<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>turk-sanati &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/turk-sanati/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "turk-sanati"</description>
	<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 00:17:32 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Milliyet Gazetesi Sanat konusunda Sınıfta kaldı…]]></title>
<link>http://artkritik.wordpress.com/2009/07/25/milliyet-gazetesi-sanat-konusunda-sinifta-kaldi%e2%80%a6/</link>
<pubDate>Sat, 25 Jul 2009 02:05:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>art4critic</dc:creator>
<guid>http://artkritik.wordpress.com/2009/07/25/milliyet-gazetesi-sanat-konusunda-sinifta-kaldi%e2%80%a6/</guid>
<description><![CDATA[İstanbul 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti… Ülkemizin sanat önem verdiği bilinen ulusal gazetesi M]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>İstanbul 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti…<br />
Ülkemizin sanat önem verdiği bilinen ulusal gazetesi Milliyet’in sanat sayfasında plastik sanatlar bölümüne giriyorsunuz, aylardır aynı haberler: sanki amatör bir web sitesi…<br />
Ellerine haber mi gelmiyor acaba…<br />
Yoksa bu konuda elemanları mı yok…<br />
Siz bu sorulara yanıt bulmaysa çalışın, sitenin plastik sanatlar bölümünde aynı sanatçıların aylar önce yapılmış haberlerini bulacaksınız. Sanki o isimleri insanların beyinlerine kazımak için bilinçli olarak orada tutuluyor. Oysa o sayfa boş olsaydı bu kadar tepki çekmezdi…<br />
Milliyet Sanat ülkemiz sanatına damgasını vurmuş en eski yayınların başında geliyor. Rahmetli Akal Atilla’nın kemikleri sızlıyordur…<br />
Milliyet sanat ile ilgili olarak son zamanlarda gündeme gelen eleştiriler şunu gösteriyor ki, birileri o sayfalara belli isimlerin dışındaki sanatçıların girmesine karşı çıkıyor…<br />
Plastik sanatlar alanında bir spekülasyon olduğunu biliyoruz fakat engellemelerin  medyayı da etkilediğine pek tanık olmamıştık…<br />
Rahmetli Abdi İpekçi’nin Milliyet gazetesi ne hale geldi oysa İpekçi sanata çok önem verirdi…<br />
Sayın Sedat Ergin gündemden sıyrıldığında bu konuya eğilirse, her gün para vererek aldığımız Milliyet gazetesinde, sanat adına etik uygulamaları görebiliriz. Hatır haberlerine değil, gerçek sanatçılara, şişirme değil gerçekten hak eden yeni yeteneklerin duyurulmasına da şans verilmeli. Yoksa Milliyet gazetesi sanat adına aynı sınıfta okumaya devam eder ki bu da gazetenin prestiji için iyi değildir.<br />
Art4Critic</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sanat terimleri [sözlük]]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/11/26/sanat-terimleri-sozluk/</link>
<pubDate>Mon, 26 Nov 2007 20:00:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/11/26/sanat-terimleri-sozluk/</guid>
<description><![CDATA[A    »»     AÇIK KOMPOZİSYON (Open Composition) : Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, ger]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><ul>
<li>A    »»    </li>
</ul>
<p>AÇIK KOMPOZİSYON (Open Composition) : Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz. Tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar. Açık kompozisyon doğadaki gerçeklik düzleminin bir kesimini içeren bir çerçeve gibi de düşünülebilir. Rönesans&#8217;ın aksine, Barok açık kompozisyonu yeğlemiştir.</p>
<p><!--more--></p>
<p>AKADEMİZM (Academicism) : Akademizm sözcüğü, bir sanat dalında her türden yeni atılımı yadsıyarak, değişmez olduğu varsayılan onaylanmış, standartlaşmış ilke ve kurallara uygun olarak çalışmak anlamında kullanılır. Yeni sanatsal arayışlara karşı çıkan bir tutumu ifade ettiği için, sözcük olumsuz niteliktedir.</p>
<p>ALLEGORİ (Allegory) : Bir öykü, bir düşünce ya da kavramın figüratif bir simge halinde betimlenişi.</p>
<p>ALTIN ORAN (Golden Section) : &#8220;Altın Bölüm&#8221; ya da &#8220;Altın Kesit&#8221; de denir. Herhangi bir geometrik biçimde, varlığı ESTETİK bir üstünlük sayılan ORAN. Parçalar arasındaki orantıda, küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütün parçaya oranına eşittir. Cebirsel olarak; a/b= b/ (a/b) biçiminde ifade edilir. Parçalar arasındaki oranın değeri olan 1.618 ya da ykş. 3/5, &#8220;altın sayı&#8221; adını alır. Altın Oran geometrik olarak, iki kareden oluşan bir dikdörtgenin köşegeni aracılığıyla kurulur. Antik Çağ&#8217; dan bu yana matematikçilere ve sanat kuramcılarına konu olan Altın Oran, bu adı 19.yy&#8217; da almıştır. Eski Yunanlılar&#8217; ın kısaca bölüm olarak adlandırdıkları bu orana , İtalyan matematikçi Luca Pacioli divina proportine; LEONARDO DA VINCI ise sectio aurea adını vermiştir.Altın Oran&#8217; ın aritmetik, cebir ve geometri özellikleri taşımasının yanısıra, doğada, müzikte ve insan vücudunun organları arasında varolan çeşitli oranlarla da yakın ilişkisi bulunduğu, bütün öteki oranlara üstünlüğününse çeşitlilik içinde birlik özelliğinden kaynaklandığı öne sürülür. Bazı kaynaklara göre, insanlar , Altın Oran&#8217; a yaklaşan orantıları daha çok beğenmektedir.</p>
<p>AMORF ( fr. Amorfe) : BİÇİM&#8217; i belirli bir düzene uymayan. Tanımlanması zor, düzensiz biçimlerde bulunan mineral, madde ya da nesneler için kullanılır.</p>
<p>AMULET (İngilizce) : Kötülükleri uzaklaştırdığına, uğur getirdiğine, hastalıkları iyileştirdiğine ve özel güçlere sahip olduğuna inanılan , doğal ya da insan eliyle yapılmış nesne; bir tür nazarlık ya da muska. Üstte taşınabildiği gibi çeşitli yerlerde de saklanabilir. Değerli taşlar, metaller, hayvan dişleri ve pençeleri gibi pek çok nesne amulet olarak kullanılmıştır. Amuletin kökeni Eski Mısır&#8217;a dayanır. Mısırllar kendilerini kötü günlerden, düşmanlardan ve tehlikelerden korumak için SKARABE, engerek başı, sembolik gözler ve KARTUŞ gibi amuletler kullanmıştır. Pek çok uygarlıkta da hematit, yeşim, ametis, LAPİS LAZULİ ve kantaşı gibi taşların kendilerine özgü koruyucu güçleri olduğuna inanılmıştır.Bir inanışa göre mercen, şeytanın evlerdeki kötü etkisini uzaklaştırma gücüne sahiptir. Hristiyanlıkta encolpia denen amulet , haçlar, aziz kemikleri vb. Dinle ilgili RÖLİK&#8217; lerdir. Boyna asılarak taşınanlar periapta, ikiye katlanabilenler pyctacium adını alır.</p>
<p>ANKOSTİK RESİM (Encaustic Painting) : Eriyik halde balmumu BAĞLAYICI ile PİGMENTLERİN karışımından elde edilmiş BOYA&#8217; larla yapılan RESİM türü. Romalı bilgin ve yazar Yaşlı Pilinus&#8217; a (MS 23-79) göre, mermer üstüne yapılan ankostik resimde pigmentler balmumuyla, fildişi üstüne yapılanlarda da (cero- strotum/ cestrotum) bitkisel kökenli saydam zamkla karıştırılıyor, cestrum ya da viriculum adı verilen bir tür SPATULA ile zemine yayılıyordu. Cestrum&#8217; un bir ucu sivri olduğundan fildişi üstüne ince çizgiler de çizilebiliyordu. Cauterium olarak bilinen ve ısıtılarak uygulanan yuvarlak uçlu bir aletle, boyalı zemin üstündeki spatula ve fırça izleri gideriliyordu. Antik Çağ&#8217; daki belli başlı resim tekniklerinden biri olan ankostik resim, MÖ 4. yy&#8217; da YUNAN sanatçı Pausias tarafından yetkinleştirilmişti. Günümüze ulaşan en önemli örnekler, MISIR&#8217; da el- Feyyum Vahası&#8217; nda ROMA dönemine ait mezarlarda bulunan Feyyum Portreleri&#8217; dir (2. yy). Ankostik tekniği erken Hristiyan Sanatı&#8217; nda da ( GEÇ ANTİK) kullanılmış, ancak 8. ve 9. yy&#8217; larda unutulmuştur. 19. yy&#8217; da Fransız koleksiyoncu Kont Caylus&#8217; un (1692- 1765) araştırmaları aracılığıyla canlandırılmak istenmişse de başarılı olunamamıştır. 19. yy&#8217; da Fransa ve İngiltere&#8217; de çeşitli karışımlar denenmiş, alman Ressam Julius Schnorr von Carolsfeld (1794-1872) orijinale en yakın karışımı uygulamıştır. Günümüzde yaygın olmamakla birlikte balmumu ve reçine bağlayıcılı bir karışım kullanılmaktadır.</p>
<p>ANONİM (Anonymous) : 1. Sanat tarihinde sanatçısı bilinmeyen yapıtlar için kullanılır. Özellikle, halk sanatı ürünleri anonim niteliktedir. 2. Antik Yunan dönemi öncesinde, Mısır ve Mezopotamya&#8217;da, tarih öncesinde sanat yapıtı anonimdir.</p>
<p>ATMOSFER (Atmosphere) : Sanat yapıtının izleyici üzerinde bıraktığı etki, nedeni olduğu ruh hali.</p>
<p>ATÖLYE : Tarihsel Gelişim: Tarih öncesi çağlarda ( PREHİSTORYA) zanaatçıların nasıl örgütlendiklerine ilşkin kesin bulgular olamamkla birlikte EL SANATLARI kapsamındaki ürünlerin önceleri aile işliklerinde üretildiği, ama daha zor işlenen metalin ( MADEN SANATI) kullanılmaya başlanmasıyla birlikte aile dışı bir örgütlemeye gidildiği varsayılabilir. Eski MISIR&#8217; da ya da MEZOPOTAMYA&#8217; da önemli yapıları inşasında da yapı ustalarıyla işçilerin belli bir hiyerarşi içinde çalıştıkları düşünülmektedir. Atölyelere ilişkin ilk arkeolojik bulgular Tel-el Amarna&#8217; nın ( Mısır) MÖ ykl. 1375&#8242; te kuruluşu sırasında kent dolaylarında ustalar için kurulan yaşama ve çalışma alanlarının varlığıdır. Aynı dönemde günlük kullanım eşyası genellikle evlerde ve aile reisinin denetimi altında üretilirken, özel yapım teknikleri gerektiren metal eşya çoğu kez gezgin ustalar tarafından ve geçici kurulan atölyelerde yapılmıştır. Yunanistan&#8217; da Antik Çağ&#8217; da üretilen SERAMİK&#8217; lerin üstün niteliği bu kapların geçici değil, yerleşik atölyelerde üretildiğini kanıtlamaktadır. Bu dönemde babadan oğula geçen aile ilişkileri giderek ortadan kalkmış, yerine, özellikle ünlü ressamların açtığı özel atölyeler yaygınlaşmaya başlamıştır. Büyük yapı projeleriyse genellikle yapı alanında toplanan ustalarla sürdürülmüştür. ROMA döneminde de ilk atölyeler aile işletmeleriydi. Daha sonra geç Cumhuriyet Dönemi&#8217; nde bu işlikler aile egemenliğinden çıkarak aynı atadan gelen soy gruplarının (gens) eline geçmiş ve bu gruplar uzun yıllar saray ayrıcalıklarından yararlanmışlardır. Kuşaklar boyu zanaatçı yetiştiren Roma dönemi atölyeleri bir süre sonra bir anlamda seri üretime geçmiş, dönemin beğenisini yansıtan farklı üsluplara bağlı olarak çalışmışlardır. İlk heykel atülyeleri de yine Roma döneminde açılmıştır. Roma&#8217; nın sanat atölyeleri genellikle babadan oğula geçerdi ama, aile bireylerinden çok, yöreden toplanan usta ve çıraklarla döndürülürdü.</p>
<p>GEÇ ANTİK VE ERKEN HRİSTİYAN dönemiyle BİZANS döneminde sanatsal değerde üretim yapan atölyeler saray çevresinde toplanmaya başlamış ve giderek daha bürokratik bir örgüt niteliğine bürünmüştür. DUVAR HALISI, DOKUMA ve mücevherlerin yapıldığı bu tür büyük atölyeler desteklenirken özel atölyeler yok olmuştur. Büyük Constantinos ( I. Constantinus) döneminde (306-337), ustaların aileleri ve atölyeleriyle birlikte imparatorluğun her yanından Konstantinopolis&#8217; e ( İSTANBUL) gelmeleri özendirilmiş, aynı işle uğraşan atölyeler kentin aynı bölgesinde yerleşmiştir. Ortaçağ boyunca atölyeler, LONCA&#8217; larla birlikte hem üretim hem de eğitim merkezleri olmuş, saray manastır ya da kentler tarafından desteklenmiş ve korunmuşlardır. Bu tür büyük atölyelerde ya az sayıda müşteri için üstün nitelikli küçük eşya üretilmiş ya da yapımı uzun yıllar süren KATEDRAL&#8217; ler gibi büyük yapı projeleri yürütülmüştür. Ismarlayanlarla projeyi yürütenler arasında kurulan yakın ilişki sonucunda yeni yapım sistemleri denenebilmiş, ROMANESK ve GOTİK gibi birçok ÜSLUP bu atölyelerdeki denemelerin de etkisiyle biçim bulmuştur. Ayrıca, birer merkezi planlama ünitesi olarak da işlev gören ve mimari bezemelerle ilgili daha küçük atölyeleri bünyesinde barındıran bu tür atölyeler önceleri Fransız keşiş Suger gibi aydın din adamlarının denetimi altında çalışmış, daha sonra bu görevi kilise meclisi ya da İtalya&#8217; da olduğu gibi sivil yönetim üstlenmiştir.</p>
<p>13. yy&#8217; ın sonlarında atölyeler bir yandan projeler üretirken, bir yandan da bunları gerçekleştirmek için gerekli ustaları da bulmaya başlamıştır.Çoğu gezgin olan ustalar atölyenin başıyla birlikte kent kent dolaşırlardı. Üslupların bir bölgeden öbür bölgeye yayılmasında bu gezici atölyelerin önemli katkısı olmuştur. 14. yy&#8217; da sanatçı yaşam öykülerinin yazımına geçilmesiyle birlikte (VASARI) atölyelere ilişkin bilgiler de kesinlik kazanmaya başlamıştır. Atölyelerdeki usta, yardımcı ve çırak düzeni de yasalarla belirlenmişti. Usta hem atölyenin başıydı hem de yanında çalışanların eğitiminden sorumluydu. Çıraklık 13-14 yaşında başlar, beş- altı yıllık bir eğitimle sona ererdi. Bu süreyi izleyen üç- dört yıllık ikinci çalışma döneminden sonra zanaatçı artık usta sayılır ve dilerse kendi atölyesini açabilirdi. Eğitim işlevini 15. yy boyunca ve 16.yy&#8217; ın başlarında sürdüren atölyeler, 16. yy içinde akademilerin ortaya çıkmaya başlamasıyla yalnız üretime yönelmiştir. 18. yy ortalarında Endüstri Devrimi&#8217; yle birlikte KÜÇÜK EL SANATLARI makinelerde üretilmeye başlamış, sanatsal değerdekilerse tek tek sanatçılar tarafından üretilmiştir.</p>
<p>Ortadoğu&#8217; da da atölyeler çoğu kez saraya bağlı çalışırdı. Özellikle MİNYATÜR, CİLT ve TEZHİP&#8217; in yanısıra HALI dokumacılığı gibi sanatlar bu saray atölyelerinde geliştirilmiş ve üsluplaşmıştır. Öte yandan Osmanlılar&#8217; da ilk saray atölyesi Fatih Sultan Mehmet (hd. 1451-81) döneminde Topkapı Sarayı&#8217; nda açılmıştır. &#8221; Nakkaşhane&#8221; (OSMANLI, Klasik Dönem) adıyla anılan bu atölyede küçük el sanatları üretiminin yanısıra İstanbul dışındaki bazı atölyeler için de desenler üretilmiştir. İznik ÇİNİ ve seramiklerinin doruk noktasını yaşadığı dönemlerde desenler Nakkaşhane&#8217; de geliştirilip üretim için İznik&#8217; e yollanıyordu. Osmanlı&#8217; nın HASSA MİMARLAR OCAĞI da benzer bir örgütlenme şeması içinde imparatorluğun hemen tüm mimarlık etkinliklerini yürütmüştür.</p>
<ul>
<li>B    »»    </li>
</ul>
<p>BAKIŞ AÇISI ( Viewpoint, Vantage Point) : Sanatçının bir konuyu resmetmek için baktığı varsayılan nokta.</p>
<p>BİÇİM (Shape) : Bir nesnenin görme ya da dokunma duyuları ile algılanmasını sağlayan kendine özgü gerçekliği.</p>
<p>BİÇİM BOZMA (Distortion) : Özellikle GÜZEL SANATLAR&#8217;da, fotoğrafta (FOTOĞRAFÇILIK) ve dansta verilerini doğadan alan ve belirli normların ya da normal (olağan) biçimlerin bulunduğu kabul edilen görüntülerde biçimi abartarak sunma, &#8221; normal&#8221; in göstergelerini tümüyle yok etmeden değiştirme. Biçimbozmada amaç, daha güçlü bir etki yaratmak ya da güçlü bir anlatım sağlamaktır. DIŞAVURUMCULUK ya da GOTİK sanat gibi duygu ve anlatımın vurgulandığı, izleyiciyle iletişimin etkili olmasının amaçlandığı sanat türlerinde biçimbozma yoğun olarak kullanılmıştır. Öte yandan özellikle 20. yy&#8217; ın serbest yaklaşımı içinde PICASSO ya da H. MOORE gibi bir çok sanatçı biçim olanaklarını artırmak için, kaynakları doğa olsa bile biçimbozmayı bir araç olarak kullanmışlardır. GERÇEKÜSTÜCÜLÜK&#8217; teyse biçimbozma, duygu ve düşlerdeki gerçekleri anlatabilmenin aracı olmuştur. Öte yandan YENİ- DIŞAVURUMCULUK gibi, &#8220;normal&#8221; kavramlara bağlı olmayan ve doğanın tüm görüntü kullanımlarından bağımsız biçim yaratan sanat üsluplarında biçimbozmadan söz edilemez; çünkü bu üsluplarda normalin ne olduğu hakkında belli ilkeler yoktur. Fotoğrafta biçimbozma çekim sırasında aynalar ya da merceklerle ya da çekimden sonra baskı sırasında mekanik ve kimyevi yöntemlerle görüntüyü değiştirerek elde edilir.</p>
<p>BİYOMORFİK BİÇİM (Biomorphic Form) : SOYUT SANAT&#8217;ta geometrik biçimlerden çok bitki ya da hayvan biçimlerini anımsatan eğrisel dış çizgilerle oluşturulmuş biçimler. En tipik örnekleri ARP&#8217;ın resimlerinde görülür.</p>
<p>BİRLİK (Unity) : Resimde tüm öğelerin koordinasyonu ile asıl temanın, amacın vurgulanacağı bir birlik yaratılması.</p>
<p>BOYUT (Dimension) : 1. Bir nesnenin uzunluk ölçüsüyle ifade edilebilen büyüklüğü. 2. Sanat yapıtında boyut kavramı, onun algılayıcıyla olan ilişkisini anlatmaktadır. Örneğin, resim sanatı iki boyutludur. Resmin betimlediği obje yüzeysel olmasa bile, sanat ürünü onu iki boyutlu bir yüzey üzerinde sunmakta ve izleyicide onu iki boyutlu algılamaktadır. Buna karşılık, heykel üç boyutlu bir sanat yapıtıdır. Mimari ürün ise dört boyutlu sayılmaktadır. Çünkü, mimari ürünü kullanan kişi onu yalnızca eni, boyu ve derinliği bulunan bir obje olarak değil, içinde eylemde bulunulan bir yapıt olarak algılamaktadır. Kişinin yapıt içindeki ya da dışındaki sürekli devingenliği onu tek bir noktadan algılanan diğer sanat ürünlerinden ayırmaktadır. Mimari mekan zaman içinde değişen konuma göre, farklı sanatsal yaşantılar edinilmesini sağlar. O halde, en, boy ve derinlik boyutlarına ek olarak mimari yapıtta bir de zaman boyutu söz konusudur.</p>
<ul>
<li>C    »»    </li>
</ul>
<p>CHIAROSCURO (Chiaroscuro) : Yağlıboya resminde keskin karşıtlıklar yaratacak biçimde düzenlenmiş ışık-gölge dağılımı. İlk kez İtalyan ressamı Correggio tarafından 16. yüzyılın başında kullanıldı. Caravaggio ve izleyicileri bu tekniği geliştirdiler. Georges de la Tour bu alanda ilginç örnekler verdi. Rembrandt ise, en büyük chiaroscuro ustası sayılır.</p>
<p>ÇEŞİTLİLİK (Variety) : Resimdeki ana temanın birliğinin çerçevesi içerisinde canlı ve zengin bir çeşitliliğin de elde edilebilmesi resmin albenisini arttıran önemli bir unsurdur.</p>
