Her derste iletişim kurmak üzerine ve bir bütünün parçası olarak üstümüze düşen görevi yapmak adına bir şeyler kazanıyoruz.</font></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[pred485: Fragmanlar (20-mart)]]></title>
<link>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/03/22/pred485-fragmanlar-20-mart/</link>
<pubDate>Thu, 22 Mar 2007 18:57:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>zebercenat3</dc:creator>
<guid>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/03/22/pred485-fragmanlar-20-mart/</guid>
<description><![CDATA[   Yaptığımız her faaliyetin bize birşeyler kazandırmasını ummak doğru değil bence. Evet bize birşey]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Yaptığımız her faaliyetin bize birşeyler kazandırmasını ummak doğru değil bence. Evet bize birşeyler katabilir. Fakat katmasada sorun değil. Derste eğlenmiş olmak bile apayrı bir kar bence. Herşeyden ziyade şunu söylemek gerekir ki ders bizim daha önce yapmadığımız şeyleri yapmamıza imkan veriyor. Bu açıdan belkide hiç bizde olmadığını sandığımız kabiliyetlerimizi görebiliriz. Ne bileyim sahne için geçerli olan terimleri öğrenmemiz bile ayrıca bir güzellik. Kültürümüz gelişiyor.</font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Bu hafta sandalyelerle işe başladık. iki farklı oyunu bir sandalye ile oynadık. Birincisinde grup aktivitesi olarak hocamızı sandalyeye oturtmamaya gayret gösterdik, diğerinde herhangi bir arkadaşımızı. Derste birinci aktivitede grup olarak çalışma var dedik ve rekabet olmadığını söyledik diğerinde ise rekabet olduğunu söyledik. Hatta oyunların çokta rekabet içermemeinin iyi olduğu görüşüne vardık. Fakat ben bu noktada katılmıyorum. Öncelikle bence iki oyunda rekabet içeriyordu. Birincisinde hepimiz hocamıza karşı rakiptik, diğerinde herkes herkese karşı rakipti. Ayrıca bu devirde rekabetsiz oyunda hiç çekici değil. Gruplara ayırsak bile herhangi bir topluluğu grup olarak yarışıyor herkes. Otommatiğe bağlamış herkes. Herkes kazanmaya endekslemiş kendini. Hal böyle olunca rekabetsiz bir oyun sanki şekersiz çaya benziyor. Tabiki çayı şekersiz içebilenler vardır, ama genellikle şekerle içilir çay.</font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Diğer aktivitemiz film fragmanı hazırlamaktı. Yaptığımız bu faaliyette çok güzel fikirlerin çıkması gerçekten çok güzel. Ben hem kendimde, hemde sınıftan bu kadar güzel fragmanların çıkabileceğine pek ihtimal vermiyordum. Fakat gördümki gerçekten çok güzel fragmanlar seyrettik. Tabiki ilk fragman çalışması olarak çok eksiklerimiz var. Ama genede ilk olması açısından gayet güzeldi. Bizim klasik türk filmi olarak fragman hazırlamamız hoştu zannımca. Fakat filmin sonunda ne olacağı hakkında hiçbirimizin fikri yoktu sanırım. Sadece fragmanı yaptık o kadar. Sanırım diğerleride böyleydi. Acaba sinemcılığa böylemi başlanıtor.sonunu bilmediğin çalışmalarla mı?</font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></p>
<p></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Haftalar geçtikçe dersin içeriğini ve bize kazandırmak istenenlerin daha iyi ayırdına varıyorum. Özellikle sced 487den ayrılan yönlerini çok iyi anlıyorum. </font></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[pred 485_4. hafta]]></title>
<link>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/03/15/pred-485_4-hafta/</link>
<pubDate>Thu, 15 Mar 2007 21:22:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulcan durmusoglu</dc:creator>
<guid>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/03/15/pred-485_4-hafta/</guid>
