<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>zehir &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/zehir/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "zehir"</description>
	<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 10:19:53 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[MADCED und ZEHIR am 20.11.2009 live im KIK, Sissach]]></title>
<link>http://kwatbasel.wordpress.com/2009/11/12/madced-und-zehir-am-20-11-2009-live-im-kik-sissach/</link>
<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 08:38:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>K.W.A.T</dc:creator>
<guid>http://kwatbasel.wordpress.com/2009/11/12/madced-und-zehir-am-20-11-2009-live-im-kik-sissach/</guid>
<description><![CDATA[KWAT-Lyricist MADCED und ZEHIR entern am 20.11.2009 das KIK in Sissach im Rahmen des Open Minded Hip]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>KWAT-Lyricist MADCED und ZEHIR entern am 20.11.2009 das KIK in Sissach im Rahmen des Open Minded Hip Hop Jam Volume 9. Ebenfalls am Start sind : Tako, Ensy, L-Montana, die Crew Falschi Verbindig sowie T-MC. Es erwartet euch ein abwechslungsreicher Rap-Abend in Sissach.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-217" title="2009-10-15_14-37-16_56416" src="http://kwatbasel.wordpress.com/files/2009/11/2009-10-15_14-37-16_56416.jpg" alt="2009-10-15_14-37-16_56416" width="460" height="648" /></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kula kulluk eden akılsızlar…]]></title>
<link>http://sadoglu.wordpress.com/2009/11/12/kula-kulluk-eden-akilsizlar%e2%80%a6/</link>
<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 07:22:28 +0000</pubDate>
<dc:creator>sadoglu</dc:creator>
<guid>http://sadoglu.wordpress.com/2009/11/12/kula-kulluk-eden-akilsizlar%e2%80%a6/</guid>
<description><![CDATA[Sinir kütlesinden ibaret beyinleri olup da muhakeme edebilecek akılların olmaması, insanı “yığın” ya]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Sinir kütlesinden ibaret beyinleri olup da muhakeme edebilecek akılların olmaması, insanı “yığın” ya]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[MUHAMMED ÖLDÜRÜLMÜŞ MÜYDÜ?]]></title>
<link>http://panteidar.wordpress.com/2009/10/30/muhammed-oldurulmus-muydu/</link>
<pubDate>Fri, 30 Oct 2009 16:53:07 +0000</pubDate>
<dc:creator>pante</dc:creator>
<guid>http://panteidar.wordpress.com/2009/10/30/muhammed-oldurulmus-muydu/</guid>
<description><![CDATA[İSLAM PEYGAMBERİNİN ÖLÜM NEDENİ: Hz. Muhammed&#8217;in ölüm nedeni olarak humma hastalığı gösterilir]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="color:#800000;"><strong>İSLAM PEYGAMBERİNİN ÖLÜM NEDENİ:</strong></span></p>
<div>Hz. Muhammed&#8217;in ölüm nedeni olarak humma hastalığı gösterilir.<br />
Bir de aşağıdaki hadisleri inceleyelim.Hayber muharebesi sonunda Zeynep bint el-Hâris adında bir kadın, rasulullah’a zehirli bir koyun ikram etti. Rasulullah ondan bir parça aldı, ancak tamamını yutmadan koyunun zehirli olduğunu bildirdi. Kadın çağırıldı, suçunu itiraf etti ve bunu neden yaptığı sorulunca şöyle dedi:</p>
<p><!--more--></p>
<p>&#8220;Gerçekten Peygamber isen, sana bundan haber verilir, eğer hükümdar isen senden kurtulmuş oluruz.&#8221; Ancak Bişr b. Berâ bundan aldığı lokma ile zehirlenerek öldü. Bunun üzerine kadın Bişr&#8217;e kısas olarak öldürüldü. Rasulullah son hastalığında dahi Hayber&#8217;de aldığı bu lokmanın tesirini hissettiğini beyan buyurmuştur. (İbnü&#8217;l-Esîr, el-Kâmil, II, 222)</p>
<p>Hadis No: 4961<br />
Tanım: Yahudilerden bir kadın Resulullah (sav)&#8217;a zehir katılmış bir koyun hediye etti, Resulullah (sav), (bidayette) kadına dokunmadı.&#8221;</p>
<p>Hadis No: 5388<br />
Tanım: Resulullah (sav), kendisini ölüme götüren hastalığa yakalandığı zaman derdi ki: &#8220;Ey Aişe! Ben Hayber&#8217;de yediğim (zehirli) yemeğin elemini hep hissediyordum. İşte şimdi kalp damarımın kesildiğini hissettiğim anlar geldi.&#8221;</p>
<p>Hadis No: 5567<br />
Tanım: Hayber fethedildiği zaman, Resulullah (sav)&#8217;a zehir katılmış bir koyun (kızartması) hediye edildi. AJeyhissalatu vesselam: &#8220;Yahudilerden burada olanları bana toplayın!&#8221; emrettiler ve derhal toplanıp getirildiler. &#8220;Size bir şey sorsam doğru söyleyecek misiniz?&#8221; buyurdu. Onlar: &#8220;Evet!&#8221; deyince: &#8220;Babanız kimdir?&#8221; buyurdu. &#8220;Falancadır!&#8221; dediler. &#8220;Yalan söylediniz, bilakis babanız falandır!&#8221; buyurdu. &#8220;Doğru söyledin!&#8221; dediler. &#8220;Önceki gibi bana doğru söyleyecek misiniz?&#8221; diye tekrar sordu. &#8220;Evet! Zaten biz sana yalan söylesek sen onu anlayacaksın, tıpkı babamız hakkındakini anladığın gibi&#8221; dediler. &#8220;Cehennem ehli kimdir?&#8221; dedi. &#8220;Biz orada az kalacağız. Orada bize siz halef olacaksınız!&#8221; dediler. &#8220;Defolun! Vallahi biz ebediyen size cehennemde halef olmayacağız!&#8221; buyurdu. Sonra da: &#8220;Size bir şey sorsam bana doğru söyleyecek misiniz?&#8221; buyurdu. &#8220;Evet!&#8221; dediler. &#8220;Bu koyuna zehir koydunuz mu, koymadınız mı?&#8221;dedi. &#8220;Evet, koyduk!&#8221; dediler. &#8220;Pekiyi bunu niye yaptınız?&#8221; buyurdu. &#8220;Yalancı (bir peygamber) isen, senden kurtulmayı arzu ettik. Hakiki bir peygamber isen, bu zehir sana asla zarar vermez!&#8221; dediler.</p>
</div>
<div>Hicret&#8217;in yedinci yılında Muhammed Medîne&#8217;ye yüz mil mesafede bulunan Hayber Yahudi&#8217;leri üzerine yürür. Hayber arazisi verimli, sulak, ve hurmalıklarla dolu çok zengin bir yerdir. Hayber&#8217;i ele geçirmekle hem bir yandan oradaki zenginliklere sahip olmak, hem muhtemelen Yahudi&#8217;leri müslüman yapmak, ve hem de bu bölgeleri Islâm toprağı haline getirip kendi ümmetini yabancı unsurlardan arındırmak olanağını sağlayabilecektir.On dört gün süren bir kuşatma&#8217;dan sonra Kamus kalesini ele geçirip Yahudi&#8217;leri esir alır. Onlardan edindiği bol miktar ganimet mallarını ve esirleri daha henüz paylaştırmaya girişmeden önce Dihye adında bir asker gelip kendisinden: &#8220;Bana bir câriye ver&#8221; şeklinde dilekte bulunur. Ganimet malları henüz tasnif edilmediği ve paylaşılmaya hazır duruma getirilmediği, yâni herkesin payına ne düşecegi belli olmadığı halde Muhammed, muhtemelen onun pek yararlı bir asker olduğunu düşünerek: &#8220;Git, esirler arasindan dilediğin kadını kendine cariye olarak al&#8221; der. Bu izin üzerine Dihye, esir kadınlar arasından en güzelini seçer. Bu aldığı kadın, Hayber&#8217;e sığınmış olan Benî Nadîr Yahudi&#8217;lerinin reislerinden Huyey b. Ahtab&#8217;ın kızı Safiyye adında, genç güzel bir kadın&#8217;dır. Henüz 17 yaşında olup Yahudi&#8217;lerin ileri gelenlerinden biri olan Kinâne b. Ebi&#8217;l-Hukayk ile yeni evlidir. Böylesine güzel ve asâlet sahibi bir kadın&#8217;in kendisinden başkasına lâyık olamayacağını düşünen Muhammed, Dihye&#8217;ye baska bir cariye hediye ederek onun elindeki Safiyye&#8217;yi kendisine alır. Bu arada Safiyye&#8217;nin babasını ve kocasını, Yahudi kavmine âit hazine&#8217;nin nerede olduğunu bildirmediler diye, kafalarını kestirterek öldürtür.<br />
Kocası, babası, kardeşi, kayınbiraderi o gün öldürülen Safiyye ile evlenir ve düğün yemeği verir. Ama zifafa giren peygamber amacına ulaşamaz. Ertesi günü yolda verilen molada zifaf gerçekleşir.</p>
<p>Peygamber Safiyye ile zifafa girdiklerinde; ashabtan, bu hanımın Peygamber’e bir kötülük yapabileceğini düşünenler oluyor ve hatta Ebû Eyyûb el-Ensarî (Ö.H.50) daha da ileri giderek kılıcını kuşanmak suretiyle pür silah zifaf çadırın kenarında sabaha kadar nöbet tutuyor! (Ayrıntılı bilgi için bkz. Doç. Dr. Bünyamin Erul, Sahabenin Sünnet Anlayışı, s. 84, TDV. Yayını, Ankara, 2007)</p>
</div>
<p>Hayber&#8217;deki bu düğün yemeğinde ikram edilen zehirli koyun etinin Safiyye ve öldürülen yakınları ile ilgisi büyüktür.<br />
Peygamber’e zehirli et yemeği ikram eden kadın, Zeyneb bintu’l-Hâris adını taşımaktaydı ve Merhab adlı Yahudinin yeğeni olup Sellâm ubn Mişkem’in zevcesiydi ki her iki adam da Yahudilerin ileri gelen başkanlarındandı. Bu kadının kocası, erkek kardeşi, babası ve amcası, Müslümanlarla girişilen savaşlarda ölmüşlerdi.” (bkz. M.Hamidullah, age, s. 1101)</p>
<p>Peygamber’in bilinen ilk hastalığı çocuk yaşta geçirmiş olduğu bir göz hastalığıdır. İslam Âlemi’nin en büyük âlimlerden olan Prof. Dr. Muhammed Hamidullah bu konuda ıbn Ebî Usaybi’a’dan da alıntı yaparak şöyle der:</p>
<p>“O devirde, Tâ’if yakınında yaşayan bir Hıristiyan Rahip vardı. Bu papaz, Rasûlullah’ın küçük yaşta iken yakalandığı bir göz hastalığını (muhtemelen çapak –rams- veya göz iltihabı –Remd-) tedâvi etmişti, bu hususta Halebî’nin ınsân ul-Uyûn adlı eserinde malumat vardır”(bkz. Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, ıslam Peygamberi, s. 802, Çev. Prof. Dr. Salin Tuğ, ırfan Yayıncılık, ıstanbul, 2003).</p>
<p>Dikkat edileceği gibi, Peygamber’in çocuk yaşta yakalandığı göz hastalığı bir Hıristiyan Rahip tarafından tedavi ediliyor ve Hz. Peygamber bu tedaviden sonra şifa buluyor ve hayatının sonuna kadar bu hastalığa bir daha yakalanmıyor. Zira kaynaklarda bu yönde başka bir bilgi bulunmuyor. M. Hamidullah devamla der ki;</p>
