<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress.com" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>zor &amp;laquo; WordPress.com Tag Feed</title>
	<link>http://en.wordpress.com/tag/zor/</link>
	<description>Feed of posts on WordPress.com tagged "zor"</description>
	<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 18:58:57 +0000</pubDate>

	<generator>http://en.wordpress.com/tags/</generator>
	<language>en</language>

<item>
<title><![CDATA[Kırık kalbi onarmak zor  	]]></title>
<link>http://haciata2.wordpress.com/2009/11/16/kirik-kalbi-onarmak-zor/</link>
<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 10:11:52 +0000</pubDate>
<dc:creator>HacıAta</dc:creator>
<guid>http://haciata2.wordpress.com/2009/11/16/kirik-kalbi-onarmak-zor/</guid>
<description><![CDATA[Samanyolu Televizyonu&#8217;nda bu akşam yeni bir dizi başlıyor: Kırık Kalpler. Yapımcılığını Melih ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[Samanyolu Televizyonu&#8217;nda bu akşam yeni bir dizi başlıyor: Kırık Kalpler. Yapımcılığını Melih ]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ÇOK ZOR..!!]]></title>
<link>http://eraymusdal.wordpress.com/2009/11/13/cok-zor/</link>
<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 17:10:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>eraymusdal</dc:creator>
<guid>http://eraymusdal.wordpress.com/2009/11/13/cok-zor/</guid>
<description><![CDATA[Zor olan bence aşk değil! Onu zorlaştıran Zor olan bence kalp değil! Onu yıpratan Zor olan dünya değ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#ff6600;">Zor olan bence aşk değil!<br />
Onu zorlaştıran<br />
Zor olan bence kalp değil!<br />
Onu yıpratan<br />
Zor olan dünya değil!<br />
Onun içinde yaşayan…</span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#ff6600;">Bazen dalıp gitmek istiyorum<br />
Belki, belki biryerlerde bulurum seni<br />
Belkide bulmak istediğim sen değil,<br />
Emanetindir, Kalbindir…</span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#ff6600;">Sev denemez ya insana<br />
Ya sever , ya sevmez…<br />
Kal denemez ya insana<br />
Ya gider , ya kalır…<br />
Ama şu denir insana!<br />
Kendine iyi bak!İyi bak yanlızlığıma!<br />
İyi bak bir canda iki kalp taşıyana…</span></strong></p>
<p style="text-align:center;"><strong><span style="color:#ff6600;">Sevmesini bilmedi senin gönlün<br />
Bilmicekte bir ömür<br />
Bakmasını bildi sadece<br />
O hep uzaktaymış gibi<br />
O hep, hep başkasınınmış gibi!<br />
Bunu hep yapar bu gönlüm<br />
hep sever, hep ağlar!<br />
Bunu hep yapar bu o gönlün<br />
Hep üzer, hep gider…</span></strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Türk Olmak Zor İştir]]></title>
<link>http://bilgimbir.wordpress.com/2009/11/08/turk-olmak-zor-istir/</link>
<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 10:44:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>bilgimbir</dc:creator>
<guid>http://bilgimbir.wordpress.com/2009/11/08/turk-olmak-zor-istir/</guid>
<description><![CDATA[Türk olmak zor iştir.Bu videoyu ilk izlediğimde herkesin izlemesini istedim msnde arkadaşlarıma link]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p style="text-align:left;">Türk olmak zor iştir.Bu videoyu ilk izlediğimde herkesin izlemesini istedim msnde arkadaşlarıma link verdim, facebook&#8217;ta paylaştım.Bide izlemeyen arkadaşlar varsa izlesin nasıl bulucaksınız, bakalım.Düşüncelerinizi yorum olarak yazarsanız sevinirim.</p>
<p style="text-align:center;">
<p style="text-align:center;"><span style='text-align:center; display: block;'><object width='425' height='350'><param name='movie' value='http://www.youtube.com/v/H4POolBeNFk&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' /><param name='allowfullscreen' value='true' /><param name='wmode' value='transparent' /><embed src='http://www.youtube.com/v/H4POolBeNFk&#038;rel=1&#038;fs=1&#038;showsearch=0&#038;hd=0' type='application/x-shockwave-flash' allowfullscreen='true' width='425' height='350' wmode='transparent'></embed></object></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Yollar Sevda]]></title>
<link>http://hasankarakaya.wordpress.com/2009/11/06/yollar-sevda/</link>
<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 22:35:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>hasankarakaya</dc:creator>
<guid>http://hasankarakaya.wordpress.com/2009/11/06/yollar-sevda/</guid>
<description><![CDATA[ Yollar Sevda   Bir bebek edası ile  süslenmiş, Minnacık ellerin gelir aklıma. Kapadığımda gözlerimi]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><em> </em><strong><em>Yollar Sevda</em></strong></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Bir bebek edası ile  süslenmiş,</em></p>
<p><em>Minnacık ellerin gelir aklıma.</em></p>
<p><em>Kapadığımda gözlerimi,</em></p>
<p><em>Gözlerin gökkuşağı olur düşümde.</em></p>
<p><em>Derinlerde yaşayan sevgime,</em></p>
<p><em>Bir su kaynağıdır tebessümün.</em></p>
<p><em>Yaşatıla ve anlatıla gelmiş ,</em></p>
<p><em>Bir rüzgarın masalında saklıdır aşkın.</em></p>
<p><em>Yürümek kadar basit koşmak kadar zordur,</em></p>
<p><em>Sevdanın yamaçlarında yol almak.</em></p>
<p><em>Zor veya basit ,</em></p>
<p><em>Ben işte bu yamaçlardayım.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>                                      <strong>Hasan KARAKAYA</strong></em></p>
<p><em><strong>                                                 2008</strong></em></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Ankarada Aşık Olmak Zor İki Gözüm]]></title>
<link>http://saykomatrixx.wordpress.com/2009/11/04/ankarada-asik-olmak-zor-iki-gozum/</link>
<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 14:38:10 +0000</pubDate>
<dc:creator>saykomatrixx</dc:creator>
<guid>http://saykomatrixx.wordpress.com/2009/11/04/ankarada-asik-olmak-zor-iki-gozum/</guid>
<description><![CDATA[ankara&#8217;dan bir kuş uçtu güneye doğru kanatlarında sevdanın kar bulutları gün batımı masum gülü]]></description>