<p>ÇİZGİ (Line) : Nokta olarak başlarlar ve her yönde &#8220;düz, kıvrımlı, kırık, kalın/ince, koyu/açık&#8221; olabilirler.</p>
<p>ÇİZGİSEL (Linear) : 1. Bir yüzey üzerinde bir çizgi doğrultusunda yapılmış ya da düzenlenmiş betileri ve ya öğeleri niteler. 2. ince kontur çizgileriyle oluşturulmuş betileri ve bu tür betileri içeren resimsel yapıtları niteler.</p>
<p>ÇİZGİSEL KOMPOZİSYON (Linear Composition) : Hareket eden bir noktanın yüzeyde bıraktığı iz olarak tanımlanabilecek olan çizginin, kompozisyonda üstlendiği, formu ortaya çıkaran, hareketi ifade etme, dokuyu verme, dengeyi sağlama gibi rollerin başat olduğu türdeki kompozisyonlar &#8220;çizgisel kompozisyonlar&#8221; olarak tanımlanır.</p>
<p>Sanatın ilk adımlarının, Lascaux mağarasında olduğu gibi, çizgiyle atıldığı ve çizginin özellikle perspektif kurallarının henüz yeterince bilinmediği Rönesans öncesinde önemli olduğu bilinir. Barok dönemde ışık-gölge kullanımının devreye girişiyle çizgisellik ışığın imkan verdiği ölçüde kullanılır. Bu dönemde konturlar, çizgisel kompozisyonlarda olduğu gibi belirgin olmaz. 19. yy&#8217;da Neo-klasik dönemde yeniden önem kazanan çizgi ve çizgisel kompozisyon Romantizm ile birlikte nerdeyse kaybolmuştur. Empresyonistler tarafından da tamamen kaldırılmıştır. Sanatçıların bireysel çıkışlar yaptığı 20. yy&#8217;da ise Henri Rosseau, Paul Klee gibi sanatçılar tarafından kendi belirledikleri amaçlar doğrultusunda kullanılmıştır.</p>
<ul>
<li>D    »»    </li>
</ul>
<p>DEĞER (Value) : Bir nesnenin maddi ya da parasal karşılığı, değişim ortamı ya da benzeri bir standarda göre tahmin edilebilen miktar; ayrıca, nesnenin gerçek ya da olması gereken kıymetine, YARARLIK&#8217;ına ya da önemine göre göreceli statüsü. Felsefe, hukuk, işletme, matematik, dilbilim, psikolinguistik, resim, müzik, sibernetik, televizyon gibi alanlarda &#8220;değer&#8221; sözcüğü değişik anlamlar taşımakta ve farklı tanımlanmaktadır. Felsefenin bir dalı olan &#8220;aksiyoloji&#8221;, değerlerin estetikte, dinde, ahlakta ve metafiziksel alandaki tip ve nitelikleriyle ilgilenmektedir. Değer kuramıysa kıymetleri önem sırasına göre ayırıp sınıflandıran bir görüştür. Değerlerin nicel olarak ölçülebilme durumuna göre nesnel ve öznel değerlerden söz edilmektedir. Sanat ve mimarlık alanında mimari bir yapıya, bir sanat nesnesine ya da endüstri ürününe ilişkin iki tür değer tanımlanmaktadır. : Kullanıcının gereksinimini karşılamaya yönelik ürünün faydasıyla tanımlanan &#8220;kullanım değeri&#8221; ve mimarlık ya da sanat ürününün özellikle pazarlama ürünü olarak ortaya çıkmasıyla belirlenen &#8220;değişim değeri&#8221;. Kullanım değerine ilişkin değer yargıları kişiden kişiye, gruptan gruba değişebilmektedir. Örneğin bir sanat nesnesinin ESTETİK değerinden söz edildiğinde, o ürünü oluşturan bileşenlerin KOMPOZİSYON&#8217;u, BOYUT&#8217;ları, ölçeği, RENK&#8217;i, DOKU&#8217;su, UYUM&#8217;u vb. Sanat ve estetik kavramıyla ifade edilen, öznel nitelikli göreceli kıymeti anlaşılmalıdır. Bir mimarlık ürününün ön kullanım değeriyse o ürünün PERFORMANS&#8217; ı yani kullanım sırasında ortaya çıkan fiziksel, psikolojik, örgütsel, estetik vb gereksinmelere yanıt verebilme durumuyla tanımlanabilmektedir. Ayrıca herhangi bir ürünün bir meta olarak ekonomik değerinden (değişim değeri) söz edilebilir.</p>
<p>DEKALKOMANİ : 1930&#8242; larda Oscar Dominguez&#8217; in (1906-58) GERÇEKÜSTÜCÜLÜK akımının OTOMATİZM kavramından yola çıkarak oluşturduğu teknik. Bu teknikte boya kalın bir fırçayla ince bir kağıdın üstüne sıçratılır ve kurumadan ikinci bir kağıtla yavaşça sürtülerek gelişigüzel dağılması sağlanır. Daha sonraları ERNST tarafından YAĞLIBOYA&#8217; ya uygulanan bu tekniğin en önemli özelliği, yapıtın ön tasarımsız oluşturulmasıdır.</p>
<p>DEKOLAJ : Duvarlara üst üste yapıştırılmış afiş ya da benzerlerinden koparılan parçalarla yapılmış bir tür KOLAJ. İlk kez 1950&#8242; lerde Alman sanatçı Wolf Vostell (d. 1932) bu türde çalışmalar yapmış, ayrıca Fransa&#8217;da AFİŞÇİLER de bu tekniği uygulamıştır.</p>
<p>DENGE (Balance) : Dengenin sanatta nasıl kullanıldığı &#8220;tahtaravalli&#8221;yi modeli ile kolayca anlayabilirsiniz. Aynı kilodaki iki kişi &#8220;simetrik&#8221; olarak oturduklarında oluşan denge, farklı kilolardaki kişilerle de &#8220;asimetrik&#8221; oturmalarla sağlanabilir; bu ikinci hal &#8220;dinamik denge&#8221; olarak da nitelendirilebilir.</p>
<p>DERECELENDİRME (Gradation) : Tonlarla, taramalarla vb. ile dereceli etkilerin yaratılması.</p>
<p>DERİNLİK (Depth) : Resimde oluşturulan planlar ile elde edilen derinlik duygusu veya yanılsaması.</p>
<p>DETRAMP : Kuru sıva üzerine zamklı boya ile yapılan duvar resmi.</p>
<p>DEVİNİM (Movement) : Resim sanatında resim düzlemi üzerinde yer alan betilerin yoğunlaşıp seyrelmesinden ve pozlarından kaynaklanan durağan dengenin bilinçli biçimde bozulması etkisi.</p>
<p>DIŞ SINIR (Contour) : Bir biçim (shape)in veya hacim (form)in dış çizgisi veya en dış kenarı (&#8217;siluet&#8217;i).</p>
<p>DİMETRİ (Dimetry) : Aksonometrik perspektifin bir türü. Üzerinde çizimi yapılacak nesnenin en, boy ve yükseklik ölçülerinin alındığı eksenler, dimetride birbirleriyle izometridekinin aksine eşit açılar yapmazlar. Dolayısıyla, nesnenin iki boyutunun ölçüleri aynı oranda küçültülerek çizilirken, üçüncü boyutu bunlardan farklı oranda küçültülür.</p>
<p>DOKU (Texture) : Bir sanat yapıtının yüzeyinin görünümü ve/veya hissedilmesi, ki düz ve/veya parlaktan kaba ve/veya mata kadar çeşitlenebilir.</p>
<p>DÜZLEM (Plane) : MEKAN&#8217;ın iki boyutlu, düşey ya da yatay bir uzantısı. Mimari kompozisyonlarda somut değeri olsa da, RESİM&#8217;de mekan ve hareket yanılsamasının ön koşuludur. HEYKEL&#8217;de ise çok yalın geometrik biçimler dışında düzlem çokça ilgilenilen bir öğe değildir. Resimde tuvalin yüzeyi resimdeki mekanın en yakın boyutu olarak hissedilmekle birlikte, bu yüzeyin alt bölümü izleyiciye en yakın, en üstüyse en uzak mekanı içeren bir yer düzlemi olarak da yanılsanır. DERİNLİK yanılsamasını amaçlayam KOMPOZİSYON&#8217;larda ön plan, orta plan, arka plan anlatımları bunları algılatan farklı derinlik düzlemlerinin vurgulanmasıyla oluşturulur.</p>
<ul>
<li>E    »»    </li>
</ul>
<p>EKLEKTİSİZM (Eclecticism) : Farklı sanatsal dizgelerden alınan öğelerin yeni bir dizge içinde yeniden kullanılması eylemi. Sanatta farklı çağ ve üsluplardan seçilip devşirilen öğelerin yeni bir tasarım ya da ürün oluşturmak için ele alınması olgusunu ifade eder. Bu durum 19. yüzyılda çok yaygın biçimde görülür. Bununla birlikte, eklektisizm bir üslup değil, bir davranış biçimi olarak değerlendirilmelidir. Ancak, farklı eklektisist üsluplardan söz edilebilir. Bu üslupların hepsinde davranış biçimi ortak olduğu halde, biçim malzemesinin devşirildiği çağ ya da üslup ve bunların yeniden düzgeleştirilişi farklıdır.</p>
<p>EKORŞE (Ekorche) : İnsan ya da hayvan figürünü, kas yapısını göstermek amacıyla derisi yüzülmüş olarak betimleyen anatomik çizim. 15.yy&#8217;da Batılı sanatçıların anatomiye ilgilerinin artmasıyla atölyelerde, bu türden yapma modeller kullanma geleneği yerleşmişti. Özellikle LEONARDO DA VINCI gibi birçok sanatçı böyle modellerden çizim yapmıştır. Ekorşe figür çalışmalarının en önemli örneği, George Stubbs&#8217;ın (1724-1806) Anatomy of the Horse (1766; Atın Anatomisi) adlı ASİDE YEDİRME BASKI dizisidir. Stubbs bu çalışması için yaklaşık 10 yıl boyunca hayvan kadavralarını incelemiş ve 18 ay da çizim yapmıştır. Özgün çizimleri bugün Londra Kraliyet Akademisinde bulunan bu dizi, özellikle veterinerler ve hayvan ressamları arasında gerçeğe uygunluğuyla ün yapmıştır. 20.yy&#8217;da PARIS OKULU&#8217;ndan SOUTINE, Derisi Yüzülmüş Öküz (1920, Grenoble Müzesi) adlı resminde olduğu gibi bazı yapıtlarında ekorşe figürler kullanmıştır.</p>
<p>EKSENSEL (Aksial) : Bir eksen doğrultusunda ya da bir eksene göre oluşturulmuş kompozisyonları nitelemek için kullanılır. Örneğin, Rönesans resimleri eksensel bir düzen gösterir.</p>
<p>ETNOGRAFYA (Ethnography) : Toplumların kültürlerini inceleyen bilim dalı. Çoğunlukla ilkel toplulukları ve halk kültürünü ele alır.</p>
<p>EX LIBRIS (Ex libris) : Bir kitabın başlık sayfasında yer alan ve sahibinin kim olduğunu gösteren özel simge ya da damga.</p>
<ul>
<li>F    »»    </li>
</ul>
<p>FİGÜRATİF SANAT (Figürative Art) : Resim ve heykel sanatlarında, yalnızca gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanan sanat anlayışı. Soyut yada nonfigüratif sanata karşıt bir yönelimdir.</p>
<p>FROTAJ : OTOMATİZM doğrultusunda çalışan Gerçeküstücü sanatçıların uyguladığı &#8220;sürtme&#8221; tekniği. ERNST tarafından geliştirilen bu teknikte ahşap, taş ya da dokuma gibi dokulu bir yüzey üstüne yerleştirilen kağıda siyah ya da renkli bir malzeme sürtülerek dokunun kağıda geçmesi sağlanır. Böyle elde edilen rastlantısal desenler resimsel tasarımın temelini oluşturur. Türkçe&#8217;de &#8220;sürtme&#8221; ya da &#8220;ovalama&#8221; terimleriyle de karşılanır.</p>
<ul>
<li>G    »»    </li>
</ul>
<p>GEÇİŞ : Yan yana gelen BİÇİM&#8217;lerin farklı nitelikleri arasında uyum ve algı sürekliliğini sağlayan geçiş ya da uyarlama için kullanılan terim; özellikle klasik KOMPOZİSYON&#8217;larda bütünlüğü bozmamak için önemlidir.</p>
<p>GÖLGE-IŞIK IŞIK DÜZENİ ya da DAĞILIMI (Light and Shade Effect) : Yalnızca batı resim sanatına özgü bir kavram olan &#8220;gölge-ışık düzeni&#8221;, sanatsal gerçekliğin yeniden üretilmesi için gerekli olan bir yanılsama tekniğidir. Resimsel yapıtın içerdiği tüm betiler, bu teknik sayesinde bir kısmı gölgeli, diğer kesimleri ise aydınlıkmış izlenimi verecek biçimde betimlenirler. Böylelikle, bir yüzey sanatı olan resmin üç boyutlu nesneleri ifade etmekteki yetersizliği bir ölçüde giderilmek istenmiştir. Gölge-ışık düzeni Batı sanatının çeşitli dönemlerinde farklı bir tutumla gerçekleştirilmiştir. Örneğin, Rönesans resimlerinde betiler tek ve noktasal bir ışık kaynağından aydınlatılmış nitelikte betimledikleri halde, Barok&#8217;ta hemen hemen her beti ayrı ışık kaynaklarından aydınlanmış gibi resmedilmiştir. İzlenimci resmin ortaya çıkışı sonrasında gölge-ışık düzeni bütünüyle kullanım alanından çekilir ve Modern Sanat&#8217;ta hiç görülmez. Son yıllar Yeni Gerçekçilik gibibazı figüratif akımlar bu tekniği yeniden gündeme getirmeyi denemektedirler.</p>
<ul>
<li>H    »»    </li>
</ul>
<p>HACİM (FORM) : Heykel gibi, mekanda yer işgal eden bir kütleye veya hacime dairdir. Bu yanılsamayı sağlayabilmek için sanatçılar modle etme (modelling) veya tarama(hatching) gibi teknikler kullanırlar.</p>
<p>HAREKET (MOVEMENT, DYNAMISM) : Enerjisi veya gücü var gibi görünen , resimlerin devinim halinde olduğu izlenimi veren yanları. Bu devinim aslında gerçekte yoktur; ancak öznelerin akla getirdiği gayretkeş eylemlerin yarattığı yanılsamadır.</p>
<p>HAVA PERSPEKTİFİ : &#8220;Atmosferik Perspektif&#8221; olarak da bilinir. Resim sanatında fon farklılıklarıyla yaratılan derinlik YANILSAMA&#8217;sı. Uzaktaki nesnelerin havanın etkisiyle daha açık tonla algılanması temeli üzerine kurulmuştur. Atmosferdeki nem, toz parçacıkları ve benzeri maddeler, ışığın saçılmasına neden olur. Bu saçılmanın derecesiyse renge, yani ışığın dalga boyuna bağlıdır. Kısa dalga boyuna sahip olan mavi en fazla saçılım yarattığından, renklerin uzaklaştıkça maviye çaldığı görülür. Uzun dalga boyuna sahip olan kırmızıysa en az saçılıma olanak tanıdığından, uzaktaki parlak nesnelerde mavinin azalmasına ve renklerin kırmızıya çalmasına neden olur.</p>
<p>Bir terim olarak ilk kez LEONARDO da VİNCİ tarafından kullanılmakla birlikte hava perspektifi Antik Çağ&#8217;dan beri bilinmektedir. ROMA döneminde Pompei&#8217;deki duvar resimlerinde kullanılmış, 8.yy&#8217;daysa ÇİN resimlerinde görülmüş ve en yetkin düzeyine Song dönemi manzara resimleriyle ulaşmıştır. Bütün Ortaçağ boyunca unutulan bu teknik, 15. yy&#8217;da Flaman ressamlarınca yağlıboya resimle birlikte yeniden kullanılmaya başlanmıştır. 16. yy&#8217;da Vinci&#8217;nin dışında bu teknikten yararlanan en önemli RÖNESANS ressamları CORREGGİO ve TIZIANO&#8217;ydu. 17. yy&#8217;da RUBENS, CLAUDE LORRAIN, Albert Cuyp ve HOBBEMA özellikle MANZARA resimlerinde hava perspektifini ustaca kullanmışlardır. Bu tekniği bütün olanaklarıyla doruk noktasına çıkaran sanatçıysa J.M.W.TURNER olmuştur. Turner&#8217; in resimlerinde sonsuza uzanan MEKAN duygusu ve buğulu atmosfer, daha sonra MONET ve İZLENİMCİLİK&#8217;in öbür temsilcileri tarafından da kullanılmıştır.</p>
<ul>
<li>I    »»  </li>
</ul>
<p>İDEALİZM (Idealism) : İdealizm en basit deyişle standartlaşmış biçim anlamına gelir. Sanat alanında maddesel bir nesneyi değil de, onun zihinsel kavramının tasarımını karşılayan sanat yapıtı, aslında bir idea&#8217; nın tasarımıdır. Platon&#8217; a göre idealar tek gerçekliklerdir ve sanatın gerçek işlevi de tek gerçeklikler olan bu ideal biçmlerin yansıtılmasıdır. Böylece mimesis ( öykünme, taklit) kuramı oluşur. Mimesis kuramının oranlara, klasik armoni kurallarına ve geometriye dayalı ilgisinin yüzyıllardır insan zihninde yer alması sanatçıları seçme yapmaya zorlamış ve mutlak güzellik anlayışına ulaşmak için ideal biçimler yaratılmıştır.</p>
<p>İdeal sanatın kurucuları Yunanlı sanatçılardır. Yunan tanrı ve tanrıçalarında, Roma&#8217; da imparatorluk tasvirlerinde, Rönesans&#8217; ta genel figür anlayışı içerisinde kullanım bulan bu anlayıştan, modern dönemde de lider tasvirleri söz konusu olduğunda yararlanılmıştır.</p>
<p>İKONOGRAFİ (Iconography) : (1) Dinsel içerikli sanat yapıtlarında dinsel olay ya da kişi ile ilgili tipleşmiş hatta bir ölçüde standartlaşmış biçim düzenlerini veya kalıplarını inceleyen bilimsel disiplin. (2) Simgesel dil.</p>
<p>IŞIK &#8211; GÖLGE (Chiarascuro) : Tek renkli resimlerde ton farklılıklarıyla elde edilen aydınlık ve karanlık alanları tanımlar. Resimden önce ağaç baskıda uygulanan ışık- gölge karşıtlığı figüre heykelsi bir görünüm kazandırır. Resim alanında önce Leonardo da Vinci&#8217; nin yapıtlarında uygulanmakla birlikte, Barok dönemde yaygınlık kazanır ve Romantik dönemde de yoğun duygusal etki yaratmak amacıyla kullanılır.</p>
<p>Çizgisel bir kompozisyonda ışık genel anlamda kullanılırken, Leonardo sonrasında ve özellikle de Barok dönemde genellikle kompozisyonun bir köşesinden geldiği düşünülen diagonal ışık kullanımı söz konusudur ve kompozisyonun ışıklı kısmı belirginlik kazanır. Böylelikle Barok resim bir tiyatro sahnesi kullanılan ışık da takip ışığı gibi algılanır. Işığın verdiği imkanlar çerçevesinde sınırlanan kontur çizgisinin eriyip arka fondaki gölgeli kısma geçmesi ışık- gölge kullanımına dayalı kompozisyonların tipik özelliğidir.</p>
<p>İZOKEFALİ : Bir KOMPOZİSYON&#8217;da tüm figürlerin boy ve önem farkı gözetilmeksizin başları aynı hizzaya gelecek biçimde yerleştirilmesi. Özellikle YUNAN sanatının Klasik Dönem kabartmaları için kullanılan bu terim, RESİM ve GRAFİK SANATI&#8217;nda da geçerlidir.</p>
<ul>
<li>J    »»    </li>
</ul>
<p>JANR-TÜR RESMİ (Genre): 17. yy itibariyle burjuva kesiminin gündelik yaşamını gerçekçi bir biçimde betimleyen küçük boyutlu resimler için kullanılmaktadır. Tür resminin konusunu orta sınıfın ve de özellikle de köylülerin yaşamı oluşturur. 17. yy Hollanda&#8217; sının Protestan kesiminde öne çıkan bu tür resimler, boyutları itibariyle burjuva kesiminin evlerine de girebilmiştir. Karşıt görüşler bulunmakla birlikte bu resimlerde Protestan ahlakının yüceltildiği ve resimlerin herbirinin ahlaki çıkarımlar sağladığı bilinir.</p>
<ul>
<li>K    »»    </li>
</ul>
<p>KADRAJ : Her türlü resimsel düzenin çerçeve sınırlarının belirlenmesi işlemi. Özellikle fotoğraf sanatı ürünleri için kullanılır.</p>
<p>KAPALI KOMPOZİSYON (Closed Composition) : Resim sanatında bir yüzey üzerinde betimlenen tüm &#8220;gerçeklik&#8221;in kompozisyonun sınırları içinde bulunması durumu. Böyle bir kompozisyonda betinin tümü resim düzlemi içinde bulunmak zorundadır; sadece bir kesiminin resmedilmesi söz konusu olamaz. Doğal gerçeklik düzleminde betimlenmesi amaçlanan tüm nesneler düzenli bir &#8220;istif&#8221; içinde bakış açısı içinde yer almazlar. Kapalı kompozisyon bunları sanatsal gerçeklik düzleminde yeniden ürettiği zaman, hepsi bakış açımız içinde bulunuyormuşçasına betimler.</p>
<p>Kapalı kompozisyonun en belirgin örnekleriyle Rönesans sanatında karşılaşılır. Bu tür örnekler, resim düzlemi üzerinde betimlenenin dışında dışın da kalan dünyayla ilgili hiçbir ipucu vermezler. Buna karşılık, karşıt uç olan açık kompozisyonda ve onun en yoğun kullanıldığı Barok&#8217;ta, betiler doğadan alınmış bir kesitmişçesine kompoze edilir. Doğal gerçeklik kompozisyonu sınırlarının ötesinde de varlığını sürdürmektedir; resim bu izlenimi vermeyi amaçlar.</p>
<p>KARŞITLIK (Contrast) : Resmin diğer tüm unsurları arasındaki karşıtlıklar resmin anlatım olanaklarının en önemli unsurlarından birisidir.</p>
<p>KARŞI SANAT : Dadacılar&#8217;ca öne sürülen bir terim. Her tür akademikleşmiş sanata karşı olan dada akımı yandaşlarınca günün geçerli tutucu eğilimlerini eleştiri amacıyla üretilen tüm yapıtları niteler. Bu eleştirel tutum bir pisuarın sanat yapıtı olarak sergilenmesine dek varmıştır. İster eklektisist ister modern doğrultuda olsun, sanatta yaratma sorunuyla ilgilenen tüm anlayışları yadsımıştır. Karşı-sanat yandaşları için bir biçim bulma ya da oluşturma kaygısı söz konusu değildir. Onlar biçimleri veya sanatsal öğeleri, ancak, çevrelerindeki nesneler arasından seçerler; ama, kendileri bir üretime kalkışmazlar.</p>
