<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>sonsuzluk &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/sonsuzluk/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "sonsuzluk"</description>
	<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 07:54:49 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Sonsuzluk Bestesi]]></title>
<link>http://doganzeki.wordpress.com/2010/01/27/sonsuzluk-bestesi/</link>
<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 15:00:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>doganzeki</dc:creator>
<guid>http://doganzeki.wordpress.com/2010/01/27/sonsuzluk-bestesi/</guid>
<description><![CDATA[Zeki DOĞAN Bir sonsuzluk bestesi özlemi var içimde Bekliyorum yıllardır anlatılmaz biçimde Gel de ar]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:left;"><em><strong><span style="text-decoration:underline;"><span style="color:#000080;">Zeki DOĞAN</span></span></strong></em></p>
<p style="text-align:center;"><a title="ImageShack - Image And Video Hosting" href="http://img137.imageshack.us/i/ayrlk.jpg/" target="_blank"><img class="aligncenter" src="http://img137.imageshack.us/img137/383/ayrlk.jpg" border="0" alt="" /></a></p>
<p style="text-align:center;"><a title="ImageShack - Image And Video Hosting" href="http://img174.imageshack.us/i/thetreeandthebeachtd3.jpg/" target="_blank"></a></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#000080;">Bir sonsuzluk bestesi özlemi var içimde<br />
Bekliyorum yıllardır anlatılmaz biçimde<br />
Gel de artık bekletme, bir kevser şarabı sun<br />
Alıp götürsün beni bir yudumluk içimde<br />
</span></strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ÖZDEYİŞLER]]></title>
<link>http://bircanogankul.wordpress.com/2009/08/12/ozdeyisler/</link>
<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 07:57:38 +0000</pubDate>
<dc:creator>bircanogankul</dc:creator>
<guid>http://bircanogankul.wordpress.com/2009/08/12/ozdeyisler/</guid>
<description><![CDATA[Doğruluk sonsuzluğun güneşidir. Nasıl olsa doğar.  Wendell Phillips  ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Doğruluk sonsuzluğun güneşidir. Nasıl olsa doğar.  Wendell Phillips  ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[akdeniz]]></title>
<link>http://suerdas.wordpress.com/2009/06/30/akdeniz/</link>
<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 02:20:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>suerdas</dc:creator>
<guid>http://suerdas.wordpress.com/2009/06/30/akdeniz/</guid>
<description><![CDATA[karsimda ince bir tul perde ardindan piril piril parlayan deniz, karsi kiyisini goremedigim, sen ban]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>karsimda ince bir tul perde ardindan piril piril parlayan deniz, karsi kiyisini goremedigim, sen bana okyanuslar gibisin&#8230; mavinden zamanin hic bir mevsiminde kaybetme bu hayati&#8230; aksin sularinda deniz&#8230; guzel ak deniz&#8230; son&#8217;suz deniz&#8230;</p>
<p>sonsuzlugunu besleyen bu toprak olmasa, soyle bana nereden baslar, nereye gidersin? bu agaclarim olmasa, ruzgarini nereye eseceksin? dalgalanip duruldugunda kim dinleyecek deniz kabuklarini? ruzgarlarini icime ufleyesin ki, sarkilar soylesin yapraklarim&#8230; her biri ayri bir makamla seni fisildasinlar bana&#8230; ben de oturmus bir sahilinde, ayaklarim kumlarda, gozlerim sende, bense cook yukseklerde olayim&#8230; icimdeki beni azad edip, sana gidisini seyre koyulayim&#8230; sahile gelip vursun dalgalarin&#8230; bir vursun, bir cekilsinler&#8230; ilahi o gecede bir azip, bir durulsunlar sevgimizle&#8230;</p>
<p>nehirlerim olmussun ey akdeniz&#8230; daglarimin en tepelerinden ben, hep sana akar olmusum&#8230; daglarim delinmis, kanyonlarim olusmus golgende&#8230; yagmurlarim senin isminle saganak yagmis&#8230; dun gibi hatirimda topragimin seninle nasil da yeserdigi&#8230; ben omrumde gormedim boyle derin ve boyle kuvvetli bir sevgiyi&#8230;</p>
<p>aslini istersen ruhundur &#8220;guzel&#8221; deniz&#8230; bir bosluktur nereye gittigi bilinmeyen.. yon begenmeyen bir sonsuzdur, sonsuzluga yon veren&#8230;</p>
<p>akdenizi akdeniz, beni de ben yapan gunese kaldirip kafami bakiyorum&#8230; gozlerimi delen kudretinle o&#8217;nun, basimi onume egiyorum&#8230; agaclarim egiliyor benimle&#8230; daglarim, akarsularim, varligim derin bir hurmet icinde&#8230; beyaz isigin icine yuruyup, bulutlarin arasindan kafamizi dunyaya indiriyoruz&#8230; akdenizle ben, benle akdeniz&#8230; sen yokken, ay isiginda sevisiyoruz&#8230;</p>
<p>haziran 2009</p>
<p>alanya</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Denize Köprü]]></title>
<link>http://sinestezi.wordpress.com/2009/03/25/denize-kopru/</link>
<pubDate>Tue, 24 Mar 2009 22:23:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>Derya Koşar</dc:creator>
<guid>http://sinestezi.wordpress.com/2009/03/25/denize-kopru/</guid>
<description><![CDATA[Sonsuzluğa açılan bir kapıdır deniz. Çözülemeyen zamanlarda, duvarların altında kaldığında, masanı y]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Sonsuzluğa açılan bir kapıdır deniz. Çözülemeyen zamanlarda, duvarların altında kaldığında, masanı y]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[tempus aeternitas // sonsuz zaman]]></title>
<link>http://dreamsleftonthepavement.wordpress.com/2009/02/06/tempus-aeternitas-sonsuz-zaman/</link>
<pubDate>Fri, 06 Feb 2009 13:50:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>heliopora</dc:creator>
<guid>http://dreamsleftonthepavement.wordpress.com/2009/02/06/tempus-aeternitas-sonsuz-zaman/</guid>
