<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>ruzgar &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/ruzgar/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "ruzgar"</description>
	<pubDate>Sun, 06 Dec 2009 03:42:14 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Git !]]></title>
<link>http://sinestezi.wordpress.com/2009/11/23/git/</link>
<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 16:06:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>editor</dc:creator>
<guid>http://sinestezi.wordpress.com/2009/11/23/git/</guid>
<description><![CDATA[Şimdi sen gidiyorsun, git. İzin silinsin bıraktığın yerdeki. Kokunu rüzgar götürsün gittiğin yere. G]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Şimdi sen gidiyorsun, git. İzin silinsin bıraktığın yerdeki. Kokunu rüzgar götürsün gittiğin yere. G]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[SİZDEN SEÇTİKLERİMİZ: ARDINDAN...]]></title>
<link>http://cobid.wordpress.com/2009/11/16/sizden-sectiklerimiz-ardindan/</link>
<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 00:12:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>cobid</dc:creator>
<guid>http://cobid.wordpress.com/2009/11/16/sizden-sectiklerimiz-ardindan/</guid>
<description><![CDATA[Murat Yassa; İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Türkçe Tıp Bölümü 5. Sınıf            ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><em>Murat Yassa; İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Türkçe Tıp Bölümü 5. Sınıf</em></p>
<p style="text-align:center;"><strong>               Ardından…</strong>           </p>
<p style="text-align:center;">                                                                            </p>
<p style="text-align:center;">   Kulağımda rüzgârın uğultusu</p>
<p style="text-align:center;">Ve içimde bilinmezin korkusu..</p>
<p style="text-align:center;">Yine başka bir limana sürükleniyorum;</p>
<p style="text-align:center;">Tüm sevdiklerim geride&#8230;</p>
<p style="text-align:center;"><!--more--></p>
<p style="text-align:center;">Boynum tutulmuş bakamıyorum;</p>
<p style="text-align:center;">Birileri üfürüyor yelkenime.</p>
<p style="text-align:center;">Ama Gemide değil, elden düşme bir saldayım.</p>
<p style="text-align:center;">Büyüyor içimdeki özlem senle.</p>
<p style="text-align:center;">Ama gemici değilim ki</p>
<p style="text-align:center;">Her limanda bir sevgilim olsun&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Eskişehir Güneş ve Rüzgardan elektrik üretme]]></title>
<link>http://guneskisehiruzgar.wordpress.com/2009/11/10/eskisehir-gunes-ve-ruzgardan-elektrik-uretme/</link>
<pubDate>Tue, 10 Nov 2009 22:58:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>abdelk</dc:creator>
<guid>http://guneskisehiruzgar.wordpress.com/2009/11/10/eskisehir-gunes-ve-ruzgardan-elektrik-uretme/</guid>
<description><![CDATA[Eskişehirde Güneş ve Rüzgardan elektrik üretip, kullanmak isteyenlere&#8230; http://www.gunesolaruzg]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Eskişehirde Güneş ve Rüzgardan elektrik üretip, kullanmak isteyenlere&#8230; http://www.gunesolaruzg]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[gel artık!]]></title>
<link>http://yazinak.wordpress.com/2009/11/08/gel-artik/</link>
<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 03:39:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>badeba3</dc:creator>
<guid>http://yazinak.wordpress.com/2009/11/08/gel-artik/</guid>
<description><![CDATA[Rüzgar esiyor…saçlarım en son gittiğin yöne doğru çaresizce dalgalanıyor.Uzakta;çok uzakta,belki sen]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-107" title="gel artık!" src="http://yazinak.wordpress.com/files/2009/11/gel-artik.jpg" alt="gel artık!" width="499" height="378" /></p>
<p style="text-align:center;">Rüzgar esiyor…saçlarım en son gittiğin yöne doğru çaresizce dalgalanıyor.Uzakta;çok uzakta,belki sen beni görüyorsundur diye kıpırdamıyorum yerimden.Ama…Hayat,bırak görüntünü;sesini,kokunu bile çok görüyor bana!bense bu acımasızlığa karşı yetinmeyi öğrendim.dalga köpüklerini koklayarak,sen hayallerinin en güzelini kurmayı,sana dokunmayı,martıların çığlıkları eşliğinde uzaklaşan son yüzünü görmeyi ve “Elveda!” diye haykırışını duymayı öğrendim.</p>