<content:encoded><![CDATA[ankara&#8217;dan bir kuş uçtu güneye doğru kanatlarında sevdanın kar bulutları gün batımı masum gülü]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Sarfaroshi Ki Tamanna Ab Hamare Dil Mein Hai]]></title>
<link>http://dilkibaatein.wordpress.com/2009/10/25/sarfaroshi-ki-tamanna-ab-hamare-dil-mein-hai/</link>
<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 08:24:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ariful Haque Bhuiyan</dc:creator>
<guid>http://dilkibaatein.wordpress.com/2009/10/25/sarfaroshi-ki-tamanna-ab-hamare-dil-mein-hai/</guid>
<description><![CDATA[Sarfaroshi Ki Tamanna Ab Hamare Dil Mein Hai, Dehkna Hai Zor Kitna Baajuen Qaatil Mein Hai, Dekh Sak]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Sarfaroshi Ki Tamanna Ab Hamare Dil Mein Hai,<br />
Dehkna Hai Zor Kitna Baajuen Qaatil Mein Hai,<br />
Dekh Sakta Hai To Bhi Dekh Le Aye Aasmaan,<br />
Hausla Yeh Dekh Ke Qaatil Badi Mushkil Mein.<br />
Apne Hi Lahoo Se Likhenge Hum Apni Daastaan<br />
Zaalimon Se Cheen Lenge Yeh Zameen Yeh Aasmaan</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Düz ,sağa yatık ve sola yatık çizgilerle Hello World!]]></title>
<link>http://leventozkan.wordpress.com/2009/10/23/duz-saga-yatik-ve-sola-yatik-cizgilerle-hello-world/</link>
<pubDate>Fri, 23 Oct 2009 00:29:25 +0000</pubDate>
<dc:creator>kodistic</dc:creator>
<guid>http://leventozkan.wordpress.com/2009/10/23/duz-saga-yatik-ve-sola-yatik-cizgilerle-hello-world/</guid>
<description><![CDATA[İlk blog yazım .. İlkler benim için her zaman zor, heyecanlı ve bir o kadar da stresli olmuştur. Bu ]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>İlk blog yazım .. İlkler benim için her zaman zor, heyecanlı ve bir o kadar da stresli olmuştur. Bu yazıya başladığım şu saniyelerde de bu durum etkisini hissetirmekte : )  Ama yine de bu durum bence normal bir süreç  çünkü, yaşanan ilkler insan hayatını bir şekilde etkileyerek o hayata başka bir yön katar , hayatı başka bir tarafa kaydırabilir  hatta yönsüz bile bırakabilir : )  Her insan için o  kadar çok yön ve bu yönlere giden o kadar çok yol vardır ki; insan bu yolların hepsinde aynı anda bir yolculuk içerisindedir,bin parçalı bir yolda yolculuklar&#8230;  Bu yolculukların hepsi birden hayat olur işte ve biz de bir yandan bu yollarda yürümeye devam ederken , diğer yandan da yeni yollara yani yeni ilklere saparız. Aklıma annemin beni elimden tutup, ilkokula keydetmeye götürdüğü gün geldi. Evimiz okula oldukça uzaktı, 7 yaşındaki bir çocuğun adımlarıyla 25- 30 dakikalik bir yol.. O tek katlı sarı okul binasının merdivenlerine  yaklaştıkça korkum artıyordu. Gevşetmeye çalıştıkça ben, annem daha da sıkı tutuyordu ellerimi. Merdivenlerden çıkıp kayıt masasının önüne geldiğimizde ben artık ağlıyordum ve annemin elinden kurtulup okulun bahçe kapısına doğru koşmaya başlamıştım uzaklaştıkça yavaşladığımı da hatırlıyorum.. en sonunda o binaya zorla girdim ve kaydım yapıldı.Okullar açıldı.Annem ilk 5 gün boyunca ilk ders saatlerinde  benimle derslere girmek zorunda kaldı, anne-oğul  aynı sırada oturuyorduk : )  Annelerin hakkı ödenemez.. İlk haftalar deftere çizdiğimiz düz, sağa yatık, sola yatık çizgilerde bile onun emeği vardır : ) ..  ilkti ve zordu..</p>
<p>İlkokuldan üniversiteye uzuun bir atlama yaparsam ( &#8216;93 &#8211; &#8216;06 = 13 yıl ) , üniversiteye bir bilgisayar mühendisinin en çok yapacağı şeyin kod yazmak olduğunu bilerek geldim ve ben hayatımda daha önce hiç kod yazmamıştım, ve bu konulara yabancı oldumu söylersem doğru söylemiş olurum. Benim için korkulu ve stresli bir dönemdi. Bu  durum benim 1. sınıfa başlamadan önce  1 yıl hazırlık sınıfına gitmeme bile neden oldu&#8230; Çoğu kimsenin yaptığı gibi ben de önce  bir araştırma sürecine girdim ve sonunda  elime bir kitap aldım. bu kitap bir turbo pascal kitabıydı, keza ben hazırlık okuduğumda 1. sınıflara pascal öğretiliyordu. Kitabı elime alıp bilgisayarımın karşısına geçtiğimde heyecanlanmıştım. Bundan sonra en çok yapacağım işi ilk defa yapacaktım. Kitaptaki talimatları okuyarak bilgisayarıma önce bir pascal editörü kurdum ve artık kodları yazmaya hazırdım. İlk kod tartışılmaz &#8220;hello world!&#8221; olacaktı. ve kodları yazmaya başladım.</p>
<p><em>Program Hello ;</em></p>
<p><em>Uses Crt;</em></p>
<p><em>Begin</em></p>
<p><em> ClrScr;</em></p>
<p><em> Write ( &#8216; Hello World!&#8217; ) ;</em></p>
<p><em> Readln;</em></p>
<p><em>End.</em><br />
Hatalı olmasın diye satırları birebir yazdım hatta write &#8216; ın içini bile değiştirmeye çekindim : )  Kodları yazıp derledikten sonra hemen hemen herkesin başına gelen benim de başıma geldi, derleyici hata verdi : )  Eksik noktalı virgülleri koyup tekrar derledikten sonra hatasız şekilde program çalıştı ekranda beklenen &#8216;hello world!&#8217; göründü. O anki heyecanı yaşayanlar bilirler, o heyecanla ve gazla kitapta bayağı ilerlemiştim : ) .. ilkti ve heyecanlıydı..</p>
<p>Bu yazıya başladığımda ne konuda yazacağımı bilmiyordum, ben başlıyayım o gelir dedim ve  başlığı da şekillenen duruma göre atarım dedim; düz,sağa yatık ve sola yatık çizgilerle hello world!</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Bir kutu seker.]]></title>
<link>http://liladreams.wordpress.com/2009/10/18/bir-kutu-seker/</link>
<pubDate>Sat, 17 Oct 2009 17:18:22 +0000</pubDate>
<dc:creator>liladreams</dc:creator>
<guid>http://liladreams.wordpress.com/2009/10/18/bir-kutu-seker/</guid>
<description><![CDATA[Ben 7-8 yaslarindayken annem ve babam temelli donus yapmisti Turkiye&#8217;ye. Donus 2 sene surmustu]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Ben 7-8 yaslarindayken annem ve babam temelli donus yapmisti Turkiye&#8217;ye. Donus 2 sene surmustu ancak, donup dolasip yine gelmislerdi buraya.</p>
