<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>yolsuzluk &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/yolsuzluk/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "yolsuzluk"</description>
	<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 14:34:42 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Masonlarda Yolsuzluk Olayı]]></title>
<link>http://masonluk.wordpress.com/2009/11/11/masonlarda-yolsuzluk-olayi/</link>
<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 00:56:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>masonluk</dc:creator>
<guid>http://masonluk.wordpress.com/2009/11/11/masonlarda-yolsuzluk-olayi/</guid>
<description><![CDATA[Masonların yolsuzluk davası giderek genişliyor. 2005 yılından beri karşılıklı suçlamalarla ikiye böl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignnone size-full wp-image-380" title="ustad evcilerli ve heyeti" src="http://masonluk.wordpress.com/files/2009/11/ustad-evcilerli-ve-heyeti.jpg" alt="ustad evcilerli ve heyeti" width="200" height="160" /></p>
<p>Masonların yolsuzluk davası giderek genişliyor. 2005 yılından beri karşılıklı suçlamalarla ikiye bölünen loca, yargıda hesaplaşıyor&#8230;<!--more--></p>
<p>Eski Büyük Üstad Kaya Paşakay ve iki yöneticisinin ihracıyla başlayan kavga, mahkemeye yansımıştı. Beyoğlu 5. Asliye Ceza Mahkemesi&#8217;nde bu dava devam ederken ikinci bir dava daha başladı. Bu da yine 2005 yılına ait bir ihaleyle ilgili yolsuzluk iddiasına dayanıyor. İzmir Alsancak ve Karşıyaka localarının tadilatını yapan firmaya 216 bin lira fazla ödeme yapıldığı öne sürülüyor. Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi&#8217;nde görülen davanın dün yapılan ilk duruşması, masonların çekişmesini gün yüzüne çıkardı. Bir önceki Büyük Üstad Asım Ak&#8217;in, avukatı aracılığıyla şu anki Büyük Üstad Salih Evcilerli ve kendisinden önceki Büyük Üstad Kaya Paşakay&#8217;ı suçladı. Kendisinden belgelerin gizlendiğini ileri sürerek mahkeme aracılığıyla bu belgeleri talep etti.</p>
<p><strong>4 BÜYÜK ÜSTAD YARGILANIYOR</strong></p>
<p>22 kişinin yargılandığı davanın sanıklarının dördü büyük üstad. Bunlar, şu anki loca başkanı Evcilerli, bir önceki başkan Ak&#8217;in, ondan önceki başkan Paşakay ve yine eski büyük üstadlardan Demir Savaşçın. 3 eski büyük üstad mahkemeye gelmezken Evcilerli, hâkim karşısına çıktı. İlk davada olduğu gibi bu da Ak&#8217;in yönetimindeki Hür ve Kabul Edilmiş Büyük Mason Locası ile İçişleri Bakanlığı&#8217;nın açtığı bir dava. İddianame, mülkiye müfettişlerinin yaptığı incelemeye dayanıyor. Fakat Ak&#8217;in ve yönetimindekiler de kendi açtıkları davanın sanıkları durumuna düştü. Çünkü Ak&#8217;in de 2005 yılında yönetim kurulu üyesi ve başkan yardımcısıydı.</p>
<p>Duruşmaya 22 sanıktan 9&#8242;u katıldı. Salih Evcilerli&#8217;nin yanı sıra dönemin yönetim kurulu üyeleri Osman Naci Endem, Ferhat Saraçoğlu, M. Kemal Tumay, Ahmet Örs, R. Harun Kuzgun, İlker İnal, Naif Timur ve Selim Erşan Tinay&#8217;ın savunmaları alındı. Sanıklar suçlamaları reddederken Evcilerli, &#8220;Bu derneğin başkanı olarak, tıpkı diğer kardeşlerim gibi, sanık sıfatıyla burada bulunmaktan fevkalade üzgünüm.&#8221; dedi.</p>
<p>Asıl tartışma, Asım Ak&#8217;in&#8217;in avukatı Zehra Yılmaz Harmantepe&#8217;nin söz almasıyla başladı. Ak&#8217;in, avukatı aracılığıyla 2005 yılındaki yönetimin, kurul üyelerinden habersiz bazı kararlar aldığını iddia etti. İzmir&#8217;deki inşaat işinin de bu çerçevede ihale edildiğini, kendisinin büyük üstad seçilir seçilmez iddiaları araştırarak suç duyurusunda bulunduğunu belirtti. Bu belgelerin kendisine ulaşmadığı için yazılı savunma hazırlayamadığını aktaran Ak&#8217;in, mahkeme kanalıyla belgeleri talep etti. Avukat Harmantepe, Büyük Üstad Evcilerli&#8217;ye bu belgelerin neden kendilerine verilmediğini sordu. Ayrıca, &#8220;Derneğin zarara uğratıldığı iddiasıyla devam eden birinci davaya, şu anda dernek başkanı olarak müdahil olmayı düşünüyor musunuz?&#8221; sorusunu yöneltti. Evcilerli, belgelerin gizlendiği iddiasını reddetti. Müdahil olup olmayacağı sorusuna karşılık da yönetim kurulu ile görüşmeden bir cevap veremeyeceğini söyledi. Bunun üzerine avukat Yılmaz Harmantepe, &#8220;Eğer bu belgeler bize verildiyse, neden savunma yapamıyoruz? Bu doğru değil, belgeleri istiyoruz.&#8221; dedi. Harmantepe ayrıca her iki davanın birleştirilmesi talebinde bulundu. Fakat diğer sanıkların avukatları, iki davanın birbirinden farklı olduğunu öne sürerek, birleştirme talebine itiraz etti. Mahkeme, duruşmayı 17 Aralık 2009&#8242;a erteledi.</p>
<p><strong><span style="color:#ff0000;">Zaman</span></strong></p>
<p><a href="http://masonluk.wordpress.com/2009/09/25/masonlarda-yolsuzluk" target="_blank">Masonlarda Yolsuzluk Haberi&#8230;</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Siz hala 'ALO' diyebiliyor musunuz..?]]></title>
<link>http://tuketicitakipte.wordpress.com/2009/10/21/siz-hala-alo-diyebiliyor-musunuz/</link>
<pubDate>Wed, 21 Oct 2009 18:22:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>tuketicitakipte</dc:creator>
<guid>http://tuketicitakipte.wordpress.com/2009/10/21/siz-hala-alo-diyebiliyor-musunuz/</guid>
<description><![CDATA[Evden işe, işten eve sabit hatla aramak mı? Asla. Dumanla haberleşiriz daha iyi diyorsanız okuyun. D]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Evden işe, işten eve sabit hatla aramak mı? Asla. Dumanla haberleşiriz daha iyi diyorsanız okuyun.</p>
<p><span style="font-size:medium;">Dikkat edin telekom faturası <strong>kışınıza</strong> <strong>kaçmasın</strong>.!</span></p>
<p align="justify"><strong>&#8220;1 KASIM 2009  GÜNÜ SABİT TELEFONLARI SUSTURUYORUZ.</strong> &#8221; Bir günlüğüne kimse susturmaz, susturamaz çünkü. Belki ev telefonlarını kapatabilirsiniz ama iş telefonlarını kapatabileceğinizi sanmıyoruz.</p>
<p align="justify">Eğer ki bür gün için bilinçli tüketici olacaksak hiç olmayalım daha iyi. Bu türden eylemler susurluk zamanında yapılan ışık kapama, tencere kapağına vurma gibi sıradan, basit ve cılız eylemlerdir.</p>
<p align="justify">Daha ses getirecek eylemler lazım mesela Koç, ssabancı grubu gibi büyük şirketlerin tüm sabit hatlarını iptal etmesi ?<br />
Ama kıçını hangine dönersen dön yiyeceksin kazığı, hepsi aynı. Çünkü Türki milletinin arkasında devlet yok. Devlet paranın gücün arkasında, yabancı sermayenin arkasında. Türkiyeyi yönetenler türk halkını büyük pazar diye pazarlıyor, bir amerikalı ne demişti &#8220;Türkiyenin en büyük ihrac kalemi ordusudur&#8221; yani kanı, canıdır. Bu bakış açısına kim itti bunları. Türkiyeyi yönetenler. Her zaman aynı dümen. Başımıza getirdiklerimiz kendi ailelerinin, sülalelerinin hırslarının doymak bilmeyen iştahı yüzünden türkiyenin nesi var nesi yoksa haraç mezat satmıştır. Satmaya amadedir. Bütün kamu ihalelerini yabancılara ballı kaymak peşkeş çekmişlerdir. Niçin, yüzde veya binde 3-5 yüzdelik komisyonları cebine indirebilmek için. Askeri sivili hepsi aynı çıktı. Ufacık bir makama ufacık bir adamı getiriyorsun bir kaç ay sonra adama yetişmek ne kelime. Vur vurmazsan sıra senden geçecek dercesine çalıyorlar, yiyorlar, şişko göbeklerini dolduruyorlar. Onlar, çocukları ve yedi kuşak torunlarına yetecek kadar malı götürüyorlar.</p>
<p align="justify">Gelelim Lübnan Telekom un Türkiye Şubesinin kıçımıza soktuğu kazıklara bir göz atmaya:<br />
<strong>Bir ev telefonundan 3.90 YTL lik görüşme yapılıyor.</strong> Telefon faturasının TOPLAM tutarı <strong>19.25 YTL</strong> oy oy oy bu ne. Bu ne biliyor musunuz? Kış uykusuna pardon kış uykusuna değil koyun uykusuna yatırıldığımızın aslında yattığımızın resmidir.<br />
<strong>Sabit ücret: 10,43 Ytl</strong>.. bu rakam her konuşsanda konuşmasanda faturana yansıtılıyor&#8230;</p>
<p align="justify"><strong>Kdv matrahı : 14.54</strong> bu ne anlam taşıyor vallahi billahi bilmiyorum.<br />
<strong>Katma Değer Vergisi : 2.62</strong> üsteki kdv ile alttaki sanki aynı biri diğerinin kısaltılmış hali. Neden ikisi de kısaltılmış olarak yazılmamış. Yada ikisi de uzun hali ile yazılmamış<br />
<strong>Özel iletişim vergisi : 2.18</strong><br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
<strong>Toplam uyuma Parası : 19.25 </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p align="justify">Aslında Telekom Panikte. <strong>Çünkü vatandaş uyanıyor</strong>. Sabit telefonlar birer birer iptal ediliyor. Bu nedenle reklâmlara başlamış Telekom.<br />
Ama yılda 2 milyar dolar kar yapıyormuş Telekom. 3 yıllık karına bütün işletmeyi satan devlet yöneticileri utansın. Boyu altlarında kalsın.<br />
Şimdi ünlü komedyen standup uzmanı bu özelliğini halkı kandırmak için kullanıyor. <strong>CEM YILMAZ</strong> bu işten iyi para kazanmışa benziyor.</p>
<p align="justify"><strong>(YENİ NUMARASI 11811)</strong> Kontrol ettik, 118 den bilinmeyen bir numaranin ögrenilmesi icin en az 60 saniye gerekiyor. Yani 8 kontor. Baska bir deyisle eski parayla dörtmilyonücyüzyirmibin TL. Bir numara ögrenmek için Lübnanli sirkete bu kadar para<br />
ödüyorsunuz. <strong>Türk Telekom Soygunu 118 ve 133 e dikkat !..</strong></p>
<p align="justify">Turkçede buna resmen soygun hatta dolandiricilik denir. Özel Türk Telekom Servisleri Servis Numarasi ve kontur fiyatlarini okuyun da milletin nasil gizlice soyuldugunu gorun .<br />
<strong>Bu numaralar 110, 112, 121, 122, 123, 124, 126, 154, 155, 156, 158&#8242; &#8216;i ararsaniz ücretsiz 113, 153, 163, 166, 169, 174, 175, 176, 179, 180, 181&#8242; &#8216;i ararsaniz 60 saniyede atacak bir kontur icin icin 72.000TL ..<br />
185, 186, 187, 188, 189, 114, 117, 119, 130, 170, 171, 172, 173, 178, 182, 183, 184&#8242; &#8216;u ararsaniz,15 saniye icin 288.000 TL.</strong><br />
Simdi SIKI durun !.. 118&#8242; &#8216;i ararsaniz 8 saniyede bir atacak kontur icin tam 540,000 TL, v! e 133&#8242; &#8216; u ararsaniz 3.6 saniyede atacak bir kontur icin 1.200.000 TL,</p>
<p align="justify">Dikkat ederseniz bilinmeyen numaralari aradiginizda dakikalarca bekletirler. Sürekli olarak banttan <strong>&#8216;hatlarimiz dolu bekleyin&#8217;</strong> talimatı verirler. Buna resmen dolandiricilik denir.. Turkiye&#8221;de bilinmeyen numaralari sormanin bu kadar pahali oldugunu Kim biliyor? Insanlarin bilgilenmek icin kullandiklari ve dunyanin her yerinde bedava olan bu kamu yararina hatlarin fahis fiyatlarda olmasi talimatini kim verdi?.Bu yazidan sonra hala bilinmeyen numaralari aramak istiyorsaniz cebinize dikkat edin.</p>
<p align="justify"><strong>Siz hala &#8216;ALO&#8217; diyebiliyor musunuz..?</strong></p>
<p align="justify"><strong>EKONOMIST</strong> dergisinde yayinlanan bilgilere göre <strong>Ev Telefonlarini Kapatma Zamani geldi.</strong> Türk Telekom&#8217;un konusma ücreti/dakika <strong>81.400</strong> TL. oldu. GSM sirketlerinde bu rakam neredeyse benzer. <strong>99.846 TL</strong>. Evden Cebi ariyorsaniz ödeyeceginiz 407.000 TL . Oysa GSM&#8217;den evi ararsaniz dakikasi <strong>297.521 TL</strong>. Yeni patron getirdigi <strong>&#8216;Milli Güvenlik riski&#8217;</strong> yaninda Türk Milletini de <strong>&#8216;APTAL&#8217;</strong> yerine koyuyor anlasilan.  <strong>APTAMİL</strong> yiyen bir neslin <strong>APTAL</strong> olması, aptal yerine konması aslında normal değil mi?</p>
<p align="justify"><strong>Merak Etmiyor musunuz?<br />
</strong>TSK, devletin güvenliği ile ilgili çalışan birimler, devlet daireleri kendi aralarında konuşacağı gizli bilgileri nasıl paylaşır Telekom üzerinden. Bu bilgileri İsraile Amerikaya gitmez mi?</p>
<p align="justify">Sokak pezevenglerinin karı satması gibi ayaküstü sattılar telekomu. Utanmadan gelinlik kızımız dediler birde üstüne. hangi politikacı kendi kızını yabancılara sermaye yapar. Ama söz konusu olan bütün halkın kazanımı ise ilk sıraya geçtiler tecavüz çeteleri gibi. Sattılara geneleve karı satar gibi, mal gibi satttılar 3 senelik karına koca türk telekomu alin lübnanlısına [ki arkasında yahudi ve amerikan sermayesi var] verdiler.</p>
<p align="justify"><strong>Sonsöz</strong>: Hadi satacaktınız madem, neden Turgut Özalın zamanında sattırmadınız. En azından değerinde satılırdı. 35 milyar dolar nere 6,5 milyar dolar nere. Yenilen pehlivanın güreşe doymaması gibi türk milleti söğüşlenmeye, soyulmaya, düdüklenmeye doymuyor.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Siz hiç 16 Milyar Dolar gördünüz mü?]]></title>
<link>http://diagnost.wordpress.com/2009/10/12/siz-hic-16-milyar-dolar-gordunuz-mu/</link>
<pubDate>Mon, 12 Oct 2009 20:38:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>diagnost</dc:creator>
<guid>http://diagnost.wordpress.com/2009/10/12/siz-hic-16-milyar-dolar-gordunuz-mu/</guid>
<description><![CDATA[Endeavour Uzay Mekiği 16 Milyar Dolar.  Çok para, değil mi?. Ne kadar çok, tahmin edebilir misiniz? ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Endeavour Uzay Mekiği 16 Milyar Dolar.  Çok para, değil mi?. Ne kadar çok, tahmin edebilir misiniz? ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çürüme ve Yolsuzluk Ekonomisi...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/10/09/curume-ve-yolsuzluk-ekonomisi/</link>
<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 07:25:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/10/09/curume-ve-yolsuzluk-ekonomisi/</guid>
<description><![CDATA[Bazı şeyler toplum çapında saklanır.Utanç verici eylemler ve hırsızlık serveti gibi.Hoş, artık günüm]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a href="http://www.porttakal.com/haber-parayi-getirmeyen-artik-isvicre-de-cekip-harcar-246448.html">Bazı şeyler toplum çapında saklanır.Utanç verici eylemler ve hırsızlık serveti gibi.Hoş, artık günümüz Türkiye&#8217;sinde çalmayana adam demiyorlar ama o işin resmi tarafı.Revize edilmesi gereken verilerden zehirli gerçeklere adım atmakta fayda var.&#8221;İsviçre&#8217;de tek bankada Türklerin 60 milyar $&#8217;ı var.&#8221;Bu sözlerin sahibi BDDK Başkanı Tevfik Bilgin.Kendisi, hükümetin atadığı TMSF Başkanı Ahmet Ertürk gibi sicili temiz bir bürokrat.Star Gazetesi&#8217;ne yapılan açıklama 28.02.2009 tarihli.Tevfik Bilgin&#8217;in konu hakkındaki diğer tümcesi şu:&#8221;Türk vatandaşlarının yurtdışındaki mevduatlarının toplamı 100 milyar doları aşabilir.&#8221;</a></p>
<p>İşte zurnanın zırt dediği yer burası:Kaç milyar dolar?100 milyar dolar&#8230;Biz, Şubat ayından beri uyumuşuz,dün TVNET Kanalı&#8217;nı izlerken konuşmacılar bu duruma değinince cin lambadan çıktı.Kara paranın izini sürmek için önemli adımlar atılırken Varlık Barışı sayesinde yurtdışındaki nakit varlıkların Türkiye&#8217;ye getirilmesi çabası olası bir döviz krizine karşı alınan tedbir.Ödemeler dengesindeki net hata noksan kaleminin  Ekim 2008-Mayıs 2009 arasında 19 milyar 250 milyon $ olmasının sebebi şimdi ortaya çıkıyor.Gelen para, Varlık Barışı girişiminin bir sonucu.Herkese ve her keseye açılım yapan AKP, zenginlere uzak durur mu? Al sana Dolar Açılımı!</p>
<p>Türkiye nicedir,yolsuzluk,rüşvet,kaçakçılık&#8230; parasının nemasıyla karın doyurmakta.Kayıtdışı ekonominin ötesinde suç ekonomisi olarak adlandırılabilecek yapının getirisi sosyal kirliliğin tül perdesidir.Töre kültürünün mebzul toprağında yetişen hintkeneviri kabilinden insan malzemesi eğitimsiz,mesleksiz,sosyal güvencesiz hiçliğini kayıt dışılıktan suça makas değiştirerek meşrulaştırıyor.</p>
<p>Varlıklıların kan parası verip arındıkları,yoksulların ört ki ölem tarzı haykırışları arasında kim suçlu,kim suçsuz nasıl kestirilecek? Ergenekon ekonomisinin Susurluk ayranı içerek semiren yasal suçluları karşısında, hukuk hangi önleyici tedbirleri getirecek?İşportacılık yapanları toplayan zabıtaların orantısız gücü vergi levhası bile olmayanlara yetmez,yetemez. Hepimizin görmezden geldiği pislik,bizleri suçun faili meşhurları yapıyor.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kürtlerle Zencileri Karşılaştırmak]]></title>
<link>http://apehell.wordpress.com/2009/10/04/krtlerle-zencileri-karsilastirmak/</link>
<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 10:49:17 +0000</pubDate>
<dc:creator>apehell</dc:creator>
<guid>http://apehell.wordpress.com/2009/10/04/krtlerle-zencileri-karsilastirmak/</guid>
<description><![CDATA[Zenciler renklerinden dolayı aşağılandıkları Amerikadan, Amerikan halkından ve genellikle kendiler h]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;">Zenciler renklerinden dolayı aşağılandıkları Amerikadan, Amerikan halkından ve genellikle kendiler haksızlık yapan beyazlardan beklentileri eşit haklara sahip olma noktasındadır. Sadece bu haklara sahip olamadıkları için, renklerinden dolayı aşağılandıkları için Amerikanın içinde <strong>&#8220;Black America&#8221;</strong> kurmaya kalkışmamaktadırlar. Amerika içinde Amerika kurma düşüncesi içeren, görüşünü açıklayan bir zenci duydunuz mu? Zenci lider Malcolm X&#8217;in zencilere hak isterken <strong>&#8220;yoksa Amerikayı böleriz ha&#8221;</strong> diye bir sözünü, tehdidini işittiniz mi?</span> <span style="font-size:small;">Hele ki Amerika&#8217;da gerçekten Amerika&#8217;yı bölebilecek sayıda bir zenci nüfusu vardır. Kendi anadili olan binlerce renk ırk ve dinden insanın amerikadan değişik talepleri olduğunuz duydunuz mu? </span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;">Amerika&#8217;da yaşayan herhangi bir alt kimlik kendi ana dilini USA resmi dili olarak kabul edilmesini talep edebilir mi?</span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;"><br />
