<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>savaslar &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/savaslar/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "savaslar"</description>
	<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 12:52:13 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[T.C.İnkılap Tarihi Ders Notları-Tüm Özet]]></title>
<link>http://doganzeki.wordpress.com/2009/10/28/t-c-inkilap-tarihi-ders-notlari-tum-ozet/</link>
<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 16:24:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>doganzeki</dc:creator>
<guid>http://doganzeki.wordpress.com/2009/10/28/t-c-inkilap-tarihi-ders-notlari-tum-ozet/</guid>
<description><![CDATA[I.MEŞRUTİYET’İN İLANI(23 ARALIK1876):Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi aydınların oluşturduğu  gruba  Ge]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>I.MEŞRUTİYET’İN İLANI(23 ARALIK1876):</strong>Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi aydınların oluşturduğu  gruba  Genç Osmanlılar veya  Jön Türkler  denirdi. Bu grup yanlarına Mithat Paşa’yıda alarak Meşrutiyeti ilan etmesi koşuluyla II.Abdülhamit’i tahta çıkardılar.23 Aralık 1976 ‘da Kanuni Esasi hazırlanarak I. Meşrutiyet ilan edildi. Kanuni Esasi Osmanlı Devletinin Avrupai tarzda ilk anayasasıdır. Kanuni Esasiye göre  iki tane meclis kuruldu. Meclisi Mebusan( Üyelerini halk seçecek),Meclisi Ayan(Üyelerini Padişah seçecek)</p>
<p><strong>NOT:</strong>I.Meşrutiyet’in ilanıyla Mutlakiyet dönemi sona ermiş Meşrutiyet dönemi başlamıştır. II.Meşrutiyet’in İlanı(1908):Jön Türkler 1889 yılında İttihat ve Terakki cemiyetini kurdular. Bu örgüt II.Meşrutiyet’in ilan edilmesi için II.Abdülhamit’e baskı yaptılar. Baskılar sonunda II.Abdülhamit 24 Temmuz 1908 ‘de II.Meşrutiyet’i ilan etti.13 Nisan 1909’da Meşrutiyet yönetimine karşı olanlar büyük bir ayaklanma  yaptılar.(31 Mart Olayı).Ayaklanmayı İttihatçıların oluşturduğu ve M. Kemal’in Kurmay Başkanlığını yaptığı  Hareket Ordusu bastırdı. İttihatçılar bu ayaklanmadan II.Abdülhamit’i sorumlu tutarak tahttan indirdiler.</p>
<p><strong>1.UŞİ ANTLAŞMASININ ÖNEMİ NEDİR?</strong></p>
<ul>
<li>İtalya ile Osmanlı Devleti arasında 1912’de Trablusgarp savaşından sonra imzalanmıştır.</li>
<li>Buna göre;Trablusgarp ve Bingazi İtalya’ya verildi. On iki ada geçici olarak  Balkan savaşından</li>
<li>sonra alınmak üzere İtalya’ya bırakıldı.</li>
<li><strong>NOT:</strong>Trablusgarp (Libya) Osmanlı Devletinden ayrılan son Afrika toprağı olmuştur.</li>
</ul>
<p><strong>2.I.BALKAN SAVAŞI VE SONUÇLARI NELERDİR.?</strong></p>
<ul>
<li>1912’deBulgaristan,Yunanistan,Sırbistan ve Karadağ Türkleri Balkanlardan atmak için anlaştılar ve Osmanlı Devletine saldırdılar</li>
<li>Osmanlı Devleti  ordusundaki subayların ittihatçı-itilafçı diye ayrılmaları ve savaşlara yeterli hazırlanamaması nedeniyle Midye-Enez hattına kadar çekilmek zorunda kaldı.</li>
<li>Bu savaşın sonunda Osmanlı Devletiyle bağlantısı kalmayan Arnavutluk bağımsızlığını kazandı.</li>
<li>I. Balkan Savaşı’nın sonunda Londra Antlaşması (1913) imzalandı. Midye-Enez hattına geriledik. Edirne ve Kırklareli’yi kaybettik.</li>
</ul>
<p><strong>3.II.BALKAN SAVAŞI VE SONUÇLARI NELERDİR.?</strong></p>
<ul>
<li>I. Balkan Savaşı’nda aldıkları toprakları kendi aralarında paylaşamayan Balkan ülkeleri kendi aralarında savaşa tutuştular. Osmanlı Devleti bunu fırsat olarak gördü ve saldırarak Edirne ve Kırklareli’yi geri aldı</li>
<li>II. Balkan Savaşının sonunda iki antlaşma imzalandı.</li>
<li>İstanbul Antlaşması(1913): Bulgaristan ile Osmanlı Devleti arasında imzalandı. Edirne ve Kırklareli bizde kaldı. Meriç nehri Bulgaristan’la sınır oldu.</li>
<li>Atina Antlaşması(1913): Kavala şehri ve Girit adası kesin olarak Yunanistan’a verildi.</li>
</ul>
<p><strong>3.I.DÜNYA SAVAŞI’NIN SEBEPLERİ NELERDİR.?</strong></p>
<ul>
<li><strong>Sömürge rekabeti :</strong>Birliğini geç  tamamlayan İtalya(1870) ve Almanya’nın(1871) sömürge yarışında İngiltere’ye ve Fransa’ya   rakip olmaları bu devletler arasında düşmanlığa neden olmuştur.</li>
<li><strong>Almanya-Fransa Çekişmesi:</strong> Kömür yataklarının bulunduğu Alsas-Loren bölgesi iki ülkeyi düşman etmiştir.</li>
<li><strong>Balkanlardaki Çekişme:</strong> Rusya ile Avusturya-Macaristan arasında Balkanlarda çekişme vardı. Rusya  Avusturya-Macaristan’ın içindeki Ortodoks ve Slav ırkları kendi hakimiyetine almak istemesi düşmanlığı artırdı.</li>
<li><strong>Blokların Kurulması:</strong> Yukarıda sayılan sayılan nedenlerle bazı  devletler birbirlerine yaklaşmışlardır. Almanya,Avusturya-Macaristan,İtalya  üçlü ittifak devletlerini, İngiltere,Fransa ve Rusya ise Üçlü itilaf devletlerini oluşturdular.</li>
</ul>
<p><strong>4.OSMANLI DEVLETİNİN I. DÜNYA SAVAŞINA GİRMESİNİN NEDENLERİ NELERDİR.?</strong></p>
<ul>
<li>Balkan ve Trablusgarp savaşlarında kaybedilen toprakları geri alma düşüncesi</li>
<li>Alman hayranlığı  ve Almanya’nın savaşı kesin kazanacağına inanılması</li>
<li>İngiltere,Fransa ve Rusya’nın sömürgelerinde yaşayan Müslüman ülkeleri bağımsızlığına kavuşturma isteği</li>
<li>İngiltere,Fransa ve Rusya’nın Osmanlı Devletine karşı düşmanca tavır takınmaları</li>
<li>Goben(Yavuz),Breslav(Midilli) zırhlı gemilerinin Rus limanlarını topa tutması.</li>
</ul>
<p><strong>5.ALMANYA’NIN OSMANLI DEVLETİNİ KENDİ YANINDA SAVAŞA SOKMAK İSTEMESİNİN NEDENLERİ NELERDİR?</strong></p>
<ul>
<li>Savaşı daha geniş alanlara yaymak***</li>
<li>Osmanlı Devletinin Jeopolitik konumundan (Dünya üzerindeki yeri) yararlanmak istemesi</li>
<li>Osmanlı halifesinin dini gücünden faydalanmak ve İtilaf Devletlerinin sömürgeleri olan Müslüman ülkeleri ayaklandırarak,sömürgeleri içten çökertmek</li>
<li>Sömürgelere giden yolları kontrol altında tutmak istemesi***</li>
</ul>
<p><strong>6.OSMANLI DEVLETİ’NİN KENDİ TOPRAKLARINDA SAVAŞTIĞI CEPHELER HANGİLERİDİR?</strong></p>
<ul>
<li>Kafkas ,Kanal ,Filistin ,Irak, Çanakkale, Suriye ,Hicaz-Yemen Cepheleridir.</li>
</ul>
<p><strong>7. OSMANLI DEVLETİ’NİN KENDİ TOPRAKLARI DIŞINDA SAVAŞTIĞI CEPHELER HANGİLERİDİR?</strong></p>
<ul>
<li>Makedonya,Romanya,Galiçya  Cepheleridir.</li>
</ul>
<p><strong>8.KAFKASYA CEPHESİNİN ÖNEMİ NEDİR?</strong></p>
<ul>
<li>1 Kasım 1914 ‘te Rusların Doğudan saldırıya geçmesiyle bu cephe açılmıştır.</li>
<li>Enver Paşanın  Anadolu’daki Türkler ile Orta Asya’daki Türkleri birleştirerek büyük  Türk devleti kurmak istemesi</li>
<li>Bakü  petrollerini ele geçirmek isteyen Almanya’nın  bu cephenin açılması için Osmanlı’yı kışkırtması</li>
<li>22 Aralık 1914’te 150 bin kişi ile başlatılan” Sarıkamış Harekatı” hezimetle sonuçlanmış ve 90 bin askerimiz donarak şehit  olmuştur. Ruslar Erzurum, Muş,Bitlis ve Erzincan’ı ele geçirmişlerdir. M. Kemal 1916’da Muş ve Bitlis’i geri almıştır.</li>
<li>Rusların 3 Mart 1918’de imzaladığı Brest Litowsk Antlaşmasıyla I. Dünya savaşından ayrılmış ve doğu cephesi kapanmıştır.(Bu   ant. İle Berlin ant. İle kaybettiğimiz Kars,Ardahan,Batum  Rusya’dan Osmanlı Devletine geçmiştir.)</li>
</ul>
<p><strong>9. ÇANAKKALE SAVAŞININ ÖNEMİ NEDİR?</strong></p>
<ul>
<li>500 Bin den fazla insan ölmüştür.</li>
<li>Osmanlı Devletinin galip geldiği tek cephedir.</li>
<li>İtilaf devletleri boğazları geçemeyip Rusya’ya yardım götüremeyince Rusya’da Bolşevik ihtilali çıkmıştır. Sovyet Rusya kurulmuştur.</li>
<li>M. Kemal’in bu savaşlarda gösterdiği başarılar onun  kurtuluş savaşında lider olmasını sağlamıştır.</li>
</ul>
<p><strong>10.KANAL CEPHESİNİN ÖNEMİ NEDİR?</strong></p>
<ul>
<li>Almanların isteğiyle açılmıştır.(Süveyş Kanalında)</li>
<li>Mısır İngiltere’den geri alınacaktı. Ve İngiltere’nin Uzak Doğudaki sömürgeleriyle bağlantısı kesilecekti. Fakat savaşı kazanamadık ve İngiltere Suriye’ye kadar ilerledi ve Suriye cephesinin açılmasına neden oldu.</li>
</ul>
<p><strong>11.I.DÜNYA SAVAŞI’NIN SONUNDA İMZALANAN ANTLAŞMALAR NELERDİR.?</strong></p>
<ul>
<li>İtilaf devletleri ile yenilen devletler arasında şu antlaşmalar olmuştur.</li>
</ul>
<p>Varsay-Almanya ,     Sen Jermen-Avusturya ,     Triyanon –Macaristan,    Nöyyi-Bulgaristan,  </p>
<p>Sevr-Osmanlı Devleti</p>
<p><strong>NOT:</strong>Mondros ateşkes antlaşması Osmanlı Devletini I. Dünya savaşından çıkaran ateşkes antlaşmasıdır. Sevr antlaşması hazırlanana kadar bu antlaşma yürürlüğe girmiştir.</p>
<h2>I2. I.DÜNYA SAVAŞI’NIN GENEL SONUÇLARI NELERDİR?</h2>
<ul>
<li>Osmanlı İmp.,Rus Çarlığı, Avusturya-Macaristan İmp.   ve  Alman İmp.  yıkılarak yerlerine milli devletler kuruldu.</li>
<li>Litvanya, Çekoslovakya, Polonya, Yugoslavya, Macaristan ve Avusturya bağımsız birer devlet olarak  ortaya çıktı.</li>
<li>Cemiyet-i Akvam(Milletler Cemiyeti) kuruldu.</li>
<li>Yenilen devletlerde rejim değişiklikleri meydana gelmiştir.</li>
<li>I. Dünya Savaşından en karlı İngiltere ve Fransa çıkmıştır.</li>
<li>I. Dünya Savaşı’nın sonunda yenilen devletlere imzalatılan ağır antlaşmalar , II. Dünya Savaşı’nın çıkmasına neden olmuştur.  </li>
</ul>
<p><strong>13.MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI’NIN(30 EKİM 1918) ÖNEMİ NEDİR? </strong></p>
<ul>
<li>Osmanlı Devleti bu antlaşmayla fiilen sona ermiştir.</li>
<li>Antlaşmanın  7.Maddesi “İtilaf Devletleri kendi güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa , istedikleri bölgeyi  işgal edebileceklerdi “ çok ağır bir madde olup ülkenin her an işgalini mümkün hale getirmiştir.</li>
<li>Altı vilayette bir Ermeni Devleti kurulması için zemin hazırlanmıştır.</li>
<li>İşgallerin başlamasıyla  bölgesel direniş örgütleri ve Kuvay-i Milliye ortaya çıkmıştır.</li>
<li>Azınlıklar işgalleri kolaylaştırmak için zararlı cemiyetleri kurmuşlardır.                                      </li>
</ul>
<p><strong>14.ZARARLI CEMİYETLER HANGİLERİDİR.?</strong></p>
<h3>A.                                                                                                                                                                                  Azınlıkların Kurdukları Cemiyetler:</h3>
<ul>
<li><strong>Mavri Mira:</strong> Rumlar tarafından kuruldu. İstanbul Patrikhanesi yönetir. İzmir ve Doğu Trakya’yı Yunanistan’a katmak istemektedir.</li>