<description><![CDATA[Yaşam boyu pek çok kez yaratıcılığımız kullanmak zorunda kalacağız. Farklı düşünüp, bunu ifade edebi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:13pt;"><font face="Times New Roman">Yaşam boyu pek çok kez yaratıcılığımız kullanmak zorunda kalacağız. Farklı düşünüp, bunu ifade edebilmek ve bir şey şekillenirken buna katkıda bulunabilmek, aslında bütünde oluşan şeyin gerçekten de bir parçası olabilmek gerçek yaratıcılık olabilir. Herkesin bir şeyler söylediği bir ortamda parçadan bilinmeyen bir bütünün çıkması ve bu bütünün kısa zamanlı bir paylaşımın sonucu olması son derece ilgi uyandırıcı. Grupta <em>herkesin</em> kendinden parça eklediği bir aktivite. Bunun yanında, tüm bu aşamalar eleştirel bakmayı da gerektiriyor. Ki bu da eğitimci olarak neyi, hangi oranda kulanmamız gerektiği yönünde ciddi ipuçlarına ulaşmamızı sağlayacak. Aslında hayatımızın birçok anında denge ve uyum olarak bize katkı sağlayacaktır.</font></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pred 485-Ufak Tiyatrolar (13 mart)]]></title>
<link>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/03/14/pred-485-ufak-tiyatrolar-13-mart/</link>
<pubDate>Wed, 14 Mar 2007 20:20:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>zebercenat3</dc:creator>
<guid>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/03/14/pred-485-ufak-tiyatrolar-13-mart/</guid>
<description><![CDATA[   Güzel derse güzel devam ettik. Sıkıldığımı bildiğim hiç bi derse bu kadar hevesli devam etmedim b]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:14pt;"></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Güzel derse güzel devam ettik. Sıkıldığımı bildiğim hiç bi derse bu kadar hevesli devam etmedim bugüne kadar. Son tiyatro gösterimlerinde sıkılmış olduğum anlar olsada, ilgimi derse karşı hiç kaybetmedim.</font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;"><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Derste sürekli hocamız oynadığımız oyunları bir yerlere koymaya çalışanların olduğunu söyledi. Aslen ben hiç merak etmedim biz bu oyunları neden oynuyoruz diye. Tamamen aklımdan geçen ileride ben bu oyunları kullanabilirim inşallah. Zaten çoğu teoremde oyun kavramı geçiyoken &#8220;neden&#8221; aramakta gereksiz bence.</font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span></p>
<p></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Derse ebeleme oyunu ile başladık. Herkes ebelemeye çalıştı. Arkadaşlar 27,51,30,45&#8230;kere ebelemişler. Ben 21 kere ebeledim. Nasıl oldu anlamadım. Galiba eksik saydım&#8230;yada gerçekten ebeleyemedim.:)</font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;"><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Sonra geldik gruplara ve sahneye&#8230; Altı grup oluşturduk. Bu demekki altı oyun sergilenecek. İlk grup biz olduk oyunlarını sergileyen. Gerçekten bizim için güzel tecrübe oldu. Kendimi izlemeyi çok istiyorum. Sanırım çok iyi beceremedim. Ama denemiş olmak bile güzeldi sahne performansını.</font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span></p>
<p></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Çok güzel oyunlar sahnelendi. Hiç beklemediğim güzellikteydi hepside. Yazılmış bir senaryo olmamasına rağmen hepsi çok güzeldi. Herkes benimsemşti rollerini. Elbette iyi yapamayanlar vardı. Ama onlar bile güzellikler arasında kayboldu&#8230;</font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;"><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Yurtlar ve remedialler, otobüste geçenler, aşıkların kavuşması, ev tutmak için neler olabileceği, sınfta geçen olay ve panço adası&#8230; Gerçekten çok eğlenceli bi dersti. Çok şey kattğını düşünüyorum bana. Daha güzelleri olur inşallah&#8230;. </font></span></p>
