<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>resim-gunlugu &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/resim-gunlugu/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "resim-gunlugu"</description>
	<pubDate>Sat, 05 Dec 2009 12:49:11 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Aslı Özok]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/07/08/asli-ozok/</link>
<pubDate>Wed, 08 Jul 2009 21:21:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/07/08/asli-ozok/</guid>
<description><![CDATA[1976 Ankara doğumlu Özok, 2003 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Resim Lisans Programı ve Fresk Uygul]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignright size-full wp-image-376" title="ozok" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/07/ozok.jpg" alt="ozok" width="466" height="363" />1976 Ankara doğumlu Özok, 2003 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Resim Lisans Programı ve Fresk Uygulamalı Atölyesinden mezun olduktan sonra halen aynı üniversitede Resim Yüksek Lisans Programına devam ediyor.</p>
<p>Bugüne kadar pek çok karma sergi ve etkinliğe katılan Aslı Özok 30 Ağustos  19 Eylül 2004 tarihleri arasında ilk kişisel sergisiyle Bodrumlu sanatseverlerin karşısına çıkıyor. Denizi Pişirdik Organizasyonu&#8217;nun katkılarıyla onarılıp yeniden sanat dünyasına kazandırılan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi girişindeki Haluk Elbe Sanat Galerisinde 3 hafta süreyle sanatseverleri ağırlayacak olan ressam Aslı Özok, bu ilk kişisel sergisini ve sanat anlayışını şöyle tanımlıyor:</p>
<p>&#8220;Resimlerimde insanların yaşamında var olan kimlik problemine işaret etmek istedim. Bu nedenle barkod sembolü üzerinde durdum. Resimlerim, içine tüketim malzemelerinin, insan sürülerinin karıştığı bir imgeler kurgusu oldu. Ele aldığım imgeleri tarafsız kullanıp, gücümün yettiğince; her türlü kişisellikten arındırmaya çalışarak, soğuk bir netlik ve simgesellikle eleştirmek istedim. Aslında, resmimi oluştururken kullandığım plastik elemanlar, ileri kapitalist ve tüketim toplumunun üzerimde yarattığı etkiler. Balık simgesi, insan sürülerini; barkod ise yüzyılın (tüketim çağının) en iyi göstergesi oldu, benim için&#8230; Onları aynı bağlamda bir araya getirmek, onlardaki plastik etkiyi ortaya çıkarıp sunmak; bir anlamda tüketici, seyirci ve kullanıcı olan bu sürüyü kendiyle yüzleştirmek istedim. Kendimi ifade ederken, hırçın ve agresif olmaktansa; düşündüren, ilgi uyandıran fakat her zaman içinde entel bir eleştirisi varolan resimler yapıyorum. İnsanların ne verilirse onu almaları, seçiciliklerini kaybetmeleri, zevklerin tanımsızlaşması; sanatın ve sanatçı kavramlarının karışması&#8230; Soyut kavramların, somut anlatımları; bunlar insanlar mı yoksa balıklar mı&#8230;&#8221;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nuri İyem]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/06/13/nuri-iyem/</link>
<pubDate>Sat, 13 Jun 2009 13:48:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/06/13/nuri-iyem/</guid>
<description><![CDATA[Türk resim sanatının en büyük ustalarından biri olan Nuri İyem, Türk Cumhuriyet tarihinin toplumsal,]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignright size-full wp-image-373" title="nuriusta1" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/06/nuriusta1.jpg" alt="nuriusta1" width="300" height="374" />Türk resim sanatının en büyük ustalarından biri olan Nuri İyem, Türk Cumhuriyet tarihinin toplumsal, siyasi ve kültürel değişimine tanıklık etmiş ve bu ilerlemeye katkıda bulunmuş, dumadan üretmiş Türk sanatına yeri dolduramayacak eserler vermiştir.  1915 yılında İstanbul&#8217;da doğan sanatçı, resme küçük yaşlarda duvarlara kömür kalemle yaptığı çizimlerle başladı. Sağlık memuru olan babasının görevi dolayısıyla çocukluğunu anadolu&#8217;nun farklı şehirleri dolaşarak geçirdi. İlkokulu Mardin&#8217;de bitiren sanatçı ortaokulda İstanbul&#8217;a geldi. Önce Vefa ardından da Pertevniyal Lisesine kaydoldu. Resim tutkusu da bu yıllarda başladı. Hatta resim aşkı yüzünden derslerden geri kalan sanatçı, ailesinin onun doktor olmasını istemesine rağmen en sonunda Akademiye kaydoldu. Yaptığı çalışmaları, o yılların en önemli sanat etkinliği olan Galatasaray sergilerinde, resimlerini hayranlıkla izlediği Nazmi Ziya&#8217;ya göstermiş ve onun teşvikini de aldıktan sonra hiç duraksamadan kaydını yaptırıp derslere başlamıştı. Devrin diğer büyük ressamları gibi Nazmi Ziya, Hikmet Onat, Çallı ve Levy&#8217;nin öğrencisi olan genç ressam, aynı zamanda Feyhaman Duran, Namık İsmail gibi diğer akademi hocalarının fikirlerinden yararlanmaktan geri kalmadı ve Sanat Tarihi, Estetik ve Mitoloji dersleri veren Ahmet Hamdi Tanpınar&#8217;ın, önünde açtığı geniş ufukla entellektüel kimliğini buldu. Ahmet Hamdi&#8217;nin düşünce yapısı onun şu satırlarında belli olur: &#8220;Geniş hayat önümüzdeki bin başlı bir muamma gibi duruyor. Onu çözdükçe kendimizi bulacağız; hakiki şahsiyette, hür san&#8217;ata kavuşacağız. Ağaç güneşte serpilir, fakat toprağın derinliklerindeki kökü ile beslenir. İnsanoğlu kendi ferdiyetini bile ancak içinde yaşadığı cemiyetle idrak eder.&#8221; İyem&#8217;in yıllar sonra yazdığı ve Yeditepe&#8217;de yayınlanan &#8216;Sanatçımızın Kaderi&#8217; isimli bir makalesinde bile Ahmet Hamdi&#8217;ye gönderme yapması, bu büyük edebiyat ve düşün adamının onun üzerindeki kalıcı etkisini açık bir şekilde ortaya koyar: &#8220;Yazık değil mi bunca çabaya? Bunca masrafa? Bunca emeklere? Bunca teşkilatı bir takım adamlara maaş vermek için mi kurmuşuz? Bütün bunlar &#8216;Saatleri Ayarlama Enstitüsü&#8217; müdürler?&#8221;  Akademideki öğrenimini bitirdikten sonra askerliğini de tamamladı ve Giresun&#8217;da görev yaptı. 1940 yılında, dört yıl sonra ilk mezunu olacağı yeni açılan yüksek bölümünü tamamlamak üzere yine Akademi&#8217;ye girdi.  Sanat hayatı oldukça hareketli ancak siyasi hayatrı sorunlu bu yıllarda özel sergiler seyrek düzenlenebiliyor, bu da olduça zor bürokratik işlemlerden geçiriliyordu. Nuri İyem, Avni Arbaş, Selim Turan, Fethi Karakaş, Mümtaz Yener, Turgut Atalay, Haşmet Akal, Ferruh Başağa ve Agop Arad gibi 20&#8242;li yaşlardaki bir grup genç sanatçı, büyük çabaların sonunda Mayıs 1941&#8242;de İstanbul Beyoğlu Matbuat Müdürlüğü salonlarında ortak bir amaç ve görüş çerçevesinde biraraya gelerek bir sergi açtılar. Halkın arasına girmek, onların düşünce ve yaşayışlarını paylaşarak sanatsal üretimlerini gerçekleştirmek amacını taşıyan bu sanatçılar, İkinci Dünya Savaşı&#8217;nın bunalımlı ortamında sanatlarına toplumsal gerçekçi bir yön vermişlerdir. D Grubu&#8217;nun şekilciliğine ve Anadolu&#8217;dan kopuk resim anlayışına karşı çıkan toplumsal içerikli resimleriyle halkla bütünleşmeyi amaçladılar ve bir ölçüde de başarılı oldular. Liman sergisi adı verilen bu etkinliğin ardından Yeniler adı altında birleşen sanatçılar, özellikle Akademi dışındaki yazar ve sanatçılardan destek gördüler. Yeniler, bir sanatçı olarak varolmanın yolunu sanat anlayışları ve toplum gerçekleri arasında bir orta yol çizerek bulmaya çalıştılar.  İyem Yeniler Grubu dağılana kadar düzenlediği tüm sergilere katıldı, bu arada bir süre Resim- Heykel Müzesi&#8217;nde Halil Dikmen&#8217;in yardımcısı olarak çalıştı. Burada, Türk resminin ilk dönem ustalarını da tanıma fırsatı buldu. Özellikle de Hoca Ali Rıza&#8217;ya hayranlık beslemekteydi: &#8220;Doğrusu ya, Türk resmi uzun yıllar seyircisiz kaldığı için, toplumsal yaşama katılmada emekledi durdu. Kendi payıma Hoca Ali Rıza&#8217;yı, Türk resmini Halk&#8217;a doğru götürmekteki çaba ve başarılarından ötürü, ayrıca seviyor ve sayıyorum.&#8221;  Sanatı topluma empoze etmekten çok, toplumun içinden çıkan bir sanat anlayışını benimseyen sanatçı, dur durak bilmeden üretmiş Anadolu halkına sanatı sevdirmek için tüm benliğiyle uğraşmıştır. Bu amaçla halka ulaşmak için 1946 yılında Beyoğlu&#8217;nda Ada (mobilya) mağazasında açtığı ilk sergi ve 1950&#8242;li yıllarda Maya Sanat Galerisi&#8217;nde düzenlenen diğerlerinin ardından bugüne kadar yapıtlarını bir çok kez sergilemiştir.  1950&#8242;li yıllarda soyut anlayışta eserler veren sanatçı 1960&#8242;larda figüratif resme geri dönerek, Anadolu insanını, onların yaşamını, iç dünyasını, köyden kente göç edenleri ve gecekondu yaşamını anlatmıştır. Bereketli topraklarıyla ve medeniyetler doğuran özelliğiyle; Anadolu&#8217;yu bir kadın olarak algılamış ve ürettiği kadın portrelerinde, iç dünyanın aynası olan gözlerin ışığında, bir parçası olduğumuz toplumu tüm gerçekliğiyle yansıtmıştır.  19-haziran 2005 yılında hayatını kaybeden büyük usta, altı bini aşkın resme imza attı.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Pınar Ceylan]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/05/31/pinar-ceylan/</link>
<pubDate>Sun, 31 May 2009 14:15:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/05/31/pinar-ceylan/</guid>
<description><![CDATA[08/02/1983 yılında İstanbul`da dogdu. 2001 yılında Yeditepe Universitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Pl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="aligncenter size-full wp-image-367" title="b_galeri_internet_pinarceylan_10863597" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/05/b_galeri_internet_pinarceylan_10863597.jpg" alt="b_galeri_internet_pinarceylan_10863597" width="400" height="360" /></p>
<p>08/02/1983 yılında İstanbul`da dogdu.<br />
2001 yılında Yeditepe Universitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Plastik Sanatlar Bölümüne</p>
<p>yetenek bursu alarak kabul edildi.</p>
<p>2002 yılında Moda ve Tekstil Tasarımı bölümünde burslu olarak çift anadal yapmaya hak kazandı.</p>
<p>2005 RH+ Sanat Dergisi�nin �Yılın Genç Ressamı�  yarışması�nda on beş finalistten biri oldu.</p>
<p>.2006 yılında fakülte  2.si olarak mezun oldu..</p>
<p>2007 yılında Londra�ya gitti. Tate Gallery,National Gallery ,Victoria&#38; Albert</p>
<p>Museum,British Museum, araştırma ve incelemelerde bulundu.</p>