<li><strong>Etnik-Eterya Cemiyeti:</strong>Rumlar tarafından Yunanistan sınırlarını genişletmek için kuruldu.</li>
<li><strong>Pontus Rum Cemiyeti:</strong>Doğu Karadeniz’de eski Rum Pontus Devletini tekrar canlandırmak için Rumlar tarafından kuruldu.</li>
<li><strong>Ermeni Taşnak –Hınçak Cemiyeti:</strong> Ermeniler tarafından Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurmak amacıyla  faaliyet göstermiştir.</li>
<li><strong>Kürt Teali Cemiyeti:</strong> Doğu illerinde bir Kürt Devleti kurmak için  faaliyette bulundu.(İstanbul’da kuruldu.)</li>
<li><strong>Teali İslam Cemiyeti:</strong> Saltanat ve Hilafeti desteklemiş ve İstanbul’da kurulmuştur.</li>
<li><strong>İngiliz Muhipleri Cemiyeti:</strong> İngiliz himayesinde yaşamayı isteyenler kurmuştur.</li>
<li><strong>Sulh ve Selamet-i Osmani Fırkası:</strong> Saltanat ve Hilafeti desteklemiştir.</li>
<li><strong>Wilson Prensipleri Cemiyeti:</strong> Amerika egemenliğini(Mandasını) istemiştir.</li>
</ul>
<h3>B.                                                                                                                                                                               Milli Varlığa Düşman Cemiyetler:</h3>
<p><strong>15.YARARLI CEMİYETLER( MİLLİ CEMİYETLER) HANGİLERİDİR.?</strong></p>
<ul>
<li><strong>Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti:</strong> Doğu Anadolu’nun Ermenilere verilmesini önlemek için kuruldu.</li>
<li><strong>Trakya Paşa eli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: </strong>Trakya’nın Yunan işgaline uğramasını engellemek için  Edirne’de kuruldu.</li>
<li><strong>Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti:</strong> Doğu Karadeniz ve çevresinin Rumlara verilmesini ve Rum Pontus Devletinin kurulmasına engel olmak için kuruldu.</li>
<li><strong>Kilikyalılar Cemiyeti:</strong> Adana ve çevresinin Ermenilere verilmesini önlemek için kurulmuştur.</li>
<li><strong>İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti:</strong> İzmir ve çevresinin Yunanlılara verilmesini önlemek için kurulmuştur.</li>
<li><strong>Milli Kongre Cemiyeti:</strong> İstanbul’da kurulan bu cemiyet Türklere karşı yapılan haksızlıkları basın ve yayım yolu ile dünyaya duyurmaya çalışmışlardır.</li>
</ul>
<p><strong>16.PARİS BARIŞ KONFERANSININ(18 OCAK 1919) ÖNEMİ NEDİR?</strong></p>
<ul>
<li>İtilaf Devletleri Osmanlı Devletini nasıl paylaşacaklarını kararlaştırmak  için Paris’te toplandılar.</li>
<li>Daha önce İtalya’ya verilen Batı Anadolu  Yunanistan’a verildi.</li>
<li><strong>İtalya’ya:</strong> Güneybatı Akdeniz ,</li>
<li><strong>Fransa’ya:</strong> Urfa,Maraş,Antep,Suriye ve Lübnan,</li>
<li><strong>İngiltere’ye :</strong> Irak, Filistin ve Boğazlar bırakılmıştır.</li>
<li>Yunanlılar  Paris Barış Konferansının kendilerine verdiği yetkiyle 15 Mayıs 1919 ‘da İzmir’i işgal etmiştir.</li>
</ul>
<p><strong>17.GENELGELER VE KONGRELER:</strong></p>
<p><strong>HAVZA GENELGESİ’NİN ÖNEMİ NEDİR?(29 MAYIS 1919)</strong></p>
<ul>
<li>M. Kemal  Havza’ya gelince askeri ve sivil mülki amirlere gönderdiği bildirilerle, işgallerin protesto yapılmasını, mitingler  düzenlenmesini , ülkemizin içinde bulunduğu durumun millete anlatılmasını , İstanbul hükümetine protesto telgraflarının  çekilmesini istemiştir.</li>
</ul>
<p><strong>NOT: </strong>M. Kemal 15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunanlılar tarafından  işgal edilmesinden sonra 16 Mayıs 1919’da Bandırma vapuruyla Samsun’a doğru yola çıkmış ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a gelmiştir. M. Kemal Samsun’a gelirken 9.Ordu Müfettişliği sıfatıyla resmi görevli olarak, Samsun ve çevresindeki Rumlarla Türkler arasındaki çatışmalara son vermek amacıyla Samsun’a gelmiştir.</p>
<p><strong>AMASYA GENELGESİ VE ÖNEMİ NEDİR? (22HAZİRAN 1919)</strong></p>
<ul>
<li>M. Kemal ,Rauf Orbay, Refet Bele,Ali Fuat Cebesoy ve Kazım Karabekir  toplantı yaparak , aldıkları kararları genelge olarak yayınlamışlardır.</li>
<li>Vatanın ve milletin bağımsızlığının tehlikede olduğu belirtilmiştir. Miletin geleceğini ,milletin azim ve kararı kurtaracaktır denildi.</li>
<li>Osmanlı hükümetinin görevini yapmadığı ve bu durumun milletimizi yok saydığı belirtilmiştir.</li>
<li>Milletimizin sesini dünyaya duyuracak her türlü etki ve denetimden uzak milli bir kurulun kurulması gerektiği belirtilmiştir.</li>
<li>Bu nedenle seçimlerin yapıldığı yerlerde seçilen kişiler seçimlerin yapılamadığı yerlerde ise halkın güvenini kazanmış 3 delege Sivas’a gelerek toplanılması gerektiği belirtilmiştir.</li>
<li>Doğu illeri adına Erzurum’da bir kongre toplanacak</li>
<li>İlk  defa kurtuluş savaşının mücadele safhası başlamıştır.</li>
<li>İlk  defa  kurtuluş savaşının gerekçesi , yöntemi ve amacı belirtilmiştir.</li>
<li>İlk defa millet egemenliğine dayanan yönetimden bahsedilmiştir.***</li>
<li>İlk defa milli bir kurulun oluşturulmasından bahsedilmiştir.</li>
<li>İlk defa  İstanbul hükümetinin görevini yerine getiremediğinden bahsedilmiştir.</li>
<li>İlk defa Erzurum ve Sivas Kongrelerinin toplanmasına karar verilmiştir.</li>
</ul>
<h2>AMASYA GENELGESİ’NİN ÖNEMİ</h2>
<p><strong>NOT:</strong> M. Kemal Amasya Genelgesi’nden sonra  8 Temmuz 1919’da padişaha yolladığı bir telgrafla resmi göreviyle birlikte askerlik görevinden de istifa ettiğini açıklamıştır.</p>
<p><strong>ERZURUM KONGRESİ’NİN ÖNEMİ NEDİR?(23 TEMMUZ 1919)</strong></p>
<ul>
<li>Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin girişimleriyle bölgedeki Ermeni tehlikesine karşı toplanmıştır.</li>
<li>Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür asla parçalamaz olduğu belirtildi.(Misak-ı Milli’de aynen yer aldı.)</li>
<li>İlk defa hükümet kurulmasından bahsedilmiş ve ilk defa  9 kişilik Temsil Heyeti seçilmiştir.</li>
<li>İlk defa manda ve himaye reddedilmiştir.</li>
<li>Milli Meclisin derhal toplanması ve hükümetin meclisin denetimine girmesi kararlaştırıldı.(Mebusan Meclisi)</li>
<li>Kuva-yi Milliye’yi etken ve milli iradeyi hakim kılmak esastır.</li>
<li>Erzurum kongresi bölgesel olarak toplanmış fakat aldığı kararlar tüm yurdu ilgilendirdiği için  milli bir kongredir.****</li>
</ul>
<p><strong>SİVAS KONGRESİ’NİN ÖNEMİ NEDİR? ( 4-11 EYLÜL 1919)</strong></p>
<ul>
<li>Ülke genelindeki milli cemiyetler “ Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adıyla birleştirildi.</li>
<li>Manda ve himaye fikri kesin olarak reddedildi.</li>
<li>İrade-i Milliye adıyla bir gazete çıkarıldı.</li>
<li>Temsil heyeti 15 kişiye çıkarılmıştır.</li>
<li>Her yönüyle ulusal bir kongredir.</li>
<li>Ali Fuat Cebesoy  Batı Anadolu Kuva-i Milliye Komutanlığına atanmıştır.</li>
</ul>
<p><strong>AMASYA GÖRÜŞMELERİNİN ÖNEMİ NEDİR? (20-22EKİM 1919)</strong></p>
<ul>
<li>Osmanlı Hükümetinden Bahriye Nazırı Salih Paşa ile M. Kemal arasında görüşmeler olmuştur.</li>
<li>Görüşmelerde alınan kararlardan sadece Osmanlı Mebusan Meclisi’nin açılmasıyla ilgili madde Osmanlı hükümeti tarafından kabul edilmiştir.</li>
<li>İstanbul Hükümeti , Temsil Heyetiyle görüşmek üzere bir temsilcisini Amasya’ya göndermekle Temsil Heyetini  hukuki olarak tanımıştır.</li>
</ul>
<p><strong>18. MİSAK-I MİLLİ’NİN İLANI (28 OCAK 1920) </strong></p>
<ul>
<li>Amasya Görüşmeleri’nde alınan kararla yurdun her tarafında seçimler yapılarak Mebuslar Meclisinin açılmasına zemin hazırlanmıştır. Meclisin İstanbul’da  açılmasına karar verilince M. Kemal  İstanbul’a gitmemiştir. Fakat  onun düşüncelerini temsil eden Felah-ı vatan adıyla bir grup kurulmuştur. Bu grup hazırladığı Misak-ı Milli’yi  Son Osmanlı Mebusan Meclisine kabul ettirmiştir.(28 Ocak 1920)</li>
<li><strong>Alınan Kararlar:</strong> Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığında Türk askerlerinin elinde bulunan topraklar bir bütündür, parçalanamaz.***</li>
</ul>
<p>Arap topraklarının, Batı Trakya’nın ve Kars,Ardahan ve Batum’un geleceği halk oylamasıyla belirlenecek. Osmanlı’nın merkezi ve Marmara Denizi’nin güvenliği sağlanırsa boğazlar dünya ticaretine açılacak. İçimizdeki azınlıklara komşu ülkelerdeki Müslüman halka tanınan haklardan fazlası tanınamaz. Tam bağımsızlığımızı ve ekonomik gelişmemizi engelleyen sınırlamalar ve kapitülasyonlar kesinlikle kabul edilemez.</p>
<ul>
<li>Misak-ı Milli ile Türk vatanının sınırları çizilmiştir.</li>
<li>Misak-ı Milli’nin ilanı İstanbul’un işgaline neden olmuştur.</li>
<li>İstanbul 16 Mart 1920’de itilaf devletleri tarafından resmen işgal edilmiştir. Mebusan Meclisi dağıtılmıştır. Bazı milletvekilleri Malta adasına sürgüne gönderilmiştir. Bazıları Ankara’ya kaçmıştır.</li>
</ul>
<p><strong>19. <span style="text-decoration:underline;">T.B.M.M</span>’NİN AÇILMASI (23 NİSAN 1920)</strong></p>
<ul>
<li>M. Kemal  19 Mart 1920’de bir genelge yayınlayarak Ankara’da olağan üstü yetkilere sahip bir meclisin açılması gerektiğini  ve bunun için hemen seçimlerin yapılmasını, her sancaktan 5 kişinin seçilmesini ve bu seçilenlerin 15 gün içinde Ankara’ya gelmelerini istedi. Ayrıca İtilaf  Devletleri tarafından dağıtılan Osmanlı Mebuslar Meclisi üyelerini de  kaçabilirlerse gelmelerini istedi.</li>
<li>Nihayet bütün hazırlıklar tamamlandıktan sonra 23 Nisan 1920’de T.B.M.M açıldı.</li>
<li>Güçler birliği ilkesi benimsenmiştir.(yasama ,yürütme ,yargı güçlerinin mecliste toplanması)Böylece çabuk ve uygulanabilir kararların alınması sağlanmıştır.(Çünkü o sırada ülkemiz işgal altında)</li>
<li>Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu ve meclisin üstünde bir gücün olmadığı belirtilmiştir.</li>
<li>Meclisin başkanı aynı zamanda hükümetinde başkanıdır.</li>
<li>Padişah ve halifenin yeri meclisin alacağı kararla belli olacaktır.</li>
<li>Kurtuluş savaşının devam ettiği günlerde kabul edilmiştir.</li>
<li>Bu anayasa ile Türk tarihinde ilk kez egemenlik ulusa verilmiştir.</li>
<li>Güçler birliği prensibi benimsenmiştir.(Yasama, yargı, yürütme meclis tarafından yapılıyor.)</li>
<li>Yeni Türk Devletinin hukuki ve siyasal belgesi olmuştur.</li>
<li>Anayasaya göre meclis başkanı hükümetin de başkanı olmakla “Meclis Hükümeti Sistemi” benimsenmiştir.</li>
</ul>