<description><![CDATA[İstiklal Caddesi Tütüncü Çıkmazı&#8217;ndaki Fotoğrafevi, 28 Ocak &#8211; 13 Şubat süresince &#8220;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>İstiklal Caddesi Tütüncü Çıkmazı&#8217;ndaki Fotoğrafevi, 28 Ocak &#8211; 13 Şubat süresince &#8220;Tempus Aeternitas&#8221; (Sonsuz Zaman) isimli bir fotoğraf sergisine ev sahipliği yapmaktaymış. Serginin afişini görür görmez hayran kaldım. Bana burada &#8220;Smilla ve Karlar&#8221; adıyla gösterime giren &#8220;Smilla&#8217;s Sense of Snow&#8221; isimli filmi anımsattı. Zamanın donduğu hissini.</p>
<p>Serginin tanıtım metni için buyrunuz:</p>
<p>&#8220;Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Fotoğraf ve Video Bölümü’nde eğitimlerini sürdüren Cihan Poçan, Kerem Çobanlı ve Murat Kublay’ın yanı sıra Bölüm Başkanı Melih Zafer Arıcan’ın da çalışmalarından oluşan sergi, fotoğrafın ontolojik ve teknolojik dayatmalarının zamanla ilişkisine bir başkaldırı niteliği taşıyor. Sergide yer alan ve bir yıllık özenli bir çalışmanın ürünü olan siyah beyaz dingin kareler, fotoğrafın çok küçük bir zaman dilimine ait olan anlatısına ve her yeni çıkan fotoğraf makinesinin insanları hep daha hızlı fotoğraf çekmeye yönlendirmesine inat, zamanın sonsuza giden seyrini anlatmaya ve mekânların ruhunu ortaya çıkarmaya çalışıyor. Ortalama 5 dakikalık pozlama süreleriyle yaratılan fotoğraflar, bu sayede doğaya özgü ahenk duygusu ile zamanın tek bir kareye sığdırılan akışını bir arada yansıtmayı başarıyor.&#8221;</p>
<p>Heyecan verici&#8230;</p>
<p>Ayrıntılı bilgi için: <a href="http://www.fotografevi.com" target="_blank">http://www.fotografevi.com</a></p>
<p>Ve işte o büyüleyici afiş:</p>
<p><a href="http://dreamsleftonthepavement.wordpress.com/files/2009/02/tempus.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-12" title="tempus aeternitas" src="http://dreamsleftonthepavement.wordpress.com/files/2009/02/tempus.jpg" alt="tempus aeternitas" width="426" height="281" /></a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Güldeste / Sonsuzluk]]></title>
<link>http://fotografmakale.wordpress.com/2008/12/11/guldeste-sonsuzluk/</link>
<pubDate>Thu, 11 Dec 2008 18:06:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>MxDönence</dc:creator>
<guid>http://fotografmakale.wordpress.com/2008/12/11/guldeste-sonsuzluk/</guid>
<description><![CDATA[  gül zindanı yapsalar vardığım her durağı bana bir gül delisi deseler de her akşam seninle ışık old]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="aligncenter size-medium wp-image-2160" title="sonsuzluk" src="http://fotografmakale.wordpress.com/files/2008/12/sonsuzluk.jpg?w=300" alt="sonsuzluk" width="300" height="240" /></p>
<p> </p>
<p>gül zindanı yapsalar vardığım her durağı<br />
bana bir gül delisi deseler de her akşam<br />
seninle ışık oldum, yakın ettim ırağı<br />
benimdir gözlerinden aldığım bu ihtişam<br />
şimdi bütün çiçekler nakkaşımdır bu yerde<br />
yapraklarından sızan gözyaşımdır bu yerde</p>
<p>turuncuydu yüreğim, benekleri kırmızı<br />
yeşildi bir Hüma-yı Ata&#8217;nın şakağında<br />
ateşin bir baharı taşıyan ince sızı<br />
cemşide rakib oldu güllerin yaprağında<br />
&#8216;hu&#8217; çekiyor içimde Mevlana bir semazen<br />
lalede imreniyor dertli Hallac&#8217;a bazen</p>
<p>tutundum bir zamanlar Gencine-i Cemal&#8217;e<br />
meğer dibacesiymiş sonsuzluk ülkesinin<br />
gördüysem yapayalnız nerede bir ters lale<br />
yandı titreşimleri uğuldayan sesinin<br />
şafağında büyüyen zambak soldu aniden<br />
tanyeri &#8216;gül gül&#8217; diye güneş oldu yeniden</p>
<p>Levni&#8217;yi kollarına alır taze bir bahar<br />
bir Tac-ı Kayser gibi sokulur sinesine<br />
onuruna Çırağan kurduğumuz aynalar<br />
düşer yüzyıllar boyu en karanlık ye&#8217;sine<br />
her hassa, bir merili bahçesine vurulur<br />
her sultanın tahtına bir prenses kurulur</p>
<p>bana, ne Dürr-i Yekta, ne Semen Sima gerek<br />
senden kalan her harfin içinde binlerce bağ<br />
bağına girmek için küçük bir ima gerek<br />
seninle güle döner derin vadi, yüce dağ<br />
bu sevda ılgıt ılgıt çoğaldıkça bedende<br />
Çiçekçiler Başbuğu olurum belki ben de</p>
<p>dikendi, serfiraza döndü kapında ruhum<br />
büyüdükçe çiçeğim, yapraklarım kısaldı<br />
senden önce ardında &#8216;ah&#8217; edip avunduğum<br />
meğer bir malihulya, çaresiz bir masaldı<br />
ölümsüz vuslatına erdim Bağ-ı Safa&#8217;nın<br />
nağmeleri duyulmaz oldu Gülfer Kalfa&#8217;nın</p>
<p>dantelası çiğdemli yastıklar küf kokuyor<br />
yenilgiler devrinde tarümar oldu bostan<br />
göçenler mor kokulu hüzünler bırakıyor<br />
servilerin dalları yine kırıldı yastan<br />
bu gönül mevsiminden gitti uzağa giden<br />
atmak gerek toprağa tohumları yeniden</p>
<p>kapında pusat koyup gül alan sipahiler<br />
seccadesi sularda bir dervişe dönüşür<br />
tahammülü kuşanır, el açıp Me&#8217;va diler<br />
goncanın kirpiğinde nilüferle görüşür<br />
bir ömür yalnızlığı alsa da kollarına<br />
gittiği her ülkede gül düşer yollarına</p>
<p>gözüme gül dumanı çöktü yine bu akşam<br />
baktığım her noktada yalnız senin güllerin<br />
içimde gül pınarı aktı yine bu akşam<br />
irinli dertlerime şifa oldu ellerin<br />
Mecnun ile Leyla&#8217;nın buluştuğu yerdeyim<br />
bu gül yolculuğunda şimdi son seferdeyim</p>
<p>yanakları gül oya, parmakları gül dalı<br />
kızlar, delikanlılar baştanbaşa gül oldu<br />
ayrılık gül tohumu, şiir güle sevdalı<br />
şair ki, feryadından yana yana kül oldu<br />
onun çemenzarıdır köşelerde hıçkıran<br />