<p>2008 yılında Plastik Sanatlar Bölümünde yüksek lisans yapmaya başlamış ve halen</p>
<p>devam etmektedir.  Prof.Zahit Büyükişleyen,Prof.Özdemir Altan,Prof.Turan</p>
<p>Aksoy,Prof.Ergin İnan, Prof.Kaya Özsezgin,Prof.Fevzi Karakoç, Sinan Demirtaş ve İsmet</p>
<p>Değirmenci`den sanat tarihi ve resim dersleri almistir.</p>
<p>KARMA SERGİLER</p>
<p>2001 Mef Okulları Ödüllü Plastik Sanatlar Sergisi</p>
<p>2003 Adada Sanat Senliği ve sergisi,Büyük Kulüp,Büyükada</p>
<p>2004 İstek Okulları Şenlikleri,Yeditepe Universitesi Sergisi,</p>
<p>İstek Semiha Şakir Lisesi</p>
<p>2005 Yeditepe Üniversitesi Resim Sergisi,Tüyap</p>
<p>2005 Yılın Genç Ressamı Yarışma Sergisi Tevfik İhtiyar Sanat Galerisi, Nişantaşı</p>
<p>2005 Genç Sanatçılar Resim Sergisi,Art Depo Sanat Galerisi, Beşiktaş</p>
<p>2006 Nuri İyem Resim Ödülü Yarişma Sergisi,Evin Sanat Galerisi, Bebek</p>
<p>2006 İşlemler Düsünce Küpü,Yeditepe Üniversitesi</p>
<p>2006 16.İstanbul Sanat Fuari,Rh+sanat Genc Ressamlar Sergisi ve workshop,Tüyap</p>
<p>2007 İfSAK 145.Dönem Fotoğraf  Sergisi, Taksim</p>
<p>2008 Nazım Hikmet Sanat Galerisi, Dört Usta Genç Karma Resim Sergisi, Taksim</p>
<p>2008  7.Beyazart Müzayedesi ve sergisi,Sofa Hotel,Nişantaşı</p>
<p>2008  Ekim Geçiti Sergisi; İTÜ Merkez Kütüphanesi Galerisi, Maslak</p>
<p>2008  Ekim Geçiti Sergisi ,Yetenek  Sanat Merkezi, Galatasaray</p>
<p>2008  Cumhuriyet Gazetesi Sanat Galerisi, Ankara</p>
<p>2009  69.Devlet Resim Heykel Yarışma Sergisi, Ankara</p>
<p>2009 Ares Sanat Galerisi ,Fenerbahçe</p>
<p>GÖNÜLLÜ ÇALIŞMALAR:</p>
<p>2006 Darülaceze erkek yemekanesi duvar resmi projesi</p>
<p>İŞ TECRÜBELERİ</p>
<p>20062008 HERRY ve DAGİ tasarım ekibiyle çalıştı.</p>
<p>2006 HERRY SonbaharKış koleksiyonu, (2007 İlkbaharYaz koleksiyonu)</p>
<p>2008 DAGİ SonbaharKış koleksiyonu, (2008 İlkbaharYaz koleksiyonu için tasarımlar yaptı)</p>
<p>STAJLAR:2005 ALTINYILDIZ,Dokuma Bölümü ,</p>
<p>2005 PARK BRAVO,TasarımBölümü , 2001,LACOSTE,Tasarım Bölümü</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Vefa Efendizade]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/05/13/vefa-efendizade/</link>
<pubDate>Wed, 13 May 2009 17:14:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/05/13/vefa-efendizade/</guid>
<description><![CDATA[Bakü doğumlu ressam Vefa Efendizade 1979 yılında Azerbaycan Devlet Güzel Sanatlar lisesinden ve 1987]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="datawrap"><img class="aligncenter size-full wp-image-364" title="n638551648_1844439_3698153" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/05/n638551648_1844439_3698153.jpg" alt="n638551648_1844439_3698153" width="543" height="543" />Bakü doğumlu ressam Vefa Efendizade 1979 yılında Azerbaycan Devlet Güzel Sanatlar lisesinden ve 1987 senesinde Moskova Devlet Surikov Güzel Sanatlar Akademisi Resim bölümünden mezun oldu. Daha sonra Azerbaycan Güzel Sanatlar Üniversitesinde öğretim görevliliği yaptı. 1991-98 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesinde öğretmenlik görevine devam etti. 2001 yılından bu yana Uluslararası Kıbrıs Üniversitesinde ders vermeye devam etmektedir. Eğitimciliği yanı sıra Ressam Vefa Efendizade Azerbaycan ve yurt dışında solo ve karma olmak üzere birçok sergilere katılmıştır.</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Edvard Munch'un Umutsuz İnsanları]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/05/04/edvard-munchun-umutsuz-insanlari/</link>
<pubDate>Mon, 04 May 2009 17:38:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/05/04/edvard-munchun-umutsuz-insanlari/</guid>
<description><![CDATA[Edvard Munch&#8217;un Umutsuz İnsanları Acı, aşk, insan ilişkileri, melankoli, hastalık ve ölüm]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignright size-full wp-image-361" title="m0024" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/05/m0024.jpg" alt="m0024" width="473" height="359" />Edvard Munch&#8217;un Umutsuz İnsanları Acı, aşk, insan ilişkileri, melankoli, hastalık ve ölüm&#8230; İnsanın ruhsal ve fiziksel hayatını belirleyen ana etkenlerdir. Çocukluğunda ailesindeki bireylerin hastalıklarına ve ölümlerine tanık olan Norveçli ressam Edvard Munch’un (1863-1944) ömrü boyunca unutamadığı bu durumlar onu fazlasıyla etkiledi ve sanatına yön veren unsurlar oldu. Babası doktor olan ressam din adamlarının, subayların ve öğretmenlerin olduğu bir burjuva ailesinde dünyaya geldi. Annesi ve kız kardeşinin veremden ölümünün ardından sarsılan bunalım içindeki babası odasına girip saatlerce dua ederdi. Munch o günler için 70. doğum gününden sonra &#8220;hastalık, delilik ve ölüm beşiğimin başucunda nöbet bekleyen ve ömrüm boyunca yanımdan ayrılmayan kötü meleklerdir&#8221; diye yazar.  1889 yılında Christania’da açılan ilk sergisi sonunda aldığı bir bursla gittiği ve üç yıl kaldığı Paris’te Manet, Gauguin, Seurat ve Van Gogh gibi ressamları keşfetti. Evrensel Sergi için Paris’te bulunduğu sırada babasının ölümü nedeniyle büyük bir depresyona girdi. 1892 yılında Berlin’de 50 çalışması sergilendi. Ancak üslubuna karşı gelişen tepki nedeniyle sergi bir hafta sonra kapatıldı. Almanya’da kaldığı yıllarda aşk ve ölüm korkusu temalarının yer aldığı Hayat Frizi serisini oluşturdu. İnsanların neşeli, acı ve umutsuzluk içinde gösterildiği Hayat Frizi’nin tamamı 1902 yılında Berlin’de sergilendi. 1908 yılında bunalım geçirerek altı ay hastanede yatan sanatçının Alman Müzelerindeki resimlerinin bir kısmı 1937’den sonra Naziler tarafından yoz sanat olarak nitelendirilmiştir.  1892 tarihli Karl John Akşamı’nda Oslo&#8217;nun ana caddesinde yalnızlığı, dışarıda olmayı ve kaygıyı gösterir. Ezici yönüne tanık olduğumuz kalabalık kaldırım boyunca seyirciye doğru yürür. Burjuvaya özgü yüksek şapkalar takan erkeklerin ve şık başlıklı kadınların açılmış gözleriyle şaşkın bir ifadeleri vardır. Mensubu oldukları sınıfın kurallarının ve baskılarının esiri olmuşlardır. Cadde kenarındaki parlamento binasının aydınlık olması ve pencerelerinin parlaklığı sahneye hakimdir. Kaldırımda yürüyen kalabalığın ters yönüne doğru giden yalnız figürle ilgili olarak Munch günlüğünde &#8220;Yanından geçenler ona tuhaf bir şekilde bakıyorlardı. O ise sönük akşam ışığında gözlerini dikerek kendisine bakmalarını anlayabiliyordu. Bazı düşüncelere dalmaya çalıştıysa da başarısız oldu. Kafasının içinde boşluktan başka bir şey yoktu. Bir kez daha geçenler onun yolundaydı, baştan aşağıya titriyordu ve ter içinde kalmıştı&#8221; diye yazmıştır. Aslında bu yazdıkları kendi başından geçen bir durumdu. Ters yöne gitmesi ve yalnız olması kalabalığı reddettiğini, uzak durduğunu ve içlerinde yer almak istemediğini gösteriyor. Bu ayrı durma resme hüzünlü ve melankolik ifade kazandırıyor.  Önemli çalışmalarından biri olan Madonna’da* çıplak bir figürle karşılaşırız. Rahat bir pozdaki figürün bir kolu havaya kalkık ve başının arkasını tutarken diğer kolu belinin arkasına bükülüdür. Kadının siyah saçları ve arka planın girdaplı hali sıkıntılı bir ruhu yansıtır. Başının üzerindeki kırmızı halenin hilal şekli kaşlarda da görülür. Ressam halenin ‘yaşamla ölüm arasında bir bağ’ olduğunu düşünüyordu. Yüz hem güzel hem de dünyanın acılarıyla doludur ve ölümü simgeler. Vücudun bölümlerinin geometrik biçimde sadeleştirilmesi etkiyi artırır. İç dünyanın dışavurumunu, ruhsal durumu, fırtınalı duyguları ve gizemli duygusallığı abartılı renklerle verir Munch. Karamsarlığını karşıdan görülen solgun yüzlerle ve sanrılı ifadelerle belli eder.  Üzerinde en çok konuşulan resmi 50&#8242;den fazla gravürü olan Çığlık&#8217;tır. 1893 tarihli ilk çalışma renklidir. Körfez, küçük yelkenli gemiler ve resmi çaprazlama kesen parmaklıklı köprü, sahnenin kuzey sahilinde olduğunu gösterir. Munch 1892 yılında hastalığı sırasında yazdığı günlüğünde bu sahneden söz eder; &#8220;İki arkadaşımla güneşin batışında yürürken aniden gökyüzü kahverengiye dönüştü. Durdum, hissizleştim ve bir parmaklık üzerine dayandım. Kentin ve mavi fiyordun üzerinde ateşin dili ve kan vardı. Arkadaşlarım yürümeye devam ettiler ben ise hala orada korkuyla titreyerek kalakaldım ve doğanın içinden gelen sonsuz çığlığı duydum&#8221;. Munch Dostoyevski ve Kierkegaard okurdu. Kierkegaard&#8217;ın şu pasajından etkilenmiş olmalı:-Ruhum öyle ağır ki hiçbir düşünce artık onu yükseltemez ne de kanat vuruşlarım onu sonsuzluğun içine çekemez. Herhangi bir şey onu kımıldatmazsa sadece yeryüzünde kalır, fırtınadan önce alçakta uçan bir kuş gibi. Ezicilik ve kaygı iç dünyamın üzerine çöküyor-. Amerikalı sanat tarihçisi Robert Rosenblum Munch&#8217;un ölü kafaları için Paris L&#8217;Homme müzesindeki bir Peru mumyasını model olarak aldığını öne sürmüştür. Korkunç bir şeyler sonrasındaki heyecanın ve insana özgü içsel bunalımların sembolik bir görünümü olan resimde ön plandaki figür başını elleri arasına almıştır. Yüz çarpıtılmış karikatürize edilmiştir ve bir kafatasını andırır. Gözler dik, yanaklar oyuk, ağız sonuna kadar açık ve bağırır durumdadır. Yılankavi figürün diğer iki figürden uzakta ve tek başınalığı yalnızlığını simgeler. Bütün çizgiler çığlık atan başa doğru akıyor. Resim varoluşun acımasızlığını, insanın umutsuzluğunu, mutsuzluğunu, korkularını ve çaresizliğini çarpıcı bir şekilde veriyor. Renkler figürün kaygılarını daha da vurguluyor. Fırtına öncesi sessizliği işaret eden gökyüzünün kırmızı ve sarıyla dalgalı görünümüne karşılık deniz açık renkle, kara ise koyu mavilerle oluşturulmuştur. Çığlık atan figürde ve köprüde toprak renkleri hakimdir. Dalgalanma resme hareketlilik kazandırır.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ayşegül Yeşilnil]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/04/20/aysegul-yesilnil/</link>
<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 20:32:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/04/20/aysegul-yesilnil/</guid>