<p style="text-align:center;">Ama sensizlik bu! Ne öğrensem,ne söylesem sensizliğe,seni öğretemiyorum.Yakamı bırakmıyor…Her yanım,uzun zamandır sana “Gel artık!”diye seslenmekten amansızca ağrıyor.Ve deniz…Sensizliğin,bu ıssız adada defalarca dalgalanışının şerefine,dalgalarını bacaklarıma daha hızlı çarpıyor…</p>
<p style="text-align:center;">Ben… Bekliyorum!</p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;"><span style="color:#3366ff;">Ba’De’Ba / 18.Nisan.99 ( 16.00) / KuŞaDaSı</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sokak Lambası]]></title>
<link>http://hasankarakaya.wordpress.com/2009/11/04/sokak-lambasi/</link>
<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 12:46:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>hasankarakaya</dc:creator>
<guid>http://hasankarakaya.wordpress.com/2009/11/04/sokak-lambasi/</guid>
<description><![CDATA[Sokak Lambası   Dün gece bir kadın geçti mi bu sokaktan? Elinde bavul, gönlüde yalanı. Bu ışıklar mı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong><em>So</em></strong><strong><em>kak Lambası</em></strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Dün gece bir kadın geçti mi bu sokaktan?</em></p>
<p><em>Elinde bavul, gönlüde yalanı.</em></p>
<p><em>Bu ışıklar mıydı önünü aydınlatan?</em></p>
<p><em>Kırayım mı şimdi bu  lambaları?</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Affederim sizleri, yalnız bir şartla!</em></p>
<p><em>Hangi tarafa gitti, hangi sokağa saptı?</em></p>
<p><em>Beni koyup gittiği bu yarayla…</em></p>
<p><em>Nerde bana söyleyin sokak lambaları.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Demek üzgündü ve çaresiz,</em></p>
<p><em>Seviyorum her şeye rağmen yalanlarını,</em></p>
<p><em>Dönerdi sanki, niye sönmediniz?</em></p>
<p><em>Nerde bana söyleyin sokak lambaları.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bırak rüzgârın uğultusu söylesin seni,</em></p>
<p><em>Yağmurun kokusu sinsin saçlarına,</em></p>
<p><em>Seni benden ileri götüren ne ki,</em></p>
<p><em>Nerde bana söyleyin sokak lambaları.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Hüsranın yanında dursun, hep ağlayasın.</em></p>
<p><em>Bilmiyorum bu gerçek mi, rüya mı?</em></p>
<p><em>Hep bekleyip bir ağaca bez bağlayasın,</em></p>
<p><em>Nerde bana söyleyin sokak lambaları.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Sevmek mi? Yok bu bir ateş…</em></p>
<p><em>Her şeyin ötesinde sevmek bağnazlığı,</em></p>
<p><em>Bulamadım senin gibi gönlüme bir eş,</em></p>
<p><em>Nerde bana söyleyin sokak lambaları.  </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>                                         <strong>Hasan KARAKAYA</strong></em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yuva]]></title>
<link>http://tiyes.wordpress.com/2009/10/13/yuva/</link>
<pubDate>Tue, 13 Oct 2009 07:47:34 +0000</pubDate>
<dc:creator>tiyes</dc:creator>
<guid>http://tiyes.wordpress.com/2009/10/13/yuva/</guid>
<description><![CDATA[Ntv&#8217;de yayınlanan bu belgesel bencede izlemiz gerek bir şey.. eğerki izlediyseniz o cümlede ne]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Ntv&#8217;de yayınlanan bu belgesel bencede izlemiz gerek bir şey.. eğerki izlediyseniz o cümlede ne kadar haklı olduğumu kendi kendinize söylüyo olursunuz eğer izlemediyseniz acaba nasıl bir şeyki.. diyebirlisiniz&#8230; ve yine eğerki ben böyle bir cümle okusam aynende öyle derdim&#8230;hiç düşündünüzmü aslında nasılda hergün dünyaya bişi olmuyo nasıda yakınlarınızdaki ağaçlar duruyo ve büyüyo hergün aldığınız hava her zamanki gibi aynen duruyo.. bişi söliyim mi ÇOK YANILIYORSUNUZ&#8230;. Dünyaya hergün daha çok zarar veriyoruz.. denge hergün dahada bir tarafa ağır basıyor.. fakat bu iyi olan taraf değil&#8230; belki sizin görüdüğünüz ağaçlar değil ama şu an dünyanın farklı  yerlerinde ne kadar çok ağaç kesiliyor.. bil fark edebilsek dikkat edin evinizde ne kadar da ağaç malzeme var vitrinler masalar kapılar v.b. bunlar için hep ağaç kesiliyor&#8230; peki dikilmiyormu dikiliyor.. ama ne kadar 100.000 ağaç kesseler 10.000 ağaç dikiyorlar&#8230; sonuç hem yağmur azalıyor.. hem havamız kirleniyor.. hemde oksijen azalıyor&#8230; sadece ağaçmı kolaymış demeyin.. devamı var&#8230; sadece tükenen havamızda değil&#8230; son günlerde dahada belli oldu yurdumuz insanına sularımız bitiyor&#8230; bitmez demeyin bende öle diyodum ama iş öyle değil bitiyor gereksiz su tüketimleri, olan kaynakları boşa kullanmak  sularımızıda bitiriyor ufak bir örnek vereyim bizim evimizin yakınlarında bir su vardı kendimi bildimbili