nerde bir bulut varsa, gülsuyudur fışkıran</p>
<p>gül sesleri geliyor; her yer dua ve niyaz<br />
açtı gök kapısını yerde çiğ taneleri<br />
adımları parıltı, alınları bembeyaz<br />
dağılıyor evrene gülün mestaneleri<br />
sen ki, en büyük GÜL&#8217;sün, en çok gülü seversin<br />
söyle bahçıvanına, bir gül de bana versin</p>
<p>Ulu Tanrı adıyla aldığım her nefeste<br />
senin için gül açar, kuş olup göğe uçar<br />
sen ey bahar elçisi, sen ey kutlu güldeste<br />
senin için cansızlar bile canından geçer<br />
gölgeler şehrinde gül, kimseye kalmayacak<br />
öteler şehrinde gül, bir daha solmayacak</p>
<p><em>Nurullah Genç</em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[sonsuzluk, melamilik, merhamet ve aydınlanma hakkında]]></title>
<link>http://mustafaijaz.wordpress.com/2008/12/05/sonsuzluk-melamilik-merhamet-ve-aydinlanma-hakkinda/</link>
<pubDate>Fri, 05 Dec 2008 20:38:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>higgs particle</dc:creator>
<guid>http://mustafaijaz.wordpress.com/2008/12/05/sonsuzluk-melamilik-merhamet-ve-aydinlanma-hakkinda/</guid>
<description><![CDATA[sonsuzluğa açıldığım yer: kaş Köklere inmenin adı dinginliktir. Yani yaşama dönüş. Bu sonsuzluktur. ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[sonsuzluğa açıldığım yer: kaş Köklere inmenin adı dinginliktir. Yani yaşama dönüş. Bu sonsuzluktur. ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ZaMaN]]></title>
<link>http://husnulayezal.wordpress.com/2008/11/11/zaman/</link>
<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 07:13:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>Hayırlısı</dc:creator>
<guid>http://husnulayezal.wordpress.com/2008/11/11/zaman/</guid>
<description><![CDATA[Ayak sesleri geliyor öteden Bir dörtnala şahlanışki ta ezelden Durdur durdurabilirsen o şahlanmışı Y]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Ayak sesleri geliyor öteden Bir dörtnala şahlanışki ta ezelden Durdur durdurabilirsen o şahlanmışı Y]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sonsuzluk Kervanı]]></title>
<link>http://guherce.wordpress.com/2008/10/13/sonsuzluk-kervani/</link>
<pubDate>Mon, 13 Oct 2008 05:56:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>guherce</dc:creator>
<guid>http://guherce.wordpress.com/2008/10/13/sonsuzluk-kervani/</guid>
<description><![CDATA[Sonsuzluk Kervanı, &#8220;peşinizde ben, Üç ayakla seken topal köpeğim!&#8221; Bastığınız yeri taş t]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://guherce.files.wordpress.com/2008/11/son.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-186" title="son" src="http://guherce.wordpress.com/files/2008/11/son.jpg" alt="son" width="314" height="400" /></a></p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;">Sonsuzluk Kervanı, &#8220;peşinizde ben,<br />
Üç ayakla seken topal köpeğim!&#8221;<br />
Bastığınız yeri taş taş öpeyim.<br />
Bir kırıntı yeter, kereminizden!<br />
Sonsuzluk Kervanı, peşinizde ben&#8230;</p>
<p style="text-align:center;">Gidiyor, gidiyor, nurdan heykeller&#8230;<br />
Ufuk önlerinde bayrak kulesi.<br />
Bu gidenler Altun Kol Silsilesi;<br />
Ölçüden, ahenkten daha güzeller.<br />
Gidiyor, gidiyor, nurdan heykeller&#8230;</p>
<p style="text-align:center;">Sonsuzluk Kervanı, istemem azat!<br />
Köleniz olmakmış gerçek hürriyet.<br />
Ölmezi bulmaksa biricik niyet;<br />
Bastığınız yerde ebedi hasat.<br />
Sonsuzluk Kervanı, istemem azat&#8230;</p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;"><em><strong>Necip Fazıl(cile-1952)</strong></em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[MUSTAFA İJAZ | WEB REHBERİ]]></title>
<link>http://mustafaijaz.wordpress.com/2008/09/13/cok-basit-internet/</link>
<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 23:56:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>higgs particle</dc:creator>
<guid>http://mustafaijaz.wordpress.com/2008/09/13/cok-basit-internet/</guid>
<description><![CDATA[  üstat Paul Arden anısına  Genç Kariyer  http://www.nurettinozdogan.com/ Başarılı Gençler http://ww]]></description>
<content:encoded><![CDATA[  üstat Paul Arden anısına  Genç Kariyer  http://www.nurettinozdogan.com/ Başarılı Gençler http://ww]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[]]></title>
<link>http://feelozof.wordpress.com/2008/09/01/50/</link>
<pubDate>Mon, 01 Sep 2008 01:16:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>feelozof</dc:creator>
<guid>http://feelozof.wordpress.com/2008/09/01/50/</guid>
<description><![CDATA[  Tutku için aşka aşık olmak derler, sonsuz aşk bir güzelliğin kendini sonsuza kadar muhafaza etmesi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://feelozof.files.wordpress.com/2008/09/cukulata.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-49" src="http://feelozof.wordpress.com/files/2008/09/cukulata.jpg" alt="" width="399" height="600" /></a></p>
<p> </p>
<p>Tutku için aşka aşık olmak derler, sonsuz aşk bir güzelliğin kendini sonsuza kadar muhafaza etmesi midir, kim bilir, bu çocuğu gördüğüm zaman onun güzelliğine aşık oldum, Erostu sanki, hatta ötesi, kız mı erkek mi o bile belli değil, aşkın tanrısı bir çocuktu, aşkın aşkı bırakıp &#8217;aşkın&#8217;a yönelmesi felsefeye, tanrıya, böceklere (eğer dünyada herkese eşit oy hakkı olsaydı, böceklerin dediği olurdu, neyseki dünya bir monarşiyle yönetiliyor)&#8230; neyse bu aşkın veledine yarımay ismini koydum, Tanrı onu en siyaha ve en beyaza boyasın ama gri yapmasın, uç noktalar, üç noktalar&#8230;</p>
<p>oruç aruoba okumuştum,</p>