<description><![CDATA[Bu yıl, VI. AVRUPA -AMERİKA GÖRSEL SANATLAR SERGİSİ; Maya medeniyeti Ve aynı zamanda turizmin cazibe]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="aligncenter size-full wp-image-357" title="dreams_of_aysegul_1__web-64" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/04/dreams_of_aysegul_1__web-64.jpg" alt="dreams_of_aysegul_1__web-64" width="474" height="354" /></p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-354" title="dreams_of_aysegul_2__web" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/04/dreams_of_aysegul_2__web.jpg" alt="dreams_of_aysegul_2__web" width="477" height="352" /></p>
<p>Bu yıl, VI. AVRUPA -AMERİKA GÖRSEL SANATLAR SERGİSİ; Maya medeniyeti Ve aynı zamanda turizmin cazibe merkezi olan; CAMPECHE-MEKSİKA &#8216;da gerçekleştirilecek. Görsel sanatlar disiplinlerinde iş üreten uluslararası Avrupa ve Amerika&#8217;lı sanatçıların katılacağı sergi, 15.07.2009 – 24.07.2009 tarihlerinde Meksika’daki SAN JOSE TAPINAĞI’nda yapılacaktır. Uluslararası Meksika sergisine Campeche Kültür Enstitüsü ve Artac-A.İ.A.P/ UNESCO tarafından seçilip davet edilen: Profesyonel Ressam ve Caz sanatçımız,  AYŞEGÜL YEŞİLNİL, bu sergiye;  “Ayşegül’ün RÜYALARI “adını taşıyan,  “Yeniden doğuşun simgesi” adlı  2 tablosuyla katılacaktır.</p>
<p><a href="http://www.yesilnil.com/">Ayşegül Yeşilnil</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ledün Nasır]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/04/19/ledun-nasir/</link>
<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 12:40:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/04/19/ledun-nasir/</guid>
<description><![CDATA[Tarsus da doğdu yüksek öğrenimini İstanbul da G.T.İ.A de yaptı. Uzun yıllar sürdürdüğü resim çalışma]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="aligncenter size-full wp-image-352" title="imagehandlerashx" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/04/imagehandlerashx.jpg" alt="imagehandlerashx" width="368" height="500" />Tarsus da doğdu yüksek öğrenimini İstanbul da G.T.İ.A de yaptı. Uzun yıllar sürdürdüğü resim çalışmalarını ilk kez 1993 yılında sergileyen sanatçı eserlerinde içsel zenginliğini temaların kurgusuna taşıdığı gibi duygu ve düşüncelerin olgunlaşmış saf halini biraz daha ben yorumuyla belirli öğelerde kullanarak ritim eşliğinde zaman, ve mekan kaygısı düşünmeden suretlere yüklemiştir. Bunu yaparken görmezlikten gelenlere göndermeler yaparak yaşamın içinde yer alan vurdumduymazlığı, rehin alınmış benlikleri iterek, düşünebilirliği ve içsel sorguyu çerçeve dışına taşırmak suretiyle karşısındakini etkilemiştir. .</p>
<p>Birçok kişisel ve karma sergileri olan sanatçının ödülleri olduğu gibi dış ülkelerde eserleri vardır, kendisi Uluslararası Plastik Sanatçılar Derneği (U.P.S.D) üyesi olup halen çalışmalarını kendi atölyesinde sürdürmektedir. 2008 	Nuri İyem Yarışması (Sergilenmeğe Değer) Ödülü</p>
<p>2008 	&#8220;Laleler&#8221;, Heykel ve Tasarım Ödülü</p>
<p>2007 	Nuri İyem Yarışması (Sergilenmeğe Değer) Ödülü</p>
<p>2007 	Kasdav Jüri Özel Ödülü</p>
<p><span style="color:#99cc00;"><a href="http://ledunnasir.com/v3_plt/platin.aspx?platinID=128&#38;section=1&#38;lang=TR">Ledün Nasır</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mehmet AKKAYA]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/04/10/mehmet-akkaya-2/</link>
<pubDate>Fri, 10 Apr 2009 00:24:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/04/10/mehmet-akkaya-2/</guid>
<description><![CDATA[Mehmet Akkaya]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.mehmetakkaya.com/"><img class="aligncenter size-full wp-image-346" title="_makkaya" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/04/_makkaya.jpg" alt="_makkaya" width="506" height="712" /></a></p>
<p><span style="color:#99cc00;"><a href="http://www.mehmetakkaya.com/">Mehmet Akkaya</a><br />
</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Orhan Umut]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/03/11/orhan-umut/</link>
<pubDate>Tue, 10 Mar 2009 23:10:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/03/11/orhan-umut/</guid>
<description><![CDATA[1972 Diyarbakır doğumlu 1993 Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Resim Bölümü 1997 Hasan ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>1972 Diyarbakır doğumlu<img class="alignright size-full wp-image-342" title="imagehandlerashx" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/03/imagehandlerashx.jpg" alt="imagehandlerashx" width="308" height="435" /></p>
<p>1993 Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Resim Bölümü</p>
<p>1997 Hasan RASTGELDİ Atölyesinden mezun oldu</p>
<p>2008 Halen Resim çalışmalarına DİYARBAKIR ’da devam etmektedir.</p>
<p>Sanatçının Ödülleri 1997 T.P.V Resim Yarışması “Jüri Özel Ödülü”</p>
<p>1998 D.S.İ Resim Yarışması “3.lük Ödülü”</p>
<p>2004 65. Devlet Resim Heykel Yarışması “BAŞARI ÖDÜLÜ”</p>
<p>2005 Diyabet Vakfı Resim Yarışması “Mansiyon”</p>
<p>2006 Eczacılar Birliği 50.Yılı Resim Yarışması “BAŞARI ÖDÜLÜ”</p>
<p>2007 İzmir Büyükşehir Belediyesi Resim Yarışması “3.lük ÖDÜLÜ”</p>
<p>2007 68. Devlet Resim Heykel Yarışması ‘juri özel Ödülü’</p>
<p>&#8221; Yer yer çalışmalarımda küçük ama akıllarda soru işaretleri bıraktıran esprilere de yer veriyorum. Böyle bir yaklaşımın resmi daha güçlü ve zengin kıldığını düşünüyorum. Bunu da yaparken işi mizah boyutuna da taşımak istemiyorum. Çünkü o zaman kendimden bir veya birkaç adım uzaklaşmış olurum, bu da beni rahatsız edip, duruşumu olumsuz etkiler. Bir önceki yerden bir sonraki yere taşıyacağım bir şeyler olmalı elimde, avucumda&#8230; Resmin sorunlarını, tenimde &#8211; tinimde yaşamam gerektiğine inanıyorum ve bir sanat yapıtı kendi kavramlarını oluşturmalı diye düşünüyorum. Kavramlar eserin içerisinde kalmalı. Sanatsal yaratım, bir bulmaca oyunudur. Zifiri karanlıkta el yordamı ile aramaktır bir anlamda. ‘Bir ölünün geçmesi gereken yetmiş kapı vardır’ der eski Mısır Mitolojisi. Derin bir soluk alıp yola koyulmalı öyleyse. &#8221;</p>
<p><span style="color:#99cc00;"><a href="http://orhanumut.com/">Orhan UMUT</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Abidin Dino]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/03/07/abidin-dino/</link>
<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 21:18:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/03/07/abidin-dino/</guid>
<description><![CDATA[Abidin Dino, (1913 &#8211; 1993) ünlü Türk ressam. Çağdaş Türk resminin öncülerinden olan Abidin Din]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Abidin Dino, (1913 &#8211; 1993) ünlü Türk ressam. Çağdaş Türk resminin <img class="alignright size-full wp-image-339" title="18" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/03/18.jpg" alt="18" width="290" height="420" />öncülerinden olan Abidin Dino, aynı zamanda bir yazar ve siyasetçidir. 23 Mart1913 günü İstanbul&#8217;da doğdu. 1. Dünya Savaşı başladığında Avrupa&#8217;da seyahatte olan ailesi, bir süre için Cenevre&#8217;ye yerleşmişti. Bu nedenle çocukluğu İsviçre ve Fransa&#8217;da geçti. Ailesi 1925&#8242;te İstanbul&#8217;a dönünce Robert Kolej&#8217;de öğrenim gömeye başladı ancak sanata duyduğu ilgi nedeniyle öğrenimini yarıda bırakıp, ağabeyi şair Arif Dino&#8217;nun desteğiyle resim, karikatür ve yazı alanında kendini geliştirmeye başladı. İlk desenleri Yarın gazetesinde, ilk yazıları Artist dergisinde 1930&#8242;lu yılların başında yayınlandı. Bu yıllarda Nazım Hikmet&#8217;in şiir ve oyun kitaplarına kapak desenleri çizdi. Çok genç yaşta kendini bir ressam olarak kabul ettirdi.  1933 yılında D Grubu adlı sanat gurubunun kurucuları arasında yer aldı. Grubun amacı, memlekette sanatın gelişmesini ve yayılmasını sağlamaktı. Düşünce yanı ağır basan resimler yapacak, batıdaki çağdaş akımlarla boy ölçüşecek yenilikler getireceklerdi. Aynı yıl &#8220;Ankara Türkiye&#8217;nin kalbidir&#8221; isimli belgesel filmi çekmek için Türkiye&#8217;ye gelen Sovyetler Birliği&#8217;nin ünlü yönetmenlerinden Sergay Yutkeviç bir sergide resimlerini görüp beğendi. Böylece Yutkeviç, Dino&#8217;dan dekoratör ve ressam olarak çalışmak üzere kendisiyle SSCB&#8217;ye gelmesini istedi. Dino, 1934 yılında sinema öğrenimi görmek üzere SSCB&#8217;ye gitti ve 3 yıl kaldı. 3 yıl boyunca Leningrad&#8217;da Eisenstein ve Yutkeviç&#8217;in yanında makyajdan dekora, rejiden senaryoya tüm yönleriyle sinema eğitimi aldı. Yutkeviç&#8217;in yönettiği Madenciler filminde çalıştı. 1937&#8242;de 2. Dünya Savaşı nedeniyle Sovyetler Birliği tüm yabancı öğrencileri geri gönderince Leningrad&#8217;dan ayrılmak zorunda kaldı. Dino, Sovyetler Birliği&#8217;nden sonra Londra ve Paris&#8217;e gitti. Paris&#8217;te ressam ve dekoratör olarak film çekim çalışmalarında bulundu. Gertrude Stein, Tristan Tzara, Eisentein,Andre Malrauxve Pablo Picasso gibi dönemin önde gelen sanatçılarıyla dostluklar kurdu. 1939 yılında Türkiye&#8217;ye döndü, 1941&#8242;de arkadaşlarıyla Liman (Yeniler) Grubunun oluşturdu. Çeşitli dergilerde çizgi ve yazılarıyla halktan yana, gerçekçi bir sanat görüşünü savundu. Çizgi ve desenlerin ön plana çıktığı resimlerinde işçi ve köylü tiplerini özgün bir üslupla işledi. Başlangıçta Picasso&#8217;nun etkisinde kalan sanatçı, daha sonraları yapıtlarında özgün ve yerel bir senteze ulaştı. Yeniler Gurubu&#8217;nun Liman çevresindeki balıkçıları konu alan ilk sergisini açtığı 1941 yılında Abidin Dino, siyasi nedenlerle önce Mecitözü (Çorum)&#8217;ne, sonra Adana&#8217;ya sürgüne gönderildi. Adana&#8217;da Türk Sözü gazetesini yönetti. Kel adlı bir oyun yazdı, ancak oyun hemen toplatıldı. Çukurova&#8217;nın pamuk işçilerini konu alan resimler yaptı ve heykel ile ilgilenmeye başladı. 1943 yılında dilci Güzin Dino ile evlendi. Sürgün sona erince İstanbul&#8217;a döndü. 1952&#8242;de yurt dışına çıkış yasağı kalkınca kesin olarak Paris&#8217;e yerleşti. Fransa, Cezayir, Amerika gibi değişik ülkelerde sergiler açtı. Fransa Plastik Sanatlar Birliği onur başkanlığı New York Dünya Sanat Sergisi danışmanlığı gibi görevlerde bulundu. &#8216;İşkence&#8217;, &#8216;Atom Korkusu&#8217;, &#8216;Savaş ve Barış&#8217;, &#8216;Çıplaklar&#8217;, &#8216;Dört Kent&#8217;, &#8216;Dağ-Deniz&#8217; gibi birçok yapıtı çeşitli galeri, müze ve koleksiyonlarda yer aldı.  Zaman zaman Türkiye&#8217;de kişisel sergiler açan Abidin Dino, 7 Aralık 1993 günü Paris&#8217;te hayatını yitirdi. Cenazesi İstanbul&#8217;a getirilerek Aşiyan&#8217;da toprağa verildi.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Mediha Gerez Çakmak]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/03/07/mediha-gerez-cakmak/</link>
