<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>soylem &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/soylem/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "soylem"</description>
	<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 11:25:55 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Evrensel Demokrasi-Universal Democracy]]></title>
<link>http://hopladedegi.wordpress.com/2009/11/08/evrensel-demokrasi-universal-democracy/</link>
<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 17:57:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>dedegi</dc:creator>
<guid>http://hopladedegi.wordpress.com/2009/11/08/evrensel-demokrasi-universal-democracy/</guid>
<description><![CDATA[Dünyamız insanlarının; siyasetçi,diplomat,iş adamı ,din adamı,bilim adamı,spor adamı,sendika-dernek ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Dünyamız insanlarının; siyasetçi,diplomat,iş adamı ,din adamı,bilim adamı,spor adamı,sendika-dernek ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[i told u, i warned you...]]></title>
<link>http://thingz.wordpress.com/2009/08/12/i-told-u-i-warned-you/</link>
<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 02:14:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>detapa</dc:creator>
<guid>http://thingz.wordpress.com/2009/08/12/i-told-u-i-warned-you/</guid>
<description><![CDATA[it is sp funny that people only acquire what they want to acquire. i need to get faster on the human]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>it is sp funny that people only acquire what they want to acquire. i need to get faster on the human ways of communicatoon. faster and more able&#8230; wonder whatll happen 2 fluffy&#8230;.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bilişim Teknolojileri Reklamlarında Toplumsal Cinsiyet Örüntüleri: BT Haber Örneği]]></title>
<link>http://yenimedya.wordpress.com/2009/07/29/bilisim-teknolojileri-reklamlarinda-toplumsal-cinsiyet-oruntuleri-bt-haber-ornegi/</link>
<pubDate>Wed, 29 Jul 2009 10:17:52 +0000</pubDate>
<dc:creator>fidaner</dc:creator>
<guid>http://yenimedya.wordpress.com/2009/07/29/bilisim-teknolojileri-reklamlarinda-toplumsal-cinsiyet-oruntuleri-bt-haber-ornegi/</guid>
<description><![CDATA[Gender Patterns in Advertisement of Information Technologies: The Case of BT Haber (IT News) Gamze G]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>Gender Patterns in Advertisement of Information Technologies: The Case of BT Haber (IT News)</strong></p>
<p><strong>Gamze Göker</strong></p>
<p><strong>Özet</strong></p>
<p>Bu çalışmada bilişim teknolojileri (BT) süreli yayınlarının reklam metinlerinde öne çıkan, yeni sağ ideolojiden beslenen ve sözde ideoloji ile cinsiyetten arındırılmış teknoloji söyleminde kadının ne şekilde konumlandırıldığı irdelenmektedir. Kadının teknolojiye “yakın” ve “yatkın” olmadığı, “teknolojiden uzak olduğu” söylemi ile bu söylemin kurulduğu araçlardan biri olan BT süreli yayınları arasında karşılıklı olarak birbirini besleyen, destekleyen bir süreç işlemektedir. Bu cinsiyetçi söylemin yeniden üretilmesi, gündelik yaşamda kadınların teknolojiyi üretme ve kullanma pratiklerini olumsuz yönde etkilemektedir. Çalışmada BT yöneticilerine yönelik yayınlanan BT Haber gazetesindeki reklam metinleri metin çözümlemesi yöntemiyle incelenmiştir. BT alanının, toplumsal cinsiyet ideolojisinin yanı sıra, yeni sağ, teknokrasi ve mühendislik ideolojisi gibi söylemlerden de beslenerek kadını ikincil ve edilgen olarak konumlandırdığı ortaya çıkarılmıştır. Bu toplumsal cinsiyet ideolojisi BT reklamları ile kurulmakta, yeniden üretilmekte ve doğallaştırılmaktadır.</p>