</span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;">Aslında kürtlerle zencileri karşılaştırmak bir anlamda Amerikayla Türkiyeyi karşılaştırmak demektir.</span> <span style="font-size:small;">Türkiyede ezildiği için, dilini konuşamadığı için, fakir olduğu için, diğer halklarla eşit hayat şartlarını paylaşmadığı için sözüm ona vatanını bölmeye çalışan kürtler hangi Avrupa ülkesinde ezilmemektedir, arap ülkelerinde daha mı müreffehdirler. Almanyada yaşasalar kürtlerin hatırına Angela Merkel Kürtçe&#8217;yi devletin resmi dillerinden biri mi yapacaktır. Nicholas Sarkozy Fransada yaşayan ermenilere neden özerklik vermiyor, ermenice neden Fransa&#8217;da resmi dil değil.</span> </span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;">Hayır&#8230; Hayır&#8230; Hayır</span> </span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;">Siz devlet olarak halkı ezerseniz, yok sayarsanız, başka ülkeleri içişlerinize karıştırmaya hevesli olursanız, halkınızla olan sorunlarını kendi mahkemelerinizde hukuktan yana çözemez vatandaşlarınızı uluslararası mahkeme kapılarında hak arama mecburiyetinde bırakırsanız, her gün binlerce kişinin faili meçhul cinayetlere kurban gittiği ülkede askeri ve adli kurumlar olarak yan gelip yatarsanız her türlü bölünme, iç savaş, isyan gibi iç be dış tehditlere açık hale gelirsiniz. Ve bölünebilirsinizde. Yok edilebilirsiniz de.</span> </span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;">Amerikada sırp, yunan, ingiliz, fransız, afrika gibi köklere sahip bir yığın kültürel halk yaşamaktadır. Hepsi ben amerikalıyım der. Resmi kurumlarında ve genel gündelik hayatta İngilizce konuşur, yazışır, anlaşır. Anlaşmanın dili ingilizcedir amerikada. Amerikada yaşamak istiyorsanız ingilizce konuşmak zorunda olduğunuzu kimse size söylemez siz bilirsiniz. Zaten aksi durumda aç açık kalırsınız, iş bulamazsınız.</span> <span style="font-size:small;">Türkiyede kürtler kürt olduğu için başka bir etnik köken tarafından aşağılanmamaktadır. Ancak devletin resmi dili türkçedir. Türkçeyi konuşmamakta inat ederseniz aç kalırsınız, açık kalırsınız, bilgi toplumundan uzak kalırsınız, kimseyle anlaşamayacağınız gibi dertleriniz anlatmakta da zorluk çekersiniz. Kimse sizi anlamaz. Avrupa&#8217;da</span></span><span style="color:#000080;">durum aynıdır. Bakınız Almanya-Fransa.</span></p>
<ul style="text-align:justify;"> <strong><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;">Avrupadan göç eden kardeşlerimiz Arnavutlar, Boşnaklar Türkiyede kendi anavatanında yaşamaktadır ve hepsi Türkçe konuşmakta, yazışmakta ve anlaşmaktadır.</span> <span style="font-size:small;"><br />
Kafkasyadan göç eden kardeşlerimiz Gürcüler, Abazalar, Çeçenler Türkiyede kendi anavatanında yaşamaktadır ve hepsi Türkçe konuşmakta, yazışmakta ve anlaşmaktadır.</span></span></strong></ul>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;">Ama binlerce yıl Anadoluda yaşayan ve yaşayacak olan <strong>&#8220;ne yazık ki&#8221; </strong>diyebileceğimiz Kürt halkını bazı kuvvetler (ağalar, aşirretler, örgütler, dış güçler, iç güçler ve dha fazlası) kürt halkını türk halkından soğutmak için, ayırmak için ellerinden geleni yapmaktadır. Halkları bölmenin ülkeyi bölmeye götüreceğine inanılmaktadır çünkü. </span></span></p>
<ul>
<li><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;">Türkçe TV kanalları, basın, gazete medya araçları izlettirilmemektedir. Halk habersiz bırakılmaktadır.<br />
</span></span></li>
<li><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;">Türkçe eğitim yapan okullar yıllardır terör bahanesiyle bombalanmış öğretmenler öldürülmüştür. Eğitim düşmanlığı yapılmaktadır.<br />
</span></span></li>
<li><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;">Devlet hizmetleri bombalarla yok edilmiş iş makinaları, ulaşım araçları tahrip edilmiştir. Halkın ekonomik gelişmesinin önüne geçilmiştir.</span></span></li>
<li><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;">Teröre maruz kalan bölgenin gençleri dağlara zorla götülererek aileleriyle devletiyle olan irtibatlar kesilmiş. Türlü beyin yıkama ve işkencelere maruz bırakılarak halkına düşman edilmiştir.<br />
</span></span></li>
<li><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;">Bu tahribatın arkasında durmaması gereken yerel siyasetçiler teröristlerden daha da öne çıkmıştır. Daha fazla şiddet gösterisinde bulunmuşlardır.</span> <span style="font-size:small;"> </span></span></li>
</ul>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;"> </span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;">Ülkemizde nedense <strong>terörist </strong>diye hep dağda gezen işsiz, güçsüz, fakir, sistemin çarkları arasına sıkışmış 18-25 yaş grubundan TV de anaları ağlatılan insanları, daha doğrusu gençleri biliyoruz. Oysa bugün mecliste bağdaş kurup oturan, kışlada komutanlık  yapan, okullarda öğretmenlik yapan, hastanelerde doktorluk yapan bir çok alanda faaliyet gösteren teröristlerde vardır. Bir çok terörist bugün spor kulüplerinde, belediye başkanlıklarında, ticaret ve sanayi odalarında, holding yönetimlerinde bulunmaktadır. Terör dağdan inmiş odamıza girmiştir. Bugün bomba yapıp insan öldüren nasıl teröristse insan hakları, demokrasi, AB yaşam biçimi önünde duran da aynı ölçüde teröristtir. Kamera ve TV ler önünde &#8220;<strong>biz AB ciyiz&#8221;</strong> deyip Avrupa yaşam standartlarını halkına sözde layık görüp, kameralar ardında dört duvar arasında  çekildikten sonra &#8220;<strong>biz en iyisini biliriz</strong>&#8220;, &#8220;<strong>biz kurduk biz yönetiriz</strong>&#8221; &#8220;<strong>Bu halk cahil, anlamaz</strong>&#8221; diyenler de emin olun bir günde bir karakol basıp onlarca askeri öldüren &#8220;<a title="Darbetül Harb" href="http://www.itusozluk.com/goster.php/darbet%FCl+arz"><strong>darbetül-Harb</strong></a>&#8221; çılar teröristle aynıdır. Çünkü biri insanı öldürürken diğeri de o insanların geleceğini, ümitlerini öldürmektedir. Ve her ikisi de cahilliğinin farkında değildir. Cahilllikte ortaktırlar.</span> <span style="font-size:small;"> </span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;">Kürtlerle zencileri karşılaştıranlar emin olun ki Amerika&#8217;yı yöneten o koca koca siyasetçiler gelseler Türkiye&#8217;yi yönetemezler.</span> </span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;"><span style="font-size:small;"><strong>Kürtlerle zencileri karşılaştırırken Amerika&#8217;da yaşayan Amerikada bina, toprak satın alan, ABD vatandaşlığına geçen Çinlileri de unutmamak gerekir.</strong> <span style="text-decoration:underline;">Bunun Türkçesi;</span> Türkiye&#8217;de yaşayan kürtleri düşüneceğize İsrail&#8217;de yaşayan ama Türkiye&#8217;de doğmuş sayıları milyonu aşmış israil vatandaşının ileriki zamanlarda başımıza açağı işleri düşünmelisiniz. Su uyur düşman uyumaz.</span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;">Kürtlerle zenciler arasındaki en büyük benzerlik yaşadıkları toplumlar içinde siyasette, genel hayatta, sporda, ekonomide en üst makamda bulunmalarıdır. Michael Jackson, Obama,  Colin Powell, Kerim Abdülcabbar, Michael Jordan gibi sayabileceğimiz bir sürü zenci Amerikanın, Turgut Özal, İbrahim Tatlıses, Hülya Avşar gibi sayabileceğimiz bir sürü kürtte  Türkiye&#8217;nin en ünlü, en çok para kazanan ünlülerine örnektir&#8230;</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="color:#000080;">Aslına bakarsanız bu iki ülkede kürtler ve zenciler dışında kalan diğer kesimlerin daha fazla şikayet etmeleri gerekmektedir.  Sorunlar iyi analiz edilirse eşitlik ve adalet açısından yapılan bir haksızlık varsa onlara yapılmaktadır.<br />
<strong> <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /> )</strong></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ciddi Konuşalım mı ?]]></title>
<link>http://masonlar.wordpress.com/2009/09/30/ciddi-konusalim-mi/</link>
<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 13:58:26 +0000</pubDate>
<dc:creator>masonlar</dc:creator>
<guid>http://masonlar.wordpress.com/2009/09/30/ciddi-konusalim-mi/</guid>
<description><![CDATA[Tam on gün oldu… O soruları sorup beklemeye başladığımın üzerinden on koca gün geçti. Aslında o soru]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Tam on gün oldu… O soruları sorup beklemeye başladığımın üzerinden on koca gün geçti. Aslında o sorulara yanıt beklemiyordum.<br />
Ama şunu beklerdim açıkçası… Başkan Kocaoğlu bir telefon edebilir “ya senin başka işin yok mu” diye sorabilirdi mesela…<br />
Dedim ya önemli değil. Soruları sordum ve bugüne kadar süre verdim. Süre bitti. “Top” şimdi “yine” bende… Cevap vermeye tenezzül buyurmayanların şimdi yazacaklarıma “tepki göstermeleri de” zerre kadar umurumda değil.<br />
O sorulardan sonra tabii ki bazı gariplikler yaşadım…<br />
Mesela iki önemli görüşmem iptal edildi…<!--more--></p>
<p>İki önemli insana, not bırakmama rağmen telefon görüşmesi de olmadı…<br />
Olacağı günü bildiğim ve umut ettiğim bir “fikir alışverişi de” mazeretsiz ertelendi…<br />
Sürekli “netameli” işlerle uğraştığıma inananlara inat, ben “sabetay dalgalanmalarla” uğraşırken bir de “mason yolsuzlukları” bombası patladı. Hem de İzmir’de…</p>
<p>“Mason yozlaşması” başka bir konu, önce söz verdiğimiz gibi “yazacağım” dediğim satırlara başlayayım izninizle…<br />
İzmir’de “Sabetay birliktelik” yeni değil. Ama “yeni” olan o bilmem kaç yüzyıllık “uyuyan” serüvenin son 9 yıldır inanılmaz hareketlenmesi. İsim listelerinin peşinde değilim.</p>
<p>Bugün İzmir’de özellikle ticaret, sanayi, politikada “yönlendirici” görevini layıkıyla yerine getiren “ciddi Sabetaylar” var. Ve bu insanlar özellikle son 9 yıldır İzmir’de inanılmaz bir etkinliğe başladılar. Son olarak Mezarlıkbaşı’daki ne olduğu meçhul yıkık binaya biçilen rol, belediyeye verildiği iddia edilen dilekçeler, belediyenin bu konudaki suskunluğu hep “güçten” kaynaklanıyor… Bu “arkadaşlar” ticaret ve sanayide genellikle “baş” olurken, politika ve yerel yönetimlerde “perde arkasında” kalmaya özen gösteriyorlar. Milliyetçilikte hatta dindarlıkta üzerlerine kimse yok maşallah… İlişkilerinde muhataplarından istedikleri ise sadece “biat”… Kendilerine “biat” edenlerin ikbale ulaşması da çok hızlı oluyor. Örneğin masonlarla sabetayların ilişkileri de ilginç. Medya üzerindeki yönlendirmeleri de ilginç. Medyadaki taşları sadece “reklam ilan” bağlamında oynatıyorlar. Örneğin iki lafı bir araya getiremeyen bir gazeteci “manevi destekle” birkaç yılda inanılmaz “yükselebiliyor”. Ya da tam tersi durumda sadece öngörü olarak “potansiyel tehdit” gördükleri gazetecileri ise, genellikle iki şekilde “pasifize” ediyorlar. Birinci yol mesela gazeteci bir ofise davet edilir ve mesleğinde hedef aldığı İstanbul ortamı vaat edilir. Gazeteci kabul ederse büyük bir hızla kendini İstanbul’da bulur. Yok, ret ederse bu kez “ayıklama” metodu uygulanır ve “gazeteci” öylesine yalnızlaştırılır ki adı sanı birkaç ayda unutulur. Bugün İzmir’de özellikle “parasal güç” anlamında yönlendirici olan Sabetayların, Selanik’te yapamadıklarını İzmir’de “yapmaları” güç olmadı. Kendilerini 9 yıl önceye kadar muhteşem bir şekilde “saklayan” bu insanlar, son dokuz yılda da özellikle masonik güçlerin de etkisiyle basını “medyalaştırdılar”… İzmir’de yazılamayan, söylenemeyen, araştırılamayan ama sokakta rahatlıkla konuşulan tüm “meselelerin” altında kirli, ahlaksız bir ilişkiler zinciri var. Aynı anda hem Müslüman, hem Yahudi, hem Türk Milliyetçisi hem cemaat üyesi ve hem de Liberal olabilen bu “tontoncuklar” kullandıkları “maşaların” sayesinde, örneğin çok kısa bir süre önce İzmir’de mesleği “sadece” gazeteci olan bir insana “kurulan” iğrenç tuzağın ve dedikodu furyasının altında hep “maşaların” diyet ödemesi yatıyor.</p>
<p>Fakat size bir örnek verip “şimdilik” kabilinden bu konuya “üç nokta” çekeceğim… Eğer “masonik yolsuzluk” bombası patlamasaydı inanın daha uzun yazacaktım.<br />
Yaşı yetenler 1995 ile 2000 arasındaki İzmir televizyonlarını hatırlar. Özellikle bir esnaf işadamının televizyonunun yeri “yaşadığım” için çok ayrıydı. Personel maaşlarından tutun, sayısına kadar İzmir’de inanılmaz bir kamuoyu yaratmıştı bu TV. Ama dedim ya TV sahibi sadece “esnaftı”… 14 -15 muhabirle İzmir gündemi tutulduğu gibi, ne belediyelere ne de “efendilere” eyvallahı olmayan bir kanaldı “o kanal”… Üstelik “iyi kazanan” bir TV idi…</p>
<p>Ama bir gün… Bir gün “esnaf patron” yatırım altında bir serüvene “itildi”… Ardından ülkede kriz patladı ve “patron” iflas etti. Kimse yanında durmadı, kimse destek olmadı, kimse yardım etmedi… TV, radyo ve diğer şirketleri bir bir giderken… Bir zamanlar bu “esnaf patrona” yalakalık sırasına girenler sırtlarını döndü… Zaten “milat da” bu “yıkılıştı”…  “O kanal” çözüldü ve “basın” İzmir’de “medyalaştı”…<br />
Hatırlayın bakalım o “kanal” hangi kanaldı?<br />
Ben “devam” edeceğim…<br />
Bu kalem de elimden alınırsa “yine” başka mecralarda, olmazsa sokak sokak dolaşıp devam edeceğim ömrüm oldukça. İstediğimse sadece “hak”…<br />
Zira bugün “üç kuruş” için “ocak söndürenlerin de “gideceği” yer, söndürdükleriyle “aynı” olacak.<br />
 <br />
Neden “gündem” olmuyor ki?</p>
<p>İddia edilen yolsuzluğun boyutu tam 216 bin lira…</p>
<p>Yargıda görülecek dava sonucunu merak etmekle birlikte, aynı Sabetay hareketlenme gibi mason localarının da “kuruluş gayelerini” çoktan unuttuklarının, o pergel ve gönye muhabbetlerinin de sadece “masal” olarak kabullenildiğini görmek için ordinaryüs olmaya gerek yok. İzmir’de ikinci Kordon’daki o gizemli binanın temeline “masonik ruh” değil de “vahşi kapitalist hırsın” atıldığını anlamak için bu yolsuzluğun yargıya düşmesini öğrenmek gerekiyormuş. İzmir’de mason localarının kuruldukları zamandan bu yana en çirkin süreçlerini aynı Sabetaylarda olduğu gibi son 9 yılda yaşadıklarını iddia ediyorum. İzmir Vadisi’nin “çok güçlü olmadığı” düşüncesine katılmıyorum. Akademi dünyasından hukuk alanına, askeriyeden sağlığa, sanayi odasından medya âlemine, politikaya ve özellikle yerel yönetimlere hemen her alanda kendini bir şekilde hissettiren bu “vadi” kuruluş felsefesine aykırı yolsuzluklara bulaştığına göre, çıkıp şu sahte gizem perdesini yıkmalı. Ve varsa yediği hakların, söndürdüğü ocakların, yok ettiği geleceklerin hesabını da vermeli. Ama nasıl…</p>
<p>216 bin liralık bir yolsuzluğun İzmir medyasında “flaş” haber olmaması sizi düşündürmüyor mu? İzmir’de kaç kez 216 bin liralık “yolsuzluk” yapılıyor iddiası çıkıyor yahu?</p>
<p>Bu iddianın kamuoyu gündeminde olması gereken yeterlilikte yer bulmamasının nedenlerini adım gibi biliyorum. Fakat adalete güvenimden “şimdilik” yazmıyorum.<br />
Masonlar kuruluş felsefelerini çoktan unutarak (istifa edenleri tenzih ederim), aslanlar gibi “düzene” uydular… Ama gariptir hâlâ o “eski” sloganlarını kullanıyorlar. “Bir yerden” edindiğim ve Masonlara ait bir bayram tebriği dikkatimi çekti. Tebriğin sol üst köşesinde “çift başlı kuşun” altında bir yazı var. Yazı da Latince “Ordo ab Chao” yazıyor. Ne diyor bu yazıda? Masonların “kutsal dilekleri mi”?<br />
Evet. Türkçesi de şu: “Kaostan çıkan düzen”… Yani masonların hali hazırda yaşadıkları “kaos” ama kurmayı ideal ettikleri “düzen”… Fakat yolsuzluklara bakınca Mason biraderlerin de “düzen” idealinden vazgeçip “kaosa” daldıklarını rahatlıkla görebiliyorum. Ve bir başka ilginç not: Bu arma Türkiye’de ancak 33. dereceye yükselmiş Masonlara verilen “madalyonda” bulunuyor.<br />
Masonlarla Atatürk arasındaki ilişkilere de bakmak lazım mesela. Yani bu iş burada bitmez. Onlar nasıl eza, cefa çektirdilerse, umarım ve inşallah kendileri de çekecek… Bu dünya da hâlâ “bozulmamış” insanlar var çünkü… İzmir’de de var!</p>
<p>Hasan Tahsin Kocabaş<br />
Haberbiz</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[14. Derece Ritüeli]]></title>
<link>http://masonluk.wordpress.com/2009/09/26/14-derece-ritueli/</link>
<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 21:31:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>masonluk</dc:creator>
<guid>http://masonluk.wordpress.com/2009/09/26/14-derece-ritueli/</guid>
<description><![CDATA[Masonluğun 14. Derece Ritüeli’nin tamamını ilk kez sunuyoruz. Masonların en büyük sırları, Hiçbir sı]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Masonluğun 14. Derece Ritüeli’nin tamamını ilk kez sunuyoruz. Masonların en büyük sırları, Hiçbir sırlarının olmamasına karşın yazılı ve görsel medya aracılığı ile toplumlara pompaladıkları yanlış propagandaya kimselerin düşmemesini tembih ederiz. İşte içi boş ritüellerden biri olan Derecenin tamamı…<!--more--></p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Atölyenin adı</strong>: Büyük Seçilmişler, Tam ve Ali Masonlar Atölyesi veya Gizli Kubbe</p>
<p><strong>Başkanın unvanı:</strong> Üç defa Muktedir.</p>
<p><strong>Görevlilerin unvanı:</strong> Özel unvanları yoktur.</p>
<p><strong>Müntesiplerin unvanı:</strong> Büyük Seçilmişler, Tam ve Âli Masonlar.</p>
<p><strong>Düzenli Duruş:</strong> Sadakat Duruşu.</p>
<p><strong>İşaret</strong>: 1) Yemin işaret: Sağ el karnı kesercesine sol kalçadan sağa doğru hızla çekilir.</p>
<p>2) Ateş işareti: Sağ el ayası dışa dönük olarak sol yanağa değdirilir.</p>
