<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>timeturk &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/timeturk/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "timeturk"</description>
	<pubDate>Mon, 07 Dec 2009 17:44:05 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Muhalefet sorunu]]></title>
<link>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/16/muhalefet-sorunu/</link>
<pubDate>Fri, 16 Oct 2009 19:52:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>Kemal Özer</dc:creator>
<guid>http://kemalozer.wordpress.com/2009/10/16/muhalefet-sorunu/</guid>
<description><![CDATA[İktidarın başarısı, tümüyle muhalefete endeksli. Bu durum özellikle Türk siyasetinde daha bir önem k]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>İktidarın başarısı, tümüyle muhalefete endeksli. Bu durum özellikle Türk siyasetinde daha bir önem kazanıyor. </p>
<p>Bu açıdan bakılınca Başbakan Erdoğan’ın son derece şanslı. Mecliste grubu bulunan CHP, MHP ve DTP gibi bir muhalefeti, iktidarlar <b>rüyalarında görse inanamaz</b>lar. </p>
<p>CHP ve MHP’de tümüyle lider sultası varken <b>DTP’yi kimin yönettiği belirsiz</b>. Türkiye standardında -yahut bir kategoride bir ülkede- CHP lideri gibi bir muhalefet liderini ömrü bir seçim döneminde daha fazla ol(a)maz. </p>
<p>MHP’de ise liderden çok liderin sözcüleri konuşuyor. Bir kısım CHP’liler ile özellikle MHP sözcüleri <b>uzatılan her mikrofona o an aklına geleni söyleme</b>yi muhalefet yapmak sanıyor.</p>
<p> <!--more-->
</p>
<p>Önüne her mikrofon uzatana ağzına ne gelirse söylemenin adına muhalefet deniliyorsa, muhalefetin en alası bu memleket yapılıyor demek ki.</p>
<p>Ak Parti iktidarı, muhalefet açısından inanılmaz bir şansa sahip. Belki de oylarının düşmeyip artmasının en önemli nedenlerinin başında bu geliyor. </p>
<p>Başbakanın ağzında çıkan <b>her cümleye, her öneriye her icraata itiraz</b> eden bir muhalefetin siyaset bildiğini söylemek, siyaset bilimine hakaret sayılır. </p>
<p>Bu bağlamda <b>siyaseti en iyi toplum biliyor</b>. Görünen o ki halk, muhalefetin her söze sadece gülüp geçiyor. </p>
<p>Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) <b>başkanlık seçiminde</b> Ak Parti’li olduğu için Mevlüt Çavuşoğlu’nu <b>MHP ve CHP’li milletvekillerinin desteklememesi</b> muhalefetin içler acısı durumunun en büyük ispatı.</p>
<p>Siz hiç ülkesine hakaret eden bir muhalefet gördünüz mü? Uluslararası bir platformda siyasi kini nedeniyle kendi ülkesinden bir adaya oy vermeyen bir muhalefetin siyaseti bildiği söyleyebilir mi? Bazı kimselerin <b>“siyasi şizofreni”</b> olarak koydukları teşhise itiraz etmek mümkün mü?</p>
<p>Görülüyor ki muhalefetin topluma sunabileceği ve iktidarı sarsacak bir <b>projesi yok</b>. </p>
<p>Gündem belirleyecek hiçbir <b>çalışma</b>sı<b> yok</b>. </p>
<p>Kendisini iktidara taşıyacak bir <b>potansiyele de sahip değil</b>.</p>
<p>Bir türlü göremeseler de –belki de daha fazlasını beceremiyorlardır- <b>iktidara hakaret</b> ederek artık oy almaları da mümkün değil.</p>
<p>Bu muhalefet olduğu müddetçe, ciddi bir hata yapmamak kaydıyla birkaç seçim daha Ak Parti için çanta da keklik.</p>
<p>Bir yandan ordunun içine düşürüldüğü durum, diğer yandan Ergenekon çetesinin icraatları Türkiye’yi 2020’ye kadar Ak Parti’li bir hükümetin idarece edeceğini gösteriyor.</p>
<p>Buna ilaveten <b>demokratik açılımı</b> kazasız belasız tamamlar, terörü tümüyle bitirir ve de her alanda insan hakları ihlallerini ortadan kaldırabilirse Ak Parti gücünü perçinler. </p>
<p>Öyle ki meclis içindeki muhalefetin Ak Parti’ye oy veren kitleleri etkilemesi mümkün gözükmüyor. <b>Ak Parti’ye muhalefet edebilecek tek parti</b>, yine aynı cenahtan olan Saadet Partisi’dir.</p>
<p><b>Ak Parti’nin zihin kodları</b>nı çözüp, onun seçmenini etkileyebilecek <b>tek rakip</b>, hiç kuşkusuz Numan Kurtulmuş’tur.</p>
<p>Şimdilerde pek tedirgin etmese bile orta vadede <b>Ak Parti’yi tedirgin edebilecek tek lider</b> Numan Kurtulmuş’tur. Özelikle geçtiğimiz haftaki konuşması bunun en önemli göstergesi.</p>
<p>Ancak o şimdilik kendi partisi içindeki partiyi Numan Kurtulmuş’a teslim etmek istemeyen fanatiklerle meşgul.</p>
<p>Numan Kurtulmuş, partisinden kendisine yükselen direnci, kadro değişiklikleri ile çözmeyi başarır ise –ki artık bunu <b>başarabileceği gözüküyor</b>– Ak Parti, kendisi açısından <b>oy kaybettirecek muhalefet</b>i o zaman görebilecek.</p>
<p>Bu da en az bir seçim döneminin daha olduğunu gösterir. Bu şartlarda 60 yıllık <b>müzmin muhalif</b> <b>CHP için ebediyete kadar iktidar yolu kapalı</b>. Gerçi doğal yollarla iktidara gelmek istediklerine kimse inanıyor da değil.</p>
<p><b>Bölge partisi olmaktan öte gitmesi mümkün olmayan DTP</b> için iktidar, rüyada bile imkânsız. <b>MHP açısından iktidar</b>, olsa olsa koalisyon ortağı olmakla mümkün olur. Bu da çok çok uzun bir süre mümkün gözükmüyor. </p>
<p>Öyle gözüküyor ki <b>yakın gelecekte Türkiye’de iktidar da ana muhalefet’te Ak Parti ile Saadet Partisi arasında paylaşılacak</b>.</p>
<p>Her ne kadar fanatik taraflarca reddedilse bile bu durum, birbirine çok yakın iki partinin birbiri için ciddi bir dinamizm sağlayacak. Artık Türkiye’nin iktidarını tek başlarına belirleyecek öz halk kitlelerinin birbirine çok yakın frekanstan, hatta aynı kanaldan seslenecek iki partinin birbirlerinin hata yapmalarını da engelleyerek, ülkenin atılım yapmasını sağlayabilirler.</p>
<p>Bu sonuca göre diğer partiler ya toplumu anlamaya çalışarak hayatta kalabilecek ya da 2002 seçimleri ile kendi kendilerini feshe götüren siyasi mevtalar haline dönüşecekler. </p>
<p>Bu CHP için bile geçerli.</p>
<p><strong>Not:</strong> <em>Makale </em><a href="http://www.timeturk.com"><em>www.timeturk.com</em></a><em> için kaleme alınmıştır.</em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Üçüncü Şahsa Mektup: “Alışmak Felakettir”]]></title>
<link>http://ustunbol.wordpress.com/2009/07/23/ucuncu-sahsa-mektup-%e2%80%9calismak-felakettir%e2%80%9d/</link>
<pubDate>Thu, 23 Jul 2009 11:02:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>ustunbol</dc:creator>
<guid>http://ustunbol.wordpress.com/2009/07/23/ucuncu-sahsa-mektup-%e2%80%9calismak-felakettir%e2%80%9d/</guid>
<description><![CDATA[Flaş! Flaş! Flaş! diye başlıyor İnternet haberciliğinin ritüeli… En muhafazakâr olanımız “Son Dakika]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Flaş! Flaş! Flaş! diye başlıyor İnternet haberciliğinin ritüeli…</p>
<p>En muhafazakâr olanımız “Son Dakika” fetişisti oluyor.</p>
<p>Haber başlıkları saklambaç veyahut körebe gibi…</p>
<p>Tıkla beni tıkla ki reklam pastam büyüsün diye bağırıyor haber siteleri.</p>