<p><strong>Abstract </strong></p>
<p>In this study, the gendered discourse of information Technologies throughout the usage patterns of advertisement texts in IT periodicals are evaluated from the feminist perspective. How woman subjects are described and re-described by this technological discourse based on neoliberalism is inquired. This discourse claims that woman subject is not able to use high technology and therefore dominant gender ideology reproduces itself. The main argument of this study is that IT periodicals and advertisement texts published on these periodicals describe woman’s relation with IT in a secondary and passive way. It is assumed that dominant gender ideology naturalizes the woman stereotypes about the relation between woman and technology. In this study BT Haber, which periodical targets IT managers in Turkey, is revealed that related with gender ideology all together locate woman in a secondary and passive situation. Thus, in the society dominant gender ideology is created, reproduced, and naturalized by IT advertisements.</p>
<p><a href="http://issuu.com/fidaner/docs/gamzegoker-bilisim_teknolojilerivetoplumsal_cinsiy" target="_blank">Okumak için tıklayınız</a></p>
<p><a href="http://ilef.ankara.edu.tr/ki/yazi.php?yad=3716" target="_blank">Kültür ve İletişim</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Total War'da Anlam Arayışları]]></title>
<link>http://dijitaloyun.wordpress.com/2009/07/18/total-warda-anlam-arayislari/</link>
<pubDate>Sat, 18 Jul 2009 12:09:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>mehmetk</dc:creator>
<guid>http://dijitaloyun.wordpress.com/2009/07/18/total-warda-anlam-arayislari/</guid>
<description><![CDATA[[Anlam Arayışları - Bir Giriş: Oyungezer'de yazmakta olduğum, "oyun çalışmaları denemeleri" çiziktir]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><em>[</em><span style="font-weight:bold;"><em>Anlam Arayışları - Bir Giriş:</em></span><em> Oyungezer'de yazmakta olduğum, "oyun çalışmaları denemeleri" çiziktirdiğim "Oyunlarda Anlam Arayışları" köşesini yavaş yavaş Dijital Oyun Kültürü platformuna taşımaya karar verdim. Hem köşenin görünürlüğünü ve geri dönüşlerini artırmak, hem de Dijital Oyun Kültürü platformuna naçizâne bir destek vermek için. WordPress acemiliklerim ilk seferler için affedilir diye umuyorum. - <strong>K. Mehmet Kentel</strong>]<br />
</em></p>
<p style="margin-bottom:0;"><span style="font-style:italic;font-family:arial;">(Bu yazının kısa bir hâli ilk olarak <a href="http://www.oyungezer.com.tr" target="_blank">Oyungezer</a>&#8216;in Kasım 2007 sayısında yayınlanmıştır.)</span></p>