<p>KISALTIM (Rakursi) : Resim sanatında tek bir figürün ya da nesnenin, derinlik duygusu verecek şekilde betimlenmesi anlamına gelen terim, derinlik dugusunu yanılsama yoluyla yaratması açısından bir perspektif türü olarak kabul edilir. Kısaltımda, betimlenen nesneye ya da figüre belli bir uzaklıktan ya da alışılmadık bir açıdan bakıldığında ortaya çıkan biçimbozmalar yumuşatılarak tuvale aktarılır. Örneğin; yatan bir figürün ayak ucundan bakıldığında, ayaklar olduğundan büyük, baş da küçük görünür. Kısaltımı kullanan sanatçı, ayakları göründüğünden küçük, başı da o oranda büyük vererek biçimbozmaları yumuşatır. Sanat tarihinde kısaltımın en iyi bilinen örneği Mantegna&#8217;nın Ölü İsa adlı kompozisyonudur.</p>
<p>KITSCH : Özellikle 20. yy içinde üretilmiş çeşitli nesnelerde rastlanan zevksiz, kökeni belirsiz ve estetik değer taşımayan bir tasarım anlayışını nitelemek için kullanılan bir terim. Türkçe&#8217;de yakın anlamlı olarak &#8220;rüküş&#8221; sözcüğüyle karşılanabilir. Kitsch, grafikten endüstri tasarımına ve mimarlığa kadar uzanan geniş bir alanda estetik düzey düşüklüğünü nitelemek için kullanılır. Stuttgart&#8217;ta bu tür ürünleri sergilemek için bir de müze açılmıştır.</p>
<p>KOLAJ (Collage) : Dadacılarca yaratılmış bir resim tekniği. Elde mevcut her türlü basılı, çizili ya da fotografik malzemenin bir yüzey üzerine yeni bir kompozisyon oluşturacak düzende yapıştırılmasıyla elde edilir. Böylelikle, kendileri sanatsal nitelikte olmayan çeşitli malzemeler, yalnızca yeni bir kompozisyon oluşturmak için kullanılmaları sayesinde bir sanat yapıtı meydana getirirler. Bu durumda sanatsal üretim süreci, sadece bir kompoze etme etkinliğine indirgenmiş olur.</p>
<p>KOMPOZİSYON (Composition) : Bir sanat yapıtında öğelerin düzenlenmesi &#8211; bir ölçüde iskelete benzetilebilir &#8211; vazgeçilemez ancak görünmez olan alt yapı&#8230;</p>
<p>KONSTRÜKSİYON (Costruction) : (1) Bir yapıda taşıyıcı nitelikte olan ya da olmayan bütün imalatlar. Bir inşa etme eylemi sonucunda ortaya çıkan ve bir araya gelerek yapıyı oluşturan öğeler bütünü. (2) İnşa etme etkinliği. Yapım.</p>
<p>KONTRAPOSTO ya da KONTRAPOST (Contrapposto) : Resim ve heykelde insan betisi resmedilir ya da heykeli yapılırken kullanılan klasik duruş (poz) biçimlerinden biri. Bu pozda ayakta duran kişi, kalçası ve bacaklarıyla gövdesinin üst kesimi hafifçe farklı yönlere dönük olarak betimlenir. Sözcüğün kökeni İtalyanca &#8220;contrapposto&#8221;dur.</p>
<p>KONTUR (Contour): Dış çizgi. Bir nesnenin dış hatları, sınırları anlamına gelen terim, nesnelerin silüetlerinin ya da kütle içindeki biçimlerinin çizgisel olarak belirlenmesine yarar.</p>
<p>KROKİ (Sketch) : Resim sanatında yalnızca çizgi ile yapılan ve ana hatları gösteren, ayrıntılara inmeyen taslak. Kroki bir yapıtın ön çalışması niteliğinde olabileceği gibi, böyle bir amaç gözetilmeden de yapılabilir. &#8220;Eskiz&#8221; sözcüğü ile yakın anlamlıdır. Mimarlıktaysa, daha çok, bir yapıyı çevresiyle birlikte gösteren ayrıntısız ve şematik bir plan anlamına gelir.</p>
<p>KROMATİK (Cromatic) : Sanat yapıtında &#8220;renkli&#8221; anlamında niteleyici olarak kullanılır.</p>
<ul>
<li>M    »»    </li>
</ul>
<p>MEKAN (Space, Espas) : Uzayın sınırlanmış parçası. Mimarlık mesleğinin konusunu oluşturur. Aynı zamanda, mekan bir mimari ürünün vazgeçilmez tek niteliği, bir mimari ürünü var eden temel koşuldur. Bir mekan oluşturmak için onun mutlaka her yönden kesin engellerle sınırlanması gerekmez. Mekanı oluşturan sınırlama fiziksel olabileceği gibi, yalnızca görsel de olabilir. Örneğin, ışık herhangi bir somut engel niteliği taşımadığı halde, bir mekanı belirleyebilir. Mekan yalnızca bir yapının &#8220;içi&#8221; olarak düşünülmemelidir; yapıların tek başlarına ve diğer yapılarla birlikte oluşturduğu bir &#8220;dış mekan&#8221;da söz edilebilir.</p>
<p>Ayrıca, mekan bir mimari ürünün dördüncü boyutudur. Bir yapıyı üç boyutlu bir kitle olmaktan çıkaran özellik bir mekana sahip olmasıdır. Yapı onun sayesinde, en, boy ve yüksekliğin ötesinde bireyin devingenliğinden kaynaklanan anlık yaşantılarla edinilen bir mekan boyutu kazanır. Mekan boyutunun kişinin devingenliğinden ötürü, sayısız yaşantılar yaratabilme niteliği mimarlıkta birinci boyuttan bahsedebilmeyi olanaklı kılmaktadır.</p>
<p>MODELAJ &#8211; MODELASYON : Kil ya da balmumu gibi yoğrulabilen malzemelerle üç boyutlu plastik biçim oluşturma anlamına gelir. Bu biçim heykel yapımında döküm ya da model için kullanılabileceği gibi, sanatsal bir ürün olarak da değerlendirilebilir. Terim; resim, çizim ve fotoğrafçılıkta ışık, ton karşıtlığı, renk ve perspektif denetimiyle iki boyutlu biçimlere gerçekteki üç boyutluluk yanılsamasını kazandırmak için yapılan uygulamayı karşılar.</p>
<p>MODLE ETME (Modelling) : Resimde gölgeleri, gölgelemeyi ve ışıklı noktaları kullanarak biçimlerin gerçek oldukları ve hacme sahip oldukları yanılsamasını sağlama tekniği.</p>
<p>MONOKROMİ (Monochromy) : Bütün görsel sanatlar ve mimarlıkta tek renklilik. Yalnızca siyah ve çeşitli gri tonları kullanılarak yapılabileceği gibi, aynı rengin tonlarıyla da gerçekleştirilebilir. Polikromi (çok renklilik) sözcüğünün karşıt anlamlısıdır.</p>
<p>MOTİF (Pattern) : Bir yapıtta yinelenen çizgi ve renklerin her birine verilen ad.</p>
<p>MULAJ (Moulage, Impression) : (1) Heykel yapımı için alçı ya da metal eriyiğini kalıba dökme işlemi. (2) Herhangi bir nesnenin alçı ya da bal mumu ile kalıbının alınması işlemi. (3) Yukarıdaki işlerin sonucunda elde edilen kalıp.</p>
<p>MSURHMK (kıs.) : Mimar Sinan Üniversitesi Resim Heykel Müzesi Koleksiyonu</p>
<ul>
<li>N    »»    </li>
</ul>
<p>NAİF RESİM (Naive Painting) : Herhangi bir mesleki eğitim görmemiş ressamlarca üretilen ve çocuksu bir betimleme anlayışını yansıtan resim sanatı ürünleri. Naif resim perspektifin kuralların yadsıyışı ve çocuksu anlatımı dışında genel üslup özellikleri göstermez. Naif ressamlarca geliştirilen teknik ve üsluplar, hemen daima kişisel niteliktedir. Bunlarda çoğu kez büyük bir ayrıntı zenginliği gözlemlenir. Dış gerçekliği akademikleşmiş yanılsama teknikleriyle değil de, adeta &#8220;masum bir gözle&#8221; algılayıp betimlemeleri açısından sanatsal değer taşırlar. 19. yüzyılın ikinci yarısında beliren Naif Resim&#8217; in en tanınmış ustaları H. Rousseau ve G. Moses&#8217;dir.</p>
<p>NONFİGÜRATİF SANAT (Non-Figuritive Art) : Resim ve heykelde, gerçek varlık ve nesnelere gönderme yapan betileri kullanmayan sanat anlayışı. Non figüratif sanatta betiler gerçek birer nesne ya da varlık olarak tanınamazlar. Onlar yalnızca sanatsal gerçeklik düzleminde varolurlar.</p>
<p>&#8220;Non-figüratif sanat&#8221; sözcükleri günümüzde artık sanat yazını alanında pek kullanılmamaktadır. Sözcük anlamının &#8220;betisel olmayan sanat&#8221; oluşu nedeniyle, &#8220;nonfigüratif&#8221; nitelemesi gerçekte bu sanat anlayışını tam olarak anlatamamaktadır. Hangi anlayışta üretilirlerse üretilsinler, tüm resim ve heykel yapıtları betisel niteliktedir. Dolayısıyla, ayırıcı ölçüt bu değil, betilerin gerçek varlıklara mı, yoksa sanatçının imgelem dünyasına mı gönderme yaptığıdır. Bundan ötürü, nonfigüratif sanat yerine günümüzde Soyut Sanat terimi yeğlenmektedir.</p>
<p>NÜ (Nude) : Resim ve heykel sanatında çıplak kadın betisi. İlk olarak Antik Yunan ve Roma sanatlarında görülen nü, Ortaçağ&#8217;da hemen hemen ortadan silinir. Bu dönemde çıplak kadın betisi sadece Havva&#8217;yı ve cehennemde cezalandırılma sahnelerini resmetmek için kullanılmıştır. Rönesans nü&#8217;yü yeniden keşfederek geniş ölçüde uygulamıştır. Bu dönemden başlayarak kullanımı Avrupa sanatında hiç azalmadan sürer. İslam ve genel olarak Doğu sanatlarında ya hiç, ya da pek seyrek görülür.</p>
<ul>
<li>O    »»    </li>
</ul>
<p>OEUVRE (Oeuvre) : Fransızca kökenli bu sözcük, bir sanatçının yaşamı boyunca ürettiği tüm yapıtları ifade eder. Türkçe&#8217;de çok seyrek kullanılır.</p>
<p>ORAN (Proportion) : Resimde oranlar ile çok farklı yanılsamalar sağlanabilir.</p>
<p>ÖNE ÇIKARMA (Emphasis) : Resmin içindeki bir veya bir kaç öğenin vurgulanması.</p>
<p>ÖZGÜN BASKI (Print) : Çeşitli basım teknikleriyle çoğaltılmış resimsel sanat yapıtı. Bir yapıtın özgün baskı sayılabilmesi için çoğaltılmak amacıyla yaratılması gerekir. Örneğin, ünlü tabloların basım yoluyla çoğaltılması (reprodüksiyon) tekniği bir özgün baskı türü değildir. Özgün baskı yapımında her türlü kazı resim tekniği yanında, serigrafi, taşbaskı vs. gibi teknikler de kullanılır.</p>
<ul>
<li>P    »»    </li>
</ul>
<p>PANORAMA (Panorama) : (1) Bir doğal ya da kentsel manzarayı ufka kadar uzanan ve çok geniş bir bakış açısıyla betimleyen resim. (2) Büyük boyutlu panoramaları sergilemek amacıyla inşa edilmiş yapı türü. Silindir biçiminde olan ve ışığı üstten alan bu yapılarda, resim tüm düşey yüzeyleri kesiksiz olarak kaplar ve silindirin tabanında bulunan yükseltilmiş bir platformdan seyredilirdi. Bu türden ilk gösteri 1799&#8242;da Paris&#8217;te R. Fulton tarafından yapılmış, sonraları, 19. yüzyıl boyunca tüm Avrupa kentlerinde yaygınlaşmıştı. Panorama yapılarında genellikle doğal görüntüler ve savaş sahneleri sergilenirdi.</p>
<p>PENTÜR (Painting) : Yağlıboya tablo anlamında kullanılır. Kökeni Fransızcadır.</p>
<p>PERSPEKTİF (Perspective) : Üç boyutlu gerçeklikleri iki boyutlu resim düzlemi üzerinde betimleyerek, üçüncü boyut yanılsaması yaratma işine yarayan bir resim ve çizim tekniği. Antikite de bugünkü anlamıyla perspektif tekniği kullanıldığı söylenemezse de, örneğin, Pompei duvar resimlerinde üçüncü boyut verme çabası önemli bir yer tutar. Fakat, gerçek perspektifin ancak 15. yüzyılda Rönesans&#8217;la birlikte ortaya çıktığı kesindir.</p>
<p>PİGMENT : Her türlü boyanın renk verici ana maddesi.</p>
<p>PİTORESK (Picturesque) : Estetik etkiyi matematiksel düzen bağıntılarıyla değil de, doğadaki gibi bir rastlantısallıkla elde etmeye çalışan her tür sanatsal tutumu niteler. 18.yy İngiliz bahçe tasarımı Yakınçağ&#8217;da pitoresk tutumun ilk örneklerini vermiştir. Bu dönemde doğanın Barok&#8217;taki gibi geometrik biçimde düzenlenmesi yadsınıp doğal öğeler kullanılarak &#8220;düzenlenmemiş&#8221;, &#8220;el değmemiş&#8221; doğa izlenimi yaratacak bahçeler oluşturulmaya çalışılmıştır. Aynı tutum hemen hemen zamandaş olarak resim sanatında da görülür. Bu anlayıştaki resimler doğayı bir yandan &#8220;olduğu gibi&#8221; yansıtmaya çabalarken, öte yandan da, onu &#8220;yabani&#8221; olmaktan uzaklaştırmışlardır. Dolayısıyla, pitoreski romantizmden bağımsız düşünmek olanaksızdır.</p>
<p>PLAN (Plan) : Bir nesnenin ya da yapıtın yatay bir düzlem üzerindeki izdüşümü. Milattan 1500 yıl öncesine ait Mezopotamya tabletleri üzerinde bile planlara rastlandığına göre, kullanımının çok eski olduğu anlaşılmaktadır. Eski Mısır&#8217;da da bilinirdi. Antikite&#8217;de özellikle de Roma&#8217;da plan yapımı mimari etkinliğin önemli bir parçasıydı. Ortaçağ başlarında işe, 11. ve 12. yy.&#8217;a dek, mimari planlar yapımı tek çizgili basit krokiler çizmekten öteye gidemezdi. Bu durumun Gotik üslubun başlangıcıyla birlikte değiştiği ve plan yapımının yeniden ortaya çıktığı görülür. Rönesans&#8217;ta ise, plan vazgeçilmez bir mimari projelendirme tekniği olarak yerini iyice sağlamlaştırmıştır. Türkiye ve İslam ülkelerinde mimari planların kullanımı konusunda elimizde pek çok bilgi olmasına karşın, Türkistan&#8217;dan 16.yy&#8217;a, Türkiye&#8217;den ise 18. yy&#8217;a ait bazı örnekler dışında, elde çizili belge yoktur. Bu örneklerde modüler bir ızgara kullanılmıştır.</p>
<p>POLİKROMİ (Polychromy) : Görsel sanatlar ve mimarlıkta çok renklilik. Özellikle mimarlık alanında rastlanılan bir sözcüktür. Diğer sanatlarda çok büyük ölçüde kullanıldığından, bunların ürünlerini polikromiyle nitelemek pek gerekli olmaz. Buna karşılık mimarlık alanında polikromi ancak bazı çağlar ve üsluplarda görülür. Örneğin Antik Yunan mimarlığı polikromiktir. Bugün yüzyılların aşındırması sonucunda doğal renklerine bürünen tapınaklar gibi önemli kamu yapıları, özgün durumlarında renkli bir dış dekorasyona sahiptirler.</p>
<p>POLİPTİK (Polyptich) : (1) Avrupa sanatında üçten fazla sayıda birbirine bitişik resim levhasını içeren dinsel içerikli sanat yapıtlarına verilen genel ad. Bu tür yapıtlar genellikle kiliselerin sunak bölümlerine yerleştirildi. Rönesans&#8217;tan sonra poliptik yapılmamıştır. (2) Antik Roma&#8217;da üzerine yazı yazmak için kullanılan, birbirine bağlı, katlanabilir ikiden fazla levhayı içeren ahşap tablet. (3) Erken Ortaçağ&#8217;da Batı Avrupa manastırlarının emlak ve gelirlerinin kaydedildiği defter.</p>
<p>POŞAT (Pochade) : Türkçe&#8217;de çok seyrek kullanılan sözcük Fransızca &#8220;Pochade&#8221; den kaynaklanır. Doğrudan doğruya doğa içinde yapılan renkli yağlıboya küçük resim eskizi anlamındadır.</p>
<p>PRİMİTİF (Primitive) : 1. M.S. 1500 yılından önce yaşamış ressamların çoğunlukla arkaik tarzda yapılmış resimlerine verilen ad. 2. Sanatta, kendini eğitmiş ve/ya resimlerinde sade bir üslup kullanan sanatçıların çalışmaları. 3. Afrika Zencileri, Okyanusya ve Amerikan Kızılderilileri&#8217;nin sanatı. Terim, bu anlamıyla üçüncü dünya ülkeleri sanatını aşağılayıcı bir niteliğe sahiptir.</p>
<p>PRİMİTİVİZM (Primitivism) : 1. İçinde primitif öğeler taşıyan sanat. 2. Rusya&#8217;da 1905 ile 1920 arasında gelişen, kübizm ve fütürizm düşüncesi ile Rus halk sanatının etkisinde gelişen sanat hareketi. Larinov, Goncharova ve Malevich&#8217;in ilk dönem çalışmaları örnek gösterilebilir.</p>
<ul>
<li>Q    »»  </li>
</ul>
<p>QUADRATURA (Quadratura) : Bir yapıda tavan ya da duvar üzerine resmedilerek, içinde yeraldığı mekanın devam ettiği yanılsamasını yaratan resim. Özellikle Barok iç mekan düzenlemelerinde çok sık biçimde uygulanmıştır. Örneğin bir duvar boyunca uzanan gerçek boyutlarda bir mimari iç mekan perspektifi quadratura sayılır.</p>
<ul>
<li>R    »»    </li>
</ul>
<p>READY-MADE (İngilizce) : Bir sanat yapıtı olarak benzerleri arasından seçilip değerlendirilmiş, üzerinde bir değişiklik yapılmaksızın kullanılmış ya da üzerindeki değişiklik sadece üretimi sırasındaki rastlantılara bağlı olarak ortaya çıkmış endüstri ürünü obje. İlk kez Dada Akımı&#8217;nın ünlü beyni M. Duchamp tarafından öne sürülmüştür. Gerçekte, bir sanat yapıtı olmaktan çok, sanat alanındaki geleneksel yaratma yöntemlerine bir eleştiri olarak yorumlanabilir.</p>
<p>RENK (Color) : Üç temel renk vardır : kırmızı, mavi ve sarı. Siyah renk değildir; çünkü üzerinde ışığın yansıyabileceği boya yoktur. Beyaz ise gökkuşağındaki tüm renklerin yutulmasından kaynaklanır.</p>
<p>RENK (Hue) : Renk tonu, renk. Bir renge daha teknik ve spesifik olarak deyinilirken kullanılır.</p>
<p>RESİM DÜZLEMİ (Picture Plane) : Resim sanatında üç boyutlu nesne ve varlıkların iki boyutlu olarak üzerinde betimlendiği düzlem. Kullanımı tüm uygarlık ve üsluplarda farklıdır. Örneğin Rönesans ve sonrasında Modernizm&#8217;in başlangıcına dek, Avrupa resim sanatını nesnelerden sanatçının gözüne gelen ışınların kestiği saydam bir düzlem olarak değerlendirmiştir. Bu anlamıyla resim düzlemi sanatçının gördüğünü, &#8220;gördüğü biçimde&#8221; resmetmesini sağlayan bir araçtır. Oysa, diğer toplumların resim sanatlarında resim düzlemi ancak varsayımsal bir gerçeklik taşır. Batı sanatında &#8220;resmetmenin aracı&#8221; olan resim düzlemi, diğer toplumlar için &#8220;resmin amacı&#8221; dır. Gerçekler izdüşümüyle onun üzerine saptanmaz; tam tersine, gerçekleştirilmek istenen şey, betileri onun üzerinde amaçlanan etkiyi verecek biçimde kompoze etmektir. Dolayısıyla, nesnelerin gerçekte nasıl göründükleri değil, resim düzlemi üzerinde nasıl düzenlendikleri sorunu ağırlık taşır. Örneğin, Türk resim sanatı bu anlayışla çalışmıştır.</p>
<p>RESİMSİ (Painterly) : İlk kez ünlü İsviçreli sanat tarihçisi Wöfflin tarafından ortaya atılan ve resim sanatı tarihinde görülen iki karşıt anlayıştan birini anlatmak için kullanılan bir terim. Almanca olan özgün biçimi &#8220;malerisch&#8221;tir. Rönesans&#8217;ta rastlanan kesin konturla sınırlanmış resimsel betiler yapma anlayışına karşıt olarak, Barok&#8217;ta betilerin oluşturulmasında çizgi ağırlık taşımaz; renk nüansları ve tonlarla ışık &#8211; gölge düzeni betiyi vareden ana ögelerdir. Bu resmetme anlayışı &#8220;resimsi&#8221; olarak nitelenir.</p>
<p>RETROSPEKTİF (Retrospective) : Retrospektif, &#8220;geriye bakış&#8221; anlamına gelir. &#8220;Retrospektif Sergiler&#8221; ise bir sanatçının sanat yaşamı boyunca gerçekleştirdiği yapıtlardan örneklerin irdelendiği ve değerlendirildiği toplu sergilemeler için kullanılan bir terimdir.</p>
<p>RİTM (Rhythm) : Gözle görülebilir devamlı biçimlerin tekrarı ile elde edilen akıcılık veya devamlılık. Ölçülü vurguların kullanılması. Renkler, motifler veya fırça ve/veya spatul darbeleri ile yakalanan müzikaliteler&#8230;</p>
