<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>taraf &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/taraf/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "taraf"</description>
	<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 23:12:51 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Ilk Iddianame]]></title>
<link>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/ilk-iddianame/</link>
<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 16:52:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>ergenekontc</dc:creator>
<guid>http://ergenekontc.wordpress.com/2009/12/02/ilk-iddianame/</guid>
<description><![CDATA[Ilk iddianame yayinlandiginda ordu dusmani olarak bilinen Taraf gazetesi bunu okuyucularina &#8220;y]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Ilk iddianame yayinlandiginda ordu dusmani olarak bilinen Taraf gazetesi bunu okuyucularina &#8220;y]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Taraf Gazetesi ve Fethullahçı Cemaatin Ortaklığının Belgeleri]]></title>
<link>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/11/28/taraf-gazetesi-ve-fethullahci-cemaatin-ortakliginin-belgeleri/</link>
<pubDate>Sat, 28 Nov 2009 22:41:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>gizlibelge</dc:creator>
<guid>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/11/28/taraf-gazetesi-ve-fethullahci-cemaatin-ortakliginin-belgeleri/</guid>
<description><![CDATA[İŞTE TARAF- CEMAAT ORTAKLIĞININ BELGELERİ Bu ıslak belgeler faili meçhul bir mektuptan çıkmadı! Bu a]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2>İŞTE TARAF- CEMAAT ORTAKLIĞININ BELGELERİ</h2>
<p><img class="alignnone" src="http://www.odatv.com/images/2009_11/2009_11_24/iste-taraf-cemaat-ortakliginin-belgeleri--2411091200_m.jpg" alt="" width="465" height="220" /><br />
<strong><br />
Bu ıslak belgeler faili meçhul bir mektuptan çıkmadı!</strong></p>
<p>Bu ayın başında Ahmet Altan Taraf gazetesini ayakta tutmakta zorlandığını anlatan bir yazı yazmıştı. Biz de “Ahmet Altan neden ağlıyor” başlıklı haberimizde bu şikayetin timsah gözyaşlarına benzediğini yazmıştık.</p>
<p>Yaptığımız bir araştırma Ahmet Altan’ın ağlamasının gerçeği yansıtmadığını gösterdi.</p>
<p>Çünkü Tarafın künyesindeki bazı bilgilerden yola çıkarak internette yapılan küçük bir gezinti arayanları bambaşka yerlere götürüyordu.</p>
<p>Bakın nasıl:<!--more--></p>
<p>Haberimize eklediğimiz belgeler arasında MÜREKKEP MATBAACILIK ANONİM ŞİRKETİ’ne ait bir ticaret sicili kaydı göreceksiniz. 3 milyon lira sermayeli bu şirketin yönetim kurulu üyeleri arasında kimleri görüyorsunuz? Başar ve Savaş Arslan kardeşleri değil mi? Peki bu biraderleri başka nereden tanıyoruz? Taraf’ın sahibi olmalarından!</p>
<p>Taraf çalışanlarına maaş ödemekte zorlandıklarını söyleyenler Temmuz ayında bu 3 milyonu nereden bulup da matbaacılık şirketi kuruyorlar? Kim kimi işletiyor acaba?</p>
<p>Devam ediyoruz.</p>
<p>Taraf&#8217;ın internet sayfasındaki künyeye bakınca en altta karşımıza şu bilgi çıkıyor:</p>
<p>Web Tasarımı &#8211; Programlama<br />
Sawis Digital Solutions<br />
Hasan Çağrıcı &#8211; hasan@cagrici.com</p>
<p>Nedir bu Sawis Digital ve kimdir bu Hasan Çağrıcı?</p>
<p>Sawis Digital aktif olmayan bir sayfa.</p>
<p>Kime ait diye yakından bakıyoruz<br />
Sahibi Hasan Cağrıcı ve Bestekar Şevki Bey Sokak No: 4 Balmumcu İstanbul adresinde ikamet eder görünüyor.<br />
Bu adres aslında Hayalevi ya da artistik adıyla Artworks adlı reklam şirketinin adresi.</p>
<p>Şirket MÜSİAD gözdesi İlhan Soylu ile One Minute tişörtleri yapıp satan Necati Beydemir&#8217;in reklam şirketi.</p>
<p>Bu adresin tarihi bir önemi de var: o da aslında ARTIBİR REKLAM İLETİŞİM A.Ş.&#8217;ne ait olması..<br />
Artık faal olmayan ARTIBİR, Kombassancı Haşim Bayram ile İlhan Soylu&#8217;nun ortak olduğu reklam şirketi.</p>
<p>Konudan sapmadan devam edelim<br />
Taraf gazetesinin yayın yaptığı internet sitesinin sinyallerini takip ettiğimizde de karşımıza Pusula Bilgi İşlem Ltd Şti çıkıyor.<br />
Yani Taraf internet hizmetini NEVBAHAR MAH.SUPHİ PAŞA SOK.NO.17 HASEKİ adresindeki Pusula firmasından alıyor.<br />
Adresleri güya http://www.pusulabilgiislem.com/ girmeye çalışın bakalım, girebiliyor musunuz? Hayır mı? Internet hizmeti satan bir firmanın internet sayfasının olmaması çok da normal bir durum gibi görünmüyor.<br />
Peki Pusula firması interneti nereden alıyor<br />
Sıkı duruyoruz Teksas&#8217;tan&#8230;.<br />
Yani cemaatin cennet mekanından&#8230;.<br />
The Planet.com&#8217;dan<br />
Peki The Planet.com daha başka kimleri ağırlıyor serverlarında?<br />
Allahın çok ilginç bir lütfu olarak F. Gulen.com ve F.Gulen.net adlı cemaat sitelerimiz de burada Taraf ile birlikte yayın yapıyorlar.</p>
<p>Ne hoş bir tesadüfler, ne ilginç raslantılar değil mi ?</p>
<p>Odatv.com</p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.odatv.com/images/01(1).jpg" alt="" width="380" height="496" /></p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.odatv.com/images/02.jpg" alt="" width="380" height="567" /></p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.odatv.com/images/03.jpg" alt="" width="380" height="422" /></p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.odatv.com/images/04.jpg" alt="" width="380" height="458" /></p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.odatv.com/images/05.jpg" alt="" width="400" height="578" /></p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.odatv.com/images/06.jpg" alt="" width="400" height="461" /></p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.odatv.com/images/07.jpg" alt="" width="450" height="502" /></p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.odatv.com/images/09.jpg" alt="" width="450" height="389" /></p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.odatv.com/images/11.jpg" alt="" width="450" height="500" /></p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.odatv.com/images/13.jpg" alt="" width="450" height="505" /></p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.odatv.com/images/14.jpg" alt="" width="450" height="437" /></p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.odatv.com/images/15.jpg" alt="" width="450" height="544" /></p>
<p><img class="alignnone" src="http://www.odatv.com/images/16.jpg" alt="" width="450" height="535" /></p>
<p>&#160;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA['Erkeğin Yittiği Yerdeyiz']]></title>
<link>http://nataliesayan.wordpress.com/2009/11/25/erkegin-yittigi-yerdeyiz/</link>
<pubDate>Wed, 25 Nov 2009 12:00:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>natali esayan</dc:creator>
<guid>http://nataliesayan.wordpress.com/2009/11/25/erkegin-yittigi-yerdeyiz/</guid>
<description><![CDATA[Yazarın yaşama ve ölüme dair duyduğu endişe kaçınılmaz olarak yazdığı metne siner. Yazar, kurguladığ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Yazarın yaşama ve ölüme dair duyduğu endişe kaçınılmaz olarak yazdığı metne siner. Yazar, kurguladığ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nino Varon; "Kafes Eylem Planı’nın hedefindeki gayrimüslimler", konusunda "BüyükAda'da bu planın asla işletilemeyeceğini düşünüyorum", dedi]]></title>
<link>http://kehaber.org/2009/11/23/1075/</link>
<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 11:39:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>kehaber</dc:creator>
<guid>http://kehaber.org/2009/11/23/1075/</guid>
<description><![CDATA[Kafes Eylem Planı’nın hedefindeki gayrımüslimler konuştu: Plan korkunç ama adada işlemez. Bizi birbi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="wp-caption alignleft" style="width: 210px"><img src="http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4929023.jpg" alt="" width="200" height="202" /><p class="wp-caption-text">Kafes Eylem Planı’nın hedefindeki gayrımüslimler konuştu: Plan korkunç ama adada işlemez. Bizi birbirimize düşüremezler</p></div>
<p style="text-align:justify;"><a href="http://www.taraf.com.tr/haber/44428.htm" target="_blank">Taraf</a> gazetesi, azınlıklara yönelik &#8220;Kafes Planı&#8221;nın merkezinde olan Büyükada’daki gayrımüslimlerle konuştu.:<br />
Planın “korkunç” olduğunu söyleyen vatandaşların ortak görüşü ise söz konusu planın ada sakinlerini birbirine düşüremeyeceği. <strong><span style="color:#808080;">Büyükada’daki gayrımüslim cemaatten Zeki Cilire</span></strong>, plana ilişkin olarak “Bir hükümeti devirmek için gayrımüslimlere kıymayı düşünmek çok fena. 6-7 Eylül olayları bu ülkenin mihenk taşlarını yerinden oynattı. Bunu birileri planlamışsa bile adada böyle bir hareket olamaz” diyor. Yan masadaki Türk Kadir Çeşmeci ise “O kadar azaldılar ki onları pamuklarla sarıp sarmalıyoruz. Bizi kimse birbirimize düşüremez” diyor.<br />
<strong>Büyükada’da yaşayan Musevi prodüktör ve besteci Nino Varon</strong> da “Eğer bunlar doğruysa korkunç, feci çok feci” şeklinde yorum yapıyor. “Planın doğruluğunu saptama şansımız yok. Bilgi kirliliği var. Hiçbir şeye inanamaz hale gelmiş durumdayız” diyen Varon, “6 -7 Eylül olaylarından ders alınmış olması gerekir ama o kadar çılgın bir dünyada yaşıyoruz ki&#8230; Ama yine de adada bu planın asla işletilemeyeceğini düşünüyorum. Burada Ermenisi, Yahudisi, Türkü, Kürdü yoktur, biz birbirimize kenetlenmiş olarak yaşarız” diye konuşuyor.<br />
<strong><span style="color:#808080;"> “Korku, içimizde her zaman var” diyen Musevi bir genç ise şunları söylüyor:</span></strong> “Hep diken üstündeyiz. Ama bunu ancak astronomik güvenli bir ortam olduğu zaman açık açık söyleyebiliriz.”<br />
İsmini vermek istemeyen orta yaşlı Rum bir kadın ise Ergenekon diye bir şeyin var olduğuna inanmadığını, bu planın da palavra olabileceğini söylüyor.<br />
<strong>Kafes Planı’nda, aboneleri eylemlerin hedefi olarak seçilen Agos gazetesinin yazarı Rober Koptaş</strong> ise şu değerlendirmeyi yapıyor: “Tedirginlik her zaman var, genetik kodlarımıza işlemiş durumda. Abonelerimizden çok özel bir tepki gelmedi. Ama Ergenekon iddianamesindeki planlar zaten biliniyordu. Beni şahsen en çok dehşete düşüren nokta hâlâ böyle planların yapılmaya devam ediliyor olması. Planda Hrant Dink’in öldürülmesinden de operasyon olarak bahsediliyor, biz bunun böyle olduğunu zaten biliyorduk. Bir gayrımüslim olarak her zaman hedefsiniz. Bir türlü rahatlayamıyor, huzur içinde yaşayamıyorsunuz.”<br />
Ergenekon tutuklusu Levent Bektaş’ta ele geçirilen plana göre ülkede huzursuzluk yaratmak için azınlıkları hedef alan bir dizi eylem planlanıyor, bu eylemlerin arasında adalarda bomba patlatmak, duvarlara tehdit içerikli yazılar yazmak da yer alıyordu.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Okumaca]]></title>
<link>http://2kisilik.wordpress.com/2009/11/23/okumaca-3/</link>
<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 10:22:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>2kisilik</dc:creator>
<guid>http://2kisilik.wordpress.com/2009/11/23/okumaca-3/</guid>
<description><![CDATA[Taraf-Cihan Aktaş-Dersim ya da babanın adı.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="color:#333399;">Taraf-</span><span style="color:#333399;">Cihan Aktaş-</span><a href="http://taraf.com.tr/makale/8662.htm"><span style="color:#333399;">Dersim ya da babanın adı</span></a>.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[CHP adına konuşan ve Dersim Katliamını savunan Onur Öymen hakkında yazılarımızın derlemesi]]></title>
<link>http://kurtleridusunmek.wordpress.com/2009/11/21/chp-adina-konusan-ve-dersim-katliamini-savunan-onur-oymen-hakkinda-yazilarimizin-derlemesi/</link>
<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 08:58:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>kurtleridusunmek</dc:creator>
<guid>http://kurtleridusunmek.wordpress.com/2009/11/21/chp-adina-konusan-ve-dersim-katliamini-savunan-onur-oymen-hakkinda-yazilarimizin-derlemesi/</guid>
<description><![CDATA[Chp 1 Katliam değil ‘yan hasar’mış Meclis’te CHP adına konuşan ve Dersim Katliamını savunan Öymen, d]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Chp 1 Katliam değil ‘yan hasar’mış Meclis’te CHP adına konuşan ve Dersim Katliamını savunan Öymen, d]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[CHP ÇÖZÜMden değil ÖLÜM'den yana]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/20/chp-olumden-yana/</link>
<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 11:07:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/20/chp-olumden-yana/</guid>
<description><![CDATA[Taraf yazarı Alper Görmüş Dersim tartışmalarını Onur Öymen&#8217;in eski konuşmalarıyla temellendird]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><b><img style="max-width:800px;float:left;margin-top:10px;margin-bottom:10px;margin-right:10px;" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/onur-oymen1.jpg" />Taraf yazarı Alper Görmüş Dersim tartışmalarını Onur Öymen&#8217;in eski konuşmalarıyla temellendirdi:</b></p>