<p>Alışıyoruz.</p>
<p>Üç aylar girince umre fiyatları yüzde yirmi artıyor.</p>
<p>Petrolün varil fiyatına zam gelmedi, gelen mübarek üç aylar fiyatlara ne oluyor?</p>
<p>Üç aylar girince maliyetimi artıyor umre&#8217;nin?</p>
<p>Yoksa Suud şeyhimin ve şeyhimin yerli yaverlerinin avuçlarının içi mi kaşınıyor?</p>
<p>Alışıyoruz.</p>
<p>Daha dün, bizimkiler! değil, sizinkiler iktidardayken baş örtüsü için dolarken alanlar, şimdi kimseden çıt çıkmıyor.</p>
<p>Bizimkiler(!)in uğraşması gereken bir sürü sorun varken birde başörtüsü meselesini kaşımayalım diyor hacı amcalar.</p>
<p>Hem baş örtüsü eşlerin kariyerine de engel oluyor.</p>
<p>Şimdi yeni moda bu, “ağabiler bişey biliyoda söylüyo oğlum, sen ne zannediyorsun…”</p>
<p>Alışıyoruz.</p>
<p>Eskiden sadece ÖSYM ve üniversite kapılarında olurdu ikna odaları, artık muhafazakar belediyelerimizde personel alırken baş açtırıyor.</p>
<p>Yetmez başını açtırmak, belediye hastanelerinde kilonu tartıcaz diye elbiselerini çıkartıp uzun bir gömlek giydiriyor başörtülü kızlara, belediye hastanelerimizin sapık doktorları!</p>
<p>Ağabeylerimiz, “Aman gözler üzerimizde tartışmayın, rica edin arkalarını dönmelerini, bakmasınlar” diyor.</p>
<p>Alışıyoruz.</p>
<p>Daha küçücük çocuklar polise taş attı diye örgüt üyesi olmakla yargılanıyor,</p>
<p>Küçük bedenleri, küçük beyinleriyle mahkum etmeye çalışıyor birileri.</p>
<p>Güneydoğuda faili belli cesetler çıkıyor gün yüzüne,</p>
<p>Cumartesi anneleri hala çocuklarını arıyor!</p>
<p>Hiçbir şey yokmuş gibi devam ediyoruz yaşamaya</p>
<p>Alışıyoruz çünkü.</p>
<p>Kur&#8217;an kurslarına ilköğretimi bitirmeyenlerin gitmesi yasaklanıyor yıllar önce.</p>
<p>15 yaşına gelinceye kadar dinle teması kesilmeye çalışılıyor çocuklarımızın.</p>
<p>Pedagoji&#8217;nin, insan haklarının canı cehenneme!</p>
<p>Yaşasın faşist diktatorya…</p>
<p>Alışıyoruz.</p>
<p>.</p>
<p>Alışmak felakettir oysa.</p>
<p>Mü&#8217;minin felaketidir alışmak,</p>
<p>“Gözlerin gözlerime değince<br />
felaketim olurdu,ağlardım”</p>
<p>Diyor Attila İlhan üçüncü şahsa şiirinde…</p>
<p>cyranodebergeraco@gmail.com </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kim bu Ahmet Arsan?]]></title>
<link>http://gitarteli.wordpress.com/2009/05/17/kim-bu-ahmet-arsan/</link>
<pubDate>Sun, 17 May 2009 21:18:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>gitarTELi</dc:creator>
<guid>http://gitarteli.wordpress.com/2009/05/17/kim-bu-ahmet-arsan/</guid>
<description><![CDATA[Hürriyet Gazetesi’nde İslamcı camiada olan biteni yazmaya başlayacak &#8220;Ahmet Arsan’ın&#8221; as]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-family:Arial;">Hürriyet Gazetesi’nde İslamcı camiada olan biteni yazmaya başlayacak <strong>&#8220;Ahmet Arsan’ın&#8221;</strong> aslında kim olduğu tartışma konusu oldu. Ertuğrul Özkök’ün de bugünkü, <strong>“İslami kesimin hergele çocuğu”</strong> başlıklı yazısında belirttiği gibi Ahmet Arsan Gerçek Hayat dergisinin eski yazarlarından. </span></p>
<p><span style="font-family:Arial;">Gerçek Hayat’ın yeni çıktığı dönemlerde <strong>“Portreler”</strong> başlığı altındaki köşesinde 6 aylık bir yazı serüveni olan ve derginin hakim olduğu İslamcı camiada olan bitenleri açık açık yazıp, elindeki çuvaldızı her önüne dokunduran Ahmet Arsan, bu sürede ciddi krizlere de neden olmuştu.</span></p>
<p><span style="font-family:Arial;">Peki ben tüm bunları nereden mi biliyorum? <strong>Gerçek Hayat’ta üç yılını geçirmiş birisi</strong> olmam herhalde bu sorunun cevabı için yeterli olsa gerek. İşe başladığım tarih Ahmet Arsan’ın yazılarına son vermesinden birkaç yıl sonrasına denk gelse de onun hakkında editoryal toplantılarda  çok şeyler duydum, dinledim. <strong>“Aslında kim olduğunu”</strong> öğrenince de derginin şimdiki Yazıişleri Müdürü Faruk Yücel ile yazdığı portreleri okumuş şu yorumu yapmıştık; <strong>“Ahmet Hakan Coşkun, Gerçek Hayat Dergisi’nde çok iyi staj yapmış. Kendini iyi geliştirmiş.”</strong></span></p>
<p><span style="font-family:Arial;">Evet yarından itibaren Hürriyet’in Pazar ekinde İslamcı camiada neler olup bittiğini, neler konuşulduğundan da öteye, hangi fenomen İslamcının aslında ne kirli çamaşırları varmış yazılarını Ahmet Hakan’dan okuyacağız. Aslında Ahmet Arsan’ın Ahmet Hakan olduğunu, <a href="http://www.haber7.com/haber/20081027/Gercek-Hayat-kocaman-oldu.php" target="_blank"><strong>Gerçek Hayat’ın 9. yaşına bastığına dair haberde geçiyor.</strong></a> Haber 7, Timeturk ve 8sutun takip edenler bu haberi okuduysa mini ayrıntıyı görmüştür.  Ahmet Arsan, Ertuğrul Özkök’ün dediği gibi Ahmet Hakan’ın tanıdığı. Ama şimdilerde ne <strong>“köşesine çekilmiş”</strong> ne <strong>“başka müstear isimlerle başka yazılar yazan”</strong> ne de <strong>“Yalnız birisi”</strong>&#8230; Bütün bu tanımlamaların hepsi Ahmet Hakan’ın bizzat kendisi… Yok  <strong>&#8220;Ahmet Hakan’ın, yayın yönetmenini filan işlettiğini&#8221;</strong> düşünmeyin ikisi bir olup okuru fena halde işletiyorlar. Özkök &#8220;sıkı takip ettiğim&#8221; dediği Ahmet Arsan’ın kim olduğunu iyi biliyor. Siz ısrarla <strong>“Yok bilmiyor Ahmet Hakan tarafından fena halde işletilmiş”</strong> diyenlerden olabilirsiniz. </span></p>
<p><span style="font-family:Arial;"><strong>Yani…</strong></span></p>
<p><span style="font-family:Arial;">Aslında bu ismi Gerçek Hayat camiasına yakın olan ya da olmayan pek çok isim biliyor. Yazı yazdığı dönemlerde söylenmese de çay sohbetlerinde o kişinin Ahmet Hakan olduğu hep zikredilmiştir. Ahmet Arsan’ın haklarında &#8220;sık sık yazacağı&#8221; ve kendisinin de bir zamanlar müdavimi olduğu İslamcıların Tophane’deki mekanı <strong>Asude’ye takılanlar</strong> da çok iyi bilir. </span></p>
<p><span style="font-family:Arial;">Derginin kurucusu ve <strong>5 yıllık sahibi Levent Gültekin</strong>’in Kanal 7’nin ünlü anchormani Ahmet Hakan’ı yazmaya nasıl ikna ettiği de meşhur hikayedir. Kesinlikle duyulmaması şartıyla <strong>“Ahmet Arsan”</strong> olarak yazmaya başlayan Ahmet Hakan yüzünden çıkan krizlerin faturasını da derginin o dönemki editör kadrosu ödemiştir hep.</p>
<p></span><span style="font-family:Arial;">Bir zamanlar liberallerin toplanma noktası olan Yeni Şafak’ta yazan Nazlı Ilıcak’la ilgili yazılarından sonra Ilıcak’ın <strong>“Kim bu Ahmet Arsan?” </strong>diyerek peşine düşmesi hatta işi <strong>&#8220;dergiyi basma&#8221;</strong> noktasına getirmesi çok anlatılan bir olaydır. Ilıcak’ın, takipçisi olduğu ve birçok dosya ve röportajına görüş verdiği Gerçek Hayat’ı protesto ettiği de bilinir. </span></p>