<h1>20 İLK T.B.M.M’NİN ÖZELLİKLERİ</h1>
<h1>21.İLK ANAYASA ( TEŞKİLAT-I ESASİYE &#8211; 20 OCAK 1921)</h1>
<p><strong>NOT:</strong>Cumhuriyetin ilanıyla “Meclis Hükümeti Sistemi” terkedilerek “Kabine Sistemi” ne geçilmiştir.</p>
<h1>22. İLK <span style="text-decoration:underline;">T.B.M.M</span>’ NE KARŞI ÇIKAN AYAKLANMALAR</h1>
<ul>
<li>Ayaklanmaların çıkmasında; Bazı çıkar sahiplerinin halkı kışkırtması, azınlıkların devlet kurmak istemesi, İstanbul hükümetinin M. Kemal  aleyhinde bildiriyi Anadolu’da halka dağıtması,düzenli ordu kurulması sırasında bazı Kuva-yi Milliyecilerin orduya katılmak istememesi, M. Kemal’in idam cezasına çarptırılmış olması T.B.M.M’ ne karşı ayaklanmaların çıkmasında etkili olmuştur.</li>
</ul>
<p><strong>1.İstanbul Hükümeti ve İngilizler Tarafından Desteklenen Ayaklanmalar:</strong> Anzavur , Kuva-yi İnzibatiye, Bolu-Düzce-Hendek ve Adapazarı , Yozgat Yenihan, Konya , Afyon , Milli Aşireti ayaklanmalarıdır.</p>
<p><strong>2.Azınlıkları Çıkardığı Ayaklanmalar:</strong>Rum Pontus ,Ermeni ayaklanmalarıdır.</p>
<p><strong>3.Kuva-yi Milliye Taraftarlarının Çıkardığı Ayaklanmalar:</strong> Çerkez  Ethem , Demirci Mehmet Efe ayaklanmalarıdır.</p>
<h1>23.<span style="text-decoration:underline;">T.B.M.M</span>’NİN  AYAKLANMALARA KARŞI ALDIĞI TEDBİRLER</h1>
<ul>
<li>29 Nisan 1920’de Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı.</li>
<li>11 Eylül 1920’de İstiklal Mahkemeleri kurularak isyancılar sert bir şekilde cezalandırıldı.</li>
<li>İstanbul hükümetinin olumsuz propagandalarına karşı halkı doğru bilgilendirmek için Anadolu Ajansı kuruldu.</li>
<li>Damat Ferit hükümetinin Anadolu hareketi aleyhine yaptırdığı fetvalara karşı Ankara müftüsü Rıfat Börekçi fetva yayınlayarak Anadolu’daki mücadelenin haklılığı tüm yurda ilan edilmiştir.</li>
<li>I. Dünya savaşı bittiğinde itilaf devletleri diğer devletlerle barış antlaşmalarını hemen imzalamalarına rağmen  Osmanlı Devleti’ni  nasıl paylaşacaklarına karar veremedikleri için kesin barışı geciktirdiler. Ve 10 Ağustos 1920’de Osmanlı Devleti  adına  Dar-ı Şura-yı Saltanat (Mebuslar Meclisi dağıtıldığı için) Sevr Antlaşması’nı imzalamıştır. Bu antlaşmaya göre;</li>
<li>İstanbul Osmanlıya verilecek ancak  şartlara uyulmazsa işgal edilecek. Boğazlar savaş ve barışta açık olacak ve Boğazlar Komisyonu tarafından yönetilecek. Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti , Suriye ile Irak arasında bir Kürt Devleti kurulacak. Trakya ve Batı Anadolu  Yunanistan’a , Irak ve Arabistan İngiltere’ye, Konya, Antalya ve Muğla tarafları İtalya’ya ,Adana-Malatya-Sivas ve Suriye arası  Fransa’ya verilecek. Azınlıklara sınırsız haklar verilecek. Kapütilasyonların  her türlüsü devam edilecek ve bütün ülkeler faydalanacak.</li>
<li>Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti  yok sayılmıştır.</li>
<li>İtilaf  Devletleri Osmanlı Devletini paylaşmışlardır.</li>
<li>İtilaf Devletleri  Son Osmanlı Mebuslar Meclisini dağıttıkları için bu antlaşma meclis tarafından onaylanmadığından hiçbir hukuki geçerliliği yoktur.</li>
<li>Uygulanamayan bir antlaşma olması nedeniyle 1878 Ayastefanos Antlaşmasına benzerlik gösterir.</li>
</ul>
<h1>24.SEVR ANTLAŞMASI (10 AĞUSTOS 1920)</h1>
<p><strong>25.DÜZENLİ ORDU NE ZAMAN KURULMUŞTUR?</strong></p>
<ul>
<li>M. Kemal’in  önerileri doğrultusunda T.B.M.M Hükümeti düzenli ordu kurma kararına vardı.</li>
<li>Kuva-yi Milliye birliklerinin tek çatı altında toplanması kararlaştırılmıştır.</li>
<li>Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe etkilerinin azalmasından çekindikleri için düzenli orduya katılmayarak isyan ettiler.</li>
<li>8 Ekim 1920’de ülkenin her tarafından gelen Kuva-yi Milliye birliklerinin katılımıyla düzenli ordu kurulmuştur.</li>
<li>Batı cephesi komutanlığına İsmet Paşa(İnönü) getirildi.</li>
</ul>
<h2>KURTULUŞ SAVAŞINDA CEPHELER</h2>
<p><strong>Doğu Cephesi:</strong> Doğu cephesinde Ermenilerle savaşılmıştır. Ermeniler Sevr antlaşmasına dayanarak Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurmak istiyorlardı ve Türklere saldırıyorlardı . T.B.M.M  15.Kolordu komutanı Kazım Karabekir Paşayı Doğu cephesi komutanlığına atadı. Yapılan savaşlarla Doğu Anadolu Ermenilerden kurtuldu. Ermenilerle Gümrü Antlaşması(3Aralık 1920) imzalandı.</p>
<p><strong>26.GÜMRÜ ANTLAŞMASI’NIN (3 ARALIK1920) ÖNEMİ NEDİR?</strong></p>
<ul>
<li>T.B.M.M’nin uluslar arası alanda kazandığı ilk siyasi ve askeri başarıdır.</li>
<li>İlk kez Gümrü antlaşmasıyla belirlenen doğu sınırımız , Moskova ve Kars antlaşmalarıyla son şeklini almıştır.</li>
<li>Ermeniler barış imzalamakla ilk kez Sevr antlaşmasının  geçersizliği onaylamış oldular.</li>
<li>Ermeni sorunu çözüme kavuşturuldu.</li>
</ul>
<p><strong>27.GÜNEY CEPHESİ’NİN ÖNEMİ NEDİR?</strong></p>
<ul>
<li>Güney Cephesi’nde düşmana karşı Kuva-yi Milliye birlikleriyle karşı konulmuştur. Düzenli ordu savaşmamıştır.</li>
<li>Güney Cephesi’ndeki savaşlar  Sakarya Savaşı’ndan sonra 20 Ekim 1921’de Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması ile sona erdi.</li>
<li>Böylece Hatay hariç Suriye sınırı belirlenmiştir. </li>
</ul>
<p><strong>28. I. İNÖNÜ SAVAŞI’NIN (6-10 OCAK 1921) ÖNEMİ NEDİR?</strong></p>
<ul>
<li>Düzenli ordunun Batı Cephesi’nde Yunanlılara karşı kazandığı ilk zaferdir.*</li>
<li>İsmet Paşa Albaylıktan generalliğe terfi etti.*</li>
<li>Çerkez Ethem isyanı bu zaferden sonra bastırıldı.*</li>
<li>20 Ocak 1921’de ilk anayasa ( Teşkilat-ı Esasiye) ilan edildi.*</li>
<li>12 Mart 1921’de <span style="text-decoration:underline;">İstiklal Marşımız</span> kabul edildi.*</li>
<li>Londra Konferansı yapıldı.(21 Şubat 1921)*</li>
<li>Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalandı.(16 Mart 1921)*</li>
</ul>
<p><strong>29.LONDRA KONFERANSI’NIN ÖNEMİ NEDİR? (21 ŞUBAT-12 MART 1921)</strong></p>
<ul>
<li>İtilaf  Devletleri Sevr Antlaşmasını yumuşatarak  T.B.M.M  kabul ettirmek için konferansı toplamışlardır.</li>
<li>İstanbul hükümeti adına Tevfik Paşa, T.B.M.M adına Bekir Sami Bey  konferansa katılmıştır.</li>
<li>İtilaf  Devletleri T.B.M.M’ni konferansa çağırmakla , T.B.M.M’nin  varlığını ilk kez  hukuki olarak tanımıştır.</li>
</ul>
<p><strong>30.MOSKOVA ANTLAŞMASI’NIN ÖNEMİ NEDİR? ( 16 MART 1921) </strong></p>
<ul>
<li>Rusya  Misak-ı Milliyi ve Türk Devletini tanıyan ilk Avrupa ülkesi olmuştur.</li>
<li>Kars, Ardahan  Türkiye’de kaldı. Batum ise Gürcistan’a verilmiştir. Batum’un elimizden çıkmasıyla Misak-ı Milli’den ilk taviz verilmiştir.***</li>
</ul>
<p><strong>31. II. İNÖNÜ SAVAŞI’NIN ÖNEMİ NEDİR? (23 MART-1 NİSAN 1921)</strong></p>
<ul>
<li>Batı Cephesi’nde Yunanlılara karşı kazanılan ikinci zaferdir.</li>
<li>İtalya bu zaferden sonra Antalya ve Muğla’dan çekilmeye başladılar.*</li>
<li>Fransızlar anlaşmak için Ankara’ya temsilci gönderdiler.*</li>
</ul>
<p><strong>32. KÜTAHYA-ESKİŞEHİR SAVAŞLARININ ÖNEMİ NEDİR? ( 10-24 TEMMUZ 1921)</strong></p>
<ul>
<li>Ordumuz İtilaf  Devletleri’nden yardım alan Yunanlılar karşısında başarısız olarak Sakarya Irmağı’nın doğusuna kadar  gerilemiştir.</li>
<li>Böylece 1683 II. Viyana kuşatmasından itibaren devam eden geri çekilme Sakarya Irmağı’nın doğusuna kadar  devam etmiştir.</li>
<li>Bu yenilgiden sonra 5 Ağustos 1921’de M. Kemal’e başkomutanlık verildi. Ayrıca meclisin 3 aylığına tüm yetkileri M. Kemal’e verildi.</li>
<li>M. Kemal  ilk olarak Tekalif-i Milliye Emirlerini 8 Ağustos 1921’de ilan ederek  Sakarya Savaşı için  halktan yardım toplamıştır.</li>
</ul>
<p><strong>33.SAKARYA MEYDAN SAVAŞI’NIN ÖNEMİ NEDİR?(23 AĞUSTOS-13 EYLÜL 1921)</strong></p>
<ul>
<li>1683 Viyana bozgunundan itibaren devam eden gerileme sona erdi.</li>
<li>T.B.M.M büyük bir zafer kazandı. Yunan ordusunun taarruz gücü kırıldı. Yunanlılar savunmaya geçti.</li>
<li>T.B.M.M   M. Kemal’e Mareşallik rütbesi ve Gazilik unvanı verdi.(19 Eylül 1921)*</li>
<li>Kafkas Cumhuriyetleri (Sovyet Rusya) ile Kars Antlaşması imzalandı.(13 Ekim 1921)*</li>
<li>Fransızlarla  Ankara Antlaşması imzalandı.(20 Ekim 1921)</li>
<li>İtilaf  Devletleri barış teklifinde bulundular.</li>
</ul>
<p><strong>34.KARS ANTLAŞMASI’NIN ÖNEMİ NEDİR? ( 13 EKİM 1921)</strong></p>
<ul>
<li>Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan ile yapılmıştır.</li>
<li>Kars Antlaşması ile doğu sınırlarımız  kesinlik kazanmıştır.</li>
</ul>
<p><strong>35.ANKARA ANTLAŞMASI’NIN ÖNEMİ NEDİR? (20 EKİM 1921)</strong></p>
<ul>
<li>Hatay dışında Suriye sınırı çizildi.*</li>
<li>Fransa yani bir itilaf devleti yeni Türk Devleti’ni TBMM’yi resmen tanıdı.***</li>
<li>Fransızlar Misak-ı Milliyi tanıyan ilk İtilaf Devleti oldular.***</li>
</ul>
<p><strong>36.BÜYÜK TAARRUZ VE BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ’NİN ÖNEMİ NEDİR?(26AĞUS-18 EYLÜL 1922)</strong></p>
<ul>
<li>Milli mücadelenin silahlı  mücadelesi başarıya ulaştı.*</li>
<li>Yunan işgali sona erdi. Yunanlılar Ege Denizi’ne döküldü.</li>
<li>Afyon,Uşak,Kütahya, Manisa, Balıkesir,Aydın,İzmir ve Bursa Yunan işgalinden kurtuldu.</li>
<li>Malazgirt Savaşı Anadolu’nun kapılarını Türklere açmış, Miryakefalon  Türk yurdu olduğunu belgelemiş, Başkomutanlık  Meydan Muharebesi ise Anadolu’nun sonsuza kadar Türk  yurdu olarak kalacağını ispatlamıştır.*****</li>
</ul>
<p><strong>37.MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI’NIN ÖNEMİ NEDİR? (11 EKİM 1922)</strong></p>
<ul>
<li>Toplantıya İngiltere,Fransa. ve İtalya katılmış, Yunanlılar bir gemide sonucu beklediler. Türkiye adına İsmet paşa katıldı.</li>
<li>Türkiye ile Yunanistan arasındaki silahlı mücadele sona erdi.</li>
<li>Yunanlılar 15 gün içerisinde Doğu Trakya’yı Meriç Irmağı’nın sol kıyısına kadar ,terk edecek.</li>
<li>İstanbul ve Boğazlar T.B.M.M ‘ne bırakıldı. Böylece savaşmadan İstanbul , Boğazları ve Doğu Trakya’yı kurtarmış olduk.</li>
<li>Kurtuluş Savaşı’nın silahlı safhası bitmiş, diplomatik safhası başlamıştır.</li>
<li>Osmanlı Devleti’nin merkezi İstanbul  T.B.M.M’ ne bırakılmakla, Osmanlı Devleti  hukuken sona erdi.***</li>
</ul>
<p><strong>38.LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI ( 24 TEMMUZ 1924)</strong></p>
<ul>