<p>Doğu Arabistan’ın Teym’ur-Rebâb kabilesine mensup olan Ebû Rimset’ut-Teymî’nin başından geçenler daha da alâka çekicidir: O ıslâmı kabul etmek üzere Medine’ye gelmişti. Hekim olması dolayısıyla duyduğu merak Allah’ın Rasûlünü ayırt etmede bir işâret olarak bilinen meşhur mührü; “Rasûlullah’ın omzunda bulunan şey, hekimlik yönünden güvercin yumurtası iriliğinde bir tümördür” diyerek tetkik etmeye ve cerrâhi bir ameliyatla bunu olduğu yerden çıkarmaya kendisini sevk ve teşvik etmişti. Ahmed b. Hanbel ve ıbn Sa’d naklettikleri bir hadiste bize bildirmektedirler ki; Ebû Rimse, Rasûlullah’a bu münasebetle şu sözü söylemişti: “Ben tabipler ailesine mensup bir doktorum ve benim babam da çok meşhur bir hekimdi. Vallahi insan vücudunda bulunan ne bir kan damarı ve ne de bir kemik bizim için meçhûldür. Omzunda bulunan şu rahatsızlığı bana bir göster, şayet çıkıntılı bir yumru şeklindeyse onu keser, yerinden çıkarır ve ilaçla tedavi ederim”. Hadise göre Muhammed bu ameliyata razı olmamıştır. Fakat Arabistan’da tıp ilminin seviyesini göstermesi bakımından hadiste geçen bu olay önemlidir. (Bkz. Hamidullah, age, s. 803). M. Hamidullah, meşhur tarihçi Taberi’nin “Tarih” kitabını kaynak göstermek suretiyle sözlerine şöyle devam eder: “Beni Amir kabilesinden olan ve “Etabb’ul-Arab” lâkabıyla anılan diğer tabibin dahi aynı yumru ile ( sözde mühür) ilgilendiğini görmekteyiz.” (Bkz. Hamidullah, age, s. 803).</p>
<p>Görüldüğü gibi, Peygamberin omuzunda veya iki kürek kemiği arasında var olduğu söylenen ve “Nübüvvet Mührü” veya Kur’an-ı Kerim’in Ahzap Sûresi’nde geçen “Hâtemen Nebiyyîne” tabirinden hareketle “Hâtemül Enbiyâ” olarak da isimlendirilip hakkında bir sürü rivayet ve menkıbe üretilen et kütlesi, tıp ve tabiplik açısından hastalık belirtisi bir ur, yani tümör olarak görülmektedir! Peygamber’in cerrahi müdahaleye rıza göstermemesinin sebebi, bu tümörün kesildiğinde daha büyük rahatsızlıklara dönüşeceğini tahmin etmesi midir, yoksa onun gerçekten de bir Nübüvvet nişânesi, yani peygamberlik alâmeti olduğunu biliyor olması mıdır bilmiyoruz.</p>
<p>Bunun dışında herhangi bir rahatsızlığı ise bilinmiyor.<br />
Zehirlenme meselesine tekrar dönersek;<br />
Peygamber’e Hayber’in fethi sırasında ikram edilen yemekte kullanılan zehir, yutulması halinde derhal öldüren, ağza alınması halinde ise uzun süre vücutta kalabilen ve öldürücü etkisi zaman içinde nükseden türden bir zehirdi. Bilindiği gibi tarihte Baldıran bitkisinden elde edilen zehirle öldürülen bir çok ünlü şahsiyet vardır ve bunların en başında ünlü düşünür Sokrates gelmektedir.</p>
<p>Peygamber erken denilebilecek bir yaşta vefat etmiştir. Öldüğünde henüz 63 yaşında idi.</p>
<p>Konumuza yine M. Hamidullah’a bağlı kalarak devam edecek olursak:</p>
<p>Hayatının son senelerinde, Muhammed A.S.S. ekseriye muzdaripti. Elden geldiği kadar kendisine ihtimam gösteriliyordu. Altmış üç yaşında idi. 11. Hicrî senenin ikinci ayının son haftasında, bir gece kalktı, yatağını terketti, şehrin mezarlığına (ki; bu mezarlık Cennet’ül Bâki olarak bilinmektedir)gitti. Orada mevtalar, yani ilâhi vazifesinin başarıya ulaştırılmasında kendisi ile birlik olup, ömürlerini vakfedenler için uzun müddet duâ etti. Sonra evine döndü ve Ayşe&#8217;nin baş ağrısından şikayet ettiğini işittiğinde ona şöyle dedi: “Fakat asıl başı ağrıyan benim!&#8221;. Ertesi günü durumu ağırlaştı. Hastalık artmakta berdevamdı. Bir gün ailesine, şehrin yedi ayrı kuyusundan çekilen yedi ayrı su getirmelerini ve başına dökmelerini söyledi. O zaman âdet olan bu şekil bir tedavi, kendisini o kadar teselli etti ki yatağı terkedip, câmiye gidebildi ve sahâbileri arasında yerini alarak onlara&#8230;hutbe îrad edebildi.(Bkz. M. Hamidullah, age, s. 1095-6)</p>
<div>Peki başından aşağı soğuk su döküldüğünde ateşi düşen ve hastayı ferahlatıp ayağa kaldıran bu hastalık ne idi!? Kaynaklarda bu konuda fazla bir malumat olmamakla birlikte M.Zekâi Konrapa, şu bilgileri aktarmaktadır:“&#8230;İlahi vahyin tesirleri, başlangıçtan beri çeşitli düşmanlarından gördüğü çeşitli kötülükler, Peygamberlik vazifesinin ağırlığı gibi türlü sebeplerle pek sağlam olan vücudu sarsılmış bulunuyordu&#8230; Resûl-i Ekrem, hicretin onbirinci yılının Safer ayında hastalanmıştı. Sancağı, kendi eliyle Üsâme’ye teslim ettiği günün ertesi sabahı bir baş ağrısıyla uyandı. Buna bir de baş dönmesi eklendi. Hastalık bazen şiddetleniyor, bazen de hafifliyordu. Bu suretle tam 13 gün sürdü&#8230; Resûl-i Ekrem’in hastalığı -HUMMÂ-idi. Kendisini soğuk su ile tedavi ederek hafifletiyordu”(Bkz. M.Zekâi Konrapa, age, s.83-85.)</p>
<p>Sözlükler Humma’yı, bir tür ateşli hastalık, “sıtma” olarak tarif ediyorlar. Ama sıtma çok bulaşıcı bir hastalık ve bulaşma tehlikesi o dönemin Araplarında pek bilinmiyor. Humma olsaydı çevresine de bulaşmaz mıydı? Peki yüksek ateş ve baş dönmesi başka bir hastalığın, meselâ bir zehirlenme olayının belirtisi olamaz mı? Peygamber M.632 yılında vefat ediyor. Yani Hayber’in fethinden yaklaşık 3,5- 4 yıl sonra. Hayber’in fethi sırasında kendisine zehirli koyun eti yedirildiği de kesin olduğuna göre, acaba o zehirden Hz. Peygamberin vücudunda kalan artıklar, 3,5-4 yıl sonra öldürücü etkisini göstermiş olamaz mı?! Bu soruların kesin cevabını vermek herhalde zehir konusunda uzman toksikoloji uzmanlarına düşmektedir. Ancak biz yine de bu sorunun cevabı konusunda bazı ip uçları yakalamak için yine Muhammed Hamidullah’ın eserine dönelim ve son noktayı koyalım. şöyle diyor M.Hamidullah:</p>
<p>Bazı hadisçiler son günlerini Rasûlullah’ın: “Hayber fethinde bir kadının kendisine ikrâm ettiği zehirli bir yemek sebebiyle ölmek üzere olduğunu” söylediğini naklediyorlar. Olayı, Rasûlullah’ın fark ettiğini ve çiğnemekte olduğu eti ağzından çıkarıp attığını ve aynı etin diğer bir parçasını yemiş ve yutmuş olan başka bir Müslüman’ın oracıkta derhal öldüğünü bu arada hatırlatalım. Muhammed A.A.S. hastalığında şöyle diyordu: “Zaman zaman bu zehirden muzdarip oldum ve şimdi beni şah damarımdan vurdu!” (Bkz. M.Hamidullah, age, s.1101)</p>
<p><span style="color:#800080;"><strong>Serdar Kaangil</strong></span></p>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ey karanfil ; söyle hangi göze sürmedir şimdi rengin...?!]]></title>
<link>http://meyyale.wordpress.com/2009/10/10/ey-karanfil-soyle-hangi-goze-surmedir-simdi-rengin/</link>
<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 23:11:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>meyyale</dc:creator>
<guid>http://meyyale.wordpress.com/2009/10/10/ey-karanfil-soyle-hangi-goze-surmedir-simdi-rengin/</guid>
<description><![CDATA[Bazen içinden geçemiyorum zamanın&#8230; Elimde bir bardak çay oturuyorum pencerenin önüne Sokağa ba]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Bazen içinden geçemiyorum zamanın&#8230; Elimde bir bardak çay oturuyorum pencerenin önüne Sokağa ba]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA["ER KİŞİ NİYETİNE"]]></title>
<link>http://imanehli.wordpress.com/2009/10/09/er-kisi-niyetine/</link>
<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 12:30:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>islamsevgin</dc:creator>
<guid>http://imanehli.wordpress.com/2009/10/09/er-kisi-niyetine/</guid>
<description><![CDATA[Rüzgârlara hükmeden, karıncanın dilinden anlayan Sultan Süleyman da içti bu dünyada ecel şerbetini. ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Rüzgârlara hükmeden, karıncanın dilinden anlayan Sultan Süleyman da içti bu dünyada ecel şerbetini.</p>
<p>Her derde deva bulan ama ölüme çare bulamayan Lokman da geçti bu dünyadan.</p>
<p>Ölüleri dirilten İsa için de hazır ecel şerbeti Azrail&#8217;in elinde.</p>
<p>Alemlere rahmet, Hazreti Muhammed bile ecel şerbetini içerek yükseldi Rafik-ı a&#8217;laya. (Allah&#8217;ın salatı ve selamı onların üzerine olsun.)</p>
<p>Ey Allah dostu, sen o kervanın ardında yürürken, düşmanların sana yardım etmek ve dostlarına çabuk kavuşturmak için kurşun yağmurlarına tuttuklarında sen, üstüne şemsiye almamıştın ama kurşunlar korkudan sana dokunamamıştı.</p>
<p>Ecel gelmeyince aşağılık ajanların kurşunlarının da hiçbir işe yaramadığını dünyaya gösterdin.</p>
<p>Ey iman abidesi, kızıl rüzgârlar estiği yıllarda birçoklarının gazel gibi rüzgâra kapılıp savrulduğu günlerde, güz mevsiminde gazel toplayan işçiler gibi kaybolan gazelleri toplayıp güzelleştiriyordun sen.</p>
<p><span style="color:#ff0000;"><strong><span style="text-decoration:underline;">devamı için&#8212;-&#62;&#62;&#62;<!--more--></span></strong></span></p>
<p>Ey vefa yumağı, nice ihanet zehirlerini döktüler gönül dünyana da sen, onların zehrini de panzehire çevirdin.</p>
<p>Dinle dopdolu gönlüne kin girecek yer bulamadı. Dostlarını bağrına bastın, düşmanlarının kinini af meltemleriyle temizledin.</p>
<p>Seherde açan güllerin kokusu gibi etrafına hep güven kokusu saldın ve dostlarını gönül bahçenden hiç çıkarmadın.</p>
<p>Yüreğinden kan gittiği günlerde hep gülen yüzlerle baktın da körpecik gönüllere ümitsizliğin girmesini engelledin.</p>
<p>Ey peygamber aşığı, sadakat kozanda geliştirdiğin cesaretle bütün şimşekler üzerine yürüdün.</p>
<p>Gazap yıldırımları, yanardağ lavları gibi üzerine abanırken yalnız iman paratoneriyle onları savdın.</p>
<p>Amerika&#8217;nın gönüllü uşakları sana kan kusturdular ama susturamadılar.</p>
<p>Herkes korku duvarlarının üstünü &#8220;Tedbir&#8221; sıvasıyla kapatırken &#8220;Tedbirsiz ölüme doğru gidilir mi?&#8221; diye ayıplarlarken sen, ölüm kurşunlarının arasından onlara sadakat ve cesaret rüzgârları estiriyordun.</p>
<p>Azrail&#8217;in, kişilerin yaşına, dişine, başına bakmadığını biliyor, eceli gelenleri izbelerde de saraylarda da bulduğuna, dünyanın en kaliteli doktorlarının elinden eceli gelenleri alıp gittiğine inanıyordun.</p>
<p>Onun için ölümden hiç korkmadan kaderini yaratan Rabbine doğru koştun.</p>
<p>Ölmemeye çare olmadığını bildiğinden, ölüm seni Hak yolunda yakalasın diye Hakka hizmetten bir nefes boyu ayrılmadın.</p>
<p>Bu dava uğrunda koşmak yeterli değil, uçmak gerekir inancıyla hareket ettin inşallah cennete uçtun.</p>
