<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>yonetmen &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/yonetmen/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "yonetmen"</description>
	<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 13:32:22 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Ingmar Bergman]]></title>
<link>http://felsefehayat.wordpress.com/2009/11/16/ingmar-bergman/</link>
<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 11:18:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>Felsefe Hayat Projesi</dc:creator>
<guid>http://felsefehayat.wordpress.com/2009/11/16/ingmar-bergman/</guid>
<description><![CDATA[Ingmar Bergman, (d. 14 Temmuz 1918 &#8211; ö. 30 Temmuz 2007) İsveçli oyun yazarı ve film yönetmeni.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Ingmar Bergman, (d. 14 Temmuz 1918 &#8211; ö. 30 Temmuz 2007) İsveçli oyun yazarı ve film yönetmeni.]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[David Lynch]]></title>
<link>http://felsefehayat.wordpress.com/2009/10/31/david-lynch/</link>
<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 11:22:34 +0000</pubDate>
<dc:creator>Felsefe Hayat Projesi</dc:creator>
<guid>http://felsefehayat.wordpress.com/2009/10/31/david-lynch/</guid>
<description><![CDATA[  David Lynch, 20 Ocak 1946 doğumlu ABDli yönetmen, ressam. 20 Ocak 1946&#8242; da ABD&#8217;de doğa]]></description>
<content:encoded><![CDATA[  David Lynch, 20 Ocak 1946 doğumlu ABDli yönetmen, ressam. 20 Ocak 1946&#8242; da ABD&#8217;de doğa]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bu "NEFES" Tamda Zamanın da Geldi (Film Kritik)]]></title>
<link>http://zayzay.wordpress.com/2009/10/24/bu-nefes-tamda-zamanin-da-geldi-film-kritik/</link>
<pubDate>Sat, 24 Oct 2009 21:23:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>ZAY ZAY</dc:creator>
<guid>http://zayzay.wordpress.com/2009/10/24/bu-nefes-tamda-zamanin-da-geldi-film-kritik/</guid>
<description><![CDATA[Aylardır beklenen Levent Semerci&#8217;nin Nefes filmi sonunda vizyonda. Fragmanı bile rekorlar kıra]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;"><strong><img class="alignleft" src="http://4.bp.blogspot.com/_ozOQZtsQoyo/SjyYnCzZ1BI/AAAAAAAAAKM/THSn86N_HHk/s320/nefes-afis.jpg" alt="" width="200" height="286" />Aylardır beklenen Levent Semerci&#8217;nin Nefes filmi sonunda vizyonda. Fragmanı bile rekorlar kıran filmi ilk üç günde 350 bin kişi izledi.</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Yıllardır sürekli Türk filmlerini, yönetmenlerini, oyuncularını yakından takip ettik. Genelde kalitesiz olan yapımlara kendi ülkemizin üretimleri olduğu için olabildiği kadar anlayışla yaklaştık.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu yıl 70 film çekildiğini öğrendiğimiz zaman içimizden sevindik ve merakla bekledik. Sonunda sezon açıldı ve filmler teker teker kendini göstermeye başladı. İki, üç film dışında büyük hayal kırıklığına uğradık.</p>
<p style="text-align:justify;">Levent Semerci&#8217;nin Nefes filmiyle ilgili bilgiler geldikçe kullandık, yazdık. Fakat yapım şirketi de yönetmen de bu konuda çok ketum davrandı. Hatta filmin basın gösterimi bile yapılmadı. Biz de bu filmi sayfalarımıza taşıyamadık. Antalya Film Festivali dönüşünde filmi seyredebildik. Bu filmi seyrettikten sonra yönetmene de yapım şirketine de teessüflerimi sunuyorum. Bu kadar iyi bir film yapıp nasıl bunu saklarsınız?.. <span style="color:#ff6600;"><strong>devamı &#8212; &#62;</strong></span> <!--more--></p>
<p style="text-align:justify;">Nefes öyle bir film ki her vatandaşın seyretmesi gerekiyor. Kesinlikle bir propaganda filmi olmadığını söylemeliyim. Hangi siyasi görüşe inanırsanız inanın filmin içindeki hiç bir detaya karşı çıkamazsınız. Müthiş bir gözlem ve gerçeklikle karakterler oluşturulmuş.</p>
<p style="text-align:justify;">Ben ilk kez Hollywood yapımlarıyla yarışacak kalitede senaryoya, diyaloglara ve çekimlere sahip bir üretim görüyorum. Bu kadar da iddialı konuşuyorum. Ve acı olan şu ki, bu ülkenin çoğunluğunun inandığı resmi ideolojinin ilk kez dört dörtlük bir şekilde sinemalaştırıldığını görüyoruz.</p>
<p style="text-align:justify;">Biz hep ne deriz, Türk sineması sanki bu toprakların tarihi veya sosyal problemlerinden kopuk bir sinemadır. Arada bir iki sinemacı çıkar yaptıklarıyla ses getirir sonrası karanlık bir sessizliktir. Yılmaz Güney ve sineması, Yorgun Savaşçı&#8217;nın başına gelenler gibi&#8230; Bütün bu örneklerden sonra bence aynı derecede devrimci bir filmdir Nefes. Şu an dağda sınırı bekleyen, ölen, şehit olan askerlerin gerçek hikayesidir bu film. Belki sinema içinde karşı bir devrimdir Levent Semerci&#8217;nin yaptığı.</p>
<p style="text-align:justify;">Türk filmlerini seyrederken izleyicinin aklına hep şu gelir, &#8220;Ben bu karakterleri etrafımda görmüyorum. Gerçekliği yok bunların.&#8221; İşte Nefes&#8217;i seyrettiğinizde bu duygunun tam tersi olarak, oğlunuzu göreceksiniz bu filmde. Askere gitmiş veya gitmek için sıra bekleyen kendi oğlunuzu. Benim gibi 40 yaşını devirmişseniz, sizin gördüğünüz bir Atatürk algısını hissedeceksiniz.</p>
<p style="text-align:justify;">Filmin bütünü çok güzel ama açılış sahnesi ve kapanış sahnesi o kadar etkili ki bu iki sahneyi de genç sinemacıların mutlaka seyretmesini öneririm. Yazının son satırlarına gelirken filmi izlediğim sinema salonunda yaşadığım bir iki dakikayı da size aktarmam gerekiyor; Nişantaşı&#8217;nda iş saatinde seyrettiğim için salon dolu değildi. Salon karardı, film başladı. 15-20 kişilik komando grubu dağların arasında yürüyordu. Bir keskin nişancının açtığı ateş sonucu gruptan bir askerin kafasından vurulduğunu gördük. Sonra çatışma başladı ve bu çatışmadan sonra grup karakola ulaştı. Komutan bütün karakolu toplayıp bir konuşma yaptı. Bu konuşma sırasında benim yanımda oturan genç kız ve erkek ağlayarak salonu terk ettiler.</p>
