<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>ureme &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/ureme/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "ureme"</description>
	<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 13:34:29 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Hamile Kalmak İçin Çok Seks Gereklimi?]]></title>
<link>http://heryerdenhaber.wordpress.com/2009/11/11/hamile-kalmak-iin-ok-seks-gereklimi/</link>
<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 17:03:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>heryerdenhaber</dc:creator>
<guid>http://heryerdenhaber.wordpress.com/2009/11/11/hamile-kalmak-iin-ok-seks-gereklimi/</guid>
<description><![CDATA[Hamile Kalmak İçin Çok Seks Yapmak Şartmı? 11 Kasım 2009 Çarşamba Gebe kalmada zamanlama çok önemlid]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Hamile Kalmak İçin Çok Seks Yapmak Şartmı? 11 Kasım 2009 Çarşamba Gebe kalmada zamanlama çok önemlid]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Nörotransmitter Maddeler ve Yaratdığımız Cehennem(Parça 1) ]]></title>
<link>http://bilgiyorum.wordpress.com/2009/06/25/norotransmitter-maddeler-ve-yaratdigimiz-cehennemparca-1/</link>
<pubDate>Thu, 25 Jun 2009 07:18:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>yorumsanal</dc:creator>
<guid>http://bilgiyorum.wordpress.com/2009/06/25/norotransmitter-maddeler-ve-yaratdigimiz-cehennemparca-1/</guid>
<description><![CDATA[İnsan yada herhangi başka bir canlının temel varoluş amacı kendine benzer canlılar oluşturmak yani ü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[İnsan yada herhangi başka bir canlının temel varoluş amacı kendine benzer canlılar oluşturmak yani ü]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bölüm 11 - Ama evrim sadece “hayatta kalmak” değildir]]></title>
<link>http://enustun.wordpress.com/2009/03/15/bolum-11-ama-evrim-sadece-%e2%80%9chayatta-kalmak%e2%80%9d-degildir/</link>
<pubDate>Sun, 15 Mar 2009 08:28:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>enustun</dc:creator>
<guid>http://enustun.wordpress.com/2009/03/15/bolum-11-ama-evrim-sadece-%e2%80%9chayatta-kalmak%e2%80%9d-degildir/</guid>
<description><![CDATA[Mesela sevişmeyi ele alalım&#8230; İlk bakışta, evrim sevişme söz konusu olduğunda bizim en yakın do]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Mesela sevişmeyi ele alalım&#8230;</p>
<p>İlk bakışta, evrim sevişme söz konusu olduğunda bizim en yakın dostumuz gibi görünüyor: sevişmek “<em>Serbest İrade</em>” ile zaten yöneleceğimiz bir tercih gibi gözüküyor.</p>
<p>Sevişmek sadece epeyce zevkli bir şey değil aynı zamanda ihtiyacımız da olan bir şey. Çocuk sahibi olmak için sevişmeye ihtiyacımız var, ve çocuk sahibi olmazsak da insan ırkının nesli tükenir&#8230;</p>
<p>Ama bir dakika&#8230; “çocuk sahibi” olmanın bizimle ne ilgisi var? Yani “bireyler” olarak demek istiyoruz.</p>
<p>Tamam bir tür olarak tabii ki çocuklara ihtiyacımız var. Ve her birimizin ataları en azından bir kere sevişmemiş olsaydı şimdi biz de olmazdık&#8230;</p>
<p>&#8230;ama bunun bize yararı ne? Sevişmenin bize ne yararı var – tabi gözle görülür zevki dışında?</p>
<p>Şurası gerçek ki bir daha hiç sevişmesek de hayatlarımızı devam ettirebiliriz (tabi yaşadığımız süre bize daha uzunmuş gibi gelecektir, ama olsun)</p>
<p>Dahası, sevişmek, bir ihtiyaç olmamanın dışında bir de çok tehlikeli bir eylem. Özellikle vahşi doğa ortamındaki hayvanlar için:</p>
<p>Sevişmek ve çocuk yapmanın tehlikeleri:</p>
<p>- Dişi için, hamilelik süreci hem pahalı hem de zor bir süreç.</p>
<p>Hem daha fazla yiyecek bulmak zorunda hem de taşıdığı yük yüzünden yiyecek bulması daha da zorlaşacak.</p>
<p>Hatta bırakın avlanmayı kendisi bir av haline gelebilir.</p>
<p>Sonra bir de doğum yapacağı bir yuva bulmak/kurmak zorunda. Üstelik doğumun kendisinin acısı var.</p>
<p>Doğum sonrası yavrunun bakımı, düşmanlara karşı savunulması ve dış dünyanın garipliklerinden korunması için eğitimi gibi konulara girmiyoruz bile.</p>
<p>- Erkek de olaydan o kadar kolay kurtulamıyor.</p>
<p>“Arazi hakimiyeti kavgaları”nı düşünün.</p>
<p>Eğer bir tavuskuşu iseniz sizinle sevişmeyi kabul edecek bir dişi bulmak için o komik kuyruğu taşımanız gerekiyor.</p>
<p>- Ve tabi bir de hastalıklar. Her iki cins için de sevişmek hastalık yaymak için en ideal yöntem – atalarımızın koruyucuları da yoktu. Kullanmak isterler miydi o da ayrı bir konu.</p>
<p>Çocuklar! Onlara kimin ihtiyacı var ?</p>
<p>Şurası açık ki – bizim yok.</p>
<p>O zaman niye yapıyoruz? Neden sevişiyoruz..ve niye çocuk sahibi oluyoruz? Niye beyinlerimiz ,bu kadar tehlikeli bir şeyi yapmamız için bizimle tatlı tatlı konuşup ikna etmeye çalışıyor&#8230;bizim yararımıza değilse, ne?</p>
<p>Niye evrim bizim yararımıza olmayan şeyler yaptırtıyor bize?</p>
<p><strong><em><span style="color:#3366ff;">Çünkü evrim bizimle alakalı değil. Yaşam bizimle ilgili değil. Varoluş sebebimiz&#8230;bizim yararımıza değil.<br /></span></em></strong><br />Evrim genlerle ilgili. Biz, genlerimizi her tarafa saçmak için kullanılan makineleriz. Saçma gibi gözüküyor, sanki öteki türlüsü doğru olacaktı. Ama değil.</p>
<p>Kendinizi en sevdiğiniz müziğin CD’si gibi düşünün.</p>
<p>Asıl olan hangisidir? CD mi, müzik mi? Müzik CD sayesinde mi vardır, yoksa CD müzik sayesinde mi vardır?</p>
<p>Açık ki asıl olan müzik. Müzik bir başka CD’ye veya teknoloji geliştiğinde daha da gelişmiş bir taşıyıcı da kopyalanabilir. Sonra CD’nin işi biter. Nasıl plak ve teyp kasetlerin işi bittiyse, öyle&#8230;</p>
<p>CD’ler müziği dünyaya yaymak için iyi bir yöntem oldukları için varlar. Amaç onlar değil, asıl olan onlar değil..onlar sadece yöntem.</p>
<p>Aynı şekilde insan da asıl olan değil, sadece genlerin dünyaya yayılması için araçlarız.</p>
<p><strong><em><span style="color:#3366ff;">Genler müziktir. Bizler de CD.</span></em></strong></p>
<p>İşte bu yüzden biz insanlar hayata birey olarak devam edecek şekilde davranmak için düzenlenmemişiz&#8230;</p>
<p>&#8230;genlerimizin hayatta kalmasına yardım edecek şekilde hareket ediyoruz.</p>
<p><strong><em>Eğer genlerimizin hayatta kalma şansı için kötü bir şey olursa – kendimizi kötü hissediyoruz<br />Eğer genlerimizin hayatta kalma şansı için iyi bir şey olursa – kendimizi iyi hissediyoruz</em></strong></p>
<p>Bu bilimin bize şimdiye kadar öğrettiği en önemli şey olabilir.</p>
<p>Tabi bu demek değildir ki yaşamışız ölmüşüz arada fark yok. Ama sırf yaşamış olmak için de yaşamıyoruz. Bir sonraki nesli yaratmak için yaşıyoruz.</p>
<p>“<em>Yaşıyor olmak</em>” sadece genlerimizin hayatta kalma şansını artırmak için bir mekanizma.</p>
<p>Evrim de işte böyle çalışıyor. Evrimin kendisi bu. Kendiliğinden. Eğer genetik bilgi bir nesilden ötekine geçmezse evrim süreci de olmaz.</p>