<p>Binlerce pusudan kurtuldun, sayısını bilemediğimiz kadar gencimizin imanına atılan tuzakları kırdın ve puslu bir günde bembeyaz karların üstünde aşık olduğun Rabbine kavuştun.</p>
<p>Saltanat koltuğuyla tabutun aynı ağaçtan yapıldığını bildiğinden makama değil Makam-ı Mahmud&#8217;a yöneldin.</p>
<p>Servet ve şöhret tuzaklarına iltifat etmeden sen, Hakkın ve halkın rızasına kilitlendin.</p>
<p>Takvim kullanmayan ölüme karşı hep gönlünde takva azığını hazır tuttun.</p>
<p>Hep gülümseyen yüzün, doğrudan ayrılmayan sözün kaldı göz, gönül ve kulaklarımızda.</p>
<p>Ölüm ansızın yakalayıverirse diye midene haram lokma koymamaya dikkat ettin.</p>
<p>Ve sen, &#8220;Er kişi niyetine&#8221; diyerek namaza duran dostlarını yalan çıkarmadın, her kişilerin arasından sıyrılarak &#8220;Er kişi&#8221; olarak yaşadın ve İnşaallah şehitler kervanına katıldın.</p>
<p>Allah&#8217;tan dileğim, Cennette, &#8220;Makam-ı Mahmud&#8221; çevresinde, şehitler semtinde, Hazreti Hamza, Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali, Hazreti Hasan, Hazreti Hüseyin&#8217;le ve bütün sevdikleriyle karşılıklı sohbetler yapmayı nasip etsin.</p>
<p>Dilimizi ballandıran,</p>
<p>&#8220;Kanımız aksa da zafer İslam&#8217;ın&#8221;</p>
<p>&#8220;Ya Allah, Bismillah, Allahü ekber&#8221; nidaları yurdumuzda, yuvamızda ve bütün gönüllerde kıyamete kadar yankılansın.</p>
<p>Amin.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Çikolatadan zehirlendiler ]]></title>
<link>http://chatodalari.wordpress.com/2009/09/22/cikolatadan-zehirlendiler/</link>
<pubDate>Tue, 22 Sep 2009 10:00:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>Jexe</dc:creator>
<guid>http://chatodalari.wordpress.com/2009/09/22/cikolatadan-zehirlendiler/</guid>
<description><![CDATA[Bursa&#8217;da bayram için aldıkları çikolatan zehirlenen 3 kişi hastanelik oldu. Alınan bilgiye gör]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img title="Çikolatadan zehirlendiler" src="http://www.haber3.com/images/news/cikolatadan-zehirlendiler-248480.jpg" alt="Çikolatadan zehirlendiler" align="left" /></p>
<div>
<div>Bursa&#8217;da bayram için aldıkları çikolatan zehirlenen 3  kişi hastanelik oldu.</div>
</div>
<p><!--more--></p>
<div id="news_content">
<p>Alınan bilgiye göre, Yeşilcami Mahallesi Küme Evleri&#8217;nde oturan Yaşar Uy  (43), Mustafa Uy (20) ve Serpil Uy (17), Ramazan Bayramı için aldıkları  çikolatayı yedi.</p>
<p>Bir süre sonra rahatsızlanan Uy ailesi, yakınları  tarafından İznik Devlet Hastanesine kaldırıldı.</p>
<p>Ailenin, yedikleri  çikolatadan zehirlendiği belirlendi.</p>
<p>// </p></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Golden Musix - bringt Breathe It (Mixtape 2008) demnächst als Free Download]]></title>
<link>http://kwatbasel.wordpress.com/2009/09/14/golden-musix-bringt-breathe-it-mixtape-2008-demnachst-als-free-download/</link>
<pubDate>Mon, 14 Sep 2009 12:07:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>K.W.A.T</dc:creator>
<guid>http://kwatbasel.wordpress.com/2009/09/14/golden-musix-bringt-breathe-it-mixtape-2008-demnachst-als-free-download/</guid>
<description><![CDATA[Das 2008er Mixtape aus dem Hause GOLDEN MUSIX erscheint demnächst auf www.kwat.ch als Free Download.]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Das 2008er Mixtape aus dem Hause <strong>GOLDEN MUSIX</strong> erscheint demnächst auf <a href="http://www.kwat.ch">www.kwat.ch</a> als Free Download.</p>
<p><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-182" title="2008-09-07_19-41-20_21746" src="http://kwatbasel.wordpress.com/files/2009/09/2008-09-07_19-41-20_21746.jpg?w=148" alt="2008-09-07_19-41-20_21746" width="148" height="150" /></p>
<p>Das von Ay-Cut eigenhändig produzierte Mixtape featured u.a. Kush, Kid Bakabu, Contrast, Zehir, Double M von K.W.A.T sowie Robin Hood aus Neuchatel und wurde im September 2008 als Street-Tape releast. <br />
Weiteren Gerüchten zufolge arbeiten derzeit <strong>Ay-Cut</strong> und <strong>Zehir</strong> mit Hochdruck am Debüt-Album des türkisch-rappenden <strong>Zehir</strong>. Wenn das mal keine Top-News für alle Fans von Zehir sind.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zehir ve Panzehir]]></title>
<link>http://hayalist.wordpress.com/2009/08/11/zehir-ve-panzehir/</link>
<pubDate>Tue, 11 Aug 2009 09:16:48 +0000</pubDate>
<dc:creator>Mehmet Karaca</dc:creator>
<guid>http://hayalist.wordpress.com/2009/08/11/zehir-ve-panzehir/</guid>
<description><![CDATA[Bir gelin kaynanasıyla hiç geçinemiyor. Araları o kadar kötü ki gelin aktara gidip durumu anlatıyor:]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Bir gelin kaynanasıyla hiç geçinemiyor. Araları o kadar kötü ki gelin aktara gidip durumu anlatıyor:]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Fatih'in son seferi]]></title>
<link>http://nefsininefendisiol.wordpress.com/2009/04/30/fatihin-son-seferi/</link>
<pubDate>Thu, 30 Apr 2009 09:16:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>nefsininefendisiol</dc:creator>
<guid>http://nefsininefendisiol.wordpress.com/2009/04/30/fatihin-son-seferi/</guid>
<description><![CDATA[]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style='text-align:center;display:block;'><object width='400' height='330' type='application/x-shockwave-flash' data='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=-1126776457354835241'><param name='allowScriptAccess' value='never' /><param name='movie' value='http://video.google.com/googleplayer.swf?docId=-1126776457354835241'/><param name='quality' value='best'/><param name='bgcolor' value='#ffffff' /><param name='scale' value='noScale' /><param name='wmode' value='window'/></object></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[TURGUT ÖZAL'IN KÖŞK TAKTİKLERİ]]></title>
<link>http://ergenekoncetesi.wordpress.com/2009/04/20/turgut-ozalin-kosk-taktikleri/</link>
<pubDate>Mon, 20 Apr 2009 18:26:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>oktay571</dc:creator>
<guid>http://ergenekoncetesi.wordpress.com/2009/04/20/turgut-ozalin-kosk-taktikleri/</guid>
<description><![CDATA[TURGUT ÖZAL&#8217;IN KÖŞK TAKTİKLERİ &#8216;Tabii ki sizi seçeceğiz Paşam&#8217; 12 Eylül 1980 darbe]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p class="detay_manset" style="margin-top:0;margin-bottom:0;" align="center">TURGUT ÖZAL&#8217;IN KÖŞK TAKTİKLERİ</p>
<table border="0">
<tbody>
<tr>
<td><img src="http://resim.samanyoluhaber.com//haber/4/4/8/1/44811.jpg" alt="'Tabii ki sizi seçeceğiz Paşam'" hspace="2" vspace="2" width="270" height="200" align="left" /></td>
</tr>
<tr>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span class="habermetin"><span class="manset2">&#8216;Tabii ki sizi seçeceğiz Paşam&#8217;</span><br />
<span class="manset_ozet"><strong>12 Eylül 1980 darbesi ve sonrasının yakın şahitlerinden olan Halil Şıvgın&#8217;ın anıları, Turgut Özal&#8217;ın asker-siyasetçi ilişkilerini dengede tutarak Cumhurbaşkanlığı polemiğinin önüne nasıl geçtiğini ortaya koyuyor.</strong></span></span></p>
<p><span class="manset_detay">Turgut Özal,<strong> ‘Cumhurbaşkanlığına kimi seçeceksiniz&#8217; diye soran Evren’e verdiği “Tabii ki sizi seçeceğiz Evren Paşam”</strong> yanıtıyla Köşk polemiğinin önüne geçti.<!--more--></span></p>
<p>İşte Şıvgın&#8217;ın anılarından, dönemin Cumhurbaşkanı Evren ile Başbakanı Özal&#8217;ın arasında geçenler&#8230; ANAP, 29 Kasım 1987&#8242;deki genel seçimde yüzde 36,3 oy alır. İkinci Özal hükümetini kurmak için Köşk&#8217;e çıkan Özal&#8217;la Evren arasında şöyle bir konuşma geçer: &#8220;Hayırlı olsun. Bu defa iki defa seçim yapacaksınız. Yeni hükümeti kuracaksın. Onu tasdik ediyoruz. Bir de cumhurbaşkanı seçeceksiniz. Kimi düşünüyorsunuz?&#8221; Evren&#8217;in sorusunu sakin bir şekilde cevaplar Özal: &#8220;Tabii ki sizi seçeceğiz efendim.&#8221; Şaşırır Evren: &#8220;Nasıl olacak?&#8221; Yine şaşırtan bir cevap verir Özal: &#8220;Günü ve zamanı gelince Anayasa&#8217;da değişiklik yapacağız. Ama şimdi tartışmayı doğru bulmuyorum.&#8221; Turgut Özal&#8217;ın ölümünden sonra Cumhurbaşkanı Müşaviri Muzaffer Başkaynak&#8217;tan Paşa&#8217;nın ağzından bu hikâyenin detaylarını da öğrenir Halil Şıvgın. Evren Paşa, Özal ile görüşmesinden sonra Başkaynak Paşa&#8217;yı çağırıp talimat verir. &#8220;Cumhurbaşkanı olabilmem için hangi maddeler değişecekse ona göre hazırlık yapın. Vakti gelince haberdar edin.&#8221; Başkaynak yaptığı kanun değişikliği çalışmasını önce 1988&#8242;de, sonra 1989&#8242;da Evren&#8217;e arz eder. Bu arada rutin görüşmelerde Evren sürekli Özal&#8217;ı zorlayıp konuyu cumhurbaşkanlığı seçimlerine getirmek istemektedir. Ama her defasında Özal konuyu farklı bir yana çeker. Evren bu durumu Başkaynak Paşa&#8217;ya şöyle anlatır: &#8220;Yav ben oralara yaklaşmaya çalışıyorum. Cin gibi konuyu değiştiriyor. Ben de bir şey diyemiyorum. Neticede beni seçeceği için bir şey diyemiyorum. Değişiklikleri yap demek için konuya bir türlü giremiyoruz. Böyle böyle yaklaştı ve işi değişik mecraya getirdi.&#8221; Özal&#8217;ın taktiği tutmuş konuşulmayan cumhurbaşkanlığı, Evren&#8217;in tabiriyle Özal&#8217;ın &#8216;iyi top çevirmesi&#8217; ile gündeme gelmemiştir. Bir başka ifadeyle, Özal, Çankaya&#8217;nın yolunu kendine açar</p>
<p><strong>PİŞMAN OLDU AMA DÖNEMEDİ</strong></p>
