<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>yasam-uzerine &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/yasam-uzerine/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "yasam-uzerine"</description>
	<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 13:14:42 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Picasso ve Benzeri]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/02/17/picasso-ve-benzeri/</link>
<pubDate>Tue, 17 Feb 2009 21:20:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/02/17/picasso-ve-benzeri/</guid>
<description><![CDATA[ODTÜ Işletme’nin deli ama çok bilge, hem en sevilen hem en nefret edilen profesörü Muhan Hocanın Str]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="aligncenter" title="muhan hoca" src="http://www.yatrides.com/anglais/others/menines.JPG" alt="" width="302" height="236" />ODTÜ Işletme’nin deli ama çok bilge, hem en sevilen hem en nefret edilen profesörü Muhan Hocanın Strateji Yönetimi dersinin ilk saati öğretim üyelerinin bile katılımıyla geçer ki her senesi ayrı ilginçtir. Derslerinden birinden bir anekdot :<!--more--></p>
<p>Muhan Soysal tepegöze bir Picasso resmi koyar. Herkes bakar bakar ama tarzı zaten kübik olan sürrealist resimde sanatla fazla ilgilenmeyenlerin anlayabileceği çok az şey vardır. Bozuk perspektifli bir oda, sarı uzun saçlı yaratığa benzeyen bişey. Etrafında başka yaratıklar, yerde yine bir yaratık ve arkadaki şekli bozuk içi parlak dikdörtgenin içinde başka bişeyler daha.</p>
<p><img class="aligncenter" title="picasso" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/picasso.jpg" alt="" width="390" height="292" /></p>
<p>5-10 dakka hiçbişey söylemeden sınıfı izleyen hoca, birazdan Picasso’nun resmini alıp Meninas’in bir resmini koyar.<br />
Bu resimde sandalyenin üzerinde oturan sarı uzun saçlı bir aristokrat kızının etrafındaki dadıları onun saçını tararken yerde köpeği yatmaktadır. Ve babası arkasından ışık sızan kapıdan kızını izlemektedir.</p>
<p><img class="aligncenter" title="picasso benzeri" src="http://www.kendinigelistir.com/resimler/picbenzeyen.gif" alt="" width="390" height="444" /></p>
<p>Ancak ikinci resmi görünce Picasso’nun resmindeki öğelerin ne olduğunu ve bu resmin Meninas’in tablosuna gönderme olarak yapılmış olduğunu farkeder tüm sınıf.</p>
<p>Ve Muhan Soysal hiç unutamayacağımız dersini verir :</p>
<p>“Hayatta hiçbirşey Meninas’in resmi kadar belirgin ve net değildir. Iş hayatı gerçekleri size Picasso’nun resmindeki gibi şekil değiştirmiş olarak gösterir. Picasso’nun resmine bakıp, Meninas’in resmini görebilenleriniz başarılı olacak, diğerleri kübik şekillere bakıp yanlış anlamlar çıkarmaktan gerçekleri hiç göremeyecek.”</p>
<p>VE SON SÖZ…</p>
<p>Bir saatliğine mutlu olacaksanız, şekerleme yapın!<br />
Bir günlüğüne mutlu olacaksanız, balık avlamaya gidin!<br />
Bir aylığına mutlu olacaksanız, evlenin!<br />
Bir yıllığına mutlu olacaksanız, bir servete konun!<br />
Tüm yaşam boyunca mutlu olacaksanız, işinizi sevin…</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İslami Kariyer Sitesi]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/02/16/islami-kariyer-sitesi/</link>
<pubDate>Mon, 16 Feb 2009 13:00:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/02/16/islami-kariyer-sitesi/</guid>
<description><![CDATA[Türbanlı personele İK çözümü Türbanlı kızlarla, imam hatipli gençleri dini bütün personel arayan işv]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="baslik" style="text-align:center;"><strong><img class="aligncenter" title="islami kariyer" src="http://www.rizeshcek.gov.tr/images/kadin68.jpg" alt="" width="448" height="252" /></strong></div>
<div><strong></strong></div>
<div><strong>Türbanlı personele İK çözümü</strong></div>
<p><!-- manset sonu --></p>
<div id="haber">
<div id="spot-line">Türbanlı kızlarla, imam hatipli gençleri dini bütün personel arayan işverenle buluşturan insan kaynakları sitesi büyük ilgi gördü.</div>
<div class="text">Avusturya&#8217;da yaşayan 28 yaşındaki Yakup Çağdaş, ‘helal kariyer’ sahibi olmak isteyen gençlere yönelik ‘islamikariyer.com’ sitesini kurdu. Site önceleri İslam kültürünün ticaret anlayışıyla ilgili araştırma ve yazılara yer veriyordu.</div>
<p>Ancak, mesai saatinde namaz kılabileceği iş, tesettürlü çalışanlara kapısı açık işyeri ya da inançlı işveren arayanlardan gelen taleplerle site kimlik değiştirdi. Büyük şehirler dışında Kayseri, Samsun, Konya ve Manisa’dan başvuru yağıyor.</p></div>
<p><!--more--></p>
<p><strong>İSLAMİ İK MUCİDİ</strong></p>
<p>Platin dergisinin sorularını yanıtlayan İslami İK mucidi Yakup Çağdaş, &#8220;İşinde İslami kültür içinde ilerlemek isteyenlere aracıyız. Yüzbinlerce web sitesi içinden bu kutsal görevi bizlere lütfeden Rabbime şükürler olsun&#8221; şeklinde felsefesini özetliyor.</p>
<p>Sitenin girişinde ‘Neden İslami Kariyer’ sorusunun yanıtı şöyle açıklanıyor:</p>
<p>“Zekat, yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’de Namaz ile beraber zikr edilen en hassas ibadetlerden birisi. Ve İslamın 5 şartından da birisi. Herkes zekat farz diyor da&#8230; Peki farz olan bir ibadetin yerine gelmesi için para kazanmak ve helal paraya götüren kariyer üzerine kimse konuşamıyor? Bu büyük eksikliği gören bizler internet ortamında da olsa meslek arayışı içinde olan, kariyer yapmak isteyen ve helalinden çok para kazanıp zekat emri ilahiyi yerine getirmek isteyen genç nesil için islamikariyer.com sitesini hazırlamaya karar verdik.”</p>
<p><strong>KAYSERİ-BURSA&#8217;DAN İŞ ARAYAN VAR</strong></p>
<p>Siteyi bugüne kadar 207 bin 726 kişi ziyaret etti. Yaklaşık 600 bin kez görüntülenen siteni günlük ortalama 1000 ziyaretçisi var: Üye sayısı 1509 olan site en çok İstanbul’dan ziyaret ediliyor. Sitenin diğer ziyaretçileri Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Kayseri, Antalya, Manisa ve Samsun’dan geliyor.</p>
<p><strong>MUHASEBECİLİK İÇİN TALEP YÜKSEK</strong></p>
<p>Kariyer sitesinde yer alan ilanlar çok farklılık gösterirken, muhasebe, personel gibi ofis işlerine yönelik taleplerin yoğunlaştığı gözleniyor. Sitede yer alan ilanlardan bazıları ise şunlar:</p>
<p><strong>“İş bulmada zorlanıyorum”</strong> Muhasebe alanında 4 yıllık tecrübem var ama namazımı kılabileceğim şirketler bulmakta zorlanıyorum.<br />
<strong>“Özel sektörde sorun var”</strong> Muhasebe alanında iş arıyorum ETA ve logo (lks2) biliyorum muhasebe alanında iş tecrübem yok. Bu gidişle de olmayacak mı ne, tesettürlüyüm. Devleti anladık ama özel sektör de maalesef başörtüsünü sorun ediyor. Allah hepimize gönlündeki gibi bir iş nasip eder inşallah.</p>
<p><strong>“Dürüst işyeri istiyorum” </strong>Peyzaj mimarlığı mezunuyum.Autocad , Lks programlarını kullanabiliyorum. Başörtümün çalışmama engel olmayacağı ayrıca işini dürüstlükle ve titizlikle yapan bir kurumda çalışmak istiyorum. İlgilenenlere CV’mi gönderebilirim.</p>
<p><strong>“İmam hatip mezunuyum”</strong> Silahlı özel güvenlik görevlisiyim ama imam hatip mezunu olduğum için birçok yerde iş bulamıyorum. Bu konuda yardımcı olacak biri var mıdır?</p>
<p><strong>“Editörlük yapabilirim”</strong> Editörlük işi arıyorum. İyi derecede İngilizce biliyorum. Özellikle İslami kurallara saygılı bir işyerinde çalışmak istiyorum.</p>
<div class="text">site adresi : <a href="http://www.islamikariyer.com/">http://www.islamikariyer.com/</a></div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Atatürk, Filistin ve Tayyip Erdoğan]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/02/01/ataturk-filistin-ve-tayyip-erdogan/</link>
<pubDate>Sun, 01 Feb 2009 14:54:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/02/01/ataturk-filistin-ve-tayyip-erdogan/</guid>
<description><![CDATA[  İŞTE MECLİS&#8217;TEKİ TARİHİ KONUŞMASI  &#8217;Filistin için kanımızı dökmeye hazırız&#8230;]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="aligncenter" title="erdoğan davos" src="http://q.liberation.fr/photo/20090130/photo_0302_459_306_22874.jpg" alt="" width="459" height="306" /> </p>
<p>İŞTE MECLİS&#8217;TEKİ TARİHİ KONUŞMASI</p>
<p> &#8217;Filistin için kanımızı dökmeye hazırız&#8230;&#8217; Erdoğan’ın Davos’taki çıkışı bazı çevreler tarafından eleştirilirken, Ulu Önder Atatürk’ün Filistin konusunda çok daha sert bir tavır takındığı ortaya çıktı. İşte Atatürk’ün Meclis’teki o tarihi konuşması&#8230; <!--more-->Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın Davos&#8217;taki Gazze çıkışının yankıları sürerken tarihi bir gerçek gün ışığına çıktı. Erdoğan Dünya Ekonomi Forumu’ndaki sözlerini sert bulanlara karşı dün bir açıklama yaparak Atatürk&#8217;ün Çanakkele Savaşı’nda askerlerine söylediği &#8216;Size ölmeyi emrediyorum&#8217; emrini örnek gösterdi. Ancak tarihi belgeler Atatürk&#8217;ün, Erdoğan&#8217;ın sözlerinden çok daha sert bir Filistin açıklaması yaptığını ortaya koydu. Mukaddesleri koruyacağız Ulu önder’in TBMM’de yaptığı konuşmasında &#8220;Filistin için kanımıza dökmeye hazırız&#8217; sözleri kayıtlara geçti. Bombay Cronicle Dergisi’nin Hakimiyet-i Milliye Gazetesi&#8217;nden alıntılayarak 27 Temmuz 1937 yılında bu açıklamaları yayınladı. Ulu Önder, Filistin&#8217;de yaşayan Araplara yapılacak her hangi bir fenalığa Türklerin tahammül edemeyeceğini tüm dünyaya ilan ediyor. &#8220;Arapların arasında mevcut olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez&#8221; diyen Atatürk tarihi açıklamasını şöyle sürdürüyor: &#8220;Biz vakıa birkaç sene Araplardan uzak kaldık. Fakat şimdi kendimize kafi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyet&#8217;in mukaddes yerlerini Musevilerin ve Hıristiyanların nüfuzu altına girmesine mani olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz.” Allah’ın izniyle kuvvetliyiz Şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyete lakayt kalmakla ittiham edildiklerini vurgulayan Atatürk konuşmasında şunları belirtti: Fakat bu ittihamlara rağmen Peygamberin son arzusunu, yani mukaddes toprakların daima İslam hakimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız. Cedlerimizin, Selahattin&#8217;in idaresi altında, uğrunda Hıristiyanlarla mücadele ettikleri topraklarda yabancı hakimiyet ve nüfuzunun tahtında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bugün Allah&#8217;ın inayeti ile kuvvetliyiz. Avrupa&#8217;nın bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün İslam aleminin ayaklanıp icraata geçeceğine şüphemiz yoktur.&#8221; BUGÜN</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sıkıntısı Olan Bu Yazıyı Okusun !]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/01/13/sikintisi-olan-bu-yaziyi-okusun/</link>
<pubDate>Tue, 13 Jan 2009 11:11:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/01/13/sikintisi-olan-bu-yaziyi-okusun/</guid>
<description><![CDATA[“Gün gelecek Allah’a bana yaşattığı bu sıkıntılar için şükredeceğimi biliyorum” demişti bir arkadaşı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="aligncenter" title="kahve" src="http://www.hafif.org/imaj/hozer33/turk-kahvesi-2.jpg" alt="" width="344" height="300" /></p>
<p>“Gün gelecek Allah’a bana yaşattığı bu sıkıntılar için şükredeceğimi biliyorum” demişti bir arkadaşım. Belki de hayatının en zor günlerini yaşıyordu. Zorlukların insana ne kadar büyük dersler verdiğini uzun uzun konuşmuştuk. Bir acının öğrettiğini bin kahkahanın öğretemeyeceği üzerine birçok örnekler vermiştik o konuşmamızda.</p>
<p>Aradan iki yıla yakın bir zaman geçince arkadaşımın haklı çıktığını gördük. O günlerin acı görünen olaylarının, kendisine ne kadar büyük kapılar açtığını gördükçe “verdiğin acılar için sana şükürler olsun Allah’ım!” demeye başladı.</p>
<p>Gündüzleri fırsat buldukça bir araya geldiğimiz arkadaşıma o günlerde aşağıdaki hikayeyi yollamıştım. <!--more--></p>
<p>“Strese girenin imanından şüphe ederim!” başlıklı yazımı anlamayan ve/veya yanlış anlayan arkadaşlar umarım bu sefer beni doğru anlarlar.</p>
<p>Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.</p>
<p>Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;</p>
<p>“Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.</p>
<p>Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!</p>
<p>Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın.</p>
<p>“Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:</p>
<p>“Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım.</p>
<p>Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha değil!” diye cevapladı beni.</p>
<p>“Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:</p>
<p>“Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!”</p>
<p>Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:</p>
<p>“Henüz değil!”</p>
<p>“Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek”</p>
<p>Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:</p>
<p>“Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!”</p>
<p>“Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve “Daha değil!” diyordu.</p>
<p>“Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.</p>
<p>“Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.</p>
<p>“Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!” dedim. Onun cevabı ise aynıydı: “Henüz değil!”</p>
<p>“Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. “Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!” diye bağırdım.</p>
<p>Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. “Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!” diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine “Daha değil!” diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.</p>
<p>“Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:</p>
<p>“Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?”</p>
<p>Ona “Evet” dedim.</p>
<p>Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve “Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.”</p>
<p>“Evet bu sensin!” dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.</p>
<p>Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.</p>
<p>Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.</p>
<p>Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.</p>
<p>Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.</p>
<p>Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.</p>
<p>Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.”</p>
<p> </p>
<p>Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:</p>
<p>“Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!</p>
<p>Bana zarar vereceğini düşündüm.</p>
<p>Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.</p>
<p>Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.</p>
<p>Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…</p>
<p>Teşekkür ederim.”<br />
Usta fincanı, yaratıcı insanı şekillendirir. Yeter ki acı da ki hikmeti görelim.</p>
<p>Kahrın da hoş, lûtfun da hoş demesini bir öğrenebilsek…</p>
<p>Sait ÇAMLICA</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Detaylı Boykot Listesi]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/01/12/detayli-boykot-listesi/</link>
<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 21:49:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/01/12/detayli-boykot-listesi/</guid>
<description><![CDATA[Her Müslümanın gözünün önünde bulunması gereken bir liste. Sizinde görmeniz için araştırdım. Markala]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><strong><img class="alignnone" title="boykot" src="http://img2.blogcu.com/images/r/a/m/ramazan1988/boykot4.jpg" alt="" width="349" height="316" /></strong></p>
<p style="text-align:left;"><strong>Her Müslümanın gözünün önünde bulunması gereken bir liste. Sizinde görmeniz için araştırdım. Markalara çok dikkat edin o kadar çok ki etrafımızda ne yazık ki!!</strong></p>
<p>BOYCOTT ISRAEL COMPANY LIST<br />
AOL Time Warner<br />
Apax Partners &#38; Co Ltd<br />
Danone<br />
Coca-Cola<br />
Delta Galil<br />
Disney<br />
Estée Lauder<br />
IBM<br />
Johnson &#38; Johnson<br />
Kimberly-Clark<br />
Lewis Trust Group Ltd<br />
L&#8217;Oreal<br />
Marks &#38; Spencer<br />
Nestle<br />
News Corporation<br />
Nokia<br />
Revlon<br />
Sara Lee<br />
Selfridges<br />
The Limited Inc<br />
Home Depot<br />
Intel<br />
Starbucks<br />
Timberland<br />
McDonald&#8217;s</p>
<p><!--more--><br />
<strong>:: İSRAİL&#8217;E DESTEK SUNAN ÇOK ULUSLU ŞİRKETLER ::<br />
Filistin&#8217;li çocukların, masum insanların katili Şaron&#8217;un destekçilerinin listesini aşağıda bulacaksınız. Bunların mallarını tercih edip etmemek sizin vicdani sorumluluğunuz&#8230;</strong></p>
<p>AOL internet<br />
Time magazine<br />
Life magazine<br />
Time-Life books, etc.<br />
Lilt<br />
Rad<br />
Sunkist<br />
Delta Galil Industries Ltd<br />
Marks &#38; Spencers<br />
Hema<br />
Auchan<br />
Tchibo<br />
GAP<br />
Banana Republic<br />
Structure<br />
J-Crew<br />
J.C. Penny<br />
Pryca<br />
Lindex<br />
DIM<br />
Donna Karan / DKNY<br />
Ralph Lauren<br />
Playtex<br />
Hugo Boss<br />
Aramis<br />
Clinique<br />
DKNY<br />
Estee Lauder<br />
Prescriptives<br />
Origins Natural Resources<br />
MAC Cosmetics<br />
La Mer<br />
Bobbi Brown Essentials<br />
Jane<br />
Bumble and Bumble<br />
Kate Spade<br />
Baby Products<br />
LEWIS TRUST GROUP LTD<br />
Britannia Pacific Properties<br />
Marks &#38; Spencer<br />
M&#38;S stores<br />
St. Michaels<br />
Fox TV Network<br />
Sky TV Network<br />
Star TV Network<br />
National Geographical<br />
Weekly Standard Newspaper, TV Guide<br />
News of the World (UK)<br />
The Sun (UK)<br />
The Times<br />
Sunday Times, Times Educational<br />
Suppliment (TES), etc<br />
The Telegraph (Australia), Gold Coast Bulletin,<br />
Herald Sun, Independent Newspapers Ltd,<br />
Newsphotos, Sunday Herald,<br />
Sunday Mail ..etc&#8230; lots more Australian papers!<br />
The New York Post (US)newspaper<br />
Harper Collins Book Publishers, Ragan Books,<br />
Zondervan<br />
Nursery World, Rawkus, NDS,<br />
Mushroom Records, ChinaByte.com,<br />
Festival Records<br />
Revlon cosmetic products<br />
New World Entertainment<br />
Forbes<br />
Selfridges<br />
Selfridges Stores<br />
Home Depot retails stores<br />
EXPO Design Centers<br />
Villager’s Hardware stores<br />
Apex Supply Company<br />
Georgia Lighting<br />
Maintenance Warehouse<br />
National Blinds and Wallpaper<br />
LEA &#38; PERRINS<br />
LU Biscuits<br />
APAX PARTNERS &#38; CO. LTD Ariel<br />
Intel<br />
IBM<br />
NOKIA<br />
DANONE<br />
CNN<br />
Phillips Morris<br />
Parlement<br />
Marlbora<br />
Carrefour<br />
Coca-Cola<br />
Dr Pepper<br />
Sprite<br />
Fanta<br />
Schweppes<br />
Fruitopia<br />
Kia Ora<br />
Johnson &#38; Johnson<br />
CNBC<br />
ICQ (internet chat program)<br />
Maggi<br />
Calvin Klein<br />
Danone yogurt<br />
The Limited Inc<br />
SARA LEE<br />
Leggs &#8211; Hosiery<br />
Sara Lee Bakery<br />
Kiwi &#8211; Shoe care<br />
Nur die &#8211; Hosiery<br />
Sanex &#8211; Body care<br />
Gossard &#8211; Intimate apparel<br />
Kiwi &#8211; Shoe care<br />
Nokia electronic products<br />
NESTLE<br />
Nescafé<br />
Perrier<br />
Vittel<br />
Pure Life<br />
Carnation<br />
Libby&#8217;s<br />
Milkmaid<br />
Nesquik<br />
Buitoni<br />
Crosse &#38; Blackwell<br />
Milkybar, KitKat, Quality Street, Smarties, After Eight, Lion, Aero, Polo<br />
Shreddies cereal<br />
KitKat, Quality Street, Smarties, Baci, After Eight, Baby Ruth, Butterfinger, Lion, Aero, Polo, Frutips<br />
Felix &#8211; cat food<br />
L&#8217;Oréal (important interest)<br />
L&#8217;OREAL<br />
Giorgio Armani Perfumes<br />
Redken 5th Avenue NYC<br />
Lancome Paris<br />
Vichy<br />
Cacharel<br />
La Roche-Posay<br />
Garnier<br />
Biotherm<br />
Helena Rubinstein<br />
Maybelline<br />
Ralph Lauren Perfumes<br />
Carson<br />
KIMBERLY-CLARK<br />
KLEENEX facial tissues<br />
KOTEX products<br />
HUGGIES disposable baby products<br />
ANDREX products<br />
Walt Disney<br />
Disneyland<br />
EuroDisney<br />
Disney Products<br />
Strauss dairy<br />
Jacob biscuits<br />
HP foods<br />
Evian, Volvic<br />
Galbani</p>
<p> <br />
<strong>Türkiye’deki YAHUDİ – MASON şirketlerinden bazıları</strong><br />
•Alüminyum Eşya<br />
_ Nasaş alüminyum levha şerit, çubuk, v.s.<br />
•Likid Gaz<br />
_ Ankara Gaz<br />
_ Aygaz<br />
_ Bursagaz<br />
_ Mobilgaz. (Likid gazlar petrôl mahsûlü olduğundan bunları îmal<br />
eden bütün şirketler, Shell, Mobil, BP, v.s. ile münasebet hâlindedirler.)<br />
•Havagazı Ocağı<br />
_ Arçelik<br />
_ Auer<br />
_ Türk Demir Döküm<br />
•Plastik Eşya<br />
_ Pilsa mâmulü plâstik (Plâstik de bir petrôl mahsûlüdür.)<br />
•argarin<br />
_ Vita<br />
_ Sana<br />
_ Sanella<br />
_Turyağ<br />
_ Ufa<br />
• Ciklet<br />
_ Dandy<br />
• Radyo, Televizyon, Buzdolabı, Çamaşır Makinesi<br />
_ Arçelik<br />
_ Hoover<br />
_ Aygaz<br />
_ Mobilgaz<br />
_ İpragaz<br />
_ Crosley<br />
_ AEG<br />
_ Singer<br />
_ Norge<br />
_ Ambra<br />
_ Evsan<br />
_ Özaltın<br />
_ Philips<br />
_ Siera<br />
_ Rekormat<br />
_ Acarsoy<br />
_ Prescold<br />
_ Elektrolüks<br />
_ Profilo<br />
_ Radiola<br />
_ Aga<br />
_ National<br />
_ Atlas<br />
_ Tonberg<br />
_ Beko<br />
_ Nordmende<br />
_ Grundig<br />
•Sabun<br />
_ Lüks<br />
_ Soley<br />
_ Puro<br />
•Elektrik Ampulü<br />
_ General Electric<br />
_ Edison<br />
_ Philips<br />
_ Tekfen<br />
•Otomobil<br />
_ Anadolu<br />
_ Murat<br />
_ Renault<br />
•Otobüs<br />
_ Man<br />
_ Mercedes<br />
_ Magirüs<br />
_ Bussing<br />
•Minibüs<br />
_ Ford<br />
_ BMC<br />
_ Magirüs<br />
•Kamyon<br />
_ BMC<br />
_ Austin<br />
_ Morris<br />
_ Ford<br />
_ Bedford<br />
_ Dodge<br />
_ Desoto<br />