<p>Turkiye&#8217;ye gittigimizde beni Bursa&#8217;da ozel bir okula yazdirmislardi. Niyet Ingilizce ders alip unutmamamdi. Ama soz verilen ingilizce dersler 2 sene boyunca hic gelmemisti. O okuldan cok guzel anilarim kaldi. Hatta annem ve babam beni 2 sene sonucunda okuldan alacaklarini bildirdiklerinde okul muduru kanima girmeye karismis, sen kal yatili kal demisti. </p>
<p>O okuldan halen zaman zaman konustugum bir arkadasimla gorusmustum son tatilimde. Kimin kimle evlendigini, kimin ne is yaptigini konusmus, o eski gunlerden dem vurmustuk.</p>
<p>Bir sira arkadasim vardi, Semih. Uysal, yavas ve bir o kadar da komikti. Saglik ve yasam dolu bir cocuktu. Bir keloglan piyesinde o keloglan ben prenses olmustum. Annemin gencliginden sakladigi bir sandik ve icinde elbiseler vardi. Mor bir elbiseye asiktim. Onu anneme zorla bana gore yaptirtmis, prenses kiyafeti olarak giymistim.</p>
<p>Bizim ilk okulumuz ile lise yan yana iki binaydi. Semih&#8217;in ablasi lisede okuyordu orada. Hepimizin hayali oraya baslamakti.</p>
<p>Turlu yaramazliklarin, hayat&#8217;in toz pembe oldugu o guzelim gunlerden bir gun aci bi haber geldi. Semih hastalanmisti. Ilk once ne oldugunu anlamadiklarini soylemisti ablasi. Sonra menenjit oldugunu haber etmisti ablasi. Sinif olarak agladigimizi hatirliyorum. Ogretmenimize olucek mi diye soruslarimizi. </p>
<p>Aradan 2-3 hafta gecmisti ki ablasi bir gun sinifimiza neredeyse ciglikla, kocaman bir gulusle girmis, elinde bir kutu sekeri bizlere dagitarak Semih iyilesiyor demisti. Hem sekerleri yiyor hem de ablasina sariliyorduk. Keloglanimiz sinifa donecekti. Sekerler her zamankinden daha da tatliydi, rengarenk.</p>
<p>Ve 2 hafta sonra o hic beklemedimiz haber gelmisti. Semih&#8217;in cocuk bedeni artik savasmayi birakmis, vefat etmisti.</p>
<p>Inanamamistim. Daha kac hafta once yanimda oturuyordu. Kahkahalar atiyor ya da birbirimizi kizdiriyorduk. Yanlislik olmali diye dusunmustum. Hani sekerler gelmisti, iyiydi Semih. </p>
<p>Ogretmenimin gozyaslarini hatirliyorum halen. Hepimizin sok olusunu.</p>
<p>Aradan yillar gecmis olsa da, her kutu seker gorusumde aklimin ucundan gecer. Tatli haber yalancisi gibi. </p>
<p>Kendimi son gunlerde bir kutu seker gibi his ediyorum.</p>
<p>Insan&#8217;in ebevynlerinden biri rahatsiz olup da birsey yapamiyor olmak, yapmak icin cirpindikca elden bir sey gelmeyisi. Dua ediyorum bol bol. Seker kutularini gormemezlikten geliyorum. Yedigim an aci bir haber gelicekmis gibi.</p>
<p>Ne ileri ne geri. Her gun uyaniyor olup, gormeye gidip, halen ayni olmasi. Insan&#8217;in umudunu yitirmemek icin savasmasi. Ayni zamanda hayat&#8217;in akisina devam edebilmesi. Ruhumda kirilmalar olusuyor, his ediyorum. </p>
<p>Ruhum kirildikca bedenim kiriliyor. Hayat&#8217;in akisina devam etmek zorlasiyor. Her gun umut ile uyanmak, ve gece umudu yitirmis olarak yataga uzanmak. </p>
<p>Ruh gibi dolaniyorum son gunlerde. Yapacagi seyleri yerine getirmek icin caba gosteren bir et parcasi. </p>
<p>Ama inaniyorum, hepsi gececek. </p>
<p>Gececek, hepsi gececek.</p>
<p>Bir kutu seker, sabirla bekliyor dolapta. Ne gec olsun istiyor ne erken. </p>
<p>Hepsi gececek.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Hikmet's List]]></title>
<link>http://hikmetinyeri.wordpress.com/2009/09/22/hikmets-list/</link>
<pubDate>Tue, 22 Sep 2009 18:14:08 +0000</pubDate>
<dc:creator>Hikmet</dc:creator>
<guid>http://hikmetinyeri.wordpress.com/2009/09/22/hikmets-list/</guid>
<description><![CDATA[2. İsterdim bir gün gideceğimi söylemek.Veda mektupları yazmak.Uzaklara gitmek.Ben gidiyorum demek u]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>2.</strong></p>
<p><strong>İsterdim bir gün gideceğimi söylemek.Veda mektupları yazmak.Uzaklara gitmek.Ben gidiyorum demek umarsızca&#8230;</strong></p>
<p><strong>Himalayalar’a tırmanmak isterdim ve tabi Everest’e kadar&#8230;</strong></p>
<p><strong>Okyanusu aşmak, kıyıya vurarak intihar etmiş balinaların yaşam öykülerini dinlemek de isterdim.Sormak isterdim hayatta kalanlarına , kardeşleriniz neden intihar ediyor diye&#8230;</strong></p>
<p><strong>Ninjalara katılmak isterdim samuraylar’a karşı.Sarı kuşağımı belime sarıp kaldığım yerden devam etmek isterdim kavgaya&#8230;</strong></p>
<p><strong>Ve yenilince umarsızca “ipimle kuşağım&#8230;” demek yüzdeki yaralara aldanmadan.</strong></p>
<p><strong>bir budist tapınağına yüz sürüp huzurlu rolleri kesmek de isterdim içimdeki ölüm korkusunu saklamak adına.</strong></p>
<p><strong>Her şeyin o kadar zor ve imkansız olmamasını dilerdim.Zorluklar ve imkansızların tanrılaşmasına karşı koyabilmeyi arzu ederdim.</strong></p>
<p><strong>Betonların, duvarların daha renkli ve esnek olmasını isterdim.Saydam ve şeffaf camlar çevirsin dilerdim gezegeni ve şeftalilerin tüysüz olmasını da isterdim.</strong></p>
<p><strong>O sokaklar, o caddeler, o arabalar , o adamlar, o kadınlar , o çocuklar, o hayvanlar , o giysiler benim olsun isterdim.</strong></p>
<p><strong>Güneş benim olsun isterdim.Ay da&#8230;Jüpiter’e kendi adımı koymak isterdim.Bir hafta sonu Uranüs’e gidip gelmek, yaz tatilini Satürn’de geçirmek.</strong></p>
<p><strong>Tur dağı karşısında erimek isterdim.Musa’nın bastonu olup yılan gibi kıvrılmak isterdim yattığım yerde&#8230;</strong></p>
<p><strong>Yahudi  doğmak isterdim, Allah’ın yaramaz kullarından..Her eylemim ve yanlışım hoşgörüyle karşılanabilirdi belki o zaman.</strong></p>
<p><strong>Televizyonda elini karşısındaki yorumcuya doğru sallayıp da konuşan adam olmak isterdim.Ve söylenmeyen şeylerden söylenmek ona ve herkese&#8230;.</strong></p>
<p><strong>Böyle imkansız şeyler istemeyi isterdim işte küçük mutlulukları anlamaya ve anmaya daha vaktim olduğunu düşünüp&#8230;</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Labor Day in the life of a Zee]]></title>
<link>http://bloodyfranchise.wordpress.com/2009/09/07/labor-day-in-the-life-of-a-zee/</link>
<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 00:08:58 +0000</pubDate>
<dc:creator>bloodyfranchise</dc:creator>
<guid>http://bloodyfranchise.wordpress.com/2009/09/07/labor-day-in-the-life-of-a-zee/</guid>