<p><b>ÖYMEN, DERSİM&#8217;DEN ÖNCE &#8216;SRİ LANKA&#8217; DEMİŞTİ </b></p>
<p>Onur Öymen&#8217;in &#8220;Dersim&#8217;de analar ağlamadı mı?&#8221; çıkışını &#8220;Atatürk&#8221;le savunması aklıma şu soruyu düşürdü: </p>
<p>Öymen, Kürt sorununun çözümünde &#8220;Dersim&#8221; modelini, dediği gibi, &#8220;Atatürk&#8217;ün mirasının tamamına sahip çıktığı için&#8221; mi önermişti, yoksa &#8216;Atatürk&#8217;ün mirası&#8217;nda hiç böyle bir şey olmasaydı dahi aynı modeli önerecek miydi? </p>
<p>Bence ikincisi geçerli&#8230; İddiamı, Öymen&#8217;in &#8220;Dersim&#8221; demeden önce &#8220;Sri Lanka&#8221; demesine dayandıracağım&#8230; <!--more--></p>
<p>Bir buçuk ay kadar önceydi, Habertürk televizyonundaki &#8220;Parantez&#8221; programında CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, program sunucusunun sorularını cevaplıyordu. Aralarında şöyle bir diyalog geçti (&#8220;mealen&#8221; demiyorum, not almıştım ve YeniAktüel&#8217;de okurlara aktarmıştım): </p>
<p><b>Öymen: Terör bitmeden hiçbir açılıma razı değiliz, önce terör bitmeli. </b><br />Sunucu: Siz terörün şimdiye kadar denediğimiz yollardan bitirilebileceğine inanıyor musunuz? <br /><b>Öymen: Elbette inanıyorum. Sri Lanka&#8217;da bitirilmedi mi? </b></p>
<p>Sri Lanka tarzı çözüm,biliyorsunuz, bütün teröristlerin öldürülmesine ve bu arada ortaya çıkacak sivil kayıplara aldırış edilmemesine dayanan çözüm demek oluyor. Sri Lanka&#8217;da birkaç ay önce &#8220;son terörist&#8221; de öldürüldü ve terör &#8220;bitti.&#8221; </p>
<p>Sri Lanka&#8217;nın &#8220;Atatürk&#8217;ün mirası&#8221;yla bir ilgisi var mı? Yok. E, o zaman Öymen&#8217;in, meseleyi şiddetle çözme önerisini &#8220;Atatürk&#8221;le (daha doğrusu sadece Atatürk&#8217;le) temellendirmeye çalışması hiç ikna edici değil. </p>
<p>Mesele şu bence: Onur Öymen, ihtilafların çözümünde şiddetten başka bir yol bilmemektedir ve bunu da Atatürkçülüğe referansla meşrulaştırmaktadır. (Bu savunmanın ne kadar gerçekçi, ne kadar ikna edici olduğunu hep birlikte yaşadık: Öymen&#8217;in &#8220;Sizi gidi yarım Atatürkçüler&#8221; imalı suçlaması o kadar etkili oldu ki, CHP&#8217;de sesler bir anda kesiliverdi.) </p>
<p>NOT. Onur Öymen istemeden de olsa müthiş bir şey yaptı. Sözleri, hakikat arayıcıları için altın kıymetindedir. Bu arayışın sıradan bir emekçisi olarak kendisine bütün samimiyetimle teşekkür ediyorum. </p>
<p>ALPER GÖRMÜŞ / TARAF</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Atat&uuml;rk Milli M&uuml;cadele sırasında şeriatı &ouml;vd&uuml;, dini siyaseten kullandı]]></title>
<link>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/18/atatrk-milli-mcadele-sirasinda-seriati-vd-dini-siyaseten-kullandi/</link>
<pubDate>Wed, 18 Nov 2009 20:15:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>habermerkezi</dc:creator>
<guid>http://habermerkezi.wordpress.com/2009/11/18/atatrk-milli-mcadele-sirasinda-seriati-vd-dini-siyaseten-kullandi/</guid>
<description><![CDATA[Taha Akyol&#8217;a göre Atatürk dini, Milli Mücadele yıllarında siyaseten kullandı. “Kanun-i Esasi’m]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img style="border-bottom:0;border-left:0;display:inline;border-top:0;border-right:0;" title="Taha Akyol" border="0" alt="Taha Akyol" src="http://habermerkezi.files.wordpress.com/2009/11/tahaakyol.jpg?w=600&#038;h=400" width="600" height="400" /> </p>
<p>Taha Akyol&#8217;a göre Atatürk dini, Milli Mücadele yıllarında siyaseten kullandı. “Kanun-i Esasi’miz Kur’an’dır&#8230; Allah’ın emirlerine uymadığımız için geri kaldık” dedi.</p>
<p>Gazeteci-yazar Taha Akyol, Lenin’e “Bolşevik rejim kuracağım” diye haber gönderen, Milli Mücadele’de “Abdülhamit’ten daha İslâmcı” davranan, Büyük Taarruz öncesi “Türkiyeliler” derken savaşı kazanınca “Büyük Türk milleti” demeye başlayan, dönemindeki 16 Kürt isyanı karşısında “sertlik yanlısı” ve asla eleştirilemeyen, otoriter Atatürk’ü Neşe Düzel’e anlattı.   <br /><em>Atatürk dini, Milli Mücadele yıllarında siyaseten kullandı. <strong>“Kanun-i Esasi’miz Kur’an’dır&#8230; Allah’ın emirlerine uymadığımız için geri kaldık”</strong> dedi.”      <br />“Meclis’i öyle bir İslâmi gösterişle açtı ki, Atatürk’e göre çok muhafazakâr olan Karabekir “bu kadarı fazla” dedi. Bunu, ahaliyi kazanmak için yaptı.”      <br />“Milli Mücadele’den sonra ise laiklik yolunda ilerledi. “Biz gökten indiği zannedilen kitaplara göre değil, hayatın gerçeğine göre politika yapıyoruz” dedi.”</em></p>
<p> <!--more-->
<p><em></em>    <br /><b>Neşe Düzel / Taraf</b>    <br />* * *    <br /><b>NEŞE DÜZEL: Atatürk hilafete de son verdi. Hilafetin kaldırılması nasıl tepkilere yol açtı?</b>    <br />TAHA AKYOL: Hilafetin 1924’te kaldırılmasına en önemli tepki Şeyh Sait İsyanı’dır. Sünnilikte devlete, sultana isyan etme geleneği yoktur. Bu yüzden Mustafa Kemal gibi ülkeyi kurtaran bir başkomutana, laik otoriteye Anadolu’da isyan olmadı. Ama hilafet kalkınca Şeyh Sait İsyanı oldu.    <br /><b>Atatürk’ün dinle ilişkisi nasıldı?</b>    <br />Başta beri emsallerine göre din anlayışı daha mesafelidir ama dinin toplumsal ve siyasi açıdan öneminin de farkındadır. Atatürk dini siyaseten kullanmayı çok iyi başardı. Atatürk’ün şeriatı öven sözleri vardır. Mesela “Bizim kanun-i esasimiz (anayasamız) Kur’an-ı Kerim’dir” dedi. “Allahın emirlerine uymadığımız için geri kaldık” da dedi. Ayrıca, “Hz. Muhammed’in yüce şeriatı” diye yaptığı konuşmalar var. “Cenab-ı Hak insanları yaratırken” diye bir konuşması var. Bu konuşmalar hep Milli Mücadele sırasında oldu. Atatürk, “antiemperyalizm” sözlerini de hep Milli Mücadele sırasında söyledi.    <br /><b>Milli Mücadele’den sonra nasıl değişti?</b>    <br />Milli Mücadele’den sonra ise laiklik yolunda ilerledi. Zaten “anayasamız Kur’an’dır” diyerek laiklik olur mu? Olmaz. O zaman da, “Biz gökten indiği zannedilen kitaplara göre değil, hayatın gerçeklerine göre politika yapıyoruz” dedi. 1937’de Meclis’i açış konuşmasında, “tabiat insanı yarattı” dedi. Ama şu var! Atatürk’ün orada öyle, burada böyle söyleyen biri gibi görünmesi beni rahatsız eder. Çünkü onu böyle ele almak, bizi bilimsel tarih analizinden uzaklaştırır. Biz, dönemlerin nasıl değiştiğini ve bu değişimleri Mustafa Kemal’in nasıl etkilediğini ve kendisinin de yaşanan değişimlerden nasıl etkilendiğini incelemeliyiz. Mesela Atatürk Libya’da savaşırken imparatorluk için savaşıyordu. O dönemde Padişah Vahdettin’e “ayağınızın tozuna yüz sürmeye hasretim” gibi Anadolu’dan gönderdiği telgraflar vardır.    <br /><b>Padişaha mı yazıyor?</b>    <br />Tarihçi Sina Akşin, “Bunu yazan M. Kemal olmasa, neredeyse ‘bende’ üslubuyla yazılmış diyeceğim” diyor. Ama M. Kemal o dönemde de saltanata karşıdır. Benim, onun ‘kurmay’ tarafı dediğim de budur zaten. O günün şartlarının taktiğini uyguluyor o. Mesela arkasından da Lozan’da İngilizlere karşı İslâm’ı kullanıyor. Ayrıca İngilizleri yumuşatmak için “Avrupalı Türkiye” tanımına da başvuruyor. “Avrupa’nın hududu Türkiye’nin doğusunda biter” diye konuşmalar yapıyor. Avrupa’da faşizm güçlenmeye başlayınca da İngilizlerle müthiş bir ittifak çalışması yapıyor. sol Kemalistler, Atatürk’ün 1930’larda İngiltere ile ittifak yapmak için nasıl canla başla uğraştığından hiç bahsetmiyorlar, İsmet Paşa’yı suçluyorlar.    <br /><b>Niye?</b>    <br />Bu, ideolojik davranmaktır. Sol Kemalistler, “Atatürk hiçbir emperyalist devletle ittifak yapmadı. Saat dokuzu beş geçe emperyalizm Türkiye’ye girdi. Çünkü, İnönü geldi” diyorlar. Oysa Atatürk İngiltere’yle ittifak yapıyordu, ömrü yetmedi. 1939’da İnönü ittifakı imzaladı. Zaten biz hep 1920’lerden bahsediyoruz. 1930’lardan hiç bahsetmiyoruz. Bu tarihçilik değildir.    <br /><b>Ama şundan da pek söz etmeyiz. 23 Nisan 1920’de Meclis’i dualarla açtığı anlatılır. Atatürk niye yaptı bunu?</b>    <br />Meclis’i öyle bir İslâmi gösterişle açtı ki&#8230; Atatürk’e göre çok muhafazakâr olan Karabekir bile “bu kadarı fazla” dedi. Mesela Meclis’in 22 nisan perşembe günkü açılışını 23 nisan cumaya aldı. On beş gün önceden telgraflarla Anadolu’ya genelgeler gönderdi. “Meclis’i cuma günü açacağız, bunun için şu kadar dua okunacak. Şu kadar nafile namazı kılınacak ve bunlar camilerde cemaate ve meydanlarda halka ilan edilecek” dedi.    <br /><b>Meclis’i niye İslâmi gösterilerle açıyor?</b>    <br />Bu politik bir davranış. İstanbul’da halife var ve Milli Mücadele’nin aleyhine fetva yayınlamış. Mustafa Kemal’in o dönemde bütün ahalinden destek toplayabilmesi için, kendisinin o fetvada anlatıldığı gibi “şeriata ve halifeye karşı çıkan biri” olmadığını, aksine şeriatı ve halifeyi kurtarmaya çalışan biri olduğunu ispat etmesi lazım. Çünkü İstanbul’da yayınlanan fetvalardan ötürü Anadolu’da bazı iç isyanlar çıkıyor. Mustafa Kemal de, “hayır, ben İstanbul’un söylediği gibi laislâmi bir hareket değilim. Aksine ben daha İslâmi bir hareketim” mesajını vermek istiyor. Aradan iki yıl geçiyor ve Sakarya zaferi kazanılıyor. Meclis’te bir müezzin Mustafa Kemal’in gelişi şerefine ezan okumak istiyor. Onu haşlıyor. “Ezanın yeri burası değil, camidir. Oraya git” diyor. Gücü eline geçirince laikliğe doğru yürümeye başlıyor. Çünkü onun kafasındaki esas model Batılılaşmak!    <br /><b>Atatürk’ün din adamlarıyla ilişkisi nasıldı?</b>    <br />“Din adamlarını, hocaları sevmem” diyor ama özellikle Milli Mücadele sırasında İstanbul fetvasına karşı, o da 90 küsur imzayla din adamlarının fetvasını aldı. Böylece Milli Mücadele’yi İslâmi bakımdan meşrulaştırarak halkın desteğini almayı başardı. Din adamlarıyla ittifak zaferden sonra bozulmaya başladı. Zaten Atatürk için laiklik, demokrasiden önce gelir. Milli Mücadele sırasında İstanbul’dan yardım almak ve halkı etrafında toplamak için Abdülhamit’ten daha İslâmi bir politika uyguladı ama&#8230; O her zaman Batılı hayat tarzını benimsedi.    <br /><b>Peki, demokrasiyi gözardı etmek Batılı hayat tarzıyla çelişmedi mi?</b>    <br />Hayır. Çünkü Batılı hayat tarzının içinde mutlaka demokrasi vardır düşüncesi bizim bugünkü düşüncemizdir. O zamanki Batılı hayat tarzı “gardırop devrimi” denen türde bir Batılılaşmaydı. Şapka devrimi, balolar vb&#8230; Batılılaşalım derken, alt yapı devrimleri ve ekonomi fazla öncelikli değil. “Fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirelim ama o nesiller Atatürk’ün sözlerine iman etsinler” inancı var. Unutmayın ki o dönemin Batısı aynı zamanda faşizmin yükseldiği bir Batı’ydı. Dünyada Büyük Buhran’dan sonra liberalizm gözden düşmüştü. CHP’nin altı oku müzakere edilirken, Atatürk, Şükrü Kaya’ya “Şükrü Beyefendi siz iktisadi doktrinler uzmanısınız. Liberalizm ne demek” diye soruyor. Şükrü Kaya, “Liberalizm sömürge ekonomisidir” diye cevap veriyor. Atatürk, “O zaman biz liberal olmayacağız” diyor.    <br /><b>Atatürk liberalizmi Şükrü Kaya’dan mı öğreniyor?</b>    <br />Liberalizmin ayrıntılarını bilmediği kanaatindeyim. Atatürk’ün okuduğu kitaplar daha çok dil ve tarih meseleleriyle ve ulus oluşturmakla ilgilidir. O’nun aydınlanma kaynağı Fransız jakobenizmidir, Voltaire’dir, Rousseau’dur. İngiliz liberalizmini okuyan ise İsmet Paşa’dır. Size Gagavuz Türklerinin olayını anlatayım. Hamdullah Suphi, “Türkçe konuşan Hıristiyan Gagavuz Türklerini Türkiye’ye alalım” diye rica ediyor. Atatürk kabul etmiyor. Ama Türkçe bilmeyen Boşnakları alıyor. Çünkü, din farkı sosyal entegrasyona engel olabilir diye düşünüyor. Bakın&#8230; Laik cumhuriyet, vatandaşını dine göre tanımlamıştır. Azınlık ne demektir? Gayrımüslim demektir. Kürt yok ne demektir? Türk ve Kürt, ikimiz de Müslümanız demektir.    <br /><b>Vatandaşlık tanımını dine göre yapmak laiklik tanımıyla bağdaşır mı?</b>    <br />Bu, dinin referans olarak alınması değildir. Bu, Müslüman ahalinin ulus-devlet için daha sağlam bir zemin oluşturduğunu düşünmekten kaynaklanan siyasi bir tavırdır. Müslüman ahaliye dayanan bir ulus-devletin daha sağlam olacağını düşündü Atatürk. Gayrımüslim Türkleri yani Gagavuzları almadı, ama Türkçe bilmeyen Boşnakları aldı. Anadolu o sırada boştu.    <br /><b>Atatürk, dinin ve din adamlarının laiklik için bir tehlike olacağını mı düşünüyordu?</b>    <br />Evet. Hem Atatürk’ün hem de onu takip eden Kemalistlerin “Laiklik elden gidiyor” endişeleri vardır. Kemalist yazar Yakup Kadri, Panorama romanını “Türkiye demokrasiye geçiyor, yobazlar iktidara geliyorlar ve ilericileri kıtır kıtır kesiyorlar” diye bitiyor. Bu bir psikolojiyi gösteriyor.    <br /><b>Bu psikolojiyi kim yarattı?</b>    <br />Resmî ideoloji yarattı. Kemalist yönetim halk yerine devlet güçlerine dayandı. Böyle olunca da halka şüpheyle bakıldı. Şevket Süreyya, “Kemalist bürokrasi, 1920’lerin ortasından itibaren halktan kopuk bir bürokratik hizip haline geldi” der.    <br /><b>Atatürk döneminde mi bu hale geldi?</b>    <br />Atatürk döneminde tabii&#8230; Muhalefet olmadığı için yönetimde sorumsuzluk ve yolsuzluk almış başını gitmiş. 