<p style="margin-bottom:0;"><span style="font-family:arial;">Büyük laflar etmeye başlamadan önce, bir soluklanmak gerekiyor herhalde. Bir zamanlar bir dosya konusuna başlık olan “Oyunlarda Anlam Arayışları”, devamlı bir bölümün ismine dönüştü. Hakkında “başka türlü” yazmak isteyeceğimiz oyunlar oldukça, içinde grafiklerden ya da oynanabilirlikten bahsetmek zorunda olmadığımız oyun incelemelerini ağırlayacak bu bölüm. Daha doğru bir tabirle, ‘oyun eleştirileri’. Amatörlüğümüzü de hesaba katarsak, ‘eleştiri denemeleri’&#8230; Beraber deneyeceğiz, bakalım böylesi mümkün mü?</span></p>

<p style="margin-bottom:0;"><span style="font-family:arial;">İlk sayı için Medieval 2: TW’nin Kingdoms eklentisini seçerken, kafam oldukça netti aslında. Sıkı bir TW oyuncusu olarak, hiçbir somut örnek gelmese de aklıma, söylemsel açıdan sıkı biçimde çözümlenebilecek, Batı-Doğu kurguları eleştirilebilecek, Edward Said’in meşhur “Şarkiyatçılık” (Oryantalizm) teorisiyle birleştirilince hakkında keskin ve güçlü bir yazı yazılabilecek bir oyun olduğuna emindim. Oysa oyunu bu gözle okumaya çalıştıkça<span style="font-family:Georgia;"> </span>gördüm ki, asıl “kurgucu” bendim. Kafamdaki teoriyi, zorla bir oyuna giydirmeye kalkmıştım. Bazı yerleri bol gelmiş, bazı yerleri sıkmıştı, ama sanki birkaç yeri de uyuyordu. Böylece “Oyunlarda Anlam Arayışları”, bir kafa karışıklığının izini sürdü ilk sayıda. Eh, anlam arayan bir gezginin kafasının karışık olması normal herhalde, değil mi?<!--more--></span></p>
<p style="margin-bottom:0;"><span style="font-family:arial;">Öncelikle, Şarkiyatçılık’tan –kabaca- ne anladığımıza bakalım. Edward Said’in tanımına göre, Şarkiyatçılık Batı’nın Doğu’yla ilgilenme yöntemidir. Şarkiyatçılık, Batı’nın Doğu’yu öğrenmesi, onun hakkındaki bilgiyi tekeline alması, o bilgiyi yeniden Doğu’ya öğretmesi, bu yolla Doğu’yu yeniden yaratması ve Doğu üzerinde otorite kurmasıdır. Said’e göre kökleri Homeros’a kadar izlenebilecek, ama 16. yüzyıldan itibaren, Avrupa’nın sömürgecilik periyoduyla yeni bir boyut kazanmış olan Şarkiyatçılık, Batı tarafından üretilmiştir, ancak sadece yalanlardan oluşmaz. Daha çok, çeşitli bilgilerin genelleştirilmesi, gerek Batılı gerek Doğulu zihinlerde birer önyargı aracı haline getirilecek şekilde, Doğu kimliğiyle özdeşleştirilmesi yoluyla çalışır. Şarkiyatçılık, farklılıkları görmez, basitleştirir, genel tanımlara indirger. Şarkiyatçılık Doğu için, Batı’nın kendi fantazilerine bulanmış, kendi sömürgeci ve emperyalist amaçlarına uygun bir kimlik yaratır ve bu kimliğin değişmezliği varsayımıyla hareket eder. Çok geniştir Şarkiyatçılığın faaliyet alanı: Makalelerden romanlara, gündelik dilden devlet yazışmalarına, sinemadan müziğe ve şüphesiz, oyunlara; çok katmanlı ve çok yaygın. (Burada kullanıldıkları biçimleriyle, ne Doğu ne de Batı birer coğrafi tanım. Bunlar daha çok “fikir”, ama bir sosyal gerçekliğe de işaret ediyorlar.)</span></p>
<p style="margin-bottom:0;"><span style="font-family:arial;"><span style="color:#0000ee;font-family:Georgia;"><span style="color:#000000;font-family:arial;">Peki bunların ışığında, ne söyleyebiliriz M2: TW Kingdoms hakkında? İnsanın aklına hemen Crusades senaryosuna bakmak geliyor kuşkusuz. Crusades’de bu yazı adına önemli olan şey, her ne kadar en saf haliyle “medeniyetler çatışması” (bakınız Samuel Huntington) örneği işlenmekte olsa da, oyundaki faction’ların sadece dinsel faktörlere göre hareket etmiyor oluşu. Günün pragmatik çıkarları, blokları aralarında bölüyor. Dolayısıyla, Haçlı