<p><span style="font-family:Arial;"><strong>Ahmet Hakan (Arsan) ne yazmıştı da Nazlı Ilıcak bu denli sinirlenmişti? </strong>İşte Ahmet Arsan’ın Nazlı Ilıcak için yazdıkları: &#8220;Nazlı Ilıcak kendini bu millete gönderilmiş bir velinimet gibi görür. Hepimiz, onun kurtarıcı desteğine muhtacızdır. O bizim adımıza mücadele etmek için gönderilmiştir. Biz onun göz dolduran mücadelesinin &#8220;figüratif unsurları&#8221; olabiliriz. Zaten biz onun mücadelesine dayanak teşkil etmek için varız. Gece yatarken hiç şunları düşünmez: &#8220;Neden ben? Ben seçilmiş bir kişi miyim? Ne hakla ön safa geçiyorum?&#8221; Kafasında bu sorular yoktur. Değil mi ki Notre Dame De Sion&#8217;da okurken 27 Mayıs devrimine kafa tutabilmiştir. Değil mi ki, 18 yaşından itibaren mücadelenin içindedir. Bu tavrını o kadar yaygın kullanıyor ki, etrafına sirayet eden bir yönü bile var. Baksanıza, eşi Emin Şirin bile önder rolüne soyunuyor.&#8221; <strong>(20 Ekim 2001- Gerçek Hayat)</strong> </span></p>
<p><span style="font-family:Arial;"><strong>Faruk Yücel</strong> ile benim <strong>“Gerçek Hayat’ta iyi staj yapmış”</strong> yorumu boşuna değil sanırım.</span></p>
<p><span style="font-family:Arial;">Ali Bulaç olayı da Nazlı Ilıcak krizinden geri kalır değil. Bugünlerde <strong>Milliyet’in linç kampanyası başlattığı Ali Bulaç</strong>’ı Ahmet Arsan (Hakan) yıllar önce karşısına almıştı. Bu olay da krize neden olmuş, Gerçek Hayat’ın sık sık söyleşi yapıp, görüş aldığı Ali Bulaç da dergiyi protesto kararı aldırmıştı. </span></p>
<p><span style="font-family:Arial;"><span style="font-family:Arial;">Ertuğrul Özkök’ün bugün bahsettiği Ahmet Arsan’ın <strong>“Münip Engin Noyan portresi”</strong> de camia içinde ses getirmiş ve derginin diğer yazarları <strong>Neşe Kutlutaş ve Asım Gültekin</strong>, Ahmet Arsan’a tepki göstererek polemiğe dahil olmuşlardı. <span style="font-family:Arial;">Haftalarca süren bu süreçte Neşe Kutlutaş&#8217;ın, <strong>&#8220;Müslümanlar adına ortaya pek de hayırlı bir durumun çıkmayacağını görerek&#8221;</strong> polemikten vazgeçtiğini ve diğer polemikçileri de bu hassasiyetle uyardığını bizzat bilenlerdenim.<br />
</span></span><br />
Ahmet Arsan’ın bir de gerçek kimliği olan <a href="http://www.haber7.com/haber/20060922/Ahmet-Hakan-acti-agzini-yumdu.php" target="_blank"><strong>Ahmet Hakan olarak Gerçek Hayat’a verdiği söyleşi var 2006’da.</strong></a> Ona da değinmekte fayda var. Murat Menteş’in Hürriyet yazarı olarak söyleşi yaptığı Ahmet Hakan, İsmailağa cinayetinden sonra, cemaatler hakkındaki yazılarına cevap veren <strong>Ahmet Taşgetiren, Ali Bulaç, Hasan Karakaya ve Vakit’e</strong> ağır göndermelerde bulunmuştu. Bu röportajdan dolayı, dergi ile Vakit gazetesi arasına kara kediler girmiş, Ahmet Taşgetiren uzunca bir süre <strong>dergiyi protesto</strong> etmişti. </span></p>
<p><span style="font-family:Arial;">Ahmet Arsan ile ilgili aktaracağım en şaşılacak bilgi ise &#8220;<strong>Ahmet Hakan hakkında da portre&#8221;</strong> yazması. Asıl bomba da bu sanırım. Münip Engin Noyan, Ali Bulaç ve Nazlı Ilıcak ile sert polemiklere giren Ahmet Arsan, <strong>&#8220;Kim bu Ahmet Arsan yoksa Ahmet Hakan mı?&#8221;</strong> şeklindeki şüpheci yorumlardan sonra tutup bir de <strong>&#8220;Ahmet Hakan Coşkun portresi&#8221;</strong> yazmasın mı? Hem de nasıl bir portre.  Ahmet Arsan, İslamcıları delik deşik eden o çuvaldızı elinden bırakarak eleştirmekten öteye alttan alttan övgüler de yağdırmıştı Ahmet Hakan&#8217;a. Ben bu <strong>&#8220;körler sağırlar birbirini ağırlar&#8221;</strong> şeklindeki <strong>&#8220;ucuz yazarlık&#8221;</strong> olayın ekşisözlük&#8217;te çok gördüm. Tanınmış sözlük yazarları, gelen eleştirileri başka bir isimle kendilerini överek savuşturuyorlar.</p>
<p>Yani ez cümle İslamcı camianın hakkımızda neler yazacak diye dört gözle beklediği isim Ahmet Hakan’dan başkası değil ve bunu benim dışımda çok insan biliyor. Ahmet Hakan’ın da <strong>“o isim aslında bendim”</strong> dediği kişiler de var. Özkök ve Hürriyet gizemli bir reklamla işe başladılar ama aslına <strong>Ahmet Hakan’ı ikinci kere transfer</strong> ettiler.  </span><span style="font-family:Arial;">Bu deşifre de çifte kavrulmuş fıstık oldu. Her Pazar <strong>&#8220;Ahmet Hakan eski mahallesinden kimin çamaşırlarını saçacak&#8221;</strong> diye herkes heyecanla alacak eline gazeteyi. Sonra karşılıklı cevap vermeler başlayacak. Polemiğin beli kırılacak. Ne olursa olsun <strong>&#8220;bir süre kazanan&#8221;</strong> Ahmet Hakan olacak ama en azından <strong>“Kim bu Ahmet Arsan ya?”</strong> sorusunun peşine düşülmeyecek.</p>
<p></span><span style="font-family:Arial;">Şimdi gelelim Ahmet Hakan’ın, Ahmet Arsan olarak Pazar ekinde neler yazacağına. <strong>Ahmet Arsan’ın başlıca hedefi Fehmi Koru</strong> olacak. Bu bir tahmin ya da yorum değil. Fasıl gecelerinden sonra, <strong>Fehmi Koru’yla</strong> müthiş bir polemiğe giren Ahmet Hakan, Ahmet Arsan’ı da yanına alarak cephe genişletmeye gidip, <strong>Fehmi Koru - Taha Kıvanç ikilisinin</strong> karşısında eşit şartlarda mücadele etmeye hazırlanıyor, biline&#8230; </p>
<p>Göreceğiz&#8230;</p>
<p><strong>Ersin ÇELİK</strong></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kola içen çocuklarda kemik erimesi]]></title>
<link>http://yurdumuzz.wordpress.com/2009/03/20/kola-icen-cocuklarda-kemik-erimesi/</link>
<pubDate>Fri, 20 Mar 2009 13:10:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>yurdumuzz</dc:creator>
<guid>http://yurdumuzz.wordpress.com/2009/03/20/kola-icen-cocuklarda-kemik-erimesi/</guid>
<description><![CDATA[Aşırı karbonhidrat ve kolalı içecekler, çocuklarda kemik erimesine davetiye çıkarıyor. Daha çok yeti]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Aşırı karbonhidrat ve kolalı içecekler, çocuklarda kemik erimesine davetiye çıkarıyor.</p>
<p>Daha çok yetişkin hastalığı olarak bilinen kemik erimesi çocukları da tehdit ediyor.</p>
<p>Her beş çocuktan birinde görülen bu hastalığı, aşırı karbonhidrat ve kola tüketimi tetikliyor.</p>
<p>Aşırı karbonhidrat ve kolalı içecek tüketimi, çocuklarda kemik erimesine davetiye çıkarıyor.</p>
<p>Doç.Dr. Ergun Çetinkaya, &#8220;Biliyoruz ki biz, cola ve aşırı karbonhidratlı içeceklerin kalsiyum emilimini yüzde 50 ila yüzde 70 azaltıyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Kemik kütle kazanımına destek olacak yeterli kalsiyum ve D- vit alımı için gelişimin başlangıcında olan çocuğun evde olduğu kadar kreşte veya okulda da gelişimine uygun beslenmesi gerekiyor.</p>
<p>Kemik erimesine karşı beslenmenin yanısıra tek doğal kaynağı güneş olan d vitamini de önemli rol oyunuyor.</p>
<p>Çocuğun spora ve egzersize alıştırılması da kemik kazanımı açısından önemli. Uzmanlar, hareketsiz yaşam tarzından çocukları mümkün olduğunca uzak tutulmasını öneriyor.</p>