1926’da Ahmet Ağaoğlu Atatürk’e bir rapor veriyor. “Paşam, partiniz yolsuzluğa battı” diyor. Atatürk halktan ne kadar kopulduğunu görüyor ve muhalif bir fırka kurmaya karar veriyor. “Bunlar yanlış giden işleri söylesinler ve iktidar kendini düzeltsin” diyor. Ama bu muhalefet partisi halkta öyle bir ilgi patlaması yapıyor ki, “rejim elden gidecek” kaygısıyla hemen partiyi kapattırıyor.    <br /><b>Demokrat Parti örneği aslında Atatürk döneminde Serbest Fırka’yla mı yaşanıyor?</b>    <br />Bu, tarihsel olarak da, kadro olarak da böyledir. Serbest Fırka’nın İzmir il başkanı Adnan Menderes’tir.    <br /><b>Atatürk döneminde komünistler de baskıyla karşılaştı. Atatürk komünizm hakkında ne düşünüyordu?</b>    <br />Komünizme karşıydı. Atatürk partisinin ideolojisini Kemalizm olarak benimsedi. Atatürk Kemalizm sözünü benimsedi ve kullandı. CHP’nin 1932 programında “partimizin fikriyatı Kamalizmdir” diye yazılıdır. Ses uyumu açısından o dönemde Kamalizm deniyor. Atatürk Kemalistti ve Kemalizm sözü onun döneminde geliştirildi.    <br /><b>Daha sonra komünistleri yakalatacak olan Atatürk, Sovyetler Birliği ile Kurtuluş Savaşı sırasında çok dostane bir ilişki sürdürdü. O dostluğu sürdürürken de mi komünizme karşıydı?</b>    <br />Kesinlikle karşıydı. Atatürk Sovyetlerle dostluk ilişkilerine her zaman önem verdi ama bu dostluğu Kurtuluş Savaşı sırasında bir ideolojik ittifak gibi pazarladı ve Sovyetlerden yardım aldı. Hatta Moskova’dan para ve silah yardımı almak için 1921‘de komünist Bolşevik eğilimli halk zümresinin programını kendi halkçılık beyannamesi olarak yayınladı. Moskova’dan yardım alınmasaydı, Milli Mücadele belki başarılamazdı. Sakarya Savaşı bittikten sonra Moskova’nın yardımına ve Meclis’teki solculara ihtiyacı kalmadı ve solcular tutuklanmaya başladı. Mustafa Kemal pragmatiktir. Atatürk’ün bir politikacı olduğunu dikkate almak lazım.    <br /><b>Politikacılığı dikkate alındığında ne değişiyor, ortaya ne çıkıyor?</b>    <br />Mesela Atatürk’ün gazeteciler tarafından çok kullanılan bir sözü daha vardır&#8230; “Basın hürriyetinden ortaya çıkacak olan sakıncaların çaresi yine basın hürriyetidir” diye&#8230; Oysa Takrir-i Sükûn döneminde basının nasıl yasaklandığını gazeteci Ahmet Emin Yalman anlatır. Atatürk’ün politik şartlara göre söylediği sözler vardır. Bir de içinde bulunduğu şartlara göre yaptığı uygulamalar vardır. Mesela Atatürk ömrü boyunca milliyetçi oldu. Ama şartlara ve dönemlere göre, milliyetçiliğinin içeriği değişti. Bu içerik, zaman içinde Osmanlı milliyetçiliği, daha sonra İslâmi bir milliyetçilik, arkasından daha Anadolucu bir milliyetçilik, onun arkasından da daha Türkçü bir milliyetçilik oldu.    <br /><b>Atatürk döneminde Kürtlerle, dindarlarla, solcularla, demokratlarla liberallerle devletin sorunlar yaşadığı görülüyor. Peki, Atatürk’ün destekçileri kimlerdi?</b>    <br />Destekçileri ordu, bürokrasi ve o zamanın okumuşlarının ve hatta liberallerinin çok büyük bir bölümüydü. Bir de Cumhuriyet Halk Fırkası’nın tabanındaki esnaf, tüccar ve esnaftı.    <br /><b>Atatürk’ün 1915’teki Ermeni tehciriyle ilgili görüşleri nelerdi?</b>    <br />Atatürk 1915’teki Ermeni tehcirini savunmadı ama açıkça suçlamadı da. 24 Nisan 1920’de Meclis’te yaptığı konuşmada tehcir için eleştiri anlamında, “fezahat” yani “çok çirkin hadise” dedi. Ama 1921’de İstanbul Hükümeti, “Ermeni hadiselerini suçlayan bir bildiri yayınla” dediğinde, Mustafa Kemal İttihatçıları suçlamayı reddetti. Zira hem ileride başına geçeceği devlet suçlanmış olacaktı. Hem de Milli Mücadele’nin alt yapısını İttihatçılar oluşturuyordu.    <br /><b>Sizce Atatürk’ün yönetimde yaptığı en büyük hata neydi?</b>    <br />En büyük hatası Şeyh Sait İsyanı üzerine çıkarılan bir tür sıkıyönetim kanunu olan Takrir-i Sükûn’dur. Bu kanun sadece isyanın güç kullanılarak bastırılmasını sağlamadı. Muhalefeti ve basını da susturdu. Hükümete yargı yetkilerini tanıyan bu kanun çok sert uygulandı.    <br /><b>Nasıl uygulandı?</b>    <br />Sonunda tek partili cumhuriyet, eleştirisiz bir cumhuriyet oldu. Çünkü Takrir-i Sükûn dönemi, sorunların ekonomik ve sosyal olarak diyalogla çözülmesini dışlayıp, tek çözüm yöntemi olarak kuvvet kullanma alışkanlığını bu ülkede güçlendirdi. Sonuçta Takrir-i Sükûn Kanunu ve onun İstiklal Mahkemeleri bir gün son buldu ama bu dönemin yarattığı kuvvet kullanarak çözme alışkanlığı bu ülkede hep devam etti. Kazım Karabekir o sırada Meclis’te muhalif milletvekiliydi. Takrir-i Sükûn müzakereleri sırasındaki konuşmasında, “Eğer siz İstiklal Mahkemeleri’ni bir reform vasıtası sanıyorsanız, çok büyük bir hata içindesiniz” dedi.    <br />Takrir-i Sükûn ve İstiklal Mahkemeleri uygulaması bu ülkenin yaşadığı darbelerin, sıkıyönetimlerin, baskıların anası mıdır aslında?    <br />Elbette.    <br /><b>İstiklal Mahkemeleri çok mu adam idam etti?</b>    <br />Asker kaçakları hariç bin civarında idam oldu. İstiklal Mahkemeleri’ni en iyi tanımlayan Kemalist yazar Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’dur. Katibi olarak o, İstiklal Mahkemeleri için “tedhiş mahkemeleri” diyor. Yani “şiddet mahkemeleri, devlet terörü mahkemeleri” diyor.    <br /><b>Neden bugün Atatürk’ü bir lider, bir insan gibi göremiyoruz? Neden Atatürk’ü hiçbir şekilde hata yapmayan biri gibi kabul ediyoruz?</b>    <br />Atatürk doğal bir lider olarak algılanırsa, ya laiklik elden gider, ya ülke bölünür gibi korkular var. Aksine Atatürk doğal bir lider olarak algılanırsa ülke daha normalleşir. O yüzden Atatürk’ü tabu haline getirmek de yanlış, onun gibi milli bir lidere düşmanlık etmek de yanış. Atatürk’ün farklı dönemlerinde farklı politikalar uyguladığını bir görebilsek&#8230; Bu, bize, farklı politikalar uygulamanın Atatürk esprisine aykırı düşmediğini anlatacak ama&#8230; Onu tabu haline getirince, “ezelde de böyle, ebediyette de böyle, onu taklit etmekten başka bir yol yok” noktasına geliniyor. O da nedir? Sıkıyönetimdir, yasak-lamadır. Bakın&#8230; Eğer Cumhuriyeti Atatürk’ün sözleriyle tanımlarsanız ve cumhuriyetin Atatürk döneminde var olan cumhuriyet olduğuna inanırsanız, cumhuriyetin zamanla liberalleşmesini “yozlaşma, bozulma” gibi görürsünüz. Ama bazıları, tarihin bir evrim, bir değişim çizgisi olduğunu göremiyor. Oysa 1920’lerdeki Atatürk’ün cumhuriyetiyle 1930’lardaki Atatürk’ün cumhuriyeti bile birbirinden farklıdır. 1920’lerde devletçilik yoktu. 1930’larda devletçilik oldu.    <br /><b>Neden özellikle darbeciler ve darbe yanlıları Atatürk’ün adını kullanıyor?</b>    <br />Siyaset bilimci Metin Heper, “Atatürkçülük, Türkiye’de bir meşruiyet karizmasıdır” diyor. Çünkü Atatürk’e refere edilen her şey meşrulaşıyor. Darbecilerin meşruiyete ihtiyacı var. Atatürk deyince meşrulaşıyorlar.    <br /><b>Neden en Atatürkçü kurum olarak ordu gösteriliyor?</b>    <br />Birçok sebebi var. Bir, Mustafa Kemal, başkumandan olarak her askerin kendisini silah arkadaşı gibi göreceği bir tarihî figürdür. İki, bütün ordular eğitimlerinde devletlerinin zaferlerini incelerler. Bu, Mustafa Kemal’siz yapılamaz. Üç, Atatürk’ün döneminde ordunun Atatürk’e sadık olmasına bilhassa çok önem verildi. Atatürk’ün üniformalı resimleri, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yayımladığı beyannameler, Atatürk’ün subayların maaşlarıyla özel olarak ilgilenmesi, orduyla Atatürk arasında hem ideoloji hem meslektaşlık anlamında çok kuvvetli bir bağ meydana getirdi.    <br /><b>Atatürkçülük tam olarak ne demek?</b>    <br />Atatürkçülüğün temelinde, Kemalizm’in bütün tariflerinde şu üç unsur mutlaka vardır. Bunlar, pozitivizm, milliyetçilik ve otoriterliktir. Bilim dediğiniz zaman, Atatürkçülük pozitivisttir. Yurtseverlik dediğiniz zaman, Atatürkçülük milliyetçidir. Bu, geleneklere, dinî duygulara önem veren bir milliyetçilik yerine laik bir milliyetçiliktir. Küreselleşmeye, liboşlara yer vermemek dediğiniz zaman da, Atatürkçülük otoriter bir rejimdir.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Taraf.. "Ahmet Altan"]]></title>
<link>http://kurtleridusunmek.wordpress.com/2009/11/17/taraf-ahmet-altan/</link>
<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 17:39:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>kurtleridusunmek</dc:creator>
<guid>http://kurtleridusunmek.wordpress.com/2009/11/17/taraf-ahmet-altan/</guid>
<description><![CDATA[Kürt sorununun barışla çözülmesine, yirmi beş yıldır süren savaşın sona ermesine, Kürtlerin eşit vat]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Kürt sorununun barışla çözülmesine, yirmi beş yıldır süren savaşın sona ermesine, Kürtlerin eşit vat]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Meclis ne güzel ah ne güzel]]></title>
<link>http://karadogan.wordpress.com/2009/11/17/meclis-ne-guzel-ah-ne-guzel/</link>
<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 17:09:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>Muhammed Karadoğan</dc:creator>
<guid>http://karadogan.wordpress.com/2009/11/17/meclis-ne-guzel-ah-ne-guzel/</guid>
<description><![CDATA[Belgrad Ormanı bizim evin komşu kapısı sayılır. Misal evden bakkala yürümek yedi-sekiz dakika tutuyo]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Belgrad Ormanı bizim evin komşu kapısı sayılır.</p>
<p>Misal evden bakkala yürümek yedi-sekiz dakika tutuyorsa, ormanın girişine ulaşmak da on beş dakikayı bulmaz.</p>
<p>Girizgâh nedeniyle yanlış anlamaya mahal vermek istemem, kimseye hafta sonu önerisinde bulunmak gibi bir gayem kesinlikle yok.</p>
<p>Hatta post modern istila kuvvetleri arasına karışıp, buralara gelmezseniz son tahlilde sevinirim bile.</p>
<p>Ama doğruyu söylemek gerekirse, sonbaharın şu son demlerinde orman gerçekten şahane oluyor. Hele uyarına gelir, bir de hafta arası tenhalığında gidilirse&#8230;</p>
<p><!--more-->Tasvir yapmak denen yetenek bende mevcut değil, kötüsünden de tiksinirim.</p>
<p>Bu nedenle o şahane ortama ilişkin sadece birkaç ipucu vereyim: Gövdesi iki insan kalınlığında ağaçlar, rahmetli Michael Abi’yi bile çakırkeyif yapacak dozda oksijen, ıssız patikalar, nadiren rastlansa da tilkiler ve elbette karaca sürüleri&#8230;</p>
<p>Geçtiğimiz cuma günüydü. İlk hedefim yazımı vakitlice bitirip Tv karşısında açılım görüşmelerini izlemekti.</p>
<p>Yazıyı denize dökmüş, hedefe doğru ilerliyordum.</p>
<p>O sırada cep telefonum titreşti.</p>
<p>Arayan, bu mahallede edindiğim az sayıdaki yeni arkadaştan biriydi.</p>
<p>Beni, gel sen orada derdi unut tadında birkaç arkadaş yapacakları orman turuna çağırıyordu.</p>
<p>Anne babası Tv seyretmesini yasaklayan çocukların telaşıyla reddettim teklifini: “Meclis’teki açılım görüşmelerini izlemem lazım, gelemem!”</p>
<p>“Bir daha ilkbahara kadar karacaları pek göremeyiz” diyen telefonun diğer ucundaki ses aniden sustu.</p>
<p>Siyaset gibi “yüksek” işlerle ilgilenmeyen, doğma büyüme buralı bir genç olarak söyleyecek söz bulamadı herhalde.</p>
<p>Telefon kapandı.</p>
<p>Sanırım benim kesinlikle hasta biri olduğuma karar verdi.</p>
<p>Düşünsenize birini, altı yaprak üstü bulut bir ormanda karacalar arasında yürüyüşe davet ediyorsunuz ve o, “Olmaz ben illa Bahçeli’yi, Erdoğan’ı, Şahin’i, Meclis idare amirlerini filan seyredeceğim” diye tutturuyor&#8230;</p>
<p>Telefonu kapatmadan önce durumu toparlamak için sadece, “İş gereği izlemem lazım” minvalinde bir şeyler geveleyebildim.</p>
<p>Ama itiraf etmeliyim ki asıl vahimi, o anda Meclis Tv’yi saatlerce seyretmeyi karacalar da dahil her şeyden daha çok istememdi.</p>
<p>Hani yazar, “yazmasaydım çıldırabilirdim” demiş ya&#8230; Ben de Sait Faik’in manevi şahsiyeti karşısında hazırola geçip, kaç gündür içimi kemiren bu mevzudan kurtulmak için yazmaya karar verdim.</p>
<p>Dur bakalım işe yarayacak mı?</p>
<p>Çözdükçe dolanıyor</p>
<p>Yayıldın kanepene akşama kadar Meclis Tv izledin de ne oldu derseniz&#8230;</p>
<p>En azından şu oldu&#8230;</p>
<p>MHP lideri Bahçeli’nin Kürt sorununa bulduğu dahiyâne çözüm formülünü öğrendim:</p>
<ul>
<li>Yurtiçi ve dışındaki tüm teröristler silahlarıyla birlikte teslim olmalıdır.</li>
<li>Tamamı adalete hesap vermeli ve verilecek hükme rıza göstermelidir.</li>
<li>Daha sonra ise yokluk, yoksulluk, işsizlik çemberi kırılmalıdır.</li>
</ul>
<p>Öneri değil adeta insan zekâsına hakaret.</p>
<p>Dağa çıkmış, çeyrek asırdır savaş yapan insanlar evine döndürülmeye çalışılıyor, Bahçeli çözüm önerisi olarak “hepsi teslim olsun” diyor.</p>
<p>Oldu, görürsem söylerim diyeceğim ama göremem!</p>
<p>Keşke Bahçeli hazır kaptırmışken diğer memleket meselelerinin şaka gibi çözümünü de açıklasaydı aynı formülle.</p>
<blockquote><p><strong>Kıbrıs sorunu:</strong> KKTC önce devlet olarak Rum tarafı ve Yunanistan tarafından derhal tanınacaktır. Sonra Türkiye’nin 82. vilayeti olacaktır.</p>
<p><strong>Alevi sorunu:</strong> Aleviler derhal teslim olacaktır, şey pardon bütün taleplerinden derhal vazgeçecektir. Alevi çocuklar her din dersinde tahtaya 100 kere “yaşasın Sünnilik” yazacaktır.</p>
<p><strong>Ermeni sorunu:</strong> Erivan yönetimi, soykırım tezinden vazgeçip üstüne bir de öldürülen Türkler için özür dileyecektir. Sarı Gelin türküsünün söylenmesi mahkeme kararıyla olacaktır.</p>