<li>Konferansa, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya,Yugoslavya katılmıştır. Boğazlarla ilgili madde görüşülürken Bulgaristan ve Rusya’da katılmıştır. A.B.D  ise gözlemci olarak  katılmıştır. T.B.M.M’ni  İsmet Paşa temsil etmiştir.</li>
<li>Yunanistan’la olan sınırımız Mudanya Ateşkes anlaşmasında belirtildiği  gibi olacak.</li>
<li>Ege adalarından, on iki ada İtalya’ya , Gökçeada ve Bozcaada ( Çanakkale Boğazının korunması için) Türkiye’ye , diğer adalar  Yunanistan’a verildi.</li>
<li>Savaş tazminatı olarak, Yunanistan Karaağaç’ı Türkiye’ye bıraktı.</li>
<li>Kapitülasyonlar  kaldırıldı.</li>
<li>Boğazlardan barış zamanı askeri olmayan gemiler geçebilecek. Savaş zamanı Türkiye savaşta yer alırsa , boğazlar üzerinde istediğini yapma hakkına sahiptir. Ancak  Türkiye’nin başkanlığını yaptığı bir “Boğazlar Komisyonu” boğazlardan geçişi kontrol edecek.</li>
<li>Suriye sınırı, 16 Mart 1921’ Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşmasıyla belirtildiği gibi olacak.</li>
<li>Irak sınırı ve Musul sorunu ,İngiltere ve Türkiye arasında görüşüldükten sonra halledilecek.</li>
<li>Osmanlı dış borçlarının, Osmanlı’dan ayrılan  devletlere paylaştırılarak  ödenmesine karar verildi.</li>
<li>Yabancı okulların, Türkiye’nin koyacağı kurallar çerçevesinde faaliyete devam etmesi kararlaştırıldı.</li>
<li>Ortodoks Patrikhanesi, İstanbul’da kalacak  ancak siyasi faaliyette bulunmayacak.   </li>
<li>İtilaf Devletleri bu antlaşmayla Misak-ı Milliyi ve Yeni Türk Devletinin bağımsızlığını tanımıştır.</li>
<li>Boğazlar Komisyonunun kalması milli egemenliğimizi sınırlamıştır. Boğazlar sorunu kalmıştır.</li>
<li>Musul alınamamış ve Irak sınırı kesinlik kazanmamıştır .Musul sorunu kalmıştır.</li>
<li>Saltanatın kaldırılması ( 1 Kasım 1922)</li>
<li>Ankara’nın başkent olması (13 Ekim)</li>
<li>Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923)</li>
<li>Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)</li>
<li>Siyasi Partiler kuruldu.</li>
</ul>
<h2>39.LOZAN’DAN KALAN PROBLEMLER VE LOZAN ANTLAŞMASI’NIN TÜRK TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMİ</h2>
<h2>40.SİYASAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR</h2>
<p><strong>a) Cumhuriyet Halk Fırkası:</strong>Cumhuriyet döneminin  kurulan ilk siyasi partisidir. Atatürk tarafından 9 Eylül 1923’ de kuruldu.</p>
<p><strong>b) Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası:</strong> İlk muhalefet partisidir. Kazım Karabekir  ve arkadaşları tarafından 17 Kasım 1924’te .kuruldu. Bu partinin Şeyh Sait isyanı ile bağlantısı olduğu düşünülerek  3 Haziran 1925’de kapatıldı.</p>
<p><strong>c) Serbest Cumhuriyet Fırkası:</strong>Fethi Okyar tarafından 12 Ağustos 1930’da kurulmuştur. Laiklik ve Cumhuriyet karşıtlarının bu partide toplanmaya  başlamasıyla  kurucusu tarafından 17 Kasım 1930’da kapatıldı.</p>
<h2>41.HUKUK ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR</h2>
<ul>
<li>20 Ocak 1921’de ilk anayasa Teşkilat-ı Esasiye ilan edildi.</li>
<li>Cumhuriyetin ilanından sonra 1924 anayasası ilan edildi.</li>
<li>17 Şubat 1926’da Medeni Kanun ilan edildi. İsviçre’den alındı.</li>
</ul>
<p>a) Birden fazla kadınla evlenme yasaklandı.</p>
<p>b) Mirasta ve boşanmada kadın erkek eşitliği geldi.</p>
<ul>
<li>8 Mayıs 1928’de Borçlar Kanunu –İsviçre’den</li>
<li>10 Mayıs 1928’de Ticaret Kanunu—Almanya’dan</li>
<li>1Temmuz 1928’de Ceza Kanunu – İtalya’dan  alınarak  ilan edildi.</li>
<li>3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu ilan edildi. Eğitim öğretim laikleştirildi. Bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlandı. Medrese ve okul ikiliğine son verildi</li>
<li>1Kasım 1928’de Latin alfabesi kabul edildi.</li>
<li>15 Nisan 1931’de Türk Tarih Kurumu kuruldu.</li>
<li>12 Temmuz 1932’de Türk Dil Kurumu kuruldu.</li>
<li>1924’te Topkapı Sarayı müze haline getirildi. Aynı yıl Etnografya Müzesi ve Güzel Sanatlar Akademisi açıldı.</li>
<li>1933’te İstanbul Üniversitesi ve Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi açıldı.</li>
</ul>
<h2>42.EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR</h2>
<p><strong>NOT:</strong> Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’nun kurulması Atatürk’ün Milliyetçilik ilkesiyle doğrudan ilgilidir.</p>
<h2>43.TOPLUMSAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR</h2>
<ul>
<li>25 Kasım 1925’de “Şapka Kanunu “ çıkarıldı.</li>
<li>30 Kasım 1925’de  tekke , zaviye ve türbeler  çıkarılan bir kanunla kapatıldı.</li>
<li>1934 çıkarılan bir kanunla din görevlilerinin dini elbiselerle  ibadet yerleri dışında dolaşmaları yasaklandı. En yetkili kişi hariç  (Diyanet İşleri Başkanı “”gibi)</li>
<li>1925 Yılında  Hicri ve Rumi takvimler kaldırılarak Miladi takvim kabul edildi.1 Ocak 1926’dan itibaren uygulamaya geçildi.</li>
<li>1931 Yılında bir kanunla Okka ,arşın vb.  yöresel ölçü birimleri yerine Kilo, metre ve litre gibi ölçü birimleri kabul edildi.</li>
<li>1935 Yılında hafta sonu tatili Cuma’dan  Pazar gününe alındı.</li>
<li>24 Haziran 1934’te Soyadı Kanunu kabul edildi.</li>
<li>Türk Kadınına Siyasi Haklar Verildi.</li>
</ul>
<p>a) 30 Nisan 1930’da  belediye seçimlerinde seçmen olma hakkı,</p>
<p>b) 26 Ekim 1933’te muhtar seçme ve köy ihtiyar heyetine seçilme hakkı,</p>
<p>c) 5 Aralık 1934’te milletvekili seçilme ve seçme hakkı verildi.</p>
<p><strong>NOT:</strong> Bir çok Avrupa ülkesinde Türk kadınından yıllar sonra milletvekili seçilme hakkı verilmiştir. Türkiye’de 1935 Yılındaki yapılan seçimlerde meclise 18 kadın milletvekili girmeyi başarmıştır.</p>
<p>44.Ekonomi Alanında Yapılan İnkılaplar</p>
<h3>MİLLİ EKONOMİ ALANINDA YENİLİKLER</h3>
<ul>
<li>17 Şubat 1923 ‘de “İzmir İktisat Kongresi” toplandı .Milli ekonominin hedefleri belirlendi. Yatırım</li>
</ul>
<p>yapacak şirketlere kolaylık sağlanacağı, milli bankanın kurulacağı, demiryolu yapımına önem verileceği,yerli malı kullanımı  teşvik edileceği belirtilmiştir. Ayrıca kongrede “Misak-ı İktisadi” (Ekonomi Andı) ilan edildi. Buna göre ekonomik kararlar uygulanırken ekonomik bağımsızlığın titizlikle korunması kararlaştırıldı.</p>
<ul>
<li>Özel teşebbüsün yetersiz olmasından dolayı 1930’dan itibaren “Devletçi” bir ekonomi politikası uygulanmaya başlanmıştır.</li>
<li>1933 yılında “İlk Beş Yıllık Kalkınma Planı” hazırlandı ve başarıyla uygulandı.</li>
</ul>
<p><strong>TARIM ALANINDA GELİŞMELER </strong></p>
<ul>
<li>Köylünün durumunu düzeltmek için Aşar (Öşür) vergisi  1925’te kaldırıldı.</li>
<li>Ziraat Bankasının verdiği kredi artırıldı.</li>
<li>Çiftçinin  tarımda makine , iyi tohum , gübre ve ilaç kullanımı teşvik edildi.</li>
<li>Çiftçiye damızlık hayvan, tohum, fidan , borç para verildi.</li>
<li>1929’da “Tarım Kredi Kooperatifleri” kuruldu.</li>
<li>1925’te “Sanayi ve Maadin Bankası” kuruldu. (Yıpranmış Osmanlı tesislerini tamir etmek için.)</li>
<li>1927’de “Teşvik-i Sanayi Kanunu” çıkarıldı.(Halk sanayiye teşvik edildi, ancak halkın gücü olmadığından “Devletçilik” politikası izlendi.)</li>
<li>1933’te  “İlk Beş Yıllık Sanayi Planı” hazırlandı.</li>
<li>1933’te Sümerbank  kuruldu.</li>
<li>1938 ‘de “İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı” hazırlandı .Ancak  1939’da  II. Dünya Savaşı’nın çıkması bu planın uygulanmasına engel olmuştur.</li>
<li>Ülkedeki madenleri aramak için 1935’te Maden Tetkik Arama Enstitüsü (M.T.A) kuruldu. Madenleri işlemek içinde Etibank  kuruldu.</li>
<li>1939’da Türkiye’nin ilk demir çelik fabrikası olan Karabük Demir-Çelik Fabrikası kuruldu.</li>
<li>1924’te İş Bankası kuruldu.( İş sahiplerine kredi vermek amacıyla kuruldu)</li>
<li>1 Temmuz 1926 ‘da “Kabotaj Kanunu” çıkarıldı. Böylece Türk karasularında yolcu ve yük taşıma hakkı yalnızca Türk gemilerine verildi. Ayrıca  Denizbank’ın kurulmasıyla denizcilik faaliyetleri artmıştır.</li>
<li>Demiryolları yabancı şirketlerin elinden alınarak devletleştirildi. Yeni demiryolları yapıldı. Cumhuriyetin ilanından 1938 yılına  kadar  3360 km demiryolu yapılmıştır.</li>
<li>Osmanlı Devleti’nden 18335 km kalan karayolu  1948 yılında 45000 km’ ye çıkmıştır.</li>
<li>Denizcilik alanında Kabotaj Kanunu çıkarılmış ve yeni liman ve iskeleler yapılmıştır.</li>
<li>Pek çok yeni şehir ve kasaba inşa edilerek modern bir görünüm almıştır.</li>
</ul>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Renkli Savaşlar Oyunları]]></title>
<link>http://oyunlar44.wordpress.com/2009/10/18/renkli-savaslar-oyunlari/</link>
<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 11:28:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>oyunlar44</dc:creator>
<guid>http://oyunlar44.wordpress.com/2009/10/18/renkli-savaslar-oyunlari/</guid>
<description><![CDATA[Renkli Savaşlar Oyunları Oyna]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.flashoyunlar1.com/oyunlar/RenkliSavaslar.html"><img src="http://www.flashoyunlar1.com/oyn/RenkliSavaslar.jpg" alt="Renkli Savaşlar Oyunları" class="oyun" border="0" height="135" width="180"><br />Renkli Savaşlar Oyunları Oyna</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Adrian Salbuchi Uyarıyor!!]]></title>
<link>http://arsiv.wordpress.com/2009/08/20/adrian-salbuchi-uyariyor/</link>
<pubDate>Thu, 20 Aug 2009 09:32:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>5kurt</dc:creator>
<guid>http://arsiv.wordpress.com/2009/08/20/adrian-salbuchi-uyariyor/</guid>
<description><![CDATA[Etrafıma bakınca yaşadığımız bu son krizin ne kadar yanlış anlaşıldığı ve hafife alındığını hayretle]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Etrafıma bakınca yaşadığımız bu son krizin ne kadar yanlış anlaşıldığı ve hafife alındığını hayretle görmekteyim. Yaşadığımız bu olayların ne kadar ciddi olduğunun herkese anlatılması hayati önemdedir.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-336" title="Salbuchi 1" src="http://arsiv.wordpress.com/files/2009/08/salbuchi-1.jpg" alt="Salbuchi 1" width="320" height="240" /></p>
<p><!--more--></p>
<p>Arjantinli ekonomist, jeopolitik uzmanı, danışman, parti kurucusu, yazar Adrian Salbuchi ile birkaç ay önce şans eseri internette tanıştık. Sonraki yazışmalarımızda ve konuşmalarımızda hernekadar dünyanın iki ayrı ucunda yaşasak da (Türkiye &#8211; Arjantin) problemlerimizin benzerliği, bu problemleri yaratanların aynı gruplar olması enteresan geldi.</p>