<p>RÖPRODÜKSİYON (Reproduction) : Bir sanat ürününün, özellikle resmin çoğaltılması. Bu işlem genellikle basım yöntemleri kullanılarak yapılır. Bir sanat eserinin bu anlamda çoğaltılması ve röprodüksiyon sayılabilmesi için, özgün yapıtın gerçekte tek nüsha olarak yapılmış olması gerekir. Röprodüksiyonu kopyadan ayıran özellik, onun taklit olmayıp, yalnızca özgün yapıtın özgün tekniği dışında bir teknikle yaniden üretilmesidir.</p>
<ul>
<li>S    »»    </li>
</ul>
<p>SALON (Salon; Room) : Fransız Krallık Resim ve Heykel Akademisi üyelerinin sergilerine verilen ad. Sözcük bu sergilerin Louvre&#8217;daki Apollon Salonu&#8217;nda açılmasından kaynaklanmaktadır. Sergi 1737&#8242;den Fransız Devrimi&#8217;ne kadar iki yılda bir, daha sonra ise, yılda bir açıldı. Akademizmin katı kurallarına bağlılığından ötürü, ileri sanatsal çabaları reddetmesi yoğun tepkilere neden olunca, 1863&#8242;te salona alınmayan sanatçılar için III. Napoleon&#8217;un buyruğuyla ayrı bir Salon des Refusés açıldı. 1881&#8242;de yeniden örgütlenen salon, hala yeni ve ilerici eğilimlere karşıt tutumunu sürdürmektedir.</p>
<p>SFUMATO TEKNİĞİ : Resim ya da çizimde, renk ve tonlar arasında yumuşak geçişleri sağlayan gölgeleme yöntemi. İlk kez Leonardo da Vinci tarafından uygulanan bu yöntem, çoğu kez aydınlık alanlardan karanlık alanlara geçişlerde kullanılır. Bu tekniğin geliştirilmesiyle 15. yüzyılın keskin dış çizgili biçimleri belli bir yumuşaklık kazanmıştır.</p>
<p>SHADE (İngilizce) : Bir rengi daha koyu yapmak için siyah eklenir ise, ortaya çıkan renge &#8220;shade&#8221; denir.</p>
<p>SICAK (Warm) : Bazı renkler bize sıcak şeyleri anımsatırlar, kırmızılar gibi. Kırmızılardan ve sarılardan elde edilen renkler- toprak tonlarında olduğu gibi güçlerini yitirseler de- sıcak renklerdirler.</p>
<p>SİNKRETİZM (Syncrethism) : (1) Aynı sanat yapıtı üzerinde farklı anlayış, üslup ya da akımların sentezleşmemiş nitelikte bir bütün olarak yer almaları durumu. (2) Bir ülkede sanatsal yaratımın henüz sentezine ulaşamamış, dolayısıyla, farklı odakların etkilerini seçilebilir biçimde yansıtması durumu.</p>
<p>SİMETRİ, ASİMETRİ (Symmetry, Asymmetry) : Simetri, parçaların orta eksenin iki yanında, biçimlerin, motiflerin ve renklerin eşdeş olacakları biçimde düzenlenmeleri sonucunda har iki yarımın birbirinin yansıması olmasıdır. Asimetri ise, orta çizgi ile bölünen karşıt yanların parçalarının eşdeş olmadığı bir düzenlemedir.</p>
<p>SOĞUK (Cool) : Bazı renkler bize soğuk olan şeyleri anımsatırlar; buz grileri veya teskin edici maviler gibi. Her renk beyaz katılarak daha &#8220;cool&#8221; yapılabilir.</p>
<p>ŞASİ : Tuvalin üzerine gerildiği ahşap çerçeve.</p>
<p>ŞÖVALE RESMİ (Easel Painting) : Şövale üzerinde yapılan ve taşınabilir boyuttaki küçük yağlıboya resim. 17. yy&#8217;da burjuvazinin gelişimi sonucunda yaygınlaşmış ve resmin evlere girmesine olanak vermiştir. Önceki dönemin dinsel konulara ağırlık veren büyük boyutlu resim yapıtlarına karşıt bir din dışı sanat anlayışının doğuşuyla eş zamanlı olarak belirmiştir.</p>
<ul>
<li>T    »»    </li>
</ul>
<p>TEMPERA (İngilizce) : Boyar maddenin tutkallı suyla, genellikle de yumurta akıyla karıştırılmasıyla elde edilen bir boya türü ve bu boya kullanılarak yapılmış resim. Tempera Ortaçağ&#8217;da sık kullanılmış, 15. yy&#8217;dan sonra yağlıboya resmin gelişmiyle birlikte ortadan kalkmıştır.</p>
<p>TERRACOTTA (İngilizce) : Her tür pişmiş topraktan yapılmış kullanım eşyasının genel adı. Tuğla, kiremit gibi kaba yapı malzemeleri pişmiş toprak ya da keramik sayıldıkları halde, terracotta değildirler.</p>
<p>TERS PERSPEKTİF (False Perspective) : Resim sanatında kaçış noktasının, betilerin ardında ve ufuk çizgisi üzerinde değil, betilerle seyirci arasında yer aldığı perspektif türü. Böyle bir perspektifte betilerin seyirciye göre daha uzakta olan kesimleri küçük görüneceklerine, aksine daha irileşirler. Bu nedenle betimlenen nesneler gerçektekinin tam tersi bir görünümde resmedilmişlerdir. Ters perspektif Ortaçağ boyunca hem Batı, hem de Doğu sanatında egemen olmuştur. Batı&#8217;da Rönesans&#8217;la birlikte ortadan kalkar.</p>
<p>TINT (İngilizce) : Bir renge onu daha açık yapmak için beyaz eklendiğinde ortaya çıkan renk bir &#8220;tint&#8221;tir.</p>
<p>TİPOLOJİ (Typology) : Bir sanat dalında ya da onun belirli bir alanındaki tüm yapıtların ya da yapıtı oluşturan tek tek ögelerin incelenerek, tiplerin belirlenip gerçek örneklerin bunlara göre sınıflanması işlemi. Örneğin, resim sanatında tüm Rönesans Madonna&#8217;larının bir tipolojisi yapılacabileceği gibi, mimarklıkta da Mardin konutlarının pencere tipolojisi oluşturulabilir.</p>
<p>TON (Tone) : Boyalı bir cismin planlarının aydınlık ve karanlık dereceleri. Nesnelerin çeşitli bölgeleri birbirleriyle karşılaştırıldıklarında, aralarındaki açıklık ve koyuluk farklarına ton denir.</p>
<p>TOPLUMSAL ÇERÇEVE, KAPSAM, BAĞLAM (Context) : Bir yapıtın içinde gerçekleştirildiği sosyal veya tarihsel ortam. Tüm sanatçılar etkileşim içinde oldukları değerleri ve gelenekleri olan sosyal çevrelerde çalışırlar. Bir sanat yapıtının içinde gerçekleştirildiği koşullar üzerine düşünmek üç açıdan önemlidir. İlki , onu gerçekleştiren sanatçı veya içinde yaratıldığı kültür hakkında bilgi edinmemizi sağlamasıdır. İkinci olarak gözden kaçırmamız gereken bir nokta, bir yapıta baktığımızda veya ondan bir şeyler öğrendiğimizde, bunların içinde yaşadığımız zaman, deneyimlerimiz ve inançlarımız nedeniyle önyargılı olabileceğinin bilincine varmaktır. Bizim yorumumuz, resmin yaratıldığı devirdeki yorumdan oldukça farklı olabilir. Üçüncü olarak, bir yapıtın bir kitapta yer alan imgesinin, gerçekleştirildiği yapı içerisinde olduğundan da, halkın izlemesi için konduğu müzeden de farklı algılanacağıdır. Bir sanat eserinin içinde yer aldığı güncel kapsam da bizim onun hakkında ne düşündüğümüz üzerinde belirleyici olabilir.</p>
<p>TOPOGRAFİK SANAT (Topgraphical Art) : Doğada büyük boyutlu topografik değişiklikler yaparak yapıtlar oluşturmaya yönelen sanat dalı. Topografik sanatçılar, genellikle inşaat makineleri kullanarak, yapay yeryüzü şekilleri yaratmaya çalışırlar. 1960&#8242;larda beliren topografik sanat, özellikle ABD&#8217;de izleyiciler bulmuştur.</p>
<p>TOPRAK BOYA (Earth Colour) : Renkli taş ya da toprağın öğütülmesiyle elde edilen doğal boya. Maden oksitlerini içerir. Günümüzde sentetik boyaların belirişi sonucunda artık pek kullanılmamaktadır.</p>
<p>TORSO (İngilizce) : Kollar, bacaklar ve baş dışında kalan insan gövdesinin heykeli.</p>
<p>TRİPTİK (Triptich) : Birbirine menteşeli üç ahşap levhadan oluşan Avupa resim sanatı ürünü. Genellikle, kilisede sunağın üzerinde yeralmış ve ikonografik sahnelerle bezenmiştir.</p>
<p>TROMPE-L&#8217; OEIL : Bir düzlem üzerinde sanat içeriği olan resimsel bir etki amaçlamaksızın, gerçeklik izlenimi vermeye çalışan her tür çizim, boyama vs. En basit trompe-l&#8217; oeil örneği olarak, sağır bir duvar üzerine yapılmış gerçek boyutlarında bir kapı resmi verilebilir. Böyle bir durumda resim yapma etkinliği tümüyle bir yanılsama yaratma işine indirgenmiş olmaktadır.</p>
<p>TUŞ (Touche) : Yağlıboya resimde fırça darbesiyle yüzey üzerinde oluşan boya lekesi. İzlenimci resme dek ressamlar tuşların görülebilir olmasından özellikle kaçınmış ve homojen yüzeyler elde etmeyi amaçlamışlardır. İzlenimci resim ise, aksine, büyük oranda tuşların farkedilebilir nitelikte bırakılması tekniğini yeğlemiştir. Tuş kullanımının daha ön plana çıktığı bir resim akımı ise Taşizm&#8217;dir.</p>
<ul>
<li>U    »»    </li>
</ul>
<p>URNA (İngilizce) : Antik Roma&#8217;da taş, pişmiş toprak ya da tunçtan yapılan vazoya benzer kapaklı veya kapaksız kap. Sıvıların konulması için kullanıldıkları gibi, ölülerin küllerinin korunması amacına da hizmet ederlerdi. Ölülerin küllerinin içine konduğu urnalar üzerinde bir yazıt yeri bulunur ve buraya ölünün adı yazılırdı. Urnaların bezemeli ya da sade olanları vardır.</p>
<p>UYGULAMA SÜRECİ/ İCRA (Process) : Yapıtın gerçekleştirilmesinin özellikleri, ayrıntıları, verileri.</p>
<p>UYUM (Harmony) : Bütünü meydana getiren ilgili öğelerin/parçaların kendi aralarındaki iletişimi. W.Kandinsky&#8217;e göre : &#8220;Armoni, kompozisyondur.&#8221; Müzikten ödünç alınan bu terim, resim unsurlarının tatmin edici veya hoşa gidecek biçimde düzenlendiği duygusunu dile getirir.</p>
<ul>
<li>V    »»    </li>
</ul>
<p>VALÖR (Valeur, Değer) : Bir tonun göreceli şiddeti veya bir tona ait kuvvet. Bir tondaki ışık ve gölgelerin derecesinin getirdiği fark. Renklerin içlerindeki siyah ve beyaz ile ilgilerinden doğan koyu-açık farklarına, değerlerine renklerin valörleri denir.</p>
<p>VEDUTA : İtalyanca&#8217;da &#8220;görünüm&#8221; anlamına gelen sözcük, büyük ölçüde gerçeğe dayanılarak yapılan ayrıntılı kent resimleri, çizimleri ve oymabaskıları için kullanılır. Gerçeğe dayanmayan düşsel örnekler, &#8220;veduta ideata&#8221; ya da &#8220;capriccio&#8221; olarak anılır. İlk vedutalar büyük olasılıkla, Flaman manzara ressamı Paul Brill gibi İtalya&#8217;da çalışan kuzeyli ressamlar tarafından yapılmıştı. Ancak bu türün en başarılı ustaları Venedikli sanatçılardır. Bunların içinde en ünlüsü olan CANALETTO, Venedik&#8217;in tarihsel yapılarını gerçeğe son derece uygun betimlemiştir. Guardi ailesinden Francesco GUARDİ, babası Domenico ve ağabeyi Gianantonio da çok sayıda Venedik görünümü yapmışlardır. Francesco özellikle Caneletto&#8217;dan etkilenmiş, ama ondan daha özgür bir anlatım geliştirmiştir. Özellikle yapı kalıntılarını betimleyen Giovanni Pannini de önemli bir veduta ustasıydı. Bu türü oymabaskıya uygulayan sanatçıların başında gene 1941&#8242;de bir dizi aside yedirme baskı yapan Canaletto gelir. Mimar, arkeolog ve oymabaskı ustası PİRANESİ ise Roma&#8217;yı betimlediği veduta baskılarıyla tanınır. Çoğu düşsel olan bu dizideki görünümler, belli ölçek farklılıkları ve eklemelere karşın epeyce gerçekçidir. Düşsel veduta örnekleri arasında Canaletto&#8217;nun &#8220;Düklük Sarayı&#8221;yla San Pietro Kilisesi kubbesini aynı kompozisyonda ele aldığı çizimi ile William Marlow&#8217;un Londra&#8217;daki St. Paul Katedrali, Venedik&#8217;teki &#8220;Büyük Kanal&#8217;la Birlikte&#8221; adlı yapıtı sayılabilir.</p>
<ul>
<li>Y    »»    </li>
</ul>
<p>YANILSAMA (Illusion) : Resim sanatına özgü bir terim olan yanılsama, resimsel yapıtta yeralan betilerin gerçek dünyadaki nesne ve gerçeklikler olarak tanınabilmesi anlamına gelir. Betiler gerçeklikle gönderme yapan sanatsal ögelerdir; onları gönderme yaptıkları gerçeklikler olarak kavramak ancak yanılsamanın varlığı halinde olanaklıdır. Dolayısıyla, yanılsama gerçekliğin sanat yapıtında &#8220;yeniden üretilmesi&#8221; demektir ve çoğunlukla üç boyutlu olan gerçek varlıkların iki boyutlu bir yüzey üzerinde betimlenebilmesini sağlar. Bu amaçla perspektif, ışık &#8211; gölge ve modle gibi yanılsama teknikleri kullanılır. Bu teknikleri hiç ya da pek az kullanan ve dolayısıyla, resim düzleminin iki boyutlu olduğu gerçeğini aşmaya çalışmayan toplum ve çağların sanatlarında yanılsamadan söz edilemez.</p>
<ul>
<li>Z    »»    </li>
</ul>
<p>ZEMİN : Resim sanatında genel olarak PANO, TUVAL ya da benzeri bir zemin anlamında kullanılsa da teknik açıdan zeminin BOYA&#8217;ya hazırlanmasıdır. Amaç, boya ile zemini ayırarak emiciliğini azaltmak ve boyaların parlaklığını sağlamaktır. ASTAR&#8217;la karıştırılmaması gereken zeminin hazırlanmasında farklı malzemeler kullanılır. Floransalı ressam ve sanat tarihçisi Cennino Cennini&#8217;ye göre, kimi zaman deri ya da tuvalle kaplanan panonun üstüne zemin olarak hayvansal kökenli tutkalla karıştırılmış alçı BAĞLAYICI olarak kullanılırdı. Ancak bu malzeme esnek olmadığından tuvale uygun değildi. 8. ya da 10. yy&#8217;da yaşadığı düşünülen Heraclius, teknikleri anlattığı &#8220;De coloribus et artibus romanorum&#8221; (Resimde Eski Uygulamalar: British Museum, Sloane 1754) adlı yapıtında, tuvalin önce şeker nişasta karışımı bir yapışkanla kaplandığını, üstüne de ince bir kat gesso sürüldüğünü belirtmiştir. İtalya&#8217;da kullanılan bir başka yöntemdeyse gesso&#8217;ya sabun ve bal eklendiği bilinir. 17.yy&#8217;da sanatçıların zemin olarak bitkisel zamk üstüne yağlı bir malzeme sürdükleri ve çabuk kuruması için içine doğal kurşun oksit kattıkları belirtilmektedir. Ancak bu yöntemin çok dayanıklı olmadığı görülünce alçı taşıyla tutkal karışımı bir zemin yeğlenmiştir. Pergamonlu hekim Galenos 2.yy&#8217;da beyaz alçı zeminin yansımasını azaltmak için hafif renkli sırların kullanıldığından söz eder. Benzer bir uygulama ortaçağ sonuyla RÖNESANS başında da kullanılmış; bir çok sanatçı zemin üstüne &#8220;imprimatura&#8221; olarak bilinen toprak rengi saydam bir sır (astar) çekmiştir.<br />
   <br />
&#8230;</p>
<p>Bu mini sözlüğün maddelerinin oluşturulmasında, yararlanılan Sanat Kavram ve Terimleri Sözlüğü (Metin Sözen / UğurTanyeli &#8211; Remzi Kitabevi), Güzel Sanatlar Terimleri Sözlüğü (Adnan Turani &#8211; Türk Dil Kurumu Yayınları), Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi (YEM Kitabevi) kaynak kitaplarının yazarlarına ve yayıncılarına teşekkür ederiz.</p>
<p>[devam edecek...]</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gençler, Artİstanbul 2007’de yarışma heyecanı başladı]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/20/gencler-artistanbul-2007%e2%80%99de-yarisma-heyecani-basladi/</link>
<pubDate>Thu, 20 Sep 2007 19:10:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/20/gencler-artistanbul-2007%e2%80%99de-yarisma-heyecani-basladi/</guid>
<description><![CDATA[Bu yıl 10-18 Kasım 2007 tarihleri arasında, Salıpazarı’ndaki Antrepolar’da gerçekleştirilecek olan A]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img align="left" src='http://turksanati.wordpress.com/files/2007/08/yarisma_logo.jpg' alt='yarisma_logo.jpg' /><strong>Bu yıl 10-18 Kasım 2007 tarihleri arasında, Salıpazarı’ndaki Antrepolar’da gerçekleştirilecek olan Artİstanbul 2007 &#8211; Sanat Günleri kapsamında genç sanatçılar için düzenlenen iki farklı yarışma başvurulara açıldı. </strong></p>
<p>Ülkemizdeki genç sanatçıları teşvik etmek amacıyla düzenlenen yarışmaların konusu, her yıl olduğu gibi, bu yıl da Artİstanbul’un ana teması ile aynı olacak. Genç Sanatçılar Resim Yarışması ve Genç Sanat Eleştirmeni Yarışması’nın başvuruları 03 Kasım 2007 tarihine kadar yapılabilecek. </p>
<p>Royal Talens – Sanat Dünyası sponsorluğunda yapılan Genç Sanatçılar Resim Yarışması’nda, Birincilik Ödülü 7.500 YTL, İkincilik Ödülü 4.500 YTL ve Üçüncülük Ödülü 2.500 YTL olarak belirlendi. Ödül kazanan yarışmacıların her birine ayrıca, “Royal Talens– Sanat Dünyası” tarafından Talens Boya Seti, bir sanatçıya da “Gençsanat” Dergisi Özel Ödülü verilecek. </p>
<p>SEÇİCİ KURUL<br />
Rahmi Aksungur<br />
Levent Çalıkoğlu<br />
Nazan Erkmen<br />
Erhan Ersöz<br />
Ertan Mestci<br />
Doğan Paksoy<br />
Mustafa Taviloğlu</p>
<p>ÖDÜLLER </p>
<p>3 adet Başarı Ödülü (Royal Talens– Sanat Dünyası)<br />
• Birincilik Ödülü 7,500 YTL<br />
• İkincilik Ödülü 4,500 YTL<br />
• Üçüncülük Ödülü 2,500 YTL</p>
<p>3 adet Mansiyon<br />
Gençsanat Dergisi Özel Ödülü</p>
<p>Ayrıca İlk 3 dereceyi alan katılımcılara;<br />
• Royal Talens/Sanat Dünyası Sanatsal Ürünler Pazarlama Ltd. Şti. tarafından Talens Boya Seti</p>
<p>Genç Sanat Eleştirmeni Yarışması da Royal Talens – Sanat Dünyası sponsorluğunda yapılıyor. 2.500 YTL tutarındaki ödüller ile “Artist” Dergisi Özel Ödülü ve Jüri Özel Teşvik Ödülü de verilecek. </p>
<p>ÖDÜLLER</p>
<p>3 adet başarı ödülü (Royal Talens– Sanat Dünyası)<br />
* Birincilik Ödülü 1,250 YTL<br />
* İkincilik Ödülü 750 YTL<br />
* Üçüncülük Ödülü 500 YTL</p>
<p>Jüri Özel Teşvik Ödülü<br />
Artist Dergisi Özel Ödülü</p>
<p>SEÇİCİ KURUL<br />
Canan Beykal<br />
Hami Çağdaş<br />
Kıymet Giray<br />
Ahmet Kamil Gören<br />
Kaya Özsezgin</p>
<p>Birincilik Ödülü’ne layık görülen eleştiri yazısı “Artist Dergisi’nde yayınlanacak. </p>
<p>Yarışma başvuruları ve şartnameleri hakkında detaylı bilgi için: </p>
<p>İDF ULUSLARARASI FUARCILIK A.Ş.<br />
Meşrutiyet Cad. Tarhan Han. N:99 D:6 Tepebaşı 34430, İstanbul</p>
<p>e-mail: gokce@ddf.com.tr, artistanbul2007@gmail.com </p>
<p>Daha fazla bilgi için Tel: +90 212 252 64 89 arayabilirsiniz.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İstanbul Modern Sanat Müzesi, iki sergiye birden ev sahipliği yapıyor]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/09/istanbul-modern-sanat-muzesi-iki-sergiye-birden-ev-sahipligi-yapiyor/</link>
<pubDate>Sun, 09 Sep 2007 15:11:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/09/istanbul-modern-sanat-muzesi-iki-sergiye-birden-ev-sahipligi-yapiyor/</guid>
<description><![CDATA[Geçmiş İstanbul bienallerinin küratörlerinin seçimiyle Türk ve yabancı 42 sanatçının her bienali en ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img align="left" src='http://turksanati.wordpress.com/files/2007/09/istanbul_modern.jpg' alt='istanbul_modern.jpg' />Geçmiş İstanbul bienallerinin küratörlerinin seçimiyle Türk ve yabancı 42 sanatçının her bienali en iyi yansıtan toplam 50 yapıtından oluşan &#8216;Şimdiki Zaman Geçmiş Zaman&#8217; ile 6 fotoğrafçının çalışmalarının yer aldığı &#8216;Köprü6-Galata Fotoğrafları&#8217; sergileri, ziyarete açıldı. </p>