<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 15:21:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/03/07/mediha-gerez-cakmak/</guid>
<description><![CDATA[sanatçı Tatbiki güzel sanatlar yüksekokulu dekoratif resim bölümü  1973 mezunu kişisel web sitesi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="size-full wp-image-335 aligncenter" title="gunes" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/03/gunes.jpg" alt="gunes" width="400" height="403" /></p>
<p style="text-align:center;">sanatçı Tatbiki güzel sanatlar yüksekokulu dekoratif resim bölümü  1973 mezunu</p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#99cc00;"><a href="http://www.medihagerez.com/">kişisel web sitesi</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Eray Özcan/Basın Bülteni]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/03/05/eray-ozcanbasin-bulteni/</link>
<pubDate>Thu, 05 Mar 2009 07:17:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/03/05/eray-ozcanbasin-bulteni/</guid>
<description><![CDATA[Eray Özcan Resim Sergisi 7-29 Mart arası Kuzguncuk Harmony Sanat Galerisinde Eray Özcan’ın kent peyz]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignright size-medium wp-image-330" title="133" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/03/133.jpg?w=300" alt="133" width="300" height="235" /> Eray Özcan Resim Sergisi 7-29 Mart arası Kuzguncuk Harmony Sanat Galerisinde   Eray Özcan’ın kent peyzajlarının öne çıktığı yeni sergisi 7 Mart’ta Harmony Sanat Galerisinde açılıyor. Önceki sergisinde Haydarpaşa Garı’nı konu alan bir dizi çalışma gerçekleştiren sanatçı, son yapıtlarında, atölyesinin penceresinden Kuzguncuk’a bakıyor. Eray Özcan, yeni resimlerinde, pencerenin bakışı sınırlayan, buna karşın görünene ilgiyi yoğunlaştıran özelliklerini öne çıkararak bizlere ayrıntıyı önemsetiyor. Yuvarlak antenler, dikdörtgen bacalar gibi yadırgatıcı biçimler, ışıkla ilişkileri içinde, rahatlık ve huzur duygusu uyandırıyor. Uzun dikdörtgen tuvallerde ise panorama tadı doğuyor. Ressamın tercihi yağmur sonrası iyice yıkanmış, arınmış söğüt dalı deseninde olduğu gibi, modelden ve malzemeden yana özenli seçimler. Bu tutumlu tavır, resimsel zenginliklerin önünü açıyor.   Mimar Sinan Üniversitesi Neşet Günal-Neşe Erdok atölyesinden mezun olan sanatçı, 1997’den bu yana çok sayıda kişisel sergi açtı, karma sergilerde yer aldı.   Eray Özcan’ın yeni resimleri 29 Mart’a dek, Kuzguncuk’ta İcadiye caddesi No: 42/A’daki Harmony Sanat Galerisinde görülebilir.</p>
<p><span style="color:#99cc00;"><a href="http://www.erayozcan.com/list.asp?p_id=133&#38;syf=1">Eray Özcan web sitesi</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Wassily Kandinsky]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/03/03/wassily-kandinsky/</link>
<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 22:43:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/03/03/wassily-kandinsky/</guid>
<description><![CDATA[Rusça tam adı Sily Vasilyeviç Kandinsky modern resmin en önemli temsilcilerinden olmuştur. Bazı sana]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="size-medium wp-image-327 alignright" title="kandinsky_comp8" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/03/kandinsky_comp8.jpg?w=300" alt="kandinsky_comp8" width="300" height="207" />Rusça tam adı Sily Vasilyeviç Kandinsky modern resmin en önemli temsilcilerinden olmuştur. Bazı sanat tarihçilerince soyut resmin yaratıcısı olarak da kabul edilmiştir.  Babası Sibirya’nın Çin sınırı yakınlarında bulunan Kyakhta’nın yerlisi, annesi Rus olan Wassily 1866 yılında Moskova’da doğdu. Varlıklı ailesinin olanaklarıyla daha çocukken birçok şehri gezdi.  Ortaöğrenimini 1871’de Odessa’da tamamladı. Lise yıllarında resim yapıyor, bir yandan da amatörce piyano ve viyolonsel konserleri veriyordu.  1886’da Moskova Üniversitesi’nde hukuk ve iktisat öğrenimine başladı.1893 yılında doktoroya denk bir akademik unvan kazandı.  1896’da Estonya’daki Dorpat Üniversitesi’nden gelen profesörlük teklifini geri çevirdi ve 30 yaşında kendisini resme vermeye karar verdi.  Münih’e gitti ve orada dört yıl Anton Azbe’nin yönetiminde çalıştı. Azbe’nin atölyesinde Alexei Von Jamlensky ve Franz Marc ile tanıştı. “Phalande” grubunu kurdu. Daha sonra bu grubu Berlin’de Sezession, Dresden’de de Die Brücke gibi gruplar izledi.  1900’e kadar sanat öğrenimi devam etti.1903’de Moskova’da ilk kişisel sergisini açtı, bir yıl sonrada Polonya’da iki kişisel sergi daha düzenlendi.  Kandinsky’ye soyut ressam niteliğini kazandıran ilk yapıtı 1910 tarihli “İlk Soyut Suluboya”ydı.1911’de Marc’la birlikte Blaue Reiter akımını kurdu. 1912’de basılan “Sanatta Ruh” adlı kitabında sanatçı, kendi iç dünyasındaki lirik abstraksiyon özgürlüğünden söz etmekte.  1917’de Moskova’ya yerleşti. 1918 yılında Moskova Güzel Sanatlar Akademisi’nde profesörlüğe ve Halk Eğitim Komiserliği&#8217;nin sanat bölümü üyeliğine getirildi ve devlet tarafından kişisel bir sergi düzenlenerek onurlandırıldı.  Kandinsky uluslar arası ün kazandıktan sonra, 1922’de ünlü tasarım okulu Bauhaus’ta ders vermesi için yapılan teklifi hemen kabul etti.  Bauhaus’ta ders verdiği yıllarda ilk kitabı “Sanatta Tinsellik Üzerine”yi yazdı.1926’da “Düzleme Göre Nokta ve Çizgi” adlı ikinci kitabını yayımladı.  1928’de Alman uyruğuna geçti ancak Bauhaus’un kapanması üzerine 1933’de Fransa’ya göç etti.  1939 yılında da Fransız uyruğuna geçti ve 13 Aralık 1944 günü hayatını kaybedene kadar Paris’in Neuilly_sur_Seine’de yaşadı.  Önemli Yapıtları: İlk Soyut Suluboya, Mavi Dağ, Çan Kuleli Manzara, Siyah Kemer ile Siyah Çizgiler, Beyaz Çizgiler, Mavi Daire Dilimi, Başat Mor, Başat Eğri, On Beş, Ilımlılık, Hareketler, Bölünme Birlik, Daire ve Kare, Beyaz Dengeli Hareket.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[gece balıkçısı]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/03/02/gece-balikcisi/</link>
<pubDate>Sun, 01 Mar 2009 23:49:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/03/02/gece-balikcisi/</guid>
<description><![CDATA[]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-319" title="dsc01953" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/03/dsc01953.jpg" alt="dsc01953" width="304" height="422" /></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kamil Aslanger]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/02/28/kamil-aslanger/</link>
<pubDate>Sat, 28 Feb 2009 18:19:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/02/28/kamil-aslanger/</guid>
<description><![CDATA[4 Ekim 1949 yılında İstanbul&#8217;da doğan Kamil Aslanger, Selimiye As. Ortaokulu ve Kuleli As. Lis]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="size-medium wp-image-313 alignright" title="06" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/02/06.jpg?w=223" alt="06" width="223" height="300" />4 Ekim 1949 yılında İstanbul&#8217;da doğan Kamil Aslanger, Selimiye As. Ortaokulu ve Kuleli As. Lisesinden sonra 1969 yılında Kara Harb Okulundan mezun olmuş, jandarma subayı olarak sürdürdüğü zorunlu hizmet süresini 1979 yılında Kd. Yüzbaşı rütbesiyle tamamlamış ve ordudaki görevinden ayrılmıştır.           Küçük yaşlardan itibaren asker ressam öğretmenlerinin nezaretinde başladığı resim eğitim ve çalışmalarını halen kendi atölyesinde sürdürmekte olan özöğrenimli bir sanatçıdır. Asker ressamların titizlik, sabır ve özenle çalıştıkları, tıpkıcı, ayrıntıcı ve fotogerçekçi kompozisyonlarından etkilenmiştir. Doğal olarak bu gelenekçi anlayış ve tarz resimlerine de yansımaktadır.Konularını genellikle İstanbul&#8217;dan seçen Aslanger uzun yıllar İstanbul peyzajları çalışmış sonrasında ise çoğu kaybolmuş ve kalanları da kaybolmaya yüz tutan bu güzelliklerin öncesini düşleyerek 1989 yılından itibaren geçmiş yüzyıllara yönelmiş ve izleyene oryantalizmi anımsatan çalışmalar yapmaya başlamıştır.           Çalışma yöntemi gayet basittir ve oryantalistlerle aynı teknikleri kullanmaktadır. Hayal gücünü harekete geçiren güvenilir ve ciddi kaynaklardan yapılmış kapsamlı bir kütüphane araştırması ile desteklenen konu önce beyinde canlandırılmakta sonra çalışılacak yüzyılın moda, çizgi ve kesimlerine uygun giysiler diktirilmekte, başlıklar hazırlanmakta ve takı benzerleri toplanmaktadır. Müzelerden,müzayede salonları ve antikacılardan ve de ilgili yayınlardan faydalanılarak dönemin eşyaları da incelendikten sonra, bu giysileri giyen canlı modellerin üzerinde yapılan çalışmalarla elde edilen figürlerin içine yerleştirildiği gerçek veya çoğunlukla da hayali mekanlarda düşsel kompozisyonlar kurulmaktadır. Böylelikle binlerce tabloya konu olan Osmanlı İstanbul&#8217;unun beş yüz yıllık geçmişindeki sosyal yaşamından kesitlere, kaybolan kültür ve sanat değerlerine, kalın duvarlar ve kafesler arkasındaki gizemli ve mistik yaşamlara, Batılı gibi değil, kendi örf,adet ve geleneklerimizin penceresinden,kendi göz ve gönlümüzce bakabildiğimizi düşünmektedir.            Son dönem çalışmalarında ise alışılmış oryantal konulara yeni bir tat, soluk ve renk getireceğini umduğu, yalnız sosyal yaşamları değil acı veya tatlı yaşanmışlığı olan, el emeği ,göz nuru ile meydana getirilmiş ve atalarımızın ince zevkini yansıtan çeşitli eski eşya,giysi ve mekanları, yüzyıllardır onlarla beraber yaşamış olan insanlarla birlikte anlatan ve onları meydana getiren sanatçıların da bu sebeple anılmalarını sağlayacak resimler ortaya koyabilme çabası görülmektedir.</p>
<p>Kişisel Sergileri</p>
<p>Oryantalizm ve İstanbul Serisi sergileri :</p>
<p>1992 &#8211; İstanbul Evleri ve Sokakları Horhor Sanat Galerisi Fatih &#8211; İstanbul 1994- Cariyeler I Nişantaşı Atölyesi İstanbul</p>
<p>1995- Cariyeler II Destek Reasürans Sanat Galerisi Maçka &#8211; İstanbul</p>