_ Fargo<br />
_ Man<br />
•Kamyonet<br />
_ Chrysler<br />
_ Skoda<br />
_ İnternational<br />
•Oto Lastiği<br />
_ Goodyear<br />
_ Pireli<br />
_ Uniroyal<br />
•Dikiş Makinesi<br />
_ Singer<br />
_ Zetina<br />
•İlaç<br />
_ Hoechst<br />
_ Bayer<br />
_ Abbott<br />
_ Sandoz<br />
_ Roche<br />
_ Pfizer<br />
_ Carlo Erba<br />
•Meşrubat<br />
_ coca cola<br />
_ Elvan<br />
_ Pepsi<br />
_ Yedigün<br />
_ Fruko<br />
•Cam Elyafı<br />
_ İzocam<br />
•Boya<br />
_ Bayraklı boya<br />
_ ÇBS<br />
_ Dyo<br />
_ Sadolin<br />
•İplik<br />
_ Polylen<br />
_ Sasa<br />
_ Sifaş<br />
•Kumaş<br />
_ Bossa<br />
_ Bozkurt<br />
•Tıraş Kremi<br />
_ Gibbs<br />
•Diş Macunu<br />
_ İpana<br />
_ Binaca<br />
_ Kolynos<br />
•Diş Fırçası<br />
_ Banat<br />
•Zeytin Yağı<br />
_ Salat<br />
•Deterjan<br />
_ Persil<br />
_ Vim<br />
_ Tursil<br />
_ Pril<br />
_ Omo<br />
_ All</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Tüketiciler Birliği Boykot Çağrısı]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/01/12/tuketiciler-birligi-boykot-cagrisi/</link>
<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 21:16:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/01/12/tuketiciler-birligi-boykot-cagrisi/</guid>
<description><![CDATA[  Tuketiciler Birligi Boykot Cagrisi Tüketiciler Birliği Onursal Başkanı Av. M. Bülent Deniz konuyla]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignleft" title="Boykot" src="http://www.celikhannet.com/resim/boykot.jpg" alt="" width="172" height="213" /></p>
<p> </p>
<p><strong>Tuketiciler Birligi Boykot Cagrisi</strong><br />
Tüketiciler Birliği Onursal Başkanı Av. M. Bülent Deniz konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır:</p>
<p>İsrail’in Gazze’de 27 Aralık tarihinden bu yana gerçekleştirdiği katliamda, yüzlerce Filistinli yaşamını yitirdi, binlercesi yaralandı. Sağ kalmayı başaranlar halen ilaç ve gıda eksikliği nedeniyle her an yaşamlarını yitirme tehdidi altında bulunuyor.<!--more--></p>
<div>Yaşanan kanlı süreç dünya halklarının yoğun tepkisine yol açmıştır. Ülkemizde de, saldırıların başladığı günden bu yana geceli-gündüzlü protesto eylemleri gerçekleştirilmektedir. Türkiye coğrafyasını paylaşan milyonlar, İsrail tarafından yürütülen bu soykırıma olan tepki ve nefretlerini sokaklarda dile getirmekte, öte yandan bu katliamı gerçekleştiren İsrail ve İsrail devletinin işbirlikçisi ABD. ve İngiltere’ye karşı tüketici boykotu seçeneğini uygulamaya koymaktadırlar. Bu sürecin sonucunda tüketici tarafından boykot edilecek mal ve hizmetlere ilişkin çeşitli listeler hazırlanmakta ve hızla yaygınlaşmaktadır.</div>
<p>Tüketiciler Birliği;</p>
<div>-Küreselleşen ekonomik düzende, mal ve hizmetlerin milliyetinin kesin olarak tespitindeki güçlük,<br />
-Boykot edilecek mal ve hizmetlerin yerine ikame edilecek başkaca ürünlerin tespitinde yaşanabilecek güçlük,<br />
-Boykot edilecek mal ve hizmetlerin ülkemizde üreticisi, satıcısı ve lojistik ve servis hizmetlerini sunan girişimin yerli sermaye olma olasılığı ve ülkemizde bu nedenle oluşabilecek istihdam sorunu nedeniyle ülke boykotuna her zaman ihtiyatlı yaklaşmış, ancak “bıçağın kemiğe dayandığı” noktada, tüketimden gelen gücün “gerçekleştirilebilir” nitelikte “boykot” olarak örgütlenmesi sürecini yönetmiş ve desteklemiştir.</div>
<div>Yakın dönemde ABD. nin Irak’ı işgali, Danimarka ile yaşanan karikatür krizi ve Fransa’da Ermeni yasa tasarısı olaylarında, Tüketiciler Birliği tarafından boykot seçeneği kullanılmış, kararlılıkla gerçekleştirilen boykot eylemleri başarıya ulaşmıştır.<br />
 <br />
Örgütsüz olarak gerçekleşme eğilimindeki tüketici boykotu sürecinde oluşturulan ve elden ele dolaşan boykot listelerinde yapılması kuvvetle muhtemel yanlışlıkların önlenmesi, tüketimden gelen gücün etkili ve kararlı bir şekilde yönetilmesi ve en önemlisi yaşanan “Gazze” sürecinde, “bıçağın kemiğe dayandığı” noktaya gelinmiş olması nedeniyle <strong>Tüketiciler Birliği, bir kez daha “boykot” seçeneğini ülkemiz tüketicisinin dikkatine sunmaktadır.</strong></div>
<p><strong>Tüketiciler Birliği tarafından yapılan araştırmalar ile İsrail, ABD. ve İngiliz milliyetine sahip veya bu ülkelerdeki firmalarla iş ortaklığı ve işbirliği içinde olan firmalar, bu ülkelerin simgesi haline gelmiş dünyaca bilinen markalar veya açıkça silahlı kuvvetlere fon aktardıklarını açıklamış olan firmalar tespit edilmiştir. Tespitlere ilişkin araştırmalar devam ettirilmekte olup boykot listesi sürekli olarak güncellenecektir. </strong><br />
 <br />
Kamuoyundan beklentimiz, olası yanlışlıklara meydan verilmemesi bakımından Tüketiciler Birliği tarafından oluşturulan ve açıklanan listeye itibar etmeleri ve bu listede yer alan ürünleri boykot etmeleridir.<br />
 <br />
İlk aşamada;</p>
<p><strong>-Frito Lay firmasına ait: Lay’s, Doritos, Cheetos (cips)<br />
-Danone firmasına ait; Hayat Su, Evian Su (içecek), -Danette, Danino, Danone, Activa (meyveli yoğurt, yoğurt),<br />
-Elite Cafe,<br />
-Unilever firmasına ait: Becel, Flora (margarin), Lipton (içecek), Calve, Knorr (hazır gıda), Algida, Magnum, Carte D’or (dondurma), Axe, Rexona, Signal, Dove, Lux, Omo, Vim, Cif, Domestos (kozmetik ve temizlik)<br />
-Philip Morris firmasına ait: Marlboro, L&#38;M, Chesterfield, Parliament, Virginia Slims, Lark, Muratti (sigara),<br />
-British American Tabocco firmasına ait: Dunhill, Kent, Pall Mall, Viceroy, Lucky Strike (sigara)<br />
-Coca Cola firmasına ait: Cappy, Coca Cola, Fanta, Sprite, Nestea, Turkuaz, Schweppes, Damla Su, Doğadan, Sen-Sun (içecek)<br />
-Pepsi Cola firmasına ait: Tamek, Pepsi Cola, Yedigün, 7Up, Fruko, Aquafina<br />
-Starbucks kafe zinciri<br />
-Johnsons&#38;Johnsons firması<br />
-Mc Donald’s (fast food),<br />
-Burger King (fast food),<br />
-Kentucky Fried Chicken (KFC) (fast food)</strong></p>
<p>olarak belirlenen firma ve markaları boykot kapsamına alıyoruz.<br />
Türkiye tüketicisi tüketimden gelen gücünü kararlılıkla ortaya koyacak ve önceden olduğu gibi bu kez de zulmün sahiplerine hak ettikleri dersi verecektir.<br />
 <br />
Av. M. Bülent Deniz<br />
Onursal Başkan</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Coca Cola Menüden Çıkarıldı]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/01/12/coca-cola-menuden-cikarildi/</link>
<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 17:44:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/01/12/coca-cola-menuden-cikarildi/</guid>
<description><![CDATA[  Amerikan yönetimi, 600&#8242;den fazla Filistinlinin öldüğü Gazze saldırılarının ardından birçok M]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="news_text" style="display:block;margin-bottom:5px;text-align:center;"><img class="aligncenter" title="boykot" src="http://img19.imageshack.us/img19/240/boykot2vw7.jpg" alt="" width="450" height="315" /> </div>
<div><span style="font-size:x-small;font-family:Verdana;">Amerikan yönetimi, 600&#8242;den fazla Filistinlinin öldüğü Gazze saldırılarının ardından birçok Müslüman ülkesinin hedefi haline geldi. Malezya&#8217;daki Müslüman Tüketiciler Derneği Genel Sekreteri Ma&#8217;mor Osman, boykotun Cuma namazından sonra başlayacağını, Coca-Cola&#8217;ya ek olarak Starbucks, Colgate, McDonalds ve Maybelline gibi 100 kadar ürün dalını daha kapsayacağını aktardı.</span></div>
<p><!--more--></p>
<div><span style="font-size:x-small;font-family:Verdana;">Birçok ülkede gösteriler düzenlense de tepki göstermenin en iyi yolunun Amerikan ve İsrail ekonomilerini zayıflatacak faaliyetler olduğunu anlatan Malezyalı yetkili, &#8220;Barışı seven ve savaş karşıtı olan herkesin boykotumuza katılmasını istiyoruz&#8221; diye konuştu. </span></div>
<div><span style="font-size:x-small;font-family:Verdana;">İsrail&#8217;le diplomatik ilişkisi bulunmayan Malezya hükümeti, saldırılara müsamaha edilmemesi gerektiğini açıklamıştı.</span></div>
<div><span style="font-size:x-small;font-family:Verdana;"> </span></div>
<div><span style="font-size:x-small;font-family:Verdana;">haber7</span></div>
<div>
<div style="display:block;font-weight:bold;font-size:22px;margin-left:3px;overflow:hidden;width:228px;color:#ff0000;font-family:Arial;">Coca Cola Menüden Çıkarıldı</div>
</div>
<div>
<div style="margin-top:5px;display:block;font-weight:bold;font-size:12px;margin-left:5px;overflow:hidden;width:228px;font-family:verdana;">Malezya&#8217;da 2 bin 600&#8242;den fazla lokanta İsrail&#8217;in Gazze saldırısını protesto etmek için Coca Cola başta olmak üzere çok sayıda Amerikan ürününü menülerden çıkardı&#8230;</div>
</div>
<div style="display:block;font-weight:bold;font-size:22px;margin-left:3px;overflow:hidden;width:228px;color:#ff0000;font-family:Arial;">Coca Cola Menüden Çıkarıldı</div>
<div style="margin-top:5px;display:block;font-weight:bold;font-size:12px;margin-left:5px;overflow:hidden;width:228px;font-family:verdana;">Malezya&#8217;da 2 bin 600&#8242;den fazla lokanta İsrail&#8217;in Gazze saldırısını protesto etmek için Coca Cola başta olmak üzere çok sayıda Amerikan ürününü menülerden çıkardı&#8230;</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gargat (Ghargad) Ağacı, Hadis-i Şerif ve Yahudiler]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/01/12/gargat-ghargad-agaci-hadis-i-serif-ve-yahudiler/</link>
<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 13:48:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/01/12/gargat-ghargad-agaci-hadis-i-serif-ve-yahudiler/</guid>
<description><![CDATA[Ortadoğu’daki gelişmeleri yakından izleyen, başta İsrail olmak üzere bölge ülkelerine sık sık gelip ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="aligncenter" title="ghargad ağacı" src="http://4.bp.blogspot.com/_PE29q2OxwfE/SWMUBy__zlI/AAAAAAAAB5s/1Ra6zsPxGyE/s400/gharqad.jpg" alt="" width="400" height="265" /></p>
<p>Ortadoğu’daki gelişmeleri yakından izleyen, başta İsrail olmak üzere bölge ülkelerine sık sık gelip giden ve bu coğrafyanın tarihsel sürecine ilişkin çok sayıda yayını bulunan tarih profesörü bir dostum bana önceki gün; “Yahudiler İsrail’de en çok hangi ağacı dikiyorlar ve bunun sebebi nedir biliyor musunuz?” diye sordu</p>
<p>Kendisine, özellikle tarım konusunda İsraillilerin dünyanın en önemli araştırmalarına imza attıklarını biliyorum ama bir ağaca karşı özel ilgileri olup olmadığı konusunda bilgi sahibi değilim dedim İsrail’e de şimdiye kadar hiç gitmediğimi söyledim Kısacası sorunun cevabı bende yoktu</p>
<p>Verdiği cevap çok ilginç oldu Yahudilerin İsrail’de en çok diktikleri ağacın gargat ağacı olduğunu, bunun nedeninin ise bir hadis- i şeriften kaynaklandığını söyledi “Yahudiler hadis-i şeriflere itibar ediyorlar mı ki” dedim Etmiyorlar ama yine de içleri rahat değil Tedbiren de olsa yine de bu ağacı dikmekten geri kalmıyorlar dedi Sonra Peygamber Efendimizin konuyla ilgili bir hadis-i şerifini okudu<!--more--></p>
<p>Tarihçi dostumun yanından ayrıldıktan sonra bu hadis-i şerifi kaynaklarıyla birlikte sizlerle paylaşmak üzere kütüphanemdeki kitaplardan aradım buldum</p>
<p>İlginçtir, hadis-i şerif daha çok kıyamet alametlerinin zikredildiği bölümlerde geçiyor Kaynaklarda kıyamet alametleri sıralanırken, fitnenin artması, Yahudilerin Müslümanlara yönelik taşkınlık ve zulmü inanılmaz boyutlara varınca, sabır sınırı taşıp artık bu zulme bir dur demek isteyen Müslümanların kendilerini bulup cezalandırmasından çekinen Yahudilerin bulabildikleri her yere kaçıp saklanacağından söz ediliyor</p>
<p><strong>Hadis-i Şerif’te, Yahudilerin taşların ve ağaçların bile arkasına saklanacağı, buna karşın Gargat ağacından başka bütün taş ve ağaçların: &#8220;Ey Müslüman, Ey Allahın kulu, Yahudi arkamdadır, gel onu öldür&#8221; diyeceği ifade ediliyor (Buhârî, Tecrid, IX, 73; Tirmizî, Birr, 25; Fiten, 2; et-Tâc, I, 25)</p>
<p>Bahsi geçen hadis-i şerif Sahih-i Müslim’de; “Öyle ki Yahudiler taşların ve ağaçların arkasına saklanacak ama ağaç ve taş dile gelerek &#8216;Ya Müslim! Ey Allah (cc) kulu! Gel, bak benim arkamda Yahudi var, buraya gizlendi, benim arkamda, gel onu cezalandır diyecek Sadece &#8216;gargat&#8217; ağacı bunu söylemeyecek çünkü o Yahudi ağacıdır” buyuruluyor</strong> (Kitab-ul Fiten H 2239)</p>
<p>Bu kadar yalın bir gerçeklikle ifade edilen hadis-i şerif üzerinde ayrıca bir yorumda bulunma ihtiyacı duymuyorum Her şey gayet açık ortada…</p>
<p>Fakat izniniz olursa <strong>Gazze’de yaşanan son vahşet görüntülerinden de yola çıkarak hadis-i şerifin son cümlesinin altını bir kez daha çizmek istiyorum Ne buyuruyor Peygamber Efendimiz; “Ağaç ve taş dile gelerek, Ey Müslüman, gel, bak benim arkamda Yahudi var, buraya gizlendi, benim arkamda, gel onu cezalandır” diyecek</strong></p>
<p>Demek ki Yahudilerin artık haddi iyice aşmış zulmüne tanıklık etmek ağaçların ve taşların bile deyim yerindeyse canına öyle bir tak edecek ki, sabırları taşacak ve ihbarda bulunmak üzere dile gelecekler</p>
<p>Hadis-i Şerif temel kaynaklarda böyle geçiyor Birileri rahatsız olacak diye lafı eğip bükecek değiliz Peygamber Efendimiz söylüyorsa El Hak doğrudur</p>
<p>Nitekim Yahudiler de yaptıkları işin sonunun nereye varacağını ve tarihteki örneklerinde de görüldüğü gibi hep böyle sürüp gitmesinin mümkün olmayacağının az da olsa farkında olmalılar ki, hadis-i şerifte “sadece o ağaç söylemeyecek” denilen gargat ağacını tarih profesörünün tespitiyle ülkenin her yanına dikmekten geri kalmıyorlar İsrailliler her yana bu ağaçtan dikeceklerine zulme son verseler daha iyi olur O zaman muhakkak ki daha güvende olacaklardır Bu iş hep böyle gitmez Tarih bunun örnekleriyle dolu</p>
<p>Tüm dünya tepkili…</p>
<p>Siz bakmayın İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamların sadece İslam dünyasında tepki oluşturmuş gibi bir görüntü ortaya koyduğuna… İsrail’in yıllar yılı bölgede uyguladığı ölçüsüz şiddet ve tarih boyu yapıp edegeldikleri fenalıklar tüm dünya ülkelerinde gizliden gizliye öylesine derin bir nefretin oluşmasına zemin hazırladı ki, yabancılarla konu üzerinde biraz konuşmaya başladığınızda hemen fark ediyorsunuz bunu Kaldı ki dinsel öğretileri ve tarihsel tecrübeleri de buna uygun Yahudilerin günümüzdeki tutum ve davranışları da bu acıları tazeleyecek türden Burada ayıplanacak olan durum nefret duymak değil, nefrete neden olacak eylem ve davranışlara göstere göstere zemin hazırlamamaktır</p>
<p>Dünyanın önde gelen medya kuruluşları ve ajansları büyük ölçüde Yahudi sermayesinin kontrolünde olduğu için, hükümetler aleyhlerine kampanya yürütülmesin, yıpratılmasınlar diye tepki göstermekte tutuk davranıyorlar Kısacası, dünyanın gözleri önünde cereyan eden zulme karşı dünya kamuoyunda oluşan nefret henüz kitle iletişim araçları vasıtasıyla beklendiği ölçüde dillendirilmeye başlanmadı Fanusun kapağı bir açılmaya görsün, dalga hızla büyüyecek ve zulme karşı kitlelerde oluşan nefret daha rahat gözlemlenebilecektir Kaldı ki bu tür açık bir zulme karşı tepkili olmak için din olarak sadece İslam’a mensup olmak gerekmiyor İnsanlık duygularını kaybetmemek yeterlidir<br />
Yazının başında yer verdiğimiz hadis-i şerifin vermek istediği mesajı, Gazze’de yaşanan vahşet karşısında ruhlarda oluşan kabarmayı hissedince daha rahat algılayabiliyoruz Savaşın bile adabı vardır Bu kadar mı gaddar olur bir insan?</p>
<p>Bu açıklamalar önemli…</p>
<p>Başbakan Erdoğan’ın dün Antalya’da yaptığı şu açıklama önemlidir: “Zulüm ile abat olunmaz Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste Şu anda İsrail ne yazık ki orantısız güç kullanımıyla bir insanlık dramına imza atmıştır Bu insanlık dramı inanıyorum ki İsrail&#8217;i kendi içinde birçok sıkıntılara mahkûm edecektir Er veya geç hak egemen olur Zira o bombaların altında ölen çocukların ahı yerde kalmayacaktır, o savunmasız kadınların, annelerin ahı yerde kalmayacaktır, o gözyaşları yerde kalmayacaktır Bu gidiş gidiş değil Er veya geç hak egemen olur”<br />
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in, İsrail’in yaptığını anlatmak için katliam ve vahşet kelimeleri yeterli kalmaz sözleri ve “İsrail’in bu tahrikleri sürdükçe terörle mücadelede başarılı olmak mümkün değildir” tespiti de fevkalade önemlidir</p>
<p>Bombalar altında bile tevekkül hissini kaybetmeyen ve yılgınlığa düşmediğini tüm dünyaya gösteren bir avuç Filistinlinin cesaretinin onda biri BM Güvenlik Konseyi üyelerinde olsa dünyadaki barış ortamı çok daha farklı olurdu İsrail ürettiği korkularla dünyanın iradesini bloke ediyor Sizden ve tehditlerinizden korkmuyoruz diyecek Selahattin Eyyubi yürekli 3-5 devlet adamına ihtiyaç var</p>
<p>Yazımızı İsra süresinden konuyla ilgili bir ayetle sonlandıralım:</p>
<p><strong>“Kitapta İsrailoğulları&#8217;na şu hükmü verdik: &#8220;Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa (iktidar olup) bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir kibirleniş-yükselişle kibirlenecek-yükseleceksiniz Ve nitekim o iki vaadden ilkinin zamanı geldiğinde, son derece zorlu ve güçlü kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar Bu, yerine getirilmesi gereken bir sözdü ve gerçekleşti”</strong> (İsra, 4-5)</p>
<p>Prof Dr Osman ÖZSOY</p>
<p> </p>
<p>Gargad Ağacı ve vaat edilen için çalışmak!</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>İsrail&#8217;in milli ağacıdır Gargad (Gark) ağacı. Dünyada bilinen terör devletlerin sonuncusu durumunda olan İsrail&#8217;in &#8211; Batı Hun devleti, Moğollar, Makedon Krallığı terör birer terör devletidir- her yerinde bu ağaçtan vardır. Gargad ağacının Yahudilerin milli ağacı olmasında, bu ağacın onları koruyacağı inancı vardır. Bu inanç, Hz. İsa (as) ve askerlerinin, nereye saklanırlarsa saklasınlar bütün Yahudileri bulup öldüreceği; ancak bu ağacın dile gelmeyerek onları koruyacağı düşüncesinin eseri.<br />
Öyleki, İsrail eski Dışişleri Bakanı Şimon Perez -daha sonra Başbakan oldu- kendisiyle yapılan bir röportajda, mülakatı yapan muhabirin her yerde gördüğü bu ağacı sorması üzerine şu cevabı vermiştir: &#8220;Bu bizim ağacımız, bizi koruyacak ağaçtır. Müslümanlar bizi öldürmek isteyecekler ve biz bu ağaca saklanacağız.&#8221; Duydukları karşısında hayretini gizleyemeyen gazeteci sorar; &#8220;Madem öyle niçin onlarla sürekli savaşıyorsunuz?&#8221; Perez&#8217;in cevabı şudur: &#8220;Biz, bize vaat edilen için çalışıyoruz!&#8221;</p>
<p>İlginç değil mi? Yenileceklerini bildikleri halde, inançları gereği neyse onu yapıyorlar. İslam&#8217;ın üstünlüğü konusunu açıklarken, birileri, &#8220;Madem İslam üstün niçin müslümanlar hep gerideler?&#8221; diye sorarsa; verilecek cevap basittir. İslam şeksiz şüphesiz üstündür. Bugün Müslümanların geri olmalrının sebebi İslam değil, bilakis İslamsızlıktır, yani imandır.<br />
Adamlar imanlarının gereği ne ise -sonlarını bildikleri halde- onu ifa etmekten çekinmiyorlar, peki ya Müslümanlar! Müslümanlar &#8220;iman ettik&#8221; dediklerine iamnalarının gereğini ne ölçüde yerine getiriyolar?</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bir İsrailli İle Bir Mikrobun İnanılmaz Benzerliği]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/01/12/bir-israilli-ile-bir-mikrobun-inanilmaz-benzerligi/</link>
<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 13:36:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/01/12/bir-israilli-ile-bir-mikrobun-inanilmaz-benzerligi/</guid>
<description><![CDATA[Diş ağrısını iyiden iyiye hissetmeden doktora gitmeyen, yağmurdan ıslanmadan şemsiye almayan bir top]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="aligncenter" title="israil mikrop" src="http://img447.imageshack.us/img447/8297/28ly1.jpg" alt="" width="461" height="461" /></p>
<p>Diş ağrısını iyiden iyiye hissetmeden doktora gitmeyen, yağmurdan ıslanmadan şemsiye almayan bir topluluğuz maalesef… Acı, bir nimettir… Vücudun herhangi bir yerindeki arızayı bize önceden bildirir Aksi halde ne böbreğimizdeki taşlardan haberimiz olurdu ne de dişimizi çürüten bakterilerden…</p>
<p>Yahudileri birer mikrop olarak algılıyorum… Normal mikroplardan sadece iki farkları var Şekil olarak insanlara benzemesi, bir de yaptıkları tahribatlardan sorumlu olmaları… Aksi halde hiçbir fakları yoktur mikroplardan…<br />
Bu günlerde Yahudiler, ümmete sanki şöyle sesleniyor;</p>
<p>Ey dünya müslümanları! Dünyayı sevmenizden ve cihadı gündeminize almayışınızdan dolayı Allah, kalplerinize korku saldı… Sizlerin amansız düşmanları olan bizler, hristiyanlarla birlikte sizleri parçalara ayırdık ve aranıza kalın duvarlar ördük… Birbirinizi tanıyamaz oldunuz… <!--more--></p>
<p>Bir mikrop, canlı bir hücreye nasıl acımazsa bizler de müslümanlara, özelliklede Filistinlilere öyle acımayız… Yaptıklarımıza bakıpta ‘bunu insan yapamaz!’ demeyin… Bizler insanız… Bizleri anlamanız için din değiştirmeniz lazım…</p>
<p>Bizler, siz müslümanlar için çok önemliyiz… Müslümanları şehadete uğurlayan bizlerin kurşunları değil mi? Allah içinizden şehidler almak istemiyor mu? Allah hanginizin daha güzel amel işleyeceğini görmek istemiyor mu? Uğrunda cihad edenlerle oturanları ayırmak istemiyor mu?</p>
<p>Can ve mal ile cihad ibadetini ifa etmeniz için bizler birer fırsatız… Varlığımız sizin bu ibadetleri tatmanız için güzel bir fırsat değil mi?<br />
Oruç ibadeti yılda bir ay, hac ibadeti ömürde bir kez… Kurban ibadeti yılda bir kez… Mal ve can ile cihad ibadeti ise yılın her günü… Çeçenistan’da… Afganistan’da, Irak’ta… Patani’de… Ve bizlerin başlattığı Filistin’de…</p>
<p>Tüm dünya müslümanlarına cihad ayetlerini, gece namazlarını, gözyaşlarıyla süslenen içten duaları hatırlattık… Milyonlarca müslümanların, imanlarını sorgulanmalarına vesile olduk… Bunun bir bedeli olmamalı mı?</p>