<p>3) Hayranlık ve sükût işareti: İki el göğe doğru kaldırılır, baş sola eğilir ve göğe bakılır ve daha sonra sağ elin işaret ve orta parmakları dudaklara değdirilir.</p>
<p><strong>Geçiş kelimesi:</strong> El-Hanan.</p>
<p><strong>Dokunuş:</strong> Sağ eller karşılıklı tutulur ve üç defa döndürülür. Her seferinde biri Berith, diğeri Neder der, yine birincisi Schel&#8217;moth diye cevap verir</p>
<p><strong>Kutsal kelime</strong>: Makobim.</p>
<p><strong>Yaş:</strong> Dokuzun karesi.</p>
<p><strong>Darbe ve alkış:</strong> 3+5+7+9</p>
<p><strong>Halka:</strong> Dış tarafında, ortasında G harfi bulunan bir üçgen, iç tarafında &#8220;Faziletin birleştirdiklerini ölüm ayıramaz&#8221; yazısı bulunur.</p>
<p><strong>Biju:</strong> Çeyrek daire parçası üzerine açılmış ve tepesinde bir taç bulunan altın pergel. Daire parçasının üzerinde 3, 5, 7 ve 9 rakamları yazılıdır. Pergelin ayakları arasında güneşi gösteren bir madalyon bulunur. Madalyonun arka tarafında, ortasında G harfi ile Alev Saçan Yıldız vardır.</p>
<p> </p>
<p><strong><span style="color:#ff0000;">KISALTMALAR</span></strong></p>
<p>B. Nâ. : Birinci Nazır</p>
<p>İ. Nâ : İkinci Nazır</p>
<p>R.A. : Royal Arche</p>
<p>ÜMK : Üç defa Muktedir</p>
<p> </p>
<h2><span style="color:#ff0000;">ÇALIŞMANIN AÇILIŞI</span></h2>
<p><strong>UMK </strong>- Pek Sayın B. Nâ. kardeşim bu Gizli Kubbe altında iyi­ce korunduğumuza güveniyor musunuz?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>UMK iyice korunmaktayız ve güven içindeyiz.</p>
<p><strong>ÜMK </strong>- Sizi buraya kim getirdi?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Olgunluğa erişmek arzusu.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Buna ulaşmak için gereken nitelikler nelerdir?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Azim, Sebat ve Çalışkanlık.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Olgunlaşma Locası nasıl bir yerdir?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Olgunluğa erişmek için MM. ın birbirlerine yardım ettikleri yerdir.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Varlıklı ile yoksul, burada niçin eşit, dost ve kardeş­tirler?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Çünkü göklerin uçsuz bucaksızlığında olduğu gibi, sütunun tabanına çizilmiş olan üçgende de eşitliğe zorlayan bir güç vardır.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Kaç yaşındasınız?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Seksen bir yaşındayım ki, bunun kare kökü en mü­kemmel sayı olan üçün karesidir. İşte bütün varlıklar böylece hep oluş sebeplerine bağlıdır.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Büyük Skoçyalı ve Tam ve Ali M. olarak ne gibi yü­kümlülükleriniz vardır?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Sonsuz bir bağlılık sözü altındayım.</p>
<p>UMK &#8211; Bu bağlılığın işareti nedir?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Aldığım halka.</p>
<p>ÜMK &#8211; Saat kaçtır?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Tam öğle vakti.</p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; Avadanlıklarımızı nerede bulacağız?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Pergelle gönyeyi kullanmasını bilirsek kalbimizde, zekâmızda ve sezgimizde.</p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; İ. Nâ. ve B. Nâ. KK.im; Vadinizi süsleyen KK.e toplan­tıyı esrarlı sayılarla açacağımı lütfen bildiriniz.</p>
<p><strong>İ. Nâ. </strong>- Vadimi süsleyen KK.im ÜMK toplantıyı esrarlı sayı­larla açacaktır, hazır olunuz.</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Vadimi süsleyen KK.im ÜMK toplantıyı esrarlı sayı­larla açacaktır, hazır olunuz. ÜMK, vadilere gerekli bildiri yapıl­mıştır.</p>
<p><strong>ÜMK</strong> &#8211; <strong><em>(Çekici ile vurur)     ••• </em></strong></p>
<p><strong>İ. Nâ.- <em>(Çekici ile vurur)     •••••</em></strong></p>
<p><strong>B. Nâ. &#8211; <em>(Çekici ile vurur)   •••••••</em></strong></p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; <strong><em>(Çekici ile vurur)    ••••••••</em></strong></p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; Kalkınız, Sadakat duruşuna geçiniz KK.&#8217;im.</p>
<p>EUMYŞ ve EKSR Sonuncu ve 33. Derecesi TYŞ adına büyük Seçilmişler ve Tam ve Âli Masonlar toplantısını açıyorum, işa­retler ve alkış için bana uyunuz KK.im.</p>
<p>Yemin İşareti <strong><em>(Dediği yapılır).</em></strong></p>
<p>Ateş İşareti <strong><em>(Dediği yapılır).</em></strong></p>
<p>Hayret ve sükût işaretleri <strong><em>(Dediği yapılır).</em></strong></p>
<p>Alkış (3 + 5 + 7 + 9).</p>
<p>Celse açılmıştır. Oturalım KK.im. Söz geçen toplantı tutana­ğını okumak üzere Kâ. K.indir.</p>
<p><strong>Kâ.-</strong> <strong><em>(Tutanağı okur).</em></strong></p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; B. ve İ. Nâ. KKim, geçen toplantı tutanağı hakkında diyeceği olan Tam ve Ali M.lar varsa kendilerine söz veriniz.</p>
<p><strong><em>(Söz isteyenler varsa konuşur ve ÜMK, Ha. K in mütalaasını aldık­tan sonra tutanağı oya koyar)</em></strong></p>
<p>Tutanak kabul edilmiştir.</p>
<p><strong><em>(Gelen yazı veya teklif varsa söz Kâ., K. &#8216;e verilir.)</em></strong></p>
<p><strong><em>(Eğer bir iykaaf töreni olacaksa Kâ. K. iykaafla ilgili teklifi okur.)</em></strong></p>
<p> </p>
<h2><span style="color:#ff0000;">İYKAAF</span></h2>
<p><strong>UMK </strong>- Me. Üs. K.im adaylar At. kapısına geldiler mi? Lütfen bakınız; geldilerse onları usulümüze göre içeriye alınız.</p>
<p><strong><em>(Me. Üs. dışarı çıkar, adayları 9. derece usulüne göre kapıya getirir ve kapı­ya •• •• •• •• • </em></strong><strong> <em>vurur.)</em></strong></p>
<p><strong>Muhk.- <em>(Kapıya gider) </em></strong>Kimsiniz? Ne istiyorsunuz?</p>
<p><strong>Me. Üs.- </strong>Olgunluğa ermek için Gizli Kubbe altına girmek is­teyen MM.ı getiriyorum.</p>
<p><strong>Muhk.- </strong>Bekleyin. B. Nâ. K im, Me. Üs., Gizli Kubbe altına girmek isteyen KK.İ getirmiştir.</p>
<p><strong>B.Nâ.-</strong> ÜMK, Me. Üs. olgunluğa ermek dileği ile Gizli Kubbe altına girmek isteyen MM.ı getirmiş; dışarıda izninizi bekliyor­lar.</p>
<p><strong>UMK </strong>- İçeriye alınsınlar, kendilerini iki sütun arasında bek­letiniz.</p>
<p><strong><em>- MÜZİK I-</em></strong></p>
<p><strong><em>(Adaylar iki sütun arasına alınır.)</em></strong></p>
<p><strong>ÜMK </strong>- KK.im, ayağa kalkınız, sadakat duruşuna geçiniz.</p>
<p><strong><em>(Kılıcı eline alır).</em></strong></p>
<p><strong><em>(Adaylara hitab ederek) </em></strong>KK.im, bu locanın Tam ve Ali Üstadlarınca kabul edilmiş bulunan teklife uyarak, Skoç Ritinin 10, 11, 12, 13. derecelerini size şimdiden veriyorum. Bu derecelerle ilgili bilgiler sizlere dışarıda verilecektir. Gidiniz ve size söylenecek olanları dikkatle dinleyiniz.</p>
<p>Oturalım KK.im.</p>
<p><strong><em>(Adaylar Me. Üs. ile dışarı çıkar, gerekli bilgileri aldıktan sonra 13. derece usulünce kapıya vururlar) </em></strong><strong>00 000</strong></p>
<p><strong>Muhk.- <em>(Kapıyı açar ve eşikte kılıcının ucunu adayın göğsüne da­yayarak), </em></strong>Kimsiniz; ne istiyorsunuz?</p>
<p><strong>Aday/lar- </strong>Royal Arche K yiz, arıyoruz.</p>
<p><strong>B. Nâ.-</strong> İçeri girsinler.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Me. Üs. K.im adayları yemin kürsüsünün önüne geti­riniz.</p>
<p>KK.im, size vereceğimiz bu derece ilkel Masonluğun &#8220;Vasıflandırılamaz&#8221; denilen derecelerinin sonuncusudur.</p>
<p>Hiram menkıbesine ve ilk mabedin inşası efsanesine son ve­rir.</p>
<p>Operatif Masonlara has eski derecelerin çalışmalarında bu olgunlaşma derecesine ancak başarılı bir meslek hayatı geçiril­dikten sonra ulaşılabilirdi. Adayın yeterliliği, kardeşlerin ona besledikleri saygı ve güvenceden başka denemelerden geçiril­dikten sonra anlaşılmış olurdu. Zamanımızda bu gibi güçlükler bir hayli azalmıştır. Bu gün toplum ilişkileriyle birlikte âdet ve alışkanlıklar da değişmiştir. Eskiden M.luk çabasının başlıca konusu olan hürriyet, artık şimdi her yerde, bütün millî idarele­rin ve halkların ortak amacı olmuştur. O kadar ki, bazı MM.a gö­re Masonluğun görevi artık sona ermiştir. Ama, bizim görevimiz değişmemiş, her zaman insanlık yararına uygun ve ulaşmaya can attığımız ülküye bağlı kalmıştır. Bu ülkü insanlık tarihinin her döneminde azimle ve olumlu bir düzen içerisinde olgunlaş­tırmayı gerçekleştirme için düşünülebilen en etkili yoldur.</p>
<p>KK im, işte yalnız bu inançta olanlardır ki, şimdi içinde bu­lunduğumuz bu atölyeye girebilirler.</p>
<p>Siz eğer ne olduğunu anlamak merakını yenemiyerek bu top­luma katılmış veya Masonlukta dostlar kazanmak, yeni ilişkiler kurmak, ya da yalnız kendi fikir hürriyetinizi bu yoldan kuvvet­lendirmek gibi kişisel hedefler peşinde iseniz, bu düşünceleriniz şimdiye kadar oldukça gerçekleşmiş bulunacağına göre, artık si­ze hiç bir bakımdan yararlı olmayacak bir At.ye girmeyi istemek­le hem bizi yanıltmış, hem de kendinizi oyalamış olacağınızı bil­dirmek zorunluğunu duymaktayım. Şu halde bir dost tarafından samimiyet ve ciddiyetle sorguya çekilen şerefli bir kimseye yakı­şacak şekilde cevap veriniz, iyice düşünerek, tam bir içtenlikle ve bütün kalbinizle bizlere katılmak istiyor musunuz?</p>
<p><strong>Adaylar</strong> &#8211; Evet.</p>
<p><strong>ÜMK</strong> &#8211; Me. Üs. Kim, KK imizi oturtunuz.</p>
<p>KK.im, 1717 tarihli Ana Tüzüğün basım ve yayımından önce­ki âdetlerimize göre, Olgunlaşma Locasındaki iykaaf törenlerinde eski çağ milletlerinden bir çoklarının halk topluluklarında oldu­ğu kadar, felsefe ile uğraşan aydınların da uyguladıkları tasfiye töreni yapılırdı. Bu tören ya su ile, ya da hava veya ateşle yapılır ve bizim için inancın veya düşüncenin tazelenmesi, vicdanın te­mizlenmesi ve benliğimizin yeni bir ülküye bağlanmak yüküm­lülüğü altına girmesi anlamım taşırdı. Çok defa bu tasfiye işi, iy­kaaf töreninden önce yapılırdı. Hrıstiyanlık, doğa üstü bir muci­ze esasını benimsediği için kişinin isteğine önem vermeksizin, aklı bir şeye ermeyen çocukları bile vaftiz eder. Masonlar ise tas­fiye törenini eğitimin sonuna bırakarak yeni fikir ve inancın an­cak yeteri kadar olgunlaşmış kişilere, kendi arzu ve iradeleriyle verilebileceğine inandığını anlatmak ister. KKim, olgunlaşma derecesine alınmanız için ilk şart, bundan önceki dereceleri bil­diğinizi ispat etmenizdir. Bu bilgilerin bazıları işaretler ve sem­boller, dekorlar gibi dış görünüşlerde, bazıları da bu sembollerin anlatmak istediği ahlâkî öğreti ve eğitim ile onların mistik an­lamlarındadır. Bu öğretilerin başlıca ilkelerini hatırlatmamız yerinde olur.</p>
<p>Me. Üs. Kim; sorularımıza doğru ve tam karşılık verebilme­lerini sağlamak için şu kitabı adaya veriniz.</p>
<p><strong>Me. Üs</strong>.- <strong><em>(Bir ritûel kitabını, ayağa kaldırıp iki sütun arasına ge­tirdiği bir adaya verir.)</em></strong></p>
<p><strong>ÜMK</strong> &#8211; <strong><em>(İsterse soruları önceki ÛMK&#8217;e sordurur.)</em></strong></p>
<p>Kardeşim, M. musunuz?</p>
<p><strong>Aday</strong> &#8211; Kardeşlerim beni öyle tanırlar.</p>
<p><strong>ÜMK</strong> &#8211; Çıraklık döneminizde ne yaptınız?</p>
<p><strong>Aday</strong> &#8211; Nura ve ışığa kavuşunca ham taşı yonttum.</p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; Siz evrensel hayatın bir parçası; uçsuz bucaksız uzay­ların bir noktasında belirmiş bir tohumsunuz. Sizin varlığınız şuur altı birçok değişimlere uğradı. Duygularınız uyandı, ilk ön­ce dağınık, sonraları belirli açık fikirleriniz oldu. Sonunda haki­kati kavrayabilecek bir yeteneğe kavuştunuz. Gördüğünüz nur ve aydınlık işte budur. İnsanlık buna kavuşabilmek için sayısız yüzyıllar geçirdi. İnsanlığın bugünkü durumu henüz başlangıç­ta veya ona yakın bir yerde midir, yoksa sona yakın bir aşamaya varmış mıdır, bunu bilmiyoruz; kaderimizin çizgisini kestiremi­yoruz, hangi âleme bağlı olduğunu da kavrayamıyoruz. Nereden geldiğimizi, ne olduğumuzu, ne olacağımızı anlayamıyoruz. Ya­şama içgüdüsü ile bir insan kendi çevresini ve evrensel şartları inceliyor, düşünüyor, konuşuyor; bir başkası da onun fikrini be­nimsiyor. İşte ham taş üzerinde çalışmak bunu ifade eder. Ma­sonlar bu çalışmalarda herkesten çok samimiyet ve usullere sa­dakatle birbirlerini yetiştirmeye ve ideallerini gerçekleştirmeye çalışırlar. Siz de bu çabaya katılmayı istiyorsanız, kendinizi ta­nıtacak işaretleri Me. Üs.na veriniz.</p>
<p><strong>Aday</strong>- <strong><em>(Me. Üs.na çırak işaretini verir.)</em></strong></p>
<p><strong>Me. Üs</strong>.- Bu kişi Çırak Masondur.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Ham taşı yonttuktan sonra ne yaptınız?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Tam ve mükemmel bir atölyede kalfa oldum. &#8220;G&#8221; har­fini gördüm. Mabedin yedi basamağına çıktım. Batı kapısından girdim. İçlerinde iş avadanlıkları ve işçiye ödenecek gündelikle­rin saklandığı küreleri taşıyan tunç sütunların arasından geç­tim; bunları temelleri üzerinde dosdoğru yükseltebilmek için gönye, su terazisi ve şakul kullanmasını öğrendim ve mikâp taşı işledim.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Kalfa yalnız ham taş ve cansız madde üzerinde çalış­maz. Geometriyi, düzeni, düşünme usullerini de öğrenir. Elinde fennî araçlar vardır. Mikâp taş, tuğla ve kendi iradesine tâbi ol­mayan doğa üzerinde de çalışır; uygarlık ilkeleri, yani ahlâk kai­deleri, toplum şartlarını gerçeğe uygun bir düzen içinde geliştir­mekte olan insanın düşünce gücünü yüceltir.</p>
<p>Sizi tanıtacak işareti Me. Üs.na veriniz.</p>
<p><strong>Aday &#8211; <em>(Kalfa işaretini verir.)</em></strong></p>
<p><strong>Me. Üs.- </strong>Bu K. Kalfa Masondur.</p>
<p><strong>UMK </strong>– K im Üs. Mason musunuz?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Hiramın öldürüldüğünü gördüm. Kaybolan kelime için, kırılan avadanlıklar için, yüzüstü kalan iş için kardeşlerim­le birlikte ağladım. Masonluğun temel ilkelerini ve dikkatle sak­lamakta olduğum sırrı öğrendim.</p>
<p>Bana «onu nerede saklıyorsun» dediler; «Kalbimde saklıyo­rum» dedim. «Oraya girmek için anahtar var mı?» diye sordular. «Evet vardır ve ben onu ancak fildişi anahtarla açılıp kapanabi­len bir mercan kutu içinde saklıyorum» karşılığını verdim. O za­man gönyeden pergele geçtim ve Üs. oldum.</p>
<p><strong>ÜMK </strong>- İnsan zekâsını hakir görülmüş, vurulmuş, öldürül­müş bir durumda gördünüz; çünkü her nevi çabayı yöneten o idi; aslında çetin bir iş olan doğayı anlayabilme zorunluluğundan başka bir engelle karşılaşmamak idi. Oysa daha başlangıçta çe­şitli zorluklarla karşılaştı ve doğrudan doğruya işçilerin kötülü­ğü ve hıyaneti ile çatıştı. İnsanlık kendi öz yapısında vahşi bir miras taşır. Bazılarının kendini beğenmişliği ve vahşeti, kimisi­nin bilgisizlik ve korkaklığı hep bu yüzdendir. Puta tapınmanın, inanç köleliğine tutulmanın, çalışmayı ve öğrenmeyi baskı altın­da ezen türlü cinayetlerin kaynağı da odur.</p>
<p>Kim Üs. işaretini Me. Üs.na verir misiniz?</p>
<p><strong>Aday &#8211; <em>(Us. işaretini verir)</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong><strong>Me. Üs.- </strong>Bu K. Üs. Masondur.</p>
<p><strong>UMK &#8211; <em>(Adaya hitaben) </em></strong>Kim bu işarete ne ad verirsiniz?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Bu bir nefret işaretidir.</p>
<p><strong>ÜMK </strong>- Neden?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Hiramın cansız vücudunu gördükleri zaman Üstatların açıkladıkları nefreti gösterir.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Cinayete ve putperestliğe karşı nefreti gösteren bu işaret, Üs. M.&#8217;u tanıtan bir özelliktir. Kutsal kelimeyi söyler mi­siniz?</p>
<p><strong>Aday &#8211; <em>(Kutsal kelimeyi söyler.)</em></strong></p>
<p><strong>UMK </strong>- Bu sözün anlamı nedir?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Et kemikten ayrılıyor demektir.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Amacı hakikate erişmek olmayınca, kişinin düşünme gücü zaafa uğrar, tükenir. Çalışmalar akılla yönetilmedikçe top­lumun birliği çürümeğe yüz tutmuş bir ceset gibi dağılır.</p>
<p>Bir Üs.ın nitelikleri nelerdir?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Akıl ve hikmet, kuvvet ve güzellik.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Başlıca aracı nedir?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Pergel.</p>
<p><strong>UMK -</strong> Gönye ham taşı yontmak için yeterli ise de, insanlığın varmak istediği hedefe ulaşılması bakımından yeterli olamaz. Zamanın ve uzayın sonsuzluğunu, yıldızların birbirinden uzaklı­ğını, evrenin yapısını, bütün varlıkların uyduğu şartları, gökle­rin uçsuz bucaksızlığındaki hakikati arayarak, geometriyi tanrı­sal diyebileceğimiz bu yüksek bilimi öğrenecek; matematik oran­tıların bütün kaidelerini anlayacak ve pergelin nasıl kullanıldı­ğım belleyeceksiniz.</p>
<p>Bu Us.m adı nedir?</p>
<p><strong>Aday </strong>- MOABON. Bu isim kargaşalık zamanında yahudilerin Tanrı buyruklarını içinde sakladıkları Ahit Sandığını koy­dukları yerin adıdır.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Başka yerlerden sürülüp atılan hakikat, M.&#8217;un kalbi­ne sığınır. Us.lar ne üzerinde çalışırlar?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Resim tahtası üzerinde</p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; Ücretlerini nereden alırlar?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Orta hücreden</p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; Ustadlar nerede seyahat ederler?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Yer yüzünün her yerinde.</p>