Seferleri çoğu zaman sunulduğu gibi –ki tarihsel olarak yanlıştır- Haç ile Hilal’in mutlak savaşları olarak değil, içinde birçok başka hesabın olduğu, farklı ittifakların yaşandığı, sosyal ve ekonomik arka planı olan bir tarihsel dönem olarak sunuluyor. Müslüman faction’lar kendi aralarında ayrışıyorlar örneğin, bu Şarkiyatçılık söyleminde çok kolay bulunabilecek bir özellik değil (tabi oyun yapısı adına böyle olmak zorunda). Aslında düşündükçe, baştaki varsayımımın ne kadar hatalı olduğunu görüyorum. Tarihteki çoğu halk topluluğunu, yaşayan, devam eden, değişen bir tarihselliğin içine oturttuğunuz zaman (maddi hatalar yapsanız bile), bu grupları kısa tanım cümlelerinden kurtarma ihtimaliniz artıyor. Oyunda bile gözüküyor ki çünkü, 1200’deki Türkler’le 1400’deki Türkler aynı değil. Aynılarını Hristiyan halklar için de söyleyebiliriz tabi. Oldukça gelişmiş medeniyetler olarak gösterilen Doğu toplumları, Şarkiyatçılık’ın hiç yapmayacağı şekilde, karmaşık, heterojen yapılar olarak çıkıyorlar karşımıza.</span></span></span></p>
<p style="margin-bottom:0;"><span style="font-family:arial;">Kingdoms’ın buradaki istisnası, Americas Campaign’ini oynayınca ortaya çıkıyor. Amerikan yerlilerini ve onlar hakkında geliştirilmiş söylemi “Doğu” (“Batı’nın ötekisi olarak) kavramının içinde okursak eğer (Stuart Hall okuyabileceğimizi söylüyor), Kingdoms’ı şarkiyatçı olmakla suçlayabiliriz, zira diğer senaryolarda yaptığı “tarihselliğin içine yerleştirme” işini pek yapmıyor. Christopher Douglas’ın dediği gibi, Amerika’nın kuruluş miti, Avrupalı yerleşimciler kıtaya ayak bastıklarında orada “1) kimsenin olmadığı, 2) olanların da az gelişmiş vahşiler olduğu” şeklindedir. Kingdoms’daki Apaçiler bu yerlilerden biri olarak, gerçekten az gelişmeye mâhkum oluyorlar oyunda, zira Apaçilerin teknoloji ağacı çok sınırlı. Total War oyuncuları bilir, yeni binalar olmadan bir faction gelişemez. Bir yerden sonra Apaçiler için yapacak hiçbir şey kalmıyor, adam basmak ve saldırmak dışında. Şimdi burada şuna dikkat etmek gerekiyor. Apaçiler gerçekten teknolojik anlamda geri kalmış bir halk olabilir. Ancak devinimin sadece teknoloji yoluyla gerçekleştiği oyunun yapısı göz önüne alındığında, bu durum Apaçileri 1500’te sabitlenmiş bir halk haline getiriyor, ki bu yanlış; hiçbir halk için böyle bir şey söylenemez. Elbette buradan Apaçilerin oyunda başarılı olamadıkları sonucunu çıkartmamak lazım. Mesele, o başarının nasıl sunulduğu: Medeni olmayan, ilkel, kültürel zenginlik yaratamayan bir toplum. Bu açıdan Batı’nın genel bakışı açısının dışına çıkamıyor Kingdoms.</span></p>
<p style="margin-bottom:0;"><span style="font-family:arial;">Apaçiler için tespit ettiğim ve aslında tüm modern çağ öncesi stratejiler için genelleştirilebileceğim bir gözlemim de, “merkeziyetçilik ve devlet/millet” eşliğini sunuş biçimleri. Bu konularda oyunlar –yine yapısal zorunlulukların etkisiyle şüphesiz- birkaç tane çok yanlış varsayımda bulunuyorlar ve üstelik bu varsayımların ideolojik yansımaları da var. Şöyle ki, modern devlet, merkeziyetçi, şiddet araçlarını tekeline almış, sınırları belli olan bir örgütlenme olarak, en iyi ihtimalle 17.