<p style="text-align:justify;">Çünkü o komutanı oynayan Mete Horozoğlu&#8217;nun dudaklarından dökülen her söz yüreğimize saplandı. Horozoğlu askerlerine söylerken izleyiciye de söylüyordu her şeyi. O diyalogların bir çoğu kafama kazındı ama buraya yazmayacağım çünkü bunları salonda o filmin gerçeklerinin içinde dinlemenizi salık veririm. Gidin, seyredin ve dinleyin. <em><strong>FİLM KRİTİK: SERDAR AKBIYIK</strong></em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[The Pursuit of Happyness]]></title>
<link>http://esradan.wordpress.com/2009/10/07/the-pursuit-of-haappyness/</link>
<pubDate>Wed, 07 Oct 2009 12:32:18 +0000</pubDate>
<dc:creator>esradan</dc:creator>
<guid>http://esradan.wordpress.com/2009/10/07/the-pursuit-of-haappyness/</guid>
<description><![CDATA[                                                                                                    ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[                                                                                                    ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Özgür Baltaoğlu]]></title>
<link>http://elmaaltshift.com/2009/08/17/ozgur-baltaoglu/</link>
<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 07:52:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>firatyildiz</dc:creator>
<guid>http://elmaaltshift.com/2009/08/17/ozgur-baltaoglu/</guid>
<description><![CDATA[Özgür Baltaoğlu 1976 yılında İstanbul&#8217;da doğdu. Ankara&#8217;da bir süre iç mimarlık okuduktan]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Özgür Baltaoğlu 1976 yılında İstanbul&#8217;da doğdu. Ankara&#8217;da bir süre iç mimarlık okuduktan]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ Haliç semalarında Gladio bombası]]></title>
<link>http://sansli34.wordpress.com/2009/08/15/halic-semalarinda-gladio-bombasi/</link>
<pubDate>Sat, 15 Aug 2009 13:54:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>sansli34</dc:creator>
<guid>http://sansli34.wordpress.com/2009/08/15/halic-semalarinda-gladio-bombasi/</guid>
<description><![CDATA[Kurtlar Vadisi Gladionun fragmanları Türkiyede ilk kez kullanılan bir yöntem olan su perdesiyle, Hal]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img src="http://sansli34.wordpress.com/files/2009/08/13082009171029_42_638321248.jpg" alt="13082009171029_42_638321248" title="13082009171029_42_638321248" width="248" height="248" class="aligncenter size-full wp-image-122" /><br />
Kurtlar Vadisi Gladionun fragmanları Türkiyede ilk kez kullanılan bir yöntem olan su perdesiyle, Haliçte izleyicileriyle buluşuyor.<!--more--></p>
<p>Film tanıtımlarını televizyonda izlemeye alışkın olanlar için büyük bir sürpriz olan bu gösteride, Kurtlar Vadisi – Gladio’nun fragmanı, sudan oluşan bir perde üzerine yansıtılıyor.</p>
<p>Işıklısu Havuz Sistemleri tarafından Feshane’ye kurulan dev su perdesinde İskender Büyük’ü canlandıran Musa Uzunlar’ı görenler, şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar.</p>
<p>“Kurtlar Vadisi – Gladio”da başrol, Kurtlar Vadisi Pusu’nun efsaneleşen karakteri İskender Büyük’ü canlandıran Musa Uzunlar’ın. Film, İskender Büyük karakterinin hayat hikayesi ekseninde, 90’lı yılların başından bugüne, Türkiye yakın tarihinin önemli olaylarına ışık tutuyor.</p>
<p>Senaryosunu Kurtlar Vadisi’nin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan’ın yazdığı “Kurtlar Vadisi -Gladio”nun yönetmenliğini Sadullah Şentürk yapıyor.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA['Kafa Dengi' program başlıyor]]></title>
<link>http://paradies.wordpress.com/2009/08/06/kafa-dengi-program-basliyor/</link>
<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 10:16:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>paradies</dc:creator>
<guid>http://paradies.wordpress.com/2009/08/06/kafa-dengi-program-basliyor/</guid>
<description><![CDATA[24 yeni yayın dönemine iddialı giriyor! Yönetmen, sinema oyuncusu, senarist Sırrı Süreyya Önder ve ş]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img src="http://www.medyatava.net/haberimages/05082009142321.jpg" alt="" width="366" height="276" /></p>
<p>24 yeni yayın dönemine iddialı giriyor! Yönetmen, sinema oyuncusu, senarist Sırrı Süreyya Önder ve şair, yazar, programcı Selahattin Yusuf artık 24’te!<br />
Gündelik yaşama ince bakış, çarpık ve kaba bakışlara ince ayar bu programda. Dar açı yok bu programda. Vücut çalımı yok. Şike şaibe yok. Karambol var. Uzmanlık yok. Belge yok. Kavga yok. Mevki yok. Kolektif oyun anlayışı var.<!--more--><br />
Sıcak gelişmeler yok; ama soğuk gelişememeler de yok: Aziz misafirler var. Genel kültürün ayak izleri var. Ülkemizin kültürel yer-altı kaynakları var. Unutulmuş güzellikler var. Hikâyeler var. Gündelik hayatın masalları var. Kitap kokusu var. Müziğin hası var. Sinemanın daniskası var.<br />
Kafa Denginin ilk konuğu ise Yılmaz Erdoğan…<br />
Yılmaz Erdoğan’la hayata dair her şey Kafa Dengi’nde! “<strong>KAFA DENGİ</strong>” ve onların meraklı, ibretlik maceraları her Perşembe canlı yayınla <strong>21.15’te 24 </strong>ekranında.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kısa Film Nedir?]]></title>
<link>http://kisafilmsitesi.wordpress.com/2009/08/03/kisa-film-nedir/</link>
<pubDate>Mon, 03 Aug 2009 20:56:36 +0000</pubDate>
<dc:creator>ZAY ZAY</dc:creator>
<guid>http://kisafilmsitesi.wordpress.com/2009/08/03/kisa-film-nedir/</guid>
<description><![CDATA[Kısa Film Nedir ? Kısa film, gevezelik yapmadan kısa zamanda çok şey anlatma esasına dayanır. Kısa f]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;"><strong>Kısa Film Nedir ?</strong></p>
<p>Kısa film, gevezelik yapmadan kısa zamanda çok şey anlatma esasına dayanır.</p>
<p>Kısa filmler kısa süre içerisinde birçok şeyi ifade edebilen yapıtlardır.</p>
<p>&#8220;Kısa filmin çekilmesinin sebebi, ekonomik kaygılar değildir. Kısa filmlerin süresi bir dakika ile altı yedi dakika arasında değişir. Kısa film başlı başına bir sinemadır. Kısa film, uzun filme atlama aracı olarak görülmemelidir&#8221;</p>
<p>Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi&#8217;nin düzenlediği Uluslararası Kısa Film Günlerinde<br />
İstanbul Kısa Filmciler Derneği Kurucusu ve Başkanı Oktay GÜZELOĞLU</p>
<p style="text-align:justify;"><img class="aligncenter" src="http://www.pusula.tv/fotogundem/kisa_film.jpg" alt="" width="450" height="338" /></p>