<p><strong>Ege sorunu:</strong> Yunanistan kıta sahanlığı konusunda “Türkiye’nin dediği olur” kuralını kabul edecektir. Ege’deki tüm adalara Kardak boyutunda Türk bayrağı dikilecektir&#8230;</p></blockquote>
<p>Bahçeli’yi dinlerken Hümeyra’nın o şahane şarkısı geldi aklıma. Mırıldanmaya başladım:</p>
<p>Bir kör düğüm ki içim / Çözdükçe dolanıyor&#8230;</p>
<p><strong>Demiray Oral</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ThinkTürk İnternet sitesi Taraf gazetesinin Antisemit yaklaşımını iğneledi]]></title>
<link>http://kehaber.org/2009/11/16/1020/</link>
<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 22:30:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>kehaber</dc:creator>
<guid>http://kehaber.org/2009/11/16/1020/</guid>
<description><![CDATA[ThinkTürk:  Taraf&#8217;ta Antisemitizm. Taraf gazetesi 11 Kasım tarihinde yayınladığı &#8220;Doğan ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;"><a href="http://www.thinkturk.com/2009/11/tarafta-antisemitizm.html" target="_blank">ThinkTürk</a>:  <em><span style="color:#003300;">Taraf&#8217;</span></em>ta Antisemitizm. Taraf gazetesi 11 Kasım tarihinde yayınladığı &#8220;Doğan Yayın ‘gazete satışı’ haberlerini yalanladı&#8221; başlıklı  haberinde Axel Springer ve Doğan Holding logoları arasına İsrail bayrağında da bulunan ve yahudiliğin sembolü olan altı köşeli mavi yıldızı iliştirdi.</p>
<p><img class="alignnone" src="http://farm3.static.flickr.com/2703/4110669004_d0c8c1427c_o.jpg" alt="" width="480" /></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TARAF 2 YAŞINDA - 15 KASIM 2009]]></title>
<link>http://tarafokurlari.wordpress.com/2009/11/14/taraf-2-yasinda-15-kasim-2009/</link>
<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 14:28:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>tarafokurlari</dc:creator>
<guid>http://tarafokurlari.wordpress.com/2009/11/14/taraf-2-yasinda-15-kasim-2009/</guid>
<description><![CDATA[Taraf Okurları olarak saat 13:00&#8242;da pastamızla, konfetimizle Taraf&#8217;ın önünde buluşup, Ta]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Taraf Okurları olarak saat 13:00&#8242;da pastamızla, konfetimizle Taraf&#8217;ın önünde buluşup, Ta]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA["Ergenekon savcılığı" nedir yav?]]></title>
<link>http://tarakgastesielestiri.wordpress.com/2009/11/14/ergenekon-savciligi-nedir-yav/</link>
<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 12:27:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>mescalinia</dc:creator>
<guid>http://tarakgastesielestiri.wordpress.com/2009/11/14/ergenekon-savciligi-nedir-yav/</guid>
<description><![CDATA[Aynen taraf gazetesinin internet sitesinden kopyaladım bunu: &#8220;Ergenekon savcılığının karara it]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Arial;">Aynen taraf gazetesinin internet sitesinden kopyaladım bunu: &#8220;Ergenekon savcılığının karara itiraz hakkının olmadığı öğrenildi.&#8221; demişler. Şey der gibi: Ankara savcılığı, basın savcılığı, İstanbul savcılığı ve yani Ergenekon savcılığı.</span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Arial;">Adamlardaki (ve kadınlardaki) gazetecilik anlayışına bak! Yasal olmayan bazı ibareler koyuyorlar yazılarına. Eğer durum buysa ben de onlara bir isim takayım bari: <strong>Umumhane gazetesi. </strong></span></span><br />
<span style="font-size:small;"><span style="font-family:Arial;">Nasıl beğendiniz mi?<strong><br />
</strong></span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[yasemin çongar hah haaa]]></title>
<link>http://tarakgastesielestiri.wordpress.com/2009/11/13/yasemin-congar-hah-haaa/</link>
<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 18:30:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>mescalinia</dc:creator>
<guid>http://tarakgastesielestiri.wordpress.com/2009/11/13/yasemin-congar-hah-haaa/</guid>
<description><![CDATA[ben bu kadını eleştirecem anasını satayım. eğlenceli bir iş olur diye düşünüyorum. valla çoktandır e]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>ben bu kadını eleştirecem anasını satayım. eğlenceli bir iş olur diye düşünüyorum. valla çoktandır eğlendiriyordu lakin bugün kopardı beni <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>abula (abla) YARSAV &#8220;yargıçlar ve savcılar yüksek kurulu&#8221; değil, &#8220;yargıçlar ve savcılar birliği&#8221; dir. ikisi arasındaki devasa fark ise köşendeki yazılara bakılırsa senin anlayabileceğin bir mevzu değildir <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>bir saniye gülmekten yerlerde yuvarlanıp döneceğim. fakat dönmeyebilirim de&#8230; bir iki arkadaşa gider bunu anlatırım &#8220;he heeee gasteciye bak! salak!&#8221; muhabbeti yapıp sardırırız <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>ilahi yasemin çongar şaka gibisin ya! <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[De l’ouverture à l’Arménie vers l’ouverture de la mémoire ]]></title>
<link>http://denisdonikian.wordpress.com/2009/11/13/de-l%e2%80%99ouverture-a-l%e2%80%99armenie-vers-l%e2%80%99ouverture-de-la-memoire/</link>
<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 05:16:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>denisdonikian</dc:creator>
<guid>http://denisdonikian.wordpress.com/2009/11/13/de-l%e2%80%99ouverture-a-l%e2%80%99armenie-vers-l%e2%80%99ouverture-de-la-memoire/</guid>
<description><![CDATA[par AYSE HUR The Armenian Reporter, 19.09.09 © www.sesonline.net Traduction française : © Georges Fe]]></description>
<content:encoded><![CDATA[par AYSE HUR The Armenian Reporter, 19.09.09 © www.sesonline.net Traduction française : © Georges Fe]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Two TV ads from two Turkish dailies]]></title>
<link>http://erkansaka.net/2009/11/07/two-tv-ads-from-two-turkish-dailies/</link>
<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 08:31:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>erkan</dc:creator>
<guid>http://erkansaka.net/2009/11/07/two-tv-ads-from-two-turkish-dailies/</guid>
<description><![CDATA[Taraf daily&#8217;s latest TV ad. ThemeÇ Challenging political taboos. Zaman&#8217;s latest ad with ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/J6J-f09kEZg&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' /><param name='allowfullscreen' value='true' /><param name='wmode' value='transparent' /><embed src='http://www.youtube.com/v/J6J-f09kEZg&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' type='application/x-shockwave-flash' allowfullscreen='true' width='425' height='350' wmode='transparent'></embed></object></span></p>
<p>Taraf daily&#8217;s latest TV ad. ThemeÇ Challenging political taboos.</p>
<p><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/oSfjrlRRpE8&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' /><param name='allowfullscreen' value='true' /><param name='wmode' value='transparent' /><embed src='http://www.youtube.com/v/oSfjrlRRpE8&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' type='application/x-shockwave-flash' allowfullscreen='true' width='425' height='350' wmode='transparent'></embed></object></span></p>
<p>Zaman&#8217;s latest ad with a theme &#8220;prejudice&#8221;. Challenging political prejudices. Zaman, who is known to have direct relations with <a href="en.wikipedia.org/wiki/Fethullah_Gülen" target="_blank">Fethullah Gülen</a>, has been producing very nice ads for a while&#8230;</p>
<p>And a roundup of interesting videos Erkan had a look&#8230;.<!--more--></p>
<h3><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/AK9PgESFd0I&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' /><param name='allowfullscreen' value='true' /><param name='wmode' value='transparent' /><embed src='http://www.youtube.com/v/AK9PgESFd0I&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' type='application/x-shockwave-flash' allowfullscreen='true' width='425' height='350' wmode='transparent'></embed></object></span></h3>
<h2><a title="Sweden – Heaven and Hell" href="http://notnsfw.com/videos/sweden-heaven-and-hell/">Sweden – Heaven and Hell</a></h2>
<p><!-- AddThis Bookmark Post Button BEGIN --> Notorious Italian shockumentary on the wicked ways of Sweden in the Sixties!</p>
<h3><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/D3szSKD3meg&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' /><param name='allowfullscreen' value='true' /><param name='wmode' value='transparent' /><embed src='http://www.youtube.com/v/D3szSKD3meg&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' type='application/x-shockwave-flash' allowfullscreen='true' width='425' height='350' wmode='transparent'></embed></object></span></h3>
<h3>Visual Effects: 100 Years of Inspiration</h3>
<h2><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/LP_hAszQPgk&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' /><param name='allowfullscreen' value='true' /><param name='wmode' value='transparent' /><embed src='http://www.youtube.com/v/LP_hAszQPgk&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' type='application/x-shockwave-flash' allowfullscreen='true' width='425' height='350' wmode='transparent'></embed></object></span></h2>
<h2>brands @ the movies</h2>
<p><!-- SlideShare error: doc is missing or has illegal characters /[^-_a-zA-Z0-9]/ --><span style="display:block;width:425px;margin:0 auto;"> </span></p>
<p><span style="display:block;width:425px;margin:0 auto;"><embed src='http://widgets.vodpod.com/w/video_embed/ExternalVideo.886672' type='application/x-shockwave-flash' AllowScriptAccess='always' pluginspage='http://www.macromedia.com/go/getflashplayer' wmode='transparent' flashvars='' /></span></p>
<p><span style="display:block;width:425px;margin:0 auto;"><br />
</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ahmet Altan Neden Yazısını Yazamadı]]></title>
<link>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/11/05/ahmet-altan-neden-yazisini-yazamadi/</link>
<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 00:26:16 +0000</pubDate>
<dc:creator>gizlibelge</dc:creator>
<guid>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/11/05/ahmet-altan-neden-yazisini-yazamadi/</guid>
<description><![CDATA[AHMET ALTAN NEDEN AĞLIYOR Taraf Gazetesi’ni alanlar bugün sürmanşetten Ahmet Altan’ın şu yazısı ile ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2>AHMET ALTAN NEDEN AĞLIYOR</h2>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-938" src="http://gizlibelge.wordpress.com/files/2009/11/ahmet-altan.jpeg" alt="" width="195" height="145" /></p>
<p>Taraf Gazetesi’ni alanlar bugün sürmanşetten Ahmet Altan’ın şu yazısı ile karşılaştı: “Bu gazeteyi hayatta tutmak, uzaktan göründüğünden daha zor bir iş. Şu anda Taraf gazetesinin basılıp sabahleyin elinize ulaşması için uğraşıyoruz. Bu nedenle yazımı yazamadım. Eğer sabahleyin bu notumu okuyabilirseniz, gazetenin basılmasını sağlayabildiğimizi de anlarsınız. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Dostun bu kadar az, düşmanın bu kadar çok olduğu yerde, elimizden çok daha fazla bir şey gelmiyor doğrusu.”<!--more--></p>
<p>Ahmet Altan bu notu bıraktıktan sonra o gün yazısını yazmadı. Notu okuyabiliyor olmamızdan Altan’ın dün bütün gün gazetenin çıkması için uğraştığını ve başardığını anlıyoruz. Ancak Altan’ın yazısını yazacak zamanı bu çaba nedeniyle kalmamış.</p>
<p>Gazetecilik zor bir iş gerçekten. Altan’ı anlıyoruz…</p>
<p>Ancak “yazarımız rahatsızlığı nedeniyle bugün yazısını yazamamıştır” uyarısının bazen “kaytardım” demek olduğunu bilecek kadar gazetecileri tanıyoruz.</p>
<p>Bununla da bir sorunumuz yok…</p>
<p>Ancak Altan’ın durumu bu kadar dramatize etmesi biraz rahatsız edici.</p>
<p>Şimdi bu notu yayınlayan bugünkü medya sitelerinin atladığı bir noktaya bakalım…</p>
<p>Ahmet Altan dün gazete dışında nerede görüldü?</p>
<p>CNNTÜRK’te “Tecrübe Konuşuyor” programında.</p>
<p>Altan, Hasan Cemal ve Cengiz Çandar’ın konuğuydu.</p>
<p>Peki, program saat kaçta başladı?</p>
<p>20.00’da…</p>
<p>Altan programda yapılan hazırlıklar için muhtemeldir ki 19.00 civarında kanalda oldu.</p>
<p>Taraf’ın binası Kadıköy’de, CNNTURK’ün Bağcılar’da. O saatte trafikte en iyi ihtimalle bu aradaki yol 1 saatte aşılabilir.</p>
<p>Yani Ahmet Altan büyük ihtimalle 18.00’da yola çıkmış olmalı.</p>
<p>Programın bitiş saati 22.00.</p>
<p>Ahmet Altan’ın tekrar Kadıköy’e dönmesi 23.00.</p>
<p>Kısacası Altan 18.00 ile 23.00 arasını Hasan Cemal ile Cengiz Çandar’ın programı için harcadı. Ahmet Altan’ın söylediğine göre gazetenin çıkıp çıkmayacağının dahi belirsiz olduğu şartlarda Altan 5 saatini bir televizyon programında kullandı.</p>
<p>Sonra da okuyucularının karşısına geçip “bu gazete çok zor çıkıyor, bütün gün çıkması için uğraştığımdan ötürü yazımı yazamadım” dedi.</p>
<p>Altan kızmasın ama bu biraz ilköğretim çocuklarının “elektrikler kesikti ödevimi yapamadım” bahanesine benziyor. Vicdanın arkasına sığınan bir tembelliğin hikayesi.</p>