<p>Eğer atalarımız genlerinin yaşama şanslarını artırmak yerine kendi bireysel yaşama şanslarını maksimum hale getirseydi, daha uzun yaşayabilirlerdi&#8230;ancak bunu sıradaki genlere aktaramazlardı: “kendine iyi bak, çocuk sahibi olmak da neymiş” diyen genler bir sonraki nesle aktarılamadı.</p>
<p>Sadece seks yapma ve doğan çocuğa bakma riskini göze alanlar bizim atalarımız oldu.</p>
<p>Evrim (veya doğal seleksiyon) sadece genlerin yararına olan davranışları seçer.</p>
<p><em>Ama ben çocukları seviyorum – Benim de çocuğum olsun istiyorum. Serbest irade sahibi olsam da olmasam da çocuk sahibi olurdum. Ve tabi sevişmeyi de seviyorum. Benim serbest irademe kalsa sevişmeyeceğimi söylerken ciddi değilsiniz değil mi?<br /></em><br />Peki gerçekte olmasa da sevişme ve çocuk sahibi olmanın getireceği zevki alabiliyor olsaydınız?</p>
<p>Kulağa saçma geliyor değil mi, tabii ki..ama asıl olanın nasıl hissettiğimiz olduğu konusunda anlaşmıştık, bu durumda da bu duyguları getirdiği riskler olmadan yaşamayı da düşünmeliyiz. Böyle bir olanaktan yararlanmak epeyce akıllıca olmalı.</p>
<p>Sevişip çocuk yapıyoruz çünkü evrim bizim bu fikirden hoşlanmamızı istiyoruz.</p>
<p>Bundan hoşlanmayı seçiyor değiliz.</p>
<p>Eğer gerçekten “<em>Serbest İrade</em>”miz olsaydı – bugün ne yapıyor olurduk?</p>
<p>Sadece kendimizi iyi hissetmeyi mi seçerdik? Gün boyunca mı? Haftada 7 gün, günde 24 saat mi? Hayatımızı herşeyin bize inanılmaz güzellikte geleceği şekilde mi kurardık – acı yok, vicdan azabı yok, suçluluk duygusu yok, kıskançlık yok, endişe yok ?</p>
<p>Ne de olsa hayatta kalmayı garantiledikten sonra başka şeyler yapmak için motivasyonumuz ne olacak ki? Yapacağımız her şey gelecekte de kendimizi mümkün olduğunca iyi hissetme yönteminden emin olmakla geçecek. O zaman aracıyı atalım ve kendimizi iyi hissedelim. Etrafımızdaki dünyada ne olsa da mı?</p>
<p>Eğer gerçekten özgür olsaydık, kendimizi iyi hissetmeyi seçerdik&#8230; Bütün gün boyunca&#8230; Etrafımızda ne oluyorsa olsun.</p>
<p>Bilinçli zihnimiz şunu yapmaya programlanmıştır : hoşa giden duyguları çoğalt, hoşa gitmeyen duyguları en aza indir. Bu sayede genlerimizin hayatta kalma şansını çoğaltırız.</p>
<p>Bu aşamada sistem gayet güzel çalışır. Yani genlerimiz için.</p>
<p>Ama biz bireyler için – yani bilinçli zihinlerimiz için böyle çalışmıyor. Bilinçli zihnimiz genetik hayatta kalma şansını artırma ihtiyacı için programlanmış hedeflere ulaşma konusunda devamlı engel çıkartır.</p>
<p>Peki bundan kurtulamaz mıyız?</p>
<p>Bilinçli zihnimizi, davranışlarımızı kontrol eden bencil kopyalayıcıların diktatörlüğünden kurtaramaz mıyız?</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Üreme]]></title>
<link>http://derstr.wordpress.com/2009/02/24/ureme/</link>
<pubDate>Tue, 24 Feb 2009 14:34:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>derstr</dc:creator>
<guid>http://derstr.wordpress.com/2009/02/24/ureme/</guid>
<description><![CDATA[Birçok bitkilerin üreyebilmek için böceklerin yardımına ihtiyaçları vardır. Üreme, Çoğalma olarak da]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Birçok bitkilerin üreyebilmek için böceklerin yardımına ihtiyaçları vardır.<br />
Üreme, Çoğalma olarak da bilinir, bir canlının neslini devam ettirmesi olayı. Büyüme ve gelişmesini tamamlayan her canlı çoğalma yeteğine sahip olur. Çoğalma yeteneğine sahip canlılar kendilerine benzer bireyler oluştururlar ve bu sayede nesillerin devamlılığı sağlanır.</p>
<p>Biyolojinin temel ilkelerinden biri &#8220;tüm canlılar kendinden önce bulunan canlılardan meydana gelir&#8221; sözüdür. Gerçekten de yaşamın temel yapısı bireylerin çoğalmasıyla gelecek döllerin oluşturulması ve genetik bilginin aktarılmasından geçer. Üremenin birimi ve taşıyıcısı hücre, türlere özgünlüğün aktarılmasını sağlayan ise kalıtım materyalidir.özellikle arılarda partenogenez diye adlandırılan üreme biçimi iki tip arı tarafından gerçekleştirilir.Kraliçe arı(2n) ve erkek arı(n) bölünmeye uğrayarak yumurta ve spermlerini birleştirir.Bunlardan birkaç yumurta erkek arıyı, birkaç yumurta kraliçe arıyı(bunlar arı sütü ile beslenir.), diğerler yumurtalar ise işçi arıları(kısır_bunlarda arı ekmeği ile beslenir.)meydana getirir.<br />
Eskiden, insanlar canlı varlıkların cansız maddelerden oluştuğuna inanırlardı, örneğin, sineklerin çamurdan ya da etten, kurbağaların çamurdan oluştuğu gibi. Mikroskobun bulunuşu ve mikroorganizmaların saptanması sonucu bunların kökeni ile ilgili görüşlerden biri; Abiyogenez (kendiliğinden oluş, Spontan Generasyon); diğeri ise Biyogenez (Kendinden önceki bir canlıdan oluş) dur. Sonraları bir fizikçi olan Francesco Redi&#8217;nin ünlü kavanoz çalışması, açık kaptaki ette sinek kurtçuklarının oluşumu ve eti steril ettikten sonra kapalı ortamda ette hiçbir canlının kendiliğinden oluşmadığının ispatlanmasıyla abiyogenez geçerliliğini kaybetti.<br />
Bir hücreli canlılarda çoğalma, vejetatif bölünmeyle birleşmiş ve bu sebeble normal vejetatif bölünme aynı zamanda yeni döller meydana getirilmesini de sağlamaktadır. Çok hücrelilerde ise; çoğalma, germinatif hücreler denen özelleşmiş dokuya indirgenmiştir. Somatik /vejetatif hücreler canlıda yapının oluşmasını, gelişmesini sağlayan ve bireyle birlikte ölen hücrelerdir.<br />
Canlılarda eşeyli ve eşeysiz çoğalma olmak üzere iki çeşit çoğalma vardır.</p>
<p><!--more--></p>
<p>//Eşeysiz üreme</p>
<p>Bir canlıdan ayrılan hücre veya hücre grubundan yeni bireylerin oluşturulmasına eşeysiz üreme denir. Eşeysiz üremede döllenme olayı olmadığından eşeysiz üreyen canlı oluştuğu canlıya kalıtsal olarak tıpa tıp benzer. Çünkü eşeysiz üreme mitoz ile gerçekleşir. Ancak mitoz bölünmede olabilecek bir ayrılmama ve mutasyon çeşitlilik sebebidir. Eşeysiz üremeye canlıların büyüme bölgelerinden ayrılan hücre veya hücre grupları neden olduğu için aynı zamanda vejatatif üreme de denmektedir.<br />
Eşeysiz çoğalma çeşitleri</p>
<p>    * Tek hücrelilerde bölünerek çoğalma</p>
<p>    * Rejenerasyonla çoğalma</p>
<p>    * Tomurcuklanarak çoğalma</p>
<p>    * Çelikle çoğalma</p>
<p>    * Sporla çoğalma</p>
<p>Tek hücrelilerde bölünerek çoğalma</p>
<p>Tek hücreliler bölünerek ürerler.Hücre hacim olarak belirli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra bölünerek yeni hücreler oluşturur.<br />
Örnek : Paramesyum, Amip, Euglena<br />
Rejenerasyonla çoğalma</p>
<p>Omurgasızlardamezoderm ve mezoglea tabakası bulunur. Bu tabaka içerisinde embriyonik hücreler vardır. Bu tabakayı taşayan canlılardan ayrılan bir parça eksik kısımları tamamlayabilmektedir. Örneğin; deniz yıldızından kopan bir kol ana gövdedeki hücreler tarafından tamamlandığı gibi ayrılan kolun içerisindeki hücrelerde koldan yeni bir gövde oluştururlar.<br />
Bu durum yassı solucanlarda da (Planarya) görülür.<br />
Rejenerasyon normalde bir çoğalma tipi değildir. Tahrip sonucu canlıdan ayrılan parçadan yeni birey oluşturulur.<br />