<p>&#8220;Kısa film, algılama tarzlarına göre belgesel ve diğer yapımlardan çok farklıdır. Yönetmen kendi kafasındakileri izleyiciye aktarıyor. Gerçekler tüm çıplaklığıyla değil, sanatsal bir dille anlatılıyor. İşte kısa filmin güzelliği de burada yatıyor&#8221;</p>
<p>&#8220;Türkiye&#8217;de yeni bir tarz benimsenmeye başlandı. Artık Türk yönetmenler üç cümlede dertlerini anlatabiliyorlar. Çok fazla kurmaca yapmıyorlar. Üstelik bu yapımlar seyirci de bulabiliyor. Son dönemde çarpıcı eserleri ile dikkat çeken yönetmenler mevcut&#8221;</p>
<p>Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi&#8217;nin düzenlediği Uluslararası Kısa Film Günlerinde<br />
ODTÜ Sinema Bölümü öğretim görevlisi Thomas BALKENHOL</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Kısa Film bana göre ; anlatım biçimi, kurgusu, senaryosu ve çekim tekniğiyle yönetmenin kendisini kısa sürede anlatma, tanıtma biçimidir. Bir çeşit yönetmenin demostrasyonudur.<br />
Bu nedenle filmin tekniği de anlatımı kadar önemlidir. Teknik bakımdan yetersiz filmler, yönetmenin yorumunun ve konunun anlaşılamamasına neden olacaktır.<br />
Hayri ÇÖLAŞAN (Görüntü Yönetmeni)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Hani tadı damağınızda kalan kısacık filmler, şu sıkılmaya fırsat kalmadan bitiveren filmler…<br />
Tülay ÇELLEK (Yıldız Teknik Üniversitesi Öğr. Üyesi)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p><strong>Kısa Film Nedir?</strong></p>
<p>Mega Movie’nin 100. sayısı emeği geçen herkese kutlu olsun. Bugüne kadar konuk olan tüm yönetmenlerin “Kısa film nedir ?” sorusuna verdikleri yanıtlarla onları bir kez daha hatırlayarak bu özel sayıyı daha özellikli kılmak istedim. Yeni yılda yepyeni kısa filmcilerle ve 101. sayıda görüşmek dileğiyle, 100. sayı ve yeni yıl hepimize kutlu olsun.</p>
<p>Kısa filmin tabiatı icabı anlattığı hikaye ve anlatım biçimi , uzun metrajdan çok farklı. Nicelikten ziyade bir nitelik farkı var. Kısa filmin kara suları çok daha başka diyebiliriz.<br />
Tayfun Pirselimoğlu<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Kısa filmin , bilinen sinema kodlarının dışında ya da en azından , bilinen sinemanın dışına taşması , araştırmaya yönelik olması lazım.<br />
Ümit Ünal<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Kısa filmde bir yapımcı ve ekonomik anlamda insanı zorlayan bir durum olmadığı için daha yaratıcı davranma şansınız var, bu da bir özgürlük alanı oluşturuyor.<br />
Cemal Şan<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Kısa film , uzun filmin annesidir . Uzun filimde yapılamayacak bir sürü şey kısa filimde çok kolay yapılabiliyor.<br />
Serdar Akar<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Uzun metraj öncesi bir ısınma turu veya staj değildir . Yaratıcısına , uzunla kıyaslandığında çok daha serbestlik tanıyan bir tür.<br />
Okan Ünsür<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Kısa film , anlatım malzemesi sinemayla aynı olan ama dil ,tavır ve tarz olarak sinemanın ve filmin diğer türlerinden ayrılan bir ifade aracıdır.<br />
Kudret Sabancı<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Anne , baba parası üzerine , arkadaş kıyağı soslu, acar ve yaratıcı prodüksiyon tasarımı yapılmış filmlerdir kısa filimler.<br />
Ömür Atay<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Yaratıcıları açısından tam anlamıyla bir özgürlük alanıdır. İzleyici tarafından bakıldığında ise derdini kısa sürede ifade eden filmdir. İlk kısa filminizle kendi filme dönüşmüş halinizle yüzleşir, kendinizle daha somut bir şekilde uğraşırsınız.<br />
Aydın Bulut<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Bence başarılı bir kısa filmi uzun filmden ayıran en büyük özellik içinde barındırması gereken yalınlık ve zeka yoğunluğudur.<br />
Hilmi Etikan<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Kısa film daha kısa zamanda, daha özgür olmak bana göre . Kısa bir süre sonsuz bir özgürlük.<br />
Çağan Irmak<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p style="text-align:justify;">Uzun metrajla arasında ters orantısı olan bir alandır. Süre kısaldıkça yapılacak artistik düzen ve diğer tüm şeyler çok daha doğru ve iyi olması gerekliliğine doğru götürür. Çünkü, anlatım zamanı kısa ve olabildiğince özgürdür.</p>
<p style="text-align:justify;">Soykut Turan<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Uzun metrajdan tek farkı metre farkıdır.<br />
Oktay Güzeloğlu<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
En kolay biçimde standart formların dışındaki türü kastediyoruz.Kısa filim, olanakları, sınırları kısaca her şeyi zorlayabilme özgürlüğünün kapısını açık bırakır.<br />
Mehmet Güreli<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Kısa filmin bence diye bir tanımı olamaz diye düşünüyorum. Sinema nasıl evrensel bir kelime ise Türkçe karşılığını bulmaya çalışıyorsak aynı şey kısa film için de geçerli. Nur Akalın<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Bir derdin vardır ve bunu kamerayla anlatırsın. Metrajı tamamen piyasayla ilgili birşey, kısa ya da uzun film filmdir.<br />
Özer Kızıltan<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Ön hazırlık ve çekim süresinin daha kısa olması dışında kısa ve uzun metraj film çekmek arasında hiçbir görüntü çalışması farkı olmuyor.<br />
Mehmet Aksın<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Her şeyden önce bir egzersizdir , bir deneme tahtasıdır. Uzun metrajın getirdiği birçok zorunluluğu içinde barındırmayan yapısı gereği üreticisine sonsuz olanaklar verir.<br />
Umut Aral<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Kısa film genellikle ticari beklentisi olmayan filmler statüsüne giriyor. Böyle olunca da kısa filmler, daha bağımsız, belki daha yenilikçi, ama daha çok öğrenme aşamasında yapılan işlerden oluşuyor.<br />
Serdar Pehlivanoğlu<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Klasik tanımı 30 dk. altındaki filmlere kısa film diyebiliriz. Bir uzun filmde ele alamayacağınız her anlatım biçimiyle aktarabilirsiniz meselenizi.<br />
İlker Canikligil<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;<br />