<p>2001- Topkapı Düşleri As. Müze ve Kültür Sitesi Harbiye &#8211; İstanbul</p>
<p>2005- Lâlezar Devlet Resim ve Heykel Müzesi Opera Meydanı &#8211; Ankara BB Güzel Sanatlar Galerisi Sıhhiye Meydanı &#8211; Ankara Toprak Sanat Galerisi &#8211; İstanbul</p>
<p>2006- Lâlezar Kempinski Hotel Barbaros Bay &#8211; Bodrum N CITY AVM Sergi Salonu &#8211; İzmit</p>
<p>Çeşitli zamanlarda açılan vakıf, dernek ve yardım kuruluşlarının sergilerine, Horhor, Ümit Yaşar, Toprakbank, Pırıltı ve Beff Home sanat galerilerinin karma sergilerine, As. Müze ve Kültür Sitesinin geleneksel &#8220;Yaşayan Asker Ressamlar&#8221;1995-1996-1998-2002-2004 -2006-2008 sergilerine ve İstanbul Kafkas Kültür Derneğinin 2007 de 3ncü ve 2008 de 4üncüsü düzenlenen “ Çerkez Ressamlar Buluşması” sergilerine katılmıştır.</p>
<p><span style="color:#339966;"><a href="http://www.kamilaslanger.com/">Kamil Aslanger web sitesi</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Özlem Akgündüz]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/02/19/ozlem-akgunduz/</link>
<pubDate>Thu, 19 Feb 2009 21:35:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/02/19/ozlem-akgunduz/</guid>
<description><![CDATA[1976 Almanya, Köln&#8217;de dogdu. 1998 Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünden mezun ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-310" title="01" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/02/01.jpg?w=300" alt="01" width="439" height="196" /></p>
<p>1976 Almanya, Köln&#8217;de dogdu.</p>
<p>1998 	Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünden mezun oldu. 	 2004 	Türkiye İş Bankası&#8217;ndaki Kredi Uzmanlığı görevinden ayrılarak 	 	Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü&#8217;nde öğrenim görmeye başladı.</p>
<p>2005-2006 	Marmara Üniversitesi GSF Resim Bölümü&#8217;nde Hüsamettin Koçan Atölyesine devam etti.</p>
<p>2006-2007 	İtalya&#8217;da Roma Güzel Sanatlar Akademisi&#8217;nde eğitimini sürdürdü.</p>
<p>2007-2008 	Marmara Üniversitesi GSF Resim Bölümü Kerim Kılıçarslan atölyesinden mezun oldu.</p>
<p>2008-&#8230; 	Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümünde Yüksek Lisans eğitimi almaktadır. 	 	Yeditepe Üniversitesi GSF Sanat ve Tasarım Bölümünde Desen dersleri vermektedir. 	 	Çalışmalarını İstanbul, Beşiktaş&#8217;taki atölyesinde sürdürmektedir. 	 	İngilizce, Almanca ve İtalyanca bilmektedir.</p>
<p>Karma Sergiler</p>
<p>2005 	Disiplinlerarası 11 Sergi, İstanbul/Türkiye</p>
<p>2007 	20.Yıl Erasmus Sergisi, Roma/İtalya</p>
<p>2007 	Karma Sergi, Assisi/İtalya</p>
<p>2007 	Kimlik-Otoportre Sergisi, Roma/İtalya</p>
<p>2008 	Kerim Kılıçarslan Atölyesi Sergisi, İstanbul/Türkiye</p>
<p><span style="color:#99cc00;"><a href="http://www.ozlemakgunduz.com.tr/sanal/default.aspx"><strong>Özlem Akgündüz</strong></a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Vincent Van Gogh]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/02/16/vincent-van-gogh/</link>
<pubDate>Mon, 16 Feb 2009 18:54:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/02/16/vincent-van-gogh/</guid>
<description><![CDATA[30 Mart 1852 Theodorus ve Anna van Gogh&#8217;un çocukları ölü doğar. Çocuğun adını doğmadan önce Vi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="aligncenter size-medium wp-image-306" title="tara00021hf0" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/02/tara00021hf0.jpg?w=300" alt="tara00021hf0" width="459" height="220" /></p>
<p><strong>30 Mart 1852 </strong></p>
<p>Theodorus ve Anna van Gogh&#8217;un çocukları ölü doğar. Çocuğun adını doğmadan önce Vincent olarak koymuşlardır.</p>
<p><strong>30 Mart 1853 </strong></p>
<p>Bir çocukları daha olur. Anne-baba ona da Vincent adını koyarlar.</p>
<p><strong>1 Mayıs 1857</strong></p>
<p>Vincent&#8217;in hayattaki en büyük dayanağı ve dostu olan kardeşi Theo dünyaya gelir.</p>
<p><strong>30 Temmuz 1869</strong></p>
<p>Sanat yapıtı alım satımıyla uğraşan amcası Vincent&#8217;e, H.G. Tersteeg yönetimindeki Parisian Maison Goupil&#8217;in Lahey şubesinde satış elemanı olarak iş bulur.</p>
<p><strong>Haziran 1873</strong></p>
<p>Çalışkanlığı sayesinde Goupil&#8217;in Londra şubesine tayin olur. Sanat eseri ticaretini eleştirmişse de bu deneyimi ona sanatın ticari yanını göstermiş ve birçok ressamla yapıtını tanıma fırsatı vermiştir. Vincent, kaldığı pansiyonun sahibinin kızı Eugenie Loyer&#8217;e aşık olur. Kız onu reddeder.</p>
<p><strong>1876 </strong></p>
<p>Vincent, Goupil&#8217;den kovulur. İngiltere&#8217;deki Ramsgate kasabasına gider ve orada yardımcı öğretmen olarak iş bulur. Okul Londra&#8217;ya taşınır ve Vincent de Richmond Metodist kilisesinde vaaz vermeye başlar.</p>
<p><strong>1877 </strong></p>
<p>Hollanda&#8217;ya döner ve Dordrecht&#8217;te bir kitapçıda çalışmaya başlar. Burada kilisenin düzenlediği faaliyetlere katılır ve zamanının çoğunu İncil&#8217;den bölümler çevirmeye adar. Rahip olmaya karar verir ve Mayıs 1877&#8242;de Amsterdam Üniversitesi&#8217;nin Protestan teolojisi bölümüne kabul edilir.  <strong>1878</strong></p>
<p>Dersleri bırakıp Brüksel yakınındaki Laecken&#8217;e gider. Burada üç ay geçirir.</p>
<p><strong>15 Kasım 1878</strong></p>
<p>tarihinde kendine yeni bir iş bulur ve Belçika&#8217;nın en fakir yerlerinden biri olan Borinage adlı bir madencilik bölgesine geçer.</p>
<p><strong>15 Ekim 1880</strong></p>
<p>Brüksel&#8217;e gelir. Burada kendisini atölyesine kabul eden ve kendisine perspektif kurallarını öğreten, Academie des Beaux-Arts öğrencilerinden Anton van Rappard ile tanıştı.  Vincent bu dönemde anatomi çalıştı, en beğendiği resimlerin röprodüksiyonlarını yaptı ve Borinage&#8217;da yaşadıklarını resmetti.</p>
<p><strong>12 Nisan 1881</strong></p>
<p>Ailesini özleyen Vincent Etten&#8217;a döndü. Etten&#8217;da kendini resme verdi ve çizimlerinde insanların günlük yaşamını, iş yerlerini ve çalıştıkları aletleri betimledi.  Dul ve bir çocuk annesi olan kuzeni Kee Voos&#8217;a aşık olur. Kuzeni Vincent&#8217;ın evlenme teklini reddeder. Bu durum ahlâk kurallarını her şeyin üstüne sayan ailesiyle sorunlar yaşamasına neden olur.</p>
<p><strong>Kasım &#8211; Aralık 1881</strong></p>
<p>Lahey&#8217;e taşınır. Burada, bir çocuk sahibi olan ve tanıştıklarında bir de bebek bekleyen Sien Hoornik ile ilişkisi oldu. Bebek doğduğunda Vincent&#8217;ı çok etkiledi. Beşikteki yeni doğan yavrunun ve sevdiği kadının yanında oturan bir adamın yoğun duygularını yaşadı.</p>
<p><strong>11 Eylül 1883 </strong></p>
<p>Sien&#8217;den ayrılıp Hollanda&#8217;nın kuzeyindeki Drenthe&#8217;ye gitti.  1884 Komşularından biri olan Magot Begemann&#8217;la evlenmek üzereyken kızın ailesi bu evliliğe karşı çıkar. İlişkileri Magot&#8217;un intihar girişimiyle son bulur.</p>
<p><strong>26 Mart 1885 </strong></p>
<p>Vincent&#8217;in babası ölür. Mezarlığı resmettiği yapıtında ve yazdığı bir metinde ölümün doğallığını anlatmaya çalıştı. Ölüm ve toprağa dönüş &#8220;bir sonbahar yaprağının düşüşü&#8221; kadar doğaldı.</p>
<p><strong>24 Kasım 1885</strong></p>
<p>Peter Paul Rubens&#8217;in yapıtlarını çalıştığı ve Güzel Sanatlar Akademisine kaydolduğu Anvers&#8217;a gider. Fakat kısa süre sonra buradan ayrılır.</p>
<p><strong>1886</strong></p>
<p>Paris&#8217;te yaşayan Theo&#8217;nun yanına yerleşir. Henri de Toulouse-Lautrec, Claude Monet ve John Russel ile tanışıp yeni dostlar edinir.</p>
<p><strong>1887</strong></p>
<p>Gauguin&#8217;le tanışıp dost olur.</p>
<p><strong>Şubat 1888 </strong></p>
<p>Zihnindeki karışıklıkları bir yana atıp, kendine güvenini tekrar edinebileceği bir yere çekilme ihtiyacı duyan Vincent&#8217;ın amacı Marsilya&#8217;ya ulaşmaktı. Fakat Provence yakınlarındaki Arles&#8217;a yerleşti.  Cafe de la Gare&#8217;ın hemen yukarısında, Lamartine&#8217;de, &#8220;Sarı Ev&#8221; olarak adlandırılan evi kiralar. Theo&#8217;nun gönderdiği parayla sıkıntı içinde yaşamaktadır.  Vincent&#8217;ın hayali, 17. yüzyıl Felemenk ressamlarının devamı doğrultusunda bir ressamlar kolonisi kurmaktır.</p>
<p><strong>Eylül 1888</strong></p>
<p>Gece vakti kasaba caddelerinde üzerinde mumlar dizili şapkasıyla resim yaparken görülür. Yaptığı resim meşhur Yıldızlı Gece&#8217;dir.</p>
<p><strong>Ekim 1888</strong></p>
<p>Ekonomik sıkıntı içinde olan Gauguin&#8217;e birlikte yaşamayı önerir. Vincent, Gauguin&#8217;i birlikte yaşarlarsa hem sanatlarının besleneceği; hem de ekonomik olarak rahatlayacakları konusunda ikna etti. Gauguin Arles&#8217;daki &#8220;Sarı Ev&#8221;e yerleşti.</p>
<p><strong>23 Aralık 1888</strong></p>
<p>Gauguin Vincent&#8217;e hayalinden resimler yapmasını öneriyordu. Oysa Felemenk ressamlar doğadan resmetmeyi gelenek haline getirmişti. Sonu gelmez tartışmalar sonucunda Vincent Gaugin&#8217;i usturayla tehdit eder. Korkuya kapılan Paul Gauguin geceyi bir pansiyonda geçirir.  Paul Gauguin sabah eve döndüğünde polisler ve kalabalıkla karşılaşır.  Vincent sol kulağından bir parça kesmiş ve bir fahişeye vermişti. Bunlara dayanamayan Gauguin Arles&#8217;ı terk etti.</p>
<p><strong>24 Aralık 1888</strong></p>
<p>Vincent 24 Aralık&#8217;ta, Arles&#8217;daki Hotel Dieu&#8217;ya yerleştirilerek doktor Felix Rey&#8217;e teslim edildi. Gauguin, Theo&#8217;yu Paris&#8217;ten çağırttı. 4 Ocak&#8217;ta sadık dostu Roulin ve rahip Salles, Vincent&#8217;ı ziyaret ettiler.</p>
<p><strong>Ocak 1889</strong></p>
<p>Kulağı sargılı oto portresini yapar.</p>
<p><strong>7 Şubat 1889 </strong></p>
<p>Vincent halüsinasyonlar nedeniyle tekrar hastaneye yatırılır. Vincent&#8217;ın hastaneye yatırılması için hazırlanan dilekçe, onun tehlikeli olduğuna inanan 30 komşusu tarafından imzalanmıştı. Ayrıca Arles halkının isteği üzerine &#8220;Sarı Ev&#8221;in kapısı polis tarafından mühürlenir. Bu olaylar yüzünden Vincent &#8220;Arles halkının sanatçılara karşı önyargılı kaygılara sahip olduklarını&#8221; düşünür.</p>
<p><strong>Mayıs 1889</strong></p>
<p>Theo&#8217;nun Nisan&#8217;daki düğününden sonra kardeşine fazlasıyla yük olduğunu hissetmeye başlayan Vincent, yeniden hastaneye yatmayı kabul eder. Papaz Salles, ona Saint-Paul-de Mausole&#8217;de doktor Peyron&#8217;un gözetiminde bulunacağı bir akıl hastanesinde yer bulur.</p>