<p>İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, &#8216;Şimdiki Zaman Geçmiş Zaman&#8217;ın, çağdaş sanatı Türkiye&#8217;ye tanıtan Uluslararası İstanbul Bienali&#8217;nden küratörlerin seçimiyle 20 yılda iz bırakan sanat yapıtlarını biraraya getirdiğini söyledi. </p>
<p>Eczacıbaşı, İstanbul Modern&#8217;in oluşumunun, Uluslararası İstanbul Bienali&#8217;nin tarihsel gelişimiyle örtüştüğünü belirterek, müzenin 2006 yılında Venedik Bienali&#8217;nden bir seçkinin ardından ikinci kez bir bienal sergisine ev sahipliği yaptığını dile getirdi. </p>
<p>Eczacıbaşı, &#8220;Sergi, coğrafi olarak kültürlerin kesişme noktasında ve tarihin belli bir anında konumlanmış olan bienallerden yapılan bir seçkiyle sanat dünyasındaki hızlı değişimin yanı sıra İstanbul&#8217;un dönüşümünü de yansıtıyor&#8221; dedi. </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[“Üsküdar’da Zaman” konulu fotoğraf yarışması sonuçlandı]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/08/%e2%80%9cuskudar%e2%80%99da-zaman%e2%80%9d-konulu-fotograf-yarismasi-sonuclandi/</link>
<pubDate>Sat, 08 Sep 2007 19:28:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/08/%e2%80%9cuskudar%e2%80%99da-zaman%e2%80%9d-konulu-fotograf-yarismasi-sonuclandi/</guid>
<description><![CDATA[Üsküdar Belediyesi’nce düzenlenen “Üsküdar’da Zaman” konulu fotoğraf yarışması sonuçlandı. Siyah-bey]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Üsküdar Belediyesi’nce düzenlenen “Üsküdar’da Zaman” konulu fotoğraf yarışması sonuçlandı. Siyah-beyaz fotoğraf dalında birinciliği Ercan Arslan kazandı.</p>
<p>Renkli fotoğraf dalında ise 330 eser arasından “Eve Dönüş” fotoğrafıyla Sebahattin Özveren, dijital fotoğraf dalında da 1115 eser arasından “Dönüş Kuyruğu” fotoğrafıyla Hacer Yılmaz birinciliği kazandılar. Ödüller, 19. Uluslararası Katibim Kültür ve Sanat Şenliği kapsamında perşembe günü törenle verilecek. Fotoğraflar, Üsküdar Belediyesi tarafından sergilenecek. </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[''10. Uluslararası İstanbul Bienali'' açıldı]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/08/10-uluslararasi-istanbul-bienali-acildi/</link>
<pubDate>Sat, 08 Sep 2007 11:48:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/08/10-uluslararasi-istanbul-bienali-acildi/</guid>
<description><![CDATA[İstanbul Kültür ve Sanat Vakfınca (İKSV), Koç Holding sponsorluğunda gerçekleştirilen &#8221;10. Ulu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img align="left" src='http://turksanati.wordpress.com/files/2007/09/bienal_afis.jpg' alt='bienal_afis.jpg' />İstanbul Kültür ve Sanat Vakfınca (İKSV), Koç Holding sponsorluğunda gerçekleştirilen &#8221;10. Uluslararası İstanbul Bienali&#8221;, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay&#8217;ın da katıldığı törenle açıldı. Türkiye Denizcilik İşletmelerinin deposu olarak kullanılan Antrepo 3&#8242;teki açılış töreninde konuşan Bakan Günay, İstanbul Bienali&#8217;nin sadece Türkiye&#8217;nin değil, tüm Avrupa&#8217;nın sanat etkinlikleri arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu söyledi. Yaşamına sanatı katan, yaşamını sanatla renklendiren ve zenginleştiren ülkelerin uygarlık tarihinde izler bırakabileceklerini ifade eden Günay, &#8221;Toplumsal gelişmişliğin ve kültürel derinliğin temel göstergesi hiç kuşkusuz sanattır&#8221; dedi.</p>
<p>Günay, sanatın gelişmesi ve yeni özgün ürünler yaratılabilmesinin temel koşulunun özgürlük olduğunu kaydetti. Kültür ve sanat alanında yapılanların, sergilenenlerin ve verilen desteğin, yaşlanan, yorulan ve kirlenmekte olan dünyayı daha yaşanabilir kılmaya dönük çabalar olduğuna inandığını dile getiren Günay, &#8221;Bienalin bu yılki teması tam da bu inancımızın özlü bir anlatımı olarak ortaya çıkıyor. &#8216;Küresel savaş çağında iyimserlik imkansız değil, üstelik gerekli&#8217; çok gerekli&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Günay, küreselleşme olgusunun, tüm dünyayı kuşatırken ve karşı konulmaz bir ekonomik, kültürel ve toplumsal yeni dalga yaratırken, karmaşık, çelişkili, giderek olumsuz sonuçları ve yeni çatışmaları da beraberinde getirdiğini vurgulayarak, bu kuşatma karşısında yeni bakış açıları ve arayışların gündeme geldiğini söyledi.</p>
<p>Ertuğrul Günay, &#8221;Bu bienaller, uluslararası etkinlikler, sadece ülkelerin sınırlarını ortadan kaldırmakla kalmıyor, disiplinler arası sınırları da kaldırıyor. Herhangi bir biçim veya malzemenin tutsağı olmayan yeni ve özgün yapıtları ortaya çıkarıyor&#8221; diye konuştu. İstanbul Bienali&#8217;nin, bu etkinliklerin en önemlilerinden biri olduğuna dikkati çeken Günay, dünyanın çeşitli ülkelerinden, farklı kültürlerden sanatçıları bir araya getiren bienalin, kültürler arası etkileşimin gelişmesine katkıda bulunduğunu bildirdi. Günay, ayrıca bienalin, İstanbul&#8217;un kültür başkenti olarak uluslararası platformdaki yerine ve adına yakıştığını kaydetti.</p>
<p>İstanbul Bienali&#8217;ni düzenleyenlere ve emeği geçenlere teşekkür eden Günay, &#8221;Bu küresel savaş çağında iyimserliğe çok ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. İyi günlere olan inancımızı hiç içimizden çıkarmamamız gerektiğine inanıyorum&#8221; diye konuştu.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[10. Uluslararası İstanbul Bienali Öğrenci ve Çocuk Projeleri]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/07/10-uluslararasi-istanbul-bienali-ogrenci-ve-cocuk-projeleri/</link>
<pubDate>Thu, 06 Sep 2007 21:03:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/07/10-uluslararasi-istanbul-bienali-ogrenci-ve-cocuk-projeleri/</guid>
<description><![CDATA[Koç Holding Desteğiyle Üniversite Öğrencileri Bienali Geziyor Üniversite öğrencileri öğrenci kimlikl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Koç Holding Desteğiyle Üniversite Öğrencileri Bienali Geziyor</p>
<p>Üniversite öğrencileri öğrenci kimliklerini göstererek Bienal mekânlarını ücretsiz gezebilecekler.</p>
<p>Katılım için, AKM ve Antrepo binalarında bulunan &#8220;Koç Holding Desteğiyle Üniversite Öğrencileri Bienali Geziyor&#8221; projesi standlarına gelen öğrencilerin üniversite öğrenci kimliklerini yeterli olacaktır.</p>
<p>Koç Holding Desteğiyle Çocuklar Bienal ile Tanışıyor<br />
Pace Çocuk Sanat Merkezi ile birlikte geliştirilen bu proje ile çocukların müze/galeri kültürünü geliştirmek, çağdaş sanata olan ilgilerini artırmak , onları bazı temel sanat terimleri ve kavramları ile tanıştırmak ve sanatı keşfetmelerine olanak tanımak hedefleniyor. Çocuklar sanatı keşfetmekle kalmıyor, gördükleri yapıtlardan esinlenerek atölyede kendi çalışmalarını yaratma fırsatını yakalıyorlar.</p>
<p>Programın İçeriği<br />
Programa katılan çocuklar 6-7, 8-11 ve 12-14 olmak üzere 3 yaş grubuna ayrılıyor. Yaklaşık iki saat süren her grup çalışması 4 aşamadan oluşuyor.</p>
<p>Tanışalım-Tanıyalım-Hazırlanalım: Sanatçı eğitmen ve ekibi çocuklarla tanışıyor, çocuklar bienal hakkında bilgi ediniyor ve eğlenceli bir mini ön hazırlık yapıyorlar.</p>
<p>Gez-Gör-Keşfet: Çocuklar, sanatçı eğitmen ve ekibinin Bienal sergisinden seçtiği yapıtlar üzerinde konuşarak beraberce çalışmaları keşfediyor.</p>
<p>Haydi Biz de Yapalım-Yaratalım: Antrepo No.3&#8242;te hazırlanan atölyede, çocuklar keşfettiklerinden esinlenerek özgürce yaratma şansını yakalıyorlar. Seçilen sanat aktiviteleri üç değişik yaş grubuna uygun olacak şekilde farklılık gösteriyor.</p>
<p>Bienal Albümü: Eğitim programına katılan her çocuk, Bienal&#8217;e yönelik duygu, düşünce ve deneyimlerini mini bir resim/amblem/simge olarak gerçekleştiriyor. &#8220;Koç holding desteği ile çocuklar Bienal ile tanışıyor&#8221; programına katılacak çocuklardan kendi portre fotoğraflarını (vesikalık gibi) getirmelerini rica ediyoruz.</p>
<p>Eğitim Programının Dili<br />
Eğitim programı İngilizce ve Türkçe olarak uygulanacaktır.</p>
<p>Eğitim Atölyesi<br />
Eğitim atölyesi 3 numaralı Antrepo&#8217;da konumlandırılacaktır.</p>
<p>Tarihler<br />
Eğitim programı, 9 Eylül&#8217;den Bienal sonuna kadar; 1-7 Ekim tarihleri arasında haftada 6 gün, diğer haftalar ise haftada 2 gün olmak üzere, günde 2 grup olarak uygulanacaktır.</p>
<p>1. Grup 2. Grup<br />
Cuma 10.00-12.00 12.30-14.30<br />
Pazar 12.30-14.30 15.00-17.00 </p>
<p>Katılım<br />
Gruplar maksimum 20 kişiden oluşacağı için rezervasyon önceliği gözetilecektir.</p>
<p>Rezervasyon<br />
Betül Akman 0 212 334 07 93 (hafta içi 9.30-17.30).</p>
<p>Daha fazla bilgi için:<br />
[http://www.iksv.org/bienal10/detail.asp?cid=23&#38;ac=ogrenci_projesi]</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BİENAL MEKÂNLARININ AÇIK OLDUĞU GÜN VE SAATLER İLE BİLET FİYATLARI]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/06/bienal-mekanlarinin-acik-oldugu-gun-ve-saatler-ile-bilet-fiyatlari/</link>
<pubDate>Thu, 06 Sep 2007 20:52:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/06/bienal-mekanlarinin-acik-oldugu-gun-ve-saatler-ile-bilet-fiyatlari/</guid>
<description><![CDATA[Atatürk Kültür Merkezi &gt; Taksim İstanbul Manifaturacılar Çarşısı &gt; Unkapanı Antrepo No.3 &gt; ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Atatürk Kültür Merkezi &#62; Taksim<br />
İstanbul Manifaturacılar Çarşısı &#62; Unkapanı<br />
Antrepo No.3 &#62; Tophane<br />
santralistanbul &#62; Eski Silahtarağa Elektrik Santrali, Eyüp<br />
Kadıköy Halk Eğitim Merkezi (KAHEM) &#62; Bahariye Cad. No.39, Kadıköy<br />
AKM, Antrepo No.3, santralistanbul, KAHEM: Salı-Pazar 10.00-19.00<br />
&#8220;Rüya Evi&#8221;, Antrepo No.3: Cuma-Cumartesi 20.00-04.00<br />
İMÇ: Salı-Cumartesi 10.00-19.00.<br />
Bienalin açılışını takip eden 10 Eylül 2007 Pazartesi günü, tüm mekânlar açık olacaktır.</p>
<p><strong>BİLET FİYATLARI *</strong></p>
<p>10B Özel: 50 YTL<br />
Tam Bilet: 10 YTL<br />
20 kişi ve üstündeki gruplar için 7 YTL<br />
İndirimli Bilet: 5 YTL **<br />
20 kişi ve üstündeki gruplar için 4 YTL<br />
* Tüm bilet fiyatlarına bienal rehberi dahildir.<br />
** İndirimli bilet ve rehberli tur fiyatlarından öğrenciler, 65 yaş üstü kişiler, öğretmenler ve Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Üyeleri faydalanabilir. </p>
<p>10B ÖZEL ve bienal biletleri, www.biletix.com, Biletix satış noktaları, Biletix Çağrı Merkezi (216 556 98 00) ve bienal mekânlarında satışta. </p>
<p><strong>REHBERLİ TURLAR </strong></p>
<p>Rehberli turlar her gün Antrepo No.3 ve Atatürk Kültür Merkezi’nde 11.00, 13.30, 15.00, 16.30 saatlerinde gerçekleşecektir.<br />
Rehberli Tur Bileti: +10 YTL<br />
20 kişi ve üstündeki gruplar için 7 YTL<br />
İndirimli Bilet: 5 YTL***<br />
20 kişi ve üstündeki gruplar için 4 YTL<br />
***İndirimli bilet ve rehberli tur fiyatlarından öğrenciler, 65 yaş üstü kişiler, öğretmenler ve Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Üyeleri faydalanabilir. </p>
<p><strong>İKSD PROGRAMI </strong></p>
<p>Siyah ve Beyaz Lale üyeleri %25, Kırmızı Lale üyeleri %20 oranında indirimden yararlanabilirler. “10B Özel” bilet fiyatları ise, Siyah ve Beyaz Lale üyeleri için 37,5 YTL, Kırmızı ve Sarı Lale üyeleri için 40 YTL’dir. </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[10. Uluslararası İstanbul Bienali Açılış Etkinlikleri]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/06/10-uluslararasi-istanbul-bienali-acilis-etkinlikleri/</link>
<pubDate>Thu, 06 Sep 2007 20:44:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/06/10-uluslararasi-istanbul-bienali-acilis-etkinlikleri/</guid>
<description><![CDATA[6 EYLÜL 2007 PERŞEMBE 11.00-19.00 Bienal sergileri ön izleme için açılıyor. Mekân: AKM, İMÇ ve Antre]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>6 EYLÜL 2007 PERŞEMBE </strong></p>
<p>11.00-19.00 Bienal sergileri ön izleme için açılıyor.<br />
Mekân: AKM, İMÇ ve Antrepo No.3<br />
Giriş: 10B Özel bileti ile</p>
<p>19.00-20.30 AÇIK TARTIŞMA: Kolektif bir Süreç Olarak Gecegezenler<br />
Mekân: İMÇ 5. Blok, 5533<br />
Giriş: Herkese açık</p>
<p>19.00-22.00 SERGİ: &#8220;Dünyayı Yesen Doymazsın&#8221;<br />
Mekân: Hafriyat, Karaköy<br />
Giriş: Herkese açık</p>
<p>20.30-23.00 ÖZEL GÖSTERİM: Gecegezenler<br />
Mekân: İMÇ 5. ve 6. Bloğun arasındaki duvarda<br />
Giriş: Herkese açık</p>
<p>22.30-23.30 PERFORMANS: &#8220;A Happy Melancholy Library&#8221; (Sam Samore)<br />
Mekân: Antrepo No.3<br />
Giriş: 10B Özel bileti ile</p>
<p>22.30-04.00 Rüya Evi ön izleme için açılıyor.<br />
Mekân: Antrepo No.3<br />
Giriş: 10B Özel bileti ile</p>
<p>23.00-02.00 PARTİ: Bienal sanatçıları DJ&#8217;liğinde &#8220;İyimser Bir Gece&#8221;<br />
Mekân: Liman Lokantası<br />
Giriş: 10B Özel bileti ile</p>
<p><strong>7 EYLÜL 2007 CUMA</strong></p>
<p>10.30-12.30 KONFERANS: &#8220;Acil Durum Bienali&#8221; İstanbul Konferansı<br />
Mekân: KAHEM<br />
Giriş: Herkese açık</p>
<p>11.00-19.00 Bienal sergileri ön izleme için bugün de açık.<br />
Mekân: AKM ve Antrepo No.3<br />
Giriş: 10B Özel bileti ile</p>
<p>22.00-23.00 PERFORMANS: &#8220;A Happy Melancholy Library&#8221; (Sam Samore)<br />
Mekân: Antrepo No.3<br />
Giriş: 10B Özel bileti ile</p>
<p>22.00-04.00 Rüya Evi ön izleme için bugün de açık.<br />
Mekân: Antrepo No.3<br />
Giriş: 10B Özel bileti ile</p>
<p>23.00-02.00 PARTİ: Bienal Açılış Partisi<br />
Mekân: Nikki&#8217;s (New Yorker), Kuruçeşme<br />
Giriş: 10B Özel bileti ile</p>
<p><strong>8 EYLÜL 2007 CUMARTESİ </strong></p>
<p>10.00-19.00 Bienal sergileri açılıyor.<br />
Mekân: AKM, İMÇ, Antrepo No.3, santralistanbul ve KAHEM<br />
Giriş: 10B Özel veya Bienal giriş bileti ile</p>
<p>14.00-16.00 PANEL: Bağımsız İnisiyatifler<br />
Mekân: santralistanbul, E1 Binası, 301 numaralı salon<br />
Giriş: Herkese açık</p>
<p>17.00-19.00 PANEL: Küresel Sanatta Çoğulculuk ve Paralel Modernlikler<br />
Mekân: santralistanbul, E1 Binası, 301 numaralı salon<br />
Giriş: Herkese açık</p>
<p>20.00-04.00 Rüya Evi açılıyor.<br />
Mekân: Antrepo No.3<br />
Giriş: 10B Özel veya Bienal giriş bileti ile</p>
<p>20.30-21.30 PERFORMANS: &#8220;Historians Performing&#8221; (Cristina Lucas)<br />
Mekân: Antrepo No.3<br />
Giriş: 10B Özel veya Bienal giriş bileti ile</p>
<p>22.00-23.00 PERFORMANS: &#8220;A Happy Melancholy Library&#8221; (Sam Samore)<br />
Mekân: Antrepo No.3<br />
Giriş: 10B Özel veya Bienal giriş bileti ile</p>
<p><strong>9 EYLÜL 2007 PAZAR</strong></p>
<p>10.00-19.00 Bienal sergileri bugün de açık.<br />
Mekân: AKM, İMÇ, Antrepo No.3, santralistanbul ve KAHEM<br />
Giriş: 10B Özel veya Bienal giriş bileti ile</p>
<p>14.00-16.00 PANEL: Belgesel Üretimi ve Siyasi-İktisadi Coğrafya<br />
Mekân: santralistanbul, E1 Binası, 301 numaralı salon<br />
Giriş: Herkese açık</p>
<p>17.00-19.00 PANEL: Uluslararası Söylem ve Yerel Canlılık: Orta Asya&#8217;da Sanat Uygulamalarında Zorluklar ve Fırsatlar<br />
Mekân: Antrepo No.3<br />
Giriş: Herkese açık</p>
<p>20.00-04.00 Rüya Evi bugün de açık.<br />
Mekân: Antrepo No.3<br />
Giriş: 10B Özel veya Bienal giriş bileti ile</p>
<p>20.30-23.00 GÖSTERİM: Gecegezenler<br />
Mekân: Urban Cafe çevresi, Beyoğlu<br />
Giriş: Herkese açık</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[10. Uluslararası İstanbul Bienali 8 Eylül'de başlıyor]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/06/10-uluslararasi-istanbul-bienali-8-eylulde-basliyor/</link>
<pubDate>Thu, 06 Sep 2007 19:38:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/09/06/10-uluslararasi-istanbul-bienali-8-eylulde-basliyor/</guid>
<description><![CDATA[İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 10. Uluslararası İstanbul Bienali 8 Eylül C]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 10. Uluslararası İstanbul Bienali 8 Eylül Cumartesi günü başlıyor. <strong>“İmkansız Değil, Üstelik gerekli: Küresel Savaş Çağında İyimserlik&#8221;</strong> başlığını taşıyan 10. İstanbul Bienali’nin sponsorluğunu 10 yıl süreyle Koç Holding üstlendi. 3 milyon 200 bin Euro bütçeli bienal öğrencilere ücretsiz olacak.</p>
<p>Çin sanat eleştirmeni Hou Hanru’nun küratörlüğünde gerçekleşecek bienale 96 uluslararası sanatçı ve sanatçı grubundan 150’yi aşkın proje katılıyor. Bienali üniversite öğrencileri ücretsiz izleyecek. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 10. Uluslararası İstanbul Bienali bu hafta sonu kapılarını sanatseverlere açıyor. 4 Kasım&#8217;a kadar sürecek 10. İstanbul Bienali, “İmkansız değil, üstelik gerekli: Küresel savaş çağında iyimserlik&#8221; başlığını taşıyor. Sponsorluğunu 10 yıl süreyle Koç Holding&#8217;in üstlendiği bienal öğrencilere ücretsiz olacak.</p>
<p>Çin sanat eleştirmeni Hou Hanru’nun küratörlüğündeki bienale, uluslararası 96 sanatçı ve sanatçı grubundan 150’yi aşkın proje katılıyor. Bienalin toplam bütçesi ise 3 milyon 200 bin Euro olarak açıklandı. 10. İstanbul Bienali Atatürk Kültür Merkezi (AKM), İstanbul Manifaturacılar Çarşısı (İMÇ), Tophane’deki Antrepo No 3, Santral İstanbul ve Kadıköy Halk Eğitim Merkezi&#8217;nde yapılacak.</p>
<p>Bienal&#8217;in en önemli özelliklerinden biri de bazı mekanların “gecegezenler” projesi adı altında 24 saat açık tutulması ve gece boyunca izlenebilecek olması. Gecegezenler Projesi kapsamında 100’ün üzerinde video film çalışması, kentin 25 farklı noktasında 25 gece boyunca sergi mekanlarının kapanış saatinden sonra açık havada ücretsiz olarak gösterilecek.</p>