<p>Sekizinci Cumhurbaşkanı&#8217;na en yakın isimlerden biri olan Mehmet Keçeciler&#8217;e göre, Turgut Özal ilk zamanlarda Köşk&#8217;ü düşünmüyordu. Özal&#8217;ı Köşk&#8217;e iten iki sebep vardı&#8230; Biri 1989 yerel seçimlerinde ANAP&#8217;ın aldığı düşük oy oranı, diğeri Özal&#8217;ın Köşk&#8217;e ilk kez sivil bir cumhurbaşkanı isteğiydi. Ancak Keçeciler&#8217;e göre Özal kısa süre içerisinde pişman oldu. Keçeciler şöyle dedi: &#8220;Demirel ile İnönü Özal&#8217;a kök söktürdü. Kendisinin kurduğu Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı&#8217;nın anlaşma törenine bile çağırmadılar. &#8216;Memlekette işler kötüye gidiyor, siz de gereken muhalefeti yapmıyorsunuz&#8217; derdi. Ancak tüm sıkıntılara rağmen, Köşk&#8217;ü halkla buluşturdu.&#8221; Orta Asya gezisine çıkmadan bir gün önce Özal&#8217;ın son sözleri şöyle olur: Türkiye&#8217;yi yeniden kurmamız lazım.</p>
<p><strong>ZEHİR, LİMONATA BARDAĞIYLA GELDİ</strong></p>
<p>Turgut Özal’ın ölümünden sonra ortaya atılan ‘zehirlendi’ iddiaları hâlâ zihinleri kurcalıyor. Semra Özal, “Evet zehirlendi&#8230; Hiç sevmediği halde, getirilen limonatayı içmiş&#8230;” dedi</p>
<p>Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal&#8217;ın eşi Semra Özal, &#8220;Son hayali olan Büyük Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni zehirlendiği için gerçekleştiremedi&#8221; iddiasında bulundu. Haftalık haber dergisi Aksiyon&#8217;un haberine göre vefatından birkaç sene sonra bir Azerbaycanlı&#8217;nın İstanbul&#8217;daki evlerinin kapısına kadar gelip söylediği, &#8220;Özal zehirlendi, zehrini de şunlar hazırladı&#8221; sözleri, Semra Özal başta olmak üzere Özal ailesinin zihinlerini kurcaladı hep. Sonra o Azeri kayıplara karıştı. Pasaportu dışında hiçbir şey bulunamadı. Semra Özal otopsi istememekle, yakın çalışanları ihmalle suçlandı. Zehirlenme kuşkusu hâlâ ortadan kaldırılamadı. Aradan geçen 14 yılda Semra Özal, şimdi farklı bir noktaya işaret ediyor:</p>
<p><strong>BÜYÜK TÜRK CUMHURİYETİ</strong></p>
<p>&#8220;Büyük bir Türk Cumhuriyeti kurulması lazım, diyordu. Hep Adriyatik&#8217;ten Çin Seddi&#8217;ne kadar büyük bir Türk gücü olması gerektiğini söylerdi. Onun için yaptı o seyahati. 12 gün boyunca bütün Türk cumhuriyetlerini gezdik. Orada anlaşmalar yaptı. Her şey tamamdı. En son Çin&#8217;e gidecektik. Belki bir hafta 10 gün sonra&#8230; Çin&#8217;de ilân edecekti Büyük Türk Cumhuriyeti&#8217;ni. Diyordu ki Büyük Türk Cumhuriyeti kurulduğu zaman bunun karşısında hiçbir devlet duramaz. Bütün doğal kaynaklar ve zenginlikler burada. İyi de idare edilirse bunun karşısında kimse duramaz. Ve benim endişem, buna mâni olmak için zehirlendi. &#8221; Semra Hanım, Özal&#8217;ın ölümünden bir gün öncesini ise şöyle anlattı:</p>
<p><strong>DİĞERLERİ KARIŞIK MEŞRUBAT</strong></p>
<p>&#8220;Bulgar sanatçının sergisine gitti. Perşembe seyahatten dönmüştük. Cuma günü yorgundu. Kaya beyler (Toperi) geldi. &#8216;İlle bu sergiye gitmemiz lazım&#8217; dediler. &#8216;Yorgunum&#8217; dedi, &#8216;Gidecek halim yok&#8217;. O kadar ısrar ettiler ki. Ben, &#8216;gelemem&#8217;, dedim. Bunu zorla götürdüler. Bir-bir buçuk saat sonra geldi. Ben de o arada yemeğini hazırladım. &#8216;Yok&#8217;, dedi &#8216;Bir şey yemeyeceğim&#8217;. &#8216;Niye&#8217; dedim, &#8216;Gene ne yedin oralarda?&#8217; &#8216;Yok, hiçbir şey yemedim. İçki içmiyorum diye bana bir limonata yapmışlar. Onu içtim. Başka bir şey yemedim&#8217; dedi. Ömründe limonata içmezdi, sevmezdi. Erken yattı. O kadar erkenden yatmazdı ama yorgunluğuna verdim. Kaya Bey&#8217;in iddiasını gördüm geçenlerde. Diyor ki &#8216;Tepsi içinde hepimize gelen bardağı aldı.&#8217; Evet, ama limonata bir tane. Diğerleri karışık meşrubat. Limonatayı özellikle söylüyorlar. Bunu kendisi de (Özal) söyledi bana. Ben olsaydım limonatayı içirmezdim.&#8221; Semra Özal, Özal&#8217;ın ölümünden birkaç sene sonra yaşanan bir olayı şöyle anlatıyor: &#8220;Kapımızı kadar gelip ‘Zehirlendi’ iddiasını ortaya atan Azerbaycanlı buhar oldu sanki. Bir tek pasaportunu bulabildik. Bu olayı ben anlattım bir yerde. Bunun üzerine Hacettepe&#8217;den Ahmet&#8217;i arıyorlar. Bir laborant hanım. Diyor ki &#8216;İşinize yararsa, biz kanı sakladık&#8217; diyor. Ertesi gün Ahmet gittiğinde, bugün düştü ve kırıldı diyorlar. O laborant hanım da, arayan hanım da ortada yok.&#8221;</p>
<p><strong>SUİKAST KÖŞK ENGELİYDİ</strong></p>
<p>Korkut Özal, ağabeyi Turgut Özal&#8217;ın ölümüyle Türkiye&#8217;nin yönünün değiştirildiğini söyleyerek &#8220;Benim kanaatim ona iki defa suikast yapılmış olabilir. Biri Kartal Demirağ&#8217;ın yaptığı açık suikast. Diğeri de ölümüyle neticelenen. Kendisi birincisini incelemişti sağlığında. Bulduğu izlere göre iş hayatından birilerinin ayağına basmış herhalde. Kartal Demirağ’ın gerisinde kim var bulunamadı&#8221; dedi. Korkut Özal, 18 Haziran 1988&#8242;de yaşanan Kartal Demirağ suikastını Turgut Özal&#8217;ın cumhurbaşkanlığına gidişini önleme girişimi olarak görüyor. Üstelik bunun faillerinin içeride olmakla birlikte dış bağlantılarının varlığından kuşku duyduğunu dile getiriyor. Kongreden bir gün önce, bazı milletvekillerine dikkat edin, bir şeyler olabilir diye uyarıda bulunduğunu ifade eden Özal &#8220;Aynı şeyi, Başbakan Erdoğan için de söyledim birkaç ay evvel. Cumhurbaşkanı olarak birilerinin kullandığı gücü en azından eline geçirebilecek konuma geldi. Uyanık olmak iyidir&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>ÖLÜM ANINI ANLATTI</strong></p>
<p>Sabah kalktı. Duşunu yaptı, tıraş oldu. O arada kahvaltıyı hazırlamıştım. Gittim içeriye. Yatak odasıyla oturma odası arasında küçük bir oda vardır. Orada hem spor aletleri hem sağlık malzemeleri durur. Gittim, kahvaltı hazır demek için. Gelirken &#8216;Biraz yürüyeyim&#8217; dedi.</p>
<p><strong>YÜRÜRSEM TERLERİM </strong>&#60;</p>
<p>Sonra &#8216;Yok yok, şimdi yürürsem terlerim yeni duş yaptım, vakit yok&#8217; dedi. Hazırlanıp İstanbul&#8217;a geleceğiz çünkü. Bu arada konuşuyoruz. İşte elbisen, gömleğin hazır dedim. Hangi elbisemi çıkardın, diye sordu.</p>
<p><strong>AĞZINDAN KAN GELDİ</strong></p>
<p>İşte konuşa konuşa yürürken, ben önde o arkada, aniden bir ses duydum. Birdenbire düştü, inanılmaz bir şey. Koştum. Burasından (ağzından kan geliyor) böyle bir şey gelmiş. Baktım atmıyor nabız falan, hiçbir şey yok, gitmişti yani. Bağırınca nöbetçi yaverler koşup geldi. Yukarı kapıda makam arabası vardı. Aşağı kapıdaki ambulansı bile beklemeden kucaklayıp, makam arabasıyla hastaneye götürdüler.</p>
<p>Bugün<br />
<span class="manset_detay"><strong>17.Nisan.2007 11:39:07</strong></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ne mutlu türküm diyene mi..?]]></title>
<link>http://karahanmurat.wordpress.com/2009/02/05/ne-mutlu-turkum-diyenemi/</link>
<pubDate>Thu, 05 Feb 2009 15:52:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>Murat Karahan</dc:creator>
<guid>http://karahanmurat.wordpress.com/2009/02/05/ne-mutlu-turkum-diyenemi/</guid>
<description><![CDATA[[Atatürk’ün konuşmasını “ne mutlu türküm diyene” cümlesiyle bitirdiği ses kaydını çoğumuz dinlemişiz]]></description>
<content:encoded><![CDATA[[Atatürk’ün konuşmasını “ne mutlu türküm diyene” cümlesiyle bitirdiği ses kaydını çoğumuz dinlemişiz]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kaç Zehir Var?]]></title>
<link>http://elektroniksigaram.wordpress.com/2009/01/24/kac-zehir-var/</link>
<pubDate>Sat, 24 Jan 2009 15:04:54 +0000</pubDate>
<dc:creator>skyyomer</dc:creator>
<guid>http://elektroniksigaram.wordpress.com/2009/01/24/kac-zehir-var/</guid>
<description><![CDATA[Kaç Zehir Var? Sigarada bulunan zehirlerden bazıları: Polonyum &#8211; 210 (kanserojen), Radon (rady]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><div class="post_body"><span style="font-size:x-small;"><strong><span style="color:#800000;">Kaç Zehir Var?<br />
</span></strong>Sigarada bulunan zehirlerden bazıları:<br />
Polonyum &#8211; 210 (kanserojen),<br />
Radon (radyasyon),<br />
Metanol (füze yakıtı),<br />
Toluen (tiner),<br />
Kadmiyum (akü metali),<br />
Bütan (tüpgaz),<br />
DDT (böcek öldürücü),<br />
Hidrojen Siyanür (gaz odaları zehiri ),<br />
Aseton (oje sökücü),<br />
Naftalin (güve kovucu),<br />
Hidrojen Siyanür (gaz odaları zehiri),<br />
Arsenik (fare zehiri),<br />
Amonyak (tuvalet temizleyicisi) ,<br />
Karbon (eksoz Monoksit gazı),<br />
Nikotin<br />
ve 3.885 toksik madde.</span></div>
<div class="post_body"><span style="font-size:x-small;"><!--more--></p>
<p>Bu maddelerin solunması akciğerlerde Katran (asfalt) oluşumuna neden oluyor.</p>
<p>SİGARANIN ZARARLARI</p>
<p>Sigaranın İçinde Neler Var?<br />
Sigaranın Vücuda Verdiği Zararlar<br />
Sigaranın Psikolojik Etkileri<br />
SİGARANIN İÇİNDE NELER VAR?</p>
<p>Sigaranın içinde ortalama 44 adet zehirli madde vardır. Bunlar kanserojen maddelerdir ve en tehlikelileri arsenik, benzin, kadmiyum, hidrojen siyanid, toluene, amonyak ve propilen glikoldur. Örneğin; siyanid kesinlikle öldürücü bir zehirdir.</p>
<p>SİGARA İÇMENİN VÜCUDA ETKİLERİ</p>
<p>Artık herkes sigaranın ne kadar ne kadar zararlı olduğunu biliyor. Tütünün kanserojen olduğunu duymayan, bilmeyen kalmadı. Ancak, sigaranın zararları bununla bitmiyor, her türlü kalp ve akciğer hastalığına yol açıyor, damar tıkanıklığı felce kadar götürebiliyor.</p>
<p>İlk nefes &#8230; ve sonrası</p>
<p>Sigara içtiğiniz anda, vücudunuz etkilenmeye başlar. Nabzınız yükselir, daha hızlı nefes alıp vermeye başlarsınız. Kan dolaşımınız yavaşlar. Sigara içinde yaklaşık 3.700 zehirli madde barındıran bir karışımdır. Bunların büyük bir bölümü kanserojendir. En zararları da karbon monoksit, hidrojen siyanid ve amonyaktır ve bu zehirli kimyasal maddeler, bir nefes sigarayla kan dolaşımınıza karışır. Bunun sonucunda, astım, ciğer yangısı, göğüs ağrıları başlar. Daha sık nezle, grip ve soğuk algınlığı geçirmeye başlarsınız.</p>
<p>Her on üç saniyede bir kişi, sigaraya bağlı bir hastalıktan hayatını kaybetmektedir. Her yıl dünyada 2.500.000 milyon kişi sigara yüzünden hayatını kaybetmektedir. Bu ölümlerin başlıca sebebi akciğer kanseridir, ikinci önemli sebep kalp hastalıkları ve diğer kanser türleridir.</p>