<description><![CDATA[Ever ask a zee how they feel about holidays?  Just what goes through the mind of an average person v]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Ever ask a zee how they feel about holidays?  Just what goes through the mind of an average person versus the franchisee owner when &#8220;holiday&#8221; is discussed?  Ever wonder how a zor spends their holiday? In the Americas, the word is &#8220;vacation&#8221;.  Every paid worker spends their year planning and imagining the relief  those two or three weeks truly bring to the family and one&#8217;s own inner balance of family vs work vs quality of life.  In Europe, it&#8217;s holiday and it&#8217;s twice as long as the Americas because most Euro holiday packages are four to six weeks.  The European has come to expect holiday and due to the lack of opportunity, in some respects holiday is one&#8217;s privilege.</p>
<p>In the thinking of the blue collar or the white collar or the Euro or anyone else who has never truly owned and run a business, let alone a franchised business, there is no reference or association as to what a holiday brings to a zee.  Their impression is that a small business owner who owns a high-profile franchise operation must already be rich.  They do not know that the life savings and the mountain of debt needed to serve them their 15 second servings of fast food heart attack will never allow me to enjoy another holiday.  The reference of outlay at the onset of such purchase of franchises is referred to &#8220;sunk costs&#8221;.  Oh how bloody true is that depiction!</p>
<p>Here are just a few interesting problems of the zee during holiday:</p>
<ul>
<li>Workers are off, zee gets to stay and keep the doors open (bills don&#8217;t do holidays)</li>
<li>Workers are off, doors have to stay open, otherwise the revenue of the holiday revelers will be lost</li>
<li>If it&#8217;s a day in which stores are closed due to law, I&#8217;ll stay and catch up on books and admin as the workers aren&#8217;t in</li>
<li>If it&#8217;s a party day where retail is open, I get to stay and help the skeleton shift (who bitch and moan that they have to work)</li>
<li>Leading up to the holiday, everyone leaves early, meaning I get to stick around to make sure everything is set because I own this mess</li>
<li>And finally, the schedules are all mine to own and fix and work with due to the fact that no one owns anything but me (the R word means nothing to the hourly worker)</li>
</ul>
<p>And last but not least, I can visualize and imagine the wonderful times the zor is having attending special events as grand marshall (the honor and respect he purchased with my life savings and ongoing royalty abuses).  After all, his ad fund, his marketing fund, his kickbacks from vendors and his admin, his legal support are all coming from the money I gave, will give him and am generating while working over this glorious holiday!</p>
<p>Bloody</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zor - Nev]]></title>
<link>http://nakaha.wordpress.com/2009/09/05/zor-nev/</link>
<pubDate>Fri, 04 Sep 2009 21:35:43 +0000</pubDate>
<dc:creator>nakaha</dc:creator>
<guid>http://nakaha.wordpress.com/2009/09/05/zor-nev/</guid>
<description><![CDATA[Biliyorum duymak istediklerin bunlar değildi Bu yüzden zafer saymıştım zamansız gidişini Öyle ya sen]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><strong>Biliyorum duymak istediklerin bunlar değildi<br />
Bu yüzden zafer saymıştım zamansız gidişini<br />
Öyle ya sen ondokuzunda koca bir kadındın<br />
Oysa ben seni tüm yalanlardan daha çok seviyordum<br />
Zor!<br />
Zor kadere emanet ettim seni<br />
Sen benim kördüğümüm, tutamadığım gözyaşım<br />
Zor!<br />
Zor bir daha , daha da güvenmek<br />
Bana düşen kabullenmek, zor da olsa dönüp gitmek<br />
Birgün gelir de bir an, çokça zamanlardan sonra<br />
Geri dönüp baktığında bilmem anlarmısın<br />
O senin bir anının benim ömrüm olduğunu<br />
Ne çok sevildiğini<br />
Artık çok geç olduğunu..</strong></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Dr. Husam Al-Najar'ın Heidelberg ziyaretinden kalanlar...]]></title>
<link>http://areeha.wordpress.com/2009/08/24/dr-husam-al-najarin-heidelberg-ziyaretinden-kalanlar/</link>
<pubDate>Mon, 24 Aug 2009 21:19:49 +0000</pubDate>
<dc:creator>گۏ ھڒ</dc:creator>
<guid>http://areeha.wordpress.com/2009/08/24/dr-husam-al-najarin-heidelberg-ziyaretinden-kalanlar/</guid>
<description><![CDATA[Bu konusma icin davetiye aldigimda ilk gördügüm baslik, yani bu mini konferansin mottosu, &#8216;Sav]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><em>Bu konusma icin davetiye aldigimda ilk gördügüm baslik, yani bu mini konferansin mottosu, &#8216;Savastan 7 ay sonra Gazze&#8217;de yasam&#8217; ne olursa olsun gitmemi gerektiren bir unsur olmustu. Nitekim dün aksam bizzat olaylarin en yakin sahitlerinden birinden Filistin&#8217;i dinleme firsatini yakaladim. Dr. Husam Al-Najar Gazze Üniversitesi&#8217;nde görevli bir cevre mühendisi. Almanya&#8217;ya bir arastirma icin gelen Al-Najar, Gazze&#8217;den uzaklasip ne kadar savasi unutmak istemisse de konusma isteklerini geri cevirememis. Palmyra Verlag, Heidelberger Friedensratschlag, Palästinensische Fridensinitiative gibi kurumlarin organizasyonuyla  Heidelberg&#8217;e de ugrayan Dr. Najar&#8217;a ben de buradan okumayacak olsa da tesekkürlerimi sunmak isterim. Heidelberg Üniversitesi&#8217;nde (Medical Inf.) docentlik yapan Fady A.&#8217;nin girisini sundugu ve organizesini üstlendigi, ayrica powerpoint sunumuyla desteklenen konusma özellikle de ortalarina dogru cok ilginc ve önemli mesajlar verdi bize. Ya da bana.. Neden derseniz, cogunlugunun yasli oldugu dinleyicilerin büyük bir kisminin yüzlerindeki ifadeye baktigimda yüzeysel dinlediklerine kanaat getirdim. </em></p>
<p><em>Iste önemle paylasmam gerektigini düsündügüm notlardan cikardigim özetler&#8230;</em></p>
<p><!--more--></p>