-18. yüzyıllarda ortaya çıkmış bir “icat”tır. Bir toprak parçası üzerinde yaşayan insan topluluğunun kendisini, diğer insanlardan belli tarih, dil ve kültür farklılıklarıyla anlatmaya başlaması ve kendisine “millet” demesi ise ancak Fransız Devrimi sürecine ve “ulus-devlet” kavramının ortaya çıkmasına denk gelir. Ve milliyetçiliğin en büyük başarısı, tarihselliği bu kadar açık olan millet ve devlet kavramlarını, tarihten uzaklaştırıp, sanki bu kavramlar ‘doğal’larmış, sanki insanlık doğduğundan beri hep böyle olmuş, bugün “millet” dediğimiz kavimler yüzyıllar önce de aynı bugünkü gibi “millet”lermiş ve merkeziyetçi bir devlet tarafından yönetiliyormuş gibi anlatmasıdır. Bu söylemin peşinden giden neredeyse tüm oyunların ve tabi özellikle stratejilerin de bu anlatıma destek verdiğini söyleyebiliriz bence. Özellikle dağınık kabileler halinde yaşayan, aralarında bağlayıcı bir hiyerarşi olmayan Apaçiler için, Total War’un önerdiği, diğer kavimlerden hiçbir farklılığı olmayan, tek bir merkezden yönetilen, başkenti olan, orduları merkezi idareye bağlı, vs. bir anlayışın çok yanlış (anakronistik) olduğunu belirtmek lazım.</span></p>
<p style="margin-bottom:0;"><span style="font-family:arial;">Yine de Total War gibi yapımların başta da söylediğim faydalarını görmek mümkün. Tarihi kullanarak, daha önce basite indirgenmiş, hiç değişmediği varsayılmış topluluklar için bir “tarihsellik” yaratılıyor bu oyunlarda. Bunun da, oyuncuların “şarkiyatçılık” ve “medeniyetler çatışması” söylemlerine karşı eleştirel bir duruş geliştirebilmeleri adına önemli olduğunu düşünüyorum.</span></p>
<p style="margin-bottom:0;"><span style="font-family:arial;"><span style="font-style:italic;">Okunası:</span></span></p>
<p style="margin-bottom:0;"><span style="font-family:arial;">Edward Said, <span style="font-style:italic;">Orientalism</span> (1978)</span></p>
<p style="margin-bottom:0;"><span style="font-family:arial;">Christopher Douglas, <span style="font-style:italic;">&#8220;You Have Unleashed a Horde of Barbarians!&#8221;: Fighting Indians, Playing Games, Forming Disciplines, </span>(2002)</span></p>
<p style="margin-bottom:0;"><span style="font-family:arial;">Stuart Hall, <span style="font-style:italic;">The West and the Rest: Discourse and Power </span>(1992) </span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ne mutlu türküm diyene mi..?]]></title>
<link>http://karahanmurat.wordpress.com/2009/02/05/ne-mutlu-turkum-diyenemi/</link>
<pubDate>Thu, 05 Feb 2009 15:52:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>Murat Karahan</dc:creator>
<guid>http://karahanmurat.wordpress.com/2009/02/05/ne-mutlu-turkum-diyenemi/</guid>
<description><![CDATA[[Atatürk’ün konuşmasını “ne mutlu türküm diyene” cümlesiyle bitirdiği ses kaydını çoğumuz dinlemişiz]]></description>
<content:encoded><![CDATA[[Atatürk’ün konuşmasını “ne mutlu türküm diyene” cümlesiyle bitirdiği ses kaydını çoğumuz dinlemişiz]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İSYANKAR ve SOĞUK bir SESLENİŞ !]]></title>
<link>http://zehirli.wordpress.com/2008/08/17/isyankar-ve-soguk-bir-seslenis/</link>
<pubDate>Sun, 17 Aug 2008 18:35:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>zehirli</dc:creator>
<guid>http://zehirli.wordpress.com/2008/08/17/isyankar-ve-soguk-bir-seslenis/</guid>