<p>İnsan vücudunda, hiçbir bölüm yoktur ki; sigarada bulunan kimyasal maddelerden etkilenmesin. Bu bölümde, vücudunuzda kısa bir tur yapacağız ve vücudunuzun ne halde olduğunu size göstereceğiz:</p>
<p>Baş ve Yüz</p>
<p>Bir sigara bağımlısı olarak, ağız kanserine yakalanma riskiniz çok yüksek. Ayrıca tütün duman diş eti hastalıklarına yol açar, diş çürümesine ve nefesinizin kötü kokmasına sebep olur. Bunların yanı sıra sigara bağımlılarında kronik baş ağrılarında rastlanır. Beyne giden oksijende azalma olur bu da beyin damarlarının daralmasında neden olur. Bu durum kişiyi felce kadar götürür.</p>
<p>Akciğer ve Bronşlar</p>
<p>Soluk borunuzdan ve bronşlarınızdan geçen duman göğsünüze iner. Sigara dumanındaki hidrojen siyanid, bronşlarınızın çeperini yakar ve kronik öksürük ortaya çıkar. Bronşlar zayıfladıkça, bu bölgede pek çok hastalık oluşur. Akciğer salgılarında azalma olur ve bu da kronik öksürüklere yol açar. Sigara içenler, içmeyenlere on kat daha fazla akciğer kanseri olma riski taşırlar.</p>
<p>Kalp</p>
<p>Sigaranın kalbe verdiği zararlar tek kelimeyle yıkıcıdır. Nikotin kan basıncını yükseltir ve kanın daha çabuk pıhtılaşmasına sebep olur. Sigarada bulunan karbon monoksitin kandaki oksijeni yok etmesiyle damarlarda kolesterol depolanır ve bu da kalp krizi riskini arttırır. Bunun yanı sıra, kan dolaşımı bozukluklarına bağlı olarak, felç, parmaklarda kangren ve iktidarsızlık, sigara içenlerde çok sıklıkla görülen hastalıklardır.</p>
<p>Organlar</p>
<p>Sigaranın sindirim sistemine pek çok kötü etkisi bulunmaktadır. Sigara tüketimine bağlı olarak, midede asit salgılanması artar, mide yanmaları ve ülser başlar. Sigara bağımlılarında pankreas kanseri çok sıklıkla ortaya çıkar, büyük ölçüde ölümle sonuçlanır. Sigaranın ihtiva ettiği kanserojen maddeler, idrarla dışarı atılır ancak bu maddelerin vücuttaki varlığı mesane kanserine yol açar. Sigara yüzünden oluşan yüksek kan basıncı ise böbreklere büyük zarar verir.</p>
<p>Sonuçlar</p>
<p>Sigaranın sağlık üzerindeki kötü etkileri araştırmalarla kanıtlanmıştır. Bu araştırmalar göre, sigara tiryakisi erkeklerin %40&#8242;ı henüz emeklilik yaşına gelmeden hayatını kaybetmektedir. Bu oran sigara kullanmayanlarda %18&#8242;dir. Sigara kullanan kadınlarda ise rahim kanseri riski çoğalmaktadır, hamile kadınların sigara içmesi ise sakat ve ölü doğumlarla sonuçlanmaktadır.</p>
<p>Tüm bunlara rağmen, sigarayı bıraktığınız anda vücut kendi kendini tamir etmeye başlar. On yıl içinde vücut hiç sigara içmemiş gibi olur. Ancak, sigarayı bırakmak için kanser ya da kalp hastası olmayı beklerseniz, vücudunuzun kendini tamir etmesi için pek fazla vakti olamayacaktır.</p>
<p>BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ?</p>
<p>Sigara içen ve yaşamları boyunca da içmeye devam eden gençlerin yarısı tütün nedeni ile öleceklerdir.</p>
<p>Sigara içen annelerin doğacak çocukları da zarar görür. Düşük, düşük doğum ağırlığı, hamilelik komplikasyonları, bebeklik ve çocukluk dönemleri sağlık sorunları riski vardır.</p>
<p>Sigara tüm kanser türlerinin %30&#8242;nun, akciğer kanserlerinin ise %80-90 nedenidir. Erkeklerde en sık ölüm nedeni olan kanser türü akciğer kanseridir. Kadınlarda en sık neden meme kanseri iken son yıllarda kadınlarda da akciğer kanseri en sık ölüm nedeni haline gelmiştir.</p>
<p>Sigara içenlerin, içmeyenlere göre kalp krizinden ölme olasılığı iki kat, ani kalp durması riski üç kat daha fazladır.</p>
<p>Pipo ve sigara içenlerde, içmeyenlere göre ağız ve yemek borusu kanserleri beş kat daha fazladır.</p>
<p>Sigara, ses kaybına ve ölümünüze yol açan gırtlak kanserinin başlıca nedenidir.</p>
<p>Sigara içenler içmeyenlere göre; zatürre, soğuk algınlığı, bronşit, sinüzit gibi hastalıklara daha kolay yakalanır ve daha zor iyileşirler. Hatta sigara içenlerle çalışan veya yaşayan ama kendisi sigara içmeyen kişilerde bile bu göze çarpar. Çocuklarda bu durum daha belirgindir</span></div>
<div id="k644896" class="post">
<h1 class="post_title"><a title="Sigara ve çocuk permalink" href="http://elektroniksigara.bloggum.com/yazi/sigara-ve-cocuk.html">Sigara ve çocuk</a></h1>
<div class="post_info">01 Ocak 2009 <a href="http://elektroniksigara.bloggum.com/yazi/sigara-ve-cocuk.html">00:48</a> &#124; <a href="http://tr.bloggum.com/profile/35364/">doktorgizemli34</a> &#124; <a href="http://tr.bloggum.com/favorite/posts/644896/">0 fav</a> &#124; <a href="http://elektroniksigara.bloggum.com/yazi/sigara-ve-cocuk.html#yorumlar">0 Yorumlar</a> &#124; Etiketler: <a title="sigara ve çocuk etiketli bütün yazıları göster" rel="tag" href="http://elektroniksigara.bloggum.com/yazilar/tag/sigara%20ve%20%C3%A7ocuk/">sigara ve çocuk</a><a class="bloggum_edit_icon" title="Düzenle" href="http://tr.bloggum.com/myblog/edit/37494/644896/"> </a></div>
<div class="post_body"><span style="font-size:x-small;"><strong><span style="color:#800000;">Sigara ve çocuk<br />
</span></strong>Evde İçilen Sigara’nın Çocuk Sağlığına Etkisi Nedir?<br />
Kullanılmış sigara dumanı, yanan bir sigaradan çıkan ve sigara içenin dışarı verdiği dumanın bir karışımıdır. Çevresel Sigara Dumanı (ÇSD) olarak da bilinir ve kendisine has kokusuyla kolaylıkla tanınır. ÇSD havayı kirletir, elbiseler, perdeler ve mobilya üzerine siner. Çoğu kişi ÇSD yi nahoş, rahatsız edici ve gözlerle burnu tahriş edici bulur. Daha önemlisi tehlikeli bir sağlık tehdididir. ÇSD içinde 4000 in üzerinde farklı kimyasal madde tespit edilmiştir ve bunların en az 43 tanesi kansere sebep olur.<br />
Çevresel Sigara Dumanının Etkileri<br />
Amerika Birleşik Devletlerinde yetişkinlerin yaklaşık %26 ‘sı sigara içicisidir ve beş yaş altındaki çocukların %50 si ila %67 si en az bir yetişkin sigara içicisinin oturduğu evlerde yaşamaktadırlar. Bu rakam ülkemizde daha fazladır. ÇSD herkes için tehlikeli olmasına rağmen, fetuslar, bebekler ve çocuklar üzerinde daha büyük bir etkisi vardır. Bu olay ÇSD&#8217;nin; akciğer, beyin gibi gelişmekte olan organlara zarar vermesiyle gerçekleşir.<br />
Cenin ve yenidoğan<br />
Anne, cenin ve plasentada kan akımı, hamile her sigara içtiğinde değişir. Ne var ki uzun dönemde bu değişikliklerin sağlık üzerine olan etkileri bilinmemektedir. Bazı çalışmalar hamilelik sırasında sigara içiminin yarık damak-dudak gibi doğumsal bozukluklara sebep olduğunu göstermiştir. Sigara içen anneler daha az süt üretir ve bebeklerin doğum ağırlığı daha düşüktür. Annelerin sigara içmesi 1 ay- 1 yaş arasındaki ölümlerin ana sebebi olan ani bebek ölümü sendromuyla ilişkilidir.<br />
Çocuk akciğer ve solunum yolları<br />
ÇSD ye maruz kalma tüm yaşlarda çocuk akciğer verimi ve fonksiyonunu bozar. Çocukluk astımının hem sıklığını hem de şiddetini arttırır. Kullanılmış sigara dumanı sinüzit, rinit (nezle), kistik fibroz, öksürük ve geniz akıntısı problemlerini alevlendirir. Çocuklarda soğuk algınlığı ve boğaz ağrısı sıklığını da arttırır. İki yaş altındaki çocuklarda ÇSD bronşit ve zatürre olasılığını arttırır. Gerçekten, ABD’de Çevre Koruma Ajansının 1992 deki bir çalışması, ÇSD’nin 18 ay altındaki çocuk ve bebeklerde her yıl 150. 000 ila 300. 000 alt solunum yolu enfeksiyonuna sebep olduğunu söylemektedir. Bu hastalıklar 15. 000 hastane yatışı ile sonuçlanıyor. Yarım paket ve daha fazla sigara içen ebeveynlerin çocuklarının solunum yolu hastalığı nedeniyle hastaneye yatma riski neredeyse iki katına çıkar.<br />
Kulaklar<br />
ÇSD ye maruz kalma çocuklarda hem kulak enfeksiyonu sayısını hem de hastalık süresini arttırır. Solunan duman burun arkasını orta kulağa bağlıyan östaki borusunu tahriş eder. Bu orta kulaktaki basıncın eşitlenmesini bozan şişme ve tıkanıklığa ve sonuçta ağrı, sıvı birikimi ve enfeksiyona yol açar. Kulak enfeksiyonları çocuk işitme kayıplarının en sık sebebidir. İlaç tedavisine yanıt vermediğinde kulağa tüp takılması gerekir.<br />
Beyin<br />
Hamilelik sırasında ve sonrasında sigara içmiş annelerin çocuklarının sigara içmeyenlerin çocuklarına göre hiperaktivite gibi davranış bozuklukları olması daha olasıdır. Okul performansında ve entellektüel başarıda orta dereceli bir bozulma gösterilmiştir. Kullanılmış sigara dumanı kansere sebep olur.</p>
<p>Çocuğunuzun gelişmesinde ÇSD’nin nasıl zarar verdiğini okudunuz ama ÇSD nedeniyle gelişme riskinin ev dışı kanser sebebi kirlilik nedenlerine göre yaklaşık 100. 000 kat daha fazla olduğunu biliyor muydunuz? ÇSD’nin her yıl 3. 000 den fazla sigara içmeyenin akciğer kanserinden ölmesine neden olduğunu biliyor muydunuz? Bu gerçekler herkes için oldukça alarm vericiyken çocuğunuzun kullanılmış sigara dumanına maruz kalmasını şimdi durdurabilirsiniz.</span></div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Galatasaray'a zehir zemberek faks]]></title>
<link>http://yurdumuzz.wordpress.com/2009/01/22/galatasaraya-zehir-zemberek-faks/</link>
<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 00:11:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>yurdumuzz</dc:creator>
<guid>http://yurdumuzz.wordpress.com/2009/01/22/galatasaraya-zehir-zemberek-faks/</guid>
<description><![CDATA[Samsun Basketbol Kulübü Başkanı Hüseyin Tayıncı, Galatasaray ile oynadıkları maçın ardından Adnan Po]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Samsun Basketbol Kulübü Başkanı Hüseyin Tayıncı, Galatasaray ile oynadıkları maçın ardından Adnan Polat&#8217;a çektiği faksta zehir zemberek açıklamalarda bulundu</p>
<div id="LinkZ">
<p> </p>
<p>Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi&#8217;nin 12. haftasında oynanan Galatasaray &#8211; Samsun Basketbol maçından sonra, Samsun Basketbol Kulübü Başkanı&#8217;ndan Galatasaray&#8217;a ağır suçlama geldi.</p>