<p>&#8220;Savastan sonra diyoruz ama savastan sonra diye bir sey yok aslinda. Cünkü orada hala savas var.&#8221; Iste bu sözlerle basladi Dr. Al-Najar konusmasina. Israrla bunun vurgulanmasi ve yine docentin de bu vurguya extra katilmasi zihinlerde bazi soru isaretlerine sebep olmaliydi aslinda. Elbette ki, savasin hala sürüyor olmasinin bir nedeni vardi ama önemli olan nedenler degil o an iki Filistinli&#8217;den -belki de bilincsizce— verilen ince mesajdi.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-56" title="palaestina-wird-von-der-landkarte-getilgt" src="http://areeha.wordpress.com/files/2009/08/palaestina-wird-von-der-landkarte-getilgt.jpg" alt="palaestina-wird-von-der-landkarte-getilgt" width="497" height="328" /></p>
<p>Diplomatik cerceveye göre savasin hala devam ediyor olusunu konusmacimiz bir haritayla bugün dahi devam eden Yahudi göclerine bagliyor. Haritaya bakilirsa gercekten de söyleyecek söz yok. Israil&#8217;in amaci, evet, Filistililer&#8217;i tabir-i caizse kistirdiktan sonra (ki bu sürec coktan gerceklesti) varliklarini Ortadogu haritasindan tamamen silmek.</p>
<p>Eger Israil&#8217;in gercekten Hamas&#8217;in tehlikesini söndürmek gibi bir niyeti olsaydi, Al-Najar&#8217;a saskin bir caresizlikle &#8216;anlayamiyoruz&#8230;&#8217; dedirtecek seyler vuku bulmazdi. Mesela son Gazze savasinda kayiplarin cogu sivil evleri olmazdi (yani yaklasik olarak kayiplarin 50% binalar, bundan sonraki madde de tanklarla mahvedilen tarim alanlari).  Ya da askerlerin okullari isgal ettikten sonra üs olarak kullanmakla yetinmeyip kara tahtalari mermilerle delik desik etmeleri.. Zevkine yapildigi besbelli olan bu son saydigim eylem gercekten de bizlere birseyler söylemesi gerekmiyor mu?</p>
<p>Dr. Al-Najar cocukken nasil saflikla askerlerin pesinden bir parca cikolata icin kostuklarini, bugün ise cikolata yerine bomba ve mermiden baska bir sey göremediklerini aciyla ama yine de gülümseyen bir ifadeyle anlatiyordu.<br />
<span style="text-decoration:underline;"><strong><br />
Ve iste Gazze&#8217;de günlük yasam:</strong></span></p>
<p>Lagimlar, kanalizasyon hatlarinin yikilmasindan dolayi artik arinmadan denize veriliyor.. Bunun cevreye verdigi zarar bir yana Filistinliler yedikleri sebze, meyvayi da bu suyla yetistirmek zorunda! Cevre Mühendisi olan Al-Najar, &#8216;bunlar yenebilir mi?&#8217; sorularina mecburen evet demek zorunda kaldigini anlatiyor. &#8216;Acliktan ölmektense, mikroptan hastalanip ölmek daha iyi.&#8221;, diyen uzman zaten hic birseyi olmayan yoksul vatadasa nasil bunlari ellerinden atmalarini söyleyebilirdi ki?</p>
<p>Modern bir dünyada, her türlü teknoloji ve bilgiye ulasmisken bir kisim insanin hala bu sartlar altinda yasamasi kabul edilebilir bir sey degil. Afrikali cocuklarin plastik siselerine ellerindeki tek kaynak olan camurlu göletten su doldurup icmelerini televizyonlarimizdan seyrederken midemiz bulanip kanali degistirebiliriz belki. Ama iste gercek hayat, yasananlar dünyada bir yerlerde.. Üstelik zengin ve sözümona dindar Arap ülkelerinin cevreledigi Filistin&#8217;de!</p>
<p>&#8216;Allah korur..&#8217; Iste bu sözlerle de tevekkülünü dile getirmeyi ihmal etmedi Al-Najar. Filistinliler&#8217;i yillardir güclü kilan ve direnisten vazgecirmeyen, enerjilerini aldiklari inanclari olsa gerek.. Genelde yasli olan jenerasyonun daha bitkin ama genclerin inadina hirsli ve umutlu olduklarini anliyorum Najar&#8217;in anlattiklarindan. Ve de öfkeliler.. Bunu hissetmek  gercekten de cok kolay.</p>
<p>Son savasta ucaklarla &#8216;evleri terkedin&#8217; mesaji dagitildiginda Najar &#8216;NEREYE?&#8217; diye düsünmüs kendi kendine ve zaten kurtulabilecegi bir yer olmadigini düsündügünden evinde ölmeyi tercih ettigini ama cocuklarinin korkusundan dolayi kalkip mülteci kamplarina gittiklerini anlatti mesela.</p>
<p>Anne babalarin yikilan evlerinin tepelerine taktiklari matem havasi veren siyah bayraklari söküp yerine kendi bayraklarini takma mertligini gösteren de yine Filistinli gencler.. &#8216;Bir Filistin vardi, bir Filistin  gene var&#8217;*, mesajini vermek istercesine. Ayrica ilk defa duydugum bir gercek beni tabir-i caizse sok etti: Bazi insanlar (bu genellikle evin babasi oluyor) ertesi sabah kalkip ta evinin yerinde yikinti gördügünde kalp krizi gecirip ölmüsler. Medya bunlardan hic bahsetmedigi gibi, onlar savasta ölenlerden de sayilmiyorlar. Yani statistikler ölü sayisini hep biraz eksik gösteriyor.</p>
<p>Gazze&#8217;de artik günlük yasamin kemigine islemis bir baska zorluk ta gaz ve su temini. Anadolu&#8217;da yasayanlar az cok bilir; bizden önceki nesillerinse bizzat yasadigi bir olaydir belki. Ancak cüzi ölcülerle getirilebilen gaz ve su tanklarinin (gerci tank demek cok zor!) önünde olusturulan kuyruklar.. Al-Najar yine ince bir espriyle burada da bir mesaj verdi. &#8216;3 cocugum var: Birisi gaz, birisi su kuyruguna girmek, digeri de evi beklemek icin.&#8217; Yeterince gaz olmadigi icin evin hanimlari da yemek pisirmek icin eski, zahmetli adetlerine geri dönmek zorunda kalmislar: ekmekler tandirda pisiyor.</p>
<p>Iste Gazzeliler&#8217;i canindan bezdiren bu zorluklar onlari yasal olmayan yeralti tünelleri kazdirmaya yönlendirmis. Sirf hayatta kalabilmek icin Israil&#8217;in izin vermedigi günlük ihtiyaclarini giderebilmek amaciyla hic te sabit ve güvenli olmayan bu tünelleri kazmislar. Bugüne kadar 122 kisinin öldügü ve icine girmesi hic te eglenceli olmayan bu tüneller Israil&#8217;in savas sebeplerinden biri sayilabilir. Cünkü bu tünellerle Filistinliler&#8217;in Iran&#8217;la (?) baglanti kurup iceri silah, cephane tasidiklarini öne sürüyor.</p>
<p>Gazzeliler artik disardan gelen yardimlara bagimli yasamak istemiyorlar. Dr. Najar gibi bir cok insan isine dönmek, calismak istiyor. (Najar&#8217;in laboratuari da biyolojik bomba üretildigi gerekcesiyle savasta bombalandi. Halbuki onlar cevre mühendisi ve daha cok cesitli sularla calisiyorlar.)</p>