Mayıs 2002 tarihinde Mega Movie’de yazdığım ilk yazıma Onat Kutlar’ın kısa filmi tanımladığı bir cümleyle başlamıştım. Bu özel sayıyı benim için önemli olan bu tanımla bitirmek istiyorum.</p>
<p>‘Kısa film sinemanın fideliğidir.’<br />
Onat Kutlar</p>
<p><strong>Kaynak Yazı</strong><br />
Natali Yeres<br />
100. Sayı için özel&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[The Man From Earth (2007) HQ DVDRip [300MB]  ]]></title>
<link>http://paradies.wordpress.com/2009/07/10/the-man-from-earth-2007-hq-dvdrip-300mb/</link>
<pubDate>Fri, 10 Jul 2009 15:44:21 +0000</pubDate>
<dc:creator>paradies</dc:creator>
<guid>http://paradies.wordpress.com/2009/07/10/the-man-from-earth-2007-hq-dvdrip-300mb/</guid>
<description><![CDATA[Yapım:2007 ~ ABD Tür:Bilim Kurgu, Dram Yönetmen:Richard Schenkman Senaryo:Jerome Bixby Müzik:Mark Hi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img src="http://www.theofficialtonytodd.com/e107_images/newspost_images/MFE.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Yapım:</strong>2007 ~ ABD<br />
<strong>Tür:</strong>Bilim Kurgu,  Dram<br />
<strong>Yönetmen:</strong>Richard Schenkman<br />
<strong>Senaryo:</strong>Jerome Bixby<br />
<strong>Müzik:</strong>Mark Hinton Stewart<br />
<strong>Süre:</strong>1 saat 27 dk<br />
<strong>Gösterim Tarihi:</strong>13 Kasım 2007 (Türkiye)</p>
<p><strong>Filmin Konusu</strong></p>
<p>Üniversitede başarılı bir tarih profesörü olan John Oldman (David Lee Smith) ortada hiçbir neden yokken aniden istifa edip gitmeye hazırlanırken, veda etmek için evine gelen meslektaşları ondan bir açıklama yapmasını isterler. <!--more-->Önceleri suskun kalan Oldman hikâyesini anlatmaya başladığında herkesi şoke eder. Anlattığına göre profesör Oldman 14.000 yaşındadır ve bir Cro-Magnon adamı olarak mağarada başlayan yaşamı bugüne kadar süregelmiştir ve bu süre zarfında hiç yaşlanmamıştır. Bulunduğu çevrede yaşlanmadığının farkedilmemesi için de sürekli olarak yer değiştirmesi gerekmektedir. Gece boyunca anlattığı bu hikâyeye meslektaşları inanmazlar ve hikâyesini çürütmek için de sürekli sorular sorarlar, ancak bunu da başaramazlar.</p>
<p><img class="alignnone" style="border:0 none;" src="http://i33.tinypic.com/6s8ets.png" border="0" alt="" width="431" height="237" /><br />
<img src="http://i37.tinypic.com/1zdbt5k.png" border="0" alt="" width="430" height="237" /><br />
<img src="http://i34.tinypic.com/iy0xnq.png" border="0" alt="" width="430" height="238" /><br />
<img src="http://i37.tinypic.com/2rpcpaq.png" border="0" alt="" width="429" height="235" /></p>
<p><a href="http://www.manfromearth.com/index2.html">Web Page</a></p>
<p><a href="http://rapidshare.com/files/204634459/The.man.From.Earth.part1.rar">http://rapidshare.com/files/204634459/The.man.From.Earth.part1.rar</a><br />
<a href="http://rapidshare.com/files/204637146/The.man.From.Earth.part2.rar">http://rapidshare.com/files/204637146/The.man.From.Earth.part2.rar</a><br />
<a href="http://rapidshare.com/files/204639835/The.man.From.Earth.part3.rar">http://rapidshare.com/files/204639835/The.man.From.Earth.part3.rar</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Facebook film oluyor !!!!]]></title>
<link>http://bilgiperisi.wordpress.com/2009/07/05/bir-facebook-filmi/</link>
<pubDate>Sun, 05 Jul 2009 23:15:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>byhopesa</dc:creator>
<guid>http://bilgiperisi.wordpress.com/2009/07/05/bir-facebook-filmi/</guid>
<description><![CDATA[Benjamin Button’ın yönetmeni Facebook’un tarihini film yapıyor. Türkiye’deki önemli portal ve sitele]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Benjamin Button’ın yönetmeni Facebook’un tarihini film yapıyor. Türkiye’deki önemli portal ve sitele]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Unutulmaz Dizisi Ekibi]]></title>
<link>http://unutulmazdizisiatv.wordpress.com/2009/06/30/unutulmaz-dizisi-ekibi/</link>
<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 23:46:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>tvbloglari</dc:creator>
<guid>http://unutulmazdizisiatv.wordpress.com/2009/06/30/unutulmaz-dizisi-ekibi/</guid>
<description><![CDATA[Unutulmaz Dizisi oyuncuları : Serhan Yavaş Özlem Yılmaz Sinem Öztufan Deniz Gökçer Fikret Hakan Unut]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Unutulmaz Dizisi oyuncuları :</p>
<p>Serhan Yavaş<br />
Özlem Yılmaz<br />
Sinem Öztufan<br />
Deniz Gökçer<br />
Fikret Hakan</p>
<p>Unutulmaz Dizisi yönetmeni :</p>
<p>Ersoy Güler</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Usta Fotoğraf Sanatçısı Tim Hetherington]]></title>
<link>http://sfkurt.wordpress.com/2009/06/30/usta-fotograf-sanatcisi-tim-hetherington/</link>
<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 23:34:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>ZAY ZAY</dc:creator>
<guid>http://sfkurt.wordpress.com/2009/06/30/usta-fotograf-sanatcisi-tim-hetherington/</guid>
<description><![CDATA[tim hetherington 1970 yılında doğan tim hetherington, fotomuhabirlik eğitiminin ardından new york]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div style="text-align:center;"><img src="http://www.3ayak.org/imaj/schizophrenia13/football.jpg" border="0" alt="tim hetherington" /><br />
tim hetherington</div>
<p style="text-align:center;">
1970 yılında doğan <a href="http://www.timhetherington.com/" target="_blank">tim hetherington</a>, fotomuhabirlik eğitiminin ardından <a href="http://www.vanityfair.com/magazine/bios/tim_hetherington/search?contributorName=Tim%20Hetherington" target="_blank">new york</a>&#8216;ta <a href="http://www.timh-images.com/" target="_blank">çalışmış</a>.</p>
<div style="text-align:center;"><img src="http://www.3ayak.org/imaj/schizophrenia13/hetherington-tim-02.jpg" border="0" alt="tim hetherington" /><br />
tim hetherington</div>
<p style="text-align:center;">
görsel iletişim üzerine uzun soluklu projelerle ilgilenen <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Tim_Hetherington" target="_blank">hetherington</a>, aynı zamanda yapımcı ve yönetmen olarak filmle de ilgili.</p>