<p>Darüşşafaka Ayhan Şahenk Salonu&#8217;nda oynanan Galatasaray&#8217;ın 64-61 kazandığı karşılaşmada, “Karını yatağından alırım” gibi çok ağır hakaretler edildiğini belirten Samsun Basket Kulübü Başkanı Hüseyin Tayıncı, Galatasaray Başkanı Adnan Polat&#8217;a bir faks çekti ve zehir zemberek açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Samsun Basketbol Kulübü Başkanı Hüseyin Tayıncı, Galatasaray maçı öncesi ve sonrası gördükleri muamale karşısında şok olduklarını belirterek, &#8220;Bize yapılanları tüm Galatasaray camiasına mal ediyoruz&#8221;dedi.</p>
<p><strong>Samsun Basket Kulübü Başkanı Hüseyin Tayıncı&#8217;nın resmi siteden yaptığı açıklama şöyle: </strong></p>
<p><strong>&#8220;SUİKASTÇİLER İŞ BAŞINDAYDI </strong></p>
<p>Kırmızı-Beyazlı ekibin Kulüp Başkanı Hüseyin Tayıncı açtı ağzını yumdu gözünü. Başkan konuşmalarına şöyle devam etti: Türkiye Bayanlar Basketbol Birinci Liginde kimsenin beklemediği başarılara imza atan takımımız İstanbul deplasmanına gidince adeta &#8216;BERDEL&#8217; psikolojisiyle karşı karşıya kalıyor. Kafilemiz ve takımımız nereden geleceği belli olmayan kurşunlara karşı ne kadar korunmaya çalışsa da bu işi meslek haline getiren &#8220;SUİKASTÇİLERE&#8221; hedef olmaktan kurtulamıyor&#8221;.</p>
<p><strong>GALİZ KÜFÜRLERE MAHRUZ KALDIK </strong><br />
&#8220;Bu hafta oynadığımız Galatasaray maçında şahsım, yönetim kurulumuz, yöneticilerimizin eşleri, taraftarlarımız galiz küfürlere maruz kalmıştır. Oysaki Samsun&#8217;daki oynanan maçta Galatasaray kafilesini başımızın üstünde ağırladık. Bir tek küfür etmedik. Fakat o kadar küfür edilmesine karşın maçın hakemleri bir tek anons bile yaptırmadan maçı başlattılar. Yöneticilerimize tribünde yer ayrılmadı. Biz de kıvırmıyoruz ve Karadenizliliğin gereğini yerine getirerek, lafı sağa sola çevirmeden bütün yapılanları tüm Galatasaray camiasına mal ediyoduz&#8221;.</p>
<p><strong><span class="HaberBaslik1"><strong>Hüseyin Tayıncı&#8217;nın Galatasaray Başkanı Adnan Polat&#8217;a çektiği faksta şu ifadeler yer aldı:</strong></span></strong></p>
<p><strong>NAMUSLU İNSANLAR</strong></p>
<p>Ne demiş İsmet Paşa: Bu ülkede namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmalı. Bu namus meselesi her ne kadar göreceli bir kavram olsa da yatağından alırım” sözlerinin sarf edildiği ortamda bulunanların bu konuda ne kadar hassas olabileceklerini zatı âlinizin takdirlerine bırakıyorum. Böyle sözler konuşanlarla aynı çatı altında olmayı bırakın, aynı güneşten faydalanmayı bilmek bile camiamıza tiksinti veriyor. Bu NAMUSLU İNSANLAR! bu hafta oynadığımız Galatasaray Cafe Crown müsabakasının başından sonuna kadar taraftarımıza, Yönetim Kurulumuza, Başkanımıza ve hatta eşlerine bile galiz küfürler ederek Şeref Tribünü’nün ismini cilalamışladır.</p>
<p><strong>BİZ NASIL KARŞILADIK?</strong></p>
<p>Bu NAMUSLU İNSANLAR! ligin ilk haftasında oynadığımız müsabaka öncesinde Galatasaray Cafe Crown takımını ilimizde nasıl karşıladığımızı Sayın Mihriban Oğuz ve Sayın Müge Erdem’ e sorsunlar. Bu NAMUSLU İNSANLAR! 3000 kişinin doldurduğu tribünlerden kaç kere küfür edildiğini Sayın Mihriban Oğuz ve Sayın Müge Erdem’e bir sorsular. Bu NAMUSLU İNSANLAR! maçtan bir gün önce saat kaçta misafir takıma idman saati verdiğimizi Sayın Mihriban Oğuz ve Sayın Müge Erdem’e bir sorsunlar. Bu NAMUSLU İNSANLAR! maç sonrası bir taşra kentinden nasıl uğurlandıklarını Sayın Mihriban Oğuz ve Sayın Müge Erdem’e bir sorsunlar. Bu NAMUSLU İNSANLAR! bir taşra kentinde Protokol Tribününde kaç kişilik yer istediklerini ve kaç yöneticinin bu maça geldiğini Sayın Mihriban Oğuz ve Sayın Müge Erdem’e bir sorsunlar.</p>
<p><strong>ONLAR NASIL DAVRANDI?</strong></p>
<p>Ki bu taşrada kurulan ve daha 3 aylık bir geçmişe sahip takımının bulunduğu Şehir, 2009 Bayanlar All-Star Organizasyonu’ nu başarıyla gerçekleştirirken gelen herkesi büyük bir misafirperverlikle karşılamış ve tüm basketbol camiasından da övgü dolu sözler almıştır. Bu bizim için gayet normal bir durumdu aslında. Taşrada misafir başköşeye oturtulur, rahat etmesi için ev ahalisi seferber olur. Ama bize acı gelen bu düşüncede olanların çoktan İstanbul’u terk etmiş olduğuydu. Bu insanlar maçtan önce Türkiye Basketbol Ligi Yönetim Esasları Yönergesinin 13. Bölümündeki 94. Madde uyarınca Misafir Takım Yöneticileri için tahsis edilmesi gereken VIP Tribünündeki 10 kişilik yeri bile ayırmayarak bizleri yanıltmamışlardır. Deplasmanla ilgili zaten çekinceleri bulunmamaktadır. Ne gerek var ki, zaten 10 deplasman maçına 10 yönetici gitmiyor.</p>
<p><strong>ANONS YAPILMADI</strong></p>
<p>Maçta o kadar küfür edilmesine rağmen hakemin anons ettirmeden maçı başlatması acaba Galatasaray Cafe Crown’un daha önceki cezalarından sonra alabileceği cezanın bu kişiler tarafından düşünülmüş olması mıdır acaba? Ama bu hakemler taşraya geldiklerinde sahaya bir (1) tane bile kâğıttan uçak atıldığında füze atılmış muamelesi yaparak adeta kaplan kesiliyorlar. Ha, bir de “oyuncular sayı attığında anons yaparsanız ceza keserim” diyen saha komiserleri de olayın cabası. Kimlerle ve nelerle uğraşıyoruz yani.</p>
<p><strong>HAKEMLERE AĞIR ELEŞTRİ</strong></p>
<p>Sonra da “Hakemlerden adalet beklemenin sahra çölüne kar yağmasını beklemek kadar olası olduğunu” düşünmek yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. SBK aleyhine düdük çalarken “Gece Bekçisi” tonunda ve uzunluğunda çalınan düdükler Galatasaray Cafe Crown aleyhine çalınırken ise “Astım Krizi” tonunda ve kısalığında çalınması dikkatlerimizden kaçmadı. Bu yıl ilk defa TBBL’ de maç yöneten bu hakemler çaldıkları standart dışı düdüklerle maç sonrası teskere almış asker sevinciyle sahadan ayrıldı. Bir de bu hakemlerden biri olası rakiplerimizden Tarsus Belediyespor’un menajerinin eşi olması bizi çok şey söylemek isteyip hiçbir şey söylememeye itiyor. Bu arada, bir de tavsiyede bulunalım. Erkekler Ligi müsabakası yöneten hakemler Bayanlar Ligi müsabakası yönettiğinde maça adapte olamıyor.</p>
<p><strong>GALATASARAY’A MAL EDİYORUZ</strong></p>
<p>Hani bir söz var: “Bu yapılan olayları x takım camiasının tümüne mal etmiyoruz. Kendini bilmez 3-5 taraftarın münferit olayıdır.” diye. Bu sözü söyleyenin asıl anlatmak istediği de tüm camiayı kötülemektir aslında. Biz de kıvırmıyoruz ve Karadenizliliğin gereğini de yerine getirerek lafı sağa sola çevirmiyoruz. Bu yapılanları tüm Galatasaray Camiasına mal ediyoruz.</p>
<p>Saygılarımla</p>
<p>Samsun Basket Kulübü Yönetim Kurulu Adına<br />
Başkan Hüseyin Tayıncı&#8221;</p>
<p><span class="HaberBaslik1">BASKETBOL FEDERASYONU MHK’DEN AÇIKLAMA<img src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//405720090122015253215.jpg" border="0" alt="kullan" hspace="3" vspace="3" width="400" height="590" align="right" /></span></p>
<p>Türkiye Basketbol Federasyonu Merkez Hakem Kurulu (MHK), geçtiğimiz hafta Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi’nde (TBBL) oynanan Galatasaray-Samsun Basketbol maçı sırasındaki olaylar ve Samsun Basketbol Kulübü Başkanı Hüseyin Tayıncı’nın demeçlerine ilişkin basın açıklaması yayınladı.<br />
         MHK basın açıklaması şu şekilde:<br />
         &#8220;17 Ocak 2009 Cumartesi günü İstanbul’da oynanan Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi’ne ait Galatasaray–Samsun Basketbol müsabakası nedeniyle<br />
 Samsun Basketbol Kulübü Sn. Başkanının yaptığı açıklamayı derin bir üzüntüyle karşılıyoruz. Bu müsabakada teknik komiser ve hakemlerimizin her iki takımın<br />
 sporcuları ve kenar yönetimleriyle hiçbir tartışması olmamıştır. İstenmeyen durum, müsabakanın bitmesine 7 saniye kala tribündeki tartışma ve taraftar<br />
 çatışmasıdır. Bu durumda teknik komiser ve hakemlerimiz kuralların gerektirdiği anonsu yaptırmışlar, olayların yatışmasından sonra son 7 saniyeyi tamamlayıp<br />
 oyunu sona erdirmişlerdir.<br />
         Herkesin gözü önünde yaşanan bu istenmeyen durumun sorumluları teknik komiser ve hakemler olmadığı halde Samsun Basketbol Kulübü Sn. Başkanı tarafından yapılan açıklamada yer alan bazı ifadeler fevkalade yakışıksız, bir o kadar haksız ve üzücüdür. Bütün kulüplerimize olduğu gibi Samsun Basketbol Kulübü’ne de saygı duymak istiyoruz. Kem söz sahibine aittir.&#8221;</p>
<p>Milliyet</p>
<p> </p></div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Uykumuzu zehir eden 10 neden]]></title>
<link>http://turkceci.wordpress.com/2009/01/17/uykumuzu-zehir-eden-10-neden/</link>
<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 20:39:59 +0000</pubDate>
<dc:creator>turkceci</dc:creator>
<guid>http://turkceci.wordpress.com/2009/01/17/uykumuzu-zehir-eden-10-neden/</guid>
<description><![CDATA[Gece uyku kalitesini bozan ve dinlenmeyi önleyerek başka sağlık sorunlarına da davetiye çıkaran nede]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2>Gece uyku kalitesini bozan ve dinlenmeyi önleyerek başka sağlık sorunlarına da davetiye çıkaran nedenler sıralandı.</h2>
<div class="textMedBlack">AA</div>
<p><span class="textBodyBlack">İSTANBUL &#8211; “En uyku hangisi?” sorusunun cevabını merak etmeyen yoktur. ‘İyi uyku’yu sadece belirli saatlerle tanımlamak yeterli olmuyor. International Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, ‘iyi uyku’yu, “Kişinin kendini dinlenmiş hissettiği uyku” olarak tanımlıyor.</span></p>
<p>Uykunun süresi ise kişiye özel oluyor. Bazı insanlar 10-12 saat uyudukları halde ‘uykumu alamadım’ derken, bazıları 6 saat uyusa da son derece dinlenmiş bir şekilde uyanabiliyor.</p>
<p>Uluslararası Uyku Cemiyeti’nin sınıflandırmasına göre, 100’e yakın uyku hastalığı bulunuyor. Kaliteli uyku ise başlıca 3 şartı gerektiriyor:<br />