<p>ateş&#8230;</p>
<p>pişiren de&#8230; yakan da&#8230;</p>
<p>ateşini rüzgarla söndüremezsin, ama bir arkadaştan ilhamla ateş o rüzgarda dansedebilir&#8230;</p>
<p>ve ateş külün hafızasıdır&#8230; </p>
<p>gölgemi yakan bir ateş tanıdım&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Entropim! O pimi Tanrı mı çekti?]]></title>
<link>http://feelozof.wordpress.com/2008/08/31/entropim-o-pimi-tanri-mi-cekti/</link>
<pubDate>Sun, 31 Aug 2008 14:48:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>feelozof</dc:creator>
<guid>http://feelozof.wordpress.com/2008/08/31/entropim-o-pimi-tanri-mi-cekti/</guid>
<description><![CDATA[Başlangıç;   Başlangıç var mı gerçekten; hareket yoktu diyorsun ve madde sonsuz yoğundu, zaman yoktu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Başlangıç;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Başlangıç var mı gerçekten; hareket yoktu diyorsun ve madde sonsuz yoğundu, zaman yoktu diyorsun&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Patlama;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Bir sır ver bana, sende kalsın de, tüm bu evren bir hidrojen atomunun içinde ve her hidrojen atomu bir evren de bana, bunu bağıra çağıra herkese anlatayım, ihanet mi; hayır! Kimse buna inanmazsa sır ortaya dökülmüş sayılmaz; böyle bir sır ver bana bir kuyuya değil gökyüzüne fırlatayım yine de aramızda kalsın&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Adalet istiyorum senden, cana kıyanın canına kıyıla, diri diri mezara gömen diri diri mezara gömüle, seven sevile, nefret veren nefret ala&#8230; Adalet bu gerçekten, gerisi palavra! Acı acıyla, neşe neşeyle, akıl akılla, hile hileyle kadeh tokuştursun, gör o zaman acımdaki azameti, işit şen kahkahalarımı, konuşmam sadece, dinlerim de o zaman, hilesine güvenebilir insan, şansına değil!! Adalet istiyorum senden, affetmek benim işim değil, o senin işin ve senin işine burnumu sokmak istemem!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Öyle bir renk gösterki bana kırmızı onu gördüğünde kıpkırmızı olsun, gözlerimi simsiyah yap ama içinde o renk olsun ve o rengi gören taş olsun!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">O kadar İnsan yapki beni Şeytan önümde secde etsin! Ve onu elinden tutup ayağa kaldırayım.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Her insan yap beni, herkes olmak istiyorum, ona ne dokunduysa bana da dokunsun, ne kadar yücelmişse ve ne kadar alçalmışsa&#8230; Cellad cellad olsun yani kendi kafasını uçursun. Kral olmak istiyorum ama bir o kadar soytarı da. Tam olmak istiyorum ve eksik olmak, korkudan ölmek istiyorum ve ölümden korkmamak, hür olmak istiyorum müebbet yatarak.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Böcekler rüya görsün bunu istiyorum senden.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Öyle kelimeler istiyorumki senden zirve yerin dibine batsın, okyanus bir damlaya sığsın, bir fil ezsin karınca o kelimeyle, bal ekşi kaçsın yanında, acı kaçsın, zehir utansın, beyaz kör olsun, denge kaybetsin kendini, imkansız birde bin ve işkence ninni gelsin kulaklara, bu kelimelerle dile gelen iki doğru sonsuzda kesişmesin hemen kesişsin&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Dostum olmanı istiyorum ve düşmanım, bir azizeden çok bir orospu olmanı ve sana öyle aşık olmak istiyorum!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Dağılma;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;font-family:Times New Roman;">Tanrım! Sen yoksan, ben de yokum!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sensizlikte Sesleniş]]></title>
<link>http://birdusunce.wordpress.com/2008/07/25/sensizlikte-seslenis/</link>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2008 12:44:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>ezikcilek</dc:creator>
<guid>http://birdusunce.wordpress.com/2008/07/25/sensizlikte-seslenis/</guid>
<description><![CDATA[Sanki serin suları sevda sızısı sarmış Sümbül susayıp suya sessiz sessiz sararmış. Sarmaşık saçların]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Sanki serin suları sevda sızısı sarmış Sümbül susayıp suya sessiz sessiz sararmış. Sarmaşık saçların]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bilim dünyası bunları düşünüyor]]></title>
<link>http://allahinayetleri.wordpress.com/2008/05/06/bilim-dunyasi-bunlari-dusunuyor/</link>
<pubDate>Tue, 06 May 2008 13:11:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://allahinayetleri.wordpress.com/2008/05/06/bilim-dunyasi-bunlari-dusunuyor/</guid>
<description><![CDATA[(Haber Alemi) İngiliz The Times gazetesi, bilim dünyasının hayat, evren ve gelecek hakkındaki en tem]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignleft" style="float:left;margin-left:6px;margin-right:6px;" src="http://allahinayetleri.files.wordpress.com/2008/05/bilim-dunyasi-bunlari-dusunuyor.jpg?w=250&#038;h=190" alt="" width="250" height="190" />(<a href="http://www.haberalemi.net/haber_detay.php?haber_id=44058" target="_blank">Haber Alemi</a>) <span style="font-family:Verdana;">İngiliz The Times gazetesi, bilim dünyasının hayat, evren ve gelecek hakkındaki en temel sorularını kendi alanlarında en deneyimli uzmanlara sordu..</p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">KANSER TEDAVİ EDİLEBİLECEK Mİ? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Kanser hakkında 25 önce hayal bile edilemeyecek kadar geniş bir bilgiye sahibiz. Yeterli zaman ve yatırımla bilim adamları gelecekte kanserin sebebini bulup tedavi geliştirebilir. Önümüzdeki yüzyılda küçük bir kan testi ile birkaç dakikada kansere erken teşhis de koyulabilecek.