<p>(Timetürk)</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[DIŞI CAMİ, İÇİ LOKANTA! Tütün Cami]]></title>
<link>http://gitarteli.wordpress.com/2008/07/03/disi-cami-ici-lokanta-tutun-cami/</link>
<pubDate>Thu, 03 Jul 2008 15:13:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>gitarTELi</dc:creator>
<guid>http://gitarteli.wordpress.com/2008/07/03/disi-cami-ici-lokanta-tutun-cami/</guid>
<description><![CDATA[Almanya Dresden’de bulunan on katlı, kubbeli ve minareli binayı görenler, Avrupa’nın göbeğinde devas]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignnone" src="http://timeturk.com/images/gallery/127_4.jpg" alt="" width="596" height="480" /></p>
<p>Almanya Dresden’de bulunan on katlı, kubbeli ve minareli binayı görenler, Avrupa’nın göbeğinde devasa bir camiyle karşılaştıklarını düşünerek heyecana kapılıyor. Ancak&#8230;</p>
<p><!--more-->Kubbesi, minareleri ve süslemeleriyle Camii’den ayırt edilemeyen bu ilginç bina restorant, otel ve büro kompleksi olarak kullanılıyor. Sigara fabrikası olarak inşa edilen ve halk dilinde „Yenidze (Yenice) Tütün Camii“ olarak anılan Dresden’deki Camiin kuruluş öyküsü de en az dış görünüşü kadar ilginç.</p>
<p>Minare görüntüsünde fabrika bacaları</p>
<p>İş adamı Hogo Zietz sahibi olduğu “Salem Aleiküm” markalı sigara işletmelerinin tütününü, bir zamanlar Osmanlı topraklarından olan, şimdi Yunanistan- Makedonya sınırında bulunan Yenidze ( yunan. Giannitsa, türk. İskeçe) bölgesinden ithal etmektedir. 20. yy başlarında çıkarılan bir kanunla Dresden’de, şehir merkezine ve çevresine görüntü kirliliği oluşturacak, estetikten yoksun binaların dikilmesi yasaklanır. Bunun üzerine Zietz, Tren istasyonu yakınlarındaki arsasına gözleri tırmalamayacak, ayrıca Şark (Türk) tütününün kullanıldığı „Salem Aleikum“ sigaralarının da reklamını yapacak bir fabrika binası tasarımı için mimar Martin Hammitzsch’i görevlendirir.</p>
<p>Mimar Hammitzsch‘in; „Hayri beg“ isimli bir Memlük Hükümdarının türbesini model aldığı, içerden aydınlatılabilen camdan kubbesi ve minare şeklinde dizayn ettiği fabrika bacalarıyla Cami görüntüsü çizen fabrika binası tasarımı Zietz’i büyüler.</p>
<p>Bütün engellere rağmen fabrikanın yapımı tamamlanır</p>
<p>Yapılanmada tarihi Barok kültürünün egemen olduğu Dresden’de kurulması düşünülen bu yabancı taslak, resmi kurumlar ve halk tarafından yadırganır. Karşılaşılan tüm engellere rağmen binanın yapımı 1907-1909 yılları arasında tamamlanır ve reklam konusunda beklentilerin çok üstünde randıman alınır. Yenidze tütünü ve Salem sigarası, Cami ambalajlı fabrika binası sayesinde büyük bir şöhret kazanır. Mimar Hammitzsch Camii modeli verdiği sigara fabrikası projesi yüzünden Nazi Almanya’sının mimarlar odasından atılır ancak adı, ilk minareli fabrikanın mimarı olarak değil sadece, Almanya’daki ilk çok katlı (on katlı) binalardan birinin mimarı olarak da tarihe geçer.</p>
<p>&#8220;Salem Aleiküm&#8221; yazısı artık yok</p>
<p>İçerden ışıklandırılan oval kubbe halen Dresden’in gecelerini aydınlatmaya ve görenleri büyülemeye devam ediyor. İkinci dünya savaşına kadar bu kubbenin çatışında ışıklı „Salem Aleiküm“ yazısı yer alıyormuş.</p>
<p>Savaşta üçte biri hasar gören bina, 1966 yılında tamir edilmis. 1997 yılında restorant, otel, büro amaçlı kompleks olarak yeniden düzenlenen ve hizmete açılan binada kültür ve sanat gösterileri, kitap okuma günleri de tertipleniyor.</p>
<p>Önce eğittik, sonra eğitildik</p>
<p>Yenidze sigara fabrikası Türkler açısından farklı bir tarihi önemi haiz. Tarihi kayıtlara göre, 1899 yılında Alman imparatorunun Osmanlı ülkesinden resmen sigara uzmanları istemesi ile İstanbul hükümeti tütün idaresinden 7 uzmanını Almanya´ya gönderir. Dresden´e gelen bu 7 kişi devlet tarafından Prusyalıları eğitmek için gönderilen ilk uzmanlardır. Tütün Osmanlı´da yetişecek ama sigarayı Almanya yapacaktır. 1907 yılında Filibe’den gelen 470 Türk bu fabrikada eğitim alır. Yenidze (Yenice) fabrikasında başlayan ilk Türk işçi göçü giderek artmaya başlar. Böylece Yenidze sigara fabrikası Almanya’ya gelen ilk Türk işçilerin yerleştirildikleri iş yeri olarak da kayıtlara geçer.</p>
<p>Menderes’in sigarasıydı</p>
<p>Bu fabrikada üretilen sigara Türkiye&#8217;de Yenice adıyla tüketilir. Merhum Adnan Menderes’in tiryakisi olduğu Yenice sigarasını 27 Mayıs darbesinden sonra bağımlıları terketmiş ve bu marka zamanla hafızalardan silinmiştir. Yenidze fabrikasının en şöhretli markası olan “Salem Aleiküm”u da Türk tiryakiler “Salem” olarak tanırlar.</p>
<p><strong><span style="color:#ed1c24;">Emine K. Arslaner / TIMETURK / Almanya</span></strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nuray Canan Bezirgan TimeTurke konuştu]]></title>
<link>http://gitarteli.wordpress.com/2008/06/17/ncbkonustu/</link>
<pubDate>Tue, 17 Jun 2008 08:49:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>gitarTELi</dc:creator>
<guid>http://gitarteli.wordpress.com/2008/06/17/ncbkonustu/</guid>
<description><![CDATA[Teketek programının ardından hedef tahtası seçilen Nuray Canan Bezirgan, sessizliğini bozdu ve hakkı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Teketek programının ardından hedef tahtası seçilen <a href="http://gitarteli.wordpress.com/2008/06/12/nuray-cananin-basortusu-oykusu/">Nuray Canan Bezirgan</a>, sessizliğini bozdu ve hakkındaki eleştirilere TIMETURK&#8217;te cevap verdi: Sözlerimin arkasındayım</p>
<p><span lang="TR">Türkiye, Nuray Canan Bezirgan’ın adını başörtüsü yasağı sebebiyle ilk defa 1998’de duymuştu. İkinci defa gündeme ise yine başörtüsü yasağını konuşmak için katıldığı bir TV Programındaki sözleriyle geldi. Hakkında pek çok iddia atılan ve söz hakkı tanınmayan Bezirgan’ın kendini TimeTurk okurlarına anlatmasını istedik. Nasıl biri, hayata, dünyaya ve Türkiye’ye nasıl bakıyor. Nuray Canan Bezirgan’la arkadaşımız Bülent Şahin Erdeğer bir söyleşi gerçekleştirdi. Onu dinlemenin tam sırası:</span></p>
<p> </p>
<p><strong><span lang="TR">SINIFI ROBOCOBLAR BASTI</span></strong></p>
<p><span lang="TR"><strong>Programa katılmanızın ardındaki asıl sebep neydi?</strong></span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Programa katılmamızın amacı anayasa mahkemesinin başörtüsü ile ilgili kararını tartışmaktı. Programa Özgür-Der vasıtasıyla davet edilmiştim. Benim davet edilmemin sebebi 1998’de bir dizi problemler yaşayıp 2000 yılında yurt dışına çıkmak zorunda kalmam dolayısıylaydı. 1998 yılında İstanbul Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu 2. sınıf öğrencisiydim, başörtüsü yasağı sebebiyle bir final sınavından polis zoruyla çıkarılmak istendim. Fakat ben bu kararın insanlığa, hukuka haykırı olduğunu ifade ettim, hocam ise bana ya insan gibi giyin ya da defol buradan demişti. Sonra sınıfı robocoplar bastı.</span><span lang="TR"> </span></p>