<p>Sonra fikirlerimizin ne kadar benzer olduğu ortaya çıktı. Kendisi Youtube&#8217;da bir seri video yayınladı. Bu videolarda şu anda yaşadığımız planlanmış krizin sorumluları, nasıl tezgahlandığı, işlerin nereye gittiği konusunda enteresan ve pek duyulmamış görüşler ortaya attı. Aralıklarla da yenilerini ilave ediyor. Yüzbinlerce kişi izledi.</p>
<p>Bu çok enteresan videoları izlemenizi tavsiye ederim. Olan bitenlere daha değişik açıdan bakmanızı sağlayabilecek bu seri herkese çok faydalı olacaktır. Son iki videosunu aşağıya ekledim, geri kalanını youtube linkinden izleyebilirsiniz.</p>
<p>Tüm Videolarının Youtube linki : <a href="http://www.youtube.com/user/arsalbuchi">http://www.youtube.com/user/arsalbuchi</a></p>
<p>Kendi web-sitesi ise : <a href="http://www.asalbuchi.com.ar/">http://www.asalbuchi.com.ar/</a></p>
<p><strong>1. Bölüm</strong></p>
<p><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/2iPPfOKyayg&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' /><param name='allowfullscreen' value='true' /><param name='wmode' value='transparent' /><embed src='http://www.youtube.com/v/2iPPfOKyayg&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' type='application/x-shockwave-flash' allowfullscreen='true' width='425' height='350' wmode='transparent'></embed></object></span></p>
<p><strong>2. Bölüm</strong></p>
<p><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/HrO30qL4jZw&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' /><param name='allowfullscreen' value='true' /><param name='wmode' value='transparent' /><embed src='http://www.youtube.com/v/HrO30qL4jZw&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' type='application/x-shockwave-flash' allowfullscreen='true' width='425' height='350' wmode='transparent'></embed></object></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ İlk Türk savaş gemisi ve Sonar sistemi]]></title>
<link>http://kaptanoglu.wordpress.com/2009/07/17/ilk-turk-savas-gemisi-ve-sonar-sistemi/</link>
<pubDate>Fri, 17 Jul 2009 12:20:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>kaptanoglu</dc:creator>
<guid>http://kaptanoglu.wordpress.com/2009/07/17/ilk-turk-savas-gemisi-ve-sonar-sistemi/</guid>
<description><![CDATA[İlk Türk savaş gemisi tamamen yerli TÜBİTAK, Türkiye’nin ilk savaş gemisinin haberleşme ve hedef tes]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>İlk Türk savaş gemisi tamamen yerli<br />
TÜBİTAK, Türkiye’nin ilk savaş gemisinin haberleşme ve hedef tespitini yapacak olan ’sonar sistemini’ tamamladı. Sistem bugün Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilecek.<br />
getCSS(&#8220;3053751&#8243;)</p>
<p>TÜBİTAK, Deniz Kuvvetleri  Komutanlığının Milli Gemi (MİLGEM) projesi kapsamında üretilen Türkiye’nin ilk  savaş gemisinin su altı haberleşme ve hedef tespitini yapan ’’sonar sistemini’’  başarıyla tamamladı.</p>
<p>Tamamen yerli teknolojilerle geliştirilen ve dünyada çok az ülkenin sahip olduğu teknoloji, deniz altında ses dalgalarıyla iletişim sağlayabildiği gibi, dost ve düşman denizaltıları da belirleyebiliyor.</p>
<p>Üretim aşaması 4 yıl süren sistem, torpido saldırılarını önceden belirleyip, sinyal demetleriyle düşman donanmasının haberleşme sistemini de yanıltabiliyor.</p>
<p>Teknoloji bugün Türk savaş gemisine entegre edilmek üzere Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilecek.</p>
<p>TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Malzeme Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Tarık Baykara, MİLGEM Projesi kapsamında olan ve Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nca desteklenen ’’Milli Sonar Sistemi’’ projesinin başarıyla sonuçlandırıldığını bildirdi.</p>
<p>Baykara, MİLGEM kapsamında geliştirilen ve dünyada az sayıda ülkenin sahip olduğu sualtı haberleşme ve hedef tespitini sağlayan sonar teknolojisinin TÜBİTAK MAM Malzeme Enstitüsü’nde tamamen milli olanaklar kullanılarak geliştirildiğini belirtti.</p>
<p>Dünyada önemli bir güç olmanın başlıca koşullarından birinin güçlü deniz kuvvetlerine, güçlü bir deniz teknolojisi alt yapısına sahip olmaktan geçtiğini vurgulayan Baykara, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Milli Gemi Proje Ofisi personeli, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Araştırma Merkezi Komutanlığı personelinin de katılım ve işbirliğiyle tamamlanan projeyle Türkiye’nin deniz teknolojileri alanında dev bir adım attığını söyledi.</p>
<p>ABD, İngiltere, Almanya, Rusya ve Güney Kore gibi birkaç ülkede kullanılan bu teknolojiye artık Türkiye’nin de sahip olduğunu kaydeden Baykara, bundan önceki yıllarda bu alandaki ihtiyaçların tümünün yurt dışından karşılandığına ve bu teknolojiye çok yüksek ücretler ödendiğini vurguladı.</p>
<p>Baykara, ’’Özellikle donanmamızın haberleşme sistemindeki bu bağımlılık büyük bir zafiyet yaratmakta idi. Artık Türkiye bu alanda dev bir atılımı gerçekleştirerek bu konuda devler ligine girmiş bulunmaktadır’’ dedi.</p>
<p>TÜBİTAK GEMİNİN BEYNİNİ ÜRETTİ<br />
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın 2005’de ilk milli savaş gemisinin yapımını, Türkiye’nin alt yapısı ve imkanlarıyla adına MİLGEM denilen ’’milli gemi’’ projesiyle başlattığını anlatan Baykara, projenin çağdaş bir savaş gemisinin sahip olması gereken en ileri teknolojilerle ve silah sistemleriyle  donatılmış bir savaş gemisinin tasarımından, imalatına kadar olan bütün aşamalarının programlandığını aktardı.</p>
<p>Türkiye’nin ilk milli savaş gemisini geçen yıl Eylül ayında törenle denize indirdiğini anımsatan Baykara, bu geminin ’’beyni’’ olarak düşünülebilecek sonar sisteminin, TÜBİTAK MAM Malzeme Enstitü tarafından üretilmesinin kararlaştırıldığını ve projenin 2005’de başlatıldığını dile getirdi.</p>
<p>Baykara, projenin tüm aşamalarıyla başarı ile sonuçlandırılarak sistemin Türkiye’nin ilk milli savaş gemisine takılabilecek hale getirildiğini bildirdi.</p>
<p>Sonar sistemlerinin deniz altında çalışan ’’radar’’ sistemleri gibi düşünülebileceğini ifade eden Baykara, sistemi şöyle anlattı:</p>
<p>’’Deniz altında elektrik-elektronik sinyaller geçersiz olduğu için sadece ses dalgaları ile iletişim yapılabilir. Bu bakımdan, bir sonar sistemi esas itibarıyla ses dalgası üreten bir sistemdir. Bu ses dalgaları ile haberleşme ve iletişim sağlanabildiği gibi, dost veya düşman denizaltılar belirlenebilir ve takip altına alınır, ayrıca olası torpido saldırıları önceden belirlenebilir. Aynı zamanda bu ses dalgalarıyla yaratılabilecek farklı sinyal demetleri ile düşman donanmasının haberleşme sistemi karıştırılabilir, yanıltılabilir.’’        </p>
<p>TÜM TESTLERDE BAŞARI GÖSTERDİ<br />
Projede, deniz suyuna dayanıklı çok özel ’’elastomerik’’ bir malzeme ile kaplanan ve bir teknoloji harikası olarak isimlendirilebilecek ’’transdüser’’ teknolojisini de TÜBİTAK MAM laboratuvarlarında geliştirdiklerini kaydeden Baykara, bunlardan 280’inin bir araya getirilerek büyük bir sistem  oluşturulduğunu anlattı.</p>
<p>Baykara, bu sistemin, bir savaş gemisinin beyni gibi çalıştığını dile getirerek şöyle konuştu:</p>
<p>’’Bunda olabilecek en küçük bir aksaklık tüm savaş gemisini felç edebilir. Bu sistem haftalar süren test sürecinden geçirildi, onaylandı ve ayrıca fabrika kabul testi denilen en son aşamayı da geçti. Sistem, bugün itibarıyla da teslim aşamasına geldi. Sanıyorum bu yıl içerisinde de ilk milli gemimize takılarak monte edilecek ve akabinde deniz üstü uygulamalarıyla hizmet vermeye  başlayacak.’’</p>
<p>TEKNOLOJİ TÜM SAVAŞ GEMİLERİNE DE UYGULANABİLİR<br />
Baykara, proje kapsamında dünyaca kabul görmüş, uluslararası akreditasyona sahip bir Sualtı Akustik Laboratuvarı’nın da kurulduğunu anımsatarak, bu laboratuvarda her türlü sonar sisteminin tasarımı, imalatı, standartlara uygun test ve denemeleri yapılabildiğini ve bundan sonra da çok önemli projelere imza atabileceklerini belirtti.</p>
<p>Bu laboratuvarda dünya standartlarının ötesinde bir havuz sisteminin bulunduğunu ve buradaki modern teknolojilerle bundan sonra kızağa konulacak tüm milli savaş gemilerinin sonar sistemlerini rahatlıkla ve kısa sürelerde gerçekleştirebilecek bir düzeyin yakalandığını kaydeden Baykara, ayrıca donanmanın sahip olduğu tüm gemilerin sonar sistemlerinin yenilenmesi, bakımı, geliştirilmesi ve iyileştirilmesinin de yapılabileceğine işaret etti. Baykara, ’’Asıl amacımız geleceğin ileri teknoloji sonar sistemlerini en uç noktalara götürmek ve Deniz Kuvvetlerimizi bu alanda en ön saflara taşımaktır’’ dedi.</p>
<p>‘PEK ÇOK ÜLKENİN HAYALİNİ SÜSLÜYOR’<br />
Baykara, sahip olunan teknoloji ile geliştirilecek ürünleri uygun koşullarda yurt dışına da satmayı hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p>Türkiye’nin bu tür ileri teknolojileri yurt dışından alma gibi bir anlayışının bulunduğunu belirten Baykara, ’’Ulusal kurum ve kuruluşlarımızın bu konuda duyarlı olmalarını bekliyoruz. Büyük emek ve bilgi birikimi gerektiren ve ağırlıklı olarak uzman insan gücü birikimine dayalı bu teknolojiyi yaratmak kolay değil. Kolay olsaydı pek çok ülkenin hayalini süsleyen bu teknolojiye herkes  sahip olabilirdi’’ diye konuştu.</p>
<p>Baykara, TÜBİTAK MAM Malzeme Enstitüsü’nün 15 kişilik uzman bilim adamı araştırmacı ve araştırma teknisyeninden oluşan ekibin, son dört yılda gece gündüz çalışarak büyük bir başarıya imza attığını ve Türkiye’yi dünya ölçüsünde büyük bir rekabetin sürdüğü deniz teknolojilerinde ön saflara getirdiğini sözlerine ekledi.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türk Adı ? ]]></title>
<link>http://trvideoarsiv.wordpress.com/2009/06/02/turk-adi/</link>
<pubDate>Tue, 02 Jun 2009 14:49:42 +0000</pubDate>
<dc:creator>By.KaBuS</dc:creator>
<guid>http://trvideoarsiv.wordpress.com/2009/06/02/turk-adi/</guid>
<description><![CDATA[Türk Milleti&#8217;nin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. &#8220;Türk&#8221; sözü tarihin en eski]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><strong>Türk Milleti&#8217;nin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. &#8220;Türk&#8221; sözü tarihin en eski çağlarından beri kullanılıyordu ve belirli bir kavmin yada kavimler birliğinin adı olarak mevcuttu.<br />