<p></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[pred 485_ 3. hafta]]></title>
<link>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/03/12/pred-485_-3-hafta/</link>
<pubDate>Mon, 12 Mar 2007 20:31:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulcan durmusoglu</dc:creator>
<guid>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/03/12/pred-485_-3-hafta/</guid>
<description><![CDATA[Kendimizi doğru ifade etmek sadece dille sınırlı zaten olamaz. Ya da genel geçer bir formül yok bu k]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:13pt;"><font face="Times New Roman">Kendimizi doğru ifade etmek sadece dille sınırlı zaten olamaz. Ya da genel geçer bir formül yok bu konuda. Çoğu zaman bilinçsiz olarak kullandığımız ve kişiden kişiye değişen bir birleşim söz konusu. Bunun içinde mimikler, jestler ve içsel yan olarak alt metin var. Bu haftaki aktivitelerde bunun önemi ve iletişime ne denli katkıda bulunduğu görüldü. Birinin bile eksikliği ya da yanlış kullanımı anlamı ve anlatılmak isteneni tamamen değiştiriyor. Aslında ilginç olan; herkesin sözel olarak aynı dili kullanıp tamamen birbirinden farklı şeyler anlatma ve farklı şekillerde algılanma durumu. Bunu da bireysel farklılığımız oluşturuyor ve bu sayede sonsuz dil ve iletişim yolu oluşuyor.</font></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pred 485: Biraz Daha Fazla Oyun, Biraz Daha Fazla Yorum (6.mart)]]></title>
<link>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/03/10/pred-485-biraz-daha-fazla-oyun-biraz-daha-fazla-yorum-6mart/</link>
<pubDate>Sat, 10 Mar 2007 19:22:22 +0000</pubDate>
<dc:creator>zebercenat3</dc:creator>
<guid>http://zebercenat3.wordpress.com/2007/03/10/pred-485-biraz-daha-fazla-oyun-biraz-daha-fazla-yorum-6mart/</guid>
<description><![CDATA[   Bu hafta öncekilere nazaran biraz daha yoğundu sanırım. Hem daha fazla teorik biligi hemde daha f]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Bu hafta öncekilere nazaran biraz daha yoğundu sanırım. Hem daha fazla teorik biligi hemde daha fazla oyun oynadık zannımca.<span> </span>İlk bakışta masaları toplayıncaya kadar teorik kısmın çok uzayacağını düşünmüştüm. Fakat çok uzamasada, bayağı bir konuştuk. </font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;"><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   </font></span></span></p>
<p><span style="font-size:14pt;"><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Derslerde kullandığımız veya kullanacağımız terminolojiye değindik. Alt metin, jest, postür, mimik, iç aksiyom&#8230;vs. Bu terimleri hem tanımladık hemde daha sonra oyunlarını oynadık.</font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span></span></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Oyunlarımızdan biri mimik oyunu idi. Sınıfça belirlenen bir mimiği tahtaya kalkan arkadaşımız yapmaya çalışıyordu. Duygusal, otoriter, kızgın, sinsi, kurnaz&#8230; Arkadaşlarda başarılı oldu hane&#8230;</font></span></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"></span></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="font-size:14pt;">   </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="font-size:14pt;">   </span><span style="font-size:14pt;">Daha sonra iki kişi tek kişiyi oynadı. Biri anlattı diğeri ona uygun el hareketleri yaptı. Yani anlatılana bi jest buldu. Bunu iki farklı şekilde yaptık. Birinde kişi el hareketlerini yapan arkada durdu, diğerinde anlatan başka bir yerde durdu. Oyun iki kişiyi adapte etme açısından mükemmeldi. Yani iki kişiyi aynı anda düşündürmek güzeldi&#8230;</span><span style="font-size:14pt;"> </span></font></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman"><span style="font-size:14pt;">   </span></font></p>