<img src="http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Günlük çalışma ve düşünme fonksiyonları etkilenmemeli<br />
<img src="http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Gün içinde uyku gelmemeli<br />
<img src="http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Uyuklama olmamalı</p>
<p><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><strong> KALİTELİ UYKU CİHAZLARLA ÖLÇÜLEBİLİYOR </strong></span><br />
Günümüzde modern cihazlarla donatılmış uyku laboratuvarlarında, bir kişinin kaliteli uyuyup uyumadığı ölçülebiliyor. International Hospital Uyku Bozuklukları Laboratuvarı’nda kaliteli bir şekilde uyuyan ile uyuyamayanı ayırt ettiklerini belirten Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, “Uykunun dört ya da beşte birinin derin uykuyla geçmiş olması lazımdır. Bu uyku evrelerini belirliyoruz.” diyor.</p>
<p>Günümüzde en sık görülen uyku hastalıkları arasında “uyku apnesi” ve “uykusuzluk” hastalığı geliyor. Toplumda uyku apnesinin görülme sıklığının yüzde 5 olduğu bildiriliyor. Uyku apnesinde kişi, yüzeysel uyku ile uyanıklık arasındadır. Uykusuzluk hastalığında ise ya uykuya dalmada sorun vardır ya da kişi birkaç saat uyuyup uyanır ve sonrasında da uyuyamadan yatağın içinde dönüp durur. Bu durumda derin uyku süresi azalmış olur ve kişi dinlenememiş olarak kalkar.</p>
<p><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><strong> UYKU KALİTESİNİ BOZAN 10 KONU</strong></span><br />
Prof. Dr. Bülent Tutluoğlu, gece uyku kalitesini bozan ve dinlenmeyi önleyerek başka sağlık sorunlarına da davetiye çıkaran 10 nedeni şöyle sıralıyor:<br />
1. Aşırı kilo artışı ve obezite<br />
2. Yapısal bozukluklar (çene yapısı küçük ve arkaya doğrudur)<br />
3. Burun ve boğazdaki yapısal bozukluklar<br />
4. Bazı hipotiroidi (tiroid bezinin az çalışması) hastalığı<br />
5. Astım (Astımlı kişilerde alerji de olduğundan, burun çok iyi çalışamıyor, tıkanıklık ve sinüzit oluşuyor. Buna bağlı olarak hasta burun problemleri de yaşıyor ve apne oluşuyor.)<br />
6. KOAH &#8211; Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı ( KOAH hastalarında uyku apnesi daha sık görülüyor. Uyku sırasında soluk durması sonucu kandaki oksijen düşüyor, ani ölümler oluşabiliyor. Bu sebeple konu ciddi olarak ele alınmalıdır. )<br />
7. Kişiye ait faktörler ( Sigara tüketilmesi, alkol alınması)<br />
8. Kalp hastalıkları ve hipertansiyon (Dirençli hipertansiyonda iki-üç ilaç kullanılmasına rağmen tansiyon kontrol altına alınamıyor. Bu hastalarda alt sebep olarak uyku apnesi olup olmadığı kontrol edilmelidir. Ayrıca kontrol altına alınamayan kalp yetersizliğine de bakılmalıdır.)<br />
9. Cinsel fonksiyon bozuklukları<br />
10. Ense kalınlığı</p>
<p><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><strong> HORLAYAN KOCANIN TANISINDA, EŞLERİN İFADESİ ÖNEMLİ!</strong></span><br />
Horlama sorunu erkeklerde daha sık görülmesine rağmen menopozdan sonra kadınlarda da rastlanabiliyor. Bu durumda eşler horlamadan dolayı uyuyamıyor, rahatsız oluyor ve yatakları ayırıyorlar. Horlama sorunu olan erkeklere tanı koymada, eşlerinin ifadeleri büyük önem taşıyor. Uyku apnesi olan kişilerde vücudun üst kısmında terleme, sık idrara çıkma, ağız kuruluğu, sabahları baş ağrısı oluyor ve kişi uykusunu alamamış olarak kalkıyor.</p>
<p><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><strong> KİLO VERMEK ÇÖZÜM OLABİLİYOR</strong></span><br />
Kişide klinik olarak uyku apnesinden şüpheleniliyorsa, ‘polisomnografi’ denilen uyku testine ihtiyaç duyulabiliyor. Bu durumda hastanın bir gece uyku laboratuvarında kalması gerekiyor. Bu test sırasında vücudun çeşitli bölgelerine elektrotlar bağlanıyor. Elektrotlar kişinin göğsüne kalp ritmini ölçmek için takılırken, kol, bacak ve göğüs hareketleri, horlaması, soluk alıp vermesi takip edilerek gece boyunca video çekimi yapılıyor. Bunların sonunda da bir değerlendirme yapılıyor. Değerlendirmenin dereceleri olarak yapılıyor. Hafif apnede kilo verme, bazen ağız içi cihazlar ya da cerrahi müdahale gerekebiliyor. Apnede, sırt üstü yatarken şikayetler daha fazla artıyorsa, buna karşı önlemler de alınabiliyor.</p>
<p>Orta ve ağır seviyeli apnede gün boyu uyuklamalar oluyor ve kandaki oksijen basıncı düşüyorsa hastaya ‘CPAP’ denilen cihaz veriliyor. Bu cihaz, hastaya gece boyunca bir maske yardımıyla basınçlı hava veriyor. Çünkü apne üst solunum yollarında daralma ve tıkanmaya bağlı oluşuyor. Bu cihaz ile hastanın soluğunun durması (apne) ve yavaşlaması (hipopne) engellenmiş oluyor.</p>
<p><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><strong> SOLUK KESİLMESİNİ ÖNLEYEN CİHAZLAR HAYAT KURTARIYOR </strong></span><br />
CPAP adı verilen cihazın manuel ve otomatik olmak üzere iki türü bulunuyor. Manuel cihazda, hangi basınçta apne ve hipopnenin ortadan kalktığının bilinmesi gerekiyor. Bu nedenle hastaya uygun değerlerin bilinmesi ve cihazın hastaya uygun basınçta kullanılması gerekiyor. Yaşam boyu kullanması gereken cihaz, hasta 15-20 kilo verdikten sonra tekrar değerlendiriliyor. Sensörü sayesinde basıncı kendi ayarlayan otomatik cihaz, daralma ve tıkanmayı açıyor. Hasta kilo verdikten sonra da apne ya da hipopne gelişiyorsa cihaz basıncı düşürüyor. Ancak hasta bu durumda, cihazı yüksek basınca ayarlarsa gece rahatsız oluyor.</p>
<p><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><strong> GÖZLER AÇIKKEN DE UYANABİLİYOR</strong></span><br />
Halk arasında ‘uyurgezerlik’ olarak bildiğimiz durum da bir uyku hastalığıdır. Bu hastaların gözleri açıktır, ama aslında bu sırada uyuyorlardır. Uyurgezer hasta, uykunun herhangi bir zamanında yatağından kalkıp, arabasına binip, alışveriş yaparak dönebilir ve bunu hatırlamayabilir. Literatürde bu tarz çok sayıda uyurgezer vakalarına rastlanıyor.</p>
<p><span style="font-family:Verdana;font-size:x-small;"><strong> UYKU TERÖRÜNDE, HASTA EŞİNİ DÖVEBİLİYOR </strong></span><br />
Uyku terörü hastalığında ise hasta, uyanmadan uyku sırasında kalkıyor ve eşini dövmeye başlıyor ya da eşyaları kırıyor. Uykuda yemek yeme hastalığında da hasta uyku sırasında yemek yiyor ancak hatırlamıyor.<br />
En çok görülen diğer uyku hastalıkları arasında şunlar bulunuyor:<br />
<img src="http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Uykusuzluk<br />
<img src="http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Parasomnia: Uykuya dalarken kaslarda kasılma olur. Buna karabasan ya da uyku felci de denebilir.<br />
<img src="http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif" border="0" alt="*" hspace="1" vspace="1" width="7" height="7" /> Narkolepsi: Apne değildir. Kişi, gün boyu aşırı uykulu olur, kafası düşer ve uyuklar.</p>
<p>http://www.ntvmsnbc.com/news/472291.asp</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ev konservelerinde 'zehir' riski]]></title>
<link>http://blackdark.wordpress.com/2008/11/18/ev-konservelerinde-zehir-riski/</link>
<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 04:16:46 +0000</pubDate>
<dc:creator>blackdark</dc:creator>
<guid>http://blackdark.wordpress.com/2008/11/18/ev-konservelerinde-zehir-riski/</guid>
<description><![CDATA[Uzmanlar, evde yapılan konservelerin ölüm oranı yüksek olan bir tür zehirlenmeye yol açabileceğini a]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Uzmanlar, evde yapılan konservelerin ölüm oranı yüksek olan bir tür zehirlenmeye yol açabileceğini a]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türk Kızının Tipik Özelikleri ]]></title>
<link>http://blackdark.wordpress.com/2008/10/25/turk-kizinin-tipik-ozelikleri/</link>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2008 18:52:55 +0000</pubDate>
<dc:creator>blackdark</dc:creator>
<guid>http://blackdark.wordpress.com/2008/10/25/turk-kizinin-tipik-ozelikleri/</guid>
<description><![CDATA[1-Tipik türk kızı 1.90 boyunda, manken fiziğinde yakışıklı, kariyeri ve iyi bir eğitimi olan zengin ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[1-Tipik türk kızı 1.90 boyunda, manken fiziğinde yakışıklı, kariyeri ve iyi bir eğitimi olan zengin ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[20 yılda yedi gercek]]></title>
<link>http://blackdark.wordpress.com/2008/10/24/20-yilda-yedi-gercek/</link>
<pubDate>Fri, 24 Oct 2008 23:16:44 +0000</pubDate>
<dc:creator>blackdark</dc:creator>
<guid>http://blackdark.wordpress.com/2008/10/24/20-yilda-yedi-gercek/</guid>
<description><![CDATA[Budist rahipler, artık yetiştiğini düşündükleri bir öğrencilerini, yola çıkmadan önce çağırdılar. ba]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Budist rahipler, artık yetiştiğini düşündükleri bir öğrencilerini, yola çıkmadan önce çağırdılar. ba]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ask Max]]></title>
<link>http://maxattitude.wordpress.com/2008/10/07/ask-max/</link>
<pubDate>Tue, 07 Oct 2008 12:08:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>maxattitude</dc:creator>
<guid>http://maxattitude.wordpress.com/2008/10/07/ask-max/</guid>