<description><![CDATA[    Sistemin kırık bebekleri büyüdü.     Ve onlar ki susturulmadan önce                         dama]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p> <br />
<strong>  Sistemin kırık bebekleri büyüdü.<br />
 <br />
  Ve onlar ki susturulmadan önce<br />
  <br />
                     damarlarınızdan kan emerek ölmeli&#8230;<br />
 <br />
  Size söylüyorum;<br />
 <br />
  Savaş kolaydır,kurşun ağırlığında yara alırken.</strong></p>
<p><strong>  Nefret doğaldır.</strong></p>
<p><strong>  Ne var ki zayıfı ezmek güç zannedildiğinden beri<br />
 <br />
                               insanoğlu kendi bokunu yemekle meşgul.</strong></p>
<p><strong> <br />
  ah lütfen !</strong></p>
<p><strong>  Bana sakın faili meçhul demeyin !<br />
 <br />
  Eğer siz gerçeği dezenfekte ederek yaşıyorsanız </strong></p>
<p><strong>                                                ki evet siz yaşıyorsunuz<br />
  <br />
  Ama sakın bir damla daha sevinmeyin</strong></p>
<p><strong>  Her su damlası asit tadı verir elbet</strong></p>
<p><strong>  Elbet kendini satar o muazzam kaosa.</strong></p>
<p><strong> <br />
  Bilmelisiniz ki</strong></p>
<p><strong>  Toprak kokar<br />
 <br />
  göz çukurunuza giren her kurtçuk, er geç bunu size ispatlar.<br />
 </strong></p>
<p><strong>  Çağlar boyunca bilgi,</strong></p>
<p><strong>  Tek efendi benim dese de </strong></p>
<p><strong>                     durmadan üreyen bir türe güvenmemekle iyi etti</strong></p>
<p><strong>  Peşinden gittiğiniz iyilik ise </strong></p>
<p><strong>                    hala çabuk kirlenebilen bir renkle ifade ediliyorsa</strong></p>
<p><strong>  Ne anlattığımı kavrayabiliyorsunuz demektir.<br />
 <br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</strong></p>
<p><strong>Yazan :  Özgür Ataş</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sisyphos Söyleni]]></title>
<link>http://karakedigunlugu.wordpress.com/2008/04/16/sisyphos-soyleni/</link>
<pubDate>Wed, 16 Apr 2008 18:46:38 +0000</pubDate>
<dc:creator>LiberterKedi</dc:creator>
<guid>http://karakedigunlugu.wordpress.com/2008/04/16/sisyphos-soyleni/</guid>
<description><![CDATA[Tanrılar Sisyphos&#8217; u bir kayayı durmamacasına bir dağın tepesine kadar yuvarlayıp çıkarmaya ma]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Tanrılar Sisyphos&#8217; u bir kayayı durmamacasına bir dağın tepesine kadar yuvarlayıp çıkarmaya ma]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yasaklı Söylemler]]></title>
<link>http://erensa.wordpress.com/2007/10/18/yasakli-soylemler/</link>
<pubDate>Thu, 18 Oct 2007 10:33:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>aflatoksin</dc:creator>
<guid>http://erensa.wordpress.com/2007/10/18/yasakli-soylemler/</guid>
<description><![CDATA[Aynen öyle.. Aynen, aynen.. Tabi tabi.. Kesinlikle Merhabalar Rakkam Mail çekmek Conference call Sel]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img src="http://erensa.wordpress.com/files/2007/10/shh1.thumbnail.jpg" alt="shh1.jpg" /></p>
<ul>
<li>Aynen öyle..</li>
<li>Aynen, aynen..</li>
<li>Tabi tabi..</li>
<li>Kesinlikle</li>
<li>Merhabalar</li>
<li>Rakkam</li>
<li>Mail çekmek</li>
<li>Conference call</li>
<li>Selam</li>
<li>Tamamdır</li>
<li>OKdir</li>
<li>SPV</li>
<li>Termin</li>
</ul>
<p>devam edicek bu..</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