<p><strong>Temmuz 1889</strong></p>
<p>Açık havada resim yaparken bir kriz daha geçirir ve bilinç kaybının sonucu olarak hafızasını yitirir.</p>
<p><strong>3 Eylül 1889 </strong></p>
<p>Tabloları Paris&#8217;teki Salon des Independants&#8217;da sergilenir.</p>
<p><strong>Aralık 1889 </strong></p>
<p>Yeni krizler geçirir. Kömür tozlarının, çamurların içinde yuvarlanır, boya tüplerini olduğu gibi yutmaya çalışır. Vincent&#8217;a şiddetli sara ve şizofreni teşhisi konulur.</p>
<p><strong>Ocak 1890 </strong></p>
<p>Tabloları Brüksel&#8217;deki Les Vingt&#8217;te sergilenir. Yaşarken satılan ilk ve tek tablosu olan Kırmızı Üzüm Bağı 400 franka alıcı bulur.</p>
<p><strong>Mart 1890</strong></p>
<p>Salon des Independants&#8217;ta on adet tablosu sergilenir. Monet, Vincent&#8217;in tablolarını serginin en iyileri olarak değerlendirir.</p>
<p><strong>Nisan 1890</strong></p>
<p>Saint-Remy&#8217;den gelen haberler üzerine endişelenen Theo, Vincent&#8217;ı Paris&#8217;e davet eder. Theo&#8217;nun karısı Jo, Vincent-Willem adında bir erkek çocuk dünyaya getirir. Küçük yeğenine çok düşkün olan Vincent, bebeğe dair umutlarını şöyle dile getiriyordu: &#8220;Umarım ruhu benimki kadar çalkantılarla dolu olmaz.&#8221;</p>
<p><strong>Mayıs 1890 21 Mayıs&#8217;ta,</strong></p>
<p>doktor Gachet&#8217;in gözetimi altında olacağı Auvers-sur-Oise&#8217;a gitti. Günlerini çalışıp Theo&#8217;nun ziyaretlerini bekleyerek geçiriyordu. Ancak Theo sağlık ve iş problemleri yüzünden Auvers&#8217;e gidemez olmuştu. Theo, Vincent&#8217;la birlikte geçirmeyi planladığı tatili de iptal etmek zorunda kaldı. Terk edildiğini düşünen Vincent yeniden nöbet geçirmeye başladı.</p>
<p><strong>23 Temmuz 1890</strong></p>
<p>Vincent şöyle bir not bırakır: &#8220;Bu acı hiç dinmeyecek&#8221;</p>
<p><strong>27 Temmuz 1890</strong></p>
<p>Çıktığı bir akşam yürüyüşünde kendini göğsünden vurur. Kalbine nişan almıştır fakat kurşun yön değiştirir. Odasına döndüğünde Dr. Gachet tarafından yarası sarılır ve yatağına yatırılır. Ertesi günü, yatağında pipo içerek geçirir. Theo onu teselli etmek için yanına gelir.</p>
<p><strong>29 Temmuz 1890 </strong></p>
<p>Vincent 29 Temmuz gecesi ölür ve ertesi gün toprağa verilir.  Kardeşi Theo, Vincent&#8217;in ölümünden altı ay sonra 25 Ocak 1891&#8242;de yaşamını yitirir.</p>
<p><strong>Milliyet Sanat</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Egon Schiele]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/02/09/egon-schiele/</link>
<pubDate>Mon, 09 Feb 2009 19:19:38 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/02/09/egon-schiele/</guid>
<description><![CDATA[1890 Avusturya&#8217;nın Tulln kentinde Adolf Schiele ve Marie Schiele&#8217;nin tek erkek çocuğu ol]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>1890 Avusturya&#8217;nın Tulln kentinde Adolf Schiele ve Marie Schiele&#8217;nin tek <img class="alignright size-medium wp-image-301" title="0schiele1" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/02/0schiele1.jpg?w=197" alt="0schiele1" width="197" height="300" />erkek çocuğu olarak doğdu. Babası istasyon şefiydi. Elvira, Melanie ve Gerti adında üç kızkardeşi vardı. 1902 Klosterneuburg&#8217;a taşınıp orta öğretime başlar. İlk çizimlerinin konusu Tulln istasyonudur. 1905 1902&#8242;de akli dengesizlik nedeniyle emekliye ayrılan babasını kaybeder. Schiele çok sayıda resim ve otoportre yapmıştır. 1906 Viyana Akademisi sınavına girer ve Christian Griepenkerl&#8217;in resim derslerine katılır. 1907 Gustav Klimt ile tanışır ve çok iyi arkadaş olurlar. 1908 İlk defa Losterneuburg&#8217;da halka açık bir sergiye katılır. 1909 Schiele Akademi&#8217;den ayrılır. Anton Peschka, Anton Faistauer, Franz Wiegele, Hans Massmann ve diğerleriyle birlikte Yeni Sanat Grubunu (Neukunstgruppe) kurar. İlk işini Wiener Werkstatte için gerçekleştirdikten sonra yöneticisi Josef Hoffmann&#8217;la tanışır. 1910 Schiele, sanat eleştirmeni Arthur Roessler ile tanışır ve bu sayede kolleksiyoncu Carl Reininghaus ve Dr. Oskar Reichel, ayrıca yayıncı Eduard Kosmack ile tanışır. Hem onların hem de mimar Otto Wagner&#8217;in portrelerini yapar. Heinrich Benesch ile tanıştıktan sonra çok büyük desteğini görür. I. Uluslararası Hunting Sergisinde Klimt&#8217;in grubuyla birlikte dekoratif bir duvar resmi sergiler. 1911 Roessler ve Gütersloh tarafından Schiele&#8217;nin sanatı hakkında yazılmış yazılar yayınlanır. 1912 İlk taşbaskı çalışması, litografi &#8216;Çıplak&#8217; yayınlanır. Küçük yaşta bir çocuğu taciz etmekten tutklanır. Hakkındaki suçlama düşer ancak çocuklar atölyesinde çıplak resimlere maruz kaldığından üç günlük hapis cezası alır. 1913 Viyana&#8217;da yaşar. Galerie Goltz&#8217;deki sergisi için Münih&#8217;e gider. Münih Secession grubuyla Almanya&#8217;da sergilere katılır. Berlin&#8217;de sürekli yayınlanan &#8216;Die Aktion&#8217; dergisine katkıda bulunur. 1914 Stüdyosunun karşısında outran Adele ve daha sonra karısı olacak Edith Harms ile tanışır. Sanatçı Robert Philippi&#8217;den tahtabaskı ve oymabaskı gravür tekniklerini öğrenir. Roma&#8217;daki Uluslararası Secession sergisine katılır. Viyana&#8217;daki Galerie Arnot&#8217;da bir sergi düzenler. 1915 Edith Harms ile evlenir ve düğünden dört gün sonra Prag&#8217;a gider. Eşi de onunla birlikte gider. Bir yıl sonra Viyana&#8217;ya dönerler. 1916 Berlin Secession&#8217;da Viyanalıların işlerinin sergilendiği bir sergiye katılır. Ayrıca Münih Secession ile Galerie Goltz&#8217;da bir sergiye katılır ve Dresden&#8217;deki grafik gösterimine katılır. &#8216;Die Aktion&#8217; dergisi bir sayısını Schiele&#8217;ye ayırır. 1917 Diğer başlıca sanatçılarla birlikte Schiele &#8220;Kunsthalle&#8221; adı altında bir sanatçı kooperatifi kurmayı önerir. Viyana&#8217;da yeni yayınlanmaya başlayan &#8220;Der Anbruch&#8221; dergisine katkıda bulunur. 1918 49. Viyana Secession Schiele için çok başarılı geçer. Özellikle portreler olmak üzere pekçok sipariş alır. Karısı şiddetli bir gribe yakalanır ve vefat eder. Ardından Schiele 3 gün sonra, 31 Ekim&#8217;de aynı hastalık nedeniyle hayatını kaybeder.</p>
<p>kaynak:<span style="color:#008000;"><a href="http://forum.mevsimsiz.net/index.php?showtopic=12454">Mevsimsiz forum</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[MODİGLİANİ]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/01/30/modigliani/</link>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2009 21:29:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/01/30/modigliani/</guid>
<description><![CDATA[MODİGLİANİ, Amedeo (1884-1920). Hiçbir sanat akımına bağlanmayarak kendine özgü duyarlı bir üslupla ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignright size-full wp-image-296" title="modigliani" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/01/modigliani.jpg" alt="modigliani" width="323" height="485" />MODİGLİANİ, Amedeo (1884-1920). Hiçbir sanat akımına bağlanmayarak kendine özgü duyarlı bir üslupla yarattığı portreleriyle tanınan İtalyan ressam ve heykeltıraş Amedeo Modigliani, ticaretle uğraşan Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Livorno&#8217;da doğdu. Hastalıklı bir çocuk olduğu için düzenli bir eğitim görmedi. Buna karşılık, daha küçük yaşlardayken anlaşılan resim yeteneğini annesi destekledi; Modigliani Roma, Floransa ve Venedik&#8217;teki sanat akademilerinde kısa bir eğitim gördü. 	   1906&#8242;da Paris&#8217;e yerleşen Modigliani, Mont-martre&#8217;daki sanatçı çevresine girerek orada Paul Cezanne, Henri de Toulouse-Lautrec ve Pablo Picasso gibi pek çok ünlü ressam ve heykeltıraşla tanıştı. Rumen heykeltıraş Constantin Brancusi&#8217; nin etkisiyle geleneksel Afrika heykellerine ilgi duyan Modigliani&#8217;nin 1912&#8242;de Paris&#8217;te açtığı sergide yer alan, ilkel sanata özgü yalın biçimlerle gerçekleştirdiği sekiz tane taş büst çok beğenildi. Daha sonra resme ağırlık veren Modigliani özellikle  portreleriyle dikkati çekti. Heykelle ilgili deneyimlerinin izlerini taşıyan bu portrelerde, insan yüzleri bir arka plan önünde adeta heykelsi görünümde yerleştirilmiş, derinliksiz, iki boyutlu kompozisyonlardır. Dünya Savaşı Modigliani&#8217;nin yaşamında gerilimli bir dönem oldu. Pek çok arkadaşı savaşa katılmıştı, yapıtlarını satamıyordu. Aşırı içki, uyuşturucu ve parasızlık yüzünden sağlığı bozulmuştu. Gene de, en iyi resimlerinden bazılarım bu dönemde yaptı. Bunların içinde sıradan insanların yanı sıra Jean Coc-teau (1916), Juan Gris (1913), Chaim Soutine (1916-17) gibi ünlülerin de portreleri vardı. Çizdiği yüzleri ve boyunları sonraları daha da uzatan Modigliani yalın renkler, basit çizgiler kullandı.  	   Modigliani 1917&#8242;de bir çıplak (nü) dizisine başladı. Günümüzde onun en iyi yapıtları olarak değerlendirilen bu tablolar sergilendiğinde, polis çıplak resimleri ahlaka aykırı bularak sergiden kaldırttı. Aynı yıl Fransa&#8217;nın güneyine yerleşen sanatçı iki yıl sonra veremden öldü.  Modigliani yaşamı boyunca, Paris&#8217;teki sanatçı çevresi dışında çok az tanındı. Ama, 1922&#8242;de Paris&#8217;te bir galeri onun tablolarını sergiledikten sonra ün kazandı.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Anıl Duran]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/01/25/anil-duran/</link>
<pubDate>Sun, 25 Jan 2009 19:43:42 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/01/25/anil-duran/</guid>
<description><![CDATA[1996 izmir anadolu güzel sanatlar lisesi resim bölümü 2000 dokuz eylül üniversitesi grafik tasarim b]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:left;"><img class="aligncenter size-full wp-image-294" title="b_galeri_internet_anilduran_10745860png1" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/01/b_galeri_internet_anilduran_10745860png1.jpg" alt="b_galeri_internet_anilduran_10745860png1" width="400" height="557" /></p>
<p style="text-align:left;">1996 izmir anadolu güzel sanatlar lisesi resim bölümü 2000 dokuz eylül üniversitesi grafik tasarim bölümü şu an San Francisco da calışmalarına devam ediyor.</p>
