<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>zekat &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/zekat/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "zekat"</description>
	<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 04:55:26 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Zekatın topluma ekonomik, sosyal ve çevresel katkısı nasıl arttırılabilir?]]></title>
<link>http://baskabirdunya.wordpress.com/2009/11/27/zekatin-topluma-ekonomik-sosyal-ve-cevresel-katkisi-nasil-arttirilabilir/</link>
<pubDate>Fri, 27 Nov 2009 11:19:40 +0000</pubDate>
<dc:creator>aysegulguzel</dc:creator>
<guid>http://baskabirdunya.wordpress.com/2009/11/27/zekatin-topluma-ekonomik-sosyal-ve-cevresel-katkisi-nasil-arttirilabilir/</guid>
<description><![CDATA[Herkese mutlu bayramlar öncelikle! Hazır gün bayram iken ben de ne zamandır nasıl daha verimli hale ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Herkese mutlu bayramlar öncelikle!</p>
<p>Hazır gün bayram iken ben de ne zamandır nasıl daha verimli hale getirilebilir diye düşündüğüm bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Amaç sizlerin de fikirlerini alıp, çözüm önerileri yaratabilmek.</p>
<p>Konuya gelirsek, zekata değinmek istiyorum bugün.</p>
<p>Aslında her şey geçen bayramda dedeme sosyal girişimciliğin ne olduğunu anlatmaya çalışırken başladı. Örnek olarak da Muhammed Yunus&#8217;un Bangladeş&#8217;te başlattığı mikro kredi uygulamasını vermiştim.  Dedemden gelen yorum çok ilginçti ve benim uzun zamandır konu üzerine düşünmemi sağladı. Dedemin sosyal girişimcilik hakkındaki ilk yorumu ana hatlarıyla şöyleydi:</p>
<p>&#8220;Ama bu yeni bir kavram değil ki. Tarihte hep olmuş bizimde karınca kararınca katkıda bulunmaya çalıştığımız bir şey. Hatta ben zekatı nasıl daha etkili bir şekilde verebilirim diye düşünüyorum. Keşke benim zekat verdiğim kişi bir sene sonra zekat verebilecek duruma gelse. Bu bir sene boyunca da ben kendisi ile istediği zaman tecrübelerimi paylaşabilsem.&#8221;</p>
<p>Dedemin hedeflediği yardım etmeye çalıştığı insanlara balık vermektense, balık tutmayı öğretmekti. Ve bunu da neredeyse bir iş meleği mantığı ile yapabilmek!</p>
<p>İşte o günden beri kafamı kurcalayan soru, zekat vererek topluma katkı sağlamak isteyen insanlara nasıl yol gösterilebilir ? Bu katkının topluma ekonomik, sosyal ve çevresel geri dönüşü nasıl sağlanabilir?</p>
<p>İnternet de zekat hakkında biraz gezindiğiniz de çok fazla tartışmalar bulunuyor vergi-zekat çerçevesinde. Ben bu tartışmalara girmeden Türkiye&#8217;de 2004&#8242;de başlayan bir uygulamadan bahsetmek istiyorum.</p>
<p><a href="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/472069.asp" target="_blank">Ntvmsnbc&#8217;de 14 Ocak&#8217;ta</a> yayınlanan habere göre 2004 yılında fakirlere yardım amacıyla gıda, temizlik malzemesi, giyecek ve yakacak maddesi bağışlayan şahıs ve şirketlerin daha az vergi ödemesinin yolu açıldı. Kuruluş sözleşmesinde gıda bankacılığı yazan vakıf ve derneklere bağış cazip hale getirildi. Bağışın tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilebildiği gıda bankacılığı yapan kuruluşların “Kamu yararına çalışan kuruluş (KYÇK)”olması da gerekiyor. Böylece vergi yerine zekat vermek isteyenler için son 4 yıldır adres gıda bankacılığı yapan kuruluşlar oluyor. İSMMMO’nun araştırmasına göre gayri resmi yardımların da eklenmesiyle Türkiye’de son 5 yılda 8 milyar TL’lik yardım ekonomisi oluştu. 2004’te gıda bankacılığına yüzde 100 vergi teşviki getirilmesinin ardından Türkiye’de 20 gıda bankacılığı derneği kuruldu.</p>
<p style="text-align:center;"><img class="aligncenter" src="http://www.bestkartne.com/images/losev-gida-bankasi-bagislarinizi-bekliyoruz.png" alt="" width="250" height="334" /></p>
<p>KYÇKların vergiden muaf olmaları konusunda  İSMMMO başkanı Yahya Arıkan&#8217;ın sözleri ilginç:</p>
<p>&#8220;Teşvik STK’ların geneli için sağlanmalı ve belirleyici mekanizma siyasi tercihlere bırakılmamalı. Statünün verildiği kuruluşlarla ilgili siyasi tercihlerin etkili olması endişesi yanı sıra insan hakları başta olmak üzere bazı alanlarda faaliyet gösteren örgütlere bu statünün verilmediği ve KYÇK sayısının gereken seviyenin çok gerisinde kaldığı açık.&#8221;</p>
<p>Ancak bu post ta tartışmak istediğim nokta KYÇK&#8217;ların vergiden muaf olmaları konusunda değil. Bu tamamen farklı bir tartışma konusu.</p>
<p>Benim üzerine düşünmek sizin de tartışmaya katılmanızı istediğim konu, Türkiye&#8217;de yardım alanında önemli etkisi bulunan zekatların profesyonel anlamda yönetilip, katkı alanının genişletilebilmesi için gıda bankalarının yeterli olup olmadığı ve bu konuda neler yapılabilir sorusu.</p>
<p>İlginç olarak gıda bankaları hakkında daha önce Türkiye&#8217;de neler olup bittiğine bakmıştım. Çünkü İspanya&#8217;da gayet iyi işleyen bir sistem. Türkiye&#8217;den farklı olarak esas yardım sağlayıcılar şirketler. Diğer bir fark ise ülke çapında plan ve denetim yapan <a href="http://www.fesbal.org/index.php" target="_blank">gıda bankası federasyonunun</a> bulunması. Bu gıda bankalarının daha kontrollü ve etkili çalışmalarını sağlamakta. Aynı zaman da gıda bankaları <a href="http://www.eurofoodbank.org/eng/index.htm" target="_blank">Avrupa federasyonu</a> ile de birbirlerine bağlanmış durumdalar. Böylelikle tecrübelerin paylaşılması, gıda bankalarının birbirlerinden öğrenmesi ve etki alanlarının genişletilmesi sağlanmakta.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ki duruma baktığımızda zekat gibi bireylerden gelen önemli bir finansal yardım gıda bankalarına aktarılmakta. Kurulan 20 derneğin -2007 yılı beyannamelerine göre- aldıkları yardım ve bağış miktarı yıllık en az 897 bin TL oldu. Yılda ortalama 897 bin TL yardımı paylaştıran 20 derneğin her yıl bu miktardaki yardımı yönettiği dikkate alındığında 2003’ten sonra 4 milyon 485 bin TL’lik ‘gıda bankacılığı’ sektörü oluştuğu ortaya çıktı.</p>
<p style="text-align:center;"><img class="aligncenter" src="http://www.gidabankasi.org/images/gida5.JPG" alt="" width="356" height="267" /></p>
<p style="text-align:center;">
<p>Gıda bankaları daha etkili bir yöntem ile çalışırsa sağladıkları bu yardımı hali hazırda bulunan şirketlerden sağlamaları mümkün. Böylelikle zekat yardımları katkı değeri yüksek projelerde kullanılabilir.</p>
<p>Bunun yanı sıra Türkiye&#8217;de gıda bankalarının plan ve denetimini sağlayan bir kurum/federasyon bulunmamakta. Avrupa Federasyonu&#8217;na üye olan hiç bir gıda bankası da yok.</p>
<p>Özetlemem gerekirse;</p>
<ul>
<li>2004&#8242;deki KYÇK hakkında yapılan son uygulamadan sonra gördüğümüz gibi zekat yardım ekonomisinde önemli bir yer tutuyor.</li>
<li>Planlı ve denetlenebilir bir yönetim sonucu bu miktar topluma sosyal, ekonomik ve çevresel anlamda büyük katkılar sağlayabilir.</li>
<li>Ancak gıda bankaları planlı yönetim ve geniş etki alanı için yeterli değiller.</li>
</ul>
<p>Peki bu alanda neler yapılabilir? Benim ilk aklıma gelenler:</p>
<ul>
<li>Bu miktar hali hazırda işleyen mikro kredi projelerine aktarılabilir.</li>
<li>Bağımsız olarak, bu tür projeleri etkili bir şekilde yönetecek bir kurum altında kurulan komisyonlar, topluma katkı değeri daha yüksek bir şekilde yardım etmek isteyen insanlara yol gösterebilirler. Toplumdaki önemli ihtiyaç alanları belirlenip, bu konuda projeler hazırlanıp, yardım edilen miktarın topluma geri dönüşü arttırılabilir.</li>
</ul>
<p>Sizin de bu konu ile ilgili çözüm önerileriniz varsa dinlemekten çok mutlu olurum.</p>
<p>Mutlu bayramlar tekrar <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[What is Zakat]]></title>
<link>http://findislam.wordpress.com/2009/10/23/what-is-zakat/</link>
<pubDate>Sat, 24 Oct 2009 00:28:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>findislam</dc:creator>
<guid>http://findislam.wordpress.com/2009/10/23/what-is-zakat/</guid>
<description><![CDATA[Zakāh: (Arabic: زكاة‎ , sometimes &#8220;Zakāt/Zekat&#8221;) or &#8220;alms giving&#8221;, one of th]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>Zakāh:</strong> (<a title="Arabic language" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Arabic_language">Arabic</a>: زكاة‎ , sometimes <em>&#8220;Zakāt/Zekat&#8221;</em>) or &#8220;alms giving&#8221;, one of the <a title="Five Pillars of Islam" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Five_Pillars_of_Islam">Five Pillars of Islam</a>, is the giving of a small percentage of one&#8217;s possessions (surplus wealth) to charity generally to poor and needy Muslims individual. It is often compared to the system of tithing and alms, but it serves principally as the <a title="Welfare (financial aid)" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Welfare_%28financial_aid%29">welfare</a> contribution to poor and deprived Muslims, although others may have a rightful share. It is the duty of an Islamic community not just to collect zakat but to distribute it fairly as well.</p>
<p>Zakat is sometimes refers as <a title="Sadaqah" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Sadaqah">sadaqah</a> and its plural, <a title="Sadaqah" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Sadaqah">sadaqat</a>. Generally the Sharing of wealth is called zakat whereas the sadqat could be sharing of wealth as well sharing of happiness among God&#8217;s creation such as saying kind words or smile at someone or take care of animals or environments etc.</p>
<p>Zakat or sadqah is worship in Islam a means of spiritual purification. It is not a tax burden but serves as socio-financial system of Islam by re-distributing the wealth among poor and needy.</p>
<p>There is no disagreement among Muslims about the obligatory nature of zakat throughout the Islamic history, denying Zakat equals denying the Islamic faith. The Muslim jurists differ on many details of zakat, each has his own opinion and arguments. These difference of opinion may include rate, the exemptions, the kinds of wealth that are zakatable. Zakatable is type of excess wealth, or assets that are the subject of zakat according to Islamic examples and directives, For example, some scholars consider the wealth of children and insane individals zakatable, others don&#8217;t. Some scholars consider all agricultural products zakatable, others restrict zakat to specific kinds only. Some consider debts zakatable others don&#8217;t. Similar differences exist for business assets and women&#8217;s jewelry. Some require certain minimum <a title="Nisab" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Nisab">nisab</a> for zakatability, some don&#8217;t. etc. The same kind of differences also exist about the disbursement of zakat.</p>
<p>There is an agreement among Muslim jurists that zakat is obligatory on the Muslim who has reached puberty, who is sane, who is free, and who owns the minimum assigned, <a title="Nisab" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Nisab">nisab</a>. Disagree on whether it is compulsory on the funds (liquid possessions) of the child and the insane individual. Muslims jurists have agreed that zakat, as an obligation of Islam, is not required from non-Muslims.</p>
<p>The Qur&#8217;an does not provide the definition of zakatable wealth nor does it provide the required percentages in zakat. It is left to <a title="Sunnah" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Sunnah">Sunnah</a> to give, by example or by directives. It must be realized, however, that the Qur&#8217;an mentions a few kinds of zakatable possessions (assets), such as gold and silver, crops and fruits, earnings of trade and other business enterprises and what is drawn from beneath the earth (natural resources).</p>
<p>Muslims fulfill this religious obligation by giving a fixed percentage of their surplus wealth. Zakat has been paired with such a high sense of righteousness that it is often placed on the same level of importance as offering <a title="Salat" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Salat">Salat</a>.<sup> </sup>Muslims see this process also as a way of purifying themselves from their greed and selfishness and also safeguarding future business. In addition, Zakat purifies the person who receives it because it saves him from the humiliation of begging and prevents him from envying the rich. Because it holds such a high level of importance the &#8220;punishment&#8221; for not paying when able is very severe. In the 2nd edition of the <em>Encyclopaedia of Islam</em> it states, &#8220;&#8230;the prayers of those who do not pay zakat will not be accepted&#8221;.</p>
<p>There are two categories of charities in Islam &#8211; obligatory and voluntary</p>
<p><strong>Obligatory</strong></p>
<ul>
<li>Zakat on gold, silver currency and jewelry</li>
<li>Zakat on cash or its equivalent such as bonds, shares of joint companies etc.</li>
<li>Zakat on rented buildings, plants (factory), and fixed capital</li>
<li>Zakat on commercial assets such as inventories, work in process etc.</li>
<li>Zakat on livestock</li>
<li>Zakat on agriculture &#8216;Ushr</li>
<li>Zakat on honey and animal products</li>
<li>Zakat on mining and fishing</li>
<li>Almsgiving on self Sadaqatul fitr (fast-breaking zakah)</li>
</ul>
<p><strong>Voluntary</strong></p>
<ul>
<li>Donation to build Mosques and Schools</li>
<li>Helping Non-Muslim</li>
</ul>
<h2><span id="Minimums_and_amounts">Minimums and amounts</span></h2>
<p>It is not written anywhere in the Qur&#8217;an of a specific amount, in fact it goes so far to specifically say that there is no specific amount or rate however most Muslims pay 2.5% of their income as is specified in the Books of Bukhari and Muslim. It is an obligation on Muslims to pay <sup>1</sup>/<sub>40</sub> (2.5%) of the wealth which they have had for a full <a title="Lunar year" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Lunar_year">lunar year</a>, <sup>1</sup>/<sub>40</sub> (2.5%) of goods used for trade, and 5% or 10% of certain type of harvests depending on irrigation. Exempt from Zakat are a person&#8217;s house and personal transportation.</p>
<p>Zakat is not mandatory on harvest if the total did not reach the minimum limit (nisāb) of about 653 kilograms of crops, nor on gold amounts if the owner has less than 85 grams of gold or less than 595 grams of silver.</p>
<p>The Qur&#8217;an specifies that Zakat should be paid upon receipt of income in the passage 6:141 &#8220;Eat from their fruits, and give the due alms on the day of harvest&#8221;. However most Muslims calculate and pay their Zakat at the end of the Lunar year as said above. In some communities this is frowned upon.</p>
<h2><span id="Who_is_entitled_to_receive_Zakat">Who is entitled to receive Zakat</span></h2>
<p>Eight catergory of individual may received the zakat, Noble Quran (9:60)</p>
<ul>
<li>1. The needy &#8211; Fuqara&#8217;</li>
<li>2. Extremely poor Muslims &#8211; Al-Masakin</li>
<li>3. Those employed to collect &#8211; Aamileen</li>
<li>4. Those whose hearts are to be won &#8211; Muallafatul Quloob</li>
<li>5. To free the captives &#8211; Ar-Riqaab</li>
<li>6. Those in debt &#8211; Al Ghaarimeen</li>
<li>7. In the way of Allah &#8211; Fi Sabeelillah</li>
<li>8. Wayfarer &#8211; Ibnus-Sabeel</li>
</ul>
<p>As a general rule, the receipinet must be a Muslim living individual who does not possess wealth equal or an excess of a prescribed threshold amount <a title="Nisaab (page does not exist)" href="http://en.wikipedia.org/w/index.php?title=Nisaab&#38;action=edit&#38;redlink=1">Nisaab</a></p>
<h2><span id="Ineligible_Recepient">Ineligible Recepient</span></h2>
<p>The following recipients are not eligible to receive the obligatory due (Zakat)</p>
<ul>
<li>A Non-Muslim (most cases)</li>
<li>Descendants of the family of Prophet</li>
<li>On behalf of a deceased person for shrouding, burial or payment of debts</li>
<li>To an organization for construction or maintainance of Mosque, School and similar projects</li>
</ul>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zekat]]></title>
<link>http://kutubusitte.wordpress.com/2009/10/05/zekat/</link>
<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 09:25:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>darsanem</dc:creator>