Rejenerasyon, kelime anlamıyla yenileme demektir. Canlılardan herhangi bir nedenle ayrılan parçalardan yeni canlılar oluşabilir. Dolayısıyla rejenerasyon bu canlılar için üreme kabul edilir. Omurgalılardaki rejenerasyona bir yaranın iyileşmesi veya kertenkelenin kopan kuyruğunun yenilenmesi örnek olarak verilir. Çünkü kopan deriden yeni bir organizma, kopan kuyruktan da yeni bir kertenkele oluşmamaktadır.<br />
Tomurcuklanarak çoğalma</p>
<p>Bazı canlılarda tomurcuk benzeri çıkıntılar gelişir. Bu kısımlar ayrılarak yeni canlıyı oluşturur.<br />
Örneğin; Hidra da bira mayasında ve süngerlerde eşeysiz üremenin bu karakteristik özelliği görülür.<br />
Çelikle çoğalma</p>
<p>Bazı bitkilerden koparılan bir dal parçası, toprağa dikildiğinde yeni bitki oluşturabilir. Buna çeliklenme ile çoğalma denir. Ayrılan dal parçasının meristem tabakası yeniden kök oluşturduğundan bu parça ayrı bir fert olarak yaşayabilir. Özellikle tarımda verimliliği arttırmak, az zamanda daha çok ve daha kaliteli bitkiler yetiştirmek için kullanılan üretim metodudur.<br />
Örneğin; kavak,çınar,meyve ağaçları,asma&#8230;. gibi bitkiler çelikleme ile üretilir. Özellikle melez olan ve eşeyli üremeyen bitkiler bu şekilde üretilir. Örneğin; Çekirdeksiz üzüm, Washington portakalı, satsuma mandalini gibi.<br />
Vejatatif üremeye: Soğanların rizomla (küçük kök) üremesi, çileklerin sürüncü gövde ile çoğalması ciğer otunun yapraklarından yeni ciğer otlarının oluşmasnı örnek olarak gösterebiliriz.<br />
Sporla çoğalma</p>
<p>Bazı canlılarda spor adı verilen üreme hücresinden yeni bireyler oluşturulur. Buna sporogoni veya sporla üreme denir.<br />
Örneğin su yosunlarından Ulotrix, Küf Mantarı.<br />
Mantarlarda sporla üreme karakteristiktir.<br />
Örneklenen canlılardan bazıları eşeysiz üremeyle beraber eşeyli olarakta ürerler. Örneğin; mantarlar ve paramesyumkonjugasyonla eşeyli ürediği gibi hydra ve deniz yıldızı, eşeyli üremenin en önemli yapısı olan eşey bezlerini de bulundurur.<br />
Eşeyli çoğalma</p>
<p>Farklı cins iki gametin birleşmesiyle yeni canlının meydana getirilmesine eşeyli çoğalma denir. Gamet, eşey hücresi olarak tanımlanır. Bir gamet ya dişi eşey hücresidir (yumurta) veya erkek eşey hücresidir. (polen veya sperm). Eşeyli üreyen canlılarda bir çift kromozom takımı bulunur. Bu takımın yarısı anneden yarısı babadan gelir. Bu takım kromozoma hapoid veya monoploid (n) denir. (n) haploid kromozom takımı gamette bulunur.<br />
Bir çift kromozom takımına 2n diploid denir. Mesela; insanda 2n=46 sayıda kromozom bulunur. Somatik hücreler (vücut hücreleri) 2n sayıda kromozom taşır.<br />
Eşeyli üreme sonucunda birbirinden farklı bireyler oluşur. Bu da populasyonlardavaryasyonu (çeşitliliği) arttırır.<br />
Çeşitliliğin açığa çıkmasını sağlayan faktörler;<br />
Eşeyli üremede çeşitliliği ;</p>
<p>    * Krosingover<br />
    * Homolog kromozomların rastgele paylaşımı<br />
    * Döllenme<br />
    * Mutasyonlar<br />
    * Ayrılmama</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Adet Öncesi Sendromu nasıl önlenir?]]></title>
<link>http://yurdumuzz.wordpress.com/2009/01/10/adet-oncesi-sendromu-nasil-onlenir/</link>
<pubDate>Sat, 10 Jan 2009 01:16:15 +0000</pubDate>
<dc:creator>yurdumuzz</dc:creator>
<guid>http://yurdumuzz.wordpress.com/2009/01/10/adet-oncesi-sendromu-nasil-onlenir/</guid>
<description><![CDATA[Üreme çağında olan kadınların çoğunun en büyük kabusu adet öncesinde yaşadıkları ruhsal ve fiziksel ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Üreme çağında olan kadınların çoğunun en büyük kabusu adet öncesinde yaşadıkları ruhsal ve fiziksel sorunlar. Adet Öncesi Sendromu (AÖS) denen bu durumun teşhis ve tedavisi aslında çok basit.</p>
<p><span style="font-family:Arial;">Adet Öncesi Sendromu (AÖS) genellikle 25 ila 35 yaşlarında kendini göstermeye başlar ve her adet öncesi dönemde kendini tekrarlar. Belirtileri oldukça şiddetli olan kadınlar aynı zamanda Adet Öncesi Duygusal Bozukluk (AÖDB) olarak nitelenen durumu da yaşarlar. Hem AÖS&#8217;de hem de AÖDB&#8217;de belirtiler, adetin başlamasıyla belirgin bir şekilde azalır. Adet gören kadınların %85&#8242;i hayatlarında bir defadan fazla olmak üzere adet öncesi sendromunu yaşadıklarını belirtirken, %2 ila %10&#8242;u ise kapasitelerini azaltan ve günlük yaşamlarını etkileyen belirtilerden şikayet ederler. AÖS&#8217;nun 200&#8242;den fazla belirtisi olduğu ileri sürülse de; aşırı duyarlılık, gerilim ve duygusal bozukluk en sık görülen ve en fazla etkiyi yapan belirtilerdir. </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">1. Adet Öncesi Sendromunun belirtileri nelerdir?</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">AÖS&#8217;nun belirtilerini üçe ayırmak mümkün. Davranışsal, psikolojik ve fiziksel. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Davranışsal belirtiler:</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> Yorgunluk, uykusuzluk, baş dönmesi, cinsel ilgide değişiklik, aşırı yeme veya bazı yemekleri aşırı isteme.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">Psikolojik belirtiler:</span></strong> Öfke nöbetleri, depresif ruh hali, ağlama, anksiyete, gerginlik, ruh hali değişkenliği, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, huzursuzluk, yalnızlık hissi, özgüven eksikliği.<br />
<strong><span style="font-family:Verdana;">Fiziksel belirtiler:</span></strong> Baş ağrısı, göğüslerde duyarlılık ve şişme, sırt ağrısı, karın ağrısı ve şişme, kilo alımı, su tutma, mide bulantısı, kas ve eklem ağrısı. </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">2. AÖS&#8217;nun</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> <strong><span style="font-family:Verdana;">nedenleri nelerdir?</span></strong><br />
Nedenleri henüz bilinmemekte beraber, karmaşık ve pek çok faktöre dayalı olabilir. Hormonların bu konudaki etkileri çok açık değil. Ancak yumurtlama baskılandığında belirtilerde düzelme olduğu da görüldü.<br />
Hormon seviyelerindeki değişikliklerin serotonin gibi merkezi nörotransmitterleri etkilemesi mümkün. Ancak cinsel hormon seviyelerinin dalgalanması AÖS&#8217;li kadınlarda normaldir. Bazı kanıtlar, bu bozukluğun, altyapısında serotonin problemi olan kadınların progesterona karşı artmış hassasiyetiyle ilişkisi olduğunu gösterdi. Ama bu mekanizma tüm vakaları açıklayamaz. Çünkü bazı hastalar SSRI grubu antidepresan ilaçlarla tedaviye cevap vermez. Linoleic asidin prostaglandin öncü maddelerine dönüştürülememesi ile ilgili olarak yaşanan prostaglandin problemleri AÖS ile bağlantılı olabilir. Genetik faktörler de AÖS&#8217;nin gelişmesinde rol oynayabilir. Çünkü her iki kardeşte de AÖS&#8217;nin görülmesi durumu tek yumurta ikizlerinde, çift yumurta ikizlerine göre iki kat fazladır.</p>