<p>Bienalin açılışı nedeniyle yapılan basın toplantısına Türk basınının yanı sıra 35 ülkeden 300’ün üzerinde yabancı basın mensubu katıldı. İKSV Başkanı Şakir Eczacıbaşı, Bienal Sponsoru Koç Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç ve Küratör Hou Hanru&#8217;nun katıldığı toplantıda Eczacıbaşı, İstanbul’un bienal mekanları olarak ilk beş kent içinde yer aldığını ve 108 yıllık Venedik’i geçerek bienalde ikinci olduğunu söyledi.</p>
<p>Eczacıbaşı dünya çapında çok önemli bir sanat olayı haline gelen İstanbul Bienali&#8217;ne Türkiye’nin en büyük özel sektör kuruluşu olan Koç Holding’in 10 yıl süreyle sponsorluk üztlenerek destek vermesinin bienalin başarısı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Eczacıbaşı, bienal kapsamında AKM&#8217;de 13, İMÇ&#8217;de 27, Antrepo&#8217;da ise 43 projenin sergileneceğini kaydetti.</p>
<p>Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç da, çağdaş sanatın Türkiye’de çığır açan ve dünya sanat çevrelerinde en önemli kültür olayı olarak kabul edilen 10. Uluslararası İstanbul Bienali’ne Koç Holding olarak sponsor olmaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi.</p>
<p>Koç, “Koç Topluluğu ana sponsorluğun yanı sıra şirketlerinin vereceği destekle de bienale katkıda bulunacaktır. Yapı Kredi özel proje sponsorluğuyla, Koçtaş mimari proje sponsorluğu ve malzeme desteğiyle, Arçelik ve Beko ise ses ve görüntü sistemleri konusundaki desteği ile İstanbul Bienalinin ve sanatçılarının destekçisi olacaktır” diye konuştu.</p>
<p>Mustafa Koç, bienalin 6-14 yaş arası çocukları ve gençleri sanatla tanıştırmak, sanatla bağlarını güçlendirmeyi hedeflediklerini belirterek “Üniversite öğrencilerinin bizim sponsorluğumuzda bienal sergilerini ücret ödemeden gezmelerine olanak sağlayarak sanata olan ilgilerini canlı tutmayı hedefliyoruz. Bienal süresince öğrencilerin okul kimlikleri bilet yerine geçecek ve bienal mekanlarına ücretsiz girişlerini sağlayacak&#8221; dedi.</p>
<p>Küratör Hou Hanru tanıtım konuşmasında bienal için küresel savaşlar çağında iyimserlik sözcüğünü özellikle seçtiğini belirterek “Özellikle 10. bienalin karmaşık bir sistem olması gerektiğini düşünüyorum. Kentin karmaşık yapısına da uyması açısından bu önemliydi. İstanbul hiçbir zaman uyumayan bir şehir, bu da bize çok fazla olanaklar sunuyor” dedi.<br />
Hanru mekanları değerlendirirken de AKM’ye özel bir vurgu yaparak “Yakmalı mı Yakmamalı mı temasının benimsendiği belirtti ve “AKM çok ilginç bir mekan. Bienal için burada ütopik bir toplum vizyonu oluşturuldu. Fakat şu an çöküş yaşıyor. Küreselleşmenin hegemonik etkisini yansıtıyor” yorumunda bulundu.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TÜRK-İSLAM SANATI]]></title>
<link>http://turkevi.wordpress.com/2007/08/28/turk-islam-sanati/</link>
<pubDate>Tue, 28 Aug 2007 17:44:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>dtcf</dc:creator>
<guid>http://turkevi.wordpress.com/2007/08/28/turk-islam-sanati/</guid>
<description><![CDATA[Türk İslam Sanatları hakkında bilgi almak ister misiniz?]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a target="_blank" href="http://www.kalemguzeli.net/index.php">Türk İslam Sanatları</a> hakkında bilgi almak ister misiniz?</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[“The Bosphorus” [Boğaziçi] sergisi]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/27/%e2%80%9cthe-bosphorus%e2%80%9d-bogazici-sergisi/</link>
<pubDate>Mon, 27 Aug 2007 16:04:41 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/27/%e2%80%9cthe-bosphorus%e2%80%9d-bogazici-sergisi/</guid>
<description><![CDATA[BOĞAZİÇİ / THE BOSPHORUS &#8211; THE MARMARA PERA GALLERY ART AND LIFE [6 Eylül / 7 Ekim  2007] The ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>BOĞAZİÇİ / THE BOSPHORUS &#8211; THE MARMARA PERA GALLERY ART AND LIFE [6 Eylül / 7 Ekim  2007]</p>
<p>The Marmara Pera Gallery Art &#38; Life, 2007 / 2008 sanat sezonunu 11.İstanbul Bienali ile eş zamanlı olarak,  örtüşen bir temayla 6 Eylül 2007  Perşembe  günü, Muammer Bozkurt’un  The Bosphorus sergi projesi ile açıyor.</p>
<p>Türkiye’de 10 yıl aradan sonra sergi açacak olan sanatçının “ The Bosphorus” adlı sergisi  Boğaziçi’nin  kaotik ortamının ardında kalan, bu mekanın görmezden gelinen yanlarını masalsı bir dille ele alıyor. Sanatçı bu sergide,  belgesel tadıyla büyük boyutlu baskılarını boya ile buluşturuyor.  Fotoğraf ve resmin birlikteliğinden gerçeküstü öykülerini oluşturuyor. Yıllardır yurtiçinde ve dışında 15 kişisel olmak üzere sayısız karma sergiye katılan sanatçının Boğaziçi temalı bu sergisi aynı zamanda bir geriye dönüş niteliği taşımaktadır.</p>
<p>Bu sergide yer alan çalışmalar, hoyratça tüketilen bir güzelliğin sessiz, masalsı yanını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.</p>
<p>BOĞAZİÇİ…..</p>
<p>Bir kentin içinden geçen deniz sıfatıyla Boğaziçi,  tarihsel ve kültürel açıdan dünyanın en önemli bölgelerinden biridir. Üzerinde, kıyısında gürültülü insanlarıyla bütünleşmiş gibi görünse de, Boğaziçi melankolik, yalnız ve  dönüştürülmüş  bir kaotik ortamdır. Masala dönüşen yanı ise;  göremezden gelinen, hep bir bekleyiş içinde olan  belirsizliği belgesel ve aynı zamanda gerçeküstü bir dille anlatmayı denemektedir…</p>
<p>Proje aynı zamanda Uluslararası İstanbul Bienali Çerçevesinde, Paris Belediyesinin desteği ile 6 Ekim 2007 tarihinde düzenlenecek olan ve Uluslararası boyutta yankıya sahip Roma, Brüksel, Varşova, Barcelona, Montreal, Toronto ve Seoul gibi dünyanın entellektüel şehirlerinde de gerçekleştirilen ‘’UYKUSUZ GECE’’ projesinin içinde de Sergisi ve sanatçı tarafından hazırlanan ‘’Boğaziçi’’ konulu video/belgesel filmi gösterimi ile yer alacaktır.</p>
<p>2008 in birinci yarısında Almanyanın Dresden kentinde, ikinci yarısında da Fransanın Paris kentin de sergilenecek olan  proje aynı zamanda Türk sanatını ve boğaziçini farklı bir bakış açısından tanıtıp, yurt dışındaki sanatseverler ile buluşacaktır.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Anadolu'nun ilk camisi restore ediliyor]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/25/anadolunun-ilk-camisi-restore-ediliyor/</link>
<pubDate>Sat, 25 Aug 2007 14:45:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/25/anadolunun-ilk-camisi-restore-ediliyor/</guid>
<description><![CDATA[Anadolu&#8217;nun ilk camisi olma özeliğini taşıyan Habib-i Neccar Cami restore ediliyor.  Kurtuluş ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img align="left" src="http://turksanati.wordpress.com/files/2007/08/habibi_neccar_camii_s.jpg" alt="habibi_neccar_camii_s.jpg" />Anadolu&#8217;nun ilk camisi olma özeliğini taşıyan Habib-i Neccar Cami restore ediliyor. </p>
<p>Kurtuluş caddesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tarihi dokusuna uygun bir şekilde restore edilen cami için 541 bin 620 YTL harcama yapılacağı bildirildi. Kasım ayına kadar restorasyonu tamamlanması beklenen Habib-i Neccar Cami&#8217;nin çevre düzenlemesini ise Antakya Belediyesi yapacak. Medreseleri çatısı ve dış cephesinin yanı sıra minaresinin de onarılacak Habib-i Neccar Camisi&#8217;ni her yıl yüzlerce yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor</p>
<p>Habib-i Neccar Camii, Hz. Ömer&#8217;in komutanlarından Ebu Ubeyde Bin Cerrah tarafından M.S 636 yılında inşa edildi. Hz. İsa&#8217;nın havarilerine ilk inanan Habib-i Neccar bir inanç abidesi ve Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de Yasin suresinde övülen bir şehit olarak biliniyor. Mezarı camide bulunuyor.</p>
<p>Çok tanrılı dönemde Roma halkını Allah&#8217;a inanmaları için Antakya&#8217;ya iknaya Hz. İsa tarafından gönderilen elçiler Yuhanna, Pavlos ve Şemun Safa&#8217;nın da mezarları cami içinde yer alıyor.</p>
<p>Müslümanlık Anadolu&#8217;ya Antakya&#8217;dan Habib-i Neccar Camii&#8217;nden yayılmaya başlamıştı. [Zaman]</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hattatların ustasına en büyük armağan]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/25/hattatlarin-ustasina-en-buyuk-armagan/</link>
<pubDate>Sat, 25 Aug 2007 14:42:52 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/25/hattatlarin-ustasina-en-buyuk-armagan/</guid>
<description><![CDATA[Günümüz hat sanatının usta ismi Hasan Çelebi, ekim ayında altmışıncı talebesine icazet verecek. ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Günümüz hat sanatının usta ismi Hasan Çelebi, ekim ayında altmışıncı talebesine icazet verecek. &#8220;Hâmid Aytaç&#8217;tan sonra bu işi devam ettireceğim aklıma gelmemişti.&#8221; diyen Çelebi için dünyanın çeşitli ülkelerindeki 20 talebesi bir araya gelerek bir vefa sergisi düzenledi. </p>
<p>Bir sanatkâr için en güzel ve müstesna anlardan biri, yıllar sonra, rahle-i tedrisinde yetişen talebelerin eserlerini görmektir. Hele ki dünyanın dört bir yanına dağılmış bu öğrenciler birleşip hocaları için bir sergi açarsa, sanatçının mutluluğu, heyecanı katlandıkça katlanır. Hat sanatının günümüzdeki en büyük ustalarından Hasan Çelebi&#8217;nin, Uzakdoğu&#8217;dan Avrupa&#8217;ya pek çok ülkeye dağılmış yaklaşık 20 talebesi biraraya gelerek, sanatçıya &#8216;Talebelerinden Hocalarına&#8217; başlıklı bir sergi armağan ediyor. Bu anlamlı sergi dolayısıyla görüştüğümüz Çelebi, &#8220;Zamanında farkında olmadan bir emaneti devraldık. Senelerce buna hakkıyla sahip çıkmaya çalıştık, ardından talebeler yetiştirdik. Bu anı yaşamak, verdiğin emeklerin boşa çıkmadığı görmek, her şeye bedel.&#8221; diyor. Altunizade Kültür Merkezi&#8217;nde bugün saat 14.00&#8242;te açılacak hat sergisi, bir ustanın sanat macerasını talebeleri üzerinden okuma fırsatı sunuyor.</p>
<p>Hasan Çelebi, 42 yıldır kalemi elinden hiç düşürmemiş, ömrünü yazıya adamış bir sanatkar. Cami yazıları, özel hat koleksiyonu ve sergiler derken senelerce pek çok esere imza atmış. Ustanın hat sanatıyla tanışması, Üsküdar Sultantepe&#8217;de, taş ustası Yusuf Efendi vesilesiyle olur. Hattat Hâmid Aytaç&#8217;la görüştürülür; ancak olumlu cevap alamaz. Hâmid Aytaç, meşgul olduğunu söyleyerek onu talebesi Halim Özyazıcı&#8217;ya yönlendirir. Böylece Çelebi&#8217;nin hüsnü hat yolculuğu başlar ama kısa sürer. Çünkü dört ay sonra Özyazıcı bir trafik kazasında hayatını kaybeder. Çelebi&#8217;nin, bir kez ret cevabı aldığı Hâmid Bey&#8217;e tekrar gitmeye cesareti yoktur. Bir gün Ömer Nasuhi Bilmen&#8217;in oğlu Avni Bilmen, Hâmid Bey&#8217;e gitme konusunda Çelebi&#8217;yi cesaretlendirir. Aşkla yola düşen sanatçıyı, Hâmid Bey geri çevirmez ve ona &#8220;Halim&#8217;in yolu bizim yolumuzdur&#8221; der. 6 yıllık bir çalışmadan sonra icazetini alır. 1964&#8242;te başlayan birliktelik, Hâmid Bey&#8217;in vefatına kadar sürer. Çelebi, aynı dönemde hattat Kemal Batanay&#8217;dan da ta&#8217;lik ve rik&#8217;a icazeti alır.</p>
<p>&#8216;Hat sanatı kuma kabul etmez&#8217;</p>
<p>Halkın iltifatı ile hat sanatının iyi bir noktaya geldiğini söyleyen Hasan Çelebi, Hâmid Aytaç&#8217;ın vefatından sonra bu işi devam ettireceğini, birilerine icazet vereceğini aklının ucundan bile geçirmemiş. Sanatçı, &#8220;Kendi merakım için yazıyordum, meğer bu iş öyle değilmiş, emanet sırtımıza bırakılmış. Çok şükür hayru&#8217;l halefler yetişti.&#8221; diyor. Hat sanatı ciddi manada mesai isteyen bir uğraş. &#8220;Bir milimin içindeki sırrı yakalamak mühim. Kabiliyetten öte, sevgi gerek, gönül vermek gerek.&#8221; diyen Hasan Çelebi, hattı &#8216;hem bir sanat, hem bir ilim&#8217; şeklinde tanımlıyor. Bunu da eskilerin bir sözüyle destekliyor: &#8220;Hat, ruhî bir hendesedir, cismanî bir âletle zuhûr eder. Yani hattatın içindeki güzellik, kağıt, kamış ve mürekkep vasıtası ile dışarı yansır. Bu, sanatın ruhu terbiye etmesidir.&#8221; Hat sanatında bin seneden beri aynı ölçüler kullanılıyor. Hasan Çelebi&#8217;nin tabiriyle &#8217;sineğin bacağı, pirenin ciğeri&#8217; kadar ayrıntılara dikkat, sanatın temelini oluşturuyor. Hattı bir kadına benzeten Çelebi, bu sanatın kuma kabul etmediğini, hattatın başka bir sanat ile meşgul olmasına asla izin vermediğini söylüyor.</p>
<p>70 yaşındaki Hasan Çelebi o kadar bereketli bir yazı hayatı geçirmiş ki evde levhaları koyacak yer kalmayınca, sandıklar dolusu eserini talebelerine dağıtmış. Son zamanlarda hat sanatına getirilen çağdaş yorumlara da değinen sanatçı, bu tür çalışmaları tasvip etmiyor. Sebebini sorduğumuzda, &#8220;Nasıl klasik tarzda bu emaneti aldıysam hıyanet etmeden, yerine teslim etmem gerekir. Benden sonrakiler ne yaparsa yapsın.&#8221; diyor. Ekim ayında altmışıncı talebesine de icazet verecek olan Çelebi&#8217;nin onuruna, öğrencilerinin kaleminden çıkan eserleri görmek için 30 Ağustos&#8217;a kadar vaktiniz var. (0 216 474 24 78)</p>
<p>Üstadların hazin sonu</p>
<p>&#8220;Hocam Hâmid Aytaç&#8217;ın hayatının sonu çok hazin geçti. Morgdan alıp da yıkama tahtasına koymak için üçüncü bir adama ihtiyaç oldu da bulamadım. Götürdüğüm imam arkadaşla tuttuk. Oysaki -birazcık abartılı olsa da söyleyeceğim- dünya üzerinde hat hususunda kim ne öğrenmişse Hâmid Bey sayesinde olmuştur. Kemal Batanay&#8217;ın da kıymeti pek bilinmedi. Hâfız, tanburi ve bestekar da olan Batanay, Galata Mevlevihanesi&#8217;nde yedi yıl cuma imamlığı ve na&#8217;athanlık yapmıştır. Vefatından haberim bile olmadı. &#8220;  [Zaman]</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Remzi İren 40 civarında resim ile Bodrum Göltürkbükü'nde]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/21/remzi-iren-40-civarinda-resim-ile-bodrum-golturkbukunde/</link>
<pubDate>Tue, 21 Aug 2007 17:44:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/21/remzi-iren-40-civarinda-resim-ile-bodrum-golturkbukunde/</guid>
<description><![CDATA[Konularını daha çok Anadolu coğrafyasına özgü yöresel kadın başlıklarında ve kırsal kesimin yaşamınd]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Konularını daha çok Anadolu coğrafyasına özgü yöresel kadın başlıklarında ve kırsal kesimin yaşamından kesitler olarak oluşturan Remzi İren 40 civarında resim ile Bodrum Göltürkbükü&#8217;nde sergi açıyor</p>
<p>“Anadolu’dan Esintiler II” konulu resim sergisi Toprak Sanat Galerisi ve Bodrum Prıncess Deluxe Resort &#38;Spa Otel işbirliğiyle açılıyor.</p>
<p>Remzi İren; 1943 yilinda Tokat`ta doğdu. İlk orta okulu Tokat`ta liseyi Ankara Atatürk Lisesinde bitirdi.</p>
<p>Resim cocukluğundan beri bende bir tutkudur diyen sanaçı; Tek amacım ve hedefim olan Güzel Sanatlar Akademisi`ne 1965 te girdim , 1975 yılında Tekstil Desenleri Bülümünden en iyi derece ile mezun oldum. Akademi yıllarında reklam ajanslarına ve dergilere illustrasyon yapıyor,geceleride Dormen Tiyatrosunda realizator olarak calışıyordum. Mezun olduktan hemen sonra bir arkadaşımla Almanya`ya gittim. Burada özel bir textil studyosunda desinator olarak çalıştım. Aksamları da grafikatölyelerinde baskı yapıyordum.</p>
<p>Almanya dönüşü askerliğimi Ankara Kara Harb okulunda yaptım. Bu arada seçmeli resim dersi isteyen Harb okulu öğrencilerine resim dersi verdim.Askerlikten sonra Tekel Genel Müdürlüğü`nün Cevizli`deki 1500 işçikapasiteli Ambalaj Matbaasına Grafiker olarak girdim. Kültür ve Sanat Danışmanı olarak emekli oldum. Baraz Galeri ile başlayan Sergi seruvenim daha sonra Bahariye Akbank, Ankara Turkuaz , Ankara Vakıfbank , Ankara Doku ,İstanbul Opera , Bakrac, Pabetlant, Umit Yaşar Oğuzcan , Eylül , Seven , Ramko , Ankara Valör Sanat ,Toprak Sanat Galerilerisi,İstanbul ve Ankara Sanat Fuarlarinda süre geldi .Sectiğim konularda daha cok Anadolu yaşantısı ve doğası üzerinedir. Hiçbir ekolun bağımlısı değilim. Akademi`de Rahmetli Edip Hakkı Köseoğlu ve Rahmetli Sabri Berkel hocalarımdan gördüğüm tarzları kendi suzgecimden geçirerek kendime özgü birşeyler yapmaya çalışıyorum. Figürden kopmadan , güzeli araştıriyorum. çünkü güzel herkesin hoşuna gider.</p>
<p>Açılış Kokteyl: 24 Ağustos 2007 saat 19.30<br />
Sergi Süresi: 24 Ağustos-13 Eylül 2007</p>
<p>Sergi Yeri: Bodrum Prıncess Deluxe Resort &#38;Spa Otel</p>
<p>Saplıburun, Saplıburun Mevkii Göltürkbükü / Bodrum<br />
Tel:0252 311 0150</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BARIŞAROCK Fotoğraf Sergisi ]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/20/barisarock-fotograf-sergisi/</link>
<pubDate>Mon, 20 Aug 2007 20:40:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/20/barisarock-fotograf-sergisi/</guid>
<description><![CDATA[Karşı Sanat Çalışmaları, 21 Ağustos ve 1 Eylül 2007 tarihleri arasında düzenlenecek bir fotoğraf ser]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img src="http://turksanati.wordpress.com/files/2007/08/barisarock.jpg" alt="barisarock.jpg" /></p>
<p>Karşı Sanat Çalışmaları, 21 Ağustos ve 1 Eylül 2007 tarihleri arasında düzenlenecek bir fotoğraf sergisiyle Karşı Festival ‘Barış aRock’ın beş yıllık birikimini gözler önüne seriyor.</p>