<guid>http://kutubusitte.wordpress.com/2009/10/05/zekat/</guid>
<description><![CDATA[ ZEKÂTIN FARZİYYETİ, TERKEDENİN GÜNAHI 1985 &#8211; İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="font-size:x-small;font-family:Verdana;"> ZEKÂTIN FARZİYYETİ, TERKEDENİN GÜNAHI</p>
<p>1985 &#8211; İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hz. Muâz (radıyallâhu anh)&#8217;ı Yemen&#8217;e gönderdi. (Giderken) ona dedi ki:</p>
<p>&#8220;Sen EhI-i Kitap bir kavme gidiyorsun. Onları davet edeceğin iIk şey AIIah&#8217;a ibâdet olsun. AIIah&#8217;ı tanıdılar mı, kendilerine AIIah&#8217;ın zekâtı farz kılmış olduğunu, zenginlerinden alınıp fakirlerine dağıtılacağını onlara haber ver. Onlar buna da ittaat ederlerse kendilerinden zekatı aI. Zekat alırken halkın (nazarlarında) kıymetli olan mallarından sakın. Mazlumun bedduasını almaktan kork. Zira AIIah&#8217;la bu beddua arasında perde mevcut değildir.</p>
<p>Buhâri, Zekât 1, 41, Sadaka 1, 63, Mezâlim 9, Megazi 60, Tevhid 1; Müslim, İmân 31, (19); Tirmizi, Zekât 6, (625); Ebü Dâvud, Zekât 4, (1584); Nesai, Zekât 46, (5, 55).</p>
<p>1986 &#8211; Hz. Ebü Hüreyre ve Hz. Câbir (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Deve, sığır veya davar sâhibi olup da, bunlardaki Allah&#8217;ın hakkını eda etmeyen herkese Kıyamet günü, bu mallar, olduğundan daha çok ve mümkün olduğunca iri ve şişman olarak geleceklerdir. Adam, onlar için, düz ve geniş bir yere oturtulacak, hayvanlar bacakları ve tabanlarıyla onun üzerinden geçecekler. Geçiş sırasında boynuzlarıyla tosluyacaklar ve ayaklarıyla ezecekler. İçlerinde boynuzsuz veya boynuzu kırık biri bulunmayacak. Bu şekilde sonuncusu da onun üzerinden geçince, birincisi aynı geçişe tekrar başlayacak. Mahlükatın hesabı tamamlanıp hüküm verilinceye kadar bu hâI devam edecek.</p>
<p>Keza &#8220;kenz&#8217;‚ (hazine) sâhip olup da ondaki (AIIah&#8217;ın) hakkını ödemeyen herkese, Kıyamet günü hazinesi, dazlak başlı bir yılan olarak gelecek, ağzını açıp peşine düşecektir. Yılan yaklaştıkça adam ondan kaçacak. Sonunda yılan ona:</p>
<p>&#8220;Gizlediğin hazineni aI! Ben ondan müstağniyim!&#8221; diye bağırır. Adam, neticede yılandan kaçma çaresinin olmadığını anlayınca, elini ağzına sokar. Yılan da onu, aygırın (alafı) kemirmesi gibi kemiriverecek.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Zekât 3, Tefsir, Âl-i İmrân 14, Berâet 6, Hiyel 3; Müslim, Zekât 26, (987); Muvatta, Cihâd 3, (2, 444); Ebü Dâvud, Zekât 32, (1658,1659,1660); Nesâi, Zekât 2, 6, (5,12-14).</p>
<p>1987 &#8211; Hz. Muâz (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Kim malının zekâtını sevab umarak verirse, ona sevap verilir. Kim de zekâtını vermezse biz zekâtı ve malın yarısını (cezâlı olarak, zorla) alırız. Bu, Rabbimizin kesin kararlarından biridir. Al-i Muhammed&#8217;e ondan bir hak yoktur.&#8221;</p>
<p>Rezin tahric etmiştir. Ebü Dâvud, Zekât 4, (1575); Nesâi, Zekât 4, (5,15,16).</p>
<p>1988 &#8211; Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) vefat edince, ondan sonra Hz. Ebü Bekir (radıyallâhu anh) halife seçildi. Bunun üzerine bedevilerden bir kısmı &#8220;irtidât&#8221; etti. (Hz. Ebü Bekir halife olarak onlarla savaşmaya karar verince) Hz. Ömer, &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm): &#8220;İnsanlar lâilaheillallah deyinceye kadar onlarla savaşmaya emrolundum. Bunu söylediler mi, benden mallarını ve nefislerini korurlar. (İslâm&#8217;ın) hakkı hâriç artık hesapları da Allah&#8217;a kalmıştır!&#8221; demiş iken, sen nasıl insanlarla savaşırsın?&#8221; dedi. Hz. Ebü Bekir: &#8220;Allah&#8217;a yemin olsun, namazla zekâtın arasını ayıranlarla savaşacağım. Zira zekât, malın hakkıdır. Vallahi, Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)&#8217;a vermekte oldukları bir oğlağı vermekten vazgeçseler, onu almak için onlarla savaşacağım&#8221; dedi. Hz. Ömer sonradan demiştir ki: &#8220;Allah&#8217;a yemin ederim, anladım ki, Hz. Ebü Bekir&#8217;in bu görüşü, Allah&#8217;ın savaş meselesinde ona ilhamından başka bir şey değildi. İyice anladım ki, bu karar hakmış.&#8221;</p>
<p>Buhâri, İ&#8217;tisâm 2, Zekâtı, İstitâbe 3; Müslim, İmân 32, (20); Muvatta, Zekât 30, (1, 269); Tirmizi, İmân 1, (2610); Ebü Dâvud, Zekât 1, (1556); Nesâi, Zekât 3, (5,14).</p>
<p>MÜŞTEREK HADİSLER</p>
<p>1989 &#8211; Hz. Ali (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Sizi (ticari olmayan) atın ve kölenin zekâtından affettim. Öyle ise gümüş paralarınızın zekâtını verin. Bunun her kırk dirhemine bir dirhem vereceksiniz. Ancak yüz doksan dirheme zekât düşmez. İkiyüz dirheme ulaştı mı beş dirhem verilecektir.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Zekât 3, (620); Ebü Dâvud, Zekât 4, (1574); Nesâi, Zekât 18, (5, 37).</p>
<p>1990 &#8211; Hz. Enes (radıyallâhu anh)&#8217;in anlattığına göre, Hz. Ebü Bekir es-Sıddik (radıyallâhu anh), kendisini Bahreyn&#8217;e gönderdiği zaman, ona şu gelecek talimatı yazılı olarak vermiş ve altını da Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)&#8217;ın mührü ile mühürlemişti. Mühüre nakşedilen yazı üç satır halinde idi. Bir satırda Muhammed, bir satırda Resül, bir satırda da Allah yazılı idi. Mektup şöyle idi: &#8220;Bismillâhirrahmânirrahim. Bu, Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)&#8217;ın müslümanlara farz kıldığı ve Allah&#8217;ın da Resülüne emretmiş olduğu zekât farizasıdır. Müslümanlardan her kimden bu, usülünce taleb edilirse, derhal vermelidir. Kimden de belirtilenden fazlası istenirse vermesin:</p>
<p>1) 24 ve daha aşağı miktardaki deve için koyun olarak vâcib zekât, her beş devede bir koyundur.</p>
<p>2) 25&#8242;e ulaştı mı, 35&#8242;e kadar, dişi bir bintu mehâz (ikinci seneye basan dişi deve); eğer bintu mehâz yoksa, bir ibnu lebun (ikisine basan erkek deve).</p>
<p>3) 36&#8242;ya ulaştı mı 45&#8242;e kadar, bir dişi bintu lebun (üç yaşına basan dişi deve).</p>
<p>4) 46&#8242;ya ulaştı mı 60&#8242;akadar, erkek devenin aşacağı bir dişi deve Tarükatu&#8217;l-fahl).</p>
<p>5) 61&#8242;e ulaştı mı 75&#8242;e kadar, bir ceza&#8217;a(beş yaşına basan bir deve).</p>
<p>6) 71&#8242;e ulaştı mı 90&#8242;akadar iki bintu lebun.</p>
<p>7) 91&#8242;e ulaştı mı 120&#8242;ye kadar, erkek devenin aşacağı iki hıkka (dördüne basan deve).</p>
<p> <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> 120&#8242;yi aşınca, her kırk için bir bintu lebun.</p>
<p>9) Her 50&#8242;de, bir hıkka.</p>
<p>10) Sâdece 4 devesi olana zekât düşmez, sahibi nâfile olarak verirse o başka.</p>
<p>11) 5 devesi olana bir koyun düşer.</p>
<p>12) Koyunun zekâtı sâime olanlardan alınır. (Sâime kırda otlatılan hayvana denir.) Sâime koyun 40&#8242;a ulaştı mı 120&#8242;ye kadar, bir koyun alınır.</p>
<p>13) 120&#8242;yi geçti mi 200&#8242;e kadar, iki koyun alınır.</p>
<p>14) 200&#8242;ü geçti mi 300&#8242;e kadar, üç koyun alınır.</p>
<p>15) 300&#8242;ü geçti mi her yüz koyunda bir koyun alınır.</p>
<p>16) Adamın sâime koyunları 40&#8242;tan bir eksik olsa ona zekât düşmez. Sahibi (nafile olarak) kendiliğinden verirse o başka.</p>
<p>17) Zekât korkusuyla, müteferriklerin araları birleştirilmez, birleşik olanlar da ayrılmazlar.</p>
<p>18) İki ortağın malından alınan zekâtta her ikisi de, adalet üzere birbirlerine müracaat ederler.</p>
<p>19) Zekât olarak çok yaşlı, ayıplı ve (koç, teke gibi) döl hayvanı verilmez, zekât memuru kabül ederse o başka.</p>
<p>20) (İki yüz dirhemlik) gümüşte, onda birin dörtte biri (yani kırkta bir miktarı) zekât vâcibtir.</p>
<p>21) Gümüş miktarı 190 dirhemse, 200 dirhemden az olursa zekât yoktur. Sâhibi verirse o başka.</p>
<p>22) Kimin deve sayısı, zekât olarak bir ceza&#8217;a vermeyi gerektiren miktarı bulur ve fakat sürüsünde ceza&#8217;a olmaz da hıkka olursa, bu kimseden hıkka kabul edilir ve buna, adama kolay geldiği takdirde iki koyun eklenir veya yirmi dirhem eklenir.</p>
<p>23) Kimin zekât olarak hıkka vermesi gerekir ve fakat sürüsünde hıkka olmaz ceza&#8217;aolursa, adamdan ceza&#8217;a kabul edilir, zekât memuru ona yirmi dirhem veya iki koyun verir.</p>
<p>24) Kimin zekât olarak hıkka vermesi gerekir, fakat sürüde hıkka değil bintu lebun olursa adamdan bintu lebun kabul edilir, kendisine iki koyun veya yirmi dirhem verilir. 25) Kimin zekât olarak bintu lebun vermesi gerekir, ancak bintu lebun&#8217;u yok, hıkka&#8217;sı varsa kendisinden hıkka kabul edilir, zekât memuru kendisine ayrıca yirmi dirhem veya iki koyun öder.</p>
<p>26) Kimin zekât olarak bintu lebun ödemesi gerekir, fakat bintu lebün&#8217;u olmaz, bintu mehâz&#8217;ı olursa, ondan bintu mehâz kabul edilir, ancak yirmi dirhem veya iki koyun daha verir.</p>
<p>27) Kimin zekât olarak bintu mehâz vermesi gerekir, fakat bintu mehâz&#8217;ı olmaz, bintu lebün&#8217;u olursa kendisinden bintu lebün kabul edilir, zekât memuru yirmi dirhem veya iki koyun verir.</p>
<p>28) Eğer adamın münasip şekilde bintu mehâzı yoksa, ibnu lebün&#8217;u varsa, bu ondan kabül edilir, beraberinde bir ödeme gerekmez.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Zekât 33, 34, 35, 37, 38, 39, 40, Şirket 2, Hiyel 3; Ebü Dâvud, Zekât 4, (1567); Nesâi, Zekât 5, (5,18-23).</p>
<p>HAYVANLARIN ZEKATI</p>
<p>1991 &#8211; Sâlim, babası Abdullah İbnu Ömer&#8217;den naklen anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) (mallardan alınması gereken) zekâtlarını miktarını belirten bir kitap yazmıştı. Âmillerine göndermeden vefat etti. Resülullah onu kılıncına yakın olarak asmıştı. Hz. Ebü Bekir (radıyallâhu anh), ölünceye kadar onunla amel etti. Sonra Hz. Ömer (radıyallâhu anh) de ölünceye kadar onunla amel etti. Bu kitapta şunlar yazılı idi:</p>
<p>Develer</p>
<p>1) 5 devenin zekatı 1 koyundur.</p>
<p>2) 10 devenin zekatı 2 koyundur.</p>
<p>3) 15 devenin zekatı 3 koyundur.</p>
<p>4) 20 devenin zekatı 4 koyundur.</p>
<p>5) 25&#8242;e ulaştı mı 35&#8242;e kadar, zekat bir bintu mehaz&#8217;dır.</p>
<p>6) 36&#8242;ya ulaştı mı 45&#8242;e kadar, zekat bir ibnu lebun&#8217;dur.</p>
<p>7) 46&#8242;ya ulaştı mı 60&#8242;a kadar, zekat bir hıkka&#8217;dır.</p>
<p> <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> 61&#8242;e ulaştı mı 75&#8242;e kadar, zekat bir ceza&#8217;a'dır.</p>
<p>9) 76&#8242;ya ulaştı mı 90&#8242;a kadar, zekat 2 ibnetu lebûn&#8217;dur.</p>
<p>10) 91&#8242;e ulaştı mı 120&#8242;ye kadar, zekat 2 hıkka&#8217;dır.</p>
<p>11) Deve 120&#8242;den fazla ise zekat her elliye bir hıkka; her kırka bir ibnetu lebûn zekat gerekir.</p>
<p>Koyuna Gelince</p>
<p>12) 40&#8242;a ulaşınca 120 koyuna kadar zekatı 1 koyundur.</p>
<p>13) 121&#8242;e ulaşınca 200 koyuna kadar zekatı 2 koyundur.</p>
<p>14) 201&#8242;e ulaşınca 300 koyuna kadar zekatı 3 koyundur.</p>
<p>15) 300&#8242;ü aştı mı her 100 koyuna bir koyun zekat düşer, yüzden aşağıda kalan küsurata zekat düşmez.</p>
<p>16) Zekat korkusuyla müctemi (birleşik) olanlar ayrılmaz, müteferrik (ayn) olanlar da birleştirilmez.</p>
<p>17) İki ortağın malından alınan zekatta, her ikisi de adalet üzere birbirlerine müracaat ederler.</p>
<p>18) Zekât olarak, çok yaşlı ve ayıplı olan hayvan alınmaz.</p>
<p>19) Zühri der ki: &#8220;Zekatı almak üzere memur geldiği vakit, koyunlar üç sınıfa ayrılır: Üçte biri kötü, üçte biri iyi, üçte biri de vasat. Zekat memuru, zekat payını vasat kısmından alır.&#8221; Zühri, sığırdan bahsetmez.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Zekat 4, (621); Ebu Davud, Zekat 4, (1568, 1569, 1570); İbnu Mace, Zekat 9, (1798).</p>
<p>1992 &#8211; İbnu Mes&#8217;üd (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Her otuz sığır için erkek veya dişi bir tebî&#8217; zekât verilir. Her kırk sığır için de bir müsinne zekât verilir.&#8221;</p>
<p>Tirmizi Zekat 5, (622).</p>
<p>1993 &#8211; Hz. Muâz (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissâlatu vesselâm) beni Yemen&#8217;e gönderdi ve bana: &#8220;Her otuz sığırdan bir erkek veya dişi buzağı (tebi&#8217;a), her kırktan bir müsinne, her bir bülüğa eren şahıstan bir dinar veya o değerde muâfiri (adındaki bir giyecek) almamı&#8221; emretti.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Zekât 5, (623); Ebü Dâvud, Zekât 4, (1576, 1577, 1578); Nesâi, Zekât 8, (5, 25, 26). Metnin lafzı Tirmizi&#8217;ye aittir.</p>
<p>1994 &#8211; Süfyân İbnu Abdillah es-Sakafi (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Hz. Ömer (radıyallâhu anh) kendisini zekât tahsildarı olarak göndermişti. Gittiği yerde kuzuları halkın addedip, sayıya dâhil etmedi. Kendisine: &#8220;Kuzuları bizden sayıp, onlardan bir şey almıyor musun?&#8221; dediler. (Medine&#8217;ye geri dönüp) Hz. Ömer (radıyallâhu anh)&#8217;e uğrayınca, durumu ona anlattı. Hz. Ömer: &#8220;Evet kuzuyu onlara iade edersin, çoban onu götürür, tahsildar almaz. Eküle (denen hususi şekilde kesip, yemek için beslenmiş) olanı, Rübbâ (denip sütü için evde beslenmekte) olanı, Mâhız (denen hâmile) olanı, (teke koç gibi) döl alınan davarı zekât olarak almaz. Ceza&#8217;a'yı (beş yaşına basmış deve), seniyye&#8217;yi (altı yaşına basmış deve) alır. Bu, davarın iyisi ile düşüğü arasında orta halli olanıdır.&#8221;</p>
<p>Muvatta, Zekât 26, (1, 265).</p>
<p>1995 &#8211; Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi tarikiyle anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Zekâtta ne ayağa getirtme, ne uzağa gitme vardır. Zekâtlar evlerinde alınır.&#8221;</p>
<p>Muhammed İbnu İshak bunu şöyle açıklamıştır: &#8220;Zekât mükellefi, zekâtını tahsildarın ayağına getirmez. Tahsildar da mükellefin uzaktaki (tarla, ağıl, yayla vs. gibi) yerlerine gitmez. Zekâtlar mükelleflerin ikâmet mahallerinde alınır.&#8221;</p>
<p>Ebü Dâvud, Zekât 8, (1591,1592).</p>
<p>1996 &#8211; İmrân İbnu Husayn (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissâlatu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;İslâm&#8217;da ne (zekâtı) ayağa getirme, ne (zekât için uzağa gitme, ne de şiğar (mehre bedel nikahlama) vardır.&#8221;</p>
<p>Nesâi, Nikâh 60, (6,111).</p>
<p>ZİNETLERİN ZEKÂTI</p>
<p>1997 &#8211; Amr İbnu Şuayb, an ebihi an ceddihi tarikinden anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissâlatu vesselâm)&#8217;a bir kadın, beraberinde bir kızı olduğu halde geldi. Kızın elinde, altından kalın iki bilezik vardı.</p>
<p>&#8220;Bunların zekâtını verdin mi?&#8221; diye (Resülullah aleyhissâlatu vesselâm) kadına sordu. Kadın:</p>
<p>&#8220;Hayır!&#8221; diye cevap verdi. Resülullah:</p>
<p>&#8220;Kıyamet günü Allah&#8217;ın, onları sana ateşten iki bilezik yapması seni memnun eder mi?&#8221; dedi. Bunun üzerine kadın, bilezikleri derhal çıkarıp Resülullah&#8217;ın önüne bıraktı ve:</p>
<p>&#8220;Bunlar Allah ve Resülüne aittir!&#8221; dedi.&#8221;</p>
<p>Ebü Dâvud, Zekât 3, (1563); Nesâi Zekât 19, (5,38); Tirmizi Zekât 12, (637).</p>
<p>1998 &#8211; Atâ (rahimehullah) der ki: &#8220;Bana ulaştı ki, Ümmü Seleme (radıyallâhu anhâ) şöyle demiştir: &#8220;Ben altından zinetler takınıyordum. Bir gün: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resülü! Bu, (Kur&#8217;àn&#8217;da yasaklanan) kenz sayılır mı?&#8221; diye sordum. Bana şöyle cevap verdi:</p>
<p>&#8220;Zekâtı verilecek miktara ulaşan şeyin zekatı verilirse kenz sayılmaz.&#8221;</p>
<p>Ebü Dâvud, Zekât 3, (1564). Teysir, hadisi Muvatta kaynaklı olarak zikretmiştir. Bir galat yoksa, Muvatta&#8217;nın mütedâvil olmayan bir nüshasında görülmüş olabilir.</p>
<p>1999 &#8211; Kâsım İbnu Muhammed anlatıyor: &#8220;Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) kardeşi Muhammed&#8217;in yetim kızlarını terbiyesine almış, onları hacr devrelerinde himâye ediyordu. Kızların (kendi mülkleri olan) zinetleri vardı. Hz. Âişe bu zinetler için zekât vermiyordu.&#8221;</p>
<p>Muvatta, Zekât 10, (1, 250).</p>
<p>2000 &#8211; Nâfi, İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ)&#8217;den anlatıyor: &#8220;İbnu Ömer, kızlarını ve câriyelerini altınla tezyin eder, fakat bu zinetler için zekât vermezdi.&#8221;</p>
<p>Muvatta, Zekât 11, (1, 250).</p>
<p>MEYVE VE SEBZELERİN ZEKATI</p>
<p>2001 &#8211; Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissâlatu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Nehir ve yağmur sularının suladığı şeylerden (zekât olarak) öşür (onda bir) alınır. Hayvanla sulananlardan öşrün yarısı (yirmide bir) zekât alınır.&#8221;</p>
<p>Müslim, Zekât 7, (981); Ebü Dâvud, Zekât 11, (1597); Nesâi, Zekât 25, (5, 42).</p>