<p><strong>3.</strong> <strong><span style="font-family:Verdana;">AÖS</span></strong> <strong>nasıl <strong><span style="font-family:Verdana;">teşhis edilir?</span></strong></strong><br />
Amerikan Kadın Doğum ve Jinekoloji Derneğinin (ACOG), aşağıda yer alan teşhis kriterlerinin kullanılmasını önerilir. Ağır duygusal bozukluk belirtileri ve belirgin fonksiyon bozukluklarından şikayetçi olan hastalar ise AÖDB kriterleri ile değerlendirilebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span></strong></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">4. Adet Öncesi Duygusal Bozukluk (AÖDB) teşhis kriterleri hangileridir?</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span></p>
<p><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">1. Kriter:</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">  Bir önceki yılın adetlerinde, luteal fazın(yumurtlamadan sonraki dönem) son haftasında aşağıda yer alan belirtilerin en az 5 tanesi (belirtilerden en az bir tanesi 1 &#8211; 2 &#8211; 3 – 4 nolu kriterlerden biri olmak üzere) görülmüş, bu belirtiler foliküler fazın(yumurtlamadan önceki dönem) başlamasıyla azalmış ve adetin başlangıcını takip eden 1 hafta içerisindeyse yok oldu.  </span></p>
<ul type="disc">
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Depresif ruh hali, umutsuzluk hissi ve kendini hor görücü düşünceler </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Belirgin anksiyete, gerilim ve &#8220;sınırda olma&#8221; hissi </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Belirgin duygu durum dalgalanmaları (aniden üzgün hissetme, ağlama veya reddedilmeye karşı aşırı tepki) </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Belirgin ve sürekli öfke ve ilişkilerde artan çatışmalar </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Rutin aktivitelere ilgi kaybı (okul, iş, arkadaşlar, hobiler) </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Konsantre olmakta güçlük çekildiği konusunda şahsi (sübjektif) görüş </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Uyuşukluk, çabuk yorulma ve belirgin enerji kaybı </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Belirgin iştah değişiklikler,çok yeme veya belirli yiyecekleri canı çekme </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Aşırı uyuma veya uykusuzluk </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Ezilmişlik veya kontrol kaybı konusunda kişisel (sübjektif) görüş </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Diğer fiziksel belirtiler (örneğin göğüslerde şişme veya hassasiyet, baş ağrıları, eklem veya kas ağrıları, şişme hissi veya kilo alımı) </span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Not:</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> Adet gören kadınlarda; &#8220;luteal faz&#8221; yumurtlama ve adet başlangıcı arasında geçen süreyi ifade ederken, &#8220;foliküler faz&#8221; ise adetlerle başlar. Adet görmeyen kadınlardaysa (histerektomi geçiren kadınlarda) luteal ve foliküler fazın tespit edilmesi için hormon seviyelerinin takibi gerekebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">2. Kriter:</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">   Rahatsızlık iş/okul hayatını veya diğer günlük sosyal ilişki veya aktiviteleri etkiler. (örn: sosyal aktivitelerden kaçınma, üretkenlikte veya iş/okul performansında azalma)</span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">3. Kriter:</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">  Rahatsızlık ve sıkıntılar; önemli depresyon, panik bozukluk, distimik bozukluklar veya kişilik bozukluğu gibi başka bir bozukluk nedeniyle ağırlaşmaz.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">A, B ve C kriterleri an az iki ay üst üstte günlük değerlendirmeler vasıtasıyla onaylanmalı.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">AÖS ve AÖDB ancak çeşitli fiziksel ve psikolojik bozuklukların ekarte edilmesi sonrasında teşhis edilebilir. AÖS ayrıca günlük yaşantıyı etkilemeyen ve doğal yumurtlama sürecinde yaşanan basit adet öncesi belirtilerinden ayırt edilmelidir (örn: şişme ve göğüs hassasiyeti). AÖS teşhisinin doğrulanması için üç kriterin varlığı çok önemlidir: bu belirtilerin yalnızca adetin luteal fazında olmak üzere belirtilerin sürekli ve tekrarlı olarak yaşanması, fonksiyonları kısıtlayıcı olması ve yaşamı etkilemesi.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">AÖS veya AÖDB&#8217;den şüphelenildiğinde, hastaların artarda birkaç ay için günlük belirtileri takip etmeleri istenir. Bu günlük takip yardımıyla dönemsel belirtilerin değişkenliği takip edilebileceği gibi bazı kadınların luteal olmayan belirtileri olduğu da saptanabilir.<br />
</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"><br />
<strong>5.</strong> <strong><span style="font-family:Verdana;">AÖS tedavisi nasıl yapılır?</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">AÖS tedavisinin amacı; belirtilerin iyileştirilmesi veya ortadan kaldırılmasını sağlamak. Görülen belirtilerin, aktiviteler ve ilişkiler konusundaki etkilerini azalmak ve tedavinin yan etkilerinin en düşük seviyede tutmak. Her ne kadar birçok tedavi seçeneği mevcut olsa da, bunlardan pek azının etkinliği kontrollü deneylerle kanıtlandı.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"><br />
Başlangıçta tüm AÖS&#8217;li hastalar ilaç içermeyen bir tedavi ile sürece başlamalı. İlaç tedavisi ancak inatçı AÖS belirtileri olan hastalarda ve AÖDB kriterlerine uyan hastalarda düşünülebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Cerrahi tedavi (genel olarak rahim ve yumurtalıkların alınması) uygulaması ise tartışmalı bir konu. Çünkü geri dönüşsüz bir uygulamadır ve beraberinde bazı riskleri getirir. Cerrahi tedavi ancak diğer tedavilere cevap vermeyen ve bu tür bir ameliyat kararının verilmesini destekleyecek diğer jinekolojik bulguları olan hastalarda uygulanabilir.</span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">6. İlaç içermeyen ( farmakolojik olmayan ) tedavisi nasıl yapılır? </span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"></span></p>
<ul type="disc">