<p><span lang="TR"><strong>Bu süreçte çocuğunuzu düşürdüğünüz ifade edilmişti. Uğradığınız muamele ise bu yasağın ne boyutlara ulaştığını simgeliyordu. Peki bu süreç sizin psikolojinizi nasıl etkiledi?</strong></span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">O sıralarda çok tecrübesizdim. Düşünsenize sizin için sınıfınızın içi polis doluyor! Ben de bir refleksle sınıfın içinde koşturmaya başlamıştım. Sanki onların elinden kurtulmam mümkünmüş gibi. O dönemlerde çocuk bekliyorduk aklıma hemen çocuğumu hapishanede getirme korkusu olmuştu. Sürekli kabuslar görüyordum, çok küçük şeylerden dolayı ağlamaya başlıyordum, mahkemeye her çıktığımda medyanın aynı bugünlerde olduğu gibi bir baskısı vardı bir suçlu muamelesi görmek beni çok yıpratmıştı, ilk kez hapis istemiyle yargılanan başörtülüydüm velhasılı…</span></p>
<p> </p>
<p><strong><span lang="TR">NEDEN İLTİCA ETTİ? TÜRKİYE&#8217;Yİ SEVİYOR MU?</span></strong><span lang="TR"> </span></p>
<p><strong><span lang="TR">Hangi düşünceler sizi ilticaya yönlendirdi?</span><span lang="TR"> </span></strong></p>
<p><span lang="TR">Türkiye’den gitmeyi hiç istemiyordum, eşiniz, dostunuz, aileniz her şeyiniz burada, kurulu düzeniniz var ve Türkiye’de yaşamayı seviyorum ancak yasak sürecinde 3 kere gözaltına alındım, davam 6 ay hapis cezasıyla sonuçlandı. Bu para cezasına çevrilmiş olsa da devam eden hakkımda 2 tane daha dava vardı, bu süreçte aldığım tehdit telefonlarından dolayı ve gözaltında yaşadığım maddi ve manevi işkenceye tabi tutuldum. Örneğin 8 saat karanlık bir ortamda yalnız başıma tutuldum, Emniyet müdürünün karşısına çıkarıldım ciddi boyutlarda aşağılandım, hakaretlere maruz kaldım, bütün bunlar yetmiyormuş gibi yerlerde sürüklendim, tekmelendim, çocuğumu düşürdüm ve kolum kırıldı. Allah aşkına soruyorum size iltica etmemem için sebep var mı?!</span></p>
<p><span lang="TR"><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/12062.jpg" alt="" width="257" height="350" align="left" /></span></p>
<p> </p>
<p><strong><span lang="TR">Bu yaşadıklarınız ve ilticanız Türkiye hakkındaki düşüncelerinizi değiştirdi mi? Türkiye’yi seviyor musunuz?</span><span lang="TR"> </span></strong></p>
<p><span lang="TR">Elbette seviyorum! Benim ilticam daha güzel yarınlarda daha güzel bir Türkiye’ye geri dönme umuduyla yapılmış bir hicretti. İnsan doğduğu, büyüdüğü yeri sevmez mi? Bana bu zulümleri yapanların değil zulme uğrayanların evidir Türkiye. Buranın ev sahibi biziz onlar değil…</span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR"><strong>Atatürk hakkındaki tek cümlelik sözünüz gündeme oturdu. “Atatürk’ü sevmiyorum” ile ne demek istediniz?</strong></span><span lang="TR"><strong> </strong></span></p>
<p><span lang="TR">Ben tarihte yaşamış ve ölmüş bir şahsiyeti tartışmıyorum. Ben o şahsiyetin düşüncelerini ve o şahsiyete mal edilerek üretilen düşünce ve uygulamaları tartışıyorum. Yani sevmediğim şey bunlar. Konuyu bu noktaya getirenler ise sanki Atatürk’ün şahsına bir saldırı varmış gibi göstermeye çalışıyorlar. Burada da durmuyorlar sanki Atatürk’ün düşünceleri Türkiye ile özdeş hale getiriliyor. Yani bir şahsın düşüncelerine katılmıyorsanız Türkiye’ye düşmansınız vatan hainisiz! Böyle mantık ancak Kemalistler’de var herhalde…</span></p>
<p> </p>
<p><strong><span lang="TR">&#8220;BEN MAZOŞİST DEĞİLİM&#8221;</span></strong></p>
<p><span lang="TR">Oysa ben, Atatürk’ün kendisini deklare ettiği düşüncelere katılmıyorum. Katılıp katılmamak ta en doğal insani hakkım. Onun hayat tarzıyla benim hayat tarzım arasında onun inançlarıyla, düşünceleriyle benimkiler arasında uçurumlar var. Dolayısıyla düşüncelerimiz örtüşmediği için de içimde bir sevgi beslemiyorum. Benim Mustafa Kemal’in şahsıyla bir sorunum yok. Eğer Atatürk’ün düşünceleri ve Atatürkçülük biraz önce anlatmış olduğum başıma gelen şeylere sebebiyet veriyorsa, hayatımı zindan ediyorsa neden seveyim bu düşünceleri? Kimse kusura bakmasın ben mazoşist değilim!</span></p>
<p><span lang="TR"><strong>&#8220;ATATÜRK&#8217;E HAKARET ETMEDİM, BUNA HAKKIM DA YOK&#8221;</strong></span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Tüm bunların sebebi dahi olsa inandığım Din’in ilkeleri gereği benim kimseye hakaret etme hakkım yok. Bu sebeple Mustafa Kemal’in şahsına yönelik ne dün ne de bugün herhangi bir hakaret etmedim etmem de ama Önder Sav Peygamberimiz’e hakaret etti Hacla alay etti o zaman nerdeydi medya?</span><span lang="TR"> </span></p>
<p><strong><span lang="TR">&#8220;ATATÜRK&#8217;Ü KENDİ EL YAZILARINDAN OKUYALIM&#8221;</span></strong></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Örneğin Atatürk’ün düşüncelerini tarafsız bir gözle değerlendirmek isteyenler Uğur Mumcu’nun konuyla ilgili kitaplarına bakabilirler. O Kazım Karabekir’in M. Kemal’e yönelik eleştirilerini kitaplarına almış. Dr. Rıza Nur’un Hatıratını da okumalarını tavsiye ediyorum seviyor-sevmiyor polemikçilerine…</span><span lang="TR"> </span></p>
<p><span lang="TR">Benim olay yaratan bu bir cümlelik cevabım bana dava açılması yerine bu ülke insanlarının komplekse kapılmadan kimseyi yerin dibine batırmak ya da yüceltmek maksadıyla değil sadece gerçekleri tartışmak için bir paylaşım zemini oluşturmalıydı.</span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Taha Akyol’un Hangi Atatürk kitabı daha yeni çıktı bence bu olumlu bir adımdı. Polemikten kurtulmak için benim ve benim gibi düşünenlerin “neden sevmediği” merak ediliyorsa Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan’ın<span> </span> derlediği bir kitap var işe bu kitabın değerlendirilmesiyle başlanabilir. Mustafa Kemal’in kendi el yazısıyla yazılmış din ve inanç hakkındaki düşüncelerini içeriyor bu kitap. Hatta bu eser 30’lu yıllarda Liselerde vatandaşlık bilgisi ders kitabı olarak ta okutuldu. Bu kitapta Atatürk kendisini Darwinizmle tanımlıyor, yaratılışa inanmıyor, Kur’an’a tamamen materyalist bir bakış geliştiriyor bugün Öder Sav’ın ağzından kaçırdığı ifadeleri Atatürk açıkça ifade ediyor. Yanılmıyorsam bu kitabı Kaynak yayınları tekrar basmıştı, Cumhuriyet gazetesi de okurlarına hediye olarak vermişti. O kitap okunursa bizim neden hangi düşünceleri sevip sevmediğimiz daha net anlaşılır. Bu düşüncelere katılıp katılmamakta herkes özgürdür. Sonuçta şahsı ölmüştür ve inancımıza göre hesabını Allah’a verecektir. Onun için şahsıyla uğraşmanın, sövmek doğru ve ahlaki değil. Ama fikirlerini masaya yatırmak lazım.</span><span lang="TR"> </span></p>