<p>2002 &#8211; Hz. Muâz (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana, sema(dan inen suyun) suladığı mahsülden tam öşür, âletle çıkarılan suyun suladığı mahsülden yarım öşür almamı emretti.&#8221;</p>
<p>Nesâi, Zekât 25, (5, 42).</p>
<p>2003 &#8211; Attâb İbnu Üseyd (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize, hurmaya tahmin biçtiğimiz gibi, üzüme de tahmin biçmemizi ve zekâtını kuru üzüm olarak almamızı emretti, tıpkı hurmanın zekâtını kuru hurma olarak aldığımız gibi.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Zekât 17, (644); Ebü Dâvud, Zekât 13, (1603); Nesâi, Zekât 100, (5,109); İbnu Mâce, Zekât 18, (1819).</p>
<p>&#8220;Hars&#8221; hazr, tahmin ve takdir demektir. Tirmizi, şöyle açıklamıştır: &#8220;Hars, bu işi anlayanın ağaca bakıp: &#8220;Bu üzümden şu kadar mahsül, bu hurmadan şu kadar hurma çıkar&#8221; demesidir. Bunun zekatı adamlara borç yazılır. Yahud takdirci bu mahsulün öşrüne bakar ve bunu sahiplerine borç olarak tesbit eder, sonra mal sahibi ile meyveyi başbaşa bırakır, onlar diledikleri tasarrufu yaparlar. Meyva olgunlaştı mı onlardan öşrünü alır.&#8221;</p>
<p>2004 &#8211; Süleymân İbnu Yesâr anlatıyor: &#8220;Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), Abdullah İbnu Revâha&#8217;yı Hayber&#8217;e yahudilerle kendi arasında mahsülün takdiri için gönderiyordu. Yahudiler, hanımlarının zinetlerinden ona bazı takılar verip: &#8220;Bu sanadır (al, karşılığında) bize yükümüzü hafiflet, taksimde lehimize olarak biraz göz yumuver!&#8221; dediler. Abdullah (radıyallâhu anh) onlara şu cevabı verdi:</p>
<p>&#8220;Ey yahudiler toplumu! Sizler, bana Allah Teâlâ&#8217;nın en menfür mahlüklarısınız. Bu, beni size karşı zülme sevketmeyecektir. Bana teklif ettiğiniz rüşvete gelince, o haramdır ve biz bu haramı yemeyiz.&#8221; Yahudiler:</p>
<p>&#8220;Arz ve semâvâtı ayakta tutan işte bu (dürüstlük)tür!&#8221; dediler.&#8221;</p>
<p>Muvatta, Müsâkât 2, (2, 703, 704); Ebü Dâvud, Büyü 36, (3413, 3414).</p>
<p>MADEN VE DEFİNELERİN ZEKÂTI</p>
<p>2005 &#8211; Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Hayvan(ın sebep olduğu mağduriyet) hederdir, kuyu(nun sebep olduğu mağduriyet) hederdir. Maden (in sebep olduğu mağduriyet) hederdir. Defineye humus (beşte bir nisbetinde zekât) vardır.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Zekât 66, Şirb 3, Diyet 28, 39; Müslim, Hudüd 45, (1710); Muvatta, Zekât 9; Tirmizi, Zekât 16, (642); Ahkâm 37, (1377); Ebü Davud, İmâret 40, (3085); Nesâi, Zekât 28, (5, 45); İbnu Mâce, Diyât 27, (2673-2676).</p>
<p>2006 &#8211; Mâlik (rahimehullah) der ki: &#8220;Bizim nazarımızda ihtilâfsız makbul olan ve ehl-i ilimden işitmiş olduğumuz görüş (şu)dur: Derler ki: &#8220;Rikâz, câhiliye devri insanlarının gömdüklerinden, bir mal sarfını gerektirmeden, nafaka harcamadan, fazla yorgunluk olmadan, yük altına girmeden ele geçirilen şeydir. Mal taleb edilen, çok fazla çalışmayı gerektiren, bazan rastlanıp bazan rastlanmayan şey rikâz değildir.&#8221;</p>
<p>Muvatta, Zekât 9.</p>
<p>2007 &#8211; Zuba&#8217;a Bintu&#8217;z-Zübeyr İbnu Abdi&#8217;l-Muttalib -ki bu kadın el-Mikdâd İbnu Amr (radıyallâhu anhümâ)&#8217;ın nikâhı altında idi- anlatıyor: &#8220;Mikdâd, hâcetini kaza etmek üzere Bakiu&#8217;I-Habhabe&#8217;ye gitti. Orada bir fâre, bir delikten bir dinar çıkarıyordu. Sonra birer birer dinarlar çıkarmaya devam etti. Tam on yedi dinar çıkardı. Sonra da kırmızı bir bez çıkardı. Bu, dinarların içine konmuş olduğu bez olmalıydı. Bezin içinden bir dinar daha çıktı. Tamamı onsekiz dinardı. Mikdâd bunları Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)&#8217;a götürüp durumu haber verdi ve: &#8220;Bunun sadakasını alın!&#8221; dedi. Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) ona sordu:</p>
<p>&#8220;Sen deliğe eğildin mi?&#8221;</p>
<p>&#8220;Hayır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Öyleyse Allah bunu sana mübârek kılsın!&#8221; dedi.&#8221;</p>
<p>Ebü Dâvud, İmâret 40, (3087); İbnu Mâce, Lukata 3, (2508).</p>
<p>2008 &#8211; İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) şöyle demiştir: &#8220;Anber, rikâz değildir. Bunu deniz atmıştır.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Zekât 36. Bâb başlığında senetsiz gelmiştir.</p>
<p>AT VE KÖLELERİN ZEKÂTI</p>
<p>2009 &#8211; Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Müslüman üzerine, atı ve kölesi için zekât mükellefiyeti yoktur.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Zekât 45, 46; Müslim, Zekât 10, (982); Muvatta, Zekât 37, (1, 277); Tirmizi, Zekât 8, (628); Ebü Dâvud, Zekât 10, (1594, 1595); Nesâi Zekât 16, (5, 35).</p>
<p>2010 &#8211; Sahiheyn&#8217;de gelen diğer bir rivâyette şöyle buyurulmuştur: &#8220;(Kadın veya erkek köle için) sâdece sadaka-i fıtr&#8217;dan başka bir zekât ödenmez.&#8221;</p>
<p>BALIN ZEKÂTI</p>
<p>2011 &#8211; İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Balda on tuluk için bir tuluk zekat vardır.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Zekât 9, (629).</p>
<p>YETİM MALININ ZEKÂTI</p>
<p>2012 &#8211; Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Kim, maI sâhibi bir yetime veli olursa, bu malla ticaret yapsın, malın zekâtını yiyip bitirmesine terketmesin.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Zekât 15, (641).</p>
<p>ZEKATI VERMEDE ACELE ETMEK</p>
<p>2013 &#8211; Hz. Ali (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: &#8220;Hz. Abbâs (radıyallâhu anhüm ), Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)&#8217;a hayırda acele etmek maksadıyla daha senesi dolmadan, erken vakitte zekâtın verilmesi husüsunda sormuştu. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu hususta ona müsâade etti.&#8221;</p>
<p>Ebü Dâvud, Zekât 21, (1624); Tirmizi, Zekât 38, (678, 679).</p>
<p>2014 &#8211; Zübeyr&#8217;in azadlısı Muhammed İbnu Ukbe&#8217;den yapılan rivâyete göre, Kâsım İbnu Muhammed&#8217;e, mukâtebe akdi yaptığı köle (sin)den aldığı para sebebiyle kendisine zekât düşüp düşmeyeceğini sormuştu. Kâsım, kendisine şu cevâbı verdi: &#8220;Hz. Ebü Bekir (radıyallahu anh) üzerinden bir yıl geçmeyen maldan zekât almazdı.&#8221; Kâsım ilâveten der ki: &#8220;Hz. Ebü Bekir (radıyallâhu anh), halk kendisine bağışlarda bulunurken onlardan her birine: &#8220;Sana zekâtı vâcib kılacak miktarda malın var mı?&#8221; diye sorardı. Adam: &#8220;Evet!&#8221; derse, onun getirdiği bağıştan, malına düşecek miktarda zekât alırdı. Adam: &#8220;Hayır!&#8221; diyecek olursa, bağışını adama teslim eder ve hiçbir şey almazdı.&#8221;</p>
<p>Muvatta, Zekât 4, (245).</p>
<p>ZEKÂTLA İLGİLİ MÜTEFERRİK HÜKÜMLER</p>
<p>2015 &#8211; Hz. Muâz (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) Yemen&#8217;e gönderirken kendisine demiştir ki: &#8220;Zekât oIarak hububâttan hububât aI, davardan koyun aI, deveden erkek veya dişi bir deve (bâir) aI, sığırdan da bir sığır aI.&#8221;</p>
<p>Ebü Dâvud, Zekât 11, (1599); İbnu Mâce, Zekât 15, (1814).</p>
<p>2016 &#8211; Semüre İbnu Cündüb (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) satmak üzere hazırladığımız şeyden zekât vermemizi emrederdi.&#8221;</p>
<p>Ebü Dâvud, Zekât 2, (1562).</p>
<p>2017 &#8211; Said İbnu Ebyaz, babası Ebyaz İbnu Hammâl (radıyallâhu anh)&#8217;dan naklettiğine göre, &#8220;O (Ebyaz) kavminin, murahhası olarak Hz. Peyamber (aleyhissalâtu vesselâm)&#8217;a geldiği vakit, Resülullah&#8217;la konuşup Sebe halkından zekât almamasını söylemiştir. Hz. Peygamber, ona:</p>
<p>&#8220;Ey Sebe&#8217;nin kardeşi, demiştir, zekât şart.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ey Allah&#8217;ın Resülü, bizim ektiğimiz şey sadece pamuk. Sebe halkı dağıldı, onlardan halkı dağıldı, onlardan Me&#8217;rib&#8217;de az bir halk kaldı&#8221; dedi.</p>
<p>Bunun üzerine Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), Me&#8217;rib&#8217;de kalan Sebeliler için her yıl, Meâfiri kumaşın değerine denk, yetmiş takım kumaş elbise vermeleri şartıyla sulh antlaşması yaptı. Onlar bu zekâtı, Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) vefat edinceye kadar ödemeye devam ettiler. Sonra Hz. Ebü Bekir (radıyallâhu anh) de hayatı boyunca bu antlaşmayı te&#8217;yid etti. Hz. Ebü Bekir vefat edince bu antlaşma sona erdi, onlardan zekâtın muktezasına göre vergi alındı.&#8221;</p>
<p>Ebü Dâvud, İmâret 27, (3028).</p>
<p>2018 &#8211; Tâvüs (rahimehumullah) anlatıyor: &#8220;Hz. Muâz (radıyallâhu anh), Yemen ahâlisine dedi ki: &#8220;Bana arpa ve mısır yerine size daha kolay gelen Medine&#8217;de Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)&#8217;ın Ashâbı için de daha muvafık olan arz getirin, giyecek getirin.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Zekât 33. Buhâri, bu rivayeti senetsiz olarak, bâb başlığında kaydeder.</p>
<p>FITIR SADAKASI</p>
<p>2019 &#8211; İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) sadaka-i fıtrı müslümanlardan büyük-küçük, kadın-erkek, her bir hür ve köle üzerine bir sa&#8217; hurma veya bir sa&#8217; arpa olarak farz kıldı.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Zekât 70, 71, 73, 74, 76, 78; Müslim, Zekât 13, (984); Muvatta, Zekât 51, 53, 55, (1, 283); Tirmizi, Zekât, 35, (676); Ebü Dâvud, Zekât 19, (1611, 1612, 1613, 1614, 1615); Nesâi, Zekât 30, 31, 32, 33, 34, 41, (5, 47); İbnu Mâce Zekât 21, (1926).</p>
<p>2020 &#8211; Bir başka rivâyette de şöyle gelmiştir: &#8220;Halk (Hz. Muâviye&#8217;nin bir hitabesi üzerine) yarım sa&#8217; buğdayı bir sa&#8217; hurmaya denk kıldılar. İbnu Ömer Hazretleri (radıyallâhu anhümâ) fıtır sadakasını hurmadan verirdi. (Bir sene) Medine halkı hurmaya muhtaç oldu. İbnu Ömer (o yıl) sadaka-i fıtrını arpadan verdi.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Zekât 77.</p>
<p>2021 &#8211; Ebü Said (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Biz sadaka-i fıtrı bir sa&#8217; yiyecek veya bir sa&#8217; arpa veya bir sa&#8217; hurma veya bir sa&#8217; ekıt (denen yoğurt kurusu) veya bir sa&#8217; kuru üzümden çıkarırdık.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Zekât 72, 73, 75, 76; Müslim, Zekât 18, (985); Muvatta, Zekât 53, (1, 284); Tirmizi, Zekat 35, (673); Ebü Dâvud, Zekât 19, (1616, 1617, 1618); Nesai, Zekât 37, 38, 39, 42, 43, (5, 51); İbnu Mâce, Zekât 21, (1829).</p>
<p>2022 &#8211; Amr İbnu Şuayb, an ebihi an ceddihi (radıyallâhu anh) tarikinden anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) Mekke caddelerinde dellâl çıkararak şöyle ilan ettirdi:</p>
<p>&#8220;Duyduk duymadık demeyin! Sadaka-i fıtr her müslümana, erkek-kadın, hür-köle, küçük-büyük olsun vâcibtir. Bu, ya iki müdd buğday veya onun dışında bir sa&#8217; yiyecektir.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Zekât 35, (674).</p>
<p>2023 &#8211; Nâfi (rahimehullah) anlatıyor: &#8220;İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) ramazan zekâtını müdd-i Nebi (aleyhisselâm) ile verirdi. Kefâret-i yemini de müdd-i Nebi ile öderdi.&#8221;</p>
<p>Buhari, Keffârâtu&#8217;l-Eymân 5.</p>
<p>2024 &#8211; Kays İbnu Sa&#8217;d İbnu Ubâde anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselam), zekât emri gelmezden önce, bize sadaka-i fıtr&#8217;ı emretmişti. Zekât farz kılınınca, fıtır sadakasını ne emretti ne de nehyetti. Biz onu yerine getirmeye devam ettik&#8230;&#8221;</p>
<p>Nesâi, Zekât 35, (5, 49); İbnu Mâce, Zekât 21, (1828).</p>
<p>ZEKÂT TAHSİLDARININ HAK VE VAZİFELERİ</p>
<p>2025 &#8211; Ebü Humeyd es-Sâidi (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) zekât toplama işinde bir adam istihdâm etti. -Bir rivâyette &#8220;Beni Süleym&#8217;in zekâtını toplama işinde&#8221; denmiştir- Adam vazifeden dönünce:</p>
<p>&#8220;Bu size aittir, şu da bana hediye edilenler!&#8221; dedi. Bunun üzerine Resülullah (aleyhissalatu vesselâm) (öfkeyle) minbere çıkıp, Allah&#8217;a hamd ve senâda bulunduktan sonra şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;Emmâ ba&#8217;d, Ben sizden birini, Allah&#8217;ın bana tevdi ettiği bir işte istihdam ederim. Sonra o gelir:</p>
<p>&#8220;Bu size aittir, şu da bana hediye edilenler!&#8221; der. Bu adama, babasının veya anasının evinde otursaydı da, eğer doğru sözlüyse hediyesi ayağına gelseydi ya! Vallahi sizden kim haksız bir şey alırsa mutlaka onu boynunda taşır olduğu halde Kıyâmet günü Allah&#8217;la karşılacaktır. Eğer bu haksız aldığı şey deve ise böğürecek, sığırsa möleyecek, koyunsa meleyecek!&#8221;</p>
<p>Sonra Resülullah ellerini kaldırdı, o kadar ki koltuk altındaki beyazlık gözüktü:</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ım tebliğ ettim mi?&#8221; dedi ve bu sözünü üç kere tekrar etti.&#8221;</p>
<p>Buhari, Hiyel 15, Cum&#8217;a 29, Zekât 67, HÎbe 17, Eymân 3, Ahkâm 24, 41; Müslim, İmâret 26, (1832); Ebü Dâvud, İmâret 11, (2946).</p>
<p>2026 &#8211; Beşir İbnu&#8217;l-Hasasiye (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resülü! dedik, zekât toplayanlar, bize haksızlık edip borcumuzdan fazlasını alıyorlar, biz malımızdan haksızlıkları kadarını gizleyelim mi?&#8221;</p>
<p>&#8220;Hayır!&#8221; cevabını verdi.&#8221;</p>
<p>Ebü Dâvud, Zekât 5, (1586,1587).</p>
<p>2027 &#8211; Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Zekâtta haddi aşan, vermeyen gibidir.&#8221;</p>
<p>Ebü Dâvud, Zekât 4, (1585); Tirmizi, Zekât 19, (646); İbnu Mâce, Zekât 14, (1908).</p>
<p>2028 &#8211; C&#8217;abir İbnu Atik (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Size bir grup sevimsiz atlılar gelecek. Geldikleri zaman, onları iyi karşılayın. Onlarla talep ettikleri şeylerin arasından çekilin. Adalet ederlerse bu kendi lehlerinedir. Zulmederlerse bu da onların aleyhlerindedir. Siz onları râzı edin. Zekâtınızın kemâli onların rızâsına bağlıdır. (Öyle ise onları râzı edin ki) sizlere dua etsinler.&#8221;</p>
<p>Ebü Dâvud, Zekât 5, (1588).</p>
<p>2029 &#8211; Râfi&#8217; İbnu Hadic (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Zekatı hakkaniyetle toplayan tahsildar, evine dönünceye kadar, AIIah Teâlâ yolunda cihâd yapan asker gibidir.&#8221;</p>
<p>Ebü Dâvud, İmâret 7, (2936); Tirmizi, Zekât 18, (645); İbnu Mâce, Zekât 14, (1809).</p>
<p>2030 &#8211; Abdullah İbnu Ebi Evfâ (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Babam ashabu&#8217;ş-şecereden idi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) kendisine bir kavm zekâtlarını getirince şöyle dua buyururlardı:</p>
<p>&#8220;Allah&#8217;ım Ebü Evfâ&#8217;ya rahmet buyur&#8221; diye dua etti.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Zekât 64, Meğâzi 35, Daavât 19, 33; Müslim Zekât 176, (1078); Ebü Dâvud, Zekât 6,(1590); Nesâi Zekât 13, (5,31).</p>
<p>ZEKÂT KİMLERE HARAM?</p>
<p>2031 &#8211; Hz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Hasan İbnu Ali (radıyallâhu anhümâ) zekât hurmasından bir tanesini alıp, hemen ağzına attı. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm): &#8220;Hişt, hişt at onu! Bilmiyor musun, biz zekât yemiyoruz!&#8221; -veya: &#8220;Bize zekât helâl değildir!-&#8221; diye müdâhale etti.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Zekât 60, 57, Cihâd 188; Müslim, Zekât 161, (1069).</p>
<p>2032 &#8211; Yine Sahiheyn&#8217;de gelen bir diğer rivayette şöyle denmiştir: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Ben bâzan evime dönüyor, yatağımda veya odamda yere düşmüş bir hurma buluyorum. Onu yemek üzere kaldırdığım vakit, &#8220;bu, sadaka hurması olmasın?&#8221; diye aklıma geliyor, korkup (tekrar yere) atıyorum.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Lukata 6; Müslim, Zekât 162,163, (1070); Ebü Dâvud, Zekât 29, (1651,1652).</p>
<p>2033 &#8211; Yine Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz, kendisine bir yiyecek getirilince, mahiyeti hakkında sorardı. Eğer &#8220;hediye olduğu&#8221; söylenirse ondan yerdi, &#8220;sadaka olduğu&#8221; söylenirse yemeyip Ashabına, &#8220;Siz yiyin!&#8221; derdi.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Hibe 5; Müslim, Zekât 175, (1077); Tirmizi, Zekât 25, (656); Nesâi, Zekât 98, (5, 107).</p>