su hep akıyor durmadan vanası falan yok suya ufak bir depo yapılmış.. orda sürekli boşa doluya akıyor.. su temiz.. içile bilirde ama birisi kap doldurmadığı sürece boşa akıyor bunları böyle harcamamız lazım elbet bir gün bitecek bunları depolamalıyız&#8230; ve gene söyliyim sadece biten hava ve sumu hayııırr&#8230;.hem verimli topraklar azalıyor.. hemde olağan kaynaklarımız tükeniyor&#8230; bunlar için ne mi yapılmalı mesela petrol ve doğal gaz  yerine rüzgar enerjisi güneş enerji sistemleri konulmalı&#8230; su lar için dah az kullanılmalı ve olan su kaynakları korunmalı&#8230; havamız için daha çok ağaç dikilmeli dünyamız ağaçlandırılmalı&#8230; kesilen her ağacın yerine 1 tane fazladan dikilmeli&#8230;  verimli topraklar için günümüzdeki yeni ve daha verimli sulama sistemleri kurulmalı&#8230; bunlar için sizin venim yapapmam yeterli değil bunu dünya ülkeleri ancak ortak bir karala yapmalıdırlar&#8230; aksi tatdirde sonumuz çokda uzakda değil ben görebiliyorm&#8230;.</p>
<p>ve hatırlayayım yuvamıza yani herkesin yuvası olan dünyamıza bizden başka zararı olan canlı yok.. tek zarar veren varlık biziz&#8230;!!!!! bunu olabildğince  en aza indirgemeliyiz&#8230;.</p>
<p>son olarak yazımı okuduysanız yuva belgeselini izleminizi tavsiye ederim.. sizde ordaki  olan güzellikleri görmelisiniz&#8230;.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kendini Sarar Her Yara]]></title>
<link>http://basakisur.wordpress.com/2009/10/09/kendini-sarar-her-yara/</link>
<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 14:17:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>basakisur</dc:creator>
<guid>http://basakisur.wordpress.com/2009/10/09/kendini-sarar-her-yara/</guid>
<description><![CDATA[Bu şehrin tüm ara sokakları Caddelere açılır Kaybolma diye&#8230; Irmaklar zamansız kırıldığında, ya]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img src="http://basakisur.wordpress.com/files/2009/10/yalnizlik.jpeg" alt="Yalnızlık" title="Yalnızlık" width="510" height="382" class="alignnone size-full wp-image-140" /></p>
<p>Bu şehrin tüm ara sokakları<br />
Caddelere açılır<br />
Kaybolma diye&#8230;</p>
<p>Irmaklar zamansız kırıldığında, yataksız kaldı sular.</p>
<p>Zaman/sızım</p>
<p>Gözlerimden vapurlar geçerken<br />
Herbiri çığlık, rotası sürgün bir ada<br />
Aklım en uzak yol.<br />
Rüzgar; sürükleyebilirdi bir anda<br />
Yahut her mavi kapısında erguvanalar açtırırdı<br />
Bir vakitte yenilecektik,<br />
Mümkündü sadece ani oldu.<br />
Kalemler kırıldı, hükümsüz kaldı sorular&#8230;</p>
<p>Anı/sızım</p>
<p>Unutarak dinginleşecek<br />
Başka türlü seveceksin<br />
Anısı başka olacak<br />
Bir serçeye g(ön)ül vermiştin hatırla<br />
Ve aşkın mevsimi ekime yakışırdı<br />
Güzler tanıdık, renkler benzer<br />
Dokusu başka olacak.<br />
Devrim aşktı hatırla<br />
Kanatlar kırıldı, g/öksüz kaldı kuşlar&#8230;</p>
<p>Sabır/sızım</p>
<p>Sular çürüyor bentlerin durgunluğunda<br />
Ve içimizde taş taş üstünde değilken<br />
Dağılmışken yani öylesine biçimsiz, beklerken<br />
Ezber kendiliğinden bozulacak<br />
Dengenin böyle sağlanmacağı gibi<br />
Anlamak ta başka olacak.<br />
Sabır denendiği an kaybedilendir.<br />
Dallar kırıldı, köksüz “leşti” gövdeler &#8230;</p>
<p>Aşksızım</p>
<p>Ve şimdi ne vakit kelimeler oynaşsa<br />
Ezberlemişler aşk sanıyor<br />
Oysa işgalleri sevmedim ve<br />
Kimseyi öldürmedim<br />
Aşk dikey bir intihar girişimidir<br />
Bildiğim; henüz ölmediğim.</p>
<p>Aynalar kırıldı, sırsızdı suretler&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA["ER KİŞİ NİYETİNE"]]></title>
<link>http://imanehli.wordpress.com/2009/10/09/er-kisi-niyetine/</link>
<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 12:30:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>islamsevgin</dc:creator>
<guid>http://imanehli.wordpress.com/2009/10/09/er-kisi-niyetine/</guid>
<description><![CDATA[Rüzgârlara hükmeden, karıncanın dilinden anlayan Sultan Süleyman da içti bu dünyada ecel şerbetini. ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Rüzgârlara hükmeden, karıncanın dilinden anlayan Sultan Süleyman da içti bu dünyada ecel şerbetini.</p>
<p>Her derde deva bulan ama ölüme çare bulamayan Lokman da geçti bu dünyadan.</p>
<p>Ölüleri dirilten İsa için de hazır ecel şerbeti Azrail&#8217;in elinde.</p>
<p>Alemlere rahmet, Hazreti Muhammed bile ecel şerbetini içerek yükseldi Rafik-ı a&#8217;laya. (Allah&#8217;ın salatı ve selamı onların üzerine olsun.)</p>