<p><font face="Times New Roman"><span style="font-size:14pt;">   </span></font><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">En son oyunlardan biride jest, mimik, postür ve replik oyunlarını içeren oyundu. Oyuna bütün sınıf dahil oldu. Herkes birşeyler yaptı. Bu dersin en sevdiğim kısımlarından biri de burası. Çoğu insan başkalarını umursamadan birşeylerin gayreti içinde.</font></span></p>
<p><span style="font-size:14pt;"></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;"> </span><span style="font-size:14pt;"><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Diğer oyunlardan biride, bütün sınıfı iki gruba ayırıp karşılıklı iki kişiyi canlandırma oyunu idi. Gerçekten müthiş bir oyun idi. İşten kovulan biri ve buna sebep olan diğeri&#8230; Herkes kendi olmaktan çıkıp, o karaktere adapte oldu.</font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span></span><span style="font-size:14pt;"> </span><span style="font-size:14pt;"><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Mısır patlaması, aynı anda hareket etmeme oyunu ve 3 hareket oyunu (ayakkabıya bakma ile başlayan) oynadığımız diğer oyunlar idi.</font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span><span style="font-size:14pt;"><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   </font></span></span></p>
<p></span><span style="font-size:14pt;"><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Bu derste kendimi tiyatroda hissettim. Yaparak öğrenme budur bence. En az tiyatrocularda benim eğlendiğim kadar eğleniyordur sanırım. Dersede gerçekten adapte olabiliyorum. Jest, mimik, postür&#8230;vs. bunları ancak bu kadar akılda kalıcı şekilde öğrenebilirdim.</font></span><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman"> </font></span></span></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   Daha önceki eğitim derslerinde bir çok teori gördük oyun üzerine. Fakat hiç oynamamıştık. Demekki oynanınca bu kadar etkili olabiliyormuş diyorum artık. En azından denemek gerek&#8230; </font></span></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"></span></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   </font></span></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"><font face="Times New Roman">   M.Fatih GÜNGÖR</font></span></p>
<p style="margin:0;" class="MsoNormal"><span style="font-size:14pt;"></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pred 485 te üçüncü hafta]]></title>
<link>http://memoli.wordpress.com/2007/03/06/pred-485-te-ucuncu-hafta/</link>
<pubDate>Tue, 06 Mar 2007 15:36:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>memoli</dc:creator>
<guid>http://memoli.wordpress.com/2007/03/06/pred-485-te-ucuncu-hafta/</guid>
<description><![CDATA[Tekrar teşekkürler hocam bize bu yoğun ders proramımız içinde biraz soluklanma imkanı veriyorsunuz. ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Tekrar teşekkürler hocam bize bu yoğun ders proramımız içinde biraz soluklanma imkanı veriyorsunuz.</p>