<p>Batılı anlamda liberal bir gazete çıkar, sonra da genel yayın yönetmeni televizyona çıkmayı yazısını yazmaya tercih etsin. Kendi gemisinin kaptan köşkünden topluma seslenmek yerine, her gün sövdüğü bir grubun televizyonuna çıkmak için vakit harcasın. Sonra da okurların vicdanını yoklasın.</p>
<p>Altanlar’ın deyimiyle “Şarklılıktan bir türlü kurtulamıyoruz”.</p>
<p>Anlaşılan bugün hiçbir gizli belge yayınlamayan, hiçbir özel haber yapmayan Taraf Gazetesi, tam sayfalık cemaat sermayesinin reklamları, Neşe Düzel’in bir sayfalık içeriksiz muhabbeti, Mehmet Baransu’nun tam sayfa çok özel bir şey anlatıyormuş gibi yazdığı Dağlıca Baskını’na dair basın derlemesi olmasa Taraf Gazetesi çıkamayacakmış.</p>
<p>Demek gizli belge yoksa gazetecilik de yok.</p>
<p>Okurlardan af dilemek var. Karnım ağrıyordu, elektrikler kesikti, misafir gelmişti var…</p>
<p>Bir tek gazetecilik yok…</p>
<p>Biz buna “gizli belge rehaveti” diyoruz.</p>
<p>Odatv.com</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[taraf'a (bamsı beyrek)]]></title>
<link>http://afilicemiyettiyatrosu.wordpress.com/2009/11/04/tarafa/</link>
<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 17:54:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>bamsibeyrek</dc:creator>
<guid>http://afilicemiyettiyatrosu.wordpress.com/2009/11/04/tarafa/</guid>
<description><![CDATA[Eski Karikatür Dergisi’nden Taraf Gazetesine’ne: Ezanı yeniden Arapçaya çevirdiler. Ses etmediniz. ‘]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Eski Karikatür Dergisi’nden Taraf Gazetesine’ne: Ezanı yeniden Arapçaya çevirdiler. Ses etmediniz. ‘]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Üç kadının romancısı]]></title>
<link>http://nataliesayan.wordpress.com/2009/11/04/uc-kadinin-romancisi/</link>
<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 12:00:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>natali esayan</dc:creator>
<guid>http://nataliesayan.wordpress.com/2009/11/04/uc-kadinin-romancisi/</guid>
<description><![CDATA[Fransa’nın milli ödülü olarak kabul edilen Goncourt’u kazanan ilk siyah kadın yazar Marie NDiaye Sar]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Fransa’nın milli ödülü olarak kabul edilen Goncourt’u kazanan ilk siyah kadın yazar Marie NDiaye Sar]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Neşe Düzel Erdal Özdemir Adını Duydu Mu?]]></title>
<link>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/11/02/nese-duzel-erdal-ozdemir-adini-duydu-mu/</link>
<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 20:59:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>gizlibelge</dc:creator>
<guid>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/11/02/nese-duzel-erdal-ozdemir-adini-duydu-mu/</guid>
<description><![CDATA[NEŞE DÜZEL ERDAL ÖZDEMİR ADINI DUYDU MU? Erdal Özdemir… 33 askerimizin PKK tarafından şehit edildiği]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2>NEŞE DÜZEL ERDAL ÖZDEMİR ADINI DUYDU MU?</h2>
<p>Erdal Özdemir…</p>
<p>33 askerimizin PKK tarafından şehit edildiği Bingöl Katliamı’ndan ağır yaralı olarak kurtulanlardan bir er. Yani bir Gazi.<!--more--></p>
<p>Tarih: 24 Mayıs 1993</p>
<p>PKK, asker sevki yapan iki aracı Elazığ-Bingöl karayolunda durdurdu. Silahsız olarak rehin alınan erler, saatlerce süren bir yürüyüşün ardından kurşuna dizildi.</p>
<p>İşte Erdal Özdemir, tarihe Bingöl Katliamı olarak geçen, 33 askerimizin şehit olduğu o gün, vücuduna 7 kurşun yarası almıştı. Aylarca tedavi gördü ancak felç oldu ve tekerlekli sandalyeye mahkum kaldı.</p>
<p>Gazi Erdal Özdemir’i neden anlatıyorum?</p>
<p>Taraf’ta Neşe Düzel, bir dönem ANAP milletvekilliği yapmış, eski askeri hakim ve savcı Faik Tarımcıoğlu ile bir röportaj yaptı.</p>
<p>Düzel’e göre; Tarımcıoğlu “çok ilginç analizler” “çok çarpıcı iddialarda” bulundu!</p>
<p>Keza, Neşe Düzel röportajın spotuna da Tarımcıoğlu’nun “bu çok ilginç analizlerinden’ bir bölümü koymuş.</p>
<p>Yukarıdaki sorunun cevabını vermeden önce, röportajdan şu bölümü okuyalım:</p>
<p><strong>“Türkiye gene bir cumhurbaşkanlığı seçim sürecine giriyor. 2011’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerine neredeyse bir yıl kaldı. Siz, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hep çok gerginlik yarattığını söylüyorsunuz. Ortaya çıkarılan darbe planı, Erdoğan’ın muhtemel cumhurbaşkanlığını engellemeyi hedeflemiş olabilir mi?</strong></p>
<p>Elbette. Hiç şüpheniz olmasın. 1993 senesi tarihe en büyük kara leke olarak geçti. Darbe ortamını hazırlamak için pek çok suikast yaşandı. Uğur Mumcu 1993 başında öldürüldü. Birkaç gün sonra Özal şaibeli bir şekilde öldü. Arkasından Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis suikasta uğradı. Hemen ardından 33 er Bingöl’de öldürüldü. Sivas’ta 37 kişi yakıldı. Üç gün sonra Başbağlar’da 33 kişi katledildi. Bu 33 rakamı, Mustafa Muğlalı olayına bir referanstır ve kasten seçilmiştir. Sonra JİTEM’in karanlık yüzü Cem Ersever öldürüldü.</p>
<p><strong>Bütün bu cinayetler niye işlendi?</strong></p>
<p>Bütün bunlar darbeye ortam hazırlamak ve darbenin meşruiyetini sağlamak için yapıldı. Çatışmalar sürdü, Kürt sorunun demokratik ve siyasi yoldan çözülmesi engellendi. Ama Özal ölüp de Demirel Cumhurbaşkanı olunca işler normalleşti. Özal dönemi bitti ve bir süre darbeye gerek kalmadı. Çünkü Demirel’le 12 Eylül’ün darbe düzeni devam ettirildi. 28 Şubat ise bir nokta operasyondu.”</p>
<p>Ne büyük cahillik: “Bingöl’de şehit edilen erlerin sayısı olan 33 kasten seçilmiş”.  Tarımcıoğlu’nun bu kulaktan duyma yakın tarih bilgisiyle söylediği, kulağa heyecanlandırıcı gelen teori ne kadar da gerçeklikten uzak. Neşe Düzel de heyecanlanmış olmalı ki; bu açıklamayı spota yerleştirmiş.</p>
<p>Gazetecilik açısından ne acı bir örnek.</p>
<p>Belli ki Neşe Düzel Erdal Özdemir’i tanımıyor ya da görmek istemiyor. Halbuki çalıştığı gazete Taraf, 30 Kasım 2008 tarihinde kendisiyle röportaj bile yaptı. Başlığı neydi o röportajın biliyor musunuz: 34. asker soruyor!</p>
<p>Biz anlatmaya devam edelim.</p>
<p>Erdal Özdemir, o katliamdan şans eseri kurtuldu. PKK’lılar onun öldüğünü sanıyordu. Tıpkı, onun gibi sağ kurtulan diğer 4 asker gibi… Yani o da, diğer arkadaşları gibi ölebilirdi. Şehit sayısı 33 değil, 34 ya da 35 de olabilirdi. Ama olmadı.</p>
<p>Neymiş, 33 rakamı kasten seçilmişmiş!!!</p>
<p>Geçiniz…</p>
<p>Hala vücudunda bulunan mermi parçaları, tekerlekli sandalyeye mahkumluğu ve daha da önemlisi; gözlerinin önünde 33 arkadaşının katledilmesi o günü Özdemir’e unutturmuyor.</p>
<p>Ancak birileri bilerek O’nu unutuyor. Görmek istemiyor.</p>
<p>Barış Pehlivan</p>
<p>Odatv.com</p>
<h3><a href="http://www.odatv.com/Medya/nese_duzel_gazeteci_mi-16984.html">NEŞE DÜZEL GAZETECİ Mİ? </a></h3>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yazma Alışkanlıkları ve Takıntılarıyla: Yazarlar ve Odaları]]></title>
<link>http://nataliesayan.wordpress.com/2009/11/01/yazarin-odasi/</link>
<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 14:00:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>natali esayan</dc:creator>
<guid>http://nataliesayan.wordpress.com/2009/11/01/yazarin-odasi/</guid>
<description><![CDATA[Yaşadığımız mekân dünyamızın köşesi, sığınağımız. Yazarların da eserlerini ürettikleri odalarına atf]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Yaşadığımız mekân dünyamızın köşesi, sığınağımız. Yazarların da eserlerini ürettikleri odalarına atf]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Islak İmzada Son Durum Ne?]]></title>
<link>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/10/31/islak-imzada-son-durum-ne/</link>
<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 19:18:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>gizlibelge</dc:creator>
<guid>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/10/31/islak-imzada-son-durum-ne/</guid>
<description><![CDATA[ISLAK İMZADA SON DURUM NE? Hürriyet yazarı Yalçın Doğan bazı Adli Tıp yetkililerine ve uzmanlara bel]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2>ISLAK İMZADA SON DURUM NE?</h2>
<p><img class="alignleft" src="http://gizlibelge.files.wordpress.com/2009/10/islak-imza.jpg?w=270&#038;h=114#38;h=114" alt="" width="270" height="114" /></p>
<p>Hürriyet yazarı Yalçın Doğan bazı Adli Tıp yetkililerine ve uzmanlara belgedeki imzayla ilgili sorular sordu. Aldığı yanıtlar ıslak imza tartışmalarına yeni boyutlar getirecek nitelikteydi. Uzmanlar imzanın çok kolay taklit edilebilir olduğunu ve başka kriterlere de bakmak gerektiğini söylüyorlar. Söz konusu imza “yüzde yüz eli ürünüdür” sınıfına değil, “kabulü gerekir” sınıfına giriyor. Yani Adli Tıp kararı mahkemeye bırakmış!</p>
<p>İşte Yalçın Doğan’ın “İmza kabul edildi ama acele etmeyin” başlıklı yazısı:<!--more--></p>
<p><strong>“ADLİ Tıp karar veriyor:“Bu belgedeki imza kabul edilebilir.”
<p>&#160;</p>
<p></strong></p>
<p>Adli Tıp, Genelkurmay’da darbe planları ile ilgili belgedeki imzanın <strong>Albay Dursun Çiçek’e ait olduğu kabul edilebilir</strong> kararına varıyor.</p>
<p>Durun, sakın acele etmeyin. Biraz nefes alın ve teknik açıklamalara hazır olun.</p>
<p>Adli Tıp Kurumu yetkililerine, siyasetle yakından uzaktan ilgisi bulunmayan uzmanlarına işin tekniğini soruyorum. Konu teknik, konuşmayı soru-yanıt biçiminde aktarmak en doğrusu.<br />
<strong><br />
İMZA YAŞI ZOR</strong></p>
<p>- İmzanın yaşını, yani ne zaman atıldığını nasıl anlıyorsunuz?</p>
<p><strong>- İmzada kullanılan mürekkebin üretiliş yılından.</strong></p>
<p>- Üretim yılını nasıl anlıyorsunuz?</p>
<p><strong>- Işık dalga boyutlarından yararlanarak. İmzada kullanılan mürekkep hangi ışıkları içeriyorsa, ondan hareketle, mürekkebin üretim yılını tespit ediyoruz.</strong></p>
<p>- Her mürekkebin üretim tarihi mi var?</p>
<p><strong>- Yılı kayıtlı ise, var. Kayıtlı ise, tarihi tespit edilir.</strong></p>
<p>- Değilse?</p>
<p><strong>- Edilemez. O zaman tarihini tespit mümkün değil.</strong></p>
<p>Görüştüğüm uzman, devam eden yanıtında,  teknik açıdan ilk önemli bilgiyi veriyor.</p>
<p><strong>Bizde genellikle üretim tarihi kayıtlı değil, onun için, imzanın yaşını tespit mümkün değil.</strong></p>
<p>Bu durumda, imza yaş mı, kuru mu, tartışmalarına ister istemez fren geliyor. O uzmanla soru-yanıta devam ediyorum.</p>
<p><strong>İMZA TÜRLERİ</strong></p>
<p>- Belirlediğiniz ne var bu durumda?</p>
<p><strong><br />
- Bu imza çok kolay taklit edilebilir bir imza. İlk okullarda bile dersi var, artık bu gibi imzalar kullanılmıyor, isim yazılıyor. Belgedeki imza basit, taklidi kolay.</strong></p>
<p>- Bundan bir sonuç çıkartıyor musunuz?</p>
<p><strong><br />
- Hayır, bu sadece bir tespit. İmza türleri var.</strong></p>
<p>- Ne gibi?</p>
<p><strong><br />
- İmza tespitinde üç tür imza vardır. Benzer üründür, deriz, kabulü gerekir, deriz ve eli ürünüdür, deriz. Bizi yüzde yüz emin kılan, eli ürünü tespitidir. En hafifi benzer ürün, tespitidir.</strong></p>
<p>- Bu belgedeki imza için ne dediniz?</p>
<p><strong><br />
- Kabulü gerekir, dedik. Benzerlikler fazla. </strong></p>
<p>- İmza Albay <strong>Dursun Çiçek</strong>’e ait, diyorsunuz.</p>
<p><strong>- Hayır, imzanın kime ait olduğunu tespit etmek, Adli Tıpta bizim en zayıf olduğumuz alan.</strong></p>
<p>Bu da, görüştüğüm uzmanın aktardığı ikinci önemli bilgi. Merakım daha da artıyor ve konuşma devam ediyor.</p>
<p>- Kabul edilebilir, ne demek?</p>
<p><strong><br />
- Kararı mahkemeye bırakıyoruz. Çok emin değiliz, kararı siz verin, diyoruz mahkemeye.</strong></p>
<p>Dongggg!.. Günlerdir imzanın kime ait olduğu tartışmaları sürerken, Adli Tıptan iki önemli bulgu çıkıyor.</p>
<p>1- İmzanın yaşı belli değil. 2- Çiçek’e ait olup olmadığı yüzde yüz kesin değil.</p>
<p>Üç kesinlik derecesi içinde, tespit ikinci derecede.</p>
<p>Bunlardan hareketle, belge vardır, yoktur, imza sahtedir, gerçektir, gibi sonuç çıkarmaya çalışmıyorum. Bu yazı kimseyi aklamak ya da suçlamak gibi bir amaç taşımıyor. Tümüyle teknik bir yazı.”</p>
<p>Odatv.com</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Taraf'ın Yazı İşlerinin Kayıtları]]></title>
<link>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/10/31/tarafin-yazi-islerinin-kayitlari/</link>
<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 18:32:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>gizlibelge</dc:creator>
<guid>http://gizlibelge.wordpress.com/2009/10/31/tarafin-yazi-islerinin-kayitlari/</guid>
<description><![CDATA[İŞTE TARAF’IN YAZI İŞLERİ TOPLANTISININ KAYITLARI Leman Dergisi yazarı Başar Başaran, Taraf’ın NTV’y]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2>İŞTE TARAF’IN YAZI İŞLERİ TOPLANTISININ KAYITLARI</h2>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-231" title="taraf gazetesi" src="http://gizlibelge.wordpress.com/files/2009/08/taraf-gazetesi1.jpg" alt="taraf gazetesi" width="314" height="101" />Leman Dergisi yazarı Başar Başaran, Taraf’ın NTV’yi Yazıcıoğlu’nun helikopterini düşürmekle ilgili suçladığı haberle ilgili bir yazı yazdı. Başaranhaberin hazırlandığı yazı işleri toplantısının kurgusunu okuyucularla paylaştı.</p>