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- Barts Kanser Merkezi Enstitüsü Prof. Fran Balkwill </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">SONSUZA KADAR YAŞAYABİLİR MİYİZ? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Ölümsüzlük için umut, kök hücre teknolojisine bağlı. Son 10 yıl içinde inanılmaz gelişen teknoloji sayesinde kalp hastalıklarından kansere birçok hastalığa çözüm bulunacağı tahmin ediliyor. 50 yıl içinde doğacak olan bebeklerin ortalama 100 yıllık bir ömrü olacağı öngörülüyor .<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- Londra King’s Koleji Kök Hücre Biyoloji Laboratuarı yöneticisi Dr. Stephen Minger </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">EVREN NASIL YOK OLACAK? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">13 milyar yıl önce meydana gelen “Büyük Patlama” dan sonra evren bugün hala genişlemeye devam ediyor. Birçok uzman evrenin nasıl oluştuğunu inceleyerek nasıl yok olacağını öngörmeye çalışıyor. Evrenin sonu için dört olasılık var: </span><!--more--><br />
<span style="font-family:Verdana;"><br />
1. Çekim kuvveti büyümeyi yavaşlatacak ve evren kendi içine doğru çökmeye başlayacak.</p>
<p>2. Evren genişlemeye devam ettikçe soğuyarak yok olacak.</p>
<p>3. Varlığı tam olarak anlaşılamayan bir enerji genişlemeyi hızlandırıp evrenin yırtılmasına neden olacak.</p>
<p>4. “Büyük patlama” bir önceki evrendeki dengelerin bozulmasıyla ortaya çıkmıştı, bu evrendeki dengelerde bozulursa yeni bir “büyük patlama” meydana gelebilir.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- James Webb Uzay Teleskopu üzerinde çalışan astronom Dr. Maggie Aderin </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">GENLERE BAKIP HASTALIKLARIMIZI ÖNGÖREBİLİR MİYİZ? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Şimdiye kadar 100 kadar genin belli hastalıklara yatkınlığa işaret ettiği ortaya çıkarıldı. Gelecekte bu teknoloji sayesinde hangi hastalıklara yatkın olduğumuzu önceden öğrenip ona göre yaşamımızı şekillendireceğiz.<br />
- Oxford Üniversitesi genetik Prof. Peter Donnelly</p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">BÜYÜK BİR SALGIN HASTALIK OLACAK MI? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Sorunun cevabı evet&#8230; Özellikle kuş gribi gibi grip salgınları her 20-30 yılda bir ortaya çıkıyor. Salgının ortaya çıkması durumunda gerekli aşıyı geliştirmek için altı ay zaman gerekiyor.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- İngiliz Tıp Araştırma Konseyi Prof. Neil Ferguson </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">ROBOTLAR İNSAN ZEKASINA YAKLAŞACAK MI? </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Robotlar için yapay zeka geliştirmek oldukça zor bir süreç&#8230; Beş yıl içinde sesli komutları anlayabilecek robotlar üretilecek. Önümüzdeki yüzyılda ise robotlarla sanat, felsefe hakkında sohbet edilebilecek. Ancak robotların özellikle tarım alanında iş gücü olarak kullanılacağı tahmin ediliyor.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- West of England Üniversitesi robotik uzmanı Prof. Alan Winfield </span></strong><strong></p>
<p><strong><span style="font-family:Verdana;">UZAYLILAR VAR MI? </span></strong></strong></span></p>
<p><span style="font-family:Verdana;">Araştırmalara göre evrende başka canlıların da bulunması büyük bir ihtimal ama onlarla asla karşılaşmayabiliriz. Evrende bol bulunan hidrojen ve oksijen canlıların yaşaması için gerekli suyu sağlıyor. Ancak diğer yıldızlar bize fazla uzak olduğu için onlar bizi bulana kadar evrende yalnızız.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">- Open Üniversitesi gezegen bilimcisi Prof. Colin Pillinger</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal">
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Şu anda bir rüyada olmadığınızı ispatlayabilirmisiniz?]]></title>
<link>http://saika.wordpress.com/2008/05/05/su-anda-bir-ruyada-olmadiginizi-ispatlayabilirmisiniz/</link>
<pubDate>Mon, 05 May 2008 21:41:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>Nur Meryem Seja</dc:creator>
<guid>http://saika.wordpress.com/2008/05/05/su-anda-bir-ruyada-olmadiginizi-ispatlayabilirmisiniz/</guid>
<description><![CDATA[İnsanlar rüyalarından uyandıklarında o ana kadar görmüş olduklarının hayal olduğunu anlarlar, ama ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://tn3-1.deviantart.com/fs6/300W/i/2005/069/4/2/A_Dream_by_Inzzy.jpg"><img style="float:left;cursor:pointer;width:218px;height:291px;margin:0 10px 10px 0;" src="http://tn3-1.deviantart.com/fs6/300W/i/2005/069/4/2/A_Dream_by_Inzzy.jpg" border="0" alt="" /></a>İnsanlar rüyalarından uyandıklarında o ana kadar görmüş olduklarının hayal olduğunu anlarlar, ama &#8220;uyanma&#8221; görüntüsüyle başlayan ve adına &#8220;gerçek hayat&#8221; dedikleri hayatın bir hayal olabileceğinden nedense hiç kuşkulanmazlar. Oysa, &#8220;gerçek hayatımız&#8221; dediğimiz görüntüleri algılayış şeklimiz, rüyalarımızı algılayış şeklimizle tamamen aynıdır. Her ikisini de zihnimizde görürüz. Ve rüyalarımızdan uyandırılmadığımız sürece, onların bir hayal olduğunu anlamayız. Ancak uyandığımız zaman &#8220;demek ki gördüklerim bir rüyaymış&#8221; deriz.</p>
<div></div>
<p>RÜYADAKİ DÜNYA İLE ŞİMDİ ALGILADIĞIMIZ DÜNYA ARASINDAKİ FARK NEDİR?</p>