<p><span style="color:#008000;"><a href="http://www.anilduran.com">Anıl Duran </a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fikret Mualla]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/01/22/fikret-mualla/</link>
<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 14:16:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/01/22/fikret-mualla/</guid>
<description><![CDATA[Cumhuriyet’in ilk kuşak ressamları arasında yer alan Fikret Mualla, yaşamının çoğunu geçirdiği Paris]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignright size-full wp-image-289" title="212019451_51e83d7003" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/01/212019451_51e83d7003.jpg" alt="212019451_51e83d7003" width="293" height="225" />Cumhuriyet’in ilk kuşak ressamları arasında yer alan Fikret Mualla, yaşamının çoğunu geçirdiği Paris’te Türk resminin önemli bir temsilcisi olmuş ve yapıtlarıyla buranın sınırsız sanat ortamında kendini kabul ettirmiştir.  Çocukluğu ve gençlik yılları Kadıköy, Bahariye çevresinde geçen Fikret Mualla’nın futbola olan tutkusu derslerinin önünde yer alınca, Düyun-u Umumiye mensubu olan babası Ekrem Bey tarafından, yatılı olarak Galatasaray Lisesi’nde eğitimini sürdürmesine karar verilmiştir. Fikret Mualla’nın Kadıköy, Saint Joseph’teki eğitimi böylelikle son bulmuştur. Sanatçının Saint Joseph’teki eğitiminin hangi zaman dilimini kapsadığıyla ilgili net bir bilgi bulunmamakla beraber, Hadi Bara, Edip Hakkı Köseoğlu, Turgut Zaim gibi Türk sanatının önemli isimleriyle kurduğu dostlukların Saint Joseph yıllarında atıldığını biliyoruz. Galatasaray Lisesi’nde resim öğretmenleri sırasıyla Aslanyan ve Şevket Bey (Dağ) olmuştur.    Galatasaray Lisesi’nde öğrenim gördüğü sıralarda, işgal altındaki İstanbul’da ikinci bir felaket olarak görülen İspanyol gribi Fikret Mualla’nın annesinin ölümüne neden olmuştur. B Bu hastalığı annesine bulaştıran kişi olduğu için Fikret Mualla gelişim çağında sürekli bir suçluluk duygusu yaşamıştır. Babasının daha sonra yaptığı evliliği benimseyemeyen Fikret Mualla’nın içine düştüğü durumdan sıyrılabilmesi için ailesi tarafından İsviçre’ye mühendislik eğitimine gönderilmiştir. Fikret Mualla, mütareke yıllarına rastlayan bu dönemde Zürih’te parasız kalmış ancak dönemin konsolosunun desteği ile sanat eğitimi almak üzere buradan Almanya’ya geçmiştir.  Münih Güzel Sanatlar Akademisi’nde afiş ve desinatörlük eğitimiyle başlayan sanat yaşamı, daha sonraki yıllarda Berlin Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim eğitimi ile sürmüştür. Buradaki hocası Arthur Kampf’tır. Almanya’da bulunduğu bu yıllarda Mısır Hidiv’i Abbas Halim Paşa’nın maddi desteğini görmüştür.      Altı yıl kaldığı Almanya’da hayatının ileriki dönemlerinde sürekli bir sorun olarak belirecek olan alkol bağımlılığı nedeniyle ilk kez tedavi görmüştür.    Sanatçı yurtdışında bulunduğu bu dönemde ayrıca İtalya ve Paris’e gitmiş ve bu sanat merkezlerinde edindiği birikimlerle İstanbul’a dönmüştür. Fikret Mualla’nın 1927-1928 yıllarında, önce Galatasaray Lisesi’nde daha sonra da Ayvalık Ortaokulu’nda resim öğretmenliği girişimleri olmuş, Galatasaray Lisesi’nde vekil öğretmen olarak düşük ücret almasından, Ayvalık’ta ise o tarihlerde elektrik olmamasını bahane ederek bu kez 1930’lu yıllarda canlanmaya başlayan İstanbul sanat ortamının içine girmiştir.  Fikret Mualla edebiyatla da yakından ilgilidir. Sanat ve edebiyat dünyasından bir avuç kişinin oluşturduğu sınırlı sanat ortamında Fikret Mualla da yer almış, 1932’de Şiller (Schiller) 1759-1805, Hayatı ve Eserleri adında bir kitap yazmıştır. Bundan başka 1938 yılında Ses dergisinde yayınlanan Usera Karargahı ve Masal adlı öyküleri vardır. Yine bu yıllarda Yeni Adam dergisinin yazılarını resimlemiş, zaman zaman da aynı dergide dönemin sanatçılarının portre desenleri ve karikatürlerini çizmiştir. Ayrıca Nazım Hikmet’in Benerci Kendini Nasıl Öldürdü? adlı oyununu ve Varan 3 adlı şiir kitaplarını resimlemiştir. Onun sanatındaki duygularını ifade eden yön ise resimlediği öykü ve oyunlarla, çizdiği karikatürlerde belirginleşmiştir.  Bu dönemlerde resimlediği öykü ve oyunlar ya da sanatçı karikatürlerinden başka, Fikret Mualla’nın 1928’den Paris’e temelli gideceği 1939 yılına kadar, konu olarak daha çok İstanbul’un çeşitli semtlerinden manzaralar yaptığı bilinmektedir:     Sanatçının Ayasofya’ya olan ilgisi, henüz Galatasaray Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarında resim öğretmeni olan Şevket Dağ’ın etkisini akla getirmektedir. Yine bu yıllarda Fikret Mualla’ya tanınmış bir kişilik ve aynı zamanda sanatsever biri olan Salah Cimcoz yardım etmiş, Moda’daki konağında ona sanatını rahatça üretebileceği bir yer tahsis etmiştir.  “Salah Cimcoz Mualla’yı sanatı ve kudreti bakımından tatmin etmek için o zamanki Cumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Recep Peker ile görüştü. Bu temas sonunda Fikret Mualla’ya devlet büyüklerinin toplu halde büyük bir panosu sipariş edildi. Fikret Mualla kolları sıvayıp bu siparişin coşkunluğu ve heyecanı içinde günlerce çalıştı. Bir taraftan da içkisine devam etti. Nihayet günün birinde, Kalamış’taki bir meyhanede yapılan bir münakaşadan sonra Salah Cimcoz’un evine koşup hemen hemen tamamlanmış olan portreleri jiletle birer birer kesip attı. Bıçakla portrelerin gözlerini oydu ve devlet büyüklerine uygunsuz sözler sarfetti.”(TOROS, Taha; Fikret Mualla 1903- 1967, Akbank, 1986, s.22)    Yaşadığı bu olayın ardından akıl hastanesinde gözetim altında bir buçuk yıl geçirmiş ve aynı yerde tedavi gören Neyzen Tevfik ile dostluğu bu olayla başlamıştır. Yaşamı boyunca peşini bırakmayacak olan polis korku ve düşmanlığı da Fikret Mualla’nın çıkmazlarına eklenecektir.  Fikret Mualla’nın babası 1938 yılında öldüğünde artık yüklü bir mirasın sahibidir ve kendine ait bütün mal varlıklarını satarak 1939 yılında Paris’e yerleşmiş ve yaşamını Paris’te sürdürmeye başlamıştır. Paris’e gitmeden az önce Newyork Dünya Sergisi Türk Pavyonu’nun içindeki Türk Kahvesi bölümünün duvarlarına 30 İstanbul görüntüsü resmetmiştir.      Paris, Fikret Mualla için öğrenim gördüğü ya da kısa bir süre için ziyaret ettiği bir yer olmanın ötesinde, yaşadığı bir kenttir. Adeta zengin biri olarak yerleştiği bu şehrin büyüsü ve eğlenceli, lüks yaşamı Fikret Mualla için oldukça kısa sürmüş ve bir süre sonra Fikret Mualla için parasız günler başlamıştır. Fransa’nın İkinci Dünya Savaşı’na girmesi ve ardından Almanya’nın Fransa’yı işgali ile birlikte herkes için kötü bir dönem söz konusu olmuştur. Bu koşullarda iyi bildiği Almancası Fikret Mualla’ya yardımcı olsa da maddi sıkıntılarını hafifletmemiştir. İşte bu dönemlerde tablolarını karın tokluğuna ve günlük gereksinimlerini karşılamak üzere çok düşük fiyatlarda satmıştır:  “Paris’in Almanlar tarafından işgali yıllarında kağıt bulamayınca, gecenin karanlığından yararlanarak duvarlardaki afişleri gizlice yırtar, temiz kalmış bölümlerine yaptığı guaşları yediği yemek ve içtiği şarap karşılığında garsonlara verirdi.” (TOROS, Taha; a.g.e., s.24)      Bu yıllardan sonra da içinde yaşadığı Paris’in sokaklarını, kafelerini, insanlarını, hastanelerini, otellerini kısaca yaşayan Paris şehrini resimlerine konu edinmiş ve bunlar kendini anlatmasına aracı olmuşlardır. Mualla, sokak resimleri, natürmortlar, müzisyenler gibi tekrar tekrar ele aldığı konularıyla anlatımcı bir resim dili ortaya koymuştur.  Fikret Mualla’nın Fransa’ya gittiği işgal öncesi Fransa sanat ortamında, 1911 yılında Almanya’da ortaya çıkan ekspresyonizm akımı kabul görmeye başlamıştır. Böylece sanatta dışavurum olanakları yeniden gözden geçirilmiş ve farklı yorumlara ulaşılmıştır.      Almanya’da 1913 Ekim’inde sonbahar sergisi katalogu önsözünde Walden yaratıcı olguyu şöyle tanımlamıştır: “Ressamın yaptığı resim en içsel duygularla algıladığıdır, varlığının anlatımıdır, dışavurumudur, geçici olan herşey onun için simgesel bir görüntüdür; kendisi için en önemli düşünce kendi yaşamıdır, dış dünyanın kendi üstünde bıraktığı izlenimleri o kendi içinden geçirerek dışavurur. O, gördüklerini, içindeki doğa görünümlerini iletir ve bir yerde de onlar tarafından iletilir.”  Fikret Mualla’nın biçim bozma, keyfi renk kullanımı ve ifadeye dayalı sanat anlayışının biçimlenmesinde Fransa’da bu yıllarda gelişen ve savaşla birlikte doruğa ulaşan bu sanatsal yaklaşımların payı büyük olmuştur. Öte yandan Mualla, kendisinin de ifade ettiği gibi Matisse’in renklerinden etkilenmiştir. Ayrıca belki de ekonomik sıkıntılardan dolayı guvaş malzemeyi sık kullanması ve pastel çalışması onu Lautrec’e yakınlaştırmaktadır. Resimlerinde konu olarak kalabalık Paris görünümlerine yer vermesi, karikatüre ilgi duyması ve yaşam tarzındaki bazı paralelliklerde bu yakınlaşmayı güçlendirmektedir.  Fikret Mualla’nın Paris sanat ortamına tanıtılmasında sanatçının kişisel sergisini hazırlayıp kataloğunu basan iki musevi sanat tüccarının etkisi olmuştur. Sanatçı kendi deyimiyle karın tokluğuna bu iki kişi için resim üretmiştir ve sanatını sürdürebilmek adına güç bir dönem yaşamıştır. Sanatçının Paris’teki ilişkilerine efsaneleşmiş bir anı olarak Picasso ile karşılaşmasını, Picasso’nun Fikret Mualla’nın resminden etkilenerek onun bir resmini almasını ve kendisini atölyesine davet ederek ona bir resmini hediye etmesini gösterebiliriz. Giderek Paris sanat ortamında haklı bir ün kazanan Fikret Mualla’ya yaşamının son dönemlerinde maddi ve manevi katkı sağlayan ünlü koleksiyoner Raquel Angles, giderek kötüleşen sağlığını da hesaba katarak sanatçıyı bir bakıcı denetiminde Reilanne çiftliğine götürmüştür. Ölümüne değin kaldığı bu yerde sanatçı koleksiyoneri için çok sayıda eser üretmiştir.</p>
<p><span style="color:#008000;">Kaynakça: YAMAN, Zeynep Yasa; Nakkaş Fikret Mualla, Vakıfbank, Ankara, Ekim 1995 TOROS, Taha; Fikret Mualla 1903- 1967, Akbank, 1986</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[gustav klimt]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2009/01/04/gustav-klimt/</link>