<description><![CDATA[GENDER NEUTRAL PRONOUNS Chris asked Max on September 29, 2008: I need you to do me and the English l]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p class="MsoNormal"><strong>GENDER NEUTRAL PRONOUNS</strong></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US"><strong>Chris asked Max</strong></span><span lang="EN-US"><strong> </strong>on September 29, 2008:</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">I need you to do me and the English language a favour. Can you come up with a gender neutral singular pronoun? When I write, I tend to use &#8216;he&#8217; and &#8217;she&#8217; in equal balance for gender-unspecified singular persons.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">I see how and why you would object to this, and I think I do, too. I think this is an interesting exposure of how gender specific language is. Even when the gender isn&#8217;t specified, the rules of English compel us to specify one of two genders. Hey look! A microcosm of society!</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Problem being, most people solve this (or commit a grammatical error) by referring to ungendered singular persons as &#8216;they&#8217;, which is grammatically incorrect. English specifies three pronouns here: &#8216;he&#8217; or &#8217;she&#8217; for singular, and &#8216;they&#8217; for plural.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">I would like to know your thoughts, as a writer and queer activist, on how to solve this dilemma. It is curious that the answer might be the problem. Perhaps &#8216;they&#8217;, ungendered and plural, is fittingly applied to catch gender identity in its plural state. I don&#8217;t feel that pluralising gender is any kind of solution, though. Just because you are not male or female, does not mean that you are both male and female. As I understand it, a lot of the notion of queer gender is not deciding between male and female, or even finding a middle ground, but perhaps associating with an &#8216;other&#8217; that isn&#8217;t traditionally recognised. I am ignorant of the current thought on this. I am ignorant of your thoughts on this.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">So, solve my linguistic riddle and assuage my grammatical conscience.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Chris</span></p>
<p class="MsoNormal"> </p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US"><strong>Max replied:</strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">ah yes indeed &#8211; English does force us into this unfortunate situation. As you have drawn attention to, by forcing us to <em>choose</em>, English (as a language/system) reinforces/perpetuates the gender binary we see in <em>everydaylife</em>. However there are gender neutral pronouns (neologisms) available. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">A trendy set of gender neutral pronouns which are used by trans/gender theorists (including me &#38; <strong>Kate Bornstein</strong>) is <strong>ze/ hir</strong></span><span lang="EN-US">, as in </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">he, she, <strong>ze</strong> / him, her, <strong>hir</strong> / his, hers, <strong>hirs</strong></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">which is pretty sweet in writing because it doesn&#8217;t look too weird (though weird enough), but obviously is a bit problematic in speech (hir sounding the same as her), but I&#8217;m ok with this. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US"><strong>Michael Spivak</strong> suggests and uses the pronouns <strong>ey/ em</strong>, as in a singular of they/ them, but to me this sounds and looks too weird and people probably won&#8217;t know what the fuck you are doing / you can lose the meaning of the whole thing (ze/ hir does look like a pronoun).</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Also,<strong> Del LaGrace Volcano</strong> uses <strong>herm/ herm&#8217;s</strong> &#8211; I think that&#8217;s pretty cool too. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Volcano says: “Herm is a term that works in some instances better than others. Her and him equals herm, it’s also short for HERMaphroDYKE and is a play on words. I also use male pronouns in my everyday life because that is the gender people see and I don’t have the time or energy to educate every person I meet, some of whom might want to cause me harm if they knew I was a transgendered intersexed queer! However, since what people see is not just a ‘man’ but what looks to them like a short chubby gay man using male pronouns does not guarantee physical safety.” (in <strong>G3</strong> Magazine, September, 2008)</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">All of these however I fear you might not be able to get away with in &#8216;official&#8217; / formal / legal writing. In which case, I recommend (politically) that you use the feminine <strong>she/her</strong> throughout. This is because in <em>theworl</em><em>d</em> at large</span><span lang="EN-US"> the masculine/male is considered universal. So by using the feminine, you put women back in (to writing/&#8217;reality&#8217;). By using both, I fear (politically) it comes across as &#8216;equal&#8217;, when things aren&#8217;t.<span> (This is also the case (problem) with s/he or (s)he, although there are instances where this may be more appropriate). </span>That is, even if you always used only feminine pronouns, you would not come close to making even the number of feminine and masculine pronouns in use.</span></p>
<p class="MsoNormal">When/If you are using it as a universal, I think ze/ hir serves the purpose very well &#8211; it draws attention to the way the English language forces us to choose, and defies this expectation. At the same time, if you are referring to some<strong>one</strong> specifically, ask them. It&#8217;s not always obvious which pronoun a person would like to use, and not your place to assume or guess.</p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Queer love,</span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="EN-US">Max</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Rapozof - Adıma Saygı Duy]]></title>
<link>http://rapsitem1.wordpress.com/2008/09/24/rapozof-adima-saygi-duy/</link>
<pubDate>Wed, 24 Sep 2008 02:08:11 +0000</pubDate>
<dc:creator>rapsitem1</dc:creator>
<guid>http://rapsitem1.wordpress.com/2008/09/24/rapozof-adima-saygi-duy/</guid>
<description><![CDATA[Rapozof &#8211; Adıma Saygı Duy Rapozof &#8211; Adıma Saygı Duy Rapozof &#8211; Akıl Verme Rapozof ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Rapozof &#8211; Adıma Saygı Duy</p>
<p>Rapozof &#8211; Adıma Saygı Duy<br />
Rapozof &#8211; Akıl Verme<br />
Rapozof &#8211; Arızalı Rapçiler (feat. Sansar)<br />
Rapozof &#8211; Bana Küsün<br />
Rapozof &#8211; Biçilmiş Kaftan<br />
Rapozof &#8211; Horlama Hırla<br />
Rapozof &#8211; Kurgusuz Bilim (feat. Patron)<br />
Rapozof &#8211; Tükenmez Kalem (feat. Saian)<br />
Rapozof &#8211; Ütopik Zehir (feat. Da Poet)<br />
Rapozof &#8211; Yak Yazdıklarımı<br />
Rapozof &#8211; Yalan Makinesi<br />
Rapozof &#8211; Yek Kişilik</p>
<p><a target="_blank" href="http://www.rapsitem.net">TIKLA İNDİR </a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zehir]]></title>
<link>http://tarihikayeler.wordpress.com/2008/08/25/zehir/</link>
<pubDate>Mon, 25 Aug 2008 08:07:23 +0000</pubDate>
<dc:creator>Admin</dc:creator>
<guid>http://tarihikayeler.wordpress.com/2008/08/25/zehir/</guid>
<description><![CDATA[Uzun yıllar önce Çinde Li-Li adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşa]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignleft" style="cursor:0;" src="http://www.highsafety.com/hsl/Resources/Services/AuditsInspections/images/poison.jpg" alt="http://www.highsafety.com/hsl/Resources/Services/AuditsInspections/images/poison.jpg" width="151" height="210" /></p>
<p>Uzun yıllar önce Çinde Li-Li adlı bir kız evlenir ve aynı evde kocası ve kaynanası ile birlikte yaşamaya başlar. Lakin kısa bir süre sonra kayınvalidesi ile geçinmenin çok zor olduğunu anlar. İkisinin de kişiliği tamamen farklıdır bu da onların sık sık kavga edip tartışmalarına yol açar. Bu Çin geleneklerine göre hoş bir davranış değildir ve çevrenin oldukça tepkisini alır.</p>
<p>Birkaç ay sonra bitmez tükenmez gelin kaynana kavgalarından ev, onun ve kayınvalidesi ile arada kalan eşi içinde cehennem haline gelmiştir. Artık bir şeyler yapmak gerektiğine inanan genç kadın doğru babasının eski bir arkadaşı olan baharatçıya koşar ve derdini anlatır. Yaşlı adam ona bitkilerden yaptığı bir ilaç hazırlar ve bunu 3 ay boyunca her gün azar azar kaynanası için yaptığı yemeklerin içine koymasını söyler. Zehir az az verilecek, böylece onu gelininin öldürdüğü belli olmayacaktır. Yaşlı adam genç kadına kimsenin ve eşinin şüphelenmemesi için kaynanasına çok iyi davranmasını ona en güzel yemekleri yapmasını söyler.<!--more--></p>
<p>Sevinç içinde eve dönen Li-Li yaşlı adamın dediklerini aynen uygular. Her gün en güzel yemekleri yaparak kaynanasının tabağına azar azar zehri damlatıyordu. Kimseler şüphelenmesin diye de ona çok iyi davranıyordu. Bir süre sonra kayınvalidesi de çok değişmişti ve ona kendi kızı gibi davranıyordu. Evde artık barış rüzgârları esiyordu. Genç kadın kendisini ağır bir yük altında hissetti yaptıklarından pişman bir vaziyette baharatçı dükkânının yolunu tuttu ve yaşlı adama şu ana kadar kaynanasına verdiği zehirleri onun kanından temizleyecek bir iksir için yalvardı. Yaşlı kadının ölmesini artık istemiyordu. Yaşlı adam yaşlı gözlerle karşısında konuşup duran Li-Li ye baktı ve kahkahalarla gülmeye başladı.</p>
<p>Sevgili Li-Li dedi;</p>
<p>Sana verdiklerim sadece vitaminlerdi. Olsa olsa kayınvalideni sadece daha da güçlendirdin hepsi bundan ibaret. Gerçek zehir ise senin beyninde olandı. Sen ona iyi davrandıkça oda dağıldı ve yerini sevgiye bıraktı böylece siz gerçek bir ana kız oldunuz dedi.</p>
<p>Eski bir Çin atasözü şöyle der: &#8220;Gül veren elde gül kokusu kalır&#8221;</p>
<p>Sevilen insan sevgisini insanlara veren insandır.</p>
<p>İçinizde bir damlacık bile zehir olmaması dileklerimle ..</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