<p>Her ibadetin maddi ve manevi bir bedeli vardır… Cihadın da bedeli kan, gözyaşı, yetim-dul kalmalar ve yaralanmalar…<br />
Filistine üzülmeyin! Siz sadece filistin sorusunu çözemediğinize üzülün… Allah’ın, ölümüne takdir ettiği canları avlıyoruz biz… Allah’ın dilemediği cana kurşun atamayız… Başınıza gelen her musibet Allah’ın izniyle yazmıyor mu kutsal kitabınızda!</p>
<p>İnsan vaktinde ölür… Filistin halkının ecelini öne almak gibi bir gücümüz olsaydı fırata kadar olan bölge çoktan bizdeydi…<br />
Filistinden sonra mutlaka size de uğrayacağız… Şimdiden düğün hazırlığınızı yapın… Sizden öncekilerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi sanıyorsanız uyumaya devam edin…<br />
Sizleri meydanlarda görmek ve bizlere lanetler okumanız bizleri üzmüyor… Şeytana lanet etmeyin diyen bir peygamberin ümmetisiniz, unutmayın…</p>
<p>Siz toplanan kalabalıklar bir günlük yevmiyelerinizi mal ile cihad ibadetine kullanmış olsaydınız işte o zaman bir kaşık suda boğardınız bizleri… Sizleri şimdilik kuru kalabalık olarak algılıyoruz… Ne zaman ki kalplerinizde dünya sevgisini çıkarır ve dünya müslümanı olmaya karar verirsiniz, işte o zaman zaferler kazanmanız kolay olur…</p>
<p>Bizim firmaların ürünlerini almaya devam edin… Her kuruşunuzu birer kurşun olarak filistinli kardeşlerinizin göğüslerine birer fidan gibi dikmeye devam ederken, sizler de ekran karşısında bizleri ah! Vah! Diyerek izleyin…</p>
<p>Feyzullah Birışık</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gazze'de Saklambaç]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/01/10/gazzede-saklambac/</link>
<pubDate>Sat, 10 Jan 2009 22:08:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2009/01/10/gazzede-saklambac/</guid>
<description><![CDATA[  Elma dersem çık güzel çocuk bomba dersem çıkma Oyun bozanlık yaptı sevdiklerin ansızın saklandılar]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="aligncenter" title="gazze yanıyor " src="http://electronicintifada.net/artman2/uploads/1/070531-gaza-strike.jpg" alt="" width="483" height="306" /></p>
<p style="text-align:center;"> </p>
<p style="text-align:center;">Elma dersem çık<br />
güzel çocuk<br />
bomba dersem çıkma<br />
Oyun bozanlık yaptı sevdiklerin<br />
ansızın saklandılar,<br />
Sobelemek cennete kaldı</p>
<p style="text-align:center;">Elma dersem çık<br />
Gazze dersem çıkma<br />
Sen gömül suskunluğuna siyah adam<br />
Adının önündeki Hüseyn&#8217;den utanmadan<br />
Çocuklarının başını okşa<br />
Başları okşanmayacak halde olanları<br />
Biz düşünürüz.</p>
<p style="text-align:center;">Elma dersem çık<br />
Gazze dersem çıkma<br />
Ey ben-i Arab<br />
Mirasını devam ettir firavunun<br />
Sular yükseliyor<br />
Sular yükseliyor</p>
<p style="text-align:center;">İnsan dersem çık<br />
Masum dersem çıkma ey dünya</p>
<p style="text-align:center;"> </p>
<p style="text-align:center;">-alıntı(adıgebatur)-</p>
<p><!-- EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu kodu başlangıcı --></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zeka Artırıcı Besinler]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/11/17/zeka-artirici-besinler/</link>
<pubDate>Mon, 17 Nov 2008 10:07:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/11/17/zeka-artirici-besinler/</guid>
<description><![CDATA[Beyni çalıştıran besinler Bazı besinler beynin çalışmasını direkt olarak etkiliyor.Parlak zeka,unutk]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><a href="http://www.haberaktuel.com/images/news/25098.jpg"><img class="aligncenter" title="çilek" src="http://www.haberaktuel.com/images/news/25098.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p>Beyni çalıştıran besinler</p>
<p>Bazı besinler beynin çalışmasını direkt olarak etkiliyor.Parlak zeka,unutkanlık ya da güçlü hafızanın perde arkasında yediğimiz besinler gizleniyor.İşte beynimizle besinler arasındaki ilginç ilişki&#8230; <br />
 <br />
 <br />
Bir sınava girmeden önce ya da yoğun düşünmeniz gereken zamanlarda şekerli yiyecekler mi yersiniz? Geç saatlere kadar çalıştığınız zamanlar konsantrasyonunuzu toplamak için kahve mi içersiniz? Kimimiz bu tür önlemlerin psikolojik olduğunu düşünsek de yapılan araştırmalar birçok gıdanın beynin çalışmasını doğrudan etkilediğini göstermiştir.<!--more--></p>
<p>Beyin mükemmel bir yönetici. Tıpkı bir orkestra şefi gibi vücudumuzdaki sinir iletilerinin bir hücreden diğerine taşınmasını yönetiyor. Bunu yaparken sinirsel iletici denilen kimyasal maddeler salgılıyor. Vücudumuzda milyarlarca sinir hücresi var. Beynimiz, bedensel, duygusal ve davranışsal konularda tüm mesajları bu kimyasal maddeler aracılığıyla ilgili hücrelere gönderiyor. Ne var ki bu önemli görevi yapması için beynin besinlere gereksinimi var. Yediğimiz herşeyin besin değeri kan yoluyla tüm vücuda yayılmadan önce ilk olarak beyine ulaşıyor. Beyin, hangi besinin ne kadar yararlı olacağını bildiği için bu konuda çok seçici davranıyor. Kan/beyin bariyeri denilen hücreler beyine giren tüm besinleri kontrol edip yararlı olanları kendine seçiyor ve kalanları kan yoluyla vücudun diğer taraflarına gönderiyor. Beynin bu seciçi işlevinden yola çıkarak yapılan araştırmalarda bazı besinlerin beyin performansını artıran özellikler içerdiği kanıtlanmıştır. Son araştırmalarda ise gıdaların türü kadar miktar ve kalitesinin de zihinsel performansı ve insanın davranışlarını etkilediği daha belirgin olarak ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Beslenmemizde neye dikkat edelim?<br />
Beynin performansı sözkonusu olunca en önemli öğün kahvaltı olmalı. Nitekim hergün düzenli olarak kahvaltı yapan kişilerin diğerlerine oranla daha başarılı ve verimli oldukları biliniyor. Kahvaltı alışkanlığı olmayan kişilerde konsantrasyon kaybı çok oluyor. Yalnızca kahve içmek uykuyu açsa bile vücuda enerji ve besin öğesi sağlanmıyor. Üstelik kahve, daha sonra alınan bazı besinlerin vücutta kullanımına engel oluyor. Böylece kişi bir süre sonra kendini yorgun hissetmeye başlıyor. Ayrıca kahve, matematiksel ve mantıksal becerileri de olumsuz yönde etkiliyor. Yoğun bir güne başlarken; peynir, süt, yumurta gibi protein içeren besinlerden oluşan bir kahvaltı, şekerli çay ve simitten oluşan bir kahvaltıya kıyasla daha iyi sonuç alınmasını sağlıyor.</p>
<p>Beyni yalnızca kahvaltı etkilemiyor tabii ki. Diğer öğünlerde yenen bazı gıdaların da beyin üzerinde etkisi var. Proteinli gıdalarda bulunan bir amino asit (tirozin) hızlı düşünme, enerjik olma ve motivasyon gibi katkılarla daha verimli çalışmamızı sağlıyor. Karbonhidratlı besinler, beynin enerji kaynağı olan glikozu temin ediyor. Bunun yanısıra pek çok vitamin ve mineraller beynin normal gelişimi ve çalışması için gerekli.</p>
<p>   <br />
 <br />
 <br />
 </p>
<p>Unutkanlığı önleyen besinler<br />
Beynin sürekli aktif olması, dikkat ve konsantrasyon açısından zengin olması yediğimiz yiyeceklere bağlı. Kısaca özetlemek gerekirse protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerden oluşan bir beslenme programı ile beynin performansını artırmak mümkün. Balık, yeşil yapraklı sebzeler, lahanagiller ve tahıl içerikli bir diyetle günümüzde hayli yaygınlaşan unutkanlık sorununu çözebilirsiniz.  Genç yaşlarda başlayan, pek önemsemediğimiz hafif unutkanlıklar ileride karşımıza hafıza kaybı hastalığı olarak bilinen Alzheimer&#8217;i çıkartabilir.</p>
<p>Alzheimer vakalarının son yıllarda giderek artması nedeniyle yapılan araştırmalarda, kolin adlı maddenin hafıza depolanmasında önemli rol oynadığı, eksikliğinde ise unutkanlığın devreye girdiği ortaya çıktı.</p>
<p>Bu hastalara kolin açısından zengin olan yeşil yapraklı sebzeler, soya fasulyesi, yumurta sarısı, lahanagiller özellikle de karnabahar ve sakatatlarda bulunan lesitin maddesi verildi ve hafıza kaybında düzelme kaydedildi.</p>
<p>Öğrenme yeteneğini geliştiren ve hafıza için hayati önem taşıyan kolin maddesi doğada en çok anne sütünde bulunuyor. Bu nedenle uzmanlar beynin hafıza ile ilgili bölümünün, bebeklikte yeterli kolin alınması ile gelişebileceğini belirtiyorlar. Gelişmiş ülkelerde bebek mamalarına kolin maddesi ekleniyor. Kolin, anne sütünden sonra en çok soya ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, karnabahar ve yumurta sarısında bulunuyor.</p>
<p>Sağlıklı beslenmenin yanısıra sabah ve akşam 30&#8242;ar dakikalık yürüyüş yapmak çok faydalı. Ayrıca beynimizin de yeterli oranda oksijen alması için egzersize ihtiyacı var. Bu nedenle bol bol bulmaca çözün. Beyin jimnastiği dikkatinizi geliştirip hafızanızı güçlendirecektir.</p>
<div id="msg_149012" class="post">Beslenme uzmanlarından zeka gelişimine en çok katkı sağlayan gıdalar&#8230;</div>
<p>Çilek: İçeriğindeki fisetin maddesi hafıza kaybının etkilerini azaltıp, bunamayı geciktiriyor.</p>
<p>Bitter çikolata: Magnezyum ve antioksidan içeriğiyle beyne oksijen taşıyarak daha aktif çalışmasını sağlıyor.</p>
<p>Tahıl: Önemli bir B vitamini kaynağı olan tahıllar, kan şekerini dengeliyor.</p>
<p>Patates: Kan şekerini dengeli olarak yükseltiyor bu sayede zeka daha verimli çalışıyor</p>
<p>Yoğurt: İçinde bulunan tirozin isimli madde hafızayı güçlendirip, beyni uyarıyor.</p>
<p>Üzüm suyu: Dopamin salgılanmasını arttırarak problem çözme yeteneğini geliştiriyor.</p>
<p>Fasulye: Lif ve protein bir arada özellikle çocuklarda zekayı açıyor.</p>
<p>Kırmızı ve turuncu renkli sebzeler: Özellikle domates, havuç ve kırmızı biberde bulunan antioksidan beynin daha uzun süre sağlıklı kalmasını sağlıyor.</p>
<p>Somon: Omega-3 yağları hem beyni koruyor hem hafızayı güçlendiriyor.</p>
<p>Hergün düzenli olarak kahvaltı yapan kişilerin diğerlerine oranla daha başarılı ve verimli oldukları biliniyor. Yoğun bir güne başlarken; peynir, süt, yumurta gibi protein içeren besinlerden oluşan bir kahvaltı, şekerli çay ve simitten oluşan bir kahvaltıya kıyasla daha iyi sonuç almayı sağlıyor.</p>
<p>“Odaklanma” için ceviz, fındık, fıstık gibi sinirleri kuvvetlendiren yiyeceklerin yenmesini öneriliyor.</p>
<p>Uzmanlar yaratıcılığın geliştirilmesi için zencefil yenmesini öneriyor. Kimyonun da içerdiği uçucu yağların bütün sinir sistemini uyardığını söyleyen diyetisyenler “Aniden bir fikre, bir buluşa ihtiyacı olan kimyon çayı içmelidir. Çay, bir fincana iki tatlı kaşığı dolusu kimyon eklenerek yapılabilir” önerisinde bulunuyor.</p>
<p>Lahana, tiroit bezlerinin aktivitesini yavaşlattığı için daha stressiz öğrenmeyi sağlar.</p>
<p>Yağsız kırmızı et: Tam bir demir deposu, özellikle sağlıklı alyuvarlar için vazgeçilmez&#8230; Beyin gelişimi için büyük yarar sağlıyor.</p>
<p><img style="cursor:pointer;" src="http://imamhatip.info/platform/Themes/7dana/images/icons/modify_inline.gif" alt="" align="right" /></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İnşirah Duası]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/11/02/insirah-duasi/</link>
<pubDate>Sun, 02 Nov 2008 21:02:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/11/02/insirah-duasi/</guid>
<description><![CDATA[İnşirah Duası   Ey Yalnızların, Kendi Başına Kalmışların Arkadaşı, Ey Mutsuzluğa Düşmüşlerin Yardımc]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/eDoIzP0JRFQ&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' /><param name='allowfullscreen' value='true' /><param name='wmode' value='transparent' /><embed src='http://www.youtube.com/v/eDoIzP0JRFQ&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' type='application/x-shockwave-flash' allowfullscreen='true' width='425' height='350' wmode='transparent'></embed></object></span></p>
<p style="text-align:center;"><!--more-->İnşirah Duası</p>
<p> </p>
<p style="text-align:center;">Ey Yalnızların, Kendi Başına Kalmışların Arkadaşı,<br />
Ey Mutsuzluğa Düşmüşlerin Yardımcısı,<br />
Ey Yoksulların Zenginliği,<br />
Ey Zayıfların Gücü,<br />
Ey Fakirlerin Hazinesi,<br />
Gariplerin sığınağı,<br />
Ey Tek Güç Ve Kudret Sahibi,<br />
Ey İhsanıyla Tanınan Keremi Sonsuz Rabbim,<br />
Efendimiz Ve Yakınları Hürmetine Sıkıntılarımı Gider.</p>
<p style="text-align:center;">Ey Rabbim<br />
Sen Sıkıntılarıma Karşı Hazırlığım,<br />
Musibetim Anımda Ümidim,<br />
Yalnızlığımda Arkadaşımsın<br />
Gurbetimde Dostum,<br />
Kederli Anımda Beni Ferahlatansın.<br />
İhtiyacım Anında Yardımıma Koşan,<br />
Zor Anlarımda Sığınağımsın.<br />
Beni Korkuların Karanlığından Kurtaran Aydınlığımsın.<br />
Ey Rabbim Sen Şaşkınlığımda Bana Yol Gösterensin<br />
Biliyorum Rabbim Sen Günahlarımı Bağışlayan<br />
Ayıplarımı Örten, Sıkıntılarımdan Kurtaran<br />
Kalbimi Sevginle Süsleyensin.<br />
Sen Kalbimin Hem Tabibi Hem Sevgilisisin.<br />
Sen Ki Şaşkınlara Yol Gösteriri<br />
Muhtaçlara Yardım Eder<br />
Korunmak İsteyenleri Korursun.</p>
<p style="text-align:center;">ALLAH’ım , Ben Senin Kulunum<br />
Kulunun Çocuğuyum.<br />
Görüyorsun ki Rabbim Sıkıntılıyım.<br />
Bildirdiğin Ve Gizlediğin Tüm İsimlerini<br />
Ve Kur-An’ı Kerim’i Kalbimin Baharı<br />
Gönlümün Nuru , Sıkıntılarımın İlacı Yap.<br />
Ruhum Susamış Suya , Kalbim özler seni<br />
Gözlerimi Senin Sevdiğin Şeylere Çevirdim<br />
Kulaklarımı Seni Çağıranın Ülkesine Bıraktım<br />
Ve Susayan Bir Toprak Gibi Bitkin Kaldım<br />
Kalbimi Senin Yoluna Koydum<br />
Ve Ellerimi Senin Dergahına Açtım<br />
Bundan Sonra Da Sana Gelecek<br />
Senden İsteyeceğim<br />
Güneş Ve Ay Senin Nurundan Almış Nasibini<br />
Güneş Senin Sevginden Böyle Ateş<br />
Ay Böylesine Mahzun<br />
Irmaklar Senin Hasretinden Böyle Çağlar<br />
Deniz Bu Ayrılıktan Böyle Deli Böyle Dalgalı<br />
Hep Hüzünlü Hep Ağlamaklı<br />
Kuşların Ümidi Sen<br />
Bitkilerin neşesi<br />
Çiçeklerin Rengi Sen<br />
Ve İnsanların Hiç Bitmeyen Duası Sen<br />
Mevla’m Bizi Biran Olsun terk etme<br />
Sevgin İçimizde Hep Uyanık Kalsın<br />
Yolun Rasul’ün Yolu Olunca Ondan Başka Kime Bel Bağlayayım<br />
Rabbim ALLAH’tır Benim<br />
Nurum Ve Kurtuluşum Ondan Gelecek<br />
Öyleyse o’nu Bırakıp Kime Gideyim<br />
Günahla Örtülmüş Varlığım İçinde<br />
Bir o’nun Özlemidir Beni Yaşatan<br />
Şefaatim o’nun Dilindeyken<br />
o’nu Bırakıp Kimi Dinleyeyim<br />
Mevla’m<br />
Beni Kendine Dost Seçinceye Kadar Yaşat<br />
Ve Aşkınla Yandığım Biranda Al Canımı<br />
Al Ki&#8230; Ölüm!!!  Aşkımın Adı Olsun.</p>
<p style="text-align:center;">Ey Rabbim, Ben Ki Günahı Sevabından Çok<br />
Aklı Dünyaya Takılmış<br />
Kalbi Fani Şeylere Anmış Bir Zavallıyım<br />
Ama Sen Öyle Nur Öyle Rahmansın<br />
Öyle Güzelsin Ki<br />
Ne Olur Rabbim Senden Uzak Kalan<br />
Şu Kulunu Kendine Yakınlaştır<br />
İmanınla Dirilt.<br />
Ey Sevdiklerini Sevindirmekten Hoşlanan Rabbim<br />
Sana Açılan Ellerimi Geri Çevirme<br />
Kalbime Aşkınla Tecelli Et Ki<br />
Senden Başka Hiçbir şey Kalmasın O Kalpte<br />
Senden Başka Hiçbir şeyi Olmayacak Kadar Zengin Eyle Beni<br />
Her şey de Seni Anmayı<br />
Her şey de Seni Görmeyi Nasip Eyle.<br />
Bana İsimlerinle Güç Ver Ey Rabbim<br />
O İsimlerin Ki Kalplerin Nuru<br />
Hiçbir şeyi Olmayanların gururudur.<br />
Ey Rabbim Bize İsimlerinin Hakikatini Göster.<br />
Bizi Sensiz Bir An Bile Yaşatma.</p>
<p style="text-align:center;">ALLAH’ım SANA MERYEM İN TEMİZLİĞİ İLE GELMEK İSTİYORUM<br />
Günahlarla Kirlenmeme İzin Verme.<br />
Sana Musa’nın Duası İle Geliyorum<br />
Şeytana Uymam İçin Peşimden Koşanlardan Beni Kurtar.<br />
İsmail’in Tevekkülü İle Boynumu Büküyorum.<br />
Beni Ve Soyumu Sana Kul Olarak Yaşat.<br />
Sana İsa’nın Ruhu İle Geliyorum.<br />
Beni Katına Almanı Diliyorum.<br />
Sana Yunus’un Duası İle Yalvarıyorum.<br />
Beni Yutan Nefsimin Karanlıklarından Kurtarmanı Bekliyorum.<br />
Rabbim, Sana Yusuf’un Gömleği İle Geliyorum.<br />
Beni Düştüğüm Ümitsizlik Kuyusundan Çıkarmanı Diliyorum.<br />
Sana Muhammed Mustafa’nın Kulluğu İle Geliyorum.<br />
Beni Miraca Çıkarmanı Bütün Sıkıntılarımı Gidermeni Diliyorum…</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Şifalı Bitkiler; Gökçek İksiri]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/29/sifali-bitkiler-gokcek-iksiri/</link>
<pubDate>Wed, 29 Oct 2008 12:04:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/29/sifali-bitkiler-gokcek-iksiri/</guid>
<description><![CDATA[Gökçek iksiri: Bu iksir 26 yıllık bir tecrübenin ve arştırmanın ürünüdür ve bildiğiniz bütün eksotik]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong><img class="alignleft" title="bitki tedavi" src="http://www.gokcekaktar.com/gokcek2.jpg" alt="" width="201" height="201" /></strong></p>
<p><strong>Gökçek iksiri:</strong> Bu iksir 26 yıllık bir tecrübenin ve arştırmanın ürünüdür ve bildiğiniz bütün eksotik ürünlerden daha etkili vede oldukcada ucuzdur.Limon suyu, ada çayı, maydanoz, sirke, sarımsak, karanfil, tarçın, zerdeçal, yara otu, zeytin yaprağı, kekik, altın başak otu, atkuyruğu otu, zencefil vs içerir.Kaliteli koyu renkli üzüm sirkesinden oluşan iksir mükemel bir curuf çözücü ve bağışıklı sistemini güçlendiricidir. Bu şifalı bitkiler antiviral (virüsleri öldürücü, yokedici), antibakteril (bakterileri öldürücü) ve antimikotik (mantarları öldürücü, yokedici) özeliklere sahip bir şifalı bitkilerdir. Bu şifalı bitkiler ile etkisini çok çok artırdım, fakat bu bitkiler hakkında bilgi veremeyiz, çünkü buluşumuzunun temelini bu bitkiler oluşturur.<!--more--></p>
<p>Bağırsaklar, dişdipleri, dokular ve bağdokusndaki curuflara mikroplar yerleşir ve ocak (herd) oluşur. Gökçek İksiri bu curufları eritir ve burada yuvalanmış mikroplar açıkta kalır ve bağışıklık sistemi böylece daha önceden ulaşamadığı mikroplara ulaşır ve yokeder. Gökçek İksiri vücudumuzdaki kolesterol, lipid, ve trigliserid gibi zararlı yağları eritir, yüksek tansiyonu önler ve kandaki şekeri düşürür. Beyin kanaması, kalp krizi, kronar yetersizliği, kistler, lenf bezelerindeki şişme, yağ bezeleri, damar sertliği gibi bir çok rahatsızlığı önler, cinsel güçü artırır ve sindirimi kolaylaştırır. Her türlü iltihaplı hastalıkları iyileştirir.</p>
<p>Gökçek İksiri doğduğunuz günden yaşadığınız ana kadar ki bütün hastalıkları kademeli olarak iyileştirir ve vücudu arıtır. Gökçek İksir kulandıktan sonra virüsler bağışıklık sistemi tarafından tanınır ve dışarı atılır. Öreneğin genital herpese varsa bölgede herpes oranı artabilir, çünkü saklı gizli olan virüsü dışarı artar Bu başka virüs türleri içinde geçerlidir örenğin uçuğa sebp olan herpes labiales de aşırı oranda dudaklar ve yanaklarda ucuğa sebep olur. Bu nednele herpes azdı daha da çoğaldı diye paniğe kapılmayınız bu geçici bir durmudur. Bu durum virüsün yoğunluğuna göre 1-3 hafta sürebilir. Bu süre sonunda virüsler yavaş yavaş azalır ve yok olur. Gökçek İksir bağışıklık sistemini ssistemini sürekli güçlendirir ve böylece başta Makrofaj, T-Hücreleri ve B-Hücreleri daha hareketli bir savunmaya geçerler.</p>
<p>Gökçek İksiri sadece hastalar değil sağlıklı insanlarda kulandığında daha dinç ve dinamik olurlar. Çünkü sağlıklı kişide veya sağlıklı gibi görünen kişide mutlaka mikrop ve curuf vardır. Ve Gökçek İksiri kulandığında vücudu arınır ve rahatlar daha dinamik olur. Mikroplar hakim duruma geçtiğinde hastalık ortaya çıkar, hastalık ortya çıkmadan müdahale etmekle ileride çıkabilecek rahatszılığı önlersiniz. Gökçek İksiri buzdolabında muhafaza edilmeli, kulanmadan önce mutlaka çalkalanmalı, tadını acı bulanlar (yaşılı ve çocuklar) bir bardak su veya portakal suyu ile karıştırarak içebilir. Hastalığın akut veya kronik oluşuna göre Gökçek İksirinden günde 3-5 defa 2 çorba kaşığı 4-8 ay hatta daha uzun süre alınabilir.</p>
<p>Gökçek İksiri sadece sarımsak, sirke ve limon&#8217;dan oluşsa mideye zarar verir. Bana ait bir buluşla (19 Şifalı Bitki) hem mideye zarar veren bu yantesirini önledim, hemde mideyi koruyucu güçlendirici, gastrit ve hatta ülseri iyilestirici hale getirdim vede sarımsağın kokusunu yokettim. Bazıları limonsuyu ve sarımsakla kendileri evde deneme yapıyorlar ve buna sihirli iksir diyorlar. Bu formülü bulan Hemşire Ayşe hanımda tarife uygun olarak sihirli iksiri hazırlamış ve malesef küflenen iksir, Ayşe hanımı iyileştireceğine daha da ağır hastalanmasına sebep olmuştur. Ayşe hanım yaptırdığı testlerde bağırsak ve boğazın&#8217;da mantarlar vede epstein bar virüsüne (mononükleoz enfeksiyonu ve kronik yorgunluk sendromuna sebep olur) yakalanmıştır. Bu nedenle lütfen dikkat edin, üç kuruş tasaruf yapayım diye evde bazı denmeler yapıp sağlığınızı tehlikeye atmayın.</p>
<p>Gökçek İksiri bağırsak içeriğine etkiederek, burada pH değerlerinin hafif asitli ortama (faz) değismesini sağlar. Böylece bağırsaklarda oksijenli (areob) bölgeler çoğalır. Bağırsaklardaki faydalı bakteriler oksijenli ortamda yaşarken , patojen (hastalık yapıcı ) bakteriler, viruslar, mantarlar ve parazitler daha çok oksijensiz (anareob) ortamda yaşarlar. Sağlıklı bağırsakta faydali bakteriler düşünürsek vede bir nokta kadar bir alanda milyarlarca bakterinin yaşadığına göre, bağırsakların önemi anlaşılır. Sağlıksiz beslenme (aşırı hayvansal besin tüketme), aşırı siyahçay, kahve, alkol, ve sigara içme vede kimyasalilaç kulananlarda bağirsakflorasi bozulur (faydali bakteriler azalır ve mikroplar çoğalır).</p>
<p>Antibiyotik ilaçlarla iltihaplari önlemeye çalışırken, çoğu zaman içimize mini atombombaları atığımızın farkına varmayız. Kimyasal ilaçlar, özeliklede antibiyotikler vücudumuzda, özeliklede bağırsaklarda faydalı, zararlı demeden herşeyi tahrip ederler. Kimyasal ilaçlardan her yıl Almanyada 25 bin kişi ölüyor ve milyonlarcasıda hastalanıyor. Kimyasal ilaçlar ne kadar kısa süreli kulanılırsa zararıda o oranda az ve doğal ilaçlar ne kadar uzun süre kulanılırsa fazdasıda o oranda büyük olur. Özeliklede antibiyotiklerin yaptığı tahribatlar oldukca büyüktür ve adeta herbiri bir mini atombombası gibidir. Herhangi bır ilaçı kulanmadan önce mutlaka yantesirlerin dikkat edilmelidir.</p>