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">AÖS&#8217;nin ilaç içermeyen tedavisinin içeriği hasta eğitimi, destekleyici terapi ve davranış değişiklerinin önerilmesini kapsar. AÖS&#8217;nin biyolojik dayanakları ve belirtileri konusunda eğitim almış kadınların belirtilerden daha az etkilendikleri ve daha az kaygı yaşadıkları gözlemlendi. </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Günlük Belirtiler tablosunun kullanılması hastaların, belirtileri kontrol edebilmek için bazı davranışsal veya yaşamsal değişiklikleri planlayabilmelerini sağlar.  </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Uykusuzluk veya aşırı uyku şeklinde kendini gösteren uyku problemleri, AÖS&#8217;li kadınla sıklıkla görülür. Özellikle luteal fazda olmak üzere düzenli yatma ve kalkma saatlerinin sağlanması önerilir. </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Tuz kullanımının kısıtlanması özellikle sıvı tutulumu, şişme ve göğüs şişkinliği belirtilerinin azalmasını sağlar. </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Kafeinin adet öncesi gerginlik/hassasiyet ve uykusuzluk ile ilişkisi dolayısıyla bu dönemde kafein alımının kısıtlanması önemli. </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Ağır olmayan aerobik/yoga egzersizlerinin yapılması da ağrı şikayetlerinin azalmasını sağlar. </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">AÖS şikayeti olan hastalarda diyet desteği açısından vitaminler (A, E ve B6), magnezyum, multivitamin/mineral takviyeleri ve çuhaçiçeği yağı (primrose oil) kullanımının etkinliği değerlendirildi. E vitamini, minimum zarar vermesi, antioksidan etkisi ve olumlu deney sonuçları nedeniyle AÖS&#8217;nin potansiyel tedavi araçları arasında yer alır. A ve B vitamini ile yapılan deneyler ise aynı bulguları yeterli derecede desteklemedi. </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">1200mg/günlük dozlarda kalsiyum karbonat alımının şişme belirtilerin düzeltmesine yardımcı olduğu deneylerde gözlemlendi. ACOG kalsiyum alımını önerirken, magnezyum desteğini önermez. </span></li>
<li class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Bir prostaglandin öncüsü olan çuhaçiçeği yağının etkileri, bazı kadınların göğüs hassasiyetine iyi geldiği konusundaki bildirimlerine karşın bu görüş henüz deneylerle desteklenmedi. </span></li>
</ul>
<p class="MsoNormal"><strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">7. İlaç tedavisi nasıl yapılır?</span></strong><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"><br />
 <br />
İlaç tedavisine karar verilmeden önce diğer yöntemler en az 3 ay süreyle denenmiş olmalı. Belirtilerin tatmin edici seviyede iyileşmemesi durumunda ilaç tedavisi düşünülür. Tedavi hastanın ihtiyaçları ve diğer tıbbi koşulları göz önünde bulundurularak kişiye özel olarak hazırlanır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="text-decoration:underline;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Reçetesiz İlaçlar:</span></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> Reçetesiz satılan ilaçların çoğu orta kuvvetli diüretikleri (idrar sökücü ilaçlar), prostaglandin inhitibörlerini ve antihistaminik tedavilerini içerir. Ancak bu ilaçların kombine olarak kullanımında doktor tavsiyesi mutlaka alınmalı. Çünkü bu gibi durumlarda bazı etken maddelerin az bazılarının ise aşırı dozda alımı söz konusu olabilir. Eğer hasta reçetesiz ilaçlar kullanılacaksa, tek etken madde içeren bir ürünün seçilmesi (örneğin: vitamin veya ağrı kesici) tercih edilmeli.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="text-decoration:underline;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Psikotropik İlaçlar:</span></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> Serotoninin AÖS ve AÖDB üzerindeki etkileri nedeniyle SSRI grubu antidepresan ilaçları şiddetli AÖS veya AÖDB kapsamına giren hastalarda kullanılması düşünülebilir. Ancak yine doktor bu ilaçların yan etkileri olan uykusuzluk, halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısı ve cinsel fonksiyon bozukluğu gibi faktörleri de göz önünde bulundurarak karar verecektir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Anksiyolitik ilaçların kullanımı bağımlılık yapma riskleri nedeniyle tercih edilmemeli. Diğer psikotropik ilaçların (örn: bupropion,trisiklik antidepresanlar ve lithum) da bazı olumlu etkileri gözlemlenmesine karşın yararlarıyla karşılaştırıldıklarında ağır basabilen yan etkiler i nedeniyle tercih edilmemeli.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Diüretikler: Spironolactone (Aldactone) steroid hormonlarına benzeyen bir aldosteron antagonisti olup, göğüs hassasiyeti ve sıvı tutulumu gibi AÖS etkilerini gidermekte etkili olan tek diüretik tipidir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Prostaglandin Inhibitörleris. Nonsteroid anti-inflammatuar ilaçlar dismenore tedavisinde oldukça etkili olmaktadır. (örn:naproksen sodyum). Özellikle naproksen sodyum fiziksel sıkıntıları rahatlatmakta ve baş ağrısını gidermektedir; ancak yine doktor tarafından hastanın gastrointestinal problemleri olması durumunda dikkatle kullanılmalıdır. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="text-decoration:underline;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Adet Döngüsünü Değiştirmek Üzere Kullanılan İlaçlar:.</span></span><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> Gonadotropin-salgılayıcı hormonlar, östrojen ve progesteron kullanımının AÖS ve AÖDB üzerinde etkileri araştırılmıştır ancak faydaları kısıtlıdır. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Oral kontraseptif kullanımı AÖS tedavisinde sıklıkla kullanılmasına karşın etkilerinin sürekli olduğu konusunda yeterli delil yok. Faydaları içerdiği östrojen bileşeni nedeniyle olabileceği için monofazik ilaçların kullanımı en doğru seçim olur. Kontraseptifler(doğum kontrol hapları) şişme, baş ağrısı, karın ağrısı ve göğüs hassasiyeti gibi etkileri azaltırken bazı etkileri de arttırabilirler. Hastalardan gelen geri bildirimler, bu ilaçları kullanan hastaları daha az fiziksel yakınmaları olduğunu gösterdi. Ancak bu ilaçların ruh hali üzerinde pozitif etkisi yok.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">Geçmişte progesteronun kulanımın daha yaygın olduğunu görürüz. Sentetik progesteron benzeri ilaçlar (örn: medroxyprogesteron asetat). Çelişikli olarak bazı kanıtlar progesteronun AÖS&#8217;nin bazı fiziksel ve psikolojik etkilerine sebep olduğunu gösterir. Progesteron kullanımı genel olarak karın şişmesi ve ağrısı, bulantı, göğüs ağrısı ve adet düzensizlikleri için kullanılır. Ancak 14 kontrollü deneyde progesteronun belirtileri azaltıcı bir etkisi ispatlanamadı.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">haber 7</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Biyoloji - Üreme Gelişme 2]]></title>
<link>http://onlineders.wordpress.com/2008/12/16/biyoloji-ureme-gelisme-2/</link>
<pubDate>Tue, 16 Dec 2008 15:07:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>medkir</dc:creator>
<guid>http://onlineders.wordpress.com/2008/12/16/biyoloji-ureme-gelisme-2/</guid>
<description><![CDATA[]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="display:block;width:425px;margin:0 auto;"><embed src='http://widgets.vodpod.com/w/video_embed/Groupvideo.1867342' type='application/x-shockwave-flash' AllowScriptAccess='always' pluginspage='http://www.macromedia.com/go/getflashplayer' wmode='transparent' flashvars='' /></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Biyoloji - Üreme Gelişme 1]]></title>
<link>http://onlineders.wordpress.com/2008/12/16/biyoloji-ureme-gelisme1/</link>