<p>Bu hafta aldığım notlara göra bir performansın değerlendirilmesinde kullanacağımız Replik postül alt metin ,iç aksiyon dış aksiyon mimikjest gibi bileşenlerin ne olduğunu yazılı olarak gördük.Sonra Mimik çalışması yaparak bu bileşeni kendimiz kullanabilmeye çalıştık .ben (çok teşekkür ederim bu görevi yapmak bana zevk veriyor) yine kameramanlık yapıyordum ki hocamız sonradan gelip bana tahtaya çıkmamı söyledi ve temkinli sırnaşık aşık  rolünü yapmamı istedi ne var ki performansımdan sonra  o alkış sesini duymak bana büyük mutluluk verdi.Jest performansında ki partnerim Emre ile gayet eğlenceli bi iş çıkardığımızı sanıyorum.Emre nin ellerine gülmekten bi ara başlayamadım o yüzden pardon hocam..</p>
<p>En son yapılan tamamlama aktivitesi ve üstüne gelen serbest şahsi doğaçlama da çok iyiydi.Ben sadece konuda bütünlüğü korumak için (replik postul vs verdiğimiz aktivi de de) her arkadaşın benim kadar efor sarfedip ortaya anlamlı bişeyler çıkarmasını isterdim.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[pred 485_2. hafta]]></title>
<link>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/03/05/pred-485_2-hafta/</link>
<pubDate>Mon, 05 Mar 2007 15:39:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>gulcan durmusoglu</dc:creator>
<guid>http://gulcandurmusoglu1.wordpress.com/2007/03/05/pred-485_2-hafta/</guid>
<description><![CDATA[Öğretmenliğin gerçekten bir performans sanatı birikimi gerektirdiğini bu hafta daha iyi anladım. Sad]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="margin:0;" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman">Öğretmenliğin gerçekten bir performans sanatı birikimi gerektirdiğini bu hafta daha iyi anladım. Sadece branşını iyi bilmek ve öğretme teknikleri yeterli değil. Sosyal bir ortam, toplumun bir parçası olan sınıfı bir arada tutmak ayrı bir emek gerektiriyor. Bunun için de bizim rehberliğimiz gerekiyor. İkili ve üçlü gruplar halinde yapılan aktivitede belirlenmiş bir çerçevede konsantrasyonumuzu sağlayıp cevaplar vermek zorundaydık. Hem sınıf içindeki ortamı bütünleştirmek hem de dikkatimizi belli bir şeye aktarmak adına iyi bir çalışma oldu. Üçlü çalışmada birlikte bir grup olmak ve bir öncekini dinlemek gerekti. Günlük hayatta da karşımıza çıkacak durumlar değil belki. Ancak amaç buna da hizmet ediyor. İnsan ilişkilerini kuvvetlendirmek ve davranışlarımızı çevremizi de dikkate alarak gerçekleştirmek amaç olabilir. Aynı düzen partnerle yaptığımız aktivite de geçerli. Sayı sayarken ya da belirli hareketler yaparken yine karşımızdakine dikkatimizi yoğunlaştırmak grup bilincini ve uyumu arttırıyor. Ancak en çok eğlenen ve gülen kesim sanırım geride kalıp sahnedekileri izleyenler oldu. Ki hepimiz sırasıyla güldük ve güldürdük.</font></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pred 485 Beşinci ders]]></title>
<link>http://huseyincevizci.wordpress.com/2007/03/26/pred-485-besinci-ders/</link>
<pubDate>Mon, 26 Mar 2007 13:39:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>huseyincevizci</dc:creator>
<guid>http://huseyincevizci.wordpress.com/2007/03/26/pred-485-besinci-ders/</guid>
<description><![CDATA[Bu hafta yaptığımız aktivite geçen haftaya göre daha zordu. Daha iyi bir kurgu, düşündüğümüzü iyi an]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Bu hafta yaptığımız aktivite geçen haftaya göre daha zordu. Daha iyi bir kurgu, düşündüğümüzü iyi anlatacak bir anlayış gerektiriyordu. Öğretmenlikle ilgili düşündüğümde de bu noktanın ortak olduğunu görüyorum. Siz bir şey düşünebilir onu anlatmak isteyebilirsiniz. Ancak herşeyi net sunmalısınız. Eğer olması gereken netlikte sunamazsanız öğrenme sorunlu gerçekleşebilecektir. Bu sorunlu öğrenme de çoğu zaman hiç öğrenmeme durumundan daha olumsuz olmaktadır.</p>