<p>2034 &#8211; (Peygamberimizin azadlısı) Ebü Râfi&#8217; (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalatu vesselâm), Beni Mahzüm&#8217;dan bir adamı zekât toplamak üzere gönderdi. Adam bana: &#8220;Benimle sen de gel, zekâttan sana da bir pay düşsün&#8221; dedi. Kendisine &#8220;Hele Resülullah&#8217;a bir sorayım&#8221; cevabını verdim ve sordum. Efendimiz: &#8220;Bir kavmin âzadlısı o kavimden sayılır, bize sadaka helâl değildir&#8221; buyurdu.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Zekât 25, (657); Ebü Dâvud, Zekât 29, (1650); Nesâi, Zekât 97, (5,107). Hadisin metni Ebü Dâvud ve Tirmizi&#8217;nin metnidir.</p>
<p>İbnu&#8217;l-Esir der ki: &#8220;Bütün mezheplerce meşhur olan görüşe göre, Beni Hâşim ve Beni Muttalib&#8217;in âzadlılarına zekât haram değildir. Bu meselede Şâfi mezhebinde iki görüş mevcuttur: Birine göre, Beni Hâşim ve Beni Muttalib&#8217;e zekâtı haram kılan sebebin sona ermesi ve zekâta bedel pay aldıkları humus hissesinin ortadan kalkmış olmasından dolayı zekat haram olmaz.</p>
<p>Diğerine göre, bu hadis sebebiyle haramdır.</p>
<p>Ortadaki bu ihtilafın -yani sadaka Beni Hâşim ve Muttalib âzadlılarına haram değil diyen görüşle haram olduğunu söyleyen bu hadisin te&#8217;lifine gelince: Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu sözü, Ebü Râfi&#8217;e, tenzihen ve kendilerine benzemeye ve sünnetine uymaya teşviken söylemiş olmalıdır (gerçek mânada haram etmek ve kesin bir hükümle yasaklamak maksadıyla değil.)&#8221;</p>
<p>2035 &#8211; Abdullah İbnu Amr İbni&#8217;l-Âs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: &#8220;Sadaka, ne zengine ne de sakatlığı olmayan güçlüye helâl değildir.&#8221;</p>
<p>Tirmizi, Zekât 23, (652); Ebü Dâvud, Zekât 23, (1634); Nesâi, Zekât 90, (5, 99); İbnu Mâce, Zekât 26, (1839).</p>
<p>2036 &#8211; Atâ İbnu Yesâr merhum anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: &#8220;Sadaka şu beş kişi dışında zengine helâl değildir:</p>
<p>1- AIIah yolunda gazveye çıhan,</p>
<p>2- Sadakayı toplamak için çalışan</p>
<p>3- Borçlanan,</p>
<p>4- Sadaka malını kendi parasıyla satın alan,</p>
<p>5- Komşusu fakir olan kimse. Şöyle ki: Bu fakire sadaka verilir, o da bundan zengin komşusuna hediyede bulunur.&#8221;</p>
<p>Muvatta, Zekât 29, (1, 268); Ebü Dâvud, Zekât 22, (1635, 1636); İbnu Mâce, Zekât 27, (1841).</p>
<p>ZEKÂT KİMLERE HELÂLDİR?</p>
<p>2037 &#8211; Ziyâd İbnu&#8217;l-Hâris es-Sudâi (radıyallâhu anh) anlatıyor: &#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)&#8217;a gelip biat ettim. O sırada bir adam gelerek: &#8220;Bana sadakadan ver!&#8221; dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) adama: &#8220;Allah, sadakalar hususunda, ne herhangi bir peygambere ne de bir başkasına hüküm verme yetkisi tanımadı, hükmü bizzat kendisi verdi. Ve, sadakaları sekiz hisseye ayırdı. Eğer sen bunlardan birine girersen senin hakkını derhal sana veririm&#8221; buyurdu.&#8221;</p>
<p>Ebü Dâvud, Zekât 23, (1630).</p>
<p>2038 &#8211; İsmi Nüseybe olan Ümmü Atiyye (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: &#8220;Bana bir koyun tasadduk edilmişti. Hz. Âişe (radıyallahu anhâ)&#8217;ye bir miktar et gönderdim. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) o sırada Hz. Aişe&#8217;ye:</p>
<p>&#8220;Yiyecek birşeyler var mı?&#8221; diye sormuş, Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) de:</p>
<p>&#8220;Hayır! Ancak, Nüseybe&#8217;nin şu (kendisine tasadduk edilen) koyundan gönderdiği bir miktar et var&#8221; cevabını vermiş. Resülullah:</p>
<p>&#8220;Getir onu, o koyun yerini bulmuş (bize hediye olarak gelen zekat olmaktan çıkmış)tır&#8221; demiş.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Zekât 31, 62, Hibe 5; Müslim, Zekât 174, (1076).</p>
<p>2039 &#8211; Yine Sahiheyn&#8217;de ve ayrıca Ebü Dâvud ve Nesâi&#8217;de Hz. Enes (radıyallâhu anh)&#8217;den rivâyet edilen bir hadiste denmiştir ki:</p>
<p>&#8220;Berire (radıyallâhu anhâ)&#8217;ye tasadduk edilen bir etten Resülullah&#8217;a ikrâm edilmişti. (Etin menşeini öğrenen Resülullah: &#8220;Bu ona sadakadır, bize ise hediyedir&#8221; buyurdu.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Zekât 62, Hibe 5; Müslim, Zekât 170, (1074); Ebü Davud, Zekât 30, (1655).</p>
<p>2040 &#8211; Beşir İbnu Yesâr (rahimehullah)&#8217;dan nakledildiğine göre, Sehl İbnu Ebe Hasme denen Ensâr&#8217;dan bir zât ona şunu haber vermiştir:</p>
<p>&#8220;Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm), kendisine (Sehl&#8217;e) zekât develerinden yüz tanesini diyet olarak ödemiştir. Yâni, Hayber&#8217;de öldürülen Ensâri&#8217;nin diyeti olarak.&#8221;</p>
<p>Ebü Dâvud, Diyât 8, 9, (4521, 4523); Buhâri, Diyât 22.</p>
<p>2041 &#8211; Rezin&#8217;in kaydettiği bir rivâyette, Ebü Lâs el-Huzai demiştir ki: &#8220;Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), (bizi hacca giderken) sadaka develerine bindirdi.&#8221;</p>
<p>Buhâri, Zekât 49, Ahmed İbnu Hanbel 4, 221. (Bu rivayeti Rezin ilâve etmiştir. Buhâri muallak olarak kaydeder. Ahmed İbnu Hanbel de Müsned&#8217;de.</p>
<p><span style="font-size:x-small;font-family:Verdana;">ALTIN VE GÜMÜŞÜN ZEKATI</p>
<p>6514 &#8211; İbnu Ömer ve Hz. Aişe radıyallahu anhüma&#8217;nın anlattığına göre: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam, her yirmi dinar ve daha fazlası için yarım dinar (zekat) alırdı, kırk dinar için de bir dinar (zekat) alırdı.</p>
<p>BİR YILLIK MALA ZEKAT</p>
<p>6515 &#8211; Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam&#8217;ın: &#8220;Üzerinden bir yıl geçmedikçe, bir malda zekat yoktur&#8221; dediğini işittim.&#8221;</p>
<p>ZEKAT DÜŞEN MİKTAR</p>
<p>6516 &#8211; Hz. Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: &#8220;Beş deveden aşağı mal için zekat yoktur. Beş okiyyeden az (gümüş için de) zekat yoktur. Beş vask miktarından az olan (hurma, üzüm ve hububat) için de zekat yoktur.&#8221;</p>
<p>ZEKAT VERİRKEN NE DENİR?</p>
<p>6517 &#8211; Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: &#8220;Zekat verdiğiniz zaman: &#8220;Allahım! Bu zekatı büyük bir sevaba vesile kıl, (hak sahibine ödenip sevap beklenmeyen) bir borç kılma&#8221; demek suretiyle zekatın sevabını istemeyi unutmayın.&#8221;</p>
<p>DEVELERİN ZEKATI</p>
<p>6518 &#8211; Ebu Sa&#8217;idi&#8217;l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: &#8220;Beşten az olan deve için zekat yoktur. Dört deve için de zekat yoktur. Deve sayısı beşe ulaştımı, dokuz oluncaya kadar bir koyun gerekir. On deve olunca iki koyun gerekir, ondört deveye kadar yine iki koyun gerekir, onbeşe ulaştı mı üç koyun gerekir. Ondokuz olsa da üç koyun gerekir. Yirmi olunca dört koyun gerekir. Bu, yirmidörde kadar böyledir. Deve sayısı yirmibeşe ulaşınca, otuzbeş oluncaya kadar bu miktarın zekatı bir bint-i mehazdır (bir yaşını doldurmuş, ikinci yaşına basmış dişi deve); eğer bintu mehaz yoksa bir ibnu lebün (iki yaşını doldurup üçüncü yaşına basan erkek deve)dir. Eğer bir deve fazlalaşırsa (otuzaltı olursa) zekatı bir bintu lebündur. Sayı kırkbeşi buluncaya kadar zekat yine de bir bintu lebündur. Bu miktarı bir deve aşsa bir hıkka (üç yaşını doldurup dörde basan dişi deve); bu, deve sayısı altmış oluncaya kadar böyledir. Altmış deveyi aşınca yetmişbeş oluncaya kadar bir ceze&#8217;a (dört yaşını doldurup beşinciye giren dişi deve) gerekir. Bu miktarı bir deve aşınca doksan deveye kadar iki bintu lebün gerekir. Bu miktarı bir deve aşınca (Doksan bir olunca) iki hıkka gerekir, bu, yüzyirmiye kadar böyledir. Bundan sonra her elli deve için bir hıkka, her kırk için bir bintu lebun (zekat) gerekir.&#8221;</p>
<p>DAVARIN ZEKATI</p>
<p>6519 &#8211; İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: &#8220;Müslümanların zekatları (sürülerini suladıkları) su başlarında alınır. (Zekat memurları oralara gider, halk, zekatını vermek için, zekat memurlarının ayağına gelmez).&#8221;</p>
<p>SADAKA TOPLAYANLAR</p>
<p>6520 &#8211; Abdullah İbnu Üneys radıyallahu anh&#8217;ın anlattığına göre: &#8220;Kendisi Hz. Ömer radıyallahu anh&#8217;la birlikte bir gün zekat hakkında müzakerede bulunmuşlardır. Hz. Ömer: &#8220;Sen, Resulullah aleyhissalatu vesselam&#8217;ın sadakada yapılan hırsızlık hakkında: &#8220;Kim sadaka malından bir deve veya koyun çalacak olsa, Kıyamet günü o çaldığı şeyi sırtına yüklenmiş olarak gelir!&#8221; buyurduğunu işitmedin mi ?&#8221; demiş, Abdullah İbnu Üneys de: &#8220;Evet işittim&#8221; diye cevap vermiştir.&#8221;</p>
<p>ZEKAT GEREKTİREN MALLAR</p>
<p>6521 &#8211; Amr İbnu Şu&#8217;ayb an ebihi an ceddihi radıyallahu anhüma anlatıyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam, (yerden çıkan mahsullerden) şu beş şeyden zekat verilmesini teşri buyurdu: &#8220;Buğday, arpa, hurma, üzüm ve darı.&#8221;</p>
<p>ZEKAT İYİ MALDAN VERİLMELİ</p>
<p>6522 &#8211; Bera İbnu Azib radıyallahu anh&#8217;tan rivayet edildiğine göre, bu yüce sahabi &#8220;Ey iman edenler! Kazandığınız şeylerin) ve yerden sizin için çıkardığımız şeylerin temizlerinden infak ediniz ve malın kötüsünden infak etmeye kalkmayın!&#8221; (Bakara 267) mealindeki ayet-i kerime hakkında şöyle demiştir: &#8220;Bu ayet-i kerime Ensar radıyallahu anhüm hakkında nazil oldu. Onlar, hurma toplama mevsimi gelince, kendi bahçelerinden taze hurma salkımlarını devşirip Resulullah&#8217;ın mescidinde sütunlar arasına gerilmiş iplere asarlardı. Bunlardan fakir muhacirler yerlerdi. Ensarilerden biri, bu kadar çok salkımın arasında bir tane adi hurmalı salkımın bulunmasını caiz sanarak adi hurmalar da bulunan bir salkım sokuşturmuştu. İşte bunu yapan zat hakkında buyrularak &#8220;Zekatınızı, bozuk ve kötü hurmadan vermeye kalkmayın&#8221; ihtarında bulunulmuştur. &#8220;Öyle kötü hurmalar ki, eğer size hediye edilmiş olsaydı işinize yaramayan bir şeyi size gönderdiği için hissedeceğiniz öfkeden dolayı, sahibinden utanç duyarak kabul edecektiniz&#8221; denmek istenmiştir. Hak Teala hazretleri, bizim sadakalarımıza muhtaç olmadığını belirterek, sadakayı kendi menfaatimiz için verdiğimizi, öyleyse iyi şeylerden vermemiz gerektiğini ihtar etmiştir.&#8221;</p>
<p>BALIN ZEKATI</p>
<p>6523 &#8211; Ebu Seyyare el Müte&#8217;i anlatıyor: &#8220;Ey Allah&#8217;ın Resulü, benim bal arılarım var (zekat düşer mi?)dedim.</p>
<p>&#8220;Evet! Öşürünü ver!&#8221; buyurdu.</p>
<p>&#8220;Ey Allah&#8217;ın Reslulü! Arıları benim için muhafaza buyur!&#8221; dedim, o da onları benim için muhafaza buyurdu.&#8221;</p>
<p>ÖŞÜR VE HARAÇ</p>
<p>6524 &#8211; Ala İbnu&#8217;l-Hadrami radıyallahu anh anlatıyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam beni Bahreyn&#8217;e -veya Hecer&#8217;e- gönderdi. Ben orada kardeşler arasında müşterek olan bir bağdan vergi almak üzere giderdim. Kardeşin biri müslüman ise, müslümanın payına düşenden öşür, müşrikten de harac alırdım.&#8221;</p>
<p>VASK, ALTMIŞ SA&#8217;DIR</p>
<p>6525 &#8211; Hz. Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: &#8220;Bir vask altmış sa&#8217;dır.&#8221;</p>
<p>YAKINLARA ZEKAT</p>
<p>6526 &#8211; Ümmü Seleme radıyallahu anha anlatıyor: &#8220;Resulullah aleyhissalatu vesselam bize sadaka vermemizi emretmişti. Abdullah İbnu Mesud&#8217;un hanımı Zeyneb radıyallahu anhüma: &#8220;Kardeşimin yetim çocukları ile fakir olan kocama versem bu, beni sadaka mükellefiyetinden kurtarur mu? Ben onlara şöyle şöyle infak ediyorum!&#8221; dedi. Aleyhissalatu vesselam: &#8220;Evet!&#8221; buyurdular. Ravi der ki : &#8220;Zeyneb san&#8217;atkar bir kadındı, el işi yapardı.&#8221;</p>
<p><!-- Mirrored from www.kardesim.com by HTTrack Website Copier/3.x [XR,YP'2001] --></span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ramazan Bayram Namazı Saatleri]]></title>
<link>http://heryerdenhaber.wordpress.com/2009/09/19/ramazan-bayram-namazi-saatleri/</link>
<pubDate>Sat, 19 Sep 2009 11:56:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>heryerdenhaber</dc:creator>
<guid>http://heryerdenhaber.wordpress.com/2009/09/19/ramazan-bayram-namazi-saatleri/</guid>
<description><![CDATA[Ramazan Bayram Namazı Saatleri 2009 İllerdeki bayram namazı saatleri şöyle: “Adana: 07.04, Adıyaman:]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Ramazan Bayram Namazı Saatleri 2009 İllerdeki bayram namazı saatleri şöyle: “Adana: 07.04, Adıyaman:]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zekat Ve Fitre Hakkında Bilmek istedikleriniz]]></title>
<link>http://heryerdenhaber.wordpress.com/2009/09/19/zekat-ve-fitre-hakkinda-bilmek-istedikleriniz/</link>
<pubDate>Sat, 19 Sep 2009 11:53:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>heryerdenhaber</dc:creator>
<guid>http://heryerdenhaber.wordpress.com/2009/09/19/zekat-ve-fitre-hakkinda-bilmek-istedikleriniz/</guid>
<description><![CDATA[ZEKÂT 1. Zekât nedir? Sözlükte artma, çoğalma, temizlik, bereket, iyi hal ve övgü anlamlarına gelen ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[ZEKÂT 1. Zekât nedir? Sözlükte artma, çoğalma, temizlik, bereket, iyi hal ve övgü anlamlarına gelen ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Gayrimüslimlere zekât ve sadaka]]></title>
<link>http://haciata2.wordpress.com/2009/09/17/gayrimuslimlere-zekat-ve-sadaka/</link>
<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 10:46:05 +0000</pubDate>
<dc:creator>HacıAta</dc:creator>
<guid>http://haciata2.wordpress.com/2009/09/17/gayrimuslimlere-zekat-ve-sadaka/</guid>
<description><![CDATA[Savaş ve barış şartları gerek ayet ve hadislerde gerekse bunların kaynaklık ettiği içtihadi hükümler]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Savaş ve barış şartları gerek ayet ve hadislerde gerekse bunların kaynaklık ettiği içtihadi hükümler]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zekâtını vermeyenlere ibrettir Sâlebe&#39;nin servet hırsı!]]></title>
<link>http://haciata2.wordpress.com/2009/09/16/zekatini-vermeyenlere-ibrettir-salebenin-servet-hirsi/</link>
<pubDate>Wed, 16 Sep 2009 05:47:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>HacıAta</dc:creator>
<guid>http://haciata2.wordpress.com/2009/09/16/zekatini-vermeyenlere-ibrettir-salebenin-servet-hirsi/</guid>
<description><![CDATA[Medine halkından Sâlebe, cami kuşu denecek derecede sofu bir insandı. Tüm namazlarını camide kılar, ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Medine halkından Sâlebe, cami kuşu denecek derecede sofu bir insandı. Tüm namazlarını camide kılar, ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ZEKAT HAKKINDA VAAZ - HÜZEYİN KUMAŞ  Hocaefendi]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/09/13/zekat-hakkinda-vaaz-huzeyin-kumas-hocaefendi/</link>
<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 00:45:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>Site - Yönetici</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/09/13/zekat-hakkinda-vaaz-huzeyin-kumas-hocaefendi/</guid>
<description><![CDATA[ZEKAT HAKKINDA VAAZ &#8211; HÜZEYİN KUMAŞ  Hocaefendi      ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2><span style="color:#0000ff;">ZEKAT HAKKINDA VAAZ &#8211; HÜZEYİN KUMAŞ  Hocaefendi</span></h2>
<p><span style="display:block;width:425px;margin:0 auto;"><embed src='http://widgets.vodpod.com/w/video_embed/ExternalVideo.871569' type='application/x-shockwave-flash' AllowScriptAccess='always' pluginspage='http://www.macromedia.com/go/getflashplayer' wmode='transparent' flashvars='' /> </span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<div style="font-size:10px;"> </div>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ZEKÂT NEDİR? - Zekâtın verileceği, harcanacağı kişiler ve müesseseler]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/09/10/zekat-nedir-zekatin-verilecegi-harcanacagi-kisiler-ve-muesseseler/</link>
<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 00:03:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>Site - Yönetici</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/09/10/zekat-nedir-zekatin-verilecegi-harcanacagi-kisiler-ve-muesseseler/</guid>
<description><![CDATA[  ZEKÂT Zekâtın verileceği, harcanacağı kişiler ve müesseseler ZEKÂT NEDİR? Zekat, İslamî ölçülere g]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p> </p>
<div class="wp-caption alignnone" style="width: 551px"><a href="http://img30.imageshack.us/img30/2725/zekat.gif"><img title="ZEKÂT" src="http://img30.imageshack.us/img30/2725/zekat.gif" alt="ZEKÂT" width="541" height="377" /></a><p class="wp-caption-text">ZEKÂT</p></div>
<p><span style="color:#0000ff;"><strong>Zekâtın verileceği, harcanacağı kişiler ve müesseseler</strong><br />