<div style="text-align:center;"><img src="http://www.3ayak.org/imaj/schizophrenia13/2249747279-f71bacd5d6.jpg" border="0" alt="tim hetherington" /><br />
tim hetherington</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Uğur Yücel, Kenan İmirzalıoğlu ve Nejat İşler geliyor!]]></title>
<link>http://sfkurt.wordpress.com/2009/06/19/ugur-yucel-kenan-imirzalioglu-ve-nejat-isler-geliyor/</link>
<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 14:33:57 +0000</pubDate>
<dc:creator>ZAY ZAY</dc:creator>
<guid>http://sfkurt.wordpress.com/2009/06/19/ugur-yucel-kenan-imirzalioglu-ve-nejat-isler-geliyor/</guid>
<description><![CDATA[Yapımcılığını TMC&#8217;nin, senaryosunu Kubilay Tat’ın yazdığı ve yönetmenliğini Uğur Yücel’in yapt]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;"><strong>Yapımcılığını TMC&#8217;nin, senaryosunu Kubilay Tat’ın yazdığı ve yönetmenliğini Uğur Yücel’in yaptığı “Ejder Kapanı” 15 Haziran’da çekimlerine İstanbul’da başladı. </strong></p>
<p style="text-align:justify;"><strong><a href="http://sfkurt.wordpress.com/2009/07/19/ejder-kapani-setinden-ilk-kareler/"><span style="color:#ff0000;">SETTEN İLK FOTOĞRAFLAR YAYINLANDI BAKMAK İÇİN TIKLAYIN</span></a><br />
</strong></p>
<p style="text-align:justify;">Film çekimleri Haziran – Temmuz aylarında 7 hafta İstanbul ve 1 hafta Erzincan’da gerçekleştirilecek.</p>
<p style="text-align:justify;">Ejder Kapanı’nın oyuncu kadrosu ise Uğur Yücel, Kenan İmirzalioğlu, Nejat İşler, Ceyda Düvenci ve Berrak Tüzünataç gibi isimlerden oluşuyor.</p>
<p style="text-align:justify;"><img class="aligncenter" src="http://p.gnctrkcll.turkcell.com.tr/r/ugur1245258213.jpg" alt="" width="320" height="373" /></p>
<p style="text-align:justify;">Uğur Yücel, Asayişler Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı&#8217;nı, Kenan İmirzalioğlu Cinayet Büro Amiri&#8217;ni, Nejat İşler gazi komandoyu, Ceyda Düvenci pavyon kadınını, Berrak Tüzünataç ise stajyer polisi canlandırıyor.</p>
<p style="text-align:justify;">Polisiye-gerilim tarzında olan filmdeki aksiyon sahneleri için Fransa’dan özel bir ekip çekimlere teknik destek verecek.</p>
<p style="text-align:justify;">Aksiyon sahneleri için ise yine Fransa&#8217;da özel arabalar tasarlanmakta. Bu sahnelerde ayrıca çok kalabalık figürasyon ekipleri de yer alacak.</p>
<p style="text-align:justify;"><strong><a href="../2009/07/19/ejder-kapani-setinden-ilk-kareler/"><span style="color:#ff0000;">SETTEN İLK FOTOĞRAFLAR YAYINLANDI BAKMAK İÇİN TIKLAYIN</span></a></strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ Serçelerin Şarkısı / The Song Of Sparrows]]></title>
<link>http://paradies.wordpress.com/2009/06/18/sercelerin-sarkisi-the-song-of-sparrows/</link>
<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 20:05:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>paradies</dc:creator>
<guid>http://paradies.wordpress.com/2009/06/18/sercelerin-sarkisi-the-song-of-sparrows/</guid>
<description><![CDATA[Yapım:2008 ~ İran Tür:Dram Yapımcı,Yönetmen:Mecid Mecidi Senaryo:Mehran Kashani, Mecid Mecidi Görünt]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignright" src="http://www.sinemalar.com/images/afis_buyuk/s/Sercelerin-Sarkisi.jpg" alt="sşarkısı" width="150" height="220" /><strong>Yapım:</strong>2008 ~ İran<br />
<strong>Tür:</strong>Dram<br />
<strong>Yapımcı,Yönetmen:</strong>Mecid Mecidi<br />
<strong>Senaryo:</strong>Mehran Kashani,  Mecid Mecidi<br />
Görüntü Yönetmeni:Tooraj Mansoori<br />
<strong>Müzik:</strong>Hossein Alizadeh<br />
<strong>Süre:</strong>1 saat 36 dk</p>
<p>Karim, Tahran’ın dışındaki bir devekuşu çiftliğinde çalışmakta ve ailesiyle yalın ve mutlu bir yaşam sürmektedir. Bir gün Karim’in sorumlu olduğu devekuşlarından biri çiftlikten kaçar. Bu kayıptan dolayı suçlanan Karim olur ve genç adam çiftlikten kovulur. Kısa bir süre sonra ablasının işitme cihazını tamir etmek için gittiği kentte insanlar Karim’in motorsikletli bir taksici olduğunu düşünürler. Bu olay,<!--more--> Karim’in yeni bir iş edinmesine vesile olur: Karim artık kentin yoğun trafiğinde insan ve mal taşıyan bir motorsikletli taksicidir. Fakat yeni işinde gün boyunca ilgilenmek zorunda kaldığı insanlar ve mallar Karim’in cömert ve dürüst doğasını değiştirmeye başlar. Bu durumdan en çok etkilenen Karim’in eşi ve kızlarıdır. Karim’i daha önce bağlı olduğu değerlere döndürmek en yakınlarına kalan bir iştir.</p>
<p>Oscar adayı yönetmen Majid Majidi’nin yönettiği ve Grammy ödülü adayı besteci Hossein Alizadeh’in hayranlık uyandırıcı müzikleriyle zenginleşen “Serçelerin Şarkısı” 2008 Berlin Film Festivali’nde Mohammed Amir Naji’nin performansıyla En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde Gümüş Ayı ödülüne layık görülmüştü.</p>
<p><a href="http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=370">İlgili Haberler</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[The Willow Tree]]></title>
<link>http://paradies.wordpress.com/2009/06/16/the-willow-tree/</link>
<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 09:14:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>paradies</dc:creator>
<guid>http://paradies.wordpress.com/2009/06/16/the-willow-tree/</guid>
<description><![CDATA[The Willow Tree ( 2005) Yapımcı yonetmen: Majid Majidi, Senaristler; Majid Majidi, Fouad Nahas ve Na]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignright" src="http://img2.blogcu.com/images/d/u/r/durito/thewillowtree.jpg" alt="willowtree" width="209" height="300" /></p>
<p>The Willow Tree ( 2005)<br />
<strong>Yapımcı yonetmen:</strong> Majid Majidi,<br />
<strong>Senaristler; </strong>Majid Majidi, Fouad Nahas ve Nasser Hashemzadeh,<br />
<strong>Fotoğraf Direktörleri:</strong> Mahmoud Kalari,  Bahram Badakshani ve Mohammad Davudi,<br />
<strong>muzik;</strong> Ahmad Pehzman,<br />
<strong>Kurgu: </strong>Hassan Hassandoost.<br />
<strong>Süre </strong>:96 dk<br />
New Yorker Films tarafından piyasaya sürüldü.</p>
<p><strong>Oyuncular:</strong><br />
Parvis Parastui (Yusef),<br />
Roya Taymourian ( Roya),<br />
Afarin Obeisi ( Anne),<br />
Mohammad Amir Naji (Morteza),<br />
Melika Eslafi (Mariam)  ve Leila Otadi (Pari).</p>