<p><span lang="TR"><strong>Siz Atatürk konusundaki fikirlerinizde yalnız mısınız?</strong></span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Hayır, ayrıca ifade etmeliyim ki bu konuda ülkemizin çok değerli bilim adamları eleştirel eserler kaleme almışlar. Hem sadece İslamcılar değil pek çok farklı düşünceden insan bu eleştirileri getirmiş. Örneğin Sosyalistlerden Prof. Dr. Fikret Başkaya’nın “Paradigmanın İflası” isimli kitabı çok önemli. Merak ediyorum bana saldıran insanların bu kitapların isimlerinden dahi haberleri var mı? Sonra Liberal aydın Prof. Dr. Atilla Yayla var. Kemalistler onun seviyesine çıkamadıklarından Yayla hoca da lince maruz kalmıştı…</span></p>
<p><span lang="TR">Tarihçi yazar Ayşe Hür, Metin Karabaşoğlu, Hasan Hüseyin Ceylan bu isimlerin ilmi araştırmalarını görünce yalnız olmadığımı görüyorum. Hakaret yok sorgulama var çünkü…</span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR"><strong>MURAT BARDAKÇI İDDİASI&#8230;</strong></span></p>
<p><span lang="TR">Bir de fikirlerini açıktan söyleyemeyenler var. Örneğin tarihçi Murat Bardakçı kuliste Ben de Atatürk’ü sevmiyorum dedi buna şahidiz arkadaşla birlikte. Ama baskı ve konum insanları farklılaştırıyor herhalde…</span></p>
<p><span lang="TR"><strong>Hakkınızda Atatürk’ü koruma kanuna muhalefetten hakaret davası açıldı. Atatürk’ü sevmemenin hakaret kapsamında değerlendirlmesine nasıl bakıyorsunuz?</strong></span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Yeryüzünde sanırım Hitler Almanyası ve Kuzey Kore’de rastlanabilecek bir mantıksızlık bu. Birisini sevmemek ona nasıl hakaret olur!</span><span lang="TR"> </span></p>
<p><span lang="TR"><strong>Programa davet edilirken Fatih Altaylı size şartlar sundu mu?</strong></span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Hayır program gayet güzel başlamıştı çünkü programın konusu başörtüsüydü ama ne olduysa bir anda konu önce Humeyni’ye sona Atatürk’e uzandı. O sorular sorulmasaydı daha iyi olurdu sonuçta konu saptı.</span><span lang="TR"> </span></p>
<p><span lang="TR"><strong>Siz programda kim adına konuştunuz? Dernek ya da tüm başörtülüler adına mı yoksa şahsınız adına mı?</strong></span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Ben oraya bu mücadelenin bedel ödemiş bir ferdi olduğum için davet edilmiştim, elbette sadece şahsımı bağlayan düşüncelerimi ifade ettim ama başörtülülerin uğradıkları zulümleri bir kez daha anlatmak için oradaydım. Kamuoyunda şöyle bir yanılgı var. Tüm başörtülüler aynı şekilde düşünür ve yaşar diye bu yanlış. Tıpkı başı açıklara olduğu gibi. Solcu başık açık var, sağcı var. Terörist başı açık var, bilim kadını başı açık var hepsi bir mi yani…</span><span lang="TR"> </span></p>
<p><strong><span lang="TR">&#8220;HUMEYNİ TARTIŞILMAZ KUTSAL BİR ÖNDER DEĞİL&#8221;</span></strong></p>
<p> </p>
<p><strong><span lang="TR">İmam Humeyni hakkındaki görüşleriniz neler? Atatürk-Humeyni kıyaslamasına nasıl bakıyorsunuz?</span><span lang="TR"> </span></strong></p>
<p><span lang="TR">Evet Humeyni’yi seviyorum. Çünkü bir Müslümanım ve dinim bana kardeşlerimi sevmemi öğütlüyor. Bu demek değil ki onun yılmaz takipçisiyim, onun tüm görüşlerine katılıyorum. Kevserle bizi bu konuda eleştirenler kendilerinin Atatürk’e baktığı gibi bizim Humeyni’ye baktığımızı sanıyorlar. Oysa bizim dinimizde kimseye şartsız itaat yoktur Allah dışında. Humeyni bir Müslümandır ve eleştiriye açıktır biz kimseyi kutsayıp tartışma dışı ulu bir önder ilan etmiyoruz. Humeyni’yi neden sevmiyorlar? Onlar gibi emperyalizmle işbirliği yapmadığı için sevmiyorlar, kendi ülkesinin tam bağımsızlığını gerçekten kurduğu için, İsrail’e düşman olduğu için sevmiyorlar yani malumun ilanı kişi sevdiğiyle beraberdir. Peki ben Humeyni’yi neden seviyorum? Öncelikle bir Müslüman olmasından sonra da kendi halkının Şah diktatörlüğüne karşı verdiği onurlu bağımsızlık mücadelesinin lideri olduğundan. Ayrıca sadece kendi ülkesindeki diktatörlüğe değil küresel emperyalizme karşı da direndi. Çok sade yaşadı ve halktan biriydi. O saraylarda yaşayıp saraylarda ölmedi… Tıpkı bugün Ahmedinejad’ın direnmesi gibi sadeliği gibi…</span></p>
<p><span lang="TR">Hem Humeyni’nin tek bir sözü var mı Türkiye’yi işgal edelim diye, Humeyni komşu ve kardeş ülke İran’ın dost ve bilge liderdir benim için. O kadar gerisi beni ilgilendirmez…</span><span lang="TR"> </span></p>
<p><span lang="TR">Yalnız ifade etmeliyim ki Humeyni sorusuyla Atatürk sorusu ard arda geldi. Yani böyle bir mukayase yapılacağını ve linç kampanyasına yol açacağını düşünemedim. Biz oraya bunu konuşmaya çıkmamıştık.</span></p>
<p> </p>
<p><strong><span lang="TR">&#8220;CANLI YAYIN KAZASIYDI DAHA DİKKATLİ OLMALIYDIM&#8221;</span></strong><span lang="TR"> </span></p>
<p><span lang="TR"><strong>Bu durum bir canlı yayın kazası mı?</strong></span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Tabi ki, zaten bana canlı yayın öncesi bu konuya girileceğini söyleselerdi ya o konuya girmezdim ya da bu konu hakkında daha stratejik cevaplar hazırlayabilirdim. Her şey bir anda gelişti ve sonuçları cevaplarımızı aştı. Başka yerlere çekildi. Ya da şöyle de diyebilirdim: Atatürk’ü Allah ne kadar seviyorsa ben de o kadar seviyorum…</span><span lang="TR"> </span></p>
<p><span lang="TR"><strong>Atatürkçülüğün ciddi bir biçimde masaya yatırıldığı bir programa katılır mısınız?</strong></span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Bir sözümden bunlar oluyorsa bugün için bu soru herhalde bir hayal. Ama gelecekte düşünce özgürlüğünün garantiye alındığı bir gün olursa o zaman elbette katılırım. Bugün benim üzerimden topluma verilen bir mesaj var. “Susun, akletmeyin, sorgulamayın ve itaat edin. Duygularınız bile bizim istediğimiz gibi olmalı” mesajı…</span><span lang="TR"> </span></p>
<p><strong><span lang="TR">&#8220;PROVAKATÖR DİYENLER İSPATLASIN YADA ÖZÜR DİLESİN&#8221;</span></strong></p>
<p> </p>
<p><strong><span lang="TR">Hakkınızda provakatör olduğunuza dair iddialar var. Bu iddialara ne diyeceksiniz?</span><span lang="TR"> </span></strong></p>
<p><span lang="TR">Öncelikle eleştiriye sonuna kadar açığım, ama hakarete varan saldırıları nasıl anlayışla karşılayabilirim. Sonunda cumhuriyet gazetesi bizi eşek olarak çizdi! Bu mu özgür düşünce ve çağdaşlık! Ama onların yaptıklarından çok beni yaralayan şey bizim insanımız dediğimiz bazı kesimlerin yayınları. Örneğin STV iki gün hakkımda yayın yaptı. Düşünebiliyormusunuz benim için bu kanal peygambere hakaret etti bile dedi. İnsanların hakkımda iddiları varsa ellerinde kanıtları olması lazım, kanıtları yoksa öncelikle benimle görüşmeleri lazım. Gayrimüslimlere olabildiğince hoşgörülü olan kesimin televizyonu iş Müslüman birine gelince büyük haksızlığa imza attı. Ben üç çocuk annesi mü’mine bir bayanım. İnanın bana yapılan linç kampanyası bu kesimin TV’sinin yaptığı yayınlar kadar dokunmadı. Fadime Şahin’e bile benzettiler beni. Bu yüzden sabahlara kadar uyuyamadım ve ağladım…<span> </span></span></p>