<p>2003 yılında 5 bin kişi ile düzenlenen ilk BarışaRock’ta Cem Karaca’dan Kâzım Koyuncu’ya uzanan geniş bir sanatçı ve sivil toplum kuruluşunu (STK) buluşturan etkinlik, bugün savaşa, ırkçılığa ve küresel ısınmaya odaklanan muhalif duruşuyla, ücretsiz, kâr amacı gütmeyen ve sponsorsuz biçimde yoluna devam ediyor. 2006 yılında Sarıyer Mehmet Akif Ersoy Piknik Alanı’ında 100 bini aşkın kişinin katılımıyla yapılan BarışaRock’a uluslararası düzeyde sanatçı ve STK katılmıştı.</p>
<p>KarşıSanat Çalışmaları’ndaki &#8220;Barışarock Fotoğraf Sergisi&#8221;, Karşı Festivali hayata geçiren gönüllüler ile koordinasyon ekibinin kişisel arşivlerinden yola çıkılarak bir araya getiriliyor. 50’nin üzerinde fotoğraf ile festivalin belgesel videoları eşliğinde izlenebilecek sergi, içerdiği metinler ve basındaki yansımalarıyla da manifestosunu bir kere daha ortaya koyacak. Sergi ayrıca, 24 – 25 ve 26 Ağustos 2007 tarihinde yine Sarıyer Mehmet Akif Ersoy Piknik Alanı’nda ücretsiz yapılacak beşinci festival için de bir açık çağrı olma amacını taşıyor.</p>
<p>Sergi Pazar günleri dışında 11:00-19:30 saatleri arasında izlenebilir.<br />
[http://www.karsi.com/sergi/barisarock/index.htm]</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Habersiz Buluşma (Blind Date İstanbul)]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/17/habersiz-bulusma-blind-date-istanbul/</link>
<pubDate>Fri, 17 Aug 2007 08:51:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/17/habersiz-bulusma-blind-date-istanbul/</guid>
<description><![CDATA[Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi Deutsche Bank Art işbirliğiyle Habersiz Buluşma (Blind Dat]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img align="left" src="http://turksanati.wordpress.com/files/2007/08/ssm1_tugra.jpg" alt="ssm1_tugra.jpg" />Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi Deutsche Bank Art işbirliğiyle Habersiz Buluşma (Blind Date İstanbul) isimli sergiye ev sahipliği yapacak.</p>
<p>&#8220;Blind Date&#8221; projesi kapsamında gerçekleştirilecek sergide, bankanın çağdaş sanat koleksiyonuna katılan yeni eserler, SSM&#8217;nin zengin hat koleksiyonuyla birlikte sergilenecek. Sıra dışı karşılaşmalar ve beklenmedik ilişkiler temasının işlendiği sergi, Hans Arp, Joseph Beuys, Paul Klee, Vassily Kandinsky, Adolf Hölzel, Sylvie Fleury, Frances Stark, Karin Sander, Tony Cragg gibi çağdaş sanatçılarla, Ahmed Karahisari, Şeyh Hamdullah, Hafız Osman, Derviş Ali, Mustafa Rakım, İsmail Zühdi, Yedikuleli Seyyid Abdullah, Eğrikapılı Mehmed Rasim, Kadıasker Mustafa İzzet ve Sami Efendi gibi hat sanatçılarının eserlerini bir araya getirecek.</p>
<p>Dünyanın en büyük kurumsal çağdaş sanat koleksiyonuna sahip olan Deutsche Bank, bu sergi vasıtasıyla, 10. İstanbul Bienali&#8217;yle aynı tarihlerde ilk kez İstanbul&#8217;u ziyaret edecek. </p>
<p>Tarih: 08.09.2007 &#8211; 01.11.2007</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[17 Ağustos Hafızalarda - (Resim Sergisi, Dia Gösterisi, Sunum)]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/16/17-agustos-hafizalarda-resim-sergisi-dia-gosterisi-sunum/</link>
<pubDate>Thu, 16 Aug 2007 20:27:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/16/17-agustos-hafizalarda-resim-sergisi-dia-gosterisi-sunum/</guid>
<description><![CDATA[Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi 2007 yılı kültürel etkinliklerine &#8220;17 Ağustos Hafızalard]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi 2007 yılı kültürel etkinliklerine &#8220;17 Ağustos Hafızalarda&#8221; adlı programla devam ediyor.</p>
<p>17 Ağustos 1999 depreminde yaşananları hatırlatmak, ibret alınmasını sağlamak ve unutturmak istemeyen TYB Konya Şubesinde konuşmacı olarak</p>
<p>Adapazarı Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı olan, portre ve araştırma yazılarıyla tanınan, yazıları Türk Edebiyatı, Dergah, Yedi İklim, İzlenim, Ülke, Çalı, Vitrin, Ada, Irmak dergilerinde yayınlanan, Irmak kültür sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yürüten ve şu sıralar &#8220;Sakarya Ansiklopedisi&#8221; üzerinde çalışma yapan Yazar Fahri Tuna katılacak.</p>
<p>Fahri Tuna&#8217;nın yanı sıra Adapazarı&#8217;nda depremi birebir yaşayan canlı şahitler de yaşadıklarını anlatacak.</p>
<p>Program : &#8220;17 Ağustos Hafızalarda&#8221;<br />
Konuşmacı: Fahri Tuna (Yazar)<br />
Tarih : 18- 08 &#8211; 2007 Cumartesi &#8211; Saat : 20 : 30</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[National Geographic uluslararası fotoğraf yarışması]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/15/national-geographic-uluslararasi-fotograf-yarismasi/</link>
<pubDate>Wed, 15 Aug 2007 20:16:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/15/national-geographic-uluslararasi-fotograf-yarismasi/</guid>
<description><![CDATA[Yarışma, National Geographic çalışanları, birinci derece yakınları ile yarışmayla herhangi bir şekil]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img align="left" src="http://turksanati.wordpress.com/files/2007/08/nc_yarisma.jpg" alt="nc_yarisma.jpg" />Yarışma, National Geographic çalışanları, birinci derece yakınları ile yarışmayla herhangi bir şekilde bağlantısı olanlar hariç 18 yaşını doldurmuş tüm National Geographic okurlarına açıktır.</p>
<p>Fotoğraf yarışması, İnsan, Manzara, Hayvanlar ve Foto Öykü olmak üzere 4 kategoride düzenlenmiştir ve dört kategorinin birincileri ödüllendirilecektir.</p>
<p>Ayrıca yarışma sponsoru Garanti Emeklilik Özel Ödülü de verilecektir.</p>
<p>İnsan, Manzara ve Hayvanlar kategorilerine bir yarışmacı toplamda en fazla 6 fotoğraf gönderebilir (3 kategori toplamı). Foto Öykü kategorisine ise birbirini takip eden, en fazla on kareden oluşan ve numaralandırılmış tek bir fotoğraf serisi ile katılınabilir.</p>
<p>Gönderilecek fotoğraflar son 3 yıl içinde çekilmiş ve daha önce yayımlanmamış olmalıdır. Her fotoğrafa bir fotoğraf altı bilgisi eşlik etmelidir. Foto Öykü kategorisinde ayrıca bir giriş metni de eklenmelidir.</p>
<p>Birden fazla fotoğrafın montajlanmasıyla oluşturulan, fotoğrafın orijinalinde olmayan herhangi bir öge eklenmiş ya da var olan ögelerden herhangi biri silinmiş fotoğraflar kabul edilmez. Ancak, fotoğrafın orijinal niteliğini bozmayacak oranda kadrajlanmış, kontrast, aydınlık ve renk ayarı yapılmış fotoğraflar kabul edilir.</p>
<p>Fotoğraflar renkli veya siyah beyaz kart baskı ya da 35 mm renkli diapozitif olabilir. Baskılar dijital ya da analog makine ile (negatif veya pozitif) çekilmiş fotoğraflardan üretilmiş olabilir.</p>
<p>Diapozitifler 5&#215;5 cm. boyutunda camsız dia çerçevesine yerleştirilmiş olmalıdır. Yarışmaya gönderilen fotoğraflar iade edilmeyecektir. Bu nedenle diapozitiflerin kopyalarının gönderilmesi önerilir. CD, DVD veya başka bir şekilde gönderilen dijital dosyalar kabul edilmez.<br />
Kart baskıların uzun kenarı en az 18, en fazla 30 cm. olmalıdır.</p>
<p>Çerçevelenmiş ya da paspartulu baskı ve camlı dia çerçevesi göndermeyin. Yarışmaya gönderilen her bir dia çerçevesine, kart baskılarda ise fotoğrafın arkasına silinmeyecek şekilde yarışma kategorisi, ad, soyad, adres ve telefon numarası yazılmalıdır.</p>
<p>Dergide yer alan katılım formu doldurularak fotoğraflarla birlikte gönderilmelidir. Forma, gönderilen fotoğraflarla ilgili kısa bir fotoğraf altı bilgisi eklenmelidir. Formdaki yazı alanının yeterli olmaması halinde bir dosya kağıdına da devam edilebilir. Katılım formunun fotokopisiyle yapılan başvurular kabul edilmeyecektir.<br />
Fotoğrafların zarar görmemesi için koruyucu karton ile paketlenmeleri önerilir.</p>
<p>Başvuru adresi:</p>
<p>NATIONAL GEOGRAPHIC<br />
Uluslararası Fotoğraf Yarışması<br />
Eski Büyükdere Caddesi USO Center<br />
No:61 Maslak, 34398 İstanbul</p>
<p>Değerlendirmeye 31 Ağustos 2007 tarihine kadar ulaşan fotoğraflar alınacaktır. Lütfen başvurunuzun durumu ile ilgili bilgi almak için telefon açmayın veya e-posta göndermeyin.</p>
<p>Fotoğraflar, jüri tarafından yaratıcılık ve fotoğraf kalitesi kriterlerine göre değerlendirilecektir. Ulusal yarışmada dereceye girenler, National Geographic Türkiye’nin Ekim 2007 sayısında ilan edilecektir. Sözkonusu fotoğraflar daha sonra ABD’deki uluslararası yarışmaya gönderilecektir.</p>
<p>Göndereceğiniz fotoğrafların tüm yasal hakları sizde olmalıdır. Dereceye girenlerden fotoğrafın kullanım haklarını devrettiklerine dair bir beyanı imzalayıp belli bir süre içerisinde göndermeleri istenecektir, bunun yapılmaması diskalifiye nedenidir. Bu durumda o kategori için ödül, belirlenecek diğer bir katılımcıya verilir. Kazanan fotoğrafların orijinal diapozitif, negatif ya da dijital dosyaları yayımlanmak üzere National Geographic’e istendiğinde gönderilebilecek şekilde hazır olmalıdır.</p>
<p>Dijital dosyalar, hiç müdahalede bulunulmamış, fotoğraf makinesiyle çekildikleri ilk halleriyle istenecektir.<br />
Kazananlar, fotoğraflarının National Geographic’in gelecek sayı veya sayılarında veya ilgili diğer ürünlerinde, editoryal, ticari, reklam veya promosyon amacı ile, herhangi bir ödeme yapılmaksızın National Geographic Society, Doğuş İletişim veya yetkilendirdikleri iş ortakları tarafından basılı veya elektronik ortamda yayımlanmasına izin vermeyi kabul eder.</p>
<p>Fotoğrafların yayımlanması sonucu doğabilecek herhangi bir yasal sonuçtan katılımcı sorumlu olacaktır.<br />
Talep edilmesi halinde, fotoğrafta tanınabilir olan kişilerin onayının alındığına dair model ibranamesi ibraz edilmelidir.</p>
<p> Ödüller</p>
<p>Yarışmanın Türkiye finalinin birincileri Ekim 2007 sayımızda yer alacak ve fotoğrafları büyük finalde yarışmak üzere Washington&#8217;a gönderilecek. Uluslararası finalde dört kategoride büyük ödüle layık görülecek dört finalist, National Geographic Society Merkezi tarafından tüm masraflarının karşılanacağı bir gezi kazanacaklar. Uluslararası yarışmayı kazanan yarışmacıların duyurusu Kasım 2007&#8242;da [www.nationalgeographic.com.tr] web sitesinde yapılacak.<br />
Ödüle layık görülen kategori birincileri, Washington&#8217;da bulunan NATIONAL GEOGRAPHIC Society Merkezi&#8217;ne tüm masraflarının karşılanacağı bir gezi kazanacaktır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de kategori birincileri yarışma sponsoru Garanti Emeklilik&#8217;ten Nikon D200 D-SLR digital fotoğraf makinesi, kategori birincilerine yukarıdaki ödülün dışında Anne Karnında, Çalışanlar Kitabı ve Dünya Tarihi kitabı ve 5 yıllık National Geographic Türkiye üyeliği hediye edilecektir.</p>
<p>Son katılım tarihi 31 Ağustos 2007. Belirtilen günden önce tüm fotoğrafların tarafımıza gönderilmiş olması gerekmektedir.</p>
<p>Ulusal yarışmanın kategori birincileri National Geographic Türkiye  Ekim 2007 sayısında, uluslararası yarışmanın birincileri ise Kasım 2007&#8242;da National Geographic Türkiye web sitesinde duyurulacaktır.</p>
<p>Türkiye Jürisi:</p>
<p>ARA GÜLER<br />
FOTO MUHABİRİ</p>
<p>JAMES STANFIELD<br />
NG FOTOĞRAFÇISI</p>
<p>CEM AYDIN<br />
DOĞUŞ YAYIN GRUBU GENEL MÜDÜRÜ</p>
<p>OĞUZ HAKSEVER<br />
NTV PROGRAM YAPIMCISI</p>
<p>KEMAL NURAYDIN<br />
NG TÜRKİYE FOTOĞRAF EDİTÖRÜ</p>
<p>Daha fazla bilgi için: <a target="_blank" href="http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/fotografyarismasi/default.htm">http://www.nationalgeographic.com.tr</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[MİNYATÜR SANATI-1]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/12/minyatur-sanati-1/</link>
<pubDate>Sun, 12 Aug 2007 08:29:34 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/12/minyatur-sanati-1/</guid>
<description><![CDATA[BÖLÜM-1 TÜRK MİNYATÜR SANATININ TARİHİ GELİŞİMİ Daha çok el yazması kitaplarda ışık gölge ve üçüncü ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>BÖLÜM-1<br />
TÜRK MİNYATÜR SANATININ TARİHİ GELİŞİMİ</p>
<p>Daha çok el yazması kitaplarda ışık gölge ve üçüncü boyut verilmeden metni açıklamak ve konuyu ayrıntılı bir biçimde betimlemek için çizilen resimlerdir.Minyatür resimler genellikle konularını o devrin devlet adamlarının savaş, tören, av ve diğer yaşantılarından alır. Bu çalışmalarda perspektif kurallarına uyulmaz; ışık ve gölgeye yer verilmez, şekiller kendi rengine uygun olarak düz boyanır. Figürler kişilerin önemine göre büyük yada küçük kapılır; süs motifleri de en ince ayrıntılarına kadar gösterilir. Minyatür resimler sulu boya ve guaş tekniğinde yapılır.</p>
<p>Turfan, Beşbalık gibi Orta Asya şehirlerinde bulunan minyatürler, 8. yüzyılda bu sanatın Uygur Türkleri arasında çok ilerlemiş olduğunu göstermektedir. Bunu günümüze kadar ulaşan sayılı eserlerden kaynaklardan anlıyoruz.Turfan araştırmalarında ortaya çıkan ( bezeklik ve sorçuk ) duvar resimleri ve minyatürleri ilk bakışta Çin resimlerini hatırlatsa da karakteristik bir Ortaasya Türk resim üslubu olduğunu anlamaktayız.Uygurlardan bazı sanatçılar Halife Mennun zamanında 9.yy başında Bağdat&#8217;a gelerek burada ki sanat faaliyetlerine katıldıkları kaynaklardan anlaşılmaktadır.Büyük Selçuklular Döneminde de Bağdat’ta bir minyatür okulu açılmıştır.Minyatür sanatına Arap ülkelerinde ve İran’da da rastlanmaktadır. Ancak, İran’da minyatür sanatının gelişmesi, Türklerin başta bulundukları, hükümdarların Türk oldukları devirlerde gerçekleşmiştir. Türkler, özellikle coğrafya ve topoğrafya konusunda minyatürler yapmışlardır. Piri Reis, Amerika ve dünya haritası dışında, Kitab-ı Bahriye adlı yapıtında çeşitli kent ve limanların haritalarının yanı sıra, yerleşim yerlerindeki yapıların da resimlerini yapmıştır.</p>
<p>Anadolu’da 7. yüzyılın ilk yarısından, 8. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Artuklu emirlerinin resim sanatına destek verdikleri görülmektedir. Bu dönemde görülen yapıtlardan birisi El-Sufi’nin yazdığı Suvar el-Kevak el-Sabita isimli astronomi kitabıdır. Minyatür lerde insan, hayvan ve cansız nesnelerle simgeleştirilen, yıldızların ve burçların, yüzeysel bir üslupla biçimlendirilmiş tasvirleri vardır. Anadolulu hekim Dioskorides (Dyoskorides)’in Materia Medica adlı botanik ve zooloji kitabı 6. yüzyılda Arapça’ya çevrilmiştir. Kitabü’l Haşayiş adıyla Arapça’ya çevrilen bu yapıtların resimli bir kopyası, Artuklu Emin Necmeddin Alp için hazırlanmıştır. Minyatürlerde bitki ve hayvan tasvirine, ayrıca insan figürlerine de yer verilmiştir.7. Yüzyılın ikinci yarısında Artukluların hizmetine giren mühendis El Cezer teknik buluşlarını el-Hiyel el-Hendesiye isimli kitapta toplar. Sanatçı, temeli Archimedes (Arşimet) ve sonrası bilginlerin buluşlarına dayanan yapıtlarında, suyun ve dişlilerin hareketiyle çalışan aletleri anlatır. Selçuklu Dönemine ait önemli bir diğer minyatür örneği, Varka ve Gülşah’ta yer alır. Bu kitap, Büyük Selçuklu Dönemi minyatür sanatının başyapıtıdır. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan kitap, Ayyuki tarafından Gazneli Sultan Mahmut adına Farsça yazılmıştır. Kitabın konusu, iki akraba çocuğu olan Varka ve Gülşah arasında geçen dramatik olaylarla dolu bir aşkın hazin öyküsüdür.Varka ve Gülşah adlı mesnevinin resimli bir nüshası, 8. yüzyılda Konya’da yapılmıştır ve içerisinde 71 minyatür bulunmaktadır. Metinle ilgili minyatürler yatay frizler halinde düzenlenmiştir. Öykünün bütünü resimlerle anlatılmıştır. Simgelerin kullanıldığı resimlerde bitkiler, özellikle hayvanlar bu simgelerin başında gelir. Örneğin; tavşan şansı, tilki zeka ve kurnazlığı, kedi nankörlüğü, köpek cahilliği, horoz yakışıklılığı simgeler. Hüznün yoğun olarak yaşandığı resimlerde, bitki türlerinin çeşitlendiği görülür.Beylikler Dönemi başladığında, minyatür sanatının tam bir duraklama sürecine girdiği görülür.Osmanlı minyatür sanatının günümüze kadar ulaşan ilk örnekleri Fatih Dönemine aittir. Fatih Sultan Mehmet, batılı ressamları saraya davet ederek portresini yaptırmıştır. Bu portrelerin en ünlüsü İtalyan ressam Gentile Bellini’ye ait olanıdır. 1455 tarihli Dilsuzname adlı yapıt ilk Osmanlı minyatür örnekleri arasında yer alır. Bediuddin-i Tebriz’inin yapıtıdır. Edirne’de hazırlandığı bilinmektedir. Minyatürlerde giysiler, ağaçlar, çiçekler ve çizgiler orijinal olarak işlenmiştir.Fatih Döneminde İtalyan ressamların saraya gelmesine karşılık, bazı Türk ressamlar da yurt dışına gitmişlerdir. Bunların en tanınmışı, Fatih portresiyle tanınan Sinan Beydir.Fatih Döneminde Kelile ve Dimne , Hüsrev ve Şirin gibi edebi yapıtlarında resimlendirildiği (Minyatürlerde konu olarak hayvanların dünyası, bitkiler vb. işlenmiştir.Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemleri (9. yüzyıl sonu ve 16. yüzyıl başları) Türk minyatür sanatının yükselme dönemidir.Yavuz Sultan Selim, doğuya düzenlediği seferler sonunda, Tebriz ve Mısır’dan bazı sanatçıları ve birçok yapıtı İstanbul’a getirtmiştir. Bu olay, Osmanlı minyatür sanatının gelişmesinde ve değişik doğu üsluplarının denenmesinde oldukça etkili olmuştur.Yavuz Sultan Selim Döneminde Attar’ın, &#8211; Mantıku’t &#8211; Tayr isimli yapıtı saray nakkaş hanesinde resimlendirilmiştir. Nakkaş hane, nakış yapılan atölyelere denir.Türk minyatür sanatının kimliğine kavuşması ve zirveye ulaşması ise Kanuni Döneminde ger çekleşmiştir.Kanuni Dönemi minyatürlerinde, renk tonlarına fazla önem verilmemiştir. Renkler gölgelenmeden, karıştırılmadan kullanılmıştır. Renklerin en çok kullanılanları açık pembe, leylak, eflatun ve açık tondaki yeşiller olmuştur. Kanuni Döneminin en önemli minyatürcüsü Matrakçı Nasuh’tur. Aynı zamanda tarih yazarı da olan sanatçı, Osmanlı ordusunun seferleri sırasında geçtiği kentleri, gerçekçi bir anlayışla resimlemiştir. Sanatçının tanınmış bu yapıtı Menazil-i Sefer-i lrakeyn’dir. Yapıtın konusu, Kanuni’nin 1534-1536 yılları arasındaki lrak seferidir. Sanatçı, bu sefer sırasında konulup göçülen yerlerin kayıtlarını tutmuş, planlarını çizmiş, gördüğü mimarlık örneklerini topografik özellikleriyle belgelemiştir.</p>