<p>Ey Allah dostu, sen o kervanın ardında yürürken, düşmanların sana yardım etmek ve dostlarına çabuk kavuşturmak için kurşun yağmurlarına tuttuklarında sen, üstüne şemsiye almamıştın ama kurşunlar korkudan sana dokunamamıştı.</p>
<p>Ecel gelmeyince aşağılık ajanların kurşunlarının da hiçbir işe yaramadığını dünyaya gösterdin.</p>
<p>Ey iman abidesi, kızıl rüzgârlar estiği yıllarda birçoklarının gazel gibi rüzgâra kapılıp savrulduğu günlerde, güz mevsiminde gazel toplayan işçiler gibi kaybolan gazelleri toplayıp güzelleştiriyordun sen.</p>
<p><span style="color:#ff0000;"><strong><span style="text-decoration:underline;">devamı için&#8212;-&#62;&#62;&#62;<!--more--></span></strong></span></p>
<p>Ey vefa yumağı, nice ihanet zehirlerini döktüler gönül dünyana da sen, onların zehrini de panzehire çevirdin.</p>
<p>Dinle dopdolu gönlüne kin girecek yer bulamadı. Dostlarını bağrına bastın, düşmanlarının kinini af meltemleriyle temizledin.</p>
<p>Seherde açan güllerin kokusu gibi etrafına hep güven kokusu saldın ve dostlarını gönül bahçenden hiç çıkarmadın.</p>
<p>Yüreğinden kan gittiği günlerde hep gülen yüzlerle baktın da körpecik gönüllere ümitsizliğin girmesini engelledin.</p>
<p>Ey peygamber aşığı, sadakat kozanda geliştirdiğin cesaretle bütün şimşekler üzerine yürüdün.</p>
<p>Gazap yıldırımları, yanardağ lavları gibi üzerine abanırken yalnız iman paratoneriyle onları savdın.</p>
<p>Amerika&#8217;nın gönüllü uşakları sana kan kusturdular ama susturamadılar.</p>
<p>Herkes korku duvarlarının üstünü &#8220;Tedbir&#8221; sıvasıyla kapatırken &#8220;Tedbirsiz ölüme doğru gidilir mi?&#8221; diye ayıplarlarken sen, ölüm kurşunlarının arasından onlara sadakat ve cesaret rüzgârları estiriyordun.</p>
<p>Azrail&#8217;in, kişilerin yaşına, dişine, başına bakmadığını biliyor, eceli gelenleri izbelerde de saraylarda da bulduğuna, dünyanın en kaliteli doktorlarının elinden eceli gelenleri alıp gittiğine inanıyordun.</p>
<p>Onun için ölümden hiç korkmadan kaderini yaratan Rabbine doğru koştun.</p>
<p>Ölmemeye çare olmadığını bildiğinden, ölüm seni Hak yolunda yakalasın diye Hakka hizmetten bir nefes boyu ayrılmadın.</p>
<p>Bu dava uğrunda koşmak yeterli değil, uçmak gerekir inancıyla hareket ettin inşallah cennete uçtun.</p>
<p>Binlerce pusudan kurtuldun, sayısını bilemediğimiz kadar gencimizin imanına atılan tuzakları kırdın ve puslu bir günde bembeyaz karların üstünde aşık olduğun Rabbine kavuştun.</p>
<p>Saltanat koltuğuyla tabutun aynı ağaçtan yapıldığını bildiğinden makama değil Makam-ı Mahmud&#8217;a yöneldin.</p>
<p>Servet ve şöhret tuzaklarına iltifat etmeden sen, Hakkın ve halkın rızasına kilitlendin.</p>
<p>Takvim kullanmayan ölüme karşı hep gönlünde takva azığını hazır tuttun.</p>
<p>Hep gülümseyen yüzün, doğrudan ayrılmayan sözün kaldı göz, gönül ve kulaklarımızda.</p>
<p>Ölüm ansızın yakalayıverirse diye midene haram lokma koymamaya dikkat ettin.</p>
<p>Ve sen, &#8220;Er kişi niyetine&#8221; diyerek namaza duran dostlarını yalan çıkarmadın, her kişilerin arasından sıyrılarak &#8220;Er kişi&#8221; olarak yaşadın ve İnşaallah şehitler kervanına katıldın.</p>
<p>Allah&#8217;tan dileğim, Cennette, &#8220;Makam-ı Mahmud&#8221; çevresinde, şehitler semtinde, Hazreti Hamza, Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali, Hazreti Hasan, Hazreti Hüseyin&#8217;le ve bütün sevdikleriyle karşılıklı sohbetler yapmayı nasip etsin.</p>
<p>Dilimizi ballandıran,</p>
<p>&#8220;Kanımız aksa da zafer İslam&#8217;ın&#8221;</p>
<p>&#8220;Ya Allah, Bismillah, Allahü ekber&#8221; nidaları yurdumuzda, yuvamızda ve bütün gönüllerde kıyamete kadar yankılansın.</p>
<p>Amin.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[wishful thinking...]]></title>
<link>http://muratgermen.wordpress.com/2009/10/08/wishful-thinking/</link>
<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 20:01:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>muratgermen</dc:creator>
<guid>http://muratgermen.wordpress.com/2009/10/08/wishful-thinking/</guid>
<description><![CDATA[wishful thinking&#8230;, originally uploaded by muratgermen.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div style="text-align:left;padding:3px;"><a title="photo sharing" href="http://www.flickr.com/photos/muratgermen/3992794155/"><img style="border:solid 2px #000000;" src="http://farm3.static.flickr.com/2559/3992794155_4e584fcb84.jpg" alt="" /></a></p>