</span></p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">ZEKÂT NEDİR?</span></strong></p>
<p>Zekat, İslamî ölçülere göre zengin sayılan bütün Müslümanların, verilmesi uygun olan kişilere ve yerlere her yıl belli oranda vermeleri gereken mali bir ibadettir.</p>
<p>Ramazan ayında yapılan ibadetlerin sevabı daha çok olduğu için, mesela bir farz yetmiş farza muadil, bir nafile de farz ibadet yerine geçtiğinden, zekat da ekseriyetle bu ayda verilmektedir. Dolayısiyle zekatla ilgili meseleler de fazlaca bu ayda konuşulmaktadır.</p>
<p>İşte bu mübarek hicrî 1426 Ramazan’ında da gördük ki, zekatın kimlere, nerelere verileceği, hangi hizmetlere harcanıp harcanmayağı hususunda Müslüman kardeşlerimizin sıkıntıları var&#8230; Bu sıkıntıları gidermek, şüphe ve tereddütleri ortadan kaldırmak, meselenin hallinde bir nebze de olsa yardımcı olabilmek için bu çalışmayı kaleme aldık. Gücümüzün yettiğince bu konudaki sualleri cevapsız bırakmamaya gayret ettik. Bununla birlikte elbette ki kul olarak hatalarımız, gözden kaçmış eksik ve noksanlarımız olabilir. Hâl böyle olunca; çalışmamızın mükemmel, yeterli ve kusursuz olduğunu söylememiz mümkün değildir.</p>
<p>Bu sebeple Cenab-ı Hak’tan ümidimiz hatalarımızın affı; okurlarımızdan ricâmız, eksik ve noksanlarımızı aczimize hamlederek tamamlamaları ve mümkünse bizi haberdar etmeleridir. </p>
<p>***</p>
<p><span style="color:#0000ff;"><strong>İSLÂM’IN KÖPRÜSÜ VE NAMAZDAN SONRAKİ ESASI Z E K Â T T I R</strong><br />
</span><br />
<strong>Zekât</strong> lûgatte temizlik, artma-üreme ve bereket mânâlarınadır. Zekâtı verilen malın temizleneceği, üreyeyip bereketleneceği <strong>Kur’ân-ı Kerîm</strong>’de şöyle açıklanmıştır:</p>
<p><strong>“(Resûlüm!) Onların mallarından sadaka (ve zekât) al ki, kendilerini onunla arındırıp, tertemiz edesin. (Yani günah kirlerinden temizlenmelerine ve hasenâtlarının bereketlenmesine, muhlisler derecesine terfî edilmelerine sebep olasın).”(1)</strong></p>
<p>Fıkıh lisânında ise <strong>zekât, “Bir malın, şerîat tarafından tayin edilen miktarını, Müslüman zenginin seneden seneye, zekât alabilecek sekiz sınıftan birine temlik etmesi; yani, hiçbir menfaat ve istifâde alâkası olmamak üzere ona vermesi”</strong> demektir.</p>
<p>Zekât, İslâm’ın beş şartından birisi olan mâli bir ibadettir. Hicretin ikinci senesinde oruçtan evvel farz kılınmıştır.</p>
<p>Zekâtın farz oluşu en doğru görüşe göre fevrîdir; yani zekât vermesi gerekli olan kişi, hiç geciktirmeden hemen zekâtını vermelidir. Aksi halde günahkâr olur.(2)</p>
<p>Zekât, kulların kulluktaki sadâkatlerine delâlet eder. Bu bakımdan zekâta, yukarıda zikri geçen ayette olduğu gibi, “<strong>sadaka</strong>” da denilmiştir. Bununla beraber “<strong>sadaka</strong>” tâbiri, zekâttan daha umûmidir; vacipleri, nafileleri de içine alır. <strong>Zekât</strong> ise sadece farz olan için kullanılır.(3)</p>
<p>Zekât, farz bir ibâdet olduğundan bunun edâsında riyâ söz konusu olmaz. Bilakis başkalarına iyi bir örnek olma durumu da vardır. Ayrıca kişi, başkalarının sû-i zannından da kurtulmuş olur. Bu bakımdan alenî olarak verilmesi efdâldir. Nâfile sadakalarda ise böyle değildir. Onları gizlice verip gösteriş ihtimâlinden kaçınmak lâzımdır. </p>
<p>***</p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">ZEKÂTIN VERİLECEĞİ, HARCANACAĞI YERLER</span></strong></p>
<p>Kur‘ân-ı Kerim, zekâtın verilebileceği kimseleri hususî bir biçimde sıralayıp, sonra da nerelere harcanabileceğini şöyle ifade eder:</p>
<p><strong>“Zekâtlar, Allah&#8217;tan bir farz olarak fakirlere, yoksullara, üzerinde çalışanlara (zekât toplamak üzere vazifeli memurlara), kalbleri te&#8217;lif olacak olanlara (İslâm&#8217;a ısındırılmak istenenlere) verilir; âzât edilecek köleler, borçlular, Allah yolunda ve yolcu olanlar için sarf edilir.”(4) </strong></p>
<p>Görüldüğü üzere âyet-i kerimede, zekâtın verileceği insanlar ve sarf edilebileceği/harcanacağı yerler sekiz sınıf olarak belirtilmiştir:</p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">1. Fakirler:</span></strong> Nisap miktarından az bir mala sahip olan ve mevcut malı ihtiyacına kifâyet etmeyenlerdir. Yani normal ölçülerde geliri giderini karşılamayan kimseler.</p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">2. Miskinler:</span></strong> Fakirden daha aşağı derecede olup hiçbir şeye sahip olmayan yoksullar.</p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">3. Âmil:</span></strong> Ülü’l-emr tarafından zekât, sadaka ve öşürleri toplamak üzere vazifelendirilen memurdur.</p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">4. Müellefe-i kulûb:</span></strong> Kalbleri İslâm’a ısındırılmak istenenler.</p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">5. Borçlular:</span></strong> Borç altında olup da, ödeme imkanı bulunmayan kimseler.</p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">6. Yolcu:</span></strong> Yolda kalan kimse, yani memleketinde malı-mülkü olsa bile, gurbette parasız kalmış kimseler.</p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">7. Köle:</span></strong> Hür/özgür olmayan kimse.</p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">8. Fî sebîlillah:</span> </strong>Allah yolunda demektir.</p>
<p><strong>Bu sekiz sınıftan “tahsis lâmı” ile beyan olunan ilk dört grup için temlikin şart; zarfiyet edâtı olan “fî” ile ifade edilen dört kısım sarf yerleri içinse, temlikin şart olmadığı söylenmiştir. </strong>Temlikin bunlar için de gerekli olduğunu söyleyenler ise, zekâtı, onların ihtiyaçlarını görmekle vazifeli kimselere vermek suretiyle de bunun yerine gelmiş olacağını ifade etmişlerdir. Zira Allah yolundaki mücahitlerin, “cihad ihtiyaçları”nın hepsini bizzat kendilerinin temin edebilmeleri mümkün değildir. Bu uygulamadaki asıl maksat ise, ihtiyaçların karşılanması olduğundan, ihtiyacın cinsine göre zekâtları, mücâhitlerin teker teker bizzat kendilerine değil de, veliyyü’l-emr’e yani onların işlerini-hizmetlerini görmekle, ihtiyaçlarını gidermekle görevli kişi veya kişilere teslim etmekle de temlik tahakkuk etmiş ve farz yerine getirilmiş olur.</p>
<p>Zekâtla alâkalı bu âyet-i celile (nass), günümüzde çocuklarımızın-gençlerimizin en iyi şekilde yetişmeleri için faâliyet gösteren İslâmî müesseselerin-derneklerin mâlî yapısını teşekkül ettirecek şekilde genişçe tefsir ve te&#8217;vil edilmeye (yorumlamaya) gayet müsaittir.</p>
<p>***</p>
<p><span style="color:#0000ff;"><strong>“FÎ SEBÎLİLLAH” KAVRAMININ ÇERÇEVESİ</strong><br />
</span><br />
Bir kısım âlimler âyetin lafzına uygun olarak umumi manâsını genişletip, <strong>“fî sebîlillah”</strong>a;<br />
a) Kendilerini hayra-iyiliğe vakfedenler,<br />
b) Dinî ilimleri tahsil eden talebeler, mânâlarını da dahil etmişlerdir.</p>
<p>Cenâb-ı Hak bu sınıfı mutlak olarak zikretmiştir. Buna göre, Allah Teâlâ’ının murad ve beyânını aşmamak şartıyla, zamanın ihtiyaç ve icapları gözönüne alınarak, âyetin lafzına ve ruhuna münasip düşen her türlü hayır ve tâat bu sınıfa dahildir. Bu sınıflar arasında zamanın şartlarına göre tercih ve değerlendirme de olabilir.</p>
<p>İslâm’ın yayılması, Müslümanların yükselmesi için hangi sınıf daha lüzumlu ise, zekât vermekte de ona öncelik tanınması gerekir. Meselâ; harp zamanında, harbe iştirak eden İslâm mücâhit ve gazilerine zekât vermeyi tercih etmek daha uygundur. Ancak, harbin uzun zaman kesilmesi; yahut harbin, İslâm&#8217;ın yükselmesi gayesinden uzaklaşması halinde, zekâtı, diğer bir sınıfa meselâ; ilim öğrenmek ve öğretmek için kendilerini bu yola vakfetmiş olan kimselere veya bunların ihtiyaçları için kullanılmak üzere vermek, elbette ki daha münasip olacaktır. Bunların ihtiyaçları ise; binadır, binanın arsasıdır, inşaatın her türlü malzemesidir; yiyecek-içecek, yakacak-yatacak&#8230; kısacası, ülke ve insanlık yararına okuyup yetişmeleri için lüzum eden her şeydir.</p>
<p>Binâenaleyh, Kur&#8217;ân ilmini okuyanlar ve okutanlar “fi sebîllllah” kavramının umumi mânâsına hakkıyla dahil oldukları gibi, hususi mânâsı olan “mücâhitler” sınıfına da dahildirler. Dolayısiyle cihadın zamanımızdaki şekline en güzel surette katılmış oluyorlar.(5) Şu halde, zekât ve fıtreyi; ya bizzat onlara veya vekâleten onların her türlü ihtiyaçlarında kullanılmak üzere, bu hizmetlerle alâkadar olanlara vermek en uygun olan yoldur. </p>
<p>*** </p>
<p>Dilerseniz “fî sebîlillah” kavramını biraz daha genişçe ele alalım&#8230; Bu madde üzerinde çeşitli rivâyetler vardır. Tefsirlerde özetle deniliyor ki:</p>
<p>“Fî sebîlillah’dan murad; gâzilerdir, mücâhitlerdir, nöbet bekleyenlerdir. Hac yolcularıdır, dini imtisal edenler, yani hayatlarının her alanında dinî kriterleri örnek alıp ona uymaya çalışan âbitler-zâhitler, dindarlardır. Keza, cihad eden orduyu techiz etmektir. Bu bakımdan, mücâhitlerin ihtiyacı olan her türlü eşya; yiyecek-içecek, giyecek, yakacak, barınak ve benzeri, <strong>‘Onlara (düşmanlarınıza) karşı kuvvet hazırlayın’</strong>(6) âyetinin muhtevâsı içindedir.”</p>
<p>“Fî sebîlillah” (Allah yolunda) ifadesi bazı âyetlerde umumî bir şekilde geldiği halde, bazılarında “cihâd” ile beraber zikredilmektedir. “Allah yolunda mal ve canla cihâd” emirlerinin muharebe-mücadele masraflarını karşılamayı ve her çeşit cihad ihtiyacının temini gâyesiyle yapılacak harcamaları ifâde ettiği açıktır. Cihâda temas edilmeden mutlak olarak Allah yolunda harcamayı emreden âyetlerden ise sadece böyle bir mânayı çıkarmak zordur. Çünki cihad da dâhil olmak üzere Allah Teâlâ’nın rızâsına uygun ve O’nun tarafından istenen her türlü iş O’nun yolunda demektir. Böylece incelemesini yaptığımız Tevbe sûresi 60. âyetteki “fî sebîlillah” kavramını; Allah yolundaki her türlü hizmeti, hayır işlerini, iyi ve güzel şeyleri içine alacak şekilde geniş olarak tefsir etmek mümkündür.</p>
<p>Bir devletin gelirlerinden bir kısmını savunma harcamalarına ayırması, hayâtî bir zarûrettir. İslâm gibi hükümranlık gâyesiyle değil ve fakat sırf kendini dünya insanlığına duyurup İslâm’dan onların da istifade edebilmeleri için cihâdı, Devlet’in aslî vazîfeleri arasında sayan bir dînin, devlet gelirlerinden bir kısmını bu sâhaya ayıracağı da muhakkaktır. İslâm cemiyetinin dış saldırı ve tehlikelere karşı korunması ise, her şeyden önde gelen bir vazîfedir. Bunun için Peygamberimiz (s.a.v.), devleti kurar kurmaz meydana getirdiği kanunî esaslara (kurucu anayasaya);</p>
<p><strong>“</strong>(Bir harp vukûunda) <strong>Yahûdiler’in masrafları kendi üzerlerine ve Müslümanlar’ın masrafları kendi üzerlerinedir. Muhakkak ki bu sayfada belirtilen kimselere harp açanlara karşı, onlar kendi aralarında yardımlaşacaklardır”</strong> meâlinde bir madde koymuştur. Resûlülllah Efendimiz zamanında bir harp vukû bulursa, herkes gerekli âlet-edevat ve azığını kendisi tedârik ederdi. Fakir olanlar ise devlet tarafından techiz ediliyor veya zekât mükellefi olan mü’minler, zekâtlarını bu gibilerine vererek, onları da techizât ve azık edinme imkânlarına kavuşturuyorlardı.</p>
<p>Peygamberimiz’den (s.a.v.) sonra ise bilhassa Hz. Ömer (r.a.) zamanından itabaren dâimî ve maaşlı ordular meydana getirildi. </p>
<p>İslâm âlimlerinden bir kısmı, Tevbe sûresi 60. âyette geçen bu “fî sebîlillah” (Allah yolunda) ifadesini dar mânâda tefsir ederek; bunun harbe katılma imkân ve vâsıtalarından mahrum kişilere, gerekli teçhizâtı almaları ve azık masraflarını karşılamaları için yapılacak ödemeleri gösterdiğini ifâde etmektedirler. Şöyle ki:</p>
<p>İmam Muhammed’in dışındaki Hanefî’lerin görüşleri böyle olduğu gibi, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîler’in görüşleri de küçük farklılıklarla beraber hep bu merkezdedir. Meselâ İmam Şâfiî ve İmam Mâlik’e göre, harbe katılacak kimse zengin dahi olsa, bu fasıldan ona zekât ödenir. İmam-ı Â’zâm hazretlerine göre, böylelerine zekâttan harcama yapılmaz. Şâfiî mezhebinden İmam Mâverdî ve Hânefî mezhebinden İmam Ferrâ’ya göre bu fasıldan ancak, askerî dîvandan maaş almayıp gönüllü harbe katılanlara (mutatavvi’a) harcama yapılır. Hanbelîler’den el-Hırakî (ö. 334 H.) gibi âlimler, “fî sebîlillah” faslından hac esnasında ihtiyaç içine düşmüş kimselere de yardım yapılacağını söylerken, Hanefîler’den İmam Muhammed bununla sâdece böyle durumda olan hacıların kastedildiğini ifâde eder. (Rahimehümüllah)</p>
<p>Zekâtta temlîk’i yani verileni ferdin mülkiyetine intikal ettirmeyi şart koşan âlimler; zekât gelirlerinin yol ve ulaşım tesislerine, ibâdethâne ve mekteplerin/okulların yapımına, sulama kanal ve tesislerine ve kalelerin yapımına harcanamayacağı görüşündedirler. Bilhassa Hanefî ve Hanbelî’ler bunu eserlerinde belirtirler.</p>
<p>İmam Mâlik de zekât gelirleriyle câmi yaptırılamayacağını söylüyor ki, bundan, onun da görüşünün aynı merkezde olduğu anlaşılıyor. Ancak İmam Ebû Yûsuf Kitâbü’l-Harâc adlı eserinde, -diğer Hanefî kaynaklarının onun görüşü hakkında verdikleri mâlumata zıt olarak- bu fasıldan; vergi memurlarının maaşları ödenmiş olmak şartiyle, yol yapım ve ıslâhına da harcama yapılabileceğini yazar.</p>
<p>Gene Hanefîler’den Kâsânî (Ö. 587/1191) <strong>“fî sebîlilah”</strong> ıstılâhını; “<strong>Allah’a yaklaştıran bütün işler (hayırlı hizmetler-sâlih ameller)</strong>” diye târif eder ve hayır yaptıran kimselere paraları yetmediğinde bu fasıldan yardım yapılacağını, söyler. Ancak o, yukarıda sayılan işlere, doğrudan harcama yerine, bu işleri yapanlara zekât vermekten söz etmektedir.</p>
<p>Yukarıda zikri geçen ulemânın bu görüşlerine karşılık, zekât gelirlerinin yol ve köprüye de harcanabileceği görüşünde olan âlimler de vardır&#8230; Enes b. Mâlik, Hasan-ı Basrî ve Atâ‘ rahimehümüllah bunlardandır. Fahr-i Râzî hazretlerinin de aynı görüşü paylaştığı görülmektedir. Ona göre “fî-sebîlilah” kavramını yalnız muhâriplere/mücahitlere tahsis etmek îcap etmez.</p>
<p>Fahr-i Râzî, Kaffâl’in tefsirinden verdiği nakillerde isim vermeden bazı âlimlerin de bu fâsıldan zekâtın kale, cami ve mescid yapımı gibi bütün hayır işlerine sarfını câiz gördüklerini kaydeder. Osmanlılar döneminde, “Masârifü Beyti’l-Mâl” adlı bir risâle de yazmış olan Dede b. Yahşî (yahut Bahşî) zengin olmayan ilim adamlarının, araştırmaları için lâzım olan eserleri satın alabilmeleri maksadıyla onlara zekâttan verileceğini söyler ve bazılarının “fî sebîlillah” ıstılâhını ilmî araştırma yapanlar olarak da tefsir ettiklerini kaydeder.</p>
<p>***</p>
<p><span style="color:#0000ff;"><strong>S O N U Ç<!--more--></strong><br />
</span><br />
“Fî sebîlillah” mefhumu, İslâm’ın her yoldan ve her çeşit usûlle tebliği, anlatılması, öğretilmesi, müdâfaası ve hayrın temini ile alâkalı fiil ve faaliyetlere işâret etmektedir. Dul kadınlar ve yetimler lehine ödemelerde bulunmayı, mektep ve medreselere yardım yapmayı, hastahânelere, câmilere tahsîsât ayrılmasını ve İslâm ordusunun âlet ve edevât ile teçhizâtını vesâir masraflarını karşılamayı, vatan müdâfaası için bir takım askerî sâbit tesisler kurma masraflarına katılmayı ve benzeri harcamaları içine almaktadır.</p>
<p>Görüldüğü gibi âlimlerin büyük çoğunluğu, Müslüman tebaadan toplanan zekâtların, ister İslâm devleti vasıtasıyla olsun ister şahıslar eliyle olsun, Tevbe sûresi 60. âyette gösterilen fertlere hizmet olarak değil de mülk olarak intikal ettirilmesi (temlik) hususunda görüş birliği içindedirler ve bunda ısrarlıdırlar.</p>
<p>Sarf meselesine gelince; devlet hizmetlerinin, kamu harcamalarının ve her çeşit yatırım giderlerinin bir İslâm devletinde zekât gelirleriyle karşılanmaması halinde, yürütmenin imkânsız hâle geleceği muhakkaktır. Bu durumda “fî sebîlillah (Allah yolunda)” ıstılâhını en geniş mânâsıyle tefsir etmekten veya bir kesimin gelirleri yeterli olmadığında diğer kesimden tahsisat aktarmasına müsaade etmekten başka bir çâre de kalmamaktadır. Nitekim Hanefî ve Hanbelîler bu noktada devlete, tahsisat aktarmayı yani bir gelir çeşidiyle karşılanması gereken masrafları, zarûrî hallerde diğer gelir çeşidiyle karşılama izin ve selâhiyetini vermişlerdir.(7)</p>
<p>***</p>
<p><strong><span style="color:#0000ff;">Günümüze gelince…</span></strong><strong><br />
</strong><br />