<pubDate>Tue, 16 Dec 2008 15:02:24 +0000</pubDate>
<dc:creator>medkir</dc:creator>
<guid>http://onlineders.wordpress.com/2008/12/16/biyoloji-ureme-gelisme1/</guid>
<description><![CDATA[]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="display:block;width:425px;margin:0 auto;"> </span><span style="display:block;width:425px;margin:0 auto;"><embed src='http://widgets.vodpod.com/w/video_embed/Groupvideo.1867174' type='application/x-shockwave-flash' AllowScriptAccess='always' pluginspage='http://www.macromedia.com/go/getflashplayer' wmode='transparent' flashvars='' /></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hayvanat bahçeleri fillere zarar]]></title>
<link>http://trhelp.wordpress.com/2008/12/15/hayvanat-bahceleri-fillere-zarar/</link>
<pubDate>Mon, 15 Dec 2008 15:37:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>blackdark</dc:creator>
<guid>http://trhelp.wordpress.com/2008/12/15/hayvanat-bahceleri-fillere-zarar/</guid>
<description><![CDATA[Hayvanat bahçesine kapatılan fillerin ömürlerinin daha kısa olduğu saptandı. Independent gazetesinin]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="spot-line">Hayvanat bahçesine kapatılan fillerin ömürlerinin daha kısa olduğu saptandı.</div>
<p>Independent gazetesinin haberine göre, hayvanat bahçelerinde tutulan ve doğal ortamlarında yaşayan binlerce fil üzerinde yapılan araştırma, fillerin parmaklıklar arkasına konulmasının hayvanların sağlıklarına zarar vermekle kalmadığını, üreme kapasitelerini de düşürdüğünü gösterdi.</p>
<p>Böylece, soyları tükenme tehlikesi içinde bulunan hayvanların hayvanat bahçelerinde korunmaları gerektiğini savunanların argümanları da boşa çıkmış oldu.</p>
<p>Araştırmayı yapan bilim adamları, bazı hayvanat bahçesi savunucularının iddia ettiği gibi, dünyada hayvanat bahçelerinde tutulan fillerin yaşamlarını idame ettiremediklerini saptadılar.</p>
<p>Science dergisinde yayımlanan araştırmanın başkanı Guelph Üniversitesinden Georgia Mason, tutsak hayvanların davranış sorunları ve stresten kaynaklanan fiziksel problemler göstermesine karşın, hayvanat bahçesinde yaşayan fillerin durumu üzerine pek araştırmanın yapılmadığını hatırlattı.</p>
<p>&#8220;Doğal yaşam alanlarındakine kıyasla hayvanat bahçesi fillerinin yaşam süreleri hayli kısa&#8221; diyen Dr. Mason, bu hayvanların üreme kapasitelerinin de azaldığını belirtti.</p>
<p>Araştırma, hayvanat bahçeleri ve doğal yaşam alanlarındaki 4500 Afrika ve Asya fili üzerinde yapıldı. Araştırma, parmaklıklar arkasında yaşayan fillerin 30&#8242;larında 40&#8242;larında öldüğünü ortaya koydu. Doğal hayattaki fillerin ömrü ise 60-80 yıl.</p>
<p>Araştırmacılar, fillerin doğal yaşam alanlarından koparılmalarına, bir hayvanat bahçesinden diğerine zorunlu olmadıkça taşınmalarına ve hayvanat bahçelerindeki fillerin üremelerinin sınırlanmasına son verilmesini istediler.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Arı Sütü]]></title>
<link>http://iksir.wordpress.com/2008/10/11/ari-sutu/</link>
<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 10:00:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>paradies</dc:creator>
<guid>http://iksir.wordpress.com/2008/10/11/ari-sutu/</guid>
<description><![CDATA[Arı sütü, 5-15 günlük işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları bir maddedir. Jel ha]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img src="http://www.cevrehaberleri.com/ari-2.jpg" alt="arı" /></p>
<p>Arı sütü, 5-15 günlük işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları bir maddedir. Jel halinde akıcı kıvamda, kremsi-beyaz renktedir. Tadı ekşi ve kokusu keskin fenolik yapıdadır. Yoğunluğu 1.1 g/cm³ olup kısmen suda çözünebilmektedir. Memeli hayvanların memesinde oluşan süt ile ilgisi olmadığı halde yavru beslenmesinde kullanılması ve süte benzeyen görünümü sebebiyle Türkçe&#8217;de süt olarak adlandırılmakta diğer dillerde ise kraliyete ait jel (İng: Royal jelly) olarak adlandırılmaktadır.<!--more--></p>
<p>Arı sütü ana arının besini olup, besin değeri oldukça yüksektir. Ana arı ve işçi arılar yumurtadan çıktıklarında aynı genetik yapıya sahip olmalarına rağmen, larva döneminde farklı oranda ve sürede arı sütüyle beslenmeleri yapılarının farklılaşmasına neden olmaktadır. Sadece 6 günlük bu farklı beslenme sonucunda ana arı hastalıklara direnç kazanmakta, günde kendi ağırlığının iki katı kadar (1500-3000) yumurta üretebilmekte ve 6 yıl kadar yaşamaktadır. Diğer işçi arılar ise kolay hastalanırlar, dişi oldukları halde yumurta bırakamazlar ve sadece 2 ay yaşarlar. İki birey arasındaki bu derece farlılaşma sadece arı sütü ile beslenmelerinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p><img src="http://www.balcim.net/resim/balcim%20(2).jpg" alt="arı22" width="380" height="285" /></p>
<p><strong><br />
Arı sütü; </strong>yaklaşık %66 su, %14.5 karbonhidrat, %4.5 lipid, %13 aminoasit, B grubu vitaminlerinin tümüne ek olarak A, D, C, E vitaminleri, biyolojik aktif maddeler, önemli bazı mineral maddeler ve bir miktar da tespit edilemeyen maddeler içerir. Ayrıca 10 temel amino asitten (esansiyel) sekizini de (metionin, lösin, lizin, valin, fenil-alanin, treonin, triptofan, izolösin) doğal hormon ve enzimleriyle içermektedir. Metabolizma için çok önemli olan panteik asit (pantheic acid), asetilkolin (acetylcholine), protein, bağışıklık sistemini güçlendiren bir yağ asidi olan 10-HDA (10-Hydroxy-2 Decenoic Acid), sepanin asit (sepanine acid), hastalıkların iyileşme döneminden sonra sindirimi düzenlemek ve iştahı açmak için çok ideal olan oleik asit (oleic acid) içerir.</p>
<p>kynk:wikipedia.com</p>
<p><img src="http://img0.bloggum.com/upload/lib/img/13774/o/r_5js8hdz84qlcs46u97ev.jpg" alt="arı sütü" /></p>
<p>Araştırmalar,  arı sütünün  insan vücuduna da, en az kraliçe arıya sağladığı yayar kadar yarar sağladığını ortaya koymaktadır.  Arı sütü, bir çok çeşit etken madde; enzimler,  amino asitler,  vitamin ve  mineraller içermekle kalmayıp, metabolizma için çok önemli olan  panteik asit (pantheic acid),  asetilkolin (acetylcholine), protein,  bağışıklık sistemini güçlendiren ve ruhsal-fiziksel dayanıklılığı artırıcı bir yağ asidi olan  10-HDA (10-Hydroxy-2 Decenoic Acid), sepanin asit (sepanine acid),  hastalıkların iyileşme döneminden sonra sindirimi düzenlemek ve iştahı açmak için çok ideal olan  oleik asit (oleic acid) içerir.</p>
<p>Doğal hormon ve enzimleriyle beraber içerdiği vitaminler arasında tüm B vitaminleri (B-Complex vitamins), A, C ve E vitaminleri vardır. Ayrıca 10 temel amino asitten (esansiyel)  sekizini de (lizin, metionin, lösin, fenil-alanin, treonin, triptofan, valin, izolösin) doğal hormon ve enzimleriyle içermektedir. Tüm bunlara ilave olarak; kalsiyum, potasyum, fosfor, demir, sülfür, bakır ve silisyum minerallerini de içerir.</p>