<p>Bağırsaklara yerleşen patojen bakteriler ve mantarlar besin artıklarından zehirli gazlar (metan, etan, propan, butan hexan vb?), zehirli alkoller (metanol, etanol, propanol, butanol, pentanol vb?) ve biyojen aminler (örneğin histamin bu allerjiye sebep olur.) üretir. Bunlara ilavetten bağırsak içeriğinin pH?sı nötürleştiğinden NH4+ (Ammonyum) yerine NH3 (Amoniak) ortaya çıkar, bu ise diğer zehirli maddeler gibi positif veya negatif yüklü olmadığından onlar gibi kolayca kana karışır. Kandaki bu zehirli maddeler asidoza (kanın ve dokuların asitlenmesi) sebep olabilir, bu ise tehlikelidir.</p>
<p>Bu zehirli ve zararlı maddeleri arıtmak için karaciğer çok yoğun çalışmak zorunda kalır. Neticede karaciğer kendi asli görevi olan enzim, hormon ve gallikasit gibi bilinen 400 çeşit maddeyi salğılamakta zorlanır ve salğıladığı maddelerin kalitesi düşer. Buda besinlerin tam olarak sindirilememesi demektir. Bu durum başta sindirim organları: mide, pankreas ve bağırsaklar olmak üzere organları negatif etkiler. Büylece ortaya bir şeytan üçgeni oluşur ve kişi hiç beklemediği organlarında ağrılar ve iltihaplar vede hastalıklar ortaya çıkar.</p>
<p>Homocystein: Bir diğer önemli faktörde bağırsakflorasının bozulması sonucu, faydalı bakterilerin üretiği B12-Vitamini ve besinlerdeki B6 Vitamini ve folikasit oranında düşme olur. Aminosaitlerden methionin hücre yenilenmesi sırasında proteinların ana maddesidir. Methionin proteine dönüşürken artık madde olarak homocystein ortaya çıkar. Homocystını B6 ve B12-Vitamileri ile folikasit zararsız hale getirir. Bu vitaminlerin oranını düşmesi homocystein ornının artması demektir. Homocystein ise kalitesiz kolesterolu (LDL-Kolesterolu) oksitler. Oksitlenen kolesterol savunma sistemi tarafindan tehlikeli madde olarak alğılanır vede özelikle makrofaj tarafından yenir. Sürekli oksitlenmiş kolesterol yiyen makrofaj patlıyarak ölür ve ortaya sümüksü, süngerimsi ve yapışkan bir madde ortaya çıkar.</p>
<p>Curuf: Uzmanlar buna kolesterol desede bu kolesterol olmayıp plak, curuf veya artık madde diye anılması gereken bir maddedir. Curuf (plak) başta damarların iç yüzeyi, bağ dokusu, hücre araları ve mukozaya (sümüksü içderi özeliklede bağırsak mukozası ) yapışır ve bir çok hastalığa sebep olur. Çare gökçek iksiriindir, Gökçek iksiri bağırsak içeriğini hafif asitli ortama çevirerek, buraya yerleşmiş olan mikropları (patojen bakteriler, viruslar, mantarlar ve parazitler) yokeder. Gökçek İksiri curufları (Curuf nedir?&#8217;e bak) eritir ve böylece mikroplar ortaya çıkar. Ortaya çıkan mikropları immün sisteminin savunma güçleri (Makrofaj, B-Hücreleri, T-Hücreleri vb.,) tanır ve onlara karşı bir taarruz (mücadelle) başlatır. Bu mücadele nedeniyle geçici olarak 1-2 hafta ağrılarınız artabilir. Bu korkulacak bir durum değildir, aksine bağışıklık sisteminin etkisi dokulardan sökülen curuf, ,iltihap ve mikroplar nedeniyle tepki oluşmasındadır. Bu korkulmaması gereken geçiçi bir durumdur. Hastalığın bu belirtisine Almanca &#8221;Erste Verschlimmerung&#8221; , yani ilk kötüleşme denir ve immün sisteminin hastalığı yoketmeye başladığına işarettir. Curuflar ve Bağırsaklar aynı bataklığa benzer, burayı kurutup güzel bir çiçek bahçesine çevirirseniz hastalıkların % 99?unu önlemiş olusunuz. Aksi halde hastalıklardan kurtulmanın yolu yoktur. (Nhp 12.03.1722)</p>
<p>Intrinsic faktorü: Bir diğer önemli faktör ise Mide mukazası aşırı katkı maddesi içeren besinler (konserveler, çikolata, keks vb.), soft içecekler (kola, fanta vb.) alkol, sigara ve kimyasal ilaçlar (asprin, penisilin, kortison, paracetamol vb.) nedeniyle tahrip olur. Böylece zamanla çok kolay gastrit (mide iltihaplanması, mide mukazası iltihaplanması ) oluşur. Bu nedenle Mide yeterince intrinsic fakrorü (sialinasitli glukoprotein) salğılızamaz. Intrinsic faktorü B12-Vitamini, Folikasit, Methionin ve minerallerin bağırsaklar tarafından absorbe (emilme) edilmesini sağlar. Yani nasılki diabet hastaları için insulin nekadar önemli ise besinlerin sindirilmesi içinde İntrinsic faktorüde o kadar önemlidir. İntrinsic faktorünün yetersizliği vitamin ve mineralyetersizliğine sebep olur. Neticede bir çok hastalık ortaya çıkar ve bunlardan bazıları: Allerji, derihastalıkları, sindirim organlarindaki rahatsızlıklar, vb hastalıklar ortaya çıkar.</p>
<p>Gökçek İksiri başta her türlü allejiki bunlarin başında: baharnezlesi (pollinosis), nörodermatoz (herhangi bir besin maddesini yeyince uyuz gibi kaşınma, deride sulu, kabarcıklı, kızarık ve allerjik ekzem), hayvan tüy veya kılına karşı allerji, allerjik astım, gatrit, enterit (incebağırsak iltihaplanmasi), kolonit (kalınbağırsak iltihaplanmasi), artrit, sinuzit, tonsilit, iltihapli hastaliklar, enfesiyonlar, immunzafiyeti ve sindirim organlarindaki zafiyetlere karşı kulanılır. Gökçek İksiri mide ve bağırsak mukozasınındaki (sümüksü içderi) hücreleri yeniler (rejenarasyon). Rejenerasyonu Gökçek İksiri ve Gökçek Tonik hariç hiçbir ilaç sağlıyamaz. Gökçek İksiri ve Gökçek Tonik bataklığı kurutacak tek ilaçtır.</p>
<p>Pankreas amilaz, lipaz, tripsin ve chymotripsin gibi anzimler salğılar, amilaz nişastayı dextrin, ve maltoza, lipaz yağları yağasitleri ve gliserol?a tripsin proteini aminoasitlere vede chymotripsin proteinları aminoasitlere parçalıyarak ayırır. Böylece nişasta (polisakkaridler), protein ve yağlar parçalanarak absorbe edilecek halde gelir. Şayet pankreas tahrip olmuş ve yeterince enzim salgılıyamıyorsa incebağırsaklarda parçalanamayan protein ve yağlar kalınbağırsaklardaki bakteriler tarafından parçalanırki, buradaki yanlış parçalanma neticesinde proteinler aminoasitlere değil biojen aminlere (histamin..) ortaya çıkar.</p>
<p>Gökçek İksiri pankreası güçlendirici en ideal ilaçdır. Normal olarak böbreküstü bezeleri yeterince histamin üretir, enzim yetersizliği nedeni ile bağırsaklarda oluşan fazladan histamin ise damarları ve broşları büzer ve besinallerjisi ortaya çıkar. Pankreas ayrıca Na HCO3 (Sodyumhidrogenkarbonat) salğılar ve bu mideasidini hafif asit faza cevirir. Böylece (HCl+NaHCO3&#62;NaCl+CO2+H2O) incebağısaklardaki sindirimi kolaylaşir. Pankreas rahatsızlıklarının belirtileri tıkanma, şişkinlik ve karınağrısı (kolik) gibi rahatsızlıklarla ortaya çıkar ve bu çoğu kez bağırsak rahatsızlığı zannedilerek yanlış anlaşılır. Gökçek iksiri pankreası güçlendirici en ideal ilaçdır.</p>
<p>Şayet hayvansal besin maddeleri yiyince çay, kahve ve alkol içince kişi aşırı duyarlılık gösterip rahatsız oluyorsa, bu pankreas zafiyetine işarettir. Bu durumun devam etmesi bağırsaklarında rahatsızlanmasına sebep olur (Nhp 2.02.160). Pankreas zafiyeti nedeniyle incebağırsakta sindirim anormalikleri olur ve buda bağırsaklarda histamin oluşmasına neden olur ve bu nedenle ortaya çıkan allerjiye karşı antihistaminika yazmak yanlıştır. Gökçek İksiri pankreası güçlendirici en ideal ilaçdır ve Gökçek İksiri ölüm hariç her türlü derde devadır.</p>
<p>Gökçek İksirini oluşturan 19 şifalı bitki ve sirke üzerinde ayrı ayrı bir çok klinik araştırması yapılmış ve etkileri ispatlanmıştır. Bu konuda Limon, Sarımsak ve Sirke üzerine monografi yayınlıyacağım. Sarımsağın kolesterolu önlediği, antibakteriel, antiviral, antimikozit özelikleri bilinemktedir.Yine limon ve sirke üzerinede yapılan arştırmalarda aynı yönde bir çok etkilerinin oluğu tesbit edilmiştir. Fakat sarımsak taze olarak kulanıldığında etkili olduğu taze kulanılıncada koku yapması vede tansiyonu düşürmesi nedeni ile pek terçih edilmemekteidi. Limon çok çok önmeli bir şifa kaynağı olmasına rağmen fazla kulanıldığında mideye sirke gibi zarar verebilmektedir.</p>
<p>19 Şifalı Bitki ile sarımsağın kokusunu minimum seviyeye indirdik, mideye dokuma yerine mideye fayda vermekte şişkinlik, tıkanma, hazımsızlık ve yanma gibi rahatsızlıklarıda iyileştirmesi ve bu yedi elementin bir sinerji (görevdeş, birlikte görev yapma) oluşturmaları ile etkileri çok çok yükselmektedir. Bu bitkiler sindirim rahatsızlıkları ve kansere karşı vede bağışıklı sistemini güçlendirir ve antibiyotik (bakterileri öldürücü), antiviral (virüsleri öldürücü) ve antimikozit (mantarları yokedici) vede şeker karşı etkisi ispatlanmıştır.</p>
<p>Nasılki güvenlik güçleri gerektiğinde teröre karşı hava, kara, mit, özel tim ve jandarma gibi kuvvetlerini kulanarak imha ediyorsa. Gökçek İksirinide oluşturan 19 şifalı bitki ve sirkede bir birini desteklemekte ve güçlendirmektedir. Şüphesi olan alsın kulansın, ama almadan önce kan tahlili yaptırsın, eğer etkisi olmadı derse ben ona aldığı ürünün 10 katını öderim. Doğru olmak şartı ile. Bazıları çıkıp buraya yazı yazıyorlar, ya insanları kandırma diye. Ben üç ürünün distribütörlüğünü yapıyorum. Gökçek İksirine ayıracağım zamanın yarısını ayırsam kat ve kat daha fazla para kazanırım. Ama Gökçek İksiri her türlü eksotik üründen 4-5 kat daha etkili iken ben neden çok çok daha pahalı olan ürünlerin tanıtımını yapayım.</p>
<p>Ben noni, aloe vera ve herbalife distribütörüyüm. Gökçek İksiri yerine bu ürünleri pazarlasam benim kazancım en az 10 katı olur. Bu eksotik ürünlerde etkilidir, fakat etkilerini Gökçek İksiri ile karşılaştırmak mümkün değildir, çünkü hiçbiri curuf çözücü değildir. Bu nedenlede etklileri kalıcı değildir. Ben 1 sene noni, 1 sene aloe vera, 1 sene çörek yağı kulandım ve şimdide 6 aydır Gökçek İksiri kulanıyorum. Hiçbir ürün Gökçek İksirine denk değildir. Ama ilaki eksotik ürün isteyenlere eksotik ürünlerde gönderebilirim. (<a href="http://www.aloeverabu.com">www.aloeverabu.com</a>, <a href="http://www.nonibu.com">www.nonibu.com</a>, <a href="http://www.kilover.biz">www.kilover.biz</a> ).</p>
<p>Gökçek İksirinden günde 3 defa 2 yemek kaşığı yemekten önce alınmalırır. Şayet hastalık ağırsa günde 5 defa 2 yemek kaşığı alınabilir. Bazı hastaların bünyesi hassas olduğundan bu ağır gelebilir. O zaman dozajı günde 5 defa 1 yemek kaşığına indirmek gerekir. Yani günde günde kişi 5 defa 10-30 ml alabilir. Şayet bünyenize ağır gelmiyorsa 5 defa 30 ml, eğer ağır buluyorsanız 5 defa 10 ml almanız uygun olur. Tadı bebekler ve küçük çocuklar çok acı bulunursa portakal suyu ile alınabilir. Bebekler için günde 5 defa bir çay kaşığı küçük çocuklar için günde 5 defa 1 tatlı kaşığı uygundur.</p>
<p>Safra taşı nasıl kurtulursunuz? Karaciğerlerinde problem olanlarda çok nadir, çok yoğun olan curuf karaciğerden safra kesesine aktarılır. Safra kesesinde yoğunlaşan curuf normal olarak dışarı atılır, nadiren curuf çok yoğun gelirse çamurlaşmaya sebep olabilir. Bu çamurlaşmaya karşı özel bir temizlik yöntemi gerekir. İngiliz tuzu (Epsom Salt, Magnezyum Sulfat) içerek safra kanallarını genişletir. Bu mineral doğada bulunan bir mineraldir. İçildiğinde tüm kas ve ruh sistemini gevşetir. Bu teknik ile dünyada milyonlarca insan safra taşlarından kurtulmuştur. Hamiler ve çocuklar dahil kulanabilir. Dolayısıyla çamur için hiç endişelenmenize gerek yok. 1 gece de bile kurtulabilirsiniz. 30 gram ingiliz tuzu 300 ml suda çözülür ve yudum yudum 5-10 dakika da içilir. Ve 15-20 dakika sonra yarım bardak zeytin yağı ve yarım bardak limon suyu karıştırılarak içilir. Böylece safradaki çamurlaşma tamamen dışarı atılır ve taş oluşması önlenir. Magnezyum sulfatın tıbta kulanılan türü ile kulanılmayan türüde mevcuttur.</p>
<p>Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir&#8217;i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.</p>
<p>Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet</p>
<p>Sahtelerine dikkat: Gökçek İksir&#8217;den başka uyduruk iksirlerde var aman dikkat: Üsküdar’dan beni arayan bir vatandaş abi senin iksir dediğin şey içemedim valla midem deliniyordu bu ney ya böyle dedi.Bende sordum nerden aldın nasıl bir şey üzerinde ne yazıyor diye.Hayat İksiri diye bir iksir üreten bir aktar varmış bizi taklit etmiş.Burada Gökçek İksiri&#8217;nin birleşiminde şu şu bitkiler var diye yazıyorum.Buna bakarak o da iksir yapmış, oysa ki bu bitkilerin bazıları Gökçek İksirin içinde nano gram oranında bazıları ise 100-200 gram oranında bulunur.Şimdi beni arayan vatandaş bu iksir neden bu kadar kötü midemizi yaktı nerdeyse midem delinecek zannetim diyor.Öğreniyorum ki biri taklit etmiş Üsküdar‘da ki bu vatandaş milletin midesini delcek sahte iksir üretmiş.Ama insan ne aldığına nerden aldığına dikkat etmez mi?İksir diyince aklına Gökçek İksir geliyor.Üzerinde ne yazdığına bakmıyor.Bizi taklit eden çok kişi var.Bu nedenle şube vermiyoruz.Herkes böyle sahte iksirler den şikayetci.Bana şubeniz var mı diyorlar.Hayır yok.Ve asla taklidini alıp sağlığınızla oynamayın.Çeşitli isimler adında üretilen sahte iksirler den kaçının.Sahte iksir kullanıp da kötüleşenler var.Lütfen dikkat.Bizim Gökçek iksirin içinde mideyi kuvvetlendirici ve koruyucu şifalı bitkiler var ve bu nedenle mide ve bağırsak rahatsızlıklarına karşı da kullanılır.Eğer mide ve bağırsak rahatsızlıkları çok ağırsa o zaman Gökçek Tonik gerekir.</p>
<p>Geniş bilgi için et-peynir, çay, curuf ve asidoz&#8217;a bakın</p>
<p>Gökçek İksiri daha önce Aloxi olarak sunduğumuz buluşun geliştirilmiş şeklidir.</p>
<p>Gökçek İksirinin yantesiri var mı? Hayır yok.</p>
<p>Açıklama: Hayvansal besinler damarların iç yüzeyinde (mukazasında) curuflarr olşmasına (yağlanmasına) neden olur. Damarların yağlanarak sertleşmesi yüksek tansiyona sebep olur. Damarlar yaşalandıkca beyin, kalp, penis ve vajinaya yeterince kan gitmemesi demektir. Buda felç, kalpkrizi, rekeklerde iktidarsızlık ve kadınlarda cinsel isteksizliğe sebep olur. Hayvansal besinleri azaltmak, hatta peyniri asla yememek gerekir. Gökçek İksiri ile tıkanan damarlar açılır ve kişide beyin kanaması, kalpkrizi erkeklerde iktidarsızlık ve kadınlarda cinsel isteksizlik rizikoları ortadan kalkar.<br />
Gökçek iksiri: Bu iksir 26 yıllık bir tecrübenin ve arştırmanın ürünüdür ve bildiğiniz bütün eksotik ürünlerden daha etkili vede oldukcada ucuzdur.Limon suyu, ada çayı, maydanoz, sirke, sarımsak, karanfil, tarçın, zerdeçal, yara otu, zeytin yaprağı, kekik, altın başak otu, atkuyruğu otu, zencefil vs içerir.Kaliteli koyu renkli üzüm sirkesinden oluşan iksir mükemel bir curuf çözücü ve bağışıklı sistemini güçlendiricidir. Bu şifalı bitkiler antiviral (virüsleri öldürücü, yokedici), antibakteril (bakterileri öldürücü) ve antimikotik (mantarları öldürücü, yokedici) özeliklere sahip bir şifalı bitkilerdir. Bu şifalı bitkiler ile etkisini çok çok artırdım, fakat bu bitkiler hakkında bilgi veremeyiz, çünkü buluşumuzunun temelini bu bitkiler oluşturur.</p>
<p>Bağırsaklar, dişdipleri, dokular ve bağdokusndaki curuflara (Curuf nedir?&#8217;e bak) mikroplar yerleşir ve ocak (herd) oluşur. Gökçek İksiri bu curufları eritir ve burada yuvalanmış mikroplar açıkta kalır ve bağışıklık sistemi böylece daha önceden ulaşamadığı mikroplara ulaşır ve yokeder. Gökçek İksiri vücudumuzdaki kolesterol, lipid, ve trigliserid gibi zararlı yağları eritir, yüksek tansiyonu önler ve kandaki şekeri düşürür. Beyin kanaması, kalp krizi, kronar yetersizliği, kistler, lenf bezelerindeki şişme, yağ bezeleri, damar sertliği gibi bir çok rahatsızlığı önler, cinsel güçü artırır ve sindirimi kolaylaştırır. Her türlü iltihaplı hastalıkları iyileştirir.</p>
<p>Gökçek İksiri doğduğunuz günden yaşadığınız ana kadar ki bütün hastalıkları kademeli olarak iyileştirir ve vücudu arıtır. Gökçek İksir kulandıktan sonra virüsler bağışıklık sistemi tarafından tanınır ve dışarı atılır. Öreneğin genital herpese varsa bölgede herpes oranı artabilir, çünkü saklı gizli olan virüsü dışarı artar Bu başka virüs türleri içinde geçerlidir örenğin uçuğa sebp olan herpes labiales de aşırı oranda dudaklar ve yanaklarda ucuğa sebep olur. Bu nednele herpes azdı daha da çoğaldı diye paniğe kapılmayınız bu geçici bir durmudur. Bu durum virüsün yoğunluğuna göre 1-3 hafta sürebilir. Bu süre sonunda virüsler yavaş yavaş azalır ve yok olur. Gökçek İksir bağışıklık sistemini ssistemini sürekli güçlendirir ve böylece başta Makrofaj, T-Hücreleri ve B-Hücreleri daha hareketli bir savunmaya geçerler.</p>
<p>Gökçek İksiri sadece hastalar değil sağlıklı insanlarda kulandığında daha dinç ve dinamik olurlar. Çünkü sağlıklı kişide veya sağlıklı gibi görünen kişide mutlaka mikrop ve curuf vardır. Ve Gökçek İksiri kulandığında vücudu arınır ve rahatlar daha dinamik olur. Mikroplar hakim duruma geçtiğinde hastalık ortaya çıkar, hastalık ortya çıkmadan müdahale etmekle ileride çıkabilecek rahatszılığı önlersiniz. Gökçek İksiri buzdolabında muhafaza edilmeli, kulanmadan önce mutlaka çalkalanmalı, tadını acı bulanlar (yaşılı ve çocuklar) bir bardak su veya portakal suyu ile karıştırarak içebilir. Hastalığın akut veya kronik oluşuna göre Gökçek İksirinden günde 3-5 defa 2 çorba kaşığı 4-8 ay hatta daha uzun süre alınabilir.</p>
<p>Gökçek İksiri sadece sarımsak, sirke ve limon&#8217;dan oluşsa mideye zarar verir. Bana ait bir buluşla (19 Şifalı Bitki) hem mideye zarar veren bu yantesirini önledim, hemde mideyi koruyucu güçlendirici, gastrit ve hatta ülseri iyilestirici hale getirdim vede sarımsağın kokusunu yokettim. Bazıları limonsuyu ve sarımsakla kendileri evde deneme yapıyorlar ve buna sihirli iksir diyorlar. Bu formülü bulan Hemşire Ayşe hanımda tarife uygun olarak sihirli iksiri hazırlamış ve malesef küflenen iksir, Ayşe hanımı iyileştireceğine daha da ağır hastalanmasına sebep olmuştur. Ayşe hanım yaptırdığı testlerde bağırsak ve boğazın&#8217;da mantarlar vede epstein bar virüsüne (mononükleoz enfeksiyonu ve kronik yorgunluk sendromuna sebep olur) yakalanmıştır. Bu nedenle lütfen dikkat edin, üç kuruş tasaruf yapayım diye evde bazı denmeler yapıp sağlığınızı tehlikeye atmayın.</p>
<p>Gökçek İksiri bağırsak içeriğine etkiederek, burada pH değerlerinin hafif asitli ortama (faz) değismesini sağlar. Böylece bağırsaklarda oksijenli (areob) bölgeler çoğalır. Bağırsaklardaki faydalı bakteriler oksijenli ortamda yaşarken , patojen (hastalık yapıcı ) bakteriler, viruslar, mantarlar ve parazitler daha çok oksijensiz (anareob) ortamda yaşarlar. Sağlıklı bağırsakta faydali bakteriler düşünürsek vede bir nokta kadar bir alanda milyarlarca bakterinin yaşadığına göre, bağırsakların önemi anlaşılır. Sağlıksiz beslenme (aşırı hayvansal besin tüketme), aşırı siyahçay, kahve, alkol, ve sigara içme vede kimyasalilaç kulananlarda bağirsakflorasi bozulur (faydali bakteriler azalır ve mikroplar çoğalır).</p>
<p>Antibiyotik ilaçlarla iltihaplari önlemeye çalışırken, çoğu zaman içimize mini atombombaları atığımızın farkına varmayız. Kimyasal ilaçlar, özeliklede antibiyotikler vücudumuzda, özeliklede bağırsaklarda faydalı, zararlı demeden herşeyi tahrip ederler. Kimyasal ilaçlardan her yıl Almanyada 25 bin kişi ölüyor ve milyonlarcasıda hastalanıyor. Kimyasal ilaçlar ne kadar kısa süreli kulanılırsa zararıda o oranda az ve doğal ilaçlar ne kadar uzun süre kulanılırsa fazdasıda o oranda büyük olur. Özeliklede antibiyotiklerin yaptığı tahribatlar oldukca büyüktür ve adeta herbiri bir mini atombombası gibidir. Herhangi bır ilaçı kulanmadan önce mutlaka yantesirlerin dikkat edilmelidir.</p>
<p>Bağırsaklara yerleşen patojen bakteriler ve mantarlar besin artıklarından zehirli gazlar (metan, etan, propan, butan hexan vb?), zehirli alkoller (metanol, etanol, propanol, butanol, pentanol vb?) ve biyojen aminler (örneğin histamin bu allerjiye sebep olur.) üretir. Bunlara ilavetten bağırsak içeriğinin pH?sı nötürleştiğinden NH4+ (Ammonyum) yerine NH3 (Amoniak) ortaya çıkar, bu ise diğer zehirli maddeler gibi positif veya negatif yüklü olmadığından onlar gibi kolayca kana karışır. Kandaki bu zehirli maddeler asidoza (kanın ve dokuların asitlenmesi) sebep olabilir, bu ise tehlikelidir.</p>
<p>Bu zehirli ve zararlı maddeleri arıtmak için karaciğer çok yoğun çalışmak zorunda kalır. Neticede karaciğer kendi asli görevi olan enzim, hormon ve gallikasit gibi bilinen 400 çeşit maddeyi salğılamakta zorlanır ve salğıladığı maddelerin kalitesi düşer. Buda besinlerin tam olarak sindirilememesi demektir. Bu durum başta sindirim organları: mide, pankreas ve bağırsaklar olmak üzere organları negatif etkiler. Büylece ortaya bir şeytan üçgeni oluşur ve kişi hiç beklemediği organlarında ağrılar ve iltihaplar vede hastalıklar ortaya çıkar.</p>
<p>Homocystein: Bir diğer önemli faktörde bağırsakflorasının bozulması sonucu, faydalı bakterilerin üretiği B12-Vitamini ve besinlerdeki B6 Vitamini ve folikasit oranında düşme olur. Aminosaitlerden methionin hücre yenilenmesi sırasında proteinların ana maddesidir. Methionin proteine dönüşürken artık madde olarak homocystein ortaya çıkar. Homocystını B6 ve B12-Vitamileri ile folikasit zararsız hale getirir. Bu vitaminlerin oranını düşmesi homocystein ornının artması demektir. Homocystein ise kalitesiz kolesterolu (LDL-Kolesterolu) oksitler. Oksitlenen kolesterol savunma sistemi tarafindan tehlikeli madde olarak alğılanır vede özelikle makrofaj tarafından yenir. Sürekli oksitlenmiş kolesterol yiyen makrofaj patlıyarak ölür ve ortaya sümüksü, süngerimsi ve yapışkan bir madde ortaya çıkar.</p>