<p><span style="font-size:.8em;margin-top:0;"><a href="http://www.flickr.com/photos/muratgermen/3992794155/">wishful thinking&#8230;</a>, originally uploaded by <a href="http://www.flickr.com/people/muratgermen/">muratgermen</a>.</span></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bize yazık oldu]]></title>
<link>http://delimavi6.wordpress.com/2009/09/26/bize-yazik-oldu/</link>
<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 22:45:51 +0000</pubDate>
<dc:creator>delimavi6</dc:creator>
<guid>http://delimavi6.wordpress.com/2009/09/26/bize-yazik-oldu/</guid>
<description><![CDATA[Bize yazık oldu Güz rüzgârları esti Yapraklar düştü Gazeller oldu Bulutlar karardı Sevda yağmuru yağ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div><span style="font-size:14pt;line-height:1.3em;"><span style="font-family:Comic Sans MS;"><span style="color:red;"><strong>Bize yazık oldu</strong></span></span></span></div>
<div><span style="color:blue;"><strong>Güz rüzgârları esti<br />
Yapraklar düştü<br />
Gazeller oldu<br />
Bulutlar karardı<br />
Sevda yağmuru yağdı<br />
Bir gözyaşı<br />
Biraz hüzün<br />
Sevdiğim bize neler oldu<br />
Bu ayrılık birde hasret<br />
Yaşatmaz oldu<br />
Gece karanlık<br />
Gözüm karanlık<br />
Meleğim bize ne oldu<br />
Gitme meleğim gitme<br />
Kal bizimle</strong></span></div>
<p><span style="color:blue;"><strong>Geceler kapkara görünmez oldu<br />
Ben kör geceler dilsiz oldu<br />
Sevdalar koyduk üst üste<br />
Ayrılık bizi buldu<br />
Biraz karanlık<br />
Biraz hüzün<br />
Üstümde hazan<br />
Söyle bize neler oldu<br />
Bu ayrılık, bir de hasret<br />
Bize yazık oldu..</p>
<p>06.06.09</p>
<p></strong></span></p>
<p><span style="color:red;"><strong>Veysel Karani Tabak</strong></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gökkuşağı]]></title>
<link>http://delimavi6.wordpress.com/2009/09/25/gokkusagi/</link>
<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 22:08:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>delimavi6</dc:creator>
<guid>http://delimavi6.wordpress.com/2009/09/25/gokkusagi/</guid>
<description><![CDATA[Gökkuşağı Hey rüzgâr Selam söyleyin Bu yürekten o pamuk bulutlara Sevdiğimin saçları gibi kararsınla]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div><span style="font-size:14pt;line-height:1.3em;"><span style="font-family:Comic Sans MS;"><span style="color:red;"><strong>Gökkuşağı</strong></span></span></span></div>
<div><span style="color:blue;"><strong>Hey rüzgâr<br />
Selam söyleyin<br />
Bu yürekten o pamuk bulutlara<br />
Sevdiğimin saçları gibi kararsınlar</strong></span></div>
<p><span style="color:blue;"><strong>Hadi rüzgâr<br />
Biraz kuvvetli es<br />
Vur bulutları birbirine<br />
Bu karanlık dünyamı<br />
Havai fişekleri gibi<br />
Şimşekleriyle aydınlatsınlar<br />
Ağlasın bulutlar ardından</p>
<p>Korkmuyorum geceden<br />
Korkmuyorum gece yağan yağmurdan<br />
Yağ yağmur<br />
Yüzüme damla damla düş<br />
Vur damlalarını suratıma<br />
Tokat gibi vur<br />
Tane tane düş saçlarıma<br />
Tek tek kon dudaklarıma<br />
Islak ıslak  öp<br />
Yanaklarımdan, dudaklarımdan<br />
Sırılsıklam et sende beni<br />
Bu yürek taşır<br />
Senden gelen her damlayı<br />
Seviyorum yağmurda ağlamayı<br />
Yağ yağmurum<br />
Kestane ağacının altında yatan<br />
Sevdiğimin mezarına da yağ<br />
Toprağı nemli olsun<br />
Gözlerim gibi.</p>
<p>Benim sıcak sadık güneşim<br />
Yağmur sonrası gülsün yüzün<br />
Saç kızıl ışıklarını<br />
Yüreği aşkla yananlar için<br />
Yağmur damlalarının bıraktığı<br />
Zerrecikleri topla<br />
Sevdiğim için<br />
Bütün renkleri topla aşkım için<br />
Mavi ucu bende olsun<br />
Kırmızı ucu sevdiğimde<br />
Sevginin aşkın gökkuşağını<br />
Ser gökyüzüne<br />
Tüm âşıklar görsün<br />
Herkes kendi rengine bürünsün<br />
Ben mavi, sevdiğim kırmızı<br />
Yürekler yüreklerine açsın kucak<br />
Isıt yürekleri olsun sıcak<br />
Kavuşunca sevenler<br />
Tüm renkleri doğaya bırak</p>
<p>14.07.2009 Gönen<br />
<span style="color:red;"><strong>Deli</strong></span> <span style="color:blue;"><strong>Mavi</strong></span><br />
<span style="color:red;"><strong>Veysel Karani Tabak</strong></span></p>
<p></strong></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bir Karşı Kıyı Şarkısı]]></title>
<link>http://sinestezi.wordpress.com/2009/09/23/bir-karsi-kiyi-sarkisi/</link>
<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 05:44:51 +0000</pubDate>