<p><span lang="TR">Ne garip değil mi kendilerini Atatürk muhalifi bir zatın takipçileri olduklarını iddia eden bir cemaat nasıl davranıyor. Bu kişiler herkesle diyaloğa geçiyorlar ama böyle önemli bir konuda bana bir telefon edip sorma ihtiyacı bile hissetmiyorlar. Oysa ben onlara ulaşmak ve cevap hakkımı kullanmak içim en az 10 kişiyi araya sokuyorum ulaşamıyorum, Uğur Dündar ve Ali Kırca bana ulaşıyorlar ama bu kanal bana ulaşamıyorlar peki ne yapıyorlar benim görüntülerimle Müslüm Gündüz’ün çıplak görüntülerini ardı ardına veriyorlar. Peygamberimize hakaret ettiğimi iddia ediyorlar. Takdiri kamuoyuna bırakıyorum, Allah’a havale ediyorum…</span><span lang="TR"> </span></p>
<p><span lang="TR"><strong>Medya Lincinin bu denli şiddetli olmasını neye bağlıyorsunuz?</strong></span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Burada haberi yapılan ben değilim aslında, korkulan şey halkın onların istediği kalıpların düşünmesinden duyulan korkudur. Kumdan kalelere yaklaşan dalgadan korkan çocuklar gibi…<span> </span></span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Benden hep özür dilemem, sözlerimi geri almam istendi, bu para karşılığında teklif edildi. Bu ahlaki düşüklüğe boyun eğersek Rabbimize ve çocuklarımıza ne hesap vereceğiz? Bir de Yaşar Nuri Öztürk var tabi sahnede. Bana, seçim otobüsünden hitap eder gibi, haçlı seferindeki rahibe kıyafetli dedi.</span></p>
<p> </p>
<p><strong><span lang="TR">SÖMÜRGECİ DEĞİLİM</span></strong></p>
<p><span><strong>Türkiye İngiliz sömürgesi olsun mu dediniz?</strong></span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Kastım şudur ki Açık sömürgelerde konumunuz bellidir. Ona göre muamele görürsünüz ama Türkiye gibi örtük sömürgelerde size sahte konumlar verip esirken bile alabileceğiniz haklarınızı elinizden alırlar. Bunun için örtük sömürü açık sömürüden bile kötüdür. Bunu kast ettim. Yoksa zaten hedefimiz tam bağımsız bir Türkiye, İsrail’e ve ABD’ye ve İngiltere’ye<span> </span> karşı ayakları üzerinde kardeşleriyle birlik olan bir yönetim. Hatırlayın ABD, İsrail ve İngiltere’nin en büyük müttefiki kim? Ben miyim yoksa bu ülkenin en büyük Atatürkçü kurumu olan TSK mı? Ben diyorum ki Türkiye resmi ideolojiyle Guantanamo olmasın…</span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR"><strong>Nasıl bir Türkiye düşlüyorsunuz?</strong></span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Düşünce özgürlüğünün hakim olduğu,<span> </span> kimsenin farklı olduğu için baskı altına alınmadığı bir Türkiye elbet özlemimdeki Türkiye. Örneğin Kürtlerin ana dillerini konuşabildikleri eğitimini alabildikleri, kadınların töre cinayetlerine kurban gitmediği bir Türkiye. Sosyal adaletin sağlandığı, emekçilerin emeğinin hakkının teri kurumadan tam olarak verildiği bir Türkiye. Çocuklarımın hiçbir ideolojik dayatma, yemin töreni vs. olmadan alternatif biçimde okuyabileceği okulları olduğu bir muhtırasız, darbesiz bir Türkiye, vicdani reddin doğal olduğu bir Türkiye…</span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR"><strong>Son olarak Time Turk okuyucusuna mesajınız nedir?</strong></span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Ben Kur’an’ı anlamak için okumaya başladıktan sonra Müslüman oldum. Bunun için hayatımızı yönlendirecek en önemli kaynak Kur’an. Benim tavsiyem sağlıklı biçimde düşünebilmek, akledebilmek için, ölmüş modern ya da geleneksel ululaştırılan şahsiyetlerden medet ummamak için Kur’an’a anlamak ve yaşamak için sarılsınlar. Kur’an’ın muhatabına kazandırdığı dünya görüşü ve yaşam tarzı bence en önemli varlığıdır. Biz Müslüman kadınların bu çerçevedeki en önemli yaşam tarzı belirtileri de tesettürleri. Bu zamanda bizi Rabbimizin başörtüsü ile sınadığına inanıyorum. Bu sebeple tesettürün kıymetinde resmi ideoloji tarafından habersiz bırakılmış başı açık kardeşlerimizi örtünmeye, tesettürlerini kuşanmaya davet ediyorum. Örtülü kardeşlerime de örtülerinin tüm diplomalardan, kariyer hayallerinden ve tavizlerden değerli olduğunu bir kez daha hatırlatıyorum. Sadece tesettür değil Rabbimin herhangi bir tek ayetinden vazgeçmemiz isteniyorsa karşılığında ne sunulursa sunulsun vazgeçmemeliyiz.Ben bu direncimizi Kur’an ahlakının, imanın bir gereği olarak görüyorum. Çünkü onlar böyle pırıl pırıl duracak bir Kur’an Neslinden korkuyorlar. Kur’an Neslini yeniden inşa edelim duasıyla selamlıyorum tüm kardeşlerimi&#8230;</span></p>
<p> </p>
<p><span lang="TR">Bülent Şahin Erdeğer/ TIMETURK</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nuray Canan'ın başörtüsü öyküsü]]></title>
<link>http://gitarteli.wordpress.com/2008/06/12/nuray-cananin-basortusu-oykusu/</link>
<pubDate>Thu, 12 Jun 2008 10:58:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>gitarTELi</dc:creator>
<guid>http://gitarteli.wordpress.com/2008/06/12/nuray-cananin-basortusu-oykusu/</guid>
<description><![CDATA[Nuray Canan&#8217;ın başörtüsü öyküsü Tek&#8217;e Tek programında gündeme gelen Nuray Canan Bezirgan]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Nuray Canan&#8217;ın başörtüsü öyküsü<br />
Tek&#8217;e Tek programında gündeme gelen Nuray Canan Bezirgan iddiaların aksine provakatör değil bir Başörtüsü mağduru<br />
 <br />
Bülent Şahin Erdeğer/ TIMETURK<br />
 <br />
Tek&#8217;e Tek programında gündeme gelen Nuray Canan Bezirgan&#8217;ın kimi yayın kuruluşlarının iddia ettiği gibi provakatör değil Başörtüsünden dolayı sorunlar yaşamış bir öğrenci. Hafızalarımızı biraz tazelediğimizde Nuray Canan&#8217;ın meşhur olmuş fotoğraftaki kız olduğunu görüyoruz:</p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/12068.jpg" alt="" width="400" height="270" /></p>
<p>Bezirgan, &#8220;Eğitimi engellediği gerekçesiyle&#8221; polis zoruyla okuldan çıkarılmış ve verildigi mahkemede 6 ay hapis cezası almış. Polis tarafından dövülerek çocuğunu düşüren Nuray Canan Bezirgan bu sebeple Kanada&#8217;ya iltica etmek zorunda kalmış. Türkiye&#8217;de başörtüsünden dolayı ilk hapis cezası da Bezirgan&#8217;a verilmiş.</p>
<p> </p>
<p>İstanbul Üniversitesi Saglik Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Tibbî Dökümantasyon Bölümü ikinci sınıf ögrencisiyken başörtülü olduğu gerekçesiyle Final sınavından polis zoruyla okuldan çıkarılan Bezirgan, Türkiye&#8217;deki başörtüsü yasağını hayretle karşılayan mahkeme heyetinin 2.5 saat içinde aldığı kararla Kanada vatandaslığına kabul edilmişti.<br />