<p>Doğuştan gelen yetenek ve sonradan kazanılmış beceriler tartışması aslında çok eski bir konu. Bu dengeyi değerlendirdiğimiz alan çok önemli. Mesela resim mi? heykeltraşlık mı? ayakkabı boyacılığı mı? keman mı? tiyatro mu? öğretmenlik mi? Yani tartıştığımız ve denge noktasını aradığımız alan hangisi? Bence herbiri için bu denge noktası farklı yerlerde. Mesela ayakkabı boyacılığı sonradan kusursuz yapması öğrenilebilinecek birşey olabilir, ama eğer bir insanın doğuştan yeteneği yoksa yağlı boya insan portrelerinde bir üstad olamaz. Bir insan doğuştan sanata duyarsız veya alakasız gelmez elbette. Her dalla ilgili kendisi belli bir seviyeye gelebilir. Tiyatroda örneğin; bugün biz sınıfta istisnasız hepimiz küçük çapta oyunlar oynuyoruz. Hepimiz! Bu dalla ilgili küçük örnekler şimdiden verdik bile. Ama bu konuda ustalaşmak, ilerilere gidebilmek için çalışmanın yanında bir yeteneğe de sahip olmak gerekiyor.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pred 485 Dördüncü Ders]]></title>
<link>http://huseyincevizci.wordpress.com/2007/03/19/pred-485-dorduncu-ders/</link>
<pubDate>Mon, 19 Mar 2007 21:27:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>huseyincevizci</dc:creator>
<guid>http://huseyincevizci.wordpress.com/2007/03/19/pred-485-dorduncu-ders/</guid>
<description><![CDATA[Farklı sanat dallarına ilgi dumuşumdur ve hep imrenmişimdir. Müzikle ucundan uğraşıyor olsam da prof]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Farklı sanat dallarına ilgi dumuşumdur ve hep imrenmişimdir. Müzikle ucundan uğraşıyor olsam da profesyonel bir şekilde hiçbir sanat dalıyla ilişkimin olmaması beni üzmüştür. Hatta mimarsinan Üniversitesi&#8217;nin önünden geçerken de hep bu düşünceler aklıma gelir. Ama bu haftaöğretmenlik mesleğinin de sanatsal bir yönü olduğunu, birşeyler sergiliyor olmamızdan dolayı bir sahne sanatına benzediğini algılamaya başladım. Öğretmenlik yapmayı başarabilmek bir sahnede rol sergilemenin belki de küçük bir benzeri.</p>
<p>Sergilediğimiz oyuncuk gerçekten hem hazırlanış hem uygulanma açısından çok maceralı geçti. Bu maceralı sürecin içinde gözlemlediğim bazı ilginç doğaçlamaları aktarmak istiyorum:</p>
<p>&#62; Güzellik yarışmasının kazananı açıklandığında seyircileri alkışlaması gerektiğini konuşmamıştık, sağolsun herkes <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>&#62; Tam bizim performansımız sergilenirken kapı açıldı ve hoca dışarı çıkmak zorunda kaldı, dikkatler dağıldı ama oyunumuza devam ettik. &#8220;Show must go on&#8221; felsefesini doğaçlama uygulamıştık <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>&#62; Cinayet anında müzik diye bir şey konuşmamıştık, o anda doğaçlama bir şekilde müzik kullandık.</p>
<p>Bu dersi ve yaptığımız işi her geçen gün daha çok seviyorum. İTÜ&#8217;de mühendislikte okuyan arkadaşlarıma anlatıyorum, çatlıyorlar, sinir oluyorlar. Bize bu ayrıcalığı yaşattığı için hocamıza teşekkürler.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pred 485 üçüncü ders]]></title>
<link>http://huseyincevizci.wordpress.com/2007/03/12/6/</link>
<pubDate>Mon, 12 Mar 2007 20:39:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>huseyincevizci</dc:creator>
<guid>http://huseyincevizci.wordpress.com/2007/03/12/6/</guid>