<dc:creator>Erkan Mercan</dc:creator>
<guid>http://sinestezi.wordpress.com/2009/09/23/bir-karsi-kiyi-sarkisi/</guid>
<description><![CDATA[Dostun dostluğunu alamazsın elinden Ve sökemezsin içinden Sökemezsin yıldızları yerlerinden İçimde d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Dostun dostluğunu alamazsın elinden Ve sökemezsin içinden Sökemezsin yıldızları yerlerinden İçimde d]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Denize Karşı]]></title>
<link>http://kuzuhanim.wordpress.com/2009/09/21/denize-karsi/</link>
<pubDate>Mon, 21 Sep 2009 13:26:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>kuzuhanim</dc:creator>
<guid>http://kuzuhanim.wordpress.com/2009/09/21/denize-karsi/</guid>
<description><![CDATA[Benim bütün yazacaklarımı gökyüzü yazdı, deniz yazdı. Bulutların arasında güneş bir ce-ee yaptı. Ger]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Benim bütün yazacaklarımı gökyüzü yazdı, deniz yazdı. Bulutların arasında güneş bir ce-ee yaptı. Geri kaçtı. Düşünceler resimler, fotoğraflar ve sıska sokak köpeği. Şarkının biri düştü çimenlerin üzerine. Rüzgar taşıdı öteki şehirden. Tişört beyaz bile olsa, yerler tozlu bile olsa&#8230;</p>
<p>so fuckin&#8217; special.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gökçen ile Amrak]]></title>
<link>http://muradselvi.wordpress.com/2009/09/10/gokcen-ile-amrak/</link>
<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 21:53:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>mirakrep</dc:creator>
<guid>http://muradselvi.wordpress.com/2009/09/10/gokcen-ile-amrak/</guid>
<description><![CDATA[O zamanlar güvercinler konuşmayı bırakmamıştı. Gökyüzü gök mavisiydi henüz. Yeryüzündeki bütün nehir]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>O zamanlar güvercinler konuşmayı bırakmamıştı. Gökyüzü gök mavisiydi henüz. Yeryüzündeki bütün nehirlerde balıklar yaşar, toprak bütün cemreleri memnuniyetle kabul ederdi. O zamanlar güneş bile yakmadan ısıtırdı.</p>
<p>. Yeryüzünden gökyüzüne aşk doldururdu havayı. Aşk dört yöne yayılırdı dört büyük rüzgârla. …ve bekleyen herkese sevgilisinin kokusunu taşırdı rüzgârlar.</p>
<p><!--more--></p>
<p>Doğunun en doğusunda bir çocuk yaşardı çölün kıyısında. Amrak’tı adı. Aşka âşıktı çocuk. Batı Rüzgârı’na kendisine ne zaman güzel kokular getireceğini sorar dururdu. Ve batının en batısında bir kız yaşardı Gökçe isminde. Dünyanın en güzel kokusunu taşırdı kız ama kimsenin haberi yoktu bundan çünkü yalnız yaşardı bir ormanda ve rüzgâr kimseye onun kokusunu götüremezdi zira onun kokusunu bekleyen kimse yoktu.</p>
<p>Bir gün Batı Rüzgârı’nın muzipliği tuttu. Sırtını dağlara vermiş önündeki çölde kavuşan güneşe bakıp türkü söylüyordu Amrak. Birden hızlandı rüzgâr kumları gökyüzüne savurdu. Daireler, helezonlar çizdi. Birden aklı başından gitti Amrak’ın. Kumların ortasında o zamana kadar hiç görmediği kadar güzel bir kızın yüzünü gördü bir an. Sonra rüzgâr bırakıverdi kumları. İçi boş bir elbise gibi düşüverdi kumlar delikanlının gözlerinin önünde. Bir kere muzipliği tutmuştu Batı Rüzgârı’nın. İki hece fısıldayıverdi delikanlının kulağına: Gökçe.</p>
<p>— Dur dedi delikanlı rüzgâr eteklerini toplayıp gitmeye hazırlanırken, yüreğimi ateşe verip kaçmak için mi geldin bunca yolu?</p>
<p>—    Rüzgâra durmak olmaz, dedi gezginlerin en yorulmazı, durduğum gün öldüğüm gündür.</p>
<p>—    Beni bir anlığına gördüğüm bir yüz ve iki hecelik bir sözle mi bırakacaksın bu ateşin içinde?</p>
<p>—    Âşık olmak için bir yüz ve bir isim yeter. Aşkın kokusunu dumansız taşınır mı sandın sen?</p>
<p>Böyle deyip bıraktı delikanlıyı. Dağların eteğinde.</p>
<p>Aynı anda başka bir yerde bir güvercin kondu Gökçe’in omzuna Batı Rüzgârı’nın sırtından inip. Şaşırdı Gökçe, korkmadı lakin. Kendisinden başka insan tanımadığı için diğer canlılara kardeş gözüyle bakardı hep. Ara sıra beraber koşan bir çift geyik ya da birlikte uçan çifte kumruları görünce hüzünlenirdi biraz. Sadece birazcık hüzünlenirdi.</p>
<p>—    Senin de mi eşin yok, dedi güvercine, sen de mi benim gibi yalnızsın? Ayın doğuşunu ve güneşin batışını paylaşacağın kimse yok mu senin de? Beraber şarkı söyleyeceğin kimse yok mu?</p>
<p>Güvercin havalandı birden, ormanı çevreleyen dağların arkasına doğru uçtu gitti rüzgârın sırtına binerek.</p>
<p>—    Yok, dedi delikanlı güvercine; kokusunu beklediğim biri var ama bırakmıyor duyayım. Adımın Amrak olduğunu bile bilmiyor belki. Bilmiyor rengini bilemediğim gözlerine tutulduğumu ilk bakışta.</p>