<p>Curuf: Uzmanlar buna kolesterol desede bu kolesterol olmayıp plak, curuf veya artık madde diye anılması gereken bir maddedir. Curuf (plak) başta damarların iç yüzeyi, bağ dokusu, hücre araları ve mukozaya (sümüksü içderi özeliklede bağırsak mukozası ) yapışır ve bir çok hastalığa sebep olur. Çare gökçek iksiriindir, Gökçek iksiri bağırsak içeriğini hafif asitli ortama çevirerek, buraya yerleşmiş olan mikropları (patojen bakteriler, viruslar, mantarlar ve parazitler) yokeder. Gökçek İksiri curufları (Curuf nedir?&#8217;e bak) eritir ve böylece mikroplar ortaya çıkar. Ortaya çıkan mikropları immün sisteminin savunma güçleri (Makrofaj, B-Hücreleri, T-Hücreleri vb.,) tanır ve onlara karşı bir taarruz (mücadelle) başlatır. Bu mücadele nedeniyle geçici olarak 1-2 hafta ağrılarınız artabilir. Bu korkulacak bir durum değildir, aksine bağışıklık sisteminin etkisi dokulardan sökülen curuf, ,iltihap ve mikroplar nedeniyle tepki oluşmasındadır. Bu korkulmaması gereken geçiçi bir durumdur. Hastalığın bu belirtisine Almanca &#8221;Erste Verschlimmerung&#8221; , yani ilk kötüleşme denir ve immün sisteminin hastalığı yoketmeye başladığına işarettir. Curuflar ve Bağırsaklar aynı bataklığa benzer, burayı kurutup güzel bir çiçek bahçesine çevirirseniz hastalıkların % 99?unu önlemiş olusunuz. Aksi halde hastalıklardan kurtulmanın yolu yoktur. (Nhp 12.03.1722)</p>
<p>Intrinsic faktorü: Bir diğer önemli faktör ise Mide mukazası aşırı katkı maddesi içeren besinler (konserveler, çikolata, keks vb.), soft içecekler (kola, fanta vb.) alkol, sigara ve kimyasal ilaçlar (asprin, penisilin, kortison, paracetamol vb.) nedeniyle tahrip olur. Böylece zamanla çok kolay gastrit (mide iltihaplanması, mide mukazası iltihaplanması ) oluşur. Bu nedenle Mide yeterince intrinsic fakrorü (sialinasitli glukoprotein) salğılızamaz. Intrinsic faktorü B12-Vitamini, Folikasit, Methionin ve minerallerin bağırsaklar tarafından absorbe (emilme) edilmesini sağlar. Yani nasılki diabet hastaları için insulin nekadar önemli ise besinlerin sindirilmesi içinde İntrinsic faktorüde o kadar önemlidir. İntrinsic faktorünün yetersizliği vitamin ve mineralyetersizliğine sebep olur. Neticede bir çok hastalık ortaya çıkar ve bunlardan bazıları: Allerji, derihastalıkları, sindirim organlarindaki rahatsızlıklar, vb hastalıklar ortaya çıkar.</p>
<p>Gökçek İksiri başta her türlü allejiki bunlarin başında: baharnezlesi (pollinosis), nörodermatoz (herhangi bir besin maddesini yeyince uyuz gibi kaşınma, deride sulu, kabarcıklı, kızarık ve allerjik ekzem), hayvan tüy veya kılına karşı allerji, allerjik astım, gatrit, enterit (incebağırsak iltihaplanmasi), kolonit (kalınbağırsak iltihaplanmasi), artrit, sinuzit, tonsilit, iltihapli hastaliklar, enfesiyonlar, immunzafiyeti ve sindirim organlarindaki zafiyetlere karşı kulanılır. Gökçek İksiri mide ve bağırsak mukozasınındaki (sümüksü içderi) hücreleri yeniler (rejenarasyon). Rejenerasyonu Gökçek İksiri ve Gökçek Tonik hariç hiçbir ilaç sağlıyamaz. Gökçek İksiri ve Gökçek Tonik bataklığı kurutacak tek ilaçtır.</p>
<p>Pankreas amilaz, lipaz, tripsin ve chymotripsin gibi anzimler salğılar, amilaz nişastayı dextrin, ve maltoza, lipaz yağları yağasitleri ve gliserol?a tripsin proteini aminoasitlere vede chymotripsin proteinları aminoasitlere parçalıyarak ayırır. Böylece nişasta (polisakkaridler), protein ve yağlar parçalanarak absorbe edilecek halde gelir. Şayet pankreas tahrip olmuş ve yeterince enzim salgılıyamıyorsa incebağırsaklarda parçalanamayan protein ve yağlar kalınbağırsaklardaki bakteriler tarafından parçalanırki, buradaki yanlış parçalanma neticesinde proteinler aminoasitlere değil biojen aminlere (histamin..) ortaya çıkar.</p>
<p>Gökçek İksiri pankreası güçlendirici en ideal ilaçdır. Normal olarak böbreküstü bezeleri yeterince histamin üretir, enzim yetersizliği nedeni ile bağırsaklarda oluşan fazladan histamin ise damarları ve broşları büzer ve besinallerjisi ortaya çıkar. Pankreas ayrıca Na HCO3 (Sodyumhidrogenkarbonat) salğılar ve bu mideasidini hafif asit faza cevirir. Böylece (HCl+NaHCO3&#62;NaCl+CO2+H2O) incebağısaklardaki sindirimi kolaylaşir. Pankreas rahatsızlıklarının belirtileri tıkanma, şişkinlik ve karınağrısı (kolik) gibi rahatsızlıklarla ortaya çıkar ve bu çoğu kez bağırsak rahatsızlığı zannedilerek yanlış anlaşılır. Gökçek iksiri pankreası güçlendirici en ideal ilaçdır.</p>
<p>Şayet hayvansal besin maddeleri yiyince çay, kahve ve alkol içince kişi aşırı duyarlılık gösterip rahatsız oluyorsa, bu pankreas zafiyetine işarettir. Bu durumun devam etmesi bağırsaklarında rahatsızlanmasına sebep olur (Nhp 2.02.160). Pankreas zafiyeti nedeniyle incebağırsakta sindirim anormalikleri olur ve buda bağırsaklarda histamin oluşmasına neden olur ve bu nedenle ortaya çıkan allerjiye karşı antihistaminika yazmak yanlıştır. Gökçek İksiri pankreası güçlendirici en ideal ilaçdır ve Gökçek İksiri ölüm hariç her türlü derde devadır.</p>
<p>Gökçek İksirini oluşturan 19 şifalı bitki ve sirke üzerinde ayrı ayrı bir çok klinik araştırması yapılmış ve etkileri ispatlanmıştır. Bu konuda Limon, Sarımsak ve Sirke üzerine monografi yayınlıyacağım. Sarımsağın kolesterolu önlediği, antibakteriel, antiviral, antimikozit özelikleri bilinemktedir.Yine limon ve sirke üzerinede yapılan arştırmalarda aynı yönde bir çok etkilerinin oluğu tesbit edilmiştir. Fakat sarımsak taze olarak kulanıldığında etkili olduğu taze kulanılıncada koku yapması vede tansiyonu düşürmesi nedeni ile pek terçih edilmemekteidi. Limon çok çok önmeli bir şifa kaynağı olmasına rağmen fazla kulanıldığında mideye sirke gibi zarar verebilmektedir.</p>
<p>19 Şifalı Bitki ile sarımsağın kokusunu minimum seviyeye indirdik, mideye dokuma yerine mideye fayda vermekte şişkinlik, tıkanma, hazımsızlık ve yanma gibi rahatsızlıklarıda iyileştirmesi ve bu yedi elementin bir sinerji (görevdeş, birlikte görev yapma) oluşturmaları ile etkileri çok çok yükselmektedir. Bu bitkiler sindirim rahatsızlıkları ve kansere karşı vede bağışıklı sistemini güçlendirir ve antibiyotik (bakterileri öldürücü), antiviral (virüsleri öldürücü) ve antimikozit (mantarları yokedici) vede şeker karşı etkisi ispatlanmıştır.</p>
<p>Nasılki güvenlik güçleri gerektiğinde teröre karşı hava, kara, mit, özel tim ve jandarma gibi kuvvetlerini kulanarak imha ediyorsa. Gökçek İksirinide oluşturan 19 şifalı bitki ve sirkede bir birini desteklemekte ve güçlendirmektedir. Şüphesi olan alsın kulansın, ama almadan önce kan tahlili yaptırsın, eğer etkisi olmadı derse ben ona aldığı ürünün 10 katını öderim. Doğru olmak şartı ile. Bazıları çıkıp buraya yazı yazıyorlar, ya insanları kandırma diye. Ben üç ürünün distribütörlüğünü yapıyorum. Gökçek İksirine ayıracağım zamanın yarısını ayırsam kat ve kat daha fazla para kazanırım. Ama Gökçek İksiri her türlü eksotik üründen 4-5 kat daha etkili iken ben neden çok çok daha pahalı olan ürünlerin tanıtımını yapayım.</p>
<p>Ben noni, aloe vera ve herbalife distribütörüyüm. Gökçek İksiri yerine bu ürünleri pazarlasam benim kazancım en az 10 katı olur. Bu eksotik ürünlerde etkilidir, fakat etkilerini Gökçek İksiri ile karşılaştırmak mümkün değildir, çünkü hiçbiri curuf çözücü değildir. Bu nedenlede etklileri kalıcı değildir. Ben 1 sene noni, 1 sene aloe vera, 1 sene çörek yağı kulandım ve şimdide 6 aydır Gökçek İksiri kulanıyorum. Hiçbir ürün Gökçek İksirine denk değildir. Ama ilaki eksotik ürün isteyenlere eksotik ürünlerde gönderebilirim. (<a href="http://www.aloeverabu.com">www.aloeverabu.com</a>, <a href="http://www.nonibu.com">www.nonibu.com</a>, <a href="http://www.kilover.biz">www.kilover.biz</a> ).</p>
<p>Gökçek İksirinden günde 3 defa 2 yemek kaşığı yemekten önce alınmalırır. Şayet hastalık ağırsa günde 5 defa 2 yemek kaşığı alınabilir. Bazı hastaların bünyesi hassas olduğundan bu ağır gelebilir. O zaman dozajı günde 5 defa 1 yemek kaşığına indirmek gerekir. Yani günde günde kişi 5 defa 10-30 ml alabilir. Şayet bünyenize ağır gelmiyorsa 5 defa 30 ml, eğer ağır buluyorsanız 5 defa 10 ml almanız uygun olur. Tadı bebekler ve küçük çocuklar çok acı bulunursa portakal suyu ile alınabilir. Bebekler için günde 5 defa bir çay kaşığı küçük çocuklar için günde 5 defa 1 tatlı kaşığı uygundur.</p>
<p>Safra taşı nasıl kurtulursunuz? Karaciğerlerinde problem olanlarda çok nadir, çok yoğun olan curuf karaciğerden safra kesesine aktarılır. Safra kesesinde yoğunlaşan curuf normal olarak dışarı atılır, nadiren curuf çok yoğun gelirse çamurlaşmaya sebep olabilir. Bu çamurlaşmaya karşı özel bir temizlik yöntemi gerekir. İngiliz tuzu (Epsom Salt, Magnezyum Sulfat) içerek safra kanallarını genişletir. Bu mineral doğada bulunan bir mineraldir. İçildiğinde tüm kas ve ruh sistemini gevşetir. Bu teknik ile dünyada milyonlarca insan safra taşlarından kurtulmuştur. Hamiler ve çocuklar dahil kulanabilir. Dolayısıyla çamur için hiç endişelenmenize gerek yok. 1 gece de bile kurtulabilirsiniz. 30 gram ingiliz tuzu 300 ml suda çözülür ve yudum yudum 5-10 dakika da içilir. Ve 15-20 dakika sonra yarım bardak zeytin yağı ve yarım bardak limon suyu karıştırılarak içilir. Böylece safradaki çamurlaşma tamamen dışarı atılır ve taş oluşması önlenir. Magnezyum sulfatın tıbta kulanılan türü ile kulanılmayan türüde mevcuttur.</p>
<p>Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir&#8217;i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.</p>
<p>Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet</p>
<p>Sahtelerine dikkat: Gökçek İksir&#8217;den başka uyduruk iksirlerde var aman dikkat: Üsküdar’dan beni arayan bir vatandaş abi senin iksir dediğin şey içemedim valla midem deliniyordu bu ney ya böyle dedi.Bende sordum nerden aldın nasıl bir şey üzerinde ne yazıyor diye.Hayat İksiri diye bir iksir üreten bir aktar varmış bizi taklit etmiş.Burada Gökçek İksiri&#8217;nin birleşiminde şu şu bitkiler var diye yazıyorum.Buna bakarak o da iksir yapmış, oysa ki bu bitkilerin bazıları Gökçek İksirin içinde nano gram oranında bazıları ise 100-200 gram oranında bulunur.Şimdi beni arayan vatandaş bu iksir neden bu kadar kötü midemizi yaktı nerdeyse midem delinecek zannetim diyor.Öğreniyorum ki biri taklit etmiş Üsküdar‘da ki bu vatandaş milletin midesini delcek sahte iksir üretmiş.Ama insan ne aldığına nerden aldığına dikkat etmez mi?İksir diyince aklına Gökçek İksir geliyor.Üzerinde ne yazdığına bakmıyor.Bizi taklit eden çok kişi var.Bu nedenle şube vermiyoruz.Herkes böyle sahte iksirler den şikayetci.Bana şubeniz var mı diyorlar.Hayır yok.Ve asla taklidini alıp sağlığınızla oynamayın.Çeşitli isimler adında üretilen sahte iksirler den kaçının.Sahte iksir kullanıp da kötüleşenler var.Lütfen dikkat.Bizim Gökçek iksirin içinde mideyi kuvvetlendirici ve koruyucu şifalı bitkiler var ve bu nedenle mide ve bağırsak rahatsızlıklarına karşı da kullanılır.Eğer mide ve bağırsak rahatsızlıkları çok ağırsa o zaman Gökçek Tonik gerekir.</p>
<p>Geniş bilgi için et-peynir, çay, curuf ve asidoz&#8217;a bakın</p>
<p>Gökçek İksiri daha önce Aloxi olarak sunduğumuz buluşun geliştirilmiş şeklidir.</p>
<p>Gökçek İksirinin yantesiri var mı? Hayır yok.</p>
<p>Açıklama: Hayvansal besinler damarların iç yüzeyinde (mukazasında) curuflarr olşmasına (yağlanmasına) neden olur. Damarların yağlanarak sertleşmesi yüksek tansiyona sebep olur. Damarlar yaşalandıkca beyin, kalp, penis ve vajinaya yeterince kan gitmemesi demektir. Buda felç, kalpkrizi, rekeklerde iktidarsızlık ve kadınlarda cinsel isteksizliğe sebep olur. Hayvansal besinleri azaltmak, hatta peyniri asla yememek gerekir. Gökçek İksiri ile tıkanan damarlar açılır ve kişide beyin kanaması, kalpkrizi erkeklerde iktidarsızlık ve kadınlarda cinsel isteksizlik rizikoları ortadan kalkar.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Horlama ve Tedavisi]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/29/horlama-ve-tedavisi/</link>
<pubDate>Wed, 29 Oct 2008 11:58:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/29/horlama-ve-tedavisi/</guid>
<description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz istatistiklerine göre normal erişkin insanların en az %45&#8242;i zaman zaman horl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignleft" title="horlama" src="http://www.hekimim.com/haberler/horlama.jpg" alt="" width="225" height="300" /></p>
<p>Kulak Burun Boğaz istatistiklerine göre normal erişkin insanların en az %45&#8242;i zaman zaman horlamaktadır. %25&#8242;i sürekli olarak horlamaktadır. Horlama problemi en sık şişman erkeklerde görülür ve yaşla birlikte her geçen gün artar.<br />
A.B.D. de 300 den fazla firma horlamaya karşı cihaz geliştirmiştir. Bazı modeller pijama arkasına tenis topu yapıştırmak gibi eski bir modelin modifikasyonlarıdır (Sırt üstü yatarken horlama daha çok artar.). Çene ve boyun askıları, boyunluklar ve ağız içine yerleştirilen cihazlar hiçbir yarar sağlamamıştır. Horlama sesi ile çalışıp hastayı uyandıran elektronik cihazlar bulunmuştur. Bütün bunlar hastanın horlamadan uyuma alıştırmaları olarak düşünülmüştür. Ancak maalesef horlama kişinin kontrolünde olmayan bir problem olup tüm bu cihazlar hastayı sadece uyutmamaya yöneliktir.<!--more--><br />
 <br />
HORLAMANIN NEDENİ NEDİR?<br />
 <br />
Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçiminde ki sese horlama denir. Dilin arkası ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır. Horlayan biri aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir.<br />
Dil ve boğaz kasları gerginliği azalmıştır. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olay alkol yada ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar. Bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilmektedir.<br />
Boğazdaki dokuların aşırı büyük olması. Büyük bademcik ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama nedenidir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu sebep olarak gösterilir. Kist ve tümörlerde nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir.<br />
Yumuşak damak ve küçük dilin aşırı sarkık ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltır. Hava yoluna sarktığı için bir valv gibi horlamaya neden olur.<br />
Burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşırı vakum yaratır. Bu vakum boğazda kollabe olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun açık iken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum neden bazı insanların sadece allerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah etmektedir. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun orta bölmesinin yan taraflara taşması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılanıdır.<br />
HORLAMA CİDDİ BİR SORUN MUDUR?<br />
 <br />
Sosyal olarak evet! Bu aile yaşamında ciddi bir şekilde tehdit eder. Horlayan kişi alay konusu olur. Ailenin diğer bireyleri için uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur. Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. Tıbbi olara evet! Kişinin kendine verdiği zarar daha büyüktür. Dinlenilmeden geçirilen geceler vardır. Aşırı horlayan kişilerde yüksek tansiyon horlamayan kişilere göre daha sık görülür. Horlamanın en ağır formu “tıkayıcı tipte horlama hastalığıdır.” “Uyku apnesi” diye bilinen bu hastalıkta şiddetli horlama nefessiz kalınan bir dönemle kesilmektedir. Bu sırada solunum tam durmuştur. 10 saniyenin üzerindeki nefessiz kalma nöbetlerinin bir saat içinde 7 den fazla görülmesi yaşamı ciddi şekilde tehdit eder. Bu durumda doktorunuzun size bir uyku merkezinde inceleme yapılmasını önerecektir. Apneli (nefesin kesilmesi) hastalarda saatte 30-300 defa tıkanmalara rastlanılmaktadır. Böylelikle uykuda kan oksijen düzeyi aşırı oranda düşer. Oksijenin düştüğü bu dönemde kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır. Bir süre sonra kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon ve kalp büyümesi yerleşir. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçebilmektedirler. Derin faz gerçek dinlenme için tek yoldur. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve verimsiz geçecektir. Araba kullanırken yada iş başında uyuklamalar görülecektir.<br />
 <br />
HORLAMA TEDAVİ EDİLEBİLİRMİ?<br />
 <br />
Horlamanın bir çok tipi tedavi edilebilir. Erişkin horlayan kişiler için aşağıda sıralana önerilere uyulmalıdır.<br />
İyi bir adele tonusu kazanmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmeli.<br />
Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen allerji ilaçlarını uykudan önce almamalı.<br />
Uykudan 4 saat önce alkol almaktan sakınmalı.<br />
Uykudan 3 saat önce ağır yemekten sakınmalı.<br />
Aşırı yorgunluktan sakınmalı.<br />
Uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmeli. Eski bir öneri olarak pijama sırtına tenis topu dikmek hala faydalı bir metot dur. Böylelikle sırt üstü uyumaya engel olunur.<br />
Yatağınızın baş tarafı daha yukarıda olacak şekilde tüm yatağınız yaklaşık olarak 10 cm bir tarafa doğru çeviriniz. Bu amaçla yatağınız bir tarafı altına bir tuğla yerleştirmek amacınıza uygun olacaktır.<br />
Evde horlamayan kişilerin sizden önce uykuya geçmeleri için onlara süre tanıyın.<br />
Her pozisyonda horlayan kişiler “ağır horlayan” olarak isimlendirilir. Bu kişilerin yukarıdaki önerilerden daha fazla yardıma ihtiyaçları vardır.<br />
 <br />
Horlama kişi ve ailesi için zararlı hale geldiğinde uzman doktorunuz ile görüşmeniz uygun olacaktır. Bu özellikle uyku sırasında nefes alamama problemi olduğunda (Yüksek sesli horlama nefessiz kalma dönemi ile kesilmektedir.) Doktorunuza baş vurmanız daha da önem kazanmaktadır. Horlama hastasının burun, ağız, boğaz ve boynunun detaylı muayenesi yapılmalıdır. Horlamanın boyutu ve horlayan kişinin sağlığını belirlemek açısından uyku laboratuarı çalışmaları değerlidir.<br />
 <br />
Tedavi şüphesiz tanıya dayanır. Bu allerji veya enfeksiyon tedavisi gibi basit yada bademcik geniz eti veya burun bozukluklarının cerrahi gerektirir biçimdedir. Horlama &#8211; Nefessiz kalma hareketli dokuların sabitleştirilmesi ve hava yolunun daha genişletilmesini sağlayan horlama ameliyatlarından başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Buna uvulopalatofarengoplasti ameliyatı (UPPP) adı verilmektedir. Hasta için bademcik ameliyatından çok farklı his vermez. Laser&#8217;ın kullanıldığı Laser-assisted uvulopalatoplasti (LAUP) lokal anestezi ile yapılabilen bir başka ameliyattır. Cerrahinin çok riskli veya hasta tarafından istenilmediği durumlarda boğaza basınçlı hava veren maske takarak (CPAP) uyuyabilir. Kronik olarak horlayan her çocuk KBB uzmanı tarafından detaylı olarak muayene edilmelidir. Bademcik ve geniz eti ameliyatının gerekli olduğu durumlarda cerrahi müdahale çocuk sağlığına ve gelişimine çok önemli yararlar sağlayacaktır.<br />
 <br />
Unutmayın: Horlama nefes almanın tehlikeli biçimde kesilmesidir. Horlama komik değildir, umutsuz hiç değildir.<br />
Yukarıdaki bilgiler Türkiye Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Vakfından alınmıştır.</p>
<p> </p>
<h2 class="kirmizi" style="margin:10px 0;">Horlamanın tedavisi</h2>
<div id="yazi"><em> &#8221;Burada öncelikle hastanın tanısının iyi konulmuş olması gerekiyor. Eğer apneleri yoksa ya da apne indeksi düşük ise burun tıkanıklığı, yumuşak damak <a href="http://nedir.diyadinnet.com/ve/">ve</a> küçük dildeki ya da dil kökündeki engellemeler ya da tıkanıklıklar değişik tekniklerle düzeltiliyor. Ancak çoğu kez bu operasyonlara gitmeden önce hastanın kilo vermesi, düzenli yaşaması, <a href="http://eliflamraa.wordpress.com/wp-admin/SaglikBilgisi-568&#38;Saglik=sigaran%C4%B1n-v%C3%BCcudumuza-zararlar%C4%B1-nelerdir">sigara</a> ve alkolün kesilmesi öneriliyor. </p>
<p><strong>Horlamanın tedavisindeki yenilikler nelerdir?<br />
</strong>Apnelerin olmadığı basit horlamanın tedavisinde giderek basitleşen yöntemler geliştirildi. Önceleri <a href="http://nedir.diyadinnet.com/lazer/">Lazerle</a> yapılan yumuşak damak ve küçük dil küçültme işlemleri giderek radyofrekans dalgalarının kullanılması <a href="http://nedir.diyadinnet.com/ile/">ile</a> yaygınlaştı.</p>
<p><strong>Radyofrekans tedavisi nedir?<br />
</strong>Radyofrekans, lokal <a href="http://nedir.diyadinnet.com/anestezi/">Anestezi</a> ile yumuşak damak uyuşturulduktan sonra iğne gibi bir girişle yumuşak damak içerisine uygulanmakta ve böylelikle yumuşak damağın gerginleşmesi ve küçük dilin küçülmesi amaçlanıyor. Bu uygulama bazen tekrarlanmayı gerektirebiliyor. Genellikle 10 dakikayı geçmeyen bir sürede uygulanıyor. Çoğu kez ağrısız, kanamasız basit bir operasyondur.  Eğer hastada dil kökü ya da burun içi sebepler de varsa genel anestezinin tercih edilmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Damağa implant yerleştirme tedavisi nedir?<br />
</strong>Bu yeni bir tedavi yöntemi,  deneme aşamasında. Yumuşak damak içerisine yine lokal anestezi ile 3 adet ince implant yerleştirilerek yumuşak damak gerginleştiriliyor. Bu teknik çok basit gibi görünmekle beraber implantların yerinden çıkması gibi yan etkileri olabiliyor. Ancak basit gibi görülen tüm bu teknikler sadece ve sadece basit horlaması olan yani apne indeksi yüksek olmayan hastalara uygulanıyor.</p>
<p><strong>Uyku apnesi hastalığının tedavisi ayrı mıdır?<br />
</strong>Eğer horlayan hastanın apne indeksi belirli bir oranın üzerinde ise kesinlikle bu hastaların basit tekniklerden yarar göremiyorlar. Bu durumdaki hastaların tedavisi uyku kliniklerinde veriliyor. Hastaların CPAP denilen maskeleri takarak uyumaları sağlanıyor. Bu maskeler uykuda hastaya daimi, <a href="http://nedir.diyadinnet.com/pozitif/">Pozitif</a> basınçlı <a href="http://nedir.diyadinnet.com/oksijen/">Oksijen</a> veren araçlar. Başlangıçta çoğu hasta bu aracı kullanmak istememekte ama <a href="http://nedir.diyadinnet.com/zaman/">zamanla</a> yararını çok belirgin bir şekilde gördüğü için bir süre sonra rahatlıkla kullanıyorlar.</p>
<p><strong>Horlamada doğru bilinen yanlışlar nelerdir?<br />
</strong>Bizde horlama aslan kükremesine benzetilerek adeta övülen bir erkeklik belirtisi olarak kabul ediliyor. Oysaki tüm sürekli devam eden horlamalar bir <a href="http://eliflamraa.wordpress.com/wp-admin/Saglik-Bilgisi">Sağlık</a> sorunu işareti ve bir hastalık olarak kabul edilmesi gerekiyor.</p>