<p>Topografya, bir kara parçasının engebe ve özelliklerini kağıt üzerinde çizgilerle gösterme işidir. Dönemin diğer önemli bir yapıtı da Süleymanname’dir. Şair Arifi’nin yazdığı bu manzum yapıtta bulunan 69 minyatür beş ressamın elinden çıkmıştır.Osmanlı sanatının klasik dönemini oluşturan XVI. yüzyıl Türk minyatür sanatı, bütün yabancı sanatların etkisinden kurtulmuştur.II. Selim ve III. Murat’ın destek ve himayeleri bu sanatın daha çok gelişmesinde önemli rol oynamıştır.II. Selim Döneminin en tanınmış minyatürcüsü Nakkaş Osman’dır. Sanatçının,Nüzhet El Ahbar Der Sefer-i Sigetvar adlı yapıt için yaptığı yirmi minyatür, Türk minyatür sanatının tüm özelliklerini yansıtır.Türk minyatürleri Sultan III. Murat’ın saltanat yıllarında da gelişmeye devam eder (1574- 1595). 8u dönemde nakkaşlık gelişir. Dönemin en tanınmış sanatçıları Nakkaş Osman ve Seyyid Lokman’dır. İki sanatçının birlikte resimledikleri yapıtlar arasında Şahname-i SelimHan, Şahname-i Sultan Murad III ve Hünername gibi yapıtlar salt resimleriyle değil; cildi, tezhibi, hattı ve kitabın bütünü tasarımıyla Osmanlı ordusunun büyüklüğünün ve saray törenlerinin sayfalara geçirilerek belgelendiği örneklerdir. Yine bu dönemde Nakkaş Osman tarafından resimlenen Surname adlı yapıtın konusu Sultan III.Murad’ın oğullarının sünnet düğünüdür. Lale devri ile birlikte minyatür sanatında da batıdan etkilenme başlamıştır.Bu dönemin en büyük ustası Levni’dir. Silsilename ve Surname adlı yapıtları önemlidir. [devam edecek...]<br />
 </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çalınan çinilerimiz Londra'da çıktı]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/11/calinan-cinilerimiz-londrada-cikti/</link>
<pubDate>Sat, 11 Aug 2007 12:42:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/11/calinan-cinilerimiz-londrada-cikti/</guid>
<description><![CDATA[4 yıl önce İstanbul Yeni Camii Hünkar Kasrı&#8217;ndan çalınan 2 çini pano, Londra&#8217;daki bir mü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>4 yıl önce İstanbul Yeni Camii Hünkar Kasrı&#8217;ndan çalınan 2 çini pano, Londra&#8217;daki bir müzayede evinin internette yer alan kataloğunda bulundu.</p>
<p>İstanbul&#8217;un tarihi mekanlarından Yeni Camii Hünkar Kasrı, 20 Ocak 2003 tarihinde kimliği belirsiz kişiler tarafından soyulmuş, paha biçilmez karoluk İznik çinisi çalınmıştı. Olayın ardından Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Kaçakçılıkla Mücadele Bürosu, yıllarca süren bir takibin ardından bulunamayan iki çiniye ulaştı.</p>
<p>Çalınan 24 çiniden 22&#8217;si, olaydan kısa bir süre sonra Haliç kıyısında bulundu. Ancak yurtdışına çıkarılan iki çininin bulunması, 4 yıllık bir takip sonunda gerçekleşti. Kaçakçılık bürosunda çalışan, her biri çok iyi derecede yabancı dil ve bilgisayar bilen sanat tarihçisi uzmanlar, internette iz sürerken, iki çininin yer aldığı bir katoloğa rastladılar.</p>
<p>Araştırma sonucu çinilerin Londra&#8217;daki Sotheby&#8217;s Müzayede Evi&#8217;nde satışa sunulduğu anlaşıldı. İnterpol ile yapılan ortak çalışmalar ve işbirliği sonucu Londra polisi tarafından teslim alınan çinilerin, Vakıflar Genel Müdürlüğü&#8217;ne iadesine karar verildi. Çinilerin 17&#8242;nci Yüzyıl’a ait olduğunu belirten Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, İznik çinilerinin dünyanın en önemli çinileri olduğunu ifade ederek, &#8220;Önceki dönemlerden farklı olarak biz bu eserleri hiç para ödemeden geri getiriyoruz. Şu anda bu müzayededeki 24 karodan oluşan eserler geldiği zaman Hünkar Kasrı&#8217;ndaki eksiklikler de tamamlanmış olacak&#8221; dedi.</p>
<p>Bir çininin sökülmesi anında yanındakilerin de zarar gördüğünü anlatan Beyazıt, eserlerin korunmasının kültür açısından da çok önemli olduğunu belirterek, &#8220;Bunlar vakıf eserleridir. Ecdadın vakfettiği eserlerdir. Bunlar sanatımıza, tarihimize, kültürümüze sahip çıkılmasını gerektiren, bizden sonraki nesillere güzel bir şekilde bırakmamız gereken emanetlerdir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Eserlerin çalınması konusunda pek çok önlem aldıklarını bildiren Beyazıt, çok iyi derecede yabancı dil ve bilgisayar bilen sanat tarihçilerinin 24 saat çalıştıkları Kaçakçılıkla Mücadele Bürosu sayesinde, yurt dışına kaçırılan eserlere olan taleplerin de azaldığını kaydetti. Eskiden müzayede şirketlerinin kendilerine kataloglarını gönderdiklerini anlatan Beyazıt, &#8220;Şimdi bu katalogları bizlere göndermiyorlar. Onlar bu işi kataloglarından takip ettiğimizi zannediyorlar. Halbuki bizim eksperlerimiz internet sitelerinden eserleri bulabiliyorlar&#8221; dedi.</p>
<p>Sanat tarihçilerinin değer biçemediği 24 İznik çinisi, kimliği belirsiz kişiler tarafından 4 yıl önce çalınmıştı. Çinilerin 22’si olaydan kısa süre sonra bulunurken, kayıp 2’sine teknoloji sayesinde ulaşıldı. Türkiye&#8217;de vakıf eserlerine yönelik hırsızlığın en çok yaşandığı ilin İstanbul olduğunu anlatan Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, “İstanbul&#8217;da vakıflara ait bütün camilere güvenlik kameraları yerleştirdik. Buraları yoğun bir şekilde takibe aldık. En büyük hedeflerinin ise insanları eğiterek hırsızlıkların önüne geçmek” dedi. [Bugün]</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Koç Allianz 14.fotoğraf yarışması]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/10/koc-allianz-14fotograf-yarismasi/</link>
<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 20:23:22 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/10/koc-allianz-14fotograf-yarismasi/</guid>
<description><![CDATA[Konu ve Amaç Koç Allianz Sigorta A.ş. ve Koç Allianz Hayat ve Emeklilik A.ş. tarafından birlikte on ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img align="left" src="http://turksanati.wordpress.com/files/2007/08/yarisma_logo.jpg" alt="yarisma_logo.jpg" />Konu ve Amaç<br />
Koç Allianz Sigorta A.ş. ve Koç Allianz Hayat ve Emeklilik A.ş. tarafından birlikte on dördüncüsü düzenlenen “Su” konulu yarışmaya tüm fotoğrafseverler katılabilir. </p>
<p>Yarışma Kategorileri<br />
1. Yarışma &#8220;siyah beyaz&#8221; ve &#8220;renkli&#8221; olmak üzere iki ayrı dalda yapılacaktır.<br />
2. Her dal için ayrı ödül verilecektir.<br />
3. Her aday, iki ayrı dalda yarışabilir. </p>
<p>Jüri Üyeleri<br />
Faruk Akbaş (Fotoğraf Sanatçısı)<br />
George D. Sartorel (Koç Allianz Genel Müdürü)<br />
Gökhan Tan (Atlas Dergisi Fotoğraf Editörü)<br />
Hasan şenyüksel (Fotografevi Yöneticisi)<br />
İzzet Keribar (İFSAK Onur Üyesi)<br />
Kamil Fırat (Fotoğraf Sanatçısı / Öğretim Üyesi)<br />
Murat Germen (Fotoğraf Sanatçısı / Öğretim Üyesi) </p>
<p>Yarışma Takvimi<br />
1. Yapıtların 31 Ağustos 2007 Cuma akşamına kadar teslim edilmesi gerekmektedir. 2. Posta ile gönderilmesi durumunda doğabilecek gecikmelerden Koç Allianz sorumlu değildir.<br />
3. Sonuçlar 18 Eylül 2007 tarihinde Radikal Gazetesi’nde duyurulacaktır. </p>
<p>Ödüller<br />
Birincilik Ödülü : 5.000 YTL<br />
Mansiyon Ödülü : 2.500 YTL<br />
Mansiyon Ödülü : 2.500 YTL </p>
<p>Bilgi İçin<br />
Tel: 0216 556 60 80 &#8211; [www.kocallianz.com.tr]</p>
<p>Başvuru Adresi<br />
Koç Allianz Fotoğraf Yarışması 2007<br />
Bağlarbaşı Kısıklı Cad. No: 11<br />
Altunizade 34662 &#8211; İstanbul</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gençler CKM’de buluştular]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/08/gencler-ckm%e2%80%99de-bulustular/</link>
<pubDate>Wed, 08 Aug 2007 20:30:19 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/08/gencler-ckm%e2%80%99de-bulustular/</guid>
<description><![CDATA[Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi 2 Eylül’e kadar genç ressamların eserlerini sanatsever]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi 2 Eylül’e kadar genç ressamların eserlerini sanatseverlerle buluşturuyor.</p>
<p>“Yeditepe / Yedirenk” adlı sergi, çağımızın sosyal değişimlerine duyarlı, yaratıcı, eleştirel düşünebilen genç sanatçıların plastik sanatlar, moda ve tekstil tasarımı, iç mimarlık, grafik, endüstri ürünleri tasarımı, peyzaj mimarlığı, sanat ve tasarım gibi alanlardaki çalışmalarından oluşuyor.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[10. Uluslararası İstanbul Bienali sanatçı listesi açıklandı]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/08/10-uluslararasi-istanbul-bienali-sanatci-listesi-aciklandi/</link>
<pubDate>Wed, 08 Aug 2007 20:25:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/08/10-uluslararasi-istanbul-bienali-sanatci-listesi-aciklandi/</guid>
<description><![CDATA[ 10. Uluslararası İstanbul Bienali kapsamında, 18&#8242;i Türkiye&#8217;den olmak üzere dünya güncel]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img align="left" src="http://turksanati.wordpress.com/files/2007/08/10bienal.jpg" alt="10bienal.jpg" /> 10. Uluslararası İstanbul Bienali kapsamında, 18&#8242;i Türkiye&#8217;den olmak üzere dünya güncel sanat çevrelerinde tanınan ya da yeni keşfedilen 96 sanatçı ve sanatçı grubu katılacak.</p>
<p>Sanatçılar:</p>
<p>Hamra Abbas<br />
Adel Abdessemed<br />
AES+F<br />
Vahram Aghasyan<br />
Buthayna Ali<br />
Allora Calzadilla<br />
Selçuk Artut<br />
Kutluğ Ataman<br />
Fikret Atay<br />
Jonathan Barnbrook<br />
Ramazan Bayrakoğlu<br />
Justin Bennett<br />
Ege Berensel &#8211; Serhat H. Yalçınkaya &#8211; Banu Ornat<br />
Ursula Biemann<br />
Bik Van der Pol<br />
Cao Fei<br />
Banu Cennetoğlu<br />
Lia Chaia<br />
Paul Chan<br />
Chen Hui-Chiao<br />
Chen Chieh-Jen<br />
Claire Fontaine<br />
Teddy Cruz<br />
Nancy Davenport<br />
Burak Delier<br />
Democracia<br />
Atom Egoyan<br />
İdil Elveriş &#8211; Zeren Göktan<br />
Extramücadele<br />
Daniel Faust<br />
Didier Fiuza Faustino<br />
Christoph Fink<br />
Nina Fischer &#8211; Maroan El Sani<br />
Vicky Funari &#8211; Sergio de la Torre<br />
Bodil Furu &#8211; Beate Petersen<br />
Rainer Ganahl<br />
Jean Baptiste Ganne<br />
Gimhongsok<br />
Renée Green<br />
Ivan Grubanov<br />
Ha Za Vu Zu<br />
Erdem Helvacıoğlu<br />
Huang Yong Ping<br />
Emre Hüner<br />
Sanja Ivekovic<br />
Eleni Kamma<br />
Kan Xuan<br />
Ömer Ali Kazma<br />
Ian Kiaer<br />
Sora Kim<br />
Taiyo Kimura<br />
Gunilla Klinberg<br />
Aleksander Komarov<br />
Rem Koolhaas/AMO<br />
Markus Krottendorfer<br />
Lee Bul<br />
Minouk Lim<br />
Lu Chunsheng<br />
Cristina Lucas<br />
Ken Lum<br />
MAP Office<br />
Ramón Mateos<br />
Julio Cesar Morales<br />
Multiplicity<br />
Els Opsomer<br />
Ou Ning<br />
Ferhat Özgür<br />
Peng Hung-Chih<br />
Anu Pennanen<br />
Alexandre Périgot<br />
Tadej Pogacar<br />
Julien Prévieux<br />
Radek Community<br />
Michael Rakowitz<br />
Raqs Media Collective<br />
Jewyo Rhii<br />
Porntaweesak Rimsakul<br />
Lordy Rodriguez<br />
Sam Samore<br />
Fernando Sanchez Castillo<br />
Allan Sekula<br />
Taro Shinoda<br />
Sophia Tabatadze<br />
David Ter-Oganyan<br />
Nasan Tur<br />
Katleen Vermeir &#8211; Ronny Heiremans<br />
Wong Hoy-Cheong<br />
Xu Zhen<br />
Yan Pei Ming<br />
Yan Lei<br />
Yang Jiechang<br />
Tomoko Yoneda<br />
Young Hae Chang Heavy Industries<br />
Yushi Uehara / Berlage Institute<br />
Zhou Hao &#8211; Ji Jianghong<br />
Zhu Jia</p>
<p>Özel Projeler</p>
<p>gecegezenler (Küratörler: Övül Durmuşoğlu, Marcus Graf, Borga Kantürk, Pelin Uran, Adnan Yıldız)</p>
<p>Apartman Projesi<br />
Art Experience (Istanbul Bilgi Üniversitesi / Domus Academy)<br />
Atelier bow-wow<br />
Emergency Biennale in Chechnya<br />
Fiji Biennale Pavilions by Mladen Bizumic<br />
Floating Territories (Evens Foundation)<br />
Hafriyat<br />
Masum Bir Eylem (studioKAHEM)<br />
Isola/OUT<br />
Nico Dockx &#8211; Kris Delacourt (Floating Territories)<br />
K2<br />
Sarkis</p>
<p>***<br />
[http://www.iksv.org/bienal/]</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[10. Uluslararası İstanbul Bienali sergi listesi açıklandı]]></title>
<link>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/08/10-uluslararasi-istanbul-bienali-sergi-listesi-aciklandi/</link>
<pubDate>Wed, 08 Aug 2007 20:23:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkiye2023</dc:creator>
<guid>http://turksanati.wordpress.com/2007/08/08/10-uluslararasi-istanbul-bienali-sergi-listesi-aciklandi/</guid>
<description><![CDATA[10. Uluslararası İstanbul Bienali bir tema çevresinde düzenlenmiş geleneksel anlayışta bir sergi olm]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img align="left" src="http://turksanati.wordpress.com/files/2007/08/10bienal.jpg" alt="10bienal.jpg" />10. Uluslararası İstanbul Bienali bir tema çevresinde düzenlenmiş geleneksel anlayışta bir sergi olmayacak; aksine ortak zekâya dayalı sanatsal üretimi ve fiziksel mekânlarla ilişkiye girmenin yaşayan sürecini vurgulayacak. Bienal, modernliğin karmaşık ve çeşitli biçimleri ile ilgili farklı kültürel bağlamları ve sanatsal görüşleri ortaya çıkarmanın bir yolu olarak kentsel olgulara ve mimari gerçekliğe odaklanacak.</p>
<p>10. Uluslararası İstanbul Bienali kapsamında, 18&#8242;i Türkiye&#8217;den olmak üzere dünya güncel sanat çevrelerinde tanınan ya da yeni keşfedilen 96 sanatçı ve sanatçı grubunun 150&#8242;yi aşkın projesi sergilenecek.</p>
<p>10. Uluslararası İstanbul Bienali küratörü Hou Hanru Bienal mekânlarını, bu mekânların İstanbul&#8217;un modernleşme sürecindeki politik, ekonomik ve sosyal yönlerine işaret eden temalar aracığıyla ele alıyor.</p>
<p>Sergi Listesi:</p>
<p>&#8220;Yakmalı mı Yakmamalı mı?&#8221;, Atatürk Kültür Merkezi, Taksim</p>
<p>Kentin bugünü ve geleceğine dair projeler içeren AKM sergisi, modernist ütopyanın çöküşü kavramına odaklanacak.</p>
<p>&#8220;Dünya Fabrikası&#8221;, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı, Unkapanı</p>
<p>İMÇ&#8217;deki projeler, küresel ekonomi, üretim biçimlerinin dönüşümü ve kentsel hayatı dönüştürmesi, küreselleşme çağında üretim ve çalışma hayatı temaları üzerine odaklanacak.</p>
<p>&#8220;Entre-polis&#8221;, Antrepo no.3, Tophane</p>
<p>Antrepo no.3&#8242;te kentleşme, göç, kültürler arası diyalog, yerelleşme, göçmenlik ve kente entegrasyon, sınırlar etrafındaki temalara odaklanan projeler yer alacak.</p>
<p>&#8220;Rüya Evi&#8221;, Antrepo no.3, Tophane</p>
<p>Antrepo No.3&#8242;ün geceleri açık olacak &#8220;Rüya Evi&#8221; bölümü, binanın içine yerleştirilecek yükseltilmiş platformlardaki işlerden oluşacak. Bu bölüm, Bienal izleyicisine, sergi aracılığıyla gece aktivitelerini deneyimleme fırsatı sunacak: rüya görmek, hayal kurmak, çalışmak, uyumak…</p>
<p>ÖZEL PROJELER</p>
<p>Gecegezenler</p>
<p>Gecegezenler, 10. Uluslararası İstanbul Bienali&#8217;nin gece programında yer alan projelerden biri. Projenin kavramsal kurgusu, Hou Hanru&#8217;nun Çin Devrimi sırasında halkın ürettiği sokak afişlerine referans vererek kullandığı &#8220;dazibao&#8221; kavramından hareketle oluşturuldu. Bienal tarafından yapılan açık çağrı üzerine gönderilen videolar arasından beş genç küratörün yaptıkları seçki, gece boyunca İstanbul&#8217;un çeşitli sokaklarında gösterilecek. Gecegezenler projesinin gösterim mekânları, Hollandalı sanatçılar Bik Van der Pol tarafından belirlendi. Böylelikle Bienal, kentin kültürel merkezler dışındaki bölgelerine de ulaşmış olacak.</p>
<p>santralistanbul</p>
<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi&#8217;nin öncülüğünde gerçekleşen santralistanbul projesi; İstanbul&#8217;da Osmanlı döneminde inşa edilen ilk elektrik santrali olan Silahtarağa Elektrik Santrali&#8217;nin Çağdaş Sanat Müzesi&#8217;ne, Enerji Müzesi&#8217;ne ve bir kültür ve eğitim merkezine dönüştürülmesini kapsıyor. 1911&#8242;de kurulup 1983&#8242;e kadar kullanılan Silahtarağa Elektrik Santrali, Haliç&#8217;in kalbinde, İstanbul&#8217;un en eski mahallelerinden birinde yer alıyor.</p>
<p>10. Uluslararası İstanbul Bienali &#8220;Atölye ve Eğitim Programı Proje Ortağı&#8221; olan santralistanbul, Bienal süresince bir laboratuar, eğitim alanı ve atölye ortamı işlevi görecek. İstanbul Bilgi Üniversitesi ile işbirliğiyle uluslararası workshoplar, eğitim projeleri, misafir sanatçı programı, paneller ve film programı gibi çeşitli etkinlikler santralistanbul&#8217;da gerçekleştirilecek.</p>
<p>Kadıköy Halk Eğitim Merkezi (KAHEM)</p>
<p>Anadolu yakasının merkezinde yer alan Kadıköy Halk Eğitim Merkezi, cumhuriyetçi toplumsal eğitim ve kültür projesinin bir parçası olarak 1930&#8242;larda inşa edildi. Kültür merkezi olarak inşa edilen modernist mimari örneği bu binaya uzun süre hak ettiği değer verilmedi. Bienal kapsamında KAHEM&#8217;de gerçekleştilecek özel projeler, kentsel ve jeopolitik öncelikler için zemin oluşturmakla kalmayacak, aynı zamanda bu binanın mimari ve kültürel değerinin yeniden keşfedilmesi için fırsat yaratacak</p>
<p>***<br />
[http://www.iksv.org/bienal/]</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