Türkler&#8217;in köklü ve çok zengin bir tarihe ve kültüre sahip olması nedeniyle birçok bilim adamı &#8220;Türk&#8221; adının nereden geldiği hakkında araştırmalar yapmış, bu araştırmalar neticeside Türk adı ilk defa MÖ. XIV. yy&#8217;da &#8220;Tik&#8221; vveya &#8220;Tikler&#8221; adıyla geçmeye başlamıştır. Diğer bir görüşe göre ise Türk adı MÖ. XIV. yy&#8217;dan öncede varolduğudur. Zira Türk ırkının tarihi insanlığın tarihi kadar eskidir. Bu gerçeği kavmi ve milli mitolojilerde ve tarihi oluşumlarda izaheden eski kayıtlarda görmek mümkün olmaktadır.<br />
Türk ırkının çok eski olması nedeniyle Türk adının nerden geldiği hakkında birçok iddia ve görüşler ileriye sürmüşlerdir. Buna göre,</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>  -Heredotos&#8217;un doğıu kavimleri arasında zikrettiği TARGİTAB&#8217;lar. </strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>  -İskit topraklarında doğdukları söylenen TYRKAE&#8217;ler </strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>  -Tevratta adı geçen Togarma&#8217;lar.</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>  -Eski Hint kaynaklarında tesadüf edilen TURUKHA&#8217;lar veya THRAK&#8217;lar </strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>  -Esiki Ön Asya çivili metinleride görülen TURUKKU&#8217;lar.</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>  -Çin Kaynaklarında MÖ. I.yy&#8217;da rol oynadıkları belirtilen TİK veya Dİ&#8217;ler<br />
Bizzat &#8220;Türk&#8221; adını taşıyab Türk kavimleri olarak gösterilmektedir.</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>İslam kaynaklarında yer alan İran menşeli &#8220;Zend &#8211; Avesta&#8221; rivayetleri ile İsrail menşeli &#8220;Tevrat&#8221; rivatetleride Nuh Peygamber&#8217;in torunu olan Yafes&#8217;in oğlu &#8220;Türk&#8221; ile İran rivayetlerideki Feridun&#8217;un oğlu &#8220;Türac&#8221; vveya &#8220;Tur&#8221;un soyu türk adını taşıyan ilk kavim olarak gösterilmek istenmiştir.<br />
&#8220;Avesta&#8221;da yer alan &#8220;Ebül Beşer&#8221;den (1) ,Cemil ve oğu Ferdiun&#8217;dan bahsedilmektedir. &#8220;Ferdidun ülkesi Salm, Irak ve Turak (Türk) ismindeki üç oğlu arasında pay etmiştir. Salma!a bugünkü İran ve havalisi, Irak&#8217;a bugünkü Irak ve havalisi ,Turak&#8217;a ise Orta Asya ve Çin havvalisi düşmüştür. Feridun ölünce Irak, Salm&#8217;a saldırarak İran ve havalisini almış,dahasonra Turak&#8217;a saldırmıştır.<br />
Irak, Turak&#8217;ı yenememiş, savaş bunların torunlarına uzanan dek senelerce sürmüştür. Sonunda Turak&#8217;ın torunu &#8220;Afrasyap&#8221;(2)  Irak torunun &#8220;Muncihir&#8221;i mağlup ederek Ceyhun nehri sınır kabul edilen bir anlaşma yapmıştır. Bu tarihten sonra ceyhun nehri doğusunda &#8220;TURAN&#8221;, batısına da &#8220;İRAN&#8221; denmiştir.<br />
Tevrat rivayetleride ise Nuh tufanından sonra Nuh peygamber dünyayı üç oğlu arasında pay etmiş.Yafes&#8217;e Orta Asya ve Çin ülkeleri düşmüş,Yafes ölürken tahtını sekiz oğullarından biri olan &#8220;TÜRK&#8221; e bırakmıştır.<br />
Görülmektedirki Hz. Adem devrina yakın zamanlarda Turak(Türk)&#8217;den İran-Turan savaşlarından ve Alp Er Tunga gibi büyük bir Türk Başbuğunndan ve Saka İmparatorluğu Kağa&#8217;nından bahsedilmektedir. Yukarıda mitoloji ve tarihi kayıtlar içerisinde yer alan &#8220;Türk&#8221; kelimeleriden ,Türk adının nekadar eski olduğu ortyaya çıkmaktadır.<br />
MÖ XIV. yy&#8217;da yer alna &#8220;Tik&#8221;ler ile dünyada mevcut olan medeniyetlerin en eskisi olan MÖ. VII. yy. da Orta Asya&#8217;da kurulan &#8220;Anav&#8221; medeniyeti de Türkler tarafından kurulmuştu. O halde Türkler MÖ. XIV. yy&#8217;da Tik&#8217;ler , MÖ. VII. yy&#8217;da Anavlar ,MÖ IV yy&#8217;da Sakalr ile tarih kayıtlarında yer almaktadır.<br />
Türk kelimesinin yazılı olarak kullanılması ilk defa MÖ 1328 yılında Çin tarihide &#8220;Tu-Kiu&#8221; şeklinde görülmektedir.<br />
MÖ. I yy&#8217;da Roma&#8217;lı yazarlardan biri olan Pompeius Meala&#8217;nın Azak Denizi kuzeyinde yaşayan halktan &#8220;Turcae&#8221; olarak bahsetmesi ile ilk defa yazılı olarak karşılaşıyoruz.<br />
Türk adının tarih sahnesine çıkışı MS VI yy&#8217;da kurulan Kök-Türk Devleti ile olmuştur. Orhun kitablerinde yer alan &#8220;Türk&#8221; adı daha çok &#8220;Türük&#8221; şeklide gösterilmektedir. Bundan dolayı Türk kelimesini Türk Devleti&#8217;nin ilk defa resmi olarak kullanılan siyasi teşekkülün Kök-Türk imparatorluğu olduğu bilinmektedir. Kök-Türkler&#8217;in ilk dönemlerinde Türk sözü bir devlet adı olarak kullanılmışken,sonrada Türk millietini ifade etmek için kullanılmaya başlanmıştır.<br />
MS. 585 yılında Çin İmparatoru&#8217;nun KÖK-TÜRK Kağanı İşbara&#8217;ya yazdığı mektupta&#8221;Büyük Türk Kağanı&#8221; diye hitap etmesi, İşbara Kağan&#8217;ın ise Çin İmparatoruna vverdiği cevabi mektupta &#8220;Türk Devleti&#8217;nin Tanrı tarafından kuruluşundan bu yana 50 yıl geçti&#8221; hitapları Türk adını resmileştirmiştir.<br />
Kök-Türk yazıtlarında Türk sözü daha çok &#8220;Türk Budun&#8221; şeklide geçmektedir. Türk Budun&#8217;un ise Türk Milleti olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla türk adı bu dönemlerde bir topluluğun veya kavmin isminden ziyade ,siyasi bir mensubiyeti belirleyen bir kelime olarak görülmektedir. Yani Türk soyuna mensup olan bütün boyları ve toplulukları ifade etmek üzere milli bir isim haline gelmiştir.</strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Türk&#8217;ün Manası<br />
 </strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Türk adına çeşitli kaynak ve araştırmalarda türlü manalar verilmiştir. Çin kaynakları Tu-küe (Türk)&#8217;ü miğfer olarak , İslam kaynakları ise ses benzetmesine dayanarak terkedilmiş,olgunlukçağı ve benzeri manalar vererek yeni anlamlar üretmiştir.<br />
XIX. asırda A. Vambery&#8217;nin ilmi izaha yakın olan fikrine göre ise Türk kelimesi &#8220;TÜREMEK&#8221;ten gelmektedir. Zira Gökalp bunu &#8220;TÜRELİ&#8221; yani kanun ve nizam sahibi olarak açıklamıştır.<br />
Ancak Türk sözünün cins isim olarak &#8220;GÜÇ-KUVVET&#8221; manasında olduğu, buradaki Türk kelimesinin milletin adı olan &#8220;Türk&#8221; kelimesi ile aynı olduğu A.V. Le Coq tarafından ileri sürülmüştür. Bu iddia Kök-Türk kitabelerinin çözücüsü olan V. Thomsen tarafından kabul edilmiş,aynı iddia G. Nemeth&#8217;in tetkikleri ile de ispat edilmiştir.<br />
Ayrıca Türk kelimesinin cins isim olarak &#8220;ALTAYLI&#8221; (Ceyhu ötesi Turanlı) kavimlerini ifade etmek üzere 420 yıllarına ait bir Pers metninde,daha sonradan 515 hadiseleri dolayısıyla &#8220;Türk-Hun&#8221;(Kudretli-Hun) tabirleride geçtiği bilinmektedir.<br />
İran kaynaklarında Türk sözü &#8220;Güzel İnsan&#8221; karşılığında kullanılırken, XI. yy&#8217;da Kaşkarlı Mahmut &#8220;Türk adının Türkler&#8217;e Tanrı tarafından verildiğini &#8221; belirterek,&#8221;Gençlik,kuvvet,kudret ve olgunluk çağı&#8221; demek olduğunu bir kez daha belirtmiştir. Tarihçiler ise Türk kelimesinin &#8220;Güçlü-Kuvvetli&#8221; anlamına geldiğini kabul etmektedirler.</strong></p>
<p style="text-align:center;"> <strong><br />
Kaynak: Prof. Dr. İBRAHİM KAFESOĞLU Türk Milli Kültürü</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Öğrenciler İçin Soru Cevap]]></title>
<link>http://girburaya.wordpress.com/2009/03/07/ogrenciler-icin-soru-cevap/</link>
<pubDate>Sat, 07 Mar 2009 11:23:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>gRafiche®</dc:creator>
<guid>http://girburaya.wordpress.com/2009/03/07/ogrenciler-icin-soru-cevap/</guid>
<description><![CDATA[Öğrenciler! Aradığınız herşey büyük bir arşivde toplandı. WebKaynak.Biz anlamını bilmedğiniz, gerekl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Öğrenciler! Aradığınız herşey büyük bir arşivde toplandı. WebKaynak.Biz anlamını bilmedğiniz, gerekl]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dr. Koryagina ve Kehânetleri]]></title>
<link>http://arsiv.wordpress.com/2009/01/02/drkoryagina-ve-kehanetleri/</link>
<pubDate>Fri, 02 Jan 2009 12:35:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>5kurt</dc:creator>
<guid>http://arsiv.wordpress.com/2009/01/02/drkoryagina-ve-kehanetleri/</guid>
<description><![CDATA[Bu aralar hep Rus&#8217;lardan gidiyoruz ama bilgi neredeyse oradan öğrenin demiş bilenler. Dr. Taty]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="content">Bu aralar hep Rus&#8217;lardan gidiyoruz ama bilgi neredeyse oradan öğrenin demiş bilenler.</div>
<div class="content"><img class="aligncenter size-full wp-image-162" title="kory2" src="http://arsiv.wordpress.com/files/2009/01/kory2.jpg" alt="kory2" width="300" height="277" /></div>
<div class="content"><!--more-->Dr. Tatyana Koryagina 2001  yılında Putin&#8217;in en yakın ekonomi danışmanlarından biriydi. Şu anda da Rusya&#8217;nın önde gelen ekonomistlerinden ve hem ekonomi bakanlığı hem de Rus istihbarat servislerinin danışmanlığını yürüttüğü tahmin ediliyor.</div>
<div class="content">11 Eylül&#8217;den 6 hafta sonra  ABD&#8217;deki Trunews adlı bir radyo istasyonunda aşağıdaki söyleşiyi yapmış. Trunews&#8217;den Rick  Wiles son olayların ışığında bu söyleşiyi geçen ay tekrar banttan yayınlamış.  Aşağıda bu söyleşiyi mp3 formatında indirebileceğiniz link var.(10mb)</div>
<div class="content">
<p>Söyleşi  yaklaşık bir saat sürüyor ve bugünlerde olanları da düşünürseniz çok çok enteresan  noktalara parmak basıyor. Anlattıklarına katılırsınız veya katılmazsınız ama  sakin bir zamanda konsantre olup dinleyin.</p></div>
<p><a href="http://www.trunews.com/Audio/11_20_08_thursday_trunews2.mp3">http://www.trunews.com/Audio/11_20_08_thursday_trunews2.mp3</a></p>
<p>Bu arada Türkiye&#8217;nin parçalanmış haritaları internette uzun zamandır dolaşıyordu. ABD&#8217;nin parçalanmış haritaları de piyasaya çıkmaya başladı. Türkiye&#8217;nin parçalanmasını bekleyenlerin ömürleri yetmeyecek ama ABD&#8217;nin parçalanması çok yakında gerçekleşecek gibi.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-163" title="usa-splitted" src="http://arsiv.wordpress.com/files/2009/01/usa-splitted.jpg" alt="usa-splitted" width="400" height="313" /></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ABD Parçalanıyor mu?]]></title>