<p>Bu faydalı maddeleri yüksek oranda içerdiği için, vücudu strese ve dış etkenlere karşı güçlü kılmakta ve onun anti-bakteriyel ve antibiyotik özelliği ise soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı korunmamıza yardımcı olmaktadır.</p>
<p><strong> Arı sütü bir doğa harikası olarak; aşağıdaki durumları önlemede veya iyileştirmede yardımcı olmaktadır </strong>:</p>
<p>* Bronşiyal Astım<br />
* Akciğer Hastalıkları<br />
* Uykusuzluk<br />
* Mide Ülseri<br />
* Böbrek Hastalıkları<br />
* Kırıkların daha hızlı iyileştirilmesi<br />
* Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi<br />
*Saç, cilt ve tırnakların beslenmesi ve güçlendirilmesi<br />
*Sindirim sistemini sağlıklı tutmak<br />
*Üreme ve boşaltım sistemini korumak<br />
* Ruhsal ve zihinsel (mental) dayanıklılığı artırmak<br />
*Düşük Tansiyon<br />
*Metabolizmayı canlandırmak, enerji vermek<br />
*Yorgunluk<br />
*Soğuk algınlığı ve grip<br />
*Strese ve dış etkenlere karşı dayanıklılık<br />
*Sinirsel ve ruhsal dengenin kurulması</p>
<p>Yıllardır, arı sütünün olağanüstü gençleştirme gücü ve sağlığa faydaları araştırılmaktadır. Nispeten Amerika’da pek fazla bilinmemesine  rağmen, Avrupa ve Asya’da çok uzun bir süreden beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Arı sütü’ nün ünü 1950’li yıllarda Avrupa’da onun hakkında yayınlanan yazı ve raporlardan sonra dünyaya yayılmıştır. Gerçekte arı sütü hakkında en fazla araştırma ve tıbbi yayın Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Çin ve Japonya’da yapılmıştır. Şu an için Japonya dünyada en fazla arı sütü tüketen ülke durumundadır.</p>
<p>Arı sütü, hem erkek hem de kadınların kullanabilecekleri bir doğal ürün olup, ruhsal ve fiziksel vücudunu dengede tutmak isteyen herkes, özellikle orta yaş ve üzerinde olanlar, menopoz dönemindeki kadınlar, en yüksek fiziksel dayanıklılığı arzu eden sporcu veya vücut geliştiriciler onu kullanabilir.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hamilelikte bol bol balık yiyin]]></title>
<link>http://bebekbakimi.wordpress.com/2008/09/14/hamilelikte-bol-bol-balik-yiyin/</link>
<pubDate>Sun, 14 Sep 2008 10:15:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>alemturk</dc:creator>
<guid>http://bebekbakimi.wordpress.com/2008/09/14/hamilelikte-bol-bol-balik-yiyin/</guid>
<description><![CDATA[Hamilelik döneminde haftada ortalama 2 kere balık tüketen ve tüketmeyen annelerin çocuklarına yapıla]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Hamilelik döneminde haftada ortalama 2 kere balık tüketen ve tüketmeyen annelerin çocuklarına yapılan testlerde balık tüketen annelerin çocukları kelime, 3 boyutlu görsel ve motor gelişim testlerinde daha başarılı oldukları gözlemlendi.</p>
<p>Beyin gelişiminin en önemli süreci doğduktan sonraki ilk yıllardır. Beyindeki nöronların neredeyse hepsi ikinci üç aylık dönemde oluşur. Düşüncelerimiz, davranışlarımız ve bilişsel yeteneklerimiz beyin fonksiyonları sayesinde olur. Bu nedenle beyinde oluşabilecek anormallikler ilerde davranış bozukluklarına neden olabilir.</p>
<p>Balık OMEGA 3 yağ asitleri bakımından oldukça zengindir ve bu asitler beynin yapısı için önemlidir. Ancak balığın bir dezavantajı vardır, özellikle bazı balık türlerinde fazla miktarda cıva bulunur ve bu da beyin gelişimi için zararlı etkiye sahiptir. Bu nedenle tuna, kılıç balığı gibi küçük balıklarla beslenen uzun ömürlü balıklar tercih edilmemelidir çünkü bu balıklarda fazla oranda cıva bulunur. Onların yerine karides, sardalya ve alabalık gibi cıva oranı düşük olan deniz ürünleri tüketilmelidir.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kuran mucizeleri: Üç karanlık bölge]]></title>
<link>http://allahinayetleri.wordpress.com/2008/04/29/kuran-mucizeleri-uc-karanlik-bolge/</link>
<pubDate>Tue, 29 Apr 2008 18:46:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://allahinayetleri.wordpress.com/2008/04/29/kuran-mucizeleri-uc-karanlik-bolge/</guid>
<description><![CDATA[]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/sc0zw8awzuI&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' /><param name='allowfullscreen' value='true' /><param name='wmode' value='transparent' /><embed src='http://www.youtube.com/v/sc0zw8awzuI&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' type='application/x-shockwave-flash' allowfullscreen='true' width='425' height='350' wmode='transparent'></embed></object></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kuran mucizeleri: Kemikler ve kaslar]]></title>
<link>http://allahinayetleri.wordpress.com/2008/04/29/kuran-mucizeleri-kemikler-ve-kaslar/</link>
<pubDate>Tue, 29 Apr 2008 18:43:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://allahinayetleri.wordpress.com/2008/04/29/kuran-mucizeleri-kemikler-ve-kaslar/</guid>
<description><![CDATA[]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/0RBQjLgrxIk&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' /><param name='allowfullscreen' value='true' /><param name='wmode' value='transparent' /><embed src='http://www.youtube.com/v/0RBQjLgrxIk&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' type='application/x-shockwave-flash' allowfullscreen='true' width='425' height='350' wmode='transparent'></embed></object></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[BİLİM VE TEKNİK]]></title>
<link>http://clpvid.wordpress.com/2007/08/06/190/</link>
<pubDate>Mon, 06 Aug 2007 21:18:22 +0000</pubDate>
<dc:creator>clpvid</dc:creator>
<guid>http://clpvid.wordpress.com/2007/08/06/190/</guid>
<description><![CDATA[Maddenin Yapısı Evren Dünyamızkonu yazılarına tıkla Robotik Duyular Üreme Hücreye Yolculuk Genler ve]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><table border="1" cellspacing="1" cellpadding="1" width="450" align="center">
<tbody>
<tr>
<td>
<p align="center"><a title="madde.jpg" href="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/madde.jpg"><img src="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/madde.jpg" alt="madde.jpg" /></a><br />
<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/madde/index.html" target="_blank"><strong>Maddenin Yapısı</strong></a></p>
</td>
<td>
<p align="center"><a title="evren.jpg" href="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/evren.jpg"><img src="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/evren.jpg" alt="evren.jpg" /></a><br />
<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/" target="_blank"><strong>Evren</strong></a></p>
</td>
<td><a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/" target="_blank"><strong>Dünyamız</strong></a><span style="color:#008000;">konu yazılarına tıkla</span></td>
<td>
<p align="center"><a title="robotik.jpg" href="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/robotik.jpg"><img src="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/robotik.jpg" alt="robotik.jpg" /></a><br />