<pubDate>Sun, 04 Jan 2009 12:03:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2009/01/04/gustav-klimt/</guid>
<description><![CDATA[Klimt, Bohemyalı kuyumcu bir babanın ve Viyanalı Anna Finsher’in yedi çocuğundan ikincisi olarak 14 ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Klimt, Bohemyalı kuyumcu bir babanın ve Viyanalı <strong>Anna Finsher</strong>’in yedi <img class="alignright size-medium wp-image-277" title="gk2103il-bacio-detail-posters" src="http://glgn.wordpress.com/files/2009/01/gk2103il-bacio-detail-posters.jpg?w=299" alt="gk2103il-bacio-detail-posters" width="299" height="300" />çocuğundan ikincisi olarak <strong>14 Temmuz 1862</strong> yılında <a class="normaltext-link" title="V" href="http://www.biyografi.info/bilgi/viyana"><strong>Viyana</strong></a>’da dünyaya geldi.</p>
<p>Viyana uygulamalı sanatlar okulunda eğitim gördüğü sıralarda tarihsel  konular işleyen ressam <strong>Hans Makarat</strong>’tan etkilendi.</p>
<p><strong>1883</strong>’ten sonra kardeşi Ernst ve ressam <strong>Franz Matsch</strong> ile birlikte dekoratör olarak çalıştı. <strong>Burgtheater</strong>’ın ve <strong>Sanat Tarihi Müzesi</strong>’nin dekorasyonunu tamamladıktan sonra <strong>1892</strong> yılında kardeşinin ölümü üzerine bu işi bıraktı.</p>
<p><strong>1897</strong>’de Viyana’da bir grup sanatçı ile <strong>Viyana Sezession Grubunu</strong> oluşturdu ve bu grubun ilk başkanı seçildi. Bu görevini <strong>1905</strong> yılına kadar sürdürdü.</p>
<p>Birkaç yıl sonra <strong>Viyana Üniversitesi</strong> için felsefe, tıp ve hukuk adlı tavan resimlerini yaptı. Fakat resimler erotik simgeleri ve karamsarlık yüzünden büyük tepki aldı ve geri çevirdi.</p>
<p><strong>1902</strong>’de arkadaşı mimar <strong>Josef Hoffmann</strong>’ın baş yapıtı sayılan <a class="normaltext-link" title="B" href="http://www.biyografi.info/bilgi/bruksel"><strong>Brüksel</strong></a>’deki <strong>Stoclet Evi</strong>’nin yemek odası için duvar resimleri yaptı.</p>
<p>Bugün üçü de <strong>Avusturya Galerisi</strong>’nde bulunan <strong>Öpüş</strong>, <strong>Fritza Riedler</strong> ve <strong>Adele Bloch-Baver</strong> gibi son çalışmalarında figürleri silüet biçiminde ele aldı.</p>
<p>Ünlü sanatçı <strong>6 Şubat 1918</strong> yılında beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti. Klimt’in ailesi onun <strong>Onur Mezarı</strong>’na gömülmesini kabul etmedi ve sanatçı Viyana’da basit bir mezara gömüldü.</p>
<p>Yağlıboyalarının dışında desenleri de ayrı bir önem taşıyan Klimt’in, özellikle <strong>Kokoschka</strong> ve <strong>Egon Schiele</strong> üstünde yoğun etkileri oldu.</p>
<p>Önemli Yapıtları: <strong>Aşk Müzik I</strong>, <strong>Bir Kadının Portresi</strong>, <strong>Memorial Sanat Müzesi</strong>, <strong>Tıp</strong>, <strong>Yaşayan Su</strong>, <strong>Ölüm ve Yaşam</strong>, <strong>Adem ile Havva</strong>, <strong>Kadının Üç Çağı</strong>, <strong>Salome</strong>.</p>
<p>kaynak:<span style="color:#99cc00;"><a href="http://www.biyografi.info/kisi/gustav-klimt" target="_blank">biyografi info</a></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Filiz Çelik]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2008/12/01/filiz-celik/</link>
<pubDate>Mon, 01 Dec 2008 20:40:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2008/12/01/filiz-celik/</guid>
<description><![CDATA[1980 yılında Konyada doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı. 1997 yılında Orhan CEBRAİLOĞLU ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://glgn.wordpress.com/files/2008/12/b_galeri_internet_filizcelik_10535136.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-255" title="b_galeri_internet_filizcelik_10535136" src="http://glgn.wordpress.com/files/2008/12/b_galeri_internet_filizcelik_10535136.jpg" alt="b_galeri_internet_filizcelik_10535136" width="195" height="711" /></a>1980 yılında Konyada doğdu.<br />
İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı.<br />
1997 yılında Orhan CEBRAİLOĞLU ile resim çalışmalarına başladı.<br />
2004te Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resimiş Öğretmenliği Ana Bilim Dalını kazandı.<br />
2008 yılında lisans eğitimini tamamladı.<br />
2008 yılında Selçuk Üniversitesi Resimiş Öğretmenliği Bölümünde Yüksek Lisans eğitimine devam etmekte.<br />
Çalışmalarına kendi atölyesinde devam etmektedir.</p>
<p>Katıldığı sergiler;<br />
2004 Turizm Bakanlığı karma grafik sergisi,(Konya)<br />
2008 Devlet Güzel Sanatlar Galerisi karma resim sergisi.(Konya)<br />
2008Selçuk Üniversitesi karma resim sergisi (Konya)<br />
2008 2. Ankara Kale Festivali Karma Sergi Galeri Z(Ankara)<br />
2008 Çekirdek Sanat Atölyesi 20 Sanatçı 40 Eser Sergisi (İstanbul)</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sinan Bahar]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2008/10/30/sinan-bahar/</link>
<pubDate>Thu, 30 Oct 2008 14:00:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2008/10/30/sinan-bahar/</guid>
<description><![CDATA[Kahramanmaraş/Türkoğlu doğumlu. Niğde/Dündarlı 100.yıl i.ö.o resim öğretmeni. niğde üniversitesi res]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://glgn.files.wordpress.com/2008/10/b_galeri_internet_sinanbahar_10686045.jpg"><img class="size-medium wp-image-243 alignright" title="b_galeri_internet_sinanbahar_10686045" src="http://glgn.wordpress.com/files/2008/10/b_galeri_internet_sinanbahar_10686045.jpg?w=186" alt="" width="251" height="403" /></a></p>
<p>Kahramanmaraş/Türkoğlu doğumlu. Niğde/Dündarlı 100.yıl i.ö.o resim öğretmeni. niğde üniversitesi resim bölümü Yüksek lisans öğrencisi.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Aylin Menekşe]]></title>
<link>http://glgn.wordpress.com/2008/10/17/aylin-menekse/</link>
<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 16:57:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>glgn</dc:creator>
<guid>http://glgn.wordpress.com/2008/10/17/aylin-menekse/</guid>
<description><![CDATA[Ankara’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara’da tamamladım. 19911995 yıllarında Gazi Ünivers]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://glgn.wordpress.com/files/2008/10/b_10070643aylin36.jpg"><img class="size-full wp-image-232 alignright" title="b_10070643aylin36" src="http://glgn.wordpress.com/files/2008/10/b_10070643aylin36.jpg" alt="" width="309" height="437" /></a></p>
<p>Ankara’da doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Ankara’da tamamladım. 19911995 yıllarında Gazi Üniversitesi Resimİş Bölümünde; Bünyamin BALAMİR, Tahsin HANCIOĞLU, Cengiz SAVAŞ Atölyelerinde eğitimimi tamamladım.<br />
1995’te Ardahan’da resim öğretmeni olarak göreve başladım.<br />
1996’da Sivas Devlet Güzel Sanatlar Galerisinde bir başka resim öğretmeniyle ilk sergimi açtım. 1997’de Bartın’a tayinim çıktı. 1998’de Bartın Vakıfbank Sergi Salonunda öğrencilerimle ikinci sergimi açtım. Aynı yıl Ankara’da Çankaya Belediyesi Sergi Salonunda üç arkadaşımla beraber üçüncü sergimi açtım. Dönemin Kültür Bakanı İstemihan TALAY,  resimlerinden birini, Kültür Bakanlığı kolleksiyonu için satın aldı.<br />
17 Nisan8 Mayıs 2004  Tarihlerinde Almanya Karsruhe şehrinde düzenlenen 17. Avrupa  Kültür Günleri kapsamında, ‘Doğudan Batıya Bir Köprü’ adlı sergiye katıldım. 21 Kasım30 Kasım 2005 Dünyada Yoksullukla Mücadele 1. Uluslararası Türkiye Grameen Mikrokredi Sanat Bienaline katıldım.<br />
Uluslararası plastik sanatlar derneğine üyeyim(U.P.S.D.), Bakırköylü Sanatçılar Derneği üyesiyim.(B.A.S.A.D.)<br />
Halen İstanbul’da bir ilköğretim okulunda resim öğretmeni olarak görev yapmaktayım<br />
Güzel sanatlar eğitimiyle resimlerimin temelini oluşturan desen çalışmalarına uzun süre devam ettim ve halen devam etmekteyim.</p>
<p>Yağlıboyalara önce tors çizimleri ve bunların stilizasyonlarıyla başladım.</p>
<p>Ağaçlara olan ilgimse resim çalışmalarımda farklı bir perspektif sağladı. Ağaçlarda bambaşka anlamlar buldum, onların durağanlığı içinde değişik bir dinamik sezdim. Konunun üzerine giderek teknik ve içerik açısından farklı yerlere ilerledim.</p>
<p>Yeni serimin konusunu korku oluşturdu. Yeniçağ insanoğlunun korku kavramını da değiştirdi ve geliştirdi. Teknoloji ve makinelere bağımlı küreselleşme ile gelişen klişe kentsel yaşam tarzı, kendi yarattığımız korkularımızı da beraberinde getirdi. KORKU ilkçağdangeleceğe hayatımızın en yoğun duygusu olmaya devam edecek.</p>
<p><strong>Sergiler</strong></p>
<p>1996 Sivas Devlet Güzel Sanatlar Galerisinde karma sergi</p>
<p>1998 Bartın Vakıfbank Sergi Salonunda öğrencilerimle sergi<br />
1998 Ankara Çankaya Belediyesi Sergi Salonunda karma sergi<br />
2004 Almanyada Karlsruhe Şehrinde 17. Avrupa kültür Günleri kapsamında Doğudan Batıya Köprü adlı karma sergi<br />
2005 1.Uluslararası Türkiye Grameen Mikrokredi Sanat Bienali<br />
2006 69 Kadın 69 Yapıt adlı karma sergi , Çekirdeksanat Atölyesinde<br />
2006 Nisanda BASAD da  Bakırköyde görevli Resim Öğretmenlerinin  karma sergisi<br />
2006 Mayısda , İstanbul  Deniz Müzesinde Buluşma adlı karma sergi<br />
2006 Haziran ,Bahariye Sanat Galerisinde &#8220;Porteler&#8221; adlı Uluslararası karma sergi<br />
2007 Ocak, Çekirdek Sanat Galerisi &#8220;Yorumlar&#8221; adlı  karma sergi<br />
2007 Mart,Çekirdek Sanat Galerisi &#8220;15 Sanatçı 45 Eser&#8221; adlı karma sergi<br />
2007 Nisan,Çekirdek Sanat Galerisinde &#8220;Otoportredeki Hayalet&#8221; konulu karma sergi<br />
2007 17.İstanbul Sanat Fuarı Tüyap<br />
2007 2. EgeArt Sanat Fuarı,İzmir<br />
2007 Abra Sanat Galerisi, karma sergi<br />
2007 Çekirdek Sanat Galerisi, karma sergi<br />
2007 Deyim Sanat Galerisi, karma sergi<br />
2008 &#8220;Kadın Gözüyle Erkek&#8221; konu başlıklı karma sergi,Çekirdek Sanat Galerisi<br />
2008 &#8220;Güneşe Doğru&#8221; adlı karma sergi,Abra Sanat Galerisi<br />
2008  Kadınlar günü dolayısıyla düzenlenen karma sergi,Bakırköylü Sanatçılar Derneği Sanat Galerisi<br />
2008 &#8220;Summer 2008 &#8220;karma resim ve heykel sergisi,Deyim Sanat Galerisinde</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