<p>Gazze&#8217;den cikmasi neredeyse 1 ayi bulan Najar kendisini sansli sayiyor, cünkü sirtinda sadece bir canta ile Filistin&#8217;den cikmis. Simdi geri dönecegi günleri düsünüyor cünkü dönüste bir cok bavulu olacak. Icinde akrabalarinin siparis verdikleri ilaclar, cocuklarin israrla istedikleri cikolatalarla dolu olarak..<br />
Ve Al-Najar hic birisini kiramayacak cünkü o Filistin&#8217;de yasamanin ne demek oldugunu biliyor.</p>
<p>Evet.. Gazze&#8217;de hayat tüm bunlara ragmen devam ediyor. Allah sabirlarini ve dayanismalarini artirsin.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-57" title="Gaza___Excuse_Us_by_Raghda86" src="http://areeha.wordpress.com/files/2009/08/gaza___excuse_us_by_raghda86.jpg" alt="Gaza___Excuse_Us_by_Raghda86" width="497" height="333" /></p>
<h6>*Mahmud Dervis</h6>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Jim Press - Gee, Great Name for a Zor Capo]]></title>
<link>http://bloodyfranchise.wordpress.com/2009/07/15/jim-press-gee-great-name-for-a-zor-capo/</link>
<pubDate>Wed, 15 Jul 2009 09:27:50 +0000</pubDate>
<dc:creator>bloodyfranchise</dc:creator>
<guid>http://bloodyfranchise.wordpress.com/2009/07/15/jim-press-gee-great-name-for-a-zor-capo/</guid>
<description><![CDATA[Enter the infamous Mr. Nardelli to Chrysler Corporation.  You see, Bobby has never gotten over getti]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Enter the infamous Mr. Nardelli to Chrysler Corporation.  You see, Bobby has never gotten over getting passed over for the much smarter and younger Mr. Immelt (even though Jack never knew Jeffrey would be so liberal in his ways).  He left GE in a huff and took out all of his aggressions on Home Depot.  After the board at HD finally figured out Bobby hadn&#8217;t a clue and Jack was right, Bobby weaseled his way into Chrysler declaring GE and HD were all wrong about him.</p>
<p>Once aboard at Chrysler, he steals Toyota&#8217;s hatchet man, Mr. Jim Press.  Now how do you think Mr. Press has figured out how to make the Toyota engine run so well?  With threats and manipulations of course!  After all, dealerships are nothing but a bunch of wussy malcontents and once you threaten them within an inch of their lives, they back off and sink themselves even further in debt.</p>
<p>A group of Chrylser (Jeep and Dodge) dealerships experienced Mr. Press&#8217; wrath on a conference call in the spring when he shared openly that he knew the 30% who were holding out and where their kids went to school and where the dealership owners lived.  Yes, that&#8217;s right.  Mr. Press said those very words when 30% of the dealerships refused to sign for millions of dollars worth of inventory because they had lost faith in Chrysler, Chrysler financing and the economy.  Yet, Mr. Press is making money hand over fist, selling 15 million dollar condos in NYC and living the life of Reilly.</p>
<p>Don&#8217;t be fooled folks.  The elite have their ways and many of them cannot be discussed in the open.  Mr. Press was picked up by Fiat in a heartbeat due to his ability to threaten, coerce and otherwise bring in sales of inventory, force dealerships out of business (losing their livelihood set up by generations of hard work and labor) and make others buy those franchises thus sinking them into debt they will never see relief from in their lifetimes.</p>
<p>Recently, Mr. Press actually sent out a letter asking for the dealerships who weren&#8217;t forcefully closed to team up against those who were to throw them under the bus!  Shame on you Mr. Press.  The law should do a full court press on you and put you on the street or better yet in prison for destroying so many lives under the guise of  &#8220;it&#8217;s just business&#8221;.</p>
<p>I have one question for you Mr. Press.  Have you ever in your life had to lie awake at night not knowing where your next dollar or sale will come from because you were a legitimate business man living with the ups and downs of having to bear the long term responsibility for your actions?  NO!  You haven&#8217;t the intestinal fortitude to bear the consequences of your actions.  You&#8217;d rather take a huge salary and live like a playboy at the expense of hard working small business owners who pay your salary while you threaten them and their children.  Where I come from, that&#8217;s referred to as La Cosa Nostra or mafioso.  It&#8217;s not legitimate business and you, Mr. Press are a disgrace to this land, this marketplace and this nation.</p>
<p>Bloody</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Euroleague’de zorlu kura!]]></title>
<link>http://aguncel.wordpress.com/2009/07/08/euroleague%e2%80%99de-zorlu-kura/</link>
<pubDate>Wed, 08 Jul 2009 13:20:13 +0000</pubDate>
<dc:creator>aguncel</dc:creator>
<guid>http://aguncel.wordpress.com/2009/07/08/euroleague%e2%80%99de-zorlu-kura/</guid>
<description><![CDATA[F.Bahçe Ülker ve Efes Pilsen’in Euroleague’deki rakipleri, çekilen kura sonucunda belli oldu. İki te]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>F.Bahçe Ülker ve Efes Pilsen’in Euroleague’deki rakipleri, çekilen kura sonucunda belli oldu. İki temsilcimiz de güçlü grupların içinde yer aldılar.</p>
<p>Basketbol Erkekler Avrupa Ligi&#8217;nde, 2009-2010 sezonu kuraları çekildi.  İspanya&#8217;nın Barcelona kentinde yapılan kura çekiminde, ön eleme grubu karşılaşmaları ve normal sezon grupları belirlendi. Avrupa Ligi normal sezonunda ön elemeden gelen iki takımla birlikte toplam 24 takım, 6&#8242;şarlı 4 gruba ayrıldı.</p>
<p>Buna göre, (A) Grubu&#8217;nda yer alan Fenerbahçe Ülker, Regal FC Barcelona (İspanya), Montepaschi Siena (İtalya), Cibona Zagreb (Hırvatistan), Zalgiris Kaunas (Litvanya) ve Asvel Lyon Villeurbanne (Fransa) ile eşleşti. (B) Grubu&#8217;nda yer alan Efes Pilsen de, Olympiakos (Yunanistan), Partizan (Sırbistan), Unicaja Malaga (İspanya), Lietuvos Rytas (Litvanya) ve ön eleme grubundan gelecek bir takımla mücadele edecek.</p>