<p><strong>Konusu:</strong>Íran’lı film yönetmeni Majid Majidi’nin filmi  ‘The Willow Tree’  bir insanın Tanrı ile konuşmasıyla başlar.</p>
<p>Karanlık  sahne.<br />
Bir erkek sesi duyulur sadece.<br />
“ Konuş benimle!<br />
Hiç kimseye söylemeden buna ne kadar daha katlanabilirim?<br />
Birgün?   Bir hafta?   Bir ay?<!--more--><br />
Kendim için mi  üzüleyim, yoksa onlar için mi?</p>
<p>Bir kız sesi duyulur:  sahne hala karanlık.<br />
“ Baba”</p>
<p>Gene erkek sesi:<br />
“ Eğer öğrenirlerse, nasıl karşılarlar?</p>
<p>Kız sesi;<br />
“ Baba Yusef”</p>
<p>Erkek sesi:<br />
“ Onunla başa çıkabilirler mi?”</p>
<p>Kız sesi;<br />
“ Onları buldum”</p>
<p>Erkek sesi;<br />
“Iyi, hadi bırak onları suya, ben hazırım!”</p>
<p>Kız sesi:<br />
“ Ben küçük olanım sende büyük olan”</p>
<p>Burada yakından çekilmiş iki kücük el,  biri uzun biri kısa iki çubuğu suya bırakır. Kamera çubukları takip eder…sonunda iki büyük el ve kör bir adam görüruz.</p>
<p><strong>8 yaşında iken gözlerini havai fişek kazasında kaybeden Yusef( Parvis Parastui), 45 yaşında üniversitede edebiyat professorüdür.</strong><br />
Braille alfabesi ile yazar ve okur.  Çok düşkün ve yardımcı karısı, seven kızı, güzel evi, balkonu ve  bahçesi ile karanlık ama küçük bir çennette yaşar gibi görünür.  Ama içinde büyük bir acı taşımaktadır.</p>
<p>Devamlı Allah ile konuşmaktadır.  Dua etmektedir gözlerinin açılması için. Ve mucize,  Paris’de kornea nakli ameliyatı ile görmeğe başlar. Bu arada ameliyattan önce hastanede, gözlerini yavaş yavaş kaybeden Morteza(Mohammad Amir Naji)  ile tanışır, orada arkadaş olurlar.  Morteza o’na  ceviz verir devamlı, ceviz ağacının kendisi için ne kadar önemli olduğundan bahseder.  Yusef’de  söğüt ağacının kendisine uğur getirdiğinden bahseder.   Morteza Yusef’in resmini çeker.<br />
Parvis Parastui ( Yusef), ameliyattan sonra hava alanında karşılanırken.</p>
<p>Yusef, hemen hemen iki ay sonra gözleri görür olarak Íran’a döner. Herkes – ailesi,  annesi, akrabaları, tanıdıkları, öğrencileri &#8211;  hava alanına büyük bir çoşkuyla o’nu karşılarlar.  Kendisi camın bir tarafında karşılayanlarda öbür tarafındadır.  Yusef herkesi incelercesine bakar.  Genç bir kıza takılır gözleri önce.  Sonra yaşlı bir kadına.  Yusef Paris’e giderken annesi (Afarin Obeisi) bir muska vermişti o’na.  Muskayı çıkarır cebinden ve yaşlı kadına gösterir.  Kadın gözleriyle “ evet” der.  Yusef sesi titreyerek  “Anne” demeğe çalışır.  Annesi işaretle Yusef’i  karısının (Roya Taymourian)  ve kızının (Melika Eslafi) olduğu yere yöneltir.  Bu arada gene genç kıza<br />
takılır gözleri.</p>
<p>Yusef’in dünyası tamamen değişmiştir.</p>
<p>Yusef dualarının sonucu gözleri açıldıktan sonra dünyayı yeniden tanımaya  çalışır.  Metroda bir yankesiciyi iş başında hiç bir reaksiyon göstermeden seyreder.  Bunu farkeden yankesici küstahça işine devam eder.</p>
<p>Karısının düşkünlüğünü kendisine acıması gibi görmeğe başlar ve nefret eder.  Yaşamadığı hayatın üzüntüsü içinde kendi yazılarını, herşeyi  yakar, yıkar.</p>
<p>Bu arada görüşünü  tamamen kaybeden Morteza’dan bir mektup alır.   “ Ne görülmeğe değer söyle bana, ben sana ne görülmeğe değmez söylerim.” der mektupta ve  bir de resim çıkar , söğüt ağacının altında, ameliyattan önce  Yusef’in resmi.  Mektup devam eder “ Söğüt ağacının sana hala uğur getirip getirmediğini öğrenmek isterim.”</p>
<p>Dualarına daha önce cevaplayan Allah şimdi Yusef’e yeni bir problem verir.  Ve Yusef ikinci bir şans için tekrar duaya başlar.</p>
<p>Majid Majidi ya uzun bir tek çekim, ya da uzun sahnelerle seyircilere de  karakterlerin çektiklerini başarıyla  yaşatmaya çalışmış, Film de  dinsel simgelerin  &#8211; muska, kurban kesmek ve  yemek ikram etmek adakları gibi- yanısıra bir de.  Ceviz, karınca, rüzgar gibi simgeler de kullanılmış.</p>
<p>(aka &#8216;Beed-e majnoon&#8217; The Willow Tree&#8217; or &#8216;Baz ghasht&#8217; or &#8216;Weeping Willow&#8217;)</p>
<p>Iran 2005</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Beş Vakit]]></title>
<link>http://paradies.wordpress.com/2009/06/01/bes-vakit/</link>
<pubDate>Mon, 01 Jun 2009 12:05:53 +0000</pubDate>
<dc:creator>paradies</dc:creator>
<guid>http://paradies.wordpress.com/2009/06/01/bes-vakit/</guid>
<description><![CDATA[İngiltere’nin önde gelen gazeteleri The Times ve The Sunday Times’ın eleştirmenleri “Yılın En İyi 10]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style='text-align:center;display:block;'><object width='400' height='330' type='application/x-shockwave-flash' data='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=-8862135530786184780'><param name='allowScriptAccess' value='never' /><param name='movie' value='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=-8862135530786184780'/><param name='quality' value='best'/><param name='bgcolor' value='#ffffff' /><param name='scale' value='noScale' /><param name='wmode' value='window'/></object></span></p>
<p><img class="alignright" src="http://sinema.yedincigemi.com/thumb/big/tt0855729.jpg" alt="" width="186" height="246" /></p>
<p><strong>İngiltere’nin önde gelen gazeteleri The Times ve The Sunday Times’ın eleştirmenleri “Yılın En İyi 100 Filmi</strong>”ni belirledi. Beş Vakit listede ilk beşte yer alıyor. <strong>Reha Erdem’in yönettiği “Beş Vakit” filmi, “Yılın en iyi beş filmi&#8221; arasına girdi.</strong> İlk beşte yer alan diğer filmler ise Christopher Nolan’ın yönettiği “The Dark Night”, Matteo Garrone’nin “Gomorrah”, James Marsh’ın “Man On Wire” ve Paul Thomas Anderson’un yönettiği “There Will Be Blood”</p>
<p>Sırtını yüksek kayalıklara dayamış, yüzünü yüce bir denize dönmüş, etekleri zeytinliklerle süslü küçük fakir bir köy.</p>
<p>Köyün sakinleri sert bir coğrafyayla başa çıkmak için uğraş veren, sade ve çalışkan insanlardır. Yiyeceklerini, günü gününe, topraktan ve besledikleri az sayıdaki hayvandan çıkarırlar.<br />
<!--more--><br />
Çevrelerindeki hayvanlar ve ağaçlar gibi kendilerinin de gelip geçici olduklarının bilgisini taşırlar. Bu yüzden ağırbaşlıdırlar.</p>
<p>Toprak, hava ve suyun, gecenin, gündüzün ve mevsimlerin ritmine göre yaşarlar.</p>