<p>İnsanlar için gerçek olan; elle tutulan, gözle görülen şeylerdir. Ama duyu organlarımızın bizi yanılttığından söz ettik. Dış dünyanın gerçeğine bilimsel olarak da hiçbir zaman ulaşamayacağımızı vurguladık. Bilimsel açıklamaların yanı sıra içinde yaşadığımız bu algılar evrenini rüya benzetmesiyle açıklamak da mümkündür. Rüyada da &#8220;elinizle tutar, gözünüzle görürsünüz&#8221;, ama gerçekte ne eliniz vardır, ne gözünüz, ne de görülüp-tutulacak bir şey. Bütün bunları beynin dışarısında sağlayan hiçbir maddi gerçeklik yoktur. Açıkça aldanırsınız.</p>
<p>Peki gerçek yaşamla rüyayı ayıran nedir? Gerçek yaşamın sürekli olup, rüyanın kopuk kopuk olması ya da rüyada farklı sebep-sonuç ilişkilerinin bulunması mı? Bunlar temelde önemli farklar değildir. Çünkü sonuçta her iki yaşantı da beynin içinde oluşur.</p>
<p>Rüya sırasında gerçek olmayan bir dünyada rahatlıkla yaşayabiliyorsak, aynı şey pekala içinde bulunduğumuz dünya için de geçerlidir. Rüyadan uyandığımızda gerçek yaşantı dediğimiz daha uzun bir rüyaya başlamadığımızdan hiçbir şekilde emin olamayız. Rüyayı hayal, dünyayı gerçek saymamızın nedeni, sadece alışkanlıklarımız ve ön yargılarımızdır.</p>
<p>Ve bu durum, belki de bir gün, şu anda yaşadığımızı sandığımız dünya hayatından aynen rüyadan uyandırıldığımız gibi uyandırılabileceğimizi gösterir. İşte bu nokta çok önemlidir ve üzerinde mutlaka düşünmek gerekir.</p>
<p>Bunun için rüya örneğini biraz daha derinlemesine düşünmekte yarar vardır. İnsan, rüyasında çok gerçekçi olaylar yaşayabilmektedir. Merdivenden yuvarlanıp bacağını kırabilmekte, ciddi bir trafik kazası geçirebilmekte, bir otobüsün altında kalabilmekte, acıktığında bir pasta yiyip doyabilmektedir. Günlük yaşamda rastlanan olayların benzerleri rüyada da aynı inandırıcılıkla, aynı hislerle yaşanmaktadır. Bu da göstermektedir ki yemek yemek, dokunmak, sertlik hissetmek gibi algılar hiçbir zaman maddenin somut varlığının ispatı olamazlar. Çünkü bu hisler aynı netlikle rüyada da yaşanmaktadır. Ancak maddeyi mutlak varlık olarak kabul eden materyalistler bu noktada büyük bir kavrayış bozukluğuna sahiptirler. Maddenin varlığını ispatlamak için yukarıdakilere benzer örnekler verirler. Çarpık mantıklarına göre taşlara tekme attıklarında ya da tokat yediklerinde acı hissetmeleri, pasta yediklerinde doymaları, insanların otoyolda otobüs gördükleri zaman ezilmemek için kaçmaları maddenin fiziksel varlığının ispatıdır. Anlamakta zorluk çektikleri nokta ise, taşa vurduklarında duydukları acı, pastayı yerken aldıkları tat, otobüs çarpması sırasında yaşanan sertlik ve ağrı gibi bütün algıların da yalnızca zihinde oluştuğudur.</p>
<p>Oysa rüyasında kendisine otobüs çarptığını gören bir kişi yine rüyasında, kaza yaptıktan sonra gözünü hastanede açabilir; sakat kaldığını anlar ama aslında bu bir rüyadır. Yine rüyasında; bir trafik kazasının ardından öldüğünü, ölüm meleklerinin canını aldığını, ahiret hayatının başladığını görebilir. (Bu olay, rüya gibi bir algı olan gerçek dünya hayatında da aynı şekilde yaşanır.) Rüyasında yaşadığı tüm bu olayların görüntülerini, seslerini, sertlik hissini, acıyı, ışığı, renkleri, her türlü hissi gayet berrak bir şekilde algılamaktadır. Rüyada muhatap olduğu algıların tümü gerçek yaşamdaki kadar doğaldır. Rüyasında yediği bir pasta algılardan ibaret olmasına rağmen karnını doyurur. Çünkü doymak da bir algıdır. Oysa ki, gerçekte o anda kişi karanlık bir odadaki bir yatakta uzanmış durumdadır. Ortada ne merdiven, ne trafik, ne otobüs, ne pasta bulunmaktadır. Rüyadaki kişi, dış dünyada karşılıkları bulunmayan algı ve hisleri yaşamakta ve görmektedir. Rüyada, &#8220;dış dünya&#8221;da hiçbir maddi karşılığı bulunmayan olayların yaşanıyor, görülüyor, hissediliyor olması, &#8220;dış dünya&#8221;nın tamamen algılardan oluştuğunu çok net biçimde ortaya koymaktadır. İster rüyada olsun, ister günlük yaşamda olsun, görülen, yaşanılan, hissedilen şeylerin hepsi birer algıdır.</p>
<p>Trafik kazası örneğini ele alalım: Bu kazada, otobüsün altında ezilen kişinin beş duyu organından beynine giden sinirler, bir başka insanın beynine paralel bir bağlantıyla bağlansa, kazadaki kişiye otobüs çarptığı anda, o sırada evinde oturmakta olan kişiye de otobüs çarpacaktır. Daha doğrusu, kaza geçiren adamın yaşadığı hislerin tamamını, bir müzik teybine bağlanan iki ayrı kolondan aynı şarkının dinlenmesine benzer biçimde, evinde oturmakta olan kişi de yaşamaya başlayacaktır. Bu kişi evinde oturduğu halde otobüsün fren sesini, otobüsün vücuduna değmesini, kırık kol ve akan kan görüntülerini, kırık ağrılarını, ameliyathaneye sokuluşunun görüntülerini, alçının sertliğini, kolunun güçsüzlüğünü hissedecek, görecek ve yaşayacaktır.</p>
<p>Kazadaki adamın sinirleri kaç kişiye bağlansa bunların hepsi, kazayı başından sonuna kadar yaşayacaktır. Kazadaki adam komaya girse, hepsi komaya girecektir. Hatta, söz konusu trafik kazasına ait algıların tümü bir alete kaydedilse ve bu algılar bir başka kişiye sürekli başa alınarak verilse, bu kişiye de defalarca otobüs çarpacaktır.</p>
<p>Peki o halde, hangisine çarpan otobüs gerçektir? Materyalist felsefenin bu soruya verebileceği çelişkisiz bir cevap yoktur. Doğru cevap, trafik kazasını hepsinin kendi zihinlerinde tüm ayrıntılarıyla yaşadığıdır.<br />
Pasta ve taşa tekme atma örnekleri için de durum aynıdır. Pasta yiyince karnında pastanın şişliğini ve tokluğunu hisseden kişinin duyu organlarına ait sinirler paralel olarak ikinci bir kişinin beynine bağlansa, birinci kişi pasta yediği ve doyduğu anda o kişi de pasta yiyecek ve doyacaktır. Taşa tekme atınca ayağı acıyan materyalistin sinirleri paralel olarak bir başka kişiye bağlansa, bu kişi de taşa vuracak ve canı acıyacaktır.</p>