<p>Delikanlıyı rüzgâr gibi düşünceler içinde bırakıp gitti güvercin. Neden konuşmuştu sanki onunla? Neden diğer güvercinler gibi uçup gitmemişti?</p>
<p>Aynı anda başka bir yerde güvercin delikanlının sözlerini aktarırken kıza ikisi birden anladı artık beklemeleri gerekmediğini. Güvercin artık daha sık dokumaya başladı mekiklerini doğu ile batı arasında. Her havalanışında daha fazla tanıyordu Gökçe ile Amrak birbirini. Aralarındaki mesafe daha da kısalıyordu güvercinin her uçuşunda. Her mekik daha fazla yaklaştırıyordu iki yüreği birbirine.</p>
<p>Bir gün –ki Aşk o günü Amrak’ın en mutlu olduğu gün diye düştü tarihe- delikanlı Gökçe’in kokusunu duydu batı rüzgârında. Ciğerlerini sevgilisinin kokusuyla doldurdu tıpkı yüreğini sevgisiyle doldurduğu gibi.</p>
<p>Lakin kötülük her ne kadar çiçek açmadıysa da filizlenmeye başlamıştı o zamanlarda. Cadılar yaşardı dağlarda. Sadece sevgi sözcüklerini taşıyan güvercinlerle beslenen, bekleyenlerin yüreğindeki ümitsizlikle güçlenen cadılar. Kara kulaklı, vaşaklar beslerlerdi mağaralarında. Vaşakların boyunlarına da daracık tasmalar takarlardı ki yakaladıkları güvercinleri yiyemesinler. İşte bir gün bu cadılardan biri uyurken -çok kibirli olduğu için cadı bir aynanın altında uyurdu- karakulaklı vaşağı, bir güvercin yakaladı ve her seferinde olduğu gibi cadıya götürdü. Cadının uyuduğunu görünce de göğsüne bırakıp köşesine çekildi.</p>
<p>Ne olduysa o anda oldu. Cadının sihirli aynası cadının içindeki kötülüğü ve hayatı güvercinin kalbine yansıttı. Uçtu güvercin yakalandığı sırada uçtuğu yöne doğru yöne kalbi kötülüklerle dolu olduğu halde. Omzuna konduğunda kızın, içindeki bütün kötülüğü kelimelerden bir zehir halinde boşalttı Gökçe’nin yüreğine. Delikanlının söylediklerinin tam tersini anlatıyor, kıza sevgisiz günlerin kara haberini veriyordu. Üzüldü kız, birazcık değil çok üzüldü. Bütün üzüntüsünü anlattı güvercine bir dost gibi lakin güvercin, sadece güvercindi. Havalandı kızın söylediklerini aktarmak için Amrak’a ve bir kez daha yakalandı vaşağa zira artık sevginin gücüyle uçmuyordu. Cadı uyanmıştı artık. Vaşağın ağzındaki güvercini görür görmez yemek istedi lakin güvercin artık mutluluk değil üzüntü taşıyordu doğu ile batı arasında. İlk ısırıkta öldü cadı.</p>
<p>Batı Rüzgâr’ı dünyanın çevresinde dönerken sevgisiz kalmış güzel bir kız, ölü bir cadı ve sevgilisinden haber alamadığı için delirmek üzere olan bir genç gördü. Bütün güvercinler Gökçe’yi, cadıyı ve Amrak’ı gördü. Amrak Gökçe’den, Gökçe Amrak’tan bir daha asla haber alamadı. Oysa aralarında sadece bir dağ vardı. O günden sonra güvercinler hiç konuşmadı.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yaşadığımın farkına varmak!!,tüm istediğim bu.]]></title>
<link>http://iyidebanane.wordpress.com/2009/09/08/yasadigimin-farkina-varmaktum-istedigim-bu/</link>
<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 00:29:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>gizakin</dc:creator>
<guid>http://iyidebanane.wordpress.com/2009/09/08/yasadigimin-farkina-varmaktum-istedigim-bu/</guid>
<description><![CDATA[En sevdiğim şey rüzgâr, o kadar hissettiriyor ki varlığını, o varken asla yalnız kalmam gibi geliyor]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h3 style="text-align:left;"><em>En sevdiğim şey rüzgâr, o kadar hissettiriyor ki varlığını, o varken asla yalnız kalmam gibi <img class="alignright size-full wp-image-821" title="redskies_by_smooths" src="http://iyidebanane.wordpress.com/files/2009/09/redskies_by_smooths.jpg" alt="redskies_by_smooths" width="472" height="328" />geliyor. Asla üzülmem, asla </em><em><em>düşünmem, asla beni kırmaz o,sadece rahat bir nefes, bana verdiği bütün iyi hisler ve bir nefes&#8230;</em></em></h3>
<h3 style="text-align:left;"><em>Buralar geceleri hep rüzgârlı… Bu yüzden geceyi seviyorum. Kendi adım ve soyadımı koyma şansım olsaydı, adımı rüzgâr, soyadımı gece koyardım. Rüzgâr Gece…</em></h3>
<h3 style="text-align:left;"><em>Burada geceler o kadar aydınlık ki, her rüzgâr esintisi tenime değdiğinde bir ışıltı saçar, gözlerim kamaşır, elime değip, elimi ışıldatan o rüzgârı içime çekerim derin bir nefes gibi…</em></h3>