<description><![CDATA[Bu hafta dersin genel yapısı hakkındaki görüşlerimin netleşmesi için çok önemli bir haftaydı. Anlık ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Bu hafta dersin genel yapısı hakkındaki görüşlerimin netleşmesi için çok önemli bir haftaydı. Anlık tepkiler, anlık fikirler ve anlık tavırlar geliştirme konusunda gelişecek olacağımızın netleştiği aktiviteler vardı. Beni bu aktivitelerde en çok etkileyen şey kısa sürede kullanılacak yaratıcılık ve bunu uygulayabilme becerisinin aynı zamanda bir takım uyumuyla birleşiyor olmasıydı. Siz hayal gücünüzü takımınızda öne geçiremiyrdunuz veya gerisinde kalamıyordunuz. Bu uyumun gelişmesi bence gerçek hayattaki başarının gelişmesi için de önemli. Çünkü kanımca gündelik yaşamımızda bir ekibin parçası olduğumuz durumlarda yaratıcılığımızın verimini içinde bulunduğumuz duruma göre ayarlamalıyız diye düşünüyorum.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pred 485 İkinci Ders]]></title>
<link>http://huseyincevizci.wordpress.com/2007/03/05/pred-485-ikinci-ders/</link>
<pubDate>Mon, 05 Mar 2007 21:54:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>huseyincevizci</dc:creator>
<guid>http://huseyincevizci.wordpress.com/2007/03/05/pred-485-ikinci-ders/</guid>
<description><![CDATA[Bu yazıda derste yaptığımız oyunları değil bir dersin bütün olarak bir insanı nasıl iyi edebileceğin]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Bu yazıda derste yaptığımız oyunları değil bir dersin bütün olarak bir insanı nasıl iyi edebileceğini yazacağım. Bu dersin benim için önemi ders adına veya eğitim bilimi adına kazandıklarımın ötesindeydi. Bu ders bana, ruhuma, psikolojime çok iyi geldi. Son aylarda yaşadığım koşuşturmacanın içinde, iş yaşamıyla okul yaşamını birarada götürme çabasının tam ortasında saplanmışken hiç bitmesin istediğim eğlenceli saatler bana çok iyi geldi. Uzun süredir bu kadar gülmemiştim. Güldüm hem de kahkalarla.. (Teşekkürler &#8220;tek birey olma&#8221; oyununda bizleri neşelendiren simultan arkadaşım)<br />
Hem diyalog oyununa, hem teklif oyununa çok çok isteyerek, çok eğlenerek katıldım. Ders bittiğinde bir sonraki haftayı beklemeye başladım. Bu hissi küçükken lunaparktan dönüşte de yaşadığımı biliyorum. Bir tad vardır, ama damağınızda kalır. Onun gibi&#8230;</p>
<p>Devam edecek bir aktivitenin, bir sonraki bölümü için heves oluşturabilmek; insanların seve seve, kendiliğinden, mutlu ayaklarla gitmesini sağlamak bence güzel bir başarı. Bu dersi çok seviyorum, belki bir üniversite öğrencisinden çok bir çocuk gibi seviyorum!</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pred 485 ilk ders]]></title>
<link>http://huseyincevizci.wordpress.com/2007/02/27/pred-485-ilk-ders/</link>
<pubDate>Tue, 27 Feb 2007 05:54:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>huseyincevizci</dc:creator>
<guid>http://huseyincevizci.wordpress.com/2007/02/27/pred-485-ilk-ders/</guid>
<description><![CDATA[Bunun aldığım en eğlenceli ve en önemli derslerden biri olacağının farkındayım. Hem öğrencileri eğle]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Bunun aldığım en eğlenceli ve en önemli derslerden biri olacağının farkındayım. Hem öğrencileri eğlendirmenin önemini hem de nasıl eğlendirmemiz gerektiğini analiz edip üzerinde düşünmemizi sağlayacak bu dersi aldığım için çok doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum. Şu çok net ki eğer bir insanın dikkati bizim istediğimiz noktaya toplanmamışsa ona birşeyler &#8220;öğretmek&#8221; mümkün değil. Onun dikkatini bizim istediğimiz yöne çekmek zorundayız, aslında belki de önce bunun önemini kavramalıyız.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