<p>Peki hangi pasta ve hangi taş gerçektir? Materyalist felsefe, buna da çelişkisiz bir cevap veremez. Doğru ve çelişkisiz cevap şudur: Her iki kişi de pastayı kendi zihinlerinde yiyip doymuşlardır. Her iki kişi de, taşa tekme atış anını tüm detaylarıyla kendi zihinlerinde yaşamışlardır.</p>
<p>Bu durumda insanın algılarını aşması ve dışarı çıkması mümkün değildir. Yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi bir insanın ruhuna, gerçekte bir bedeni, maddi varlığı ve ortada maddesel herhangi bir ortam olmadığı halde tüm bunları seyrettirmek mümkündür. Öyle ki kişi bunu kesinlikle anlamayacak ve izlettirilen 3 boyutlu mükemmel görüntüleri gerçek zannedip, varlığından da son derece emin olacaktır. Çünkü her insan duyu organlarına bağımlıdır. Ayrıca rüya ile gerçek yaşam arasında belirgin bir fark olmadığı da bu örneklerde açıkça görülmektedir. Bunun gibi şu an yaşadığımız hayatın da bir tür rüya olmadığından hiçbir zaman emin olamayız.</p>
<p>Kaynak: Bilinmiyor</p>
<p>kisiselbasari.com</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[HİÇLİK]]></title>
<link>http://bilgelikyolu.wordpress.com/2007/06/29/hiclik-sizi-bilgelige-goturur/</link>
<pubDate>Fri, 29 Jun 2007 21:26:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>yurderi</dc:creator>
<guid>http://bilgelikyolu.wordpress.com/2007/06/29/hiclik-sizi-bilgelige-goturur/</guid>
<description><![CDATA[İnsanı zamanın ötesindeki bilinç düzeyine hazırlayacak olan iki sihirli sözcük vardır. Sevgi ve İyil]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;"><a title="meditation-hiclik.gif" rel="attachment wp-att-103" href="http://bilgelikyolu.wordpress.com/2007/06/29/hiclik-sizi-bilgelige-goturur/attachment/103/"><img src="http://bilgelikyolu.wordpress.com/files/2007/06/meditation-hiclik.gif" alt="meditation-hiclik.gif" /></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">İnsanı zamanın ötesindeki bilinç düzeyine hazırlayacak olan iki sihirli sözcük vardır. <strong>Sevgi</strong> ve<span style="color:red;"> </span><strong><span style="color:black;">İyilik.</span></strong> Fakat bunların yanında bir sözcük daha var ki, buna ulaşmak daha zordur. <strong>HİÇLİK. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Sevgi ve iyiliğin bize getireceği duygu. Nedir hiçlik? Nasıl bir duygudur? Hiçlik’ten ne anlıyoruz? İsterseniz konuya önce madde boyutunda hiçliği hissetmekle başlayalım. Eğer birgün, yaşadığınız yeri bir uzaylıya tarif etmek durumunda kalsaydınız, ne gibi bir cevap verirdiniz? Bilimsel verilere dayanarak belki şunları söyleyecektiniz. “Samanyolu adı verilen muhteşem bir galaksinin, dış kenarında yer alan küçük bir güneş sisteminin, üçüncü gezegeninde yaşayan varlıklarız.” Ama bu cevap onun için hiçbir anlam ifade etmeyecekti. Çünkü samanyolu galaksisi 300 milyar güneşten oluşuyordu. Ve evrende bizimki gibi, milyarlarca başka galaksi de vardı. Bizim içinde bulunduğumuz güneş sistemi gibi, milyarlarca güneş sistemi bir araya gelerek bir galaksi meydana getirir. Milyarlarca galaksi de, bir araya geldiğinde bir evreni oluşturur. Sonsuzlukta birçok evren düşünün ve o evrenler içinde kendinizi!.. Bu duygu sizi mutlaka hiçliğe götürecektir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Bir spiritüel bilgi bakın bu sonsuzluğu nasıl anlatıyor:</span></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><a title="galaksi1a1.jpg" rel="attachment wp-att-104" href="http://bilgelikyolu.wordpress.com/2007/06/29/hiclik-sizi-bilgelige-goturur/attachment/104/"><img src="http://bilgelikyolu.wordpress.com/files/2007/06/galaksi1a1.jpg" alt="galaksi1a1.jpg" /></a></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><strong><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">&#8220;Enini bilmediğiniz bir genişlik, ucunu düşünemediğiniz bir uzunluktasınız. Ve biliniz ki, mutlak şimdi sizin içinde bulunduğunuz o yer bile sınırlıdır, bir başka uçsuz bucaksızın içinde. Ve biliniz ki, öylesine uzanmıştır uzunluklar, genişlikler. Ve biliniz ki, en bilemeyeceğiniz yerin, en göremeyeceğiniz yerin en üstünde yalnız O, yalnız O&#8217;nun emri vardır. Ve şimdi siz küçüklüğünüzü böylece görüp, O&#8217;ndan, O&#8217;nun emrinden şüphe etmenin ne olduğunu düşünün.&#8221; </span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Sonsuzluk!.. Güneş sistemimizi, galaksileri, evrenimizi, sonsuzluk olarak düşünelim!.. Hepimiz, sonsuzluğun birer parçalarıyız. Fakat biz insanlar, sonsuzluk içinde küçük bir nokta bile değiliz. Ama evrende bir yerimiz var. Ve bir ruh varlığı olarak, bu sonsuz yolculukta tekâmül ederek, Yaradan’a doğru gidiyoruz. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Bu gidişte iki büyük kombinasyon vardır. Bunlar, <strong>“kuşkusuz sonsuzluk</strong>” ve <strong>“koşulsuz sevgi</strong>”dir. Çünkü biz insan varlıklarının ve bütün ruh varlıklarının -hangi boyutta olurlarsa olsunlar- yürüyecekleri yollar ve yaşayacakları tekâmüller, devamlı bu iki kombinasyondan geçer. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Kuşkusuz sonsuzluk geometrik bir şekildir. Ve hep yukarıya doğru bir gidiş vardır. Hep bir aşama gerektirir. Ve sonsuzluktur. Hiçbir kuşkuya yer vermez. Koşulsuz sevgi de geometrik bir şekildir ve onda da hep yukarıya doğru bir gidiş vardır. Hep bir aşama gerektirir ve sonsuzdur. Unutmayalım ki, sonsuzluk da bir noktadır ve YARADAN&#8217;LA bir olabilir ancak. Fakat tekâmüllerimiz için bu iki şeklin oluşturduğu kombinasyon şarttır. Çünkü yükseliş, özü buluş, bu kombinasyonu gerektirir. Kuşkusuz sonsuzluk ve koşulsuz sevgi. Ancak bunu yaşayış, bunu idrak ve farkındalık, insanları istenen şuur ve şuurluluk düzeyine getirecektir. Evrenimiz de çok büyük bir şuurdan oluşmuştur. Ve onu ancak içimizde, özümüzde yaşayabiliriz. Onu ancak şuurumuzda yaşatabiliriz. Fakat önemli olan O&#8217;nun ışığını, bilgisini özümüzde ve şuurumuzda bulmamızdır!.. Ve bunu ta içimizde hissetmemizdir. Bu duyguyu, bu şuuru koşulsuz sevmemizdir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Evrende hiyerarşik bir düzen de vardır. Bizlerin üzerinde değişik düzenler ve planlar yer alır. Bu düzenler ve planlar hep var olmuştur ve olacaktır. Bütün varlıkların tekâmül seviyelerini düzenleyen planlar vardır. Bu düzenlerde ve planlarda yer alan varlıklar da, tekâmüllerinde farklı aşamalar yaparak, belirli kapılardan geçerek, oralara ulaşmışlardır. Bütün bu düzenler ve planlar tekâmül zincirinin halkalarıdır ve birbirlerine sıkıca kenetlenmişlerdir. Bu düzenlerin varlıkları düşüncede, iyilikte, bilgide ve sevgide belirli bir olgunluğa erişmişlerdir. Onlar dahi kendilerini sonsuzlukta bir nokta olarak görmektedir. Çünkü Tanrı bilgisinin ve sevgisinin sonsuz olduğunu görmüşler, yükseldikçe kendi küçüklüklerinin farkındalığını yaşamışlardır. Ve bu onlarda bir <strong>&#8220;hiçlik&#8221;</strong> duygusu oluşturmuştur. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Manevi anlamda hiçliğin tarifi şudur; <strong>&#8220;Hiçlik, Tanrının yüceliği ve bilgisi karşısında, O&#8217;na hayranlık ve saygı duyarak, kendi küçüklüğünün farkındalığını yaşama halidir.&#8221;</strong> Hiçlikte bilginin getirdiği büyük bir tevazu da vardır. Hiçlik aynı zamanda büyük bir bilgeliktir. Ayrıca hiçlikte kendini, yerini ve haddini bilme hali de vardır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Evet, yaşam bir sonsuzluktur. Bunu bir bilebilsek!.. Korkularımızdan, kontrollerimizden, kendimizi &#8220;ben&#8221; dediğimiz duygularımızdan bir kurtarabilsek! Önce kendimizi, sonra herkesi, sonuçta hiçliği sevebilsek!.. Hiçlik kadar küçülebilsek, o noktaya varabilsek!.. O zaman neler olacağını, nerelere varabileceğimizi bir görebilsek!.. Bunu, şimdiki halimizle bir kıyaslayabilsek, bir karşılaştırabilsek!. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Bizler buraya doğru yol alan varlıklarız. Bütün ruhsal çalışmalar bizi özümüze, Tanrı&#8217;ya götürmektedir. Ama herşeyden önce bilgeliğe doğru büyük adımlar attırmaktadır. İşte burada bulmamız, ulaşmamız gereken yer <strong>&#8220;hiçlik&#8221;</strong> olmalıdır. İşte bu hiçlik, sadece bu hiçlik, bizi bilgeliğe götürür. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Tekrar sonsuzluğa dönelim. Sonsuzluk, uçsuz bucaksız sonsuzluk!.. Bizler bu sonsuzlukta sadece bir noktayız, görünmeyecek kadar küçük bir nokta, tıpkı düşünce gibi, tıpkı bilgi gibi. Düşünün!.. Tanrının büyüklüğünü, gücünü, bilgiyi ve sevgiyi düşünün!.. Öğrenilen bütün bilgiler ise, küçücük bir nokta. Bu noktaları hep birlikte çoğaltalım, bir çığ gibi büyültelim. Çünkü bu bilginin ve sevginin büyümesidir. Hep birlikte bunun bilincine varalım. Çünkü artık gerçek zamanıdır, uyanış zamanıdır. Bu uyanışı hep beraber yaşayalım!.. Bu ışığı yakalayalım!.. Bunun yolu da doğrunun yoludur. Tanrı&#8217;nın, ilâhinin, sevginin yoludur. İnsan olmanın yoludur, birliğin yoludur. Ve buradaki en büyük bilgi ise &#8220;hiçlik&#8221;tir. <strong>Tanrıya, birliğe varmanın yolu hiçlikten geçer. Bunu sakın unutmayalım!.. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><strong><span style="font-size:11pt;font-family:Arial;">Erol Yurderi </span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:11pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;font-family:Arial;"> </span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[logolarda sonsuzluk]]></title>
<link>http://sosyalmekan.wordpress.com/2009/11/11/logolarda-sonsuzluk/</link>
<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 10:50:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>emrah serdaroğlu</dc:creator>
<guid>http://sosyalmekan.wordpress.com/2009/11/11/logolarda-sonsuzluk/</guid>
<description><![CDATA[tasarımcılar için sonsuzluk sembolü çok bereketli ve oldukça kurtarıcı olabiliyor. hele bir de yarat]]></description>
<content:encoded><![CDATA[tasarımcılar için sonsuzluk sembolü çok bereketli ve oldukça kurtarıcı olabiliyor. hele bir de yarat]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sıla ve Sen]]></title>
<link>http://doganzeki.wordpress.com/2009/10/31/sila-ve-sen/</link>
<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 13:21:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>doganzeki</dc:creator>
<guid>http://doganzeki.wordpress.com/2009/10/31/sila-ve-sen/</guid>
<description><![CDATA[Zeki DOĞAN   Seni, sonsuzluğun loş gölgesinde Ararken, atiye yolculuk için Kaybettim mazinin kor hev]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:left;"><strong><em>Zeki DOĞAN</em></strong></p>
<p style="text-align:left;"><strong><em> </em></strong></p>
<p style="text-align:center;"><a title="ImageShack - Image And Video Hosting" href="http://img294.imageshack.us/i/sobwcdeuhit6jb5gvscxf6vtz7.gif/" target="_blank"><img class="aligncenter" src="http://img294.imageshack.us/img294/1847/sobwcdeuhit6jb5gvscxf6vtz7.gif" border="0" alt="" /></a></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Seni, sonsuzluğun loş gölgesinde<br />
Ararken, atiye yolculuk için<br />
Kaybettim mazinin kor hevesinde<br />
Dünyada bir yudum mutluluk için</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