<h3 style="text-align:left;"><em>Buralar geceleri çok ıssızdır. Bir tek ben olurum rüzgârı düşleyen ve o da sanki bunun farkındaymış gibi sadece bana eser. Ya da ben öyle zannederim. Fark etmez aslında nefes veriyor ya bana, buraların en şanslısı sayarım kendimi. Doya doya çekerim içime, saçlarımı savurmasına izin veririm. Uçuşan saçlarım ara ara dudağıma değer, anlarım ki rüzgâr beni öptü. İlk başlar çekerdim savrulan saçlarımı dudağımdan, şimdilerde hiç dokunmuyorum, esintiyle geliyor dudağıma, dokunuyor, başka bir esintiyle yanağıma, başka bir esintiyle kulağıma sonra yerine gidiyor…</em></h3>
<h3 style="text-align:left;"><em>En güzeli de ne, bilir misiniz? Kulağıma tuhaf şeyler fısıldaması. Ay’ın beni izlediğini söyledi geçenlerde, sonra saçlarımı dudağıma savurdu. Anlamadım. Sormadım da, bu ne demek diye.</em></h3>
<h3 style="text-align:left;"><em>Çoğunlukla konuşmam onla, yani sesli konuşmam. O benim ne demek istediğimi düşüncelerimden anlar. Cevap verilecek bir şeyse bir şekilde o cevabı bana gösterir. Yok, eğer değilse eser gider, başka bir hayale çeker beni. Kafamı karıştırır, unutturur sorumu…</em></h3>
<h3 style="text-align:left;"><em>Buraları bazı geceler çok soğuk olur, rüzgâr üşümüş derim o zaman. Sarılırım kendime, iki kolum belimde. İşte o zaman ısıtırım rüzgârımı…</em></h3>
<h3 style="text-align:left;"><em>Bu aralar çok üşüyor rüzgâr, hep kendime sarılır haldeyim. Aman üşümesin, o benim tek varlığım. Bana varlığımı hissettiren tek varlık…</em></h3>
<h3 style="text-align:left;"><em>Gizem Akın</em></h3>
<p style="text-align:left;"><a class="a2a_dd" href="http://www.addtoany.com/share_save?linkname=&#38;linkurl=http%3A%2F%2Fiyidebanane.wordpress.com%2F2009%2F09%2F08%2Fyasadigimin-farkina-varmaktum-istedigim-bu%2F"><img src="http://static.addtoany.com/buttons/share_save_256_24.png" border="0" alt="" width="256" height="24" /></a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hüzünlü Rüzgar]]></title>
<link>http://ozgecan.wordpress.com/2009/09/06/huzunlu-ruzgar/</link>
<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 10:48:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>ozgecanozenc</dc:creator>
<guid>http://ozgecan.wordpress.com/2009/09/06/huzunlu-ruzgar/</guid>
<description><![CDATA[Güneşin yakıcı sıcaklığı, kendini hüzünlü bir rüzgara bırakmış. Akşam vakti ürperten ve perdeler bal]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignleft size-medium wp-image-364" title="SDC10490" src="http://ozgecan.wordpress.com/files/2009/09/sdc10490.jpg?w=300" alt="SDC10490" width="300" height="225" />Güneşin yakıcı sıcaklığı, kendini hüzünlü bir rüzgara bırakmış. Akşam vakti ürperten ve perdeler balon gibi büyüten bir rüzgar&#8230; Tüm kış hayallerini kurduğumuz tatili, yaşamış veya yaşamamış, dönüş yolundayız. Memlekek veya yazlık değil ardımızda bıraktığımız, bir parçamız kalmış, uyuduğumuz otel odasında. Çıkarken kaç kez bakmışız halbuki. Bir parçamızı o diyarlarda bırakmış, şimid gri yollarda ve yüksek binalardayız. Bencillikten mi bilinmez, aklımızın köşesinden geçmemiş eksildiğimiz, doğallığımızı yitirdiğimiz&#8230; Yollar arkadaşımız olmuş ve biz oradan oraya seyyah.<br />
Kazanç peşinde, aşk peşinde, özgürlük peşinde koşarak harcamışız zamanı, otel odalarında kalmışız &#8220;biz&#8221;, parça parça, savruk savruk. İnsan önce kendisinin peşinden koşmalı etkilenmeden. Varlığı ve deneyimi kadar anlatmalı kendine kendini. Kendimizi dinlemeyeli ne uzun zaman olmuş.Peşinden koştuklarınız değil de, size doğru koşan kaç kişi var hayatınızda? Koçan kovalanırsa eğer, bu oyuna son vermek kimin elindedir?<br />
Hüzünlü bir rüzgar, herkesi çağırıyor şimdi evine.. Siz farkında olmak istemesenizde, bir parçanız eksik hüzünlü akşamlardasınız..</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Rüzgar.]]></title>
<link>http://zeynepcan.wordpress.com/1990/04/29/ruzgar/</link>
<pubDate>Sun, 29 Apr 1990 16:28:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>entelfatma</dc:creator>
<guid>http://zeynepcan.wordpress.com/1990/04/29/ruzgar/</guid>
<description><![CDATA[Evet bu şarkı sana. Yavuz. rgkpodkphxd.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><object width="425" height="254"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xabvh9"></param><param name="allowfullscreen" value="true"></param><embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xabvh9" type="application/x-shockwave-flash" width="425" height="334" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<p>Evet bu şarkı</p>
<p>sana.</p>
<p>Yavuz.</p>
<p>rgkpodkphxd.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