<p><strong>ÜMK</strong> &#8211; Niçin?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Bilmediklerini öğrenmek, bildiklerini öğretmek için.</p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; Bir kardeşinizi kaybettiğiniz zaman onu nerede bula­bilirsiniz?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Pergel ile gönye arasında; bu da iyi bir M.&#8217;un hiç bir ge­rekçe ile akıl ve hikmet ve adaletten ayrılmayacağı anlamına ge­lir.</p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; Herhangi bir tehlike içinde kalırsanız ne yaparsı­nız?</p>
<p><strong>Aday- <em>(Yardım işaretini verdikten sonra)</em></strong></p>
<p>«Dul kadının çocukları bana yardım edin» derim.</p>
<p><strong>ÜMK</strong> &#8211; Niçin dul kadının çocukları diyorsunuz?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Muhterem Üs.ımız ölünce MM. onun anasına saygı ve ilgi gösterdiler. Hiram kendilerini kardeş saydığı için onlar da Hiramın anasını kendi anaları bildiler.</p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; Hiram&#8217;ın anası bizim de anamızdır. Her M., üstadlık derecesiyle yetinebilir; başkalarını zorlamaksızın, tenkit et­meksizin kendi öz eğilimine uyarak üst derecelere yükselmeyi istemeyen bir M. da Masonluk ilkesine erişmiştir ve bütün kar­deşleriyle eşittir. Skoç Masonluğunun önemli bir özelliği de; her­hangi bir dereceye yükselmiş olan bir kardeşimizin daha yukarı derecelere ulaşmak arzusunun, o derecelerdeki renkli kordonla­rın çekiciliğine kapılarak, ya da vakti gelmeden daha ilerisini görmek, öğrenmek merakına yenilerek değil de ancak eskileri dinlemek, gelenekleri incelemek ve daha az sayıda bir dostlar çevresinin samimiyetini paylaşmak amacına bağlı olmak şeklin­de kendini göstermesidir.</p>
<p>Dördüncü dereceden ondördüncü dereceye kadar olan dere­celere Vasıflandırılamaz dereceler denir. Bunları, daha sonra öğreneceğiniz ikinci Mâbed dereceleri, felsefî dereceler, Şövalye­lik dereceleri izleyecektir.</p>
<p>Vasıflandırılamaz dereceler eski MM.da da vardı. Bu gün uy­guladığımız yüksek dereceler, bütün sistemlerdeki sembolik de­recelerin birbirine benzediği gibi, eski biçiminde kalmıştır.</p>
<p>Bu derecelerden bazısı tevcih yolu ile bazısı da iykaaf töreni ile KK.&#8217;e verilir.</p>
<p>K.im, Ket. Üs. mısınız?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Defne ve zeytin dalları altında iykaaf edildim. Dudak­larım ketumiyet mühürü ile mühürlendi. Görevin ne olduğunu biliyorum.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Üstadların sayısı artınca aralarında bir ayıklama ve seçme yapmanın gerekli olduğu anlaşıldı.</p>
<p>Çalışmaları yönetenler arasına bir yenisi alınmadan önce onun değer ve karakteri üzerinde güven sağlamamız gerekti. Bu­gün bile siyasî ve fikrî sorunlarda ancak kabiliyet ve samimiyeti­ne güvendiğimiz dostlarımızla dertleşmiyor muyuz; ? Hatta top­lantılarımızda kalp kırıcı tartışmalardan ve kimseye dokunmasa bile bazı lüzumsuz açıklamalardan kaçınmıyor muyuz? Bu sa­kınma acaba güven ve cesaretimizin azlığından mı geliyor? Bazı olaylarda evet, bazılarında ise hayır. İnsan ne ise odur; onu doğa üstünde bir yaratık sanmamalıyız. Hayale kapılan ve boş fikir­lerle uğraşanların yanıldıkları nokta, kendi görüşlerini hiçe in­diren hakikati unutmuş olmalarındandır.</p>
<p>K. im, Dördüncü derecenin geçiş kelimesi ve işaretini Me. Üs.na veriniz.</p>
<p><strong>Aday &#8211; <em>(Kelime ve işareti verir).</em></strong></p>
<p><strong>Me. Üs.- </strong>Bu K. Ket. Üs.dır.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Bundan sonraki derecelerin kelime ve işaretlerini de size soracak değilim. Masonluk âdetlerine göre hafızayı yorma­nın gereği yoktur.</p>
<p>K.im, Tam ve Kâmil bir Üs. mısınız?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Hirâm&#8217;ın mezarı önünde bu dereceye yükseltildim. Çapraz iki sütun üzerindeki mikâb&#8217;ı saran üç çemberi gördüm. Muhterem Üs.ımızın cenaze törenine katıldım.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Beşinci derecede sembolik menkıbe yeniden başlar. Siyasî baskı altında ezilen yığınların körleşmiş putperestliği ile engellenen hedeflerine ulaşmaktan alıkonulan MM., akim ön­derliğini savunacaklarına yemin ettiler. Zorbalığa ve yobazlığa elbette üstün geleceklerdir. Güçlerini ebedî kanunlarda, duyular âlemini çevreleyen, her şeyin üstün­de olan engin bir alanda, mikab taşta arayacaklardır. Mücadele fikrinin nasıl başladığını görüyorsunuz; zulüm altında ezilenle­rin iniltileri böylece sürüp gidemez. Zekâyı öldürenlere karşı in­san oğlunun nasıl cesur bir mücadeleye giriştiğini bundan sonra gelen derecelerde göreceksiniz.</p>
<p>Kim, Sır Kâ. misiniz?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Sur Kralı Hiram&#8217;ı Melik Süleyman&#8217;ın odasına girer­ken gördüm. Kendisine söz verdiği üç verimli bölge yerine çorak topraklar vermiş olmasından ötürü Süleyman&#8217;a kızgındı; bu se­beple Süleyman&#8217;ın tehlikede olduğunu sandığım için onu koru­mak istedim.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Altıncı derece, Tevrat&#8217;ın bu menkıbesi üzerine kuru­ludur. Tüzüğü de sadakat ve samimiyet üstüne düzenlenmiştir. Bu derece, Masonluk Öğretilerini tümüyle açıklamazdan önce, bir eleme daha yapmak için zorunlu bir geçittir.</p>
<p>İdareci ve Hâkim misiniz?</p>
<p><strong>Aday </strong>- İşçileri adalete göre yönetirim.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Bina Emini misiniz?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Ben Üstad Hıramın kalfalarından biri idim; dört ar­kadaşımla birlikte bu işe yeteri kadar kabiliyetli olduğumuza inanmıştık.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Yedinci ve sekizinci dereceler Masonluğun ilk dönemlerine özgü izler taşır. Açıkça anlaşılır ki Kâtip, Hâkim ve idareci dereceleri inşaatçı kurumlarının yönetimine, dış yazışmaların yürütülmesine, bu konudaki anlaşmazlıkların çözümlenmesine ve çalışma usulü ile ilgili tüzüklere uygun düşen üç sınıfın eğiti­minin yerine geçer. Toplum düzeninde bu üç sınıf üzerindeki in­celemeler dış ilişkilerde, yasalarda, yapı ve sanatla ilgili bilimlerde ve halk arasındaki anlaşmazlıkları çözümleme yeteneğini elde etmede gereklidir.</p>
<p>Kim, siz de böylece yetiştikten sonra Seçilmiş Dokuzlardan biri oldunuz mu?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Bir mağaraya girdim, bir ışık beni aydınlattı, bir kay­naktan susuzluğumu giderdim.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Bu derecede ne öğrendiniz?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Özellikle kendimdeki ve başkalarındaki cehaleti gi­dermeyi; kendi güçsüzlüğüme ve başkalarının haksızlıklarına karşı cesur davranmayı öğrendim.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Mücadele başlıyor; M. kendisinden ne beklendiğini öğreniyor. Onun eline bir hançer veriliyor; Hirâm&#8217;ı öldürenin saklandığı yer kendisine gösteriliyor, o da katili öldürmek için oraya koşuyor. Masonluğu kral katilliği ile suçlamak isteyenle­rin kastettikleri derece işte budur. Bu akim alamıyacağı bir ifti­radır. Çünkü Masonluk ilkelerinin zor kullanmaya karşı olduğu bilinir ve masonluğun kendi ilkeleriyle çelişkiye düştüğü hiç bir zaman görülmemiştir. Korkunç ayaklanmalardan hiçbiri atölyelerimizden başlamış değildir. Böyle bir iddia Masonluğun ruhu­nu bilmemekten doğmuş ve kasıtlı olarak ileri sürülmüştür. Kal­dı ki, dokuzuncu derecede biliyoruz ki, katili öldüren kişiler, KK ince suçlu tutulmuşlardır. Bu açıkça gösterir ki misilleme, öç alma gibi davranışlar, yersiz zulümlerdir. Bir hançerle silâhlandırılmanızın sebebi ne idi?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Hançer bir semboldür, cehalete karşı mücadeleyi remzeder. Biliriz ki cehalet ölümle değil, ancak okuma, yani ki­tap ve bilimle, doğayı incelemekle yok edilebilir.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Ama zekâyı arada bir baskısı altına alan kuvvet, an­cak hançerin yok edebileceği bir yaratık olamaz mı?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Hançer bir zâlime vurabilir; ancak, bir zalimi vurmakla, onun yerine bir başkasının şahsında canlanacak olan zulmü de ezmiş olmak, çok nâdir olarak gerçekleşebilen bir başa­rıdır.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Zulüm ancak ona maruz kalan kütlelerin cehaleti yü­zünden yerleşebilir. Bunun içindir ki halkı aydınlatmağa çalış­malıyız.</p>
<p>Kim, görüyorum ki Seçilmiş Dokuzlardansınız ve bu derece­yi iyi anlamışsınız. Siz ayrıca 15&#8242;ler ve 12&#8242;ler Seçilmişi, yani on ve onbirinci derecelere de iykaaf edildiniz mi?</p>
<p>Aday &#8211; Hiram&#8217;ı öldürenlerden birinin ölümünden sonra diğer ikisini izlemeye gönderildim. Onları taş yontarken bulduk, Sü­leyman&#8217;a götürdük. Süleyman suçlarının cezasını verdi. Bizler için de, ödül olarak önce Seçilmiş Onbeşler derecesini, sonra da Onikiler Şapitrini kurdu, ki bu ikincisi eski, bilgili, Tam ve kâmil üstadlardan seçilmişti.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Bu üç Seçilmişler derecesi en eski Ritlerde, York Ritinde ve İngiltere Büyük Locasının çağdaş Ritinde de vardır. Fransız Ritinde bu dereceler ötekilerle karışmış bir biçimde dör­düncü derece ile birleşmiştir.</p>
<p>Diğer Ritlerde ise, birçok tâli kollara ayrılmıştır. Ama hep­sinde de, Hiram&#8217;ın katillerini aramak, bulmak ve cezalandırmak fikri saklı tutulmuştur.</p>
<p>Büyük Mimar Us. menkıbesi nedir K im?</p>
<p><strong>Aday</strong> &#8211; Hiram&#8217;m katillerinin ölümünden sonra, Mabed işleri­ne yeniden başlandı. Süleyman, bu işin yönetimini, Abada&#8217;nın oğlu Adonhiram&#8217;a verdi ve ona Büyük Mimar Üs. adım verdi. Da­ha sonraları bu unvan öteki mimarlara da verildi.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Seçilmiş üyeler, en sonunda insanların kötü niyetle­rinden doğan engelleri görüp anladılar, kurtulma çabası etkisini gösterdi; hür düşünce, Mabedin yeniden inşasına imkân verdi. Bunun ilk aracı bilimdir.</p>
<p>Bu büyük ders karşısında biraz duralım:</p>
<p>Çırak, nur ve ışığa kavuşunca işine cesaretle ve hızla başladı. Kalfa bol gündelik alıyordu. Zekâ Mabedi yükselirken, cinayet her şeyi yarıda bıraktırdı.</p>
<p>O zaman insanlık yasa büründü ve ağlamaya başladı. Yoksa bu iş tıpkı saldırıya hazır bir ordunun davranışı ile birdenbire, etken bir güçle yeniden başlayabilecek mi idi? Bu bir hayaldi. Sa­bırsızlananlar, öfkelenenler, hayale kapılanlar bu yolu denedi­ler; ama başarı kazanamadılar. Masonluk bu uğurda başka türlü davranmıştır Cinayetlerden sonra önce Ket.Üs. lığı kurarak ketumiyete ve göreve önem verdi. Burada dürüst kişileri bir ara­ya toplayarak onları toplum ilişkileri üzerinde eğitti, sonra ada­let kanunlarını, daha sonra da yönetim ve yargı usullerini getir­di. İşte bu iş için seçilen, en güçlü, en cesur kişiler oldukları için düşmanı ancak bu sayede yenebilirlerdi.</p>
<p>İlk cani öfke ile ve hançerle vurularak, ötekiler iyice örgütlen­dirilmiş adalet kurumları eliyle yok edildiler.</p>
<p>Böyle bir ortamda artık denebilirdi ki, zekâ için artık başarı­dan başka bir şey söz konusu olamazdı.</p>
<p>Böyle sanmak da belki hayale kapılmak gibi bir şeydir. Eğer hemen gerçek, güvenli, hayalî ve yanlış hesaplardan uzak bir ça­lışma ile işe başlanmazsa elde edilen başarı temelsiz ve semere­siz kalır.</p>
<p>Öğrenilmesi gereken bilimler matematik, hukukî, içtimaî, ekonomik, kamu ve kişi hakları gibi yine matematik kurallarla öğrenilebilen ve uygulanabilen bilimlere dayanır. Bu nevi eğitim ve öğrenim metodunun önemini anlıyor ve onu bütün insanlara güven verebilen yasal ve âdil bir kurum olarak görüyor musu­nuz?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Evet.</p>
<p>UMK &#8211; KK.im, Masonluk ilkelerinin ışığı altında insanlık ta­rihini yazacak olan kişi, büyük bir tarihçi ve büyük bir filozof ola­caktır. İyi hazırlanmış kurucuların tasarladığı bu doktrin, her aşamada daha başarılı olma çabasıyla olgunlaştırılmıştır. Büyük Mimar Ustad derecesinin talimatı hiç bir zaman bugünkü kadar derin düşünmeye ve iyice anlaşılması için üzerinde durul­maya değer bir nitelikte olmamıştır.</p>
<p>Hiramı öldürenler henüz ortadan kaldırılmış olmasalar bile, yine de etki ve önemleri bir hayli azalmıştır; biz de onları ceza­landırabilecek üstün bir adalet düzenini sağlayacak Seçilmiş On ikiler çağına yetişmiş bulunuyoruz. Bununla birlikte bu dü­zen henüz başarıya erişememiştir. Çünkü bazı idareci örgütler matematiği yeterince bilmemekte, bu sebeple Seçilmişlikten Mi­marlığa geçememektedirler. Bu sistemlerin başsızlığa, düzen­sizliğe, zaafa uğradıkları göze çarpmıyor mu? Boş yere gevezelik eden çıkarcı politikacıların, doğruluk perdesi altında, çevirdikle­ri dalaveralara aldanan kitlelerce nasıl alkışlandıkları görül­müyor mu? Çürümeye ve çöküntüye sürükleyebilecek olan bu uygunsuz hareketlerden insanlığı korumak gereğini duymuyor musunuz?</p>
<p><strong><em>(Kısa bir sükût)</em></strong></p>
<p>Kim EKSR&#8217;nin On Üçler derecesi nedir?</p>
<p><strong>Aday </strong>- R.A. dediğimiz derecedir ki, sırasıyla Dokuzuncu R.A., Enok R.A&#8217;ı ve Süleyman R.A.&#8217;ı adlarını almıştır.</p>
<p><strong>ÜMK</strong> &#8211; R.A. M.u musunuz?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Ne isem ve ne olacaksam oyum.</p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; Sizi bu dereceye nerede iykaaf ettiler?</p>
<p><strong>Aday </strong>- Yer altında, kaya içinde oyulmuş bir kubbenin altında araştırma yaparken eski mabedin kalıntılarını buldum ve Mikâp bir taş üzerinde EUM.mn adını gördüm.</p>
<p>ÜMK &#8211; Tam ve Âli bir M. oluncaya kadar bu adı kullanma yetkisini size vermiyorum.</p>
<p>İnsanın ruh ve zekâsı hürriyete kavuşunca ilk aradığı şey ne oldu? Tanrı. Onun adı nerede bulunuyordu? Mikâp taşın üstün­de. Skoç Masonluğunun yoktan var edici kaza ve kaderi yöneltici güçte, egemen, kâmil insanların üstünde yüce bir varlık niteli­ğinde ilkel bir Tanrı inancında olduğu sanıldı. Bu zan, sembolik M.luk öğretisine tamamiyle ters düşmektedir. Bazı ülkelerdeki ritüellerde kutsal kitap ve dualardan bir hayli bahsedilmiş olabi­lir; sembollerin ve büyük geleneklerin anlamları kaybolmuş gibi görünebilir; bu görünüş doktrinlerin temel ilkelerinden üstün sayılamaz ve Skoç LL.nın bunları uygulamakta şekle bağlı kal­malarına yol açamaz. Tanrı fikri, anlamaya çalışıldığından beri insan zihni üzerinde ağır bastığı kadar, iykaaf törenlerimizde de ağır basmaktadır.</p>
<p>İnsan, Tanrıyı ham taşta, yalın, ilkel duyuş ve sezişlerinde de aramış ve putlaştırma yoluna düşmüştür. İnsan, mikâp taş üze­rinde, bilim ve fennin yardımıyla Tanrıyı bulabilmek için hür fi­kirli olmalı, metafiziği bilgi ile uzlaştırabilmelidir.</p>
<p>R.A. ritüeli, mikâp taş üzerinde bulunan adı heceletir, harfle­ri okutur, hatalardan, atılganlıklardan, boş fikirlerden onu ayık­lar ve inancı harflerin anlamına bağlamamak için de okunan ke­limenin telâffuzunu yasaklar.</p>
<p>R.A. derecesi hemen hemen bütün ritüellerde Us. derecesin­den sonra gelen derecelerde vardır ve her yerde Tanrı fikrinin ge­liştirilmesine yönelmiştir.</p>
<p>KK.im, YŞ on dördüncü dereceye yükseltilmeniz sebebi ile verdiğimiz bu bilgileri yeterli bulduğu için ondan önce gelen de­recelerin fikrî değerleri hakkında sizleri ayrıca bir tez hazırla­mak zorunluluğundan kurtarmıştır. Buna karşılık sizden, vakit buldukça M. öğretilerini okuyup inceleyeceğiniz konusunda söz vermenizi isteyeceğim; ama bu incelemeler yalnız Ritüellerde yazılı olanlarla sınırlı kalmamalı, bunların bilgi derecenizi yük­selten mistik anlamları üzerinde olmalıdır. Söz veriyor musu­nuz?</p>
<p><strong>Aday</strong> &#8211; Evet.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Oyle ise KK.imin oy&#8217;una başvuracağım.</p>
<p>Me. Us. K.im, adayı yerine oturtunuz.</p>
<p><strong>UMK </strong>- KK.im adayların verdikleri bu sözün samimiyetinden şüphe eden varsa söylesin. Ha. Kim düşünceniz nedir?</p>
<p><strong>Ha.- </strong>KK imin susmasını, adayların iykaafına muvafakat edildiği anlamına geldiğini kabul ediyorum.</p>
<p><strong>UMK </strong>- B. Nâ. Kim, bir kimsenin aramıza alınabilmesi için ilk şart nedir?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Hür ve iyi ahlâklı olmasıdır.</p>
<p><strong>UMK </strong>- B. Nâ. Kim, bu şarta her hangi bir istisna kabul etti­ğimiz oldu mu?</p>
<p><strong>B. Nâ</strong>.-Asla!</p>
<p><strong>UMK </strong>- B. Nâ. Kim, hür insanı nasıl tanırız?</p>
<p><strong>B.Nâ. </strong>- Herşeyden önce hürriyet şartlarına uygun bir du­rumda olmalı; esir, köle, uşak olmamalı ve aşağılık işlerde çalış-mamalıdır.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Ücretli uşaklık ayıp mıdır? Bütün şerefli işlerde emek verenler ücret karşılığı çalışmazlar mı?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Bütün meslekler saygıya değerdir, ancak bizim mes­leğimizde olanlar para karşılığında başkalarının fikir ve istekle­rine köle gibi hizmet edenleri kendi arasına almaz. Bizler bu nevi köleliği kaldırmak iddiasındayız; o zamana kadar onlardan ve böyle bir sözleşmeye boyun eğenlerden kaçınırız; çünkü böyleleri bilinç dışı eğilimlerine kapılarak çalışmalarımızı aksatabilir­ler veya efendilerine sırrımızı açabilirler.</p>