<p><strong>İşte Başaran’ın  o yazısı:</strong><!--more--></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde, Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği kazada yolcuların cep telefonlarının NTV santralinden ısrarla aranması sonucunda helikopterin düştüğünü iddia eden ve bunu manşetten veren Taraf Gazetesi yazı işleri toplantısı…</p>
<p>- Selamün aleyküm Ahmet ağbi, bomba gibi bir haber budum!!!</p>
<p>- Söyle Baranımm</p>
<p>- Ağbi kırk iki tane mail atmışlar Büyük Birlik Partisi binasına arka arkaya</p>
<p>- Ne diyosun?!..</p>
<p>- Dinamit lokumu gibi ağbi&#8230; Hem de direk inbox’a düşmüş junk falan da değil</p>
<p>- Cani lan bunlar!.. Bir şey olmuş mu Alperenlere?</p>
<p>- Ağbi helikopter…</p>
<p>- Ne diyorsun Baranım, emin misin?</p>
<p>- Ağbi bu sefer kesin. Ondörtden fazla da faks çekmiş şerefsizler.</p>
<p>- Hepsi aynı yerden mi?</p>
<p>- Ağbi tek numaradan. Hiç acımadan hem de…  Arka arkaya çekmişler.</p>
<p>- Kime aitmiş numara?</p>
<p>- Ağbi Kral Fm</p>
<p>- Vay Kraldan çok kralcılar vaaayy</p>
<p>- Yasemin Ablanı çağır bana&#8230; Bakalım o ne diyecek?</p>
<p>- Ahmeeeeet…Oh Nooo..Söyledi demin Berrın &#8230;Çok şaşırdımmm!.. Ay bu ülke 24 dizisi gibi Ahmet.. Çok heyecanlı bi yer Ortadoğu.</p>
<p>- Değil mi.. Ah şu çılgın Türkler.. Mesleksiz diye kızar bir de babam..Adamlar SMSile helikopter düşürmeyi öğrenmişler.</p>
<p>- Ne yapalım Ahmet ağbi manşetten girelim mi?</p>
<p>- Manşet ne kelime Baranım, sürmanşet sürelim hem de</p>
<p>- Ne yazalım ağbi???</p>
<p>- “Çaldırıp kapatan kontörsüzlerin hain planı!”</p>
<p>- Aman Baranım Ergenekon işini de ihmal etmeyelim. Hocama da selam!</p>
<p>- Merak etme ağbi bakıyorum ben.</p>
<p>- Hangi Hodja Ahmet?</p>
<p>- Nasreddin Hodja Yaseminciğim&#8230;</p>
<p>Odatv.com</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Taraf'tan çok konuşulacak MANŞET]]></title>
<link>http://ergenekoncetesi.wordpress.com/2009/10/29/taraftan-cok-konusulacak-manset/</link>
<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 22:59:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>oktay571</dc:creator>
<guid>http://ergenekoncetesi.wordpress.com/2009/10/29/taraftan-cok-konusulacak-manset/</guid>
<description><![CDATA[Taraf&#8217;tan çok konuşulacak MANŞET Millete Komplo Belgesini ortaya çıkararak büyük bir başarıya ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td rowspan="2" align="left" valign="top">
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="296px" align="left" valign="top"><img src="http://image.samanyoluhaber.com/Images/News/2009831/83891.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td rowspan="2" align="left" valign="top">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td align="left" valign="top">
<h1>Taraf&#8217;tan çok konuşulacak MANŞET</h1>
</td>
</tr>
<tr>
<td align="left" valign="top">Millete Komplo Belgesini ortaya çıkararak büyük bir başarıya imza atan Taraf Gazetesi bugün yine çok konuşulacak bir manşetle okuyucularının karşısına çıktı. Komplo belgesinin orjinalini ortaya çıkaran ihbar mektubunun detaylarını yayınlayan gazete emirin kim tarafından verildiğini yazdı.</td>
</tr>
<tr>
<td align="left" valign="bottom">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" align="right">
<tbody>
<tr>
<td align="right" valign="bottom">Yazı Boyutu                                                             <a href="ChangeSize(10);">10</a> <a href="ChangeSize(12);">12</a> <a href="ChangeSize(14);">14</a> <a href="ChangeSize(16);">16</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td align="left" valign="top">
<table id="ctl00_Contentplaceholder2_tblReleated" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td align="left" valign="middle">İlişkili Haberler</td>
</tr>
<tr>
<td>
<div>
<table id="ctl00_Contentplaceholder2_dgNews" border="0" cellspacing="0">
<tbody>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_323918_iste-turkiyeyi-sarsan-o-mektup.html">İŞTE TÜRKİYE&#8217;Yİ SARSAN O MEKTUP</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_323748_komplo-belgesinde-sok-eden-detay.html">Komplo belgesinde şok eden detay</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_323777_fena-cuvalladilar-%21.html">Fena çuvalladılar !</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_323766_albay-cicek-konustu-%21.html">Albay Çiçek konuştu !</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_323672_gundeme-bomba-gibi-dustu---video.html">Gündeme bomba gibi düştü &#8211; Video</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_323665_turkiye-bu-soruyu-konusuyor---video.html">Türkiye bu soruyu konuşuyor &#8211; Video</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_316205_o-askerler-cok-kritik-goreve-getirildi.html">O askerler çok kritik göreve getirildi</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_314810_saniye-saniye-kayda-alinmis---video.html">Saniye saniye kayda alınmış &#8211; Video</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_309760_yas-kararlari-aciklandi---foto.html">YAŞ KARARLARI AÇIKLANDI &#8211; Foto</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_306917_iste-andicin-ilk-uygulamasi---video.html">İşte ANDIÇ&#8217;ın ilk uygulaması &#8211; Video</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" align="center" valign="middle"></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" align="left" valign="top">
<div>İşte o manşet:<br />
<img src="http://image.samanyoluhaber.com/Images/Resim/Images/News/20091026/taraf1.jpg" alt="Taraf 26 Ekim" /></p>
<p><span style="color:blue;"><strong>BAŞBUĞ MEDYAYI SUÇLADI:</strong></span></p>
<p>AKP ve Gülen&#8217;i Bitirme Planı için zamanında “Doğruysa gereği yapılır” diyen Org. Başbuğ dün belgeyi unutup medyayı suçladı.<br />
<!--more--><br />
Genelkurmay&#8217;da  hazırlanan İrticayla Mücadele Eylem Planı&#8217;nın ıslak imzalı orijinalinin ortaya çıkması ve karargâhta belgeyle ilgili “temizlik” yapıldığı ihbarı üzerine dün TSK&#8217;dan üç maddelik tuhaf bir açıklama geldi. Açıklamaya göre, belgeye yansıyan planın TSK&#8217;da yapılmış olması değil ama bu planla ilgili ihbar mektubunun medyada yer alması “hukuk devleti adına kaygı verici,” haberin verilişinin yayına göre farklılığı ise “dikkat çekici.” Genelkurmay ayrıca “Hukuk devletinde her şeyin yasalara uygun yürütülmesine hiçbir kimsenin ve kurumun itirazı olamaz” dedi. AKP&#8217;li Bozdağ ise Başbuğ&#8217;a sözünü hatırlattı: Belge doğru, gereğini yapın.</p>
<p>AKP Grup Başkan Vekili Bekir Bozdağ, orijinali savcılığa ulaşan “İrticayla Mücadele Eylem Planı” konusunda Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ&#8217;u görev çağırdı. Başbuğ&#8217;un “belge doğruysa gereğini yaparım” diyerek güvence verdiğini hatırlatan Bozdağ, “Belge doğruysa bu belgeyi hazırlayan personel hakkında gerekli idari işlemlerin yapılarak gerekli müeyyidelerin uygulanmasını bekliyoruz” dedi. MHP ve CHP ise konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.</p>
<p><span style="color:blue;"><strong>“Suç duyurusunda bulunduk”</strong></span></p>
<p>Taraf&#8217;a konuşan Bozdağ, Taraf&#8217;ın belgeyi yayımladığı günlerde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na suç duyurusunda bulunduklarını hatırlatarak, orijinal belgenin ulaşmasıyla birlikte savcıların yeni delileri değerlendirerek gerekli işlemleri yapacağını söyledi. Suç duyurusunda, Taraf&#8217;ta yayımlanan belgenin araştırılıp doğruysa sorumlularının cezalandırılmasını istediklerini anlatan Bozdağ, orijinal belgenin savcılığa ulaştığı yönündeki haberlerin doğru olması halinde Genelkurmay Başkanlığı&#8217;nın da sorumlular hakkında idari işlem yapmasını beklediklerini kaydetti. Bozdağ, şöyle konuştu:</p>
<p><span style="color:blue;"><strong>“Soruşturma açılmalı”</strong></span></p>
<p>“Eğer gazetelerde yer alan haber ve bilgiler doğruysa o zaman yeni bir durum ortaya çıkmış demektir. Daha önce Sayın Başbuğ bunun bir ‘kağıt parçası&#8217; olduğunu söylemişti. Askeri Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına yönelik kararın da nihai karar olmadığı, bu bilgi ve belgenin doğruluğuna dair yeni deliler çıkartılırsa bunun soruşturulacağını söylemişti. Bu durumda çıkan haberler doğruysa yapılan açıklamanın gereği olarak bu soruşturmanın açılması gerekmektedir. ‘TSK, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine bağlı ve saygılıdır. Bu ilkelere aykırı davranışlarda bulunan ve bulunabilecek bir personeli bünyesinde bulundurmaz&#8217; ifadesi en büyük teminat olmuştu. Eğer bu belge doğruysa bu belgeyi hazırlayan personel hakkında gerekli idari işlemlerin yapılarak gerekli müeyyidelerin uygulanmasını bekliyoruz.”</p>
<p><span style="color:blue;"><strong>Albay 18 saatte tahliye edilmişti</strong></span></p>
<p>Kurmay Albay Dursun Çiçek, önce Ergenekon savcıları tarafından ‘darbecilerle bağlantıları&#8217;nın anlatıldığı bir ihbar mektubu nedeniyle sorgulandı. Sorguda ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı&#8217;nın ayrıntıları da soruldu.</p>
<p>Çiçek, sorgulanmasının ardından ‘silahlı terör örgütü üyeliği&#8217; suçundan nöbetçi 14. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;ne sevk edildi. Mahkeme ‘kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular mevcuttur&#8217; diyerek Albay Çiçek&#8217;in tutuklanarak Hasdal Askeri Cezaevi&#8217;ne gönderilmesine karar verdi. Aynı gece Çiçek&#8217;in avukatının itirazını hemen değerlendirmeye alan üç kişilik 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, geçici üye hakim Faik Saban&#8217;ın da bulunduğu toplantıda ‘oy çokluğu&#8217; ile tahliye kararı verdi. Böylece Çiçek&#8217;in tutukluluğu sadece 18 saat sürdü.</p>
<p><span style="color:blue;"><strong>Darbe günlüklerinden eylem planına</strong></span></p>
<p>Albay Dursun Çiçek&#8217;in ismi ilk olarak 20 Haziran 2008&#8242;de yine Taraf&#8217;ın ortaya çıkardığı ‘Lahika-1&#8242; belgesiyle gündeme gelmişti. Belgeye göre, Genelkurmay, ‘üst yargı organları başkanlarını TSK ile aynı paralelde hareket ettirmeyi&#8217; amaçlıyordu. Basın mensupları düzenli temasla yönlendirilecekti. Çiçek&#8217;in adı, Oramiral Özden Örnek tarafından hazırlandığı belirlenen‘Darbe Günlükleri&#8217;nde de Dz. P. Kur. Yb. rütbesiyle sık sık yer aldı. Ayrıca Ergenekon sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon&#8217;da ele geçirilen 14 No&#8217;lu CD&#8217;deki belge ve fotoğrafların Çiçek tarafından gönderildiği ileri sürüldü.</p>
<p><span style="color:blue;"><strong>Erdoğan: Sonuna kadar üzerine gideceğiz</strong></span></p>
<p>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Antalya&#8217;dan Pakistan&#8217;a hareketinden önce Antalya Havalimanı&#8217;nda düzenlediği basın toplantısında ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı&#8217;nın orijinalinin ortaya çıkması ve Adlî Tıp&#8217;ın ‘ıslak imza&#8217; tesbitini değerlendirdi. Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, “Daha önce bu konuda sonuna kadar gideceğinizi beyan etmiştiniz. Hükümetinizin bundan sonra atacağı adımlar neler olacaktır” sorusuna şu karşılığı verdi: “Yürütme olarak bize ne düşerse onu sonuna kadar yapacağımızı söylediğimiz gibi, bundan sonra da yine aynı kararlılık içerisindeyiz. Akşam farklı, sabah farklı konuşmayı sevmem. Arkadaşlarım da böyle bir şeyin içerisine asla girmezler”</p>
<p>Erdoğan, şu andaki süreci yargının devam ettirdiğini anımsatarak şunları söyledi: “Savcının elinde olan belge ne denli sağlamdır, Adlî Tıp raporunu savcı Bey nasıl değerlendirecektir, bunu ilgili mahkeme nasıl değerlendirecektir, o onların takdiridir. Bu konuda benim söyleyeceğim herhangi bir şey yoktur.” Erdoğan uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada da “Belgenin gerçek çıkması halinde TSK&#8217;nın bu lekeyi taşıyamayacağını” vurguladı.</p>
<p><span style="color:blue;"><strong>Soruşturma bu kez ‘orijinal&#8217; olsun</strong></span></p>
<p>Türkiye gündemine bomba gibi düşen ve uzun süre tartışılan ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı&#8217;nın orijinalinin savcılığa ulaşması yeni bir sürecin startını verdi. Belgenin yayımlanmasının ardından, altında imzası bulunan Kurmay Albay Dursun Çiçek&#8217;in, sivil savcılar tarafından sorgulanması ile başlayan, nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanması ve ardından 18 saat içinde serbest bırakılması ile devam eden hukukî süreç şimdi tekrar başlayacak. Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, hukukî anlamda yeni bir boyut kazanan soruşturmanın seyrini Taraf‘a yorumladı.</p>
<p><span style="color:blue;"><strong>‘İrticayla Mücadele Eylem Planı&#8217;nın orijinali savcılıkta. Bundan sonra nasıl bir süreç işleyecek?</strong></span></p>