<p>Aşırı kilo durumlarında hastanın kilo vermesini önererek düzelebileceğini sanmak da doğru değil. Genellikle uyku apnesi olan bu hastalarda kan oksijen düzeyi düşük olduğundan yağ dokusu yakılamıyor. Eğer uygun tedavi hemen başlanmışsa kilo ancak bu durumda verilebiliyor.</p>
<p><strong>Basit horlamadan kaçınmanın yolları nelerdir?<br />
</strong>Alkol ve sigara kesilmesi, kiloya dikkat edilmesi, göbek çevresi yağ dokusunun eritilmesi, spor yapılması, <a href="http://eliflamraa.wordpress.com/wp-admin/ile-ilgili-bilgiler/saglik.php?BilgiBul=stres">stres</a>in yönetimi, akşam <a href="http://eliflamraa.wordpress.com/wp-admin/Yemek-Tarifleri">yemek</a>lerinin az ve yatmadan en az 3 <a href="http://nedir.diyadinnet.com/saat/">Saat</a> önce yenilmesi, yan yatılması, yatak ve yastık alışkanlıklarına dikkat edilmesi gerekiyor. Uyku hapları ve sakinleştirici ilaç alınması durumu düzeltmez. Varsa akciğer, mide ve barsak sorunlarının düzeltilmesi gerekiyor</p>
<p><strong>Horlamadan kurtulmak için öneriler</strong></p>
<p>-İyi bir adele tonusu kazanmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmeli.<br />
-Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen <a href="http://saglik.diyadinnet.com/alerji/">Alerji</a> ilaçlarını uykudan önce<br />
almamalı.<br />
-Uykudan 4 saat önce <a href="http://nedir.diyadinnet.com/alkol/">Alkol</a> almaktan sakınmalı.<br />
-Uykudan 3 saat önce <a href="http://nedir.diyadinnet.com/agirlik/">ağır</a> yemekten sakınmalı.<br />
-Aşırı yorgunluktan sakınmalı.<br />
-Uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmeli. Eski bir öneri olarak pijama sırtına tenis topu<br />
dikmek hala faydalı bir metot. Böylelikle sırt üstü uyumaya engel olunur.<br />
-Yatağınızın baş tarafı daha yukarıda olacak şekilde tüm yatağınız yaklaşık olarak 10 cm bir tarafa doğru<br />
çevirin. Bu amaçla yatağınız bir tarafı <a href="http://nedir.diyadinnet.com/altin/">Altına</a> bir tuğla yerleştirebilirsiniz.<br />
-Evde horlamayan kişilerin sizden önce uykuya geçmeleri için onlara süre tanıyın.     </p>
<p>ERHUN SERBETÇİ&#8221;</em></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[seven uyuyor ama Sevilen her daim ayakta.. ]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/16/seven-uyuyor-ama-sevilen-her-daim-ayakta/</link>
<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 18:26:35 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/16/seven-uyuyor-ama-sevilen-her-daim-ayakta/</guid>
<description><![CDATA[Hz. Rabia(R.A.) Allah dostudur o. Sevgi denizinde her daim yüzendir o. O, bizim ufkumuzu aydınlatan ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="aligncenter" title="uykucu" src="http://www.kastamonupost.com/kposta3/himages/UYKU1.jpg" alt="" width="191" height="241" /></p>
<p>Hz. Rabia(R.A.) Allah dostudur o. Sevgi denizinde her daim yüzendir o. O, bizim ufkumuzu aydınlatan hiç sönmeyen kandillerdendir. Her gün, yatma vakti geldiğinde, fakir kulübesinin bir köşesine serdiği hazır seccadesine yönelerek: <span style="color:#ff0000;">“Allah’ım! Şu an, bütün sevenler, sevdiklerinin ağuşuna doğru gidiyor. Ben de sana geldim.&#8221; </span>diyerek sabaha kadar, gecesini sevdiğine ibadetle geçirirdi&#8230; Sonra, bütün dünya debdebesinden, kirinden arınmış o madde fakiri, ama mana zengini kulübesinin bir köşesindeki bir hasıra kıvrılarak uyurdu. Birgün yine böyle olur. Sabaha doğru bir hırsız, usulca süzülür kulübeye. Fakat, büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır. Çalmak amaçlı girdiği kulübede, onun ilgisini çeken hiçbir şey yoktur. Çıkmaya karar verir, ama hırsızlığın şanındandır diyerek, hiçbir maddi değeri olmayan bulduğu şeyleri çuvalına doldurur ve kapıya yönelir. Fakat hayır! Kapı yoktur. Dört yanı duvardır. Oysa az önce bir kapıyı açarak girmiştir kulübeye. Ne yana dönse duvar.<br />
 <!--more-->Yönelecek, çıkacak küçücük bir delik bile yok&#8230; Hz. Rabia uyumaktadır. Hiçbir şeyden haberi yoktur. Ya da biz öyle sanıyoruzdur&#8230; Bir süre sonra bunun adi bir iş olmadığının farkına varır ve çuvalı sırtından bırakır. Çuvalı bırakır bırakmaz, biraz önce girdiği kapı beliriverir duvarda. Kapıyı görünce nefsi yeniden kabarır. Çuvalı yeniden sırtlayarak kapıya yönelir. Fakat heyhat karşısında yine kör bir duvar vardır. Bunun üzerine, büyük bir pişmanlıkla, tepeden tırnağa bir samimiyetle pişmanlık ve peşinden iman gelir. Kapı açılır, gözleri yaşlı, girdiğinden çok farklı bir mana kimliği ile kapıya yönelir. İşte o anda duvarlar dile gelir:<br />
<span style="color:#ff0000;">Seven uyuyor. Ama sevilen her daim ayakta&#8230;</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[İlk Filozof]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/16/ilk-filozof/</link>
<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 18:15:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/16/ilk-filozof/</guid>
<description><![CDATA[Her şey şeytanın tek bir sorusuyla başladı. “Neden?” Bu görünürde basit ama alabildiğine derin soru ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div id="msg_141894" class="post" style="text-align:center;"><img class="aligncenter" title="felsefe" src="http://www.firstscience.com/home/images/legacygallery/plasma.jpg" alt="" width="370" height="364" /></div>
<div class="post">Her şey şeytanın tek bir sorusuyla başladı. “Neden?” Bu görünürde basit ama alabildiğine derin soru dünyanın varoluşuna ve bütün acıların önlerindeki setin kırılıp, yeryüzüne yayılmasına sebep oldu.</p>
<p>Neden diye sormuştu şeytan “Neden insana secde edeyim?” Onu çamurdan beni ateşten yarattın, ben ondan daha üstünüm, neden ona tabi olayım. Ateş topraktan üstündür, ben de insandan daha üstün ve hayırlıyım.</p>
<p>Ve Rabbi ona “in” dedi. İn bulunduğun yerden.. Ve lanetim son güne kadar senin üzerine olsun. İn lanetlenmiş olarak!</p></div>
<p><!--more--><br />
“Dedi ki: &#8220;Ey iblis, sana ne oluyor, secde edenlerle birlikte olmadın?&#8221; Dedi ki: &#8220;Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın beşere secde etmek için var değilim.&#8221; Dedi ki: &#8220;Öyleyse ondan (cennetten) çık, çünkü sen kovulmuş-bulunmaktasın.&#8221; &#8220;Ve şüphesiz, din gününe kadar lanet senin üzerinedir.&#8221; (Hicr Suresi, 32-35)</p>
<p>Şeytanın yaptığı davranış , bir mantık yürütmeydi. Hepimizin yaptığı gibi.. Eldeki verilere bakıyor ve bunun sonucunda kendi düşüncesini söylüyor ve bunda direniyordu. Allah’a düşman olmak değildi niyeti. Çünkü büyük bir makamda bulunuyordu.Ve Allah’tan çok korkuyordu. Onun derdi &#8220;&#8221;İnsan&#8221;laydı, insanın bu değeri hak etmediğini ıspatlamaya uğraşıyordu.</p>
<p>“Münafıkların durumu tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana &#8220;İnkar et&#8221; der. İnsan inkar edince de: Ben senden uzağım, çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah&#8217;tan korkarım, der.” (Medeni suresi-101)</p>
<p>Sadece kendisine mantıklı görünmeyen bir duruma karşı, rasyonel bir bakış açısıyla amprik bir bilgi bulmayı umuyordu. Fakat karşısında duran yaratığın kendisine üstün gelen hiçbir yanını göremiyor ve bunu anlamaya çalışıyordu. Açıkcası meleklerde bunu anlayamamıştı ve şöyle bir konuşma geçmişti:</p>
<p>&#8220;Hani Rabbin, Meleklere: &#8220;Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim&#8221; demişti. Onlar da: &#8220;Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?&#8221; dediler. (Allah:) &#8220;Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim&#8221; dedi. Ve Adem&#8217;e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: &#8220;Eğer doğru sözlüyseniz, bunları Bana isimleriyle haber verin&#8221; dedi.&#8221; (Bakara Suresi, 30-31)</p>
<p>Meleklerde bir akıl yürütmede bulunmuştu ve insanın yaradılışıyla ilgili kendi fikirlerini söylemişlerdi. Bu yeni yaratılışla ilgili olarak pek iyi bir şey düşünmedikleri belliydi. Ancak melekle şeytanı ayıran en ince nokta, şeytanın akıl ve mantığa dayalı deneysel bir bilgi arayarak, bu bilgiye ulaşamadığında isyana ve reddedişe yönelmesi, meleklerin ise bu bilgiyi idrak edememelerine rağmen kendi bilgilerinin ve sezişlerinin çok ötesinde bir gerçek olabileceğini kabullenip buna teslim olmalarıydı.</p>
<p>“Dediler ki: &#8220;Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.&#8221; (Allah:) &#8220;Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver&#8221; dedi. O, bunları onlara isimleriyle haber verince de dedi ki: &#8220;Size demedim mi, göklerin ve yerin gaybını gerçekten ben bilirim, gizli tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı da ben bilirim.&#8221; (Bakara Suresi, 32-33)</p>
<p>Melekler bu kabullenişleriyle aslında çok önemli bir gerçeği ifade etmiş oluyorlardı. Aklı tek rehber edinmek ve bu yolda gitmek gerçeğe ulaşmanın bir yolu gibi görünse de, aslına bakıldığında içinde bir kırık döküklük bir eksiklik taşıyordu. Çünkü bu gün bize mantıksız görünen bir şey, belli bir zaman sonra mantıklı, bu gün her yönüyle mantıklı görünen bir şey ise bir süre sonra mantıksız görünebilirdi. Çünkü bu günkü akıl yürütmelerimiz, bu gün sahip olduğumuz bilgilere dayanıyordu. Yarın farklı bir bilgi açığa çıktığında ise, bu akıl yürütmelerimiz ve düşüncelerimizde, ortaya çıkan bu yeni bilginin etkisiyle tam tersi istikamette değişebilirdi.</p>
<p>Bu açıdan bakılınca aslında garip bir paradoxun içine girmek kaçınılmaz. Mantığı bile irdelemek gerekir. Bu gün mantıklı görünmese bile içimizde, derinlerde bir yerden sezişimizle elde ettiğimiz duyguya göre mi hareket etmek daha ”mantıklı”, yoksa akla ve rasyonel bir bakış açısına dayanmayan her bilgiyi reddetmek mi daha “mantıklı”. Gerçekten üzerinde uzun süre düşünülmesi gereken içinden çıkılması çok güç bir paradox. Çünkü bu açıdan bakmaya başladığımızda, aklımıza uymayan ancak içimizden gelen bir hisle hareket ettiğimizde ve sonra yanıldığımızı gördüğümüzde, bu yanılgı bizde bundan sonrası için de tamamıyle duygularımızı devreden çıkarıp, sadece akılla hareket etme gibi yanlış bir davranış biçimi geliştirebilir. Ve bundan sonrası için duygularımıza kulaklarımızı kapatıp, sadece aklın rehberliğinde, sınırlı bir yolculuk içinde yürüyerek, ruhsal olarak alt seviyelerde yaşamaya mahkum olabiliriz. İşin aslına bakılırsa, içten gelen temiz bir duygunun insanı yanıltması ve bir hataya, sonrasında da bir pişmanlığa sürüklemesi, hiçbir açıdan mümkün değildir. Buradaki sorun; bu içimizden gelen duygunun ve derin sezişin kaynağının ne olduğudur. İşte büyük mesele!</p>
<p>Bunu anlamak çok ama çok güç olduğundan duygularıyla hareket etmesini ve yüreğinin götürdüğü yere gitmesi gerektiğini, bir insana tavsiye edebilmek çok büyük bir sorumluluk yükler insana. Bu tavsiye ancak;</p>
<p>Bakmayı bilen gözlerin,</p>
<p>Gözlerinde ruhun ışığını gördüğü</p>
<p>Ve gözlerinden ruhun belli bir süreye kadar tutsak edildiği kalbe ulaşabilen</p>
<p>Ordaki saflığı ve temizliği duyumsayabilen insanlar tarafından, bunu hak eden insanlara yapılır sadece!</p>
<p>Kalpte yalnızca melekler yaşamaz, şeytanlarında odaları vardır ve karşılıklı yaşarlar. İçten gelen bir duygunun her zaman saf ve temiz olduğunu iddia etmek koca bir yanılgıya ve sonu felakete kadar varabilen büyük bir acıya sürükleyebilir insanı. “Yüreğinin götürdüğü yere git” evet ama bu nasıl bir yürek ve bu yüreğin hükümdarı kim?</p>
<p>Şeytanlarda melekler gibi ilham ederler, bir duygu oluştururlar insanda. İşte bu içten gelen duygunun meleki bir duygu mu: İnsanı saflığa ve mutlak hakikate ulaştırabilecek, insanın göremediği ancak kendilerinin görebildiği şeylerle ilgili, insanı bir akıl çıkmazından ve sınırlamasından kurtarıp, ilham ettiği duygularla, şu an için akla mantığa uymayan, ancak sonrası için çok iyi olacağını meleklerin gördüğü ve bu yüzden yarattıkları duyguyla, insanın en iyi kararı vermesi için çırpınan meleklerin, ilham ettiği bir duygu mu?</p>
<p>Yoksa; kalpte bir çatışma ve kirlilik yaratan, çeşitli frekans yanılsamalarıyla araya giren meleki duygu ilhamlarını bile kırılmalara uğratan ve insanı bir iç çatışmasına, çelişkilere sürükleyip, sonrada yüreğinin götürdüğü yere gitmesini ilham eden ve bunun yüceliğiyle kandırmaya çalışan, insanın en büyük düşmanı ve belli bir süreye kadar daimi misafiri olan, lanetlenmiş ve kovulmuş şeytani bir duygu mu?</p>
<p>Dedim ya! Çok güçlü bir paradox.</p>
<p>Bu duyguları ayrıştırabilmek ve kalpte oluşan titreşimleri, bazı kişilere veya olaylara karşı yaklaşımızı belirleme de rehber olarak kullanabilmek için, çok güçlü bir mücadeleye ve saflığa ihtiyacımız var. Ama bu da yetmez! Buna kendimizi layık görebilmemiz, kendimizi tanıyabilecek cesareti gösterebilmemiz ve bunu hissettiğimizde de harekete geçebilmemiz gerekmektedir. “Kendimizi gerçekleştirebildiğimizde” bütün bu iç çatışmalar ve yanılsamalar biter ve aklı devreden çıkarabilecek, tamamiyle başka bir alemde, başka türlü ruhsal değişimler içinde bulunarak, insanlara rehberlik edip, sadece bazı seçilmiş insanlara “Yüreğinin götürdüğü yere git” diyebilecek ruhsal boyutlara ulaşmış oluruz.</p>
<p>Şeytanla, meleklerin ve bu mücadelenin öznesi olan insanın savaşımı, kainatın sonuna kadar bitecek gibi görünmüyor. Şeytanın en büyük silahı hala elinde. Soruların ardı arkası kesilmiyor. Nedenler nasıllar niçinler bitmek tükenmek bilmiyor…</p>
<p>Ama bazen düşünüyorum da; nedenleri, nasılları, niçinleri bırakmanın da vakti geliyor galiba. Çünkü kesin bilgiye ulaşabilmenin bir yolunu bulduğunda insan, sorular bitiyor ve mücadelenin yönü başka bir tarafa çevriliyor. En zor savaşa! İnsanın yalnızca ve yalnızca kendisiyle mücadele edip, &#8220;Kendisini gerçekleştirebilme&#8221; savaşına.. Bir odada hiçbir şeyle uğraşmadan yalnız kalıp, düşünmenin ağırlığına bile dayanamayan, hemen oyalanacak bir şeyler arayan, eli gayri ihtiyari televizyon kumandasına uzanan insan; bütün okları kendine çevirebilme ve kendi kendisinin düşmanı ve aynı zamanda dostu olabilme cesaretini gösterebilir mi?</p>
<p>Bunu başarabildiğinde sadece melekler değil, &#8220;İnsan&#8221;a bütün kainat , onurlu bir boyun eğişle secde edecektir.</p>
<p>Dedim ya sadece bir neden sorusuyla başladı her şey! Neden secde edecekti şeytan insana?</p>
<p>“Hani, meleklere: &#8220;Adem&#8217;e secde edin&#8221; demiştik. iblis&#8217;in dışında (hepsi) secde etmişlerdi. Demişti ki: &#8220;Bir çamur olarak yarattığın kimseye ben secde eder miyim?&#8221; Demişti ki: &#8220;şu bana karşı yücelttiğine bir bak; andolsun, eğer bana kıyamet gününe kadar süre tanırsan, onun soyunu -pek az dışında- kuşkusuz kendime bağlı kılacağım.” (İsra Suresi, 61-62)</p>
<p>Oysa şeytan insanda bulunanı göremedi, anlayamadı.</p>
<p>Yaratıcının kendi ruhundan ona bir nefes üflediğini bilemedi..</p>
<p>Meleklerse insana secde ederek aslında rablerinin emirlerine uyuyorlardı. Bilmeden, anlamadan secde ediyorlardı. Neden Allah, meleklere insana secde etmelerini emretmişti? Oysa melekler sadece rablerine secde ederlerdi. Melekler boşuna üzülmüşlerdi.</p>
<p>Çünkü aslında secde etikleri şey; rablerinin ta kendisiydi!</p>
<p>M.Karahasan</p></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Namaz Ağacı]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/16/namaz-agaci/</link>
<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 18:03:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/16/namaz-agaci/</guid>
<description><![CDATA[Namaz Ağacı Agacin Tanitimi : Bu agacin, dört haftayi temsil eden 4 büyük dali vardir. Günleri de te]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong><img class="alignleft" title="namaz ağacı" src="http://img524.imageshack.us/img524/8395/namazagacioo7.jpg" alt="" width="451" height="621" /></strong></p>
<p><strong>Namaz Ağacı</strong><br />
Agacin Tanitimi : Bu agacin, dört haftayi temsil eden 4 büyük<br />
dali vardir. Günleri de temsil eden 31 tane kücük dali vardir.<br />
Her kücük dalda 5 vakit namazi temsil eden yapraklari vardir.<br />
Ayrica her kücük dalda günlük sadakayi temsil eden bir meyva<br />
bulunur (bu sadaka maddi veya manevi olabilir).</p>
<p>HER BÜYÜK DAL : BIR HAFTA<br />
HER KÜCÜK DAL : BIR GÜN<br />
HER YAPRAK : BIR NAMAZ VAKTI<br />
HER MEYVA : BIR SADAKAYI temsil eder.</p>
<p>Kullanim klavuzu : Her ayin basinda, ayi temsil eden büyük dal<br />
ve haftayi temsil eden kücük dal ile baslanir. Vaktinde<br />
kilinan her namazin ardindan bir yaprak yesil renkle boyanir.<br />
Sayet namaz kaza olarak kilindiysa yaprak sari renkle boyanir.<br />
Sadakayi temsil eden Meyvaya gelince, o da kirmizi renkle<br />
boyanir.Agacin amaci nedir ?</p>
<p>Cocuklari güzel bir yöntemle namaza tesvik etmek ve namaza<br />
alistirmak.<br />
Cocuklari sabira alistirmak, öyle ki yemyesil bir agac elde<br />
ettiginde bir ödül kazanmak.<!--more--></p>
<p>Anneye Babaya itaat: Cocuk annesine babasina itaat ettiginde o<br />
günü temsil eden kücük dali kahverenkle, cocuk yaramazlik<br />
yapip söz dinlemediginde siyah renkle boyanir.</p>
<p>Ayrica Bu Hususlara da Muhakkak Dikkat Edilmesi Gerek :<br />
1-Namazin tamamen ALLAH rizasi icin kilinmasi gerektigini<br />
cocuga anlatilmali.</p>
<p>2-Her agac resmi cocuk odasinda veya cocuga ait bir dolaba<br />
asilirsa verimli olur.</p>
<p>3-Cocukta bikkinlik görüldügünde anne ve babalar bizzat<br />
ilgilenip agaci kendileri boyamali.</p>
<p>4-Cocuk tatli bir dille namaza cagrilmali.</p>
<p>5-Cocuk, namaz vakti girdiginde namaza cagrilmali cünkü namaz<br />
vaktini secemeyebilir.</p>
<p>6-Ilk haftanin ardindan cocukta bikkinlik görülebilir. Bu<br />
durumda büyük bir tesvikle cocugu tekrar heveslendirin.</p>
<p>7-Agacin tümü bittiginde ve yemyesil bir hal aldiginda, cocuk<br />
ödüllenir, arkadaslarina cagirarak kücük bir kutlama halinda<br />
de yapilabilir.</p>
<p>ALINTIDIR</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Evlenince Bir Çift Ayakkabı mı Olacağız?]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/16/evlenince-bir-cift-ayakkabi-mi-olacagiz/</link>
<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 15:09:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/16/evlenince-bir-cift-ayakkabi-mi-olacagiz/</guid>
<description><![CDATA[Bu bir gelenekti, gelinlik kız kulağını kapıya dayar dinlerdi.. genç kız kalbini kadere dayar bekler]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="content">
<p style="text-align:center;" align="right"><em><img class="aligncenter" title="evlenmek" src="http://www.internethaber.com/images/news/58912.jpg" alt="" width="250" height="190" /></em></p>
<p align="right"><em>Bu bir gelenekti,<br />
gelinlik kız kulağını kapıya dayar dinlerdi..<br />
genç kız kalbini kadere dayar beklerdi..</em></p>
<p>Kapının pervazına dokununca, sivrilmiş bir kıymık elini hafifçe çizdi. Bir kaç kandamlası birikti, karardı ama akmadı. Küçük bir “ah” dedi ve sonra yuttu bu “ah”ı.</p>
<p>İçeride bir dünya kurulduğunu biliyordu ama ya bu dünya kalbinin enkazı üstüne kuruluyorsa? Gittikçe sıkıntı bastı. Holde dolanıyor, biraz sonra bitecek bir mahpusluğun geçmek bilmeyen son dakikalarını yaşıyordu. Kapıların hepsi asi bir gelin gibi, gri kilitleri boyunlarına takınmıştı. Duvardaki resim çerçeveleri bu holün dış âleme açılan tek pencereleriydi sanki. Yarı karanlık bu yer belki altı metrekareydi ama içinde büyüttüğü evhamlar her kareyi doldurmaya yetiyordu.</p></div>
<p><!--more--></p>
<p>Bir an ayakkabılara ilişti gözü. Çatlamış betonun üzerine çıkarılmış, birbirinden bağımsız ama birbirinin tamamlayıcısı bir çift ayakkabı… “karı-koca gibi” dedi içinden. Biri nereye giderse öteki de oraya gider; kâh biri öndedir, kâh diğeri… Biri tenden soyununca diğeri de soyunur, biri eskiyince diğeri de eskir ama nedense biri hep diğerinden önce delinir. Arkadan vuranı da çoktur, destek olanı da… “ayakkabı işte” dedi bir çifti tutup düzeltirken… Ayrı duran “iki” yi “bir” ledi, uçlarını aynı yöne çevirdi.</p>
<p>Gelen gencin ayakkabısıydı bunlar, biraz eskiceydi. Demek ki giyecek daha iyi bir ayakkabısı yoktu. Bunlara ihanet etmediğine ve hemen değiştirip atmadığına göre kanaatkâr birisidir diye düşündü… Demek ki bir ucu Hz. İsa’dandı&#8230;</p>
<p>Ayakkabı bağlarına takılmış ot tohumları çarptı gözüne birden. İçinden “öndeki yoldan değil arkadaki patikadan gelmiş” dedi. Evin önü asfalttı ve tüm mahalleli bu yolu kullanırdı. Kimse kestirme olan arazi yolunu sevmezdi. Sanki toprak ve çamur kendilerine çok uzakmış gibi kaçarlardı bu patikadan. Oysa o çok severdi bu yolu, yalnızlığını yolun iki tarafına saça saça yürürdü. Saçtığı yalnızlıklar toprağa karışırdı, kendisi felaha. “o yolu kullanmış” dedi. Bu tohumlar benim de eteğime yapışır her seferinde. Toprağı seviyor dedi ve minik bir gülümseme ekledi düşüncelerine. Demek ki bir ucu Hz. Âdem’dendi.</p>
<p>Bir ara kapı aralandı ve ellerini gördü misafirin. İri ve damar damardı elleri. Okumuş diyorlardı ama elleri neden yıpranmış acaba dedi içinden. Bu bir anlık bakışa perçinlenen resim; sanki bünyesinde mücadeleyi besliyordu. <strong>“Eller bulutlar gibi hafifse dokunmamıştır demire yahut küreğe; beyazsa ve kararmamışsa, ne mürekkep izinden nasip almıştır, ne de duvar sıvasından”</strong>. Çalışan o eller sıva karmış, mala tutmuş gibiydi… Demek ki bir ucu Hz. İbrahim’dendi.</p>
<p>Şimdi sesini duyuyordu gencin, ağır ağır konuşuyordu. Kelimeleri; bir kemalat torbasına elini daldırıp seçer gibi alıyor ve dudaklarına yerleştiriyordu. Sesi ahenkliydi. “<strong>Kaba söz, kaba bir bedenden çığ gibi düşer, düştüğü yeri hayattan koparır. Katı ve sertçe söylenmiş her harf, diğer harflerden zifte batırılarak ayrılmıştır kenara. Serkeş bir dile değdiğine pişman olup ortasından kırılır nazlı elifler…</strong>” O çok nazikti. Sesi kuşdiline çarpıp dönüyor gibiydi. Demek ki bir ucu Hz. Süleyman’dandı.</p>