İslâmî ve insanî hizmetlerin daha iyi yürütülebilmesi, dinin öğretilmesi-yayılması, gelecek nesillerin iyi birer fert, topluma yararlı, güzel ahlâklı insanlar olarak yetişmeleri için bazı gayretli Müslümanlar tarafından, ülkemizin hukuk sistemi çerçevesinde dernekler kurulmuştur. Söz konusu hizmetlerin yerine getirilebilmesi, yürütülebilmesi için lazım olan pek çok şeyin yanında, öncelikle öğrencilerin kalıp barınabilecekleri yurt binalarına ihtiyaç vardır. Bu binaların arsası ve yapımı için yardım devletten gelmediğine, gökten zenbille inmediğine ve bu derneklerin belli bir akarı da olmadığına göre, elbette ki vatandaşlardan temin edilecektir. Vatandaşın yardımı da ya bağış, ya da zekât ve sadaka yoluyla olacaktır. Günümüzde, yürütülmeye çalışılan bu hizmetlerin ise, zekâtın harcanabileceği sekiz sınıftan “Allah yolunda” kavramının içine girmediğini söylemeyi-söyleyebilmeyi bir kenara bırakınız, düşünmenin bile imkânsız olduğu âşikârdır. Barınacak bir yer olmadan o öğrencileri nerede yedirip içireceksiniz? Onların sağlıklarını nasıl koruyacak, istirahatlerini, okuyup yazmalarını, düzenli ders çalışmalarını nasıl temin edeceksiniz? Demek ki temel ihtiyaç, öncelikle bina… diğerleri ondan sonra geliyor ve ancak onunla birlikte var olabiliyor.</p>
<p>Şimdi, hal böyle iken, kalkıp hangi akıl-mantık, insaf-iz‘an ölçülerine dayanarak, “efendim camiye, yurt binasına zekât verilmez” denilebiliyor!” (Herhalde bununla ‘harcanmaz’ demeyi kastediyorlar.) Gerçekten anlamak zor. Âmiyâne ifadeyle, senin dinin için kalkıp ABD mi yardım edecek, AB mi hibede bulunacak, Vatikan mı el uzatacak, Havra mı iâne yapacak?!.. Her sahada olduğu gibi bu noktada da söz söylerken en azından insafı elden bırakmamak gerek. Söylediğimiz sözün hangi sonuçları doğuracağını, meselenin nasıl da kördüğüm olacağını iyi hesap etmemiz lâzım.</p>
<p>Ayrıca bu mevzuda birbirine karıştırılan iki önemli husus var; “temlik” ve “tasarruf”. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi temlik, zekât verilecek kişinin, bunu bizzat kendisinin almasıyla gerçekleşeceği gibi, bir başkasının onun adına vekâleten almasıyla da yerine gelmiş olur. Bu gibi hizmetlerin ifasında da, talebenin bizzat yardım toplaması yerine, bu işi onlar adına vekâleten başkalarının görmesi elbette ki daha doğru olur. Hatta tasarruf/harcama meselesi de böyledir. Öğrenci her şeyi, her ihtiyacı hesap edemeyebilir; çünkü onların asıl işi o değildir. Ama veliyyülemr mevkiindeki vazifelilerin durumu farklıdır; onların esas görevleri, talebenin iaşe ve ibatelerini temindir. Onlar, ihtiyaca göre, ihtiyaçların lüzum ve önemine göre sarfta/harcamada bulunurlar.</p>
<p>Zekâtın bina inşaatına harcanıp harcanamayacağı meselesi de yine yukarıda açıkça belirtildi. Bunun caiz olduğuna dair pek çok âlimin görüşleri ortada… Bunları gözardı ademeyiz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) <strong>“Ümmetimin ihtilâfı (onlar için) geniş bir rahmettir”</strong>(8) buyuruyor. Yani âlimlerin herhangi bir mevzuda farklı görüşler-içtihatlar ortaya koymaları, meseleye esneklik kazandırmaları ümmet için çok büyük bir kolaylıktır. Onları sıkıntıdan, darlıktan kurtarır. Zira her hususta tek bir görüşe uymak zorunda kalmak, başka çıkış yollarına müracaat edememek elbette ki büyük bir sıkıntıdır. Fetvalarda meselenin tarihî seyri, insanların ihtiyaçları, yararına olup olmayan hususlar mutlaka dikkate alınır; vaziyete en uygun, fertlerin ve toplumun faydasına olan içtihat ve görüşlere dayanılarak hüküm verilir. Zamanımızın şartları ise ortadadır, ayrıca bir açıklamaya gerek olmayacak kadar nettir. O bakımdan son söz olarak diyoruz ki;</p>
<p>Günümüzde hayır cemiyetlerinin ve bilhassa öğrenci derneklerinin görevlileri/yetkilileri öğrenciler adına zekât alabilir/toplayabilir… ve bu toplanan zekâtlar, diğer yardımlar gibi, öğrencilerin bina ihtiyaçları da dahil olmak üzere her türlü hizmetleri için harcanabilir. Bunun caiz olup olmayacağı tartışmasının lüzumsuzluğu bir kenara, hatta, zekâtın verilebileceği en uygun yerlerin başında buraların geldiğini söylemenin bile zâit olacağı açıktır. </p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">DİPNOTLAR</span></strong><br />
(1) Kur’an-ı Kerim, Tevbe sûresi, 103.<br />
(2) el-Mergınâni, el-Hidâye, 1, 96; Mehmed Zihnî, Nimet-i İslâm, 2, 5.<br />
(3) Elmalı’lı, M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul, bty. 2, 933.<br />
(4) Kur’an-ı Kerim, Tevbe sûresi, 60.<br />
(5) Hak Dini Kur’an Dili, Ruhu’l-Beyan, Kurtubî, Mecmûatün mine’t-Tefâsîr, Tefsîr-i Kebîr başta olmak üzere muhtelif tefsirler.<br />
(6) Kur’ân-ı Kerim, Enfâl sûresi, 60.<br />
(7) Dr. Celâl Yeniçeri, İslâm’da Devlet Bütçesi, İst. 1984.<br />
(8) Bilmen, Ömer Nasuhi, Büyük İslâm İlmihali, İstanbul, bty., s. 42.</p>
<p>Alinti : Halis Ece : bilgicagi.net</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Paranın, ticaret malının, ziynetlerin ev ve arabanın zekatı?]]></title>
<link>http://haciata2.wordpress.com/2009/09/09/paranin-ticaret-malinin-ziynetlerin-ev-ve-arabanin-zekati/</link>
<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 12:21:37 +0000</pubDate>
<dc:creator>HacıAta</dc:creator>
<guid>http://haciata2.wordpress.com/2009/09/09/paranin-ticaret-malinin-ziynetlerin-ev-ve-arabanin-zekati/</guid>
<description><![CDATA[Soru: 1- Kasada param, vitrinde de bir miktar malım var. Ben zekatımı paradan mı, vitrindeki maldan ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Soru: 1- Kasada param, vitrinde de bir miktar malım var. Ben zekatımı paradan mı, vitrindeki maldan ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zekat , Namaz ve Karun’nun batışı . VAAZ . Seyfettin Alkan Hocaefendi  – Eyüp Sultan Camii]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/09/09/zekat-namaz-ve-karun%e2%80%99nun-batisi-vaaz-seyfettin-alkan-hocaefendi-%e2%80%93-eyup-sultan-camii/</link>
<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 03:49:32 +0000</pubDate>
<dc:creator>Site - Yönetici</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/09/09/zekat-namaz-ve-karun%e2%80%99nun-batisi-vaaz-seyfettin-alkan-hocaefendi-%e2%80%93-eyup-sultan-camii/</guid>
<description><![CDATA[Zekat , Namaz ve Karun’nun batışı . VAAZ . Seyfettin Alkan Hocaefendi  – Eyüp Sultan Camii]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2><span style="color:#0000ff;">Zekat , Namaz ve Karun’nun batışı . VAAZ . Seyfettin Alkan Hocaefendi  – Eyüp Sultan Camii</span></h2>
<p><embed src='http://widgets.vodpod.com/w/video_embed/ExternalVideo.869951' type='application/x-shockwave-flash' AllowScriptAccess='always' pluginspage='http://www.macromedia.com/go/getflashplayer' wmode='transparent' flashvars='' /></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Namaz, zekât ve oruç]]></title>
<link>http://haciata2.wordpress.com/2009/09/07/namaz-zekat-ve-oruc/</link>
<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 07:32:47 +0000</pubDate>
<dc:creator>HacıAta</dc:creator>
<guid>http://haciata2.wordpress.com/2009/09/07/namaz-zekat-ve-oruc/</guid>
<description><![CDATA[Nasıl İslâm&#8217;da imanın 6 şartı birbirini, yani bu şartlardan birine inanmak diğerlerine inanmay]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Nasıl İslâm&#8217;da imanın 6 şartı birbirini, yani bu şartlardan birine inanmak diğerlerine inanmay]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ramazan-ı şerif’e hazırlık ve Kıble’nin tesbiti – VAAZ – Hüseyin Kumaş]]></title>
<link>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/09/07/ramazan-i-serif%e2%80%99e-hazirlik-ve-kible%e2%80%99nin-tesbiti-%e2%80%93-vaaz-%e2%80%93-huseyin-kumas/</link>
<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 02:12:45 +0000</pubDate>
<dc:creator>Site - Yönetici</dc:creator>
<guid>http://yukarikayalar.wordpress.com/2009/09/07/ramazan-i-serif%e2%80%99e-hazirlik-ve-kible%e2%80%99nin-tesbiti-%e2%80%93-vaaz-%e2%80%93-huseyin-kumas/</guid>
<description><![CDATA[Ramazan-ı şerif’e hazırlık ve Kıble’nin tesbiti – VAAZ – Hüseyin Kumaş]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="color:#0000ff;"><strong>Ramazan-ı şerif’e hazırlık ve Kıble’nin tesbiti – VAAZ – Hüseyin Kumaş</strong></span></p>
<p><span style="display:block;width:425px;margin:0 auto;"> <embed src='http://widgets.vodpod.com/w/video_embed/ExternalVideo.869096' type='application/x-shockwave-flash' AllowScriptAccess='always' pluginspage='http://www.macromedia.com/go/getflashplayer' wmode='transparent' flashvars='' /></p>
<p></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Kişi, zekatın nasıl tasarruf edildiğinden sorumlu mudur?]]></title>
<link>http://haciata2.wordpress.com/2009/09/03/kisi-zekatin-nasil-tasarruf-edildiginden-sorumlu-mudur/</link>
<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 07:52:56 +0000</pubDate>
<dc:creator>HacıAta</dc:creator>
<guid>http://haciata2.wordpress.com/2009/09/03/kisi-zekatin-nasil-tasarruf-edildiginden-sorumlu-mudur/</guid>
<description><![CDATA[&#8220;Zekata muhtaç ölçüde fakir ama eline geçen her kuruşu Allah&#8217;ın yasak dediği alanda harc]]></description>
<content:encoded><![CDATA[&#8220;Zekata muhtaç ölçüde fakir ama eline geçen her kuruşu Allah&#8217;ın yasak dediği alanda harc]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zekat ve fitreyi kimler, kimlere verir?]]></title>
<link>http://haciata2.wordpress.com/2009/09/02/zekat-ve-fitreyi-kimler-kimlere-verir/</link>
<pubDate>Wed, 02 Sep 2009 09:39:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>HacıAta</dc:creator>
<guid>http://haciata2.wordpress.com/2009/09/02/zekat-ve-fitreyi-kimler-kimlere-verir/</guid>
<description><![CDATA[Bilindiği üzere yüce İslam, Müslüman&#8217;ı bencillikten korumuş, egoistlikten muhafaza etmiştir. B]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Bilindiği üzere yüce İslam, Müslüman&#8217;ı bencillikten korumuş, egoistlikten muhafaza etmiştir. B]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zekat]]></title>
<link>http://haciata2.wordpress.com/2009/08/31/zekat/</link>
<pubDate>Mon, 31 Aug 2009 09:52:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>HacıAta</dc:creator>
<guid>http://haciata2.wordpress.com/2009/08/31/zekat/</guid>
<description><![CDATA[Zekatın kelime manası: Artmak ve temizlemektir. Verenin malı artar ve temizlenir. Gül, cömertçe koku]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Zekatın kelime manası: Artmak ve temizlemektir. Verenin malı artar ve temizlenir. Gül, cömertçe koku]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[sigorta, sihir, sitesidir, siyer, SOHBET, sohbet chat, sohbetler, sorularla islamiyet, takva, takıyye, tövbe, tüp bebek, türkçe ilahi, tecvid, tecvit, tefsir, teganni, tesettür, tesettür ve setr-i avret, tevazu, tevekkül, Tevrat, uşur, uşur ve sadaka, vehhabilik, vesvese, video ilahi, yahudilik, yemin kefareti, yusuf islam, Zebur, zekat, zina, şükür, şehit, şirk, İncil, İSLAMİ CHAT, İSLAMİ SOHBET]]></title>
<link>http://islamsitem.wordpress.com/2009/08/09/sigorta-sihir-sitesidir-siyer-sohbet-sohbet-chat-sohbetler-sorularla-islamiyet-takva-takiyye-tovbe-tup-bebek-turkce-ilahi-tecvid-tecvit-tefsir-teganni-tesettur-tesettur-ve-setr-i-avr/</link>
<pubDate>Sun, 09 Aug 2009 00:22:29 +0000</pubDate>
<dc:creator>yavuzsultanselim</dc:creator>
<guid>http://islamsitem.wordpress.com/2009/08/09/sigorta-sihir-sitesidir-siyer-sohbet-sohbet-chat-sohbetler-sorularla-islamiyet-takva-takiyye-tovbe-tup-bebek-turkce-ilahi-tecvid-tecvit-tefsir-teganni-tesettur-tesettur-ve-setr-i-avr/</guid>
<description><![CDATA[sigorta, sihir, sitesidir, siyer, SOHBET, sohbet chat, sohbetler, sorularla islamiyet, takva, takıyy]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>sigorta, sihir, sitesidir, siyer, SOHBET, sohbet chat, sohbetler, sorularla islamiyet, takva, takıyye, tövbe, tüp bebek, türkçe ilahi, tecvid, tecvit, tefsir, teganni, tesettür, tesettür ve setr-i avret, tevazu, tevekkül, Tevrat, uşur, uşur ve sadaka, vehhabilik, vesvese, video ilahi, yahudilik, yemin kefareti, yusuf islam, Zebur, zekat, zina, şükür, şehit, şirk, İncil, İSLAMİ CHAT, İSLAMİ SOHBET</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[islam]]></title>
<link>http://islamsitem.wordpress.com/2009/08/08/islam/</link>
<pubDate>Sat, 08 Aug 2009 23:59:00 +0000</pubDate>
<dc:creator>yavuzsultanselim</dc:creator>
<guid>http://islamsitem.wordpress.com/2009/08/08/islam/</guid>
<description><![CDATA[islam en yüce dindir abdest, Adak, Adalet, Ahiret, Ahlak, ahlak bilgileri, Aile, al islam, Allah, al]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>islam en yüce dindir</p>
<p>abdest, Adak, Adalet, Ahiret, Ahlak, ahlak bilgileri, Aile, al islam, Allah, alış veriş bilgileri, amentü, ana baba hakkı, arapca ilahi, arefe, avcılık, Ayetler, aşure, çet, üç aylar, bank islam, batıl inançlar, bayram, bayram mesajlari, büyü, büyü sihir ve bâtıl inançlar, büyük âlimlerin hayatı, bedava ilahi mp3, beddua etmek, berat, bereket, Bid&#8217;at, borsa, boşanmak, buhari, cartoon danish islam, cartoon denmark islam, cartoon island, Cehennem, chat, chat sohbet, Cihad, cihat, dan islam komunikasi, dawat e islami, dawate islami, dövme, dünya, denmark islam, dilenmek, din, din i ilahi, dini, dini bilgi, dini bilgiler, dini dosya, dini download, dini ekart, dini forum, dini hikaye, dini hikayeler, dini resimler, dini şiir, dini şiirler ve menkıbeler, dinibilgiler, dinimiz islam, dinimiz ve diğer dinler, dinimizislam, dinle, download ilahi, doğru iman bilgileri, dua, duanın önemi-çeşitli dualar, Duygular, DİNİ SOHBET, e-card, e-kart, ecard, ehli beyt, ekart, eshabı kiram, eshabın hepsi cennetliktir, esmaul husna, estetik ameliyat, evlat edinmek, evlat hakkı, evlenmek, evlilik ve aile bilgileri, ezgi, ezgi dinle, ezgi indir, ezgiler, faiz, fitne, five pillar of islam, forum, forumislam, fıkıh, gambar kebesaran ilahi, Gayb, günah, gusül, gusül abdesti, gıybet, hac, hac rehberi, hadis, hak din, hakikat, haram, Hayz, hayz ve nifas bilgileri, hülle, helal, hikmetli sözler, history of islam, hıristiyanlık, ibadet, ibni sebe, ibni sebecilik, ictihat, idarecilik, idarecilik bilgileri, iftira, ilahi, ilahi dinle, ilahi dinlemek, ilahi indir, ilahi mp3, ilahi sözleri, ilahi sesli, ilahi tr.com, ilahiler, ilmihal, iman, islam, islam ahlakı, islam chat, islam hadhari, islam online, islam online.net, islam picture, islam religion, islam sohbet, islam today, islam way, islam way.com, islam web, islam world, islamda kadın, islami, islami bilgi, islami dosya, islami download, islami ekart, islami evlilik, islami forum, islami hikaye, islami içerik, islami multimedya, islami portal, islami resimler, islami ruya tabirleri, islami site, islami siteler, islami sohbet odaları, islami sohpet, islami sorular, islami toplist, islami şiir, islami şiirler, islamiforum, islamisite, islamisohbet, islamiyet, islamiyyet, islamyolum.com Bir, israf, jamaat e islami, kadir gecesi, kandil mesajlari, kâr zarar ortaklığı, kürtaj, kürtçe ilahi, küsmek, kütübi sitte, kebesaran ilahi, kebesaran ilahi sengkarai, kelimei şehadet, keramet, kibir, komşuluk, kul hakkı, kur&#8217;an-ı kerim, Kur&#8217;anı kerim, kuran, kuran dinle, kuran oku, kuran sesli, Kurban, kurban ve adak, kurban ve ramazan bayramı.&#8221; /&#62;, kıssa, lanet, lezbiyenlik, livata, maliki mezhebi, maliki mezhebini taklit, masturbasyon, mübarek gün ve geceler, mübarek günler, mübarek geceler, müctehit, mürtet, müzik, müzik ve teganni sapık fırkalar, müziksiz ilahiler, mehr, menkıbe, merak edilen konular, mevlit, Mezhep, mezhep ve mezhepsizlik, mirac, miras, misvak, mucize, muhammad islam, muhammed, Muhammed aleyhisselam, muhammet, musluman genç, muta, namaz, namaz &#8211; abdest, namaz sureleri, namaz vakitleri, nation of islam, nazar, nazar boncuğu, nefs, neleri kullanabiliriz, neleri yiyip içebiliriz, Nifas, nikah, nikah tazelemek, oral seks, organ nakli, oruç, osmanlı, osmanlı hakkında, peruk, Peygamber, peygamber efendimiz, quran, radio islam, radioislam, radyo islam, radyo selam, radyoislam, rasulullah islam, rüya, rüşvet, regaip, riya, saç ektirmek, sabır, sadaka, sahabeler, sahihibuhari, Sünnet, sünnet &#8211; bid&#8217;at nedir, süt kardeşlik, selamlaşmak, sigara, sigorta, sihir, sitesidir, siyer, SOHBET, sohbet chat, sohbetler, sorularla islamiyet, takva, takıyye, tövbe, tüp bebek, türkçe ilahi, tecvid, tecvit, tefsir, teganni, tesettür, tesettür ve setr-i avret, tevazu, tevekkül, Tevrat, uşur, uşur ve sadaka, vehhabilik, vesvese, video ilahi, yahudilik, yemin kefareti, yusuf islam, Zebur, zekat, zina, şükür, şehit, şirk, İncil, İSLAMİ CHAT, İSLAMİ SOHBET</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[2009 fitre ve zekat miktarları]]></title>