<p>Askerî savcılığın kovuşturmaya yer olmadığı kararını hukuka ve usule aykırı olduğunu daha önce de ifade etmiştim. Şimdi orijinalinin ortaya çıkması olaya yeni bir hukukî boyut kazandırdı. Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;na göre yeni delillerin ortaya çıkması, savcılığa yeniden bu konuyu soruşturma imkânı verir. Hukuken iki soruşturmanın yürütülmesini bekliyorum. Birincisi, Genelkurmay Başkanı ‘kağıt parçası&#8217; ama ‘aslı çıkarsa da peşini bırakmam&#8217; dedi. Şimdi askerî yönden idari bir soruşturma gerekiyor. İkincisi ise zaten belgenin içeriği TCK&#8217;nın 49 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ‘cebir ve şiddetle hükümeti kaldırmaya&#8217; yönelik bir plandır. O nedenle darbeye teşebbüs niteliğinde bir suçtur. Belge zaten Ergenekon sanığının ofisinde yakalandığı için de hukukî ve fiili irtibatı olduğu daha önce de ortaya çıkmıştı. Bu nedenle Cumhuriyet savcılığının darbeye teşebbüs suçlamasıyla altında imzası bulunan Albay Dursun Çiçek ve hazırlanmasında ve uygulanmasında kim varsa ortaya çıkarılıp yeniden haklarında dava açılmasını bekliyorum.</p>
<p><span style="color:blue;"><strong>Albay Çiçek tekrar tutuklanır mı?</strong></span></p>
<p>Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;na göre böyle bir durumda yeni bir delil ortaya çıktığında, Çiçek&#8217;in daha önce tutuklanıp serbest bırakılması ‘yok&#8217; kabul edilir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isnadıyla dava açılması gerekir. Tutuksuz yargılandığında delil karartılması ve yok edilmesi ihtimalleri bulunduğundan savcılık tutuklu yargılamalıdır.<br />
Şimdi gelişmeler onu gösteriyor ki, hakikaten Ergenekon terör örgütü TSK&#8217;ya önemli bir şekilde sızmış. En azından kamu davası açmaya yeterli nitelikte deliller elde ediliyor. Henüz bir mahkûmiyet yok ama böyle olunca Silahlı Kuvvetler içine sızma, orada Karargâh Evleri çalışması kapsamında faaliyetlerin sürdüğü anlaşılıyor.</p>
<p><span style="color:blue;"><strong>Belge, Ergenekon soruşturmasını nasıl etkileyecektir?</strong></span></p>
<p>Ergenekon&#8217;da dördüncü iddianame bekleniyor. Hukukî, fiili irtibat kurulan bir olay sonradan bu dava kapsamında birleştirilerek görülmesi hâlâ mümkündür. Çünkü, ceza yargılaması maddi gerçeği bulmaya çalışır. Bu açıdan demokrasiye karşı bir planın, siyasi otoriteyi yıkmayı öngören bir belgenin orijinalinin ortaya çıkması hukuk açısından çok önemli bir delildir. Savcılık da, daha sonra görülecek dava ile kovuşturma yönünden Anayasa Mahkemesi de bu delili değerlendirecektir. Cumhuriyet savcılarının eli deliller bakımından daha da güçlenmiştir. Karar verme sürecinde maddi gerçeği aydınlatacak kuvvetli bir delil daha dosyanın içinde vardır. Bundan ötesini mahkeme takdir edecektir.</p>
<p>TARAF</p></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>26.10.2009 12:12:18</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fena çuvalladılar !]]></title>
<link>http://ergenekoncetesi.wordpress.com/2009/10/29/fena-cuvalladilar/</link>
<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 22:37:34 +0000</pubDate>
<dc:creator>oktay571</dc:creator>
<guid>http://ergenekoncetesi.wordpress.com/2009/10/29/fena-cuvalladilar/</guid>
<description><![CDATA[Fena çuvalladılar ! &#8216;Millete ve hükümete kirli tezgâh&#8217; belgesinin orijinalinin çıkması k]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td rowspan="2" align="left" valign="top">
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="296px" align="left" valign="top"><img src="http://image.samanyoluhaber.com/Images/News/2009624/77787.jpg" alt="" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td rowspan="2" align="left" valign="top">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td align="left" valign="top">
<h1>Fena çuvalladılar !</h1>
</td>
</tr>
<tr>
<td align="left" valign="top">&#8216;Millete ve hükümete kirli tezgâh&#8217; belgesinin orijinalinin çıkması kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Taraf Gazetesi&#8217;nin belgeyi gündeme getirdiği dönemde konuyu adeta &#8216;alaya alan&#8217; bazı köşe yazarları bakın neler yazmıştı&#8230;</td>
</tr>
<tr>
<td align="left" valign="bottom">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" align="right">
<tbody>
<tr>
<td align="right" valign="bottom">Yazı Boyutu                                                             <a href="ChangeSize(10);">10</a> <a href="ChangeSize(12);">12</a> <a href="ChangeSize(14);">14</a> <a href="ChangeSize(16);">16</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td align="left" valign="top">
<table id="ctl00_Contentplaceholder2_tblReleated" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td align="left" valign="middle">İlişkili Haberler</td>
</tr>
<tr>
<td>
<div>
<table id="ctl00_Contentplaceholder2_dgNews" border="0" cellspacing="0">
<tbody>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_323748_komplo-belgesinde-sok-eden-detay.html">Komplo belgesinde şok eden detay</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_323715_genelkurmayda-hareketli-saatler.html">Genelkurmay&#8217;da hareketli saatler</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_323709_tsk-asli-gorevine-donmeli.html">&#8216;TSK asli görevine dönmeli&#8217;</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_323716_gazetecilerden-ozur-bekliyor-%21.html">Gazetecilerden özür bekliyor !</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_323675_erdogan-tsk-bu-lekeyi-kabullenmez.html">Erdoğan: TSK bu lekeyi kabullenmez</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td valign="middle"><img src="http://www.samanyoluhaber.com/Images/kare_k.jpg" alt="" /></td>
<td><a href="http://www.samanyoluhaber.com/h_323766_albay-cicek-konustu-%21.html">Albay Çiçek konuştu !</a></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" align="center" valign="middle"></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" align="left" valign="top">
<div><span style="color:red;"><strong>‘Belge çiçek açmış yaz mı gelecek&#8217;</strong></span></p>
<p>Taraf&#8217;ın ortaya çıkardığı darbe belgesinin ardından köşe yazarları birbirinden ilginç yazılara imza atmıştı. İşte o yazılardan bir demet:</p>
<p><span style="color:blue;"><strong>Bekir Coşkun (Hürriyet-17 haziran):</strong></span></p>
<p>Demek ki Genelkurmay&#8217;daki subay, yazıcıya “Darbe planı yapalım” dedi.<br />
Yazıcı “Kaç kopya olsun komutanım?” diye sordu.</p>
<p>Komutan “Üç&#8230;” dedi: “Biri avukat arkadaşa gidecek, birisi Taraf Gazetesi&#8217;ne, biri de zaten gizli&#8230;”<!--more--></p>
<p>Yazıcı selam çaktı, oturup yazdılar.</p>
<p>Bitince subay komutana koştu:</p>
<p>“Komutanım adı ne olsun?..”</p>
<p>“Neyin?..”</p>
<p>“Darbenin&#8230; Yapmıyacak mıyız?..”</p>
<p>“Yapacaz&#8230;”</p>
<p>“Darbenin adı olsun ki, ne yaptığımızı bilelim&#8230;”</p>
<p>Sonunda gizli şifreli, kimsenin anlayamayacağı bir isim buldular:<br />
“AKP ve Fethullah Gülen&#8217;i bitirme planı&#8230;”</p>
<p>Komutan sordu:</p>
<p>“Ne olduğu anlaşılıyor mu?..”</p>
<p>Öbürü yanıtladı:</p>
<p>“Hayır komutanım, hiç anlaşılmıyor&#8230; Sanki başka bir şeyin şeyiymiş gibi belli bile değil&#8230;”</p>
<p>Komutan sevindi:</p>
<p>“Şifreli ya&#8230;”</p>
<p>İki gündür onu düşünüyorum; Genelkurmay&#8217;ın darbe planı herhangi bir avukatın bürosunda ne arıyor?..</p>
<p>Doğrusu belgenin başlığı da ilgimi çekiyor:</p>
<p>“AKP ve Fethullah Gülen&#8217;i bitirme planı&#8230;”</p>
<p>Levazıma bulgur alımı emrini gördüğümüzde, iki gün “LK-BAT”ın bizim akşam yiyeceğimiz bulgur pilavı ile ne ilgisi olduğunu düşünmüştük.</p>
<p>Sonra anlamıştık ki “Levazım Komutanlığına-Bulgur Alma Talimatı” yani; LK-BAT&#8230;</p>
<p>Ama darbe planı bu kadar açık ve net:</p>
<p>“AKP ve Fethullah Gülen&#8217;i bitirme planı&#8230;”</p>
<p>Neler oluyor sizce?..</p>
<p>Ergenekon davası, emekli paşalara ve sıradan insanlara gerekeni yaptı. Ama TSK içindeki rütbelilere uzanamadı&#8230;</p>
<p>Bunun ön hazırlığı mıdır bu?..</p>
<p>Dilini tutamayan Bülent Arınç&#8217;ın halkın önünde daha geçen gün “Sıra büyüklerinde&#8230;” demesinden tam on gün sonraya denk geliyor bu olanlar&#8230; Sıra büyüklerde mi?..</p>
<p><span style="color:blue;"><strong>Yılmaz Özdil (Hürriyet- 26 haziran):</strong></span></p>
<p><strong>12 Haziran:</strong></p>
<p>» Taraf, “İrticayla Mücadele Eylem Planı” belgesini, “AKP ve Gülen&#8217;i bitirme planı” başlığıyla manşetten yayımladı.</p>
<p>» Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, “İddianın tüm yönleriyle incelenmesi için Askeri Savcılığa derhal bir soruşturma emri verildi” dedi.</p>
<p><strong>14 Haziran:</strong></p>
<p>» Başbakan Erdoğan, “Demokratik bir ortamda AKP&#8217;ye karşı yapılan bu gayri hukuki sürece seyirci kalamayız. Gereken ne ise bunların hepsi yapılacaktır” sözleriyle hükümeti hedef alan eylem planına tepki gösterdi.</p>
<p><strong>15 Haziran:</strong></p>
<p>» Ergenekon davasını yürüten savcılar, “İrticayla Mücadele Eylem Planı” altında imzası bulunan Deniz Kurmay Kıdemli Albay Dursun Çiçek&#8217;i ifadeye çağırdı.</p>
<p>» Askeri Savcılık belgeyi görmeden “Belgenin, Genelkurmay Başkanlığı&#8217;nın herhangi bir biriminde hazırlanmadığına ilişkin kanaate varılmıştır” açıklaması yaptı.</p>
<p>» Aynı gün ikinci bir açıklama yapan Genelkurmay Başkanlığı, “Türk Silahlı Kuvvetleri, daha önce de ifade edildiği üzere, demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayan davranış ve düşüncelere sahip bulunan personelini bünyesinde barındıramaz” dedi.</p>
<p><strong>16 Haziran:</strong></p>
<p>» AKP, eylem planıyla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na suç duyurusunda bulundu. Başbakan Erdoğan olayın peşini bırakmayacaklarını söyledi.</p>
<p>» Ankara&#8217;dan gelen askeri savcılar, İstanbul&#8217;da Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılarla görüştü.</p>
<p><strong>18 Haziran:</strong></p>
<p>» Habertürk Televizyonu&#8217;nda Fatih Altaylı&#8217;ya konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “Belge doğruysa Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ emekli mi edilmeli?” sorusunu “Evet” yanıtını verdi.</p>
<p><strong>19 Haziran:</strong></p>
<p>» Belgeyle ilgili Jandarma&#8217;nın yaptığı kriminal incelemenin sonuçları açıklandı. Jandarma, metindeki imza ile Albay Dursun Çiçek&#8217;in orijinal imzası arasında “Benzerlik var” dedi.</p>
<p><strong>22 Haziran:</strong></p>
<p>» Taraf, Albay Dursun Çiçek&#8217;in, askeri savcılıkta verdiği ifadede farklı bir imza örneği verdiğini belgeledi. Jandarma&#8217;dan sonra Emniyet de bengenin üzerindeki imzanın Albay Çiçek&#8217;in “elinin mahsulü” olduğu sonucuna vardı.</p>
<p><strong>24 Haziran:</strong></p>
<p>» Askeri savcılık, Albay Dursun Çiçek hakkında “Belgenin hazırlanması ve herhangi bir kişiye verildiğine ilişkin şüpheli (Albay Çiçek) hakkında delil bulunmadığından, soruşturma konusu olay ve Çiçek ile ilgili itiraz yolu açık olmak üzere kovuşturmaya yer olmadığı” kararını verdi.</p>
<p><strong>26 Haziran:</strong></p>
<p>» Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, kuvvet komutanlarıyla birlikte düzenlediği basın toplantısında eylem planı için “kağıt parçası” dedi. Başbuğ, “Eğer yeniden yargılama yapılacaksa bunu yine biz yaparız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>1 Temmuz:</strong></p>
<p>» Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar tarafından ifadesi alındıktan sonra mahkemeye sevk edilen Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek tutuklandı.</p>
<p><strong>2 Temmuz:</strong></p>
<p>» Kurmay Albay Dursun Çiçek, tutuklanmasının üzerinden 24 saat geçmeden tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.</p>
<p><span style="color:blue;"><strong>Hikmet Bila (Vatan-24 haziran):</strong></span></p>
<p>Komik bir manzara&#8230; Bir o kadar da içler acısı&#8230; Biri havaya bir fotokopi attı, bütün Türkiye, rüzgarda uçuşan kağıt parçasının peşinde koşuyor.</p>
<p>Yakalamak için bir sürü insan kan ter içinde zıplayıp duruyor. Kiminin gömleği pantolonundan çıkmış, kiminin yakası açılmış, kiminin yanakları kızarmış&#8230; Birisi tam tuttum derken, rüzgar bir başka tarafa savuruyor. Hemen bir başkası başlıyor zıplamaya&#8230; İki ayağının üzerinde yaylanıp yukarı fırlayan, iki elini çırpıp yere düşenler mi istersiniz&#8230; Uçan kağıdın peşinden, iki kolunu iki yanında kanat gibi çırpıp havalanmaya çalışanlar mı dersiniz&#8230; Koskoca Türkiye&#8217;nin hali son günlerde bu&#8230;</p>
<p><strong>(5 temmuz 2009 tarihli yazısı):</strong></p>
<p>Bir “kağıt parçası” etrafında çıkarılan yangını körükledikten sonra, “Bu iş sıktı artık” diye kayıplara karışmak hangi sıkıntının yansımasıdır.<br />
Türk ordusunun, düşmanla savaştığı günlerde içerden de saldırıya uğraması ilk kez olmuyor. Kurtuluş Savaşı&#8217;nda bile yaşadı bu çifte saldırıyı&#8230; Yeterli deneyimi var. Zaten İlker Başbuğ da uğradıkları tüm haksız saldırılara rağmen, TSK&#8217;nın görevlerini aksatmadan yapacağını söylüyor. Yapacaktır da&#8230;</p>