<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/robotik/index.html" target="_blank"><strong>Robotik</strong></a></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p align="center"><a title="duyular.gif" href="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/duyular.gif"><img src="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/duyular.gif" alt="duyular.gif" /></a><br />
<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/duyular/index.html" target="_blank"><strong>Duyular</strong></a></p>
</td>
<td>
<p align="center"><a title="ureme.jpg" href="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/ureme.jpg"><img src="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/ureme.jpg" alt="ureme.jpg" /></a><br />
<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/" target="_blank"><strong>Üreme</strong></a></p>
</td>
<td>
<p align="center"><a title="hucre.gif" href="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/hucre.gif"><img src="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/hucre.thumbnail.gif" alt="hucre.gif" /></a><br />
<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/" target="_blank"><strong>Hücreye Yolculuk</strong></a></p>
</td>
<td>
<p align="center"><a title="dna.gif" href="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/dna.gif"><img src="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/dna.gif" alt="dna.gif" /></a><br />
<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/gen/index.html" target="_blank"><strong>Genler ve DNA</strong></a></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p align="center"><a title="klon.jpg" href="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/klon.jpg"><img src="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/klon.jpg" alt="klon.jpg" /></a><br />
<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/klonlama/klonlama_uygulamalari.html" target="_blank"><strong>Klonlama</strong></a></p>
</td>
<td>
<p align="center"><a title="canlilar.jpg" href="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/canlilar.jpg"><img src="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/canlilar.jpg" alt="canlilar.jpg" /></a><br />
<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/canlilar/index.htm" target="_blank"><strong>Canlılar Dünyası</strong></a></p>
</td>
<td>
<p align="center"><a title="periyodik.jpg" href="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/periyodik.jpg"><img src="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/periyodik.jpg" alt="periyodik.jpg" /></a><br />
<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/periyodik/" target="_blank"><strong>Periyodik Tablo</strong></a></p>
</td>
<td>
<p align="center"><a title="kimya.gif" href="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/kimya.gif"><img src="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/kimya.gif" alt="kimya.gif" /></a><br />
<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/kimya/index.html" target="_blank"><strong><span style="color:#0000ff;">Temel Kimya</span></strong></a></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p align="center"><a title="ekosistem.gif" href="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/ekosistem.gif"><img src="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/ekosistem.gif" alt="ekosistem.gif" /></a><br />
<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/ekosistem/index.html" target="_blank"><strong>Ekosistem</strong></a></p>
</td>
<td>
<p align="center"><a title="jeolojik.jpg" href="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/jeolojik.jpg"><img src="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/jeolojik.jpg" alt="jeolojik.jpg" /></a><br />
<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/jeolojik/index.htm" target="_blank"><strong>Jeolojik Devirler</strong></a></p>
</td>
<td>
<p align="center"><a title="elektronik.jpg" href="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/elektronik.jpg"><img src="http://clpvid.wordpress.com/files/2007/08/elektronik.jpg" alt="elektronik.jpg" /></a><br />
<a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/elektronik/index.html" target="_blank"><strong>Dijital Elektronik </strong></a></p>
</td>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>                       <span style="color:#008000;">ilgilendiğiniz bölüm yazısına tıklayınız</span>                     <a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/" target="_blank">BİLİM VE TEKNİK TÜBİTAK</a><!-- InstanceEndEditable --></p>
<p><a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/haberler/" target="_blank"><span style="color:#008000;">BİLİM VE TEKNOLOJİ HABERLERİ</span></a><span style="color:#008000;"> LİNK TIKLA</span></p>
<p><a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/" target="_blank"><span style="color:#008000;">BİLİM VE TEKNİK DERGİSİ</span></a></p>
<p><a href="http://www.bilim.org/" target="_blank"><span style="color:#008000;">BİLİM ORG</span></a></p>
<p><span style="color:#008000;"> </span><a href="http://www.biltek.tubitak.gov.tr/"><span style="color:#008000;">http://www.biltek.tubitak.gov.tr/</span></a></p>
<h3><a href="http://www.istanbulbilim.edu.tr/" target="_blank">istanbul bilim edu</a></h3>
<p> </p>
<div class="sonrakisayfa"><span style="color:#333333;"><strong>YAZILIM LİNKLERİ</strong></span></div>
<p><a href="http://www.bilisimruzgari.com/default.asp?L=TR&#38;mid=233" target="_blank">BİLİŞİM RÜZGARI YAZILIM <span style="color:#ff00ff;">ziyaret etmeyi unutmayınız</span></a></p>
<p><a href="http://www.chip.com.tr/yazilim" target="_blank">CHİP YAZILIM <span style="color:#ff00ff;">ziyaret etmeyi unutmayınız</span></a></p>
<p><a href="http://www.byte.com.tr/yazilim/" target="_blank">BYTE YAZİLİM <span style="color:#ff00ff;">ziyaret etmeyi unutmayınız</span></a></p>
<p><a href="http://www.pcnet.com.tr/yazilim" target="_blank">PCNET YAZİLİM <span style="color:#ff00ff;">ziyaret etmeyi unutmayınız</span></a></p>
<p><strong>DONANIM LİNKLERİ</strong></p>
<p><span style="color:#008000;"><a href="http://www.bilisimruzgari.com/default.asp?L=TR&#38;mid=212" target="_blank"><strong>BİLİŞİM RÜZYARI DONANIM <span style="color:#ff00ff;">ziyaret etmeyi unutmayınız</span></strong></a></span></p>
<p><strong><a href="http://www.byte.com.tr/donanim/" target="_blank">BYTE DONANIM <span style="color:#ff00ff;">ziyaret etmeyi unutmayınız</span></a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.chip.com.tr/donanim" target="_blank">CHİP DONANİM <span style="color:#ff00ff;">ziyaret etmeyi unutmayınız</span></a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.donanimhaber.com/" target="_blank">DONANİM HABER <span style="color:#ff00ff;">ziyaret etmeyi unutmayınız</span></a></strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