<link>http://tuncay05.wordpress.com/2009/08/01/2009-fitre-ve-zekat-miktarlari/</link>
<pubDate>Sat, 01 Aug 2009 17:00:04 +0000</pubDate>
<dc:creator>tuncay05</dc:creator>
<guid>http://tuncay05.wordpress.com/2009/08/01/2009-fitre-ve-zekat-miktarlari/</guid>
<description><![CDATA[Din İşleri Yüksek Kurulu, 20.07.2009 günü saat 10:00’da Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanvekili Dr. Ek]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:justify;margin:0;"><span style="font-size:12px;font-family:tahoma;">Din İşleri Yüksek Kurulu, 20.07.2009 günü saat 10:00’da Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanvekili Dr. Ekrem KELEŞ’in başkanlığında toplandı.<br />
</span></p>
<p style="text-align:justify;margin:0;"><span style="font-size:12px;font-family:tahoma;">Dini Soruları Cevaplandırma Komisyonunun 2009 Yılı Sadaka-ı Fıtır miktarı ile ilgili kararı görüşüldü. Asgari ücret geçim standardı ve gıda fiyatları gibi kriterler ile, bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı göz önüne alınarak, 2009 Yılı Ramazan ayının başlangıcından, 2010 Yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar olan sürede Sadaka-ı Fıtır miktarının 6.50 (Altı Lira Elli Kuruş) olarak belirlenmesine Sadaka-ı fıtrın ayni olarak ödenebileceği gibi nakden de ödenebileceğine,<br />
</span></p>
<p style="text-align:justify;margin:0;"><span style="font-size:12px;font-family:tahoma;">Belirlenen bu miktar asgari bir miktar olup, ideal olanın ise kişinin yaşam standartlarına göre, ailesinde günlük olarak kişi başına düşen harcamalarına karşılık gelen bir meblağın verilmesi olduğunun tavsiye edilmesine karar verildi.</span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[HELÂLİN EHEMMİYETİ]]></title>
<link>http://imanehli.wordpress.com/2009/06/14/148/</link>
<pubDate>Sun, 14 Jun 2009 12:56:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>tanyurd</dc:creator>
<guid>http://imanehli.wordpress.com/2009/06/14/148/</guid>
<description><![CDATA[HELÂLİN EHEMMİYETİ Ebû Abbas Nihâvendî’ye, ticâretle meşgul olan zengin talebelerinden birisi geldi ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><h2><span style="color:#ff0000;">HELÂLİN EHEMMİYETİ</span></h2>
<h4><span style="color:#0000ff;">Ebû Abbas Nihâvendî’ye, ticâretle meşgul olan zengin talebelerinden birisi geldi ve zekâtını kime vermesinin daha uygun olacağını sordu. Ebû Abbas -kuddise sirruh- da:</span></h4>
<h4><span style="color:#0000ff;">“– Gönlün kimde karar kılıyorsa ona ver!” dedi.</span></h4>
<h4><span style="color:#0000ff;">Aldığı bu cevapla hocasının yanından ayrılan talebe, yolu üzerinde dilenen bir âmâ gördü. Gönlü ona ısındı. Zekâtı olan bir kese altını çıkarıp verdi. Keseyi eliyle şöyle bir yoklayan âmâ, sevinçle oradan ayrıldı. Ertesi gün aynı yerden geçen talebe, bir önceki gün kendisine zekât verdiği âmâyı başka bir âmâ ile konuşurken gördü. Kulağına şu cümleler ilişti:</span></h4>
<h4><span style="color:#0000ff;">“– Dün bana bir beyzâde tam bir kese altın verdi. Ben de meyhaneye gidip bir güzel demlendim…”</span></h4>
<h4><span style="color:#0000ff;">Bu durum talebenin canını sıktı, gönlünü daralttı. Doğruca Ebû Abbas Hazretleri’nin yanına gitti. Hâdiseyi tam arz edecekti ki, Ebû Abbas onun konuşmasına fırsat vermeden, sattığı külahının karşılığı olan bir akçeyi infak etmesi için kendisine uzatıp:</span></h4>
<h4><span style="color:#0000ff;">“– Önüne çıkan ilk kişiye bu akçeyi ver! diye tembihledi.</span></h4>
<h4><span style="color:#0000ff;">Talebe, bir şey diyemeden verilen vazifeyi îfâ için oradan ayrıldı. Hocasının dediği üzere karşısına çıkan ilk kişiye bu akçeyi verdi. Ancak içini kemiren bir merakla o şahsı takibe koyuldu. Adamcağız, şehrin kenar semtlerinden birisine gitti ve bir harabeye girdi. Sonra elbisesinin altından ölü bir keklik çıkartıp yere bıraktı. Tam oradan ayrılacaktı ki, talebe önüne geçip sordu:</span></h4>
<h4><span style="color:#0000ff;">“– Ey yiğit! Allâh için doğruyu söyle, bu ne hâldir! Şuraya attığın ölü keklik nedir?”</span></h4>
<h4><span style="color:#0000ff;">Adamcağız kendisine akçeyi veren şahsı karşısında görünce kekeleyerek şunları söyledi:</span></h4>
<h4><span style="color:#0000ff;">“– Yedi gündür, bir şey bulup da çoluk çocuğuma yediremedim. Ben ve hanımım sabrediyorduk, ama çocuklarımın artık açlığa tahammülleri kalmamıştı!.. Buna rağmen dilenip insanlardan bir şey istemek, asla yapamayacağım bir işti. Binbir ızdırap içinde kıvranırken, senin görmüş olduğun, çürümeye yüz tutmuş o ölü kekliği buldum. Zarûret sebebiyle onu yemeleri için çocuklarıma götürecektim. İçimden de Allâh’a yalvarıyor: “Yâ Rab, hâlime inâyet eyle!” diye niyâz ediyordum ki, sen gelip o akçeyi verdin. Ben de Rabbime şükrederek o yenemeyecek durumda olan kuşu mezbeleye bıraktım. Şimdi pazara gidecek ve verdiğin akçeyle yiyecek bir şeyler alacağım…”</span></h4>
<h4><span style="color:#0000ff;">Bu hâle şaşırıp kalan talebe, derhal Ebû Abbas Hazretleri’nin yanına geldi. Hazret-i Pîr, o henüz bir şey söylemeden şöyle buyurdu:</span></h4>
<h4><span style="color:#0000ff;">“– Evlâdım! Demek ki, sen kazancına şüpheli veya haram bir şeyin karışıp karışmadığına dikkat etmemişsin. Bu yüzden de dikkat ettiğin hâlde zekâtın, şaraba gitti. Zîrâ kazanılan şeyler, nereden ve nasıl elde edilmişse, aynı şekilde elden çıkar. Nitekim senin bir kese altınına mukabil benim bir tek akçemin sâlih bir insanın eline geçmesinin hikmeti de, onun sırf el emeği ile kazanılmış olmasından, yâni helâlliğindendir…”</span></h4>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sadaka vermenin önemi]]></title>
<link>http://nefsininefendisiol.wordpress.com/2009/05/28/758/</link>
<pubDate>Thu, 28 May 2009 05:21:39 +0000</pubDate>
<dc:creator>nefsininefendisiol</dc:creator>
<guid>http://nefsininefendisiol.wordpress.com/2009/05/28/758/</guid>
<description><![CDATA[Şeytan sizi [Allah yolunda infak ederken] fakir olursunuz diye korkutur ve [sadaka vermemenizi] emre]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Şeytan sizi [Allah yolunda infak ederken] <strong>fakir olursunuz diye korkutur ve </strong>[sadaka vermemenizi] <strong>emreder.) </strong>[Bekara 268]</p>
<p>Sadakanın faydaları hakkında, hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:</p>
<p><strong>(Gizli açık çok sadaka verin ki, rızkınız bollaşsın, yardıma mazhar olun ve duanız kabul edilsin.) </strong>[İbni Mace]</p>
<p><strong>(Hastalarınızı sadakayla tedavi edin. Sadaka, her hastalığı ve belayı defeder.)</strong> [Beyheki]</p>
<p><strong>(İlmi olan ilminden, malı olan malından sadaka versin.)</strong> [İbni Sünni]</p>
<p><strong>(İyilik ömrü artırır, sadaka günahları giderir ve kötü ölümden korur.)</strong> [Taberani]</p>
<p><strong>(Sadaka kibri yok eder.)</strong> [Tirmizi]</p>
<p><strong>(Sadaka verenin rızkı artar ve duası kabul olur!)</strong> [İbni Mace]</p>
<p><strong>(Sadaka vermeye engel olana, lanet olsun.)</strong> [Isfahanı]</p>
<p><strong>(Sadaka, kabir azabından korur. Kıyamette de himaye altına alır.)</strong> [Beyheki]</p>
<p><strong>(Sıkıntılarınızı sadakayla önleyin.) </strong>[Deylemi]</p>
<p><strong>(Suyun ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da günahları yok eder.) </strong>[Tirmizi]</p>
<p><strong>(Vallahi, sadaka vermekle mal eksilmez. O halde sadaka verin!) </strong>[İ. Ahmed]</p>
<p><strong>(Sadaka malı artırır. Öyleyse sadaka verin.) </strong>[İbni Ebiddünya]</p>
<p><strong>(Sadaka 70 çeşit belayı önler. Bunların en hafifi cüzzam ve barastır.)</strong> [Hatib]</p>
<p><strong>(Sadaka şeytanın belini kırar.)</strong> [Deylemi]</p>
<p><strong>(Sıkıntılarınızı sadakayla önleyin.)</strong> [Deylemi]</p>
<p><strong>(Gizli verilen sadaka, Allah&#8217;ın gazabını söndürür.)</strong> [Beyheki]</p>
<p><strong>(Sırf Allah rızası için sadaka verene, kıyamette Allahü teâlâ, </strong>&#8220;Ey kulum, sen benim rızamı gözettin, ben de seni hakir etmem ve vücudunu Cehenneme haram kılarım. Haydi, Cennete istediğin kapıdan gir&#8221;<strong> buyurur.)</strong> [Deylemi]</p>
<p><strong>(Az da olsa sadaka verin. Parayı saklayıp vermeyene, Allah da ihsanını keser.)</strong> [Müslim]</p>
<p><strong>(Rızkının bol olmasını isteyen sadaka versin.)</strong> [Deylemi]</p>
<p><strong>(Sadaka vererek rızkınızı bollaştırın.)</strong> [Beyheki]</p>
<p><strong>(Sadaka malı çoğaltır.) </strong>[İbni Adiy]</p>
<p><strong>(Sadaka vermede acele edin; çünkü bela, sadakayı geçemez.) </strong>[Taberani, Beyheki]</p>
<p><strong>(Sadaka verin. Çünkü sadaka Cehennemden kurtuluşunuza sebep olur.) </strong>[Taberani]</p>
<p><strong>(Bir hurma tanesi de olsa, sadaka olarak verin; çünkü o, az da olsa açlığı dindirir ve suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları yok eder.) </strong>[İbni Mübarek]</p>
<p><strong>(Güne başlarken sadaka vermek, felaketleri önler.) </strong>[Deylemi]</p>
<p><strong>(Sadaka, nafile oruç tutmaktan daha faziletlidir.) </strong>[Beyheki]</p>
<p><strong>(Sevabı Müslüman ana babasına niyet edilerek verilen sadakanın sevabı, onlara da gider, kendi sevabından da bir şey eksilmez.)</strong> [Taberani] <strong> </strong></p>
<p><strong>(Sadaka olarak verilen bir parça ekmek, Allah katında Uhud dağı kadar büyür.)</strong> [Taberani]<br />
<strong><br />
Sadaka vermek<br />
Sual:</strong> Her gün sadaka vermek gerekiyormuş. Bulamayan ne yapar?<br />
<strong>CEVAP<br />
</strong>Resulullah efendimizle Eshab-ı kiram arasında şöyle bir konuşma geçer. Peygamber efendimiz buyurur ki:<br />
<strong>- Her müslümanın sadaka vermesi lazımdır.<br />
</strong>- Ya Resulallah, bulamayan kimse ne yapar?<br />
<strong>- Çalışır, kazanır ve sadaka verir.<br />
</strong>- Çalışacak bir iş bulamazsa ne olur?<br />
<strong>- İhtiyacı olan kimseye herhangi bir şekilde yardım eder.</strong><br />
- Yardım edilecek bir kimse de bulamazsa?<br />
<strong>- Herhangi iyi bir iş yapması </strong>[malım olsaydı ben de verirdim demesi, birine yol göstermesi, yoldaki sıkıntı veren bir şeyi kaldırması, ölümü hatırlaması, zararı dokunmaktan sakınması, ilim öğrenmesi ve öğretmesi gibi hususlar]<strong> da onun için bir sadakadır.</strong> (Buhari, Müslim, Nesai)</p>
<p><strong>Kime vermeli<br />
</strong>İlim tahsili yapılan yerlere, gerek zekat, fıtra, adak ve akika, gerekse sadaka şeklinde yapılan yardım, insanı kazalardan belalardan korur. Dünyada, sıhhat ve afiyet içinde bir ömür sürmeye sebep olur. Ayrıca farz olan cihad ve ilim yayma sevabına kavuşulur. Böylece yardım yapan kişi, hem dünyada hem de ahirette çok büyük nimetlere kavuşmuş olur. İlim yaymanın sevabını Peygamber efendimiz şöyle ifade buyuruyor:<br />
<strong>(Bütün ibadetlere verilen sevap, Allah yolunda cihada verilen sevaba göre, deniz yanında bir damla su gibidir. Cihad sevabı da, emr-i maruf ve nehy-i anilmünker sevabı</strong> [dinin emir ve yasaklarını öğretme] <strong>yanında, denize nispetle bir damla su gibidir.)</strong> [Deylemi]</p>
<p><strong>Neler sadakadır?</strong><br />
<strong>Sual:</strong> Neleri yapmak, sadaka olur?<br />
<strong>CEVAP</strong><br />
Allah rızası için yapılan her iyilik, sadakadır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:</p>
<p><strong>(Kendine ve çoluk çocuğuna harcadıkların birer sadakadır.)</strong> [Beyheki]</p>
<p><strong>(Her iyilik, sadakadır.)</strong> [Tirmizi]</p>
<p><strong>(Güzel söz, sadakadır.)</strong> [İ. Ahmed]</p>
<p><strong>(Güler yüzle selam vermek, sadakadır.) </strong>[Beyheki]</p>
<p><strong>(Din kardeşine güler yüz göstermek, sadakadır.) </strong>[Tirmizi]</p>
<p><strong>(Bir ağaçtan yenilen veya çalınan şeyler, o ağacı diken için sadaka olur.)</strong> [Müslim]</p>
<p><strong>(Birine iyi şeyler öğretmek, kötülük yapmasını önlemek, sorana yol göstermek, sokaktaki zararlı şeyleri temizlemek, birer sadakadır.) </strong>[Tirmizi]</p>
<p><strong>(Herkesin eklem yeri kadar sadaka vermesi gerekir. Sübhanallah, Elhamdülillah, La ilahe illallah veya Allahü ekber demek, birer sadakadır. İyiliği tavsiye etmek, kötülüğe önlemeye çalışmak, birer sadakadır. İki rekât kuşluk namazı kılmaksa, bütün bunları karşılar.) </strong>[Müslim]</p>
<p><strong>(Emr-i maruf, nehy-i münker yapmak sadakadır.)</strong> [Müslim]</p>
<p><strong>(Müdara etmek sadakadır.) </strong>[Deylemi]</p>
<p><strong>(Hastanın nefes alıp vermesi sadakadır.)</strong> [Hatib]</p>
<p><strong>(Camiye giderken atılan her adım da bir sadakadır.)</strong> [İ. Ahmed]</p>
<p><strong>(Ölümü hatırlamak sadakadır.)</strong> [Deylemi]</p>
<p><strong>(Borçlu fakire, ödemesi için mühlet verenin, her günü, bir sadaka olur.)</strong> [Taberani]</p>
<p><strong>(Yolunu kaybetmişe yol göstermek bir sadakadır.)</strong> [C. Sagir]</p>
<p><strong>(Zevcine hizmet sadakadır.)</strong> [Deylemi]</p>
<p><strong>(Nikâhlısıyla beraber olmak sadakadır.)</strong> [Müslim]</p>
<p><strong>(Haramdan sakınanla, istişare etmek sadakadır.)</strong> [Deylemi]</p>
<p><strong>(Kötülük yapmaktan sakınmak bir sadakadır.)</strong> [İbni Ebiddünya]</p>
<p><strong>(Ödünç vermek bir sadakadır.)</strong> [Taberani]</p>
<p><strong>(Selam vermek sadakadır.)</strong> [Buhari]</p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1115">http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1115</a></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sahur gecesi çalışmaları: Kur'an'dan ayetler, Zekat]]></title>
<link>http://farukkartal.wordpress.com/2009/05/15/sahur-gecesi-calismalari-kurandan-ayetler-zekat/</link>
<pubDate>Fri, 15 May 2009 15:23:20 +0000</pubDate>
<dc:creator>farukkartal</dc:creator>
<guid>http://farukkartal.wordpress.com/2009/05/15/sahur-gecesi-calismalari-kurandan-ayetler-zekat/</guid>
<description><![CDATA[&#8220;Sahur gecesi çalışmaları: Kur&#8217;an&#8217;dan ayetler&#8221; yazı dizimin ikinci kısmını y]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><img class="alignleft size-full wp-image-161" title="para" src="http://farukkartal.wordpress.com/files/2009/05/para.jpg" alt="para" width="202" height="152" /><strong><span style="color:#339966;">&#8220;Sahur gecesi çalışmaları: Kur&#8217;an&#8217;dan ayetler&#8221; </span></strong>yazı dizimin ikinci kısmını yayınlayarak devam ediyorum. Bu kez konu <span style="color:#339966;"><strong>&#8220;Zekat&#8221;</strong></span>; Kur&#8217;an&#8217;da Namaz kadar vurgu yapılan, emrolunan, hatta bir çok yerde Namaz&#8217;la beraber anılan fakat zamanla İslamiyet yozlaştırıldıkça senede 1 kez o da kırkda bir gibi ölçüye falan bağlanan ibadet&#8230;</p>
<p>Dinimizin <strong>gerçek,</strong> <strong>tek ve en basit kaynağı Kur&#8217;an</strong>&#8216;ı okudukça görüyoruz ki, Zekat çok çok önemli bir ibadet. Tam anlamıyla Kur&#8217;an&#8217;da emrolunduğu gibi uygulanırsa toplumsal barışı sağlayacak, sınıflar arası uçurumu azaltacak, çelişkileri bugünün Batı demokrasilerinden daha hümanist yollarla daha net biçimde törpüleyerek uzlaştıracak olan bu ibadetin neden arka plana itildiğini bir düşünmek gerek&#8230;</p>
<p>Kapitalizm tanrı buyruklarıyla evcilleştirilemez miydi; insan egosu, para, mal, mülk tutkusu bu kadar mı kör-sağır-dilsiz ve sınır tanımaz olabiliyor?</p>
<p>Tanrı sözüne kulak verelim, işitelim, itaat edelim:<!--more--> </p>
<p><span style="color:#339966;"><strong>Kur&#8217;an’dan Ayetler / İbadet üzerine</strong></span></p>