<p>Ama siz&#8230; Bayanlar, baylar&#8230; Siz bir yere gitmeseniz iyi olur. Bilerek ya da bilmeyerek, “asimetrik harekat” a “lojistik destek” sağladıktan sonra “asimetrik” olarak sıvışmak hiç de “etik” görünmüyor. “Sıkıldık, bunaldık” demeye hakkınız olduğunu da sanmıyorum.</p>
<p>“Nasıl oyuna geldik?” sorusuna kafa yorup cevap aramak, yeniden kolları sıvamanın ilk adımı olabilir. Var mısınız?</p>
<p><span style="color:blue;"><strong>Necati Doğru (Vatan-26 haziran):</strong></span></p>
<p>Bu da böyle bir dönemdi; yenildi, içildi, konuşuldu, kerevetine çıkıldı. Hani Toros Dağları&#8217;nın yaylalarında göçerlik eden yörüklerin türküsü vardır; “Herkes yesin içsin&#8230; Aslı yok yaylasında davetimiz var bizim&#8230;” diye gider ve tatlı tatlı dalgasını geçer&#8230; Yüreği hep coşkulu Toros yörüğünün türküsündeki benzetme gibi Fethullah demokratları da “aslı yok belgesinden” yediler içtiler. Aslı yok belge sızdırıldı. Palavra meyvesini verdi. Gökten elmalar düştü.<br />
Belgenin aslı nerede? Koca Türk Ordusu, askeri savcısıyla 12 gündür aradı, araştırdı; bulamadı&#8230;</p>
<p><strong>(22 haziran tarihli yazısı):</strong></p>
<p>Sonuca yaklaştık. Kim yazdı bu öcü belgeyi!</p>
<p>TSK&#8217;nin köstebeği mi!</p>
<p>Fethullahçı köstebek mi!</p>
<p>Gerçek darbeci albay mı!</p>
<p>Yazdıranı yanı rejisörü kim?</p>
<p>Birinci adamı yok mu?</p>
<p>Yerli mi, yabancı mı?</p>
<p>Türk mü, ABD&#8217;li mi?</p>
<p>MİT&#8217;ten mi CIA&#8217;dan mı?</p>
<p>&#8230;.</p>
<p>Özüne inerseniz; bir haftadır “hangi elin kaleminden, ne amaçla çıktığı, ne amaçla Ergenekon sanığı avukatın yazıhanesine konulduğu, yazıhaneye konulduktan sonra da 80 yıllık süzme sızdırma devlet gazeteciliğinin yeni ve taze bir türüne al yayınla&#8230;” diye gönderilen belgenin aslında 24 saat içinde netleşmesi gerekirdi. Evhamsız bir iktidar olsaydı, 24 saat yeterdi.</p>
<p>Geç olsun!</p>
<p>Güç olmasın!</p>
<p>Öcü belgenin encamı bu hafta belli oluyor. Demokratlığımız tarih yazıyor!</p>
<p>Hayat bizi utandırmasın!</p>
<p>***</p>
<p><span style="color:red;"><strong>&#8220;Belge doğru, gereğini yapın&#8221;</strong></span></p>
<p>AKP ve Gülen&#8217;i Bitirme Planı için zamanında “Doğruysa gereği yapılır” diyen Org. Başbuğ dün belgeyi unutup medyayı suçladı. Genelkurmay&#8217;da hazırlanan İrticayla Mücadele Eylem Planı&#8217;nın ıslak imzalı orijinalinin ortaya çıkması ve karargâhta belgeyle ilgili “temizlik” yapıldığı ihbarı üzerine dün TSK&#8217;dan üç maddelik tuhaf bir açıklama geldi. Açıklamaya göre, belgeye yansıyan planın TSK&#8217;da yapılmış olması değil ama bu planla ilgili ihbar mektubunun medyada yer alması “hukuk devleti adına kaygı verici,” haberin verilişinin yayına göre farklılığı ise “dikkat çekici.” Genelkurmay ayrıca “Hukuk devletinde her şeyin yasalara uygun yürütülmesine hiçbir kimsenin ve kurumun itirazı olamaz” dedi. AKP&#8217;li Bozdağ ise Başbuğ&#8217;a sözünü hatırlattı: Belge doğru, gereğini yapın</p>
<p>AKP Grup Başkan Vekili Bekir Bozdağ, orijinali savcılığa ulaşan “İrticayla Mücadele Eylem Planı” konusunda Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ&#8217;u görev çağırdı. Başbuğ&#8217;un “belge doğruysa gereğini yaparım” diyerek güvence verdiğini hatırlatan Bozdağ, “Belge doğruysa bu belgeyi hazırlayan personel hakkında gerekli idari işlemlerin yapılarak gerekli müeyyidelerin uygulanmasını bekliyoruz” dedi. MHP ve CHP ise konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.</p>
<p><span style="color:red;"><strong>“Suç duyurusunda bulunduk”</strong></span></p>
<p>Taraf&#8217;a konuşan Bozdağ, Taraf&#8217;ın belgeyi yayımladığı günlerde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na suç duyurusunda bulunduklarını hatırlatarak, orijinal belgenin ulaşmasıyla birlikte savcıların yeni delileri değerlendirerek gerekli işlemleri yapacağını söyledi. Suç duyurusunda, Taraf&#8217;ta yayımlanan belgenin araştırılıp doğruysa sorumlularının cezalandırılmasını istediklerini anlatan Bozdağ, orijinal belgenin savcılığa ulaştığı yönündeki haberlerin doğru olması halinde Genelkurmay Başkanlığı&#8217;nın da sorumlular hakkında idari işlem yapmasını beklediklerini kaydetti. Bozdağ, şöyle konuştu:</p>
<p><span style="color:red;"><strong>“Soruşturma açılmalı”</strong></span></p>
<p>“Eğer gazetelerde yer alan haber ve bilgiler doğruysa o zaman yeni bir durum ortaya çıkmış demektir. Daha önce Sayın Başbuğ bunun bir ‘kağıt parçası&#8217; olduğunu söylemişti. Askeri Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına yönelik kararın da nihai karar olmadığı, bu bilgi ve belgenin doğruluğuna dair yeni deliler çıkartılırsa bunun soruşturulacağını söylemişti. Bu durumda çıkan haberler doğruysa yapılan açıklamanın gereği olarak bu soruşturmanın açılması gerekmektedir. ‘TSK, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine bağlı ve saygılıdır. Bu ilkelere aykırı davranışlarda bulunan ve bulunabilecek bir personeli bünyesinde bulundurmaz&#8217; ifadesi en büyük teminat olmuştu. Eğer bu belge doğruysa bu belgeyi hazırlayan personel hakkında gerekli idari işlemlerin yapılarak gerekli müeyyidelerin uygulanmasını bekliyoruz.”</p>
<p><span style="color:red;"><strong>Albay 18 saatte tahliye edilmişti</strong></span></p>
<p>Kurmay Albay Dursun Çiçek, önce Ergenekon savcıları tarafından ‘darbecilerle bağlantıları&#8217;nın anlatıldığı bir ihbar mektubu nedeniyle sorgulandı. Sorguda ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı&#8217;nın ayrıntıları da soruldu.</p>
<p>Çiçek, sorgulanmasının ardından ‘silahlı terör örgütü üyeliği&#8217; suçundan nöbetçi 14. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;ne sevk edildi. Mahkeme ‘kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular mevcuttur&#8217; diyerek Albay Çiçek&#8217;in tutuklanarak Hasdal Askeri Cezaevi&#8217;ne gönderilmesine karar verdi. Aynı gece Çiçek&#8217;in avukatının itirazını hemen değerlendirmeye alan üç kişilik 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, geçici üye hakim Faik Saban&#8217;ın da bulunduğu toplantıda ‘oy çokluğu&#8217; ile tahliye kararı verdi. Böylece Çiçek&#8217;in tutukluluğu sadece 18 saat sürdü.</p>
<p><span style="color:red;"><strong>Darbe günlüklerinden eylem planına</strong></span></p>
<p>Albay Dursun Çiçek&#8217;in ismi ilk olarak 20 Haziran 2008&#8242;de yine Taraf&#8217;ın ortaya çıkardığı ‘Lahika-1&#8242; belgesiyle gündeme gelmişti. Belgeye göre, Genelkurmay, ‘üst yargı organları başkanlarını TSK ile aynı paralelde hareket ettirmeyi&#8217; amaçlıyordu. Basın mensupları düzenli temasla yönlendirilecekti. Çiçek&#8217;in adı, Oramiral Özden Örnek tarafından hazırlandığı belirlenen‘Darbe Günlükleri&#8217;nde de Dz. P. Kur. Yb. rütbesiyle sık sık yer aldı. Ayrıca Ergenekon sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon&#8217;da ele geçirilen 14 No&#8217;lu CD&#8217;deki belge ve fotoğrafların Çiçek tarafından gönderildiği ileri sürüldü.</p>
<p><span style="color:red;"><strong>Erdoğan: Sonuna kadar üzerine gideceğiz</strong></span></p>
<p>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Antalya&#8217;dan Pakistan&#8217;a hareketinden önce Antalya Havalimanı&#8217;nda düzenlediği basın toplantısında ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı&#8217;nın orijinalinin ortaya çıkması ve Adlî Tıp&#8217;ın ‘ıslak imza&#8217; tesbitini değerlendirdi. Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, “Daha önce bu konuda sonuna kadar gideceğinizi beyan etmiştiniz. Hükümetinizin bundan sonra atacağı adımlar neler olacaktır” sorusuna şu karşılığı verdi: “Yürütme olarak bize ne düşerse onu sonuna kadar yapacağımızı söylediğimiz gibi, bundan sonra da yine aynı kararlılık içerisindeyiz. Akşam farklı, sabah farklı konuşmayı sevmem. Arkadaşlarım da böyle bir şeyin içerisine asla girmezler”</p>
<p>Erdoğan, şu andaki süreci yargının devam ettirdiğini anımsatarak şunları söyledi: “Savcının elinde olan belge ne denli sağlamdır, Adlî Tıp raporunu savcı Bey nasıl değerlendirecektir, bunu ilgili mahkeme nasıl değerlendirecektir, o onların takdiridir. Bu konuda benim söyleyeceğim herhangi bir şey yoktur.” Erdoğan uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada da “Belgenin gerçek çıkması halinde TSK&#8217;nın bu lekeyi taşıyamayacağını” vurguladı.</p>
<p><span style="color:red;"><strong>Soruşturma bu kez ‘orijinal&#8217; olsun</strong></span></p>
<p>Türkiye gündemine bomba gibi düşen ve uzun süre tartışılan ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı&#8217;nın orijinalinin savcılığa ulaşması yeni bir sürecin startını verdi. Belgenin yayımlanmasının ardından, altında imzası bulunan Kurmay Albay Dursun Çiçek&#8217;in, sivil savcılar tarafından sorgulanması ile başlayan, nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanması ve ardından 18 saat içinde serbest bırakılması ile devam eden hukukî süreç şimdi tekrar başlayacak. Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, hukukî anlamda yeni bir boyut kazanan soruşturmanın seyrini Taraf‘a yorumladı.</p>
<p><span style="color:red;"><strong>‘İrticayla Mücadele Eylem Planı&#8217;nın orijinali savcılıkta. Bundan sonra nasıl bir süreç işleyecek?</strong></span></p>
<p>Askerî savcılığın kovuşturmaya yer olmadığı kararını hukuka ve usule aykırı olduğunu daha önce de ifade etmiştim. Şimdi orijinalinin ortaya çıkması olaya yeni bir hukukî boyut kazandırdı. Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;na göre yeni delillerin ortaya çıkması, savcılığa yeniden bu konuyu soruşturma imkânı verir. Hukuken iki soruşturmanın yürütülmesini bekliyorum. Birincisi, Genelkurmay Başkanı ‘kağıt parçası&#8217; ama ‘aslı çıkarsa da peşini bırakmam&#8217; dedi. Şimdi askerî yönden idari bir soruşturma gerekiyor. İkincisi ise zaten belgenin içeriği TCK&#8217;nın 49 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ‘cebir ve şiddetle hükümeti kaldırmaya&#8217; yönelik bir plandır. O nedenle darbeye teşebbüs niteliğinde bir suçtur. Belge zaten Ergenekon sanığının ofisinde yakalandığı için de hukukî ve fiili irtibatı olduğu daha önce de ortaya çıkmıştı. Bu nedenle Cumhuriyet savcılığının darbeye teşebbüs suçlamasıyla altında imzası bulunan Albay Dursun Çiçek ve hazırlanmasında ve uygulanmasında kim varsa ortaya çıkarılıp yeniden haklarında dava açılmasını bekliyorum.</p>
<p><span style="color:red;"><strong>Albay Çiçek tekrar tutuklanır mı?</strong></span></p>
<p>Ceza Muhakemesi Kanunu&#8217;na göre böyle bir durumda yeni bir delil ortaya çıktığında, Çiçek&#8217;in daha önce tutuklanıp serbest bırakılması ‘yok&#8217; kabul edilir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isnadıyla dava açılması gerekir. Tutuksuz yargılandığında delil karartılması ve yok edilmesi ihtimalleri bulunduğundan savcılık tutuklu yargılamalıdır.<br />
Şimdi gelişmeler onu gösteriyor ki, hakikaten Ergenekon terör örgütü TSK&#8217;ya önemli bir şekilde sızmış. En azından kamu davası açmaya yeterli nitelikte deliller elde ediliyor. Henüz bir mahkûmiyet yok ama böyle olunca Silahlı Kuvvetler içine sızma, orada Karargâh Evleri çalışması kapsamında faaliyetlerin sürdüğü anlaşılıyor.</p>
<p><span style="color:red;"><strong>Belge, Ergenekon soruşturmasını nasıl etkileyecektir?</strong></span></p>
<p>Ergenekon&#8217;da dördüncü iddianame bekleniyor. Hukukî, fiili irtibat kurulan bir olay sonradan bu dava kapsamında birleştirilerek görülmesi hâlâ mümkündür. Çünkü, ceza yargılaması maddi gerçeği bulmaya çalışır. Bu açıdan demokrasiye karşı bir planın, siyasi otoriteyi yıkmayı öngören bir belgenin orijinalinin ortaya çıkması hukuk açısından çok önemli bir delildir. Savcılık da, daha sonra görülecek dava ile kovuşturma yönünden Anayasa Mahkemesi de bu delili değerlendirecektir. Cumhuriyet savcılarının eli deliller bakımından daha da güçlenmiştir. Karar verme sürecinde maddi gerçeği aydınlatacak kuvvetli bir delil daha dosyanın içinde vardır. Bundan ötesini mahkeme takdir edecektir.</p>
<p><span style="color:red;"><strong>TSK, Albay Dursun haberlerinden rahatsız</strong></span></p>
<p>Genelkurmay Başkanlığı, ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı&#8217; belgesinin ıslak imzalı orijinalinin Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara ulaşmasını ‘Mektubun ilk önce medyada yer alması kaygı verici&#8217; olarak yorumladı. Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinden yapılan açıklama şöyle:</p>
<p>“1. Bugün, bazı gazetelerde yer alan bir ihbar mektubu ve mektubun odağındaki gelişmelerin öncelikle medyada yer almasının sağlanması, hukuk devleti adına kaygı verici ve çok düşündürücüdür.</p>
<p>2. Benzerlerine sıklıkla rastlanan ihbar mektubu haberinin medyada veriliş biçimindeki ölçü ve duyarlılık derecesinin yayın organlarına göre gösterdiği farklılık da hayli dikkat çekicidir.</p>
<p>3. Hukuk devletinde her şeyin yasalara uygun olarak yürütülmesine hiçbir kimsenin ve hiçbir kurumun itirazı olamaz.”</p>
<p>TARAF</p></div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>25.10.2009 13:45:43</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