<p>Avrupa Ligi 21 Ekim&#8217;de başlayacak, Dörtlü Final (Final Four) de 7-9 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek.</p>
<p>Avrupa Ligi normal sezon grupları şöyle oluştu: </p>
<p>A GRUBU</p>
<p>Regal FC Barcelona (İspanya)<br />
Montepaschi Siena (İtalya)<br />
Cibona Zagreb (Hırvatistan)<br />
FENERBAHÇE ÜLKER (TÜRKİYE)<br />
Zalgiris Kaunas (Litvanya)</p>
<p>B GRUBU</p>
<p>Olympiakos (Yunanistan)<br />
Partizan (Sırbistan)<br />
Unicaja Malaga (İspanya)<br />
EFES PİLSEN (TÜRKİYE)<br />
Lietuvos Rytas (Litvanya)<br />
Ön eleme grubundan gelecek bir takım</p>
<p>C GRUBU</p>
<p>CSKA Moskova (Rusya)<br />
Tau Ceramica (İspanya)<br />
Maccabi Electra Tel Aviv (İsrail)<br />
Virtus Roma (İtalya)<br />
Union Olimpija Ljubljana (Slovenya)<br />
Ön eleme grubundan gelecek bir takım</p>
<p>D GRUBU </p>
<p>Panathinaikos (Yunanistan)<br />
Real Madrid (İspanya)<br />
Armani Jeans Milano (İtalya)<br />
Asseco Prokom (Polonya)<br />
BC Khimki Moscow Region (Rusya)<br />
EWE Baskets Oldenburg (Almanya)</p>
<p>ÖN ELEME GRUBU TAKIMLARI</p>
<p>Ön eleme grubuna katılacak takımlar ise şöyle: </p>
<p>ALBA Berlin (Almanya), Entente Orleanaise Loiret, Benetton (İtalya), Maroussi (Yunanistan), Spirou Basket (Belçika), BK Ventspils (Letonya), Aris BSA (Yunanistan), Le Mans Sarthe Basket (Fransa). rg</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Chinese]]></title>
<link>http://deutschina.wordpress.com/2009/07/03/chinese/</link>
<pubDate>Fri, 03 Jul 2009 19:25:06 +0000</pubDate>
<dc:creator>deutschina</dc:creator>
<guid>http://deutschina.wordpress.com/2009/07/03/chinese/</guid>
<description><![CDATA[eine schwere Sprache?]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>eine schwere Sprache?</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[dünden belliydi..]]></title>
<link>http://talhuk.wordpress.com/2009/06/25/252/</link>
<pubDate>Thu, 25 Jun 2009 14:30:31 +0000</pubDate>
<dc:creator>talhuk</dc:creator>
<guid>http://talhuk.wordpress.com/2009/06/25/252/</guid>
<description><![CDATA[öyle zor bir gündü ki.. En son saate baktığımda 10.00 du. ve şimdi ise 17.00. sabah güneşin perden i]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>öyle zor bir gündü ki.. En son saate baktığımda 10.00 du. ve şimdi ise 17.00. sabah güneşin perden ile camın arasından odama vurması, ve rüzgarın odamı serinletmesi ile birlikte telefonumda sevgilimden almış olduğum bugs bunny çizgi filmlerinin müziği ile uyandım.  her sabah olduğu gibi yine herşeyimi düşünerek.</p>
<p>oldukça küçük olan ve ışığı yakmazsam eğer karanlık olacağını bildiğim banyoya doğru adımları atarken hala yatağın o inanılmaz sıcak çekim gücü içerisindeydim. göz kapaklarımın birbirine temasını en aza indirgemeye çalışarak nereye gittiğimi görebiliyordum ancak. çokta ses çıkartmamam gerekliydi ki herkes daha uyuyordu. aslında bıraksalar beni ve bugün işe gelmeseydim, yatsaydım biraz daha.. veya yatmasaydım ama bıraksalar bir sahile gidip tüm gün sevgilimle baharın şehre neler yaptığını seyredebilseydim.. hızlı adımlarla ki yaklaşık 5 adım, banyoya girip her sabah olduğu ve hedeflediğim gibi musluğu açtım ve yüzümü o serin suyla yıkadım.. tam çıkıyorum ki banyodan yine aynı hızlı adımalrla, yatağın çekimine bir kez daha giriyorum ki girmemek imkansız.. sıcaklık yayılıyor insanın tenine dokunan.. keşke sende orda olsanda sevgilim şu yatağın çekiminin yanı sıra senin teninin çekiminede kapılsam ve direnmesem daha fazla..  </p>
<p>gün başlıyor çıkıyorum sokağıma, sabah sporu her gün ki gibi yokuş yukarı durağa kadar.. ileride arabanın üstünde bir kedi görüyorum.. hala uyuyor.. neden ben diyorum <img src='http://s.wordpress.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>otobüs durağına geliyorum, her sabah yaşanan klasik çizgi filmlerde de çokça işlenen bir konu olan konserve kutusu gibi istif halinde insanlar üst üste neredeyse dizilmişler otobüsün içine.. girebilen orta kapıdan bir diğerini ittirip kaktırıp girebiliyor.. giremeyen bir sonrakini..</p>
<p>bende kaslı vücudumla bir yere sıkışabilecek bir modda olmamama rağmen buluyorum bir yer kendime.. her durakta bir kişi iniyor ve haliyle çarpıyor kapıyor bana.. aslında uyarı var orda basamakta durmayınız otomatik kapı çarpar diye.. insanlar için o uyarıların ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyorum, ama cevap vermiyorum yazıya.. </p>
<p>yolculuğun sonunda iniş ve bir süre uzun ve hızlı adımlarla yürüdükten sonra yine her zaman ki gibi iş.. yakınmıyorum aslında, şükürler olsun bir işim var. ama diğer yandan çok özlüyorum. işim olsun ama sende ol herşeyim. işimiz gücümüz beraber olsun.. bugünün yoğun geçeceği dünden belli idi.. ki öyle oldu.. anlam veremediğim bir şekilde iş akışına kaptırıyorum kendimi, telefonlar, mailler, kağıtlar, imzalar, arasında kayboluyorum bugün, kime ne söyledim veya ben ne yapıyorum diye 1 dakika bile düşünemiyorum ve zaten düşünmemeliyim, eğer akıştan sıyrılıp ben ne yapıyordum şimdi moduna girersem, onu bile hatırlamyacak durumdayım, hatta kime ne söylediğimi de.. ama planlı bir şekilde akışı sürdürerek olaydan yırtmaya çalışıyorum.. dünya denen özgür mekanda, şirket politikaları ve stratejileri ile sınırlandırılıp bir de üzerine yakın çevrede bulunan politik engellerle yüzleşmek zorunda kalabiliyor insan bu sıkıntılı ve yoğun akış içerisinde.. keşke diyorum, her 45 dakikada bir lisede olduğu gibi zil çalsa.. teneffüse felan çıkabilsek.. derken kendi tenefüsümü veriyorum, ama benim tenefüsüm iş akışının bitmesiyle başlıyor.. ki oda 30 dakika farkla iş bitimine denk geliyor.. hani dedim ya en başta öyle zor bir gündü ki.. En son saate baktığımda 10.00 du. ve şimdi ise 17.00. şimdi ise saat 17.30. çıkma vakti.</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[]]></title>
<link>http://doktorunmahzeni.wordpress.com/2009/06/24/5/</link>
<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 22:00:27 +0000</pubDate>
<dc:creator>doktorunmahzeni</dc:creator>
<guid>http://doktorunmahzeni.wordpress.com/2009/06/24/5/</guid>