<p>Ne güzeldi dilinde en sevgili. Efendimizden bahsediyordu. Kendiyle birlikte efendimizin aşkını da getirmişti. Yastık örtüleri daha da beyazlamış, çiçekli danteller gülümsemişti. Cama meyleden sardunya, bir yaprağını bu tarafa çevirmişti. Sehpadan düşen tespih sanki vecde gelmişti. Efendimiz diline değmişti ya sanki tüm oda aydınlanmış, eşyaların özünde kandiller yanmıştı. Sevindi onun efendisini sevdiğine. Demek ki bir ucu Hz. Muhammed Mustafa’dandı. (sav)</p>
<p>Methini çok duymuştu gencin ama yüzünü hiç görmemişti. “<strong>Boyu posu, kaşı gözü bir tavada eritmeli takva ölçeğine dökmeli dedi sessizce. Tüm beşerin gözlerini bir zindana hapsedip, hadi gönül gözlerinizi açın diye bağırmalı.”<br />
</strong><br />
Kasları yavaş yavaş gevşiyordu nedense. “çok komik dedi biz şimdi evlenince bir çift ayakkabı mı olacağız?”, gülümsedi. Ben eteklerimi kapı eşiklerine değdirerek geçerken onun bir bakışından anlayacağım acıktığını ve o aynanın karşısında tıraş olurken bir bakışımdan anlayacak sofranın hazırlandığını.</p>
<p>Sonra bir anda açıldı kapı, az önce zindana kilitlediği gözlerin içinden sıyrılan o iki göz esaretten kaçıp çoktan yerleşmişti gencin yüzüne.</p>
<p>Bir an ruhunda yağmurlar başladı, midesinde bir dağ peydahlandı sanki dizleri sağa sola kayan ayaklarına hükmedemez oldu. Kafasını çevirdi, boynunu çevirdi, kaşlarını-ağzını-burnunu çevirdi ama gözlerini bir türlü çeviremiyordu. Kapıyı açan kimdi bilmiyordu, yine o bilinmeyen kişi kapıyı kapattı, gözleri de kapının sarı tahtasına kapandı… Dakikalardır dolanıp duran ayaklar o an sabit kaldı ve içinde yükselen dağın karları ağır ağır çözülmeye başladı… Bir koku vardı içinde… <strong>Kardelenler kokar mıydı? </strong></p>
<p>Güzellik;<br />
Hafif, esen bir rüzgâr gibi ferahlatıcı,<br />
Pürüzsüz bir denizde yansıyan ışık gibi sakin…<br />
Ay gibi haledendi…<br />
Ve güzelliği çocukların ellerine bölüştürülen ekmek gibi sıcacıktı. İşte o an anladı gencin demek ki bu hali de Hz. Yusuf’tandı…</p>
<p>Ve yine anladı ki o kıymık elini neden peşinen kanatmıştı!</p>
<p>Ayşegül Genç</p></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hâcet Namazı]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/15/hacet-namazi/</link>
<pubDate>Wed, 15 Oct 2008 18:24:33 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/15/hacet-namazi/</guid>
<description><![CDATA[Hâcet namazı   Suâl: Çeşitli dertlerimiz, dileklerimiz oluyor. Bunların hâllolması için hâcet namazı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><strong><img class="aligncenter" title="namaz" src="http://img444.imageshack.us/img444/3682/diskapakbr4ry3ub6.jpg" alt="" width="283" height="320" /></strong></p>
<p><strong>Hâcet namazı</strong><br />
 </p>
<p><strong><em>Suâl: Çeşitli dertlerimiz, dileklerimiz oluyor. Bunların hâllolması için hâcet namazı kılınıyormuş. Bu namaz nasıl kılınır?</em></strong><br />
<strong><em>Cevap:</em></strong> Hâcet namazı birkaç şekilde kılınır:</p>
<p>1- Eshâb-ı kirâmdan Osman bin Huneyf hazretleri anlatır: Gözleri görmeyen bir kimse, gözlerinin açılması için Resûlullaha ricada bulundu. Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Abdest alıp iki rek&#8217;at namaz kıl, sonra şöyle duâ et!: &#8220;Allahümme innî es&#8217;elüke ve eteveccehü ileyke binebiyyî Muhammedin sallallahü aleyhi ve sellem nebiyyirrahmeti.&#8221; Daha sonra gözlerinin açılması için &#8220;Yâ Rabbî Resûlünün hürmeti için gözlerimi aç!&#8221; diye duâ et!) [Nesâî]</p>
<p>O kişinin, namaz kılıp duâ ettikten sonra, gözlerinin açıldığını gördük. (Tergîb)<!--more--></p>
<p>2- Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Allahtan veya insanlardan bir isteği bulunan kimse, güzelce abdest alıp iki rek&#8217;at namaz kılsın! Sonra Allahü teâlâya hamd etsin, Resûlüne salevât getirsin sonra şu duâyı okusun!</p>
<p>(Lâ ilâhe illâllah-ül-halîm-ül-kerîm. Sübhânallahi Rabb-il-arş-il-azîm. Elhamdü lillâhi Rabbil âlemin. Es&#8217;elüke mûcibâti rahmetike ve azâimi mağfiretike vel ganîmete min külli birrin vesselâmete min külli ismin lâ teda&#8217; lî zenben illâ gafertehü velâ hemmen illâ ferrectehü velâ hâceten hiye leke rıdan illâ kadaytehâ yâ erhâmerrâhimîn.) [Bu duâyı İslâm harfleriyle yazıp doğru olarak okumak lâzımdır.]</p>
<p>Hâcet namazı iki, dört veya oniki rek&#8217;at olarak kılınır. Birinci rek&#8217;atta Fâtiha&#8217;dan sonra üç kerre Âyet-el kürsî okunur, diğer rek&#8217;atlerde Fâtiha ile birer kerre İhlâs ve Muavvizeteyn [yâni iki kul'euzü] okunur. Yahut her rek&#8217;atte Fâtiha, Âyet-el-kürsî ve İhlâs okunur.</p>
<p>3- Bir başka hâcet namazı da şöyle:</p>
<p>Yatsı namazını kılıp vitri kılmadan önce, dört rek&#8217;at namaz kılınır. Birinci rek&#8217;atta bir Fâtiha, üç kerre Âyet-el-kürsî okunur. İkinci rek&#8217;atta Fâtiha&#8217;dan sonra üç kerre İhlâs ve Muavvizeteyn [yâni iki kul'euzü] okunur. Üçüncü rek&#8217;atta ilk rek&#8217;atta okunanlar okunur. Dördüncü rek&#8217;atta ise ikinci rek&#8217;atta okunanlar okunur. Namazdan sonra dileğini ister. (İmâd-ül-islâm)</p>
<p><strong>Dilek Duâsı</strong></p>
<p><strong><em>Suâl: Bir dilek için hangi duâ okunur?</em></strong></p>
<p><strong><em>Cevap:</em></strong> (Fetâvâ&#8217;i kâri-ül-hidâye)de diyor ki:</p>
<p>(Murâdı olan meselâ bir yere sağ sâlim gidip gelmek isteyen, tehlikeli bir durumdan kurtulmak istiyen, bir dileği olan kimse, yatacağı zaman abdest almalı. Temiz bir örtü üzerinde oturup, üç salevât okumalı. Sonra besmele çekerek on Fâtiha ve sonra onbir İhlâs okumalı. Sonra üç salevât okumalı. Sonra sağ yanı üzere, yüzü kıbleye karşı olarak ve sağ elini, sağ yanağının altına koyarak yatıp uyumalıdır. Niyet ettiği şeyin nasıl olacağını bi-iznillah rü&#8217;yâda görür.)</p>
<p>(Mekâtîb-i şerîfe) kitâbında buyuruldu ki: Hâcetlere, dileklere kavuşmak için, iki rek&#8217;at namaz kılıp, sevâbını silsile-i aliyye denilen âlimlerin rûhuna hediye etmeli, bunların hürmeti için diyerek duâ etmelidir. Meselâ, &#8220;Yâ Rabbî, filân yere sağ sâlim gidip gelmek nasîb eyle, filân sıkıntıdan beni kurtar.&#8221; gibi duâ ettikten sonra, &#8220;Bu duâmı silsile-i aliyye büyükleri hürmetine kabûl eyle&#8221; demelidir!</p>
<p>Namaz kılmıyanın, harâm işliyenin ve kalbi gâfil olanın duâsı kabûl olmaz. Ehl-i sünnet i&#8217;tikâdında olmıyanın okuması fâide vermez. Hak teâlâ, herşeyi bir sebep ile yaratmaktadır. Bir şeye kavuşmak istiyen, o şeyin sebebine yapışmalıdır. Rabbimiz, insana sıhhat, şifâ vermek için, duâ etmeyi, sadaka vermeyi ve ilâç kullanmayı sebep yapmıştır.</p>
<p><strong>Sıkıntı Hâlinde</strong></p>
<p><strong><em>Suâl: Sıkıntıdan kurtulmak için ne yapmalıdır?</em></strong></p>
<p><strong><em>Cevap:</em></strong> Sıkıntıdan kurtulmak için sebeplere yapışmak lâzımdır. (Çalışmadan duâ eden, silâhsız savaşa giden gibidir) hadîs-i şerîfi de sebeplere yapışmayı emretmektedir. Kur&#8217;ân-ı kerîmde meâlen, (Her zorluğun bir kolaylığı vardır) buyuruluyor. Sıkıntıdan kurtulmanın da çâresi vardır. Hiç boş vakit geçirmemeli, kendine faydalı bir meşgâle bulmalıdır. (Sabır kurtuluşun anahtarıdır) sözüne uymalı, çalışıp sabrederek bir çıkış yolu aramalıdır.</p>
<p>Psikolog doktorlar, sıkıntının başlıca çâresinin meşgâle olduğunu söylüyorlar. Kendinize severek yapacağınız işler bulursanız, rahatlarsınız. Ayrıca ma&#8217;nevî yönden, ba&#8217;zı duâlar okumanız da faydalıdır. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:</p>
<p>(İstigfâra devam edeni, Hak teâlâ, her türlü sıkıntı ve üzüntüden uzaklaştırır, geçim darlığından da kurtarır, ferâhlığa çıkarır, ummadığı yerden rızka kavuşturur.) [Nesâî]</p>
<p>(Hergün sabah akşam yedi kere, &#8220;Hasbiyallahü lâ ilâhe illâ hü aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabb-ül arşil azîm&#8221; okuyan, dünya ve âhıret sıkıntısından kurtulur.) [İbni Sünnî]</p>
<p>(Lâ ilâhe illâllah demek 99 belâyı önler. Bunun en aşağısı hemmdir.) [Deylemî]</p>
<p>(Lâ havle velâ kuvvete illâ billah okumak 99 derde devâdır. Bunun en hafifi hemmdir) [T.Mazharî] [Hemm, gam, üzüntü, sıkıntı demektir.]</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Esma-ül Hüsna ve Sırları]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/14/esma-ul-husna-ve-sirlari/</link>
<pubDate>Tue, 14 Oct 2008 13:14:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/14/esma-ul-husna-ve-sirlari/</guid>
<description><![CDATA[ESMAÜL HÜSNA VE SIRLARI Açıklama: Esma-ül Hüsna ile duaya başlayacağınız zaman önce 99 ismi şerifi b]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><a href="http://eliflamraa.files.wordpress.com/2008/10/esmatablo1.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-959" title="esmatablo1" src="http://eliflamraa.wordpress.com/files/2008/10/esmatablo1.jpg?w=300" alt="" width="300" height="225" /></a><br />
ESMAÜL HÜSNA VE SIRLARI</p>
<p>Açıklama: Esma-ül Hüsna ile duaya başlayacağınız zaman önce 99 ismi şerifi bir okuyunuz<br />
sonra 100 istiğfar ve 100 salatü selam getiriniz. Bir Fatiha, üç ihlas, bir Felak, bir<br />
Nas süresi okuyup sevabını önce Efendimiz Hz.Muhammed (aleyhisselam) sonra<br />
diğer peygamberlere sonra Ashab-ı kiram&#8217;a sonra altın sinsile meşayıhı kiram&#8217;a<br />
hediye etmek lazımdır. Zira Allah dostlarının hatırına duaları kabul eder.<!--more--></p>
<p>Hangi ismi şerifi okuyacaksanız ismin başına &#8220;ya&#8221; kelimesi getiriniz.<br />
Mesela: Errahman ismi şerifini &#8211; ya Rahim şeklinde tesbih ediniz. Burada yazılan<br />
ismi şerif ve dualar Kenzul ulumi-l mehki kitabından alınmıştır.</p>
<p>Hangi tesbihe başladıysanız o ismi şerifi 99 gün çekmeye gayret ediniz. Biiznillah<br />
istek ve hacetleriniz kısa zamanda gerçekleşir. Dualar Allah&#8217;a edilir, duaları Allah<br />
kabul eder. Bize düşen sebat ve gayrettir. Tevfik Allah&#8217;tandır.<br />
&#8221; Allah&#8217;ın güzel isimleri vardır,<br />
Onunla kendisine dua ediniz.&#8221;<br />
(Araf 173)</p>
<p>İSMİ CELİL ANLAMI TESBİH ADEDİ TESBİH NİYETİ</p>
<p>Er- RAHMÂN Bütün Yaratılmışlar hakkında hayır ve merhameti tercih eden günde 298 Dünya ve Ahirette Allah&#8217;ın sevgilisi olmak</p>
<p>Er- RAHÎM Çok merhamet eden, büyük nimetler veren. günde 258 Maddi ve Manevi Rızıklar</p>
<p>El- MELİK Bütün Kainatın Tek Sahibi ve mutlak hükümdarı. günde 90 Emir sahibi olmak, maddi ve manevi güçlü olmak</p>
<p>El- KUDDÛS Hatadan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten pek uzak, pek temiz günde 170 Günahlardan kurtulmak ve kalp temizliği</p>
<p>Es- SELÂM Kullarını selamete çıkaran, Cennetteki bahtiyar kullarına selam veren günde 131 Korkulan herşeyden korunmak</p>
<p>El- MÜ&#8217;MİN Gönüllerde iman ışığı uyandıran, kendine sığınanları<br />
koruyup rahatlatan günde 137 Kötü hastalıklara düşmemek</p>
<p>El- MÜHEYMİN Gözeten ve Koruyan günde 145 İnsanların düşüncelerini anlar<br />
korunur</p>
<p>El- AZÎZ Mağlup edilmesi mümkün olmayan galip günde 94 Düşmanlara galip gelmek</p>
<p>El- CEBBÂR Eksikleri tamamlayan, dilediğini zorla yaptırmaya müktedir olan günde 206 istek ve Arzuların olması için</p>
<p>El- MÜTEKEBBİR Her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteren günde 662 İzzete ve refaha nail olmak</p>
<p>El- HALÎK Bütün varlığı, halleri ve hadiseleri, tayin ve tesbit eden<br />
hepsini yoktan var eden günde 731 İşlerde üzüntüden ve sıkıntıdan kurtulmak</p>
<p>El- BÂRİ&#8217; Eşyayı ve herşeyin vucüdunu<br />
birbirine uygun halde yaratan günde 214 İşinde Başarılı olur, şöhret bulur</p>
<p>El- MUSAVVİR Tasvir eden, herşeye bir biçim ve özellik veren günde 336 Maksat ve merama ulaşmak için</p>
<p>El- ĞAFFÂR Mağrifeti pek çok günde 1281 Bağışlanmak ve günahlardan korunma</p>
<p>El- KAHHÂR Herşeye her istediğini<br />
yapacak şekilde galip<br />
ve hakim olan günde 306 Zalimleri kahretmek için</p>
<p>El- VEHHÂB Her türlü nimeti devamlı bağışlayan günde 14 Sıkıntısız borçsuz bir hayat için</p>
<p>Er- REZZÂK Yaratılmışlara faydanılacak şeyleri ihsan eden günde 308 Bol rızıklı ömür için</p>
<p>El- FETTÂH Her türlü zorlukları açan ve kolaylaştıran günde 489 Maddi manevi hayırlar için</p>
<p>El- ALÎM Her şeyi çok iyi bilen günde 150 ilim zenginliği için</p>
<p>El- KÂBID Sıkan, Daraltan günde 903 Zalimin zülmünden kurtulmak için</p>
<p>El- BÂSIT Açan, Genişleten günde 72 İşlerin büyümesi mal ve paranın bereketi</p>
<p>El- HÂFID Yukardan aşağıya indiren alçaltan günde 1481 Kötüden ve belalardan korunmak</p>
<p>Er- RÂFİ Yukarı kaldıran, yükselten günde 351 İnsanlar arasında ve işinde yükselmek için</p>
<p>El- MUİZ İzzet veren, ağırlayan günde 117 Fakir ve zelillikten kurtulmak</p>
<p>El- MÜZİL Zillete düşüren, hor ve hakir eden günde 770 Düşmanları zelil etmek için</p>
<p>Es- SEMİ&#8217; Herşeyi iyi işiten günde 180 Duaların kabulu için</p>
<p>El- BASİR Her şeyi iyi gören günde 112 Acziyetin kalkması için</p>
<p>El- HAKEM Hükmeden, hakkı yerine getiren günde 68 Haklı davasını kazanması için</p>
<p>El- ADL Çok Adaletli günde 104 Adaletli olmak için</p>
<p>El- LÂTÎF En ince işlerin bütün<br />
inceliklerini bilen, kullarına iyilikler ulaştıran günde 129 Dileklerin olması, kısmet ve rızık için</p>
<p>El- HABÎR Herşeyin iç yüzünden<br />
gizli taraflarından haberdar günde 812 Hafıza ve idrakin genişlemesi için</p>
<p>El- HALÎM Suçlara karşı hemen ceza vermeyen<br />
yumuşak davranan, süre veren günde 88 Ahlak ve hilim güzelliği için</p>
<p>El- AZİM Çok Azametli günde 1020 Sözünün tesirli ve sayırlı olmak için</p>
<p>El- ĞAFÛR Affı ve mağfireti pek çok günde 1286 Günahların affı, kötü ahlakı bırakmak</p>
<p>Eş- ŞEKÛR Kendi rızası için yapılan iyiliklere<br />
daha fazlasıyla karşılık veren günde 526 Talihin açıklığı, bol rızık</p>
<p>El- ALİY Pek yüce, Pek yüksek günde 110 Zilleten kurtulmak ve ilim için</p>
<p>El- KEBİR En büyük, pek büyük günde 232 Hürmet görmek için</p>
<p>El- HAFIZ Yapılan işleri bütün tafsilatıyla tutan,<br />
herşeyi belli bir vakte kadar bela afetten koruyan günde 998 Nefsinin ve malının korunması için</p>
<p>El- MUKÎT Her yaratılmışın gıdasını,<br />
azığını veren günde 550 Muhtaç olunan şeyi kazanmak için</p>
<p>El- HASİB Herkesin hayatı boyunca yapıp<br />
ettiği herşeyin hesabını bütün<br />
detayları ile bilen günde 80 Herkese karşı alnı açık olmak</p>
<p>El- CELÎL Celalet ve Ululuk sahibi günde 5329 Bir zalimi zorbayı zelil etmek için</p>
<p>El- KERÎM Lütfü ve keremi çok geniş, çok bol günde 270 Bol rızık ve kolaylıklara nail olmak</p>
<p>Er-RAKÎB Bütün varlığı gözeten bütün işleri murakabe eden günde 312 Her işte Allah&#8217;ın koruması altında olmak için</p>
<p>El- MUCİB Kendisine dua edenlerin isteklerini veren günde 3025 Duaların kabul olunması için</p>
<p>El- VASİ&#8217; İlmi, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti geniş, müsaadekar günde 137 Ömür uzunluğu, rızık ve sıhhat genişliği için</p>
<p>El- HAKÎM Bütün emirleri ve bütün işleri hikmetli günde 6084 İlim ve hikmet sahibi olmak için</p>
<p>El- VEDÛD Kullarını çok seven, sevilmeye gerçekten layık olan günde 400 Herkesin sevgisini kazanmak</p>
<p>El- MECÎD Şanı büyük ve yüksek günde 3249 İzzet ve şerefin artması için</p>
<p>El-BÂİS Ölüleri diriltip kabirlerinden çıkaran günde 573 Kuvvetli irade ve alacaklarını almak için</p>
<p>Eş- ŞEHÎD Bütün zamanlarda ve her yerde hazır ve nazır günde 319 Şehid olmak, heybetli olmak için</p>
<p>El- HAK Varlığı hiç değişmeden duran günde 108 İmanda, ibadette sabit olup, imanlı ölmek</p>
<p>El- VEKÎL Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran günde 66 Allah&#8217;tan her türlü yardımı görmek için</p>
<p>El- KAVİY Pek Güçlü günde 116 Kansızlık ve vücudun güçlü olması için</p>
<p>El- METÎN Çok Sağlam günde 500 Maddi ve manevi sağlam olmak için</p>
<p>El- VELİY Sevdiği kullarının dostu günde 2116 Her işinde Allah&#8217;ın yardımı için</p>
<p>El- HAMİD Ancak kendisine hamdedilen, bütün varlığın diliyle yegane övülen günde 3844 Kazancın genişlemesi</p>
<p>El- MUHSÎ Sonsuzda olsa tek tek<br />
herşeyin sayısını bilen günde 148 Zekanın kuvvetli olması</p>
<p>El- MÛBDÎ Bütün varlıkları örneksiz ve maddesiz olarak ilk baştan yaratan günde 57 Her işte muvaffak olmak için</p>
<p>El- MUÎD Varlıkları yok ettikten sonra tekrar yaratan günde 124 Elden kaçanı geriye kazanmak için</p>
<p>El- MUHYÎ Can bağışlayan, hayat ve sağlık veren günde 68 İşlerin başarılı olması için</p>
<p>El- MÜMÎT Canlı bir mahlukun ölümünü yaratan günde 490 Harama bakmamak, kötülükten vazgeçmek</p>
<p>El- HAY Diri, herşeyi bilen, herşeye gücü yeten günde 324 Sözü tesirli ve herkesten tazim görür</p>
<p>El- KAYYÛM Gökleri ve yeri, herşeyi tutan günde 156 Allah&#8217;ın izniyle her istekleri olur</p>
<p>El- VÂCİD İstediğini istediği anda bulan günde 196 Kaybedilen şeyi bulmak</p>
<p>El- MÂCÎD Kadr ve şanı büyük, kerem ve iyilikleri pek çok günde 48 Kazancın bolluğu için</p>
<p>El- VAHİD Zatında, sıfatlarında, işlerinde, hükümlerinde, isimlerinde asla ortağı ve benzeri olmayan TEK günde 3669 İstediği olur, kalbi uyanır, aklı nur</p>
<p>Es- SAMED İhtiyaçları ve sıkıntıları gideren tek merci günde 134 Hiç kimseye muhtaç olmamak</p>
<p>El- KÂDİR İstediğini istediği gibi yapmaya gücü yeten günde 305 İstediğini yapmaya gücü yetirmek</p>
<p>El- MUKTEDİR Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunan günde 744 Her işte başarılı olmak</p>
<p>El- MUKADDİM İstediğini ileri geçiren, öne alan günde 184 Daima yükselmek için</p>
<p>El- MUAHHİR İstediğini geri koyan, arkaya bırakan günde 847 Kötü birinin uzaklaştırılması için</p>
<p>El- EVVEL İLK günde 37 Her hayır işinde birinci olmak için</p>
<p>El- AHİR SON günde 801 Ömür uzunluğu için</p>
<p>Ez- ZÂHİR Herşeyde görünen aşikar günde1106 Her meselenin zuhuru için</p>
<p>El- BÂTIN Herşeyden gizli günde 62 Nefsi mutmain ve kalbi geniş olması için</p>
<p>El- VÂLİ Kainatı ve her an olup biten herşeyi tedbir ve idare eden günde 47 Sözünün tesirli insanların sevmesi için</p>
<p>El- MÜTEÂLÎ Aklım mümkün gördüğü herşeyden, her hal ve tavırdan daha yüce günde 551 Devletten istediğini elde etmek için</p>
<p>El- BERR Kulları için daima kolaylık ve rahatlık isteyen, iyiliği çok günde 202 Herhalde iyilik bulmak için</p>
<p>Et- TEVVÂB Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan günde 409 Tövbelerin kabulu için</p>
<p>El- MÜNTEKIM Suçları adaleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran günde 630 Zülüm ve fenalıktan korunmak</p>
<p>El- AFÜV Çok affeden günde 156 Rızık bolluğu<br />
Kalp huzuru</p>
<p>Er- RAÛF Çok lütüfkar<br />
Çok esirgeyen günde 287 Hiçbir varlıktan zarar görmez</p>
<p>MALİKÜ-L MÜLK Mülkün ebedi sahibi günde 212 mal ve kazanca zarar gelmez</p>
<p>Zül Celâl-i Ve&#8217;l İkrâm Hem büyüklük sahibi<br />
hem fazl-i kerem sahibi günde 1100 işlerin kolaylığı için</p>
<p>El- MUKSIT Bütün işlerini denk ve<br />
birbirine uygun yerli yerinde yapan günde 209 Eşler arasını düzeltmek için</p>
<p>El- CÂMİ&#8217; İstediğini istediği zaman<br />
istediği yerde toplayan günde 114 Küsleri barıştırmak için</p>
<p>El- GANİY Çok zengin ve herşeyden müstağni günde 1060 Büyük servet ve geniş rızık</p>
<p>El- MUĞNİ İstediğini zengin eden günde 1100 Geçim genişliği bol rızık</p>
<p>El- MÂNİ&#8217; Birşeyin meydana gelmesine izin vermeyen günde 161 Kaza beladan uzak olmak için</p>
<p>Ed- DÂRR Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan günde 1001 Zararlı kişinin kahrı için</p>
<p>En- NÂFİ&#8217; Hayır ve menfaat verici şeyleri yaratan günde 201 Hastalıktan uzak olur<br />
hastaysa şifa bulur</p>
<p>En- NÛR Alemleri nurlandıran, istediği simalara, zihinlere ve gönüllere nur yağdıran günde 256 doğruyu yanlışı görmek ve kalp nurluğu için</p>
<p>El- HÂDÎ Hidayet veren, istediği kulunu muradına erdiren günde 400 çocukların itaatkar olması için</p>
<p>El- BEDİ&#8217; Örneksiz, benzersiz, hayret verici alemler yaratan günde 86 Allah&#8217;ın yardımına nail olmak için</p>
<p>El- BÂKÎ Varlığının sonu olmayan günde 113 Ömrün uzunluğu, sıhhatin iyiliği için</p>
<p>El- VÂRİS Varlığı devam eden, servetlerin hakiki sahibi günde 707 Uzun ömür, bol mal, bol rızık ve şeref</p>
<p>Er- REŞÎD Bütün işleri ezeli takdirine göre yürütüp, dosdoğru bir nizam ve hikmet üzere sonucuna ulaştıran günde 514 İçki ve zinadan kurtulmak ve güzel ahlak için</p>
<p>Es- SÂBÛR Çok sabırlı günde 298 Başladığı işi kolay bitirmek için</p>
<p>alıntı.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Esma-ül Hüsna ile Tedavi]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/14/esma-ul-husna-ile-tedavi/</link>
<pubDate>Tue, 14 Oct 2008 13:08:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/14/esma-ul-husna-ile-tedavi/</guid>
<description><![CDATA[Esma-Ül Hüsna İle Nasıl Tedavi Yapıldığına Dair Biyoloji İlminin Mucidi Dr. İbrahim Kerim Anlatıyor:]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div style="text-align:center;"><img class="aligncenter" title="esma ül hüsna" src="http://img113.imageshack.us/img113/8301/3errahiymubc8.jpg" alt="" width="360" height="363" /><br />
Esma-Ül Hüsna İle Nasıl Tedavi Yapıldığına Dair Biyoloji İlminin Mucidi Dr. İbrahim Kerim Anlatıyor:</div>
<div style="text-align:center;">Esma-ül Hüsna&#8217;nın tüm hastalıklara şifa olduğunu keşfettim. Gözümle gördüğüm, şahit olduğum bir olayı anlatayım: Bir arkadaşımın gözleri iltihaplanmış, kıpkırmızı kesilmişti. İki elini gözlerinin üstüne koyarak &#8216;YA NUR, YA HABİR, YA VEHHAB&#8217; esma-i şeriflerini okumaya devam etti ve bir süre sonra Allah&#8217;ın lütfuyla gözleri eski haline geldi.</div>
<p><!--more--> </p>
<div style="text-align:center;">TEDAVİ ŞEKLİ İSE ŞÖYLEDİR: Ağrıyan yere elini koyarak Esma-ül Hüsna&#8217;yı okumaya devam etmek&#8230;</div>