<p>Zaman her gün ezan sesiyle beş ayrı vakte bölünür. İnsana özgü bütün olaylar her gün bu beş vakit dilimi içinde yaşanır</p>
<p>Yetişkinler büyüklerinden gördüklerini çocukları üzerinde devam ettirirler. Sevgilerini beceriksizce gösterip, dayağı cennetten çıkma sayarlar. Babalar daima oğullarından birini ötekine üstün tutar. Anneler kızlarına acımasızca buyurur.</p>
<p>Çocukluktan gençliğe geçen, 12-13 yaşlarında üç çocuk Ömer, Yakup ve Yıldız bu beş vakitli filmde, köy sakinleri arasında öne çıkar.</p>
<p>İmamının oğlu Ömer umutsuzca babasının ölmesini diler. Sadece dilemekle onun ölmeyeceğini anlayınca babasını öldürmek için çocukça yollar aramaya koyulur. Suçluluk dolu düşüncelerini arkadaşı Yakup’la paylaşır.</p>
<p>Öğrenciler köyün tek sınıflı okulunda öğrenim görür. Aileler, genç bir kadın olan öğretmene minnettarlıklarını evlerinde pişirdikleri ekmeği, koyunlarının sütünü hediye ederek gösterirler.</p>
<p>Yakup öğretmenine aşıktır. Suçluluk dolu düşüncelerini arkadaşı Ömer’den bile gizlemeye çalışır. Bir gün babasını öğretmeni gözetlerken görünce o da Ömer gibi babasını öldürmeyi aklından geçirir.</p>
<p>Yönetmen : Reha Erdem<br />
Senaryo : 	Reha Erdem<br />
Oyuncular :	Özkan Özen, Ali Bey Kayalı, Elit İşcan, Bülent Emin Yarar, Taner Birsel<br />
Filmin Türü : Drama<br />
Orijinal Adı : Beş Vakit<br />
Yapımcı Firma :Atlantik Film<br />
Yapım Yılı : 	2006<br />
Filmin Süresi : 110 dakika<br />
Resmi Sitesi : <a href="http://www.5vakit.com">http://www.5vakit.com</a><br />
Vizyon Tarihi : 	29.09.2006</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[62. Cannes Film festivali ödül töreni dün yapıldı]]></title>
<link>http://eskisehirkultur.wordpress.com/2009/05/26/62-cannes-film-festivali-odul-toreni-dun-yapildi/</link>
<pubDate>Tue, 26 May 2009 18:35:42 +0000</pubDate>
<dc:creator>abdelk</dc:creator>
<guid>http://eskisehirkultur.wordpress.com/2009/05/26/62-cannes-film-festivali-odul-toreni-dun-yapildi/</guid>
<description><![CDATA[Cannes Film Festivali&#8217;nin en çok tartışılan filmi olan Antichrist (Deccal) ise baş rolündeki C]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Cannes Film Festivali&#8217;nin en çok tartışılan filmi olan Antichrist (Deccal) ise baş rolündeki C]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bir Portre : Mesut UÇAKAN]]></title>
<link>http://dusuncekahvesi.wordpress.com/2009/05/06/bir-portre-mesut-ucakan/</link>
<pubDate>Wed, 06 May 2009 08:03:38 +0000</pubDate>
<dc:creator>dusuncekahvesi</dc:creator>
<guid>http://dusuncekahvesi.wordpress.com/2009/05/06/bir-portre-mesut-ucakan/</guid>
<description><![CDATA[Aslında hepimiz dünya dediğimiz bu büyük platoda rollerimizi oynuyoruz. “Motor” dendi mi film başlıy]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Aslında hepimiz dünya dediğimiz bu büyük platoda rollerimizi oynuyoruz. “Motor” dendi mi film başlıy]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yönetmen ne iş yapar?]]></title>
<link>http://jestman.wordpress.com/2009/05/01/yonetmen-ne-is-yapar/</link>
<pubDate>Fri, 01 May 2009 10:41:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>jestman</dc:creator>
<guid>http://jestman.wordpress.com/2009/05/01/yonetmen-ne-is-yapar/</guid>
<description><![CDATA[Sinema ve türevi eğitim almayan ya da sinema ile çok içli dışlı olmayan kişiler sinema yönetmeninin ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Sinema ve türevi eğitim almayan ya da sinema ile çok içli dışlı olmayan kişiler sinema yönetmeninin ne iş yaptığı konusunda bir türlü fikir birliğine varamazlar. Kimilerine göre yönetmen bir iş yapmayan ancak en çok parayı götüren kişiyken kimilerine göre de işin bütün hamallığını çeken, arı gibi çalışan ve izlediğimiz filmin her pikseline adını yazan kişidir. Bu iki uç nokta arasında doldurulacak birçok kısım da farklı fikirleri oluşturuyor. </p>
<p>Mahsun Kırmızıgül&#8217;ün son filmi &#8220;Güneşi Gördüm&#8221; vizyona girdikten sonra bu tartışma iyice alevlendi. Fakat yine araştırmaya üşenen halkımız &#8220;kardeşim Mahsun Kırmızıgül film yapıyorsa o zaman yönetmen olmak kolaymış&#8221;,&#8221;her isteyen yönetmen oluyor demekki&#8221;,&#8221;yönetmenliğin de suyu çıktı, yakında mankenler de yönetmen olur&#8221; gibi saçma fikir üretmeye başladı.</p>
<p>Bazen yönetmenlik eğitimden çok yetenek işidir diye düşünüyorum. Bunları Mahsun&#8217;dan öte Holywood bazlı iki yönetmene dayanarak söylüyorum. İlki film satan bir dükkanda çalışan ve dükkandan aldığı filmleri izleyerek film manyağı olan, ardından çalışıp yönetmenliğe adım attığında Rezervuar Köpekleri, Pulp Fiction, Jackie Brown, Kill Bill gibi bir anda sivrilen filmleri çekerek yaşayan en iyi yönetmenler listesine adını yazdırman Quentin Tarantino. İkincisi ise benim favorim olan ve halen yaşarken çıkardığı işleri seyredebildiğim için kendimi şanslı hissettiğim Clint Eastwood. Hayatında film görmeyen çok fakir bir aileden gelip önce oyuncu olan ve İyi, Kötü, Çirkin gibi bir efsaneye imza atan Eastwood, ardından yönetmenliğe adım atarak adını efsaneler listesine yazdırdı. Çektiği filmlerin Oscar&#8217;a aday olması veya kazanması da Eastwood&#8217;un yönetmenlik başarısını tescilliyor. Bunlara Unforgiven, Mystic River, Letters From Iwo Jima, Flag of Our Fathers, Changeling, Million Dollar Baby&#8217;i sayabiliriz. </p>
<p>Bana kalırsa yönetmenliği tam açıklayan bir tanım yok. Yazının başında belirttiğim iki uç fikir de tam olarak doğru değil. Yönetmenliğin tanımını yönetmenin kendisi yazar. Her yönetmen kendine özgü stilleriyle birbirinden ayrılır, farklı yönetmen türleri oluşturur. Biri işini yönetmen yardımcısına bırakır, öteki her işi kendisi yapar, biri kurguya fazla müdahale etmez, öteki kurgunun her aşamasını kontrol eder, biri senaryoyu hazır alır, öteki senaryoyu kendi yazar. Bu ve bunun gibi birçok özelliği kartıştırıp birbirinden farklı yönetmen türleri oluşturabiliriz. Bir önceki paragrafta ismini verdiğim Quentin Tarantino ve Clint Eastwood&#8217;da bunlara çok iyi iki örnek. İkisi de çok yetenekli ve filmin her aşamasına adlarını yazdırsalar da Tarantino filmlerinin senaryosunu kendisi yazarken, Eastwood hazır senaryolardan başyapıt çıkarıyor. Bu da Tarantino&#8217;ya, kafasındaki senaryoyu filme dökmesini sağlayıp büyük tatminlik yaşatırken, Eastwood&#8217;a ise başarılı senaryo seçimini görsel şölene dönüştürmesiyle tatminlikten öte 4 Oscar ile ödüllendiriliyor.</p>