<link>http://arsiv.wordpress.com/2008/12/01/abd-parcalaniyor-mu/</link>
<pubDate>Mon, 01 Dec 2008 10:40:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>5kurt</dc:creator>
<guid>http://arsiv.wordpress.com/2008/12/01/abd-parcalaniyor-mu/</guid>
<description><![CDATA[Geçen hafta Rus &#8220;RIA Novosti Haber Ajansında&#8221; çıkan enteresan bir yazı vardı. ABD&#8217;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Geçen hafta Rus &#8220;RIA Novosti Haber Ajansında&#8221; çıkan enteresan bir yazı vardı. ABD&#8217;nin parçalanma olasılığının incelendiği bu çok önemli analiz bizim basında tabii işlerine gelmediği için çok özet geçildi. Çoğu yerde görmezlikten gelindi. Magazin, iktidarı yıkama yağlama, cinayet ve tecavüz haberlerinden vakit kalmadığı için görmemiş de olabilirler.</p>
<p><!--more--></p>
<p>Yorumu yazan Prof. Igor Panarin Rusya Dışişleri Bakanlığının önde gelen analistlerinden ve psikolojik savaş üzerine birkaç kitabı var, bu da yazıyı daha ciddiye almayı gerektiriyor. Panarin &#8220;ABD parçalanacak&#8221; iddiasını ilk defa 1998 yılında dile getirmiş. Bugün de aynı şeyleri söylüyor ve olan bitenlere bakarsak tahminleri doğru çıkacak gibi.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-154" title="usa" src="http://arsiv.wordpress.com/files/2008/12/usa.jpg" alt="usa" width="300" height="186" /><br />
Yazıyı özetlersek:</p>
<ul>
<li>Dolar&#8217;ın hiçbir değeri ve karşılığı yok. ABD&#8217;nin borçları 11 Trilyon $&#8217;a yükseldi ve çığ gibi büyüyor. Bu da ABD&#8217;yi kaçınılmaz bir çöküşe götürüyor. Her halükarda ABD dünyanın finansal lideri olma konumunu kaybedecektir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Doların yerine devalue edilmiş yeni bir para birimi olan &#8220;Amero&#8221; gelebilir ve dolar para biriminin bankalarda işlem görmesi durdurulabilir.</li>
</ul>
<ul>
<li>Wall Street&#8217;in en büyük ve eski beş yatırım bankasından üçü battı. Öteki ikisi ise yaşam savaşı veriyor. Milyonlarca kişi birikimlerini kaybetti.</li>
</ul>
<ul>
<li>Ford ve General Motors batık durumda. Bu da Detroit gibi otomotiv sektörü ağırlıklı şehirlerin toptan işsiz kalmasına yol açacaktır. Şimdiden batık şehirlerin valileri sosyal hizmetleri aksatmamak için Federal Hükümet&#8217;ten borç para istemeye başladı.</li>
</ul>
<ul>
<li>Halkın memnuniyetsizliği ve huzursuzluğu büyüyor. Işsizlik ve fiyatlar artış trendine girdi. Şu anda paniği durduran tek şey halkta yeni başkan Obama&#8217;nın birşeyler yapacağı beklentisi. Fakat birkaç ay içinde bunun mümkün olmadığı görülecektir.</li>
</ul>
<ul>
<li>ABD 6 parçaya bölünebilir:</li>
</ul>
<blockquote>
<ol>
<li>Pasifik kıyısı büyüyen Çinli nüfusu ile</li>
<li>Güney, Latin nüfusuyla</li>
<li>Teksas, zaten ayrılmaya en hazır bölge.</li>
<li>Atlantik kıyısı, daha kozmopolit ve değişik mentalitede nüfusu var.</li>
<li>Bazı eyaletlerdeki Kızılderili ağırlıklı nüfus ile,</li>
<li>Kuzey bölgeleri Kanada etkisinde yeni bir devlet olabilir.</li>
</ol>
</blockquote>
<ul>
<li>Hatta ABD&#8217;ye kiralanan Alaska bölgesini bile geri isteyebiliriz.</li>
</ul>
<ul>
<li>Rusya olarak batmakta olan bu Titanik&#8217;le bizi bağlayan bütün ipleri koparmalıyız.</li>
</ul>
<p>Evet, yazı özet olarak böyle. Yazının eksiği var, fazlası yok. Panarin&#8217;in yazdıklarına aynen katılıyorum. ABD&#8217;nin bir ülke olarak parçalanmasına az kalmıştır. Ardından sıra &#8220;Avrupa Birliği&#8221;ndedir. Bu suni oluşumun da sonu çok yakındır.</p>
<p>Allah Baba biz Türk&#8217;leri seviyor galiba. Ortadoğu ve Türkiye&#8217;yi parçalama planları son aşamasına gelmişken ve haritaları ortada dolaşırken, bu olası parçalanma ve ABD/Israil etkisinin azalması bizim için olabilecek en iyi şeydir. Bizdeki kontürlü vatan hainleri içinse olabilecek en kötü hadisedir.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-155" title="middle-east" src="http://arsiv.wordpress.com/files/2008/12/middle-east.jpg" alt="middle-east" width="367" height="431" /><br />
<strong>Etme bulma dünyası mı acaba?</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İstanbul Türkler'e Kalamaz]]></title>
<link>http://arsiv.wordpress.com/2008/11/03/istanbul-turklere-kalamaz/</link>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2008 12:21:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>5kurt</dc:creator>
<guid>http://arsiv.wordpress.com/2008/11/03/istanbul-turklere-kalamaz/</guid>
<description><![CDATA[&#8220;Ne kadar geriye bakarsanız o kadar ileriyi görebilirsiniz&#8221; çok sevdiğim bir deyimdir. B]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>&#8220;<strong>Ne kadar geriye bakarsanız o kadar ileriyi görebilirsiniz</strong>&#8221; çok sevdiğim bir deyimdir. Bugün yaşadıklarımıza ne kadar da uyuyor.</p>
<p>Çok kişi bilmez, Sam Amca, Irak&#8217;tan önce bizi de &#8216;kurtarmaya&#8217; kalkmış, tam 89 yıl evvel Sevr arifesinde oluşturulan Amerikan Komisyonu, verdiği raporla İstanbul&#8217;un Milletler Cemiyeti&#8217;ne bağlı ve mandacı devletin gözetiminde ayrı bir ülke olmasını tavsiye etmişti.</p>
<p><!--more-->SEVR&#8217;İN koşullarını kağıda dökmek üzere toplanan Paris Barış Konferansı, 28 Nisan 1919&#8242;da Milletler Cemiyeti Misakı&#8217;nı imzaladı. Bu kuruluş belgesinin manda devletlerle ilgili maddesi, Osmanlı&#8217;dan koparılan vilayetlerin hangi mandacı devletin himayesine gireceği hususunda, o coğrafyadaki toplulukların isteklerinin belirleyici olacağını öngörüyordu.</p>
<p>Paris Konferansı&#8217;nda, bu toplumların arzularının ne olduğunu saptamak üzere bir komisyon gönderilmesi de kararlaştırıldı; ancak, Fransa komisyona katılmayı reddedince İngiltere de vazgeçti. Sonuçta sadece bir Amerikan heyeti (King-Crane komisyonu) yola çıktı.</p>
<p>10 Haziran 1919&#8242;da Yafa&#8217;ya gelen Amerikan komisyonunun temelde iki görevi vardı. Biri, Arap illerinde kamuoyunun eğilimlerini saptamak, öbürü de Arap toprakları dahil olmak üzere savaş öncesi Osmanlı Devleti üzerinde genel bir ABD mandası olabilirliğini araştırmak. Komisyonun nabız tuttuğu yerleşim merkezleri, ilginç bir rastlantı ile günümüz ABD&#8217;sinin ilgi odaklarıydı.</p>
<p>Heyet; <em>Şam, Beytüllahim, Hebron, Beer-Seba, Gazze, Ramallah, Nablus, Cenin, Nasıra, Şam, Amman, Tel Aviv, Dara, Baaalbek, Beyrut, Cebel, Batrum, Sidon, Zahle, Trablusşam, İskenderun, Lazkiye, Hama, Halep, Adana, Mersin ve Tarsus&#8217;da</em> incelemeleri ardından 21 Temmuz&#8217;da Amerikan destroyeri “Hazelnut” ile İstanbul&#8217;a doğru yola çıktı.</p>
<p>Rapor, Sevr Antlaşması&#8217;ndan (10 Ağustos 1920) tam bir yıl önce tamamlandı. King-Crane Komisyonu raporunda; Mondros Türkiye&#8217;sinin, İstanbul, Ermenistan ve kalan Anadolu olmak üzere üç devlete ayrılması ve her üçünün de ABD mandası altına sokulması tavsiye edildi.</p>
<p>28 Ağustos 1919 tarihli King-Crane Komisyonu raporunun tavsiyeler bölümünde yer alan dördüncü maddesi:</p>
<p style="padding-left:30px;"><em>Doğu yarıküresinin üzerinde pek çok devletin hak iddia ettiği bu &#8216;köprü toprakların&#8217; önemi göz önüne alınırsa, İstanbul ve Boğazlar&#8217;ın denetimi konusu farklı bir yaklaşımı gerektiriyor.</em></p>
<p style="padding-left:30px;"><em>(Buranın) durumu o kadar benzersiz, ilişkiler öylesine karmaşık ve geniş kapsamlı, sorumluluklar öylesine ağır, olasılıklar o kadar tüyler ürperticidir ki, Osmanlı Devleti&#8217;nin son derece kötü bir yönetim siciline sahip milleti şöyle dursun hiçbir ulus tek başına böyle bir görev için uygun değildir.</em></p>
<p style="padding-left:30px;"><em>Dünyada böylesine şiddetle bir uluslararası yönetimi talep eden başka hiçbir yer yok; bu bölgenin önemi, ulusların yalnız bencilce itiş kakışlarını ve sonu gelmez entrikalarını bir yana bırakmalarını değil, aynı zamanda bu stratejik fırsattan tüm ülkelerin lehine yararlanmalarını da şart koşuyor.</em></p>
<p style="padding-left:30px;"><em>Bu, bir İstanbul devletinin kurulması anlamına geliyor: Doğrudan ve sürekli olarak Milletler Cemiyeti&#8217;ne bağlı, ama muhtemelen vasi olarak Cemiyet&#8217;e karşı sorumlu ve onun tarafından azledilebilecek tek bir mandater devletçe yönetilen bir İstanbul.</em></p>
<p style="padding-left:30px;"><em>Böyle bir çözüme ilk bakışta kuşkusuz Türkler&#8217;in çoğu karşı çıkacaktır. Fakat Türkiye, bu kadar muazzam bir dünya sorumluluğuna açıkça uygun değildir. Dahası, bu dayanılmaz sorumluluğun omuzlarından alınması ve hükümetinin yüzlerce yıldır sınırsız entrikaların merkezine dönüşmüş bu yerden çıkarılması, Osmanlı devleti için de daha iyi olacaktır.</em></p>
<p style="padding-left:30px;"><em>Sıradan Türk halkı, emperyalizmin erişiminden özgür, çok daha mutlu bir hayat sürecek ve Osmanlı devleti kendisini, kendi yurttaşlarının refahına hasredebilecektir.”</em></p>
<p><strong>Amerikalı ilk “dostlarımız”!</strong></p>
<p><strong>Dr. Henry Churchill King:</strong> 1858&#8242;de Michigan Hillsdael&#8217;de doğdu. Oberlin College&#8217;ın müdürü ve ünlü bir eğitimciydi. Teoloji, eğitim ve felsefe alanlarında çok sayıda kitabın yazarıdır. 1918-1919 arasında Fransa&#8217;daki YMCA&#8217;nın (Young Men&#8217;s Christian Association) dinsel etkinliklerini yönetti.</p>
<p>Eylül 1919&#8242;da Barış Konferansı (Paris) Osmanlı Devleti&#8217;ndeki Manda Devletler hakkında Müttefikler Arası Komisyon&#8217;un Amerikan kesiminde görevlendirildi.</p>
<p><strong>Charles R. Crane:</strong> 1858&#8242;de Chicago&#8217;da doğdu. Çeyrek yüzyılı aşkın bir süre bu kentte imalat işiyle uğraştı. 1917&#8242;de Başkan Wilson tarafından Özel Diplomatik Misyon&#8217;a seçildi. 1919&#8242;da King&#8217;le birlikte aynı komisyon üyeliğine getirildi. Mayıs 1920&#8242;den Haziran 1921&#8242;e değin ABD&#8217;nin Çin büyükelçisi olarak görev yaptı.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Erdal Sarızeybek - Terörün Içyüzü]]></title>
<link>http://arsiv.wordpress.com/2008/10/08/erdal-sarizeybek-terorun-icyuzu/</link>