<p><strong>UMK </strong>- İ. Nâ. Kim hür insan kimdir?</p>
<p><strong>I. Nâ.- </strong>Vicdanını satan adam hür değildir.</p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; Böyle bir alışverişte bulunanlar var mıdır?</p>
<p><strong>I. Nâ</strong>.- Evet. Başkalarından aldıkları para ile kendilerinin ol­mayan fikirleri savunanlar; çıkar ya da üstünlük sağlamak için zâlimlere yardakçılık edenler; halk topluluklarının güvenini ka­zanabilmek amacıyla yapamayacakları işleri vaad edenler, ahlâk bozucu kitapları yazanlar ve yayanlar; zayıfların, cahille­rin acılarından, sıkıntılarından faydalanarak onları sömüren, istismar eden kişiler, vicdanlarını satanlardır.</p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; Ha. Kim hür insan kimdir?</p>
<p><strong>Ha. </strong>- Bâtıl inançlara esir olan kişi hür değildir.</p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; Bâtıl inanç neden hürriyete engeldir?</p>
<p><strong>Ha. </strong>- Bâtıl inanç hür fikir ve muhakemeye engel olur; vicdanı baskı altında tutar; kötüyü iyi, iyiyi kötü gösterir. Bâtıl inanç bü­tün putperestliklerin, bütün zulümlerin sebebi ve temelidir. Sö­zün kısası hür insan; başkalarının baskısından ya da kendi ye­tersizliğinden doğan kölelikten kurtulma yetenekleri olan in­sandır.</p>
<p>Hakikati arayan ve onu uygulayan kişi şereflidir; ancak bu tutumda olanlardır ki böyle bir ahlâka ve görevin gereklerine sı­kıca bağlı kalabilirler.</p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; Ha. Kim, adaylar hür ve iyi ahlâklı kişiler midir?</p>
<p><strong>Ha. </strong>- KK.inin onlara karşı gösterdiği saygı bunu kanıtlıyor. Masonlar bazen bilimsel çalışmalar sırasında müsamahalı dav­ranabilirler, ama aralarına şerefsiz kişilerin karışmasına hiç bir zaman göz yumamazlar.</p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; Ha. K.&#8217;im, bu KK. artık Tam ve Âlî Mason mudurlar?</p>
<p><strong>Ha. </strong>- Bunun için gereken nitelikler ve başarı gücü kendile­rinde yeterince vardır; ama henüz Tam ve Alî Mason değildirler, onlar kutsal kubbe altına girmişler, mikâp taş üzerindeki harfle­ri bulmuşlar, ancak kelimeyi okuyamamışlardır.</p>
<p><strong>ÜMK </strong>- Kelimeyi okuyamamışlarsa, geriye kalan neye ya­rar?</p>
<p>Me. Üs. K.im, bu MM. m üzerindeki alâmetleri çıkarın ve kendilerine çırak önlüğü veriniz.</p>
<p><strong><em>(Adaylara çırak önlüğü takıldıktan sonra)</em></strong></p>
<p>UMK &#8211; KKim, işe yeniden başlayacaksınız. Doğayı inceledi­niz, gerekli fen kurallarını buldunuz; bu kadarı ile ancak yolunuzdaki gözle görülebilen engellerden kurtulmuş oldunuz; ama hakikate sadece tepki ve inkâr yolundan varılamaz. Yükselecek olan mabed, bilgi ile hakikat arasında sağlam bir dengenin ku­rulmuş olmasını gerektirir.</p>
<p>Varlığın başlangıcı ve sonu hakkında açık bir fikir edinmedikçe ne bilimden, ne ahlâktan ne de kaderimizi yöneten yasalar­dan bir sonuç elde edebiliriz. Bir sonuca varamayınca da bütün çalışmalarımız boşa gider, bütün bilgiler çocukça bir özenti ol­maktan ileri geçemez.</p>
<p><strong><em>MÜZİK II-</em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<h2><span style="color:#ff0000;">TASFİYE, KURBAN</span></h2>
<p><strong>UMK </strong>– KK im, görevim sizi hakikati aramaya yöneltmektir. Buradan ayrılmazdan önce Tam ve Alî bir Mason sözü ile sizi bi­ze bağlamamız gerekiyor; ta ki burada ettiğiniz yeminin gereğini yerine getirmeğe menfaatleriniz kadar şerefiniz de kefil olsun. Biliyorsunuz ki biz her nevi çalışmalarımızda eski âdetlerimizi korumaktan sevinç duyarız. Görünüşte bunlar şimdiki âdetler­den çok uzaktır ve değerlerini anlamayanlar için çocukça şeyler­dir. Siz samimiyetle andınızı dile getirin; kalbinizi temiz ve iyilik duygularına açık tutun, eski kuşakların coşku ile tattığı ve tali­matına gönülden bağlandığı remizlerin derin anlamını düşü­nün. Halk inançlarında olduğu kadar fikrî eriştirme törenlerin­de de bütün bilgilerden üstün bulunan ahlâk olgunluğu ve şerefi­ni ifade ve remzeden âdetlerimiz çok saygıya değerdirler.</p>
<p>Me. Us. K.im adayları tasfiye yerine götürün; her türlü ruh ve zekâ kirliliklerinden kendilerini temizlesinler.</p>
<p><strong><em>(Adaylar su dolu bir tunç kabın yanına götürülür, elleri suya soku­lur, ıslak elleri bir havlu ile kurutulur.</em></strong></p>
<p><strong><em>Daha sonra içinde günlük yakılmakta olan buhurdanlığın önüne yaklaştırılır, elleri günlük dumanına tutulur.)</em></strong></p>
<p><strong>UMK </strong>- Me. Üs. K.im, adayları kurban yerine götürünüz. KK .im kalkınız ve Sadâkat duruşuna geçiniz <strong><em>(Mâbedde ayrı bir Kurban Kürsüsü yoksa, adaylar Doğuya çıkan basamakların önüne, getirilir).</em></strong></p>
<p><strong>UMK </strong>- B. Nâ. Kim. adaylara geleneklerimizin son hazırlığı­nı da yaptırınız.</p>
<p><strong>B. Nâ.- <em>(Adayların yanına gider. Elindeki malayı her adayın al­nına sürer) </em></strong>Düşünceleriniz temiz,</p>
<p><strong><em>(Malayı adayın dudaklarına sürer). </em></strong>Sözleriniz yararlı,</p>
<p><strong><em>(Malayı adayın kalbine götürür). </em></strong>Duygularınız dürüst Olsun!<strong></strong></p>
<p><strong><em>(B. Nâ. yerine döner)</em></strong></p>
<p><strong>UMK </strong>- Me. Üs. K.im, adayları yemin kürsüsüne götürünüz. B. Nâ. Kim, bu MM.m bize hür fikir gücünü, samimî bir dostlu­ğun zevkini, Tam ve Alî MM. a has fazileti getireceklerine inanı­yor musunuz?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Hepimizin buna inancı tamdır.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Öyleyse kendilerinden usulüne göre söz alalım. Ha. Kim, yemin örneğini lütfen okurmusunuz?</p>
<p><strong>Ha. </strong>- &#8220;Bundan önceki yeminlerime bağlılığımı yeniden bildi­rir, bu derecenin sırlarını saklayacağıma yemin ederim. Kardeş­lerime candan bir dostlukla bağlanacağıma, fikir hürriyetini ka­zanmak ve bu hürriyeti korumak isteyen herkese yardımcı ola­cağıma; aralarında herhangi biri bana karşı haksızlık ederse, onu yumuşaklıkla karşılayacağıma, mutsuz olduğunda ona yar­dım edeceğime, Hakikati bulmak ve sadece ona bağlı kalmak için bütün kuvvetimi kullanacağıma söz veririm&#8221;.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Bu yemini etmeğe hazır mısınız?</p>
<p><strong>Adaylar </strong>- Evet.</p>
<p><strong>UMK &#8211; <em>(Adaylar birden çoksa) </em></strong>KK im; adı okunacak K. sol eli­ni kalbinin, sağ elini de Kutsal Kitapların üstüne koyup &#8220;Yemin ederim&#8221; desin.</p>
<p>Sadâkat duruşuna geçiniz KK im.</p>
<p><strong>Kâ.- <em>(Adları teker teker okur)</em></strong></p>
<p><strong>Adaylar- </strong>Yemin ederim.</p>
<p><strong>UMK</strong> -MM.ı birleştiren bağ yalnızca teiniz bir dostluk bağı olmaktan uzaktır. Eğilimlerinde ve gayelerinde de görüş birliği bulunmalıdır. Siz bizi, fikir hürriyetine karşı olabilecek her türlü saldırıdan korumaya söz verdiniz. Çalışmalarımızda da, bize yardımcı olmak zorundasınız. Gidiniz, yokluğunuzda başkaları­nın elde ettiği değerlerden faydalanınız, ama emeğinizin ürünü­nü de onlara ekleyiniz.</p>
<p>Me. Us. K .im görevlerini tamamlamaları için adaylara yar­dımcı olunuz.</p>
<p><strong><em>(Me. Üs. adayları dışarı çıkarır).</em></strong></p>
<p>ÜMK &#8211; Oturalım KK.im.</p>
<p> </p>
<h2><span style="color:#ff0000;">DELTA</span></h2>
<p><strong><em>(At. dışında Me. Üs. adaylardan birine Üs. kordonunu takar. Orta­sında ibranî harfleriyle YHV yazılı bir üçgeni göğsüne iliştirir; yeşil bir ipi beline iki defa doladıktan sonra uçlarını omuzdan ve Üs. kordo­nunun üstünden öne doğru sarkıtır).</em></strong></p>
<p><strong><em>(Bu sırada ÜMK adaylar içeriye girdiklerinde bütün KK.in ayağa kalkarak hayret işaretini vereceklerini bildirir)</em></strong></p>
<p><strong><em>(Adaylar dışarıdan kapıya vururlar: 3 + 5+ 7 + 9= 24).</em></strong></p>
<p><strong>B. Nâ.-</strong> Kapılar açılsın.</p>
<p><strong><em>(Adaylardan Delta&#8217;yı taşıyanı salona girerken &#8220;El-Hanan&#8221; der Sa­lonun ortasına doğru yürür, öteki adaylar onun peşi sıra gider, ortada dururlar, Mabetteki KK. hayret işareti vererek onları ayakta karşılar­lar.)</em></strong></p>
<p><strong>Aday </strong>- ÜMK, bana hakikati arama görevini vermiştiniz. Bu görevi vicdanımın bütün kuvvetiyle yerine getirmeğe çalıştım, ancak insanlar arasında bir «kelime» bulabildim ki, herkes ona hayret ve korku içinde titreyerek bakıyordu.</p>
<p><strong>UMK</strong> &#8211; Bu kelime, onları korkutan meçhul&#8217;dur. M. kalbinde ise, tasfiye edilmiş düşüncenin sembolüdür. Siz bu kelimeyi do­kuzuncu arche&#8217;ta görmüştünüz. Orası bütün nurların can attığı, ama yine de erişemediği hakikatin merkezidir. Oturalım KK.im.</p>
<p><strong><em>(Boynunda kordon taşıyan aday yalnızca ilerler. ÜMK adayın ya­nına gider. Diğer adaylar oldukları yerde kalırlar).</em></strong></p>
<p><strong>UMK </strong>- Siz en yüksek sembolü Delta olan inançları inceledi­niz ve anladınız ki hepsi iyi ve haklı duygulardan başlıyor, ama gitgide, aklı yolundan saptırıyor. Siz Deltayı kordona takmakla, temiz fikre bağlı olduğunuzu gösterdiniz; bütün insanlığın duy­gusu da sizinki gibidir; ama sizin inançlı yolunuz, hakikatin dışı­na sürüklenmekten sizi koruyacaktır. Siz de, başkalarının yan­lış inançları karşısında kendinizi savunabileceksiniz. Sağlam duygunuz bu başarının karşılığıdır. Ancak karşılaşacağınız zor ve önemli sorunu biliyor musunuz? Bu sorun doğrudan doğruya kendinizindir. M.ca duygularınız belki de yanlış inançlarınızın kendi alışkanlıklarınızın esiridir. Bunlardan kurtulun. Boynunuzdaki kordonu bana veriniz Kim. <strong><em>(Aday boynundaki kordonu çı­karır, ÛMK&#8217;e verir).</em></strong></p>
<p><strong>UMK &#8211; <em>(Adaydan aldığı kordonu bir köşeye fırlatıp atar.)</em></strong></p>
<p><strong><em>(UMK. aşağıdaki bölümü muhakkak ezbere yapmalıdır)</em></strong></p>
<p>Hür ve cesur M. K.im, şimdi beni dinle; <strong><em>(kürsüsünü göstere­rek). </em></strong>Bu kürsü mikâp taşı, yani bilim ve fenni remzeder. Eskiler­de bu kürsü Kutsal Sehpa idi. Bizim için kendi eşitlerine hakika­ti ve bilimi açıklamağa yarayan bir yerdir. Haydi insanlık inancı­nın en değerli sembolünü de oraya koyarak bu kürsünün temelle­rini destekleyiniz.</p>
<p><strong>Aday &#8211; <em>(Delta&#8217;yı kürsünün ilk basamağına koyar.)</em></strong></p>
<p><strong>UMK &#8211; <em>(Adaya 14. derecenin kordonunu ve önlüğünü taktıktan sonra.)</em></strong></p>
<p>Ey Tam ve Ali Mason! M.luğun şeref ve nuru olunuz. Verdi­ğim bu alâmetler sizin sadakatinizin kefili olsun.</p>
<p><strong><em>(ÜMK yerine geçer ve adayları da oturtmasını Me. Us.na söyler).</em></strong></p>
<p><strong>UMK </strong>- Ha. Kim, mikâp taş üzerinde hangi adı okudunuz?</p>
<p><strong>Ha. &#8211; <em>(Susar).</em></strong></p>
<p><strong>UMK </strong>- İ. Nâ. Kim, mikâp taş üzerinde okuduğunuz ad ne</p>
<p>idi?</p>
<p><strong>İ. Nâ.- <em>(Susar).</em></strong></p>
<p><strong>ÜMK </strong>- İçinizden kimse bu adı okuyamadı mı? Bu adı kim okuyacak. Izdırabımıza kim son verecek? Aradığımız Tanrının ne olduğunu bize kim söyleyecek? Bu boşluğun üzüntüsüne son­suzluğa kadar mahkûm muyuz?</p>
<p><strong>B. Nâ.- <em>(Sert bir sesle). </em></strong>Evet.</p>
<p><strong>ÜMK </strong>- Her tarafımızı çevreleyen bu boşluk, bu uzay ne­dir?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Sonsuzluk.</p>
<p><strong>ÜMK </strong>- Zaman dediğimiz bu sürekli hareket nedir? Nerede başlıyor, nerede bitiyor?</p>
<p><strong>B. Nâ. </strong>- Sonsuzlukta!</p>
<p><strong>UMK </strong>- Dünyanın maddesi nedir; nereden gelip nereye gidi­yor?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Sonsuzluktan gelip sonsuzluğa gidiyor!</p>
<p><strong>UMK </strong>- Sonsuzluk, hep sonsuzluk! Uzay, zaman, hayat, hep sonsuz&#8230; Bunlar anlaşılır şeyler değildir ve bunlara bir sınır ge­tirme düşüncesi de abestir, çünkü «sınırın ötesinde ne var» diye de sorulabilir. Gözlerimiz, aklımız, düşüncelerimiz, benliğimiz dışında boşuna uğraşıp, derinlemesine incelemelerde bulun­muş, ama hiç bir müsbet sonuca erememiştir. Biz kendi benliği­mizin içinde kendi beynimizin nasıl çalıştığını anlamağa kalktı­ğımız zaman derin bir sıkıntıya düşeriz; bu konuda direnecek olursak en sonunda aklımızı kaybederiz. Bu kadar gayret karşı­lığında bâri bir şey anlayabilsek; ama bu da mümkün olmamak­tadır.</p>
<p>Bütün yargılarda, bütün kanaatlerde, bütün duygularda bir takım anlaşılmazlıklarla, bilinmezliklerle çarpışmadan iki dü­şünceyi birbiri ile uzlaştıramıyor; bütün bilim ve fen&#8217;nin her da­lında yetersizliğimizi itiraf etmekle yetiniyoruz. Ha. K.im, mikâp taş üzerinde bulduğunuz harfler Tanrının adını verir, bu harfler nelerdir?</p>
<p><strong>Ha. </strong>- UMK siz onları söylediniz. Uzay sonsuz, zaman sonsuz, bütün görüntüleriyle hayat sonsuz, bütün gelişmelerinde zekâ sonsuz, her şeyde ve her fikirde karşılaştığımız hep sonsuzluğun ya en büyüğü, ya da en küçüğü!</p>
<p><strong>UMK </strong>- Evet, işte birçok harfler ki, bir araya getiremiyor ve sı­rasına bile dizemiyoruz putperestliğe düşmeden hiç bir şey söyleyemiyoruz. Tanrı ile alışverişleri bulunduğuna insanları inan­dırmaya çalışan peygamberler puta tapmışlar; kendi hayallerine ya da özel anlayışlarına göre birer Tanrı uydurmuş olan hayalpe­restler de puta tapınışlardır. Çok eski zamanlardan beri ya mad­de, ya da maddeden başkasını düşünmeksizin, bir damanın be­yaz ve siyah taşları gibi, karşılıklı oyun kazanan ve durup dinlenmeksizin bir yenisine, başlayan materyalist ve spiritüalist fi­lozoflar da puta tapmakta. Tanrıyı iyi, doğru, güzel, her şeye muktedir, her şeyi görür ve bilir gibi insana has faziletlerle ya da daha ileri vararak, noksanlıklarla adlandırıp ona tapman saf ki­şiler de puta tapmakta. En sonunda kendilerini tanrılaştırarak kendilerinden başka bir varlık olmadığını söyleyen, ya da &#8220;Tanrı yoktur&#8221; diyenler de puta tapmakta.</p>
<p>Bilinmeyen veya tarif edilemeyen varlıklar arasında sıkışıp kalan bir kişi, karanlık bir odada kalıp da çevresinde kendinden başka bir şey bulunmadığını zanneden kimseye benzer.</p>
<p>KK.im, bu sözlerimle size M. doktrinini anlatmakta ve açık­lamakta olduğumu sanmayın. Hayır; bu söylediklerim sırf bir düşünce olmaktan ileri gitmez; bir kişinin kendi öz fikri olabile­ceği gibi belki de yanlış bir görüş, ya da zamanın silip ortadan kaldıracağı bir inanıştır.</p>
<p>M. öğretisine gelince, onu da söyleyeyim: Mikâp taşın altın­da, doğada, bilim ve fen alanında siz Tanrıyı tanıtan ve bildiren unsurları buldunuz. Kelimeyi okuyamadınız. Size bunu Tam ve Ali bir M.un okuyabileceğini söylediler. Masonluk düşüncesi şu­dur ki; siz kendi aklınıza dayanarak, kimsenin yardımı olmaksı­zın onu kendi kendinize okuyabileceksiniz. İşte ülkümüzün bü­yüklüğü ve yüceliği bundadır; bu derecenin hiç bir şeyle ölçülmez sırrı da budur. Siz onu yaratıcı, kaza ve kaderi düzenleyici, ener­ji, ahenk, doğa, ya da kanun diye nasıl isterseniz olmayabilirsiniz. Yeter ki bunu samimiyetle okumuş ve aklınızla tartmış olun. Kutsal kubbe altında bulduğunuz harfleri kullanınız, ama onla­rı okumağa çalışırken bilim ve fennin size ilham ettiği, size aşıla­dığı hakikatlerden hiç birini ihmal etmeyiniz.</p>
<p>Hâ. Kim bir az önce sıraladığım adlardan herhangi birini Tanrıyı açıklama niteliğinde kabul edebilir misiniz?</p>
<p><strong>Hâ.- </strong>Bir takım sesler duydum, sözler işittim ki bunlar insa­na has bir çerçeve ile sınırlı kalmakta ve hepsi de &#8220;bilmiyorum&#8221; anlamına gelmektedir.</p>
<p><strong>UMK </strong>- İ. Nâ. K.im, Masonluk bu seslerden birini kendi özel öğretisi olarak benimser mi?</p>
<p><strong>I. Nâ.- </strong>Hayır.</p>
<p><strong>UMK </strong>- İ. Nâ. K.im, öyle ise Masonluğun öğretisi nedir?</p>
<p><strong>İ. Nâ.- </strong>Tanrı vardır.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Tanrının varlığını doğrular mısınız?</p>
<p><strong>İ. Nâ.- </strong>Evet.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Bunun ötesinde ne denebilir?</p>
<p> <strong>İ. Nâ.- </strong>Hiç bir şey.</p>
<p><strong>UMK </strong>- B. Nâ. K.im, bu açıklayamamak durumu, insanın ce­saretini kırmaz mı?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Ancak zayıfların cesareti kırılır. MM. ise ruh sükûne­tini çalışmada ararlar. Sıkıntılara birlikte katlanırlar, iyilik yapmada ve sevdiklerinin dostluklarında en büyük ferahlığı bu­lurlar.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Tam ve Ali Mason&#8217;un son tarifini verdiniz. Evet, eğer bizlerde ilk bilgi olmasaydı, kişisel yargılarımız sonsuz bir güç­lükle karşılaşırdı.</p>
<p>Eğer ummak ve sevmek hislerinden mahrum olsaydık, anla­mada maruz kaldığımız güçlükler bizi hiçliğin boşluk ve umut­suzluğuna sürüklerdi.</p>
<p>Dayanılmaz bir duygu bize güven aşılıyor, karşı durulmaz bir cazibe bizi evrene, bütün varlıklara, sırrına akıl erdiremediği­miz sonsuzluğa bağlıyor; bütün bunlar ölümsüz oldukları için biz de onlarla birlikte sonsuzluğa katılmış oluyoruz.</p>
<p>işte bu düşünce bize azap veren korkulu rüyadan uyanmamı­zı sağlar. Bu düşünce uzayın boşluğunda parlayan bir ışıktır. Tam ve Ali Mason bütün hakikatleri bulmaya çalışacak, ele ge­çirdiği fildişi anahtarla Kutsal Kubbeyi açacak, orada bulacağı kardeşlik duyguları, kendisini manevî gevşeklikten kurtaracak, sevgisini, cesaretini ve kendine güvenini arttıracaktır.</p>
<p> </p>
<h2><span style="color:#ff0000;">TEVCİH</span></h2>