<div style="text-align:center;">Esmaül Hüsna için &#8220;bedeni ve zihni, öfke, nefret, eleştiri, hüzün, pişmanlık, kıskançlık, korku ve günah duygusundan meydana gelen zehirleri temizleyen en etkili güçtür. Hastalık genelde bedenin herhangi bir yerinde enerjinin işlevini yapmaması sonucunda oluşur. Öfkelendiğimizde, bedenimizde öldürücü bir zehir meydana gelir. Eğer bu zehir nötralize edilmezse bazen uzun vadede ölümle sonuçlanır.İşte bu zehrin de en büyük panzehiri Esmaül Hüsna’dır&#8221; tarifini yapan yazar bazı rahatsızlıkları ve onlara iyi gelecek adları listeliyor;<br />
İşte bazı rahatsızlıklar ve ona şifa verecek Esmaül Hünsa:<br />
Kulak için: EsSemi<br />
Omurga için: El Cabbar<br />
Saç için: El Bedi&#8217;<br />
Adaleler için: El Kavi<br />
Kalp Kasları için: ErRezzak<br />
Atardamarlar için: El Cabbar<br />
Kanser için: Celle Celaluhu<br />
Burun için: Latif- Ğani- Rahim<br />
Bacak için: ErRafi&#8217;<br />
Göz &#8211; damarları için:El Muteal<br />
Kolon için: ErRauf<br />
Karaciğer için: En Nafi&#8217;<br />
Prostat için: ErReşid<br />
Yağ keseleri için: En Nafi&#8217;<br />
İdrar kesesi için: El Hadi<br />
Akciğerler için: ErRazık<br />
Kemikler için:En Nafi<br />
Dizler için: ErRauf<br />
Saç Kepeği için: Celle Celaluhu<br />
Kalp için: En Nur<br />
Kalp Damarı için: El Vahhab<br />
Sinirler için: El Muğni<br />
Migren için: El Ğani<br />
Guatr için. El Cabbar<br />
Göz için: EnNur-Basir-Vahhab<br />
Mide için: ErRezzak<br />
Böbrek için: El Hayy<br />
Bağırsaklar için: EsSabur<br />
Pankreas-Şeker hastalığı için: El Bari<br />
Rahim için: El Halik<br />
Romatizma için: El Muheymin<br />
Ğudde teymusiyye için: El Kavi<br />
Göz Siniri için: EzZahir<br />
Tansiyon için: El Hafid<br />
Yazar eserinde, &#8220;türlü ihtiyaçların giderilmesine yönelik şu zikir tekniklerini deneyebilirsiniz&#8221; tavsiyesinde de bulunuyor:<br />
Sağlıklı bir ömür için El- Vasi<br />
İyi bir idareci olmak için El-Vali<br />
Yeni bir iş kurmak için El-Hakim<br />
Küsleri barıştırmak için El- Cami<br />
Bolluk ve bereket için El- Hamid<br />
Bedenen güçlü olmak için El- Kaviy<br />
Sevmek ve sevilmek için El- Vedud<br />
Daima yükselmek için El- Mukkadim<br />
Birinin elinizden tutması için El-Veli<br />
Her meselenin çözümü için Ez- Zahir<br />
Birilerine iyilik yapmak için El- Latif<br />
İlim ve irfanınızın artması için EL-Alim<br />
Cesur ve atılgan olmak için El –Kahhar<br />
Alacaklarınızı tahsil etmek için El-Bais<br />
Hafızanızın kuvvetlenmesi için El- Habir<br />
İzzet ve şerefinizin artması için El- Mecid<br />
Ağır hastalıklardan korunmak içi El-Mümin<br />
İkna kabiliyetinizin yükselmesi için El- Azim<br />
Kaybettiğiniz bir şeyi bulmak için El- Vacid<br />
Üzüntü ve sıkıntıdan kurtulmak için El Halik<br />
Yaşamda neşeli ve enerjik olmak için El-Hayy<br />
İşlerinizde daha başarılı olmak için El- Muhyi<br />
Kötü alışkanlıklardan kurtulma için Er- Reşit<br />
Kötü birinin uzaklaştırılması için El- Muahhir<br />
Zekanızın daha kuvvetli olması için El- Muhsi<br />
Herhangi bir hedefe ulaşmak için El- Musavvir<br />
Eşinizle aranızın daha iyi olması için El- Muksit<br />
Hatırı sayılır insanların sizi sevmesi için El- Vali<br />
Şansınızın ve talihinizin açılması için Eş- Şekkkur<br />
Elinizdeki fırsatları değerlendirmek için El- Muid<br />
Elinizdeki bir şeyi muhafaza etmek için Er-Rakib<br />
İhtiyacınız olan bir şeyi elde etmek için El- Mukit<br />
İnsanlardan hürmet ve saygı görmek için El- Kebir<br />
Sizde eksik olan bir şeyi tamamlamak için El- Mukit<br />
Arzu ve isteklerinizin kabul olunması için El- Mucib<br />
İşinizde yükselmek ve kariyer yapmak için Er- Rafi<br />
Çocuklarınızın size daha itaatkar olması için El- Hadi<br />
Maddi ve manevi anlamda güçlü olmak için El- Metin<br />
Sizde eksik olan bir şeyin tamamlanması için El- Cebbar<br />
Şefkatli ve merhametli olmak için ER-Rahim, Er-Rahman<br />
Aranız açık bir arkadaşınızla barışmak için Celle Celelahü<br />
İnsanlar arasında başı dik ve alnı açık gezmek için El- Hasib<br />
Size zarar verecek kişilerin sizden uzaklaşması için Ed- Darr<br />
Başkalarını duygu ve düşüncelerini anlamak için El Müheymin<br />
Birinin gücü ve varlığı karşısında zayıf kalmamak için El-Müzill<br />
Başladığınız bir işi başarıyla sonuna kadar götürmek için El-Vekil<br />
Zihinsel,ruhsal ve bedensel olarak organize olmak için El-Kayyum<br />
Herhangi bir konuda haklı olduğunuzu ispatlamak için El- Hakem<br />
Birine yaptırmak istediğiniz işinizin kolaylıkla olması için El-Rezzak<br />
Maddi ve manevi anlamda sıkıntıya düşmemek için El-Muğni, En-Nafi<br />
Olmadık yerden başınıza felaketlerin gelmemesi için El -Mani, Es-Selam</div>
<div style="text-align:center;">&#8220;Esmâ&#8217;ul hüsnâ bilgisi, Allah-âlem ilişkisine ışık tutması ve sonuçta Allah&#8217;ı tanıtması açısından önem taşımaktadır&#8221; diyen yazar Niyazi Altılar, Esmaül Hüsna&#8217;nın insanı mutluluğa, huzura, sağlığa ve başarıya ulaştıran bir enerji ve şifa kaynağı olduğunu savunuyor ve özelliklerini şöyle sıralıyor:<br />
&#8220;Esmaül Hüsna, insanın içinde eksik olan enerjileri tamamlar, zarar veren negatif enerjileri de yok eder ve kişiyi rahatlatır.Çünkü Esmaül Hüsna;Sizde Allah hakkında yücelik ve aşkınlık hissi uyandırır.Kalplere huzur ve sükûn verir, lütuf ve rahmet ümidi telkin eder.<br />
Esmaül Hüsna, fiziksel, psikolojik ve zihinsel sorunların çözümlenmesine yardım etmesi ve diğer pozitif etkileri hem iş yaşamında hem duygusal yaşamınızda hem de sosyal ilişkilerinizde sizi destekleyecek ve çok daha mutlu bir insan olmanıza yardım edecektir.<br />
Yüce Yaratıcı, kâinat ağacının meyvesi olan insanın kalbini kendine bir nevi arş yapmış, Hadis-i Kudsîde “Yere göğe sığmam, mü&#8217;min kulumun kalbine sığarım” buyurarak ona ne kadar önem verdiğini çok açık bir şekilde göstermiş. Bu sebeple insan kalbi de yalnız ve yalnız Ona yönelmekle ve Onunla olmakla huzura erebiliyor. Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;de, “Dikkat edin! Kalpler ancak Allah&#8217;ın zikri ile mutmain olur, huzura kavuşur!” (Ra&#8217;d Suresi, Ayet:28)</div>
<p><strong></strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Takım elbise..]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/11/takim-elbise/</link>
<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 21:33:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/11/takim-elbise/</guid>
<description><![CDATA[  Adamın biri bir terziye gelmiş ve bir takım elbise denemiş. Aynanın önünde dururken yeleğin alt kı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:left;"><img class="alignleft" title="takım elbise" src="http://www.hicazkurutemizleme.com/images/products/smokin5.jpg" alt="" width="440" height="506" /></p>
<p> </p>
<p>Adamın biri bir terziye gelmiş ve bir takım elbise denemiş. Aynanın önünde<br />
dururken yeleğin alt kısmının bir parça eğri büğrü olduğunu fark etmiş.<br />
&#8221;Ah&#8221; demiş terzi, &#8221;bu konuda endişelenmeyin. sadece daha kısa olan ucu<br />
sol elinizle çekiştirin, kimse bir şey fark etmeyecektir.&#8221;<br />
 Müşteri bunu yapmaya çalışırken ceketin klapasının, düz duracağına,<br />
kıvrıldığını farketmiş.<br />
 &#8221;A, o mu?&#8221; demiş terzi. &#8221;Bu hiçbirşey değil. Sadece kafanızı biraz<br />
çevirin ve çenenizle aşağı doğru bastırın.&#8221; Müşteri razı olmuş ve bunu<br />
yaparken pantolonlarının iç dikişlerinin biraz kısa, arkanın da epey sıkı<br />
olduğunu hissetmiş. &#8221;A, bu konuda endişelenmeyin&#8221; demiş yine terzi.<br />
&#8221;Sadece iç dikişleri sağ elinizle aşağı doğru çekin, her şey mükemmel<br />
olacak.&#8221; Müşteri razı olmuş ve takımı satın almış.<!--more--><br />
 Ertesi gün, terzinin yapmasını söylediği tüm el ve çene &#8216;düzeltmeleri&#8217;yle<br />
birlikte yeni takımını giymiş. çenesi klapayı aşağıya doğru bastırırken,bir<br />
eli yeleği çekiştirir ve öteki eli ise kasığının altını kavrar bir şekilde<br />
aksayarak parktan geçiyormuş. İki yaşlı adam dama oynamayı bırakıp onun<br />
yoldan geçişini seytermeye başlamışlar. &#8221;Vay canına!&#8221; demiş birincisi.<br />
&#8221;Şu zavallı sakat adama bak!&#8221; İkinci adam bir an düşünmüş, sonra<br />
mırıldanmış: Evet, sakatlık çok kötü, ama benim merak ettiğim ne biliyor<br />
musun? Böyle güzel bir takımı nereden aldı?&#8221;</p>
<p>Toplumun beğenisini kazanacak insanlar olmayı başarmak için şekilden şekile<br />
girer, üstümüze geniş ya da dar gelen kimliklerle yaşamaya çalışırız. İster<br />
kadın olalım ister erkek bize dayatılmış toplumsal rolleri gerçekleştirmek<br />
için giymeye çalıştığımız kimliklerle hayatımızı mı sakatlıyoruz yoksa. Evet<br />
onların istediği hayatı elde edebiliyoruz belki, aferinler de alıyoruz ama<br />
ya bunları yapmak için paramparça olan ruhlarımız?..</p>
<p>                                                                                                                Alıntı</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çiçeğin peşinde..]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/11/cicegin-pesinde/</link>
<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 20:50:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/11/cicegin-pesinde/</guid>
<description><![CDATA[   Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için      evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğs]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="aligncenter" title="evlilik" src="http://img1.blogcu.com/images/r/u/h/ruhumunhendesesi/hayirlies.jpg" alt="" width="300" height="225" /> </p>
<p> Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için<br />
     evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da<br />
     ısıtırdı…</p>
<p>     Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik<br />
     beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu<br />
     özelliği artık beni huzursuz ediyordu.</p>
<p>     İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım.<br />
     Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can<br />
     atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı,<br />
     evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.<!--more--></p>
<p> </p>
<p>    Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.<br />
     Şaşkınlıktan gözleri açılarak &#8216;niye?&#8217; diye sordu.<br />
     &#8217;Gerçekten belli bir sebebi yok&#8217; dedim, &#8217;sadece yoruldum.&#8217;<br />
     Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal<br />
     kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte,<br />
     sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim. Ondan ne<br />
     bekleyebilirdim ki!</p>
<p> </p>
<p>     Sonunda sordu: &#8217;seni caydırmak için ne yapabilirim? &#8216;<br />
    Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı asla<br />
     değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da kaybolmuştu.<br />
     &#8217;İşte mesele tam da bu&#8217; dedim. &#8216;Sorunun cevabını kendin bulup kalbimi<br />
     ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim. &#8216;<br />
     </p>
<p>     &#8217;Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği<br />
     benim için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına,<br />
     hattâ ölümüne mâl&#8217;olacak. Bunu benim için yapar mısın?&#8217;<br />
     Yüzümü dikkatle inceledi ve &#8216;Sana bunun cevabını yarın vereceğim&#8217; dedi.<br />
     Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.<br />
     <br />
     <br />
    Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da bir not bırakmıştı.<br />
     &#8217;Sevgilim&#8217; diye başlıyordu,<br />
     &#8217;O çiçeği senin için koparmazdım&#8217; Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.</p>
<p>     &#8217;Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip<br />
     çökerttikten sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar<br />
     düzeltebilmem için ellerime ihtiyacım var.&#8217;<br />
     <br />
    &#8216;Anahtarları her zaman evde unuttuğunu bildiğimden, senden önce eve<br />
     varabilmem üzere koşmam gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.&#8217;<br />
     <br />
    &#8216;Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde hep yolu<br />
     kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için gözlerime ihtiyacım var.&#8217;<br />
      &#8216;&#60;Sâdık arkadaşın&#62;ın her ayki ziyaretinde sebep olduğu, karnındaki<br />
     krampları rahatlatabilmem için avuçlarıma ihtiyacım var.&#8217;</p>
<p>     &#8217;Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını<br />
     hafifletmek üzere sana şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için<br />
     ağzıma ihtiyacım var.&#8217;<br />
     <br />
    &#8216;Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması<br />
     kaçınılmaz olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem,<br />
     saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilme merdivenlerden aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin -<br />
     gençliğinde senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için<br />
     gözlerime ihtiyacım var.&#8217;<br />
     <br />
    &#8216;Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o uçuruma gidip, o<br />
     çiçeği senin için koparırım bir tanem.&#8217;<br />
     <br />
     <br />
    Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu.<br />
     Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.<br />
     &#8217;Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften kapıyı aç canım. Çok<br />
     sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda bekliyorum.&#8217; Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde sıkıca tuttuğu<br />
     susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.<br />
     Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O<br />
     çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.</p>
<p> </p>
<p>     Bu gerçek aşktı.<br />
     <br />
    İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız aşkın, seneler<br />
     sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de<br />
     hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.</p>
<p> </p>
<p>     Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik<br />
     değil&#8230; Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz&#8230; Ama hep oralarda<br />
     bir yerdedir.</p>
<p>     Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için elbette<br />
     gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın sütunu ebedi<br />
     kalır.</p>
<p> </p>
<p>     Hayat tam da böyle bir şeydir.</p>
<p>     <em>Alıntı..</em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Lâ Tahzen .. !]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/11/la-tahzen/</link>
<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 20:11:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/11/la-tahzen/</guid>
<description><![CDATA[La- Tahzen / Üzülme Karşı karşıya kalabileceğin muhtemel bir musibet için en kötü ihtimal ne olabili]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><img class="aligncenter" title="la tahzen" src="http://img.blogcu.com/uploads/eyinsan_latahzenbr2yh6.jpg" alt="" width="492" height="322" /></p>
<p>La- Tahzen / Üzülme</p>
<p>Karşı karşıya kalabileceğin muhtemel bir musibet için en kötü ihtimal ne olabilir sorusunu kendine sor. Sonra bu muhtemel sonuca kendini alıştır, ona tahammül etme konusunda kendine telkinde bulun. &#8220;Allah bize yeter, O ne güzel vekildir&#8221; ayetini tedebbür ederek bu hali sakin bir şekilde iyimser bir tabloya dönüştürmeye bak.</p>
<p>La- Tahzen / Üzülme</p>
<p>- Şunu unutma yaşadığın günün sınırları içinde yaşamazsan sıkıntı ve kaygıların artacak demektir. Biraz daha açarsak; Sabaha çıktıktan sonra artık akşamı bekleme, akşama kavuşunca da sabahı bekleme. Ne maziye takıl kal ne de gelecek kaygısı içinde ol. Yani ânı yaşa.<!--more--></p>
<p>La- Tahzen / Üzülme</p>
<p>- İnne maal usri yüsran / Her zorlukla birlikte kolaylık vardır. Yani kolaylık zorluğun içinde saklıdır!.. Bir başka ifade ile; kolaylık; zorluk zannettiğimiz şeyin taa kendisidir!..</p>
<p>La- Tahzen / Üzülme</p>
<p>- Arapların bir sözü vardır; Gerilen ip kopar yani sıkıntılar, üzüntüler üst üste geldikçe ferahlama, rahatlama kapı da demektir. Allah Teala buyuruyor ki Kim ki Allahtan gerçek manada ittika ederse Allah da ona bir çıkış, kurtuluş yolu lütfeder ve ona hiç beklemediği, hesap etmediği yerlerden rızık ihsan eder.</p>
<p>-Ahiret inancı, insanlığa huzurlu bir dünya hayatını sağlama yolunda büyük bir güç kazandıran muhteşem bir inanç sistemidir. Bu dünyada malı gasp edilen, zulme uğrayan vs bir şekilde haksızlığa maruz kalan kimse ahirette adaletin yerine geleceği inancıyla kalbi bir sükunete kavuşur.</p>
<p>Ünlü bir Alman filozofun şöyle söylediği rivayet edilir. Dünyadaki hayat oyununun bir ikinci perdesi olduğu muhakkak. Çünkü bu ilk sahnede zalim ve mazlumu görüyor insafı göremiyoruz. Galib ve mağlubu görüyor adaleti göremiyoruz. O halde tüm bu adaletsizliği ortadan kaldıracak bir ikinci hayat mutlaka vardır.</p>
<p>Kıyamet ve ahiretin varlığını zımni itiraf niteliğindeki Alman filozofun bu ifadeleri aklın yolunun bir olduğunu gösteriyor aslında&#8230;</p>
<p>Bu dünyada zahiren adaletsizlikmiş gibi görünen haller, zenginlik/fakirlik, hastalık/sağlık, güçlülük/zayıflık gibi ölçülerin birer imtihan vesilesi olduğunu unutmayıp ona göre adımlarını atanlar kazançlı çıkacak olanlardır sakın unutma. Dolayısıyla içinde bulunduğun ortamdan dolayı üzülmeyi bir kenara bırak da imtihanı kazanmaya bak.</p>
<p>İnkâr edenler, katiyyen diriltilmeyeceklerini sandılar. De ki: Hayır, Rabbim hakkı için mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu, Allaha göre kolaydır. (Teğabun, 64/7, Nahl, 16/30-40).</p>
<p>***</p>
<p>İçebileceğin Suyun, Bir Parça Ekmeğin Varsa Üzülme !</p>
<p>İçebileceğin temiz suyun, seni doyurabilecek kadar bir aşın, üstünü örtecek bir elbisen varsa üzülme! Uzunca bir müddet ıssız bir adada mahzur kalan bir denizciye yaşamış olduğu bu tecrübeden çıkardığı en önemli dersin ne olduğunu sormuşlar. O da şunları söylemiş;</p>
<p>İçebilecek temiz bir su, yetecek kadar aş olduğu sürece asla şikayetçi olunulmayacağını öğrendim.</p>
<p>***</p>
<p>Öfkeyi Terk Et ve Affedici Ol</p>
<p>İstatistiklere göre Çinlilerde strese bağlı kalp rahatsızları oranı oldukça düşükmüş. Bunun en önemli nedenleri arasında Çinlilerin sakın yapılı olmaları gösterilmiştir. Dolayısıyla sende mutlu ve huzurlu bir hayat için olaylara sükunetle yaklaş, her türlü kaygıyı, öfkeyi, şiddeti bir kenara bırakıp affedici ol. Tıpkı Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;deki mümin tasvirinde olduğu gibi;</p>
<p>&#8220;Onlar ki, bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar; kızdıklarında öfkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler.</p>
<p>Not: Bu yazı büyük oranda Dr. Aid Kareni&#8217;nin La-Tahzen isimli Arapça eserinden derlenmiştir</p>
<p>A.Yasin DEMİRCİ</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Herşey de bir hayır vardır..]]></title>
<link>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/11/hersey-de-bir-hayir-vardir/</link>
<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 13:34:03 +0000</pubDate>
<dc:creator>Elif Lâm Râ</dc:creator>
<guid>http://eliflamraa.wordpress.com/2008/10/11/hersey-de-bir-hayir-vardir/</guid>
<description><![CDATA[  Günün birinde bir padişah varmış, daima fikir alış verişi yaptığı bir de veziri varmış. Padişah he]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="aligncenter" title="ferman" src="http://img444.imageshack.us/img444/3294/184gq1.jpg" alt="" width="400" height="300" /></p>
<p> </p>
<p>Günün birinde bir padişah varmış, daima fikir alış verişi yaptığı bir de veziri varmış. Padişah her olayda çok sevdiği bu vezirinin görüşünü alır ona göre yapacaklarını bir daha düşünürdü. Padişahın veziri her olaydan sonra &#8220;vardır bir hayır padişahım sen tasalanma&#8221; dermiş. Bir gün padişah ava çıkmış ve avladığı hayvanı keseyim derken serçe parmagını da kesmiş kopan parmağının acısıyla bağırırken padişahın en yakını, yardımcısı olan vezir &#8220;üzülmeyin padişahım her şeyde bir hayır vardır, bunda da vardır bir hayır&#8221; der. <!--more-->Parmağının acısı geçmeden vezirinin böyle konuşması padişahın canını çok sıkmış ve öfkelenerek vezirini zindana attırıp yeni bir vezir bulmuş kendine. Padişah ava meraklıymış, yeni vaziriyle ava çıktığı başka bir gün ülkeden çok uzaklaşıp ormanın daha önce hiç gitmediği bir yerinde avlanıyım derken insan eti yiyen bir kavme av olmuşlar. Padişah ve veziri yakalayıp bağlamışlar ki padişahın parmağının kexxx olduğunu görmüşler, bu kavimde her tarafı sağlam olmayan insan eti yememe gibi bir inanç varmış bu yüzden padişahı salmışlar veziri de yemişler. Padişah telaşla saraya döndüğünde veziri zindandan çıkartırıp özür dilemiş kusuruma bakma seni zindana attırdım ama dediğin çıktı o gün parmağımın kesilmesinde benim için bir hayır varmış der ve tekrar tekrar özür diler. Vezir, özür dileminize gerek yok padişahım beni vezirlik görevinden azledip zindana atmanızda da bir hayır var demiş. Padişah nasıl olur vezirim ben sana haksızlık ettim ve zindana attım bunda ne gibi bir hayır olabilir deyince; vezir, ben zindanda olmasaydım sen ava giderken senin yanında olurdum ve bugün eti yenen vezirin yerinde ben olurdum demiş.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