<p>Nice filmler var ki yönetmenin çok etkisi olmaz, film de pek başarılı olmaz fakat iyi oyuncu seçimi ve iyi reklamlarla adını duyurur. Biz de &#8220;gördün mü Jack Nicholson&#8217;ın yeni filmi çıkmış&#8221; deriz ama yönetmenin adını dahi bilmeyiz. Ama bazı filmler vardır ki yönetmen filmden daha baskın çıkar ve o yönetmenin yeni sanat eserini izlemek için sinemaya gideriz. Geçtiğimiz Şubat ayında vizyonda olan Clint Eastwood&#8217;un son filmi Changeling&#8217;de olduğu gibi. Eastwood&#8217;un yönetmenlik başarısı, Angelina Jolie&#8217;nin en iyi kadın dalında Oscar adaylığı getiren performansını bile geride bırakıyor. En azından ben ve benim gibiler &#8220;Eastwood&#8217;un çektiği yeni film vizyona girmiş&#8221; diyebiliyor.</p>
<p>İyice karıştırarak anlattığım yazıyı eski orta sınıf yönetmenlerinden Edward Dmytryk&#8217;in <a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=76756&#38;sa=40063440">Sinemada Yönetmenlik</a> kitabının ön sözünden küçük bir alıntı ile bitirmek istiyorum.</p>
<blockquote><p>
&#8220;Otuzlu ve kırklı yılların büyük güldürü filmleri yönetmeni ve iki Oscar sahibi Leo McCarey, bir bankere sorununu anlatıyordu. Umudu, olası bir film için bir iki milyon borç alabilmekti. Banker şaşkın, McCarey&#8217;i kafasındaki şemada bir yere oturtmaya çalışıyordu.</p>
<p>&#8220;Kameramanın ne yapıtığını biliyorum,&#8221; dedi, &#8220;filmin görüntülerini çeker. Senarist de senaryo yazar. Oyuncular doğaldır ki oynarlar. Fakat bana söyler misin Bay.. Şey.. McCarey, bir yönetmen ne yapar?&#8221;</p>
<p>Leo başka bir bankaya gitti.<br />
Doğaldır ki, epey önce oldu bu olay. Fakat Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde ve diğer ülkelerdeki yüzlerce yüksek olukda ve üniversitede okuyan sinema öğrencilerinin %90&#8242;ı yönetmen olmak isterken çok azının bir yönetmenin ne iş yaptığından haberi vardır.&#8221;</p></blockquote>
<p>Daha bu işi okuyan insanlar yönetmenin tam olarak ne yaptığını bilmiyorsa o zaman halk ne yapsın değil mi? </p>
<p>PS: Yazıda da belirttiğim gibi bana göre yönetmenin tam tanımı yok, her yönetmen kendi tanımını yazıyor. Fakat yine de bu her isteyen yönetmen olabilir demek değildir. Yönetmen olmak için belli başlı kriter ve bilgi sahibi olmak gerekiyor. Tabii adından söz ettirebilecek filmlerleri çekmekten bahsediyorsak&#8230;</p>
<p>Hevesli gençlere <a href="http://www.haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=74">alternatif link.</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[KIZ KARDEŞİM: MOMMO]]></title>
<link>http://paradies.wordpress.com/2009/04/25/kiz-kardesim-mommo/</link>
<pubDate>Sat, 25 Apr 2009 08:11:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>paradies</dc:creator>
<guid>http://paradies.wordpress.com/2009/04/25/kiz-kardesim-mommo/</guid>
<description><![CDATA[KIZ KARDEŞİM: MOMMO Yönetmen: Atalay Taşdiken Senaryo: Atalay Taşdiken Görüntü Yönetmeni: Ali Özel M]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><a title="Kız Kardeşim Mommo Film Afiş" href="http://www.sedasayan.net/wp-content/uploads/mommo-filmi-kiz-kardesim-filmi.jpg"><img class="alignright" src="http://www.sedasayan.net/wp-content/uploads/mommo-filmi-kiz-kardesim-filmi.jpg" alt="Kız Kardeşim Mommo Filmi Sinema Afişi" width="229" height="196" /></a></p>
<p><strong>KIZ KARDEŞİM: MOMMO</strong><br />
<strong>Yönetmen</strong>: Atalay Taşdiken<br />
<strong>Senaryo</strong>: Atalay Taşdiken<br />
<strong>Görüntü Yönetmeni</strong>: Ali Özel<br />
<strong>Müzik</strong>: Erkan Oğur<br />
<strong>Sanat Yönetmeni</strong>: Fazilet Sezgin<br />
<strong>Oyuncular</strong>: Ayşe &#8211; Elif Bülbül, Ahmet &#8211; Mehmet Bülbül, Hasan Dede &#8211; Mete Dönmezer, Kazım &#8211; Mustafa Uzunyılmaz, İstanbul&#8217;lu Bakkal &#8211; Mehmet Usta, İbrahim &#8211; Ali Bakır, Hüseyin &#8211; Mehmet Çiğdem<!--sizec--><!--/sizec--><!--fontc--><!--/fontc--></p>
<p><strong>Konusu</strong>Dokuz yaşında bir çocuk; hem ağabey, hem baba, hem anne, hem de bir bilge olabilir mi?</p>
<p><strong>Ayşe</strong> için olur. Ve hatta hiçbir şeyden korkmayan bir ağabeydir o.</p>
<p>Annesiz iki çocuğun içinizi ısıtacak, kimi zaman gözünüzü yaşartacak öyküsü. Hem de gerçek.<br />
Yalın bir dille köyü, köyün insanlarını, kardeşlerin ilişkini anlatan film, sürpriz bir finalle bitiyor.<!--more--></p>
<p><strong>Atalay Taşdiken</strong>Konya  Beyşehir doğumlu.<br />
İlk ve orta öğrenimini Beyşehir’de yaptı. Konya Selçuk Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Fizik bölümünden 1985 yılında mezun oldu. Uzun yıllar reklam sektöründe çalıştı.</p>
<p><strong>Sırasıyla</strong>: karanlık oda teknisyenliği, medya sorumluluğu, metin yazarlığı ve kreatif yönetmenlik yaptı. Üç yüzün üzerinde reklam filminin yönetmenliğini üstlendi. Otuza yakın kampanyada kreatif yönetmen olarak yer aldı. 1993 yılında Türk-Rus-Özbek ortak yapımı “5 Numaralı Kamp” filminin senarist ve yönetmenliğini yaptı. Bu film TGRT de yayınlandı.</p>
<p>“Güneş bile zor ayrılır bu şehirden” isimli belgeseli, 1. Köyceğiz Ulusal Film Festivalinde Jüri Özel Ödülü aldı</p>
<p><strong>KIZ KARDEŞİM: MOMMO FOTOĞRAFLARI</strong></p>
<p><img src="http://www.sinemam.net/wp-content/gallery/kiz-kardesim_galeri/kiz-kardesim_01.jpg" alt="3" width="344" height="193" /></p>
<p><img src="http://www.sinemam.net/wp-content/gallery/kiz-kardesim_galeri/kiz-kardesim_06.jpg" alt="4" width="345" height="194" /></p>
<p><img src="http://www.sinemam.net/wp-content/gallery/kiz-kardesim_galeri/kiz-kardesim_08.jpg" alt="7" width="339" height="222" /></p>
<p><img src="http://www.sinemam.net/wp-content/gallery/kiz-kardesim_galeri/kiz-kardesim_09.jpg" alt="7" width="341" height="193" /></p>
<p><a rel="nofollow" href="http://mommofilmi.com/" target="_blank"><strong>Kız Kardeşim: Mommo Web Sitesi</strong></a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