<p><strong><em>(Derecenin verilmesi)</em></strong></p>
<p><strong>UMK </strong>- KK.im, şimdi sizler büyük M. ailesinin yeni bir dere­cesine katılmış oldunuz. Biz başkalarından daha iyi olduğumuz iddiasında değiliz; kardeş sevgimiz yalnız kendimize dönük ol­mayıp, bütün insanlara açıktır. Ancak «tavsifi imkânsız» Ma­sonluğun bu son derecesine gelince esaslarımızı korumak ve da­ha verimli kılabilmek için, onları genç MM.a anlatma bakımın­dan kendimizi daha çok görevli sayarız. Sizler de bu görevinizi yerine getireceğinize yemin ettiniz. Biz şu fikirdeyiz ki, sırf ahlâ­kî bir sorun hakkında tam bir hürriyet içerisinde, şeref ve haysi­yet üzerine yapılan bir taahhüt kadar sağlam ve bozulmaz bir söz tasavvur dahi edilemez.</p>
<p>Masonlukla ilgili herhangi bir konuda sizlerden fedakârlık isteyen bir ilgi ve yakınlık beklendiği zaman, bunu unutma­yın.</p>
<p>&#8220;Şerefli, akıllı, samimi insan&#8221; işte size vermek üzere olduğum unvanın eş anlamları bunlardır.</p>
<p>B. Nâ. ve İ. Nâ. KK im derecenin tevcihinde yardımıma geli­niz: Kalkınız, Sadâkat duruşuna geçiniz KKim <strong><em>(B. Nâ. ve İ. Nâ, ÜMK in yanına gelirler ve üçü de kılıçlarının uçlarını birbirine değdirerek bir piramit kurarlar).</em></strong></p>
<p><strong>ÜMK </strong>- EUMYŞ, EKSR Sonuncu ve 33. Derecesi TYŞ adına ve ondan aldığım yetkiye dayanarak sizlere Kutsal Kubbenin Büyük Skoçyalıları, Büyük Seçilmiş ve Tam ve Ali Masonlar adı altında Ondördüncü dereceyi veriyorum. Ritimizin âdetleri uya­rınca her iki yarım küredeki Olgunlaşma Localarında Ondör­düncü dereceli KK. için tanınmış olan hak ve imtiyazları da size tanıyorum.</p>
<p><strong><em>-MÜZİK III-</em></strong></p>
<p>Nazır KK.im, yerlerinize dönünüz. <strong><em>(ÛMK, B. Nâ. ve İ. Nâ. yerlerine dönerler.)</em></strong></p>
<p><strong>ÜMK </strong>- B. Nâ. K.im, bizi birbirimize bağlayan yemin örneğini okuyunuz.</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>&#8220;Birbirimize sadakatla bağlı kalacağımıza, bütün sı­kıntılarımızda birbirimizin yardımına koşacağımıza, düşüncede hürriyet; muhakemede uygunluk; duyguda dürüstlük; ilişkileri­mizde samimiyet; hayat boyunca bütün işlerimizde doğruluk ve Masonlukta tekâmüle erme yolunda olacağımıza yemin ede­riz&#8221;.</p>
<p><strong>ÜMK </strong>- Sağ elinizi uzatarak &#8220;yemin ederiz&#8221; deyin KK.im.</p>
<p><strong>Bütün KK.- </strong>Yemin ederiz.</p>
<p><strong>ÜMK </strong>- Oturalım KK.im.</p>
<p>B. Nâ. Kim adaylara derecenin talimatını veriniz.</p>
<p><strong>B. Nâ.- <em>(Talimatı verdikten sonra) </em></strong>Adaylara gerekli talimat ve­rilmiştir ÜMK.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Teşekkür ederim Kim.</p>
<p> </p>
<h2><span style="color:#ff0000;">HALKA</span></h2>
<p><strong><em>(Bu bölümün uygulanması isteğe bağlıdır)</em></strong></p>
<p><strong>ÜMK </strong>- KK.im, eski âdetlerimize uyarak, sizin bu dereceye eriştiğinizi bundan böyle parmağınızda taşıyacağınız bir halka ile de tanıtmak istiyorum. Onu ömrünüz boyunca taşıyabileceği­niz gibi sizden sonra da eşiniz, kızınız veya bir dostunuz da taşı­yabilir; Tam ve Ali birer M. olduğunuzun delili olarak ve size ye­mininizi hatırlatmak üzere bu halkalara Büyük Skoçyalı dam­gası vurulmuştur.</p>
<p>Büyük Skoçyalılar, yeni KK imizin çevresinde ittihat zinciri­ni kurunuz.</p>
<p><strong><em>(Kürsüden iner, ittihat zincirine katılır).</em></strong></p>
<p>«Faziletin birleştirdiklerini ölüm ayıramaz».</p>
<p><strong><em>(UMK halkaları adayların parmaklarına geçirir.)</em></strong></p>
<p><strong>UMK &#8211; <em>(Adaylara) </em></strong>KK.im, siz de ittihat zincirine katılınız.</p>
<p><strong><em>(Adaylar zincire girdikten sonra) </em></strong>Yeni Kardeşlerimizle anlaştık ve birleştik. Şimdi zinciri bozup yerlerinizi alınız.</p>
<p>Oturalım KK.&#8217;im.</p>
<p><strong>MK </strong>- Hâ. Kim, derecenin menkıbesini anlatmak üzere söz sizin­dir.</p>
<p><strong>Hâ.- </strong>Sevgili KK im. Bugüne kadar şahidi olduğumuz davra­nışınız, gayretiniz ve ketumiyetinizle tekemmülün son bilgisini hak ettiniz ve &#8220;Tam ve Ali Mason. Büyük Skoçyalı&#8221; adı ile anılan son olgunluk derecesine erdiniz. Sizleri seçmekle yerinde bir iş yaptığımız için mutluyuz. Bundan önceki derecelerden her biri­nin sırlarına ererek JABULUM, YOHABER ve STOLKİN KK in parlak Delta üzerinde oyulmuş olan Kutsal Adı buldukları döne­me kadar geçen M. tarihini biliyorsunuz. Bu Deltanın, önceleri kil ve çömlekçi toprağından yapılmış olup şimdi KAAN dağı de­nilen ve YOZAFAT dolaylarında bulunan SİYON dağı yöresinde, MASELDAMA tepesinde Enok&#8217;un Tanrı adına kurduğu mihra­bın altına gizlice saklanılmış olduğunu hatırlıyorsunuz. Menkı­bemizin başındaki bu ayrıntılara girişmek için değerli vakitleri­nizi harcamanız faydasızdır, sizler kaza ve kader&#8217;in, daha doğru­su Tanrının seçtiği üç kardeşin Kutsal Adı nasıl bulduklarım Sûr Kralı Hiram&#8217;la birlikte bulunan Süleyman&#8217;ın sarayına nasıl götürdülerini ve buluşlarının ödüllendirilmesi için kendilerine «R. A. Şöv.liği» payesinin verildiğini, kelimeyi koymak için bir yer buldukları zaman onun ne demek olduğunun kendilerine açıkla­nacağına söz verildiğini ve &#8220;O zaman Tanrı sizlerin Büyük Skoçyalı, Tam ve Âli Mason Derecesiyle onurlandırılmanızı uygun gö­recektir&#8221; denildiğini hatırlarsınız.</p>
<p>KK im, görüyorsunuz ki, Kudüs Mabedi tamamlandığı vakit MM. büyük bir şeref kazandılar ve kardeşlerini seçmekteki titiz­likleri dolayısıyla her yerde saygı ile karşılanan bir müessese kurdular. Bu müesseseye ancak değerli ve şerefli kişiler girebili­yordu. Siz de işte öyle girdiniz. Büyük Skoçyalı, Tam ve Ali Ma­sonlar üye seçmek konusunda böyle davrandıkları için de hiç bir zaman aldanmadılar; değerlerini ispatlamış ve hak etmiş olan­lardan başkasını aralarına almadılar.</p>
<p>Bu becerikli, yetkili mimarlardan pek çoğu Mabedin inşasını bitirdikten sonra Kudüs&#8217;ten ayrıldı; yüksek sanatlarının en ol­gun eserlerini meydana getirmek üzere komşu milletlerin bölge­sine yayıldı. Bunlar ancak hür erkekler arasından seçtikleri gü­venilir kişilere sanatlarının sırrını öğrettiler; onların bu temkinli davranışlarına rağmen, MM. yer yüzünde lüzumundan fazla çoğaldı, bu yüzden sırları dışarıya sızdı ve kazanmış oldukları saygınlığı kaybettiler; ama Büyük Skoçyalılar, Tam ve Âli Ma­sonlar, mesleğin en son misterlerini saklamada büyük titizlik gösterdiler; bu sırları kendi aralarında bozulmaz mühür altında korudular, hiç kimseye ileri dereceleri vermediler. Daha aşağı derecelerdeki KK miz işlerinde ve sözlerinde o kadar az çekingen davrandılar ki tedbirsizlikleri ve sır tutamamaları yüzünden ke­limelerden ve işaretlerden bir çoğu çevremiz dışında yayıldı. Bu yolsuzluklar bize bağlı MM.ı üzdü, önlemek için çekilen zahmet­ler, harcanan çabalar faydasız kaldı; Masonluk çığırından çıkma­ya başladı; iykaaflar hızla çoğaldı; dereceler arasındaki bekleme süresi gözetilmiyor, derecelerin birden verildiği görülüyor ve so­nunda eğitim ve yetiştirme yerine eğlenceler tercih ediliyor, uy­durma âdetler artıyor, terk edilmemesi gereken eskisi yerine ye­ni doktrin çeşitleri geliyordu. Bu ayrılıklar tartışma ve ihtilâfla­ra yol açıyor, en sonunda çalışmada laubali davranışları yüzün­den eski Masonluk ilkeleri unutuluyordu. Bereket versin ki biz­ler Büyük Skoçyalıların, Tam ve Âli Masonların sırlarını bilmek­te ve bunları korumakta idik.</p>
<p>Bu derecelerin düştüğü duruma öteki derecelerin de uğra­masına meydan vermemek için bütün gücümüzü kullanmalı; ça­bamızı değerlendirmek ve eski olgunluğumuzu elden kaçırma­mak için ketumiyete ve ölçülü davranmaya önem vermeli, EUM&#8217;nı tanımanın biricik aracı olan fenni öğrenmeye çalışmalı­yız.</p>
<p>Bu büyük kelime, eski üstadlara açıklanmıştı. Süleyman onu, işçilerin kendisine saygılı olmalarını, Mabedin inşasına candan bağlılık ve çaba ile emek vermelerini sağlamak için seç­mişti. Çünkü bu hakîm Kral Kutsal Kelimenin büyük güç ve et­kisini anlamıştı; EUM&#8217;nın Musa&#8217;ya göründüğü kızgın fundalıkta gerçek adının bu olduğunu, başka bir peygamberin bu adı bilmediğinin kendisine açıklandığını, adanmış topraklarda Davut&#8217;tan kalma plân ve resme göre yapacağı Mabette de kendisine ancak bu adla duada bulunulmasının emredilmiş olduğunu da biliyor­du.</p>
<p>Kutsal Kelime Mabedin inşa işleriyle o kadar ilgili idi ki, Hiram Abi öldürüldüğü sıralarda üstadların tanışma aracı olarak kullanılmakta idi. Süleyman, Hiram&#8217;ın sır tutma gücüne ve onu hiç kimseye açıklamamış olduğuna güvendiği için, kime olursa olsun, bu kelimeyi açıklamamak kararını aldı. Bunun üzerine, biraz önce denildiği gibi semboller, sözlü olarak ya da dokunarak verilen işaretler değiştirilmiş, fakat Masonluğun başlıca unsur­larından olan Gerçek Adın yazılı buılunduğu Delta, Enok hara­belerinde Royal Arche Şöv.lerinin eliyle bulununcaya kadar, öte­kilerin bilgisi dışında kalmıştı. Süleyman ile Sûr kralı Hiram bu değerli emaneti Kutsal Evin Mihrabında sakladıktan sonra bu­raya Kutsal Kubbe adım verdiler ki, çok yerinde bir addır; çünkü bu taban üzerinde Deltadan başka bir şey bulunmuyordu. Bu sü­tun Mabedi tutan sütunların üçüncüsü idi; durumunu ve niteli­ğini halk bilmezdi. Bu sütuna Güzellik sütunu denilirdi: Çünkü o, evrenin en güzel ve en şerefli yerinde bulunmakta idi.</p>
<p>Meraklı ve araştırıcı yabancılarla bundan önceki derecelerin MM.ı bu Kutsal Kelimenin konulduğu yeri bulamıyorlardı, çün­kü R.A. ve Tekemmül Masonları arasında büyük bir sır olarak saklanıyor, kelimenin sırrını derin bir saygı ile seyre gelen &#8220;Bü­yük Skoçyalı Tam ve Ali Masonlar&#8221; bir başkasının kutsal kubbe­ye girmemesi için şuurlu bir uyanıklık gösteriyorlardı.</p>
<p>Bu Büyük Adın saygısızlıklardan gereğince korunması hu­susunda hakîm Kralın düzenlediği ve Büyük Skoçyalıların bir­birlerine nakletmek suretiyle ve büyük bir sadâkatle korudukla­rı tedbirlerden daha başkasını düşünmek imkânsızdı. O zaman­dan beri bu Ad Tam ve Kâmil Masonlar arasında yerleşen ve ye­minlerle birbirlerine bağlanan «Kardeşler Birliği» nin mührü ve parolası olmuştur.</p>
<p>Mabedin inşası İsa&#8217;nın doğumundan üç bin yıl önce, altı yıl, altı ay ve altı günde tamamlandı. İlk taşını son derece muhte­şem, büyük bir törenle Süleyman koymuştur. Yapı işi bitince Sü­leyman bütün MM.ı peş peşe üç gün içinde huzuruna çağırdı. İlk günü Büyük Skoçyalı, Tam ve Ali Masonlara ayırmıştı, hepsini Kutsal Kubbe altına topladı; bu sırada R.A.Şöv.leri birinci keme­rin girişini koruyorlardı; yine bu sırada Büyük Ustad Mimarlar, Kral dairesinde bulunuyordu. Süleyman bu KK in en uygunları­na Olgunlaşma derecesini verdi ve onlardan barış içinde birbir­lerine bağlı olarak ölmüş önderleri gibi şefkat ve yardım işlerine önem vereceklerine, yine onun gibi bütün iş ve davranışlarda akıl ve hikmeti, adaleti ve nasafeti başta tutacaklarına, sırları en derin bir sessizlik içinde koruyacaklarına, ve bağlılıkları husu­sunda gösterdikleri çaba ve sebatlarıyla kanaat uyandırmış olanlardan başkasına bu sırları açıklamayacaklarına, gerektiği zaman menfaat gözetmeksizin birbirlerinin yardımına koşacak­larına, hainliği, vefasızlığı, adalete aykırı davranışları cezalan­dıracaklarına açıkça yükümlülük sözü aldı. Onları kutladı, Ölümsüz&#8217;ün mucizeler yarattığı Ahit Sandığını onlara gösterdi; bir çok kurbanlar kestirdi; onları kutsal sofraya oturttu, her biri­ne faziletlilerle birlik olduklarının sembolü olarak birer altın yü­zük verdi; en sonunda da birçok hediyelerle mücehhez bulun­duktan sonra Kudüs&#8217;te kalmak, ya da diledikleri başka bir yere göç etmek konusunda kendilerini serbest bir aktı. İkinci günü, Süleyman, Seçilmişlere, Bina Eminlerine, Nazır ve Hâkimlere, Sır Kâtiplerine, Ketum Ustadlara ve Ustadlara Mabedin avlu­sunda bir kabul töreni düzenledi. Ötekilerin verdiği yükümlülük sözünü bunlardan da istedi; eski Ustadların, onlara örneğini gösterdikleri fazilet ilkelerinden hiçbir zaman ayrılmamalarını öğütledi, kendilerine Ustad ve Mimar derecesini ve bu dereceye has bütün alâmet ve sembolleri verdi, sırları saklamakta sıkı ağızlı davranacakları ve bunları ancak lâyık olanlara açıklaya­cakları konusunda yemin ettirdi; birçok hediyeler verdikten sonra, Kudüs&#8217;te kalmak ya da başka yerlere gitmek hususunda ken­dilerini serbest bıraktı.</p>
<p>Üçüncü günü, Süleyman, kalfalarla, çıraklara Mabedin do­ğusunda, Hiram Abi&#8217;nin kabri önünde bir tören düzenledi. İlk ön­ce çırakları, koruyucu olarak dışarıda bıraktı, en yetişkin kalfa­ları Üstad derecesine çıkardıktan sonra, çırakları kemer altına alarak, onları da kalfalık derecesine yükseltti, hepsine araların­da her zaman birlikte kalacaklarına, menfaat ve karşılık bekle­meden yardımlaşacaklarına, derecelerine has işaretleri ve sem­bolleri saklayıp ancak kendileri gibi faziletli kişilere açıklaya­caklarına yemin ettirdi, onlara armağanlar dağıttı; diledikleri yere gidebilmek serbestliğini tanıdı, yurtlarına dönmek isteyen­lere yeteri kadar yolluk ödenmesini Bina Eminlerine emretti.</p>
<p>Fakat bu kadar fâzıl, hakîm bir hükümdar ve Tanrı buyruğu ile seçilmiş bir kral olan Süleyman, günün birinde Tanrı&#8217;nın sesi­ne kulaklarını tıkadı; bütün evrenin beğendiği göz kamaştırıcı bir Mâbed inşasını başarı ile bitirdiği için kendini yer yüzünün en büyük hükümdarı gibi görerek bundan övünç duydu, gurur­landı. Tanrının yardımını unuttu, eğlenceye daldı, keyifli olduğu kadar sakıncalı da olan eğlencelerin zevkine kapıldı. Gerçek Tanrı&#8217;yı bıraktı. Molok Putuna, kutsal Mabedin mihrabından başka bir yerde yakılması yakışık almayan tütsüler sundu. Bu acıklı davranışlar bütün Masonları kedere boğdu. Bununla bera­ber eski geleneklerini korumak gayretiyle, çocuklarına kutsal ve tam bir birlik fikrini aşılayarak onları eğitmekten geri kalmıyor­lardı. Öğütler ve iyi örneklerle yurtdaşlarını bölünmekten ve dinsizlikten korumaya çabalıyor, ama başarılı bir sonuca varamıyorlardı. Bu gibi sebepler yüzünden atalarının başına Tan­rı&#8217;nın ceza olarak indirdiği tufan ve benzeri büyük belâları acı acı hatırlatıyor, tepelerinde dolaşan yıldırımların büyümekte oldu­ğunu ve o pırıl pırıl mabedin bir gün yıkılacağını, Kudüs&#8217;ün bir harabeye çevrileceğini, çocuklarının ve karılarının kendi günahları yüzünden en ağır tutsaklık işkencesi altında inletileceklerini anlatmağa çalışıyor, ama yine de Büyük Skoçyalıların bu uya­rıları etkisiz kalıyordu. Onları bu dalâletten kurtaramayan fazi­letli Masonlar, doğdukları ülkeyi bırakmak zorunda kaldılar; ki­mi Atina&#8217;ya kimi Roma&#8217;ya ve çoğunlukta olan bir bölümü de Skoç ve Skoçyalıların bulunduğu Kaledonya&#8217;ya geçtiler; böylece git­tikçe yaklaşmakta olan acıları ve uğursuzluğu görmekten kaçın­dılar.</p>
<p>Öte yandan doğru yoldan sapanların suçları son haddi aşın­ca; Tanrı Bâbil Kralı Buhtunnasır&#8217;a, Kudüs&#8217;ü kuşatma fikrini il­ham etti, o da bütün Yahudi ülkesine Nabuzaradam adlı komu­tanın emri altındaki ordu ile yayılmayı başardı; bu komutan kut­sal kenti ele geçirince surlarım yerle bir etti, Mabedi temellerine kadar yıktı, bütün halkı Kralları Sedesias ile birlikte esir etti; kutsal yılın dördüncü ayı olan temmuzun dokuzuncu günü, esir­leri zincire vurarak Bâbil&#8217;e yolladı, Mabedin bütün varlığına el koydu.</p>
<p>Bu olay Mabedin açılışından 476 yıl, altı ay ve on gün sonra meydana gelmişti. Kudüs&#8217;te kalabilen Büyük Skoçyalılar, Tam ve Âli Masonlar büyük bir cesaretle saldırıya karşı koymaya ça­lıştılar, ama sayı ve kuvvet bakımından çok üstün olan saldır­ganlarla başa çıkamadılar. Bu Masonlar varlığa, hazinelere pek az önem veriyorlardı; bütün düşünceleri Kutsal Kubbenin altın­da toplanıyor ve burasının bulunup ortaya çıkacağından korku­yorlardı. Gösterdikleri mukavemet ve cesaretle orada nöbet tu­tan askerleri korkutup kaçırınca, Masonlar Kutsal Kubbe altına girdiler, Levi&#8217;nin oğlu Goath&#8217;m ölüsüne rastladılar ki, bu adam Tam ve Âli bir Mason olarak tanınmakta idi.</p>
<p>&#8220;Goath&#8221; Mâbed&#8217;in düşman eline geçtiği sırada, geceli gün­düzlü kandillere bakmak ve Tarifi İmkansız Sembolü göz altın­da tutmak göreviyle yükümlü olarak Kutsal Kubbenin bekçisi idi. Bu adam 400 yıl önce üstadların kullandığı Kutsal Kelimeyi başkalarına vermektense ölümü göze alan Hiram Abi gibi olup kendisine emanet edilen hazinenin bulunarak barbarların eline düşmesine göz yummaktansa, Mabedin yıkıntıları altında gö­mülmeyi göze almıştı.</p>
<p>Tam ve Ali Masonlar kubbe altına girer girmez «Tanrı&#8217;ya hamdolsun onu bulduk» diye bağrıştılar. Bu sırada gösterdikleri sevinci anlatmak pek zordur; hemen işe koyuldular; Kutsal Keli­meyi okunmayacak ve dinsizlerin bulamayacağı gibi sildiler; ka­nun levhalarını ihtiva eden altın plâkayı ve öteki değerli, hazine­leri kubbenin altına koydular, akik taşından oyulmuş mikâp taşı taşıyamayacaklarını gördükleri için onu kırdılar; kaidesini de­virdiler ve bunların hepsini 27 ayak derinlikte kazdıkları bir ku­yuya attılar; Goath&#8217;m üzerindeki Levi&#8217;lerin tanınmasına has in­ce ketenden rahiplik elbisesini çıkardılar ve Jabulum; Yohaber ve Stolkin&#8217;in kutsal Enok harabelerinde buldukları mermer lev­hanın altına sakladılar; Büyük Adı zihinlerinde saklamaya ve ancak gelenekler yolu ile gelecek nesillere aktarmaya karar ve­rerek oradan memnunlukla ayrıldılar. İşte kelimeyi harf harf he­celemek ve birden telâffuz edip söylememek âdeti o zamandan kalmıştır. Mâbed Keyhüsrev&#8217;in emri üzerine yeniden kurulduk­tan sonra bu âdet bir usul olarak yerleşmiştir.</p>