<p><span style="color:#339966;"><strong>Zekat</strong></span></p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 3:</strong> Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar. <strong></strong></p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 43:</strong> Namazı tam kılın, zekatı hakkıyla verin, rüku edenlerle beraber rüku edin.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 83:</strong> Vaktiyle biz, İsrail oğullarından: Yalnızca Allah&#8217;a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve &#8220;İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekatı verin&#8221; diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 110:</strong> Namazı kılın, zekatı verin, önceden kendiniz için yaptığınız her iyiliği Allah&#8217;ın katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı noksansız görür.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 155:</strong> Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber! ) Sabredenleri müjdele !</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 177:</strong> İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah&#8217;a, ahret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah&#8217;ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekat verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakiler ancak onlardır!</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 215:</strong> Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Maldan harcadığınız şey, ebeveyn, yakınlar, yetimler, fakirler ve yolcular için olmalıdır. Şüphesiz Allah yapacağınız her hayrı bilir.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 254:</strong> Ey iman edenler! Kendisinde artık alış-veriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkar edenler elbette zalimlerdir.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 261:</strong> Allah yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir dane gibidir ki, her başakta yüz dane vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir. Allah&#8217;ın lütfu geniştir, O her şeyi bilir.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 262:</strong> Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya, onların Allah katında has mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 263:</strong> Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, acelesi de yoktur.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 264:</strong> Ey iman edenler! Allah&#8217;a ve ahret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kafirleri doğru yola iletmez.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 265:</strong> Allah&#8217;ın rızasını kazanmak ve ruhlarındaki cömertliği kuvvetlendirmek için mallarını hayra sarf edenlerin durumu, bir tepede kurulmuş güzel bir bahçeye benzer ki, üzerine bol yağmur yağmış da iki kat ürün vermiştir. Bol yağmur yağmasa bile bir çisinti düşer (de yine ürün verir). Allah, yaptıklarınızı görmektedir.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 267:</strong> Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz ki Allah zengindir, övgüye layıktır.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 271:</strong> Eğer sadakaları (zekat ve benzeri hayırları) açıktan verirseniz ne ala! Eğer onu fakirlere gizlice verirseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır. Allah da bu sebeple sizin günahlarınızı örter. Allah, yapmakta olduklarınızı bilir.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 272:</strong> (Ya Muhammed!) Onları doğru yola iletmek sana ait değildir. Lakin Allah dilediğini doğru yola iletir. Hayır olarak harcadıklarınız kendi iyiliğiniz içindir. Yapacağınız hayırları ancak Allah&#8217;ın rızasını kazanmak için yapmalısınız. Hayır olarak verdiğiniz ne varsa; karşılığı size tam olarak verilir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 273:</strong> (Yapacağınız hayırlar,) kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allah bilir.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 274:</strong> Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık hayra sarf edenler var ya, onların mükafatları Allah katındadır. Onlara korku yoktur, üzüntü de çekmezler.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 276:</strong> Allah faizi tüketir (Faiz karışan malın bereketini giderir), sadakaları ise bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 277:</strong> İman edip iyi işler yapan, namaz kılan ve zekat verenler var ya, onların mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.</p>
<p><strong>2. Bakara / Ayet 280:</strong> Eğer (borçlu) darlık içinde ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet vermek (gerekir). Eğer (gerçekleri) anlarsanız bunu sadakaya (veya zekata) saymak sizin için daha hayırlıdır.</p>
<p><strong>3. Ali imran / Ayet 186:</strong> Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takva gösterirseniz, muhakkak ki bu, (yapılacak) işlerin en değerlisidir.</p>
<p><strong>4. Nisa / Ayet 2:</strong> Yetimlere mallarını verin, temizi pis olanla değişmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak (kendi malınızmış gibi) yemeyin; çünkü bu, büyük bir günahtır.</p>
<p><strong>4. Nisa / Ayet 5:</strong> Allah&#8217;ın geçiminize dayanak kıldığı mallarınızı aklı ermezlere (reşit olmayanlara) vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.</p>
<p><strong>4. Nisa / Ayet 6:</strong> Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin, eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz hemen mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (de geri alacaklar) diye o malları israf ile ve tez elden yemeyin. Zengin olan (veli) iffetli olmaya çalışsın, yoksul olan da (ihtiyaç ve emeğine) uygun olarak yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman yanlarında şahit bulundurun. Hesap sorucu olarak da Allah yeter.</p>
<p><strong>4. Nisa / Ayet 8:</strong> (Mirastan payı olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunursa bundan, onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin.</p>
<p><strong>4. Nisa / Ayet 38:</strong> Allah&#8217;a ve ahret gününe inanmadıkları halde mallarını, insanlara gösteriş için sarf edenler de (ahrette azaba duçar olurlar). Şeytan bir kimseye arkadaş olursa, ne kötü bir arkadaştır o!</p>
<p><strong>4. Nisa / Ayet 162:</strong> Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekatı verenler; Allah&#8217;a ve ahret gününe inananlar var ya; işte onlara pek yakında büyük mükafat vereceğiz.</p>
<p><strong>5. Maide / Ayet 12:</strong> Andolsun ki Allah, İsrail oğullarından söz almıştı. (Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, peygamberlerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah&#8217;a güzel borç verirseniz (ihtiyacı olanlara Allah rızası için faizsiz borç verirseniz) and olsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar yolunu tutarsa doğru yoldan sapmış olur.</p>
<p><strong>5. Maide / Ayet 55:</strong> Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah&#8217;tır, Resulüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah&#8217;ın emirlerine boyun eğerek namazı kılar, zekatı verirler.</p>
<p><strong>6. Enam / Ayet 72:</strong> &#8220;Namazı dosdoğru kılın ve Allah&#8217;tan korkun&#8221; (diye de emredildik). O, huzuruna varıp toplanacağınız Allah&#8217;tır.</p>
<p><strong>6. Enam / Ayet 141:</strong> Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O&#8217;dur. Her biri meyve verdiği zaman meyvesinden yeyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekat ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.</p>
<p><strong>7. Araf / Ayet 156:</strong> ‘‘Bize, bu dünyada da iyilik yaz ahrette de. Şüphesiz biz sana döndük.’’ Allah buyurdu ki: Kimi dilersem onu azabıma uğratırım; rahmetim ise her şeyi kuşatır. Onu, sakınanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım.</p>
<p><strong>8. Enfal / Ayet 3:</strong> Onlar namazlarını dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcayan kimselerdir.</p>
<p><strong>8. Enfal / Ayet 28:</strong> Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükafat Allah&#8217;ın katındadır.</p>
<p><strong>8. Enfal / Ayet 67:</strong> …Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin için) ahreti istiyor. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.</p>
<p><strong>9. Tevbe / Ayet 18:</strong> Allah&#8217;ın mescitlerini ancak Allah&#8217;a ve ahret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah&#8217;tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.</p>
<p><strong>9. Tevbe / Ayet 34:</strong> …Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!</p>
<p><strong>9. Tevbe / Ayet 54:</strong> Onların harcamalarının kabul edilmesini engelleyen, onların Allah ve Resulünü inkar etmeleri, namaza ancak üşenerek gelmeleri ve istemeyerek harcamalarından başka bir şey değildir.</p>
<p><strong>9. Tevbe / Ayet 60:</strong> Sadakalar (zekatlar) Allah&#8217;tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, (zekat toplayan) memurlara, gönülleri (İslam&#8217;a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışıp cihad edenlere, yolcuya mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir.</p>
<p><strong>9. Tevbe / Ayet 71:</strong> Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir.</p>
<p><strong>9. Tevbe / Ayet 79:</strong> Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar için elem verici azap vardır.</p>
<p><strong>13. Rad / Ayet 22:</strong> Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır.</p>
<p><strong>14. İbrahim / Ayet 31:</strong> İman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alışveriş, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan (Allah için) gizli-açık harcasınlar.</p>
<p><strong>15. Hicr / Ayet 88:</strong> Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya malına göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol.</p>
<p><strong>16. Nahl / Ayet 96:</strong> Sizin yanınızdaki (dünya malı) tükenir, Allah katındakiler ise bakidir. Elbette sabırlı davrananlara yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz.</p>
<p><strong>19. Meryem / Ayet 31: </strong>&#8220;Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekatı emretti.&#8221;</p>
<p><strong>19. Meryem / Ayet 55: </strong>Halkına namazı ve zekatı emrederdi; Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.</p>
<p><strong>21. Enbiya / Ayet 73:</strong> Onları, emrimiz uyarınca doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahiy ettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi.</p>
<p><strong>22. Hac / Ayet 35:</strong> Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar.</p>
<p><strong>22. Hac / Ayet 41:</strong> Onlar (o müminler) ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekatı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler. İşlerin sonu Allah&#8217;a varır.</p>
<p><strong>22. Hac / Ayet 78:</strong> Allah uğrunda, hakkını vererek cihat edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim&#8217;in dininde (de böyleydi). Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kuran&#8217;da) size &#8220;Müslümanlar&#8221; adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekatı verin ve Allah&#8217;a sımsıkı sarılın. O, sizin Mevla’nızdır. Ne güzel Mevla’dır, ne güzel yardımcıdır!</p>
<p><strong>23. Müminun / Ayet 4:</strong> Onlar ki, zekatı verirler;</p>
<p><strong>24. Nur / Ayet 37:</strong> Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah&#8217;ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.</p>
<p><strong>24. Nur / Ayet 56:</strong> Namazı kılın; zekatı verin; Peygamber&#8217;e itaat edin ki merhamet göresiniz.</p>
<p><strong>26. Şuara / Ayet 88:</strong> O gün, ne mal fayda verir ne de evlat.</p>
<p><strong>27. Neml / Ayet 3:</strong> Onlar ki, namazı kılarlar, zekatı verirler ve ahrete de kesin olarak inanırlar.</p>
<p><strong>28. Kasas / Ayet 54:</strong> İşte onlara, sabretmelerinden ötürü, mükafatları iki defa verilecektir. Bunlar kötülüğü iyilikle savarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan da Allah rızası için harcarlar.</p>
<p><strong>30. Rum / Ayet 39:</strong> İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah&#8217;ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekata gelince, işte zekat veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.</p>
<p><strong>31. Lokman / Ayet 4:</strong> O kimseler, namazı kılarlar, zekatı verirler; onlar ahrete de kesin olarak iman ederler.</p>
<p><strong>32. Secde / Ayet 16:</strong> Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.</p>
<p><strong>33. Ahzab / Ayet 33:</strong> …Namazı kılın, zekatı verin, Allah&#8217;a ve Resulüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.</p>
<p><strong>34. Sebe / Ayet 37:</strong> Sizi huzurumuza yaklaştıracak olan ne mallarınızdır ne de evlatlarınız. İman edip iyi amelde bulunanlar müstesna; onlara yaptıklarının kat kat fazlası mükafat vardır. Onlar (cennet) odalarında güven içindedirler.</p>
<p><strong>34. Sebe / Ayet 39:</strong> De ki: Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden de) kısar. Siz hayıra ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.</p>
<p><strong>35. Fatır / Ayet 29:</strong> Allah&#8217;ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık sarf edenler, asla zarara uğramayacak bir kazanç umabilirler.</p>
<p><strong>36. Yasin / Ayet 47:</strong> Allah&#8217;ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarf ediniz, denildiğinde, kafirler müminlere dediler ki: Allah&#8217;ın dilediği takdirde doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Siz gerçekten apaçık bir sapıklık içindesiniz.</p>
<p><strong>41. Fussilet / Ayet 7:</strong> Onlar zekatı vermezler; ahreti inkar edenler de onlardır.</p>
<p><strong>42. Şura / Ayet 38:</strong> Yine onlar, Rablerinin davetine icabet ederler ve namazı kılarlar. Onların işleri, aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da harcarlar.</p>
<p><strong>57. Hadid / Ayet 18:</strong> Sadaka veren erkeklere ve sadaka veren kadınlara ve Allah&#8217;a güzel bir ödünç verenlere, verdiklerinin karşılığı kat kat ödenir ve onlara değerli bir mükafat vardır.</p>
<p><strong>57. Hadid / Ayet 20:</strong> Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlat sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahrette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah&#8217;ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.</p>
<p><strong>58. Mücadele / Ayet 13:</strong> Gizli bir şey konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin Allah&#8217;a ve Resulüne itaat edin. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.</p>
<p><strong>63. Münafikun / Ayet 10:</strong> Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam! demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan harcayın.</p>
<p><strong>64. Teğabun / Ayet 15:</strong> Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır: Büyük mükafat ise Allah&#8217;ın yanındadır.</p>
<p><strong>73. Müzzemmil / Ayet 20:</strong> (Resulüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah&#8217;tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı bildiği için, sizi bağışladı. Artık, Kuran&#8217;dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah&#8217;ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir kısmınız da Allah yolunda çarpışacaklardır. O halde Kuran&#8217;dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekatı verin, Allah&#8217;a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükafatça daha büyük olmak üzere. Allah&#8217;tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.</p>
<p><strong>74. Müddessir / Ayet 40-41-42-43-44-45-46-47:</strong> Onlar cennettedirler, sorup dururlar. Suçluların durumunu; &#8220;Nedir sizi Sekar&#8217;a sokan?&#8221; diye. Suçlular der ki; &#8220;Biz namaz kılanlardan değildik, yoksula da yedirmezdik, boş şeylere dalanlarla dalar giderdik, ceza gününü yalanlardık, nihayet bize ölüm gelip çattı.&#8221;</p>
<p><strong>76. İnsan / Ayet 27:</strong> Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyorlar da önlerindeki çetin bir günü (ahreti) ihmal ediyorlar.</p>
<p><strong>89. Fecr / Ayet 20:</strong> Malı aşırı biçimde seviyorsunuz.</p>
<p><strong>92. Leyl / Ayet 18:</strong> O ki ,Allah yolunda malını verir, temizlenir.</p>
<p><strong>98. Beyyine / Ayet 5:</strong> Halbuki onlara ancak, dini yalnız O&#8217;na has kılarak ve hanifler olarak Allah&#8217;a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekat vermeleri emir olunmuştu. Sağlam din de budur.</p>
<p><strong>100. Adiyat / Ayet 8:</strong> Ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.</p>
<p><strong>104. Hümeze / Ayet 3:</strong> O, malının kendisini ebedi kılacağını zanneder.</p>
<p><strong>107. Maun / Ayet 1-2-3-4-5-6-7:</strong> Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o, öksüzü iter, kakar. Yoksulu doyurmaya önayak olmaz. Vay haline o namaz kılanların ki, Kıldıkları namazın değerine aldırış etmezler. Gösteriş yaparlar onlar, ve yardımlığı sakınırlar (zekatı vermezler).</p>
<p><strong>111. Tebbet / Ayet 2:</strong> Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