<description><![CDATA[senin askın 3 günlükmüş desem bos..senin askın yokmus desem bos..hersey bos desem bos&#8230;anlamsız]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p><span style="color:#ff6600;"><em><strong>senin askın 3 günlükmüş desem bos..senin askın yokmus desem bos..hersey bos desem bos&#8230;anlamsızlıklar üstüste sıralanıyor&#8230;ben kendimle savastaym zaten..sana ne kalırki..gereksiz bi acıdan öte değilsin..acı bile olamayacak kadar ince bir cizgidesin..<br />
dokunma bana..sen varken..<br />
bir merhabam yok artk sana..zaten hangi merhaba seni sewdiğim gb ederki artk..ya da bir merhabası olmayanın elvedası var mıdır..<br />
ne neyseeee..neyse ne gamze<br />
olmuyor..seni eklediğim her yerden birseyler eksilterek cıkıyorsun..toplamın kadar etmiyor yoklugunla carpımın<br />
&#8230;ben yoklugunu sewmdim..<br />
yoklugun beni bırakmıyor<br />
hangi aralıktan sızıverdiysen hayatıma..girdiğin gibi cık istiyorum..ama büyümüssün içimde cıkartamıyorm..derinlerde..kök salan yerlerde&#8230;<br />
</strong></em></span></p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zorlaştırmayın İşimizi]]></title>
<link>http://bilinclitekilsahis.wordpress.com/2009/06/01/zorlastirmayin-isimizi/</link>
<pubDate>Mon, 01 Jun 2009 14:08:12 +0000</pubDate>
<dc:creator>bilinclitekilsahis</dc:creator>
<guid>http://bilinclitekilsahis.wordpress.com/2009/06/01/zorlastirmayin-isimizi/</guid>
<description><![CDATA[İnternette veya saçma sapan gazetelerin saçma sapan eklerinde yine saçma sapan, klişelerle dolu anke]]></description>
<content:encoded><![CDATA[İnternette veya saçma sapan gazetelerin saçma sapan eklerinde yine saçma sapan, klişelerle dolu anke]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[neden seninle bu kadar zor?]]></title>
<link>http://carettas.wordpress.com/2009/05/25/neden-seninle-bu-kadar-zor/</link>
<pubDate>Mon, 25 May 2009 15:29:02 +0000</pubDate>
<dc:creator>carettas</dc:creator>
<guid>http://carettas.wordpress.com/2009/05/25/neden-seninle-bu-kadar-zor/</guid>
<description><![CDATA[zoru sevenler, zordan yakınırlar hep.. &#8220;hayyıırrr ben kolayı istiyorum&#8221; der der, gidip z]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>zoru sevenler, zordan yakınırlar hep.. &#8220;hayyıırrr ben kolayı istiyorum&#8221; der der, gidip zora çakılırlar.. uzak duramazlar.. bu, burun sızlatan koku hep o çok zor olandan tütüyor sanki.. oysa en kolayı uzak durmak..</p>
<p>deneyelim haydi!</p>
<p>olmuyorsa, bir daha da zordan yakınmamayı öğrenelim en iyisi..</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[ROZORZOR]]></title>
<link>http://almanahe.wordpress.com/2009/04/28/rozorzor/</link>
<pubDate>Tue, 28 Apr 2009 19:15:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>almanahe</dc:creator>
<guid>http://almanahe.wordpress.com/2009/04/28/rozorzor/</guid>
<description><![CDATA[…coboară în mine, în contur straniu. Eu nu roşesc. Rozesc! În acelaşi ton al nemăsurii aş putea zice]]></description>
<content:encoded><![CDATA[…coboară în mine, în contur straniu. Eu nu roşesc. Rozesc! În acelaşi ton al nemăsurii aş putea zice]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Söylemek isteyipte söyleyemediklerim..]]></title>
<link>http://xhami.wordpress.com/2009/04/22/soylemek-isteyipte-soyleyemediklerim/</link>
<pubDate>Wed, 22 Apr 2009 21:29:30 +0000</pubDate>
<dc:creator>Hami</dc:creator>
<guid>http://xhami.wordpress.com/2009/04/22/soylemek-isteyipte-soyleyemediklerim/</guid>
<description><![CDATA[Çok düşündüğüm ama söyliyemediğim söylemek istediğim bir çok şey var.. Bunları ifade etmek yada söyl]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Çok düşündüğüm ama söyliyemediğim söylemek istediğim bir çok şey var..<img class="alignright size-full wp-image-349" title="Söyliyemediklerim.. suskunluk." src="http://xhami.wordpress.com/files/2009/04/huzun-yalniz-adam.jpg" alt="Söyliyemediklerim.. suskunluk." width="254" height="375" /></p>
<p>Bunları ifade etmek yada söylemek imkansız hale dönüşebiliyor.Eğer eminsem direk söylüyorum değilsem yada tedirginsem o konu hakkında susuyorum ve yine susuyorum.İnsanlarla sohbet ederek sizin düşünceleriniz hakkında ne düğündüklerini anlıyabiliyoum.Ama söylemek isteyip söyliyemediğim şeyler oluyor.Diyorum belki oda benle aynı düşünüyordur ve tos pembe hayaller kuruyorum adeta kelebek gibi uçuyorum.Sonra gerçek hayata döndüğümde tekrar iki şey arasında kalıyorum &#8221;evet söylemeliyim&#8221;, &#8221; çok saçma&#8221; şeklinde kendi içimde boğuşuyorum.</p>
<p>Karşıdakinizin sözlerinden çok farklı anlamlar çıkarabiliyorum.Örneğin ikini noktasından &#8221;evet bir şey ima etmeye çalıştı&#8221; gibi ,) ve üç noktasında &#8221;&#8217; evet evet&#8221; şeklinde.. devam ediyor ama sadece kendimi kandırmaktan başka bir şey değil bunun farkındayım.Neyse bu saçma düşünceler içinde en güzelide susmam.Susmasam bunları direk aktarsaydım ne olurdu, insanlar benim hakkımda ne düşünür bu gibi şeyleride göz önüne almak lazım.Bende bu düşünceler devam ettikçe söylemek isteyipte söyliyemediğim bir çok şey birikicek ve öyle devam edicek&#8230;</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>
<item>
<title><![CDATA[Zor]]></title>
<link>http://turklerklani.wordpress.com/2009/04/18/zor/</link>
<pubDate>Fri, 17 Apr 2009 23:13:09 +0000</pubDate>
<dc:creator>Ali ÇAĞLAYAN</dc:creator>
<guid>http://turklerklani.wordpress.com/2009/04/18/zor/</guid>
<description><![CDATA[Zor yahu.Ne diye soramıyorum kendime.Ama birşeyler zor işte.Hiç bir zaman istediğim olamadım ki.İnsa]]></description>
<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><p>Zor yahu.Ne diye soramıyorum kendime.Ama birşeyler zor işte.Hiç bir zaman istediğim olamadım ki.İnsan nasil istediği olur ki?Hatta istediğini olabilen var mı?Sürekli bir engel çıkıyor insanın önüne ama bu engeller hep var olmak zorunda mı?Yaşamda olması gereken şeymidir engeller?</p>
<p>Gerçekten zor ya bu hayat</p>
</div>]]></content:encoded>
</item>

</channel>
</rss>