<p>Baş Rahip kelimeyi küçük bir Tam ve Âli Masonlar toplulu­ğundan kurulu ittihat zinciri ortasında heceler ve orada bulu­nanların bunu duymaması için elden geldiği kadar çok gürültü çıkarmalarını halktan isterdi. Bu sakınca yüzünden yazmak ve söylemek âdeti kayboldu; öylesine ki kelimeyi tamamlayan harf­ler bile belirsiz bir biçim aldı, bunların söylenmesi ancak Büyük Skoçyalı Tam ve Ali Masonların yetkisi içinde kaldı.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Menkıbenin basitliği ve saflığı onu ilk defa duyan Bü­yük Skoçyalıları hayrete düşürmüş olsa da, biz öyle umuyoruz ki, elverişli ve uygun zamanlarında bununla uğraşacaklar ve kaza­nacakları her derecenin felsefesini arayıp bulacaklardır.</p>
<p> </p>
<h2><span style="color:#ff0000;">ÇALIŞMANIN KAPANIŞI</span></h2>
<p><strong>UMK </strong>- B. Nâ. Kim mazeretler için söz veriniz.</p>
<p><strong>B. Nâ.- <em>(Gereğini yaptıktan sonra) </em></strong>Söz isteyen yoktur, UMK.</p>
<p><strong>UMK </strong>- KK.im çalışmamıza son vermek üzereyim, ancak içi­nizden bir teklifi veya dileği olan varsa bildirsin.</p>
<p><strong><em>(Söz isteyen olursa usulünce söz verilir).</em></strong></p>
<p><strong>UMK </strong>- Has. Em. Kim, bağış ve yardım kesesini lütfen dolaş­tırınız.</p>
<p><strong><em>-MÜZİK IV -</em></strong></p>
<p><strong><em>(Kese dolaştırılır ve Hâ.in önünde sayılır ve usulünce ilân olu­nur)</em></strong></p>
<p><strong>ÜMK </strong>- B. Nâ. Kim nereden geliyorsunuz?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Hint&#8217;den, Mısır&#8217;dan, Bâbil&#8217;den, Kudüs&#8217;ten, İskenderi­ye&#8217;den, insanın düşündüğü her yerden.</p>
<p><strong>ÜMK </strong>- Sizi buraya getiren nedir?</p>
<p><strong>B. Nâ.- </strong>Bilmek arzusu.</p>
<p><strong>UMK </strong>- İ. Nâ. Kim, nerede çalıştınız?</p>
<p><strong>İ. Nâ.- </strong>Mabedin temellerinde ve Gizli Kubbenin altında.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Orada ne buldunuz?</p>
<p><strong>İ. Nâ.- </strong>Bir kaideye oturtulmuş ve dört köşe yontulmuş bir akik taşla örtülü kelimeyi buldum.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Kelime ne idi?</p>
<p><strong>İ. Nâ.- </strong>Onu kimse okuyamadı.</p>
<p><strong>UMK </strong>- B. Nâ. Kim, buraya nasıl girebildiniz?</p>
<p>B. <strong>Nâ.- </strong>3, 5, 7, 9 ile kılıcın sivri ucu kalbimde ve demir boy­numda olarak.</p>
<p><strong>ÜMK </strong>- Size ne yaptılar?</p>
<p>B. <strong>Nâ.- </strong>Beni tasfiye ettikten sonra, &#8220;arayınız&#8221; diye gönderdi­ler.</p>
<p><strong>ÜMK </strong>- Ne buldunuz?</p>
<p>B. <strong>Nâ. </strong>- Tamam olmayanı tamamlamak sanat mı.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Bu sanatı nerede buldunuz?</p>
<p>B. <strong>Nâ.- </strong>Üstadın kordonuna bağlı Delta&#8217;da.</p>
<p><strong>ÜMK </strong>- Onu ne yaptınız?</p>
<p>B. <strong>Nâ. </strong>- Düşüncemi esir eden bâtıl inançlardan kendimi kur­tardıktan sonra Deltayı Masonluk talimatının ilkeleri içine koy­dum. <strong><em>(Şölen verilmeyecekse bundan sonra gelen cümle okunmaz).</em></strong></p>
<p>«O Zaman birlik işaretini aldım ve Büyük Skoçyalılar Şöleni­ne katıldım.»</p>
<p><strong>UMK </strong>- İ. Nâ. K.im, bizi aydınlatan söndürülemeyen, 27 ışıklı kandil neyi ifade eder?</p>
<p><strong>İ. Nâ.- </strong>Biz onları koruduğumuz sürece onların da bizi aydın­latacaklarını ve aydınlattıkları sürece de hep bilim ve fenni yaya­caklarını ifade eder.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Bu kubbeye niçin çalışmaya başlarken Gizli, çalışma­yı kaparken Kutsal denilir?</p>
<p><strong>I. Nâ.- </strong>Korunması bize ısmarlanan emanetten ötürü.</p>
<p><strong>UMK </strong>- Kaç yaşındasınız?</p>
<p><strong>I. Nâ.- </strong>Dokuzun karesi kadar.</p>
<p><strong>ÜMK </strong>- B. Nâ. Kim, saat kaçtır?</p>
<p>B. <strong>Nâ.- </strong>Gece yarısıdır.</p>
<p><strong>ÜMK •••</strong></p>
<p><strong>İ Nâ.-  ••••</strong></p>
<p><strong><em>il. </em></strong><strong>Nâ.- •••••••</strong></p>
<p><strong>ÜMK &#8211; •••••••••</strong></p>
<p><strong>ÜMK </strong>- Sadâkat Duruşuna geçelim KK.im.</p>
<p>EUMYŞ, EKSR Sonuncu ve 33. derecesi TYŞ adına on dör­düncü derece çalışmasını kapatıyorum.</p>
<p>İşaretler ve alkış için bana uyunuz KK irn</p>
<p><strong><em>(Yemin işareti)</em></strong></p>
<p><strong><em>(Ateş İşareti)</em></strong></p>
<p><strong><em>(Hayret ve Sükût İşareti)</em></strong></p>
<p><strong><em>(Alkış. 3, 5, 7, 9)</em></strong></p>
<p>Atölye kapanmıştır. Sulh ve sükûn içinde ve ketumiyet vaa­dini hatırlayarak dağılalım Kardeşlerim.</p>
<p><strong><em>- MÜZİK V-</em></strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Masonlarda Yolsuzluk]]></title>
<link>http://masonluk.wordpress.com/2009/09/25/masonlarda-yolsuzluk/</link>
<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 14:53:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>masonluk</dc:creator>
<guid>http://masonluk.wordpress.com/2009/09/25/masonlarda-yolsuzluk/</guid>
<description><![CDATA[  Milyonluk yolsuzluk yapmakla suçlanan eski üstad Kaya Paşakay&#8217;ın yargılanması sürerken mason]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignnone size-full wp-image-309" title="Asım Akin" src="http://masonluk.wordpress.com/files/2009/09/asim-akin.jpg" alt="Asım Akin" width="230" height="175" /></p>
<p> </p>
<p>Milyonluk yolsuzluk yapmakla suçlanan eski üstad Kaya Paşakay&#8217;ın yargılanması sürerken mason camiası, ikinci yolsuzluk davasıyla sarsıldı&#8230;<!--more--></p>
<p>Aralarında hukukçu, emekli asker, öğretim görevlisi, mimar ve CEO&#8217;ların bulunduğu 22 mason yönetici hakkında dava açıldı. E-posta zinciri kuran masonlar, yöneticilere &#8216;istifa&#8217; çağrısında bulundu.</p>
<p>Mason caiması, derneğin milyonlarca lirasını kişisel amaçları için kullanmakla suçlanan eski Büyük Üstad Kaya Paşakay&#8217;ın şokunu atlatamadan yeni bir yolsuzluk iddiasıyla sarsıldı. Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası Büyük Üstad&#8217;ı Salih Evcilerli, Ankara Vadisi Başkanı Ayhan İnal ve İzmir Vadisi Başkanı Haluk Kahyaoğlu&#8217;nun da aralarında bulunduğu 22 yönetici hakkında &#8220;Hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma&#8221; suçlamasıyla Beyoğlu İkinci 2. Asliye Ceza Mahkemesi&#8217;nde kamu davası açıldı.</p>
<p><strong>MÜFETTİŞLER BELİRLEDİ</strong></p>
<p>Bu hafta bir dizi etkinlikle 100. yılını kutlayan masonları sarsan ikinci yolsuzluğu Mülkiye başmüfettişleri ortaya çıkardı. Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı&#8217;nın hazırladığı iddianamede, locada yapılan denetimde, derneğin İzmir merkez ve Karşıyaka ubelerinde kullanılan binalarda yaptırılan tadilat ve ve dekorasyon işleri için fazla ödeme yapılarak Dernekler Kanunu&#8217;na aykırı davranıldığı belirtildi.</p>
<p>İddianameye göre, Yönetim Kurulu Kararı üzerine derneğin İzmir&#8217;deki binalarında yapılması düşünülen tadilat ve dekorasyonla ilgili olarak İstanbul&#8217;daki üç firmadan teklif alındı. Gürmaj İnşaat Firması 417 bin TL&#8217;lik teklifle ihaleyi aldı ve sözleşme yapıldı.</p>
<p><strong>FAZLA ÖDEME YAPILMIŞ</strong></p>
<p>İşlerin yapımı sırasında, İnşaat Emlak Komitesi Başkanı Saim İzli tarafından hazırlanan ek keşif ile yapılacak ilave işler belirlendi. Bu ek işler de 32 bin 550 TL karşılığında aynı şirkete verildi. Gürmaj İnşaat&#8217;a toplam 531 bin 649 TL ödendi. Başmüfettişlerce bilir kişi olarak atanan İnşaat Mühendisi Hasan Bozkır&#8217;ın verdiği raporda, piyasa fiyatları incelendiğinde 2005&#8242;te yaptırılan onarım işleri için firmaya 216 bin 82 TL fazla ödeme yapıldığı tespit edildi.</p>
<p>Yöneticilerin 1 yıldan 7 yıla hapis istemiyle yargılanması talep edildi. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı dosyanın Beyoğlu 5. Asliye Ceza Mahkemesi&#8217;nde davası süren eski Üstad Kaya Paşakay dosyası ile birleştirilmesini istedi. İddianamede &#8220;Elimizdeki dosya Paşakay Dosyası ile bağlantılıdr. Çünkü derneğin paralarına yönelik iddialara dayanmaktadır&#8221; denildi.Davayla masonlar karıştı. Asım Akin &#8220;Masonik gururuma yediremem&#8221; diye istifa etti.<br />
<strong>22 YÖNETİCİYE DAVA</strong></p>
<p>Hakkında dava açılan 22 loca yöneticisi arasında ilk davada 7 yıl hapis istemiyle yargılanan eski Büyük Üstad Kaya Paşakay da bulunuyor. Sanıkların isimleri şöyle:<br />
Büyük Üstüd Salih Evcilerli, eski Büyük Üstad Mustafa Asım Akin, eski Büyük Üstad Kaya Paşakay, ODTÜ İnşaat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ayhan İnan, Nuri Haluk Kayaoğlu (Diş hekimi), Mehmet Saim İzli (Mimar), Osman Naci Endem (Yüksek Mimar), Ferhat Saraçoğlu (Yönetici), Mustafa Kemal Tümay (Hukukçu), Ahmet Burak Öz (Gazeteci), Recep Harun Kuzgun (Tüccar), Prof. Dr. Ali Sait Sevgener, Ahmet Koray Darga (Yönetici), Fazıl Korkmaz Çankırılı (Yönetici), Mehmet Ateş Akgüz (Yönetici), İlker İnal (Hukukçu), Mehmet Erkan İmrek (Yönetici), Naif Timur (Emekli Albay), Mehmet Sinan Yurttagül (Yönetici), Selim Erşan Tinay (Tüccar), Demir Savaşçın (Hukukçu), Mehmet Murat Çim (Avukat).</p>
<p><strong>MAİL ZİNCİRİ OLUŞTURDU</strong></p>
<p>Türkiye genelinde Ankara, İzmir ve İstanbul &#8220;Vadileri&#8221; başta olmak üzere 204 locaya kayıtlı yaklaşık 15 bin Mason bulunuyor. Locanın yıllık 7 milyon TL&#8217;lik bütçesinin bulunduğu iddia ediliyor. İkinci yolsuzluk davası ile sarsılan Masonlar arasında mail zinciri kuruldu. Yaklaşık 5 bin Mason&#8217;a ulaşan mail trafiğinde yöneticilerin yolsuzluğa göz yumdukları belirtildi. Verdikleri aidatların yolsuzluk amacıyla kullanılmasına öfkelenen Masonlar özellikle Üstad Salih Evcilerli, Ayhan İnan ve Haluk Kahyaoğlu&#8217;nun istifasını istedi.</p>
<p><strong><span style="color:#ff0000;">HaberTürk</span></strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[KAPİTALİZM VE KENT]]></title>
<link>http://yenisol.wordpress.com/2009/09/22/kapitalizm-ve-kent/</link>
<pubDate>Tue, 22 Sep 2009 12:26:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>Hep Beraber</dc:creator>
<guid>http://yenisol.wordpress.com/2009/09/22/kapitalizm-ve-kent/</guid>
<description><![CDATA[Bu hikaye Kibera Slum Nairobi, Kenya&#8217;dan. Kenya’nın başkentinin yakınlarındaki bu yerleşim yer]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-584" title="gecekondu" src="http://yenisol.wordpress.com/files/2009/09/gecekondu.jpg?w=112" alt="gecekondu" width="112" height="150" />Bu hikaye Kibera Slum Nairobi, Kenya&#8217;dan. Kenya’nın başkentinin yakınlarındaki bu yerleşim yeri İngiliz Sömürgesi zamanına dayanmakta. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bölgeye dönen askerlere ayrılan bu yerler ülkenin bağımsızlığından sonra yerleşimin yasaklanmasıyla garip bir fenomen halini almış. Köylerinden ve topraklarından kopup şehre gelen ve neredeyse hiç geliri olmayan köylülere bu bölgeyi ‘toprak ağaları’ kiralamaya başlamış. <!--more--> Bu da bölgenin hızla büyümesinin önünü açmış. Hali hazırda Afrika’nın en büyük gecekondu bölgesi olan Kibera’da toplamda 1 milyon civarında insan yaşadığı tahmin ediliyor.</p>
<p>Bu bölgenin belki de en büyük özelliği aşağıdaki haritadan bakınca ortaya çıkıyor. Bu bölge modern sayılabilecek bir şehrin tam ortasında bulunuyor. Bu yüzden Kibera bütün gecekondu bölgeleri arasında en fazla ilgiyi üzerine çekenlerden biri. Bunun bir diğer sebebi de <a href="http://www.unhabitat.org/">Un-Habitat</a> adlı Birleşmiş Milletler projesinin merkezine çok yakın olması. Hatta Wikipedia, şu an ki BM başkanının seçildikten 2 ay sonra burayı ziyaret ettiğini bile söylüyor. Şu an yol yapımı ve bina iyileştirmeleriyle sorunla çözülmeye çalışılsa da bir çok sosyolog ve şehir bilimci günümüz şehir planlamasını bir çok ülkede buna benzer bölgelere sebep olduğunu ve bunun kolay kolay değişmeyeceğini düşünüyor.</p>
<p><a style="color:#0000FF;text-align:left;" href="http://maps.google.com/maps?f=q&#38;source=embed&#38;hl=en&#38;geocode=&#38;q=kibera+slum&#38;sll=41.022425,29.111877&#38;sspn=0.004857,0.013797&#38;ie=UTF8&#38;t=h&#38;ll=-1.301768,36.795616&#38;spn=0.030033,0.036478&#38;z=14&#38;iwloc=A">View Larger Map</a></p>
<p>BBC’nin hazırladığı 4 bölümlük Kibera <a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/africa/2297237.stm">belgesel</a>inde konuşan bir genç; bir plazada çalıştığını ve kazandığı parayla hem ailesine buradan bir ev tutabildiğini hem de okul parasını karşıladığını söylemiş. Yani bu bölge her ne kadar şehrin bir parçası olmadığını düşündürse de tamamen yapıya eklemlenmiş durumda.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-585" title="GECEKONDU1" src="http://yenisol.wordpress.com/files/2009/09/gecekondu1.jpg?w=201" alt="GECEKONDU1" width="201" height="300" /></p>
<p>Bu ve benzer bölgelerdeki en büyük sorun su ve lağım. Su taşımayla çözülse de lağım konusunda pek ciddi bir çözüm bulunamamış. Son olarak BM’nin bir müdahalesiyle ortama paralı abonelik usulü çalışan tuvaletler koymaya başlamışlar. Bunun harici genel uygulama bir kağıt üzerine tuvaletinizi yapmanız ve gece komşularınızın çatılarına atmanız üzerine kurulu. Buna <em>Uçan Tuvaletler</em> adını vermişler.</p>
<p>Genel olarak Afrika’nın en büyük ve dünyanın sayılı gecekondu bölgelerinden biri olan Kibera Kenya ve diğer Afrika devletlerinin garip modernleşme çabalarının sonucu. Bir plazada çalışıp suyu, tuvaleti olmayan bir yer de yaşayıp sonra okula gitmek Afrika kolonizasyon devrinin geç yansımalarından biri olsa gerek.</p>
<p><a href="http://www.bizibozmaz.com/2009/09/08/farkli-bir-sehir-gecekondu-bolgeleri-2/" target="_blank">bağcık</a><!--more--></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yolsuzluk, Yoksulluk, Yozlaşma...]]></title>
<link>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/08/14/yolsuzluk-yoksulluk-yozlasma/</link>
<pubDate>Fri, 14 Aug 2009 09:48:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>halukselcuk</dc:creator>
<guid>http://halukselcuk.wordpress.com/2009/08/14/yolsuzluk-yoksulluk-yozlasma/</guid>
<description><![CDATA[AKP iktidarı ile ülkemiz, değer yargılarının dibe vurduğu son 30 yıllık çürüme döneminin sonuna varm]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>AKP iktidarı ile ülkemiz, değer yargılarının dibe vurduğu son 30 yıllık çürüme  döneminin sonuna varmış oldu.Kanımca 1980-2000 yılları arasında  ekonomik altyapının  sürekli kriz üretmesi toplumsal fay hatlarının kutuplaşma yönünde  harekete geçmesinde en büyük etken. Sağ iktidarların ön ayak olduğu kuralsız piyasa sistemi, emekten ya da üretmekten yana değil, tüketmek ve kısa yoldan köşe dönmeyi kitlelere benimsetti.Kısacası liberal düşüncenin temel felsefesini ifade eden &#8220;Bırakınız yapsınlar!..&#8221; sözü , Türk halkı tarafından &#8220;Bırakınız çalsınlar!&#8221; şeklinde anlaşılıp, içselleştirilmiştir. </p>
<p>Şimdi altüst ettikleri ekonomik durumu örtbas etmek için &#8220;Barzani Açılımı&#8221; yapan iktidar ve yakın çevresi asıl büyük yanlışı halkı fakirliğe mahkum etmekle yapıyor. Gitgide sadaka toplumuna dönmemizde  kamu kaynaklarının özelleştirme adı altında yok pahasına satılması ile kayıtdışı varlığını sürdüren kap-kaç  ekonomisinin adil vergi politikalarıyla kayıt altına alınamaması sebep olmuştur. Bozulan gelir dağılımı sınıf ayrımı düzenini ücretli köleliğe kadar getirmiştir.</p>
<p>Vatandaşın devlet için var olduğunun kabul edildiği böylesi bir  zihinsel iklimde yoksul çoğunluğun önde gelen düşüncesi insanca yaşamak için birilerinin kapıkulu olmak geliyor.Etnik milliyetçiliğin önce Türk,son 30 yılda ise geri kalan kesimler için ön plana çıkmasında bu maddi açıdan hadım etme ideolojisinin büyük katkısı var. </p>
<p>Lafı uzatmadan söyleyeyim özgür değiliz, zengin hiç değiliz! Üretmiyoruz, ürettiğimiz artı değeri adilce paylaşmıyoruz. Kısa vadeli çıkarlarımız uğruna uzun vadelileri risk altına sokuyoruz, üstelik gelecek nesillerin insanca yaşamak hakkını gasp ederek yapıyoruz tüm bunları.  Yanlış adamlardan doğru adımları atmasını beklemek aldatılmayı bekleyen genç kız psikolojisi değil mi? Başıboş bırakılmış bir Türkiye savaş haline yakın bir duruma gelir dayanır.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Villacı Mehmet Ali Şahin'in ilk icraati]]></title>
<link>http://sacmahaberler.wordpress.com/2009/08/12/villaci-mehmet-ali-sahinin-ilk-icraati/</link>
<pubDate>Wed, 12 Aug 2009 12:59:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>sacmahaberler</dc:creator>
<guid>http://sacmahaberler.wordpress.com/2009/08/12/villaci-mehmet-ali-sahinin-ilk-icraati/</guid>
<description><![CDATA[Akyazı Belediyesi&#8217;nı iyi bilir Mehmer Ali Şahin. Şu an yolsuzluktan yargılanan Belediye Başkan]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Akyazı Belediyesi&#8217;nı iyi bilir Mehmer Ali Şahin. Şu an yolsuzluktan yargılanan Belediye Başkan]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kıvrıkoğlu, Şenel’in soruşturulmasına neden izin vermedi?]]></title>
<link>http://milliyethaber.wordpress.com/2009/08/11/kivrikoglu-senel%e2%80%99in-sorusturulmasina-neden-izin-vermedi/</link>
<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 02:05:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>milliyethaber</dc:creator>