&#8220;Türkiye Müslüman bir ülke degil miydi?&#8221; diyen mahkeme heyetine cevap vermekte zorlandığını belirten Bezirgan, yasağın kalkması halinde Türkiye&#8217;ye dönmeyi düşündüğünü söylüyor.<br />
&#8220;Yasak beni kaçırtmadı. Amacım, bu mücadeleyi yurt dışına taşımaktı. Kaçacak kadar korkak olsaydım zaten Türkiye&#8217;de bu kadar kendimi öne atmazdım. Burada, hakkına sahip çıkan insanlara çok değer veriliyor&#8221; demişti. Yeni Şafak Gazetesi de o süreçte kendisiyle yaptığı röportajda şu soruları yöneltmişti:</p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/12065.jpg" alt="" /></p>
<p>O da Telekulak kurbanlarından</p>
<p>Türkiye&#8217;de, Kanada&#8217;ya yerleşme fikrini körükleyen neler yaşamıştın?</p>
<p>İnancımı özgürce yaşayamadım ve hatta bundan dolayı cezalandirildim. Ugradığım haksızlıkları her platformda dile getirdiğim için aldıgım polis tehditleri ve telefonları beni bıktırdı. Telefonlarımız dinleniyordu. Hatta, katıldığım 32. Gün programındaki konuşmalarımı bir arkadaşıma telefonda anlatırken araya giren ve arkadaşımın da şahit olduğu bir ses, beni ve bebeğimi ölümle tehdit etti.</p>
<p>Mahkemede bunları anlattığın zaman tepkileri nasıl oldu?</p>
<p>Bu iddialarımı burada mahkemeye de söyledim. Bir kapalı Müslüman bayan olarak artık sokaklarda bile rahat gezilemediğini, bağnaz, tutucu laik insanların her fırsatta bizi aşağıladığını ve Türkiye&#8217;de bilindiğinden farklı olarak asıl zulüm görenlerin gerçek Müslümanlar olduğunu söyledim.<br />
 Hakim bayan ve oradaki diger görevlilerin mahkemeye sunduğum video kaseti ve gazete kupürlerini gördüklerinde yaşadıkları şok halleri beni çok şaşırttı. Gözlerine inanamadılar. Basörtülülerin coplandığı, sürüklendiği fotografları gören hakim elleriyle ağzını kapatıp &#8220;İnanamıyorum. Türkiye Müslüman bir ülke degil miydi?&#8221; diye sordu. Aslına bakarsan bu soruya burada çok muhatap oluyorum.</p>
<p>Yasak nedeniyle Kanada vatandaşı olmak isteyen ilk sen değildin, fakat karar beklenmedik bir çabuklukla verildi&#8230;</p>
<p>2.5 saatte sonuçlandı. Normalde bir başka mahkeme için bu bir öngörüşmeydi aslında. Ama artık bu sonuç da bir emsal oldu. Onlara, &#8220;Türkiye&#8217;de inanç özgürlüğü gasp edilen bizleriz. İnancını yaşamanın bedeli bunlar olmamalı&#8221; dedim. Ayni seyleri üç yıl boyunca girdigim tüm mahkemelerde de söylemiştim ama fayda vermemisti. Hakim &#8220;Haklısınız&#8221; dedi, &#8220;Hem de çok haklısınız, kazandınız. Artik istediğiniz kadar özgürsünüz.&#8221; Kararda, &#8220;Türkiye 2000 Yılı İnsan Hakları İhlalleri&#8221; dosyası da etkili oldu.</p>
<p>Hakim bize &#8220;Welcome to Canada&#8221; dediği zaman çok mutlu oldum. Başörtüme hapis cezası verenler ile buradaki insan haklarına saygılı insanlar arasındaki farkı düşündüm. Yasak beni kaçırtmadı. Amacim, bu mücadeleyi yurt dışına taşımaktı. Kaçacak kadar korkak olsaydım zaten aldığım onca eleştiriye karşın Türkiye&#8217;de kendimi bu kadar öne atmazdım.<br />
Türkiye&#8217;de İlk Hapis cezası alan Başörtülü</p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/12077.jpg" alt="" width="259" height="150" /></p>
<p>Türkiye&#8217;deki başörtüsü yasağına ilk hapis cezası gibi, Kanada&#8217;daki başörtüsüne verilen ilk özgürlük kararı da bana nasip oldu. Avukatımın ismi Ronald Shacter. Yani beni savunan avukat bir Yahudi, ne ilginç değil mi?</p>
<p>Yasağın kalkması durumunda ne yapacaksın? Türkiye&#8217;ye döner misin?</p>
<p>Elbette çok isterim. İstanbul&#8217;u çok özledim.</p>
<p>Dünya Başörtüsü Yasağına Gülüyor!<br />
Burada kalan arkadaslarina neler tavsiye edersin?</p>
<p>Kesinlikle haksızlıkları sineye çekip çaresiz olduklarını düşünmesinler, mahkemelere başvursunlar. Uğradıkları zulmü belgeleyerek, bunları arşivlesinler. Aileleri, &#8220;Çocuğumuzun eğitim ve öğretim hakkı engellendi&#8221; diyerek tazminat davaları açsın. Sonuç alınmasa da belgelemiş olurlar. Yurt dışındaki insan hakları örgütleriyle kontağa geçsinler. Başörtüsü yasağı kalkmadan Türkiye asla AB&#8217;ye alınmayacak. Çünkü dünya bu yasağa gülüyor. Ögrenimlerini dondursunlar veya yurt dışına çıkmanın imkanlarini arasınlar. İnternet ortamında kurulan üniversiteleri araştırsınlar.</p>
<p>Ve Türkiye&#8217;ye Dönüş&#8230;<br />
 Bezirgan, &#8220;Türkiye&#8217;de çok şey değişmiş, ancak medyada &#8216;irtica hortladı&#8217; mizanseni hiç değişmemiş&#8221; dedi<br />
İstanbul Üniversitesi&#8217;nin son sınıfında okurken eğitimine başörtülü olarak devam etmek istediği için 6 ay hapis cezasına çarptırılan Nuray Canan Bezirgan, iltica ettiği Kanada&#8217;daki eğitimini tamamlayarak Türkiye&#8217;ye döndü. Başörtüsüne özgürlük eylemlerinde polisin müdahalesi sonucu çocuğunu düşürüp kolu kırılan Bezirgan, sırf başörtüsü ile okula girmek istediği için eğitim öğretimi engellediği iddiasıyla 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Okulundan atılan Bezirgan, Kanada&#8217;ya iltica etmek zorunda kaldı. Yaklaşık 7 yıl Kanada&#8217;da eğitim gören Bezirgan, diplomasını alarak geçtiğimiz günlerde Türkiye&#8217;ye 2005 yılında dönmüştü.</p>
<p>&#8220;1999&#8242;a göre insanların refah seviyeleri artmış&#8221; diyen Bezirgan, &#8220;Ancak düşünce ve fikir özgürlüğü alanında pek bir şey değişmemiş. İrtica yaygarasında Türkiye aynı Türkiye. Medyada özellikle klasik &#8216;irtica hortladı&#8217; mizanseni hâlâ devam ediyor. Diğer taraftan halkının değerlerine hiç saygısı olmayan, kendi gibi düşünmeyene her türlü ayrımcılığı ve hakareti mübah gören büyükler! Halkı temsil makamlarında bulunup oradan halkın değerleriyle mücadeleye devam ediyorlar&#8221; dedi.</p>
<p>Kanada&#8217;ya eşi ve 1.5 yaşındaki oğlu Abdüsselam&#8217;la birlikte gittiğini ve Kanada vatandaşlığını aldığını ifade eden Bezirgan, Kanada&#8217;da da Ayşe Azade (2.5) ve Ahmet Ammar (1.5) isimli iki çocuğunun daha dünyaya geldiğini belirtti. Bezirgan, Kanada&#8217;da akademik İngilizce eğitimi aldıktan sonra Siyasal Bilgiler okuduğunu söyledi.<br />
Nuray Canan Bezirgan&#8217;ın başına neler gelmişti?</p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/12076.jpg" alt="" width="600" height="401" /></p>
<p>10.06.1998 tarihinde sınavına girmek isterken polis müdehalesi sonucu hastaneye kaldırılırken. İstanbul Cerrahpaşa. Yardımcı olan kişi ise eşi.</p>
<p> </p>
<p><img src="http://www.timeturk.com/images_1/news/12073.jpg" alt="" /></p>
<p> </p>
<p> <br />
 <br />
<a href="http://www.timeturk.com">www.timeturk.com</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