<pubDate>Wed, 08 Oct 2008 12:56:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>5kurt</dc:creator>
<guid>http://arsiv.wordpress.com/2008/10/08/erdal-sarizeybek-terorun-icyuzu/</guid>
<description><![CDATA[Verdiğimiz şehitler, akan kanlar için yüreğimiz yanıyor. Içimiz isyan ediyor. Hele bu şehitlerin pis]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Verdiğimiz şehitler, akan kanlar için yüreğimiz yanıyor. Içimiz isyan ediyor.</p>
<p>Hele bu şehitlerin pisi pisine verildiğini düşünürsek acımız daha da artıyor.</p>
<p>Kontürlü medya&#8217;nın bize hergün sunduğu yanlı ve <a href="http://arsiv.wordpress.com/2007/04/17/psikolojik-harekat-ve-temel-reis/">psikolojik savaş</a> kokan haberleri ibret ve nefretle izliyoruz.</p>
<p><a href="http://arsiv.files.wordpress.com/2008/10/turkbayrak-2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-112" title="turkbayrak-2" src="http://arsiv.wordpress.com/files/2008/10/turkbayrak-2.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a></p>
<p><!--more--></p>
<p>Senelerce bölgede canı pahasına görev yapmış, büyük başarılar kazanmış ve bu işi Türkiye&#8217;de en iyi bilen birkaç kişiden biri olan E.Albay Erdal Sarızeybek <a href="http://www.erdalsarizeybek.com.tr/">sitesinde </a>&#8220;Terörün Altında Yatan Gerçek&#8221; diye nefis bir sunum hazırlamış.</p>
<p><a href="http://arsiv.wordpress.com/files/2008/10/terorunicyuzu.ppt">Burayı</a> tıklayarak indirebilirsiniz. Ibretlik bir belge, herkesin dikkatle okumasını tavsiye ederim.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dünya tarihinin eşi görülmemiş savaş suçu]]></title>
<link>http://ankarahaber.wordpress.com/2008/09/29/dunya-tarihinin-esi-gorulmemis-savas-sucu/</link>
<pubDate>Mon, 29 Sep 2008 01:08:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>ankarahaber</dc:creator>
<guid>http://ankarahaber.wordpress.com/2008/09/29/dunya-tarihinin-esi-gorulmemis-savas-sucu/</guid>
<description><![CDATA[Dünya tarihinin eşi görülmemiş savaş suçu   ADANA (İHA) &#8211; Osmanlı ordusunun Gazze Savaşı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Dünya tarihinin eşi görülmemiş savaş suçu   ADANA (İHA) &#8211; Osmanlı ordusunun Gazze Savaşı]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ Hayattan Öğrenilecek 20 Ders]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/08/21/hayattan-ogrenilecek-20-ders/</link>
<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 08:28:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/08/21/hayattan-ogrenilecek-20-ders/</guid>
<description><![CDATA[20 önemli ders Hayattan ögrenebilecegimz dersleri illa okumamıza gerek yok..Aslında yaşarken hayat z]]></description>
<content:encoded><![CDATA[20 önemli ders Hayattan ögrenebilecegimz dersleri illa okumamıza gerek yok..Aslında yaşarken hayat z]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Köy muhtarından tapuyu 2 YTL’ye aldı 205 milyon Euro’ya alışveriş merkezi dikiyor]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/08/21/koy-muhtarindan-tapuyu-2-ytl%e2%80%99ye-aldi-205-milyon-euro%e2%80%99ya-alisveris-merkezi-dikiyor/</link>
<pubDate>Thu, 21 Aug 2008 08:25:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/08/21/koy-muhtarindan-tapuyu-2-ytl%e2%80%99ye-aldi-205-milyon-euro%e2%80%99ya-alisveris-merkezi-dikiyor/</guid>
<description><![CDATA[Türkiye’nin önde gelen sanayicilerinden Akın Holding, 1971’de Turgut Özal DPT Müsteşarı iken, İkitel]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Türkiye’nin önde gelen sanayicilerinden Akın Holding, 1971’de Turgut Özal DPT Müsteşarı iken, İkitel]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Darbe Günlükleri ]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/08/15/darbe-gunlukleri/</link>
<pubDate>Fri, 15 Aug 2008 10:49:34 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/08/15/darbe-gunlukleri/</guid>
<description><![CDATA[Darbe Günlükleri Nokta dergisinde 2007 yılında 29 Mart-4 Nisan arasında yayınlanan sayıda kamuoyuyla]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Darbe Günlükleri Nokta dergisinde 2007 yılında 29 Mart-4 Nisan arasında yayınlanan sayıda kamuoyuyla]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Irak'taki başlıca İslami partiler]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/21/iraktaki-baslica-islami-partiler/</link>
<pubDate>Wed, 21 May 2008 05:46:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/21/iraktaki-baslica-islami-partiler/</guid>
<description><![CDATA[Saddam Hüseyin döneminde iktidarda olan Baas Partisi&#8217;nin laik yapısına rağmen Irak&#8217;taki ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Saddam Hüseyin döneminde iktidarda olan Baas Partisi&#8217;nin laik yapısına rağmen Irak&#8217;taki ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İran-Irak savaşı]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/21/iran-irak-savasi/</link>
<pubDate>Wed, 21 May 2008 05:43:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/21/iran-irak-savasi/</guid>
<description><![CDATA[Bugün Orta Doğu&#8217;nun en uzun ve kanlı savaşlarından birisi olan İran-Irak savaşının yıldönümü. ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Bugün Orta Doğu&#8217;nun en uzun ve kanlı savaşlarından birisi olan İran-Irak savaşının yıldönümü. ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Irak'ın yakın tarihi]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/21/irakin-yakin-tarihi/</link>
<pubDate>Wed, 21 May 2008 05:42:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/21/irakin-yakin-tarihi/</guid>
<description><![CDATA[1923&#8242;te bağımsızlığını kazanan Irak&#8217;ın yakın tarihine 40 yıl boyunca Baas Partisi hakim ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[1923&#8242;te bağımsızlığını kazanan Irak&#8217;ın yakın tarihine 40 yıl boyunca Baas Partisi hakim ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[1948 - İsrail'in kuruluşu ]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/20/1948-israilin-kurulusu/</link>
<pubDate>Tue, 20 May 2008 05:41:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/20/1948-israilin-kurulusu/</guid>
<description><![CDATA[İsrail Devleti, 2 bin yıldır kurulan ilk Yahudi devletiydi. Binlerce Filistinli mülteci durumuna düş]]></description>
<content:encoded><![CDATA[İsrail Devleti, 2 bin yıldır kurulan ilk Yahudi devletiydi. Binlerce Filistinli mülteci durumuna düş]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[1947 - Birleşmiş Milletler devrede ]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/20/1947-birlesmis-milletler-devrede/</link>
<pubDate>Tue, 20 May 2008 05:41:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/20/1947-birlesmis-milletler-devrede/</guid>
<description><![CDATA[Filistin&#8217;i 1920&#8242;den beri idare eden İngiltere, Siyonist-Arap sorununu çözme sorumluluğun]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Filistin&#8217;i 1920&#8242;den beri idare eden İngiltere, Siyonist-Arap sorununu çözme sorumluluğun]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[1929-1936 Arapların tepkisi ]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/20/1929-1936-araplarin-tepkisi/</link>
<pubDate>Tue, 20 May 2008 05:40:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/20/1929-1936-araplarin-tepkisi/</guid>
<description><![CDATA[İngiltere mandası altındaki Filistin&#8217;e Siyonist proje kapsamında yüzbinlerce Yahudi göç etti. ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[İngiltere mandası altındaki Filistin&#8217;e Siyonist proje kapsamında yüzbinlerce Yahudi göç etti. ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[1917 - Dengeler değişirken]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/20/1917-dengeler-degisirken/</link>
<pubDate>Tue, 20 May 2008 05:39:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/20/1917-dengeler-degisirken/</guid>
<description><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı sırasında da Filistin ve çevresi Osmanlı idaresindeydi. İngiltere&#8217;nin des]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı sırasında da Filistin ve çevresi Osmanlı idaresindeydi. İngiltere&#8217;nin des]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gazze'de militanlarla bir gün]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/19/gazzede-militanlarla-bir-gun/</link>
<pubDate>Mon, 19 May 2008 08:03:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/19/gazzede-militanlarla-bir-gun/</guid>
<description><![CDATA[Gazze Şeridi&#8217;nin doğusunda Han Yunus&#8217;ta güneşli bir gün&#8230; Ebu Riş Tugayının bazı ro]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Gazze Şeridi&#8217;nin doğusunda Han Yunus&#8217;ta güneşli bir gün&#8230; Ebu Riş Tugayının bazı ro]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İsrail'in ezeli düşmanı: Hizbullah]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/19/israilin-ezeli-dusmani-hizbullah/</link>
<pubDate>Mon, 19 May 2008 07:55:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/19/israilin-ezeli-dusmani-hizbullah/</guid>
<description><![CDATA[Arapça&#8217;da Allah&#8217;ın partisi, anlamına gelen Hizbullah Lübnan&#8217;da çok etkili bir siya]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Arapça&#8217;da Allah&#8217;ın partisi, anlamına gelen Hizbullah Lübnan&#8217;da çok etkili bir siya]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[1897 - Birinci Siyonizm Kongresi]]></title>
<link>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/19/1897-birinci-siyonizm-kongresi/</link>
<pubDate>Mon, 19 May 2008 07:54:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>gereksizbiri</dc:creator>
<guid>http://gereksizbiri.wordpress.com/2008/05/19/1897-birinci-siyonizm-kongresi/</guid>
<description><![CDATA[Birinci Siyonizm Kongresi İsviçre&#8217;nin Basel şehrinde toplandı. 1896&#8242;da gazeteci Theodor ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Birinci Siyonizm Kongresi İsviçre&#8217;nin Basel şehrinde toplandı. 1896&#8242;da gazeteci Theodor ]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