<guid>http://milliyethaber.wordpress.com/2009/08/11/kivrikoglu-senel%e2%80%99in-sorusturulmasina-neden-izin-vermedi/</guid>
<description><![CDATA[İSTANBUL Milliyet 3. iddianamedeki belgede Kıvrıkoğlu’nun, Şenel’in özel ödenek parasıyla iki daire ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><em>İSTANBUL Milliyet</em></p>
<p>3. iddianamedeki belgede Kıvrıkoğlu’nun, Şenel’in özel ödenek parasıyla iki daire almasının soruşturulmasına “TSK’da bazen görev dürüstlükten önemlidir” diyerek izin vermediği iddia edildi</p>
<p>Ergenekon soruşturmasının üçüncü iddianamesinde, eski Genelkurmay Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Erdal Şenel’le ilgili bir yolsuzluk iddiası da yer aldı. Savcılık ifadesinde Şenel’e sorulan konular arasında olan iddialara göre Şenel, devlet özel ödeneğinden kendisine aktarılan 535 bin dolarla iki daire aldı. Bu konuyu soruşturan Bergütay V. isimli albay, dönemin Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’ndan Şenel için soruşturma izni isteyince “TSK’da bazen görev dürüstlükten önemlidir” yanıtını aldı. Şenel ise savcılık ifadesinde bu iddiaları yalanladı.</p>
<p>Ödenekten 535 bin dolar<br />
İddianamede yer alan Erdal Şenel’le ilgili iddialara göre, Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde, dönemin Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri Tümgeneral Erdal Şenel’in hesabına devlet özel ödeneğinden 535 bin dolar aktarıldı. Şenel, bu parayla Ziverkent isimli siteden iki daire aldı. Bu konuyu soruşturan Albay Bergütay V. ise Şenel hakkında soruşturma yapmak için Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’ndan izin istedi. Fakat Kıvrıkoğlu, “TSK’da bazen görev dürüstlükten önemlidir” diyerek soruşturma izni vermedi.<br />
Savcılık ifadesinde kendisine bu iddialar sorulan Şenel, iddiaları kabul etmeyerek, Bergütay V.’nin Deniz Kuvvetleri’nden emekli bir albay olduğunu, bu albayın Şener Eruygur’la geçmişte aynı yerde çalıştığını bildiğini, aralarındaki ilişkiyi bilmediğini, Bergütay V.’nin, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral İlhami Erdil’in rütbesinin sökülerek er statüsüne indirilmesine sebep olan kişi olduğunu söyledi.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[AKP'li Akfırat'ta Tuz Koktu]]></title>
<link>http://sacmahaberler.wordpress.com/2009/07/31/akpli-akfiratta-tuz-koktu/</link>
<pubDate>Fri, 31 Jul 2009 08:40:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>sacmahaberler</dc:creator>
<guid>http://sacmahaberler.wordpress.com/2009/07/31/akpli-akfiratta-tuz-koktu/</guid>
<description><![CDATA[İşine gelmeyen karar çıkınca yargıdan, atıyorlar kendilerini ortalara &#8220;tuz koktu&#8221;, ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[İşine gelmeyen karar çıkınca yargıdan, atıyorlar kendilerini ortalara &#8220;tuz koktu&#8221;, ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ne İstediğinizi Biliyor Musunuz?]]></title>
<link>http://kritikderinlik.com/2009/07/28/ne-istediginizi-biliyor-musunuz/</link>
<pubDate>Tue, 28 Jul 2009 02:14:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>tiefenmesser</dc:creator>
<guid>http://kritikderinlik.com/2009/07/28/ne-istediginizi-biliyor-musunuz/</guid>
<description><![CDATA[Tiefenmesser,28.07.2009 Yöneticiler dürüst olsun, yolsuzluk olmasın isteriz. Ülkenin dertlerine çözü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Tiefenmesser,28.07.2009 Yöneticiler dürüst olsun, yolsuzluk olmasın isteriz. Ülkenin dertlerine çözü]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ergenekonu ilk Susurlukta gördük]]></title>
<link>http://haber21.wordpress.com/2009/06/25/ergenekonu-ilk-susurlukta-gorduk/</link>
<pubDate>Thu, 25 Jun 2009 01:48:14 +0000</pubDate>
<dc:creator>haber</dc:creator>
<guid>http://haber21.wordpress.com/2009/06/25/ergenekonu-ilk-susurlukta-gorduk/</guid>
<description><![CDATA[Susurluk, Andıç ve Şemdinli, PKK ayrılıkçılığının ve PKK ile savaşın etkisi altında, yargı ve basın ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Susurluk, Andıç ve Şemdinli, PKK ayrılıkçılığının ve PKK ile savaşın etkisi altında, yargı ve basın ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Baba]]></title>
<link>http://yaslananwerther.wordpress.com/2009/06/21/baba/</link>
<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 09:25:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>Werther</dc:creator>
<guid>http://yaslananwerther.wordpress.com/2009/06/21/baba/</guid>
<description><![CDATA[Bir oğuldan bir babaya mektup: Bugün babalar günü&#8230; Babalar günün kutlu olsun babacığım. Herşey]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Bir oğuldan bir babaya mektup: Bugün babalar günü&#8230; Babalar günün kutlu olsun babacığım. Herşey]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Baba]]></title>
<link>http://gazetemuhakeme.wordpress.com/2009/06/21/baba/</link>
<pubDate>Sun, 21 Jun 2009 09:25:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>Werther</dc:creator>
<guid>http://gazetemuhakeme.wordpress.com/2009/06/21/baba/</guid>
<description><![CDATA[Bir oğuldan bir babaya mektup: Bugün babalar günü&#8230; Babalar günün kutlu olsun babacığım. Herşey]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Bir oğuldan bir babaya mektup: Bugün babalar günü&#8230; Babalar günün kutlu olsun babacığım. Herşey]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[AKP en buyuk hirsiz cete]]></title>
<link>http://globalturkler.wordpress.com/2009/04/26/akp-en-buyuk-hirsiz-cete/</link>
<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 03:27:34 +0000</pubDate>
<dc:creator>globalturkler</dc:creator>
<guid>http://globalturkler.wordpress.com/2009/04/26/akp-en-buyuk-hirsiz-cete/</guid>
<description><![CDATA[&#8220;Ergenekon haberlerini basına kim servis ediyor?&#8221; CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, Er]]></description>
<content:encoded><![CDATA[&#8220;Ergenekon haberlerini basına kim servis ediyor?&#8221; CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, Er]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Soygun d&uuml;zeni]]></title>
<link>http://kemalozer.wordpress.com/2009/03/20/soygun-dzeni/</link>
<pubDate>Fri, 20 Mar 2009 10:45:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>Kemal Özer</dc:creator>
<guid>http://kemalozer.wordpress.com/2009/03/20/soygun-dzeni/</guid>
<description><![CDATA[Pek çoğumuz farklı farklı kurumlardan şikâyetçiyizdir. Aslında hemen herkes, işi düştüğü kurumda yaş]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Pek çoğumuz farklı farklı kurumlardan şikâyetçiyizdir. Aslında hemen herkes, işi düştüğü kurumda yaşadıklarını sadece o kuruma has bir sorun olarak düşünür.</p>
<p>Hâlbuki sorun sadece o kurumdan ibaret değil. Devlet denilen mekanizma, içimizden çıkmış insanların idare ettiği soyut bir olgu. </p>
<p>Aslında bozuk olan kurumlar değil, insanlar ve o insanların kurduğu düzen.</p>
<p> <!--more-->
<p>Bir Teiaş çalışanı anlatıyor: “Sorumluluk alanlarının birinde, herhangi bir iş olduğunda bir veya daha fazla kişi görevlendiriliyor. Bir saatlik iş birkaç gün sürüyor. Çünkü görevlendirmede devlet, çalışanına mesai ücretinin iki katı ek ücret ödemesi yapıyor. Mesela Cuma günü öğleden sonra iki personel bir ilçeye görevlendiriliyor. Cuma mesai bitimine ilçeye intikal ediyorlar. Mesai bittiği için Cumartesi ve Pazar günü orada görevli olarak yatıyorlar. Pazartesi günü, büyük işlerini aheste aheste tamamlayıp akşama işyerlerine intikal ediyorlar. Bir saatlik iş için 3-4 günlük ek mesai ücreti&#8230; Yeme içme devletten… Altlarında özel sektörden kiralanmış sürücülü araç…”</p>
<p>“Büyük görev” süresi, okey masaları ya da av mahallerinde büyük bir itina ile değerlendiriliyormuş…</p>
<p>Başka kurumlardaki çalışanlarla yaptığım görüşmede, hikâyenin benzerlerinin hemen her kurumda yaşandığını öğrendim. </p>
<p>Ağaç yaşken eğildiği gibi çalışanda alt kademelerde iken öğreniyor bu işleri.</p>
<p><b>Aralık, “soygun ayı”</b></p>
<p>Her kurumun yıllık bir ödeneği var. Bunu ihtiyaçları için harcaması gerekiyor. Aralık ayı geldiği zaman hemen her kamu kurumunda bir telaş başlıyor. </p>
<p>Ödeneğin kalan kısmı halı, bilgisayar, masa, sandalye, televizyon, kırtasiye ve birçok gereksiz malzeme ile “<b>kamu kaynağı talan</b>” ediliyor. </p>
<p>Bu işlerin içinde bir görevlinin ifadesiyle milletin kaynağının en az yüzde 20’si, Aralık’ta adeta “düşmandan” mal kaçırırcasına yağmalanıyormuş. <b>İnsaf sahipleri yapmayın dediklerinde</b> “kendimize mi alıyoruz, yanımızda mı götüreceğiz, para devletin mal devletin” gibi mazeretler ileri sürüyorlarmış…</p>
<p>Bu israfın gerekçesi ise “ödeneği bu yıl bitirmezsek gelecek yıl daha az ödenek gelir.” O halde bu kaynağı israf edelim ki; hem sefahat sürer hem de gelecek yılı garanti altına alırız.</p>
<p><b>“İşimiz yatmak”</b></p>
<p>MTA’da çalışan bir arkadaşla sohbetimiz helal ve haramlara gelmişti. Dedi ki “<b>ortalıkta helâl mi kaldı?</b> Mesela bizim işimiz sadece yatmak. Bu yüzden ne acıdır ki kazançlarımız haram!” </p>
<p>Bir başka kamu çalışanı kurumlarında “Bazı arkadaşlarının mesai de çocuğunun ödevini yaptığını, kurumun makinelerinden eşe dosta fotokopi çektiğini, mesai içinde İnternet’ten akşama kadar film izlediğini, okey oynadığını, bir kısmını mesaiye geç geldiğini diğer kısmının erken çıktığını” anlattı.</p>
<p><b>Birilerinin eli cebinizde</b></p>
<p>Uzun yıllardır Telsim/Vodafone hattı kullandım. Bir Üniversite’nin bilgilendirme servisi ile UYAP’a kendi isteğimle abone oldum. İşte ne olduysa tam da o günlerde başlamış hikâyem. </p>
<p>Son gelen faturamın ayrıntısında AZENET adlı bir hortumcunun “cebime” dadandığını gördüm. Her hafta 4,026+Kdv+ÖTV para tırtıklamış. Neymiş kontör çekilişine katıl(acak)mışım.</p>
<p>Vodafone müşteri hizmetlerini istediğimde, bu konunun kendileri ile alakalı olmadığını belirterek bir telefon numarası verdiler. O numarada çıkanlar açar açmaz başlıyorlar tüketiciyi azarlamaya. Tam bir bezdirme ve bıktırma harekâtı&#8230;</p>
<p>Cep şirketi, adı üstünde… Öbürü de cepçinin çözüm ortağıymış. Birlikte ellerini milyonların cebine uzatmışlar.</p>
<p>Vodafone baskı üzerine “inceledik size bir wap mesajı gelmiş 250 kontör kazan diye’ sizde okumuşsunuz, böylece çekilişe katılmışsınız.” Yahu benim hattım hiç kontörlü olmadı ki! İlk günden bu yana faturalı hat kullanıyorum. Nasıl olurda kontör kazanma kampanyasına katılırım. Kaldı ki bana böyle bir mesaj da gelmedi. Gelse bile bir tüketici hakları uyarıcısı (uzmanı) olarak nasıl olurda bu tür bir tuzağa alet olurum?</p>
<p>Müşteri hizmetleri ile konuşmak betonla konuşmak gibi. Karşınızdaki kendisine ezberletilenleri tekrarlayan bir “papağan.” Oyun şahane. 69 liralık faturamın 30 lirasını Vodafone/Azenet işbirliği (resmi adı “çözüm ortaklığı” oluyor) ile hortumlamışlar.</p>
<p>Bu oyunu tekrarladıkları kişilerden yüzde 10’u bile benim gibi yargı/şikâyet hakkını kullanmaz. Yüzde 10’u kullansa ve kazansa, vurguncu için hâlâ yüzde 90 çantada keklik. Milyonlarca aboneden çoğu ayrıntılı faturasını hiç almıyor yahut alsa bile incelemiyor. </p>
<p>Bu soygundan <a href="http://www.tk.gov.tr/">Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu</a>’nun haberdar olmaması mümkün olabilir mi? Olmadığına inanmak için kendimi zorluyorum. En azından önceki gün yaptığım müracaatla haberdar oldular. Öncesinden haberdar iseler, tüketici korumakla görevli kurum bu konuda neden bir çözüm üretmemiştir? </p>
<p>‘Cep şirketleri neden bu soyguna engel olmaz?’ diye bir soru abestir. Çünkü bu soygundan onlarda pay alıyorlar. Hem de azımsanmayacak boyutlarda.</p>
<p>Gelini ata bindirip giderken, atın ayağı tökezleyince adam ‘bir’ diye saymaya başlamışsa, bende Vodafone için saymaya başlamıştım. Geçtiğimiz Kasım’daki yurtdışı çıkışımda başlayan hatalar zinciri bu kısacık sürede tam üç etti. Bende hikâyedeki adam gibi sorunuma çözüm üretmeyen operatörü çektim vurdum ve başka bir operatöre taşındım. Size de tavsiye ederim. Özgürlük sadece tadını ve değerini bilenler için değerlidir.</p>
<p><b>Kontör oyunu hâlâ devam ediyor!</b></p>
<p>Hırsız için tek bir amaç vardır: Çalmak! </p>
<p>Yolda kaldım, operasyondayız, hastanedeyim vs vs diye başlayan “kontör soygunu” hikâyesinin hâlâ devam etmesi çok ilginç. Milyonlar nasıl olurda bu kadar saf olabiliyor? Ya da bu saflık mı? Haksız gelen kazançlar haksız olarak el mi değiştiriyor? Ya da bir güç tarafından imtihan mı ediliyoruz? </p>
<p>EGM cep mesajıyla uyarıyor: “Sizi arayarak kendilerini kamu görevlisi olarak tanıtan ve çeşitli bahanelerle kontör göndermenizi isteyen kişilere itibar etmeyiniz” Evet uyarmalı ama yetmez. Emniyetin görevi, bu pislikleri yakalayıp yargıya teslim etmektir. İstediklerinde karınca yuvasındaki sorunlu karıncayı bulup çıkarabiliyorlar.</p>
<p>Eski çağlarda sadece yollarda soyulurmuş insanlar. Ya şimdi? </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Menderes Türel Belediyesi'ndeki Usulsüzlükler]]></title>
<link>http://antalyadaulkucuhareket.wordpress.com/2009/03/19/menderes-turel-belediyesindeki-usulsuzlukler/</link>
<pubDate>Thu, 19 Mar 2009 14:36:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://antalyadaulkucuhareket.wordpress.com/2009/03/19/menderes-turel-belediyesindeki-usulsuzlukler/</guid>
<description><![CDATA[Kamu İhale Kurulu, belediyenin çok sayıda ihalesini tek geçerli teklifle sonuçlandığı için rekabete ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-1147" style="margin:4px;" title="menderes-turel-belediyesindeki-usulsuzlukler" src="http://antalyadaulkucuhareket.wordpress.com/files/2009/03/menderes-turel-belediyesindeki-usulsuzlukler.jpg" alt="menderes-turel-belediyesindeki-usulsuzlukler" width="180" height="120" />Kamu İhale Kurulu, belediyenin çok sayıda ihalesini tek geçerli teklifle sonuçlandığı için rekabete aykırı bulurken çok sayıda ihalede de şartnamedeki maddelerin dahi birbirleriyle çeliştiğini veya Kamu İhale Yasası’na aykırı olduğunu tespit etti.<br />
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın seçim konuşmasıyla övdüğü AKP’li Antalya Anakent Belediyesi’nde çok sayıda ihalede usulsüzlük bulunduğu ortaya çıktı. Kamu İhale Kurulu (KİK) üyeleri, belediyenin çok sayıda ihalesini tek geçerli teklifle sonuçlandığı için rekabete aykırı bulurken çok sayıda ihalede de şartnamedeki maddelerin dahi birbirleriyle çeliştiğini veya Kamu İhale Yasası’na aykırı olduğunu tespit etti. Çok sayıda ihale iptal edildi, bazı ihaleler İçişleri Bakanlığı veya cumhuriyet başsavcılığına şikâyet edildi.<!--more--></p>
<p>Antalya Anakent Belediye Başkanı Menderes Türel döneminde, KİK ve üyeleri tarafından tespit edilen mevzuata aykırılıklardan bazıları şöyle:</p>
<p>KİK, “İşte kaç araba, motorsiklet, kamyonet ve minibüs kullanılacağına dair şartnamenin iki maddesi arasında bulunan uyumsuzluk ile kaç adet dedektör kullanılacağı ve bunun maliyetini belediyenin karşılayıp karşılamayacağı ile ilgili düzenlemelerin teklif hazırlanmasını engelleyeceği için mevzuata aykırı olduğunu” tespit ederek ihaleyi iptal etti.</p>
<p>KİK, bir ihbar üzerine “kojenerasyon ve termal kurutma teknolojilerini içeren işin ayrı ayrı yapılmayıp tek bir ihalede toplanmasının tek bir firmayı tarif ettiği” iddialarının incelenmesini istedi. Hakikaten de ihalede 8 aday firmadan sadece 1’i yeterli bulundu. Belediye ihaleyi iptal etmek zorunda kaldı.</p>
<p>Belediye, ihaleyi “doğal afetler, salgın hastalıklar, can ve mal kaybı tehlikesi gibi olayların çıkması nedeniyle ihalenin ivedi olarak yapılması” kapsamına sokarak ilansız, pazarlık usulüyle gerçekleştirdi. KİK, ihalenin pazarlık usulüyle yapılması koşullarının oluşmadığını tespit ederek “mevzuata aykırı olan ihale işlemlerinin gerekiyorsa incelenmek ve soruşturulmak üzere İçişleri Bakanlığı’na bildirilmesine” karar verdi. Koluman Motorlu Araçlar şirketi, “Antalya Belediyesi’nin 37 metre yüksekliğe çıkacak 2 adet tam otomatik şnorkelli merdivenin 4*2 şasiye sahip araç üzerine konulmasını istediğini, bunu sadece Bronto Skylift firmasının ürettiğini ve bu isteğin ihalelerde rakipleri saf dışı edebilmek için uygulanan bir strateji olduğunu” iddia etti. Belediye, ihaleyi “fiyatların uygun olmadığı” gerekçesiyle iptal etmek zorunda kaldı.</p>
<p>KİK, belediyenin “İmalatçı firma alınacak asfalt plentinin aynı veya yüksek kapasitede Türkiye genelinde en az beş adet satılmış bulunduğunu gösteren belge ibraz etmelidir” şartının hem mevzuata hem de ihale şartnamesine aykırı olduğunu bildirdi. İhalenin ihaleden önce bir firmanın iddia ettiği şekilde “Diğer firmalar istenen belgeyi ibraz edemedikleri için Çesan Ltd. Şirketi’ne verildiğini, üstelik Çesan’ın şartnamedeki iki ayrı şartı da yerine getirmediğini” tespit eden KİK, ihaleyi iptal etti.</p>
<p>KİK, ihalede “mevzuata aykırı olarak, ihaleye katılacak ortak girişim gruplarından sadece lider ortağın TSE belgesinin kabul edileceği şartını koyduğunu” tespit etti. Buna karşın itiraz eden firma hak kaybına uğramadığı için KİK ihaleyi iptal etmedi.</p>
<p>KİK “şartnamenin fiyat teklifine ilişkin iki maddesinin birbiriyle çelişmesine” karşın bunun “esasa etkili olmadığı” gerekçesiyle ihaleyi iptal etmedi.</p>
<p>MURAT KIŞLALI / CUMHURİYET</p>
<p style="text-align:justify;"><a href="http://www.ozturkler.com/Menderes-T%C3%BCrel-belediyesi.html,010717" target="_blank">Öztürkler</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
